PDA

View Full Version : Sabah Yayıncılık ve yeni kanun



Pages : 1 2 3 4 5 6 [7] 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

cengizk
14-06-2005, 12:30
SAYIN GENC,SAYIN MUTLU,SAYIN GUNEL,SAYIN KELKITLIOGLU,

ASAGIDAKI HABER BUGUN MEDYADA YER ALDI.TAKIP ETTIGIMIZ BU KONUYU SIZLERLEDE PAYLASIP,BU YAZININ SONUCUNU TAKIP EDEBILMENIZ AMACI ILE SIZE DE GONDERMEK ISTEDIK.

SAYGILARIMIZLA
SABAH MAGDURLARI

[B]Borsazedeye umut ışığı
SPK Başkanı Doğan Cansızlar, TMSF’ye devredilen banka ortaklarının zararının tazmini için hazırladıkları yasa tasarısını ilgili makamlara sundukları müjdesini verdi. 240 bin borsazedenin 390 trilyon alacağı var.


--------------------------------------------------------------------------------

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar, imtiyaz sözleşmesi iptal edilen enerji şirketlerinin ortakları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen banka ortaklarının zararlarının tazminine yönelik, kanun ve madde taslağı önerileri hazırlandığını ve ilgili makamlara sunulduğunu belirtti. Cansızlar, en son değişikliğin yapıldığı 1999 yılından bu yana değişen ihtiyaçlara cevap verecek çözümler üretmek amacıyla, Sermaye Piyasası Kanunu’nda bazı hususlarda değişiklik yapmayı amaçladıklarını vurguladı. Bu kapsamda, Kurul’a muafiyet tanınacak konularda belirleme yapma yetkisi tanınacağını anlatan Cansızlar, halka açık anonim ortaklıkların ‘birleşme ve bölünmelerinin’, AB düzenlemeleri paralelinde özel olarak düzenlenmekte olduğunu bildirdi.

İşlem sırası kapatılan ve kottan çıkarılan 23 şirketin hisseleri yaklaşık 165 bine yakın yatırımcının elinde bulunuyor. Haklarını yasal yollardan arayan yatırımcılar sadece Türkiye’de değil Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde yüzlerce dava açmasına rağmen haklarını alamıyor.

Bugüne kadar kapatılan şirketler için ödenecek rakam ise yaklaşık 390 trilyon lira. Bu rakamın Hazine tarafından karşılanması bekleniyor. SPK’nın hazırladığı yasa Başbakan Yardımcısı Abdullatif Şener’e sunulacak. Uzun süredir bu konu üzerinde çalışan Şener’in yasayı kısa sürede Meclis’e taşıması bekleniyor. Ancak, 390 trilyon liranın karşılanması için Ekonomiden Sorulu Devlet Bakanı Ali Babacan’ın imzası gerekiyor. Babacan’ın onaylaması halinde kısa sürede yatırımcılara çağrı yapılarak mağduriyetlerin giderileceği belirtiliyor.

Zorunlu çağrı

Özel haller gereği, kamuyu aydınlatma yükümlülerinin kapsamının genişletileceğini belirten Cansızlar, zorunlu çağrı yükümlülüğüne uymayanların oy haklarının ise mahkeme kararıyla askıya alınmasının öngörüldüğünü açıkladı.

Söz konusu enerji şirketleri ortaklarının zararlarının tazmininin sağlanmasına yönelik, ilgili kamu otoriteleriyle görüşmelerin sürdüğünü açıklayan Cansızlar, Bankacılık Kanunu Tasarısı’na ilişkin olarak da, Kurul’un görüşleri ve bu itibarla halka açık bankaların yatırımcılarının korunmasına ilişkin tasarıya eklenmesi gerekli görülen madde taslaklarının, hazırlanarak ilgili makamlara sunulduğunu bildirdi.

Seans süresi aynı kalacak

Borsa’da “seans saatlerinin artırılmasının’’ söz konusu olup olmadığı konusundaki soru üzerine Cansızlar, İMKB’de uzaktan erişim sisteminin sağladığı olanaklar sayesinde, emir iletiminde herhangi bir sıkıntı görülmediğini vurguladı. Seans saatlerinin uzatılmasının, sadece İMKB ve Takasbank’ı değil, aracı kurumları, bankaları, veri dağıtım şirketlerini, televizyon, basın ve yayın oranları ve özellikle yabancı yatırımcıları etkileyecek bir değişiklik olduğunun altını çizen Cansızlar, şöyle konuştu: “Bu kapsamda piyasadan mevcut işlem saatlerinin yetersizliği yönünde bir talep gelmeksizin seans saatlerinin uzatılmasının fayda-maliyet analizi yapıldığında, bunun sağlayacağı faydaların, söz konusu uygulamayla katlanılacak maliyetleri karşılamayacağı düşünülmektedir.’’

165 bin yatırımcı bekliyor

EGS Grubu 91.19

Sabah Pazarlama 21.040(SABAH YAYINCILIK MAGDURLARIDA DAHIL BU SAYIYA)

Medya Holding 17.149

Yaşarbank 13.722

Aktaş Elektrik 13.205

Çukurova Elektrik 10.792

Kepez Elektrik 4.017

Demirbank 10.762

Köştaş 10.650

Gümüşsuyu Halı 7.567

Mudurnu 7.318

İktisat Finans 6.608

Emek Sigorta 5.819

Polylen 4.942

Sifaş 4.382

Esbank 4.134

Sevgi Sağlık Hizm. 3.630

Nergis Holding 3.004

Apek Dış Ticaret 2.600

İntermedya 2.371

Facto Finans 2.113

390 trilyon gerekiyor

EdİndİĞİmİz bilgilere göre, banka ve imtiyazlı şirket mağdurları için toplam 390 trilyon liralık ödeme yapılması gerekiyor. EGS Bank, Yaşarbank, Esbank, Demirbank, Etibank dolayısıyla Medya Holding ve Sabah Pazarlama ile ÇEAŞ, Kepez ve Aktaş mağdurları paralarını alma şansına kavuşacaklar. Bu kapsamda ödeme yapılması öngörülen yatırımcı sayısı ise 109 bin kişi. Ancak Polylen, Sifaş, İhlas Finans, Facto Finans, Apeks Dış Ticaret, Nergis Holding ve İntermedya başta olmak üzere kottan çıkarılan tüm şirketlerin hissedarlarının dava açarak haklarını alabileceği belirtiliyor.


--------------------------------------------------------------------------------


14.06.2005

cengizk
14-06-2005, 12:35
Bu haberlerin hepsi balon bunlar magdurlarla dalga geciyor malesef


SEVGILI CHE GUERRA,

NEYE INANALIM O ZAMAN ..YAZDA BILELIM..BALON OLMAYAN BIR HABER YOLLADA TUM DEGERLI MAGDURLAR OLARAK YUZUMUZ GULSUN..HABERI SEN YAPMA TABII KI.AYRICA FORUMDA YENISIN GALIBA..ARAMIZA HOSGELDIN.BI GERILLAMIZ EKSIKTI O DA OLDU SAYENDE.. :) VALLA SIMDI DAHADA GUCLUYUZ.. :) :)

gulg
14-06-2005, 12:48
SEVGILI CHE GUERRA,

NEYE INANALIM O ZAMAN ..YAZDA BILELIM..BALON OLMAYAN BIR HABER YOLLADA TUM DEGERLI MAGDURLAR OLARAK YUZUMUZ GULSUN..HABERI SEN YAPMA TABII KI.AYRICA FORUMDA YENISIN GALIBA..ARAMIZA HOSGELDIN.BI GERILLAMIZ EKSIKTI O DA OLDU SAYENDE.. :) VALLA SIMDI DAHADA GUCLUYUZ.. :) :)

beni çok güldürdün sevgili cengiz, Allah da seni güldürsün....

MURATY
14-06-2005, 13:52
SPK YA GONDERDIM BENDE... HERKES GONDERSIN..DEGISIK BASLIKLAR ALTINDA DA OLABILIR...SABAH MAGDURLARI SORUYOR,BASKANIN ACIKLAMASI NE DEMEK GIBI KONU BASLIKLARI OLABILIR?

ben de gönderdim.

MURATY
14-06-2005, 13:54
SEVGILI CHE GUERRA,

NEYE INANALIM O ZAMAN ..YAZDA BILELIM..BALON OLMAYAN BIR HABER YOLLADA TUM DEGERLI MAGDURLAR OLARAK YUZUMUZ GULSUN..HABERI SEN YAPMA TABII KI.AYRICA FORUMDA YENISIN GALIBA..ARAMIZA HOSGELDIN.BI GERILLAMIZ EKSIKTI O DA OLDU SAYENDE.. :) VALLA SIMDI DAHADA GUCLUYUZ.. :) :)


ya cengiz çok komik adamsın,

allah da seni güldürsün emi.

safakcan
14-06-2005, 14:01
arkadaŞlar Sn Nİhat Gence YazdiĞim Emaİl AŞaĞidakİ Gİbİdİr

Merhaba Nİhat Bey

Bende Sabah MaĞdurlarindan Bİrİyİm. Ama Bu MaĞdurİyetİn
Tamamen Bankalari Denetlemekle Gorevli KİŞİler Tarafindan
Meydana GeldİĞİnİ Dusunuyorum
BİldİĞİnİz Üzere Sabah Yayincilik Kapanmadan Once Borsada
BayaĞi Hareket Goren Ve Su Anda Faalİyetİ Devam Eden Bİr Sİrket
Ayrica KÂrliliĞi Da TartiŞilmaz.

Ben Sİzİn Kanalinizla İlgİlİ KİŞİlere Şunu Sormak İstİyorum

1) Bankalari Denetleyen Kİmlerdİr ,denetleme İŞlerİ Ne Kadar Zamanda
Yapilir Ve Bankanin İÇİnİn BoŞaltilmasi Nİye Son Anda Farkedİlİr.

2) Bankanin İÇİnİ BoŞaltanlara Sİmdİye Kadar Gereklİ Yaptirim YapilmiŞmidir
BİldİĞİm Kadariyla Şu Anda Hepsİ DiŞarida.mahkemelerİ Devam Edİyor Denİlİyor
Ama Bundan Daha Kotu Durumda Olacaklari Sanmiyorum. Adaletİmİz Bu Konuda Nİye
Eksİk Kaliyor Ve Bu İnsanlar Gereklİ Cezayi Almiyor.


Nİhat Bey, Netİce Olarak Bu İŞİn Sonunda Bİzİm Gİbİ İnsanlar Maddİ
Ve Manevİ Olarak Cezalandiriliyor Dİye DÜsÜnÜyorum. Sİzlerden Rİcamiz
Yetkİlİ KİŞİlere Sesİmİzİ Duyururak MaĞdurİyetİmİz Gİderİlmesİnİ SaĞlamaniz

Alakalariniz İcİn Sİmdİden TeŞekkÜr Eder ,sayggilar Sunariz

cengizk
14-06-2005, 14:15
arkadaŞlar Sn Nİhat Gence YazdiĞim Emaİl AŞaĞidakİ Gİbİdİr

Merhaba Nİhat Bey

Bende Sabah MaĞdurlarindan Bİrİyİm. Ama Bu MaĞdurİyetİn
Tamamen Bankalari Denetlemekle Gorevli KİŞİler Tarafindan
Meydana GeldİĞİnİ Dusunuyorum
BİldİĞİnİz Üzere Sabah Yayincilik Kapanmadan Once Borsada
BayaĞi Hareket Goren Ve Su Anda Faalİyetİ Devam Eden Bİr Sİrket
Ayrica KÂrliliĞi Da TartiŞilmaz.

Ben Sİzİn Kanalinizla İlgİlİ KİŞİlere Şunu Sormak İstİyorum

1) Bankalari Denetleyen Kİmlerdİr ,denetleme İŞlerİ Ne Kadar Zamanda
Yapilir Ve Bankanin İÇİnİn BoŞaltilmasi Nİye Son Anda Farkedİlİr.

2) Bankanin İÇİnİ BoŞaltanlara Sİmdİye Kadar Gereklİ Yaptirim YapilmiŞmidir
BİldİĞİm Kadariyla Şu Anda Hepsİ DiŞarida.mahkemelerİ Devam Edİyor Denİlİyor
Ama Bundan Daha Kotu Durumda Olacaklari Sanmiyorum. Adaletİmİz Bu Konuda Nİye
Eksİk Kaliyor Ve Bu İnsanlar Gereklİ Cezayi Almiyor.


Nİhat Bey, Netİce Olarak Bu İŞİn Sonunda Bİzİm Gİbİ İnsanlar Maddİ
Ve Manevİ Olarak Cezalandiriliyor Dİye DÜsÜnÜyorum. Sİzlerden Rİcamiz
Yetkİlİ KİŞİlere Sesİmİzİ Duyururak MaĞdurİyetİmİz Gİderİlmesİnİ SaĞlamaniz

Alakalariniz İcİn Sİmdİden TeŞekkÜr Eder ,sayggilar Sunariz

SEVGILI SAFAKCAN,BUYUK KUCUK HARF KULLANIMINA HEYECANLA YAZDIGIN ICIN HERHALDE UYMUYORSUN .BENDE BAZEN AYNI SEYI YAPIYORUM. :)AMA SENIN FARKLI BIR OZELLIGIN VAR.KELIME ICERISINDE BILE BUYUK KUCUK ATLAMASI YAPABILIYOSUN.BAK BUDA BIR MEZIYET.. :) :) KIZMA SAKIN HA..BENDE COK YAPTIM BUNLARI VE HALEN DE YAPIYORUM. AMA UNUTMA KI BU TUR YAZILARI OKUMAK ISTEMEZLER.CUNKU COZMELERI GEREKEN DA VINCI SIFRESI GIBI OLUYOR TUM BU KARAKTERLER..AYNEN DEVAM MESAJLARA..ISTEDIGIN GIBI YAZ ..

gulg
14-06-2005, 14:25
ben de gönderdim.

spk ya baskının tam sırası...

gulg
14-06-2005, 14:27
Sn. morton bugün ortalıkta yok,
Valla sağlığından şüphe ediyorum, çok derinlere dalmıştı çünkü....

safakcan
14-06-2005, 14:31
valla gonderdigim emaile baktım tamamen büyük harflerle yazmışım. kopyalayıp yapıştır yaptığım icin boyle olmuş zannediyorum
herneyse sizlerden ricam dediiniz gibi bu yazıları heyecanla ve birazda kızgınlıkla yazdığım için uslubumda biraz abartma var ise beni ikaz etmeniz

egemen13
14-06-2005, 14:39
Sayın Yetkili,

Bugün basında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Doğan Cansızlar tarafından imtiyaz sözleşmesi iptal edilen enerji şirketlerinin ortakları ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilen banka ortaklarının zararlarının tazminine yönelik, kanun ve madde taslağı önerileri hazırlandığını ve ilgili makamlara sunulduğunu belirtilmiştir.

Sn. Cansızlar, en son değişikliğin yapıldığı 1999 yılından bu yana değişen ihtiyaçlara cevap verecek çözümler üretmek amacıyla, Sermaye Piyasası Kanunu’nda bazı hususlarda değişiklik yapmayı amaçladıklarını vurgulamış.

Belirtilen bu kanun ve madde taslağının içeriği nedir? Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıları kapsamakta mıdır?

Saygılarımla,

spk@spk.gov.tr
ben gönderdim

cengizk
14-06-2005, 14:43
:)
Sn. morton bugün ortalıkta yok,
Valla sağlığından şüphe ediyorum, çok derinlere dalmıştı çünkü....

VALLA BEN EN SON BAGDAT CADDESINE BIRAKTIM MORTONU TOPLANTIDAN SONRA ..CADDEDE KAZI FALAN VAR.DUSMUS OLMASIN. :) :) AMA MORTON UCABILIR SANIYORUM. :) :) :) UCAN KAZ MORTON.. :) :)
SEVGILI MORTON,ORTALIK NESELENSIN DIYE ESPRI YAPIYORUZ.INSALLAH ALINMAZSIN..

gulg
14-06-2005, 15:41
Konunun uzmanı bir avukattan aldığım yanıt. Bu bilgiler bizim için çok değerli.
Sizinle paylaşmak istedim.
SPK dan gelecek yanıta göre acil bir hareket planı yapmalıyız.

--------------------------------------------------------------------------------

Aktardığınız haberleri ben de okudum.Ama sizin de okuduğunuz üzere sadece enerji şirketleri ve banka mağdurlarına yönelik bir çözüm gibi görünüyor.Yine de sonucunu beklemek gerekiyor.
Toplantıda konuştuğumuz üzere bu tasarı daha önceki tasarı çalışmalarının bir devamı gibi.
Ancak banka iştiraki olan şirketlerin de bu kapsama alınması için sanırım kamuoyu yaratmak gerekecek.Zira EGS Bank ve Etibank iştiraki ya da bağlantısı olan halka açık şirketlerin mağdurlarının da tasarı kapsamında olması daha sağlıklı bir çözüm olacak.
Gelişmelerle ilgili gazete haberleri dışında bir bilgi aldığımda size aktarmaya çalışacağım
Saygılarımla,

guerra
14-06-2005, 17:29
Arkadaslar ben ceas magduruyum bu konuları tek cözecek kişi sn.Basbakan nu nedenle diger konusan kişiler bos konusuyor inanmayın..Basbakanın oluru olmadıktan sonra bir sey olmaz yapılabilecek eb güzeli Basabakana sesimizi duyurmak..

cengizk
14-06-2005, 18:14
sevgili Morton Cidden Merak Ettik..insallah Iyisindir..ozlettin Kendini Valla..

gulg
15-06-2005, 08:28
editor@zaman.com.tr
msabuncu@milliyet.com.tr

-----------------------------------------------------------------------------------
Sn. Editör,

Uzun süredir yayınlarınızı takip ediyorum. Bu süre içinde Sabah Mağdurları ile ilgili olarak en ufak bir yazı göremedim. Acaba size göre bir mağduriyet mi yoktur, yoksa ilgi alanınız dışında mıdır?

Konunun detayını mutlaka ki çok iyi biliyorsunuzdur;

- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e satılmıştır.
- TMSF Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.

Şimdi size sormak istiyorum;

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır?
- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?
- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?
- Bu 38,000 küçük yatırımcının 26,1 milyon doları ne olacaktır?

- Sizin gibi medya kuruluşları bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?
- Bu ülkede güvenilecek ve tarafsız bir medya kuruluşu kalmamış mıdır?

- Son olarak bizler küçük yatırımcımızı koruyamazken nasıl oluyor da yabancı yatırımcıyı memleketimize çağırıyoruz.

Saygılarımla,

cengizk
15-06-2005, 09:12
FATIH ALTAYLI-SABAH..PES VALLAHI..BU KADAR OLUR..GERCI HABER ONEMLI AMA ...BUGUNE KADAR NEDEN HIC YAYINLAMADILAR DA BIRDENBIRE CANCIGER KUZU SARMASI OLDULAR..
Sabah gazetesi, bir süre kendileriyle 'kanlı bıçaklı' kavga sürdüren Fatih Altaylı'nın Hürriyet'te yayınlanan yazısını MANŞET yaptı

Hürriyet'te daha önce yayınlanan 'Ünlü kalp cerrahına suçlama: Basit bir operasyon için "açık kalp ameliyatı gerekir" deyip 25 milyar lira istedi' haberi, Sabah'ta manşet oldu.
(15 Haziran 2005 Çarşamba)


Fatih Altaylı'nın köşesinde kaleme aldığı, 'kalp hastaları stent yöntemiyle daha ucuza tedavi edilebilecekken, sırf daha pahalı diye by-pass'a mı yönlendiriliyor' iddiası gittikçe alevleniyor. Kalp cerrahı Profesör Dr. Bingür Sönmez'in Altaylı'ya cevap vererek kendisini bir açık kalp ameliyatına davet etmesi üzerine yeni bir boyut kazanan tartışmaya yönelik olarak tıp dünyasının önde gelen isimlerinden de farklı tepkiler geliyor.

'GEREKEN NE İSE O YAPILIR'

Fatih Altaylı, bir okurunun kendisine anlattıklarını köşesine taşıyarak tartışmaya yeni bir boyut getirdi. Altaylı'nın okuru, kalp deliği rahatsızlığı olan eşi için, Türkiye'de 4-5 saatlik açık kalp ameliyatı önerisi getirildiğini, maliyet in de 25 milyar lira olduğunun söylendiğini öne sürüyordu. Okur ayrıca,eşinin İsviçre'de lokal anestezi ile yarım saat süren bir operasyonla üstelik de çok daha ucuza iyileştiğini de iddia ediyordu. Fatih Altaylı'ya verdiği cevapla tartışmanın taraflarından birisi haline Prof. Dr. Bingür Sönmez, neden Fatih Altaylı'nın yazılarına cevap vermek gereği hissettiği sorusuna "Altaylı, para için hastaların kesildiği iddiasını ortaya atınca, bir kalp ameliyatı nasıl yapılır görmesini istedim" diye cevap veriyor. Sönmez, 'stent mi, by-pass mı' tartışması içinse "Burada eşit olmayan iki tedavi kıyaslanıyor, kendi içinde başarılı sonuç veren iki tedavi var. Türkiye'de hiçbir hasta, kardiyoloğuyla görüşmeden kalp cerrahının karşısına gelmiyor. Stent takılacak hastaya onlar stent takıyorlar, takılamayacak olana da biz by-pass yapıyoruz" diyor.

gulg
15-06-2005, 10:18
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73040


Sabah mağdurlarından ‘Beyaz Saray’a şikayet


Sabah Gazetesi ile ATV’ye ait elinde hissesi bulunan 37 bin ‘mağdur’ eyleme hazırlanıyor. Merkez Grup A.Ş.’nin işadamı Turgay Ciner’e geçmesinden sonra, 2000 yılından beri bekleyen ‘küçük hissedarlar’ baktılar ki kendileriyle ilgilenen yok, haklarını hem uluslararası zeminde hem de, hukuk platformunda çözmeye karar verdiler.

Bush’a mektup...

Bekleyen ve sabırları taşanlar, önce farklı bir yol seçtiler. Durumlarını ABD Başkanı G. W. Bush’a bir mektupla ilettiler. Bush’un sıkıntılarına çözüm getirmesini bekledikleri yok. Ama, ‘eylemdir’ adres farketmez, yeter ki sesimize kulak verilsin diye düşündüler. Ayrıca, 11 Haziran günü İstanbul’da biraraya geldiler. Hatırı sayılır bir çoğunluk oluşturdular. Toplantıda, Genel ve İdari Hukuk açısından durum değerlendirmesi yaptılar. Alınan kararlara göre, yakında Merkez Grup A.Ş.’nin 2000 yılındaki sahibi Dinç Bilgin ile o dönemin Yönetim Kurulu üyelerinin hakim karşısına çıkmaları söz konusu olacak. Ayrıca, şirketin yeni sahibi Turgay Ciner’i de dolaylı sorumluluktan dolayı mahkemeye verecekler.

TMSF de potada...

Olayın İdari boyutunda TMSF de hedef alınacak. El konulan Etibank’tan dolayı satılan Sabah ve ATV’nin piyasa değerinin altında satılmasına itiraz edilecek. Bu konuda, Doğan Grubu’nun Kanal D’nin yüzde 20’sini 150 milyon dolara satması örnek alınacak. Bu şartlarda bir gazete ve bir TV’nin 430 milyon dolara hem de on yıl vadeyle satılmasının yanlış olduğu savunulacak. Bu dava, en geç 3 Temmuz’a kadar açılacak. Ayrıca, hukuk yolunu seçmek istemeyen mağdurların ise, bu konuyla ilgili olarak, bulundukları yörenin Cumhuriyet Savcısı’na suç duyurusunda bulunmaları kararlaştırıldı. Ayrıca, kendi aralarında bir ‘temsil’ grubu oluşturuldu. Yakında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Devlet Bakanı Ali Babacan ziyaret edilecek. Bunlar, sivil toplum örgütlenmesi adına güzel gelişmeler. Demokratik yoldan hakların aranması olarak alkışlanmalı. Ancak, sonuç için yeterli değil. Bu aşamada, yasal değişiklik gerekiyor. Özellikle, TMSF’nin, Ciner Grubu ile oturup konuyla ilgili bir yol haritası çizmesi gerekir.


İş Bankası’nın operasyon binası


Söz Sabah’tan açılmışken devam edelim. Bu defaki konu Mahmutbey’deki ‘akıllı ve görkemli’ binalarla ilgili. İkiz binalara borçlarından dolayı İş Bankası ve Vakıfbank el koydu. İş Bankası kendi payına düşen binayı ‘Operasyon binası’ yapacakmış. Gerekli tadilat yapılıyor. Burada nasıl bir operasyon yapılacak diye merak edenlere aktarayım. Kredi kartları ve tüketici kredileri aldı başını gidiyor. Bütün bankalardaki gibi İş Bankası’nda da, her şube bu konuda bireysel çalışıyor. İpin ucunu kaçırmamak için şimdi konu tek merkezde toplanılacak. Kredi kartı dağıtımı, takibi, tüketici kredisi taleplerin değerlendirilmesi ve ödemelerin yapılıp borçluların takibi bu merkezlerin sorumluluğu olacak. Aynı eylemi diğer bankalar da yapıyor. İş Bankası da bundan böyle Mahmutbey’deki Sabah’tan kalan binayı bu amaçla kullanacak. Vakıfbank ise henüz bir karar vermiş değil.


Düşündüren sözler


Çocuk trajedide güler, ihtiyar komedide ağlar. Unamuno

15.06.2005

cengizk
15-06-2005, 10:24
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73040


Sabah mağdurlarından ‘Beyaz Saray’a şikayet


Sabah Gazetesi ile ATV’ye ait elinde hissesi bulunan 37 bin ‘mağdur’ eyleme hazırlanıyor. Merkez Grup A.Ş.’nin işadamı Turgay Ciner’e geçmesinden sonra, 2000 yılından beri bekleyen ‘küçük hissedarlar’ baktılar ki kendileriyle ilgilenen yok, haklarını hem uluslararası zeminde hem de, hukuk platformunda çözmeye karar verdiler.

Bush’a mektup...

Bekleyen ve sabırları taşanlar, önce farklı bir yol seçtiler. Durumlarını ABD Başkanı G. W. Bush’a bir mektupla ilettiler. Bush’un sıkıntılarına çözüm getirmesini bekledikleri yok. Ama, ‘eylemdir’ adres farketmez, yeter ki sesimize kulak verilsin diye düşündüler. Ayrıca, 11 Haziran günü İstanbul’da biraraya geldiler. Hatırı sayılır bir çoğunluk oluşturdular. Toplantıda, Genel ve İdari Hukuk açısından durum değerlendirmesi yaptılar. Alınan kararlara göre, yakında Merkez Grup A.Ş.’nin 2000 yılındaki sahibi Dinç Bilgin ile o dönemin Yönetim Kurulu üyelerinin hakim karşısına çıkmaları söz konusu olacak. Ayrıca, şirketin yeni sahibi Turgay Ciner’i de dolaylı sorumluluktan dolayı mahkemeye verecekler.

TMSF de potada...

Olayın İdari boyutunda TMSF de hedef alınacak. El konulan Etibank’tan dolayı satılan Sabah ve ATV’nin piyasa değerinin altında satılmasına itiraz edilecek. Bu konuda, Doğan Grubu’nun Kanal D’nin yüzde 20’sini 150 milyon dolara satması örnek alınacak. Bu şartlarda bir gazete ve bir TV’nin 430 milyon dolara hem de on yıl vadeyle satılmasının yanlış olduğu savunulacak. Bu dava, en geç 3 Temmuz’a kadar açılacak. Ayrıca, hukuk yolunu seçmek istemeyen mağdurların ise, bu konuyla ilgili olarak, bulundukları yörenin Cumhuriyet Savcısı’na suç duyurusunda bulunmaları kararlaştırıldı. Ayrıca, kendi aralarında bir ‘temsil’ grubu oluşturuldu. Yakında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Devlet Bakanı Ali Babacan ziyaret edilecek. Bunlar, sivil toplum örgütlenmesi adına güzel gelişmeler. Demokratik yoldan hakların aranması olarak alkışlanmalı. Ancak, sonuç için yeterli değil. Bu aşamada, yasal değişiklik gerekiyor. Özellikle, TMSF’nin, Ciner Grubu ile oturup konuyla ilgili bir yol haritası çizmesi gerekir.


İş Bankası’nın operasyon binası


Söz Sabah’tan açılmışken devam edelim. Bu defaki konu Mahmutbey’deki ‘akıllı ve görkemli’ binalarla ilgili. İkiz binalara borçlarından dolayı İş Bankası ve Vakıfbank el koydu. İş Bankası kendi payına düşen binayı ‘Operasyon binası’ yapacakmış. Gerekli tadilat yapılıyor. Burada nasıl bir operasyon yapılacak diye merak edenlere aktarayım. Kredi kartları ve tüketici kredileri aldı başını gidiyor. Bütün bankalardaki gibi İş Bankası’nda da, her şube bu konuda bireysel çalışıyor. İpin ucunu kaçırmamak için şimdi konu tek merkezde toplanılacak. Kredi kartı dağıtımı, takibi, tüketici kredisi taleplerin değerlendirilmesi ve ödemelerin yapılıp borçluların takibi bu merkezlerin sorumluluğu olacak. Aynı eylemi diğer bankalar da yapıyor. İş Bankası da bundan böyle Mahmutbey’deki Sabah’tan kalan binayı bu amaçla kullanacak. Vakıfbank ise henüz bir karar vermiş değil.


Düşündüren sözler


Çocuk trajedide güler, ihtiyar komedide ağlar. Unamuno

15.06.2005

TEK KELIME ILE SUPERRRRRRRRRRRRRRRRRRRRR...........VALLAHI OMER FARUK GUNELE HELAL OLSUN.HARIKA BIR YAZI...ELINE,YUREGINE SAGLIK...BUNA VESILE OLAN HERKESE DE HELAL OLSUN.. :)

MURATY
15-06-2005, 10:33
ömer bey in yazısı gerçekten müthiş,

hemen bir teşekkür mail i atayım.

cengizk
15-06-2005, 10:36
info@nethaber.com,editor@haberturk.com,hizmet@supe ronline.com YE GECTIGIM MESAJ...

MERHABA..

SIZLERI DEVAMLI TAKIP EDEN OKUYUCULARINIZ OLARAK STAR GAZETESINDEN SAYIN OMER FARUK GUNELIN HABERININ SIZIN ICIN DE ILGINC VE ONEMLI BIR HABER OLDUGUNU VE YAYINLAYABILECEGINIZI,DAHA DOGRUSU YAYINLAMANIZ GEREKTIGINIZI DUSUNUYORUZ DUYARLILIK VE OZGUR IRADENIN HAREKETINE DESTEK ACISINDAN..

http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73040

UMUYORUZ BIZLERI YANILTMAZ VE SABAH MAGDURLARININ SESINI DUYURMAYA CALISIRSINIZ..SAYGILARIMIZLA..

cengizk
15-06-2005, 10:45
omer Faruk Gunele Hemen Asagidaki Mesaji Gectim..

Sayin Omer Faruk Gunel,

Vallahi Size Helal Olsun.
Tum Sabah Magdurlarinin Size Sonsuz Minnettarligi Var.
Bir Magduriyeti,haykirisi,bu Kadar Guzel Ve Yerinde Anlatabilmek Her Babayigidin Harci Degil.
Yemin Ediyoruz Sizin Icin Basin Konseyine,ilgili Yerlere Yazi Yazacagiz Ve Dogru,durust,ilkeli Ve Mukemmel Bir Gazeteci Olmanizdan Dolayi Size Yilin Gazetecisi Odulunu Bile Vermelerini Isteyecegiz.
Sonsuz Tesekkurler.....

Saygilarimizla
Sabah Magdurlari

MURATY
15-06-2005, 10:51
bugünkü sabah gazetesindeki haber aşağıda.

sözde görevini başarıyla yapan ? tmsf ye övgüler kapsayan bir haber.



TMSF 2005'te rekor kıracak

2004 yılı tahsilatı düşük kalan TMSF, 2005 boyunca yapacağı anlaşmalar ve satışlarla rekor kıracak! Fon'un Çukurova Grubu'ndan tahsilatı toplam 363 milyon dolara ulaşırken, Etibank alacaklarını anlaşma ile çözdü.

2004'te toplam 664 milyon dolarlık tahsilat gerçekleştiren Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) 2005'te rekor kıracak. Çukurova Grubu'nun Yapı Kredi Bankası'nı Koç Finansal Hizmetler'e satması ve borç taksitlerini düzenli ödemesiyle, TMSF önemli bir tahsilat imkanına kavuştu. Ayrıca bazı gruplar ile anlaşan TMSF, alacaklarını teminatlandırdı.

ETİBANK'TA ANLAŞMA
TMSF, Bilgin Grubu'nun Etibank'tan kaynaklanan borçlarını, Merkez Grubu ile yaptığı anlaşma ile çözdü. Anlaşma gereği, başta SABAH ve atv'nin Ciner Grubu'na devrine onay veren TMSF, karşılığında 433 milyon dolarlık bir gelir elde edecek. Bilgin Grubu'dan 2004 yılına kadar yapılan 60 milyon dolarlık nakit tahsilat da bu güne kadar yapılan diğer tahsilatlarla yaklaşık 90 milyon dolara çıktı. Bu tahsilat da dikkate alındığında Bilgin Grubu acısından Etibank'tan kaynaklanan borç ödeme problemi ortadan kalkmış oldu. Ayrıca Bilgin Grubu, A-Tel şirketinin 270 milyon dolar değer biçilen yüzde 50 hissesini de TMSF'ye devretti. Bu şirketin satışıyla elde edilecek gelir de Bilgin Grubu'nun Fon'a geçen bankalara olan borçlarının tahsilinde kullanılacak. TMSF bu durumu "Anlaşmaya göre ödemeler 6 aylık taksitler halinde yapılacak ve 10 yılda tamamlanacak. Merkez Grubu peşinata istinaden 18.5 milyon dolar da ödeme yaptı. Böylece Dinç Bilgin'in Etibank'tan kaynaklanan borçları da teminat altına alındı" şeklinde duyurdu.

ÇUKUROVA'DAN TAHSİLAT
TMSF'nin tahsilatlarını artırmasını sağlayan önemli bir gelişme de Çukurova Grubu'nun TMSF'ye yaptığı ödemeler oluşturacak. Çukurova Grubu son olarak TMSF hesaplarına 224 milyon 37 bin dolar ödeme yaptı. Böylece TMSF'nin Pamukbank'tan kaynaklanan borçları nedeniyle Çukurova Grubu'ndan yaptığı tahsilat 363.1 milyon dolara ulaştı. Güçlü bir olasılık olarak gündemde duran bir başka gelişme ise TMSF'nin 2005 tahsilatını 2 milyar doların üzerine çıkarabilir. Çukurova Grubu önceki gün TMSF'ye olan 1.5 milyar dolara yakın borcun tümünü kapatacak bir finansal paket üzerinde çalıştığını duyurdu. Bunun gerçekleşmesi halinde TMSF kurulduğu tarihten bu yana en büyük tahsilatı 2005 yılında yapacak. Bu yıl Uzanlar'a ait çimento fabrikaları, Telsim ve medya şirketlerinin satışından da 2.5-4 milyar dolar arasında gelir bekleniyor. Fon 2005'te ayrıca Esbank'ın hâkim ortağı Zeytinoğlu Grubu ile de anlaşarak borçlarının ödenmesine yönelik olarak protokol imzaladı. Zeytinoğlu Grubu, TMSF'ye toplam 625 milyon 852 bin dolar nakdi borcunu 2005 yılından başlamak üzere toplam 12 yılda, Libor+1 faiz oranı ile ödemeyi taahhüt etti.

