Ana sayfa Ekonomi MB Faiz Kararı Üzerine Aracı Kurum Yorumları

MB Faiz Kararı Üzerine Aracı Kurum Yorumları

Gedik Yatırım

TCMB, sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan adımlar ile birlikte, enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla, dezenflasyonist sürecin başlayacağını (muhtemelen Şubat’tan itibaren) öngörüyor. Mevcut kur seviyelerinde, bizim ve piyasanın genelinin beklentisi, TÜFE enflasyonunun en azından Mart/Nisan aylarına kadar yükselebileceği şeklinde. Dolayısıyla, TCMB’nin bu beklentisi, kurumun kur konusundaki iyimser tahminlerini (TL’nin kısa vadede güçlenmesi) yansıtıyor olabilir. TCMB ek olarak, alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edileceğini söylemeye devam etmekle birlikte, daha önce kullandığı “ilk çeyrek boyunca” ifadesini bu kez kullanmıyor. Bu da, faizlerin sabit tutulmasının düşünüldüğü süre için daha belirsiz bir duruma işaret ediyor.

Ekonomi yönetiminin yola heterodoks politikalarla devam edileceğini açıkça beyan etmesi, %50’li seviyelere yaklaşması beklenen TÜFE enflasyonuna rağmen, kısa vadede bir faiz artırımı ihtimalini ortadan kaldırıyor. Bu bağlamda, TL’deki stabilizasyonun sağlanması amacıyla, kur korumalı mevduat ürününün kapsamının genişletilmesi ve enflasyona ve/veya altına dayalı yeni ürünlerin hayata geçirilmesi gündeme gelebilir. Buna karşın, enflasyonda yükselişin devam edeceği öngörümüze bağlı olarak mevduat, kredi ve tahvil faizlerindeki yükselişlerin de devam edebileceğini değerlendiriyoruz. Bu da sabit tutulan politika faizine karşın, finansal koşulların sıkılaşmaya devam edebileceği anlamına geliyor.

Dinamik Menkul

TCMB geçtiğimiz ay karar metninde yer alan “alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edilecek” ifadesinden “2022 yılının ilk çeyreği” ifadesinin çıkartılmış olması. Ayrıca TCMB baz etkilerinin ortadan kalkmasıyla dezenflasyon sürecinin başlamasını bekliyor. Bu da TCMB’nin daha güvercin bir yaklaşım içinde olduğunu düşündürüyor ancak TCMB enflasyonun olası yüksek seyrinin 2022 ilk çeyrek sonrasına sarkma ihtimaline karşı da 2022 yılı ilk çeyreğine yaptığı vurguyu metinden çıkarmış olabilir. Beklentimize göre enflasyon mart ayında %40’ın üzerine çıkacak ve negatif faiz seviyesi daha da derinleşecek. Bu da enflasyonla mücadelenin daha da zorlaşması anlamına geliyor. Önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadele açısından en aktif politika olan DTH’ların TL’ye döndürülme çabası devam edecek gibi görünüyor. TCMB açıklama metninde tüm politika araçlarında Türk lirasını öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürüttüğünü belirtiyor. Bu doğrultuda, önümüzdeki dönemde Kur Korumalı Mevduat mekanizmasının daha etkin çalışması ile ilgili yeni önlemler gündeme gelebilir.

İş Yatırım

Para Politikası Kurulu Aralık ayı toplantısında, piyasa beklentilerine paralel olarak politika faizini %14 seviyesinde sabit tuttu. Yapılan açıklama Merkez Bankası’nın kontrolden çıkan enflasyona karşı politika faizini kullanarak somut bir adım atmayacağı görüşümüzü teyit ediyor. Uzun süreli ve yükselmeye devam edecek bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız.

Merkez Bankası açıklamasının satır aralarında 2022 yılında cari dengenin fazla vermesiyle birlikte döviz kurunun dengeleneceği ve dezenflasyon sürecinin başlayacağı vurgulanıyor. Türk lirasını özendiren, finansal ve fiyat istikrarını destekleyen, maliye politikasının da devreye girdiği, faiz dışı araçlar kullanılmaya devam edilecek.

