Sayfa 637/7020 İlkİlk ... 13753758762763563663763863964768773711371637 ... SonSon
Arama sonucu : 56156 madde; 5,089 - 5,096 arası.

Konu: Sanat Mozaik

  1. Fanny yenge "Vanitas," diyor. "Hangi kelimenin Latincesi?"

    "Kibir" diye tahmin ediyorum.

    "Iki anlama gelen bir kelime. Bana soyleyebilir misin?"

    "Bir... Guzel ve hos giyimli olmak icin arzu duymak," diye cevaplamaya basliyorum.

    Kafasini salliyor ama beni duzeltiyor: "Kendini begenmislik. Kendi guzelliginin, cazibesinin ya da becerilerinin cok yukseklerde oldugunu savunmak. Fakat ayni zamanda beyhudelik anlamina da gelir," diyor kendinden emin bir tavirla. "Degersizlik. Bos yere yapilan sey. Kibir tablolari insanoglunun tum isteklerinin beyhudeligini resmeder." Karin Slaughter, Buyu Gibi



    'Vanitas,' says Tante Fanny. 'The Latin word for?'

    'Vanity,' I guess.

    'A word with two meanings. Can you supply them?'

    'A… a desire to be pretty or finely dressed,' I begin.

    She nods, but corrects me: 'Self-conceit. The holding of too high an opinion of one's beauty, charms or talents. But it also means futility,' she says, very crisp. 'Worthlessness. What is done in vain. Vanitas paintings illustrate the vanity of all human wishes.

  2. Elizabeth Taylor ve Montgomery Clift, Insanlik Sucu (A Place in the Sun,1951) Yonetmen: George Stevens


  3. Georgine Darcy (Miss Torso)
    Arka Pencere (Rear Window, 1954) Yonetmen: Alfred Hitchcock


  4. “Ben bir kus degilim ve hicbir ag beni kapana kapatamaz: Ben kendi bagimsiz iradesine sahip, ozgur bir bireyim. / I am no bird; and no net ensnares me: I am a free human being with an independent will.” Charlotte Brontë, Jane Eyre



    Mary Duncan, City Girl, 1930. Yonetmen: F.W. Murnau

  5. "Romantizmin ozu belirsizliktir. / The very essence of romance is uncertainty.” Oscar Wilde



    Bebe Daniels, 42.sokak (42nd Street, 1933) Yonetmen: Lloyd Bacon

  6. “Hicbir ruya sadece bir ruya degildir. / And no dream is ever just a dream.”



    Eyes Wide Shut,1999 Yonetmen: Stanley Kubrick

  7. Ingiliz sair ve kultur elestirmeni Matthew Arnold’in dogum yildonumu (24 Aralik 1822)



    Deniz durgun bu gece
    Sular yukselmis; mehtap vurmus
    Bogazin uzerine, karsi kiyida bir isikk
    Parildiyor ve yitiyor; ulkemin aydinlik yamaclari
    Dingin korfezin ardinda boylu boyunca uzanmakta.
    Pencereye gel, gece havasi cok guzel
    Dalgalarin havaya karistigi
    Denizin ay'la aklanan karayla bulustugu yerde.
    Dinle! dalgalarin önüne katip getirdigi
    Cekilirken surukleyip sahile firlattigi
    Cakiltaslarinin kukreyisini duyarsin
    Baslayan, biten, ve sonra yeniden
    Urkek, aheste bir makamda baslayan
    Bitmeyen huzunlu bir nagmeden

    Sair uzun zaman once
    Isitmisti bunu ege sahillerinde
    Ve insan acilarinin bulanik gelgitini
    Animsatmisti ona.
    Bize de bu irak kuzey denizinde
    Birseyler anlatabilir elbette.

    Inanc denizi de bir zamanlar
    Boyle kabarmisti, ve sarmalamisti
    Dunyanın tum kiyilarini
    Parlak, firfirli bir kusak gibi.
    Fakat simdi yalnizca
    Huzunlu, agir agir cekilen dalgalarin
    Gurulyusu geliyor kulagima.
    Gece ruzgarinin nefesine katiyorlar
    Genis, kasvetli kiyilardan topladiklari ciplak cakiltaslarini.

    Sevgilim! durust olalim birbirimize karsi
    Cunku onumuzde bir dusler diyari gibi uzanan
    Bu hengameli, bu guzel, bu yeni dunyada
    Aslinda ne sevinc, ne ask, ne isik
    Ne guven, ne huzur; ne de acinin caresi var
    Bizler burada karanliga gomulen bir ovadayiz sanki
    Vurdumduymaz ordular geceleri vuruşurken
    Aklimizda mucadele ve kacis fikirleri.

  8. Ingiliz roman yazari, gazeteci ve karikaturcu William Makepeace Thackeray'in olum yildonumu (24 Aralik 1863)

    "Icinde bulundugumuz yuzyilin daha yirmi yasini doldurmamis oldugu siralardaydi. Haziran ayinda gunesli bir sabah, Miss Pinkerton'ın Chiswick Cikmazi'ndaki ozel kiz okuluna, basi peruklu, sapkasi uc koseli, sisman bir arabacinin saatte dort kilometre hizla surdugu, kosum takimlari paril paril goz alan bir araba geldi."



    "While the present century was in its teens, and on one sunshiny morning in June, there drove up to the great iron gate of Miss Pinkerton's academy for young ladies, on Chiswick Mall, a large family coach, with two fat horses in blazing harness, driven by a fat coachman in a three-cornered hat and wig, at the rate of four miles an hour."




    “Kadinlar yalniz fethetmeyi degil, fetholunmayi da severler.”




    “Toplum icinde giyilebilecek en guzel elbise, iyi bir espri anlayisidir.”

Sayfa 637/7020 İlkİlk ... 13753758762763563663763863964768773711371637 ... SonSon

Yer İmleri

Yer İmleri

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •