PDA

View Full Version : Cari Açık nereye kadar problem olmaz ?



Red Kit
26-01-2006, 10:57
IMF, Dünya Bankası ve bir çok Rating kuruluşu tek problem olarak cari açığı söylüyor ancak halen sürdürülebildiğini söylüyorlar.

Cari açık nereye kadar sürdürülebilecek ? Kriterler nedir ? Ne zaman bu problemi aşabiliriz ne zaman aşamayız ?

Tartışmayı başlatıyorum efendim.

temese
26-01-2006, 11:45
Yurtdışından para girişi duruncaya kadar cari acık problem olmaz
giriş durduğu andan itibaren problem büyütülür
varlığı kabul edilir,önlemler konuşulmaya başlanır
bu geçen zaman zarfında dışardan gelen paranın itfa zamanı da yaklaşmıştır
faizler artmaya başlar
dönen paralar daha yüksek faizlerle bağlanır
bu arada dolar da artacağı için
cari açık azalmaya da başlar
ve tüm döngü tekrar başlar
hiç değişmez...

menealaos
26-01-2006, 15:41
geçen yüzyıla ait paradigmalarla meseleleri anlayamayız..

global para piyasalarının hacmi, toplam mal ticaretin 500 katı, yani mal ticareti için bir yılda dönen miktar para piyasalarında bir günün sabah seansında dönüyor..

cari açık nedir ? mal ve hizmet ticareti üzerinden oluşan akımlardan dolayı döviz açığı oluşması .. ilk sorumuz rakamların ne denli güvenilir olduğudur, carş açık rakamının %20'si kadar hata kalemi söz konusu, ayrıca ekonominin %30-50 gibi bir kısmının kayıtdışı olduğu herkersin ortak fikri.. demek ki, şu kadar cari açık var lafının fazla bir hükmü yok..

para hareketlerinin küreselleştiği, köşedeki bakkalın bir fax talimatıyla tüm parasını dövize çevirip isviçre'ye yollayabildiği, yada tam tersini yapıp isviçredeki parasını geri getirebildiği bir dünyada mal ticaretinden kaynaklanan kağıt üzerindeki bir döviz açığı kimi enterese eder ? türk halkının bankalarda tuttuğu döviz miktarı işin cabası

cari açığın oluşma şekli önce finansmanının bulunması ve sonra açığın oluşması şeklinde oluşuyor, finanse edilmeyen bir cari açık var olamıyor.. örneğin bir şirket yatırım yapacak ve makine tachizat ithal etmesi gerekiyor, şirket gidip önce bankadan finansmanı buluyor ve sonra ithalat gerçekleşiyor.. zaten son iki yılda petrol faturası ve sermaye malları ithalatı yani makine teknolojilerinin yenilenmesi için büyüdü cari açık..

cari açığın sürekli gündemde tutulması, herkesin zihnine sokulması büyük bir manipülasyondur, sadece bir hayalettir..

think
26-01-2006, 16:50
cari açığın sürekli gündemde tutulması, herkesin zihnine sokulması büyük bir manipülasyondur, sadece bir hayalettir..


:)

Zaten bu isi bir ABD bir de biz dogru yapıyoruz. Ayrıca ABDnin bir sekilde matbaası da var.

Bence finanse edildikçe cari açık problem değildir yaklaşımı vucutça tolere edildikçe çok yağlı yemek sorun değil demekle aynı. Zamanla biriken kolestrol sizin damarlarınızdaki tıkanmayı hızlandırır. Zaten sorun olduğunda ya kriz geçirirsiniz ya da açık kalp ameliyatı. KAlpteki kalıcı zararda yanına kalan karınız.

Oncelikle sunu kabul etmek lazim su an için cari açığın finansmanı sorun yaratmasada ileride eger biz bir şekilde cari fazlalık üretemezsek esas "finanse edildikçe cari açık sorun değildir" soylemi bir manipülasyon olacaktır. Çünkü şu anda bir şekilde ileride bunun düzeltileceği var sayımından dolayı bu açık finase edilmeye devam ediliyor. Bir de global likiditenin yaratmış olduğu ortamdan.

Sorun şu ki cari açıktaki tehlikeyi işaret edenler bu kadar börek tatlı yeme diyen doktor konumundayken hasta ise şu anki haline bakıp vucum dayandıkça sorun yok diyen kişi konumunda:). Ben olaya böyle bakıyorum. İnşallah zamanı geldiğinde hasta börek ve tatlılarla beslenmeyi kesebilir(cari açık üğretmeyi) yoksa sonu ya kriz yada açık kalp ameliyatı olacak. Bu geçen yüzyıldada böyleydi bu yüzyılda da.

Son not. Sorunların en ucuz çözümü proaktif yaklaşımlardır. Reaktif çözümler iş işten geçtikten sonra maliyetli olabiliyor. Tatlı yemeyi kesersen uzun vadede açık kalp ameliyatı veya krizden kaçabilirsin. Diğerinde ise kalp ameliyatı geçirip krizde ölmemişsen iyileiebilirsin durumu

MAKİNİST
26-01-2006, 16:52
başkasının parasıyla yapılan düğün,bayram...adam parasını ne zaman geri isterse o zaman bayram biter...

temese
26-01-2006, 17:02
[QUOTE=menealaos

cari açığın oluşma şekli önce finansmanının bulunması ve sonra açığın oluşması şeklinde oluşuyor, finanse edilmeyen bir cari açık var olamıyor.. örneğin bir şirket yatırım yapacak ve makine tachizat ithal etmesi gerekiyor, şirket gidip önce bankadan finansmanı buluyor ve sonra ithalat gerçekleşiyor.. zaten son iki yılda petrol faturası ve sermaye malları ithalatı yani makine teknolojilerinin yenilenmesi için büyüdü cari açık..

]

işte benimde işaret etmek istediğim konu da tam budur arkadaşım
önemli olan rakam değildir zaten
finansmanı bulamadıktan sonra cari açık zaten olmaz
önce finansman verilir
kibarca borçlandırılırsınız
bu ülkede akıllılar ımf ye tu kaka diyoruz ya,işte size ımf siz borç derler vs
ayrıca onca yatırımın istihdama neredeyse hiç katkısının olmamasını düşünemiyorum
bu da kayıtdışılığın iyice arttığını gösteriyor bana göre

netice de borçlusunuzdur
ve borç bir gün geri istenir
ve biz o borcu kredi kartlarımızla ödeyemeyiz
bankalarda kredi vermez olmuştur
geriye ne kaldı?

observer
26-01-2006, 17:26
Allah aşkına sayın Menelaos bu lafı nerden duydunuz ya da okudunuz çok merak ediyorum: 'cari açığın oluşma şekli önce finansmanının bulunması ve sonra açığın oluşması şeklinde oluşuyor'...
Hayatımda ender duyduğum ekonomik saçmalıklardan biri bu... Saçma çünkü laf doğru ama birşey ifade etmiyor...
Cari açığın finansmanının bulunuyor olması onun bir başbelası olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyorki...
Bir şirket örneği vermişsiniz o da çok mesnetsiz kalmış.
Şirketler kar amaçlarlar. Yani kredi alıp yatırım için veya satmak için mal ithal edebilir. sonra da amacına uygun üretim veya ticaret süreci ile kar elde eder. Bu başka birşey. Ülkenin cari açığı başka birşey.
Eğer ülkenin cari açığının tümü veya tümüne yakını ara mal ve hammadde ithalatı ile yapılsa idi ve de (burası çok önemli) üretim sürecinin büyük bölümü dış pazarı hedefleseydi şirket örneğine benzetebilirdik (tam benzemez ama ucundan benzetirdik).
Bizim ülkenin durumu epey farklı. Biz ucuz diye yabancı mal tüketiyoruz. Ondan cari açık veriyoruz. Ve bu çok tehlikeli bir süreç...

observer
26-01-2006, 17:35
geçen yüzyıla ait paradigmalarla meseleleri anlayamayız..

Ben bir de sizin (veya etkilendiğiniz kişilerin) bu yüzyıla ait ekonomik paradigmalarınızın ne olduğunu çok merak ediyorum.
Ülkelerin öneminin olmadığı küresel ekonomi ve tek dünya devleti modelini mi baz alıyorsunuz (bazı yazılarınızdan bunu anlıyorum) ?

kentuf
26-01-2006, 17:52
evvela cari açık kavramı nedir .Felaket tellallarına veya borsa veya ekonomi forumu olsun nerde tartışılırsa tartışılsın evvela tartışılan şeyin kelime manası nedir .
şimdi soruyorum ??
cari açık nedir? . Bunun ne olduğunun idrakında olursak ozaman daha çabuk sonuca ulaşırız diye düşünüyorum .

kentuf
26-01-2006, 18:19
cari : yürürlükte olan şey .
cari işlemler dengesiBir ülkenin toplam mal ve hizmet ihracatı ve transferlerinin bunların toplam ithalatıyla olan farkı. Cari işlemler dengesi hesaplamasında finansal varlık ve yükümlülükler hesaba katılmaz..

think
26-01-2006, 18:29
cari : yürürlükte olan şey .
cari işlemler dengesiBir ülkenin toplam mal ve hizmet ihracatı ve transferlerinin bunların toplam ithalatıyla olan farkı. Cari işlemler dengesi hesaplamasında finansal varlık ve yükümlülükler hesaba katılmaz..

Ama burada üretilen her negatif deger ülke bilançosuna borç artışı veya azalan özsermaye (yabancı şirket veya gayri menkul alımları) olarak yansır. Ayrıca borcunuza ödenilen faiz veya yabancı şirketlerin kazanmış olduğu karların temettü ödemesi yine cari açığı arttırıcı unsurdur. Yani cari açık kalemidir. Aynı şekilde bir ülkenin yurtdışındaki şirketlerinin temettüleri ve verdiği borçlardan aldığı faizlerde cari hesap kalemidir

Cari açığın her sene sıfırlanması demek bir sene önceki açığın finasmanında kullanılan borcun sıfırlanması anlamına gelmiyor. Doğal olarak bu borcun zaman içinde net olarak ödenebilmesi için cari açığın cari fazlalığa dönüşmesi gerekir

kentuf
26-01-2006, 18:30
çoğu ülkelerde olduğu gibi bizdede dış ödemeler bilançosu en büyük bölümü cari işlemler hesabı üzerinden tutulur.-ülkenin ihraç ettiği -ithal ettiği hizmetler bu hesaba kaydedilir.
Cari işlemler hesabı ,ülkenin mal -hizmet -ticaret kalemlerini kapsadığı için milli gelirin hesaplarıyla doğrudan bağlantılıdır.
ülkede üretilen ve yabancılara satılan mallar ülke milli hasılasının bir parçası olmakla birlikte bir yabancının gelip burda bir mülk alması ortak olması vergi vermesi gibi kalemler cari işlemler bilançosunda bir açık yada fazla ,ülkenin milli gelir ve istihdam düzeyi (iş gücü),büyüme hızı,eflasyon oranı gibi temel büyüklükleriyle çok yakından ilişkilidir.

cihan1952
26-01-2006, 18:30
ithalatın ihracattan fazla olması denilebilir...az üretip çok harcamamız da olabılr :)

cihan1952
26-01-2006, 18:33
IMF, Dünya Bankası ve bir çok Rating kuruluşu tek problem olarak cari açığı söylüyor ancak halen sürdürülebildiğini söylüyorlar.

Cari açık nereye kadar sürdürülebilecek ? Kriterler nedir ? Ne zaman bu problemi aşabiliriz ne zaman aşamayız ?

Tartışmayı başlatıyorum efendim.

Bence ortada bu hal ve durumu devam ettirmek için bir sebep kalmayana kadar sürdürülebilir,yada Türkiye deki mevcut durumun değişmesi için çalışmalar başladığında,yada enflasyon hedeflemesi ters tepip tepki doğurduğunda,yada ekonominin barometresini elinde bulunduran yabancıların barometreyi sallamaya başladıklarında...
gibi bir çok neden:düsün:

zebun
26-01-2006, 21:16
Efendim mevzuuya ben de kosesinden gireyim musaadenizle:

Cari acik nedir sorusunu yanitlayalim evveliyatla.

Cari acik, cari dengenin eksiye dusmus haline denir kabaca. Cari denge de bir ulkenin dis alemle olan mal-hizmet alisverisine denir.

Yani cari aciginiz varsa, dis alemle yaptiginiz mal-hizmet alisverisinde sattiginizdan fazlasini almissiniz demektir.Yani sattiginiz aldiginizi karsilamamaktadir.

Doganin denge kanunu geregi de bu alisveristen dogan eksi bakiyenizi cesitli finansman yollari ile kapatirsiniz. Peki nasil olur bu ?

Ya borc alir kaparsiniz, ya da mevcut degerlerinizi satarsiniz, ya da bir takim isadamlari gelir sizin ulkenizde (ilerde yaratacagi katma degerin onemli bir kismini tutmak uzere) yatirim yaparlar, bu yatirimlari yaparken de yerel mal-hizmet icin para harcarlar. Tabii bir de imkaniniz varsa para basip odeme yaparsiniz ama o da sonsuz bir kaynak degildir, zira parasal genislemede kontrolu kacirirsaniz ulkenizde uretilen katma degerin fiyatini dusurup uzun donemde zararli bile cikarsiniz.

Ulkemiz yillarca cari acigini borcla finanse etti. Maalesef bu odunc alinan sermaye de katma deger yaratacak yatirimlara kanalize olamadigi icin, dokme suyla donen degirmen bir yerde durdu. Krize girdik, dis mallarin alimini –onlari pahalilastirarak yani devaluasyonla- azalttik. Sorun kisa sureli cozuldu ama dis mallarin pahalalistiralim derken yasanan kaos ekonomiyi vurdu, yararsan cok zarar verdi.

Bu kaosu atlatip, coktan yapilmasi gereken reformlar hayata gecirilince, ekonominin durumu duzelme emareleri gosterdi, amiyane tabirle biraz sinif atladik. Hal boyle olunca, cari acigi nispeten daha kaliteli bir kaynakla, yani sabit degerlerimizi satimi yolu ile finanse etmeye basladik: Yabancilarin sirket ve gayrimenkul alimlari ile.

Tabii ki bunun da sonu yok. Bu yil TT ve Telsim’i iyi fiyata sattik, Allah bin bir bereket versin de her yil satisindan 10 milyar dolar getirecek sonsuz sayidaki sirketimiz yok ki. Ustelik, bu satislarin karsiliginda, yabanci yatirimcilara her yil ulke ekonomisinde yaratilan kaynagin bir kismini temettu olarak vermeyi de kabullenmis olduk.

Peki bu cari acik hep boyle mi kalacak? Biz bunu hep tefeci faiziyle borclanip ya da mirasyedi misali evde mal-mulk-canak-comlek satarak mi karsilayacagiz, bu isi cozumu yok mudur sorularini bir sonraki yaziya birakayim. Cunku bu haliyle bile uzun oldu, okunmasi kulfetli olmasin.

ariston
26-01-2006, 21:48
Aşağıda br derleme var. Gerçi ben kötümser olmakla birlikte bu ekonomistler kadar kotumser değilim. Çünkü fırsat kaçırdığını düşünen iç de ve dışta bir miktar sermaye var ve ilk turbulansı bunlar fırsat gorecektir. Ben ilk turbulansdan sonra gelecek gerçek krizden korkuyorum. Çünkü o zaman piyasalar dengeye daha geç gelecektir. Çünkü ikinci krizin gerçek kriz olduğu kabul edilmeyeceğ için geç reaksiyon verilecektir diye düşünğyorum.
<<<<<<<<<<<<


Akşam Gazetesi'nin Haberi...

T&#252;rkiye’nin hayatından kriz kavramı &#231;ıktı mı? Yoksa yine endişelenmemiz mi gerekiyor? T&#252;rkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu riskler neler? Bu risklere karşı ne gibi &#246;nlemler alınmalı? gibi konuları masaya yatırdık ve uzmanlara teşhislerini ve &#231;&#246;z&#252;m &#246;nerilerini sorduk. İşte uzmanların tespit ve &#246;nerileri...

T&#252;rkiye derin bir u&#231;urumun eşiğinde

PROF. DR. İZZETTİN &#214;NDER

T&#252;rk ekonomisi iyi g&#246;r&#252;nt&#252; verirken, derin u&#231;uruma gidiyor. T&#252;rkiye kronik krizin i&#231;inde. Şu anda, hastalığın gidişatı yavaş seyrediyor ancak derinde ekonomide ciddi kaynamalar var. H&#252;k&#252;metin halka ger&#231;ekleri anlatması gerekiyor. Krizin asıl nedeni, siyasiler. Siyasiler, ekonomik durumu algılamak ve yansıtmak istemiyorlar. Ger&#231;ek &#231;&#246;z&#252;me yaklaşmıyorlar. T&#252;rk ekonomisindeki verimsizliğin krizi yarattığını s&#246;yleyebiliriz. Ekonomi, ne devleti, ne SSK’yı, ne de ihracatı besleyemiyor. B&#252;t&#252;n bunlar, ekonominin verimsizliğinden kaynaklanıyor. Kısa vadede &#231;&#246;z&#252;m olarak halka doğruları s&#246;ylemek lazım. Cari a&#231;ık b&#252;y&#252;yor, bor&#231; stoğu artıyor. Uzun s&#252;rede, ihracat baltalanıyor.

Krizden &#231;ıkmadığımızı iddia ediyorum!

PROF. DR. SADİ UZUNOĞLU

Kriz olması i&#231;in d&#246;vizde faizde patlama, borsada bir &#231;&#246;k&#252;ş m&#252; olması gerekiyor? İ&#231;inde bulunduğumuz ortamda "krizden &#231;ıkmadık" iddiası da yapılabilir. D&#252;nyanın ekonomik ve politik yapısındaki risklere rağmen T&#252;rkiye'deki finansal piyasaların davranışlarını anlamak m&#252;mk&#252;n değil. Finansal piyasalar sıkıştı. Ellerindeki bono ve hisse senedi portf&#246;y&#252;n&#252; boşaltamıyorlar. Bir diğer ifadeyle amat&#246;r yatırımcı d&#246;vizini bozup piyasaya girmiyor. Ama profesyoneller amat&#246;rleri ikna i&#231;in piyasayı s&#252;rekli maniple ediyorsa bu farklı anlamda bir kriz ortamını ifade etmez mi?