FON'DAN HAZİNE'YE 1.5 MİLYAR DOLAR
TMSF, bünyesine aldığı bankaların borçları nedeniyle, kendisine verilen Hazine kağıtlarından doğan Hazine alacaklarını da ödemeye başladı. Fon, borcun 2 milyar YTL'lik (yaklaşık 1 milyar 480 milyon dolar) kısmını 13 Mayıs 2005 tarihinden itibaren 4 taksit halinde ödemeye başladı. 10 Haziran 2005 tarihine kadar gerçekleştirilen ödemelerle toplam 2 milyar YTL tutarında geri ödeme yapıldı.

cengizk
15-06-2005, 11:14
Basbakana mail yoluyla bu adresten ulasabilirsiniz.

halkilis@basbakanlik.gov.tr

cengizk
15-06-2005, 11:20
http://pano.mynet.com/finans/finansPanoMain.asp?forumid=106&threadid=&pn=1&sk=20&ib=

ye girin ve gorus belirtin lutfen..destek ...

halukus
15-06-2005, 11:53
OMER FARUK GUNEL'E BEN DE ASAGIDAKI MAILI GONDERDIM......STAR'DAN ALDIGIMIZ DESTEGI DEVAM ETTIRMEMIZ GEREK......GAZETE REKLAMLARI KADAR SES GETIRECEKTIR......


Sn.Omer bey,

Merhaba oncelikle sabah magdurlarina verdiginiz destek icin tesekkur ederiz.

Memlekette yapilan o kadar yanlis isler var ki....sabah olayi da bunlardan bir tanesi ve bariz bir sekilde haklarimiz yeniyor ve biz hic bir sey yapamiyoruz....
TMSF'nin borsada yuzde 57'si halka acik bir sirketin varliklarini satarak icini bosaltmasi ve kucuk hissedarlara gecmis olsun demesi, ve satis yaptigi ciner isimli sahsin gecmisine baktigimiz da kurtlar vadisi dizisinin sanki bas aktorlerinden olmasi da cabasi....
Bu satisin arkasi devlet mafya isbirliginin tam bir ornegi.....

SPK nin cagri zorunlulugu kararinin da danistaydan donmesi malesef adalet sistemimizin de satildiginin bariz bir gostergesi....

Basin kuruluslarina sabah magdurlari olarak gonderip ama cevap alamadigimiz yaziyi sizlerle paylasmak istedim

Saygilarimla
Haluk Aktuna
Gemini Bilgisayar Ve Dis Ticaret Ltd.
SelahattinPinar Cad.23/5 B Blok
Mecidiyekoy SISLI ISTANBUL
TURKEY

Tel: +90 212 2664313 Pbx
Fax: +90 212 3560240

www.matrixram.com
info@matrixram.com

================================================== ========================================

Sn. Editör,

Uzun süredir yayınlarınızı takip ediyorum. Bu süre içinde Sabah Mağdurları ile ilgili olarak en ufak bir yazı göremedim. Acaba size göre bir mağduriyet mi yoktur, yoksa ilgi alanınız dışında mıdır?

Konunun detayını mutlaka ki çok iyi biliyorsunuzdur;

- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e satılmıştır.
- TMSF Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.

Şimdi size sormak istiyorum;

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır?
- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?
- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?
- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?

- Sizin gibi medya kuruluşları bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?
- Bu ülkede güvenilecek ve tarafsız bir medya kuruluşu kalmamış mıdır?

- Son olarak bizler küçük yatırımcımızı koruyamazken nasıl oluyor da yabancı yatırımcıyı memleketimize çağırıyoruz.

Saygılarımla,

halukus
15-06-2005, 12:20
BASBAKANLIGA GONDERDIGIM MAIL


Sn.Yetkili,
Bu yaziyi Basbakana iletmenizi rica ederim,

Siz iletmezseniz Basbakanimiza yakin tanidiklarimiz var onlardan rica edecegiz.




- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e satılmıştır.
- TMSF Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.

Şimdi size sormak istiyorum;

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır?

= TMSF Ciner gurubuyla nasil bir isbirligi yapmistir...Yuzde 57'si halka acik bir sirketin mal varliklarini satarak icini bosaltmis ve kucuk hissedarlara da bu satisla ilgileri yok denmistir.....

- Sabah ve ATV nin degeri sadece 433 milyon dolar midir ? 10 yil vade komik degil midir ?

- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?

- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?

- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?

- Devlet buyuklerimiz bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?

- Bu ülkede güvenilecek tarafsız bir makam veya bir kuruluş kalmamış mıdır?

- Son olarak bizler küçük yatırımcımızı koruyamazken nasıl oluyor da yabancı yatırımcıyı memleketimize çağırıyoruz.

Saygılarımla,

Haluk Aktuna


Gemini Bilgisayar Ve Dis Ticaret Ltd.
SelahattinPinar Cad.23/5 B Blok
Mecidiyekoy SISLI ISTANBUL
TURKEY

Tel: +90 212 2664313 Pbx
Fax: +90 212 3560240

www.matrixram.com
info@matrixram.com

cengizk
15-06-2005, 13:36
BASBAKANLIGA GONDERDIGIM MAIL


Sn.Yetkili,
Bu yaziyi Basbakana iletmenizi rica ederim,

Siz iletmezseniz Basbakanimiza yakin tanidiklarimiz var onlardan rica edecegiz.




- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e satılmıştır.
- TMSF Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.

Şimdi size sormak istiyorum;

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır?

= TMSF Ciner gurubuyla nasil bir isbirligi yapmistir...Yuzde 57'si halka acik bir sirketin mal varliklarini satarak icini bosaltmis ve kucuk hissedarlara da bu satisla ilgileri yok denmistir.....

- Sabah ve ATV nin degeri sadece 433 milyon dolar midir ? 10 yil vade komik degil midir ?

- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?

- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?

- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?

- Devlet buyuklerimiz bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?

- Bu ülkede güvenilecek tarafsız bir makam veya bir kuruluş kalmamış mıdır?

- Son olarak bizler küçük yatırımcımızı koruyamazken nasıl oluyor da yabancı yatırımcıyı memleketimize çağırıyoruz.

Saygılarımla,

Haluk Aktuna


Gemini Bilgisayar Ve Dis Ticaret Ltd.
SelahattinPinar Cad.23/5 B Blok
Mecidiyekoy SISLI ISTANBUL
TURKEY

Tel: +90 212 2664313 Pbx
Fax: +90 212 3560240

www.matrixram.com
info@matrixram.com

HALUK BEY ELINIZE,YUREGINIZE SAGLIK.HARIKA YAZILAR OLMUS..BU YAZILARIN ,TAKIBIN SONUCUNU HEP BERABER ALACAGIZ INSALLAH.

halukus
15-06-2005, 14:19
cumhurbaskanina da benzer bir yazi gonderelim.....biraz daha carpikliklardan ve yolsuzluklardan ..tmsf-ciner isbirligi ve danistayin spk kararini bozmasi....halka acik sirketin icinin bosaltilmasi gibi.....bahsedelim.....cumhurbaskaninin arastirma baslatma yetkisi var..

cengizk
15-06-2005, 14:24
INGILIZCE BILENLER BIZLE ILGILI SIKAYETLERINI BEYAZ SARAYA DA AKTARMAKTADIRLAR..ISTE ADRESLER..
E-Mail
President George W. Bush: president@whitehouse.gov
Vice President Richard Cheney: vice.president@whitehouse.gov

ASAGIDA BIR YAZI ORNEGI VAR.MAILLE GELDI.ISTEYEN AYNEN GONDEREBILIR..


MR. PRESIDENT,

GREETINGS FROM ISTANBUL-TURKEY.
WE WOULD LIKE TO TELL YOU OUR COMPLAINT ABOUT OUR GOVERNMENT AND THEIR POLICY ON THE STOCK EXCHANGE INVESTORS.
WE HAVE INVESTED AROUND 260 MILLION USD AT THE STOCK EXCHANGE AT YEAR 2000.SINCE THEN,OUR GOVERNMENT HAS BEEN BLOCKING OUR MONEY FOR 5 YEARS WITHOUT ANY NOTICE TO US,INVESTORS.WE ARE A GROUP OF 38000 PEOPLE.WE INVESTED ON SABAH PUBLISHING,SABAH MARKETING,AND MEDIA COMPANIES.THESE ARE NEWSPAPER AND TV COMPANIES.THEY HAVE BEEN OPERATING SINCE THEN BUT WE CANT GET OUR MONEY BACK.ABOUT 2 MONTHS AGO,OUR GOVERNMENT PEOPLE SOLD THESE COMPANIES TO ONE BUSINESSMAN.BUT STILL THERE IS NO EXPLANATION FROM OUR GOVERNMENT ABOUT THE REAL INVESTORS OF THESE COMPANIES.SO ON MR.ERDOGAN'S LAST VISIT,HE WANTED YOU TO ENCOURAGE AMERICAN COMPANIES TO INVEST IN TURKEY.PLEASE DO NOT MAKE SUCH A MISTAKE.BECAUSE THIS GOVERNMENT EVEN DOES NOT PROTECT TURKISH CITIZENS.HOW COME THEY WILL PROTECT THE FOREIGN INVESTORS?THEY HAVE BEEN TELLING LIE FOR 5 YEARS TO THESE INNOCENT PEOPLE.WHO WILL STOP THIS?WE REQUEST YOUR HELP ON THIS ISSUE!!OUR MINISTER OF ECONOMY,MR.BABACAN,IS IN CHARGE OF THIS CASE BUT HE DOES NOT DO WHAT HE NEEDS TO DO DUE TO NOT GETTING PERMISSION FROM THE PRIME MINISTER.THIS NEWSPAPER HAS BEEN USED BY GOVERNMENT SINCE AKP IS ON THE GOVERNMENT AND THEY ARE LIKE THE GOVERNMENT NEWSPAPER.THIS GAME HAS TO BE OVER.PLEASE ASK WHAT IS GOING ON?
OUR GOVERNMENT ALWAYS INVITE FOREIGN INVESTORS TO TURKEY?FOR WHAT?
TO BLOCK THEIR MONEY IN TURKEY?TO MAKE THE COMPANIES LOSE MILLIONS OF DOLLARS?AS TURKISH CITIZENS ,WE DO NOT BELIEVE THEM AND THEIR APPLICATIONS.HOW COME YOU BELIEVE THESE?
WITH OUR DEEPEST REGARDS,
FORGOTTEN STOCK EXCHANGE INVESTORS

cengizk
15-06-2005, 14:33
CUMHURBASKANLIGI E-MAIL:

cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr

KENDISINDEN SORUSTURMA ACMASINI RICA EDELIM..

SAYIN CUMHURBASKANIMIZ,

SABAH YAYINCILIK,SABAH PAZARLAMA,VE MEDYA HOLDING HISSELERI SAHIBI 38000 KISININ AKIBETI ILE ILGILI BIR SORUSTURMA ACMANIZI BEKLER,SAYGILARIMIZI SUNARIZ.

SAYGILARIMIZLA

safakcan
15-06-2005, 14:37
ARKADAŞLAR BENDE BAŞBAKANIMIZA AŞAĞIDAKİ MESAJI GÖNDERDİM


Sn Başbakanım

Bizim gibi mağdur bir arkadaşımızın yazmış olduğu email tamamiyle ben
ve benim gibi arkadaşlarımında hislerine tercüman olduğu düşüncesiyle
aynı emaili dikkatınızı çekmek amacıyla bende gonderiyorum

Lütfen bu yazıları dikkate alınız Çünku buraya bağlamış olduğumuz paralar
bizim için büyük paralardır.Şunu da soylemek isterimki Etibanka el konmadan
önce bu şirketler tamamiyle karda olan ve hala olmaya devam eden şirketlerdir
fakat bizler eli kolu bağlı bürokratik engeller yüzünden bu hisseleri gerçek pazarda
alıp satamıyoruz.

Her konuda gosterdiğiniz hassasiyeti bizim gibi birçok vatandaşı ve binlerce aileyi
igiliendiren bu konuda da göstereceğinizi umarak saygılar sunarım



.__________________________

Sn Başbakanım

- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah
Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük
yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan
Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a
bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları
bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık
Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF
tarafından Turgay Ciner e satılmıştır.
- TMSF Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük
yatırımcıyı hiçe saymıştır.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme
açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından
dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.

Şimdi size sormak istiyorum;

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır?

= TMSF Ciner gurubuyla nasil bir isbirligi yapmistir...Yuzde 57'si halka acik bir sirketin
mal varliklarini satarak icini bosaltmis ve kucuk hissedarlara da bu satisla ilgileri yok denmistir.....

- Sabah ve ATV nin degeri sadece 433 milyon dolar midir ? 10 yil vade komik degil midir ?

- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi
şirket bilançosunda kefalet görünüyor?

- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?

- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?

- Devlet buyuklerimiz bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?

- Bu ülkede güvenilecek tarafsız bir makam veya bir kuruluş kalmamış mıdır?

- Son olarak bizler küçük yatırımcımızı koruyamazken nasıl oluyor da yabancı yatırımcıyı
memleketimize çağırıyoruz.

Saygılarımla,

Haluk Aktuna

cengizk
15-06-2005, 14:51
ARKADASLAR,

info@nethaber.com ve editor@haberturk.com a mail atip neden SABAH MAGDURLARI ile ilgili hicbir haber yapmadiklarini soralim.STAR GAZETESINDE BUGUN CIKAN YAZIDAN BAHSEDIN.HATTA AYNI YAZIYI HABER YAPMALARI ICIN GONDERIN.
www.nethaber.com yada www.haberturk.com onemli siteler..haberlerimizin cikmasi harika olur..

halukus
15-06-2005, 15:04
cumhurbaskanimiza gonderdigim yazi asagida......


Sn.Cumhurbaskanim,

Yolsuzluklara olan hassasiyetinize siginarak asagida ki konuyu bilgilerinize sunar ve gerekli sorusturmayi baslatmaniz dilegiyle saygilarimi sunarim.



- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e piyasa degerinin cok altinda satılmıştır.
- TMSF, Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.Yuzde 57'si halka acik bir sirketin varliklarini satmislar ve kucuk yatirimciyi ilgilendirecek bir satis degildir demislerdir.

- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
Gerci icleri bosaltilmis bu sirketlerin tahtalarinin isleme acilmasi da artik bir anlam tasimamaktadir. Elimizde bulunan hisse senetlerini kagit parcasina cevirmislerdir.

- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.Danistay SPK nin verdigi karari bozmustur.Danistayimizindaki hakimlerimizin bu karari vererek, SPK varligini da sorgulamislardir.


Sorusturulmasini istedigimiz konular :

- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır ?

- TMSF Ciner gurubuyla nasil bir isbirligi yapmistir...Yuzde 57'si halka acik bir sirketin mal varliklarini satarak icini bosaltmis ve kucuk hissedarlara da bu satisla ilgileri yok denmistir.....

- Sabah ve ATV nin degeri sadece 433 milyon dolar midir ? 10 yil vade komik degil midir ?

- Ben hisse senedini aldığım şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilirim? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?


- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?


- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?

- Devlet buyuklerimiz bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?

- Bu ülkede güvenilecek tarafsız bir makam veya bir kuruluş kalmamış mıdır?

- Varolan kurumlar vatandasinin yaninda olacagina gecmisi turlu kacakcilik ve organize suclara bulasmis.....uc bes yil icinde dolar milyarderi olmus....isine gelmeyeni kacirmis ayagindan vurdurmus sozde isadamlarinin mi yaninda olmustur ?


Saygılarımla,

Haluk Aktuna

MURATY
15-06-2005, 15:23
[QUOTE=halukus]cumhurbaskanimiza gonderdigim yazi asagida......


Sn.Cumhurbaskanim,

Yolsuzluklara olan hassasiyetinize siginarak asagida ki konuyu bilgilerinize sunar ve gerekli sorusturmayi baslatmaniz dilegiyle saygilarimi sunarim.

haluk bey,

yazınız gayet başarılı, tebrikler, bence aynı metni kullanabiliriz.

cengizk
15-06-2005, 17:19
[B]SAYIN CUMHURBASKANIMIZA AYNEN GONDERDIM YAZINIZI HALUK BEY...

cengizk
15-06-2005, 18:26
ARKADASLAR,

info@nethaber.com ve editor@haberturk.com a mail atip neden SABAH MAGDURLARI ile ilgili hicbir haber yapmadiklarini soralim.STAR GAZETESINDE BUGUN CIKAN YAZIDAN BAHSEDIN.HATTA AYNI YAZIYI HABER YAPMALARI ICIN GONDERIN.
www.nethaber.com yada www.haberturk.com onemli siteler..haberlerimizin cikmasi harika olur..

cengizk
15-06-2005, 18:28
alo Alo...sevgili Egemen13 Nerelerdesin?dunyaya Don Lutfen...tamam..

cengizk
15-06-2005, 18:31
arkadaslar Para Toplamaya Devam Ediyoruz Gazete Ilani Icin...lutfen
Devam Edin...hatirlatayim Istedim..belki Unutmus Olan Vardir!!

gulg
15-06-2005, 18:36
1- CengizK - 100
2- MuratY - 100
3- GulG - 100
4- ACK - 100
5- HALLAC - 10
6- Arbitus - 100
7- Cem Karakaya - 20
8- sirius - 75
9- elbruz - 50
10- XYUNA - 50
11- kuzey1 - 100
12- ocuk - 100
13- Koray Arslan - 100
14- b.melik - 50
15- Nedim Gözütok - 25
16- İbrahim Atalay Sermet - 100
17- sugare - 50
18- morton - 50
19- Şengül Aktunç - 33
20- Şahin - 67
21- Selma Aydoğan - 33
22- Umuer - 40
23- Davut Gülaçan - 20
24- Kadir Aydın - 18
24- Aksi Çiler - 50
25- Halukus -100

Toplam : 1.638 YTL

1- Ayshe 99 €

cengizk
15-06-2005, 18:39
http://www.haberbilgi.com/haber/yolsuzluk/ SITESINE GIRIP YOLSUZLUK HABERI ALTINDA SIKAYETINIZI BELIRTEBILIRSINIZ..

Yolsuzluk ve Bu Alanda Mücadele Eden Uluslararası Örgütler ve Birimler

http://www.sayistay.gov.tr/yayin/dergi/dergi2.asp?id=368

http://www.ceterisparibus.net/hukuk.htm

cengizk
15-06-2005, 18:48
2003 te BOYLE BIR KOMISYON VARDI..HALEN VARSA BURAYA DA GONDERELIM MESAJLARI..
BDDK'YA SUÇ DUYURUSU... YOLSUZLUK KOMİSYONU, BDDK VE TMSF'NİN BUGÜNE KADAR YAPTIĞI TÜM İŞLEMLERİN İNCELENMESİNİ İSTEYECEK.
16.07.2003, 01:37
Komisyonun bugünkü toplantısında, BDDK ve TSMF'nın yaptığı işlem ve kararların incelenmeye muhtaç olduğu görüşüne vardığı ve Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu koordinatörlüğünde, banka murakıpları ve hesap uzmanlarının da içinde yer alacağı bir komisyon aracılığı ile bu incelemenin gerçekleştirilmesini isteme kararı aldı.

--------------------------------------------------------------------------------

Ankara - TBMM Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF), bugüne kadarki tüm işlemlerinin incelenmesini isteyecek.

Komisyonun bugünkü toplantısında, BDDK ve TSMF'nın yaptığı işlem ve kararların incelenmeye muhtaç olduğu görüşüne vardığı ve Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu koordinatörlüğünde, banka murakıpları ve hesap uzmanlarının da içinde yer alacağı bir komisyon aracılığı ile bu incelemenin gerçekleştirilmesini isteme kararı aldığı öğrenildi.

Araştırma Komisyonu'nun ayrıca BDKK'nın ilk başkanı olan Zekeriya Temizel'in imzaladığı, İktisat Bankası şubelerinin Kıbrıs'taki off-shore şubeleri ile birleştirilmesini isteme yönündeki kararı hakkında suç duyurusunda bulunacağı öğrenilirken, konunun Başbakanlık Teftiş Kurulu tarafından da incelenmesini isteyecek.

Komisyonun, Bayındırlık Bakanlığı ihaleleri ile ilgili alt komisyon raporuna dayanarak yaptığı değerlendirmede ise, eski Bakan Koray Aydın hakkında soruşturma komisyonu kurulmasını isteme görüşü de ağırlık kazandı.
AA

gulg
15-06-2005, 20:50
İstanbul, 28 Aralık 2001


BASIN BÜLTENİ

FONA DEVREDİLEN HALKA AÇIK BANKALARIN MAĞDUR HİSSE SENEDİ YATIRIMCILARINA YÖNELİK ÇÖZÜM İÇİN FIRSAT

Mali sektöre olan borçların yeniden yapılandırılması ve bu arada sermaye yeterlilik oranı düşük olan bankalara belli koşullarla kamu kaynağı sağlanmasına ilişkin yasal düzenleme çalışmalarını, ülke ekonomimizin içinde bulunduğu krizden çıkışı ve istikrara kavuşması açısından doğru yönde atılmış adımlar olarak değerlendiriyor ve destekliyoruz.

Ancak, yaşadığımız ağır krizin para piyasasına ilişkin yaraları sarılırken, sermaye piyasasında meydana gelen güven erozyonunun hiç dikkate alınmamasını da ciddi bir eksiklik olarak gördüğümüzü belirtmek isteriz.

Bilindiği gibi, TMSF'na devredilen halka açık bankaların ana hissedarlarının ortaklık hakları yanında, neler olup bittiğinden habersiz küçük hissedarların hakları da Bankalar Kanunu'nun ilgili maddesi uyarınca adı geçen Fon'a geçmiş, onbinlerce ortak mağdur duruma düşmüştür.

Her zaman ifade ettiğimiz gibi, yapılan işlem yasaya uygun olmakla birlikte, bize göre temel hukuk ilkeleri ile çelişmektedir ve sermaye piyasasının özünü oluşturan güven unsurunu zedelemiştir.

Bu nedenle, Bankalar Kanunu'nun yeniden ele alındığı bu günlerde, şimdiye kadar el konulmuş olan halka açık Bankaların küçük hissedarlarının mağduriyetine de yasal bir çözüm getirilmesinde; sermaye piyasasının geliştirilerek tabana yayılabilmesi, yarım kalmış özelleştirme hamlelerimizin başarıya ulaşabilmesi açılarından büyük yarar görülmektedir.

Saygıyla duyurulur.

Y.ZİYA TOPRAK
BİRLİK BAŞKANI

http://www.tspakb.org.tr/duyurular/duyuru_4.html

gulg
15-06-2005, 20:51
İstanbul, 4 Aralık 2001


BASIN BÜLTENİ

FONA DEVREDİLEN HALKA AÇIK BANKALARIN MAĞDUR HİSSE SENEDİ YATIRIMCILARI İÇİN ÇÖZÜM BULUNMALI

Bilindiği üzere, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu, mali bünyeleri zayıflamış ve taahhütlerini yerine getiremez duruma gelmiş bulunan bankaları, mevzuat çerçevesinde, ortaklık hakları ile birlikte Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devretmektedir.

Yine bilindiği gibi, Fona devredilen bankalardan bir bölümü halka açık olup, onbinlerce hisse senedi yatırımcısı bu kapsamda tüm haklarını kaybetmiş durumdadır.

Bu konu medyada ve ilgili çevrelerde uzunca süredir tartışılmakta, olaya salt hukuksal açıdan yaklaşanlar, uygulamanın mevzuata uygunluğu nedeniyle, yapılacak herhangi bir şey bulunmadığını ifade etmektedirler.

Diğer taraftan, konuya teknik açıdan yaklaşanlar da, şu ana kadar el konulan bankaların tamamının bilançolarının pasif açığı vermiş olduğunu hatırlatarak, sözü edilen küçük yatırımcıların, el koyma hali olmasa dahi, normal tasfiye süreci sonucunda herhangi bir hak elde edemeyeceklerini hatırlatmaktadırlar.

Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşları Birliği olarak, konuyu; temel hukuk kuralları çerçevesinde tartışılabilir, kamu vicdanı yönünden rahatsız edici, sermaye piyasamızın geleceği yönünden ise son derece talihsiz bulmaktayız.

Şöyle ki;

Olayda hukuki açıdan kritik unsur, sermaye piyasası mevzuatının öngördüğü şekilde yatırımcının bilgilendirilmesi, şeffaflığın sağlanması konusudur.

Birer güven müessesesi sayılan bankalarla ilgili olarak, yetkili kurum tarafından denetleme ve sair şekilde elde edinilen bilgilerin kamuoyuna açıklanması sakıncalı olabilir. Yasa gereği olan bu uygulamayı temelde eleştirmek istemiyor, ancak, "kamu yararı" gerekçesine dayandırılan uygulamanın doğurduğu zararların belli bir kesime yüklenmesinin de objektif hukuk ilkeleriyle çeliştiğini düşünüyoruz.

İkinci konu, sermaye piyasamızın geleceği ile çok yakından ilgilidir. Sıkça tekrar ettiğimiz; piyasanın sığlığı, spekülatif ve manipülatif işlemlerin fazlalığı, kurumsal yatırımcıların yetersizliği, yabancı yatırımcının ilgisinin azlığı... gibi şikayetlerimizi, ancak ve ancak, yatırımcı haklarına en az diğer ülkeler kadar saygı göstermekle giderebileceğimize inanmaktayız.

20 yıldır sürdürdüğümüz bunca çaba ve kurduğumuz mükemmel teknik alt yapıya rağmen, nüfusu 70 milyona yaklaşan bir ülkede erişebildiğimiz sadece 1.3 milyon kişilik hisse senedi yatırımcı kitlesinin, kendi yarattığımız ve doğruluğuna da kendi kendimizi inandırdığımız kanun maddeleri ile yok olmasına göz yummamalı, soruna ivedilikle çözüm bulmalıyız.

İnancımız odur ki, bulunacak herhangi bir yasal çözüm, Fona devredilen bankaların yükümlülüklerinin devlet borcu sayılarak bütçeden karşılanması ve sonuçta tüm halka yüklenmesi uygulamasından daha adaletsiz olamaz.

Y.ZİYA TOPRAK
BİRLİK BAŞKANI

http://www.tspakb.org.tr/duyurular/duyuru_3.html

gulg
15-06-2005, 20:52
İstanbul, 11 Ocak 2002


BASIN BÜLTENİ

FONA DEVREDİLEN HALKA AÇIK BANKALARIN MAĞDUR HİSSE SENEDİ YATIRIMCILARINA YÖNELİK ÇÖZÜM ARAYIŞI SÜRMELİ

Birliğimiz, Mali Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması'na ilişkin tasarının TBMM'nde ele alınmasını, el konulmuş olan halka açık Bankaların küçük hissedarlarının mağduriyetine de yasal bir çözüm getirilmesi yönünde önemli bir fırsat olarak görmüş ilgilileri her vesile ile konu üzerinde yeniden düşünmeye davet etmiştir.

Söz konusu tasarının, bu konu ele alınmadan yasalaşması üzüntü vericidir.

Ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesi için atılacak adımların, sermaye piyasamızın geliştirilerek tabana yayılabilmesi ve oluşan güven erozyonunun önüne geçilebilmesi açılarından çok büyük önem taşıdığını bir kez daha vurgulamak isteriz.

Kamu vicdanını rahatsız eden ve sermaye piyasamızın geleceği açısından çok talihsiz bulduğumuz bu sorunun acilen giderilmesi yönündeki çağrımızı yineliyoruz.

Saygıyla duyurulur.

Y.ZİYA TOPRAK
BİRLİK BAŞKANI

http://www.tspakb.org.tr/duyurular/duyuru_5.html

gulg
15-06-2005, 20:55
http://www.tspakb.org.tr/docs/panel_kitap/etik_kural.pdf

gulg
15-06-2005, 20:58
Ve bu bilgileri bize gönderen isminin açıklanmasını istemeyen ve savaşımızda bizi destekleyen güzel insana sonsuz teşekkürler.

Lütfen desteğinizi bizden esirgemeyiniz.

gulg
15-06-2005, 22:49
Bu akşam Songül hn beni aradı bir metin hazırlamamı rica etti. Yarın bir arkadaşına ingilizceye çevirttirecekmiş. Amerika Başkanından sonra IMF ve Dünya Bankasına da mektup göndermek istiyormuş. Sınır tanımayan Songül hanımı tebrik ettim.
-----------------------------------------------------------------------------------
Sayın Efendim,

Ben Ekim 2000 tarihinde İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında hisse senedi aldım.

Kısa süre sonra hisse senetlerini aldığım şirketin sahibinin bir bankaya olan borcundan ve kefaletinden dolayı devlet şirketlerine el koydu ve hisse senetlerinin işlemleri durduruldu.

Bu kişiye ait yani Dinç Bilgin adlı işadamına ait borca karşılık Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding adlı şirketlerin mal varlıkları T.C. hükümeti tarafından kulan Tasarruf Mevduat Sigorta Fonu adlı kurum tarafından 3 Mayıs 2005 tarihinde satılmıştır.

Bu satışla küçük yatırımcı hiçe sayılmıştır.

Belirtilen üç şirkete ait 38.000 adet küçük yatırımcı bulunmaktadır.

Kaybedilen para 261.5 milyon dolardır.

Bizler 5 seneden beri sesimizi duyurmaya çalışıyoruz, fakat tarafsız birkaç medya kuruluşu dışında bütün kurum ve kuruluşlar bu duruma göz yummaktadır.

Lütfen bize yardım ediniz,

38.000 kişinin çağrısına cevap veriniz.

Saygılarımla,

cengizk
15-06-2005, 22:51
sevgili gulg,haberi okuyamadim.acilmadi link.copy paste yapip gonderirmisin?

cengizk
15-06-2005, 23:00
IMF IN MAIL ADRESLERI:

imfcenter@imf.org
publicaffairs@imf.org

DUNYA BANKASI
World Bank Office

Ms. Tunya Celasin, External Affairs Officer and NGO Liaison
Ugur Mumcu Caddesi 88, 2nd Floor (Kat 2),
06700 Gaziosmanpasa, Ankara

Telephone: (90-312) 446-38-24
Facsimile: (90-312) 446-24-42
E-mail: tcelasin@worldbank.org


IFC Office
Yildiz Posta Caddesi No. 17/5
80280 Esentepe
Istanbul
Telephone: (90-212) 212-65-35
Facsimile: (90-212) 212-9165

gulg
15-06-2005, 23:02
http://www.tspakb.org.tr/index_tur.htm

paneller / seminerler

"Türk Sermaye Piyasasında Mesleki / Etik Kurallar ve Yatırımcı Hakları Paneli" Konuşmaları

cengizk
15-06-2005, 23:05
SERMAYE PİYASASINDA MESLEKİ/ETİK KURALLAR

VE YATIRIMCI HAKLARI

PANELİ AÇILIŞ KONUŞMASI


İstanbul, 6 Mart 2002


Sayın Bakanım, Sayın Konuklar, Değerli Basın Mensupları, "Türk Sermaye Piyasasında Mesleki/Etik Kurallar ve Yatırımcı Hakları" konulu panele hoş geldiniz.

Hepinizi şahsım ve panelist arkadaşlarım adına saygıyla selamlıyorum. Bu paneli hazırlayan Türkiye Sermaye Piyasası Aracı Kuruluşlar Birliği'ni kutluyorum.

Aracı Kuruluşlar Birliği Anayasamızın 135. Maddesi gözönünde tutularak kurulmuş olan kamu kurumu niteliğindeki bir meslek kuruluşudur. 135. Maddede meslek kuruluşlarının kuruluş nedenleri arasında açıkça meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güvenliği hakim kılmak da sayılmaktadır. Aracı Kuruluşlar Birliği'nin görev ve yetkilerinin başında bu hususlar gelmektedir.

Keza Sermaye Piyasası Kanunu'nun 40/b maddesinde Birliğin görev ve yetkileri arasında Birlik üyelerinin dayanışma ve sermaye piyasasının gerektirdiği özen ve disiplin içerisinde çalışmalarına yönelik, meslek kurallarını oluşturmak da vardır. Bu çerçevede Birlik, üyelerinin sermaye piyasası faaliyetlerini yürütürken uyacakları meslek kurallarını belirlemiş bulunmaktadır.

Bu konuda değerli panelistler size tebliğlerini sunacaklar. 1. Bölüm mesleki etik kurallar ile ilgilidir. 2. bölüm yatırımcı haklarına ayrılmıştır.

Ben burada vaktin darlığı nedeniyle çok kısa olarak kamuoyunda güncelliğini koruyan ve basında banka mağdurları olarak adlandırılan küçük yatırımcılara, onların haklarına değinmek istiyorum.

3182 sayılı Bankalar Yasasının 65. maddesinde de bankaların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devri düzenlenmekteydi. Ancak bu maddede bugün hakim ortaklar olarak adlandırılan, büyük hissedarların hisselerinin Fona devriyle yetinilmekte idi.

4389 sayılı Bankalar Kanunu, özellikle 14. maddesinin 3. fıkrasına göre; Bankaların Fona devri halinde tüm banka hisselerinin Fona devri zorunluluğunu öngörmektedir. Tüm banka hisseleri Fona devredilirken Fonun bankaya, banka hissedarlarına değil, bankanın nominal sermayesi kadar bir ödemede bulunarak hisseleri devralması kabul edilmiştir.

Aslında bu düzenleme Anayasa açısından kanımca hatalı bir düzenlemeydi. Bankalar Kanununda daha sonra yapılan çeşitli düzenlemelere rağmen hatada ısrar edildi. Bankanın hisseleri bankaya değil, banka hissedarlarına ait. Yapılan düzenlemede ise ödeme hissedarlara değil, banka hisselerinin sahipleri olan kişilere değil, bankaya yapılıyor. Banka ise yüzde yüz Fona ait. Anayasal açıdan bankanın hisseleri sıfır değerdeyse o zaman hissedarlara bir ödeme gerekmez ama onun dışındaki hallerde ödeme zorunludur.

Peki basındaki bu tartışmaların sonucu ne olabilir? İlk önce şunu belirteyim. Mevcut düzenleme karşısında küçük hissedarların, yani Fona devredilmiş bankaların (4 banka sanıyorum) hisselerini borsadan alan hissedarların hukuken yapacakları bir şey yoktur. Tek çare yasada değişiklik yapmaktır. Bankalar Kanununda yapılacak bir değişiklikle ve kolaylıkla, sadece hakim ortakların hisselerinin Fona devrinin düzenlenmesi ile borsadan hisse alan küçük hissedarlarının haklarının korunması mümkündür ve bunun yapılması gerektiği düşüncemi de çeşitli defalar açıkladım.

Borsada banka hisselerini satın alan küçük ortak, bu işlemler nedeniyle bankaya güvenmektedir. Bankanın tam olarak durumunun borsaya aktarılmasında güçlükler olduğunu da belirtmek isterim. Çünkü bankalar, özellikleri nedeniyle haklarındaki yaptırımlar gizli olarak gerçekleştirilen kuruluşlardır ve bu da zorunludur. Ama Bankalar Kanunu'nda yapılacak bir değişiklik ile 3182 sayılı yasada olduğu gibi sadece hakim ortakların hisselerini Fona devretme bir çözümdür ve Bankalar Kanununda yapılacak değişiklikler geriye doğru yürürlüğe sokularak en azından üçüncü kişilere devredilmemiş Fon bankaları ile ilgili olarak bu çözüm sağlanabilir. Ben ikinci bölümde yatırımcı haklarıyla ilgili tebliğ verecek panelist arkadaşlarımın bu konuya da değineceklerini tahmin ediyorum.


