PDA

View Full Version : TSK'nın sınır ötesi operasyon planı



Pages : [1] 2

pasa_emre
12-04-2007, 12:09
http://img85.imageshack.us/img85/9260/haritaum8.jpg

Barzani’nin son çıkışı, Kuzey Irak’a düzenlenmesi planlanan sınır ötesi operasyonu tekrar gündeme getirdi. Türkiye, Irak’a nota verdi. Talabani özür diledi ama Türk Ordusu’nun; Irak’a nereden ve nasıl gireceği, hangi noktalara operasyon düzenleneceğine dair planları hazır. Peki ABD askeri birlikleri ve peşmergeler ile karşılaşma durumunda ne olacak?

Türkiye, geçen hafta teröre yeniden şehitler vermeye başladı. Sadece 72 saatte 10 askerimiz şehit oldu, Taksim’de katliam yapmaya hazırlanan PKK’lılar kilolarca bombayla yakalandı. Cenaze törenlerinde öfke doruktaydı. “Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” dövizleri dikkat çekti. Yine geçen hafta, Irak Cumhuriyeti Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’nin “Kerkük, tarihsel ve coğrafi olarak bir Kürt kentidir ve Kürdistan’ın parçasıdır. Onlar birkaç bin Türkmen için içişlerimize karışırlarsa elbette bizim de 30 milyon Kürt için hiçbir şey yapmadan durmamız söz konusu olamaz” sözleri de bardağı taşıran son damla oldu.

Türkiye, bu sözlere sert tepki gösterip, Irak’a nota verdi… Bu arada TSK, Bingöl, Tunceli ve Şırnak’ta, yaklaşık 13 bin askerin katıldığı bir operasyon başlattı… MGK, süren operasyonların devam edeceğini açıkladı.

Gelişmeler, baharın da gelmesiyle birlikte, gözleri Türkiye’nin Kuzey Irak sınırına çevirdi. Peki Türkiye ABD ve peşmergeye rağmen sınır ötesi operasyon yapacak mı? Kararlıysa ne zaman? Elde ettiğimiz bilgilere göre yanıt ‘evet’. Operasyon her an başlayabilir.

TSK, 2006 ilkbaharından bu yana Kuzey Irak sınırına yığınak yapıyordu. Bölgeye, Türkiye’nin tüm komando birliklerinden asker ve zırhlı araç gönderildi (Asker sayısının 100 bini bulduğu ileri sürülüyor). Kuzey Irak’taki Kürdistan Demokratik Partisi ve Kürdistan Yurtsever Birliği kaynakları, bölge gazetecileri, askeri yetkililer ve uzmanlardan edindiğimiz bilgilere göre TSK, operasyon öncesi bir tampon bölge oluşturmayı planlıyor. Bu bölge, Türkiye’nin Kuzey Irak sınırı boyunca uzayacak. Irak tarafında da aynı şekilde paralel bir hat oluşturulacak.

Amaç, Türkiye sınırları içindeki PKK’lıları uzak tutmak, Kuzey Irak’taki PKK’lıların kaçmasını engellemek.

PEŞMERGE SESSİZ KALIR

TSK, Kuzey Irak operasyonuna, 100 bin askerle, bir anda girmeyecek. Nokta operasyonları, nokta atışları yapılacak. Dağ eteklerinde belirlenen boğazlardan sınır ötesine küçük birlikler halinde asker sevkıyatı yapılacak. Ayrıca, havadan sınır ötesine asker ve zırhlı araç indirilecek. Kuzey Irak’ta bulunan 5 Türk birliğinden de yardım alınacak. Ne var ki her Türk üssünün yakınında bir de Barzani’ye bağlı peşmerge birliği bulunuyor. Böyle bir operasyonda peşmergelerin sessiz kalması, uzmanlara göre Barzani’den de onay geldiğini gösterecek.

Asker, Kuzey Irak’ta en fazla 15 kilometre içeri girecek, hedefi temizleyip geri dönecek.
Operasyonda; PKK’nın yanı sıra peşmerge ile karşı karşıya gelme olasılığı da hesaplanıyor. Ancak peşmergenin, TSK ile karşılaşmaya cesaret edemeyeceği tahmin ediliyor. Bazı Türk askeri yetkililer ise "İnşallah karşımıza çıkarlar” temennilerinde bulunuyor. ABD birlikleri ile karşılaşma olasılığı ise yok denecek kadar zayıf. Çünkü, Kuzey Irak’ta, güvenlik tamamen peşmergede.

TSK’nın, Kandil Dağı’na operasyon düzenlemesi ise beklenmiyor. Çünkü istihbarata göre, Kandil’deki PKK varlığı 300-500 civarı. Kampların çoğu boşaltılmış durumda. Kandil, sınırın 180 kilometre içerisinde, oysa TSK’nın 1993 ve 1997’de düzenlediği operasyonlarda en fazla 80 kilometre içeri girildi. Şimdi ise sınırı 15 kilometre geçmeyi hesaplıyor.

ABD İLE ÇATIŞMA OLMAZ

Nisan ayı sonunda başlayacağı tahmin edilen sınır ötesi operasyonun, yaklaşık 3 ay sürmesi planlanıyor. Birlikler, belirlenen hedefleri günübirlik vuracak; uçar birlikler gün içerisinde gidip, noktayı temizleyip geri dönecek. Bu tarz bir operasyon sürecinde, Türk askerlerinin ABD askerleriyle karşı karşıya gelmeyeceği düşünülüyor.

TSK’nın, operasyonu sırasında, İran’ın Türkiye ile askeri işbirliğine girmesi ise beklenmiyor. Ancak İran’ın, PKK’lıları arkadan vurabileceği tahmin ediliyor.

Kuzeyli
12-04-2007, 12:43
BAŞLADIK GALİBA ALLAH MEHMETÇİĞİN YARDIMCISI OLSUN DUALARIM SİZİNLE
KDP'nin iddiası: TSK iki noktadan K. Irak'a girdi
Kuzey Irak Genel Ulusal Muhafız Gücü Komutan Yardımcısı Ali Teli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ihlali yaparak iki noktadan bölgeye girdiğini, sınır hattında da askeri hareketlilik yaşandığını ileri sürdü.
KDP'nin yayın organı Peyamner’e konuşan Teli, 200 Türk askerinin Şırnak'ın Uludere ilçesinden sınırı geçerek Tilyareş sınırı karşısında bulunan Kasrok köyüne girdiğini, 20 askerin de Kohi Spi bölgesi karşısında bulunan Metin köyüne yayıldıklarını bildirdi. Teli, 400’e yakın Türk askerinin de, sınırın sıfır noktasına yakın konuşlandığını ileri sürdü. Peyamner'e (PNA) bilgi veren Nızdur köyü sakinleri ise, birkaç bin Türk askerinin sınırdan 12 kilometre içeri girdiğin, Nızdur, Keşan ve Pısağa köylerine yayıldığını iddia etti.
Sınır hattında konuşlanan binlerce askerin Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik harekat için talimat beklediği öne sürülürken, KYB'nin denetimindeki internet sitesi Pukmedia, İran'ın da sınıra asker kaydırdığını, Türkiye'nin olası sınır ötesi harekatına destek vermek için hazırlık yaptığını savundu. NAMIK DURUKAN Ankara

yosun
12-04-2007, 12:46
Bu iddia bir süredir var. Barzani ve Talabani sık sık gündeme taşıdı. Eğer haber doğruysa Allah Mehmetçiğin yar ve yardımcısı olsun, utandırmasın. Onlar bizim gözbebeğimiz...

gencalp
12-04-2007, 12:55
Eğer gerçek ise ki hiç zannetmiyorum,bu haberi veren Hürriyetin başı göğe ermiştir sanırım.Çünkü hiç bir operasyon,yapılmadan,en azından başlamadan evvel medya organlarında yer almaz yer almamalıdır.

Bu ancak,hiç bir şey yapmıyoruz,bir kabile reisi bize posta koyuyor ezikliğini geçiştirmek için yapılan sahte haber gibime geliyor.Kaldıki tuvalete giderken bile ABD'den izin alan bir hükümet varken böyle bir operasyon yapılması hayal...

yosun
12-04-2007, 12:57
Eğer gerçek ise ki hiç zannetmiyorum,bu haberi veren Hürriyetin başı göğe ermiştir sanırım.Çünkü hiç bir operasyon,yapılmadan,en azından başlamadan evvel medya organlarında yer almaz yer almamalıdır.

Bu ancak,hiç bir şey yapmıyoruz,bir kabile reisi bize posta koyuyor ezikliğini geçiştirmek için yapılan sahte haber gibime geliyor.Kaldıki tuvalete giderken bile ABD'den izin alan bir hükümet varken böyle bir operasyon yapılması hayal...

Aynı haber Milliyet'te de var... :notr:

atmaca60
12-04-2007, 13:02
Asker 12 km içeri girdi iddiası

12 Nisan 2007 Perşembe 08:41
Kuzey Irak Genel Ulusal Muhafız Gücü Komutan Yardımcısı Ali Teli, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin sınır ihlali yaparak iki noktadan bölgeye girdiğini, sınır hattında da askeri hareketlilik yaşandığını ileri sürdü.

KDP'nin yayın organı Peyamner’e konuşan Teli, 200 Türk askerinin Şırnak'ın Uludere ilçesinden sınırı geçerek Tilyareş sınırı karşısında bulunan Kasrok köyüne girdiğini, 20 askerin de Kohi Spi bölgesi karşısında bulunan Metin köyüne yayıldıklarını bildirdi. Teli, 400’e yakın Türk askerinin de, sınırın sıfır noktasına yakın konuşlandığını ileri sürdü. Peyamner'e (PNA) bilgi veren Nızdur köyü sakinleri ise, birkaç bin Türk askerinin sınırdan 12 kilometre içeri girdiğin, Nızdur, Keşan ve Pısağa köylerine yayıldığını iddia etti.

Sınır hattında konuşlanan binlerce askerin Kuzey Irak'taki PKK kamplarına yönelik harekat için talimat beklediği öne sürülürken, KYB'nin denetimindeki internet sitesi Pukmedia, İran'ın da sınıra asker kaydırdığını, Türkiye'nin olası sınır ötesi harekatına destek vermek için hazırlık yaptığını savundu.

pasa_emre
12-04-2007, 13:10
Bülent Arınç basın toplantısında "Barzaninin kursağında hala Türkiye'nin ekmeği var" "kürtler ne zaman amerikayı arkalarına alıp ayaklandılarsa, hepsinde telef oldular" dedi.

gencalp
12-04-2007, 13:11
ABD izin vermiştir o zaman ama yinede bu haber burada dururken PKK lılar gelin bizi avlayın diye beklermi hiç zannetmiyorum.

pasa_emre
12-04-2007, 13:21
Bakalım Büyükanıt Paşa neler söyleyecek?
Basın toplantısından sonraki soru cevap bölümünde ben çok sert uyarılar bekliyorum

pasa_emre
12-04-2007, 14:05
"asker olarak olaya bakarsam kuzey ıraka operasyon yapılmalı, siyasi karar ortaya çıkmalı" yaşar büyükanıt

pasa_emre
12-04-2007, 14:26
KUZEY IRAK'A ASKERİ OPERASYON YAPILMALI

15.04: Süleymaniye Havaalanı’na gittiğiniz zaman sizi Kürt bayrağı, Kürt milli marşı ile karşılarlar. Hatta Merkez Bankası kurdular. Bölgede bağımsız bir yapı kuruluyor.
Sözde liderlerinden biri TSK ile ilgili sözler sarfetti. Bunlara asker olarak ne cevap verilmeli ya da askeri operasyon yapılmalı mı derseniz, evet yapılmalıdır derim
Ancak ortada bir de siyasi irade olmalıdır
Yoksa TSK’nın bunu yapacak gücü vardır

14.59: Türkiye İkinci Körfez Savaşı’ndan zararlı çıktı. Çünkü bu savaştan sonra PKK bölgedeki etki alanını genişletti ve güçlendirdi.
- Artık bölgede daha rahat dolaşıyorlar
- Malzeme bolluğu var
- Eskiden TSK ile PKK’ya karşı savaşan KYB onlarla müttefik oldu
Eskiden katırla gittikleri yere şimdi taksi ile gidiyorlar bunun görüntüleri elimizde

14.57: Daha önceki bir konuşmamda "Teröristlerin Meclis'teki uzantıları" diye bir ifade kullanmıştım. Öncelikle belirtmeliyim ki bu ifade yanlış anlaşıldı. Halbuki dipnottan kimi kastettiğim anlaşılıyordu. Biz teröristlerin emeklilik haklarının olmasına katlanamıyoruz.

14.56:
Terörle mücadelede 6 esas vardır.
1- Siyasi ve askeri kararlılık
2- İşbirlikçilerin etkisiz hale getirilmesi
Teröristi besleyen onlardır. Ve bunlar halkın içinde yaşar. Yani TSK’nın etki alanı dışında faaliyet gösteriyor.
3- Psikolojik harekat
4- Dış desteğin kesilmesi
Hem siyasi hem de maddi olarak
5- Kazanma ümidinin ortadan kaldırılması
Maalesef yurt içindeki partiden ve Avrupa’dan gelen açıklamalar bu ümidi besliyor
6- Güvenlik güçlerinin yasal yetkileri
Örneğin yasalar teröristin yer göstermesini zorlaştırıyor


14.50: 1991 yılı yani Körfez Harekatı’ndan önce bitme tükenme noktasına gelen PKK, bu tarihten sonra yine güçlendi.
Size bazı rakamlar vermek istiyorum:

1992 496 şehit
1993 538 şehit
1994 867 şehit

1995 615 şehit


Yakın zamana gelirsek
2005 92 şehit
2006 86 şehit

2007 13 şehit
Sadece dört ayda 13 şehit verdik bunları zaten 10’u da geçen üç gün içinde verildi.


14.46: Bin teröristi etkisiz hale getirsek karşılığında 1 şehit versek üzülürüz. Son günlerde 10 şehit verdik. 29 terörist öldürüldü. Maalesef kayıp vermek bu işin doğasında var. Elde ettiğimiz istihbarata göre, terör örgütü Mayıs'tan itibaren faaliyetlerini yoğunlaştıracak.

14.44: Öncelikle şunu belirtmek istiyorum: Açıklamalarım ülkenin güvenlik sorunlarıyla ilgilidir.


Etnik milliyetçilik teröre giden yolun başlangıcıdır. Etnik milliyetçiliğe bağlı terör hareketi ırkçı bir harekettir. Ülkemizde hala bir ırkçı bir terör örgütü PKK varken TSK ile ilgili açıklamaların “Türkiye’de milliyetçilik yükseliyor” diye yorumlanmasını anlamak mümkün değil. Bu yorumu yapanlar Atatürk Milliyetçiliği'ni anlayamamışlardır. Tam aksine bu milliyetçilik gurur duyulacak bir açıklamadır. Türkiye’deki milliyetçilik endişe duyulacak bir şey değil. Atatürk ve Anayasa ırka dayalı ayrımcılığa izin vermez.


14.39: Görev geldiğimden beri basın bilgilendirme konuşması yapmadım ama bu dönemde TSK’yı ilgilendiren bir çok olay meydana geldi. Biz bunlara karşın soğukkanlı olmayı seçtik.

Bu toplantının neden 12 Nisan’da yapıldığını sorabilirsiniz ama özel bir anlamı yok. Önceki gün MGK toplantısı vardı. Yarın Harp Akademisi’nde olmam gerekiyor. Sonra da Selanik’e gideceğim

Konuşacaklarımı 5 başlıkta toplayacağım...

1- Terör ve Irak’taki son durum
2- TSK’yı yıpratma çabaları
3- Türkiye’de azınlık yaratma çabaları
4- Eski Kuvvet Komutanı’na ait günlük
5- Akreditasyon uygulaması

pasa_emre
12-04-2007, 15:10
Cumhurbaşkanı seçiminden sonra yapılacak ilk MGK Toplantısı'nda alınacak bir kararla operasyon yapılabilir...

Tabi zamanında Suriye'ye yaptığımız uyarı gibi karşı tarafça algılanması için de kamuoyuna bu açıklama yapılmış olabilir...

İşte ilk ağızdan açıklama...

http://www.milliyet.com.tr/2007/04/12/son/sonsiy22.asp

pasa_emre
12-04-2007, 23:28
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_01.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_02.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_03.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_04.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_05.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_06.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_07.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_08.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_09.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_10.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_11.jpg
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/Talabani%20ve%20Barzani%20ile%20yapılan%20mutabaka t%20belgesi/sahne_12.jpg

pasa_emre
13-04-2007, 00:20
ABD: Türkiye K.Irak'ta ortak işbirliği yapmalı
A.A.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Sean McCormack, Türkiye'nin Kuzey Irak'ta “tek taraflı” eylemler yerine, ortak yolla, işbirliği içinde PKK terör sorununu çözmesi gerektiğini savundu.


McCormack, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, kuzey Irak konusundaki açıklamalarının ardından, ABD'nin Avrupa ve Avrasya'dan sorumlu Dışişleri Bakan yardımcısı Dan Fried'in, Türk yetkililerle temasa geçtiğini bildirdi.

Beyaz Saray'dan gelen bu haber Ankara kulislerinde şöyle yorumlandı: "Sizi anlıyoruz ancak müttefik ilişkilerimizin göz önüne alınmasını istiyoruz. Sakın fevri hareket etmeyin."

ABD Dışişleri Bakanlığı'ndaki günlük basın toplantısında gazetecilerin, Orgeneral Büyükanıt'ın, kuzey Irak'a operasyona ilişkin soruları üzerine McCormack, şunları söyledi:

“Dan Fried daha önce kamuoyu önünde de ifade ettiğimiz şeyleri söylemek için Türk yetkililerle temasa geçti. Söylediğimiz, Türkiye ile Irak'ın komşu olduğu ve bu durumun değişmeyeceği. Çok çok uzun bir zaman birbirlerine kapı komşu olarak yaşayacaklar. Bu çerçevede kalıcı çözümleri yerine oturtacak şekilde, aralarındaki farklılıkları çözmeye çalışmaya odaklanmalılar.”

McCormack, “Türkiye, PKK'dan gelen gerçek bir tehditle karşı karşıya. PKK terörist bir örgüt ve masum Türk vatandaşlarını, Türk askerlerini öldürdü. Bu, çaresine bakılması gereken bir sorun. Bizim önerdiğimiz yol, Iraklılar ve Türk hükümetinin, bu tehdidi ortadan kaldırmak için beraber çalışması” dedi.

Bu amaçla ABD'nin, Emekli Orgeneral Joseph Ralston'ı, terörle mücadele özel temsilcisi olarak görevlendirdiğini kaydeden McCormack, Ralston'ın, hem Türkler, hem de Iraklılarla çalışarak, bu konular üzerinde yararlı görüşmeler yaptığını söyledi.

Sean McCormack, “Bu mesele her iki taraf açısından da duygusal bir mesele. Herkes de bunu anlıyor. Ancak tek taraflı eylemlere başvurmaktansa bu meselenin ortak bir yolla, işbirliği içinde çözümüne çalışılmasına odaklanılmalı” diye konuştu.

BOZKIR
13-04-2007, 00:25
Gönlümüz ve duamız Mehmetçik için..Yüce Allah'ım onları muzaffer eylesin..Utandırmasın

adnanfd
13-04-2007, 00:52
ABD izin vermiştir o zaman ama yinede bu haber burada dururken PKK lılar gelin bizi avlayın diye beklermi hiç zannetmiyorum.

teröristler zaten çoktan tüymüştür.esas amaç başka.google'dan ırak sınırı haritasına bakın.ırak sınırı son derece dağlık bir bölge.bu sınırın korunması çok zordur.ırak sınırından 15-20 km ileride düz ovalık başlıyor.benim tahminin TSK
bu düz ovalıkta yeni bir sınır hattı oluşturacaktır.yani oraya kalıcı olarak yerleşecektir.bakın suriye sınırından terörist geçebiliyor mu?aslında TSK'nın kuzey ırak'taki bu yeni sınıra yerleşmesi abd ninde işine geliyor.çünkü buradan bugün pkk teröristleri rahat geçebiliyorsa yarın başkalarıda çok rahat geçer.benim tahminim TSK kuzey ırak'ta kalıcı bir sınır hattı oluşturacaktır.içeride konuşulanlarla dışarıda konuşulanlar çok farklı.Türkiye-ırak sınırı yeniden şekillenecek ve kuzey ırak'taki bu düz ovalıktan geçeçektir.

BOZKIR
13-04-2007, 00:55
teröristler zaten çoktan tüymüştür.esas amaç başka.google'dan ırak sınırı haritasına bakın.ırak sınırı son derece dağlık bir bölge.bu sınırın korunması çok zordur.ırak sınırından 15-20 km ileride düz ovalık başlıyor.benim tahminin TSK
bu düz ovalıkta yeni bir sınır hattı oluşturacaktır.yani oraya kalıcı olarak yerleşecektir.bakın suriye sınırından terörist geçebiliyor mu?aslında TSK'nın kuzey ırak'taki bu yeni sınıra yerleşmesi abd ninde işine geliyor.çünkü buradan bugün pkk teröristleri rahat geçebiliyorsa yarın başkalarıda çok rahat geçer.benim tahminim TSK kuzey ırak'ta kalıcı bir sınır hattı oluşturacaktır.içeride konuşulanlarla dışarıda konuşulanlar çok farklı.Türkiye-ırak sınırı yeniden şekillenecek ve kuzey ırak'taki bu düz ovalıktan geçeçektir.

olabilir

ONURTAN
13-04-2007, 01:11
Bence çok hoş olacak...

hexedemical
13-04-2007, 03:38
barzani kürt tarafı ağır basan 2.saddamdır

pasa_emre
13-04-2007, 11:07
Operasyon tabiki böyle basın açıklamalarıyla davulla zurnayla biz geliyoruz diyerek yapılmaz. Ama zaten zaman söylenmedi sadece yapılması gerektiği söyleniyor. Bunun kamuoyuna açıklanmasının sebebi de ABD'nin ve kuzey ıraktaki aşiretlerin bunu duymalarının istenmesidir.

Zaten dün ABD'den bugün kuzey ıraktaki bölgesel yönetimindeki necirvan barzaniden cevap geldi. kuzey ıraktakiler bizim düşmanımız olamaz. Türkiye'nin düşmanı olma kapasitesine sahip olanlar bellidir. Ben operasyon yapılırsa ABD ile karşılaşılacığını da zannetmiyorum. öyle bir durumda zaten dünya savaşı çıkacağı için bir taraf geri adım atacaktır. ABD ya destek verir ya onay verir ya da susar böyle bir durumda.

pasa_emre
13-04-2007, 11:14
-DHA-

Silopi ilçesindeki Tank Taburu'ndan ayrılan yaklaşık 50 tank, Irak'a açılan Habur Sınır Kapısı yakınlarında konuşlandırıldı. Eski Hac Konaklama Merkezi'ndeki Silopi Tank Taburu'ndan dün ayrılan tanklar, Habur Sınır Kapısı'na doğru hareket etti. Tanklar sınır kapısına yaklaşık
2 kilometre uzaklıkta bekleme konumuna geçti. Bölgede görev yapan üst düzey komutanların da tankların konuşlandırıldığı alanda inceleme yaptığı belirtildi.

pasa_emre
13-04-2007, 11:17
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, ''Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı'' açıklaması dış basında da geniş yankı buldu.

New York Times: Askerlerin kullandığı en sevri dil

Büyükanıt’ın açıklamalarını "askerlerin şimdiye kadar kullandığı en sivri dil" olarak nitelendiren New York Times ise, "Irak savaşının sınırlarının ötesine yayılmasını önlemeye çalışan ABD için korkutucu bir durumdur" ifadesini kullandı. PKK’nın saldırıları konusunda Türkiye’nin, müttefiki ABD’nin işgali altındaki Irak’taki PKK varlığına ilişkin hayal kırıklığına işaret eden gazete, "Konu, çok hassas" dedi. New York Times, Büyükanıt’ın Barzani’nin açıklamalarından ABD’yi sorumlu tuttuğuna da dikkat çekti.

Liberation: Askerler baskılarını artırdılar

Fransız Liberation gazetesi de, Türk ordusunun, PKK’ya karşı tonunu yükselttiğini, askerlerin operasyon konusundaki baskılarını artırdıklarını belirtti. Genelkurmay Başkanının çok ender basın toplantısı düzenlediğine işaret eden gazete, açıklamalarını Türk hükümeti ve özellikle Başbakan Erdoğan’ı sıkıştırma çabası gibi değerlendirdi. Liberation, "Özellikle Yaşar Büyükanıt’ın ordunun başına geçmesinden sonra askerler, hem ‘ayrılıkçı tehdit’ hem de ‘İslamcı tehlike’ konusunda tonunu sertleştirdiler" yorumunu yaptı.

Washington Post: ABD arada kalacak

Washington Post ise Kuzey Irak'a yönelik bir operasyonun ABD'yi, müttefikleri Türkiye ve Iraklı Kürtler arasında bırakacağı yorumunda bulundu.
Gazete, Türkiye'de sınırötesi operasyon için yoğun bir talep olduğunu ancak olası askeri kayıpların, seçim öncesi, hükümeti "zor" durumda bırakacağını ileri sürdü.

Independent: Türk ordusu K.Irak'a saldırı talebinde bulundu

İngiliz gazetesi Independent, haberi, "Türk ordusu Irak'a saldırı talebinde bulundu" başlığıyla duyurdu.
Haberde, askeri operasyonun Washington ile ilişkileri zedeleyeceği ve seçim öncesi, Kürt milletvekillerinin tepkisini çekeceği için "son" adım olarak görüldüğü yorumu yapıldı.

BBC: ABD, defelarca operasyonlara karşı uyardı

İngiliz yayın kurumu BBC ise, "Türkiye’nin güçlü askerlerinin başı Ankara’nın Kuzey Irak’ta bir operasyon düzenlemesi gerektiğini söyledi" dedi. Türkiye’nin daha önce Kuzey Irak’taki PKK üslerine karşı operasyonlar düzenlediğini belirten BBC, ABD’nin böyle bir harekete karşı defalarca uyardığını kaydetti.

Financial Times: Gerilimin en üst aşaması

İngiliz gazetesi, Büyükanıt'ın Kuzey Irak'a yönelik açıklamasını son günlerde Kürt liderlerle Türkiye arasındaki gerilimin "en üst aşaması" olarak nitelendirdi.
Gazete, Türk ve Kürt liderlerin söz düellosu sonrası durumun zaten gergin olduğunu ve Büyükanıt'ın sözlerinin durumu daha da gereceğini belirtti.
Böyle bir operasyonun bölgede durumu daha da istikrarsız hale getireceğini düşünen ABD'nin olası bir operasyona endişe ile baktığı ve kaçınmak için çaba sarfettiğinin de belirtildiği haberde, Orgeneral Büyükanıt'ın konuşmasının hem cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Türk siyasi liderlere hem de Washington'a böyle bir girişime izin vermeleri için baskı amacı güttüğünü öne sürdü.
Bush yönetiminin Ankara'ya defalarca böyle bir girişimin işe yaramayacağını söylediğine de dikkat çekilen haberde, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bu şekildeki abartılı konuşmalarından bir kısmının Washington tarafından cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi iç politikaya yönelik olarak algılandığını belirtti.
Gazete ABD'nin aynı zamanda Türkiye'nin Kuzey Irak'a girme olasıılığını da değerlendirdiğini ama bunun hemen olmasını beklemediklerini yazdı.
Financial Times gazetesi Avrupa Birliği'nin de Türkiye'nin Kuzey Irak'a girmesini istemediğini açık bir şekilde belirttiğini ancak Türkiye'nin AB üyeliği müzakerlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle AB'nin Ankara üzerindeki etkisinin azaldığını ifade etti.
Son zamanlarda tansiyonun kısmen PKK'nın devam eden operasyonları, kısmen de Irak'ta yetkililerin bölgesel yönetimler arasında paylaşılması konusunda yapılan tartışmalar nedeniyle gerginleştiğinin belirtildiği haberde, ABD'nin Mesud Barzani'ye PKK tehdidini halletmesi için baskı yaptığını da öne sürdü.
Gazete bir ABD'li yetkilinin Barzani'nin Diyarbakır konusunda söylediği sözleri "tehlikeli, provokatif ve işi daha da karıştıran" sözler olarak tanımladığını belirtti.

El Pais: Kürtlere karşı saldırı ile tehdit etti

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden El Pais’de yayınlanan haberde ise "Türk ordusu şefi Kürtlere karşı bir saldırı yapmakla tehdit ediyor" başlığı kullanıldı. Haberde Büyükanıt’ın Türk ordusunun görevini yerine getirmeye hazır olduğunu söylediğine ancak operasyon için siyasi karar gerektiğini kabul ettiğine de dikkat çekildi.(ANKA)

gencalp
13-04-2007, 14:25
HAHAHA operasyon başladı tıklayın aşağıdaki adrese bakın ne çıkacak karşınıza...

:he:

http://www.kurdistan-parliament.org/

MAKİNİST
13-04-2007, 14:32
HAHAHA operasyon başladı tıklayın aşağıdaki adrese bakın ne çıkacak karşınıza...

:he:

http://www.kurdistan-parliament.org/

aferin bizim gençlere...güzel operasyon yapmışlar...:yes:

pasa_emre
13-04-2007, 14:43
HAHAHA operasyon başladı tıklayın aşağıdaki adrese bakın ne çıkacak karşınıza...

:he:

http://www.kurdistan-parliament.org/

"Dağı Isıran Köpeklere Gülmekmi, Acımakmı, Kızmakmı Lazım Gelir Bilinmez...!"
bu kısmı süper olmuş :super:

bu sitede de aynı grubun youtube daki hakaret içeren videoya karşı yapılan başka bir icraati var:
http://www.travelhost.gr/

PAŞA
13-04-2007, 15:58
Dünkü saldırıların ardından olağanüstü toplanan Irak Meclis Başkanı Mahmud Meşhedani, "İçişlerimize karışanların elini keseriz" dedi.

"Türkiye Kerkük'e karışırsa biz de Diyarbakır'a karışırız" diyen Kuzey Irak'taki yerel yönetimin lideri Mesud Barzani'ye sahip çıktıklarını açıkladı. Meşhedani, "Barzani'yi kucaklıyorum. Sizin tutumunuz bizim tutumumuzdur" diye konuştu.

Dünkü saldırının ardından olağanüstü toplanan Irak Parlamentosu Başkanı Muhammed Meşhedani, "Komşu ya da başka bir ülkeden her kim Irak'ın içişleri karışmaya kalkarsa, hiçbir müdahaleye izin vermeyeceğiz. Daha önce de olduğu gibi dışarıdan uzanan eli keseriz. Bugün olmasa yarın kesilecektir. Buna komşu ülkeler de dahildir" dedi.


Zaten bu dallamalar ,bizi hep arkamızdan vurmuşlardır..Aptal adam..Sen ABD nin kıçında bekle o zaman...

pasa_emre
13-04-2007, 16:32
Sünni bir arap olan bu zatın böyle diklenmesi ne garip. bu adam önce 2 yıl kuzeyde yaşadı, sonra saddam tarafından ülkenin kuzeyindeki rejim karşıtlarıyla ilişkisi bulunduğu suçlamasıyla hapse mahkum edildi. anlayın artık durumu.

Madem öyle git o zaman ABD nin elni kes ayağını öpeceğine. bush tan sonra gelecek başkan askerleri çekince göreceğiz elimize ayağımıza ne yapacaklarını. İçişlerine karışılmasını istemiyosan suriye gibi pkk lıları sınırdışı et veya bize ver. Senin içinden gelip bizim evlatlarımızı öldürsünler ondan sonra içişlerime karışamazsınız. öyle yağma yok. saldırı dünyanın öbür ucundan gelse gidip onu bozguna uğratmasını biliriz.

pasa_emre
13-04-2007, 20:28
Kürt Parlamentosu'ndan Büyükanıt'a yanıt: Operasyon, savaş ilanı olur

Kürt Bölge Parlamentosu Başkan Yardımcısı Kemal Kerküki, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın Kuzey Irak’a “Operasyon yapılmalıö açıklamasına, “Kürdistan bölgesine operasyon düzenlemek kolay bir iş değildir" diyerek tepki gösterdi. Kerküki, “Askeri bir operasyon, Irak devletine karşı doğrudan savaş ilanı sayılacaktır" iddiasında da bulundu.
Kemal Kerküki, Büyükanıt’ın açıklamalarını değerlendirirken bu açıklamaların Türkiye ile Irak’ın çıkarlarına hizmet etmediğini ve her iki ülkenin dostluğuna zarar verdiğini savundu.
“Kürdistan bölgesine operasyon düzenlemek kolay bir iş değildir" diyen Kerküki, “Türkiye’nin, Kürdistan Bölge topraklarına askeri bir operasyon düzenlemesi durumunda bunun Irak devletine karşı doğrudan savaş ilanı sayılacaktır" ifadesini kullandı.
Kemal Kerküki, Türkiye’de yapılan açıklamaların iç sorunu üzerine yapıldığını öne sürerek “Bizim de onların iç sorunlarıyla hiçbir ilgimiz yoktur" diye konuştu.
Türkiye’nin sınır ötesi operasyon için öne sürdüğü gerekçelerin temelsiz olduğunu savunan Kerküki, PKK’ya silah ve ekonomik destekte bulunmadıklarını da söyledi.

pasa_emre
13-04-2007, 20:30
DTP'den Büyükanıt yorumu: Siyasetin merkezi TBMM'den kışlaya kaydı


DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, konuşmasında demokratik sivil güçleri hedef gösterdiğini belirterek yargılanmasını istedi. Türk’ün, uzun süreden beri ilk kez terörist Abdullah Öcalan’a "sayın" diye hitap etmemesi dikkat çekti.
Türk, dün düzenlediği basın toplantısında Büyükanıt'ın, isim vermeden DTP'nin, PKK'yı destekleyip, pervasız tutum ve davranışlar sergilediği yönündeki sözlerini yanıtladı. Büyükanıt'ın açıklamasının, sivil ve demokratik reformların askıya alınmasını amaçladığını ve şiddeti körükleyeceğini belirten Türk, bunun Anayasa'nın 138'nci maddesinde suç olarak belirlendiğini söyledi. Türk, şöyle konuştu:
"Genelkurmay Başkanı Sayın Yaşar Büyükanıt'ın düzenlemiş olduğu basın toplantısı, adeta 1993'leri hatırlatan bir sürecin başlangıcının ilanı olmuştur. AB süreciyle birlikte geliştirilen kimi demokratik reformların askıya alınmasını isteyerek, güvenlik kuvvetlerinin yetkisini artıran, demokratik sivil güçleri hedef gösteren içerikte olmuştur. Medya ve siyasilerin açıklamaya gösterdiği ilgi demokrasilerde olağan değildir. Ne yazıkki, siyasetin merkezinin TBMM'nden kışlaya kaydığını gösteriyor. Sivil siyasetin muhatabı Genelkurmay karargâhı mı, yoksa millet eğemenliğinin merkezi olan TBMM mi? Konumu ne olursa olsun, yargı ve hukuksal süreçle ilgili belirleme yapma, hukuksal süreci farklılaştırmaya yönelik mesajlar vermeyi biz doğru bulmuyoruz." Türk, Büyükanıt'ın son yıllarda şehit asker sayısında büyük oranda düşüş kaydedildiği yönündeki açıklamasının da, "PKK'nın tek taraflı ateşkes yapmasından kaynaklandığını" söyledi. TSK'nın Kuzey Irak'a sınır ötesi harekâtının sorunları çözmeyeceğini söyleyen Türk'e, bir gazeteci, "İnsanların ölmemesi için PKK'nın da karşısına çıkacak mısınız?" diye sordu. Türk, "Evet. Silah ve şiddet üzerinde siyaset yapmak isteyen, sivil demokratik yöntemler konusunda adım atmayan her anlayışın karşısındayız" yanıtını verdi.
Türk, Büyükanıt'ın isim vermeden PKK ile bağlantılı eski milletvekillerinin Meclis'ten hâlâ maaş aldıklarına yönelik eleştirisine, "Kazanılmış hakları ortadan kaldırırsanız hukuk diye bir şey kalmaz. Bizim için söylenmişse, maaşları almama konusunda böyle bir tavır da geliştirebiliriz, bizim için önemli değil" dedi.

Diyarbakır üzerinde hesap yapılmasın

Kuzey Irak Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani'nin tepki çeken sözlerini değerlendiren Türk, bu söylemin gergin bir ortama neden olduğunu söyledi. "Kerkük ve Diyarbakır üzerinde hesap yapılmamalıdır" diyen Türk, şunları kaydetti:
"Kerkük sorunu Irak'ın bir iç sorunudur. Türkiye'deki Kürt sorunu ise, Türkiye'nin bir iç sorunudur. Ve bu sorun Türkiye'nin içinde, bu sorunun parçası olan aktörler ve Türkiye'nin üniter yapısı içinde çözülecektir. Kerkük ve Türkiye'deki Kürt sorununu birbirinin karşısına koyarak, gerginlik ve müdahale tartışmalarına zemin yapmayı doğru bulmuyoruz."

Baykal'a çağrı

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ı da eleştiren Türk, "Baykal kendi tabanına bile yabancılaşmış, giderek ırkçı ve şoven söylemlere sarılmış biridir. Sayın Baykal, 'yürekleri yetiyorsa seçimlere girsinler' demişti. Baykal'ın yüreği yetiyorsa gelir Mardin'den aday olur, ben de Antalya'dan aday olurum. Biz Türkiye partisiyiz, kendisini Türkiye partisi olarak görüyorsa Mardin'den aday olsun, yüreği yetiyorsa onu yapsın" dedi.

gencalp
13-04-2007, 20:36
son hali daha güzel olmuş sitenin...

http://img104.imageshack.us/img104/5395/hackedrx9.jpg (http://imageshack.us)

pasa_emre
13-04-2007, 20:52
Türkiye’nin ekmeği kursağında
13 Nisan 2007


TBMM Başkanı Bülent Arınç, "Türkiye Kerkük’e müdahale ederse, biz de Diyarbakır’a karışırız" diyen IKDP Lideri Mesud Barzani’ye sert tepki gösterdi:

CANINI KURTARDI

Bu konuşma, Türkiye’nin egemenlik haklarına tecavüzdür. Türkiye’nin Kuzey Irak ile ilgili düşüncelerinin tamamen tersidir. Barzani ve Talabani’nin Türkiye’deki temsilcilikleri 15 yıldır açıktır. Barzani’nin Türkiye pasaportu taşıyarak canını kurtardığı zamanlar olmuştur. Halen Türkiye’nin kendisine verdiği ekmek, kursağında durmaktadır. 1990’lı yıllarda Saddam’ın zulmünden kaçan sayıları 500 bin civarındaki Kürt, Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldığında, Türk milleti ekmeğini bunlarla paylaşmıştı. 1990-1991 olaylarından en büyük maddi zararı gören ülkeydik.

ABD’YE GÜVENİYOR

Barzani bu yersiz çıkışlarını, saçma sapan sözlerini, ABD’ye güvenerek söylüyor. Ama yakın tarih gösteriyor ki Kürtler, Saddam döneminde olsa dahi, ne zaman ABD’ye güvenerek ayaklanmışlarsa her zaman perişan olmuşlardır. Şu anda da ihtiyatlı olmalarını tavsiye ederim. Türkiye’nin egemenlik hakkına yönelen bu tehdit karşısında hükümet ne istiyorsa, Meclis’imiz buna hazırdır.

pasa_emre
13-04-2007, 20:55
Diyaloğa açığız
13 Nisan 2007

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3189451.jpg


Necirvan Barzani, BBC’ye verdiği röportajda Türkiye ile sorunları diyalog yoluyla çözmek istediklerini söyledi. Barzani, Türkiye’nin Irak için önemli bir komşu olduğunu hatırlatarak, geçmişte Kürtlere kucak açan Türkiye ile ilişkilerin gerilmesinden rahatsızlık duyduklarını ifade etti.

Kuzey Irak’taki Federal Kürt Yönetimi Başbakanı Necirvan Barzani İngiliz yayın kuruluşu BBC’ye verdiği özel mülakatta "Türkiye’ye dostluk elimizi uzatıyoruz. Diyalogla herşeyi çözebiliriz. PKK, Kerkük, ticaret, yatırım, petrol, her şeyi konuşarak çözebiliriz. Diyaloğa açığız" dedi.

Yarım saat süren görüşmeden Barzani’nin, şu mesajları öne çıktı;

Türkiye, Kürtler için çok önemli bir komşu,

Türkiye’nin geçmişte Kürtlere kucak açtığı unutulmadı,

İlişkilerin gerginleşmesinden son derece rahatsızız.

DİYALOG İSTİYORUZ

Barzani, BBC Türkçe servisinden Kumru Başer’e verdiği mülakatta, "Türkiye bizim Avrupa’ya açılan kapımız. Ortak yanlarımız farklılıklarımızdan çok daha fazla. Türkiye’nin içişlerine hiç karışmadık. Gelecekte de asla karışmak niyetinde değiliz. Türkiyeile olan bütünsorunları diyalog yoluyla çözmek istiyoruz" diye konuştu.

PKK HERKESİN SORUNU

Barzani, "Böyle bir diyalog gerçekleşirse, örneğin PKK konusunda Türkiye’nin taleplerine ne kadar açık olursunuz" sorusunu yönelten BBC muhabirine, "PKK sadece Türkiye için değil, herkes için bir sorun. Geçmişte Türkiye ile birlikte PKK’ya karşı operasyon yaptık burada. Ama sorun öyle çözülmedi. Bu siyasi bir sorun. Askeri yöntemlerle çözülemiyor" cevabını verdi.

Barzani, "Kerkük konusunda Türkiye’yi rahatlatacak önerileriniz var mı" sorusunu ise "Kerkük’te sadece Kürtlerin yaşamadığının farkındayız. Şehirde yaşayan Türkmenler ve diğer gruplarla şehrin yönetimini, iktidarı paylaşmaya hazırız" şeklinde yanıtladı.

PETROL IRAK HALKININ

Barzani görüşmede sözlerini, "Herkes Kürtler petrol peşinde zannediyor, yanılıyorlar. Yeni Irak petrol yasası Irak Parlamentosu tarafından onaylandığında, petrol tüm Irak halkının malı olacak, gelirleri bölüştürülecek, bu nedenle sorun da yarı yarıya çözülmüş olacak" diye sürdürdü.

Barzani ayrıca, Kuzey Irak’taki petrol rezervlerinin aranması ve çıkarılıp işletilmesi konularında hali hazırda önceliğin Türk şirketlerine verilmiş olduğunu hatırlattı ve yeni bir boru hattıyla Kuzey Irak’ta çıkan petrol Türkiye üzerinden taşımayı istediklerini de söyledi.

ÇIKARLARIMIZ BAĞIMLILIKTA

Barzani, BBC muhabirinin, "Bağımsızlık hedefliyorm usunuz" sorusuna uise şöyle cevap verdi:

"13-14 yıl neredeyse bağımsızdık. Ama fırsat doğduğunda bağımsızlığımızı ilan etmek yerine Bağdat’a bağlı olmayı kendi irademizle seçtik. Çünkü çıkarlarımız bunu gerektiriyor" dedi.

Necirvan Barzani, BBC muhabirinin Mesut Barzani’nin krize yol açan sert sözleriyle ilgili olarak, "Siz Kürt liderler arasında bu konularda politika ya da uslûp farkı mı var acaba" sorusunu da "Biz Kürtler de tıpkı Türkler gibi duygusal ve inatçı bir milletiz. Zaman zaman duygusal olabiliyoruz. Ama coğrafyamızın karmaşık bir gerçekliği var. Bunu çok iyi anlamak ve ona göre hareket etmek zorundayız" diye yanıtladı.

BOZKIR
14-04-2007, 00:37
Siteyi halledenlere Aferim

BOZKIR
14-04-2007, 00:39
Diyaloğa açığız
13 Nisan 2007

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3189451.jpg



Biraz MEHMETÇİK ile sohbet etsinler..

MOSTAR
14-04-2007, 00:58
osman pasa goreve gerı donsun bence

zebun
14-04-2007, 11:47
bir milletin serefi, namusu, gururu mevzubahis oldugunda kar-zarar hesabi yapilmaz. sonucu ne olursa olsun, Turk Milletinin bir takim kuklalar vasitasi ile igdis edilmeye calisilan kutsal mevcudiyetini, bu itlere ve cumle aleme yeniden hatirlatmanin baska yolu yoktur. bu operasyon yapilacaktir. yapilmalidir ki bu primatlar kendilerini taslarin baglanip itlerin salindigi koyde yasadiklarini ruyasindan uyansinlar..

yigitlerimizin kilici gok girsin, kizil ciksin. Yuce Tanri Turk Milletini korusun ve kutsasin...

pride
14-04-2007, 12:05
Eğer gerçek ise ki hiç zannetmiyorum,bu haberi veren Hürriyetin başı göğe ermiştir sanırım.Çünkü hiç bir operasyon,yapılmadan,en azından başlamadan evvel medya organlarında yer almaz yer almamalıdır.

Bu ancak,hiç bir şey yapmıyoruz,bir kabile reisi bize posta koyuyor ezikliğini geçiştirmek için yapılan sahte haber gibime geliyor.Kaldıki tuvalete giderken bile ABD'den izin alan bir hükümet varken böyle bir operasyon yapılması hayal...

psikolojik harekattan öte bir sey degil.....

hiç bir plan medyada yer alamaz alsa bile yanıltıcıdır sag gosterip sol vurmak gibi...:he:

forges
14-04-2007, 13:18
psikolojik harekattan öte bir sey degil.....

hiç bir plan medyada yer alamaz alsa bile yanıltıcıdır sag gosterip sol vurmak gibi...:he:

bence de ..
savaşta hile mübahtır malumunuz.. :D

pasa_emre
14-04-2007, 16:44
Kürt bakan: Türkiye, herkesi karşısına almamalı

KUZEY Irak’taki yerel Kürt hükümetinin ‘Dış Bölgelerden Sorumlu’ Bakanı Muhammed İhsan, Türkiye’nin her kesimi karşısına almayarak sınır ötesi operasyon konusunda mantıklı davranmasını beklediklerini söyledi.
Irak Kürdistan Demokrat Partisi (IKDP) lideri ve ‘Kürt Bölgesi Başkanı’ Mesut Barzani’ye bağlı ‘Zagros TV’nin dün akşamki haber bültenine konuk olan İhsan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olası sınır ötesi operasyonunun ‘kesinlikle kabul edilemez’ olduğunu savundu. Irak'ın topraklarının belli olduğunu, PKK'lı teröristlerin sadece Irak’ta bulunmadığını söyleyen İhsan, ‘aynı grubun Suriye ve Türkiye’de de faaliyetlerini sürdürdüğünü’ söyledi. Kürt bakan Muhammed İhsan, şöyle dedi:
“Türk yetkililer, politikalarını gözden geçirmeli. Olası sınır ötesi operasyon Türkiye’nin ekonomik yapısına da büyük zarar verir. Irak ve Türkiye asırlardan bu yana dostluk ve tarihi bağlarla komşu iki ülkedir. Sorunlar ancak diyalog yoluyla çözülebilir. Bu müdahale bölgenin istikrarına yarar sağlamaz. ABD, böyle bir müdahaleye karşı olduğunu açıkladı. Bu operasyon Türkiye ile ABD ve Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkileri zedeler. Türkiye, herkesi karşısına almamalı. Bunun hiçbir mantığı yok. Türk siyaseti için de kabul edilemez.''

pasa_emre
14-04-2007, 16:47
Mehmetçik sıfır noktada operasyon yapıyor

Şırnak'ın Silopi ilçesi Habur Sınır Kapısı yakınlarına tankların konuşlandırılmasının ardından, Kuzey Irak tarafında 2 helikopterin keşif uçuşu yapması dikkat çekti.
Öğle saatlerinde hangi ülkeye ait olduğu belirlenemeyen iki Skorksy helikopteri sınır boyunda alçak uçuş yaptı.
Helikopterler, Zaho ile Habur'un karşısında bulunan Halil İbrahim Sınır Kapısı’nın üzerinden geçerek, Irak'ta stratejik öneme sahip Haftanın bölgesine kadar uçtu.
Bir süre sonra tekrar Habur Sınır Kapısı üzerinden geçen helikopterler, Suriye sınır kesimine yakın tepelerin arkasında kayboldu.
ABD'ye ait olduğu sanılan iki helikopterin sınır kesimindeki olası hareketleri gözlemlemek için keşif uçuşu yaptığı tahmin ediliyor.

Hakkari'de 5 terörist öldürüldü

Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK üyeleri arasında çıkan çatışmada, 4 terörist öldürüldü.
İran ve Irak sınırındaki Şemdinli ilçesinde terör örgütüne yönelik operasyonlarını sürdüren jandarma ekipleri, Aktütün köyü kırsalında, Irak’tan Türkiye’ye giriş yapan bir grup terör örgütü üyesiyle sıcak temas sağladı. Çıkan çatışmada, ilk belirlemelere göre 4 teröristin ölü ele geçirildiği bildirildi. Şırnak’ta Bestler Dereler bölgesinde güvenlik güçlerince yürütülen operasyonda 1 terörist öldürüldü. Van Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin sürdürdüğü çalışmalarda, terör örgütü PKK üyesi 3 kişinin yakalandığı belirtildi.

pasa_emre
15-04-2007, 16:33
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın, Kuzey Irak'a sınır ötesi operasyonun yararlı olacağı açıklamasından sonra, “hurriyet.com.tr”ye konuşan bazı askeri yetkililer, "Askere operasyon emri verildikten sonra, 24 saat içinde hazır oluruz. Çünkü Silahlı kuvvetlerimiz bu konuda eğitimli ve hazırlıklıdır" dediler.

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3202859.jpg

Askeri kaynaklar, önemli olanın dış baskılara karşı siyasilerin set çekmesi olduğunu söylediler.

Kuzey Irak'a muhtemel bir operasyon halinde Şırnak'ta 23. Jandarma Tümen Sınır Komutanlığı ve buna bağlı Şırnak merkezde Çakırsöğüt Jandarma Komando Tugayı, Gabar Dağı’nda bulunan Akçay bölgesinde Piyade Tugayı, Şırnak İl Jandarma Alay Komutanlığı, Şenoba Taktik Sınır Alay Komutanlığı, Gülyazı Taktik Sınır Alay Komutanlığı, Beytüşşebap Jandarma Komando Alay Komutanlığı, Silopi Jandarma Hudut Tabur Komutanlığı harekata katılacak. Burada yaklaşık 30 bin asker, 10 bin köy korucusu bulunuyor. Ayrıca Bolu Komando Tugayı da operasyonda görev alacak.

EN UZUN OPERASYON 51 GÜN SÜRDÜ

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Irak'ın kuzeyinde en uzun operasyonunun 18 Mart-5 Mayıs 1995 tarihleri arasında gerçekleştirdiğini, bu operasyonda 6 bin kişilik Bolu Komando Tugayı başta olmak üzere 35 bin askerin görev aldığını anımsatan yetkililer, 11 yıl önceki koşullarla bugünün çok farklı olduğunu belirttiler.

Defalarca sınır ötesi harekata katılan ve geçen yıl emekliye ayrılan bir general “hurriyet.com.tr”ye şu değerlendirmelerde bulundu:

ETKİLİ OLDU

“Genelkurmay Başkanımızın da belirttiği gibi Irak'ın Kuzeyinde PKK'ya yapılacak operasyon faydalı olur. Geçmişte irili-ufaklı olarak Kuzey Irak'a gerçekleştirdiğimiz her operasyon, terör örgütünün çözülmesine neden oldu. Son yıllarda bu harekat için çok gecikildi. Bizim için en büyük tehlikeyi maalesef politik nedenlerle görmezlikten geldik. Bu işin barışçı yollarla çözüleceğini, bu insanların rüyalarından, hülyalarından vazgeçeceği sanıldı. Örgütü 'Pişmanlık Yasası' kolaylıklarıyla insani çıkarlar ön plana getirilerek çökerteceğimizi zannettik. Ama örgütün kemiklikleşmiş Kürt milliyetçiliği tavrının başımıza açabileceği belaları bildiğimiz halde göz ardı ettik. Bunu devletin tüm yetkilileri tehlikenin boyutlarıyla birlikte biliyor. Ama silah atana gül atalım anlayışı değiştirilmedi, pişmanlık duyanların teslim olmasıyla örgütü çökerteceğiz anlayışından vazgeçilmemesi durumu bu noktalara getirdi.

KOZLARIMIZ

Nereye kadar girilmesine yetki verilirse oraya kadar en seri bir biçimde girilir. Ancak şunun da bilinmesi gerekir: Geçmişteki elimizde olan kozların önemli bir bölümünü bugün kaybetmiş durumdayız. Önceki harekatlarda Barzani ve Talabani güçlerinden yararlanılıyordu. En azından onların haber alma imkanları bile işimizi hayli kolaylaştırıyordu. Bugün, onları da karşımıza aldık. Ancak, bunlar bizim için önemli değil. Yeter ki emir verilsin, emir verenler bunun arkasında dursun, gerisi askerin işi.”

pasa_emre
16-04-2007, 10:08
Türkiye girmesin
Defne BARAK

Eski ABD Başkanı Bill Clinton Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine olası müdahalesinin şu anda bölgedeki en büyük tehlike olduğunu söyledi. Clinton "Kürtleri korumalı ve müttefikimiz de olsa, Türkiye’nin Kürdistan’a girmesini engellemeliyiz. Hillary de, kimsenin önleyici savaşa kalkışmamasını sağlamak için mücadele veriyor" dedi.

DEMOKRAT Parti’nin başkan aday adayı olan eşi Senatör Hillary Clinton’ın seçim kampanyasına yer yer destek veren eski ABD Başkanı Bill Clinton, Hürriyet’e konuştu ve Irak’tan Afganistan’a sorularımızı yanıtladı.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın geçen perşembe günü düzenlediği basın toplantısında, Kuzey Irak’a müdahaleyi gündeme getirmesinin ardından Clinton, bu konudaki görüşlerini de Hürriyet’e anlattı. Clinton’ın, Irak’ın kuzeyinden söz ederken aynı ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice gibi "Kürdistan" ifadesini kullandığı dikkat çekti. Clinton’ın sorularımıza verdiği yanıtlar şöyle:

ABD, Irak halkına zarar vermeden o ülkeden nasıl çıkabilir?

Yanıtını bilmiyorum. Hangi kararı alırsanız alın sonuçları olacaktır. Bu konuda garanti yok. Acısız bir alternatif bilmiyorum. Irak’ta kalırsak kötü sonuçlar olacak, ama alelacele çekilirsen yine sonuçları olacak! Gerçekten iyi bir alternatif yok. Bence Hillary, asker sayısının indirilmesini önermekte haklı, bunu hemen yapmalıyız. Çünkü ABD’deki asker sayımız çok azaldı, eğer şimdi başka bir savaş olursa sadece hava ve deniz gücüyle cevap verebiliriz. Sadece dua etmek zorunda kalırız.

Şu anda Irak’ta en büyük tehlike nedir?

Kürdistan ve yakındaki bazı askerleri yeniden konuşlandırmalıyız. Kürtleri korumalı ve Türkiye’nin Kürdistan’a girmesini engellemeliyiz. Bugün bölgedeki en büyük tehlike budur. Türkiye uzun süreli müttefiğimiz olsa, Türkiye ile İsrail iyi ilişkiler içinde olsa da, Türkiye’nin Irak’a girmesine izin veremeyiz! Hillary’nin savaş verdiği şey, kimsenin önleyici savaşa kalkışmamasını sağlamaktır.

yosun
16-04-2007, 13:05
Erdoğan sınırötesi operasyona "soğuk"

CNN TÜRK

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın gündeme getirdiği sınırötesi operasyon ile ilgili olarak, ''Öfkeyle kalkan zararla oturur'' dedi.
Başbakan, Almanya'ya giderken uçakta Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın, "Kuzey Irak'a operasyon gerekli" açıklamasını değerlendirdi.
Erdoğan, "Şu anda takvim yürüyor. Öfkeyle kalkan zararla oturur. Bu tecrübeyi geçirdik. Nasıl adım atacağımızı biliyoruz. Genelkurmay ile askeri boyutunu görüşüyoruz" dedi.

ABD operasyona karşı
Büyükanıt'ın açıklamalarının ardından gündeme gelen Kuzey Irak'a operasyon tartışması Washington tarafından da yakından takip ediliyor.
ABD Savunma Bakanı Robert Gates, 14 Nisan'da yaptığı açıklamada, ABD'nin operasyona "soğuk" olduğunu gösteren bir açıklamada bulunmuş ve Kuzey Irak'ta yuvalanan PKK teröristlerinin Türkiye'de çok sayıda kişiyi öldürmesinden dolayı Türkiye'nin kaygı duymasının anlaşılır olduğunu, ancak Kuzey Irak'a tek yanlı bir Türk operasyonunun, muhtemelen sorunu çözmeyeceğini söylemişti.
Gates, "Durum kaygı verici, çünkü Kuzey Irak'tan gelen bazı Kürtler, Türkleri öldürüyor. Oldukça önemli sayıda Türk öldürüldü, dolayısıyla Türk hükümetinin kaygısı anlaşılabilir. Ancak aynı şekilde Türkiye'nin bu soruna karşı tek taraflı bir eyleme girişmesi de muhtemelen çözüm olmaz" demişti.

BÜYÜKANIT NELER DEDİ?
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, PKK'ya karşı Kuzey Irak'a askeri operasyon yapılması gerektiğini söyledi. Büyükanıt, ''Bunun için siyasi kararın çıkması lazım'' dedi.
Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda 12 Nisan'da bir basın toplantısı düzenleyen Orgeneral Büyükanıt, "Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Bir hudut ötesi operasyon için siyasi kararın çıkması lazım" diye konuştu.
Kuzey Irak'taki yerel Kürt yönetiminin lideri Mesud Barzani'nin Türkiye'ye yönelik sözlerini değerlendiren Genelkurmay Başkanı, "Asker olarak bakınca, o söylediklerini kabul etmek mümkün değil... Geldiğimiz noktaya ibretle bakıyorum. Gerçekten, sarfettiği sözler çok seviyesiz sözler. Ben, ona söylettirenlere bakıyorum" ifadesini kullandı.
Bu tip konuların kendilerini üzdüğünü ve Türk insanını rencide ettiğini söyleyen Büyükanıt, "Onları şımartanların kimler olduğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz... Türkiye'nin başından bu belayı defetmek zorundayız" dedi.

Milliyet

BOP eşbaşkanı olmak kolay değil tabi...

pasa_emre
16-04-2007, 19:04
Barzani savaş pilotu eğitiyor
16 Nisan 2007

IKDP lideri ve Kürdistan Özerk Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, önceleri Türkiye daha sonra da ABD ve İsrail tarafından verilen eğitimle dağınık peşmergelerden düzenli Kürt Ordusu kurmasından sonra şimdi de Hava Kuvvetleri kurmak için F-16 pilotları yetiştiriyor.


Star Gazetesi'nden Erdal Şimşek'e konuşan Selahaddin’deki IKDP’nin Merkez Komite üyesi, Erbil Havalanı’nı askeri amaçlı kullanmak için düzenlemeye çalıştıklarını belirterek ‘IKDP yönetimi Süleymaniye kentine de ABD’nin öncülüğünde tamamen askeri amaçlı bir havaalanı kurdu’ dedi. Merkez Komite üyesi ‘30 IKDP’li pilot adayı ile 800 civarında hava yer personeli de ABD, İngiltere ve Almanya’da eğitiliyor. Eğitimleri Mayıs sonunda tamamlanacak. Artık hava kuvvetleri kurulmasının önünde bir engel kalmayacak’ diye konuştu.

IKDP yetkilisi, Barzani’nin Kuzey Irak’ta büyük bir dinleme tesisi kurduğunu da anlatarak, ABD’lilerin yanısıra Almanya hükümeti tarafından Süleymaniye ve Zaho’da iki ayrı dinleme istasyonunun kurulduğunu kaydetti. Yetkili ‘2007’de IKDP, komşularının kendisi hakkında ne düşündüklerini bu istasyonlar aracılığı ile çok rahat duyabiliyor’ iddiasında bulundu. ‘Telekulak istasyonlarında çalışacak Kürtlerin nerede eğitim aldıkları’ konusunda ise yetkili, ‘ABD ve müttefikleri birbuçuk yıldır düzenli olarak seçilen personelimizi eğitiyor. Artık hepsi kendi alanlarında bağımsız olarak iş yapabilecek güce eriştir’ bilgisini verdi.

Öte yandan Barzani’nin Kürt Ordusu’nun güçlendirmek için subay yetiştirdiği kaydedildi. IKDP yetkilisi son bir kaç yıl içinde sekiz bin teğmen ve üsteğmen rütbesindeki peşmergenin ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve Belçika’da eğitildiğini söyledi. Bu gençlerinde arasında yeraldığı Barzani Özel Kuvvetleri’nin Türk sınırındaki Zaho ile Duhok’a konuşlandırıldığı öğrenildi. Zaho’da konuşlanan peşmerge özel kuvvetlerinin başında iki general bulunduğu da kaydedildi.

SINIRA YIĞINAK YAPIYOR

Erbil'de yayınlanan ‘Kürdistan Report' gazetesi, ‘Kürdistan Bölge Başkanı' Mesut Barzani'nin Türkiye sınırına Peşmerge yığılması talimatını verdiğini, bunun üzerine Musul'daki peşmergelerin Türkiye sınırına kaydırıldığını öne sürdü.

Gazete, peşmergelerin elinde bulunan bazı ağır silahların da sınır sevk edildiğini ancak, Barzani'nin lideri olduğu Irak Kürdistan Demokrat Partisi ile Irak Devlet Başkanı Celal Talabani öndenliğindeki Kürdistan Yurtsever Birliği yetkililerinin sınıra peşmerge sevk edilmesi haberlerini doğrulamadıklarını ekledi.

pasa_emre
17-04-2007, 01:17
qHuht76GGSw

pasa_emre
18-04-2007, 12:02
'Türkler Nisan sonunda operasyon yapabilir'
WASHİNGTON(ANKA)-

Washington Post’un tanınmış köşe yazarı David İgnatius, Kuzey Irak’taki Kürt bölgelerinde “yeni bir büyük tehdidin ortaya çıktığı”nı savundu. ABD’nin PKK ile Mücadele İçin Özel Temsilcisi Joseph Ralston’un elinden geleni yaptığını ancak “saatli bombanın tıklamayı sürdürdüğü”nü belirten İgnatius, “Ralston’un, Aralık ayında üst düzey (Bush) yönetim yetkililerine, ABD’nin PKK’yı durdurmaması halinde Türklerin Nisan sonunda işgal edebilecekleri uyarısını yaptığı”nı yazdı.


David İgnatius, “Irak’ta Yeni Tehdit” başlıklı yazısında Bush Yönetiminin Bağdat’ı istikrarlaştırmaya çabalarken “Kuzey Irak’taki Kürt bölgelerinde yeni bir büyük tehdidin ortaya çıktığını belirtti.

KİLİT SORUN KÜRT MİLLİYETÇİLİĞİ

Bu tehdidin ortadan kaldırılmaması halinde ABD’nin Irak’taki askeri hedeflerinin daha fazla zedelenebileceği uyarısını yapan İgnatius, “Kilit sorun, kayda değer bir Kürt azınlığı olan, Irak’ın Kuzey’deki güçlü komşusu Türkiye’yi kaygılandıran Kürt milliyetçiliğidir” ifadesini kullandı.

Bush Yönetiminin, hem Türkiye’yi, hem de Irak’taki en güvenilir müttefiki olan Iraklı Kürtleri memnun tutarak idare etmeye çalıştığını ancak “son haftalarda bu stratejin çökmekte olduğunu” belirten İgnatius, Iraklı Kürtlerin liderlerini meydan okuyan açıklamalarına yapmaya, Türklerin ise, liderlerinden harekete geçmelerini istediklerini kaydetti.

RALSTON’UN “NİSAN SONU” UYARISI

David İgnatius, Bush Yönetiminin geçen yıl Kürt sorunu konusunda bir çatışmaya doğru gidildiğini fark ederek emekli general Joseph Ralston’un Özel Temsilci olarak atadığını anımsatarak şöyle devam etti:

“Ralston’un, Aralık ayında üst düzey (Bush) yönetim yetkilileri, ABD’nin PKK’yı durdurmaması halinde Türklerin Nisan sonunda işgal edebilecekleri uyarısını yaptığı söyleniyor. Konuyu bilen başka yetkililerin de benzer kaygıları var ve bir analist, Türklerin Irak’ın topraklarının içerisinde 8 mile kadar girebileceğini tahmin etti.”

SAATLİ BOMBA TIKLAMAYA SÜRDÜRÜYOR

Washington Post yazarı, Ralston’un da, krizi gidermek için elinden gelenini yaptığını belirtirken de “Ancak saatli bomba tıklamayı sürdürüyor” ifadesini kullandı.

Kerkük’ün önemli bir sorun kaynağını oluşturduğuna işaret eden yazar, Bush Yönetiminin referandumun ertelenmesinden yana gibi gözüktüğünü ancak Kürtleri öfkelendirmemek ve Anayasa’yı baltalamamak için henüz bunu kamuoyuna açıklamadığını da öne sürdü.

TÜRK GENELKURMAY İLE GÖRÜŞME İDDİASI

PKK’nın kolu Pejak örgütünün eylemlerinin hedefi olan İran’ın yaklaşımı üzerinde de duran İgnatius, İran’ın da askeri bir operasyon yapma eğilimini gösterebileceğini iddia etti. İgnatius, bir ABD’li yetkiliye dayanarak “Üst düzey İranlı subaylar, kısa bir süre önce Ankara’da Türk Genelkurmay ile buluşarak Irak’taki olası acil durumları görüştüler” diye yazdı.

Washington Post yazarı, İranlıların Kürt bölgesini istikrarsızlaştırmak istediklerini öne sürerken de “ABD ile Kürt liderleri arasında giderek artan gerginlikler”e dikkat çekti. İgnatius’a göre, Kürt liderleri, ABD’nin, bölgeyi ziyaret eden üst düzey İranlı Devrim Muhafız subaylarını kaçırmaya çalışmasına çok öfkelendiler. İgnatius, yazısını tamamlarken de şunları belirtti:

“İraklı Kürdistan, bir başarı öyküsü oldu, dört yıl önce gerçekleştirilen işgalden bu yana az sayıda başarı öykülerinden biri. Ancak güvenli bölge ve gelecekteki İran ve El Kaide’e karşı Amerikan üssü olarak statüsü tehlikede. Irak’taki kötü haberlerin sonu yok gibi görünüyor.”

pasa_emre
18-04-2007, 12:03
Barzani'nin telekulakları
18 Nisan 2007

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3219047.jpg

IKDP lideri Mesud Barzani'nin ABD ve Alman askeri desteğiyle kurduğu telekulak istasyonlarıyla neredeyse tüm Ortadoğu'daki elektronik haberleşmeyi izleyebildiği belirtiliyor.


Star Gazetesi'nden Erhan Çelik'in haberine göre Barzani'nin bu sistem sayesinde Türk ordusunun telefon ve telsiz muharebeleri takip edebileceği de kaydediliyor. Ayrıca Güneydoğu'daki mobil telefonların görüşmeleri de takibe alınabileceği bildiriliyor.

Diğer yandan Süleymaniye'de kurulan büyük dinleme istasyonunda ağırlıklı olarak Suriye ve İran telekomünikasyon iletişimi takip edileceği belirtiliyor. Süleymaniye'deki merkezde Alman ve Amerikalı uzmanların da görev yaptıkları belirtiliyor.

pasa_emre
19-04-2007, 10:28
ABD'li komutan: Türkleri K. Irak konusunda ikna etmeye çalışıyoruz

ABD donanma komutanı Amiral William Fallon, PKK terörü dolayısıyla Türkiye'nin, kuzey Irak'a operasyon düzenlemeyeceğini umduğunu ve ''Türkleri, bunun iyi fikir olmadığına ikna etmeye çalıştıklarını'' söyledi.
ABD Temsilciler Meclisi Silahlı Hizmetler Komitesi'nde 2008 yılı ulusal savunma bütçesine ilişkin oturumda konuşan Fallon, milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Fallon, Cumhuriyetçi Partili Virginia Milletvekili Jo Ann Davis'in, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın basında yer alan kuzey Irak'la ilgili sözlerine işaret ederek, Türkiye'nin kuzey Irak'a girmesi ihtimaline ilişkin görüşlerini sorması üzerine, ''Eğer Türkler bu tehdidi gerçekleştirirse, o gün asla güzel bir gün olmaz'' dedi.
Amerikalı amiral, kongragel olarak da ifade edilen terör örgütü PKK'yı, ''Kürtlerin isyancı hareketi'' olarak tanımlarken, PKK'nın Türkiye'de şiddet olaylarına karıştığını söyledi. Fallon, ''Bu grupların, kendi fikirlerine göre, Irak içindeki Kürt nüfusundan da destek gördüğünü biliyorlar. Bu probleme karşı bir zamandır çalışıyorlar ve yardım istiyorlar. Bu alanda biz de yardım etmeye çalışıyoruz'' diye konuştu.

BARZANİ İLE BİR GÜN

Birkaç hafta önce Irak'ta olduğunu ve bir gününü, kuzey Irak'ta Kürt lideri Mesud Barzani ile geçirdiğini belirten Fallon, ''Pek çok şey hakkında konuştuk. Yeni bir Irak'a yapabilecekleri katkılar gibi. Örneğin, Şii ve Sünniler arasında aracılığa, daha güneye yardım etmede oynayabilecekleri rol gibi...'' dedi.
Irak'ın kuzey bölümünün, Bağdat'tan tamamen farklı bir ortama sahip olduğunu ve gelişmekte olduğunu öne süren Fallon, ''Ancak ben özellikle Kürtlerin, Irak'taki Kürt liderlik olarak, Türkiye'deki Kongragel'in etkisini minimize etmeye çalışma yönünde oynayabilecekleri rolü görmekle ilgiliydim. Çünkü sonunda eğer Türkler bu tehdidi gerçekleştirirse bu, kesinlikle onların da (Iraklı Kürtler) zararına olacak. Sadece bölge için değil tüm ülke için zarar verici olacak'' ifadelerini kullandı.
Fallon, ''Türkler endişeli. Ve ne kadar endişeli olduklarını vurgulamak için bu açıklamaları yapıyorlar. Biz, bu tür bir faaliyetin durdurulması yönünde rol oynamaya çalışıyoruz'' dedi. Milletvekili Davis'in, ''Endişe düzeyiniz hangi aşamada?'' sorusu üzerine Fallon, ''Bu, endişelerimizden biri. Kesinlikle umuyorum ki (Türkler) bu tehdidi gerçekleştirmeyecek. Biz de bunun iyi fikir olmadığı yönünde kendilerini ikna etmeye çalışıyoruz'' dedi.

SINIR ÖTESİ HAREKAT EN İYİ YOL DEĞİL!

ABD’nin Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Dan Fried, Türkiye’nin PKK terörüne karşı kendisini savunmak istemesinin anlaşılabilir olduğunu, ancak ABD’nin, Türkiye’nin kendisini "en etkili yollarla savunabilmesini istediğini ve sınır ötesi eylemin de en iyi yol olmayabileceğine inandığını" söyledi.
Washington’ı ziyaret eden bir grup gazeteciyle yuvarlak masa toplantısı düzenleyen Fried, Türkiye’nin kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon düzenleme ihtimaline ilişkin bir soruyu yanıtladı.
Fried, "PKK terörist örgütü problemini çok ciddiye alıyoruz. Türkiye’ye yönelik bu tehdidi ortadan kaldırmak için Türkiye ve Irak ile beraber çalışmak istiyoruz. PKK’nın terör örgütü olduğunu söyledik. Problemden başka bir şey değil. Türkiye ile PKK’ya karşı işbirliğimizi artırdık" dedi.
Fried, "Türkiye’nin güneydoğusundaki saldırılara bakılırsa Türklerin neden hayalkırıklığına uğradığını anlamanın mümkün olduğunu" da ifade etti.
Dan Fried, "Biz, Türkiye için en iyi yolun bizimle ve Irak hükümetiyle çalışarak, PKK’yı ortadan kaldırma yolunda ilerlemek olduğunu düşünüyoruz.
Türkiye’nin kendisini savunmak istemesi anlaşılabilir bir şey. Ancak biz Türkiye’nin kendisini en etkili yollarla savunabilmesini istiyoruz ve bu nedenle de sınır ötesi eylemin en iyi yol olmayabileceğini düşünüyoruz" ifadesini kullandı.

pasa_emre
19-04-2007, 16:47
Barzani'nin sitesi Malatya'yı Kürdistan'da gösterdi
19 Nisan 2007
ANKA

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Lideri Mesut Barzani’nin internet sitesi, Malatya’da bulunan Zirve Yayınevi’nde gerçekleşen saldırıyı “Kürdistan Haberleri” bölümünde yayınladı.


Malatya’da yaşanan saldırı dünyanın gözünü tekrar Türkiye’ye çevirirken olay pek çok ülkede olduğu gibi Irak’ta da yankı buldu. Ancak Irak Kürt Bölgesel Yönetimi lideri Mesut Barzani’nin internet sitesi olarak bilinen Peyamner’in, söz konusu olayı “Dünya Haberleri” değil “Kürdistan Haberleri” bölümünde yayınlaması dikkat çekti.

Saldırıyı “Kürdistan-Malatya’da Şok Cinayet...” başlığıyla duyuran internet sitesinin, Türkiye’nin ile bazı haberleri “Dünya” bazı haberleri de “Kürdistan” bölümünde yayınladığı görüldü.

Mesut Barzani’nin bir süre önce yayınlanan “Türkiye Kerkük’e müdahale ederse biz de Diyarbakır’a müdahale ederiz” sözü Ankara’nın sert tepkisini çekmişti.

pasa_emre
19-04-2007, 17:29
Barzani Türkiye'yle savaşmak istiyor
19.04.2007

Amerikalı muhafazakarların internet sitesinde, Mesut Barzani’nin bir çılgın olmadığı, bir planı bulunduğunu ve Türkiye’yle en kısa zamanda bir savaş istediği iddia edildi.

Amerikalı muhafazakarların internet sitesinde Scott Sullivan imzasıyla yayınlanan bir makalede, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Lideri Mesut Barzani’nin bir çılgın olmadığı, bir planı bulunduğunu ve Türkiye’yle en kısa zamanda bir savaş istediği iddia edildi

Amerika’da Neo-Con olarak da anılan ve Irak Savaşı’nın mimarı olarak kabul edilen muhafazakarların etkin yayın organı Conservative Voice sitesinde yayınlanan bir makalede, Barzani’nin bir planı olduğu öne sürüldü. Scott Sullivan imzalı makalede ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Mesut Barzani’nin Türkiye’ye saldırı gibi olan son sözlerini “Tehlikeli, provokatif ve yardımı olmayan” şeklinde nitelendirdiği belirtildi.

“BARZANİ SUYA YANAN BENZİN DÖKÜYOR”

Barzani’nin ABD Dışişleri Bakanlığı’nı “budala” gibi gösterdiği ifade edilen makalede, Amerikan Dışişleri’nin Türkiye ile Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ilişkilerinde suların durulması için çalıştığı oysa Barzani’nin bu sulara yanan benzin döktüğü değerlendirmesi yapıldı.

“(Barzani) Türkiye’yle savaş istiyor ve bunu hemen istiyor” iddiasının yer aldığı makalede, Barzani’nin bir çılgın olmadığı ve bir planı bulunduğu öne sürüldü.
İlk olarak Barzani’nin Türkiye’ye saldırarak ana Kürt rakibi Celal Talabani’yi dışlamak istediği savunulan makalede, “Barzani’nin militan milliyetçi askeri taktikleri” yüzünden Talabani’nin gücünün azaldığı ifade edildi. Talabani’nin görece olarak daha ılımlı olduğu belirtilen makalede, halen Irak Cumhurbaşkanlığı görevinde bulunan Talabani’nin Kürtlerin bağımsızlığına karşı çıktığı kaydedildi.

“AMERİKA’NIN DESTEĞİ BARZANİ’Yİ CEZASIZ BIRAKIR”

Barzani’nin ikinci olarak Amerikan ordusunun müttefikliğini maksimize etmek istediği belirtilen makalede, “Amerikan ordusunun desteğiyle Barzani Türkiye’yi cezasız bir biçimde tehdit edebilir” denildi.

İran Devlet Başkanı Mahmud Ahmedinejat’ın Barzani’nin hem Türkiye hem de ABD için sorun yaratmasını istediği öne sürülen haberde, Barzani’nin Irak’ı da zor durumda bıraktığı kaydedildi. Makalede, “Irak ve Amerikan güçleri Bill Clinton’un önerdiği gibi ‘Kürdistan’ı koruyacak mı? Eğer korurlarsa bu Barzani için dev bir siyasi zafer olur. Eğer korumazsa Barzani, ABD ve Irak’tan bağımsızlığın peşinden gitmek için yeşil ışık almış olur” yorumu yapıldı.

“TÜRKİYE’Yİ PROVOKE ETMEYE ÇALIŞIYOR”

Mesut Barzani’nin Türkiye’ye göz dağı vererek sınır ötesi operasyon gibi “aptalca” bir hamle yapması için provoke ettiği de iddia edilen makalede, Iraklı Kürt liderin ayrıca PKK’yı cesaretlendirerek Türkiye içinde saldırılarını arttırmasını istediği öne sürüldü. Makalede bütün bu etmenlerin içinde en önemlisinin, Barzani’nin Kerkük’te referandum isteği olduğu ifade edildi.

Geride bir tek sorunun kaldığı değerlendirmesi yapılan makalede bunun da “Amerika gerçekten Mesut Barzani’nin Irak ve Orta Doğu’nun kaderini belirlemesini istiyor mu” sorusu olduğu kaydedildi.

Makalenin yazarı Scott Sullivan daha önce de aynı sitede yazdığı bir başka makalede, Irak’ın dağılmasını önlemek için Kerkük ve Basra’ya Türk askerinin gönderilmesi gerektiğini savunmuştu.

baron11
20-04-2007, 10:33
ABD'den kritik K.Irak ziyareti

Genelkurmay (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=80726) Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın “Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı” sözlerinin ardından ABD'den önemli bir isim Türkiye'de. ABD’nin Irak özel temsilcisi David Satterfield temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya geldi.

Daha önce ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği görevinde de bulunan Satterfield, Dışişleri Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı'nda görüşmelerde bulunacak.

Satterfield'in ayrıca Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Çelikkol ile bir araya gelmesi öngörülüyor.

Gündemin en önemli maddesi Irak'taki pkk varlığı ve Türkiye'nin Irak'a bu konuda verdiği nota olacak. Görüşmelerde ayrıca, mayıs başında Mısır'ın Şarm El Şeyh kentinde yapılacak genişletilmiş Irak toplantısı da ele alınacak.

Türkiye 9 Nisan'da Irak'a nota vermişti. Türkiye Irak'a verdiği notayla terör örgütü pkk'nın Irak'ın kuzeyindeki her türlü faaliyetine son verilmesini ve terörle mücadele konusunda acil ve kararlı tedbirler alınmasını istemişti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt ise, pkk'ya karşı Kuzey Irak'a askeri operasyon yapılması gerektiğini söylemişti. Büyükanıt, ''Bunun için siyasi kararın çıkması lazım'' demişti.

pasa_emre
20-04-2007, 11:50
Barzo(Barzani) Erbil'den öfke yağdırmaktadır
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/E%20Çizgi%20Barzani/BARZAN1.jpg

Barzo, sınıra kadar gelir ve oradan bağırır
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/E%20Çizgi%20Barzani/BARZAN2.jpg

Ve akşam vakti kendinden geçip sınırı aşar, sanki arkasına büyük bir güç almıştır
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/E%20Çizgi%20Barzani/BARZAN3.jpg

Ve... İşte Barzo gerçeği
http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/GalleryImages/işte%20o%20anlar/E%20Çizgi%20Barzani/BARZAN4.jpg

pasa_emre
20-04-2007, 11:53
Irak yönetimi sertleşiyor.. ''Müdahale direnişle karşılık bulur''

Irak yönetimi, Kuzey Irak'a yönelik 'olası' bir operasyona karşı söylemini sertleştiriyor. Irak Hükümet Sözcüsü Ali El Dabak, Türkiye'nin müdahalesinin 'direnişle' karşılık bulacağını söyledi.
Mısır'ın başkenti Kahire'de, basının sorularını yanıtlayan sözcü, Irak'ın, komşu ülkeleri tehdit edecek hiçbir örgüt ya da gruba izin vermediğini savundu.
El Dabak, hükümetin, PKK konusunda, gerekli bütün önlemleri aldığını söyledi, Türkiye ya da başka bir ülkenin Irak topraklarına girme hakkı olmadığını vurguladı.
El Dabak, Türkiye'nin, Kuzey Irak'ta operasyon düzenlemesi durumunda, Irak hükümeti ve halkın tamamının direnişle karşılık vereceğini söyledi.

Büyükanıt'ın opreasyon açıklaması

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, PKK'ya karşı Kuzey Irak'a askeri operasyon yapılması gerektiğini söyledi. Büyükanıt, ''Bunun için siyasi kararın çıkması lazım'' dedi.
Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda 12 Nisan'da bir basın toplantısı düzenleyen Orgeneral Büyükanıt, "Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Bir hudut ötesi operasyon için siyasi kararın çıkması lazım" diye konuştu.
Kuzey Irak'taki yerel Kürt yönetiminin lideri Mesud Barzani'nin Türkiye'ye yönelik sözlerini değerlendiren Genelkurmay Başkanı, "Asker olarak bakınca, o söylediklerini kabul etmek mümkün değil... Geldiğimiz noktaya ibretle bakıyorum. Gerçekten, sarfettiği sözler çok seviyesiz sözler. Ben, ona söylettirenlere bakıyorum" ifadesini kullandı.
Bu tip konuların kendilerini üzdüğünü ve Türk insanını rencide ettiğini söyleyen Büyükanıt, "Onları şımartanların kimler olduğunu sizler benden daha iyi biliyorsunuz... Türkiye'nin başından bu belayı defetmek zorundayız" dedi.

pasa_emre
20-04-2007, 11:56
BAKAN GÜL BU SORUYA KIZDI MI?
Gül, Irak'ın kuzeyine operasyon sorusuna şu yanıtı verdi: Türkiye'nin kararlılığını herkes biliyor. İsterseniz saatini, tarihi söyleyeyim sizlere. Bunlar ayaküstü konuşulacak konular değil

http://www.milliyet.com.tr/2007/04/20/siyaset/resim/axsiy01.jpg

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Türkiye'nin nisan sonunda Irak'ın kuzeyine operasyon düzenleyebileceği haberleriyle ilgili olarak daha önce çok önemli açıklamalar yapıldığını söyledi. Gül, "Bunlara ilave ayaküstü her çıkan demece, her çıkan başlığa cevap vermek istemiyorum. Ama, Türkiye'nin görüşünü ve kararlılığını herkes biliyor. Son yaptığımız açıklamalar gayet açık" dedi.

'Dikkatli açıklamalar yapıldı'

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİ) Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısına katılmak üzere Belgrad'a hareketinden önce soruları yanıtlayan Gül, Türkiye'nin böyle bir operasyona hazırlık içinde olup olmadığının sorulması üzerine şöyle konuştu:
"İsterseniz saatini, tarihi söyleyeyim sizlere. Bunlar ayaküstü konuşulacak konular değildir. Bununla ilgili dikkatli açıklamalar daha önce yapılmıştır."
Türkiye'nin 1 Mayıs itibariyle Sırbistan'dan KEİ dönem başkanlığını devralacağını söyleyen Gül, dönem başkanlığı sırasında KEİ'nin kuruluşunun 15. yıldönümü vesilesiyle İstanbul'da bir zirve yapılacağını belirtti.
Gül, Belgrad'da düzenlenecek toplantı vesilesiyle KEİ bünyesinde müzakere edilerek sonuçlandırılan, "Karadeniz Çevre Otoyolu Projesi", "Karadeniz'de Deniz Otoyollarının Geliştirilmesi" ve "KEİ Ülkeleri Dışişleri Bakanlıkları Diplomasi Akademileri Arasında İşbirliği"ne dair üç mutabakat muhtırasının imzalanacağını açıkladı.
"Karadeniz Otoyolu Projesi"nin tanıtımına da değinen Gül, Belgrad'dan hareketle tüm KEİ ülkelerini Karadeniz'in etrafından dolaşarak mayıs sonunda İstanbul'a varacak olan KEİ TIR Konvoyu'nun resmen yola çıkarılacağını söyledi.

baron11
21-04-2007, 06:40
pkk için çözüm (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=80860) Barzani

Çıktığı bölge turu çerçevesinde bu sabah Ankara'ya gelen ABD'nin Irak Koordinatörü David Satterfield, Dışişleri Bakanlığı'nda temaslarda bulundu.

Satterfield, Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Büyükelçi Oğuz Çelikkol ve diğer ilgililerle bir araya geldi.

CNN TÜRK'e Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın “Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı” sözlerini değerlendiren Satterfield "Öncelik askeri olmayan önlemlere verilmeli" dedi ama "operasyon yapılmamalı" da demedi.

Satterfield “Biz kesinlikle General Büyükanıt'ın pozisyonuna saygı duyuyoruz. Sözleri Türklerin endişesini yansıtıyor. Bu kabul edilemez terör sürecinin durdurulmasında da sorumluluk Kürt liderlere düşüyor. Biz askeri operasyon yapılmasını gerekli kılmayacak önlemlerin alınacağını umuyoruz” sözlerini kullandı.

"Sorumluluk Kürt liderlerde"

Kuzey Irak'la ilgili önemli açıklamalar yapan Satterfield, Kürt bölgesinde sorumluluğun Bağdat ya da ABD'de değil Kürt liderlerde olduğuna işaret etti ve çözümün adresi olarak da Kürt yönetimini gösterdi.

ABD’li yetkili “Biz bu konuyu özellikle Kürt liderlere de çok net bir şekilde aktardık. Kürtlerin anlamlı önlemler almaları gerekiyor. Biz elimizden gelen herşeyi yapıyoruz ama sorumluluk ilk planda Kürt yönetime ait” dedi.

“Bu terör durmalı”

Irak'ın kuzeyinde terörist bir grubun barınmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu ifade eden Satterfield,"Kürt bölgesinin liderleriyle görüşülmelidir. Biz hem onlarla hem Türk yetkililerle görüşmeler içindeyiz. Çok yapıcı bir diyaloğumuz var. Türk genelkurmayı ile de aynı şekilde yakın diyalog içindeyiz. Çünkü tek bir hedef var. Bu terör durmalı" şeklinde konuştu.

Terör örgütü pkk'yı sadece Türkiye'nin değil Irak'taki Kürt yönetiminin de terörist örgüt olarak kabul ettiğini belirten Satterfield, "Biz Kürt yönetimine bu konuda çok net konuşuyoruz. En kısa sürede anlamlı adımlar atılmalı" dedi.

"Barzani’ye açık şekilde söyledik"

Kdp lideri Mesud Barzani’nin “Bağımsızlık 10-15 yılda gerçekleşebilir” şeklindeki açıklamaları yüzünden uyarıldığını belirten Satterfield, “Ancak bu açıklamaların bir daha yapılmayacağını garanti edemeyiz” şeklinde konuştu.

Satterfield “Barzani'nin son yaptığı açıklamalar da dahil olmak üzere tüm tarafların kamuoyu önünde yaptığı açıklamalar sadece ortamı tetikliyor, tutuşturuyor. Biz sayın Barzani'ye, yaptığı açıklamaların yapıcı ve yardımcı olmadığını çok açık bir şekilde söyledik” ifadelerini kullandı.

baron11
23-04-2007, 09:27
ABD Barzani'yi suçladı

ABD'nin Irak özel temsilcisi Satterfield, Kuzey Irak'taki Kürt liderlerini, Türkiye ve Irak arasındaki tansiyonu yükseltmekle suçladı.

Satterfield, "Irak'taki Kürt yönetimi terör ve terörizm konusunda daha çok şey yapmak zorundadır" dedi. ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın baş danışmanlarından Satterfield Merkezi Dubai'de bulunan El-Arabiya televizyonuna, Türkiye ve Irak ilişkilerini değerlendirdi.

Satterfield, ABD'nin mevcut krizi çözmek amacıyla "üç taraflı diyalog" çalışması yürüttüğünü anlattı ve Amerikan yönetiminin iki ülke ilişkilerindeki krizi çözmek için uzlaştırıcı rol üstlendiğini belirtti.

ABD'nin Türkiye ve Irak sınırındaki pkk varlığından rahatsız olduğunu tekrarlayan Satterfield, Irak'taki Kürt liderlerin terör sorununun çözümü için daha fazla çaba göstermesi gerektiğini söyledi.

baron11
25-04-2007, 15:30
Zebari yarın Ankara’ya geliyor

Irak (http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=81538) Dışişleri Bakanı Zebari, Irak’a komşu ülkeler, BM Güvenlik Konseyi üyeleri ve G-8 ülkelerinin davet edildiği toplantı öncesinde ikna turuna çıktı. Zebari, Tahran ziyaretinin ardından, yarın öğleden sonra Ankara’ya gelecek.

Irak Dışişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’le görüşecek. Zebari’nin Gül’den, Şarm El Şeyh’te yapılacak toplantıya katılmasını isteyeceği belirtiliyor. Toplantının daha önce İstanbul’da yapılması öngörülüyordu. Ancak, Irak’taki Kürt yetkililerin buna karşı çıktığı bildirilmişti. Ankara, bu durumdan duyduğu rahatsızlığı Zebari’ye iletecek.

Türkiye, Şarm El Şeyh toplantısına katılmayı düşünüyor. Ancak, katılımın hangi düzeyde olacağı netleşmedi.

Irak Dışişleri Bakanı’yla terör örgütü pkk’yla mücadele konusu da ele alınacak. Gül, Türkiye’nin beklentilerini ve kararlılığını bir kez daha Zebari’ye aktaracak.

Türkiye’nin beklentileri Irak’a daha önce sert bir notayla iletilmişti. Zebari’nin, Gül’le yapacağı görüşmenin ardından, yarın akşam saatlerinde Şam’a geçmesi öngörülüyor.

Sabahtan itibaren Irak'ın kuzeyi ve Irak içindeki pislik yuvalarının yerleri Türkiye'nin resmi kanalı TRT de yayınlanmaya başladı umarım verilmek istenen mesajı anlarlar.Bu gelenin anlaması önemli değil,inşallah sahibi anlar ve adımını ona göre atar.:grrr:

pasa_emre
30-04-2007, 16:38
ABD, sınır ötesi için Türkiye'ye 'İsrail'den ders al' uyarısı yapıyor

Bush Yönetimi’nin, Türkiye’nin sınır ötesi harekatının "stratejik bir yenilgi"ye dönüşeceği uyarısı yaptığı öne sürüldü. Financial Times gazetesi, Washington’un İsrail’in Lübnan’daki ‘stratejik yenilgi’sini anımsatarak, Ankara’nın bundan ders almasını istediğini öne sürdü.
İngiliz Financial Times gazetesi, Washington kaynaklı haberinde Türkiye’de son siyasi kriz patlak vermeden, Ankara’nın sınır ötesi harekat üzerinde durduğunu belirterek "Ancak ABD, Ankara’ya İsrail’in Lübnan’daki ‘stratejik yenilgi’sinden ders alma uyarısını yapmaya başladı" diye yazdı.
ABD Başkanı George W. Bush’un Lübnan krizine ilişkin olarak "İsrail’i Hizbullah saldırttı. Krizi Hizbullah başlattı ve bu krizde Hizbullah yenildi" yonündeki açıklamasını anımsattıktan sonra şöyle devam etti:
"Ancak son dönemde Türkiye’yi, Kuzey Irak’taki Kürt militanlarına saldırmamaya ikna amacıyla Bush Yönetimi, özel temaslarda İsrail’in tecrübesinin çok farklı bir değerlendirmesini sunuyor. Türkiye nezdinde lobicilik yaparken ABD’yi yetkililer, İsrail’in Şii militan grubuna karşı savaşını, İsrail’in askeri hedeflerine ulaşmayı başarmayan, uluslararası alanda geniş bir biçimde kınanmasına neden olan ve ‘İsrail ordusunun yenilmez efsanesi’ni yok eden ‘stratejik yenilgi’ olarak nitelendiriyorlar.ö

SINIR ÖTESİNE OPERASYON ABD’NİN DESTEĞİNDEN YOKSUN
İngiliz gazetesi, Türkiye’nin İsrail gibi, bir terörist grupla karşı karşıya bulunduğunu, analistlerin de Türkiye’nin, İsrail’in geçen Temmuz ayında karşılaştığı soruna benzer bir durumda bulunduğunu söylediklerini kaydetti.
Ancak bir farklılık bulunduğunu, bunun da bir NATO üyesi olan Türkiye’nin ABD’nin desteğinden "yoksun" bulunması olduğuna dikkat çeken gazete, ABD’nin tutumunun Türk kamuoyunu, politikacılarını ve askerlerini sinirlendirdiği yorumunu yaptı. Gazete şunları yazdı:
"Washington’un uyarılarını gözardı ederse Ankara’nın askeri yanıtı, İsrail’in operasyonu gibi PKK üslerini yok etmek için büyük ölçüde hava gücüne ve sınırlı bir kara müdahalesine dayanan bir harekat olabilir. Herhangi bir işgal sınırlı da olur, Türkiye’nin yankı yapacak bir başarı şansı gibi.ö ABD için Türkiye’nin olası operasyonunda en büyük tehlikeyi, "Kürtlerin kilit bir rol oynadığı kırılgan Irak koalisyon hükümetine ve Irak’ın birliğine zararlı bir darbe indirmesiönin oluşturduğunu savunan gazete, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın operasyona ilişkin açıklamasına dikkat çektikten sonra şöyle devam etti:
"İktidardaki Adalet ve Kalkınma partisinin üst düzey bir yetkilisi, FT’ye ordu izin talep ederse parlamentonun askeri operasyonlara izin vermesinin kesin gibi olduğunu söyledi.ö

BUSH YÖNETİMİ BARZANİ’Yİ FRENLEMEK İÇİN DAHA ÇABA GÖSTERMELİ
Financial Times, bazı üst düzey analistlerin Bush Yönetimi’nin Mesut Barzani’yi frenlemek için daha fazla çaba göstermesi gerektiğine inandıklarını belirterek Bush Yönetiminin danışmanı Lee Hamilton’un "Bunu fazla hafifçe aldık. (Türkiye) PKK’ya göz yummayacak. Buna çok dikkat vermemiz lazım" sözlerine yer verdi.

MAYIS SONU OPERASYON OLASILIĞI GÜÇLÜ
Bu arada, güvenlik konularında uzmanlaşmış düşünce kuruluşu Jamestown Vakfı Başkanı Glenn Howard da, "Bu yönetimin tüm sicili, Türkiye konusunda yanlış hesaplarla dolu" dedi ve Türkiye’nin Mayıs sonunda sınırlı bir operasyon yapmasının "güçlü bir olasılık" olduğunu öne sürdü.
(ANKA)

pasa_emre
10-05-2007, 15:26
Org. Başbuğ, Cudi ve Gabar'da operasyon sürerken Şırnak'a geldi
Mustafa ŞAN/ ŞIRNAK, (DHA)


ŞIRNAK'a gelen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, “Bölücü terör örgütü yok oluncaya kadar mücedele sürecek'' dedi. Şırnak ve Irak sınırındaki birliklerde denetlemelerde bulunacak olan Orgeneral Başbuğ, gazetecilerin, “Kuzey Irak'a operasyon düzenlenecek mi?'' sorusu üzerine, “Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Nisan'da yaptığı basın toplantısında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görüş ve düşüncelerini ifade etmişti. Bunun üzerine ekleyeceğim bir şey yok'' diye konuştu.
Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Cudi ve Gabar Dağı'nda PKK’lı teröristlere yönelik operasyonların sürerken bugün beraberinde 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Jandarma Asayiş Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay ve 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanı Tümgeneral Ahmet Yavuz ile birlikte Şırnak'ta bulunan birlikleri denetledi. Orgeneral Başbuğ, daha sonra Şırnak Valisi Selahattin Aparı’yı da makamında ziyaret etti.
Valilikte gazetecilerle görüşen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, bahar ve yaz döneminin faaliyetlerini değerlendirmek amacıyla Şırnak'a geldiğini söyledi. Şırnak'ta bazı birliklerde denetleme yaptığını anlatan Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt içindeki operasyonlarının kararlılıkla devam ettiğini belirterek, “Kararlılık demek şu demek; O bölücü terör örgütü yok oluncaya kadar, etkisiz hale getirilinceye kadar operasyonlarımız devam edecektir. Diğer bir deyişle kırsalda, yerleşim biriminde tek terör örgütü mensubu kalıncaya kadar güvenlik kuvvetleri bu mücadeleye artan bir kararlılıkla devam edecektir'' dedi.
Birliklerde yaptığı denetimlerde en alt rütbeden en büyüğüne kadar tüm askerlerin gözlerinde büyük kararlılık gördüğünü anlatan Orgeneral İlker Başbuğ, şöyle konuştu:
“Bugün görüştüğüm bütün personelin en küçük ve en büyük rütbelisine kadar gözlerinde bu kararlılık gördüm. Bunda kimsenin en ufak şüphesi olmaz. Onun için diyorum ki; terör örgütü ve bu örgütü destekleyenler hedeflerine, amaçlarına ulaşamayacaklardır. Onların bu şansları yok. Sonbahar, kış, yaz ne de hava şartları birliklerimizin bu konudaki azim ve kararlılıklarına en ufak bırakın menfi yapmasını, bilakis nispet etki yaptığını gördüm. Çok başarılı bir dönem geçirdik. Silahlı kuvvetleri olarak biz bunu söylemiyoruz. Bunu teröristler itiraf ediyor. Teröristlerin üst seviyedekileri konuşmalarında şu değerlendirmeyi duyuyoruz. 2006-2007 yılı içinde bulunduğumuz sürede güvenlik kuvvetlerimizin onlar üzerinde o kadar büyük bir baskısı var ki, bu baskı 1994-98'de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kullandığı baskıyla aynı şiddete ve seviyede olduğunu itiraf ediyorlar. Güvenlik kuvvetlerimizin tek görevi vardır. O görevde teröristleri nerede ise bulup etkisiz hale getirmektir. Bu görev önümüzdeki dönemdeki sürede de artan bir kararlılık ve şiddete devam edecektir. Şırnak bölgemiz terörle mücadelede hayati bölgelerden birisidir.''

‘BÖLGE HALKI YANIMIZDA’

Terörle mücadelede bölge halkının devletin yanında yer almasının kendilerini sevindirdiğini belirten Orgeneral Başbuğ, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizim her zaman ifade ettiğimiz ve üzerinde durduğumuz nokta şudur; Bölge halkımızın devamlı yanımızda olması, desteğini bize vermesi bizi mutlu ediyor. Bunu Şırnak’ta görüyoruz. Sokakta geldiğimde de bunu gördüm. Bunun için çok önemli ve her zaman söylüyoruz; Terör örgütü en büyük zararı kime verdi, nereye verdi? Bölge halkına verdi. Düşünün bu terör olmasaydı Türkiye şu an nereydi, bölgemiz şu an neredeydi, Şırnak şu an neredeydi ve diğer bölgelerimizdeki iller nerde olacaklardı. Onu için en büyük zararı gören halkımıza sesleniyoruz. Teröre destek vermeyin. Biz bu terörü etkisizleştirip bitirmek mecburiyetindeyiz. Mücadelemizde elbette bölge halkından her zaman destek aldık. Bu destek önümüzdeki dönemde de devam edecek inancımız vardır. Şırnak önemli bunun için yoğun programımıza rağmen valimizi ziyaret etmeden geçemedim. Gerçekten sayın valimizin gerek Şırnak ilimize yaptığı hizmetler gerekse de güvenlik kuvvetlerimize verdiği destek ve ilişkilerden dolayı mutluluk duyuyoruz. Bunun yanında Tümen komutanımızla olan ilişkisi ve Şırnak halkıyla olan diyalogu ve yaptığı hizmetler nedeniyle huzurunuzda teşekkür ediyorum. Sonraki süreçte de başarılarının devamını diliyorum.'' Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, bir gazetecinin, “Kuzey Irak’a operasyon düzenlenecek mi?'' sorusu üzerine “Bu soruya cevap vermem ama, biliyorsunuz Kuzey Irak’a yapılacak operasyonla ilgili Genelkurmay Başkanımız Orgeneral Yaşar Büyükanıt 12 Nisan'da yaptığı basın toplantısında Türk Silahlı Kuvvetlerimizin görüş ve düşüncelerini ifade etmişti. Bunun üzerine ekleyeceğim bir şey yok'' karışlığını verdi.
Şırnak'ta 20 bin askerle sürdürülen operasyona ilişkin soru üzerine Orgeneral Başbuğ, bunun yeni bir olay olmadığını bildirerek, “Kış ayında bölgeden çekilen birliklerimiz yaz- bahar ayında tekrar bölgeye dönüyorlar. Bu yeni bir şey değil. Rutin olarak yapılan askeri sevkıyatlardır. Operasyonlarımız kararlılıkla bölgede devam edecektir'' dedi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'a Şırnak Valisi Selahattin Aparı tarafından plaket verildi.

ARMAND
10-05-2007, 15:54
Kara Kuvvetleri Komutani Orgeneral Ilker Basbug,
''guvenlik Kuvvetlerimizin Tek Gorevi Vardir, O Da Teroristleri Bulup Etkisiz
Hale Getirmektir. Bu Gorev, Onumuzdeki Donemde Artan Bir Kararlilik Ve Siddetle
Devam Edecektir'' Dedi.
Incelemelerde Bulunmak Uzere Sirnak'a Gelen Orgeneral Basbug, Vali
Selahattin Apari'yi Makaminda Ziyaret Etti.
Orgeneral Basbug, Burada Yaptigi Konusmada, Sonbahar Ve Kis Donemi
Faaliyetlerini Degerlendirmek, Birliklerin Ve Guvenlik Kuvvetlerinin Bahar Ve Yaz
Donemindeki Faaliyetlerini Gorusmek Amaciyla Gecen Sali Gunu Malatya'daki 2. Ordu
Karargahinda Calismalar Yaptiklarini Soyledi.
Sirnak'ta Bulundugu Surede Bazi Birlikleri Denetlediklerini Ifade Eden
Orgeneral Basbug, Soyle Konustu:
''turk Silahli Kuvvetleri Ve Polisimiz, Elbette Turk Silahli Kuvvetlerinin
Bir Parcasi Olarak Jandarmamiz Dahil, Ic Guvenlik Harekatina O Gun De Soyledigim
Gibi Kararlilikla Devam Ediyoruz. O Gunku Durumumuzun Da Bu Gunku Durumumuzdan
Hicbir Farki Yoktur. O Bolucu Teror Orgutu Yok Oluncaya Kadar, Etkisiz Hale
Getirilinceye Kadar Operasyonlarimiz Devam Edecektir. Kirsalda Yerlesim Biriminde
Tek Teror Orgutu Kalmayincaya Kadar Guvenlik Kuvvetleri Bu Mucadeleye Artan Bir
Kararlilikla Devam Edecektir. Bugun Gorustugum Butun Personelin En Kucuk Ve En
Buyuk Rutbelisine Kadar Gozlerinde Bu Kararlilik Isiklarini Gordum. Bundan
Kimsenin En Ufak Suphesi Olmasin. Onun Icin Diyorum Ki Tekrar Teroru Kullanarak,
Ne Bu Teror Orgutu Ne De Bu Teror Orgutunun Destekleyicileri Hedeflerine Ve
Amaclarina Ulasamayacaklardir. Onlarin Bu Sanslari Yok.''
Orgeneral Basbug, Hava Ve Mevsim Sartlarinin Guvenlik Guclerinin Terorle
Mucadeledeki Kararliligini Etkilemeyecegini Vurguladi.

-''terore Destek Vermeyin''-

Basbug, Cok Basarili Bir Donem Gecirdiklerini Belirterek, Sozlerini Soyle
Surdurdu:
''silahli Kuvvetler Olarak Biz Bunu Soylemiyoruz. Bunu Teroristler Itiraf
Ediyorlar. Teroristlerin Ust Seviyedeki Konusmalarinda Su Degerlendirmeyi
Duyuyoruz. 2006-2007 Yili Icerisinde De Uzerlerinde O Kadar Buyuk Bir Baski Var
Ki Bu Baskinin 1994-1998'de Turk Silahli Kuvvetlerinin Kullandigi Baskiyla Ayni
Siddet Ve Seviyede Oldugunu Itiraf Ediyorlar. Guvenlik Kuvvetlerimizin Tek Gorevi
Vardir, O Da Teroristleri Bulup Etkisiz Hale Getirmektir. Bu Gorev, Onumuzdeki
Donemde Artan Bir Kararlilik Ve Siddetle Devam Edecektir.''
Orgeneral Basbug, Sirnak'in Terorle Mucadelede Hayati Bolgelerden Biri
Oldugunu Belirterek, Soyle Konustu:
''bolge Halkinin Devamli Yanimizda Olmasi, Destek Vermesi Bizi Mutlu Ediyor
Ve Biz Bunu Sirnak'ta Goruyoruz. Sokakta Da Bunu Gordum. Bu Cok Onemli. Her Zaman
Soyluyoruz. Teror Orgutu En Buyuk Zarari Bolge Halkina Verdi. Dusunun, Teror
Olmasaydi Turkiye, Bolgemiz Su An Neredeydi? Sirnak Su An Neredeydi Ve Diger
Bolgelerimizdeki Iller Nerede Olacaklardi.
Onun Icin, En Buyuk Zarari Goren Halkimiza Sesleniyoruz: Terore Destek
Vermeyin. Bu Teroru Etkisizlestirip Bitirmek Mecburiyetindeyiz. Mucadelemizde
Elbette Bolge Halkindan Her Zaman Destek Aldik. Bu Destegin Onumuzdeki Donemde De
Devam Edecegine Inancimiz Tamdir.''

-irak'in Kuzeyine Operasyon-

Yogun Programina Ragmen Valiyi Ziyaret Etmek Istedigini Ifade Eden Orgeneral
Basbug, ''gercekten Sayin Valimizin, Gerek Sirnak'a Yaptigi Hizmetler Gerekse
Guvenlik Kuvvetlerimize Verdigi Destek Ve Onlarla Iliskilerinden Mutluluk
Duyuyoruz. Kendisine Huzurunuzda Tesekkur Ediyor, Basarilarinin Devamini
Diliyorum'' Dedi.
Bir Gazetecinin, ''irak'in Kuzeyine Operasyon Duzenleyecek Misiniz?''
Sorusunu Ise Basbug, Soyle Yanitladi:
''bu Sual Sorulmaz, Asker Olarak Da Bu Suale Cevap Verilmez. Ama
Biliyorsunuz Kuzey Irak'a Yapilacak Operasyonla Ilgili Olarak Genelkurmay
Baskanimiz Orgeneral Yasar Buyukanit, 12 Nisanda Yaptigi Basin Toplantisinda,
Turk Silahli Kuvvetlerimizin Gorus Ve Dusuncelerini Ifade Etmisti. Bunlara
Ekleyecegim Bir Sey Yok.''
''guneydoguda 20 Bin Askerin Operasyon Halinde Oldugu'' Ile Ilgili Soru
Uzerine De Basbug, ''yeni Bir Olay Degil. Kis Ayinda Bolgeden Cekilen
Birliklerimiz, Bahar Ayinda Tekrar Bolgeye Donuyor. Bu Yeni Bir Sey Degil. Rutin
Askeri Sevkiyatlardir. Operasyonlarimiz Bolgede Kararlilikla Devam Edecektir''
Dedi.
Orgeneral Basbug'a 2. Ordu Komutani Orgeneral Hasan Igsiz, Jandarma Asayis
Kolordu Komutani Korgeneral Abdullah Atay Ve 23. Jandarma Sinir Tumen Komutani
Tumgeneral Ahmet Yavuz Eslik Etti.


-aa-

toros
11-05-2007, 17:07
.
.
.
.

Irak sınırına sevkiyat (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6498442.asp?gid=180)

http://img444.imageshack.us/img444/6596/t2wj5.jpg

Hürriyet
ŞIRNAK'taki Cudi ve Gabar Dağları'nda güvenlik güçlerinin teröristlere yönelik başlattığı operasyonlar sürürken, Irak sınırına tank ve asker sevkiyatları devam ediyor.

Gabar, Cudi, Küpeli, Namaz Dağları ile Harimiye, Sinaht, Yeditepe, Mese, Mergi, Hilizya ve Dersu bölgelerinde güvenlik güçleri tarafından başlatılan geniş çaplı operasyon tüm hazıyla sürüyor. 20 bin askerin yanı sıra çok sayıda köy korucusu ve özel harekat timlerinin de katıldığı operasyona, 10 Kobra ve Sikorsky helikopteri de havadan destek veriyor.

Şırnak 23’üncü Jandarma Tümen Komutanlığı’nın sevk ve idaresinde yürütülen operasyonda özellikle Bestler Dereler Mevkii’nde zaman zaman PKK’lı teröristlerle sıcak temas sağlandığı, ancak ölü ve yaralı konusunda henüz bir bilgiye ulaşılamadığı belirtiliyor. Operasyon sırasında Kuzey Irak’tan sızmalara karşı, stratejik mevkiilere havadan asker indiriliyor, teröristlerin geçiş güzergahları tutuluyor.

Bu arada Irak sınırına tank ve asker sevkiyatı yapılıyor. Dün gece ve bu sabah Cizre Tank Taburu’ndan çıkan tanklar, Cizre ve Silopi İlçe merkezinden geçerek Habur Sınır Kapısı yakınlarında sınıra sıfır noktada konuşlandırıldı.

zum
11-05-2007, 17:37
Her yaşanan olayın senaryosu ABD tarafından yazılmaktadır.Oynayanlar figüran.Bosnadan Afganistana ,Somaliden Rusyaya kadar.

GünceL
11-05-2007, 20:32
SINIRDAKi bu hareketliligi baskaban ile genelkurmay baskanimizin dolmabahce sarayindaki 2.5 saatlik gorusmesi ila alakali oldugunu dusunebilirmiyiz..sadece bir tahmin.

saygilar

toros
11-05-2007, 21:28
SINIRDAKi bu hareketliligi baskaban ile genelkurmay baskanimizin dolmabahce sarayindaki 2.5 saatlik gorusmesi ila alakali oldugunu dusunebilirmiyiz..sadece bir tahmin.

saygilar

Sn, GünceL
Görüşme ile ilgili açıklama (bugün 18:10'da) geldi. Ancak biz şunu konuştuk demeleri zaten beklenmezdi. Bence sınır ötesi zor ama imkansız değil. Milletimiz için hayırlısı olsun.
Saygılarımla.

Başbakanlık'tan, Erdoğan - Büyükanıt görüşmesiyle ilgili açıklama (http://www.milliyet.com.tr/2007/05/11/son/sonsiy32.asp)
11 Mayıs 2007 / Cuma - 18:10 Milliyet

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Anayasa’da tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde cereyan eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt görüşmesinin "bilgiye dayanmayan asılsız spekülasyonlara konu edilmesinin üzücü olduğu" belirtildi.

Başbakanlık Basın Merkezi’nin konuya ilişkin açıklaması şöyle:

"Sayın Başbakanımızın, Sayın Genelkurmay Başkanımız ile 5 Mayıs 2007 günü gerçekleştirdiği görüşmenin içeriğiyle ilgili olarak bazı gazetelerde haksız ve mesnetsiz yorumların yapıldığı görülmektedir.

Anayasamızda tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde cereyan eden görüşmenin hiçbir bilgiye dayanmayan asılsız spekülasyonlara konu edilmesi üzücüdür.

Sayın Başbakanımızın iç çalışmaları hakkında genel bir ilke olarak bugüne kadar bilgilendirme yapılmamış olması, hem devlet adap ve geleneğimizin hem de kurumlarımızın ciddiyet ve sağlıklı işleyişinin bir gereği olarak değerlendirilmektedir."

hascan
11-05-2007, 21:54
bu hükümetten operasyon kararı falan çıkmaz.Seçim ile yatıp seçim ile kalkıyorlar başka bir şey düşündükleri yok.

Red Kit
11-05-2007, 22:00
bu hükümetten operasyon kararı falan çıkmaz.Seçim ile yatıp seçim ile kalkıyorlar başka bir şey düşündükleri yok.

Siyaset yapmayınız.

radyolog
11-05-2007, 22:25
Başbakanlık'tan, Erdoğan - Büyükanıt görüşmesiyle ilgili açıklama (http://www.milliyet.com.tr/2007/05/11/son/sonsiy32.asp)
11 Mayıs 2007 / Cuma - 18:10 Milliyet

Başbakanlık Basın Merkezi’nden yapılan açıklamada, Anayasa’da tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde cereyan eden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt görüşmesinin "bilgiye dayanmayan asılsız spekülasyonlara konu edilmesinin üzücü olduğu" belirtildi.

Başbakanlık Basın Merkezi’nin konuya ilişkin açıklaması şöyle:

"Sayın Başbakanımızın, Sayın Genelkurmay Başkanımız ile 5 Mayıs 2007 günü gerçekleştirdiği görüşmenin içeriğiyle ilgili olarak bazı gazetelerde haksız ve mesnetsiz yorumların yapıldığı görülmektedir.

Anayasamızda tanımlanan görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde cereyan eden görüşmenin hiçbir bilgiye dayanmayan asılsız spekülasyonlara konu edilmesi üzücüdür.

Sayın Başbakanımızın iç çalışmaları hakkında genel bir ilke olarak bugüne kadar bilgilendirme yapılmamış olması, hem devlet adap ve geleneğimizin hem de kurumlarımızın ciddiyet ve sağlıklı işleyişinin bir gereği olarak değerlendirilmektedir."


05/05/2007

buluşma tarihinden 6 gün sonra gelen açıklama ( yada her ne ise :grrr: )

başbakan iç çalışma yapıyormuş bilgilendirme yapılmamış devlet adap ve

geleneği imiş:grrr: :grrr:

hasbinallah ya sabır

indian
12-05-2007, 17:27
maalesef 1938 yılından itiabren Türkiyenin bağımsız bir politikası olamamaktadır...bunun nedeni Mustafa Kemal'in politikalarından ya kıskançlık ya da bağımlılık nedeniyle uzaklaşılmasıdır...bu tespiti yaptıktan sonra gelelim oyun içindeki oyunların bir kısmını deşifre etmeye; bataklığı kurutmadan sivrisinekleri hedef gösterenler/görenler, cambaza bak deyip arkanıza geçenler gibidir/cambaza bakarken...ya cüzdanınızı aşırırlar ya da başka bir şeyler yaparlar ruhunuz duymaz...

bugün itibarıyla, TC hükümetlerinin yüzde yüz destekleriyle bölgesel bir yapılanma olarak kurdurulma aşamasına gelen ve kanları bitlenen yahudi-kürt kırmalar, bölgede (kuzey ıraktan başlayarak Türk ve İran topraklarında AB+ABD+Malum devlet desteğiyle) faşizan/yobaz/anti-demokratik/hukuksuz+karşılıksız basılan dolar desteği gibi uygulamalarla bir başkaldırı düzenleme noktasına gelmişlerdir....dolaysısıyla fiilen yaratılmak istenen oldu bittilere karşı askeri hareketliliğin hepsi geçerli tedbirlerdir ve aşama aşama bataklığı kurutmaya doğru gideceğini varsayıyorum/ümit ediyorum...seçimlerden sonra oluşacak yeni parlemento bu desteği keseceği gibi, karşı tedbirlerde alacaktır...gidişat onu göstermktedir...

pasa_emre
12-05-2007, 21:24
Atatürk döneminde başlayan ABD - Türkiye iyi ilişkileri artık dönülmez bir şekilde olumsuz yöne girmiştir.. Genelkurmay Başkanımız Barzani'nin söylediklerine değil, ona bunları söyletenlere bakmak lazım diyerek ilk ağızdan bunu dışa vurmuştur.. Her zaman güçsüz bir Türkiye isteyen bu odaklardan kurtulmamızın önümüzdeki yıllarda ülkemizin tekrar dünyada söz sahibi olması konusunda çok yararlı olmasını diliyorum ve bekliyorum.. Hükümetler bazında bu durum kendini göstermese de asıl devletler olan derin ABD ve derin Türkiye artık dost değiller..

toros
23-05-2007, 06:38
Göstere göstere (http://www4.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=23.05.2007&Newsid=120561&Categoryid=4&wid=73)
Ruşen Çakır - VATAN

...
Öte yandan dünkü eylemin cezalandırılması ve yeni eylemlerin ertelenmesi gerekçesiyle Kuzey Irak’ta askeri bir harekat ihtimali de iyice tırmanmış durumda.

Bu eylem, düne kadar çekişme, hatta çatışma içindeymiş gibi gözüken TSK ile hükümeti ve toplumu büyük ölçüde birleştirdi. Her ne kadar Türkiye son aylarda laiklik eksenli bir tartışma içinde görünse de gündemin esas maddesinin PKK terörü olduğu dün bir kez daha ortaya çıktı.

Şimdiki soru, Ankara saldırısıyla başlayan sürecin seçimleri nasıl etkileyeceği ve Ankara’nın atacağı adımların Irak, Iraklı Kürtler ve Batı merkezleri tarafından nasıl değerlendirileceğidir.

kırmızı
23-05-2007, 06:45
bu zavallı basın ve tv lerle ne sorunlar irdelenir nede glabal bir analiz yapılabilir..

Ankara'da savunma sanayi fuarı var TC ve ülkemizin geldiği teknoloji ortada daha da ileriye götürmek için çaba gösterilirken tv de ne var ...

Mankenleri altın kaplama tabanca ile resimleri.pırlanta tabanca..
Bu medya ancak K.ırakta gece hayatı incelemesi yapılır..
Ne ordumuzun ne mehmetçiğin mücadelesi onlar için önemli değil..

pasa_emre
23-05-2007, 23:00
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3418880.gif

23 Mayıs 2007

Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümetin askerden Kuzey Irak'a bir operasyon isteği geldiği taktirde, bu talebe izin vereceklerini açıkladı.


Başbakan Tayyip Erdoğan, akşam saatlarinde ATV'ye verdiği demeçte günlerdir kulislerde süren çok önemli bir tartışmaya açıklık getirdi. Erdoğan, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın 12 Nisan günü "Kuzey Irak'a girmeliyiz" sözüyle ilgili olarak bir açıklama yaptı.

Açıklamanın özeti şu: "Eğer askerden bir talep gelirse biz buna izin veririz"

Bu özetin detayları Erdoğan'ın ATV'yle yaptığı röportajın A.A. tarafından şu netleştirildi:

Başbakan Erdoğan, “Kuzey Irak'a operasyon düşüncesi var mı, Silahlı Kuvvetlerle bu konuda tam bir görüş birliği içinde misiniz?” sorusu üzerine, şunları kaydetti:

“Biz, ülkemizin huzuru, mutluluğu neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Bu konuda da bizim güvenlik güçlerimizle, askerimizle herhangi bir ayrı düşmemiz söz konusu olamaz. Yapılması gereken neyse; sınır ötesi, sınır içi, bunun vakti saati geldiğinde zaten iletişimlerimiz anında kurulu. Belli ön hazırlıkları bu işin zaten vardır. Burası Türkiye Cumhuriyeti, kabile değil burası. Böyle bir şeyde zaten atılması gereken adımları atacak güçtedir. Bu noktada polisimizle, askerimizle hazır vaziyetteyiz. Zaten şu anda bir hassasiyet var. Böyle bir durumdayız. Bu konuda gerektiğinde bu adım atılır. Hiç gecikmez.”

Başbakan Erdoğan, siyasi irade olarak her zaman özellikle terör konusunda askere, güvenlik güçlerine, “Bir ihtiyaç var mı? Şu an Parlamento yanı hariç, bizden istediğiniz bir yetki var mı? Eksik olanı söyleyin, bunu her zaman veririz” dediklerini ifade ederek, “Ama tabii işin parlamento boyutunu gerektiren bir şey olduğu zaman, o ayrı. O, olağanüstü bir haldir. O zaman tabii ki hemen Parlamento toplantıya çağrılır, bununla ilgili adım da orada atılır. Ama şimdiden zamanı, zemini belli olmayan bir yerle ilgili herhalde Parlamento'dan bir karar çıkarılacak olursa, bunun tabii geleceğe yönelik ülkeler arasında neler meydana getirebileceğini takdir edersiniz” şeklinde konuştu.

Erdoğan, “Bir talep geldiği zaman biz parlamentodan bu kararı alırız. Silahlı Kuvvetlerin arkasına yasal desteği veririz” şeklindeki ifadeye “Kesinlikle” karşılığını verdi.

“ORTAK ÇALIŞMANIN GEREĞİ YERİNE GELMELİ”


Başbakan Erdoğan, “ABD'ye rağmen Parlamento'dan böyle bir karar çıkar mı?” sorusunu şöyle yanıtladı:

“ABD, siyasi müttefikimiz. Biz onlarla ilgili olarak, onların daveti sebebiyle ta Afganistan'a kadar gidiyoruz. Bunları yapıyoruz. Şimdi böyle bir şeyde Irak'tasınız. Kuzey Irak'ta terör örgütü konuşlanıyorsa, burada da ABD üzerine düşeni yapmalıdır. Terörle ilgili bizden koordinatör istenmesi olayı, ortak bir çalışmanın ürünüdür. Bu ortak çalışmanın gereği yerine gelmelidir. Türkiye bu noktada kendi kaderini belirlemede muktedirdir. Vakti saati geldiğinde beklenen olmuyorsa, o zaman tabii ki Türkiye'nin bir yerlerden izin almaya da ihtiyacı yoktur. ABD'ye rağmen diye bir şey yok zaten. Burada Türkiye'yi uluslararası platformda bağlayan, içinde olduğu kurum NATO'dur. Karşımızda eğer ülkemiz bir tehdit altındaysa bizim atmamız gereken adımlar var. Tam aksine burada bize yardımcı olması gereken ülkelerin yardımcı olması gerekir. Ve biz kararımızı verir ve bu adımı atarız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Bunun zaten geçmişte de örnekleri var.”


GENELKURMAY BAŞKANI İLE GÖRÜŞME


“Bu ofiste bir süre önce Genelkurmay Başkanı ile bir araya gelmiştiniz. İç meseleleri görüşmediniz herhalde” şeklindeki soru üzerine Başbakan Erdoğan, “Şüphesiz ki iç meseleleri de görüştük. Ülkemizle ilgili ne varsa, ne gerekiyorsa, siyasi, sosyal, ekonomik bunların hepsini görüştük. Böyle bir görüşmeyi sıcak bir havada İstanbul'da yapmış olmak, olumlu geçtiğinin bir ifadesidir” dedi.

ghetto
23-05-2007, 23:29
Başbakan'dan Askere Kuzey Irak için yeşil ışık

?

Şimdiye kadar , Uluslararası sözleşmelerden doğan haklarımızı dahi kabul ettirememiş olan siyasi irade ... hayla talep bekliyormuş ...

pehhhhhh

CYASHA
24-05-2007, 08:40
Soyle dusunuyorum: Asker su anda vitesi 1 e takmis, debriyaja basmis, hafif hafif gaz verir vaziyette, firlamak icin bekleyen Ferrari gibi bekliyor, start geldigi anda yillarin ocunu alacak hirsta.. Olmasi gereken bence starti bir an once vermek.. Girmeliyiz ne bahasina olursa olsun.

En fazla ne kaybederiz? Benim canımı mı, evladımı mı ? Feda olsun.. Paramı mı ? Feda olsun. Evimi mi? Feda olsun.. Hic olmazsa torunum ve sizin torunlariniz GURUR ONUR SEREF nedir bilerek, bagımsız bir sekilde hayatlarını yasarlar.. Boyle her gun olmektense bir kere olmek evladır...


Fırat Murat ERAT

mitli
24-05-2007, 08:43
IRAK'IN KUZEYİNE TÜRKİYE'Yİ SOKMAK İÇİN TAHRİK Mİ?

Dünyanın en prestijli dergilerinin başında gelen Foreign Affairs’in editörü James F. Hoge’un dünkü International Herald Tribune’daki makalesinin başlığı “Kaynama noktasındaki Türkiye” idi. Makale, Ankara’daki terörist eylemin gerçekleşmesinden önce kaleme alınmıştı. New York Times, “Patlama, aynı zamanda Türk ordusu içindeki, Türkiye’nin güneyinde ve Irak sınırındaki dağlarda üstlenen ayrılıkçı Kürtlere yönelik bir saldırı yapılması yönündeki baskıyı artıracak” değerlendirmesine yer verirken Fransız Le Monde, saldırının “laikler ile hükümet arasındaki ‘ciddi bir siyasi gerilimin yaşandığı’ bir döneme denk geldiği”ne dikkati çekti.

Ankara’daki terörist saldırının yol açabileceği acil sonuçlar hakkında, neredeyse bir “konsensüs” mevcut. Amerikan Stratfor sitesinde, “Eğer Ankara’daki patlamanın ardında Kürt isyancıların bulunduğu ortaya çıkarsa cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin ihtilafa düşmüş olan Türk ordusu ile hükümetin arasındaki gerilim artacak. Ankara ile Kürt Bölge Hükümeti arasında da gerilimin tırmanması bekleniyor ki, bu da Irak’ı istikrara kavuşturmak için İran ile işbirliği yapılmasını öngören ABD planlarını etkileyebilir” deniliyor.

Önemli ve etkili bir uluslararası finans kuruluşunun değerlendirme raporundan ise şu sonuç satırları: “Kötü haber. İç siyasi ortam zaten gergin ve benzeri terörist saldırılar ülke içindeki sinirliliğe daha da büyük katkıda bulunacak. Daha da önemlisi, Türkiye’nin PKK’ya sabrı tükeniyor ve ordu zaten ülkenin güneydoğusunda yaygın operasyonlar yürütmekte. Ancak bu son gelişme, Kuzey Irak’taki PKK merkezlerini nötralize etmek amacıyla sınır ötesi operasyon ihtimalini de artırabilir.”

SINIR ÖTESİ HAREKATIN SONUCU NE OLABİLİR?

Irak’a yönelik ve çapı ister istemez genişlemek durumundaki bir askeri operasyonun, Türkiye’nin uzun yıllar belini bükeceği hesaplanan bir “uluslararası tuzak” mı söz konusu acaba? Bu, işin “stratejik” boyutu. Yakın vade açısından ise bu tür bir gelişmenin, Türkiye’deki “demokratik süreç”i iptal etme tehlikesi var.

Bütün bu ihtimalleri gözeterek biz, Türkiye’deki “acil tehlike”nin “cumhuriyetin temel değerleri”ne yönelik olmaktan ziyade, “demokrasiye yönelik” olduğunu seziyoruz. İlki çevresinde oluşturulan “seferberlik”, ikincisine yönelik girişimleri “marke etme” işlevi görüyor.

PEKİ ÇARE NEDİR?

İşte Çandar'a göre çare?

Çareye dün Ertuğrul Özkök, yazısının sonundaki şu satırlarla değinmişti:

“Hepimiz şunu iyi bilelim: Ortadoğu’nun en aşağılık savaş aracı, bombalar ve canlı bombalardır. Hepimiz kendimizi bu mücadeleye hazırlayalım. Tabii her şeyden önce ‘Devletin sinirlerine hâkim olması’ lazım. Bir de bu mücadeleyi, dar siyasete alet etmemek...”

Mehmet Barlas ise şöyle yazmıştı:

“Bizim sosyo-politik yaşamımızda deprem yaratan bir terörist saldırı, Iraklılar için günlük yaşamın alışılmış bir parçası. Bu durumdan alınacak ders, Türkiye’yi hem Irak’a benzetmemenin hem de Irak’a bulaştırmamanın, siyasetçiler için de askerler için de düşünce üreten odaklar için de en öncelikli hedef olduğudur... Ankara’daki saldırıyı gerçekleştirenler, Türkiye’yi Irak’a bulaştırmayı, 22 Temmuz seçimlerini sabote etmeyi, sivil demokrasiyi rafa kaldırtmayı da hedef almış olabilirler. Devlet tecrübemiz ve toplumsal aklımızla bu tür girişimlerin üstesinden gelebilirsek, bir sınır ötesi kadar yakın olan Irak’tan, bir çağ boyu kadar uzakta yaşayabilmemizi sürdürürüz. Şu anda ‘akıl’ ve ‘bilinç’, bizim için ‘öfke’den daha değerli ve öncelikli değerlerdir.”

Şöyle de diyebiliriz: Ankara terörist saldırısı ve benzerlerine karşı, ya İngiliz veya İspanyol halkı gibi davranacağız ya da Gazze’deki İsrail ordusu, Irak’taki milisler gibi.

Seçilecek yol, Türkiye’nin hangi ligin oyuncusu olduğunun da göstergesi olacaktır.

CENGİZ ÇANDAR-REFERANS

pasa_emre
24-05-2007, 13:20
http://www.milliyet.com.tr/2007/05/24/resim/kapak122014.jpg

Bağdat yönetimine PKK uyarısı
UTKU ÇAKIRÖZER Ankara

Ankara'da 7 kişinin ölümü, 121 kişinin de yaralanmasına neden olan canlı bomba eylemiyle ilgili bulguların PKK yöntemleriyle çakışması, gözleri Kuzey Irak'taki PKK varlığına çevirdi. Türkiye'nin Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol başkanlığında hafta sonu Bağdat'a gidecek olan Dışişleri heyetinin, Irak yönetimine "PKK faaliyetlerine son verilmesi" yönünde uyarıda bulunması bekleniyor.
Çelikkol'un başkanlık edeceği ve Müsteşar Yardımcısı Uğur Doğan'ın da bulunacağı Türk heyeti, Bağdat'ta Başbakan Nuri El Maliki, Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari ile yönetimdeki etnik ve dini grupların yöneticileriyle bir araya gelecek. Çelikkol'un, toplantılarda Türkiye'nin 10 Nisan'da Irak yönetimine verdiği yazılı notadaki beklentilerini anımsatarak, Kuzey Irak'taki PKK varlığı ve faaliyetlerinin bir an önce sona erdirilmesi talebini iletmesi bekleniyor.

Notada neler vardı

Irak hükümetine 10 Nisan'da verilen notada, PKK'nın Kuzey Irak'taki faaliyetlerinin sona erdirilmesi için kararlı, kalıcı ve acil önlemler alınması istenmişti. PKK faaliyetlerinin durdurulması konusunda ilerleme kaydedilemezken örgüte Kuzey Irak'ta eğitim imkanı verildiği kaydedilen notada, Irak'tan "PKK'nın terörist faaliyetlerinin sona erdirilmesi, örgütün ortadan kaldırılması, elebaşılarının iadesi ve sınırın kontrol altına alınması" istenmişti.

Harekât öncesi son uyarı mı?

Irak yönetiminin uluslararası anlaşmalara göre PKK ile mücadele etme yükümlülüğü bulunduğu belirtilen notada, bunun gereğinin yerine getirilmemesi durumunda Türkiye'nin kendi güvenliğini sağlamak için uluslararası hukukun kendine sağladığı yasal çerçeve içinde hareket etme hakkının bulunduğunun altının çizilmişti. Bu, "sınır ötesi harekât sinyali" olarak algılanmıştı.
Çelikkol başkanlığındaki Türk heyetinin, notanın verilmesinden 1,5 ay sonra Bağdat'ta yapacağı temaslarda, "Türkiye'nin sabrının tükenmek üzere olduğu ve Irak yönetiminin PKK faaliyetlerinin önlenmesi için bir an önce somut adım atması gerektiği" mesajı verilecek.
Çelikkol'un Bağdat'ta yapacağı temaslar Ankara kulislerinde, TSK'nın Kuzey Irak'taki PKK unsurlarına karşı yürütebileceği sınır ötesi harekât olasılığına karşı Irak yönetimine "son uyarı" olarak değerlendiriliyor.

pasa_emre
24-05-2007, 13:21
NYT: Türkiye, PKK'lıları Irak'a kadar takip etmeye yemin etti

Ankara’daki terör saldırısının ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yapılan açıklamalar, yabancı basınının dikkatini çekti. New York Times gazetesi, "Türkiye, Kürt militanlarını Irak’a kadar takip etmeye yemin etti" başlığını kullandı. Gazete, sınır ötesi operasyonuna ilişkin olarak da "Tehdit, uzak da olsa, gerçekleşmesi halinde ABD için çok problemli olur" yorumunu yaptı.
New York Times gazetesi, İstanbul kaynaklı Sabrina Tavernise imzalı haberinde Türkiye’nin sınır ötesi operasyonu olasılığı üzerinde durdu. "Türkiye, Kürt militanlarını Irak’a kadar takip etmeye yemin etti" başlığını kullanan gazete, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt tarafından yapılan açıklamalara dikkat çekti.
Başbakan Erdoğan’ın "sivri bir dil ile Türkiye’nin gerekli olursa Kuzey Irak’taki Kürt militanlarına karşı harekete geçeceğini" söylediğine işaret eden gazete, Türk yetkililerinin Ulus’daki saldırıdan PKK’yı sorumlu tuttuklarını ancak PKK’nın bunu reddettiğini kaydetti.
NYT, Başbakan Erdoğan’ın Çarşamba günü bir TV kanalında yaptığı açıklamalarının Orgeneral Büyükanıt’ın askeri operasyona ilişkin sözlerinin bir yankılaması olduğunu belirterek şöyle devam etti:
"Tehdit, uzak da olsa, gerçekleşmesi halinde ABD için çok problemli olur. Türkiye, NATO’nun, militanları saklandıkları Kuzey Kürt bölgesinden çıkartmak için Irak’a daha çok baskı yapması gerektiğini savunuyor".
Başbakan Erdoğan’ın "ABD bizim siyasi müttefikimiz. Daveti üzerine Afganistan’a kadar gittik. Terör örgütü Kuzey Irak’ta yerleşirse ABD de, kendine düşeni yapmalı" yolundaki sözlerine dikkat çeken gazete, "Türk askerlerinin 1980 yılında Güneydoğu’daki ayrılıkçı unsurları ile mücadele ettiğini, çatışmanın da 30 binden fazla insanın ölümüne neden olduğu"nu yazdı.(ANKA)

DrX
25-05-2007, 15:52
ABD sınırda Türk askerini izliyor
25.05.2007 16:45 ( Kaynak : www.cnnturk.com )


Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türkiye - Irak sınırı boyunca PKK'ya yönelik yürüttüğü operasyon Amerikan askerlerinin de takibinde.

Doğan Haber Ajansı'nın haberine göre, Amerikan askerleri, sınırdaki hareketlikle ilgili olarak, Irak'ın sınır kasaba ve köylerinden bilgi alıyor.

Bağdat'tan Zaho'ya giden Amerikan üst düzey istihbarat yöneticilerinin, kaymakam ile görüştükten sonra sınırda incelemelerde bulunduğu belirtildi.

Amerikan ordusuna ait iki helikopter de her gün sınır boyunca keşif uçuşları yapıyor. Karada da, Habur'un karşısındaki Halil İbrahim Sınır Kapısı’nda Amerikan askerleri beklemeye başladı.

Yerel Kürt hükümetine bağlı peşmergelerin de sınırda bulunan karakollarının etrafına yeni mevziler kazdığı yönünde bilgiler geliyor.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaklaşık 30 bin askerle sürdürdüğü operasyonlarda, PKK üyelerinin geçiş noktaları tutuldu, sınır boyunca zıhrlı birlikler yerleştirildi.

Dün 6 askerin şehit olduğu Şırnak'ın Bestler Dereler mevkiine de takviye birlikler gönderildi.

ABD sınırötesi operasyona karşı çıkıyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sınırötesi operasyon olasılığıyla ilgili açıklamaları ABD'de de tartışılmaya başladı.

Olası bir operasyona karşı olduğunu defalarca açıklayan Washington tutumunu koruduğunu bir kez daha resmi ağızlardan duyurdu.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, Irak'a yönelik tek yanlı bir müdahalenin sorunu çözmeyeceğini söyledi.

Casey, "PKK'nın çözümlenmesi gereken gerçek bir tehdit olduğuna biz de inanıyoruz, Irak hükümeti de inanıyor. PKK'dan kaynaklanan bu tehdidin çözümlenmesinin en iyi yöntemi kesinlikle biz, Türk hükümeti ve Iraklılar arasındaki işbirliğinin sürdürülmesidir. Irak'a Türkiye'den veya başka bir yerden yönelebilecek tek yanlı bir askeri eylemin, herhangi bir sorunu çözebileceğini kesinlikle düşünmüyoruz" dedi.

ABD yönetiminin resmi tutumu bu yönde ancak kulislerde şartlı bir operasyona "yeşil ışık" yakılabileceği konuşuluyor.

PKK faaliyetlerindeki artışla birlikte yükselen tansiyon ve bunun seçim sürecine olası yansımaları ABD yönetimini rahatsız ediyor.

CNN TÜRK'e bilgi veren kaynaklar, bu rahatsızlığın ilke olarak operasyonun karşısında duran Washington'ın yaklaşımında değişikliğe yol açabileceğini söyledi.

George Bush yönetimi olası bir operasyon için hem Bağdat'ın hem de Kuzey Irak'taki yerel yönetimin onayının alınması şartını öne sürüyor.

Operasyonun sınır boyundaki PKK kamplarıyla sınırlı olması isteniyor. Harekatın süresinin geniş tutulmaması ve bir defalık olması şartıyla onaylanabileceğine işaret ediliyor.

Bu şartlar altındaki bir operasyona Türkiye'nin vereceği cevap ise merak konusu. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Washington ziyareti sırasında sınırlı bir operasyona razı olmadıklarını söylemişti.

"TSK İSTERSE ADIM ATARIZ"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 23 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Kuzey Irak'a operasyon konusunda, ''Biz, ülkemizin huzuru, mutluluğu neyi gerektiriyorsa onu yaparız. Bu konuda da bizim güvenlik güçlerimizle, askerimizle herhangi bir ayrı düşmemiz söz konusu olamaz'' dedi.

Erdoğan, "Kuzey Irak'a operasyon düşüncesi var mı, Silahlı Kuvvetlerle bu konuda tam bir görüş birliği içinde misiniz?" sorusu üzerine, Yapılması gereken neyse; sınır ötesi, sınır içi, bunun vakti saati geldiğinde zaten iletişimlerimiz anında kurulu. Belli ön hazırlıkları bu işin zaten vardır. Burası Türkiye Cumhuriyeti, kabile değil burası" diye konuştu.

Başbakan, "Böyle bir şeyde zaten atılması gereken adımları atacak güçtedir. Bu noktada polisimizle, askerimizle hazır vaziyetteyiz. Zaten şu anda bir hassasiyet var. Böyle bir durumdayız. Bu konuda gerektiğinde bu adım atılır. Hiç gecikmez" ifadesini kullandı.

toros
26-05-2007, 07:59
Sınırda sıcak saatler (http://www.milliyet.com.tr/2007/05/26/guncel/axgun03.html)

http://img518.imageshack.us/img518/6779/snrdaqn5.jpg

efendiaslan
26-05-2007, 09:04
Güneri Civaoğlu...


Metal Fırtına mı?


Türkiye'nin Güneydoğu hududunun bu yanında Türk tankları, zırhlı araçları ve birlikleri, öte yanında Kuzey Iraklı peşmergelerin yanı sıra ABD birlikleri
Hududun bu yanında Türk helikopterleri, öte yanında ABD helikopterleri gözlem uçuşları yapıyor.
Yani... Fiilen NATO'nun iki üyesinin kuvvetleri karşı karşıya...
Sıcak temas yok.
Ama... Hudut çizgisi ise ısınıyor. Bu manzaralar, "en çok satan kitaplar" listesinde uzun süre ilk sırada kalan "Metal Fırtına"dan sayfalar gibi... O kitapta da ABD ile Türkiye'nin silahlı çatışmaya girişi ve sonrası anlatılıyordu. Beyaz Saray, Dışişleri, Pentagon duydukları rahatsızlığı Ankara'ya bildirmişlerdi. Kitabın "Türkiye'de ABD düşmanlığı yarattığı ve körüklediği" iddiasındaydılar. Huduttaki manzaralar giderek Metal Fırtına sayfalarındaki dramatik senaryoya dönüşebilir mi?
Mümkün değil.
Ancak... Bu tavrın Ankara'da karar vericilere bir mesaj olduğuna hiç kuşku yok. Washington'da resmi açıklamayla "Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak'a tek taraflı müdahalesine karşıyız" bildirisini, sınırın öte yakasında bayrak göstererek "kararlılık" vurguluyor.

kanas2000
26-05-2007, 09:18
daha önce 94 ve 96 yıllarında yaklasık 110 km icerıye gırdık zaho amedıyaya kadar kara bırlıklerıyle 24 saatte hedefe ulasıldı.fakat durumlar sımdı farkı arkadaslar.

kanas2000
26-05-2007, 09:33
110 km 130 km icerı gırmenız gerekıyor o ıtlerı temızlemek icin.40 bın 60 bın asker oraya gırdıgınde lojıstık destek verılecek kumanya muhummat sevkıyatı yapılacak bunlar hava desteklı olması gerekıyor,36 pararel var.arazının AT yapılması gerekıyor bu kadar nereye kadar olacak dış sıyası baskılara dayanmak gerekyıyor.sınırdan 10 km icerıde amerıkan asker tampon olusturdugu konusuluyo bu hattı gecmek ıcın buyuk baskı yapmamız gerekıyor diplamasının cok kuvvetlı olması gerekıyor natoyu arkamaza almamız gerekıyor.önceden gırdık yıne gırerız dıyordu cogu arkadas ama o öncedendı sımdı sartlar degıstı arkadaslar.operasyon öyle bır tım yollanarak olmuyor.ucar bırlıkler gırecek havan top tank ıcerıye gırecek gerektıgınde hava destegı kopralar ucaklar ıstenecek bunlar sınırdan 120 km icerı gırmek zorunda her sartta.turkıyenın siyası askerı bırlık olup uluslar arası antlasmalara dayanın sınır guvenlıgı var bunları kullanmamız gerekıyor destek bulmamız gerekıyor her sarrta.

BUSHIDO
26-05-2007, 10:08
Ordumuz, K Irak sinirlarindan iceri girdigi anda olabilecekleri gorebiliyorum: tum dunya ulkelerinde Turkiye aleytari yayinlar baslayacaktir. Bolgede yasanan asil sorunun "Amerika'nin Irak'taki mevcudiyetinin olmadigi, bolgede uzun suredir var olan ve son gelismelerle gunyuzune cikan bir Sunni-Shii, Kurt-Turk catismasinin yasanmakta oldugu. Bu catismanin daha da kotu boyutlara ulasmamasi icin Amerikan ordusunun aslinda bir nevi sans oldugu!" gibi sacmaliklara kadar varabilecek bir kampanyanin baslatilmasi saglayacagiz ve Amerikanin kendini pozisyonunu daha guclendirebilmesi icin gerekceleri kendi ellerimizle sunmus olacagiz!

Deger mi? Bence hic degmez! Pandoranin kutusunu acmak, bolgeyi tam bir kaosun icerisine itmek isteyenler, kendilerine bir tasaron ariyor... Bunu bizim yapmamizi istiyorlar!

Uyanik olalim! Bu Cumhuriyeti kolaylikla kurmadik ve bu kadar kolay kaybetmemeliyiz!

Esenlikler dilerim.

BEDESTENLİ
26-05-2007, 11:02
sınırı geçip 10-15 km yada 40-50 km mesafe farketmez ilerlediğiniz zaman abd askerlerinin herhangi bir tankımıza yada birliğimize ateş açtığında sonuçlar nasıl olacak,bunu daha sonra yanlışlıkla oldu gibi enstantanelere getireceklerdir ama tansiyon bir anda yükselecek bizim askerimizin de onlara karşılık verdiğinde sonuçlar hiçte iç açıcı noktaya gitmeyecektir.bu noktada abd nin tek taraflı operasyonu seçtiniz oysa biz tek taraflı operasyona karşı idik bizimle mutabakat yoluna gitmediniz sonuçlarına da katlanmalısınız gibi söylemleri duyabiliriz.zaten bunuda sık sık dile getiriyorlar.
operasyon öncesi abd ile mutabık olup operasyon yapılsa daha iyi olur.orada zıtlıklarla karşı karşıya gelmek iç açıcı sonuçlar çıkarmaz.

MIHNANA
26-05-2007, 13:08
Kürt yönetimi siper kazdırıyor

Türk silahlı kuvvetlerinin yürüttüğü operasyon sürerken sınırın diğer tarafıda hareketlendi..

Yerel Kürt hükümetine bağlı askerler sınırda bulunan karakolların etrafına yeni siperler kazıyor.

Kuzey Irak sınırının sıfır noktasında yer alan Haftanin, Sinaht, Zap, Behdinan bölgelerinin karşısında Türkiye topraklarında konuşlandırılan Türk zırhlı birlikleri ABD tarafından da izlenmeye alındı. Musul’dan Kuzey Irak’ın sınır ilçesi olan Zaho’ya gelen ABD askerleri, karadan ve havadan sınırı kontrol etmeye başladı. 2 ABD helikopteri her gün havadan sınırdaki hareketliliği izlerken, ABD askerleri de Halil İbrahim Sınır Kapısı’nda bekliyor. ABD’nin üst düzey istihbarat yöneticilerinin de Zaho’da Kaymakam Hüseyin Bervari ve asayiş komutanlarıyla görüştükten sonra sınır kesimlerinde incelemelerde bulundukları kaydedildi. Bu arada, önceki akşam 2 Türk F-16’sı Irak sınır kesiminde keşif uçuşu yaptı.

OPERASYON GENİŞLEDİ

Siirt ile Şırnak arasında bulunan Bestler Dereler bölgesi ile Herekol dağlarına helikopterle takviye özel harekat timleri ile köy korucuları ve askerler indirildi. Kuzey Irak sınırında 30 bin askerle süren operasyonlarda, PKK’lı teröristlerin kullanabileceği geçiş güzergahları tutuldu.

Milliyet-haber3

MIHNANA
26-05-2007, 13:10
ABD askerleri Irak sınırında !

Türkiye'deki olası Kuzey Irak operasyonu sinyalleri ABD'yi harekete geçirdi.

TSK'nın Irak sınırındaki operasyonu sürerken, sınırın diğer tarafında ilginç gelişmeler yaşanıyor. ABD'li askerler havadan ve karadan sınırı inceliyor

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Şırnak ve Kuzey Irak sınırında başlattığı "Balyoz operasyonu" genişletilerek sürerken, son olayların ardından olası bir sınır ötesi harekat beklentilerinin artmasıyla sınırda sıcak saatler yaşanıyor. Kuzey Irak'taki Musul kentinden Zaho'ya gelen bir grup ABD askeri sınır boyunda incelemelerde bulundu. Türk jetleri de keşif uçuşu yaptı.

Kuzey Irak'taki yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre, Türkiye'nin bir aydır sınırda sürdürdüğü operasyon Kuzey Irak tarafından dikkatle izleniyor. Sınırın sıfır noktasındaki Haftanin, Sinaht, Zap, Behdinan bölgelerinin karşısındaki Türk topraklarında konuşlandırılan Türk zırhlı birlikleri, ABD tarafından izlemeye alındı. Musul'dan Kuzey Irak'ın sınır ilçesi olan Zaho'ya gelen ABD askerleri, karadan ve havadan sınırı kontrol etmeye başladı.

ABD askerleri de sınırda
İki ABD helikopteri her gün havadan sınırdaki hareketliliği izlerken, ABD askerleri de Halil İbrahim Sınır Kapısı'nda bekletiliyor. Bağdat'tan gelen ABD'nin üst düzey istihbarat yöneticilerinin Zaho'da Kaymakam Hüseyin Bervari ve asayiş komutanlarıyla görüştükten sonra sınır kesimlerinde incelemelerde bulundukları kaydedildi. Yerel Kürt hükümetine bağlı askerlerin de sınırda bulunan karakolların etrafına yeni mevziler kazdıkları kaydediliyor.

Türkiye'ye ait iki F-16 savaş uçağı önceki akşam Irak sınır kesiminde keşif uçuşu yaptı.

Sınırın Türk tarafından operasyonlar giderek yoğunlaştırıldı. Bölgedeki köy korucuları ile özel harekât timlerinin de katıldığı ve yaklaşık 30 bin askerle süren operasyonlarda, PKK'lı teröristlerin kullanabileceği geçiş güzergâhları, derin vadiler askerler tarafından tutuldu. Sınırda oluşturulan yeni mevzilerde askerler 24 saat nöbet tutuyor. Güvenlik güçlerinin geçeceği yollarda da mayın arama cihazlarıyla sürekli kontroller yapılıyor.

Ayrıca operasyonlar kapsamında sınıra tank ve zırhlı araç sevkiyatı da sürüyor. Gaziantep istikametinden gelen 30 tank, E-24 transit karayolundan sınır kesimine gitti.

Teröristler takibe alındı
PKK'lı teröristlerin yola döşediği mayını uzaktan kumandayla patlatması sonucu 6 askerin şehit düştüğü saldırının ardından başlatılan operasyonlar da takviye birliklerle genişletildi. Siirt ile Şırnak arasında bulunan Bestler Dereler bölgesi ile Herekol Dağlarına helikopterle takviye özel harekât timleri ile köy korucuları ve askerler indirildi.

Kaçan PKK'lı teröristlerin yakalanabilmesi için güvenlik güçleri helikopterler desteğinde arazi arama-tarama faaliyetlerine devam ediyor.

Tanklar tatbikat yapmıştı

Balyoz operasyonu kapsamında Cudi ve Gabar Dağı eteklerinde konuşlanan tanklar, 23 Mayıs'ta sınıra 30 kilometre mesafedeki Stavrık bölgesinde atışlı tatbikat yapmıştı. Kürdistan Yurtseverler Birliği'nin resmi internet sitesi Puk-Media da geçen salı TSK'nın Duhok'un Kaniması bölgesinde yer alan Tırvaniş köyünü bombaladığını, köyü boşaltan köylülerin mağaralara ve çevre köylere sığındıklarını iddia etmişti. İran'ın da kendi bölgelerindeki PKK hedeflerini bombaladığı belirtilmişti.



haber3-Milliyet
Ramazan YAVUZ

pasa_emre
26-05-2007, 13:46
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3434053.gif

Bir defaya mahsus operasyona yeşil ışık mı?


AA

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül'ü arayarak, Ankara ve Güneydoğu'daki diğer terör saldırıları nedeniyle kendisinin ve Amerikan halkının taziyelerini iletti.


Rice, dün akşam Gül'ü aradı ve "Bu konuda yanınızdayız" mesajını verdi.

Rice ayrıca, "gelecek dönemde terörle mücadele konusunda Türkiye ile işbirliğini arttıracaklarını" söyledi.

Dışişleri Bakanı Gül'ün de terörle mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurulayarak, bu konuda hep birlikte çalışılması gerektiğini söylediği öğrenildi.

KULİSLERDE OPERASYON

Ankara kulislerinde gelen bilgilere göre Washington’daki "Şahinler"in bir defaya mahsus, alanı ve süresi belirli bir operasyona izin vermeyi tartıştıkları konuşuluyor.

Rice‘ın Gül'e açtığı bu telefonu şahinlerin teklifine olumlu bakılabileceği ihtimalini kuvvetlendirdi.

Daha önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’un da benzeri bir açıklama yaptığı hatırlatılıyor.

RESMİ AÇIKLAMADA OPERASYON İSTENMİYOR

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey, Irak'a yönelik tek yanlı bir müdahalenin sorunu çözmeyeceğini söyledi.

Casey, "PKK'nın çözümlenmesi gereken gerçek bir tehdit olduğuna biz de inanıyoruz, Irak hükümeti de inanıyor. PKK'dan kaynaklanan bu tehdidin çözümlenmesinin en iyi yöntemi kesinlikle biz, Türk hükümeti ve Iraklılar arasındaki işbirliğinin sürdürülmesidir. Irak'a Türkiye'den veya başka bir yerden yönelebilecek tek yanlı bir askeri eylemin, herhangi bir sorunu çözebileceğini kesinlikle düşünmüyoruz" dedi.

pasa_emre
26-05-2007, 13:58
Ertuğrul ÖZKÖK
26 Mayıs 2007

Başbakan'ın yazmadığım cümlesi


BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’la İstanbul Hilton Oteli’nde yaptığım sohbette yazmadığım bir bölüm var.

Sohbet sırasında not almadığım için, o bölümü yazmayı unutmuşum.

Ancak önceki gün atv’de, "Irak’a girmek için asker isterse yetkiyi veririz" sözlerini izlerken, birden aklıma geldi.

Konunun gündeme gelmesi nedeniyle, o bölümün yazılmasının da yararlı olacağını düşündüm.

* * *

Konu cumhurbaşkanlığı ile ilgili bir sorumla açıldı.

"Cumhurbaşkanlığı konusunda, neden siz ve Abdullah Gül dışında bir aday üzerinde uzlaşma yoluna gitmediniz?" diye sordum.

Partinin böyle bir çözümü kabul etmeyeceği endişesi taşıdığını söyledi.

AKP’nin grup bütünlüğü bölündüğü takdirde sorunlar çıkabileceğini belirttikten sonra şu ilginç sözleri söyledi:

"Bakın, 1 Mart tezkeresi tartışılırken parti grubu bölündü ve bir bölümü CHP ile birlikte hareket etti. O nedenle tezkere reddedildi."

Bunun arkasından şu çarpıcı ve iddialı sözü söyledi:

"Bugün bölgede ne çekiyorsak, işte AKP grubunun bölünmesi ve 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi yüzündendir."

Bu görüşe ben de katılıyorum.

O günlerde en az üç defa şu tezi işlemiştim:

"Bugün tezkereyi kabul edip orada var olamazsak, yarın çok daha zor şartlar altında oraya girmek zorunda kalacağız."

Evet bu sözlerim hálá arşivlerde duruyor.

O günlerde yazarların çoğu bu sözlerim yüzünden beni şiddetle eleştiriyordu.

"Oradan gelecek ilk tabutların sorumlusu siz olursunuz" diyecek kadar fanatikleşenler bile vardı.

* * *

Buyurun sonuç ortada.

Türk askeri Irak’a girmedi.

Dolayısıyla oradan gelen tabut yok.

Ama her gün ülkenin her yerinden gencecik insanların tabutları kaldırılıyor.

Şehit annelerinin gözyaşları dinmedi.

Ve o gün tezkereye karşı çıkanların bir bölümü şimdi "Ordu Kuzey Irak’a" diye tempo tutuyor.

Peki oradan tabutlar içinde gelecek genç bedenlerin sorumlusu kim olacak?

Muhalefette olunca iş kolay.

Bugün git dersiniz, yarın "Niye gittiniz" diye hesap sorarsınız.

O yüzden diyorum ki, eğer siyaset dediğimiz şeyin asgari bir ahlakı varsa, 1 Mart günü tezkereye karşı çıkanların hepsinin, bugünkü terör politikalarına koşulsuz destek vermesi gerekir.

Çünkü o tezkereyi reddederken, işin bir gün bu noktaya geleceği açıkça belliydi.

Eğer o günkü karar, bir "mutabakatı" temsil ediyorduysa ve o kararın alınmasında sizin de imzanız, oyunuz varsa, bugünkü sonuçlarına da ortaksınız demektir.

O günlerde Türkiye’nin ABD ile müzakerelerini yürüten Deniz Bölükbaşı, bugün MHP’den milletvekili adayı.

MHP iktidar ortağı olduğu takdirde, önemli görevler de yüklenecek kapasitede, çok iyi bir diplomattır.

Adalet duygusu gelişmiş bir insandır.

O nedenle, ilerde bunları anlatacağını tahmin ediyorum.

* * *

Ben yine düşüncemi yazayım.

Türkiye’nin bugünkü şartlarda Kuzey Irak’a girmesi "tarihi" bir karar olacaktır.

Bu kararı almadan önce çok çok iyi düşünmeliyiz.

Çünkü bu harekátın nerelere kadar gidebileceğini bugünden kestirmek kolay değil.

Türkiye’ye nelere mal olacağını iyi hesaplamak gerekir.

Bugün etrafta "Neye mal olursa olsun girelim" diye dolaşanların, yarın bu kararı alanların karşısına en azılı muhalifler olarak çıkacağından kimse şüphe etmesin.

Sorumsuz insanlar günü yaşar, sorumlular ise yarını düşünür.

O nedenle ben bugün için bir şey söylemiyorum, sadece dünle ilgili düşüncemi tekrarlıyorum.

1 Mart tezkeresinin reddi Türkiye’ye çok pahalıya mal olmuştur...

BUSHIDO
26-05-2007, 14:08
Rice, bizim Gul'e "Hayirdir ne oluyor? Bizden habersiz bir operasyona kalkismayin, bizden destek alamazsiniz!" demistir.

hipokrat
27-05-2007, 11:51
Dızai: Tanklar, Habur'dan geçemez


İhsan DÖRTKARDEŞ/ (DHA)

Irak Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesut Barzani'nin ‘Sağ kolu' olarak bilinen ve ‘Dış İlişkiler Sorumlusu' olan Safin Dizai, Türk tanklarının Kuzey Irak'a geçemeyeceğini öne sürerken, “Kürdistan halkı, Türk tankları ve panzerlerinin Kerkük’e girmesine seyirci kalmayacaktır” dedi.

Türkiye ile Kuzey Irak’taki yerel Kürt yönetimi arasındaki ilişkilerin iyi olmadığını söyledi. Türkiye’nin Habur Sınır Kapısı’ndan askelerini Duhok üzerinden Kerkük’e geçirmesinin mümkün olmayacağını ileri süren Dizai, "Kürdistan halkı, Türk tankları ve panzerlerinin Kerkük’e girmesine seyirci kalmayacaktır" dedi.

Daha önce IKDP’nin Ankara Temsilciliğini yapan Dızai, Nefel adlı Kürtçe yayın yapan internet sitesine açıklamalarda bulundu. Dızai, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği’nin internet sitesinde de çevirisi yayınlanan açıklamada, Türkiye’nin 1991’den 2003 yılına kadar Kuzey Irak’taki Kürt bölgesiyle ilişkilerinin iyi olduğunu anlattı. Safin Dızai, ‘Türkiye Cumhurbaşkanları ve Başbakanları, zaman zaman Ankara'ya giden Kürdistan (Kuzey Irak'ı kastediyor) Bölge Başkanı Mesut Barzani ile Irak Devlet Başkanı Celal Talabani’yi sıcak karşıladıklarını' söyledi.

Türkiye’nin Habur sınır kapısından askerlerini Duhok üzerinden Kerkük’e geçirmesinin mümkün olmayacağını iddia eden Dizai, şunları söyledi:

“Türkiye de bunun mümkün olmadığını çok iyi biliyor. Dünya kamuoyu buna izin vermeyecektir. Amerika buradadır ve böyle bir sorunun çıkmasını istemiyor. Kürdistan kamuoyu da bunu kabul etmeyecektir. Söylendiği gibi, Türkiye’nin sınır ötesi bir operasyona girişeceğini beklemiyoruz. Kürdistan halkı, Türk tankları ve panzerlerinin Kerkük’e girmesine seyirci kalmayacaktır. Bu mümkün değildir.”

pasa_emre
27-05-2007, 14:26
Söyleyene değil söyletene bakmalı. Bunlar ABD'den garanti almışlar ki böyle konuşuyorlar. Müdahale kaçınılmaz hale gelirse, içimizdeki kavgaları bırakır tek yürek oluruz ve kimsenin lafını dinlemeden 74te Kıbrıs'a yaptığımız gibi görürsünüz nasıl geçtiğimizi...

tsalci
27-05-2007, 15:03
Ben askerin sınırın öbürtarafına geçip Karşısına abd yi alma ihtimalini zayıf görüyorum kimse kuzey ırakta abd ile türkiyenin çatışmasını zayıf bir ihtimal de olsa istemez ama abd yıllar önceki kuveyt oyununu burada oynayacaktır türkiye kuzey ırak a girerse şu anki Irak hükületi bunu işgal diye nitelendirecek zaten abd nin fırsat kolladığı ortam doğmuş olucak ve irak halkına özgürlük işgalci kuvvetleri sözde ( özgür ) ırak halkının geleceğini bahane ederek engellemek için askeri güç kullanacak tabi ortamı iyi ayarlamaz isek de bu sefer yanını avrupadan da destek alarak askeri secenegi masaya koyacak buda herkesin konuştuğu 3. dünya savaşı demek oluyor Nosterdamus u okuyanlar varsa orada da belki komik gelebilir ama bulunduğumuz zaman içerisinde çok büyük bir savaşın çıkacağı yazıyor tabi budabir senoryo dur gerçekleşirmi orası mechul ama benim düşüncem yakın zamanda bizi güzel şeyler beklemiyor ..


sizce abd kuzey ırak konusunda Türkiye ile çatışırmı ?
Çatışma çıkar isi neler olur .?
burada bu konuları bu platformda paylaşalım

belki yazılanlar gerçek dışı senaryolar olabilir ama gerçekleşmeyeceğine dair de kimsenin bir garantisi yok

DrX
27-05-2007, 19:07
Genelkurmay'ın açıklamasına göre, 2 ABD F-16'sı, 4 dakika süreyle hava sahamızı ihlal etti.
27.05.2007 18:06
Genelkurmay Başkanlığı, ABD'ye ait 2 F-16 uçağının 24 Mayıs Perşembe günü Türk hava sahasını Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 4 dakika süreyle ihlal ettiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan hava ihlallerine ilişkin bilgiye göre, ABD'ye ait 2 adet F-16 uçağı, 24 Mayıs Perşembe günü Hakkari'nin Üzümlü bölgesinde Türk Hava Sahasını dört dakika süreyle ihlal etti.

Açıklamada, gerekli girişimlerde bulunulması maksadıyla olayın Dışişleri Bakanlığına bildirildiği kaydedildi.

warfeet
27-05-2007, 19:46
bir dahakine, vursunlar...
ihlal mihlal olmaz 50 sene..
Muavenet zirhlisini vurduktan sonra YANLISLIK olmustu ABDye göree .s.tir.. demisti TÜRK milleti abd sana...
Aynisini simdi yapalim.
Yanlislik oldu misali.
anladin sen onu cony

dent
27-05-2007, 20:12
:notr:doğan güreş basın klübü proğramında gayet açık yüreklilikle soruları cevaplamıştı. bie soruya:'bayraksız uçak ve helikopterlerin şırnak dolaylarında uçuş yaptığı haber verildi. VURUN dedim. birdahada böyle birley olmadı.' demişti.
hani iğneyi yavaş yavaş batırırsınızya ,'acaba ne kadar dayanabiliyor' diye.nekadar dayanabileceğimizi sınıyorlar. ama zararlı çıkacaklar..
Genelkurmay'ın açıklamasına göre, 2 ABD F-16'sı, 4 dakika süreyle hava sahamızı ihlal etti.
27.05.2007 18:06
Genelkurmay Başkanlığı, ABD'ye ait 2 F-16 uçağının 24 Mayıs Perşembe günü Türk hava sahasını Güneydoğu Anadolu Bölgesinde 4 dakika süreyle ihlal ettiğini bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yer alan hava ihlallerine ilişkin bilgiye göre, ABD'ye ait 2 adet F-16 uçağı, 24 Mayıs Perşembe günü Hakkari'nin Üzümlü bölgesinde Türk Hava Sahasını dört dakika süreyle ihlal etti.

Açıklamada, gerekli girişimlerde bulunulması maksadıyla olayın Dışişleri Bakanlığına bildirildiği kaydedildi.

ibrahimbjk
27-05-2007, 20:15
Hürriyet gazetesi yazarı ERTUGRUL ÖZKÖKÜN işgalci ile işgalci olunmalıdır? köşe yazısına kafam takıldı BABİLDE HESAPLAŞMA yazısından alıntı yaparak cevap verme amacı duydum.Umarım arkadaşlar kimin neyi ne nedenle yapmak isetdiklerini bakınız tevratta nasıl geçiyor?Bu kitap binlrce sene önce indirilmiş.

Tevrat/Yeremya.50: 4 O günlerde, o zamanda" diyor RAB, "İsrail halkıyla Yahuda halkı birlikte gelecek; Tanrıları RAB'bi aramak için Ağlaya ağlaya gelecekler.

Tevrat/Yeremya.50: 5 Yüzleri Siyon'a dönük, Oraya giden yolu soracak, Kalıcı, unutulmaz bir antlaşmayla RAB'be bağlanmak için gelecekler.

Tevrat/Yeremya.50: 6 "Halkım yitik koyunlardır, Çobanları onları baştan çıkardı. Dağlarda başıboş dolandırdılar onları, Dağ, tepe avare dolaştılar, Kendi ağıllarını unuttular.

Yeremya.50: 19 İsrail'i yeniden otlağına kavuşturacağım, Karmel'de, Başan'da otlayacak; Efrayim ve Gilat dağlık bölgelerinde İstediği kadar yiyip doyacak.

Tevrat/Yeremya.50: 9 Çünkü birbiriyle anlaşmış büyük ulusları Kuzeydeki topraklardan kışkırtıp Babil'in karşısına çıkaracağım. Babil'le savaşmak üzere karşısına dizilecek, Onu kuzeyden ele geçirecekler. Okları usta savaşçı oku gibidir, Hiçbiri boş dönmeyecek. Tevrat/Yeremya.51: 40 "Onları kuzu gibi, koç ve teke gibi Boğazlanmaya götüreceğim."

Umarım Erturul Öztürk gibi düşünen insanlara cevap niteliğinde olur.
Artık Türk Millet'inin iyiyi ve mazlumu oynama dönemi bitmiştir.

yosun
28-05-2007, 00:49
Hava ihlali?

1- ABD gözdağı vermeye çalışıyor?

2- Kışkırtıp sınır ötesine çekmeye çalışıyor?

üçüncü bir olasılık düşünemiyorum...

pasa_emre
28-05-2007, 02:11
http://img180.imageshack.us/img180/991/capturels2.jpg

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3443771.gif

2 ABD F-16’sı sınırı aştı
28 Mayıs 2007
Uğur ERGAN-Özgür EKŞİ/ANKARA

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Güneydoğu Anadolu’da artan PKK terörüne karşı başlattığı "Balyoz Operasyonu" tüm hızıyla devam ederken, dün Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yapılan açıklama, Kuzey Irak’la bağlantılı Türkiye ile ABD arasında hava sahası konusunda ciddi bir sıkıntı yaşandığını ortaya koydu.

HAKKARİ’DE İHLAL

Genelkurmay açıklamasında, ABD’ye ait iki F-16 uçağının 24 Mayıs Perşembe günü Hakkari’nin Üzümlü bölgesinde Türk Hava Sahası’nı dört dakika süreyle ihlal ettiği bildirildi. Gerekli girişimlerde bulunulması maksadıyla olayın Dışişleri Bakanlığı’na bildirildiği de kaydedildi. Hürriyet’e konuşan askeri yetkililer de, "Barış Zamanı" içinde ABD’den bir hava ihlalini hatırlamadıklarını belirterek, bunun ilk olmasına dikkat çektiler. Genelkurmay’ın olaydan üç gün sonra yaptığı açıklamanın, Irak Özel Temsilcisi Oğuz Çelikkol ve beraberindeki heyetin Bağdat’a gittiği güne denk gelmesi de bir diğer önemli ayrıntı oldu.

Bakan Gül, dün Sivas’ta konu kendisine sorulduğunda ayrıntıların henüz kendisine ulaşmadığını belirterek, "Daha önce bu tür olaylar olduğunda Kuzey Irak’tan olmamıştı. Başka yerlerde bazı ihlaller olmuştu, gereken işlemler hemen yapılıp, nota verilmişti" diye konuştu.

Türkiye ile ABD arasında "barış zamanında" ilk kez havada böylesine sıcak saatlerin yaşandığını ortaya koyan bu gelişmeyle ilgili, Dışişleri Bakanlığı, Genelkurmay’ın bildiriminin resmen eline ulaşmasını bekliyor. Üst düzey bir diplomat, araya hafta sonu tatili girdiği için Genelkurmay’ın başvurusuyla ilgili ABD nezdinde girişimin bugün yapılabileceğini belirtti. F-16 uçaklarında bulunan bir sistem uçakların konumunu elektronik olarak pilota ve merkeze bildirdiği için uçakların sınırı yanlışlıkla geçmesi mümkün değil.

ABD:İHLAL 1 DAKİKA

ABD Büyükelçisi Ross Wilson, ihlalin 1 dakikalık olduğunu söyleyerek, henüz yeterince bilgi almadığını kaydetti. Wilson, TSK ile ABD’nin sürekli yakın ilişki ve işbirliği içinde olduğunu da sözlerine ekledi. ABD Büyükelçiliği Basın Sözcüsü Cathryn Schalaw, Hürriyet muhabirine konu hakkında Türk Hükümeti tarafından birkaç gün önce bilgilendirildiklerini belirterek, "Söz konusu olayın tamamiyle önceden planlanmamış ve bir kaza sonucu gerçekleştiğini düşünüyoruz. Olay ve pilotlar hakkında soruşturma başlatıldı. Şu anda daha fazla açıklama yapmak mümkün değil" diye konuştu.

yosun
29-05-2007, 09:49
Türkiye, ABD'ye nota verecek



Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, ihlale ilişkin teknik bilgileri değerlendiren bakanlık, bugün ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’u davet ederek kendisine nota verecek.
ABD’ye ait iki F-16 uçağı, 24 Mayısta Güneydoğu Anadolu bölgesinde Türk hava sahasını 4 dakika süreyle ihlal etmiş, bunun "kazara" olduğunu düşündüklerini belirten Amerikalı yetkililer, konuya ilişkin gerekli soruşturmanın başlatıldığını ifade etmişti.

Milliyet

yosun
29-05-2007, 09:51
ABD, ihlalin Genelkurmay'ın sitesinde yeralmasından rahatsız oldu


İki Amerikan F-16'sının geçtiğimiz perşembe günü Hakkari-Üzümlü bölgesindeki sınır ihlali Ankara'nın gündeminde. ABD hava sahası ihlalinin nedenini 'pilot hatası' olarak tanımlıyor. Konuyu incelediklerini belirten ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, ''Biz konuyu kapanmış sayıyoruz'' dedi.
Wilson, ihlalin bir kaza olduğunu söyledi ve "Pilot, uçuş sırasında Irak'ın kuzey kısmında sınırın yerini yanlış anlamış" dedi.
Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun ile olayı değerlendirdiklerini belirten Wilson, "Konuyu araştırdık. Biz konuyu kapanmış sayıyoruz" diye konuştu. Ross Wilson, sonuçlarının ne olacağına Hava Kuvvetleri'nin karar vereceğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı ziyaret eden Amerikan Kongresi üyelerinden Cumhuriyetçi Parti milletvekili Ed Whitfield da Türk hava sahasının herhangi bir şekilde ihlalinin, ordunun internet sitesinde yer aldığını belirterek bunun olağanüstü bir durum olmadığını söyledi.
Ancak heyet Orgeneral Saygun'a, ihlalin Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayınlanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.
Edinilen bilgilere göre, ABD'li heyet Orgeneral Saygun'la görüşmelerinde, ihlalin Genelkurmay Başkanlığı'nın internet sitesinde yayımlanmasından duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Orgeneral Saygun da "tüm ihlallerin internet sitesinde yayımlandığını, bunun olağan bir uygulama" olduğunu söyleyerek karşılık verdi.

Milliyet

Pişkinliğin bu kadarına da pesss... :grrr:

yosun
29-05-2007, 09:54
http://www.milliyet.com.tr/2007/05/29/resim/858manset4.jpg




ABD Kuzey Irak'tan yarın çekiliyor

KUZEY Irak’taki ‘Kürdistan Bölgesi Koruma Gücü’ sözcüsü Cabbar Yaver, gelecek hafta Erbil’de düzenlenecek törenle Türkiye’ye yakın Dohuk ile daha güneydeki Erbil ve Süleymaniye kentlerindeki güvenliğin tamamen peşmergelere devredileceğini ilgili anlaşmanın da ‘Kürdistan Bölge Başkanı' sıfatıyla Mesut Barzani tarafından imzalanacağını söyledi. ABD ise, güçlerini yarın çekeceğini açıkladı.

ABD: YARIN ÇEKİLİYORUZ

ABD ordusu, Irak’ın kuzeyindeki 3 vilayetin güvenlik sorumluğunu gelecek hafta değil yarın bölgesel yönetime devreceğini açıkladı. Bu konuda yapılan açıklamada, yapılan son değerlendirme ardından bölgesel Kürt yönetimin, bölgenin güvenliğinin sorumluluğunu almaya hazır olduğu yargısına varıldığı belirtildi. Açıklamada, “Irak'ın kuzeyindeki bölgesel yönetim, bölgenin Irak hükümetinin otoritesi altına tamamıyla girişinin altını çizmek için bir devir-teslim töreni düzenleyecek'' denilirken törenin Erbil'de yapılacağı kaydedildi. ABD güçleri daha önce Necef, Muthanna, Zi Kar ve Misan'ın güvenliği, daha önce Irak hükümetine devredilmişti. Dohuk, Erbil ve Süleymaniye ile birlikte 18 büyük ilin bulunduğu Irak'ta ABD'nin çekildiği kent sayısı 7'ye yükselecek.

Milliyet

efendiaslan
29-05-2007, 10:18
Kuzey Irak Operasyonu mu?

Kim yapacak bunu?

ABD ile çatışmakmı?

Hadi canım sende...

Bağırsaklarına kadar senin ordunu biliyor...

Ne zaman acaba diyeceğim?

Oyak Kuzey Iraktaki yatırımlarını çektiği zaman...

Barzaninin Türkiye'de iş yaptığı iş ortaklarının şirketleri kapatıldığı zaman...

Kuzey Irak'ın elektriği kesildiği zaman...

Kuzey Irak ordusunu eğiten İSRAİL'e nota verildiği zaman...

Habur kapatıldığı zaman...

İncirlik mühürlendiği zaman...

Pentagon ve diğer ABD şehirlerindeki askeri personel Türkiye'ye çağrıldığı zaman...

Sefer görev emirleri çıkarıldığı zaman..

Daha sıralasak bir sürü olur...

Hepsi İÇ SİYASET MANEVRASI...

Başka bir numara yok...

ABD-İsrail ile Türk Ordusu ve Türk Hükümetleri ve dahi Türk Devleti bu coğrafyada en yakın stratejik ortaktır...

Hepsi arkadaşlar hepsi...Sadece hükümetler değil...

borsa78
29-05-2007, 10:43
sayın efendiaslan ,tüm söyledileriniz ,doğrudur,,,ve şimdi bazıları,abd ye değil rusya ya yüzümüzü dönelim diyor,,,bu mileti maceraya sürüklemek isteyenlerin amacını ,duyarlı her vatandaş biliyor,,,kgb dersini iyi çalışmış geldi bana,,ve yerli elemanlarıda boş durmuyor,,,sürekli siyaset üretiyor,,,

bazıları önceden teskere geçmesin abd ye hayır diyordu,,,şimdi ise niye geçmedi diyor düz ovada siyasete ver yansın edenler,şimdi düz ovada siyaset diyor

k.ırakta ordunun ne işi var teskere geçmesin diorlardı,,,şimdi ise abd-ing-israile rağmen ,oraya girelim diyorlar

borsa78
29-05-2007, 10:56
http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=86952

anlamadığım şey,görevdeyken neden söylemezler,,,,,,rusya ile dost olunurmu arkadaş,,,,ha abd ,ha rusya,,,rusya abd den daha tehlikeli hatta,,,rusya ile tarihimizi inceleyelim,türki cumhuriyetler ,rusyadan halen çekiyor,,,abd ile nato ile ab ile kopartalım bağları, üstüne üstelik,sınır ötesi operasyon yapalım,,,biri beni bu kabustan uyandırsın,,,

kazıklı voyvadanın ruhumu canlandı ne acep

efendiaslan
29-05-2007, 11:05
[url]biri beni bu kabustan uyandırsın,,,



Ya boş ver sıkma canını bir cacık olmaz...

Ben şu halimle işin İÇ POLİTİKA manevrası olduğunu biliyorum.

Elin ABD si bilmeyecekmi?

Yıllardır Barzaniyi İSRAİL eğitti... Türkiye'de yardım etti

Hazır saldırmışken İsrail'e de füze filan sallarmıyız acep :). Ha Ha... :) :)

Neymiş bu Cumhurbaşkanlığı be...

Bir arkadaşım demişti

Abdullah Gül CB adayı olduğunda,Abdullah Gül CB olmasın diye Ordu darbe bile yapar, savaş bile çıkarır demişti..

Bende hadi ordan demiştim... Adam kaç zamandır Dış İşleri Bakanı filan demiştim..

Yani bu işler böyleymiş bunu öğrendik...

Ama ne hikmetse hala anlamak istemeyen anlamıyor...

ABD-İSRAİL ve TÜRKİYE stratejik ortaktır...

Ne savaşı... Uyanın da....

borsa78
29-05-2007, 11:19
Emekli MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş Ulus'taki patlamayı 'kör terör' olarak değerlendirmişti. Patlamanın sınırötesi operasyon tartışmalarının hızlandıracağını söyleyen Öneş, röportajımızın bu bölümünde Kürt Sorununun acil çözümüne vurgu yaparak, operasyonun risklerine ve çevremizde yaşananların yarattığı risk ve fırsatlara dikkat çekti.
Ulustaki patlama sınır ötesi operasyonu yeniden gündeme getirdi. Tabii Kürt sorununu da. Türkiye ne yapmalı bu konuda?

Türkiye'nin Kürt meselesi bir demokratikleşme sorunudur, terör bu bütünlük içinde çok önemli bir paragraftır. Türkiye demokrasisini ne kadar derinleştirirse, siyasi iradeye sahip bir projenin uygulanabilirliğine süreklilik kazandırabilmesi durumunda, Kürt sorununu çözme konusunda o kadar mesafe alır. Bu konuda hem hükümetler ve devlet kurumlarında, hem de Kürt kimliği ile siyaset yapanlar bir travma yaşıyorlar. Yaşadıkları travma sorunun çözümünün PKK terörü ekseninde ele alınmasıdır. Sorun çok boyutlu. Siyasi, ekonomik, hukuki, sosyal, tarihsel, psikolojik olmak üzere uzatabileceğimiz çeşitli boyutları var. Böyle kapsamlı, çok boyutlu bir çözüm paketi ortaya konmadıkça, sonuç almak mümkün değil.

ÇÖZÜM ÇOK BOYUTLU

Nasıl yani?

Yani Kürt sorunu bir partinin ya da bir kurumun sorunu değil, bütün Türkiye'nin sorunudur; ve bu sorun bölgesel ve uluslar arası gelişmeler ve bağlantılar sebebiyle de ağırlaşmaktadır. Bu yüzden Kürt siyasetçilere, kanaat önderlerine ve siyasi partilerine de önemli sorumluluklar düşmektedir. Söz konusu kesimler de sorunun çözümüne katkıda bulunmalı ve çözüm politikalarının ve projelerinin ayrılmaz parçası olmak zorundadırlar. O halde aşılamayan eşik olarak, öncelikle çözüme kilitlenmiş, demokratik düşünce ve kurumsal yapısının yaratılamayışı ve çözüm iradesinin ortaya çıkarılamayışıdır.

Siyasiler neden irade gösteremediler?

Siyasi iktidarlar ve partiler bu sorun karşısında, siyasal rekabet, oy kaybetme kaygısı gibi korkularla atılabilecek adımları atamadılar.

ÇÖZÜM İÇİN FIRSATLAR DEĞERLENDİRİLEMEDİ

Mesela hangi dönem(ler), hangi parti(ler) ne yapabilirlerdi?

Abdullah Öcalan'ın yakalanmasından sonra farklı beklentilerle de olsa, örgütün silahlı saldırılarının azaldığı süreçler ile ABD'nin Irak'ı işgal ederek, Iraklı Kürtlere kazandırmak istediği fiili ve hukuki yapının gelişiminden önceki dönemlerin, olması gereken şekilde kullanılamadığını söyleyebiliriz. Toprak bütünlüğü, devletin tekliği, milletin birliği gibi cumhuriyetimizin temel prensipleri ve felsefesi korunarak, çözümler üretilmesi imkanlarının bugün de bulu-nabileceğini kabul edebilmeliyiz.

Çözüm için öneriniz?

Bu sorunu çözecek tek şey siyasi irade. Bu yüzden içinde bulunduğumuz seçim dönemi iyi bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu konuda çözümsüzlüğü sürdüren eğilimlerden kaçınılmalı. Tekrar edeyim k, bu sorun bizim sorunumuzdur ve ancak biz çözebiliriz. Sorun çözümü için, terör örgütünün marjinal hedeflerine göre değil, demokratik yapımızı güçlendirecek hak ve özgürlüklerimizi genişletecek, sosyal bütünlüğü sağlayıcı projelerin hedefleri ile uyumlu çalışmalar yapılabilir.

SINIR ÖTESİ OPERASYON İYİ DÜŞÜNÜLMELİ

Sınırötesi operasyon hakkında ne düşünüyorsunuz?

Medyamızda bu konuda verimli, uyarıcı tartışmalar ve değerlendirmeler yapılıyor. Sınırötesi operasyonun koşulları, amaç-hedefler-süre-imkanlar dörtgeni içerisinde şekillenebilir. Ulusal çıkarlarımızın, bölgesel koşullar ve uluslar arası ilişkilerin yaratabileceği sonuçlardan etkilenme durumuna göre nihai kararlar alınabilir. Sadece PKK silahlı güçlerini hedef alan operasyonlar olumlu sonuçlar alınsa dahi yurt içi koşullar dikkate alındığında sorunu çözemeyeceği açıklıkla bilinmektedir. Kuzey Iraklı Kürt organizasyonları ve işgal gücü ABD'nin, Irak hükümetinin “dost” olup olmaması durumları farklı sonuçları davet etmektedir. Sorunla bağlantılı bölge ülkeleri ile AB ve BM gibi gelişmelere müdahil olabilecek yapıların takınabilecekleri tavırların önceden bilinmesi önemlidir. Bir sınır ötesi operasyonun yurt içinde yaratabileceği siyasi, ekonomik, sosyal sonuçlar ile tırmanabilecek terör ortamının yaratabileceği yapının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.

Çok boyutlu bir strateji şart ...

Türkiye devleti ve kurumları bu konuda çok tecrübeli ve olması gereken yeteneklere sahip olup belirtmeye çalıştığımız şartları değerlendirebilecek ve gerektiğinde etkinlikle uygulayabilecek potansiyele sahiptir. Türkiye, demokratik politikaları ile, kendi iradesi ve yönlendirmesi içerisinde, bölgesel ve uluslar arası koşulların desteğini alabilecek jeopolitik, jeostratejik öneminin kazandırdığı potansiyel gücü ile sorunu silahlı yollara başvurmadan çözebilecek imkanlara sahiptir.

OPERASYON İÇİN ABD İLE İŞBİRLİĞİ ŞART

Sınırötesi operasyonun koşulu ABD'deyle anlaşmak mı?

Önceki soru içerisinde bu sorununda cevabını verdik. Önümüzdeki orta vade içerisinde süper güç olma vasfını korumaya devam edecek olan ABD ile ulusal çıkarlarımız hususunda ortak uzlaşmaların yaratılması gerekliliği açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu arada 2008 ABD başkanlık seçim süreci sonuçlarını da dikkate alarak yeni politikalar üretme durumundayız.

Operasyonun sınırı ve maliyeti?

İfade ettiğimiz gibi ortaya çıkan sonuçlar, bugün için sınırın sadece ve sadece teröristi takip ve yakalama ile bağlantılı olduğunu, uluslararası hukukun cevaz verdiği çerçeve içerisinde kalması gerektiğini göstermektedir.

En büyük maliyet süper güç ABD'nin çıkmak istediği bataklığa sürüklenerek, düşünülmesi ve konuşulmasını dahi doğru bulmadığım felaket senaryoları benzeri durumları ortaya çıkarabilir.

Kuzey Irak'a operasyon Kürt sorununu daha da çetrefilli hale getirebilir mi?

Şüphesiz yeni koşullar yaratabilecek ve yeni sorunları ortaya çıkarabilecektir. Yapılması zorunlu, mevzii, kısa süreli terörle mücadele operasyonları dışında, uzun süreli sorunlu bir bölgede konuşlanma gibi bir durumun yaratabileceği risklere de diğer sorular içerisinde cevap vermeye çalıştım.




Çevremizde olanlar Türkiye için hem risk hem fırsat


Türkiye'nin çevresinde neler oluyor?

Bu konuda bir şey söyleyebilmek için önce küresel olarak ne olduğuna ve bu sürecin Türkiye'ye etkilerine bakmalıyız. Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra tek süper güç olan Amerika, kurmak istediği hegemonyaya uygun politikalarla dünyayı şekillendirmeye çalışmaktadır. Afganistan'la başlayıp, Irak ile devam eden işgal, Neo-con politikaların hedeflerini ve amaçlarını göstermektedir. Irak'ta kurulan yapı, anayasal düzen vs. tamamen ABD'nin hedefleri çerçevesinde gerçekleşmiştir.

Buradan çıkan ilk sonuç...

Irak'ta kurulan bu gevşek federal yapı, Irak'ın parçalanması riskini arttırırken Kuzey Irak'ta bir Kürt varlığını da görünür kıldı. Bunun sonucu; Ortadoğu'da İran ve Afrika'yı da içine alacak şekilde etnik ve mezhepsel çatışma ortamına kazandırabileceği sürekliliktir. Buna İsrail-Filistin sorunun yaratmakta olduğu sonuçlara, Şii-Sünni bloklaşmasının yanı sıra bölgesel bir Kürt sorununun da gelişmekte oluşu dikkate alınırsa, karşılaşabileceğimiz riskler daha net anlaşılabilir.

DEMOKRATİK TÜRKİYE FIRSATLARI KULLANABİLİR

Bu sürecin Türkiye'ye etkisi?


İster ABD tek güç olsun, ister Rusya ya da başka merkez güçler ve ülkeler denkleme girsin, her durumda Türkiye jeopolitik, jeostratejik açıdan etkilenebileceği gibi risk ve fırsatlar yönüyle de önemi artacaktır. Bütün bu gelişmeler ve beklentiler Türkiye'nin iç politikasını doğrudan etkiliyor. Ve yeni riskleri ve fırsatları gündeme getiriyor. Bu yüzden çevremizdeki gelişmeleri dış politika açısından değerlendirirken sadece risklerin ve tehditlerin çokluğunu değil, fırsatları da gündeme taşımak, değerlendirmek gerekiyor.

Nedir bu risk ve fırsatlar?

Risk dendiğinde ilk akla gelen Irak'ta ve bölgedeki etnik ve mezhepsel çatışmalardaki sürekliliktir. Ki bu yeni sıcak bir çatışmalara da dönüşebilir. Ancak bu aynı zamanda Türkiye'nin bölgede daha aktif rol alabileceği fırsatları da içinde barındırıyor. Ancak her iki durumda da yani risklerden korunmanın, fırsatlardan yararlanmanın bir koşulu var. O da içerde demokrasimizin güçlendirilmesidir.

TÜRKİYE ENERJİSİNİ KISIR ÇEKİŞMELERE HARCIYOR

Türkiye farkında mı bunların?

Eğer bunları biz konuşuyorsak, farkında olunmaması mümkün değil. Ama Türkiye çevresinde yaşanan değişimlere harcayacağı enerjiyi içerde kısır çekişmelere harcıyor. Enerjisini dar ufuklu iktidar savaşları ile tüketiyor. Bunu bir sorumlu aramak için söylemiyorum, ki böyle bir tutum doğru da olmaz. Burada belirleyici olan iktidarı ve muhalefeti ile siyasi irade olacak. Esasen siyasi irade, tüm kurumsal yapıların üzerinde oluşturulan kurumsal bir duruştur. Bu noktada siyasi irade oluşturamama ve siyasi irade ile uyumlu politikalar ve projeler üretememe sorunumuz var.

ÖZDOĞAN77
29-05-2007, 12:05
29.05.2007 12:48:10 BİLMAN, "(ABD SAVAŞ UÇAKLARININ TÜRK HAVA SAHASINI İHLALİ) GEREKLİ DİPLOMATİK GİRİŞİM BUGÜN YAPILDI"

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Levent Bilman, iki Amerikan uçağının
Türk hava sahasını ihlaliyle ilgili olarak ABD Büyükelçiliği nezdinde gerekli
diplomatik girişimin bugün yapıldığını bildirdi.
Bilman, bir soruya verdiği yazılı yanıtta, şunları kaydetti:
"Ülkemiz hava sahasının 24 Mayıs 2007 tarihinde Irak'tan kalkan Amerika
Birleşik Devletleri'ne ait iki adet F-16 uçağı tarafından ihlal edilmesi
üzerine, bu husustaki bildirim hava ihlal olaylarında mutaden izlenen
yerleşik usullere uygun olarak Genelkurmay Başkanlığımızca Bakanlığımıza
aynı gün iletilmiş olup, bu konuda talep edilen detaylı teknik
bilgilerin dün alınmasını takiben ABD Büyükelçiliği nezdinde gerekli
diplomatik girişim bugün yapılmıştır.
Bu bağlamda Bakanlığımız ile Genelkurmay Başkanlığı arasındaki
koordinasyon düzenli şekilde sürdürülmektedir."

AA


abd ve TÜRKİYE komşu olmuştur.IRAK topraklarına tecavüz eden işgalci abd,TÜRKİYE'nin sınırlarını korumak adına haklı gerekçelerle yapacağı sınır ötesi harekatı,kendi topraklarına yapılmış sayacağından,yukarıdaki gibi gözdağları vermek kabilinde ,böylesi hareketlere girişmiş olabilir.
90'lı yıllarda IRAK sınırından içeri 15-20 km. giren TÜRKİYE için şartlar malesef değişmiştir.Değiştiği içinde yukarıdaki olaylara maruz kalmamız kaçınılmazdır.
Basiretsiz,ödlek,kararsız ve etkisiz dış politikamızın sonuçlarıdır yaşananlar.Üzgünüz,tedirginiz,utanarak seyrediyoruz...

umuer
29-05-2007, 12:05
Kuzey Irak Operasyonu mu?

Kim yapacak bunu?

ABD ile çatışmakmı?

Hadi canım sende...

Bağırsaklarına kadar senin ordunu biliyor...

Ne zaman acaba diyeceğim?

Oyak Kuzey Iraktaki yatırımlarını çektiği zaman...

Barzaninin Türkiye'de iş yaptığı iş ortaklarının şirketleri kapatıldığı zaman...

Kuzey Irak'ın elektriği kesildiği zaman...

Kuzey Irak ordusunu eğiten İSRAİL'e nota verildiği zaman...

Habur kapatıldığı zaman...

İncirlik mühürlendiği zaman...

Pentagon ve diğer ABD şehirlerindeki askeri personel Türkiye'ye çağrıldığı zaman...

Sefer görev emirleri çıkarıldığı zaman..

Daha sıralasak bir sürü olur...

Hepsi İÇ SİYASET MANEVRASI...

Başka bir numara yok...

ABD-İsrail ile Türk Ordusu ve Türk Hükümetleri ve dahi Türk Devleti bu coğrafyada en yakın stratejik ortaktır...

Hepsi arkadaşlar hepsi...Sadece hükümetler değil...
hepsine katılıyorum stratejik ortaklık hariç.bir ortak diğerinin askerinin kafasına çuval geçiriyorsa bu ortaklığa stratejik ortaklılktan başka bir tanım bulmak gerekmezmi.

ÖZDOĞAN77
29-05-2007, 12:07
29.05.2007 12:49:14 DEMİR YOLUYLA TAŞINAN ASKERİ ARAÇLAR, DİYARBAKIR VE BATMAN'DAN SINIRA KAYDIRILIYOR

Demir yoluyla Güneydoğu'ya sevk edilen
araç ve silahlar, bölgede yapılan tatbikat ve güvenlik operasyonları
çerçevesinde sınıra kaydırılıyor.
Diyarbakır Tren Garı'nda hareketlilik yaşanıyor. Diğer
bölgelerden demir yoluyla Güneydoğu'ya sevk edilen askeri malzeme ve
araçlar, Diyarbakır ve Batman'dan sınıra kaydırılıyor.
Diğer bölgelerden yapılan sevkıyatın yanı sıra Diyarbakır Tren Garı'nda
çok sayıda askeri malzeme, araç ve obüs toplarının trenlere yüklü olduğu
gözlendi.

AA

ÖZDOĞAN77
29-05-2007, 12:10
29.05.2007 12:57:06 *diŞİŞlerİ BakanliĞi Abd BÜyÜkelÇİlİĞİ'ne Nota Verdİ

baron11
29-05-2007, 12:18
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=1574554&postcount=2008

Bazı semtlerde İstanbulda 3 durak erken bırakıyormuş otobüsler,hiç duyan varmı?

http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=895461&postcount=29

tsalci
29-05-2007, 12:23
29.05.2007 12:57:06 *diŞİŞlerİ BakanliĞi Abd BÜyÜkelÇİlİĞİ'ne Nota Verdİ

nota verse ne olur sonuçta icraat olmadıktan sonra Türk halkının gözünü boyamaktan başka bir şey deyil :grrr::grrr::grrr::grrr:

borsa78
29-05-2007, 12:35
SARIKAMIS'I BILIR MISINIZ?

Muzaffer Tasyürek

Tarihimiz ihtisamli zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündügümüz kadar, yasadigimiz hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu yapmadigimiz sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamli olabilir?

Facialardan söz ederken, Sarikamis’i özellikle dikkate almamiz gerekir. Orada, hiç de uzak olmayan bir zamanda 100.000’e yakin yigidimizi karlara gömdük. Üstelik tek kursun atamadan... Üstelik sadece bir hayalperestin kisisel ihtirasi ugruna...

Ihtiras... Bu kavrami iyi düsünmeliyiz. Kimi kendi ebediyyetini bu atesle yakip kül ederken, kimileri de koca memleketi harabeye döndürebiliyor.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “Hatali davrandiniz! Basarili olamadiniz! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarikamis’ta yok edeceksiniz!”

Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa, küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: “Olmaz! Havalari görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakis baslamistir. Bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. Kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.”

Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek su tehdidi savurur: “Eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!”

Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir.

Çöl atesinden Köprüköy ayazina

Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “Sarikamis Faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. O günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:

“Bu yaz, iki alayimizla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan’in cehennemî sicagi Köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. Bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve ilaç yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. Aksam yaklasinca Köprüköy’e civar daglardan tipi bosanir. Kumandanimiz, gelecek cuma Baskumandan Enver Pasa Hazretleri’nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Baskumamandan Pasa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. Safak söktügünde 2059 rakimli Kizkulagi Tepesi’nden Moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastirdiginda, tepelerdeki Moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. Baskumandan Pasa Hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...”

Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip Istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, Karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. Ruslar Osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere bildirmeyen Enver Pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker:

“Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya’ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”

Böylece “Turan Fatihi”, “Sarikamis Fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.

‘Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’

Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?

Sultan Abdülhamid Han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa’da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Sultan Abdülhamit Han’in Avrupa’da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve Ingiltere ve Fransa’nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen Almanya’nin aleti oluruz. Almanlar, Fransiz ve Ingilizlerin yaninda yer alan Ruslara karsi Osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. Bunun için Kayser’in “Alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.

Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler.

Ziya Gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” Enver Pasa’nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile Seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. Ziya Gökalp’in “turancilik” fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur:

“Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!”

Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.

Devlet-i Ebed Müddet’ten Enverland’a

“Turan Fatihi” olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. Padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. Enver Pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak Tahran ve Aksabat’i gösterir. Tahran harekat merkezine 1350 km. Askabat ise 2000 km. uzakliktadir.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve arkadaslari Erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “Turan’a buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi. Alman Von der Goltz Pasa bunlar için söyle demisti. “Kafkasya’da maalesef Napolyon Bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. Bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.”

Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver’den geri kalmayan Hafiz Hakki’ydi. Bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan Enver Pasa’nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: “Daglar üzerindeki yollari kesfettim. Bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. Buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. Bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.”

Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa’ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.

Niçin olmasindi? Orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi Enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? Bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? Ondan neyi eksikti?

Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. Tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak Ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.

Kardan heykeller

22 aralikta Enver Pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. Sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. Yapilan harekât plânina göre 9. Kolordu Sarikamis Daglari’ni, 10. Kolordu ise Allahuekber Daglari’ni asarak Ruslari Sarikamis’ta kusatip imha edecekti.

Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.

90.000 sehit. Tek kursun atmadan...

O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir.

Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. Kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.

Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul’a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: “Kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. Harekâttaki sessizlik bundandir. Kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. Kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. Dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.”

Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis’a yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: “Saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.” Askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. Sonuçta Sarikamis’a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. O da geçici bir süre için.

‘Onlari teslim alamadim. Çünkü...’

Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:

“Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah’ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!..

Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler.

Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...”

Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: “Allahuekber Daglari’ndaki Türk müfrezesini esir alamadim. Bizden çok evvel Allah’larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 Persembe.”

Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: “Bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.”

Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul’a döner. Arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin Sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. Faciayla ilgili bilgiler Ruslar vasitasiyla Avrupa ve Dünya’ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. Bir sohbet sirasinda Harbiye Nezareti Ordu Daire Baskani Behiç Bey’e bu facia için Enver Pasa söyle der: “Bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!”

Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamis’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler:

“Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,

Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.

Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!”

Ihtiras demistik ya! Bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor.

Melih_2005
29-05-2007, 12:37
sn efendiaslan ;
tam yazdıklarına paralel bişey yazmaya niyetlenmişken senin yazını gördüm gerenk kalmadı yazmama..

sadece imzamı atıyorum yazdıklarının altına...

yosun
29-05-2007, 12:48
Geçin bunları..

Muhtıradan sonra Hükümet mi kaldı ortada da?

Asker istiyorsa yapar...

Mesele bu kadar basit...

Atmak tutmakla olmaz bu işler...

Yukarıda bir sürü yazdım...

Yapsınlarda görelim...

Hükümet mi vardı ortada?

Asker başbakana bağlı bir memur değil mi?

yosun
29-05-2007, 13:12
Neymiş bu Cumhurbaşkanlığı be...

Bir arkadaşım demişti

Abdullah Gül CB adayı olduğunda,Abdullah Gül CB olmasın diye Ordu darbe bile yapar, savaş bile çıkarır demişti..

Bende hadi ordan demiştim... Adam kaç zamandır Dış İşleri Bakanı filan demiştim..

Yani bu işler böyleymiş bunu öğrendik...



Yazdıklarınız haddini fazlasıyla aşmış durumda! TSK'nı düpedüz darbe yapmak ve savaş çıkartmakla itham ediyorsunuz. Sizi şiddetle kınıyorum!

labtek
29-05-2007, 13:20
SARIKAMIS'I BILIR MISINIZ?

Muzaffer Tasyürek

Tarihimiz ihtisamli zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündügümüz kadar, yasadigimiz hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu yapmadigimiz sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamli olabilir?

Facialardan söz ederken, Sarikamis’i özellikle dikkate almamiz gerekir. Orada, hiç de uzak olmayan bir zamanda 100.000’e yakin yigidimizi karlara gömdük. Üstelik tek kursun atamadan... Üstelik sadece bir hayalperestin kisisel ihtirasi ugruna...

Ihtiras... Bu kavrami iyi düsünmeliyiz. Kimi kendi ebediyyetini bu atesle yakip kül ederken, kimileri de koca memleketi harabeye döndürebiliyor.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Tarih, 16 Aralik 1914. Soguk bir kis günü. Talebesi ögretmenini azarlamaktadir: “Hatali davrandiniz! Basarili olamadiniz! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Simdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarikamis’ta yok edeceksiniz!”

Cephelerin ve harp okulunun emektar komutani Hasan Izzet Pasa, küstahlasan ögrencisine pervasizca cevap verir: “Olmaz! Havalari görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakis baslamistir. Bu sartlar altinda, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüsebilir. Kis siddetini kaybetsin, yollar açilsin, düsmana haddini bildiririz.”

Her verdigi emrin hemen yerine getirilmesine aliskin padisah damadi ve ordularin baskomutan vekili 34 yasindaki Enver Pasa, asabileserek su tehdidi savurur: “Eger hocam olmasaydiniz, sizi idam ettirirdim!”

Bir facianin esiginde, Hasan Izzet Pasa istifa ederek ordudaki görevinden ayrilir.

Çöl atesinden Köprüköy ayazina

Çok geçmeden, tarihler 21 araligi gösterirken, tarihe “Sarikamis Faciasi” olarak geçen harekât baslatilir. 125 bine yakin iman abidesi insan, kis kiyamette paltosuz, postalsiz, gömlekle, çarikla cehennemî tipinin ortasina sürülürler. O günlere sahit olan bir askerin mektubu, facianin küçük bir boyutunu günümüze söyle tasir:

“Bu yaz, iki alayimizla Yemen’den buraya naklonulduk. Yola koyulmamizdan dört ay sonra buraya ulastik ki, Arabistan’in cehennemî sicagi Köprüköy’deki ayaz yaninda nimet-i ilâhi imis. Burada çadirin perdesi buza kesmis oglak kulagi gibi kirilmakta ve kopmakta. Bölük kumandanim, beni sihhiyeye nakletmis ise de, tabip ve ilaç yoklugundan çaresiz kalip tekraren takimima döndüm. Aksam yaklasinca Köprüköy’e civar daglardan tipi bosanir. Kumandanimiz, gelecek cuma Baskumandan Enver Pasa Hazretleri’nin teftis ve hücum için gelecegini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltolarin verilecegini ve Yemen yazliklarini atacagimizi müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin. Baskumamandan Pasa Hazretleri’nin gelmesi ile, Moskof’un kahrolacagindan ve kâfirin, karsimizdaki tepelerde geceleri seyrettigimiz ocakli ve mutfakli karargâhlarini ele geçirecegimizden subaylarimiz çok emin. Safak söktügünde 2059 rakimli Kizkulagi Tepesi’nden Moskof obüs yagdirir ama sükrolsun, zafer bizim olacak. Gece bastirdiginda, tepelerdeki Moskof ocaklarinin atesi gözlerimizdeki ayazi tandir közüne tebdil eyler. Baskumandan Pasa Hazretleri acele gelse ki, atese kavussak...”

Igdirli Ali Çavus yazlik giysiler içerisinde titreye titreye bu mektubu yazip Istanbul’dan gelecek olan kislik giysileri beklerken, Karadeniz’de baska bir facia yasaniyordu. Ruslar Osmanli ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömmüslerdi. Bu durumu askere bildirmeyen Enver Pasa, ihtiraslarina maglup olarak bütün birliklere su mesaji çeker:

“Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayaginizda çarik, sirtinizda paltonuz olmadigini gördüm. Lâkin karsinizdaki düsman sizden korkuyor. Yakin zamanda Kafkasya’ya girecegiz. Orada her türlü nimete kavusacaksiniz. Islâm Alemi’nin bütün ümidi sizsiniz.”

Böylece “Turan Fatihi”, “Sarikamis Fatihi” olma ugruna, binlerce insan dehsetli bir can pazarina sürülür.

‘Üç beyinsizin ugruna üç milyon halk’

Koca bir cihan devleti olan Osmanli, sahsi ihtiraslar ugruna böylesine yanlis kararlarla askeri harekâta girme asamasina nasil gelmisti?

Sultan Abdülhamid Han’in bir entrika sonucunda darbe ile tahtindan uzaklastiran Ittihatçilar, 1914 yazinda Avrupa’da esmeye baslayan savas rüzgarlarinda Almanlarin yaninda yer alirlar. Sultan Abdülhamit Han’in Avrupa’da yillarca emek vererek sagladigi dengeler bir anda alt üst olur ve Ingiltere ve Fransa’nin sömürgecilik yarisindan pay kapmak isteyen Almanya’nin aleti oluruz. Almanlar, Fransiz ve Ingilizlerin yaninda yer alan Ruslara karsi Osmanli askerini kullanarak bati cephesinde rahatlamanin plânlarini yapmaktadirlar. Bunun için Kayser’in “Alman ordusuna eklenen bir süngü” olarak tasvir ettigi Osmanli neferleri kullanilir. Sömürgecilik yarisinda hiçbir çikari olmayan Osmanli, felaketlerle sonuçlanacak olan bir macereya sürüklenmektedir.

Darbe ile iktidara gelmis, ayak oyunlariyla rütbe almis ittihatçi subaylar, milletin gelecegini, refahini, kalkinmasini degil, gazete sayfalarina kahraman olarak geçmeyi düsünüyorlardi. Hiç yoktan girilen Birinci Cihan Harbinde, 1 Kasim 1914’te Kafkas Cephesi açilir ve Ruslar Dogu Anadolu’ya girerler.

Ziya Gökalp’in “melekler bu milletin kurtulacagini ona fisildarlar” diye yücelttigi “hürriyet kahramani” Enver Pasa’nin halkin dini duygularini galeyana getiren beyannamesi ile Seyhülislam’in mukaddes cihad fetvasi yayinlanir. Ziya Gökalp’in “turancilik” fikriyle yazdigi siirler üniversite gençliginin slogani olmustur:

“Düsman ülkesi viran olacak Türkiye büyüyüp Turan olacak!”

Ama Türkiye büyümek bir yana gün geçtikçe erimekte, küçülmekte ve parça parça koparilmaktadir.

Devlet-i Ebed Müddet’ten Enverland’a

“Turan Fatihi” olmanin hayallerini kuran Baskumandan vekili Enver Pasa (baskumandan pasidahtir), padisah damadi olarak birçok yetkiyi elinde tutmaktadir. Padisahin bir çok seyden haberi bile olmamaktadir. Enver Pasa, verdigi harekât emrinde hedef olarak Tahran ve Aksabat’i gösterir. Tahran harekat merkezine 1350 km. Askabat ise 2000 km. uzakliktadir.

Almanlar, Türkiye’ye giden trenlerin üzerine “Enverland’a (Enver’in Ülkesi’ne) gider” yazmaktadirlar. Kibir ve ihtiras demistik ya! Pasa’nin su ifadelerine bakin: “Beni Napolyon’a benzetmislerrdi. Kabul etmem. Çünkü ben ikinci adam olamam.”

