JPMorgan Private Bank tarafından yayımlanan güncel değerlendirmede, son beş yılda %170’in üzerinde değer kazanan altının arkasındaki temel itici gücün jeopolitik oynaklık olduğu vurgulandı. Kurumun kıdemli yöneticileri Kriti Gupta ve Justin Biemann, altının geleceğine dair iyimser beklentilerini paylaştı.
MERKEZ BANKALARI TALEBİN ANA MOTORU
Analizde, altın fiyatlarının en büyük destekçisinin merkez bankaları olduğu ifade edildi. Özellikle 2022 yılında Rusya-Ukrayna savaşının başlamasıyla birlikte net altın alımlarının iki katına çıktığına dikkat çekildi.
Gelişmiş piyasalarda altın rezerv payı %47 seviyelerindeyken, gelişen piyasalarda bu oran 2025 itibarıyla yaklaşık %19 düzeyinde seyrediyor. Özellikle Çin’in rezervlerindeki %8,6’lık altın payının, mevcut eğilim sürdüğü takdirde ilave alımlarla artabileceği öngörülüyor. 2025 yılı verilerine göre, merkez bankalarının %95’i küresel altın rezervlerinin artmasını beklerken, %5’i mevcut durumun değişmeyeceğini düşünüyor.
2026 ÖNGÖRÜSÜ: ÇEYREK BAŞINA 585 TON ALIM
Bireysel yatırımcı kanadında da altına yönelim sürse de, ETF (Borsa Yatırım Fonu) varlıklarının 2020’deki 110 milyon onsluk rekorun altında, 100 milyon ons seviyesinde kaldığı belirtildi. Mevcut ETF varlıkları, küresel merkez bankası rezervlerinin yalnızca %8’ine tekabül ediyor.
JPMorgan Global Research, 2026 yılına dair projeksiyonlarında hem yatırımcı talebinin hem de merkez bankası alımlarının güçlü kalmaya devam edeceğini bildirdi. Banka, merkez bankası talebinin 2026 yılında çeyrek başına ortalama 585 ton seviyesinde gerçekleşeceğini tahmin ediyor.
Kaynak: Ekonomim

