Selim Acar: “Bir anda kolumu kaldıramadım, vurulduğumu anladım, kurşunlardan biri göğüs kafesimin altına girmişti, zor nefes alıyordum, ölümü beklemem gerekiyor galiba diye düşündüm, birinin ‘selim öldü' dediğini duydum, ‘ben ölmedim' diyemedim, sesim çıkmıyordu, vücuduma üç kurşun girmiş, uzuv kaybım var, iç organlarım parçalanmış, askerden sonra dört yıl serseri mayın gibi kendimi aradım, neredeyim, neler oluyor diye günlerimi geçirdim, tek tek şehit arkadaşlarımın mezarlarına gittim, oraya mı aitim, buraya mı, algılayamıyorum, bazen kendimi tuvalet kağıdı gibi hissediyorum, kendi vatanımızı savunduk ama, sanki paçavrayız.”
*
Erhan Atik: “insanların duyarsız olması beni çok üzüyor. kimi insanlar ‘benim için mi vuruldun?” diyor. bu cümle beni bitiriyor.”
*
Erol Aydın: “Davul zurnayla gittim, koltuk değneğiyle döndüm, bazı insanlar ‘devletten maaş alıyorsun, daha ne istiyorsun?' diyorlar.”
*
Erol Ayhan: “karaciğer, bağırsak, böbrek, kalp, ortopedi, beyin, sinir cerrahisi, üç ay içinde 41 ameliyat oldum, bacağımı diz üstünden kestiler, yıllar geçti, hâlâ vücudumdan şarapnel parçaları çıkıyor, biz gazileri biz gazilerden başka kimsenin anlamadığını gördüm.”
*
Reşat Bakır: “sinir uçlarım çok hassastı, protez taktığım zaman çok canım yanıyordu, sürekli evdeydim, dışarı çıkamıyordum, ama çocuklar anlamıyor ki. oğlum yanıma geldi, ısrar etti, birlikte parka gittik, bir banka oturdum, salıncağa binmek istiyor, kaydıraktan kaymak istiyor, onunla oynamamı istiyor, bakıyor etrafındaki babalar çocuklarını kucaklarına alıyor, oğlum da aynısını istiyor, hadi gayret edeyim dedim, kaldırmak istedim, ikimiz birlikte düştük.”
*
...
http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarla...andum-2015887/