PROF. DR. SEZA REİSOĞLU

Panel Başkanı

cengizk
15-06-2005, 23:06
Etik Değerlere Evrensel Yaklaşım

Sayın Bakanım, Sayın Başkanlar, Değerli Konuklar ve Basın Mensupları,

Hepimizin bildiği gibi teknolojinin muazzam gücü bütün dünyaya yayılmakta. Teknolojinin bu gücünü kontrol eden kişilerin isabetli kararları, milyonlara büyük yararlar getirebileceği gibi çok büyük zararlar da verebiliyor ve etik olmayan bir karar ise bütün dünya da hissediliyor, bu nedenle geleceğimizin bile kararabileceğini görüyoruz. Bir asır evvel felaketler yerel olaylarla sınırlı iken şimdi etik açıdan yanlış alınmış bir karar, bir Çernobil felaketi gibi çok büyük kitleleri ilgilendiren evrensel düzeyde felaketlere yol açabiliyor. Geleceğimizi, ailelerimizi, çevremizi, toplumumuzu etkileyecek insanların, etik değerlere uygun hareket etmelerini beklemek hakkımız.

Son yıllarda Türkiye'nin gündeminde de etik kavramı sık sık karşımıza çıkıyor. Etik acaba gerçekten yeni bir olgu mu? Yoksa biz mi yeni tanışıyoruz?

Etik tabii ki yeni bir kavram değil. İnsanoğlu asırlar boyu yaşamın ahlaki boyutunu içeren, yani insan yaşamındaki ilkeler, değerler ve yargıları inceleyen Etik konusunu incelemiş. Ancak Türkiye'de her gün yeni bir örneği ile karşılaştığımız, yolsuzlukla mücadele çalışmaları toplumun büyük bir kesiminde bir "etik bilinci" ve bir "etik ihtiyacı" oluşmasına yol açıyor.

Burada etik ile ahlak arasındaki farkı incelemekte yarar var. Ahlak Latince kökenli (moralitas-moratily) insanların birbirleriyle veya devletle olan ilişkilerinde kendilerinden "yapmaları istenen" davranışlarla toplum düzenini sağlayan bir kurallar ve normlar bütünüdür, yani toplumsal bir olgudur. Her toplumun kendine göre bir ahlak anlayışı vardır, ancak bu ahlak anlayışı ve kuralları; kültür, etnik yapı, töre ve zaman gibi pek çok değişkene bağlı olup toplumdan topluma hatta yöreden yöreye ve zamana göre farklılık gösterebiliyor. (Burada ahlak kavramları ile adab-ı muaşeret kavramlarının aynı şeyler olmadığını belirtmekte yarar var. Yani yemek yerken kötü bir davranış, yapılmayacak bir hareket yapmak bir yerde ahlaksızlık değil ama bir davranış hatası olabilir.)

İşte etik ile ahlak burada farklılaşıyor; etik değişik ahlak anlayışlarının kesiştiği ortak noktadan çıkıyor ve evrensel normlar dikte ediyor. Etik kelimesi ahlakın Latince kökenli olmasına mukabil Yunanca kökenli ve karakter, prensip, insan davranışı anlamına gelen Ethikos'dan gelir. Etik bir başka anlamda da ahlak felsefesi alanını tanımlıyor. Kişisel etikle ahlak bir ölçüde aynı olup bireyin toplumdaki hareketlerinde beklenen, başkalarının haklarına saygı, dürüstlük, güvenirlilik, kanun ve nizamlara saygı, iyilik yapma ve etrafına zarar vermemek gibi kavramları içeriyor.

Profesyonel olarak etiğe baktığımızda ise profesyonel olarak çalışanların, ayrıca ilgili meslek dallarının da kurallarına uymak zorunda olduklarını görüyoruz. Bunlar da tarafsızlık, açıklık, mahremiyet, çıkar çelişkisi gibi kavramlar getiriyor. Etik kavramı daha ziyade özel gruplar için geliştirilmiş belirli davranış kural ve normları içeriyor. Örnek vermek gerekirse, medyanın, basının, sermaye piyasasının etik kurallarından, etik anlayışından söz ediyoruz, ahlak anlayışından değil. Dolayısıyla belli gruplara yönelen prensiplerden, kurallar topluluğundan bahsediyoruz.

Buna karşılık "evrensellik" yine de etik alanında oldukça tartışmaya açık bir konudur. Evrensellik prensibi, vardığımız yargılarda tutarlı olmamızı gerektiriyor. Yani bir hareket bir kişi için doğru ise benzer şartlar altında, benzer diğer kişiler için de doğru olmalıdır.

Buna karşılık çeşitli ülkelere baktığımızda geçerli olan etik kurallarında ufak da olsa farklılıklar göze çarpabiliyor. Bu farklılıkların altında yatan en önemli nedenlerden biri de kültürdür. (Örnek verecek olursak, batı toplumlarında insanlar arasındaki ilişkiler, bizim toplumumuzda olanlardan çok daha değişik kurallara bağlanmış durumda. Orada kadın erkek ilişkileri arasındaki anlayışa bakarsak, bir de bizim toplumumuza veya bizden daha tutucu toplumlardaki kadın-erkek arasındaki ilişki ya da insanların kendi aralarındaki ilişkilere bakarsak, kültürden doğan çok büyük farklar olduğunu görürüz.) Burada etik ve ahlak anlayışının da aynı anlama geldiğini de görüyoruz.

Bir diğer neden de ekonomik faktörler. Enflasyonun hiç olmadığı veya tek haneli rakamlarla ifade edildiği bir toplumla, iki-üç haneli enflasyona maruz kalan bir toplumda uygulanan ve hatta genel kabul gören kuralların dahi aynı olması beklenemez. Enflasyon %90-%100'ler seviyesinde seyrederken, gelir artışı %20-%30'larda ise insanların bu kurallara uyması gerçekten çok zor oluyor. Bunun örneklerini de çok sık yaşıyor ve görüyoruz.

Uluslararası alandan baktığımızda, çok seneler önce yaşanan, daha doğrusu doğrudan yaşamadık ama Türkiye'ye de ucu dokundu. Hep beraber hatırlayalım. Lockheed olayı. Bu olaya baktığımız zaman Lockheed'in başkanı kendi firmasının geleceği ve Amerikan işçilerinin işsiz kalmamalarını sağlamak amacıyla, Japon Başbakanı'na kadar varan seviyede o zamanın parası ile 12.5 milyon dolar bir rüşveti verdiğini hiç çekinmeden açık açık anlatmıştır. Bunu Amerika'nın, şirketinin, Amerikan işçilerinin, Amerikan vatandaşlarının menfaati için yaptığını ifade etmiştir.

Şimdi gelelim burada ne doğrudur? Ne yanlıştır?.. Amerikalıya göre yaptığı doğrudur, çünkü kendi menfaatlerini, insanlarını, adamlarını düşünmüştür. Ülkesini düşünmüştür. Ama etik açıdan, yapılan rüşvet olayıdır ve bu da yanlış bir olaydır. Nitekim daha sonraları, Amerika, bu tür davranışlara mani olacak tedbirler almıştır. Burada birey, sistem ve yönetim üçlüsü var. Bunların üçü bir arada tam işlemediği zaman birey ne kadar iyi olursa olsun, maalesef bir yerde aksamalar oluyor.

Tekrar konuya dönersek, evrenselleşmiş, yani tüm toplumlar tarafından doğruluğu kabul edilmiş etik normlar var. Değişik ülkelerin, değişik sektörler için hazırlamış oldukları etik kodları bulmak mümkün. Örneğin İngiltere, Türkiye, Slovakya, Litvanya ve daha pek çok ülkenin basın, medya konusundaki etik kodlarını dikkatle incelediğimizde hepsinin kişilik haklarına, gizliliğe, özel hayata saygı, şiddet içerikli haber, delillerin yasal yollarla elde edilmesi, gibi konularda ortak noktalarda buluştuğunu görüyoruz. Akademik etik konusunda da değişik ülkeler tarafından kabul görmüş tarafsızlık, öğrenciler arası ayırım, taciz, meslektaşlar arası fikir ve eserlere, bağlı bulundukları kurumlara saygı gibi pek çok konuda ortak kurallar bulunuyor.

Aynı şeyler, satış ve reklam sektöründe de dürüstlük, yanıltıcı karşılaştırmalar yapmama, fiyat politikası, garanti ve servis konularında kabul edilmiş ortak kurallar olarak karşımıza çıkıyor.

Sporda da centilmenlik, doping, şike, sanatta telif hakları, üretimde kalite, işçi hakları, dinde ibadete saygı gibi konularda her yerde aynı kuralları görüyoruz.

Son derece kritik bir sektör olan Tıpta, evrensel etik kuralarına en güzel örnek doktorların ezberleyip uymalarını beklediğimiz "Hipokrat yemini" dünyanın neresinde olursa olsun tüm doktorların ezberleyerek uymaları gereken bir etik kurallar dizisidir. Uygulanır uygulanmaz o da başka, ama bütün dünya için geçerli olan ve bütün dünyada tıp mezunlarının ettiği bir yemindir.

Aynı şekilde milletvekillerinin yemini de böyle. Tüm meclislerde yeni seçilen milletvekilleri görevleri süresince dürüstlükten ayrılmayacakları, ülkenin çıkarlarını her zaman kendi çıkarlarından üstün tutacaklarına dair yemin ediyorlar. Bu saydıklarım kabul gören kurallar, uygulamalarında tabi ki aksaklıklar oluyor. Bu kuralların aksamadan yürümesi için biraz önce bahsettiğim gibi olmazsa olmaz üç temel unsur var. Bunlar:

İnsan Kalitesi

Sistem Kalitesi
Yönetim Kalitesi'dir.

Evrensel etik değerlerin geçerli olabilmesi, tüm dünya ülkelerinde bu üç unsurun kalitesinin gerçekleşmesi ile sağlanır. İşin temelinde ise insan var. İnsan kalitesinin yüksek olması gerekli, fakat yalnız başına bu yeterli değil. İnsan kalitesinin varlığı, sistem ve yönetim kalitesinin olmadığı yerde hiçbir şey ifade etmez. İnsan ne kadar iyi eğitilmiş, yetiştirilmiş olursa olsun, eğer sistem ve yönetim gerekli kuralları oluşturmamış, gerekli denetim mekanizmalarını kuramamış ve gerekli yaptırımları uygulayamıyorsa, o toplumda yozlaşma da kaçınılmaz olur, oluyor.

Bu açıdan Türkiye çok zor bir dönem geçirmekte. Bir tarafta ekonomik darboğaz, bir tarafta AB'ye girme çabaları, bir yandan da başını alıp giden darboğaz. Diğer tarafta AB'ye girme sürecinde çok büyük önem taşıyan yolsuzluk konusu, yolsuzluklar. AB'ye girme sürecinde çok büyük önem taşıyan yolsuzluk konusu ancak etik kavramının tüm ülke fertleri tarafından anlaşılıp uygulanması ile çözülebilir. Yolsuzlukların asgariye indirilmesi objektif bir hukuk devleti, tüm sektörlerde şeffaflık ve hesap verme sorumluluğu bilinci ile mümkün olacaktır. Bunun için de sadece devlet ve siyasi kurumlara değil sivil topluma ve onun örgütlerine de çok büyük iş düştüğü kanısındayım.

Bizler sivil toplum olarak diğer sektörlere ışık tutacak, yol gösterecek çalışmalar içinde olmalıyız. Nitekim son yıllarda ülkemizde çığ gibi büyüyen bir sivil toplum bilinci oluştu ve her gün ortaya çok güzel çalışmaları çıkmakta. Doğa alanında TEMA, ilkyardım alanında AKUT, eğitim alanında Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı ve AÇEV, kalite alanında KALDER, kadınlar ve hakları konusunda KADER, örnek çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarından sadece birkaçı.

Ayrıca, konuşmamın başında da değindiğim, değerli bilim adamlarımız ile birlikte "Türkiye'de Yozlaşma" konusunda araştırmalara öncülük eden TESEV'in yolsuzluklarla ilgili sürdürmekte olduğu çalışmaların sonuçları da geçtiğimiz günlerde açıklandı ve bildiğiniz gibi tüm çevrelerde de büyük bir yankı yaptı.

Son olarak sizlere kendi vakfımızdan bahsetmek istiyorum. Ben bunu güzel bir haber olarak vermek istiyorum; pek çok şahıs, şirket, dernek ve vakıf bir araya gelerek ve destek vererek Türkiye'nin bu konudaki ilk Sivil Toplum kuruluşu olan "Türkiye Etik Değerler Merkezi Vakfı" "TEDMER"i kurdu ve vakıf çalışmalara başladı. Vakfın resmi tescili geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete' de yayınlandı. Biz de resmen çalışmalara başladık.

Vakfımızın amacı tüm iş sektörleri ve mesleklerle ilgili;

Etik değerlerin araştırılması, değerlendirilmesi, geliştirilmesi,

Etik standartlarının ve ilkelerinin belirlenmesi,

Yurt sathında duyurulması, eğitiminin yapılması,

Ulusal etik değerler bilgi bankası ve arşivinin oluşturulması,

Etik değerlerle ilgili her türlü bilimsel çalışmanın yapılması,

Uluslararası işbirliklerinin kurulması ve bu konularda her türlü şirket, oda, dernek, vakıf, birlik, meclis, enstitü, kurum, kuruluş ve eğitim ve araştırma kurumlarına hizmet verilmesidir.

Ben de bu vakfın bir kurucu üyesi olarak, sivil toplumun gücünün bu konularda harekete geçirilmesini ümit ediyorum. Ayrıca bu tür çalışmalar arttıkça toplumumuzun etik bilincinin de uyanacağına ve Türkiye olarak hak ettiğimiz refah seviyesine ulaşacağımıza ulaşacağımıza inanıyorum.

Çok teşekkür ediyor ve saygılarımı sunuyorum.


PROF. DR. Sabih TANSAL

cengizk
15-06-2005, 23:07
Mesleki-Etik Değerlere Ekonomik Yaklaşım[1]


Çoğu kez etik değerlere uygun hareket etmek erdemli bir davranış olarak nitelendirilir. Böyle olunca da kişilerin erdemli davranmayı, inançları, kendilerine olan saygıları ya da toplum gözündeki saygınlıklarını koruma gibi kaygılarla tercih edeceklerini, yani etik değerlere uyacaklarını, düşünebiliriz. Konu bu biçimde ortaya konulduğunda etik değerlere uymak ya da uymamak kişisel bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.

Bu çerçeve içinde iş yaşamında belli bir faaliyetin içinde yer alanların ortak etik değerler arama ve bunlara uyma sözü vermelerinin mantıksal bir nedeni bulunamaz. Eğer etik kurallara uymanın nedeni erdemli davranmak gibi bireysel bir kaygı ise, niçin bir kişi bir başka kişinin iş yaşamında kendisi ile aynı etik ilkelerde buluşması ve onlara uymasıyla ilgilensin ki?

Bu konuşmamda iş yaşamında etik değerlere uymanın ve başkalarının da uymasını sağlamanın bir bireyci (individualist) için akılcı bir yol olduğunu göstermeye çalışacağım. Bunu yaparken de piyasalarda, özellikle mali piyasalarda çok karşılaşılan bazı iktisadi sorunları ele alacağım.

Konuya girmeden önce üç noktayı açıklığa kavuşturmam gerektiğini düşünüyorum:

Bu yazıda bireyci (individualist) deyimi, felsefi anlamına uygun olarak kullanılmıştır, dolayısıyla bencillikten (selfishness) farklıdır. Bireyci olmak kişinin içinde bulunduğu ortamla ilgilenmesini ona ilişkin değer yargıları oluşturması ile çelişmez, hatta bunları yapmasını gerekli kılar.

Kişilerin, özellikle bir meslek çalışanlarının, zamanın belli bir noktasında bir etik kurallar kümesi üzerinde uzlaşabildikleri bu kişilerin Ahlâksal Gerçekçi (Moral Realist) ya da İstenççi (Voluntarist) veya Kutsal Emir Kuramı (Divine Command Theory) yandaşı oldukları anlamına gelmez. Bir Ahlâksal Kuşkucu (Moral Skeptic) ya da Ahlâksal Görececi (Moral Relativist) de bu koşullarda aynı kurallar etrafında birleşilmesinin olanaklı olduğunu kabul eder.

İktisadın dayandığı temel dayanaklarından birisi etiktir. İktisadi sorunların çözümünde etik değerlendirmeler önemli yer tutar. Unutmamak gerekir ki, modern iktisadın kurucusu sayılan Adam Smith bir Ahlâk Felsefecisi idi.

Belirsizlik ve Etik Kurallar

Aracı kuruluşlara niçin gerek vardır? Ya da başka bir deyişle niçin insanlar mali yatırımlarını kendileri düşünüp yapacaklarına bir aracıdan yararlanırlar?

Bir mali yatırım kararı zaman boyutunu içerir. Karar bugün alınır, sonucu ise belli bir süre geçtikten sonra belli olur. Ama arada geçen süre içinde ortamsal koşullar da değişir. Dolayısıyla alınan kararın sonucu, bu değişikliklere bağlı olarak olumlu ya da olumsuz olabilir. Gelecekte neler olabileceğini hiç kimse kesin olarak bilemiyeceği için bu tür kararlar belirsizlik koşullarında alınmak zorundadır.

İnsanların bu tür kararları alabilmeleri için algıladıkları belirsizliğin makul düzeyde olması gerekir. Bu ise ileriye ilişkin öngörü yapabilme becerisini gerektirir. Aracı kuruluşların yatırımcıya sunduğu hizmet de ileriye ilişkin güvenilir öngörüler yapmak ve bunlar ışığında müşterilerine, onların çıkarlarına en uygun olan yatırım seçeneklerini sunmaktır.

Aracı kuruluşlar bu işlevlerini yerine getirdikleri ölçüde, menkul kıymet piyasasındaki belirsizlik, insanların kabul edebileceği düzeyde oluşur. Bu bir yandan mevcut yatırımcıları daha çok işlem yapmaya öte yandan da piyasaya girişi özendirir.

Bir aracı kuruluş açısından bu işlevin yerine getirilmesinin iki boyutu vardır. Bunlardan ilki teknik beceridir. Geleceğe ilişkin öngüler yapabilmek ciddi bir bilgi toplama ve bunları süreçten geçirme çabasını gerektirir. İkinci boyut ise aracı kuruluşun bu elde ettiği bilgilere dayanarak müşterisi için en uygun seçeneği bulup ona bunu sunma yükümlülüğünü tam anlamıyla yerine getirmesidir. Bu iki boyuttan birisi aksadığı takdirde, insanlar için belirsizlik artar hatta hoşgörebilecekleri düzeyi de aşabilir.

Bu konuşma açısından önem taşıyan ikinci boyuttur. Çizilen bu çerçeve içinde, insanların menkul kıymet piyasasında yatırım yapmalarını sağlayan aracı kuruluşların öngörü becerilerinin verdiği sınırlar içinde, onlara en uygun seçeneği sunacaklarına güvenmeleridir. Aracı kuruluşların bu güvenin yitirilmesine yol açabilecek davranışları, insanların bu piyasadan kaçmalarına neden olur. Burada vurgulanmak istenen nokta bir aracı kurumun, müşterisine daha iyi bir seçenek sunma olanağı varken, bunu sunmaması ya da sunmaktan kaçınmasıdır.

Aracı kuruluşun bu sorumluluğunu yerine getirmemesi iki farklı nedenden kaynaklanabilir. Bunlardan ilki aracı kuruluşun kusurlu eylemleri sonucunda yatırımcı ile yaptığı bağıta uymamış olmasıdır. Bu durumda yatırımcının yasal yollara başvurarak uğradığı zararın tazmini yoluna gitmesi söz konusu olacaktır.

Ancak, konumuz bağlamında daha önemli olan, aracı kuruluşun, yatırımcı ile yaptığı bağıta açıkça ters düşmeksizin, yatırımcının algıladığı belirsizliği artıracak biçimde davranmasıdır. Yatırımcının bağıt yaptığı aracı kuruluşun onun portföyünün getirisini artırabileceği halde bu yönde hiç bir gayret göstermediği izlenimini edindiğini düşünelim. Aracı kuruluş, müşterisiyle yaptığı bağıt çerçevesinde alım satım işlemlerini yapmakta, ancak müşterisinin durumunu iyileştirmeye özen göstermemektedir. Söz gelimi, bu müşterinin portföyünün getirisi benzer başka portföylerin altında kalmaktadır.

Bu durum, yatırımcı açısından belirsizliğin artması anlamına gelmektedir. Çünkü yatırımcının aracı kuruluş ile yaptığı bağıtın anlamı, yatırımcı tarafından tercih edilen getirilerin gerçekleşmesinin yüksek olasılık taşıdığı bir ortamda olduğu güvencesini almış olmasıdır. Yatırımcının tercih etmediği portföy getiri oranlarının gerçekleşme olasılığının diğerlerine yakın olduğu bir ortam, onun için belirsizliğin artması anlamına gelir[2]. Belirsizlikteki bu artış yatırımcının ayırdetme eşiğini (threshold) aşarsa, bu piyasadaki tutumunun değişmesi olasılığı yükselecektir.

Bu tutum değişikliği kendisini iki biçimde gösterebilir. Yatırımcı iş yaptığı aracı kuruluşu değiştirebilir ya da bu piyasadan çıkarak tasarrufunu başka piyasalarda (söz gelimi mevduat ya da başka bir ülkenin menkul kıymetler piyasası gibi) değerlendirme yoluna gidebilir. İlk seçenekte, söz konusu aracı kuruluşun durumu etkilenmekte, ancak piyasa açısından bir değişiklik olmamakta, yani yatırımcı piyasada kalmaktadır.

İkinci biçimdeki davranış değişikliğinin yatırımcılar arasında yaygınlaşması ise menkul kıymetler piyasası açısından olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Yatırımcıların azalması, verilen alım/satım emirlerinin sayısını ve/veya miktarını düşürecektir. Verilen emir sayısı azalması ve bir kaç fiyatta toplanması piyasanın incelmiş, (thin market) olması demektir. Piyasada işlem sıklığının düşmesi, aracı kuruluşların bir işlem sonunda beliren fiyatın ne anlama geldiğini anlamalarını zorlaştıracaktır. Bu durumda aracı kuruluşlar fiyat hareketlerinin yönünü kestirmekte zorlanacaklardır. Dolayısıyla piyasanın incelmesi, bu defa aracı kuruluşlar için belirsizliği artıracaktır, [Garbade(1982, s. 492-502)].

Öte yandan işlem hacminin düşmesi ise piyasanın sığlaşmasına yol açacaktır, (shallow market). Bu da piyasadaki geçici fiyat hareketlerinin istikrarı bozucu etkisini artıracak, bu da aracı kuruluşlar için belirsizliği artıracaktır. (Bu bakış açısından hareketle belirsizliğin ölçülmesi konusundaki öncü katkı için Shannon(1948)'e bakılabilir.)

Aracı kuruluşlar için belirsizliğin arttığı bir piyasanın yatırımcılar için daha da belirsiz olacağı açıktır. Bu da menkul kıymetler piyasasının yatırımcı için çekiciliğini daha da azaltacaktır. Bu karşılıklı etkileşim sürecinin devamı ise piyasanın aracı kuruluşların kârlı bir biçimde çalışamalarına izin vermeyecek kadar daralmasına yol açabilir.

Bu mantıklamadan da görüleceği üzere, müşterisinin çıkarını korumak yükümlülüğünü yerine getirmeyen aracı kuruluşların varlığı sonunda piyasadaki diğer aracı kuruluşların da işlerinin bozulmasına yol açmaktadır.

Bakışımsız Bilgi Sorunu: Ters Seçme

Yukarıda varılan sonuç yatırımcının piyasadan çıkması olgusuna dayanmaktaydı. Bu bölümde üzerinde durulacağı üzere bu ayrıklı bir durumu ifade etmemektedir. Tam tersine, özellikle bir piyasadaki alıcılar ve satıcılar arasında bilgi farklılıkları olduğu durumlarda bu sonucun çıkacağı genel kabul görmektedir. İktisatta bakışımsız bilgi (asymmetric information) sorunu olarak bilinen bu konunun önemi yakın yıllarda çok daha iyi anlaşılmış ve bu konuyu bulup geliştiren üç Amerikalı iktisatçı George A. Akerloff, A. Michael Spence ve Joseph E. Stiglitz geçen yıl bu katkılarından dolayı Nobel iktisat ödülü almışlardır.

Şimdi yukarıda ele aldığımız soruna dönelim. Menkul kıymetler piyasasında faaliyet gösteren iki tür aracı kuruluş olsun. Bunlardan ilk grupta yer alanlar müşterilerine iyi hizmet verebilmek için canla başla çalışsınlar ve bunun karşılığında da belli bir kazanç elde etmeyi umuyor olsunlar. İkinci gruptaki aracı kuruluşlar ise daha az özenli hizmet sunuyor ve buna karşılık da daha düşük kazanca razı olsunlar. Yatırımcıların ise aracı kuruluşları niteliklerine göre ayırd edebilecek bilgisi olmadığını varsayalım. Bu durumda, yatırımcılar piyasada verilen hizmetin kalitesini daha önceki deneyimlere (kendilerinin ya da başkalarının) bakarak değerlendireceklerdir. Bu da kabaca piyasadaki hizmetin ortalama kalitesini yansıtacaktır.

Bu durumda, müşterilerine iyi hizmet veren aracı kuruluşların bekledikleri kazancı elde etmesi olanaksızdır. Çünkü daha düşük kazanç elde etmeye razı olan görece kalitesiz hizmet sunan aracı kuruluşların rekabeti onların bekledikleri kazancı elde etmelerini engelleyecektir. Bu durum kaliteli hizmet sunan aracı kuruluşların piyasadan çekilmesine ve dolayısıyla ortalama hizmet kalitesinin düşmesine yol açacaktır. Bu durumda hem hizmet kalitesinden memnun olmayan bazı yatırımcılar da piyasadan çekileceklerdir. İktisatta buna ters seçim (adverse selection) sorunu denilmektedir. Piyasanın bu biçimde erimesinde, yatırımcıların bilgi eksikliğinin yanı sıra niteliksiz hizmet veren aracı kuruluşların var olması büyük önem taşımaktadır.

Dikkat edilirse bu olay gerçekleştiğinde sadece düşük kaliteli hizmet sunan aracı kuruluşlar zarara uğramamaktadır. Onların yanı sıra nitelikli hizmet veren aracı kuruluşlar ve onların bu hizmetinden yararlanamayan yatırımcılar da zarara uğramaktadır.

Dışsal Zarar Kavramı

Menkul kıymetler piyasasında bir grup aracı kuruluşun, müşterilerinin çıkarlarını koruyacak yönde yeterince titizlik göstermediğini düşünelim. Bu kuruluşlar yatırımcılar tarafından biliniyor ve ötekilerden ayırd edilebiliyorsa piyasanın işleyişi açısından fazla bir sorun olmayacaktır. Yatırımcılar onlarla iş yapmayacak ve kaliteli hizmet sunan aracı kuruluşlarla bağıt yapmaya yöneleceklerdir. Ancak, çoğu kez bu tür olaylar müşterilerde tüm aracı kuruluşlara karşı bir çekingenlik doğmasına yol açmaktadır. Başka bir deyişle, yatırımcılar bu tür davranışların diğer aracı kurumlarda da olabileceği kaygısına kapılabilmektedirler.

Müşterisine karşı etik sorumluluğunu yerine getirmeyen bir aracı kuruluş, diğer aracı kuruluşların da saygınlığını zedeleyerek onlara da zarar vermektedir. Söz konusu aracı kuruluş, sorumluluklarını tam olarak yerine getirmekte olanlar için olumsuz bir dışsallık (negative externality) yaratmaktadır.

Bu durumda, bir aracı kuruluşun etik sorumluluklarını yerine getirmesi piyasada saygın bir kurum olarak varlığını sürdürmesine yetmemektedir. Bu kuruluşun itibarını kazanabilmesi için, diğer kuruluşların ona verdiği zararın ortadan kaldırılması ile olanaklıdır. Bu ise ya onların da etik sorumluluklarını tümüyle yerine getirmeleri ya da tasfiye olmalarının sağlanmasıyla olanaklıdır.

SONUÇ

Menkul kıymetler piyasasında bir aracı kuruluşun bir müşterisi ile yaptığı bağıttan kaynaklanan yükümlülüklerini tam anlamıyla yerine getirmekten kaçınmasının piyasa ölçeğinde olumsuz etki yaratması olasılığı yüksektir. Çünkü bu nedenle yatırımcının güvenini yitirmesi, onun algıladığı belirsizliği artırmaktadır. Böyle olunca da bu yatırımcı davranışını değiştirmektedir. Bu davranış değişikliği bir yandan piyasayı doğrudan etkilerken, öte yandan da dolaylı olarak başka karar alıcıların da davranışlarının da değişmesine yol açmaktadır. Daha önce de belirttiğim üzere bu menkul kıymetler piyasasının işleyişini olumsuz yönde etkilemektedir.

Böyle olunca bir aracı kuruluşun müşterisine verdiği sözü yerine getirip getirmediği sadece onu ve müşterisini ilgilendiren bir olay olarak düşünülemez. Bu durumda aracı kuruluşların müşterileri ile bağıt yaparken gerçekleştiremeyecekleri sözleri vermemeleri, verdikleri sözleri ise harfiyen ve her zaman yerine getirmelerinin sağlanması gerekir. Bunu yasal yollarla yapmak olanaksızdır. Çünkü tüm bağıtlar için akla gelebilecek tüm bozulma olasılıklarını hesaba katan bir yasal düzenleme sonsuz maddeden oluşacaktır.

O halde bu amaca varabilmek için uygun yaklaşım aracı kuruluşların bu davranışı kendiliklerinden benimsemelerini sağlamaktır. Bu konuşmamda aracı kuruluşların olayın bütününe dikkatle baktıkları için böyle bir davranışı benimsemelerini gerektiren durumların varlığına dikkati çektim. Bu durumlarda bir aracı kuruluşun davranışı, sonuçta piyasasının işleyişi bozmakta ve bu yolla da diğer aracı kurumların çıkarını zedelemektedir. Bu tür davranışlardan kaçınmak ve başkalarının da kaçınmasını temin etmek bu durumda kendi çıkarlarını koruyan (bireyci) her aracı kuruluş için akılcı davranışın gereğidir.

Yukarıda değinilen türdeki sorunlar ortaya konulduğunda her aracı kuruluşun akılcı bir değerlendirme sonunda uyması ve uyulması gerektiğinde birleştiği bir kurallar kümesi ortaya çıkacaktır. İşte aracı kuruluşlar için etik değerler bunlardır.

Bu etik değerler kümesinin yapay olarak genişletilmesinin, yani aracı kuruluşların tümü tarafından paylaşılmayan bir ilkenin eklenmesinin, uygulamada hiç bir yarar sağlamayacaktır. Çünkü yasaların yanı sıra etik değerlere gerek duyulmasının en önemli nedeni, bunlara uyumun kendiliğinden olma özelliğidir. Bu nedenle de bir meslek dalında etik değerlerin kapsadığı alan genişledikçe yasal düzenleme ve yasal yollara başvurma gereği azalır. O alanda piyasanın işleme maliyetleri düşer. Olaya böyle bakıldığında, ilgililerin tümünün benimsemediği bir kural, etik değer niteliğini kazanamaz.

KAYNAKLAR

Akerlof, George (1970): The Market for Lemons: Quality Uncertainty and Market Mechanism, Quarterly Journal of Economics, Vol. 89, s. 488-500.

Garbade, Kenneth (1982): Securities Markets, McGraw Hill, New York.

Shannon, Claude Elwood (1948): A Mathematical Theory of Communication, The Bell System Technical Journal, Vol. 27, pp. 379-423, July and corrections pp. 623-656, October.


Hasan ERSEL

Yapı ve Kredi Bankası Genel Müdür Başyardımcısı

cengizk
15-06-2005, 23:08
Sayın Başkan, Değerli Konuklar,

1998 yılında Borsa Uzmanları Derneğinin düzenlemiş olduğu Sermaye Piyasalarında Etik Değerler Panelinde yine konuşmacıydım. O panelde etik değerler tanımını yapmaya çalışmış, ve etik değerlerin kelime anlamı veya kökeni itibarıyla ahlaki değerler olmadığını, uyulmaması durumunda yaptırımla karşılaşılacak mesleki kurallar olduğunu söylemeye çalışmıştım. Nasıl gazetecilik etik değerleri veya avukatlık, doktorluk mesleğinin etik değerleri varsa, sermaye piyasalarında da etik değerler olduğunu ve bu meslek kurallarına uyulmazsa yaptırımlarla karşı karşıya kalınması gerektiğini belirtmiştim. O gün konuşmamın sonunda, "Umarım bir gün kitapçıları dolaşırken, sermaye piyasaları etik değerleri el kitabını bulabiliriz" diye sözlerimi bitirmiştim.

4 yıl aradan sonra hala bir etik değerler el kitabı yok. Ama şikayetçi olduğum anlamına gelmesin. Artık Türk Sermaye Piyasaları Aracı Kuruluşlar Birliği üyelerinin sermaye piyasası faaliyetlerini yürütürken uyacakları meslek kuralları yönetmeliği var. Bu yönetmelik hakkında görüşlerimi daha sonra açıklamaya çalışacağım. Ama en azından başlangıç olarak şunu söyleyebilirim:

Bu konuşmaya hazırlanırken diğer ülkelerde "Code of ethics" denilen meslek kurallarını da araştırmaya çalıştım. Amerika ve İngiltere gibi sermaye piyasalarının geliştiği ülkelerdeki meslek kuralları şüphesiz diğer ülkelere de yol gösteriyordu. Bizim birliğimiz de bundan şüphesiz etkilenmiştir. Ama daha ilginç olan, mesela Yeni Zelanda ve Avusturalya sermaye piyasaları etik değerler yönetmeliğinin bizim etik değerler yönetmeliğinden hiç de farklı olmadığını fark etmem oldu. Hatta denilebilir ki, birliğin hazırladığı yönetmelik bunlardan daha da kapsamlıydı. Bu anlamda Türk Sermaye Piyasalarının geldiği bu nokta çok sevindirici olmuştur. Peki bu yönetmelik çıkınca tüm sorunlarımız halloldu mu? Buna olumlu cevap vermek son derece zor. Ama bu konuya daha sonra değineceğim.

Bu günkü konuşmamın ana hatlarını vermek istiyorum. Öncelikle ve çok detaya girmeden sermaye piyasalarında etik değerler ihlallerini sermaye piyasalarının tarafları açısından örneklerle vermek istiyorum. Burada mesela şirket sahipleri, basının rolü, bürokratlar ve siyasiler konusunda detaya girmeyeceğim ama örnekler vereceğim. Panelimizin konusu sermaye piyasaları olduğu için ben de örnekleri sadece bu konuda ve mesleki kurallar olarak daraltmayı uygun buldum. Başka türlü Türk Ceza Kanununun dolandırıcılık, emniyeti suistimal veya sermaye piyasalarının manipülasyon ve içerden bilgi ticareti veya daha başka özel kanunlardan düzenlenmiş hükümlerini açıklamam gerekirdi ki, bunlar da 15 dakikalık bir süreye sığdırılacak konular değildir.

Bu bölümde;

Banka-Aracı Kurumlar arasındaki ilişkiler

Aracı Kurumların birbirleri ile ilişkileri

Aracı Kurumlar-Yatırımcılar arasındaki ilişkiler

Yatırım fonu uygulamaları

Yatırım ortaklıkları uygulamaları

Komisyonlarla ilgili uygulamalar

Şirket sahipleri ile ilgili uygulamalar

Yatırım danışmanları ve portföy yöneticileri ile ilgili uygulamalar

Kamu görevlileri ve yöneticileri uygulamaları

Holding ve basın uygulamaları hakkında örnekler vermeye çalışacağım.

Tekrar etmediğimi umarak mümkün mertebe manipülasyon, içerden bilgi ticareti, örtülü kazanç aktarımı, kamu görevlilerinin sır saklama yükümlülükleri gibi ayrı maddeler halinde düzenlenmiş konuları bu konuşmama almamaya çalışacağımı söylemek isterim. Yine de bunlardan tamamiyle kaçınmak mümkün değildir. Meslek kurallarıyla bu maddeler kimi zaman tam olarak örtüşmektedir. Bu örnekleri verdikten sonra, birliğin çıkartmış olduğu meslek kurallarının bu ihlalleri ne ölçüde giderebileceğine bakmak istiyorum. Daha sonra etik değerler ihlallerini önlemek için başka ne yapılabileceği konusuna değinmek istiyorum. En son olarak da genel bir değerlendirme ile konuşmamı bitireceğim.

Banka Aracı Kurum arasındaki ilişkiler:

Ticari bankacılık ile yatırım bankacılığı ayırımı yapılması, 1929 yılındaki büyük bunalımdan sonra gündeme gelmiş ve Çin Seddi olarak da adlandırılan Glass-Seagull yasası çıkartılmıştır. Bu ayırım sebepsiz değildi. Mali piyasaların iki ayrı bölümü olan para piyasaları ile sermaye piyasaları arasında çıkar çatışmaları vardı ve bunların birbirinden ayrılması zorunluydu. Bugün her ne kadar eskisi kadar sert kurallar yoksa da ayırım yine de kalın çizgilerle devam etmektedir. Bu ayırımı SPK'da Türk Kanunlarının kendisine verdiği veya vermediği yetkilerle haklı olarak 1996 yılında yapmaya çalışmışsa da başarılı olamamıştır. SPK'nın bu konudaki çabasının haklılığı son krizde bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Banka ve aracı kurumlar arasında uygulamada görünen etik kural ihlallerine örnek vermeye çalışırsak:

Bilgi açısından sorunlar vardır. Bankalar iştirak veya kredi ilişkisi çerçevesinde diğer şirketlerin mali yapılarına herkesten daha çok ve daha önce vakıflardır. Burada içerden bilgi ticareti iddiasında değilim ama bilgi açısından sorun vardır.

SPK mevzuatına göre aracı kuruluşlar kendi öz kaynaklarının %50'si kadar kredi verebilirler, geri kalanını bankalardan almak zorundadırlar. Bu hem bankaların aracı kurumların tüm mali yapılarının bankalar tarafından öğrenilmesine, hem de kredi hacimlerinin müşteri bilgilerinin öğrenilmesine yol açmaktadır. Bankaların aldıkları teminatlar konusunda SPK'nın kontrol imkanı yoktur. Birliğin de yoktur. Bu teminatlar borsa düşüşlerinde öncelikle satılabilir. Düşüş daha da hızlanabilir. Bankalar daha sonra teminat çağrısında bulunabilir.

Bankalar önce kendi portföylerindeki hisseleri satabilir, daha sonra da aracı kurumlara verilen kredi faizlerini yükseltip satışa zorlar. Bundan kar sağlayabilir. Bunun ekonomi mantığına aykırı olduğunu düşünebilirsiniz ama 2-3 yılda bir yapılsa bunu kimse hatırlamaz.

Kredi şartları zorlaştırılır, düşen fiyatlardan portföy oluşturulur, daha sonra kredi şartları yumuşatılarak borsanın yükselmesi sağlanır ve kar edilir.

Bazı senetlere kredi daha rahat verilir veya aniden zorlaştırılabilir.

Krediyi veren bankadır ve sözleşme ile banka satış hakkını alabilmektedir. Bankalar bu tip sözleşme ve menkul kıymet rehni ile işlemlerini rahatlıkla yapabilirken, aracı kurumlar SPK mevzuatı çerçevesinde bildirim yükümlüğündedir. Bu da haksız rekabete yol açar.

Banka sahipleri arasında bazen problem olur, bazı şirketleri teminat kapsamından çıkartabilirler, bu da fiyat hareketlerine yol açar. Bu manipülasyon da değildir.

Haksız rekabet sadece bilgiler bakımından değildir. Şube, irtibat büroları, kredi hacmi, reklamların banka bütçesinden karşılanması, T+1 veya T uygulamaları, komisyon iadeleri konusundaki rahatlık bakımından da haksız rekabet vardır. Bütün bunları şikayet anlamında söylemiyorum. Ben ideal bir toplumda yaşamadığımın farkındayım.

Bankaların bu ekonomideki önemleri, güçleri ve güçsüzlükleri son krizde ortaya çıktı. Ben bu realiteyi kabul ediyorum. Benim önerim bunun toplum yararına düzenlenmesi gerekliliğidir. Bankalara gelen bir darbenin tüm toplumu nasıl etkilediği düşünülürse önerimin önemi ortaya çıkar.

Aracı Kurum-Yatırımcı arasındaki ilişkiler:

1-Kredi ilişkisi biraz önce anlattığım banka aracı kurum ilişkisi gibidir. Aynı şeyler burada geçerlidir.

2-Müşteri ordinosu büyüklüğü fiyatları etkileyebilecek güçte ise aracı kurum kendisi için öncelikle pozisyon alabilir.

3-Yanlış yönlendirme, Konya Çimento örn. Broker Reha'nın anıları.

4-Yetersiz personel kullanımı.

5-Uyarı yapılmaması.

6-Halka arzda kendi önceliği.

7-Vekalet ilişkisinin kötüye kullanılması. Her ne kadar SPK ve birlik bunu önlemeye çalışsa da kurum dışı vekaletle bu yasak aşılabilir.

8-Personelin kendisine işlem yapması.

9-Yetersiz araştırma, yetersiz bilgi verilmesi; BJK örneği.

Aracı Kurumların birbirleriyle ilişkileri:

Eleman transferi.

Grup halinde transfer.

Müşteri kapmaya çalışma.

Haksız dedikodu.

Yatırım fonu uygulamaları:

1-Yatırım fonları içerisindeki yüksek faizli borçlanma senetlerinin fonlardan çıkartılması, enflasyon kadar getiri. İslami bankacılık örneği.

2-Daha fazla getiri getirecek senetlerin portföyden çıkarılması.

3-İştiraklerin portföye alınması.

4-Çok ve gereksiz işlem yapılması, yüksek komisyon elde edilmesi.

5-Yetersiz araştırma.

6-Hediye-rüşvet ile portföye mal alınması. Emlak Bankası olayı.

Yatırım ortaklıkları:

1-İştiraklerin portföye alınması.

2-Yüksek getirili kıymetlerin çıkartılması.

3-Yetersiz eleman ve danışman istihdamı.

4-Yüksek ücretle gereksiz işlemler, yüksek yönetim giderleri.

5-Öncelikle kendine mal alınması.

Komisyonlar:

Haksız komisyon iadesi, hediyeler

T+1 veya T uygulaması

Şirket sahibi uygulamaları:

Çoğunlukla örtülü kazanç aktarımı.

Yüksek ücret, bağış.

Kamuyu aydınlatma ilkesine aykırılık.

Halka arz da spekülatöre blok mal verme veya ucuza mal verme.

Küçük ortak haklarının ihlali.

Yatırım danışmanı ve portföy yöneticisi:

Kendine işlem, öncelikle işlem ve pozisyon.

Yetersiz personel.

Dedikodu ile işlem.

Hediye alınması.

Kamu yöneticileri, siyasi karar mekanizmaları:

Elçi örneği.

Politikacı eşi.

İbrahim Betil anıları.

Banka-Holding Basın ilişkileri:

Rakip hisseleri kötüleme, yanlış yönlendirme:

Bütün bu anlattıklarım moralinizi bozmasın çünkü birliğin yönetmeliği çıktı.

Bu yönetmeliğe göre kurumlar:

Dürüst ve adil davranma ilkesi,

Mesleki özen ve titizlik ilkesi,

Saydamlık ilkesi,

Kaynakların etkin kullanılma ilkesi,

Rekabet ve toplumsal yararı gözetme ilkesi,

Kara paranın aklanması ile mücadele ilkeleri çerçevesinde hareket etmek zorundadır.

Aracı Kurumlar

Müşteri tanıma kuralı,

Müşteri talimatlarına uyma,

Bilgi verme,

Müşteri menfaatlerini koruma,

Çıkar çatışmalarından kaçınma ve sır saklama yükümlülükleri vardır.

Mesleki sorumluluk, dayanışma ve bilgi alış-verişinde bulunma,

Haksız rekabetin önlenmesi,

İlan ve reklamlarda dürüst ve gerçekçi olmaları gerekir.

Çalışanların genel nitelikleri ve mesleki yeterlilik, mesleki özen ve titizliğe özen gösterme zorunluluğundadırlar. Kariyer gelişimi sağlanacak, çalışanların müşterilerle ilişkileri düzenlenmiş, rekabet yasağı getirilmiş. Yani çok kapsamlı bir yönetmelik hazırlanmıştır.

Bu yönetmelikte benim gördüğüm tek eksiklik fazla ve gereksiz işler hakkında hüküm getirilmemiş olmasıdır. Aslında böyle kapsamlı ve güzel düzenlenmiş bir yönetmeliği eleştirmem mümkün değil. Yine de ben anayasa hukuku dersinde verilmiş bir örneği hatırlatmadan geçemeyeceğim. Dört dörtlük hazırlanmış, İnsan haklarına saygılı, yöneticilerden hesap sorulduğu feed-back mekanizmalarının çalıştırdığı çağdaş bir anayasa örneği verilmişti. Hepimiz hayran kalmıştık. Meğerse o sırada Güney Amerika' da en katı diktatörlüğün yaşandığı ülkenin anayasası imiş. Aslında sermaye piyasalarında etik değerlerin yerleşmesi, tüm piyasa tarafından sahiplenmesi ve sektörde oto kontrol mekanizmasının kurulmasıyla mümkündür. Bu kontrol mekanizmalarının dışında borsanın derinleşmesi, halka açıklığın artması, hacmin artması, küçük ortak haklarının geliştirilmesi bu yönetmelikler kadar önemlidir.

Etik değerlerin yerleştirilmesi, sadece yabancı yatırımcılar için değildir. Bu tüm yatırımcıları ilgilendiren bir konudur. Borsanın derinleşmesinde, hacmin artmasında ve yatırım entsrümanları içerisinde hak ettiği yeri almasında, etik değerler konusu kilit bir rol almaktadır ve sermaye piyasalarında etik değerlerin gelişmişlik düzeyi o piyasadaki teknolojik gelişim kadar önem kazanmaktadır. Etik değerlerin oluşturulmasının en önemli ayağı eğitimdir. Ülkemizin genç borsasının genç çalışanlarının etik değerler konusunda tam ve yeterli eğitimi aldıklarını söylemek kolay değil. Bu bakımdan Lisanslama enstitüsü bu açığı kapatacak bir kurum olabilir. Sermaye piyasası etik değerlerinin daha etkin öğretilmesi şüphesiz sektörde ihtiyaç duyulan oto kontrol mekanizmasının kurulmasına da hizmet edecektir.

Kanuni alt yapının tamamlanması da etik değerlerin yerleştirilmesinde önemli rollerden birini oluşturmaktadır. İhtiyaçlar paralelinde mevcut hukuki başlıkların doldurulması ve haksız kazançların önüne geçilmesi aynı zamanda güven unsuru temini için de gereklidir. Burada bir kaç noktadan bahsetmek istiyorum:

Müşteri bazında işlem yapma, müşteri numarasıyla işlem yapılması bir çok sorunun çözümüne yardımcı olacaktır.

Fonların ve yatırım ortaklıklarının işlem hacimlerinin ilan edilmesi gereksiz ve yoğun işlemleri azaltabilir.

Takasbank' ın güçlendirilmesi önemlidir. Takasbank önümüzdeki dönemde sermaye piyasalarının en önemli kurumu haline gelecektir. Aracı kurumlar ve bankalar Takasbank'ın hissedarlarıdırlar ve Takasbank kendi adına işlem de yapmamaktadır. Bu banka kaynaklarının kullanılması, SPK mevzuatının değişmesi sonucu bu kaynakların aracı kurumlar tarafından daha fazla kullanılması çıkar çatışmalarını azaltacak bir çözüm olarak gündeme gelecektir.

Komisyon iadeleri, sistemi çok zayıflatmıştır. Müşteri kazanmanın yolu komisyon rekabetiyle olmamalıdır. Belki de tüm aracı kurumların yatırım fonlarının olması rekabeti getirinin yüksekliğine, performansa, daha iyi araştırma bölümlerinin oluşmasına yol açacaktır.

Türkiye'de popülist uygulamalar SPK ve Borsayı da zorlamaktadır. Artık küçük yatırımcı hakları neredeyse küçük yatırımcı tahakkümü haline gelmektedir. Bence artık yatırımcı hakları kadar küçük ortak hakları üzerine eğilme zamanı gelmiştir.

Kurallara uymak konusunda gerekli titizliği göstermekten her zaman kaçınmış olan bir ülkede yeni kurallar koymak ve bunların benimsenmesini sağlamak çok uzun soluklu bir uğraşı gerektirmektedir. Kurulmak istenen düzen, bu nedenle sabır ve sadakate çok büyük ölçüde ihtiyaç duymaktadır.

Sermaye piyasalarında etik değerlerin yerleştirilmesi ve oto kontrol mekanizmasının kurulmasında çalışanların çabası yanında yatırımcı ilgisine de ihtiyaç duyulmaktadır. Daha ilgili ve bilgili yatırımcı kitlesinin oluşturulması piyasadaki oto kontrol mekanizmasını da kendiliğinden kuvvetlendirecektir.

Son olarak şunu söylemek istiyorum; ekonomi yönetiminde bulunan insanların ve sermaye piyasası profesyonellerinin aynı zamanda içinde yaşadıkları ekonominin işleyişine dair sosyal sorumlulukları da bulunmaktadır. Verilen kararlar ve yapılan açıklamalarda bu sosyol sorumluluk göz önüne alınmalı ve zarar verilecek davranışlardan etik kurallar çerçevesinde kaçınılmalıdır. Hiç bir banka ve aracı kurum birbirinin düşmanı değil. Onlardan her hangi birinde oluşabilecek bir sorun hepimizi ilgilendirecektir. Hiç bir banka veya aracı kurum "Ben bu piyasanın en büyüğüyüm, diğerleri yok olduğunda ben daha fazla kazanacağım" diyemez. Bunun böyle olmadığını son 1,5 yıl bize çok iyi öğretti. Benim rakibim ne kadar iyi olursa, ben de daha iyi olmalıyım demeye başladığımızda, pastada rakibimin aldığı payı ben almalıyım yerine, pastayı nasıl daha büyüterek ben de daha fazla pasta yiyebilirim, benim ülkem de toplumum da kazanır diye düşünmeye başladığımızda, bence sosyal ekonominin gereklerini yerine getirmiş olacağız ve daha iyi bir sermaye piyasasının parçası olmanın gururunu yaşayacağız.


Adnan CEZAİRLİ

Toros Men. Değ. Y. K. Başkanı

cengizk
15-06-2005, 23:09
AVRUPA BİRLİĞİ'NDE SERMAYE PİYASASI YATIRIMCISININ KORUNMASI VE MESLEKİ ETİK KURALLAR

Değerli Dinleyiciler, Değerli Meslektaşlarım,

Bugünkü konuya ben, Avrupa Birliği ve Avrupa topluluğunda konuya nasıl yaklaşıldığı açısından bakacağım. Bu açılımı yaparken bir iki noktada olmak üzere, hazırlanmakta olan Türk Ticaret Kanunu'nda bu hususa ilişkin hangi kurumların getirilmekte olduğuna da işaret edeceğim.

Hemen şunu söylemeliyim ki; Avrupa Topluluğunda ve Avrupa Birliği'nde - bugün hem topluluk, hem birlik yaşadığı için bu ikisini birlikte kullanıyorum- konuya bir doğrudan bir de dolaylı yaklaşım var. Doğrudan yaklaşım konusunda ben iki önemli belge tespit etmiş bulunuyorum. Bunlardan birincisi 10 Mayıs 1993 tarihli 'Menkul Kıymetler alanında Yatırım Hizmetlerine İlişkin Temel AT Düzenlemesi'ne ilişkin yönergedir. İkincisi 2001 tarihli FESCO tarafından hazırlanmış bulunan 'Avrupa Menkul Kıymetler Düzenleyicileri Komitesi'nin yaptığı bir çalışmadır. Bu ikinci çalışma bizim konumuzla doğrudan doğruya temas eden bir çalışmadır. Çünkü FESCO'nun bu çalışması 'Yatırımcıların Korunmasına İlişkin İş Kuralları Hakkındaki Davranış Esaslarının Uyumlaştırılması Hakkında Standartlar ve İlkeler" adını taşımaktadır. Bu ikinci çalışma, Sermaye Piyasası Kurulunun 5/46 sayılı tebliğine, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası'nın bazı tebliğlerine ve bu arada da birliğin hazırlamış bulunduğu etik kurallara etki yapmıştır.

FESCO-Avrupa Menkul Kıymetler Komisyonları Forumu'dur. Bu forumun Avrupa Birliği ile ilgisi nedir? Bu konuyla ilginin kurulması için kısaca anlatayım. İlk önce serbest bir forum olarak kurulmuş bu forumu daha ziyade Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen organların, yani bizde Sermaye Piyasası Kurulu'na karşılık gelen komitelerin başkanları ve diğer yöneticileri oluşturmuş.

Daha sonra Lizbon Zirvesi sırasında, böyle bir çalışmanın Avrupa Birliğine mal edilmesi gereği ortaya çıkmış ve FESCO'ya Avrupa Birliği açısından resmiyet verilmesi gereği duyulmuş. Nihayet 2001 yılındaki toplantıda ise FESCO'nun adı değişerek bugünkü adı olan "Avrupa Menkul Kıymetler Düzenleyicileri Komitesi" halini almış. Bu düzenleyici kelimesi İngilizcedeki 'regulator' yani doğrudan doğruya hukuksal açıdan düzenleme yapan ve kontrol eden, sermaye piyasası gibi kurullar şeklinde anlaşılmalıdır.

1991 yılında Avrupa Komisyonu, FESCO'yu, bu komiteye çevirmiş ve böylelikle kendisine bağlamıştır. Avrupa Topluluğu, bütün Avrupa piyasalarına tek bir piyasa olarak bakmaktadır. Bu piyasadaki engeller arasında en büyüğünün hukuklar arasındaki farklılık olabileceğini düşünmektedirler ve yine en büyük engelin yatırımcının küstürülmesi olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrudan yaklaşımdır.

Üstünde durmayacağım ikinci yaklaşım dolaylı yaklaşımdır. Bugün Avrupa Birliği'nde ve bütün dünyada azlık hakları demode haklar haline gelmiştir. Bunun yerine, hesapların şeffaflığı ve kamuyu aydınlatma ilkesiyle yatırımcıları korumanın daha etkili olduğu düşünülmektedir.

Düşününüz ki Avrupa Topluluğu Anonim ve Limited şirketlerin hesaplarına ilişkin 4 numaralı, konsolidasyona ilişkin ise 7 numaralı yönergeyi yayınladı. Sigortalar ve banka şirketleri için ayrıca hesaplara ilişkin ayrı yönergeler var. Bunları bir tarafa bıraktılar ve şimdi yeni hesaplara ilişkin yeni yönergeler hazırlıyorlar.

Bunun bizimle ilgili bağlantısını söyleyelim; biz Ticaret Kanunu Komisyonu olarak, Avrupa Topluluğu'nun hesaplara ilişkin bütün yönergelerini aldık. 160 maddelik bir muhasebe hukuku oluşturduk. Avrupa'da temas ettiğim meslektaşlarım "Biraz lüzumsuz bir iş yapıyorsunuz, çünkü biz değiştiriyoruz" dediler. Ama henüz değiştirmiş değiller. Hangi istikamette değiştiriyorlar onu da size söyleyelim; kendi kurallarını bir tarafa bırakıp, uluslararası hesap standartlarını olduğu gibi almak yoluna gidiyorlar. Neden? Çünkü hiçbir Avrupa ülkesinin, hiçbir şirketi, Amerika'da kota edilmiyor. Çünkü kotasyon bakımından yeterli şeffaflığa sahip olmadıklarını söylüyorlar. Probleme hangi noktadan yaklaştıklarını sanırım böylelikle anlatmış oluyorum.

Bir İsviçreli Ticaret Hukukçusu bana şöyle dedi; "Bütün komisyonuna götürdüğün muhasebe ilkelerine ilişkin maddeleri sil ve Uluslararası Muhasebe Standartlarının uygulandığını söyle"

Tabi bizim böyle bir şeyi Türkiye'de kabul ettirmemiz mümkün değil. Ancak tasarımızda şöyle bir hüküm var; "Eğer uluslararası standartlarda yatırımcıyı daha iyi koruyan bir hüküm, daha doğru resim veren bir sistem var ise, bizdeki hüküm bir tarafa bırakılır, o hükümler uygulanır. Hatta o hükümler bizim hükümlerimize aykırı hükümler olsa bile".

Komisyon başkanı olarak devamlı Dünya Bankası ile temas halindeyim. Bana sürekli olarak söyledikleri şu; "Bu hükmünü geliştir, bu iş kolunu genişlet ve imkân nispetinde uluslararası standart hükümleri getir. Başka türlü yatırımcıyı koruyamazsın." Biz komisyon olarak böyle bir problemle karşı karşıyayız. Bitirdiğimiz bir kısım var ve bu kısmı söylediğim yeni standartlara uydurmak mecburiyetindeyiz. Çünkü yatırımcının şeffaflık olmadan korunamayacağı bugün artık anlaşılmıştır. Enron olayı da bunun en açık (Amerika açısından bile ) örneklerinden biridir.

Avrupa'daki birinci yaklaşım nedir? Biraz evvel söylediğim yönerge. Bu yönergeden daha fazla önemsemiyorum. Sebebi, FESCO'yu daha çok önemsiyorum. Bu yönerge esas itibariyle sermaye piyasası gözetim hukukunu uyumlaştırma yönergesi. Yani Hollanda'nın Sermaye Piyasası Kurulu var, Belçika'nın Almanya'nın, Fransa'nın var. Bunların hepsi bizim sermaye kurulumuz gibi denetleme, açıklık, şeffaflık hükümleri koymuşlar. Ama bunlar da birbirlerine uymuyor. Birbirlerine uymayınca ortaya, tek bir iç pazarda, iç engeller çıkmış. Öyleyse bunları kaldıralım. Nasıl kaldıralım ? Bu hukuklarda bir defa denetimi, gözetimi uyumlaştıralım. Yönerge bu amaca yönelik. Onun için bugün bizim toplantımız bakımından biraz uzak bir yönerge ama ilkeleri çok kısaca şunlar.

Birçok denetimden kurtulmak lazım, merkezi denetim de yok. Acaba konuyu hangi denetime vereceğiz? Burada esas itibariyle, "Kaynak Ülke Denetimi" ilkesi kabul edilmiş. Yani benim şirketimin kurulduğu yer Hollanda ise ben bir yavru şirketle Almanya' ya, Belçika'ya, Fransa'ya gitmiş isem, beni kabul eden ev sahibi ülke denetimine değil, benim kaynağım olan Hollanda'nın denetimine tabi olacağım. Bunda bir kaybetme yok. Karşılıklar dolayısıyla herkes bu denetimden yararlanabilecek. İyi bir sistem değil, bankalarda da bunu kabul ettiler. Çünkü merkezilik yok, çünkü değişik tipte ve değişik kalitede denetim kendisini devam ettiriyor.

İki; yatırımcının hizmet işletmesi nezdindeki fonları üzerindeki hakları; bunu iyi bir şekilde uyumlaştırmışlar. Kesin olarak getirdiği ilk şu; yatırım fonlarının, takas bankalarının, portföy yöneticilerinin ve diğer yöneticilerin mal varlığı var; bir de yatırımcıların mal varlığı var. Bunlar kesin olarak ayrılıyorlar. Bu kesin ayrılığı muhakkak suretle ulusal hukuklarla getirmelisiniz. Hiçbir zaman işletmecinin veya fon sahibinin borçları nedeniyle, yatırımcının mallarına el uzatılmamalıdır. Tabi ki yatırımcı bunları kullanamaz, tabi ki yatırımcı bunları kendi amacı için satamaz.

Gereken önlemlerden birisi de onun borçları için, gelip başkasının mallarını, yatırımcının mallarını haciz etmesinler. Buna ilişkin düzenlemeyi esaslı şekilde yapmanız lazım. Hizmet veren işletmeler, yatırım ortaklıkları, fon yöneticileri, portföy yöneticileri, danışmanlar vs. gibi yatırımcı gruplarına göre, değişik hizmet sunmak mecburiyetindedirler. Eğer hizmet alacak o gruba uygun hizmeti veremeyecek durumda isen, o zaman genel hizmet vermekten çekilmelisin. Birincisi hizmet vermek, eleman sahibi olmak. İkincisi tecrübe sahibi olmak. Buna ilişkin teknik donanıma sahip olmak demektir. Yoksa ben portföy yöneticisiyim, ben portföy işleticisiyim, ben yatırım ortağıyım, her türlü talebi karşılayabilirim; böyle bir şey olmamalı ve ortadan kaldırılmalıdır.

Başka bir husus; yatırımcıların zarara uğraması halinde tazminat hukuklarının kesinlikle birleştirilmesi ve benim koymuş olduğum esaslara göre düzenlenmesi. Bu esaslara burada girmeyeceğim.

Bir yatırımcı zarara uğradığında Hollanda'da başka bir tür tazminat alsın, Almanya'da başka bir sisteme tabi tutulsun. Bir yerden tazminatını almak için kusurunu ispat etsin, başka bir yerde kusursuz sorumluluk olsun, bir yerde ağır kusur gerekli olsun, başka bir yerde hafif kusur yeterli olsun. Bu tipten özellikle "Tazminat Hukuku"nun ana prensipleri bakımından, farklılıkları ortadan kaldır ve şeffaflık getir. Bunlar uyumlaştırma kuralları, ama bizim açımızdan da fikir verebilecek, hukukumuzda da bir düzenlemeye gidilmesi gereken istikametleri de gösterecektir.

Hemen bir ara değerlendirme de yapmak istiyorum. Hiç küçümsemeyin. Gerek FESCO'nun kuralları, gerek bu yönergede yer alan kuralların çoğu, bizim Sermaye Piyasası Kurulu' muzun çıkarmış olduğu tebliğlerde var. Bütünüyle olmayabilir ama var. Bizim tarafımızdan, yöneticilerimiz tarafından hiç bir şey bilinmiyor değil. Bu bir değer yargısıdır. Onun için, burada bunları söylerken bu düzenlemeyi yapan arkadaşlar bakımından bir yenilik getirmiyorum. Ben sadece bana bir görev verildiği için oradaki durumu aksettiriyor ve bir değer yargısına varmak istiyorum.

FESCO'nun regülatörlerin kuralları dediğimiz kuralları altı bölümde yer alınmış.

Yatırımcıları koruyan kurallar. Bunlar dürüstlük, bağlılık, yükümlülüğe uygunluk, adil davranma, profesyonellik ve profesyonelce hareket ile yardımcı kişi ve firmaların seçiminde özen ve yetkili olmayanlara iş yaptırmamak, şeklindeki bir genel uygulamaya ilişkin kurallardır. Bunları prensip 1, prensip 2, Prensip 3 diye koymuşlar.

Müşterilere, hem işlemin bilinmesi, hem karar yeteneğinin sağlanabilmesi için gerekli bilgilerin aktarılması.

Müşterini tanı kuralı. Bu kural bizim kitapçığımızda da yer alıyor. Müşterini tanı ve ona göre hizmet ver.

Müşteri sözleşmeleri. Ne tür sözleşmeler var, bu sözleşmelerin içeriği ne olmalı kuralı.

İşlem şartları

Mustakil portföy yönetimi, özel portföy yönetimi

İkinci bölüm ise bunların bir yansıması şeklinde doğrudan doğruya profesyonellerin kendilerine verdikleri hizmet, yer aldıkları işletme dışında, şahıslarına, kendilerine ilişkin davranış kurallarıdır.

Burada bir takım tanımlar var: Bunları almamız yararlı olabilir. Çünkü bunlar sermaye piyasasının genel enstrümanlarıdır.

Cash Financial

Compount Product

Direct Offer Marketing

Bunlar da bizim bildiğimiz şeyler. Ama kurallarımız arasında bunların tariflerini verecek olursak bu konudaki kavram birliğini de sağlamış oluruz.

Genel uygulamaya ilişkin kuralların kapsamı da;

Genel ilkeler - ki biraz önce ifade ettim.

Çıkar ihtilafları yaratılmaması. Çıkar ihtilaflarının varlığı halinde servis verenin, hizmet verenin çekilmesi kuralı, müşterinin kandırılmaması veya kandırılmasına yol açacak şekilde hareket edilmemesi ve uygunluk kuralları.

"Müşterilere bilgi sağlanması" kuralı; bizde bulunmayan bir başka kelime de "Doğru Resim Verme Kuralı" dır. Yani 'Through and Fair View'. İşletmenin gerçek durumunu, gerçek resmini vermedir.

"Müşterini Tanı" kurallarında ise müşteriden alınacak bilgiler, hizmetin ve ürünün müşteriye uygunluğu, bunun icra edilmesi ve bilgilendirmeyi müşterinin reddetmesi halinde nasıl hareket edeceği konu edilmektedir. Bunlara, müşteri sözleşmeleri, temel sözleşmeler, müşteri emirleri, bunların icrasının tabi olduğu kurallar, açıklık, dürüstlük ve profesyonellik kuralları diyoruz.

İsteğe bağlı portföy yönetimi ise doğrudan doğruya bir nevi 'Private Banking'e benzer kurallarla bezenmiş durumda.

Teşekkür ediyorum.


PROF. DR. Ünal TEKİNALP

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi

cengizk
15-06-2005, 23:10
YATIRIMCI HAKLARI VE YATIRIMCININ KORUNMASI AÇISINDAN BAKIŞ

Değerli Katılımcılar,

Yatırımcının korunması açısından, Türkiye Aracı Kuruşları Birliği'nin düzenlediği meslek kuralları ve etik değerler paneli kapsamında, çok kısa sürede ve 5-6 başlık halinde, soru sorup yanıtlarını ortaya koyarak açıklamalarımı yapmak istiyorum.

Aslında konunun çok geniş kapsamlı olduğunu biliyoruz, detaya inmek ancak belki sorularla mümkün olabilecektir.

Kendime sorduğum birinci soru; Kimi koruyoruz veya korumalıyız?

Yatırımcılar kapsamında bir sınıflandırma herhalde kaçınılmazdır. Mevzuatımızda yer alan tasarruf sahibi yatırımcı, küçük tasarruf sahibi gibi ifadelerden bizim anlamamız gereken; karşı tarafa göre biraz daha zayıf konumda olan, kurumsallaşamamış, bilgi edinimleri, portföyleri sınırlı olanlardır.

Burada tartışma yapmak elbette mümkün. Sayın CEZAİRLİ biraz önce "Küçük Yatırımcı"yı bırakalım, "Küçük Ortak" tan bahsedelim dedi. Bu da bir görüştür. Kastedilen amaç bellidir.

Piyasanın tarafları, aktörleri arasında yer alan bir kesime, kesinlikle koruma gerekmektedir. Bunun sebeplerini hepimiz biliyoruz. Yalnız bir noktayı da unutmamak gerekir. Haklardan korumadan bahsederken, bunları tanıyacağımız kesimin veya kişilerin de bazı yükümlülüklerinin olduğu da unutulmamalıdır. Tek taraflı bir hak veya korumadan bahsetmek mümkün değildir. Hak ve yükümlülük piyasada birlikte yer alır ve almalıdır.

O halde özellikle etik değerlerin, meslek kurallarının konuşulduğu bir ortamda bunlara korunacak tarafın da uyması gerektiğini peşinen vurgulamalıyız.

Nedir bunlar? Çok sayıda örnek vermek mümkündür. Aracı kuruluş, ihraç eden kuruluş bir takım noktaları göz önüne alarak etiğe uygun hareket etmelidir. Ama karşı taraf korunurken, onun bazı yükümlülüklerini de gündeme getirmek gerekir. Çok basit örnekler geçtiğimiz günlerde bir toplantıda verildi. Menkul kıymetini satmak amacıyla bir aracı kuruluşa yönelen tasarruf sahibi veya yatırımcı hukuk sistemimizdeki bazı imkanlardan yararlanarak menkul kıymetin iptal kararını aldıktan sonra, tekrar satış imkanını kullanması, meslek kurallarına da, mevzuata ve etiğe de uygun değildir. O halde bunların bir denge içinde değerlendirilmesi gerekir.

Koruma sistemi, piyasa aktörlerinin menfaatlerini mümkün olan azami seviyede dengelemekle gerçekleştirilebilir. Düzenlemelerimiz de hemen hemen bu yönde gerçekleştirilmektedir.

Dış ülkelerde koruma işlemi yapılırken, yatırımcılar arasında bazı sınıflandırmaların yapıldığını görmekteyiz. Tipik örnek İngiltere'dir. Yatırımcıları kategorize etmişler, hatta rakamlar koymuşlar, bireysel, profesyonel, kurumsal, zayıf, güçlü yatırımcı ölçekleri var. Bu neden önemlidir. Koruma mekanizmalarını tek bir sistemde, tek bir katalogda, kriterde koymak mümkün değil. Onun için ülkemizde yapılan düzenlemelerde de bazı ayrımlar göz önüne alınmalıdır. Ortak yatırımcı, ortak statüsündeki yatırımcı, menkul kıymet sahibi, diğer yatırımcı veya sermaye piyasası faaliyetinde bulunan yatırımcılar gibi. Doğal olarak bunlara vereceğimiz koruma mekanizmaları da biraz farklı olacaktır, olmalıdır. Hatta getirilen ilkeler de bu açıdan farklıdır. O halde yatırımcıyı biraz olsun gruplandırmalıyız.

Bunu Türkiye'de mevzuatımız yapmış mıdır? Yapmıştır ve hatta ayrıntıya inerek yapmıştır. Elbette İngiltere'de, Avrupa'da olduğu gibi bazı somut ölçeklerimiz eksik, bunu belki daha ilerde yapabileceğiz.

Fakat bu ayrıntılı sınıflandırmaya gitmeden önce bizim dağınık mevzuatımızda yer alan koruma yöntemlerini asgari müşterekte birleştirebilmemiz için, en azından şu iki temel yatırımcı grubunu göz önünde tutmak zorundayız. Pay sahibi ve diğer yatırımcılar. Sermaye piyasasında işlem yapan hisse senedi alıcısına, malikine biz 'ortak' ifadesini kullanmıyorsak ve ona da yatırımcı diyorsak da, yine bu ayrımı yapmak kaçınılmazdır. Bunun dışında kalanlara da diğer yatırımcılar demek mümkündür.

