Fark tam da bu noktada açýða çýkýyor iþte.
Biatçý kiþilikler, kendi aklýnýn ve edebini sorgulanýp tartýlmasýndan beis duymazlar.
Eþit Öznelerden biri olarak tanýmlanMAmaktan rahatsýz olmadýklarý gibi, bir nesne gibi seçilmiþ olmakta önemli deðildir böyle kapý kullarý için.
Bunu özgürlük sanýrlar.
Özgür Suriye Ordusu'nun Ýdlib'e girdi. TSK olasý bir Ýdlib operasyonu için tetikte bekliyor. ORSAM'da Ortadoðu uzmaný olarak çalýþan Oytun Orhan Türkiye'nin Ýdlib'deki konumunu yazdý.
Astana sürecinin temel hedeflerinden biri, Suriye’de radikal ve ýlýmlý silahlý gruplarý net çizgilerle birbirinden ayýrmak, radikalleri ortak bir çabayla ortadan kaldýrmak ve ardýndan rejimle ýlýmlý muhalifler arasýnda önce ateþkes saðlamak ve tedricen siyasi çözüme ulaþýlmasý. Bu planýn hayata geçmesindeki en büyük sorun alanlarýnda biri olarak Ýdlib öne çýkýyor. Zira Ýdlib, muhaliflerin bir bütün olarak kontrol ettiði en geniþ coðrafya ve buradaki silahlý muhaliflerin en güçlüsü ise bariz bir farkla Nusra Cephesi. Buna karþýlýk, Ýdlib’deki gruplardan bazýlarý Astana sürecinin bir parçasý ve Rusya’nýn þehri toptan bir cezalandýrmaya tabi tutmasý mümkün deðil. Bu nedenle, öncelikle Ýdlib’de radikal gruplarla ýlýmlýlar arasýnda bir ayrýmýn saðlanmasý gerekiyor.
Türkiye açýsýndan ise Ýdlib sorununun farklý aktörler tarafýndan araçsallaþtýrýlmadan çözülmesi büyük önem taþýyor. Zira Türkiye Ýdlib’de inisiyatif kullanmaz ise Ýdlib’in ilerde toptan bir imhaya, bölge dýþý güçlerin müdahalesine maruz kalmasý muhtemel. Hatta zayýf bir ihtimal bile olsa, Ýdlib’de YPG’nin alan kazanmasýna zemin hazýrlayacak geliþmeler tetiklenebilir. Böyle bir durumun Türkiye açýsýndan doðuracaðý riskler ortada. Her þeyden önce, þehirde kimi rakamlara göre üç milyona yakýn Suriyeli sivil yaþýyor. Olasý bir çatýþma durumunda, bu nüfusun ilk adresi Türkiye olacak. Bu da üç milyon Suriyelinin yükünü neredeyse tek baþýna üstlenmek dururunda kalan Türkiye için yeni sorunlar anlamýna geliyor. Ýkincisi, Ýdlib’de yoðun bir radikal savaþçý varlýðý söz konusu ve þimdilik Türkiye açýsýndan güvenlik riski oluþturmayan bu unsurlar, olasý bir çatýþmada Türkiye’ye doðru süpürülmek istenecek. Bu da Türkiye için zaten var olan güvenlik tehditlerine yeni bir baþlýðýn eklenmesine yol açacak. Ayrýca Türkiye inisiyatif almazsa, Ýdlib’de etkinlik ve hatta kontrol, bölge dýþý güçlere veya Türkiye’ye karþý tehdit oluþturabilecek aktörlere geçebilir. Bu nedenlerle Türkiye’nin Ýdlib’de ön alýcý bir hamle yapmasý zorunluluk haline gelmiþ durumda.
Türkiye Ýdlib’i kendi desteklediði ýlýmlý muhaliflerin kontrol etmesini istese de þimdilik bunu baþarabilecek araçlardan yoksun. Her þeyden önce Nusra Cephesi diðer muhalif gruplara göre aþýrý güçlü konumda ve merkezi bir yönetime sahip. Buna karþýlýk (sayýca belki Nusra Cephesi’nden daha fazla savaþçýya sahip olan) muhalifler arasýnda bir birlik söz konusu deðil. Böyle bir ortamda, Ýdlib’de Nusra Cephesi’nin elimine edilmeye çalýþýlmasý büyük bir insani ve askeri maliyeti beraberinde getirecektir. Ýþte tam da bu nedenle, üzerindeki baský artsa da, Türkiye temkinli harekete ederek öncelikle uygun koþullarýn oluþmasýna çalýþýyor.
Türkiye son dönemde Ýdlib’de radikal gruplarla mücadelesinde çok ayaklý bir stratejiyi hayata geçirmeye çalýþýyor. Bu stratejinin ilk ayaðý, Nusra Cephesi liderliðinde oluþturulan çatý yapýlanma olan Heyet Tahrir Þam’ýn (HTÞ) kendi içinden zayýflamasýný/parçalanmasýný saðlamak. Bu çerçevede, Nusra Cephesi ile hareket eden bazý gruplarýn HTÞ’den ayrýlmasý için çaba sarf ediliyor. Bu çabalarýn sonucunda ve birçok grubun artýk Nusra Cephesi’nin bir geleceðinin olmadýðýný düþünmesi sayesinde HTÞ’den kopuþlar baþladý. Ýlk önce bileþenlerden Nureddin Zengi ve Gogel Kefranbul gruplarý HTÞ’den ayrýldýklarýný açýkladý. HTÞ en büyük darbelerden birini, Eylül ayý ortasýnda Ahrar’ýn etkili eski komutaný Ebu Salih Tahhan’ýn komutasýndaki 6 bin savaþçýyla birlikte HTÞ’den ayrýldýðýný açýklamasýyla aldý. Eylül ayý sonunda, yine HTÞ’nin önemli bileþenlerinden Þüheda el-Gab Tugayý ve diðer bazý küçük gruplar HTÞ’den ayrýldýðýný açýkladý. Bu ayrýlýklarla HTÞ’nin büyük ölçüde Nusra Cephesi özüne döndüðü varsayýlabilir.
Türkiye’nin Ýdlib stratejisinin ikinci ayaðý ise ýlýmlý kampýn birleþtirilmesi ve güçlendirilmesi. Bu çerçevede, Ýdlib’de daðýnýk haldeki Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) gruplarý tek çatý altýnda toplanmaya çalýþýlýyor. Aðustos ayýnýn sonunda Suriye Ýslami Konseyi’nin baþýndaki etkili din adamý, ÖSO gruplarýna ‘Ulusal Ordu’ adý altýnda birleþme çaðrýsý yaptý. Eylül ayý sonu itibarýyla 63 muhalif gruptan 44’ünün Ulusal Ordu’ya katýlma kararý almasý ve Türkiye’nin desteðiyle, Ýdlib’de ÖSO güçleri büyük ölçüde bir araya gelmeyi baþardý. Bu yeni yapýlanma, muhaliflerin rejim karþýsýndaki güçlenme çabasýndan ziyade, muhtemelen HTÞ’ye karþý denge oluþturacak bir yapý olarak düþünülüyor.
Ýdlib’de HTÞ’yi zayýflatma çabalarýna raðmen, mevcut güç daðýlýmýnda, ýlýmlý kamp halen askeri olarak zayýf konumda. Bu nedenle Ýdlib’de radikalleri zayýflatabilmek için her halükarda dýþ müdahalenin gerekli olduðu görülüyor. Bu çerçevede, 15 Eylül tarihinde gerçekleþen Astana toplantýsýnda çok kritik kararlar alýndý. Türkiye, Rusya ve Ýran bu toplantý sonucunda Ýdlib’de çatýþmasýzlýk bölgesinin sýnýrlarý ve sýnýrlarý kimlerin koruyacaðý konusunda anlaþtý. Basýna da yansýyan haberlere göre, her üç ülkeden 500’er asker, çatýþmasýzlýk hattý üzerinde oluþturulacak kontrol noktalarýna yerleþecek ve ateþkesi denetleyecekler. Ancak bu giriþim de tek baþýna HTÞ ile mücadelede yeterli deðil. Zira burada öngörülen HTÞ ile mücadele deðil. Þimdilik sadece çatýþmasýzlýk bölgesinin dýþ çeperine yerleþilmesi ve HTÞ’nin sýnýrlandýrýlmasý planlanýyor. HTÞ ile mücadele açýsýndan daha fazla askeri angajmana ihtiyaç duyulduðu ortada.
Tam da bu noktada, Türkiye’nin Ýdlib’e yönelik bir askeri planlama içinde olduðuna dair iþaretler geliyor. Türk Silahlý Kuvvetleri (TSK) Eylül ayýnýn üçüncü haftasýndan itibaren, Suriye sýnýrýnda Ýdlib’in karþýsýnda yer alan Reyhanlý ve Cilvegözü sýnýr kapýsý çevresine yoðun bir askeri konuþlanma gerçekleþtirdi. HTÞ de buna karþýlýk olarak, sýnýrýn karþý tarafýnda Atme ve Bab el-Hava sýnýr kapýsýna, konvoylar eþliðinde çok sayýda askeri araç gönderdi. Taraflar arasýnda gerginliðin giderek arttýðý ve durumun sýcak bir çatýþmaya dönüþmesinin an meselesi olduðu görülüyor. Eðer gerçekleþirse, Türkiye’nin nasýl bir operasyon yapabileceðine iliþkin ise iki ihtimalden bahsetmek mümkün. Birincisi, sýnýr bölgesinde, Bab el-Hava sýnýr kapýsý ve çevresindeki yerleþimlerle sýnýrlý bir askeri operasyon olabilir. Bu durumda, ilk kýsýmda bahsedilen göç dalgasý ve radikal savaþçý sýzmalarýna karþý fiili bir güvenli bölge oluþturulur, HTÞ’nin elindeki en önemli kozlardan biri olan sýnýr kapýsý ve çevresindeki kontrolü sona erdirilir ve örgüt hem güneyden hem de kuzeyden çevrelenerek sýnýrlandýrýlmýþ olur. Ýkinci bir ihtimal ise Türk ordusunun Ýdlib’in güneydoðusunda yer alan çatýþmasýzlýk sýnýrýna ulaþmak için güvenli bir hat açmaya çalýþmasýdýr. Bu durumda TSK’nýn, HTÞ ile daha fazla çatýþma riski barýndýran, daha kapsamlý bir askeri operasyona giriþmesi gerekecektir. Her iki ihtimalde de Türk ordusunun sahadaki müttefikleriyle birlikte hareket etmesi beklenmelidir.
Rusya-Ýran-rejim kampý açýsýndan bakýldýðýnda, Ýdlib þu aþamada baþ edebileceklerinden daha büyük bir sorun. Üçlü ittifak, Deyr ez-Zor merkezli þekilde Suriye’nin doðusundaki savaþa odaklanmýþ durumda ve bu aþamada Ýdlib sorununun en azýndan dondurulmasý onlar için en iyi çözüm. Ancak yine de Türkiye’nin Ýdlib’de inisiyatif almak için çok vakti yok. Rusya’nýn Ýdlib’deki son hava saldýrýlarýyla da Türkiye üzerindeki baský giderek artýyor. Eðer Türkiye çatýþma riskini göze alýp askeri baþarý saðlayabilirse, zaten etkili olduðu Ýdlib’de, Fýrat Kalkaný benzeri bir Türk nüfuz alaný oluþabilir. Bu da Suriye meselesinde Türkiye’nin elini biraz daha güçlendirecektir. Ýkincisi, Türkiye ilk kýsýmda bahsedilen Ýdlib merkezli riskleri en aza indirme imkaný elde edecektir. Üçüncü olarak, Suriye’de Rusya ve Ýran ile iþbirliði geliþtiren ve kendi sorumluluðunu yerine getiren Türkiye’nin, YPG ile mücadelede bazý tavizler alabilmesinin önü açýlabilir. Bu açýdan da akla ilk gelen olasýlýk, Rusya’nýn askeri varlýðýnýn olduðu Afrin bölgesi.
Ancak Ýdlib’e yönelik askeri bir operasyonun maliyetinin yüksek olabileceði de unutulmamalý. HTÞ son dönemde her ne kadar zayýflama eðilimi içinde olsa da, halen son derece motive halde binlerce savaþçýsý var. HTÞ Ýdlib’in en stratejik bölgelerini kontrol ediyor ve en önemlisi HTÞ’nin Ýdlib’den kaçacak bir yeri bulunmuyor. Bütün bu risklere raðmen, Putin’in Ankara’ya gerçekleþtirdiði ziyaret ardýndan, Türkiye’nin Ýdlib’e yönelik bir askeri angajmana giriþme ihtimalinin arttýðý söylenebilir.
2 tane sebebi var.
1-) K.KILIÇDAROÐLU düþmanlýðý
2-) savaþ çýksa, veba salgýný olsa bu borsa hiç düþmeyecek gibi düþünenler
oysa gerçekleri kabullenseler ( iþsizlik, terör, enflasyon, yoksulluk sýnýrý, rüþvet, adam kayýrmaca vs. ) bu topic hep short olup çok temiz bir sayfa olur.
Nazým Hikmetten alýntýdýr.
Dün Habertürk'de kamuoyu araþtýrmalarý tartýþýldý. Orada bir bayan çok rahat analizler yaptý. Büyük ihtimal ideolojisi yok veya taraf deðil diye düþündüm. Sonra baktým internette ekþi sözlükte kiþi hakkýnda yorum yapmýþlar, doðru olmasa bile ayný yola çýkýyor.
Öte yandan anketlerde sorulan sorular v.s. araþtýrma þirketlerinin tekniklerinde ilerleme olduðunu gösteriyor ama ister istemez soru stilleri ile var olduðu düþünülen bir gerçeði ortaya çýkarma çabasý ister istemez olabiliyor.
Borsada illa içinde veya dýþýnda bir pozisyonda olunca saf ve tarafsýz yorum yapmak zor. Ben kendimden biliyorum komþunun tavuðu kaz gözüküyor pozisyonda baþka seçimler yapsaydým görüþü ister istemez olabiliyor.
Tüm yorumlarým asla/zinhar alým veya satým tavsiyesi deðildir.
"Zayif devamli adalet ister, halbuki bu kuvvetlinin umurunda bile deðildir."
Bir soru: faizler %12
Bir þirket kurdunuz sermaye olarak 100 milyon koydunuz ve senelik 10 milyon tl kâr ediyorsunuz. Kârlý bir iþ midir?
Yer Ýmleri