Etrafinda bulunan subaylar da ihtiras ve hayalcilikte ondan geri kalmiyorlardi. Çetecilikleriyle meshur Dr. Bahaeddin Sakir ve arkadaslari Erzurum’a gelirlerken, yol kavsaklarina “Turan’a buradan gidilir!” diye isaret levhalari koyuyorlardi. Alman Von der Goltz Pasa bunlar için söyle demisti. “Kafkasya’da maalesef Napolyon Bonapart oldugunu iddia eden ve cahil yetisen birçok adam vardir. Bunlar, ordularina güçleriyle bagdasmayan görevler vermislerdir ve bu yüzden ordularini büyük zarara ugratmislardir.”

Zararin asil sorumlularindan biri, ihtirasta Enver’den geri kalmayan Hafiz Hakki’ydi. Bu adam hiçbir arazi arastirmasi yapmadan Enver Pasa’nin ihtiraslarini kamçilayacak su telgrafi çekmisti: “Daglar üzerindeki yollari kesfettim. Bu mevsimde bu yollardan hareketin mümkün olduguna inandim. Buradaki kolordu ve ordu komutanlari yeterli ölçüde inançli ve kararli olmadiklarindan böyle bir saldiriya samimiyetle taraftar olmuyorlar. Bu saldiri vazifesi rütbem düzeltilerek bana verilirse ben bu isi yaparim.”

Enver Pasa, Hocasi Hasan Izzet Pasa’yi azlederek görevi sekiz gün önce yarbayliktan albayliga terfi eden Hafiz Hakki Pasa’ya verdi. Hafiz Hakki Pasa artik tümen komutani olmustu ama gözü ordu komutanligindaydi.

Niçin olmasindi? Orduyu politikalarina alet eden bu darbecilerin basi Enver, 18 gün içinde yarbayliktan pasaliga yükselmemis miydi? Bunun yani sira harbiye naziri (savunma bakani) olmamis miydi? Ondan neyi eksikti?

Politika ile rütbe alan bu komutanlar arazi ve yol incelemesini yanlis yapmis ve sonuçta “tekerlekli araçlarin geçmesine uygundur” raporu verilen yollardan askerler yaya zor geçmislerdi. Tekerlekli araçlar ve kisitli mühimmat karlara saplanip kalmis, tek tek birerli siralarla yürüyen askerler, güçleri tükenmis, hasta ve mecalsiz olarak Ruslarin karsisina dikilmisler çogu kursun bile atamadan donarak ölüp gitmislerdi.

Kardan heykeller

22 aralikta Enver Pasa’nin emriyle 120-125 bin civarinda Osmanli askeri dondurucu soguga ragmen yollara sürülmüstü. Bölge çogu senenin dört ayi boyunca karlarla örtülüydü. Kar yükseklikleri kimi yerlerde bir metreyi geçiyordu. Zemheriler diye bilinen en soguk günlerdi. Sifirin altinda kirk dereceye düsen soguk, düsmandan daha düsmandir. Yapilan harekât plânina göre 9. Kolordu Sarikamis Daglari’ni, 10. Kolordu ise Allahuekber Daglari’ni asarak Ruslari Sarikamis’ta kusatip imha edecekti.

Gündüz baslayan yürüyüste çariklari yumusayan askerlerin çariklari gece donmaya, bir mengene gibi ayaklarini sikmaya baslar. Adim atmak neredeyse imkansizdir. Askerler oldugu yerde ziplar, atlar, kendini karlarin içine vurur ve ayaktan baslayan donma yavas yavas tüm vücuda yayilir. Düseni kaldirmamak için emir vardir. Zaten kimsede de kimseyi kaldiracak güç kalmamistir. Neferler ordunun isaret taslari gibi yollara dizilirler. Kimi çömelmis, kimi oturmus, kimi yuvarlanmis, kimi bir agacin gövdesine dayanmis kardan heykellere dönüsürler.

90.000 sehit. Tek kursun atmadan...

O yil kurtlar insan etine doyar. Birçok cesedin gözlerini kuslar oymustur. Arkadan gelenler, gördükleri korkunç manzara karsisinda moralmen yikilmaktadir. Ayrica açlik da son haddine ulasmistir.

Onbes saatlik yürüyüsün sonunda, 16.300 kisilik 30. tümenden geriye 1.400 asker kalir. Ölenler, düsmana karsi tek bir mermi atamamislardir. Diger birliklerin de bunlardan farki yoktur. Kayiplarin sayisi, en iyimser rakamla 70 bin kisidir. Bazi kaynaklarda bu sayi 90 bin kisiye kadar ulasir. Sonuçta, sadece bir gecede binlerce asker beyaz karlarin üzerine cansiz serpilmisti. Kalanlar ise açlikla, bitlerle, tifüsle, sogukalginligi ve kangrenle ugrasiyorlardi.

Tarih ne böyle bir faciayi yazmis, ne de görmüstü. Oysa Istanbul’a çekilen telgraflarda inanilmaz ifadeler vardir: “Kafkasya daglari ve tepeleri beyaz bir örtüyle örtülüdür. Kar hemen hemen bir metreyi geçmistir. Harekâttaki sessizlik bundandir. Kahraman askerlerimizde ilerleme istegi o kadar çoktur ki, ellerinden gelse soluklariyla karlari eritip yol açacaklardir. Kari daha az olan kesimlerde kahramanlarimiz basarilar elde ediyorlar. Dün süngü saldirisiyla düsmandan iki mevzi ele geçirilmistir.”

Enver Pasa inadindan dönmedi. Son bir gayretle Sarikamis’a yüklenmek istiyordu. Acimasiz emrini verdi: “Saldiri sirasinda her üst, bir adim geri atani derhal tabancasi ile öldürecektir.” Askerler, bu durum karsisinda dillerinde kelime-i sehadet ile bir kere daha bile bile ölüme yürümeye basladi. Sonuçta Sarikamis’a ancak bir avuç kahraman ulasabildi. O da geçici bir süre için.

‘Onlari teslim alamadim. Çünkü...’

Rus Kurmay Baskani Pietroroviç, anilarinda Sarikamis’a kavusan o bir avuç kahramani söyle anlatacaktir:

“Ilk sirada diz çökmüs bes kahraman. Omuz çukurlarina yasladiklari mavzerleri ile nisan almislar. Tetige asilmak üzereler. Ama asilamamislar. Kaput yakalari, Allah’in rahmetini o civan delikanlilarin yüreklerine akitabilmek istercesine semaya dikilmis, kaskati... Hele biyiklari, hele hele biyiklari ve sakallari! Her biri birer fütuhat oku gibi çelik misal. Ya gözler?.. Dinmis olmasina ragmen su kahredici tipinin bile örtüp kapatamadigi gözleri!.. Apaçik!.. Tabiata da, baskumandana da, karsisindaki düsmana da isyan eden ama Allah’ina teslimiyetle bakan gözler... Açik, vallahi apaçik!..

Ikinci sirada öyle bir manzara ki, hiçbir heykeltras benzerini yapmayi basaramamistir. O ürkütücü ayaza ragmen, saglarinda fisekleri debelenerek üzerlerinden atmaya tenezzül etmemis iki katirin yaninda baslari semaya dönük, alti masal güzeli Mehmed... Sandiklari bir avuçlamislar ki, hayati biz ancak böyle bir hirsla avuçlayivermisizdir. Öylesine kaskati kesilmisler.

Ve sag basta binbasi Mustafa Nihat. Ayakta... Yarabbi, bu bir ayakta durustur ki, karsisinda düsmani da, kâfiri de, lanetlisi de Allah’in huzurunda diz çöküs halinde gibi. Endami, düsmani dize getiren bir tekbir velvelesi gibi. Belinde, fiseklerinin yuvalarini tipi ile kapatmaya bütün gece düsen kar bile razi olmamis. Sol eli boynundaki dürbünü kavramis. Havada donmus, Kale sancagi gibi... Diger eli belli ki, semaya uzanip rahmet dilerken öylesine taslasmis. Hayrettir, basi açik. Gür erkek kömür karasi saçlari beyaza bulanmis...”

Ve Moskova’daki askeri müzede sergilenen bu satirlarin sonu söyle biter: “Allahuekber Daglari’ndaki Türk müfrezesini esir alamadim. Bizden çok evvel Allah’larina teslim olmuslardi. 24.12.1914 Persembe.”

Ve bitisimizin itirafini olayin bas sorumlularindan Hafiz Hakki Pasa, baskumandan vekiline su sözlerle özetler: “Bitti pasam, ordumuzun kism-i küllisi mahvoldu.”

Enver Pasa hiçbir sey olmamis gibi Istanbul’a döner. Arkasinda binlerce kefensiz kar çiçegi birakarak... Basini ele geçirmis bu darbeci güruh siki bir sansür uygulayarak halkin Sarikamis cephesinde olup biteni ögrenmesine engel olurlar. Faciayla ilgili bilgiler Ruslar vasitasiyla Avrupa ve Dünya’ya yayilir ama hersey için artik çok geçtir. Bir sohbet sirasinda Harbiye Nezareti Ordu Daire Baskani Behiç Bey’e bu facia için Enver Pasa söyle der: “Bunlar nasil olsa birgün ölecek degiller miydi!”

Birinci Cihan Harbi’nin alevleri, Sarikamis’tan Çanakkale’ye, Galiçya’dan Trablusgarp’a kadar binlerce kilometre karede müslüman kaninin ihtiraslar ugruna akmasina sebep olur. Ve Akif gözyaslari içinde söyle inler:

“Gitme ey yolcu beraber oturup aglasalim,

Elemim bir yüregin payi degil, paylasalim.

Karsimda vatan namina bir kabristan yatiyor!”

Ihtiras demistik ya! Bazilarinin ihtirasi sadece kendilerini degil, milyonlarca vatan evladini ve tarihin gördügü en ihtisamli cihan devletlerinin birini yakabiliyor.

Bu sarikamis hikayesi yürekler acisidir.Enver pasa ise osmanlinin sahip oldugu en büyük talihsizlik. Bugün bile gercekleri oldugu gibi göremememin.görmek istememenin berbatligini yasiyoruz. Kafalar karistirilmis. Hic haketmiyenlerin mitlestirilmisliginin bu topluma ne faydasi var? Yanlis da israr etmek hala toplumumuzda hakim. Enver pasalari "Türk büyügü" diye lanse edilmesi Türk milletinin baskalarinca istismara acik yapilmasinin da ölcüsü degilmidir ? Gerceklerle yüzlesmemizi neden ZOR yaparlar ülkemizde?

"Tarihimiz ihtisamli zaferler kadar facialarla da dolu. Zaferlerimizle övündügümüz kadar, yasadigimiz hezimetlerden de dersler çikarmak zorundayiz. Bunu yapmadigimiz sürece tarih bizim için ne ölçüde anlamli olabilir"?
Lafi gelmisken ekliyelim. Sarikamisda ölen askerimizin önemli kesimi, balkan kökenlilerden olusmaktaydi...

efendiaslan
29-05-2007, 13:30
Yazdıklarınız haddini fazlasıyla aşmış durumda! TSK'nı düpedüz darbe yapmak ve savaş çıkartmakla itham ediyorsunuz. Sizi şiddetle kınıyorum!

Ben kimseyi itham etmedim...
Yazdıklarımı bir daha okuyun...
Bu forumda askere laf söyleyecek en son kişilerden biri benimdir... Bunu defalarca yazdım..
Türk Ordusu geleceğin Türk-İslam İmparatorluğunun kurucusu olacaktır diye... Benim en değer verdiğim kurumdur.
Ama şu anki olaylar tamamen zorlama İÇ Gündem olayları gibi duruyor...Buda benim düşüncem...

Birde az fikirleriniz sıkıştınız mı herkes için önemli olan Atatürk, Ordu gibi değerlerimizi kullanmayı bırakında fikir üretin.
Slogan atmakla olmaz bu işler, fikri derinlik ister..

Sadece sana birkaç soru sorayımda cevap vermeye çalış...
Uzun yıllardır Türk Ordusu ile ABD arasında en üst seviyede işbirliği varmıdır yokmudur... Ordumuzu yönetenler Avrupa'da ve ABD eğitim alıyorlar mı almıyorlar mı? Kosova'da, Afganistan'da, Lübnan'da Türk ordusu Amerikalı subaylar birlikte çalışıyorlar mı çalışmıyorlarmı?
Varsa fikriniz yazın...



Ayrıca bu tip yazılanları bütün gazetelerden takip edebilirsin...
Daha bak bugün Hasan Cemal neler yazmış;
Türkiye bugün bir darbe sürecini yaşıyor! Farkında mısınız tehlikenin?..
Bu darbe sürecinden dolayı yalnız demokrasinin değil, yalnız siyasal istikrarın değil, aynı zamanda aş ve iş meselesinin, yani ekonomik istikrarın da tehdit altında olduğunu görebiliyor musunuz?
Görmeye çalışın.
Yokmuş gibi davranmayın...

deyip devam ediyor..

Buradan geri kalanını okuyabilirsin.


http://www.milliyet.com.tr/2007/05/29/yazar/cemal.html

pasa_emre
29-05-2007, 13:46
http://www.ekolay.net/haber/images/tuncerkilinc2857_ic1.jpg

'Türkiye NATO'dan çıkmalıdır'

Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç ulusal çıkarlarının gereği olarak Türkiye'nin artık NATO’dan çıkması gerektiğini ve ABD'nin Türkiye'nin dostu ve stratejik ortağı olmadığını belirtti.

İngiltere Atatürkçü Derneği Derneği'nin davetlisi olarak Londra'da bulunan ve ADD Genel Başkanı Şener Eruygur ile birlikte konferans veren Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç ulusal çıkarlarının gereği olarak Türkiye’nin artık NATO’dan çıkması gerektiğini ve ABD’nin Türkiye’nin dostu ve stratejik ortağı olmadığını belirtti.

İngiltere Atatürkçü Düşünce Derneği 27 Mayıs tarihinde ADD Genel Başkanı Şener Eruygur ve MGK eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç’I ağırlayarak Kuzey Londra’da geniş katılımlı bir toplantı düzenledi. Toplantının başlığı: Neden Cumhuriyetimze Sahip Çıkmamız Gerekmektedir. 21inci yüzyılda Türkiye’nin Stratejisi Ne Olmalıdır? Stratejik Ortakları Kimler Olmalıdır? Başlıkları altında düzenlendi. Dolup taşan konferans salonunda Londra’da yaşayan Türklerin 2.5 saat boyunca müthiş bir dikkatle dinlediği konuşmacılar önemli mesajlar verdiler.

İngiltere ADD Genel Başkanı Nilgün Atalay Ergök’ün açış konuşmasının ardından ilk kononuşmacı olarak söz alan ADD Genel Başkanı ve Jandarma eski komutanı Emekli Orgenerak Şener Eruygur, 14 Nisan’dan sonra Türkiye’de yeni bir tarihin yazılmaya başlandığını belirterek Türk Ulusunun Cumhuriyet’ine ve Atatürk’e sahip çıktığını bütün dünyaya gösterdiğini belirterek soğuk savaş sonrası değişen dünya dengelerinde Türkiye’nin jeo-stratejik önemini kaybettiğini öne sürenlere yönelik olarak ‘Bir ülkenin jeo-stratejik önemi sizin kendinize atfettiğiniz değerlerle ölçülür., dedi.

MGK eski genel sekreteri – Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç ise konuşmasında Türkiye’nin NATO’dan çıkma vaktinin geldiğini ve ABD’nin Türkiye’nin dostu ve stratejik ortağı olmadığını belirttiği konuşması salondaki yüzlerce dinleyicin ayakta alkışları ile sık sık kesildi. Kılınç ABD nin Irak’ta bir trajediye neden olduğunu, Kuzey Irak’ta bir Kürdistan Devleti kurma sürecinde olduğunu belirterek Türkiye’nin önündeki tek seçeneğn Rusya ile yakınlaşmak, Japonya , Çin ve Hindistan ile ilişkilerini geliştirmek olduğunu belirtti.

İngiltere Cem Evi yöneticilerinin sorularını da yanıtlayan Kılınç Maraş’ta, Sivas’ta Alevilere yönelik kırımları şiddetle kınadıklarını belirterek, Aleviliğin Anadolu İslamı’nın temsilcisi ve Anadolu aydınlamasının önemli bir ayağını oluşturduğunu da belirterek, ezanın Türkçe okunması gerektiğini de belirterek, İslamın diğer dinlerden üstün olan yanının Tanrı ile kul arasında bir ruhban sınıfı yaratmamasından kaynaklandığını belirterek bu yüzden de Tanrı ile kul arasındaki doğrudan ilişkinin sağlanması için ezanın Türkçeleşmesinin gerektiğini sözlerine ekledi.

pasa_emre
29-05-2007, 13:47
Washington Times: Türkler, hükümetlerinden K.Irak'a operasyon istiyor

Washington Times gazetesi, Türklerin Hükümetlerinden, Kuzey Irak’a yönelik bir sınır ötesi operasyon yapılmasını istediğini yazdı. Böyle bir operasyonun uzun dönemde Türkiye’ye olumsuz yankıları olabileceğini değerlendirmesinde bulunan gazete, Erdoğan’ın bu sorumluluğu almak istemiyor gibi göründüğü yorumunu yaptı.
Amerikan yönetimine yakınlığı ile bilenen Washington Times gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, bir taraftan ordunun kendi emirleri altında olduğunu açıkça göstermek istediği, ancak geçmişte sınır ötesi operasyon ifadelerini sık sık dile getiren Erdoğan’ın şimdi bunun ordunun kararı olacağını söylediği ifade edildi.

'ABD’NİN SEÇİMLERDEKİ ROLÜ NE OLUR'
Herkesin, Türkiye’de yaklaşan seçimlerin sonuçlarında Amerika’nın ne gibi bir etkisi olabileceğini merak ettiği belirtilen makalede, Amerika’nın herhangi bir etkileri olduğunu kabul etmemesine rağmen Ankara’daki pek çok kişinin, Washington yönetiminin AKP’yi desteklediği görüşünde olduğu vurgulandı.
Makalede, Türkiye’nin eski Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Edip Başer’in, somut sonuçlar alınmadığı eleştirisi getirdikten sonra görevinden alınması da buna bağlandı. Başer’in görevinden alınmasından bir gün sonra Ankara’da bir teröristin Anafartalar Çarşısı’na yönelik bir intihar saldırısı yaptığı hatırlatılan makalede, basında söz konusu teröristin Kuzey Irak’ta eğitildiği haberleri çıktığı ifade edildi.

'TÜRKİYE’YE KUZEY IRAK’TAN SALDIRILDIĞINA İLİŞKİN KANIT YOK'
Gazeteye konuşan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin Washington Temsilcisi Kubad Talabani’nin, "Türkiye Kuzey Irak’a bir operasyon yapmak istiyorsa, topraklarına Kuzey Irak’tan saldırılar geldiğine ilişkin somut kanıtlar ortaya koymalı" dediği belirtilen makalede, Talabani’nin ancak bu konuda somut bir istihbaratın olmadığını iddia ettiği vurgulandı.
Türklerin hükümetten Kuzey Irak’a yönelik bir sınır ötesi operasyon yapılmasını istediği belirtilen makalede, ancak böyle bir operasyonun kısa vadede başarı getirse de uzun vadede Türkiye için olumsuz sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. Makalede, Başbakan Erdoğan’ın seçim kampanyasının ortasında, böyle bir sorumluluğu almak istemiyor gibi göründüğü değerlendirmesi yapıldı.(ANKA)

ekselans
29-05-2007, 13:51
Şahsi Fikrimdir.
Operasyon mu Olacak ?
Eğer olacaksa ;Operasyonu yapanın dahi bunu bilmemesi lazım.
Sağır sultan bile duyduktan sonra bu iş olmaz
Lafla peynir gemisi yürümüyor.

Basınında zırt pırt bu işi dillendirmedine karşıyım :grrr:

yosun
29-05-2007, 13:54
Sayın efendiaslan;

Öncelikle üslubunuza dikkat edin, sen diye hitap etme yetkisini vermedim size!

Yazdıklarınız ortada. Çıkan sonuç da ortada. Yok ben bunu kasdetmedim diyorsanız yanlış anlaşılmalara meydan vermeyecek üslup ile yazarsınız yazılarınızı.

Hasan Cemal denen satılmış yazarın fikirleri ile hareket etmiyorum ben. O Hasan Cemal'ki günlerdir TSK aleyhine yazıp çiziyor.
Hasan Cemal gibilerinin yazdıklarının ardına sığınarak fikir derinliğinin olamayacağını da ayrıca hatırlatmak isterim.

"Uzun yıllardır Türk Ordusu ile ABD arasında en üst seviyede işbirliği varmıdır yokmudur... Ordumuzu yönetenler Avrupa'da ve ABD eğitim alıyorlar mı almıyorlar mı? Kosova'da, Afganistan'da, Lübnan'da Türk ordusu Amerikalı subaylar birlikte çalışıyorlar mı çalışmıyorlarmı?
Varsa fikriniz yazın..."

Bu konular hakkında sizin gazetelerden okuduklarınızdan çok daha fazlasını bildiğimden eminim. Siz de emin olabilirsiniz! :wink:

Bu konuların bir önceki yazdıklarınızla ilintisi ne? Ne demiştiniz bir önceki yazınızda bakın;

"Neymiş bu Cumhurbaşkanlığı be...

Bir arkadaşım demişti

Abdullah Gül CB adayı olduğunda,Abdullah Gül CB olmasın diye Ordu darbe bile yapar, savaş bile çıkarır demişti..

Bende hadi ordan demiştim... Adam kaç zamandır Dış İşleri Bakanı filan demiştim..

Yani bu işler böyleymiş bunu öğrendik..."

Buyurun kendi cümlelerinizi kendiniz yorumlayın. Konuyu oraya, buraya çekip sündürmeden ama...

efendiaslan
29-05-2007, 14:01
Sayın efendiaslan;

Öncelikle üslubunuza dikkat edin, sen diye hitap etme yetkisini vermedim size!

Yazdıklarınız ortada. Çıkan sonuç da ortada. Yok ben bunu kasdetmedim diyorsanız yanlış anlaşılmalara meydan vermeyecek üslup ile yazarsınız yazılarınızı.

Hasan Cemal denen satılmış yazarın fikirleri ile hareket etmiyorum ben. O Hasan Cemal'ki günlerdir TSK aleyhine yazıp çiziyor. Kışkıtma politikası...

"Uzun yıllardır Türk Ordusu ile ABD arasında en üst seviyede işbirliği varmıdır yokmudur... Ordumuzu yönetenler Avrupa'da ve ABD eğitim alıyorlar mı almıyorlar mı? Kosova'da, Afganistan'da, Lübnan'da Türk ordusu Amerikalı subaylar birlikte çalışıyorlar mı çalışmıyorlarmı?
Varsa fikriniz yazın..."

Bu konular hakkında sizin gazetelerden okuduklarınızdan çok daha fazlasını bildiğimden eminim. Siz de emin olabilirsiniz! :wink:

Bu konuların bir önceki yazdıklarınızla ilintisi ne? Ne demiştiniz bir önceki yazınızda bakın;

"Neymiş bu Cumhurbaşkanlığı be...

Bir arkadaşım demişti

Abdullah Gül CB adayı olduğunda,Abdullah Gül CB olmasın diye Ordu darbe bile yapar, savaş bile çıkarır demişti..

Bende hadi ordan demiştim... Adam kaç zamandır Dış İşleri Bakanı filan demiştim..

Yani bu işler böyleymiş bunu öğrendik..."

Buyurun kendi cümlelerinizi kendiniz yorumlayın. Konuyu oraya, buraya çekip sündürmeden ama...


Milletin ağzı torba değil ki...
Konuşur millet ben buraya arkadaşımdan duydumu yazdım... Ve Ona katılmadığımıda, hadi ordan diyerek belirttim... Ama olan işler ortada...

Soruma cevap vermeden ben bu işleri çok bilirim demişsiniz...
Nedir sizin bildiğiniz... yazında bizde öğrenelim...
Yoksa sizde şu an yurtdışında asker filanmısınız?

efendiaslan
29-05-2007, 14:16
Sayın Borsa78,

Aylar önce Enver Paşa ile ilgili bayağı bir tartışmış idik... Enver Paşa gayretli bir VATANSEVER'di...

Ve sevdiği vatanı uğruna şehit oldu... Ruhu ŞAD olsun...



Sarıkamış Harekatı ve Enver Paşa


1912 yılında yeni seçilen Amerika Başkanı Wilson’a, Türkiye’ye atanacak büyükelçinin kim olacağı sorulduğunda, "Türkiye yok ki, elçi göndermeye ihtiyaç olsun" demiştir.

Birinci Dünya Savaşı öncesinde, Osmanlı’ya bakış işte bu şekildeydi. Dolayısıyla, Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdik, girmesek ne olurdu gibi tartışmalar, Wilson’un cümlesi karşısında anlam ve önemini yitiriyor.

Birinci Dünya Savaşı’nın bir parçası olan Sarıkamış Harekatı, milli bellekte silinmez izler bırakan ve ilk günkü tazeliği ile vicdanları bugün de kanatan bir mücadelenin adıdır.
Sarıkamış Harekatı, Rus işgali altındaki Kars, Sarıkamış ve Ardahan’ı kurtarmak; baharda başlayacak Rus taarruzunu engellemek ve Kafkaslar ile Orta Asya’daki Türk illerinin kapısını açmak amacıyla başlatılmıştır. Bu harekatın bir diğer amacı da, Birinci Dünya Savaşı’na parlak bir başlangıç yapmaktı. (Rusların, Kars ve Ardahan civarında tahrik ettikleri Ermeniler, otuz binden fazla Türk erkeğini işkencelerle öldürmüş, Müslüman kadınlara da yapmadıkları kötülük kalmamıştı. Ermenilerin ellerinden kaçabilen çoğu kadın ve çocuk binlerce insan karlı dağlarda perişan bir haldeydi. Ermeni askerlerinin muhafazasına verilen Türk esirler acımasızca işkencelere maruz kalarak öldürülüyordu. Artık buralardaki Müslümanların kurtarılması da vicdanı bir yükümlülük haline gelmişti.)

Neredeyse bütün askeri uzmanların ortak görüşü, Rus kuvvetlerinin arkasına sarkmayı hedef alan bu harekatın, başarılı bir plan olduğu yönündedir.

Burada, Enver Paşa’nın "acele ettiği" iddiasına da bir parantez açmak gerekiyor: Ziya Nur Aksun, Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı isimli eserinde şu tespiti yapmaktadır: "Diğerlerinin ayak sürümelerine rağmen, Enver’in harekatta ısrar etmesi, vukuata göre haklı ve çok isabetli görünmektedir. Çünkü, harekatta yapılacak her gecikme, Ruslar’ın Sarıkamış’taki vaziyetini kuvvetlendirecektir."

Çünkü Rusların, sınırsız insan kaynakları vardı. Neredeyse her gün, yeni takviye birlikler geliyordu. Türk ordusu ise, dört bir cepheye dağılmış vaziyette olduğundan, sınırlı imkanlara sahipti.

İstanbul’dan Erzurum’a gelip Üçüncü Ordu Komutanlığı görevini de üzerine alan Enver Paşa, yayınladığı şu beyanname ile 18 aralık 1914 tarihinde, birliklere taarruz emri verdi: "Askerler! Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınızın, sırtınızda paltonuzun olmadığını gördüm. Lakin, karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda taarruz ederek Kafkasya’ya gireceğiz. Siz orada her türlü nimete kavuşacaksınız. Alem-i İslam’ın bütün ümidi, sizin son bir himmetinize bakıyor."

Şartlar zorludur. Enver Paşa, askerin sıkıntılarını bilmektedir. Fakat vatan, onlardan bir fedakarlık daha beklemektedir.

Liman Von Sanders, "Üçüncü Türk Ordusu’nun (Köprüköy’de) Rusları geri çekilmeye mecbur etmesi, Enver’in hırsını tahrik etti" diyerek; taarruz harekatını, Enver Paşa’nın şahsi ve nefsi hırslarıyla yapılmış gibi göstermesi, pek kabul görmez. Nitekim, Enver Paşa’ya muhalif olan ve onu pek sevmeyen Miralay Şerif, "Bu düşünce yanlıştır. Enver, Hasan İzzet Paşa’nın Ruslara kati darbe vuramadığını düşündüğü için Üçüncü Ordu’ya geldi" demektedir.

Burada bir konunun daha altını çizmek gerekir: Anadolu’yu kasıp kavuran salgın hastalıklar yüzünden, her ay, Üçüncü Ordu mevcudunun % 18’i hastalanıyordu. Bir an önce harekata geçilmezse, ordu, durduğu yerde eriyecek ve bir güç unsuru olma özelliğini yitirecekti.

Sarıkamış Harekatı’na 83. Alay Komutanı olarak katılan Tuğgeneral Ziya Yergök, anılarında bu gerçeği tüm açıklığı ile ortaya koyuyor: "Orduyu hareketsiz, boşu boşuna durdurmak, tatbikatla uğraştırılsa bile iyi bir şey olmazdı. Muharebeye giren ordu, sonuna kadar muharebe ile uğraşmalıdır. Ordu uygun olmayan şartlar altında bekletilirse, her türlü bulaşıcı hastalıktan erir, mahvolurdu.

Düşmanlarımızın yiyecek, içecek, giyecek, yakacak ve cephane kaynakları bitmez tükenmez derecede bol olduğu için, muharebeyi uzatarak kazanmak istiyorlardı. Bu kaynaklar bizde ve müttefiklerimizde az olduğu için, istiyorduk ki bir an önce zafer kazanalım. Bu yüzden taarruz yaza bırakılamaz, sınırlı kaynaklarla muharebe uzatılamazdı." Sayfa 122

Ve Sarıkamış Harekatı

Üçüncü ordunun üç kolordusu, 24 Aralık 1914 günü, eksi kırk derece soğukta, Büyük Sarıkamış Çevirme ve Kuşatma Harekatı’na başladı. Ayrıca, gerilla harbi yapan yarı resmi Türk çeteleri de Ardahan’a hareket etti. Üçüncü ordunun bazı kıtaları, 24-25 aralık gecesi Sarıkamış’a ulaşmayı başardı. Ancak, Allahü Ekber dağlarını aşarken çetin zorluklar ve kış şartları sebebiyle çok zaiyat verildi.

Türk ordusunun ne kadar zorlu bir işe giriştiği, Rus Kafkas Ordusu Başkumandanının, Fransa ve İngiltere’ye çektiği şu telgraftan bellidir: "Telefon konuşmalarını bile durduran soğuk ve kış, Türk ordusunu engellemiyor. İkinci bir cephe açarak, Türk ordusunun ilerlemesi durdurulamaz ise, Bakü petrolleri Osmanlı-Alman ittifakının eline geçecek ve Hindistan yolu onlara açık bulunacak."
Kış, bu sırada daha da şiddetlendi. Fırtına ile yağan kar yolları kapatıp çadırları yıktı. Arkasından da dondurucu soğuklar bastırınca, kayıplar artmaya başladı. 25/26 Aralık gecesi, 10. Kolordu Sarıkamış’ı kısmen işgal etmeyi başarsa da, savaş sonunda bu kolordu da erimiştir.

Sarıkamış Harekatı sonucunda ağır bir bedel ödendiği doğrudur. Fakat, bazılarının iddia ettiği gibi, bu bedel, "düşmana tek kurşun sıkmadan" gerçekleşmiş değildir.

Vatani görevimi, 3. Ordu’da taarruz piyadesi olarak yaptım. Bize öğretilen ve askeri kitaplarda yer alan, taarruz ile savunma oranının ikiye bir olduğudur. Yani, savunan taraftan bir asker ölürse, taarruz eden taraftan iki askerin ölmesi kaçınılmaz gibidir.

150 bin kişilik 3. Ordu’nun (Harekata katılan: 75 bin) kaybı, harp tarihi arşivine göre 23 bin şehit, 7 bin esir ve 10 bin yaralıdır. Liman Paşa’nın kitabında, asker kaybımız 42 bin olarak ifade edilir. Birçok tarihçi de, toplam olarak 50 bin rakamını doğru kabul eder. Rus ordusunun kaybı ise, kendi resmi rakamlarına göre 32 bindir. Resmi kaynakların dışına çıkıldığında, Rusların kaybı da artmaktadır.

Sarıkamış Harekatı’nda 90 bin zaiyat verdiğimiz, sadece Rus kaynaklarında yazılıdır. Bu rakam, propaganda amaçlı olduğundan abartılıdır. Ve resmi ideolojinin sözcülüğünü yapan bazı tarihçiler, Rusların verdiği bu rakamı doğru kabul edip kullanmıştır.
Rus ordusunun da 32 bin kayıp verdiğini hesaba katarsak, ortada, yoktan yere şehit olan askerler yoktur. Mesela Mustafa Müftüoğlu "Enver Paşa’nın hataları yüzünden, 100 bin kişilik 3. Ordu’dan 10 bin asker sağ kaldı" diye yazmıştır. Geride 10 bin asker kalmış olsaydı, bu kadar küçük bir kuvvetle ancak bir il veya ilçe savunulabilir ve Ruslar, İç Anadolu’ya kadar rahatlıkla ilerleyebilirdi. Yine, "90 bin askerin yoktan yere öldüğü"nü söyleyen yazarlar bulunmaktadır. Böyle bir cümleyi dile getirmek, Sarıkamış’ta şehit düşen askerlere yapılacak en büyük haksızlıktır, diye düşünüyorum.

[Sarıkamış Harekatı’nda yaşananların bir benzeri de, İngilizlerin başına gelmiştir. Somme Savaşı, Birinci Dünya Savaşı’nın en kanlı çarpışmalarından biridir. Somme’de, Alman savunma hatlarını yarmak için taarruz eden İngiliz ordusu, akıl almaz hatalar ve bazı talihsizlikler yüzünden, ilk gün, 58.000 asker kaybetmişlerdir. İlerleyen günlerde, bu sayı hızla artmıştır. Ve Somme Savaşı, Britanya İmparatorluğu ordusunun bir tek günde en çok kaybı verdiği savaş olarak tarihe geçmiştir.

Sarıkamış ile Somme arasındaki tek fark ise, İngilizlerin, bu ağır kayıplar ve sonuçsuz taarruzlara rağmen, hiçbir komutanlarını suçlamamasıdır.]Sonuç olarak, 75 bin askerin katıldığı bir savaşta 90 bin kayıp vermek, bazı askerlerin iki kere ölmesi anlamına gelir ki, bu da tıbben mümkün değildir. Ayrıca, Trablusgarp’ta kendisine hediye edilen bir ceylanın hastalanması üzerine, başucuna oturup ağlayacak kadar duygusal olan Enver Paşa’nın, binlerce vatan evladını "gözünü kırpmadan ölüme göndermesi" düşünülemez.

Soğuk, açlık ve hastalık

Sarıkamış Harekatı’nda soğuktan ve açlıktan ölmelerin başlıca iki nedeni var:

1- Taarruza katılan birliklerin hatırı sayılır bir kısmı, özellikle Arabistan’dan geri çekilen ve Güneydoğu Anadolu’ya sevk edilenlerdir. Bu askerler, sıcak iklime alışık olup teçhizatları yönünden de kış şartlarına hazırlıksızdır.

2- Harekat başlayacağı zaman, Üçüncü Ordu’nun mevcudu 190 bin insan ve 60 bin hayvan idi. Bu mevcudun altı aylık iaşesi için takriben 88 milyon kilogram buğday, çavdar ve arpaya ihtiyaç varken, ordu ambarında yalnız 1 milyon 250 bin kilogram erzak ve zahire mevcuttur. [Kaymakam Şerif Bey’in Sarıkamış Anıları, sayfa 56]
Yine, 5. Kolordu’ya bağlı 31. ve 32. fırkalar, feci bir yanlışlık eseri olarak, havanın da sisli olması yüzünden, birbirlerine ateş etmişler ve 2 bin asker zaiyat vermişlerdir.

Ayrıca, 3. Ordu’ya en büyük darbeyi Rusların değil, tifüs, çiçek, humma, dizanteri, kolera, sıtma gibi salgın hastalıkların vurduğu, birçok tarihçinin ortak görüşüdür. Sözgelimi, Mart 1915’te 3. Ordu’nun % 45’i hastalanmış, % 11’e yakın kısmı da hastalıktan vefat etmiştir. (Kaynak: Tarihin Sarıkamış Duruşması, Dr. Ramazan Balcı, sayfa 103)

Sarıkamış Harekatı’na katılan askerlerin, "bizi Ruslar değil, bitler yendi" sözü, hiçbir zaman yabana atılmamalıdır.

2

O feci gece ve geri çekilme

O feci geceyi yaşayanlardan biri olan Kaymakan Şerif Bey, hatıratına şunları yazar: "Hava soğuk idi. Saatler pek uzun olarak geçiyordu. Gece oldu. Keskin bir soğuk ve şiddetli tipi başladı. Efrad, ayağındaki çarıkla diz boyu karlı orman yamaçlarında, zabitinin gözünden kaybolmuş ve şurada burada istirahate koyulmuştu. Bunların içinde ateş yakmaya muvaffak olan vardı. Fakat birçokları da orada ebedi bir uykuya dalmıştı. Yol boyunca perakende olarak kıtasından geri kalıp da donan efrad ile ormanlar içinde kalan bedbahtlar, gündüz olduktan sonra anlaşıldı ki, fırkaların mevcutlarından daha fazla idi."

Ve son gece... 3-4 Ocak gecesi.

"Karanlık bastı. Asker düşmanla karşı karşıya, karlar içinde ve avcı halinde sabahladı. Bu askerler bu gece ne yedi? Bilmiyorum."

Ve geri çekilme...

Sarıkamış Harekatı’nın son anına kadar, her iki tarafın da kaybetme ve kazanma ihtimali vardı.

Ruslar, kesin hücuma 4 Ocak 1915’de geçmişlerdir. 9. ve 10. Kolorduların mevcutlarının çok azalması, bir avuç insanı, çok geniş bir cepheyi müdafaa etmek zorunda bırakmıştır. Kendilerinden sekiz kat üstün bir düşmana karşı dayanmışlar; fakat 11. Kolordu’dan beklenen yardımı alamamışlardır.

Enver Paşa, en ön saflardayken, vasiyetini şu şekilde yazmıştır: "Ruslara taarruz edildi, fakat mağlup edilemedi. Şimdi, 11. Kolordu ve süvari fırkasını bekliyorum. Gelir ve yetişirse, düşmanı bozacağım. Fakat gelmeden düşman, zayıflamış kıtalarımıza taarruz eder ve taarruzda muvaffak olursa, o vakit ordu mahvolmuş demektir. Şimdiye kadar asker ve zabitler, hiç kusursuz harp ettiler. Her manevrayı yaptılar. Bu halde vasiyetim: Ben vazifemi yaptığımı sanıyor ve öyle ölüyorum. Düşmana, sonuna kadar karşı koyunuz. Her halde sonunda muvaffak olacağız. Ben, kalben müsterih olarak ölüyorum. Yaşasın dinim, vatanım, padişahım!"

5 Ocak’taki Rus taarruzunda, düşman, bir kaç yerden girme yapmasına rağmen; Enver Paşa çekilme emri vermemiş, kendisi de yerinden ayrılmamıştır.

[B]Miralay Şerif, Enver Paşa’nın yanına gelerek, "9. ve 10. Kolordulardan hayır kalmadığını, neticenin esaret olduğunu" söylemiş ve "Burada kalmakla hiçbir fayda temin edemezsiniz, fakat 11. Kolordu’nun olduğu Kötek’e gider ve bu birliği harekete geçirirsiniz, durumumuzu düzeltebilirsiniz" isteğinde bulunmuştur. Yani Enver, İstanbul’a kaçmak için değil, 11. Kolordu’yu harekete geçirmek için cepheden ayrılmıştır. Bardız’a yaklaştığında ise, bir düşman keşif kolunun ateşine maruz kalmış, kurmaylarından biri de kolundan yaralanmıştır.
Enver Paşa, 9. ve 10. Kolordulara Hafiz Paşa’yı komutan olarak atar. Yeni kumandan durumu anlamak için 9. Kolordu karargahına gider ve orada, "şereften başka her şeyin bittiğini" söyleyerek geri çekilme emrini verir. Türk ordusunun başarılı çekilme harekatı, Rus Başkomutan Vekilini kızdırınca, Kafkasya Genel Valisi’nin oluru ile Sarıkamış Grubu Komutanı Berhman’ı görevden alarak, yerine 2. Türkistan Kolordusu Komutanı Yudeniç’i tayin etti.

Büyük Rus baskısı ve ciddi kayıplara rağmen, Üçüncü Ordu, oldukça zor şartlar altında; Narman, Yeniköy, Kaleboğazı, Tortum hattında tutunmayı başardı. Enver Paşa ise, 11. Kolordu ile yardıma koşmak istemiş, felaket haberini yolda almıştır. Artık yapacak bir şey yoktur. Ve aşağıdaki beyannameyi yayınlayarak, 10 Ocak 1915’te İstanbul’a dönmeye karar verir.

"Askerler! Hemen bir ay oluyor ki, içinizde bulunarak günlerce devam eden muharebelerde, düşmana nasıl saldırdığınızı gördüm. Bu uğurda sarfettiğiniz gayretler, hiçbir vakit kaybolmayacaktır. Bundan dolayı sizi, Padişahınız ve Halifeniz başta olduğu halde, bütün millet tebrik ediyor. Ben yine İstanbul’a dönüyorum. İnşallah, bundan sonra da büyük muvaffakiyetler kazanarak, düşmanı bir daha baş kaldırmayacak derecede kahreder ve şehidlerimizin ruhunu şad edersiniz. Sizi Allah’ın birliğine havale ederim. Unutmayınız ki, Allah her an yardımcınızdır."

Bu beyanname, Enver Paşa’nın bir an bile olsun ümidini yitirmediğini, çok derin bir iman ile dolu olduğunu göstermesi açısından da önemlidir. Yine, Miralay Şerif, "Sarıkamış, tarihimizin şerefli sayfalarından biridir. Türk ordusu, kara kışın tipisiyle, düşmanın kurşun ve güllesiyle uğraşa cenkleşe mahvoldu da, bir neferi arka çevirmedi" demektedir.

General Wavel de, Sarıkamış’tan sonra, şu sözleri söylemiştir: "Türk ordusu, hiçbir dünya ordusunun yerinden kıpırdayamayacağı şartlar altında muharebe eden bir ordudur."
Bir bozgun söz konusu değildir. Fakat yine de, Sarıkamış’ın Türk milletine verdiği zaaf, senelerce sürmüştür. Irak ve Filistin orduları bile, Sarıkamış’ın sonuçlarından etkilenmiştir. Devletin en güzide ordusu, bir iki gün içinde sarsılmış, ağır bir darbe almıştır.

Tarafsız bir bakış

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu isimli önemli bir kitaba imza atan Edward J. Erickson ise, daha iyimserdir. Sarıkamış Harekatı’nı onun kaleminden okuduğumuzda, içimiz pek kararmaz. O halde okuyalım:

"Sarıkamış Harekatı, 22 Aralık sabahı kar ve sisin az olduğu, umut veren ılımlı bir havayla başladı. 10. Kolordu sabah saat 4’te Oltu istikametinde harekata başladı. 9. Kolordunun tümenleri sabah saat 6 ile 8 arasında hücum ederken, 11. Kolordu sabah saat 9’da hücuma geçti. Enver Paşa sabah saat 8’de harekatı izlemek üzere ileri hatlara gitti ve öğleden sonra saat 3 sularında Hahor’a geldi. Başarılı bir gündü ve 3. Ordunun akşam raporları son derece ümit vericiydi. Ertesi gün de işler iyi gitti ve 24 Aralık tarihinde Türk sol kanadı Oltu’yu geçmiş ve hâlâ ilerlemeyi sürdürüyordu. 11 Kolordu ile 2. Süvari Tümeni de ilerliyordu. 24 Aralık’ta 9. Kolordu Sarıkamış’ın dış mahallelerine ulaşmış, 10. Kolordu da güneydoğuya dönerek Sarıkamış’ın kuşatılacağı noktaya varmıştı. Bu ana kadar taarruz büyük bir başarı kazanmış, 10. Kolordu sadece üç gün içinde 75 kilometrelik çok zor bir yürüyüş yapmıştı. 25 ve 26 Aralık tarihinde yapılan bir gece hücumunda 29. Piyade Tümeni Eski Sarıkamış’a girdi. 28 Aralık günü 10. Kolordu Sarıkamış-Kars yolu üzerinde tıkama mevzilerini ele geçirdi. Şimdi hava koşulları kötüleşmekteydi ve 10. Kolordu 1 buçuk metre karın bulunduğu ve ısının - 26 derece olduğunu bildiriyordu.

Ne yazık ki 11. Kolordunun hücumları yeterince etkili olamamıştı ve kolordu Rusları ileri mevzilerinde tespit etme görevini yerine getiremedi. Ruslar derhal bundan yararlandılar ve Erzurum önündeki hatlarından bir kaç piyade ve süvari alayı çekip Türkler gelmeden önce Sarıkamış’a geri gönderdiler. Bu kuvvetler son anda yetiştiler ve art arda gelen Türk hücumlarına karşı şehri elde tutmayı başardılar. Rus ordu ve kolordu karargahları, gelişmeler cesaret kırıcı olmasına rağmen duruma iyice hakim oldular ve kuvvetleri üzerindeki etkin komuta ve kontrolü yitirmediler. Ayrıca 10. Kolordunun daha fazla ilerlemesini engellemek için Rus takviyeleri hızla Benliahmet’e gelmekteydiler.

29 Aralık, 3. Ordunun başarılarının son noktasına eriştiği gün gün oldu. Enver Paşa ordunun ileri harekatına katılmış ve operasyonun doğrudan komutasını üstlenmişti. Kuşatmanın tamamlanması için Çerkezköyü’nün kuzeyindeki sahra karargahından topyekün bir gayret gösterilmesini emretti. Ne yazık ki Türk hücumları bir sonuca ulaşacak gibi görünmüyordu ve Ruslar, çöküşün eşiğinde görünmüyorlardı. Ertesi gün Rusların Kars ve güneydoğudan taze takviye kuvvetleri getirmekte oldukları apaçık görüldü. Ayrıca yıpranma ve kayıplar Türk tümenlerini zayıflatmakta, askerler tükenmiş durumdayken hava da giderek kötüleşmekteydi.

Kuvvetlerin yeni yılı karşıladıkları ve 1915 yılının başladığı sırada harekata ilişkin taktik inisiyatifler karşı tarafın eline geçti. 10. Kolordunun kanatlarına ve 11. Kolordunun karşısına büyük Rus kuvvetleri getirilmişti. 2 Ocak 1915 günü Ruslar kendi taarruzlarını başlattılar. Bu tuzak içinde bir tuzaktı ve kuşatma yapan 9. ve 10. Kolordular şimdi ezici bir Rus kuşatmasının hedefi oldular. Türklerin durumu bir gecede değişti ve umutsuz hale geldi.

4 Ocak günü Rus hücumları 9. ve 10. Kolorduları giderek daha küçük bir bölgeye sıkıştırırken, Türkler felaketin eşiğine gelmişlerdi. Türklerin ya ricat ya da imha ile karşı karşıya oldukları açıktı ve Enver Paşa çekilmeyi onayladı." (Sayfa 84, 85, 86)
Sansür meselesi

Bazı tarihçiler, Enver Paşa’nın "başarısızlığını gizlemek için" sansür uygulattığını ve Sarıkamış Harekatı’nın sonuçlarını halktan sakladığını söyler.

Böyle feci bir haberin yurdun her yerine yayılması, hem cephelerden güzel haberler bekleyen halkı, hem de cephelerde savaşan Türk ordularını olumsuz etkileyecekti. Yine, o dönemin koşulları böyle bir haberin duyrulmasına müsait değildi. Sansürün nedeni bunlar olsa gerek.

Şimdi bile, Doğu illerindeki terör olayları ve asker kayıplarının önemli bir kısmından haberdar olmuyoruz.

3

Enver Paşa ve Birinci Dünya Savaşı

Enver Paşa’nın yaptığı şu konuşma, Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdiğimizin en açık göstergesidir: “Bizi doğrudan doğruya boğazlamak isteyen Çarlık Rusyası ve İngilizlere karşı, yalnız hayatımızı bağışlamaya razı olan Almanlarla yan yana harp ettik.”

Sarıkamış’la ilgili kaynakların ve tanıkların ortak noktalarından biri de; Enver Paşa’nın gece gündüz ayrımı yapmadan, çok tehlikeli olan avcı hatlarına kadar gittiği, en ön mevzilerde bulunduğu ve uyarıları, ricaları dinlemediğidir. Yine, "Soğanlı ormanlarının vahşi dereleri içinde bütün karargâhıyla beraber aç kaldığı" bilinen bir gerçektir. Yani, kendisi keyif çatarken, askerleri ölüme atmamıştır. O da emri altındaki askerler gibi üşümüş, aç kalmış, en ön saflarda savaşmıştır.

Enver Paşa’yla ilgili "hainlik" tartışmaları, biraz da yeni rejimin ürünüdür. Enver Paşa’nın dindar olması, hilafet müessesesine ve padişaha sıkı sıkıya bağlı bulunması, kimileri için "tehlikeli" bir durumdur. Sözgelimi, Çanakkale’de ordulara "ölmeyi emreden" Mustafa Kemal kahraman olmuştur; ordulara "taarruz" emri veren Enver Paşa ise "hain"...

Enver Paşa hakkında uzman kabul edeceğimiz isimlerden biri olan Ziya Nur Aksun; onu, şu cümlelerle değerlendirir: "Enver Paşa, Osmanlı neslinin son büyük temsilcisidir. Bu neslin özelliği, gerilimlerinin yüksek ve bağlanışlarının derin olmasıdır. Bütün varlıklarıyla sever, bütün varlıklarıyla bağlanırlar. Ama, ne yazık ki, cumhuriyet nesilleri bu derin bağlanışlardaki güzelliği kavrayamamış, politik, günlük çıkar çatışmalarını aşamayan değerlendirmeler içinde bu değerleri yok saymış, yahut küçültmeye uğraşmıştır. Oysa, Osmanlının bu son nesli, ellerinden gelenin en iyisini yapabilmek için, hayatlarını vermekten hiçbir zaman çekinmemişlerdir.”
Osmanlı’nın bu son nesli, üzerine düşeni yapmıştı; her şeyi unutsanız bile, bu nesil yüzbinlerce şehit vermiştir. Tarihte, bu kadar yücelen bir nesil az bulunur. Ya sağ kalanlar? Onlar, devletimizin parçalanan toprakları üzerinde ve çoğu Anadolu’da olmak üzere, emperyalist güçlerle sonuna kadar dövüşmeye devam ettiler. İslam dünyasının en onurlu toprakları, onların diktiği bayrağın gölgesinde olanlardır.

İşte Enver Paşa, bu emsalsiz neslin simgesi idi. Kendisini, inandığı mukaddesler uğruna feda edişin en parlak örnekleriyle yaşamış, öncü ve örnek bir insandı.

Enver Paşa, İtalyanlara karşı savaşmak için Trablus’a giderken, bir mektubunda şöyle der: ‘Trablus artık kaybolmuş sayılır. Buna rağmen neden gidiyorum? Bütün Müslüman dünyasının bizden beklediği bir vazifeyi yerine getirmek için gidiyorum.’ Aynı insan, Osmanlı Ordularının sâbık baş komutanı ve damad-ı Halife-i İslam olarak hiçbir başarı umudu olmayan Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesine atılırken de, böyle, insanı ürperten bir gerekçe söyleyecektir."

Enver Paşa, Birinci Dünya Savaşı bittikten ve Osmanlı çöktükten sonra, pekala, Avrupa’nın herhangi bir şehrine yerleşip rahat bir hayat sürebilirdi. Fakat o, İslam davası için mücadele etmeye devam etti. Mesela, Sakarya Savaşı öncesi, mahiyetiyle birlikte Batum’a geldi. Amacı, Milli Mücadele Birlikleri bu savaşı kaybederse, Anadolu’ya girip ordunun başına geçmek ve Milli Mücadele’yi yürütmekti. Hakkında yazılan ve konuşulanlar, Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesine rağmen, Enver Paşa’nın ordu ve halk üzerindeki etkinliğini azalmadığını gösteriyordu. Bu "tehlike"yi sezenler, Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir’e şifreli telgraf çekerek, Anadolu’ya gelmesi halinde, Enver Paşa’nın tutuklanmasını isterler. Ve hakkındaki malum kampanyalar da o saatten sonra başlar.

İlk günden son güne kadar Sarıkamış Harekatı’nda bulunan Kaymakam Şerif Bey de, Enver Paşa’nın "hain" olmadığını söyler. Şerif Bey’in yazdıklarında Enver’le ilgili birçok olumsuz cümle olmasına rağmen, şu satırlar dikkat çekicidir: "Maksadı hizmet idi, her gün ateş içinde bulunduğu için, on defa yaralanabilirdi. Allah onu hiçbir şeyden korkmaz, hiç kimseden çekinmez bir şekilde yaratmıştır."

Enver Paşa’nın hataları elbette yok değildi. Tarihçi Niyazi Akşit’e göre, "Enver Paşa büyük bir vatanseverdi. Fakat gerçekleştiremeyeceği büyük işlere girişti."Enver Paşa’nın Almanlara sıcak baktığı doğrudur. Fakat bu bakış, körü körüne değildir. Enver, Almanlar savaşı kazandıktan sonra, sıranın Türkiye’ye geleceğini biliyordu. Bu yüzden, Almanya’nın verdiği silahların bir kısmını cephelere göndermemiş, Anadolu’nun derinliklerinde depolamıştır. Nitekim, bu silahların mühim kısmı, Kurtuluş Savaşı sırasında kullanıldı. (791 bin tüfek, 4 bin makineli tüfek ve 945 top… Kaynak: Edward j. Erickson, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu, sayfa 278)
Bu bölümdeki son sözü, Enver Paşa’yı yakından tanıyan tanıklara bırakalım: "Onu yakından tanıyan herkesin üzerinde birleştiği nokta, Enver’in bir insan olarak mükemmel ahlaki değerlere sahip olduğudur." Emir Şekip Arslan, Şehit Enver Paşa ve Arkadaşları

"İffet ve namus timsali, feragatin en üst sınırında, hayat ile ölüm arasında fark görmeyecek derecede idealist olarak yaşamıştır." Muallim Fuat Gücüyener, Büyük Harpte Tanıdığım Kumandanlar

"Bir insanın çıkabileceği en üst makamlara yükseldiği halde, samimiyetini kaybetmemiştir. Keskin bir zeka, salim bir muhakeme, muhatabını iyi tanıma gibi yaşından beklenmeyen edep ve terbiye sahibidir." Golç Paşa’nın Hatıraları.

Olumsuz kampanya

Enver Paşa’yla ilgili olumsuz kampanya siyasidir ve daha daha çok Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır. Nitekim, Eric Jan Zürcher, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi isimli ‘bağımsız’ kitabında, 1920’li yılları değerlendirirken, "İttihat ve Terakki Cemiyeti’nden sadece Enver Paşa, savaş sonrası Türk siyasetinde önemli bir rol oynadı" demektedir. Eserin 207. sayfasındaki şu cümle de dikkat çekicidir: "Mustafa Kemal’in Enver’le olan kişisel ilişkileri çok gergindi."

Zürcher’e göre; "Enver Paşa, savaşın sadece ilk aşamasının kaybedilmiş olduğuna ve tıpkı 1913’te Balkan Savaşı’nda olduğu gibi, ikinci bir raunt için fırsat çıkacağına ve bu rautta Osmanlıların saldırıya geçeceklerine inanıyordu." [Sayfa 197] Nitekim, Enver Paşa, sık sık, "Arabistan, Suriye, Mısır, Filistin, Kafkaslar ve Trablusgarb’ın tekrar Osmanlı’nın eline geçeceğini" söylemekteydi.

Ona göre, Türkiye’nin hür ve tam bağımsız bir devlet olabilmesi, ancak, Anadolu’nun dışına taşan bir coğrafyayla mümkündü. Tabii böyle bir şeyi en başta İngilizler istemezdi. Ki, Enversiz Kurtuluş Savaşı’na İngilizlerin pek müdahale etmemesi, kafalarda hep soru işareti bırakmıştır. Bunun nedeni, Kurtuluş Savaşı’nı yürüten kadronun, sınırlı topraklara [Anadolu ve Trakya’nın bir kısmı] razı olması, olabilir.
Zürcher, Milli Mücadele’nin 19 Mayıs 1919’da başlamadığını da delilleri ile ortaya koyuyor. [ Ki, Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, dünya çapında saygın bir eserdir.]

"İttihat ve Terakki Cemiyeti, bir taraftan Anadolu’da silahlı direniş hareketi hazırlarken; aynı zamanda da Rum, Ermeni, Fransız, İtalyan ya da İngilizler tarafından işgal edilme tehlikesi olan bölgelerdeki Müslüman Türk kesiminin haklarını savunmaya hazırlanıyordu. Bu girişim, yerel ‘Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri’nin kurulması şeklini almıştı, ki bu örgütler savaş sonrasında Anadolu ve Trakya’da ulusal direniş hareketlerinin oluşturulmasında hayati bir rol oynayacaklardı. [Kasım 1918]

Ömer Lütfi Mete, Cumhuriyet’ten sonra başlatılan Batılılaşma hareketini ima ederek, "Avrupa, Türkiye’yi şartlı tahliye etmiştir" demektedir. Bunu da bir kenara not etmekte fayda var.

Birinci Dünya Savaşı’na kimin yüzünden girdik?

Enver Paşa’ya isnad edilen suçlardan biri de, Osmanlı’yı Birinci Dünya Savaşı’na sürüklediğidir. O dönemin en önemli isimlerinden biri olan Said Halim Paşa, "Türkiye’nin Birinci Cihan Harbi’ne Katılmasının Sebepleri" başlıklı makalesinde, devletin bu savaşa girmekten başka çaresinin kalmadığını en açık delilleri ile anlatır. Said Halim Paşa, "Büyük Avrupa Harbi’nin patlamasının Türkiye için taşıdığı derin tehlikeleri idrak etmeyen kimse yoktu" dedikten sonra, bu savaşın asıl gayesinin, "Türkiye’nin paylaşılması" olduğunu söyler. Yine, özellikle İngiltere, Fransa ve Rusya’nın amacı, Türkiye’yi yalnız ve çaresiz bırakmaktır. "Üçlü İtilaf, ta Güney Amerika hükümetlerine varıncaya kadar her tarafta kendine müttefik arıyor, fakat bütün bunların yanında, Türkiye ile ittifaka girmiyorlardı. Türkiye, kendi varlığının çok ciddi tehlikelere maruz kaldığını anlamış bulunmaktaydı. Ve, tarafsızlık, yalnızlık demekti."

Said Halim Paşa’ya göre, İstiklal Harbi, Birinci Dünya Savaşı’nın devamıydı ve bu savaş, adeta, Enver Paşa ve ekibinden kaçırılmıştı. Said Halim Paşa’nın sözkonusu makalesinden bir bölüm okumak, meseleyi daha iyi kavramamıza yarayacaktır.

“Türkiye, kendi varlığının çok ciddi tehlikelere ve ithamlara maruz kaldığını anlamış bulunmaktaydı.

İtilaf Devletleri, bizimle bir ittifaka girmiyorlardı. Çünkü böyle bir anlaşma, onların gizli maksatlarına aykırı düşmekte idi. Bu devletler, harbin sonunda ‘Hasta Adam’ın hayatına son vermek ve onun mirasını paylaşmak istiyorlardı. Bu muharebede, İtilaf Devletlerinin esas gayelerinden biri de bu idi.

Nihayet Üçlü İtilaf’ın elçileri ile devam eden görüşmeler, üçünün müşterek verdikleri nota ile sona erdi. Bu notaya göre üç devlet, bütün Harb-i Umumi müddetince tam ve mutlak bir tarafsızlık halini muhafaza etmesi şartıyla, Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve istiklalini tekeffül ediyorlardı. Öyle ki, bu müşterek notaya göre, Türk devletinin sadece harbe girmemesi "bîtaraflık" olarak kabul edilmiyordu. Böyle bir tarafsızlık, Türkiye’yi, milli müdafaası için kurmaya mecbur olduğu kuvvet ve teşkilat için muhtaç bulunduğu dış yardımdan tamamen mahrum bırakıyordu.

İtilaf Devletleri’nin teküffülünü geçerli kılabilmek için tatbik edilecek bir tarafsızlık, Türkiye’yi kendi kendini müdafaa edemeyecek bir geriliğe ve acze mahkum ediyordu. Rusya’nın ihtirasları ve İngiltere’nin kötü niyetleri ile bir kat daha şüpheli hale gelmiş olan bir tekeffüle memleketin talihi bağlanamazdı. Esasen bize çok pahalıya oturmuş bir acı tecrübeler silsilesi, bizi ikaz etmekte idi.

Sulh zamanlarında bile Osmanlı bütünlüğüne ve istiklaline en öldürücü darbeleri vurmuş olanların, hele bir de savaştan zaferle çıktıktan sonra, verdikleri sözlere riayetlerinin daha öncekilerden başka türlü olacağına nasıl inanabilirdik? Geçmişte olanlar, gelecek için tatlı hayaller beslememize imkan bırakmıyordu.

İtilaf Devletleri’nin Sevr Muahedenamesi ile açığa vurulan kötü niyetleri, suikastleri, karanlık ve kanlı ihtirasları, ne dün doğan şeyler, ne de Harb-i Umumi’nin neticeleridir. Onlar, Harb-i Umumi’yi doğuran sebeplerin en mühimlerinden oldukları gibi, bugün devam eden savaşın da sebebidirler. Yine onlar, Türkiye’nin son asırlarda, elîm bir mecburiyetle girişmek zorunda kaldığı üzücü harplerin de sebeplerini teşkil eder.

Bundan başka, 1914 senesi ile 1919 arasındaki fark, 1914’te aynı millî tehlikenin şimdi olduğu kadar açıklıkla görülmeyişidir. 1914’te Sevr Muahedenamesi yazılmamıştı; onun için 1919’da olduğu gibi, tehlike, kitap şeklinde okunamazdı.

Türkiye’nin tarafsız kalabilmesi, ancak varlığını korumaktan vazgeçmesi şartıyla mümkün olabilirdi. Türkiye savaşa vakitsiz girdi. Fakat bu, onun harpte takip ettiği yolun yanlış olduğunu göstermez.

1914’te Türkiye’nin Almanya ile akd ettiği ittifakı ve Avusturya-Macaristan ile işbirliğini bir hata, bir suç olarak görmek; bugün Bolşevik Rusya ile Türk devletinin akd etmiş olduğu ittifakı bir hata, bir suç saymak kadar, hatta ondan daha büyük bir yanlışlığın eseridir. Türkiye’yi harbe katıldığından dolayı itham etmek, milli varlığını korumak için mücadeleye giriştiğinden dolayı itham etmek demek olur.

Eğer Türk milleti bugün hâlâ mücadele edebiliyor ve Cenab-ı Hakk’ın inayeti, muazzez ve mübeccel evladlarının fevkalade fedakarlığı ile kendisine hür ve imanlı bir gelecek temin edebiliyorsa; bu sırf, 1914’te kendisine terettüp eden ulvi vazifeyi idrak ederek, mücadele edeceği kuvvetlerin büyüklüğü önünde herhangi bir tereddüde düşmeden, vazifesini elinden geldiği kadar güzelce ifâ eylemiş olmasındandır.”

Denize düşen yılana sarılır

Toktamış Ateş de Siyasal Tarih isimli geniş kapsamlı kitabında, bu konuya değinmektedir: "Babıali, Birinci Dünya Savaşı öncesi gelişmelerin ve kendini bekleyen tehlikelerin farkındaydı. Ve Abdülhamid’in başlattığı ‘denge politikası’ni İttihatçılar da sürdürüyorlardı. Avrupa’da savaş patlak verince, Babıali Londra’ya başvurmuş ve Boğazlar ve toprak bütünlüğü konusunda güvence verilirse, Almanya ile yapmış olduğu anlaşmaya rağmen, savaşa girmeyebileceğini bildirmişti. Ancak İngiltere bu öneriye ilgi duymadı. Zira, Rusya ile yaptığı gizli anlaşmalarla, Osmanlı topraklarının paylaşımını çoktan yapmıştı. Kısaca belirtmek gerekirse, Osmanlı savaşa girmese bile, eğer savaşı İngiltere-Rusya-Fransa kazansaydı, imparatorluk parçalanacaktı. Bu koşullar altında savaşa Almanya’nın yanında girmekten başka çare yoktu." [Sayfa 412]

Enver Paşa’nın Bakü Kongresi’nde yaptığı konuşma, Birinci Dünya Savaşı’na niçin girdiğimizin en açık göstergesidir: "Bizi doğrudan doğruya boğazlamak isteyen Çarlık Rusya’sı ve İngilizlere karşı, yalnız hayatımızı bağışlamaya razı olan Almanlarla yan yana harp ettik."

Tuğgeneral Ziya Yergök de, hatıralarında şöyle demektedir: "Boğazlar bizde idi. İngiliz ve Fransızlar İstanbul’u Ruslara verme sözü vermişti. Bunun için bizi ittifaklarına almıyor, isteklerimizi kabul etmiyorlardı. Açıkça anlaşılıyor ki, harbe girmesek bile İstanbul elden gidecek, ülkemiz parçalanacaktı. Artık doğal olarak Almanların tarafına geçmemiz gerekiyordu. Denize düşenin yılana sarılması gibi…" Sayfa 22

Bu bölümü özetleyecek olursak; Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’na girip girmeme konusunda iki şıklı bir tercihi olmamıştır.

4

Sarıkamış Harekâtı’nın doğurduğu sonuçlar

Sarıkamış Harekatı’ndan sonra Ruslar da en az Türkler kadar yıpranmıştı. O güne kadar Türkleri pek ciddiye almayan Ruslar, o günden sonra Türkleri ciddiye almış ve Doğu cephesinde bir buçuk milyon asker kullanmıştır.

Sarıkamış Harekatı’ndan sonra, Ruslar da en az Türkler kadar yıpranmıştı. O güne kadar Türkleri pek ciddiye almayan Rusların, o günden sonra Türkleri ciddiye alması, bilinen bir gerçektir. Türklerin en zor şartlarda bile böylesi bir harekata girişmesi, Rusları şaşkına çevirmiştir. Ve Ruslar, bir yıl boyunca, kendi ordusunu cepheye sürmek yerine, Ermeni çetelerini kullanmıştır. Ermeni çeteleri de geniş ölçekli bir katliam harekatına girişirler

(21 Mart 1918’de Erzincan ile Erzurum arasındaki bölgede aralarında çocukların da bulunduğu çok sayıda Müslüman Türk ölü bulundu. Ne var ki, Üçüncü Ordu henüz ana yollardan çıkıp köylere ulaşmamıştı ve buralarda daha büyük sayılarda ölü bulunması bekleniyordu.

1 Nisan 1918’de Erzurum’da 2127 Müslüman Türk erkek cesedi bulunmuştu. Olay tarihinde orada sadece Ermeniler bulunuyordu.

1 Mayıs 1918’de Trabzon ile Erzincan arasındaki köylerde, Müslümanların sadece katledilmediği, öldürüldükten sonra parçalandıkları kaydediliyordu." Genelkurmay Başkanlığı Arşivi’nden…)

Denilebilir ki, Sarıkamış Harekatı, Ermenilerin de kaderine tesir etmiştir. Harekat Türk ordusunun zaferiyle sonuçlansaydı, muhtemelen, Ermeniler katliam yapma fırsatı bulamayacak ve ileride karşılaştıkları olumsuzluklarla karşılaşmayıp yerlerinde kalacaklardı.

Bu konuda daha geniş bilgi edinmek isteyenler, Talat Paşa’nın anılarından yararlanabilirler.

Sarıkamış’tan sonra

Sarıkamış Harekatı’ndan sonra hiçbir şey bitmiş değildi. Ruslar, sadece 1916/1917 kışında 100 binin üzerinde kayıp vermişti. Bu rakam, sadece soğuk havaları ve salgın hastalıkları değil, aynı zamanda bölgedeki Türk gücünü de gösterir.
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Türkiye’deki askeri ateşesi olan Pominakowski, kitabının 1917 tarihli bölümüne, "Durum oldukça ciddi olmasına rağmen, Enver Paşa hâlâ ümidini yitirmemiştir" notunu düşer. Nitekim, 1918 yılında, Doğu Anadolu’daki şartlar Türkiye lehine değişmeye başladığında, Enver Paşa, Rusların boşaltmaya karar verdiği Kars, Ardahan ve Batum vilayetlerinin zaptı için 3. Ordu’ya emir verir.

