TÜİK’in açıkladığı Eylül 2025 konut satış istatistikleri, yüzeyde hareketli bir tablo ortaya koydu. Türkiye genelinde satışlar artarken, sektörün üretim tarafında gerileme dikkat çekiyor. Uzmanlara göre veriler, konut piyasasında gerçek bir toparlanmadan çok, stok eritme sürecine işaret ediyor.
TÜİK, Eylül 2025 konut satış istatistiklerini açıkladı. İlk bakışta tablo umut verici görünüyor: Türkiye genelinde 150 bin 657 konut satıldı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,9’luk bir artış var. Yılın ilk dokuz ayında ise satışlar yüzde 19,2 yükselerek 1 milyon 128 bin 727 adede ulaştı. Ancak bu rakamlar, yüzeyde pozitif bir hikâye sunsa da gerçekte sektörün toparlandığını değil, kan kaybını gizlediğini gösteriyor. Çünkü konut satışlarının artması tek başına bir anlam ifade etmez; asıl tabloyu görmek istiyorsak üretim tarafına, yani yapı ruhsatı verilerine bakmalıyız.
RUHSAT VERİLERİ GERÇEĞİ SÖYLÜYOR
TÜİK’in yapı ruhsatı istatistikleri, sektörün canlanmadığını net biçimde ortaya koyuyor. 2023 yılında Türkiye genelinde 924.985 daire için yapı ruhsatı düzenlendi. 2024 yılında bu sayı 853.990’a geriledi. 2025’in ilk altı ayında ise yalnızca 309.428 daire için üretim izni alındı. Yani son üç yılda yeni konut üretimi yaklaşık yüzde 60 azaldı. Müteahhitler finansman bulmakta zorlanıyor, girdi enflasyonu maliyetleri dayanılmaz hale getiriyor ve yüksek faiz ortamı yeni yatırımları boğuyor. Bu tablo, satışların artmasına rağmen sektörün aslında üretim yapamaz hale geldiğini açıkça gösteriyor.
İLK EL SATIŞLAR ALARM VERİYOR
2025’in Ocak–Eylül döneminde yapılan ilk el konut satışları sadece 342.641 adetle sınırlı kaldı. Bu, toplam satışların üçte birinden bile az. Yeni konut üretimi zayıfladığı için piyasada dolaşan satışların çoğu, geçmiş yıllardan kalan stokların elden çıkarılmasıyla gerçekleşiyor. Yani ortada bir canlanma değil, stok eritme süreci var. Müteahhitler yeni projelere başlamıyor, mevcutlarını tamamlayamıyor, ellerindekini nakde çevirme telaşına düşmüş durumda. Bu tablo, büyüme değil, zorunlu bir likiditasyonun göstergesi.
İKİNCİ ELİN AĞIRLIĞI: ÜRETİM YERİNE DEVİR
Eylül ayında yapılan satışların 103.540 adedi ikinci el konutlardan oluştu. Bu da toplamın yüzde 68,7’sine denk geliyor. Bu oran, konutun artık bir yatırım veya üretim aracı olmaktan çıkıp, adeta mal değişim aracı haline geldiğini gösteriyor. Bir yanda kira gelirlerinden tatmin olmayan mülk sahipleri “satıp kurtulmayı” tercih ederken, diğer yanda yüksek faiz oranları nedeniyle krediye ulaşamayan vatandaşlar kiralık ev bulmakta dahi zorlanıyor. Bu tablo, konut piyasasının ekonomiye katkı sağlayan bir üretim alanı olmaktan çıkıp, yalnızca el değiştiren bir varlık piyasasına dönüştüğünü gösteriyor.
STOK VERİSİ GİZLENİYOR, GERÇEK PERDELENİYOR
Türkiye’de hâlâ “sıfır konut stoku” verisi açıklanmıyor. Kaç daire üretilip satılmadı, hangi bölgede arz fazlası oluştu, hangi segmentte talep çöktü, bunların hiçbiri bilinmiyor. Buna karşın sadece toplam satış rakamları üzerinden başarı hikâyeleri yazılıyor. Oysa 2023–2025 arasında ruhsat verilen daire sayısındaki düşüş, arzın kuruduğunu ve yeni konut üretiminin ciddi biçimde yavaşladığını ortaya koyuyor. İlk el satışların bu düşüşü telafi edememesi, sektörün artık büyüme dinamiklerinden tamamen koptuğunu gösteriyor.
SATIŞ FİŞİYLE EKONOMİ ÖLÇÜLMEZ
Bugün Türkiye’de konut piyasasında yaşanan şey bir canlanma değil, yavaş ve sessiz bir çöküştür. Müteahhit üretmiyor, yatırımcı bekliyor, vatandaş barınamıyor. Ekonominin lokomotifi olması gereken inşaat sektörü artık yeni değer üretmiyor; yalnızca geçmişin stoklarını eriterek ayakta kalmaya çalışıyor. Satış fişleri artıyor ama üretim yok, istihdam yok, yeni değer yok. TÜİK’in açıkladığı rakamlar, yüzeyde hareketlilik sunsa da, gerçekte Türkiye konut piyasasının derin bir krizden çıkamadığını gösteriyor. Satış var ama üretim yok ve bu, ekonominin geleceği için en tehlikeli denklemlerden biri.



