Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) iş birliğiyle yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarına göre Mayıs 2026 dönemine ait tüketici güven endeksi ve alt endeks verileri yayımlandı.
Açıklanan veriler, tüketicinin genel ekonomik geleceğe dair umudunu koruduğunu ancak cepteki sıcak paranın ve mevcut maddi durumun alarm verdiğini ortaya koydu.
ANA ENDEKS KÖTÜMSER BÖLGEDE YATAY SEYRETTİ
Tüketicilerin ekonomik gidişata dair algılarını ölçen ve 0-200 aralığında değer alan tüketici güven endeksi (100 barajının altı kötümserliği, üstü ise iyimserliği temsil etmektedir), mayıs ayında da kötümser tarafta kalmaya devam etti.
Nisan ayında 85,5 olan ana endeks, mayıs ayında yüzde 0,3 oranında sınırlı bir artış kaydederek 85,8 seviyesine yükseldi. Endeksteki bu hafif artışa rağmen alt kalemlerde tam bir tezatlık yaşandı.
ALT ENDEKSLERDE TEZAT TABLO: BUGÜN KÖTÜ, YARIN UMUTLU
Mayıs ayı verilerinin detaylarına bakıldığında, hanelerin bugünü ile yarını arasındaki makasın açıldığı görülüyor.
Tüketicinin şu anki finansal gücünü gösteren bu endeks, mayıs ayında yüzde 3,5 gibi ciddi bir oranda gerileyerek 71,8'den 69,2'ye düştü. Bu veri, hanelerin nisan ayına kıyasla mayıs ayında geçim ve bütçe konusunda çok daha fazla zorlandığını net bir şekilde ortaya koydu.
Mevcut durumdaki kötü gidişata rağmen tüketicilerin ülkenin genel ekonomik geleceğine olan inancında dikkat çekici bir toparlanma yaşandı. Nisan ayında 78,3 olan bu endeks, mayıs ayında yüzde 3,9 artarak 81,4 seviyesine ulaştı ve ayın en çok yükselen kalemi oldu.
GELECEK 12 AYLIK DÖNEM İÇİN SINIRLI İYİMSERLİK
Önümüzdeki bir yıllık süreçte kendi hanesinin maddi durumunun daha iyi olacağını düşünenlerin oranı nisan ayına göre yüzde 0,5 artışla 87,9 oldu (nisan değeri 87,5'ti).
Tüketicilerin gelecek 12 aylık dönemde beyaz eşya, mobilya veya otomobil gibi dayanıklı tüketim mallarına yönelik harcama yapma isteği adeta yerinde saydı.
Nisan ayında 104,4 olan endeks, yüzde 0,04’lük sembolik bir artışla 104,5 oldu. Bu kalemin 100 barajının üzerinde (iyimser bölgede) kalması ise tüketicilerin harcama eğilimini ve enflasyonist beklentilerle öne çekilen talebi koruduğunu gösterdi.