PDA

View Full Version : Suları israf etmeyelim...



N.F.K
15-03-2007, 18:47
İstanbul suyu denizden içecek

İSKİ Genel Müdürü Mevlüt Vural, denizden arıtılacak suyun saf su olarak barajlara basılabileceğini, içilecek hale geldikten sonra şehir şebekesine dağıtılacağını belirterek, 'İstanbulluya su sıkıntısı yaşatmayacağız' dedi.




İSKİ'nin yeni Genel Müdürü Mevlüt Vural, denizden su arıtma çalışmalarının hızla sürdüğünü, bir aya yakın bir süre içinde sonuç alınacağını belirtti. Denizden arıtılacak suyun şu an saf su haline getirilerek mevcut barajlarda basılacağını ve içilecek duruma getirileceğini ifade eden Vural, şöyle konuştu: 'En rantabl ve en iyi suyu İstanbulluya sunmak için gece gündüz durmaksızın çalışıyoruz. Küresel ısınmadan İstanbul halkının en az etkilenmesi için elimizden geleni yapıyoruz, tüm tedbirleri aldık. İstanbul halkı susuz kalmayacak. İstanbul Su ve Kanalizasyon Genel Müdürlüğü (İSKİ), küresel ısınmadan en az etkilenecek şekilde gerekli tedbirleri almak için kolları sıvadı. Hizmetlerde devamlılık esastır daha önceki çalışmalar bizim tarafımızdan da sürdürülecek.'

Türk halkının atalarının su israfından kaçındığını hatırlatan Vural, tıraş olurken, yıkanırken ve bulaşık yıkarken musluklardan boşa akan sulardan bir baraj su dolabileceğini söyleyerek israfa son verilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbullulara seslenen Vural, hamamlarda 50-60 litre su harcadığımızı belirterek şöyle konuştu: 'Sularını israf etmesinler. Suyu daha tasarruflu kullanabiliriz. Sürekli akan muslukları tamir ettirebiliriz. Bulaşık yıkarken sürekli akan su yerine bir kabın içinde bulaşık yıkayabilir hanımlarımız. Tıraş olurken eskiden bir kabın içinde su alır orada tıraş olurduk. Daha sonra da yüzümüzü yıkamak için suyu açardık. Şu an tıraş olurken musluklar hiç kapanmıyor. Buradan sesleniyorum. Lütfen musluklarınızı sıkı sıkı kapatın. Hiçbir kaynak sonsuz değil. Her şeyin bir sonu vardır. İstanbul'un suyu bol değil. İstanbul'da 4 milyon abone var. Hepsinden akacak bir damla su bir baraj yapar. Suları boşa akıtmayalım.'

İSKİ Müdürü Vural, geri dönüşüm projesi üzerinde çalışıldığını, suyun iyice suyunu çıkaracaklarını belirtti. Şu an arıtılmış olan atık suları arıtıp geri dönüşüm projesi üzerinde çalıştıklarını ifade eden Vural, sözlerine şöyle devam etti: 'Bir gram suyun boşa gitmesini istemiyoruz. Biz bunu düşünürken, tıraş olurken yıkanırken, bulaşık yıkarken çok dikkatli kullanmamız gerek. 1990'lı yıllarda İstanbul'da haftada bir defa su verilir duruma gelmişti. İstanbul halkı buna layık değil. İstanbul halkının musluklarından 24 saat su akması gerekiyor. Biz 24 saat su aksın diye her tedbiri aldık almaya da devam ediyoruz. Ama vatandaşların da yardımını bekliyoruz.'

N.F.K
15-03-2007, 18:53
Türk halkının atalarının su israfından kaçındığını hatırlatan Vural, tıraş olurken, yıkanırken ve bulaşık yıkarken musluklardan boşa akan sulardan bir baraj su dolabileceğini söyleyerek israfa son verilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbullulara seslenen Vural, hamamlarda 50-60 litre su harcadığımızı belirterek şöyle konuştu: 'Sularını israf etmesinler. Suyu daha tasarruflu kullanabiliriz. Sürekli akan muslukları tamir ettirebiliriz. Bulaşık yıkarken sürekli akan su yerine bir kabın içinde bulaşık yıkayabilir hanımlarımız. Tıraş olurken eskiden bir kabın içinde su alır orada tıraş olurduk. Daha sonra da yüzümüzü yıkamak için suyu açardık. Şu an tıraş olurken musluklar hiç kapanmıyor. Buradan sesleniyorum. Lütfen musluklarınızı sıkı sıkı kapatın. Hiçbir kaynak sonsuz değil. Her şeyin bir sonu vardır. İstanbul'un suyu bol değil. İstanbul'da 4 milyon abone var. Hepsinden akacak bir damla su bir baraj yapar. Suları boşa akıtmayalım.'



Arkadaşlar küresel ısınma için bir ışıkta sen yak kampanyası çerçecesinde , gerçekten elzem olan bir konuyu devamlı gündemde tutalım...

Şimdilik pek önemsemiyoruz ama ileride susuzluk herşeyi donduracak gibi...

Zaten iski de bunun farkında ve şimdiden çöl ülkelerinin yaptığı denizden su arItma sistemine geçtik...

iski şubat ta yağışlardan umutluydu ama beklenti gerçekleşmedi...

trakyada barajların doluluk oranı kış gününde %55..

Kocaeli nde neredeyse sanayi üretimi durduracaktı susuzluktan...

İSRAF ETMEYELİM ; ETTİRMEYELİM .....

N.F.K
15-03-2007, 18:54
Trakya'da barajların yüzde 55'i dolu

Trakya'da 9 barajda doluluk oranının yüzde 55,18 olduğu bildirildi. Barajlarda, geçen yılın aynı döneminde ne kadar su vardı. İşte karşılaştırmalı rakamlar:



Trakya'da 9 barajda doluluk oranının yüzde 55,18 olduğu bildirildi. AA muhabirinin, DSİ 11. Bölge Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgiye göre, toplam 636,03 milyon metreküp depolama hacmine sahip Süloğlu, Altınyazı, Kadıköy, Yeni Karpuzlu, Sultanköy, Kayalıköy, Kırklareli, Armağan ve Karaidemir barajlarında 350,94 milyon metreküp su bulunuyor. Barajlarda, geçen yılın aynı döneminde ise bu rakamın 535,99 milyon metreküp olduğu bildirildi.

Trakya'daki barajlarda su miktarı şöyle: (milyon metreküp)

BARAJLAR 13 Mart 2006 13 Mart 2007



Süloğlu 31,82 25,50

Altınyazı 33,81 10,45

Kadıköy 30,04 13,83

Y.Karpuzlu 37,34 33,06

Sultanköy 14,80 10,07

Kayalıköy 141,91 108,69

Kırklareli 114,40 83,59

Armağan 40,43 2,40

Karaidemir 91,44 63,35

TOPLAM 535,99 350,94



AA

N.F.K
18-03-2007, 18:21
SU TASARRUFU NASIL YAPILIR?



Musluklarımızı, sifonlarımızı, daima bakımlı tutabiliriz. Bozuk olanları hemen onarın. Çünkü saniyede bir damla akan su, yılda 3 metreküplük yani 3 tonluk bir tüketime tekabül eder.

Çamaşır ve bulaşık makineleri bir defada ortalama 40 litre su tüketmektedir. Makinelerinizi tam doldurmadan çalıştırmayıp ve kısa programları tercih edebiliriz.

Banyo yerine duşu tercih edebiliriz. Bir duşta ortalama 50 litre su, bir banyoda 150 litre su tüketilir. Tek bir kişi yılda ortalama 49.140 litre suyu tuvaletlerde tüketir.

Sifonun bir kez çekilmesi ile 10 lt su harcanır. Yeni teknolojiler sayesinde standart modellere göre %60 daha az su tüketen klozetler bulunmaktadýr. Rezervuarların boyutunu küçültebiliriz. 12-20 litrelik yerine 6-7 litrelik ve kademeli rezervuarları tercih edebiliriz. Sifon çekildiðinde suyu renklendirsin ve temizlesin diye tuvalete asılan maddeleri kullanmayalým. Bunlar kanalizasyona karışıarak kirliliğe sebep olur.

Traş olurken, ellerimizi yıkarken, dişlerimizi fırçalarken, bulaşıkları sabunlarken açık bırakılan musluk, dakikada yaklaşık 15-20 litre suyun boşa akmasına sebep olur. Bu işleri yaparken musluğu ihtiyacımız olduğu kadar açalım.

içme suyu dışındaki suları birkaç kez kullanmaya çalışabiliriz. Sebze ve meyve yıkadığınız suyla çiçekleri ve bahçeleri sulayabilir, temizlik yapabiliriz. Evde kullanılan temizlik malzemeleri, atık sularla birlikte nehirlere karışır. içinde fosfat bulunmayan ve suda ayrışabilen temizlik ürünlerini kullanabiliriz.

Temizlikte sıvı sabun, toz sabun gibi doğal esaslı olanları tercih edebiliriz. (Hem doğaya zarar vermez hem de daha az suyla durulanabilir.) Diğer kimyasal deterjanların (petrol türevi temizleyiciler) doğal ortam için sakıncalarının yanı sıra bol suyla durulanmaları gerekir.

Otomobilimizi ve balkonlarınızı hortumla yıkamak yerine silerek veya kova ve sünger kullanarak temizleyebiliriz. Hortumla yıkama, yaklaşık 550 litre su kullanımı demektir.

Su basmasnı; engellemek için evden çıkarken ana vanayı; kapatmak iyi bir tedbirdir.

Çamaşır suyu, atık maddelerin ayrılıp çözülmesini sağlayan yararlı bakterileri öldürür. Çamaşır suyunu olabildiğince az kullanalım.

Kapı önü, balkon, teras gibi yerlerin temizliğinde hortumla su tutmak yerine süpürge kullanabiliriz.

Bahçe sulamak için, buharlaşmanın az olduğu sabah ya da akşamüstü saatlerini tercih edebiliriz.

N.F.K
19-03-2007, 21:25
Kadir Topbaş'tan su tasarrufu çağrısı

İstanbul'da şu anda su probleminin bulunmadığını ancak gelecek yılın su rezervlerinin kullanıldığına dikkat çeken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş vatandaşları uyardı.
19 Mart 2007 20:10


İstanbul'da şu anda su probleminin bulunmadığını ancak gelecek yılın su rezervlerinin kullanıldığına dikkat çeken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, vatandaşları su ve enerji konusunda tasarruflu davranmaya çağırdı.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul'un şu anda su probleminin bulunmadığını belirterek, "Şimdilik bir problem yok. Su rezervimiz bu yılı çıkarır. Kaynakları en iyi şekilde kullanmaya çalışıyoruz ve sıkıntı oluşmaması için gayret gösteriyoruz. Ama maalesef bu kışı yaşamadık İstanbul'da. Bölge ciddi bir yağış almadı ve yağışların ortalamanın altında olduğu ifade edilmekte. Tabii erken ısınmadan dolayı buharlaşma da oluşacaktır. Bu da bir risk olarak gözükmekte. Vatandaşlarımız su, doğalgaz, elektrik gibi kaynakları mutlaka dengeli, kontrollü kullanarak bize yardımcı olmalıdır" diye konuştu.

Şu anda kaynakların yeterli olduğunu söyleyen Kadir Topbaş, "Gelecek için hepimizin duyarlı olması gerekli. Özellikle bizim barajlarımız ve kaynaklarımız bir sonraki yıla rezerv olarak girmekteydi. Bu yıl biz gelecek yılın rezervini şu anda kullanıyoruz" dedi.

Yeni su kaynakları konusunda arayışların ve çalışmaların devam ettiğini söyleyen Kadir Topbaş, "Hedefimiz İstanbul'a su sıkıntısı hissettirmemek. İstanbullular'ın da bütün enerji kaynaklarını bonkör davranmadan dikkatli kullanmalarını istiyorum. Çünkü dünya bir ekonomik kıyametin içinde. İnsanoğlu gezegeni kirletti ve kirletmeye devam ediyor" şeklinde konuştu.
Enerji tasarrufuna gidilmediği, kaynaklar iyi kullanmadığı taktirde dünyayı kötü günlerin beklediğini belirten Kadir Topbaş, şöyle konuştu:

"Şu anda yazı geçecek kaynağımız var. İnşallah bahar fazla yağış alırız. Su konusunda bir takım tedarik çalışmalarımız var. Bu konuyla ilgili sayın Enerji Bakanımız ile görüştük. İstanbul'un su kaynaklarını daha da geliştirmek açısından, Karadeniz'de deniz suyundan içme suyu elde etme çalışmamız var. Bu maliyeti yüksek olan bir kaynak. Ayrıca başka bölgelerdeki su kaynaklarından istifade etmemiz gerekiyor. Onun için biz sadece dönemimizi değil, gelecek dönemleri de dikkate alarak her tür tedariki yapmak durumundayız."

Su kaynakları ve barajlarda doluluk oranının yüzde 50'ler seviyesinde olduğunu ifade eden Başkan Topbaş, "Ancak şu anda kaynak ve rezerv olarak 90'lı yıllardan çok iyi durumdayız. Istrancalar'da barajlar yaptık fakat su alabileceğimiz yerler tam olarak kullanılmadı. O bölgede geliştirebileceğimiz birkaç nokta var, onları da takip ediyoruz" dedi.

Dünyanın 'ekolojik kıyamet'e doğru gittiğini ve bu nedenle ciddi bir su sıkıntısı problemiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kadir Topbaş, "Pekin su ihtiyacını karşılayabilmek için 5 bin kilometre öteden Şangay'dan su getiriyor. Kaynaklarınızı kirletirseniz, çevreyi kirletirseniz faturası o derece ağır olur. Biz su konusunda hassasiyetlerimizi sürdürüyoruz. Zaten çevreyi kirleten dereleri temizleme çalışmalarımız hızla sürüyor.

Öte yandan, arıtma tesislerinde arıttığımız suları bahçe sulamalarına yönlendiriyoruz. Sanayiye de ücretsiz olarak verip onların da kullanmalarını sağlayacağız. DSİ tarafından yürütülen Melen Çayı projesi büyük bir çalışma, ama suyun kısa sürede gelmesi mümkün değil. Ayrı bir alternatif tabii ki biz önümüze Yeşilçay'ı koyduk. Orada baraj yapmak için çalışmaları sürdürüyoruz. Diğer kaynakları da değerlendiriyoruz" diye konuştu.

İHA

sebal
19-03-2007, 22:14
arkadaslar özellikle klozet rezervuarında su tüketimini azaltmanın en pratik yolu 1,5 lt lik pet şişe yi rezervuarın icine koymaktır.(içi su dolu olacak) bu kadar basit

MUSTİS
19-03-2007, 22:18
ahhhh....ahhhhh
su guzelim ulkemizde hala su problemi yasiyoz ya pessss dogrusu.
gelin gorun ege de benim bildigim, daha bilmedigim ne cok yer vardir 12 ay daglar dan saril saril akan sular oylece akip gidiyor ya ...........
ne diyeyimmm....

kemal
19-03-2007, 22:19
Dere kenarında bile olsan suyu idareli kullan.

N.F.K
20-03-2007, 08:14
3 milyar insanı bekleyen tehlike

Yakın gelecekte insanlığı bekleyen belki de en büyük tehlike susuzluk. Birleşmiş Milletler raporuna göre 2025 yılında 3 milyardan fazla insan susuzlukla karşı karşıya kalacak.

20 Mart 2007 01:07


Su Vakfı "Su israf edilmemeli, yeraltı suları da kullanılmalı" diye uyarıyor.

Su Vakfı'nın susuzluk tehlikesine karşı önerdiği Bağımsız Su Ensitütüsü, farklı kamu kuruluşlarındaki su verilerinin tek bir elde toplanmasını öngörüyor.

Kuraklık İzleme ve Araştırma Merkezi oluşturulması da vakfın önerileri arasında.
Su Vakfına göre, kısa orta ve uzun vadede kuralıkla mücadele için önce senaryolar üretilmeli. Mücadele de bu senaryolar üzerinden yürütülmeli.

Su Vakfı Başkanı Prof. Dr. Zekai Şen “2050 yılında acaba iklim kuşakları nerelere kaymış olabilir. Diyelim ki kuzeye 50-100 km kaymış. O takdirde tarımdaki bitki desenini ona göre ayarlayacaksınız. Elektrik enerjisi üretirken belki barajlarda bir azalma olacak. Ona göre nerelerden yenilebilir enerji kaynaklarıyla bu açığı kapatalım gibi senaryolar” demekte.

"Yeraltı suları kullanılmalı"

Kuraklığa karşı sorunlu bölgelere "hayat" verecek, su boru hatları inşa etmek de önemli.

Şen “Karadeniz, Toroslar gibi su bakımından zengin bölgelerden sıkıntı olan bölgelere boru hatları yaptığımızı düşünelim. Su sorununu çözer. Maliyetlidir fakat Türk mühendisleri ve şirketleri öz kaynakları ile yapabilir” önerisini getiriyor.

Vakfın en dikkat çekici önerilerinden biri yer altı sularıyla ilgili. Türkiye'nin yıllık kullanılabilir su miktarı 180 milyar metreküp.

Yeraltı suları, altyapı oluşturulursa, Türkiye'ye 12 milyar metreküplük daha kullanılabilir su kazandıracak boyutta.

Zekai Şen bu öneriyi “Çok nehir var denizlere akan. Irmaklarımız var. Biz hep barajlarda suları depolamayı düşünüyoruz. Ama uzun vadede, önemli olan yeraltı sularıdır... Jeolojik olarak uygun olan bir alanda çekme kuyuları yerine su enjekte etme kuyuları yapılabilir” şeklinde özetledi.

"Duşu terk edip kurnada yıkanacağız"

Öneriler çok ancak tek başına çözüm değil. Bireysel kullanımda da tasarruf şart.

Su Vakfı Su Enstitüsü Başkanı Selami Oğuz alınması gereken tasarruf önlemlerini “Duşu terk edeceğiz, kurnada yıkanacağız. Duşla banyo devri kapandı. Muslukları boşuna akıtmayacğız. Aşırı su israfı var okullarda. Önüne geçilmeli. Kontrollü musluklar olmalı. Küçük sifonlar kullanmamız gerekiyor. Arabayı hortumla değil kovayla yıkamamız lazım” şeklinde sıralıyor.

Dünya Su Forumu 2009'da İstanbul'da

Dünya Su Forumu'nun beşincisi 2009'da İstanbul'da yapılacak. Dünya Su Konseyi'nin Başkanı Lois Fauchon, forumun hazırlık toplantıları için İstanbul'daydı.

Fauchon, Dünya Su Konseyi olarak önceliği su kaynaklarının korunmasına verdiklerini söylüyor.

Başta baraj yapımı olmak üzere, su kaynaklarının muhafazası için pek çok yöntem bulunduğunu anlatıyor.

Ancak Ilısu barajı başta olmak üzere Türkiye'nin baraj yapımı konusunda uluslararası çevrelerden tepki gördüğü hatırlatıldığında, cevabı son derece net oldu.

Fauchon "Bazıları için ders vermek kolaydır. Benim geldiğim Fransa'da da barajlar yapıldı; binlerce insan yerlerinden oldu. Ama bunu kamunun iyiliği için yaptık. Şimdi Türkiye, Fransa gibi büyük bir ülke ‘baraj yapmayacağım, enerji üretemeyeceğim’ diyecek. Bu mümkün mü? Enerjiyi sadece petrol alarak mı sağlayacak? Baraj yapımının olumlu yanları da var olumsuz yanları da; buna karar verecek olan dengeyi bulacak olan Türkiye'dir" dedi.

"Suyun sahipliği devlette kalmalı"

Fransız uzmana göre, su da petrol gibi ticari bir meta olarak satılabilir. Ancak suyun sahipliği her zaman devlette kalmalı.

Fauchon, "Suyun yönetimi özel bir şirkete devredilebilir; ama su kaynakları devletin elinde kalmalı" diyor.

Fransız uzman, küresel ısınmadan çok, nüfus artışı ve kirliliği asıl tehdit olarak görüyor. Fauchon, dünyada 10 yıl içinde 60 megakentin olacağını, su kaynakları iyi yönetilmediği taktirde, su kıtlığından kaynaklanan salgın hastalıklar görüleceğini belirtti.


CNNTÜRK

mutlu
20-03-2007, 14:17
arkadaslar özellikle klozet rezervuarında su tüketimini azaltmanın en pratik yolu 1,5 lt lik pet şişe yi rezervuarın icine koymaktır.(içi su dolu olacak) bu kadar basit

en çok rahatsız olduğum su israfı çeşitlerinden biri de rezervuarlardan akan temiz su.
belki size abartı gelecektir. bunun önüne geçmek için biz ailece şöyle yapıyoruz:

klozetin rezervuar çeşmesini günlük kullanımda kapatıyoruz. (misafirler geldiğinde açıyoruz.)
sadece lavaboda kullandığımız ve yaklaşık 2,5-3 litre su alan yayvan bir kap var.
ellerimizi tuvaletten sonra mutlaka yıkıyoruz. yıkarken musluğun altına yayvan kabı koyuyuruz. kap kirli su ile doluyor.
dolan kirli suyu klozete döküyoruz. hem ellerimiz temizleniyor hem ikinci bir su israfını önlemiş oluyoruz.
ancak sizin dediğiniz yöntem makul ise onu da kullanabilirim. tam tarif edebilir misin sayın sebal
şişeyi rezervuarın nasıl, neresine, ne şekilde koyacağız?

kanas2000
20-03-2007, 14:35
su nimettir nasılki ekmegi nimet olarak sayıp bır kırıntısını dahı zıyan etmıyorsak suyada aynı sekılde zıyan etmemelıyız.

BEYAZIT
20-03-2007, 14:41
Suyun kullanımı kadar kirlenmesine de dikkatetmeye fayda var

dopamin
20-03-2007, 14:42
bi mail dolaşıyormuş ortalıkta
2050 yılında bir babanın oğluna, bir zamanlar araba yıkamak için bildiğimiz çeşmeden akan içme suyunu kullandığımızı, daha doğrusu bunun sebebini anlatamadığını yazıyormuş,
gerçekten o zamanları görenimiz olursa ve bu mesele böyle giderse nasıl anlatacağız çeşme suyu ile araba yıkardık diye:(

ssafak
20-03-2007, 16:16
bi mail dolaşıyormuş ortalıkta
2050 yılında bir babanın oğluna, bir zamanlar araba yıkamak için bildiğimiz çeşmeden akan içme suyunu kullandığımızı, daha doğrusu bunun sebebini anlatamadığını yazıyormuş,
gerçekten o zamanları görenimiz olursa ve bu mesele böyle giderse nasıl anlatacağız çeşme suyu ile araba yıkardık diye:(

bahsettiğiniz mail den bende çok etkilendim,gerçekten herkesin hassasiyet göstermesi gereken bir konu
dosyayı buraya eklemek istedim , beceremedim nedense(sanırım büyük bir dosya)
bari bir kısmını kopyalayım....

2070 yılına yazılmış bir mektup..

YIL 2070
50 yaşına henüz bastım ama görüntüm 85 yaşındaki bir insanın ki gibi

Yeterince su içemediğim için böbrek sorunları yaşıyorum

Korkarım ki yaşamak için çok vaktim yok

5 yaşında bir çocuk olduğum günleri hatırlıyorum
Parklarda pek çok ağaçlar evlerde güzel bahçeler vardı.
Ve ben yarım saat boyunca büyük bir zevkle duş alırdım

Bugünlerde ise cildimizi temizlemek için mineral yağlı havluları kullanıyoruz.

Eskiden kadınların güzel saçları vardı
Şimdi ise başımızı su kullanmadan temiz tutmamız gerektiği için traş etmek zorundayız....

Eskiden benim babam arabasını hortumdan akan su ile yıkardı

Şimdi ise
Benim oğlum suyun bu şekilde ziyan edilebileceğine bir türlü inanamıyor...

Sokaklarda posterlerde radyoda ve televizyonda SUYU DUYARLI KULLAN uyarıları olduğunu hatırlıyorum

Ama hiçkimse bu uyarıları önemsemedi
Suyun sonsuza dek var olacağını sandık...
Şimdi ise
Tüm nehirler,göller,barajlar ve yeraltındaki su yatakları ya kurudu yada kirlendi...


böyle devam ediyor,çok etkileyici gerçekten.

mutlu
20-03-2007, 18:43
Tehlike altındaki 10 nehirden 5’i Asya’da
Dünya Doğal Hayatı Koruma Fonu (WWF), dünyada büyük tehlike altındaki 10 nehirden 5’inin Asya’da bulunduğunu belirtti.




CENEVRE - WWF’nin raporunda, Asya’da 870 milyon kişinin faydalandığı Yangçe, Mekong, Salween, Ganj ve İndüs nehirlerinin çok büyük tehlike altında olduğu vurguladı.


Avrupa’da Tuna nehrinin büyük tehdit altında olduğu kaydedilen raporda, Latin Amerika’daki Rio de La Plata ve Rio Grande/Rio Bravo, Afrika’daki Victoria Nili ve Avustralya’daki Murray-Darling nehirlerinin de tehdit altında olduğu ifade edildi.

22 Mart Dünya Su Günü nedeniyle yayımlanan raporda, kötü planlama ve doğal bölgelerin korunmamasının, su israfının devam etmesine neden olacağı uyarısında bulunuldu. “Hiçbir şey yapılmaması durumunda, su elde etmek için daha fazla çatışma olacaktır” denilen raporda, Rio Grande ve Ganj nehirlerindeki suyun, tarım ve insani ihtiyaçlar için aşırı tüketiminin bu nehirlerin kurumasına yol açacağı uyarısı yapıldı.

Raporda, İndüs ve Victoria Nili’nin küresel ısınma, Mekong’un kontrolsüz balıkçılık, Yangçe’nin endüstrileşmenin getirdiği kirlilik nedeniyle tehdit altında olduğu belirtildi. Rio de La Plata, Tuna ve Salween nehirlerinin barajlar ve gemicilik için hazırlanan altyapı projeleri nedeniyle tehlike altında olduğu kaydedildi.

Nehirler kuruyor

Dünya Doğal Hayatı Koruma Fonu, bu tür altyapı projelerine girişilmeden önce durumun çok dikkatle incelenmesini istedi.

Raporda, küresel ısınma nedeniyle su kaynaklarının tükeneceği endişesine kapılan hükümetlerin daha fazla baraj inşa ettikleri ve nehirlerden daha fazla su çekildiği, bunun da daha fazla çevre sorununa yol açtığı belirtildi.

Stockholm’daki Çevre Enstitüsü’ne göre, içme suyu tüketimi nüfusa oranla 2 kat daha hızlı artıyor ve bu yüzden 2025 yılında insanların yüzde 60’ı su sıkıntısı çekilen bölgelerde yaşıyor olacak.

N.F.K
24-03-2007, 16:44
Saniyede bir damla damlatan musluk, yılda 6 ton su kaybına yol açıyor


İSKİ'nin hesabına göre, İstanbul'daki kayıp kaçak su oranı yüzde 1 oranında azaltıldığında kazanılacak su miktarı Elmalı Barajı'na denk.

2007 kışının tarihteki 'en sıcak kış' olması, beraberinde daha da sıcak bir yaz ve susuzluk korkusunu da gündeme getirdi. İstanbul'a 15 gün boyunca su verilemeyen 1994 öncesi dönemi hatırlatan İSKİ de bu yüzden hem denetimlerini sıklaştırdı, hem de İstanbulluları uyarıyor: "Tıraş olurken, diş fırçalarken suyu boşa akıtmayın, otomobilinizi yıkarken kova kullanın"

İSKİ'ye göre, kurak geçen bu mevsimde bile mevcut su rezervleri halen 7.5 ay yetecek düzeyde. İstanbul hiç yağış almasa dahi, mevcut su rezervi, bir dahaki yağışlı mevsime kadar yetecek.

Halen İstanbul'un günlük ortalama su kullanım miktarı 2 milyon metreküp. Günlük kaçak kullanılan su miktarıysa 500 bin metreküp. Kayıp ve kaçak su oranındaki yüzde 1'lik bir azalma, yıllık 7.5 milyon metreküp suya denk geliyor: Yani Elmalı Barajı'ndan bir yılda elde edilen su miktarına.

loyd
24-03-2007, 17:48
en çok rahatsız olduğum su israfı çeşitlerinden biri de rezervuarlardan akan temiz su.
belki size abartı gelecektir. bunun önüne geçmek için biz ailece şöyle yapıyoruz:

klozetin rezervuar çeşmesini günlük kullanımda kapatıyoruz. (misafirler geldiğinde açıyoruz.)
sadece lavaboda kullandığımız ve yaklaşık 2,5-3 litre su alan yayvan bir kap var.
ellerimizi tuvaletten sonra mutlaka yıkıyoruz. yıkarken musluğun altına yayvan kabı koyuyuruz. kap kirli su ile doluyor.
dolan kirli suyu klozete döküyoruz. hem ellerimiz temizleniyor hem ikinci bir su israfını önlemiş oluyoruz.
ancak sizin dediğiniz yöntem makul ise onu da kullanabilirim. tam tarif edebilir misin sayın sebal
şişeyi rezervuarın nasıl, neresine, ne şekilde koyacağız?



rezevuarın içine girebilecek büyüklükte pet şişe 1lt lik ler rahat sığar 2 adet koyarsanız sudan %20 tasarruf edersiniz petlerin içi dolu olmalı

N.F.K
25-03-2007, 12:52
Geçenlerde bir hoca :
Bizim buyuk camiilerdeki çeşmelerden sonuna kadar da açsan belli bir miktarda su akar , abdest alınacak kadar , yani ihtiyaç kadar ; bu islam kültürünün bir göstergesidir...
Evlerimizdeki musluklar da batının israf kültürünün tezahürüdür , sonuna kadar açtığında ihtiyaçın 10 katı su israf olur...
israf kültürü...
maalesef şuan bizde olan budur...

mutlu
26-03-2007, 09:39
Geçenlerde bir hoca :
Bizim buyuk camiilerdeki çeşmelerden sonuna kadar da açsan belli bir miktarda su akar , abdest alınacak kadar , yani ihtiyaç kadar ; bu islam kültürünün bir göstergesidir...
Evlerimizdeki musluklar da batının israf kültürünün tezahürüdür , sonuna kadar açtığında ihtiyaçın 10 katı su israf olur...
israf kültürü...
maalesef şuan bizde olan budur...

o zaman ana vanadan kısarak su basıncını düşürmek lazım. ya da lavabo musluklarının altındaki küçük çeşmeleri kısmalı. :super:

cash-out
26-03-2007, 10:15
rezevuarın içine girebilecek büyüklükte pet şişe 1lt lik ler rahat sığar 2 adet koyarsanız sudan %20 tasarruf edersiniz petlerin içi dolu olmalı


pet şişe iyi fikir,ben evimde düğmesine basılma süresine göre su akıtan rezervuar kullanıyorum.Rezervuarı bozulan veya değiştirenlere tavsiye ederim.Su tüketimini ciddi azaltıyor.

pinky
26-03-2007, 10:56
pet şişe iyi fikir,ben evimde düğmesine basılma süresine göre su akıtan rezervuar kullanıyorum.Rezervuarı bozulan veya değiştirenlere tavsiye ederim.Su tüketimini ciddi azaltıyor.
Katılıyorum. Bizim evdekiler de öyle.

N.F.K
08-05-2007, 14:49
Barajların dibi göründü. Susuz günler kapıda. Su israfı bu tehlikeyi artırabilir. Önüne geçmek istiyor musunuz?

Suyu israf etmemek için

08 Mayıs 2007 Salı 13:24


Türkiye Erozyonla Mücadele Vakfı'nın (TEMA) resmi internet sitesinde yer alan bilgilere göre, evlerde alınacak 10 tedbirle sudan oldukça fazla tasarruf sağlanabilir. Bu önlemler şöyle sıralanıyor:

Musluğu açık bırakmayın, her gün sebzeleri elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkarsanız çok daha az su tüketirsiniz. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir. Bulaşıklarınızı elde değil makinede yıkamak sudan tasarruf sağlar. 4 kişilik bir ailenin günlük bulaşığını elde yıkarsanız, ortalama 84-126 litre su harcarsınız. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre suyla yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26-40 ton suyu kurtarmanız demektir.

Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Diş fırçalarken ya da tıraş olurken kullanmadığımız halde açık bıraktığımız su gideri, yılda kişi başı ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam ortalama 48 tondur. Daha kısa duş alın. 5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 litre su harcarsınız. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su kurtarırsınız. Gereksiz yere sifon çekmeyin. Tuvaleti çöp olarak kullanmayın. Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi, günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse yılda 16 ton su harcamış olur.

Sifona plastik bir şişe yerleştirin. 1.5 litrelik bir pet şişeyi suyla doldurarak sifonunuzun içine yerleştirin. Sadece bu basit bir önlemle bile yılda 2 ton su kurtarabilirsiniz. Duş başlığınızı değiştirin. Yeni çıkan suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlıklarından alın. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli bir duş alabilirsiniz. Muslukları tamir ettirin. Evdeki tüm muslukları su kaçırmadığından emin olun, gerekirse tamir edin. Her saniye bir damla damlayan musluk yılda 1 ton su harcar. Su kaçaklarını engelleyin.

Evinizdeki ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca su harcar. Çamaşır makinesini ekonomik kullanın. Bir çamaşır makinesi tek bir çalıştırmada 176 litre su
harcar. Makinenizi haftada bir kez bile az kursanız, yılda 9 ton suyu kurtarırsınız. Ayrıca bir çok evde gizli su kaçağı olabilir. Bunu tespit etmek için bütün muslukları kapatınız ve su sayacını okuyunuz. 2 saat süreyle su kullanmayınız. 2 saat sürenin sonunda su sayacını tekrar okuyunuz. Böylece su kaçağı olup olmadığını öğrenebilirsiniz.

PARK
08-05-2007, 14:56
Su Milli servettir...Sahip çıkalım........

mutlu
14-05-2007, 11:22
Teknoloji üssü Amerika bile sonunda başvuruyor.
En aciz insan dua etmeyen insanmış


Florida'da yağmur duasına çıkıldı

Güney Florida Su İdaresi, rekor düzeydeki yağış azlığı sebebiyle konutlarda ve işyerlerinde su kullanımının sınırlandırılmasını istedi. Su kıtlığının yanı sıra eyalet genelinde 52 ayrı bölgede çıkan orman yangınlarında ise 40 bin hektar alan kül oldu.

Florida'daki tüm camilerde cuma namazından sonra yağmur duasına çıkıldı. Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR), eyaletteki camilere ve İslam merkezlerine çağrı göndererek kuraklığın vurduğu bölgeler için dua etmelerini istedi. CAIR, yalnızca Müslümanları değil diğer dinlerin müntesiplerini de kendi inançlarına uygun olarak dua etmeye çağırdı. Florida Valisi Charlie Crist de tüm vatandaşların yağmur duasına katılmaları yönünde çağrıda bulundu. Miami, Cihan

mutlu
14-05-2007, 11:23
Su kullanımına dikkat edelim. Tek enayi ben miyim, demeyelim.

Sıcaklık arttıkça, İç Anadolu'da göller kuruyor

İç Anadolu Bölgesi'nde doğal güzellikleriyle Türkiye'nin zenginliği olan göller, küresel ısınma, bilinçsiz tarımsal sulama ve kirlenme gibi nedenlerden dolayı bir bir kuruyor.

25 yıl önce 24 metre derinliği bulunan Beyşehir Gölü, son yılların en düşük seviyesi olan 7 metreye kadar geriledi. Konya-Çumra Ovası'ndaki tarım alanlarının sulanması amacıyla gölden aşırı su çekimi yapılıyor. Göl kıyılarında kumullaşma, erozyon, otlanma, balıkların yumurtlama alanlarında bozulma başladı. Balık çeşitleri yüzde 90 oranında azaldı. Atıklar ve tarımdan dönen sular gölü tehdit ediyor.

Nasrettin Hoca ismiyle özdeşleşen Akşehir Gölü de büyük oranda kurudu. Gölün kurumayan kısmı ise bataklık haline geldi. Geleneksel olarak düzenlenen Uluslararası Nasrettin Hoca Şenlikleri'nde temsili hoca, son üç yıldır oluşturulan suni havuza maya çalıyor. 1970'li yıllarda yapılan ölçümlerde derinliği 12 metre, alanı ise 355 kilometrekare olan Akşehir Gölü, şimdi 50 kilometrekare alana ve 1 metre derinliğe kadar düştü.

1997'de 260 bin hektar alanı kaplayan Tuz Gölü, 7 yılda 100 bin hektar azalarak 160 bin hektara düştü. Gölü kirlilikten kurtaracak Konya atık su arıtma tesisinin yapımı sürüyor. Seyfe Gölü, Türkiye'nin en önemli sulak alanlarından biriydi. Birinci derece doğal sit alanı ilan edildikten sonra Ramsar Sözleşmesi'yle koruma altına alındı; ancak tamamen kurudu. Ereğli Sazlıkları, 1992 yılında doğal sit alanı, 1995 yılında ise tabiatı koruma alanı ilan edildi. DSİ tarafından alanı besleyen su kaynakları üzerine yapılan İvriz, Ayrancı ve Gödet barajları gölün beslenmesini durdurduğu için kuruma noktasına geldi. 'Dünyanın nazar boncuğu' olarak nitelendirilen Meke Gölü'ndeki su seviyesinin düşüşü yağış miktarına bağlı. Suları acı olan Meke Gölü'nden su kullanımı bulunmuyor. Suğla Gölü de yine tarımsal amaçlı kurutuldu.

Ünal Livaneli

sakin
14-05-2007, 12:44
Teknoloji üssü Amerika bile sonunda başvuruyor.
En aciz insan dua etmeyen insanmış


Florida'da yağmur duasına çıkıldı

Güney Florida Su İdaresi, rekor düzeydeki yağış azlığı sebebiyle konutlarda ve işyerlerinde su kullanımının sınırlandırılmasını istedi. Su kıtlığının yanı sıra eyalet genelinde 52 ayrı bölgede çıkan orman yangınlarında ise 40 bin hektar alan kül oldu.

Florida'daki tüm camilerde cuma namazından sonra yağmur duasına çıkıldı. Amerikan İslami İlişkiler Konseyi (CAIR), eyaletteki camilere ve İslam merkezlerine çağrı göndererek kuraklığın vurduğu bölgeler için dua etmelerini istedi. CAIR, yalnızca Müslümanları değil diğer dinlerin müntesiplerini de kendi inançlarına uygun olarak dua etmeye çağırdı. Florida Valisi Charlie Crist de tüm vatandaşların yağmur duasına katılmaları yönünde çağrıda bulundu. Miami, Cihan

İş işden geçmeden bizim idarecilerimizin de aklı başına gelir de Allah ile kavga etmeyi bırakırlar ve yaradana sığınmayı düşünürler inşallah.Çünkü küresel ısınmanın önünde durabilecek bir teknoloji herhalde daha gelişmedi.

N.F.K
14-05-2007, 14:49
http://www.suyunubosaharcama.org/

N.F.K
14-05-2007, 23:14
'Günde 200 bin metre küp su tasarrufu sağlandı'
Bugün, 20:36
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, su tasarrufu yapılması için yaptıkları çağrılar üzerine günde 200 bin metre küp su tasarrufu sağlandığını belirtirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada, İstanbul'un son yüzyılın kuraklığından yüzde 40 daha fazla kuraklık yaşadığını söyledi.



AA - Topbaş, "Yüzde 25 (525 bin metre küp) su tasarrufunu başardığımızda İstanbul'un su problemi kalmaz" dedi.
İstanbulluları susuz bırakmayacaklarını, bunun için gerekli adımları attıklarını ifade eden Topbaş, Melen Çayı Projesi'nin 2010 yılında bitirilmesinin öngörülmesine rağmen bunu yıl içinde bitirmeyi hedeflediklerini belirttti.
Topbaş, su sıkıntısının giderilmesi için deniz suyunu arıtarak kullanmaya gerek duymayacaklarını belirterek, şunları söyledi:
"Yaptığımız anons üzerine İstanbullular hissedilir oranda tasarrufa başladılar. Şu anda günde 200 bin metre küp su tasarrufu sağlandı. Bunu vatandaşlarımız başardı ve teşekkür ediyorum. Biraz daha dikkat edilirse neticeye ulaşacağız. Bu, 1.5 Sazlıdere barajı anlamına gelir. Yani yılda 73 milyon metre küp rezervli yeni bir baraj demek. Böyle bir barajı yapmaya kalksaydık 225 milyon YTL harcayacaktık.
Biraz daha tasarruf yaparsak yüzde 25 (525 bin metre küp) tasarrufu başardığımızda, İstanbul'un su problemi kalmaz. Kaldı ki yaptığımız bütün hesaplar, Kasım ayını bulduğumuz zaman İstanbul'da bundan sonra problem yaşanmayacağını gösteriyor. Şu anda bir sıkıntı görülmüyor"
Topbaş, kendisinin de yıllardan beri bahçesindeki sulamayı biriken yağmur suyu ile yaptığını belirterek, bahçesi olan evlerin yağmur suları için sarnıç yapılarak orada biriktirilecek suların bahçe sulamasında kullanılması önerisinde bulundu.
Kadir Topbaş, imar yönetmeliğinde yapılacak bir değişiklikle teraslarını bahçe haline getirenlere ayrı bir tolerans tanımayı hedeflediklerini bildirdi.
Topbaş, kentin sera etkisinden kurtulması için çatıların bahçe haline getirilmesini arzu ettiklerini de söyledi.

N.F.K
15-05-2007, 14:04
İstanbul ve Ankara’da su alarmı

Kurak geçen kış mevsiminin ardından, barajlardaki doluluk oranının, yarının altına düşmesi, büyük şehirleri tehdit ediyor. Tüketim hızı düşmezse belediyeler tedbir alacak.
15 Mayıs 2007 13:46


İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri, tüketim hızının bu şekilde sürmesi durumunda, tedbir alınacağını duyurdu.

Geçen yıl Mayıs ayında doluluk oranı yüzde 92 olan İstanbul barajlarında şimdi bu miktarın ancak yarısı kadar su var. Günlük su ihtiyacının 1 milyon 350 bin metreküp olduğu Ankara’da ise sadece 180 günlük su kaldı.

Yaz aylarında su kullanımdaki artışı ve buharlaşmayı dikkate alan uzmanlar, yaz sezonunun yağışsız geçmesi halinde su kesintilerinin gündeme geleceğini söylüyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş da su sorunun tedbir gerektirecek boyuta ulaştığına dikkat çekiyor.

Topbaş “Kullanımda hassasiyet gösterilmezse bizim bu tüketim hızımız aynı şekilde devam ederse tabii ki tedbirler almak zorunda kalırız. İyi tüketici olursak hiçbirimiz etkilenmeden yaşamımızı sürdürürüz” dedi.

Topbaş’a göre, İstanbullular su tüketiminde yüzde 25 tassarruf yaparsa kesintilerin önüne geçilebilir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi ise yaza girmeden alınacak tedbirler konusunda düğmeye bastı. Suyun idareli kullanımına yönelik önlemler paketi belediye meclisine sunuldu. Pakette yer alan önlemler şöyle:

Hortumla halı ve araç yıkanması yasaklanacak, uymayanlara para cezası verilecek.

Şebeke suyuyla bahçe sulaması yasaklanacak. Belediye sınırları içindeki kamu ve şahsa ait tüm yeşil alanlar belediyeye ait tankerlerle sulanacak.

ASKİ su tasarrufu konusunda halkı ilanlar ve anonslarla uyaracak.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara’da suya şimdilik zam yapılmayacağını ancak 10 metreküpün üzerinde su kullananlara ceza verilmesinin gündeme gelebileceğini belirtiyor.

AA

N.F.K
16-05-2007, 11:55
İstanbul'da su tasarrufu önlemleri

İstanbul'da barajlarda yaklaşık 6 aylık su kalması ve uzmanların en sıcak yazın yaşanacağı uyarıları, İSKİ'yi tasarruf için önlem almaya yöneltti. Kesinti yaşamak istemiyorsanız..
16 Mayıs 2007 11:50
Yazı boyutunu büyütmek için

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 47'ye indi. Şu anda toplam kullanılabilir su miktarı 416 milyon metre küp. Kente günde ortalama 2 milyon metre küp su verildiği dikkate alındığında bu rakam, kentin yaklaşık 6 aylık suyunun kaldığını gösteriyor.

Barajlarda yılda ortalama 65 milyon metre küp suyun buharlaşma yoluyla kaybolduğu ve bunun büyük bir bölümünün de yazın gerçekleştiği dikkate alındığında, mevcut suyun beklenenden de kısa sürede biteceğini ortaya koyuyor.

İSKİ tarafından İstanbulluların su kullanma alışkanlıklarına yönelik yapılan bir araştırmada, vatandaşların yüzde 16'sının dişlerini fırçalarken, yüzde 15,5'inin tıraş olurken musluğu açık bıraktığı, yüzde 36,2'sinin de arabasını hortumla yıkadığını gösteriyor.

İSKİ verileri, saniyede bir damla damlatan musluğun yılda 6 ton su kaybına neden olduğunu ortaya koyuyor.

İSKİ Genel Müdürlüğü, İstanbulluların su kullanma alışkanlıklarını, beklenen su sıkıntısını ve yağış ayının Ekimde başladığını dikkate alarak, su tasarrufuna yönelik şu önerilerde bulundu:

''Halılarınızı hortumla yıkamayın. Halı yıkama makinesi ile yıkayın veya silin. Arabanızı hortumla yıkamayın. Kovaya koyduğunuz su ile yıkayın veya silin. İlçe belediyeleri cadde ve sokakları yıkamaktan vazgeçsin. Park ve bahçeler, rekreasyon alanları buharlaşmanın en yoğun olduğu gündüz değil, akşam saatlerinde sulansın. Banyo yaparken, tıraş olurken, diş fırçalarken ve abdest alırken boşa su akıtmayın. Çamaşır ve bulaşık makinesini tam dolduktan sonra yıkayın.''

İSKİ GENEL MÜDÜRÜ VURAL
Öte yandan, İSKİ Genel Müdürü Mevlüt Vural, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Cuma günü görüşülecek 2006 yılı faaliyet raporunun sunuş bölümünde, son 50 yıllık yağış verilerine göre, kentte en büyük kuraklığın yaşandığı yıllarda Aralık, Ocak ve Şubat aylarında metre kareye düşen yağış miktarı 142 kilogram iken, 2006 yılının aynı aylarında 66,7 kilogram yağış düştüğünü, bunun da kentin en kurak olduğu yıllardan yüzde 50 daha fazla kuraklık yaşadığını ortaya koyduğu görüşüne yer verdi.

5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu ile kentin hizmet alanının 3 kat büyüdüğüne, 1994 yılında müşteri sayısı 1 milyon 600 bin iken bugün 4 milyona ulaştığına işaret eden Vural, yapılan yatırımlar ile içme suyu arıtma tesislerinin kapasitesinin 3 milyon 650 bin metre küpe, su kaynaklarının yıllık veriminin de 1 milyar 170 milyon metre küpe çıkarıldığını belirtti.

Vural, ''Var olan su kaynaklarının muhafazası için İSKİ, belediye ve İstanbulluların azami gayret sarf etmesi gerekiyor'' dedi.

Kayıp ve kaçak oranlarına ilişkin bilgi de veren Vural, 2006 yılında kente verilen temiz su miktarının 735 milyon 310 bin 102 metre küp olduğunu, bunun 516 milyon 540 bin 436 metre küpünün faturalandırıldığını, 218 milyon 769 bin 666 metre küpünün ise (yüzde 29,75) bedava ve kaçak su kullanımının oluşturduğunu kaydetti.

YENİ YATIRIMLAR
Vural, su sıkıntısını aşmak için yapılan yeni yatırımlar hakkında da şu bilgileri verdi:

''İstanbul'un orta vadeli içme suyu ihtiyacını karşılamak maksadıyla DSİ ile birlikte Büyük Melen Çayı'ndan ilk aşamada yılda 268 milyon metre küp su İstanbul'a akıtılacak. Yeşilçay Projesi ile de İsaköy ve Sungurlu barajlarını yaparak İstanbul'a yılda ilave 190 milyon metre küp su sağlayacağız. İstanbul'un orta ve uzun vadeli su ihtiyacını karşılamak amacıyla da yılda 1 milyar 180 milyon metre küp su verecek Büyük Melen sistemini hayata geçirerek, kentin 2040 yılına kadar su ihtiyacını karşılayacağız. Ömerli sistemine aktarılacak olan bu su İstanbul Boğazı'nın altından tüp geçiş yoluyla getirilecek. Mart 2008'e kadar Melen Çayı Ömerli Barajı'na akmaya başlayacak.''

Vural, havzalarda mutlak koruma alanlarında sıfır yapılaşma hedefi doğrultusunda büyük mesafe aldıklarını, son bir yılda içme suyu havzalarında 50 milyon YTL'nin üzerinde kamulaştırma bedeli ödediklerini, Ömerli Barajı havzasında da ilk 100 metre mesafedeki bütün yapıları yıktıklarını belirtti.

İstanbul'da kaçak yapılaşmanın özellikle su havzalarına zarar verdiğine dikkati çeken Vural, ''Su havzalarında mevcut olan kaçak yapılaşmanın ortadan kaldırılması ve bundan sonraki yapılaşmaların planlı olması, ilde ve ilçelerde yeni imar planlarının su havzaları dikkate alınarak planlanması gerekmektedir'' dedi.

Mevcut barajların kapasitelerinin artırılabileceğine de işaret eden Vural, Alibey Barajı'nın 36 milyon metre küp kapasiteden 50 milyon metre küp kapasiteye çıkarılabileceğinin teknik elemanlarca açıklandığını ve bu önerilerin önümüzdeki yıllarda tedbire dönüşeceğini kaydetti.

Vural, İstanbul'un artan su talebini karşılamak için atık suların geri kullanımının sağlanması gerektiğini, bu suların bahçe sulaması, parklar, rekreasyon alanları, spor tesisleri, otoyol kenarları, yangın söndürme ve sanayide kullanılması için bu yıl içinde ileri biyolojik atık su arıtma tesislerinin temelinin atılacağını bildirdi.

AA

N.F.K
20-05-2007, 16:45
Yaz yağmuru buhar oldu uçtu
İSKİ'ye göre 4 gün süreceği belirtilen yağışlar, İstanbul'un barajlarına yeterli suyu sağlamayacak

20.05.2007 06:42
İstanbul'da önceki gün başlayan sağanak yağışın hafta başında da devam edeceği müjdesi, kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya olan İSKİ'de heyecanla karşılanmadı.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından yapılan "İstanbul'da 3-4 gün aralıklı olarak yağışlar devam edecek. Sellere karşı dikkatli olun" bilgisine rağmen İSKİ'deki karamsarlık sürüyor. İSKİ'ye göre 4 gün süreceği belirtilen yağışlar, İstanbul'un barajlarına yeterli suyu sağlamayacak.


Melen'e hız verildi
İSKİ basın bürosu tarafından yapılan açıklamada, İstanbul'da su sıkıntısı yaşanmaması için yaz değil, kış yağışlarına ihtiyaç olduğu bildirildi.
Yaz yağmurlarının sağanak, yani hızlı ve kısa yağış olduğunun kaydedildiği açıklamada, "Önceki gün yağan yağmur, İstanbul'un bir günlük su ihtiyacını dahi karşılamadı. Çünkü toprak suya aç. Yağmur, toprak tarafından hızlı bir şekilde emildi. Büyük bir bölümü de buhar olup havaya karıştı. Hiçbir zaman yaz yağmurları barajları doldurmaz. 4 gün yağsa dahi sağlayacağı su miktarı birkaç günü geçmez" denildi.
Mayıs 19 itibarıyla İstanbul'daki barajlarda 396 milyon metreküp su bulunduğu ve bunun yaklaşık 200 günlük ihtiyacı karşılayacağı belirtilerek, "Kış ayında yağan yağış yaz ayındaki gibi lokal değil, bölgeseldir. Yaşanılan rahatsızlık kış aylarında İstanbul'a yağmurun yağmamasıdır. Eğer önümüzdeki sezon da böyle geçerse işimiz zor. Melen Çayı'ndan su taşıma projesi bu nedenle hız kazandı" denildi






Erkeklerin tıraşı Alibeyköy Barajı'nı kuruttu!
Su sıkıntısı İstanbul'un problemleri arasında ilk sıraya yerleşti. Yağışların yetersizliği sebebiyle 'susuz yaz kapıda' uyarıları yapılmaya başlandı.



İstanbulluların içme suyu ihtiyacını karşılayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 45'e düşünce Büyükşehir Belediye Meclisi de tasarruf tedbirlerini uygulamak için harekete geçti. İSKİ'nin araştırmaları, nerelerde tasarruf yapılabileceğini ortaya koyarken, bazı alışkanlıkların değiştirilmesiyle su sıkıntısının kısa vadede çözülebileceği sonucuna ulaşıldı. Elde edilen verilere göre, İstanbulluların yüzde 76'sı sürekli akan musluk altında yıkanıyor, yüzde 24,4'ü diş fırçalarken, erkeklerin 4'te biri de tıraş olurken sürekli musluğu açık bırakıyor. Bir tıraşta günlük 90 bin metreküp su boşa gidiyor. Rakam yılda 32,4 milyon metreküpe ulaşıyor. Bu da İstanbul'un su kaynaklarından Alibeyköy Barajı'nın kapasitesine denk geliyor.

JAKO
20-05-2007, 17:12
ne kadar su israf ediliyor? istatistiki bilgi varmı? dünyada ortalama kişi başına su tüketimi ne kadar, bizde ne kadar?

BEDESTENLİ
20-05-2007, 20:19
çok bilinçsiz insanlar var,halı ve hatta yatağın yorganın içini söküp yünlerini yıkıyorlar her sene bunu tekrarlıyorlar,üstelik hortumdan akan suda en sona kadar açılmış halde,ardından arabasınıda yıkıyorlar,
bu kadar uyarıya rağmen kimseleri umursamayan insanları kınıyorum,çok saygısızca bir davranış içinde olduklarından dolayı.

N.F.K
02-06-2007, 12:13
Topbaş'dan Su Tasarrufu Çağrısı

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbullulara Su Sıkıntısı Yaşamamaları İçin Depo Yapmak Yerine, Tasarruf Yapma Çağrısında Bulundu.


İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbullulara su sıkıntısı yaşamamaları için depo yapmak yerine, tasarruf yapma çağrısında bulundu.

Topbaş, kentte su kesintisi olup olmayacağına ilişkin bir soru üzerine, İstanbul'da bu yazı çıkaracak, Eylül veya Ekim ayına ulaştıracak rezerv bulunduğunu söyledi.


Topbaş, ''Sonbaharın başında da yağış alamazsak tabii ki sıkıntılar başlar. Onun için biz şu anda su kısıntılarını pek fazla gündeme getirmek ve tedirgin etmek istemiyoruz. Şu an için bir problem yok'' dedi.

''Günde 2 milyon ton su kullanımımız var'' diyen Topbaş, ''Kentte yaşayan insanlarımız günde 4'te 1 tasarrufa girse, bu günde 500 bin ton tasarruf anlamına geliyor. Bu müthiş bir rakam. İstanbulluları buna çağırıyorum ve özellikle istirham ediyorum'' diye konuştu.





SUDA YÜZDE 10 TASARRUF

Konuşmasında, su sorununa da işaret eden Topbaş, ilde yüzde 25 tasarruf yapılmasının 525 bin metre küp suya bedel olduğunu, bunun da kenti ciddi anlamda rahatlatacağını söyledi. Yapılan ikazlar sonucu yüzde 10 tasarruf sağlandığını dile getiren Topbaş, bunun da 200 bin metre küp su demek olduğunu ifade etti.

Topbaş, “İstanbullulara susuzluk yaşatmak istemiyoruz. Tabii ki cezalar kesmek kolay. Bir talimat versek 3 gün sular akmaz. Böyle bir tasarruf istemiyoruz. Kullanıcı olarak beyinlerde dikkat edersek, suyu idareli kullanır, ikaz edersek, bu su kaynağımızı devamlı buluruz” dedi. Bunları yaparken çevreye, doğaya saygılı davranılmasını istediğini dile getiren Topbaş, terasların bahçe şeklinde yapılarak İstanbul'un sera etkisinden kurtarılması gerektiğini kaydetti. Topbaş, yağmurun da drenajlarla alınarak sarnıçta biriktirilmesi önerisinde bulundu. Bahçelerin bu şekilde biriktirilen sularla sulanmasını isteyen Topbaş, evinde de bunu uyguladığını söyledi. Topbaş, Büyükşehire bağlı park ve bahçelerde böyle bir projeyi başlattıklarını bildirdi.

N.F.K
02-06-2007, 15:01
arkadaşlar ,normalde 35-40 arası su parası geliyordu ve su israfıda had safhadaydı,çünkü tazyik çok fazlaydı ve su saatinin yanındaki vanayı kıstım ve şu anda su faturam 25in üstüne çıkmıyor.ve banyo yaparken artık duşu kullanmıyorum hamam usulü, kovaya su koyup yıkanıyorum,1,5 kova su bir hayli yetiyor.aç-kapa musluklarının altındaki taharet musluklarını kıstım ve aç kapadan artık yağmur gibi su akmıyor. rezarvuarın şamandırasının ayarını düşürdüm ve tuvallette daha az su tüketiyorum,arabamı kovayla yıkıyorum.bahçeyi sularken ise ,yağmur pimaşını bir su deposu kurup oraya yönlendirdim ve artık beleş suluyorum.25 yıl sonra ,su -benzinden daha değerli olacak.kaynaklarımızı koruyalım ve israf etmeyelim.peygamberimizin,dere kenarında abdest alsak dahi suyu israf etmeyelim,sözünü asla unutmayalım.:yes:

Bravo dostum...
Yapılması gereken bu kadar basit, hem ülkemzi için , hem cebimiz için hemde geleceğimiz için yapmalıyız...
Sonuçta kazanolanların yanında kaybedilen ne var ki , böyle yapamıyoruz ve sorumsuzca davranıyoruz...
Bu sorumsuzluk kesintilerle tekrar bizi vuracak başkasını değil...
Kendi ayağımıza kurşun sıkmamızın manası yok..

N.F.K
07-06-2007, 18:46
Yağış barajlardaki su miktarını artırdı

İstanbul'da etkili olan sağanak yağışın, barajlardaki su miktarında az da olsa bir artış sağladığı bildirildi.
07 Haziran 2007 17:02
Yazı boyutunu büyütmek için

İSKİ Basın Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, dünden beri yağan yağmurlar sonucu baraj havzalarında metrekareye Elmalı'da 35,5, Darlık'ta 33, Alibeyköy'de 20, Ömerli'de 13,55, Terkos'ta 10,7, Sazlıdere'de 1,2 ve Büyükçekmece'de 0,12 kilogram yağış düştüğü belirtildi.

Açıklamada, sağanak şeklindeki yaz yağmurlarının, kış yağmurları kadar verimli olmamakla birlikte barajlarda az da olsa su miktarında bir artış sağladığı ifade edildi.

İstanbulluların su tüketimi konusunda bilinçli davranması ve suyu israf etmeden kullanması gerektiği belirtilen açıklamada, ''Bu vesileyle su kullanma bilincinin herkes tarafından benimsenmesinin elzem olduğunu bir kez daha hatırlatırız'' denildi.

AA

Palet
08-06-2007, 11:14
Tesadüfen denk geldim,tv de yemek programi yapan muhterem hanım E.B., halkına(!) örnek olacak mesaj vermeye çalışırken su sıkıntısından dolayı arabasını yıkarken çok üzüldüğünü dile getiriyor!
Ama üzülmek yerine kova kullanmayı yada silmeyi akıl edemiyor malesef.
Kendisi böyle duyarlı(!) mesajlar vermese daha yararlı olur.

N.F.K
19-06-2007, 07:31
Bir damla su boşa gitmesin!

Başkan Kadir Topbaş barajlardaki doluluk oranının %40'ın altına indiğini ama tasarruf bilincinin yaygınlaşmasının kendisine umut verdiğini söyledi.

19 Haziran 2007 03:34



Melen Çayı Projesi'nin ilk etabının 20 Ekim'de devreye girmesiyle İstanbul'daki suyun yüzde 40 oranında artacağını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, "İstanbullular bize destek olduğu müddetçe vatandaşlarımıza susuzluk çektirmeyeceğiz. Bir damla suyu boşa akıtmayalım" dedi.

Kayışdağı Darülaceze Fizik Tedavi Merkezi'ni ziyaret eden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, gazetecilerin çeşitli konulardaki sorularını cevaplandırdı. İstanbul barajlarındaki su miktarının Ekim ayı sonuna kadar yeteceğini hatırlatan Başkan Kadir Topbaş, 20 Ekim'de Melen Çayı Projesi'nin ilk etabının devreye girmesiyle İstanbul'da kullanılan suyun yüzde 40 oranında artacağını söyledi.

Kadir Topbaş, "Şu anda kullandığımız su bir önceki yıldan bize kalan yedek su, bunu kullanıyoruz. İstanbullular bize destek olduğu müddetçe, beraber olduğumuz müddetçe susuzluk çektirmeyeceğiz" dedi.

BİR DAMLA SU BOŞA GİTMESİN

Başkan Topbaş, "barajların doluluk oranının yüzde 40'ın altına inmesiyle" ilgili bir soruya da "İstanbullular’ın hassasiyetini teşekkür ediyorum, daha da olması lazım. Bir damla su bile boşa akıtmayalım. Tedariklerimiz var ama ne olur dikkatli kullanalım, tasarruf yapalım. Araçları, halısını yıkayana ceza kesmek yerine birbirimiz ikaz edelim. Suyumuz dikkatli ve idareli kullanırsak hiçbir problem yaşamayız. Bunu yaşatmamaya da özen gösteriyoruz" cevabını verdi.

İstanbul'da Ekim ayı sonuna kadar su sıkıntısı bulunmadığını vurgulayan Topbaş, Melen Çayı'ndan Ömerli Barajı'na gelen suyu Avrupa Yakası'na taşıyacak geçiş borusunun 20 Ekim'e yetişeceğini de kaydetti.



Bugün

ÇAKAL
19-06-2007, 07:34
Her hafta 3-4 gün Beylikdüzünde suları kesiyorlar.Dün öğleden beri sularımız yine kesik.Hala gelmedi.Fatih'te k.peder var onların suyu hiç kesilmiyor.Kriz sadece bizi vurdu.:cry:

N.F.K
21-06-2007, 23:38
Gökçek'ten su kesintisi uyarısı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Kızılırmak'tan getirilecek suyun kullanımı ve ne kadarlık su potansiyeli olduğunu açıkladı. Su kesintisi için tarih verdi.

21 Haziran 2007 22:30


Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Kızılırmak'tan su getirilmesinin uygun olduğuna, Devlet Su İşleri (DSİ) yetkilileriyle birlikte karar verdiklerini belirterek, Kızılırmak suyunun içilemeyeceğine ilişkin bir rapor bulunmadığını belirtti. Gökçek, belediyenin basın merkezinde düzenlediği toplantıda, bugün bir gazetenin Ankara ekinde yer alan ''Kızılırmak Suyu Olmaz'' başlıklı haberin gerçeği yansıtmadığını savundu.

Haberi yazan muhabirin Basın Meslek İlkeleri'ni ihlal ettiğini ileri süren Gökçek, muhabir aleyhinde 200 bin YTL'lik tazminat davası açılması talimatını verdiğini söyledi. Gökçek, haberde, DSİ tarafından hazırlanan ve Kızılırmak suyunun ''ishale neden olduğu ve içilemeyeceğine'' ilişkin bir rapordan bahsedilmesine karşın böyle bir rapor bulunmadığını kaydetti.

Kızılırmak'tan su getirilmesinin uygunluğu konusunda DSİ ve ASKİ yetkililerinin birçok kez toplantı düzenlediklerini bildiren Gökçek, projeye birlikte karar verdiklerini belirtti. Gökçek, ayrıca yapılan deneylerde, getirilecek suda kimyasal ve bakteriyolojik bulgular ile radyoaktif maddeye rastlanmadığına dikkati çekti. Gökçek, suyun tek dezavantajının sülfat oranının yüksekliği olduğunu anlatan Gökçek, ''Sudaki sülfat oranı maksimum 250 miligram olması gerekirken burada 330 miligram var. Ancak Dünya Sağlık Örgütünün zorunlu hallerde kabul ettiği rakam 500 miligramdır'' dedi.

Sülfat oranının yüksek olmasının sağlık açısından sakıncalı olmadığını ifade eden Gökçek, sadece suyun tadında farklılık görülebileceğini söyledi. Gökçek, Kızılırmak'tan getirilecek sudaki sülfat oranını düşürmek için bu suyu barajlardan gelenlerle karıştıracaklarını bildirdi. Gökçek, Kırıkkale halkının 20 yıldır Kızılırmak suyunu içtiğini, buna rağmen bu ilin belediye başkanı ve il sağlık müdürünün su nedeniyle hiçbir vatandaşın ishal olmadığını söylediğini kaydetti

. Söz konusu gazetede yer alan haberin Ankaralıları paniğe sevk ettiğini belirten Gökçek, haberi yazan muhabiri ''yalancılıkla'' suçladı. Gökçek'in daveti üzerine toplantıya gelen muhabir ise haberinin doğru olduğunu, DSİ tarafından hazırlanan raporlardan oluşan ve 2006 yılında kitap haline getirilen ''Hirfanlı ve Kesikköprü Gölleri ve Havzalarında Kirlilik Araştırması'' başlıklı kitaba dayandığını bildirdi.

Kitapta yer alan raporlarda, Kızılırmak suyunun içilemez nitelikte olduğu, evsel atıkların karıştığı ve yatağı üzerinde balık çiftlikleri bulunduğu için sağlık açısından ciddi riskler taşıdığı yönünde ifadelere yer verildiğini vurgulayan muhabir, bir gazeteci olarak halkın gerçekleri öğrenmesine çalıştığını söyledi. Muhabir, Gökçek'in, halkı uyarıcı nitelikte haberler yazdığı için teşekkür etmesi gerekirken kendisini yalancılıkla suçlamasının bir belediye başkanına yakışmadığını kaydetti.

-''KIZILIRMAK SUYU SÜPER KALİTEDE DEMİYORUZ''-

Bunun üzerine, haberde yer alan raporlarda sadece kalite tarifinin yapıldığına işaret eden Gökçek, ''zaten suyun süper kalitede olduğunu söylemediklerini'' belirtti. Melih Gökçek, Kızılırmak'tan getirilen suyun barajlardan elde edilen su kalitesinde olmadığını, sülfat nedeniyle tadının farklı olduğuna işaret ederek, ''Mecbur olmasak bu suyu getirmeyiz'' diye konuştu. Gökçek, yaklaşık 5 ay sonra tamamlanması planlanan su hattının, gelecekte su sıkıntısının ortadan kalkmasıyla sadece yedek olarak kullanılabileceğini anlattı. Gökçek, susuzluk tehlikesinin kuraklıktan kaynaklandığını, belediye olarak alınması gereken tüm tedbirleri önceden aldıklarını vurguladı.

-SU KESİNTİLERİ AĞUSTOSTA BAŞLAYACAK-

Gökçek, barajlardaki su durumu ve su kesintilerinin ne zaman başlayacağına ilişkin ise ''Barajlarımızda toplam 207 milyon metre küp su bulunuyor. Şu an, her gün verecek olursak 5 aylık suyumuz var. Ağustostan itibaren kesintilere başlayacağız'' dedi. Gökçek, Kızılırmak projesi çerçevesinde suyu olmayan köyler ile Mogan ve Eymir göllerine de su vereceklerini belirtti.

-SORULAR-

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Gökçek, bir soru üzerine, yaz aylarında sadece Hasköy ile Aydınlıkevler civarında 2 üst geçit inşaatı yapılacağını bildirdi. Gökçek, EGO'nun özelleştirilmesiyle ilgili soru üzerine, belediye meclisi tarafından özelleştirme için ihaleye çıkılması konusunda karar alındığını, hazırlıkların tamamlanmasının ardından 3-4 ay içinde özelleştirmenin tamamlanmasını hedeflediklerini belirtti. Özelleştirme konusunda fiyat söylemenin doğru olmayacağını dile getiren Gökçek, 15 civarında firmanın ihaleye katılacağını düşündüklerini, aralarındaki rekabet sayesinde iyi bir rakama ulaşılacağını kaydetti.

EGO'nun BOTAŞ'a olan borçlarının silinmesiyle ilgili soruyu Gökçek, ''Aramızda bazı davalar vardı bizim kazanacağımıza inandığımız. 'Biz davalardan vazgeçelim, siz de faizleri silin' dedik, uzlaştık.'' Gökçek, özelleştirmeden elde edilecek parayla EGO'nun borçlarının tamamının silineceğini, metroların da tamamlanacağını ifade etti. Bir başka soru üzerine de Gökçek, Kızılırmak'tan su getirilmesine ilişkin çalışmalar nedeniyle ekili arazileri zarar gören vatandaşların zarar ve kamulaştırma bedellerinin süratle ödeneceğini bildirdi.

AA

BEDESTENLİ
22-06-2007, 18:03
Her hafta 3-4 gün Beylikdüzünde suları kesiyorlar.Dün öğleden beri sularımız yine kesik.Hala gelmedi.Fatih'te k.peder var onların suyu hiç kesilmiyor.Kriz sadece bizi vurdu.:cry:

sende suyun kesildiği günler k.pederine git,3-4 gün eder 7 gün, su kesildi geldim dersin:):),ama dikkat et haa sopa yeme:):):)

N.F.K
23-06-2007, 12:57
Gökçek: Başkentin 5 aylık suyu kaldı

Başkent Ankara'da ağustos ayından itibaren su kesintisi başlayabilir. Açıklamayı Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek yaptı. Gökçek, başkentin beş aylık suyu kaldığını açıkladı.

