Artan

249,70 10 18:10
108,50 9.98 18:10
21,94 9.97 18:10
259,50 9.96 18:10
21,22 9.95 18:10
Artan Hisseler

Azalan

77,90 -9.99 18:10
9,96 -9.95 18:10
16,38 -9.95 18:10
1,41 -9.03 18:10
21,86 -8.07 18:10
Azalan Hisseler

İşlem

8.647.548.492,50 18:10
8.598.707.337,64 18:10
6.479.891.340,50 18:10
6.323.791.257,20 18:10
5.969.869.447,75 18:10
Tüm Hisseler
Sayfa 1064/7020 İlkİlk ... 64564964101410541062106310641065106610741114116415642064 ... SonSon
Arama sonucu : 56157 madde; 8,505 - 8,512 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Fransiz yazar ve filozof Albert Camus, Yabanci (The Stranger / The Outsider) romanini 19 Mayis 1942 tarihinde yayinladi.

    "Ne zamandir ilk kez olarak, anacigimi dusundum. Hayatinin sonlarinda nicin bir "Nisanli" edinmisti, nicin hayata yeniden basliyormus gibi oyunlara girismisti, anlar gibi oluyordum. Orada, orada da birtakim omurlerin sona erdigi bu Ihtiyarlar Yurdunun cevresinde de aksamlar, huzunlu bir savas araligi gibiydi. Anacigim, olumun esiginde, kendini orada serbest ve her seyi yeni bastan yasamaya hazir hissetmis olmaliydi. Kimsenin, kimseciklerin onun arkasindan aglamaya hakki yoktu. Ben de herseyi yeni bastan yasamaya kendimi hazir hissettim."



    "For the first time in a long time I thought about Maman. I felt as if I understood why at the end of her life she had taken a 'fiancé,' why she had played at beginning again. Even there, in that home where lives were fading out, evening was a kind of wistful respite. So close to death, Maman must have felt free then and ready to live it all again. Nobody, nobody had the right to cry over her. And I felt ready to live it all again too."


    "Istikbalimin karanlik ufkundan bana dogru, hayatim boyunca, bir cesit israrli ve serin bir ruzgar esiyor. Ve bu esinti, halkin, gayri-hakiki yillar boyunca bana zorlamaga calistigi butun bu fikirleri de duzelttirdi. Digerlerinin olumunun veya bir annenin sevgisinin veya Allahin sevgisinin veya bir kimsenin nasıl yasamak isteyisinin, kendisinin sectigi kaderin ne onemi var? Zira ayni kader, sadece beni degil, onu da, kendilerinin, benim kardeslerim olduklarını soyleyen milyonlarca imtiyazli insani da sececektir. Ve bir gun, hepsi olume mahkûm edilecek; digerlerininki gibi onun da vakti gelecek."



    "Throughout the whole absurd life I'd lived, a dark wind had been rising toward me from somewhere deep in my future, across years that were still to come, and as it passed, this wind leveled whatever was offered to me at the time, in years no more real than the ones I was living. What did other people's deaths or a mother's love matter to me; what did his God or the lives people choose or the fate they think they elect matter to me when we're all elected by the same fate, me and billions of privileged people like him who also called themselves my brothers? Couldn't he see, couldn't he see that? Everybody was privileged. There were only privileged people. The others would all be condemned one day. And he would be condemned, too."

  2. Jamaika dogumlu Amerikali sarkici, soz yazari, super model ve oyuncu Grace Jones'un dogum gunu (19 Mayis 1948)




  3. Ingiliz sair Seamus Heaney, Death of a Naturalist (Bir Dogalcinin Olumu) siir kitabini 19 Mayis 1966 tarihinde yayinladi.





    Basparmagimla isaret parmagim arasinda
    kisacik kalemim duruyor, bir silahmiscasina rahat.
    Disaridan, penceremin altindan tanidik, net bir
    hisirti geliyor, bir kurek sertce engebeli topraga giriyor:
    Babam, topragi kaziyor. Asagiya bakiyorum
    Bitkilerin arasinda egilen gergin sirti
    dogruluyor ve yirmi yil sonra yeniden beliriyor orada,
    durmuyor babam, ritimle egilip kalkiyor patates tarhlari arasinda.
    Kaziyor.
    Lastik cizmesini koymus kulagina elindeki kuregin, sapi
    dizine bastirip var gucuyle kanirtiyor.
    Ta kokunden aliyor ust kismini bitkinin
    ve ters ceviriyor parlak yuzeyi derine gomerek
    toplarken ellerimizdeki o serin sertligini sevdigimiz
    patatesleri ortaya sermek icin.
    Fakat Tanrim, bu ihtiyar nasil da maharetle kullaniyor kuregi.
    Tipki kendi ihtiyar babasi gibi.
    Toner's batakliginda gündelikle calisirdi buyukbabam
    bir gunde en cok torfu o cikarirdi o turbaliktan.
    Bir keresinde ona sut goturmustum, elimde agzi
    uyduruk bir kagitla kapatilmis bir sise. Dogruldu
    sutu icmek icin bir an, sonra yine egildi oraciga hemen
    katlayip durup duzenlice, atmaya basladi cimli topragi
    yine omzunun uzerinden, indikce inerek daha asagi
    hep daha iyi bir torf için. Kaziyordu.

    O patates topraginin soguk kokusunda, o lifli batagin
    bildik cıvigi ve islaginda, hoyratca kesiliyor bir yani
    basimin icinde ayaklanan canlı koklerimin.
    Ama benim kuregim yok o adamlar gibi kazmak icin.
    Basparmagimla isaret parmagim arasinda
    kısacik bir kalem duruyor.
    Iste onunla kaziyorum ben.

  4. Amerikali yazar Jodi Picoult'un dogum gunu (19 Mayis 1966)

    "Bir defasinda Kate sekiz ve ben bes yasindayken kavga etmis ve artik ayni odayi paylasmak istemedigimiz kararina varmistik. Ancak evimizin buyuklugu ve diger odada da Jesse'nin yasadigi goz onune alindiginda gidecek baska yerimiz yoktu. O yuzden daha buyuk ve akilli olan Kate, odayi ikiye bolmeye karar verdi. "Hangi tarafi istiyorsun?" diye diplomatik bir edayla sordu. "Izin veriyorum, sen sec."

    Tabii ki yatagimin dahil olduğu tarafi istiyordum. Ayrica odayi ortasindan ikiye bolecek olursaniz, Barbie bebeklerimizin durduğu kutu ve elisi malzemelerimizi koydugumuz raflar otomatik olarak benim tarafimda kalacakti. Kate buradan bir kalem almaya davrandi, ama onu durdurdum. "Orasi benim tarafim"diye isaret ettim.

    "Sen ver oyleyse," dedi ve ben de ona kirmizi bir keceli kalem verdim. Masanin ustune cikip tavanda erisebildigi en yuksek noktaya kadar uzandi. "Bunu cizdikten sonra," dedi, "sen kendi tarafinda kalacaksin, ben de kendi tarafimda, anlastik mi?" Basimi salladim bu pazarliga en az onun kadar bagli olduğumu gostererek. Sonucta butun guzel oyuncaklar bendeydi. Ben ondan bir sey istemeden once Kate'in benim tarafima gecmek icin yalvarmasi cok yakindi.

    "Yemin mi?" diye sordu ve serce parmaklarimizi tutusup yemin ettik." Kiz Kardesim Icin



    "Once, when Kate was eight and I was five, we had a fight and decided we no longer wanted to share a room. Given the size of our house, though, and the fact that Jesse lived in the other spare bedroom, we didn't have anywhere else to go. So Kate, being older and wiser, decided to split our space in half. "Which side do you want?"she asked diplomatically." I'll even let you pick."

    Well, I wanted the part with my bed in it. Besides, if you divided the room in two, the half with my bed would also, by default, have the box that held all our Barbie dolls and the shelves where we kept our arts and crafts supplies. Kate went to reach for a marker there, but I stopped her. "That's on my side" I pointed out.

    "Then give me one,"she demanded, so I handed her the red. She climbed up onto the desk, reaching as high as she could toward the ceiling. "Once we do this"she said, "you stay on your side, and I stay on my side, right?" I nodded, just as committed to keeping up this bargain as she was. After all, I had all the good toys. Kate would be begging me for a visit long before I'd be begging her.

    "Swear it?" she asked, and we made a pinky promise."

  5. Amerikali sair Ogden Nash’in olum yildonumu (19 Mayis 1971)

    Bankalari ovmek icin yazildi bu siir.
    Para sikirtisi neymis gor, hele bir bankadan iceri gir!
    Bir de garip bir ses duyacaksin, ne kadin sesi o, ne su siriltisi,
    Bilirim, duymuslugun yok, o, binlik banknotlarin hisirtisi.
    Mermer konaklarda otururmuş bankerler, haklari,
    Bosuna mi yillar yili ‘Milli Kalkınma’ diye bagirip cagirdiklari!
    Asil, bir usulleri var, ona borclular her seyi, o bir bozulmaya
    gorsun, bankalarin isi bitti:
    Kisacasi, paraya muhtac olanlardan gayrisina acilir kredi.
    Sizi bilmez miyim hic, anli sanli bankerler, nasil da kili kirk yararsiniz!
    Siz, ev kirasini odemek icin borc istemeye gelen vatandaslari
    kurus koklatmaksizin dehliyebilen milli kahramanlarsiniz.
    Evet. Siz, cocugum dogacak diye elli dolar borc istemeye
    gorsun bir dar gelirli,maymunlara zart zurt eden
    Tarzan edasiyle bakarsiniz suratina…



    This is a song to celebrate banks,
    Because they are full of money and you go into them and all
    you hear is clinks and clanks,
    Or maybe a sound like the wind in the trees on the hills,
    Which is the rustling of the thousand dollar bills.
    Most bankers dwell in marble halls,
    Which they get to dwell in because they encourage deposits
    and discourage withdrawals,
    And particularly because they all observe one rule which woe
    betides the banker who fails to heed it,
    Which is you must never lend any money to anybody unless
    they don't need it.
    I know you, you cautious conservative banks!
    If people are worried about their rent it is your duty to deny
    them the loan of one nickel, yes, even one copper engraving
    of the martyred son of the late Nancy Hanks;
    Yes, if they request fifty dollars to pay for a baby you must
    look at them like Tarzan looking at an uppity ape in the jungle…

  6. Italyan Diva Sophia Loren, 19 Mayis 1982'de vergi kacakciligi sucundan Napoli'de tutkulandi.




  7. Amerikali hard rock grubu KISS, 16.studyo albumu Revenge’i 19 Mayis 1992’de Mercury Records etiketiyle piyasaya surdu.


  8. Steven Spielberg’un yonettigi, Jeff Goldblum, Julianne Moore ve Pete Postlethwaite’nin rol aldigi Kayip Dunya: Jurassic Park (The Lost World: Jurassic Park) 19 Mayis 1997’de Los Angeles, California’da gosterime girdi.


Sayfa 1064/7020 İlkİlk ... 64564964101410541062106310641065106610741114116415642064 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •