Avustralya’nın en büyük dört bankasından biri olan National Australia Bank (NAB), artan rekabet ve yükselen maliyet baskılarına karşı radikal bir organizasyonel dönüşüm süreci başlattı.
Banka tarafından yapılan açıklamada, toplam iş gücünün yaklaşık yüzde 6’sına denk gelen 2 bin 500 pozisyonun kademeli olarak tasfiye edileceği bildirildi.
Yeniden yapılanma planı uyarınca ilk aşamada 2026 yılı sonuna kadar 1.500 pozisyon kaldırılacak. Kalan kesintilerin ise bankanın 2027 mali yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.
Alınan karar sadece kadrolu personelle sınırlı kalmayacak; danışmanlık ve dış kaynak kullanım oranları da önemli ölçüde düşürülecek.

AĞIRLIK ÜST YÖNETİM VE MERKEZ BİRİMLERDE
Yeniden yapılanmanın odağında merkez birimler, koordinasyon kadroları ve üst düzey yönetim pozisyonları yer alıyor.
NAB CEO’su Andrew Irvine, kararların müşteriyle doğrudan temas kuran saha çalışanlarını etkilemeyeceğini, temel amacın mükerrer görevleri ortadan kaldırarak karar alma süreçlerini hızlandırmak olduğunu vurguladı.
Serbest kalacak kaynakların ise konut kredileri, mevduat büyümesi ve teknoloji yatırımlarına aktarılacağı belirtildi.

YENİDEN YAPILANMANIN MALİYETİ 300 MİLYON DOLAR
İşten çıkarma operasyonu kısa vadede bankanın bilançosuna ek yük getirecek. Kıdem tazminatları, kariyer geçiş destekleri ve organizasyonel düzenlemeler nedeniyle 2027 mali yılında yaklaşık 300 milyon Avustralya doları tutarında vergi öncesi gider kaydedilmesi bekleniyor.
Önceki yıllarda yaklaşık 80 milyon Avustralya doları seviyesinde gerçekleşen bu kalemin 300 milyon dolara çıkması, küçülmenin boyutunu göz önüne seriyor.
Tasarruf hedeflerine ilişkin detayların ise 5 Kasım’da açıklanacak 2026 mali yıl sonuçlarıyla netleşeceği ifade edildi.
SEKTÖRDE KÜÇÜLME RÜZGARI SÜRÜYOR
Avustralya bankacılık sektöründeki istihdam daralması NAB ile sınırlı değil. Ülkenin bir diğer finans devi ANZ de Eylül 2025’te 3 bin 500 kadrolu ve 1.000 dış hizmet çalışanını kapsayan benzer bir küçülme kararı almıştı.
Her iki bankanın da benzer adımlar atması, ülkedeki ana finans kurumlarının değişen piyasa koşullarına karşı operasyonel yapılarını küçültme stratejisine yöneldiğini gösteriyor.



