Yýlmaz yaþananlarý þöyle anlattý:
“Atatürk bayraðýmýz bugüne kadar yoktu. Bir arkadaþýmdan 30 Aðustos için ödünç aldým.
30 Aðustos'ta önce cami imamýný aramýþlar. Sonra ben Ýl Müftülüðü'nün telefonundan arandým.
Müdür olduðunu söyleyen kiþi ‘O resmi kaldýr' dedi. ‘Hangi resmi?' diye sordum.
Atatürk denilmedi, ismini dahi söylemediler. Ben de ‘Kaldýrmam' dedim.
Saat 19.00 gibi Trabzon Müftü Yardýmcýsý olduðunu söyleyen bir kiþi, özel cep telefonundan aradý. ‘O resmi kaldýrýn. Bayrak dursun orada.
Yola asýn o resmi de' dedi. ‘Neden?' diye sordum. ‘Bayrak bizim simgemiz' dedi. ‘Atatürk bizim kurtarýcýmýz, Cumhuriyet'in kurtarýcýsý' dedim. Bana ‘Terbiyesizlik yapma' dedi.”
https://www.habererk.com/gundem/muft...i-h115824.html
Bu ve bu gibi itnelerede karþýyým.Yani diyanet elemaný olan yöneticiler.
Bu Kaçýncý Diyanet Yazýsý?
Osman Oktay'ýn "Bu Kaçýncý Diyanet Yazýsý?" baþlýklý yazýsý;
Sayýsýný unuttum ama beni takip ettiklerine inandýðým dikkatli okuyucularým belki çetelesini tutabilmiþlerdir. Bunun baþlýca iki sebebi vardý. Birincisi Türkiye’deki en büyük cehaletin dini alanda olduðu iddiasýnda olmam ve bu konuda Diyanet’in üzerine düþen görevi yapmamasý, ikincisi de tamamen siyasetin güdümüne girmiþ olmasý idi. Þöyle ki:
Türkiyemiz hurafeci ve Ýslamiyet’ten habersiz din bezirgânlarýnýn pazarý haline gelmiþken yatýrýmcý Bakanlýklarý bile sollayan devasa bütçesi, 100 bin civarýnda camisi, 150 bini bulan “din görevlisi” ile bu pazarýn en beceriksiz satýcýsý Diyanet Ýþleri Baþkanlýðýdýr. Çünkü sýrtýna bir cüppe giyip baþýna bir sarýk geçiren ve kendilerine “Hoca efendi” ya da “Þeyh” denen çok sayýda insanla müritleri, çevrelerinde Diyanet hocalarýndan daha çok insan toplayabilmektedirler. Kaldý ki Diyanet’in resmi görevlileri arasýnda dýþarýdaki din bezirgânlarýna baðlý imamlarýn olduðunu da biliyoruz. Konu ile ilgili yazdýðým önceki yazýlar incelenecek olursa bu konuda ne demek istediðim anlaþýlacaktýr.
Kýþla ve camiye, hukuk sistemine siyasetin müdahil olmamasý genel kuraldýr. Ancak ne var ki özellikle son AKP iktidarlarý döneminde bu kural tamamen tersine iþlemektedir. Mesela Diyanet Ýþleri Baþkaný resmi kýyafeti ile cami merdivenlerinde, siyasi konuþma yapan partili Cumhurbaþkaný’nýn yanýnda bir asker gibi durabilmiþ, 10 Kasým 2018’de olduðu gibi, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasý ile kazanýlan Ýstiklal Savaþýmýzý karalayýp “Keþke Yunanlýlar kazansaydý” diyen bir þarlataný hem de resmi kýyafeti ile ziyaret edip hürmetlerini sunabilmiþtir.
Bu zihniyetten elbette milli konularda bir hassasiyet bekleyip devletimizin kurucu Cumhurbaþkaný’na saygý göstermesini ummak safdillik olur. Ancak Türkçemizde “Ekmek yediði tekneyi kirletmek” diye de bir deyim var. Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý bizzat Atatürk’ün direktifleri ile kurulurken din iþlerinin cahil kiþiler elinden kurtarýlarak ilim sahipleri tarafýndan yürütülmesi amaçlanmýþtý. Oysa günümüzde din cahili kiþiler adeta Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý’nýn önüne geçmiþ durumda.
Geçtiðimiz haftalarda, Bursa Büyükþehir Belediye Baþkaný’nýn densizliði ile 30 Aðustos Zafer Bayramý, gününden önce gündeme gelmiþ ve kamuoyundan tepkiler yükselmiþ ama o densizlikle ilgili hiçbir iþlem yapýlmamýþtý. Dolayýsýyla dikkatler 30 Aðustos törenlerine ve ayný gün okunacak olan Cuma Hutbesi’ne çevrilmiþti.
