PDA

View Full Version : müzakereler Türkiye'yi tam üyeliğe götürürmü



DENEYİM
03-10-2005, 20:01
çıkmaz sokak gibi gözüküyor........

Matematikçi
03-10-2005, 20:05
nnayır, nnolamaz, nnasla...

Kelebek
03-10-2005, 21:12
O kadar çok soru sorulabilir ki arkadaşlar.

-Türkiye'yi tam üyeliğe götürecek mi?
-Türkiye'yi nereye götürecek?
-AB'yi bir yere götürür mü?
-Götürürse, nereye götürür?
-Suya götürüp, susuz getirir mi?

Yalnız, bugün için bunların hepsi yanıtsızdır.

Ve inanın, bu yanıtları verebilmek herkes için zordur. Hele hele soğuk savaştan sonra yabancı araştırma merkezlerinin raporlarını okuyup okuyup jeopolitik ve jeostratejik açıdan eski ehemmiyetimiz kalmadı diye ahkam kesebilenlerin, bugün hala müneccimlik yapabildikleri yerde, bu sorulara yanıt bulmak gerçekten zordur.

Bana göre, kesin olan bir şey varsa, o da şudur: 21. yy. Dünya siyasi tarihinin nasıl şekilleneceği hususunda kilit noktası olma niteliği ayan beyan, cıscıbıldak ortaya çıkmıştır Türkiye-AB müzakere sürecinin.


Biz, vatana ve millete hayırlı olmasını temenni edelim ve işimize, gücümüze bakalım.

Yani, hani diyorum ki; günde 16 saat çalışıyorsak, neden 18 saat çalışmayı denemiyoruz, mesela. :tamam: :)

Saygılar.

DENEYİM
07-10-2005, 16:38
ab o kadar hızlı haraket adiyorki....
bunlarda bu kadar istek varken herşeyi yaptırırız diye düşünüyorlar....
Müzakere sürecinin gidişatının, reformların hızına bağlı olacağını belirten Olli Rehn, "tarama sürecinde hukukun üstünlüğü ve insan hakları konuları üzerinde duracağız" dedi ve şaryarını şöyle sıraladı:

*Ek Protokol bir an önce TBMM'den geçirilsin

*Limanların Rumlar'a açılması şart

*TCK'da hala sorun var. Biran önce düzenlemeye gidilsin

*Serbest dolaşım 2020'ye kadar ertelenebilir "dedi.

*Kopenhag Kriterlerini tam olarak yerine getirsin

*Vakıflar Yasa Tasarısı'nı biran önce yasalaştırın

*İfade özgürlüğü, dini özgürlükler, kadın hakları ve sendikal haklar konusunda eksiklikler giderilsir.
"Serbest dolaşım, 2020'ye kadar ertelenebilir"
bitmek bilmez istekler istekler....
hükümet ruhban okulunu açmak için kolları sıvadı bile..............
yazıklar olsun ....

aed
07-10-2005, 17:32
ab o kadar hızlı haraket adiyorki....
bunlarda bu kadar istek varken herşeyi yaptırırız diye düşünüyorlar....
Müzakere sürecinin gidişatının, reformların hızına bağlı olacağını belirten Olli Rehn, "tarama sürecinde hukukun üstünlüğü ve insan hakları konuları üzerinde duracağız" dedi ve şaryarını şöyle sıraladı:

*Ek Protokol bir an önce TBMM'den geçirilsin

*Limanların Rumlar'a açılması şart

*TCK'da hala sorun var. Biran önce düzenlemeye gidilsin

*Serbest dolaşım 2020'ye kadar ertelenebilir "dedi.

*Kopenhag Kriterlerini tam olarak yerine getirsin

*Vakıflar Yasa Tasarısı'nı biran önce yasalaştırın

*İfade özgürlüğü, dini özgürlükler, kadın hakları ve sendikal haklar konusunda eksiklikler giderilsir.
"Serbest dolaşım, 2020'ye kadar ertelenebilir"
bitmek bilmez istekler istekler....
hükümet ruhban okulunu açmak için kolları sıvadı bile..............
yazıklar olsun ....
Niye bütün bunlar sizi şaşırtıyor mu sn Deneyim? Benim aynen yapmalarını beklediğim tarzda hareket ediyor hükümet. Bunun tek sebebi var misyonlarını tamamlamak için AB balonuna ihtiyaçları var ve izin verilen yere kadar gitmekte tereddüt etmeyeceklerdir.

aed
09-10-2005, 12:56
Niye bütün bunlar sizi şaşırtıyor mu sn Deneyim? Benim aynen yapmalarını beklediğim tarzda hareket ediyor hükümet. Bunun tek sebebi var misyonlarını tamamlamak için AB balonuna ihtiyaçları var ve izin verilen yere kadar gitmekte tereddüt etmeyeceklerdir.
Bu yazı Melih Aşık tarafından yazılmış ve dünkü milliyet gazetesinde basılmıştır....
.................................................. .................................................. ..

Mustafaoli erken geldi...
"3 Ekim Lüksemburg Zaferi"mizi kutlamaya henüz doyamamıştık ki, bizim Mustafaoli, (AB'nin Genişlemeden Sorumlu Komiseri Olli Rehn) yapacağını yaptı... Ankara'ya gelir gelmez o malum isteği bir kez daha yineledi;
"Limanlarınızı ve havaalanlarını Rumlara açın!"
Sen Eskişehirspor'u tut! Avrupa'da seni herkes "fazla Türk!" bulsun... Bu yüzden Almanya Dışişleri Bakanı Joschka Fischer sana "Mustafa" adını versin... Sonra da kalk, bizden bunu iste! İşte bu olmadı Mustafaoli diyor, liman ve üslerimizi açarsak ardından nelerin geleceğini, Bilkent Üniversitesi'nden Doç. Hasan Ünal'a soruyoruz.-
Nelerin geleceği gün gibi aşikâr. İlk olarak Rumların Türkiye'de büyükelçilik açma talepleri gelecek. Kabul etmezsek tarama sürecini durdurmakla tehdit edecekler. Resti göremeyip de büyükelçiliklerini açarsak bu kez de, AB müktesebatına göre Kıbrıs'ta tek devlet vardır, diyecekler. Dış politikamızı AB üyeleri ile uyumlu hale getirme sözümüzü hatırlatarak önce KKTC'deki büyükelçimizi, ardından askerimizi çekmemizi isteyecekler. Ona da evet desek bu kez 20 - 30 milyar dolar tutan 'işgal' tazminatı gündeme gelecek. Bu arada Yunanistan da boş durmayacak, onlar da tıpkı Rumlar gibi görüşmeleri durdurma şantajını sürekli karşımıza çıkararak Ege'deki isteklerini kabul etmemizi isteyecek. Bu işin kurtuluşu yok. Çünkü önce 17 Aralık'ta, sonra da 3 Ekim'de bu yolu biz kendi ellerimizle açtık.- Peki, AKP bütün bunlara evet diyebilecek mi?
- Eli mahkûm... AB, AKP'nin tam üye olmak gibi bir niyetinin olmadığını... Tek derdinin AB'nin koruyucu şemsiyesi altında Türkiye'yi kendi kafalarına göre şekillendirmek olduğunu görüyor ve biliyor. AKP de, AB'nin bizi asla tam üye yapmayacağını... İki taraf arasında zımni bir anlaşma var; bu gerçekleri halktan gizleme karşılığında birbirlerini koruma, kollama... Bu anlaşmada AB'nin eli daha kuvvetli olduğu için her istediğini yaptıran taraf da o oluyor. Kısacası halka karşı büyük bir tiyatro oynanıyor. Bir dram....

OYAK'lamak...

Erdemir ihalesini OYAK'ın alması, ulusal kuruluşların yok pahasına yabancılara satılmasından bunalmış yurttaşları sevindirdi... Bu arada Tüpraş, Kuşadası Limanı, Galataport gibi ihalelerin Sami Ofer'e adeta bedavaya gitmesine ses çıkarmayan, üstelik öğretim üyesi etiketi taşıyan kimilerinin, Oyak'ın ihale almasına gösterdikleri tepki ibret vericiydi...
Bizim açmak istediğimiz parantez bir başka konuda...
AB'nin OYAK'a bakışıyla ilgili... (Sevgili Güngör Uras'ın dünkü yazısına ek sayılabilir.)
Avrupa Birliği, OYAK'tan rahatsızlığını ifadeye başlamıştır. Geçen yılın mart ayında Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Arie Oostlander tarafından hazırlanan Türkiye Raporu'nda, Ordu'nun rolüne geniş yer ayrılırken tartışma OYAK'a kadar uzatılmıştı. Bakın raporda OYAK'la ilgili ne deniyordu:
"AB... Hükümetin, savunma harcamalarını Parlamento kontrolüne alma çalışmalarını memnuniyetle karşılamakta, ancak hukukun üstünlüğü, demokrasi ve piyasa düzeni konularında AB değerleri ile tutarlı olmayan ve düşünce kuruluşları, işyerleri (OYAK), fonlar vb. etkinlik alanlarından oluşan (resmi ve gayri resmi) etkili ordu ağına dikkat çekmektedir."
Hayatımızın her alanına girecek olan AB, yakın gelecekte OYAK'ı da gündeme getirecektir...

soros74
09-10-2005, 13:02
çıkmaz sokak gibi gözüküyor........
Müzakereler, Türkiye'yi tam üyelik dışında her yere götürür, bir tek tam üyeliğe götürmez...

son_azrail
09-10-2005, 14:49
üyeliğe götürür ama biz red edebiliriz....

gemici
09-10-2005, 15:55
tam üyeliğe götürür.ama neyin tam üyeliği o zaman belli olur

greenback
09-10-2005, 17:18
sulu götürür,susuz getirir...

hexedemical
09-10-2005, 17:46
yabancı bir gazetecinin söylediği bir söz
" DOĞU'DA BİR NUMARALI DEVLETTİNİZ.BATIDA SON NUMARA OLMAYI TERCİH ETTİNİZ."

DENEYİM
17-10-2005, 10:08
Brüksel'den Ankara'ya ulaşan bilgiler, AB'nin Katılım Belgesi'nde, Fırat-Dicle nehirleri için kritik isteklerin ön plana çıktığını gösteriyor. İşte o kritik isteklerden biri...



Sabah gazetesi'nden Ceren Akdağ'ın haberine göre, Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye ilişkilerinin yol haritası niteliğindeki 'Katılım Ortaklığı Belgesi' 9 Kasım'da yayınlanacak. Brüksel'den Ankara'ya ulaşan bilgiler, Katılım Belgesi'nde, Fırat-Dicle nehirleri için kritik isteklerin ön plana çıktığını gösteriyor.

AB, geçen yıl yayımlanan 'Türkiye'nin AB'ye Üyeliğine Etki Raporu'nda da Fırat-Dicle havzalarına ortak olma isteğini vurgulamış, Ankara ise karşı çıkmıştı. AB'nin Katılım Ortaklığı Belgesi'nde tekrar gündeme getirmeye hazırlandığı Fırat-Dicle havzaları konusuna Ankara yine karşı çıkacak. AB'nin bu isteğine "Kıyıdaş ülkeler arasında çözüm" önerisi getirmiş ve 3. tarafların sulara müdahalesine karşı çıkmıştı. AB'nin, Fırat ve Dicle'yi iki ayrı havza olarak göstermesi de Ankara'yı rahatsız ediyor. Ankara, Fırat- Dicle'nin, tek havza olduğunu ve Şattül Arap adı ile birleştiğini ve Körfez'e döküldüğü tezini savunuyor. Ankara'nın "tek havza" yaklaşımı, sınır aşan sulara ilişkin daha fazla miktarda suyun komşu ülkelere bırakılması baskısına karşı bir koz olarak kullanılıyor. Türkiye ayrıca, önümüzdeki dönemde Ortadoğu'da petrolden daha değerli konuma gelecek olan suyun vanasını AB'ye vermeye yanaşmıyor. Diplomatik kaynaklar, "Bazı dönemlerde hem Türkiye hem de kıyıdaş ülkelerle sorun yaşanabilir" görüşünü dile getirdiler.

* Fırat nehrinin debisi 31.8 milyar m3 'dür.

* Dicle 1900 km uzunluğunda olup 47-50 milyar m3 arasında bir debiye sahiptir.

* Türkiye'de su kaynakları açısından kişi başına 4500 m3 yıllık su potansiyeli düşmekte. Bu oran Irak'ta 4400 m3, Lübnan'da 3000 m3.

* Türkiye bu kaynağın % 12 sini kullanmaktadır. Bu oran Lübnan'da %16, Suriye'de % 22, Ürdün'de % 41, Irak'ta % 43, Mısır'da % 97, İsrail'de ise % 115.
Bu haber

Hadramut
17-10-2005, 10:39
Bu nüfus ve coğrafyamızla bizi hazmedemeyeceklerini açıkça söylüyorlar zaten. İçerideki işbirlikçileri ile Ankara'nın batısını almak için uğraşacaklardır. Sonuç herkesin bulunduğu coğrafya için farklı sonuçlar doğuracaktır.
Ama hepimize kan, acı, gözyaşı yaşatacağı kesin gibi görünüyor. Her güç döneminde kurtarıcı çıkarmayı başaran ulus olma özelliğimizi koruma konusunuda test etmiş olacağız...

balaban
23-10-2005, 15:29
...

pride
23-10-2005, 15:49
agzımızla kus tutar, ermenı soykırımını tanır ve yanındada rumları tanırsak bizi belkiiii alırlar....

DENEYİM
07-11-2005, 20:48
AB’ye hayır, Türk Birliği'ne evet
06.11.2005 - 04:31 .
Aslında Türkiye’nin 1963 yılında başlayan AB aşkı 42 yıldır sürmektedir. Bugün de AB’yle müzakerelere başlamasını yönetim bir başarı olarak görmektedir. Halkın bazıları da "Biz AB’ye tam üye olarak girdik" diyerek bunun için sevinmekteler. Bazıları AB’yle "müzakerelere nihayet başladık, hayırlı olsun" diyorlar. Fakat bir kısmının da sevindiğine pek inanmıyorum. Üyelik değil de sadece müzakerelere başladığını bilmeyenler de var hâlâ… Bu hikayenin daha ne kadar uzayacağı belli değil… 1963… 17 Aralık… 3 Ekim… 28 Şubat… Veya 2014…
Peki niye seviniyorlar, neyi kazanacaklar ve neyi kaybedecekler?.. Zaman gazetesinin dış haberler sayfasında 6 Ekim 2005’te yayınlanan yazıyı aktarıyorum...
Katinka Bayrysch-CER (Avrupa Reform Merkezi) - İngiltere: “Müzakereler sürecek; ama bu süreç çok yavaş olacak. Bu sadece Kıbrıs, Yunanistan ya da Avusturyalılar yüzünden değil; Türkiye zor bir ülke olduğu için böyle olacak. Türkiye limanlarını açarsa, müzakerelerin kısa vadede kesilmesi gibi bir risk görmüyorum. Zaten Türkiye’nin limanlarını açması lazım. Türkiye müzakerelerin ne olduğunu anlamalı. Müzakere pazarlık değil, AB ne diyorsa yapılacak. ‘Aması yok’ denilmektedir. Yani AB’ye girmek istersen onların şartlarını ya kabul edeceksin, ya da kabul edeceksin, yoksa asla giremeyeceksin. İşte şart bu…"
Eğer Türkiye bunu da kabul ederse, Türkiye için bütün Türk insanının verdiği emek, geçmişteki büyük acılar, dökülen kanlar, gözyaşları, tarih, milli gelenek, kültür hiçbir şey ifade etmiyor mu acaba?.. Avrupa için değil, Türkiye için yapılmamış mıydı mı bu çabalar?..
Değerli okurlarım, “Aygazete"de yayınlanan yurttaşım Kazakistanlı Türk genci Nurgali Jusipbay’ın “Hello Turkey´ (mi) diyeceğiz?” yazısını, bir zamanlar Kazak halkının da çektiği acıları tarihten hatırlayarak okumanızı tavsiye ediyorum.
İşte Nurgali Jusipbay’ın yazısından kısa bir bölüm:
“Bir zamanlar Rus İmparatorluğu bize gözünü dikti. Binbir oyun oynadı ve oynattı. Bazen bizi Cungarlar´ın eliyle vurdu, bazen kendi insanımızı kendimize vurdurttu.
Onların dediklerini yapanlar Rusya´da ağırlandı. Onlara altın madalya verildi, para verildi, asker verildi, mevki verildi, şan verildi, şöhret verildi.
Rusların dediklerini yapmayan aydınlar öldürüldü, hapse atıldı, sürgüne gönderildi…
Rus baskısına silahla karşı çıkanlar, ´basmacılar ve geleceğin düşmanı´ olarak gösterilmeye çalışıldı. Bu ´basmacılar´, ´Rus İmparatorluğu´na boyun eğmeyiz, biz Müslüman ve Türk´üz´ diyenlerdi…
Sonunda Rusların kanunu geçerli oldu. Bizimkiler onların okulunda okumaya mecburdu… Bizimkiler onların dilini konuşmaya mecburdu… Bizimkiler onlar gibi olmaya çalıştı… Ve biz atalarımızı unuttuk ve gene onlar gibi ´Lenin bizim atamız ve önderimiz´ dedik…
Sonra herkes ´senin yolun, dinin ve birliğin sana; benim yolum, dinim ve birliğim bana´ dedi…
Dönüşü olmayan kayıplarımız var bizim…
Hasarları hâlâ tamir edilmeyen, belki de edilmeyecek, hercümerç olan yıkık-dökük, derbeder bozuntularımız var bizim…
Bilirsiniz imparatorluk ve SSCB döneminde resmi yazışma dili Rusçaydı.
Bu gidişle bir gün ´Merhaba Türkiye´nin yerine, ´Hello Turkey´ diyeceğimi düşündüğümde kahroluyorum…
Çünkü AB sevdası böyle söylenmesini isteyen beyinleri getirecek…
Büyük ihtimal o zaman bizimkilerin biri Türkiyeli birine ´Hello, how are you?´ diyecek. O da ´Thank you, I´m fine´ (mi) diyecek (yani).”
İşte bir zamanlar Türk Cumhuriyetleri böyle bir tuzağa düşmüştür ve geri istemiyorlar. Anlatabiliyor muyum, istemiyorlar…
Şimdi de kardeş Türkiye’ye can sesimizi duyuruyorum… Anlamak isteyen varsa eğer…

Gulzada Kali
http://www.aygazete.com/Anasayfa.php?8443

DENEYİM
07-11-2005, 20:48
AB’ye hayır, Türk Birliği'ne evet
06.11.2005 - 04:31 .
Aslında Türkiye’nin 1963 yılında başlayan AB aşkı 42 yıldır sürmektedir. Bugün de AB’yle müzakerelere başlamasını yönetim bir başarı olarak görmektedir. Halkın bazıları da "Biz AB’ye tam üye olarak girdik" diyerek bunun için sevinmekteler. Bazıları AB’yle "müzakerelere nihayet başladık, hayırlı olsun" diyorlar. Fakat bir kısmının da sevindiğine pek inanmıyorum. Üyelik değil de sadece müzakerelere başladığını bilmeyenler de var hâlâ… Bu hikayenin daha ne kadar uzayacağı belli değil… 1963… 17 Aralık… 3 Ekim… 28 Şubat… Veya 2014…
Peki niye seviniyorlar, neyi kazanacaklar ve neyi kaybedecekler?.. Zaman gazetesinin dış haberler sayfasında 6 Ekim 2005’te yayınlanan yazıyı aktarıyorum...
Katinka Bayrysch-CER (Avrupa Reform Merkezi) - İngiltere: “Müzakereler sürecek; ama bu süreç çok yavaş olacak. Bu sadece Kıbrıs, Yunanistan ya da Avusturyalılar yüzünden değil; Türkiye zor bir ülke olduğu için böyle olacak. Türkiye limanlarını açarsa, müzakerelerin kısa vadede kesilmesi gibi bir risk görmüyorum. Zaten Türkiye’nin limanlarını açması lazım. Türkiye müzakerelerin ne olduğunu anlamalı. Müzakere pazarlık değil, AB ne diyorsa yapılacak. ‘Aması yok’ denilmektedir. Yani AB’ye girmek istersen onların şartlarını ya kabul edeceksin, ya da kabul edeceksin, yoksa asla giremeyeceksin. İşte şart bu…"
Eğer Türkiye bunu da kabul ederse, Türkiye için bütün Türk insanının verdiği emek, geçmişteki büyük acılar, dökülen kanlar, gözyaşları, tarih, milli gelenek, kültür hiçbir şey ifade etmiyor mu acaba?.. Avrupa için değil, Türkiye için yapılmamış mıydı mı bu çabalar?..
Değerli okurlarım, “Aygazete"de yayınlanan yurttaşım Kazakistanlı Türk genci Nurgali Jusipbay’ın “Hello Turkey´ (mi) diyeceğiz?” yazısını, bir zamanlar Kazak halkının da çektiği acıları tarihten hatırlayarak okumanızı tavsiye ediyorum.
İşte Nurgali Jusipbay’ın yazısından kısa bir bölüm:
“Bir zamanlar Rus İmparatorluğu bize gözünü dikti. Binbir oyun oynadı ve oynattı. Bazen bizi Cungarlar´ın eliyle vurdu, bazen kendi insanımızı kendimize vurdurttu.
Onların dediklerini yapanlar Rusya´da ağırlandı. Onlara altın madalya verildi, para verildi, asker verildi, mevki verildi, şan verildi, şöhret verildi.
Rusların dediklerini yapmayan aydınlar öldürüldü, hapse atıldı, sürgüne gönderildi…
Rus baskısına silahla karşı çıkanlar, ´basmacılar ve geleceğin düşmanı´ olarak gösterilmeye çalışıldı. Bu ´basmacılar´, ´Rus İmparatorluğu´na boyun eğmeyiz, biz Müslüman ve Türk´üz´ diyenlerdi…
Sonunda Rusların kanunu geçerli oldu. Bizimkiler onların okulunda okumaya mecburdu… Bizimkiler onların dilini konuşmaya mecburdu… Bizimkiler onlar gibi olmaya çalıştı… Ve biz atalarımızı unuttuk ve gene onlar gibi ´Lenin bizim atamız ve önderimiz´ dedik…
Sonra herkes ´senin yolun, dinin ve birliğin sana; benim yolum, dinim ve birliğim bana´ dedi…
Dönüşü olmayan kayıplarımız var bizim…
Hasarları hâlâ tamir edilmeyen, belki de edilmeyecek, hercümerç olan yıkık-dökük, derbeder bozuntularımız var bizim…
Bilirsiniz imparatorluk ve SSCB döneminde resmi yazışma dili Rusçaydı.
Bu gidişle bir gün ´Merhaba Türkiye´nin yerine, ´Hello Turkey´ diyeceğimi düşündüğümde kahroluyorum…
Çünkü AB sevdası böyle söylenmesini isteyen beyinleri getirecek…
Büyük ihtimal o zaman bizimkilerin biri Türkiyeli birine ´Hello, how are you?´ diyecek. O da ´Thank you, I´m fine´ (mi) diyecek (yani).”
İşte bir zamanlar Türk Cumhuriyetleri böyle bir tuzağa düşmüştür ve geri istemiyorlar. Anlatabiliyor muyum, istemiyorlar…
Şimdi de kardeş Türkiye’ye can sesimizi duyuruyorum… Anlamak isteyen varsa eğer…

Gulzada Kali
http://www.aygazete.com/Anasayfa.php?8443

DENEYİM
07-11-2005, 20:59
Kıssadan Hisse

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
'Tarih'i 'tekerrür' diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi
Şair : Mehmet Akif Ersoy

HBICE
28-11-2005, 17:41
Ya geçin AB muaabbetini. ALdık müzakere tarihini. Şimdi geçtik pazarlıklara. Yıllar sürer. Üye oluruz. Komiser, konsey üyesi parlamenter göndeririz AB'ye merak etmeyin.

Mesele AB değil artık "çift turlu seçim"dir. Bir on yıl daha koalisyonlar ile zaman kaybedersek bugünleri mumla ararız.

HBICE
28-11-2005, 17:44
Bu arada müzakarede ne istiyorsam yapacaksın diye bir durum var denilibelir ama sen de kardeşim çalışacaksın etki raporu yapacaksın, isteyeceksin geçici ve daimi tedbirleri...

ATAK
28-11-2005, 18:19
avrupa birliği kevgir gibi mubarek her delikten bir baş çıkıp farklı birşey söylüyor
çoğunlukla birlik oldukları tek konu da Türkler heralde

TaNGo
07-11-2006, 21:59
4. Musluman olmayan azinliklarin mal varligi ve kadin haklarinda yeterli bir iylestirmenin olmadigindan bahsediyor.
Yahu kafamı taşlara vurasım geliyor.. :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:

Sinirimden çatlayacağım.. :mad:

"Müslüman olmayan azınlıklar" ne demek? Azınlık kim? :mad: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hangi iki kişi farklı muamele görüyor? Hepimiz aynı derecede sürünüyoruz.

Ayrıca Türkiye'de politik bir "kadın hakları" sorunu yoktur. Türk milletinin sosyolojik açıdan "kadın hakları" konusunda sorunu vardır.

UNYELI CONAN
08-11-2006, 07:12
Yahu kafamı taşlara vurasım geliyor.. :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:

Sinirimden çatlayacağım.. :mad:

"Müslüman olmayan azınlıklar" ne demek? Azınlık kim? :mad: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan hangi iki kişi farklı muamele görüyor? Hepimiz aynı derecede sürünüyoruz.

Ayrıca Türkiye'de politik bir "kadın hakları" sorunu yoktur. Türk milletinin sosyolojik açıdan "kadın hakları" konusunda sorunu vardır.

cok cok dogru yazmisin. Ama admalarin amaci üzm yemek degil bagciyi dövmek. Bu adamlarin niyeti ne ki egitimi Ab icin yeterli (!!!) görüyorlar ! bunlarin akli fikri kürt fasiszmini ve patrikhaneiy azdirmak baska birsey. degil
eski hayalleri gerceklestirmek yoksa bizim AB'ye haizr olmamiz filan umurlairnda degil. öyle olsa en basta egitim konusunda zayif rapor verirlerdi !

uyanalim artik !

gucluu
08-11-2006, 07:18
cok cok dogru yazmisin. Ama admalarin amaci üzm yemek degil bagciyi dövmek. Bu adamlarin niyeti ne ki egitimi Ab icin yeterli (!!!) görüyorlar ! bunlarin akli fikri kürt fasiszmini ve patrikhaneiy azdirmak baska birsey. degil
eski hayalleri gerceklestirmek yoksa bizim AB'ye haizr olmamiz filan umurlairnda degil. öyle olsa en basta egitim konusunda zayif rapor verirlerdi !

uyanalim artik !

Bugün gelen ve çok güzel kaleme alınmış bir emaili ben de buraya ekliyeyim. Hoş YSE topiğimidir bunun yeri bilmiyorum ama hepimizin özellikle böyle bir günde ilgisini çekeceğini düşünerek ekliyorum.


:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:

Bu nasıl ortak?

Sınıflar sardalya kasası gibi...
60'şar 70'şer kişi sığışıyor çocuklarımız.
Öğretmenlerimiz, ameleden az kazanıyor.
Bu şartlarda AB'ye girmemiz mümkün mü?
Değil.
Peki siz hiç, bugüne kadar Avrupa Birliği'nin bir defa olsun, "bu sorunu çöz, çözmezsen olmaz" dediğini duydunuz mu?
Ben duymadım.
Ama eğitimle ilgili ne duyuyoruz hep?
"Ruhban Okulu'nu aç."

Sabahın 4'ünde giriyoruz hastane kuyruğuna... Kalp ameliyatına bile 6 ay sonraya gün veriliyor...
Temel insan hakkımız yok yani!
"Al şu fonları, hastane aç" diyor mu?
Demiyor... Ne diyor?
"Limanları aç."



Bayramda 104 kişi daha öldü. Her yıl küçük bir Avrupa kenti kadar insanımız yollarda heba oluyor.
"Yollarını düzelt" demesi gerekmez mi?
Gerekir... Ama o ne diyor?
"Ermenistan'a yol aç."




Resmi olarak 2.5 milyon, gayriresmi olarak 10 milyon işsiz var Türkiye'de.
Fas'ın Tunus'un Cezayir'in işsizini alıyor.
Bize duvar.
Bi tek kimi alıyor bizden?
PKK'lıyı.
İşçi suçlu. Terörist mağdur.




Bölücü posteri taşıyana "dokunma" diyor.
Atatürk posteri asana "indir onu" diyor.





AB üyesi İngiltere, kendi genelkurmay başkanına göre bile, "elalemin ülkesinde işgalci."
Çıt çıkmıyor.
Bizim asker, "kendi toprakları üzerinde" uçak uçuruyor... Şiddetli itiraz.
Kınama.

El ele verip, Çanakkale'den Antep'e, İzmir'den Urfa'ya, katlettikleri
Türk'ün haddi hesabı yok.
"Soykırımcısın" diyor.
"Değilim" demek yasak üstelik.




Kendi ülkesinin şartlarına göre kanun çıkarmakla yükümlü olan Meclis, "tercüme bürosu"na döndü... Trafik suçu bile işlenmeyen ülkelerin kanunları bire bir Türkçe'ye çevriliyor.
Sonra ne oluyor?
İt, uğursuz kol geziyor.
Namuslu vatandaş korku içinde.




Farz edelim, Akmerkez'e gittiniz.
Üstünüz aranıyor mu?
Aranıyor... Çocukların bile aranıyor.
Ama polis, şüphelendiği bir kişinin üstünü arayabiliyor mu?
Arayamıyor.
Neden?
Çünkü artık, hakim kararı gerekiyor.
Akmerkez'deki güvenlik görevlisinin hakim kararına ihtiyacı yok...
Devletin polisinin hakim kararına ihtiyacı var.
Buna "AB'ye uyum" deniyor.




Tatile gideceksiniz...
Mesela, Belçika'ya.
Vize vermek için, tapu istiyor, banka cüzdanı istiyor, gidiş-dönüş uçak bileti istiyor, kalacağın otelin rezervasyonunu istiyor, şimdi yeni moda çıktı, kulaklarını gösteren fotoğraf istiyor.
Ama Fehriye orada.




Hâlâ bir terslik yok mu burada?
28 Ekim 2006,

TaNGo
08-11-2006, 07:53
cok cok dogru yazmisin. Ama admalarin amaci üzm yemek degil bagciyi dövmek. Bu adamlarin niyeti ne ki egitimi Ab icin yeterli (!!!) görüyorlar ! bunlarin akli fikri kürt fasiszmini ve patrikhaneiy azdirmak baska birsey. degil
eski hayalleri gerceklestirmek yoksa bizim AB'ye haizr olmamiz filan umurlairnda degil. öyle olsa en basta egitim konusunda zayif rapor verirlerdi !

uyanalim artik !
Her ülkenin konjonktürü farklı işte, bunu onlar da çok iyi biliyor. O yüzden Yunanistan'a bayılmıyorlar mı AB'yi farklılaştırıyor kültürüyle diye?

Eminim Romanya ve Bulgaristan'da da eğitim süperdir bizde süper (!) olduğu kadar..

70 milyon eğitimsiz nüfus.. İstanbul'da minibüse, otobüse bindiğiniz zaman bir araba dolusu MUTSUZ insan.. Kime mikrofon uzatsanız "OF, POF" sesleri.. Vallahi daha yazarken daraldım..


Bugün gelen ve çok güzel kaleme alınmış bir emaili ben de buraya ekliyeyim. Hoş YSE topiğimidir bunun yeri bilmiyorum ama hepimizin özellikle böyle bir günde ilgisini çekeceğini düşünerek ekliyorum.
Çok güzel bir yazı, paylaştığınız için teşekkürler. (Yazı Yılmaz Özdil'e aitmiş)

ÇifteAjan
08-11-2006, 11:44
.........
.........
:vurkafa: :vurkafa: :vurkafa: :vurkafa:

Bu nasıl ortak?

Sınıflar sardalya kasası gibi...
........

Sabahın 4'ünde giriyoruz hastane kuyruğuna... Kalp ameliyatına bile 6 ay sonraya gün veriliyor...
::::::::::::::::::::::::
::::::::::::::::::::::::
Bayramda 104 kişi daha öldü. Her yıl küçük bir Avrupa kenti kadar insanımız yollarda heba oluyor.
::::::::::::::::::::::::
::::::::::::::::::::::::
28 Ekim 2006,

Adamlar iyi olmayan taraflarimizi görmüyorlar cünkü bu konulara yardim etmeleri gerekiyor ve o yüzden görmezlikten geliyorlar.
Zamaninda ve de halen yunanistana yollari icin dünya para verdiler/veriyorlar. Hemde öyle yolsuzluklar olmustu ve bazi yollari ve köprüleri daha kullanilmadan göcmüstü.
Cifte standart diyorum baska bir sey degil. Ama bize mecburlar ve insallah Basbakan direnir ve isteklerini yerine getirmez.

UNYELI CONAN
08-11-2006, 11:51
Zamaninda ve de halen yunanistana yollari icin dünya para verdiler/veriyorlar. Hemde öyle yolsuzluklar olmustu ve bazi yollari ve köprüleri daha kullanilmadan göcmüstü. Cifte standart diyorum baska bir sey degil. Ama bize mecburlar ve insallah Basbakan direnir ve isteklerini yerine getirmez.

hahhhaaahhhaaa

aB üyesi .. hhhahhhhahaaa ..

peki bizde Veli göcerdi onlarda kimdi ? Velizelos Göcer mi Haahahhahahhah

ÇifteAjan
08-11-2006, 11:57
Ha birde su var.

Ben 27 seneden beri Almanyada yasiyorum ve Alman vatandasi oldum (olmaz olaydim :mad: ). Neyse konu bu degil.
10 sendir Alman vatandasiyim fakat isyerimdeki is arkadaslarim (!) bunu bildikleri halde beni kesinlikle bir Alman olarak görmüyorlar ve de görmeyeceklerdir. Ne zaman Türkiyede kötü bir sey olsa "bak seninkiler..." nerede bir yerde Türkün adi gecse yine "bak seninkiler..." diyorlar. Sanki AB ülkelerinde benzer olaylar olmuyormus gibi :hayır:
Yani demek istedigim, Türkiye AB girse bile hic bir zaman Avrupali olarak GÖ RÜL ME YE CEK TIR. En azindan ben bunu yasayamayacagim. Belki 50-60 sene sonra torunlarimiz buralari Türklestirince. :gulen:

BONO
08-11-2006, 12:15
Ha birde su var.

Ben 27 seneden beri Almanyada yasiyorum ve Alman vatandasi oldum (olmaz olaydim :mad: ). Neyse konu bu degil.
10 sendir Alman vatandasiyim fakat isyerimdeki is arkadaslarim (!) bunu bildikleri halde beni kesinlikle bir Alman olarak görmüyorlar ve de görmeyeceklerdir. Ne zaman Türkiyede kötü bir sey olsa "bak seninkiler..." nerede bir yerde Türkün adi gecse yine "bak seninkiler..." diyorlar. Sanki AB ülkelerinde benzer olaylar olmuyormus gibi :hayır:
Yani demek istedigim, Türkiye AB girse bile hic bir zaman Avrupali olarak GÖ RÜL ME YE CEK TIR. En azindan ben bunu yasayamayacagim. Belki 50-60 sene sonra torunlarimiz buralari Türklestirince. :gulen:


Bu hızla giderse bizim Türkler , 50 -60 seneye gerek kalmaz hiç :D
Bize AB yolunda getirilen tüm dayatmalar bize karşı beslenen antipatinin bir sonucu sadece. Bunu yapanlar ise muhafazakar Avrupalılar. Biz ise muhafazakar AKP önderliğinde liberal avrupalılardan anlayış ve destek bekliyoruz. İşte böyle garip bir çelişki yumağının içindeyiz.

Almanyada yaşamış biri olarak ise, oradaki Türk gettolarını ve
oluşturulan manzarayı gördükten sonra önyargıları kısmen anlayabiliyorum.
Kendimizi çok daha çağdaş bir çizgide tanıtmalıydık.
Umarım bu ve bundan sonraki nesiller Türkiyeyi çok daha güzel bir şekilde temsil eder... :tamam:

nur-u_cihan
08-11-2006, 12:48
Dünya Türkiye'nin mezarını kazmanın derdinde sırf kendi vatandaşlarının huzuru için (başta ABD ve diğer gelişmiş dünya cerdermeleri), diğer tafaftan da bakıyorsun Türkiye' de de vatandaş birbirinin kuyusunu kazmak için can atıyo, hani biz diyoruz ya avupada türklere ayrım yapılıyo, haksızlık yapılıyo diye aslında aynı haksızlıklar kendi ülkemizde de kendi vatandaşlarımıza yapılıyo...güçlü her zaman haklı, aslında haklı olan her zaman güçlü olması gerekirken dünyada ve ülkemizde bu böyle...Avrupa'nın Türkiye'yi kendi içine almıyacağı apaçık belli zaten...bir zamanlar haçlı seferleriyle istilaya kalkışmışlar anadoluyu...bizimkilerde karşılık verince ve hatta avrupada hakimiyet kurunca ne yapacaklarını şaşırmışlar osmanlı' yı bölmenin ve osmanlı' yı avrupadan atmanın yollarını aramışlar yüzyıllar boyunca...ve sonunda da emellerine ulaşmışlar Türkleri avrupadan uzaklaştırmışlar...şimdi bu insanlar o kadar uğraştan sonra bizi AB ye alacaklarını düşünmek sadece pembe bi hayal...bizim avrupa ihtiyacımız yok o ayrı konuı ancak şu an ülkemizde ekonomi yabancıların elinde bizim hükümette yabancıları ürkütmemek ve ekonomiyi çıkmaza sokmamak için herşeyi alttan alıyo...bu böyle yıllar boyu sürer gider...burda amaç AB ye felan girmek değil amaç yabancıların kıskacında olan ekonomiyi bu insanları elinden kurtarmak....
Belki görüşlerime katılmayabilirsiniz ama malesef manzara bu:D kalın sağlıcakla...

ÇifteAjan
08-11-2006, 13:57
Bu hızla giderse bizim Türkler , 50 -60 seneye gerek kalmaz hiç :D
Bize AB yolunda getirilen tüm dayatmalar bize karşı beslenen antipatinin bir sonucu sadece. Bunu yapanlar ise muhafazakar Avrupalılar. Biz ise muhafazakar AKP önderliğinde liberal avrupalılardan anlayış ve destek bekliyoruz. İşte böyle garip bir çelişki yumağının içindeyiz.

Almanyada yaşamış biri olarak ise, oradaki Türk gettolarını ve
oluşturulan manzarayı gördükten sonra önyargıları kısmen anlayabiliyorum.
Kendimizi çok daha çağdaş bir çizgide tanıtmalıydık.
Umarım bu ve bundan sonraki nesiller Türkiyeyi çok daha güzel bir şekilde temsil eder... :tamam:

Bu gettolarin olusmasi bizlerin degil Almanlarin sucu. Bizi buralara bilerek ittiler :mad:

tent
08-11-2006, 14:12
Bu gettolarin olusmasi bizlerin degil Almanlarin sucu. Bizi buralara bilerek ittiler :mad:
bizim de payımız var bu durumda. "misafir umduğunu değil, bulduğunu yer" atasözümüze aykırı davranıp, kendi yaşam biçimimizde ısrar edince, dışlanma durumu kendiliğinden oluştu.

bi tür, "sen beni dışlayamazsın, ben senin toplumuna uymuyorum" delikanlılığıydı yapılan. :D

ilteris
08-11-2006, 15:05
Ha birde su var.

Ben 27 seneden beri Almanyada yasiyorum ve Alman vatandasi oldum (olmaz olaydim :mad: ). Neyse konu bu degil.
10 sendir Alman vatandasiyim fakat isyerimdeki is arkadaslarim (!) bunu bildikleri halde beni kesinlikle bir Alman olarak görmüyorlar ve de görmeyeceklerdir. Ne zaman Türkiyede kötü bir sey olsa "bak seninkiler..." nerede bir yerde Türkün adi gecse yine "bak seninkiler..." diyorlar. Sanki AB ülkelerinde benzer olaylar olmuyormus gibi :hayır:
Yani demek istedigim, Türkiye AB girse bile hic bir zaman Avrupali olarak GÖ RÜL ME YE CEK TIR. En azindan ben bunu yasayamayacagim. Belki 50-60 sene sonra torunlarimiz buralari Türklestirince. :gulen:

Ben Brukselde yasiyorum. Herhalde bu siyasal tartismalari benim kadar karsilasan kimse yoktur. Genelde de su soyleniyor. " Cogu senin gibi olsa elbette, ama bizim .... bolgeleri sen bizden iyi bilirsin, bunlarin kovanini nasil aliriz iceri? " Sende hak verirsin ki ben burdaki zibidilerden cogundan Turkiye'den rastgele getirecegim herhangi biri kat ve kat ustundur. Iste sorun bunu anlatmakta bitiyor. Benim tezim ise "Kapilari kapattiginiz surece sadece Turkiye'de barinamayanlari iceri aliyorsunuz". Ve bu gercekten ise yariyor.

Elbette bircok saygi deger kimse var. Fakat genel imaj yerlerde...

Bu arada AB raporu aynen yazdigim gibi geldi. Abilerim kelimesini bile degistirmemisler.

Salurlar
08-11-2006, 16:38
bu hisse net çoktan ab ye girmiş bile yazanların çoğu avrupada yaşıyor .

alkazar
08-11-2006, 21:02
Ben 5 yildan fazladir Kanada'da yasiyorum. Ne zaman birileri Turkiyeden geldigimi ogrense demek Avrupadan buraya geldin diyorlar:).


Ha birde su var.

Ben 27 seneden beri Almanyada yasiyorum ve Alman vatandasi oldum (olmaz olaydim :mad: ). Neyse konu bu degil.
10 sendir Alman vatandasiyim fakat isyerimdeki is arkadaslarim (!) bunu bildikleri halde beni kesinlikle bir Alman olarak görmüyorlar ve de görmeyeceklerdir. Ne zaman Türkiyede kötü bir sey olsa "bak seninkiler..." nerede bir yerde Türkün adi gecse yine "bak seninkiler..." diyorlar. Sanki AB ülkelerinde benzer olaylar olmuyormus gibi :hayır:
Yani demek istedigim, Türkiye AB girse bile hic bir zaman Avrupali olarak GÖ RÜL ME YE CEK TIR. En azindan ben bunu yasayamayacagim. Belki 50-60 sene sonra torunlarimiz buralari Türklestirince. :gulen:

BUZZ
08-11-2006, 23:00
Bir alman yada ingiliz bir fransızı ne kadar severse Türk ü de en fazla o kadar sever. Kardeşin kardeşe ölümüne düşman olduğu bir dünyada (özellikle miras olaylarında çok şahit olmuşumdur) binlerce yıldır birbirini düşman görmüş milletlerin kuzu ciğer sarma olmasının beklenmesi ancak bundan bir çıkarı olanların dayatmasından başka birşey olamaz.

borsacan
08-11-2006, 23:11
Ben 5 yildan fazladir Kanada'da yasiyorum. Ne zaman birileri Turkiyeden geldigimi ogrense demek Avrupadan buraya geldin diyorlar:).

sn alkazar sakın o birileri Türkiye nin yerini bilmiyor olmasınlar yada bu bahsedilen son 5 yılın son 3 lük bölümünde Türkiye nin adı hep ab müzakereleri ile anılıyor olmasından dır diye düşünüyorum yoksa avrupa da 3-5 ülke gezdim abd de yaklaşık 1 ay gezdim yurt dışında yaşayan bir çok dostum var ve dahası fethiye de ingiliz lere ev satmaya çalışan ailemden birisi mevcut olmasından dolayı yabancılarla yeterli sayılabilecek teşviki mesaim mevcut olmasına rağmen ben daha doğru dürüst Türkiye nin yerini bilen insanları fazla hatırlamıyorum...2000 yılında St.diego dan meksika ya geçerken ( Tsiuana ) arabada çalan TARKAN kasedini bir meksika polisi tanıyarak oynama şıkıdım şıkıdım diye kıvırmıştı fakat ben ona türkiye yi sorduğumda hatta hatta istanbul u sorduğumda bana tren muamelesi yapmıştı....2002 yılında dünya kupası finallerinin arkasından gittiğim paris de pazarlıkla alışveriş yaptığımız senegal liler good fotball kardeş Türkiye geyiğinden başka ne istanbu ne ankara ne antalya hiçbir şey bilmiyorlar dı sadece good futbol ....2000 i 2001 yılına bağlayan yılbaşında malta da o allahın baltaları diye aşağıladığım malta polisine türkiye yi sorduğumda bana türkiye nin yerini güney amerika da yada kuzey afrika da diye tahmin etti siz sanırım yüksek düzeyde eğitimli ve dünya siyaset yada ekonomisi ile çok ilgili insanlara denk geldiniz de belki de o nedenledir Türkiye yi avrupada zannetmeleri yada dünya coğrafyasında avrupayı değerlendirmelerinde ülkemizinde ucundan azıcık o bölgeye dahil olmasındandır belkide ....

cimbo
09-11-2006, 00:01
Sorsan dünya da düz diyecekler

bir örnek te benden bir arkadasım bir barda 10 kişiyle iddaya girmiş Houston'da... İtalya'nın başkenti Roma dır ,Milano değildir diye...(Hatta dalga geçmiş modanın başkentiyle karıştırıyosunuz sanırım) ben size 100 er dolar vericem siz bana 100 dolar verin demesine rağmen ,yememiş amcamlar ama idda etmeye de devam etmişler...1 kişi diil 10 kişi bunların hiçbirinin dünyadan haberi yok bırakın Türkiye hakkında bilgi sahibi olmayı :)

TaNGo
09-11-2006, 08:15
Sorsan dünya da düz diyecekler
:D

En bilgilisi Türkiye'nin başkentine İstanbul diyecektir. Aslında çok da anormal değil bu düşünceleri. En büyük şehir = başkent denklemi çoğu ülkede (Türkiye, ABD vs. hariç) doğrudur.

Bunun yanında İstanbul ya da Avrupa sokaklarından herhangi bir adamı çevirip Hırvatistan, Macaristan, Bulgaristan, Polonya, İsveç, Sırbistan, Bosna başkentlerini sorsan sanırım tökezler. (Her ne kadar bir çoğu yeni ülkeler olsa da)

alkazar
09-11-2006, 09:12
Gelismis ulkelerde yasanan uzmanlasma hastaligindan kaynaklaniyor.Herkez yaptigi isle ilgili herseyi bilir ama diger konularla ilgili hicbirsey bilmez. Defalarca tanik olmusumdur bu olaya.


Sorsan dünya da düz diyecekler

bir örnek te benden bir arkadasım bir barda 10 kişiyle iddaya girmiş Houston'da... İtalya'nın başkenti Roma dır ,Milano değildir diye...(Hatta dalga geçmiş modanın başkentiyle karıştırıyosunuz sanırım) ben size 100 er dolar vericem siz bana 100 dolar verin demesine rağmen ,yememiş amcamlar ama idda etmeye de devam etmişler...1 kişi diil 10 kişi bunların hiçbirinin dünyadan haberi yok bırakın Türkiye hakkında bilgi sahibi olmayı :)

oziwan
09-11-2006, 10:43
Burda yazılanları okuyunca kendimi Marco Polo gibi hissetmeye başladım.Misal Uruguay'ın başkenti Montevideo :D

mehmet1997
10-11-2006, 08:35
:confused: 10.11.2006 08:39:52


Bolkestein:"turkiye'nin Ab'de Yeri Yok"
Financal Times Gazetesi Yorum Sayfalarinda Avrupa Komisyonu'nun Eski Uyelerinden
Frist Bolkestein'in Turkiye'nin Birlige Uyeligine Karsi Cikan Makalesine Yer Veriyor.
Bolkestein, ''turkiye'nin Birlige Uyeliginin Avrupa Birligi'ni Olumcul Bir
Bicimde Zayiflatacagi'' Gorusunde.
Turkiye'nin Insan Haklari Sicilinin Zayif Oldugunu, Kadin Haklari Bakimindan Da
Eksiklikleri Bulundugunu One Suren Bolkestein, Avrupa Ile Turkiye Arasinda
Kulturel Farklara Da Isaret Edip ''turkiye'nin Temel Kimligi Nedir'' Diye
Sorup, Sorusunu Yine Kendisi Yanitliyor: ''muthis Bir Tarihi Var. Ama Bu
Avrupa Tarihi Degil. Avrupa'nin Tarihi Dev Gelismelere Isaret Ediyor.
Hristiyanlik, Ronesans, Aydinlanma, Demokrasi, Sanayilesme. Turkiye Bu
Kaliba Uymuyor. Burada, Turkiye'nin Uyeligine Hiristiyan Olmadigi Icin Karsi
Cikmakla Suclanacagim. Ama Kastettigim Kesinlikle Bu Degil. Ama Avrupa
Uygarliginin Derin Bir Yahudi Hristiyan Mirasa Sahip Oldugunu Inkar Etmek
Neredeyse Imkansiz. Bazilari, Yalnizca Turkiye'nin Uyeliginin Islamci
Dalgayi Durduracagini Savunuyor. Ama Avrupa Birligi; Radikal Islama Karsi Bir
Siper Olusturanturk Ordusunun Gucu Ve Etkinligini Azaltmaya Calisiyor. Avrupa
Birligi Ne Yaptigini Biliyor Mu?''