Bir taraftan para, maliye ve gelirler politikasının genişleyici olduğu, diğer yandan uluslararası emtia fiyatlarının yükseldiği bir ortamda cari dengede kısa vadede fazla vermemiz bize gerçekçi gelmiyor. Cari denge ile enflasyon arasında doğrudan ve güçlü bir ilişki olduğunu gösteren bir ekonomi teorisi de bulamadık. Haftaya açıklanacak enflasyon raporu Merkez Bankasına yeni modeli piyasalara anlatmak için önemli bir fırsat veriyor.

Enflasyon cephesinde sonu iyi biten bir hikayeye inanmak isteriz. Ancak iç talebin ve ihracatın güçlü olduğu, fiyatlama alışkanlıklarının bozulduğu bir ortamda kısa vadede enflasyondaki yükselme eğilimini tersine çevirecek bir neden bulamıyoruz.

2023 Haziran ayında seçimlere gidilecek olması enflasyonun düşünü zorlaştıran bir diğer faktör. Seçimler öncesinde, kredi garanti fonu mekanizmasıyla finansal koşulların gevşetilmesi, yeniden yüklü asgari ücret artışı yapılması ve/veya politika faizinde ilave indirime gidilmesi enflasyonda yukarı yönlü riskleri artırır.

Mevcut politikalarla enflasyonun ilk yarıda %50’ye görmesini, yılın son aylarında ancak güçlü baz etkisiyle %30’a gerilemesini bekliyoruz.

Tera Yatırım

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, önceki aylardan itibaren seri şeklinde devam ettirdiği ve toplamda 500 baz puana erişen gevşemeyi duraklatarak Ocak toplantısında faizleri değiştirmedi. Bu kapsamda, 1 haftalık repo faizi, piyasanın konsensüs tahmini ve bizim de beklentimize paralel olarak %14 oranında kaldı. Süregelen politika gevşemesinde, özellikle Cumhurbaşkanı Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın da ortaya koyduğu düşük borçlanma maliyetleri hedefine ilişkin bir perspektif benimsenmişti. Bu süreçte, enflasyonda kontrol dışı faktörlere ek olarak lira oynaklığı çok yüksek seviyelere çıkılmasına neden olmuş, aynı zamanda küresel finansal koşullardaki sıkılaşma trendi de önemli ölçüde fiyat kırılganlığı ve bozulmasına katkıda bulunarak enflasyon üzerindeki ilave riskleri ısıtmıştı. Kurul’un faizleri sabit tutma kararında, önceki aylarda gevşemeyi büyük ölçüde önden yüklemeli yapmış olmasının ve alınan kararların enflasyondaki yüksek okumalara etkisini görmek istemiş olabileceğinin etkili olduğunu düşünüyoruz. Hatırlanacağı gibi; Aralık ayındaki PPK açıklamasında 1Ç22 dönemindeki gelişmelerin takip edilerek para politikasının değerlendirileceği belirtilmişti.

Siyasi erk ve ekonomi yönetiminin talep ve hedefleri doğrultusunda yüksek büyüme oranları bulunmaktadır. Gevşeme döngüsüne ana dayanak oluşturan bu ekonomi perspektifinde, enflasyon 2021’in son aylarında bozulan lira istikrarıyla hızlandı ve Aralık’ta %36,1’e yükselerek 2002’den sonraki en yüksek okumayı kaydetti. Bu nedenle; Reel faiz oranları da –politika faizi eksi cari enflasyon – başlıca gelişen piyasalar arasında açık ara en düşük oran olan -%22,1’e düştü. Enflasyonda ilerleyen aylarda görülecek hızlanmayla beraber, negatif reel faiz oranları daha da derinleşecek ve gelişen ülke standardının çok altında kalmayı sürdürecektir.

