Küresel piyasalarda emtia savaşı, teknoloji ve ulusal güvenlik ekseninde yepyeni bir boyuta taşındı.

Dünyanın en büyük endüstriyel üreticilerinden biri olan Çin’in stratejik madenler üzerindeki ihracat kısıtlamalarına karşı ABD’den misilleme niteliğinde hamle geldi.

Reklam
Reklam

İki süper gücün peş peşe attığı adımlar, yıllardır kronikleşen yapısal arz açığıyla boğuşan gümüş piyasasında büyük bir kırılmayı tetikledi.

ÇİN MUSLUĞU KISTI

Krizin ilk fitili, Çin Ticaret Bakanlığı’nın rafine gümüş ihracatına yönelik radikal kararıyla ateşlendi.

Pekin yönetimi, gümüş ihracatını çok sıkı bir lisanslama sistemine bağlayarak ihracat yetkisini yalnızca devlet onaylı ve yüksek hacimli sınırlı sayıdaki kuruluşla sınırlandırdı.

Çin'in, yeşil enerji, yapay zeka entegrasyonu ve ileri teknoloji uygulamalarında hayati bir role sahip olan gümüşü ülke içinde tutmayı amaçladığı belirtiliyor.

Reklam
Reklam

Gümüş, uydu haberleşmesinden füze güdüm teknolojilerine, askeri elektroniklerden radar sistemlerine kadar en yüksek iletkenlik gerektiren savunma sanayisi alanlarında temel bileşen konumunda bulunuyor.

Pekin ayrıca bakır madenciliğinin kilit maddesi olan sülfürik asit ihracatını da kısıtlıyor.

Dünya gümüş arzının yaklaşık yüzde 70'inin bakır, kurşun ve çinko madenciliğinin yan ürünü olarak elde edilmesi, bu kısıtlamanın gümüş üretimini de zincirleme olarak vuracağı endişesini doğuruyor.

ABD’DEN TARİHİ ADIM: GÜMÜŞ İLK KEZ "KRİTİK MİNERAL"

Çin'in tedarik zincirini daraltan hamlesine karşılık Washington yönetimi jet hızıyla savunma pozisyonuna geçti. ABD, gümüşü tarihinde ilk kez "Resmi Kritik Mineraller Listesi"ne dahil etti.

Reklam
Reklam

Bu kararla birlikte gümüş, finans piyasalarında işlem gören değerli bir emtia olmanın ötesine geçerek, ABD ulusal güvenliği ve stratejik sanayi önceliği açısından "kritik hammadde" korumasına alındı.

Yapılan analizlerde, gümüşte dışa bağımlılığın hem ekonomik güvenlik hem de Pentagon'un tedarik zinciri için doğrudan risk oluşturduğu tescillenmiş oldu.

ÜST ÜSTE 6. YILDA DA ARZ YETİŞMİYOR

Gümüşü diğer madenlerden ayıran en büyük zorluk ise yapısal üretim darboğazı. Küresel gümüş piyasası üst üste altıncı yılında da yapısal arz açığı vermeye devam ediyor. Yıllık arz açığının 46 milyon ile 67 million ons arasında gerçekleştiği tahmin ediliyor.

Gümüşün yüzde 70'inin diğer madenlerin üretimi esnasında bir yan ürün olarak çıkarılması, gümüş fiyatları ne kadar yükselirse yükselsin üreticilerin maden üretimini hızlıca artıramamasına yol açıyor. Talep tavan yaparken arzın sabit kalması, fiyat tahminlerinde patlamaya neden oluyor.

Reklam
Reklam

DEV BANKALAR TAHMİNLERİNİ UÇURDU: HEDEF 100 DOLAR

Yaşanan bu jeopolitik kriz ve sıkılaşan tedarik zinciri, küresel finans devlerinin 2026 yılı gümüş tahminlerini agresif bir şekilde yukarı yönlü revize etmesini sağladı:

• J.P. Morgan: Küresel gümüşün ons fiyatının 2026 yılı genelinde ortalama 81 dolar seviyesinde dengeleneceğini öngörüyor.

• Bank of America (BofA): Altındaki güçlü rallinin de gümüşü arkasından sürükleyeceğini belirterek, ons gümüşün kısa vadede 100 dolar sınırına kadar tırmanabileceğini duyurdu.

• HSBC Global: Tedarik zincirindeki kesintileri ve daralmayı gerekçe göstererek 2026 yılı ortalama gümüş fiyat tahminini 75 dolara yükseltti.

Analistler, gümüşün artık sadece bir yatırım aracı değil; teknoloji savaşlarının, yenilenebilir enerjinin ve küresel jeopolitik rekabetin en stratejik ve en çok kavga edilecek hammaddesi haline geldiğini vurguluyor.

Reklam
Reklam

Yasal Uyarı: Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti; aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.