Sabah saatlerinde yurt sathýnda yapýlan törenler sýrasýnda bazý mülki idareciler ve konuþmacýlarýn Atatürk’ün adýný bile anmamalarý protestolara sebep olmuþ, Cuma Hutbesi bekleniyordu. Bekleniyordu beklenmesine de, hutbe metni önceden Diyanet’in internet sitesinde yayýnlandýðý için olacaklar da belli idi. Çünkü asýl metinde o büyük zaferin Baþkomutaný’nýn adý zikredilmemiþ, rahmet dilenmemiþ, bu sebeple de sosyal medyada adeta bir “Cuma Namazý boykotu” ilan edilmiþti. Hiç olmamasý gereken bu duruma sebep olarak Türkiyemizin baþýnda yeterince dert varken göz göre göre bir dert daha açmak Diyanet’e yakýþýr mý? Ýslam tarihinde, hem de Peygamber Efendimiz’in saðlýðýnda vuku bulup Tevbe Suresi’nin 107, 108, 109 ve 110. ayetleri arasýnda zikredilen “Mescid-i Drar = Zararlý Mescid” hadisesinden de mi ders alýnmaz? Böyle bir gaflet olabilir mi?
Dinin asli unsurlarýný ve ahlâki meseleleri öne alarak son günlerde giderek artan kadýna þiddet, taciz ve tecavüzlerle yolsuzluk, hukuksuzluk konularýnda yetkililerle toplumu uyarmasý gereken Diyanet yetkilileri Allah indinde bu suskunluklarýnýn hesabýný nasýl vereceklerdir? Zaten güdümlü olduðu anlaþýlan hutbe ve vaazlardan dolayý sabýkalý olan, Mýsýr’da mahkeme salonunda vefat eden devrik lider için gýyabi cenaze namazlarý kýldýrýp rahmetler dileyen Diyanetin nezdinde Mustafa Kemal Atatürk’ün Mursi kadar da mý kýymeti yoktur? Dünya üzerindeki 57 Ýslam ülkesinin periþanlýðý ve bunlar içinde Türkiye’nin durumu dikkate alýnýrsa, akl-ý selim Atatürk’ün Ýslamiyet’e çok büyük hizmet ettiðini söylüyor. Bunu görmeyen gözlere, duymayan kulaklara, söylemeyen dillere ve idrak etmeyen kalplere ben ne diyeyim, daha ne yazayým? Her seferinde “Artýk diyeceðimi dedim, yazacaðýmý yazdým; Diyanetle ilgili baþka yazý yazmayayým” diyorum ama Diyanet devamlý malzeme veriyor! Hiç olmazsa kamuoyunda oluþan tepkileri dikkate alarak son Cuma hutbesinde klasik tabiri ile þöyle bir cümle kursalardý yine yazmayacaktým:
“Bu vesile ile 30 Aðustos 1922’de kazanýlan büyük zaferin Baþkomutaný Mustafa Kemal Paþa ve silah arkadaþlarý ile þehitlerimize Cenab-ý Allah’tan rahmet diliyor, onlara þükranlarýmý sunuyorum”
Baþkanlýk tarafýndan hazýrlanan hutbede bu mealde bir cümle kullanýlsa din elden mi gider, dünya yerinden mi oynardý? Nitekim Cuma Namazý’ný eda edip büyük dava adamý, koca çýnar Prof. Dr. Mustafa Kafalý’nýn cenaze namazýna katýlmak için bulunduðumuz Ankara Kocatepe Camii’ndeki Ýmam Efendi, beklenen cümleyi kurarak hutbesini bitirdi. Baþkanlýðýn düþünemediði hassasiyeti gösteren ve adýný bilmediðim o imam arkadaþý tebrik ediyorum; Ýnþaallah baþýna bir iþ gelmez!
Kocatepe Ýmamý gibi inisiyatif kullanamayan cesaretsiz imamlar ise metne baðlý olarak hutbe okuduklarý için açýktan ya da dolaylý tepkilerle karþýlaþmýþlar, bazý camilerin içinde protestolar yükselmiþtir. Bu tepkilerden en dikkat çekeni Bursa Ýnegöl’de oldu ve caminin içi bir anda karýþýverdi. Orada yükselen protestolarýn ayný zamanda “30 Aðustos herkesi ilgilendiren bir zafer deðildir” diyen Bursa Büyükþehir Belediyesi Baþkaný’na indirilen okkalý þamarlar olduðu kanaatindeyim. Tabii anlamýþ ise!
Kýsacasý, Atatürk tarafýndan “Dini konularda milleti aydýnlatmak” amacýyla kurulan Diyanet Ýþleri Baþkanlýðý adeta kendi kurucusuna bile karartma uygulamakta, arada bir suya sabuna dokunmayan beyanatlar vermenin dýþýnda piyasadaki hurafeci ve din cahili bezirgânlara karþý sesini yükseltememektedir. Böyle giderse, gittikçe cemaat kaybeden camilerin kapýsýna kilit vurulacak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün iyi niyetine ve “Þu ezanlar ki þehadetleri dinin temeli, ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli” diyen Mehmet Akif Ersoy’a yazýk edilecektir.
https://www.habererk.com/analiz/bu-k...i-h115821.html




Yer Ýmleri