Artan
Azalan
��lem
BIST 30
BIST 50
BIST 100
NASDAQ 100
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
4,07 10% 355,01 Mn 3,91 / 4,07
9,46 10% 2,03 Mr 9,00 / 9,46
4,40 10% 347,36 Mn 4,20 / 4,40
660,50 9.99% 372,72 Mn 660,50 / 660,50
43,60 9.99% 176,23 Mn 39,70 / 43,60
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
389,75 -9.99% 4,94 Mn 389,75 / 430,00
3,43 -9.97% 1,04 Mr 3,43 / 3,62
44,06 -9.97% 548,15 Mn 44,06 / 45,90
121,20 -9.96% 3,21 Mr 121,20 / 147,80
165,50 -9.96% 1,69 Mr 165,50 / 180,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
3,54 0.57% 24,09 Mr 3,52 / 3,69
113,20 9.58% 15,35 Mr 97,70 / 113,20
40,86 -0.97% 14,18 Mr 40,58 / 43,72
75,85 0.8% 10,72 Mr 74,20 / 76,10
308,50 -0.8% 9,92 Mr 306,25 / 309,50
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
21,20 3.62% 1,23 Mr 20,72 / 21,56
75,85 0.8% 10,72 Mr 74,20 / 76,10
431,75 0.76% 9,13 Mr 425,00 / 438,75
339,50 4.14% 8,94 Mr 331,75 / 345,00
774,50 -1.96% 3,49 Mr 771,50 / 792,00
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
21,20 3.62% 1,23 Mr 20,72 / 21,56
75,85 0.8% 10,72 Mr 74,20 / 76,10
100,90 1.77% 616,38 Mn 99,00 / 101,60
116,40 1.93% 273,16 Mn 112,60 / 116,70
431,75 0.76% 9,13 Mr 425,00 / 438,75
Hisse Fiyat Fark% Hacim (TL) D���k / Y�ksek
21,20 3.62% 1,23 Mr 20,72 / 21,56
36,00 2.68% 245,44 Mn 35,10 / 36,34
75,85 0.8% 10,72 Mr 74,20 / 76,10
11,18 -0.18% 514,32 Mn 11,10 / 11,44
88,20 1.73% 812,44 Mn 86,55 / 90,30

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj

Masrafsýz Bankacýlýk + 1.000 TL Nakit! Enpara’dan Çifte Avantaj
Sayfa 17/24 ÝlkÝlk ... 71516171819 ... SonSon
Arama sonucu : 185 madde; 129 - 136 arasý.

Konu: Eðitim Haberleri


  1. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu


  2. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu


  3. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu




  4. Müfredatýn topyekûn deðiþmesinin faturasýnýn 3 milyar TL olduðu ortaya çýktý.

    http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/e...cope_atti.html

    “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu


  5. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu


  6. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu


  7. “Sen bilmezsin. O bilmez. Hiç kimse bilmez, bilemez. Hatta ben bile. Bir tek paþa gönlüm bilir.”
    Aþýk Veysel Þatýroðlu