Sarıkamış’ta "tek kurşun atmadan" savaş dışı kaldığı söylenen 3. Ordu; Rus, Ermeni ve Gürcü gönüllülerden oluşan bütün mukavametleri kırarak, 14 Şubat günü Erzincan’ı, 24 Şubat’ta Trabzon ve Nenehatun’u, 12 Mart’ta Erzurum’u geri aldı. 4 Nisan’da da Ardahan ve Sarıkamış’ı. Sonra Van, 18 Nisan’da da Beyazıt Türklerin oldu. Rus-Gürcü müdafaa kıtaları tarafından savunulan Batum’da 600 subay ve 3 bin asker esir alındı. Nihayet, 26 Nisan’da Kars kalesi zapdedildi.

Mayıs başlarında, Kafkas Cumhuriyeti’nin delegeleri, Türkiye ile barış yapmak için Batum’a geldiler. Vehip Paşa, Ahilkelek, Gümrü, Nahcivan gibi bölgelerin boşaltılması karşılığında, barış yapılabileceğini söyledi.

Türk tarafının bu talebi, Ermeni topraklarının dörtte üçü demekti. Kafkas Hükümeti, bu talebi kabul etti. Fakat, Ermeniler kararsız kaldığından dolayı, Türkler mütarekeyi feshettiler. Yakup Şevki Paşa, Gümrü’de bulunan 17 bin kişilik Ermeni ordusuna hücum etti. Ermeni ordusu mağlup oldu. Şevki Paşa, Ermenileri takip etti ve Erivan önlerinde iken, Ermeni tümeni yok edildi.

Bu sırada, Gürcüler, Almanların akıl vermesiyle, Kafkas Federasyonu’ndan ayrılmaya karar verdiler. Halil ve Vehip Paşalar, müttefikleri Almanlar ile Gürcülerin çevirdiği oyunlara çok kızmışlardı. Ültimatom verilir ve Gürcülerin Türklerin şartlarını kabul etmemesi halinde, 30 Mayıs sabahı saat 4’de Türk ordusunun Gürcü sınırını geçeceği bildirilir. Bunun üzerine, Gürcüler de Türk tarafının şartlarını kabul ettiler.

Enver Paşa, 5 Haziran günü, Vehip Paşa ile durumu müzakere etmek ve ileri harekat için gerekli tespitleri yapmak için Batum’a gelir. Türk birlikleri, 10 Haziran’da Gümrü’den Gürcistan’ın başşehri Tiflis’e doğru yürüyüşe geçti. Tiflis’in Türklerin eline geçmesini istemeyen Almanlar da buraya birlik gönderirler. Ve Waronzovka bölgesinde, Türk ordusu ile Alman birlikleri karşı karşıya geldi. Yapılan savaşta Almanlar geri çekilmeye zorlandı ve bir kısmı da Türklere esir düştü.

Ve Türk ordusu, Ermenistan topraklarından geçerek, 20 Haziran’da Gence’ye varır. Ayrıca, Enver Paşa’nın emriyle Azerbaycan Ordusu’nun "İslam Ordusu" şeklinde teşkilatlandırılmasına başlanır.

Türk Ordusu Bakü’ye girdiği gün, Almanya, 1. Dünya Savaşı’nı kaybettiğini kabul edip ateşkes ister. Ve barış görüşmeleri için İtilaf Devletleri ile masaya oturur. Böylece, Osmanlı Devleti henüz yenilmemesine rağmen, kaybedenler safında yerini alır. Yani, gerçek anlamda bir yenilgi sözkonusu değildir.
Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordusu isimli eserde, savaşın bittiği gün bile, Osmanlı Ordusu’nun cephelerdeki asker sayısının 1 milyon olduğu yazılmaktadır. Bu, çok ciddi bir rakamdır.

Bütün gelişmeleri tek tek yazmanın imkanı yok. Burada anlatılmak istenen, Türk ordusunun Sarıkamış’taki kaybını telafi ettiği ve kaybettiklerini fazlasıyla aldığıdır. Ve yenilginin baş aktörü nasıl Enver Paşa ise, bu galibiyetlerin de baş aktörü odur. Üstelik, bunu, Birinci Dünya Savaşı’nın en kritik günlerinde başarmıştır.

Sonuç olarak

Sarıkamış Harekatı’nın üzerinden 80 yıl geçti. Bu yazı, ne Sarıkamış’ta yaşanan acıyı hafifletmek, ne de Enver Paşa’yı aklamak niyetiyle yazıldı. Sadece, olaylara resmi tarihin penceresinden bakılmadı, o kadar.

Evet, Sarıkamış’ta binlerce vatan evladı şehit oldu. Kimi donarak, kimi vurularak. Aynı evlatlar, diğer cephelerde de canlarını feda etmekten çekinmediler. Bu asil davranışın üzerinden ideolojik hesaplar yapıp bir dönemi veya bazı kişileri karalamak, merhametle bağdaşmayan bir davranış biçimi olacaktır.

O dönem, Türk milletinin ölüm kalım yıllarıydı. Üstelik; düşman hem sayı, hem silah olarak üstündü. Ve Müslümanlara karşı, bitmek tükenmek bilmeyen bir nefretle doluydular. Mesela, Trablusgarb ve çevresinde Türk ve Araplara karşı savaşan General Nelson, bir mektubunda şöyle diyordu: "Ayaklananları yakmakta veya diri diri derilerini yüzmekte bizi serbest bırakacak kanunlar çıkartmalıyız. Çünkü içimizde yanan intikam ateşi yalnız idam etmekle sönmüyor."Müslümanlar, işte böylesi kin ve nefret ile karşı karşıyaydılar. Ve, şöyle ya da böyle, bu nefret çemberinden kurtulmayı başardılar. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Osmanlı Devleti’ne 6 milyon düşman askerinin saldırdığını düşünmek bile, insanın tüylerini diken diken etmeye yetiyor.
Dr. Ramazan Balcı’nın deyimiyle; "Osmanlı Devleti, sömürgeci devletler gibi dünyayı paylaşmak için değil, varlığını sürdürebilmek ve bağımsızlığını koruyabilmek için savaşmıştır."

Sarıkamış Harekatı da, bu dört yıllık sürecin başlangıcıydı. Birinci Dünya Savaşı bittiğinde, sadece Üçüncü Ordu ayakta kalmış ve bu ordunun askerleri, Kurtuluş Savaşı’nın özünü teşkil etmiştir. Çarlık Rusyası’nın çökmesinde de, Doğu cephesinin önemli bir rolü vardır. Zira Ruslar, Fevzi Çakmak’ın verdiği rakamlara göre, Doğu cephesinde 1,5 milyon asker kullanmıştır.

Evet, Sarıkamış Harekatı, bir dram değil, bir kahramanlık destanıdır. Orada, savaş tarihinde benzeri görülmemiş bir emre itaat yaşanmıştır.


KAYNAKLAR

- Kaymakam Şerif Bey’in Anıları, Arba Yayınları

- Talat Paşa’nın Anıları, İş Bankası Kültür Yayınları

- Cemal Paşa’nın Hatıratı, Arma Yayınları

- Sarıkamış’tan Esarete, Tuğgeneral Ziya Yergök’ün Anıları, yayına hazırlayan: Sami Önal, Remzi Kitabevi

- Enver Paşa ve Sarıkamış Harekatı, Ziya Nur Aksun, Ötüken Yayınları

- Tarihin Sarıkamış Duruşması, Dr. Ramazan Balcı, Tarih Düşünce Kitapları

- Osmanlı İmparatorluğu’nun Çöküşü, Joseph Pomiankowski, Kayıhan Yayınları

- Said Halim Paşa, Buhranlarımız ve Son Eserleri, İz Yayıncılık

- Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Nüfuzu, İlber Ortaylı, İletişim Yayınları

- Osmanlı’ya Dair, Bayram Altıntaş, Rağbet Yayınları

- Türkiye’nin Parçalanması ve İngiliz Politikası [1900-1920], Örgün Yayınevi

- Modernleşen Türkiye’nin Tarihi, [1800-1980], Eric Jan Zürcher, İletişim Yayınları

- Türkiye: İmparatorluktan Cumhuriyete Geçiş Serüveni, Arnold J. Toynbee- Kenneth P. Kirkwood, Birey Yayınları

- Fahreddin Paşa’nın Medine Müdafaası, Feridun Kandemir, Yağmur Yayınları.

- Siyasal Tarih, Prof. Dr. Toktamış Ateş, Bilgi Üniversitesi Yayınları

- Osmanlı’nın Son Yılları, A. L. Macfie, Kitap Yayınevi

- Türkiye 1915, Paul R. Krause, Heyamola Yayınları

- Size Ölmeyi Emrediyorum, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Ordubu, Edward J. Erickson, Kitap Yayınevi

- General Sami Sabit Karaman, İstiklal Mücadelesi ve Enver Paşa, Arma Yayınları.

yosun
29-05-2007, 14:20
Milletin ağzı torba değil ki...
Konuşur millet ben buraya arkadaşımdan duydumu yazdım... Ve Ona katılmadığımıda, hadi ordan diyerek belirttim... Ama olan işler ortada...

Soruma cevap vermeden ben bu işleri çok bilirim demişsiniz...
Nedir sizin bildiğiniz... yazında bizde öğrenelim...
Yoksa sizde şu an yurtdışında asker filanmısınız?

Demogoji yapıyorsunuz. Arkadaşınızdan duyup, o vakit onay vermediğinizi anlattığınız olaylar için son cümleniz ile onay verdiğinizi yazıyorsunuz halbuki...

Bakın bu cümleler size ait...

"Bende hadi ordan demiştim... Adam kaç zamandır Dış İşleri Bakanı filan demiştim..

Yani bu işler böyleymiş bunu öğrendik..."

Neyi öğrendiniz? Anlattığınız olaydaki arkadaşınızın sözlerinin doğru olduğunu... yani ordunun Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın diye darbe bile yapabileceğini, savaş bile çıkartabileceğini öğrendiğinizi ima ediyorsunuz.

Olanlar ortada diyorsunuz. Nedir ortada olan? Sorduklarınıza cevap vermediğimi belirtiyorsunuz iyi güzel de siz sorulana cevap verdiniz mi ki karşınızdakinden bekliyorsunuz.


Çok bilirim şeklinde bir cümle kurmadım hatta bu anlama gelecek bir cümle de kurmadım. Sizin gazetelerden okuduklarınızdan fazlasını biliyorum dedim. Aradaki anlam farkını farkedebildiniz mi?
Yurdışındaki askerler mi bu konuları en iyi bilenler sizce? Yaklaşımlarınız oldukça enteresan doğrusu.

ibrahimbjk
29-05-2007, 14:22
Operasyon habur kapısından başlayacaktır kapı ele geçtikten sonra kuzey ırakın kuzeyini topla çöpe at ileri dahi gitmesine gerek yok arkadan tlafere ordan musul dışından hazreti nuhun gemisinin bulundugu dagın eteginden kerküke ordanda süpürme hareketi ile hakkariye kadaer temizlik bakın ırakın kuzeyindekiler nasıl iş bbirligi yapacak pkk konusunda bu seferde biz acımıyacagız unutmadık tüm söylenen sözleri....

efendiaslan
29-05-2007, 14:27
Operasyon habur kapısından başlayacaktır kapı ele geçtikten sonra kuzey ırakın kuzeyini topla çöpe at ileri dahi gitmesine gerek yok arkadan tlafere ordan musul dışından hazreti nuhun gemisinin bulundugu dagın eteginden kerküke ordanda süpürme hareketi ile hakkariye kadaer temizlik bakın ırakın kuzeyindekiler nasıl iş bbirligi yapacak pkk konusunda bu seferde biz acımıyacagız unutmadık tüm söylenen sözleri....

Kerkük nire :)
Çok uzak yahu...

efendiaslan
29-05-2007, 14:32
Olanlar ortada diyorsunuz. Nedir ortada olan? Sorduklarınıza cevap vermediğimi belirtiyorsunuz iyi güzel de siz sorulana cevap verdiniz mi ki karşınızdakinden bekliyorsunuz.


Çok bilirim şeklinde bir cümle kurmadım hatta bu anlama gelecek bir cümle de

Olan ne mi? :notr:

Abdullah Gül CB seçilemedi...

Ordu Muhtıra verdi..

Şu an Irak'a ne zaman savaşa gideceğiz diye tartışıyoruz...

Daha ne olsun.:)

yosun
29-05-2007, 14:47
Olan ne mi? :notr:

Abdullah Gül CB seçilemedi...

Ordu Muhtıra verdi..

Şu an Irak'a ne zaman savaşa gideceğiz diye tartışıyoruz...

Daha ne olsun.:)

Eee tüm bu gelişmelerin nedeni Abdullah Gül'ün adaylığı mı? Ya da sizin ilk yazdığınızdan yola çıkarsak Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın diye mi Ordu muhtıra verdi? ( ki o bir muhtıra değildi) Ve yine yazdıklarınızdan yola çıkarak Abdullah Gül seçilemesin diye mi Irak ile savaşın eşiğindeyiz?
Yazdıklarınız bu anlama geliyor Sayın efendiaslan.

ibrahimbjk
29-05-2007, 14:50
Kerkük nire :)
Çok uzak yahu...
Okadar degil isteyene bagdat dahi yakuın ben orada bulundum biliyorum

Melih_2005
29-05-2007, 15:08
...............
Birde az fikirleriniz sıkıştınız mı herkes için önemli olan Atatürk, Ordu gibi değerlerimizi kullanmayı bırakında fikir üretin.
Slogan atmakla olmaz bu işler, fikri derinlik ister.......................
[/URL]

:cool:

ya ne güzel yazmışsın be kardeşim.... bende hep aynı şeyleri duymaktan sıkılmıştım açıkçası

pasa_emre
29-05-2007, 17:51
Sınır ihlali, Türk ve ABD'li F-16 pilotları arasında da tartışma başlattı

Amerikan Hava Kuvvetleri’ne ait iki savaş uçağının Türk hava sahasını ihlal etmesiyle başlayan tartışma, dünyanın çeşitli ordularında görev yapan F-16 pilotlarının buluştuğu internet sitesine de yansıdı.
Başta çeşitli ordularda görev yapan F-16 pilotları ve teknik görevlileri olmak üzere çok sayıda savaş uçağı meraklısını bir araya getiren F-16.net sitesi, Türk ve ABD’li kullanıcılar arasında başlayan sınır ihlali tartışmasına sahne oluyor.
Sitede konuyla ilgili yayınlanan haberde iki Amerikan savaş uçağının Perşembe günü dört dakika süreyle Türk hava sahasını ihlal ettiği, Amerikalı yetkililerin ise bu olayın yanlışlıkla yaşandığı açıklamasını yaptığı belirtildi. Haberde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün konuyla ilgili açıklamalarının ise ortamı sakinleştirdiği ifade edildi.

BU TEKNOLOJİYLE BİR HATA YAPILMASI ZOR

Ancak haberle birlikte sitenin tartışma bölümünde açılan bir başlıkta Türk ve Amerikalı kullanıcılar karşı karşıya geldi. Sitenin forum bölümüne bir Türk kullanıcı, "Pek çoğunuz biliyorsunuz ki bu seviyede teknolojiye sahip iki ’viper’ın (F-16) aynı anda sınırı geçmesi çok zor. Varsayalım ki (uçaklardan) birinin sistemi arızalandı ya da pilotun nereye gittiği konusunda hiçbir fikri yoktu. Diğeri ne yapıyordu? O da mı uyuyordu" şeklinde bir mesaj bıraktı.
Söz konusu sınır ihlalinin yanlışlıkla değil, Kuzey Irak’a yönelik bir sınır ötesi operasyon öncesinde Türk ordusunu korkutma için yapıldığına inandığını belirten Otto takma isimli kullanıcı, Amerikan savaş uçaklarının hiçbir düşman aktivitesi olmayan Kuzey Irak üzerinde Türkiye sınırına bu kadar yakın bir noktada ne aradığını sordu.
Otto takma isimli kullanıcı, 1993 yılında da Kuzey Irak’ta operasyon yapan Birleşmiş Milletler’e ait bir Black Hawk savaş helikopterinin Amerikan Hava Kuvvetleri tarafından düşürüldüğünü yazdı.

TÜRKİYE BÖLGEDEKİ AZ SAYIDAKİ GERÇEK MÜTTEFİKLERİMİZDEN

Türk kullanıcıya yanıt veren viper1234 takma isimli bir Amerikalı kullanıcı ise Türkiye’nin bölgede bulunan az sayıda gerçek müttefiklerinden biri olduğunu belirterek, böyle bir ihlalin kasıtlı olarak yapılamayacağını belirtti. Amerikalı kullanıcı, "Yanlışlar olur. Sonuçta hepimiz insanız" dedi.
Bunun üzerine Türk kullanıcı, 4 dakika uçuşla kaç mil gidilebileceğinin düşünülmesi gerektiğini belirtirken, böyle yüksek teknolojiye sahip uçakların sınırın bu kadar geçtiği halde bunu fark etmemesinin oldukça zor olduğunu belirtti.(ANKA)

pasa_emre
29-05-2007, 17:54
Erdoğan'ın Kuzey Irak söylemine eleştiri

CHP lideri Deniz Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ''Kuzey Irak'a asker isterse gireriz'' söylemini eleştirdi. Partisinin grup toplantısında konuşan Baykal ''Eğer bu devletin yararı girmeyi gerektirirse, girmek senin boynunun borcudur. Gereğini yerine getirmekte Silahlı Kuvvetler'in görevidir'' dedi.
CHP TBMM grup toplantısında konuşan Baykal, hükümeti "sert" bir dille eleştirdi.
Baykal, "Başbakan, 'Asker isterse gireriz' diyor. Memleketi asker mi yönetiyor?Devletin alacağı kararı asker mi veriyor? Sen değil misin 'Asker benim emrimdedir' diyen. Eğer bu devletin yararı, girmeyi gerektirirse, girmek senin boynunun borcudur; onun gereğini yerine getirmek de Silahlı Kuvvetler'in görevidir. Bunu sağlamak da senin mecburiyetindedir. 'Asker isterse' diye kaçacaksın, diğer yandan 'Benim emrimde' diye caka satacaksın" diye konuştu.
Baykal, bir başbakanın, terör gibi ülkenin en yaşamsal konusuyla ilgili olarak, kamuoyu önünde Silahlı Kuvvetler ile böyle bir tartışma içine girmesinin, Türkiye'nin sorumsuz bir yönetim içinde bulunduğunu ortaya koyduğunu savundu.
"Aklı başında birileri, Erdoğan'ın eteğini çekmeli" diyen Baykal,"Giderayak elin ayağın birbirine dolaşmış, ortalığı karıştırmaya kalkma. Bunu birilerinin Başbakan'a anlatması lazım" diye konuştu.

"Dubai'de anlaşma imzalamışlardı"
Baykal, hükümetin bir bakanının Dubai'de 1 milyar dolar karşılığında Kuzey Irak'ta askeri harekat yapılmayacağına ilişkin taahhütte bulunan bir anlaşma imzaladığını ileri sürdü.
Baykal, CHP'nin derhal olaya müdahale etmesi sonucu anlaşmanın yürürlüğe konulamadığını iddia etti.
Bu olayın 2003 yılında olduğunu, şimdi Türkiye'nin Kuzey Irak'a harekat yapılıp yapılmayacağını konuştuğunu belirten Baykal, "Yaparsın, yapmazsın ayrı da. Gündeminde böyle bir konu var. Şimdi 'yapalım mı yapmayalım' diye konuşmak durumundasın" dedi.
Konuşmasında hükümeti eleştiren Baykal, "Devletin güvenlik güçleri bir şey söylüyor, sen bir şey söylüyorsun... 'Gerekirse yaparız' diye efeleniyorsun, değil mi? Bakanlarınla, başbakanınla... Sana bu efelenme hakkını veren CHP'nin o sırada o anlaşmayı engellemiş olması. Eğer o anlaşmayı engellemeseydik, bugün sus pustu hükümet. Neyini önleyecekti, girmeme sorumluluğunu üstlenmişti. Almıştı 1 milyar doları, susmuştu. Bütün hazklarından vazgeçmişti. Bunu CHP grubu önledi" diye konuştu.

"Korkma, utanma, söyle"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın alt-üst kimlik tartışmaları açtığını ifade eden Baykal, herkesinin kendine göre etnik kimliği olabileceğini ama herkesin Türk milletinin bir parçası bulunduğunu anlattı.
Baykal, "Türkiye'de bir tane millet var. Bunu bu hükümete öğretmeye çalıştık. Öğrendi mi öğrenmedi mi tam bilmiyorum ama o yanlışları eskisi gibi yapamıyorlar. Bayrak dalgalandırıyorlar şimdi TOKİ mitinglerinde. Genel Kurul'da sordum. Burada 'Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir' yazıyor. Bu millet, hangi millet? 'Bir söyleyin de öğrenelim' dedim. Hangi millet o? O Türk milleti... Korkma, utanma, söyle" diye seslendi.
Baykal, CHP grubunun terör tehdidine karşı uyarı görevinde bulunduğunu, iktidarın yanlış zihniyetten kurtulması için çok etkin çalışmalar yaptığını, 1 Mart tezkeresine "hayır" denilmesini sağladıklarının altını çizdi.
Deniz Baykal, "Eğer hükümetin önerdiği doğrultuda 1 Mart tezkeresi kabul edilmiş olsaydı, Türkiye, Irak'takiterör batağının resmen parçası haline gelecekti" diyerek, "O kargaşa içinde Türkiye'de teröre uygun ortam yaratılacaktı" görüşünü ifade etti.
Baykal, "Sadece 1 Mart tezkeresinin bile CHP milletvekillerinin soyuna sopuna yetecek onur kazandırdığını" söyledi.

pasa_emre
29-05-2007, 17:56
Tezkere görüşmelerinde K. Irak kavgası
29 Mayıs 2007

TBMM Genel Kurulunda, Lübnan'da BM Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesindeki Türk askerlerinin görev süresinin 1 yıl uzatılmasını öngören Başbakanlık tezkeresi görüşülmeye başlandı.

Görev süresi 5 Eylül 2007 tarihinde dolacak Türk askerinin görev süresinin 1 yıl uzatılmasını öngören tezkerenin görüşmelerinde, ilk sözü Anavatan Grup Başkanvekili Süleyman Sarıbaş aldı. Birçok ülkeye görev yapmak üzere Türk askerinin gönderildiğini anımsatan Sarıbaş, “Asker gönderemediğimiz tek yer, Türkiye'nin kanayan yarası Kuzey Irak'tır” dedi.

Amerikan uçaklarının Türk hava sahasını ihlal ettiğini, buna karşı Başbakanlık veya Dışişleri Bakanlığı tarafından herhangi bir tepki gösterilmediğini savunan Sarıbaş, “İşte biz Abdullah Gül'ü bunun için cumhurbaşkanı seçmedik. Türkiye'nin güvenliğini Amerika'ya teslim etmiş birini mi seçseydik? Kuzey Irak'ta kırmızı çizgileri sildiren, AB'de Türkiye'ye hakaret ettiren, askerin başına çuval geçirten birini mi cumhurbaşkanı seçseydik?” diye konuştu.
Sarıbaş, şöyle devam etti:

“Bir taraftan BM kararları dahilinde terörle mücadele için asker gönderiyorsunuz, bir taraftan teröre destek olan El-Kadı'ya kefil oluyorsunuz. Bu ülkenin Başbakanı El-Kadı'ya kefil oluyor. Esas asker göndermemiz gereken yer Başbakanlık.

Afganistan'da, Kosova'da Bosna Hersek'te askerimiz var, Irak'ta yok. Askerimiz Irak'a girdiği zaman terörün kimler tarafından desteklendiğini, A4, C4 bombalarının kimler tarafından verildiğini suçüstü yapacak diye izin vermiyorlar. Askerimizin, Afganistan'da Lübnan'da işi yoktur; Irak'ta işi vardır. Getir öyle bir tezkere, alnından öpeyim. Binlerce insanımızın kanı tutacak sizi. Bu milletin vicdanını kanattınız, ruhunu kararttınız. 22 Temmuzdan sonra nasıl olsa boş kalacaksınız; silah alır oraya gidersiniz.”

“TEK İSTİSNA IRAK”

CHP grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Onur Öymen, seçim kararı alınan bir Meclisin uluslararası teamüllere göre devletin günlük işleriyle uğraşabileceğini söyledi.

Hükümetin ve Meclisin, sanki seçim kararı alınmamış gibi kararlar verdiğini ifade eden Öymen, “Dünya tarihinde seçim kararı alıp da Anayasa değişikliği yapılmasının örneğini bulamadık” dedi.
Türk askerinin bulunmasının zorunlu olmadığı yerler için alelacele karar alındığını söyleyen Öymen, “Nerede bir terör örgütü varsa o ülkede onu bertaraf edecek güçler vardır. Bunun tek istisnası Irak'tır. Irak Hükümeti, kendini koruyacak durumda değil, hangi güçle sizin sınırınızı koruyacak? Amerika'nın 150 bin askeri var ama 'askerimiz yetersiz' diyorlar. Amerika'ya 'hava operasyonu düzenle' diyoruz, 'uçağımız yetersiz' diyor. Hakkari bölgesinde uçmaya tahsis edilecek uçakları var ama... Orada uçacak uçağınız varsa terör bölgelerine operasyon yapın. Bunu hayretle karşılıyoruz” diye konuştu.

“BU NASIL İTTİFAK?”

Terör örgütüne yönelik operasyonun Amerika ve Irak tarafından yapılmadığını vurgulayan Öymen, “Operasyonu 'biz yapalım' diyoruz, 'hayır' diyorlar” dedi.

NATO'ya üye devletlerin, birbirlerinin güvenliğini korumakla mükellef olduklarını belirten Öymen, şöyle devam etti:
“11 Eylül'den sonra bütün ülkeler Amerika'ya destek verdi. Ama Irak'ta bu, söz konusu olmadı. Bu nasıl ittifak? Biri öbürünün güvenliğine yönelik terör saldırısı karşısında hiçbir şey yapmayacak, yapılmak isteneni de engelleyecek...
Irak'ta istikrarın korunmasının bedeli, Türkiye'de istikrarın bozulması ise bunu kabul edemezsiniz. Biz Amerika'nın düşmanı değiliz ama etki alanındaki ülkede masum insanların, askerlerin kanını akıtan terör örgütü serbest hareket ediyor ve buna sessiz kalıyor. Hükümetin bu konuda tavır almasını bekliyoruz. Cumhuriyet tarihimizde sınırımızı korumak için başkasından icazet isteyecek duruma düşmedik. Terörist saldırılarıyla kendimiz mücadele ederiz. Buna fiziki engel çıkarmak isteyen olursa İsmet Paşa'nın deyimiyle bu dünya yıkılır yeni bir dünya kurulur; Türkiye de o dünyada yerini alır.”

Tezkerenin görüşmelerine devam ediliyor.

borsa78
29-05-2007, 18:25
k.ırakta çörek börek yapmışlar,kırmızı halı sermişler bizi bekliyorlar,,,,,,,medyamız randevu tarihi bile almış,,,,,bu işin gıkı çıktı yavv,,,bu ne ya, bayrak,atatürk,,,hurra k.ırak,,,,,başka bir fikriniz yokmu yav,,,boşuna konuşuyorsunuz,,,böyle devlet meseleleri sloganla ,halledilmez,,,
hayatında eline tüfek almayan ne kadar adam varsa ,hepsi savaşalım diyor,,,,çoğunun yaşıda, seferberlike musait değil,,,
savaşmak neyi çözmüşkü,,,,canınız sıkıldıysa ,açın pencereyi biraz hava alın ,,,,ormana gidin cros yapın,,,,,,,olmadı tavla oynayın,,,daha olmadı, cüneyt arkının kanije kalesini seyredin,,,

çocuk oyuncağı değil bu işler,,,höt desen 500metre kaçacak adamlar savaş diorsa ,,,,,,,bence o savaşın sonu hüsrandır,,,,,,,
biz ne zaman savaşalım dersek,o zaman savaşınlır,,,bizden bir hareket görmeden, aklınızdan bile geçirmeyin,,,çünkü biz, kimsenin hevası ve hevesi için dağlarda kara yılanla dolaşmadık, ,,,siz kimsiniz diyeceksiniz şimdi,,,,,,,,,cevap vereyim

siz sadece konuşurken, biz türki cumhuriyetlerde,türk islam medeniyetinin geleceği için canımızı her türlü olya siper ettik,,,,,varımızı ğumzu bu uğurda harcadık,,,güneydoğuda sol kolumuz parçalandı,yaralar aldık,,,,,, va biz hiç bir zaman savaş istemedik,,,,,,,,ve biz hiç sizin gibi konuşmayız,,,,,,,,,biz sadece icraat yaparız,,,,

özbekistanda,, darbe olduğnda oradai çocuklar kurşuna dizilmesin diye olaı biz buraya kaçırırken siz neredeydiniz,,,,,,,,çeçenistanda, azerbeycanda,nahçıvanda,karabağda, trkmenistanda,,,,,,,,,,,,siz neredesiniz,,,,,,,şu anda 50 aileyikorumaya aldık,çocuklarına kadar ilgileniyoruz,,,,,,,,siz neredesiniz,,,,,,,,bana masal anlatmayın arkadaş,,,,,,,,,,,varsa yapacağınız bir şey gidip yapın,ve kimsenin haberi olmasın,,,,,,,ne bu yav,vır-vır -vır,,,,,sizinle yola bile çıkmam ben,,,,,,,,

atatürk -bayrak-,,,,,,,,,bu kutsal kelimeleri ,o kadar ok ağzınıza alana kadar ,gereğii yapın bence,,,,,,,,fikir üretin,strateji geliştirin,,,sen gecefosur-fosur uyu,sabah kalk, slagonları sırala,,,,,,,,,,düşman uyumuyor vatandaş,aklını başnaal,,,,,,,

türki cumhuriyetlere el atın yav,,,takmışsınız ,atatürk e bayrağa ,,,,çzüm üretin icraat yapın bre ,,,,gafil olmayın,,,kendinize gelin,,,ben eğer böyle yapmaya devam ederseniz,sizinle , 10 adımlık yere bile gitmem,,,

lafla peynir gemisi yürümez kendinize sorun,,,,,,,,,her sabah, ,,,,ben bugün ülkem ve türki cumhuriyetlerde yaşayan soydaşlarım için ne yaptım,,,,,,,,,,,,ben size söyleyeyim,,,,,,,,,,birleşik devletler topıc ini açın ,kaç yazınız var,,,,,,,,,,,,

bana kızmayın,,,,,,,,,ben acı gerçekleri söylerim,,dost acı söylermiş kanayan yara kerkük topıcinide bakın kaç yazınız var ve ondan sonra oturup tartışalm,memleketin geleceğini böyle bir meseleye bile halen siyaset kaıştırıyorsunuz ya,,,,,,,,,bravo ne diyeyim ben size,,,,,,,,,,,

UNYELI CONAN
29-05-2007, 20:12
k.ırakta çörek börek yapmışlar,kırmızı halı sermişler bizi bekliyorlar,,,,,,,medyamız randevu tarihi bile almış,,,,,bu işin gıkı çıktı yavv,,,bu ne ya, bayrak,atatürk,,,hurra k.ırak,,,,,başka bir fikriniz yokmu yav,,,boşuna konuşuyorsunuz,,,böyle devlet meseleleri sloganla ,halledilmez,,,
hayatında eline tüfek almayan ne kadar adam varsa ,hepsi savaşalım diyor,,,,çoğunun yaşıda, seferberlike musait değil,,,
savaşmak neyi çözmüşkü,,,,canınız sıkıldıysa ,açın pencereyi biraz hava alın ,,,,ormana gidin cros yapın,,,,,,,olmadı tavla oynayın,,,daha olmadı, cüneyt arkının kanije kalesini seyredin,,,

çocuk oyuncağı değil bu işler,,,höt desen 500metre kaçacak adamlar savaş diorsa ,,,,,,,bence o savaşın sonu hüsrandır,,,,,,,
biz ne zaman savaşalım dersek,o zaman savaşınlır,,,bizden bir hareket görmeden, aklınızdan bile geçirmeyin,,,çünkü biz, kimsenin hevası ve hevesi için dağlarda kara yılanla dolaşmadık, ,,,siz kimsiniz diyeceksiniz şimdi,,,,,,,,,cevap vereyim

siz sadece konuşurken, biz türki cumhuriyetlerde,türk islam medeniyetinin geleceği için canımızı her türlü olya siper ettik,,,,,varımızı ğumzu bu uğurda harcadık,,,güneydoğuda sol kolumuz parçalandı,yaralar aldık,,,,,, va biz hiç bir zaman savaş istemedik,,,,,,,,ve biz hiç sizin gibi konuşmayız,,,,,,,,,biz sadece icraat yaparız,,,,

özbekistanda,, darbe olduğnda oradai çocuklar kurşuna dizilmesin diye olaı biz buraya kaçırırken siz neredeydiniz,,,,,,,,çeçenistanda, azerbeycanda,nahçıvanda,karabağda, trkmenistanda,,,,,,,,,,,,siz neredesiniz,,,,,,,şu anda 50 aileyikorumaya aldık,çocuklarına kadar ilgileniyoruz,,,,,,,,siz neredesiniz,,,,,,,,bana masal anlatmayın arkadaş,,,,,,,,,,,varsa yapacağınız bir şey gidip yapın,ve kimsenin haberi olmasın,,,,,,,ne bu yav,vır-vır -vır,,,,,sizinle yola bile çıkmam ben,,,,,,,,

atatürk -bayrak-,,,,,,,,,bu kutsal kelimeleri ,o kadar ok ağzınıza alana kadar ,gereğii yapın bence,,,,,,,,fikir üretin,strateji geliştirin,,,sen gecefosur-fosur uyu,sabah kalk, slagonları sırala,,,,,,,,,,düşman uyumuyor vatandaş,aklını başnaal,,,,,,,

türki cumhuriyetlere el atın yav,,,takmışsınız ,atatürk e bayrağa ,,,,çzüm üretin icraat yapın bre ,,,,gafil olmayın,,,kendinize gelin,,,ben eğer böyle yapmaya devam ederseniz,sizinle , 10 adımlık yere bile gitmem,,,

lafla peynir gemisi yürümez kendinize sorun,,,,,,,,,her sabah, ,,,,ben bugün ülkem ve türki cumhuriyetlerde yaşayan soydaşlarım için ne yaptım,,,,,,,,,,,,ben size söyleyeyim,,,,,,,,,,birleşik devletler topıc ini açın ,kaç yazınız var,,,,,,,,,,,,

bana kızmayın,,,,,,,,,ben acı gerçekleri söylerim,,dost acı söylermiş kanayan yara kerkük topıcinide bakın kaç yazınız var ve ondan sonra oturup tartışalm,memleketin geleceğini böyle bir meseleye bile halen siyaset kaıştırıyorsunuz ya,,,,,,,,,bravo ne diyeyim ben size,,,,,,,,,,,

kardes,
yaptigiysan ne ala. ama sitemin kime anlayamadim? yani oturup olan bitenleri mi seyredelim? iyi niyetlisin ama stratejik degilsin, duygusalsin. öyle sag'a sola gönllü giderek ülkenin orta uzun vadede cikarina hizmet olmaz.bunlar ancak bireysel faydalar saglar ve kizgin kaya üzerine atilan su damlasi gibidir..

eger yapilmasi gereken bir hamle varsa bu yapilmali.

yada baska bir örnek vereyim .. batakliga aman kazma vurulmasin cok pahalliya patlar diyerek sonra ben hergün 200 sivri sinek öldürüyorum demek gibi birsey.. her gün 200.000 öldürsende bataklik kurutulmadan hepsi nafile gayret ..

mart tezkere gibi vaktinde yapilmazsa sorun bugün oldugu gibi büyüyerek devam eder..

tamam o zaman oturalim ve kayip vermeden yapilacak savaslar icad olana kadar bekleyelim .. öyle mi?

yani ne demek istedigini vallahi anlayamadim :düsün: :düsün:

pasa_emre
29-05-2007, 20:16
NTV'de Can Dündar, Mehmet Ali Bayar, Deniz Bölükbaşı, Şükrü Elekdağ, Fehmi Koru tam da bu konuyu tartışıyor.. İzlemek isteyene..

yosun
30-05-2007, 10:52
ABD'nin sınır ihlali konusunda Dışişlerinin Yalanı

Dışişleri Bakanlığı'nın, Genelkurmay sitesinde duyurulan ihlallerden haberlerinin olmadığı yönünde yaptığı savunmanın dün Dışişleri'nden yapılan açıklamayla doğru olmadığı ortaya çıktı. Yazılı açıklamada, Genelkurmay'ın sitesinde Dışişleri Bakanlığı'nın ihlallerle ilgili bilgilendirildiği notu yer almasına rağmen, Dışişleri sözcüleri pazar ve pazartesi günü basına, "ilgili birimlere ihlaller konusunda hiçbir bilgilendirme yapılmadığı"nı ifade etmişti. İki kurum arasında yaşanan "bilgilendirme" tartışmasında Genelkurmay'ın haklı olduğu dün Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamadaki şu ifadelerle ortaya çıktı:

"Bildirimin hava ihlal olaylarında mutaden izlenen yerleşik usullere uygun olarak Genelkurmay Başkanlığı'nca Dışişleri Bakanlığı'na 'aynı gün' (24 Mayıs) iletilmiş olup, bu konuda talep edilen detaylı teknik bilgilerin önceki gün alınmasını takiben ABD Büyükelçiliği nezdinde gerekli diplomatik girişim dün yapılmıştır."


Yalan, dolan üzerine kurulu bir siyaset ve ülke yönetimi anlayışı etik değerler ile bağdaşıyor mu? Bu nasıl bir zihniyet ya... İnsan ister istemez soruyor. Acaba başka hangi konularda yalan söylendi, söylemeye devam ediyor? :grrr:

tsalci
30-05-2007, 12:06
'Kuzey Irak'a girmek AB'den feragat demek'
Metin Güneş/CNN TÜRK/Londra

İngiliz Financial Times gazetesi, birçok AB'li diplomatın Türk ordusunun Kuzey Irak'a girmesinin Türkiye'nin AB umutlarından feragat etmesi anlamına geleceğini söylediğini yazdı.
Gazete, son günlerde Türk ordusu ile AK Parti arasında yaşanan gerginlik sonrasında çok sayıda AB diplomatının bir darbe olması ya da Türk ordusunun Kuzey Irak'a girmesi halinde, Türkiye’nin AB umutlarının sonu anlamına geleceğini söylediğine yer verdi.
Financial Times, geleneksel olarak Ankara'nın AB içindeki en büyük savunucuları olan İngiltere ve Avrupa Komisyonu'nun da Türkiye'nin uzun vadeli beklentileri konusunda daha karamsar olduklarını ve bu yıl bu konudaki heveslerini kısıtlamak zorunda kaldıkların belirtti.
Gazete, Türkiye'yi destekleyenlerin 22 Temmuz'daki seçimlerden çıkacak yeni hükümetin ülkenin bocalamaya başlayan reform sürecini yeniden canlandırmasını umduğunu yazdı.

'Sarkozy geçici olarak rahat bıraktı'
Financial Times gazetesi, ayrıca Fransa'nın yeni Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin Türkiye'nin Avrupa Birliği umutlarını geçici de olsa rahat bıraktığını yazdı.
Gazete, Sarkozy'nin haziranda yapılacak zirve öncesinde dikkatlerini Türkiye'den daha çok yeni AB anlaşması üzerinde toplamaya karar verdiğini bildirdi.
Financial Times, bunun sonucunda AB'nin zirve sonrası 26 Haziran'da Ankara ile üç yeni alanda müzakerelere başlayabileceğini belirtti.
Gazete, Sarkozy'nin hafta başında Paris'te İtalya Başbakanı Romano Prodi ile yaptığı görüşmeden sonra, "Benim önceliğim Almanya'nın AB dönem başkanlığının ve 21-22 Haziran'daki Avrupa Konseyi'nin başarılı geçmesidir. Kurumsal tıkanıklığı açmak için ne yapmamız gerekiyor" şeklindeki sözlerine yer verdi.

Fransa'nın veto ihtimali
Fransızların veto riskinin ortadan kalkması sonrası AB'li diplomatların şimdi artık en az bir belki de tüm üç başlık altında AB ile Türkiye arasında yapılacak müzakerelere başlamak konusunda umutlu olduklarını belirten gazete, bu başlıkların da istatistikler, mali kontrol ile ekonomi ve para politikaları olduğunu hatırlattı.
Gazete, bir AB diplomatının, "En az bir konuda bile müzakerelere başlamak siyasi olarak önemli bu iki konu da olabilir" şeklindeki sözlerine yer verdi.


BİZ Türk ulusu Terörün bitmesi için çok büyük bedeller ödedik vatandaşımız öldü askerimiz öldü malımız yağmalandı şimdi bundan sonra AB üyeliğimiz olmasa kaç yazar Türk halkı bunun bedelinide ödemeye Hazırdır gerekiyorsa AB den de feregat ederiz ..

UNYELI CONAN
30-05-2007, 12:17
'Kuzey Irak'a girmek AB'den feragat demek'
Metin Güneş/CNN TÜRK/Londra


BİZ Türk ulusu Terörün bitmesi için çok büyük bedeller ödedik vatandaşımız öldü askerimiz öldü malımız yağmalandı şimdi bundan sonra AB üyeliğimiz olmasa kaç yazar Türk halkı bunun bedelinide ödemeye Hazırdır gerekiyorsa AB den de feregat ederiz ..

AB zaten öyle yada böyle bizi almayacak. Almalarini da beklememk lazim. Zaten ekonomik olarka tam entegre olmusuz adamlar neden gücü paylassin ki ?

zamani gelince hazim etme kapasitemizi asiyorsunuz diyecekler ve yeni tekliflerle gelecekler..

bu durumda su an ki sürecten maksimum istifade etmek lazim.. onlarin cok fazla pranga burmasina izin verilmemeli..

toros
31-05-2007, 07:29
"SINIR FAALİYETİ OLAĞAN DIŞI DEĞİL" (http://img405.imageshack.us/my.php?image=aa01mx6.jpg)
Anadolu Ajansı

WASHINGTON - ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey, Irak sınırında Türkiye'nin askeri hareketliliğinin, ''terörizmle mücadele programının parçası'' olduğunu ve olağan dışı bir faaliyetin bulunmadığını söyledi.

Casey, düzenlediği günlük basın toplantısında bir soruya yanıt verirken, şunları kaydetti:

"Benim anladığım (Irak) sınırının Türk tarafında, Türk kuvvetlerinin askeri faaliyeti, onların terörizmle mücadele programının bir parçası. Ve olağan dışı ya da farklı bir şey, ya da şu sırada bu kuvvetlerin önemli hareketliliğine ilişkin bir bilgi görmedik. Bu nedenle de Türk hükümetiyle bu konuda konuşmadık, çünkü olağan dışı bir şey görmedik."

Kuzey Irak'a tek taraflı müdahaleden kaçınması yönünde ABD'den Türkiye'ye üst düzeyde bir telkin olup olmadığı sorusuna karşılık ise Casey, ABD'nin terör örgütü PKK ile mücadelede özel temsilci olarak atadığı Emekli Orgeneral Joseph Ralston'ın, Türk hükümet yetkilileriyle düzenli temas içinde olduğunu ve Ralston'ın mesajının, bu konuda işbirliğini cesaretlendirecek yönde olduğunu söyledi.Casey, bu meselenin üst düzeyde bir temasta gündeme gelip gelmediğini ise bilmediğini kaydetti.

IRAK SINIRINA ASKERİ SEVKİYAT SÜRÜYOR
Irak sınırına, Türk Silahlı Kuvvetlerince sürdürülen operasyonlar kapsamında sevkiyat devam ediyor.
Kara ve demir yoluyla Diyarbakır üzerinden gönderilen zırhlı araçların bir kısmı, Şırnak şehir merkezinden geçerek sınırdaki birliklere sevk edilirken, tanklar, sınır boyundaki stratejik noktalara yerleştiriliyor.
Öte yandan, Irak sınırı ile Şırnak'ın Cudi ve Gabar dağlarında teröristleri etkisizleştirmeye yönelik başlatılan operasyonlar da hava destekli sürüyor.

ÖZDOĞAN77
31-05-2007, 09:36
31.05.2007 10:28:12 ORGENERAL BÜYÜKANIT, "SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNİN SONA ERMESİ, ALIŞIK OLDUĞUMUZ PARAMETRELERİN ÇOĞUNU SARSMAYA HATTA ORTADAN KALDIRMAYA YÖNELMİŞ DURUMDA"



Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, ''40 yılı aşkın
bir süredir devam eden soğuk savaş döneminin sona ermesiyle birlikte,
artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünü doğrularcasına, her alanda
önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan değişim fırtınası, alışık olduğumuz,
benimsediğimiz, politik, ekonomik ve güvenlik stratejilerini dayandırdığımız
parametrelerin çoğunu sarsmaya hatta ortadan kaldırmaya yönelmiş durumdadır''
dedi.
Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüt (ATESE) Başkanlığı
koordinatörlüğünde, Stratejik Araştırma ve Etüt Merkezi (SAREM)
Başkanlığı tarafından, ''Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası
Örgütler'' konulu uluslararası sempozyumu, Harp Akademileri Komutanlığı
Atatürk Harp Oyunu ve Kültür Merkezi'nde başladı.
Sempozyumun açılışında konuşan Orgeneral Büyükanıt, Türk Silahlı
Kuvvetleri Stratejik Araştırmalar Merkezi (SAREM) tarafından düzenlenen
sempozyuma, yerli ve yabancı 55 ülkeden 800 katılımcıyla, akademisyen ve
uzmanlardan oluşan 15 konuşmacının katıldığını söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, tüm katılımcıların günümüzde gerçekten çok
tartışılan ''güvenlik'' kavramının yeni boyutlarını tartışmak için
buraya geldiklerini dile getirdi. Orgeneral Büyükanıt, şunları kaydetti:
''Sözlerimin başında bir inancımı ifade etmekte yarar mütala etmekteyim.
Doğru istikametler, ancak bilimsel yaklaşımların sonucunda
görülebilmektedir. Büyük önder Atatürk'ün dediği gibi, 'Hayatta en
hakiki mürşit, yol gösterici ilimdir'. Bilimsel yaklaşım bizim için her
zaman bir ışık olmuştur. Bu ışığın önümüzü aydınlatması ancak günümüzde
geçerliliği olan doğru yöntemin veya yöntemlerin kullanılmasıyla
mümkündür.''
Orgeneral Yaşar Büyükanıt, soğuk savaş döneminin sona ermesine dikkat
çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''40 yılı aşkın bir süredir devam eden soğuk savaş döneminin sona
ermesiyle birlikte, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak sözünü
doğrularcasına her alanda önüne geçilmez bir şekilde esmeye başlayan
değişim fırtınası, alışık olduğumuz, benimsediğimiz, politik, ekonomik
ve güvenlik stratejilerini dayandırdığımız parametrelerin çoğunu
sarsmaya hatta ortadan kaldırmaya yönelmiş durumdadır. Eski
alışkanlıklarımız ve algılamalarımız, güvenlik bağlamındaki değişimlerin
paradigma kaymaları olduğu gibi yavaş ve küçük aralıklarla ortayla
çıktığı yönündeydi.''
İkinci Dünya Savaşı sonundan Varşova Paktı ve Sovyetler Birliği'nin
dağılmasına kadar geçen süreye işaret eden Orgeneral Büyükanıt, bu
dönemin, nükleer tehdide dayalı bir dehşet dengesi dönemi olduğunu da
anımsattı.
Orgeneral Büyükanıt, soğuk savaşın sona ermesinden bugüne kadar geçen
yaklaşık 17 yıl ve 11 Eylülden bugüne kadar geçen sadece 6 yılda meydana
gelen değişim ve olaylara bakıldığında, dönemlik anlayış bağlamında
gerçekleşen değişim aralıklarının nasıl daraldığını görmenin de mümkün
olduğunu söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, ''Bu sempozyumun konusu güvenliğin yeni
boyutlarıdır. Bu konuyu özellikle seçtik. Gerçekten yaşadığımız dönemde
güvenlik kavramı çok değişmiştir. Bu değişim çok büyük bir hızla
gerçekleşmiştir'' dedi.

AA

ÖZDOĞAN77
31-05-2007, 10:04
31.05.2007 11:00:30 BÜYÜKANIT, "GÜVENLİKLERİNİ İTHAL MALI TEHDİT ALGILAMALARINA DAYANDIRAN ÜLKELERİN, GÜVENLİKLERİNİ TEHDİT ALTINA ATACAKLARI BİR GERÇEKTİR"



Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, günümüz tehditleriyle
mücadelede klasik yapılanma ve anlayışların geçerliliğini tamamen yitirdiğini
belirterek, ''Anlaşıldığına göre yeni dönemde savaşan aktörler de değişti.
Gelinen bu noktada acaba diyorum, soğuk savaş yerini karanlık savaşlara mı
bıraktı?'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, ''Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası
Örgütler'' konulu uluslararası sempozyumda yaptığı konuşmada, değişim
sürecini zamanında algılayamayan toplumların, değişim sürecinin sonucunu
seyretmekle yetineceğini söyledi.
Ülkelerin tehdit algılamalarının büyük önem taşıdığını, soğuk savaş
döneminde sade olan tehdit algılamalarının günümüzde çok değiştiğini
vurgulayan Orgeneral Büyükanıt, şöyle konuştu:
''Harp Akademileri'nde düzenlenen 'Küreselleşme ve Güvenlik'
sempozyumunda ifade ettiğim gibi, yaşadığımız günlerde güvenliklerini
ithal malı tehdit algılamalarına dayandıran ülkelerin, güvenliklerini
tehdit altına atacakları da büyük bir gerçektir. Diğer önemli bir husus
da, tehditler ve krizlerin yönetim krizleriyle ilgili olup, bu
süreçlerin kolay yönetilebilmesi ile ilgili olarak kullanılabilecek
yöntemlerdir. Halen bu konuda yüzlerce karar verme yöntemleri
kullanılmaktadır. Fırsatlar, üstünlükler, tehditler ve zayıflıklar
bunlardan birkaçıdır. Bugün risk ve tehditlerin yanlış algılanması ve bu
hususun karar verme süreçlerini yanlış etkilemesi, sonuçları itibarıyla
güvenlik anlayışına yeni boyutlar kazandırmıştır.''

-''GÜVENLİK BAĞLAMINDA ÇİFTE STANDART UYGULANMAMALI''-

Orgeneral Büyükanıt, soğuk savaş sonrasında içinde dünyanın en duyarlı
bölgelerini oluşturan Balkanlar, Karadeniz ve Akdeniz havzaları,
Kafkasya, Orta Asya ve Orta Doğu coğrafyasında son 10-15 gün içinde
meydana gelen gelişmelerin, güvenlik ve tehdit algılamalarında geçmişe
göre önemli değişimlere neden olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle
devam etti:
''Güvenlik algılamalarında meydana gelen değişimin en önemli
sebeplerinden birisi, tehdidin tek boyutlu, devletten devlete olma
klasik konumundan çıkarak asimetrik ve çok boyutlu bir konuma
ulaşmasıdır. Bu durum, günümüz tehditleriyle mücadelede klasik yapılanma
ve anlayışların geçerliliğini tamamen yitirdiğine de işaret etmektedir.
Genel tanı olarak bir güvenlik olgusundan bahsedebilmek için, tehdidin
ve tehdide yönelik algılamaların ve tahlillerin doğru olarak
tanımlanması önem kazanmaktadır.
Nedir tehdit? Alışık olduğumuz tanımıyla bir ülke ordusunun başka bir
ülkeyi işgal etme olasılığı mıdır, yoksa bunu bugünün doğrularıyla
yeniden tanımlamaya mı ihtiyaç vardır? 2003 yılında meydana gelen 14
savaş içinde küresel boyutta çatışan iki tarafın da devlet olduğu tek
bir savaş meydana gelmiştir, o da Irak- Amerika Birleşik Devletleri
savaşıdır. Bu durumdan anlaşıldığına göre, yeni dönemde savaşan aktörler
de değişti. Gelinen bu noktada acaba diyorum, soğuk savaş yerini
karanlık savaşlara mı bıraktı? Karanlık savaş kavramı içine o kadar çok
aktör ve etken yerleştirilebilir ki, bu aktör ve etkenlerin incelenmesi
doğaldır ki benim yaptığım bu açış konuşmasının sınırlarını aşar. Umarım
ki, bu konu sempozyum sırasında tartışılabilir.''
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, güvenliğin çok boyutlu
bir kavram olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:
''Bugün artık güvenliği, içinde sadece askeri değil, siyasi, hukuki,
ekonomik, sosyolojik ve psikolojik etmenlerin olduğu bir çerçevede
tanımlamak gerekmektedir. Bunun yanında risk ve tehditlerin kaynağının,
zamanının ve şeklinin önceden tayin edilmesinin soğuk savaş döneminin
aksine imkansız bir hale geldiği yeni güvenlik ortamında mücadele alanı
da bütün dünya olarak ortaya çıktı. Çünkü tehdidin ne şekilde ve ne
zaman karşımıza çıkacağı belli değil. Tehdit, ülkelerin gücü ve
kabiliyetleri karşısında çok cılız gibi görünse de, sahip olduğu
imkanlarıyla istediği yer, zaman ve şekilde, istediği etkiyi
yaratabilecek asimetrik güce sahiptir. Bugün bunları Afganistan'da,
Irak'ta birçok yerde yaşıyoruz. Bu nedenle küresel mücadele ve
işbirliğinin yürütülmesi de zorlaşmıştır. Vurgulanması gereken önemli
husus, ülkelerin güvenlik bağlamında çifte standart uygulamamasının bir
ön şart olması gerekmektedir.''

AA

pasa_emre
31-05-2007, 10:22
ABD televizyonunda açık ‘PKK propagandası’
Salih ZEKİ/WASHİNGTON, (DHA)

ABD televizyonu ‘Bridge TV'de, PKK terör örgütünün açık propagandasını yapan ve Abdullah Öcalan'ın açıklamalarına yer veren ‘İyi Kürtler, Kötü Kürtler’ isimli belgesel gösterildi. Belgeselde, Türkiye'nin Kürt nüfusuna karşı insan hakları ihlalleri yaptığı ileri sürülerek ABD'nin, Türk-ABD dostluğundan dolayı ihlalleri görmezden geldiği iddia ediliyor.
Kevin McKiernan isimli gazeteci tarafından 2001 yılında Washington, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak'ta çekilen belgesel, PKK'nın Washington'daki temsilciliğini yapan Kani Gulam'ın Beyazsaray önünde yaptığı gösteride ‘Türkiye, Kürdistan'ı terketsin’ (Turkey out of Kurdistan) sloganıyla başlıyor.
Yapımcı Kevin McKiernan, terör örgütü mensuplarından ‘Kürdistan İşçi Partisi üyesi gerillaları’ olarak bahsederken, teröristlerin önünde yaptığı anonsta Kürtlerin ‘bağımsızlık savaşçısı’ olduğunu iddia ediyor.
Amerikan Kürt Network'u isimli örgüt üzerinden PKK propagandası yapan Kani Gulam ve ailesinin hayatına ve çalışmalarına yer verilen belgeselde, Kürtlerin, ‘vatanı olmayan dünyanın en büyük nüfuslu milleti’ olduğu öne sürülüyor.
Türkiye'nin Güneydoğusu'nu ‘Kürdistan’ olarak gösteren birçok haritanın yer aldığı belgeselde, PKK kamplarının görüntülerine ve Kevin McKiernan'ın, Abdullah Öcalan ile Beyrut yakınlarındaki evinde yaptığı röportaja da yer veriliyor. Röportajda Öcalan'ın Türkiye aleyhtarı sözleri dikkat çekiyor. Belgeselde, daha önce fotomontaj olduğu belgelenen ve Türk askerlerinin ellerinde kesik başlarla çektirdiği sözde resimler de gösteriliyor. ABD'nin ise kendi çıkarları için Türkiye'deki insan hakları ihlallerini görmezden geldiği iddia ediliyor.
Clinton yönetiminin Kürtleri ‘İyi Kürtler ve kötü Kürtler’ olarak ikiye ayırdığı, Saddam'a karşı mücadele eden Kuzey Irak'taki Kürtlere iyi Kürtler, Türkiye'deki bölücü Kürtlere de kötü Kürtler denildiği vurgulanan belgeselde, Amerikan yapımı savaş uçaklarının ve silahların Kürtlere karşı kullanılması eleştiriliyor.
ABD'li büyükelçi, diplomat ve yetkililerin yanı sıra kimi gazetecilerle de röportajların yer aldığı belgeselde, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kurulan cumhuriyetten bu yana Türkiye'deki Kürt sorununa ilişkin detaylara da yer veriliyor. Belgesel Leyla Zana'nın yargılanmasını gösteren bölümlerle son buluyor.

‘SOROS VE ROCKEFELLER VAKFI SPONSOR OLDU’
ABD yasalarına göre, terör örgütlerine mali destek vermek, örgütleri kamuoyuna karşı savunmak yasaklanıyor. Ancak bu tür yayınların terör eylemlerine neden teşkil etmesi durumunda yayın yapanlara karşı dava açılabiliyor.
Belgeselin sonunda yer alan bilgilere göre belgeselin yayınına destek verenler arasında ‘Soros Belgesel Fonu’ ve ‘Rockefeller Vakfı’ gibi kurumlar yer alıyor. Belgeseli yayınlayan Bridge TV ise kablo yayını üzerinde yer alan ve daha çok Müslümanlara yönelik dini yayınlara yer veren bir televizyon kanalı olarak biliniyor.

pasa_emre
31-05-2007, 11:19
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3460607.gif

Büyükanıt'tan şok açıklama
31 Mayıs 2007



Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Güvenlik Sempozyomu'nda şok açıklamalar yaptı. Büyükanıt gazetecilerin Kuzey Irak'la ilgili sorularına da çarpıcı cevaplar verdi.

İşte Büyükanıt'ın sözleri:

"12 Nisan'da bütün dünyaya söyledim. Oraya bir harekat gerekir. Ama her harekatın bir politik amacı olmalıdır. Politik amaca, askeri vasıtalarla ulaşılır. Politik direktif verilirse asker oturur bu hedefi nasıl elde edeceğini, ne kadar kuvvetle elde edeceğini hesaplar. "

Gazetecilerin soruları ve Büyükanıt'ın verdiği cevaplar şöyle:

Soru: Kuzey Irak'a girme konusunda hükümetten bir talebiniz oldu mu ?
Cevap: Yazılı talep vermeye mi gerek var. Biz söyleyeceğimizi söyledik.İçeri girip sadece PKK ile mi uğraşacağız yoksa Barzani ile birşeyler olacak mı? Orada PKK var Barzani var, bir de ortada ABD var. Benim önüme sözlü değil yazılı talimat gelmesi yazım.

Soru: Hükümet talep mi bekliyor?
Cevap: Talebe gerek yok biz 12 Nisan'da ihtiyaç olduğunu söyledik.

Soru: Sözlü olarak ilettiniz mi?
Cevap: Bu zaten bilinen bir husus.

Soru: Dolmabahçe'de ne konuşuldu?
Cevap: İki makam biraraya geliyor, bir şeyler konuşuyor. Herşeyin söylenmemesi lazım.

Soru: Taciz edilen uçaklar sınırda ne elde etmiş olabilir?
Cevap: Ne elde edebilir ki. Her şeyi zaten uydudan elde ediyorlar. Uçağın oraya gelmesi şeklen yanlıştır, sınır ihlalidir. Bir şeyi görmek için F 16'ya ihtiyaç yoktur. Uydudan zaten görünüyor.

Soru: Kuzey Irak'ta güvenlik Peşmergeler'e verildi. Ne diyorsunuz?
Cevap: Zaten Peşmergeler vardı orada. Hükümet orada özel statü oluşturuyor. Neden Şii bölgesinde Şii güvenlik görevlisi, Sünni bölgede Sünni güvenlik görevlisi yok da Kürt bölgesinde Kürt özel güvenlik gücü oluşturuluyor.

Soru: Trende yakalanan silahlara ilgili bilgi var mı ?
Cevap: Sınırdan mühürlü geliyor. Konşimentoda ne yazıyorsa ona güveniyoruz. Bir bavul arandı, şu anda Savcılık Kanas silahı rapor edilmedi. Soruşturma sürüyor. Şu ana kadar bir vagon arandı.

Soru: Sınıra doğru bir yığınak mı var?
Cevap: Bahar harekatı var bunu açıkladık. Bunun dışındaki şeyler normal. Halkta beklentiyi yükseltmemek lazım.

Soru: NTV'de sayın Başbakan sizinle görüş ayrılıkları olduğunu söylüyor. Ne diyorsunuz?
Cevap: Onu sayın başbakanı soracaksınız.

Orgeneral Yaşar Büyükanıt, gazeteci Murat Yetkin'in "Peki sizin bir görüş ayrılığınız var mı" şeklindeki sorusuna şöyle yanıt verdi:
"Ben böyle bir şey söylemem."

ÖZDOĞAN77
31-05-2007, 11:23
31.05.2007 12:19:30 BÜYÜKANIT,''TÜRKİYE'NİN, ÇOK HAKLI OLAN TERÖRLE MÜCADELESİNDE GEREKEN ULUSLARARASI DESTEĞİ ALAMADIĞI BİR GERÇEKTİR''

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar
Büyükanıt, Türkiye'nin çok haklı olan terörle mücadelesinde gereken
uluslararası desteği alamadığını dile getirdi.
Orgeneral Büyükanıt, ''Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası
Örgütler'' konulu uluslararası sempozyumda yaptığı konuşmada, terörizmin
küresel niteliğinin, mücadelenin de küresel bir anlayışla yapılmasını
gerektirdiğini bildirdi. Orgeneral Büyükanıt, bunun için ''barış ve
güvenlik ya her yerde ya da hiçbir yerdedir'' anlayışının, uluslararası
ortamda terörizmle mücadelenin ortak anlamı ve kavrama biçimi olması
gerektiğini söyledi.
11 Eylül'de ABD'de gerçekleştirilen terörist saldırılardan sonra başta
BM olmak üzere NATO, AB, AGİT gibi bir çok uluslararası kuruluşun
terörle mücadeleye yönelik bir dizi karar aldığını ve terör örgütleri
listeleri yayınladığını hatırlatan Orgeneral Büyükanıt, ancak bu
kararların uygulanmasında ve uluslararası sözleşmelerin ülkelerin iç
hukuklarına yansıtılmasında hala ciddi sıkıntılar bulunduğunu anlattı. Orgeneral
Büyükanıt, bu sorunun terörle mücadelede çifte standart uygulayan
ülkeleri yakından ilgilendirdiğini ve açıkça teröre destek vermek
anlamını taşıdığını dile getirdi.
''Bugün açıkça ifade edeyim, müttefik olduğumuz ülkeler arasında PKK
terörüne dolaylı ve doğrudan destek veren ülkeler de vardır ve bundan
büyük üzüntü duymaktayız'' diyen Orgeneral Büyükanıt, sözlerine şöyle
devam etti:
''Ben bu hususu birçok konuşmamda açıkça ifade ettim. Bu ifadeleri
kullandığım zaman, içte ve dışta bazı çevreler, 'bu ifadeler terörle
mücadeleye bir yarar sağlamıyor' şeklinde yaklaşımlarda bulunmuşlardır.
Bazıları gerçeği görmezden gelmekte veya bunu bazı söylemlerle örtmeye
çalışmaktadırlar. Türkiye'de bir deyim vardır, 'Güneş Balçıkla
Sıvanmaz'. Gerçekleri gördüğünüz zaman, onun gereğini yapmak lazım. Onu
yok gibi kabul etmek, en büyük tehlikedir.
Size somut örnek vereceğim. Türkiye'de teröristler çok teştili
patlayıcılar kullanmaktadırlar. Türkiye'de kullanılan ve 'topuk koparan'
olarak isimlendirilen mayınlar, her türlü cinayette kullanılan C4, A3,
A4 ve benzeri gibi patlayıcılar, herhalde süpermarketlerden alınmıyor.''

-TERÖRE DESTEK VERENLER-
Orgeneral Büyükanıt, terör örgütünün sözcülüğünü ve propagandalarını
yapan bir yayın organının müttefik bir ülkenin sınırları içinde faaliyet
gösterdiğini ve terör örgütünün faaliyetlerinde aktif rol alarak yayın
yaptığını vurgulayarak, ''Umarım, bu tür sözlerime politik tepki yerine,
'hayır doğru söylemiyorsunuz' diyebilmelidir. Ancak söyleyemezler'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, bunların yanında ülkelerin siyasi emellerini
gerçekleştirmek için terörizmi desteklemelerini de terörizmi artıran
nedenler arasında saymak gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
''Bu yaklaşımda olan ülkeler, terörizmle mücadelede çifte standart
uygulayarak kendi ülkesi içerisinde terör eylemi gerçekleştirmeyen,
fakat diğer bir ülkenin terörist olarak tanımladığı kişi ya da örgütlere
göz yumabilmektedirler. Ayrıca terörizm, bazı ülkeler tarafından bir dış
politika unsuru olarak kullanılmaktadır. Bu ülkelerin destekledikleri ya
da yarattıkları terörü, kontrol edemediği ve sonunda bumerang etkisiyle
kendilerine de zarar verdiği, geçmişteki olaylarla sabittir.
Terörle mücadelede yaşadığımız acı deneyimin ışığında, güvenlik alanında
bilgi paylaşımına, uluslararası işbirliğine ve dayanışmaya Türk Silahlı
Kuvvetleri'nin hazır olduğunu her vesileyle ifade ettik, burada
tekrarlıyorum. Türkiye'nin bütünlüğü, demokratik, laik, sosyal, hukuk
devleti olma özelliğini tehdit eden terörle mücadelede bizi asıl üzen
husus, bu terörist hareketlerin bize karşı insan hakları dersi vermeye
çalışan bazı ülkeler tarafından da desteklenmesi olmuştur. Bir hususu
açıkça vurgulamam gerekiyor. Türkiye'nin çok haklı olan terörle
mücadelesinde gereken uluslararası desteği alamadığı bir gerçektir.
Gereken desteği bir tarafa koyuyorum, bazı dış kaynaklı kuruluşlar,
üzüntüyle ifade edeyim, terörist hakları derneği haline dönüşmüş
durumda. Böyle bir ortamda terörle mücadele nasıl bir ortak payda olur.
Bu hususu dikkatlerine sunuyorum.''

-''ULUSLARARASI İŞBİRLİĞİ BM İLE MÜMKÜN''-

Orgeneral Büyükanıt, terör konusunda sonuç olarak bugün gelinen noktada
terörizme daha fazla kurban vermemek ve uluslararası mücadelede daha
fazla başarılı olabilmek için küresel düzeyde eksiksiz bir işbirliği
anlayış ve ortak söylem mekanizmasının kurulmasının şart olduğunu
söyledi.
Ayrıca zengin ülkelerle fakir ülkeler arasında giderek derinleşmekte
olan yapısal sorunlara daha somut çözümlerin getirilmesi gerektiğine
işaret eden Orgeneral Büyükanıt, ''Yalnız saldırıları gerçekleştirenler
değil, teröristlere mali, lojistik ve propaganda desteği sağlayanların
da terörist olarak kabul edilmesi kaçınılmazdır'' dedi.
Orgeneral Büyükanıt, terörle mücadelede en geniş uluslararası
işbirliğinin ancak BM ile mümkün olacağını, bu nedenle diğer bütün
organizasyon ve inisiyatiflerin BM'yi her anlamda desteklemesi için
terörle mücadelede BM tarafından kabul edilen anlaşma, protokol ve
kararların, henüz onaylamamış ülkelerce de onaylanarak uygulanması
gerektiğini kaydetti.

AA

pasa_emre
31-05-2007, 11:28
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3460175.gif

Barzani'ye açıkca terörist uyarısı
31 Mayıs 2007

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Güvenlik Sempozyomu'nda yaptığı açıklamada, Teröriste yardım eden de teröristir sözleriyle Kuzey Irak'a sert mesajlar gönderdi.


BARZANİ'YE TERÖRİST UYARISI
Büyükanıt, Barzani'ye açıkça "Terörist" uyarısı yaparak, "teröriste mali yardım yapan da teröristtir" dedi.

- 40 yıllık Soğuk Savaş'ın ardından başlayan değişim strateji değiştirmemize neden oldu.
- Konferans için güvenliğin yeni boyutları konusunu özellikle seçtik. Çünkü güvenlik kavramı büyük bir hızla değişmiştir.
- Soğuk Savaşın ardından NATO kendine bir düşman aramaya başladı. 11 Eylül saldırılarına kadar da bulunamadı. 11 Eylül'ün ardından güvenlik kavramı tümüyle değişti.

- Değişimi algılamayan toplumlar değişimi seyretmekle yetinir.

- Soğuk Savaş döneminde sade olan tehdit anlayışı günümüzde çok değişmiştir.

