2025 verileri, Türkiye ile Avrupa arasındaki otomobil sahipliği farkının ne kadar derin olduğunu ortaya koydu. Türkiye’de 1000 kişiye sadece 203 otomobil düşerken, her 10 kişiden yalnızca 2’sinin aracı bulunuyor. Avrupa ortalaması ise Türkiye’nin yaklaşık üç katı seviyesinde.
Türkiye ile Avrupa arasındaki otomobil sahipliği farkı, 2025 verileriyle bir kez daha net şekilde ortaya çıktı. Açıklanan son istatistiklere göre Türkiye’de her 10 kişiden yalnızca 2’sinin otomobili bulunuyor. Avrupa ortalamasıyla karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo, otomobile erişimde ciddi bir uçuruma işaret ediyor.

TÜRKİYE, AVRUPA’NIN EN ALT SIRASINDA
2025 verilerine göre Türkiye’de 1000 kişiye düşen otomobil sayısı 203 seviyesinde kaldı. Avrupa genelinde ise bu rakam 574 düzeyinde bulunuyor. Bu karşılaştırmayla birlikte Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında otomobil sahipliğinde son sırada yer aldı.

Aradaki fark dikkat çekici boyutta. Avrupa ortalaması, Türkiye’nin neredeyse 3 katına yakın seviyede bulunuyor. Bu durum, Türkiye’de otomobilin hâlâ geniş kitleler için temel bir ulaşım aracı olmaktan çok, yüksek maliyetli bir tüketim kalemi olduğunu ortaya koyuyor.
YÜKSEK FİYATLAR VE VERGİ YÜKÜ BELİRLEYİCİ
Uzmanlara göre tabloyu şekillendiren en önemli unsurların başında otomobil fiyatları, ÖTV ve KDV gibi yüksek vergiler, krediye erişim koşulları ve gelir dağılımı geliyor. Kur artışıyla birlikte yükselen sıfır araç fiyatları ve ikinci el piyasasındaki sert artış, otomobil sahipliğini her geçen yıl daha da zorlaştırıyor.

SOSYAL VE EKONOMİK ETKİLERİ ARTIYOR
Otomobil sahipliğindeki düşüklük yalnızca bireysel konforu değil; iş gücü hareketliliğinden şehir planlamasına, otomotiv sektöründen yan sanayiye kadar birçok alanı doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, mevcut tablonun hem iç talep hem de otomotiv yatırımları açısından uzun vadeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa’da otomobil, hane halkı için temel bir ulaşım aracı konumundayken; Türkiye’de artan maliyetler nedeniyle giderek “ulaşılamayan” bir ihtiyaç haline geliyor.



