Sayın Fracell,
Yazıklarınızdan anladığım kadarıyla ZT nin kardeşi SS yönetim kurulunda olduğu için danıştay ZT ile SS yi "birlikte hareket edenler" olarak tanıyıp çağrı yükümlülüğüne hayır demiş. Anladığım doğru mu?

Oysa SS ninde Kervn da pek bir hissesi yoktu. daha önce belirttiğim gibi ZT nin ise sadece %10 lık hissesi ve oy haklı görünüyordu (hadi diyelim biraz daha fazla olsun) hiç bir durumda ikisinin şirket üzerinde oy ve hlsse hakimiyeti yok ki!

Oysa Kervn ın daha önceki ortaklık yapısında % 80 veya %90 oyu elinde bulunduran küçük yatırımcılar idi ve hisse ve oy oranıyla yönetim kurulunu herseyi belirlemede hakim tek taraf yatırımıcılar idi.

Sadece blr akraba yönetim kurulunda olunca, birlikte hareket eden olarak değerlendirilip hakim ortaklık statüsü tanınması söz konusu olabilir mi? Ve bu dayanakla zorunlu hlsse geri alımından muaf tutulabilir mi?

O zaman bizim SPK ya ve Hukuğa şunu sormamız gerek! Eğer halka açık bir şirkette yönetim kurulunda bulunan biri, yönetim gücünü kullanarak halka açık şirketi, bir akrabasının (elinde az bir miktar halka açık şirketin hissesini bulunduran) şirketi ile birleştirip veya tahsisli sermaye artışıyla hisse ihraç ederek, akrabasın hem oy hem hisse oranıyla tek hakim ortak durumuna getirip, çağrıdan da muaf olabilir mi?

Borsadaki diğer bütün şirketlerde aynı icratlar yapılarak çağrı muafiyet verilmiş veriliyorsa verilecekse, ozanan ne SPK ya, ne Hukuğa ve ne de ZT ye karşı hiç bir sözümüz kalmaz. Yola devan edin deriz elbette.

Ama butun arkadaşların öncelikle SPK ve Danıştay a bu soruları sorması gerekir. Herseyin netleşmesi net anlaşılması için bu sorgular önemlidlr.

Hele birde bu şirket birleşimi yönetimdeki akraba diğer akrabası lehine istediği gibi şekillendirmesidir ayrı bir konu tabi, bunlarda ayrıca sorgulanmalı. (Bu şirket birleşmesinin mali olarak ve özsermaye yapısı olarak halka açık şirkete getirdiği çok büyük olumsuzluğu ve yatırımcılarına getirdiği çok büyğk dezavantajları daha önceki yazılarımda vurgulamıştım)