Deutsche Bank, Türkiye ekonomisine yönelik enflasyon ve faiz beklentilerini güncellerken, TCMB'nin temmuz ayı PPK toplantısında politika faizini sabit bırakmasının gerekçelerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Deutsche Bank, Türkiye ekonomisine ilişkin enflasyon ve faiz beklentilerini revize etti. Banka, TCMB'nin temmuz ayında politika faizini sabit bırakmasında jeopolitik riskler ile yükselen enerji maliyetlerinin belirleyici olduğunu vurguladı.
Deutsche Bank Ekonomisti Yiğit Onay tarafından hazırlanan raporda, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin TCMB'nin para politikası duruşunda etkili olduğu ifade edildi.
Raporda, TCMB'nin piyasa fonlamasını faiz koridorunun yüzde 40 seviyesindeki üst bandından sürdürmesinin, küresel ekonomik koşullardaki bozulma ve artan belirsizliklerle doğrudan bağlantılı olduğu belirtildi.
BRENT PETROL VE AKARYAKIT FİYATLARINA DİKKAT ÇEKİLDİ
Deutsche Bank, Brent petrol fiyatlarının kısa süre içerisinde yüzde 35'in üzerinde yükseldiğine dikkat çekti. Raporda, akaryakıtta yapılan vergi düzenlemelerinin de etkisiyle yurt içinde benzin ve motorin fiyatlarında sert artışlar yaşandığı ifade edildi.

Bankanın hesaplamalarına göre, enerji fiyatlarındaki bu gelişmeler Türkiye'nin enflasyon patikasına yaklaşık 1,5 puanlık ilave baskı oluşturdu.
DOĞAL GAZ VE TARIMSAL EMTİA FİYATLARI DA BASKIYI ARTIRDI
Raporda, enflasyon görünümünü zorlaştıran unsurların yalnızca petrol fiyatlarıyla sınırlı olmadığı vurgulandı. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarının yüzde 50'nin üzerinde yükseldiği, bunun yanı sıra tarımsal emtia fiyatlarındaki artışın da küresel enflasyon baskılarını güçlendirdiği belirtildi.

Deutsche Bank, söz konusu gelişmelerin Türkiye'de devam eden dezenflasyon sürecini zorlaştırdığına işaret ederek, enerji ve emtia fiyatlarındaki seyrin önümüzdeki dönemde para politikası açısından yakından izlenecek başlıca risk unsurları arasında yer aldığını değerlendirdi.