En b&#252;y&#252;k risk: İthalat

PROF. DR. G&#220;LTEN KAZGAN

T&#252;rkiye ekonomisinde sadece riskler değil, yapısal bozulmalar da ortaya &#231;ıktı. Cari işlemler a&#231;ığının boyutu &#246;nemli riskler taşıyor. H&#252;k&#252;metin IMF'le anlaşması, sadece riskleri erteledi. T&#252;rk Lirası'nın d&#246;viz karşısında aşırı değerlenmesi, ekonomideki yapısal bozuklukları artırıyor. Şu anda, T&#252;rkiye'de riskler arttı. En b&#252;y&#252;k riziko: 'T&#252;rkiye'nin ihracatının ithalata bağımlı olması'. T&#252;rkiye'de başta cari işlemler a&#231;ığı, istihdam gibi makro ekonomik g&#246;stergelerde b&#252;y&#252;k sorun var. B&#252;t&#252;n bunlar bizi s&#252;rd&#252;r&#252;lemez b&#252;y&#252;me s&#252;recine sokuyor. 2004 ile 2005 yılları s&#252;rd&#252;r&#252;lemez b&#252;y&#252;me s&#252;recini g&#246;steriyor. Yakın gelecek bir&#231;ok tehlikeye a&#231;ık. T&#252;rkiye, s&#246;m&#252;rge durumuna gelir. Eski Osmanlı'dan beter olur. TL'sının giderek denge kuruna g&#246;re değiştirilmesi gerekiyor. IMF'nin prestiji d&#252;nyada sıfırlandı. Tek g&#246;sterge aracı T&#252;rkiye. Bundan dolayı da, IMF T&#252;rkiye'yi ayakta tutmaya &#231;alışıyor. Bunun bedelini T&#252;rkiye gelecekte &#246;deyecek. IMF'ten aldığımız bor&#231;lar arttık&#231;a, daha fazla IMF'in boyunduruğu altına giriyoruz. Şu anda, ekonomi Osmanlı İmparatorluğu'nun son d&#246;nemlerine benziyor. Petrol fiyatlarındaki artış devam eder, FED faiz artırımına devam ederse, d&#252;nya krizi &#231;ıkabilir. T&#252;rkiye'den de y&#252;kl&#252; miktarda para &#231;ıkışı olur ve krizin boyutu b&#252;y&#252;r.

Şirketlerde zorunlu izin var

PROF. DR. ESFENDER KORKMAZ

Şu anda, ihracata d&#246;n&#252;k sekt&#246;rlerde ve &#246;zellikle tekstil sekt&#246;r&#252;nde bir kriz yaşanıyor. Ge&#231;en hafta, tekstil sekt&#246;r&#252;nde en b&#252;y&#252;k firmalardan birisi olan Sanko, 800 iş&#231;isini zorunlu olarak yıllık izne &#231;ıkardı. Akk&#246;k de iki işletmesinden birini kapattı, birini de devretti. Bu hafta ihracatta &#246;nemli bir firma olan Neyir, ihracatı durdurdu. Bu firmalar piyasaya ve ihracata y&#246;n veren firmalardır. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği araştırmasına g&#246;re, son 18 ayda 200 bin at&#246;lyeden 16 bini kapandı. Bir milyon kişi işsiz kaldı.

2006 yılında 70 bin at&#246;lyenin kapanacağı tahmin ediliyor. İhracatta ve tekstil sekt&#246;r&#252;ndeki bu sorunlar, bug&#252;nk&#252; kur politikası devam ederse genişleyecek. 2006 yılında ekonomik kriz riski olmasaydı, şimdi bu konuyu tartışmazdık. Kriz riskinin y&#252;ksek olmasının temel nedeni 2001 yılında yangın s&#246;nd&#252;rme olarak tarif edilen kısa vadeli politikalara aynen devam edilmesi olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;yorum.

Şu anda T&#252;rkiye’de h&#252;k&#252;met tarafından uygulanmakta olan ekonomi politikaları, bug&#252;ne kadar ekonomik risklerde meydana gelen aşırı birikimi ortaya &#231;ıkarmıştır.

Bu ekonomi b&#246;yle gitmez

DR. YAŞAR ERDİN&#199;

Ekonomi b&#246;yle gitmez. 2007 Kasım se&#231;imlerine kadar bir kriz bekliyorum. Ancak bu kurların kendini d&#252;zelteceği bir t&#252;rb&#252;lans şeklinde olacak. Reel kurlar &#231;ok değerli. Ekonomide bazı sıkıntılar var. En &#246;nemli sıkıntı, cari a&#231;ığın giderek b&#252;y&#252;mesi. Se&#231;ime kadarki d&#246;nemde, kurlarda &#246;nemli d&#252;zeltme olacak. Bu sistem i&#231;inde, h&#252;k&#252;metin veya Merkez Bankası'nın yapabileceği hi&#231;bir şey yok. Piyasa d&#246;viz kurlarını kendi kendine d&#252;zeltecek. Kurlarda ani artışlar yerine, &#246;nemli t&#252;rb&#252;lanslar yaşanacak. T&#252;rkiye'yi u&#231;ağa benzetirsek, ciddi irtifa kaybedecek. Ancak d&#252;şmeyecek. Kriz, 2001 krizi gibi olmayacak. İhracatı canlandıracak. D&#246;viz kurlarında y&#252;zde 15-20 civarında d&#252;zeltme olabilir. En b&#252;y&#252;k &#231;&#246;z&#252;m olarak, istihdam &#252;zerindeki vergilerin kaldırılmasını g&#246;r&#252;yorum.

Cari a&#231;ık, y&#252;ksek maliyetler, ekonominin &#246;n&#252;ndeki en b&#252;y&#252;k riskler olarak ortaya &#231;ıkıyor.

T&#252;rkiye’de her an kriz &#231;ıkabilir

UĞUR CİVELEK - EKONOMİST

Evet, T&#252;rkiye'de kriz &#231;ıkabilir. ABD'de faizlerin seri y&#252;kselişe ge&#231;mesi, ABD'de menkul ve gayrimenkul balonlarını patlatır. Bu da ciddi bir krize yol a&#231;abilir. B&#246;yle bir gelişme t&#252;m d&#252;nyanın ve T&#252;rkiye'nin krize girmesi anlamına gelir. D&#246;viz kurunun y&#252;kselişe ge&#231;mesi ve bu durumun kalıcı olması krize neden olabilir. Kurdaki y&#252;kselişi pek &#231;ok fakt&#246;r tetikleyebilir. D&#252;nyada faizlerin y&#252;kselmesi de, emtia fiyatlarının y&#252;kselmesine neden olan gevşek para politikası bunun alt yapısını hazırlayabilir. T&#252;rkiye'de, 2006 yılında orta vadeli enflasyon beklentisi yavaş yavaş yukarıya y&#246;nelecek. Bu durum dış piyasalardaki gelişme ve beklentilerden kaynaklanacak. Bu da T&#252;rkiye'nin sermaye beklentilerini azaltacak. Orta vadede enflasyon y&#252;kselip, nominal faizler aynı seviyede kaldık&#231;a, reel faizler geriliyor olacak. Bu da sıcak paranın hareketini etkileyeceğinden, cari a&#231;ığın boyutları olumsuzluğa katkı yapacak.

Şirketler zor durumda

PROF. DR. &#214;ZER ERTUNA

T&#252;rkiye ekonomisi &#231;ok &#231;arpıtılmış bir vaziyette ve &#231;ok ciddi riskler taşıyor. Bunun en a&#231;ık belirtisi cari işlemler a&#231;ığı. Bunun arkasındaki temel neden ise 40 milyar dolar civarındaki dış ticaret a&#231;ığı ve T&#252;rk Lirası'nın aşarı değerlenmiş olmasıdır. Bunun sonucunda dış ticaret a&#231;ığı doğuyor. T&#252;rkiye'de şirketler ihracat avantajlarını s&#252;rd&#252;rebilmek i&#231;in ara mallarını dışardan almak mecburiyetinde kalıyor ki rekabet edebilsinler. Bu durum ihracat&#231;ı şirketlere ara malı yapanları zor durumda bırakıyor. Bunlar da hammaddelerini dışardan almak mecburiyetinde kaldığında da ekonomiye olumsuzluk olarak yansıyor. Şu anda T&#252;rkiye'de pek &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k &#246;l&#231;ekli ara malı yapan şirket &#231;ok zor durumda. Bunların k&#226;r marjları ve rekabet g&#252;c&#252; kalmamış, yaşam savaşı veriyorlar. İkinci b&#252;y&#252;k risk fakt&#246;r&#252; dış ticaret a&#231;ığıyla cari a&#231;ığın dış bor&#231;lar &#252;zerindeki etkisi.

Herkesin pozisyon a&#231;ığı var

PROF. DR. OSMAN ALTUĞ

T&#252;rkiye krizin i&#231;inde. Kriz sadece doların ve faizin y&#252;kselişiyle borsanın d&#252;ş&#252;ş&#252;ne bağlı değil. Bu ancak parası olanın krizi ama T&#252;rkiye'de işsizlik var. Ekonomik g&#246;stergelere baktığımızda, ekonominin tamamen kayıt dışı olduğunu g&#246;r&#252;yoruz. Bu nedenle g&#246;stergeler ger&#231;eği yansıtmıyor ve veri tabanı sağlıklı değil. Bu nedenle enflasyon da, fert başına d&#252;şen milli gelir hesabı da ger&#231;eği yansıtmaz. B&#252;t&#231;emiz a&#231;ık, &#246;demeler dengesi a&#231;ık, dış ticaret dengesi a&#231;ık, bankaların pozisyonları a&#231;ık, Hazine pozisyonu a&#231;ık, Merkez Bankası pozisyonu a&#231;ık, &#246;zel sekt&#246;r&#252;n pozisyonu a&#231;ık, istihdam dengesi işsizlik nedeniyle &#231;ok a&#231;ık. &#220;lkeyi y&#246;netenler o kadar g&#252;zel konuşuyor ki; borsa coşuyor, kur d&#252;ş&#252;yor, enflasyon iyi gidiyor gibi. Madem her şey halledildi, neden T&#252;rk insanına iş bulunamıyor?

Fert başına d&#252;şen milli gelir rakamı 2006'da 5 bin 139 dolar olacakmış. Biri &#231;ıkıp, ben ve eşim artı iki de &#231;ocuğum var ve toplam gelirimiz 20 bin dolar diye biliyor mu?

paradoxX
26-01-2006, 22:02
yıllar itibariyle cari a&#231;ık miktarlarını verebilecek arkadaş var mı?

cihan1952
26-01-2006, 22:25
yıllar itibariyle cari açık miktarlarını verebilecek arkadaş var mı?

www.die.gov.tr de var arkadaşım bulabilirsin...:tamam:

Lord_Genius
27-01-2006, 02:01
Cari a&#231;ık nereye kadar?

"Cari a&#231;ık t&#252;ketim i&#231;in veriliyor!"

Buraya itirazım var :hayır: Biz sermaye malı ve aramal alan ve t&#252;ketim malı satanbir &#252;lkeyiz.T&#252;ketim mallarının ithalatımızda oranı %11 civarı.Diğer verileri aşağıda vereceğim.


Kaynak : http://www.dtm.gov.tr/ead/ekolar1/eko15.xls

Verilere bir bakalım...
2005 yılı cari a&#231;ığı 22 milyar $ (tahmini+-1)
2005 yılında ithal edilen Sermaye Malları 21.6 milyar$
Sermaye Malı Aksam ve Par&#231;aları ithalatı 6.7 milyar $
MB Rezerv Artışı 15 milyar $

Şimdi bir bakalım...22 milyar $ civarı dış d&#252;nyaya bir şekilde bor&#231;lanmışık(Sendikasyon kredisi,hisse satışı,bono satışı,eurobond...)
Bu borcun neredeyse tamamı ile yatırım malı almışık.Yani &#252;retime y&#246;nelik,sabit sermaye stoğuna eklenecek,verim ve &#252;retim artışı sağlayacak mallar.

Borcu aşan (yani ihracat+turizm ile kazandığımız paralar ile) 6.7 milyar harcayarak mevcut yatırım stoğumuzun amortismanını karşılamışık,belkide &#252;zerine eklentiler yaparak bu sermaye mallarını geliştirmişik.

Bunların &#252;zerinede Merkez Bankamızda 15 milyar $ biriktirmişik.

Şimdi d&#252;ş&#252;nelim.Bu borcun bize maliyeti ne kadar?
Borcun yaklaşık 10 milyar $ civarı uzun vadeli sendikasyon kredileri yolu ile karşılanıyor.Bu kredilerin vadesi ortalama 5 yıl ve ortalama faizleri libor+0.5 civarı.Yaklaşık 3-4 milyar$'ı Eurobond'lar ile karşılanıyor,ki bunların faizleride yaklaşık libor+1,5-2 civarı...Geri kalanı da hisse senedi,bono...vs TL enst&#252;rmanlar ile ve doğrudan yatırımlar ile karşılanıyor.D&#252;nyada faizler d&#252;ş&#252;k olduğu i&#231;in,d&#246;viz cinsinden bor&#231;lara &#246;dediğimiz faiz &#231;ok u&#231;uk rakamlar değil,hatta son derece makul bile denebilir(zaten T&#252;rkiye'nin dış bor&#231; faizi &#246;demelerinin &#231;ok y&#252;ksek olması gibi bir sorunu yok,GSMH'ye oran a&#231;ısından bakarsak...)

MB'daki 15 milyarlık rezerv artışını da Libor+0.5 getiri elde edilebilen tahvillerde değerlendirdiğimizi d&#252;ş&#252;nelim,zaten muhtemelen de b&#246;yledir.Buranın getirisi,yaklaşık olarak sendikasyon kredisinin faiz g&#246;t&#252;r&#252;s&#252;n&#252; karşılayacak d&#252;zeydedir,hatta daha da y&#252;ksek bile olabilir.Birde &#252;lkenin toplam rezerv artışlarını (ki son olarak 6 ay &#246;nce bakmıştım,2002'ye g&#246;re b&#252;y&#252;k bir artış s&#246;z konusu) ve bunların faiz getirilerini d&#252;ş&#252;n&#252;rsek,bizde hatırı sayılır bir d&#246;viz faizi kazanıyoruz (Benim mantığıma g&#246;re &#231;ok sa&#231;ma bir durum...)

Şimdi birde sermaye mallarının getirisini d&#252;ş&#252;nelim.Sonu&#231;a biz o bor&#231;ları ş&#246;minede yakıp ısınmak i&#231;in almadık,karşılığında elle tutulur,somut &#252;retime y&#246;nelik makinalar aldık.Bu makinalar bize 4 y&#246;nden fayda sağlayacaklar:
1-Ortalama verimliliği arttıracaklar (Yeni ve y&#252;ksek teknolojili makinalar)
2-Sermaye Stoğumuz arttığı i&#231;in &#246;l&#231;ek ekonomisi avantajlarından yararlanacağız (daha b&#252;y&#252;k fabrika,daha k&#252;&#231;&#252;k ortalama maliyet demektir)
3-Toplam sermaye stoğumuz arttığı i&#231;in &#252;retim kapasitesi artışı
4-Diğer &#252;lkelere kıyasla &#231;ok d&#252;ş&#252;k kişi başı sermaye rakamlarına sahip olduğumuz i&#231;in,bu rakamın artması emek verimliliğini arttıracaktır(Emekten tasarruf ettirici etki).Bu kısa vadede işsizliğe ve b&#252;y&#252;meye,uzun vadede ise g&#252;zel şeylere sebep olur:)

Can alıcı konuya geldik:
Acaba borca &#246;dediğimiz faiz,bu sermayenin getirisinden daha mı y&#252;ksek,daha mı d&#252;ş&#252;k?
Eğer daha y&#252;ksek ile cari a&#231;ık vermek mantıksızdır.Eğer d&#252;ş&#252;k ise,cari a&#231;ık vermemek mantıksızlıktır.

Bence sermayenin getirisi,T&#252;rkiye'nin kişi başına d&#252;şen sermaye miktarı ve ortalama teknoloji seviyesinin d&#252;ş&#252;k olması nedeni ile &#231;ok &#231;ok y&#252;ksek bir rakam.Yani libor+0.5 faiz maliyeti ile kıyaslanamayacak kadar y&#252;ksek bir oran.Tabi bu benim g&#246;r&#252;ş&#252;m,tam anlamı ile &#246;l&#231;&#252;m&#252;n&#252; yapmak nerede ise imkansız.Ama ortaya attığım hipotez ve dayanakları,bana bunun b&#246;yle olduğunu s&#246;yl&#252;yor.

Şimdi gelecekte t&#252;ketim malları ithalatı ciddi meblağda artarsa ne olur? Benim d&#252;ş&#252;nceme g&#246;re akabindeki 6 ayda d&#246;viz kurlarında sert bir d&#252;zeltme yaşanır.&#199;&#252;nk&#252; faiz g&#246;t&#252;r&#252;s&#252;ne rağmen sermaye getirisi elde edemeyiz,işte asıl "a&#231;ık" bu durumda ortaya &#231;ıkar.Piyasada duruma tepkisini koyar.

Cari a&#231;ık ne zamana kadar b&#246;yle gider?

Benim g&#246;r&#252;ş&#252;me g&#246;re orta-kısa vadede (5 yıl) cari a&#231;ık = sermaye malı ithalatı olduğu s&#252;rece cari a&#231;ık ne olursa olsun sorun &#231;ıkarmaz.
Uzun vadede (5-8 yıl) ise,kişi başı sermaye stoğumuz artacağı i&#231;in sermayenin getiriside d&#252;şecektir.Dolayısı ile sermaye malı ithalatı d&#252;şmeye başlayacaktır.Buda toplam ithalat rakamlarımızı kademeli olarak %20 civarı d&#252;ş&#252;recektir(her sene ithalatın %20'si sermaye malı olduğunu varsayalım,son 3 senedir b&#246;yle).Kişi başı sermaye stoğumuz arttığı i&#231;in,y&#252;ksek verimliliğe dayalı bir ekonomi olacağız (eskiye nazaran).Buda bize ihracatta ciddi rekabet g&#252;c&#252; sağlayacaktır (Yukarıda saydığım 4 madde nedeni ile).İşte o zaman,d&#246;viz kurunu y&#252;kselttiğinizde ihracat&#231;ınızın rekabet g&#252;c&#252;n&#252; arttırabilirsiniz.Bug&#252;n bunu yapmaya kalkarsanız,sermaye ithalatının &#246;n&#252;n&#252; keser,verimlilik artışını durdurursunuz.

Ben T&#252;rkiye'nin 8 yıla kadar 5 yıl boyunca GSMH'sinin giderek d&#252;şerek %5-7'si kadar,3 yıl ise GSMH'sinin %2-3'&#252; kadar cari a&#231;ık vereceğini &#246;ng&#246;r&#252;yorum.Bu s&#252;recin sonunda,&#246;demeler dengesi denkliği sağlanacaktır.Burada varsayımım,sermaye malı ithalatı artış oranının 5 yıl boyunca artarak,3 yıl boyunca azalarak artmasıdır.

Tabi bunun bir şartı var : B&#252;t&#231;e disiplini.Eğer devletin bor&#231;lanma ihtiyacı artarsa,bu faizleri arttırır.Faizlerin artışı yatırımların &#246;n&#252;n&#252; keser.Eldeki dolarlar t&#252;ketim mallarına devlet tarafından y&#246;nlendirilir.İşte o zaman b&#252;y&#252;k bir &#231;&#246;k&#252;ş yaşarız.Yani a&#231;ık&#231;ası,h&#252;k&#252;met se&#231;im havasına girer,memura,emekliye zammı dayar,&#231;ift&#231;iye y&#252;ksek s&#252;bvansiyonlar vermeye başlarsa,seneye b&#252;y&#252;k ihtimalle cari fazla vereceğiz demektir,tabi bu cari fazla 2001 yılındaki gibi bir cari fazla olur!

