PDA

View Full Version : cukel,kepez neler oluyor.



Pages : 1 2 3 4 5 [6] 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19

esmira
24-09-2008, 12:45
Bu kararın yargıtayca onaylandıgı takdirde..aynı mahkemede dava acıp herkezin karar aldırması gerekecek..:super:

Umarım,Yargıtay tüm yatırımcıları bağlayacak bir karar alır ve tek tek dava açmaktan kurtuluruz..

Sanırım,Kepez hisse sahibi olanlar da bu davayı örnek gösterip temettü alabilir.

onur8
24-09-2008, 16:33
1-Temettü olayında bildiğim kadarıyla 5 yıllık zaman aşımı süresi var. Temettünün 2. taksiti 19 eylül 2003 te verilecekti. Bu nedenle dava açmak için zaman aşımı süresi dolmuş durumda.

2-Daha önceden dava açmış olanlar haciz yoluyla alacak bir şey bulabilirlerse bir şey alabilirler. Ancak 2003 yılı 1.çeyrek bilançosuna göre ÇUKEL'in çoğu imar bankasına olmak üzere yaklaşık olarak 800 trilyon kredi borcu vardı. Bu nedenle, herkes dava açsa ve kazansa bile şirkette fiilen alacak bir şey bulamayacaklardı. Bu nedenle bana bu temettüyü almak mümkün değildi gibi geliyor.

Biz, ancak Uzanlar tahkimdeki davayı kazanırlarsa, devlet tazminat için ödeyecek parası olmadığı için şirketlerin varlıklarını iade etmeyi teklif eder ve uzlaşırlarsa, kaybettiklerimize kavuşuruz diye düşünüyorum.

fatmanur
24-09-2008, 18:17
2 çi taksidin temettüleri adabankın kasasında adabank ve ceaş kimin elinde devledin elinde cık cıkabilirsen işin içinden birileri istikamet uzan diyor birileride devleti işaret ediyor ben bu işi anlayamadım anlayan varsa anlatırsa sevinirim

onur8
24-09-2008, 19:02
KAR PAYLARI VE ZAMAN AŞIMI KONUSUNDA BULDUĞUM BİR YAZIYI AŞAĞIYA KOYUYORUM. BİZİM İÇİN AYDINLATICI BİLGİLER VAR.

Zaman

Şirketlerden alınmayan kâr payları

Bumin Doğrusöz - 29 Mayıs 2008 Perşembe - Referans

Sermaye şirketlerinin kuruluşunda temel amaç, kâr elde etmek ve nihayetinde bu kârın ortaklarına dağıtılmasını sağlamaktır. Öte yandan sermaye şirketlerinden anonim şirketler, tahvil adı verilen menkul kıymet ihracı suretiyle amaçlarında kullanmak üzere üçüncü şahıslardan orta ve uzun vadeli fon da toplayabilir. Tahvil ihraç ederek fon toplayan şirketler, tahvil karşılığında şirkete borç verenlere, faiz adı verilen bir ödemede bulunurlar.

Şirketlerde bazen ve genellikle küçük rakamlı olan kâr paylarının veya faizlerin tahsil edilmediği görülmektedir. Ancak tek tek alacaklıları açısından küçük olan bu rakamlar, toplanıldığında büyük rakamlar oluşturabilmektedir.

Söz konusu şirketlerin hissedarlarının kâr payı veya tahvil sahiplerinin tahvil faizi alacaklarında zamanaşımı süresi Borçlar Kanunu'nun 126/1 ve 2308 sayılı kanunun 1. maddesi uyarınca beş yıldır. Bu süre kâr payları açısından şirket ana sözleşmesi ile uzatılabilir ancak kısaltılamaz.

Bilindiği gibi zamanaşımına uğrayan borçlar, "eksik borç" haline dönüşür. Eksik borçlarda borç devam eder, borçlu isterse yine ödeme yapabilir ancak alacaklı artık hukuk yolları ile ve cebri takip yaparak alacağını elde etmek olanağına sahip değildir. Yani böyle bir borcun ödenmesi, sadece borçlunun insafına bağlıdır.

Anılan zamanaşımı süresi, şirketlerin tahvil faizi borçlarında, tahvilin faizinin ödenmesi vadesinden itibaren başlar. Kâr paylarında ise zamanaşımı, yetkili organ tarafından kârın dağıtılması için öngörülen tarihten itibaren başlar. Örneğin bir anonim şirkette genel kurul tarafından kâr dağıtımı kârarı verildikten sonra herhangi bir tarih belirtilmemişse genel kurul tarihinden, eğer kârın dağıtımı için bir tarih belirlenmişse veya tarih belirleme yetkisi yönetim kuruluna bırakılıp da yönetim kurulunca bir tarih belirlenmişse bu tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Zamanaşımı süresi, ödeme yapılmamasının kanuni bir mazerete dayanması halinde işlemez. Örneğin kâr payı, hissenin kime ait olduğu konusundaki bir ihtilaf dolayısıyla mahkemece verilmiş bir tedbir kârarına istinaden ödenmemişse, tedbir kârarı süresince zamanaşımı işlemez.

Zamanaşımı süresi içerisinde şirketten tahsil edilmemiş kâr payları ile tahvil faizlerinin akıbeti, 12.6.1933 tarihli ve halen de yürürlükte bulunan "Şirketlerin Müruru Zamana Uğrayan Kupon, Tahvilat ve Hisse senedi Bedellerinin Hazineye İntikali Hakkında Kanun"la belirlenmiştir.

Bu kanunun 1. maddesine göre sermaye şirketlerinin zamanaşımına uğramış kâr payları ve tahvil borçları, devlete intikal ettirilmek zorundadır. Görüldüğü gibi anılan kanun, alacaklısı tarafından tahsil olunmayarak zamanaşımına uğrayan borçların borçluya kalması (borçlunun pasifinde azalma suretiyle malvarlığının artışına yol açması) şeklindeki genel prensipten ayrılmış ve bu tutarların devlete intikalini öngörmüştür.

Kanuna göre şirketler, zamanaşımına uğramış kâr payı ve/veya tahvil faiz borçlarını, zamanaşımına uğradığı tarihten itibaren üç ay içinde mahalli mal sandığına yatırmak zorundadırlar. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde uygulanacak yaptırım 2308 sayılı kanunda "yatırılması gereken meblağın üç misli tazminat" olarak belirlenmiştir. Her ne kadar maddede tazminattan söz edilmişse de burada söz konusu olan idari para cezasıdır.

Zamanaşımına uğraması dolayısıyla Hazine'ye intikal ettirilesi gereken tutarlar ile intikal ettirilmemesi halinde ödenmesi gereken tazminat, devlet açısından bir kamu alacağı niteliğindedir. Dolayısıyla Hazine'nin bu alacağının takip usulü, 6183 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun"la belirlenmiş olan usuldür. Bu nedenle Hazine'ye yatırılması gereken tutarın yatırılmaması halinde, Hazine alacağı üzerinden gecikme zammı hesaplanması da söz konusu olacaktır.

guerra
24-09-2008, 19:21
Mahkeme suresinin Yargıtay+Karar duzeltme olarak 2 yil surebilecegini bir avukat arkadasım belirtti..

adner45
24-09-2008, 20:38
Arkadaşlar sonuç itibariyle biz her halukarda hükümetin elindeyiz.Bence hükumet eğer bizi düşünseydi küçük yatırımcıın haklarını çok daha önce iade eder bu kadar zaman süründürmezdi.Yasal faiziyle epey bir para eder bu temettü..Ve ben derirm ki ödemeyecekler...Ya Uzan sorumlu diyecekler ya da ÇEAŞın ileriki yıllarının zararına mahsup edecekler...Umarım ileriki yılların zararına mahsup ederek ödemezler de şirketin küçük ortakları olduğumuz hakkı iade edilmiş olur.

fatmanur
25-09-2008, 01:41
Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ‘itirazın iptali’ davasını kabul etti.

Devletin el koyup 12 Haziran 2003’te imtiyaz sözleşmesi iptal edilen Çukurova Elektrik A.Ş.’nin (ÇEAŞ) ortakları, değersiz hale gelen hisse senetleri ile ilgili beklentilerini sürdürürken, 2003’de ödenmeyen kar payının 2’inci taksitini alabilecekleri yönünde yargı kararı çıktı.

Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ‘itirazın iptali’ davasını kabul etti. Bu karar sayesinde yaklaşık 30 bin ÇEAŞ ortağının, toplam 193 milyon 59 bin 648 YTL kar payından hisselerine düşeni icra işlemi başlatarak alma yolu açıldı.

Uzan grubunun yönetimde bulunduğu 31 Mart 2003’de, ÇEAŞ’ın yapılan olağan genel kurulunda yasal kesintiler yapıldıktan sonra bakiye kalan net 293 milyon 592 bin 609 YTL’nin ortaklara bin YTL’ik hisseye yüzde 58.718,52 oranında nakit kar payı olarak dağıtılmasına karar verildi. 100 milyon 532 bin 961 YTL’sinin birinci taksit olarak 20 Mayıs 2003’de, bakiye kalan 193 milyon 59 bin 648 YTL’nin ise ikinci taksit olarak 19 Eylül 2003’de Adabank A.Ş. şubelerinden ödenmeye başlanması oy birliği ile kararlaştırıldı. Ortaklar bu karar doğrultusunda birinci kar payı taksitlerini kararda belirtildiği gibi zamanında aldı. 12 Haziran 2003’de Uzanların imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesi üzerine bakiye kalan 193 milyon 59 bin 648 YTL olan ikinci taksit kar payı daha önce ilan edilen 19 Eylül 2003’de ödenmedi. Bunun üzerine ortaklar, icra takibiyle alacaklarını tahsil yoluna gitti.

İcra işlemleri üzerine ÇEAŞ avukatları, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın şirketin duran varlıklarına haksız bir şekilde el koyduğunu ve imtiyaz sözleşmesini feshettiğini, bu nedenle şirket yönetim kurulunun 11 Eylül 2003’de karın ikinci taksidinin ödenmesinin ertelenmesine karar verdiğini, böylece kar payının muaccel hale gelmediğini iddia ederek haciz işlemlerine itiraz etti. ÇEAŞ’ın itirazı üzerine ortaklardan bazıları ‘itirazın iptali’ için Adana Asliye Ticaret Mahkemeleri’ne dava açtı.

5 YIL SÜREN DAVA SONUÇLANDI

Uzun yıllardır ÇEAŞ hissedarları lehine davalara girmekle tanınan Avukat Zafer Saka’nın 10 ortak adına Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi’nde 5 Aralık 2003’de açtığı dava yaklaşık 5 yıl sonra sonuçlandı. Ortaklar mahkemeye verdikleri yazılı savunmalarında, davalı ÇEAŞ’ın tüzel kişiliğinin devam ettiğini, imtiyaz sözleşmesinin feshedilmesi ve duran varlıklarına el konulmasının bakanlık ile kendi aralarındaki bir sorun olduğunu, bu durumun ÇEAŞ’ın davacı ortaklara kar payı ödememesini gerekçe oluşturmayacağını belirterek şöyle dedi:

“Kaldı ki, imtiyaz sözleşmesi kapsamındaki duran varlıklar, kamunun mülkiyetinde olan ve imtiyaz yoluyla kamu hizmetinin sürdürülmesini sağlayan varlıklardır ve bu varlıklar kamuya yani devlete ait varlıklardır. Davalının, söz konusu kamu malını kendi malı saymak yolundaki savunmasının, hiç bir hukuki dayanağı yoktur. Kaldı ki, dağıtılmasına karar verilen kar, bilanço dönemi sonu itibarıyla şirket kasasında mevcut bir meblağ ifade eder. Sonuçta, gerek Türk Ticaret Yasası ve gerekse Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca genel kurulun karın dağıtılmasına karar vermesi ile kar payı, anonim ortaklığa karşı alacak hakkına dönüşür. Yenilik doğurucu nitelikte olan bu karar, daha sonra alınan bir kararla kaldırılamaz veya dağıtım oranı düşürülemez. Bu yönde alınan genel kurul veya yönetim kurulu kararları veya şirket tasarrufları geçersizdir. Çünkü şirketin veya organlarının, oluşmuş bir alacak üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi yoktur.”

FAİZ VE TAZMİNAT DA ALACAKLAR

Mahkeme hakimi Gülfer Abdulhakimoğulları, tarafların iddialarının ardından ayrı dosyalar halindeki 5 ortağın davasını karara bağladı. Davayı kabul eden Mahkeme Hakimi, bir ortak yönünden verdiği kararında, “....Davanın kabulü ile Adana 7’inci İcra Müdürlüğü’nün 2003/8368 esas sayılı dosyasında 3 bin 945 YTL alacağa yönelik davalının itirazının iptali ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, asıl alacak üzerinden hesaplanacak yüzde 40 inkar tazminatının davalıdan alınıp davacı tarafına verilmesine....” dedi.

Hukukçular, bu kararın örnek teşkil ettiğini, karar üzerine ÇEAŞ’tan ikinci taksit kar payı alacağı bulunanların icra takibiyle alacaklarını faiziyle birlikte tahsil etme yoluna gidebileceklerini söyledi.

30 BİN HİSE SAHİBİ BEKLİYOR

SPK tarafından 2001’de ÇEAŞ hisselerinin tahtaları kapatılmıştı. 19 Ağustos 2002’de yeniden işleme açılmış ve ÇEAŞ hisseleri cok ciddi değer artışları yaşamıştı. Önemli temettü (kar payı) ödemeleriyle revaçta olan ÇEAŞ hisselerinin tahtaları, 2003’de Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’nın Uzanlar’a ait imtiyaz sözleşmesini iptal etmesiyle ikinci kez kapatıldı. Borsada tahtası kapanan bu şirketin değerinin bugün borsa endeksiyle kıyaslandığında çok yüksek olacağı belirtiliyor. 30 bin dolayındaki hisse sahibi, devletin bu konudaki kararını bekliyor.





bu karar çok önemli saygılarımla

onur8
25-09-2008, 07:17
Çukurova hissedarı temettüsünü kimden alacak?
Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ’itirazın iptali’ davasını kabul etti. Devletin el koyup 12 Haziran 2003’te imtiyaz sözleşmesi iptal edilen Çukurova Elektrik A.Ş.’nin (ÇEAŞ) ortakları, değersiz hale gelen hisse senetleri ile ilgili beklentilerini sürdürürken, 2003’de ödenmeyen kar payının 2’nci taksitini alabilecekleri yönünde yargı kararı çıktı. Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ’itirazın iptali’ davasını kabul etti. Bu karar sayesinde yaklaşık 30 bin ÇEAŞ ortağının, toplam 193 milyon 59 bin 648 YTL kâr payından hisselerine düşeni icra işlemi başlatarak almalarının yolu açıldı.

Bu, dün gazetelere yansıyan Mahkeme kararıydı. Temettüyü alma yolu açıldı açılmasına da Çukurova Elektrik hissedarları temettüyü nereden alacaklarını bilmiyor. Gelişmenin komik yanı da zaten tam burada başlıyor.

Söz konusu dava, şu an elinde ne bir barajı ne bir imtiyaz sözleşmesi olan Uzanlar’ın zamanındaki şirkete açılmıştı. Yani temettü ödemeleri için devlete değil, Uzanlar’ın döneminden kalan şirkete gidilmesi gerekiyor.

Peki o şirket duruyor mu?

Adana’da bir apartman dairesinde bir adresi olduğu biliniyor. Ancak tabela şirketi. İçeride “Birileri gelsin de temettüsünü alsın” diye bekleyenler olduğunu hiç sanmıyorum.

Kimbilir belki Hakan Uzan ve babası Kemal Uzan oradadır. Ellerinde yeşil dolarlar, küçük yatırımcıları bekliyorlardır.

Yani mahkemenin kararı içi boş bir karar. Çukurova Elektrik hissedarları önceki günkü mahkeme kararı ile sevinmek bir yana uğradıkları haksızlığı yıllar sonra yeniden hatırladılar ve muhtemelen Türk sermaye piyasasındaki adaletsizliği bir kez daha andılar.

Çukurova ve Kepez’de küçük ortaklar mağdur edildi.. Yıllar içinde AKP hükümetinin önde gelen temsilcileri bu haksızlığı ortadan kaldıracak formülleri üreteceklerine, yasa çıkarıp mağduriyeti gidereceklerine dair sözler verdiler ancak hepsi boş çıktı.

Mahkemeye konu olan temettü olayı da kendi içinde ayrıca büyük bir ironi taşıyor. Çukurova küçük yatırımcısı 2002 yılı karına ait temettünün ilk taksidini almıştı. Elindeki hisseler değersiz hale geldiği halde devlet sonra geldi bu yatırımcılardan “Sen şu kadar temettü geliri elde ettin” diyerek temettünün vergisini de aldı. 2003’den bu yana Kepez ve Çukurova’ya ait barajlar su tutmaya elektrik üretmeye devam etti.

İMKB’den Çukurova ve Kepez Elektrik hissesi alanlar, sahibi oldukları barajlara uzaktan bakmakla yetindi.

fatmanur
25-09-2008, 11:04
Çukurova hissedarı temettüsünü kimden alacak?
Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ’itirazın iptali’ davasını kabul etti. Devletin el koyup 12 Haziran 2003’te imtiyaz sözleşmesi iptal edilen Çukurova Elektrik A.Ş.’nin (ÇEAŞ) ortakları, değersiz hale gelen hisse senetleri ile ilgili beklentilerini sürdürürken, 2003’de ödenmeyen kar payının 2’nci taksitini alabilecekleri yönünde yargı kararı çıktı. Adana 2’nci Ticaret Mahkemesi, ÇEAŞ ortaklarının alacakları için açtıkları ’itirazın iptali’ davasını kabul etti. Bu karar sayesinde yaklaşık 30 bin ÇEAŞ ortağının, toplam 193 milyon 59 bin 648 YTL kâr payından hisselerine düşeni icra işlemi başlatarak almalarının yolu açıldı.

Bu, dün gazetelere yansıyan Mahkeme kararıydı. Temettüyü alma yolu açıldı açılmasına da Çukurova Elektrik hissedarları temettüyü nereden alacaklarını bilmiyor. Gelişmenin komik yanı da zaten tam burada başlıyor.

Söz konusu dava, şu an elinde ne bir barajı ne bir imtiyaz sözleşmesi olan Uzanlar’ın zamanındaki şirkete açılmıştı. Yani temettü ödemeleri için devlete değil, Uzanlar’ın döneminden kalan şirkete gidilmesi gerekiyor.

Peki o şirket duruyor mu?

Adana’da bir apartman dairesinde bir adresi olduğu biliniyor. Ancak tabela şirketi. İçeride “Birileri gelsin de temettüsünü alsın” diye bekleyenler olduğunu hiç sanmıyorum.

Kimbilir belki Hakan Uzan ve babası Kemal Uzan oradadır. Ellerinde yeşil dolarlar, küçük yatırımcıları bekliyorlardır.

Yani mahkemenin kararı içi boş bir karar. Çukurova Elektrik hissedarları önceki günkü mahkeme kararı ile sevinmek bir yana uğradıkları haksızlığı yıllar sonra yeniden hatırladılar ve muhtemelen Türk sermaye piyasasındaki adaletsizliği bir kez daha andılar.

Çukurova ve Kepez’de küçük ortaklar mağdur edildi.. Yıllar içinde AKP hükümetinin önde gelen temsilcileri bu haksızlığı ortadan kaldıracak formülleri üreteceklerine, yasa çıkarıp mağduriyeti gidereceklerine dair sözler verdiler ancak hepsi boş çıktı.

Mahkemeye konu olan temettü olayı da kendi içinde ayrıca büyük bir ironi taşıyor. Çukurova küçük yatırımcısı 2002 yılı karına ait temettünün ilk taksidini almıştı. Elindeki hisseler değersiz hale geldiği halde devlet sonra geldi bu yatırımcılardan “Sen şu kadar temettü geliri elde ettin” diyerek temettünün vergisini de aldı. 2003’den bu yana Kepez ve Çukurova’ya ait barajlar su tutmaya elektrik üretmeye devam etti.

İMKB’den Çukurova ve Kepez Elektrik hissesi alanlar, sahibi oldukları barajlara uzaktan bakmakla yetindi.

dün akşam belirli yerlere belirli yazarlara meil cektim adres yerine ulaşmış fakat meliha okur bulut yiğit gibi yazarlardan kallavi yorum bekliyorum arkadaşlar nekadar yazar varsa meil cekelim örnegin medya patronları yazarlar vs vb gibi yerler

omeniv
25-09-2008, 11:13
2 çi taksidin temettüleri adabankın kasasında adabank ve ceaş kimin elinde devledin elinde cık cıkabilirsen işin içinden birileri istikamet uzan diyor birileride devleti işaret ediyor ben bu işi anlayamadım anlayan varsa anlatırsa sevinirim


Yıllar içinde yaşadıklarımızdan sonra şüpheci ve evhamlı olmamak mümkün değil; adabank daha 10 gün önce satıldı lakin polonyalı bir şirket eski ortak olduğu gerekçesiyle dava açıyor.
"Adabank’ın ortağı tazminat istiyor
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesindeki Adabank’ın Polonyalı ortağı Polskie Inwestycje I Handel şirketi, Türkiye’den tazminat istedi. Polonya’nın Krakow şehrindeki bir hukuk bürosu tarafından yapılan açıklamada, “Adabank’ın herhangi bir kanunsuz işlemi olmadığı, hakkında sonuçlanmış bir mahkeme kararı bulunmadığı’’ savunuldu. Açıklamada, Polonyalı şirketin Adabank’ın el konulması ile ortaya çıkan zararının tanzimi için, en az 22 milyon 187.5 bin dolar tazminat istediği belirtildi. Açıklamada, söz konusu şirketin Adabank’ta yüzde 8.75 oranında hissesi bulunduğu ifade edildi."

Hemen arkasından 19 Eylül 2003de ödenecek temettüyle ilgili karar, 5 yıl dolduktan hemen 10 gün sonra çıkarılıyor. Neler oluyor? Anlamak mümkün değil. Ama bildiğim bir şey var, bunca katakulli ve adaletsizliğe bakınca, ister güç savaşı, ister milyar dolar savaşı, ortadaki değer, kimseye kolay kolay yar olmayacak. Saygılar.

ixemrex
25-09-2008, 11:20
Arkadaşlar aranıza yeni katıldım,Rahmetli babamın kepez elektirikte 10 lotu var,bende mirasçısı olduğumdan bu başlığı yakından takip ediyorum faydalı bilgiler verdiğiniz için sizlere çok teşşekür ederim.

d-a
25-09-2008, 12:44
Allah babana rahmet bu hükümete de insaf versin
birincisi mümkün
ikincisi ne gezer

metintezel
25-09-2008, 19:31
bu hükümet çok pişkin, mir dingir yüzü kızarmadan meyana çıkıp kendini savunmadı rezil oldu...demagoji yapıp çeaş ve kepez olayı kendileri çıkardı kendileri istemeselerde çözmek zorundalar. kazançları beddualarımız olacak....

yatırımcılık
26-09-2008, 11:28
Davanın sonucunda hükümet samimi ise öyle herkesin tek tek dava açması yerine imarzedelere benzer bir kanunla ky ye temettüsünü öder.Fakat böyle bir samimiyet ,niyet ,arzu olduğunu zannetmiyorum.Bunun altından ne çıkacak diye bekliyorum.5 yıldır karar çıkmamış zaman aşımından 3 gün sonra mahkeme kararı çıkıyor.Neden çıkarıyorlar izleyelim göreceğiz.Bu hükümet er yada geç bu temettüleri ödeyecek, bu kağıtları iade edecek bundan kurtuluş yok.Bunlar yapmazsa bundan sonrakiler yapacak.İç hukuk yollarını kapatarak ,ben yaptım oldu diyerek netice alacaklarına kendilerininde inandığını sanmıyorum.Bunu ne Türkiyeye nede dünyaya anlatamazlar.Paşa paşa anlaşacaklar.Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.

metintezel
30-09-2008, 20:54
herkezin bayramını kutlar,mutlulukar ,sağlık ve başarılar dilerim.

idma
06-10-2008, 21:09
Tarabya'daki ünlü balıkçı Kıyı, hafta sonunda ilginç bir yemeğe ev sahipliği yaptı. Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan Kıyı'daki ünlü bir gazeteciyle başbaşa yemek yedi. Bu gazeteci Vatan gazetesi yazarı Can Ataklı...

Cem Uzan'ın Star'ın sahibi olduğu dönemde haber genel yayın yönetmenliğini yapan Can Ataklı, eski patronuyla bu yemekte biraraya geldi. Tamamen dostane gerçekleşen yemekte ikili uzun süre siyasetten medyaya başbaşa sohbet etti.

Bu koyu sohbet sürerken tam o sırada mekana Hülya Avşar geldi. Tarabya'da oturan Avşar sık sık gittiği balıkçı olan Kıyı'da Cem Uzan ve Can Ataklı'yı görünce ikilinin masasına gitti.

Hülya Avşar bir süre masada ikiliye eşlik ederken sohbet boyunca Cem Uzan'ı Türkmax'taki programına çıkması için ikna etmeye çalıştı. Uzan'ı progamına davet eden Hülya Avşar, önce hayır yanıtı aldı ancak ısrarlı tavrının karşılığını sonunda gördü ve sohbetin sonunda Uzan'dan programa çıkma sözünü kaptı.

Uzan, sezon sonuna doğru programa çıkabileceğini söyleyince Hülya Avşar masadan mutlu bir şekilde kalktı. Cem Uzan ve Can Ataklı'nın sohbeti ise Kıyı'da geç saate kadar sürdü...

Kaynak: http://www.medyatava.net/haber.asp?id=47705

idma
08-10-2008, 07:51
September 16, 2008 The Tribunal issues follow-up directions to its August 11, 2008 order.
September 26, 2008 The Respondent files a counter-memorial on the merits.Tercüme eden arkadaş varsa seviniriz.

idma
08-10-2008, 14:08
———————————————————————————————————————— 16 Eylül'de, mahkemenin, onun 11 Ağustosuna devam talimatlarını çıkardığı 2008, 2008 emir.
26 Eylül'de, yanıt veren dosyaların olduğu 2008, erdemlerde bir aksine-anıttır

Gence
08-10-2008, 21:33
11 Ağustos 2008
Mahkeme usul takvimi ve daha önceki talimatlarıyla ilgili usul kararı veriyor.
16 Eylül 2008
Mahkeme 11 Ağustos 2008 tarihli kararıyla ilgili takibat talimatı veriyor.
26 Eylül 2008
Davalı, Mahkemeye, davanın haklılığı ile ilgili karşı cevabını iletiyor.

guerra
13-10-2008, 22:03
Su anda kanal Biz 5.boyut programinda iscid davasiyla ilgili olarak Ahmet Ersin ,Atilla Kart CHP milletvekilleri enerji bakanliginin mahkemeye zamanında evraklari ulastirmadiklari icin savunma haklarinin ellerinden alinma durumuyla karsı karsıya kaldıklarını belirttiler..Uzanlarin bu davalari kazanacaklarini soylediler..

adner45
14-10-2008, 19:00
Türkiyenin savunma olarak bir hazırlığı ve belgesi var mı ki....Hükümetin Libanaco'nun uzanların şirketi olduğu tezinden başka bir savı yok ki o savunmayı da 10 Ekimde iletmişlerdi hatta ek süre talebinde bile bulunmuşlardı da kabul edilmemişti sanırım..Şirketlere el koymasının uluslararası hukuk normlarına göre bir savunması olamaz..Uzanların hatası şirketin hiç yabancı ortağı olmamasıydı.Olsaydı asla el koyamazlardı..Dava sonunda dainşallah hakkımızı alırız..

idma
16-10-2008, 05:29
Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan, babası Kemal Uzan, kardeşleri Murat Hakan Uzan ve Ayşegül Uzan (Akay), amcaları Yavuz Uzan ve Bahattin Uzan`ın da aralarında bulunduğu 33 sanığın ``suç işlemek için örgüt kurmak ve bu örgüte üye olmak``, ``zimmet``, ``dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından yargılanmasına devam edildi.

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi`ndeki duruşmaya başka suçtan tutuklu olan Bahattin Uzan, Tacettin Pak ve Mustafa Akar ile 19 tutuksuz sanık katıldı. Cem Uzan ile Ayşegül Uzan`ın da aralarında bulunduğu davanın 8 tutuksuz sanığı ise duruşmaya gelmedi. Bu davanın tutuksuz sanıkları olan ancak başka dava kapsamında aranan Kemal, Yavuz ve Hakan Uzan da yakalanamadıkları için duruşmada hazır edilemedi.


Duruşmada söz alan Vasıf Soner Çokbilgin ve Mehmet Balık`ın avukatları müvekkillerinin yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırılmasını talep etti.


Mahkeme Heyeti Başkanı Ertuğrul Tokalakoğlu, mahkemeye gönderilen ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) Başkan Yardımcısı Fethi Çalık`ın imzasını taşıyan yazıda, Cem Uzan ile kurum arasında protokol görüşmelerine başlanması ve kamu tarafından yapılan tahsilat dikkate alınarak, Cem Uzan ile Ayşegül Uzan hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasında kurumca bir sakınca bulunmadığının bildirildiğini tutanağa yazdırdı.


Sanıklardan Vasıf Soner Çokbilgin ve Mehmet Balık`ın yurt dışına çıkış yasaklarının kaldırılması yönündeki talebin tüm sanıklar hakkındaki suçlamalar ile esasa etkin delillerin henüz toplanmamış olması nedeniyle reddine karar veren mahkeme heyeti, iddianamede adları yer alan mağdurların dinlenmesi amacıyla duruşmayı erteledi.


-İDDİANAMEDEN-


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı`nca hazırlanan iddianamede, Kemal Uzan, Yavuz Uzan, Murat Hakan Uzan ve Cem Uzan`ın, ``suç işlemek için örgüt kurmak``, ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 9 ile 31`er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.


İddianamede, aynı kişilerin ``zimmet`` suçundan ayrıca 21`er yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması talep ediliyor.


Ayşegül Uzan`ın da aralarında bulunduğu 21 sanığın, ``suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak``, ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 8 ile 28`er yıl arasında hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu kişilerin de ``zimmet`` suçundan 21`er yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılmaları öngörülüyor.


İddianamede, diğer 8 sanığın da ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 7-25`er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.

2008-10-15 Zaman http://www.zaman.com.tr BENCE PROTOKOL GÖRÜŞMELERİ OLUMLU TAMAMLANDI

guerra
16-10-2008, 06:39
16.10.2008 07:35:47 SPK, MAHKEMENİN KEPEZ İLE İLGİLİ KARARINI TEMYİZ ETTİ

Sermaye Piyasası Kurulu(SPK), Mahkemenin Kepez ile ilgili kararını temyiz
etti.
SPK Haftalık Bülteni'nde konu ile ilgili şu bilgiler verildi:
"Kepez Elektrik T.A.Ş. (Şirket, KEPEZ) tarafından 9.1.2005 tarihli Cumhuriyet
Gazetesinde verilen ilanda Şirket yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 14 sayılı
kararı uyarınca eski hisse senetlerinin Yeni Türk Lirasına uyumlu hisse senetleri
ile değiştirilmek suretiyle iptal edilmesine karar verildiği, belirlenen değişim
oranları çerçevesinde hisse senedi değişiminin 3.1.2005 tarihinden itibaren
gerçekleştirileceği, bu tarihten sonra yapılacak genel kurullarda sadece YTL
üzerinden çıkarılan hisse senetlerinin kullanılabileceği ortaklara duyurulmuştur.
Konuya ilişkin olarak Kurul Karar Organı’nın 13.1.2005 tarih ve 2/38 sayılı
toplantısında “Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş.’nin, YTL’ye uyum
kapsamında pay sayısı ve bir payın itibari değerine ilişkin olarak öngördükleri
değişikliklerin, sermaye maddesinde değişikliğe neden olmasına rağmen Kurulumuzdan
ön izin almadan YTL’ye uyumlu hisse senetleri bastırıp, bunların YTL öncesi hisse
senetleri ile değiştirilmesi hususunda Cumhuriyet Gazetesi’nin 9.1.2005 tarihli
nüshasında duyuru yapmış olmaları nedeniyle, yatırımcıların korunmasını teminen,
Ek/8’de yer alan duyuru metninin Kurulumuz Haftalık Bülteni’nde, 3 (üç) işgünü
süreyle Borsa Bülteninde ve ayrıca Sermaye Piyasası Kanununun 46/e maddesi uyarınca
masrafları adı geçen şirketlerden tahsil edilmek üzere, Şirket ilanlarının
yayınlandığı gazete olan Cumhuriyet Gazetesi’nde ilan edilmesine” karar verilmiştir.
Konuya ilişkin olarak Kurulumuz tespitlerini ve Şirket’in açıklamalarını
değerlendiren Kurul Karar Organı’nın 18.2.2005 tarih ve 6/185 sayılı toplantısında,
“Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş.’nin YTL’ye uyum kapsamında, pay
sayısı ve bir payın itibari değerine ilişkin olarak gerçekleştirmek istediği
değişikliklerin sermaye maddesinde değişiklik yapılmasını gerekli kılmasına ve söz
konusu değişikliğin gerçekleştirilmesi için SPKn’nun 11’inci maddesinin son
fıkrasına göre Kurulumuza başvuru yapılması ve genel kurulda karar alınması
gerekliliğine rağmen esas sözleşme değişikliğinin gerçekleşmesi için Kurulumuza
başvurmadan hisse senedi dağıtımı yapılacağının kararlaştırıldığı yönetim kurulu
kararlarının ve hisse senedi değişimi işlemlerinin Türk Ticaret Kanunu ve Sermaye
Piyasası Kanununa aykırılığı nedeniyle söz konusu yönetim kurulu kararlarının ve
devamı işlemlerin hukuka aykırılığının tespit ve iptali için SPKn’nun 46/c maddesi
uyarınca dava açılmasına” karar verilmiştir. Bu çerçevede Şirket’in SPKn’nun 11.
maddesinin son fıkrasına aykırı olarak Kurulumuzun uygun görüşü ve genel kurul
kararı alınarak esas sözleşme değişikliği yapılmaksızın esas sözleşmede yer alan
sermaye maddesine aykırı bir şekilde alınan 9.1.2005 tarihli gazete ilanında
belirtilen Şirket yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 14 sayılı kararı ile aynı
konuda diğer yönetim kurulu kararlarının ve bu kararlara dayalı işlemlerin SPKn’nun
46/c maddesi uyarınca hukuka aykırılıklarının tespiti ve iptali ile Ankara 5. Asliye
Ticaret Mahkemesi’nin 14.3.2005 tarih ve 2005/175 Değişik İş sayılı ihtiyati tedbir
kararının devamına karar verilmesi talebiyle Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin
E.2005/221 sayılı dosyası üzerinden açılan davada, Mahkeme 21.2.2008 tarih ve
K.2008/93 sayılı kararı ile “Davacı kurumun davalı Şirket aleyhine açtığı davalı
Şirketin yönetim kurulunun 24.12.2004 tarih ve 14 sayılı kararının iptali davasının
kısmen kabul ve kısmen reddi ile “2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 11/son,
5274 sayılı Yasa ile değişik TTK’nun 399 ve aynı yasa ile TTK’ya eklenen geçici
madde 1/1 son cümle hükmü dikkate alındığında, Şirket yönetim kurulunun payların
TTK’nun 399. maddesine intibak ettirilmesini sağlamak maksadı ile aldığı kararın
esas sözleşmedeki sermayenin azaltılması ya da artırılması niteliğinde olmadığından
REDDİNE, ancak aynı yönetim kurulu kararı uyarınca hisse senetlerini değiştirmeyen
pay sahiplerinin Şirket genel kuruluna katılan ve buna bağlı olan diğer yönetsel
haklarını kullanmalarının yasaklanması şeklindeki kararının, genel kurul kararında
8. madde, gazete ilanında 5. madde olarak gösterilen düzenlemenin 5274 sayılı Yasa
ile TTK’ya eklenen geçici 1. madde hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden İPTALİNE”
karar verilmiştir.
Anılan kararın redde ilişkin kısmı Kurulumuz tarafından temyiz edilmiş olup,
dosya Yargıtay incelemesinde bulunmaktadır."

Foreks Haber Merkezi

guerra
16-10-2008, 09:11
TMSF yurtdışı izni verdi mahkeme ise reddetti

TMSF yurtdışı izni verdi mahkeme ise reddetti 16 Ekim 2008 Perşembe, 01:46 GÜNCELİMAR off-shore davasında, mahkeme başkanı TMSF Fon başkan yardımcısı Fethi Çalık imzalı yazının gönderildiğini belirtti. Yazıda, Cem Uzan ile protokol görüşmelerinin başladığı, kamuca yapılan tahsilat da dikkate alınarak Cem ve Ayşegül Uzan’ın yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasında sakınca bulunmadığının bildirildiği tutanağa geçirildi. Fakat mahkeme, taleplerin reddine karar verdi. REMZİ KOPAR
Star 16/10/2008

idma
16-10-2008, 10:09
---------------------GENÇ PARTİ PORTALINDAN ULAŞTIM-----------------------------------------------------------
* evet google "Genç Parti" haberler ' de vatan gazetesinin 1 saat önce yayınladığı bir haber var : TMSF "" UZAN YURT DIŞINA ÇIKABİLİR"" dedi şeklinde . Fakat siteye erişilemiyor. google " de çıkan haberin devamı ise şöyle : Genç Parti ( GP) Genel Başkanı Cem Uzan , babası Kemal Uzan , kardeşleri Murat Hakan Uzan ve Ayşegül Uzan ( Akay ) , aralarında bulunduğu 33 sanığın ... diyor kesiyor. ve HABERİN DEVAMINA GAZETE KAPALI OLDUĞU İÇİN ULAŞILAMIYOR. 16 /EKİM /PERŞEMBE 02: 32

guerra
16-10-2008, 10:57
16.10.2008 Perşembe - 11:16 Sonraki Haber»

'Bu cezaya itiraz ediyorum'

Cem Uzan'dan 'kitap okuma' cezasına itiraz

DHA
--------------------------------------------------------------------------------


BURSA'da yaptığı konuşmada Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği için, yargılandığı mahkemece Denetimli Serbestlik Yasası uyarınca 1 yılı rehber kontrolünde olmak üzere 5 yıl denetim altında tutulup, rehber kontrolünde 5 adet kişisel gelişim ve öfke kontrolü kitap okuma cezasına çarptırılan Genç Parti (GP) Genel Başkanı Cem Uzan cezaya itiraz etti.

Cem Uzan'ın avukatı aracılığı ile yaptığı itiraz nedeniyle verilen cezanın uygulamaya geçmediği öğrenildi.

Ailesine ait ÇEAŞ ve Kepez Elektrik'e devlet tarafından el konulmasının ardından, partisinin Bursa İl Teşkilatı'nca 13 Haziran 2003 tarihinde düzenlenen mitingde konuşan GP Genel Başkanı Cem Uzan, isim vermeden Başbakan Erdoğan için, "Sen ne biçim Müslüman'sın. Senin gözünü korku ve hırs bürümüş. Sende Allah korkusu kalmamış. Sen Allahsız olmuşsun. Allahsız herif" demişti.

Hakkında 'Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na madde-i mahsusa tayini ve isnadı suretiyle hakaret' suçundan dava açılan Cem Uzan, tutuksuz yargılandığı Bursa 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 8 ay hapis ve 693 milyon 570 bin lira (693.57 TL) ağır para cezasına çarptırılmıştı. Uzan'ın itirazı üzerine Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi, yerel mahkemenin kararını, zanlının yeni yasanın lehine olan hükümlerinden yararlanmasını gerekçe göstererek usulden bozmuştu.

YENİDEN YARGILANDI HÜKÜME YİNE İTİRAZ ETTİ

Yargıtay'ın bozma ilamına uyan Bursa 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde yeniden yargılanan Cem Uzan, geçtiğimiz Eylül ayında mahkeme tarafından, 8 ay hapis, 688 YTL para cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme, iyi halini dikkate aldığı Cem Uzan'ın bu cezasını, Denetimli Serbestlik Yasası uyarınca, 1 yılı rehber kontrolünde olmak üzere 5 sene denetim altında tutulmasına çevirmişti. Mahkeme, Cem Uzan'ın rehber kontrolünde kaldığı sürenin üç ayında 'öfke kontrol programı'na tabi tutulup, 5 adet kişisel gelişim ve öfke kontrolü konulu kitap okumasına karar vermişti. Mahkeme, cezasının uygulanmaması veya suç işlenmesi halinde, davanın yeniden ele alınıp, verilen hükmün açıklanmasını şart koşmuştu.

Cem Uzan verilen bu karara da itiraz etti. Avukatları aracılığı ile Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ne 'Süre içeren itiraz dilekçesi' gönderen Cem Uzan, gerekçeli kararın kendilerine ulaşması halinde gerçek itirazlarını yapacaklarını belirtildi. Uzan'ın bu cezası, yaptığı itiraz nedeniyle Beyoğlu Adliyesi'nde bulunan Denetimli Serbestlik Bürosu'nca uygulamaya konulamadı.
Vatan

idma
20-10-2008, 15:16
DOĞAN-ERDOĞAN İLİŞKİSİ VE YAHUDİ BİRLİKLERİ
20/10/2008 - 11:05









Uzun değil Birkaç hafta önce şahit olduk Doğan-Erdoğan kapışmasına. Bir zamanlar RTE ile can ciğer kuzu sarması olan, adeta yalakalığına soyunan Aydın Doğan, Deniz Feneri olaylarında hedefi malum dostu RTE'ye doğru yöneltti. Bir çok insanda bu kapışmayı ciddiye alarak pür dikkat, “aman Aydın Doğan'ın sonu Cem Uzan gibi mi olacak?” gibisinden düşüncelere kapıldı.


Doğan, Deniz Feneri ve Şaban Dişli skandallarından RTE'yi o kadar çok rahatsız etmişti ki, sözde insan haklarına saygılı, demokratik her türlü düşünceye açık RTE, partisinin toplantılarında “sakın ha hürriyet, milliyet felan almayın” diyecek raddeye gelmişti. Özgürlükçü, her türlü düşünceye açık olan RTE bir an çark etmişti anlayacağınız. Bu fenerdir, Şaban'dır iddialar havalarda uçuşurken RTE eski dostunu defterden silme raddesine gelmişti. Dedim ya, bizim millette oturdu seyretti olan biteni.


Birbirlerine “şerefsiz, haysiyetsiz, hırsız” gibi ünvanları da çok kolay takıp takıştırdılar. Doğan için Hilton, Petrol Ofisi rafinesi, CNN Türk frekansları için istediklerini elde edemediği iddiaları yazıldı çizildi. RTE'nin durumu ortada... Öylesine dürüst, vatanını seven, vatandaşına sahip çıkan bir başbakan ki, iktidarlığından önceki tüm yolsuzluk hortumlarını kesti. Sanırım RTE, bu yolsuzluk hortumlarını bildiğimiz su hortumlarından zannediyor. Diğerlerinin bahçelerini sulayan hortumları kesip, kendi bahçesinde ki meyvelerin yetişmesi, bollaşması için kendine yeni hortumlar yarattı. Tabi sadece kendisine de değil, komşuları da nasiplendi bu hortum suyundan!


Bu hortumdaki sular konusunda da Doğan'a oldukça cömert davrandı. Bir an Doğan'a akan hortuma bağlı vanayı kısınca da Doğan' da haklı olarak veryansın etti. “RTE önce kendi hortumlarını bi halletsin” dedi Doğan... Şerefsizlikler, haysiyetsizlikler, hırsızlıklar havalarda uçuşmaya başladı.


Baktı ki olmayacak böyle, Doğan Sabah gazetesinden bir köşe yazarına emir verdi. Ertesi gün köşe yazarı, yazısında sanki Doğan'la ropörtaj yapmış gibi bir hava verip Doğan'ın sözlerini yazdı. Doğan Hiçbir şey olmamış gibi “ben zaten unuttum olan biteni, bana da çok saçma geldi yapılan bu tartışmalar” dedi.


Yandı gülüm keten helva! Doğan maskeyi düşürdü. RTE, Doğan için “şerefsiz, haysiyetsiz, hırsız” dedi ama Doğan hiçbir söz söylenmemiş gibi davranıp “unuttum ben olan biteni” dedi. Yani o da şerefsiz, haysiyetsiz, hırsız olduğunu kabul etmiş oldu. Bizim millette şaşırdı kaldı bu duruma.


Aslında öyle şaşırılacak bir durumda yok. Doğan oldum bittim öyle bir insandı. RTE ile tartışarak bir şey kazanamayacağını anladı. Bu anlamsız tartışma da kaybeden, yenilgiyi kabullenen Doğan oldu. RTE ile tartışarak, kavga ederek değil, daha çok pohpohlayarak, yalakalık yaparak istediklerini elde edebileceğini anladı.


Gelelim bu müthiş ikilinin geçmişlerine. İlk defa bu iki ismi 1993 yılında Beşiktaş İmar Güzelleştirme ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı'nın çatısı altında duyuyoruz. Sanmayın amaçları Beşiktaş'ı güzelleştirmek felan... Sosyal yardımlaşmaka felan umurları mı?... Bu derneğe üye olanların hepsi Yahudi kökenli insanlar. Bakalım bu derneğe kimler üye: Recep Tayyip Erdoğan, Aydın Doğan, Üzeyir Garih, İshak Alaton, Ali Coşkun, Ahmet Çalık... Ve daha birçok isim...


O yıllarda fazla popüler de olmayan bu insanlar şimdi Türkiye'nin en büyük işadamları, bakanları, bürokratları. İnsan ister istemez soruyor kendisine “bu insanlar nasıl zengin oldular böyle?” diye...


Tabi ki de devlete ait kurumları kendilerine peş-keş çekerek, Ciner'in, Uzan'ın mallarına haksız yere el koyarak aralarında paylaştılar. Ciner'in ATV'si, Sabah'ı bugün Ahmet Çalık'ın... Uzanlar'ın kalesi Telsim bugün İngiltere İstihbarat Teşkilatı'nın kuruluşu olan Vodafone'na ait. Bugün Vodafone ile yapılan tüm telefon görüşmeleri İngiliz İstihbarat Teşkilatı tarafından an ve an dinleniyor. Yine Uzanların Star TV'si Aydın Doğan'a satıldı. Ve daha nice tv, radyo kanalları, gazetesi kendi adamlarına peş-keş çekildi.


RTE, Aydın Doğan ve diğerleri... Adı Beşiktaş'ı güzelleştirme olan bu dernekte, bu insanlar el birliği verip, Türkiye'nin medyasını, siyasetini, kurumlarını, milli değerlerini ele geçirmek için toplandılar. Yahudi kökenli olan bu insanların hepsi birer masondur. Bu yahudi masonların tek bir amacı vardır o da Türkiye'nin medyasını, kurumlarını, milli değerlerini, siyasi gücünü ele geçirip tek elli bir kuvvetle, ülkemizin tüm yönetimlerine sahip olmak ve Amerika'nın önüne altın tepsiyle sunmaktır.


Ülkemiz üzerinde yürütülen bu pis, aşalık, adi politika ne yazık ki bugüne kadar başarıyla sürdürülmüştür ama bu ülkenin yarınları, bu ülkenin gençleri çok yakında hesabı soracaktır. Hesap vaktine az kalmıştır...

idma
20-10-2008, 23:28
16.10.2008 - 16:05 - Borsa'dan Atılanlar

Cukurova Elektrik

Çukurova Elektrik’in YTL’ye Geçişinde İzne Gerek yok
Soru: Kepez Elektrik ve Çukurova Elektrik’in TL’den YTL’ye geçişte hisse senetlerini değiştirmeyenlerin bu haklarını kaybedeceği yönündeki kararı SPK dava etmişti. Davanın sonucu ne oldu?


Cevap: Kepez Elektrik 9 Ocak 2005 tarihinde Cumhuriyet Gazetesine bir ilan vererek Şirket Yönetim Kurulu’nun bir karar aldığını ve bu karara göre eski hisse senetlerinin YTL’ye uyumlu hisse senetleri ile değiştirilerek iptal edileceğini, hisse senedi değişiminin 3 Ocak 2005 tarihinden itibaren gerçekleştirileceği, bu tarihten sonra yapılacak genel kurullarda sadece YTL üzerinden çıkarılan hisse senetlerinin kullanılabileceğini duyurdu. Karar ile hisselerini değiştirmeyen hissedarlar genel kurullara katılamayacağı gibi yönetim haklarından istifade etme imkanı da ellerinden alınmış olmakta.

Konuyla ilgili olarak SPK 13 Ocak 2005 tarihinde bir toplantı yaptı. Toplantında Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’in yapmak istediği değişikliğin Şirket ana sözleşmesinde değişikliği gerektirdiğini bunun ise öncelikle Kurul’a başvuruyla mümkün olduğunu, bu prosedürün gerçekleştirilmemesi nedeniyle işlemin usulsüz olduğunu belirtti. Kurul anılan tarihte yatırımcıların mağdur olmaması için aldığı kararın ilanın çıktığı Cumhuriyet gazetesinde ilan edilmesine karar verdi.

Kuru18 Şubat 2005 tarihinde konuyla ilgili bir kez daha toplandı. Bu toplantıda ise Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’in YTL’ye uyum kapsamında, pay sayısı ve bir payın nominal değerinin değiştirilmesinin ana sözleşmede sermaye maddesinde değişiklik yapılmasını gerektirdiğini, bu değişiklik için SPK’ya başvurulması gerektiğini, aynı şekilde Şirket Genel Kurulu’nda karar alınması gerektiğini belirtti. SPK bu prosedür takip edilmeden Şirket Yönetim Kurulu kararı ile hisse senetlerinin değiştirilemeye çalışılmasını hukuka aykırı bulduğunu belirterek anılan Yönetim Kurulu kararının hukuka aykırılığının tespiti ve iptali için dava açtı.

Dava Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/221 Esas sayılı dosyasında görüldü. Mahkeme konuyla ilgili olarak 21 Şubat 2008 tarihinde kararını verdi. Kararda Şirket Yönetim Kurulu’nun kararı kısmen iptal edilirken kısmen kabul edildi. Mahkeme hisse senetlerinin YTL’ye dönüşüyle ilgili verilen kararın sermayenin azaltılması ya da artırılması niteliğinde olmadığını belirterek bu yönüyle değişimi kabul ederken SPK’nın iptal talebini reddetti. Ancak Yönetim Kurulu kararınca hisse senetlerini değiştirmeyen hissedarların Şirket genel kuruluna katılamayacağı ve diğer yönetsel hakları kullanamayacağı şeklindeki kararı iptal etti.

Mahkeme kararına göre yatırımcıların hisselerinden kaynaklı şirket genel kuruluna katılma ve oy kullanma haklarına herhangi bir zarar gelmiş değil.

SPK ise redde (yani SPK’ya başvurmadan hisselerin YTL’ye dönüştürülmesine) ilişkin Mahkeme kararını temyiz etti. Dosya halen Yargıtay incelemesinde olup kesinleşmiş değil.


Cukurova Elektrik ile ilgili tüm yazılar








16.10.2008 - 15:54 - Borsa'dan Atılanlar

Kepez Elektrik

Kepez Hissedarları YTL’ye Dönüşte Korundu
Soru: Kepez Elektrik ve Çukurova Elektrik’in TL’den YTL’ye geçişte hisse senetlerini değiştirmeyenlerin bu haklarını kaybedeceği yönündeki kararı SPK dava etmişti. Davanın sonucu ne oldu?


Cevap: Kepez Elektrik 9 Ocak 2005 tarihinde Cumhuriyet Gazetesine bir ilan vererek Şirket Yönetim Kurulu’nun bir karar aldığını ve bu karara göre eski hisse senetlerinin YTL’ye uyumlu hisse senetleri ile değiştirilerek iptal edileceğini, hisse senedi değişiminin 3 Ocak 2005 tarihinden itibaren gerçekleştirileceği, bu tarihten sonra yapılacak genel kurullarda sadece YTL üzerinden çıkarılan hisse senetlerinin kullanılabileceğini duyurdu. Karar ile hisselerini değiştirmeyen hissedarlar genel kurullara katılamayacağı gibi yönetim haklarından istifade etme imkanı da ellerinden alınmış olmakta.

Konuyla ilgili olarak SPK 13 Ocak 2005 tarihinde bir toplantı yaptı. Toplantında Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’in yapmak istediği değişikliğin Şirket ana sözleşmesinde değişikliği gerektirdiğini bunun ise öncelikle Kurul’a başvuruyla mümkün olduğunu, bu prosedürün gerçekleştirilmemesi nedeniyle işlemin usulsüz olduğunu belirtti. Kurul anılan tarihte yatırımcıların mağdur olmaması için aldığı kararın ilanın çıktığı Cumhuriyet gazetesinde ilan edilmesine karar verdi.

Kuru18 Şubat 2005 tarihinde konuyla ilgili bir kez daha toplandı. Bu toplantıda ise Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’in YTL’ye uyum kapsamında, pay sayısı ve bir payın nominal değerinin değiştirilmesinin ana sözleşmede sermaye maddesinde değişiklik yapılmasını gerektirdiğini, bu değişiklik için SPK’ya başvurulması gerektiğini, aynı şekilde Şirket Genel Kurulu’nda karar alınması gerektiğini belirtti. SPK bu prosedür takip edilmeden Şirket Yönetim Kurulu kararı ile hisse senetlerinin değiştirilemeye çalışılmasını hukuka aykırı bulduğunu belirterek anılan Yönetim Kurulu kararının hukuka aykırılığının tespiti ve iptali için dava açtı.

Dava Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2005/221 Esas sayılı dosyasında görüldü. Mahkeme konuyla ilgili olarak 21 Şubat 2008 tarihinde kararını verdi. Kararda Şirket Yönetim Kurulu’nun kararı kısmen iptal edilirken kısmen kabul edildi. Mahkeme hisse senetlerinin YTL’ye dönüşüyle ilgili verilen kararın sermayenin azaltılması ya da artırılması niteliğinde olmadığını belirterek bu yönüyle değişimi kabul ederken SPK’nın iptal talebini reddetti. Ancak Yönetim Kurulu kararınca hisse senetlerini değiştirmeyen hissedarların Şirket genel kuruluna katılamayacağı ve diğer yönetsel hakları kullanamayacağı şeklindeki kararı iptal etti.

Mahkeme kararına göre yatırımcıların hisselerinden kaynaklı şirket genel kuruluna katılma ve oy kullanma haklarına herhangi bir zarar gelmiş değil.

SPK ise redde (yani SPK’ya başvurmadan hisselerin YTL’ye dönüştürülmesine) ilişkin Mahkeme kararını temyiz etti. Dosya halen Yargıtay incelemesinde olup kesinleşmiş değil.


Kepez Elektrik ile ilgili tüm yazılar

yatırımcılık
21-10-2008, 15:43
VELEVKİ UZANLAR BU DAVAYI KAZANIRSA Kİ ÖYLE GÖRÜNÜYOR.TAYYİP BU PARAYI NASIL ÖDEYECEK.KARARA GÖRE BAŞBAKANA RÜCU EDİLECEK DİYOR.


Danıştay'dan tarihi karar 21 Ekim 2008


ANKA



Danıştay 5. Dairesi Türk idari sistemini derinden etkileyecek tarihi bir karar verdi. Emsal niteliğindeki karara göre devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare bir zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından ödenmesini idare istemezse vatandaşlar isteyebilecek.


Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın ve 9 arkadaşı ile ilgili verilen yargı kararına uyulmaması nedeniyle Türkiye 30 bin euro ödemeye mahkum edildi. Hazine, taraflara parayı ödedi. Türkiye’yi tazminat ödemeye mahkum ettiren Bergama köylüleri bunun üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Köylüler, 1998 yılından bu yana T.C. Hükümetlerinin Başbakanları ve bakanlarına, Çevre, Orman ve Sağlık Bakanlığı müsteşarları ve müsteşar yardımcıları, ilgili genel müdür ve yardımcıları, daire müdürü ve imzası bulunan uzmanlarına rücuen ödetilmesini istedi. Mahkeme, bu talebi reddetti. Davanın temyiz incelemesini yapan Danıştay 5. Dairesi emsal bir karar imza atarak, mahkemenin kararını bozdu.

BAŞBAKANLARA DAHİ RÜCU EDİLECEK

Danıştay 5. Dairesi’nin bu karara imza atmasına neden olan dava şöyle gelişti:

Bergamalı 10 yurttaş, yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvuruları sonucunda Türkiye aleyhine hükmedilen toplam 30 bin euro tazminatın Hazine tarafından ödenmesi üzerine, bu tutarın 1998 yılından bu yana T.C. Hükümetlerinin Başbakanları ve bakanlarına, Çevre, Orman ve Sağlık Bakanlığı Müsteşarları ve Müsteşar Yardımcıları, ilgili genel müdür ve yardımcıları, daire müdürü ve imzası bulunan uzmanlarına rücuen ödetilmesi isteğiyle yaptıkları başvurunun reddedilmesi üzerine, işlemin iptali istemiyle dava açtılar.

Ankara 2. İdare Mahkemesi AİHM’in tazminat kararı verdiği, söz konusu tazminatın Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdürlüğü tarafından Hazine adına hak sahiplerine ödendiğini belirterek, miktarın ilgili memurlara rücu edilmesinin yetkili memurların kararına ait olduğunu belirterek iptal davasını ehliyet yönünden reddetti.

İDARE RÜCU ETMEZSE VATANDAŞ İSTEYEBİLECEK

Bergama köylülerinin temyiz etmeleri üzerine dava Danıştay 5. Dairesi’nde görüşüldü. Danıştay tarihi bir karara imza attı. Danıştay kararında, devlet memurunun kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucu idare bir zarara uğratılmışsa, bu zararın ilgili memur tarafından ödenmesi temel bir kural olduğunun altını çizdi. Bu konuda tek açık düzenlemenin ise, kamu görevlisinin kişisel kusurunun belirgin bir biçimde ortaya çıktığı işkence yada zalimane, gayrı insani veya haysiyet kırıcı muamele suçları nedeniyle hükmedilen tazminatlarda sorumlu personel rücu edilmesi konusuna ilişkin bulunduğuna işaret eden kararda, tazminatın ödenmesinden sonra sorumlu personele rücu edilmesinin hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin bir gereği olduğunu kaydetti.

ZARARI TOPLUM ÖDEMEK ZORUNDA DEĞİLDİR

Kararda şöyle denildi:

“Rücu kurumunun işletilmesi, kamu görevlisinin kişisel kusurunun doğurduğu zararların yine kendisi tarafından karşılanmasını ve yargı kararının uygulanmaması ya da etkisiz bırakılması gibi hukuka aykırı eylem ve işlemlerden titizlikle kaçınılmasını amaçlar.

Rücu mekanizmasının işletilmesi, kamu kurumunun yetkileri arasında bulunmakla birlikte, idarenin bunu kendiliğinden yapmadığı durumlarda, yurttaşların bunu sağlamak amacıyla idareye başvurmalarına bir engel bulunmamaktadır. Kamu hizmeti görevlilerinin kişisel kusurundan kaynaklanan zararın karşılığı olarak ulusal ya da uluslararası bir mahkemece hükmedilen tazminat devlet tarafından zarara uğrayan kişiye ödendikten sonra ilgili kamu kurumu tarafından sorumlu personele rücu edilmemesi, bu yükün toplum üzerinde bırakılması anlamına geleceğinden, her yurttaş ve özellikle kamu görevlilerinin kişisel kusuru nedeniyle zarara uğrayıp yargısal süreci başlatmış olan yurttaşlar, ilgili personele rücu edilmesini sağlamak amacıyla idareye başvurabilir ve bu başvurularının reddi üzerine de dava açma hakkını kullanabilirler. Kamu hizmeti görevlilerinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden ve kendi kusurlarından doğan zararı toplum ödemek zorunda değildir.”

“KAMUNUN HUKUKA AYKIRI EYLEMİNDEN DOĞAN ZARARI TOPLUM ÖDEMEK ZORUNDA DEĞİL”

Kararda, “Kamu hizmeti görevlilerinin kişisel kusurundan kaynaklanan zararın karşılığı olarak ulusal ya da uluslararası bir Mahkemece hükmedilen tazminat devlet tarafından zarara uğrayan kişiye ödendikten sonra ilgili kamu kurumu tarafından sorumlu personele rücu edilmemesi, bu yükün toplum üzerinde bırakılması anlamına geleceğinden, her yurttaş ve özellikle kamu görevlilerinin kişisel kusuru nedeniyle zarara uğrayıp yargısal süreci başlatmış olan yurttaşlar, ilgili personele rücu edilmesini sağlamak amacıyla idareye başvurabilir ve bu başvurularının reddi üzerine de dava açma hakkını kullanabilirler. Kamu hizmeti görevlilerinin hukuka aykırı eylem ve işlemlerinden ve kendi kusurlarından doğan zararı toplum ödemek zorunda değildir” denildi.

idma
22-10-2008, 15:35
Çukurova Elektrik Kar Payını Vermedi
Soru: Çukurova Elektrik’in 2003 yılında ödemesi gereken kar payını bu günden sonra ödeme ihtimali var mı?


Cevap: Çukurova Elektrik 31 Mart 2003 tarihinde yaptığı Olağan Genel Kurul Toplantısında, 293,5 milyon YTL temettü dağıtılması kararı verdi. Nominal değerde bir hisseye düşen kar payı yüzde 58.718,52. Genel Kurul kar payının iki taksit halinde ödenmesini kararlaştırırken 1. Taksitin 20 Mayıs 2003 tarihinde, 2. taksitin ise 19 Eylül 2003 tarihinde dağıtılmasını karara bağladı. Söz konusu karara göre birinci taksit ödemesi olan net yüzde 20.106,59 (sonradan düzeltilerek yüzde 19.834,83 oranında dağıtım yapıldı) oranındaki temettü hissedarlara dağıtıldı.

Aynı dönemde Enerji Bakanlığının şirketin imtiyaz sözleşmesini feshetmesi üzerine 12 Haziran 2003 tarihinde tesislere el kondu.

Çukurova Elektrik’in Yönetim Kurulu ise 11 Eylül 2003 tarihinde aldığı kararla kar paylarının ikinci taksiti olan net yüzde 38.611,93 oranındaki temettü ödenmesini yapmayacağını belirtti. Şirketin Yönetim Kurulu verdiği kararda imtiyaz sözleşmesinin iptaline dair açtığı davanın sonucunun bekleneceğini belirtti.

Enerji Bakanlığı ise aynı dönemde yaptığı açıklamada el koyma işleminin kamuya ait tesislerle ilgili olduğunu şirketin tüzel kişiliğine ilişkin herhangi bir tedbir almadıklarını bu nedenle temettü ödemesinin yapılmamasının kendi işlemleriyle bağlantılandırılamayacağını belirtti. Bakanlık Şirketin temettü ödemesinin yapıp yapmama meselesinin tamamen kendi inisiyatifiyle alakalı olduğunu açıkladı.

Yakın tarihli basına yansıyan haberlere göre ise şirket aleyhine dava açıldığı ve bu davanın şirket aleyhine sonuçlandığı bilgisi yer almakta. Fakat mevcut haliyle şirketin tabela şirketi niteliğine dönmesi nedeniyle mahkeme kararının tahsil kabiliyeti bulunmuyor.

Bu noktada Çukurova Elektrik’in Yönetim Kurulu’nun 11 Eylül 2003 tarihli kar payı dağıtımını durduran kararı önem arz ediyor. Yönetim Kurulu’nun Genel Kurul kararına uymama yada geçersiz sayma gibi bir yetkisi yada imkanı bulunmuyor. Bu anlamıyla söz konusu kararı veren dönemin yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluğu bulunmakta. Her ne kadar pratikte şirketin içi boşalmış olması sebebiyle tahsil etme imkanı bulunmuyorsa da dönemin yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olduklarını hatırlamakta fayda var.

idma
24-10-2008, 16:18
Cementownia "Nowa Huta" S.A. v. Republic of Turkey
(ICSID Case No. ARB(AF)/06/2)
Pending (the Tribunal issues a procedural order concerning the procedural calendar on October 23, 2008)Yakında olan (Mahkeme, 23 Ekim'de prosedürle ilgili takvimle ilgili olarak prosedürle ilgili bir emri çıkarır, 2008) DETAYINI BULAN ARKADAŞ VARSA PAYLAŞSIN

ixemrex
24-10-2008, 18:37
Nolcak bizim bu halimiz babam ın parayı görmesine ömrü vefa etmedi sıra bizde biz görebilecek miyiz acaba....

Gence
25-10-2008, 12:20
Nowa Huta ve Libananco davalarının konusu aynı. Libananco davası diğerinden 7 ay önce açılmış. Prosedür aynı olduğuna göre Libananco'yu takip etmemiz yeterli bence...
İCSID yayınlarından anlaşılan, davalının savunmasını, Libananco'nun Uzan şirketi olduğunu ispat ederek reddedilmesini sağlama temeline oturttuğudur. Sonucu hep birlikte göreceğiz.
ÇEAŞ'ın yabancı ortaklarından Emerging Capital Fund'ın, AİHM nezdinde dava açtığına dair basında haberler çıkmıştı. Böyle bir dava varsa bunun sonucu küçük yatırımcılar açısından daha önemli...

guerra
25-10-2008, 18:24
Fatih Altayli
24.10.2008 23:58
Dün Ankara'daydım.
Sabahın köründe gittim, akşamın köründe geldim.
Daha doğrusu ucu ucuna Galatasaray'ın maçına yetiştim.
Bugün de sabahtan beri Beykoz Adliyesi'ndeyim.
Cem Uzan, Nokia ile Motorola'yı dava etmiş, beni de tanık
göstermiş.
Şaşırdım.
Gittim, davayla ilgili bildiklerimi anlattım.

Bugun Haberturk yazısı ilginc geldi...

idma
06-11-2008, 08:30
05.11.2008 - 18:46 - Borsa'dan Atılanlar

Cukurova Elektrik

Çukorova Elektrik’in İşlem Görme Koşulu Bulunmuyor
Soru: Çukurova Elektrik hisseleri Borsa’da ne zaman işlem görmeye başlayacak?


Cevap: Gerek Çukurova Elektrik ve gerekse Kepez Elektrik’in imtiyaz sözleşmelerinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca iptal edilmesi ve akabinde tesislerine el konulması üzerine 12 Haziran 2003 tarihinde her iki şirkete ait hisselerin işlem sırası kapatıldı.

Ardından Borsa Yönetim Kurulu 17 Haziran 2003 tarihli toplantısında, ÇEAŞ ve Kepez'in esas faaliyetlerini sürdürebilmesi için gerekli imtiyaz yetkilerinin kaldırılmış olmasını gerekçe göstererek hisse senetlerini Borsa pazarlarından ve Borsa Kaydından çıkararak işlem görmekten sürekli olarak men etti. Kararla birlikte her iki şirkete ait hisse senetleri İMKB kotundan çıkarıldı.