KARANLIK SAVAŞ DÖNEMİ BAŞLADI
- Tehditler devletten devlete olmaktan çıkarak asimetrik ve çok boyutlu hale gelmiştir. Bu yüzden diyorum acaba Soğuk savaş yerini karanlık savaşlara mı bıraktı
Karanlık Savaşlar şu yöntemlerle yürütülmektedir:
* Ekonomik manipülasyonlar
* Rejimleri yeniden tanımlamalar
* Renkli başkaldırılara destek
* Ülkelerin isimleri başına ekler getirmeler

PKK FAŞİST BİR TERÖR ÖRGÜTÜ
- Güvenliği tehdit eden unsurların başında terör yer alıyor. Bazı müttefiklerimize bakıyorum sadece aşırı dinci grupları terörist olarak görmekteler. Oysa etnik milliyetçi terör de tehdit.

- Güvenliği tehdit eden unsurların başında terör yer alıyor. Bazı müttefiklerimize bakıyorum sadece aşırı dinci grupları terörist olarak görmekteler. Oysa etnik milliyetçi terör de tehdit. PKK'da faşişt bir terör örgütüdür.

DESTEK VEREN MÜTTEFİKLER VAR
- Müttefiklerimiz arasında teröre destek verenler var.

- Teröristi destekleyen de teröristtir.

MAYINLAR MARKETTEN ALINMIYOR
- Koparan isimli mayınlardan diğer patlayıcılara kadar kullanılanlar süpermarketten alınmıyor, terör örgütünün yayın organı müttefik ülkede yayın yapıyor.

- Terörizmi bazı ülkeler dış politika malzemesi olarak kullanıyor.

- Bize insan hakları dersleri veren ülkeler teröre destek veriyor

- Terörün bir nedeni de enerji kaynaklarının sağlıklı kullanılamaması

- Enerji güvenliği ulusal güvenlikten ayrılamaz. Enerji kaynakları baskı unsuru olarak kullanılmamalı

- İklim değişikliği sorunu yanlış sanayi tercihinin sonucu

- Soğuk Savaşın başlamasından bu yana nükleer silahların yapımı için 250 ton plotonyum üretilmiştir. Bu kadar plotonyumun imha edilebilmesi için 24 bin yıla ihtiyaç vardır.

- Dünya silah ticareti gelişmiş ülkelerin kontrolündedir.

- Başarısız yönetimler de terörü ortaya çıkarıyor.

- Dünya neler yapılırsa neler yapılmazsa güvenli bir gezegen olmatan çıkar diye kendi kendime soruyorum, iyte bunları yaparsak daha güvenli bir yer olmaz:

* Kaynakların üretimi ve dağıtımını sadece kendi ülkelerimiz için kullanırsak
* Sadece kendi ülkemizin güvenliğini düşünürsek
* Teröriste çifte standartla yaklaşırsak
* Ekonomik uçurumların kaldırılmasına göstermelik yaklaşım sergileyerek bunun derinleşmesine neden olursak
* Barış kültürünü geliştirmezsek
* Teröre sadece sözlü eleştirirsek
* Başkalarını kendimiz kadar sevmezsek

Toplantının kulislerinde, Büyükanıt'ın Barzani uyarısı için, "Bir Kuzey Irak harekatında Barzani'ye terörist muamelesi yapılacağı" yorumları yapıldı.

pasa_emre
31-05-2007, 11:31
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3460534.gif

Büyükanıt: Hükümete yazılı talep veremem
31 Mayıs 2007


Genelkurmay Başkanı Orgeneray Yaşar Büyükanıt, sınır ötesi operasyonla ilgili "Hükümete yazılı talep veremem 12 Nisan'da sözlü söyledik" diye konuştu. Büyükanıt, "Kuzey Irak'ta ne yapacağımıza siyasi otorite karar verir" dedi.


Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt Güvenlik Sempozyumu'nun ardından gazetecilerle yaptığı sohbette Kuzey Irak'a yönelik sınır ötesi operasyonla ilgili soruları yanıtladı
Büyükanıt, hükümete yazılı talep vermelerine gerek olmadığını 12 Nisan'da taleplerini sözlü olarak dile getirdiklerini belirtti.
Devlet geleneğine göre siyasi bir otoritenin önce hedef koyması gerektiğini vurgulayan Büyükanıt, "Her askeri harekatın siyasi bir amacı vardır. Önce siyasi otorite bir karar alır ve askere emir verir. Daha sonra asker oturur bu hedefi nasıl hayata geçireceğine dair plan yapar" diye konuştu.

BORA YAŞAR
31-05-2007, 11:32
Topikler kendi düşüncelerimizi, gördüklerimizi, hissettiklerimizi iletmek içindir.

Tabii ki hepimiz birçok kaynaktan yararlanırız.

Ancak ana/esas/öz bizim beynimizin ürettiğidir.

Yukarıda copy-paste yöntemi ile doldurulanlar onu buraya kopyalanların ne tür düşüncesini yansıtmaktadır?

Bu arkadaşlar burayı pano olarak mı kullanmak düşüncesindedirler?

Geçmişte, kopyalanan "şeye" itiraz edildiğinde, kopyalayan kişiler "Ben sadece kopyaladım. Bunlar benim düşüncem değil. Ben yazmadım." diye savundular kendilerini.

Gelin kopyaladığınız şeyi 2 satır ve de linki ile verin. Ama mutlaka sizin o konuda ne düşündüğünüzü de yazın.

Yoksa anlamı kalmıyor. Kimse de okumuyor zaten. Çünki herkes o kaynakları zaten biliyor beyler. Herkes takip ediyor.


Sevgiler

pasa_emre
31-05-2007, 11:38
Kuzey Irak krizinin neresindeyiz?

Kuzey Irak'a askeri bir operasyon gündemin ilk sırasındaki yerini hala koruyor. Başbakan Erdoğan, "Askerden talep gelirse gereken yapılır" dedi. Muhalefet, hükümete "yetki sende" eleştirisinde bulundu. Son olarak Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt, "operasyon için yazılı bir talep veremem" dedi. Seçimlerin arefesindeki Kuzey Irak krizini Ali Sarp analiz etti.


ABD, Kuzey Irak'dan çekildi
ABD, hava sahamızı ihlal etti

Dünya basınının Ortadoğu ve Türkiye'ye olan ilgisi artarak sürüyor. Her geçen gün dünya medyasının önde gelen araştırmacı yazar ve yorumcularının konuyla alakalı kapsamlı analiz yazılarını görüyoruz. Bu artan ilgi içinde yaşadığımız coğrafyanın ve siyasi sürecin ne denli hassas dengelerle çevrili olduğunun başka bir kanıtı.

Kuzey Irak'da askeri bir operasyon yapılmasının gerekli olup olmadığı iç politikada yeterince tartışılmış değil.

Siyasi olarak askeri bir operasyonun sorumluluğunu yüklenecek bir meclis çoğunluğu da yok.
Aslında bu konuda kamu oyu önünde açık ve net bir şekilde de konmuş değil. Giderek bu konunun muhatabının kim olduğu konusunda da tartışmalar var.

Batı haber ajansları ve yorumcular sıkıntılı bir dönemde bu askeri operasyonun çok büyük riskler taşıdığını düşünüyor. Batılı yorumcular, Türkiye'deki milliyetci bir grubun şiddetle anti Amerikan bir tutumu yaygınlaştırmaya çalıştığını ve 22 Temmuz seçimlerinde oy artırmayı planladığını düşünüyorlar.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimler süreci, siyasi kutuplaşmalar, büyük kentlerde düzenlenen mitingler çok ilgi çektiği kadar TSK'in internet sitesinde yer alan e-muhtırası, Hrant Dink cinayeti ve sorumlularının devletle bağlantısı da batılı gazetecilerin soruları arasında.

Tam bu süreç içinde sürpriz iki gelişme; iki F-16 ABD uçağının hava sahasını ihlal etmesi, ABD'nin Kuzey Irak'dan çekilme kararı ve bu harekatın bir takvime bağlanması çok değişik yorumlara yol açtı.

Öte yandan yaklaşık iki aydır ABD'nin Irak'tan çekilme planı üzerinde konuşuluyor. ABD'nin ana konusunun Irak'da güvenliği sağlamak ve çekilmek olduğu ifade ediliyor. Bu çekilme planının bir parçası olarak, Kuzey Irak Kürt peşmergelerin kontrolüne bırakılıyor. Burası ideal şartların yerine gelmemesine karşın en azından'kontrol altında' bir yer olarak adlandırılıyor.

Güneyde Basra'da ise Şii milislerin yani Sadr taraftarlarının kontrolü altına girmiş durumda. Bu durumda ABD her iki bölgenin jandarmalığını orada hakim güçlere bırakarak askerlerini esas çatışmaların olduğu Bağdat ve orta Irak bölgelerine yoğunlaştırmak istemektedir.

Bu kararla iki ayrı 'Irak eyaleti' ortaya çıkmaktadır. Kürt özerk bölgesi ve Basra Şii özerk bölgesi. Bu durumda zaten Irak fiilen eyalet sistemine doğru çok iri siyasi bir adım atmış olmaktadır.
Kuzey Irak (eyaleti ) bölgesine TSK'inin yapacağı askeri bir harekat gerek zamanlama olarak gerekse de stratejik olarak yanlış bir hareket olacaktır.

PKK çözümünün askeri bir harekatla sağlanabileceğini düşünenlerin sayısı az değil.
AKP hükümetinin bu yükselen intikam hislerini oya çevirebileceği ihtimali üzerinde de durmuş olabileceğini yorumlayanlar da var.

Başarısız bir Kuzey Irak operasyonunun hükümete oy kaybettireceğini hesaplayanlar da var.
Irak Kuzeyiyle ve güneyiyle uzun vadede Afganistan'da olduğu gibi BM kontrolüne bırakılacaktır.
Bu oluşum içinde olmak, sorunları uluslar arası hukuk çerçevesinde çözmeye çalışmak daha doğru bir yaklaşım olarak görülmektedir.

Hükümetin ve kamu oyunun Kuzey Irak'da Askeri harekat yerine ABD - Kürtler ve Şii milislerle diyalogları geliştirmesi ve BM'in konuya müdahil olarak davet edilmesi için çaba göstermesi daha akılcı olacaktır.
Ne yazık ki hükümet değerli bir zamanı yitirmiş Türk kamu oyunu böyle bir çözüm için hazırlamamıştır.
Türk kamu oyu diyalog çözümüne sıcak bakabilecek durumda değildir. Hükümetin esas sıkıntısı da budur.
Yaklaşan seçimler de bu sıkıntıyı seçmen oyuna tahvil etmektedir.

Şimdi yapılacak bir Kuzey Irak operasyonu Türkiye'yi uluslar arası kamu oyunda çok zor ve içinden çıkılması güç bir duruma düşürecektir. Bunun siyasi sorumluluğu da oldukça ağır olacaktır.

http://www.hurriyet.com.tr/strateji/6620143.asp?gid=202

REST
31-05-2007, 11:38
Topikler kendi düşüncelerimizi, gördüklerimizi, hissettiklerimizi iletmek içindir.

Tabii ki hepimiz birçok kaynaktan yararlanırız.

Ancak ana/esas/öz bizim beynimizin ürettiğidir.

Yukarıda copy-paste yönetemi ile doldurulanlar onu buraya kopyalanların ne tür düşüncesini yansıtmaktadır?

Bu arakadaşlar burayı pano olarak mı kullanmak düşüncesindedirler?

Geçmişte, kopyalanan "şeye" itiraz edildiğinde, kopyalayan kişiler "Ben sadece kopyaladım. Bunlar benim düşüncem değil. Ben yazmadım." diye savundular kendilerini.

Gelin kopyaladığınız şeyi 2 satır ve de linki ile verin. Ama mutlaka sizin o konuda ne düşündüğünüzü de yazın.

Yoksa anlamı kalmıyor. Kimse de okumuyor zaten. Çünki herkes o kaynakları zaten biliyor beyler. Herkes takip ediyor.


Sevgiler

SN.BORA YAŞAR...:)
Aynen katılıyorum yazdıklarınıza....
Link taşaronluğuna gerek yok....:grrr:
Fikirlerimizi yazalım..Varsa.....:notr:
Selamlar.
REST

pasa_emre
31-05-2007, 11:53
Bu başlık açılıp baştan sona okunduğunda gün gün ne gelişmeler yaşanmış onlar düzenli bir sırada görülsün, hepsi bir arada toplansın diye önemli gördüğüm haberleri koyuyorum.. Benim fikrim operasyon yapılması yönündedir. Ama burada önemli olan politika uygulayıcılarının ne yapacağı.. Yoksa ben de bilirim burayı komplo teorileriyle doldurmayı..

Saygılar
Bol kazançlar

REST
31-05-2007, 11:59
Bu başlık açılıp baştan sona okunduğunda gün gün ne gelişmeler yaşanmış onlar düzenli bir sırada görülsün, hepsi bir arada toplansın diye önemli gördüğüm haberleri koyuyorum.. Benim fikrim operasyon yapılması yönündedir. Ama burada önemli olan politika uygulayıcılarının ne yapacağı.. Yoksa ben de bilirim burayı komplo teorileriyle doldurmayı..
Saygılar
Bol kazançlar

Haberleri değil...link verin...isteyen okusun....
Fikir yazalım derken..aklınıza komplo teorisimi geliyor....
Şahsi tespitlerinizi yazın..bizde pasa_emre arkadaş ne diyor diye okuyalım....
REST

MAŞALI
31-05-2007, 12:01
Bu başlık açılıp baştan sona okunduğunda gün gün ne gelişmeler yaşanmış onlar düzenli bir sırada görülsün, hepsi bir arada toplansın diye önemli gördüğüm haberleri koyuyorum.. Benim fikrim operasyon yapılması yönündedir. Ama burada önemli olan politika uygulayıcılarının ne yapacağı.. Yoksa ben de bilirim burayı komplo teorileriyle doldurmayı..

Saygılar
Bol kazançlar

ben okuyorum adaş..:wink:ve de gazetelerin orasından burasından okumaktansa senin burdan sırasına göre takip edebiliyorum..ellerine sağlık:yes:

pasa_emre
31-05-2007, 12:03
Bence neden operasyon yapılmalı?
Bir arkadaşımızın burada verdiği örneği kullanacağım.
Yurtiçinde yapılan operasyonlar sinekleri öldürmektir.
Ama asıl bataklığı kurutmak gerekmektedir.
Ayrıca Türk milleti savaşlardan kaçarak, birilerinden çekinerek Türk milleti olmamıştır..
Bu bölgede, hatta yine eskisi gibi dünyada, sözümüz dinlensin istiyorsak ekonomik ve askeri yönden aktif olmalıyız..
Lafı dolandırmaya hiç gerek yok fikir ve nedeni bu kadar basittir..

REST
31-05-2007, 12:03
ben okuyorum adaş..:wink:ve de gazetelerin orasından burasından okumaktansa senin burdan sırasına göre takip edebiliyorum..ellerine sağlık:yes:

MAŞALI...:)
Menüde ne varsa yerim diyorsun....:notr:
Link'te verse sırasıyla gene istersen okursun....
İstemeyen de okumaz....
Daha adil olmaz mı.....
Selamlar.
REST

pasa_emre
31-05-2007, 12:11
ben okuyorum adaş..:wink:ve de gazetelerin orasından burasından okumaktansa senin burdan sırasına göre takip edebiliyorum..ellerine sağlık:yes:

Adaşım Maşalı şu ana kadar 3600 kez yapıldığı gibi sizin de burayı okumanız ve bunu belirtmeniz beni mutlu etti..
Saygılar

MAŞALI
31-05-2007, 13:03
MAŞALI...:)
Menüde ne varsa yerim diyorsun....:notr:
Link'te verse sırasıyla gene istersen okursun....
İstemeyen de okumaz....
Daha adil olmaz mı.....
Selamlar.
REST

sadece link olunca dikkat çekmiyor..:yes:
ama dediğin gibi isteyen okur isteyen okumaz..:notr:

pasa_emre
31-05-2007, 16:22
Cüneyt ÜLSEVER
30 Mayıs 2007

Bir iç mesele olarak Kuzey Irak!

ÖNCE birkaç gözlem: Ankara-Ulus'ta menfur saldırıyı gerçekleştiren katilin PKK ile ilişkisi resmen tespit edilemedi.

Yapılış tarzı itibarıyla doğrudan iktidarı hedef alan saldırıyı PKK üstlenmedi. Halbuki, bu tip terör eylemlerini yapan örgüt, mesajını açıkça vermek ve propaganda yapmak için saldırıyı anında yüklenir. Daha ötesi, bugüne dek saldırıyı kimse yüklenmedi.

Yıllar sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ünlü 1 Mart tezkeresinin TBMM'den geçmemesini "Aksi halde AKP bölünürdü!" sözleri ile açıkladı. Tezkere oylanırken 90 küsur AKP milletvekili aleyhte oy kullanmıştı.

Zamanında 1 Mart tezkeresi müzakerelerini sürdüren Büyükelçi Deniz Bölükbaşı Kuzey Irak Yönetimi lideri Barzani'nin tezkereden önce "TBMM'den bu tezkere geçmeyecek!" mealli sözlerini hatırlattı.

* * *

Şimdi bir senaryo:

Menfur saldırılar tırmanarak artar. Herkesin sabrı daha da beter taşar. ABD, Kuzey Irak'ta sınırımıza yığınak yapmaya devam eder. Sonunda Genelkurmay hükümetten Kuzey Irak'a müdahale etmek üzere izin istemek zorunda kalır. CHP ve parlamentoda temsil edilen diğer partiler TBMM'ye "yeni tezkere" gelirse destekleyeceklerini açıkça ilan ederler. Ancak, AKP'de 80-90 Doğu ve Güneydoğu kökenli milletvekili tezkereye açıkça karşı çıkarlar. Tezkere TBMM'ye gelirse ret oyu kullanacaklarını ilan ederler.

Böyle bir gelişme karşında AKP ne duruma düşer, hayal edebiliyor musunuz?

* * *

Şimdi gerçeklere geri dönüş yapalım:

TSK'nın Kuzey Irak'ta bir harekát söz konusu olduğunda ezici bir fiziki üstünlüğe sahip olduğu aşikárdır. Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt ünlü 12 Nisan konuşmasında askeri açıdan bu harekátı gerekli gördüğünü ve başarı sağlayacağından emin olduğunu beyan etmiştir. Ama aynı konuşmada siyasi açıdan neler yapılması gerektiği konusunun kendi dışında olduğunu da beyan etmiştir.

Siyasi mülahazalar göz önüne alındığında Türkiye'nin Kuzey Irak'ta askeri bir harekát yapamayacağı açıktır.

Böyle bir girişimi ne bölgede tek sığınağı Kuzey Irak olan ABD'nin ne de AB'nin hazmetmesi ve kabullenmesi mümkün değildir.

Türkiye, Kıbrıs'tan beter bir yalnızlığa itileceği gibi, ABD ile sıcak çatışmaya girmek zorunda dahi kalabilir. Bölgede emperyal emelleri olan İran'ın da böyle bir harekát karşısında sessiz kalmayacağı aşikárdır.

* * *

Kuzey Irak'ta yapılması gereken "iyi polis-kötü polis" denklemi içinde; TSK her geçen gün kafasının beter attığını hissettirirken, siyasilerin Kuzey Irak'a sahip çıkıp, bölgenin garantörlüğüne soyunmasıdır. Bir gün ABD'nin bölgeden gideceği, yalnız kaldıkları anda Irak'taki Şii ve Sünni güçlerin Kuzey Irak'ın tepesine binecekleri karşı tarafça zaten bilinmektedir. TSK'nın hasmı olmaktan çıkıp, hamisi haline gelebileceğini gören; Türkiye'nin insan ve teknik birikimi sayesinde bölgede ortak yatırımların yapılmasına karşılıklı soyunan ve Kuzey Irak'ın petrolü için enerji yolunun Türkiye üzerinden dünyaya açılması için ortaklaşa hareket etmenin nimetlerini gören Kuzey Irak yönetimi PKK konusunda da, Kerkük'te de Türkiye'nin istediklerini vermeye dünden hazır olacaktır.

* * *

Hal böyle iken atılan hamasi nutuklar iç politikaya mı, yoksa dış politikaya mı yöneliktir; kafalar karışıyor!

UNYELI CONAN
31-05-2007, 16:38
Cüneyt ÜLSEVER
30 Mayıs 2007

Bir iç mesele olarak Kuzey Irak!


Kuzey Irak'ta yapılması gereken "iyi polis-kötü polis" denklemi içinde; TSK her geçen gün kafasının beter attığını hissettirirken, siyasilerin Kuzey Irak'a sahip çıkıp, bölgenin garantörlüğüne soyunmasıdır. Bir gün ABD'nin bölgeden gideceği, yalnız kaldıkları anda Irak'taki Şii ve Sünni güçlerin Kuzey Irak'ın tepesine binecekleri karşı tarafça zaten bilinmektedir. TSK'nın hasmı olmaktan çıkıp, hamisi haline gelebileceğini gören; Türkiye'nin insan ve teknik birikimi sayesinde bölgede ortak yatırımların yapılmasına karşılıklı soyunan ve Kuzey Irak'ın petrolü için enerji yolunun Türkiye üzerinden dünyaya açılması için ortaklaşa hareket etmenin nimetlerini gören Kuzey Irak yönetimi PKK konusunda da, Kerkük'te de Türkiye'nin istediklerini vermeye dünden hazır olacaktır.

* * *

Hal böyle iken atılan hamasi nutuklar iç politikaya mı, yoksa dış politikaya mı yöneliktir; kafalar karışıyor!

tabii .. olur.. bu arada g.douyu'da verelimmi sayin ülser misin ülsever misin?
hatta önce k.iraktaki etnik akimlari palazlandiralim kendi ellerimizle , yagla balla besleyelim sonra bizden gözümüzü istesin bu kargalar.

ya bu adam dalalet icinde ya hiyanet .. hangisi acaba ?

pasa_emre
31-05-2007, 16:43
Hava sahamızı ihlal ettikten sonra ,ABD Büyükelçisi

‘'Pilot hata yapmış,biz bu konuyu kapanmış sayıyoruz''

şeklinde açıklamalarda bulundu ve verdiğimiz NOTA karşısında da şu ana kadar tatmin edici bir cevap vermedi.Bu duyarsız yaklaşımlarından dolayı da Basınımızın bir kısmının

‘' ABD Büyükelçisi Nota'yı hafife aldı ‘'

diye eleştirilerde bulunduğunu izledik.

Eleştiri elbette haklı.

Hatta daha da fazlasının söylenmesi ve yapılması gerektiğini uzun süredir biz de ifade ediyoruz.

Ancak şunu da bilmeli ki;eğer senin yetkili Devlet Organların dahi böyle ciddi bir konuyu, bize haber verildi ,ya da verilmedi diye basın-yayın organları üzerinden tartışıyor ve aralarındaki iletişimi basın üzerinden kurdukları izlenimini yaratıyorlarsa ve de yabancı bir ülke ile, diplomatik usuller yerine ,kişiler üzerinden çok yönlü bilgi alışverişinde bulunuyorlarsa, ABD gibi sorumsuz bir ülkenin daha ciddi davranmasını beklemek büyük bir iyimserlik olur.

Bu son olayın yanı sıra , yakın tarihlerde yaşadığımız hemen aklımıza gelen birkaç tane olayı daha sayacak olursak, ABD'nin bizi hiçe sayan bu cesareti nereden aldığı daha da kolay anlaşılacaktır.

• Bizim siyasiler değil miydi, işi garantiye almak ve iktidarlarına destek sağlamak için çocuklar gibi ABD'ye gidip icazet alanlar ?

• Bizim büyüklerimiz değil mi , Ülke içinde karşılıklı görüşemedikleri,anlaşamadıkları konuları, Amerika ziyaretlerine gidince oralardan konuşup anlatmaya çalışanlar ?

• Başımıza geçen çuvalın acısını çıkaramadığımız gibi,bizler değil miyiz halen en azından diplomatik resmi bir özür dahi diletemeyenler ?

• Bizim yetkililerimiz değil mi , Irak Kuzeyi'nin bugünkü duruma gelmesi için bilerek ya da bilmeyerek ABD ile işbirliği yapıp arkadan da onu bunu suçlayanlar ?
• Sokaktaki duyarlı vatandaşımızın bile ABD'nin PKK'ya verdiği desteği yıllar öncesinden anlamasına rağmen,bizim yetkililer değil mi , PKK terör örgütü ile mücadele için ABD ile işbirliği gafletine düşenler ,

Barzani'yi de,Talabani'yi de,PKK'yı da kendi elleri ile bugünkü uluslar arası konuma taşıyanlar ?

• Ey Ulusal dediğimiz basın, sizin içinizdekiler değil mi,her konuda ABD Büyükelçisinin fikrini sorup ona yakın olmaktan gurur duyanlar,her dediğini ,her gezisini manşet yapıp adama eyalet valisi gibi davranma cesareti verenler ?

Hepimizin de bildiği ve içimizin yandığı gibi ,sayacak olursak,bunların benzeri daha bir çok kötü örnek bulunmaktadır. Ancak Stratejik Ortağımızın ve onun Türkiye'deki stratejik ortaklarının bizi neden hafife aldığını hatırlamak için bu kadar yeter sanırım.

Ancak şunu da tekrar hatırlamalıyız ki ; sayılmak ve ciddiye alınmak,kimsenin bir başkasına vereceği lütuf değildir.Bu nitelik; aklımızla, yüreğimizle, ahlaklı ve tutarlı davranışlarımızla bizim kendi kazanacağımız ve de herkese kabul ettireceğimiz bir değerdir.

Kendi işimizi ciddi yapmadığımız , bireysel ve kurumsal ilişkilerdeki bu çirkinliklere devam ettiğimiz sürece de,başkalarından saygı duyulmasını beklemek yanılgının en büyüğü olarak kalmaya devam edecektir.

Ali İhsan Gürcihan

pasa_emre
31-05-2007, 16:53
Soner YALÇIN
18 Şubat 2007

Filmin yapımcısı ve oyuncusu değişti senaryo hep aynı kaldı: The Kerkuk

Tarih: 13 Şubat 1925.

Dinsel ve milliyetçi Şeyh Said isyanı başladı.

Ayaklanma iki ayda bastırıldı. İç savaşın Türkiye'ye bedeli ağır oldu; Musul-Kerkük kaybedildi.

Hikáye bilindik, bilinmeyen dünün bugüne ne çok benziyor olduğu...

FİLMİ, Şeyh Said ayaklanmasından iki yıl önceye giderek başlatalım:

Lozan Konferansı'na katılan Türk heyetinin elinde üç sayfalık 14 maddeden oluşan talimat vardı.

Birinci madde, Irak sınırıydı; Süleymaniye, Kerkük ve Musul mutlaka geri alınacaktı.

Çünkü:

Birinci Dünya Savaşı'nı sona erdiren Mondros Antlaşması'na (30 Ekim 1918) göre, bu sancaklar Osmanlı Devleti'ne bırakılmıştı. Ancak iki hafta geçmiş, İngiltere bir oldu bittiyle buraları işgal edivermişti!

Lozan Konferansı'nda İngilizlerin tüm stratejisi petrol üzerineydi... Daha konferans başlamadan, İngiliz, Fransız ve Amerikan petrol şirketleri, Londra'da Mezopotamya petrollerini müzakere etmişlerdi.

Bu toplantının başkanlığın ise Irak hükümeti adına Osmanlı Mebusan Meclisi eski üyesi Sasson Haskail Efendi yapmıştı!

Lozan Konferansı bu havada başladı. Türk Heyeti Başkanı Dışişleri Bakanı İsmet (İnönü) Paşa, önce duygusal konuşmalarla İngilizleri iknaya çalıştı:

"Türkiye yoksul bir ülkedir, petrole ihtiyacı vardır..."

Bu sözler, bir petrol şirketine ortak olan İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon'u nasıl etkileyebilirdi ki?

Zaten, Bonar Law Hükümeti, İngiliz heyetine kesin talimat vermişti; Musul-Kerkük konusunda tartışmaya bile girmeyeceksiniz!

KERKÜK 11. YÜZYILDAN BERİ TÜRK

Türk heyeti toplantılarda, "Bu topraklar 11'inci yüzyıldan beri bizimdir" gibi tarihi gerçekleri anlatarak İngilizleri iknaya çalıştı. Bölgenin nüfus sayım sonuçlarını sundu: 263 bin Kürt, 146 bin Türk, 43 bin Arap, 18 bin Yezidi, 13 bin gayrimüslim...

İngilizleri, kendi belgeleriyle, kaynaklarıyla vurmaya çalıştı.

Öyle ya, onların Britannica Ansiklopedisi bile Türkler ile Kürtlerin Turani iki kardeş kavim olduğunu yazmıyor muydu?

Türk heyeti iyi niyetini hep korudu; her iki halkın bir arada yaşamak istediklerini; inanmıyorlarsa referandum yapılabileceğini ileri sürdü.

Türkiye ne kadar tarihten, kardeşlikten, istatistiklerden bahsetse de İngilizlerin kafasında sadece tek bir düşünce vardı; petrol!

Bu nedenle, konuyla hiç ilgisi olmamasına rağmen, bir gün birdenbire Türklerin Ermenilere çok eziyetler yaptıklarını gündeme getiriverdiler!

Lozan'da toplam 8 ay süren görüşmeler sonucunda, Türkiye ve İngiltere uzlaşamadı. Konferans, sınır meselesini iki ülkenin kendi arasında halletmesine karar verdi.

Eğer her iki ülke, öngörülen 9 aylık sürede anlaşma yoluna gitmezse, mesele, Milletler Cemiyeti Meclisi, -bugünkü adıyla Birleşmiş Milletler'e- götürülecekti.

İNGİLİZLER: HAKKÁRİ'Yİ DE İSTERİZ

Lozan Konferansı'ndan sonra Türkiye ve İngiltere arasında ikili görüşmeler İstanbul'da başladı.

İngiliz heyetinin başında bu kez, Irak Yüksek Komiseri Sir Percy Cox vardı. İngilizler bu konferansta da, çözümsüzlüğü derinleştirmek için, yeni bir diplomasi taktiğini uyguladılar: Türkiye'den, -Musul'un komşusu- Hakkári'yi istediler!

Ve... Hay aksi, tam o günlerde Hakkári'de Nasturi Ayaklanması (12-28 Eylül 1924) başlamasın mı? Bakın şu kör talihe!

Şaka bir yana, bırakın kışkırtmayı, İngilizler isyanı havadan bile destekledi...

İngilizlerin oyunu hep benzerdi: Böl-yönet!

Petrol için önce Arapları ayaklandırmışlardı.

Şimdi sırada Kürtler vardı...

İngiliz istihbaratçıları; Albay T.E. Lawrence Arapları, Binbaşı E.W.C. Noel ise Kürtleri kışkırtıyordu...

Bu arada İngilizlerin, Araplarla Kürtleri de birbirlerine düşürdüklerini eklemeliyim.

ATATÜRK ÇİZMELERİNİ GİYİYOR

İstanbul'daki Türkiye-İngiltere ikili görüşmelerinden de sonuç çıkmadı.

Dolayısıyla, Irak sınırı meselesi Milletler Cemiyeti Meclisi'ne gitti...

İşin garip yani; bu mecliste İngilizlerin büyük ağırlığı vardı ve aksiliğe bakın ki, Türkiye cemiyete üye bile değildi...

Milletler Cemiyeti Meclisi, İngilizlerin isteği doğrultusunda üç kişilik bir komisyon kurma kararı aldı. İsveçli T. Wirsen, Macar Kont Teleki, Belçikalı Albay Poulis'ten oluşan bu heyet, her türlü yazışma ve soruşturma yapma yetkisine sahipti.

Bu komisyonun yaptığı ilk çalışma, Musul ile Hakkári arasına geçici bir çizgi çekmek oldu. Daha Türkiye'yi dinlememişlerdi bile.

Batı'nın bu kibirli, Türkiye'yi hor gören anlayışı Ankara hükümetini çileden çıkardı.

İngiliz istihbarat raporlarına göre, Mustafa Kemal asker çizmelerini tekrar ayağına geçiriyordu.

Atatürk, Irak'a müdahale etmeye kararlıydı...

Ve yine bir aksilik çıktı; ne oldu dersiniz?

Bu kez 14 ili kapsayan Şeyh Said isyanı başladı...

Türkiye, Kuzey Irak'a askeri operasyon yapamadı; içe döndü; binlerce asker ayaklanmayı bastırmakla görevlendirildi...

Ankara'nın, Türklerle Kürtlerin kader birliği içinde bulunduğunu söylediği bir dönemde, bu ayaklanma İngilizlerin elini güçlendirdi. "Hani siz kardeştiniz, bakın şu anda bile savaştasınız" dediler.

Ve, Milletler Cemiyeti Meclisi, Musul, Kerkük ve Süleymaniye'yi İngilizlere verdi...

The End. Çünkü yukarıdaki tarihi film bir İngiliz yapımıdır...

Vizyondaki yeni filmin yapımcısı ve oyuncuları kim acaba?..

Kürt ayaklanmalarında 'Halidiye Ekolü' etkisi

NAKŞİBENDİLİĞİ Kürtler arasında yaygınlaştıran din adamı, Kuzey Irak Süleymaniye doğumlu Mevlana Halid-i Bağdadi (1776-1826) idi.

Araştırılması gerekiyor; Mevlana Bağdadi'nin halifeleri ve müritlerinin bir kısmı neden hep dinsel-milliyetçi hareketlerin içinde olmuşlardı?

Sorumuzu birkaç örnek olayla açalım:

Şeyh Said'in dedesi Şeyh Ali Septi, Halid-i Bağdadi'nin halifelerindendi. Halife Şeyh Ali Septi'nin torunu Şeyh Said, Kürt Azadi Cemiyeti'nin başkanıydı.

Adıyla bilinen ayaklanmanın lideriydi. "Emirülmücahidin, Mehmet Said'un Nakşibendi El-Halidi" imzasını kullanması dikkat çekici.

Halid-i Bağdadi'nin bir diğer halifesi Nehri'li Seyit Taha'nın torunu Seyit Abdulkadir ise Kürt Teali Cemiyeti'nin başkanıydı.

Mustafa Kemal'in Nutuk'ta yazdığına göre, Koçgiri İsyanı'nın elebaşısıydı.

Her iki torun da idam edildi.

Bitmedi...

Menemen ayaklanmasını organize ettiği için idam cezası alan Musul-Erbil doğumlu Şeyh Muhammed Esad Erbili'nin dedesi Şeyh Hidayetullah da, Halid-i Bağdadi'nin halifelerindendi.

Bugünden de bir örnek vermek gerekiyor:

Halife Seyit Taha'nın icazet verdiği Taceddin Efendi, Musul'a bağlı Barzan Köyü'nde yaşıyordu ve bugünkü KDP'nin başındaki Mesut Barzani'nin büyük dedesiydi.

Barzaniler'in hep ayaklandığını biliyoruz.

Araştırılması gereken bir soru: Mesut Barzani Güneydoğu'daki hangi Nakşibendilerle yakın ilişki içindedir?

Şeyh Said'in mezarı nerede

ŞEYH Said ve 46 arkadaşı, 28 Haziran 1925'te gece yarısı Diyarbakır'da "İngiliz ipiyle" asılarak idam edildi.

Cenazeler ailelere teslim edilmedi. Sadece, Eşref Cengiz'in (CHP-AP milletvekilliği yaptı) dedesi Şeyh Şemseddin'in naaşı ailesine verildi.

Diğerleri bilinmeyen bir yere gömüldü.

Bu yer hálá bilinmiyor...

İddiaya göre, Diyarbakır'da şehri boydan boya kaplayan surların dört ana kapısından biri olan Dağkapı'daki devlete ait boş araziye gömülmüşlerdi.

Cenazelerin bulunduğu bu arazinin bir bölümüne önce halkevi yapıldı.

DP döneminde halkevi kapatıldı, sinema yapıldı. Yenişehir Sineması'nın iki bölümü vardı; yazlık-kışlık.

Yazlık sinemanın arkasında makine dairesinin yanındaki bir tür çitlembik ağacı olan dağdağan vardı. Sinemaya gelenler, Şeyh Said'in bu ağacın altında yattığını söylüyorlardı.

Yeşil alan olarak gösterilen bu araziye Alman Hastanesi inşa ediliyor.

İnşaatı yapan DYP Diyarbakır İl Başkanı, müteahhit Galip Ensarioğlu. Ensarioğlu, cenazelerin bu arazide olmadığını söylüyor. "Olsa hafriyat sırasında kemikler çıkardı" diyor.

Onun iddiası, mezarlar kendi inşaatları ile Astsubay Orduevi arasındaki küçük ara bölgede. Gelen bilgilere göre, Şeyh Said ve arkadaşlarının mezarları, Astsubay Orduevi duvarının tam dibinde.

Ne ilginç:

İki Said; Said-i Nursi ve Şeyh Said...

İkisi de Kürt; ikisi de din adamı; ikisinin de binlerce müridi var ve ikisinin de mezarı kayıp...

82 yıllık derin sır

İdam edilen Şeyh Said ve 45 arkadaşının cesedi, Diyarbakır Dağkapı'da inşaatı halen süren Alman Hastanesi ile Orduevi arasında kalan bu arazinin altında. Bir diğer iddiaya göre, Astsubay Orduevi istimlak duvarının hemen dibinde.

Şeyh Said'in sosyalist torunları

ŞEYH Said'in torunları-akrabaları arasında Türk siyasi hayatının yakından tanıdığı, genellikle sağ partilerde bulunmuş politik isimler var: Abdülmelik Fırat (DP-DYP), Fuat Fırat (MSP- RP), Ali Rıza Septioğlu (AP-CHP-DYP), Mahmut Sönmez (ANAP), Abdulillah Fırat (RP), Muhammed Akar (AKP)...

1925 ayaklanması kararı, Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Abdurrahim'in Piran'daki evinde alındı.

Şeyh Abdurrahim, ayaklanmadan sonra Suriye'ye kaçtı. 12 yıl sonra Türkiye'ye döndü. Bismil'in Salat Köyü'nde güvenlik güçleriyle girdiği çatışmada 11 arkadaşıyla birlikte öldü.

Şeyh Abdurrahim Piran'ın varlıklı ailelerinden Hasan Ağa'nın kızı Medine ile evliydi; üç oğlu vardı; Zülküf, Fevzi, Şahabettin.

Zülküf Bilgin, 1950-1960 yılları arasında önce Demokrat Parti'den, sonra Hürriyet Partisi'nden Diyarbakır Belediye Başkanı oldu.

Zülküf Bilgin'in iki oğlu oldu; Abdurrahim ve Behram.

Yılmaz Erdoğan'ın eşi Belçim, inşaat mühendisi Abdurrahim Bilgin'in kızıdır...

Behram Bilgin ise elektrik mühendisi oldu.

Her iki kardeş de Ankara'da, Abdullah Öcalan'ın da içinde bulunduğu sosyalist hareketler içindeydi.

Şeyh Abdurrahim'in ikinci oğlu Öğretmen Fevzi Bilgin de sosyalistti, Diyarbakır TİP listesinden aday oldu.

Fevzi Bilgin'in oğlu Samet, 12 Eylül döneminde TKP-ML davasından yargılandı, hüküm giydi. Samet Bilgin bir ara, Barış Partisi yönetimindeydi.

Diyarbakır TİP İl Başkanı Tahsin Ekinci, Şeyh Said'in kardeşi Şeyh Tahir'in kızıyla evliydi.

Şeyh Said'in "Mehdi" diye bilinen kardeşi Muhyettin Aygören, Elazığ'da TİP'i destekledi. Oğulları Hüsamettin ve Fehrun uzun yıllar Dicle Belediye Başkanlığı yaptılar.

Şeyh Said'in torunu Kasım Fırat, Murat Karayalçın'ın başında olduğu SHP'nin kurucusudur.

pasa_emre
31-05-2007, 17:16
TSK HER YERDE

Sınır ötesi tartışmalar sürerken bazı yazarlar, “100 kilometre öteye gidilemez” denilerek milletin moralini bozmaya çalışıyor.

Oysa Türk Silahlı Kuvvetleri, dünyanın birçok ülkesinde ordulara eğitim verirken aynı zamanda Afganistan, Bosna Hersek ve Kosova’da uluslararası güçlerin içinde önemli görevler icra ediyor.

Mehmetçik sınırı çoktan geçti .Türk Silahlı Kuvvetleri barış adına dünyanın dört tarafında iş başında


Türkiye’de sınır ötesi operasyon tartışmaları sürerken, iki ABD F-16 uçağının , hava
sahamızı ihlal etmesiyle tartışma farklı boyutlara taşındı. Türkiye’nin, terör örgütü PKK dışında, gerçekte Barzani ve ABD güçleriyle karşı karşıya gelme tartışmaları yaşanıyor. Bazı yazarlar, Türkiye’nin “100-150 km öteye gidecek gücü olmadığı” iddialarını ortaya atarken, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) , bugün itibariyle dünyanın birçok bölgesinde ve ülkesinde görev yapıyor.

Tatbikatlar sürüyor
Mehmetçik, sadece terörle mücadelede değil, dünyanın birçok bölgesinde ülkesi için canını ortaya koyuyor. “Türk Silahlı Kuvvetleri; her zaman güçlü, eğitimli ve göreve hazır olmak durumundadır” sorumluluğuyla hareket eden TSK, çeşitli bölgelerde, gerek uluslararası güçlerle, gerekse ikili anlaşmalar çerçevesinde çeşitli ülkelerde görev yapıyor. Örneğin çok sayıda Türk savaş uçağının, Danimarka, İtalya ve Ürdün’de tatbikatlara katıldığı, ayrıca onlarca savaş gemisinin, kendi bünyesinde ve NATO şemsiyesi altında Ege, Akdeniz ve Baltık Denizi’ndeki tatbikatlara iştirak ettiği öğrenildi.

Afganistan, Bosna-Hersek, Kosova ve Lübnan’da barış ve istikrarın korunmasına destek veren TSK, diğer taraftan da Azerbaycan, Gürcistan ve Arnavutluk gibi dost ve kardeş ülke silahlı kuvvetlerinden binlerce personelin eğitimlerini yapıyor.

Eller tetikte
TSK bu faaliyetlerle, bölge ve dünya barışına katkıda bulunmaya devam ediyor. Bu arada bölücü terör örgütüne karşı mücadelesini sürdüren Türk Silahlı Kuvvetleri, bu çerçevede iç güvenlik harekatını da devam ettiriyor. Özellikle Irak sınırına yakın bölgelere kaydırılan birliklerin de desteğiyle sürdürülen operasyonlarda terör örgütüne büyük darbeler indiriliyor. Bu çerçevede, Genelkurmay Başkanlığı’nca görevlendirilen üst rütbeli komutanların, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki birliklerde incelemelerde bulunmak üzere bu bölgeye gittiği öğrenildi.

Mehmetçik, Bosna Hersek, Afganistan, Kosova ve Lübnan’da dış görevlerde bulunurken, sınırda da bölücülere karşı operasyon düzenliyor

pasa_emre
31-05-2007, 17:19
Kissinger'dan bir "bomba" daha: ABD, K. ırak'a operasyon istemez


ABD Dışişleri eski Bakanı Henry Kissinger, ABD’nin Türkiye’nin Kuzey Irak’a gerçekleştireceği olası bir sınır ötesi operasyonu istemeyeceğini söyledi.
Kissinger, “ABD’nin olası bir operasyona ilk tepkisi, büyük ihtimali problemi anlamaya çalışmak olur. Ama böyle bir askeri harekatı bu aşama istemez. Çünkü, ABD şu anda Irak’ın Suriye ve İran sınırını güvence altına almaya çalışıyor” dedi.

Henry Kissinger, Akbank Kurumsal Bankacılık Grubu’nun davetlisi olarak Sabancı Center’da verdiği konferansın ardından, izleyicilerin sorularını yanıtladı.

KATILIMCILAR KISSINGER’İ SORU YAĞMURUNA TUTTU
Oturum başkanlığını Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlter Turan’ın yaptığı soru-cevap bölümünde, izleyiciler Kissinger’i soru yağmuruna tuttu. Prof. Dr. İlter Turan, kendisine ulaştırılan soru sayısının 100’ü aştığını belirterek, soruların tamamını cevaplamanın mümkün olmadığını dile getirdi.
Kissinger ise, konferans katılımcılarının yoğun ilgisinden çok memnun olduğunu ifade ederek, “Soruların hepsini buradar yanıtlayamam ama tüm sorular bana mail olarak atılacak. Hipsini tek tek okuyacağım. Türk izleyicilerinin sorularını öğrenmek benim için de öğretici olacak” diye konuştu.

“ABD İLE TÜRKİYE’NİN ÇIKARLARI PARALEL”
Kissinger’a yöneltilen sorular, Türkiye’nin Kuzey Irak’a olası askeri müdahalesi üzerine odaklandı. Türkiye’nin Irak’ın bütünlüğünden yana olduğunu ifade eden Kissinger, ABD ile Türkiye’nin çıkarlarının paralel olduğunu vurguladı. Kissinger, Türkiye’nin Kuzey Irak’tan gelebilecek tehlikelere karşı önlem almasının normal olduğunu dile getirerek, ancak bu konuda hayata geçirilecek yöntemlerin uluslararası arenada kabul görmesi gerektiğine işaret etti.

“ABD, KUZEY IRAK’A OPERASYON İSTEMEZ”
Türkiye’nin Kuzey Irak’a gerçekleştireceği bir askeri müdahalenin ABD tarafından nasıl karşılanacağına ilişkin bir soruya, “ABD’nin olası bir operasyona ilk tepkisi, büyük ihtimali problemi anlamaya çalışmak olur” yanıtın veren Kissinger, “Ama böyle bir askeri harekatı bu aşama istemez. Çünkü, ABD şu anda Irak’ın Suriye ve İran sınırını güvence altına almaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“İRAN’IN NÜKLEER GÜÇ OLMASI ÖNLENMELİ”
Kissinger, İran’ın nükleer silahlanma çalışmalarına ilişkin olarak ise, İran’ın çabalarının uluslararası güçler tarafından durdurulması gerektiğini söyledi. İran’ın nükleer güç olması halinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin içinin boşalacağına dikkat çeken Kissinger, İran’ın nükleer güç olmasını başka ülkelerinde izleyebileceği tehlikesine dikkat çekti.

“BOP’UN HEDEFİNE KATILIYORUM, UYGULAMAYA KATILMIYORUM”
Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) ilişkin görüşleri de sorulan Kissinger, ABD’nin Ortadoğu’ya demokrasi getirme hedefine katıldığını ancak uygulama yöntemlerine tam olarak hak vermediğini söyledi. Kissinger, “ABD dış politikasını yönetenler neyin ne zaman uygun olacağını bilmeliler. Yönetenler, tarihi kendi döneminde bitirmeye çalışmamalı” diye konuştu.

“ABD VE TÜRKİYE KRİZLER DIŞINDA DA İLETİŞİM KURMALI”
Kissinger, Türkiye ile ABD arasındaki “stratejik ortaklık”ın sona erip ermeyeceğine yönelik bir soruya karşılık, her iki ülkenin kriz dönemleri dışında da sürekli iletişim halinde olmasının önemine dikkat çekti. Türkiye’nin bölgesinde her zaman büyük baskılarla karşı karşıya kaldığını hatırlatan Kissinger, “ABD’nin stratejik ortaklığa ‘Biz Türkiye’yi eğiteceğiz’ gözüyle bakmaması gerekiyor” dedi.

“AB’NİN TEK BİR DIŞ POLİTİKASI OLMASI ZOR”
Konuşmasında AB’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kissinger, AB ülkelerinin tek bir dış politika etrafında birleşmesinin zorluğuna dikkat çekti. AB’nin kendi içindeki sorunları uzun vadede çözeceğine inandığını ifade eden Kissinger, Türkiye’nin ise AB üyeliği sürecini çok iyi yönettiğini kaydetti.

“TÜRKİYE’NİN AB SÜRECİ OLUMLU İŞLİYOR”
Kissinger, şöyle konuştu:
“Türkiye’nin AB ile ilişkilerden sorumlu bakanı ile görüştüm ve olumlu buldum. Türkiye reform programını tamamlamak zorunda. Sorun, AB’nin tüm yükümlülüklerini yerine getiren Türkiye’yi arasına kabul edip etmeyeceği... Türkiye’nin AB üyeliği için uzun vadeli bir onay beklemesi daha doğru olabilir.”

“YENİ HÜKÜMET IRAK’TA İLERLEME SAĞLAYACAK”
Kissinger, ABD’de seçilecek yeni hükümetin, ABD dış politikasını nasıl etkileyeceğine ilişkin bir soruyu, “Şunu bilmelisiniz ki, ben bugüne kadar hiç kazanacak bir adayı desteklemedim. Ama kim seçilirse iyi dostluk kuruyorum” diyerek yanıtladı. Kissinger’in bu cevabı, izleyiciler arasında gülüşmelere yol açtı. Yeni hükümet döneminde özellikle Irak konusunda bir ilerleme kaydedileceğine inandığını belirten Kissinger, demokratların seçimi kazanması halinde, yeni hükümete elinden gelen desteği sunacağını ifade etti.

“DOLARIN TEPETAKLAK OLMASI HOŞUMA GİTMİYOR”
Son olarak, doların uluslararası piyasalarda statü kaybetmesi konusunda fikri sorulan Kissinger, “Tabi ki doların tepetaklak olması hoşuma gitmiyor. Ama bu durumun sebebi, sanırım şimdiki sorunların ileriye itilmesinden kaynaklanıyor” dedi.

ANKA

pasa_emre
31-05-2007, 17:25
Kuzey Irak'taki Türk askerleri tetikte
31 Mayıs 2007
Ramazan YAVUZ/ KANİMASİ,(DHA)

TÜRKİYE’nin terör örgütü PKK'ya yönelik olası sınır operasyonu öncesinde, Kuzey Irak'ta bulunan Türk askerleri her an göreve hazır hale getirildi. Kuzey Irak topraklarında Türkiye sınırına yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta konuşlanan birlikleri yeni asker ve tank takviseyi yapıldı. Sınıra hakim tepelerde mevziler kazan Türk askerlerinin bazıları da caddelerde gezerken DHA muhabiri tarafından görüntülendi. Kuzey Irak'ta konuşlanan Türk birliklerindeki tankların bir süre önce bakım ve onarımdan geçirildiği belirtilirken, sınır kesiminde bulunan PKK'lı terörislerinden bölgeyi terk ederek iç kesimlere kaçtığı kaydedildi.

TÜRKİYE’nin terör örgütü PKK'ya yönelik olası sınır operasyonu öncesinde, Kuzey Irak'ta bulunan Türk askerleri her an göreve hazır hale getirildi. Kuzey Irak topraklarında Türkiye sınırına yaklaşık 3 kilometre uzaklıkta konuşlanan birlikleri yeni asker ve tank takviseyi yapıldı. Sınıra hakim tepelerde mevziler kazan Türk askerlerinin bazıları da caddelerde gezerken DHA muhabiri tarafından görüntülendi. Kuzey Irak'ta konuşlanan Türk birliklerindeki tankların bir süre önce bakım ve onarımdan geçirildiği belirtilirken, sınır kesiminde bulunan PKK'lı terörislerinden bölgeyi terk ederek iç kesimlere kaçtığı kaydedildi.

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Kuzey%20Irak'taki%20Türk%20askeri/14.jpg

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Kuzey%20Irak'taki%20Türk%20askeri/2.jpg

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/Kuzey%20Irak'taki%20Türk%20askeri/5.jpg

Türkiye’nin terör örgütü PKK'nın kamplarını dağıtması için 1996 yılında iki ülkenin anlaşmasıyla Kuzey Irak'ta konuşlanan Türk birlikleri olası sınır ötesi hareket için teyakkuza geçti. Türkiye sınırına 2- 3 kilometre mesafede bulunan ve stratejik öneme sahip Begova, Kanimasi, Şeladize, Derelut ve Amediya kesimlerindeki dağların tepesine konuşlanan Türk birlikleri yeni mevziler kazarken, zırhlıllar olası bir PKK saldırısına karşı hazır halde bekletiliyor. Türk birliklerinin en yoğun olarak bulunduğu Kanimasi'de kasabayı giden karayolunun her iki yanındaki tepelere konuşlanan Türk birliklerinde görevli askerler zaman zaman karayoluna inerek devriye görevi yapıyor. Devriye görevi yapan 2 Türk askeri DHA muhabiri tarafından görüntülendi. Türk birliğinin bulunduğu ve askerler tarafından ‘Dilmen Tepe’ ismi verilen verilen tepenin hemen altındaki bir duvarın üzerindeki bölgede kullanılan Kürt bayrağı dikkat çekiyor. Bu bölgede Türk askerlerini hemen bütün stratejik noktalara gözetleme kuleleri yaptıkları görüldü.

Türk birliklerinini en fazla zırhlı bulundurduğu Bamerni kasabası yakınlarında havalanındada hareketlilik gözleniyor. Yerleştirilen kameralarla çevre 24 saat gözetlenirken, burada konuşlandırılan 20 kadar tank, top, panzer ve zırhlı araçların Türkiye'den gelen uzman ekip tarafından bakım ve onarımdan geçirildiği belirtildi. Amediya kasabasındaki Türk birliğine kısa süre önce yeni askerler ve konteynırların gönderildiği kaydedildi. Amediya kasabasındaki Türk birliğine kısa süre önce yeni askerler ve konteynırların gönderildiği kaydedildi.

PKK, İÇ BÖLGEYE ÇEKİLDİ

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Kuzey Irak sınırına yığınağını sürdürmesi ve sınır ötesi bir operasyon için hazırlık yapması PKK'lıların çekilmesine neden oldu. Kuzey Irak'ın Türkiye sınır kesimindeki dağlık alanlarda bulunan PKK'lı teröristlerin büyük bölümünün Metinan ve Gare alanlarına geri çekildikleri, küçük grupların sınır kesiminde kaldığı öğrenildi. Türkiye'nin sınır ötesi olası operasyonunda Kuzey Irak’taki bütün Kürt gruplarının ortak hareket ederek karşılık vereceği kaydedildi.

Kuzey Irak tarafından sınır kesimini tarayan ve sıfır noktaya kadar giden DHA muhabiriyle konuşan sınırdaki köylüler ise Türkiye’nin olası bir sınır ötesi operasyonundan endişe duyduklarını söyledi. Kuzey Irak- Türkiye sınırını oluşturan Hezil Çayı kesiminde bulunan köylüler, çay kenarından geçen Türk tarafındaki karayolunda Türk tanklarının zaman zaman aniden sınırı geçeçekmiş gibi dizildiğini, zaman zaman çevredeki dağları bombaladığını bunun da kendilerini kaygılandırdığını ileri sürdü. Hezil Çayı'nın hemen karşısında bulunan Siyahkaya Mevkii'ndeki Türk karakolu ise termal kameralarla 24 saat etrafı gözetliyor, PKK'lı teröristlerin olası bir geçiş girişimine anında karşılık veriyor.

borsa78
31-05-2007, 17:37
http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=513951


http://karsigorus.wordpress.com/2007/03/11/soner-yalcin%E2%80%99a-%E2%80%9Cefendi%E2%80%9Dyi-kim-yazdirdi/


sayın paşa emre,,,,soner yalçın kimdir biliyormusunuz,,,,,,,hiç araştırdınızmı acaba,,soner yalçın, babanızın oğlumu,,,,hiç sorgulamadan yazısını kopya etmişsiz,,,zaten sorunda bu,, herkes birşeyin peşine düşmüş, iyi -kötü ayırt edilemez olmuş,,,

soner yalçın kimdir,,,tarihçimi,uzmanlık alanı nedir,,,kendisi hakkında ne biliyorsunuz,,,,elinde her bayrak sallayanı acaba ,bayrakdaşmı sanıyoruz,,,matahari ve lawrence nin hayat hikayesini okuyun ve orhan günşirayın bazı tespitlerine kulak verin derim,,,size tavsiyem,,,bu memlekette kimin ne olduğu belli değil,,,yazılan her yazıyı araştırın ve kanıtlayın,,,,,,,,her yazıya aldanmayın,,heleki bu günlerde hiç aldaanmayın,,,,bu bir dost tavsiyesidir,,,başımıza ne gelirse,hep duygusallığımızdan ve kolay inanmamızdan gelmiştir

,,,,,,,,,,,,,saygı ve sevgilerimle,,,,,,,lütfen okuduğumuz her şeyi araştıralım,,,ingiliz ajanlarının ve rus istihbaratının -mossadın yazdığı okadar çok tarih kitabıu varki,,,nasıl olsa bizler araştırmıyoruz,,,,önümüze ne konursa onu yiyoruz,,,

pasa_emre
31-05-2007, 17:57
sayın paşa emre,,,,soner yalçın kimdir biliyormusunuz,,,,,,,hiç araştırdınızmı acaba,,soner yalçın, babanızın oğlumu,,,,hiç sorgulamadan yazısını kopya etmişsiz,,,zaten sorunda bu,, herkes birşeyin peşine düşmüş, iyi -kötü ayırt edilemez olmuş,,,

soner yalçın kimdir,,,tarihçimi,uzmanlık alanı nedir,,,kendisi hakkında ne biliyorsunuz,,,,elinde her bayrak sallayanı acaba ,bayrakdaşmı sanıyoruz,,,matahari ve lawrence nin hayat hikayesini okuyun ve orhan günşirayın bazı tespitlerine kulak verin derim,,,size tavsiyem,,,bu memlekette kimin ne olduğu belli değil,,,yazılan her yazıyı araştırın ve kanıtlayın,,,,,,,,her yazıya aldanmayın,,heleki bu günlerde hiç aldaanmayın,,,,bu bir dost tavsiyesidir,,,başımıza ne gelirse,hep duygusallığımızdan ve kolay inanmamızdan gelmiştir

,,,,,,,,,,,,,saygı ve sevgilerimle,,,,,,,lütfen okuduğumuz her şeyi araştıralım,,,ingiliz ajanlarının ve rus istihbaratının -mossadın yazdığı okadar çok tarih kitabıu varki,,,nasıl olsa bizler araştırmıyoruz,,,,önümüze ne konursa onu yiyoruz,,,

Diğerleri gibi Soner Yalçın da babamın oğlu değil. Konuyla ilgili olan haberleri, vatanı için seve seve canını vereceklerin, hatta gaflet ve delalet içinde olanların yine konuyla ilgili yazılarını da buraya koyuyorum. Her şey gözler önünde olsun diye...

Verdiğiniz linkleri de kaynaklarıma ekledim. Soner Yalçının birkaç kitabını okudum oradan bir tanışıklığımız var kendisiyle. Ancak gönderdiğim yazıdaki bilgiler bizlere ilkokuldan beri öğretilen tarih bilgilerini içeriyor. Sadece yazıda belirtilen senaryonun 2.kez filminin çekilmesi benim de dikkatimi çekti..

Okuduysanız ben operasyon yapılmasından yanayım. Operasyona karşı çıkanların yazısını da yapıştırıyorum. Ben kararlarımı duygusallıkla vermiyorum. Her görüşten yazıyı okuyup kararlarımı ve destek verdiklerimi ona göre belirliyorum. İyi-kötüyü ben buraya koyarım siz karar verin kim iyi kim kötü.. İyiyi gösterme gibi bir misyonum yok.. Fırsatım olursa verdiğim kararları kimseyi inandırmaya çalışmadan uygularım o ayrı..

borsa78
31-05-2007, 18:01
soner yalçını efendi kitablarını okudum,,,diyorki,x kişi sabetay,çünkü ismi sevgi,,,yada diyor ki,falanca devlet adamı yahudi,sebebi ise x köyünde doğmuş olmsıdır,,,,,,ve bunun gibi o kadar çok tespiti var ki,,,,ben bile kitabı okurken kendimden şüphelendim ve acaba bendemi öyleyim dedim,,,sağından,,,soluna kadar herkese bir kulp takmış ve elinde hiç bir kanıt yok,,,peki bu yaptığı provakasyon değilde nedir,,,,,,geçmiş nedir kendisinin,,,bu bilgilere nasıl ulaşmamış,,,kendisine bu konuda bilgi veren kaynakları neden belirtmemiş,,röportaj yaptım deyip yazdığı yazılardaki,şahıslar kim,,,soner yalçının şahsi görüşü nedir peki,,,hangi siyasi görüşü destekliyor,,,ve kimler tarafından korunuyor,,,daha fazla detaya girmek istemiyorum,,,,,,

ve bu konuyu burada kapatıyorum,,,kendisiyle görüşmek için bir atılımda bulunun bakalım,,,ne ile karşılacaksınız,,,hele birde bir kaç kez kendisini rarayın ve çalıştığı yere gidin ve bir kaç kez sorun kendisini,,,,,,,,bakın peşinize kimler düşüyor,,,o zaman söylemek istediklerimi daha iyi anlarsınız,,,sevgilerimle hoşçakalın

lütfen bugünlerde,daha fazla sağduyulu olalım

UNYELI CONAN
31-05-2007, 18:04
ben mesela soner yalcini hic tanimiyorum, yazilarini'Da okumadaim in mi cin mi bilmiyorum ama yukaridaki yazilari dogru mu yanlismi ona bakarim. ayni sekilde zaman yazarlarinin kürt egilimlerini'de göz ardi edemem.

buda bir dost tavsiyesi..

sevgilerimle bir dost ;) :D

bu ülke'nin refahi ve gelecegi icin siyasi görüsü ne olursa olsun, dini ne olursa olsun, cirpinan herkes benim kardesim kaderdasimdir.. bütün dostlara sevgiler selamlar !

pasa_emre
31-05-2007, 18:10
Bu ülkede taşı kaldırmayana hiçbir şey yok..
Taşı kaldırana akrep de çok, çiyan da çok…
Orada haklısınız..

borsa78
31-05-2007, 18:22
merak etmeyin paşa emre kardeşim,,,,,o taşı birgün onların kafasına geçireceğiz,,,,,şimdi uyanık olma zamanı, siz bazı şeylerin farkına varmışsınız ancak,vatandaş halen kimlerin peşinden gittiğini bilmiyor,,,,,,bu konuda lütfen daha ,katılımcı olalım ve insanları uyandıralım

nur-u_cihan
31-05-2007, 18:24
operasyon mu ne operasyonu...hani şu 100 bin kişinin katıldığı...o kadar kolay mı operasyon...pazara alışverişe mi gidiyoruz...zor iş bunlar zorrr...asker olan bilir....

pasa_emre
31-05-2007, 18:36
merak etmeyin paşa emre kardeşim,,,,,o taşı birgün onların kafasına geçireceğiz,,,,,şimdi uyanık olma zamanı, siz bazı şeylerin farkına varmışsınız ancak,vatandaş halen kimlerin peşinden gittiğini bilmiyor,,,,,,bu konuda lütfen daha ,katılımcı olalım ve insanları uyandıralım

Milletimizin özellikle çuval olayından sonra her şeyin farkına vardığına inanıyorum dostum. Önümüzdeki seçimler ve sonrası birçok sürprize gebe. Türk milleti zor zamanları hep kendi lehine sonuçlandırmayı bilmiştir. Türkiye 60 yıldır ilk kez stratejik ortaklıklarını, kırmızı çizgilerini içeren planları 2.Dünya Savaşı'nın sonuçlanmasından beri durduğu tozlu raflardan indirdi. Düzeltmek üzere..

borsa78
31-05-2007, 18:45
ümit sayın ve behiç gürcihan hakkında mitin raporu var,,ve yazdığınız ali ihsan gürcihanda keza öyle,,,,,,,,ben size bunu anlatmak istedim,,,,,,,,,,eğer onlar bir şey diyorsa tersini yapmalıyız,,,,,,,,saygılarımla,,,,,,,,,,

pasa_emre
31-05-2007, 18:59
ümit sayın ve behiç gürcihan hakkında mitin raporu var,,ve yazdığınız ali ihsan gürcihanda keza öyle,,,,,,,,ben size bunu anlatmak istedim,,,,,,,,,,eğer onlar bir şey diyorsa tersini yapmalıyız,,,,,,,,saygılarımla,,,,,,,,,,

O kişiyi tanımam, fikirlerinin savunucusu değilim. 1-2 yazısını okudum sadece ama gönderdiğim yazının altında kimin ismi yazarsa yazsın ben onaylıyorum o yazıyı.. Teşkılatımız da bütün çalışmalarını umarım isminin başındaki "Milli" kelimesini hakedecek biçimde yapıyordur, başkalarıyla ortaklık kurmadan. Raporlar ve teşkilatımız hakkında hiçbir bilgim yok. Benimkisi sadece temenni..

BOZOK
31-05-2007, 19:47
stv de tartisma var

mitli
01-06-2007, 21:34
Genelkurmay'dan sert açıklama

Genelkurmay'dan yapılan açıklamada, Kuzey Irak'taki unsurlarımıza yapılacak en küçük bir eylemin, Türkiye'ye yapılmış sayılacağı ve karşılığının verileceği bildirildi.


Genelkurmay'dan sert açıklama

Genelkurmay, sivil kıyafetli TSK mensuplarına K.Irak'ta silah çekildiğini ifade etti.

Açıklamada, 'Onlara yapılacak en küçük bir eylem, Türkiye Cumhuriyeti'be yapılmış sayılacak ve karşılığı verilecektir' denildi.

Genelkurmay Başkanlığı, bugün öğle saatlerinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde normal görevi kapsamında intikal halinde bulunan sivil kıyafetli Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarına araçlarıyla kontrol noktasından geçerken mahalli güçlere mensup kişiler tarafından durdurularak sözlü tacizde bulunulduğunu ve silah doğrultulduğunu bildirdi.

hipokrat
01-06-2007, 21:37
Genelkurmay'dan sert açıklama

Genelkurmay'dan yapılan açıklamada, Kuzey Irak'taki unsurlarımıza yapılacak en küçük bir eylemin, Türkiye'ye yapılmış sayılacağı ve karşılığının verileceği bildirildi.


Genelkurmay'dan sert açıklama

Genelkurmay, sivil kıyafetli TSK mensuplarına K.Irak'ta silah çekildiğini ifade etti.

Açıklamada, 'Onlara yapılacak en küçük bir eylem, Türkiye Cumhuriyeti'be yapılmış sayılacak ve karşılığı verilecektir' denildi.

Genelkurmay Başkanlığı, bugün öğle saatlerinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde normal görevi kapsamında intikal halinde bulunan sivil kıyafetli Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarına araçlarıyla kontrol noktasından geçerken mahalli güçlere mensup kişiler tarafından durdurularak sözlü tacizde bulunulduğunu ve silah doğrultulduğunu bildirdi.

Artık yeter her gün şehit ve bu tarz haberler gireceksek girelim artık borsa v.s boş önemli olan Ülkemiz ..Türkiyeye sınırdan kaçak giren bu pkk böceklerinin yuvasını yok etmek lazım ...

placebo
01-06-2007, 21:42
yarın ki genelkurmay açıklaması "kuzey ıraka girdik" olabilir mi?

labtek
01-06-2007, 21:47
Iraktan Amerikalilarin cekilmesinden 1 gün sonra pesmergeler sivil ordu mensuplarimiza tacizde bulunuyor. Tam provokasyon bu. Karsi taraf atesle oynuyor artik. Türkiye tarafi da tam bir barut ficisi durumunda. Farkindaysaniz mesle PKK denen etnik milliyetci fasist terör örgütü degil. Konu cok daha derin. Bölgesel savasa dogru gider gibiyiz. Bu yaz sicak gececek gibi. Iste bu herifler daha dünlerde bize siginip ekmegimizi yiyenler.
Tanrim sen bizim güclerimizi muzaffer kil. Karsi tarafa akil fikir ver.

mitli
01-06-2007, 21:58
Genelkurmay Başkanlığı, bugün öğle saatlerinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde normal görevi kapsamında intikal halinde bulunan sivil kıyafetli Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurlarına, araçlarıyla kontrol noktasından geçerken mahalli güçlere mensup kişiler tarafından durdurularak sözlü tacizde bulunulduğunu ve silah doğrultulduğunu bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliği'nden yapılan açıklamada, TSK unsurlarının kendilerini tanıtarak ''bu etik dışı davranışa'' gerekli tepkiyi vermesi üzerine, ''yanlış anlaşılmadan kaynaklandığı değerlendirilen taciz ve silah doğrultma olayının'' sona erdirildiği belirtilerek, olaydan sonra TSK unsurlarının ''vukuatsız olarak'' üslerine döndükleri kaydedildi.

Açıklamada, ''İçerde ve dışarda herkes şunu iyice bilmeli ve anlamalıdır ki; bu bölgede görev yapan unsurlarımız yüce Türk Milletinin ve kahraman Türk Ordusunun mümtaz evlatlarıdır. Onlara yapılacak en ufak bir etik dışı davranış veya eylem, tümüyle Türkiye Cumhuriyetine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılmış sayılacak ve gereken en üst düzeyde karşılık görecektir'' denildi.

Genelkurmay Başkanlığı Genel Sekreterliğinden yapılan yazılı açıklama şöyle: ''Bugün (01 Haziran 2007) öğle saatlerinde Irak'ın kuzeyindeki Süleymaniye kentinde normal görevi kapsamında intikal halinde bulunan sivil kıyafetli Türk silahlı Kuvvetleri unsurları araçlarıyla kontrol noktasından geçerken mahalli güçlere mensup kişiler tarafından durdurularak sözlü tacizde bulunulmuş ve silah doğrultulmuştur.

Unsurlarımızın kendilerini tanıtarak bu etik dışı davranışa gerekli tepkiyi vermesi üzerine, yanlış anlaşılmadan kaynaklandığı değerlendirilen taciz ve silah doğrultma olayı sona erdirilmiştir. Olaydan sonra Türk silahlı Kuvvetleri unsurları vukuatsız olarak üslerine dönmüşlerdir. İçerde ve dışarda herkes şunu iyice bilmeli ve anlamalıdır ki; bu bölgede görev yapan unsurlarımız yüce Türk Milletinin ve kahraman Türk Ordusunun mümtaz evlatlarıdır. Onlara yapılacak en ufak bir etik dışı davranış veya eylem, tümüyle Türkiye Cumhuriyetine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine yapılmış sayılacak ve gereken en üst düzeyde karşılık görecektir.''

pasa_emre
01-06-2007, 22:39
Adamlar durmadan dinlenmeden kaşınıyorlar..
Gıdıklayansa ABD..
Tamam operasyon yapılsın ama ABD istemiyomuş gibi görünüp yapılmasını istiyorsa da çok şüpheci davranmak lazım..

pasa_emre
01-06-2007, 23:00
PKK, kamplarına uçaksavar, roketatar ve silahlar yerleştirdi
Özgür CEBE/DİYARBAKIR, (DHA)

TERÖR örgütü PKK’dan kaçarak güvenlik güçlerine sevgilisiyle birlikte teslim olan terörist Özgür Akdağ, Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonunda özellikte hava saldırılarına karşı, örgüt kamplarının zirvelerine uçaksavar, havan topu, roketatar ve füze yerleştirildiğini söyledi. Akdağ, “Kandil Dağı’ndaki kampların tümünde kaçmak için yer altı tünelleri ve mağaralar bulunuyor. Diğer kamplarda ise yer altında sığınaklar var. Bu kamplarda 8’er kişilik nöbet tutanlar her saat başı değişiyor'' dedi.
Kuzey Irak’taki Kandil Dağı, Hınere, Zap ve Mahmur kamplarında silahlı faaliyet yürütürken aşık olduğu ‘Zozan’ kod adlı Türkan Babat ile birlikte kaçarak KDP’ye sığınan ve daha sonra Türkiye’ye gelerek sevgilisiyle birlikte teslim olan terörist Özgür Akdağ, önemli itiraflarda bulundu.
Diyarbakır 6’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ömür boyu hapis istemiyle yargılanmasına devam edilen terörist Özgür Akdağ, terör örgütü PKK’ya Bulgaristan’da katıldığını belirterek, Sofya Havaalanı’ndan sahte pasaportla Fransa’ya gitmek isterken yakalandığını anlatarak başladığı ifadesinden şunları söyledi:
“Cezaevindeyken Bulgar güvenlik güçleri Sofya’da bulunan PKK’ya ait bir dernekle itribata geçti. Ardından ‘Adnan’ kod adlı biri yanıma geldi ve PKK’ya katılırsam beni cezaevinden çıkaracağını söyledi. Kabul edince bir aydan beri tutuklu olduğum cezaevinden beni 2 gün içinde çıkardılar. Sonra PKK’nın Balkanlar sorumlusu Ahmet Dere eğitim amacıyla beni Yunanistan’a götürdü. Atina’da Ahmet Dere’nin şoförlüğünü yaptım. Lavrion kampındaki toplantıda dağ kadrosuna gönderileceğim yönünde karar alındı. İtiraz edince benimle birlikte 3 kişi tutuklandık. Sonra adımıza sahte Türk pasaportu düzenlediler. PKK, Yunanistan polisiyle anlaşmalı. Yunan polisi beni havaalanında uçağa kadar götürdü. Buradan Gürcistan’a geçtik. Orada da Gürcistan İstihbarat Birimi’nden bir ekip beni karşıladı. Bir gün kaldıktan sonra Gürcistanlı Yezidi asıllı ‘Ahmet’ kod adlı kişi bu kez beni Ermenistan’a gönderdi. Burada bir süre kaldıktan sonra yaya olarak bir grupla beraber İran’ın Urmiye kentine geçtik. İran’dan Kandil Dağı’ndaki Kanicenge, Hınere ve Zap Kampları'na geçtim. Askeri ve siyasi eğitim aldım. Rahatsızlanınca Mahmur mülteci kampına gönderildim. Ayrılmak istediğimi söyleyince tutuklandım. 10 gün hücre cezasından sonra tekrar siyasi eğitime alındım. Kamptaki Zozan kod adlı Türkan Babat ile aramızda duygusal ilişki yaşanınca birlikte kaçıp KDP’ye sığındık ve Habur’da Türk Özel Kuvvetleri'ne teslim edildik.''

KAMPLARA UÇAKSAVARLAR KONULDU
PKK'nın son dönemlerde üslenme alanlarını hava saldırılarına karşı korunaklı bölgelerde yaptığını belirten Özgür Akdağ, “Örgütün elinde Biksi ağır makineli tüfek, Doçka, uçaksavar, havan topu, roketatar ve füze bulunduruyor. Bunları olası hava saldırısına karşı kampların zirvelerine yerleştirdi. Kandil Dağı’ndaki kampların tümünde kaçmak için yer altı tünelleri ve mağaralar bulunuyor. Diğer kamplarda ise yer altında sığınaklar var. Bu arada örgüt büyük şehirlerde yapacağı eylemlerde kullandığı C- 4 ve A- 4 tipi plastik patlayıcıların büyük bölümü özel kuvvetler biriminin elinde bulunuyor.''

AİLELER ÇOCUKLARINI ALMAK İSTİYOR
Terör örgütü PKK’ya olan inancın azalması ve hiçbir şeyin elde edilemeyeceği bilincinin oluşmasıyla örgütte moral seviyesinin düştüğünü belirten Özgür Akdağ, ifadesine şöyle devam etti:
“PKK, ailelerin çocuklarıyla görüşmelerini de yasakladı. Çünkü kampa gelen her aile çocuğunu almak istiyor. Roj TV zorunlu olmazsa kimse izlemez, herkes Türk kanallarını izlemek istiyor. Kandil’e helikopter ile Amerikalı askeri yetkililer geldi. 3- 4 saat kalıp ayrıldılar. Görüşme örgütün üst düzey yöneticileriyle gizli yapıldı. ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra Irak ordusuna ait silah ve patlayıcılar silah tüccarları aracılığıyla PKK’nın eline geçti. PKK, Abdullah Öcalan’ı kullanarak halk desteğini yeniden kazanmak istiyor.''

pasa_emre
01-06-2007, 23:10
http://www.ntvmsnbc.com/news/267139.jpg

Wilson: PKK’ya karşı çalışma yapıyoruz

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, hava sahası ihlali konusunda, Türkiye’den özür dilediklerini, meselenin kendileri açısından kapandığını söyledi. Wilson, PKK ile mücadele konusunda bir çalışma içinde olduklarını da vurguladı.

Banu Güven: Öncelikle Türk hava sahasının iki adet F-16 uçağı tarafından ihlali meselesiyle başlamak istiyorum. Siz, Türkiye’nin bu konuyla ilgili verdiği notadan sonra konunun sizin için kapandığını söylemiştiniz. Ama yine de bu konuda sorulabilecek sorular var tabi. Bildiğimiz kadarıyla Irak’taki savaş başladığından beri ilk defa böyle bir şey yaşandı. Ve sınırda 4 dakikalık bir ihlal söz konusu. Evet, bunun kazayla olduğunu dile getirdiniz. Ama 4 dakika aslında uzunca bir süre. Sorum şu: Bu uçaklar sınırda tam olarak ne yapıyordu? Sınırın Türkiyetarafında ne olup bittiğini ya da buradaki askeri faaliyetleri mi gözlemliyorlardı?

Ross Wilson: Bu uçuşlar, Amerikan uçaklarının, Kuzey Irak da dahil olmak üzere, Irak’ın tamamında rutin olarak gerçekleştirdiği uçuşlardandı. Daha önce de belirttiğim gibi pilot, istemeyerek Türk hava sahasına girmiş. Ve çok fazla girmeden de olsa içerilere doğru kısa bir süre devam etmiş. Bir, iki ya da dört dakika sürdüğü konusunda net bir bilgiye sahip değilim. Ancak kısa süreli bir ihlaldi. Hava sahasının istemeden ihlali söz konusu. Pilotun üstleri, zaten bu durumla Bağdat’ta, ya da artık pilotun neredense, orada ilgilendiler. Basit bir pilot hatası bu. Herhangi bir şekilde Türkiye’nin faaliyetlerinin gözetlenmesi falan söz konusu değil.

Banu Güven: Anlıyorum. ancak siz şimdi bir pilot dediniz.

Ross Wilson: Evet, birlikte uçan iki uçak vardı. Pilotlardan birisi öncülük ediyordu.

Banu Güven: Zaman önemli değil dediniz. Ama aslında F-16 gibi bir hava aracı için 4 dakika uzun bir süre. Yani, böyle bir uçak belki 4 dakikada bir Türkiyeturuna bile çıkabilir.

Ross Wilson: Bence bu uçaklar bu kadar hızlı uçmuyor. Bakın, ne kadar uzun sürerse sürsün, böyle bir şey yaşanmamalıydı. Eğer bizim de hava sahamız ihlal edilseydi, bu bizi rahatsız ederdi ve bundan sorumlu hükümete gerekli şikayetimizi yapardık. Türk hükümeti de bunu yaptı ve ben bundan rahatsız olmadım. Durumu dikkatimize sundular, durumu soruşturmamızı ve bunun tekrar etmemesi için elimizden geleni yapmamızı istediler. Biz de aynen bunu yapacağız.

Banu Güven: Bir soruşturma olduğundan bahsettiniz. bu soruşturma hangi düzeyde yürütülüyor ve bununla ilgili son durum nedir? Ve bu soruşturmanın muhtemel sonuçları ne olabilir?

Ross Wilson: Soruşturma gayet basit. Amaç, pilotun nasıl olup da Türk hava sahasına girdiğini öğrenmek. buna neden olan koşullar neydi? Soruşturmada da, pilotun sınırın tam olarak nerede olduğu konusunda hata yaptığı tespit edildi.

Banu Güven: Peki, bugün gazetelerin birinde pilotlara bir süre uçuş yasağı getirildiğine dair bir haber vardı...

Ross Wilson: Aslına bakarsanız bu bilgi bende yok.

Banu Güven: Yani bilgi geçerli değil mi?

Ross Wilson: Bende böyle bir bilgi yok.

Banu Güven: Peki, sizce bu konu Türk tarafı açısından kapandı mı? Dün ya da önceki gün, Başbakan Erdoğan’a “böyle bir ihlal tekrar gerçekleşirse ne olacak?” sorusu sorulduğunda kendisi “ne yapılacağı bellidir” cevabını verdi. Bu sizin için ne anlama geliyor?

Ross Wilson: Meselenin kendileri için kapanıp kapanmadığını Türk otoriteleri bilecektir. Bizim için mesele bitmiştir. Olayın koşullarını soruşturduk, bunun planlı bir şekilde değil kazara gerçekleştiğini belirledik. Bir pilot hatasıydı, pilotla ilgilenildi. Türk yetkililerden özür diledik. Bir kez daha bunun olmasını beklemiyoruz. Türk hava sahasına uçaklarımızı yollamıyoruz, böyle bir alışkanlığımız yok. Türkiyemüttefikimiz, neden böyle bir şey yapalım ki?

Banu Güven: Size verilen notanın diline dair herhangi bir sorun var mı?

Ross Wilson: Hayır benim açımdan bir sorun yok.

Banu Güven: Diğer meselelere gelecek olursak... Bunlardan birisi de olası bir sınırötesi operasyon ve bu konuda meclisin bunun gerçekleşmesi için hükümete gerekli izni vermesi... Türkiye, ABD ve Irak arasında işbirliği var ancak Türk kamuoyu, hükümet ve ordu ortada elle tutulur bir sonuç olmadığı düşüncesinde. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Siz ortada elle tutulur bir sonuç görüyor musunuz? Durum öyleyse Türkiyeneden ortada somut bir sonuç görmüyor?

Ross Wilson: Aslında bence genel olarak ülkelerin terörle mücadelesinin doğasına baktığınız zaman, genellikle kamuoyunun görmediği çok fazla şey vardır. Bu da doğaldır. Ne olup bittiğini kavramak kamuoyu için zordur. Ama doğrusunu söylemek gerekirse işler böyle yürür. Bugüne kadar sağlayabildiğimiz işbirliği konusunda Türk hükümeti, ordusu ve halkının yaşanan süreçten memnun olmadığının gayet farkındayım. PKK’ya Avrupa’dan fon akışının kesilmesi olsun, PKK’nın Irak’taki ya da Türkiye’deki faaliyetlerinin kesilmesi konusunda Türkiye’ye sağlanan yardım ve işbirliğinden kişisel olarak memnun olmadığımı, ben de kamuoyuyla paylaştım. bu konuda daha fazla şey yapılması gerekiyor. Üzerinde çalıştığımız ve gelecek vaadeden birtakım alanlar var. Bence Türk yetkililer de bunun farkındalar. Bunlar ne zaman somut sonuçlar getirir bilemem. Sonuç getirir mi onu da bilemem. Ve sonuç getirse bunları konuşabilir miyiz onu da bilemem. Yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışıyoruz ve bu hayati meselede Türkiye’ye yardımcı olmanın en büyük önceliklerimizden birisi olmasında kararlıyım.

Banu Güven: Ama aynı zamanda Türkiye’nin Kuzey Irak’ta bir operasyon düzenlemesini görmek istemeyişiniz gibi bazı sınırlar var. Amerikan askerlerinin Kuzey Irak’ta bir şey yapamayacağını söylüyorsunuz... Belki de Türk kamuoyu, Amerikan askerlerinin Kuzey Irak’taki PKK üslerine karşı neden bir şey yapamayacağını bilmek ister...

Ross Wilson: Bu konuda askeri yetkililerimiz benden daha iyi açıklamalar yapabilir diye düşünüyorum. Irak’ta çabalarımızın, bu ülkedeki asıl büyük meseleye, yani hükümetin ayakta durmasının sağlanmasına, etkin olmasına ve kontrolünü güvenlik açısından adım adım sağlamlaştırmasına odaklanması gerektiğini düşünüyoruz. askeri bir ifade kullanmak gerekirse “Irak’ta yer çekiminin merkezi Bağdat’tır.” Ve Bağdat, son birkaç yıl içerisinde çabalarımızın yoğunluklu olarak odaklandığı yer. Halihazırda siyaset ve güvenlik açısından durumun çok hassas olduğu Irak sınırlarının bütünlüğünü ve ülkenin egemenliğini zayıflatabilecek eylemlere karşı uyarıda bulunduk. Türkiye’nin ve ilgili yetkililerin, bu ülkenin halkını PKK’ya ve başka terörist gruplara karşı korumak için, buradan gerekli sonuçları çıkarması gerekir. Biz, bunun yapmanın yolunun işbirliğinden geçtiğini düşündük. ABD, Türkiyeve ülkesinde kontrolü sağlamaya çalışan bir Irak hükümetinin bu şekilde çalışmasıyla PKK sorunu sonsuza dek çözülebilir.

Banu Güven: Üç ülke arasında bir işbirliğinden yanasınız. Ancak öyle anlaşılıyor ki Türk tarafı, Irak’la veya en azından Kuzey Irak’taki bölgesel Kürt yönetimiyle işbirliğinin faydası olmadığını düşünüyor. Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da bundan bahsetti. Çünkü Barzani PKK’ya destek vermekle, PKK’nın orada üs bulundurmasına izin vermekle suçlanıyor. Dolayısıyla, böyle bir işbirliği sonuç getirir mi?

Ross Wilson: Dışişlerinde ve orduda konuştuğum Türk yetkililer, Bağdat’ta sınırların korunmasından ve ulusal güvenliğin tesis edilmesinden tamamen sorumlu olan merkezi hükümetle ilgilenmeye tamamen hazır görünüyorlar. Bu, başka şeylerin yanı sıra Türkiye’nin Irak koordinatörü Büyükelçi Oğuz Çelikkol’un Bağdat ziyaretine de yansıtıldı. Bu konu ve Türkiye’yi ilgilendiren diğer konularda birtakım görüşmeler yaptı. Ve tabii onun adına konuşmak istemem ama izlenimim o ki, Iraklı yetkililere PKK konusundaki endişelerini, Bağdat’taki sorumlu yetkililerle beraber ileri gitme ve PKK konusunda daha yapıcı bir çalışma içerisine girmeye dair düşüncelerini iletmiştir. Burada Barzani’yle ve kuzeydeki yönetimle görüşmeye dair endişeleri anlıyoruz. Kuzeydeki yetkililerle diyalog kurulmasını uzun zamandan beri destekliyoruz. Ama bu, ülkeden sorumlu olan bağdattaki yetkililerle diyalog kurmanın bir alernatifi veya onun yerini alacak bir şey değildir. Biz ABD-Türkiye-Irak’ı içine alan üçlü işbirliği mekanizmasından bahsederken, Washington-Ankara ve Bağdat’ı kastediyoruz. Ve inanıyoruz ki ileri gitmenin koşulları hala var. Son birkaç ay içinde atılabilecek adımlar konusunda özellikle de Türkiyeve Irak’ın üzerinde anlaşabileceği bir paket üzerinde çalışıyoruz. Evet, bu umduğumuzdan biraz zor oldu ama istediğimiz amaca yakın zamanda ulaşabileceğimizi ümit ediyorum.

Banu Güven: Dün ya da önceki gün, Kuzey Irak’taki güvenliğin kontrolü Bölgesel Kürt Yönetimi’ne bIrakıldı. Bir taraftan ABD tarafları biraraya getirip bu sayede işbirliği yaratarak bir sonuç almak istiyor. Ancak diğer yandan da güvenliğin kontrolü söz konusu olduğunda, eğer bir operasyon yapılacaksa peşmergeler tarafından yapılması gerekiyor. Yani, bunu görmek Türk tarafı için çelişkili bir durum yaratıyor ki bugün de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt bunun sorunlu olduğun dair görüşlerini dile getirdi.

Ross Wilson: Sanırım dün ne olduğuna ve bunun ne anlama geldiğine biraz daha detaylı olarak bakmak gerekecek. Irak’ta aylardan beri, merkezi yönetimle ve bölgesel yönetimlerle güvenliğin koalisyon güçlerinden Irak hükümetine devri için çalışıyoruz. Güvenliğin devrini ülkenin 4 farklı bölgesinde gerçekleştirdik. Dürüst olmak gerekirse hangileri hatırlamıyorum. Dün ya da önceki gün resmiyete dökülen karara gelecek olursak... Kuzeyde, Kürdistan Bölgesel Yönetimi tarafından idare edilen üç yerin güvenliğini Irak’a ve Irak’taki yetkililere devrettik. Kuzey’deki güvenlikten sorumlu 3 unsur var. Birincisi, Bağdat’taki savunma bakanlığına ve başbakan malikiye bağlı Irak ordusu. İkincisi ise, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne bağlı polis kuvvetleri. bunlar da başka eyaletlerde olduğu gibi düzenin sağlanmasını sağlıyor. Bir de yeniden formüle edilen ve “bölge muhafızları” adını alacak peşmergeler var ve ülkenin diğer yerlerindeki bölgesel güvenlik güçleri ile merkezi hükümet arasındaki bağlantıları yansıtması için, Bağdat’taki merkezi hükümetle ilişkisi açısından uyum içerisine sokulma sürecinde.

Banu Güven: Operasyonel olan, yani işleyen hangisi?

Ross Wilson: Üçü birlikte çalışıyor. Bir sacayağından bahsediyorum. Nasıl işlemesi gerektiğine dair benim anlayışım bu. İkinci olarak, sınırların sorumuluğu, bağdat’taki içişleri bakanlığına bağlı Irak sınır muhafızlarına ait. Yani, anayasa gereğince ulusal bir fonksiyondan bahsediyorum. Üçüncü olarak da kuzeydeki 3 bölgede gerçekleşen veya yakın gelecekte gerçekleştirilmesi düşünülen yetki devrinden sonra buralardaki koalisyon güçlerinin konuşlandırılmasında veya doğasında bir değişiklik olmayacak. Kuzeydeki birincil güç, Güney Kore’ye ait. Yaptıklarını veya bunları yapış tarzını değiştirmeye dair planları yok. Çatışmaya girmeyen küçük çaplı Amerikan birliklerini de değiştirme planı gündemde değil. Yani kuzeydeki sorumluluğun resmi olarak devri dışında radikal bir değişim yok.

Banu Güven: Tamam ama, Türkiye’yi hedef alan terör saldırılarına dair durum kötüleşirse ve meclis, hükümete operasyon konusunda yetki verirse, nasıl bir tepki verilir?

Ross Wilson: Hiçbir zaman varsayıma dayalı durumlar konusunda spekülasyon yapmaktan hoşlanmam. Ancak sizin bu ifadelerinizden ortaya çıkan bir şey var ki, kuzeydeki yetki devri kararından sonra Türkiye’nin kendisini savunmasını gerektirebilecek bir durum değişikliği söz konusu değil.

Banu Güven: Ama peki ya terör saldırılar artarsa.. Ve şu anda da sınırda bir hareketlilik söz konusu... Eğer meclisten sınır ötesi operasyon için bir karar çıkarsa ki kamuoyunda da böyle bir beklenti var. Bu, sizin açıklamalarınızla da tutarlılık oluşturuyor.. Yani, ne yapacağına karar verecek olan türk yetkililerdir demiştiniz. Aynı şeyi tekrar söyler misiniz?

Ross Wilson: Halkının güvenliğini en akıllı şekilde sağlamak, demokratik olarak seçilmiş bir hükümetin veya herhangi bir yerdeki bir hükümetin sorumluluğudur. Türkiye’nin demokratik olarak seçilmiş hükümetinin ve güvenlik güçlerinin, müttefikleriyle birlikte mümkün olduğunca işbirliği içerisinde, en az zarara yol açacak bir şekilde, ve günün sonunda, halkın kendisini güvende hissedebileceği bir şekilde sağlayabileceğine inancım ve güvenim tam. Zaten normal olan da budur ve Türkler de bundan gurur duymalılar.

Banu Güven: Son sorum... Türkiye, PKK üslerinin ortadan kaldırılmasını istiyor. ABD yakın gelecekte iyi planlanmış, ortaklaşa yürütülebilecek veya başka herhangi bir operasyon olasılığı görüyor mu? Tabi böyle bir soruya cevap verebilir misiniz bilemiyorum...

Ross Wilson: Türkiye’ye ne yapabileceğimiz veya bunu nasıl yapabileceğimiz konusunda spekülasyon yapmayacağım. Kuzey Irak’ın türkiye’ye saldırılar düzenlenen bir yer olmaktan çıkarılması konusunda Türkiye’yle çalışmanın önemine inanıyoruz. Ve yine Türkiye’yle PKK terörünü bertaraf etmenin gerekli olduğunu düşünüyoruz. Hedef budur. Üsler, tehdidin ortadan kaldırılmasına yardımcı olması açısından bir anlamda önemli olabilir. Ancak aktivitenin temel amacı ve hedefi, tehdidi ortadan kaldırmaktır. Biz de hükümet olarak bunu mümkün olduğunca etkin bir şekilde yapmak konusunda kararlıyız.

Banu Güven: Sorularımızı yanıtladığınız için çok teşekkürler Sayın Büyükelçi.

Ross Wilson: Ben teşekkür ederim.

pasa_emre
01-06-2007, 23:18
Rubin: Barzani terörü destekliyor

Amerikan Enterprise düşünce kuruluşunun Ortadoğu uzmanı Michael Rubin Türkiye’nin Kuzey Irak’a müdahale konusunda yeterince beklediğini söyledi.

İSTANBUL - Türkiye’nin vatandaşlarını korumak için Kuzey Irak’a müdahale hakkı olduğunu vurgulayan Rubin, “ABD bundan şikayetçi olur ama harekete geçemez” dedi.

Harp Akademileri Komutanlığı’nda düzenlenen uluslararası sempozyumda konuşan Rubin, Kürdistan Demokratik Partisi lideri Mesud Barzani’nin terörü destekleyerek Türkiye’ye şantaj yaptığını belirtti.

Rubin, “Barzani bir yandan terörü kınıyor, öte yandan Ankara’nın teröre karşı taviz vermesini istiyor. Bu strateji, bir şantajdır. Irak Kürt liderlerinin asimetrik tavrı, şiddeti hiddetlendirilecek nitelikte” dedi.

PKK gibi terör örgütü olan Hamas’ın Türkiye’ye davet edilerek meşrutiyet kazandırıldığını savunan Rubin, böylece diğer terör örgütleriyle mücadelede zorlanıldığını belirtti.

Michael Rubin, “PKK bir terör örgütü. Türkiye’den, af ve benzerleri dahil herhangi bir taviz beklenmemeli. PKK’nın Kürtleri temsil ettiği fikri saçmalık... Bunları hem Irak’lı Kürtlerden, hem de Türkiye’dekilerden duymaya ihtiyaç var” dedi.

Rubin, Türkiye’nin vatandaşlarının hayatını korumak için Kuzey Irak’a müdahale hakkı bulunduğunu vurgulayarak, ABD’nin bundan şikayetçi olacağını ancak Türkiye’ye karşı harekete geçmeyeceğini söyledi.

pasa_emre
01-06-2007, 23:32
Buyrun size destek verenler arasında ‘Soros Belgesel Fonu' ve ‘Rockefeller Vakfı' gibi kurumlar olan, daha önce haberini gönderdiğim, PKK propagandasının yapıldıgı belgeselin tanıtım linki (http://www.kevinmckiernan.com/video/GKBK.swf)

-Kevin McKiernan isimli gazeteci tarafından 2001 yılında Washington , Guneydogu Anadolu ve Kuzey Irak'ta cekilen belgesel, PKK'nın Washington'daki temsilciligini yapan Kani Gulam'ın Beyazsaray onunde yaptıgı gosteride
‘Turkiye, Kurdistan'ı terketsin' ( Turkey out of Kurdistan )
sloganıyla ba$lıyor.

-Yapımcı Kevin McKiernan, teror orgutu mensuplarından ‘ Kurdistan i$ci Partisi uyesi gerillaları' olarak bahsederken, teroristlerin onunde yaptıgı anonsta Kurtlerin ‘bagımsızlık sava$cısı' oldugunu iddia ediyor.

-Amerikan Kurt Network'u isimli orgut uzerinden PKK propagandası yapan Kani Gulam ve ailesinin hayatına ve calı $malarına yer verilen belgeselde, Kurtlerin, ‘vatanı olmayan dunyanın en buyuk nufuslu milleti' oldugu one suruluyor.

-Turkiye'nin Guneydogusu'nu ‘ Kurdistan ' olarak gosteren bircok haritanın yer aldıgı belgeselde, PKK kamplarının goruntulerine ve Kevin McKiernan'ın, Abdullah Ocalan ile Beyrut yakınlarındaki evinde yaptıgı roportaja da yer veriliyor. Roportajda Ocalan'ın Turkiye aleyhtarı sozleri dikkat cekiyor.

-Belgeselde, daha once fotomontaj oldugu belgelenen ve Turk askerlerinin ellerinde kesik ba$larla cektirdigi sozde resimler de gosteriliyor. ABD'nin ise kendi cıkarları icin Turkiye'deki insan hakları ihlallerini gormezden geldigi iddia ediliyor.

-Clinton yonetiminin Kurtleri ‘iyi Kurtler ve kotu Kurtler' olarak ikiye ayırdıgı, Saddam'a karşı mucadele eden Kuzey Irak'taki Kurtlere iyi Kurtler, Turkiye'deki bolucu Kurtlere de kotu Kurtler denildigi vurgulanan belgeselde, Amerikan yapımı sava$ ucaklarının ve silahların Kurtlere kar$ı kullanılması ele$tiriliyor.

-ABD'li buyukelci, diplomat ve yetkililerin yanı sıra kimi gazetecilerle de roportajların yer aldıgı belgeselde, Mustafa Kemal Ataturk onderliginde kurulan cumhuriyetten bu yana Turkiye'deki Kurt sorununa ili$kin detaylara da yer veriliyor. Belgesel Leyla Zana'nın yargılanmasını gosteren bolumlerle son buluyor.

-Belgeselin sonunda yer alan bilgilere gore belgeselin yayınına destek verenler arasında ‘Soros Belgesel Fonu' ve ‘Rockefeller Vakfı' gibi kurumlar yer alıyor.

pasa_emre
01-06-2007, 23:40
"Tek taraflı operasyon olmamalı"
31 Mayıs, 2007 22:50:00 (TSİ)


ABD yönetimi Kuzey Irak'a yönelik olası bir operasyonun tek taraflı olmaması gerektiği görüşünde. ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Lawrence Butler, PKK'ya karşı atılacak adımların Ankara, Bağdat ve Washington'un işbirliğine dayanması gerektiğini söyledi.

Türk gazetecilerin olası sınır ötesi operasyona ilişkin sorularını yanıtlayan Butler, "Kuzeydeki güvenlik durumunu kötüleştirecek herhangi bir eylem istemiyoruz" dedi.

Butler, Türkiye ile Kuzey Irak'taki Kürt yönetimi arasında siyasi diyaloğu teşvik ettiklerini söyledi.

Kuzey Irak'taki üç eyaletin güvenliğinin peşmergelere devredilmesini de değerlendiren Butler, bunun bölgedeki Amerikan askeri sayısı ve misyonunda bir değişikilik anlamına gelmediğini vurguladı.

Sağlık kontrolleri için Amerika Birleşik Devletleri’nde bulunan Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani ise bugün Başkan George W. Bush ile bir araya geldi.

Görüşmeyle ilgili bir açıklama yapılmazken, Bush'un Irak Cumhurbaşkanı'na, kuzeydeki PKK varlığına karşı "girişim" yönünde mesaj verdiği tahmin ediliyor.

SEZER VE BÜYÜKANIT'IN AÇIKLAMALARI

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, 12 Nisan'da yaptığı açıklamada, PKK'ya karşı Kuzey Irak'a askeri operasyon yapılması gerektiğini söylemiş, ''Bunun için siyasi kararın çıkması lazım'' demişti.

Orgeneral Büyükanıt, "Kuzey Irak'a operasyon yapılmalı mı? Evet, yapılmalı. Fayda sağlar mı? Evet, sağlar. Bir hudut ötesi operasyon için siyasi kararın çıkması lazım" diye konuşmuştu.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de, 13 Nisan'da Hava Harp Akademileri'nde yaptığı konuşmada, Büyükanıt'ın operasyon çağrısına destek vermişti.

Sezer, "Türkiye için kaygı kaynağını, bölücü terör örgütünün Irak'ın kuzeyindeki varlığı oluşturmaktadır. Türkiye, kendi ulusal güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik böylesine önemli bir tehdide karşı uzun süre izleyici konumunda kalamaz. Bu nedenle, Iraklı ve Amerikalı yetkililerle yürüttüğümüz temasların hızla somut sonuçlar vermesini diliyoruz" demişti.

Cumhurbaşkanı Sezer, "Ülkenin ve ulusun her türlü tehdit ve tehlikeye karşı korunup savunulması en büyük hakkımız ve sorumluluğumuzdur" ifadesini kullanmıştı.

pasa_emre
02-06-2007, 00:27
Mehmet Y. YILMAZ Hükümet var, iktidar yok! (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6625390.asp?yazarid=148&gid=61)
Cengiz ÇANDAR Kissinger ile “Kuzey Irak’a müdahale” söylemine dair... (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/6625453.asp?yazarid=215&gid=61)
YILMAZ ÖZDİL Barzani orda değil, burda (http://www.sabah.com.tr/ozdil.html)
ERGUN BABAHAN Irak meselesi ve operasyon (http://www.sabah.com.tr/babahan.html)
MUHARREM SARIKAYA Sınır ötesinin tarihi... (http://www.sabah.com.tr/sarikaya.html)
Hasan Celal Güzel 'Karanlık Savaş' ve terörle mücadele (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222873)
Murat Yetkin Cumhurbaşkanlığı, seçimler, Irak ve asker (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222901)
M.Ali Kışlalı Diplomasi-PKK ve Barzani (http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222823)
Taha AKYOL Kuzey Irak'a operasyon (http://www.milliyet.com.tr/2007/06/01/yazar/akyol.html)
Fikret BİLA Büyükanıt 'ortada hedef yok' mesajı veriyor (http://www.milliyet.com.tr/2007/06/01/yazar/bila.html)
İsmail Küçükkaya Büyükanıt’ın sözlerinin gizli kodları (http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=79244,10,19)
Güler Kömürcü Barzani’nin ‘Zavita ordusu’ da operasyon kapsamında mı? (http://www.aksam.com.tr/yazar.asp?a=79243,10,5)
Abdullah ÖZDOĞAN Ovaya gelirler mi? (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazarlar/abdullahozdogan/ovaya-gelirler-mi.html)
Altemur KILIÇ Karanlık savaş, balçıkla sıvanamaz! (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yazarlar/altemurkilic/karanlik-savas-balcikla-sivanamaz.html)
İbrahim Karagül Bu bir savaş ilanı! (http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=01.06.2007&y=IbrahimKaragul)
Koray Düzgören Büyükanıt yine konuştu: “Topyekün savaş” (http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/?t=01.06.2007&y=KorayDuzgoren)
TAMER KORKMAZ Tezkere Gerçekleri (http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/yazar.do?yazino=546494)

GünceL
02-06-2007, 10:13
bence sinir otesi operasyon konusu medya onude bu kadar acik secik konusulmamali..

genel kurmay ve hukumet gizli bir sekilde oturup karar verir..ve ikna edilmesi gereken ulkeler ciddi bir kararlilik ile ikna edilir..

ve bir gece ansizin operasyona baslanir.

sevgiler

ÇAKAL
02-06-2007, 10:39
bence sinir otesi operasyon konusu medya onude bu kadar acik secik konusulmamali..

genel kurmay ve hukumet gizli bir sekilde oturup karar verir..ve ikna edilmesi gereken ulkeler ciddi bir kararlilik ile ikna edilir..

ve bir gece ansizin operasyona baslanir.

sevgiler
O bölgede ve içeride yapılması gereken iyi yetiştirilmiş elemanlarla lider kadrolarını ve lider olabilecek elemanlarını çökertmektir.Hem de hızlı bir şekilde.Türkiye'nin ekonomik olarak orada yapacağı bir operasyona hazır olmadığını ve uzun vadede müthiş sıkıntılar yaşayacağını düşünüyorum.İt iti ısırmaz çünkü.Tüm dünyayı bir anda karşımızda buluruz.Çünkü şeref-siz USA'da yalan bol.Ve ülkelerin tabanındaki halk her ne kadar USA'yı sevmiyor Terörist ülke olarak görüyor olsa da idareci noktasında menfaatler ön plana çıkar ve haklı olduğumuz noktada haksız duruma düşeriz.Matarazzi şeref-sizi 12 eylül olaylarından sonra Emre ve Okan'a işaret ederek ''işte bunlar yaptı''dediğini unutmayalım.Türk'ün Türk'ten başka dostu olduğunu düşünmüyorum.Kürt halkının dini olarak tabanda sünni olması hasebiyle bölgede bize en yakın halk olduğunu düşünüyorum.Daha düne kadar Çanakkale'de Kıbrıs'ta binlerce şehitimizi birlikte verdiğimizi gittikleri yolların yanlış olduğunu gerekirse kapı kapı dolaşıp onlara anlatmalıyız.Onların komplesini ortadan kaldırsak bile şiilerin bize karşı daha hasmani olduğunu- _iran'ın yüzyıllar boyunca Osmanlı'ya yaptıkları ortada_-ve çemberin tam ortasında kalacağımızı düşünüyorum.Kesinlikle günlük politik menfaatleri düşünüp fevri davranmamalı ,askeri ve siyasi otoritenin çok akıllı hareket etmesi gerektiğini,yıllar sonrasını hesap etmesi gerektiğini düşünüyorum.

zum
02-06-2007, 11:19
ABD Irakta boyunun ölçüsünü aldı.Bundan sonrakilerde biraz düşünecek.İran biraz büyük bir lokma, ABD nin boğazına batabilir.Mustafa Kemal'in SSCP ve İranla iyi geçindiği bilinir.Ülke menfaati neyi gerektirirse o yapılmalı.

yosun
02-06-2007, 11:38
PKK önceliğimiz değil

Wilson, Irak'taki Amerikan ordusunun Bağdat'taki güvenlik sorununa yoğunlaştığı, Kuzey Irak'taki PKK'lıların ABD ordusunun öncelikleri arasında olmadığı mesajını verdi


http://www.milliyet.com.tr/2007/06/02/siyaset/siy01.html

hipokrat
02-06-2007, 11:46
ABD: Türk askeri Irak'ta operasyonlarına devam ediyor 2 Haziran 2007


ANKA

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Tom Casey, Türkiye’nin Irak sınırı içinde ve çevresinde terörle mücadele operasyonları yaptığını ve bu operasyonları sürdürdüğünü söyledi.

ABD Dışişleri’nin günlük olağan basın toplantısı sırasında Sözcü Yardımcısı Tom Casey’ye “İki gün önce Türk askerinin olağanüstü hareketliliği iddiasıyla ilgili sorulan bir soruya, Türklerin bu hareketliliğin rutin olduğunu söylediğini aktarmıştınız. Son 48 saatte bu görüşünüzü değiştiren bir gelişme oldu mu” sorusu soruldu.

Casey, Türk askerinin zaman zaman sınır içinde ve bazen de sınır çevresinde terörle mücadele operasyonları düzenlediğini ifade etti. Geçen hafta yaşananların da bunun bir parçası olduğunu belirten Casey, gelişmelerin bundan farklı olduğunu kaydetti.

yosun
02-06-2007, 13:08
IRAK Devlet Başkanı Celal Talabani'nin lideri olduğu Kürdistan Yurtsever Birliği, sınıra konuşlanan Türk askerlerinin, Hakurk başta olmak üzere 5 ayrı noktada top ateşi açtığını öne sürdü.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6635091.asp?gid=180

Olaylar gittikçe artıyor. Allah ülkemizin, askerimizin yardımcısı olsun.

yosun
02-06-2007, 13:32
Süleymaniye'de Türk Askeri'ne karşı yapılan eylemin ardından Genel Kurmay Başkanlığı tarafından yapılan sert açıklamadan sonra peşmerge çark etti..
Olması gereken bu işte...

http://www.aktifhaber.com/read_news.php?nID=117462

pasa_emre
02-06-2007, 14:16
O bölgede ve içeride yapılması gereken iyi yetiştirilmiş elemanlarla lider kadrolarını ve lider olabilecek elemanlarını çökertmektir.Hem de hızlı bir şekilde.Türkiye'nin ekonomik olarak orada yapacağı bir operasyona hazır olmadığını ve uzun vadede müthiş sıkıntılar yaşayacağını düşünüyorum.İt iti ısırmaz çünkü.Tüm dünyayı bir anda karşımızda buluruz.Çünkü şeref-siz USA'da yalan bol.Ve ülkelerin tabanındaki halk her ne kadar USA'yı sevmiyor Terörist ülke olarak görüyor olsa da idareci noktasında menfaatler ön plana çıkar ve haklı olduğumuz noktada haksız duruma düşeriz.Matarazzi şeref-sizi 12 eylül olaylarından sonra Emre ve Okan'a işaret ederek ''işte bunlar yaptı''dediğini unutmayalım.Türk'ün Türk'ten başka dostu olduğunu düşünmüyorum.Kürt halkının dini olarak tabanda sünni olması hasebiyle bölgede bize en yakın halk olduğunu düşünüyorum.Daha düne kadar Çanakkale'de Kıbrıs'ta binlerce şehitimizi birlikte verdiğimizi gittikleri yolların yanlış olduğunu gerekirse kapı kapı dolaşıp onlara anlatmalıyız.Onların komplesini ortadan kaldırsak bile şiilerin bize karşı daha hasmani olduğunu- _iran'ın yüzyıllar boyunca Osmanlı'ya yaptıkları ortada_-ve çemberin tam ortasında kalacağımızı düşünüyorum.Kesinlikle günlük politik menfaatleri düşünüp fevri davranmamalı ,askeri ve siyasi otoritenin çok akıllı hareket etmesi gerektiğini,yıllar sonrasını hesap etmesi gerektiğini düşünüyorum.

Sn cakhall bir teoriye göre de İran ve ABD-İngiltere gizli bir anlaşma yapmışlar. Buna göre amaçları da bizi Kuzey Irak'a çekip yerleştirilen şii milisler yoluyla da ordumuzu yıpratıp geri çekilmemizi sağlamak. Bölgede zayıflayan Türklerin de İran'a ve Büyük İsrail'e giden yolda onlara fayda sağlayacağı yönünde bir teori..
Geçen gün NTV de Mehmet Ali Bayar'ın söylediği, ABD ve kürtlerle masaya oturduğumuzda kürtleri karşı tarafta ABD'nin yanında görmek bizim suçumuz fikri de yoruma açık. Her ne kadar beraber savaşsak da kürtlerin her fırsatta Irak'ta, Türkiye'de (1920lerde Şeyh Sait, şimdi pkk-dtp), Suriye'de, İran'da bulundukları ülkeyi arkadan vurmaya çalışmaları da bir gerçek..

pasa_emre
02-06-2007, 14:28
tebrikler üstad,bu amerika nın işi belli olmaz,kendi düştü bir dipsiz kuyuya ,yanına arkadaş arıyor bence.kore de yaptığını,k.ırak ta yapmak istiyor.
ama bu sefer yemezler.kimsenin jandarması olmayacağız ve mehmetçikleri,abd nin amaçlarına alet etmeyeceğiz.
zaten oranın ekonomisi bizim elimizde,zamanı gelince , o kartımızı açarız.şimdi eniyisi seyretmek ve abd nin oradan çıkmasını beklemek,eninde sonunda çıkacak yav.ve bizim desteğimiz olmadan ,k.ırak ta kimse bir şey yapamaz.iplar her zaman bizde. sadece biraz sabırlı olalım yeter.biz olmasak orada aç kalırlar.
elimizde çok kozumuz var ve kulllanmak için abd nin çıkmasını bekleyelim,sözde bir ülke kurulsa bile,yaşaması imkansız.en kötü ihtimal bile budur.biz oksijen vermezsek nefes bile alamazlar ve bu kartımızı şimdi göstermeyelim derim. heyecana kapılıp, paniklemeyelim.
petrollerini bile biz rafineri ediyoruz.gıdalarını bile biz veriyoruz.elektriklerini bizden alıyorlar,.acele edip kendi ayağımıza kurşun sıkmayalım derim.operasyon yapmamız en kötü bir stratejidir ve bedeli ağırdır.saygılarımla

Sn RobinHood ABD bugün patlama sayısı orta ve güneye göre çok az olan kuzey ırakta -eğer yapılırsa- Kerkük referandumundan sonra iç savaş çıkacağını biliyor. Bugün o bölge sessiz ama bu fırtına öncesi sessizlik. Operasyon PKK için gerekli ama ABD bu kozu kullanarak bizi oraya çekmeyi planlıyor da olabilir. Devletimiz bütün bu gelişmelere göre planlarımızı çok iyi yapmalı ve Türk milleti o karışıklıktan en karlı ülke olarak çıkmalı..

UNYELI CONAN
02-06-2007, 14:31
Sn cakhall bir teoriye göre de İran ve ABD-İngiltere gizli bir anlaşma yapmışlar. Buna göre amaçları da bizi Kuzey Irak'a çekip yerleştirilen şii milisler yoluyla da ordumuzu yıpratıp geri çekilmemizi sağlamak. Bölgede zayıflayan Türklerin de İran'a ve Büyük İsrail'e giden yolda onlara fayda sağlayacağı yönünde bir teori..
Geçen gün NTV de Mehmet Ali Bayar'ın söylediği, ABD ve kürtlerle masaya oturduğumuzda kürtleri karşı tarafta ABD'nin yanında görmek bizim suçumuz fikri de yoruma açık. Her ne kadar beraber savaşsak da kürtlerin her fırsatta Irak'ta, Türkiye'de (1920lerde Şeyh Sait, şimdi pkk-dtp), Suriye'de, İran'da bulundukları ülkeyi arkadan vurmaya çalışmaları da bir gerçek..

iranin su an ki yönetimel israil lehine calismasini düsünemiyorum .. akla mantiga sigmiyor .. pek ihtimal dahilinde degil bu teorinin gerceklesmesi..

bu teoriyi icad eden harbiden okkali sallamis :D

UNYELI CONAN
02-06-2007, 14:34
Sn RobinHood ABD bugün patlama sayısı orta ve güneye göre çok az olan kuzey ırakta -eğer yapılırsa- Kerkük referandumundan sonra iç savaş çıkacağını biliyor. Bugün o bölge sessiz ama bu fırtına öncesi sessizlik. Operasyon PKK için gerekli ama ABD bu kozu kullanarak bizi oraya çekmeyi planlıyor da olabilir. Devletimiz bütün bu gelişmelere göre planlarımızı çok iyi yapmalı ve Türk milleti o karışıklıktan en karlı ülke olarak çıkmalı..

bu durumda Türkiyenin yapacagi en iyi sey sinirlari kapatip elektrigi kesmek..

biraklaim itleri birbirini yesin.. yüzyillardir "bati medeniyetlerinden" hic birsey ögrenemedik mi?

kürtler irkci fasist hareketleri icin araplarin ellerinden petrolleri almak istiyor.. bununla kalmiyor kendilerini dev aynasinda görüp bize kafa tutmakla'Da yetinmiyor sevr hayalleri kuruyor capulcular ! bak su ise !

birakalim kendi araplarinda önce bir kozlarin paylassinlar.. 10 yillarca birbirlerini havaya ucursunlar.. geri kalaniini biz hallederiz..

pasa_emre
02-06-2007, 14:52
iranin su an ki yönetimel israil lehine calismasini düsünemiyorum .. akla mantiga sigmiyor .. pek ihtimal dahilinde degil bu teorinin gerceklesmesi..

bu teoriyi icad eden harbiden okkali sallamis :D

Teori sahibi hakkında bilgim yok. Teori burada (http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6500). Yahudi-Anglosakson cephe ile Persler arasında yaşanacak tarihi bir "danışıklı-döğüş" savaştan bahsediyor..

pasa_emre
02-06-2007, 14:58
Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) İttihad Gazetesi'ndeki şu (http://www.acikistihbarat.com/Haberler.asp?haber=6272) yazıda ise şöyle bir bölüm var:

Farslar (Safeviler) ve Türkler (Osmanlılar), Arap toprakları üzerinde savaşırken ortada İsrail, yani ortak düşman yoktu. Üstünlük ve toprak için savaşılıyordu. Fakat şimdi İsrail’in varlığı ve onun tehlikeli projesiyle birlikte İranlılar, Türkler ve Araplardan varlıklarını ve geleceklerini savunmaları isteniyor.

Ve, bu ortak düşmanın tehlikesini idrak etmezlerse kendilerini başını İsrail’in çektiği büyük fitne bataklığı içinde bulacaklar...

pasa_emre
02-06-2007, 15:09
Adli Muhtıra da ABD F-16'larının Sonucu mu? - Hüseyin Mümtaz

Rezaletin böylesi görülmedi..
Eskiler, hâttâ ‘’rezaletin daniskası’’ derlerdi..

‘’Sınırı geçtiği’’ söylenilen iki Amerikan F-16’sı olayı komedidir, orta oyunudur, rezalettir, rezaletin üç perdelik daniskasıdır.

PERDE 1.

24 Mayıs Perşembe günü Hâkkâri’nin Üzümlü Bölgesi’nde iki Amerikan F-16’sı Türk hava sahasını dört dakika süreyle ihlâl ediyor, Türk toprakları üzerinde 165 kilometre katediyor. Olay Genelkurmay’ın web sitesinde, ‘’Dışişlerine de bildirilmiştir’’ ibaresi eklenilerek yer alıyor.

Dört gün sonra, 28 Pazartesi günü hali hazırda Dışişleri Bakanı olan; ama üzerinden hâlâ Cumhurbaşkanlığı adaylığı rüyasını atamadığı anlaşılan Gül; ‘’Tamamlayıcı bilgi bekliyoruz, gelince gereğini yapacağız’’ diyor.

Halbuki Gül’den bir gün önce; Türkiye’yi ziyaret etmekte olan Amerikan Senato ve Temsilciler meclisi üyeleri heyeti basın toplantısında soru üzerine olayı kabullenmişlerdi.

Durum ilk bakışta ancak ve sadece ‘’tüyler ürpertici’’ olarak nitelendirilebilir.

Türk hava sahası dört dakika süre ile ihlal edilmiş, (sonradan açıklandığına göre) derhal havalanan iki Türk F-16’sı duruma vaziyet etmiş ama Genelkurmay ile Dışişleri arasında her nedense ‘’hatlar kopuk’’ olduğu için siyasi ‘’beyan’’ ancak dört gün sonra yapılabilmiştir.

Rivayetler muhteliftir. Bir tanesi, Dışişleri nöbetçi memurları tarafından teslim alınan konu ile ilgili evrakın araya giren hafta sonu tatili yüzünden Pazartesi gününe kadar bakana çıkarılamadığı ile ilgilidir.

Peki Genelkurmay, konuyu önce/ bir de web sitesinde kamuoyu ile paylaşmakla hatâ mı etmiştir.

Bence etmemiştir.

Tecrübeyle sâbittir ki siyasi irade, hele konu Amerika olunca büyük bir ihtimalle konuyu kapalı devre, kayıt dışı, ahbap usulü ve de kamuoyuna duyurmadan kendi üslûbunca ve muhatabını ‘’küstürmeden’’ halletmeyi tercih edecekti.

Genelkurmay’ın ‘’şeffaf’’lığından neden endişe ediyorsunuz?

PERDE 2.

Neymiş? ‘’İki Amerikan F-16’sı sınırı geçmiş’’..

Yapmayın, etmeyin Allah Aşkına..

İncirlik Türk sınırları içinde değil mi? İncirlikte o kadar Amerikan F-16’sı gece-gündüz ‘’konuşlanırken’’, inip-kalkarak ‘’göreve’’ gidip dönerken, günde yüzlerce sorti yaparken, nereye gidip geldiklerinin asla hesabı sorulamazken
(Bakınız.. Doğan Güreş’in PKK’lılara yardım malzemesi atarken yakalanan Amerikan helikopterleri ile ilgili anıları) ; sınırı sadece dört dakika geçen F-16’ların lâfı mı olur?

Güldürmeyin insanı..

PERDE 3.

Üçüncü ve son Perde, şu veya bu sebeple olayı dört gün sonra öğrenen siyasi iradenin gösterdiği tepkinin dozu, kapsamı ve vizyonu ile ilgilidir.

Çuwall’da hatırlarsınız,

‘’Büyük devletler özür dilemez’’,
‘’Nota mı, ne notası, müzik notası mı’’

yaklaşımı sergilenmişti..

Dört buçuk sene sonra ne yazık ki Amerika-Türkiye ilişkilerinde Akepe sayesinde bir arpa boyu bile yol alınamadığı gözlemlenmektedir.

Olay 24’ünde cereyan etmiş, Gül 28’inde konu ile ilgili açıklamada bulunmuş,

29’unda, yâni beş tam gün sonra Dışişlerine çağırılan Amerikan Büyükelçiliği bilmem kaçıncı müsteşar yardımcısına mahcup, mazlum ve müteessir bir notacık verilmeye cesaret edilebilmiştir.

Dışişleri Sözcüsü Bilman nota sözcüğünü bile kullanmaktan çekinmiş,
‘’diplomatik girişim’’ deyimini tercih etmiştir.

Büyükelçi Bay Wilson yoksa ‘’Ben gelmem’’ mi demiştir?

İçeride Cumhuriyetin bütün kurumlarıyla ve bizzat Cumhur’un kendisiyle kavgalı ve küs olan Akepe etkili ve yetkilileri dışarıya karşı neden böyle ürkek ve çekingendirler?

Bilman açıklamasında
‘’ihlalin Genelkurmay tarafından yerleşik usullere göre ayni gün bakanlığa bildirildiğini’’
kabul ediyor.

O kadar önemsiz, büyütülmemesi, duyurulmaması gereken, küçümsenecek bir olay mıdır ki ‘’detaylı bilgi’’ için Dışişleri ‘’derhal’’ Genelkurmay’a dönmüyor da, hafta sonu tatilinin geçmesini bekliyor?

İhlal olayı ile Barzani’nin Yardımcısı Dizai’nin;

‘’Türk askeri giremez, burada Amerika var’’

çıkışının aynı gün gerçekleşmesi sadece rastlantı mıdır?

Peki Amerika’nın;

‘’Sınır ötesi harekâtın problemleri çözeceğini zannetmiyoruz’’

deyişi ile AB diplomatlarının

‘’Sınır ötesi harekât AB müzakerelerini etkiler’’

demesi de mi rastlantıdır?

Bakın Le Figaro ne yazıyor? (28 Mayıs 2007)

‘’Türk ordusu devlet içinde devlet..Laiklik ve batılı yaşam tarzının güvencesi olan ordu siyasete darbeler yoluyla karışıyor.. Türkiye’nin AB adaylığı da bu yaşlı cinleri kovalayamadı.. Atatürk’ün ölümünden sonra askerler Kemalizmi bir dogma haline getirdiler ve buna sahip çıktılar.. TSK 27 Nisan’da sanal darbe yaptı… Türk kamuoyunda AB ve ABD’ye desteğin azalmasıyla Türk generalleri Kuzey Irak, Kıbrıs ve laiklik konularında kendilerini ifade ederken daha özgür hissetmektedirler.’’

O halde iyi ki ‘’devlet’’ var..

Devlet var, millet var, bayrak var..

Çünkü İran’dan Suriye’ye giderken Bingöl’de ‘’vurulan’’ trende füze ve rampaları çıkması da, Kuzey Irak’taki üç vilayetin güvenliğinin Amerikalılar tarafından peşmergelere teslimi de rastlantı değil..
TMSF Gazetesi SABAH’ta Yavuz Donat’ın Kürtçe yazması da.. (31 Mayıs 2007)

Akepe 12 Nisan ile başlayan süreçte çok büyük bir iş başardı..

İlk defa e-muhtıraya muhatap oldu..
İlk defa da ‘’Adlî Muhtıra’ya..

Peki şimdi Le Figaro buna ne diyecek, ‘’Türkiye’de Hâkimler Var’’ mı?

Başbakan’ın ‘’Anayasa Mahkemesi’nin kararı yüz karasıdır’’ demesinin ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı da ‘’Saygı sınırını aşıp Mahkememizi hedef gösteriyor’’ dediği bir basın toplantısı yaptı.

Konuşma metni resmen bir ‘’Adlî Muhtıra’’dır.

Yoksa Adli Muhtıra da Amerikan F-16’larının bir sonucu mudur?

Hem bu arada Türkiye’de ‘’üçüncüsü’’ yapılmakta olan bir toplantıya dikkat ediyor musunuz?

Bilderberg?

İlk ikisi 1959 ve 1975’te gerçekleştirilmiş.
İlki 1960 ihtilalinden hemen önce..

Diğeri Kıbrıs harekâtı’ndan hemen sonra..

Peki…

Şimdi bu…

2007 toplantısından ‘’hemen sonra’’ da bir şeyler beklememiz gerekiyor demek mi oluyor?
O da mı rastlantı?
31 Mayıs 2007

UNYELI CONAN
02-06-2007, 15:13
amerikaya demokrasi ve insan haklari gelirse haritalar söyle olabilir :D

en cok Fenerbahce Cumhuyirtei ile Galatasarayistan haritalarina güldüm..

evet .. artik bizimde onlari rahatsiz edcek yaralari kasmimamiz gerek..

mesela eski kabilelere kücük devletler versinler .. bizim askeriyede assin bölünmüs ABD haritalarini.. niye onlar hep yapiyor bizim devlet erkani beyni alinmis masa gibi davraniyor ?

pasa_emre
02-06-2007, 15:16
Ya Mollalar, Hahamlarla Savaş Konusunda Anlaştıysa - I (Kerkük Merkezli Senaryoya Farklı Bir Bakış) (http://www.acikistihbarat.com/dosyalar/oyunbozan030205.htm) - 03 Şubat 2005

Mollalarla Hahamların Kontrollü Savaş Senaryosu - II (Şebekeler ve Devletler) (http://www.acikistihbarat.com/dosyalar/oyunbozan040205.htm) - 04 Şubat 2005

"Tanrısal" Ruhbanların (İmam&Haham) Tarihsel İşbirliği (İkinci Haçlı Furyasında Türkler Yine Sorun) - III (http://www.acikistihbarat.com/dosyalar/oyunbozan070205.htm) - 07 Şubat 2005

pasa_emre
02-06-2007, 15:26
Milletimize faydalı olabilmek için ufkumuzu genişletmeliyiz ve her türlü fikirle ilgili okumalıyız önyargılı olmadan.. Önemli olan şu an ne düşündüğümüz değil her kesimi dinledikten sonra vereceğimiz kararlar..

pasa_emre
02-06-2007, 15:34
bu durumda Türkiyenin yapacagi en iyi sey sinirlari kapatip elektrigi kesmek..

biraklaim itleri birbirini yesin.. yüzyillardir "bati medeniyetlerinden" hic birsey ögrenemedik mi?

kürtler irkci fasist hareketleri icin araplarin ellerinden petrolleri almak istiyor.. bununla kalmiyor kendilerini dev aynasinda görüp bize kafa tutmakla'Da yetinmiyor sevr hayalleri kuruyor capulcular ! bak su ise !

birakalim kendi araplarinda önce bir kozlarin paylassinlar.. 10 yillarca birbirlerini havaya ucursunlar.. geri kalaniini biz hallederiz..

Bırakalım birbirlerini yesinler diyorsunuz ama aralarında Türkmenler de var..

UNYELI CONAN
02-06-2007, 15:46
Bırakalım birbirlerini yesinler diyorsunuz ama aralarında Türkmenler de var..

cin'De milyonlarca türk eziyet ve soykirima tabii tutluyor.. Ya karabag?

kalbim hepsiyle beraber.. onlari yanliz birakalim demiyorum .. ama onlara "bati tarzi" yardim etmek daha mantikli.. pesmergeler ve araplar arasina fitne sokup birbirlerinin birbirleriyle ugrasirlarsa herkesin cikarina olur..

keza ermenistan'Da terör baslarsa ve sehirleri bombalanirsa karabag ile ugrasacak dimag'lar kalmazsa .. ermeni diasporasindan önde gelenler teröre kurban giderse ? bizim diplomatlarimizin teröre kurban gitmesi gibi ?

cin kendi ic karisikliklari icinde bogulursa?

bunlari yapamiyorsak ne yapmali ?

asker k.iraga girerse durum türkmeler acisindan uzun vadede daha iyi mi olacak ? hic zannetmiyorum ..

pasa_emre
02-06-2007, 16:00
Haklısınız diğer bölgelerde de kardeşlerimize yardım etmeliyiz ama burası mezopotamya..
Burada petrol savaşları, sevri hortlatma istekleri, her türlü entrika, pislik var..
Bu bölgenin sahibi bütün dünyanın sahibidir her zaman böyle olmuştur..
Önce burada başarılı olursak bu bütün bölgelerde başarılı olmamızı sağlar..
Ayrıca diğer bölgelerde Türklere eziyet eden sadece bir kesim..
Burada ise şiilerin arkasında bir büyük devlet, kürtlerin arkasında başka devletler, arapların arkasında başka devletler var..
Biz de tabiki Türkmenlerin arkasında olmalıyız..

hipokrat
02-06-2007, 16:14
Barzani'den Org. Büyükanıt'a yanıt 2 Haziran 2007


DHA

KUZEY Irak’taki Kürt liderlerden Mesut Barzani, bölgede temaslarda bulunan Irak Başbakanı Nuri Maliki’yi Bağdat'a yolcu ederken Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın değerlendirmeleri hatırlatılınca, “Kim ne derse desin, artık tehdit zamanı değil. Biz sorunların diyalogla çözülmesinden yanayız. Sorunların askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini gördüler ve biliyorlar” dedi.

İki gün önce Kuzey Irak'a süpriz ziyaret yapan Başbakan Nuri El Maliki'nin bugün Bağdat'a hareket etmesinden önce Erbil Havaalanında basın toplantısı düzenlendi. Kürt internet sitelerinin haberine göre Barzani, Başbakan Maliki ile yapılan toplantı ve görüşmelerin olumlu geçtiğini, birçok önemli konu üzerinde görüştüklerini bunlar arasında en önemlisinin Kerkük’ün durumunu belirleyecek Irak Anayasası’ndaki 140’ıncı madde olduğunu söyledi.

Kürtler ile Bağdat arasında devam eden petrol yasası görüşmesine de değinen Barzani, özel bir komisyonun Irak Petrol yasasını hazırlamaya devem ettiği belirtti. Mesut Barzani, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın açıklamaları hatırlatılması üzerine, B“iz sorunların diyalogla çözülmesinden yanayız. Sorunların askeri yöntemlerle çözülemeyeceğini gördüler ve biliyorlar” dedi.

Irak Başbakanı Dr.Nuri Maliki de bu konuda, “Türkiye’nin topraklarımıza askeri güçle girmesini istemiyoruz” diye konuştu.

Serenler
02-06-2007, 16:25
Barzani'nin 'Zavita ordusu' da operasyon kapsamında mı?

guler.komurcu@aksam.com.tr
gulerkomurcu@superonline.com <guler.komurcu@aksam.com.tr>

İstanbul Harp Akademileri'nde, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin
SAYGUN'un ev sahipliğinde gerçekleştirilen 55 ülkeden yerli yabancı 800
davetlinin bulunduğu 'Güvenliğin Yeni Boyutları ve Uluslararası Örgütler'
konulu sempozyumu izlemek üzere sabah 09.30'da salondaki yerimizi aldık.
Rutini geçip hemen özel notlarımı aktarmak istiyorum;

HİLMİ ÖZKÖK ŞAHİNLERİN YANINDA YER ALMADI Toplantıda dikkatimi çeken ilk
detay; en öndeki koltuklarda, Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın sağında
Genelkurmay eski Başkanı İsmail Karadayı, solunda ise tıpkı Sayın Büyükanıt
gibi şahin duruşuyla geniş kitlelerin gönüllerini kazanan bir diğer
Genelkurmay eski Başkanı Hüseyin Kıvrıkoğlu oturuyordu ve Başbakan Erdoğan'a
karşı sorumlu Genelkurmay Başkanlığı yaptığını dün bazı köşe yazarlarına
teyit eden (özgeçmişteki bilgiler tartışmasını hatırlayın) Sayın Hilmi
ÖZKÖK'ün ise sempozyumda bulunmaması, şahin 'komutanların' yanında yer
almaması (Sayın Özkök mutlaka sempozyuma davetlidir, mazereti olduğu için
gelememiştir sanırım) doğrusu oldukça dikkatimi çekti. Sizce de ilginç bir
detay değil mi ey ayrıntıdaki şifreleri çözen okur?

Sayın Büyükanıt'ın sempozyumun ilk oturumunun ardından verilen 'kahve
molası'nda gazetecilere yaptığı açıklamaya gelince... Irak operas-

yonunu, dar kapsamlı-boş Kandil'i dövme harekatıyla geçiştirip, böylece
Washington'u ve de Barzani'yi de küstürmeden, sınır ötesi operasyonu seçim
tribünlerine yönelik faydaya çevirme planları olanlara, Büyükanıt oldukça
açık yanıt verdi: "Yaklaşık 1.5 ay önce, 12 Nisan'da biz hem Türkiye'ye hem
dünyaya sınır ötesine operasyon yapılması gerektiğini açıkça söyledik. Biz
asker olarak hazırız. Irak'tan içeri girip sadece PKK ile mi mücadele
edeceğiz, yoksa Barzani ile de bir şeyler olacak mı? Bunlar sözlü olmaz,
yazılı talimat lazım."

Konuştuğum uzmanlar ise bu önemli açıklamayı şu şekilde yorumladılar;
'K.Irak'a siyasi şov malzemesi yaratılsın niyetiyle girilecekse asker haklı
olarak-açıkça 'biz yokuz' diyor. Yaşar Paşa 'Kuzey Irak'a terörün kaynağını
kurutmak için operasyonun şart olduğuna, PKK ile birlikte PKK'nın baş
destekçisi Barzani ve peşmergelerine de terörist muamelesi yapılması
gerektiğine' dikkat çekiyor. Bakalım hükümet, ulusal güvenliğimiz adına
terörle mücadelenin gelip dayandığı aciliyetleri daha ne kadar geçiştirecek?
Bu arada Barzani'yi operasyon kapsamına almak AKP içinde malum gruplar
arasında ciddi gerginliğe de sebep olabilir. Bunu da unutmayın.'

Artık, (bu noktada geçen hafta, 24 Mayıs tarihli Seçimler-savaş hali ve Sezer'in yetkisi başlıklı yazımdaki 'BARZANİ BİZE SAVAŞ İLAN EDERSE' bölümüne tekrar göz atınız lütfen) Kuzey Irak'a olası bir askeri operasyonun sadece PKK'yı değil onun en büyük destekçisi Barzani ve adamlarını da kapsama gereği doğmuştur. Barzani'nin Türk askerinin karşısına çıkarmayı planladığı 'özel ordusu'nun arka planına bakalım şimdi de... Uzmanlara sorup, bakın neler buldum;

'KUZEY Irak'tan askerini çeken Amerika, Türk askerinin girmesi muhtemel
bölgeyi, yıllar önce kendisinin yapılandırdığı 'Zavita ordusu'na bıraktı.
Zavita Özel Ordusu doğrudan Neçirvan Barzani'ye bağlı silahlı peşmerge
grubudur. Zavita, Irak kuzeyinde Dohuk Kasabası'nın 10-15 km doğusunda
bulunan dağlık bölgedeki boğazlardan birinin adı, diğeri ise Kantar
Boğazı'dır. Her iki boğaz ve iki yanlardaki dağlık arazi PKK terör örgütünün
yoğun kullandığı yerlerdir. Bu boğazların ve bölgenin bir başka önemi ise
Musul kentini kuzeyden koruyan son müsait arazi yapısı olmasıdır. (MUSUL MU?
Diyarbakır-Musul hattı mı dediniz efendim, duyamadım? AYRINTIYA ÖZEL DİKKAT)

ABD'nin isteği doğrultusunda Necirvan Barzani'ye bağlı kurulan ZAVİTA
ordusunun komutanı ise Aziz Veysi'dir. Aziz Veysi eski bir PKK'lıdır. Şemdin
Sakık da ifadelerinde KDP'ye teslim olurken, Aziz Veysi'nin yardımcı
olduğunu ve Duhok'ta kendisi için ev tuttuğunu söylemişti...'

Evet, Kuzey Irak'ta bizim operasyon yapmamamız muhtemel bölgede bekleyen PKK harmanlı peşmergelerin, ZAVİTA ordusunun fotoğrafı bu işte, anlayana, ben daha ne diyeyim?! Bakalım Ankara'da siyaset yapıcılar, askerin, 'hepsinin
gereğini yapmak için hazırız' açıklamasına karşın 'ZAVİTA'yı (Musul kentini
kuzeyden koruyan son müsait araziyi de bekleyen peşmergeleri) kapsama alanı
dışında mı tutacak yoksa?! Göreceğiz.

pasa_emre
02-06-2007, 16:28
“T&#252;rkiye’nin topraklarımıza askeri g&#252;&#231;le girmesini istemiyoruz” diye konuşuyor da niye hi&#231; Irak bayrağı dalgalanmayan kuzeye başka bir devleti ziyaret edermiş gibi gidiyor ve &#246;yle muamele g&#246;r&#252;yor??!!

