ABD Özel Kuvvetleri'nin (Delta Force) Caracas'a düzenlediği şafak operasyonuyla Nicolas Maduro'yu tutuklayıp ABD'ye götürmesi, küresel enerji piyasalarında gözleri yeniden Venezuela’ya çevirdi. Ancak uzmanlar, bu tarihi olaya rağmen petrol fiyatlarında "kaos" beklemiyor.
Başkan Trump’ın "II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük operasyon" olarak tanımladığı müdahale sonrası petrol fiyatlarında ilk etapta 1-2 dolarlık bir hareketlenme görülse de, büyük bir sıçrama yaşanmadı. İşte bunun 3 temel nedeni:
Devasa Arz Fazlası: IEA'nın 2026 projeksiyon grafiğinde net şekilde görüldüğü üzere, dünya şu an günlük 3-4 milyon varillik bir arz fazlası ile karşı karşıya. Venezuela'nın küresel üretimdeki payı halihazırda %1 civarında olduğu için, siyasi geçiş süreci arz güvenliğini tehdit etmiyor.
Yönetim ABD Kontrolünde: Trump'ın "Güvenli bir geçişe kadar ülkeyi biz yöneteceğiz" açıklaması, piyasalara "petrol akışı kesilmeyecek, aksine modernize edilecek" mesajı veriyor. Bu durum, piyasadaki belirsizlik riskini azaltan bir unsur olarak okunuyor.

Noriega Örneği: Analistler, 1989'daki Panama müdahalesine benzer bu sürecin, kısa vadeli bir şok yaratsa da orta vadede Venezuela'nın atıl kalan devasa rezervlerinin (303 milyar varil) batı sermayesiyle yeniden sisteme girmesine yol açabileceğini öngörüyor.
Analist Notu: "Yarın Fiyatlara Etkisi Sınırlı"
Petrol stratejistlerine göre, Maduro'nun New York'ta hakim karşısına çıkacak olması jeopolitik tansiyonu zirvede tutsa da, grafikteki "Ağır Arz Fazlası" tablosu fiyatların yukarı yönlü patlamasını engelliyor. Yarın piyasaların açılışında varil başına etkinin 1-2 dolar bandında kalması, asıl büyük hareketin ise Venezuela petrol tesislerinin ne zaman tam kapasiteyle dünya pazarına açılacağına bağlı olması bekleniyor.