Çeaş ve Kepez mevcut durumda her ne kadar tüzel kişiliklerini koruyorlarsa da tabela şirketi konumunda bulunuyorlar. Herhangi bir faaliyetleri bulunmuyor. Şirketlerin tekrardan Borsa’da işlem görebilmesi için hukuki sorunlarını gidermesi ve faaliyette geçmeleri dahi yetmiyor. Bunlara ilave olarak yeni baştan İMKB’ye başvurarak hisselerini İMKB kaydına almaları gerekiyor.

Mevcut koşullarda böyle bir ihtimal bulunmadığından yatırımcıların her iki şirkete ilişkin olarak bir beklenti içine girmemelerinin yersiz olduğunu belirtmek isteriz.

http://www.borsadiyalog.com/etiket.php?id=borsa+%FEirketleri

omeniv
06-11-2008, 09:05
Malumunuz, Tahkimdeki Libananco davasında Ekim ortası 6 aylık süre doldu. Süreç ne durumda bilgisi olan var mıdır? Saygılar.

yatırımcılık
06-11-2008, 09:54
Halen ismini veremeyeceğim çukurova elektrikte üst düzey bir yetkiliden aldığım bilgi davanın şubat ayına kadar sonuçlanacağı ve uzanların lehine olacağını belirtti.

omeniv
07-11-2008, 08:49
Adabank satışı, imarbank binası, kral tv... Yükleri iyice azaltıyorlar. Şubat ayında bir sonuç çıkarsa... Hemen arkasından yerel seçimler. Enteresan günler. 6 yıl bekledik, 4 ay daha bekleriz.

guerra
08-11-2008, 10:30
Cem Uzan Obama Barack Universite yillarindan Arkadas mı? boyle birsey duyan var mı?

CEM CENGİZ UZAN


1960 İstanbul doğumlu. İstanbul Özel Alman Lisesi'ni bitirmiş, Amerika'da işletme eğitimi almıştır. Bosna Hersek'in Sarajevo (Saraybosna) eyaletinden zamanında göç etmiş inşaat işiyle uğraşan Kemal Uzan ve Melahat Uzan'ın oğludur. Cem Uzan bir ismi de Cengiz'dir.

Cem Uzan, Genç Parti'nin kurucusudur. Genç Parti, 10 Temmuz 2002'de Cem Uzan ve arkadaşları tarafından kuruldu. Daha sonra kendini feshederek Yeniden Doğuş Partisi'ne (YDP) katıldı. YDP, 23 Ağustos 2002'de 3. Olağanüstü Kurultayı'nda Genç Parti adını aldı. Parti başkanlığına Cem Uzan seçildi. Kurulmasından kısa bir süre sonra 3 Kasım 2002 seçimlerinde beklenmedik bir başarı elde etmiştir. Bu başarısı Genç Parti'yi Meclis'e taşıyamamış olsa da, AKP'nin tek başına iktidar olmasına dolaylı olarak katkıda bulunduğu görüşü dile getirilmiştir.

Özel Alman Lisesi mezunu. ABD’de Pepperdine Üniversitesi’nde işletme eğitimi gördü. Almanca ve İngilizce’yi ana dili gibi konuşuyor. Özel eğitimi sayesinde iş dünyasında patron olmanın kurallarını bildiği için girdiği bütün işlerde başarılı olmuştur. İşletme eğitiminin kendisine kazandırdığı beceriler sayesinde sevilen kişiliği, temiz geçmişi ve saygın kişiliğiyle ön plandan olmuştur.

Lise yıllarında maddi sorunlar çekmiş okula otobüsle giderek eğitimi sırasında hiç disiplin cezası almamış ve arkadaşlarına karşı hep saygılı bir öğrencilik yılları geçirmiştir. Öğrenci olduğu dönemlerde herkes gibi kantinde bisküvi ve tostla yemeğini yemiş Ezilenler İktidar Olacak sözünü her zaman benimsemiştir. Arkadaşlarıyla beraber Nişantaşı’nda kahvelerde oyun (pişti, king, batak) oynamış, sakin bir kişiliğe sahip olduğu kadar beraber kavga ettiği dostlarını hiç bir zaman unutmamıştır...

Bütün gençlik yaşamı Nişantaşı’nda, ilkokul ve lise dönemleri Beyoğlu Tünel’de, Çiçek Pasajı’nda geçti. O zaman milyar dolarlık yatırımlar yapacağı söylense inanmayacak durumdaydı. Cem Uzan şuan da Çubuklu Güven Sazak Sites'inde oturuyor.
20 yaşında Suudi Arabistan’da babasıyla beraber inşaat firmasının işlerini yapmış çoğu zaman kendisi de çalışmıştır arta kalan zamanlarda 7 kez Umre yapıp Kuran-ı Kerim’in iki ayrı tefsirini defalarca okuyan , Cuma namazlarını kılmaya özen gösteren ve dinine bağlı olan kişiliğe sahiptir.

Her gün 2 saate yakın spor yapıyor ve mutlaka koşu bandında 10 kilometre koşuyor. Bol su içiyor.Her gün akşam yemeğini 17.30’da yemeğe özen gösteriyor.

Beyaz gömlek, Uzan’ın imajının bir parçası haline geldi. “Hayatta herkesin kendine göre bir giyim tarzı vardır ve bu da benim kendi giyim tarzım” diyor. Çok su içtiği ve terlediği için de sürekli bembeyaz olması için gerektiğinde değiştiriyor. Siyaset sahnesinde proje üreten tek parti GENÇ PARTİ ve proje üreten tek lider de CEM UZAN'dır...

Cem Uzan yazılı ve görsel medya tarafından yanlı ve kasıtlı olarak sürekli yanlış tanıtılıyor ve buradaki amaç, genel olarak bir partinin ve genel başkanının seçimler öncesi önünü kesmek... Neden böyle peki... Demek ki Cem Uzan onlar için bir tehlike oluşturuyor.

Cem Cengiz Uzan, trafik kazasında ölen ünlü rallici Renç Koçibey’in kızı Alara Koçibey’le evlendi.

Cem Uzan, kullanmıyor ama nüfusunda bir ismi daha var, Cengiz. Uzan Ailesi Saraybosna'dan Sakarya'ya göç etmiştir.

İlk evliliğini Feyyaz Berker'in kızı Şebnem Berker'le yapmış olup bu evlilikten Sinan Kemal ve Dilara Gizem isminde 2 çocuğu vardır.

İkinci evliliği ise Renç Koçibey'in kızı Alara Zeynep Koçibey'le yapmış bu evliğinden de Emre Renç ve Yasemin Paris isminde 2 Çocuğu daha olmuştur.

UZAN ailesi ilk inşaatlarda çalışarak birikim yapmaya başlamıştır. Bu birikimlerini her zaman değerlendirmeyi seven ve yatırımcı kişiliğiyle liderlik vasfını kazanmıştır. Yurt dışında inşaat firmalarıyla çalışıp alın terinin kazancını hep biriktirmiş , dişinden tırnağından ayırdıklarıyla ilk firmasını 1950 yıllarında değerlendirmiştir.

Bu güne kadar sayısız şirketler ve faaliyetlerle Türk milletine hizmet etmiş UZAN ailesi bu günlere kolay gelmemiştir.

Samil Basajev
09-11-2008, 11:40
CEM CENGİZ UZAN

....
Her gün 2 saate yakın spor yapıyor ve mutlaka koşu bandında 10 kilometre koşuyor. Bol su içiyor.....




Zekidir Uzan....
kosu bandinda Cukel ile Kepez´de KYciyi nasil kazikliyim diye düsünüyordu.

Simdi de sinirden kosup, terliyor:cry:... bu seferde o kaziklandi....normaldir bol su icmesi.

Böyle yazilar sayesinde Uzanlar Megaloman oldu. Sartlarin degistigini kestiremedi bizim Megaloman.
Simdide Dünyayi RTEnin yaratdigini anlamisdir herhalde...is isden gecdikten sonra.

adner45
09-11-2008, 13:19
Cem Uzan veya R.T.E ne fark eder...Biri ky.nin kar paylarını vermiyordu,diğeri ise toptan malına el koydu..hangisi daha adaletli tartışması değil,hakkımızın verilmesi amacımız..İnşallah hakkımızı alırız..

guerra
11-11-2008, 09:35
12 milyar dolarlık bu ihmal Türkiye’nin başına iş açabilir
yavuz.semerci@gazeteport.com



6-7 milyar dolarlık yabancı sermaye çıkışıyla dolar yüzde 40 yükseldi. Eğer Türkiye, 12 milyar dolarlık Uzan davasını kaybederse etkilerinin ne olabileceğine ilişkin senaryoları düşünmek bile istemiyorum

Türk ekonomisinin önündeki en büyük tehlike küresel mali kriz değil, Cem Uzan’dır!

Abarttığımı düşünenler çıkabilir. Hatta bu yazıyı şu anda bile okumaktan vazgeçenler olabilir. Tespitimde ısrarcıyım...

Biliyorsunuz, Türkiye, (Erdoğan Hükümeti) Uzan Ailesi’nin kontrolündeki halka açık Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez şirketine ait lisansları iptal etmiş, bu şirketlerin kurduğu hidroelektrik barajları kamulaştırılmıştı. Ardından da İmar Bankası’na el konulmuştu. Ardından yine Uzanlar’a ait tüm şirketlere el konulmuş, en tanınmışlarından Telsim Vodafone’a, Star Televizyonu Doğan Grubu’na satılmıştı.

O günlere dönmeyeceğim.

Uzan Ailesi olayların başlangıcında yer alan ÇEAŞ ve Kepez şirketlerindeki kendilerine ait hisse senetlerinin bir bölümünü (sanırım yine kendi kontrollerinde olan) Güney Kıbrıs’ta kurulu Libananco adlı bir şirkete sattığını (Libananco Holding Co. Limited) açıklamıştı.

Libananco, biliyorsunuz, Türkiye’yi, temsil ettiği şirketlerin (Kepez ve ÇEAŞ) lisanslarına haksız yere el koymakla suçlayarak, konuyu uluslar arası tahkime (hakem heyetine) götürdü. İstediği tazminat 12 milyar dolar.

Tahkim meselesinin ne kadar ciddi olduğunu anlatmak için sayfalarca doküman aktarabilirim. Ama Enerji Bakanlığı’nın sadece bu işi takip etmesi için tuttuğu avukat Aydın Coşar’a (aynı zamanda Başbakan’ın danışmanlığını yapıyordu. Cüneyd Zapsu’nun avukatıydı. Şimdi nedir durumu bilmiyorum. Bir dönem de TMSF ile zor duruma düşen Bayraktar Ailesi’nin ya da şirketlerinin avukatıydı) milyon dolarlık ödeme yaptı.

Aydın Coşar’a ait Coşar Hukuk Bürosu bugüne kadar ne yaptı, nasıl bir yol aldı, nasıl belgeler topladı; henüz bilmiyorum. Ama dün elime geçen bir belgenin Coşar Hukuk Bürosu’nun ne iş yaptığını sorgulamaya yeteceğini düşünüyorum.

12 milyar dolarlık bir karardan bahsediyoruz. Alınan kararın temyizi yok. Üç kişilik hakem heyeti “Uzan haklı-Libananco” derse, Türkiye devleti Libananco’ya 12 milyar doları ödemek zorunda. Ödememek gibi bir şansı olduğunu düşünenlere, işadamı Mustafa Süzer’in ne yaptığını kısaca anlatayım: Süzer, ihalede kazandığı elektrik dağıtım ihalesinin iptali üzerine tahkime gitti. Tahkim 35 milyon dolar Türk Devleti’ne ceza verdi. Devlet ödemedi. Süzer, gitti Türk Hazinesi’nin yurtdışı borçlanmasına mahkeme kararı ile el koydurdu ve içinden 35 milyon doları aldı, afiyetle kasasına koydu. (İşin ciddiyetini anlatmak için bu örnek yeterlidir sanırım.)

Elime ulaşan belge, uluslararası hakem heyetinin verdiği bir ara karar. Giriş bölümünün ilk paragrafı şöyle:

“11 Ağustos 2008 tarihinde Hakem Heyeti tarafından açıklanan kararda kısaca; 12 Şubat 2007 tarihinde yapılan ilk duruşmada tarafların usul ve esasa ilişkin dilekçelerinin hazırlanarak Hakem heyetine sunulması talimatının verildiği belirtilerek, bunlar için belirlenen süre kısıtlamalarından söz edilmiştir. Ancak davalı tarafın (Türkiye Cumhuriyeti) mahkemenin 1 Mayıs 2008 tarihli kararında belirttiği süre içinde davanın esasına ilişkin argümanları sunmadığı vurgulanmış, bu anlamda davalının temerrüde düştüğü belirtilmiştir. Hakem heyeti davalıya, davanın esası hakkındaki diğer argümanları ile cevaba cevap dilekçesini tamamlaması için 21 Eylül 2008 tarihine kadar ek süre verilmiştir. Hakem heyeti davalının esasa ilişkin tamamlanmış cevaba cevap dilekçesini alınca, tarafları dinledikten sonra usul ve esasın ayrılması (bifurcation) konusunda karar verecektir.”

Elime geçen bu belgede ayrıca Şişli Savcılığı’nın ÇEAŞ ve Kepez hisse senetleri üzerinde bir işlem yapamayacağı, el koyamayacağı, Libananco’nun da elindeki hisse senetlerini yine kendisinin belirleyeceği ve Hakem Heyeti’nin (üç kişiden oluşuyor. Birini Türkiye birini Libananco seçiyor. Başkan da bağımsız oluyor. Başkan’ın verdiği karar geçerli oluyor) onaylayacağı bir yeddiemine teslim edeceği karara bağlanmış.

Avukatlık bürosu, 21 Eylül günü dosyayı teslim etti mi bilmiyorum... Etmiş olması muhtemel. Ancak bu kadar büyük bir davada Hakem Heyeti karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin temerrüde düşürülmesi büyük bir ihmaldir. Daha ağır bir ifade kullanabilirim ama dosyaya yeteri kadar hakim olamadığım için susuyorum. Ancak görünen gerçek ortada bir skandalı işaret ediyor.

Döviz kurları neden yüzde 40 tırmandı? Rakamlara göre 6-7 milyar dolarlık yabancı sermaye çıkışı bu sonucu doğurdu. 12 milyar dolarlık bir davanın kaybedilmesinin etkisinin ne olabileceğine ilişkin senaryoları düşünmek bile istemiyorum.

Bu noktada geçmiş yazılarımı hatırlatayım: Erdoğan hükümeti, ÇEAŞ ve Kepez’e ait barajlara el koyarken sadece Enerji Bakanlığı’nı kullandı. Mahkemeye gitmedi. Bakanlık bu şirketlere 1950’li yıllarda tanınan imtiyazı, sözleşmeye uygun davranılmadığı gerekçesiyle iptal etti. ÇEAŞ ve Kepez’i Uzan’a bıraktı. Bu şirketin İmar Bankası’na olan borçlarından (400 milyon doları bile geçmiyordu) “üzerimize kalır” diye korktu. Uzan Ailesi de elindeki hisseleri götürüp Libananco’ya devretti. Bu devrin nasıl yapıldığı, SPK’ya neden bildirilmediği gibi tartışmalar hiç bir işe yaramaz artık. Çünkü, hakem heyeti davayı görüşmeye başladı ve Türkiye büyük bir hata yaptı.

Bu hatayı nasıl telafi edecekler, yakında anlarız. Edebilecekler mi onu da anlarız. Ama bildiğim gerçek şu: Türk ekonomisi için yakın tehlike küresel kriz kadar, Uzan Ailesi’nin kontrolünde yürüyen bu davadır...

11/11/2008 Aksam-Gazeteport

omeniv
11-11-2008, 09:55
Teşekkürler sayın Guearra...

guerra
11-11-2008, 10:22
Sn.Semerci'ye konumuzla ilgili yazısı icin mail gonderelim...

yavuz.semerci@gazeteport.com

fatmanur
12-11-2008, 00:40
yavuz.semerci@gazeteport.com







12 milyar dolarlık telekulak skandalı

Türkiye Cumhuriyeti’nden yaklaşık 12 milyar dolar tazminat isteyen (belki daha fazla) Libananco şirketinin avukatlarının ve temsilcilerinin Şişli Savcılığı’nın izniyle dinlendiğini, birileri tarafından takip edildiğini, e-maillerine girildiği ve tüm bunlarla ilgili savcılıkta belgelerin toplandığını bilmiyordum.

Bu belgelerin, Libananco’nun kullandığı kimi kaynaklarca elde edilerek, yurtdışına çıkarıldığını da bilmiyordum.

Bu belgelerin, 12 milyar dolarlık tazminat davasına bakan ve üç kişiden oluşan Hakem Heyeti’ne sunulduğunu da bilmiyordum.

O yüzden dün size açıkladığım ve Türkiye’nin zamanında savunma yapmayarak temerrüde düştüğünü belirten Hakem Heyeti’nin (11 Ağustos 2008 tarihinde) kararında yer alan şu cümleleri aktarmamıştım.

Diyor ki, hakem heyeti:

“Davalı Türkiye Cumhuriyeti, Şişli savcılığının dinleme sonucu elde ettiği bir takım belgeleri yok ettiğini garanti etmeli ve bu yok etme işleminin Hakem Heyeti’nin karar tarihinden itibaren 30 gün içinde gerçekleştiğini bildirmelidir.”

Hakem heyeti, aynı zamanda Libananco’nun temsilcisinin de Türk yargısı ve polisi tarafından takip edilemeyecek ve hakkında işlem yapılamayacak kişilerden olduğunun altını çiziyor…

Dün bu satırları konuyu tam olarak anlamadığım için yazmamıştım. Bir gazeteci olarak ipi tutarsınız. Altından ne çıkacağını, olayın sizi nerelere götüreceğinizi bilemezsiniz. Nitekim öyle oldu. İpin ucunu çektikçe ne kadar zavallı bir duruma düştüğümüzü görüyorum...

BECERİKSİZLİK DEĞİL Mİ?

Bu davanın Türkiye’nin milli meselesi olduğunu düşünenler olabilir. Hiç birimiz, vicdani bir bakış açısıyla Türk Hazinesi’nin 12 milyar dolarının şaibeli bir iş hayatı olan birisine aktarılmasını kabul etmeyebiliriz. Ama asıl kabul edilemez olan, Türkiye’nin 12 milyar dolarlık bir davada gösterdiği basiretsiz yaklaşım değil mi?

Aydın Coşar Hukuk Bürosu ve Enerji Bakanlığı’nın bu işi ne kadar becerebildiğinin sorgulanması gerektiğini düşünüyorum.

Türkiye’yi mahkum edebilecek bir hakem heyetine yalan söylendiğini de öğrendim.
Libananco’nun avukatları Hakem Heyeti’ne bir süre önce başvuruyor ve Türkiye’de araştırma yapamadıklarından ve takip edildiklerinden bahsediyor. Yani şikayet ediyor. Hakem Heyeti de Coşar Hukuk Bürosu’na bu gerçek mi diye soruyor.

Barajlara el koyan ve ÇEAŞ ve KEPEZ’in lisanslarını iptal eden dolayısıyla olayın muhatabı olan Enerji Bakanlığı, Hakem Heyeti’ne yazılı olarak, “Böyle bir durum söz konusu değildir. Türkiye bir hukuk devletidir ve Libananco’nun avukatlarının takip edilmesi ve dinlenmesi gerçek dışıdır” açıklamasını yapıyor.
Olay bitiyor mu?

Hayır… Asıl beceriksizlik şimdi başlıyor.

Karşı taraf 12 milyar dolar alacak. Bu miktar için ülkeler birbiriyle savaşıyor. Yani karşı tarafın elleri armut toplamıyor. Libananco’nun ajanları da gidiyor, Aydın Coşar’ın Şişli Mahkemesi’nden temin ettiği ve Amerikalı avukatların e-maillerinin takip edilmesi, telefonlarının dinlenmesi için alınan mahkeme kararlarını buluyor. Bu belgeleri ve dinleme kararlarını Mahkeme heyetine sunuyor.
Anladığım kadarıyla Coşar Hukuk Bürosu, Türkiye’nin elini zayıflatacak gizli belgeleri koruyamıyor.

Böylece, daha önce Enerji Bakanlığı’nın yaptığı açıklamanın yalan olduğu ortaya çıkıyor. Bu kez Türk heyeti, dinleme ve izlemenin 16 milyar dolarlık bir karapara aklama soruşturması nedeniyle yapıldığını ileri sürüyor. Ama bu açıklama hakem heyetini ikna etmeye yetmiyor.
Dün elime, Hakem Heyeti’nin 23 Temmuz’da aldığı karar da ulaştı. Ve meğerse o gün de Türkiye bir kez daha uyarılmış ve tüm telefon kayıtlarının, e maillerin imha edilmesi istenmiş. Ve bu belgelerin asla delil olarak kullanılamayacağını kayda almış.

İçinizden bu bilgi, belge ve gelişmeleri yazdım diye kızanlarınız olabilir. Kızmayın. Çünkü, Türkiye’nin avukatları, bakanlığı işi eline yüzüne bulaştırmış, gizlilik içeren belgelerin karşı tarafa sızmasına ve hakem heyetine kadar ulaşmasına yol açmış. Hakem heyetine yalan söylenmiş. Ve kendilerine verilen süre içinde savunma bile yapılamamış…

Yani olayı bilmemesi gereken karar verici Hakem Heyeti durumun farkında. Ben yazdığım için öğrenmiyorlar tam tersi ben yazdığım için rezaletin boyutunu siz öğreniyorsunuz.

yatırımcılık
12-11-2008, 10:08
Peki bu kadar rezilliğin pisliğin içine düşmüş bu hükümet neden sn semerciden başka hiç bir ekonomist veya muhalefetden vekiller bu rezilliği ifşa etmiyor.Anlaşılır gibi değil.Belki bizim için bir umut ışığı olacak ama kaybedilmesi halinde bu ülke için felaket olacak hiçkimsenin umrunda değil veya görmezden geliyorlar inanılır gibi değil.Geçenlerde bildirmiştim devleti zarara uğratanlara zararın rucu edilmesi için bireysel dava açılabileceğini.Sonra aklıma şuda geliyor bu temerrüte düşürmeler vesaireler zaman kazanmak için olmasın mesela bir felaket olcaksada bunu mümkünse yerel seçimlerden sonraya atmak gibi

fatmanur
12-11-2008, 13:26
Gazeteport'da Yavuz Semerci'nin yazdığı Cem Uzan, Çeaş Kepez, Libananco ilşkisi ve devlete kesilen 12 milyar dolarlık ceza bugün plan bütçe komisyonunu gündemindeydi.

''AVUKAT'' TARTIŞMASI
DPT Şırnak milletvekili Hasip Kaplan, ÇEAŞ ve Kepez'in kamulaştırılmasıyla ilgili uluslararası tahkimdeki davaya, AK Parti Hükümetinin gereken önemi vermediğini ileri sürdü. Uzan'ların bu iki şirketin belli bir hissesini Güney Kıbrıs'ta Libananco adlı bir firmaya sattığını belirten Kaplan, davanın bitme aşamasına geldiğini ve 12 milyar doları kaybetme riskinin bulunduğunu ileri sürdü.

Kaplan, davanın kaybedilmesi durumunda paranın Hazineden çıkacağını ifade ederek, Bakan Güler'e, hükümet olarak bu davaya gereken önemin verilip verilmediğini sordu. Bunun üzerine Bakan Güler, burada kullanılan kelimelerin, yarın Türkiye'nin aleyhine kullanılacağını söyledi.

''Burada (AKP iktidarı, vesaire) deyip de olayı siyasallaştırmayın, sonra yarın bunlar karşımıza geliyor'' diyen Güler, Kaplan'ın hukukçu olduğunu, hukukun kurallarına dikkat etmesi gerektiğini bildirdi.

Güler, ''Burada herhangi bir aile, hükümet çekişmesi yok, iyi bir hukukçu olduğunuza inanıyorum, ben sizin dikkatinizi çekiyorum. Beni bu şekilde, ihtar etmeye fırsat vermeyin'' diye konuştu.

CHP Trabzon Milletvekili Akif Hamzaçebi de Kaplan'ın sözlerine açıklık getirmek istedi. Bunun üzerine AK Parti Kocaeli Milletvekili Muzaffer Baştopçu, ''Siz komisyondaki milletvekillerinin avukatı mısınız?'' diye tepki gösterdi.

DSP İzmir Milletvekili Harun Öztürk'ün, ''Siz kimin avukatısınız?'' diye sorması üzerine, Baştopçu, Öztürk'e ''Her şeye maydanoz olma. Maydanoz...'' karşılığını verdi.

Bakan Güler de Hamzaçebi'ye ''Kaplan'ın sizin avukatlığınıza ihtiyacı yok, Hasip Kaplan iyi bir avukat'' dedi.

Komisyonu yöneten AK Parti Kütahya Milletvekili Hasan Fehmi Kinay devreye girerek, tartışmayı sonlandırdı.

fatmanur
13-11-2008, 01:43
SONA DOĞRU...
Cem Uzan 12 milyar doları alırsa?

Cem Uzan’la ilgili haberler medyada çok yer bulmuyor. Zira Cem bey ile ailesinin medya baronları ile şahsi sorunları ve sürtüşmeleri var. Uzan’la alakalı son haber Çukurova ve Kepez bağlamında Uluslararası Tahkim’de açılan davanın sona yaklaşması olayıdır. Uzanlar bu davada Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden tamı tamına 12 milyar dolar istiyor. Söylentiye göre Uzanların davayı kazanması, ihtimal dahilinde. Peki ama Uzan bu davayı kazanırsa AKP hükümeti 12 milyar doları nereden bulup verecek? Böyle bir şey zaten sırat köprüsünde olan ekonomiyi yerle yeksan etmez mi? Bazıları diyecek ki böyle bir şey olmaz ve olsa bile devlet Uzanlar’a bu paraları ödemez.. Hayır, işin sonu hiç de öyle değil. Aynı şey Mustafa Süzer’de denendi yani parası ödenmedi ama Süzer bu parayı ülkenin dış borçlanma senetlerine müdahale yolu ile tahsil etti. Yani öyle ödemem deyip üstüne yatılmıyor.. Dolayısı ile 12 milyar dolar olayı AKP’nin başında sallanan damoklesin kılıcıdır. Nitekim bu durumu TMSF Başkanı Ahmet Ertürk de ifade etmiştir.. Düşünüyorum da 12 milyar doları kazanan Cem Uzan, kendini yıkanlara karşı neler yapmaz?

mercek
13-11-2008, 08:15
Düşünüyorum da 12 milyar doları kazanan Cem Uzan, kendini yıkanlara karşı neler yapmaz?

neler yapmazı bilmem ama ben olsam kıçlarındaki donu bile sıyırttırır çırıl çıplak sokaga salardım yaterki elime bu fırsatı versinler ama cem uzan da farklı şey yapmaz fakat bu reziller herhalde bir kılıf bulup bunu halkın sırtına sarar ve gene mazlumeleri oynayarak bu saf halktan güzelce oy alırlar sanıyorum

yatırımcılık
13-11-2008, 09:25
Ne bunların yüzünü nede donsuz kıçlarını görmek istiyoruz.Milletin gaspettikleri malını versinler malını

yatırımcılık
13-11-2008, 10:59
LİBANANCO TAHKİMİNDE TÜRKİYE'NİN SAVUNMASINI YETİŞTİREMEDİĞİ ORTAYA ÇIKTI
Enerji Bakanlığı 10.1 milyar dolarlık Libananco tahkim davasında
Türkiye'nin 21 Eylül'de vermesi gereken savunmasını da
yetiştiremediği ortaya çıktı.

Davada, Türkiye'nin verilmesi gereken cevabını iki kez
yetiştiremeyen ve temerrüte düşen Enerji Bakanlığı'nın davayı zora
soktuğu öğrenildi.

EdinileN bilgiye göre, kamuoyunda tahkim heyeti olarak bilinen
Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkların Çözümü Merkezi'nin (ICSID)
davanın seyri ile ilgili olarak belirlediği takvime göre Enerji
Bakanlığı ve avukatı Aydın Coşar'ın dava ile ilgili tüm
savunmalarını 1 Temmuz 2008 tarihine kadar yerine getirmeleri
gerekiyordu. Ancak Aydın Coşar Hakem Heyeti'nin bu kararını yok
sayarak davanın esası ile ilgili hiçbir savunma yapmadı.

Hakem Heyeti bunun üzerine 11 Ağustos tarihli bir karar aldı. Heyet
bu kararında, Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşar'ın ICSID'nin kararına
rağmen davanın esasına dair savunma yapmayarak temerrüde düştüğünü
ve tüm savunmaları en geç 21 Eylül'e kadar yapmalarını hükmetti.

Bu arada Aydın Coşar Hukuk Bürosu yetkilileri ANKA'ya yaptıkları
açıklamada, savunmanın 21 Eylül'de verildiğini ileri sürdüler.

Ancak Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşar'ın 21 Eylül'e kadar vermeleri
gereken savunmalarını yetiştiremediği ortaya çıktı. Bakanlık, tahkim
heyetinden 5 günlük ek süre talep etti ve savunmayı da 26 Eylül
tarihinde verdi. Bu durum ICSID'nin resmi internet sitesinde
yeraldı. Öte yandan verilen savunmada eksiklikler bulunduğu
öğrenildi. Bu eksiklikler giderilmediği için de Türkiye'nin temerrüt
hali halen devam ediyor.

Öte yandan, Coşar Avukatlık Bürosu, davanın 12 milyar dolar değil
10,1 milyar dolar tazminat bedelli olduğunu da açıkladı. Enerji
Bakanlığı ve avukatının hataları ile davanın ciddi şekilde zarar
gördüğü ve Türkiye'nin faiziyle birlikte 15 milyar dolara yakın bir
tazminatı ödemek zorunda kalabileceği dile getiriliyor.

Tahkim konusu Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da gündeme gelmişti.
Enerji Bakanı Hilmi Güler, bakanlığının bütçe görüşmelerinde, konu
hakkında açıklama yapmaktan kaçınmış ve yapacağı açıklamaların
Tahkim'de aleyhte kullanılacağını dile getirmişti.

-ÇEAŞ VE KEPEZ'E EL KONULMASI SÜRECİ-

Uzanlar ait ÇEAŞ ve Kepez'e 2003 yılından devlet tarafından iletim
tesislerinin kamuya devredilmesi hükmüne uymadıkları ve TEAŞ'tan
aldıkları elektrik için eksik ödeme yaptıkları gerekçesiyle el
konulmuştu. Daha sonra ÇEAŞ ve Kepez şirketleri, mal varlıklarına el
konulması, imtiyaz sözleşmelerinin feshi ile Bakanlar Kurulu'nun,
şirketlerin elektrik üretim ve dağıtımı ile görevlendirilmesi
kararının kaldırılması, işletme hakkının başka şirketlere devrine
ilişkin kararların iptali istemiyle Danıştay'da dava açmıştı. Ancak
Danıştay, el konulma işlemini yasaya uygun bularak, devre ilişkin
karaların iptalini reddetmişti.

Bu sırada Uzan ailesinin hisselerini sattığı ortaya çıkmış ve yine
Uzanların kontrolünde olduğu öne sürülen Libananco Holding de
devletin hisselere haksız yere el koyduğu iddiasıyla konuyu
uluslararası tahkime götürmüştü. Uluslararası tahkimde davanın
görüşülmesine devam ediliyor. Uluslararası tahkimde iki tarafın
temsilcileri ile bir bağımsız başkan yer alıyor. Davada başkanın
verdiği karar geçerli oluyor.

(13/11/2008 - 11:35:26)

guerra
13-11-2008, 11:00
Bakanlık'ta skandal!

Bu hata Türkiye'ye "15 milyar dolar"a patlayabilir

ANKA
--------------------------------------------------------------------------------


Enerji Bakanlığı Libananco davasında ikinci kez rötar yaptı

ANKA’nın edindiği bilgiye göre, kamuoyunda tahkim heyeti olarak bilinen Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkların Çözümü Merkezi’nin (ICSID) davanın seyri ile ilgili olarak belirlediği takvime göre Enerji Bakanlığı ve avukatı Aydın Coşar’ın dava ile ilgili tüm savunmalarını 1 Temmuz 2008 tarihine kadar yerine getirmeleri gerekiyordu. Ancak Aydın Coşar Hakem Heyeti’nin bu kararını yok sayarak davanın esası ile ilgili hiçbir savunma yapmadı.

Hakem Heyeti bunun üzerine 11 Ağustos tarihli bir karar aldı. Heyet bu kararında, Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşar’ın ICSID’nin kararına rağmen davanın esasına dair savunma yapmayarak temerrüde düştüğünü ve tüm savunmaları en geç 21 Eylül’e kadar yapmalarını hükmetti.

Bu arada Aydın Coşar Hukuk Bürosu yetkilileri ANKA’ya yaptıkları açıklamada, savunmanın 21 Eylül’de verildiğini ileri sürdüler.

Ancak Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşar'ın 21 Eylül’e kadar vermeleri gereken savunmalarını yetiştiremediği ortaya çıktı. Bakanlık, tahkim heyetinden 5 günlük ek süre talep etti ve savunmayı da 26 Eylül tarihinde verdi. Bu durum ICSID’nin resmi internet sitesinde yeraldı. Öte yandan verilen savunmada eksiklikler bulunduğu öğrenildi. Bu eksiklikler giderilmediği için de Türkiye’nin temerrüt hali halen devam ediyor.

Öte yandan, Coşar Avukatlık Bürosu, davanın 12 milyar dolar değil 10,1 milyar dolar tazminat bedelli olduğunu da açıkladı. Enerji Bakanlığı ve avukatının hataları ile davanın ciddi şekilde zarar gördüğü ve Türkiye’nin faiziyle birlikte 15 milyar dolara yakın bir tazminatı ödemek zorunda kalabileceği dile getiriliyor.

Tahkim konusu Plan ve Bütçe Komisyonu'nda da gündeme gelmişti. Enerji Bakanı Hilmi Güler, bakanlığının bütçe görüşmelerinde, konu hakkında açıklama yapmaktan kaçınmış ve yapacağı açıklamaların Tahkim’de aleyhte kullanılacağını dile getirmişti.

-ÇEAŞ VE KEPEZ'E EL KONULMASI SÜRECİ-

Uzanlar ait ÇEAŞ ve Kepez'e 2003 yılından devlet tarafından iletim tesislerinin kamuya devredilmesi hükmüne uymadıkları ve TEAŞ’tan aldıkları elektrik için eksik ödeme yaptıkları gerekçesiyle el konulmuştu. Daha sonra ÇEAŞ ve Kepez şirketleri, mal varlıklarına el konulması, imtiyaz sözleşmelerinin feshi ile Bakanlar Kurulu'nun, şirketlerin elektrik üretim ve dağıtımı ile görevlendirilmesi kararının kaldırılması, işletme hakkının başka şirketlere devrine ilişkin kararların iptali istemiyle Danıştay'da dava açmıştı. Ancak Danıştay, el konulma işlemini yasaya uygun bularak, devre ilişkin karaların iptalini reddetmişti.

Bu sırada Uzan ailesinin hisselerini sattığı ortaya çıkmış ve yine Uzanların kontrolünde olduğu öne sürülen Libananco Holding de devletin hisselere haksız yere el koyduğu iddiasıyla konuyu uluslararası tahkime götürmüştü. Uluslararası tahkimde davanın görüşülmesine devam ediliyor. Uluslararası tahkimde iki tarafın temsilcileri ile bir bağımsız başkan yer alıyor. Davada başkanın verdiği karar geçerli oluyor.
Vatan gazetesi

Gence
13-11-2008, 11:15
Sonucu bilinmeyen bir dava sonucunda alınacak milyarlarca dolar tazminatın ne şekilde harcanacağının hesabı Uzanlar adına yapılıyor.
Velev ki kazansa, Uzanların mal varlığının peşinde olan Maliye,(İmar Bankası dolayısıyla tahakkuk ettirilen vergiler ve cezaları) Motorola ve Nokia alacakları unutuluyor.

idma
13-11-2008, 12:22
Bana göre ortam hazırlanıyor her iki tararafda anlaştı.Bu olayın başka çıkış yolu yok çünkü.

fatmanur
13-11-2008, 15:13
Bana göre ortam hazırlanıyor her iki tararafda anlaştı.Bu olayın başka çıkış yolu yok çünkü.

sayın idma yorumunuzu güzel yaptınız size katılıyorum ama devletimizi idare edenler topluma ve yatırımcıya nasıl bir acıklamaya nasıl anlatacakları bir muamma bu olayıda bir kılıfına uydurularak farklı bir sekilde acıklama yaparlar gercekler hiç bir zaman günyüzüne cıkmaz misal bir buz dağını düşünün

fatmanur
14-11-2008, 01:42
ANKARA- Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez şirketlerine el konulması ile ilgili açılan uluslararası tahkim davasında, Türkiye Cumhuriyeti’nin istenen belgeleri Hakem Heyeti’ne sunmadığına ilişkin GAZETEPORT’un haberi TBMM gündemine taşındı.

CHP Antalya milletvekili ve Meclis Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu üyesi Hüsnü Çöllü, GAZETEPORT’tan Yavuz Semerci’nin kaleme aldığı “12 milyar dolarlık ihmal” haberi Meclis gündemine taşıdı. Çöllü, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle verdiği önergesinde ÇEAŞ ve Kepez şirketlerine el koyulması ile ilgili olarak açılan tahkim davasında istenen tazminat miktarının ne kadar olduğunun açıklanmasını istedi. Çöllü Başbakan Erdoğan’a şu soruları yöneltti:

“- Bu dava ile ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni savunmak için Çoşar Hukuk Bürosu’nun görevlendirildiği doğru mudur? Savunma için Çoşar Hukuk Bürosu’na ne kadar ödeme yapılması sözleşme altına alınmış, bugüne kadar ne ödeme yapılmıştır?

- Tahkim davasının ilk duruşmasında, tarafların usul ve esaslara ilişkin dilekçelerini Hakem Heyeti’ne sunmasının istendiği ancak 1 Mayıs 2008 tarihine kadar, Türkiye Cumhuriyeti adına gerekli belgelerin sunulmadığı doğru mudur? Bu nedenle, davalı konumundaki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temerrüde düştüğü doğru mudur?

- Hakem Heyeti, hangi belgeleri istemiş, bu belgeler zamanında hazırlanarak neden sunulamamıştır? Böylesine büyük tazminat isteminin olduğu bir davada, Türkiye Cumhuriyeti’nin, sorumluluğunu yerine getirmemiş durumuna düşürülmesi kabul edilebilir bir durum mudur?

- Türkiye Cumhuriyeti’nin kendini savunacak belgeleri hazırlayamaması ne anlama gelmektedir? Bürokratik bir ihmal mi söz konusudur? Bu süreçle ilgili bir inceleme yapılmış mıdır? Sorumlular hakkında bir işlem yapılmış mıdır? Yapılmamış ise gerekçesi nedir?

- Hakem heyetinin, belgelerin 21 Eylül 2008 tarihine kadar teslim edilmesi için ek süre verdiği doğru mudur? Belgeler, bu tarihe kadar ilgili mahkemeye sunulmuş mudur? Sunulmamış ise gerekçesi nedir?

- Türkiye, 12 milyar dolarlık bir faturayı ihmaller nedeniyle ödemek zorunda kalabilir mi? Böyle bir durumda, bu faturayı ihmali olanlar mı, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları mı ödeyecektir?”

12 milyon dolarlık ihmal TBMM'de

fatmanur
14-11-2008, 01:59
ceaş kepez

fatmanur
14-11-2008, 02:11
ceaş kepez

Değerli arkadaşlar,1978 yılında serbest göçmen olarak Türkiye'ye ailece yerleştik.Orada hiç bir hısım akrabamız kalmadı,tamamen ilişkimizi kopardık.Bir iki defa turist olarak gittim ve sınıf arkadaşlarımı gördüm.1996 yılında Bulgar arkadaşlarımız aradılar ve 1952 yılında Bulgaristan devletinin dedelerimden bedelsiz kamulaştırdığı mallarını gelip alabilirsin dediler(komunistler 1952 yılında herkesin malına el koydu.tarla,fabrika,dükkan vs.)Onlara dedim ki ben artık Bulgar vatandaşı değilim,nasıl olacak bu iş? Dediler ki İsraile gidenler bile,kral bile mallarını aldı(bulgaristana girişi dahi yasaktı).Dedemden hiçbir tapum veya mallarımın nerde olduğunu ve ne olduğunu bilmeksizin Bulgaristan'a gittim,çocukken dedem anlatıyordu,mallarımızın olduğunu ve 10 yılı aşkın süre mahkemelerle uğraştığını ve sonuçta (kamu yararı olduğundan) mahkemeleri kaybettiğini söylediğini dün gibi hatırlıyorum.Memlekette komisyon kurulmuş ,dedemin ismini vererek doğrudur dediler.Tüm mallarımı pafta no'su vererek. elimde de bir kroki düştüm yollara,mallarımı tek tek gittim gördüm,tapularımı aldım ve döndüm.Demek ki oluyormuş.Türkiye cumhuriyetinde demokrasi var ve şüphesiz bu iktidarda olmasa bile hakılı olduğumuzdan dolayı hakkımızı alacağız.Ben 1993 yılından beri 94'den krizinden önce ÇUKUROVA ve KEPEZ'le tanıştım ve hiç ÇEAŞ ve KEPEZsiz kalmadım.Kaç kere bu hisselere devlet müdahale etti,unuttum.Kaç defa açıldı kapandı,bizi bu hisselerden soğutmaya çalıştı ama toplama çıkarma bilen ve ben borsacıyım diyen herkesin gözü kalmıştır bu hisselerde.Sabancı bile,,çok para verdiler ağam'' deyip sattığı hissede gözü kaldı ve el konulunca en çok sevinen o oldu,Tansu hanım basamadığı ÇEAŞ'ı ADANA MHP lilere bastırtı.Daha sonra kağıtlar 875 milyon u görünce dediler ki Uzan lara 'Çeaşın parasınla Kepez alamazsın,Kepezin parasınla Çeaş alamazsın,Telsime ortak olamazsın'kağıtlarımız taban taban 190 milyona düştü,Uzanlar dediki hisseleri Rumeli holdinge alıyoruz,350 milyondan,kağıtlarımız tavan tavan,550 milyondan tahtalarımız kapandı,mahkemeler açıldı vs.Kapalı olan tahtalara Uzanlar temettümüzü ödemeye devam etti.Bazı işbilen medya mensupları bunları gördü ve dediler ki Uzanlar maniplasyon yapıyor,halbuki bunu Uzanları zorlayan SPK kararlarıydı,kimse bunları incelemeden yazdı durdu,size sorarım kağıtlar 875 milyonken neden SPK Uzanlara bu hisseleri alamazsın dediler,190 a inince U zanlar 375 liradan bunları ben alıyorum deyince suş oluyor.Mantık bunun neresinde?Sonuçta Çeaş ve Kepez devlet zoruyla zarar ettirilmeye çalışıldı,kağtlar yeniden 800 leri gördü,yetinmediler kapattılar.Bir haksızlık oldu ama bunun zararı küçük yatırımcıya oldu,uçtu bizim karlar,kağıtlarımız buharlaştı.Gün ola harman ola kağıtlarımız yeniden açıldı,devlet hatasını anladı dedik,gözaltı pazarına alındık,şimdi daha az maniplasyon olur zannettik devletle beraber ama yanıldık.Bizim temettü paramızla yaptırılan iletim ve dağıtım santralleri ,Berke barajı Uzana şimdi dediler ki tapuları üstüne yaptın biz el koyduk,siz küçük yatırımcıyı da mağdur ettiniz dediler,biz bunu küçük yatırımcıyı korumak için de el koyduk ama bunca yıl geçti bizi perişan ettiler.Bende dedemin kaderini paylaştım.Malesef biz devlete dava açmadık ve galiba bukadar tecrübeden sonra akıllanmadık.Kendime devletime dava açarsam alçaklık olacağını düşünmüştüm,devlet beni korur diye düşünmüştüm.ama bu yazılanları okudukça keşke açsaydım diyorum şimdi.Artık geç kaldık,dava açan arkadaşlara davamızı kazanmalarını tüm içtenliğimle diliyorum.Çünkü kazanamazlarsa ta avrupa birliğine girene kadar bizim Çeaşlarımız muallakta kalabilir.Bu hükümetin bişey yapacağına artık inanmıyorum.Ama eninde sonunda biz bunu soramazsak bile,avrupa birliği bu konuyu unutmaz,hükümetin önüne koyar bu işi çöz kardeşim der ve çözülmeden giremezsin avrupa birliğine...Asla umudunuzu kesmeyin.
METİN TEZEL A L I N T I D I R

ALİ DAVARCI
14-11-2008, 23:28
ceaş kepez

bu hata tÜrkİye'nİn baŞinda deĞİl bİzİ bu hale getİrenlerİn,5 yildir maĞdur edenlerİn baŞinda patlamasi lazim.5 yildir paramizi yİyorlar.yaptiklari İŞİn kanunsuz olduĞunu kendİlerİde bİlİyorda.tÜkÜrdÜklerİnİ yalayamiyorlar.bu İŞİn İÇİnden nasil siyrilacaklar,nasil bİr kilif hazirlayacaklar gerÇekten merak edİyorum.ÇeaŞ- kepez olayi bunlarin baŞini yİyecekte,nasil yİyecek bİlemİyorum.İnŞallah sonucu bİzler İÇİn hayirli,onlar İÇİn Şer olur.kalin saĞlicakla..

fatmanur
15-11-2008, 14:08
Uzan davayı kazanacak mı?

Gazeteport'ta Yavuz Semerci'nin yazdıklarını okuyunca telâşa düştüm. Enerji Bakanlığı'nın Cem Uzan'la olan ihtilâfından söz ediyor.
Hatırlatalım:
AK Parti hükûmeti, Uzan ailesinin kontrolündeki halka açık Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez şirketine ait lisansları iptâl etmiş, bu şirketlerin kurduğu hidroelektrik santrallerini de devralmıştı. Daha sonra Uzan ailesi, ÇEAŞ ve Kepez şirketlerindeki hisselerinin bir bölümünü, kontrollerinde olan Kıbrıslı Libananco adlı şirkete sattı. Libananco, Kepez ve ÇEAŞ lisanslarına haksız yere el konduğunu ileri sürerek tahkime (hakem heyetine) gitti. İstenen tazminat miktarı 12 milyar dolar.
Semerci, elindeki belgeye dayanarak, Enerji Bakanlığı'nın avukatı Aydın Coşar'ın gerektiği gibi davayı takip etmediğini ve Türkiye'nin sürpriz bir şekilde 12 milyar dolar ödeme yükümlülüğüyle karşı karşıya kalabileceğini belirtiyor. Nedir bu belge? Uluslararası hakem heyeti verdiği ara kararda, davalı tarafın (Türkiye Cumhuriyeti'nin) tanınan süre içinde davanın esasına ilişkin argümanları sunmadığını, böylece temerrüde düştüğünü vurguluyor. 21 Eylül gününe kadar yeni bir süre veriyor.
Acaba, zamanında vesikaları hakem heyetine sunmayan bir avukatlık bürosu, gerektiği gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin menfaatlerini koruyabilir mi? Hakem heyeti bir de Enerji Bakanlığı'nın "yalanını" yakalamış. O da şu: Libananco'nun avukatları "Türkiye'de takip ediliyoruz" demişler. Hakem heyeti de, bu iddianın doğru olup olmadığını sormuş. Enerji Bakanlığı, hakem heyetine "Böyle bir durum söz konusu değildir. Türkiye bir hukuk devletidir. Libananco'nun avukatlarının takip edilmesi ya da dinlenmesi gerçek dışı bir iddiadır" cevabını vermiş. Ama bu arada, Libananco'nun ajanları, telefonların dinlenmesi için alınan mahkeme kararını bulup, hakem heyetine sunmuşlar.
Türkiye Cumhuriyeti, 16 milyar dolarlık kara para aklama soruşturması sebebiyle bu dinleme ve izlemenin yapıldığını ileri sürüyorsa da, Yavuz Semerci, hakem heyetinin ikna edileceğinden şüphe duyuyor.
Ben doğrusu yazılanları çok önemsedim. Ve sürpriz bir gelişmeyle karşı karşıya kalmamak için, hükûmeti uyarmak istedim. Hakem heyeti, Türkiye'nin aleyhine bir karar verirse, herhalde, "Ödemeyiz" demekle işin içinden sıyrılmak mümkün olmayacak. Eğer olabilecekse ve boşuna endişeleniyorsak, bunu da öğrenmek isteriz.
NAZLI ILICAK sabah alıntıdır

idma
16-11-2008, 09:17
Uzan’dan ‘geleyim’ baskısı 16 Kasım 2008 Pazar, 02:44 EKONOMİ
Kaçak hayatı yaşayan Kemal Uzan, dönmek için Cem Uzan’a baskı yapıyor. Kemal Uzan ‘Devletle anlaş, davalar düşsün, ben de döneyim ‘ dedi.

İMARBANK’TA ‘naylon hesap’ açıp vergi kaçırmak suçundan yargılanan Kemal Uzan ve oğlu Hakan Uzan, 2003 yılından beri kaçak hayatı yaşıyor. Interpoll aracılığıyla aranan Kemal Uzan’ın oğlu Cem Uzan’a ‘devletle anlaş, davalar düşsün artık dönelim’ baskısı yaptığı teknik takibe takıldı. Teknik takip sonucunda elde edilen bilgilerde, halen yurtdışında bulunan baba Uzan ile Cem Uzan’ın, ÇEAŞ ve Kepez’in iadesi konusunda anlaşamadıkları, baba Uzan’ın, Cem Uzan’ı, Türkiye’ye dönecek bir formül bulması için baskı yaptığı belirtildi. Uzmanlar Libananko’nun ÇEAŞ ve Kepez’le ilgili olarak açtığı tahkim davasının Türkiye’nin aleyhine sonuçlansa bile, baba Uzan ve Hakan Uzan, İmarbank nedeniyle aldıkları cezalardan kurtulamayacaklarını belirtti. Bu nedenle de, Uzan Grubu’nun TMSF ve diğer kurumlar ile protokol imzalayarak, davaların düşürülmesini istediği öne sürüldü. Son günlerde ÇEAŞ ve Kepez’in tahkim davasında Türkiye’nin ‘10.1 milyar dolarlık tazminat ödeyeceğine’ ilişkin haberlerin altından da, Uzan Grubu’nun ÇEAŞ ve Kepez’in iadesi konusunda baskı oluşturma planı çıktı. Enerji Bakanlığı, 10.1 milyar dolarlık tahkim davası açan Güney Kıbrıs merkezli Libananco şirketinin Uzan Ailesi’ne ait olduğuna ilişkin tüm bilgi ve belgelerin mahkemeye sunulduğunu belirtti.


HÜSEYİN ÖZAY

guerra
16-11-2008, 10:24
Libananco davasında ek süre sonucu etkilemeyecek 16 Kasım 2008 Pazar, 02:44 EKONOMİMERKEZİ Güney Kıbrıs’ta bulunan Libananco şirketinin açtığı 10.1 milyar dolarlık tahkim ile ilgili ayrıntıları star’a anlatan Enerji Bakanlığı bürokratları, Libananco’nun Cem Uzan’ın paravan şirketi olduğu yönünde çok güçlü kanıtlar sunulduğunu kaydettiler. Buna göre, Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkların Çözümü Merkezi (ICSID), Türkiye’ye savunma yapması için 21 Eylül 2008 tarihine kadar süre verdi. Ancak, hukuk bürosu, bazı bilgi ve belgelerin yetişmemesi üzerine beş günlük ek süre alarak, savunmayı 26 Eylül’de sundu. Ek sürenin mahkemenin bilgisi dahilinde gerçekletiğini belirten yetkililer dava sonucunun etkilenmeyeceğini belirtti. Star

fatmanur
16-11-2008, 18:30
Enerji Bakanlığı'ndan Libananco açıklaması


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Libananco Holdings Co.Ltd. Şirketi'nin Türkiye aleyhine açtığı uluslararası tahkim davasının savunmasında, iddiaların aksine herhangi bir gecikme ve ihmal olmadığını açıkladı.



Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, son günlerde basında Çukurova Elektrik A.Ş., Kepez Elektrik T.A.Ş. ve Libananco Tahkim davası hakkında yer alan bazı iddialara açıklık getirildi.
Bakanlık ile Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. arasında imzalanan imtiyaz sözleşmelerinin, bu şirketlerin sözleşmelere ve mevzuata aykırı davranışları sebebiyle feshedildiğini bildirilen açıklamada, bu şirketlerin imtiyaz sözleşmeleri kapsamında işletmekte oldukları kamuya ait mal varlıklarının 12 Haziran 2003 tarihinde geri alındığı hatırlatıldı. Açıklamada, Bakanlık aleyhine, Çukurova Elektrik A.Ş., Kepez Elektrik T.A.Ş., bu şirketlerin ortağı olan Kemal Uzan, Rumeli Elektrik Yatırım A.Ş. ve diğer yatırımcılar tarafından, Danıştay'da 600'ün üzerinde iptal ve tam yargı davası açıldığı belirtildi.
Davacıların, yürütmeyi durdurma talepleri ile bunların reddi kararlarına karşı yaptıkları itirazların, ilgili Danıştay Daireleri ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen kararlar ile reddedildiği ifade edilen açıklamada, Çukurova Elektrik A.Ş. tarafından açılan ve Cem Cengiz Uzan'ın müdahil olarak katıldığı davada verilen davanın reddine ilişkin karar, temyiz ve karar düzeltme safhalarından geçerek kesin hüküm halini aldığı kaydedildi.
Açıklamada, sonuçlanan davaların tamamında davanın reddi kararları verildiğine işaret edilerek, bu kararlardan temyiz edilenlerin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onandığı belirtildi.
Bu kararlar ile Bakanlığın imtiyaz sözleşmelerinin feshine ve kamuya ait malvarlıklarının geri alınmasına ilişkin iş ve işlemlerinin hukuka uygun olduğu kesin hükme bağlandığı anlatılan açıklamada, Bakanlığın bu işlemlerinin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra, Güney Kıbrıs'ta kurulu Libananco şirketinin, Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. şirketlerinin hissedarı olduğu iddiası ile ortaya çıktığı, bu şirket tarafından ICSID nezdinde kurulacak tahkim heyetinde görülmek üzere, ''Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 10,1 milyar dolar tutarında tazminat talepli bir Uluslararası Tahkim Davası'' açtığı hatırlatıldı.
Bu davada Türkiye Cumhuriyetini savunma görevinin, Freshfields Bruckhaus Deringer LLP isimli uluslararası hukuk firmasına ve Coşar Avukatlık Bürosuna verildiği ifade edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyetinin, bu davada tahkim usul kurallarına ve Hakem Heyeti kararlarına uygun olarak savunmasını yaptığı ve yapmakta olduğu, iddia edildiğinin aksine, davanın savunulmasında herhangi bir gecikme veya ihmal olmadığı vurgulandı.
''YORUMLAR YANLIŞ VE YANILTICIDIR''
Eksik ve gerçek dışı bilgi ve belgelere dayanılarak yapılan yorumlar yanlış ve yanıltıcı olduğu bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
''Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının işlemleri ile ilgili iddialar, Hakem Heyeti tarafından bu konudaki açıklamalarımız ve savunmalarımız dikkate alınarak karara bağlanmıştır. Bu kararlar, Türkiye Cumhuriyetinin ilgili birimlerine iletilmiştir. Bu konudaki haber ve yorumlar gerçekleri yansıtmamaktadır. Basında yer alan haber ve yorumlar, eksik ve gerçek dışı bilgiler ile sübjektif yorumlara dayanmakta ve sanki dava aleyhe sonuçlanmış gibi kamuoyunu yanlış bir şekilde bilgilendirmeyi hedeflemektedir.
Tahkim davası devam etmekte iken, eksik ve gerçek dışı bilgilere ve sübjektif yorumlara dayanan haberler ile tahkim sürecinin tartışma ortamına çekilmek istendiği ve bu yolla yaratılan spekülasyonların istismar edilebileceği dikkate alınmalıdır.''
Devam etmekte olan yargı sürecinde devletin hak ve menfaatlerinin korunması için gerekli özen ve titizlik gösterildiği ve gösterileceği ifade edilen açıklamada, ''Yargılaması devam etmekte olan bu davaya ilişkin olarak, ne amaçla basına servis edildiği ve kullanıldığı belli olmayan gerçek dışı haberlere ve yorumlara itibar edilmemesi kamuoyuna saygıyla duyurulur'' denildi.

adner45
16-11-2008, 18:59
Devletin hak ve menfaatlerini korumak ! için KY ların hak ve menfaatlerinin yok sayılarak haber yapılmamasını istiyorlar anlaşılan.Star gazetisinde geç kalmanın zarar vermediğini belirten haberiyle üstteki haberin çelişkisi tuhaf.Hele kara para aklama operasyonunda Libanonco nun dinlendiği iddiasıyla,Her türlü parayı yurda getirmeye izin veren yasayı herhalda Tahkim üyeleri dikkate almaz da bu iddiaya inanır ve biz de inanırız.Bu denli çelişkili ve tutarsız haberler bu haksız el koyma eyleminin ve karagünlerin sona yaklaştığına inandırıyor beni...en azından umutlarım canlı duruyor.

adner45
16-11-2008, 19:03
Bu skandalı “bazı gazeteciler” yazamaz!
Aşağıda yazacağım “skandalı” her gazeteci kaleme alamaz... Neden mi? Çok basit çalıştıkları “merkezler” yurtdışı krediye ve siyasi “güdümlü” bürokrasiye göbekten bağlı olabilir... Ya da kamu bankalarına... Herneyse elimiz değmişken biz yazalım...

Okuyacaklarınız gerçekten büyük skandal...

Sevgili dostlar, Kemal Derviş bu ülkeye gönderildiğinden bugüne, kurduğu sistemi anlatmaya elimden geldiğince çalışan biri olarak son dönemde elime geçen, eski Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Engin Akçakoca ve Başkan Yardımcısı Teoman Kerman tarafından Türk bankacılık sisteminin sırlarını “bir efendiye hitap eder” şekilde aktaran e-mail mesajlarını paylaşmak istiyorum... Bu noktada bir bilgiyi tazelemeli. Kemal Derviş, Mart 2001’de Türkiye’ye geldi ve göreve başlamasıyla Hazine Müsteşarı Selçuk Demiralp, Merkez Bankası Başkanı Gazi Erçel, BDDK Başkanı Zekeriya Temizel istifa etti. Onların yerine BDDK Başkanlığı’na Engin Akçakoca, Hazine Müsteşarlığı’na Faik Öztrak, Merkez Bankası Başkanlığı’na Süreyya Serdengeçti geldi. Bu üçlü “Derviş” ekibi olarak yerlerini aldı... Gelelim BDDK ile IMF-Dünya Bankası arasında yapılan mesajlaşmalara.

İşte birçok mesajdan alınmış bazı bölümler:

1-IMF’den gönderilen bölümler (üsluba lütfen dikkat edin): “Bankalara ilişkin olarak, BDDK sermayelendirme planlarının gerçekçi olduğuna, bankaların tüm yükümlülüklerini yerine getireceğine ve bankaların yüzde 8’lik sermaye yeterliliğini 2001 sonu itibarıyla sağlayacağına ilişkin taahhütlerin yerine getirileceğini teyit etmesi gerekir. Son olarak bizim söz konusu mektupları incelememiz için imzalanan taahhüt mektuplarının birer örneklerinin ofisime gönderilmesi gerekmektedir.

Bu kısa alıntı sonrası soralım: IMF’deki yetkili hangi sıfatla ve hangi yetkiye dayanarak Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsız bir kurumu olduğunu düşündüğümüz BDDK Başkan Yardımcısı’na bu şekilde hitap ediyor ve en önemlisi gizli olması gereken belgeleri istiyor?

2- BDDK’dan IMF’ye gönderilen bölümler: “Belirtmek isteriz ki, yeni Kurulumuz yalnızca son iki-üç haftadır iş başındadır. Kabul edeceğiniz üzere çalışmak ve detayı görmek için zamana ihtiyacımız var. Özetle, Kurulumuz başka tasfiye planı aranmadan bu bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesinin gereksiz ve yüksek maliyetli bir yük yaratacağını düşünmektedir.

Bu alıntı sonrası ilgimizi çeken detayları belirtelim ve soralım, BDDK Başkan Yardımcısı neden IMF’deki memurdan “Aman bize süre verin, yeni geldik şeklinde kredi dileniyor?” Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden bir kurumu temsil eden bir bürokrat için kabul edilebilir bir durum mu? BDDK ilk hafta “el koymaya” karşı iken sonra ne oluyor ve IMF’nin bütün dedikleri hayata geçiyor? İmar Bankası ile ilgili durum da çok ilginç, BDDK, İmar için risk yok diyor. Bizim bildiğimiz durumun detayları farklı, acaba kim doğru söylüyor?

Sonuç: Sadece küçük bir bölümünü alıntıladığım bu güzelim mesajlara devletin yetkili kurumlarının denetim raporlarında ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu bankalarımızı IMF insafına terk eden davranışı sergileyen mesajlara bir de, Devlet Denetleme Kurulu tarafından kaleme alınan raporda geçen ” Demirbank’a el konmadan, milli çıkarlar için yaşatılması gerekirdi “ detayı ve 300 milyon dolara satılmadan önce ” HSBC ile 1.5 milyar dolara pazarlık ettiği “ gerçeğini ekleyin ve sonra bu ülke için ağlayın, gerçekten ağlayın!

Not: Konu ile ilgili olarak Yaman Törüner’in daha önce kaleme aldığı bir yazıdan da bazı bölümleri aktarmak istiyorum: Bu konuda neler düşündüğünü o zamanki Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş’e sormuş. Nokta dergisindeki başlık: “IMF’nin BDDK’ya yazdığı skandal mektup için Derviş, “Çok mektup vardı, hatırlamıyorum” dedi” şeklinde. Derviş, “Genelde önemli mektupları BDDK sonradan bize gönderirdi. Bir şey diyemem şu anda” diyor. Yani, kıvırtıyor. Derviş’in söylediği gibi çok mektup varsa, tümü açıklanmalı... Bizim açıkladığımız 8 Temmuz 2004 tarihli mektup, BDDK’nın 6 Temmuz 2001 tarihli mektubuna cevap olarak yazılmış. 6 Temmuz 2001 tarihli mektubun ne yargı dosyasında örneği var ne de komisyona gönderilmiş. Başbakanlık Teftiş Kurulu Müfettişleri IMF’ye yazılan bu mektubu bulup çıkarmalı. BDDK Başkanı ise mektupların nasıl sızdığını araştırtıyor. Derviş, “Bu işin teknik yönünü BDDK yürütüyordu. Karar verme aşamasında biz devreye giriyorduk” diyor. Yani, IMF’nin isteklerine uyarak haksız yere bankalara el konulmasına Derviş karar vermiş. Pes doğrusu...

adner45
16-11-2008, 19:06
Yiğit Bulut'un yazısı..arkadaşlar sonuç paragrafının bir üst paragrafının son cümlesi BDDK nın imar bankasıyla ilgili sorun olmadığı görüşüne rağmen gelişen olaylar sebebiyle bu yazıyı aldım..bilmemizin yararı olur kanısındayım...

Gence
16-11-2008, 21:59
ICSID'in internet sitesinde, Libananco davası ile ilgili verdiği özet bilgilerde "Davalı tarafından, hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin geçersiz olduğu, hisse senetlerinin sayım ve tesbit usulü hakkında verilen karar bulunduğu " görülmüştü. Bu durumda, bence;
1. Davanın açıldığı tarihten bu yana geçen uzun süre içinde, muvazaa nedeniyle dava reddedilmediğine göre, bu konuda davalının delilleri kabul edilir nitelikte değil..
2. Dava esastan görüşülecek ve Türk hükümetinin, ÇEAŞ ve KEPEZ imtiyaz sözleşmelerini tazminatsız feshetmeye hakkı olup olmadığına karar verilecek.

alpy
16-11-2008, 22:41
Ağzınıza sağlık sayın Gence,sanıyorum geçte olsa en güzel yorumu yaptınız ,bir hukuk davasında ,gerekli olan usul ve esas şartları vardır ICSID 2006 yılında açılan bu davayı kabul ederek zaten usule uygun olduğunu kabul etmişti,ancak bizimkiler 2 yıldır ,nerdeyse dava bitmek üzere hala usul şartı olan konularla uğraşıyorlar.İnsana demezlermi, arkadaş esasa gel ,esasta yani yaptığın bu eylemde haklı olduğunu bana kanıtla .bende senin hakkını vereyim.Enerji Bakanlığı Danıştayda açılan 600 adet davanın hepsini kazandığından sözediyor,kusura bakmayın ama buna kendi çalıp kendi oynadı derler ve korkarım ICSID te bu dava Türkiyenin aleyhine esastan sonuçlanır ise bizim idari yargı sistemimizde sorgulanır hale gelecektir.Not bendeniz bir hukukcu değil Sayın Bakan gibi mühendisim

Gence
17-11-2008, 13:52
Danıştay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı aleyhine açılan yüzlerce davayı reddetmiş. Bunu öğrenmiş olduk. Ancak, Danıştay imtiyaz sözleşmesinin iptal edilmesi yönünde yıllarca önce açılan davayı ÇEAŞ ve KEPEZ'e el konmadan önce, neden karara bağlamadı. Ben de bunu merak ediyorum.

guerra
18-11-2008, 10:15
Bankacılar 'zimmet' suçunun kaldırılmasını istiyor
Haber ZAMAN
18.11.2008 - 10:47

Bankalar Kanunu'nda düzenlenen zimmet suçu dışındaki 'gerçeğe aykırı muhasebeleştirme, izinsiz faaliyette bulunma, düzenleyici/iyileştirici/kısıtlayıcı önlemleri almamak, sırların açıklanması' gibi tüm bankacılık suçlarının da zamanaşımı süresi dolmuş bulunuyor. İmar Bankası gibi kesinleşen davaların yeniden ele alınması, verilen cezaların düşürülmesi gündeme gelebileceği gibi, yine aynı dava kapsamında aranan Kemal Uzan ve çocuklarına ilişkin davanın da zamanaşımından düşmesinin gündeme geleceği belirtiliyor. Zimmet suçu, 23 Haziran 1999'da yürürlüğe giren 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nda ilk defa yer aldı. Daha önce uygulamada olan 3182 sayılı Bankalar Kanunu'nda bulunmuyordu. Dolayısıyla bankaya ait bir paranın ya da diğer varlıkların zimmete geçirilmesi eylemi söz konusu olduğunda, banka çalışanının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 279. maddesi çerçevesinde devlet memuru sayılıp sayılmamasına göre zimmet ya da hizmet sebebiyle emniyeti suistimal suçu oluşmaktaydı

Alinti Zaman gazetesi

idma
18-11-2008, 16:01
Cem Uzan hakkındaki davanın, zaman aşımına uğramasına 2.5 ay kalırken dosya karar için Aralık ayına erteledi.
Bursa'daki Genç Parti (GP) mitingindeki konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla hakkında 100 bin YTL tazminat davası açılan Genel Başkanı Cem Uzan hakkındaki davanın, zaman aşımına uğramasına 2.5 ay kalırken dosya karar için Aralık ayına erteledi.

Ailesine ait ÇEAŞ ve Kepez Elektrik'e devlet tarafından el konulmasından sonra, GP'nin Bursa İl Teşkilatı'nca 13 Haziran 2003 tarihinde düzenlenen mitingde konuşan Genel Başkan Cem Uzan, isim vermeden Başbakan Erdoğan için, "Sen ne biçim Müslümansın. Senin gözünü korku ve hırs bürümüş. Sende Allah korkusu kalmamış. `Sen Allahsız olmuşsun. Allahsız herif" dedi.

Cem Uzan hakkında yaptığı konuşmadan dolayı ceza davası açılırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, kendisine hakaret ettiği iddiasıyla 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 100 bin YTL tutarında manevi tazminat davası açtı. Cem Uzan hakkında açılan tazminat davasına bugün devam edildi. Duruşmaya avacı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile davalı Cem Uzan katılmadı. Duruşmada sanık Uzan'ı avukatı Şaylan Çığgın, Başbakan Erdoğan'ı ise avukat Şule Yıldız savundu. Başbakan Erdoğan'ın Avukatı Şule Yıldız, Cem Uzan'a aynı konuşmadan dolayı Bursa 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nce Öfke Kontrol Kapsamı'nda verilen kitap okuma kararı cezası bulunduğunu, bu cezaya yapılan itirazın üst mahkemece ret edildiğini belirtirken zaman aşımına uğramasına 2.5 ay kalan davada kararın açıklanması gerektiğini söyledi. Mahkeme hakimi, karar aşamasına gelen davayı, Cem Uzan'ın son savunmasını yapması için önümüzdeki aya erteledi.

guerra
19-11-2008, 10:50
TMSF, Libya’nın TOKİ’si oldu 19 Kasım 2008 Çarşamba, 00:15 EKONOMİ
Uzan Grubu’nun Libya’daki konut projesini üstlenen TMSF, 2 bin konutu tamam-layarak teslim etti.

TMSF, Libya’da ilginç bir başarıya imza attı. İmarbank operasyonu kapsamında Uzan Grubu şirketlerinin tamamına el koyan TMSF, el konulmadan önce Uzan Grubu’nun Libya’da üstlendiği konut projesini tamamlayarak Libya Devleti’ne teslim etti. TMSF, bu projeden de yaklaşık 2 milyon YTL’lik gelir elde edecek. 2004 yılında İmarbank operasyonu kapsamında Uzan Grubu’nun tüm şirketlerine el koyan TMSF, inşaat şirketlerinin, Libya’da konut projesi işi üstlendiğini tespit etti. TMSF yönetimi ilk olarak, inşaat işinin TMSF’nin işi olmadığını karar vererek, işi feshetmeyi düşündü. TMSF yönetimi, işin feshedilmesi için neler yapılması gerektiğini araştırdı. Araştırmalar sırasında, Uzan Grubu’nun üstlendiği işin feshedilmesi halinde, Libya’da iş yapan birçok şirketin zor durumda kalacağı ve bu ülkede inşaat işi üstlenen firmaların yeni iş almakta zorlanabileceği görüldü. Bunun üzerine, TMSF Uzan tarafından alınan konut projesini tamamlama kararı aldı.

2 BİN KONUTU TESLİM ETTİ

UZANLAR tarafından üstlenilen projeyi geçtiğimiz günlerde tamamlayan TMSF proje kapsamında toplam 2 bin konutu teslim etti. Konut projeleri ile ilgili olarak kesin hesap görüşmelerinin ardından, Libya Devleti, konutların bedeli olarak TMSF’ye yaklaşık 2 milyon YTL ödeyecek. Bugüne kadar el konulan bankaların binlerce gayrimenkulunu satan TMSF, ilk kez konut üretmiş oldu. HÜSEYİN ÖZAY Star

fatmanur
20-11-2008, 14:10
TMSF, Hülya Avşar’ın bütün banka hesaplarına el koydu


Uzanlar’dan film çekmek için aldığı 300 bin dolar yüzünden iki yıldır TMSF ile başı dertte olan Hülya Avşar, dün bir şok daha yaşadı.











Hürriyet Gazetesi'nde yer alan habere göre, TMSF’ye geçen yıl 1 milyon 150 bin dolar ödemesine karşın, yaklaşık 1 milyon dolar daha borcu bulunduğu iddiası ile Avşar’ın bütün banka hesaplarına el konuldu. TMSFBaşkanı Ahmet Ertürk’e ateş püsküren sanatçı, "Bu parayı kesinlikle ödemeyeceğim" dedi.
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), mahkemelik olduğu ünlü sanatçı Hülya Avşar’a dün bir şok daha yaşattı. TMSF, Star TV Uzanlar’dayken yaptığı bir film anlaşması yüzünden Avşar’ın 3 bankadaki hesaplarına el koydu. Avşar’ın 986 bin 861 bin dolar borcu daha bulunduğunu savunan TMSF alacağını bu yöntemle tahsil etme yoluna giderken, bu durum ünlü sanatçıyı bir kez daha kızdırdı. 300 bin dolara karşılık karşılık 1 milyon 150 bin dolar ödemesine karşın, banka hesaplarına el konulmasına isyan eden Avşar, mahkemeye de başvurdu.
Bu son gelişme üzerine görüştüğümüz Hülya Avşar, şu anda banka hesaplarından 100 YTL bile çekebilme imkanı olmadığını söylerken, gelişmeler hakkında şu bilgiyi verdi: "TMSF, 300 bin dolarlık borcum olduğunu düşünerek benden bu parayı talep etmişti. Ben bu parayı 1 milyon 150 bin dolar olarak ödedim. Üstelik bana ’19 taksit yaparız’ demelerine karşın, ben bir an önce konunun kapanması için, Allah belanızı versin diyerek bu parayı peşin olarak ödedim. Ardından Danıştay bu kararı bozdu, ama ben ödemiş bulunduğum için para gitti. Yani paramı resmen gasp ettiler. Mafya usulü dediğim için beni mahkemeye verdiler ama, yine söylüyorum yaptıkları iş mafya usulü."
'RESMEN KAZIK ATTILAR'
TMSF’ye ödeme yaptıktan sonra, borcunun kalmadığına bir de yazı aldığını hatırlatan Hülya Avşar, sözlerine şöyle devam etti: "Benim yazdığım yazılara sinirleniyorlar ama artık tamamen şahsi bir dava güttüklerini düşünüyorum. Bana çıkardıkları borcu ödemiş ve buna karşılık bana borcumun kalmadığını bildiren bir ibraname vermiş olmalarına karşılık, şimdi yeniden böyle bir borç ortaya çıkarıyorlar. Ben ödediğim paranın hesabını sorarken, benden 900 bin küsür dolar daha istiyorlar. Üstelik bunu yapmadan çok kısa bir süre önce, karşılıklı olarak davalardan vazgeçmemizi önermişlerdi. Prensipte bu konuda anlaşmıştık, bitsin bu tatsızlık diyerek böyle bir anlaşma yapmak üzereydik. Ben zaten istedikleri parayı ödemişim, konu böyle kapansın artık derken, şimdi benden yeniden para istiyorlar. Resmen kazık attılar."
'HORTUMCU DEĞİL SANATÇIYIM'
Banka hesaplarına el konulmasının büyük bir haksızlık olduğunu savunan Hülya Avşar, bu durumda ne yapacağını ise şöyle anlattı: "Türkiye Cumhuriyeti’nde ilk kez bir sanatçıya karşı böyle bir dava güdülüyor. TMSF, bir sanatçıyla açıkça uğraşıyor. Bu parayı katiyen ödemeyeceğim, bankalardan doğrudan alma imkanları var mı bilmiyorum ama ben 1 kuruş ödeme yapmayacağım. Sonuna kadar bunun mücadelesini vereceğim, gerekirse gider TMSF’nin önünde otururum, tepkimi gösteririm. Yapılan bu haksızlığa karşı sonuna kadar direneceğim. Tamam TMSF’nin sınırsız yetkileri var ama ben hortumcu değil, sanatçıyım."
'KİMSE TMSF'DE ÖZEL MUAMELE BEKLEMESİN'
Hülya Avşar’a karşı yapılan son işlemden sonra bilgisine başvurduğumuz TMSF yetkilileri, yaptıkları işlemin haklılığını savundu. Hülya Avşar ile yapılan protokolün şartının ’açtığı davadan vazgeçmesi’ olduğunu hatırlatan yetkililer, Avşar’ın bunu yapmayarak sözleşmeyi ihlal ettiğini dile getirdiler. TMSF yetkililerinin, bu konudaki değerlendirmesi şöyle oldu:Rutin işlem
Hülya Avşar’ın 350 bin dolar almasına karşın taahhüdünü yerine getirmemesinden doğan bir ihtilafımız var. Şimdi de buna istinaden Avşar’ın tapularına, banka hesaplarına ve ticaret sicillerine haciz gönderdik. Bu bizim için rutin bir prosedür.
TMSF’nin Hülya Avşar’dan talebi 2.4 milyon YTL civarındaydı. Ama başvurdu, uzlaşmak istedi. TMSF’de uzlaşmak için, karşılıklı davalardan feragat etmek gerekiyor.
Bütün uzlaşma işlemleri böyle yürür, karşılıklı olarak davalardan vazgeçilir.
Kendisi davalardan vazgeçeceğini beyan edince, biz de TMSF olarak borcu 1.1 milyon dolar olarak tahsil ettik. Bu parayı bile zamanında ödemedi. Sonra ödeyince uzlaştık.
SÖZÜNÜ TUTMADI
Ancak daha sonra davalardan feragat etmesinin zorla, baskı altında olduğunu söyleyerek TMSF’ye karşı bir dava açtı. Böylece sözleşmeye karşı hareket etti.Böyle olunca rakam da değişti. Çünkü TMSF, uzlaştığı zaman alacağından indirim yaparken, uzlaşmadığı durumlarda bu parayı daha yüksek talep ediyor.
AYRIMCILIK YOK
Hülya Hanım’ın dosya TMSF için küçük bir dosya, çok küçük bir iş. O çok konuştuğu için konu bu kadar popüler oldu. Yoksa TMSF’nin gündeminde bu konu çok alt sıralarda.
Hülya Hanım’a gelinceye kadar TMSF çok dosya çözdü. Pek çok insanla uzlaşarak sorunlarını halletti. TMSF benzer dosyalarda nasıl hareket ettiyse burada da öyle hareket ediyor.

fatmanur
27-11-2008, 19:24
Uzanlar’dan film çekmek için aldığı 300 bin dolar yüzünden iki yıldır TMSF ile başı dertte olan Hülya Avşar, yeni bir şok daha yaşamıştı. TMSF’ye geçen yıl 1 milyon 150 bin dolar ödemesine karşın, yaklaşık 1 milyon dolar daha borcu bulunduğu iddiası ile Avşar’ın bütün banka hesaplarına el konulmuş ve sanatçı, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’e ateş püskürerek "Bu parayı kesinlikle ödemeyeceğim" demişti.

Ahmet Ertürk, Avşar'ın bu sözlerine HABERTÜRK'te 'Söz Sende' programında şöyle yanıt verdi: "TMSF bir alacak tahsili peşinde ve bunu kamu adına yapıyor. Bunu işlevi yaparken de dokunulmaz hiç kimse, hiç bir kurumu tanımıyoruz, dokunulmazlıkları yok. Sanatçılık başka bir şey, sanatçılık bu alanda birilerine imtiyaz tanıyan bir şey değil. Bir para alışverişi var. Bir para almış, bir yükümlülüğünü yerine getirmemiş, o aldığı para karşılığında. Biz bu parayı istemişiz, mahkemeye gitmiş, mahkemeyi kaybedince artı bir ceza gelmiş üstüne, faiz çalışmış ve bir rakama ulaşmış. Biz bunun peşindeyiz. Yani biz kimseye, canımız istiyor diye 'Getir şu kadar para!', böyle bir şeyi nasıl söyleyebiliriz. Alacağımızı tahsil peşindeyiz ve bunun için de kimseye imtiyaz tanımıyoruz. Mesela bize gazetelerde bela okumalar, çok ayıp şeyler bunlar. Kamu bize bir yol göstermiş, ya uzlaşarak bu alacağı tahsil edeceksiniz ki biz uzlaştık. Ama böyle bir kurnazlık peşinde insanlar. Biz bu kurnazlıkları yutacak kadar.. Hani biz romantiğiz, şuyuz buyuz ama enayi değiliz."

Bu konuşmaya Hülya Avşar hemen yazarlık yaptığı guardianturk sitesinde böyle cevap verdi:

AHMET ERTÜRK EFENDİ


TMSF' nin başına geçerek sana verilen yetkiyi şahsileştiremezsin. Sana bu yetki AKP tarafından ülkeyi hortumlayanlardan kurtarman için verilmiştir. Oysa sen yapmış olduğun operasyonlardan aldığın tebriklerden kendini ülkenin sahibi gibi görmeye başladın ve görüyorum ki bu duruma müdahale eden kimse yok. AMA ŞUNU BİLKİ BU ÜLKEYE 25 YILINI GEREK SANATIYLA GEREKSE YILLARCA VERGİ BİRİNCİSİ OLAN, OKUL YAPTIRAN BİR SANATÇI OLARAK BANA YAPILANLAR KARŞISINDA SUSMAYACAĞIM. 3OO bin dolar kadar borcum olduğunu iddia edip baskıyla her şeyime haciz koyarak benden 1.5 Milyon Dolar aldın. HİÇ HAKKIN OLMADAN! Bunu fark eden yargı sana bu parayı alamazsın dedi. Ama ne yazık ki ödemiş bulundum. ELİMDE TÜM BORCUNU ÖDEMİŞTİR HİÇBİR ALACAĞIMIZ YOKTUR DİYE YAZAN SİZİN TARAFINIZDAN VERİLMİŞ BİR İBRANAME OLMASINA RAĞMEN YAZDIĞIM YAZILARDAN DOLAYI TEKRAR HERŞEYİME EL KOYDUNUZ VE BANA HADİ BAKALIM AL ALABİLİYORSAN GERİ DEDİNİZ. BU DEMEKTİRKİ ADALET SİZE DUR DEYİNCEYE KADAR MÜCADELE ETMEK GEREKİYOR. Türkiye dingonun ahırı değil! Sana hiç borcum yokken şahsi meselen yüzünden her şeyime el koyamazsın. Madem ki bu ülkede kimse sana dur diyemiyor ben tek başıma seninle baş ederim! Gerekirse TMSF’nin önünde eylem yaparım. SENDEN KORKMUYORUM ÇÜNKÜ DÜRÜSTÜM, ÇÜNKÜ ALNIMIN TERİYLE KAZANDIM HORTUMCU DEĞİL VERGİSİNİ VEREN, ÜLKESİNE HİZMET EDENENİM. İşte bu benim en büyük gücüm! Ama sen kendin için bu sözleri kullanamazsın. Üstelik Hülya Avşarlığımı kullanarak kimsenin kapısını çalmadan, yardım istemeden, kadın halimle karşındayım. Çünkü HAKLIYIM bu güç bana yeter!




VAKTİ ZAMANI GELİNCE AVŞAR KIZI KESİN DAVAYI KAZANIR YADA A.İ.H.M KAZANIR

ALİ DAVARCI
28-11-2008, 01:28
İnşallah Hülya AVŞAR gibilerin sayıları artarda kendini Türkiye Cumhuriyetinin sahibi ve tek hakimi gibi görüp, herkesin malına mülküne sorgusuz, sualsiz el koyup,yabancılara 3 kuruşa peşkeş çekerek,herkesi mağdur eden bu şahşiyetin haddini bildirirler.

idma
29-11-2008, 06:24
Avşar kızı TMSF`yi `diktatör`e benzetti
Hülya Avşar, kız kardeşine ait internet sitesinde yazdığı `Diktatörlük` başlıklı yazısında TMSF Başkanı Ahmet Ertürk`e `Ahmet Efendi` şeklinde hitap etti


Hülya Avşar`ın 2002`de Türkfilmi adlı yapım şirketiyle yaptığı iki filmlik anlaşmanın sancıları 6 yıldır sürüyor. Cem Uzan`a ait olan şirketten avans olarak 300 bin dolar alan Avşar, şirket TMSF`ye geçince filmler çekilmediği gibi aldığı avans geri istenmişti. Parayı ödemeyen Avşar`a mahkeme faiziyle 1 milyon 100 bin dolar borç çıkarmıştı. TMSF sanatçının 3 bankadaki hesaplarına el koyunca Avşar 1 milyon 100 bin doları ödemişti. Ancak Avşar borcunun bittiğini sanırken, TMSF`nin 900 bin dolar daha istemesiyle şoke olmuştu. Sanatçı, bu parayı ödemeyeceğini belirtirken, TMSF Başkanı Ahmet Ertürk`ü kendisini kazıklamakla suçlamıştı. Ertürk ise hesapların mahkeme kontrolünde olduğunu belirtmişti. Avşar, kızkardeşi Helin Avşar`a ait guardian.com sitesindeki `Diktatörlük` başlıklı yazısında, `Ahmet Efendi` şeklinde hitap ettiği Ertürk`e şöyle yüklendi:


* Şu devlet adı altında eline geçirdiğin paraları bari bir hayır işleyerek değerlendir de aldığın beddualara maruz kalma!


* Zaten bu ülkenin zor durumda kalmasında en büyük sebep sensin. Sen Ahmet Efendi! Gerçekten bu ülkeyi düşünüyor olsaydın ya da biraz duyguların olsaydı; Uzanlardan, Topraklardan, Aksoylardan ve diğerlerinden aldıklarınla ülke yararına yatırımlar yapardın.


* Ama sen ne yaptın! Hortumcu mortumcu kim olursa olsun bu insanları tamamen yok edip, ülkeye onların daha da yük olmalarını sağladın! Biraz duyguların, biraz insanlık yönün olsaydı onları yok edeceğine faydalı hale getirirdin! Ne yazık ki senin niyetin kötü! Bu ülke asıl senin yüzünden bu durumda. Şimdi kimse sana söz geçiremiyor! Bırak demokrasiyi, diktatörlük yapıyorsun. Diğerleri senden korkuyor ama ben hakkımı savunacağım. Yıllarımı verdiğim tüm yatırımlarımı senin her gün değişik saat takman için feda etmeyeceğim!

ALİ DAVARCI
30-11-2008, 23:33
http://img84.imageshack.us/img84/4700/hlyaavarfj0.png


Ne güzel söylemiş Avşar Kızı;
-Ne yazık ki senin niyetin kötü! Bu ülke asıl senin yüzünden bu durumda. Şimdi kimse sana söz geçiremiyor! Bırak demokrasiyi, diktatörlük yapıyorsun.

-en sonunda ben de senin gibi iktidarın arkasına sığınıp başımı örteceğim ve benden aldıklarını geri alacağım.

-Eğer onlardan aldıklarınla şu ülkede işsiz insanların yararına yatırım yapsaydın ya da şu saydığım insanların paralarına el koyacağına onlara iki fabrika diktirseydin, işte o zaman sana söyleyecek lafım kalmazdı.

guerra
02-12-2008, 08:01
Bugunki Referans gazetesinde yayınlanan ilan....

Cukurova ve Kepez elektrik anonim sirketi ortaklarının denetci marifeti ile olaganustu GENEL KURUL TOPLANATISINA DAVETİ...

Yasal ve zorunlu nedenlerle Ticaret Kanunu 355.maddesinin denetciye verdigi genel kurulu toplantıya davet yetkisi ile yukledigi zorunlu gorev icabı olarak;Olaganustu Genel kurulun 24 Aralık 2008 tarihinde Carsamba gunu saat 10.00'da toplanmasına karar verilmistir.

Toplantı yeri,Bayıldım Cad. No.2 Macka Besiktas Istanbul Adresinde bulunan Swisotel GENEVE Toplantı salonudur..


Toplantıya katılabilmek icin hamiline yazılı hisse senetleri sahiplerinin 17 Aralık 2008 aksamına kadar SERMAYE PIYASASY KURULUNUN 11.01.2005 tarihli yazısı cercevesinde;mevcut hisse senetlerini Levazım mahallesi Levazım yolu sokagı levazım sitesi A-1 blok daire 5 Besiktas İstanbul adresinde bulunan İstanbul irtibat burosuna saat 11.00-16.00 arasında teslim sureti ile alınacak muhafaza makbuzlarını Nufus Cuzdan fotokopileri ile birlikte İstanbul irtibat burosuna ibraz etmek sureti ile giris kartı almaları
gereklidir.


Toplantıya bizzat katılmayacak hissedarların assagıdaki ornege uygun olarak tanzim edilecek noter tasdikli vekaletname asıllarını ibraz edecek vekilleri vasıtasıyla toplantıya katılmaları mumkundur..

27/11/2008

Bilgilerinizi ve toplantıya tesrifinizi rica ederim.

Cukurova elektrik a.s. denetcisi Gulsen DEMIRKOL

Kepez elektrik a.s. Denetcisi Reha Ferhan GÜLÜ



Genel kurul toplantısının gundemi..

1.Acılıs ve Divan tesekkulu
2.Toplantı tutanagının imzalanması hususunda Divana yetki verilmesi
3.Yonetim kurulu ve Denetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespiti
4.Sirket Ana sozlesmesine uygun olarak yonetim kurulu uyelerinin adetleri,gorev sureleri ile secimi
5.Sirket Ana sozlesmesine uygun olarak Denetim kurulu uyelerinin,gorev sureleri ile secimi
6.Yonetim kurulu üyelerine TTK'nın 334.ve 335.maddelerinde yazılı izinlerin verilmesi,
7.Dilek ve temenniler..


Butun arkadaslar zedelere bildirsin ltf....

guerra
02-12-2008, 10:24
Fatih Altaylı
Ahmet Ertürk Hülya Avşar'a taktı

02.12.2008 09:48
TMSF ile Hülya Avşar arasındaki kavga kadar saçma bir durum görmedim ben.
Basit bir ticari anlaşma devlet meselesi haline getirildi.
Nedenini anlamak mümkün değil.
Hülya Avşar, Uzanlar döneminde Star ile bir anlaşma yapmış.
Dizi yapacak, program yapacak.
Bunun için bir de avans almış.
Sonra gruba el konulmuş.
Anlaşma hayata geçirilemediği için Hülya Avşar gruba borçlu.
Basit bir ticari borç.
Devlet dolandırılmamış. Banka hortumlanmamış.
Bir televizyon kanalı ile bir sanatçı arasında benzerleri sık sık yaşanan bir sorun.
Bir ikisi haricinde banka hortumcularına, devlete milyarlarca dolar borçlu olanlara son derece şefkatle yaklaşan TMSF, her nedense bu basit alacak davasında Hülya Avşar’a karşı şahin.
Basit bir ticari alacak, TMSF tarafından kamu alacağına dünüştürülüyor ve Avşar’a saldırılıyor.
TMSF’nin o kurumlarla ilişkisi bile kalmamış ama TMSF için farketmiyor.
Bir Hülya Avşar takıntısıdır gidiyor.
TMSF’nin Hülya Avşar’a karşı tutumunda bir hukuki garabet var.
Nedenini anlamakta zorlanıyorum.

onur8
02-12-2008, 14:27
Bugunki Referans gazetesinde yayınlanan ilan....

Cukurova ve Kepez elektrik anonim sirketi ortaklarının denetci marifeti ile olaganustu GENEL KURUL TOPLANATISINA DAVETİ...

Yasal ve zorunlu nedenlerle Ticaret Kanunu 355.maddesinin denetciye verdigi genel kurulu toplantıya davet yetkisi ile yukledigi zorunlu gorev icabı olarak;Olaganustu Genel kurulun 24 Aralık 2008 tarihinde Carsamba gunu saat 10.00'da toplanmasına karar verilmistir.

Toplantı yeri,Bayıldım Cad. No.2 Macka Besiktas Istanbul Adresinde bulunan Swisotel GENEVE Toplantı salonudur..


Toplantıya katılabilmek icin hamiline yazılı hisse senetleri sahiplerinin 17 Aralık 2008 aksamına kadar SERMAYE PIYASASY KURULUNUN 11.01.2005 tarihli yazısı cercevesinde;mevcut hisse senetlerini Levazım mahallesi Levazım yolu sokagı levazım sitesi A-1 blok daire 5 Besiktas İstanbul adresinde bulunan İstanbul irtibat burosuna saat 11.00-16.00 arasında teslim sureti ile alınacak muhafaza makbuzlarını Nufus Cuzdan fotokopileri ile birlikte İstanbul irtibat burosuna ibraz etmek sureti ile giris kartı almaları
gereklidir.


Toplantıya bizzat katılmayacak hissedarların assagıdaki ornege uygun olarak tanzim edilecek noter tasdikli vekaletname asıllarını ibraz edecek vekilleri vasıtasıyla toplantıya katılmaları mumkundur..

27/11/2008

Bilgilerinizi ve toplantıya tesrifinizi rica ederim.

Cukurova elektrik a.s. denetcisi Gulsen DEMIRKOL

Kepez elektrik a.s. Denetcisi Reha Ferhan GÜLÜ



Genel kurul toplantısının gundemi..

1.Acılıs ve Divan tesekkulu
2.Toplantı tutanagının imzalanması hususunda Divana yetki verilmesi
3.Yonetim kurulu ve Denetim kurulu üyelerinin huzur haklarının tespiti
4.Sirket Ana sozlesmesine uygun olarak yonetim kurulu uyelerinin adetleri,gorev sureleri ile secimi
5.Sirket Ana sozlesmesine uygun olarak Denetim kurulu uyelerinin,gorev sureleri ile secimi
6.Yonetim kurulu üyelerine TTK'nın 334.ve 335.maddelerinde yazılı izinlerin verilmesi,
7.Dilek ve temenniler..


Butun arkadaslar zedelere bildirsin ltf....




Denetçinin toplantı gerekçesi yasal ve zorunlu nedenleri bilmiyorum.

Bu olağanüstü genel kurul toplantıları ÇEAŞ ve KEPEZ in tahkimdeki davalarını da etkilleyebilir mi?
Anladığım kadarıyla ÇEAŞ ve KEPEZ' in çoğunluk hissessini ellerinde bulunan Libenanco' nun temsilcileri de bu toplantılara katılacaklar. Bir yerde, bu olağanüstü genel kurullar bu şirketlerin kime ait olduğunun tescillenmesini sağlayabilir.
Küçük yatırımcılar olarak bu toplantıya katılıp en azından neler olup bittiğini anlamaya çalışalım.

fatmanur
02-12-2008, 20:07
cukurova elektrik

fatmanur
02-12-2008, 20:16
libanancomu yapıyor yoksa devletmi yapıyor. neden adanada kapalı spor salonunda değilde swissotelde yapılıyor bunlar bizimle dalgamı geciyor

metintezel
02-12-2008, 20:21
haydi hayırlısı bakalım,bu trajikomik olay nasıl sonuçlanır arkadaşlar fikri olan paylaşsın lütfen saygılar...

metintezel
02-12-2008, 20:38
durum değerlendirmeye değer arkadaşlar,ben çok isterdim bu havayı ve olayı canlı ve yakından izlemeyi fakat işim müsade etmiyor ...katılabilecek olanlardan bizlerle izlenimlerini paylaşsınlar lütfen...

metintezel
02-12-2008, 20:42
sayın fetmanur kardeşim sizler katılacakmısınız...

fatmanur
02-12-2008, 20:54
katılmayı düşünüyorum

idma
02-12-2008, 22:08
Arkadaşlar anlaştıkları için genel kurul oluyor.

guerra
03-12-2008, 08:25
libanancomu yapıyor yoksa devletmi yapıyor. neden adanada kapalı spor salonunda değilde swissotelde yapılıyor bunlar bizimle dalgamı geciyor

Su andaki mevcut yonetim yapıyor..Denetciler Genc parti milletvekili adaylari gorunuyor..Google'da ararsanız...

Herkezin mutlak sekilde katılmak icin caba gostermesi gerekiyor...

ALİ DAVARCI
03-12-2008, 13:24
Hisse senetleri aracı kurum hesaplarında gözüktüğünden(Örnek.İş bankası)
1-Kendimizin katılması durumunda ,
2-Kendimizin katılamaması durumunda(avukat veya İstanbul'daki bir arkadaşımıza vekalet)
ne tür bir işlem yapmak gerektiği konusunda bir bilgisi olan varmı?

Bu konuda açıklama yapacak arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim.

guerra
03-12-2008, 13:32
Kendinizin katılması durumunda aracı kurumunuza dilekce vererek hisselerinizin takasbankta blokel edilerek size bir evrak verecekler bu evrakla İstanbul'da verilen adresten giris kartı alacaksınız (Nufus cuzdanı fotokopisiyle)...

Veya ilanda ornegi verildigi gibi Takasbanktan alınan evrakla istediginize vekaletname noterden verebilirsiniz..


Toplantıya katılabilmek icin hamiline yazılı hisse senetleri sahiplerinin 17 Aralık 2008 aksamına kadar SERMAYE PIYASASY KURULUNUN 11.01.2005 tarihli yazısı cercevesinde;mevcut hisse senetlerini Levazım mahallesi Levazım yolu sokagı levazım sitesi A-1 blok daire 5 Besiktas İstanbul adresinde bulunan İstanbul irtibat burosuna saat 11.00-16.00 arasında teslim sureti ile alınacak muhafaza makbuzlarını Nufus Cuzdan fotokopileri ile birlikte İstanbul irtibat burosuna ibraz etmek sureti ile giris kartı almaları
gereklidir.


Toplantıya bizzat katılmayacak hissedarların assagıdaki ornege uygun olarak tanzim edilecek noter tasdikli vekaletname asıllarını ibraz edecek vekilleri vasıtasıyla toplantıya katılmaları mumkundur..

guerra
03-12-2008, 13:33
Uzan'a Başbakan'a hakaretten 10 bin YTL tazminat 3 Aralık 2008


Nail KAHRAMAN/BURSA, (DHA)



BURSA'da 5 yıl önce Genç Parti (GP) tarafından düzenlenen mitingindeki konuşmasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla hakkında 100 bin YTL tutarında tazminat davası açılan Genel Başkanı Cem Uzan, 10 bin YTL tazminata mahkum edildi.


Ailesine ait ÇEAŞ ve Kepez Elektrik'e devlet tarafından el konulmasından sonra, partisinin Bursa İl Teşkilatı'nca 13 Haziran 2003 tarihinde düzenlenen mitingde konuşan GP lideri kanı Cem Uzan, isim vermeden Başbakan Erdoğan için, ‘Sen ne biçim Müslümansın. Senin gözünü korku ve hırs bürümüş. Sende Allah korkusu kalmamış. Sen Allahsız olmuşsun. Allahsız herif” diye konuştu.

Cem Uzan hakkında yaptığı konuşmadan dolayı ceza davası açılırken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, kendisine hakaret ettiği iddiasıyla Uzan aleyhine, Bursa 5'inci Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 100 bin YTL tutarında manevi tazminat davası açmıştı. Cem Uzan hakkında açılan ve zaman aşımına uğramasına 2 ay kalan tazminat davası bugün sonuçlandı. Davacı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile davalı Cem Uzan'ın gelmediği duruşmada mahkeme hakimi, GP Genel Başkanı’nı toplam 10 bin YTL tazminat ödemeye mahkum etti.


Uzan, bu konuşmadan dolayı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaret ettiği suçlamasıyla Bursa 3'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nce yargılanmıştı. Mahkeme Uzan'aa ‘öfke kontrolü ve kişisel gelişim' konusunda 5 kitap okuması için ceza vermişti. Avukatlarının yaptığı itiraz red edilince, Uzan'a verilen bu ceza kesinleşmişti.

guerra
03-12-2008, 13:36
cukurova elektrik

Vekaletname ornegi Fatmanur'un sayfasında mevcut..

ALİ DAVARCI
03-12-2008, 14:31
Sn Guerra;Teşekkür ederim.

Arkadaşlardan bir ricam daha olacak.
Önceden Takasbanka şifrelerimizle girdiğimizde ÇEAŞ ve Kepez hisselerini görebiliyorduk.Daha sonra Merkezi Kayıt Kuruluşuna devredildiği söylendi.Aracı kurum hesaplarında görülmesine rağmen MKK hesaplarında ÇEAŞ ve Kepez hisselerini göremiyoruz.Bunun nedeni nedir?

yaylakemal
03-12-2008, 17:08
Toplantıya katılmaya gayret adeceğim.Hem de tecrübeliyim, daha önce katılmıştım.
Aracı kurumuma dilekçeyi verdim,bloke kağıdı gelir gelmez,giriş kağıdı almaya gideceğim, her nekadar giriş kağıdı alacağım adresle toplantı adresleri farklı yerlerde olsa da..

guerra
03-12-2008, 17:20
Toplantıya katılmaya gayret adeceğim.Hem de tecrübeliyim, daha önce katılmıştım.
Aracı kurumuma dilekçeyi verdim,bloke kağıdı gelir gelmez,giriş kağıdı almaya gideceğim, her nekadar giriş kağıdı alacağım adresle toplantı adresleri farklı yerlerde olsa da..

Muracat icin son tarih 17/12/2008...

Takasbank'a Kepez icin yazı gelmis..Cukurova elektrik icin gelmemis..Bu nedenle Cukurova icin henuz yazıı veremiyorlar...

metintezel
03-12-2008, 20:04
arkadaşlar bende hem çeaş hemde kepez var başka bir arkadaş bugün deiki 15-20 lotla böyle bir kurula sizleri içeri sokmazlar doüru olabilirmi acaba...binde bir oran olması gerekir dedi ,bilen varmı konuyu ilk defa böyle kural duydum kendim de şaştım douğrusu...

guerra
03-12-2008, 21:01
arkadaşlar bende hem çeaş hemde kepez var başka bir arkadaş bugün deiki 15-20 lotla böyle bir kurula sizleri içeri sokmazlar doüru olabilirmi acaba...binde bir oran olması gerekir dedi ,bilen varmı konuyu ilk defa böyle kural duydum kendim de şaştım douğrusu...

1.lot bile yeterli...gerisi hikaye...

fatmanur
03-12-2008, 22:09
ceaş kepez

fatmanur
03-12-2008, 22:14
Sayın Vekilimiz,

5 yıl önce Uzanlar’a karşı düzenlenen siyasi/ticari bir operasyon sırasında
hisse senetlerine bu hükümet tarafından cebren ve hile ile el konulmuş onbinlerce
ÇEAŞ-KEPEZ mağduru insandan biriyim. Uzanlar bu şirketleri devralmadan önce,
artık rahmetli olmuş aile büyüklerimle birlikte zamanında –devletten- bu hisse senetlerini aldık. Özelleştirilme öncesi, devletimize güvenerek, kaynak üretmesine destek vererek…

Bugün, bu hükümet, bir yandan onbinlerce (aile ve yakınlarıyla yüzbinlerce) vatandaşını mağdur ederek ahlarını alıyor ve AİHM’de hesap vermek zorunda kalarak ülkemin prestijini ayaklar altına alıyor, bir yandan da Uzanların Dünya Bankası nezdinde ICSID’de açtığı 40 milyar dolarlık davalarla yine ülkeme ceza kesiliyor.

Yıllar içinde, tek birikimimizi kaybederek düştüğüm-üz hali tarif etmem mümkün
değil. Eğer hala, her şeye rağmen bir hukuk ülkesinde yaşadığımızı, vicdanlı devlet adamlarının kaldığını düşünmesem bu yazıyı size göndererek zaman kaybetmezdim.

Meclis mekanizmaları, kulis, soru önergesi… Bu hükümetin yasa, kural, sınır tanımaz girişimlerine karşı elinizden geleni yaptığınızı biliyoruz. Yine de şahsım ve onbinlerce insan adına konuyu gündeme getirmenizi rica ediyorum.
Lütfen Yüzbinlerin Sesini Duyurunuz.

Saygılarımla,
Sayın Milletvekilim,
Ben ve benim durumumdaki yaklaşık 22 500 vatandaş 13 Haziran 2003 te Enerji
Bakanlığının,Uzanların yönetimindeki Çukurova Elektrik A.Şirketinin
işlettiği tesislere el koyarak ve şirketin imtiyaz sözleşmesini fesh ederek
mağdur duruma düşürülmüş,tasarrufları yok edilmiş insanlarız.
Sayın milletvekilim sizlerinde bildiği gibi ÇEAŞ 1952 yılında kurulmuş ve
o tarihten başlıyarak Ülkemize 11 adet büyük hidroelektrik santral, binlerce
km enerji nakil hattı ve trafo istasyonları kazandırmış ,kendi alanında dev
bir şirket idi.
Bu şirketin hisse senetleri 1990 yılında büyük bir reklam kampanyası ile
Devlet tarafından halka(bizlere) satıldı ve borsada işlem görmeye
başladı.Sonra 1993 yılında bu defa blok satış yolu ile ihale edilerek
,ihalede en yüksek teklifi veren Uzan grubuna satılarak şirket yönetimi
Devlet tarafından Uzanlara devredildi ,bu işlem yapılırken bizlere çağrı
yapılmadı,sorulmadı, 1993-2003 yılları arasında Uzanların yönettiği
şirkette birçok usulsüzlük yapıldığı ,bizlerin temettüsü ödenmediği halde
denetlemekle görevli ilgili Devlet kurumları usulsüzlüklere seyirci kaldı
ve hatta şirkete ilave imtiyazlar verildi.
2003 yılı 13 Haziran günü Enerji Bakanlığı bizlerin haklarını
gözetmeden,mağdur olmamızı engelleyecek hiç bir düzenleme yapmadan Şirket
tesislerine el koyup ,imtiyaz sözleşmesini iptal ederek bizleri hepten
perişan etti ve tüm tasarruflarımızı sıfıra indirgedi.
Sayın Milletvekilim izninizle yukarıda özetlediğim Çukurova Elektrik olayı
ile ilgili ve bizi mağdur eden bu uygulamayı yapan ilgili Bakan ve
Başbakana sorulmak üzere bizlerin vekili olan sizler aracılığı ile birkaç
soru sormak istiyorum.
1-Sayın ilgili bu şirketi Devlet olarak Uzanlara Satarken bizlere
sordunmu ?,bu güzelim şirketi neden sattın?
2-Sayın ilgili Sattığın imtiyazlı şirketi 10 YIL BOYUNCA görevin olduğu
halde gereği gibi denetledinmi?
3-Sayın İlgili Şirkette Yapılan usulsüzlükleri ,şirket aktiflerinin on yıl
boyunca talan edilmesini ,küçük hissedarların haklarını görevin olduğu
halde gereği gibi korudun mu?
4-Sayın İlgili 13-6-2003 yılında kendi yaptığın hataları telafi etmek için
el koyduğun şirket mallarından her yıl düzenli olarak gelir elde ediyorsun
ve elde ettiğin bu gelirden hiçbir suçumuz,günahımız ve olayın gelişmesinde
en ufak bir dahlimiz olmadığı halde bizlerin hakkı olan parayı ve temettü
gelirini neden bizlere ödemiyorsun.?

5-Sayın İlgili ben ve benim gibi aileleri ile birlikte yaklaşık yüz bin
kişi bu ülkenin vatandaşı değilmiyiz ,bizim suçumuz ne,neden bizlere bu
zulmü yapıyorsun ve bu zulüm daha kaç yıl sürecek? Bizlere reva gördüğün bu
muamelenin görevin gereği koruman ve kollaman gereken Sosyal
adaletle,vicdanla bağdaşır bir yanı varmıdır?

Sayın Milletvekilim sizden ricam bizlerin vekili olarak yukarıda sıraladığım
bu soruları bizim adımıza ilgili Bakanlara ,gerekirse Başbakana sorun ,bizim
sorma imkanımız yoktur .Saygılarımla.SAYIN AZİZ ARKADAŞLARIM ZAMAN BİRLİK VE BERABERLİK ZAMANIDIR .............. BU GÜZEL YAZILARI GEREKLİ MERCİHLERE MAİL VEYA FAKSLA MEDYA ARACILIĞINLA SESİMİZİ DUYURALIM....

metintezel
03-12-2008, 23:08
haklısınız fatmanur kardeşim vekillerimize soralım ama cevap vermezler sanırım işlerine gelmez... umudum sadece muhalefet milletvekilleri sorabilir ...iktidar millet vekilleri RTE özel vekiller onlar soru soramaz el kaldıra indire endeksli olarak seçilmiş vekiller eminim özelliklede sormazlar...birde seçim geliyor ...hiç olmaz ...herkes kendi seçim bolgesindeki muhalefet millet vekilini bildirirse ses çıkrsa çıkar...

metintezel
09-12-2008, 17:12
bayramınız lutlu olsun arkadaşlar

alpy
09-12-2008, 21:44
teşekkür eder , hepinizin bayramını kutlarve inşallah bir dahaki bayrama tümümüzün haklarının geri verildiği huzurlu ve mutlu bayramlar olmasını dilerim.

guerra
12-12-2008, 08:45
Bugunki Tercuman gazetesi tam manset UZAN GERİLİMİ haberi var..ISCID mahkemesinin kararının sonuna geldigig haberi var..

omeniv
12-12-2008, 10:08
Hakkımızı savunurken kimseye haksızlık etmemeye çalışarak sormak istiyorum; BORYAD ne işe yarar? Aynı basın ilanını defalarca yayınlamak marifet değil. Gündeme ve gelişmelere paralel olarak yeni çıkışlar gerekmez mi? Biz ve birkaç köşe yazarı devlete kesilecek muhtemel onmilyarlarca dolarlık cezadan bahsederken, BORYAD ne iş yapar? Bu dönemde, ülke gavur krizinin kucağına oturmuşken bu milyarlarca doların baskısını artırıp tarafları çözüme davet edecek güçlü bir çıkış yapmak için bundan daha doğru bir zamanlama olabilir mi? Haklarını yemek istemem. Girişimleri olsaydı, bizlere bilgi aktarmaları gerekirdi. Mevcut durumda, avukatları kanalıyla açtığımız davalar bir şekilde çözülürse kazanacakları %9-12 avukat komisyonlarını hesaplamaktan başka bir beklenti içinde olmadıklarını düşünüyorum. Ülke hergeçen gün biraz daha batıyor. Herkesimin dikkatini çekmenin tam zamanı. Kıpırdayın.

omeniv
12-12-2008, 10:10
Belki bildikleri bir şeyler vardır da kimseleri kızdırmamak için sahne almak istemiyorlardır...

alpy
12-12-2008, 11:22
Sayın Omeniv,yukarıda belirttiğiniz soruları sormanın doğru adresi bence bizleri ve ülkeyi bu duruma düşürenlerdir ve mahkeme sonucunda bir tazminat ortaya çıktığı takdirde ödeyecek olan devlet değil buna sebep olanlar olacaktır ,bu konuda bildiğiniz gibi yargıtay kararları mevcuttur.

galipcan
12-12-2008, 15:25
Avrupa Birliği, Türkiye'de "enerji" turuna çıkıp, Ankara ile işbirliği ararken, Brüksel'de enerji faslı Rum vetosu yüzünden açılamıyor. Doğu Akdeniz'de petrol arama lisansı dağıtmasına Türkiye'nin itiraz etmesini bahane eden Rumlar bütün hazırlıkları tamamlanan enerji faslının açılışını engelliyor.

Rumların bu tutumuna rağmen AB Komisyonu'nun enerjiden sorumlu komiseri Andris Piebalgs, Ankara ziyareti öncesi Türkiye ile enerji alanında işbirliği konusunda AB'nin çok ciddi olduğunu ifade eden bir açıklama yaptı. 3 gün önce açıklanan İlerleme Raporu da Türkiye'nin enerjide "hayati" rolüne vurgu yapıyor.
AB Komisyonu, enerji faslındaki tarama sonu raporunu hazırlayıp üye ülkelerin temsil edildiği konseye onay için gönderdi. Komisyonun gönderdiği raporda açılış kriteri bulunmuyor. Ancak fasıl hazırlıkları tamamlanmış olmasına ve AB'nin enerji konusunda Türkiye ile sağlam işbirliğine acilen ihtiyacı olmasına rağmen 27 üye ülkeden sadece Rumlar faslın açılışını engelliyor.
Zaman'a bilgi veren diplomatlar, dönem başkanı Fransa'nın faslın aralık ayı sonunda yapılması planlanan Hükümetlerarası Konferans'a (HAK) yetişmesi için çok yoğun çalıştığını; ancak Rumların direnişi ile karşılaştığını kaydediyor.
Önceki gün Azerbaycan'a hareketinden önce Ankara'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek ve Enerji Bakanı Hilmi Güler ile bir araya gelen Piebalgs, Orta Asya petrol ve doğalgazının Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması için Ankara'nın desteğini talep etti. "Hem Türkiye hem de AB'nin enerji güvenliğimizi artıracak bu projenin desteklenmesinde büyük menfaati var. Güney Gaz Koridoru'nu Türkiye ile Avrupa arasındaki enerji işbirliğinin amiral gemisi olarak görüyorum." diyen Piebalgs, Türkiye'nin Hazar havzası ve Ortadoğu'daki kaynakların Avrupa'ya taşınması için çok önemli olduğuna dikkat çekti. AB ile Türkiye'nin bölgedeki enerji kaynaklarının geliştirilmesi için ortak şirketler kurması da söz konusu.
Türkiye'nin rolüne güçlü vurgu
Zaman'a konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de Andris Piebalgs'in ziyaretinin son derece verimli geçtiğini söyledi. AB'nin, Türkiye'nin yer aldığı enerji projelerine desteğinin artarak devam edeceğini bir kere daha teyit ettiklerini ifade eden Güler, Rumların engeli konusunda ise "Komisyonun desteği olacak. Engelleme olmayacak, tam aksine yardımcı olacaklar. Bunu çok net söylediler." ifadesini kullandı. 3 gün önce yayınlanan İlerleme Raporu'nda da Türkiye'nin Avrupa'nın enerji ihtiyaçlarının temini konusunda oynayabileceği rol "hayati" olarak nitelendirilirken, Ankara ile bu konuda sıkı işbirliğine gidilmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Raporda, "Türkiye'nin jeo-stratejik konumu ülkeye AB'nin enerji güvenliği için ve özellikle de enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda hayati bir rol veriyor. AB'nin Türkiye ve bölgedeki diğer ülkeler ile daha yakın enerji işbirliği esastır." deniliyor.
Fransa dönem başkanlığı hazırlıkları tamamlanan enerji ile eğitim ve kültür fasıllarını aralık ayı sonunda yapılacak HAK'ta açmak istiyor. Eğitim ve kültür faslının açılmasına itiraz eden Fransa'nın vetosunu kaldırması üzerine şu an bu bölümün müzakereleri Yunanistan tarafından desteklenen Rumlar tarafından engelleniyor. Rumlar ve Yunanlılar, Kuzey Kıbrıs ve Türkiye'deki tarihî yerlerin korunması, Rum vakıflarının haklarının iyileştirilmesi gibi konularda bu fasla açılış kriteri getirilmesini istiyor.

idma
12-12-2008, 20:04
Efsana Geri Dönüyor! UZAN


Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi (ICSID), Uzanlar’a ait el konulan ÇEAŞ ve Kepez Elektrik’le ilgili davada son aşamaya geldi. Türkiye’den tam 18.5 milyar dolarlık Efsana Geri Dönüyor! UZAN

fatmanur
13-12-2008, 00:34
ceaş kepez

fatmanur
13-12-2008, 00:58
Kürşat ATILGAN ADANA MHP kursat.atilgan@tbmm.gov.tr

Ömer ÇELİK ADANA AK Parti omer.celik@tbmm.gov.tr

Nevingaye ERBATUR ADANA CHP gaye.erbatur@tbmm.gov.tr

Dengir Mir Mehmet FIRAT ADANA AK Parti dengirmir@tbmm.gov.tr

Fatoş GÜRKAN ADANA AK Parti fatos.gurkan@tbmm.gov.tr

Hulusi GÜVEL ADANA CHP hulusi.guvel@tbmm.gov.tr

Vahit KİRİŞCİ ADANA AK Parti vahit.kirisci@tbmm.gov.tr

Ali KÜÇÜKAYDIN ADANA AK Parti ali.kucukaydin@tbmm.gov.tr

Tacidar SEYHAN ADANA CHP tacidar.seyhan@tbmm.gov.tr

Yılmaz TANKUT ADANA MHP yilmaz.tankut@tbmm.gov.tr

Necdet ÜNÜVAR ADANA AK Parti necdet.unuvar@tbmm.gov.tr

Muharrem VARLI ADANA MHP muharrem.varli@tbmm.gov.tr

Mustafa VURAL ADANA DSP mustafa.vural@tbmm.gov.tr

Ahmet AYDIN ADIYAMAN AK Parti ahmetaydin@tbmm.gov.tr

Mehmet ERDOĞAN ADIYAMAN AK Parti mehmeterdogan02@tbmm.gov.tr

Şevket GÜRSOY ADIYAMAN AK Parti sevket.gursoy@tbmm.gov.tr

Fehmi Hüsrev KUTLU ADIYAMAN AK Parti husrevkutlu@tbmm.gov.tr

Sait AÇBA AFYONKARAHİSAR AK Parti sait.acba@tbmm.gov.tr

Abdülkadir AKCAN AFYONKARAHİSAR MHP abdulkadir.akcan@tbmm.gov.tr

Zekeriya ASLAN AFYONKARAHİSAR AK Parti zekeriya.aslan@tbmm.gov.tr

Halil AYDOĞAN AFYONKARAHİSAR AK Parti halil.aydogan@tbmm.gov.tr

Veysel EROĞLU
AFYONKARAHİSAR AK Parti veyseleroglu@tbmm.gov.tr

Ahmet KOCA AFYONKARAHİSAR AK Parti ahmet.koca@tbmm.gov.tr

Halil ÜNLÜTEPE AFYONKARAHİSAR CHP halil.unlutepe@tbmm.gov.tr

Mehmet Hanifi ALIR AĞRI AK Parti mehmet.hanifi.alir@tbmm.gov.tr

Abdulkerim AYDEMİR AĞRI AK Parti kaydemir@tbmm.gov.tr

Cemal KAYA AĞRI AK Parti cemal.kaya@tbmm.gov.tr

Ruhi AÇIKGÖZ AKSARAY AK Parti ruhi.acikgoz@tbmm.gov.tr

Osman ERTUĞRUL AKSARAY MHP osman.ertugrul@tbmm.gov.tr

Zekeriya AKINCI ANKARA CHP zekeriya.akinci@tbmm.gov.tr

Aşkın ASAN
ANKARA AK Parti askinasan@tbmm.gov.tr

Yılmaz ATEŞ ANKARA CHP yilmaz.ates@tbmm.gov.tr

Nesrin BAYTOK ANKARA CHP nesrin.baytok@tbmm.gov.tr

Tekin BİNGÖL ANKARA CHP tekin.bingol@tbmm.gov.tr

Zeynep DAĞI ANKARA AK Parti dagi@tbmm.gov.tr

Bülent GEDİKLİ ANKARA AK Parti bulentgedikli@tbmm.gov.tr

Mehmet Emrehan HALICI ANKARA DSP emrehan.halici@tbmm.gov.tr

Haluk İPEK ANKARA AK Parti haluk.ipek@tbmm.gov.tr

Salih KAPUSUZ ANKARA AK Parti salih.kapusuz@tbmm.gov.tr

Faruk KOCA ANKARA AK Parti faruk.koca@tbmm.gov.tr

Hakkı Suha OKAY ANKARA CHP hakki.suha.okay@tbmm.gov.tr

Mehmet Zekai ÖZCAN ANKARA AK Parti zekai.ozcan@tbmm.gov.tr

Nazmi Haluk ÖZDALGA ANKARA AK Parti haluk.ozdalga@tbmm.gov.tr

Mustafa Cihan PAÇACI ANKARA MHP cpacaci@tbmm.gov.tr

Mücahit PEHLİVAN ANKARA DSP mpehlivan@tbmm.gov.tr

Yıldırım Tuğrul TÜRKEŞ ANKARA MHP ytugrulturkes@tbmm.gov.tr

Mustafa Said YAZICIOĞLU ANKARA AK Parti mustafa.said.yazicioglu@tbmm.gov.tr

Sadık BADAK
ANTALYA AK Parti badak@tbmm.gov.tr

Mevlüt ÇAVUŞOĞLU ANTALYA AK Parti cavusoglu@tbmm.gov.tr

Hüsnü ÇÖLLÜ ANTALYA CHP husnucollu@tbmm.gov.tr

Atila EMEK ANTALYA CHP atila.emek@tbmm.gov.tr

Mehmet GÜNAL ANTALYA MHP mehmet.gunal@tbmm.gov.tr

Yusuf Ziya İRBEÇ ANTALYA AK Parti irbec@tbmm.gov.tr

Osman KAPTAN
ANTALYA CHP osman.kaptan@tbmm.gov.tr

Tayfur SÜNER ANTALYA CHP tayfur.suner@tbmm.gov.tr

Tunca TOSKAY ANTALYA MHP tunca.toskay@tbmm.gov.tr

Saffet KAYA ARDAHAN AK Parti saffet.kaya@tbmm.gov.tr

Ensar ÖĞÜT ARDAHAN CHP ensar.ogut@tbmm.gov.tr

Mehmet Fatih ATAY
AYDIN CHP fatihatay@tbmm.gov.tr

Özlem ÇERÇİOĞLU
AYDIN CHP ozlem.cercioglu@tbmm.gov.tr

Atilla KOÇ AYDIN AK Parti atilla.koc@tbmm.gov.tr

Ali UZUNIRMAK AYDIN MHP aliuzunirmak@tbmm.gov.tr

Ayşe AKBAŞ BALIKESİR AK Parti ayseakbas@tbmm.gov.tr

Ergün AYDOĞAN BALIKESİR CHP ergun.aydogan@tbmm.gov.tr

Hüseyin PAZARCI BALIKESİR DSP hpazarci@tbmm.gov.tr

Ali Osman SALİ BALIKESİR AK Parti ali.osman.sali@tbmm.gov.tr

Ahmet Edip UĞUR BALIKESİR AK Parti edip.ugur@tbmm.gov.tr

Yılmaz TUNÇ BARTIN AK Parti yilmaz.tunc@tbmm.gov.tr

Muhammet Rıza YALÇINKAYA BARTIN CHP muhammet.riza.yalcinkaya@tbmm.gov.tr

Mehmet Emin EKMEN BATMAN AK Parti eminekmen@tbmm.gov.tr

Ahmet İNAL BATMAN AK Parti ahmetinal@tbmm.gov.tr

Fetani BATTAL BAYBURT AK Parti fetani.battal@tbmm.gov.tr

Fahrettin POYRAZ BİLECİK AK Parti fahrettin.poyraz@tbmm.gov.tr

Yaşar TÜZÜN BİLECİK CHP yasar.tuzun@tbmm.gov.tr

Kazim ATAOĞLU BİNGÖL AK Parti kazim.ataoglu@tbmm.gov.tr

Yusuf COŞKUN BİNGÖL AK Parti yusuf.coskun@tbmm.gov.tr

Cevdet YILMAZ BİNGÖL AK Parti cevdet.yilmaz@tbmm.gov.tr

Vahit KİLER
BİTLİS AK Parti vahit.kiler@tbmm.gov.tr

Cemal TAŞAR
BİTLİS AK Parti ctasar@tbmm.gov.tr

Yüksel COŞKUNYÜREK BOLU AK Parti y.coskunyurek@tbmm.gov.tr

Fatih METİN BOLU AK Parti fatih.metin@tbmm.gov.tr

Mehmet ALP BURDUR AK Parti mehmet.alp@tbmm.gov.tr

Bayram ÖZÇELİK BURDUR AK Parti bayram.ozcelik@tbmm.gov.tr

Ramazan Kerim ÖZKAN BURDUR CHP r.kerim.ozkan@tbmm.gov.tr

Canan CANDEMİR ÇELİK BURSA AK Parti canan.candemir.celik@tbmm.gov.tr

Faruk ÇELİK BURSA AK Parti faruk.celik@tbmm.gov.tr

Kemal DEMİREL
BURSA CHP kemal.demirel@tbmm.gov.tr

Hamza Hamit HOMRİŞ BURSA MHP hamit.homris@tbmm.gov.tr

Sedat KIZILCIKLI BURSA AK Parti sedat.kizilcikli@tbmm.gov.tr

Ali KOYUNCU BURSA AK Parti alikoyuncu@tbmm.gov.tr

Ali KUL BURSA AK Parti ali.kul@tbmm.gov.tr

Mehmet OCAKDEN BURSA AK Parti mehmet.ocakden@tbmm.gov.tr

Onur Başaran ÖYMEN
BURSA CHP onur.oymen@tbmm.gov.tr

Necati ÖZENSOY BURSA MHP necati.ozensoy@tbmm.gov.tr

Mehmet Emin TUTAN BURSA AK Parti metutan@tbmm.gov.tr

Mustafa Kemal CENGİZ ÇANAKKALE MHP m.kemalcengiz@tbmm.gov.tr

Ahmet KÜÇÜK ÇANAKKALE CHP ahmet.kucuk@tbmm.gov.tr

Nurettin AKMAN
ÇANKIRI AK Parti nurettinakman@akparti.org.tr

Ahmet BUKAN ÇANKIRI MHP ahmet.bukan@tbmm.gov.tr

Suat KINIKLIOĞLU
ÇANKIRI AK Parti kiniklioglu@tbmm.gov.tr

Ahmet AYDOĞMUŞ ÇORUM AK Parti ahmet.aydogmus@tbmm.gov.tr

Cahit BAĞCI ÇORUM AK Parti cahit.bagci@tbmm.gov.tr

Ağah KAFKAS ÇORUM AK Parti agah.kafkas@tbmm.gov.tr

Murat YILDIRIM ÇORUM AK Parti murat.yildirim@tbmm.gov.tr

Emin Haluk AYHAN DENİZLİ MHP emin.haluk.ayhan@tbmm.gov.tr

Mithat EKİCİ DENİZLİ AK Parti mithat.ekici@tbmm.gov.tr

Mehmet Salih ERDOĞAN DENİZLİ AK Parti salih.erdogan@tbmm.gov.tr

Ali Rıza ERTEMÜR DENİZLİ CHP ali.riza.ertemur@tbmm.gov.tr

Selma Aliye KAVAF DENİZLİ AK Parti selmakavaf@tbmm.gov.tr

M. İhsan ARSLAN DİYARBAKIR AK Parti ihsanarslan@tbmm.gov.tr

Akın BİRDAL DİYARBAKIR DTP akin.birdal@tbmm.gov.tr

Selahattin DEMİRTAŞ DİYARBAKIR DTP selahattin.demirtas@tbmm.gov.tr

Mehmet Mehdi EKER DİYARBAKIR AK Parti mehdieker@tbmm.gov.tr

Gültan KIŞANAK DİYARBAKIR DTP gultan.kisanak@tbmm.gov.tr

Abdurrahman KURT DİYARBAKIR AK Parti abdurrahmankurt@tbmm.gov.tr

Ali İhsan MERDANOĞLU DİYARBAKIR AK Parti ali.ihsan.merdanoglu@tbmm.gov.tr

Celal ERBAY DÜZCE AK Parti celal.erbay@tbmm.gov.tr

Metin KAŞIKOĞLU DÜZCE AK Parti metin.kasikoglu@tbmm.gov.tr

Necdet BUDAK EDİRNE AK Parti nbudak@tbmm.gov.tr

Rasim ÇAKIR EDİRNE CHP rasim.cakir@tbmm.gov.tr

Bilgin PAÇARIZ EDİRNE CHP bilgin.pacariz@tbmm.gov.tr

Cemaleddin USLU EDİRNE MHP cemaleddin.uslu@tbmm.gov.tr

Mehmet Necati ÇETİNKAYA ELAZIĞ AK Parti necati.cetinkaya@tbmm.gov.tr

Feyzi İŞBAŞARAN ELAZIĞ AK Parti feyziisbasaran@tbmm.gov.tr

Tahir ÖZTÜRK ELAZIĞ AK Parti tahir.ozturk@tbmm.gov.tr

Hamza YANILMAZ ELAZIĞ AK Parti hamza.yanilmaz@tbmm.gov.tr

Binali YILDIRIM
ERZİNCAN AK Parti binali.yildirim@tbmm.gov.tr

Muhyettin AKSAK ERZURUM AK Parti muhyettin.aksak@tbmm.gov.tr

Fazilet DAĞCI ÇIĞLIK ERZURUM AK Parti fazilet.ciglik@tbmm.gov.tr

Muzaffer GÜLYURT ERZURUM AK Parti muzaffer.gulyurt@tbmm.gov.tr

Beytullah ASİL ESKİŞEHİR MHP beytullahasil@tbmm.gov.tr

Hüseyin Tayfun İÇLİ ESKİŞEHİR DSP tayfun.icli@tbmm.gov.tr

Hasan Murat MERCAN ESKİŞEHİR AK Parti mercan@tbmm.gov.tr

Emin Nedim ÖZTÜRK ESKİŞEHİR AK Parti nedim.ozturk@tbmm.gov.tr

Fehmi Murat SÖNMEZ ESKİŞEHİR CHP murat.sonmez@tbmm.gov.tr

Kemal UNAKITAN ESKİŞEHİR AK Parti unakitan@tbmm.gov.tr

Mahmut DURDU GAZİANTEP AK Parti mahmut.durdu@tbmm.gov.tr

Mehmet ERDOĞAN GAZİANTEP AK Parti mehmeterdogan@tbmm.gov.tr

İbrahim Halil MAZICIOĞLU GAZİANTEP AK Parti halilmazicioglu@tbmm.gov.tr

Özlem MÜFTÜOĞLU GAZİANTEP AK Parti ozlem.muftuoglu@tbmm.gov.tr

Mehmet SARI GAZİANTEP AK Parti mehmet.sari@tbmm.gov.tr

Nurettin CANİKLİ GİRESUN AK Parti nurettin.canikli@tbmm.gov.tr

Murat ÖZKAN GİRESUN MHP murat.ozkan@tbmm.gov.tr

Ali TEMÜR GİRESUN AK Parti ali.temur@tbmm.gov.tr

Kemalettin AYDIN GÜMÜŞHANE AK Parti kemalettinaydin@tbmm.gov.tr

Yahya DOĞAN GÜMÜŞHANE AK Parti yahya.dogan@tbmm.gov.tr

Hamit GEYLANİ HAKKARİ DTP hamit.geylani@tbmm.gov.tr

Abdulmuttalip ÖZBEK HAKKARİ AK Parti abdulmuttalipozbek@tbmm.gov.tr

Rüstem ZEYDAN HAKKARİ AK Parti rustem.zeydan@tbmm.gov.tr

Fuat ÇAY HATAY CHP fuat.cay@tbmm.gov.tr

Gökhan DURGUN HATAY CHP gokhan.durgun@tbmm.gov.tr

Sadullah ERGİN HATAY AK Parti sadullah.ergin@tbmm.gov.tr

Abdülhadi KAHYA HATAY AK Parti abdulhadi.kahya@tbmm.gov.tr

Mustafa ÖZTÜRK HATAY AK Parti mustafa.ozturk@tbmm.gov.tr

Abdulaziz YAZAR HATAY CHP aziz.yazar@tbmm.gov.tr

Ali GÜNER IĞDIR AK Parti ali.guner@tbmm.gov.tr

Süreyya Sadi BİLGİÇ ISPARTA AK Parti sureyya.sadi.bilgic@tbmm.gov.tr

Mevlüt COŞKUNER ISPARTA CHP mevlut.coskuner@tbmm.gov.tr

Mehmet Sait DİLEK ISPARTA AK Parti mehmet.sait.dilek@tbmm.gov.tr

Haydar Kemal KURT ISPARTA AK Parti haydar.kemal.kurt@tbmm.gov.tr

Ayşe Jale AĞIRBAŞ
İSTANBUL DSP aysejaleagirbas@tbmm.gov.tr

Abdülkadir AKSU İSTANBUL AK Parti abdulkadir.aksu@tbmm.gov.tr

Güldal AKŞİT İSTANBUL AK Parti guldal.aksit@tbmm.gov.tr

Mustafa ATAŞ İSTANBUL AK Parti mustafa.atas@tbmm.gov.tr

Lokman AYVA İSTANBUL AK Parti lokman.ayva@tbmm.gov.tr

Egemen BAĞIŞ İSTANBUL AK Parti egemen.bagis@tbmm.gov.tr

Ayşe Nur BAHÇEKAPILI İSTANBUL AK Parti ayse.nur.bahcekapili@tbmm.gov.tr

Alaattin BÜYÜKKAYA İSTANBUL AK Parti alaattin.buyukkaya@tbmm.gov.tr

Alev DEDEGİL İSTANBUL AK Parti alev.dedegil@tbmm.gov.tr

Mehmet Beyazıt DENİZOLGUN İSTANBUL AK Parti mehmet.denizolgun@tbmm.gov.tr

Mehmet DOMAÇ İSTANBUL AK Parti mdomac@tbmm.gov.tr

İdris GÜLLÜCE İSTANBUL AK Parti idrisgulluce@tbmm.gov.tr

İrfan GÜNDÜZ İSTANBUL AK Parti irfan.gunduz@tbmm.gov.tr

Ünal KACIR İSTANBUL AK Parti unal.kacir@tbmm.gov.tr

Canan KALSIN İSTANBUL AK Parti canan.kalsin@tbmm.gov.tr

Birgen KELEŞ İSTANBUL CHP birgen.keles@tbmm.gov.tr

İlhan KESİCİ İSTANBUL CHP ilhankesici@tbmm.gov.tr

Kemal KILIÇDAROĞLU
İSTANBUL CHP kemal.kilicdaroglu@tbmm.gov.tr

Feyzullah KIYIKLIK İSTANBUL AK Parti feyzullahkiyiklik@tbmm.gov.tr

Esfender KORKMAZ
İSTANBUL CHP esfenderkorkmaz@tbmm.gov.tr

Hasan MACİT İSTANBUL DSP hasan.macit@tbmm.gov.tr

Mithat MELEN İSTANBUL MHP mithat.melen@tbmm.gov.tr

Mesude Nursuna MEMECAN İSTANBUL AK Parti nursuna.memecan@tbmm.gov.tr

Bayramali MERAL İSTANBUL CHP bayram.meral@tbmm.gov.tr

Hüseyin MERT İSTANBUL DSP huseyin.mert@tbmm.gov.tr

Mehmet MÜEZZİNOĞLU İSTANBUL AK Parti mehmet.muezzinoglu@tbmm.gov.tr

Şinasi ÖKTEM İSTANBUL CHP sinasi.oktem@tbmm.gov.tr

Mehmet Ali ÖZPOLAT İSTANBUL CHP mehmet.ali.ozpolat@tbmm.gov.tr

Mustafa ÖZYÜREK
İSTANBUL CHP mustafa.ozyurek@tbmm.gov.tr

Özlem PİLTANOĞLU TÜRKÖNE İSTANBUL AK Parti ozlem.turkone@tbmm.gov.tr

Mehmet SEKMEN İSTANBUL AK Parti mehmet.sekmen@tbmm.gov.tr

Fatma Nur SERTER İSTANBUL CHP fatma.nur.serter@tbmm.gov.tr

Mehmet SEVİGEN İSTANBUL CHP mehmet.sevigen@tbmm.gov.tr

Çetin SOYSAL İSTANBUL CHP cetinsoysal@tbmm.gov.tr

Edibe SÖZEN İSTANBUL AK Parti edibesozen@tbmm.gov.tr

Ümit ŞAFAK İSTANBUL MHP umit.safak@tbmm.gov.tr

İdris Naim ŞAHİN İSTANBUL AK Parti idris.naim.sahin@tbmm.gov.tr

Bihlun TAMAYLIGİL İSTANBUL CHP bihlun.tamayligil@tbmm.gov.tr

Ali TOPUZ İSTANBUL CHP ali.topuz@tbmm.gov.tr

Durmuşali TORLAK İSTANBUL MHP ali.torlak@tbmm.gov.tr

Sebahat TUNCEL İSTANBUL DTP sebahat.tuncel@tbmm.gov.tr

Mehmet Ufuk URAS İSTANBUL ÖDP ufukuras@tbmm.gov.tr

Süleyman YAĞIZ İSTANBUL DSP suleyman.yagiz@tbmm.gov.tr

Hasan Kemal YARDIMCI İSTANBUL AK Parti hasan.kemal.yardimci@tbmm.gov.tr

Sacid YILDIZ İSTANBUL CHP sacid.yildiz@tbmm.gov.tr

Kıvılcım Kemal ANADOL İZMİR CHP kemal.anadol@tbmm.gov.tr

Cânân ARİTMAN İZMİR CHP canan.aritman@tbmm.gov.tr

Selçuk AYHAN İZMİR CHP selcuk.ayhan@tbmm.gov.tr

Şenol BAL İZMİR MHP senol.bal@tbmm.gov.tr

Bülent BARATALI İZMİR CHP bulent.baratali@tbmm.gov.tr

Recai BİRGÜN İZMİR DSP recaibirgun@tbmm.gov.tr

Fatma Seniha Nükhet HOTAR GÖKSEL
İZMİR AK Parti nukhet.hotar@tbmm.gov.tr

İsmail KATMERCİ İZMİR AK Parti ismailkatmerci@tbmm.gov.tr

Oğuz OYAN İZMİR CHP oyan@tbmm.gov.tr

Harun ÖZTÜRK İZMİR DSP harun.ozturk@tbmm.gov.tr

Mehmet Ali SUSAM İZMİR CHP mehmet.ali.susam@tbmm.gov.tr

Mehmet Sayım TEKELİOĞLU İZMİR AK Parti mehmet.tekelioglu@tbmm.gov.tr

Oktay VURAL
İZMİR MHP oktay.vural@tbmm.gov.tr

Tuğrul YEMİŞCİ İZMİR AK Parti tugrul.yemisci@tbmm.gov.tr

Fatih ARIKAN KAHRAMANMARAŞ AK Parti fatih.arikan@tbmm.gov.tr

Veysi KAYNAK KAHRAMANMARAŞ AK Parti veysikaynak@tbmm.gov.tr

Durdu ÖZBOLAT KAHRAMANMARAŞ CHP durdu.ozbolat@tbmm.gov.tr

Mehmet Akif PAKSOY KAHRAMANMARAŞ MHP paksoy@tbmm.gov.tr

Mehmet SAĞLAM KAHRAMANMARAŞ AK Parti mehmet.saglam@tbmm.gov.tr

Cafer TATLIBAL KAHRAMANMARAŞ AK Parti cafer.tatlibal@tbmm.gov.tr

Mehmet CEYLAN KARABÜK AK Parti mehmet.ceylan@tbmm.gov.tr

Mustafa ÜNAL KARABÜK AK Parti mustafa.unal@tbmm.gov.tr

Mevlüt AKGÜN
KARAMAN AK Parti mevlutakgun@tbmm.gov.tr

Hasan ÇALIŞ KARAMAN MHP hasan.calis@tbmm.gov.tr

Gürcan DAĞDAŞ
KARS MHP g.dagdas@superonline.com

Musa SIVACIOĞLU KASTAMONU AK Parti msivacioglu@tbmm.gov.tr

Mustafa ELİTAŞ
KAYSERİ AK Parti mustafa.elitas@tbmm.gov.tr

Yaşar KARAYEL KAYSERİ AK Parti yasar.karayel@tbmm.gov.tr

Mehmet Şevki KULKULOĞLU KAYSERİ CHP msevki.kulkuloglu@tbmm.gov.tr

Ahmet ÖKSÜZKAYA KAYSERİ AK Parti ahmet.oksuzkaya@tbmm.gov.tr

Osman DURMUŞ KIRIKKALE MHP osman.durmus@tbmm.gov.tr

Tansel BARIŞ KIRKLARELİ CHP tansel.baris@tbmm.gov.tr

Turgut DİBEK KIRKLARELİ CHP turgut.dibek@tbmm.gov.tr

Ahmet Gökhan SARIÇAM KIRKLARELİ AK Parti agokhansaricam@tbmm.gov.tr

Mikail ARSLAN
KIRŞEHİR AK Parti mikailar@tbmm.gov.tr

Abdullah ÇALIŞKAN
KIRŞEHİR AK Parti abdullahcaliskan@tbmm.gov.tr

Metin ÇOBANOĞLU KIRŞEHİR MHP metin.cobanoglu@tbmm.gov.tr

Hüseyin DEVECİOĞLU KİLİS AK Parti huseyin.devecioglu@tbmm.gov.tr

Hasan KARA KİLİS AK Parti hasan.kara@tbmm.gov.tr

Eyüp AYAR KOCAELİ AK Parti eyup.ayar@tbmm.gov.tr

Muzaffer BAŞTOPÇU KOCAELİ AK Parti muzaffer.bastopcu@tbmm.gov.tr

Cumali DURMUŞ KOCAELİ MHP cumali.durmus@tbmm.gov.tr

Hikmet ERENKAYA KOCAELİ CHP hikmet.erenkaya@tbmm.gov.tr

Nihat ERGÜN KOCAELİ AK Parti nihat.ergun@tbmm.gov.tr

Azize Sibel GÖNÜL KOCAELİ AK Parti sibelgonul@tbmm.gov.tr

Fikri IŞIK
KOCAELİ AK Parti fikri.isik@tbmm.gov.tr

Osman PEPE
KOCAELİ AK Parti osman.pepe@tbmm.gov.tr

Mehmet Cevdet SELVİ
KOCAELİ CHP cevdet.selvi@tbmm.gov.tr

Ahmet BÜYÜKAKKAŞLAR KONYA AK Parti ahmetbuyukakkaslar@tbmm.gov.tr

Muharrem CANDAN KONYA AK Parti muharrem.candan@tbmm.gov.tr

Abdullah ÇETİNKAYA KONYA AK Parti abdullah.cetinkaya@tbmm.gov.tr

Orhan ERDEM KONYA AK Parti orhan.erdem@tbmm.gov.tr

Sami GÜÇLÜ KONYA AK Parti sami.guclu@tbmm.gov.tr

Mustafa KABAKCI KONYA AK Parti mustafa.kabakci@tbmm.gov.tr

Mustafa KALAYCI KONYA MHP mustafa.kalayci@tbmm.gov.tr

Kerim ÖZKUL KONYA AK Parti kerim.ozkul@tbmm.gov.tr

Harun TÜFEKCİ KONYA AK Parti harun.tufekci@tbmm.gov.tr

Ayşe TÜRKMENOĞLU KONYA AK Parti ayse.turkmenoglu@tbmm.gov.tr

Soner AKSOY
KÜTAHYA AK Parti soner.aksoy@tbmm.gov.tr

İsmail Hakkı BİÇER KÜTAHYA AK Parti ihbicer@tbmm.gov.tr

Alim IŞIK KÜTAHYA MHP alimisik@tbmm.gov.tr

Hüsnü ORDU KÜTAHYA AK Parti husnu.ordu@tbmm.gov.tr

Hüseyin TUĞCU KÜTAHYA AK Parti huseyin.tugcu@tbmm.gov.tr

Ferit Mevlüt ASLANOĞLU MALATYA CHP mevlut.aslanoglu@tbmm.gov.tr

Öznur ÇALIK MALATYA AK Parti oznur.calik@tbmm.gov.tr

Mahmut Mücahit FINDIKLI
MALATYA AK Parti mucahit.findikli@tbmm.gov.tr

Fuat ÖLMEZTOPRAK MALATYA AK Parti fuat.olmeztoprak@tbmm.gov.tr

Ömer Faruk ÖZ MALATYA AK Parti omer.faruk.oz@tbmm.gov.tr

Mehmet ŞAHİN MALATYA AK Parti mehmetsahin44@tbmm.gov.tr

Erkan AKÇAY MANİSA MHP erkan.akcay@tbmm.gov.tr

Bülent ARINÇ
MANİSA AK Parti bulent.arinc@tbmm.gov.tr

Recai BERBER MANİSA AK Parti recaiberber@tbmm.gov.tr

Mustafa ENÖZ MANİSA MHP mustafa.enoz@tbmm.gov.tr

Ahmet ORHAN
MANİSA MHP ahmet.orhan@tbmm.gov.tr

Hüseyin TANRIVERDİ MANİSA AK Parti huseyin.tanriverdi@tbmm.gov.tr

Gönül BEKİN ŞAHKULUBEY MARDİN AK Parti gbekin@tbmm.gov.tr

Süleyman ÇELEBİ MARDİN AK Parti suleyman.celebi@tbmm.gov.tr

Mehmet Halit DEMİR MARDİN AK Parti mehmethalitdemir@tbmm.gov.tr

Cüneyt YÜKSEL MARDİN AK Parti cuneyt.yuksel@tbmm.gov.tr

Akif AKKUŞ MERSİN MHP akif.akkus33@tbmm.gov.tr

Behiç ÇELİK MERSİN MHP behic.celik@tbmm.gov.tr

İsa GÖK MERSİN CHP isagok@tbmm.gov.tr

Ali OKSAL MERSİN CHP ali.oksal@tbmm.gov.tr

Vahap SEÇER MERSİN CHP vahap.secer@tbmm.gov.tr

Kürşad TÜZMEN MERSİN AK Parti ktuzmen@tbmm.gov.tr

Kadir URAL MERSİN MHP kadir.ural@tbmm.gov.tr

Ali ARSLAN MUĞLA CHP ali.arslan@tbmm.gov.tr

Gürol ERGİN MUĞLA CHP gurolergin@tbmm.gov.tr

Yüksel ÖZDEN MUĞLA AK Parti yuksel.ozden@tbmm.gov.tr

Fevzi TOPUZ MUĞLA CHP fevzi.topuz@tbmm.gov.tr

Medeni YILMAZ MUŞ AK Parti medeni.yilmaz@tbmm.gov.tr

Rıtvan KÖYBAŞI NEVŞEHİR AK Parti ritvan.koybasi@tbmm.gov.tr

Muharrem SELAMOĞLU NİĞDE AK Parti muharrem.selamoglu@tbmm.gov.tr

Eyüp FATSA ORDU AK Parti eyup.fatsa@tbmm.gov.tr

Mustafa HAMARAT ORDU AK Parti mustafahamarat@tbmm.gov.tr

Rıdvan YALÇIN ORDU MHP ridvan.yalcin@tbmm.gov.tr

Ayhan YILMAZ ORDU AK Parti ayhan.yilmaz@tbmm.gov.tr

İbrahim Mete DOĞRUER OSMANİYE AK Parti mete.dogruer@tbmm.gov.tr

Ahmet Mesut YILMAZ RİZE Bağımsız mesut.yilmaz@tbmm.gov.tr

Erol Aslan CEBECİ SAKARYA AK Parti erol.a.cebeci@tbmm.gov.tr

Hasan Ali ÇELİK SAKARYA AK Parti hasanali.celik@tbmm.gov.tr

Ayhan Sefer ÜSTÜN
SAKARYA AK Parti ayhan.sefer.ustun@tbmm.gov.tr

Recep YILDIRIM SAKARYA AK Parti recep.yildirim@tbmm.gov.tr

Cemal Yılmaz DEMİR SAMSUN AK Parti cemal.yilmaz.demir@tbmm.gov.tr

Mustafa DEMİR SAMSUN AK Parti mustafa.demir@tbmm.gov.tr

Suat KILIÇ SAMSUN AK Parti suat.kilic@tbmm.gov.tr

Ahmet YENİ SAMSUN AK Parti ahmet.yeni@tbmm.gov.tr

Afif DEMİRKIRAN SİİRT AK Parti afifd@tbmm.gov.tr

Memet Yılmaz HELVACIOĞLU SİİRT AK Parti yilmaz.helvacioglu@tbmm.gov.tr

Engin ALTAY
SİNOP CHP engin.altay@tbmm.gov.tr

Mehmet Mustafa AÇIKALIN SİVAS AK Parti m.acikalin@tbmm.gov.tr

Osman KILIÇ SİVAS AK Parti osman.kilic@tbmm.gov.tr

Malik Ecder ÖZDEMİR SİVAS CHP malik.ecder.ozdemir@tbmm.gov.tr

Selami UZUN SİVAS AK Parti selami.uzun@tbmm.gov.tr

Muhsin YAZICIOĞLU SİVAS BBP muhsin.yazicioglu@tbmm.gov.tr

Hamza YERLİKAYA SİVAS AK Parti hamza.yerlikaya@tbmm.gov.tr

Yahya AKMAN ŞANLIURFA AK Parti yahya.akman@tbmm.gov.tr

Çağla AKTEMUR ÖZYAVUZ ŞANLIURFA AK Parti cagla.aktemur.ozyavuz@tbmm.gov.tr

Sabahattin CEVHERİ ŞANLIURFA AK Parti sabahattin.cevheri@tbmm.gov.tr

Zülfükar İZOL ŞANLIURFA AK Parti zulfikar.izol@tbmm.gov.tr

Abdurrahman Müfit YETKİN ŞANLIURFA AK Parti mufit.yetkin@tbmm.gov.tr

Hasip KAPLAN ŞIRNAK DTP hasip.kaplan@tbmm.gov.tr

Abdullah Veli SEYDA ŞIRNAK AK Parti veli.seyda@tbmm.gov.tr

Tevfik Ziyaeddin AKBULUT TEKİRDAĞ AK Parti ziyaeddin.akbulut@tbmm.gov.tr

Kemalettin NALCI TEKİRDAĞ MHP kemalettin.nalci@tbmm.gov.tr

Necip TAYLAN TEKİRDAĞ AK Parti necip.taylan@tbmm.gov.tr

Enis TÜTÜNCÜ
TEKİRDAĞ CHP etutuncu@tbmm.gov.tr

Zeyid ASLAN TOKAT AK Parti zeyid.aslan@tbmm.gov.tr

Osman DEMİR TOKAT AK Parti osmandemir@tbmm.gov.tr

Orhan Ziya DİREN TOKAT CHP orhan.diren@tbmm.gov.tr

Dilek YÜKSEL TOKAT AK Parti dilek.yuksel@tbmm.gov.tr

Asım AYKAN
TRABZON AK Parti asim.aykan@tbmm.gov.tr

Mustafa CUMUR TRABZON AK Parti mustafa.cumur@tbmm.gov.tr

Cevdet ERDÖL TRABZON AK Parti cevdet.erdol@tbmm.gov.tr

Kemalettin GÖKTAŞ TRABZON AK Parti kemalettin.goktas@tbmm.gov.tr

Mehmet Akif HAMZAÇEBİ
TRABZON CHP ahamzacebi@tbmm.gov.tr

Faruk Nafız ÖZAK TRABZON AK Parti faruk.nafiz.ozak@tbmm.gov.tr

Safiye SEYMENOĞLU TRABZON AK Parti safiyeseymenoglu@tbmm.gov.tr

Kamer GENÇ TUNCELİ Bağımsız kamer.genc@tbmm.gov.tr

Osman COŞKUNOĞLU UŞAK CHP o.coskunoglu@tbmm.gov.tr

Mustafa ÇETİN UŞAK AK Parti mustafa.cetin@tbmm.gov.tr

Nuri USLU UŞAK AK Parti nuri.uslu@tbmm.gov.tr

Kerem ALTUN VAN AK Parti keremaltun@tbmm.gov.tr

Hüseyin ÇELİK
VAN AK Parti celik.huseyin@tbmm.gov.tr

İkram DİNÇER VAN AK Parti dincer.ikram@tbmm.gov.tr

Fatma KURTULAN VAN DTP fatma.kurtulan@tbmm.gov.tr

Gülşen ORHAN VAN AK Parti gulsen.orhan@tbmm.gov.tr

Kayhan TÜRKMENOĞLU VAN AK Parti kayhanturkmenoglu@tbmm.gov.tr

Özdal ÜÇER VAN DTP ozdal.ucer@tbmm.gov.tr

İlhan EVCİN YALOVA AK Parti ilhan.evcin@tbmm.gov.tr

Muharrem İNCE YALOVA CHP muharrem.ince@tbmm.gov.tr

Abdulkadir AKGÜL YOZGAT AK Parti abdulkadir.akgul@tbmm.gov.tr

Bekir BOZDAĞ YOZGAT AK Parti bekir.bozdag@tbmm.gov.tr

Osman COŞKUN
YOZGAT AK Parti osman.coskun@tbmm.gov.tr

Mehmet Yaşar ÖZTÜRK YOZGAT Bağımsız yasar.ozturk@tbmm.gov.tr

Fazlı ERDOĞAN ZONGULDAK AK Parti fazli.erdogan@tbmm.gov.tr

Ali KOÇAL ZONGULDAK CHP ali.kocal@tbmm.gov.tr

Ali İhsan KÖKTÜRK ZONGULDAK CHP ali.ihsan.kokturk@tbmm.gov.tr

Köksal TOPTAN ZONGULDAK AK Parti koksal.toptan@tbmm.gov.tr
Sayın Vekilimiz,

5 yıl önce Uzanlar’a karşı düzenlenen siyasi/ticari bir operasyon sırasında
hisse senetlerine bu hükümet tarafından cebren ve hile ile el konulmuş onbinlerce
ÇEAŞ-KEPEZ mağduru insandan biriyim. Uzanlar bu şirketleri devralmadan önce,
artık rahmetli olmuş aile büyüklerimle birlikte zamanında –devletten- bu hisse senetlerini aldık. Özelleştirilme öncesi, devletimize güvenerek, kaynak üretmesine destek vererek…

Bugün, bu hükümet, bir yandan onbinlerce (aile ve yakınlarıyla yüzbinlerce) vatandaşını mağdur ederek ahlarını alıyor ve AİHM’de hesap vermek zorunda kalarak ülkemin prestijini ayaklar altına alıyor, bir yandan da Uzanların Dünya Bankası nezdinde ICSID’de açtığı 40 milyar dolarlık davalarla yine ülkeme ceza kesiliyor.

Yıllar içinde, tek birikimimizi kaybederek düştüğüm-üz hali tarif etmem mümkün
değil. Eğer hala, her şeye rağmen bir hukuk ülkesinde yaşadığımızı, vicdanlı devlet adamlarının kaldığını düşünmesem bu yazıyı size göndererek zaman kaybetmezdim.

Meclis mekanizmaları, kulis, soru önergesi… Bu hükümetin yasa, kural, sınır tanımaz girişimlerine karşı elinizden geleni yaptığınızı biliyoruz. Yine de şahsım ve onbinlerce insan adına konuyu gündeme getirmenizi rica ediyorum.
Lütfen Yüzbinlerin Sesini Duyurunuz.

Saygılarımla,
Sayın Milletvekilim,
Ben ve benim durumumdaki yaklaşık 22 500 vatandaş 13 Haziran 2003 te Enerji
Bakanlığının,Uzanların yönetimindeki Çukurova Elektrik A.Şirketinin
işlettiği tesislere el koyarak ve şirketin imtiyaz sözleşmesini fesh ederek
mağdur duruma düşürülmüş,tasarrufları yok edilmiş insanlarız.
Sayın milletvekilim sizlerinde bildiği gibi ÇEAŞ 1952 yılında kurulmuş ve
o tarihten başlıyarak Ülkemize 11 adet büyük hidroelektrik santral, binlerce
km enerji nakil hattı ve trafo istasyonları kazandırmış ,kendi alanında dev
bir şirket idi.
Bu şirketin hisse senetleri 1990 yılında büyük bir reklam kampanyası ile
Devlet tarafından halka(bizlere) satıldı ve borsada işlem görmeye
başladı.Sonra 1993 yılında bu defa blok satış yolu ile ihale edilerek
,ihalede en yüksek teklifi veren Uzan grubuna satılarak şirket yönetimi
Devlet tarafından Uzanlara devredildi ,bu işlem yapılırken bizlere çağrı
yapılmadı,sorulmadı, 1993-2003 yılları arasında Uzanların yönettiği
şirkette birçok usulsüzlük yapıldığı ,bizlerin temettüsü ödenmediği halde
denetlemekle görevli ilgili Devlet kurumları usulsüzlüklere seyirci kaldı
ve hatta şirkete ilave imtiyazlar verildi.
2003 yılı 13 Haziran günü Enerji Bakanlığı bizlerin haklarını
gözetmeden,mağdur olmamızı engelleyecek hiç bir düzenleme yapmadan Şirket
tesislerine el koyup ,imtiyaz sözleşmesini iptal ederek bizleri hepten
perişan etti ve tüm tasarruflarımızı sıfıra indirgedi.
Sayın Milletvekilim izninizle yukarıda özetlediğim Çukurova Elektrik olayı
ile ilgili ve bizi mağdur eden bu uygulamayı yapan ilgili Bakan ve
Başbakana sorulmak üzere bizlerin vekili olan sizler aracılığı ile birkaç
soru sormak istiyorum.
1-Sayın ilgili bu şirketi Devlet olarak Uzanlara Satarken bizlere
sordunmu ?,bu güzelim şirketi neden sattın?
2-Sayın ilgili Sattığın imtiyazlı şirketi 10 YIL BOYUNCA görevin olduğu
halde gereği gibi denetledinmi?
3-Sayın İlgili Şirkette Yapılan usulsüzlükleri ,şirket aktiflerinin on yıl
boyunca talan edilmesini ,küçük hissedarların haklarını görevin olduğu
halde gereği gibi korudun mu?
4-Sayın İlgili 13-6-2003 yılında kendi yaptığın hataları telafi etmek için
el koyduğun şirket mallarından her yıl düzenli olarak gelir elde ediyorsun
ve elde ettiğin bu gelirden hiçbir suçumuz,günahımız ve olayın gelişmesinde
en ufak bir dahlimiz olmadığı halde bizlerin hakkı olan parayı ve temettü
gelirini neden bizlere ödemiyorsun.?

5-Sayın İlgili ben ve benim gibi aileleri ile birlikte yaklaşık yüz bin
kişi bu ülkenin vatandaşı değilmiyiz ,bizim suçumuz ne,neden bizlere bu
zulmü yapıyorsun ve bu zulüm daha kaç yıl sürecek? Bizlere reva gördüğün bu
muamelenin görevin gereği koruman ve kollaman gereken Sosyal
adaletle,vicdanla bağdaşır bir yanı varmıdır?

Sayın Milletvekilim sizden ricam bizlerin vekili olarak yukarıda sıraladığım
bu soruları bizim adımıza ilgili Bakanlara ,gerekirse Başbakana sorun ,bizim
sorma imkanımız yoktur .Saygılarımla.SAYIN AZİZ ARKADAŞLARIM ZAMAN BİRLİK VE BERABERLİK ZAMANIDIR .............. BU GÜZEL YAZILARI GEREKLİ MERCİHLERE MAİL VEYA FAKSLA MEDYA ARACILIĞINLA SESİMİZİ DUYURALIM....

Polat TÜRKMEN ZONGULDAK AK Parti polat.turkmen@tbmm.gov.tr

yaylakemal
16-12-2008, 17:04
Bir apartman dairesi üzerinde ÇEAŞ-KEPEZ yazıyor.Birkaçtane mağdur,biri bayan. Onun da işinin İstanbulun ünlü bir gelinlik imalatçısı olduğu söyleniyor.O da toplantı giriş kağıdı aldı.Hatta nüfus kağıdının fotokopisini ben çektirdim.
Toplantıda biribirimize mail adreslerini vermeyi düşünüyoruz.
Orada eski bir ÇEAŞ çalışanına rastladık,ümit var mı dedik.Kendisi baya ümitli olduğunu söyledi.
Ben de hükümet,şirketleri vermez de para (10 milyar dolar)vermeyi tercih etse bizim durumumuz ne olur diye bir soru yönelttim.
O zaman da o parayı hissedarlar dağıtır, takasbank dedi.Hatta hisse başı uçuk bir rakkam tutar dedi.Baya,birşeyler yapmışım bugün.
Şimdi, haftaya çarşamba saat 10'daki toplantıya kimler geliyor ? Bakalım..

guerra
16-12-2008, 18:30
Cukurova elektrik a.s. Fuzuli cad. Gulek sitesi A blok kat.1 daire 2 01322 Adana
tel.0322/5628784 Bu sirketin merkezi..

Giris kartı almak icin yarin son gun...Giris kartı alınan yerdeki gorevlilerin tlf.no 0544/5628784

metintezel
16-12-2008, 19:28
sayın yaylakemal ben toplantıya işim dolayısıyla katılamıyorum daha önce yazmıştım sizler katılabilme şansınız olursa bizleride (katılamayanları)bilgilendirirsiniz inşallah,şimdiden teşekkürlerimi sunmak isterim.

guerra
16-12-2008, 19:54
16.12.2008 20:32 - Bu haber 5667 kişi, Mynet Haber bugün 4.571.356 kişi tarafından okundu.
AİHM: Ermeni vakıflarının mülkiyet hakkı ihlal edildi
Strasbourg (AA)- Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), iki Ermeni vakfının 2002 ve 2003 yıllarında Türkiye aleyhine açtığı davada insan hakları ihlalinde bulunulduğu görüşüne vardı.





AİHM: Ermeni vakıflarının mülkiyet hakkı ihlal edildi

Samatya Surp Kevork Ermeni Kilisesi, Mektebi Ve Mezarlığı Vakfı 2003 yılında, Yedikule Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Vakfı ise 2002 yılında Türkiye aleyhine yaptıkları şikayet başvurularında, Osmanlı döneminde kurulan vakıflara ait bazı taşınmaz mallara devletin haksız yere el koyduğunu iddia etmişlerdi. AİHM, vakıfların açtığı davalarla ilgili olarak Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) mal ve mülkiyetin korunmasıyla ilgili 1. protokolün 1. maddesini ihlal ettiği görüşüne vardı.Karar gereği Türkiye'nin, Samatya Ermeni vakfına ait olduğu belirtilen taşınmazları üç ay içinde ya geri vermesi gerekecek ya da 600 bin avro maddi tazminat ödeyecek.


En degerli hak MULKIYET hakkı..
Bizim icinde boyle bir karar cıkaracaktır mahkeme..

omeniv
17-12-2008, 10:11
Arkadaşlar ben BORYAD kanalıyla AİHM'de dava açtım. Sanıyorum 2006 yılıydı.
O zamanlar Kemal Uzan'ın da dava açtığı ve ilk sonuç olan kişi olacağı için emsal teşkil edeceği söyleniyordu. AİHM'de de ISCID gibi bir dosya/süreç takip mekanizması var mı? Bilgisi olan paylaşabilir mi? Sevgi ve saygılarımla,

omeniv
17-12-2008, 10:24
AİHM, ÇEAŞ ve Kepez için Türkiye'den savunma istedi
Türkiye bastırdı 56 gün süre kazandı
'İkili anlaşma iptal edildi' iddiası var AİHM, ÇEAŞ ve Kepez için Türkiye'den savunma istedi

HACER GEMİCİ

Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik'e 2003'te el konulmasının ardından Kemal Uzan tarafından AİHM'ye yapılan başvurudan kötü haber var. AİHM, 13 Temmuz'a kadar Türkiye'den savunma istedi, süre Dışişleri Bakanlığı'nın isteği ile 7 Eylül'e uzatılabildi..

ÇEAŞ ve Kepez'e el konulmasının ardından üç tahkim davası ve 18.4 milyar dolarlık tazminat talebi ile karşı karşıya kalan Türkiye Cumhuriyeti'ne Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden (AİHM) de kötü haber geldi. AİHM'nin Uzan Grubu'nun ÇEAŞ ve Kepez ile ilgili Haziran 2003'te yaptığı başvuruyu kabul edip 13 Temmuz tarihine kadar Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nden savunma istediği ortaya çıktı. Enerji Bakanlığı'nın 12 Haziran 2003 tarihinde Uzan Ailesi'nin elinde bulunan Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez'in imtiyaz sözleşmelerini iptal ederek şirketlere el koymasının ardından Uzan Grubu'nun patronu Kemal Uzan, AHİM'ye başvuruda bulunmuştu. Bu arada Uzan ailesi Türkiye aleyhine 3 tahkim davası da açarak toplam 18.4 milyar dolar istedi. Söz konusu başvurularla ilgili tahkim süreci devam ederken, AHİM 16 Nisan 2007 tarihinde yapılan başvuru hakkında yaptığı ilk inceleme sonucunda kabul edilebilirlik ve esasa ilişkin görüşlerin alınması için söz konusu başvuruyu Türkiye Cumhuriyeti'ne tebliğ etmeye karar verdi. İşte bu tebligatla birlikte Ankara'da Dışişleri Bakanlığı ve Enerji Bakanlığı arasında yoğun bir yazışma dönemi başladı. Çünkü Kemal Uzan, AİHM'ye yaptığı başvuruda her iki şirketin el konulmasında mahkeme kararı dahi bulunmadığını ve dolayısıyla hukukun çiğnendiğini öne sürerek, 12.5 milyar dolarlık tazminat talep ediyordu.

12.5 MİLYAR $ İSTİYOR
'Çok ivedi' başlığı ile 11 Haziran'da Enerji Bakanlığı Müsteşarı Sami Demirbilek imzası ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı'na gönderilen yazıda durum özetlenip, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Güney Kıbrıs menşili Libananco, Polonya menşili Cementownia Nowa Huta ve Europe Cement adlı şirketlerin açtığı tahkim davalarına da işaret edilerek, "Hükümet görüşlerini içeren nihai savunma metnin bakanlığımızca ve tahkim davalarında hizmet satın alınan yabancı ve yerli hukuk bürosunca önceden değerlendirilmesi gerekli olup, AİHM tarafından verilen 13 Temmuz 2007 tarihi konusunda süre uzatımı talebinde bulunulması gerekmektedir" denildi. Savunmanın ana hatlarının Enerji Bakanlığı tarafından belirlenmesi, 11 klasör evrakın incelenmesi sonucunda oluşturulan 140 sayfalık savunma dilekçesinin esas alınması yönünde karar alındı.

yatırımcılık
19-12-2008, 14:55
Adam senetlerimizi almış götürmüş.Takasbankta kimseye haber vermeden verdiği anlaşılıyor.Yaw bu memlekette mülküyet hakkının beş kuruşluk değeri yok kardeşim.Buyurun okuyun.


ANKARA'DA LİBANANCO KAYGISI YAŞANIYOR
Dünya Bankası'nda Türkiye aleyhine açılan 10,5 milyar dolarlık
Libananco tahkiminde, telekulak skandalı ve Türkiye'nin süresinde
cevap vermemesi gelişmelerinden sonra yeni bir skandal daha ortaya
çıktı. ÇEAŞ ve KEPEZ hisselerinin sayılmasına karar veren Tahkim
heyetine, Avukat Aydın Coşar'ın Takasbank'a saklanmak üzere
bırakılan ÇEAŞ ve KEPEZ hisselerini götürdüğü ileri sürüldü.

ÇEAŞ ve KEPEZ davasında yeni bir skandal daha ortaya çıktı.
ANKA'nın edindiği bilgiye göre, Libananco'nun sahip olduğu ÇEAŞ ve
KEPEZ hisselerinin sayılmasına karar veren Tahkim Heyeti sonrasında
Libananco hisseleri yurt dışında bir yediemine teslim etti. Bu karar
sonrasında Avukat Aydın Coşar da yanına yüklü miktarda ÇEAŞ ve KEPEZ
hissesi alarak Libananco'nun sahip olduğu hisseler ile
karşılaştırmak üzere yurt dışına gitti. Çoşar'ın yanında götürdüğü
ÇEAŞ ve KEPEZ hisselerinin Takasbank'a saklanmak üzere bırakılan
hisseler olduğu iddia edilirken, götürülen hisselerin kime ait
olduğu belirlenemediği, bu hisseler götürülürken sahiplerinden izin
alınmadığı ileri sürüldü.

-TAKASBANK, SAKLADIĞI HİSSELERİN GÜVENLİĞİNDEN SORUMLU-

16 bankanın ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın hissedarı
olduğu Bankalar Kanunu'na tabi olan Takasbank'ın, en önemli görevi
sermaye piyasalarında işlem gören hisselerin saklanmasıdır.
Takasbank'ın Ana Sözleşmesi, imzaladığı diğer sözleşmeler veya
yönetmeliklere göre kendisine saklanmak üzere bırakılan hisselerin
güvenliğinden sorumlu.

Yetkililerin ANKA'ya verdiği bilgiye göre, Takasbank kendisine
emanet edilen hisse senetlerini izinsiz olarak hiç kimseye teslim
veya emanet edemez. Bunun aksine hareket ise suç niteliğindedir ve
Takas ve Saklama Yönetmeliği'ne de aykırı. Bu olay ile ilgili olarak
SPK, İMKB, Takasbank Yönetim Kurulu ve Avukat Aydın Coşar'ın
sorumluluklarından dolayı haklarında cezai takibat yapılabilir.
Şirket hissedarları ise, "Böyle bir olay varsa bu konuda ben ve
diğer hissedarlar suç duyurusunda bulunacağız. Bizim hisselerimizin
nerede olduğunu yazılı olarak Takasbank'a soracağız. Merak ettiğim
başka bir konu ise başka hisseler için böyle bir olayın gerçekleşip
gerçekleşmediğidir" diye konuştular.

Öte yandan, konuyla ilgili görüşlerine başvurmak istediğimiz avukat
Aydın Coşar, tüm ısrarlı aramalarımıza rağmen sorularımıza yanıt
vermedi.



(19/12/2008 - 13:31:24)

metintezel
21-12-2008, 10:42
rezalete bak...

guerra
21-12-2008, 12:54
Yukaridaki haber hicbir yazili medyada yok haber degeri mi yok acaba?

idma
23-12-2008, 20:36
Enerji bütçesi kabul gördü
Güler, "Biz zammı 5 yıl bekletmedik, gerekmediği için yapmadık."
23 Aralık 2008 / 17:33


Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, göreve geldiklerinde OECD ülkeleri arasında elektriği en pahalı Türkiye'nin kullandığını belirterek, ''Aldığımız tedbirlerle Türkiye'yi hem elektriği hem de doğalgazı ucuz kullanan ülkeler arasına soktuk'' dedi.

TBMM Genel Kurulunda, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK), Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü, Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK), Elektrik İşleri Etüt İdaresi Genel Müdürlüğü, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü bütçeleri kabul edildi.

"İNDİRİM YAPILACAK"
Bakanlığının bütçesi üzerinde milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Güler, ''doğalgazda indirimin gayet tabi yapılacağını'' söyledi.

EPDK'nın kullandığı bir formülün bulunduğunu, bu formüle göre çıkan rakamın uygulandığını anlatan Güler, ''Doğalgaza zammı biz yapmıyoruz. Bundan sonra, petrol fiyatları gibi bu formülle hesaplanacak'' dedi.

AK Parti iktidarının, elektrik zammını 5 yıl bekletmediğini, gerekmediği için zam yapmadıklarını dile getiren Güler, şöyle devam etti:

"ZAM GEREKMEDİĞİ İÇİN YAPMADIK"
''O zaman elektrik ve doğalgaz fiyatları yüksek deniyordu. Göreve geldiğimizde OECD'nin en pahalı elektriğini kullanıyorduk. Aldığımız tedbirlerle Türkiye'yi hem elektriği hem de doğalgazı ucuz kullanan ülkeler arasına soktuk. Biz zammı bekletmedik, gerekmediği için yapmadık. Bizim bu şekilde sanayicimize, dar gelirli vatandaşımıza katkımız, 20 milyar doların üzerinde oldu. Zammı ekonominin gereği olarak yaptık. Sizin döneminizde yüzde 50 karla satılan şeyi önce yüzde 18'e, sonra 8'e, şimdi de sıfıra düşürdük. Fiat düşmeye başlayınca onu da gerçekleştireceğiz.''

ÇEAŞ ve KEPEZ'i birilerinin sürekli gündeme getirdiğine dikkati çeken Güler, bu davanın milyarlarca dolarlık bir dava olduğunu söyledi.

Konuyu takip ettiklerini anlatan Güler, ''Kaybedersek de kazanırsak da sorumluluk bizimdir. Biz, Türkiye Cumhuriyetini savunuyoruz, ama ilgili bakan olarak ben bunu üzerime alabilirim. İnşallah bu davayı kazanacağız'' dedi.

İsrailli Bakan ile İstanbul'da toplantı yaptığı ve bu yemeğin parasının Bakanlığına ödettiğine ilişkin soruya Güler, toplantının resmi olduğunu söyledi.

Güler, uluslararası teamül ve nezaketlere uygun davrandıklarını dile getirerek, toplantıda Türkiye'nin çıkarları ve projelerinin görüşüldüğünü bildirdi.

İstanbul'da bakanlığının yeri olmadığı için toplantının otelde yapıldığını ifade eden Güler'e, CHP Adana Milletvekili Tacidar Seyhan, ''Yemek parasını bakanlığa ödetemezsiniz?'' diye tepki gösterdi.

Güler, bunun üzerine aynı gün İsrail ve İranlı bakanlarla da görüştüğünü söyledi.


-BAKAN İLE MHP'Lİ MİLLETVEKİLLERİ TARTIŞTI-
MHP milletvekillerinin laf atmaları üzerine Güler, ''Size bilgi getirenleri bir daha gözden geçirin. Bir kurumun elemanı, bir hata varsa önce amirine söyler, başkalarına bilgi taşımaz. Sizin döneminizdeki meselelere girmek istemiyoruz'' dedi. Bu sözlere, MHP'li milletvekilleri tepki gösterdi.

Yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Güler'in, milletvekillerini eleştirmek yerine onlara hesap vermesi gerektiğini söyledi.

Güler'e, ''Eğer bir hukuksuzluk varsa, 6 yıldır iktidardasınız ve Bakansınız, ne yaptınız?'' diye soran Vural, şöyle devam etti:

''Dönemimizde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bizde miydi ki grubumuza hitap ediyorsunuz? Bilmeden konuşuyorsun. Benim genel müdürlüğüm, 18 yıl önce bir konu... Şerefle yaptım, bir tane dava ile karşılaşmadım. Senin İGDAŞ dosyalarını bir açalım bakalım. Biz boru hattı döşediğimiz zaman, sen bunları soba borusu zannediyordun. Mavi Akım'dan dolayı hesap vereceksiniz.''

Vural'ın konuşmasını, AK Parti'li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak, tepki gösterdi.(AA)

alpy
23-12-2008, 21:59
Sayın Bakana sormak lazım
acaba biz küçük yatırımcılara 6 yıldır yapılan bu zulmün ve haksızlığın maddi ve manevi sorumluluğunuda taşıyabileceğini aynı rahatlıkla söyleyebilirmi.

alpy
23-12-2008, 22:11
Sayın Bakan acaba bizlere karşıdamı Türkiye Cumhuriyetini savunuyor,
şunu hatırlatmak isterimki Türkiye Cumhuriyetinin esas sahibi ve koruyucusu bizleriz yani halktır,makamlar ve görevler gelip geçicidir ama vatandaşlar her zaman vardır ,kendi halkını mağdur eden ,taasarruflarını yok eden bir görev anlayışı nasıl izah edilir anlamak mümkün değildir.

yatırımcılık
24-12-2008, 09:30
Ben darbe istiyorum.Bu hükümet yetkililerinin de en ağır bir biçimde yargılanmasını istiyorum.Bunlar demokrasinin boşluklarını kullanıyorlar.Sorumluluğu üstüne alıyormuş.Sen kim oluyorsunda milletin 40 yıllık tasarrufunu heba ediyorsun.Sizi beyinsizler sizi biz yaptık oldu diyeceksiniz öylemi.Başaramayacaksınız.

yaylakemal
24-12-2008, 11:21
Arkadaşlar,genel kurula katılamadım.Halbuki çok istiyordum,Giriş belgesi de almıştım. Trende panik atak geçirerek inmek zorunda kaldım.Benden haber bekleyenler: Üzgünüm..

guerra
24-12-2008, 11:30
Genel Kurul'a Hukumet komseri verilmediginden..genel kurul yapılamadı..Uzan grubunun avukatı bazı acıklamalarda bulundu ISCID VE AIHM'deki davaların bu yıl icinde bitecegi gelismelerin olumlu oldugunu soyledi...SPK gorevlileri geldi tutanaklar tutuldu..Hukumetin komser gorevlendirmemesi konuyu tıkamaya yonelik oldugu belirtildi dava acılacak..
Yazık hepimize yazık..hukumetin kazıgı

The Shark
24-12-2008, 17:07
Mahkemeler bu yıl içerisinde bitecek derken 2009'u kastetmişlerdir herhalde. Ahhh ah! Bekliyorum o sabahı...O sabah ki TV'yi açtığımda tüm kanallarda Son Dakika...Şok Şok Şok..Türkiye Cumhuriyeti 11 Milyar Dolar ödemeye mahkum oldu..diye..O zaman da IMF kurtarsın bakalım kıçınızı...Zaten AKP'nin sonunu bence bu olay hazırlayacak..Bizler de hayırlara vesile olmuş olucaz böylece.

guerra
24-12-2008, 17:51
Genel Kurul'a Hukumet komseri verilmediginden..genel kurul yapılamadı..Uzan grubunun avukatı bazı acıklamalarda bulundu ISCID VE AIHM'deki davaların bu yıl icinde bitecegi gelismelerin olumlu oldugunu soyledi...SPK gorevlileri geldi tutanaklar tutuldu..Hukumetin komser gorevlendirmemesi konuyu tıkamaya yonelik oldugu belirtildi dava acılacak..
Yazık hepimize yazık..hukumetin kazıgı

Evet 2009 Haziran Temmuz gibi soylendi...

SPK eski TL hisselerin gecerli oldugunu daha once YTL ile degiştirme islemlerine itibar edilmesin dedi..

su anda AIHM VE ISCID mahkemelerinde hisse senetlerinin sahte olup olmadıgı arastırıyormus..

Enerji bakanlıgı yanlızca USULE karsıncıkıyormus ESASA karsı savunma vermeyip temerrute dustugunude belirttiler...

ISCID usulve esası beraber yurutuyormus...

metintezel
24-12-2008, 19:32
Arkadaşlar,genel kurula katılamadım.Halbuki çok istiyordum,Giriş belgesi de almıştım. Trende panik atak geçirerek inmek zorunda kaldım.Benden haber bekleyenler: Üzgünüm..

kemal bey toplantıyı kaçırmışsınız ,üzülmenize gerek kalmadı .canınız sağolsun nasıp değilmiş...bir dahakinde inşallah hep beraber güle oynaya gitmek nasip olur...

metintezel
24-12-2008, 19:39
tüm katılan arkadaşlara teşekürler...bilgilerini palaşan tümarkadaşlar sağolun....

adner45
24-12-2008, 20:08
Arkadaşlar tüm haberler ve paylaşım için teşekkürler.Sn.metintezel inşallah bir gün bu iyi dileğin gerçek olacak...

yatırımcılık
24-12-2008, 20:27
Bu beyinsizler başörtü meselesinde de anayasa mahkemesi usul yönünden inceleyebilir esasa giremez diyorlardı.Sonuç malum tarumar oldular.Bunlar esasa girme özürlüdürler.Ben yaptım oldu yuvarla gitsin uluslararası mahkemelerde sökmez.Madem TC yi savunuyorlar bukadar yüksek bir tazminat sözkonusu olan bir davada neden esasa yönelik savunmada bu kadar lakayıt davranıyorlar.Güvendikleri bir durummu var yoksa halka açık bir şirkete el koyma olayını anlatırken gülünç duruma düşmektenmi çekiniyorlar

guerra
25-12-2008, 08:34
ÇEAŞ ve Kepez için Uzan ile hükümet arasında soğuk savaş
Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’te dün yapılması gereken Olağanüstü Genel Kurul toplantısı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı son dakikada hükümet komiseri atamayacağını bildirince gerçekleşmedi. Uzan’ın avukatları genel kurul için toplanan küçük yatırımcılara “Uluslararası tahkimdeki dava lehimize gelişiyor. Ankara da bunu gördü ve uzlaşma için temaslar başladı” mesajı verdi

Çukurova ve Kepez Elektrik’in imtiyaz sözleşmesini iptal eden, tüm malvarlığına el koyan ancak şirketin yönetim ve hisselerini Uzan’da bırakarak, aslında bir anlamda Uzan’ın ekmeğine yağ süren Enerji Bakanlığı, şimdi aleyhine Uluslararası Tahkim Kurulu’nda açılan 10 milyar dolarlık tazminat davasının altında eziliyor.

Barajlar elinden gidince Çukurova ve Kepeze Elektrik birer tabela şirketine dönüşmüştü. Ancak tabela şirketi de olsa bu şirketlerin yönetimi ve hisse kontrolü Uzanlar’da kalınca Cem Uzan, bu boşluktan hukuki bir zafer çıkarabileceğini gördü. Nitekim, Çukurova Elektrik’te hisselerin yüzde 65’lik kısmını Güney Kıbrıs’ta kurulan Libananco Holdings. Co adlı şirkete devretti. Bu şirket de “İmtiyaz sözleşmesinin iptali, şirketlerin tüm malvarlığının Enerji Bakanlığı’na devri ile büyük zarar ettim” diye ortaya çıktı ve Dünya Bankası nezdindeki Uluslararası Tahkim Heyeti’nde dava açtı. Dava halen devam ediyor ve büyük bir ihtimalle de 2009 yılının ilk yarısında sonuçlanmış olacak.

Dün ise ilginç bir gelişme oldu. Çukurova ve Kepez için olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlendi. Şirket yeni yönetim ve denetim organlarını seçmek için Swissotel’de toplandı. Genel kurul çağrısını gören ve yıllardır mağduriyetlerini gidermek için çalmadık kapı bırakmayan küçük yatırımcılar da genel kurula ilgi gösterdi. Ancak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı hükümet komiseri görevlendirmekten kaçındığı için her iki şirketin de genel kurulları yapılamadı. Genel kurul yapılmış olsaydı çok önemli bir sonuç ortaya çıkacaktı. Zira genel kurula Libananco hisselerini temsilen avukatlar da gelmişti. Şirkette çoğunluk hisselerinin kendilerinde olduğunu hem SPK hem de Sanayi Ticaret Bakanlığı nezdinde tescil ettirecekler, genel kurul defterine de bunu yazdıracaklardı. Komiser tayini yapılmayarak bir anlamda Uzanlar’ın bu hamlesi, Ankara tarafından şimdilik bertaraf edilmiş oldu.

Genel kurul yapılamayınca Libananco avukatları ve küçük ortaklar bir zabıt tutturarak komiser atanmadığı için şirketin organsız bırakıldığını, karar alma hakkının engellendiğini belirten bir yazının altına imza attılar. Bakanlık ve il müdürlüğünde komiser atamayan yetkililer hakkında tazminat davası açma kararı aldılar. Ortaklardan biri tepkisini “Tamam şirketin en önemli faaliyet konusu olan barajlar elinden gitti. Ancak bırakın da biz genel kurul toplayalım karar alalım. Belki de köftecilik yapacağız. Adana dürüm satacağız. Bakanlık komiser tayin etmeyerek buna bile engel oluyor, suç işliyor” diye ortaya koydu.

Kazanmaya yakınız

Ben toplantıya Cem Uzan’ın da gelebileceğini düşünmüştüm. Sadece avukatları geldi.

Cem Uzan, Libananco adlı şirketin arkasında olduğunu bir süredir saklamıyor. Saklamaya gerek de görmüyor. Çünkü Uluslararası Tahkim’de davayı açan şirketin kime ait olduğunun önemi yok. Tüzel kişiliğe bakılıyor. Libananco Kıbrıs Rum Kesimi’nde kurulmuş bir şirket. Uluslararası Tahkim Heyeti şirketin açtığı davayı kabul etti. 3 hakem belirlendi ve ABD’de görülen davada süreç devam ediyor.

Genel kurul yapılamayınca Uzan’ın avukatları ile küçük ortaklar arasında soru cevaplı bir görüşme gerçekleşti. Avukatlar, Tahkim’deki davada Türkiye aleyhine faizi ile birlikte 15-16 milyar dolarlık bir ceza çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu, davanın kendi lehlerine geliştiğini iddia ettiler. Yine avukatların iddiasına göre Enerji Bakanlığı da bunu gördü ve özellikle son 2 haftadır Cem Uzan ile yetkililer arasında görüşme trafiği hızlandı. Avukatın verdiği bilgiye göre Cem Uzan son 15 gün içinde Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı ile birer görüşme yaptı. Cem Uzan, şirketlerin 2003 yılı Haziran ayında el konmadan önceki statüsüne geri döndürülmesini talep etti. Pazarlıklar sürüyormuş...

Bunlar Uzan’ın avukatının iddiaları. Davanın kendi lehlerine geliştiği tespiti de yine kendilerine ait. Doğru da olabilir, olmayabilir de. Ancak gördüğüm şu ki küçük yatırımcılar tamamen Cem Uzan’ın yanında yer alıyor. Böyle davranmakta da haklılar. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yazık ki Çukurova ve Kepez Elektrik’te küçük yatırımcıların hakkını gaspetmiş tabiri caiz ise sermaye piyasası aracılığıyla kazık atmıştır. Enerji Bakanlığı, çok rahatlıkla küçük yatırımcıları mağdur etmeyecek bir el koyma formülü geliştirebilirdi. Bunu yapmadı. Yapmamak için “Ben hisseleri devralmadım. Bakın şirket orada duruyor” dedi. Zaten o anlayış bugün en az 15 milyar dolarlık tazminat riski taşıyan süreci ortaya çıkardı. Halbuki şirketin yönetimine el koymuş olsa, Uzanlar hisseleri Libananco’ya devredemeyecekti.

Anlaşılan o ki Çukurova ve Kepez Elektrik olayında yakın gelecekte çok önemli gelişmeler olacak. Hislerim bu olayın 2003 yılı Haziran ayında şirkete ait tüm barajların ve diğer malvarlığına el konmasıyla ve şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptali ile kapanmadığını söylüyor.


*****

Ceza çıkarsa Türkiye’nin ödememe ihtimali yok

Libananco, Uluslararası Tahkim’de davayı 18 Aralık 2006’da açtı. Michael Hwang, Henri Alvarez ve Franklin Berman adlı üç hakem tespit edildi. Bu hakemlerden birini davacı Libananco, birini davalı Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı tayin ettirdi. Üçüncü isim ise bağımsız. Heyette 2 kişinin oyu belirleyici olacak. Yani karar 2’ye karşı 1 oyla çıkacak. Türkiye Cumhuriyeti 24 Haziran 2008’de hakem heyetinin yetkisine ve davanın kabul edilebilirliğine itiraz etmişti. Ancak reddedildi. Libananco davada iddiasını ortaya koydu ve hisselerini de gösterdi. Türkiye de savunmasını gecikmeli de olsa yaptı. Türkiye’yi bu davada Coşar Hukuk Bürosu temsil ediyor. Aydın Coşar’ın bu davada savunmayı belirlenen sürede yapmadığı, ortada bir ihmal bulunduğu daha önce basına yansımıştı. Şayet karar Türkiye aleyhine çıkarsa Türkiye’nin bu parayı (En az 15 milyar dolar) ödememe gibi bir lüksü yok. Gerekirse Merkez Bankası’nın uluslararası kuruluşlardaki hesaplarına el dahi konabiliyor.


*****

Motorola’da Türkiye’yi mahkum ettiren avukat, bu davada Türkiye’yi savunuyor

DavanIn çok önemli bir ayrıntısı daha var. Libananco davasında Türkiye’yi Coşar Hukuk Bürosu ile birlikte Freshfields Hukuk Bürosu temsil ediyor. Motorola davasında Motorola’yı temsilen tahkime atanan Jan Paulson şu an Freshfields Bürosu adına çalışıyor ve bu davada Türkiye’yi temsil ediyor. Motorola davasında Türkiye aleyhine çalışan Paulson’un bu önemli davada Türkiye’yi temsil etmesi eleştiriliyor ve büyük bir hata olarak gösteriliyor. Bu arada çok önemli bir başka ayrıntı daha... Libananco davasında, Uluslararası Hakem Heyeti’nde yer alan Henri Alvarez de tanıdık bir isim. Alvarez, Türkiye aleyhine sonuçlanan Motorola davasında hakem heyetinin başkanıydı.

Vatan Ercan İnan

metintezel
25-12-2008, 18:45
sitede gezerken aklımdan geçti...dünya ne diktatörler geldi geçti ve sonları ne oldu saddam,miloseviç,jivkov,markos,stalin,musolini,hit ler,pinoşet,ispanya olanı aklımda tutamadım ,neyse bunların çoğu seçimle gelmişve halkına zulüm etmiş ...bakalım bizim sonumuz iyi olur dileimle...

Rodrigo Tello
26-12-2008, 15:46
Ne Uzan, Ne Erdoğan. Sadece hakkımı istiyorum, geleceğimi istiyorum.

BOSNA
26-12-2008, 17:34
Arkadaşlarım pek buralarda görünmüyor gibi olsamda bende burayı takipteyim ama haber bilgim olmadığından sadece takip etme durumundayım. Umarım hak yerini bulur....

idma
27-12-2008, 17:57
ENERJİ BAKANLIĞINDAN YALAN AÇIKLAMA!

Geceleri korkusundan uyuyamayan Başbakan, Libananco Holding tarafından Enerji Bakanlığı aleyhine açılan davanın sürecini endişeyle takip ediyor. Cem UZANın mal varlığına haksız yere el koyarak, UZANın siyasetteki yükselişini SİYASİ LİNÇ ile durdurmaya çalışan Başbakan geceleri UZAN korkusundan uyuyamıyor. Libananco nun açtığı davayı kaybedeceğini anlayan Başbakan, piyonu Hilmi Gülere YALAN açıklamalar yaptırtarak kendini su yüzüne çıkarmaya çalışıyor. Defalarca mahkeme heyeti tarafından uyarılan Türkiye, savunma yapmıyor, yapamıyor. Gün geçtikçe netleşen ve hızını artıran dava da sona yaklaşılırken UZAN güç kazanıyor

İŞTE ENERJİ BAKANLIĞININ YALANI

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, son günlerde basında Çukurova Elektrik A.Ş., Kepez Elektrik T.A.Ş. ve Libananco Tahkim davası hakkında yer alan bazı iddialara açıklık getirildi.

Bakanlık ile Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. arasında imzalanan imtiyaz sözleşmelerinin, bu şirketlerin sözleşmelere ve mevzuata aykırı davranışları sebebiyle feshedildiğini bildirilen açıklamada, bu şirketlerin imtiyaz sözleşmeleri kapsamında işletmekte oldukları kamuya ait mal varlıklarının 12 Haziran 2003 tarihinde geri alındığı hatırlatıldı. Açıklamada, Bakanlık aleyhine, Çukurova Elektrik A.Ş., Kepez Elektrik T.A.Ş., bu şirketlerin ortağı olan Kemal Uzan, Rumeli Elektrik Yatırım A.Ş. ve diğer yatırımcılar tarafından, Danıştayda 600ün üzerinde iptal ve tam yargı davası açıldığı belirtildi.

Davacıların, yürütmeyi durdurma talepleri ile bunların reddi kararlarına karşı yaptıkları itirazların, ilgili Danıştay Daireleri ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından verilen kararlar ile reddedildiği ifade edilen açıklamada, Çukurova Elektrik A.Ş. tarafından açılan ve Cem Cengiz Uzanın müdahil olarak katıldığı davada verilen davanın reddine ilişkin karar, temyiz ve karar düzeltme safhalarından geçerek kesin hüküm halini aldığı kaydedildi.

Açıklamada, sonuçlanan davaların tamamında davanın reddi kararları verildiğine işaret edilerek, bu kararlardan temyiz edilenlerin, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından onandığı belirtildi.
Bu kararlar ile Bakanlığın imtiyaz sözleşmelerinin feshine ve kamuya ait malvarlıklarının geri alınmasına ilişkin iş ve işlemlerinin hukuka uygun olduğu kesin hükme bağlandığı anlatılan açıklamada, Bakanlığın bu işlemlerinin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra, Güney Kıbrısta kurulu Libananco şirketinin, Çukurova Elektrik A.Ş. ve Kepez Elektrik T.A.Ş. şirketlerinin hissedarı olduğu iddiası ile ortaya çıktığı, bu şirket tarafından ICSID nezdinde kurulacak tahkim heyetinde görülmek üzere, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine 10,1 milyar dolar tutarında tazminat talepli bir Uluslararası Tahkim Davası açtığı hatırlatıldı.

Bu davada Türkiye Cumhuriyetini savunma görevinin, Freshfields Bruckhaus Deringer LLP isimli uluslararası hukuk firmasına ve Coşar Avukatlık Bürosuna verildiği ifade edilen açıklamada, Türkiye Cumhuriyetinin, bu davada tahkim usul kurallarına ve Hakem Heyeti kararlarına uygun olarak savunmasını yaptığı ve yapmakta olduğu, iddia edildiğinin aksine, davanın savunulmasında herhangi bir gecikme veya ihmal olmadığı vurgulandı.

YORUMLAR YANLIŞ VE YANILTICIDIR

Eksik ve gerçek dışı bilgi ve belgelere dayanılarak yapılan yorumlar yanlış ve yanıltıcı olduğu bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının işlemleri ile ilgili iddialar, Hakem Heyeti tarafından bu konudaki açıklamalarımız ve savunmalarımız dikkate alınarak karara bağlanmıştır. Bu kararlar, Türkiye Cumhuriyetinin ilgili birimlerine iletilmiştir. Bu konudaki haber ve yorumlar gerçekleri yansıtmamaktadır. Basında yer alan haber ve yorumlar, eksik ve gerçek dışı bilgiler ile sübjektif yorumlara dayanmakta ve sanki dava aleyhe sonuçlanmış gibi kamuoyunu yanlış bir şekilde bilgilendirmeyi hedeflemektedir.
Tahkim davası devam etmekte iken, eksik ve gerçek dışı bilgilere ve sübjektif yorumlara dayanan haberler ile tahkim sürecinin tartışma ortamına çekilmek istendiği ve bu yolla yaratılan spekülasyonların istismar edilebileceği dikkate alınmalıdır.

Devam etmekte olan yargı sürecinde devletin hak ve menfaatlerinin korunması için gerekli özen ve titizlik gösterildiği ve gösterileceği ifade edilen açıklamada, Yargılaması devam etmekte olan bu davaya ilişkin olarak, ne amaçla basına servis edildiği ve kullanıldığı belli olmayan gerçek dışı haberlere ve yorumlara itibar edilmemesi kamuoyuna saygıyla duyurulur denildi


İŞTE GERÇEK!

ANKAnın edindiği bilgiye göre, kamuoyunda tahkim heyeti olarak bilinen Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkların Çözümü Merkezinin (ICSID) davanın seyri ile ilgili olarak belirlediği takvime göre Enerji Bakanlığı ve avukatı Aydın Coşarın dava ile ilgili tüm savunmalarını 1 Temmuz 2008 tarihine kadar yerine getirmeleri gerekiyordu. Ancak Aydın Coşar Hakem Heyetinin bu kararını yok sayarak davanın esası ile ilgili hiçbir savunma yapmadı.

Hakem Heyeti bunun üzerine 11 Ağustos tarihli bir karar aldı. Heyet bu kararında, Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşarın ICSIDnin kararına rağmen davanın esasına dair savunma yapmayarak temerrüde düştüğünü ve tüm savunmaları en geç 21 Eylüle kadar yapmalarını hükmetti.

Bu arada Aydın Coşar Hukuk Bürosu yetkilileri ANKAya yaptıkları açıklamada, savunmanın 21 Eylülde verildiğini ileri sürdüler.

Ancak Enerji Bakanlığı ve Aydın Coşarın 21 Eylüle kadar vermeleri gereken savunmalarını yetiştiremediği ortaya çıktı. Bakanlık, tahkim heyetinden 5 günlük ek süre talep etti ve savunmayı da 26 Eylül tarihinde verdi. Bu durum ICSIDnin resmi internet sitesinde yeraldı. Öte yandan verilen savunmada eksiklikler bulunduğu öğrenildi. Bu eksiklikler giderilmediği için de Türkiyenin temerrüt hali halen devam ediyor.

Öte yandan, Coşar Avukatlık Bürosu, davanın 12 milyar dolar değil 10,1 milyar dolar tazminat bedelli olduğunu da açıkladı. Enerji Bakanlığı ve avukatının hataları ile davanın ciddi şekilde zarar gördüğü ve Türkiyenin faiziyle birlikte 15 milyar dolara yakın bir tazminatı ödemek zorunda kalabileceği dile getiriliyor.

Tahkim konusu Plan ve Bütçe Komisyonunda da gündeme gelmişti. Enerji Bakanı Hilmi Güler, bakanlığının bütçe görüşmelerinde, konu hakkında açıklama yapmaktan kaçınmış ve yapacağı açıklamaların Tahkimde aleyhte kullanılacağını dile getirmişti.

-ÇEAŞ VE KEPEZ'E EL KONULMASI SÜRECİ-

Uzanlar ait ÇEAŞ ve Kepeze 2003 yılından devlet tarafından iletim tesislerinin kamuya devredilmesi hükmüne uymadıkları ve TEAŞtan aldıkları elektrik için eksik ödeme yaptıkları gerekçesiyle el konulmuştu. Daha sonra ÇEAŞ ve Kepez şirketleri, mal varlıklarına el konulması, imtiyaz sözleşmelerinin feshi ile Bakanlar Kurulunun, şirketlerin elektrik üretim ve dağıtımı ile görevlendirilmesi kararının kaldırılması, işletme hakkının başka şirketlere devrine ilişkin kararların iptali istemiyle Danıştayda dava açmıştı. Ancak Danıştay, el konulma işlemini yasaya uygun bularak, devre ilişkin karaların iptalini reddetmişti.

Bu sırada Uzan ailesinin hisselerini sattığı ortaya çıkmış ve yine Uzanların kontrolünde olduğu öne sürülen Libananco Holding de devletin hisselere haksız yere el koyduğu iddiasıyla konuyu uluslararası tahkime götürmüştü. Uluslararası tahkimde davanın görüşülmesine devam ediliyor. Uluslararası tahkimde iki tarafın temsilcileri ile bir bağımsız başkan yer alıyor. Davada başkanın verdiği karar geçerli oluyor.



GERÇEKLERİ YAKINDAN TAKİP ETMEK İÇİN ULUSLAR ARASI YATIRIM ANLAŞMAZLIKLARI ÇÖZÜM MERKEZİ(ICSID) RESMİ WEB SİTENİSİNİ ZİYARET EDEBİLİRSİNİZ.

ICSID Resmi Web Sitesi

fatmanur
28-12-2008, 01:20
YATIRIMLAR VE ULUSLARARASI
TAHKİM ARASINDAKİ İLİŞKİ:
ICSID TAHKİMİ
Yatırım yapılacak ülkenin uygun bir yatırım iklimine sahip
olup olmadığı yatırım kararı verilirken belirleyici rol
oynamaktadır. Ev sahibi ülkenin hammadde kaynakları,
ulaşım, altyapı gibi konularda diğer ülkelere karşı daha
elverişli konumda bulunmasının yanı sıra, ekonomik, politik
ve hukuki yapısı uygun bir yatırım ikliminin vazgeçilmez
unsurlarıdır. Yatırım ve uluslararası tahkim arasındaki ilişki,
yatırım ikliminin hukuki boyutu ile ilgilidir. Ev sahibi
devletler, ulusal yatırım mevzuatı ile getirdikleri güvenceyi,
daha sonra yapacakları yasal ve idari değişikliklerle
tamamen veya kısmen geri alabilirler. Bu nedenle, yabancı
yatırımlar için asıl koruma, ulusal mevzuat ile getirilen
güvencenin uluslararası taahhütler düzeyine çıkarılmasıdır.
Yatırımlarla ilgili uluslararası anlaşmalar, bu anlamda
yatırımcıların aradığı güvenceyi en üst düzeyde
sağlamaktadır. Ulusal ve uluslararası mevzuatın yatırımlar
için getirdiği güvencelerden biri de, yatırım
uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümüdür. Bu bağlamda,
Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi
(ICSID) tahkimi yatırımcıların en çok tercih ettikleri tahkim
yoludur. Türkiye, 2000’li yıllardan başlayarak, ekonomik
açıdan aldığı tedbirlerin yanı sıra, yatırım iklimini hukuki
açıdan da iyileştirmek üzere doğrudan yatırımlarla ilgili bir
seri yatırım mevzuatını hayata geçirmiş, ayrıca uluslararası
tahkimin önündeki hukuki engelleri kaldırmıştır. Bu
gelişmelerin sonucunda, yabancı yatırım akışında henüz
beklenen seviyeye ulaşılmamış olmakla beraber, 2002
yılından başlayarak yabancı yatırımcıların uyuşmazlıkların
çözümü için Türkiye’ye karşı ICSID önünde tahkim sürecini
başlattıkları görülmektedir.
I. GİRİŞ
Bu makalede, ekonomik, siyasi ve hukuki boyutları olan yatırımlar
konusunun tahkim ile bağlantısı çerçevesinde ICSID tahkimi ele
alınacaktır. Hem yatırım, hem de tahkim geniş kapsamlı kavramlar olup,
değişik yatırım ve tahkim türlerini içlerinde barındırmaları nedeniyle
öncelikle bu iki kavram üzerinde kısaca durulacak ve konunun sınırları
belirlenecektir. Daha sonra, bu sınırlar içinde kalınarak yatırım iklimi
bağlamında tahkimin rolü ve önemi konusu ele alınacak ve nihayet
yatırım uyuşmazlıklarının çözümü bakımından hukuki çerçeve
belirlenerek, Türk hukukunda yatırım uyuşmazlıklarının ICSID tahkimi
yoluyla çözümüne imkan veren hukuki vasıtalar anlatılacaktır. Makale,
yatırım ortamının hukuken iyileştirilmesine yönelik çalışmaların,
doğrudan yatırım akışları üzerindeki etkisi hakkında bir değerlendirme
ile tamamlanacaktır.
II. YATIRIM KAVRAMI
Yatırım kavramının esasen üzerinde uzlaşılan bir tanımı
bulunmamaktadır. Hatta böyle bir tanım yapılmasından, bütün yatırım
türlerini kapsamaması ihtimali göz önüne alınarak bilinçli olarak
kaçınılmaktadır. Gerek yatırımların karşılıklı korunması ve teşvikine
ilişkin iki taraflı uluslararası anlaşmalarda, gerekse yatırım
uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümüne ilişkin çok taraflı
anlaşmalarda yatırım tanımı verilmemekte, genellikle yatırım olarak kabul
edilecek varlıklar ve haklar sayılmaktadır. Konuyu ele alan eserlerin
çoğunda yine genel bir yatırım tanımı yapılmamakta, yatırım türlerinin
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
belirlenmesi sonrasında her bir yatırım türü kendi içinde
tanımlanmaktadır. Bu makalede de aynı nedenlerle böylesine geniş
kapsamlı bir yatırım tanımı yapmaktan kaçınılarak, çalışmanın konusuna
giren yatırım türünün niteliği ve özellikleri üzerinde durulacaktır.
Bu çalışmada ele alınacak yatırım türü doğrudan yabancı yatırımlardır. Biraz
önce de belirtildiği üzere genel eğilim, yatırımın genel bir tanımının
yapılmasından kaçınılarak, yatırımı değişik açılardan sınıflandırma yoluna
gitmektir. Bu sınıflandırmalardan birisi de doğrudan yatırımlar ve portföy
yatırımları ayrımına dayanmaktadır. Çalışmada doğrudan yatırımların ele
alınmasının sebebi, Türkiye’nin de dahil olduğu ev sahibi devletlerin,
ülkenin ekonomik refahına katkıları nedeniyle doğrudan yatırımları daha çok
tercih ediyor olmasıdır. Doğrudan yatırımlar, portföy yatırımlarının aksine
uzun bir dönemi kapsamakta (OECD, 2007), ev sahibi ülkede yatırımın fiziki
varlığını ve yatırımcının denetimini gerektirmektedir. Bu özellikleri
nedeniyle, doğrudan yatırımlar yatırımcı açısından daha riskli bir yatırım
türü olarak kabul edilmektedir. Ulusal ve uluslararası hukukta genellikle
uzun dönemi kapsaması ve taşıdığı risk nedeniyle doğrudan yatırımların
korunmasına öncelik verilmiştir). Buna karşılık, portföy
yatırımları bakımından risk, doğrudan yatırımlarda olduğu gibi önemli bir
faktör değildir. Nitekim ev sahibi ülkedeki bazı olumsuz gelişmeler
nedeniyle yatırımının tehlikeye düşeceğini anlayan portföy yatırımcısının
ülkeden çıkışı, teknoloji sayesinde elektronik ortamda çok hızlı bir şekilde
gerçekleşmektedir. Bu özelliklerine rağmen, günümüzde yatırımlarla ilgili
ulusal ve uluslararası mevzuatın doğrudan yatırımlar kadar, portföy
yatırımlarını da kapsayan düzenlemeler getirdikleri görülmektedir.
III. TAHKİM KAVRAMI
Makalenin başlığını oluşturan diğer anahtar kavram ise uluslararası
tahkimdir. Tahkim, genellikle, bir uyuşmazlığın devlet yargısı dışında
hakemler eliyle çözülmesi üzerine tarafların anlaşması olarak
tanımlanmaktadır). Tahkimde de bir yargılama faaliyeti vardır
ve bu tahkim yargısı olarak adlandırılmaktadır. Çalışmamızda uluslararası
tahkim ile kastedilen, kurumsal tahkim yollarından biri olan ve ev sahibi
devlet ile yatırımcı arasında ortaya çıkan yatırım uyuşmazlıkları nedeniyle
özellikle tercih edilen ICSID tahkimidir. Yatırım uyuşmazlıklarının çözümü
için ICC (International Chamber of Commerce-Uluslararası Ticaret Odası)
gibi diğer kurumsal tahkim yollarına başvurmak da mümkündür. Bununla
birlikte, yatırımcıların genellikle ICSID tahkimini tercih ettikleri
görülmektedir. ICSID tahkiminin diğer kurumsal tahkim mekanizmaları ile
karşılaştırıldığında yatırımcılar bakımından daha avantajlı olması, ICSID
hakem kararlarının icrasının kolay olması ve ICSID’in sadece yatırımlardan
doğan uyuşmazlıkların çözümü için tesis edilmiş bir merkez olması, ICSID
tahkiminin yatırımcılar tarafından tercih edilmesinin başlıca nedenleri
arasında sayılabilir.
IV. YATIRIM VE TAHKİM ARASINDAKİ İLİŞKİ
Doğrudan yatırımlar ve uluslararası tahkim arasındaki bağlantı pek çok
nedene dayanmaktadır. Bir ülkenin yatırım iklimi, o ülkeye yatırım kararı
verilmesinde önemli rol oynamaktadır. Yatırım iklimi temelde dört ana
unsura dayanmaktadır. Bu unsurlar bir bütün olarak ele alınmakta ve
aralarında bir öncelik sonralık ilişkisi bulunmamaktadır. Her şeyden önce, ev
sahibi ülkenin yatırımcının bakış açısıyla diğer ülkelere göre karşılaştırmalı
üstünlüğü belirleyici rol oynamaktadır. Yatırım yapılacak olan ülkenin
hammadde kaynakları, işgücü, iç tüketim ve ihracat bakımından
üstünlükleri, diğer pazarlara yakınlığı, ulaşım ve altyapı kolaylıkları, diğer
ülkelerle ilişkileri ve hatta stratejik konumu gibi unsurlar bu karşılaştırmalı
üstünlüğün tespitinde önem taşımaktadır. İkinci olarak, ev sahibi ülkedeki
siyasi istikrar, yatırım ikliminin uygun olup olmadığının
değerlendirilmesinde önemli rol oynamaktadır. Üçüncü olarak, yatırımın
yapılacağı ülkenin ekonomik istikrarı ve makro ekonomik politikaları yatırım
kararının verilmesinde mutlak olarak etkili olmaktadır. Nihayet, yatırımın
yapılacağı ülkenin hukuki iklimi, yatırım kararının verilmesinde hiç bir
zaman göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir unsurdur. O halde yatırım
iklimini, kısaca ülkenin özelliklerinden kaynaklanan doğal ve stratejik iklim
başta olmak üzere, ekonomik iklim, siyasi iklim ve hukuki iklimin
oluşturduğu bir bütün olarak görmek gerekmektedir.
İşte, yatırımlar ve uluslararası tahkim arasındaki bağlantı genel olarak
yatırım iklimine dayanmakta ve bu çerçevede hukuki iklimin temel
taşlarından birini oluşturmaktadır. Gerçekten de, ev sahibi devletin
yatırımları koruyan ulusal yatırım mevzuatı, taraf olduğu uluslararası
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
anlaşmalar, yatırımları teşvik politikaları ve bunların hayata geçirilmesi
bakımından güvenilir hukuki ve idari kurumları, hukuki açıdan uygun bir
yatırım ikliminin vazgeçilemeyecek unsurlarıdır. Bu bağlamda, yatırımları
nedeniyle ortaya bir uyuşmazlık çıkması halinde, uyuşmazlığın tarafsız bir
şekilde, makul sürelerde çözülmesi ve verilen yargı kararının icra
edilebilmesi yatırımcılar için hayati önem taşımaktadır. Bugün, devletlerin bu
hususta gerekli olan hukuki ortamı sağlamak üzere attığı adımlardan birisi
de, yatırım uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümünün kabul edilmesidir.
Tahkim, hukuki riskleri en aza indirmede en uygun uyuşmazlık çözme
tekniği olarak kabul edilmektedir).
Tahkimin tercih nedenleri ise, tartışmaya yer vermeyecek kadar açıktır.
Tahkim, devlet yargısına göre daha hızlı cereyan etmektedir; yargılama, iş
yükü altında ezilen ve uyuşmazlıkla ilgili konularda uzman olmayan
hakimler yerine, uzman kişiler olduğu kabul edilen hakemler tarafından
yapılmaktadır ve hakem kararlarının icrası mahkeme kararlarının icrasına
göre daha kolay gerçekleşmektedir). Bununla birlikte,
tahkimin tercih nedenlerinden belki de en önemlisi, bu tür yargılamanın
uyuşmazlığın her iki tarafına da eşit mesafede olması ve bu nedenle de
tarafsız olduğuna dair anlayıştırBütün bu nedenlerledir
ki, yatırımcılar ev sahibi ülkenin yatırımlardan doğan uyuşmazlıklar için
tahkim yolunu kabul etmesini olmazsa olmaz bir şart olarak görme
eğilimindedir.
V. YATIRIM UYUŞMAZLIKLARININ TAHKİM YOLUYLA ÇÖZÜMÜ
Yatırımın korunması, teşviki ve bu çerçevede yatırımdan kaynaklanan
uyuşmazlıkların tahkime götürülebilmesi ev sahibi ülkenin ulusal
mevzuatının bu konudaki olumlu yaklaşımına bağlı olmakla beraber, ulusal
mevzuat tek başına yeterli bir güvence olarak görülmemektedir (Morais,
1992). Nitekim günümüzde hemen hemen tüm ülkeler, yatırımların karşılıklı
korunması ve teşvikini güvence altına alan ulusal mevzuatı kabul etmiş
bulunmaktadır. Elverişli bir yatırım mevzuatına sahip olan ev sahibi
devletler, söz konusu mevzuatın sağladığı güvenceyle yabancı yatırımcıyı
ülkeye çekmeyi başardıktan sonra, ekonomik, siyasi ve hatta ideolojik
nedenlerle yabancı yatırımlara karşı olumlu yaklaşımlarını
değiştirebilmektedir. Devletlerin böyle bir değişikliği yapmaları zor da
değildir. Yabancı yatırımlarla ilgili tarihsel gelişmelerin de ortaya koyduğu
gibi ev sahibi devletlerin, tahkim de dahil olmak üzere, yatırımcıyı ülkeye
kabul ederken sunmuş oldukları imkanları yasal ve idari değişikliklerle geri
aldıkları örnekler az değildir (Sornarajah, 1994). Nitekim geçmişte pek çok
devlet, egemenlik yetkilerine dayanarak, yatırımcıları ülkeye kabul ederken
yürürlükte olan ve elverişli hükümler içeren yasaları değiştirmek suretiyle
yatırımcıların beklentilerini boşa çıkarmış, hatta kamulaştırma, millileştirme
ve eş etkili diğer tedbirlerle yatırımlara kısmen veya tamamen el koymuştur.
Bu durumun önüne geçmek için yatırımcılar uzun süre istikrar
(stabilizasyon) kaydı diye bilenen hükümleri ev sahibi devletlere kabul
ettirmek için çaba sarf etmişler ve çoğu kez de bunda başarıya ulaşmışlardır
(Paasivirta, 1990). İstikrar kayıtları sayesinde ev sahibi devletler, yatırımcıyı
ülkeye kabul ederken sunmuş oldukları imkanları, daha sonra yapacakları
yasa değişiklikleri ve idari kararlarla geri alma imkanını kaybetmiştir. Ancak
asıl güvence, ulusal yatırım mevzuatında yer alan taahhütleri uluslararası
taahhütler düzeyine çıkartmaktır ki, bunu gerçekleştirmenin yolu da iki
taraflı ve çok taraflı uluslararası anlaşmalardır. Bu bağlamda, gerçek
anlamda başarıya devletlerin akdettikleri iki taraflı yatırım anlaşmaları ile
ulaşıldığını söylemek yanlış olmaz. Öyle ki, yatırımların karşılıklı korunması
ve teşvikine ilişkin bu anlaşmalar, anlaşmaya taraf olan devletlerin
yatırımcılarının birbirlerinin ülkelerinde yapacakları yatırımlar bakımından
her türlü korumayı uluslararası düzeyde sağlamaktadır. İkili yatırım
anlaşmalarının hemen hemen hepsinde yer alan temel güvence
uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümüdür. Sonuçta yatırımcı ev sahibi
devletin hukuki iklimini değerlendirirken, o ülkenin ulusal mevzuatının yanı
sıra, taraf olduğu uluslararası anlaşmaları da mutlak suretle göz önüne
almakta ve yatırımına müdahale edilmesi karşısında uluslararası bir
korumayı da bu anlaşmalar sayesinde elde edebilmektedir. Sözü edilen iki
taraflı yatırım anlaşmaları, tahkimin yanı sıra, başta yatırımlara sağlanacak
hukuki muamelenin standardı olmak üzere, yatırımcıyı ve yatırımı koruyan
milli muamele, en çok gözetilen ülke kaydı, adil ve eşit muamele, karların
transferi imkanı ve kamulaştırmaya karşı güvence gibi hükümlerle
donatılmaktadır.
İşte bu nedenledir ki, toplam 176 ülke arasında 2200’ün üzerinde iki taraflı
yatırım anlaşması akdedilmiş bulunmaktadır (UNCTAD, 2007a) ve yatırım
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
uyuşmazlıklarında ICSID tahkiminin veya diğer tür tahkimin yolunu açan
hukuki vasıta da, çoğu kez bu anlaşmalardır. Gerçeği ifade etmek
gerekirse, uzun yıllar devam eden ekonomik ve siyasi istikrarsızlık
nedeniyle yatırımları ülkeye çekme konusunda beklediği başarıyı
yakalayamamış olan Türkiye bile, 75 devletle yatırımların karşılıklı
korunması ve teşvikine dair iki taraflı yatırım anlaşmaları imzalamış
bulunmaktadır (Hazine Müsteşarlığı, 2007a).
VI. ICSID TAHKİMİ
Dünya Bankası, 1965 yılında bir sözleşme ile Uluslararası Yatırım
Uyuşmazlıklarının Çözümü Merkezi (ICSID)’ni kurarak, bu merkez
aracılığı ile yatırım uyuşmazlıklarında bir uzlaştırma ve tahkim sistemini
uygulamaya koymuştur. 14 Ekim 1966 tarihinde yürürlüğe giren ve ICSID
Sözleşmesi olarak anılan bu sözleşmenin tam adı “Devletler ve Diğer
Devletlerin Vatandaşları Arasında Yatırım Uyuşmazlıklarının Çözümü
Hakkında Sözleşme”dir. Türkiye, 1988 yılında ICSID Sözleşmesini
onaylayarak iç hukukunun bir parçası haline getirmiştir (Resmi Gazete,
6.12.1988–19830).
Bir devletin ICSID Sözleşmesinin tarafı olması, o devletin dahil olduğu tüm
yatırım uyuşmazlıklarının ICSID tahkimine götürüleceği anlamına
gelmemektedir. Çünkü yatırımdan doğan bir hukuki uyuşmazlığın ICSID
tahkimine götürülebilmesi için, hem uyuşmazlığın tarafı olan ev sahibi
devletin, hem de yatırımcının ICSID tahkimine rızasını vermesi
gerekmektedir (ICSID Sözleşmesi, Madde 25). Yatırımcı ile devlet arasında
yapılan sözleşmelerde, milli mevzuatta veya yatırımcının devleti ile ev sahibi
devlet arasında iki taraflı olarak akdedilen yatırım anlaşmalarında ICSID
tahkimine gidileceğine ilişkin kayıtlar yer aldığı gibi, bazen de Avrupa Enerji
Şartı Anlaşması (ECT, 2007) gibi çok taraflı uluslararası sözleşmelerde yer
alan hükümler de ev sahibi devletin ICSID tahkimine rızasını verdiği
anlamına gelmektedir. Taraflar ICSID tahkimini seçme konusunda iradelerini
bir kez ortaya koyduktan sonra tek taraflı olarak bundan vazgeçemezler.
Böylelikle ICSID Sözleşmesi, özellikle uyuşmazlığın tarafı olan devletin
ICSID’e gitme konusunda rızasını yukarıda belirtilen yollardan birini
kullanarak beyan etmesinden sonra, yargılamanın seyrini olumsuz
etkilemesine engel olmaktadır.
ICSID tahkiminin, yatırımcılar açısından diğer kurumsal tahkim
mekanizmaları karşısındaki asıl üstünlüğü, ICSID hakem heyeti tarafından
verilen hakem kararının bağlayıcı olması ve ICSID’e taraf olan her devletin,
söz konusu hakem kararını kendi mahkemelerinden verilmiş nihai bir
hüküm gibi icra etmesidir (ICSID Sözleşmesi, Madde 54). Ev sahibi ülkenin
ICSID hakem kararını icra etmeyi reddetmesi, kendisinin Dünya Bankası ve
uluslararası finans çevreleri nezdindeki itibarını olumsuz etkileyecektir. Bu
açıklamaların da ortaya koyduğu gibi, ICSID Sözleşmesine taraf olmak ve
ICSID tahkiminin yolunu açan diğer hukuki vasıtalara sahip olmak ev sahibi
devletlere doğrudan avantaj sağlamamakla beraber, doğrudan yabancı
yatırımları çekme stratejilerinin bir parçası olarak ev sahibi devletler yatırım
uyuşmazlıklarının çözümünde ICSID tahkiminin yolunu açmaktadır. Bu
durum, yatırımı ülkesine çekmek için çaba gösteren tüm ülkeler
bakımından olduğu gibi, Türkiye bakımından da geçerlidir.
VII. ICSID TAHKİMİ VE TÜRKİYE
Yabancı yatırımlardan doğan uyuşmazlıkların tahkim yoluyla çözümü
konusunda Türkiye’nin durumu ulusal veya uluslararası hukuk normları
düzeyinde son derece elverişli görünmektedir. Bununla beraber, yatırım
uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümüne imkan veren hukuki
mekanizmalara sahip olmanın, yatırımın ülkeye çekilmesi için tek başına
yeterli olacağını söylemek mümkün değildir. Uygun bir yatırım ortamının bir
bütün olduğunu ve Türkiye’nin hedeflediği boyutlarda doğrudan yatırım
akışını gerçekleştirmesinin, yatırım ikliminin diğer unsurlarının da
gerçekleşmesine bağlı olduğunu daha önce yapmış olduğumuz açıklamalar
ortaya koymaktadır.
Türkiye’nin yatırımlar için uygun bir hukuki iklim oluşturmaya yönelik
çabalarının esasen 2000’li yıllardan başlayarak yoğunlaştığı gözlenmektedir.
Türkiye, bugün liberal bir ulusal yatırım mevzuatına sahiptir. 2003 yılında
kabul edilen Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu ve ilgili mevzuat (Hazine
Müsteşarlığı, 2007b) doğrudan yatırımların korunmasını teminen ileri
düzeyde güvence getiren normları kabul etmiş bulunmaktadır (Uluslararası tahkimin önündeki yasal engeller, anayasa değişiklikleri ve
bunu takip eden yasal düzenlemelerle tamamen ortadan kaldırılmıştır.
Yatırımcılar için çok önem taşıyan ICSID Sözleşmesi 1988 yılında Türkiye
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
tarafından onaylanmış olmakla beraber, Türkiye’nin yatırım uyuşmazlıkları
bakımından ICSID tahkiminin yolunu açması, yine 2000’li yıllarda akdetmiş
olduğu iki taraflı yatırım anlaşmaları ile güvence altına alınmıştır. Türkiye,
2006 yılı sonu itibariyle 75 ülke ile yatırımların korunması ve teşviki
hususunda ikili yatırım anlaşması imzalamış ve bunların 58’i yürürlüğe
girmiştir. Türkiye’nin imzalamış olduğu söz konusu anlaşmalar, Türkiye’de
yapılmış olan doğrudan yabancı yatırımların % 82,27’sini koruma altına
almaktadır (Hazine Müsteşarlığı, 2007a). Daha da önemlisi, enerji
koridorunda bulunan Türkiye, enerji yatırımları bakımından önem taşıyan
Avrupa Enerji Şartı Sözleşmesine taraf olmuştur (Resmi Gazete, 6.2.2000–
23956). Hukuki açıdan, 2000’li yıllardan başlayarak gerçekleşen bu
çabaların sonucunda, yatırımların korunması bakımından Türkiye’nin
elverişli bir hukuki ortama kavuştuğunu ve uluslararası tahkimin, özellikle
de ICSID tahkiminin önündeki tüm engellerin ortadan kalktığını söylemek
mümkün hale gelmiştir.
VIII. YABANCI YATIRIMCININ ICSID TAHKİMİNE BAŞVURMASINA YOL AÇAN
HUKUKİ MEKANİZMALAR
Türkiye’nin 2000’li yıllardan itibaren yatırımların korunması ve teşviki
açısından izlediği hukuki ve ekonomik politikalar, henüz beklenilen düzeyde
yabancı yatırım girişini sağlayamamış olmakla beraber, yabancı
yatırımcıların yatırım uyuşmazlıklarını tahkim yoluna götürmelerinin yolunu
açmıştır. 2002 yılına kadar yabancı yatırımcılar yatırımlardan kaynaklanan
uyuşmazlıklarda Türkiye’ye karşı ICSID tahkimi yoluna başvurmamışken,
2002 yılından bu yana yabancı yatırımcılar tarafından ICSID önünde
Türkiye’ye karşı üç dava açılmış bulunmaktadır.
Türkiye’nin ev sahibi devlet olarak taraf olduğu bir yatırım uyuşmazlığında,
yabancı yatırımcının Türkiye’ye karşı ICSID önünde tahkim sürecini
başlatabilmesinin iki yolu bulunmaktadır. Birinci yolun kullanılmasının ön
şartı, yatırımcının mensup olduğu devletin de Türkiye gibi ICSID
Sözleşmesine taraf olması ve ICSID Sözleşmesinin 25. Maddesinde
öngörülmüş olan yetkiye ilişkin tüm şartların gerçekleşmesidir. Yatırımcı bu
yola başvurduğu takdirde, esasen ICSID Sözleşmesi uygulanmakta, ICSID
tahkim kuralları çerçevesinde tahkim usulü yürütülmekte ve verilen hakem
kararı ICSID Sözleşmesinin 54. Maddesi uyarınca ICSID’e taraf olan herhangi
bir devlette, o devletin kendi mahkemelerinden verilmiş nihai bir hüküm gibi
icra edilmektedir.
ICSID nezdinde yatırım uyuşmazlığının görülmesinin ikinci yolu ise,
Türkiye’nin ev sahibi devlet olarak taraf olduğu bir yatırım uyuşmazlığında
ICSID İlave İmkan Kurallarına (Additional Facility Rules) dayanılarak tahkim
yoluna başvurulmasıdır (World Bank, 2007a). ICSID İlave İmkan Kuralları
çerçevesinde tahkim yoluna başvurulması için, ev sahibi devlet veya
yatırımcının mensup olduğu devletten en azından birisinin ICSID
Sözleşmesinin tarafı olması şarttır. Uyuşmazlığın ICSID’in İlave İmkan
Kuralları çerçevesinde görüldüğü bu durumda, ICSID Sözleşmesinin
uygulanması ve verilen hakem kararlarının icrası bakımından özel bir avantaj
söz konusu değildir. Dolayısıyla verilen kararın, hangi ülkede icraya
konulacaksa, o ülkenin aramış olduğu tanıma ve tenfiz koşullarını da ayrıca
gerçekleştirmesi gerekir. Bu dezavantajına rağmen, uyuşmazlığa taraf
olanların bu yolu seçmelerinin iki nedeni vardır. İlk neden, uyuşmazlığın
tarafı olan devletin ya da yatırımcının devletinin ICSID Sözleşmesinin tarafı
olmamasıdır. İkinci neden ise, söz konusu taraflar arasındaki uyuşmazlığın
doğrudan doğruya yatırımdan kaynaklanmayan bir uyuşmazlık olmasıdır.
Türkiye’nin ICSID Sözleşmesine taraf olması nedeniyle, yakın gelecekte
ICSID İlave İmkan Kurallarına göre uyuşmazlığın tahkim yoluyla çözümünün,
hem yabancı yatırımcıların Türkiye’ye karşı açtıkları davalarda, hem de Türk
yatırımcıların diğer ülkelerde yaptıkları yatırımlar nedeniyle bu ülkelere karşı
açtıkları davalarda kullanılması ihtimali yüksek görünmektedir.
Gerek ICSID tahkim kurallarına göre, gerek ICSID İlave İmkan Kurallarına
göre tahkimin başlatılması için, buna yol açan hukuki mekanizmaların
bulunması gerekir. Bu hukuki mekanizmalardan biri, belirli bir yatırım ile
ilgili olarak yatırımcı ile ev sahibi devlet sıfatıyla Türkiye arasında yapılan
sözleşmede, uyuşmazlıkların çözümünde ICSID tahkimine gidileceğine dair
bir kaydın bulunmasıdır. Bu kayıt uyarınca, uyuşmazlık halinde ICSID
tahkiminin yolu açılmaktadır. Yabancı yatırımcıların bir yatırım uyuşmazlığı
nedeniyle Türkiye’ye karşı başlattıkları ICSID tahkim sürecinde bugüne
kadar bu mekanizma kullanılmamıştır. Bunun başlıca sebebi, şu ana kadar
Türkiye’ye karşı ICSID nezdinde açılan tahkim davalarına konu olan
uyuşmazlıkların kaynaklandığı imtiyaz sözleşmelerinin, başlangıçta Türk
yatırımcılar ile Türkiye arasında imzalanmış, uluslararası niteliği olmayan
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
sözleşmeler olması ve uluslararası tahkim kaydının bu sözleşmelerde yer
almamış olmasıdır. Türkiye’ye karşı başlatılan üç ICSID tahkiminin ikisinde
bu durum ortaya çıkmıştır. Devletle imtiyaz sözleşmesi imzalayan Türk
tabiiyetindeki yatırımcılar, daha sonraki yıllarda yatırımlarla ilgili bazı
haklarını, özellikle hisse senetlerini yabancı yatırımcılara devretmişler, söz
konusu yabancı yatırımcılar da uyuşmazlığı ICSID tahkimine götürmüşlerdir.
İkinci hukuki mekanizma, genellikle yatırımcı ile Türkiye arasında yapılan
yatırım sözleşmesinde böyle bir tahkim kaydının bulunmadığı, ancak
yatırımcının mensup olduğu devlet ile Türkiye arasında iki taraflı yatırım
anlaşması olduğu hallerde kullanılmakta ve iki taraflı anlaşma hükümlerine
dayanılarak uyuşmazlık ICSID tahkimine götürülmektedir. İki taraflı anlaşma
hükümlerine dayanılarak ICSID tahkim sürecini başlatabilmek için, söz
konusu anlaşmanın uyuşmazlık halinde ICSID tahkimini öngörmüş olması
gerekir. Bugüne kadar Türkiye’ye karşı bir davada (PSEG Global Inc., The
North American Coal Corporation ve Konya Ilgın Elektrik Üretim ve Ticaret
Limited Şirketi ile Türkiye Cumhuriyeti arasında-Dava No. ARB/02/5),
yabancı yatırımcı Türkiye ile arasında çıkan yatırım uyuşmazlığında ICSID
tahkimi sürecini bu mekanizmayı kullanarak başlatmıştır (World Bank,
2007b). ABD’li yatırımcı ile devlet arasında yapılan imtiyaz sözleşmesinde
ICSID tahkim kaydı olmamakla beraber, Türkiye ile yatırımcının devleti
arasında yapılan iki taraflı yatırım anlaşması, yatırım uyuşmazlığı halinde
ICSID tahkimine başvurulacağı yönünde hüküm içermektedir. Dolayısıyla
ABD’li yatırımcıya, Türkiye’deki enerji yatırımından kaynaklanan bu
uyuşmazlıkta ICSID tahkiminin yolunu açan hukuki vasıta Türkiye ile ABD
arasında yapılmış olan yatırımların karşılıklı korunması ve teşvikine dair iki
taraflı anlaşma olmuştur.
ICSID tahkimine başvurmak için kullanılabilecek olan üçüncü hukuki
mekanizma, çok taraflı uluslararası anlaşmalardır. Yatırımcı, Türkiye ile
yaptığı sözleşmeye veya kendi devleti ile Türkiye arasında yapılan iki taraflı
yatırım anlaşmasına değişik nedenlerle dayanmamakta ya da dayanma
imkanına sahip bulunmamaktadır. Bununla beraber, hem yatırımcının
devletinin hem de Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa Enerji Şartı Sözleşmesi
gibi çok taraflı bir yatırım anlaşması, taraflara ICSID tahkimi sürecini
başlatma imkanını vermektedir. Nitekim Türkiye’ye karşı açılmış ICSID
davalarından ikisinde yatırımcılar, Avrupa Enerji Şartı Sözleşmesine
dayanmışlardır. Bunlardan ilki, Libananco Holdings Co. Limited ile Türkiye
Cumhuriyeti arasındaki davadır (Dava No. ARB/06/8). Bu davaya konu olan
uyuşmazlıkta, ne Türkiye ile yatırımcı arasında yapılmış olan bir sözleşme,
ne de Türkiye ile yatırımcının mensup olduğu Güney Kıbrıs Rum Kesimi
arasında iki taraflı yatırım anlaşması bulunmaktadır. Yatırımcı, hem
Türkiye’nin, hem de Güney Kıbrıs Rum Kesiminin Avrupa Enerji Şartı
Sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle, söz konusu Sözleşmenin 26.
Maddesine dayanarak ICSID tahkimine başvurmuştur (World Bank, 2007b).
Avrupa Enerji Şartı Sözleşmesinin 26. Maddesine dayanılarak Türkiye’ye
karşı başlatılan ikinci tahkim davasında ise, Polonyalı yatırımcı ICSID İlave
İmkan Kuralları çerçevesinde uyuşmazlığın ICSID nezdinde çözümünü
istemiş bulunmaktadır (Cementownia “Nowa Huta” S.A. ile Türkiye
Cumhuriyeti arasında-Dava No. ARB(AF)/06/2). Enerji yatırımından
kaynaklanan bu uyuşmazlıkta yatırımcı, Türkiye’nin aksine Polonya henüz
ICSID Sözleşmesine taraf olmadığı için Enerji Şartı Sözleşmesinin 26.
Maddesindeki atıf nedeniyle uyuşmazlığı ICSID İlave İmkan Kurallarına göre
tahkime götürmüştür. Hangi hukuki mekanizma kullanılırsa kullanılsın,
yukarıda sözü edilen üç tahkim davasında da uyuşmazlığın enerji
yatırımlarından kaynaklandığı görülmektedir. Bu durum, gelecekte
yatırımcıların Enerji Şartı Sözleşmesi hükümlerine dayanarak sık sık ICSID
tahkim sürecini başlatacaklarının işaretini vermektedir.
Türkiye’nin ICSID Sözleşmesine taraf olması ve akdetmiş olduğu iki taraflı
yatırım anlaşmaları, sadece yabancı yatırımcılar için değil, Türk yatırımcılar
için de bir avantaj olup, ICSID tahkiminin yolunu açmaktadır. Türk
yatırımcıları da Türkiye’nin taraf olduğu bu anlaşmalar nedeniyle başka
ülkelerdeki yatırımlarından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için ICSID
tahkimine başvurmaktadırlar. Nitekim Türk yatırımcıları tarafından yatırım
yaptıkları ev sahibi devletler aleyhine açılmış bulunan ve halen devam
etmekte olan 4 ICSID tahkim davası bulunmaktadır (World Bank, 2007b).
Bunlardan ilki Pakistan’da inşa edilecek olan bir otoyol yapımıyla ilgilidir
(Bayındır İnşaat Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. ile Pakistan İslam Cumhuriyeti
arasında-Dava No. ARB/03/29). İkincisi, Kazakistan’da telekomünikasyon
alanında yapılan bir yatırım uyuşmazlığından kaynaklanmaktadır (Rumeli
Telekom A.Ş. ve Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. ile
Kazakistan Cumhuriyeti arasında-Dava No. ARB/05/16). Bir Türk yatırımcısı
tarafından ICSID tahkimine götürülen üçüncü uyuşmazlık Azerbaycan’daki
Yatırımlar ve Uluslararası Tahkim Arasındaki İlişki: ICSID Tahkimi
elektrik imtiyazı ile ilgilidir (Barmek Holding A.Ş. ile Azerbaycan Cumhuriyeti
arasında-Dava No. ARB/06/16). Dördüncüsü ise, ICSID İlave İmkan
Kurallarına göre bir Türk yatırımcısı tarafından, Kırgızistan’da yapılan bir
yatırım nedeniyle ICSID önüne götürülmüştür (Sistem Mühendislik İnşaat
Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Kırgızistan Cumhuriyeti arasında-Dava No.
ARB(AF)/06/1).
IX. SONUÇ
Türkiye, uzun yıllardan beri yabancı yatırımı ülkeye çekme hususunda
istenen başarıyı yakalayamamıştır. Bu başarısızlığın temelinde, yatırımlar
için uygun bir iklimin bulunmaması yatmaktadır. Uygun bir yatırım iklimini
oluşturamamanın pek çok ekonomik, siyasal, hukuki ve hatta tarihsel
nedenleri bulunmaktadır. Öte yandan, 1950’li yıllardan başlayarak hukuki
açıdan yatırımlara sağlanan korumanın kağıt üzerindeki kurallar ile sınırlı
kalarak uygulamaya intikal ettirilememesinin de yatırım akışı üzerinde
olumsuz etkileri olmuştur.
Yatırım ikliminin diğer unsurlarının da elverişli olması halinde, genel olarak
ülkenin hukuki istikrarı ve özel olarak da yatırımlar için uygun bir hukuki
yapı yabancı yatırımlar açısından belirleyici rol oynamaktadır. Uluslararası
doğrudan yatırım girişlerinin dünyada rekor seviyeye ulaştığı 2000 yılından
başlayarak, Türkiye’ye doğrudan yatırım girişlerinde tedricen artış
kaydedilmiştir. Türkiye’nin yabancı yatırımlar için uygun bir hukuki ortam
hazırlama çabalarının 2000’li yıllardan başlayarak yoğunlaşmasının bu
artışta katkısı olduğu düşünülmektedir.
Bütün bu gelişmelere rağmen, Türkiye’nin 2000–2004 yılları arasında
doğrudan yatırım çeken ülkeler listesinde 53. sırada yer aldığı
görülmektedir (UNCTAD, 2007b). Türkiye’nin hukuki açıdan uygun bir
yatırım iklimi oluşturmak için gösterdiği çabaların önümüzdeki yıllarda
semeresini vermeye başlaması ve yatırım akışına olumlu katkıda bulunması
beklenmektedir. Ne var ki, uygun hukuki iklimin şu anda Türk kamuoyunu
en çok meşgul eden sonucu, 2002 yılından başlayarak yatırımcıların
Türkiye’deki yatırımları ile ilgili uyuşmazlıkların çözümünde ICSID tahkim
yolunu kullanmaya başlamış olmalarıdır. Uygun hukuki iklimin önümüzdeki
yıllarda yatırım akışına olumlu etkilerini görmek ise, bu makalenin ana
temasını oluşturan “Yatırım İklimi”nin diğer unsurlarının da gerçekleşmesine
bağlıdır.

tumer1962
28-12-2008, 07:31
ürkiye için büyük tehlike!

Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik’te dün yapılması gereken Olağanüstü Genel Kurul toplantısı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı son dakikada hükümet komiseri atamayacağını bildirince gerçekleşmedi. Uzan’ın avukatları genel kurul için toplanan küçük yatırımcılara “Uluslararası tahkimdeki dava lehimize gelişiyor. Ankara da bunu gördü ve uzlaşma için temaslar başladı” mesajı verdi

Çukurova ve Kepez Elektrik’in imtiyaz sözleşmesini iptal eden, tüm malvarlığına el koyan ancak şirketin yönetim ve hisselerini Uzan’da bırakarak, aslında bir anlamda Uzan’ın ekmeğine yağ süren Enerji Bakanlığı, şimdi aleyhine Uluslararası Tahkim Kurulu’nda açılan 10 milyar dolarlık tazminat davasının altında eziliyor.

Barajlar elinden gidince Çukurova ve Kepeze Elektrik birer tabela şirketine dönüşmüştü. Ancak tabela şirketi de olsa bu şirketlerin yönetimi ve hisse kontrolü Uzanlar’da kalınca Cem Uzan, bu boşluktan hukuki bir zafer çıkarabileceğini gördü. Nitekim, Çukurova Elektrik’te hisselerin yüzde 65’lik kısmını Güney Kıbrıs’ta kurulan Libananco Holdings. Co adlı şirkete devretti. Bu şirket de “İmtiyaz sözleşmesinin iptali, şirketlerin tüm malvarlığının Enerji Bakanlığı’na devri ile büyük zarar ettim” diye ortaya çıktı ve Dünya Bankası nezdindeki Uluslararası Tahkim Heyeti’nde dava açtı. Dava halen devam ediyor ve büyük bir ihtimalle de 2009 yılının ilk yarısında sonuçlanmış olacak.

Dün ise ilginç bir gelişme oldu. Çukurova ve Kepez için olağanüstü genel kurul toplantısı düzenlendi. Şirket yeni yönetim ve denetim organlarını seçmek için Swissotel’de toplandı. Genel kurul çağrısını gören ve yıllardır mağduriyetlerini gidermek için çalmadık kapı bırakmayan küçük yatırımcılar da genel kurula ilgi gösterdi. Ancak Sanayi ve Ticaret Bakanlığı hükümet komiseri görevlendirmekten kaçındığı için her iki şirketin de genel kurulları yapılamadı. Genel kurul yapılmış olsaydı çok önemli bir sonuç ortaya çıkacaktı. Zira genel kurula Libananco hisselerini temsilen avukatlar da gelmişti. Şirkette çoğunluk hisselerinin kendilerinde olduğunu hem SPK hem de Sanayi Ticaret Bakanlığı nezdinde tescil ettirecekler, genel kurul defterine de bunu yazdıracaklardı. Komiser tayini yapılmayarak bir anlamda Uzanlar’ın bu hamlesi, Ankara tarafından şimdilik bertaraf edilmiş oldu.

Genel kurul yapılamayınca Libananco avukatları ve küçük ortaklar bir zabıt tutturarak komiser atanmadığı için şirketin organsız bırakıldığını, karar alma hakkının engellendiğini belirten bir yazının altına imza attılar. Bakanlık ve il müdürlüğünde komiser atamayan yetkililer hakkında tazminat davası açma kararı aldılar. Ortaklardan biri tepkisini “Tamam şirketin en önemli faaliyet konusu olan barajlar elinden gitti. Ancak bırakın da biz genel kurul toplayalım karar alalım. Belki de köftecilik yapacağız. Adana dürüm satacağız. Bakanlık komiser tayin etmeyerek buna bile engel oluyor, suç işliyor” diye ortaya koydu.

Kazanmaya yakınız

Ben toplantıya Cem Uzan’ın da gelebileceğini düşünmüştüm. Sadece avukatları geldi.

Cem Uzan, Libananco adlı şirketin arkasında olduğunu bir süredir saklamıyor. Saklamaya gerek de görmüyor. Çünkü Uluslararası Tahkim’de davayı açan şirketin kime ait olduğunun önemi yok. Tüzel kişiliğe bakılıyor. Libananco Kıbrıs Rum Kesimi’nde kurulmuş bir şirket. Uluslararası Tahkim Heyeti şirketin açtığı davayı kabul etti. 3 hakem belirlendi ve ABD’de görülen davada süreç devam ediyor.

Genel kurul yapılamayınca Uzan’ın avukatları ile küçük ortaklar arasında soru cevaplı bir görüşme gerçekleşti. Avukatlar, Tahkim’deki davada Türkiye aleyhine faizi ile birlikte 15-16 milyar dolarlık bir ceza çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu, davanın kendi lehlerine geliştiğini iddia ettiler. Yine avukatların iddiasına göre Enerji Bakanlığı da bunu gördü ve özellikle son 2 haftadır Cem Uzan ile yetkililer arasında görüşme trafiği hızlandı. Avukatın verdiği bilgiye göre Cem Uzan son 15 gün içinde Başbakan Yardımcısı ve Enerji Bakanı ile birer görüşme yaptı. Cem Uzan, şirketlerin 2003 yılı Haziran ayında el konmadan önceki statüsüne geri döndürülmesini talep etti. Pazarlıklar sürüyormuş...

Bunlar Uzan’ın avukatının iddiaları. Davanın kendi lehlerine geliştiği tespiti de yine kendilerine ait. Doğru da olabilir, olmayabilir de. Ancak gördüğüm şu ki küçük yatırımcılar tamamen Cem Uzan’ın yanında yer alıyor. Böyle davranmakta da haklılar. Zira Türkiye Cumhuriyeti Devleti ne yazık ki Çukurova ve Kepez Elektrik’te küçük yatırımcıların hakkını gaspetmiş tabiri caiz ise sermaye piyasası aracılığıyla kazık atmıştır. Enerji Bakanlığı, çok rahatlıkla küçük yatırımcıları mağdur etmeyecek bir el koyma formülü geliştirebilirdi. Bunu yapmadı. Yapmamak için “Ben hisseleri devralmadım. Bakın şirket orada duruyor” dedi. Zaten o anlayış bugün en az 15 milyar dolarlık tazminat riski taşıyan süreci ortaya çıkardı. Halbuki şirketin yönetimine el koymuş olsa, Uzanlar hisseleri Libananco’ya devredemeyecekti.

Anlaşılan o ki Çukurova ve Kepez Elektrik olayında yakın gelecekte çok önemli gelişmeler olacak. Hislerim bu olayın 2003 yılı Haziran ayında şirkete ait tüm barajların ve diğer malvarlığına el konmasıyla ve şirketin imtiyaz sözleşmesinin iptali ile kapanmadığını söylüyor.

*****

Ceza çıkarsa Türkiye’nin ödememe ihtimali yok

Libananco, Uluslararası Tahkim’de davayı 18 Aralık 2006’da açtı. Michael Hwang, Henri Alvarez ve Franklin Berman adlı üç hakem tespit edildi. Bu hakemlerden birini davacı Libananco, birini davalı Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı tayin ettirdi. Üçüncü isim ise bağımsız. Heyette 2 kişinin oyu belirleyici olacak. Yani karar 2’ye karşı 1 oyla çıkacak. Türkiye Cumhuriyeti 24 Haziran 2008’de hakem heyetinin yetkisine ve davanın kabul edilebilirliğine itiraz etmişti. Ancak reddedildi. Libananco davada iddiasını ortaya koydu ve hisselerini de gösterdi. Türkiye de savunmasını gecikmeli de olsa yaptı. Türkiye’yi bu davada Coşar Hukuk Bürosu temsil ediyor. Aydın Coşar’ın bu davada savunmayı belirlenen sürede yapmadığı, ortada bir ihmal bulunduğu daha önce basına yansımıştı. Şayet karar Türkiye aleyhine çıkarsa Türkiye’nin bu parayı (En az 15 milyar dolar) ödememe gibi bir lüksü yok. Gerekirse Merkez Bankası’nın uluslararası kuruluşlardaki hesaplarına el dahi konabiliyor.

*****

Motorola’da Türkiye’yi mahkum ettiren avukat, bu davada Türkiye’yi savunuyor

DavanIn çok önemli bir ayrıntısı daha var. Libananco davasında Türkiye’yi Coşar Hukuk Bürosu ile birlikte Freshfields Hukuk Bürosu temsil ediyor. Motorola davasında Motorola’yı temsilen tahkime atanan Jan Paulson şu an Freshfields Bürosu adına çalışıyor ve bu davada Türkiye’yi temsil ediyor. Motorola davasında Türkiye aleyhine çalışan Paulson’un bu önemli davada Türkiye’yi temsil etmesi eleştiriliyor ve büyük bir hata olarak gösteriliyor. Bu arada çok önemli bir başka ayrıntı daha... Libananco davasında, Uluslararası Hakem Heyeti’nde yer alan Henri Alvarez de tanıdık bir isim. Alvarez, Türkiye aleyhine sonuçlanan Motorola davasında hakem heyetinin başkanıydı.

guerra
28-12-2008, 09:47
Enerji bakanligi madem herseyi yalanlıyor..Neden hukumet komiseri gonderilmemesi ile ilgili yorum yapmıyor...Bu konuda Vatan gazetesinin haricinde yazanda yok...Hukumet komiseri gonderilmemesinin haklı sebebi varsa acıklasınlar...

adner45
28-12-2008, 11:38
Kişisel kanaatim seçimlere kadar tahkimden de uzlaşmadan da kaçınacaklar.seçimden sonra uzlaşı yolu arayacaklar...

omeniv
28-12-2008, 12:04
Kişisel kanaatim seçimlere kadar tahkimden de uzlaşmadan da kaçınacaklar.seçimden sonra uzlaşı yolu arayacaklar...


Sayın Adner45'e katılıyorum. Bu kadar ciddi bir konuda bu kadar gevşek ve kaypak açıklamalar yapmaları, başka türlü açıklanamaz. Düşünsenize, seçimler öncesi 6 yılın birikimiyle kükreyen bir Uzan'ı. Ve ona destek veren 100bin insanı... Bu dünyada gidecek yerleri var, oyunu uzatmaya taşıyorlar.

d-a
29-12-2008, 08:44
Filistin'e İsrailin attığı füzeler hakkında dengesiz güç kullanılıyor diyen başbakan
çeaş ve kepez de ky lere sanki daha değişik bir şey mi yaptı.

yatırımcılık
29-12-2008, 10:48
ICSID dava neticesi ile ilgili birkaç kelam etmek isterim.
Öncelikle şunu belirtmek isterimki ne Türkiyede nede dünyada bağımsız mahkemeler yoktur.Hakim güçler davanın istedikleri istikamette sonuçlanması için mutlak tesir ederler.Aksini düşünmek tabirimi maruz görün ama saflıkla karışık aptallıktır.ÇEAŞ KEPEZ davasında rakamın büyüklüğü bu hükümeti devirecek boyutdadır.Hatta devirmekle kalmaz Türkiyede Gül ünde içinde olduğu o bloğu sonsuzluğa uğurlayabilir.Bugün hakim güç ABD ve beraberindeki israil İngiltere ve AB nin planları içinde bu hükümet ve avenesi ile çalışmak varmıdır kritik soru budur.Eğer varsa bu davanın uzanlar lehine sonuçlanması imkansızdır.Fakat şuanki manzarayi umumiye de hakim güçlerin bu hükümetle çalışmayacağı anlaşılıyor OBAMA nın 10 u aşkın liderle görüşüpde Erdoğanla görüşmemesi buna bir kanıtdır.Hakim güçlerin TC ile işbirliği içinde olduğu kesindir.Hakim güçler daima TC ile hükümetleri ayrı değerlendirmişlerdir.Çünkü birisi hancı diğeri yolcudur.Bu hükümete yerel seçimlere kadar süre verilmek zorundadır.Sonuçlar bu hükümetin eridiğini gösteriyorsa bu dava hükümeti bitirmeye yönelik hakim güçler tarafından kullanılabilir.Yeni hükümetle ve TC ilede bir orta yol bulunur.Hakim güçler bu hükümetle devam kararı alsalardı.Davayı şimdiye kadar çoktan bir formül bulup Uzan ların aleyhine sonuçlandırmışlardı.Çünkü hakim güçler nederse o olur.

The Shark
29-12-2008, 19:14
Hakim güçlerin karar vermesi bir yana, davayı yüklenen ve götüren avukatlık şirketinin de önemi çok büyüktür. Bazı davalarda avukatların bilgisi, tecrübesi ve daha önceki örnek olaylarda alınan kararlar, tepedeki üç hakim üzerinde çok ama çok etkili olmuştur. Nitekim Kıbrıs'taki Loizidou davasında da hakimler, avukat Demetriades'in başarısı yüzünden Türkiye aleyhine karar vermişlerdir. Bu arada söz konusu avukat hanım, Cem Uzan'ın da Libananco davasındaki onlarca avukatından biridir. Asıl avukat ise, benzer enerji davalarında bu işin Ronaldinho'su, Ronaldo'su olarak kabul edilen, köpekbalığı lakaplı Stuart Newberger'dir. Uzan'la %10'a bile anlaşmış olsa kazanacağı parayı göz önüne aldığınızda bu dava için çok çalıştığı kesindir. Bence dava Uzan lehine sonuçlanacaktır ancak; 11 Milyar + faizler=15 Milyar Dolar civarında bir rakam biraz hayal gibi görünüyor. Çünkü benzer davaların sonuçlarını bir yerlerde okumuştum ve sonuçta hep talep edilenin yarısı veya biraz daha fazlası gibi bir rakama davalar bağlanmıştır. Muhtemelen Uzan ve avukatları bunu düşünerek ilk rakamı öyle belirlemiştir. Diğer bir konu da T.C'nin avukatı COŞAR ve diğer yabancı avukatlık bürosu da bu işi biraz savsaklamışlardır. Ancak T.C haklı çıkacaksa zaten çıkacaktır ve söz konusu savsaklamalar olayın ana fikrine pek zarar vermeyecektir. Yalnız hepimiz Uzan kazansın istiyoruz da bunun bize faydası ne olacaktır bu konu halen net değildir. Sadece içimizin yağları biraz eriyecektir ve Hilmi Güner'in yüzü haberlerde keyifle izlenecektir. Ancak bizim durumun ne olacağı halen bir muammadır. O yüzden bu işin en güzeli, en uygunu...dava sonuçlanmadan T.C'nin şirketleri Uzan'a iade etmesidir. Zaten 5 yıldır beleşten ettiği kar T.C 'nin onurunu kurtarma adına fazlasıyla yetecektir.. Ancak; Uzan muhtemelen bu 5 senenin de hesabını sormak isteyeceğinden olay yine kitlenecektir. Zira geçen seneki görüşmelerde Uzan'ın söz konusu 5 yılın karı, v.s'si konusunda diretmesi üzerine son dakikada görüşmeler tıkanmıştır. Sonuç itibariyle Uzan'ın davayı kazanıp, parasını alıp çekilmesinden ve bizi AİHM'yle başbaşa bırakmasından ziyade, dava sonuçlanmadan şirketlerin kendisine iade edilmesini umalım. Umalım ki şirketler hemen serbest marjda açılsın ve yatırımcılara tüm kar payları bir an önce ödensin ve bu kabus da artık sona ersin. Bu vesile ile tüm mağdurların yeni yılını kutlar ve 2009'un sonuç getiren bir yıl olmasını dilerim.

idma
30-12-2008, 18:11
Eşine böyle teşekkür etti
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan, eşi Alara Hanım'ın düzenlediği sürpriz bir parti ile yeni yaşına bastı. Etiler'deki Da Mario Restaurant'taki doğum günü partisine Cem Bey'in yaklaşık 200 yakın dostu katıldı. Alara Hanım, partinin başında çocukları Renç ve Paris'i de Da Mario'ya getirdi. Babalarının doğum gününü kutlayan ve hediyelerini veren Renç ile Paris, daha sonra dadılarıyla evlerinin yolunu tuttu. 49 yaşına basan Cem Uzan, o kadar mutluydu ki, kendisine doğum günü partisi hazırlayan eşine fotoğrafta gördüğünüz gibi teşekkür etti. Uzan çifti ve davetlileri Da Mario'da hızını alamadı ve oradan Etiler Şamdan'a geçerek sabaha kadar eğlendi.

guerra
31-12-2008, 07:58
Avşar TMSF ile el sıkışıyor






Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), bir süredir sanatçı Hülya Avşar’la yaşadığı Uzan Grubu döneminden kaynaklanan "borç-alacak gerginliği"ni ortadan kaldırmak için son aşamaya geldi.

TMSF, Hülya Avşar’ın Uzan Grubu’ndan aldığı paranın karşılığını vermediğini savunarak, sanatçıdan 1 milyon 100 bin dolarlık tahsilat yapmıştı. Avşar, bunun üzerine TMSF’yle çatışmaya girmişti. TMSF de Avşar’a, "Aldığın paranın tamamını iade etmedin" diyerek, 950 bin dolarına el koyup 100-150 bin dolar daha tahsil etmesi gerektiğini bildirdi. Avşar, bunun üzerine, hem kurum aleyhinde, hem de Başkan Ahmet Ertürk hakkında davalar açtı. Avşar, ayrıca yazdığı yazılarla hem TMSF’yi, hem de Ertürk’ü kendine hedef seçti.

TMSF, bu gelişmeler üzerine Avşar’a, "Kuruma açtığın davalardan vazgeçersen, sonradan el koyduğumuz 950 bin doları iade ederiz. Gel anlaşalım" çağrısı yaptı. Avşar, bu çağrıya uyarak kendi el yazısıyla taahhütname verdi. TMSF yönetimi, Avşar’la anlaşmayı cuma günü gerçekleşecek Fon Kurulu toplantısına sunacak. Onay çıkarsa Avşar’a sonradan el konulan 950 bin dolar iade edilecek. Böylece TMSF, Hülya Avşar’la 1 milyon 100 bin dolarlık tahsilat üzerinden anlaşmış olacak

omeniv
31-12-2008, 12:57
Tüm arkadaşlara, iyi seneler... 2009'un hepimiz için umutların gerçeğe dönüştüğü, önce sağlık, sonra huzur ve tabii ki de çeaş ve kepezin serbest marjdan tekrar işlem görmeye başladığı günü getirmesini dilerim:clown:

fatmanur
31-12-2008, 14:49
-İyi düşünün
Bu yılınızı iyi geçirdiniz mi?
Sağlıklı olduğunuz için hiç sevindiniz mi?
Bu yıl hiç gün ışığı ile uyandınız mı?
Kaç kez güneşin doğuşunu izlediniz?
Bir neden yokken kaç kişiye hediye aldınız?
Kaç sabah yolda bir kediyi okşadınız?
Bu yıl yeni doğmuş bir bebek parmağınızı sıkıca tuttu mu hiç?
Ve siz onu hiç kokladınız mı?
Yaz gecelerinde ne çok yıldız olduğuna hiç şaşırdınız mı?
Kendinize bu yıl kaç oyuncak aldınız?
Kaç kez gözlerinizden yaş gelinceye kadar güldünüz?
Yaşlı bir ağaca sarıldınız mı bu yıl?
Çimlere uzandığınız oldu mu?
Çocukluğunuzdan kalan bir şarkıyı söylediniz mi hiç?
Hiç suda taş kaydırdınız mı bu yıl?
Kaç kez kuşlara yem attınız?
Bir çiçeği dalındayken kokladınız mı?
Bu yıl kaç kez gökkuşağı gördünüz?
Ya da hediye alan bir çocuğun gözlerindeki ışığı?
Kaç kez mektup aldınız bu yıl?
Eski bir dostunuzu aradınız mı hiç?
Kimseyle barıştınız mı bu yıl?
Aslında mutlu olduğunuzu kaç kez farkettiniz bu yıl?
İyi bir yılın, bunlar gibi birçok "küçük şeye"e
Bağlı olduğunu hiç düşündünüz mü bu yıl?
Yayılın çimenlerin üzerine..... acele edin....
Er veya geç... çimenler yayılacak üzerinize Yeni yılda siz tüm dostlara SAĞLIK, mutluluk ve bitmeyen UMUTLAR diler,
her gününüzün bir öncekinden iyi geçmesini temenni ederim

guerra
31-12-2008, 15:37
2009'Un once saglık...sonrada butun zedelerin..ZADE olacakları bir yıl olsun...

idma
31-12-2008, 15:56
Uzan Libananco tüyosunu kimden aldı?Cem Uzan, ÇEAŞ'ın yüzde 65’ini elinde tutan Libananco’nun kendisine ait olmadığını söylese de ortaya çıkan son bilgi Uzan'ı yalanlıyor. Libananco ile ilgili ortaya çıkan çarpıcı bilgi.
10 milyar dolarlı davada sona gelindi

31 Aralık 2008 11:56

Haber: Hüseyin Özay

Cem Uzan, ÇEAŞ'ın yüzde 65’ini elinde tutan Libananco’nun kendisine ait olmadığını söylese de, şirket için ABD’li bir danışman tuttuğu ortaya çıktı. Uzmanlar ‘Bu, Libananco’nun Uzan’ın olduğunu kanıtlar’ dedi.


ÇEAŞ ve Kepez Elektrik şirketlerinin yüzde 65’lik hissesinin kendisine ait olduğunu öne sürerek Türkiye aleyhinde 10.1 milyar dolarlık tahkim davası açan Libananco şirketi hakkında ilginç bilgi ve belgeler ortaya çıkıyor.

Genç Parti Lideri Cem Uzan’ın, şirketin kuruluş yeri olan Güney Kıbrıs’ı belirlemek için uluslararası hukuk şirketlerinden danışmanlık hizmeti aldığı belirlendi. Ortaya çıkan yeni belgeler, Libananco şirketinin Uzan Ailesi’ne ait olduğunu bir kez daha kanıtladı.

DANIŞMANLAR YÖNLENDİRDİ

GÜNEY Kıbrıs Merkezli Libananco şirketinin Türkiye’nin aleyhine açtığı 10.1 milyar dolarlık tahkim davasında sona gelindi. Davanın sonuçlanmasına kısa bir süre kala, tahkim davasını açan Libananco şirketinin, Uzan Ailesi tarafından planlı bir şekilde kurulduğu kanıtlandı. Türk devletinin elde ettiği bilgi ve belgelere göre, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından ÇEAŞ ve Kepez’e el konulmasının ardından, şirketlerin hisselerini paravan bir şirkete devretmeye karar veren Cem Uzan, bununla ilgili ilginç bir araştırma yaptırdı. Uluslararası hukukçular tarafından yapılan araştırma sonucunda, paravan şirketin merkezinin Türkiye’nin tanımadığı Güney Kıbrıs olması kararlaştırıldı. Şirketin kuruluşu ve kuruluş merkezi ile ilgili araştırma yapan yabancı avukatlara da, bu araştırma için belirli bir ücret ödendi.

TÜRKİYE’NİN ELİ GÜÇLENDİ

LIBANANCO şirketinin paravan olduğu ve planlı bir şekilde Cem Uzan tarafından kurdurulduğuna ilişkin bilgi ve belgelerin davada, Türkiye’nin elini güçlendirdiği belirtildi. Cem Uzan, daha önce de mahkemeye verdiği ifadesinde, Libananco şirketinin kendisine ait olduğunu beyan etmişti. Uzan, yine mahkemeye verdiği ifadesinde, Türkiye’deki hukuk sistemini güvenmediği için hisseleri, Libananco şirketini devrettiğini de öne sürmüştü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, mahkemeye Libananco şirketi ile ilgili sunulan bilgi ve belgelerle birlikte, davanın Türkiye’nin lehine sonuçlanmasını beklediklerini bildirdiler.

10 milyar dolarlık tahkim davası var

Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez Elektrik’in en büyük hissedarı Kıbrıs merkezli olduğu söylenen Libananco’nun avukatı ve ‘Katil’ lakaplı ABD’li Stuart Newberger, Türkiye hakkında 10 milyar dolarlık dava açmıştı.
star

metintezel
31-12-2008, 16:55
herkezin yeni yılını kutlar,sağlık ve mutluluklar dilerim...

adner45
31-12-2008, 22:26
Yeni yılda umutlarımızın gerçekleşeceği beklentisiyle,herkesin yen yılını kutlar sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim..

ALİ DAVARCI
02-01-2009, 01:47
Yeni yılda tüm umutlarımızın gerçekleşmesi ile dostlukların tükenmediği,sevgilerin ölmediği,göz yaşların akmadığı,gülücüklerin bitmediği en güzel yılların sizlerin ve sevdiklerinizin olması dileğiyle,MUTLU YILLAR.

idma
05-01-2009, 22:00
Yavuz Uzan 357 liralık alacak için aranıyor 5 Ocak 2009 Pazartesi, 00:19 EKONOMİİMAR Bankası operasyonu kapsamında devleti 8 katrilyon 144 trilyon lira zarara uğrattıkları gerekçesiyle hakkında dava açılan ve kırmızı bülten çıkarılan firari sanık Yavuz Uzan, alacağın tahsili için yaklaşık 5 yıldır aranıyor. Firari Yavuz Uzan’dan 357 TL’lik alacağı olduğunu belirten Merkez Kağıt Torba Sanayi ve Ticaret AŞ de bu alacağının tehlikede olduğunu belirterek ihtiyati haciz talebinde bulundu. Merkez Kağıt mahkemeye başvurarak, İstanbul 5’nci Asliye Ticaret Mahkemesi’nin, 16 Mayıs 2005 tarihinde verdiği bir kararda, Yavuz Uzan’ı 350 TL vekalet ücreti, 7 TL de yargılama gideri ödemeye mahkum ettiğini ifade etti.

Yavuz Uzan’ın bu zamana kadar borcunu ödemediği belirtilen dilekçede, tüm mal varlığı üzerine TMSF tarafından tedbir kararı konulduğu, İmar Bankası davası nedeniyle Uzan’ın yurtiçinde olmadığı bu nedenle alacaklarının tahsilinin tehlikede olduğu belirtildi. HABER MERKEZİ

idma
05-01-2009, 22:03
Borsazedeye ödeme için umut ışığı doğdu 5 Ocak 2009 Pazartesi, 00:19 EKONOMİ
İMKB yönetimi İstanbul’u finans merkezi yapacak paket hazırladı. Pakette borsazedelerin alacaklarının tümünün ödenmesi de var.

Küresel krizin etkilerini en aza indirmek için ekonomik paket hazırlayan hükümet, 2009 yılı içinde sermaye piyasalarını güçlendirmek, İstanbul’un finans merkezi haline getirilmesini sağlamak içinde bir dizi önlem almaya hazırlanıyor. Ekonomi yönetimi, ‘Türk sermaye piyasalarında devrim yapacak’ bir dizi önlem üzerinde çalışıyor. Bu önlemler ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in talimatı ile İMKB yönetimi tarafından hazırlanan üç ayrı paketten oluşuyor. İMKB tarafından hazırlanan düzenlemeler arasında, halka açılacak şirketlerin vergilerinin indirilmesi, SSK primlerinin belirli süre alınmaması, borsada işlem gören bankaların halka açık kısımlarının TMSF dışına çıkarılması, bugüne kadar el konulan bankalardan dolayı ortaya çıkan borsazedelerin alacaklarının tümünün ödenmesi bulunuyor.

YENİDEN GÜNDEME ALINDI

HÜKÜMETİN İstanbul’un finans merkezi yapılmasına ilişkin projesi, küresel krizin yılın son çeyreğinde derinleşmesi ile birlikte gündemden düşmüştü. Hükümet, projeyi 2009 yılında hayata geçirmeyi planlıyor. Bunun için, Meclis’e sunulan ve Merkez Bankası ile BDDK, SPK gibi ekonomi kurumlarının merkezlerinin İstanbul’a taşınmasını öngören yasa tasarısı yakında Meclis’te görüşülecek. Tasarının yasalaşmasının ardından bu kurumlar İstanbul’a taşınmak için çalışmalara başlayacak.

SERMAYEYE TEŞVİK GELİYOR

FİNANS Merkezi Projesi kapsamında, Merkez Bankası ve ekonomi birimlerinin merkezlerinin İstanbul’a taşınması dışında, Türk sermaye piyasalarına yönelik bir dizi teşviğin de uygulamaya konulması planlanıyor. Bu kapsamda, İMKB yönetimi tarafından, konuyla ilgili olarak hazırlanan üç ayrı çalışma kullanılacak. 2009 yılı içinde, düzenlemelerle ilgili çalışmalar diğer ekonomi kurumları ile değerlendirilerek. Hayata geçirilecek düzenlemeler tek bir paket haline getirilecek.

HÜSEYİN ÖZAY

guerra
07-01-2009, 10:48
TMSF’den Hülya Avşar’ın yeni uzlaşma dilekçesine şartlı onay çıktı. Avşar protokole aykırı olarak açtığı davalardan feragat ederse, 2007 sonunda imzalanan anlaşmaya geri dönülecek.

TASARRUF Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk başkanlığında toplanan Fon Kurulu, ünlü sanatçı Hülya Avşar’ın yeniden anlaşma talebine şartlı onay verdi. Buna göre, Avşar ile imzalanan ilk protokolün uygulanması için, Hülya Avşar’ın öncelikle protokol hükümlerine aykırı olarak açtığı davalardan feragat ederek, feragat ettiğine ilişkin belgeleri TMSF’ye sunması gerekecek.

AVŞAR UZLAŞMAK İSTEDİ

UZAN döneminden kalan borçları için 2007 yılı sonunda TMSF ile anlaşma imzalayan Hülya Avşar, protokol hükümlerine aykırı hareket ederek, TMSF’nin işlemleri ile ilgili dava açmış ve TMSF Başkanı Ertürk hakkında da ağır eleştirilerde bulunmuştu. TMSF de, Avşar’ın bu tavrı üzerine, borç ödeme protokolünü iptal ederek, indirime konu olan 1.5 milyon dolarlık alacağın da tahsilatı için harekete geçmişti. TMSF’nin işlemleri ile ilgili açtığı davaları kaybeden Avşar, geçtiğimiz hafta TMSF’ye giderek uzlaşmak istediğini bildirmişti. Avşar’ın, yeniden uzlaşma talebi TMSF’nin Fon Kurulu’nda değerlendirilerek, şartlı olarak onaylanmasına karar verildi. Buna göre, Avşar’ın öncelikle açtığı davalardan feragat etmesi ve feragat ettiğine ilişkin belgeleri de TMSF’ye sunması gerekiyor. Ardından da, 2007 yılı sonunda imzalanan anlaşmaya geri dönülecek. TMSF’nin son olarak, el koyduğu Avşar’a ait 700 bin dolarlık nakit para da iade edilecek. HÜSEYİN ÖZAY

KONUŞMAMA SÖZÜ VERDİ


TMSF yönetimi hakkında ağır eleştirilerde bulunan Avşar’ın, TMSF’ye pişmanlık dilekçesi vererek, yeniden anlaşma istemesinde, evi ve arabasına yönelik haciz kararlarının etkili olduğu öğrenildi. Protokolün bozulmasının ardından, yaklaşık 1 milyon dolarlık alacağı için ikinci bir haciz işlemi başlatan TMSF, Avşar’ın banka hesaplarında bulunan 700 bin dolarlık mevduata el koymuştu. Mevduatlardaki paranın borcu ödemeye yetmemesi üzerine de, Avşar’ın evi ve arabası için haciz işlemi başlatılması yönünde çalışma başlatılmıştı. Avşar, yeni bir anlaşma talebinde bulunarak, TMSF’nin yeni operasyonlarının da önüne geçmiş oldu. Öte yandan Avşar’ın, yeni anlaşma talebinde bulunurken, TMSF yönetimi hakkında konuşmayacağı konusunda da söz verdiği belirtildi.
Tarih: 7 Ocak 2009 Çarşamba, 00:24

sugare
07-01-2009, 16:51
Merhaba Arkadaslar,

ekteki haberle ilgili yorumunuz nedir? Bir ara ilgili bakan Nazım Ekren e yazmistik. Bilemiyorum belki bazi arkadaslar baska sekillerde de bu kisiye ulasti. Acaba bu bizim cabalarimizin bir sonucu olabilir mi?

Simdi ne yapalim? Bu ruzgari lehimize cevirelim. Belki de son sansimiz bunu yitirmeyelim.

------
----------

BORSAZEDEYE MÜJDE!!!
İMKB yönetimi İstanbul’u finans merkezi yapacak paket hazırladı. Pakette borsazedelerin alacaklarının tümünün ödenmesi de var.
Küresel krizin etkilerini en aza indirmek için ekonomik paket hazırlayan hükümet, 2009 yılı içinde sermaye piyasalarını güçlendirmek, İstanbul’un finans merkezi haline getirilmesini sağlamak içinde bir dizi önlem almaya hazırlanıyor. Ekonomi yönetimi, ‘Türk sermaye piyasalarında devrim yapacak’ bir dizi önlem üzerinde çalışıyor. Bu önlemler ise Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in talimatı ile İMKB yönetimi tarafından hazırlanan üç ayrı paketten oluşuyor. İMKB tarafından hazırlanan düzenlemeler arasında, halka açılacak şirketlerin vergilerinin indirilmesi, SSK primlerinin belirli süre alınmaması, borsada işlem gören bankaların halka açık kısımlarının TMSF dışına çıkarılması, bugüne kadar el konulan bankalardan dolayı ortaya çıkan borsazedelerin alacaklarının tümünün ödenmesi bulunuyor.

YENİDEN GÜNDEME ALINDI

HÜKÜMETİN İstanbul’un finans merkezi yapılmasına ilişkin projesi, küresel krizin yılın son çeyreğinde derinleşmesi ile birlikte gündemden düşmüştü. Hükümet, projeyi 2009 yılında hayata geçirmeyi planlıyor. Bunun için, Meclis’e sunulan ve Merkez Bankası ile BDDK, SPK gibi ekonomi kurumlarının merkezlerinin İstanbul’a taşınmasını öngören yasa tasarısı yakında Meclis’te görüşülecek. Tasarının yasalaşmasının ardından bu kurumlar İstanbul’a taşınmak için çalışmalara başlayacak.

SERMAYEYE TEŞVİK GELİYOR

FİNANS Merkezi Projesi kapsamında, Merkez Bankası ve ekonomi birimlerinin merkezlerinin İstanbul’a taşınması dışında, Türk sermaye piyasalarına yönelik bir dizi teşviğin de uygulamaya konulması planlanıyor. Bu kapsamda, İMKB yönetimi tarafından, konuyla ilgili olarak hazırlanan üç ayrı çalışma kullanılacak. 2009 yılı içinde, düzenlemelerle ilgili çalışmalar diğer ekonomi kurumları ile değerlendirilerek. Hayata geçirilecek düzenlemeler tek bir paket haline getirilecek. HÜSEYİN ÖZAY/STAR

adner45
07-01-2009, 18:52
Sn sugare hangi şansı yitirmeyelim anlamadım?

onur8
07-01-2009, 21:29
Altı yıldır yem borusu çalmak misali ara sıra buna benzer haberler çıktı. Ancak, devlet batık bankaların karşılığı olmayan mevduatlarını ve hazine bonolarını ödemesine rağmen, hala şakır şakır çalışan ve para basan ve yıllarca daha enerji üretecek olan milyarlarca dolar değerindeki şirketler için, bizim gibi küçük yatırımcılara, danıştay kararlarıyla resmen, sizin hiç bir hakkınız yok, kumar oynadınız ve kaybettiniz diyor. Bu nedenle ümitlenmeye gerek yok. Bunlar, bir şey yapacak olsalardı, zaten şimdiye kadar yaparlardı. <Bizim tek şansımız, Libenanco davasınında devletin davayı kaybedip veya kaybedeceğini anlayıp şirketleri iade etmesi olabilir.

BOSNA
08-01-2009, 09:53
Altı yıldır yem borusu çalmak misali ara sıra buna benzer haberler çıktı. Ancak, devlet batık bankaların karşılığı olmayan mevduatlarını ve hazine bonolarını ödemesine rağmen, hala şakır şakır çalışan ve para basan ve yıllarca daha enerji üretecek olan milyarlarca dolar değerindeki şirketler için, bizim gibi küçük yatırımcılara, danıştay kararlarıyla resmen, sizin hiç bir hakkınız yok, kumar oynadınız ve kaybettiniz diyor. Bu nedenle ümitlenmeye gerek yok. Bunlar, bir şey yapacak olsalardı, zaten şimdiye kadar yaparlardı. <Bizim tek şansımız, Libenanco davasınında devletin davayı kaybedip veya kaybedeceğini anlayıp şirketleri iade etmesi olabilir.

size katılıyorum. bu akp hükümeti hiç birzaman ky nın yanında olmadı ve olmaz da,
oy toplama cabası olarak belki martın 2. yarısında düzenlemeye gidilecek diye haber salıp sonrada bir daha gündeme getirilmez diyorum. Libananco yu takip edeceğiz.:wink:

Rodrigo Tello
08-01-2009, 11:38
Libananco'nun davayı kazanmasının bize ne getirisi olacak? Uzan parasını alıp çekilirse ki sanmıyorum bizi düşüneceğini o zaman daha da çıkmaza girmemizden korkuyorum.

Tek umudum anlaşmaları ve şirketlerin devredilmesi :(

omeniv
08-01-2009, 12:10
Bakalım seçimlere kadar daha ne balon haberler okuyacağız, duyacağız. Anlaşmalarından başka gerçekçi bir final görmüyorum. Saygılar,

metintezel
11-01-2009, 13:36
arkadaşlar inşallah ergenekondan yargılananlardan çeaş vekepez yatırımcısı çıkmaz ...çıkarsa kötü, çünkü hem hortumcu hemde ergenekoncu damgası yeriz ki bunu kamıu önünde zor izah ederiz...saygılar...

Rodrigo Tello
12-01-2009, 11:16
Metin bey ne hortumu ne ergenekonu :) Bir düğün yapalım dedik vermediler paramızı :( Kızıda vermeyecek bu gidişle babası :)

adner45
12-01-2009, 15:07
Libananco kaybederse biz bir şey alamayız.ÇEAŞ dosyası kapanır.Eğer kazanırsa umudlarımız devam eder,AİHM ve Türk yargısı şirketin %82 si hakkını almışken %12 lik KYı cazalandırmaz.diye düşünüyorum...

The Shark
12-01-2009, 18:15
Libananco kayberderse dosya nasıl kapanır? AİHM'de açılan ya da açılacak davalar ne olacak?

adner45
12-01-2009, 19:18
AİHM.de dava açanlar eğer kazanırlarsa da yalnız kazanan kişi hakkını alır.Yani dava bireyseldir.Libananco kazanırsa büyük hissedar hakkını alır,AİHM den karar çıkma süreci hızlanır onlar da hakkını alır-ki AİHM de dava açanlar muhtemelen lot bazında bizlerden büyük hissedarlardır- kala kala biz KY lar kalırız ki belki de %2-3 lük kesim.o zaman emsal göstererek de azlığımız sebebiyle iktidarın yaklaşımıyla da bugünden daha fazla umutlu oluruz diye düşünüyorum..

adner45
12-01-2009, 19:23
Üstelik en önemlisi Libananco kazanırsa ödenecek meblağ yüksek olduğu için hükümet o parayı ödemek yerine uzlaşmaya gider de ÇEAŞ iade edilebilir.bence de en iyisi budur ama iade için Libananco nun kazanma olasılığının çok yüksek olması gerekir.hatta kazansa daha iyi olur,o zaman kesin uzlaşı olur bizim de çilemiz biter..Ben yerel seçimlere kadar bir gelişme beklemiyorum hatta bu dava gündeme bile getirtilmez,AKP ye puan kaybettirir teziyle...

The Shark
12-01-2009, 21:38
Sadece bilginiz olsun diye söylüyorum; AİHM'ye dava açanlar ya da açacak olanların hepsi öyle çok büyük lot'lara sahip değiller..Örneğin benim de içinde olduğum 11 kişilik bir grup var ki ortalama lot sayımız 20 civarı..yani tahtanın kapandığı gün ile hesaplarsanız 20 Milyar TL. Bizim davalarımız 3 sene önce başladı ver tüm cepheleri teker teker kaybedip son aşamaya geldik. Aramızdan sadece birinin Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu'ndan dosyası henüz gelmedi. O da geldikten sonra toplu olarak AİHM'ye gidiyoruz..Hatta dava dilekçesinin tercümesi ve diğer ufak tefek evrak işleri için de kişi başı 100 YTL civarında bir rakam da toplandı. Dolayısyıyla Libananco'da sonuç ne olursa olsun biz AİHM'ye gidiyoruz. Zaten Avrupa'lı hakimlerin ABD'den çıkacak bir kararın sonucunu bekleyip ona göre karar vereceklerini sanmıyorum. Olay çok basit..Bu insanların hakları yendi mi yenmedi mi? Bu kadar insan haksız yere mağdur oldu mu olmadı mı? İşte AİHM buna karar verecek..Zaten bizim davamız öyle çetrefilli bir dava değil..Şu an bu satırları okuyan herkes gerçekten haksızlığa uğradığına bütün kalbiyle inanıyordur. Üstelik bütün bu olanların tamamıyla siyasi bir linç uğruna olduğunu da hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bizim bilip, gördüğümüzü AİHM de görecektir. Zaten o da görmeyecekse o zaman Yıkıl Sezar demekten başka da birşey kalmıyor.

omeniv
13-01-2009, 10:01
AİHM'e ilk başvuran Kemal Uzan sanıyorum. Ben 2007 başında başvurdum dernek kanalıyla. AİHM'den çıkacak ilk karar, diğer davacılara da emsal teşkil etmeyecek mi AİHM'de? Böyle bir karar çıktığında, dava açmayanlar için de bir çözüm üretilecektir tabii o dönemde iktidarda kim olacağı da önemli...

omeniv
13-01-2009, 10:02
Zaman aşımıyla yakılan eksik temettülerimiz için kime gideceğiz o önemli diğer yandan. Geçen ay bazı sözler sarfedildi, uçup gitti sonra.

fatmanur
13-01-2009, 21:15
ceaş kepez tahtaların acılması t.c mahkemelerinde kanun cıkması,libananconun kazanması,100 150 kişi davayı acanlar davayı kaybedip avrupa insan hakları mahkemesinde kazandığı taktirde emsal olası,yada siyasi partilerin icinde bize söz veren chp yi ikdidar yapmak, altını cizerek gene söylüyorum t c mahkemelerinde kücük yatırımcı için kanun cıkması

arkadaşlar sabırla dava sonucunu beklemekten başka care yok yada kücük yatırımcılar birleşerek eghol gibi platform kurup ileri gelen aydın bilinçli kişiler ses getirip bizlerde arkasından gitmek gibi gibi

fatmanur
14-01-2009, 13:51
TMSF ve zulüm
Toprak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis Toprak’ın geçtiğimiz cumartesi günü Sabah gazetesinde bir duyurusu yayımlandı.
Haykırısı desem belki daha doğru olur.
Türkiye’de insanlar bu tür duyuruları, genellikle, çaresizlikten, her şeyi göze aldıktan sonra yayımlarlar.
Toprak, duyurusunda, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun (TMSF) zulmüne uğradığını iddia ediyor.
Son birkaç haftada TMSF ile zulüm kelimesini aynı nefeste bu dördüncü duyuşum olduğu için duyuru dikkatimi çekti. Kimlerden duyduğumu söylemeyeceğim, çünkü, Toprak gibi, TMSF ile işleri var ve hepsinin de TMSF’den ödü patlıyor. Patlamakta da haklı.
TMSF’nin elinde olağanüstü yetkiler var, vicdan rahatsızlığı duymadan kullanıyor. Borçlularına istediği faizi uygulamakta serbest. Mahkemeye gitmeden haciz koyabiliyor.
Birkaç hafta önce eski İktisat Bankası sahibi Erol Aksoy’un eşi İnci ve kızlarının Garanti Bankası İstanbul Nişantaşı şubesindeki ortak kasalarını çilingire kırdırıp içindeki mücevherlere el koydu.

Unakıtan’ı bile takmıyor!
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk artık onu göreve getiren Başbakan Erdoğan’ı ve kabinenin en güçlü kişilerinden Maliye Bakanı Unakıtan’ı bile takmıyor.
TMSF’nin esas görevi, bankalardaki tasarruflar için bir sigorta şirketi olmaktır. Yirmiye yakın bankaya el konulan 1991-2001 krizi bu görevin üzerine başka bir iş bindirdi: Devletin batık bankalara şırıngaladığı 50 milyar dolara yakın parayı banka sahiplerinden tahsil etmek.
Toprakbank’a 2001 yılının sonlarına doğru el kondu. Genellikle TMSF, bankayla birlikte, banka sahibinin bütün şirketlerine ve mallarına da el koyar. Halis Toprak’ın işyerlerinin kapanmasının yol açacağı işsizliğe mani olmak için ona bu işlem uygulanmadı. Ama onun da bazı mallarına el kondu ve borçlarına karşılık satışa çıkarıldı.
Bu mallardan biri, İstanbul Yeniköy’deki eski Carlton Oteli’nin Boğaz’daki arsasıdır. TMSF bu arsayı 70 milyon liraya sattı. Gayrimenkul bilahare Ağaoğlu İnşaat’ın mülkiyetine geçti.

TMSF, Erol Aksoy’u tehdit etti!
Toprak, satışın “keyfi” yapıldığını, arsanın değerinin satış bedelinin çok üstünde olduğunu iddia ediyor.
“Devlet bu satıştan mantığın alamayacağı şekilde kaybetmiştir. Ayrıca, bizi de perişan etmiştir” diyor.
Toprak, Carlton’un satışının iptali için mahkemeye başvurdu. Ancak, iddiasına göre, TMSF’nin korkutmasıyla şikâyetini geri aldı.
Erol Aksoy bir görüşmemizde TMSF tarafından İstanbul’da satılan iki gayrimenkulüyle ilgili davalardan TMSF’nin “tehdidi” ile vazgeçtiğini söylemişti.
Hülya Avşar’ın da TMSF aleyhindeki davayı benzer koşullarda çekmek zorunda kaldığına dair haberler var.
Toprak, TMSF’nin kendine ait bir binada kira ödemeden oturduğunu da ileri sürdü.
“Bize yapılan zulmün birçok örneği vardır” dedi.
Bütün bu iddialar doğru mu?
Doğru olup olmadıklarını kim araştıracak bir otorite var mı?

idma
14-01-2009, 22:05
Uzanların Ahmet Afif Paşa Yalısı satışta !
Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan`ın malları sat sat bitmiyor. TMSF`nin el koymuş olduğu Ahmet Afif Paşa Yalısı astronomik bir rakamla satışa çıkarıldı.İşte detaylar...

GÜNÜN MANŞETLERİ
• Darbe sevdalıları yine iş başında...
• `Uluslararası baskı hissetmiyoruz`
• Rafineride ucuzluyor, vergi düşüyor akarya...
• Teknoloji devi iflas bayrağını çekti
• Ergenekon`un kadrosu...
• Eczacılarla SGK arasındaki ilaç krizi bitti
• Bu e-postaya sakın aldanmayın!
• ETÖ davasında KRİTİK GELİŞME
• İsrailli turistlere `Türkiye`yi boykot` ça...
• Çevik Bir`den YÖK`e yazılı emir: ÖSS`de ka...
• Uçaklarda sıvı taşınmasına kısıtlama geliy...
• Bebek Videoları Zarar Veriyor
• AK Parti`den Çankaya`ya sürpriz aday
• Fitch, Türkiye`nin kredi notunu onayladı
• Kirayı düşük gösteren yanacak
• `3 Maymun` Oscar`a Göz Dikti
• İKÖPAB İcra Komitesi olağanüstü toplandı
• Taraf gazetesine yeni ortak
• 2 El Bombası ve Mermiler Bulundu
• Kahve halüsinasyon görme riskini artırıyor
• Mahkumlara görüntülü telefon müjdesi
• Güler Sabancı, Koç`tan veto mu yedi?
• İşte olay yaratacak telefon görüşmesi
• Şaka gibi: `Veli Abi`yi tanımıyoruz`
İLİŞKİLİ HABERLER
• Uzanların Ahmet Afif Paşa Yalısı satışta !
• Rüya yalıya çılgın fiyat
• Rüya yalıya dudak uçuklatan fiyat

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF), İstanbul Sarıyer`deki Ahmet Afif Paşa Yalısı`nı satışa çıkardı.


TMSF`nin mülkiyetinde bulunan 40 milyon 100 bin TL muhammen bedelli yalının ihalesi 28 Ocak 2009`da yapılacak.


İstinye Mahallesi Köybaşı Caddesi`ndeki gayrimenkul, iki parselden oluşuyor. 21 parselde yer alan 2 bin 242 metrekare yüz ölçümüne sahip tarihi yalıda, zemin kat, 2 normal kat, çatı katı ve çatı arası bulunuyor. 22 oda ve sofası olan gayrimenkul, 1250 metrekare kapalı alana sahip.


TMSF`nin Uzanlar`dan aldığı yalı ile bitişik konumda yer alan 22 numaralı parselde, içinde garajı ve kayıkhanesi olan bahçeli kagir ev bulunuyor. 22 numaralı parseldeki taşınmazın ise 129/706 hissesi satışa sunulacak.


Uzan ailesinin yıllarca yaşadığı yalı İstanbul`un en pahalı yalıları arasında yer alıyor. Yalı son olarak `Binbir Gece` dizisinin çekildiği yer olarak da gündeme gelmişti.

idma
14-01-2009, 22:06
Telsim'in satışından dolayı ICSID'e açılmış olan 19 milyar dolarlık tahkim davasında Hakem Heyeti ara karar verdi.



Hakem Heyeti duruşma tarihini 5 Ekim 2009 olarak belirledi. Duruşma 5 Ekim'de başlayıp, 9 Ekim'e kadar sürecek. Duruşmanın sonrasında Hakem Heyeti dava hakkında karar verecek. Duruşma Dünya Bankası'nın Paris'teki binasında yapılacak.

ANKARA(ANKA)-Telsim'in satışından dolayı ICSID'e açılmış olan 19 milyar dolarlık tahkim davasında Hakem Heyeti ara karar verdi.
ANKA'nın edindiği bilgiye göre, Hakem Heyeti duruşma tarihini 5 Ekim 2009 olarak belirledi. Duruşma 5 Ekim'de başlayıp, 9 Ekim'e kadar sürecek. Duruşmanın sonrasında Hakem Heyeti dava hakkında karar verecek. Duruşma Dünya Bankası'nın Paris'teki binasında yapılacak.
Bu davada TMSF'nin yetkilerini belirleyen, Türkiye Anayasasına aykırılığı ve uluslar arası hukuka aykırılığı tartışılan 5020 sayılı Kanun uluslar arası bir mahkeme tarafından ilk defa mercek altına alınacak. Bunun dışında davada yabancı avukatların ve davacı temsilcilerinin telefonlarının dinlenilmesi ve elektronik postalarının takip edilmesi, ihale sürecine yapılan müdahaleler ele alınacak. Bu sürecin sonunda Türkiye'nin yeni bir dinleme skandalı ile çalkalanabileceği ve uluslar arası tahkim alanında tekrar yeni bir sıkıntının yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.
Bu davanın sonucunda, TMSF ya Telsim'i iade edecek ya da 20 milyar doları'ı aşabilecek bir tazminatı ödemek zorunda kalacak.
Bu arada, Rusya'ya karşı açılan 25 milyar dolarlık Enerji Şartı Anlaşması tahkimi davasında YUKOS'u temsil eden Avukat Prof. Emmanuel Gaillard'ın Hakem Heyeti'nin başkanı oldu.
Öte yandan, davadaki bu son gelişmelerden sonra, davacıların TMSF ile bir anlaşmaya son derece soğuk baktıkları ve "Telsim'in değerini biz TMSF'den tahsil etmeye kararlıyız" dedikleri öğrenildi.

(ANKA)

http://www.medyafaresi.com/?hid=20120&cid=5

idma
18-01-2009, 09:25
Doç. Dr. Mete Gündoğan
Operasyon tamam!



Geçen haftaki `özel sektörün borçlarını kim ödeyecek?` başlıklı yazımı okuyunca, tanıdık bir üst düzey bürokrat bana bazı tamamlayıcı bilgiler gönderdi. Şimdi bu bilgileri sizinle paylaşayım. Bu bilgiler, kaygılarımda ne kadar haklı olduğumu gösteriyor.


`Sn. Gündoğan,


Bugünkü yazınızda TMSF`nin el koyduğu bankalardan kaynaklanan borçtan bahsetmişsiniz. Aslında başlık olarak `Cumhuriyet tarihinin tek işlemle gerçekleştirilen en büyük hırsızlık operasyonu tamamlandı!` deseydiniz çok daha isabetli olurdu.


Bu borcun silinmesi için, 16 Temmuz 2008 tarihinde Maliye ve Hazine Bakanları 5787 numaralı kanun ile yetki aldılar. Bu borç artık fiilen silinmiş oldu diyebiliriz. Daha doğru bir ifade ile bu borç Hazine`nin, dolayısıyla da milletin sırtına yüklenmiş oldu. Milletimize `geçmiş olsun` demekten başka bir şey yapamıyoruz.


TMSF`nin toplam borcu 2007 yılı sonunda inanılmaz rakamlara ulaşmıştı: 86 Milyar 108 Milyon YTL! Eski ifadeler ile 86 Katrilyon 108 Trilyon lira! Bu rakamın 2008 yılı sonları itibarıyla, yani borcun silindiği tarihte 100 Milyar YTL`ye yaklaşmış olması gerekir.


TMSF bu borçtan 7 yıl içinde ne kadarını geri ödemiş diye sorarsanız: 7 Milyar 746 Milyon YTL! Cem Uzan ve diğerlerinden tahsilat yapılıyor diye ifade edilen propogandayı hatırlayın. Para, el konulan mülkler, bankalardaki mevduat vs. vs. Bu ve diğerlerinin hepsinin karşılığı olarak işte size yaklaşık 8 Milyar YTL. Geriye kalan 92 Milyar YTL`yi aziz milletimiz ödemiş oldu.


Özetlersek, bu mali operasyonları Ecevit- Bahçeli- Yılmaz`ın müşterek getirdiği Kemal Derviş tasarladı ve başlattı, AKP Hükümeti de üstlendi ve tamamladı. Bunları cesur bir şekilde sizden başka dile getiren yok. Umarız başınıza bir şey gelmez.`


Evet işte aldığım yazı bu. Buna benzer birçok yazı, araştırma ve konuşmalar, bana sonunda bu işin faturasının yine gariban halkımıza kesileceği hissini veriyor. Nasıl olsa kimsenin, `adalet` ya da `hak` arama diye bir kaygısı kalmamış. Kalanların da sesi zaten ya çıkmıyor ya da çıkarılmıyor.


Neyse, biz uyarılarımıza devam edeceğiz. Ana sorumuz nedir? 200 Milyar dolara varan, diğer bir ifade ile 300 milyar YTL`yi aşan özel sektör borçlarını kim ödeyecek? Kim?


Büyük Ankara Mitingi


Bugün Ankara Sıhhiye Meydanı`ndaki mitingde olacağız. Kardeşlerimiz için orada olacağız. Filistin için. Siyonist katillere tepkimizi göstereceğiz. Bizim topraklarımızda bu mezalimin hesabını mutlaka soracağımızı haykırarak söyleyeceğiz. Sizleri de bekliyoruz.

idma
21-01-2009, 03:32
Bilal Çetin/Vatan

Cem Uzan, Başbakan’a mektup göndererek uluslararası tahkimde süren Libananco davasının Türkiye aleyhine geliştiğini ima edip topyekün uzlaşma ve mahsuplaşma istedi. Başbakan’ın talimatıyla Başbakan Yardımcısı Çiçek, Maliye Bakanı Unakıtan, Enerji Bakanı Güler ve TMSF Başkanı Ertürk, Uzan’la buluştu. Maliye ve TMSF toplantıya Emin Şirin ile giren Uzan’a 25 milyar dolara yakın ödenmemiş bir borç çıkardı. Toplantı sonuçsuz bitti

İki hafta önce Başbakanlık’ta Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla çok önemli, çok kritik bir toplantı yapıldı.

Masanın başında Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, iki yanında Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Enerji Bakanı Hilmi Güler ve TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) Başkanı Ahmet Ertürk...

Karşı tarafta ise Cem Uzan ile İstanbul eski Milletvekili Emin Şirin...

Konu malum Uzan Ailesi’nin borçları... Cem Uzan bir süre önce Başbakan Tayyip Erdoğan’a yeni bir mektup yazmış. Özetle şunu söylüyor:

“İmar Bankası’ndan kaynaklandığı öne sürülen borcumuz satılan malvarlıklarımızla şimdiye kadar fazlasıyla ödenmiştir. El konulan bazı varlıklarımızın hâlâ tarafımıza verilmemiş olması haksız ve hukuksuzdur...”

Cem Uzan, ayrıca Güney Kıbrıs menşeli Libananco firmasının Çukurova Elektrik konusunda uluslararası tahkim mahkemesine açtığı davanın Türkiye Cumhuriyeti’nin aleyhinde gelişmekte olduğunu ima ediyor ve topyekün bir uzlaşma, mahsuplaşma öneriyor.

Bu, Cem Uzan’ın Başbakan’a yazdığı ilk mektup değil. Ancak bu kez Erdoğan konuyu ciddiye alıyor. Durumu inceleyip bir haksızlık, hukuksuzluk olup olmadığını araştırması için Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’i görevlendiriyor.

Çiçek, Uzan’a randevu veriyor. Bu arada konuyla ilgileri gereğince de Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ve Enerji Bakanı Hilmi Güler ile TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün bu görüşmede hazır bulunmalarını istiyor.

‘Borçlar ödendi’ iddiası



Çünkü, Uzan, satılan varlıkları ile devlete olan borçlarının tümüyle ödendiğini iddia ediyor, ÇEAŞ ve Kepez Elektrik dahil kalan diğer mallarının iade edilmesini talep ediyor. Borcun ödenip ödenmediğini bilen iki kurum var; Maliye Bakanlığı ile TMSF. ÇEAŞ ve Kepez Elektrik konusu ise Enerji Bakanlığı’nın işi... Toplantıda Cem Uzan iddialarını dile getirdikten sonra Maliye Bakanı Kemal Unakıtan söz alıyor:

“Sizin kalan vergi borcunuzun toplamı vergi aslı ve cezaları ile birlikte 6 milyar TL. Ki bu borç mahkeme kararlarıyla kesinleşmiş durumdadır...”

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk de kendi alacaklarının 21 milyar dolar civarında olduğunu söylüyor.

Gerçi İmar Bankası’na el konduğunda açık 6 milyar dolar civarındaydı ama bu borç kat faizleri, gecikme cezaları ve bugüne kadar işleyen normal faizlerle her yıl katlanarak artmış durumda. (Bu sadece İmar Bankası’na mahsus da değil. Çok örneği var. Bütün batık banka borçları birkaç ay içinde ilk bilançoda görülenin üç-beş katına çıkabiliyor.)

Bu durumda Cem Uzan’ın “Bugüne kadar satılan mallarımızdan 7 milyar dolar elde edildi, bizim borcumuz fazlasıyla ödendi” iddiası havada kalıyor. Dolayısıyla bir uzlaşma, mahsuplaşma yapılabilmesi mümkün değil. Çünkü Maliye ve TMSF’nin hesaplarına göre kalan borç 25 milyar dolara yakın...

Son kozu masaya koyuyor

Ancak Uzan’ın bir son kozu daha var. Toplantıda onu da ima ediyor: Libananco’nun Dünya Bankası nezdindeki uluslararası tahkim mahkemesinde (ICSID) açtığı dava. Bu davanın Türkiye’nin aleyhine sonuçlanmasının kuvvetle muhtemel olduğunu ifade ederek, ÇEAŞ ve Kepez’in kendilerine iade edilmesi halinde, davanın geri çekilebileceğini ve Türkiye’nin de 12 milyar doları aşan bir tutarda tazminat ödemek zorunda kalmayacağını iddia ediyor. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk ve Enerji Bakanı Hilmi Güler bu konuya da açıklık getiriyorlar. Söyledikleri şöyle özetlenebilir:

ÇEAŞ ve Kepez’e TMSF tarafından el konulmuş değil. Bu şirketlerde Uzanlar’ın imtiyaz hakkı vardı. Ancak tüm uyarılara rağmen yürürlükteki yasal mevzuata ve imtiyaz sözleşmesinin açık hükümlerine uyulmadığı için imtiyaz sözleşmeleri feshedildi. Toplantı Uzanlar açısından sonuçsuz tamamlanıyor. Ancak, tahkim davası ile ilgili durum biraz karışık. Uzan cephesinin Türkiye’nin bu davayı kaybedeceğine inancı tam. Dolayısıyla Hazine, en az 12 milyar dolarlık bir zarara uğrayacak.

Enerji Bakanlığı ise aksini düşünüyor.

Fakat, Enerji Bakanlığı’nın bu dava için anlaştığı Aydın Coşar hukuk firmasının, bu tür davalar konusunda uluslararası şöhreti olan Libananco’nun avukatlık firmalarını alt edip edemeyeceği üzerinde, konuyu yakından izleyen kamu görevlilerinin kafasında ciddi soru işaretleri var. Çünkü bugüne kadarki dava sürecinde Aydın Coşar firmasının bazı ciddi hatalar yaptığı iddiaları Başbakan Erdoğan’a kadar iletilmiş durumda.

Örneğin tahkim mahkemesi ICSID, davacının tezlerine karşı Türkiye’nin argümanlarını ve son savunmasını en geç 12 Nisan 2008 gününe kadar sunmasına karar vermişti. Bu savunma süresi içinde yapılamadı ve mahkeme 1 Mayıs’ta Türkiye’ye 21 Eylül 2008’e kadar ek süre verdi. Türkiye savunmasını bu ek sürede yetiştirebildi. Bu gelişmenin Türkiye’nin elini zayıflatıcı bir faktör olduğu ileri sürülüyor.

Enerji Bakanlığı ise aksini iddia ediyor.

Fakat bu nokta oldukça kritik. Zaten Cem Uzan’ın bütün umudu da bu 12 milyar dolarlık yaptırım...



*****


Dava 2 yıl önce açıldı Libananco Türkiye’den 11.9 milyar dolar istiyor

TÜRKİYE aleyhine açılmış enerji davalarının başında, kanunun emrettiği işlemleri yerine getirmediği gerekçesiyle imtiyaz sözleşmesi iptal edilen Uzan Grubu’na ait Çukurova Elektrik ve Kepez’de hissesi olduğunu öne süren Güney Kıbrıslı Libananco şirketinin istediği ’yüklü’ tazminat başı çekiyor.

Uzan Grubu ile ilişkili olan şirket, 18 Aralık 2006 tarihinde Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi’ne başvurdu ve “Çukurova Elektrik ile Kepez Elektrik’in yüzde 65’lik hissesi benim elimde. İmtiyaz sözleşmesinin iptali ve şirketlerin tüm malvarlığının Enerji Bakanlığı’na devri ile büyük zarar ettim. Zararımın tazminini istiyorum” diye ortaya çıktı. Libananco tahmini zararını 11.9 milyar dolar olarak ortaya koydu. Libananco, söz konusu hisselere Çukurova ve Kepez’e el konulmadan 2 yıl önce sahip olduğunu iddia ediyor. Libananco’nun yapısına bakınca yönetim kurulundaki 3 kişiden ikisinin Kıbrıs Rum Kesimi vatandaşı olduğu dikkati çekiyor. Üçüncü kişi ise Cem Uzan’a yakınlığı ile bilinen Ali Cenk Türkkan. Ancak Kıbrıs Rum Kesimi ticaret kanunları, şirketin kimliğini belirlerken hisselerin ağırlıklı olarak kimde olduğuna değil yönetimdeki ağırlığa bakıyor.

Üç hakimden ikisi ne derse o olacak

ULUSLARARASI Yatırım Uyuşmazlıkları Çözüm Merkezi, Dünya Bankası nezdinde bir kuruluş ve Libananco’nun başvurusu kabul edilerek dava görüşülmeye başlandı. Son olarak geçen Eylül’de 3 kişiden oluşan Mahkeme Heyeti, taraflardan savunmalarını istemişti. Mahkeme Heyeti Michael Hwang, Henri Alvarez ve Franklin Berman adlı üç hakemden oluşuyor. Bu hakemlerden birini davacı Libananco, birini davalı Türkiye Cumhuriyeti Enerji Bakanlığı tayin ettirdi. Üçüncü isim bağımsız. Heyette 2 kişinin oyu belirleyici olacak. Yani karar 2’ye karşı 1 oyla çıkacak.

Türkiye Cumhuriyeti, 24 Haziran 2008’de hakem heyetinin yetkisine ve davanın kabul edilebilirliğine itiraz etmişti. Ancak reddedildi. Libananco davada iddiasını ortaya koydu ve hisselerini de gösterdi. Türkiye de savunmasını gecikmeli de olsa yaptı.

Türkiye’yi bu davada Coşar Hukuk Bürosu temsil ediyor. Uluslararası üne sahip, Türkiye’yi Motorola davasında mahkum ettiren Freshfields Hukuk Bürosu da Türk tarafını savunuyor. Davanın en geç Haziran 2009’da bitebileceği tahmin ediliyor. Davanın seyri ile ilgili bilgi alınamazken, Uzan tarafı avukatları sürekli davanın kendi lehlerine geliştiğine dair açıklamalar yapıyorlar. Şayet dava Türkiye’nin aleyhine sonuçlanırsa, Türkiye’nin belirlenecek tazminat tutarını ödememe gibi bir opsiyonu kesinlikle yok. Gerekirse Merkez Bankası’nın yurtdışı muhabir bankalardaki hesaplarına dahi el konulabiliyor.

Rodrigo Tello
21-01-2009, 09:16
Bu görüşmeden böyle bir sonuç çıkması zor gibi. Gazetenin detayları tahmin yetersizliğinden yazılmış olabilir. Gelinen aşamada görüşme sonucunun bu olması imkansız zaten.

yatırımcılık
21-01-2009, 10:35
Bukadar insan bir toplantı yapacak sonuç aynı tas aynı hamam olacak.Böyleşey olmaz hadi biraraya gelelim bir sonuç üretelim diye toplantı yapılır.Uzlaşma arayışları bunlar.Eğer pabuç pahalı olmasaydı hükümet toplantı yapmaya razı olmazdı.

fatmanur
21-01-2009, 13:55
TMSF ile TOPRAK Holding arasındaki mesele 30 Kasım 2001 tarihinde TOPRAKBANK’a el konulmasıyla başlamıştır.

1. TOPRAKBANK’a rasyo oranının “sözde” %8’in altında olması gerekçesiyle el konulmuştur.

Bildiğiniz gibi; Bankalar Kanunu’na göre bir bankaya el konulabilmesi için rasyosunun %8’in altına düşmesi gereklidir. Aynı Kanuna göre bir bankanın rasyo oranı hesaplanırken bankanın iştirakleri öz kaynaklarından sayılmaktadır.
2002 Yılı başında sadece TOPRAKBANK’ın ve bir başka bankanın rasyosu kanuna uygundu. TOPRAKBANK’ın rasyosu %14, diğer bankanın rasyosu ise %12 idi. El konulmayan bankaların dahi rasyosu %8’in altındaydı.
TOPRAKBANK’a el koyabilmek için 6 iştirakinden hiç birini öz kaynaklarından saymadılar ve böylelikle rasyo oranını %8’in altına düşürdüler. Sonuç malum; TOPRAKBANK’a el konuldu ve bize de “banka batıran”, “hortumcu” sıfatları yakıştırıldı. Böyle bir entrikanın dünya tarihinde eşi ve benzeri olduğunu sanmıyorum.
Size bir gerçeği ifade etmek istiyorum. PAMUKBANK’ın rasyosunu hesaplarken iştiraklerini öz kaynaklarından saydılar ve ben bunu kendi gözlerimle gördüm. Bu benim şahit olduğum TMSF’nin ilk kişiye özel uygulamasıydı.

2. TOPRAKBANK Türkiye’nin birinci bankasıydı:

TMSF’nin TOPRAKBANK’a el koyup yönetimi ele aldığı dönemde, 01 Ocak-31 Mart 2002 tarihleri arasında, Türkiye Bankalar Birliği’nin verilerine göre TOPRAKBANK 237,885 Trilyon TL kârı ile Türkiye’nin birinci sıradaki bankasıydı.
TOPRAKBANK, 2002 yılının ilk 3 ayında en önemli ve karlı bankalardan olan Garanti Bankası’nın 7, Türkiye İş Bankası’nın 4 ve Dış Ticaret Bankası’nın 9,4 katı daha fazla kar yapmıştı. Ayrıca kasasında 1.350 trilyon TL. Hazine Bonosu, sağlam müşteri çeki ve nakit para vardı. Bunun yanı sıra sağlam müşteri alacakları da vardı ve bankalar arası piyasada 800 Trilyon TL para satar konumdaydı.
Eğer TOPRAKBANK alelacele tasfiye edilmemiş olsaydı, 2002 yılı sonunda kârı o günkü kriz ortamına rağmen aklın ve mantığın alamayacağı şekilde 2 Katrilyon TL seviyesine ulaşacaktı. Çünkü kârın kârı vardı. Acaba bugün ne kadar kâr ederdi? Garanti Bankasının bugünkü kârını 7 ile çarpın sonucu bulursunuz.
Maalesef bu güzelim bankaya el konuldu. Bu bir faciadır. Bu uygulamanın dünyada bir eşi ya da benzeri yoktur. Bu bir zulümdür. Zira bu verilere sahip bir bankaya dünyanın hiçbir yerinde el konulamaz.
Yapılan haksızlığı da öyle medya karşısına çıkıp birtakım cilalı sözler sarf etmekle ya da bizim söylediklerimize sadece yalan demekle ört bas etmek mümkün değildir, belge gösterin. Bizim söylediğimiz her sözün belgesi mevcuttur. Bu memleket bir Hukuk Devleti ile yönetilmektedir ve tüm gerçekler ortaya çıkacaktır.

3. TOPRAKBANK’ın her biri kendi alanlarında çok karlı ve çok iyi yönetilen 6 iştiraki vardı. O tarihte ne çalışan ne de el konulan bankaların böyle iştirakleri vardı.
Bu iştirakler sırasıyla; TOPRAK YATIRIM BANKASI, TOPRAK LEASING, TOPRAK FACTORING, TOPRAK MENKUL DEĞERLER ve iki SİGORTA ŞİRKETİ’dir. TMSF hepsini sattı. Alanlarda büyük kazançlar elde ettiler.
2002 yılının ilk üç ayında 25 Trilyon TL kar eden ve TOPRAKBANK’ın 6 iştirakinden biri olan TOPRAK YATIRIM BANKASI’nın, değeri ile mukayese edilemeyecek trajikomik bir meblağ karşılığında Sayın Halit CINGILLOĞLU’na satılacağını öğrenmemiz üzerine, mahkemeye müracaat ederek, satış maksadıyla umumi heyetin toplanmasının, dolayısıyla satışın iptalini talep ettik.
Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi de bu talebimizi uygun görerek, 04 Aralık 2002 tarihinde 2002/372 sayılı kararı ile satışın durdurulmasına karar verdi.
Ancak, bu mahkeme kararı yok sayılarak, TOPRAK YATIRIM BANKASI Sayın Halit CINGILLIOĞLU’nun 19 yaşına girdiğinden emin olmadığımız kızına, 10 Milyon ABD Doları karşılığında satıldı. Böyle bir olay dünyada görülmemiştir. Yargı kararına karşı gelinir mi? Banka batırana banka satılır mı?
Sayın CINGILLIOĞLU, TOPRAK YATIRIM BANKASI’nın hisselerini çok kısa bir süre sonra İsraillilere 800 Milyon ABD Doları değer üzerinden sattı. Aradaki fark 790 Milyon ABD Doları.
Diğer bir iştirakimiz olan TOPRAK LEASING, 2002 yılının ilk 3 ayında 5,943 Trilyon TL kar etmiş ve kasasında 15,454 Trilyon TL nakit paranın yanı sıra önemli miktarda hazine bonosu, müşteri çeki ve alacağa sahip bulunuyordu. Bu iştirakimiz 18 Milyon ABD Doları karşılığında ÜLKER Grubuna satıldı. ÜLKER Grubu da çok kısa bir süre elinde tuttuğu bu şirketi 300 Milyon ABD Doları karşılığında sattı.
TOPRAK FACTORING 9,5 Milyon ABD Doları karşılığında ALTINBAŞ HOLDING’e satıldı.
TOPRAK HAYAT SİGORTA ŞİRKETİ, Sayın Mehmet KUTMAN’a 2 Milyon ABD Doları karşılığında satıldı. Ancak AXA OYAK 500 Milyon ABD Doları bedelle satıldı.
Toprak Menkul Değerler A.Ş. de Metro Menkul Değerler A.Ş. ye satıldı.
İkinci Sigorta Şirketimizin durumu ise muamma, hiçbir zaman öğrenemedik.
TOPRAKBANK’ın şubeleri de 20.000 ABD Doları gibi cüzi bir değerle hem de bazıları mülküyle beraber yani beleşe satıldı. Bu şubelerden bazılarının bu gün bile 2 Milyon ABD Dolarından aşağı bir edere alınması imkânsızdır.

4. Bizim TOPRAKBANK’tan aldığımız 40.608.997 YTL tutarındaki para, teşvik belgesine bağlı orta vadeli yatırım kredisidir.

TMSF TOPRAKBANK’a haksız yere el koymakla kalmamış bizi de “hortumcu”, “banka batıran” gibi sıfatlarla kamuoyu nezdinde reklam etmiştir. Yaptığınız iş doğru ise medya karşısına geçip bizi karalayarak kendi haklılığınızı ispat etmeye gayret sarf etmezsiniz. Medya kanalı ile önce kendilerini sonra diğer insanları kandırmaya çalışıyorlar. Ancak belgeleri inceleyen herkes görecek ki bankayı batıran da hortumlayan da TMSF’nin ta kendisi. Bir milli servet yok edilmiştir. Biz bu güne kadar buna katlandık ancak artık tahammülümüz kalmadı.
İstanbul Sekizinci Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/118 esas sayılı dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile TOPRAKBANK’tan, faizsiz olarak, 40.608.997 YTL para aldığımız tespit edilmiştir.
Buna karşılık bizden bugüne kadar yaklaşık 706.116.000 YTL alınmıştır. Bütün gayrimenkullerimiz gelirleri TMSF’nin elinde olduğundan hala da para alınmaya ve gayrimenkullerimiz satılmaya devam edilmektedir.
Bu ödemelerin hepsinin belgeleri mevcuttur. Dünyanın hiçbir ülkesinde, temeli açık olarak belirlenmemiş, böyle bir tahsilât yapılmamıştır.

5. Biz TOPRAKBANK’tan yatırım kredisi dışında bir tek kuruş çekmedik.

Bu parayı hiç kimsenin yatırımı bırak, gitmeye bile cesaret edemediği, 600 senedir bir tek taş üzerine taş konulmamış ve Türkiye’nin en huzursuz yeri olan Diyarbakır-Lice’ye yaptık.
Burada bir konuyu daha hatırlatmam gerekir ki; Lice, Sarıkamış ve bölgeye yaptığımız diğer yatırımlarımızdan dolayı alacağımız olan bir milyar ABD Doları tutarındaki teşvik, herkese verilmiş olmasına ve dahası IMF’den TMSF’ye bu konuda resmi yazı gönderilmiş olmasına rağmen, bize verilmedi.
Bu bir Milyar ABD Doları bugünkü değil o tarih itibarı ile değerlendirilmelidir. Zira bu para bugün 10 Milyar ABD Doları değerindedir. TMSF Başkanı bizim bu söylemlerimizi gülünç buluyor zira gülmekten başka yapabileceği bir şey yok. O zaman 1 ABD Dolarına kaç ekmek alıyordunuz şimdi kaç ekmek alırsınız?
Lice’nin nüfusu 1947 yılında ben ayrıldığımda 12.500 kişiydi. Aradan 50 sene geçip ben tekrar Lice’ye gittiğimde Lice’nin nüfusu 2.400 kişiye düşmüştü.
Oraya sanayi, eğitim, sağlık, sosyal vb. tesisleri kurduktan sonra Lice’nin nüfusu hayret edilecek bir süratle artmıştır. Zira orada yoğun bir nakliye işi başlamış ve Batı’da nakliye işi ile uğraşanlar bu bölgeye kaymışlardır.
Örnek olarak; yağ fabrikasına, eğer çalışırsa, sadece 300.000 Ton Çiğit ve Mermer fabrikasına da 500.000 Ton civarında hammadde gelir.
Bu dikkate şayan nakliye işi yalnız Lice’yi değil bölgenin büyük bir kısmını kalkındırmıştır. Dahası her gün subaylarımızın ve askerlerimizin şehit olduğu huzursuzluk durumu ortadan kalkmıştır. Allaha bin kere şükür olsun ki bugün böyle bir durum söz konusu değildir.
Bölgede bu kadar büyük ve olumlu bir değişim yaratan tesislerimizin teşvik ödemesinin yapılmamasını ve bu da yetmiyormuş gibi bankamıza el konulmasını akıl ve mantığıma sığdıramıyorum. Devletin hiçbir ferdinin bunları yapması mümkün değildir. Bu duruma Devletin mutlaka el koyması gerektiğini düşünüyorum.

6. Bizim Yasal borcumuz 40.608.997 YTL’dir. Kendileri tarafından hazırlanıp bize dayatılan borçlara ilişkin Protokollerden cayan da TMSF’dir.

Sayın Yusuf ADIGÜZEL, VATAN Gazetesine yaptığı açıklamada “Toprak’ın bize borcu 450 Milyon dolar olarak hesaplanmıştı” diyor.
Anlaşamadığımız nokta da bu zaten; bize mal ettiğiniz 453 Milyon dolar borcun nereden kaynaklandığını anlamaya benim mantığım hâlâ yetmiyor.
Buna rağmen Devletin gücü karşısında kabul ettiğimiz ve protokol ile imza altına aldığımız bütün anlaşmalardan TMSF caymıştır.
TMSF Başkanı tarafından kendi el yazısıyla kaleme alınan ilk protokol, kendisi ve yardımcısı tarafından imzalanmıştır. Bu belge ile borcumuz 320 Milyon ABD Doları olarak belirlenmiştir.
Biz bilirkişi raporu ile belirlenen 40.608.997 YTL tutarındaki borç miktarı dikkate alınmadan belirlenen bu rakama itiraz ettik. Ardından da bizim TOPRAKBANK’tan aldığımız paranın teşvik belgesine bağlı orta vadeli yatırım kredisi olduğunu, yatırım kredisi dışında bir tek kuruş çekmediğimizi ve aldığımız paranın ABD Doları değil Türk Lirası cinsinden olduğunu ısrarla ifade ettik.
Buna karşılık bize “320 Milyon ABD Doları borcu kabul etmezseniz başınıza geleceği biliyorsunuz” dediler. Mahkeme kararını tanımayan bir kurum böyle derse ne yapacaksınız? Mecburen kabul ettik…
Evet, çaresizlikten yaklaşık 290 Milyon ABD Doları fazla ödeme yapmayı kabul ettik. Bu uyumlu davranışımızın ardında yatan gerçek içinde bulunduğumuz durumdan bir an önce kurtulup sanayi tesislerimizle üretime devam etmekti.
Ancak biz böyle düşünürken, daha iki ay geçmeden kendi hazırladıkları anlaşmayı kabul etmediklerini söylediler. Biz şaşkındık. İkinci bir anlaşma hazırlayacaklarını ve borcumuzun 453 Milyon ABD Doları olduğunu söylediler. Biz yine itiraz edip bu borcun nereden kaynaklandığını sorduk ve bize “Biz böyle istiyoruz, ya kabul edersiniz ya da kabul etmezseniz başınıza gelecekleri siz bilirsiniz” dediler. Yine çaresizdik. Ya bu anlaşmayı kabul edecektik ya da TMSF bütün varlığımıza el koyacaktı!
Bu gelişmeler neticesinde ilk anlaşmadan 133 Milyon ABD Doları daha fazla borç ödemeyi de kabul ettik. Böylelikle TMSF kendi hazırladığı ilk anlaşmadan vazgeçti.
Biz her şey yoluna girdi diye düşünüp borcumuzu nasıl ödeyeceğimize dair planlamalar yaparken çok kısa bir süre sonra yine anlaşmadan caydılar. Hiçbir gerekçe göstermeksizin, TMSF Yönetiminin karar aldığını ve daha önce 2016’ya kadar takside bağladıkları 453 Milyon ABD Doları tutarındaki borcu, %35 indirim yaparak bizden peşin tahsil edeceklerini söylediler.
Sadece bizim borcumuzu değil diğerlerinin de borcunu 10 yıl vade ile takside bağlamış ve faizini son iki yıla koymuştular.

TMSF ikinci anlaşmadan vazgeçtiğinde biz 3 senelik taksidimizi ödemiştik. Diğer bir ifade ile borcumuzu vadesinden çok önce ödüyor ve diğerleri gibi günü geldiğinde borcumuzu ödememezlik etmiyorduk.

Bütün bu gerçekler gün gibi ortadayken, TMSF’nin başı kalkıp bizi “yalancılık”, “şark kurnazlığı” gibi genel ahlak ilkelerine aykırı yakıştırmalarla nitelendiriyor. Bu davranışları bizim haklılığımız karşısında içine düştükleri paniğin göstergesi. Bizim onlara gücümüz yetmiyor ve uğradığımız her haksızlıkta onları Allah’a havale ettim. Şimdi Allah bizim dualarımızı kabul ediyor.
Bizim bu gayretimize karşılık TMSF kişiye özel uygulamalarda bulunmaya devam ediyor. Bazılarında alacağını 52 mislinden bire düşürüp feragat ederken bazılarından da faiz almıyor. Biz hakkımızı aradığımızda zulüm ile karşı karşıya kalıyoruz. Devlet her bir vatandaşına eşit mesafede ve adil olmalıdır. Ancak bize uygulanan zulüm daha el konulma safhasında başlamış ve bugün hala devam etmektedir.

7. TOPRAKBANK’ın değeri 15 Milyar ABD Doları’nin üzerindedir. El konulan mallarımız değerlerinin çok altında satılmıştır.

TMSF Yönetimi Devletin alacağını tahsil etmek için el koyduğu mallarımızı satmaya başlamıştır. Kendilerinin “hem devletin hem de mal sahibinin menfaatlerini koruyarak” yaptıklarını iddia ettikleri satışlar sonucunda elde ettikleri toplam gelir 18 Milyar ABD Doları civarındadır. Bu el koydukları 21 bankanın mallarının satışından elde edilen gelirdir. Keşke sattıkları malları ve satış fiyatlarını bir liste yapıp kamuoyunun bilgisine sunsalar! Ama yapamazlar; zira bu toplam meblağ satılan malların gerçek değerinin %25’i bile değildir.
Yeniköy Carlton arazisinin satışından uğradığımız zararı anlattık ama anlamamak için çaba sarf ediyorlar. Örnek çok ama çarpıcı iki örnek daha verelim.
TOPRAKBANK’ın 795 parça gayrimenkulü vardı.
Bizden 26 parça gayrimenkulümüzü 2.200.000 ABD Dolarına aldılar. Bunların içinde Ulus/Ankara’daki İş Merkezi de vardı. Bir iş Merkezi kaça satılır, takdirini aziz milletime bırakıyorum.
Bankanın Kilyos’taki 50 dönüm arazisinin değeri asgari 300 Milyon ABD Dolarıdır. Bu araziyi 1,4 Milyon ABD Dolarına sattılar.
Ayrıca Zekeriyaköy’de göl kenarında 50 dönüm arazi daha vardı. Bu arazi de en az 300 Milyon ABD Doları eder. Bunu da Kilyos’taki araziden daha yüksek bir fiyata sattıklarını zannetmiyorum.
Sizin de takdir edeceğiniz gibi diğer gayrimenkulleri de tek tek yazmam mümkün değil. TMSF yazsın… Satan onlar…
Bu iki örnekten yola çıkarak, benim kanaatimce, TOPRAKBANK’ın altı iştirakinin değeri yaklaşık 3 Milyar ABD Doları, 795 parça gayrimenkulünün değeri de yaklaşık 7 Milyar ABD Doları’dir.
Ben bu verilere dayanarak TOPRAKBANK’ın bir numara olduğunu ve değerinin 15 Milyar ABD Dolarının çok üzerinde olduğunu iddia ediyorum.
Bizden Türkiyenin birinci bankası olarak teslim aldıkları TOPRAKBANK’ı batıran da hortumlayan da ve sonunda tamamen ortadan kaldıran da TMSF’nin kendisidir.

8. Altın Forward Uygulaması sadece bize yapılmıştır.
El konulan 21 Bankanın hangisinde altın forward uygulaması yapılmıştır?
Bu uygulamanın sadece bize yapılmış olması yetmiyor bir de Altın forward parasından da faiz istiyorlar.
Kim size altın forward parasını maliyeye yatırın dedi?
O tarih itibarı ile altın forward konusu hala uzlaşma komisyonundaydı. Mahkeme karar vermeden nasıl para ödemesi yapıyorsunuz?
Bu mantıkla bizden 10 Katrilyon para isteseniz artık şaşırmayız. Zira bizimle ilgisi olmayan, Bayındırbank ile ilgisi olan bu işi bize yıkıyor ve bizden para istiyorsunuz. Ne hazindir ki, üstüne bir de faiz istiyorsunuz.
Bana sormadan, araştırmadan her alacağım var diyene para öde ya da kendi kendine alacaklı yarat; sonra bana borcunu öde de… Hangi borç? Siz yıllardır olmayan bir borcu tahsil etmeye çalışıyor ve kendinizle birlikte tüm kamuoyunu da kandırmaya çalışıyorsunuz.
Tekrar ifade etmek istiyorum, kim size maliyeye parayı ödeyin dedi?

9. Atamis’in borcundan TMSF sorumludur.

Atamis’in 75 Milyon ABD Doları değerindeki senetleri sizde. Siz Atamis’ten bir teminat istemediniz ve o zamanki varlığına da haciz koymadınız.
Oysa bizim yediğimiz bir lokma ekmeğe dahi haciz koyacaksınız. Haciz, ipotek ya da temlik ile el koymadığınız bir şeyimiz kalmadı ki! Bu nasıl iştir?
Hem yapılan anlaşmaları siz ihlal ediyorsunuz hem de 76 Milyon ABD Doları Faiz istiyorsunuz…

10. Bizi bu güne kadar çok zor durumlara soktunuz.

a. Libadiye’deki arsamız satıldığında buradan elde edilen yaklaşık 400 Milyon ABD Doları gelirden 2,5 Milyon ABD Dolarının bize verilmesini istedik. Zira Toprak Vakfı kanalı ile burs verdiğimiz öğrencilerimiz vardı. Vermediniz!
Mecbur kaldık ve eskiden yardım etmiş olduğumuz dostlarımızdan, burs verdiğimiz çocuklar ortada kalmasın diye 2,5 Milyon ABD Doları borç istedik. Necati KURMER, Mustafa SÜZER, Hüseyin BAYRAKTAR Nafi GÜRAL ve Salih TATLICI’dan borç istedik. Maalesef, bir kuruş alamadık. Sonuçta bursları ödeyemez duruma düştük. Ta ki, TMSF’nin atadığı 16 yönetici, TMSF’nin parasını ödedikten sonra şirketten ayrılana kadar.
Bizi ne hallere düşürdüğünüzün en hazin örneklerinden biridir bu…

b. Borçlarımızı ödemek maksadıyla helikopterimizi satmaya karar verdiğimizde yaşadıklarımız da ibret belgesidir. Helikopterimizi satmak için Mehmet HATTAT ile 2.200.000 ABD Doları fiyat üzerinde anlaştık ve TMSF’ya bildirip bu parayı alıp borcumuza mahsup etmelerini söyledik.
Ancak TMSF Helikopteri kendisinin ihale ile satacağını söyleyerek bizim satışımızı iptal etti ve aynı helikopteri aynı kişiye 1.915.000 ABD Dolarına sattı. 285.000 USD daha aşağı bir fiyatla!
Biz bu durum üzerine size müracaat ettiğimizde sizden cevap çıkmayınca Ankara’daki yetkililere yazdık. Bu yazı üzerine müfettişin geldiğini ve iddiamızın doğru olduğunu raporla belirlediğini işittik. Bunun üzerine siz sattığınız helikoptere el koydunuz. İhale ile satışı yapılmış bir mala, satan Devlet Kurumunun el koyduğuna dair dünya literatüründe benzer bir uygulama yoktur. Müfettişin raporu üzerine Mehmet HATTAT’tan aradaki 285.000 ABD Doları tutarındaki farkı ödemesini aksi takdirde verdiği parayı geri alamayacağını söylediniz.
Sonuçta Mehmet HATTAT çaresiz size 285.000 ABD Dolarını ödedi ve siz de müfettişe iddiaların ortadan kalktığını belirterek meselenin yargıya gitmesini engellediniz.

11.Sayın Yusuf ADIGÜZEL’in ve TMSF’nin iddialarına cevap.
Yakın zamanda gerek Sayın Yusuf ADIGÜZEL, gerek Sayın Ahmet ERTÜRK ve gerekse isim verilmeden TMSF kaynaklı olarak medyada yer alan iddialara kısaca cevap vermek istiyorum.

a. Carlton Arazisini Uzan’ın yalısı ile mukayese etmek bile konuya ne kadar uzak olduğunuzun bir kanıtı. Uzan’ın yalısının inşaat alanı 1,250 metrekare, Carlton arazisinin ise 40,000 metrekaredir. Uzan’ın yalısı eski bir ev, Carlton arazisi en az 100 yeni dairedir. Sayın ADIGÜZEL ya kasıtlı olarak böyle konuşuyor ya da hesap anlayışı bizden biraz farklı!

b. TMSF’nin fazla aldığı 639.240.570 YTL tutarındaki meblağı haddimizi bilmeyerek geri istediğimizde bu hesaba bir mantık bulmakta zorlandığınızı ifade ediyorsunuz. Basit bir şekilde tekrar izah edelim: Size olan borcumuz Mahkeme kararı ile 40.608.997 YTL olarak belirlenmiştir. Buna %250 faiz koyuyoruz (ki dünya tarihinde böyle bir faizin örneği yoktur) ediyor 142.131.489 YTL. Bizden bu güne kadar aldığınız para toplam 781.372.059 YTL.
781.372.059 -142.131.489 =639.240.570 YTL
Hesap bu kadar basit ve anlaşılmayacak bir yanı yok…

c. Yeniköy Carlton arazisine 40 bin dolar metrekare fiyatını çok uçuk bulanlara sözümüz yok. Biz malımıza istediğimiz değeri biçme hakkına sahibiz. Bu konuda da yeterince tecrübemiz var.
Sayın ADIGÜZEL yaptığı açıklamada “Carlton arazisi üzerinde çok banka hacizi olduğu için satılamıyordu. Biz satışı gerçekleştirebilmek için bu hacizleri kaldırdık. Bizim amacımız elimizdeki malları nakde dönüştürerek alacağımızı tahsil etmek” diyor.
Bu iddianız doğru değil ancak doğru bile olsa, TMSF’nin burayı satmak için İş Bankası ile işbirliği yaparak bir tacir davranışında bulunması, yasal ve etik midir?
Yani siz kendinizi bu Devletin yasalarının üzerinde mi görüyorsunuz?
İş Bankasına olan 71,5 Milyon ABD Doları civarındaki borcumuzun vadesi 2012, faizi %4 ve faizi de son iki senede ödenecekti. Bu borca ilişkin bir tek taksidi dahi vaktinde ödemediğimiz vaki değildi.
Şimdi diyorsunuz ki bizim İş Bankasına 2,1 Milyar YTL borcumuz vardı ve siz bu borcu 153 Milyon ABD Doları ödeyerek üzerinize almakla bize çok büyük bir iyilik yaptınız!!! Hakikaten çok değişik bir iyilik yapma anlayışınız var. Ne diyeyim şaştım kaldım!
Sizin 16 Denetçiniz Toprak Holdingin bütün hesaplarını kontrol altında tutarken İş Bankasına olan borcumuzu size söylemedi herhalde. Ya da siz İş Bankası ile öyle bir anlaşma yaptınız ki onlar bizim 2,1 Milyar TL borcumuz olduğunu söyleyince bize sorup bu miktarı teyit etme ihtiyacını hiç hissetmediniz.
TMSF’nin muhtelif yer ve zamanlarda ifade ve iddia edildiği gibi bizim İş Bankasına 2,1 Milyar TL tutarında bir borcumuz bulunmamaktadır.
Şimdi esas tiyatro burada başlıyor ve ben dört işlem bilen herkese şu soruyu soruyorum:
Eğer İş Bankası’nın tamamı teminat altında olan alacağı, gerçekten 2,1 milyar TL olsaydı; bu tutarda bir alacağın 153 milyon ABD Doları karşılığında, TMSF ya da başka bir kişi/kurum tarafından temlik alınması mümkün olabilir miydi?
Hangi banka 2,1 Milyar TL alacağını üstelik yüzlerce taşınmaz teminatı varken, 153 Milyon ABD Dolarına bir başkasına satar?
TMSF, hiçbir gerek yokken, yasalara uygunluğu tartışmalıyken, sadece ve sadece Carlton arazisini ve diğer mallarımızı beleşe satabilmek için; kalkıp %4 faizi olan bir borcu, 5 sene önce, hem de iki katından fazla bir değerle, 153 Milyon ABD Doları para ödeyerek kapatıyor. Sonra bu kadar para vererek ipotekleri kaldırdığını iddia ettiği Carlton arazisini de imar işlemleri tamamlanmadan satıyor ki para etmesin. Ben 7 senedir anlayamadım; gelin bana bu ödemenin ve yapılanların mantığını anlatın.
Siz İş Bankasına bu gereksiz ödemeyi yapmasaydınız, bizim Libadiye’deki arazimizin satışından gelen 400 Milyon ABD Doları ile İş Bankasının ipotekleri kendiliğinden kalkacaktı.
Şöyle ki; bizim size borcumuz 450 Milyon ABD Doları. 3 Taksitte 50 Milyon ABD Doları ödemişiz, kalmış 400 Milyon ABD Doları. Peşin ödemeden dolayı sizin hesabınıza göre %35’ini yani 140 Milyon ABD Dolarını düştüğünüzde kalır 260 Milyon ABD Doları borç! 72 Milyon ABD Doları da İş Bankasına olan borcumuz eder 332 Milyon ABD Doları…
Ne lüzum var İş Bankası ile anlaşma yapmaya? Libadiye’deki arsanın satışından gelen para 400 Milyon ABD Doları. Hem TMSF’nin hem de İş Bankasının alacağını karşılıyor ve artıyor bile. Zira Libadiye arsasında İş Bankasından başka kimsenin ipoteği yoktu.
Rakamlar ortada. Libadiye’deki arsanın satışından sonra ne Carlton arazisini ne de diğer gayrimenkullerimizin satmanıza ne de bizi böyle perişan etmenize gerek yoktu.
Sizin hiç gerek olmadığı halde ve bize bir kere dahi olsun sormadan, adeta yangından mal kaçırırcasına, yaptığınız bu ödemenin bize bedeli çok ağır olmuştur. Bizim bu yaptıklarınıza tepki göstermemiz ve sizinle müzakere yolları aramamız üzerine bize “yargıya gidin” dediniz. Yargıya gitmenin sonucunun ne kadar zamanda alınabileceğini siz de bizim kadar biliyorsunuz.
Olmayan bir alacağı tahsil etmek için bu yollara başvuruyorsunuz! Sizin zulmünüz arşı alayı doldurmuştur…
Sonra da bir yandan “bize hala borcunuz var” diyorsunuz bir yandan da “bizim amacımız alacağımızı tahsil etmek” diyorsunuz. Bu gerçek dışı iddialara kendinizden başka kimseyi inandıramazsınız.
Gerçek ortadadır: İş Bankasına bizim adımıza ödeme yapmak sizin üzerinize vazife olmadığı gibi etik ve yasal değildir. Carlton arazisi diğer gayrimenkullerimiz gibi TMSF tarafından değerinin çok altına satılarak hem biz hem de Devlet zarara uğratılmıştır.
Şimdi soruyu şöyle çevirelim; Yeniköy Carlton arazisi satılınca TOPRAK’ın borçları bitmiş midir?
Her iki sorunun da cevabı;”Hayır!” Zira bizim borcumuzu bitirmek niyetinde değiller. Bitirmek istedikleri biziz!

ç. Sayın ADIGÜZEL “Biz Kanunun gerektirdiği şekilde satış yapıyoruz. Şimdiye kadar 18 Milyar dolardan fazla satış yaptık, kimsenin gözü kalmadı da Carlton’da mı kalacaktı…” diyor.
Carlton arazisini satmak için İş Bankası ile tacir gibi pazarlık ve işbirliği yapmanın neresi Kanuni? Hangi yasa buna cevaz veriyor? Biz bu soruların cevabını bulamadık…
18 Milyar dolardan fazla satış yaptıkları doğru. Doğru da sattıkları malların gerçek değeri nedir? Bu 18 milyar dolar, satılan malların gerçek değerinin en fazla %25’i eder. Bunu anlamak için; satılan malları alan kişilerin, aynı malları kaça sattıklarına bakmak yeter…
Carlton Arazisinde bizim gözümüz kaldı. Zira mal bizimdi. Değerinin çok altında satılmasından içimiz yandı… Beleşe sattığınız diğer mallarımız gibi, bizim mallarımızı satarak zengin ettiğiniz insanları gördüğümüz gibi…

d. TMSF el konulan malların satış fiyatlarını uzmanlara danışarak belirlediklerini ifade ediyor. Bu uzmanlar kaç kişidir, kimlerdir, birden fazla mıdır? Bu soruların cevabı yok.

e. Referans Gazetesinde 10 Ocak 2009 günü Jale ÖZGENTÜRK imzasıyla çıkan haberdeki iddialar da TMSF’nin hakkımda daha önce yaptığı karalamalardan farklı değil. Bir Devlet Kurumunun doğrudan veya dolaylı olarak bir vatandaşını karalamaya çalışması kadar düşündürücü bir durum olabilir mi?
TMSF yetkililerinin benim hakkımda “Attığı imzayı, verdiği sözü, borcunu inkâr eden bir işadamı” şeklindeki nitelemeleri “Kişi karşısındakini kendi gibi bilir” sözünü hatırlatıyor. Bizim iddialarımızla bizi suçluyorlar. Bankayı batırıyorlar ve içindeki bütün değerleri hortumluyorlar sonra da suçlu olarak beni gösteriyorlar… Bir milli servet yok edilmiştir efendiler!
Belgeler, Protokoller ve Mahkeme kararları ortada. Bizim sözlerimizde belgeye dayanmayan bir iftira, hakaret ya da karalama maksadı yok. Biz sadece hakkımızı arıyoruz. Bu da “haddini bilmemek” olarak niteleniyor.

İstihdam yarattığım yalan mı? 23 Sanayi tesisini TMSF mi kurdu? İşçilerin, memurların, denetçi olarak atadıkları 16 kişinin maaşlarını TMSF mi veriyordu?

Kim kurnazlık yapıyor? Fabrikaların kapanma durumuna gelmesine ben mi sebep oldum? İnşaat Şirketinin yönetimi 7 sene sizin elinizde değil miydi? Oturduğum ev, kendi evim, için size her ay 90.000YTL kira ödemedim mi? Devletin alacağını tahsil ediyorum yaklaşımı ile el koyduğunuz gayrimenkullerimizin gelirleri hala sizin elinizde değil mi? Sendikacılar ve işçiler kimin ne yaptığını göremiyor mu?
Sayın Jale ÖZGENTÜRK haberinde, TMSF’nin bizden hala 120 Milyon dolar alacağı olduğunu iddia ederek “Haddini bilmiyor, fondan para istiyor” görüşü ile ifade edilen kızgınlığının Toprak’a yönelik yeni bir tahsilât sürecinin de ateşleyicisi olduğunu belirtiyor.

TMSF’nin bir Devlet Kurumu olarak bize karşı duruşu ve yaklaşımı, bu cümlelerle gayet açık bir şekilde ifade ediliyor. Bize karşı önyargılılar ve hatta yaptıkları haksızlıkların yükü altında eziliyorlar. Bizimle bırakın müzakereyi görüşmek dahi istemezken bizi müzakereden kaçmakla suçluyorlar. Ardından bizim hakkımızı aramak için Devletin diğer kurumlarından yardım aramamıza da kızıyorlar.

f. Burada iki önemli konu var:
Birincisi Devlet Kurumu hatasız olacak diye bir kural yok! Hata yaptığınızı siz defaten yüzüme karşı ifade ettiniz. Aynı dürüstlüğü kamuoyu önünde neden gösteremiyorsunuz? Hata yaptığınızı söylemek size değer kaybettirmez; tersine gerçekleri söylemeyerek mağdur ettiğiniz insanların gönlünde taht kurarsınız. Böyle yapmak yerine; bizim hakkımızı aramamızın ve TMSF’nin bizden aldığı fazla parayı geri iade etmesini istememizin “haddini bilmemek” olarak ifade edilmesi de talihsiz ve anti demokratik bir yaklaşımdır.
İkincisi bir Devlet Kurumunun vatandaşına kızması diye bir olgu hiçbir hukuk devletinde olamaz. Devletin ve vatandaşın karşılıklı sorumlulukları vardır. Devlet Kurumu yasaların kendisine verdiği görev ve sorumlulukları yine aynı yasalarla belirlenen sınırlar çerçevesinde yerine getirir. Türkiye ortaçağ zihniyetiyle yönetilen bir krallık değil ve derebeylerinin de devri kapandı. Devlet Adamlığı da bu vakar ile kelimeleri seçerek konuşmayı gerektirir.

Bizim de TMSF’den istediğimiz görevini yapması. TMSF’nin bizim yazılı ve sözlü taleplerimize kulak tıkayıp müzakere yolu açmaması üzerine bizim diğer Devlet makamlarına yaptığımız başvurulara kızması anlamsız bir davranış. Bizim sıkıntılarımıza çare bulacak olan makam TMSF. Biz TMSF’nin bize karşı duyarsızlığına rağmen içinde bulunduğumuz duruma bir çözüm bulmaya ve misyonumuzu devam ettirmeye çalışıyoruz.
TMSF bizimle bırakın müzakereye girmeyi iletişim dahi kurmaktan kaçmakta, yazılı sözlü tüm müracaatlarımızda yer alan iddialarımıza karşı kayıtsız ve umursamaz bir tavır takınmaktadır. TMSF’nin bu güne kadar yaptıklarını dikkate alınca, doğal olarak, bu kurumun bize karşı, sebebini anlayamadığımız, bir husumeti olduğu ve bizi yok etmeye çalıştığı düşüncesine, ister istemez, kapılıyoruz.

g. TMSF Mecidiyeköy’deki binamıza el koydu ve buraya taşındı. Başkan da gelip benim odama yerleşti ve hala hep beraber orada oturmaya devam ediyorlar.
Sayın Başkan ilk geldiği zaman lütfedip beni kabul etti ve bana dedi ki:”Ben bunları söylemekten çok sıkılıyorum ama burada oturmak benim değil senin hakkın!”
Başkanın aradan bir iki ay geçtikten sonraki tavrı ve konuşmaları ile ilk tavrı arasında buradan Amerika kadar fark var.

h. TMSF bize ileteceği talimatlar için genellikle bizde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevlendirdiği Muharrem GÖKHAN’ı aracı olarak kullanıyordu.

TMSF Başkanı Muharrem GÖKHAN’ı bize göndererek bir elemanımızı kıdem tazminatını vererek işten çıkarmamızı istediklerini bildirdiler. Biz durumu inceledikten sonra bu kişinin uzun zamandır tazminatını alarak işten ayrılmak istediğini ancak emsal oluşturmaması için bizim isteğini kabul etmediğimizi söyledik. Bu elemanın isteğini kabul ettiğimiz takdirde herkesin tazminatını alarak işten ayrılmak isteyeceğini ve bu durumun bizi büyük ölçüde zora sokacağını belirttik. Başkana bu işin çok üzücü olduğunu ve altından kalkamayacağımızı iletmesini istedik.

Muharrem Bey tekrar geldiğinde “Başkan adamı çıkarsınlar yoksa neticesine katlanırlar” diyor şeklinde haber getirdi. Biraz direndik ama baktık ki netice çok kötü, hemen “peki” dedik ve bu kişiye hakkı olmadığı halde 25.000 TL ödemek zorunda kaldık.
Ardından, tahmin ettiğimiz gibi, çıkışlar başladı. Çıkanlar hakkımızda mahkemelere gidip davalar açtı. Bunun sonucunda da bu güne kadar 40 Milyon TL ödedik. Bununla da kalmadı 10 Milyon TL da icra ve avukat masrafı ödedik. Bitti sanmayın! Arkasından da yaklaşık 50 Milyon TL tutarında haciz davaları geliyor…
Biz çilemiz bununla bitti diye düşünürken Muharrem Bey yine geldi. Yolu öğrenmiş ya gelir! “Ulusta bir işyeriniz var. Burayı şu adama 2.300.000 ABD Dolarına vereceksiniz” diye bize Başkanın talimatını iletti. Biz de “Başkana git söyle; burası Kızılay İş Bankası Yenişehir Şubesinin bitişiği. Böyle bir yeri Ankara’da bulmak mümkün değil. Değeri bu fiyatın çok üzerindedir. Söylediği adamı işten çıkardık perişan olduk bari burayı yıkmasın” dedik. Dedik ama kim dinler ki! Başkanın cevabı gecikmeden geldi “Ya dediğimiz fiyata dediğimiz kişiye verirsiniz ya da…” Aynı terane…
Baktık ki çaresi yok!
Çare ne çare! Et kokarsa tuz çare; Tuz kokarsa ne çare?

ı. Bütün bu olaylardan sonra Sayın Başkandan randevu istedik, bizi kabul etti. Çoğu zaman randevu verip sonradan cayıyordu. Bu nedenle hemen gittik. Fransa’ya gidiyordu. Fransa’da ne işi vardı bunu da tetkik ve kontrol etmek gerekir.
Oğlumla birlikte yanına girip “Sen bize bunları yaptırdın bak başımıza bunlar geldi” dedik. Daha lafımız bitmeden beni ve oğlumu makamından kovdu ve “Bir daha buraya ayağınızı basmayın!” dedi. Şimdi aynı kişi bizi kendisi ile müzakereden kaçmakla (!) suçluyor.
Talihin ne garip tecellisidir ki; benim binamı ve odamı işgal eden kişi bir de beni ve oğlumu buradan kovuyor. Ben onu Allahın kudretine havale ediyorum zira ona gücüm yetmiyor.
“Baskı”dan kastımız bu yaptıklarınızdır!
Bu olaydan hemen sonra bütün mallarımız peş peşe satılmaya başladı.

i. Kesinlikle ifade edeyim ki TMSF’nin yaptığı satışlarda bir tek Sabah ve ATV değerinin 3 misli fiyatla satılmış ve 1,1 Milyar ABD Doları nakit para alınmıştır. Bu akıl ve mantık dışıdır. Bunun altında neler olduğunu tahmin edebiliyorum.
Sabah ve ATV’yi ilkin 435 Milyon ABD Dolarına 10 yıl vadeli olarak sattınız, sonra da 1,1 Milyar ABD Dolarına nakit satıyorsunuz. Eğer ederi 1,1 Milyar ABD Doları ise ilkin neden 435 Milyon ABD Dolarına sattınız? 435’de mutlaka bir neden vardır ve bu nedenin mutlaka çıkarılması ve hesabının sorulması lazım. Ben inanıyorum ki bu hesap Sayın Başkandan sorulacaktır. Çünkü bütün işleri Sayın Başkan yönetmektedir. Saygıdeğer TMSF üyelerine söyleyecek bir sözümüz yoktur. Hepsine şükran borçluyuz. Emirlerini her zaman bekleriz zira hepsi muhterem insanlar.

j. Sümela Tatil Köyünün satışı da ibretlik bir olaydır. Koskoca tatil köyünü 22 Milyon ABD Doları sattılar. Gerçek değeri bunun kaç misli, Allah bilir! Böyle acayip fiyatlara satılan o kadar çok yer var ki!!!

k. Son olarak 15 Ocak 2009 günü TMSF Başkanı Sayın Ahmet ERTÜRK’ün gerek basında gerekse televizyon kanallarında açıklamalarını izledik.
Benim ismimi zikrederek kullandığı sıfatlardan dolayı kendisini kınıyorum. Benim terbiyem kendisine “Yalancı” demeye müsait değil. Hele bizim fabrikaları nasıl kurduğumuza ilişkin açıklamaları tam bir eziklik göstergesi. Eğer gücü varsa, bıraktım bizim kurduğumuz 23 tesisi, bunlardan herhangi birinin etrafındaki duvarı yapmak için teşvik bulsun ve yapsın. O zaman bizim ne yaptığımızı belki idrak edebilir. Zira yaptığımız iş ortada ve kendisinin hayal gücünün çok ötesinde bir icraattır. Sanayici olmak yürek ister!
Yalancı diye nitelendirdiği kişi yani ben söylediklerimin her kelimesinin arkasında belgelerle duruyorum. Hodri meydan! Demagoji yapmakla kendinizi kurtaramazsınız. Bunu daha önce de yapmıştınız. O zaman da kendinizi sıkışmış hissetmiş ve öfkenizi kelimelerinizi kontrol edemeyerek dışa vurmuştunuz. Tıpkı şimdi olduğu gibi!
Tek bir fark var; o zaman sabredebilmiştik ama artık sabredecek gücümüz kalmamıştır…
Aramızdaki fark da çok basit; siz bir Devlet Memurusunuz. Bugün varsınız yarın yerinize başka biri gelecek. Oysa benim ülkem için yaptıklarım Allah izin verdiği sürece size rağmen var olacak. Kendilerine iş olanağı sağladığımız insanlar beni ekmek veren sizi ekmeğini elinden alan kişi olarak anacaklar.

İş Bankası konusundaki aslı astarı olmayan talihsiz açıklamalarınızı da izledim. Devlet adına gerçekten üzüldüm. Zira kendisini temsil etmekle görevlendirdiği kişinin çaresizliği gerçekten düşündürücü bir ibret unsuruydu. Allah insanı doğru yoldan ve doğruluktan ayırmasın. Bir kere yoldan çıktınız mı bir daha geri dönmek çok zor…
Bizim İş Bankasına borcumuzu vadesinde ödemediğimiz iddiası tamamen gerçek dışıdır. Bunu ispatlamak en kolay konulardan biridir. Dahası İş bankasında bizin 22 Milyon TL değerinde müşteri çekimiz mevcuttu. Hele İş Bankasının bizden 2,1 Milyar TL alacağı olduğu iddianız sizin tabirinizle gerçekten çok gülünç. İş Bankasının borcumuza dair yazısı elimizde 110 Milyon TL. Size de gönderdik ama herhalde gönderdiğimiz diğer belgeler gibi bunlar da gözünüzden kaçmış olmalı.
Merak ettiğim bir şey var; gazetelere beyanlar vererek televizyonlarda açıklamalar yaparak kendinizi avutmaya ve kamuoyunu yanıltmaya çalışıyorsunuz da gerçekler ortaya çıktığında kimin yüzüne nasıl bakacaksınız? Siz bana demediniz mi “Halis Bey, biz İş Bankasında çok yanlış yaptık!” diye? Bize yalancı diyebilme hakkını kendinizde görebildiğinize göre bu sözlerinizi de inkâr etmeniz çok doğaldır. Bu kadar gayri ciddi açıklamaları nasıl yapabiliyorsunuz anlamıyorum!
Bu memleket için bir şey yapmıyorsunuz yapanın da kuyusunu kazıyorsunuz. Neyin peşindesiniz, kime hizmet ediyorsunuz; anlayamıyorum.
Milliyet köşe yazarı Metin MÜNİR’e öyle bir mektup göndermişsiniz ki Sayın MÜNİR TMSF zedelerle işbirliği yaparak suç işlemiş gibi bir ruh haline girmiş. Köşe yazısında da adeta sizden korkusundan sözünü geri almış ve mektubunuzu aynen yayımlamış izlenimini veriyor.
Bu durum bizi hiç şaşırtmadı zira sizin çalışma sisteminiz bu! Sahip olduğunuz güç ile insanları yıldırmak, korkutmak ve istediklerinizi yaptırmak.
Sayın Metin MÜNİR de sizin gazabınızdan payını almış. Ne diyor “yazımın tamamını geri çekiyorum”. Sayın Metin MÜNİR’e size gönderdiğimiz mektubu ve ekindeki belgeleri yolladım. Kendisi bu belgeleri inceledikten sonra mektubunuzu bir daha okursa bizim 7 yıldır neler çektiğimiz belki kısmen de olsa hissedebilir. Siz de kendisine yeni bir mektup gönderir ve belgelerin size göre ne anlama geldiğini izah edersiniz.
Mektubunuzda bizi yalan ve yanlış bilgilerle kamuoyu oluşturmak ve Metin MÜNİR’i de bizim bu amacımıza alet olmakla suçluyorsunuz. Suçluyorsunuz da bizim yalan söylediğimize ve verdiğimiz bilgilerin yanlış olduğuna dair hiçbir belge ya da delil sunamıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz; işgal ettiğiniz makamın gücünü kullanarak insanları tehdit edip yıldırmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz Sayın ERTÜRK! Bu sefer yolun sonuna geldik. Artık size tahammül edecek gücümüz kalmadı. Siz ancak hakaret edebilirsiniz ama biz kamuoyunu bilgilendirmeye ve yaptıklarınızdan haberdar etmeye devam edeceğiz.
İnsanlara sizin kuklalarınızmış gibi davranmaya devam edemeyeceksiniz. Bizim veremeyeceğimiz bir hesabımız yok. Sizin için durumun aynı olduğunu sanmıyorum.
Lafın bittiği yerde öfke başlar. Öfke insanı yanlışa götürür. Öfkelisiniz zira çok yanlış yaptınız. Biz sizi önce Allah’a havale ettik şimdi de Bağımsız Yargıya havale edeceğiz.

12. Biz ne istiyoruz?

Biz uğradığımız haksızlığa çare bulunmasını istiyoruz.

Bizim iddialarımız belgelere dayanan gerçeklerdir. Diğerleri gibi ismini dahi zikretmeden afakî, gayri ciddi ve gerçek dışı iddia ve karalamalarda bulunmuyoruz.

Bizim misyonumuz ortadadır. 23 Sanayi tesisi kurduk binlerce insana iş ve aş, Devletimize hem vergi hem de yaptığımız ihracat ile döviz geliri sağlayarak ülkemizde huzur ve refahın temini ve idamesine katkıda bulunduk.
TOPRAKBANK’a haksız yere el konulmasını müteakip yaklaşık 7 senedir yaşadıklarımız karşısında Devlet’e olan saygımız ve onun adaletine olan inancımızla metanetle dayandık. Ancak artık dayanacak gücümüz kalmadı.
Bu bir zulümdür. Sadece bize yapılan bir zulüm değil, bizim kurduğumuz ve işletmeye çalıştığımız sanayi tesislerinden geçimini sağlayan yetimlere, şehit ailelerine, işçilerimize, memurlarımıza ve onlar sayesinde geçimlerini sağlayan yöre esnafına yapılan bir zulümdür.
Bizim TMSF’den talebimiz; bizden fazla almış olduğu 639.240.570TL tutarındaki parayı geri iade etmesi ve gayrimenkullerimizin değerlerinin çok altında satılmasından kaynaklanan zararımızı, normal emlak uzmanları tarafından belirlenecek değerler esas alınarak, tazmin etmesidir.
Zira bu para yetimlerin, şehit çocuklarının, işçilerin ve memurların parasıdır. Bu parayı ne kadar gezdirirseniz bu insanlar o kadar mağdur duruma düşerler.

Bizi bitirmek ne Devlet’e ne de millete bir hayır getirmez.

Bunun için İktidarı ve muhalefeti ile söylediklerimize kulak verilmesini, bize yapılan zulmün hesabının sorulmasını ve bu maksatla gerekiyorsa bir meclis araştırma/soruşturma heyeti teşkil edilerek bizim iddialarımızın ve sunduğumuz belgelerin incelenmesini istiyoruz.

Devlet iddialarımızı incelesin biz suçluysak cezamıza şimdiden razıyız. Ama Devletin gücü ile zulüm yapılıyorsa bunun da hesabı sorula…

Saygılarımla.

Halis TOPRAK
Toprak Holding
Yönetim Kurulu Başkanı

metintezel
21-01-2009, 15:27
gel de şimdi agızını bozmaa.kendimi zor tutuyorum...

sugare
21-01-2009, 16:46
em Uzan, borçları için Başbakan'a mektup yazdı, "Uzlaşalım" dedi. 3 bakan ve TMSF Başkanı Başbakanlık'ta Cem Uzan'la masaya oturdu. Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Bilal Çetin'in ortaya çıkardığı toplantıda taraflar anlaşamadı.


Cem Uzan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a mektup yazdı, borçları için uzlaşma istedi.

Uzan'ın Başbakan'a yazdığı ilk mektup değil bu. Uzan daha önce de, aynı konuda Erdoğan'a birkaç kez mektup yazmıştı.

Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Bilal Çetin'in haberine göre, Başbakan bu kez Uzan'ın mektubunu değerlendirmeye aldı ve talimat verdi.

3 bakan iki hafta önce Cem Uzan'la masaya oturdu.

Başbakanlık'taki toplantıda Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler ve TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün karşısına, Cem Uzan, eski İstanbul Milletvekili Emin Şirin'le birlikte oturdu.

Uzan, "Bizim mallarımızı sattınız. Yaklaşık 7 milyar dolarlık tahsilat yapıldı ve bizim borcumuz da 6 milyardı. Üstünü istemiyorum, ama el sıkışıp diğer aktifleri iade edin bize" teklifi ile oturdu masaya.

Ancak Maliye Bakanlığı ve TMSF, Uzan'a "25 milyar dolar borcunuz var" dedi. "Borcumuz yok" iddiası karşılık bulamayınca, Uzan bu kez Libananco davasını koz olarak kullandı.

Uzan, "Uluslararası tahkimde dava Türkiye aleyhine ilerliyor, kaybederseniz Türkiye 12 milyar dolardan fazlasını ödemeye mahkum olabilir" dedi, "ÇEAŞ ve Kepez'i bana verin, Libananco davasından vazgeçelim" teklifini öne sürdü. Ancak bu girişiminden de sonuç alamadı.

egemen2727
21-01-2009, 17:49
Arakadaşlar elimde 2 lot çukurava, 1 lot ta Kepez var. Bunları borsa dışı acilen satmak istiyorum. Bu kağıtları alabilecek kişiler var mı acaba?

Rodrigo Tello
21-01-2009, 23:03
Egemen bey tam olarak bir bilgim yok ama sanırım satabilirsiniz. Bu forumda daha önce çukurova hisselerine talip olan arkadaşlar vardı. Ancak çok cüzi miktarlarda teklifte bulunmuşlardı vaktiyle. Şu an gelinen durumda alıcı bulabilirmisiniz bilmem ama burdan veya aracı kurumlardan birileri yardım edebilir. Bana sorarsanız çok elzem değilse satmayın derim. Ya herro ya merro misali. Paramızla rezil olmak misali. Saygılarımla.

guerra
22-01-2009, 08:25
Yiğit Bulut
Konu hakkında kendimi parçaladım, şimdi eyleme geçtiler!
22.01.2009/ Yiğit Bulut / Yorum/REFERANS

Hangi konuda" diyeceksiniz. Hemen arz edeceğim ama ilk etapta Bilal Çetin'in dün Vatan gazetesinde çıkan yazısına bir göz atalım; "Cem Uzan, Başbakan'a mektup göndererek uluslararası tahkimde süren Libananco davasının Türkiye aleyhine geliştiğini ima edip topyekün uzlaşma ve mahsuplaşma istedi. Başbakan'ın talimatıyla Başbakan Yardımcısı Çiçek, Maliye Bakanı Unakıtan, Enerji Bakanı Güler ve TMSF Başkanı Ertürk, Uzan'la buluştu. Maliye ve TMSF toplantıya Emin Şirin ile giren Uzan'a 25 milyar dolara yakın ödenmemiş bir borç çıkardı. Toplantı sonuçsuz bitti. İki hafta önce Başbakanlık'ta Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla çok önemli, çok kritik bir toplantı yapıldı. Masanın başında Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, iki yanında Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile Enerji Bakanı Hilmi Güler ve TMSF (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) Başkanı Ahmet Ertürk."

Birileri hisse topluyor
Evet, hangi konu olduğu sanırım artık açık! Konu hakkında "Uzan tehlikeli atakta", "Çukurova ve Kepez'de birileri gizlice hisse topluyor", "Dünya Bankası'na konu gitti" gibi başlıklar altında konuyu defalarca bu köşede ele aldım ve yine günlerce CNN'de Bilal Çetin-Enis Berberoğlu ile tartıştık. Gelinen nokta; Hükümet, Uzan ile masaya oturuyor. Son 3 yılda hatta daha eski yazılarımda konuyu çeşitli yönlerden Referans'ta ele aldım, uyardım. O yazılarda çok kritik detaylar vardı ve hala geçerli, şimdi nelerdi hatırlayalım, sonrasında sonuca gidelim.
1- "Çukurova (Çeaş) ve Kepez'in sahibi olduğunu iddia ederek Türkiye aleyhine dava açan Libananco'nun davayı kazanacağı beklentisiyle birilerinin yatırımcıların elindeki Çeaş ve Kepez hisselerini kapanış fiyatından topladığı söyleniyor. "Kepez ve Çukurova Elektrik benim" diyerek Dünya Bankası nezdindeki Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi'nde (ICSID-Tahkim) Türkiye aleyhine 10 milyar dolarlık dava açan Libananco'nun davayı kazanacağı beklentisiyle birilerinin yatırımcıların elindeki Kepez ve Çeaş hisselerini toplandığı söyleniyor. Hisselerin bir aracı kurumda çalışan ve "Gömlekçi" olarak bilinen bir borsacı aracılığıyla toplandığı ileri sürülüyor.
Enerji Bakanlığı'nın, Uzanlar'ın Çeaş ve Kepez'i işletirken yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle 12 Haziran 2003'te sözleşmelerini feshetmesinin ardından iki şirketin borsadaki işlem sıraları kapatılmış ve 12 binin üzerinde yatırımcının yaklaşık 70 milyon doları batmıştı. Geçen hafta Libananco davasında tahkim heyetinin oluşturulmasının ardından davaya başlanacağı ve heyetin Libananco lehine karar vereceği beklentisini kullanan birilerinin yatırımcıların elinde kalan Kepez ve Çeaş hisselerini kapanış fiyatından topladıkları ifade ediliyor."

Libananco Uzanların
2- "Enerji Bakanlığı'nın, Uzanlar'ın Çeaş ve Kepez'i işletirken yükümlülüklerini yerine getirmediği gerekçesiyle 12 Haziran 2003'te sözleşmelerini feshederek şirketlere el koymasından 2 yıl sonra Güney Kıbrıs merkezli Libananco Holdings adlı şirket "Çeaş ve Kepez benim" diyerek Dünya Bankası nezdindeki Uluslararası Yatırım Anlaşmazlıkları Çözüm Merkezi'nde (ICSID-Tahkim) Türkiye aleyhine devlete 10 milyar dolarlık dava açmıştı. Libananco'nun büyük ortağı Ali Cenk Türkkan'ın Cem Uzan'la yaptığı telefon görüşmelerinin basına sızmasının ardından 13 Mart 2002'de Güney Kıbrıs'ta kurulan Libananco'nun Uzanların şirketi olduğu ortaya çıkmıştı. Libananco'nun avukatları, Tahkim'in tazminata hükmetmesi halinde Türkiye'nin ödeyeceği tazminattan Libananco dışındaki ortakların da istifade edeceğini iddia etmişti. Libananco'nun Güney Kıbrıs'taki avukatı Achilleas Demetriades, Kepez ve Çeaş'a el konulmasının Türkiye'nin 2001 yılında imzaladığı Enerji Şartı Anlaşması'na aykırı olduğunu söylemişti."

Çimento şirketi de Uzan'ın
3- "Geçen hafta Libananco'nun açtığı davada tahkim heyetinin oluştuğu bildirilmişti. Tahkim heyetinin, Singapurlu Michael Hwang, İngiliz Sir Franklin Berman QC ve Kanadalı Henri Alvarez'den oluştuğu kaydedildi. Uluslararası Tahkim alanında "Köpekbalığı" lakabıyla tanınan Crowell&Moring Hukuk Firması'ndan Libananco'nun ABD'deki avukatı Stuart H. Newberger yaptığı açıklamada, "Türk Hükümeti'nin ÇEAŞ ve KEPEZ'in malları ile gelirlerine el koymasından üç yıl sonra, uluslararası hukuk kabul edilemez ihlallerine karşı bir cevap vermek zorunda. Tahkim heyetinin adaleti sağlayacak bir karar vereceğinden eminiz" demişti."
4- "Öte yandan Güney Kıbrıslı Libananco gibi yine Uzanların sahibi olduğu Polonyalı çimento şirketi Nowa Huta da 16 Kasım 2006'da Çeaş ve Kepez Elektrik'te yüzde 15 payı olduğu iddiasıyla Uluslararası Yatırım Uyuşmazlıkları Çözümü Mahkemesi'ne 4.5 milyar dolarlık tahkim davası açtı. 2001 yılında Nowa Huta çimento şirketinin yüzde 97'si Kemal Uzan'a, yüzde 3'ü ise diğer Uzan Ailesi fertlerine aitti. 2004'ten sonra şirketin yüzde 43,49'luk bölümü bilinmeyen bir bedelle E.R.I Polska Sp. Zo adlı bir firmaya aktarıldı. Şirketin yüzde 45,99'lük bölümünün ise akıbetinin bilinmediği söyleniyor."
Değerli dostlar, 2003 yılından itibaren Radikal gazetesinde çalıştığım dönemden bugüne "konu hakkında hep uyarmaya" çalıştım ama dinletemedim. Gelinen nokta bence Türkiye adına üzücü; Devletin temsilcileri Uzan ile masaya oturmak zorunda kaldılar. Yetkililere tavsiyem ara sıra "sizden" olmayan basın ne yazmış bir bakarsanız, en azından Türkiye adına "adım atmakta" bu kadar geç kalınmaz!
"Hangi konuda" diyeceksiniz. Hemen arz edeceğim ama ilk etapta Bilal Çetin'in dün Vatan gazetesinde çıkan yazısına bir göz atalım; "Cem Uzan, Başbakan...
( KB)

egemen2727
22-01-2009, 09:09
İlgin için teşekkür ederim Rodrigo. Bu kağıtların bana maliyeti 3500 lira idi. 5000 liraya alıcı bulursam satmayı düşünüyorum. Bu konuda hesabım olan aracı kurma sorduğumda bir bilgileri olmadığını söylediler.

Yukarıdaki yazıda birlerinin hisse topadığından bahsediliyor. Umarım benide bulurlar.

guerra
22-01-2009, 09:11
22 Ocak 2009 Perşembe, 00:41 Star
Uzanlar’a hileli iflas fezlekesi
Şişli Cumhuriyet Savcılığı, İmarbank’ta hileli iflas gerekçesiyle Cem, Hakan ve Kemal Uzan’ın da aralarında olduğu 71 kişi hakkında fezleke hazırladı. Şüpheliler için 3-8 yıl hapis istendi.

İMAR Bankası’nı hileli iflasa götürdükleri öne sürülen, aralarında Cem, Kemal ve Hakan Uzan’ın da bulunduğu bankanın eski yöneticisi, temsilcisi ve 71 şüpheli hakkında 3 yıldan 8 yıla kadar hapis istemiyle fezleke hazırlandı. Şişli Cumhuriyet Savcılığı’nın hazırladığı fezleke İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi. Fezlekede, bankanın ödemesi gereken vergiler, sigorta primleri ile Merkez Bankası’na eksik tesis edilen zorunlu karşılıkların Uzan Grubu’na aktarıldığı, mudilerden usulsüz şekilde toplanan paralar ile banka mizanında gözüken tutar rasındaki farktan kaynaklanan banka kaynaklarının adeta buharlaştığı vurgulandı.

DAVA AÇILABİLECEK

FEZLEKEDE, beş kişilik uzman bilirkişi ekibinin raporuna göre İmar Bankası’nın bilgi ve otomasyon sisteminin Uzan Grubu’nun bir firması tarafından oluşturulduğu ve ‘GM04’ adı verilen bu sistemin menülerden yasal ve yasal olmayan her türlü muhasebe kaydının yapılmasının mümkün olduğu anlatıldı. Rapora göre, bankanın, Uzan Grubu’na kaynak aktarmayı sürdürmek için mevduat ve hazine bonosu satışı nedeniyle yıllardır faiz ve kur maliyetinin altında kaldığı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilen fezlekenin incelenmesinin ardından şüpheliler hakkında dava açılabilecek. HABER MERKEZİ

yatırımcılık
22-01-2009, 10:54
HİSSE SATMAYA ÇALIŞAN HİSSEDARLAR İÇİN SÖYLEMEK İSTERİM.1 LOT CUKEL HİSSESİ 25000 TL DEN AŞAĞI DEĞİLDİR.

Bilal Çetin
Yazara ulaşmak için : bcetin@gazetevatan.com
Hükümet Uzan’la uzlaşabilir mi?
Böyle bir uzlaşma hemen hemen imkansız. Çünkü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ve Maliye Bakanlığı’nın hesapları son derece açık ve net. Uzanlar’ın İmar Bankası nedeniyle TMSF’ye kalan borcu 21 milyar dolar (Dünkü kurla yaklaşık 35 milyar TL). Maliye Bakanlığı’na olan vergi borçları ise 6 milyar TL. Toplam 41 milyar TL. Yani 24,6 milyar dolar...

Oysa Cem Uzan, “Bugüne kadar sattığınız mallardan elde edilen gelir 7 milyar doları buluyor, bizim İmar Bankası borcumuz 6 milyar dolardı. Bu hesap, bu kavga artık kapansın” diyor.

Cem Uzan’ın söylediği İmar Bankası başlangıç borcu gerçekten de 6 milyar dolardı. Ve TMSF Uzan ailesine ait varlıkların satışından yaklaşık 7 milyar dolar civarında bir hasılat sağladı. Fakat bu para TMSF’nin kasasına girmedi. Dolayısıyla da İmar Bankası borcu kapanmadı.

Elde edilen para Uzan Grubu’na ait şirketlerin vergi borçlarının kapatılması için doğrudan Maliye’nin kasasına aktarıldı. Ceza ve gecikme faizleriyle astronomik rakamlara ulaşan vergi borçları bu ödemelerle de kapatılamamış olacak ki Maliye Bakanı Unakıtan hala 6 milyar TL’lik bir alacaktan söz ediyor.

İki hafta önce Başbakanlık’ta yapılan toplantıdan sonra Cem Uzan ve ekibi, Maliyecilerle de ayrı bir görüşme yaparak çıkarılan bu anormal vergi borcunun dökümünü istedi. Bunca ödemeye rağmen borcun niye küçülmeyip büyüdüğünü sordu...

6 milyar dolarlık İmar Bankası borcunun bugün neden 21 milyar dolara çıktığına gelince...

O da yürürlükteki yasa ve mevduatın titizlikle uygulanmasının bir sonucu. Batık banka borçlarına uygulanan anormal yükseklikteki kat faizi oranları. Ki bu sorunla sadece Uzanlar karşı karşıya gelmedi. Diğer batık bankacıların durumu da farksız. TMSF ile zamanında güvenilir bir ödeme planı üzerinde uzlaşmaya varamayan batık bankacıların borçları 8-10 katına çıkmış durumda. Ödeme planı üzerinde uzlaşanlardan da Çukurova Grubu dışında pek karlı çıkan yok. Çukurova Grubu erken ödemelerle toplam borç yükünde bir miktar indirim alabildi. Ama onun dışındakilerin borçları en az 3-4 kat büyüdü.

Yürürlükteki mevzuat çerçevesinde Uzan’ın 21 milyar dolarlık TMSF borcunda indirim yapılabilmesi mümkün gözükmüyor. Ama öte yandan, hükümet içinde de bu sorunun bir şekilde tasfiye edilmesinin gerekliliği konusunda ciddi bir eğilim belirmiş durumda.

Her ne kadar açıkça ifade edilmese, “O dava bizim lehimize sonuçlanır” beklentisi canlı tutulmaya çalışılsa da Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) ve Kepez’le ilgili tahkim davasının kaybedilmesi bu eğilimin belirlemesinde önemli bir faktör. Türkiye’nin uluslararası tahkim mahkemesi (ISCID)’deki davayı sağlıklı izleyip gerekli tedbirleri aldığını söyleyebilmek güç. Enerji Bakanlığı’nın anlaştığı avukatlık bürosunun ilk savunmayı mahkemenin öngördüğü tarihte veremediği biliniyor. Bu yüzden Türkiye ilk raundda açık verdi, temerrüde düştü. Bu eksi puan. Bu yüzden Enerji Bakanlığı ve anlaşmalı avukatlık bürosu sert eleştirilerin muhatabı olmuştu.

Mahkeme, bu savunma için Türkiye’ye 21 Eylül 2008’e kadar ek süre vermişti. Şimdi bu noktada ne beklenir: Çok kuvvetli tezlerle hazırlanmış bir savunmanın tanınan son tarihten günler önce sunulması.

Ortaya çıkıyor ki bu noktada da skandal bir gelişme yaşanmış, 21 Eylül 2008’de de savunma yetiştirilememiş ve ikinci defa temerrüde düşülmüş. Ancak 26 Eylül günü sunulabilen savunmada da “ciddi eksiklikler bulunduğu” mahkemece Türkiye’ye iletilmiş.

Sanki, dava Türkiye’nin aleyhine sonuçlansın diye özel çaba gösteriliyor, Uzanlar’a, Uzanlar adına dava açan Güney Kıbrıs’lı Libananco firmasına davayı kazansın diye özel destek sağlanıyor... Sonuçta tahkim mahkemesi 17 Aralık 2008 tarihinde bir ara karar veriyor. Henüz kamuoyuna açıklanmayan bu ara kararın Türkiye açısından ciddi riskler içerdiği konuşuluyor.

Uzan tarafına göre bu ara karar davanın kendi lehlerine, Türkiye’nin aleyhine sonuçlanacağının çok kuvvetli bir işareti...

Öyle mi olacak henüz kesin olarak bilinmiyor ama gelişmelerin seyri Türkiye açısından pek iç açıcı değil.

Eğer kötü senaryo gerçekleşirse Türkiye, Libananco’ya yaklaşık 12 milyar dolar tazminat ödemek yükümlülüğü ile karşı karşıya kalabilir. Ayrıca açılan benzer iki dava daha var, bunların toplam tutarı da 7 milyar doları buluyor. İlk davanın kaybedilmesi bu iki davanın riskini de arttıracak. O zaman toplam ödeme 20 milyar dolara yaklaşacak.

İşte bu riskler Ankara’da “Acaba bir uzlaşma ile bu meselenin tasfiyesi daha mı iyi olacak?” sorusunu haliyle akıllara getiriyor. Ama çok zor. Hatta yürürlükteki yasalara göre hemen hemen imkansız. Yasa değişikliği şart. Ama onu da hiçbir parti, hiçbir hükümet göze alamaz...

fatmanur
22-01-2009, 11:59
ABD, bu şirkette müzahir mi mülaki mi müdahil mi?
Çukurova Elektrik tahkimi, Türkiye'nin en kritik konularından biri olarak karşımıza çıkıyor. Bize göre, ABD'nin nükleer başta olmak üzere enerji alanında uzman olan yeni büyükelçisi James Jeffrey, Çukurova Elektrik sorununun çözümünde kilit isim olmaya aday. Jeffrey, farklı bir diplomat.
Konulara hem müzahir, hem mülaki! Eğer bir de müdahil olursa, Çukurova Elektrik sorunu farklı bir noktaya gelir...
Çünkü Türkiye'de üretilen toplam elektriğin yüzde 28'ini ABD şirketleri ya da ABD şirketlerinin iştiraki olan şirketler üretiyor. Çukurova Elektrik ise ucuz elektrik üretme şampiyonu.
Tabiri maruz görün! Kamunun elektrik piyasasındaki değneği Çukurova Elektrik!
Ucuz elektrik üretimi ise bazı yabancı elektrik üreticilerini rahatsız ediyor...

Gelin, önce şu müzahir, mülaki ve müdahil kelimelerini açıklayalım.
Müzahir, manzaraya uzaktan bakan demek! Mülaki, Manzaranın detayı hakkında bilgi ve fikir sahibi olan, konunun yakınında duran anlamına gelir. Müdahil, doğrudan konunun içinde yer almayı kapsar.
Bu noktada vakit kaybetmeyelim. New York'a uzanalım.
Öyle ya; " Libananco şirketi neyin nesi?" Güney Kıbrıs Rum Kesimi şirketi olduğunu biliyoruz. Ama ne kuruluşu, ne de ortakları net! Elimizde üç ortaklı bir yönetim listesi var. İçinde de Ali Cenk isminde bir Türk yer alıyor. Bir dönem Rumeli Holding'de çalışmış, o kadar! Libananco ne zaman Çukurova Elektrik hissesi almış, ne zaman hisse satışı yapılmış, tarih belli değil! Satış işleminin SPK'da kaydı bulunmuyor. Türk Ticaret Kanunu'na göre satış işleminin pay defterinde kaydının olması gerekiyor, oysa böyle bir kayıt yok!..
Fakat birkaç yıldır New York'ta tahkim sürüyor!.. Dava konusu olan Çukurova Elektrik şirketi ise Adana'da duruyor. Sadece 1954' te verilen imtiyaz hakkı elinden alınmış, küçük ortaklarıyla birlikte bekliyor.
Bir yığın iştirakine Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu (TMSF) el koymuş. İş, arapsaçına dönmüş.

Diyelim ki; Libananco tahkim davasını kazandı, şirketi geri aldı, ne olur? Açıkçası şirket tamtakır, hiçbir şeyi yok! Üstelik şirketin aktifi ile pasifi arasında 18 milyar dolarlık bir fark var. Libananco, davanın başından beri şirketin aktifine odaklandı. Hesabını buna göre yapıyor. Türkiye ise şirketin pasifine bakıyor.
Davayı kazanması halinde, Libananco Türkiye'nin yurtdışındaki mal varlığına el koyar mı? Bu kritik nokta gerilimi tırmandırıyor. Böyle bir sonuç Türkiye'den daha çok iki ülke, ABD ve İsviçre arasında sıkıntıya yol açacak!
Çünkü Çukurova Elektrik şirketinin büyük ortağı Rumeli Holding, şirket hisselerini bir İsviçre bankasına rehin ettirmişti! Bu rehinin kalkıp kalkmadığını kimse bilmiyor. İddia o ki, İsviçreli banka, Libananco'yu rehin hisseler için kullanıyor! İşin perde gerisi çok başka. O yüzden Libananco davası varlıklara el koyma konusunda ABD ile İsviçre'yi karşı karşıya getirecek. Sonuçta ABD ile İsviçre arasında özel bankacılık konusunda ciddi bir gerilim yaşanıyor. Tahkim ise işin tuzu biberi olur.
Açıkçası bugün Amerikan Şirketler Derneği'nin, yarın Türk Amerikan İşadamları Derneği'nin (TAİK) konuğu olacak olan James Jeffrey, olayın açıklanmasında da sizce, "kilit" isim değil mi?

Yayın tarihi: 22 Ocak 2009, Perşembe meliha okur

The Shark
22-01-2009, 14:54
Arkadaşlar, tahkimin aldığı ara kararla ile ilgili kimsenin bir bilgisi var mı acaba?..Anlaşıldığı kadarıyla söz konusu karar henüz açıklanmamış ancak; böyle bir karar aldık..diye birkaç satır da olsa ingilizce bir metin var mı kimsenin elinde? Tahkimin kararlarını inglizce olarak izleyen birkaç arkadaş vardı forumda da o yüzden soruyorum.
Bu arada üç kilit bakan ve Uzan'ın katıldığı toplantı herşeyi açıklıyor aslında..bence Uzan kazandı ve arar karar da avukatları tarafından kendisine iletildi. Uzan da eli güçlü bir şekilde son kez uzlaşma yönüne gitmek istedi ama Tayyip ve şürekası al sana 24 Milyar Dolar borç diye resmen olayı yokuşa sürmek istedi.
Farkındasınız değil mi hükümetin 24 bin adet küçük yatırımcıyla veya mağduriyetleriyle zerre kadar ilgisi yok. Yani bu konuda en ufak bir açıklama bile yapılmıyor yıllardır..Olay resmen s..tirin gidin ve ne haliniz varsa görün..şekline gelmiş durumda.. En son Güler Efendi taaa üç sene önce..Küçük yatırımcı merak etmesin, bu konuda bir çözüm hazırlığı yapıyoruz demişti ve hemen akabinde de..Pardon bu çözüm Uzan'a da yarıyormuş, o yüzden yapabileceğimiz birşey yok..diye de konu kapatılmıştı. Bi de farkında mısınız..nasıl başladılar köşe yazarları ufaktan ufaktan konuya değinmeye. Sen dur daha...tahkim bi açıklasın milyarlarca dolar tazminatı, sen o zaman gör ertesi sabahki döviz kurunu ve çalkalantıyı...İnşallah seçimden önce karar açıklanır da seçim meydanlarında bir de bu konuda hesap verir Hz.Tayyip Efendi...Ulan Allahından kork be..O 24 bin kişi içerisinde 5 senedir elde edemediği parasıyla, yatırımıyla ne hayaller yıkıldı kimbilir..Ne yuvalar yarım kaldı, ne eğitim hayalleri gerçekleşemedi..Tayyip Efendi her gece başını yastığa koyarak rahat uyumaya devam etsin daha. O daha çok oğlunun ve damadının yatırmlarıyla ilgilensin, aynen Unakıtan gibi. Alenen, açıkça ve milletin gözü önünde kendi ve yandaşlarının ceplerini doldurmaya devam etsinler ve bu koyun millet de uyumaya devam etsin.

guerra
22-01-2009, 15:17
22.01.2009 16:14:53 LİBANANCO DAVASINDA AVUKATLARININ GÖREVLERİNİ YAPARKEN HERHANGİ BİR GECİKME VE/VEYA İHMALLERİ OLMADI-BAKANLIK

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Libananco Holdings Co. Ltd.
tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde açılan dava ile ilgili
avukatlarının görevlerini yaparken herhangi bir gecikme ve/veya
ihmalleri olmadığını bildirdi.
Bakanlıktan konu ile ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
"Libananco Holdings Co. Ltd. tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde
açılan dava İle ilgili olarak ısrarla gerçeklere aykırı, yanlış ve
yanıltıcı haberler ve yorumlar yapılmakta, bu haber ve yorumlarda,
dayanaksız ve haksız iddialar ve suçlamalara yer verilmektedir.
Bakanlığımız tarafından 15 Kasım 2008 günü yapılan ve tüm yayın
kuruluşlarına gönderilen "Basın Açıklamasına rağmen bu durumun ısrarla
sürdürülmesindeki amaç ve niyet anlaşılamamakta ve üzüntü ile
karşılanmaktadır.
Yargılaması süren bir davada, Türkiye Cumhuriyeti, yargılama
kurallarına özenle uymaktadır. Haber ve yorumlarda da aynı özenin
gösterilmesi, yayın kuruluşlarının sorumluluğudur.
Bu davada Türkiye Cumhuriyeti'nİ savunan Freshfîelds Bruckhaus
Deringer LLP ile Coşar Avukatlık Büroları, görevlerini usul kuralları
ve Hakem Heyeti kararlan çerçevesinde özenle ve gününde yapmış ve
yapmaktadır.
Haber ve yorumların aksine, Türkiye Cumhuriyeti'nin ve/veya
avukatlarının görevlerini yaparken herhangi bir gecikme ve/veya
ihmalleri olmamıştır."

Foreks HaberMerkezi

Rodrigo Tello
22-01-2009, 19:19
Sesimi duyan varmı ? Verin artık geleceğimi :(

guerra
22-01-2009, 19:36
Yarın CNBC-E Yatırımcı kliniginde Ceas ve Kepez dosyası var...Herkez duygularını ve sormak istediklerini yazsın ltf..
Yatırımcı Kliniği: Yatırımcı soruyor, CNBC-e yanıtlıyor. Abdurrahman Yıldırım ve Berfu Güven her gün bir uzmanla sorulara yanıt veriyor.
Hafta içi 11:10... yk@cnbce.com

idma
22-01-2009, 19:43
Cementownia "Nowa Huta" S.A. v. Republic of Turkey
(ICSID Case No. ARB(AF)/06/2)
Prosedürle ilgili ayrıntıları gör) yakında olan devam etmenin durumu (Mahkeme, ön bir mesele olarak yargılama yetkisine itirazlarla uğraşması için prosedürle ilgili bir emir kararlaştırmasını çıkarır; Sonuç olarak erdemlerde faaliyet, 22 Ocak'ta asılır, 2009)

idma
23-01-2009, 06:45
ÇEAŞ ve KEPEZ, Uzan'a iade edilemeyecek

Olcay AYDİLEK/ ANKARA 22.01.2009

Cem Uzan, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla üç bakanla gerçekleştirdiği toplantıda, Türkiye'nin uluslar arası tahkimde süren Libananco davasını kaybedeceğini ileri sürdü. Uzan, ÇEAŞ ve KEPEZ'in iadesini istedi. Devletin, bu konuda tavrı net ve kesin: "ÇEAŞ ve KEPEZ'in iadesi söz konusu bile olamaz." Libananco'nun Dünya Bankası nezdinde açtığı tahkim davasında ise Türkiye 'yetkisizlik' itirazında bulundu. Yetkisizlik, Libananco'nun bu davayı açacak yetkiye ve koşullara sahip olmadığı anlamına geliyor. Yetkisizlik itirazının yıl sonuna kadar sonuçlanmasını bekleniyor.

The Shark
23-01-2009, 11:30
Bu sabah CNBC-e'deki programda ÇEAŞ konusuna 2 dk falan değinildi. Yeni birşey yok..Sermaye Piyasası hukuçusu olan zat, hükümetin 2003 te hata yaptığını ve şimdiye kadar küçük yatırımcının parasının çoktan ödenmesi gerektiğini söyledi. ÇEAŞ ve KEPEZ olaylarının diğer tüm kapanan tahtalardan daha farklı olduğunu ve hatta AKTAŞ'ın bile bu kategoriye sokulamayacağından bahsetti. Bu arada Libananco davasıyla ilgili olarak da...Davanın Türkiye aleyhine sonuçlanacağı şeklinde duyumlar alıyoruz. Türkiye IMF'ten 3-4 Milyar Dolar almak için yırtınırken Libanancoya 11 Milyar Dolar'ı nasıl odeyecek merak ediyorum..dedi. Ayrıca Libananco'nun davayı kazanmasının küçük yatırmcıyla herhangi bir ilgisi olmadığını...ancak; Güney Kıbrıs'a 11 Milyar Dolar veren hükümet, mağdur olan kendi vatandaşına da parasını verecektir diye tahmin ediyorum dedi. Üstelik bu konuda AİHM'den de ky lehine bir karar çıkması da muhtemel gözüküyor diye de ekledi.

Sonuç olarak bu platformda paylaştığımız bilgilerden daha fazla bir bilgi verilmedi. Tek hoşuma giden konu...Bu avukatın da Libananco'nun davayı kazanacağına dair nerdeyse emin bir şekilde konuşmuş olması..idi. Ancak aylardır kafamı kurcalayan konuya o da kısaca değindi..Yani Libananco'nun zaferinden Küçük Yatırımcı'ya ne? Eğer uzlaşma olmazsa Uzan parasını alıp çekilecek ve biz AİHM ile başbaşa kalacağız ya da hükümetin uygun göreceği 3 kuruş sadakaya muhattap olacağız. Lot başı 25.000 TL 'ler bence hayal...hatta hayal ötesi. Son olarak bir soru da ben sordum ve sorum ekranda da yayınlandı ama cevap verilmedi..Sorum şuydu. " Eğer Libananco davasını T.C kazanırsa küçük yatırımcıyı neler bekliyor.?

esmira
23-01-2009, 14:33
Libananco sadece 1.dava,daha çok dava açılmıştır veya bekliyor..sadece biz-yatırımıcı -değil,Ceas ,Kepez a borc veren kurumlar var,yabancı yatırım fonlar var...Fiyat konusunda -zaman ve vade önemli-bir açılsın tahta ..görürüz hepimiz..
Beni aslında meraklandıran konu-2003 2 .taksit temettü ödenecek diye mahkeme karar almış-hepimiz okuduk geçen aylarda-ödeme kim yapacak ,gelişme var mı bu konuda,hangi faiz den hesaplanacaktır?..
Bir de ..daha erken ama..merak ediyorum 2004,2005,2006,2007,2008 kullanıp da temettü nasıl verilecekler?veya nasıl mahsup edilecekler?

Genel anlamda ..tüm gazetelerin bu konu ile ilgili (Sabah,Vatan,Yığıt Bulut un yazılar,Referans vb)yazı yayınlamaları iyi bir işarettir.Sonuna yaklaşıyoruz.Avrupa kriterler diye birşey ..Rusya daki Yukos yatırımcısını üzmemişler yetkili makamlar..

metintezel
23-01-2009, 19:38
e.bakana ve b. bakana k.... boşalsam cezası ne kadar olabilir ,bilen arkadaşlar yazarsa çok memnun olurum.dalga geçmenin bir çizgisi vardır çoktan aşılmıştır bana göre...meyvevesini yeme zamanı geldi...sizce ne olmalı...bizden çiçek nafile...beklemesinler oy zannetmiyorum ,bol k....r bedava promosyon olarak almalarını temenli ediyorum...herkes şahidimizdir bizden günah gitti vebali omlarda kaldı ergenekon bile bahane....

metintezel
23-01-2009, 19:49
Libananco sadece 1.dava,daha çok dava açılmıştır veya bekliyor..sadece biz-yatırımıcı -değil,Ceas ,Kepez a borc veren kurumlar var,yabancı yatırım fonlar var...Fiyat konusunda -zaman ve vade önemli-bir açılsın tahta ..görürüz hepimiz..
Beni aslında meraklandıran konu-2003 2 .taksit temettü ödenecek diye mahkeme karar almış-hepimiz okuduk geçen aylarda-ödeme kim yapacak ,gelişme var mı bu konuda,hangi faiz den hesaplanacaktır?..
Bir de ..daha erken ama..merak ediyorum 2004,2005,2006,2007,2008 kullanıp da temettü nasıl verilecekler?veya nasıl mahsup edilecekler?

Genel anlamda ..tüm gazetelerin bu konu ile ilgili (Sabah,Vatan,Yığıt Bulut un yazılar,Referans vb)yazı yayınlamaları iyi bir işarettir.Sonuna yaklaşıyoruz.Avrupa kriterler diye birşey ..Rusya daki Yukos yatırımcısını üzmemişler yetkili makamlar..

orası rusiya hükümet hala orasını komünist bilir ...saygılar...

idma
25-01-2009, 17:34
Cem Uzan’da başbakan olacak. Oldukça ilginç. İddianın kaynağını ise Uzan’la ABD’ nin çiçeği burnundaki başkanı Barack Obama’nın sınıf arkadaşı olduğunu iddia ...
www.gazeteavrupa.com.tr/?main=yazi&yazar_id=13&yazi_id=1535 - 73k

idma
28-01-2009, 15:15
Batıklar yüzünden ilaçla uyuyabiliyor
TMSF Başkanı Ahmet Ertürk insonmia(uykusuzluk) hastalığına yakalandığını açıkladı.
FacebookDiggDel.icio.usredditMixxStumbleUponGoogle YahooÇarşamba, 28 Ocak 2009 11:38
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu(TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk, batık bankaların enkazı kaldırmak için yürütülen ihaleler, satışlar, el koyma faaliyetleri nedeniyle insonmia(uykusuzluk) hastalığına yakalandığını açıkladı.

Adem Demir / Newsweek

Esentepe’de, Toprakbank’a ait plazanın 12. katındaki sade ama şık döşenmiş odasında röportaj yapmak için gösterilen yere geçtiğimizde sehpanın üzerine bir dosya koyuyor Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk. Dosyada beş isim var. “Bu isimlerle ilgili sorular soracağımızı mı düşündünüz” deyince Ertürk, “Dersimi iyi çalıştım. Bunlarla ilgili mutlaka soru gelecektir” diyor. TMSF’de beş yılı geride bırakan ve önümüzdeki ocak ayında görevi sona erecek olan Ertürk, Adem Demir’in sorularını yanıtladı.

- Newsweek Türkiye: TMSF’de beş yılı geride bırakırken, sizi konu alan “Soygunu Gören Adam” isimli bir kitap piyasaya çıktı. Nasıl bir soygun gördünüz?

- Ertürk: Soygun, bazı temel aktörler tarafından iyi planlanmış, ince işlenmiş ve ortaklaşa gerçekleştirilen bir senaryoya dayanan organizasyonudur. Tabii bu senaryonun yürürlüğe konulacağı uygun bir ortam vardı. Seçilen aktörler, bu oyunu oynamaya elverişliydi. Aktörler banka sahibi yapılan kişilerdi. Bankaları üzerinden kendi şirketlerine para aktarmalarına izin verilmişti. Hatta bunlar teşvik bile edilmişti. Suç ortakları ise çeşitli dönemlerdeki politik şahsiyetlerdi. Soygun düzeni bu üçlü sacayağı üzerine kurulmuştu. Bir kısmı gizli kapaklı oldu ama önemli bir kısmı da toplumun gözü önünde cereyan etti. Ekonomik ve siyasi gündem suni olarak oluştuğu için bu soygun göz ardı edildi. Kimse “ne oluyor” diye bir alarm durumuna da geçmedi. Bunun bir kısmı bilgisizlikten ve öngörüsüzlükten; yani soygunun faturasının ne kadar yüksek olacağını tahmin edememekten oldu. Bir kısmı ise doğrudan belli menfaatler sağlamasından yaşandı.

- Hesaplı ve bilinçli mi yapıldı?

- Tesadüfen kötü adamlara denk gelindiği için yapılmış değil, aksine çok bilinçli bir projeydi. Temelinde soygun, bankalar üzerinde yapıldı. Öncelikle banka kurmak doğrudan kamu yönetiminin ve siyasetçilerin dahliyle, ancak, onların bizzat bu oyunda rol almasıyla gerçekleşebilir. İşin başında kötü niyetli bir bankacının dışındaki bazı tarafların rol almış olması gerekiyor. 1997’den 2003 yılına kadar fona 21 banka devredildi. Bunların hepsini bu çizdiğim çerçevenin içine koyamayız. Bunların içinde iyi niyetli olarak faaliyet gösterirken kriz yüzünden kötü günler geçiren ve siyasiler tarafından bu girdaba itilenler de olmuştur. Böyle üç, dört örnek var. Bunlarla anlaştık, işlerimizi bitirdik ve hesaplarımızı kapattık. Fakat diğerleri o planlı, bilinçli senaryonun bir parçasıdır.

- Görevdeki ilk dört yıl “soygun”, “hortum” ve “kamu malının iç edilmesi” gibi ifadeleri sık kullanıyordunuz ancak son dönemde bir söylem değişikliği var. Bunun sebepleri neler?

- Temel söylem, iddia ve tespitlerimiz değişmedi. Soygun senaryosunu teşhis ve teşhir etmek işimizin parçasıydı. Uzun süre toplumun cebinden ne kadar para çalındığını anlatmak istedik. Hatta rakam telaffuz ettik; 46 milyar dolar çalındığını, toplumun ne kadar bir maliyete katlanmak zorunda kaldığını anlattık. Toplum da belli ölçüde bilinçlendi. Bundan dolayı söylem değiştirmedim ama fazla konuşmamayı tercih ettim.

- Tahsil edilen 18.5 milyar dolara karşılık geri alınması gereken para 27,5 milyar dolar. Neticeye bakıldığında başarı skalasında hangi noktadasınız?

- 2008 sonunda tahsil edilen para 18.5 milyar dolar. 2004 yılında görevi devraldığımızda 1 milyar dolar tahsil edilirken sonraki yıllarda yaklaşık 16.5 milyar doları geri aldık. Tahsilâtın zorluğunu örnekle açıklayayım: Evinize hırsız giriyor ve tüm eşyalarınızı alıp kaçıyor. Emniyet, hırsızı bir sene sonra yakalıyor. Hırsız elinizde, suçu sabit ama paralarınızı harcamış, mücevherlerinizi satmış. Sadece sakladığı çok kıymetli eşyalar varsa bunu alabiliyorsunuz. İşi bu durumda devraldık. Hırsız hemen yakalansaydı belki götürdüklerinin büyük bölümü geri alınabilirdi. Ama geç yakalandığı için elde bir şey kalmamış. Hatta TMSF’nin etkin çalışması ve bunu mümkün kılan yasal düzenlemeler olmasaydı bugün 18.5 milyar dolardan bahsedemezdik.

- İşinizin en zor tarafı neydi, zorluk çıkartan patronlar kimlerdi?

- Yaptığımız işte karşıtlık ve çatışma var. Birinin şirketine el koymak; buna karar vermek, uygulamak ve karşı tarafla iletişime geçerek paylaşmak zor. Her aşamada sıkıntı yaşadık. Tek tek isim vermem doğru değil. En büyük sıkıntıyı 2004 yılında Uzan grubuyla yaşadık. Kamuoyunun çok fazla bilmediği kişisel ya da kurumsal iftiralara, karalamalara ve haksızlığa maruz kaldık.

- Sevindiğiniz gelişmeler olmadı mı?

- En büyük sevincimiz kamuya; açık, canlı ve naklen gerçekleştirdiğimiz ihalelerde kurumları iyi fiyatlara satmak oldu. Telsim, Star TV, ATV ve Sabah Gazetesi gibi kurumların satışı hem iyi fiyatla hem de sorunsuz gerçekleştirildi.

- El konan varlıkları pahalı satmanızdan ötürü tepki gösteren oldu mu?

- TMSF sorunlu şirketleri devralırken ve yönetirken çok başarılı oldu ve değerlerini hep yükseltti. Satış aşamasında da sahiplerinin bile beklemediği yüksek fiyatlar elde ettik. Normal şartlarda düşük fiyatla satıldığı eleştirilerine maruz kalma riskimiz varken, bu defa “TMSF ne kadar yüksek sattı” eleştirileriyle karşılaştık. TMSF’nin sattığı varlıkları alanlar, daha sonra, pahalı aldıkları düşüncesiyle “keşke almasaydık” gibi yakınmalarda bulunmuş olabilir. Benzer sitemlerle karşılaştık. Ama satış modellerimiz çok şeffaf; hiçbir ihaleyi, hiçbir mal satışını zorla yapamazsınız. Hiçbir işadamı hesabını iyi yapmadan milyar dolarlık bir malı alamaz.

- Zaman zaman uyumamaktan şikayete ediyordunuz, artık uyuyabiliyor musunuz?

- O dönemde iki mesai yapıyordum. Birincisi gündüz ofiste verdiğim uğraştı. İkincisi rüyalarımda aynı şeyleri görmekti. Bu psikologlar ve psikanalizlerin anlayıp yorumlayacağı ve çözüm bulacağı bir konu. Sadece benim başıma gelen bir durum da değil. Sıkıntılı işler yapan herkesin şikâyet edebileceği bir konu. Tıbbi destekle uykusuzluk sorununu aşmaya çalıştım ancak atlatamadım. Şimdi tıbbi destekle az uyuyorum fakat artık rüyalarımı ihaleler, satışlar, el koymalarla Halis Toprak ve Erol Aksoy işgal etmiyor.

- İlaç kullanma süreklilik arz etmeye mi başladı?

- Maalesef uzun süredir ilaçlarla uyuyabiliyorum. En büyük umudum görevim sona erdikten sonra eski huzurlu ve güvenli uykularımı yaşayabilmek.

- Küresel finansal kriz TMSF gibi yapıların önemini arttırdı mı?

- Küresel mali kriz tempomuzu yavaşlattı. Elimizdeki varlıkların satış değerini erozyona uğrattı. Bazı hukuksal engeller bu hedefi gerçekleştirmemize engel oldu. TMSF’nin süreklilik arz eden mevduat sigortacılığı fonksiyonu ise hep var olacak. Üstelik bu fonksiyon küresel ekonomik kriz nedeniyle daha da önem kazandı. Krize karşı açıklanan tedbir paketlerinin birçoğu ya mevduat sigortasının arttırılmasını ya da sınırsız hale getirilmesini içermiştir.

- Borç ödeme protokolü imzaladığı halde kriz yüzünden tekrar sıkıntıya girip taksitlerini ödeyemeyen iş adamları var mı? Bunlar için yeniden bir ödeme planı yapılacak mı?

- Kriz nedeniyle taksit ödemekte zorluk çeken birkaç grup var. Bunlar iyi niyetli ve borçlarını ödemek istiyor. Onlara tolerans gösteriyor, borçlarını yeniden vadelendiriyoruz. Dünyanın yakındığı ve hissettiği bir krizi görmezden gelme lüksümüz olamaz.

- “Türkiye’nin 40 milyar dolar kaybetme riski var” ikazı yapıyorsunuz. Nedir bu risk açıklar mısınız?

- Gerek TMSF’nin satışları gerekse ÇEAŞ ve KEPEZ operasyonu nedeniyle Uzan Grubu tarafından uluslararası tahkim kurullarında Türkiye aleyhine açılmış davalar var. Bunlar, çok garip ve enteresan hatta dünya hukuk literatürüne geçecek davalar. Bunların birkaç tanesi Telsim, üç tanesi ÇEAŞ ve KEPEZ ile ilgili. Davalar, özel tahkim müesseselerinde görülüyor. Tabiî ki bu davalar hem Enerji Bakanlığı, hem Maliye Bakanlığı hem de TSMF tarafından çok titiz bir şekilde takip ediliyor. Devletin tüm kurumlarının, bir kaybın olmaması için güçlü savunma yapmaları gerektiği için uyarıda bulunuyorum.

- Halis Toprak ile TMSF anlaşmazlığının boyutu nedir ki günlük gazetelere verilen ilanlarla olay kamuoyuna yansıtılıyor?

- Halis Toprak banka kaynaklarını, kendi şirketleri için kullanıp, faturasını Toprakbank’a dolayısıyla topluma kesen bir batık bankacı. Toprak’ın çok sayıda sanayi tesisi var. Bunlara el koymadan borçlarını ödeyebilmesi yolunu tercih ettik. Toprak başından beri borcuyla ilgili sıkıntılar yaşattı. Masaya ilk oturduğumuzda devletten alacaklı olduğunu iddia ediyordu. Böyle bir mantıksızlık ve hesapsızlıkla baş etmek çok zordu. Ona karşı bazen ikna etme bazen de zor kullanma yöntemini kullandık. İknanın işe yaramadığını görünce yasal yetkilerimizi kullandık. Bugünkü sıkıntının kaynağı da 130 milyon dolarlık alacağımız için; bunu tahsil etmek için Toprak’ın elindeki varlıkları satışa çıkardık. O da gazetelere tam sayfa ilanlar vererek savaş başlattı. İlanlarında sadece Halis Toprak, banka ismi ve TMSF doğru, diğer bütün bilgiler yanlış.

- “Keşke olmasaydı” dediğiniz hadiseler var mı?

- Çok var. En başta keşke bu bankaların içi boşaltılmasaydı ve bu süreci yaşamasaydık. Bazı bankaların yol açtığı zararları telafi etmek için protokoller imzaladık ve bunların bazıları bozuldu. Keşke bunlar olmasaydı. Erol Aksoy’la protokol imzaladık. Borçlarını ödeyeceği konusunda taahhütte bulundu. Ancak ödemedi. Şimdi keşke o varlıkları geri vermeseydik, diyorum. Çünkü söz konusu varlıkların değerini çok düşürdü.

- Önünüzdeki dosyada sıralanan isimler en çok uğraştığınız patronlar mı?