Yatırımcılar korunurken bazen doğrudan imkanlara sahiptir. Doğrudan korumayı da iki açıdan ele alıyorum. Bir; kamu kanalıyla ya da öz düzenleyici kurumlar kanalıyla koruma, diğeri ise bizzat kendi kendini koruma, yani, kendisine sağlanan hakları, kendisi de devreye sokarak koruma yöntemidir. Bu açılardan hareket ederek sistemi ortaya koymamız mümkündür.

Korumayı gerçekleştirmenin bir şartı da yatırımcı profilini ortaya koymaktır. Türk yatırımcısının bakış açısı ve statüsü nedir? 1991 yılında ekonomik bir dergide açıklanan bazı verileri hatırlatmak istiyorum. Buradaki ölçekler belki tartışılabilir. Bir araştırma yapılmış, buradan çıkarabileceğiniz sonuçları şöyle özetlemek mümkündür. Türk yatırımcısı genelde tecrübesiz, ayrıntılı bilgilerden yoksun, ağırlıklı olarak kamudan beklentisi olan, yani kamu korumasına güvenen, riski bilerek veya bilmeyerek seven, fakat buna rağmen yardım hizmetlerini yeterince almayan ve haklarını isteyerek veya bilinçsiz bir şekilde kullanamayan veya kullanmayan bir profil sergiliyor. Bu nedenle yatırımcının haklarından, yatırımcının korunmasından ve meslek kurallarıyla etik değerlerin birleştirilmesinden bahsederken bunları mutlaka göz önünde tutmamız gerekecektir. Dilerseniz, "Kimi Koruyoruz? " sorusunda daha fazla ayrıntıya inmeyelim.

İkinci soru, neden koruyoruz?

Bu sorunun cevabı artık şimdiye kadar Türkiye'de verilmiştir. Bunun daha fazla açıklamasına gerek yok. Koruyoruz derken ihraççı kesimden veya piyasa aktörlerinin karşı tarafında yer alanlardan şu soru gelebilir. Onlar korunacak bizler korunmayacak mıyız? Böyle bir sonuç elbette çıkarılamaz. Biraz önce arz etmeye çalıştığım denge unsuru burada devreye girecektir. Neden yatırımcı ön plana çıkarak korunmaktadır? Kendisine bir ihraçta, bir halka arzda, bir tahsiste menkul kıymet sunuyoruz. Bunu al diyoruz. Bunu değiştirmesi, onun şartlarını değiştirerek yeniden bir icapta, teklifte bulunması mümkün değildir.

Bir başka örnek; yatırımcıyı aracılık faaliyetine veya sermaye piyasası faaliyetlerine davet ediyoruz. Önüne çerçeve koşullar ve sözleşme örnekleri koyuyoruz. Bunları değiştirmesi de mümkün değildir. Elbette ihtiyari konular, tamamlayıcı hükümlerin bulunduğu hususlar var. Ancak bunlar ikincil noktalardır. Buna da bir örnek vermek gerekir. Türkiye'de yargı sorunlarının devamlı olarak yatırımcının korunmasında büyük bir engel oluşturduğu dile getirilir. Tahkim konusu gündeme getirilir. Hatta İsviçre Bankacılık sektöründe 60 yıldır başarılı bir şekilde uygulanan "Ombusman" modeli ortaya atılır. Şimdi yatırımcının korumasından bahsederken, yatırımcının "Tahkime gidelim" demesini Türkiye'de bekleyemezsiniz. Nasıl olur bu? Karşı tarafta yer alanların, teklifte bulunanların, sözleşmeyi uzatanların, kendi sözleşmelerine bu şartı koymasıyla olur, olabilir, kapı bu şekilde açılabilir. Demek ki yatırımcının korunmasında bakış açılarımızı değiştirerek olasılıkları artırabiliriz. Bu yolla gerekçelerimiz bir hayli de fazla olabilir.

Sayın Tekinalp Hocamız da belirttiler. Bir takım uluslararası kuruluşlarda, birliklerde, örgütlenmelerde, yatırımcının korunması detaylı bir biçimde yer almaktadır. FESCO'nun sermaye piyasası düzenlemelerinde temel olarak kabul ettiği üç noktadan bir tanesi de yatırımcının korunmasıdır. Bu gerekçeyle ayrıntılı ilkeler ve koruma yöntemleri öngörülmüş bulunmaktadır.

Üçüncü sorumuz: Yatırımcı nasıl korunmalıdır?

Bu sorunun altında iki alt başlık söylemek mümkündür. Birincisi; düzenlemeler yaparak yatırımcıyı korumaktır. Burada öteden beri tartışıla gelen iki alternatif vardır: Biri kamu koruması olmalıdır, diğeri de özdüzenleyici kurumlarla veya piyasanın kendi gerekleriyle veya etik değerlerle korumadır. Bu iki yöntem hala tartışılmaktadır. Ama artık ülkemizde, kamu koruması ağırlıklı bir korumanın uygulamaya sokulduğunu, bilmekteyiz.

İkinci alt başlık; Hangi yöntemlerle korumalıyız? Burada detaylar karşımıza çıkmaktadır. Yöntemlerle korumada bizim biraz önce yaptığımız ayırımı tekrar devreye sokmamız gerekecektir. Ortak statüsündeki yatırımcıları koruma yöntemleri; Burada yine doğrudan ve dolaylı koruma ayrımına gitmek mümkündür.

Hisse senedi sahibinin, yani ortaklık statüsünün ötesinde, artık sermaye piyasası işlemi nedeniyle yatırımcı pozisyonuna dönüşen kişinin korunmasında, değişik mevzuattan bazı haklar çıkarmak mümkündür. İşte Türk Ticaret Kanunu, Sermaye Piyasası Kanunu ve diğerleri. Bu hakların kullanımı, biraz sonra sorunlar kısmında ele alınacaktır.

Dolaylı koruma ise zararın doğmaması için öngörülen tedbir ve yöntemlerdir. Bunlara koruyucu tedbirlerdir de diyebiliriz. Sözü geçen tedbirler de mevzuatta ayrıntılı bir şekilde yer almıştır. Altını çizmek gerekir ki; Sermaye Piyasası Kanununun 1999 değişikliğinden sonra, özellikle 22 ve 46. maddelerde ve Sermaye Piyasası Kurulunun başarılı ve ayrıntılı bir şekilde düzenlediği tebliğ ve diğer mevzuat detaylarında, bunları görmekteyiz. Arada bir parantez açarak şunu vurgulamakta da fayda var. Türkiye düzenlemeler bakımından Batıdan hiç de geri değildir. Ama çok iyi düzenlemelerle her zaman her şeyi halletmek mümkün olmayabiliyor. Onun için etik değerleri mutlaka devreye sokmalıyız. Sadece kurallar yeterli olmayabiliyor. Bazı şeyleri kendimizin özümsemesi gerekiyor. Bunlar yine de yazılı kurallarla olmayabilir. Batının, Avrupa'nın 40-50 yılda edindiği tecrübeyi bizim 3-4 yılda edinmemiz elbette mümkün olmayacaktır. Yaşamın diğer konularında, örneklerinde olduğu gibi bu biraz sabır işidir. Koruma yöntemlerinde, ortak statüsündeki yatırımcılarda doğrudan bir koruma modeli olan "fonlama" yönteminin pek yer almadığını görmekteyiz. İşte banka ortakları nedeniyle yaşanan olumsuz örneklerde de bazen yanlışlıkla gündeme getirilen husus budur.

Sermaye Piyasası kanununda yer alan yatırımcıları koruma fonu, alım satım faaliyetinde bulunan bir ortağa yönelik korumadır. Aracılık faaliyetindeki yükümlülük ise, sınırlı bir koruma yöntemidir. Ancak bazı ülkelerde bu konunun daha geniş kapsamlı ele alındığını bilmeliyiz. ABD'de tüm menkul kıymetlerden doğan riskler için SIBC denilen " Yatırımcıları Koruma Şirketi" nin koruması bu türdendir. Bu bir alternatiftir. Türkiye daha dar kapsamı tercih etmiştir. Şimdilik bunu uygulamakla yetinmeliyiz.

Diğer yatırımcılara, yani sermaye piyasası faaliyetinde bulunanlara ve yani borçlanma senedi sahiplerinin korunmasına. Gelince: Burada da doğrudan korumadan bahsetmek mümkündür. Ancak en önemlisi dolaylı korumadır. Mevzuatımız Sermaye piyasası faaliyetlerinde ayrıntılı bir şekilde dolaylı koruma yöntemlerine yer vermektedir.

Nihayet son soru; korumada hangi ilkelerin uygulanacağıdır. Yatırımcıyı koruyalım ama bazı müşterek ilkelerle koruyalım. Sayın Tekinalp biraz önce Batı ülkelerindeki düzenlemelerin bu müşterek noktalarını belirttiler. Ben çok kısa olarak ilkelerin başlıklarını aktaracağım.

"Güven İlkesi" yatırımcıların korunmasında birinci ilkedir. Bu herkes için, her kesim için hatta ve hatta kamu otoriteleri için de uygulanması gereken bir ilkedir.

"Dürüstlük İlkesi" zaten ülkemizde, hukuk sistemimizde, Cumhuriyet döneminden beri var olan bir sistemdir. Sermaye Piyasası Mevzuatında daha somut hale getirilmiştir.

"Kamuyu Aydınlatma İlkesi" ve bu nedenle açıklanan bilgilerden doğan sorumluluk yani izahnameden doğan sorumluluk ilkesi- ki bu da öteden beri ülkemizde uygulanmaktadır- önemli bir başka ilkedir."Eşit Şans Tanıma ve Eşit İşlem İlkesi." Belki de yatırımcının korunmasında bu dördüncü ilke daha da önemlidir. Avrupa'da bugün uygulayıcılar, özellikle şirketler, ihraççılar bakımından sadece genel kurul da değil, yönetim organında da tüm yöneticilerin eşit işlemde bulunması gerektiği vurgulanmaktadır. Eşit şansa sahip olma, eşit bilgilendirme, eşit davranış gösterilmesi, hakların sağlanmasında mümkün olduğu kadar eşitlik, eşit takaslama şartları vs... ilke kapsamında verilebilecek örneklerdir. "Bağımsız denetim, etik kuralların hakim olması" diğer ilkelerimizdendir.

Nihayet çıkar çatışmalarında "müşterilere, yatırımcılara öncelik verilmesi" ilkesi de burada belirtilmelidir.

Ortak statüsündeki yatırımcılarda, yaklaşık on yıldır batıda tartışılan "Coorperate Governance" ilkesi de unutulmamalıdır. Tam olarak tercüme edemediğimiz "Kurumsal Yönetim - Yönetişim" şeklinde ifade edilen, fakat uygun Türkçe karşılığını bulamadığımız önemli bir husus. Bu ilkeyi bizim mevzuatımız bir ölçüde, Sermaye Piyasası Kanununun müdahale edebildiği çerçevede kapsama almıştır. Fakat bu düzenleme dışında kalan konularda Türk Ticaret Kanunu sistemi yeterli değildir. Nitekim tadil çalışmalarında bunlar da göz önüne alınmaktadır.

Yatırımcının korunmasında hakkın tanınması yetmemektedir. Ortağa hakkını kullanmasını teşvik etmezseniz, hakkı kullanmasını caydırıcı etkenleri ortadan kaldıramazsanız düzenlemeler anlamsız kalır.Vekalet verirsin, diyorsunuz. Yatırımcı için bunun maliyeti yüksek ise, onun korunduğundan bahsedilemez. Ortağın toplantılara girerek haklarını, olanaklarını kullanmasını talep etmek, ona uygun ekonomik ortam tanınmamışsa gerçekçi değildir. O halde bu ilke kapsamında, bizim yatırımcıları koruma sistemimizi biraz daha geliştirmemiz gerekmektedir.

Kuralların ve etik değerlerin yatırımcılar bakımından önemi vurgulandı. Biz şunu görüyoruz; yatırımcının korunmasında düzenlemelerimiz ayrıntılı bir şekilde var, ama buna rağmen bazı olumsuz örnekler, gelişmeler yaşanmıştır. Bunların tekrar yaşanmaması için bazı ek tedbirlerin alınması gerektiğini düşünüyorum.

Öte yandan hakların kullanılmasında mevzuatta yer alan tedbirlerin çoğu bilinmemektedir. Ayrıca yatırımcının korunması ve hakları konusunda yasalar çıkartılırken, derinliğine inceleme yapılmadığı görülmektedir. Koordinasyon sorunları ön plana çıkmaktadır. Bir yasayla getirilen düzenleme diğeriyle ortadan kaldırılabilmektedir. Bu nedenle uyum sağlanamamaktadır. Sorunları biraz da bu sebeplerle yaşıyoruz. Bütün bunların giderilmesi pekala mümkündür. Teşekkür ediyorum.


PROF. DR. Zühtü AYTAÇ

Rekabet Kurulu Üyesi

cengizk
15-06-2005, 23:11
ETİK DEĞERLER VE YATIRIMCI HAKLARINA HALKA AÇIK ŞİRKETLER AÇISINDAN BAKIŞ


Sayın Başkan, Değerli Dinleyiciler

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Öncelikle, değerli birliğinize, bana Arçelik adına, konuşma fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum.

Konuşmama başlarken kısaca temsil ettiğim Arçelik hissedarları hakkında bilgi vermek istiyorum. Arçeliğin hisse dağılımı


% 57.3 Koç Grubu
% 22.3 Burla Grubu
Her iki grup da yönetim kurulumuzda temsil edilmektedirler.

% 20.4 Diğer Hissedarlar, yani Halka Açık Hisseler
Burada, Borsada işlem gören hisse senetlerimizin büyük bölümünün, Uzun Vadeli Stratejilerle yatırım yapan, Büyük Yabancı Fonlara Ait olduğunu da vurgulamak isterim.

Yatırımcı haklarından söz etmeden önce, bu konuda yola bizden çok önce çıkmış, dünyanın en büyük menkul kıymet piyasasına, yani Amerika Birleşik Devletleri'ne bir göz atmanın yerinde olduğunu düşündük...

Bildiğiniz gibi ABD'de dikkat çekici en büyük nokta yatırımcıların çok geniş bir tabana yayılmış olmasıdır. Bugün, genç ya da yaşlı, zengin ya da orta halli, tüm Amerikalıların yarısı menkul kıymetler borsasında yatırım yapmaktadırlar.

Amerikalı hissedarlar hakkında birkaç istatistiki bilgi de şöyle:

Hissedarların beşte birinden fazlası 35 yaşın altında iken, sekizde biri 65 yaşın üzerindedir.

İlginç olan başka bir durum da, yatırımcıların yarısının yıllık kazancının 57.000 dolardan az olduğu ve yalnızca %18'inin yıllık toplam aile gelirinin 100.000 doları aştığıdır.

Nüfusun çoğunluğunu oluşturan, orta gelir grubuna mensup, Amerikan halkının çok büyük bir kısmı tasarruflarını menkul kıymetler borsasında değerlendirir. Bunun en önemli nedeni yatırımcıların sermaye piyasaları mekanizmasına duydukları güvendir!

Bugün Türkiye'deki menkul kıymetler borsasına baktığımız zaman karşımıza şöyle bir resim çıkıyor:

Oldukça genç,

Geliştirilen bazı düzenlemelerle yatırımcı profilini genişletmeye, tabana yaymaya çalışan,

Batılı örneklerine göre daha küçük ölçekli, fakat büyük adımlar atmaya çalışan bir borsa..

Küçük yatırımcıların sahip oldukları haklar konusunda bilinçlenmesi, yatırımcı yelpazesi geniş, tabana yayılmış ve daha istikrarlı bir menkul kıymetler borsasına sahip olabilmek için şarttır. Bununla birlikte, bu piyasada rol alan bütün oyuncuların, hissedarların haklarına saygılı olması gereklidir.

YATIRIMCI HAKLARI

Halka açık şirketler ve piyasada rol olan diğer oyuncular açısından, temel yatırımcı hakları konusunda görüşlerimi sizlerle paylaşıyorum;

Öncelikle, tüm yatırımcılar eşit haklara ve Adil muamele görme hakkına sahiptirler.

Yatırımcılar, yatırım yaptığı şirketi en iyi şekilde yöneten bir yönetim kadrosunu hak etmektedirler.

Yönetim konusunda biraz daha detay vermek istiyorum. Şöyle ki;

Halka açık şirket yöneticileri; yatırımcıların şirkete sağladığı mali kaynağa kendi parasıymış gibi sahip çıkmalıdırlar.

Yöneticiler, yani bizler dürüstlük ve kanunlara uyumu sonuna kadar destekleyen bir şirket kültürü sağlamalıyız.

Herkesin de bildiği gibi şirket yöneticilerinin temel amacı işi başarıyla yönetmek ve büyütmektir.

Burada başarıyla yönetmekten kasıt, şirketin kar rakamlarını beklentilere uydurmaya çalışmak değil, işin kârlı büyümesini sağlamak için gerekeni yapmaktır.

Son olarak da halka açık şirket yöneticileri veya denetçileri gerek finansal, gerekse işle ilgili açıklamaları, şirketin gerçek sahibi olan yatırımcılara, zamanında, şeffaf ve tarafsız şekilde yapılmalıdır.

Müsaade ederseniz Burada, 3-4 ay önce bir yurtdışı şirket satın alma teşebbüsümüzle ilgili olarak yaşadığımız deneyimi sizlerle paylaşalım:

Geçen yılın sonlarına doğru, Moulinex-Brandt grubu Fransa'da mali sıkıntıya düştü. Konkordoatao ilan etti. İlgili Fransız Ticaret Mahkemesi Şirketin Satışına karar verdi.

Biz Arçelik olarak bu grubun beyaz eşya bölümünü oluşturan Brand tarafı ile ilgilendik. Bunun üzerine, 23 Ekim 2001 tarihinde alınan yönetim kurulu kararımızla, şirket yönetimine konu ile ilgili inceleme ve değerlendirme yapmak için yetki verilmesini sağladık. Aynı gün bu gelişmeyi kamuoyuna açıkladık. Böylece, hızlı bir şekilde yönetimin niyeti geniş yatırımcı kitlesiyle paylaşıldı.

Brandt'ın satın alınma teşebbüsü ile ilgili yaşanan tüm gelişmeler zamanında ve eksiksiz olarak kamuoyu ile paylaşıldı.

Küçük-büyük bütün hissedarlarımızın ve potansiyel hissedarlarımızın konu ile ilgili doğru bilgileri zamanında ve en yetkili ağızdan edinmeleri sağlandı.

Brandt gibi öngörülmeyen gelişmelerin yanı sıra yatırımcılarımızı bilgilendirmek aslında yıl boyunca devam eden şirketimizin içindeki bir süreçtir.

Finans bölümümüz, aracı kurumlar sayesinde ilişki kurduğumuz yatırımcı kuruluşlara şeffaf, abartısız, doğru bilgiyi zamanında ulaştırmak için çalışmaktadırlar. Şirketimiz periyodik olarak gerek yurt dışında yatırımcı toplantılarına katılmakta, gerekse İstanbul'da ziyaretçilerini kabul ederek kendilerini bilgilendirmektedirler. Ben de şahsen evvelki gün bir yabancı yatırımcıyla konuştum. Devamlı sizlerin sorunlarıyla muhatap olmaktayız ve her türlü açıklıkla cevap vermekteyiz.

Bir diğer yatırımcı hakkı da yatırımcılara, çıkarlarını etkileyecek önemde bir karar alınacağı zaman, kendisinin de onayını isteyecek bir kurumsal yönetim sistem sağlanmalıdır.

Bunun en belirgin örneği, halka açık şirketlerin olağan ya da olağanüstü durumlarda gerçekleştirdiği genel kurullardır.

Bu bağlamda şirketimiz, düzenlenen genel kurullarda, yönetmeliklere uygun olarak gereken kararlarda hissedarlarını onayını almaktadır.

Yatırımcılarının genel kurulda atadığı şirket yönetim kurulu, her türlü stratejik yatırım kararını yatırımcı gözüyle değerlendirir. Projelerin geri dönüş süreleri, net bugünkü değeri, iç verim oranlarının arzu edilen düzeylerde olması sağlanır. Bu disiplin aslında şirketimizin bütün önemli kararlarında dinamik olarak kullanılmaktadır.

Yatırımcılar, kendisi adına hareket eden, şüpheci davranıp ikna edilmesi gereken, bağımsız denetçi kuruluşlarını da hak etmektedirler.

Burada şirketlere düşen görev, bağımsız denetçi kuruluşlara sağlıklı çalışabilecekleri bir ortam oluşturmak ve doğru değerlendirmenin yapılması için gerekli tüm bilgileri denetçiler ile paylaşmaktır.

Yatırımcılar, bağımsız denetçilerin hazırlamış olduğu, tüm finansal sonuçları içinde barındıran, şirket ile ilgili doğru finansal verilere zamanında ve şeffaf olarak ulaşabilmelidirler.

Bu konuda, Arçelik detaylı dip notlar içeren bağımsız denetimden geçmiş yıl sonu ve yıl ortası, bağımsız denetimden geçmemiş ara finansal sonuçlarını düzenli olarak yayınlamaktadır.

Bununla birlikte şirketimiz yatırımcılar için yurtiçi ve yurtdışında düzenlenen toplantılara katılmaktadır. Bu toplantılarda, şirket bilgileri ve Finansal sonuçları yatırımcılar ile paylaşılmaktadır. Yatırımcılardan gelen bilgi taleplerinde ise rekabette dezavantaja neden olacak "sır" olarak nitelendirilen bilgiler göz önüne alınarak, gerekli bilgi paylaşımı sürekli olarak gerçekleştirilmektedir.

Yayınladıkları raporlar ile yatırımcıları yönlendiren aracı kurumlar, tarafsız şirket ve sektör raporları hazırlama sorumluluğunu her zaman hissetmelidirler. Bu raporların şirket pazar değerleri üzerindeki etkileri bir yana, yatırımcıları farklı kanallara yönlendirme konusundaki etkileri de göz ardı edilemez.

Yatırımcı haklarının korunması ile ilgili en son olarak görev, düzenleyici ve standart koyucu olan SPK'ya düşmektedir.

Düzenlemelerin, gerek yerli, gerekse yabancı yatırımcının güvenini artırmaya ve onların haklarını korumaya yönelik olması gereklidir.

Yatırımcıları ancak bu şekilde daha çok cesaretlendirebiliriz.

SONUÇ

Sonuç olarak, bugünün sermaye piyasalarındaki bütün katılımcıların, yatırımcı haklarına saygı duyma ve onları koruma zorunluluğu vardır.

Yatırımcılar sermaye piyasalarının müşterisidir. İnanç ve güven bu piyasaların çalışmasını sağlayan temel unsurlardır. Bizler bunu daha da güçlendirmek için çıtayı daha da yükseğe çıkarmalıyız.

Teşekkür ederim.


Nedim ESGİN

Arçelik A.Ş. Genel Müdürü

cengizk
15-06-2005, 23:12
Önce yatırımcının kimden korunması gerektiği üzerinde duracağım. Daha sonra basının rolü bölümüne geçeceğim.

Sermaye piyasası esas olarak alıcı ve satıcı tarafları ile oluşur. İki tarafın arasını bulan aracılar ile düzenleyici ve denetleyici kamu otoritesinin de içinde yer aldığı üçüncü grupla sermaye piyasasının tarafları tamamlanır. Sermaye piyasasının gelişip büyüyebilmesi için özellikle aracı kuruluşlar ve kamu otoritesinin etkin çalışması gereklidir.

Çünkü yatırımcıda para var, ancak uzmanlık yoktur ya da sınırlıdır. Arz tarafında da yine aracılık kadar bilgi ve uzmanlık yoktur. Her iki tarafın da aracılık kesiminin yol göstericiliğine ihtiyacı vardır.

Sandığımızın aksine yatırımcının devletten korunması gerektiğini düşünüyorum. Elbette bu piyasayı geliştiren, kuran, denetleyen bir kamu otoritesi var. Bunu kabul etmek gerekiyor. Gelişmesinde çok önemli katkıları oldu.

Ama az sonra sıralayacağım gerekçelerle yukarıda belirttiğim sonuca nasıl vardığımı da ortaya koymaya çalışacağım. Bunun için biraz geriye gidelim. 1960'ları hatırlayalım. Hürriyet tahvilleri, devlet borçlanma senetleri ve bunlara getirilen vergi var. Bunlar devletin iç borçlanma senetleri. Ardından ilk halka açılacak şirket kuruluşu HASTAŞ olayında on binlerce kişiden halka açılma yoluyla toplanan paralar var ve burada herhangi bir sonuca gidilememiş.

Burada devlet zamanında sistem düzenleyiciliğini yaparak esas görevi olan koruma görevini yerine getirememiş, halkı koruyamamış. 1980'de yine kriz görüyoruz. Bankerler krizi... Milyonlarca insan milyarlarca dolar tutarında bir para kaybetmiş. Devlet burada da yine düzenleme ve denetleme görevini zamanında yerine getirememiş.

Bu hatalar, bugün içinde bulunduğumuz sermaye piyasasının hukuki ve kurumsal alt yapısını oluşturmuş. Ancak sonuçlarına baktığımızda bir kısım hataların hala devam ettiğini görüyoruz.

Evet, devlet 1980 sonrası dönemde de hata yapmaya devam etti. Nasıl mı? Aracılık sektöründe aşırı ve yıkıcı rekabet yarattı.

Türkiye'de para piyasasının büyüklüğünü bilmeyen ve kabul etmeyen yok. Para piyasasının aracısı, bankalar da içinde olmak üzere tam olarak bankaların üç katı aracı kuruluşa sermaye piyasasında faaliyet izni verdi.

Sonuçta, ilk ekonomik kriz 1994'te 16 aracı kurum battı. Sayıları 60 bine yaklaşan ve tutarı 200 milyon doların üzerinde bir yatırımcı varlığı battı. Daha sonraki yıllarda bunun önlemi alındı. 2001 krizinde sermaye piyasası herhangi bir aracılık sorunu yaşamadı.

Ancak bu kez başka bir yerden vurgun yedi: batan bankalar ve bankaların iştiraklerinden. Halka açılan bankaların hisselerine bedelsiz el konulmasıyla 35 hisse senedinde 400 bin mağdur yatırımcı ortaya çıktı. 400 bin yatırımcı dernek, daha 1999'da sermaye piyasasının ulaştığı toplam yatırımcı sayısı demek. Mevcut yatırımcı ve bugünkü sayının ise üçte biri demek.

Sermaye piyasasında elbette bir şirket batabilir. Ancak her şey bir gecede olmaz. Ya da şirketin giderek kötüleşen durumunu bilançolarda iyi göstererek ve küçük hissedarlar aldatılarak bu yapılmaz. Çünkü kamuoyuna açıklanan bilançolar aynı zamanda bankaların denetiminden sorumlu kamu otoritesi tarafından denetlenmiş bilançolar. Yine aynı otorite tarafından bilançoların gerçeği yansıttığı kabul edilmeyerek küçük hissedarların paylarına karşılıksız el konuluyor. İlgili bankanın iştiraki de aynı duruma düşüyor.

Burada sermaye piyasasının yanlış kurulmasının payı var. Sermaye piyasası otoritesi olarak SPK bilançosunu denetleyemediği bankaların halka açılmasına ve bu piyasadan fon toplamasına izin vermiş.

Banka bilançoları, Sermaye Piyasası Kanunu'na göre SPK tarafından değil, Bankalar Kanunu'na göre bankalardan sorumlu kamu otoritesi tarafından denetleniyor. Onun da öncelikleri, hedefleri ve misyonu farklı. Para piyasasındaki tasarruf sahibini ve bankayı koruyup kollamakla sorumlu. Ancak bu işi yaparken bir başka piyasayı yıkıyor. Sorunu kendi piyasası ve misyonu açısından ele alıyor, sermaye piyasasının önceliklerini dikkate almıyor.

Bu açıdan baktığımızda devlet bir eliyle sermaye piyasasını geliştirirken, bir eliyle de yıkıyor gibi gözüküyor. Kaş yapayım derken, göz çıkarıyor. Para piyasasını düzelteyim derken sermaye piyasasını eziyor, ezdiriyor.

Tüm piyasa uygulamalarında yatırımcıları korumak lazım. Koruma olayında sadece aracı kurumların, sermaye piyasasının ya da tek başına basının gücü de sınırlıdır, yetmeyebilir. Bunun için daha faklı bir önerim var.

Geniş bir platform kurulmalı. Çünkü sermaye piyasası para piyasasının karşısında daha küçük para piyasasının gölgesinde gelişen ve maalesef onun haksız rekabeti karşısında kalmış bir piyasa. Üstelik son 10-15 yılı dünyanın en yüksek reel faizlerini ödeyerek doğal olarak hisse senedi piyasası bu reel faizler karşısında mücadele etmek zorunda kalmış ve kendini ispatlamış bir piyasa. Bugün milyonun üzerinde bir yatırımcı kitlesine sahip olmak bir başarıdır.

Bu açıdan geniş bir platform dediğimizden anlaşılması gereken, herhangi bir acil olayda tıpkı bir itfaiye gibi, -belki bu SPK'nın, borsanın öncülüğünde olabilir- toplanarak olayı tartışıp, ne yapılabileceğini ortaya koymak ve gerekirse bu anlamda kamuoyunu oluşturmak ve piyasayı hareketlendirmek anlaşılmalıdır. Bunu ben daha önce de ifade ettim ama nedense taraftar bulmuyor.

Ankara'da siyasetçiler küçüklüğünden dolayı sermaye piyasasını pek dikkate almıyorlar. Söylenenleri fazla dinlemek istemiyorlar. Belki yukarıda ifade etmeye çalıştığım bir oluşumla, sermaye piyasasının sesi ve haklılığı daha net ortaya konmuş olacaktır.

Bu arada sermaye piyasası yatırımcısını belki de sermaye piyasasının kendisinden de korumak gerekir. Uluslararası spekülatör George Soros geçtiğimiz günlerde Türkiye'ye geldi. Piyasa 'ahlaksızdır' dedi ve gitti. Dikkat ediniz, bu adam piyasanın içinden yetişmiş, bütün mal varlığını o piyasadan kazanmış birisi. Zaman zaman piyasanın kar peşinde koşarken kendi kendisine zarar verebileceğini vurguluyor.

Böyle bir ortamda hukukun üstünlüğünü bile koruyamıyoruz. Hukuki altyapıda, sistemde boşluk var. Yargı yeterince hızlı değil. Bir kanun başka bir kanunla deliniyor. Para piyasasının haksız rekabeti var. Hadi gelin de böyle bir ortamda etiği tartışın.

Evet, etik ilkeler son derece gerekli. Ancak sadece sermaye piyasası için değil. "Her meslek, halka karşı gizli anlaşmaları bulunan bir örgüttür" demiş Bernard Shaw. Bu sözlere aynen katılıyorum. Bu çerçevede her meslek kolunun etik ilkeleri olmalı. Çünkü her şey kanunla sağlanamıyor. İlkeleri, kuralları olmayan bir devlet dahi olsa, güven duyulmuyor. Kuralları olmayan, gelenekleri oluşmamış bir piyasaya, bir meslek koluna, bir sektöre, nasıl davranacağı belli olmayan bir kişiye, sağı solu belli olmayan bir köpeğe kimse güvenle yaklaşamaz, çekinir, korkar, kaçar.

Sermaye piyasası ise her şeyden önce güvene dayalı. Bu açıdan etik ilkeler son derece gerekli. Ancak bu ilkelerin başına hukukun üstünlüğü ve bunun savunulması konulmalı. Özellikle devletin de etik olması, kendi koyduğu kurallara kendisinin uyması gerektiği bu etik ilkelerde savunulmalı.

Doğrudur, piyasa kâr etmek ve para kazanmak zorundadır, zaman zaman aşırıya kaçan, uzun vadeli çıkarlarını göz ardı eden ve kısa vadeli günlük kârlarına bakabilen kurumlar, kişiler çıkabilir. Sistemde zaman zaman "manipülasyon" , 'insider training' olabilir. Bu tür olaylardan da piyasa mutlaka korunmalıdır. Burada da daha önce belirttiğim gibi, yine kamu otoritesi ve etik kurallar devreye girer. Etik kuralların oluşturulması bence biraz tali (ikincil) bir koruma, asıl koruma devlete karşı, devletin piyasa kurallarına rağmen yapabileceklerine karşı olmalıdır. Bu açıdan yeni bir sermaye piyasası kanunun çıkartılması gerektiğini düşünüyorum.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun bilançosunu denetleyemediği şirketleri, kendi piyasasından yararlandırmaması gerekir. Geçmişte yapılan bu hata, ancak yeni bir kanunla giderilebilir. Aksi takdirde bugün önümüze gelen bu sorun, belki 5-10 yıl sonra sermaye piyasasının önünü yine tıkayabilir.

Eğer bir şirket, bir sektör, sermaye piyasasından yararlanıyorsa mutlaka kurallarına da uymalıdır. Uymadığı zaman ne olur, sonuç ortada. Bugün bu açıkça bellidir. 400 bin mağdur yatırımcıdan bahsediyoruz. Bu şirketleri hemen sermaye piyasasının dışına da çıkartamazsınız. Çünkü piyasanın %40'ı yani nerdeyse yarısını oluşturuyorlar. O halde çözümü başka yerde bulmak zorundasınız. Çözümü de bence böyle bir kanun olabilir.

Şimdi gelelim basının rolüne. Aslında basının rolü ile yatırımcının korunması birebir çakışıyor. Basın kendi işi gereği yatırımcıyı korumak durumunda. Yatırımcılar aynı zamanda bilgiye aç insanlar. Bilgilenmesi gereken kişiler. Bu kitle, basının sağladığı enformasyonu en çok alan, sahip çıkan, basının müşterisi olan, dinleyicisi olan, seyircisi olan bir kitle. Yani direkt müşterisi. Dolayısıyla yatırımcıyı korumak aynı zamanda kendi müşterisini de korumak oluyor. Burada görüldüğü gibi birebir çakışma var.

Basın bunu yaparken meslek etiği gereği belli bazı ilkelerle yapıyor. Kendi ilkeleri doğrultusunda bu haberleri aktarıyor. Haber kaynakları ise genelde aracı sektör dediğimiz kurumlar; borsa , SPK. Geniş anlamda medya veya basın bu piyasanın bir tarafı değil, izleyeni. Medya sermaye piyasasının çalışmasını, işleyişini, tarafların birbiri ile ilişkilerini izler ve kendi anlayışına, meslek ilkelerin uygun kamuoyuna aktarır.

Sermaye piyasasında esasen bilgi alınıp satıldığı için, tıpkı futbol maçlarında olduğu gibi, bu iş de basınsız olmaz. Basın işin tuzu biberidir, olayı kitlelere ulaştıran araçtır. Basının olayın içine heyecan katması, yeni taraftar bulması, oyunun mümkün olduğunca adil oynanmasını sağlayacak şekilde hem kamu otoritesini yani oyunun hakemini hem de oyuncuları gözlemesi, faul yapanları teşhir etmesi, iyi oynayanları ön plana çıkarması, eğer varsa aracılık sektöründeki hataları ortaya koyması ve düzeltilmesini istemesi kendi işi gereğidir.