Tam tersi sorunlar Tansu &#199;iller-Doğan G&#252;reş d&#246;neminde bal gibi de askeri y&#246;ntemle &#231;&#246;z&#252;lm&#252;şt&#252;r...

pasa_emre
02-06-2007, 16:53
Seyredelim o zaman zaten merkez bankası bile olan kurulmayan bu devlet iyice g&#252;&#231;lensin, destek g&#246;rs&#252;n, tanınsın..
Yılanın başını k&#252;&#231;&#252;kken ezmedik biraz b&#252;y&#252;d&#252;, beklemeye devam edersek zaten yeterince g&#252;&#231;l&#252; d&#252;şmanımız olan b&#246;lgede bir b&#252;y&#252;k d&#252;şmanımız daha olur..
&#214;zellikle orası bizim vatandaşlarımız i&#231;in cazibe merkezi haline geldiğinde..
T&#252;rk milleti i&#231;in "Musul kentini
kuzeyden koruyan son m&#252;sait araziyi de bekleyen peşmergeler" tuzak değildir..
Orada ABDnin, İsrailin, İranın beklemesi tuzaktır..

yosun
02-06-2007, 16:58
Türk gazeteci K.Irak'tan sınır dışı edildi 2 Haziran 2007


Bölgedeki gelişmeleri izlemek üzere Zaho'ya giden Show TV muhabiri Bülent Kördemirci ile kameraman Ferhat Dal, haber amaçlı çekim yaparken polis tarafından gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Kördemirci ile Dal, burada 4 saat sorgulandıktan sonra sınır dışı edildi. İki televizyoncu Habur Sınır Kıpısı'dan Türkiye’ye giriş yaptı.

hürriyet.com

barzani kışkırtma eylemine devam ediyor... ABD güçleri Kuzey Irak'ı peşmergeye bıraktığından itibaren varolan kışkırtma eylemleri daha da arttı...
Sanki ısrarla gelin, girin diyorlar...

pasa_emre
02-06-2007, 17:03
Rice: Türkiye ile görüşüyoruz, K. Irak için endişeliyiz

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice, Irak sınırında Türk ordusunun hareketliliğine ilişkin, "Öyle ya da böyle, o sınırda daha fazla çatışma, Irak’ın istikrarına yardım etmeyecek, ancak biz Türklerle gerçekten çok, çok çok yakın çalışıyoruz" dedi.
Madrid’e giderken uçakta gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rice, "Irak sınırına Türk ordusunun asker yığdığının" belirtilip, "ABD’nin endişeli olup olmadığının" sorulması üzerine, "Kuzey Irak’taki durumla ilgili Türklerle bütün seviyelerde kapsamlı görüşmelerde bulunuyoruz. PKK’nın, Türkiye’ye karşı terörist saldırılar için Irak topraklarını kullanmamasını istiyoruz ve bu konuda çok endişeliyiz" diye konuştu.
PKK ile mücadelede özel temsilci olarak atanan Emekli Orgeneral Joe Ralston’ın ilke olarak tek sorumluluğunun "bu konuda (PKK) Türklerle çalışmak" olduğunu vurgulayan ABD Dışişleri Bakanı, ABD, Irak ve Türkiye arasında bu meseleyle başa çıkmak için bir koordinasyon mekanizmasının kurulduğunu hatırlattı.
Bu çalışmaları devam ettirip genişleteceklerini söyleyen Rice, geçen hafta Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül ile telefonda görüştüğüne işaret etti ve "Bu problem konusunda sık temasımız var ve PKK’yı terörist bir örgüt olarak değerlendiriyoruz. Irak topraklarının terörist faaliyetler için kullanılmasına izin verilmemesinin herkesin sorumluluğu olduğunu anlıyoruz. Bu, çok uzun bir süredir devam ediyor.
Irak’taki mevcut durum yeni bir şey değil ancak biz çok ciddiye alıyoruz ve Türklerle temaslarımız da çok kapsamlı" dedi.
ABD’nin Türkiye’yi, kuzey Irak’a operasyon yapmaması yönünde uyarıp uyarmadığının sorulması üzerine de Rice, "Biz Türkiye ile sadece bu durumla başa çıkmak üzere çalışıyoruz. Öyle ya da böyle, o sınırda daha fazla çatışma Irak’ın istikrarına yardım etmeyecek. Ancak biz Türklerle gerçekten çok, çok çok yakın çalışıyoruz" diye konuştu.

CASEY: HAREKETLİLİK FARKLI GÖRÜLMÜYOR
ABD Dışişleri Bakanlığı sözcülerinden Tom Casey de Türkiye’nin kuzey Irak sınırındaki hareketliliğinde olağandışı bir şey olmadığını yineledi.
Casey, "İki gün önce, Türk ordusunun sınırdaki faaliyetlerinde olağandışı bir şey olmadığını, bunun rutin olduğunu söylemiştiniz. Son 48 saat içinde bu görüşünüzü değiştiren bir şey oldu mu" sorusuna
"hayır" yanıtını verdi.
Tom Casey, "Bizim anladığımız, bir süredir sınırın içinde ve çevresinde terörizm karşıtı operasyonlar düzenledikleridir. Geçen hafta olan da benim anladığım kadarıyla bunun bir parçası. Bildiğim kadarıyla bunlardan daha farklı bir şey olarak görülmüyor" dedi.

borsa78
02-06-2007, 17:07
Türk gazeteci K.Irak'tan sınır dışı edildi 2 Haziran 2007


Bölgedeki gelişmeleri izlemek üzere Zaho'ya giden Show TV muhabiri Bülent Kördemirci ile kameraman Ferhat Dal, haber amaçlı çekim yaparken polis tarafından gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Kördemirci ile Dal, burada 4 saat sorgulandıktan sonra sınır dışı edildi. İki televizyoncu Habur Sınır Kıpısı'dan Türkiye’ye giriş yaptı.

hürriyet.com

barzani kışkırtma eylemine devam ediyor... ABD güçleri Kuzey Irak'ı peşmergeye bıraktığından itibaren varolan kışkırtma eylemleri daha da arttı...
Sanki ısrarla gelin, girin diyorlar...

keşke herkes szin gibi sağduyulu olup,vatanımız için ilerisini görebilse

pasa_emre
02-06-2007, 17:13
Operasyon yapmayacaklarsa da sınırı kapatsınlar, elektriği kessinler, m&#252;teahhitleri &#231;eksinler, Mersin b&#246;lgesiyle yapılan ticareti kessinler..
Ama b&#246;yle beklemesinler, seyretmesinler..
Bekleyip g&#246;rmeye devam edersek ileride neler olacağını &#231;ok iyi g&#246;r&#252;yorum..
Se&#231;imlerden sonra g&#246;r&#252;ş&#252;r&#252;z..

yosun
02-06-2007, 17:23
keşke herkes szin gibi sağduyulu olup,vatanımız için ilerisini görebilse

Ben askerimize ve askerimizin sağduyusuna sonsuz güveniyorum... Bu tarz kışkırtmalara kapılmayacaklarından ama bu arada Türk onur ve haysiyetini de ezdirmeyeceklerinden eminim. Şu günlerde toplum olarak yapmamız gereken tek şey "Her Türk Asker Doğar" sözünden hareket ile Türk Askerine sahip çıkmak, yanında olmaktır.

yosun
02-06-2007, 17:36
Operasyon yapmayacaklarsa da sınırı kapatsınlar, elektriği kessinler, müteahhitleri çeksinler, Mersin bölgesiyle yapılan ticareti kessinler..
Ama böyle beklemesinler, seyretmesinler..
Bekleyip görmeye devam edersek ileride neler olacağını çok iyi görüyorum..
Seçimlerden sonra görüşürüz..

Habur Sınır Kapısı'nın kapatılması konusunda sizinle hemfikirim. Ancak bu yapıldığı andan itibaren bu kapıdan ihracaat yapanlar seslerini yükselteceklerdir. Artılar ve eksiler iyi hesaplanmalı. Son derece kritik bir noktada Türkiye... Maalesef bu duruma gelinceye kadar hiç bir şey yapmayanlar bunun vebalini ödeyeceklerdir.

borsa78
02-06-2007, 17:37
sayın yosun,bu &#252;lkenin her ferdi askerdir,,,asker olmak i&#231;in illa &#252;niforma giymek şart değildir,,,iş başa d&#252;şt&#252;ğ&#252;nde ,kadınından yaşlısına ,gencine kadar ,herkes &#252;zerine d&#252;şeni yapacaktır ve yapmıştır,,,t&#252;rk milletinin karekterinde bağımsızlık vardır ve asla esaret altına alınamaz,,
soğukkanlı olmalıyız ve asla tuzaklara d&#252;şmemeliyiz,,,bir mehmet&#231;iğin burnu bile kanamadan,misaki milli sınırlarımıza sahip &#231;ıkmalıyız,,,ve bunu sağlayacak olan halkımızdır ve halkımızın emrinde olan ordumuz ve devletimizdir,,,tahriklere kapılacak kadar basiretsiz ve sığ g&#246;r&#252;şl&#252; değiliz,,,
milli bir politikamız olmalı ve bu uğurda kenetlenmeliyiz,,,g&#252;n&#252; kurtaran operasyonlarla bir yere varamayız,,,umrım bunu t&#252;m askeri ve devlet erkanımız g&#246;rm&#252;şt&#252;r,,,milli şuur şart ve bunu ancak biz g&#246;sterirsek,emrimizde olan kurumlar icabet eder,,,
kararlı ve sebatkar olalım,,,,yanlış bir adım,geri d&#246;n&#252;lmeyen bir macera ,,,en son istediğimdir,,,,,,,,,,,sevgiyle kalınız,,,,,,

pasa_emre
02-06-2007, 17:52
Türkiye’de ‘’üçüncüsü’’ yapılmakta olan bir toplantıya dikkat ediyor musunuz?

Bilderberg?

İlk ikisi 1959 ve 1975’te gerçekleştirilmiş.
İlki 1960 ihtilalinden hemen önce..

Diğeri Kıbrıs harekâtı’ndan hemen sonra..

Ve bugün laik-şeriatçı çatışmasında olduğu gibi sağ-sol çatışmalarının ortasında.. 12 eylülden birkaç yıl önce...

Peki…

Şimdi bu…

2007 toplantısından ‘’hemen sonra’’ da bir şeyler beklememiz gerekiyor demek mi oluyor?

Bir şeyler olacak o kesin..
Bugün aktif olmamayı savunanlar yarın ne yapacaklar..
Canlarını almıyosanız ekmeklerini alın susturun şunları..
Ama kale alıp cevap vermeyin internetten, basın toplantısından..

pasa_emre
02-06-2007, 18:03
Eşref Paşa, Adnan Kahveci neden öldü bir düşünün bakalım?
Pasif politikayı savunmadıkları, korkmadıkları, teslim olmadıkları için..
Demek ki öldürenler aktif olmamızı, karışmamızı istemiyorlar..
Demek ki işlerine gelmiyor..
Seyretmeye devam etmemizi istiyorlar..
O zaman seyretmek, müttefiğimiz bizim de iyiliğimizi düşünür demek doğru değil..aktif olmak bizim yararımıza..
Tezkere reddedildi ama güneydoğuya 75 bin ABD askeri yerleşmeyecek olsa reddedilir miydi?
İktidar partisinin kaç milletvekili güneydoğu kökenli..
Başbakanın danışmanlarının hepsi güneydoğulu kökenli mi?
Ben de malatyalıyım, o bölgedenim ama Türküm..
Bu milletvekillerinin, danışmanların güneydoğu kökenlilerin kaçı benim gibi düşünüyor ki??
Son söz; vatanı olmayanın dini de olmaz..

yosun
02-06-2007, 18:11
Bilinen en eski Türk Devleti olan Büyük Hun İmparatorluğundan günümüze tarih boyunca 16 Türk Devleti varolmuştur. Her bir Türk Devletinin yıkılmasının ardından bir başkası çıkmıştır tarih sahnesine... Evet Türk insanı esaret altında yaşayamaz, yaşamamıştır... Ancak dikkat edilmesi ve ders alınması gereken bir nokta var ki; tarih sahnesinde yer alan Türk Devletlerinden hiç birisi savaşlar neticesinde yıkılmamıştır. Tüm dünya biliyor ki Türk'ün bileği bükülemez. Gurur duyduğumuz Türk Devletlerini her defasında içeriye fitne sokarak, yalanla, dolanla ve Türk'ü Türk'e kırdırarak yıkmayı başarabilmişler.
Maalesef benzer bir süreçten geçiyoruz. Bu sürecin hazırlığı Lozan'dan itibaren yapılıyordu. 1950'li yıllardan itibaren ivme kazandı.
Önce örf, adet, geleneklerimiz unutturuldu. Kendimizi beğenmez hale getirildik, yabancı hayranlığı içinde yanıp tutuştuk. Ardından dilimizi ve şanlı tarihimizi unuttuk. Son olarak da askerimize olan inancımızı, güvenimizi ve Devlete olan sadakat bağımızı yitirdik...
Bütün bunlar olurken ekonomik bağımsızlığımızı yitirdik... Para ve makam hırsı öylesine sardı ki benliklerimizi vatan, bayrak, ulus, birlik, beraberlik aşkımızı yitirdik... Çok üzgünüm ama ne yazık ki son dönemlerde onur ve haysiyetimizi yitirdik...
Kısacası BENLİĞİMİZİ yitirdik... Geçmişi olmayan bir ulusun geleceği olmaz! Dini, dili, vatanı, onuru, özgürlüğü olmaz!
ÖNCE ULUSAL BİRLİK VE BÜTÜNLÜK GEREKLİ...

Allah vatanıma, ulusuma, bayrağıma zeval vermesin... TÜRK ORDUSUNA GÜVENİM SONSUZDUR. ALLAH HEPSİNİN YAR VE YARDIMCISI OLSUN...

VATAN SAĞOLSUN!

korkut
02-06-2007, 18:42
Merhaba,
Bizim K&#252;rt k&#246;kenli vatandaşlarımızla sorunumuz yok. Sorun K&#252;rt&#231;&#252;l&#252;k yapan, bu vatana ihanet edenlerle. Benim bir arkadaşım var mesela K&#252;rt k&#246;kenli, eşi Laz. Kendisi ben T&#252;rk&#252;m diyor ve vatanını milletini dinini seviyor. Ne mutlu T&#252;rk&#252;m diyene lafı boş değil. T&#252;rkiye'de bir &#231;ok etnik k&#246;ken varken peki neden K&#252;rt k&#246;kenli insanlarla bu oyun oynanıyor. Ne zamandan beri? D&#252;ş&#252;nelim...
İngilizler neden şeyh saiti destekleyip ayaklandırdılar? Acaba neden? Şu an ABD ve AB ni&#231;in Kuzey Irakta K&#252;rt devletini kurmak istiyorlar?
1. Petrol kaynaklarının kolay kullanımı
2. İran, T&#252;rkiye ve Suriye'de istikrarsızlık &#231;ıkarmak ve bu &#252;lkeler ile K&#246;rfez &#252;lkelerini daha kolay y&#246;nlendirebilmek.
3. İsrail gibi yeni bir devlet kurarak (israil arap &#231;atışmasını yıllarca kullanmıştır) b&#246;lgede kurulacak kukla devlet ile stratejik konumunu g&#252;&#231;lendirmek.
4.İsrailin g&#252;venliğine katkı. İsrail neden Mossad ajanları ile yıllarca bu işi desteklemiştir? &#199;&#252;nk&#252; İran ve Suriye'nin başına bela a&#231;mak ve arada tampon b&#246;lge yaratmak.
5.İleride T&#252;rkiye'nin g&#252;neydoğusundaki su kaynaklarını ve bor madenlerini kontrol edebilmek i&#231;in T&#252;rkiye'de etnik k&#252;rt milliyet&#231;iliğini kışkırtmak.

Kuzey Irak'ta K&#252;rt devletinin kurulacağını bundan 10 sene &#246;nce &#252;niversite 3. sınıftayken ilter Turan'dan aldığım bir derste bitirme &#246;devinde yazmıştım. Bunlar uzun s&#252;ren bir senaryonun son aşamaları.

Plan iyi gidiyordu....

Şimdi değişen ne?

ABDli bazı g&#252;&#231;ler STKlar, yandaşlar, tarikatlar, devşirme elit hainler, finans kuruluşları ile &#252;lkemizde siyaseti y&#246;nlendirmeyi başarabiliyor ve bazı siyasi partilere sızıyor. STKlara milyonlarca dolar &#246;deme yaparak yerel y&#246;netimleri g&#252;&#231;lendirme faaliyeti, demokrasi maskesi altında etnik ayrımcılık faaliyeti ve geleceğin kadrolarını yetiştirip medya, ekonomi ve siyasette belli yerlere getirme faaliyetini s&#252;rd&#252;r&#252;yor.

Burda genelkurmayın son a&#231;ıklamasını iyi değerlendirmek lazım...
Kuzey Iraktan &#231;ok daha &#246;nemli bir noktaya değiniyor. ABD ve AB ile m&#252;ttefiklik sorgulanıyor. &#199;&#252;nk&#252; artık peşmergeler ABD i&#231;in T&#252;rkiye'den daha &#246;nemli ve stratejik. Bu y&#252;zden YENİ BİR SAVUNMA DOKTRİNİ geliştirildiğine eminim.

D&#252;nya Rusya'nın g&#252;&#231;lenmesi ile tekrar bipolar hale geliyor. Rusya artık Amerikanın eskisi gibi at koşturmasını istemiyor. F&#252;ze kalkanına karşı geliştirdiği yeni ICBM bunu ispatlıyot. &#199;in ise bu yeni bipolar dengede bazen Rusya hattına yaklaşsa da Amerika ile de arasını bozmuyor &#231;&#252;nk&#252; daha karışık bir konumda: ABDnin hazine bonolarını alıp, ihracatını bu &#252;lkeye ger&#231;ekleştiriyor.

ABD İran ve Suriye ile uğraşıyor. Şu an sadece bizde sınır&#246;tesi ve PKK ile m&#252;cadele konuşulmuyor. İran da tehlikenin farkında ve T&#252;rkiye ile yakınlaşıyor. Iran Rusya ile de petrol ile ilgili anlaşmalar yaptı.

Bu bilgiler ışığında hen&#252;z ge&#231; kalmadan TSK en b&#252;y&#252;k tehdit olarak değerlendirdiği kuzey Irak'taki oluşumu daha organize ve tehlikeli olmadan etkisiz hale getirmek istiyor fakat &#246;n&#252;nde hepimizin bildiği bir set var.

Şu an T&#252;rkiye kritik bir aşamada....

Allah hepimizin yardımcısı olsun.....

pasa_emre
02-06-2007, 19:14
Bu fotoğraf Kandil'de 22 Mayıs'ta çekildi

http://www.milliyet.com.tr/2007/06/02/son/resim/sontur32.jpg

PKK, Kandil Dağı'nda 5. kongresini yaptı. Avrupa'da yaşayan eski DEP'li Zübeyir Aydar, yeniden KONGRA-GEL başkanlığına seçilirken Kürdistan Konfederasyon Topluluğu (KKK) adıyla faaliyet gösteren örgüt, adını Kürdistan Toplulukları Grubu (KCK) olarak değiştirdi. Topluluğun başkanlığına da Murat Karayılan getirildi.
Örgüte yakınlığıyla bilinen Fırat Haber Ajansı'nın haberine göre, PKK, Türkiye ve İran'ın hedefinde bulunan Kandil Dağı'nda 300 kişi ile kongre yaptı. KONGRA-GEL5. Genel Kurulu, 16-22 Mayıs arasında İran sınır hattındaki Kandil Dağı'nın değişik noktalarında gerçekleştirildi.
Türkiye, İran, Suriye, Irak ile yurtdışından bölgeye gelen 213 delegenin katıldığı genel kurulda yeni yönetim belirlendi ve isim değişikliğine gidildi. Oybirliği ile Koma Komalen Kurdistan'ın (KKK) ismi Koma Civaken Kurdistan (KCK) adıyla değiştirildi. 30 üyeden oluşan KCK Yürütme Konseyi'nin başkanlığına Karayılan seçildi. KONGRA-GEL Başkanı ise yeniden Aydar oldu.

pasa_emre
02-06-2007, 19:31
http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3472457.gif

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/PEŞMERGE'NİN%20NAMLUSU%20MEHMETÇİK'E%20ÇEVRİLDİ/16.jpg

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/PEŞMERGE'NİN%20NAMLUSU%20MEHMETÇİK'E%20ÇEVRİLDİ/15.jpg

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/PEŞMERGE'NİN%20NAMLUSU%20MEHMETÇİK'E%20ÇEVRİLDİ/22.jpg

http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages/Foto%20Haber/PEŞMERGE'NİN%20NAMLUSU%20MEHMETÇİK'E%20ÇEVRİLDİ/5.jpg

Peşmerge'nin namlusu Mehmetçik'e çevrildi
2 Haziran 2007

Türkiye sınırına yakın bölgede stratejik noktalar, yüksek tepelerde yerel Kürt yönetimi bayrağı asılı kulübelerde nöbet tutan muhafızlar, Türkiye ile savaş istemediklerini ancak, sınır ihlali olması halinde karşılık vereceklerini söyledi.

Türkiye’nin olası bir sınır ötesi harekatı öncesinde DHA, Kuzey Irak tarafında, Türkiye sınırında önlem alan merkezi Irak Hükümeti’ne bağlı Kürt Ulusal Muhafızlar ve özel eğitilmiş peşmergeleri görüntüledi. Türkiye kendi sınırları içinde stratejik noktaları tutup, PKK’lı teröristlerin sızmalarını önlerken, Kuzey Irak tarafında da ulusal muhafızlar ve peşmergeler sınır boyunca stratejik noktalar ve sınıra hakim tepelere konuşlandı. Ulusal muhafızlar günün 24 saati karakollarda, sınıra hakim tepelerde bulunan mevzilerde ise özel eğitimli peşmegeler nöbeti tutuyor.

Türkiye ile Irak arasında Hakkari’nin Çukurca İlçesi ile Serzere arasında kullanılmayan sınır kapısının her iki yanındaki askerler birbirlerini rahatlıklı görebiliyor. Serzere’de dönüşümlü olarak 10'ar günlük nöbet tutan ulusal muhafızlar sınırın tam üstünde yeralan Deştan Köyü’ne giriş çıkışlara kontrollü olarak izin veriyor. Çukurca İlçesi’ndeki Türk askeri birliğindeki zırhlı birliklerin zaman zaman dışarı çıkarak Deştan bölgesine kadar geldikleri kaydediliyor. Irak Hükümeti’ne bağlı Kürt Ulusal Muhafızları, kendilerinin olağan bir şekilde sınır koruma görevlerine devam ettiklerini, savaş istemediklerini, ancak sınırın ihlal edilmesi halinde ise kim olursa olsun anında müdahale etme yetkisine sahip olduklarını söyledi. Kürt askerler “Savaş istemiyoruz ancak, sınır ihlali olursa anında karşılık veririz. Bunun için buradayız” dedi.

TÜRKİYE DOSTUMUZ

Kuzey Irak’ın Türkiye sınırında bulunan Zaho İlçesi’nde yaşayanlar Türkiye ile dost kalmak istediklerini dile getiriyor.
Terör örgütü PKK’nın Kuzey Irak’tan çok Türkiye’de bulunduğunu söyleyen Zaholular, “Türkiye’den bir sınır ötesi operasyon istemiyoruz. Biz Türkiye’yi dost olarak görüyoruz. Ama her fırsatta Türk yetkililerinin Kuzey Irak’a operasyon düzenlemekten bahsetmeleri bizi üzüyor. Sınır İlçeleri Silopi ve Cizre’ye gittiğimizde kendimizi yabancı bir yerde hissetmiyoruz. Türk tarafındaki ilçelerde, köylerde yüzlerce yakınımız var. Ortamı sürekli germenin hiç kimseye faydası olmayacak. Sorunlar diyalogla, barışçıl yöntemlerle çözülmesini istiyoruz” dedi.

AVRUPALI17
02-06-2007, 19:31
Eşref Paşa, Adnan Kahveci neden öldü bir düşünün bakalım?
Pasif politikayı savunmadıkları, korkmadıkları, teslim olmadıkları için..
Demek ki öldürenler aktif olmamızı, karışmamızı istemiyorlar..
Demek ki işlerine gelmiyor..
Seyretmeye devam etmemizi istiyorlar..
O zaman seyretmek, müttefiğimiz bizim de iyiliğimizi düşünür demek doğru değil..aktif olmak bizim yararımıza..
Tezkere reddedildi ama güneydoğuya 75 bin ABD askeri yerleşmeyecek olsa reddedilir miydi?
İktidar partisinin kaç milletvekili güneydoğu kökenli..
Başbakanın danışmanlarının hepsi güneydoğulu kökenli mi?
Ben de malatyalıyım, o bölgedenim ama Türküm..
Bu milletvekillerinin, danışmanların güneydoğu kökenlilerin kaçı benim gibi düşünüyor ki??
Son söz; vatanı olmayanın dini de olmaz..
teşekkürler hocam bütün söylenecekleri bir çırpıda söylemişsiniz.bunların altına aynen bende imzamı atarım.maalesef bunlar acı gerçekler bizim için

ÇAKAL
02-06-2007, 19:44
ABD Irakta boyunun ölçüsünü aldı.Bundan sonrakilerde biraz düşünecek.İran biraz büyük bir lokma, ABD nin boğazına batabilir.Mustafa Kemal'in SSCP ve İranla iyi geçindiği bilinir.Ülke menfaati neyi gerektirirse o yapılmalı.
370 milyon nüfusu olan bi ülke için 2-3 bin kişi ülke menfaati için ölmüş,o kadar da önemli değil,sanırım onlar için.Profesyonel askerlik olarak USA'nın ne tür insanları Irak'a gönderdiğini araştırır ve bakarsanız,USA'nın bir nevi başbelalarından da kurtulduğunu görürsünüz.Adamların savaşta verdikleri kadar biz savaşta olmadığımız halde şehit veriyoruz.
Ben USA'nın Irak'ta başarısız olduğunu düşünmüyorum.El altından silah satıyor ekonomisini düzeltiyor.Dikkat ettiyseniz geçen gün İran'dan gelen Suriye'ye giderken ülkemizde mayınla devrilen,PKK yaptı diye PKK'nın üzerine atılan trenden çıkan silahlar bile USA menşeeli.Bir de İran'dan geliyor.
Genelkurmay başkanımız çıkıpta teröriste yardım eden de teröristtir diye boşuna demedi herhalde.
Ayrıca Irak'ta kaç yıldır günlük ortalama 75 insan vefat ediyor.Hem de yok yere.Kardeş kardeşi kırıyor.USA elini bile sürmüyor.Adam kalmadı Irak'ta.Yakında eli silah tutan direniş gösterecek insan kalmayınca, Irak'ta sahte bir kahraman çıkarıp bak USA'yı kovdu derler ama USA'nın hizmetinde bir kuklayı başa getirip çeker giderler.Şimdiden petrolün kontrolünü ellerine aldılar zaten.Kendilerini aşağıda şii-sünni arap, yukarıda Türkiye tarafından sıkıştırılmışhisseden kürt gruplar ise zaten USA'nın her dediğini yapmak zorundalar.İyi okumak lazım 20.yüzyılın şeytanı Sam amcanın planlarını,diye düşünüyorum.

Seyfullah
02-06-2007, 20:22
Bunlar 50-100 yıllık planın adımları... her film başladığı gibi bitmez... bazen hasmınıza piyon verip vezirin &#246;n&#252;n&#252; a&#231;arsınız... bir g&#246;z&#252;n&#252;zle piyona bakıyorsanız hasmınıza bakmak i&#231;in bir g&#246;z&#252;n&#252;z kalır... bilmem anlatabiliyormuyum... iki g&#246;zle de ya tahtaya, ya hasma bakmak lazım.

pasa_emre
03-06-2007, 02:06
Oyunu bıraksınlar
3 Haziran 2007

Türk Özel Kuvvetleri’nden bir grup subayın Süleymaniye’de peşmergelerle namlu namluya gelmesi üzerine, İstanbul’da bulunan ABD’nin Ankara Büyükelçisi telefonla aranıp, "Bunlar tehlikeli oyunlar. Söyleyin onlara (Kürt gruplara) akıllarını başlarına alsınlar. En büyük zararı kendileri görür" denildi. Süleymaniye emniyeti ise yanlışlıktan dolayı özür diledi.

TÜRKİYE, Irak’ın kuzeyindeki Süleymaniye’de görev yapan Türk Özel Kuvvetleri’ne bağlı bir grup irtibat subayının Peşmergeler tarafından geçiş noktasında durdurulması üzerine ABD’yi uyardı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’a sözlü olarak yapılan uyarıda, "Bunlar tehlikeli oyunlar. Söyleyin onlara (Kürt gruplara) akıllarını başlarına alsınlar. Devam ettirdikleri takdirde en büyük zararı kendileri görür" denildi. Süleymaniye’de Türk timi ile Peşmergelerin namlu namluya geldiği olayla ilgili Genelkurmay Karargáhı’na bilginin ulaşmasından sonra, Dışişleri Bakanlığı anında uyarıldı. Dışişleri ABD Dairesi de, İstanbul’da bulunan ABD’nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson’u telefonla arayarak hemen diplomatik tepki gösterdi. Wilson, olaydan bilgi sahibi olmadığını, konuyu derhal Washington’a ileteceğini söyledi. Gül ile birlikte İstanbul’da bulunan Dışişleri yetkilileri de, Wilson ile bir kez daha temas kurarak kaygılarını aktardı.

ÖZÜR DİLEDİK

Hatırlanacağı gibi, ABD’ye ait 2 adet F-16 uçağının önceki Cuma Türk hava sahasını ihlal etmesi, iddiaya göre Genelkurmay tarafından Dışişleri’ne gecikmeli olarak bildirilmişti. Dışişleri bu iddiayı yalanlasa da, konu uzun süre tartışılmıştı.

Olayın meydana geldiği Süleymaniye’nin kontrolünü elinde tutan, Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin liderliğini yaptığı Kürdistan Yurtsever Birliği’nin (KYB) Türkiye Temsilcisi Behruz Galili, Türk timinin Süleymaniye dışındaki bazı yerlerde çekim yaptığını savundu. Çekim yapılan bölgede, bazı PKK elebaşlarının bulunabileceği ihtimali üzerinde durulurken, Galili, Türk askerlerinin yanlarında yerel koruma ve tercüman bulunmadığı için yanlışlıkla alıkonulduklarını tekrarladı. KYB’nin internet sitesinde de, adı açıklanmayan Süleymaniye Emniyet Müdürlüğü sözcüsünün olayla ilgili ifadelerine yer verildi. Sözcü, tercümanların gelmesinden sonra, yapılan yanlışlıktan dolayı Türk askerlerinden özür dilendiğini, askerlere sözlü hakarette bulunulmadığını savundu.

MUHATAP ABD

Türkiye, Süleymaniye’deki olay nedeniyle KYB’nin Türkiye Temsilcisi Behruz Galili ile irtibata geçmeyerek, bu tür olaylarda ya Irak merkezi hükümetini, ya da ABD’yi muhatap alacağını bir kez daha ortaya koydu. Türkiye, Irak Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) Lideri Mesud Barzani’nin tehditkár açıklamaları nedeniyle de, 9 Nisan’daki notasını doğrudan Bağdat’a vermişti. Ankara’nın, son olay üzerine gereken açıklamalar yapıldığı için Bağdat’a şimdilik bir nota vermeyi düşünmediği belirtildi.

pasa_emre
03-06-2007, 13:03
Gates: Türk ordusu K.Irak'ta kuvvet kullanmasın
SİNGAPUR (A.A)

http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/3477324.jpg

ABD Savunma Bakanı Robert Gates, Singapur'da katıldığı güvenlik toplantısına ilişkin düzenlediği basın toplantısında “Türk Ordusu Kuzey Irak'ta kuvvet kullanmasın” dedi.


Gates, Singapur'da katıldığı güvenlik toplantısına ilişkin düzenlediği basın toplantısında, “Ayrılıkçı Kürtler konusunda Türkiye ile birlikte çalışmayı ve Türkiye'nin emniyetini muhafaza gayretlerini destekliyoruz. Ancak Türkiye'nin Kuzey Irak'a tek taraflı müdahalesi gerilimi artırır” diye konuştu.

“Türkiye'nin Kürt terörizmi hususunda hakiki kaygıları vardır. Türkiye ile bu sorunda Türkiye'nin kendi toprakları içinde denetimi sağlaması hususunda ortak çalışmalarımız sürmektedir” diyen Gates, “ABD'nin askeri çözüm dışındaki telkininin Ankara tarafından dikkate alınıp alınmadığının” sorulması üzerine, “Zannederim” cevabını verdi.

Gates, “Türk yetkilileriyle görüşmelerimiz devam ediyor ve özel temsilicimiz (emekli General Joseph Ralston) soruna derinden muhatap” dedi.

BUSHIDO
03-06-2007, 13:14
T&#252;rk gazeteci K.Irak'tan sınır dışı edildi 2 Haziran 2007


B&#246;lgedeki gelişmeleri izlemek &#252;zere Zaho'ya giden Show TV muhabiri B&#252;lent K&#246;rdemirci ile kameraman Ferhat Dal, haber ama&#231;lı &#231;ekim yaparken polis tarafından g&#246;zaltına alındı. Emniyet M&#252;d&#252;rl&#252;ğ&#252;’ne g&#246;t&#252;r&#252;len K&#246;rdemirci ile Dal, burada 4 saat sorgulandıktan sonra sınır dışı edildi. İki televizyoncu Habur Sınır Kıpısı'dan T&#252;rkiye’ye giriş yaptı.

h&#252;rriyet.com

barzani kışkırtma eylemine devam ediyor... ABD g&#252;&#231;leri Kuzey Irak'ı peşmergeye bıraktığından itibaren varolan kışkırtma eylemleri daha da arttı...
Sanki ısrarla gelin, girin diyorlar...

Sn Yosun, defalarca soyledim ve bikmadan da tekrar etmek istiyorum.

K Irak 'a yapilacak bir mudahale ulkemiz icin hayati bir tehlikedir ve bu hatayi yapmamamlari icin elimizden gelen cabayi gostermeliyiz.

Kabul etmek zor ama, su asamada yapilabilecek en guzel ve akilci mucadele, hicbirsey yapmadan beklemek ve bolgede barisi, dostlugu on planan cikaran politikalari gundeme getirerek birilerini deli etmek!:he::he::he:

Tuzaga, tuzakla karsilik vermek!

Onlarin ellerinde olmayan tek sey zaman!
Ama biz, bu teror ile ic ice 20 yildir yasiyoruz ve bir sene daha direniriz alimallah!:)

MIHNANA
03-06-2007, 13:32
230. Mesajdaki namlu peşmerge'nin kendine d&#246;n&#252;k haberi yok. :grrr::grrr::grrr:

pasa_emre
03-06-2007, 14:13
Tezkereye ret oy kullananlar K.Irak'la ilgili konuşmasın
3 Haziran 2007
A.A.

Peşmergelerin Türk askerlerini taciz etmesinin ardından başlayan krizin ardından hükümeti pasif davranmakla suçlayan CHP'li Onur Öymen'e AKP'li Egemen Bağış'tan yanıt: Tezkere için ret oyu kullananlar Kuzey Irak'la ilgili konuşmasın.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Dışilişkiler Danışmanı, AKP İstanbul Milletvekili Egemen Bağış, “Kuzey Irak'taki sivil timimizle ilgili olay konusunda hükümetimiz hassasiyetle ve aciliyetle gereken hamleleri yapmıştır” dedi.
Egemen Bağış, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen'in, Kuzey Irak konusunda yaptığı değerlendirmelere ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bağış, açıklamada şunları kaydetti:
“Sayın Öymen'in açıklaması, seçim ortamında ulusal güvenlik konusunda edilen sorumsuz sözlerin son örneğidir.
Önceki gün Kuzey Irak'taki sivil timimizle ilgili olay konusunda hükümetimiz hassasiyetle ve aciliyetle gereken hamleleri yapmıştır.

Türkiye'de, Kuzey Irak'ta ya da başka yerde hiçbir kişi ya da grup, Türkiye karşıtı olma cesareti taşıyamaz. Eğer hata yapan varsa, gerekli cevabı alır. Bu cevabın zamanlaması Türkiye'nin takdirindedir. Zamanlamayı muhataplarımız, ya da Onur Öymen değil, biz belirleriz. Gereken, usulünce yapılır.

Öymen, Kuzey Irak konusunda AKP Hükümeti'ni TBMM'den yetki almaya çağırmakta ve 2003'teki yetkilerden söz etmektedir. 2003'ün asıl yetkisini 1 Mart 2003'te tezkere ile AKP istemişti. Öymen, o zaman tezkereye 'ret' oyu verip Kuzey Irak'taki yapının bu hale gelmesine uzanan yolu açmıştır. Şimdi durumdan pişmanlık duyuyorsa, kendisini teselli etmemizi beklememelidir.

Türkiye'yi yıllarca NATO'da temsil etmiş olan Öymen, ayrıca Kuzey Irak konusunda NATO kurumlarında ABD ile diplomatik çatışmaya girilmesini tavsiye etmektedir. Üstelik 'NATO'nun geleceğinin tehlikede olduğunu' söylemektedir. Türkiye'nin 55 yıldır üyesi olduğu NATO ittifakının geleceğinin tehlikede olduğunu Öymen'den öğrenmiş oluyoruz. Bu durumda Öymen'e, 'Türkiye'yi NATO'dan çıkartıp nereye götüreceğini' sormamız gerekiyor.”

“YENİLGİYİ GÖREN ZİHNİYET”

Türkiye'nin Batı ittifakının temel kurumlarıyla olan ilişkilerinin CHP tarafından demagoji konusu yapılmasının bir trajedi olduğunu belirten Bağış, CHP milletvekillerinin NATO'nun Türkiye'ye bir faydası olmadığını söylediklerini, NATO ittifakının sonunu ilan ettiklerini ve Türkiye'nin NATO'dan uzaklaşması sürecini ulu orta konuşabildiklerini ifade etti.

Bağış, şöyle devam etti: “Aynı CHP, AKP'yi, bahanelerle 'Türkiye'yi Batıdan, çağdaşlıktan ve Batı ittifak kurumlarından uzaklaştırmakla' suçlayabiliyor.
Türkiye'yi Batı ittifakından koparmaya çalışanlar ve bir Baas rejimi özlemi duyanlar, maalesef hala ülkemizde mevcuttur. Türkiye'de Baas özlemcileri takiye yaparak bu yüzlerini halktan saklamaya çalışmaktadır. Gizli gündem işte buradadır. Gizli gündemleri Baascılıktır. Baascılık, Saddam Hüseyin demektir.

Bu zihniyet, 22 Temmuz seçimlerinde kesin olarak yenilgiye uğrayacaktır. Yenilgiyi gören zihniyet, 22 Temmuz seçiminin gerçekleşmesini istememektedir. Seçimin yapılmaması için de türlü oyunlar ve bahaneler peşindedir.
Türkiye 22 Temmuz'da seçimini yapacaktır. Demokrasi bir kez daha halkoyuyla perçinlenecektir.
AKP, Türkiye içinde ve dışında maceraların değil, kalıcı çözümlerin, barışın ve istikrarın partisidir.”

korkut
03-06-2007, 16:23
TSK Kuzey Irakta küçük bir operasyon yapmış Hacı Umran adında bir dağda yaklaşık 30 dk süren. Abd'nin neden bölgeden çekildiği anlaşıldı...

KAYNAK:
http://lite.alertnet.org/thenews/newsdesk/COL342931.htm

yosun
03-06-2007, 16:42
[
Hatırlanacağı gibi, ABD’ye ait 2 adet F-16 uçağının önceki Cuma Türk hava sahasını ihlal etmesi, iddiaya göre Genelkurmay tarafından Dışişleri’ne gecikmeli olarak bildirilmişti. Dışişleri bu iddiayı yalanlasa da, konu uzun süre tartışılmıştı.



Yanlış haber... Genel Kurmay'ın aynı gün detayları ile Dışişlerini bilgilendirdiği yine Dışişleri sözcüsü tarafından açıklandı. Yani Cumhurbaşkanı adayı Abdullah Gül'ün haberim yok demesi koca bir yalandı. Ya da dünyadan bihaber bir dışişleri bakanı olduğunun göstergesi idi...

yosun
03-06-2007, 16:45
Tezkereye ret oy kullananlar K.Irak'la ilgili konuşmasın


1 Mart Tezkeresinin ne olduğu, ne getireceği, ne götüreceği Genel Kurmay dahil bir çok kişi ve kurum tarafından defalarca açıklandı, anlatıldı... Bunlar hala yalan söylemeye ve toplumu kandırmaya devam ediyor... Pesss yani,,,

DURMAKSIZIN YALAN SÖYLEYEN BİR HÜKÜMET İSTEMİYORUM!

yosun
03-06-2007, 16:48
TSK Kuzey Irakta küçük bir operasyon yapmış Hacı Umran adında bir dağda yaklaşık 30 dk süren. Abd'nin neden bölgeden çekildiği anlaşıldı...

KAYNAK:
http://lite.alertnet.org/thenews/newsdesk/COL342931.htm

BU OPERASYONLAR ZATEN YAPILMAKTA İDİ... ABD ÇEKİLMEDEN ÖNCE DE... :)

ayyan
03-06-2007, 17:05
BU OPERASYONLAR ZATEN YAPILMAKTA İDİ... ABD &#199;EKİLMEDEN &#214;NCE DE... :)

yanlışlıkla karşı karşıya gelme mek i&#231;in &#231;ekilde herhalde abd.. veya "bakın biz izin verdik &#246;yle başladılar , bizde onlar operasyonunu rahat rahat yapsınlar diye &#231;ekildik" demek i&#231;indi..

&#231;ok &#246;ncelerden s&#252;ren operasyonun sadece takviyesi arttı .abd buralarda yokkende vardı o operasyonlar.. birde medyaya yansıdı.. sizin s&#246;ylediginiz gibi yanii :)

korkut
03-06-2007, 17:27
Sonuçta ABD köşeye sıkıştı GenKur açıklamasından sonra ve her ne kadar beyanlarında karşı çıksalarda Tr için operasyona ilişkilerini daha fazla zedelememek, AKPyi zor durumda bırakmamak için "off the record" onay verdiler, çünkü vermeseler bile TSK kararlı tavrı ile bu işi zaten yapacaktı.
Fakat uzun vadede planları değişmedi bence, Kuzey Irakta bağımsız kürt devletini ve TRde ayrılıkçı politikalarını sürdürecekler

yosun
04-06-2007, 01:31
Sonuçta ABD köşeye sıkıştı GenKur açıklamasından sonra ve her ne kadar beyanlarında karşı çıksalarda Tr için operasyona ilişkilerini daha fazla zedelememek, AKPyi zor durumda bırakmamak için "off the record" onay verdiler, çünkü vermeseler bile TSK kararlı tavrı ile bu işi zaten yapacaktı.
Fakat uzun vadede planları değişmedi bence, Kuzey Irakta bağımsız kürt devletini ve TRde ayrılıkçı politikalarını sürdürecekler

AKP yi destekledikleri, zorda kalmasını istemedikleri kesin. Kürt devleti ve ayrılıkçı politikanın devamı ise BOP'un bir parçası... Nasıl vazgeçsinler?

borsa78
05-06-2007, 10:20
T&#252;rkiye oyuna mı getiriliyor?

ABD, her ne kadar "T&#252;rkiye Kuzey Irak'a y&#246;nelik kuvvet kullanmamalı, Irak'ın kuzeyine girmemeli" dese de, Amerika'nın b&#246;lgede Ortadoğu Projesi" kapsamında uygulamaya koyduğu yeni strateji b&#246;yle bir harek&#226;tı ve beraberinde ortaya &#231;ıkacak gelişmeleri ka&#231;ınılmaz kılıyor. B&#246;ylece ABD, Irak'ta uğradığı başarısızlık ortamından ve İran karşısında d&#252;şt&#252;ğ&#252; durumdan kurtulmak ve T&#252;rkiye ile ilişkilerini yeni bir d&#252;zleme taşımak istiyor. Nitekim, burada ABD a&#231;ısından &#231;ok fazla bir se&#231;enek s&#246;z konusu değil. Irak'taki a&#231;mazdan Şii-S&#252;nni &#231;atışması ile &#231;ıkmak isteyen ABD, gelinen aşamada bu planının tutmadığını g&#246;rm&#252;ş durumda. B&#246;lge &#252;lkelerinin sonradan sonraya oyunun farkına varmaları ve Irak merkezli bir Şii-S&#252;nni &#231;atışmasından uzak durmaları ve burada &#246;zellikle T&#252;rkiye'nin oynamış olduğu rol, bir anlamda ABD'yi hayal kırıklığına uğratmış durumda. Bundan dolayı ABD, b&#246;lgedeki başarısızlığının temel nedenlerinden biri olarak g&#246;rd&#252;ğ&#252; T&#252;rkiye'yi bir anlamda cezalandırmak ve yine T&#252;rkiye &#252;zerinden b&#246;lgede yeni bir istikrarsızlık ve &#231;atışma alanı yaratmak istiyor. Dolayısıyla, burada, ABD'nin yeni bir oyunu ile karşı karşıyayız. Bu oyunun merkezinde ise T&#252;rkler ve K&#252;rtler yer alıyor. ABD, Kuzey Irak'taki K&#252;rtler &#252;zerinden b&#246;lge &#252;zerinde yeni siyasi ve coğrafi d&#252;zenlemeler yapmak, bunu da T&#252;rk-K&#252;rt &#231;atışması ile ger&#231;ekleştirmek istiyor.

ABD, T&#252;rk-K&#252;rt &#231;atışması ile: 1. B&#246;lgedeki etnik &#231;atışmaları ve b&#246;l&#252;nmeleri; 2. B&#246;lgede, Kuzey Irak merkezli bir rekabet ve &#231;atışmayı; 3. Irak'ta ABD'nin &#252;zerindeki y&#252;k&#252; hafifletmeyi ve "işgalci" bir T&#252;rkiye g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252;yle direniş&#231;iler ile T&#252;rk askerlerini karşı karşıya getirmeyi; 4. Bu kapsamda Şii direniş&#231;iler ile T&#252;rkiye arasında kalan İran'ı T&#252;rkiye ile &#231;atıştırmayı; 5. S&#252;nni İslam d&#252;nyasında, &#246;zellikle de Araplar arasında oluşan T&#252;rkiye algılamasını ve sempatisini ortadan kaldırmayı; 6. "K&#252;rt devleti" karşıtlığı &#252;zerine inşa edilmiş olan T&#252;rkiye-Suriye-İran ittifakına darbe vurmayı; 7. T&#252;rkiye'yi bağımsız politikalarından uzaklaştırarak, kendi y&#246;r&#252;ngesinde tutmayı; 8. Kendi projelerine uygun olarak yeni bir T&#252;rkiye projesini ger&#231;ekleştirmeyi hedefliyor.

Yeni bir oyunla mı karşı karşıyayız?

Bu &#231;atışmanın ateşleyicisi olarak ise, T&#252;rkiye'nin "sınırları aşan" sınır &#246;tesi harek&#226;tı g&#246;r&#252;l&#252;yor. Zaten, s&#246;z konusu harek&#226;tı bu kadar tartışmalı ve &#246;nemli kılan da bu. Bu kapsamda, "Sınırlar ne kadar aşılacak? Sefere &#231;ıkan ordu nerede konaklayacak? Bu sefer/operasyon ne kadar s&#252;recek? Asıl hedef/ler kim olacak, kimlerle &#231;atışılacak? Operasyonun sonucunda ne t&#252;r hedeflere varılmış olacak, T&#252;rkiye'nin kazan&#231;ları ya da kayıpları ne/ler olacak?" t&#252;r&#252;nden sorulara verilecek olan cevaplar olduk&#231;a &#246;nem kazanıyor. &#199;&#252;nk&#252;, başladığı andan itibaren sınır &#246;tesi bir operasyonun kontrol&#252;n&#252;n asıl kimde olduğu, işte bu soruların cevap bulmasıyla g&#246;r&#252;lecek...

Bu s&#252;reci, mevcut şartlar altında, ne T&#252;rkiye'nin ne de b&#246;lgedeki K&#252;rtlerin kontrol edebilmesi olduk&#231;a zor. &#214;zellikle T&#252;rkiye'nin i&#231;inde bulunduğu mevcut siyasi ortam ve bu kapsamda b&#246;l&#252;nm&#252;şl&#252;k, T&#252;rkiye'nin hanesinde bir artı olarak g&#246;r&#252;nm&#252;yor. T&#252;rkiye, kısır siyaset tartışmaları ve rejim/sistem kavgaları i&#231;inde tam anlamıyla şimdiden bir "b&#246;l&#252;nm&#252;ş &#252;lke" g&#246;r&#252;nt&#252;s&#252; sunuyor. Nitekim, ABD'nin eski Ankara B&#252;y&#252;kel&#231;isi Morton Abramowitz de, T&#252;rkiye'de se&#231;im yaklaştık&#231;a ortamın gerildiğini belirterek, "T&#252;rkiye, giderek artan bir bi&#231;imde b&#246;l&#252;n&#252;yor. AK Parti yine &#231;oğunluğu elde ederse sorunlar katlanabilir. Askerler, kendi cumhurbaşkanı se&#231;ebilecek AK Parti'nin kontrol&#252;ndeki bir parlamentoya izin verir mi?" ifadesini kullanarak, bu duruma dikkatleri &#231;ekiyor. Dolayısıyla, b&#246;ylesi bir ortamda Irak'ın kuzeyine y&#246;nelik olarak ger&#231;ekleştirilebilecek bir operasyon, bir oldubittiden ibaret kalmayacaktır. Bu kapsamda karşımıza olduk&#231;a kapsamlı, yeni bir proje &#231;ıkıyor.

ABD'nin bug&#252;ne kadar k&#252;resel g&#252;&#231; m&#252;cadelesinde Ortadoğu bağlamında ortaya koyduğu "B&#252;y&#252;k Proje/ler", b&#252;y&#252;k hayal kırıklıkları ve hezimet olarak tarihteki yerini alıyor. Fakat, bu durum ABD'nin tamamen pes ettiği ve orta vadede b&#246;lgeden &#231;ekileceği anlamına gelmiyor. ABD, bunları daha ziyade taktik seviyede başarısızlıklar olarak nitelendiriyor ve stratejik bazda oyunun/m&#252;cadelenin halen devam ettiğini belirtiyor. Dolayısıyla, T&#252;rkiye ve Ortadoğu yeni bir d&#246;neme gidiyor. Son d&#246;nemde yaşanılan tartışmalar aslında daha sıcak bir g&#252;ndemin &#246;nc&#252;s&#252; niteliğinde ve bu yeni oyunda T&#252;rkiye birinci hedef konumunda ve yol ayrımında. Irak'ın kuzeyine y&#246;nelik sınır &#246;tesi asker&#238; operasyon merkezli tartışmalar, Ortadoğu merkezli bu yeni g&#252;ndemi ve s&#252;reci bir anlamda g&#246;lgeliyor. Burada, olduk&#231;a bilin&#231;li bir strateji s&#246;z konusu. PKK ter&#246;r &#246;rg&#252;t&#252;, sınırın &#246;tesi, Barzani, Talabani derken, T&#252;rkiye bir oldubittiye getirilerek, bu yeni oyunda farklı bir noktaya taşınmak istiyor. Bu kapsamda T&#252;rkiye'nin i&#231;erideki mevcut durumu da k&#246;r&#252;kleniyor ve "uzantılar" kendilerine d&#252;şen g&#246;revi a&#231;ık&#231;ası fazlasıyla yerlerine getiriyorlar.

Bu yeni g&#252;ndemin en temel &#246;zelliğini ABD'nin değişen Ortadoğu stratejisi bağlamında b&#246;lgeye d&#246;n&#252;k yeni hamleleri ve bu kapsamda Kuzey Afrika'dan Filistin'e, Filistin'den L&#252;bnan'a, L&#252;bnan'dan Afganistan'a kadar uzanan hat &#252;zerinde yeni &#231;atışma alanlarının ortaya &#231;ıkartılması oluşturuyor. Ortadoğu'nun daha k&#252;&#231;&#252;k par&#231;alara ayrılarak, daha d&#252;ş&#252;k maliyet ve kayıpla Amerikan hegemonyasının ve İsrail'in g&#252;venliğinin, b&#246;lgesel g&#252;c&#252;n&#252;n/liderliğinin sağlanması, pekiştirilmesi ise bu yeni stratejinin ana hedefi. Bunun i&#231;in de ABD yeni oyunu Ortadoğu'nun kendi i&#231; dinamikleri &#252;zerinden y&#252;r&#252;tmeye &#231;alışıyor ve &#231;ok bildik bir y&#246;ntemle, b&#246;lgeyi birbirine kırdırarak bu amacına ulaşmak istiyor. Bu kapsamda &#246;rg&#252;tler arası &#231;atışmalardan devletler arası savaşa, i&#231; siyasi &#231;ekişmelere kadar her t&#252;rl&#252; y&#246;nteme şimdiden başvurulmaya başlandı bile. Nitekim, L&#252;bnan'da y&#246;netimin ve ordunun ABD ile işbirliğine girmesi ve burada ABD tarafından kurdurulduğu, desteklendiği belirtilen bir &#246;rg&#252;t&#252;n, Fethu'l-İslam, adının &#246;n plana &#231;ıkmaya başlaması, Filistin'de Hamas ile El Fetih arasında başlayan &#231;atışmalar ve Ankara'da meydana gelen provokasyon ve canlı bombalar bu yeni s&#252;recin birer g&#246;stergesi olarak karşımıza &#231;ıkıyor. Bu yeni stratejinin temel hedef &#252;lkeleri arasında T&#252;rkiye'nin kendisi de yer alıyor. T&#252;rkiye ile birlikte &#246;n plana &#231;ıkan diğer &#252;lkelerin başında ise İran, Suriye, Suudi Arabistan, Mısır, Pakistan ve hatta &#220;rd&#252;n geliyor. Bu &#252;lkeler i&#231;inde ABD a&#231;ısından en zoru T&#252;rkiye ve İran oluşturuyor. T&#252;rkiye ve İran, bir anlamda ABD'nin b&#246;lgesel hakimiyeti ve bu kapsamda k&#252;resel liderliğinin &#246;n&#252;ndeki en b&#252;y&#252;k iki engel. T&#252;rkiye'nin ve İran'ın mevcut durumu, aynı zamanda ABD'nin Rusya ve &#199;in'e d&#246;n&#252;k orta ve uzun vadedeki hedeflerini de etkileme potansiyeline sahip.

T&#252;rkiye ile İran ana hedefler

ABD'nin Irak'ı işgali ile başlayan s&#252;re&#231;, bir bakıma T&#252;rkiye-İran dostluğunun ve işbirliğinin zirve yaptığı bir d&#246;nem olarak karşımıza &#231;ıkıyor. Bu kapsamda T&#252;rkiye ile İran arasında oluşmaya başlayan karşılıklı g&#252;ven ortamı ve başta PKK ter&#246;r &#246;rg&#252;t&#252; olmak &#252;zere Irak ve Ortadoğu bağlamında y&#252;r&#252;t&#252;len bir kısım ortak faaliyetler, o perasyonlar ve ortak geleceğe d&#246;n&#252;k projeler, ABD'yi ve İsrail'i fazlasıyla endişelendirmeye başlamış durumda. Bu ortak işbirliğinin arkasında yer alan ve zaman zaman g&#246;lgesini hissettiren Rusya ise, bu endişeleri b&#252;y&#252;k bir "korku"ya d&#246;n&#252;şt&#252;r&#252;yor. Dolayısıyla, Amerika a&#231;ısından Ortadoğu politikasında hi&#231; de telafi edemeyeceği, yerini bir başkasıyla dolduramayacağı bir m&#252;ttefik kaybı s&#252;reci s&#246;z konusu. Bu a&#231;ıdan Amerika bir taraftan bu s&#252;reci engellemeye &#231;alışırken, diğer taraftan da yeni m&#252;ttefiki olan K&#252;rtleri g&#252;cendirmemenin peşinde. Bunun i&#231;in de, daha &#246;nceden ihanet ettiği bu K&#252;rt gruplara s&#246;zler/garantiler vermekte, diğer taraftan da "iyi K&#252;rt", "k&#246;t&#252; K&#252;rt" tasnifiyle de T&#252;rkiye'nin g&#246;nl&#252;n&#252; almaya &#231;alışmaktadır. Bu kapsamda PKK'nın g&#246;zden &#231;ıkartılmış olması da bunun bir g&#246;stergesidir. Dolayısıyla, Amerika'nın zorluğu bizdeki klasik "sakal-bıyık" hikayesinden &#246;te değil. Bunun i&#231;in ABD &#231;ok daha farklı bir planı kendince uygulamaya koyarak, bu s&#252;recin &#246;n&#252;n&#252; almaya &#231;alışıyor. Bu kapsamda y&#252;r&#252;t&#252;len geniş ve yoğun kapsamlı psikolojik harek&#226;t ise dikkatlerden ka&#231;mıyor. Bu psikolojik operasyonun boyutları ve ağırlığı bundan sonraki g&#252;nlerde de giderek artacağa benziyor.

&#214;nce, İranlı istihbarat&#231;ı Ali Asgeri ile gerilmek istenen T&#252;rkiye-İran ilişkileri, Irak'ın kuzeyinde T&#252;rkmenlere y&#246;nelik tutumu ve T&#252;rkmenler karşıtı gruplara verdiği destek ile tırmandırılmak istendi. Ardından da i&#231; se&#231;im malzemesi olarak kullanılmaya ve bir kısım siyasi partilerce "T&#252;rkiye İranlaştırılmak isteniyor" denilerek g&#252;ndeme getirilmeye &#231;alışılan T&#252;rkiye-İran ilişkileri, son olarak silah y&#252;kl&#252; vagon hadisesiyle yeni bir krize s&#252;r&#252;klenmek istiyor. Diğer taraftan, İran ile ABD arasında başlatılan yeni diplomatik s&#252;re&#231; ile de, iki &#252;lke arasında bir g&#252;ven bunalımı oluşturulmaya &#231;alışılıyor. Dolayısıyla, yaşanan son gelişmeler, aslında T&#252;rkiye ile İran arasında son yıllarda ortaya &#231;ıkan işbirliğine darbe mahiyetinde. Ama&#231;, T&#252;rkiye-İran birlikteliğine darbe vurmak, bu iki &#252;lkeyi birbiriyle savaştırmak.

Provokatif eylemlere gelince...

Aslında, o kadar da zor değil. T&#252;rkiye-İran ilişkilerindeki g&#252;ven sorununun tamamen aşılabildiğini s&#246;ylemek zor. Mevcut ortak tehdit algılaması ve ABD'nin bu noktada tek yanlı politikaları bu iki &#252;lkeyi şimdilik aynı &#231;izgide tutuyor. Burada, &#246;zellikle İran tarafının T&#252;rkiye'nin g&#252;venini kazanmaya d&#246;n&#252;k gayretleri ve PKK ter&#246;r &#246;rg&#252;t&#252; ile m&#252;cadelede T&#252;rkiye'ye verdiği destek &#246;nemli. Diğer taraftan ABD sonrası durum/d&#246;nem noktasında her iki &#252;lkenin ortak bir proje geliştirebildiklerini s&#246;ylemek şu an i&#231;in zor. N&#252;kleer bir İran, t&#252;m pozitif algılamaların ve hedeflerin &#246;n&#252;nde bir engel olarak duruyor. Ayrıca, Kuzey Irak bağlamında T&#252;rkiye ve İran arasında &#252;st&#252; &#246;rt&#252;l&#252; bir rekabetin ve birbirini kollama s&#252;recinin devam ettiği de ortada. Dolayısıyla, karşımızda halen kırılgan bir yapıya sahip T&#252;rkiye-İran birlikteliği var. Bu noktada, ABD a&#231;ısından T&#252;rk-İran dostluğuna ve işbirliğine vurulabilecek en hassas darbe noktası Kuzey Irak. Kuzey Irak'a bir şekilde girmeye ikna edilmiş olan T&#252;rkiye, ka&#231;ınılmaz bir şekilde bir s&#252;re sonra İran destekli Şii gruplar ve ardından da İran ile karşı karşıya kalacaktır. Bu durum ise ABD'nin hem Irak'taki işini kolaylaştıracak hem de İran'a d&#246;n&#252;k operasyonunda yanında T&#252;rkiye gibi g&#252;&#231;l&#252; bir orduya sahip &#252;lkenin bulunmasını sağlayacaktır. Ayrıca, T&#252;rkiye &#252;zerinden İran'daki T&#252;rk varlığı da rahatlıkla ayaklanmaya ikna edilebilecektir. Tabii bu hesaplar, ABD tarafının mevcut şartlar altında ger&#231;ekleşmesini hedeflediği "masabaşı hesaplar".

ABD'nin yaptığı bir diğer hesap ise, T&#252;rkiye-İran birlikteliğinin bozulması ile birlikte Suriye'nin durumunun g&#252;&#231;leştirilmesi ve bu &#252;lkenin zayıflatılmasıdır. Ayrıca, T&#252;rk-Rus ilişkilerinin de bu s&#252;re&#231;ten derin bir darbe g&#246;receği de hesaplanmaktadır. B&#246;ylesi bir sonu&#231; ise, T&#252;rkiye'nin Soğuk Savaş sonrası d&#246;nemde, bug&#252;ne kadar titizlikle uygulamaya &#231;alıştığı dış politika anlayışının ve hedeflerinin iflası anlamına gelmektedir. Bu kapsamda, Rusya Federasyonu Genelkurmay Başkanı'nın bu ay ger&#231;ekleştireceği T&#252;rkiye ziyareti b&#252;y&#252;k bir &#246;nem arz etmektedir. Dolayısıyla, olası bir sınır &#246;tesi harek&#226;tın zamanlamasının &#231;ok iyi yapılması ve bu noktada dahil&#238; ve haric&#238; istişarelerin ger&#231;ekleştirilmesi ve mutabakata varılması bir zorunluluk olarak karşımıza &#231;ıkmaktadır. Mevcut durumdaki provokatif eylemler ve tahrikler bile, bu zamanlama konusunda &#246;nemli ipu&#231;ları vermektedir. Bu provokasyonlar ve tahrikler ile T&#252;rkiye'nin fazla duygusal davranması ve hayati bir hata yapması beklenmektedir.

Do&#231;. Dr. Melih Can

ULUSLARARASI İLİŞKİLER UZMANI

provakatif eylemler,internette start almıştır

Red Kit
05-06-2007, 10:23
Senin b&#246;lgede bir "oyun"un olmazsa, sen g&#252;ndemi belirlemezsen, birilerinin oyununu oynamaya birilerinin belirlediği g&#252;ndemi konuşmaya mecbur olursun. O zaman kukumav kuşu gibi d&#252;ş&#252;n&#252;rs&#252;n oyuna mı geliyoruz ?? gergefe mi deldik ??? diye.

borsa78
05-06-2007, 10:37
Senin bölgede bir "oyun"un olmazsa, sen gündemi belirlemezsen, birilerinin oyununu oynamaya birilerinin belirlediği gündemi konuşmaya mecbur olursun. O zaman kukumav kuşu gibi düşünürsün oyuna mı geliyoruz ?? gergefe mi deldik ??? diye.


biz 1 mart teskeresi geçsin diye ankarada lobi yaparken,,,,,
şu anda,k.ırak a girelim diyenler, bizim teskeremize o gün nasıl direndiler, eminim görmüşünüzdür ve aramızdaki farkı umarım anlamışınızdır.

Red Kit
05-06-2007, 10:44
biz 1 mart teskeresi geçsin diye ankarada lobi yaparken,,,,,
şu anda,k.ırak a girelim diyenler, bizim teskeremize o gün nasıl direndiler, eminim görmüşünüzdür ve aramızdaki farkı umarım anlamışınızdır.

Aradaki farkı anlayınca ne olacak ? Siz kimsiniz ötekiler kim ? Size mi oy vermek lazım ? ötekiler tu kaka mı ? Ben de sizlerden veya ötekilerden mi olayım. Diğerler de böyle böyle bölünsün mü ?

borsa78
05-06-2007, 10:52
metal fırtınası kitabı daha baskıya girmeden elime ge&#231;mişti ve aynen şunu s&#246;yledim:eğer bu kitapta,yıl 2007 abd-t&#252;rkiye savaşı yazıyorsa ve kitabı yazanlar abd menşeili vatandaşlarsa,sıkı durun ve olacakları seyredin
ben asla siyaset yapmam ve siz biz olayına karşıyım. vatanseverler ve vatansevmeyenler diye sadece ayrım yaparım.

kanas2000
05-06-2007, 10:55
1 mart teskeresı nıye gecmedı cunku ıncırlık malatya erhac &#252;stlerı canımıza yetıyor bırde urfa dıyarbakır sırnagıdamı verelım adamlara yok oradan gırılıcekmış saldırıya yok cepe acılılacakmış oradan hepsı palavra adamlar guneydoguya les kargaları gıbı c&#246;reklenecektı bu yuzden gecmedı. 450 km yol nıye alsan amerıka kuzeyden gırıp tıkrıktin saddam yanlıların oldugu b&#246;lgelere nıye bıle bıle gırıp bastan savası kaybetsın. bız o teskereye evet deseydık abd yıne oradan cephe acmıyacaktı.adamlar basradan davul zurnayla karsılandı 100 km gıttı bır tek kursun atılmadan bagdata geldıler.teskerenın ıcerını anlayıp dınlemen ıyı oldu k&#246;tu oldu demıyelım. sınr &#246;tesı gelınce 4 defa buyuk oprasyon yapıldı en buyugu murat operasyonu 96 yılında yapıldı yaklasık 4 bın it gebertık bunu yaparken saddam gırın gebertın dedı abd ya ıncırlık ya operasyon dedık sert polıtıka uyguladık girın dedıler. simdi kımse gırın demıyor olaybu.

Red Kit
05-06-2007, 10:59
metal fırtınası kitabı daha baskıya girmeden elime geçmişti ve aynen şunu söyledim:eğer bu kitapta,yıl 2007 abd-türkiye savaşı yazıyorsa ve kitabı yazanlar abd menşeili vatandaşlarsa,sıkı durun ve olacakları seyredin
ben asla siyaset yapmam ve siz biz olayına karşıyım. vatanseverler ve vatansevmeyenler diye sadece ayrım yaparım.

Gerçekten mi ? :)

3 kere bu nedenle seni uyardık, din düşmanı koministler yazın, annesi çarşaflı olduğu olan gazinin dramı yazın da bölücülük üstüne idi ve tam olarak bu nedenle uyarıldın. Bunu son uyarı olarak alabilirsin, algılamazsan fark etmez, hissenet forumu ile frekansım uymamış diye düşün.

Milleti kıtır kıtır ikiye bölüyorsunuz vazgeçin...

casaubon
05-06-2007, 11:01
biz 1 mart teskeresi geçsin diye ankarada lobi yaparken,,,,,
şu anda,k.ırak a girelim diyenler, bizim teskeremize o gün nasıl direndiler, eminim görmüşünüzdür ve aramızdaki farkı umarım anlamışınızdır.

Konuları karıştırmayın.

Balık hafızaları biraz canlandıralım.

1 mart günü geçmeyen teskere iki başlı idi.

Birincisi 65.000 ABD askerinin Türkiye'de konuçlanması

İkincisi TSK'ya sınır ötesi operasyon için yetki verilmesi.

CHP "bu iki teskereyi ayırın ve biz de TSK'ya sınır ötesi operasyon için yetki verilmesine destek verelim" önerisinde bulundu.

ama

AKP kabul etmedi.

Melih_2005
05-06-2007, 11:04
biz 1 mart teskeresi geçsin diye ankarada lobi yaparken,,,,,
şu anda,k.ırak a girelim diyenler, bizim teskeremize o gün nasıl direndiler, eminim görmüşünüzdür ve aramızdaki farkı umarım anlamışınızdır.

sn borsa78 yazılarınızı dikkatle okuyor ve takip ediyorum, bakış açılarımız çoğunlukla aynı , fakat 1 mart tezkeresi için geçmesi gerekiyodu demenizi , diyebilmenizi malesef anlamış değilim. Irak sınırı boyunca bilmem kaç bin tane coninin, bilmem kaç yüz km boyunca sınıra yerleşmesini nasıl kabul edebiliyorsunuz anlayamıyorum açıkçası...

çekiç güç varken neler neler oldu bu ülke de , bi de bu taraftan düşünün...

saygılarımla,

pasa_emre
05-06-2007, 14:10
Bug&#252;n neyden korkuyoruz?
Irak b&#246;l&#252;necek. Daha sonra biz b&#246;l&#252;neceğiz..
Peki birleşik tezkere o haliyle ge&#231;seydi ne olacaktı?
Başka hi&#231;bir olaya gerek olmadan g&#252;neydoğumuza yerleşmiş olan ABD biz burayı &#246;zerkleştirmenizi istiyoruz ya da K.Irak'la birleştiriyoruz ve b&#246;lgenin g&#252;venliğini NATO'ya devrediyoruz diyebilecekti..
Ayırsaydınız iki tezkereyi, sınır&#246;tesi -T&#252;rk milletinin &#231;ıkarları i&#231;in değil başka odakların &#231;ıkarları i&#231;in mecliste olan milletvekillerinin oyları dışında- oy birliğiyle tabiki de ge&#231;erdi..
Ama emir b&#252;y&#252;k yerden (!) tabi siz de haklısınız.
Yoksa ABD askerleriyle ilgili tezkere tek başına nasıl kabul edilebilirdi ki..