  8. TÜRKÝYE’NÝN GERÇEÐÝ ve TÜRKÝYE’DE EÐÝTÝM VE ÖÐRETÝM

    Türkiye’nin eðitim düzeni, bütün geri kalmýþ ülkelerde olduðu gibi, "geri"dir. Eðitimden yararlananlarýn genel oranýnýn düþüklüðünden tutun, eðitim ve öðretimin düzeyi, örgütünün iþleyiþine varýncaya dek böyledir bu. Bir "keþmekeþ" tir. Eðitim ve öðretim alanýnda görülen bir karmaþadýr. Düzenlemedeki en büyük keþmekeþlerden biridir hem de. Peki, bu neden böyledir? Rakamlarla konuyu hep birlikte göreceðiz. Önce sebebini de görelim: Milli Eðitimimiz 27 Aralýk 1949'da imzalanan ve ''Fulbright Antlaþmasý'' ile ABD'ye teslim edildi. Türk Milli Eðitim sistemini altüst eden, Türkiye’yi parçalayacak altyapýyý oluþturan ve Atatürk’ün Türk Milliyetçiliði fikir sistemini yok etmeyi planlayan bir anlaþma da ABD’yle 27 Aralýk 1949 tarihinde imzalanan "Fulbright” Anlaþmasýdýr. ABD Fulbright bürosu, Fulbright komisyonu, Fulbright bursu, Fulbright kredisi, …vb çok sayýda ad altýnda, yalnýz Türkiye’de deðil, hemen bütün ekonomik, siyasal iþgali altýndaki ülkelerde çalýþmalarýný sürdürmektedir. 27 Aralýk 1949 tarihli; "Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasýnda Eðitim Komisyonu Kurulmasý hakkýndaki Anlaþma”nýn en önemli özelliði; Türkiye’de kazanýlacak Amerikan yanlýsý kadrolarýn eðitilme biçiminin saptanmasý ve bu iþ için gerekli giderleri karþýlama yöntemlerinin belirlenmesidir. Belirlemeler ayný zamanda, Amerika’nýn Türkiye’ye göndereceði uzman, araþtýrmacý, öðretim üyesi adý altýndaki personel için de yapýlmaktadýr. ABD’ye, Türkiye’de "yardým” edip "iþbirliði” yapacak, geleceðin "Türk” yöneticilerini yetiþtirmek üzere, ABD’ye götürülecek Türk öðrenci, öðretim üyesi ve kamu görevlilerinin konumlarý da bu anlaþmayla belirlenmektedir. Sözü edilen anlaþmanýn birinci maddesi þöyleydi: "Türkiye’de Birleþik Devletler Eðitim Komisyonu adý altýnda bir komisyon kurulacaktýr. Bu komisyon, niteliði bu anlaþmayla belirlenen ve parasý T.C. Hükümeti tarafýndan finanse edilecek olan eðitim programlarýnýn yönetimini kolaylaþtýracak ve Türkiye Cumhuriyeti ile Amerika Birleþik Devletleri tarafýndan tanýnacaktýr. Kurulacak komisyonun yetki, iþleyiþ ve oluþumu ile ilgili olarak 1.1 ve 2.1 alt maddelerinde ise þunlar vardýr; "Türkiye’deki okul ve yüksek öðrenim kurumlarýnda ABD vatandaþlarýnýn yapacaðý eðitim, araþtýrma, öðretim gibi eðitim faaliyetleri ile Birleþik Devletlerdeki okul ve yüksek öðrenim kuruluþlarýnda Türkiye vatandaþlarýnýn yapacaðý eðitim, araþtýrma, öðretim gibi faaliyetlerini; yolculuk, tahsil ücreti, geçim masraflarý ve öðretimle ilgili diðer harcamalarýn karþýlanmasý da dahil olmak üzere finanse etmek… Anlaþmanýn 5. maddesi, Türkiye’de Birleþik Devletler Eðitim komisyonunun kuruluþunu belirlemektedir. (Burasý çok önemli) "Komisyon; dördü T.C. vatandaþý, dördü de ABD vatandaþý (ki ikisi mutlak CIA ajaný olmuþtur)olmak üzere sekiz üyeden oluþacaktýr. ABD’nin Türkiye’deki diplomatik misyon þefi, komisyonun fahri baþkaný olacak ve komisyonda oylarýn eþit olmasý halinde kararý komisyon baþkaný verecektir. Evet, þimdi konumuza geri dönelim. KÝMLER EÐÝTÝLÝYOR VE NASIL ÖÐRETÝLÝYOR? Kimler eðitiliyor? Önce, Anayasamýzýn bir maddesini belirtelim. "Halkýn öðrenim ve eðitim ihtiyaçlarýný saðlama, devletin baþta gelen görevlerindendir. Ýlköðrenim, kýz ve erkek bütün vatandaþlar için mecburidir ve devlet okullarýnda parasýzdýr. Devlet, maddi imkânlarýndan yoksun baþarýlý öðrencilerin, en yüksek öðretim derecelerine kadar çýkmalarýný saðlama amacýyla burslar ve baþka yollarla gerekli yardýmlarý yapmak zorundadýr. Devlet, durumlarý sebebiyle özel eðitim ihtiyacý olanlarý, topluma yararlý kýlacak tedbirleri alýr. (m.50) Eðitim – Anayasa’daki bu hükme karþýn- gerçekler planýndaki görünüþünün rakamlarla istatistiði þudur: Ýlkokul çaðýndaki her yüz çocuktan 83’ü okula gidebilmektedir. 