Basın;

Yatırımcı haklarına ve yatırımcının korunmasına duyarlılık göstermekle,

Etik değerleri ön plana çıkarmakla,

Piyasadaki gelişmeleri, haksız rekabeti, haksızlıkları, eksiklikleri tarafsız ve objektif biçimde yansıtmakla,

Hukukun üstünlüğünü ve uygulanabilirliğini savunmakla,

Sermaye piyasasının tarafları arasında mümkün olduğunca tarafsız kalarak,

Manipülasyon ve insider trading gibi temel suçları iyi izleyip, işleyerek, fikri takip ederek,

Bütün bu konularda kamuoyu oluşturarak, doğru bilgi aktararak ve baskı kurarak sermaye piyasasına katkıda bulunabilir.

Aslında basının yapısı da buna son derece uygun. Çünkü sermaye piyasasının yatırımcıları, satıcıları, aracıları aynı zamanda medyanın okuyucusu, izleyicisi, dinleyicisi, reklam vereni, yani müşterisi durumunda. Medyanın en iyi müşterisi, bilgiye en aç olan toplum kesimi. Yani medya yatırımcıyı korurken ve kollarken aynı zamanda kendi müşterisini de korumuş ve kollamış oluyor.

Gazeteci bu alanda görev yaparken diğer alanlarda olduğu gibi, sermaye piyasası haberciliğini de, belli bir sorumluluk duygusuyla yapar.

Bu bilgi yansıtılırken, temelde gazeteci önce kendi vicdanına göre hareket ediyor. Ancak bu kesinlikle yetmiyor, sadece vicdanla olmuyor. Üzerinde editör - yönetici dediğimiz bir kitle daha var onların vicdanı da işe karışıyor. Daha başkaları da var. Gazetenin patronajı ve onun sorumluluğu. Bütün bunların yanında gazeteci okuruna karşı da sorumludur.

Demek istediğim; bir gazeteci sadece kendi gazetesini kendi genel yayın yönetmenini düşünerek haber yapmayabilir. Çünkü uzun vadede iş güvencesi düşüncesi onun sektördeki geleceği, güvenilirliğidir. Onu zedelediği zaman bilir ki uzun vadede bu piyasa da yeri yoktur ya da doğru iş yapanlarla işi yoktur. Bu açıdan sektördeki diğer gazetecilere karşı da bir sorumluluk duyarlar, muhabirler haberi yaparken.

Biraz önce ifade ettiğim gibi, eğer yatırımcının korunmasında bir eksiklik var ise bu bir ölçüde de basına bu bilgiyi veren, servis yapan aracılık sektöründedir. Bu sektörden bilgi daha doğru ve çabuk gelirse basında bu çerçeve içerisinde kamuoyuna daha doğru bilgi yansıtabilir. Ama yatırımcının korunmasında basının bire bir kendi çıkarı ve asıl işiyle bir çakışma durumu var. O anlamda basın üzerine düşeni aşağı yukarı yapıyor. Bazı hatalar ve eksiklerinde diyalog içerisinde giderilebileceğini düşünüyorum.

Saygılarımla.


Abdurrahman YILDIRIM

Gazeteci / Sabah Gazetesi

BAKIN SU KONUSANA HELE..E BIZ DE SORALIM KENDISINE ...

gulg
15-06-2005, 23:13
madem yurtdışına açıldık
IOSCO, (Uluslararası Menkul Kıymetler Örgütü)

ilk hedefimiz olsun..

gulg
15-06-2005, 23:17
Gazeteci / Sabah Gazetesi[/B]

BAKIN SU KONUSANA HELE..E BIZ DE SORALIM KENDISINE ...[/QUOTE]


ne kadar acı değil mi......
bir sabah gazetesi mensubu böyle bir panelde etik kurallardan bahsediyor..
acaba hala aynı düşünceleri mevcut mu?

cengizk
15-06-2005, 23:18
madem yurtdışına açıldık
IOSCO, (Uluslararası Menkul Kıymetler Örgütü)

ilk hedefimiz olsun..

General Secretariat
International Organization of Securities Commissions (IOSCO)
C/ Oquendo 12
28006 Madrid
SPAIN Tel: (34) 91 417 55 49
Fax: (34) 91 555 93 68
Email: mail@oicv.iosco.org


Contacts Mr. Philippe Richard, Secretary General

Mr. Jean-Pierre Cristel, Deputy Secretary General

Ms. Isabel Pastor, Advisor and Coordinator

Mr. Andrew Larcos, Public Affairs Officer

Ms. Sofia Vanner, Executive Assistant

Ms. Corina Martinez, Executive Assistant

Ms. Ana Gonzalez, Executive Assistant

Ms. Pamela Vulpes, Coordinator of Educational Programs

Mr. Jonathan Bravo, Finance Controller

cengizk
15-06-2005, 23:29
Email: mail@oicv.iosco.org ADRESINE ASAGIDAKI MESAJI GONDEREBILIRSINIZ.
att: Mr. Philippe Richard,
Secretary General


Greetings From Istanbul-turkey.
We Would Like To Tell You Our Complaint About Our Government And Their Policy On The Stock Exchange Investors.
We Have Invested Around 260 Million Usd At The Stock Exchange At Year 2000.since Then,our Government Has Been Blocking Our Money For 5 Years Without Any Notice To Us,investors.we Are A Group Of 38000 People.we Invested On Sabah Publishing,sabah Marketing,and Media Companies.these Are Newspaper And Tv Companies.they Have Been Operating Since Then But We Cant Get Our Money Back.about 2 Months Ago,our Government People Sold These Companies To One Businessman.but Still There Is No Explanation From Our Government About The Real Investors Of These Companies.this Government Even Does Not Protect Turkish Citizens.how Come They Will Protect The Foreign Investors?they Have Been Telling Lie For 5 Years To These Innocent People.who Will Stop This?we Request Your Help On This Issue!!our Minister Of Economy,mr.babacan,is In Charge Of This Case But He Does Not Do What He Needs To Do Due To Not Getting Permission From The Prime Minister.this Newspaper Has Been Used By Government Since Akp Is On The Government And They Are Like The Government Newspaper.this Game Has To Be Over.please Ask What Is Going On?
Our Government Always Invite Foreign Investors To Turkey?for What?
To Block Their Money In Turkey?to Make The Companies Lose Millions Of Dollars?as Turkish Citizens ,we Do Not Believe Them And Their Applications.how Come You Believe These?
With Our Deepest Regards,
Sabah Publishing&sabah Marketing&media Company Investors

morton
16-06-2005, 07:55
sevgili Morton Cidden Merak Ettik..insallah Iyisindir..ozlettin Kendini Valla..


günaydın arkadaşlar
yazdıklarınızı sabahın köründe okudum eksik olmayın beni anmışsınız teşekkür ederim iyiyim allaha şükür net e giremedim fethiye den arkadaşım gelmişti malzeme alımı için bende onunla beraberdim kısmetse aysonuna doğru bende orada olacağım yine aranızdan ayrı kalacağım bir süre
bu arada yapılanları çıkan haberleri okudum sesler iyice duyulmaya başlamış gülg nin tesbit ettiklerine hemen maillerimi yolladım teşekkür edilmesi gereken kişilerede teşekkür maillerini attım sabah sabah bi faal durumlar yaptım anlıyacağınız

morton
16-06-2005, 08:02
General Secretariat
International Organization of Securities Commissions (IOSCO)
C/ Oquendo 12
28006 Madrid
SPAIN Tel: (34) 91 417 55 49
Fax: (34) 91 555 93 68
Email: mail@oicv.iosco.org


Contacts Mr. Philippe Richard, Secretary General

Mr. Jean-Pierre Cristel, Deputy Secretary General

Ms. Isabel Pastor, Advisor and Coordinator

Mr. Andrew Larcos, Public Affairs Officer

Ms. Sofia Vanner, Executive Assistant

Ms. Corina Martinez, Executive Assistant

Ms. Ana Gonzalez, Executive Assistant

Ms. Pamela Vulpes, Coordinator of Educational Programs

Mr. Jonathan Bravo, Finance Controller



evet uluslararası menkul kıymet yetkilileride iyi fikir hemde gayet iyi fikir
şöyleki ülkedeki menkul kıymet piyasasının iyi işlemediği konusunda onları uyandırıp yani ülkemizi kötülüyeceğiz çalışmayan insanları bari biz bir etki yapamıyoruz bizimkilere belki onlar baskı yapar yatırımcıları buraya yönlendirirseniz başlarına böyle birşey gelebilir hisseleri kapğanabilir hiç bir şey elde edemez mağdur olabilirler gibilerinden yukardaki ingilizce metinde ne yazdığını bilmiyordum yolladım o isimlere zannedersem böyle bir içerik vardı uluslararası birliğin başbakana bizim imkb ye sormalarını ve bizlerede bilgi vermelerini istiyelim ingilizce bilen arkadaşlar böyle içerikte bir mail hazırlarlarsa iyi olur

MURATY
16-06-2005, 08:52
haluk bey in yazısını başbakan a ve cumhurbaşkanına ben de gönderdim.

cengizk
16-06-2005, 09:29
NETHABER.COM MAALESEF MAGDURLARIN BEYAZ SARAYA YAZDIGI MEKTUBU YAHUT SABAH MAGDURLARI ILE ILGILI HABERIMIZI YAYINLAMIYOR.KORKTUKLARI YADA CEKINDIKLERI BISEY DEMEKKI SOZ KONUSU.YAZIKLAR OLSUN.HAYDAR DUMENIN ILANINI VEREN BIR SITE ??? 38000 KISININ MAGDURIYETINI GORMEZLIKTEN GELEREK BIRILERINE SIRIN MI GORUNUYOR?38000 MAGDUR ,NETHABER.COM U KINIYORUZ.
info@nethaber.com a lutfen bu kınamanizi belirtin.ACIL!!

morton
16-06-2005, 09:58
aynen yaptık cengiz k protestomuzu yaptık :))) yola devam
bundan sonra amacım sadece protestolara destek vermek

cengizk
16-06-2005, 11:05
ALI BABACAN DAN TMSF VE OIB YE TESEKKUR..
TMSF ve ÖİB’e teşekkür

ALİ Babacan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na teşekkürlerini şöyle dile getirdi: ‘TMSF ilk kez düzenli kaynak aktarır duruma geldi. Ahmet Bey (Ertürk) ve diğer TMSF çalışanlarına teşekkür ediyoruz. Özelleştirme alanında da kayda değer bir performans sergilenmiştir. Yılın tamamı içinde Özelleştirme İdaresi’nden, Hazine’ye aktarılması öngörülen 1 milyar dolar özelleştirme geliri yılın 5 ayında Hazine hesaplarına girdi. Bakanımıza ve ÖİB Başkanımıza teşekkür ediyoruz.’

umuer
16-06-2005, 11:54
TMSF başkanı ne yapmış Kanal D toplam piyasa değeri 750 milyon dolar fiyatla satılırken ATV yi 433 milyon dolara satmış üstüne Sabah gazetesinide vermiş yetmemiş 15 yılda vade yapmış.bumudur başarı Kanal D nin satışı TMSF nin başarısızlığının kanıtıdır.yıllardır bedavaya kiraladıkları şirketleri ihaleye çıkmadan Cinere teslim ettiler.önceleri çok iyi fiyata sattık diyorlardı ama Kanal D satışıyla ortaya çıktı ki ATV + Sabah daha iyi fiyata satılabilir ve borçların tamamı kapatılabilirdi.

gulg
16-06-2005, 12:12
Email: mail@oicv.iosco.org ADRESINE ASAGIDAKI MESAJI GONDEREBILIRSINIZ.
att: Mr. Philippe Richard,
Secretary General


Greetings From Istanbul-turkey.
We Would Like To Tell You Our Complaint About Our Government And Their Policy On The Stock Exchange Investors.
We Have Invested Around 260 Million Usd At The Stock Exchange At Year 2000.since Then,our Government Has Been Blocking Our Money For 5 Years Without Any Notice To Us,investors.we Are A Group Of 38000 People.we Invested On Sabah Publishing,sabah Marketing,and Media Companies.these Are Newspaper And Tv Companies.they Have Been Operating Since Then But We Cant Get Our Money Back.about 2 Months Ago,our Government People Sold These Companies To One Businessman.but Still There Is No Explanation From Our Government About The Real Investors Of These Companies.this Government Even Does Not Protect Turkish Citizens.how Come They Will Protect The Foreign Investors?they Have Been Telling Lie For 5 Years To These Innocent People.who Will Stop This?we Request Your Help On This Issue!!our Minister Of Economy,mr.babacan,is In Charge Of This Case But He Does Not Do What He Needs To Do Due To Not Getting Permission From The Prime Minister.this Newspaper Has Been Used By Government Since Akp Is On The Government And They Are Like The Government Newspaper.this Game Has To Be Over.please Ask What Is Going On?
Our Government Always Invite Foreign Investors To Turkey?for What?
To Block Their Money In Turkey?to Make The Companies Lose Millions Of Dollars?as Turkish Citizens ,we Do Not Believe Them And Their Applications.how Come You Believe These?
With Our Deepest Regards,
Sabah Publishing&sabah Marketing&media Company Investors

its ok.

gulg
16-06-2005, 12:16
IMF IN MAIL ADRESLERI:

imfcenter@imf.org
publicaffairs@imf.org

DUNYA BANKASI
World Bank Office

Ms. Tunya Celasin, External Affairs Officer and NGO Liaison
Ugur Mumcu Caddesi 88, 2nd Floor (Kat 2),
06700 Gaziosmanpasa, Ankara

Telephone: (90-312) 446-38-24
Facsimile: (90-312) 446-24-42
E-mail: tcelasin@worldbank.org


IFC Office
Yildiz Posta Caddesi No. 17/5
80280 Esentepe
Istanbul
Telephone: (90-212) 212-65-35
Facsimile: (90-212) 212-9165


its ok.

morton
16-06-2005, 12:32
medyada.com
sitasinde yayınlanan haber görmüşmüydünüz
SABAH MAĞDURLARI ABD BAŞKANI BUSH'A ŞİKAYETTE BULUNACAK


Sabah Gazetesi ile ATV’ye ait elinde hissesi bulunan 37 bin ‘mağdur’ eyleme hazırlanıyor. Merkez Grup A.Ş.’nin işadamı Turgay Ciner’e geçmesinden sonra, 2000 yılından beri bekleyen ‘küçük hissedarlar’ baktılar ki kendileriyle ilgilenen yok, haklarını hem uluslararası zeminde hem de, hukuk platformunda çözmeye karar verdiler. Çözüm ABD Başkanı W. Bush...


ÖMER FARUK GÜNEL-STAR


Bush’a mektup...

Bekleyen ve sabırları taşanlar, önce farklı bir yol seçtiler. Durumlarını ABD Başkanı G. W. Bush’a bir mektupla ilettiler. Bush’un sıkıntılarına çözüm getirmesini bekledikleri yok. Ama, ‘eylemdir’ adres farketmez, yeter ki sesimize kulak verilsin diye düşündüler. Ayrıca, 11 Haziran günü İstanbul’da biraraya geldiler. Hatırı sayılır bir çoğunluk oluşturdular. Toplantıda, Genel ve İdari Hukuk açısından durum değerlendirmesi yaptılar. Alınan kararlara göre, yakında Merkez Grup A.Ş.’nin 2000 yılındaki sahibi Dinç Bilgin ile o dönemin Yönetim Kurulu üyelerinin hakim karşısına çıkmaları söz konusu olacak. Ayrıca, şirketin yeni sahibi Turgay Ciner’i de dolaylı sorumluluktan dolayı mahkemeye verecekler.

TMSF de potada...

Olayın İdari boyutunda TMSF de hedef alınacak. El konulan Etibank’tan dolayı satılan Sabah ve ATV’nin piyasa değerinin altında satılmasına itiraz edilecek. Bu konuda, Doğan Grubu’nun Kanal D’nin yüzde 20’sini 150 milyon dolara satması örnek alınacak. Bu şartlarda bir gazete ve bir TV’nin 430 milyon dolara hem de on yıl vadeyle satılmasının yanlış olduğu savunulacak. Bu dava, en geç 3 Temmuz’a kadar açılacak. Ayrıca, hukuk yolunu seçmek istemeyen mağdurların ise, bu konuyla ilgili olarak, bulundukları yörenin Cumhuriyet Savcısı’na suç duyurusunda bulunmaları kararlaştırıldı. Ayrıca, kendi aralarında bir ‘temsil’ grubu oluşturuldu. Yakında Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener ile Devlet Bakanı Ali Babacan ziyaret edilecek. Bunlar, sivil toplum örgütlenmesi adına güzel gelişmeler. Demokratik yoldan hakların aranması olarak alkışlanmalı. Ancak, sonuç için yeterli değil. Bu aşamada, yasal değişiklik gerekiyor. Özellikle, TMSF’nin, Ciner Grubu ile oturup konuyla ilgili bir yol haritası çizmesi gerekir.

cengizk
16-06-2005, 13:04
SPK, tazminat taslağı hazırlığında
SPK Başkanı Cansızlar, imtiyaz sözleşmesi iptali sonrasında zarara uğrayan enerji şirketlerinde kayıpların tazmini için yasa taslağı hazırlandığını söyledi.
AA
Güncelleme: 15:11 TSI 13 Haziran 2005 Pazartesi

ANKARA - Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı Cansızlar, imtiyaz sözleşmesi iptal edilen enerji şirketleri ortakları ile TMSF’ye devredilen banka ortaklarının zararlarının tazminine yönelik, kanun taslağı önerilerinin hazırlanarak ilgili makamlara sunulduğunu söyledi. Cansızlar, yaptığı açıklamada, söz konusu şirketlerin ortaklarına ait hisselerin, ‘çağrı yoluyla satın alınması’ esasına dayalı kanun taslağı hazırlandığını kaydetti. Kurul’a çağrı muafiyeti tanınacak konularda belirleme yapma yetkisi tanınacağını anlatan Cansızlar, halka açık anonim ortaklıkların ‘birleşme ve bölünmelerinin’, AB düzenlemeleri paralelinde özel olarak düzenlenmekte olduğunu kaydetti.

cengizk
16-06-2005, 13:10
ARKADASLAR COK ILGINC VE SUPER BIR HABER..

Tmsf Başkanı: İçkiden En İyi Ben Anlarım
Muhammed Esed’in Kur’an Tefsiri’ni Türkçe’ye çeviren TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, Aksiyon dergisine verdiği röportajda ilginç bir iddiada bulundu: 'İçkiden en iyi ben anlarım.' Ertürk'ün iddiasının nedenine gelince...



TMSF’nin başında yine son birkaç yıla kadar kamuoyunun pek tanımadığı bir isim var: Ahmet Ertürk. Ocak 2004’ten bu yana görevde. Bugün milyarlarca dolar borcu, onlarca batık şirketi olan Ertürk, aslında devlet bürokrasisinde yıllardır çalışan, sektörü yakından tanıyan bir isimdi. Buna karşın yakın zamana kadar adı pek bilinmiyordu. Şimdi bütün Türkiye’nin gözü onda. Peki halkın parasını kurtarmaya çalışan bu bürokrat kim?

Ertürk aslında “derin hoca”

TMSF’nin başında bulunan Ahmet Ertürk aslında “derin hoca.” Çünkü Muhammed Esed’in Kur’an Tefsiri’ni Türkçe’ye çeviren kişi. Ayrıca Malatya’da herkesin tanıdığı ‘Said Hoca’nın da oğlu. Ahmet Ertürk bu özelliğini duyanların çok şaşırdığını ifade ediyor. Kur’an Tefsiri’ni tercüme edecek kadar din ve dil bilgisinin bir arada olmasına şaşıranlar da az değil. Ekonomi bilgisi yanında iyi bir kitap ve şiir okuyucusu. Ahmet Ertürk, kişisel gelişiminde, entelektüel birikiminde doğup büyüdüğü şehrin büyük etkisi olduğuna inanıyor. Ona göre Malatya insanında bir taşra kentinin yerelliğine sığmayan bir ruh hali var. Ulusal kimlik arayışındalar ve bu yüzden doğup büyüdüğü şehre değil, Ankara’ya, İstanbul’a yatırım yapıyor, gittikleri yerlerde kendilerini kabul ettirme çabasına giriyorlar.

İçkiden en iyi ben anlarım

TMSF Başkanı Ahmet Ertürk’ün aslında son derece ilginç, ilginç olduğu kadar da tezatlarla dolu bir meslekî kariyeri var. 1975’te Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirdikten sonra devletteki ilk görevi Turizm Bakanlığı’nda olur. Yapacağı iş turistik mekanları, özellikle de barları denetlemektir. Fakat Ertürk, ne sigara ne de içki içmektedir. Fakat içmese de içkiden anlamaya başlar. Burada bir süre çalıştıktan sonra TEKEL’de açılan bir kadroya geçer. Burada da müfettiştir ve sigara ile içli dışlıdır. Turizm Bakanlığı’nda içki denetleyen fakat içkiyle tanışmayan Ertürk, TEKEL’de sigaraya hayır diyemez ve bugüne kadar gelen sigara alışkanlığı bu dönemde başlar.

Ama buradaki görevleri Ahmet Ertürk için tatmin edici olmaz ve Kasım 1976’da Maliye Müfettişliği’ne girer. On yıl burada çalıştıktan sonra bir yıllık İngiltere tecrübesini takiben Sakıp Sabancı’nın başkanlığını yaptığı TÜSİAD’da çalışmaya başlar. Burada geçen 3 yılın ardından Denizcilik İşletmeleri Genel Müdürlüğü görevine gelir. 1992’ye gelindiğinde ise bankacılık sektörüne girer ve Albaraka Türk’te görev alır. Bir yıl sonra ise Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) üyesidir. Ocak 2004’e gelindiğinde ise kendisini çok önemli bir görev beklemektedir: “TMSF teklifi yapıldı. Tereddüt etmedim değil. Çünkü bilanço korkunçtu. Türkiye finans tarihinin en büyük çöküşü yaşanmış. Tahsil edilmesi mümkün olmayan paralar var. Bu görevi kabul etmek meydan okumaktı benim için. Kendime karşı bir meydan okumak. Aslında cesaretten öte biraz da delilikti bu göreve talip olmak.”

Ahmet Ertürk’ün göreve başladığı dönemde hem ekonomik hem de siyasi olarak çalkantılı bir dönemdir; çünkü Türkiye bankacılık tarihinin en büyük vurgunu yapılmış, sadece İmar Bankası’ndan 6 milyar dolarlık yük gelmişti hazinenin sırtına. Ertürk’e göre Uzan Operasyonu sadece bir gruba ya da bir aileye değil Türkiye’nin çürümüş finans sistemine yönelik bir operasyondu. Sorunların çözümü için elini taşın altına koyması gerektiğine inanır. Bu bir bakıma da hem aileden hem de büyüdüğü şehirden aldığı eğitimin bir gereğidir: “Ben iddia sahibiyim. Biz bir gelenekten geldik, bir mantıkla büyüdük. Biz bu ülkenin müesseselerini iyi yöneteceğimize inanıyorduk. Kendi geçmişimize sadık kalmamız gerekiyordu. Kendi kişisel tarihime sadık kalmak için bu işe talip olmam gerekiyordu.”

Röportajın tamamı: http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=21951

cengizk
16-06-2005, 13:21
BASBAKAN RECEP TAYYIB ERDOGAN-TURGAY CINER...YATIRIMLAR SIIRTTE.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kurumsal bir tükenilmişlik devletimizde egemendir. Kimse yetkisini devretmek istemiyor. Bunları aşacağız, aşmadan patlama yapamayız” dedi.
Başbakan Erdoğan, beraberinde bulunan İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen, Siirt Valisi Murat Yıldırım ve Sakarya Valisi Nuri Okutan ile Batman'dan helikopterle Siirt'in Şirvan İlçesi'ne bağlı Maden Köyü'ne geldi. Erdoğan, burada Park Holding'e ait Bakır İşletmeleri Konsantratör Tesisi'nde incelemede bulunarak, tünelin açılışını yaptı. “30 BİN KİŞİ AŞINI SAĞLAYACAK”

Erdoğan, törende yaptığı konuşmada, buradaki yatırımın sıradan bir yatırım olmadığını, tutarının 50 milyon dolar olduğunu belirterek, bu nedenle törende bulunmaktan memnuniyet duyduğunu ifade etti.
Burada ilk etapta bin kişinin direkt iş sahibi olacağını bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Burası tam olarak bittiğinde 30 bin kişi aşını buradan sağlayacaktır. Karayolları ve diğer hizmetler için bakan arkadaşlarıma gerekli talimatları verdim. Bunları yaparak, Maden köylüsüne (sen çağdaşlaşma yolunda bir adım atıyorsun) diyeceğiz.

Turgay Ciner'in söylediği gibi önümüzü açın. Kurumsal bir tükenilmişlik devletimizde egemendir. Kimse yetkisini devretmek istemiyor. Bunları aşacağız. Bunları aşmadan patlama yapamayız. Bir yılda Temmuz rakamlarına göre yapılan yatırımların tutarı 28 katrilyon liraya ulaşmıştır. Önümüzdeki günlerde daha da iyi olacaktır.
Bu iyiliğin işaretini Malatya'da da gördük. 19 fabrikanın açılışını, 38'inin de temelini attık. Bu yayılmaktadır. Bu yayılma bir güven, bir istikrar ve heyecandır.
Milli geliri 1500 doların altında olduğu illerde bu tür yatırımlara devam edeceğiz. 1 Ocak'ta yeni değerlendirmeler ve parametreler elimize geldiği zaman gerekli adımları atacağız. Gördüğünüz bu dağlar boş değil. Bunları ülkemize katma değer olarak kazandırmak için gereken her türlü çabayı göstereceğiz.”
“23 MİLYON TON REZERV”
Park Holding Yönetim Kurulu Başkanı Turgay ciner ise antik çağlardan beri bilinen ve 100 yıldan bu yana el sürülmemiş olan bu maden ocağında 23 milyon ton bakır rezervi bulunduğunu belirterek, ”Burada şimdi tesislerimizi kuruyoruz. Önümüzdeki yıl üretime başlayacağız. Tesislerimizden önce burada sağlık ünitesi kurduk. Buradaki personel vatandaşlara ücretsiz hizmet vermektedir. Köy oklunu onardık. Bürokrasinin yükünü üzerimizden atın” dedi.
TEŞVİK YASASI
“Doğu ve Güneydoğu'ya yapılacak yatırımları destekleyecek misiniz” sorusu üzerine Başbakan Erdoğan, çoğu Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yer alan ve kişi başına milli geliri bin 500 doların altında bulunan 36 ili kapsayan bir teşvik yasası çıkardıklarını söyledi. Siirt'in de bu illerden birisi olduğunu anımsatan Erdoğan, geçen cumartesi günü Van, pazar günü ise Malatya ziyaretlerinin de bu kapsamda olduğunu ifade etti.
Malatya'da, 19 fabrikanın açılışını yaptığını, 38 fabrikanın da temelini attığını belirten Erdoğan, bu projeleri gerçekleştirenlere teşekkür etti. Başbakan Erdoğan, bu fabrikaların 2 yıl içinde bitmesinin planlandığını ve bittiği anda da yaklaşık 12 bin personel istihdam etmesinin söz konusu olduğunu kaydetti. Erdoğan, farklı bir yatırımla Park Holding tarafından gerçekleştirilen Siirt'teki projenin de 1 yılda bitmesinin planlandığını ve bittiği zaman bin kişinin, dolaylı olarak da 5 bin kişinin istihdam edileceğini ifade etti.

“ÇALIŞMALARININ TAKİBİNİ YAPACAĞIZ” (BIZDE YAPACAGIZ SAYIN BASBAKAN!!!)

Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu çok anlamlı, (Terk edilmiş, hakikaten buralarda bir şey yok) diyenlere gayet önemli bir cevap. Yolun, elektriğin, hiçbir şeyin gitmediği bir yerde şu anda bu çalışmanın başlatılmış olması, gerek Madenköy, gerek çevre ilçelere de farklı bir canlılık, hayat getirecektir.
Şirvan İlçesi gelişmiş bir ilçe değil. Bunu gördüm. Gördüğümde de neler yapabiliriz... Bakan arkadaşlarım ile birlikte bunun seferberliği içine girdik. Oralarda, eğitim, sağlık, yol ve altyapı çalışmalarının da takibini yapacağız.”

cengizk
16-06-2005, 13:32
tmsf Nin Basina Ahmet Erturku Getirmek Acaba Zaten Havada Olan Paralarin Sorgulanmasini Ve Yere Indirilmesini Onlemekmidir Diye Soranlar Vardi?
Vallahi O Paralar Zaten Gitmis,borsa Kumardir ,alsin Bu Paralari Ilgili Yerler Kullansin Mantigimi Hakimdir Hukumette?bu Ilgili Yerlerin Kendileri Ile Ne Baglantilari Vardir?yoksa Bu Paralar Tarikatlara ,muritlere Mi Gitmektedir?yada Belli Cevreye Yakin Kisilere Mi? Diye Soranlar Icin De Yorumsuz Bir Yazi AHMET ERTURK HABERI....

cengizk
16-06-2005, 13:52
FLAS..FLAS..TUM SABAH MAGDURLARI BASBAKANIMIZA SORUYOR!!!
sayin Basbakanimiz Biz De Size Soruyoruz??

Sayin Basbakanim Yok Pahasina Turgay Cinere Satisina Tmsf Nin Onay Verdigi Sabah Ve Atv Icin Saniyoruz Bir Aciklama Yapmaniz Gerekiyor.bu Kadar Magdur Isyan Ederken Onlari Duymamanizin mantıklı bir aciklamasi vardir saniyoruz.Toplum Vicdaninda Ne Derece Etki Yapmaktadir hukumetin sessizligi ..Bunun Farkindasiniz Degil Mi ?bu Kadar Magdur 5 Yildir Beklemektedir!hic Mi Aciklama Yapmayacaksiniz?hic Mi Konunun Ustune Gitmeyeceksiniz?akp Nin Para Kaynagi Olarak Gosterilmesi Turgay Cinerin ,sizi Rahatsiz Etmiyor Mu?yakin Ilginizi Bekliyoruz Ama Hicbir Somut Hareket ,yaklasim Ve Cozum Onermiyorsunuz?
SIZDEN BEKLEDIKLERIMIZI BIZE COK GORMEYIN.
LUTFEN SESIMIZE KULAK VERIN VE MAGDURIYETIMIZE ARTIK BIR SON VERIN. SAYGILARIMIZLA
SABAH YAYINCILIK,SABAH PAZARLAMA VE MEDYA HOLDING MAGDURLARI

cengizk
16-06-2005, 14:25
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmak isteyenler için:
Mahkeme hangi işlere bakar?
1. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uluslararası bir kuruluştur. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınmış olan temel hakların çiğnenmesi durumunda bireyin bazı koşullar altında Mahkeme'ye başvurma olanağı vardır. Uluslararası bir antlaşma olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile birçok Avrupa devleti, kişilerin bazı temel haklarına saygı gösterme yükümlülüğü altına girmişlerdir. Güvence altına alınmış olan haklar, Sözleşme'de ve Sözleşmenin 1, 4 ve 6 no'lu eklerinde açıkça gösterilmiştir. Mahkeme'ye herhangi bir başvuruda bulunmadan önce, Sözleşme ve eklerine ve bunlarla ilgili devletlerce konmuş olan çekincelere bakmak gerekir.

2. Asağıdaki listede gösterilen ve bireysel başvuru hakkını tanımış olan devletlerden birinin Sözleşme ve eklerinde güvence altına alınmış haklardan birini, sizinle ilgili olarak çiğnediği kanısında iseniz, Mahkeme'ye başvurabilirsiniz. Sözleşme ve eklerinde yer almayan haklar için Mahkeme'ye başvurulamaz. Mahkeme, ulusal mahkemelerin üstünde, onların kararlarını bozan ve onlar yerine kararlar alan bir kuruluş değildir. Mahkeme'nin şikâyet konusu olan makam nezdinde, sizin yararınıza bir teşebbüste bulunma yetkisi de yoktur.

3. Mahkeme, listede gösterilen devletlere karşı yapılan ve belli bir tarihten sonraki olaylara ilişkin başvuruları kabul eder. Bu tarih, şikâyet edilen devlete ve şikâyet konusu olan hakka göre değişebilir.

4. Bu devletlerin yasama, yönetim, yargı organları gibi ancak kamu kuruluşlarının tutum ve davranışlarından dolayı Mahkeme'ye şikâyet edilebilir. Mahkeme özel kişilere veya kuruluşlara karşı yapılan şikâyetlere bakmaz.

5. Mahkeme'ye başvurmadan önce, ilgili devletin hukukunda öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmiş olması gerekir. Örneğin, şikâyetiniz bir yargı kararı ile ilgili ise, varsa temyiz yoluna başvurmanız ve sonucu almanız yeterlidir. İç hukuk yolları tüketilirken, yasaların öngördüğü usule ve süreye ilişkin kurallara da uygun hareket edilmelidir. Eğer, iç hukuk yollarını tüketmek için yaptiğiniz başvurular, süre, görev veya usul yönünden reddedilmiş olursa, Mahkeme büyük bir olasılıkla başvurunuzu kabul etmeyecektir.

6. İç hukuk yollarını tükettikten, başka bir deyişle, son merciinin kararını aldıktan sonra, Mahkeme'ye 6 ay içinde başvurmak gerekir. Başvuru bir mahkumiyet ile ilgili ise, süre muhtemel bir iade-i- muhakeme talebinin reddi tarihinden itibaren değil, normal müracaat yollarının sonunda verilen karar tarihinden itibaren işlemeye başlar. Eğer altı aylık sürenin bitiminden önce kısa ve açık bir şekilde de olsa taleplerinizi Mahkeme'ye bildirmemiş iseniz, Mahkeme şikâyetinizi inceleyemeyecektir.

Mahkeme'ye nasıl başvurulur?
7. Eğer Sözleşme ve eklerince güvence altına alınan haklarınızdan birinin çiğnendiği ve yukarıda belirtilen koşulları yerine getirdiğiniz kanısında iseniz, Mahkeme Yazı İşleri Müdürü'ne aşağıda 8. maddede sıralanan bilgileri içeren bir mektup yazmanız gerekir. Bu mektubu asağıdaki adrese gönderiniz:

Le Greffier de la Cour Européenne des Droits de l'Homme
Conseil de l'Europe
F-67075 STRASBOURG CEDEX

8. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü'ne göndereceğiniz mektupta asağıdaki bilgiler yer almalıdır:

a. Şikâyetinizin dayandığı olayların özet olarak ne olduğu,
b. Sözleşme ile güvence altına alınan haklarınızdan hangilerinin çiğnendiği,
c. İç hukuk yollarını tüketmek için hangi makamlara başvurduğunuz,
d. Şikâyet konusu yaptığınız olayla ilgili olarak, kamu kuruluşlarınca alınan kararların bir listesi. Bu listede yer alan her kararın tarihi, kısa özeti, kararı alan makamın adı yer almalıdır. Mektubunuza bu kararların aslı veya bir kopyası eklenmelidir. (Gönderdiğiniz belgeler size iade edilmeyeceğinden, belgelerin asıllarını değil suretlerini göndermeniz rica olunur.)

9. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü başvurunuzla ilgili olarak size cevap verecek, belki de sizden ek belge, bilgi veya açıklama isteyecek, Mahkeme'nin Sözleşmeyi nasıl yorumladığı hakkında size bilgi verecek ve başvurunuzun kabul edilebiliriliği konusunda açık bir engel varsa, sizi bundan da haberdar edecektir. Buna karşılık, şikâyet ettiğiniz devletin mevzuatı hakkında size bilgi veremeyecektir.