Devlet sa&#231;malayarak b&#252;t&#231;e a&#231;ığı vermediği s&#252;rece cari a&#231;ık 8 belkide 10 yıl boyunca s&#252;recektir.(İşg&#252;c&#252; katılım oranı artarsa,emek arzı artacağı i&#231;in daha &#231;ok sermayeye ihtiya&#231; duyarız,dolayısı ile sermayenin getirisi artar,s&#252;re&#231; biraz daha uzar,toplam istihdam artacağı i&#231;in bu olumlu bir durumdur)

(Sakın bana kitaplardan birebir yazıyorsun demeyin l&#252;tfen! Kitaplarda dış a&#231;ık modellerinde sermayenin getirisi sabit alınır,ekonomi tam istihdamda kabul edilir,tam rekabet s&#246;z konusudur,uluslararası fakt&#246;r mobilitesi varsayımı yapılır,bu şartlar sabitken cari a&#231;ığın ekonomiye etkisi tartışılır,en &#246;nemlisi statik analiz yapılır,işin i&#231;inde zaman yoktur.Oysa benim burada yaptığım dinamik analizdir,işin i&#231;inde zaman vardır,bir&#231;ok değişken serbest bırakılmıştır,tam rekabet piyasası s&#246;z konusu değildir...vs. &#199;ok kızıyorum b&#246;yle dendiğinde! Yıllarca dirsek &#231;&#252;r&#252;t,her bir değişkenin mikro analizde bile tek tek hangi şartta hangi değere ne y&#246;nde etki edeceğini g&#252;nlerce &#231;alışarak idrak et,sonra &#231;ıksın biri sen kitaplardan aynen yazıyorsun desin :) Kitaplar bu cari a&#231;ığın d&#246;viz artışı ile hemen kapanacağını s&#246;yler! A&#231;ın Fisher,Makroekonomi,b&#246;l&#252;m 6, 5. grafik bu konuyu a&#231;ıklar,buna g&#246;re bizim cari a&#231;ık vermemiz imkansızdır! Tabi Ceteris Paribus!)

(Bu arada sağ kolum sargıda,tek elle yazıyorum,cevap yazmam uzun s&#252;rebilir,&#231;ok zor oluyor yazmak)

Saygılar...

Ahmet 75
27-01-2006, 05:57
Guzel bir yazi..Yerinde tespitler..

Yarını sakatlamak

Cari a&#231;ığın b&#252;y&#252;mesi, son aylarda &#252;zerinde en &#231;ok tartışılan konuların başında geliyor. Cari a&#231;ığın bu şekilde devam edemiyeceği, hatta krizle bile sonu&#231;lanabileceğini savunanlar da var. Cari a&#231;ığının finansmanın sorun olmadığını belirtip dert etmeyenler de...

Cari a&#231;ık &#246;nemli bir sorundur. Ancak epeydir &#252;zerinde durduğum şey, cari a&#231;ıktan ziyade cari a&#231;ığa neden olan değerli T&#252;rk Lirası d&#252;ş&#252;k kur politikasının, ekonomide ciddi tahribat yapmasıdır. Bu cari a&#231;ıktan daha &#246;nemli bir sorundur.

Sanayini rekabet g&#252;c&#252; azalmakta, cari a&#231;ık b&#252;y&#252;mektedir. Ancak d&#252;ş&#252;k d&#246;viz kuru, değerli T&#252;rk Lirası politikasında, ekonominin işleyişini sağlayan fiyat mekanizması doğru &#231;alışmamaktadır.

Konuyu daha basit anlatabilmek i&#231;in birka&#231; &#246;rnek verelim. Bir firmanın bilan&#231;osunu, T&#252;rk Lirası’ndan dolara d&#246;n&#252;şt&#252;rd&#252;ğ&#252;n&#252;zde, b&#252;t&#252;n rasyolar değişecektir.

&#214;rnek olarak, bir iş&#231;i i&#231;in, ge&#231;en yıl 600 YTL &#246;deyen firma bu yıl bu &#246;demeyi 750 YTL’ye &#231;ıkarırsa, artış y&#252;zde 25 olur. Bir yıl &#246;nce doların 1.5 YTL olduğunu varsayın. Aylık &#252;cret 400 dolardır. Şimdi ise doların 1.3 YTL olduğunu kabul ederseniz, &#252;cret 576 dolardır. Dolar bazında artış y&#252;zde 44’t&#252;r. İhracat&#231;ı firmanın geliri d&#246;viz, gideri TL’dir. Geliri d&#252;şen ancak harcaması artan bir şirketin ihracat yapması da, rekabet etmesi de zorlaşır. T&#252;rkiye’de bir&#231;ok firmanın bug&#252;n karşılaştığı durum budur.

Dolarize olmuş bir ekonomide, aşırı değerli T&#252;rk Lirası sonucunda oluşan fiyat mekanizması hatalıdır. Hatalı fiyat mekanizması da, ekonomide etkin kaynak tahsisini bozar.

İkea: Hangisi daha iyi?

T&#252;rkiye’ye yabancı yatırımların arttığını ve &#246;n&#252;m&#252;zdeki yıllarda bu artışın hızlanarak devam edeceğini bekliyoruz. Yatırımcı kararını verirken, fiyat mekanizması yoluyla kararını verecek. Hatalı oluşan fiyat mekanizması sonucunda yatırıma giden kaynaklar, ihracata dayalı saniyiye y&#246;nelik olamıyor maalesef. Cazip bir t&#252;ketim merkezi olan i&#231; pazara y&#246;neliyor.

İnşaata, ithalata y&#246;nelik &#252;r&#252;nlerin pazarlanmasına, i&#231; piyasaya hitap eden telekom sekt&#246;r&#252;ne olan yatırımlarda artış g&#246;zl&#252;yoruz. Bu tercihler, ekonomide kaynak tahsisinin ve tercihlerin sağlıklı olmadığını g&#246;steriyor.

T&#252;rkiye, dış &#226;lemde kendine artan g&#252;ven sayesinde doğrudan ve portf&#246;y yatırımı şeklinde yabancı sermaye &#231;ekiyor. Sadece ge&#231;en yıl 25 milyar dolar porf&#246;y yatırımı girişi oldu. Bunlar cari a&#231;ığın finansmanını sorun olmaktan &#231;ıkarıyor. Ancak, hatalı oluşan fiyat nedeniyle kaynak tahsisindeki dengesizlik, T&#252;rkiye’yi &#252;reten değil, &#252;rettiğinden &#231;ok t&#252;keten bir toplum haline getiriyor. Hatalı fiyat mekanizması ve neden olduğu kaynak tahsisindeki sakatlığı basit bir &#246;rnekle a&#231;ıklayalım.

D&#252;nya devi mobilya &#252;reticisi İkea T&#252;rkiye’ye yatırım yaptığında, herkes “İkea gibi bir dev T&#252;rkiye’ye yatırım yaptı. Sırada Wall Mart var. Demek ki işler iyi gidiyor” diye yorum yaptı. Peki İkea’nın, yurtdışında &#252;rettiği &#252;r&#252;nleri T&#252;rkiye’de satması i&#231;in mağaza a&#231;ması mı iyidir, yoksa T&#252;rkiye’de &#252;retim tesisi kurup hem T&#252;rkiye’de hem de &#231;evre &#252;lkelerde satması mı iyidir? Elbette ikincisi iyidir ama, TL aşırı değerli olunca hi&#231;bir dangalak, cillop gibi cazip i&#231; pazar varken gelip T&#252;rkiye’de ihracata ve istihdama y&#246;nelik yatırım yapmaz.

Değerli TL sonucu oluşan hatalı fiyat mekanizması, T&#252;rkiye’yi s&#252;rd&#252;r&#252;lemez bir b&#252;y&#252;menin, s&#252;rekli bor&#231;lanmanın i&#231;ine &#231;ekiyor. T&#252;rkiye, yarınını sakatlıyor. Cari a&#231;ıktan ziyade, işin bu y&#246;n&#252;n&#252; tartışmakta fayda var.

Meric Koyatasi
27.01.2006

temese
28-01-2006, 09:33
Dış Açık Nasıl Küçültülür? - Korkut Boratav
Tür: Ekonomi
yurttasulh tarafından gönderildi: 25.01.2006 günü, 05:13:57
--------------------------------------------------------------------------------

Cari işlem açığının temel belirleyicisi dış ticaret açığıdır. İhracatta rekorların kırıldığı bir dönemde ithalat daha da hızla artmıştır. Bu, ihracatın giderek artan oranlarda ithalata bağımlı hale gelmesi anlamına gelir ve nedenlerin başında Gümrük Birliği'nin gecikmiş etkileri vardır. Gümrük Birliği rafa kaldırılmadıkça, ara mal üreten sanayi kollarını rakip ithalata karşı koruyabilme seçeneği gündemde değildir. Zira, Gümrük Birliği yüzünden Türkiye (AB gümrük tarifelerini uyguladığı için) örneğin Hindistan ve Çin'e karşı ''ulusal'' bir dış ticaret politikası izleyememektedir. Bu ülkeler ise Türkiye'den yaptıkları ithalata daha yüksek oranlı gümrük tarifeleri uygulayabilmektedir.


--------------------------------------------------------------------------------

Önümüzdeki haftalarda Türkiye'nin 2005 yılında dış dünya ile giriştiği ''cari işlemler'' (yani mal ve hizmet ticareti, kâr, faiz ve ücret transferleri) sonunda oluşan açık belli olacak. Hem toplam olarak hem de milli gelire oranla bir ''rekor'' oluşturacağı anlaşılan dış açık rakamı yayımlandıktan sonra, tartışmalar yeniden başlayacak: Bu büyüklükte bir dış açık sorun mudur?



Bu köşede iki hafta önce bu soruyu tartıştım. Kısaca hatırlatayım: Türkiye yapısındaki bir ekonomi için, dış açık bir sorun değil, bir nimettir. Sürdürülebilmesi ve sürekli dış kaynak girişlerinin doğal uzantısı olan bağımlılık ilişkilerini de sineye çekmeniz koşuluyla... Öte yandan ABD ekonomisinden kaynaklanan sorunlar nedeniyle, uluslararası sermaye hareketlerinde bir daralmanın gerçekleşmesi gündemdedir. Bu durum patlak verdiğinde, Türkiye'nin dış açığı ekonomik durgunlaşma veya küçülme sonunda aşağı çekilecektir. Olumsuz dış konjonktür koşullarında, son yıllarda dış açık vermeden büyümeyi becerebilen ''Güney'' ülkeleri Türkiye kadar handikaplı olmayacaklardır.



****



Giderek artan sayıda insan (ve hatta İMF) ''Dış açık bir sorundur'' yargısına katılmaya başladı.



Bir olgu, ''sorun'' olarak algılanıyorsa, ''çözülmesi'' gündeme gelmelidir.



Türkiye'de ''dış açık sorununun çözümü'' derken, büyüme hızı ile cari açık arasındaki bağlantı üzerinde odaklanmak doğru olacaktır. Ve yüksekçe (örneğin yüzde 7'lik) büyüme hızlarına ulaşıldığı yıllarda ''ılımlı'' (örneğin milli gelirin yüzde 2'sini aşmayan) bir dış açık oranının gerçekleşmesini ''sorunun çözümü'' olarak tanımlayabilirsiniz.



1990'lı yıllarda bu anlamda bir ''dış açık sorunu'' yoktu. 1990-1999 arasında milli gelir artış hızının yüzde 7'yi aştığı beş yıl vardır. Bu beş yılın ortalamalarını alalım: Büyüme hızı yüzde 8.2; cari açık/milli gelir oranı yüzde 1.9'dur. Daha düşük (yaklaşık yüzde 7'lik) bir büyüme temposunun yakalandığı 2003-2005'te ise ortalama dış açık/milli gelir oranı yüzde 5 civarında gerçekleşmektedir. Yukarıda değindiğim ''sorun'' aslında büyüme/dış açık bağlantısının bozulması olarak tanımlanmalıdır.



****



Peki, sorun nasıl çözülecek? Lafı uzatmadan yanıtlayalım: Bugünkü ortamda ''dış açık sorunu'' nun çözümü yoktur.



Cari işlem açığının temel belirleyicisi dış ticaret açığıdır. İhracatta rekorların kırıldığı bir dönemde ithalat daha da hızla artmıştır. Bu, ihracatın giderek artan oranlarda ithalata bağımlı hale gelmesi anlamına gelir ve nedenlerin başında Gümrük Birliği'nin gecikmiş etkileri vardır. Gümrük Birliği rafa kaldırılmadıkça, ara mal üreten sanayi kollarını rakip ithalata karşı koruyabilme seçeneği gündemde değildir. Zira, Gümrük Birliği yüzünden Türkiye (AB gümrük tarifelerini uyguladığı için) örneğin Hindistan ve Çin'e karşı ''ulusal'' bir dış ticaret politikası izleyememektedir. Bu ülkeler ise Türkiye'den yaptıkları ithalata daha yüksek oranlı gümrük tarifeleri uygulayabilmektedir.



Peki, düşük gümrük tarifelerinin etkisini, reel döviz kurunu hedefleyerek (TL'nin değerini yitirerek) bertaraf etme seçeneği? Böylece ithalatın rekabet ettiği iç sanayi desteklenmiş; ihracat gözetilmiş olmaz mı? Heyhat!!! Sermaye hareketleri serbest olduğu için döviz fiyatlarını aşağı çeken spekülatif sıcak para girişleri denetlenemez. Özerk Merkez Bankası'na, ''Faizleri bırak, döviz kurunu hedefle'' talimatı da verilemez. 1990'lı yılların ikinci yarısında Merkez Bankası bu seçeneği izleyebiliyordu. Bugün Merkez Bankası'nın tek yasal hedefi, enflasyonla mücadeledir. Bu nedenle sadece para politikası izlenmekte; döviz kuru hedeflemesi gündem dışı tutulmaktadır.



''Büyümeyi unut; daraltıcı makro politikalara yüklenerek cari açığı daralt...'' Bu formül, ''hastalığı yenmek için hastayı öldürmek'' seçeneğini andırır ve elbette İMF kökenlidir. Ciddiye alınabilir mi? Bir dünya rekoru olan yüzde 6.5'lik faiz dışı fazlayı daha ne kadar yukarılara çekebilirsiniz? Faizleri yükseltmek ise, ''kamu borcunun döndürülebilirliği'' hedefini çökertmez mi?



****



Kısacası, bugünün koşullarında ''dış açık'' diye bir sorunu hiç aklınıza getirmeyin. Çözüm yoksa, sorun da ortadan kalkar.



Yabancılar para getirdikçe piyasalar canlanacak; dış açık büyüyecek. Para girişi kısılırsa, sıfırlanırsa, çıkış başlarsa, işler tersine dönecek; durgunluk, daralma veya çöküntü dış açığı küçültecek, hatta yok edecek...



Bu sınırlar içinde iktisat politikası tartışmaları, ''abesle iştigal'' değil midir?

Kaynak: cumhuriyet gazetesi

ariston
29-01-2006, 21:04
Bence AB &#252;yeliği beklentisi devam ettik&#231;e ve faizler d&#252;şmeye veya en azında bu seviyelerde kaldığı s&#252;rece TL değerlenir. İthalat ucuz ve g&#252;venli oldugu s&#252;rece artar.

Ne zaman ki ihracat d&#252;şmeye başlar ve bu arada ithalatın artışı yavaşlar o zaman zaten bu işin kokusunu alanlar t&#252;rkiyeden &#231;ıkmaya başlar ve faizlerde hareket başlar. O noktadan sonra bağlasan abbas yerinde durmaz, uyuyan para hareketlenir herkes &#231;ıkış kapısının &#246;n&#252;nde sıralanır.

O arada birileri fırsat bu fırsattır deyip veya pozisyonlarını korumak i&#231;in mudahale eder ama vakit &#231;ok ge&#231;tir.

D&#246;viz, faiz, ma ve kambiyo hareketleri serbestken iş&#231;ilik &#252;cretleri sadece yukaırya doğru esnek olunca arada sırada devaulasyon ka&#231;ınılmaz oluyor.

Ne zaman AB ye girme durumu ve TL yerine EUR kullanılır işte o zaman artık devaulasyon oyununa gerek kalmaz ve ger&#231;ek verimlilik ve rekabet &#252;st&#252;nl&#252;ğ&#252;, eğitim teknoloji v.b i&#231;in &#246;nlemlerin &#246;nemi anlaşılacaktır ve o konuda kafa yorulması gerektiği anlaşılacaktır.

ariston
29-01-2006, 21:08
Dış a&#231;ık ve AB ile ilgili bir yorum.


AB karşıtlarının anlamakta zorlandığı konu
09.01.2006 / Eser Karakaş / Yorum


(Dış ticaret a&#231;ığının y&#252;zde 46'sı &#199;in, Rusya ve Kore'den)
AB karşıtı dostlarımızın &#231;ağımızın, g&#252;n&#252;m&#252;z&#252;n bir dizi konusunu anlamakta &#231;ok zorlandığı ve bu nedenden anlamsızlık sınırlarını zorlayan yorum ve re&#231;etelere başvurdukları bir temel ger&#231;ek ama bu anlamakta zorlanılan konuların başında hi&#231; kuşkusuz ekonomiye ilişkin konular geliyor. &#199;ağımızın temel ekonomik devinimleri ve trendi, temel mantığı anlaşılmayınca bu anlamsızlık &#252;zerine kurulan modeller, yazılan s&#246;zde re&#231;eteler daha da komik ve anlamsız hale gelebiliyor.
Bu anlamsız &#231;&#246;z&#252;mlemelerden birini bug&#252;n &#246;rnek olarak sizlere sunmak ve bu &#246;rneği 2005 senesinin dış ticaret verileri ile desteklemeye &#231;alışacağım.
T&#252;rkiye'nin 1 Ocak 1996 tarihinden g&#252;n&#252;m&#252;ze i&#231;inde bulunduğu AB ile g&#252;mr&#252;k birliği s&#252;reci &#231;oğunlukla sevapları ağır basan ama aksayan da bir-iki konusu olan bir s&#252;re&#231; ve on yıl sonra geriye bakıldığında manzara ve sonu&#231;lar global olarak &#231;ok pozitif; bendeniz bu yazıda g&#252;mr&#252;k birliği s&#252;recinin neler getirdiğinden ziyade alternatif olarak sunulan re&#231;etelerin ne kadar anlamsız olduğu konusuna değinmek istiyorum. &#199;ağı okumakta &#231;ok becerikli oldukları iddia edilemeyecek olan AB karşıtları g&#252;mr&#252;k birliği s&#252;recine k&#246;kten karşılar ama alternatif oluşturmada en genel hatları ile ikiye ayrılıyorlar.
D&#252;nyayı okumakta iyice beceriksiz olan kesim i&#231;e kapanmacı, otarşik bir yapıyı bağımsızlık ve ilericilik adına savunabiliyor ama Allah'tan bu grubun mensupları artık iyice azalıyor.
İkinci grup AB karşıtları ise i&#231;e kapanmacılığın anlamsızlığını idrak etmişe benziyorlar ama alternatif olarak sunabildikleri Avrasya alternatifleri ger&#231;ekten &#231;ok abes.
Ge&#231;tiğimiz hafta T&#220;İK'in (T&#252;rkiye İstatistik Kurumu) yayınladığı 2005 senesinin ilk on bir ayına ilişkin dış ticaret verileri Avrasya g&#252;mr&#252;k birliği modelinin ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha somut bilgilere dayanarak ortaya koyuyor, doğal olarak verilerden ders &#231;ıkarmasını bilenlere.
2005 senesinin temel ekonomik problemi hi&#231; kuşkusuz cari a&#231;ık meselesi ve cari a&#231;ık meselesinin altında da yine hi&#231; kuşkusuz dış ticaret a&#231;ığımız yatıyor; dış ticaret a&#231;ığımız b&#252;y&#252;d&#252;ğ&#252; &#246;l&#231;&#252;de cari a&#231;ık meselesinin de finanse edilmesi zorlanıyor.
2005 senesinin ilk on bir ayının dış ticaret verileri ise dış ticaret a&#231;ığının yarıdan epey fazlasının (y&#252;zde 64.2) beş &#252;lke ile yapılan dış ticaretten kaynaklandığını ortaya koyuyor; bu &#252;lkeler Rusya, &#199;in, Almanya, İsvi&#231;re ve G&#252;ney Kore.
G&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi s&#246;z konusu beş &#252;lkeden sadece biri (Almanya) AB &#252;yesi ve bu &#252;lke ile olan dış ticaret a&#231;ığımız 3.6 milyar dolar.
T&#252;rkiye'nin 2005'in ilk on bir ayında verdiği dış ticaret a&#231;ığı 38.5 milyar dolar ve bu a&#231;ık 66 milyar dolarlık ihracata karşın 104.5 milyar dolarlık ithalattan kaynaklanıyor.
İsvi&#231;re ile olan dış ticaret a&#231;ığımız ise 3.3 milyar dolar ve şayet Almanya ve İsvi&#231;re ile olan a&#231;ığı s&#246;z konusu beş &#252;lke ile olan a&#231;ıktan yani 24.8 milyar dolardan &#231;ıkarır isek geriye sadece Rusya, &#199;in ve G&#252;ney Kore ile olan 17.9 milyar dolarlık a&#231;ık yani toplam dış ticaret a&#231;ığının y&#252;zde 46'sı kalıyor.
Diğer bir ifade ile &#252;lkemiz T&#252;rkiye dış ticaret a&#231;ığının y&#252;zde 46'sını &#252;&#231; &#252;lke ile olan ticaretinden veriyor ve bu &#252;lkeler AB karşıtı Avrasyacıların g&#252;mr&#252;k birliği &#246;nerdikleri &#252;lkeler.
S&#246;z&#252;n kısası, şayet bu iktisat alimi Avrasyacıların dedikleri ger&#231;ekleşir ve biz bu &#252;lkeler ile g&#252;mr&#252;k birliği yapar isek durumumuz sadece Allah'a kalır, bu iyi biline.
&#214;n&#252;m&#252;zdeki otuz sene &#252;lkemiz i&#231;in &#231;ok &#246;nemli ve bu s&#252;re i&#231;inde yapacağımız ekonomik entegrasyon modelleri b&#252;y&#252;k &#246;nem taşıyor.
S&#246;z konusu otuz sene i&#231;inde T&#252;rkiye, Rusya, &#199;in ve G&#252;ney Kore gibi &#252;lkeler ile muhtemelen aynı ya da benzer mal ve hizmet grupları &#252;retimine talip ama başta &#199;in olmak &#252;zere bu &#252;lkelerin &#252;cret seviyeleri bizden &#231;ok d&#252;ş&#252;k olacak yani bir entegrasyon i&#231;inde rekabet imkansıza yakın olacak.
Oysa T&#252;rkiye muhtemelen &#246;n&#252;m&#252;zdeki otuz senede AB ile farklı mal ve hizmet grupları &#252;reteceği i&#231;in bizim aleyhimize olan &#252;cret d&#252;zey farkı AB'yi &#231;ok tehdit etmeyecek.
T&#252;m bunlar iyi d&#252;ş&#252;n&#252;lmeden yapılan analizler &#252;lkemize ne getirir, ne g&#246;t&#252;r&#252;r takdirlerinize sunulur.

BULL MARKET
29-01-2006, 21:37
Bence tartışılmakta geç kalındığı gibi, asıl olarak çözüm üretmekte de geç kalınmıştır. Aslında zaten bir sorun oluştuktan sonra o sorunu çözmeye çalışmak diye bir olay yok, çünkü sorun zaten yaşanmıştır.Gerçekte 2001 krizinden hemen sonra ekonomik hedeflemelerin başında cari açığın ne şekilde seyretmesi gerektiği belirlenmeliydi, o zamanlar cari açık diye diye bi hal olduk, ama şimdi gelinen nokta ortada, eğer cari açığın dışardan gelen parayla çarkı döndürebilir durumunu kabul ediyorsak, bence hiç kafa patlatmamalı ve çözüm üretmek için uğraşmamalıyız diyorum, çünkü ben gerçekte elimde olmayan gücün benim emrimde fazla durmayacağını düşünürüm hep, atalarımız ne demiş, emanet eşeğe binen çabuk iner.O yüzden ben bu dışardan gelen parayı emnet eşeğe benzettim hep.Ancak 2001 de kendi devemize binip ya bu deveyi güdeceğim ya bu deveyi güdeceğim, alemin eşeğinden bana hayır yok diyebilseydik çok iyiydi, ama öyle olmadı, biz uyanığız ya, şimdi geleceği gördük :D ve eşekten ineceğimiz günü kara kara düşünmeye başladık bile, ne yapalım eşekten düşe düşe akıllanacağımızı umut edebiliriz belki.:hayır:

menealaos
30-01-2006, 10:46
t&#252;rkiye'de temel korku her zaman d&#246;viz krizi korkusudur.. krizin adı ve tanımı kurun y&#252;kselmesidir..

1989 sermaye hareketlerinin serbestleşmesinden sonra bu şekilde iki kriz yaşandı, ikisinde de t&#252;rkiye'deki parayı y&#246;neten baronlar d&#246;vizleri yurtdışına &#231;ıkardı ve kriz &#231;ıktı.. bu sermaye ka&#231;ışları sonrasında t&#252;rkiye batı'ya diz &#231;&#246;kt&#252; ve para istedi- ekonomisinin b&#252;y&#252;kl&#252;ğ&#252; ve yeterliliği d&#252;ş&#252;n&#252;ld&#252;ğ&#252;nde ihtiya&#231; duyulan d&#246;viz hi&#231; bir zaman i&#231;in &#246;nemli bir miktar değildi..

2003 yılından itibaren petrol satıcısı &#252;lkelerde &#246;nemli d&#246;vzi rezervleri oluştu- araplar, rusya, iran.. rusya yada iran gibi batı-karşıtı kampta yer alan &#252;lkeler t&#252;rkiye'nin ihtiya&#231; duyduğu d&#246;vizi her zaman i&#231;in t&#252;rkiye'ye sağlayabilecek durumdalar.. yeter ki, t&#252;rkiye amerika'nın arka bah&#231;esi olmasın, tek şartları bu..

hem burdaki baronlar, hem batı bunun artık b&#246;yle olduğunu &#231;ok iyi biliyorlar, bu y&#252;zden artık bir d&#246;viz krizi s&#246;z konusu değildir..

kasved
16-02-2006, 08:43
Turkiye'nin Gecen Yil Ihracat, Turizm,
Tasimacilik, Muteahhitlik Ve Benzeri Yollarda Kazandigi Toplam
Doviz Gelirleri Tek Basina Ithalat Harcamalarini Karsilayamadi.
Turkiye Hem Ithalatin Karsilayamadigi Bolumu Hem De Faiz
Odemeleri Ve Benzeri Diger Tum Doviz Harcamalarini Disaridan
Borclanarak Finanse Etmek Zorunda Kaldi.
Merkez Bankasi Verilerinden Anka'nin Yaptigi Belirlemelere
Gore Gecen Yil Turkiye'nin Toplam Doviz Gelirleri Yuzde 14.8
Oraninda Artarak 107.8 Milyar Dolara Kadar Yukseldi. Turkiye
Ilk Kez 100 Milyar Dolarin Uzerinde Yillik Doviz Geliri
Rakamina Ulasti. Turkiye Ekonomisinin Doviz Gelirlerini 13.8
Milyar Dolar Artirabildigi 2005 Yilinda Doviz Harcamalari Ise
21.1 Milyar Dolarlik Artis Kaydedildi. Yuzde 19.3 Oraninda
Artan Doviz Gelirleri 130.5 Milyar Dolara Kadar Cikti.
Turkiye'nin Gecen Yilki Toplam Doviz Gelir Giderleri Hacmi
2004 Yilina Gore Yuzde 17.2 Artarak 238.1 Milyar Dolara Kadar
Yukselirken, Doviz Gelirlerinin Doviz Harcamalarini Karsilama
Orani Ise Yuzde 82.5'e Kadar Indi. Bu Oran 2004 Yilinda Yuzde
85.7 Duzeyinde Olusmustu.
Turkiye'nin 2005 Yilindaki Doviz Gelirlerinin 76.6 Milyar
Dolarini Bir Onceki Yila Gore Yuzde 14.2 Oraninda Artan Bavul
Ticareti De Dahil Ihracat Gelirleri Olusturdu. Turizm
Gelirlerinin De Ihracat Gibi Yuzde 14.2 Artarak 18.2 Milyar
Dolara Ciktigi Gecen Yil Faiz Gelirleri Ise Yuzde 44.2'lik
Buyumeyle 1 Milyar Dolari Asti. Turkiye Gecen Yil
Tasimaciliktan 4 Milyar Dolar Yurt Disi Muteahhitlik
Hizmetlerinden 874 Milyon Dolar Gelir Sagladi. Diger Doviz
Gelirleri Ise 6.1 Milyar Dolar Oldu.
2005 Yilindaki Doviz Giderlerinin 109.2 Milyar Dolarini
Ithalat(fob) Harcamalari Meydana Getirdi. Turkiye'nin Toplam
Doviz Gelirleri Ilk Kez Ithalat Harcamalarini Karsilamaya
Yetmedi Ve 1.6 Milyar Dolar Altinda Kaldi. Gecen Yil Doviz
Gelirlerinin Yuzde 101.5'i Kadar Bir Buyukluk Olusturan
Ithalat, 2004 Yilinda Doviz Gelirlerinin Yuzde 97'si Duzeyinde
Olmustu.
Ithalat Harcamalarinin Yuzde 20 Buyudugu 2005 Yilinda
Hizli Artan Bir Diger Gider De Yine Ithalata Bagli Olarak
Tasimacilikta Yasandi. Tasimacilik Giderleri Yuzde 22.7
Buyuyerek 5.3 Milyar Dolara Cikti. Faiz Odemelerinin Yuzde 11.4
Artarak 8 Milyar Dolara Kadar Yukselirken. Diger Doviz
Harcamalari Ise Yuzde 15.9 Artarak 5.3 Milyar Dolar Oldu.
Turkiye Gecen Yil Doviz Gelirlerinin Yuzde 7.4'unu Sadece
Faiz Odemeleri Icin Kullandi. Dis Borc Faiz Odemeleri Ihracat
Gelirlerinin Yuzde 10.4'unu Aldi. Ihracatin Ithalati Karsilama
Orani Ise Yuzde 70.2'ye Kadar Indi.
Doviz Gelir-gideri (ocak-aralik, Milyon $)
2005 2004 Fark Degisim
Gelir 107.601 93.753 13.848 14.8
.ihracat 76.595 67.047 9.548 14.2
.turizm 18.152 15.888 2.264 14.2
.faiz 1.005 697 308 44.2
.isci Dovizi 851 804 47 5.8
.tasimacilik 4.016 3.267 749 22.9
.yurt Disi Mut. 874 724 150 20.7
.diger 6.108 5.326 782 14.7
Gider 130.453 109.357 21.096 19.3
.ithalat 109.171 90.925 18.246 20.1
.turizm 2.872 2.524 348 13.8
.faiz 7.959 7.142 817 11.4
.tasimacilik 5.313 4.331 982 22.7
.diger 5.138 4.435 703 15.9
Fark -22.852 -15.604 -7.248 46.4
Gostergeler (%)
Dov.gel./dov.gid. 82.5 85.7
Ithalat/dov. Gel. 101.5 97.0
Faiz Od./dov.gel. 7.4 7.6
Ihracat/dov. Gel 71.2 71.5
Faiz Od./ihracat 10.4 10.7
Ihracat/ithalat 70.2 73.7

-anka-

ForExit
11-03-2006, 08:44
Faizler düşmeye devam ettiği sürece cari açık makroekonomik problem olmaz.

Bununla birlikte, cari açık olarak ifade edilen "ithalatın ihracattan daha fazla olması durumu" halihazırda Türk sanayicisi için büyük bir problemdir.
90 lardan itibaren çok şişen tekstil sektörünün biraz ayıklanması gerekebilir, zaten bir kısmı son krizde köylerine geri döndüler. Geri kalanlar da birkaç yıl içinde giderler.
Ancak bu ayıklanma sürecinde çok değerli ve donanımlı yatırımcılarımız da "güme" gidebilir. Yurdunu sevip yatırım yapmanın bedeli çok ağır olabilir.

Bugün "dünyanın yeni süper gücü" olarak nitelendirilen Çin, 80 lerin başında bizim uyguladığımız model ile bugünlere geldi. (Bizden esinlendi demiyorum, aman.... :) ) Biz o treni kaçırdık, şimdi uzaktan seyrediyoruz.

Bence bundan sonra yapmamız gereken, Avrupa'nın eteğinden kurtulmak, İngiltere'yi model alıp hesapsızca ithalat yapmak, turizm (özellikle tıp turizmi) ve gayrimenkul sektörlerine ağırlık verip, nitelikli hizmetlerle Asyalılar'ı "söğüşlemek".

observer
11-03-2006, 12:42
...
Bence bundan sonra yapmamız gereken, Avrupa'nın eteğinden kurtulmak, İngiltere'yi model alıp hesapsızca ithalat yapmak, turizm (özellikle tıp turizmi) ve gayrimenkul sektörlerine ağırlık verip, nitelikli hizmetlerle Asyalılar'ı "söğüşlemek".
diğer yazdıklarınıza katılıyorum ama bu son pragrafta yazdığınızı nasıl yapacağız?
'Nitelikli hizmet ile söğüşlemek' çok güzel de Türk insanı ile nitelikli hizmet arasında uçurum gibi bir fark var...
Ek olarak ingiltere kendi dilini ve eğitim sistemini bile pazarlayarak önemli miktarda gelir elde ediyor. Ama bunu dünden bugüne başarmadı sistemli bir şekilde bunu hedefleyerek başardı uzun 10 yıllarda...
Eh geriye bir de teknolojik ürün ile söğüşleme seçeneği kalıyor ki...
'Teknoloji üretmek ve biz'... Bunları da yanyana düşünmek şimdilik fazla mümkün gözükmüyor...
Kısaca İngiltere modelini uygulayabilmek öyle bugünden yarına yapılabilecek bir iş değil.
Biz, bana kalırsa kimsenin modeli ile bir yere gelemeyiz.
Sorunumuz da bu bence, hep birilerinin modeli ile birşeyler yapabileceğimizi zannediyoruz.
Kimse oturup bu toplumun kendi dinamiklerine hitap edecek bir model tasarlama peşinde değil. 1000 lerce akademisyen var ama toplasan 30 tane bilim adamı çıkartamazsın. Sorunumuz bu. Hepsi 'o ne yapmış, biz de mi öyle yapsak' dan öteye gidemeyen bir düşünce zenginliğine (!) sahip...
Kısacası şu: Kendimize özgün bir modelle ancak birşeyler yapabiliriz. Gerisi boş...

ForExit
12-03-2006, 13:23
'Nitelikli hizmet ile söğüşlemek' çok güzel de Türk insanı ile nitelikli hizmet arasında uçurum gibi bir fark var...

Sn. observer, ne güzel demişsiniz... :eek: :düsün: :roll:

Ben de bu nedenle, kendi sistemimizi oluşturacak altyapımız olmadığını düşünüyorum. Aynı nedenle, kurtuluşun ihracatta değil turizmde olduğunu düşünüyorum. (Patronum bu yazıyı okursa hiç iyi olmaz.)
Bu ülkenin dinamikleriyle plan yaparsak, tek kurtuluş yolumuz Hitler benzeri bir manyağı başımıza getirip, kafamıza vura vura "niteliklenmek".

Ayrıca, İngiltere modelinden kastım ekonomik modeldir. Tıp turizmini henüz kimse çok fazla keşfetmedi. Son yıllarda özel sektörün (özellikle Anadolu Grubu'nun) bazı yatırımları var. Büyüyerek devam etmesini temenni ediyorum.

Yeterli kapitalim olsa hemen yarın güneye gidip arsa bakarım.

semerkandi
12-03-2006, 19:51
bu işin emniyet s&#252;babı
yabancı sermayedir
arap sermayesidir

onlar geldiği ve para getirdiği s&#252;rece problem yok
bu kaynağın bereketlenmesi i&#231;in ise
yatırımın &#246;n&#252;ndeki engeller ve b&#252;rokrasi kaldırılmalı

elin oğlu pişman edilmemeli
geldiğine ya da gelmek istediğine
stat&#252;ko ve &#246;nyargı terk edilmeli

saygılarımla

BULL MARKET
12-03-2006, 21:19
Hepiniz çok haklısınız arkadaşlar, yalnız şurası çok önemli bence, biz kendimize özgün bir modelleme de yapamayız maalesef.
Daha evvelde bir çok kereler sağda solda ve burada yazdım söyledim, bize ancak dış sermayenin sabit yatırım yapması bizi biryerlere taşır, teknoloji ülkemize transfer olmuş olur, rekabet gücü oluşturur ve rekabet etme yeteneğini gösterir, ihracat yapar ve ihracatın nasıl zaman içinde artırılarak yapıldığını gösterir, istihdam yaratır ve katma değer üretir, harekete dürterek geçiremediklerimizi görerek harekete geçirir, dış dünya ile ticari bağların kurulmasını tetikler, üstelik beş kuruş milli sermayeden olmayız, dışarıdan gelecek herangibir sabit yatırımın aynısını kendi yerli sermayemizle yapmaya kalksak, inanın siz deyin on, ben diyim yüz misli sermaye ile bile yapamayacağımız ekonomik katkı ve dinamiği yaratamayız, bu gerçekle bir an evvel dünya ile entegre olmanın en kestirme yolu olan bu seçeneğin her bakımdan kabul görmesi gerekir, geç kalıyoruz, bütün önemli yatırımları rakiplerimize, doğu avrupa bloğundaki ülkelere kaptırıyoruz, böyle olunca oraya yerleşenler bizide pazar olarak dğerlendiriyor, biz onlardan evvel yatırımları çekip, oraları pazar yaparsak lig den düşmeyiz, bu bizim uzun vadede son ve tek şansımız, aksi taktirde üretim alanında da bölgede lig den düşersek, dünya da yerimiz olması imkansız hale gelecek, hiç çıkış şansı dahi bulamayacağız, işte o zaman kendinize özgü de olsa model de olsa, hiçbir alternatif bizi kurtaramaz diyorum, saygılar.:cool:

akuarist
13-03-2006, 19:49
Hepiniz &#231;ok haklısınız arkadaşlar, yalnız şurası &#231;ok &#246;nemli bence, biz kendimize &#246;zg&#252;n bir modelleme de yapamayız maalesef.
Daha evvelde bir &#231;ok kereler sağda solda ve burada yazdım s&#246;yledim, bize ancak dış sermayenin sabit yatırım yapması bizi biryerlere taşır, teknoloji &#252;lkemize transfer olmuş olur, rekabet g&#252;c&#252; oluşturur ve rekabet etme yeteneğini g&#246;sterir, ihracat yapar ve ihracatın nasıl zaman i&#231;inde artırılarak yapıldığını g&#246;sterir, istihdam yaratır ve katma değer &#252;retir, harekete d&#252;rterek ge&#231;iremediklerimizi g&#246;rerek harekete ge&#231;irir, dış d&#252;nya ile ticari bağların kurulmasını tetikler, &#252;stelik beş kuruş milli sermayeden olmayız, dışarıdan gelecek herangibir sabit yatırımın aynısını kendi yerli sermayemizle yapmaya kalksak, inanın siz deyin on, ben diyim y&#252;z misli sermaye ile bile yapamayacağımız ekonomik katkı ve dinamiği yaratamayız, bu ger&#231;ekle bir an evvel d&#252;nya ile entegre olmanın en kestirme yolu olan bu se&#231;eneğin her bakımdan kabul g&#246;rmesi gerekir, ge&#231; kalıyoruz, b&#252;t&#252;n &#246;nemli yatırımları rakiplerimize, doğu avrupa bloğundaki &#252;lkelere kaptırıyoruz, b&#246;yle olunca oraya yerleşenler bizide pazar olarak dğerlendiriyor, biz onlardan evvel yatırımları &#231;ekip, oraları pazar yaparsak lig den d&#252;şmeyiz, bu bizim uzun vadede son ve tek şansımız, aksi taktirde &#252;retim alanında da b&#246;lgede lig den d&#252;şersek, d&#252;nya da yerimiz olması imkansız hale gelecek, hi&#231; &#231;ıkış şansı dahi bulamayacağız, işte o zaman kendinize &#246;zg&#252; de olsa model de olsa, hi&#231;bir alternatif bizi kurtaramaz diyorum, saygılar.:cool:

&#246;rnek: hyundai nin 1.2 milyar euroluk dev yatırımı...

BULL MARKET
14-03-2006, 11:51
örnek: hyundai nin 1.2 milyar euroluk dev yatırımı...



Yani sn akuarist, birde bu yatırımın sudan sebeplerle göz göre göre uçup gitmiş olmasına hiç kimse oralı bile olmadı, ağlanacak haldeyiz ama hala ağa modundan çıkamadık, züğürt ağa, çiğköfte yapıp satalım.:D

BULL MARKET
14-03-2006, 11:54
Şimdi bu çiğköfte meselesini tutup da yeni model, kendi kalkınma modelimiz çiğköfte sektörü diye ciddiye alanlar olmasın, aman derim.:D :D :D

akuarist
07-05-2006, 19:50
cari a&#231;ıkla petrol fiyatlarını ilişkilendiren bir yazı
http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?HBR_KOD=40888

ariston
15-05-2006, 21:49
Demek kicari a&#231;ık buraya kadar problem olmuyormuş. Bu noktadan sonra problem olmaya basladı.

Merkez'in en b&#252;y&#252;k hatası bu noktada kurlara mudahele etmek olur. Zaten bu senenin enflasyon heefi ıskalanacak. Faizleri (artırmadan) artık pek fazla oynamadan kurun dengesini bulmasını beklemeli.

Bana kalırsa kur 1.80 i gorene kadar mudahale etmemeli. O noktadan sonra da d&#246;viz satarak değil d&#246;viz bor&#231; vererek m&#252;dahale etmeli.

BULL MARKET
15-05-2006, 23:12
Demek kicari açık buraya kadar problem olmuyormuş. Bu noktadan sonra problem olmaya basladı.

Merkez'in en büyük hatası bu noktada kurlara mudahele etmek olur. Zaten bu senenin enflasyon heefi ıskalanacak. Faizleri (artırmadan) artık pek fazla oynamadan kurun dengesini bulmasını beklemeli.

Bana kalırsa kur 1.80 i gorene kadar mudahale etmemeli. O noktadan sonra da döviz satarak değil döviz borç vererek müdahale etmeli.

Tebrikler sn ariston, demekki emanet eşekten ineceğimiz günlerde gelip çatacakmış, aslında her tarafımızdan cari açık fışkırmasaydı ve bu duruma göz göre göre gelmemek için önlemler alınsaydı çok iyi olurdu, zira buna müsait bir dönem geçirildi, dünya sermaye harketleri ülkemizin lehine çok çalıştı, ama biz sanki bir sorun teşkil etmezmiş gibi davrandık, sonuçta bugün bakın reuters dünyaya ülkemizin kırılganlığını ilan eden ve gelişmekte olan ülkeler içinde, cari işlemler açığınıda finanse ademeyen ülke olarak, emrg piyasalarda en çok düşen lerin başını çektiğimiz haberini geçti;


Sujata rao
londra, 15 mayıs (reuters) - tahvil getirilerinin artması ve enflasyon ve küresel ekonomik büyümeyle ilgili
kaygıların yatırımcının daha yüksek riskli kağıtlara olan güvenini zayıflatması nedeniyle, dünya çapında gelişmekte olan
ülke para birimleri keskin bir şekilde düştü.
satışlar, abd, japonya ve euro bölgesi ülkelerin tahvillerinin uzun yılların en yüksek düzeylerine yakın seyrederken,
dünya borsalarındaki hızlı düşüş sırasında meydana geldi. analistler, büyük piyasalarda faiz oranlarının artmaya devam
etmesiyle ilgili endişelerin, küresel ekonomik büyüme üzerinde bir soru işareti oluşturduğunu ve bunun da petrol ve
metal piyasalarında satışları tetiklediğini söyledi.
milan'da ubm'de bulunan gelişmekte olan ülke piyasaları araştırma bölüm başkanı, marco annunziata, "10 yıllık
abd hazine tahvili getirilerinin daha da artmasıyla, gelişmekte olan ülke piyasalarındaki spreadler artık çok çekici
gelmiyor ve riskin yeniden fiyatlandırılması süreci devam ediyor" dedi.
en çok kaybeden para birimleri ise, mevcut durumda finanse edilmesi daha da zorlaşan cari işlem açığıyla
zayıflayan türk lirası ve güney afrika randı oldu.
diğer yandan güney afrika para birimi rand, altın fiyatlarının yüzde 3 düşmesinden etkilenmedi ve dolar karşısında
6.48 civarına geriledi .



He tarafımızdan cari açık fışkırırsa olacağı buydu:hayır:


Burada en çok hoşuma giden de MB nin dövize müdahaleyi dövizi borç olarak vermesi düşünceniz çok hoşuma gitti, gerçektende hep borç alacak halimiz yok, bu işin seviyesi belirlenip, uygun seviyeden piyasaya müdahale borç şeklinde yapılmalı ki, mb nin döviz rezervlerini kaptırma ihtimalide oluşmadan piyasanın dengelenmesi sağlanmalı bencede, saygılar.

ariston
09-06-2006, 12:43
Ocak ayında görüşümü vermiştim. Bahsettiğim ik turbulansın artık sonuna geldik sayılır. FED faizi artıması ve Haziran enflasyonu açıklandıktan sonra gelecek dalgalarla birlikte bu turbulans geçecektir.

Ancak bundan sonrki turbulans ne zaman olur bilemem ama çok canlar yakacaktır.

Tekrar yüksek faiz düşük kur sistemine gireceğiz gibi görülüyor. Bu sefer gelecekler daha donanımlı ve daha büyük miktarlarda girebilirler.

Bizim verimliliği artırmamız ve az tüketip çok üreetmemiz gerekiyor. Dünyaya rekebetçi fiyattan kaliteli ürünler satarak gelişmemiz mümkün. Gereken yaıtırımları yapmak için de daha çok tasarruf daha fazla yatırım ve daha çok çalışmak gerekir.

Günlük yaşamdan çalıma hayatına kadar verimlilik esas olmalı. Dövizin ileri geri gelmesi ve faizin ileri geri oynaması ve günlük sorunlar ile uğraşarak ancak mehter takımı gibi iki ileri bir geri gidip dururuz.



Aşağıda br derleme var. Gerçi ben kötümser olmakla birlikte bu ekonomistler kadar kotumser değilim. Çünkü fırsat kaçırdığını düşünen iç de ve dışta bir miktar sermaye var ve ilk turbulansı bunlar fırsat gorecektir. Ben ilk turbulansdan sonra gelecek gerçek krizden korkuyorum. Çünkü o zaman piyasalar dengeye daha geç gelecektir. Çünkü ikinci krizin gerçek kriz olduğu kabul edilmeyeceğ için geç reaksiyon verilecektir diye düşünğyorum.
<<<<<<<<<<<<


Akşam Gazetesi'nin Haberi...

Türkiye’nin hayatından kriz kavramı çıktı mı? Yoksa yine endişelenmemiz mi gerekiyor? Türkiye ekonomisinin karşı karşıya olduğu riskler neler? Bu risklere karşı ne gibi önlemler alınmalı? gibi konuları masaya yatırdık ve uzmanlara teşhislerini ve çözüm önerilerini sorduk. İşte uzmanların tespit ve önerileri...

Türkiye derin bir uçurumun eşiğinde

PROF. DR. İZZETTİN ÖNDER

Türk ekonomisi iyi görüntü verirken, derin uçuruma gidiyor. Türkiye kronik krizin içinde. Şu anda, hastalığın gidişatı yavaş seyrediyor ancak derinde ekonomide ciddi kaynamalar var. Hükümetin halka gerçekleri anlatması gerekiyor. Krizin asıl nedeni, siyasiler. Siyasiler, ekonomik durumu algılamak ve yansıtmak istemiyorlar. Gerçek çözüme yaklaşmıyorlar. Türk ekonomisindeki verimsizliğin krizi yarattığını söyleyebiliriz. Ekonomi, ne devleti, ne SSK’yı, ne de ihracatı besleyemiyor. Bütün bunlar, ekonominin verimsizliğinden kaynaklanıyor. Kısa vadede çözüm olarak halka doğruları söylemek lazım. Cari açık büyüyor, borç stoğu artıyor. Uzun sürede, ihracat baltalanıyor.

Krizden çıkmadığımızı iddia ediyorum!

PROF. DR. SADİ UZUNOĞLU

Kriz olması için dövizde faizde patlama, borsada bir çöküş mü olması gerekiyor? İçinde bulunduğumuz ortamda "krizden çıkmadık" iddiası da yapılabilir. Dünyanın ekonomik ve politik yapısındaki risklere rağmen Türkiye'deki finansal piyasaların davranışlarını anlamak mümkün değil. Finansal piyasalar sıkıştı. Ellerindeki bono ve hisse senedi portföyünü boşaltamıyorlar. Bir diğer ifadeyle amatör yatırımcı dövizini bozup piyasaya girmiyor. Ama profesyoneller amatörleri ikna için piyasayı sürekli maniple ediyorsa bu farklı anlamda bir kriz ortamını ifade etmez mi?

En büyük risk: İthalat

PROF. DR. GÜLTEN KAZGAN

Türkiye ekonomisinde sadece riskler değil, yapısal bozulmalar da ortaya çıktı. Cari işlemler açığının boyutu önemli riskler taşıyor. Hükümetin IMF'le anlaşması, sadece riskleri erteledi. Türk Lirası'nın döviz karşısında aşırı değerlenmesi, ekonomideki yapısal bozuklukları artırıyor. Şu anda, Türkiye'de riskler arttı. En büyük riziko: 'Türkiye'nin ihracatının ithalata bağımlı olması'. Türkiye'de başta cari işlemler açığı, istihdam gibi makro ekonomik göstergelerde büyük sorun var. Bütün bunlar bizi sürdürülemez büyüme sürecine sokuyor. 2004 ile 2005 yılları sürdürülemez büyüme sürecini gösteriyor. Yakın gelecek birçok tehlikeye açık. Türkiye, sömürge durumuna gelir. Eski Osmanlı'dan beter olur. TL'sının giderek denge kuruna göre değiştirilmesi gerekiyor. IMF'nin prestiji dünyada sıfırlandı. Tek gösterge aracı Türkiye. Bundan dolayı da, IMF Türkiye'yi ayakta tutmaya çalışıyor. Bunun bedelini Türkiye gelecekte ödeyecek. IMF'ten aldığımız borçlar arttıkça, daha fazla IMF'in boyunduruğu altına giriyoruz. Şu anda, ekonomi Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerine benziyor. Petrol fiyatlarındaki artış devam eder, FED faiz artırımına devam ederse, dünya krizi çıkabilir. Türkiye'den de yüklü miktarda para çıkışı olur ve krizin boyutu büyür.

Şirketlerde zorunlu izin var

PROF. DR. ESFENDER KORKMAZ

Şu anda, ihracata dönük sektörlerde ve özellikle tekstil sektöründe bir kriz yaşanıyor. Geçen hafta, tekstil sektöründe en büyük firmalardan birisi olan Sanko, 800 işçisini zorunlu olarak yıllık izne çıkardı. Akkök de iki işletmesinden birini kapattı, birini de devretti. Bu hafta ihracatta önemli bir firma olan Neyir, ihracatı durdurdu. Bu firmalar piyasaya ve ihracata yön veren firmalardır. İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon Fasoncuları Derneği araştırmasına göre, son 18 ayda 200 bin atölyeden 16 bini kapandı. Bir milyon kişi işsiz kaldı.

2006 yılında 70 bin atölyenin kapanacağı tahmin ediliyor. İhracatta ve tekstil sektöründeki bu sorunlar, bugünkü kur politikası devam ederse genişleyecek. 2006 yılında ekonomik kriz riski olmasaydı, şimdi bu konuyu tartışmazdık. Kriz riskinin yüksek olmasının temel nedeni 2001 yılında yangın söndürme olarak tarif edilen kısa vadeli politikalara aynen devam edilmesi olduğunu düşünüyorum.

Şu anda Türkiye’de hükümet tarafından uygulanmakta olan ekonomi politikaları, bugüne kadar ekonomik risklerde meydana gelen aşırı birikimi ortaya çıkarmıştır.

Bu ekonomi böyle gitmez

DR. YAŞAR ERDİNÇ

Ekonomi böyle gitmez. 2007 Kasım seçimlerine kadar bir kriz bekliyorum. Ancak bu kurların kendini düzelteceği bir türbülans şeklinde olacak. Reel kurlar çok değerli. Ekonomide bazı sıkıntılar var. En önemli sıkıntı, cari açığın giderek büyümesi. Seçime kadarki dönemde, kurlarda önemli düzeltme olacak. Bu sistem içinde, hükümetin veya Merkez Bankası'nın yapabileceği hiçbir şey yok. Piyasa döviz kurlarını kendi kendine düzeltecek. Kurlarda ani artışlar yerine, önemli türbülanslar yaşanacak. Türkiye'yi uçağa benzetirsek, ciddi irtifa kaybedecek. Ancak düşmeyecek. Kriz, 2001 krizi gibi olmayacak. İhracatı canlandıracak. Döviz kurlarında yüzde 15-20 civarında düzeltme olabilir. En büyük çözüm olarak, istihdam üzerindeki vergilerin kaldırılmasını görüyorum.

Cari açık, yüksek maliyetler, ekonominin önündeki en büyük riskler olarak ortaya çıkıyor.

Türkiye’de her an kriz çıkabilir

UĞUR CİVELEK - EKONOMİST

Evet, Türkiye'de kriz çıkabilir. ABD'de faizlerin seri yükselişe geçmesi, ABD'de menkul ve gayrimenkul balonlarını patlatır. Bu da ciddi bir krize yol açabilir. Böyle bir gelişme tüm dünyanın ve Türkiye'nin krize girmesi anlamına gelir. Döviz kurunun yükselişe geçmesi ve bu durumun kalıcı olması krize neden olabilir. Kurdaki yükselişi pek çok faktör tetikleyebilir. Dünyada faizlerin yükselmesi de, emtia fiyatlarının yükselmesine neden olan gevşek para politikası bunun alt yapısını hazırlayabilir. Türkiye'de, 2006 yılında orta vadeli enflasyon beklentisi yavaş yavaş yukarıya yönelecek. Bu durum dış piyasalardaki gelişme ve beklentilerden kaynaklanacak. Bu da Türkiye'nin sermaye beklentilerini azaltacak. Orta vadede enflasyon yükselip, nominal faizler aynı seviyede kaldıkça, reel faizler geriliyor olacak. Bu da sıcak paranın hareketini etkileyeceğinden, cari açığın boyutları olumsuzluğa katkı yapacak.

Şirketler zor durumda

PROF. DR. ÖZER ERTUNA

Türkiye ekonomisi çok çarpıtılmış bir vaziyette ve çok ciddi riskler taşıyor. Bunun en açık belirtisi cari işlemler açığı. Bunun arkasındaki temel neden ise 40 milyar dolar civarındaki dış ticaret açığı ve Türk Lirası'nın aşarı değerlenmiş olmasıdır. Bunun sonucunda dış ticaret açığı doğuyor. Türkiye'de şirketler ihracat avantajlarını sürdürebilmek için ara mallarını dışardan almak mecburiyetinde kalıyor ki rekabet edebilsinler. Bu durum ihracatçı şirketlere ara malı yapanları zor durumda bırakıyor. Bunlar da hammaddelerini dışardan almak mecburiyetinde kaldığında da ekonomiye olumsuzluk olarak yansıyor. Şu anda Türkiye'de pek çok küçük ölçekli ara malı yapan şirket çok zor durumda. Bunların kâr marjları ve rekabet gücü kalmamış, yaşam savaşı veriyorlar. İkinci büyük risk faktörü dış ticaret açığıyla cari açığın dış borçlar üzerindeki etkisi.

Herkesin pozisyon açığı var

PROF. DR. OSMAN ALTUĞ

Türkiye krizin içinde. Kriz sadece doların ve faizin yükselişiyle borsanın düşüşüne bağlı değil. Bu ancak parası olanın krizi ama Türkiye'de işsizlik var. Ekonomik göstergelere baktığımızda, ekonominin tamamen kayıt dışı olduğunu görüyoruz. Bu nedenle göstergeler gerçeği yansıtmıyor ve veri tabanı sağlıklı değil. Bu nedenle enflasyon da, fert başına düşen milli gelir hesabı da gerçeği yansıtmaz. Bütçemiz açık, ödemeler dengesi açık, dış ticaret dengesi açık, bankaların pozisyonları açık, Hazine pozisyonu açık, Merkez Bankası pozisyonu açık, özel sektörün pozisyonu açık, istihdam dengesi işsizlik nedeniyle çok açık. Ülkeyi yönetenler o kadar güzel konuşuyor ki; borsa coşuyor, kur düşüyor, enflasyon iyi gidiyor gibi. Madem her şey halledildi, neden Türk insanına iş bulunamıyor?