6-11 yaþlarý arasýnda 6 milyon çocuktan 1 milyon okul dýþý kalmýþtýr ve Cumhuriyet’in 50 yýlýný geçtiðimiz halde, hâlâ bütün çocuklarýmýzý okuryazar hale getirememiþizdir. Ýlkokullarý bitiren çocuklarýn büyük çoðunluðunun bir üst okula gidebilmeleri devlet istatistiklerinden belli olmaktadýr. Ortaokul çaðýnda 12-15 yaþlar arasýndaki 3,5 milyon çocuktan 750 bini öðrenciliklerini sürdürebilmektedir. Her yüz çocuktan 21’i ortaokula gidebilmektedir. Demek ki, ilkokulu bitiren her yüz çocuðun 79’u eðitimlerini bu noktada kesmektedirler. Lisedeki duruma gelince... Lise çaðýnda bugün 3,4 milyon genç vardýr. Bunlar 15-19 yaþlarý arasýndadýr ve bugün liselere yalnýzca 200 bin genç devam etmektedir. Yani lise eðitiminden geçebilecek her yüz gencin yalnýzca 6’sý böyle bir olanaktan yararlanabilmekte. 15-19 yaþlarý arasýndaki yüz gençten 94’ü eðitimlerini ilk ya da ortaokulda bitirmiþ oluyor. Yükseköðrenimde bu grafik biraz daha düþüyor. 18-24 yaþ arasýndaki 4 milyon gençten ancak 200 bini bir yükseköðrenim kurumuna gidebilmektedir. Yani, her 100 gençten 5’i üniversite ya da yüksekokulda, 95’i dýþarýdadýr. Yaþlarý 24’ün altýnda 21 milyon gencin, genel nüfusla orantýsýna baktýðýmýz zaman, Türkiye’de 100 kiþiden sadece birinin yükseköðrenim yapma özgürlüðünden yararlandýðý açýkça görülmektedir. Bütün planlama raporlarý, Türkiye’nin kalkýnmasý için teknik öðrenime hýz verilmesini öneriyorlar. Oysa bugün, 12-20 yaþlarý arasýnda 7 milyon çocuk ve gençten 220 binine teknik bilgiler öðretiliyor ve onlarýn çoðu da devletin bürokrat kadrolarý arasýnda eriyip gidiyor. Elde taptaze büyük bir cevher olduðu halde, 100 çocuðun 97’sinden yararlanýlmýyor. Kalkýnmamýzýn büyük gereksinme duyduðu teknik iþgücü yaratýlmýyor. Bütün baþarýsýzlýðýna karþýn, kör topal ilerleyen eðitim sistemimizin hedefi, zaten kanserli hale gelmiþ olan bürokrat kadrolardaki "ur"u büyütmekten baþka bir iþe yaramýyor. Eðitimimizde yaratýlan kargaþa ve kalitesizlik, bir toplum olarak bilgi edinme ve deðerlendirme yetimizi ortadan kaldýrmak üzeredir. Tüm bunlarý yapanlarýn eleþtirilmesine, toplumda gerçeði aramak için oluþturulabilecek bir serbest düþünce ve tartýþma ortamýnýn oluþturulmasýna imkân verecek basýn özgürlüðünün alenen, fütursuzca tehdit edilmesi ve buna toplumdan en ufak bir tepki gelmemesi, ortaya konan yýkým projesinin toplumca algýlanamamasýna ve dolayýsýyla bertaraf edilememesine neden olmaktadýr. Bu yýkým projesi, bir grup kötü niyetli insanýn Türkiye'yi ortadan kaldýrma projesi olarak algýlanmamalýdýr. Ortaya çýkan kýsaca "proje" aslýnda yalnýzca cehalet ve aptallýðýn ortaya çýkardýðý bir süreçtir. Kasaba ve kentlerde yaþayan 14 milyon çocuklarýný eðitmekte aciz kalmýþ bir eðitim politikasý, köy kesiminde yaþayan 22 milyonun üzerine bir karanlýk perde çekmekten baþka hiçbir þey yapmamýþtýr. 1960-1970 arasýndaki dönemde, köy çocuklarýndan 15 bin imam-hatip mezunu ve 190 bin Kuran kursu mezunu yaratýlmýþtýr. Köy çocuklarý için sadece dinsel eðitim kapýsý açýk býrakýlarak Atatürkçü eðitim politikasýna ihanet edilmiþ, 1961 Anayasasý çiðnenmiþtir. Bugün, imam-hatip okullarý yýlda 4 bin, Kuran kurslarý yýlda 30 bin "zekâsý köreltilmiþ ve beyni dondurulmuþ" köy çocuðu yetiþtiren kuruluþlar olarak faaliyette bulunmaktadýr. Bir yýlda Japonya'da 1 kiþi 25 kitap, Ýngiltere’de 1 kiþi 19 kitap, Fransa’da 1 kiþi 17 kitap, Almanya’da 1 kiþi 15 kitap, Türkiye'de 6 kiþi 1 kitap okuyor. Türkiye’de her 100 kiþiden 4’ü kitap okuyor, her 100 kiþiden 6’sý da gazete ve dergi. Sonra da der ki biz neden geri kaldýk? Neden mi? Yüzde 86 kadarýmýz okuryazarýz ama yüzde birimiz bile okuyup yazmýyoruz. Atatürk, bir ulusun yaþamýnda eðitimin önemini belki de en iyi anlamýþ, anlatmýþ devlet kurucusu ve