10. Sizinle olan yazışmadan, eğer başvurunuzun Mahkeme'ye yapılmış bir başvuru olarak kaydının yapılması gerektiği anlaşılıyorsa ve siz de bunu istiyorsanız, Mahkeme Yazı İşleri Müdürü Mahkeme'ye resmen başvurmanızı sağlamak üzere, size basılı bir başvuru formu gönderecektir. Siz bu formu doldurup Mahkeme Yazı İşleri Müdürü'ne gönderdikten sonra, başvurunuz Mahkeme'ye sunulacaktır.

11. Mahkeme Yazı İşleri Müdürü, gelişmelerden sizi zaman zaman haberdar edecektir. Mahkeme'de incelemeler en azından ilk aşamalarda yazılı olarak yapılır. Duruşma yapılması gerekirse, o da ayrıca taraflara bildirilir. Başvuruda bulunmak için Mahkeme'ye gelmeye gerek yoktur, başvurular posta ile yapılır.

12. Eğer imkânınız varsa, başvurunuzu avukat aracılığı ile yapınız. Avukat tutmak için maddî imkânı olmayanlar, Mahkeme'den adli yardım isteminde bulunabilirler. Ancak, adli yardım başvurunun yapıldığı anda değil, eğer istem yerinde görülürse, muhakeme usulünün sonraki aşamalarında elde edilebilir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini İmzalayan Devletler:

Almanya
Andorra
Arnavutluk
Avusturya
Belçika
Bulgaristan
Çek Cumhuriyeti
Danimarka
Estonya
Finlandiya
Fransa

Gürcistan
Hırvatistan
Hollanda
İngiltere
İrlanda
İspanya
İsveç
İsviçre
İtalya
İzlanda

Kıbrıs
Liechtenstein
Letonya
Litvanya
Lüksemburg
Macaristan
Makedonya
Malta
Moldova
Norveç

Polonya
Portekiz
Romanya
Rusya
San Marino
Slovak Cumhuriyeti
Slovenya
Türkiye
Ukrayna
Yunanistan

gulg
16-06-2005, 16:44
Küçük hissedara ümit yok
SPK fona alınan bankalar ve imtiyazı iptal edilen şirketlerdeki yatırımcı zararını TMSF'nin karşılamasını savunurken, TMSF ise parayı ödeyecek merci olarak Hazine'yi adres gösterdi

(203 kişi okudu)


AHMET KIVANÇ (Arşivi)

ANKARA - Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF) kapatılan veya fona devredilen 22 bankayla ilgili sorumluluğunu araştırmak için TBMM'de kurulan Araştırma Komisyonu'nda İMKB'deki tahtaları kapanan bankaların küçük hissedarlarının zararının karşılanması konusunda uzmanlar arasında görüş ayrılığı çıktı.

Büyütmek için tıklayınız

Komisyonun raporunda, bankacılık imtiyazının sadece, 'toplum bakımından makbul, itibarlı, mali gücü yerinde, kısa dönemli kâr peşinde koşmayan' kişilere verilmesini istendi. Çalışmalarına 13 Ocak'ta başlayan ve görev süresi 28 Mayıs'ta dolacak olan Araştırma Komisyonu'nda oluşturulan üç alt komisyondan biri olan 'Bankacılık ve Finans Sektörüyle İlgili Alt Komisyon' raporunu tamamladı. Üyelere dağıtılan rapor, diğer iki alt komisyonun hazırlayacağı raporla birleştirilecek. 249 sayfadan oluşan raporda, bankacılık ve finans sektörünün sorunlarının çözümü konusunda altı ayrı yasa taslağına da yer verildi. Tasarılar arasında SPK'nın daha önce batan banka ve imtiyazlı şirketlerde hisse senedi olan küçük yatırımcının mağduriyetlerinin giderilmesine ilişkin tasarısı da yer aldı.
Taslakların aynen yasalaşması durumunda banka hissedarları için toplam 128.4 trilyon, imtiyazlı şirketlerin hissedarları için de 132.4 trilyon lira olmak üzere toplam 260.8 trilyon lira ödeme yapılacak. Ancak, komisyonda görev yapan BDDK ve TMSF temsilcileri TMSF'nin böyle bir ödeme yapmasına karşı çıkarak, rapora, 'karşı görüş' yazısı eklettiler.

Kriz dersleri de yer aldı
Karşı görüş yazısında, eğer yasama organı ille de ödeme yapılması yönünde bir karar alacaksa, ödemenin Hazine tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği belirtildi. Yazıda, hisseleri borsada işlem gören bankalar dolayısıyla BDDK'ya kamuyu aydınlatma yükümlülüğü verilmesine de karşı çıkıldı.
Türk bankacılık sistemi raporda mali gücü bakımından değerlendirildi, AB üyesi ülkeler ve gelişmiş ülkelerdeki bankacılık sistemleriyle karşılaştırıldı, sisteminin riskleri de geniş bir şekilde irdelendi. Japonya, Güney Kore, İsveç ve Meksika'da daha önce yaşanan bankacılık krizlerinden alınacak derslere de yer verilen raporda, bankacılık sisteminin yanı sıra tüm finans sektörünü kapsayacak şekilde sermaye piyasası, sigorta sektörü, emeklilik sistemleri, özel finans kurumları ile finansal kiralama, factoring şirketleri ve aracı kurumlar gibi diğer finans kurumlarının sorunları ve çözüm önerileri sıralandı.


'Bankacı makbul olmalı'
Raporda, bundan sonra bankacılık lisansı verilecek kişilerde aranması gereken niteliklere de yer verildi. Hazırlanan raporda, yaşanan krizlerin, banka sahiplerinin belirlenmesinin kritik önemi haiz olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. Raporda, "Bankacılık yapma imtiyazının sadece, toplum bakımından makbul, itibarlı, mali gücü yerinde, kısa dönemli kâr peşinde koşmayan kişilere verilmesi elzemdir. İdare bu hususta dirayetli ve kararlı olmalıdır" denildi.
Türkiye'nin 2007 yılından itibaren bankacılık sisteminde Basel II sermaye yeterliliği standardını uygulamaya başlayacağı anımsatılan raporda, bu konuda alınması gereken tedbirler de sıralandı:


Operasyonel risk, kredi riski ve piyasa riskine ilişkin ayrıntılı düzenlemelerin yürürlüğe konulması ve risklerin hesaplanmasına ilişkin sürecin ilgili kurumlarla koordinasyon halinde yakından takip edilmesi sağlanmalı.

Risklerin etkin şekilde ölçülmesinde büyük önemi olan veri bankaları ile altyapı ve beşeri sermaye yatırımları tamamlanmalı.

Derecelendirme kuruluşlarının faaliyete geçmelerini sağlayacak gerekli yasal düzenlemeler ve altyapı bir an önce hazırlanmalı.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=116612

17 Mayıs 2004

gulg
16-06-2005, 16:54
YATIRIM FONLARI VE BONO


Küçük yatırımcı AB normlarına girmedi
El konulan halka açık 4 bankada, yatırımcının 110 milyon doları yok oldu. AB normları çerçevesinde hazırlandığı söylenen yeni bankacılık yasa taslağında da küçük yatırımcının mağduriyeti giderilmedi

SONGÜL HATISARU / Finans atölyesi

Henüz geçen yıl uygulamaya giren bankacılık kanunu AB'ye uyum normları çerçevesinde yeniden değişiyor. Bakan Şener'e sunulan ve bankacılık mevzuatını değiştiren taslağın sonbaharda yasalaşması bekleniyor. Geçmişte 4743 sayılı kanun ile değişik, 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesine göre Yaşarbank, Esbank, Demirbank ve Toprakbank'ın temettü hariç ortaklık haklarıyla bankanın yönetim ve denetimi fona geçti. Tabii bu banka hisselerine yatırım yapan küçük yatırımcının hisseleri pula döndü! Kredi Kuruluşları Kanunu adı verilen yeni bankalar yasa taslağında, bu tür mağduriyetlerin bir daha oluşmamasına yönelik hiçbir madde yer almıyor. Taslağı, AB uyum normları çerçevesinde, sektörün de görüşünü alan BDDK hazırladı.

Yatırımcı devlet eliyle aldatıldı
Peki el konulan bankalar nedeniyle hisseleri bir anda pula dönen banka borsazedeleriyle ilgili olarak bir daha böyle mağduriyetlerin oluşmaması ve var olan mağduriyetin giderilmesine yönelik bir maddenin yer almamasını, örnek alındığı söylenen AB'de, yatırımcının önemsenmemesine mi bağlamalıyız, yoksa küçük yatırımcının Türkiye'de "Kendisi var, hakları yok" olarak görülmesine mi?
Mevcut kanun ve şu anda üzerinde çalışılan taslakta banka borsazedeleriyle ilgili olarak herhangi bir düzenlemenin yer almaması ancak yatırımcının önemsenmemesiyle açıklanabilir. İMKB'de işlem gören 4 bankanın hisselerine el konulması sonucunda yatırımcının 110 milyon doları buharlaştı. Çünkü devlet bu bankaların kötü yönetiminde hiçbir kusuru bulunmayan küçük yatırımcının da hisselerine sıfır bedelle el koydu.
Konuyla yakından ilgili olanlar biliyor ki bankalarla ilgili olarak Hazine'ye farklı, SPK ve borsaya farklı bilançolar gidiyor. El konulan bu bankaların hepsi bağımsız denetime de tabiydi. Ve bağımsız denetim raporları borsada da yayımlanıyordu. El konulan bu bankaların mali tabloları kazançlı görünüyordu.
Mesela Yaşarbank'ta kârlı bilançonun açıklanmasının haftasında bankaya el konulduğunu çok iyi hatırlıyoruz. Bu örnek bile bağımsız denetim sonucunda Hazine'ye farklı, SPK'ya farklı bilanço gittiğini gösteriyor.

'Bankacılık sırrı' yaktı
Yani batık olduğu bilindiği halde borsa ve SPK'ya, kârlı bilanço gönderilmesine göz yumuldu. Yatırımcı, kamuya ilan edilen SPK'nın tablolarına göre karar vererek yatırımını yaptı. Yatırımcı göz göre göre devlet eliyle yanıltıldı. SPK 'Bankacılık sırrı' kapsamında bankaları tam olarak denetlemiyor, dolayısıyla yatırımcılarını bilgilendiremiyor. Bilemiyorum yine bir düzenleme yapılmayacaksa, SPK'nın çıkıp, "Ey yatırımcı, ben bu bankaları aslında denetleyemiyorum" demesi mi gerekiyor? Veya bundan sonra halka açılmak için gelen bankalara izin vermemesi mi?


Konu, SPK açısından da çok ciddi
Konu gerçekten bu boyutta ciddidir. SPK açısından da ciddidir. Çünkü sadece yatırımcı değil, SPK bürokratları da tam denetleyemedikleri bir alandan dolayı zan altında. Nitekim Uzan Grubu'nun yolsuzluklarına karşı bayrağı ilk açan bugünkü fiili duruma dayanak oluşturan birçok raporu düzenleyen 4 SPK yetkilisi hakkında da İmar Bankası'ndan dolayı dava açıldı. Banka borsazedelerinin açtığı birçok dava ise hâlâ sürüyor. İç hukuk yolları tüketildikten sonra bu yatırımcıların bir bölümü mutlaka Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidecektir. İleride devletin tazminat ödeme yükümlülüğü doğabilir. Bu yolların açılmasını önlemenin yolu, yeni kanuna küçük yatırımcının haklarını güvence altına alacak bir hükmün konulmasıdır.


YKB'ye uymayan, Turkcell'e neden uysun sorusu...
Çukurova Grubu'nun devletin teminatındaki Turkcell hisselerini almaya yönelik yeni girişimi üzerine okurlardan pek çok mail geldi. YKB hisselerinde, grubun devletle anlaştığına yönelik haberlerle oynanan oyunlardan canı yananlar şu soruyu soruyor: BDDK ve TMSF, alacaklarına karşılık olarak teminata aldığı YKB hisselerinin Çukurova Grubu'nun borçlarının erken kapatılması için kredi bulacağı söylenen Northway'e devredilmesi önerisini kabul etmedi.
Yani bu şirketi borcun erken ödenmesi avantajına karşın uygun bulmadı. Peki o halde iş şimdi nasıl Turkcell'e dönüyor? Yani YKB hisseleri için uygun bulunmayan Northway, Turkcell İletişim ve Holding hisselerini devretmek için neden uygun olsun? Devlet bu gruptan 6.2 milyar dolarlık alacağına karşılık YKB'nin yüzde 39 hissesini ve TMSF ve YKB nezdinde de Turkcell Holding ve Turkcell iletişim hisselerini teminata almış durumda. Yani bu hisseler alacağa karşılık bir garanti unsuru.
Yeni öneride istenen 2.7 milyar dolarlık indirim talebi ve 'tabela şirket' olduğu yönünde güçlü kuşkular bulunan Northway üzerinden Turkcell'de de öne sürülen koşullarda bir anlaşma sağlanması güç. Bu nedenle hissede yeni söylentilerle menfaat sağlanmaması için yetkililerin bu kez dikkatli olması gerektiği üzerinde duruluyor.
Borsacılar, kamuoyunun, yetkili ağızlardan zamanında bilgilendirilmesi durumunda hissede oynanan oyunların önünün kesilerek birilerinin menfaat temin etmesinin engelleneceğine dikkat çekiyor.


SPK hisselerde inceleme başlattı
Reuters'a düşen anlaşma haberiyle ilgili olarak SPK ve İMKB'nin inceleme başlattı. Cuma günü Reuters'e, "TMSF ile Çukurova Grubu borcun erken ödenmesi konusunda" anlaştığı haberi düşmüş ve bir yetkiliye dayandırılan haberde anlaşma koşullarına ilişkin detaylara da yer verilmişti. Daha sonra TMSF hatta Çukurova Grubu 'anlaşmanın henüz tamamlanmadığını' açıklamasına rağmen Reuters haberi geri çekmemişti. Haberin geldiği saatle hisselerin işleme kapatıldığı süreç arasında geçen 15 dakikada Çukurova Grubu hisselerinde yukarı doğru sert bir yükseliş yaşanmış ve başta Turkcell ile YKB olmak üzere grup hisseleri tavan yapmıştı.

Kara para kanunu işler
Cuma günü borsa koridorlarında bir süredir başka işlerle uğraşan büyük bir oyuncunun haber sayesinde büyük para kazandığı fısıltıları dolaşıyordu. SPK başlattığı inceleme sonucunda hisselerde manipülatif işlem yapıldığını belirlerse Kara Para Kanunu kapsamı da dahil olmak üzere savcılığa suç duyurusunda bulunacak. Kara para kapsamındaki işlemlere yüklü para cezası yanı sıra ağır hapis cezası da verilebiliyor.
Öte yandan SPK'nın, geçen hafta yaşanılana benzer bir şekilde bir ay önce bir BDDK yetkilisine dayandırılarak yine Reuters'ta, Çukurova Grubu ile BDDK - TMSF'nin anlaştığına yönelik haberlerden sonra İMKB'de yaşanan fiyat hareketlerine yönelik incelemelerini sürdürdüğü öğrenildi. ANKA'nın haberine göre BDDK Başkanı Bilgin, Kurumdan böyle bir açıklama yapılmadığını, TMSF Başkanı Ertürk böyle bir bilgi verme mükellefiyeti bulunmadığını, SPK Başkanı Cansızlar ise yaşananlarla ilgili olarak taraflar nezdinde Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesindeki inceleme ve tespitlerin devam ettiğini bildirdi.

http://www.milliyet.com.tr/2004/06/07/ekonomi/eko04.html

gulg
16-06-2005, 18:43
http//:rega.basbakanlik.gov.tr

Arşiv bölümünden 16.07.2003 tarihli Resmi Gazete'deki

Rekabet Kurulu Kararları

— Rekabet Kurulunun 01-51/512-125 Sayılı Kararı

--------------------------------------------------------------------------

gulg
16-06-2005, 19:25
madem yurtdışına açıldık
IOSCO, (Uluslararası Menkul Kıymetler Örgütü)

ilk hedefimiz olsun..

//////////////////////////////


FESCO-Avrupa Menkul Kıymetler Komisyonları Forumu'dur. Bu forumun Avrupa Birliği ile ilgisi nedir? Bu konuyla ilginin kurulması için kısaca anlatayım. İlk önce serbest bir forum olarak kurulmuş bu forumu daha ziyade Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen organların, yani bizde Sermaye Piyasası Kurulu'na karşılık gelen komitelerin başkanları ve diğer yöneticileri oluşturmuş.

Daha sonra Lizbon Zirvesi sırasında, böyle bir çalışmanın Avrupa Birliğine mal edilmesi gereği ortaya çıkmış ve FESCO'ya Avrupa Birliği açısından resmiyet verilmesi gereği duyulmuş. Nihayet 2001 yılındaki toplantıda ise FESCO'nun adı değişerek bugünkü adı olan "Avrupa Menkul Kıymetler Düzenleyicileri Komitesi" halini almış. Bu düzenleyici kelimesi İngilizcedeki 'regulator' yani doğrudan doğruya hukuksal açıdan düzenleme yapan ve kontrol eden, sermaye piyasası gibi kurullar şeklinde anlaşılmalıdır.

1991 yılında Avrupa Komisyonu, FESCO'yu, bu komiteye çevirmiş ve böylelikle kendisine bağlamıştır. Avrupa Topluluğu, bütün Avrupa piyasalarına tek bir piyasa olarak bakmaktadır. Bu piyasadaki engeller arasında en büyüğünün hukuklar arasındaki farklılık olabileceğini düşünmektedirler ve yine en büyük engelin yatırımcının küstürülmesi olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrudan yaklaşımdır.

Üstünde durmayacağım ikinci yaklaşım dolaylı yaklaşımdır. Bugün Avrupa Birliği'nde ve bütün dünyada azlık hakları demode haklar haline gelmiştir. Bunun yerine, hesapların şeffaflığı ve kamuyu aydınlatma ilkesiyle yatırımcıları korumanın daha etkili olduğu düşünülmektedir.


Bir takım uluslararası kuruluşlarda, birliklerde, örgütlenmelerde, yatırımcının korunması detaylı bir biçimde yer almaktadır. FESCO'nun sermaye piyasası düzenlemelerinde temel olarak kabul ettiği üç noktadan bir tanesi de yatırımcının korunmasıdır. Bu gerekçeyle ayrıntılı ilkeler ve koruma yöntemleri öngörülmüş bulunmaktadır

///////////////////////////////

FESCO yu da unutmamalıyız. Hükümet madem bizi dikkate almıyor, AB ye bağlı FESCO ya hesap versin.

Sevgili cengiz in yazdığı ingilizce metni yağdıralım bakalım.
AB görsün Türkiye de küçük yatırımcı nasıl mağdur ediliyormuş???

Bir de mail adresini bulabilsem. :vurkafa:

gulg
16-06-2005, 20:09
1- CengizK - 100
2- MuratY - 100
3- GulG - 100
4- ACK - 100
5- HALLAC - 10
6- Arbitus - 100
7- Cem Karakaya - 20
8- sirius - 75
9- elbruz - 50
10- XYUNA - 50
11- kuzey1 - 100
12- ocuk - 100
13- Koray Arslan - 100
14- b.melik - 50
15- Nedim Gözütok - 25
16- İbrahim Atalay Sermet - 100
17- sugare - 50
18- morton - 50
19- Şengül Aktunç - 33
20- Şahin - 67
21- Selma Aydoğan - 33
22- Umuer - 40
23- Davut Gülaçan - 20
24- Kadir Aydın - 18
24- Aksi Çiler - 50
25- Halukus -100

Toplam : 1.638 YTL

1- Ayshe 99 €

gulg
16-06-2005, 20:14
günaydın arkadaşlar
yazdıklarınızı sabahın köründe okudum eksik olmayın beni anmışsınız teşekkür ederim iyiyim allaha şükür net e giremedim fethiye den arkadaşım gelmişti malzeme alımı için bende onunla beraberdim kısmetse aysonuna doğru bende orada olacağım yine aranızdan ayrı kalacağım bir süre
bu arada yapılanları çıkan haberleri okudum sesler iyice duyulmaya başlamış gülg nin tesbit ettiklerine hemen maillerimi yolladım teşekkür edilmesi gereken kişilerede teşekkür maillerini attım sabah sabah bi faal durumlar yaptım anlıyacağınız

sevgili morton, valla yokluğunuz hissedildi, irtibatı kopartmayalım....

cengizk
16-06-2005, 23:02
AVRUPA BIRLIGININ EN UST YETKILISININ E-MAILI

euro-ombudsman@europarl.eu.int


http://www.euro-ombudsman.eu.int/form/en/default.htm DE DE SIKAYET FORMU VAR...ISTEYEN DOLDURUP GONDERIR..

cengizk
16-06-2005, 23:09
//////////////////////////////


FESCO-Avrupa Menkul Kıymetler Komisyonları Forumu'dur. Bu forumun Avrupa Birliği ile ilgisi nedir? Bu konuyla ilginin kurulması için kısaca anlatayım. İlk önce serbest bir forum olarak kurulmuş bu forumu daha ziyade Avrupa Birliği'ne dahil ülkelerin sermaye piyasalarını düzenleyen ve denetleyen organların, yani bizde Sermaye Piyasası Kurulu'na karşılık gelen komitelerin başkanları ve diğer yöneticileri oluşturmuş.

Daha sonra Lizbon Zirvesi sırasında, böyle bir çalışmanın Avrupa Birliğine mal edilmesi gereği ortaya çıkmış ve FESCO'ya Avrupa Birliği açısından resmiyet verilmesi gereği duyulmuş. Nihayet 2001 yılındaki toplantıda ise FESCO'nun adı değişerek bugünkü adı olan "Avrupa Menkul Kıymetler Düzenleyicileri Komitesi" halini almış. Bu düzenleyici kelimesi İngilizcedeki 'regulator' yani doğrudan doğruya hukuksal açıdan düzenleme yapan ve kontrol eden, sermaye piyasası gibi kurullar şeklinde anlaşılmalıdır.

1991 yılında Avrupa Komisyonu, FESCO'yu, bu komiteye çevirmiş ve böylelikle kendisine bağlamıştır. Avrupa Topluluğu, bütün Avrupa piyasalarına tek bir piyasa olarak bakmaktadır. Bu piyasadaki engeller arasında en büyüğünün hukuklar arasındaki farklılık olabileceğini düşünmektedirler ve yine en büyük engelin yatırımcının küstürülmesi olduğu ifade edilmektedir. Bu doğrudan yaklaşımdır.

Üstünde durmayacağım ikinci yaklaşım dolaylı yaklaşımdır. Bugün Avrupa Birliği'nde ve bütün dünyada azlık hakları demode haklar haline gelmiştir. Bunun yerine, hesapların şeffaflığı ve kamuyu aydınlatma ilkesiyle yatırımcıları korumanın daha etkili olduğu düşünülmektedir.


Bir takım uluslararası kuruluşlarda, birliklerde, örgütlenmelerde, yatırımcının korunması detaylı bir biçimde yer almaktadır. FESCO'nun sermaye piyasası düzenlemelerinde temel olarak kabul ettiği üç noktadan bir tanesi de yatırımcının korunmasıdır. Bu gerekçeyle ayrıntılı ilkeler ve koruma yöntemleri öngörülmüş bulunmaktadır

///////////////////////////////

FESCO yu da unutmamalıyız. Hükümet madem bizi dikkate almıyor, AB ye bağlı FESCO ya hesap versin.

Sevgili cengiz in yazdığı ingilizce metni yağdıralım bakalım.
AB görsün Türkiye de küçük yatırımcı nasıl mağdur ediliyormuş???

Bir de mail adresini bulabilsem. :vurkafa:

FESCO (Forum of European Securities Commissions)

fesco nun e-maili

baskan:HOWARD DAVIES

consumerhelp@fsa.gov.uk

b.melik
16-06-2005, 23:37
http://www.medyada.com/haberdetay.asp?kid=10&id=4678

gulg
17-06-2005, 07:43
http://www.medyada.com/haberdetay.asp?kid=10&id=4678

hani teşekkür......

http://www.medyada.com/yorumoku.asp?kid=10&id=4678

gulg
17-06-2005, 09:23
cevap geldi sanırım yanlış adres...

---------------------------------------------------------------

Thank you for your e-mail which has been received by the Financial Services Authority, Consumer Contact Centre. We aim to respond within 10 working days where a response is required. However, more complex queries may take longer. We attach some information about the FSA and the Consumer Contact Centre that may assist you while we prepare any response to your e-mail.

The role of the Consumer Contact Centre (CCC) is:
to answer general consumer enquiries regarding financial products and services; to advise consumers if a firm is authorised or not; and to assist (where possible) consumers with an enquiry which falls outside of our remit, by directing them to another organisation.

We regret we may not be able to:
answer enquiries where the information requested is not available on our website, or via our range of information sheets, fact sheets and booklets; provide statistical information; give private opinions or rule interpretations; respond to all enquiries individually.

We have attached an information sheet giving general information about the Financial Services Authority (FSA) and the work it undertakes as the regulator of the financial services industry in the United Kingdom. However we do not seek to regulate or influence the everyday business decisions of firms and we cannot comment on their commercial decisions.

Where relevant, we have shared the information you have given us with other departments within the FSA. Please note that the Financial Services and Markets Act (2000) imposes restrictions on how we deal with information received and we would be unable to let you know if any subsequent action was taken.

For further consumer friendly information on financial services, you may wish to visit our website (http://www.fsa.gov.uk/consumer).

Introduction to the FSA: http://www.fsa.gov.uk/consumer/pdfs/info_sheets/intro_to_FSA.pdf

If you have any difficulties opening the attached documents please use the following link which provides information on pdf files. http://www.fsa.gov.uk/consumer/pdfs/info_sheets/index.html

Thank you for contacting the FSA

Consumer Contact Centre
Regulatory Services Business Unit
Financial Services Authority
Website: www.fsa.gov.uk
Consumer Helpline: 0845 606 1234

gulg
17-06-2005, 10:55
Sn. Emin Şirin in verdiği soru önergesinin cevabı.

morton
17-06-2005, 11:09
selamlar

MURATY
17-06-2005, 12:00
Sn. Emin Şirin in verdiği soru önergesinin cevabı.

link i atladın galiba gulg,

MURATY
17-06-2005, 12:04
17 Haziran 2005 11:26 CumaHükümete yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesi bugün 'GÜNDEM' sayfasını Dinç Bilgin'e ayırdı. Gazete, Etibank borcunu kapatan Dinç Bilgin'in diğer borçlarını kapatmak için görüşmelere başladığını yazdı. İşte o haber...

Bilgin'den borç kapatma atağı

TMSF tarafından el konulan Etibank'ın eski sahibi Dinç Bilgin, Sabah grubunu Turgay Ciner'e 433 milyon dolara satmasının ardından geri kalan yaklaşık 150 milyon dolar tutarındaki borcunu ödemek için de girişimlerde bulundu

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ile protokol yapan gruplar arasında bulunan el konulan Etibank'ın eski sahibi Dinç Bilgin, bankadan ve diğer bankalardan kaynaklanan borçlarının tamamını kapatmak için TMSF nezdinde girişimlerde bulundu. TMSF ile görüşmelerini sürdüren Bilgin, borçlarının tamamını kapatmayı planlıyor. Bilgin'in TMSF'ye, faiziyle birlikte 880 milyon dolarlık borcu bulunuyordu. Bilgin, Sabah Grubu'nu, 433 milyon dolara Turgay Ciner'e sattı. Bu tutar, Dinç Bilgin'in borcundan düşüldü. Ayrıca, eski BDDK Başkanı Engin Akçakoca döneminde yapılan anlaşmaya göre, Dinç Bilgin A-Tel'deki yüzde 50 hissesini TMSF'ye 270 milyon dolara sattı. Bugüne kadar TMSF'ye 30 milyon dolar borç ödemesi de yapan Bilgin'in Atv ve Sabah'ın satışından gelen para ile birlikte bugüne kadar ödediği toplam tutar 730 milyon dolara ulaşıyor. Buna göre Bilgin'in halen TMSF'ye yaklaşık 150 milyon dolar civarında borcu kalıyor. Ancak A-Tel satış anlaşmasında yer alan bir hükme göre, Bilgin'in borcu her an değişebilir. Dinç Bilgin'in, toplam borcu A-Tel'in değerinin ardından netleşecek. Bilgin'in, Turgay Ciner ile yapılan protokolün ardından, borcun tamamının da ödeme planına bağlanması yönünde girişimlerde bulunduğu bildirildi.

TMSF ile protokol imzalamayan gruplar

Türkbank, Tarişbank, İktisat Bankası, Kentbank, Egebank, Yurtbank, Bank Ekspres, EGS Bank, Ulusal Bank ve İmar Bankası hakim ortaklarıyla ise henüz protokol imzalanmadı. Söz konusu bankalar toplam 13 milyar 865 milyon dolarlık zararla devralınmıştı. Ancak devir zararı 7,1 milyar dolar olarar gözüken İmar Bankası'nın vergi yükümlülükleriyle birlikte toplam zararı 12 milyar dolara (16,8 katrilyon liraya) çıkmıştı. İmar Bankası'nın bu etkisiyle birlikte hakim ortaklarıyla henüz protokol imzalanmayan bankaların toplam devralınan zararı 18 milyar dolara, 21 bankanın toplam zararı ise 30 milyar dolara ulaşıyor.

TMSF'nin protokol yaptığı gruplar şöyle:

PAMUKBANK: Çukurova Grubu'ndan olan 3,2 milyar dolar tutarındaki alacak, aylık taksitlerle 20 ayda 1,95 milyar dolar ve takip eden 6 ayda 145 milyon dolar olmak üzere toplam 2,1 milyar dolar olarak tahsil edilecek. Gruptan yapılan toplam tahsilat 30 Nisan 2005 itibarıyla 439 milyon 524,8 bin dolara ulaştı. Çukurova Grubu 31 Mayıs 2005 günü yaptığı 131 milyon 850 bin dolarlık ödemeyle protokol kapsamındaki toplam ödemelerini 571 milyon dolara çıkardı.

SÜMERBANK: TMSF'ye 373,7 milyon dolar borcu bulunan Garipoğlu Grubu, 9 yılı anapara, 2 yılı faiz, 1 yılı da dolaylı sorumluluklarından kaynaklanan borçları için olmak üzere, toplam 12 yılda tüm borçlarını ödemeyi taahhüt etti. Gruptan yapılan toplam tahsilat 26 milyon 184 bin dolar oldu.

İNTERBANK: Nergis Grubu'yla toplam 1.678,4 milyon dolar üzerinden protokol imzalandı. Gruptan sağlanan toplam tahsilat 88 milyon 822 bin dolar oldu.

TOPRAKBANK: Toprak Grubu, TMSF'ye olan toplam 450 milyon 744,5 bin dolarlık nakit borcunu bu yıldan başlayarak 10 yılı anapara, 2 yılı faiz olmak üzere toplam 12 yılda ödeyecek. 2 milyon 286 bin dolarlık gayrinakit kredi borcunu da protokol süresi içinde kapatacak. Gruptan, Bankanın Fona devir tarihinden bu yana yapılan tahsilatların toplamı 4 milyon 721,9 bin dolar oldu.

BANK KAPİTAL: Ceylan Grubu ile imzlanan finansal yeniden yapılandırma anlaşması kapsamında toplam 339 milyon 449,9 bin dolarlık alacağı yapılandırıldı. Borç tutarının, Libor + yüzde 2,5 faizle, 2 yıl ödemesiz dönem olmak üzere toplam 11 yılda ödenmesi öngörüldü. Gruptan toplam toplam 77 milyon 672,9 bin dolarlık tahsilat sağlandı.

ETİBANK: Medya Grubu, 812 milyon 641,9 bin dolar nakit ve 4 milyon 46,5 bin dolara ulaşan ulaşan Etibank ve diğer Fon bankalarından kullandığı kaynak tutarına ek olarak, banka zararından ve Medya Grubu firmalarının garantisi kapsamında kullandırılan tüketici kredilerinden kaynaklanan 146 milyon 558,4 bin dolarlık tutar için dolaylı olarak sorumlu olduğunu kabul etti ve bu tutarı ödeme taahhüdünde bulundu. Grup'tan toplam 62 milyon 207,2 bin dolarlık tahsilat sağlandı.

DEMİRBANK: Cıngıllı Grubunun Fon bankalarına olan borçlarının tasfiyesine yönelik olarak 98 milyon 271 bin dolarlık sözleşme imzalandı. Gruptan yapılan toplam tahsilat 5 milyar 896,3 bin dolara ulaştı.

SİTEBANK: Sürmeli Grubuyla, 8 milyon 444 bin dolarlık alacak için imzalanan 10 yıl vadeli protokol kapsamında yapılan toplam tahsilat 1 milyon 724,9 bin dolar oldu.

BAYINDIRBANK: Bayındır Grubuyla imzalanan finansal yeniden yapılandırma anlaşması çerçevesinde TMSF'nin toplam 153 milyon 539 bin dolarlık alacağı yeniden yapılandırıldı. Borç tutarının, Libor +2,5 faizle, 2 yıl ödemesiz dönem, 6 yıl anapara ödemeli dönem ve 2 yıl faiz ödemeli dönem olmak üzere 10 yılda ödenmesi öngörüldü. Bankanın Fona devir tarihinden bu yana yapılan toplam tahsilat 14 milyon 803,8 bin dolar oldu.

YAŞARBANK: Yaşar Grubu'ndan yapılan tahsilat toplamı 78 milyon 704,8 bin dolara çıktı. 189 milyon dolarlık borcun tasfiyesine yönelik olarak imzalanan protokolün aksayan taksitlerinin ve edimlerinin yerine getirilmesi ve protokol kapsamında olmayan Fon alacaklarıyla ilgili olarak görüşmelerin sürdüğü bildirildi.

ESBANK: Zeytinoğlu Grubu'yla TMSF alacaklarının tasfiyesine yönelik olarak bu yıl 663 milyon 59,2 bin dolarlık geri ödeme anlaşması imzalandı. Gruptan yapılan tahsilat, 41 milyon 559,6 bin dolar olarak gerçekleşti.

841,8 milyon dolarlık tahsilat

TMSF bünyesine alınan toplam 21 bankanın Mayıs 2005 itibarıyla 11'inin hakim ortaklarıyla geri ödeme protokolu imzalandı. Bu kapsamda, yapılan tahsilatlar 841,8 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Ancak bu ödemenin 439 milyon dolarla büyük bölümü Pamukbank'ın hakim ortağı olan Çukurova Grubu'ndan yapıldı. Hakim ortaklarıyla protokol imzalanan, Yaşarbank, Demirbank, Bayındırbank, Bank Kapital, Etibank, Sitebank, Pamukbank, Sümerbank, İnterbank, Toprakbank ve Esbank, TMSF'ye toplam 10 milyar 412'5 milyon dolar zararla devralınmıştı.

egemen13
18-06-2005, 09:56
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Ahmet Ertürk, Haluk Örgün’le Birebir’de gündemdeki son konuları değerlendiriyor.

Haluk Örgün’le Bire bir Cumartesi bu akşam 22:00’de Skyturk’te. bence haluk örgüne ulaşıp bu akşam sabahın satışını sorduralım derim
birebir@skyturk.tv

cengizk
18-06-2005, 10:38
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Başkanı Ahmet Ertürk, Haluk Örgün’le Birebir’de gündemdeki son konuları değerlendiriyor.