Fert başına düşen milli gelir rakamı 2006'da 5 bin 139 dolar olacakmış. Biri çıkıp, ben ve eşim artı iki de çocuğum var ve toplam gelirimiz 20 bin dolar diye biliyor mu?

Olympos
02-10-2006, 09:02
Ercan KUMCU

Umutlarla ger&#231;ekleşmeler farklı


MAYIS ve haziran aylarındaki &#231;alkantılardan sonra ben de dahil &#231;oğu kimse ekonomik b&#252;y&#252;menin biraz yavaşlayacağını umdu.

İ&#231; talep b&#252;y&#252;mesinin hızının kesilip dış a&#231;ıklara &#231;are olabileceği d&#252;ş&#252;n&#252;ld&#252;. Ama, son veriler umutların pek ger&#231;ekleşmediğine işaret ediyorlar. Ekonomik birimler galiba &#231;alkantının ge&#231;ici olduğunu d&#252;ş&#252;n&#252;p umursamadı.

Yakında finans piyasalarında bir "cuma sendromu" başlayacak gibi g&#246;r&#252;n&#252;yor. Son iki haftadır cuma g&#252;nleri finans piyasalarının ağzının tadı ka&#231;ıyor. Her hangi bir nedenle, d&#246;viz kurları ve faizler y&#252;kseliyor. Sanki, mini &#231;alkantılar d&#246;nemine girmiş gibiyiz.

Piyasada oynaklıklar arttı. Bug&#252;n&#252;n k&#252;&#231;&#252;k oynaklıkları yarının fırtına habercisi de olabilirler. Ama, bug&#252;nk&#252; haliyle, mini oynaklıkların da dış a&#231;ıkların makul d&#252;zeylere &#231;ekilmesi i&#231;in bir ila&#231; olacağını ummak &#231;ok ger&#231;ek&#231;i g&#246;r&#252;nmemektedir. Bu konuya yarın gireceğim.

ARTIŞA DEVAM

Cuma g&#252;n&#252; ağustos ayına ait dış ticaret rakamları yayınlandı. İhracat k&#252;&#231;&#252;msenmeyecek d&#252;zeyde artıyor. Ama, aynı zamanda ithalat da artmaya devam ediyor. &#199;ok da anormal olmayan bu gelişme şaşırtıcı olarak nitelendiriliyor. &#220;&#231; aydır beklenen, ithalatın hızının kesilmesi bir t&#252;rl&#252; ger&#231;ekleşmiyor.

Aslında, dış ticaret a&#231;ığı son &#252;&#231; aydır &#231;ok hafif de olsa bir azalma eğilimi i&#231;ine girmiş g&#246;r&#252;n&#252;yor. Grafikten de g&#246;r&#252;ld&#252;ğ&#252; gibi, aylık bazda &#252;&#231; aylık dış ticaret a&#231;ığı haziran ayında 14.8 milyar dolar d&#252;zeyine ulaşarak rekor kırmıştı. &#220;&#231; aylık dış ticaret a&#231;ığı temmuz ayında 14.3 milyar dolara, ağustos ayında da 14.1 milyar dolara geriledi. Gerileme mevsimsel g&#246;r&#252;nm&#252;yor. &#199;&#252;nk&#252;, bundan &#246;nceki yıllarda aynı d&#246;nemde &#252;&#231; aylık dış ticaret a&#231;ığı artmaya devam ediyordu. Yine de, ağustos ayındaki &#252;&#231; aylık dış ticaret a&#231;ığı ge&#231;en yılın aynı d&#246;nemine g&#246;re y&#252;zde 13.5 artmış g&#246;r&#252;n&#252;yor. Ge&#231;en yıl bu rakam y&#252;zde 30 civarındaydı. A&#231;ığın eyl&#252;l ayı ile birlikte yeniden artış eğilimine girmesi de şaşırtmamalıdır.

Kısacası, son &#252;&#231; aylık veriler dış ticaret a&#231;ığındaki artışın hızının kesildiğini s&#246;yl&#252;yor. Ama, dış ticaret a&#231;ığı artmaya devam ediyor. Artış hi&#231; de k&#252;&#231;&#252;msenecek boyutlarda değil. Yıllık bazda dış ticaret a&#231;ığı 50 milyar dolara gelmiş bulunuyor ve artmaya devam ediyor.

Ağustos ayında t&#252;ketim malları ithalatında ge&#231;en yılın aynı ayına g&#246;re &#231;ok az bir azalma g&#246;r&#252;n&#252;yor. Bu gelişmeyi hemen "i&#231; talepte bir daralmanın yaşandığı bi&#231;iminde" yorumlamak en azından şimdilik &#231;ok doğru olmayacaktır. Benzer bir olguyu, hatta daha &#231;arpıcı bir bi&#231;imde ge&#231;en yılın ocak ve mayıs aylarında da yaşamıştık. Halbuki, o d&#246;nemde i&#231; talep artıyordu. T&#252;ketim malı ithalatı ge&#231;ici bir s&#252;re i&#231;in artan vergilere tepki vermişti. Daha sonra artan vergilere de alışılmıştı. Dolayısıyla, t&#252;ketim malları ithalatındaki ağustos ayındaki &#231;ok k&#252;&#231;&#252;k gerilemenin ge&#231;ici olma olasılığı k&#252;&#231;&#252;k değildir.

SIKIŞIYORUZ

Konunun korkutucu yanı ara malları ithalatındaki artıştır. Ge&#231;en kasım-ocak d&#246;neminde artışının yavaşladığı g&#246;zlediğimiz ara malları ithalatı son iki aydır yıllık bazda y&#252;zde 22 civarında artmaya devam etmektedir. Ara malları ithalatındaki artış ihracattaki artışla uyumlu g&#246;r&#252;nmektedir. İhracata y&#246;nelik &#252;retimde ithal ara mallarının ağırlığının giderek arttığı &#231;ok a&#231;ıktır.

Bir yandan ekonomik b&#252;y&#252;me, diğer yandan ihracata y&#246;nelik &#252;retimde ithal ara mal talebinin artması dış a&#231;ıklar konusunda T&#252;rkiye ekonomisini sıkıştırmaktadır. İhracat yapısında bir g&#252;nden diğerine radikal bir d&#246;n&#252;ş&#252;m olmayacaktır. Ekonomik b&#252;y&#252;menin dış a&#231;ıkları makul d&#252;zeye &#231;ekecek bir eğilim i&#231;inde olduğu y&#246;n&#252;nde ise hen&#252;z bir işaret bulunmamaktadır.

akuarist
15-10-2006, 18:16
ihracat hakkında g&#252;zel bir makale . . .

http://www.geocities.com/ceteris_tr2/i_ozturk.doc

açık-pozisyon
16-10-2006, 14:58
keşke kriz &#231;ıksa...

akuarist
16-10-2006, 17:42
keşke kriz çıksa...

sebep???

açık-pozisyon
17-10-2006, 15:54
Neyin sebebi? Neden kriz &#231;ıkmasını mı istiyorum, neden kriz olabilir mi? Hangisi? Ben yine de ikisini birden a&#231;ıklayayım :D
1- Sebebi siyasi, şimdi buraya a&#231;ık a&#231;ık yazarsam yine bir siyasi tartışmaya iktidar-muhalefet savaşına d&#246;ner ya yazılar silinir ya topic kapanır. Daha adam gibi tartışmayı &#246;ğrenemedik biz... Yorumlarım hoşa gitmedi diye adamın biri beni "militan" vs gibi kelimelerle itham edebiliyor. Bu y&#252;zden iyisi mi ilkinin sebebi kalsın b&#246;yle, keşke usd 2.5 YTL olsa, faiz %80-90 aralığına otursa, Kişi başı gelir 2.000 USD'nin altına inse, işsizlik %15'e fırlasa, hayat zehir olsa, keşke...
2- Bunun sebepleri ise tartışılır, neden kriz olabilir, neden, nedennnn... Hımm, bence sonbaharda ikinci dalga gelebilir, avrupa karamsarlığa d&#252;şebilir, irtica hortlayabilir, orhan pamuk nobel alabilir (ha o almıştı zaten :D), vakvaklar &#252;rkebilir vs, vs... Ha bir de cari a&#231;ık &#231;ok a&#231;ılmış olabilir :D Kısacası bu &#252;lkede "belli" zihniyetteki kan emiciler olduğu s&#252;rece kriz her an &#231;ıkabilir...

akuarist
17-10-2006, 16:46
Neyin sebebi? Neden kriz çıkmasını mı istiyorum, neden kriz olabilir mi? Hangisi? Ben yine de ikisini birden açıklayayım :D
1- Sebebi siyasi, şimdi buraya açık açık yazarsam yine bir siyasi tartışmaya iktidar-muhalefet savaşına döner ya yazılar silinir ya topic kapanır. Daha adam gibi tartışmayı öğrenemedik biz... Yorumlarım hoşa gitmedi diye adamın biri beni "militan" vs gibi kelimelerle itham edebiliyor. Bu yüzden iyisi mi ilkinin sebebi kalsın böyle, keşke usd 2.5 YTL olsa, faiz %80-90 aralığına otursa, Kişi başı gelir 2.000 USD'nin altına inse, işsizlik %15'e fırlasa, hayat zehir olsa, keşke...
2- Bunun sebepleri ise tartışılır, neden kriz olabilir, neden, nedennnn... Hımm, bence sonbaharda ikinci dalga gelebilir, avrupa karamsarlığa düşebilir, irtica hortlayabilir, orhan pamuk nobel alabilir (ha o almıştı zaten :D), vakvaklar ürkebilir vs, vs... Ha bir de cari açık çok açılmış olabilir :D Kısacası bu ülkede "belli" zihniyetteki kan emiciler olduğu sürece kriz her an çıkabilir...

ne tesadüf bende vatan haini ilan edilmiştim :gulen:

umutabi
18-10-2006, 01:58
Neyin sebebi? Neden kriz çıkmasını mı istiyorum, neden kriz olabilir mi? Hangisi? Ben yine de ikisini birden açıklayayım :D
1- Sebebi siyasi, şimdi buraya açık açık yazarsam yine bir siyasi tartışmaya iktidar-muhalefet savaşına döner ya yazılar silinir ya topic kapanır. Daha adam gibi tartışmayı öğrenemedik biz... Yorumlarım hoşa gitmedi diye adamın biri beni "militan" vs gibi kelimelerle itham edebiliyor. Bu yüzden iyisi mi ilkinin sebebi kalsın böyle, keşke usd 2.5 YTL olsa, faiz %80-90 aralığına otursa, Kişi başı gelir 2.000 USD'nin altına inse, işsizlik %15'e fırlasa, hayat zehir olsa, keşke...
2- Bunun sebepleri ise tartışılır, neden kriz olabilir, neden, nedennnn... Hımm, bence sonbaharda ikinci dalga gelebilir, avrupa karamsarlığa düşebilir, irtica hortlayabilir, orhan pamuk nobel alabilir (ha o almıştı zaten :D), vakvaklar ürkebilir vs, vs... Ha bir de cari açık çok açılmış olabilir :D Kısacası bu ülkede "belli" zihniyetteki kan emiciler olduğu sürece kriz her an çıkabilir...


1994-1998-2001 yakın zamanda üç kriz sebepler hemen hemen aynı sadece tetikliyen olaylar birazcık farklı. Yok yok bu sefer ''yırttık abicim'' kriz- mıriz olmaz .... gönlüm bunu demek istiyor ama göstergeler ne yazık ki gönlümdekileri doğrulamıyor. Napalım ''doğru söyleyeni 9 köyden kovarlar'' biz Türklere mahsus gerçeği yansıtan ama bir o kadarda acayip atasözü işte.

observer
18-10-2006, 07:44
borsa camiasında &#231;ok sevilen h&#252;k&#252;metin &#246;zelleştirme gelirleri suyunu &#231;ektikten sonra ve &#252;zerine (Allah vermesin ama) bir de global resesyon binerse ne yapacağını merak ediyorum.
Ama bu şansla bu adamlar o g&#252;nlerde kesin iktidarı bir başkasına devretmiş olurlar. Onlar da 'enkaz devraldık' derler ama kimseyi inandıramazlar. Bir sonraki erken se&#231;imden itibaren Akp sonsuza kadar iktidarın sahibi olur :)...

açık-pozisyon
18-10-2006, 08:31
Sn. observer dediklerinize i&#231;ten katılıyorum, bir c&#252;mleniz hari&#231;; şimdi siyasi olacak ama :D "bu şansla bu adamlar" dediğiniz AKP zamanında, ikinci Irak savaşı, bununla birlikte 1 Mart tezkere vakası, petrol'&#252;n 25 USD'den 75 USD'ye &#231;ıkması, El-Kaide İstanbul saldırıları, AB'nin Ermeni soykırımı maymunlukları, Ortadoğu L&#252;bnan-İsrail krizi, AB'nin 301. madde maymunlukları gibi &#252;lke iradesi dışında gelişen ve h&#252;k&#252;meti-&#252;lkeyi zorlayıcı olaylar vuku bulmuştur. Acaba bu olaylar karşısında AKP yerine başka bir h&#252;k&#252;met olsaydı;
1- Daha başarılı bir duruş sergileyebilir miydi?
2- Evet ise bunun i&#231;in nelerden taviz vermesi gerekirdi?
3- Hayır ise &#252;lke şu anda hangi durumda olurdu?

Not olarak da şunu belirteyim, AKP'nin yukarıda saydığım konularda "başarılı" icraatlar ger&#231;ekleştirdiğini savunmuyorum, &#231;&#252;nk&#252; başarı g&#246;receli bir kavramdır, bakış a&#231;ınıza g&#246;re değişir. Sadece başka bir h&#252;k&#252;met AKP'ye g&#246;re ne denli başarılı olabilirdi, soru işareti buradadır...

çilek
19-10-2006, 10:16
UNAKITAN:"CARI ACIGIN AZALTILMASIYLA ILGILI TEDBIRLER ALINACAK, BUNU GORECEKSINIZ"

Bunun altında yatan nedir?

demet üstün
19-10-2006, 15:15
cari açık nereye kadar sorun olmaz sorusu bence doğru bi soru değil
cari denge ekonomik göstergelerden biridir.

biz bi ekonomiye bakarken sadece cari dengeye değil, gdp, dış ticaret dengesi, döviz kuru, ücretler ve fiyatlar gibi diğer göstergelerde baz alınmalı.

tabi vakti zamanında 'bir ülkenin geliştiği yollarından anlaşılırdı. şimdi kimi ekonomistler diyoki bir ülkenin gelişme düzeyi o ülkenin cari dengesinden belli olur.

hal böyleyken bugün dünyanın 1 numaralı ekonomisi olan, en verimli iş gücünü elinde tutan ve bunun gibi bir çok en verimliye sahip olan amerikanın 838 milyar dolar lık cari açığını nasıl sorun olarak görmediğimizse diğer bir değişken olan döviz kuruyla açıklıyoruz; abd nin parası demek dünya parası demek, ülkeye çok fazla sıcak para giriyor ve açık kapanıyor gibi

ON4 dk
21-10-2006, 13:35
Bana bu topicde dış ticaret açığı ile cari açık sanki karıştırılmış gibi geldi. veya ben yanlış anladım yada yanlış biliyorum, neyse...

Ne zaman sorun olur; sorun olabilme ihtimalini gündeme taşıyabilecek tek etken önümüzdeki seçimler olacaktır. Bu atmosfe girerken sıcak para, oluşabilecek en ufak bir krizle ülkeden kaçar ve türkiye likidite krizine düşer. Sanırım zor bir ihtimal olsa gerek. Hatta 30 yıllık tahvil ihraç edebildiğimize göre, cari açığın sorun çıkarması dahada zor.

Şimdi bakalım; Devlet ne yapıyor cari açığı kapatmak için?
_ Elde pazarlanacak bi sürü mal var, o da pazarlıyor, özelleştiriyor.
_ Reel faizleri yüksek tutuyor, dolayısıyla ülkeye sıcak para sokuyor.
_ Döviz ucuz, o da piyasadan döviz alıyor.
_ Koçlar gibi en ucuzundan dövizlede borçlanıyor.

Küçük yatırımcılarda ne yapıyor? Döviz düştü diye kaçıyor dövizden, aldığı paranın üstüne bide uzun vadeli olarak ucuzladı diye ev kredisi çekip ev alıyor.

Tüm bunlar piyasada döviz bolluğuna yol açıyormu? Döviz ucuzluyormu? Üstüne paramız değerleniyormu? Sanırım hepsine evet.

Devlet ne yapıyor; koçlar gibi tüm bu gelirlerle dengeyi kurmaya çalışıyor. Ama her şeye rağmen cari açık veriyor. Demekki bu normal bişey.

E peki herkezin anlayacağı bir dille söyleyecek olursak; Ne zaman sorun olacak bu cari açık?

Bakın yukarıdaki bold ile yazılmış maddelere.
Alın onların tersini. Yani özelleştirme kalmaz, sıcak para çıkar, aldığımız borçların ödemeleri gelir ve üstünede alamaz hale gelirsek. Merkezinde rezervleri yetmiyorsa. Aha işte yedik nanayı o zaman.

Bence sadece bu şıkları takip etmek yeter. Gerisi boş ve spekülasyondan başka bir durum oluşturmayacaktır. Boşuna gövde gösterisi yapmaya gerek yok.

Mesele cari açık vermemek değil, büyürken vermemektir. Konuyu dallandırmaya hiç gerek yok. Hatta sadece ÜRETİM yapabilmeyi becersek alayı boş.

İki kelimede ben etmek istedim.

Kalın sağlıcakla.

engindeniz
23-10-2006, 19:57
Bana bu topicde dış ticaret açığı ile cari açık sanki karıştırılmış gibi geldi. veya ben yanlış anladım yada yanlış biliyorum, neyse...

Ne zaman sorun olur; sorun olabilme ihtimalini gündeme taşıyabilecek tek etken önümüzdeki seçimler olacaktır. Bu atmosfe girerken sıcak para, oluşabilecek en ufak bir krizle ülkeden kaçar ve türkiye likidite krizine düşer. Sanırım zor bir ihtimal olsa gerek. Hatta 30 yıllık tahvil ihraç edebildiğimize göre, cari açığın sorun çıkarması dahada zor.

Şimdi bakalım; Devlet ne yapıyor cari açığı kapatmak için?
_ Elde pazarlanacak bi sürü mal var, o da pazarlıyor, özelleştiriyor.
_ Reel faizleri yüksek tutuyor, dolayısıyla ülkeye sıcak para sokuyor.
_ Döviz ucuz, o da piyasadan döviz alıyor.
_ Koçlar gibi en ucuzundan dövizlede borçlanıyor.

Küçük yatırımcılarda ne yapıyor? Döviz düştü diye kaçıyor dövizden, aldığı paranın üstüne bide uzun vadeli olarak ucuzladı diye ev kredisi çekip ev alıyor.

Tüm bunlar piyasada döviz bolluğuna yol açıyormu? Döviz ucuzluyormu? Üstüne paramız değerleniyormu? Sanırım hepsine evet.

Devlet ne yapıyor; koçlar gibi tüm bu gelirlerle dengeyi kurmaya çalışıyor. Ama her şeye rağmen cari açık veriyor. Demekki bu normal bişey.

