Türkiye ekonomisi her dalgalandığında aynı soru yeniden gündeme geliyor: Krizde nakitte mi kalmalı, yoksa risk alıp mal mı toplamalı? Piyasa yorumcusu Cihat E. Çiçek’in “En az dört ekonomik kriz geçirdim. Mal almış olanlar krizlerden en kârlı çıkanlar oldular” sözleri, bu ezeli tartışmayı bir kez daha alevlendirdi.
Türkiye’de Kriz Döngüsü ve Değişmeyen Refleks
1994, 2001, 2008 küresel finans krizi, 2018 kur şoku ve son yüksek enflasyon dönemi… Türkiye ekonomisi son 30 yılda defalarca sert kırılmalar yaşadı. Her seferinde tablo benzerdi: Türk Lirası değer kaybetti, enflasyon yükseldi, belirsizlik arttı.
Bu süreçte nakitte kalanların alım gücü hızla erirken; altın, döviz ve gayrimenkul gibi reel varlıklar zaman içinde yukarı yönlü sert fiyatlamalar gördü. Özellikle TL bazında bakıldığında, kriz sonrası dönemlerde mal sahiplerinin ciddi prim yakaladığı birçok örnek yaşandı.
Kriz Anı mı, Kriz Sonrası mı?
Ancak kritik bir ayrım var. Kriz patladığı anda piyasa donabilir. Likidite daralır, satışlar artar, fiyatlar baskılanır. Asıl hareket genellikle belirsizliğin kısmen dağıldığı, enflasyonun kalıcılaştığı ve paranın değer kaybının netleştiği dönemde başlar.
Yani kazanç çoğu zaman kriz başladıktan sonra panikle alım yapanlara değil, krize hazırlıklı giren ve güçlü duran yatırımcılara yazılır.
Her “Mal” Kazandırır mı?
Cevap net: Hayır.
Yanlış lokasyonda bir arsa, nakit akışı üretmeyen bir ticari mülk ya da yüksek faizle borçlanarak alınmış bir yatırım kriz döneminde yatırımcıyı zor durumda bırakabilir. Türkiye’de her kriz, aynı zamanda ciddi iflaslar ve konkordatolar da üretti.
Bu yüzden mesele sadece “mal almak” değil; doğru varlığı, doğru finansmanla ve doğru zamanlamayla almak.
Nakit Neden Eriyor?
Yüksek enflasyon dönemlerinde en büyük kaybı sabit gelirli ve TL nakit taşıyan kesim yaşıyor. Enflasyon yükseldikçe para satın alma gücünü kaybediyor. Reel varlıklar ise genellikle bu kaybı fiyatlara yansıtarak kendini koruyabiliyor.
Bu nedenle Türkiye gibi enflasyon geçmişi güçlü ülkelerde yatırımcı refleksi çoğu zaman “paradan kaçış” yönünde şekilleniyor.
Sonuç: Ezber mi, Gerçek mi?
Cihat E. Çiçek’in sözleri bir şehir efsanesi değil; Türkiye pratiğinde karşılığı olan bir gözlem. Ancak bu durum otomatik bir garanti anlamına gelmiyor.
Krizlerde kazananlar genellikle:
Düşük borçlu olanlar,
Uzun vadeli düşünenler,
Panikle değil stratejiyle hareket edenler oluyor.
Krizler servet transferi dönemleridir. Kimisi nakitte erirken, kimisi doğru varlıkla büyür. Asıl belirleyici olan ise cesaretten çok finansal dayanıklılık ve sabırdır.