    Cumhurbaþkanýydý. Hayatýnýn en son anýna kadar ülkesine hizmet etmiþ olan bu büyük insan; “Benden sonra beni benimsemek isteyenler bu temel mihver üzerinde akýl ve bilimin rehberliðini kabul ederlerse, manevi mirasçýlarým olurlar” demek suretiyle Cumhuriyet "aklý hür vicdaný hür" nesiller ister sizden diyerek kurduðu cumhuriyete sahip olunmasýný ve çok çalýþýlarak bilimde ileri bir seviyeye çýkýlmasýný arzu ve temenni etmiþtir. Ýþte eþsiz bir eðitimci, Baþöðretmen Atatürk’ün eðitimle ilgili görüþleri... Eðer Cumhurbaþkaný olmasam, Eðitim Bakanlýðý’ný almak isterdim. Milli eðitim ýþýðýnýn memleketin en derin köþelerine kadar ulaþmasýna, yayýlmasýna özellikle dikkat ediyoruz. Yeni nesil, en büyük Cumhuriyetçilik dersini bugünkü öðretmenler topluluðundan ve onlarýn yetiþtirecekleri öðretmenlerden alacaktýr. Ýlk ve ortaöðretim mutlaka insanlýðýn ve medeniyetin gerektirdiði ilmi ve fenni versin fakat o kadar pratik bir þekilde versin ki çocuk okuldan çýktýðý zaman aç kalmaya mahkûm olmadýðýna emin olsun. Öðretmenler her fýrsattan yararlanarak halka koþmalý, halkla beraber olmalý ve halk, öðretmenin çocuða yalnýz alfabe okutan bir varlýktan ibaret olmayacaðýný anlamalýdýr. Bir millet irfan ordusuna sahip olmadýkça, muharebe meydanlarýnda ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalýcý sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna baðlýdýr. Öðretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öðretmen ve eðitimcileri, sizler yetiþtireceksiniz ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktýr. Eserin kýymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlýðýnýz derecesiyle orantýlý bulunacaktýr. Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiþtirmek sizin elinizdedir… Sizin baþarýnýz, Cumhuriyetin baþarýsý olacaktýr. Eserinin üzerinde imzasý olmayan yegâne sanatkâr öðretmendir. Geleceðin güvencesi saðlam temellere dayalý bir eðitime, eðitim ise öðretmene dayalýdýr. Milli Eðitim programýmýzýn, Milli Eðitim siyasetimizin temel taþý, cahilliðin yok edilmesidir. Cahillik yok edilmedikçe, yerimizdeyiz… Milli Eðitim’in gayesi yalnýz hükümete memur yetiþtirmek deðil, daha çok memlekete ahlaklý, karakterli, cumhuriyetçi, inkýlapcý, olumlu, atýlgan, baþladýðý iþleri baþarabilecek kabiliyette, dürüst, düþünceli, iradeli, hayatta rastlayacaðý engelleri aþmaya kudretli, karakter sahibi genç yetiþtirmektir. Bunun için de öðretim programlarý ve sistemleri ona göre düzenlenmelidir. En önemli ve verimli vazifelerimiz milli eðitim iþleridir. Milli eðitim iþlerinde kesinlikle zafere ulaþmak lazýmdýr. Bir milletin gerçek kurtuluþu ancak bu þekilde olur. Hayatta en hakiki mürþit bilimdir. Bunun sorumlusu kimlerdir?

    ”Bugünkü okullarda yetiþen gençlere ülke yönetimi teslim edilemez. Biz, laik okullara karþý imam–hatip okullarýný bir seçenek olarak düþünüyoruz. Devletin kilit mevkilerine yerleþtireceðimiz kiþileri, bu okullarda yetiþtireceðiz.” Cevdet Sunay T.C. 5. Cumhurbaþkaný

    ”Ýmam–hatip okullarýnda iyi eðitim veriliyor. O çocuklardan zarar gelmez. Türkiye laikliði dinsizlik olarak anlamýþ, yanlýþ tatbikatlar yapmýþtýr. 1930’lardaki laiklik anlayýþýný yanlýþ olarak görüyorum.” Kenan Evren T.C. 7.Cumhurbaþkaný

    ”Biz dindar ve kindar bir nesil yetiþtireceðiz.” Recep Tayyip Erdoðan T.C. 12. Cumhurbaþkaný

    Hatýrlayalým; kýsa bir süre önce AKP’li bir akademisyen ve Enerji Bakaný ne diyordu? “Eðitim düzeyi arttýkça AKP’nin oylarý düþüyor.” Enerji Bakaný, “Biz cahil nesil istiyoruz, eðitimli insanlar bize sorun yaratýyor” diyordu akademisyen.

    Devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk: ”Eðitimin amacý yalnýz hükümete memur yetiþtirmek deðil, ülkede ahlaklý, cumhuriyetçi, devrimci, atýlgan, olumlu, giriþtiði iþleri baþarabilecek yetenekte, dürüst, sorgulayýcý, iradeli, yaþamda karþýlaþacaðý engelleri yenecek güçte, karakter sahibi genç yetiþtirmektir” demiþtir. Ýþte bu yüzden laik Cumhuriyet’e ve Atatürk’e düþmanlýk yapýlmaktadýr. Cumhuriyet’in bize kazandýrdýðý en büyük deðerlerden biri Köy Enstitüleriydi. Köy Enstitülüler düþünüyor, okuyor, araþtýrýyor, tartýþýyor ve üretiyorlardý. Hem aydýnlanýyorlardý hem de aydýnlatýyorlardý. Tarýma dayalý bir toplumun kalkýnmasý için ideal bir eðitim projesiydi. Ama bu aydýnlanmadan ve kalkýnmadan iç ve dýþ güçler rahatsýz oldular. Çünkü onlarýn sömürülerinin önündeki en büyük engeldi Köy Enstitüleri. Sömürülerini rahatça devam ettirebilmeleri için bu insanlarýn cahil býrakýlmasý gerekiyordu. Cahil býrakmanýn en iyi yolu da dine yöneltmekti. Bunun için de bu okullarýn kapatýlýp imam hatiplerin, ilahiyat fakültelerinin, Kuran kurslarýnýn açýlmasý gerekiyordu. Türkçe olan ezanýn Arapça okutulmasý gerekiyordu. Çaðdaþ ve bilimsel bir eðitimin yerine çaðdýþý eðitimin temel alýnmasý gerekiyordu. Bunu baþardýlar. Bunun sonucunda cami sayýsý okul sayýsýný geçti. Böylece din yoluyla insanlar sürüleþtirilip bu din sömürüsü temelinde oy avcýlýðý yapýldý. Ýþte bu oy avcýlarý bu izlenen yanlýþ politikalarýn sonucunda emperyalistlerin güdümünde bunun meyvelerini toplayarak bu gün iktidardalar. KÖY ENSTÝTÜLERÝ KAPANMASAYDI NELER OLMAZDI? Köyden kente göçler olmazdý. Yoksulluk, hýrsýzlýk, gasp olmazdý. Okumayan çocuk kalmazdý. Çorak toprak kalmazdý. Boþa akan, kullanýlmayan, deðerlendirilmeyen þu kalmazdý. Dýþarýdan sanayi ürünü almazdýk. Dýþarýdan tarým ürünleri almazdýk. Ýhracatýmýz ithalatýmýzdan az olmazdý. Heykeller yýkmazdýk, resimler yýrtmazdýk. Üretim yapmayan fabrikalar açmazdýk. Üretim yapan fabrikalarý yýkmazdýk. Özelleþtirme olmazdý. Terör olmazdý. 301’i tartýþmazdýk. Terör cinayetleri olmazdý. Paralý eðitim olmazdý. Dersaneler olmazdý. 81 ile öðretmensiz, araç gereçsiz üniversite açmazdýk. Siyasi cinayetler olmazdý. Hapishanelerimiz dolup taþmazdý. IMF’nin oyuncaðý olmaz, ona yalvarmazdýk. AB’ye yalvarmaz, küçük düþmezdik. Ýhtilaller olmazdý. Kimse bir karýþ toprak isteyemezdi. Ýþte olmayanlarýn bir kýsmý. Neler kaybetmiþiz neler. Türkiye, bölünme ve iç çatýþma dahil her türlü tehlikeyi içeren bir karmaþa ortamýna doðru gitmektedir. Emperyalizme karþý mücadele yüksek anti-emperyalist bilinç yani Atatürkçü bakýþ gerektirmektedir. Atatürk’ü ve yaptýklarýný kavramadan emperyalizme karþý mücadele edilemez. Uygulanan yanlýþ politikalardan kurtulup Atatürk’e yönelinirse altýndan kalkamayacaðý güçlük yoktur. Köy Enstitüleri Atatürk’ten sonra gerçek anlamda Cumhuriyetçi, Atatürkçü kimse olmamýþtýr herkes korkmuþtur, Türkiye halkýný en dürüst dediðimiz politikacýlar bile bu halktan bir þeyleri gizleyerek emperyalizme, kapitalizme karþý sessiz kalarak destek vermiþlerdir. Bu günlerin temeli henüz Atatürk’ün ölümünün hemen ardýndan baþlamýþ Atatürk’e ilk býçaðý arkasýndan Ýsmet Ýnönü (en yakýn arkadaþý) saplamýþtýr. Kemalist politikanýn ödünlerle baþlayýp karþý devrimle sonuçlanan uzun bir süreç sonunda uygulamadan kaldýrýlmasý, sanýldýðý gibi 1950’lerde deðil, 11 Kasým 1938’de yani Atatürk’ün ölümüyle birlikte baþlamýþtýr. Bu, öznel bir yargý deðil hükümet uygulamalarýnýn ortaya koyduðu bir olgudur. Yaþananlar, þaþýrtýcýdýr ancak gerçektir. Þaþýrtýcý olan, Ýnönü gibi her zaman Atatürk’ün yanýnda yer alan, Kurtuluþ Savaþý ve devrimlerde büyük hizmeti bulunan bir “ulusal önderin”, geri dönüþ sürecinin baþlamasýnda birincil düzeyde sorumlu olmasýdýr. Bu konu ve nedenleri, ülkemizde yeterince tartýþýlmamýþ, böyle bir tartýþma Ýnönü’ye saygýsýzlýk olarak görülmüþtür.

