Dünya ekonomisinin otorite isimlerinden Harvard Üniversitesi Profesörü ve IMF eski Başekonomisti Kenneth Rogoff, Davos Zirvesi’nde küresel piyasalara ve Türkiye ekonomisine dair kritik bir projeksiyon sundu. 2026 yılı için "yüksek oynaklık" uyarısı yapan Rogoff, Türkiye'nin mevcut fırtınayı yönetme performansını ise takdirle karşıladı.
Davos’ta CNBC-e’nin sorularını yanıtlayan Kenneth Rogoff, küresel ekonomide artan belirsizlik dozuna rağmen Türkiye'nin süreci "görece başarılı" bir çizgide yürüttüğünü ifade etti. Rogoff, büyüme performansının küresel istikrarsızlığa rağmen makul seviyelerde tutulmasını önemli bir başarı olarak nitelendirdi.
GELİŞEN ÜLKELER İÇİN "FIRSAT" YILI
Rogoff, Türkiye dahil gelişmekte olan piyasaların 2026 yılını beklentilerin üzerinde tamamlayabileceğini öngörüyor. Ünlü ekonomiste göre;
Gelişmekte olan ülkeler, bu yıl yatırımcılar için cazip bir liman olma potansiyeli taşıyor. Eğer bu ülkeler büyüme dirençlerini korurlarsa, piyasa ortalamasının üzerinde bir getiri performansı sergileyebilirler.
BORSA YATIRIMCISINA "ÜÇTE BİR" UYARISI
Piyasalardaki iyimser havaya rağmen Rogoff, risklerin de aynı ağırlıkta masada olduğunu belirtti. 2026 yılı için oldukça dalgalı bir tablo bekleyen profesör, borsa tahminini şu çarpıcı oranlarla özetledi:
"Borsada büyük bir düzeltme ihtimalini üçte bir olarak görüyorum; ancak piyasaların çok daha yukarı gitme olasılığı da yine üçte bir. Oldukça oynak bir ortamdayız."
Rogoff ayrıca, bir borç krizi ya da varlık fiyatlarında sert bir düşüş ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

KUR VE JEOPOLİTİK: "DOLAR DEĞERLİ, YEN ÇOK DÜŞÜK"
Döviz piyasalarına da değinen Rogoff, küresel para birimlerindeki dengesizliğe dikkat çekti:
Asya para birimleri karşısında fazla değerli bir pozisyonda bulunuyor.
EParite şu an için görece makul ve "rahatsız edici olmayan" seviyelerde seyrediyor.
Mevcut seviyeleri "çok düşük" olarak değerlendiriliyor.

GRÖNLAND VE "UZLAŞI" VURGUSU
Jeopolitik senaryoları da değerlendiren Rogoff, uzun vadede Grönland’ın Kuzey Amerika’nın bir parçası olabileceği yönündeki tartışmalara katıldı. Ancak bu tür devasa coğrafi ve siyasi dönüşümlerin ancak bir anlaşma ve uzlaşı yoluyla gerçekleşmesi halinde meşruiyet kazanabileceğini vurguladı.