E peki herkezin anlayacağı bir dille söyleyecek olursak; Ne zaman sorun olacak bu cari açık?

Bakın yukarıdaki bold ile yazılmış maddelere.
Alın onların tersini. Yani özelleştirme kalmaz, sıcak para çıkar, aldığımız borçların ödemeleri gelir ve üstünede alamaz hale gelirsek. Merkezinde rezervleri yetmiyorsa. Aha işte yedik nanayı o zaman.

Bence sadece bu şıkları takip etmek yeter. Gerisi boş ve spekülasyondan başka bir durum oluşturmayacaktır. Boşuna gövde gösterisi yapmaya gerek yok.

Mesele cari açık vermemek değil, büyürken vermemektir. Konuyu dallandırmaya hiç gerek yok. Hatta sadece ÜRETİM yapabilmeyi becersek alayı boş.

İki kelimede ben etmek istedim.

Kalın sağlıcakla.

---
Tebrikler Sn. ON4 dk...

:tamam:

engindeniz
23-10-2006, 20:16
Cari açık piyasanın sigortasıdır... Ama sigorta attığında piyasanın tepkisi nasıl oluru bilmek ve ona göre hareket etmeyi bilen karlı çıkar...

Piyasadan döviz alınıyorsa, enayi mi alsınlar... Hazırlık yapıyorlar... Sigortanın direncini arttırmak için alıyorlar... Topladıkları bu dövizi Şubat-2007 sonunda veya Mart-2007 ortalarında piyasaya yavaş yavaş sokacaklar... Kriz olmaması için...
Sıcak paranın kaçmaması için faizi bilerek yüksek tutuyorlar... 1 gecede faizleri yarıya indirdikleri bu ülkede ne kadar reel piyasa var... Varın siz algılayın...

Koçlar gibi borçlandıkları faizlerin durumu ortada... Ülkemiz dünyada borçlanan ülkeler arasında en yüksek borçlanma faizleri ile borçlanıyor...

Bu hükümetin başarısı gibi gösterilen özelleştirme bir gün kambur olacak bu ülkeye... Hepsi sıcak para bence... Sanayide uzun vadeli bir yatırım hiç yok bence... Hareketli para... Mali piyasalara giren para...
Sanayimizin 2 büyük lokomotifi sayılan ERDEMİR ve TÜPRAŞ özelleştirmesini yabancı alabildi mi? Yok... Bu özelleştirilen yerlerin kredi boçları için mali piyalara balıklama dalan yabancılar banka satın almakta yarış yaptılar... Mali piyasa özelleştirmesi krizin en büyük göstergesi...
Bakmayın otomotivde yapılan yatırımlara...Bunlar piyasanın fason üreticileri sayılır... Bu tip üretim tezgahlarını ülkeden söküp götürmek 2-3 yıl gibi değil 5-6 ay bile sürmeyebilir... Çin' de hem de 3-4 ayda ülkemizin en büyük yatırımlarını bile gözlerini kırpmadan yatırıma çevirebilirler... Ama Avrupa' ya uzak olduğu için istemiyorlar...

ABD' de faziler 6-7 arasına doğru hareket ediyor söylentileri bir çıksın bakın... Siz o zaman dünyada kriz çıkıyor söylentileri ile bu ülkede de kriz çıkarırlar...

AB ülkelerinde kararlı bir şekilde faizi yükseltmeme tutumu ABD' deki krizi yükseltmiyor... ABD' li bankerler EURO faizi bir yükseltsin diye apartta bekliyorlar... Hele hele 3-4 seviyelerine çıkartsınlar...Bakın o zaman kriz söylentilerini...

owert
23-10-2006, 20:38
&#246;zelleştimelerin sonuna geldik gibi,(daha neler var satacak ki yani y&#252;kl&#252; satılacaklar.)
Faizlerin y&#252;ksekliği devam ediyor...
Bol miktarda d&#246;viz var Merkezde ve sanaicilerde(kredi olarak) alıyorlar.
o zaman bence daha (&#246;zelleştirme zayıfladığı i&#231;in)kırılgan bir hale geliyoruz.

Faiz ve sıcak para ge&#231;miş yıllarda ki deneyimlilerde yeterli olmadı.A&#231;ığa d&#252;şt&#252; piyasa.Sıkıntıya girdik.
Bu durumda yani "nanay'a" daha yakınlaştık.

Ancak ben &#246;n&#252;m&#252;zde ve şimdi "Politik"tercihlerin ağırlık kazanacağına inanıyorum.Politik tercih ve destekler se&#231;imlere kadar devam etmesi gerek ama diğer yanda ekonomik tercihler de var.Hangisi ağırlık kazanacak? Evet &#246;n&#252;m&#252;zde 2-3 ay iyiyyizde sonrasını sanırım bu 2-3 ayda ki s&#252;rec belirliyecek.

e-recep
26-10-2006, 10:44
Cari a&#231;ık nereye kadar problem olmaz şeklinde sorulmuş. A&#231;ık pozisyondakilerin korkularını, kabuslarını &#231;ok iyi anlıyorum.

Aslında cari a&#231;ığın kendisi bir problem olduğunun g&#246;stergesidir. Bence bu problemin kaynağı 2002 sonundan itibaren Merkez Bankası'nın YTL'nin aşırı değerlenmesine seyirci kalmış olmasıdır. Y&#252;ksek reel faizlerin cazibesine kapılan sıcak para i&#231;eri h&#252;cum etmiş, d&#246;viz arzı ihtiya&#231;tan fazla artmış, d&#246;viz kurları d&#252;şm&#252;ş ve d&#252;ş&#252;k seyretmiştir. Aramalı ithalatı, aramalı imalatından daha cazip olunca dış ticaret a&#231;ığı patlamıştır. Bunu idame edebilmek i&#231;in de dışarında yabancı sermaye enjekte edilmiştir ve o da cari a&#231;ığı patlatmıştır.

Ancak bunun s&#252;rd&#252;r&#252;lebilir bir proses olduğunu d&#252;ş&#252;nm&#252;k b&#252;y&#252;k saflık olur.

Cari a&#231;ığımızı, yabancı sermaye ile y&#252;zd&#252;r&#252;yoruz. Bize bor&#231; veriyorlar. &#214;zel sekt&#246;r&#252;n a&#231;ık pozisyonları, bankaların sendikasyon kredileri, hepsi yabancı kredit&#246;rlerin, başka bir deyişle sıcak&#231;ıların insafında. Musluk biraz kısılmaya başladı mı sahte cennet sona erecek. Mayıs-Haziran aylarında &#246;n provasını izlediniz.

&#220;lke idaresinin bir başka d&#246;viz beklenti kaynağı da mevcut varlıklarımızın yabancılara satışı. Buna doğrudan yabancı sermaye girişi diyorlar ancak aslında olan biten el değiştirmedir. Sıfırdan kurulan fabrika yok denecek kadar azdır. Onu sat, bunu sat, nereye kadar? Her sene bir Telekom, bir Telsim, bir Cevahir İş Merkezi satabilecek miyiz?

Bu sahte cennetin biteceği ş&#252;phesiz. Kurlar d&#252;zelecek (fırlayacak), ikinci el bono faizi u&#231;acak, t&#252;m &#252;lke ekonomisi kilitlenecek. &#214;zel sekt&#246;r&#252;m&#252;z 100 milyar dolardan fazla a&#231;ık pozisyonda. 1994'te oldu, 2001'de oldu, yine olacak.. Cari a&#231;ıkla, YTL'yi aşırı değerlendirerek, ithalata dayalı b&#252;y&#252;me modelinin sonu bizim gibi gelişmekte olan &#252;lkelerde hep finansal erimedir. Ne zaman olacağını s&#246;yleyemem, ancak olacağı muhakkak.

Dip not: ABD cari a&#231;ığı ile bizimkini l&#252;tfen kıyaslamayalım. Onlar cari a&#231;ıklarını bastıkları kağıt par&#231;aları ile finanse ediyorlar, biz ise bor&#231;lanıyoruz. Arada dağlar kadar fark var.


---
Ekonomimiz aslında &#231;ok k&#246;t&#252; durumda.
Peki neden? &#199;&#246;z&#252;m&#252; nedir?
Aklınızdan ge&#231;en bir &#231;ok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

açık-pozisyon
27-10-2006, 09:38
Evet, evet kriz olacak, patlayacak herşey, biz de rahatlayacaz. Aaaa, ne canım bu b&#246;yle her dakka diken &#252;st&#252;, her dakka sitres, yeter... Olsun, olsun, kriz olsun, hatta bence karlı bir Ocak akşamı olsun, kestane patlatırken :D Ama olsun diyince de olmuyor ki bu meret... Sahi, ne yapmak lazım kriz &#231;ıkarmak i&#231;in?

e-recep
27-10-2006, 13:24
Birşey yapmanıza gerek yok. Reel faizleri yüksek, kurları düşük tutun yeter. O kendiliğinden gelir zaten.

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

Figo
27-10-2006, 13:49
topiğin başlığı "Cari açık nereye kadar problem olmaz?" 2006 yılı Ocak-Eylül döneminde, 61 milyar 141 milyon dolarlık ihracata karşılık, 100 milyar 794 milyon dolarlık ithalat yapılmış.Yani cari açık 40 milyar dolara koşuyor. 50 milyar dolar olursa belkii problem olmaya başlar :gulen: :dolar:

açık-pozisyon
27-10-2006, 14:03
Birşey yapmanıza gerek yok. Reel faizleri yüksek, kurları düşük tutun yeter. O kendiliğinden gelir zaten.

Ne krizmiş kardeşim, o dediğiniz şartlar 4 seneden beri var, bir türlü gelmedi... Demek ki kendiliğinden gelmiyor, birşeyler yapmak lazım :rolleyes: Ne acaba? Aslında benim birkaç tahminim var amma biraz daha bekleyeceğim. Şu kriz çıkmazsa biz de lambadan cini çıkartırız...

e-recep
27-10-2006, 14:09
Uzun sürmüş olmasının iki nedeni var :

1-2002 yılından beri süregelen global likidite bolluğu. Yani eskiye nazaran çok bol sıcak para...

2-AKP hükümetinin IMF ve AB çıpalarına ciddi yaklaşımı ve istenenleri yerine getirme çabası. Yani sıcakçıya bol güven...

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

Figo
27-10-2006, 14:32
sayın e-recep

sıcakçıya bolca güven ama benim anlamadığım bu yabancı fonlar 1,6-1,7 li dolar seviyelrinden değilde 1,45 seviyesinden dolar bozmaları ve faiz borsa gibi enstrümanlara geçmeleri ? Bu biraz riskli değil mi ? :düsün:

e-recep
27-10-2006, 15:05
sayın e-recep

sıcakçıya bolca güven ama benim anlamadığım bu yabancı fonlar 1,6-1,7 li dolar seviyelrinden değilde 1,45 seviyesinden dolar bozmaları ve faiz borsa gibi enstrümanlara geçmeleri ? Bu biraz riskli değil mi ? :düsün:

Risk ve getiri hesaplarını bilemem. Milyonlarca dolarlık bilgisayar programlarının komplike formüllere dayanarak verdiği kararlar bunlar. Zaten hesapları ilelebet kalmak değil, herkes çıkmadan hemen önce çıkmak... Ayrıca fonlar oynadıkları paraların kaçta kaçını buraya sokuyorlar acaba? Onların oyun alanı tüm dünya. Kastettiğim, hükümetimizin AB ve IMF çıpalarına sadık kalarak o formüldeki bir takım parametreleri kuvvetlendirmiş olması. Yoksa formül değişmiş filan değil. Ecevit zamanında 'devletin başında kavga var' diyerek, o parametreleri son derece zayıflatmıştı, haliyle hesaplar değişmiş ve çıkış sertleşmişti.

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

umutabi
28-10-2006, 01:55
sayın e-recep

sıcakçıya bolca güven ama benim anlamadığım bu yabancı fonlar 1,6-1,7 li dolar seviyelrinden değilde 1,45 seviyesinden dolar bozmaları ve faiz borsa gibi enstrümanlara geçmeleri ? Bu biraz riskli değil mi ? :düsün:

sayın figo;

Senin dediğin ilk dalgaydı yani bir takım sıcak para 1,6-1,7 aralığından tası tarağı toplayıp çıktı geriye daha cesurlar kaldı.Şimdi o çıkanlardan bir kısmı yüksek tl cazibesine kapılıp geri dönüyorlar ve cesurlarla birlikte yeni bir trend başlatıyorlar.Ne demişler ''dün dündür bugün bugündür.'' Bence kaçarı yok muhakak ama muhakkak ikinci bir dalga gelecek ama ne zaman?...

e-recep
28-10-2006, 10:32
sayın e-recep

sıcakçıya bolca güven ama benim anlamadığım bu yabancı fonlar 1,6-1,7 li dolar seviyelrinden değilde 1,45 seviyesinden dolar bozmaları ve faiz borsa gibi enstrümanlara geçmeleri ? Bu biraz riskli değil mi ? :düsün:

Salih Neftçi'nin bir cevabı var :

"Yabancılara bakın... Türkiye veya Brezilya’daki özel siyasi gelişmeleri dikkate bile almadan, bütün emerging piyasaları aynı sepete koyup bir portföy oluşturarak yatırım kararı veriyorlar. Brezilya’da faizler yüzde 13 civarında. Türkiye’de yüzde 20’nin üzerinde nominal bir getiri elde ediliyor.

Kritik nokta işte burada...

İçinde bulunduğumuz koşullar o kadar olumlu ki... Türkiye’de faizleri Brezilya seviyesine doğru çekin örneğin 400 baz puanı düşürün... Bu koşullarda yatırımcılar dönüp Türkiye kağıtlarından çıkmaz. Daha önce ne karar veriliyorsa yine aynı karar verilir. Yatırımcı yine Brezilya benzeri ülkeler ve Türkiye’den aynı portföyü oluşturur.

Diğer bir deyimle şu anda yüzde 20 civarında olan bono faizlerinin şimdi içine girmekte olduğumuz dünya koşullarında bu seviyede kalması tümüyle gereksizdir.

Faizler hızla indirilebilir.

Ve indirilmelidir."

http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=102955

--
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

Figo
28-10-2006, 13:32
13/08/08 g&#246;sterge tahvil blşk faizi 23,50' leri g&#246;rm&#252;şt&#252; şimdi aynı tahvil pzts vadeli 20,58 seviyelerinde. Zaten şu anda g&#246;rd&#252;ğ&#252; max.den 3 puanlık faizi d&#252;şm&#252;ş durumda.

rafetkarkas
28-10-2006, 14:10
recep bey katılıyorum, faizler su an olumlu hava varken indirilebilir fakat tahmin edersinizki bu yine o kadar kolay olmaz ve bi sıkıntıda suc hukumete biner, hele secimlere 1 sene kalmısken sence yaparlarmı?. O kadar cesur bir hukumetimiz oldugunu sanmıyorum..Tahminimce Turk milletine bir gunah kecisi lazım boyle butun pislik gozuken isleri yapacak bir hukumet, butun guzel ısleri yapacak ve sonra yerin dibine sokacaz onu sonra hazıra konanlar tekrar gelebilir basa.Tabi bu arada gozumuz acılırsa zor gelir ya neyse... Saygılar iyi çalışma olmuş.

e-recep
28-10-2006, 17:14
recep bey katılıyorum, faizler su an olumlu hava varken indirilebilir fakat tahmin edersinizki bu yine o kadar kolay olmaz ve bi sıkıntıda suc hukumete biner, hele secimlere 1 sene kalmısken sence yaparlarmı?. O kadar cesur bir hukumetimiz oldugunu sanmıyorum..Tahminimce Turk milletine bir gunah kecisi lazım boyle butun pislik gozuken isleri yapacak bir hukumet, butun guzel ısleri yapacak ve sonra yerin dibine sokacaz onu sonra hazıra konanlar tekrar gelebilir basa.Tabi bu arada gozumuz acılırsa zor gelir ya neyse... Saygılar iyi &#231;alışma olmuş.
Sayın rafetkarkas,

Teşekk&#252;r ederim, &#231;ok naziksiniz.

Size katılıyorum, bu h&#252;k&#252;metten kesinlikle b&#246;yle bir beklentim yok. AB ve IMF &#231;ıpalarına hayretler verecek kadar sıkı sarıldılar. 'Y&#252;kse faiz - d&#252;ş&#252;k kur' sisteminin gelmiş ge&#231;miş en ateşli savunucusu ve uygulayıcısı oldular. Tayin etmiş oldukları Merkez Bankası Başkanı, sağolsun, S&#252;reyya Serdenge&#231;ti'yi aratmıyor. Umutlar artık başka bahara kaldı.

Peki kim d&#252;zeltecek bu gidişi? Kim elini bu taşın altına sokacak? Kim yabancı sermayeyi ve milyarlarca dolarlık sıcak para baronlarını karşısına alacak? Kim IMF'ye, D&#252;nya Bankası'na kafa tutacak? Kim a&#231;ık pozisyonda &#246;l&#252;m&#252; bekleyen &#246;zel sekt&#246;r&#252; bataklıktan &#231;ekip &#231;ıkaracak?

Muhalefet kanadında b&#246;yle bir lider g&#246;remiyorum. Ya siz?

--
Ekonomimiz aslında &#231;ok k&#246;t&#252; durumda.
Peki neden? &#199;&#246;z&#252;m&#252; nedir?
Aklınızdan ge&#231;en bir &#231;ok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

demet üstün
25-11-2006, 08:35
cari a&#231;ık hususunda sayın başbakanımız benim bir ka&#231; hafta &#246;nce s&#246;ylediklerimi adeta doğrularcasına bir a&#231;ıklama yapmış

25 kasım h&#252;rriyet gazetesinin 9. sayfasındaki a&#231;ıklamada diyor ki:

' d&#252;nyanın en gelişmiş &#252;lkelerinde mesela amerikada cari a&#231;ık korkun&#231; noktada. biz bu noktada onlardan &#231;ok &#231;ok iyiyiz. bor&#231; noktasındada amerikanın durumu k&#246;t&#252;. şu anda amerikanın borcu 900 milyar dolar. japonya aynı felaketi yaşıyor. biim cari a&#231;ık noktasında sıkıntımız yok değil, var, ama endişemiz korkumuz yok. niye yok? cari a&#231;ık noktasında bu sıkıntıyı yaşarken turizmde bir trendimiz var. cari a&#231;ığın ciddi bir kısmını turizm geliri ile kapatabiliyoruz. cari a&#231;ıkta en b&#252;y&#252;k sıkıntı akaryakıt, doğalgaz fiyatlarındaki y&#252;kselişte. bizim burada yaptığımız bazı &#231;alışmalar var....'

şeklinde bir a&#231;ıklama.