    Oysa, olaylar ve sonuçlarý ortadadýr. Bunlarý inceleyip günümüze ve geleceðe yönelik ders çýkarmak bizim sorumluluðumuzdur. Ýnönü gibi, Devrim’de yer alan, katkýsý olan bir önderin, tarih açýsýndan içine düþtüðü durumun açýklanmasý gerekir. Emperyalizmi kavrayamamanýn yol açtýðý Batý hayranlýðýnýn nelere yol açacaðýný görmek ve geleceðe yönelik kendimize çizeceðimiz yolu aydýnlatmak zorundayýz. Geçmiþten ders almalýyýz. Ne yapýyordu köy Enstitüleri? Köy Enstitülüler düþünüyor, okuyor, araþtýrýyor, tartýþýyor ve üretiyorlardý. Hem aydýnlanýyorlardý hem de aydýnlatýyorlardý. Tarýma dayalý bir toplumun kalkýnmasý için ideal bir eðitim projesiydi. Ama bu aydýnlanmadan ve kalkýnmadan iç ve dýþ güçler rahatsýz oldular. Çünkü onlarýn sömürülerinin önündeki en büyük engeldi Köy Enstitüleri. Sömürülerini rahatça devam ettirebilmeleri için bu insanlarýn cahil býrakýlmasý gerekiyordu. Cahil býrakmanýn en iyi yolu da dine yöneltmekti. Bunun için de bu okullarýn kapatýlýp imam hatiplerin, ilahiyat fakültelerinin, Kuran kurslarýnýn açýlmasý gerekiyordu. Türkçe olan ezanýn Arapça okutulmasý gerekiyordu. Çaðdaþ ve bilimsel bir eðitimin yerine çað dýþý eðitimin temel alýnmasý gerekiyordu. Bunu baþardýlar. Bunun sonucunda cami sayýsý okul sayýsýný geçti. Böylece din yoluyla insanlar sürüleþtirilip bu din sömürüsü temelinde oy avcýlýðý yapýldý. Ýþte bu oy avcýlarý bu izlenen yanlýþ politikalarýn sonucunda emperyalistlerin güdümünde bunun meyvelerini toplayarak bu gün iktidardalar.

    Not: Bu makale, Servet Tanilli’nin Uygarlýk Tarihi kitabýndan yararlanýlarak tarafýmca hazýrlanmýþtýr. Ayrýca verilen istatistik raporlarý bundan 30 yýl öncesine aittir. Bugün gelinen durum ise 4+4+4 eðitim sistemi ile daha vahim bir konumdadýr. Server Tanilli’nin bu kitabý yazýldýktan kýsa bir süre sonra piyasadan toplatýlarak sakýncalý kitaplar arasýna girmiþ ve kendisi yargýlanmýþtýr.

    Hasan Hoþlar
    Türkiye, kazýðýn her türlüsünü ayrý ayrý deneyimleyebilmek için mükemmel bir yer. Burada yetiþen biri dünyanýn baþka bir yanýnda sýkýntý yaþamaz.
    Re-twittlediklerim katýldýðým anlamýna gelmez!

Sayfa 17/24 ÝlkÝlk ... 71516171819 ... SonSon

Yer Ýmleri

Yer Ýmleri

Gönderi Kurallarý

  • Yeni konu açamazsýnýz
  • Konulara cevap yazamazsýnýz
  • Yazýlara ek gönderemezsiniz
  • Yazýlarýnýzý deðiþtiremezsiniz
  •