Hürriyet yazarý Uður Gürses, Merkez Bankasý'nýn dünkü faiz kararýný deðerlendirdi. Gürses, Merkez'in faizlere yüksek enflasyona raðmen yine dokunmamasýný eleþtirdi. Ýþte Gürses'in o yazýsý:
Merkez Bankasý, olmayan sýkýlýkta kararlý; ama faize dokunamýyor. Dünkü mesajý ise “mezarlýkta ýslýk çalmak”. Nasýl mý? Þöyle: Zaten faizi yükseltmesi gerekirken, buna bir de kur artýþý da eklendi. Faiz artýrmadan, sýký durduðunu söylüyor.
Dünkü tek deðiþiklik þurada; önceki açýklama metnindeki son cümleye, iki vurgu (siyah puntolarla vurgulanan kelimeler) eklenerek þu hale çevrilmiþ: “Enflasyon görünümünde belirgin bir iyileþme ve hedeflerle uyum saðlanana kadar para politikasýndaki sýký duruþ kararlýlýkla sürdürülecektir.”
Hatýrlatalým; enflasyon hedefi yüzde 5’te, cari enflasyon ise yüzde 11.2’de. Beklentiler de bir yýllýk vadede yüzde 8.5, iki yýl vadede yüzde 8 gibi. Ýki yýllýk vadede bile beklenen þu; hedefe teðet bile geçemiyor. Dýþarýdan bakýnca hiç bilmeyen biri “Evet, Merkez Bankasý kararlýlýk ve sýkýlýða özel vurgu yaparak piyasa oyuncularýný ikna etmeye çalýþýyor” diyebilir. Çok açýk ki banka, yine “yeterince sýkýlaþma yapamamayý” zamana yayarak çürütme peþinde. Bankanýn duruþunu bilenler ise bu mesajla, Merkez’in yine olaylarýn gerisinde kaldýðýný görüyor.
Oysa en baþta, aradan geçen 42 günde yüzde 10’a yakýn artan döviz kurundan, geleceðe çýkacak ilave enflasyon faturasý þimdiden “buzdaðý” gibi orada duruyor. Banka bu yokmuþ gibi bir duruþ sergiliyor. Yüzde 5 hedefi olan Merkez Bankasý’nýn, yüzde 11’e dayanmýþ çekirdek enflasyonu seyretmesi, bu enflasyona karþýlýk yüzde 12’lik faizle piyasaya para verirken bunu “sýký duruþ” olarak “yutturmasý” kabul edilebilir deðil. 2011’den bu yana para politikasý duruþu ve döngüsü belli; kur artar, Merkez Bankasý seyreder, kur daha da artar; sonra kur ve enflasyon kaygýlarý yükselir, banka faizi 3-4 puan artýrýr, yükselen faizin faturasý hane halkýna ve üreticiye çýkar.
Ýþin endiþe verici tarafý; hem geliþmiþ ülkelerde, uzun vadeli faizlerin uzunca düþük seyrettiði bir dönemin sonuna gelindiði kanýsý güçleniyor; hem merkez bankalarýnýn bir taraftan parasal geniþlemeyi azalttýklarý, diðer taraftan bilanço küçülttükleri bir tablo var. “Faizsiz kararlýlýk” þu geliþmelerin ertesinde gösterildi: Bankalarla ilgili söylentilerin arttýðý, Güney Afrika’da bütçe kaynaklý tedirginliðin ulusal para Rand’a yüzde 2.5 deðer kaybettirdiði bir günün akþamýnda, Alman finans kurumlarýnýn kredi imkanlarýný azaltacaðý yönündeki iddialar, TL’de zaten bir süredir devam eden deðer kaybýný hýzlandýrdý. Dolar kurunun 3.81’e yaklaþtýðý anlar oldu. Ýþte bu koþullarda, zaten bozulan çekirdek enflasyon görünümüne bir de kur artýþý ile ilave enflasyon yansýmasý potansiyeli eklendi.
Banka da, iþte bu tüm olan bitene hiçbir politika manevrasý yapmadan, sýký olmayan duruþunu “sýký duruþ” olarak sunarak, devam ettireceðini söylüyor. Ne yazýk ki hep bu ayný “filmi” izliyoruz; bugünün 1 puanlýk faiz artýþýndan kaçýnan Merkez, yarýnýn kaçýnýlmaz 2-3 puanlýk potansiyel faiz artýþýnýn tohumunu atýyor.
Banka ocak ayýndan baþlayarak faizleri, merkez bankalarýnca olaðanüstü durumlarda kullanýlan “geç likidite penceresi” (GLP) faizlerini kullanarak, yüzde 12.25’e yükseltmiþti. Piyasaya ve Ankara’daki siyasetçilere de “her an düþürebilecek” bir durumda olduðunu sinyalini açýk tutmuþtu. Hali hazýrda piyasaya verdiði paranýn ortalama faizi yüzde 12’de. Hâlâ “geçici faiz” penceresi devam ediyor. Yüzde 7.25’deki gecelik borç alma faizini, yüzde 9.25’teki gecelik borç verme faizini, yüzde 8’deki haftalýk repo faizini en azýndan yüzde 10-12’ye yaklaþtýrabilirdi. Bunu bile yapmadý. Kullandýðý faizi bir tarafa býrakýn; “kararlýlýk sinyali” için, kullanmadýðý Faiz penceresine bile dokunamadý.





Yer Ýmleri