'bu ara IMF ile de konuştuk. t&#252;rkiyedeki cari a&#231;ığın tehlike sinyali olmadığını onlarda s&#246;ylediler. &#231;&#252;nk&#252; konuyu dengeleyen şu anda dinamik unsurlarımız var'

ctitiz
25-11-2006, 08:40
çünkü konuyu dengeleyen şu anda dinamik unsurlarımız var'

"şu an problem yok", yarın?

selamlar

demet üstün
25-11-2006, 19:20
ona bakarsanız yarın kafanıza saksı d&#252;ş&#252;p &#246;lmeyeceğinizi kim garantileyebilir

ekonomi durağan bir yapı değildir ki bu sizin s&#246;ylediğiniz kusura bakmayın ama muhalefet olacak bişey s&#246;yliyim de ne olursa olsun havasında bir c&#252;mle olmuş cımbızla se&#231;ilmiş bu eleştirinizi ger&#231;ekten &#231;ok takdir ediyorum

ekonomi demek sorunlarla uğraşmak demektir ekonomi demek komplo teorileri &#252;retebilmek demektir katkılarınızdan &#246;t&#252;r&#252; &#231;ok teşekk&#252;r ederim sizin gibi insanlar var olduğu s&#252;rece &#231;&#246;z&#252;mlerden &#231;ok 'sanal' sorunlar ortaya &#231;ıkar elbet

Golfer
25-11-2006, 20:12
"Türkiye'nin son üç yıldır uyguladığı ekonomik modelin özeti şudur: Kuru ve dolayısıyla ithalatı ucuz tutmak, ithalatın ucuzluğu sayesinde yüksek büyüme oranı yakalamak, düşük kur ve ucuz ithalat sayesinde enflasyonu indirmek, reel faizin yüksek kalmasına göz yumarak yabancı kaynak girişini sağlamak ve bu yabancı kaynak girişi sayesinde düşük kurun sürekli artırdığı cari açığı finanse etmek..."

Mahfi Eğilmez, 16/11/2006 @ http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=204689


Dolayısıyla cari açığın finanse edilebilmesi ve mevcut yapının -ki bence son derece sağlıksızdır- devamı için faizin indirilmesi mümkün değildir. Yabancı tasarrufunu ithal edebilmek için bu faizi malesef vermek zorundasınız. Bu durum hem ülkeyi dışsal şoklara son derece açık hale getirir, hem de dış siyaset açısından bizi çok bağlar.


Ben ekonomideki bu son durumu şöyle özetliyorum:

Lösemi hastasına kemoterapi ilacı vermek ve tedavi etmeye çalışmak yerine devamlı dışardan kan veriliyor. Sonuçta hastanın yanakları al al oluyor ve dışardan görenler ne kadar sağlıklı diyorlar... Ama nereye kadar di mi.. :hayır:

e-recep
27-11-2006, 08:40
Sayın Golfer,

Aynen &#246;yle. &#199;ok g&#252;zel &#246;zetlemişsiniz.

Demet &#220;st&#252;n hanımefendi,

&#214;nce cari a&#231;ık verilir sonra bunun finansmanı aranır diye birşey yoktur. Dış ticaret a&#231;ığı yabancılar tarafından d&#246;viz ile finanse edilirse cari a&#231;ık oluşur.

Cari a&#231;ık problemin kendisi değil, problem olduğunun g&#246;stergesidir.

Cari a&#231;ık, tasarruf a&#231;ığıdır.

&#220;lkemizde cari a&#231;ık yolunun sonu sert kur d&#252;zeltmesidir. Onun i&#231;in cari a&#231;ığa "sorun" adı veriliyor. Bunu geciktirmek i&#231;in &#252;lkeye d&#246;viz girişi şart. D&#246;viz girmesi i&#231;in yabancılara devamlı el a&#231;mamız, T&#252;rkiye'yi olduğundan g&#252;zel g&#246;stermemiz, kırmızı &#231;izgilerimizi morartmamız, elimize ne ge&#231;erse yabancılara satmamız, onlara d&#252;nyanın en y&#252;ksek faizini vermemiz gerekiyor.

ABD'nin cari a&#231;ığı ile bizimkinin alakası yok. Onların parası d&#252;nya rezervi. Benzetme ge&#231;ersiz.

---
Ekonomimiz aslında &#231;ok k&#246;t&#252; durumda.
Peki neden? &#199;&#246;z&#252;m&#252; nedir?
Aklınızdan ge&#231;en bir &#231;ok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

demet üstün
27-11-2006, 17:22
''&#214;nce cari a&#231;ık verilir sonra bunun finansmanı aranır diye birşey''

dediğimi hatırlamıyorum

yukarda ne yazdığım gaayet a&#231;ık

cocochanel
27-11-2006, 17:37
''Önce cari açık verilir sonra bunun finansmanı aranır diye birşey''

dediğimi hatırlamıyorum

yukarda ne yazdığım gaayet açık

Sayın Demet hanım,

Fikirlerinize bir ekonomist olarak aynen katılıyorum. Acaba yapılan muhalefet hanım olduğunuz için mi? Erkeklere sormak lazım.

ctitiz
27-11-2006, 19:11
ona bakarsanız yarın kafanıza saksı d&#252;ş&#252;p &#246;lmeyeceğinizi kim garantileyebilir

ekonomi durağan bir yapı değildir ki bu sizin s&#246;ylediğiniz kusura bakmayın ama muhalefet olacak bişey s&#246;yliyim de ne olursa olsun havasında bir c&#252;mle olmuş cımbızla se&#231;ilmiş bu eleştirinizi ger&#231;ekten &#231;ok takdir ediyorum

ekonomi demek sorunlarla uğraşmak demektir ekonomi demek komplo teorileri &#252;retebilmek demektir katkılarınızdan &#246;t&#252;r&#252; &#231;ok teşekk&#252;r ederim sizin gibi insanlar var olduğu s&#252;rece &#231;&#246;z&#252;mlerden &#231;ok 'sanal' sorunlar ortaya &#231;ıkar elbet


sayın demet &#252;st&#252;n;

Amacım muhalefet etmek değildi elbette, sadece T&#252;rkiye' de ekonomiyi y&#246;neten, 65 milyon insanın geleceğini ilgilendiren konularda karar verme yetkisini kullanan siyasi otoritelerin yaklaşımını &#246;zetleyen bir c&#252;mleyi alıntı yaptım.

Ekonomik durumun durağan değil stabil olması beklenir, T&#252;rkiye de bunu g&#246;rebiliyormusunuz?

Olsun ben sanal da olsa soruna parmak basayım, okuyan akademisyenler &#231;&#246;z&#252;m &#252;retsin...

Yarın benim kafama d&#252;şecek saksı sadece beni ve ailemi etkiler, 4 kişi! Ancak T&#252;rkiye &#252;zerine verilen kararların etkisi (iyi veya k&#246;t&#252;) bu kadar sığ kalmaz...

Mukayese edilen &#252;lkeler ise şaşırtıcı US ve Japonya...

selamlar

WeWillRise
27-11-2006, 20:30
tanıdığım biri faize para alıyordu tefecilerden, aylık 15% gibi inanılmaz yüksek faizle , bir iki yılda 1 liralık borcu 10 lira oldu, sonunda parayı çıkaramayanlardan biri adamı vurmuş..

e-recep
27-11-2006, 20:40
Sayın Demet hanım,

Fikirlerinize bir ekonomist olarak aynen katılıyorum. Acaba yapılan muhalefet hanım olduğunuz için mi? Erkeklere sormak lazım.

Yok, artık, daha neler. Siz de lütfedip cari açık hakkında yukarıdakilere benzer bir iki inci dökün de, bakın bakalım ne diyorum.

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

e-recep
27-11-2006, 20:49
demet üstün: ekonomi durağan bir yapı değildir ki bu sizin söylediğiniz kusura bakmayın ama muhalefet olacak bişey söyliyim de ne olursa olsun havasında bir cümle olmuş cımbızla seçilmiş bu eleştirinizi gerçekten çok takdir ediyorum.

Ekonomik durumun durağan değil stabil olması beklenir, Türkiye de bunu görebiliyormusunuz?

Çok güzel bir cevap olmuş. Tüm ekonomimiz 'sıcak para' üzerinde oturduğu için stabiliteden bahsetmemiz imkansız.

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

ganyan
27-11-2006, 21:17
Bu h&#252;k&#252;met ve IMF sicak para ile finanse edilen cari işlemler a&#231;ığı &#252;zerine bir program oturtmuş ve yabancılar piyasadan ciddi ciddi &#231;ıkış yapıncaya kadar bu b&#246;le devam edecektir.

rafetkarkas
27-11-2006, 23:16
recep bey çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum(blogunuz),
sizin bilginizden dolayı soruyorum; Acaba Özelleştirme senaryoları hiç olmasaydı yani ozellestirme politakamız hiç olmasaydı(son 2-3 senede artan ozellestirmeleri kastediyorum). Cari Açık şu an bize ne gibi bir sorun olarak çıkardı, Malum sizin rakamlarla aranız iyi gozukuyor, Hep merak ettiğim bir sorudur bu eğer son donemdeki buyuk ozelleştirmeler olmasaydı cari açık tehditi şu an için ne kadar tehlikeli olurdu?:düsün:

e-recep
28-11-2006, 10:37
recep bey çalışmalarınızdan dolayı sizi kutluyorum(blogunuz),
sizin bilginizden dolayı soruyorum; Acaba Özelleştirme senaryoları hiç olmasaydı yani ozellestirme politakamız hiç olmasaydı(son 2-3 senede artan ozellestirmeleri kastediyorum). Cari Açık şu an bize ne gibi bir sorun olarak çıkardı, Malum sizin rakamlarla aranız iyi gozukuyor, Hep merak ettiğim bir sorudur bu eğer son donemdeki buyuk ozelleştirmeler olmasaydı cari açık tehditi şu an için ne kadar tehlikeli olurdu?:düsün:

Teşekkür ederim, Rafet Bey.

Özelleştirmeler, aslında büyük planın bir parçası. Seneler boyunca yöneticiler, seçilmişler, atanmışlar, idareciler bir "global güç" tarafından yolsuzluk, rüşvet ve verimsizliğe itiliyor; kamu kurumları, kimsenin inkar edemeyeceği derecede, köhneleşiyorlar. Asıl sahipleri olan halkın öfke odağı haline geliyorlar. Bunları "tek parça haline" satıp kurtulmanın en iyi çare olduğuna inandırılıyorlar. Bu fikirler uzun yıllar içinde beyinlere kazınıyor.

Şimdi gelelim işin parasal boyutuna. Kamu işletmelerini zarara iten "güç", hükümete de "cari açıkla büyüme" modelini empoze ediyor. Bu "güç" Merkez Bankamızı da kontrol altında tutarak, uzun seneler boyunca "yüksek faiz-düşük kur" modelini uygulatıyor. Neticede tüm ülke ekonomisi "sıcak para" desteği ile ayakta durur hale geliyor. Ülkenin yere yapışmaması için, sıcak paranın çıkmaması gerekiyor. Bunun için "dünyanın en yüksek faizi" veriliyor.

Ancak bu da yeterli olmuyor.

Döviz arzının yüksek seyretmesi şart. Bunun için döviz girişine ihtiyaç var.

Şimdi iki öğeyi birleştirelim.

1-Satalım kurtulalım denen kamu işletmeleri
2-Döviz girişi ihtiyacı.

Denklemin sonucu = Özelleştirme yolu ile yabancıya satış. IMF ve Dünya Bankasını idare eden "güc"ün asıl hedefi.

Şimdi sizin sorunuza cevap vermek daha kolay oldu.

Özelleştirme serisi olmasaydı, döviz arzı bu kadar yüksek olmayacak, döviz kurları çok daha yüksek seviyelerde oluşacaktı. Kamu borçları yine patlayacak, faizler fırlayacak, enflasyon hedeflemesi iyice sapıtacaktı. Döviz borcuna girmiş şirketler yükselmiş olan kurların etkisi ile sarsılacaklardı.

Özelleştirmeler ile bu "sarsıntı" sadece geciktiriliyor. Satacak birşey kalmayınca veya faizler artık daha fazla arttırılamayacak hale gelince (halkın yeter demesi ile) yukarıda saydıklarım yine olacak.

---
Ekonomimiz aslında çok kötü durumda.
Peki neden? Çözümü nedir?
Aklınızdan geçen bir çok sorunun cevabı burada > http://e-recep.blogspot.com

slck
09-09-2008, 23:44
Koç Finansal Hizmetler Başekonomisti Cevdet Akçay, vergiyi tabana yaymamış bir Türkiye`ye yabancı sermayenin ikinci dalgasının gelmeyeceğini, bu ikinci dalganın gelmemesi halinde de cari açığın ciddi problem olacağını söyledi. Akçay, cari açığın bile vergi reformuyla büyük ilgisi olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: `Türkiye eğer vergi düzenini adam gibi oturtamazsa, orta uzun vadede cari açıkla ilgili hiçbir şey yapamaz. Vergi reformunu düzeltmemiş, vergiyi tabana yaymamış, vergi oranlarının düşürülmediği Türkiye`ye yabancı sermayenin ikinci dalgası gelmez. İkinci dalga gelmezse de cari açık ciddi problem olur.`` Türkiye`de orta uzun vadede önlemlerin hep göz ardı edildiğini ifade eden Akçay, sorunlar kısa vadede düzeltilmek isteniyorsa, orta uzun vadeyle ilgili doğru kararların alınıp buna göre sinyaller verilmesi gerektiğini vurguladı. Şu anda bu yönde bazı şeylerin yapılmaya çalışıldığını, ancak bunun yeterli olmadığını savunan Akçay, `Özellikle vergi reformu tarafında çok kuvvetli, çok sağlam gitmek lazım. Vergi tabanını yaymak bence oy kaybettiren değil, oy kazandıran bir şey`` diye konuştu. Akçay, Türkiye`nin artık rakamlarla ilgili pek problemi kalmadığını, ancak rakamların kalitesinin, mali gelirlerin kalitesinin hala çok düşük olduğunu söyledi. VERGİ ADALETSİZLİĞİ


Vergi gelirlerinin yapısının da çok kötü olduğuna dikkat çeken Akçay, `Vergi adaletsizliği diz boyu. Bunların hepsi yabancı yatırımcıları çok fena bezdiren şeyler. Yabancı yatırım, böyle bir ortama gelmez. Servis sektörlerine gelir, hazır zaten... Ama Çorum`a, Tokat`a gelip fabrika kurup mal üretmesi çok zor. Yerinden yatırımın gelmesi için reform sürecinin tamamlanması lazım`` görüşünü dile getirdi.

Yükselen GüNeŞ
10-09-2008, 01:27
yawww bunlarında işi vergiden indiregandi yapmak!

walla bu dolar böyle giderse yedik aywayı!!!

heee tersi de olsa yedik aywayı !!!

yani her durumda yedik aywayı!!!

japonların zamanında kendi içinde düştükleri makro ekonomi kitaplarında ders olarak anlatılan durum gibi bir durum içindeyiz...

Yükselen GüNeŞ
10-09-2008, 01:28
ama bu iş en çok enerji şirketlerine yarıyor... 2008 insani olmayan karlar açıklayacaklar...

demet üstün
19-11-2008, 18:45
Özelleştirmeler, aslında büyük planın bir parçası. Seneler boyunca yöneticiler, seçilmişler, atanmışlar, idareciler bir "global güç" tarafından yolsuzluk, rüşvet ve verimsizliğe itiliyor; kamu kurumları, kimsenin inkar edemeyeceği derecede, köhneleşiyorlar. Asıl sahipleri olan halkın öfke odağı haline geliyorlar. Bunları "tek parça haline" satıp kurtulmanın en iyi çare olduğuna inandırılıyorlar. Bu fikirler uzun yıllar içinde beyinlere kazınıyor.

Şimdi gelelim işin parasal boyutuna. Kamu işletmelerini zarara iten "güç", hükümete de "cari açıkla büyüme" modelini empoze ediyor. Bu "güç" Merkez Bankamızı da kontrol altında tutarak, uzun seneler boyunca "yüksek faiz-düşük kur" modelini uygulatıyor. Neticede tüm ülke ekonomisi "sıcak para" desteği ile ayakta durur hale geliyor. Ülkenin yere yapışmaması için, sıcak paranın çıkmaması gerekiyor. Bunun için "dünyanın en yüksek faizi" veriliyor.

Ancak bu da yeterli olmuyor.

Döviz arzının yüksek seyretmesi şart. Bunun için döviz girişine ihtiyaç var.

Şimdi iki öğeyi birleştirelim.

1-Satalım kurtulalım denen kamu işletmeleri
2-Döviz girişi ihtiyacı.

Denklemin sonucu = Özelleştirme yolu ile yabancıya satış. IMF ve Dünya Bankasını idare eden "güc"ün asıl hedefi.

Şimdi sizin sorunuza cevap vermek daha kolay oldu.

Özelleştirme serisi olmasaydı, döviz arzı bu kadar yüksek olmayacak, döviz kurları çok daha yüksek seviyelerde oluşacaktı. Kamu borçları yine patlayacak, faizler fırlayacak, enflasyon hedeflemesi iyice sapıtacaktı. Döviz borcuna girmiş şirketler yükselmiş olan kurların etkisi ile sarsılacaklardı.

Özelleştirmeler ile bu "sarsıntı" sadece geciktiriliyor. Satacak birşey kalmayınca veya faizler artık daha fazla arttırılamayacak hale gelince (halkın yeter demesi ile) yukarıda saydıklarım yine olacak.

özelleştirme yoluyla yabancı para girişine karşı mısınız?
fakat başka ne yolla olabilir?
ya turizm yoluyla olacak, ya çin'in başardığı outsourcing yoluyla veya finansal piyasalar yoluyla ki en ufak bir kıvılcımda s&p kredi notumuzu düşürüyor. yapılabilecek en acil yöntem özelleştirmeydi
cari açık olacak ithalatımız ihracatımızdan fazla olduğu sürece cari açık vereceğiz ne yazık ki

gokmavi
20-11-2008, 01:49
Bu holdinglerde basekonomist, zirtekonomist, zartekonomist gibi sifatlarla calisan manüplatörler bende mide birakmadilar.

[QUOTE=slck;2593161]Koç Finansal Hizmetler Başekonomisti Cevdet Akçay, vergiyi tabana yaymamış bir Türkiye`ye yabancı sermayenin ikinci dalgasının gelmeyeceğini, bu ikinci dalganın gelmemesi halinde de cari açığın ciddi problem olacağını söyledi. Akçay, cari açığın bile vergi reformuyla büyük ilgisi olduğuna dikkat çekerek, şunları kaydetti: `Türkiye eğer vergi düzenini adam gibi oturtamazsa, orta uzun vadede cari açıkla ilgili hiçbir şey yapamaz. Vergi reformunu düzeltmemiş, vergiyi tabana yaymamış, vergi oranlarının düşürülmediği Türkiye`ye yabancı sermayenin ikinci dalgası gelmez. İkinci dalga gelmezse de cari açık ciddi problem olur.`` Türkiye`de orta uzun vadede önlemlerin hep göz ardı edildiğini ifade eden Akçay, sorunlar kısa vadede düzeltilmek isteniyorsa, orta uzun vadeyle ilgili doğru kararların alınıp buna göre sinyaller verilmesi gerektiğini vurguladı. Şu anda bu yönde bazı şeylerin yapılmaya çalışıldığını, ancak bunun yeterli olmadığını savunan Akçay, `Özellikle vergi reformu tarafında çok kuvvetli, çok sağlam gitmek lazım. Vergi tabanını yaymak bence oy kaybettiren değil, oy kazandıran bir şey`` diye konuştu. QUOTE]