23 Haziran 2007 12:48


Ankaralıların su tasarrufuna uymadığını söyleyen Gökçek, Kızılırmak'tan su getirme projesi için çalışmaların hızlandığını belirtti.

Kurak bahar aylarının ardından birkaç gün Ankara'ya düşen yaz yağmurları başkentin susuzluğuna derman olmadı. Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, "Su bitiyor"
dedi.

Büyükşehir Belediye Meclisi'nin aldığı tedbirlere ve uyarılara rağmen Ankara'da istenen tasarruf oranına da ulaşılamadı. Gökçek'e göre, vatandaş durumun ciddiyetinin farkında değil.

Seçimden sonra ağustos ayında kesintilerin başlayacağını belirten Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Kızılırmak'tan su getirme projesinin önem kazandığını söyledi, Kızılırmak'ın suyunun içilebilir olduğunun altını çizdi.

N.F.K
24-06-2007, 08:59
140 ton su tasarruf edebilirsiniz

Küresel ısınma su kaynaklarını bir bir kurutuyor. Barajlardaki su seviyeleri yüzde 50'lerin altına indi. Basit önlemlerle yılda 140 ton su tasarrufu yapabilirsiniz. Peki nasıl?

24 Haziran 2007 03:52



Mühenna Kahveci'nin haberi

Son yıllarda bütün dünyanın gündemine oturan küresel ısınma, etkilerini göstermeye başladı. Türkiye, tarihinin en sıcak yıllarından birini geçiriyor. Sıcaklık artınca kış ayları yağışsız geçti.

Birçok şehirde su sıkıntısı had safhaya çıktı. Barajlardaki su seviyesi yüzde 50'nin altına indi. Nisan yağmurlarından da beklediğini alamayan Türkiye, yazı tedirginlikle beklemeye başladı. Yazın su kullanımının artması ve buharlaşma nedeniyle su seviyesinin daha da düşeceği tahmin ediliyor.

Yaşananlar, tasarrufa gidilmediği takdirde Türkiye'nin kuraklıkla baş başa kalacağını gösteriyor. Yetkililer, evde ve bahçede alınacak basit önlemlerle 4 kişilik bir ailenin yılda 140 ton su tasarruf edebileceğini vurguladı.

Su tasarrufu ile ilgili şemayı bu linkten görebilirsiniz...

http://medya.zaman.com.tr/2007/06/24/su_xl.jpg

kantar
24-06-2007, 23:24
Arkadaşlar hepimizin de bildiği gibi israf haramdır. Biraz daha kendimize dikkat etmeliyiz. Hayatımıza çeki düzen vermeliyiz. Su kullanımını nasıl en asgari seviyeye indirebilirim diye düşünmeliyiz. Bunun adı cimrilik değil tasarruftur.

400 yılın en sıcak yazına hazır mısınız ? Uzmanlar hava sıcaklıkları konusunda 2007 yılı ve ötesi için karanlık tablo çiziyor.

09 Mayıs 2007 haber 3

Tüm dünyada orta şiddetli yağışların azaldığını ve şiddetli yağışın arttığını vurgulayan Prof. Dr. Miktad Kadıoğlu, 2007 yılı ve ötesi için karanlık tablo çizdi. 1998'in son 400 yılın en sıcak yılı olduğunu söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü ve Afet Yönetimi Merkezi öğretim üyesi Prof. Dr. Kadıoğlu, "2007 daha da sıcak olacak" dedi.

Sıcak hava dalgaları nedeniyle 2003 yazında Avrupa 'da 35 bin kişinin öldüğünü hatırlatan Kadıoğlu, Antalya 'da nemle beraber hava sıcaklığı 40.6 dereceyi aştığı zamanlarda hissedilen hava sıcaklığı dalgası alarmı verilmesi gerektiğini savundu.

1960'larla kıyaslandığında son 10 yılda afet sayısının üç, ekonomik kayıpların dokuz, sigorta kayıplarının 15 kat arttığını belirten Prof. Dr. Kadıoğlu, Türkiye'yi bekleyen tabloyu da şöyle çizdi:

2030 yılında Türkiye

2030 yılında sıcaklıklar kışın iki, yazınsa üç derece artacak. İç Anadolu Bölgesi çölleşecek, Karadeniz Bölgesi'nde yağışlar artacak, Ege ve Akdeniz bölgeleri kuraklaşacak. Orman yangınları artacak.

Sıcak hava dalgaları ölümlere neden olacak. Tarımsal haşereler artacak. Kırım kongo kanamalı ateşi (KKKA) ve sıtma gibi böceklerle taşınan hastalıklar çoğalacak.

Deniz suyu seviyesi 59 santimetre yükselecek, Türkiye kıyılarındaki 10 milyon insan bu durumdan etkilenecek. Deniz suyu 10 santimetre yükseldiğinde bile, kıyının 10 metrelik bölümü yok oluyor.

Kuraklık da seller de artacak

Özellikle Akdeniz Bölgesi'nde azalan yağmur şiddetini artıracak. Ani seller, şiddetli yağış ve yıldırımlar olabilecek.

İstanbul'da kışın sıcaklık 1 derece artarsa ısı enerjisinden ortalama yüzde 10 tasarruf edilecek ama buna karşın yazın her 1 derecelik sıcaklık artışında Adana'da klima ihtiyacı yüzde 30 artacak.

Tarım arazileri yüzde 20 yok olacak.

Prof. Dr. Kadıoğlu, bütün bu olumsuzlukları en aza indirmek için bireylerin üzerine düşenleri de şöyle sıraladı:

"Plastik madde kullanımını azaltın, torbaları tekrar tekrar kullanın. Daha az karbondioksit için çöpleri geri dönüşüme katın. Sebzeleri elde değil kapta yıkayarak, dört kişilik bir aile yılda 18 ton su kurtarır. Beş dakikalık duşla yetinin. Diş fırçalarken, tıraş olurken suyu kapatın. Günde 75 kere duş yapabilecek suyu kurtarmak için damlayan muslukları tamir ettirin. Günde bir kere bile gereksiz yere sifonu çekmeyerek yılda 16 ton su kurtarın. Dört kişilik aile bulaşığını elde yıkarsa 126 litre, makinede yıkarsa 12 litre su kullanır. Kullanmadığınızda bilgisayarı kapatın, bir yılda yüzde 83 enerji tasarruf edin."

elektrik-çi
25-06-2007, 16:47
biz suları israf edersek çocuklarımıza hiç kalmayacak lütfen biraz daha dikkat

N.F.K
26-06-2007, 22:41
26.06.2007

Enerji krizi kapıda mı?

45 dereceye varan aşırı sıcaklar su ve elektrik tüketimini artırdı. Günlük elektrik tüketimi 1000 megawatt (MW) arttı. ''Herkes klimalara yüklendi, enerji sıkıntısı doğabilir'' diyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yarın için halka tasarruf çağrısı yaptı, sanayi kuruluşlarına gece çalışmasını önerdi.

Gonca Şenay / CNN TÜRK

Aşırı sıcakların elektrik kesintisine neden olmasından endişe ediliyor. Yapılan açıklamalarda elektrik arzında sıkıntı olmayacak denilse de yetkililer temkinli...

Normal şartlarda günlük elektrik tüketimi 25-26 bin MW olan Türkiye'de aşırı sıcaklar nedeniyle, son 10 gündür bu rakam 27 bin MW'ı aştı.

Ülke genelinde klimalara aşırı derecede yüklenilmesi tüketimi artıran en önemli faktör. Klimalar teknik nedenlerle sistemi sıkıntıya sokuyor. Bakanlık yetkilileri, özellikle Akdeniz ve Ege'de sistemin bu yüke dayanamayacağından endişe ediyor.

Enerji Bakanlığı, özellikle sıcaklığın yüksek dereceye ulaşacağı çarşamba günü için tetikte. Çarşamba günü toplam tüketimin 27 bin 500 MW'ı aşacağı belirtiliyor. Yetkililer herhangi bir arıza yaşanmaması durumunda sistemin en iyi ihtimalle 27 bin 800 MW üretim yapabileceğini belirtiyor.

Enerji Bakanlığı yetkilileri, su sıkıntısına da dikkat çekiyor. Aralarında Oymapınar, Hirfanlı ve Yenice'nin de bulunduğu santraller, su sıkıntısı nedeniyle üretimi kıstı. 1412 MW'lık güç devre dışı.

Doğalgaz santrallerinin verimsiz çalışması ve revizyon nedeniyle 842 MW'lık üretimin devre dışı kalması da endişe yaratıyor.

Elektrik kesintilerinin önüne geçmek için bakanlık tasarruf yapılmasını istiyor. Büyük güçle çalışan klimaların sistemle teknik olarak uyumlu hale getirilmesi öneriliyor. Klimaların 19 derece yerine 23 derecede çalıştırılması da sistemi rahatlatacak.

Bir diğer tasarruf çağrısı da sanayi kuruluşlarına, özellikle demir-çelik üreticilerine. Bakanlık, demir-çelik üreticilerinden elektrik tüketiminin düştüğü gece saatlerinde çalışmalarını istiyor.

gencalp
27-06-2007, 23:16
ABD'de yaşayan bir arkadaşım yeni bir ev aldı ve bana resimlerini gönderdi...

Bildiğimiz klasik amerikan yaşam tarzına uygun iki katlı,bahçeli,barbekülü bir ev...

Ancak resimleri incelerken bir şey dikkatimi çekti,geniş perspektiften çekilmiş resimlerde diğer evlerde de aynı şey dikkatimi çekti...Bahçelerinde ÇİM yoktu, onun yerine çakıl taşı benzeri doğal doğal taşlar atılmıştı bahçelere...

Su israfını önlemek için,yaşadığı şehirde büyük belediye parklarındaki kısıtlı alanlar haricinde ÇİM ekilmesine ve sulanmasına izin verilmemeye başlamış...

Bence çok makul bir önlem...Benim yaşadığım mahallede,çevremdeki apartmanların bahçelerin hepsine ÇİM ekilmiş vaziyette ve en küçük bahçe 300 metrekare....Bu konunun çok ciddi bir biçimde ele alınması gerekiyor...ÇİMLERİ sulamak için harcanan sular yüzünden, gerçekten çevrenin ihtiyacı olan ağaçları yakında sulayamaz hale geleceğiz...

MAŞALI
27-06-2007, 23:47
Her hafta 3-4 gün Beylikdüzünde suları kesiyorlar.Dün öğleden beri sularımız yine kesik.Hala gelmedi.Fatih'te k.peder var onların suyu hiç kesilmiyor.Kriz sadece bizi vurdu.:cry:

kayınpederinin mahallesi fire mi verdiki sandıkta suları kesilsin:D

N.F.K
28-06-2007, 20:51
Baraj buharlaşıp uçtu

28 Haziran 2007 Perşembe 14:57

Eyvah! Afrika sıcakları fena vurdu. İstanbul'da barajlardan biri kurudu...
Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üstüne çıkmasıyla İstanbul'da su tüketimi artarken uyarılara rağmen su tüketiminde istenen tasarruf sağlanamadı. Barajlardaki doluluk oranı yüzde 37'ye kadar düştü.

İSKİ'nin verilerine göre, 25 Haziran'da bütün barajlardaki toplam su miktarı 325 milyon 881 bin metreküptü. 27 Haziran'da toplam su miktarı 320 bin 36 bin metreküpe düştü. İki günde barajlardaki su miktarı 5 milyon 845 bin metreküp azaldı. Kente son iki günde toplam 4 milyon 381 milyon metreküp su verilirken 1.5 milyon metreküp su buharlaştı.

36 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip olan Alibey Barajı'ndaki su miktarı da 25 Haziran'da 4 milyon 68 milyon metreküpe düştü. İSKİ yetkilileri, Alibey Barajı'nın devre dışı bırakılmadığını ancak su miktarı iyice azaldığı için barajdan, gelen su miktarından daha az su almaya başladıklarını söyledi.

İstanbul'daki barajların kapasiteleri ve mevcut su miktarları şöyle:

Ömerli: 220 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Kalan su miktarı 79 milyon 90 bin metreküp.

Terkos: 142 milyon metreküp su depolama kapasine sahip. Kalan su miktarı 102 milyon 750 bin metreküp.

Büyükçekmece: 70 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Kalan su miktarı 34 milyon 810 bin metreküp.

Darlık: 97 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Kalan su miktarı 52 milyon 318 bin metreküp.

Sazlı Dere: 50 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Kalan su miktarı 35 milyon 348 bin metreküp.

Elmalı: 15 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip. Kalan su miktarı 5 milyon 525 bin metreküp.

Kazandere ve Pabuçdere'de de toplam 5 milyon 100 bin metreküp su kaldı.

N.F.K
30-06-2007, 13:30
Barajlar alarm veriyor
30 Haziran 2007 Cumartesi 11:02
Doluluk oranı gün geçtikçe düşüyor. Su seviyesindeki düşüklük ise endişe verici...
İstanbul'da, barajların doluluk oranı gün geçtikçe düşüyor. Yetkililer ekim ayına kadar sorun yok diyor, ancak su seviyesindeki düşüklük endişe verici. Su tasarrufunun ne kadar önemli olduğunu ise bir günlük tasarruf miktarı bile gösteriyor. İstanbullu suyu en çok cumartesi günü kullanıyor.

İstanbul'un su ihtiyacı 10 baraj ve kaynaktan sağlanıyor.

Terkos, Ömerli, Darlık, Sazlıdere, Büyükçekmece, Elmalı, Alibeyköy, Kazandere, Pabuçdere ve Istırancalar bu kaynakları oluşturuyor. Ancak bu kaynakların kapasiteleri her geçen gün düşüyor.

İstanbul'un su ihtiyacını karşılayan önemli su kaynaklarından Büyükçekmece Gölü'nde ise geçen yıl su seviyesi normal seviyenin 3 metre altındayken bu yıl 7 metre altında.

Yağışların düşmesi, nüfus artışı, buharlaşma ve en önemlisi de su savurganlığı barajlardaki seviyeyi bugünkü duruma getirdi.

N.F.K
03-07-2007, 16:14
Su tasarrufunun 10 basit yöntemi

Yağışsız geçen kış ve bahar aylarının sıkıntısını ülke olarak çekiyoruz. Susuz bir yaza girdik. Suyu tararruf etmenin farklı yöntemleri var. Herkesin yapabileceği 10 tasarruf yöntemi:
03 Temmuz 2007 14:57



İstanbul Büyükşehir Belediyesi, susuz günler yaşanmaması için tüm İstanbullular'ı su tasarrufuna çağırdı. Bunun için basit yöntemlerle yapılan 10 tasarruf yöntemini kamuoyu ile paylaştı.

4 kişilik bir aile, yılda 140 ton su kurtarabilir… Evde suyumuzu kurtarmanın 10 basit yolu

1. Musluğu Açık Bırakmayın
Her gün sebzelerimizi elde yıkamak yerine, su dolu bir kapta yıkarsanız, çok daha az su tüketirsiniz. 4 kişilik bir aile bu yöntemle yılda ortalama 18 ton su kurtarabilir.

2. Bulaşıklarınızı Elde Değil Makinede Yıkayın
4 kişilik bir ailenin günlük bulaşığını elde yıkarsanız, ortalama 84 - 126 litre su harcarsınız. Oysa bulaşık makinesi aynı bulaşığı sadece 12 litre su ile yıkar. Bu da bir yılda ortalama 26 - 40 ton suyu kurtarmanız demektir.

3. Diş Fırçalarken, Tıraş Olurken Suyu Kapatın
Diş fırçalarken ya da tıraş olurken, kullanmadığımız halde açık bıraktığımız su gideri, yılda kişi başı ortalama 12 tondur. 4 kişilik bir ailede bu rakam ortalama 48 tondur.

4. Daha Kısa Duş Alın
5 dakikalık bir duş sırasında ortalama 60 lt su harcarsınız. 4 kişilik bir ailenin her bir ferdi duş süresini 1 dakika azaltırsa yaklaşık 18 ton su kurtarırsınız.

5. Gereksiz Yere Sifon Çekmeyin
Tuvaleti çöp olarak kullanmayın. Dört kişilik bir ailenin her bir ferdi, günde bir kez sifonu amacı dışında çekerse yılda 16 ton su harcamış olur.

6. Sifona Plastik Bir Şişe Yerleştirin
1,5 litrelik bir pet şişeyi su ile doldurarak sifonunuzun içine yerleştirin. Sadece bu basit bir önlemle bile yılda 2 ton su kurtarabilirsiniz.

7. Duş Başlığınız Değiştirin
Yeni çıkan suyu daha iyi bir şekilde püskürten ekonomik duş başlıklarından alın. Böylece suyu daha az açarak daha tazyikli bir duş alabilirsiniz.

8. Muslukları Tamir Ettirin
Evdeki tüm muslukları su kaçırmadığından emin olum. Gerekirse tamir edin. Her saniye bir damla damlayan musluk yılda 1 ton su harcar.

9. Su Kaçaklarını Engelleyin
Evinizdeki ya da apartmanınızdaki su borularını yenileriyle değiştirin ya da tamir ettirin. Eski tip borular tonlarca su harcar.

10. Çamaşır Makinesini Ekonomik Kullanın
Bir çamaşır makinesi tek bir çalıştırmada 176 litre su harcar. Makinenizi haftada bir kez bile az kursanız, yılda 9 ton suyu kurtarırsınız.

asi
08-07-2007, 14:31
büyükçekmece ne hale gelmiş boyle:beurk::ayy:
http://www.milliyet.com.tr/2007/07/08/guncel/agun.html

N.F.K
28-07-2007, 17:19
Susuz Ankara umutsuz İstanbul


Kurak geçen kışın ardından bahar ve yaz mevsiminde de yağış almayan İstanbul’un 119 günlük suyu kaldı. Bir damla suya muhtaç olunabilecek günler kapımızdayken kent halkı tasarruf çağrılarına kulak asmadı. Suyu tamamen çekilen baraj göllerinde artık koyunlar otluyor

İstanbul’da su sıkıntısını aşmak için Büyükşehir Belediyesi’nce yapılan tasarruf çağrılarına karşın İstanbullular sudan tasarruf etmedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın nisan ayından itibaren yaptığı tasarruf çağrıları sonucunda kente 2006 Mayıs ayında verilen 62 milyon 965 bin 927 metreküp su miktarı, bu yıl 307 bin metreküp azalarak 62 milyon 658 bin metre küpe indi.

SADECE 2.5 GÜNÜ KURTULDU

Temmuz ayında geçen yıl 24 gün içinde kente verilen 48 milyon 906 bin metreküp su, 2 milyon 35 bin metreküp azalarak bu yıl 46 milyon 971 bin metreküp oldu.

Buna göre tasarruf çağrılarının yapılmasının ardından Mayıs ayında İstanbullular yüzde 0,49, haziran ayında yüzde 4,11, temmuz ayında ise yüzde 3,96 oranında tasarruf yaptı. Bu rakamlar 3 ay içinde tasarruf edilen toplam 4 milyon 993 bin metreküp su, kentin 2,5 günlük su ihtiyacına denk geldi.

BARAJLARIN ÜÇTE İKİSİ BOŞ

İstanbul’un su ihtiyacını sağlayan 10 su kaynağındaki doluluk oranı da yüzde 29’a düştü. Kente su sağlayan ve toplam 792 bin 750 milyon metreküp su tutma kapasitesine sahip Ömerli, Darlık, Elmalı, Terkos, Alibey, Büyükçekmece, Sazlıdere ve Istrancalar’daki su hacmi 253 milyon 636 bin metre küpe indi. 16 milyon 420 bin metre küp su tutma kapasitesine sahip olan Kazandere ile Pabuçdere’de hiç su kalmadı.

Kente verilen 2 milyon 127 bin metre küp su miktarı dikkate alındığında ve barajlardaki su sıfır noktasına kadar kullanıldığında, İstanbul’un 119 günlük suyu kaldı.

Yetkililer kent halkının daha duyarlı davranarak,tedbirleri artırmasını ve durumun ciddiyetinin farkına varmasını istedi. Aksi halde İstanbulluları zor günler bekliyor.




--------------------------------------------------------------------------------



Baraj suyu çekilince Mimar Sinan’ın eseri ortaya çıktı

İstanbul’da yağışsız geçen ayların ardından kentin su ihtiyacını karşılayan Alibeyköy Barajı’nda su kalmadı. Daha önce baraj sularının altında kalan Mimar Sinan’ın ünlü eseri Maglova Kemeri’nin artık tamamını görebilmek mümkün. Sanat Tarihi Uzmanı Prof. Dr. Semavi Eyice de, kemerin ortaya çıkmasını sevindirici bularak “Bu değerli eserin göl içinde kalmasına Allah da razı olmamış. Bu barajı olduğu gibi kuru bırakmak en doğrusu” dedi.



--------------------------------------------------------------------------------



İşletmeler su talebine yetişemiyor

Küresel ısınmaya bağlı olarak yaşanan kuraklık doğal kaynak sularının debilerinin düşmesine neden olurken, kaynak suyu işletmeleri yoğun talebi karşılayamaz oldu. Bozdoğan Belediyesi Madran Memba Suyu İşletme Müdürü Emin Uysal, yaşanan kuraklıktan en çok etkilenen sektörlerden birisinin de doğal kaynak suyu işletmeleri olduğunu belirtti.

Uysal, şöyle dedi: ‘’Bu yıl satışlarımızda 2006’ya göre yüzde 23,45 oranın da artış oldu. Saatte 22 ton su işlememize ve 24 saat üretim yapmamıza rağmen yetişemiyoruz işletme önünde kuyruklar oluşturup, günlerce sıra bekliyor.’’



--------------------------------------------------------------------------------



Başkent’te susuz yaz başlıyor

Başkent Ankara, neredeyse tarihinin en kurak yazını geçiriyor. Başkent’e su veren barajlardaki doluluk oranı yüzde 5’e indi. 1 Ağustos’ta itibaren kentte su kesintileri başlayacak.

Başkent’i besleyen Çamlıdere ve Kurtboğazı barajlarındaki su seviyesi, alarm vermeye başladı. Geçen yıl aynı dönemde 345 milyon metreküp su bulunan barajlardaki su miktarı 70 milyon metreküpe indi.

ÇİÇEK SULAMAK YASAK

Büyükşehir belediyesi bir yandan kente su getirmeye çalışırken, bir yandan da mevcut suyun tasarruflu kullanılması için adımlar attı. Bu çerçevede “Alo Sulama” uygulaması başlatılırken, bu yöntemle, bahçesini sulamak isteyenler için tankerle su taşınıyor. Belediye, bu hizmeti ücret karşılığında yapıyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri de önümüzdeki 10 gün içinde Ankara’da yağmur beklenmediğini söyledi.



--------------------------------------------------------------------------------



İzmirliler daha duyarlı çıktı

İzmİr Büyükşehir Belediyesinin su tasarrufu çağrısına destek veren İzmirliler, kampanyanın üçüncü ayında su kullanımını yüzde 8.5 oranında azalttı. İzmir halkı İstanbullulara göre daha duyarlı davrandı. Nisan ayından bu yana geçen yıla oranla kente verilen su miktarında toplam 3 milyon 839 bin 435 metreküplük tasarruf sağlandı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ‘Suyumuz artık her zamankinden daha kıymetli. Çalışmalarımız ve uyguladığımız tedbirlerin sonuçlarını vermeye başlaması, bizi çok mutlu ediyor. Özellikle vatandaşlarımızın hassasiyeti bu noktada çok önemli. Bunun için onlara müteşekkiriz. Bu devam ederse yıl sonunda Balçova Barajı rezervinin yaklaşık iki katı su kazınılacak.



--------------------------------------------------------------------------------



İLK KESİNTİ BALA’DA

Su kesintisinin gündemde olduğu başkentte, bazı ilçeler bu sorunu sondaj çalışmalarıyla açılan yeni kuyularla gidermeye çalışıyor. Bala’da beş aydır su kesintisi yaşanıyor. Mahallelere 3’er gün arayla dönüşümlü olarak su verilebiliyor. Beypazarı’ında da kuraklık nedeniyle 6 kuyunun kapatılması sonucu su sıkıntısı yaşanıyor. Çubuk’ta ise yeni sondajlardan su sağlanıyor.

Deniz ÇİÇEK / ANKARA / AA

hascan
28-07-2007, 18:11
israf haramdır...

kendimiz,ailemiz,çevremiz kısaca tüm insanlar için lütfen suyu ısraf etmeyelim tasarruflu kullanalım...

asi
02-08-2007, 20:59
ülkemizin kuruyan cennetleri
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=4790&p=1&rid=4369

balaban
04-08-2007, 00:31
Siz önlem almaya uğraşmayın, sorun çözüldü.

Ananızın evine gidin
“Allahın bu kadar afet vereceğini öngöremedik. Allah isterse susuzluk biter” diyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı, çare olarak okulların geç açılması önerisi kabul edilmeyince, belediye personeli dahil Ankaralıların tatile çıkmasını önerdi.




Ankara'daki susuzluk nedeniyle eleştirilere hedef olan Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek "Allahın bu kadar afet vereceğini öngöremedik" dedi ve susuzluktan kimsenin sorumlu olamayacağını iddia etti.

"İlk defa böyle bir şey oluyor bu tahmin edilemez. Şimdi bunlar niye öngörülemedi öngöremedik? Yani Allahın bu kadar afet vereceğini düşünemedik" diyen Gökçek, DSİ ya da belediyeyi suçlamanın doğru olmayacağını, her iki kurumun da belirlenen takvime göre görev yaptığını öne sürdü.

Gökçek, çözüm olarak okulların geç açılması yönündeki önerisinin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kabul edilmemesi üzerine ise, ilginç bir başka öneri gündeme getirdi:

"Ankara'da nüfus ne kadar az olursa su sıkıntısı o kadar rahat çözülür. Bu 2-3 ay içinde vatandaşlarımız diğer şehirlere giderek anne ve babalarını ziyaret etseler iyi olur. Ankara boşalır. böylece su tasarrufu yapılır."

Gökçek, belediye personelini de, kritik görevde olanlar hariç, tatile göndereceğini kaydetti.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gökçek, 2004 yılında Gerede'den Ankara'ya getirilecek içme suyu projesine, metro önceliği nedeniyle değil, finansman ve enerji maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle karşı çıktığını anlattı.

Gökçek gazetecilere "Halkı paniğe sürüklemeyin" çağrısı yaptı ve su kesintilerinin 4 güne çıkarılmayacağını, iki günde bir olacağını tekrarladı.

simetri
04-08-2007, 13:03
[QUOTE=balaban;1782801]

. Bu 2-3 ay içinde vatandaşlarımız diğer şehirlere giderek anne ve babalarını ziyaret etseler iyi olur.
ya anne babalarıda Ankara da oturuyorsa ne olacak.:notr:o zaman ananıda al git diyecek:he:

balaban
04-08-2007, 13:08
[QUOTE=balaban;1782801]

. Bu 2-3 ay içinde vatandaşlarımız diğer şehirlere giderek anne ve babalarını ziyaret etseler iyi olur.
ya anne babalarıda Ankara da oturuyorsa ne olacak.:notr:o zaman ananıda al git diyecek:he:

Artık Melih Bey ne der bilmiyorum:) Mutlaka böyle dahiyane çözümler üretir.

Yazınca yazdınız diyorlar. Küresel Isınma diye bir topik var. Oraya çok gönderim olmuştu. Hatırlarsanız birkaç ay önce televizyona 3 Bakanımız çıkıp açıklama yapmıştı. "KÜRESEL ISINMA YOK.". Ben kendi halinde ev hanımı küresel ısınmayı işitmişken bizim bakanlarımızın işitmemesi garip, üstüne üstlük çıkıp "YOK" diye ilan etmeleri daha da garip.

simetri
04-08-2007, 13:11
bizde rezervuarlara şişe yerleştirdik.her yaz çocuklara terasta havuz kurardık.bu sene havuzu şişirmedik.çocuklara anlattık anladılar.küçük oğlum çok hassas.dikkatli davranıyor.30 metrekarelik 2terasım var.yaz boyunca 1 kere yıkadım.yıkamak için yağmuru bekliyoruz.yağarsa hemen ardından süpürüyoruz.böyle birşey yapacağım aklıma gelmezdi.çocuklarımı seviyorum ve herşey onlar için.belki bizler göremiycez ama onlar büyük ihtimalle sıkıntı çekecek.inşallah olmaz.ciddi ciddi birşeyler yapmak gerek.elimizden ne gelirse.çok yazmışım.

gemici
04-08-2007, 13:37
hayatta bir gram tasarruf etmem....suyu temin etmek görevi olanlar çalışsın su bulsun.......adamlar yatsın ben tasarruf edeceğim....asla etmem..hatta eskisinden daha fazla su kullanıyorum........

BEDESTENLİ
04-08-2007, 13:47
hayatta bir gram tasarruf etmem....suyu temin etmek görevi olanlar çalışsın su bulsun.......adamlar yatsın ben tasarruf edeceğim....asla etmem..hatta eskisinden daha fazla su kullanıyorum........

sayın gemici su var olunca kimse tasarruf edin demiyordu,küresel ısınma nedeni ile yeraltındaki kaynaklar kuruyor,sizin tepkiniz temin edenlere ama,biraz daha düşünmenizde fayda var,ilerde çocuklarınız susuz kalacak,KÜRESEL ISINMAYA HAYIR.

sebal
04-08-2007, 13:51
[QUOTE=simetri;1783165]

Artık Melih Bey ne der bilmiyorum:) Mutlaka böyle dahiyane çözümler üretir.

Yazınca yazdınız diyorlar. Küresel Isınma diye bir topik var. Oraya çok gönderim olmuştu. Hatırlarsanız birkaç ay önce televizyona 3 Bakanımız çıkıp açıklama yapmıştı. "KÜRESEL ISINMA YOK.". Ben kendi halinde ev hanımı küresel ısınmayı işitmişken bizim bakanlarımızın işitmemesi garip, üstüne üstlük çıkıp "YOK" diye ilan etmeleri daha da garip.

neden sn balaban
daha öncede bu cayda radyasyon yok diyenide gördük:grrr:

balaban
05-08-2007, 02:08
[QUOTE=balaban;1783174]

neden sn balaban
daha öncede bu cayda radyasyon yok diyenide gördük:grrr:

Evet ben de gördüm. Bunların hepsi aynı, biri diğerinden iyi değil:grrr:

Neden demişsiniz garip olmasına mı neden dediniz? Sizce garip değil mi? Bilmiyor olsalar da garip, yalan söylemeleri de garip.

Serenler
05-08-2007, 08:54
hayatta bir gram tasarruf etmem....suyu temin etmek görevi olanlar çalışsın su bulsun.......adamlar yatsın ben tasarruf edeceğim....asla etmem..hatta eskisinden daha fazla su kullanıyorum........


http://img504.imageshack.us/img504/6754/susuzlukwy4.jpg
Bu manzaraları keşke hiç yaşamasaydık...
Maalesef ülkemizin barajları, gölleri, göletleri ve akarsularının neredeyse tamamı bu durumdadır.
Büyük bir kuraklık ve su kıtlığına doğru gidiyoruz.
Su varken kimse onun varlığının ve kıymetinin farkında değil.
Yarın Ankara'da sular kesiliyor. Sonuçlarını ve kopacak kıymeti hep birlikte göreceğiz...
Ama buralara bir günde gelmedik. belediye su kaynakları kıt ve kurak başkent parklarında çılgıca bir çekilde park yapmak adına her yeri çimle kapladı. Çim su tüketimi en yüksek bitkilerden biridir. Günlük 8 mm su tüketir. Ankarada en az 150 gün sulama yapıldığını düşünseniz ve kullandığınız suyu üst üste koysanız tam 1200 mm eder. Yani Ankaranın tüm parklarının 120 cam yüksekliğinde suyla kaplı olduğunu bir düşünün. Tabii sulama bittikten sonra kapatılmayan sulama sistemlerinden günlerce rogarlara akan yolları kaplayan ve kazalara neden olan suların hesabı buna dahil değil.
Yoksa Ankara'nın suyu öyle dişleri fırçalamakla, traş olmakla bitmedi.
Şimdi de bu parklar taşıma suyla sulamaya çalışıyorlar veya öyle göstermeye çalışıyorlar.
Bu kadar yüksek su ihtiyacı olan peyzaj bitkilerinin taşıma suyla sulanamayacağını çok net bir şekilde söylüyorum. Sonuçta güze doğru çok büyük bir kısmı kurumuş olacak. Tabii bunun için havaya giden trilyonlar da işin cabası tabii.

Yapmayın sevgili Gemici..
Her zamanki gibi "Edilen Haltlar, Yenilen herzeler" i temizlemek biz vatandaşlara düşüyor. Daha birkaç yıl önce "Su konusu bizim konumuz değildir, bizim önceliğimiz Ankara'yı köstebek yuvasına çeviren, ve bir türlü bitmeyen bitmeyecek olan yüzlerce milyon doları yutan metro çalışmalarıdır" demeye getiren Melih Gökçek'in pişkin tavırlarına da katlanacağız, tasarruf da yapacağız, adam partisi seçimde zarar görmesin diye seçimden önce su tasarrufu konusunu ciddi olarak gündeme bile getirmedi. Şu anda burada 2 günlük su kesintisi bitti sular geldi.
Geldi gelmesine de gelin görün ki musluklardan resmen çamur ve pas akıyor...:confused:

Serenler
05-08-2007, 09:29
Buyrun bir doğrucu davut daha!...

AKP'li Başkan: Susuzluğun sorumlusu yerel yönetimler

Kars Belediye Başkanı AKP'li Naif Alibeyoğlu, 'Doğurganlık ve nüfusun artması, imar sınırlarının genişletilmesi ve göç, sorunları büyüttü' dedi


KARS DHA

Kars Belediye Başkanı AKP'li Naif Alibeyoğlu, Ankara ve birçok ilde yaşanan susuzluk sorunuyla ilgili olarak yerel yönetimleri hedef aldı.
İmar sınırlarını 50 kilometre artıran Büyükşehir Belediye Yasası'yla büyük kentlere göçün pompalandığını ve büyük rant sağlandığını vurgulayan Alibeyoğlu, "İki milyon kişiye yetecek su, nüfusu 5-6 milyona çıkan büyük kentlere elbette yetmeyecektir" dedi.
Ülkedeki sorunların başında, nüfusun ve doğurganlığın anormal ölçülerde artmasını gösteren Alibeyoğlu, ayrıca taşradan metropollere büyük göç dalgasının da sorunları büyüttüğünü savundu.
Büyükşehir Belediye Yasası'yla imar sınırı yarı çapının 50 kilometre genişletildiğini anımsatan Alibeyoğlu, tarım arazileri ve meraların yerleşim alanına dönüştüğünü ifade ederek şunları kaydetti:

'Yok edip dua ediyoruz'
"Büyükşehirler bununla büyük rant elde ettiler. Ama ilerisi düşünülmedi. Bir başkent düşünün ki nüfusu son 5-6 yılda iki katına çıktı. Doğadaki kıt kaynaklar, azalıyor, ama nüfusumuz giderek çoğalıyor. Avrupa'daki başkentlerin nüfusu 10 yılda yüzde 0.5 oranında bile artmazken bizim başkentin nüfusu özellikle imar alanının genişletilmesi ve göçün teşvik edilmesinin de etkisiyle 2-3 kat arttı.
Biz güzel ülkemizi kendi ellerimizle yok ettik. Şimdi de yağmur duasına çıkıyoruz. Her yıl bir Kıbrıs kadar toprağımız erozyonla yok olup gitmektedir."

Konuyla ilgili bir yazının linki daha:
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=55607

gemici
05-08-2007, 10:45
sabah balkonları yıkadık 4 er kova su ile....mis gibi oldu......

BEDESTENLİ
05-08-2007, 10:48
http://img267.imageshack.us/img267/9342/20070805104111pi3.png

sayın gemici abi su bitti seninle yerel yöneticilerin burada olduklarınızı aklımdan geçiriyorum da....... :wink::notr::yes:

gemici
05-08-2007, 10:49
bende ha ha ha diyorum...3 ad ha ............

JAKO
05-08-2007, 11:23
Yıkamayın, silin... Islak bir mendille...

Serenler
05-08-2007, 11:37
Madem öyle cevabını bulduğunuzda sizleri şaşkına çevirecek bir soru;
Her gün köşedeki büfeden bakkaldan içmek için 0,5 YTL ye aldığınız 0,5 lt lik suyun m3 nün kaç YTL ye geldiğini hiç düşündünüz mü?
Yani sadece 1 m3 gelen suyun bedeliyle neler alınabilir, kaç asgari ücrettir, kaç kiradır, maaşınızın ne kadarıdır?

gemici
05-08-2007, 11:44
Madem öyle cevabını bulduğunuzda sizleri şaşkına çevirecek bir soru;
Her gün köşedeki büfeden bakkaldan içmek için 0,5 YTL ye aldığınız 0,5 lt lik suyun m3 nün kaç YTL ye geldiğini hiç düşündünüz mü?
Yani sadece 1 m3 gelen suyun bedeliyle neler alınabilir, kaç asgari ücrettir, kaç kiradır, maaşınızın ne kadarıdır?

bu durumda sabah sabah bayağı para harcamışım be........gidip sifonu çekeyim şimdi de..........:)

Serenler
05-08-2007, 11:46
bu durumda sabah sabah bayağı para harcamışım be........gidip sifonu çekeyim şimdi de..........:)
Hep merak ederdim, bu memlekette bunca insanı topuğundan niye vururlar diye..
Sebepsiz değilmiş....:D:D

gemici
05-08-2007, 11:48
Hep merak ederdim, bu memlekette bunca insanı topuğundan niye vururlar diye..
Sebepsiz değilmiş....:D:D

işte su israfçısı...........vuracak beni...kan çıkacak ..ortalığı temizlemek için bir sürü su harcanacak........lütfen biraz tasarrufa önem verin..herkes sizin kadar su harcarsa ne olur ortalık......çöl tabii........:)

Serenler
05-08-2007, 12:01
işte su israfçısı...........vuracak beni...kan çıkacak ..ortalığı temizlemek için bir sürü su harcanacak........lütfen biraz tasarrufa önem verin..herkes sizin kadar su harcarsa ne olur ortalık......çöl tabii........:)

İkna kabiliyetimle hep öğünmüşümdür,
Ama öyle, ama böyle..::D:D:D

gemici
05-08-2007, 12:30
İkna kabiliyetimle hep öğünmüşümdür,
Ama öyle, ama böyle..::D:D:D

buysa kabiliyetin helal sana diyor sifonu çekiyorum.................:)

BEDESTENLİ
05-08-2007, 13:24
bu durumda sabah sabah bayağı para harcamışım be........gidip sifonu çekeyim şimdi de..........:)


Hep merak ederdim, bu memlekette bunca insanı topuğundan niye vururlar diye..
Sebepsiz değilmiş....:D:D


buysa kabiliyetin helal sana diyor sifonu çekiyorum.................:)

sayın gemici, sayın serenler i zor şer tutuyorum fişekliği kuşanmış silah elinde bırakırsam vay haline,topuklarına dikkat et,yürürken arkanı kolla :):wink::yes:

Serenler
06-08-2007, 17:17
Su rezaleti bir Türkiye’de bir de Irak ve Mısır’da var


Emre KIZILKAYA / FOTO-ANALİZ




Küresel ısınmayla birlikte dünyada genel bir su sıkıntısı başgösterdiği kesin. Fakat sadece üç ülkede su kesintileri dayanılmayacak boyutlara ulaştı.

İç savaşın acımasızca vurduğu Irak...

Can damarı Nil Nehri’nin gazabına uğrayan Mısır...

Ve Türkiye...
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/GaleriDetay.aspx?cid=4899&p=1&rid=4369

Yukarıda bir arkadaşımızın koyduğu linki tekrar koyalım:
http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/galeridetay.aspx?cid=4790&rid=4369

balaban
06-08-2007, 21:21
Su rezaleti bir Türkiye’de bir de Irak ve Mısır’da var



İyi olursa biz yaptık, kötü olursa Allah'tan.

PARK
07-08-2007, 18:38
Heyyy Ankaralılar kapın bidonları hadii İ.Melih su'yu yolda dağıtıyor...:grrr:

Pit
07-08-2007, 18:40
Heyyy Ankaralılar kapın bidonları hadii İ.Melih su'yu yolda dağıtıyor...:grrr:
onlar kömürden su elde edeceklermiş :D
ellerinde yeterince kömür var :oley:

bourbon
07-08-2007, 19:15
Heyyy Ankaralılar kapın bidonları hadii İ.Melih su'yu yolda dağıtıyor...:grrr:

borular patlamış.Gulermısın aglarmısın?

Gecenlerde bır yerde okudum.İngilizler 2001 senesınde boyle gıderse Ankarayı cok buyuk bır su problemı beklıyor dıye uyarmıslar.Aynı adamlar sımdı kısıtlamanın hıc bır ıse yaramayacagını,yenı projelerin gereklılıgınden bahsedıyorlar...Insanın kendı sehrının problemlerınden elın adamı kadar haberının olmaması cok can sıkıcı...

bourbon
07-08-2007, 19:17
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/7037675.asp?gid=180&a=717554

gemici
07-08-2007, 19:29
kimdi o bana su tasarrufu yap diyen.................

radyolog
07-08-2007, 19:49
Heyyy Ankaralılar kapın bidonları hadii İ.Melih su'yu yolda dağıtıyor...:grrr:


İyi olursa biz yaptık, kötü olursa Allah'tan.


onlar kömürden su elde edeceklermiş :D
ellerinde yeterince kömür var :oley:


borular patlamış.Gulermısın aglarmısın?

Gecenlerde bır yerde okudum.İngilizler 2001 senesınde boyle gıderse Ankarayı cok buyuk bır su problemı beklıyor dıye uyarmıslar.Aynı adamlar sımdı kısıtlamanın hıc bır ıse yaramayacagını,yenı projelerin gereklılıgınden bahsedıyorlar...Insanın kendı sehrının problemlerınden elın adamı kadar haberının olmaması cok can sıkıcı...


kimdi o bana su tasarrufu yap diyen.................

acaba bu siteyi İ.Melih e 10 sene oy verenler takip diyor mu:confused:


su tasarrufu yapan diyen de İ. Melih değil mi idi:seyt:

hatta Eskişehir e baraj yapıp şehrinin su ihtiyacını garanti altına alan Sn :Prof. Dr. : Yılmaz BÜYÜKERŞEN i küçümseyip ' O baraj değil gölet ' diyen de aynı değil mi:vurkafa:


her türlü sorun hallolmuş sanki belediye başkanlığı PADİŞAHLIK USULÜ BABADAN OĞULA GEÇER TABİİ NE GEREK VAR SEÇİM MEÇİME

BENİM OĞLUM ÇANKAYA YA ADAYDIR :evil::evil::evil:


ankara lıların artık uyanma vakti gelmedi mi

Pit
07-08-2007, 20:16
Bu İ.Melih teki "İ" kısaltması nedir? :oley: :oley:

latino1122
07-08-2007, 20:42
Bu İ.Melih teki "İ" kısaltması nedir? :oley: :oley:

Anladın sen onu...:D:D:D:D

BEDESTENLİ
07-08-2007, 20:49
o ''İ'' harfinin anlamını ilk yazan kişi açıklasın,ayıp değil mi beyler,suları israf etmek kötü bir şeyi mi çağrıştırıyor,yetmeyecek olan suları kesmişler,yatırım yapılmamış,tartışmanızı bu konularda yapsanız topiğin anlam ve ifade ettiği yönde yazılarınızı yazsanız olmuyor mu??illaki konunun boyutlarını siyasete taşıyacaksınız:aww::grrr:

radyolog
07-08-2007, 20:54
o ''İ'' harfinin anlamını ilk yazan kişi açıklasın,ayıp değil mi :

sanırım benim ilk olarak İ. MELİH GÖKÇEK diyen

bi rsüedir google da dolaşıyorum İ. ne demek diye cevap bulamadım (

biyografisi olarak )

artı İ. demek dememin neresi ayıp

BEDESTENLİ
07-08-2007, 20:59
sanırım benim ilk olarak İ. MELİH GÖKÇEK diyen

bi rsüedir google da dolaşıyorum İ. ne demek diye cevap bulamadım (

biyografisi olarak )

artı İ. demek dememin neresi ayıp

sayın radyolog her ne olursa olsun bu ifadeyi kullanan şahsı kınıyorum,siz araştırmışsınız en azından içinize bir kuşku düşmüş ,bir kişinin siyasi görüşü yüzünden insanların adının başına bu şekilde ibarelerin eklenmesini ahlak dışı bir davranış olarak nitelendiriyorum.saygılar.

Serenler
07-08-2007, 21:08
Sn Melih Gökçek'in tam adı sanırım İbrahim Melih Gökçek olacaktı.
Bildiğiniz gibi bizde genellikle ilk harfler kısaltılmış olarak yazılır.
Buradaki "İ" isminin ilk harfi anlamındadır, lütfen farklı anlamlara çekmeyelim

hascan
07-08-2007, 21:27
Hepimiz i denince akıla ne geliyor biliyor ve anlıyoruz.Lütfen konuyu bu tarafa çekmeyelim ve sularımızı israf etmeyelim...:)

Serenler
07-08-2007, 23:18
Ateş düştüğü yeri yakıyor tabii ki..
Ankara'lıların susuzluk karşısında yaptıkları yorumlar.
Trajedi, komedi...
Ne arasanız var...:
http://haberyorumlari.hurriyet.com.tr/List.aspx?HaberID=7037675

latino1122
07-08-2007, 23:21
Ateş düştüğü yeri yakıyor tabii ki..
Ankara'lıların susuzluk karşısında yaptıkları yorumlar.
Trajedi, komedi...
Ne arasanız var...:
http://haberyorumlari.hurriyet.com.tr/List.aspx?HaberID=7037675


Acıyan bize acısın...çeken bilir derler...Yuzyılımızın Belediye başkanı İ.Melih Gökçek'e bu öngörüsünden dolayı saygılarımı sunuyorm..:grrr::grrr:

Son günlerde salgın olması olası...suyu kullananlar enfeksiyon kapıyorlar...hastanelere başvuran insanların sayısında çok ciddi artışlar mevcut...21 YY..bunlar inanılmaz olarak gelebilir ama malesef yaşıyoruz...

Pit
08-08-2007, 11:23
Biri, belki de dünyanın tek susuz başkenti olan Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek. Diğeri, susuzluktan kavrulan Türkiye’de sıkıntının ’s’sini yaşamayan Eskişehir’in Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen. Gökçek, susuzluğun pençesindeki Ankara’ya acil çözüm bulmak için kıvranırken, Büyükerşen, 3 yıl önce gördüğü tehlike yüzünden yaptırdığı barajın keyfini yaşıyor.

TÜRKİYE günlerdir Başkenti’nin susuz kalmasını konuşuyor. Konuşuyor çünkü su yok, kriz var. Ama kimse Eskişehir’i konuşmuyor, çünkü orada kriz yok, su var. Belediye riski görüp 3 yıl önce barajını kurmuş şimdi 3.5 milyon metreküp suyu tepe tepe kullanıyor Eskişehir. Ağustos böceği ile karıncanın hikayesine benzeyen iki kentin ve iki başkanın öyküsü ise şöyle:

2 ADIM ÖNÜNÜ GÖREMEDİ

Ankara susuz kaldığında, 13.5 yıldır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek’in dünyanın en büyük su firmalarından Thames Water’in 5 yıl önce yaptığı "Ankara susuz kalacak" uyarısını kulak arkası ettiği anlaşıldı. Ardından başkente içme suyu sağlayacak Gerede Barajı için "Su önceliğimiz değil" diyen Gökçek’in, bu proje için sağlanan Japon kredisinin görüşüleceği Hazine Müsteşarlığı’nda düzenlenen toplantıyı da boykot ettiği belirlendi. 12 Mart 2004 Cuma günü Saat 10.30’da Hazine Müsteşarlığı’da Japon Hükümet Temsilcisi, T.C. Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi, DSİ temsilcileri ve Hazine Müsteşarlığı temsilcisi, proje için gerekli yaklaşık 250 milyon dolar tutarındaki "Uygun Koşullu Kredi" anlaşması için hazır bulundular. Ancak, Ankara Büyükşehir Belediyesi ASKİ Genel Müdürlüğü’nün de temsil edilmesi gerekiyordu. Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek, toplantıya ASKİ temsilcisini göndermedi.

ÖDENEK OLMADAN YAPTIRDI

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ise yatırım programında olmamasına ve bütçesinde ödenek bulunmamasına rağmen kendi imkanlarıyla gölet yaptırarak Eskişehir’i su sıkıntısından kurtardı. Bilim adamlarının kuraklık uyarılarını dikkate alarak 2005 yılında merkeze bağlı Mamuca Köyü yakınlarındaki vadide baraj göletini 4.5 ayda tamamladıklarını anlatan Büyükerşen, bu inşaatta Büyükşehir Belediyesi’ne ait makine parkının kullanıldığını, belediye mühendisleri, teknik eleman ve işçilerin çalıştığını kaydetti. Büyükerşen, mevsimin kurak geçmesine rağmen yaptırdıkları Mamuca Göleti’nde halen 3.5 milyon metreküp su bulunduğunu ve 2.5 km. uzunluğunda ferş alanı olduğunu söyledi.

’Annenize gidin Ankara rahatlasın’ sözü dış basında

Reuters haber ajansı, Gökçek’in Ankara’da su kesintilerini hafifletmek amacıyla insanlardan tatillerini uzatmalarını önermesini alaycı bir üslupla verdi. Ajans, Melih Gökçek’in şu sözlerine dikkat çekti: "Belediye personelini iki aylık izine göndermeyi planlıyorum. Bir 50 bin, 60 bin kişi Ankara’dan ayrılsa biraz rahatlarız. Annelerini babalarını ziyaret etseler fena mı olur." Reuters, Gökçek’in susuzluktan dolayı küresel ısınmayı suçladığını ve şunları söylediğini de yazdı: "Kuraklık aniden dünyaya vurdu. Allah’ın böyle bir felakete izin vereceğini asla beklemedik... Allah isterse hemen yağmur yağabilir."

Tehlikeyi 3 yıl önceden gördü Eskişehir’i kurtardı

Yılmaz Büyükerşen, bu barajın yapımının AKP’li Büyükşehir Belediye meclis üyelerince, "Eskişehir’in altı üstü su. Niye baraj yapıyorsun" diye eleştirildiğini söyledi. Büyükerşen gölette şimdi su sporlarının bile yapıldığını belirterek şöyle dedi: "2005 yılından beri, yine küresel ısınmaya karşı, beş yeni su havzası ilan ettik ve tescil aldık. Ayrıca 2001 yılında Avrupa Yatırım Bankası’ndan kredi alan Büyükşehir Belediyesi, kentin su şebekesindeki kaçaklarını önlemek amacıyla, su borularını yenileyecek, elektronik kontrollü ’SKADA’ sistemini ihaleye çıkardı. Büyükşehir Belediyesi ESKİ Genel Müdürlüğü, şimdi de 2008 yılı bütçesinde yer almak üzere, yeni bir gölet projesi ve içme suyu rezervlerine yönelik kaptaj projeleri ile yeni su havzalarını mevcut şebekeye bağlanması hazırlığını bitirmek üzere."

cyberd
08-08-2007, 23:28
http://img362.imageshack.us/img362/259/kanallx6.jpg

işin şakası bir yana maalesef çoğu insan olaylardan habersiz...

Serenler
09-08-2007, 06:46
HACETTEPE HASTANESİ SUSUZLUK NEDENİYLE ACİL VAKALAR DIŞINDAKİ HASTA KABULÜNÜ DURDURDU

Aman, hasta olmayın!

Tankerlerle su ihtiyacını karşılayamayan hastanede ameliyat yapılmıyor. AÜ Hastanesi de cumartesiye kadar su gelmezse aynı önlemleri alacak


Yıldız Yazıcıoğlu - Ankara

Patlayan borular nedeniyle susuzluğa mahkûm kalan Ankara'da sağlıkta da tehlike çanları çalmaya başladı. Türkiye'nin en önemli tıp fakültelerinin başında yer alan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri, tankerlerle taşınan su yetersiz kaldığı için dün yatılı acil vakalar dışındaki hasta kabulünü ve ameliyatları durdurdu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı ASKİ Genel Müdürlüğü, patlayan borulardaki onarım sürdüğü için yarın gece 24.00'e kadar şebekeye su verilemeyeceğini açıkladı. Şebekedeki tüm abonelere su ulaşması için de en az 36 saatlik bir süre geçeceğini belirten yetkililer, hastanelere de ihtiyaçları ölçüsünde tankerle su taşındığını bildirdi.
Tankerlerle gerekli su ihtiyacını karşılayamayan Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri, enfeksiyon riskini önlemek amacıyla acil vakalar dışındaki yatılı hasta alımını ve ameliyatları durdurma kararı aldı.


Taşıma su yetmedi
Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yeşim Çetinkaya Şardan, "Hastanelerimiz için saatlik ihtiyacımız 175 ton su. Bunun için bize her saat başı 6 tanker su gelmesi gerekiyor.
Ancak ASKİ, bize 5 tanker aracılığıyla su transferi yapabiliyor ki, bu yetersiz kalıyor" dedi. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Akal da, şunları kaydetti:
"Cebeci Hastanemizde dün (önceki gün) çamaşır yıkamada sorun oldu. Oradaki çamaşırlar İbn-i Sina Hastanemize bugün (dün) transfer edilince sorun çözüldü. Hastanemizde bin tonluk su depomuz var.
Ancak iki tankerle iki saatte dolan depomuz hastane şebekesine su verildiğinde yarım saatte boşalıyor. Şu anda acil servisler ve ameliyatlar dışında çok kısıtlı su tüketimine izin veriyoruz."
Akal, cumartesi sabahından önce su gelmezse yarınki ameliyatları ertelemek zorunda kalabileceklerini açıkladı. Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi de ziyaretçi yasağı alırken, refakatçi sayısını da azalttı.

Serenler
09-08-2007, 06:47
Gökçek'ten başka herkes çalışmış


Ankara susuzluğa mahkûm olurken, Türkiye'nin birçok ilinde belediyeler yatırım yapıp 2050'ye kadar su sıkıntısını önledi


ANKARA Milliyet

Türkiye'nin birçok ilinde belediye yönetimleri nüfus artışı ve küresel ısınma gibi faktörleri dikkate alarak yıllar önce içme suyu rezervlerini artırmak için yeni projelere imza atarken, başkent Ankara'da Kavşakkaya Barajı dışında ciddi yatırım yapılmadı. Ankara susuzluğa mahkûm olurken, bazı belediyeler 2050'ye kadar su sorunu beklemiyor.
ASKİ'nin yatırımlarını yakından takip eden TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası uzmanları, son dönemde ASKİ tarafından İvedik Arıtma İstasyonu'nun hemen yanına ASKİ Spor Salonu'nun inşa edildiğini hatırlattı. DSİ tarafından bu boş alana ikinci bir arıtma istasyonu inşası öngörüldüğünü kaydeden uzmanlar, Murat Karayalçın'ın belediye başkanlığı döneminde de DSİ ve ASKİ'nin ortaklaşa hazırladığı Ankara Ana Su Planı çerçevesinde Gerede havzasından taşınacak suyu arıtacak bir tesis planlandığını anımsattı.
Işıklı Barajı'nın 2004'te inşaasına başlanması gerekirken Kızılırmak'tan su taşınmasına öncelik verilmesini eleştiren uzmanlar, Ankara'ya göre alçakta olan Gerede'den suyun pompalama sistemi olmaksızın getirilebileceğine işaret etti.
Bu gelişmeler Ankara'yı susuzluğa mahkûm ederken birçok belediye altyapı sorununu yıllar önce başlattıkları projelerle büyük oranda çözerek su rezervlerini artırdı.

Serenler
09-08-2007, 07:02
Ankara'da toplu salgın hastalıklar her an başlayabilir.
Mümkün olduğu kadar dışarda ticari işletmelerde yemek yemeyin, açıkta satılan ambalajsız gıdaları tüketmeyin.
Tankerlerle satılan suları içmeyin, yemek yapmayın, hatta vücut temizliği, diş fırçalama için dahi kullanmayın. Çünkü bu suların nerelerden alındığı kaynağı belli değil. kar hırsıyla hiç bir şekilde temizlik ve hijyen kurallarına uymadan buldukları yerden alıp getiriyorlar. Ankara'nın şehir içinde bazı bölgelerde oldukça zengin yeraltı suyu kaynakları vardır ama şehir yerleşkesi içinde olduğu için bünyesinde çok büyük oranlarda kanalizasyon suları, kimyasal ve zararlı biyolojik maddeler vardır. Kendi suyunu yeraltı kuyusundan temin eden site sakinleri de bu konularda dikkat etmelidirler..
Aynı şekilde Ankara'nın şebeke suyu da geldikten sonra uzunca bir süre bu suyu değil kullanmak, temas etmekten dahi kaçının.
Eğer sonuçta bundan dolayı salgın hastalıklar çıkarsa yüzlerce binlerce insan hastalanır ve Allah korusun ölümler olursa ülke olarak dünyaya bir defa daha rezil oluruz...
Önce sağlık..
Dikkat!...

Serenler
09-08-2007, 19:39
Ankara'da salgın hastalık alarmı!


Susuzluğun vurduğu Ankara'da salgın hastalık alarmı verildi.



09 Ağustos 2007 17:08
--------------------------------------------------------------------------------
Ankara'daki su krizi hastaneleri vurdu. Hacettepe hastanesi hasta kabulu durdurması ve mevcut hastaları taburcu etmeye başlamasının ardından Gazi Hastanesi de tedbir amaçlı olarak ziyaretçi kabulüne ara verdi.

Hacettepe Hastanesi'nde ilk olarak bu sabahtan itibaren acil olmayan çocuk hastaları taburcu ediliyor.

Hacettepe Üniversitesi Erişkin Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof. Dr. Yeşim Çetinkaya Şardan yaptığı açıklamada, Hastanenin 1802 tonluk birden fazla deposunun bulunduğunu ancak bu suyun hastaneye en fazla 48 saat yettiğini bildirdi. Tedavi altındaki yatılı hastaların hastanede tutacaklarını, acil olmayan hastaların ise taburcu edildiğini ifade eden Şardan, planlanmış ameliyatların da su sorunu çözümlenene kadar ertelendiğini belirtti.

Hastaneye 40 tankerin akşam 7'den sabah saatlerine kadar 800 ton kadar su yüklemesi yaptığını açıklayan Şardan, bu suyun en fazla öğle saatlerine kadar yeteceğini bildiren Şardan, tuvalet temizliği için bir miktar su ayrıldığını, geri kalan suyu ise ancak acil ameliyatlarda kullandıklarını söyledi. Şardan, tankerlerle su yüklemesi yapılmasının sorunlara çare olmadığını da sözlerine ekledi.

Öte yandan, ANKA Ajansı'nın araştırmasına göre, Akay, Güven, Numune, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanelerinde şimdilik su sıkıntısı yaşanmıyor.

PİS KOKU HAKİM

Susuzlukla mücadele veren kentte son olarak hastanelerde yaşanan su sıkıntınsın ardından şimdi de pis koku hakim oldu. Musluklardan akmayan sular nedeniyle kanalizasyonların dip çöküntüleri artınca, temizlenmeyen rögarlar nedeniyle Ankara kokmaya başladı.

Çevre Mühendisleri Odası Ankara Şube Sekreteri Heval Sarıtaş, lavabolarda ve tuvaletlerde azalan kullanım suyu nedeniyle atıkların seyreltilemediğini vurguladı. "Dip maddesinin artması kokuya neden oluyor. Ankara'nın birçok bölgesinden vatandaşlar bize dahi koku şikayetinde bulunuyor" diye konuşan Sarıtaş, kesintiler beklenmeden rögarların temizlenmesi gerektiğini kaydetti.

Sarıtaş, Ankara'nın kokma nedenini şöyle özetledi:
"Bazı bölgelerinde 5 ila 8 günü bulan su kesintisi nedeniyle Ankara'nın kanalizasyon şebekesindeki su oranı yok denecek kadar azaldı. Daha önce suyla seyreltilen atıklar, susuzluk nedeniyle dip çöküntülerini artırdı. Gerekli temizlik de yapılmadığı için rögarlardan koku yükseliyor."

BAŞKENTTE SUSUZLUK MANZARALARI

Su kesintilerinin bir haftayı aşkın süredir uygulandığı başkentte, bazı vatandaşlar su takvimine uyulmamasından yakınırken, esnaf da değişik önlemler alıyor.

Mamak ilçesi Şahintepe Mahallesi ve civarında yaşayanlar, 31 Temmuzdan bu yana su alamıyor.Susuzluk nedeniyle bazı alışveriş merkezleri, pastane, kafe ve lokantalarda plastik çatal, bıçak ve tabaklarla servis yapılırken, bazı yerlerde de tuvaletlerin kullanılmasına izin verilmiyor.

Şahintepe Mahallesi Muhtarı Hüseyin Aslan, su kesintilerinin başladığı günden bu yana ''bir gün bile'' su alamadıklarını öne sürdü.

Susuzluk nedeniyle bölge halkının zor günler geçirdiğini ifade eden Aslan, sıkıntılarını iletmek için ASKİ'yi aradıklarını ancak telefonların açılmadığını kaydetti. Aslan, Ankara Büyükşehir Belediyesince açıklanan su takvimine uyulmadığını savundu.

Mahalle sakinleri ise ''kentin susuz kalmasının belediyenin hatası'' olduğunu iddia ederek, ''Belediye hatasını neden bizden çıkarıyor? Mamak'a kasıtlı mı su verilmiyor?'' dediler.

Vatandaşlar, su ihtiyaçlarını Ankara çevresindeki köy çeşmelerinden su getirerek ve içme suyu satın alarak gidermeye çalıştıklarını belirttiler.

ANKAMALL'DA TUVALETLERE KİLİT VURULDU

Ankara'nın en çok ilgi gören alışveriş merkezlerinden Ankamall'de sudan tasarruf sağlanması amacıyla tuvaletler kapatıldı.

Ankamall Operasyon Müdürü İsa Güven, su sıkıntısının büyük boyutlara ulaşması üzerine alışveriş merkezinde bazı tedbirler almak zorunda kaldıklarını bildirdi.

Ankamall'de günlük su tüketiminin 500 tonun üzerinde olduğuna işaret eden Güven, su kesintilerinin uygulanmaya başlanmasıyla birlikte bu tüketimi yarı yarıya indirmek için ''mecburen'' 5 maddelik tasarruf tedbirini hayata geçirdiklerini anlattı.

Güven, depoların sadece su kesintisi anında kullanılmasını sağladıklarını, temizlik ekiplerinin su kullanımını sınırlandırdıklarını, süs havuzlarını doldurmayıp, tuvaletleri dönüşümlü kullandırdıklarını ve yeşil alan sulanmasını durdurduklarını belirtti.

Alışveriş merkezinde toplam 110 kabin içeren 28 kadın ve erkek tuvaleti bulunduğunu ve bu tuvaletlerde aşırı miktarda su tüketimi olduğunu dile getiren Güven, bunların bir kısmının kullanıma kapatıldığını, kalanların da dönüşümlü olarak kullanıldığını kaydetti.

Tasarruf önlemleri sayesinde günlük su tüketimini 250 tona kadar indirdiklerine dikkati çeken Güven, ''Toplam 720 tonluk iki su depomuz var ancak bunun 3'te 1'ini yangın riskine karşı muhafaza etmek zorundayız. Geriye kalan miktarda ancak bir günlük ihtiyacımızı karşılayabilir. Bu nedenle kesintilerin bir an önce son bulmasını umut ediyoruz'' diye konuştu.

PLASTİK ÇATAL VE BIÇAK SERVİS MASALARINDA YERİNİ ALDI

Öte yandan, bazı benzinlik, lokanta, kafe ve pastanelerde de tuvaletler susuzluk nedeniyle kullanılamazken, işletmeciler bulaşığı azaltmak için plastik çatal, bıçak ve tabaklarla servise başladılar.İşletmeciler, bir haftadır yeterince su alamadıklarını dile getirerek, bu durumun hijyenik hizmet vermek açısından sıkıntı yarattığını ifade ettiler.

Su ihtiyacını az da olsa gidermek için ücret karşılığı kullanma suyu getirdiklerini kaydeden işletmeciler, su kesintilerinin önüne

geçilmemesi halinde taşıma suyunun da yeterli gelmeyeceğini anlattılar.Yeterince su temin edemediklerini için temizlik ve bulaşığın sorun olduğunu kaydeden işletmeciler, bu nedenle plastik çatal, bıçak ve tabaklarla müşterilere servis yapmak zorunda kaldıklarını sözlerine eklediler.

PROTESTOLAR YOĞUNLAŞTI

Ankara Girişimi Platformu üyeleri, Ankara Büyükşehir Belediyesi binası önünde toplanarak başkentte devam eden su kesintilerini protesto etti.

Belediyenin Milli Müdafaa Caddesindeki binası önünde toplanan gruptakiler, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ve belediye aleyhine sloganlar attılar.

Ankara Girişimi Platformu Sözcüsü Bahadır Grammeşin, burada yaptığı açıklamada, ''Melih Gökçek nedeniyle Ankara'nın yeni bir kriz daha yaşamaya başladığını'' savundu. ''Gökçek'in belediye anlayışı, 'ihalecilik' ötesine geçmiyor'' diyen Grammeşin, şunları kaydetti:

''Şehir planlaması içermeyen, yol ve köprü yapımlarıyla yürütülen belediyecilik anlayışı, Ankara'nın başına kolera salgını, susuzluk, pahalı ulaşım, konut sorunu gibi çoraplar örmektedir. Gökçek ile birlikte Ankara'nın hayat damarları kurumuş, toprağı çatlamış, Ankara giderek yaşanmaz bir kent haline gelmiştir. Gökçek zihniyeti ile Ankara'nın sorunlarının çözülmesi mümkün değildir. Patlayan su boruları ve ortaya çıkan çamur, belediyecilik anlayışının da karnesidir.''Açıklamanın ardından eyleme katılanlar, alkışlarla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i protesto ettiler.

haber3.com, AA, ANKA

ally_mcbeal
09-08-2007, 23:37
ankamall da tuvaletler kilitlenmiş, peki merak ettim i.melih gökçekin armadasında tuvaletler kilitlenmemiş mi???

ghetto
10-08-2007, 00:15
Ülkenin göbeğinde yaşanan rezilliğe bakın !
Haberlerde gördük insanlar süs havuzlarından su topluyor , Ankara kokmaya başlamış , salgın hastalıklarla yüzyüze , Hastaneler faaliyet gösteremiyor .

Toplum yararına inisiyatif kullanamayan vizyonsuz kişilerin deşifre olduğu bir sürecin parçasıdır bu yaşananlar ...

Siyaset elinin değdiği heryer çürüyor , siyaset artık Türk Toplumuna hizmet etmiyor .

Serenler
12-08-2007, 07:05
SU(Ç) SORUNU



Suay Karaman



Tüm Öğretim Üyeleri Derneği (TÜMÖD) Genel Sekreteri

Anadolu Eğitim Sendikası (AES) Danışma Kurulu Üyesi



Başkent Ankara'nın ve büyük kentlerin susuz kalmasının nedenini sadece küresel ısınmaya, kuraklığa, yağmur yağmamasına bağlamak, güneşi balçıkla sıvamaya benzer. Yanlış kentleşme politikalarından, yanlış belediye yasalarından söz etmeden, sorunu sadece küresel ısınma ile açıklamak, yerel yöneticilerin kapasitesini göstermektedir.



Su kaynaklarını dikkate almadan dağı, ovayı, ormanı imara açarak, bina yapmayı kentleşme sanan, kentin gereksinimlerini planlamaktan yoksun, dar ve sığ görüşlü yerel yöneticiler, yaşanan bu afetin hazırlayıcılarıdırlar.



Kalkınmayı büyük şehirlerin sınırlarının genişletilerek, daha da büyütülmesi olarak algılayan, tüm mali ve yatırım güçlerini büyük şehirlere veren, göçü özendirerek, artan nüfusa oranla artması olanaksız olan su kaynaklarını hızla yetersiz hale getiren rantiyeci ve sorumsuz yöneticiler, yaşanan bu afeti kadermiş gibi göstermeye çalışıyorlar.



Ankara'nın altmış kilometre doğusundan Kızılırmak, yetmiş kilometre batısından Sakarya ırmakları denize akarken susuzluk sorunu yaşanıyorsa, bu nehirlerin kirletilerek kullanım dışı kalmalarına duyarsız kalan çapsız ve ufuksuz yöneticiler, yaşanan susuzluğun elbette ki sorumlusudurlar.

Her yeri beton yığınına çevirerek, tüm yeşil alanlar yok edildikten sonra, kente biraz çağdaşlık, kendilerine biraz daha rant kazandırmak için yapılan yapay göllerin, havuzların, şelalelerin, yol ortalarına dikilen, büyük paralarla yurt dışından getirilen ve altı beton olduğu için sürekli kuruyan ağaçların, kentin su gereksinimini artırmaktan öte bir işlevi olmamıştır.



Kentin hemen yakınında oluşturulan uydu mahallelerin sularını yeraltı kaynaklarından sağlamasına ses çıkarılmamaktadır. Cumhuriyetimizin ilk barajı olan Çubuk Barajı, su toplama alanlarının korunamaması yüzünden devre dışı bırakılarak, piknik alanına dönüştürülmüştür. Atatürk Orman Çiftliği arazisinde tekrar toprak yüzüne çıkan Ankara Çayı, bugün ne yazık ki iğrenç kokular saçarak kapkara, ancak gür bir şekilde akıyor.

Ankara'nın tüm kanalizasyonunu taşıyan Ankara Çayı, Türkiye'nin en yüksek debili nehri olan Sakarya'ya karıştıktan sonra, onu da pislik içinde bırakmaktadır. Sakarya Nehri, Porsuk Çayı'nın karışmasından sonra, tamamen kullanım dışı kalmaktadır.



Ankara'nın atık suyunu arıtmadan doğaya bırakan, arıtma tesislerinde arıtılacak bu suyu yeniden kullanarak tasarruf sağlamayan, bu yatırımı yapay havuzlar kadar bile önemsemeyen yerel yöneticiler suçludur. Kentin plansız olarak büyümesine olanak sağlayan, bu büyümenin neden olduğu artan su gereksinimi için tek bir yatırım bile yapmayan yerel yöneticiler suçludur. Beklenen yağmurlar yağmadığı için kuraklığın olacağını görmelerine karşın, seçimlerin yapılmasına kadar gerekli önlemleri almayan yerel yöneticiler suçludur. Su toplama alanlarında yeniden ağaçlandırma yapmayan, dere geçkileri ve göllerin çevrelerinde acilen ormanlaştırma kampanyası başlatmayan yerel yöneticiler suçludur.



Susuzluk nedeniyle doğabilecek salgın hastalık riskinin belediyeye yüklenemeyeceğini savunan yerel yöneticiler suçludur. Su tasarrufu yapmak için, belediye çalışanlarının büyük bölümünün izne çıkarılmasını düşünen ve Ankaralıların birkaç aylığına kent dışına yakınlarını görmeye gitmelerini söyleyen yerel yöneticiler suç işlemeye devam etmektedir. İnsanlarla alay edercesine "Allah dilerse bir anda susuzluğumuz biter" diyen yerel yöneticiler, suçu üzerinden atmaya çalışmaktadır. Okullardaki tatili uzatmayı öneren, "bidonları doldurmayı unutmayın" diyen yerel yöneticiler suçludur.



Atmıştan fazla fabrikanın atıklarını boşalttıkları Kızılırmak nehrinin kirlenmesine göz yuman yerel yöneticilerin suçu büyüktür. Sülfat oranının fazla olduğunu bildiği halde, Kızılırmak suyunun içmeye uygun olduğunu savunan yerel yöneticiler suç işlemeye devam etmektedir. Barajlar kuruduğu için enerji üretiminin düşmesi nedeniyle elektrik kesintilerinin başlamasına yol açan, felakete davetiye çıkaran yerel yöneticilerin, halkın karşısına çıkmak için yüzlerinin olmaması gerekir.



Türkiye, küresel ısınmanın en çok etkileyeceği ülkelerden biridir. Bu yüzden ülkemiz büyük bir su sorunu ile karşı karşıyadır. En büyük sorunlardan biri de, su konusunda bilincimizin olmamasıdır. Ülkemizde su ile ilgili yetki ve sorumluluk 13 kuruluş arasında dağıtılmıştır. Değişen bu şartlar altında yetki ve sorumluluğun tek elde toplanması gerekmektedir.



Türkiye'deki yaklaşık 3300 belediyenin yalnızca 240 tanesinde arıtma tesisi bulunmaktadır. 58 organize sanayi bölgesinin yalnızca 5 tanesinde deşarj sistemi bulunmaktadır. Kentlerde kullanılan suların yaklaşık %40'ı, şebekenin eski olması ve bozukluğu yüzünden yitirilmektedir. Ülkemizi yönetenlerin bu durum karşısında yıllardır ne yaptıkları belirsizdir. Bir litre atık suyun, sekiz litre su kirlettiği bilindiği halde, çözüm üretemeyenlerin vakit yitirmeden acil önlemler almaları gerekmektedir.



Yaşanan bu susuzluk felaketinin yaratacağı sonuçlar henüz görülmedi. Dileriz çok büyük acılar yaşanmadan bu felaket atlatılır ve yerel yöneticiler kendi paylarına düşen gerekli dersleri geç de olsa çıkarırlar.



İnsan düşünmeden edemiyor; 22 Temmuz seçimi öncesinde her şeyin mükemmel olduğu bir Türkiye masalı anlatan yağdanlık basın, seçim öncesinde susuzluk konusunun böyle olacağını bilmiyor muydu? Bugünlerde her birinin attığı manşet, seçim öncesiyle çelişmiyor mu? Basın kuruluşlarının halka doğru bilgi vermek gibi bir işlevleri olduğunu bilmiyorlar mı? Basın kuruluşlarının iktidarın borazanı olmak gibi bir işlevleri vardı da, biz mi anımsamıyoruz? Türkiye'yi sadece yönetenler bu duruma düşürmedi, halkı yanlış bilgilendiren yağdanlık basının da kusuru bulunmaktadır.



Yıllardır sağ ve sığ politikacılar sayesinde ülkemiz tıkanmıştır, çürüme aşamasına gelmiştir. Şimdi bu çürüyüşten, yeniden dirilişe geçmek zamanıdır. Elbirliğiyle, örgütlenerek güzel ülkemizi taşıyla, toprağıyla, suyuyla bir bütün olarak koruyup, hak ettiği seviyeye çıkarmak için var gücümüzle çalışmalıyız…

PARK
13-08-2007, 13:18
BİDON KAFA...


ŞARIL şarıl bedava su varken, baraj yapacağına, dünyanın en uzun borusunu döşeyip, taaa Rusyalardan en pahalı gazı getiriyor...

Depo yok.

Depo var...

Su yok.

Suyu bulsa...

Boru yok.

Boru döşese, o döşeyene kadar zaten su kuruyor.

*

Yani darılmayın ama, hakikaten Allah cezanızı versin be kardeşim.

*

Bakıyorum televizyonlara...

Şöhret olmuşsun yahu!

BBC, CNN hep seni gösteriyor.

Akmayan çeşme başında, elindeki boş bidonu kameraya sallayarak, "elim kırılsaydı" diye bağırıyorsun.

*

Hiç bağırma.

Senin paranla sana köfte ekmek ısmarladılar, hizmet sandın... Sudan ucuz senin oyun.

Hiç bağırma.

*

Düşün şöyle bir...

Maazallah CHP-MHP iktidar olsaydı, ne diyeceklerdi?

"Uğursuz bunlar..."

"Bereketsizler..."

"Geldiler, kuruttular..."

Demeyecekler miydi?

Diyeceklerdi.

Sen de kafanı emme basma tulumba gibi sallayarak, "he valla" demeyecek miydin?

Diyecektin.

Hatta, şu anda tek satır bile susuzluktan bahsetmeyen liboşları, satılık kalemleri okuyup okuyup, "şerefsiz bu laikler" demeyecek miydin öfkeyle?

Diyecektin.

Hiç bağırma.

*

Bak şimdi sen, çoluk çocuk kokarcaya döndün, Afrikalılar gibi fellik fellik yıkanacak dere arıyorsun...

Senin sırtından koltuk sahibi olanlar, borsa vurgunu yapanlar, ihale kapanlar, dolar-faiz volisi vuranlar ise, Perrier’le San Pellegrino’yla jakuzide banyo yapıyor, köpük köpük.

*

Reina’da sular kesik mi sanıyorsun, a benim bidon kafalım?

*

Şimdi iyi dinle...

Yap elini yumruk.

Şeytan kulağına kurşun der gibi vur bakayım kafana iki defa...

Ne duydun?

"Donk donk" di mi?

*

Sen önce onu doldur.

Su kolay.

YILMAZ ÖZDİL/HÜRRİYET



Harikasın be Üstad Kalemine sağlık...

Pit
13-08-2007, 13:30
haftasonu ankaradaydım. sular bir akıyor bir akmıyor. aktığı zamanda önce sapsarı bir renkte akıyor. uzun bir süre aktıktan sonra rengi normale dönebiliyor.
migros ve metro markette vatandaşlar bidonları kapış kapış alıyorlar. 2007 yılında dünyadan bir başkent görüntüsünün böyle olmaması gerekiyor.
neyse belki bu seneki susuzluğun tek sorumlusu küresel ısınma olsa bile seçim öncesi iki büyük kentimizde (ankara ve istanbul) su problemi neden hiç göz öününe çıkarılmadı? önce hiçbirşey yokmuş gibi davranıldı ve hemen seçimlerden sonraki günlerde kesintiler başladı. bu bir rastlantı mıdır? Yoksa oy kaybetme korkusu böylesi bir olayı arka planda bırakmayı mı gerektiriyordu?
Halbuki oy kaybetmek için hiç korkmaya gerek yoktu. Türk insanının unutma süresi 1 hafta civarındadır ve ayrıca bir torba kömür ve erzak verdiğiniz zaman bu süreyi istediğiniz kadar kısaltabilirsiniz.
Susuzluk devam edecek muhtemelen ve bu rezillik de devam edecek. Ama bir sonraki seçimde görün bakın İ.Melih ve diğer başkanlarımız tekrar seçilecektir.

PARK
13-08-2007, 15:02
haftasonu ankaradaydım. sular bir akıyor bir akmıyor. aktığı zamanda önce sapsarı bir renkte akıyor. uzun bir süre aktıktan sonra rengi normale dönebiliyor.
migros ve metro markette vatandaşlar bidonları kapış kapış alıyorlar. 2007 yılında dünyadan bir başkent görüntüsünün böyle olmaması gerekiyor.
neyse belki bu seneki susuzluğun tek sorumlusu küresel ısınma olsa bile seçim öncesi iki büyük kentimizde (ankara ve istanbul) su problemi neden hiç göz öününe çıkarılmadı? önce hiçbirşey yokmuş gibi davranıldı ve hemen seçimlerden sonraki günlerde kesintiler başladı. bu bir rastlantı mıdır? Yoksa oy kaybetme korkusu böylesi bir olayı arka planda bırakmayı mı gerektiriyordu?
Halbuki oy kaybetmek için hiç korkmaya gerek yoktu. Türk insanının unutma süresi 1 hafta civarındadır ve ayrıca bir torba kömür ve erzak verdiğiniz zaman bu süreyi istediğiniz kadar kısaltabilirsiniz.
Susuzluk devam edecek muhtemelen ve bu rezillik de devam edecek. Ama bir sonraki seçimde görün bakın İ.Melih ve diğer başkanlarımız tekrar seçilecektir.

Bu gönderinizle yukarıdaki Y.Özdil in köşe yazısını onaylıyorsunuz sevgili pit Onaylamamak eldemi ki?:)

Pit
13-08-2007, 15:38
Bu gönderinizle yukarıdaki Y.Özdil in köşe yazısını onaylıyorsunuz sevgili pit Onaylamamak eldemi ki?:)
tabi ki onaylıyorum.
olayı siyasete dökmemeye çalışsam da tamamen siyasiler tarafından yönetildiğimiz için susuzluk konusunda en önemli sorumluluk onlarda.
belediye başkanı çıkıp dsi yi suçluyor. dsi nin başındaki adamda o siyasi partinin oraya oturttuğu adam sonuçta...
Öte yandan bu susuzluk konusu gündeme gelmeye başladıktan sonra ne kadar da fırsatçı türedi değil mi?
Bidon satıcıları, su üreticileri, su tankercileri vs vs hepsi fiyatlara zam yaptılar :(

yeter
13-08-2007, 20:41
Yılmaz Özdil her zamanki gibi, kahvehane üslubu ile yazmış. Kendi kafasınca bir kurgu yaparak kendi istediklerinin kazanması durumunda halkın susuzluğunun faturasının bunlara çıkaracağını ve onları “bereketsiz” gibi laflarla suçlayacağını söyleyerek, işte cezanızı buldunuz diyor ve hakaret ediyor.
Neymiş yazarın istediği koalisyon yönetimde olsaymış, halk bu sıkıntısını onlara yükleyip “bereketsiz vs“ diyecekmiş. İyi de bu belediye seçimi miydi? Halk susuzluk nedeniyle neden genel seçimde kazananları suçlasın? Bunun akıl ve mantıkla bir ilgisi var mı? Ama amaç vur abalıya ise yazar halkın böyle düşüneceği varsayımıyla alakasız da olsa böyle bir ilgi kuracak elbette. Çünkü kurulacağı ilgi yazarın yazısının devamında ona kendi mantığına göre hakaret etme hakkını verecek ne de olsa.

Varsay ki 22 temmuz dan sonra istediği koalisyon oldu. Ne olacaktı geçen 2 haftada Ankara nın susuzluk sorununu mu çözeceklerdi? Elbette bu kısa sürede çözülmeyecekti, ama fırsat eline geçmiş bir kere 22 temmuz hazımsızlığının intikamını alıyor kendine göre.

Anlaşılan 22 temmuzda yaşadığı şoku henüz atlatamamışki dün Hürriyet gazetesinde yazdığ ilk yazısında “beni sevmeyenin cehennemin dibine kadar yolu var” diye yazmıştı. Bugün de kendisi gibi düşünmeyenlere bidon kafa diyor, yazılarında bol hamaset ve demogoji yapan yazar.
Bu arada nedense İzmir de su rezervlerinin %25 lere İstanbul da %50 lere düştüğünü görmezden geliyor. Onun düşüncesindeki İzmir de de su seviyesi rekor seviyede düşmüş. Yoksa küresel ısınmaya rağmen İzmir in su seviyesi önceki yıllardan daha mı arttırdılar?

Melih Gökçek bugünkü su sıkıntısının birinci derecede sorumlusudur. Bunun da hesabını ilk belediye seçimlerinde verecektir. Ancak Ankarada yaşanan su sıkıntısını, halkın çektiği zorlukları ele alıp bu konuda sorunun çıkış nedenleri, küresel ısınmanın etkileri, önümüzdeki yıllar bizi bekleyen sorunlar, sorunun çözüm yolları, belediyenin yaptığı hatalar ya da yapması gerekenler, zamanında yapılması gereken ancak yapılmayan çalışmalar, bundan sonra ne yapılması gerektiği gibi konularda yazacağı yerde o tüm bunları bir kalemde geçmiş ve bir kahvehane üslubuyla mal bulmuş mağribi gibi büyük bir keyifle ve hakaret ederek yazmakta neredeyse halkın çektiği bu sıkıntıya bakarak zil çalıp oynamakta ve içinden bir derin bir oh çekmektedir. Acaba yazdığı köşe bu yazara bu millete hakaret etsin diye mi veriliyor?

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=6420521

Eroğlu, İstanbul, İzmir, Ankara ve Bursa’daki içme su barajları doluluk oranları hakkında da bilgi verdi. Eroğlu, 24 Nisan itibariyle İstanbul’daki içme suyu amaçlı barajların doluluk oranlarının yüzde 49.7, İzmir’de yüzde 26.2, Ankara’da yüzde 9.7 ve Bursa’da yüzde 54.8 olduğunu bildirdi. İstanbul, İzmir ve Bursa’da içme suyu açısından bir sıkıntı beklenmediğini ifade eden Eroğlu, Ankara’da ise durumun farklı olduğunu söyledi. Ankara’nın 2015 yılına kadar ihtiyacını karşılayacak su kaynağının bulunduğunu, ama kuraklık nedeniyle yeni tedbirlere ihtiyaç duyulduğunu belirten Eroğlu, şunları söyledi:

baron11
16-08-2007, 18:25
Suya konamayan binlerce kuşumuz.
Göç yolunda öksüz yetim kalan onca canlı "haykırıyor"

Üç gün vücut ısınızın üzerinde sıcak esti...
"Klima" yı çare bilip, enerjilerinizi tükettiniz...
Doğanın varlığında ne kadar küçüksünüz farkında mısınız?

Göller barajlar %12 lere düştü hâlâ birbirinizi yemeye devam edecek misiniz?

Varlık - yokluk arasında bocalayıp gidiyorsunuz...
Var dediğiniz süre bir göz kırpması
Hâlâ çıkarınız için çabalarken bocalamaya devam edecek misiniz?

Serenler
19-08-2007, 11:58
Bu deyimler ve atasözleri değişebilir...
Küresel ısınmayla susuzluk ve kuraklık tehlikesi tüm boyutlarıyla yaşamı etkilemeye başlarken, Türk kültüründe geniş bir şekilde yer alan suyla ilgili çok sayıdaki atasözü ve deyim de tarih olacak, gelecek kuşaklara anlatmak da bir o kadar zorlaşacak.
ANKA’nın derlemesine göre, zaman içinde susuzluk ve kuraklıkla yaşamayı öğrenmesi gereken Türkiye’de değişme olasılığı bulunan deyim ve atasözlerinden günlük hayatta sık kullanılanlardan bazıları şöyle:
“Sudan cevap, su dökünmek, su gibi bilmek, su gibi ezberlemek, su gibi gitmek, su götürmez, su götürür olmak, su içinde kalmak, su katılmamış, su koyvermek, sululuk etmek, su gibi aziz olmak, su akarken testiyi doldurmalı, su bulanmayınca durulmaz, su bulununca (görülünce) teyemmüm bozulur, su küçüğün söz (sofra) büyüğün, su testisi su yolunda kırılır, testiyi kıranda bir suyu getiren de, ayağına sıcak su mu soğuk su mu dökelim, su uyur düşman uyumaz, suyun yavaş akanından insanın yere bakanından kork, su akar yatağını bulur, su gider kum kalır, sudan ucuz, eşek sudan gelene kadar dövmek, su içinde yüzmek, zaman su gibi aktı, pişmiş aşa su katmak, bin dereden su getirmek, su yüzü görmemiş,suya sabuna dokunmamak, suyu görmeden paçaları sıvamak, suyu kesilmiş değirmene dönmek, kar susuzluk kandırmaz, taşıma suyla değirmen dönmez, göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar".

SU İLE İLGİLİ YÜZLERCE DEYİM VE ATASÖZÜ VAR
TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın, suyun az bulunur olmasının onu zamanla daha da değerli hale getireceği için bazı deyimler ve atasözlerinin zamanla kullanılmaz olabileceğini belirterek şunları söyledi:
"Su, hayat kaynağı olduğu için toplumların yaşayışında çok önemli bir yere sahiptir. Suya verdiğimiz önemin Türkçenin söz varlığına da yansıdığını görüyoruz. Türkçe Sözlük’te “su” sözüyle yapılmış 199 birleşik söz yer almaktadır. Su sözünün yer aldığı deyimlerimiz ve atasözlerimiz de sayıca yüze yakındır. Bölge ağızlarımızın, tarihsel metinlerin söz varlığını da göz önüne alacak olursak Türkçede “su” sözü ile yapılmış sözcük, deyim, hazır söz kalıbı ve atasözünün beş yüz civarında olduğunu söyleyebiliriz...
Geçmişte değişen koşullarda bazı atasözleri ve deyimlerin değişime uğraması veya unutulması gibi susuzluk karşısında su ile ilgili deyimler ve atasözlerinde de aynı durum yaşanabilir. Böyle bir ortamda toplum, yeni durumlar için elbette yeni deyimler, yeni atasözleri üretecek; mevcut deyim ve atasözlerine yeni anlamlar yükleyecektir.

"SUDAN UCUZ, SUDAN PAHALI"
Örneğin “sudan ucuz ifadesini çok ucuz eşya için kullanıyoruz ama gelecekte su çok pahalı olduğunda bu ifade unutulup yerini “sudan pahalı sözüne bırakabilir. Bir eşyanın en kötü durumda bile değerini koruduğunu ifade etmek için kullandığımız “su içinde deyimi de anlam değişikliğine uğrayabilir. “Su içinde on bin YTL eder derken belki de “Susuzlukta on bin YTL eder denilecektir. Bir yeri beğenmeyen kişiye söylediğimiz “buranın suyu mu çıktı deyimi, su çıkan yer daha kıymetli olacağı için değişime uğrayabilir.
Seyrek gelen konuklarımıza yarı sitem, yarı sevinçle söylediğimiz “Ayağına sıcak su mu, soğuk su mu dökelim sözü ise su bulamadığımız durumlarda belki de tamamen kullanılmaz olacak, ya da sıcak su, soğuk su sözlerinin yerine başka sözler kullanılacaktır.

"ZAMAN SU GİBİ AKTI"
Toplum, susuzlukta suyu getiren ile testiyi kıranın bir olamayacağını herhâlde o zaman daha iyi anlayacaktır. Böylece “testiyi kıran da bir, suyu getiren de sözü belki de değişime uğrayacaktır. Bol tükenenler için kullandığımız “su gibi gitmek deyimi de su az olacağı için değişime uğrayabilir. Derelerin, nehirlerin, çeşmelerin akmadığı bir ortamda da insanlar herhâlde “zaman su gibi akıp gitti demeyecekler, muhtemelen “zaman su gibi bitti diyeceklerdir. Gerçekleşmeyen bir tasarı için söylediğimiz “iş suya düştü deyimi de anlam değişikliğine uğrayabilir. Hafifçe yıkamak anlamındaki “suya göstermek de belki de bolca yıkamak anlamına gelecektir. “Adamın yere bakanından suyun yavaş akanından kork atasözü de akan suyun bulunmadığı bir dönemde değişime uğrayabilir. Ancak bir atasözümüz var ki gelecekte daha da anlam kazanacak: “Herkesin bir derdi var, değirmencininki su?ö Değirmencinin tek derdi olan su, herhâlde gelecekte bütün insanlığın tek derdi hâline gelecek.

"BİN DEREDEN SU GETİRMEK"
Öte yandan anlamı daha da güçlenecek, önemi artacak ve sıkça kullanılacak sözlerimiz de olacaktır. Örneğin su getiren kişiye söylediğimiz “su gibi aziz ol deyimini daha çok kullanacağız. Çok kirli kişiler ve yerler için söylediğimiz “su görmemiş, “su yüzü görmemiş sözlerini de bolca duyabiliriz. “Bin dereden su getirmek, “suya götürüp susuz getirmek, “suya sabuna dokunmama, “suyu görmeden paçaları sıvamak, “suyu kesilmiş değirmene dönmek gibi sözler de susuzluk dolayısıyla daha da işlekleşebilir. “Kar susuzluk kandırmaz, “Taşıma suyla değirmen dönmezö, “Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar atasözleri de yaşanacak susuzlukta daha da işlevsel hâle gelecektir. Hak etmeyen kişilerin kendilerini her şeyin iyisine layık görmeleri karşısında söylediğimiz “Keçinin uyuzu çeşmenin gözünden su içer atasözünü belki de daha çok duyacağız.
Zamanla deyimlerimizde, sözlerimizde, atasözlerimizde değişimler olsa da bunların eski biçimleri yeni biçimleriyle birlikte Türk Dil Kurumunun sözlüklerinde yaşamaya devam edecekler ancak eski biçimleri belki de toplumumuzda geçmişe özlem (nostalji) olarak anılacaktır."

ANKA

Yildizsever
19-08-2007, 12:21
Gönülden çalışmanızı tebrik ediyorum. Başarılar. :)

balaban
19-08-2007, 13:00
Tamam sebebi bilindiğine göre kuraklık sorun olmaktan çıkmıştır.

http://www9.gazetevatan.com/haberdet...9&Categoryid=1

Kuraklığın nedeni günahkârlıkmış!

Fethullah Gülen, verdiği bir vaazda kuraklığın nedeninin insanların günahları olduğunu iddia etti

PARK
19-08-2007, 13:27
Yavv bu topic sahibi dostumuz nerelerde.:)

Merak ettikde...

Serenler
19-08-2007, 13:33
Yavv bu topic sahibi dostumuz nerelerde.:)

Merak ettikde...

Bu sorunun cevabını ben de çok merak ediyorum...:düsün:

gemici
19-08-2007, 16:23
her şeyi israf edebilirsiniz...şu ölümlü dünyada onu sakla bunu sakla zort diye öl sonra.........israf et ki çok yaşayasın....

serkanonar
23-08-2007, 11:13
Ankara'da içme suyu dağıtım şebekesinde su kaybı yüzde 50-58, İstanbul'da yüzde 30-35, İzmir'de yüzde 44, Antalya'da yüzde 52

İşte Başbakan'a sunulan RAPOR:
TBMM Başkanı Köksal Toptan ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sunmak üzere “Şebeke Sisteminde Sızıntı Sularının Önlenmesi” adlı bir rapor hazırlayan AKP Hatay Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk, Türkiye'de suların yarısının şebeke sistemindeki kaçaklar nedeniyle boşa aktığını vurguladı.

Öztürk, yağışlı elde edilen suyun 274 milyar metreküpünün yani neredeyse yarısının buharlaştığını da belirttiği raporunda il bazında kayıp su oranlarını da sıraladı.

Buna göre kayıp su oranları; Ankara'da içme suyu dağıtım şebekesinde su kaybı yüzde 50-58, İstanbul'da yüzde 30-35, İzmir'de yüzde 44, Antalya'da yüzde 52, Adana'da yüzde 60, Diyarbakır'da yüzde 60, Mersin'de ise yüzde 60-65 civarında.

ÖNLENSE İSTANBUL'DA SIKINTI KALMAZ

Bu kaybın yüzde 20 oranında azaltılması halinde 1.8 milyar ton suyun tüketicinin kullanımına sunulabileceğini ifade eden Öztürk, şöyle dedi: "Sızıntıların azaltılması halinde koruma altına alınan su ile İstanbul ve Ankara illerinin iki yıllık su ihtiyacı sağlanacaktır."

TAKİP EDİLMELİ
PROF. Dr. Öztürk, su kaybını önlemek için belediyelerin yapması gerekenleri şöyle sıraladı:
Şebekede aşırı basınç yükselmesinden dolayı meydana gelen su kayıpları, uzaktan kumandalı vanalar, basınç regülatörleri ile denetlenebilir.

Çok eski tarihlerde döşenmiş içme suyu boruları değiştirilmeli.

Ömrünü dolduran sayaçlar yenilenmeli.

Melen’in suyu bu borularla taşınacak

MELEN Çayı'ndan İstanbul'a gelecek suyu Avrupa Yakası'na geçirmek için Fırat Boru dünyanın en kalın borusunu üretti. Üretim Müdürü Mehtap Uluceviz, proje için İSKİ'nin istediği 1200 mm çapında ve 110 mm kalınlığındaki 100 yıl ömürlü boruların üretimine hızla devam edildiğini söyledi. Her biri 13 metre boyunda ve 5 ton ağırlığındaki dünyanın en kalın boruları Melen'den Salacak'a kadar gelen suyu Boğaz’ın altından Sarayburnu'na ulaştırıp Avrupa yakasına akıtacak. Firma İSKİ için 4 kilometrelik boru üretecek.

mehcur
23-08-2007, 12:09
Yavv bu topic sahibi dostumuz nerelerde.:)

Merak ettikde...

askere gitti bildiğim kadarıyla.en son askere gideceklere tavsiyeler topiğindeydi :he:

mehcur
27-08-2007, 12:56
temizliklerimizde microfiberli toz bezlerini kullanalım.özellikle de arabalarımız yıkamak yerine bu bezle silelim.araba yıkarken ne kadar su harcadığımızı düşünürsek bu bez sayesinde yarım kova su bile fazla geliyor.hiçbir iz, toz v.s. bırakmıyor.sinek, böcek, yağ lekelerini bile kolayca çıkarıyor.temizlemesi de çok kolay.markalı olanlar şu an biraz pahalı ama kipa markalı olanları ucuz.az önce kendi arabama uyguladım, şu an yeni yıkanmış gibi.ileride bu tür bezlerin kullanımının artacağı kesin...

balaban
27-08-2007, 12:59
temizliklerimizde microfiberli toz bezlerini kullanalım.özellikle de arabalarımız yıkamak yerine bu bezle silelim.araba yıkarken ne kadar su harcadığımızı düşünürsek bu bez sayesinde yarım kova su bile fazla geliyor.hiçbir iz, toz v.s. bırakmıyor.sinek, böcek, yağ lekelerini bile kolayca çıkarıyor.temizlemesi de çok kolay.markalı olanlar şu an biraz pahalı ama kipa markalı olanları ucuz.az önce kendi arabama uyguladım, şu an yeni yıkanmış gibi.ileride bu tür bezlerin kullanımının artacağı kesin...

Fazla tozlanınca arabanın üzeri kum gibi oluyor. Direk bezle silince çizilmiyor mu?

ÇAKAL
27-08-2007, 13:04
Fazla tozlanınca arabanın üzeri kum gibi oluyor. Direk bezle silince çizilmiyor mu?
Ben pis bırakıyorum arabayı.Temiz olunca çocuklar ve gençler gıcıklık olsun diye çiziyorlar.:D:DEskiden ben öyle yapardım.:p:p

mehcur
27-08-2007, 13:07
Fazla tozlanınca arabanın üzeri kum gibi oluyor. Direk bezle silince çizilmiyor mu?

uzun süredir yıkanmadıysa ve çok tozlu olduğu durumlarda hafif bir su tutulabilir.ayrıca bez kurulama vazifesi de görüyor, iz de bırakmıyor.bu bile su tasarrufu sağlayacaktır.arabasını çok sık yıkayanları düşünürsek ne kadar suyun israf edildiği açık.özellikle onlara yönelik öneri olarak yazdım.ayrıca bezin nemli olarak kullanılması daha faydalı..

balaban
27-08-2007, 13:14
Ben pis bırakıyorum arabayı.Temiz olunca çocuklar ve gençler gıcıklık olsun diye çiziyorlar.:D:DEskiden ben öyle yapardım.:p:p

Yaramazlık ha:D
Arabanın kapısına desen çalışması yapmışlardı:)


uzun süredir yıkanmadıysa ve çok tozlu olduğu durumlarda hafif bir su tutulabilir.ayrıca bez kurulama vazifesi de görüyor, iz de bırakmıyor.bu bile su tasarrufu sağlayacaktır.arabasını çok sık yıkayanları düşünürsek ne kadar suyun israf edildiği açık.özellikle onlara yönelik öneri olarak yazdım.ayrıca bezin nemli olarak kullanılması daha faydalı..

Öneriniz sudan epey tasarruf sağlar. Teşekkür ederim.

ÇAKAL
27-08-2007, 17:02
Ve Beylikdüzü'ne eccükte olsa yağmur düştü.Toprak kokusu ne de güzelmiş.

serkanonar
27-08-2007, 18:10
DSİ, tarlaya suyu kanal yerine boruyla götürünce yüzde 50 tasarruf sağladı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) tarımsal sulamada kullanılan açık kanalet sisteminden vazgeçiyor. Bunun yerine su tarlalara, yerin bir metre altına döşenen basınca dayanıklı borularla taşınıyor.
Böylece buharlaşma ve sızıntıların önüne geçiliyor. DSİ, 4 yılda sulama suyu şebekesi içinde boru sisteminin payını yüzde 5'ten yüzde 60'a çıkardı. Bu sayede tarımsal sulamada yaklaşık yüzde 50 tasarruf sağlandı.

Önceki yıllarda suyun büyük bölümü tarlalara üstü açık kanaletlerle ulaştırılıyordu. Bu esnada taşınan suyun neredeyse yarısı buharlaşma ve sızıntılar nedeniyle kaybediliyordu. Afyonkarahisar Milletvekili ve eski DSİ Genel Müdürü Veysel Eroğlu, görevde bulunduğu 2003 yılında kapalı boru sistemine geçme kararı aldı. Türkiye'nin dört bir yanında kanaletler yerin altına alınmaya başlandı. 4 yıl içinde bu konuda büyük mesafe kat edildiğini belirten Veysel Eroğlu, basınçlı boru sistemleri sayesinde su israfının önlenerek suyun korunması ve sulama sistemlerinde randımanın artırılmasının hedeflendiğini söylüyor. Sistemin özellikle de su sıkıntısı çeken bölgeler için büyük önem taşıdığını kaydediyor. Türkiye'de suyun yüzde 74'ünün sulama amaçlı kullanıldığını, su sarfiyatında en büyük tasarrufun da bu alanda yapılacağını aktaran Eroğlu, "Klasik sulama metotları yerine kapalı sistem olan yağmurlama ve damla sulama metotlarının kullanılması halinde verim yüzde 60'tan sırası ile yüzde 80 ve yüzde 90'a çıkarılabilir. Bu da yüzde 20 ile yüzde 30'luk ek bir su tasarrufu demektir." açıklamasını yapıyor.

Kapalı sulama sistemi ile su, yerin bir metre altına döşenen 20'lik borularla vatandaşın tarlasına getiriliyor. Beton korunak içine alınan vanalar sayesinde çiftçi istediği zaman suyu kesebiliyor. Bu sistem ilk kurulduğunda toprak üstü kanalet sistemine göre iki kat pahalıya mal oluyor. Ancak 3-4 yıl içinde yüzde 50'ye varan su kaybını önlediği için kendisini amorti ediyor. İzmir, Uşak ve Manisa illerinde 38 baraj ve göletin sulama sistemi ilk etapta buna uyarlandı. Üç ilde 150 bin hektarlık alan kanaletler yardımıyla sulanıyor. Sulama birlikleri tarafından gerçekleştirilen planlamayla tarlalara verilen suyun saati ve miktarı tespit ediliyor. Ayrıca tamir ve denetim ekipleriyle sistem kontrol ediliyor. Konuyla ilgili bilgi veren DSİ 2. Bölge Müdürü Ayhan Sarıyıldız, "Yeni inşaatların tamamında kapalı sistem sulama yapıyoruz. Bu sistemde tarla sahipleri arasındaki su geçirme tartışmaları da sona eriyor. Borunun geçtiği yerin üstünde çiftçilik yapılmaya devam ediliyor. Bu sayede kimsenin tarlasını engellememiş oluyoruz." diyor.

Türkiye yüzölçümünün yaklaşık üçte birini teşkil eden 28 milyon hektarlık alan ekilebilir araziden oluşuyor. Bunun 25,9 milyon hektarlık kısmı sulanabilir nitelikte. Ekonomik olarak sulanabilir arazi miktarı ise 8,5 milyon hektar. DSİ tarafından inşa edilerek işletmeye açılan brüt 2,93 milyon hektarlık sulama alanının yüzde 11'ine tekabül eden yaklaşık 300 bin hektar DSİ tarafından, geriye kalan bölümü ise sulama birlik veya kooperatifleri tarafından işletiliyor. DSİ, sulanan arazi miktarını 2013 yılına kadar 6,5 milyon hektara ulaştırmayı amaçlıyor.

Basınçlı boru sisteminin faydaları:
Daha az suyla daha büyük alan sulanıyor.
Toprakta tuzlanma sorunu yaşanmıyor.
Suyu kontrol etmek daha kolaylaşıyor.
İşletme ve bakım maliyeti daha düşük.
Engebeli arazide sulama yapmayı basitleştiriyor.

Kapalı sulama sistemi nerelerde yapılıyor?
GAP Projesi çerçevesinde yapılan Şanlıurfa Yaylak Ovası Sulaması
GAP Bozova Pompaj Sulaması I. Kısım
Denizli Baklan Ovası Sulaması 4. Kısım
Afyonkarahisar Şuhut Ağzıkara Barajı ve Sulaması
İzmir Karaburun Mordoğan Barajı ve Sulaması
Şanlıurfa Merkez Paşabağı Sulaması
Kırşehir Karaova Sulaması

Serenler
27-08-2007, 18:37
uzun süredir yıkanmadıysa ve çok tozlu olduğu durumlarda hafif bir su tutulabilir.ayrıca bez kurulama vazifesi de görüyor, iz de bırakmıyor.bu bile su tasarrufu sağlayacaktır.arabasını çok sık yıkayanları düşünürsek ne kadar suyun israf edildiği açık.özellikle onlara yönelik öneri olarak yazdım.ayrıca bezin nemli olarak kullanılması daha faydalı..

Mikrofiberli bezi 2 ay önce aldım. İnanılmaz bir şey.. Aklınıza gelen her türlü temizlikte kullanabilirsiniz. Örneğin normal suyla arabanızı yıkadığınızda her seferinde ince bir kireç tabakası kaporta ve camlara yapışıyor. Bu bezle sildiğinizde camlar ilk gün fabrika çıkışı gibi pırıl pırıl oluyor.
Su kesintilerinde bu bezi bir bardak suyla ıslatıp sıkıyor ve saçlarınıza masaj yapar gibi ovalıyorsunuz. Sonuçta saçlarınız yıkanmış gibi pırıl pırıl oluyor. Bu nedenle seyahatlerimde çantamdan eksik etmiyorum.
Eve de bir set aldım, hanım başlangıçta bu kadar parayı bu bezlere mi verdin deyip küplere bindi ama kullandıkça vazgeçemez oldu. Bizde temizlik yaparken artık kesinlikle deterjan kullanılmıyor. Bu şekilde sudan ve deterjandan tasarruf ediyorsunuz hem de çevreye zararınız olmuyor.
Su deseniz şaka değil bir kova suyla tüm evin temizliği yapılıyor. Kapı, pencere, mobilya, halı, elektronik cihazlar yani aklınıza ne gelirse...
Bez kirlendikçe bildiğimiz Hacı Şakir sabunuyla yıkayınca üzerindeki kirleri hemen bırakıyor. Bezi sıkıp silkeledikten sonra temizliğe devam ediyorsunuz.
Hanıma cam temizliğini göstereyim derken bir baktım nerdeyse evin tüm camlarını silmişim:D

ÇAKAL
27-08-2007, 19:04
Hanıma cam temizliğini göstereyim derken bir baktım nerdeyse evin tüm camlarını silmişim:D

Şimdi yandın.Demek yapabiliyormuşsun diye şimdi cam işlerini size devreder artık yenge.:he::he::he:

Serenler
28-08-2007, 17:26
Şimdi yandın.Demek yapabiliyormuşsun diye şimdi cam işlerini size devreder artık yenge.:he::he::he:

Valla bana bırakmıyor işi çok sevdi:D

ahmetpau
28-08-2007, 17:33
Evet ya toprak kokusunu öslemişiz türkiyenin tahıl ambarı iç anadoluyada sabaha kadar yağmur yağdı. Allah bizlerden esirgemesin artık yağmurumuzu...

PARK
30-08-2007, 14:42
Öneri

Su tüketimini azaltabilir miyiz? Bir önerim olacak..

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “Ankaralılar şehri terk ederlerse sorunumuz azalır” türünden bir Zihni Sinir projesi değil benimkisi. Yine de tepki çekeceğine eminim.
Amaç tüketimi azaltmak.
Ne yapıyoruz? Bilinçlendirme kampanyası.
Bu işe yarıyor mu? Eh. Tüketim yüzde 10 civarında azaldı. Yeter mi?
Yetmediği anlaşıldı.
Anlaşıldığı kadarıyla halkımız mevcut su tüketimini (ki gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında kişi başına tüketim çok düşük) tavsiye ve telkin yoluyla azaltmayacak.
Yağmur duasının da işe yaramadığı (yaramayacağı) açık.
Barajlarda doluluk oranı tehlike sınırın altına (yüzde 21) indi. Var olan suyun (yağmur ve kar ile takviyesi gündeme gelene kadar) daha uzun bir zaman diliminde kullanılmasının radikal yolu, su fiyatını yüzde 100 oranında artırmaktan geçiyor.
Hemen kızmayın.
Önerim şu:
Bugün 30 metreküpe kadar kullanımlarda metreküpü 1.71 YTL olan fiyatı, 4 ay süreyle 3.4 YTL’ye çıkaralım. Yani yüzde 100 zam yapalım.
Ve vatandaşa diyelim ki:
“Eğer su faturan 4 ay boyunca (yüzde 10 yukarı yüzde 10 aşağı) değişmez ise sonraki 4 ay boyunca, kullanmadığın suyu sana bedava vereceğim.”
Böylece tüketiciler su faturasının değişmemesini istiyorsa, su tüketimini yarı yarıya azaltmak zorunda kalacaklar.
Azaltmayanlar ise bedelini ödeyecek.
Denebilir ki, yönetimlerin görevi su temin etmektir bedelini vatandaş niye ödesin? Doğru. Ancak artık konu afet boyutuna ulaştı. Önlemlerin bir an evvel alınması gerekmiyor mu? Ayrıca önerim, su tasarrufu yapan, yani sorumluluk alan tüketicilerin cezalandırılmamasına yönelik olduğunu da hatırlatırım.

Serenler
30-08-2007, 22:16
Öneriniz son derece mantıklı sevgili Park.
1980 li yıllarda Sivas'ta çalışıyorken bunun son derece güzel bir örneğine şahit oldum. Biliyorsunuz oralar kışın son derece soğuk. Su sayaçları da bu nedenle donup patlıyor. Vatandaşlar da kendilerine göre bir çare geliştirmiş, donmaması için tüm muslukları çok hafif açıyorlar. Sonuçta inanır mısınız şehirde su yetmemeye ve su sıkıntısı çekilmeye başladı.
Belediye buna çare olarak dahiyane bir çözüm geliştirdi:
İlk 10 m3 suyu bedava yaptı. Sonraki 5-10 m3 ve üzeri artışlar için çok ciddi katlamalı fiyatlar koydu.
Sonuçta herkes sayaçların donmaması için başka tedbirler aldı, du kullanımı mininmum seviyelere indi. Orada bulunduğum dönemde su tüketimim 10 m3 ü geçmediği için çoğu aylar su parası ödemedim.
Olayı hiçbir zaman su parası ödememek olarak görmedim tabii.
Su'yumuzu korumamız lazım.
Ama Ankara belediyesindeki hesapsız zihniyet içme sularının neredeyse yarısını su tüketimi son derece yüksek peyzaj bitkilerine harcadı.
Üstelik verimsiz ve kontrolsüz sulama sistemleri nedeniyle arıtılmış içme suyu çimleri sulamaktan ziyade yüzey akışıyla günlerce yollara ve rogarlara gitmesine neden oldu.

baron11
01-09-2007, 14:56
Fotoselli lavabo bataryaları kullanın. Suyu boşuna akıtmayın
Damlayan bir musluktan ayda yaklaşık 900 litre, (1 ton'a yakın) su boşa akabilir.Site ve uydu kentlerde arıtma sistemlerinin kurulmasını sağlayınız.Bahçe sulamalarında ve ön yıkamalarda arıtma sularından yararlanın.Araç ve bahçe yıkarken olabildiğince şehir şebeke suyunu kullanmayınız.Bulaşık Yıkarken:Bulaşıkları yıkarken 60 derecelik su sıcaklığı yeterlidir.
Daha yüksek sıcaklık enerji kaybıdır. Makinede harcanan elektriğin %90'ı suyu ısıtmak için harcanmaktadır.Yaz aylarında ısı ve nemi azaltmak için bulaşık makinesinde sabah ve akşam saatleri tercih edilmelidir.Bulaşık makinesi çalışırken mutfakta su kullanmayarak, enerjiden ve dolayısıyla paradan tasarruf edin.Bulaşık makinesini tam doldurmadan yıkamayın.Son durulamadan sonra kontrol düğmesini kapatın. Makinenin kapağını açarak bulaşıkların hava ile kendi kendine kurumasını sağlayın (%10 civarındaTASARRUF). Bulaşıklarınızı makineye koymadan önce sıcak su ile durulamak yerine süngerle üzerlerindeki yemek artıklarını temizlemek yeterlidir
.

sezaiozener
15-12-2007, 01:34
SU .. Kainatın .bize bahşettigi.en büyük nimet.
Belki yaylalarda şu an gözeler hala akıyor olabilir.
dereler hiç bir şey yokmuş gibi .gözümüzün önünden akıp gidiyor olabilir.. çünkü su zengini bir ülkeyiz.ama nereye kadar.ben azaldıgını farkediyorum.
çocukluk dönemlerimde bahcemizin kenerında dere akardı. bahar aylarında sel gelirdi biz sepetleri alır. bahcelerden balık toplardık...Yıllar varki o seller artık gelmiyor....
Kar yagardı kasım ayında.. taki nisana kadar kalkmazdı..artık sadece bir ay kalıyor..
Bildigim gözelerinde bir cogu kurudu. Eskiden kılimayı kimse bilmezdi. şimdi iş yerlerinin tamamında kılima var.kılimasız lokantada kimse yemek yemiyor..örnekler cogaltılır.fazla söze hacet yok sularımızı cocuklarımız ve gelecegimiz için koruyalım.ögretelim.insanlarımızı bilinçllendirelim .gelecegimizi tehlikeye atmayalım.. Bu gün dünyanın büyük metropollerinde
büyük şehirlere göçü azaltmak için alt yapı calışmaları bilerek yapılmıyor.
SU DEMEK CAN DEMEKTİR.
CAN.DEMEK YAŞAM DEMEKTİR...

BOSNA
15-12-2007, 16:12
Ne kadar su harcıyorsunuz aşağıdaki link den öğrenin ve gerekli tedbirleri alabilirsiniz..



http://www.suyunubosaharcama.org/

sezaiozener
15-01-2008, 00:15
Bir kavak agacı.bir yılda 200 ton su harcadıgı söylenir.Bu dogrumu bilmiyorum ama belediyeler,kavak agacı cok olan yerlerde bayagı bir kesime teşfik ediyor .hatta kendi kesiyor,şöyleki kendi bahçemde kavak agaçları vardı.kesmem için belediyeden ihbarname geldi bende kesdim.başka agaç dikdim.sanırım ciddi bir boyutu vardır.bize kavak agacı lazım degil su daha önemli.lakin hala kafama takıldı gercekden bir kavak agacı yılda 200 ton su tükedebilirmi...

guneysu
15-01-2008, 00:31
Bir kavak agacı.bir yılda 200 ton su harcadıgı söylenir.Bu dogrumu bilmiyorum ama belediyeler,kavak agacı cok olan yerlerde bayagı bir kesime teşfik ediyor .hatta kendi kesiyor,şöyleki kendi bahçemde kavak agaçları vardı.kesmem için belediyeden ihbarname geldi bende kesdim.başka agaç dikdim.sanırım ciddi bir boyutu vardır.bize kavak agacı lazım degil su daha önemli.lakin hala kafama takıldı gercekden bir kavak agacı yılda 200 ton su tükedebilirmi...

günde 550 litre su yaparki bu valla şişer insan bu kadar su içse.. ama bu ağaç.. araştırmak lazım...

bu işin uzmanı Syn Serenler cvp verir elbet..

bilmiyorsa da artık öğrenip yazacak:D:D kusura bakma abi başını derde soktum.. modluk kolay değil cevap verilecek elbet

registan
15-01-2008, 08:55
Bir kavak agacı.bir yılda 200 ton su harcadıgı söylenir.Bu dogrumu bilmiyorum ama belediyeler,kavak agacı cok olan yerlerde bayagı bir kesime teşfik ediyor .hatta kendi kesiyor,şöyleki kendi bahçemde kavak agaçları vardı.kesmem için belediyeden ihbarname geldi bende kesdim.başka agaç dikdim.sanırım ciddi bir boyutu vardır.bize kavak agacı lazım degil su daha önemli.lakin hala kafama takıldı gercekden bir kavak agacı yılda 200 ton su tükedebilirmi...

belediyelik olan yerlerde ve şehir merkezlerindeki kavakların kesilme kestirilme sebepleri baharda oluşan polen ve bu polenin rahatsız ettiği hastalar yüzünden.
kavak polenleri özellikle astım hastalarını çok rahatsız ediyor o yüzden yerleşim yerlerindeki kavak ağaçlarının bu sebepden dolayı kestirildiğini duymuştum.