Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) ilan edeceği verilerle yılın ilk 6 aylık enflasyon oranının yüzde 16'nın üzerine çıkması beklenirken, ara zam tartışmaları siyasetin merkezine oturdu.
Ekonomi yönetiminin temmuz ayında ek bir artış yapılmayacağı yönündeki açıklamalarına karşılık, muhalefet cephesinden çalışanların alım gücünü korumaya yönelik yasal bir adım geldi.
Meclis komisyonuna sevk edilen teklif yasalaşırsa, asgari ücret düzenlemeleri pandemi döneminde olduğu gibi yeniden yılda iki kez (ocak ve temmuz aylarında) zorunlu olarak gerçekleştirilecek ve temmuz ayı zam oranları 6 aylık enflasyon verisinin altında olamayacak.
GEREKÇE: ASGARİ ÜCRET İSTİSNA DEĞİL ORTALAMA ÜCRET OLDU
DEM Parti tarafından Meclis Başkanlığı’na sunulan teklifin gerekçesinde, Türkiye'deki iş gücü piyasasına ve çalışanların milli gelirden aldığı payın erimesine dair çarpıcı verilere yer verildi:
• Çalışanların Yarısı Asgari Ücretli: 2002 yılında toplam iş gücü içinde asgari ücret ve altında çalışanların oranı yüzde 25 seviyesindeyken, bugün 32 milyonu aşan çalışan nüfusun yaklaşık yarısı (yüzde 50'si) bu ücretle geçiniyor.
• Milli Gelirden Alınan Pay Düştü: GGSYH içindeki iş gücü ödemelerinin payı 2020 yılında yüzde 33 seviyesindeyken, son dönemde bu oran yüzde 25’lere kadar geriledi. Buna karşılık sermaye gelirlerini temsil eden net işletme artığının payı ise yüzde 50 sınırına dayandı.
• Açlık Sınırının Altında Maaş: Türk-İş araştırmalarına göre açlık sınırının 35 bin 174 liraya yükseldiği mevcut ekonomik tabloda, 28 bin 75 liralık net asgari ücret işçileri daha maaşını aldığı ilk gün açlık sınırının altında yaşamaya mahkum ediyor.
114 bin lirayı aşan yoksulluk sınırı karşısında ise mevcut ücret, 4 kişilik bir ailenin insanca yaşam maliyetinin yalnızca dörtte birini karşılıyor.
"AMAÇ BÜTÇE DİSİPLİNİ DEĞİL, İNSAN ONURUNA YARAŞIR YAŞAM OLMALI"
DİSK-AR’ın Ücret Kayıpları İzleme Raporu’na da atıfta bulunulan teklifte; birikimli enflasyon ve vergi dilimi kayıpları nedeniyle ortalama bir işçinin sadece son 5 ayda net 15 bin 537 liralık alım gücü kaybı yaşadığı aktarıldı.
Teklifin sonuç bölümünde, asgari ücretin tanımına vurgu yapılarak şu değerlendirmelerde bulunuldu:
"Asgari ücretin amacı, bütçe disiplinini korumak ya da vergi gelirlerini artırmak olmamalıdır. Asgari ücret; işe yeni başlayan en niteliksiz iş gücüne verilen bir taban fiyat değil; bir çalışanın barınma, gıda, sağlık, ulaşım ve kültür gibi zorunlu ihtiyaçlarını günün piyasa fiyatları üzerinden karşılayabilmesini amaçlayan insani bir eşiktir. Bu nedenle ücret açlık sınırının altında kalamaz; yoksulluk sınırının yarısı baz alınarak net 60 bin lira seviyesine çekilmelidir."