Tacirler Yatırım

Para Politikası Kurulu (PPK) politika faizini beklentiler dahilinde %14 seviyesinde sabit bıraktı. Böylece Eylül-Aralık ayında gerçekleştirilen 500 baz puan faiz indirimi sonrasında politika faizi yılın ilk ayında %14 seviyesinde sabit kaldı. Bilindiği üzere PPK’nın son dönem iletişimi 2022 ilk çeyreğine ilişkin gelişmeleri takip etme yolundaydı. Bu çerçevede piyasa beklentileri de kısa vadede değişmeyecek bir politika faiz oranı yolunda şekillenmişti. Ancak bir önceki PPK karar notunda belirtilen “… alınmış olan kararların birikimli etkileri 2022 yılının ilk çeyreğinde yakından takip edilecek…” söyleminin kaldırıldığı takip ediliyor. Bunun yerine “alınmış olan kararların birikimli etkileri yakından takip edilmekte ve bu dönemde fiyat istikrarının sürdürülebilir bir zeminde yeniden şekillenmesi amacıyla TCMB’nin tüm politika araçlarında Türk lirasını öncelikleyen geniş kapsamlı bir politika çerçevesi gözden geçirme süreci yürütülmektedir.” söyleminin yer aldığı görülüyor.

İlk çeyreğe ilişkin söylemin düşürülmesinin bir miktar belirsizliği artırabileceği düşünülse bile, diğer taraftan politika faizinin daha uzun süre sabit kalabileceği yolunda bir mesaj olarak da algılanabilir. TL’yi öncelikleyen politikalar çerçevesinde kur korumalı mevduat gibi ürünlerle döviz arz/talep unsurlarını etkileyebilecek enstrümanların çeşitlendirilebileceğini anlıyoruz. PPK ayrıca “sürdürülebilir fiyat istikrarı ve finansal istikrarın tesisi için atılan adımlar ile birlikte, enflasyonda baz etkilerinin de ortadan kalkmasıyla dezenflasyonist sürecin başlayacağını” öngördüğünü karar notunda iletiyor.

Söz konusu dezenflasyonist süreç beklentisinin piyasa tahminlerinden oldukça farklı bir zemini işaret ettiğini belirtmek lazım. Gelecek hafta TCMB yılın ilk çeyrek dönemli Enflasyon Raporu’nu yayınlayacak. TCMB, raporu, 27 Ocak Perşembe açıklayacak. Raporda TCMB’nin enflasyon ve çıktı açığı tahmin patikası takip edilecek. Bu noktada PPK karar notunda belirtilen “dezenflasyonist süreç” beklentisinin hangi vadede kendini gösterdiği daha net olarak görülebilir. Buna ek olarak TCMB Başkanı Kavcıoğlu’nun soru cevap seansı da yakından takip edilecek.

Kurum enflasyon tahmin patikasına baktığımızda mayıs ayına kadar yıllık TÜFE’de artışın devam edeceğini ve %50 seviyelerine yakın bir noktaya varacağını, sonrasında Aralık’a kadar yatay bir seyrin hâkim olacağını, Aralık ayında ise güçlü olumlu baz yılı etkisi nedeniyle yıllık enflasyonun %30-35 aralığına gerileyebileceğini düşünüyoruz. Bu enflasyon görünümü altında en iyi ihtimalle politika faizinde bütün bir yıl boyunca bir değişim olmaması durumunda bile derin çift haneli reel negatif faiz seviyelerinin söz konusu olacağını anlıyoruz. Bu noktada yakın vadede enflasyon ile mücadele tedbirlerinin neler olacağına ilişkin beklentiler sürerken, kur üzerinde gelebilecek herhangi enflasyonist bir baskının kur korumalı mevduat ürünleriyle engellenmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Bir sonraki PPK toplantısı ise 17 Şubat’ta gerçekleşecek. Mevcut koşullar çerçevesinde politika faizinin yeniden sabit bırakılması beklenebilir. Ancak toplantı tarihine kadar ki süreç yakından takip edilecek.

SONUÇ

Netice olarak bu yıl sonuna kadar çok yüksek enflasyon ve giderek artan negatif reel faiz ile karşı karşıya olacağız. Bu şartlarda paranın gideceği en güvenli limanlardan biri yine borsa olacaktır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here