Hürmüz Boğazı, dünyada tüketilen petrolün yaklaşık beşten birinin geçtiği tek su yolu.

Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Kuveyt gibi dev üreticilerin can damarı olan bu noktanın kapanması, günlük yaklaşık 21 milyon varil petrolün piyasadan çekilmesi anlamına geliyor.

Reklam
Reklam

Uzmanlar, arzın kesilmesi durumunda petrol varil fiyatlarının kısa sürede 150 dolar bandını aşabileceğini ve küresel bir enerji krizinin tetikleneceğini öngörüyor.

KÜRESEL TEDARİK ZİNCİRİ VE ENFLASYON

Sadece petrol değil, Katar’dan gelen sıvılaştırılmış doğal gazın (LNG) da büyük bir kısmı bu rotayı kullanıyor.

Enerji maliyetlerindeki ani artış; nakliyeden üretime, gıdadan teknolojiye kadar her sektörde maliyetleri yukarı çekecek.

Reklam
Reklam

Bu durum, hali hazırda yüksek seyreden küresel enflasyonu kontrol edilemez bir noktaya taşıyabilir.

ASKERİ VE DİPLOMATİK GERİLİM

Hürmüz’ün kapatılması, uluslararası deniz hukukuna göre bir "savaş nedeni" olarak kabul edilebilir.

Başta ABD olmak üzere Batılı güçlerin, ticaret akışını yeniden sağlamak adına askeri müdahalede bulunması kaçınılmaz görünüyor.

Basra Körfezi’nde başlayacak bir sıcak çatışma, tüm Ortadoğu’yu içine alan geniş çaplı bir bölgesel savaşa dönüşme riski taşıyor.

ALTERNATİF ROTALARIN YETERSİZLİĞİ

Suudi Arabistan ve BAE’nin, Hürmüz’ü baypas eden boru hatları bulunsa da bunlar toplam kapasitenin ancak küçük bir kısmını karşılayabiliyor.

Boğazın fiziksel olarak kapatılması ya da mayınlanması durumunda, bu hatların küresel ihtiyacı ikame etmesi teknik olarak mümkün değil.

Özetle; Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, sadece askeri bir hamle değil; dünya ekonomisi için "pimi çekilmiş bir el bombası" niteliği taşıyor. Tahran’dan gelen bu rest, bölgedeki diplomatik satrançta masadaki en büyük koz olmaya devam ediyor.

Reklam
Reklam