- En fazla mesai harcadığımız işadamları; birinci sırada Halis Toprak var. İkinci sırada Dinç Bilgin yer alıyor. Bilgin ile hemen hemen tüm işlerimizi bitirdik. Üçüncü sırada Çukurova grubu yer alıyor. Bu grupla büyük oranda anlaştık ve karşılıklı imza attık. Çukurova grubunun diğer alacakları için hukuki süreci tamamlamaya çalışıyoruz. Zeytinoğlu grubuyla, aslında sorunsuz gidiyorduk. Ancak bu kriz inşaat sektörünü olumsuz etkileyince Zeytinoğlu grubuyla daha yakından ilgilenmek durumunda kaldık. Erol Aksoy ise Halis Toprak’ın batılı versiyonu. Toprak “şark”, Aksoy ise “garp” kurnazı. Batıda genious (dahi) diye bir ifade var. Aksoy bunu yanlış algılamış ve “cinlik” yapıyor.

guerra
29-01-2009, 09:53
Uzan'ın yalısı elde kaldı

SERKAN NERGİS / İSTANBUL
Uzan'ların yalısı olarak ünlenen ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından el konulan Ahmet Afif Paşa Yalısı, yapılan ihaleye katılan olmayınca satılamadı. TMSF'nin Levent'teki binasında düzenlenen ihaleye hiç bir teklif gelmeyince ihale başka bir tarihe ertelendi. Cem Uzan'a aitken TMSF tarafından el konulan Ahmet Afif Paşa Yalısı, 40 milyon 100 bin TL muhammen bedelle satışa çıkarılmıştı. İştirakler ve Gayrimenkuller Daire Başkanı Nevzat Nazı, ismini açıklamadığı bir kişinin teminat bedeli olan 4 milyon 10 bin TL'yi bankaya yatırdığını ancak bugün herhangi bir teklifte bulunmadığını belirtti.

29.01.2009

jet lee
31-01-2009, 19:48
çözüm yaz aylarında Icsıd bittikten sonra,herkesin sabır ve duayala beklemesi lazım

omeniv
05-02-2009, 09:30
Kafam karıştı şimdi. ICSID mahkemesi ne zaman sonuçlanacak? Yazın mı, Ekim Kasım gibi mi?.. 2 yıldır ötlene ötlene buralara geldi. Zaten 2012'de kıyamet kopacak... :)

egemen2727
05-02-2009, 13:11
Haklısın dostum. Ben elimdeki üç lotu maliyetine razıyım, alıcı bile çıkmadı henüz. Bu işten ümidimizi kessek iyi olacak galiba. Sayısal loto oynayıp beklentiye girmek bundan daha iyi gibi :)

galipcan
05-02-2009, 19:00
sen kimsin? el altından hisse toplayanlardan mı? bir provakotör mü?

egemen2727
06-02-2009, 09:17
sen kimsin? el altından hisse toplayanlardan mı? bir provakotör mü?

Toplayıcı değil satıcıyım dostum. :yes:

The Shark
10-02-2009, 11:34
Uzan'lara 50 milyon dolar tazminat darbesi
10 Şubat 2009
DOĞAN HABER AJANSI
Çukurova Elektrik A.Ş.'nin (ÇEAŞ), Berke Barajı inşaatıyla ilgili Uzan Ailesi'nin ödem e yapmadığı gerekçesiyle haklarında 120 milyon dolarlık alacak davası açan İtalyan Fintecna Şirketi'ne 50 milyon dolar ödeme yapmasına karar verildi. Ancak Uzanlar'ın içinde bulunduğu durum nedeniyle İtalyan şirketin bu tazminatı alabilmesi zor görünüyor. İtalyan şirketin avukatı Hakan Çınar, "ÇEAŞ'tan alacağımızı talep edeceğiz. Alamazsak onun mallarına el koyan devletse ona başvuracağız" dedi.

Çukurova Elektrik A.Ş.'nin (ÇEAŞ), Berke Barajı'nın yapımı için 1991'de 670 milyon dolarlık ihale açtı. Uluslararası ihaleyi eski adı İtalstrade iken Fintecna olarak değiştirilen İtalyan şirketi kazandı. Barajın temeli 12 Ekim 1992'de atıldı ve inşaata başlandı. Sonradan ÇEAŞ'ın çoğunluk hisselerine sahip olan Uzan Ailesi'ne ait Rumeli Holding, 1994'te ödeme yapmayınca İtalyan şirketi, buna rağmen yatırımını durdurmadı. Bir ara 30 milyon dolar kadar alacaklı duruma geçen İtalyan şirketi, ÇEAŞ'ın ödeme yapmamakta direnmesi üzerine de daha fazla dayanamadı ve 28 Temmuz 1994'te ÇEAŞ'a sözleşmeyi son erdirme bildiriminde bulundu. Bu bildirimde, "Hiçbir işi bitirmeden bırakmayan firmamız, ilk kez böylesi ağır bir karara varmaktan başka seçeneği kalmamıştır" denildi. Berke Barajı'nın yapımını Uzan'lara ait Yapı ve Ticaret A.Ş. üstlendi.



KARŞILIKLI DAVALAR



İtalyan Fintecna Şirketi de uğradığı zarara karşılık ÇEAŞ hakkında Adana 1'nci Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 1997 yılında 120 milyon dolar alacak davası açtı. ÇEAŞ yöneticileri de, zarara uğradıkları gerekçesiyle aynı mahkemede yaklaşık 80 milyon dolarlık karşı alacak talebinde bulundu.



Yaklaşık 12 yıl süren dava sonuçlandı. Mahkeme, davayı kısmen kabul etti. Mahkemenin geçen ay verdiği kararda İtalyan şirketinin 50 milyon dolar ÇEAŞ'tan alacaklı olduğuna hükmedilirken, ÇEAŞ'ın bu şirketten alacağı bulunmadığı belirtildi.



İtalyan şirketin avukatı Hakan Çınar, kararın ellerine geçmesiyle birlikte, İtalyan şirket yetkililerinin değerlendirmesine göre temyize gidip gitmeyeceklerine karar vereceklerini söyledi. Avukat Çınar, tahsil işlemine de başlayacaklarını belirterek, "ÇEAŞ'ın mal varlığı tartışmalı. Santraller, barajların mülkiyeti ÇEAŞ'ın mı, devletin mi? Uzan'lar üzerindeki sözleşme feshedilince hukuki boşluk ortaya çıkmıştı. ÇEAŞ'tan alacağımızı talep edeceğiz. Alamazsak onun mallarına el koyan devletse ona başvuracağız. Sonunda bulabileceğimiz malı haciz edeceğiz" dedi.



Osmaniye'nin Düziçi İlçesi'nde, Ceyhan Nehri üzerinde yaptırılan Berke Barajı ve Hidroelektrik Santrali'nin (Berke HES) temeli 12 Ekim 1992'de atıldı. 1998'de bitmesi öngörülmüşken, 8 Eylül 2001'de su tutmaya, 4 Ocak 2002'den itibaren enerji üretimine başladı.



Yılda 1.7 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretim kapasiteli Berke HES Türkiye'nin hidroelektrik enerji üretimini yüzde 5 oranında artırdı. 427 milyon metreküp hacminde göl oluşturan, beton kemer tipindeki Berke Barajı, 201 metre gövde yüksekliğine sahip.



BİLİRKİŞİLERE RÜŞVET İDDİASI



ENERJİ ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca ÇEAŞ'a el konulmasının ardından Berke Barajı yapımında davalı olan Kemal Uzan ile İtalyan Şirketi'nin Adana 1'inci Asliye Ticaret Mahkemesi'ni kendi lehlerine sonuçlanması için bilirkişilere rüşvet verdikleri ortaya çıktı.



Kemal Uzan ile ÇEAŞ'ın eski Genel Müdür Yardımcısı ve barajın proje müdürü Mehmet Ertuğrul Kaçar hakkında 'rüşvet vermek' suçundan 12 yıla kadar, İstanbul Sular İdaresi'nden seçilen bilirkişi Hasan Cihan Yılmazsoy hakkında da 3 bin lira 'rüşvet almak' suçundan 10 yıla kadar hapis cezası istemiyle Adana 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.



Bu kez İtalyan şirketinin Türkiye'deki temsilcisi olduğunu iddia eden Nusret Gürbüz, ÇEAŞ Genel Müdürü Zafer Savrun, ÇEAŞ Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Dokgöz ile birlikte 11 Nisan 2003'de Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek, İtalyan Şirketin Genel Müdürü Giuseppe Rossi ile şirket yetkililerinden Giorgio Bognin'nin 200 bin dolar rüşvet karşılığında öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevat Erkek ile Prof. Dr. Necati Ağıralioğlu'na rapor hazırlattıkları yönünde ihbarda bulundu. Bu ihbar üzerine, Cumhuriyet Savcısı Mustafa Atalay, Adana 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde İtalyan işadamları ile 2 profesör ve rüşvete konu paraların transferini gerçekleştirdiği öne sürülen Cafer Sait Okray hakkında 'Rüşvete dayalı bilirkişi raporu tanzimi ve bu suça iştirak' suçundan dava açtı. Her iki dava da karar aşamasına geldi.



MALİYETTEKİ KARIŞIKLIK



ÇEAŞ, Berke Barajı ihalesini 670 milyon dolar üzerinden açmasına rağmen, şirket Uzan'lara geçtikten sonra maliyeti 900 milyon doların üzerinde açıklandı. Baraj için dış kredi veren Dünya Bankası ise, maliyeti 591.3 milyon dolar olarak ilan etmişti. Aradaki farkın, şişirilmiş taşeron firma faturaları ile fazladan kullanılan Uzan'ların kendi çimento fabrikalarının ürünlerinden kaynaklandığı, yaklaşık 470 milyon dolar örtülü kazanç sağlandığı, bu paranın ÇEAŞ kasasından grubun diğer şirketlerine aktarıldığı, ayrıca baraj için grubun bankalarından fahiş faizlerle kredi alındığı ileri sürülmüştü.



'Şişirilen' bu maliyet de ÇEAŞ hisse senedi bulunan küçük tasarrufçunun cebinden çıkmış oldu. Dünya Bankası da inşaat sırasında kredinin öngörülen inşaatta kullanılmadığı savıyla bir ara krediyi geri çekti.



Uzan Ailesi, varlıklarına devlet ve TMSF tarafından el konulduğunda Atatürk Barajı'nın beşte biri büyüklüğündeki Berke Barajı için DSİ'den Atatürk Barajı maliyetinin 5 katını istemişti. Atatürk Barajı 2.1 milyar dolara mal olurken, Uzan'lar Berke için 10 milyar dolar talep etti.



İmar Bankası'nın tasfiye kararı ile gündeme gelen bu talepte Uzan Grubu'nun off-shore'dan yüzde 120 faizle para kullanarak yaptığı barajın maliyetini büyük oranda şişirdiği de ortaya çıkmıştı.



Elektrik Mühendisleri Odası Adana Şubesi de barajın gecikmesinin 510 milyon dolarlık bir zarara yol açtığını ve bunun baraj maliyeti kadar olduğunu, ayrıca dünyada hidrolik santral maliyetleri 'KW maliyeti anahtar teslim' 750- 1000 dolarken, Berke'de 1800 dolara mal olduğu açıklanmış, nedenini sormuştu.



İTALYANLARIN YARIM BIRAKTIĞI İLK İŞ



Uzan Ailesi'ne ait Rumeli Holding'in ÇEAŞ'ı ele geçirmesinden sonra şirketin iç bünyesinde olduğu gibi yatırımlarında da 'niyeti tam anlaşılamayan gelişmeler' yaşanmaya başladı. 2 bin 500 işçi ile baraj inşaatını sürdüren Italstrade Şirketi sıkıntılara girdi.



Birkaç kez şirket yetkilileri dayanamayıp kamuoyuna açıklamalar yaptı ve ÇEAŞ yönetiminin tutumunu anlamakta zorluk çektikleri ifade edildi. Bu arada işçilerin bağlı bulunduğu Tes-İş Sendikası devreye girip, Uzan'ları ağır şekilde eleştiren açıklamalar yaparken, barajın geciktirildiği belirtildi. O dönemin Tes-İş 3 nolu Şube Başkanı Başkanı Veysel Kocakaplan yaptığı bir açıklamada, "Yapımcı firma yabancı, yaptıran Türk ama, bu gelişmeler karşısında ülkemizin menfaatlerini korumak üzere yabancı firmanın yanında yer alıyoruz" dedi. Kocakaplan o tarihlerde, barajın gecikmesinin yıllık 75 trilyonluk kar kaybına yol açtığına dikkat çekti, devlet yöneticilerini göreve çağırdı.



Bu arada, ÇEAŞ'ta Berke Barajı ile muhatap durumdaki yetkililer de bir bir değiştirilmeye başlandı. Yatırımını durdurmayan Italyan firma, bir ara 30 milyon dolar kadar alacaklı duruma geçti, ancak ÇEAŞ ödeme yapmamakta direndi. Italstrade daha fazla dayanamadı ve 28 Temmuz 1994'de ÇEAŞ'a sözleşmeyi son erdirme bildiriminde bulundu. Bu bildirimi yaparken "Hiçbir işi bitirmeden bırakmayan firmamız, ilk kez böylesi ağır bir karara varmaktan başka seçeneği kalmamıştır" denildi.



Uzan'ların uyguladığı strateji böylece başarıya ulaştı ve barajın yeni yapımcısı Yapı ve Ticaret A.Ş. oldu. Ancak 1994 yılının Temmuz ayından itibaren 52 ayda bitirilmesi ve 1998'de işletmeye açılması planlanan baraj inşaatı geciktikçe gecikti.



ÇEAŞ'IN SEYİR DEFTERİ



ÇUKUROVA Elektrik A.Ş. (ÇEAŞ) 1953'de 50 yıllık imtiyaz ile kuruldu. 1993'te Uzan'lar ÇEAŞ'ın önce kamuya ait yüzde 11.25'lik hissesini aldı, ardından borsadan yaptıkları alımlarla çoğunluk hisselerine sahip oldu.



1995'de Enerji Bakanlığı ve SPK, ilişkin olmadığı şirketlere sermaye aktardığı gerekçesi ile el koyup geniş bir inceleme başlattı. 1999'da o dönemin en çok ilgi gören hisse senetleri olmasına rağmen İMKB'deki tahtası kapatıldı.



2000 yılında şirkete bir kez daha el konulup inceleme başlatıldı. 2003'de el konulduğunda ise, imtiyaz sözleşmesi fesih edilip, şirketin bütün barajları ve varlıkları devlete geçti. Uzan'lar, bu işlemin haksız olduğunu öne sürerek çeşitli davalar açtı, ancak talepleri kabul edilmedi. SPK'nın ÇEAŞ aleyhine açtığı birçok dava ise zaman aşımına uğradı

jet lee
10-02-2009, 19:53
Danıştaydan onaylı ky'nın 2002 yılına ait 2. taksit temettüsü ödenemedi,bu para nereden nasıl ödenecek,gazteler haber olsun diye yazmışlar

fatmanur
12-02-2009, 15:17
Halis Toprak'tan, TMSF Başkanı Ertürk'le ilgili şok iddialar


Toprak Holding Yönetim Kurulu Başkanı Halis Toprak, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Ahmet Ertürk’ü, Kamu Görevlileri Etik Kurulu Başkanlığına şikayet etti.
Toprak Holding’den yapılan yazılı açıklamada, Halis Toprak’ın, Kamu Görevlileri Etik Kuruluna sunduğu dilekçede, Ahmet Ertürk hakkında gerekli inceleme ve soruşturmanın yapılarak, tutum ve davranışlarının etik bulunmaması halinde gerekli işlemin yapılmasını arz ve talep ettiği belirtildi.
Açıklamanın ekinde yer verilen şikayet dilekçesinde Toprak, Ertürk hakkında, "TMSF kaynaklarını savurgan bir biçimde kullandığı", "El koyduğu Uzan Grubuna ait teknede TMSF çalışanlarıyla parti düzenlediği", "Yönetimine el koyduğu şirketlere kendi yandaş ve tanıdıklarını yerleştirdiği", "TMSF’nin el koyduğu helikopter için aldıkları yazılı teklifi değerlendirmeyerek, ihaleye çıkardığı aracı aynı kişiye teklifinden daha düşük bedelle sattığı, yaptıkları şikayet üzerine alıcıdan aradaki farkı kanunsuz olarak tahsil ettiği", "İmarı tamamlanmamış arsalarını sattırarak, üçüncü kişilere haksız kazanç sağladığı ve kamuyu zarara uğrattığı", "Yaptığı açıklamalarda kendisi dahil önüne gelene, kamu görevlisinin ciddiyet ve vakarıyla bağdaştırılması mümkün olmayan hakaretler ettiği" iddialarında bulundu.

NOT:yarın CNBC-e de yatırımcı kliniğinde boryad ali bahcıvan konuşması var kapalı tahtalardan bahsedecek bol bol mail atalım canlı bağlantı var gündüz saat 10.00 10.30 saatlerinde

idma
12-02-2009, 21:41
Cementownia "Nowa Huta" S.A. v. Republic of Turkey
(ICSID Case No. ARB(AF)/06/2)
09 Şubat'ta, yanıt veren dosyaların olduğu 2009, yargılama yetkisinde bir anıttır
Europe Cement Investment and Trade S.A. v. Republic of Turkey
(ICSID Case No. ARB(AF)/07/2)
30 Ocak'ta, yanıt veren dosyaların olduğu 2009, yargılama yetkisinde bir anıttır.
yargılama yetkisiyle ilgili alınan kararlar sanırım.

Rodrigo Tello
12-02-2009, 22:36
Topunun cezasını verecek birileri elbet birgün çıkar. Bu ahlar boşa gitmez. Yeter abi allah canımı alsın bıktım. Paramızla rezil olduk. Çıksın artık bir karar. Olumlu veya olumsuz. Kefen parası olur inşallah.

d-a
13-02-2009, 18:13
ekonomik krize çözüm olarak vatandaşın bol bol harcama yapması lazım diyorlar
bizim mallara beleş el koy paramız pulumuz kalmasın şimdi de harcama yapın diye yalvarın
devlet harcasın artık ..bir insanda zerre kadar bile olsa da utanma duygusu olması şart .

metintezel
13-02-2009, 21:42
bu gün boryad başkanı cnbce tv programını izledim ve hayal kırıklığına uğradım tam satılmış sendikacı görüntüsü verdi .çeaş ve kepez sorularını teğet geçti tam bir politikacı gibi davrandi ve komşuluk bozulmasın dedi ...seçimlere yasayı çıkarsınlar diye rica edebildi.boryad neden üye bulamiyor diye düşünmüştüm daha önce şimdi anladım...boryad üyeleride bu vesile ile onlarda düşünsünler layt olmiyor arkadaşlar yoneticilerimizi eleştiremezsek bizler için onlar hiç birşey yapmazlar...bunu çoktan anlamış olmamız gerekır..

idma
15-02-2009, 16:55
Cem Uzan sonunda `HAVLU`yu attı
29 Mart`ta yapılacak yerel seçimler öncesinde Genç Parti yarıştan çekildi. YSK`ya müracaat eden Genç Parti 29 Mart Yerel seçimlerine katılmak istemediğini bildirdi.


• -GENÇ PARTİ DE YEREL SEÇİMLERE KATILMIYOR

SHP`den sonra Genç Parti`nin de, kendi istekleri doğrultusunda 29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere katılmaması YSK tarafından kesinleştirildi.


Genç Parti Genel Sekreteri Mehmet Ali Akgül tarafından Yüksek Seçim Kurulu`na (YSK) yapılan başvuru YSK tarafından kabul edildi ve Genç Parti`nin 29 Mart 2009 Pazar günü yapılacak yerel seçimlere katılmaması kararlaştırıldı.


YSK`nin Genç Parti`nin yerel seçimlere katılmaması ve bileşik oy pusulasından da bu partinin çıkarılmasına ilişkin kararı Resmi Gazete`nin bugünkü sayısında yayımladı.


Son durumu göre de, SHP`den sonra GP`nin de yerel seçimlere katılmaması sonucu bileşik oy pusulasından çıkarılmaları sonucu seçime katılacak parti sayısı 19`a indi.

metintezel
15-02-2009, 21:12
isabetli bir karar.yaşayalım görelim .bizler ve onlar beklemek zorunda bırakıldık.birleştiğimiz yer hak ve hukuık...

guerra
16-02-2009, 09:05
TMSF Uzanlar’ın parası icin Arap dedektif tuttu

TMSF, ilk yurtdışı tahsilatını Arap dedektif tutarak Uzanlar’dan yaptı. Arap dedektifler, 2 milyon dolar için eksik olan evrakı 2 yılık araştırmayla buldu.

BATIK banka patronlarının yurt dışındaki paralarını getirmek için büyük mücadele veren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), ilk yurtdışı tahsilatını Libya’dan yaptı. TMSF’nin, Uzan Grubu’na ait Libya Devleti’nden olan alacağını tahsil etmek için uyguladığı yöntemler ise ajan filmlerinin senaryolarını aratmıyor.

EVRAKLARI KAÇIRMIŞLAR

BATIK bankaların yurtdışındaki şirketlerini mercek altına alan TMSF, Uzan Grubu’na ait Yapı ve Ticaret şirketinin, Libya’dan 19 milyon dolarlık konut yapım işi aldığını tespit etti. Yapılan araştırmada, şirketin halen Libya’dan 2 milyon dolarlık alacağı olduğu saptandı. Ancak, şirketin Türkiye’deki merkezinde ve Libya’daki şubesinde, tahsilat yapılması için gerekli olan evrak bulunamadı. Yapılan araştırmada, şirket kasalarından, tahsilatı sağlayacak, iş sözleşmesi ve yapım harcamalarına ait evrakların kaçırıldığı belirlendi.

Tahsilat için Libya yetkilileriyle görüşen TMSF ‘evrak olmadan ödeme yapamayız’ yanıtını aldı. Bunun üzerine, Libya’da faaliyet gösteren, danışmanlık ve dedektiflik hizmeti veren bir şirket ile anlaşıldı. Arap dedektifler, 2 yıl süren araştırmanın sonucunda, kayıp tüm evrakı buldu. TMSF evrakların tamamlanmasının ardından, Libya devletine şirketin alacakları konusunda yeniden başvuruda bulundu. Evrakın tamamlandığını gören Libya yetkilileri ise paranın ödenmensini kabul etti.

1.2 MİLYON DOLAR GELDİ

ŞİRKETİN, Libya’dan 2 milyon dolarlık alacağı bulunuyor. Bu paranın 1.2 milyon doları Türkiye’ye getirilerek TMSF’nin hesaplarına aktarıldı. Geri kalan 800 bin dolar ile ilgili de işlemler devam ediyor. Ayrıca yapılan görüşmeler sonucunda, şirketin 3.3 milyon dolarlık teminat mektupları da Libya makamlarından alınarak, batık İmar Bankası’na teslim edildi. HÜSEYİN ÖZAY

Devamı geliyor!


İLK yurt dışı tahsilatını Libya’dan gerçekleştiren TMSF, batık banka patronlarının başta İsviçre’deki bankaları olmak üzere yurt dışına kaçırdıkları paraları yurda getirmek için çalışıyor. Bu çerçevede, bazı ülkelerdeki hukuk mücadelenin sonuçlanma aşamasına geldiği ve önümüzdeki günlerde yurt dışından da tahsilatlar yapılacağı bildirildi.

guerra
17-02-2009, 08:03
Bugunki REFERANS gazatesinde CEAS VE KEPEZ'in Olaganustu genel kurul toplantısına davet ilanı var..

11 mart 2009 carsamba gunu Movenpick otel premium Ballroom toplantı salonu. saat 10:00 ..4.levent

04/03/2009 aksamına kadar Kavacık Fatih Sultan Mehmet Caddesi Özbek sok.Leman Apartmanı n.6 Daire 1 Kavacık-Beykoz/Istanbul adresinde 11:00-16:00 saatlerinde
Nufus Cuzdan fotokopileri ve takas yazısı ile muracat etmeleri gerekmektedir..

guerra
17-02-2009, 16:39
Cem Uzan'da kanser şüphesi

Orhan YURTSEVER / SABAH Giriş Saati : 17.02.2009 17:23


Babası Kemal Uzan, amcaları Bahattin ve Yavuz Uzan ile kardeşleri Murat Hakan ve Ayşegül Uzan'ın(Akay) da aralarında bulundu 33 sanıkla birlikte İmar off-shore davasında yargılanan Cem Uzan'ın kanser hastalığına yakalanmış olabileceği ileri sürüldü. Cem Uzan'ın avukatı Şaylan Çığın, müvekkilinde kötü huylu tümör şüphesinin olduğunu belirterek yurtdışında muayene ve tedavi olabilmesi için hakkındaki yurtdışı yasağının kaldırılmasını istedi. Ancak mahkeme, Uzan'ın teşhis ve tedavisinin mutlak surette yurtdışında yapılması yönünde bir belge bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetti.

idma
17-02-2009, 19:28
İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, başka suçtan tutuklu Bahattin Uzan, Tacettin Pak ve Mustafa Akar ile tutuksuz 20 sanık katıldı. Cem Uzan ile Ayşegül Uzan`ın da aralarında bulunduğu davanın 7 tutuksuz sanığı ise duruşmaya gelmedi. Bu davanın tutuksuz sanıkları olan ancak başka dava kapsamında aranan Kemal, Yavuz ve Hakan Uzan da yakalanamadıkları için duruşmada hazır edilemedi.


Duruşmada şikayetleri dinlenilen mağdurlardan Hüseyin Sönmez, terör örgütü PKK`dan kaçmak ve 2 kızını güvenli bir ortamda büyütmek için malını, büyükbaş hayvanlarını satarak İstanbul`a geldiğini anlattı.


Zengin biri olmadığını belirten Sönmez, sattığı mallardan elde ettiği 53 bin TL`sini de güvenli olduğunu düşündüğü İmar Bankası`na yatırdığını kaydetti.


Okuma yazmasının bulunmadığını ve parasının off-shore hesaba yatırıldığını daha sonra öğrendiğini ifade eden Sönmez, bankaya el konulması nedeniyle parasını alamadığını anlattı.


``Şimdi çok fakiriz. 2 ekmek, bir tas çorba için Eyüp`e gidiyoruz`` diyen Sönmez, mahkemeye ve adalete güvendiğini, sanıklardan şikayetçi olduğunu söyledi.


Diğer mağdurlar Şemsettin Pullukçu, Gülizar Koç, Selahattin Budak ve Sadife Bozoğlu da off-shore hesaplara yatırdıkları paralarını alamadıklarını belirterek, sanıklardan şikayetçi oldu.


-UZAN`DA KANSER İHTİMALİ-


Duruşmada söz alan Cem Uzan`ın avukatı Şaylan Çığgın, müvekkili hakkındaki yurt dışına çıkış yasağının kaldırılmasını istediğini belirterek, buna ilişkin mahkemeye 4 sayfalık bir dilekçe sundu.


Avukat Çığgın, müvekkilinin son 2 yıldır yapılan kan testlerinde alfafeto protein değerlerinin normalin üzerinde çıktığını belirterek, bu durumun vücutta bir tümörün varlığına işaret ettiğini bildirdi.


Uzmanların bu değerin yüksek çıkmasının kötü huylu bir tümörü yani kanseri düşündürdüğünü bildirdiklerini anlatan Çığgın, ancak müvekkiline kesin tanı konulamadığını kaydetti.


Avukat Çığgın, müvekkilinin yurt dışında muayene ve tedavi olabilmesi için hakkındaki yasağın kaldırılmasını istediklerini kaydederek, TMSF`nin, dava dosyasına sunduğu bir dilekçeyle Cem Uzan`ın yurt dışına çıkmasında bir sakınca olmadığını bildirdiğini anlattı.


-TALEPLER REDDEDİLDİ-


Mahkeme heyeti, verilen aradan sonra sanıklar Cem Uzan, Mehmet Balık, Vasıf Soner Çokbilgin`in avukatlarının yurt dışına çıkış yasaklarının kaydırılması yönündeki taleplerini, sanıklar hakkındaki suçlamanın vasıf ve mahiyeti, esasa ilişkin delillerin henüz toplanmamış olması ve yargılamanın bulunduğu aşamayı göz önüne alarak reddetti.


Mahkeme heyeti, Cem Uzan ile ilgili mahkemeye sunulan tıbbi belgelerden tedavisinin mutlak suretle yurt dışında yapılması gerektiğine dair bir tespit ve değerlendirme bulunmadığını bildirdi.


Davanın sanıklarından Kemal Uzan, Yavuz Uzan, Hakan Uzan ve Yeşim Öztürk`ün başka davalarda haklarındaki yakalama emri uyarınca arandıklarını belirten mahkeme heyeti, bu kişiler hakkındaki suçlamanın vasıf ve mahiyeti, dosyadaki delil durumu, bu sanıkların firar etmiş olmalarını dikkate alarak bu dava kapsamında da haklarında yakalama emri çıkarılmasına karar verdi.


Duruşma, dosyadaki eksikliklerin giderilmesi amacıyla ertelendi.


-İDDİANAMEDEN-


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Kemal Uzan, Yavuz Uzan, Murat Hakan Uzan ve Cem Uzan`ın, ``suç işlemek için örgüt kurmak``, ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 9 ila 31`er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.


İddianamede, aynı kişilerin ``zimmet`` suçundan ayrıca 21`er yıldan az olmamak üzere hapisle cezalandırılması talep ediliyor.


Ayşegül Uzan`ın da aralarında bulunduğu 21 sanığın, ``suç işlemek için kurulan örgüte üye olmak``, ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 8 ile 28`er yıl arasında hapisle cezalandırılması talep edilen iddianamede, bu kişilerin de ``zimmet`` suçundan 21`er yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılmaları öngörülüyor.


İddianamede, diğer 8 sanığın da ``nitelikli dolandırıcılık`` ve ``devlete karşı dolandırıcılık`` suçlarından 7 ila 25`er yıl arasında hapis cezasına çarptırılması isteniyor.


aa


17 Şubat 2009, Salı

fatmanur
19-02-2009, 14:03
http://www.hisse.net/forum/picture.php?albumid=128&pictureid=483

fatmanur
19-02-2009, 23:05
http://www.hisse.net/forum/picture.php?albumid=127&pictureid=487

fatmanur
19-02-2009, 23:10
http://www.hisse.net/forum/picture.php?albumid=128&pictureid=485

fatmanur
20-02-2009, 12:19
http://www.hisse.net/forum/picture.php?albumid=130&pictureid=488 genel kurula katılan arkadaşlarımız olacakmı.

guerra
20-02-2009, 14:49
Ben katılacagım...

sugare
20-02-2009, 16:47
Yurtdisinda oldugum icin gidemeyecegim. Ama orada olan ve imkani olan herkesin katilmasinda fayda oldugunu dusunuyorum-

idma
20-02-2009, 17:11
Uzan'a Ergenekon sorgusu!
20 Şubat 2009 Cuma 17:23
Ergenekon Soruşturması dal budak saldıkça salıyor. Karamehmet'in ardından Cem Uzan da Öz tarafından sorgulandı.
Ergenekon soruşturması kapsamında Cem Uzan'ın da bilgisine başvuruldu.

Mehmet Emin Karamehmet'in sorgusundan bir gün sonra savcı Zekeriya Öz'ün Cem Uzan'ın ifadesini de aldığı ortaya çıktı.

Dün Levent Adliyesi'ne gelen Cem Uzan'ın hangi sıfatla sorgulandığı ya da bilgisine başvurulduğu konsunda bir açıklama yapılmadı.

CEM UZAN ERSÖZ'DEN DARBE İSTEMİŞTİ

Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında Uzan'ın eski Jandarma İstihbarat Daire Başkanı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz'le 2004 yılında bir görüşme yaptığı belirlenmişti. Uzan ve Ersöz arasındaki konuşma kayıtları da ortaya çıkmıştı:

Uzan: Burada bu adama vurabilecek hangi malzeme bizim elimize ulaşırsa bütün çıplaklığıyla paldır küldür yayınlanacak. Ben şunu çok açık söyleyeyim, kazansanız da kaybetseniz de Telsim'i alıverirler. Grubu yıkarlar, bir medyamız kalır.

Ersöz: Öyle bir şey söz konusu olamaz.

Uzan: Paşam paletleri bir çalıştırsanız aslında. Ben hiçbir şey bilmiyorsam DYP'nin İstanbul'unu biliyorum, ben sizinle parmağımı kesmeye iddiaya girerim bu rakam çıkmaz.

Ersöz: Bu genel seçimlerden sonra niye bir transfer konusu yapıp da bir grup oluşturmadınız Meclis'te?

Uzan: Mümkün olmadı ki.

Ersöz: Yani darbeler gelinceye kadar olan dönemde böyle bir milletvekili transfer edip de Türkiye Cumhuriyeti'nin yüz karası bir hadise belki ama

jet lee
23-02-2009, 22:22
bu resimlere baktıkça o kadar canım sıkılıyor ki

jet lee
23-02-2009, 22:30
Dyhol olayı bana bir kere daha gösterdi ki;
davayı kazansak bile tahsilat esnasında yepyeni vergi borçları çıkabilir
tahmin edilemeyecek muhasebe uygulamalarıyla kazanılanı ödememek için her türlü
engellemeyle karşılaşabiliriz;
onun için İCSİD davası bitmeden umarım iki taraf anlaşır
ama kazanılmış hakları korumak için vakti olan herkes lütfen genel kurula gelsin;
biz elimizden gelenin en iyisini yapalım

jet lee
23-02-2009, 22:32
bugün itibariyle sadece 2 kişi başvurmuş genel kurul için

guerra
24-02-2009, 14:42
bugün itibariyle sadece 2 kişi başvurmuş genel kurul için


Basvuru yerini tarif edebilen var mı? tskler

jet lee
24-02-2009, 20:32
kavacık merkezde fatih sultan mehmet caddesinde ,köprü yoluna giden yönde
sağ tarafta Özbek sokağın içinde,bir iki yere sorunca bulabilirsiniz

idma
24-02-2009, 20:57
Bu Habere Yorum YazBu Haberi Arkadaşına GönderBu Haberi YazdırHürriyet arşivinden 'Uzan'dıran yazılar 24 Şubat 2009 - 18:23:18Maliye'nin kesitiği rekor cezadan sonra, yazarları ile AK Parti'ye topyekün savaş açan Doğan Grubu gazetelerinin arşivinden öyle yazılar çıktı ki. Çok şaşıracaksınız. Maliye Bakanlığı, Doğan Yayın Holdin'ge, vergi kaçakçılığı suçundan rekor ceza kesti, grubun yazarları Erdoğan ve AK Parti'ye savaş açtı. Oysa aynı yazarlar en büyük rakipleri olan Uzan Grubu'na cezalar kesilirken, o zamanda görevde olan AK Parti Hükümeti'nin arkasında durmuş ve açıkça destek vermişlerdi.

Takvim Gazetesi yazarı Fikri Akyüz, daldığı arşivlerden çok ibretlik üç yazı ile çıktı. Akyüz bulduğu yazıları kaleme alan Doğan yazarlarının şu günlerdeki yazılarıyla da karşılaştırdı. Sonuç mu? Hem çok şaşıracaksınız hem de kafanızda birçoık soru işareti oluşacak.

Hürriyet'in baş yazarı Oktay Ekşi, Tufan Türenç ve Yalçın Doğan'ın, Uzan'a operasyon yapıldığı dönemlerde yani 2003 yılında yazdıkları yazılar ve 2009'un Şubat ayındaki yazılarınından can alıcı bölümü ibretle okyacaksınız...

Hürriyet arşivinden ibretlik üç yazı...

Aşağıda arşivden derlenmiş ibretlik yazıları aktarmadan önce "Uzan İmparatorluğu"ndan kısaca bahsedeyim:
Bu grubun neleri yoktu ki.. Star TV, Star gazetesi, çimento pazarının neredeyse yarısına yakınını oluşturan çimento fabrikaları, Telsim, İmar Bankası, Adabank gibi şirketler yanında Kepez Elektrik ve Çukurova Elektrik (ÇEAŞ) gibi iki dev elektrik üretim şirketi de bu gruptaydı.
İşte Uzan Grubu'nun tasfiyesi12 Haziran 2003 tarihinde Kepez ve ÇEAŞ'a el konulması ile başladı. Peki Kepez ve ÇEAŞ'a el konulduğunda Hürriyet nasıl bir genel yayın politikası izledi?
Ve aynı grubun, gruba kazık çakmış bazı yazarları nasıl bir tavır aldı?
Bunu çok merak ediyordum ama elimde herhangi bir arşiv dokümanı yoktu. Merak ettiğim için "Bu yazarların eski yazılarına nasıl ulaşırım?" diyerek araştırmaya koyuldum.
Hay araştırmaz olaydım; araştırmaz olaydım da bizim mesleğin nasıl bir utançla malul olduğunu bir kez daha görmemiş olaydım..
Şimdi lütfen arkanıza yaslanınız ve bu gazetenin 30 yıldır başyazarlığını yapan Oktay Ekşi ve aynı gazetenin neredeyse 15 yıldır yazı işleri müdürlüğünü yapan Tufan Türenç ile Yalçın Doğan'ın bu el koyma işlemi hakkında neler yazdıklarını ibretle okuyunuz. Şimdi sıralıyorum:

OKTAY EKŞİ.. Tarih 17 Haziran 2003: "Bu adama (Uzan'a) dikkat edin. Adam şirketleriyle vatanı karıştırıyor. Uzan ailesi para ödemeyi sevmez. Onlarla yaptığınız sözleşmede küçücük bir boşluk varsa onu kullanıp hakkınızın üstüne otururlar. Ama asıl mesele elbet bu değil... Amaç çok açık: Ben kanun kural tanımam. Benim üstüme kimse gelemez. İstersem devletin meşru kuvvetlerine de direnebilirim. Kafamı kızdırmasınlar, yapmayacağım şey yoktur, diyor. Böyle bir zihniyete (körtopal da olsa) 'bir hukuk devletinde' yaşadığı ve 'herkesin yasalar karşısında eşit olduğu' öğretilmezse, bu ihmalin bedelini hepimiz, üstelik çok ağır şekilde öderiz."

OKTAY EKŞİ.. Tarih 21 Şubat 2009: "Doğan Grubu'na 'Sizi de bazıları gibi mahvedeceğim' diyor. Ceza haksız ama haksızlığı ispat için yargıya gidince sonucu almak için en az üçdört sene beklenecek. Hayal mi görüyoruz, gerçekleri mi dile getiriyoruz, merak edenler geriye doğru yaşanmışları okuyup öğrensinler. Oradan ders alsınlar. O zaman anlarlar niçin 'Bu filmi ikinci defa görüyoruz' dediğimizi.."

TUFAN TÜRENÇ.. 16 Haziran 2003: "Doğrusunu söylemek gerekirse Uzanlar hakkında her siyasi parti böyle cesaretli bir karar alamaz. Bu operasyona Uzan Grubu dışında ciddi bir itiraz da yok. Keyfi fiyat uyguluyorlar, devlete yapmaları gereken ödemeleri aksatıyorlar. Uzan cephesinden bakarsak, onlar bu operasyonu ne yazık ki hukuka aykırı bir eşkıyalık olarak tanımlıyor. Daha durun neler neler olacak, neler.."

TUFAN TÜRENÇ.. Tarih 20 Şubat 2009: "Türkiye'nin en büyük yayın holdingisiniz. Size bağlı TV şirketinin yüzde 25 hissesini Almanya'nın önde gelen medya grubu Axel Springer'e 796.8 milyon liraya satıyorsunuz. Hükümetin görevlendirdiği vergi denetçisi bir şeyler bulmak talimatıyla incelemeler yapmak üzere geliyor. Türkiye'deki laik demokratik rejim hızla hukukun dışına, bilinmeyen mecralara doğru kayıyor. AKP iktidarında Uzanlar'ın ve daha birçoklarının başına gelenlerden sonra şimdi de Aydın Doğan'ı yok etmeye çalışmak hangi hukuka sığar?"

YALÇIN DOĞAN.. 17 Şubat 2003: "Uzanlar'a ait ÇEAŞ ile Kepez Elektrik'e el konması, son yıllardaki en önemli kararlardan biri.. AKP ise, bu kararı onaylıyor. Daha önce, tüm uyarılara rağmen, aynı cesareti bundan önceki hükümetler gösteremiyor. Türkiye'de önemli bir adım atılıyor. Konumu ve gücü ne olursa olsun, bundan böyle hiç kimse, yasalar karşısında kabadayılık yapma hakkına sahip değil. Kimseye imtiyaz yok. Kimseden korkmadan, yasaları uygulamak gerek. Hukuk devleti, yerine ancak böyle oturabilir."

YALÇIN DOĞAN.. 23 Şubat 2009: "Tayyip Erdoğan Doğan Grubu'na olmadık cezayı kesiyor. Bir değil, iki değil ceza üstüne ceza yağdırıyor. Hınç ve öfkeyle saldırıyor. Erdoğan bu ve benzeri sahnelerden dolayı saldırıyor." Evet, yukarıda sıraladığım "bu üçlü çok güçlü"! Şu hale bakınız.. Uzan, medyada ve pek çok alanda Doğan'a rakip olduğu için "Uzan haksız, Erdoğan haklı; çünkü bu cesareti sadece Erdoğan gösterdi.." diyeceksiniz.. Sıra devletin bir başka kurumu, Doğan'a vergi cezası kesince "Doğan haklı, Erdoğan haksız, çünkü Erdoğan ülkeyi Ortadoğu karanlığına götürüyor.." diyeceksiniz.. Hani "hukuk devleti"nde yasalar önünde herkes eşit sayılmalıydı?
İş Uzan'a gelince "Oh ne güzel oldu, yasalar uygulanmak zorundadır" diyeceksiniz..
Bu kez iş Doğan'a gelince, "Medya susturuluyor, laiklik tehlikede.." diyeceksiniz..

Uzan'ın medyası yok muydu?

Ya da bu memlekette 2003 yılında "bağımsız mahkemeler" vardı da şimdi "kadı sistemi" mi teessüs etti?! Doğan'a vergi cezası kesilince "Mahkemeler 4-5 yıl sürer.." diyenler, Uzan'ın şirketlerine el konulduğunda mahkemelerin 4-5 ayda sonuçlandığını mı zannediyordu?! Özetle, ben ne "enerji" ne de "vergi" uzmanıyım.. Belki, Uzan mahkum olup Doğan haklı çıkacak; belki de tersi olacak, bilmiyorum..
Ben "enerjisini" yalan dolan üzerine bina eden "algı"nın peşindeyim.. Ama neylersiniz ki "algı tarhı" üzerinden "algı ziyaı" diye bir kavram yok ki "algı cezası" da tahakkuk etmiş olsun! / haber7

Rodrigo Tello
25-02-2009, 16:20
Bu toplantının gayesi nedir ? Önceki toplantının bir reklamı vardı. amacı net olarak belirlenmişti. Neden bu toplantıda konuyla ilgili bir bilgi yok? Bilgisi olan ve bu toplantının getirisi hakkında öneri yapabilecek olan var mı?

guerra
25-02-2009, 17:31
Bu toplantının gayesi nedir ? Önceki toplantının bir reklamı vardı. amacı net olarak belirlenmişti. Neden bu toplantıda konuyla ilgili bir bilgi yok? Bilgisi olan ve bu toplantının getirisi hakkında öneri yapabilecek olan var mı?

123.sayfa'da Fatmanur gazete kupurunu koymus..oradan okuyabilirsin..:cool:

Rodrigo Tello
25-02-2009, 17:45
155.sayfa'da Fatmanur gazete kupurunu koymus..oradan okuyabilirsin..:cool:

155. sayfa ?

guerra
25-02-2009, 20:09
155. sayfa ?

123.sayfa 1471 nolu mesaj...

Rodrigo Tello
25-02-2009, 20:56
Atlamışım ben bu msajı. Teşekkürler ..

jet lee
25-02-2009, 22:51
bu toplantıda geçen defaya ek mddeler de var;
Libenanco yönrtime resmen girecek ve bunun yurtiçinde ve dışında mutlaka bir takım etkileri olacak ki,bunca yıl sonra buna kalkışıyorlar
tabiki bizi ilgilendiren KY'nın bundan ne gibi pozitiv bir fayda sağlayacağıdır,
öncelikle yapılması gereken yeterli bir Ky katılımı sağlayıp,(büyük ortak izin verirse)
bizlerden birinin yönetim kuruluna veya denetim kuruluna girmesini sağlamak

guerra
01-03-2009, 17:19
Iscid davası hakkında...

http://www.crowell.com/PracticeAreas/Page.aspx?id=57&cid=305

omeniv
01-03-2009, 18:33
Merhabalar,

Haberlerin tarihi eski? Ben mi yeni bir şey göremedim yoksa. Bilgi verebilir misiniz Sayın Querra?

omeniv
01-03-2009, 18:34
Sayın Guerra... Teşekkürler.

mercek
02-03-2009, 10:03
Iscid davası hakkında...

http://www.crowell.com/PracticeAreas/Page.aspx?id=57&cid=305

bu haberi bir türkçeye çevirirsek ne çıkacak içinden acaba hani bizde dil yok da.:grrr:

Gence
03-03-2009, 13:48
Tahkim mahkemesinin teşekkül ettirildiğine dair eski tarihli bilgi verilmektedir.

The Shark
05-03-2009, 07:40
MELİHA OKUR - SABAH - 5.Mart.2009

Uzan tahkimden çekildi mi?
Rumeli Holding'in kayıplarda olan patronu Kemal Uzan tarafından Polonya üzerinden açıldığı tahmin edilen tahkim davasında sürpriz gelişme oldu.
Davacı Kemal Uzan'ın davadan çekilmek istediği öğrenildi.
Bu gelişmeyle ilgili bilgi veren üst düzey bir kaynak, " Bir buçuk ay önce
Polonya tahkiminde davayı açanlar davadan çekildi. Biz, Türkiye olarak kesinlikle karşı çıktık. Hakem atanmasını istedik. Davadan kimsenin çekilmesini istemiyoruz," dedi.
Türkiye, 2005'ten bu yana üzerinde çalışılan ancak 2007'de görüşülmeye başlayan tahkim davalarını ince eleyip sık dokuyor.
İlgili bakanlıklar yapılan çalışmayla ilgili ser veriyor, sır vermiyor.
Çukurova Elektrik, Kepez, Telsim ve çimento şirketleriyle ilgili açılan ve BM ile Dünya Bankası'nda halen görüşülmeye devam eden 3 ayrı tahkim davası var.
Türkiye aleyhinde açılan davaların toplamı 40 milyar doları aşıyor.
Hatırlatalım.
Baba Kemal Uzan'ın, Polonya'da faaliyet gösteren "Novahuta" ile "Eurocement" adlı çimento şirketleri üzerinden açtığı tahkim 2007'den bu yana sürüyor.
Kulislerden yansıyan havaya bakılırsa, Polonya tahkiminin Mayıs 2009' da sonuçlanması bekleniyor.

Bu sürpriz gelişme Ankara'yı şaşırttı!
Elindeki kartları doğru kullanmak isteyen AK Parti Hükümeti, davalarda kritik bir sürece girildiği gerekçesiyle konu hakkında detaylı bilgi vermiyor.
Dünya Bankası ve BM nezdinde açılan tahkim davaları ile ilgili koordinasyonu yapan Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maliye ve Dışişleri Bakanlığı ile sık sık konuyu tartışıyor.
Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu ( TMSF) ise gelişmeleri "özel" olarak takip ediyor.
TMSF, uzun süredir Polonya'daki çimento fabrikalarının peşine düşmüş, adres sürekli değiştiği için el koyamamıştı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Çukurova ve Kepez Elektrik ile ilgili olarak Güney Rum Kesimi şirketi Libananco tarafından açılan ve 10.1 milyar dolar olan tahkim davası ile ilgili olarak iki gün önce savunma yaptı. Bu davanın Kasım 2009'da bitmesi bekleniyor.
Ayrıca Uzan tarafından açılan ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde süren davayı ise Dışişleri Bakanlığı yakından takip ediyor. Bu davada da sürprizlere hazırlıklı olun...

fatmanur
05-03-2009, 12:19
Sevgili dostlar, kapalı tahtalar ve amatör yatırımcı kavramına devam etmek ve “ucu kime dokunursa dokunsun” bugün konuyu daha derinden sorgulamaya açmak ve hukuk devletine inanan en azından inanmak isteyen biri olarak; anlamakta zorluk çektiğim, açık olmayan bazı noktaları, mağdur olan hisse sahipleri yüzlerce kapalı tahtası olup devlet tarafından hiç bir sey yapılmayan en iyi cözüm cözümsüzlüktür zaman asımına gidilmesi kazanılan hakları geri alınamamasıgibi gibi.

Soru 1: Demirbank’ın satışının iptali veya el koyma kararının iptali ile ilgili verilmiş bir yargı kararı var mı? Demirbank, TMSF’ye devredildikten sonra bankaya ne oldu? Fon bünyesinden satılan Demirbank mıydı yoksa diğer bankaların aktif-pasifleriyle harmanlanmış yeni bir banka mıydı? Tahtalar kapatıldığında elinde hisse kalanlar yeni banka üzerinde hak sahibi mi? Değillerse, onların bankası nerede? Demirbank, Fon bünyesinde tahtası kapatılmadan yaşatılıp daha sonra satılamaz mıydı? Garanti’nin ne kadar değerle satıldığını hep birlikte gördük, elinde Demirbank hisseleri olanların hisse başı değerleri acaba yaşatma ve satma yöntemi uygulansa bugün ne kadar olurdu?

Soru 2: Dünya devi olan Çukurova ve Kepez yok mu oldu? Bu şirketlere ortak olan binlerce insanımızın hakları nerede? Bu şirketler yeniden satılırsa elinde hisse kalanların durumu ne olacak?

Soru 3: Soruyu sormadan geçmişi hatırlayalım: Dinç Bilgin, Cavit Çağlar ile birlikte Etibank’ı 1997 yılında yaklaşık 156 milyon dolara satın aldı ve bir süre sonra Bilgin bankanın tek sahibi oldu. Aynı Etibank kamuoyunun bildiği kadarıyla 500 milyon dolar bir açık yüzünden BDDK tarafından TMSF’ye devredildi. Bilgin’in TMSF’ye devir olan diğer bankalara olan borçları da eklenince fatura 500 milyon doların çok üstüne çıktı. BDDK, bankaya el koymadan çok kısa bir süre önce, Dinç Bilgin, Park Grubu’nun sahibi Turgay Ciner’i Sabah Gazetesi’ne ortak etti. O günlerde bu operasyonun amacının Bilgin’in aldığı para ile el konmadan Etibank’ı kurtarmak olduğu yorumları yapıldı ama Etibank el konma işleminden kurtarılamadı. Banka TMSF bünyesine geçerken, Karamehmet harekete geçti ve Sabah, Ciner’in de içinde olduğu bir dinamik ile MTM adlı şirkete devredilmek istendi. Bu noktada BDDK devreye girdi ve bu işlem engellendi. Bu engelleme sonrası Bilgin, Sabah’ı kullanarak Etibank kaynaklı borçlarını ödemek için yeniden şirketinin başına geçti.

Bu noktada soralım: Bütün bunlar olurken Sabah ne sadece Bilgin’in ne Ciner’in ne de Karamehmet’indi. Sabah, halka açık ve halkın borsa yoluyla Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre ortak olduğu bir şirketti. O günlerde veya o günden bugüne yönetim hakkı olmayan yatırımcıların haklarını korumak için ne yapıldı? Tek çözüm, patronların düellosu içinde tahtaları kapatıp diğer sahipleri yok saymak mıydı? Neden başka bir çözüm düşünülmedi? Örnek: Star Medya Grubu için uygulanan yöntem (tahtaları kapatmadan) yani şirketi TMSF bünyesinde yaşatıp borca karşılık ihale ile TMSF payının satılması planı uygulanamaz mıydı? Bilgin’in bankaya el konmasından çok kısa bir süre önce şirketin bir kısmını satma işlemine neden göz yumuldu? Hadi yapıldı diyelim diğer borçlular için nerelere kadar uzanan eller, bu satışı neden iptal etmedi? Tahtaların kapanmasını neden engellemedi? Sonrasında ne oldu? Satıldı, geri alındı, yeniden satılıyor... Geldiğimiz noktada Sabah mağdurları için çözüm var mı?

Soru 4: Sabah’ı satın almak için bir konsorsiyum, 500 milyon dolarlık bir teklif verdi. Teklif sonrası BDDK (başında Engin Akçakoca vardı) bu talebe kamuoyundan takip ettiğim kadarıyla şu cevabı verdi: TMSF, konsorsiyum tarafından talip olunan şirket ile ilgili olarak hukuki ilişkisi sadece haciz alacaklısı şeklindedir. Bu noktada arada ne olduğunu gerçekten anlamadığım ve bilmediğim için soruyorum: Nasıl oldu da aynı TMSF sadece haciz alacaklısı olduğu Sabah’ı sattı, sonra geri aldı, şimdi yeniden satıyor? Madem satabiliyordu, neden bu işlem şirketin tahtası kapatılmadan Star’da olduğu gibi fon bünyesinde yaşatılarak yapılmadı. Neden devlerin savaşına amatörlerin yakıt olmasına izin verildi? Gelinen “noktayı” kim, nasıl açıklayacak?

Sonuç: Yukarıda çok küçük bir özetini yaptığım olaylar çözülmeden, üzerindeki perdeler kalkmadan bu ülkede hukuk devletinden, sermaye piyasasının halkın yararına işlemesinden kimse bahsedemez. Bu noktada her fırsatta AB diyenlere de seslenmek istiyorum: Size bir zarar gelmediği sürece bu tip hukuksuzlukların üzerine gitmezseniz, sizin AB anlayışınızın sadece kendinize yontmak olduğunu halk bir kez daha görmüş olur...

guerra
05-03-2009, 15:20
Cem Uzan'dan şok teklif!
"Vodafone kimseyi işten çıkarmasın, şirketi bana satsın"
05 Mart 2009 Perşembe, 16:10
600 çalışanı işten çıkaracağı belirtilen Vodafone önünde ana baba günü yaşanıyor.

Haberturk.com'un duyurduğu bu olaydan sonra Medyafaresi.com, Cem Uzan'a ulaştı.

TMSF tarafından el konulan Telsim'in sahibi Cem Uzan, Vodafone'a acil bir çağrı yapıyor.

"VODAFONE GİDECEK, TELSİM GELECEK"

Cem Uzan Medyafaresi'ne yaptığı açıklamada, Vodafone yönetiminin hiçkimseyi işten çıkarmaması çağrısında bulundu. Uzan, "Vodafone kimseyi işten atmasın. İşten çıkarmaları durdursun. Eğer Vodafone şirketi satmayı düşünürse hemen görüşmeye hazırım. Vodafone'u satın alarak, tekrar Telsim'e çevireceğiz."

BOSNA
05-03-2009, 18:52
Sayın :fatmanur

Yazılarınızı yakından (Çukurova ve Kepez ) takip ediyor ve haklılığınızı savunuyorum. Ancak elimizden de bir şey gelmiyor. Allahtan böyle bir yer varda arasıra önemli-önemsiz yazıları okuyarak biraz olsun teselli oluyoruz. Bu hükümetin demokrasi anlayışı bile yok ki ky lara el atsın !!!!!!

guerra
06-03-2009, 08:25
Biri milyar doların, diğeri 403 TL'nin peşinde
06.03.2009
Uzan ailesine ait olan iki şirket TMSF'nin operasyonundan sonra karşı karşıya geldi. Polonya’da faaliyet gösteren Europe Cement Investment and Trade S.A. (ECIT) Bartın Çimento'yla ortaklığını kanıtlamak için Türkiye'ye aleyhine Uluslararası Yatırım Uyuşmazlığı Çözüm Merkezi nezdinde 3.8 milyar dolar dava açtı. TMSF'de bulunan Bartın Çimento ise 403,5 YTL'lik dava gideri nedeniyle Polonya şirketine ihtiyati haciz konulmasını talep etti.


GAZETEPORT- Uzan operasyonunda el konulan Bartın Çimento A.Ş. ile merkezi Polonya’da bulunan uluslar arası bir şirket arasında yaşanan hukuk mücadelesi trajikomik hale geldi.

TMSF’nin Uzan şirketlerine el koymasının ardından hak talep ederek Türkiye'ye aleyhine Uluslararası Yatırım Uyuşmazlığı Çözüm Merkezi nezdinde 3.8 milyar dolar dava açan Europe Cement Investment and Trade S.A. (ECIT), hakkında Bartın Çimento A.Ş. 403.5 YTL'lik alacağına karşılık ihtiyati haciz talep etti. Polonya menşeli şirket olan ECIT'ten 403 YTL'lik vekalet ve yargılama gideri alacağı olan Bartın Çimento A.Ş. mahkemeye başvurarak şirketin bütün mal varlığına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını istedi.

BARTIN ÇİMENTO’NUN HİSSEDARI OLDUĞUNU İDDİA ETTİ
Europe Cement Investment and Trade S.A. (ECIT), hissedarı olduğu Bartın Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye, İmar Bankası soruşturması kapsamında alacağı olduğu iddiasıyla TMSF tarafından el koyduğunu ve şirketin mal varlığı ile hisselerini satışa çıkardığını belirterek mahkemeye başvurdu.

İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yönetimi TMSF'de olan Bartın Çimento A.Ş. hakkında menfi tespit davası açan ECIT, ortağı olduğu şirketin TMSF'ye herhangi bir şekilde borcu olmadığını tespit edilmesini ve hisse satışlarının tedbiren durdurulması gerektiğini ifade etti.

İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi, yaptığı yargılama sonucunda açılan davanın idari yargı görev alanında kaldığını gerekçe göstererek red kararı verdi. Mahkeme ayrıca 400 YTL avukatlık vekaleti ve 3.5 YTL'de yargılama giderinin ECIT şirketinden alınarak davalı tarafa verilmesine de hükmetti.

UZAN GRUBU İLE BAĞLANTISI ORTAYA ÇIKTI
Uzan soruşturması kapsamında iki ülke arasında yapılan resmi yazışmalarda Europe Cement Investment and Trade S.A.’nın (ECIT), Uzan grubu ile bağlantılı olduğu ortaya çıktı. Bu konuda Adalet Bakanlığı ile Polonya Adli makamları arasında bilgi alışverişinde bulunuldu. Polonya’da Uzan grubu ile bağlantılı olduğu ECIT’ın de aralarında bulunduğu birçok şirkettin olduğu tespit edildi.

ECIT’IN TÜM MAL VARLIĞINA HACİZ İSTEDİ
İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen karara rağmen 403.5 YTL'lik vekalet ve yargılama giderini bu güne kadar tahsil edemeyen Bartın Çimento A.Ş., mahkemeye başvurarak ihtiyati haciz talebinde bulundu.

Borçlu şirketin merkezinin yurt dışında olduğunu ve ilam alacaklarının tehlikede olduğunu belirten şirket, ECIT'ın tüm mal varlığı ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına ihtiyati haciz konulmasını talep etti

ÇEAŞ VE KEPEZ HİSSELERİNİ DEVRALMIŞTI
Uzanlara yönelik olarak yürütülen kara para soruşturması kapsamında Türkiye, Polonya'dan adli yardım talebinde bulunmuştu. Adli yardım talebinde, Çeaş ve Kepez'in de aralarında bulunduğu şirketlerin CHN ve Europe Cement Investment and Trade S.A (ECIT) tarafından, 2003 yılında Kemal Uzan'dan satın alınmış gibi gösterildiği öne sürülmüştü. Ayrıca, ECIT'ın bu hisseleri 2005 yılında Polonya'daki Uzanlara ait olduğu tespit edilen Polska Energetyka Holding S.A. ve Polski Cement Holding S.A. şirketlerine sattığının belirlendiğini da yazısında belirtmişti.

idma
06-03-2009, 15:53
Bakanlığımın en kabus günüydü"

Kaynak: haberturk / Tarih/Saat: 06 Mart 2009 Cuma, 12:34:06 / Link : www.haberturk.com


Enerji Bakanı Hilmi Güler 7 yıllık bakanlık hayatındaki en zor günü anlattı.

Elektrik ve doğalgaz fiyatlarında mayıs ayından itibaren indirim sözü veren Enerji Bakanı Hilmi Güler, “IMF elektrik fiyatlarında indirime karşı çıkabilir mi?" sorusuna “IMF bize karışamaz. Karışsa da dinlemeyiz” cevabını verdi

Her ne kadar 'biz tüm tedbirlerimizi almıştık zaten' dese de ekonomik kriz ile gelen daralma en çok onun işine yaradı. Yüzde 8-10'larda büyüyen elektrik tüketimi büyümek bir kenara ekimden bu yana yüzde 4-6 arasında geriliyor. Elektrikte arz güvenliğinden konuşurken bugün arz fazlası oluşmuş durumda.

2002 yılından bu yana koltuğunda oturan Bakan Güler bu dönem içinde oldukça sıkıntılı günler yaşadı. 2002-2007 döneminde elektriğe zam yapmadığı için eleştirilen ve sürekli IMF'nin ‘zam yap’ uyarıları ile karşı karşıya kalan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, 2008 yılındaki zamların ardından şimdi yine 'indirimlerle' popüler olma yolunda ilerliyor. Seçim sonrasına kalan IMF ile anlaşmada indirimlerin mesele edilip, edilmeyeceğini sorduğumuzda Bakan Güler, "Böyle bir şey söz konusu olamaz. Olsa bile zaten dinlemeyiz " cevabını veriyor.

Bakanlığı boyunca yaşadığı en kabus günü, ‘25 Ocak 2006’ diye tanımlayan Bakan Güler, o tarihte Ukrayna ve İran’dan gelen doğalgaz miktarının ciddi anlamda düştüğünü belirterek, “O sırada depo filan da yoktu. Çok zor bir gündü’ diye anlatıyor. İşte Bakan Güler’in Gazete Habertürk’ün sorularına verdiği yanıtlar:

- Kriz nedeniyle şu anda elektrik tüketiminde kriz var. Eğer bu daralma olmasaydı 2009’da elektrik arzında bir sıkıntı yaşayacak mıydık?

- Hayır, işini bilen bir ekip devrede. Bakın bir ay kadar önce Ukrayna’dan gelen gaz kesildiği için Avrupa’da birçok ülkede olağanüstü hal ilan edildi. Biz hiçbir sorun yaşamadan o dönemi atlattık. Bu dönemde kamunun elinde bulunan santrallerin verimliliğini artırdık. Yüzde 35’lerden yüzde 78’lere çıktı. Yani kriz çıkmasaydı da enerji arzında bir sorun yaşanmayacaktı.

- Herkes bu ay başında indirim bekledi? Elektrik ve doğalgazda indirim ne zaman gelecek?

- Gazda çeyrek dönemlerde fiyat belirleniyor. Elektrikte de iki ayda bir oluyor. Doların paritesi tabi önemli. Mayısta indirimli dönem olacak diye düşünüyorum.

IMF’NİN BORÇ, BİZİMKİ HİBE

- Peki uzun bir dönem elektriğe zam yapılmadı. Bu IMF’den de tepki aldı. Şimdi Türkiye IMF ile anlaşma noktasında. IMF indirimlere karşı çıkabilir mi?

- Biz o dönemde IMF’nin üç katı Türkiye’ye kaynak ortaya çıkardık. Onun verdiği borçtu bizim ise hibe. Elektriğin fiyatını artırmayarak 25 milyar dolarlık ekonomiye, sanayiciye, turizmciye, vatandaşımızın cebine katkımız oldu. Bizim yaptığımızı anlatamamak gibi bir durumumuz var. Sözü işe çeviriyoruz ama işi söze çeviremiyoruz. Üstelik artık fiyat otomatik bir sisteme bağlandı. IMF bize karışamaz, zaten karışmak istese de karıştırmayız.

- Kriz nedeniyle yatırımcıların finansman sıkıntısı içinde olduğu biliniyor. Yatırımların durumu nedir?

- Enerji sektörü kriz dinlenemiyor. Tabi zor durumda olanlar var ama Sabancı, Zorlu, Ciner Aksa, Konukoğlu, Doğuş gibi büyük şirketlerin yatırımları hızla devam ediyor. Bu kriz sonsuza kadar sürmeyecek. Şu anda Türkiye’nin olmadığı bir enerji denklemi kurulamıyor. Sadece Türkiye için değil, bölge ülkeleri için de burada yapılan yatırımlar önemli.

- İran’a açılan tahkim davasını kazandık. Libananco’nın ÇEAŞ ve Kepez nedeniyle Türkiye’ye açtığı davada durum nedir?

- Bazılarının dediği gibi Libananco davasında sorun yok. Olmadığı gibi Türkiye’nin elinde kozları var ve sonuç çok iyi olacak, göreceksiniz. Kaybetme diye bir şey söz konusu olamaz.

‘25 Ocak kabus gibiydi’

13 ilde yaşanan elektrik kesintisi, neredeyse her kış yaşanan doğalgaz krizleri Bakan Güler'in kabusu olmuştu. 'Yedi yıl içinde size en çok zorlayan kriz neydi?' sorumuza önce, "Biz işi bilen bir ekiple çalışıyoruz" diyerek kaçamak yanıt verdiyse de konuşmanın devamında, "25 Ocak 2006'da yaşanan krizi çok zordu. Doğalgaz depomuz da yoktu. Bakanlığım döneminde en korkulu günlerim o dönemde oldu" diyerek önce Ukrayna ardından İran'ın doğalgaz akışını azaltması ile yaşanan gergin günlere işaret ediyor.

10 milyon ampul değiştirip, 20 milyon ağaç dikmiş olduk

- 2008 yılı enerji verimliliği yılı ilan edildi. Peki kamu bu dönemde ne kadarlık bir tasarrufa imza attı?

- Bu sırada 10 milyonun üzerinde ampul değişti. Sadece ampul değişiminin bütçeye katkısı 40 milyon dolar oldu. Bu dönemde vatandaşımız bilinç kazandı. 100 vatlık ampul söküp yerine 20 vatlık ampul taktığınızda 2 yetişkin ağaç dikmiş kadar oluyorsunuz.Yüzde 80 verimlilik sağlanıyor. 10 milyon ampul değiştirmek demek 20 milyon ağaç dikmek anlamına geliyor. Bu tam uygulanırsa iki Keban Barajı karımız olacak. Bir Keban Barajı’nı altı yılda yapamazsınız ama bir ampulü 6 saniyede değiştirmek elimizde.

- Yenilenebilir enerji konusunda yeni bir taslak olduğunu biliyoruz. Güneş için 25 Euro olarak belirlenen teşvik 28 Euro’ya çıkmış. Rüzgârda olduğu gibi bir proje patlaması bekliyor musunuz?

- Taslak hazır ama son kararı Meclis verecek. Bu nedenle değişiklikler de olabilir. Ancak tahminim rüzgârdan daha büyük bir güneş enerjisi üretimine talep olacağı yönünde. Biz geldiğimizde 30 yatırımcı vardı, 3 bine çıktı, bundan sonra 3 milyona çıkaracağız.