IMF’nin son Türkiye raporunda para politikası, faiz seviyesi ve maaş zamlarıyla ilgili dikkat çeken öneriler yer aldı. Kurum, enflasyonla mücadele için daha yüksek faiz ve daha sıkı maliye politikası çağrısı yaptı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Türkiye’ye yönelik son değerlendirme raporunda para politikası ve enflasyonla mücadele konusunda çarpıcı önerilerde bulundu. Raporda, mevcut para politikası duruşunun enflasyonu düşürmek için yeterince sıkı olmadığı belirtilirken, politika faizinin daha yüksek seviyelere çıkarılması gerektiği vurgulandı.

“Politika faizi %48’e çıkarılmalı”

IMF raporuna göre Türkiye’de kredi büyümesi halen yüksek, reel faiz ise düşük seviyede bulunuyor. Bu durumun para politikasını görece gevşek hale getirdiği ifade edilirken, Merkez Bankası’nın politika faizini %48 seviyesine kadar yükseltmesi gerektiği belirtildi.

IMF’den Türkiye Raporu: “Faiz %48’e Çıkmalı" 1

Raporda ayrıca, reel faizlerin 2002-2005 dönemindeki gibi güçlü bir seviyeye çıkarılmasının dedolarizasyon sürecini destekleyeceği ve ek makroihtiyati önlemlere olan ihtiyacı azaltabileceği ifade edildi.

Maaş zamları için “beklenen enflasyon” önerisi

IMF’nin en dikkat çeken önerilerinden biri de ücret artışlarıyla ilgili oldu. Raporda, tüm maaş zamlarının –memur maaşları dahil– geçmiş yılın enflasyonuna göre değil, gelecek yılın enflasyon beklentisine göre belirlenmesi gerektiği vurgulandı.
Bu yaklaşımın enflasyonist baskıyı azaltacağı ve fiyatlama davranışlarında ileriye dönük beklentileri güçlendireceği ifade edildi.

Kur politikası ve sıcak para uyarısı

Raporda döviz piyasasına yönelik değerlendirmeler de yer aldı. TL’ye yönelik müdahalelerin kısa vadede oynaklığı azalttığı kabul edilse de, uzun süreli reel değerlenmenin ileride ani bir devalüasyon riskini artırabileceği uyarısı yapıldı.
Ayrıca bu politikanın kısa vadeli sıcak para girişlerini teşvik ederek finansal istikrar açısından risk oluşturabileceği belirtildi.

Merkez Bankası’na iletişim ve bağımsızlık vurgusu

IMF, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) likidite yönetimini güçlendirmesi, para politikasının enflasyonu nasıl düşüreceği konusunda daha net ve şahin iletişim kurması gerektiğini ifade etti.
Bunun yanında bankanın yönetsel ve mali bağımsızlığını artıracak adımların atılmasının önemine dikkat çekildi.

Raporda ayrıca Merkez Bankası kârının tamamının bütçeye aktarılması uygulamasının uygun olmadığı ve kurumun bilanço gücünün korunması gerektiği görüşü paylaşıldı.