Haluk Örgün’le Bire bir Cumartesi bu akşam 22:00’de Skyturk’te. bence haluk örgüne ulaşıp bu akşam sabahın satışını sorduralım derim
haluk.orgun@skyturk.tv

MUKEMMEL BIR FIRSAT...HAYDI MAIL YAGMURU YAPALIM.AKSAM BIZLE ILGILI SORUYU SORDURABILMEMIZ ICIN AHMET ERTURKE..BOYLE FIRSATLAR HER ZAMAN ELE GECMEZ..


SAYIN HALUK ORGUN,

BU AKSAM KI PROGRAM KONUGUNUZ SAYIN AHMET ERTURKE SORMANIZI RICA ETTIGIMIZ BIR KONU VAR.
38000 SABAH YAYINCILIK,SABAH PAZARLAMA VE MEDYA HOLDING MAGDURLARI OLARAK SABAH VE ATV NIN TURGAY CINERE SATISI SONRASINDA BIZLERIN AKIBETI NE OLACAK?
KANAL D NIN 750 MILYON USD ETTIGI BIR DONEMDE SON BES YILDA EN COK REYTING KAZANMIS DIZILERIN ,PROGRAMLARIN OLDUGU,REKORLARIN ALT UST EDILDIGI BIR KANAL,ATV,VE TURKIYENIN EN COK SATAN GAZETELERINDEN SABAH IN SATIS FIYATININ 433 MILYON USD OLMASI VE BU PARANIN DA 10 YIL GIBI BIR VADEDE TAHSIL EDILMESINI ICLERINE SINDIREBILIYORLARMI?
NASIL IYI BIR ANLASMA YAPTIKLARINI SOYLEYEBILIYORLAR?DEVLET VE BIZ MAGDURLAR ZARARLI OLDUGU HALDE BOYLE BIR SATISTA,
KENDILERI NASIL KAMU VICDANINDA IYI BIR IS YAPTIM DIYEBILIYOR?
KUCUK YATIRIMCILARIN DUSUNULMEDIGI BIR ANLASMA MI YAPMISLARDIR?YAHUT BIZLER BU ANLASMANIN NERESINDEYIZ?
DELIKANLI GIBI BU SORUYU SORMANIZI RICA EDIYORUM.BUNU SORABILEN COK AZ GAZETECI VARDA O YUZDEN..
DANISIKLI DOVUS SEKLINDE PROGRAMLARIN YAPILDIGI,SORULARIN ONCEDEN KONUKLARA VERILDIGI BIR PROGRAM OLMADIGINIZI DUSUNUYOR,
SIZE GUVENIYORUZ.VE AKSAM HEP BIRLIKTE SIZLERI SEYREDECEGIZ.INSALLAH BIZI HAYAL KIRIKLIGINA UGRATMAZSINIZ..
TESEKKURLER&SAYGILAR..

38000 SABAH MAGDURU

egemen13
18-06-2005, 10:50
birebir@skyturk.tv ADRESİNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ HALUK ÖRGÜN'E BENCE BİR İKİ SORU SORALIM AHMET ERTÜK E HANGİ KAMUNUN YARARINA BU SATIŞI YAPMIŞ ACABA

birebir@skyturk.tv

cengizk
18-06-2005, 10:52
birebir@skyturk.tv ADRESİNDEN ULAŞABİLİRSİNİZ HALUK ÖRGÜN'E BENCE BİR İKİ SORU SORALIM AHMET ERTÜK E HANGİ KAMUNUN YARARINA BU SATIŞI YAPMIŞ ACABA

birebir@skyturk.tv

SAYIN HALUK ORGUN,

BU AKSAM KI PROGRAM KONUGUNUZ SAYIN AHMET ERTURKE SORMANIZI RICA ETTIGIMIZ BIR KONU VAR.
38000 SABAH YAYINCILIK,SABAH PAZARLAMA VE MEDYA HOLDING MAGDURLARI OLARAK SABAH VE ATV NIN TURGAY CINERE SATISI SONRASINDA BIZLERIN AKIBETI NE OLACAK?
KANAL D NIN 750 MILYON USD ETTIGI BIR DONEMDE SON BES YILDA EN COK REYTING KAZANMIS DIZILERIN ,PROGRAMLARIN OLDUGU,REKORLARIN ALT UST EDILDIGI BIR KANAL,ATV,VE TURKIYENIN EN COK SATAN GAZETELERINDEN SABAH IN SATIS FIYATININ 433 MILYON USD OLMASI VE BU PARANIN DA 10 YIL GIBI BIR VADEDE TAHSIL EDILMESINI ICLERINE SINDIREBILIYORLARMI?
NASIL IYI BIR ANLASMA YAPTIKLARINI SOYLEYEBILIYORLAR?DEVLET VE BIZ MAGDURLAR ZARARLI OLDUGU HALDE BOYLE BIR SATISTA,
KENDILERI NASIL KAMU VICDANINDA IYI BIR IS YAPTIM DIYEBILIYOR?
KUCUK YATIRIMCILARIN DUSUNULMEDIGI BIR ANLASMA MI YAPMISLARDIR?YAHUT BIZLER BU ANLASMANIN NERESINDEYIZ?
DELIKANLI GIBI BU SORUYU SORMANIZI RICA EDIYORUM.BUNU SORABILEN COK AZ GAZETECI VARDA O YUZDEN..
DANISIKLI DOVUS SEKLINDE PROGRAMLARIN YAPILDIGI,SORULARIN ONCEDEN KONUKLARA VERILDIGI BIR PROGRAM OLMADIGINIZI DUSUNUYOR,
SIZE GUVENIYORUZ.VE AKSAM HEP BIRLIKTE SIZLERI SEYREDECEGIZ.INSALLAH BIZI HAYAL KIRIKLIGINA UGRATMAZSINIZ..
TESEKKURLER&SAYGILAR..

38000 SABAH MAGDURU

GONDERDIM BILE...
birebir@skyturk.tv

egemen13
18-06-2005, 10:53
DİĞER MAİL ADRESİ ÇALIŞMAYINCA SKYTÜRKÜ BİZZAT ARADIM VE MAİL ADRESİ OLARAK BU ADRESİ VERDİLER BU ADRESE MAİL GÖNDEREBİLİRSİNİZ DİĞER E MAİL ÇALIŞMIYOR SANIRIM

birebir@skyturk.tv

yesilyurt
18-06-2005, 12:55
bende gönderdim arkadaşlar ,heralde nakadar çok mail giderse okadar iyi olur

gulg
18-06-2005, 14:25
Sn. Haluk Örgün,

Bugünkü program konuğunuzun TMSF başkanı Sn. Ahmet Ertük olduğunu öğrendim.

Öncelikle kendisini başarılı icraatlarından dolayı kutlamak isterim.

3-5-2005 tarihinde Sabah Gazatesi ve ATV yapılan bir protokol ile Turgay Ciner e satılmıştır.

Kanal D nin %20 sinin 150 milyon dolara satılması gündemde iken, ATV nin ve üzerine birde promosyon olarak Sabah Gazetesinin 430 milyon dolara satılması vede 10 yıl vade uygulanması gerçekten de büyük başarıdır.

Bu sataşla ilgili olarak ise Sn. Ertürk ün basına açıklaması şu şekildedir;

Fon açısından operasyonel anlamda en az hukuki risk ve ekonomik belirsizlik taşıyan teklif olduğu vurgulanarak şöyle denildi; "Kısa vadeli ve sabit bir ödeme planı içermesi nedeniyle Fon alacağı ve kamu menfaatleri açısından en uygun teklif olarak değerlendirildi."

Sn. Ertürk hangi kamunun yararından bahsediyor acaba,

Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait yok saydığı 38.000 küçük yatırımcı Rum komouyu mu?

Ayrıca Ahmet Ertürk yok saydığı 38,000 yatırımcının Cumhuriyet Savcılığı'nda kendisi hakkında suç duyurusu yapıldığını biliyor mu?

Programınızda bu konuyu gündeme getireceğinizi ümit eder, başarılarınızın devamını dilerim,

Saygılarımla,

cengizk
18-06-2005, 15:03
bende gönderdim arkadaşlar ,heralde nakadar çok mail giderse okadar iyi olur

SAYIN YESILYURT,SIZI YENI GORUYORUZ ARAMIZDA..HOSGELDINIZ..

yesilyurt
18-06-2005, 16:55
Bende 220 lot Sabah Yayıncılık var.2000 yılında tam kapandığı tarihte almıştım.

gulg
18-06-2005, 20:53
Tüm babaların gününü kutlarım...Allah kimseyi anasız babasız bırakmasın.....

cengizk
18-06-2005, 22:48
skyturk U Seyreden Varmi?bizden Bahsedildi Mi?ben Kacirdim Maalesef Programi.

cengizk
18-06-2005, 23:24
Tüm babaların gününü kutlarım...Allah kimseyi anasız babasız bırakmasın.....

TESEKKURLER..BENDE KUTLUYORUM..
AMIN..

b.melik
18-06-2005, 23:26
Adını bile anmadılar sayın arkadaşlar.

egemen13
18-06-2005, 23:54
Adını bile anmadılar sayın arkadaşlar.
bu bizlerin ne kadar haklı olduğunu göstermezmi?

cengizk
19-06-2005, 00:00
bu bizlerin ne kadar haklı olduğunu göstermezmi?


ne yaparsak bizler yapacagiz..sesimizi herkesin duymasini sagladigimizda zaten olayi cozecegiz.HER ZAMANKINDEN FAZLA MESAJLAR GONDERECEGIZ.SKYTURK YONETIMINE TEESSUFLERIMIZI ILETELIM.HALUK ADLI PROGRAMCIYI DA BU KADAR MESAJ GONDERDIGIMIZ HALDE BAHSETMEDIGI ICINDE KINAMALIYIZ DIYE DUSUNUYORUM.
NE ZAMAN ADAM OLURUZ?
SATILIK KALEM BULAMADIGIMIZ ZAMAN...

cengizk
19-06-2005, 00:01
sabahhaberde Flas Gececek Bir Haber Bu Bence..skyturk Programcisi 1 Saat Program Yapiyor Tmsf Baskani Ile Ve Bir Tek Kelime Dahi Etmiyor Sabah Magdurlarindan..skandal....

morton
19-06-2005, 09:31
günaydın tüm babaların ve baba olacakların babalar günü kutlu olsun
bende izliyemedim programı sizlere söylüyorum bu gazetecilik camiası dünyanın en şerefsiz insanlarından oluşmuş durumda yüzde 90 ı menfaaat düzeni içine bulaşmış vaziyette arada kalan kısım da ne kendi haklı fikirlerini savunabiliyor nede kamuoyunun hakkını savunabiliyor boşuna demiyorum neden gazete almıyorum diye

Arbitus
19-06-2005, 21:54
Haluk Örgün'e gönderdiğim mail aşağıdadır;
Sayın Haluk Örgün
Bu mailimin size teşekkür maili olmasını çok isterdim ancak, büyük umutlarla beklediğimiz programınızda TSMF nin sayın başkanına 38000 sabah grubu mağduruyla ilgili bir tek soru bile yöneltmemiş olmanız, bu satırların teşekkür yerine sitem, kınama hatta nefret içermesi kaçınılmaz. Siz skyturk gibi bir kanalda 1 saatlik yer işgal ederken, bu konuyla ilgili olarak tek kelime etmemeniz mesleğinizi ve halkı ne kadar ciddiye aldığınızı göstermekte. Siz medya mensupları ve de özellikle şahsınız gibi etkin konumda olan insanların, yaptıkları yayınlarda mağdur durumdaki vatandaşının hakkını korumayı bırakın, sözünü bile etmemesi medyamızın geldiği konumu açıkça gözler önüne sermektedir. Hani derler ya, kokan birşeyi tuzlarsın, ya tuz kokarsa.. Yıllardır, dişinden tırnağından arttırdığı üçbeş kuruşu, bir takım dolaplarla elinden alınan bir sürü insanın yaşadığı bir ülkede, buna seyirci kalan medya mensupları olarak, plazalarınızda towerlarınızda rahat rahat oturmaya devam edin. Ama ilahi adalet ergeç bunun hesabını sorar.

elbruz
20-06-2005, 08:12
Zaten Haluk Örgün denen muhteremi görünce ekranda "bu adam bu soruyu soracak çapta gözükmüyor" dedim ama sonuna kadar da bekledim ama nafile.Mıy mıy da mıy mıy. Sıkıntıdan ilk defa yap boza başladım sayesinde. Programın tek faydası bu oldu benim için. Herkese iyi haftalar.

MURATY
20-06-2005, 09:17
arkadaşlar,

ertuğrul özkük ün cımartesi günkü yazısı aşağıda. bildiğiniz üzere doğan tv nin %19,9 nun deutsche bank a satışı rtük e takıldı. bununla ilgili kulis yapmaya başladılar, bunu kullanarak bugün ertuğrul özkök e mail atabiliriz. aşağıdaki yazıda bilgin grubu hisse senetleri diye geçen bölüme dikkat.


Sıkıcı ama gerekli bir yazı
BU yazıyı sıkıcı bulabilirsiniz. Ama lütfen sonuna kadar okuyun; çünkü hepimizi ilgilendiriyor.

Aslında haberi ilk öğrendiğimde yazmalıydım.

Belki o zaman bir haksızlığın önlenmesine yardımcı olurdu.

Bir ülkede önyargılar, başka hesaplar devreye girdi mi, istediğiniz kadar yazın. Sonuç değişmiyor.

Kazanan önyargılar, kaybeden adalet duygusu oluyor.

* * *

Doğan Yayın Holding, bundan bir süre önce, bünyesinde bulunan ‘Doğan TV’nin yüzde 20’sini, 150 milyon dolara dünyanın en büyük yatırımcı kuruluşlarından biri olan Deutsche Bank’a sattı.

Deutsche Bank, bunu Türkiye’de televizyon yönetmek değil, sadece ve sadece yatırım amaçlı yapmıştı.

Yani gelişmekte olan bir ülkenin iyi yönetilen bir kuruluşuna yatırım yaparak para kazanmayı amaçlıyordu.

Bu operasyon, Türkiye’de birçok medya kuruluşunun yolunu açacak nitelikteydi.

Sadece medya sektörüne değil, aynı zamanda Türkiye’nin öteki sektörlerine de yardımı dokunacak bir olumlu reyting olacaktı.

Yabancıların ülkemize sadece sıcak parayla girmesinden şikáyet ettiğimiz günlerde, şimdi yatırıma para geliyordu.

Doğan Yayın Holding, gerçekten uluslararası çapta başarılı bir işi gerçekleştirmişti.

* * *

Ama bakın, bu satıştan sonra Türkiye’de neler oldu?

Önce bir gazete, RTÜK Kanunu’nu hatırlatarak bunu manşete çekti.

RTÜK Kanunu’nda şöyle bir madde var:

‘Siyasi partiler, dernekler, sendikalar, meslek kuruluşları, kooperatifler, vakıflar, mahalli idareler ile bunlar tarafından kurulan veya bunların ortak oldukları şirketler, iş ortakları, birlikler ile üretim, yatırım, ithalat, pazarlama ve finans kurum ve kuruluşlarına radyo ve televizyon izni verilemez; bu kuruluşlar radyo ve televizyon yayın izni almış şirketlere ortak olamazlar.’

Bana göre bu çağdışı bir kanundur.

Bu kanunu tam olarak uygulamaya kalkarsanız, Türkiye’de şahıslardan başka kimse radyo ve televizyon izni alamaz.

Bir de mafya alabilir.

Bütün dünyanın halka açık, şeffaf şirket yönetimlerine gittiği bir dönemde Türkiye, denetimi zorlaştıran şahıs yönetimini teşvik ediyor.

* * *

Doğan TV olayında ise durum tamamen farklıydı.

Birincisi, Doğan TV bir yayın kuruluşu değil. Elinde radyo veya televizyon izni yok.

Deutsche Bank, televizyon kanallarının yönetimine ortak olmuyordu.

Bu işi sadece yatırım olarak yapıyordu.

Ayrıca kanunda ‘dolaylı ortak olamaz’ diye bir ifade de yok.

Bir gazetenin manşeti üzerine İstanbul Menkul Kıymetler Borsası, bir saniye beklemeden harekete geçiyor ve RTÜK’e bir yazı yazarak, neredeyse, bu satışı durdurun emri veriyor.

Her konuyu incelemeyi ağırdan alan RTÜK, nedense bu konuda anında harekete geçiyor ve Doğan Yayın Holding ile Deutsche Bank yöneticilerinin bir cümle dahi görüşünü almadan hemen kararı veriyor:

‘Bu işlem kanuna aykırıdır.’

Daha bu kararı aldığının ertesi günü, Sermaye Piyasası Kurulu hemen bir yazı yazarak ‘Gereğini yapın’ emrini veriyor.

Ne mutlu.

Ellerinde Uzan, Bilgin káğıtlarıyla yıllardır kapılarında sürünen küçük yatırımcı için kılını kıpırdatmayan SPK, sonunda hızlı çalışmaya başlıyor.

İnşallah günün birinde dolandırılmış insanları da düşünür.

* * *

Yalnız ortada tuhaf bir durum var.

Türkiye’de çok önemli bazı televizyon kuruluşlarının direkt sahibi olan finans kuruluşları bulunuyor.

Bundan bir süre önce Yapı Kredi Bankası, Digitürk’ün yüzde 25’ini satın almıştı. Digitürk’ün yüzde 65’i de ‘Fintur’ adlı şirkete aitti.

Peki bu ‘Fintur’ kimin? Onun yüzde 78’i de Yapı Kredi Bankası’nın.

Yani Digitürk’ün yüzde 70’inden fazlası direkt olarak bir bankanın elinde.

Öyleyse bu nasıl oldu? Şimdi sıkı durun.

Yapı Kredi’nin Digitürk’ü satın alma formülünü bizzat RTÜK bulmuş.

Yani onlara ‘kanuna karşı hilenin’ yolunu göstermiş.

‘Kanuna karşı hile’ sözlerini bilerek tırnak içine aldım.

Çünkü ben bunun kanuna karşı hile olduğuna inanmıyorum. Tam aksine, kanunun özüne uygun olduğunu söylüyorum.

* * *

Şimdi sorulara gelelim.

Önce İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na.

Digitürk, Yapı Kredi’ye satıldığında RTÜK’e böyle bir yazı yazdınız mı?

SPK’ya soruyorum.

Bu satıştan sonra RTÜK’e gereğini yapın diye bir yazı gönderdiniz mi?

RTÜK’e sormuyorum; çünkü zaten Yapı Kredi’ye yolu onlar göstermiş.

Onlara sorsam sorsam, niye Digitürk’e bu ayrımcılığı yaptınız diye sorardım.

* * *

Bu yazıyı bilerek gecikmeyle yazıyorum. Çünkü RTÜK’ün alacağı kararı etkilemek istiyor suçlamasıyla karşı karşıya kalabilirdim.

RTÜK önceki gün, dörde karşı beş oyla bu satışın kanuna uygun olmadığı kararını aldı. Artık yazmakta serbestim.

Türkiye’ye çok zarar verdiler.

TMSF’nin elindeki bütün medya kuruluşlarının fiyatını düşürttüler.

Çünkü birçok yabancı finans kuruluşu, bu şirketlere talipti.

Daha da kötüsü, yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye’ye bakışını son derece olumsuz biçimde etkilediler.

Hepimiz bilelim ki, bu iş sadece Doğan Grubu’nun değil, bütün Türkiye’nin ve onun geleceğinin işidir.

Türkiye’de özelleştirmeyi de, yabancı sermaye girişini de engelleyen kafa işte budur.

gulg
20-06-2005, 09:39
Daha bu kararı aldığının ertesi günü, Sermaye Piyasası Kurulu hemen bir yazı yazarak ‘Gereğini yapın’ emrini veriyor.

Ne mutlu.

Ellerinde Uzan, Bilgin káğıtlarıyla yıllardır kapılarında sürünen küçük yatırımcı için kılını kıpırdatmayan SPK, sonunda hızlı çalışmaya başlıyor.

İnşallah günün birinde dolandırılmış insanları da düşünür.



Tebrikler, İşbitirici Ertuğrul Özkök işbaşında.
Ne zaman ki bir olay çıkarlarına ters düştü. O zaman yazar...

Bu burada kalmaz. Ertuğrul Özkök hedefi göstermiş. Bir iki güne kadar başka bir köşe yazarı da bu konuyu ele alır.

gulg
20-06-2005, 09:44
1- CengizK - 100
2- MuratY - 100
3- GulG - 100
4- ACK - 100
5- HALLAC - 10
6- Arbitus - 100
7- Cem Karakaya - 20
8- sirius - 75
9- elbruz - 50
10- XYUNA - 50
11- kuzey1 - 100
12- ocuk - 100
13- Koray Arslan - 100
14- b.melik - 50
15- Nedim Gözütok - 25
16- İbrahim Atalay Sermet - 100
17- sugare - 50
18- morton - 50
19- Şengül Aktunç - 33
20- Şahin - 67
21- Selma Aydoğan - 33
22- Umuer - 40
23- Davut Gülaçan - 20
24- Kadir Aydın - 18
24- Aksi Çiler - 50
25- Halukus -100
26- Salim Kocatepe - 20

Toplam : 1.658 YTL

1- Ayshe 99 €

morton
20-06-2005, 11:35
Daha bu kararı aldığının ertesi günü, Sermaye Piyasası Kurulu hemen bir yazı yazarak ‘Gereğini yapın’ emrini veriyor.

Ne mutlu.

Ellerinde Uzan, Bilgin káğıtlarıyla yıllardır kapılarında sürünen küçük yatırımcı için kılını kıpırdatmayan SPK, sonunda hızlı çalışmaya başlıyor.

İnşallah günün birinde dolandırılmış insanları da düşünür.



Tebrikler, İşbitirici Ertuğrul Özkök işbaşında.
Ne zaman ki bir olay çıkarlarına ters düştü. O zaman yazar...

Bu burada kalmaz. Ertuğrul Özkök hedefi göstermiş. Bir iki güne kadar başka bir köşe yazarı da bu konuyu ele alır.

gazetecilik farklı bir iştir sadece bu meslek yapılmalıdır insanın bu işin yanında başka işleride olursa inandırıcılığı ve namuslu olarak kalması mümkün değildir

gulg
20-06-2005, 14:15
Arkadaşlar, ben 15 Temmuz da izine çıkıyorum. O tarihten itibaren 15 gün yokum.
Hesapdaki parayla ilgili olarak ne yapalım?

gulg
20-06-2005, 16:18
TMSF'nin işlemleri yasalara aykırı


CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM Başkanlığı’na önerge vererek, TMSF’nin Sabah ve Star medya gruplarıyla olan ilişkisinin yasalara aykırı olduğunu belirtti.


Araştırma Komisyonu kurulması talep edilen önergede, adı verilmeden TMSF kontrolünde bulunan Sabah ve Star medya gruplarının basın görevini kamu yararı doğrultusunda yapamayacağı ve bunun da demokratikleşme sürecini olumsuz etkileyeceği belirtiliyor. Önergede TMSF’nin bu uygulamalarının kamu zararını artıracağı uyarısı da yapılıyor.

Kılıçdaroğlu tarafından hazırlanan önerge, yaşanan ekonomik kriz sonrası BDDK’nın pekçok bankaya el koymasıyla bu bankaların iştiraklerinin de BDDK ve TMSF kontrolüne geçtiğini anımsatıyor.

Sabah Alacağı Ne Oldu

Önergede BDDK’nın İmarbank olayı nedeniyle bugün televizyon ve gazete işleten bir kurum haline dönüştüğü belirtilerek, bunun yasaya aykırı olduğu vurgulandı. Önergede, ‘3984 sayılı yasanın 29. maddesi, finans kurum ve kuruluşlarına radyo ve televizyon yayın izni verilemez, bu kuruluşlar radyo ve televizyon yayın izni almış şirketlere ortak olamazlar’ hükmü bulunduğu hatırlatıldı.

Önergede Sabah Grubu’yla ilgili şu ifadeler yer aldı:

‘Bazı medya kuruluşlarının yönetiminde, TMSF doğrudan bulunmamakla birlikte söz konusu kuruluşların yönetimini lisans, kiralama, işletme ve benzeri hukuki yapılar altında üçüncü kişilere bırakarak, kendi kontrolü altında medya yöneticileri ve sahipleri yaratmıştır. Bu tahsis işlemlerinde objektif ve tarafsız bir seçimin yapılıp yapılmadığı, ilave bir kamu zararına neden olunup olunmadığı, işlemin temel nedeni olan ‘kamu alacağını tahsil’ amacının gerçekleşme olasılığının bulunup bulunmadığı, tüm bu süreç içinde kamu borçlusunun mal kaçırma işlemlerine göz yumulmasının söz konusu olup olmadığı TBMM’ce maalesef bilinmemektedir.

Doğrudan veya dolaylı olarak kamu yönetimi veya kontrolündeki medya kuruluşlarının demokratik işlevlerini yerine getiremeyecekleri ve bunun demokratikleşme sürecinde ülkemizin geleceğine olumsuz etki yapacağı açıktır. Bu çerçevede bu tür olayların da etraflıca değerlendirilmesi gerekmektedir.’

http://64.233.183.104/search?q=cache:p1cvErJh2jMJ:www.ilet.gazi.edu.tr/medya.php%3Fislem%3Ddetay%26id%3D258+sabah+tmsf&hl=tr

kemal.kilicdaroglu@tbmm.gov.tr

http://www.tbmm.info/kemalkilicdaroglu

cengizk
20-06-2005, 22:45
su An Itibari Ile Hurriyet Gazetesinin Tum Yazarlarina Ertugrul Ozkokun Mesajini Gecmeliyiz .ve Onlardan Bugune Kadar Sabah Magdurlari Ve Spk Nin Yaptiklari Ile Ilgili Yazi Yazmamalarinin Sonucunda Neler Oldugunu Gormelerini Isteyelim.su Siralar Karsi Yazilar Yazacaklardir.cunku Kendi Canlari Da Yanmaya Basladi.tum Hurriyet,dogan Kuruluslarina Ve Ekibine Mesajlar Gecmenin Tam Sirasi..

cengizk
21-06-2005, 11:33
evet Galiba Herkes Tatilde..iyi Tatiller..tatil Donusu Devam Ederiz Artik....

gulg
21-06-2005, 12:04
Sabah Yayıncılık hisse senetlerine sahip küçük yatırımcı olarak bilgi rica ediyorum.



* 3-5-2005 tarihinde TMSF ile Turgay Ciner arasında yapılan satış protokol ve ekleri tarafınıza ulaştı mı?

TMSF yapılan satışta Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding taraf değildir diyor siz anlaşma bize ulaşmadı diyorsunuz.

* Mal varlıkları satılan ve halen aktifte bulunan bu üç şirketin borsa da işleme açılıp açılmayacağı ile ilgili olarak bir tarih varmı?

Yapılan çalışmalar hangi aşamadadır ne beklenmekdedir?

================================================== ============

İlgi: 17 Haziran 2005 tarihli bilgi edinme başvurunuz.


Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun 03.05.2005 tarihli yazısı Borsamıza 04.05.2005 tarihinde, 16.05.2005 tarihli yazısı 18.05.2005 tarihinde ulaşmış olup, aynı tarihli "İMKB Günlük Bülteni" nde yayınlanmıştır.

Söz konusu şirketin hisse senetleri, Borsa'da işlem görme şartlarını taşımadığı için Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) 19.07.2002 tarih ve 35/1059 sayılı kararı (www.spk.gov.tr internet sitesinin haftalık bülten kısmından ulaşabilirsiniz) ile düzenlenen "İMKB'de İşlem Sıraları Kapatılan Şirket Hisse Senetlerinin Alış-Satışına İlişkin Esaslar" çerçevesinde, Borsa dışında aracı kurumlar vasıtasıyla alınıp satılmasına İMKB Yönetim Kurulu'nca 16.08.2002 tarihinde karar verilmiştir.

Sabah Yayıncılık A.Ş.'ye ilişkin İMKB Günlük Bültenleri'nde yayımlanan tüm haberlere www.imkb.gov.tr internet sitemizin "Şirket Haberleri" bölümünden ulaşma imkanınız vardır.

Aracı kurumların listesine sitemizin "Üyeler" başlığından, "Borsa Dışı Pazar" işlemlerine ilişkin oluşan fiyatlara ise gün içerisinde www.platodata.com.tr isimli web sitesinden ulaşabilirsiniz.

İlgili mevzuat ile belirlenen görev ve yetkiler çerçevesinde İMKB tarafından kamuoyuna açıklanan bilgiler dışında herhangi bir bilgi bulunmadığı, ayrıca Borsamız Yönetim Kurulu'nca bu konuda bir karar alınmadığı hususlarında bilgilerinizi rica ederiz.

Saygılarımızla,

İSTANBUL
MENKUL KIYMETLER BORSASI
DIŞ İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ
Bilgi Edinme Birimi

gulg
21-06-2005, 12:31
su An Itibari Ile Hurriyet Gazetesinin Tum Yazarlarina Ertugrul Ozkokun Mesajini Gecmeliyiz .ve Onlardan Bugune Kadar Sabah Magdurlari Ve Spk Nin Yaptiklari Ile Ilgili Yazi Yazmamalarinin Sonucunda Neler Oldugunu Gormelerini Isteyelim.su Siralar Karsi Yazilar Yazacaklardir.cunku Kendi Canlari Da Yanmaya Basladi.tum Hurriyet,dogan Kuruluslarina Ve Ekibine Mesajlar Gecmenin Tam Sirasi..
aab@anadolu.edu.tr
aekoroglu@hurriyet.com.tr
aulagay@hurriyet.com.tr
adincer@hurriyet.com.tr
acaglayan@hurriyet.com.tr
arman.k@hurriyet.com.tr
acakir@hurriyetim.com.tr
abarut@hurriyet.com.tr
aozenbas2002@yahoo.com
akayar@hurriyet.com.tr
aserin@hurriyet.com.tr
aarman@hurriyet.com.tr
akarasu@hurriyet.com.tr
ruzgarinkizi@hurriyet.com.tr
info@baharkorcan.com
btuna@hurriyet.com.tr
batuhanokur@hurriyet.com.tr
bcoskun@hurriyet.com.tr
guvenliyasam@hurriyet.com.tr
bbog@hurriyet.com.tr
bunyamins@cnnturk.com.tr
cakyol@hurriyet.com.tr
cbartu@hurriyet.com.tr
cdemirbilek@hurriyet.com.tr
doktor@ultratv.net
csemercioglu@hurriyet.com.tr
ctezel@hurriyet.com.tr
csozeri@hurriyet.com.tr
cuzunogullari@hurriyet.com.tr
culsever@hurriyet.com.tr
dsagiroglu@hurriyet.com.tr
dcoksayar@dbr.com.tr
dhakyemez@hurriyet.com.tr
dhizlan@hurriyet.com.tr
mektup@hurriyet.com.tr
doganuluc@aol.com
ecapa@hurriyet.com.tr
eeoymen@hurriyet.com.tr
ecansen@hurriyet.com.tr
earmutcu@hurriyet.com.tr
ecolasan@hurriyet.com.tr
eozpeynirci@hurriyet.com.tr
ekratzer@hurriyet.com.tr
eberber@hurriyet.com.tr
ekumcu@hurriyet.com.tr
esaatci@hurriyet.com.tr
esaglam@hurriyet.com.tr
tuketici@hurriyet.com.tr
etoroglu@hurriyet.com.tr
eatakan@hurriyet.com.tr
erkalkan@hurriyet.com.tr
eozkok@hurriyet.com.tr
eyilmaer@hurriyet.com.tr
emidilli@dbr.com.tr
ebasaran@hurriyet.com.tr
faltayli@milliyet.com.tr
ftinc@hurriyet.com.tr
fbatur@hurriyet.com.tr
fercan@hurriyet.com.tr
fisbecer@hurriyet.com.tr
gguzelay@hurriyetim.com.tr
gbenmayor@hurriyet.com.tr
mgahi@hurriyet.com.tr
huluengin@hurriyet.com.tr
haksu@hurriyet.com.tr
hbas@hurriyetim.com.tr
hgonullu@hurriyet.com.tr
katkaya@hurriyet.com.tr
kgoze@hurriyet.com.tr
kkeskin@hurriyet.com.tr
kozmakinaci@dbr.com.tr
ldemirci@hurriyet.com.tr
marslan@hurriyet.com.tr
myasin@hurriyet.com.tr
ncimen@dbr.com.tr
menercan@hurriyet.com.tr
myenal@hurriyetim.com.tr
mersan@hurriyet.com.tr
mgorgun@hurriyet.com.tr
mkadioglu@hurriyet.com.tr
mkilic@hurriyetim.com.tr
mbardakci@hurriyet.com.tr
nilfm@hurriyet.com.tr
nkas@dbr.com.tr
npazvantoglu@dbr.com.tr
nora.r@superonline.com
ncakmakci@hurriyet.com.tr
eksi@hurriyet.com.tr
rtuvi@hurriyet.com.tr
ekobi@hurriyet.com.tr
sahrababla@e-kolay.net
sozbey@hurriyet.com.tr
skarakurt@hurriyet.com.tr
seergin@hurriyet.com.tr
skaplan@hurriyet.com.tr
sarna@hurriyet.com.tr
skahyaoglu@hurriyet.com.tr
skavukluoglu@hurriyet.com.tr
takyildiz@dbr.com.tr
ttugsavul@hurriyet.com.tr
tturenc@hurriyet.com.tr
ucebeci@hurriyet.com.tr
uerdem@hurriyet.com.tr
vmunyar@hurriyet.com.tr
vokyar@hurriyet.com.tr
ybayer@hurriyet.com.tr
ydogan@hurriyet.com.tr
ygranit@hurriyet.com.tr
yboran@hurriyet.com.tr
iyilmaz@hurriyet.com.tr
isoyler@hurriyet.com.tr
iyasin@hurriyet.com.tr
inamoglu@hurriyet.com.tr
tirtil@hurriyet.com.tr
ier@hurriyet.com.tr
yurtsan@hurriyet.com.tr
zbolukbasi@dbr.com.tr
gedik@hurriyet.com.tr
oince@hurriyet.com.tr
ssaribas@hurriyet.com.tr
skucuksahin@hurriyet.com.tr
skizilot@yaklasim.com

gulg
21-06-2005, 12:41
Hazır Doğan TV nin %19,9 nun Deutsche Bank a satışının gündemde olduğu bir dönemde hatırlayıp da konuya alaka gösterebilirsiniz diye 5 yıllık problemi sizlere tekrar hatırlatmak isteriz….


- Ekim 2000 tarihinde TMSF tarafından Etibank a e konulması sonucunda, Sabah Yayıncılık Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait hisse senetlerinin, küçük yatırımcıyı korumak amacıyla IMKB tarafından işlemleri durdurulmuştur.
- Bu tarihten kısa süre sonra imtiyaz hakkı Sabah Yıyıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve Medya Holding üzerinde bulunan ATV Bilgin Yayıncılık a bedelsiz olarak devredilmiştir.
- Küçük yatırımcıyı korumak adına yapılan işlem sonucunda şirketlerin varlıkları bedelsiz el değiştirmiş ve bütün kurumlar buna göz yummuştur.
- 3 Mayıs 2005 tarihinde yapılan bir protokol ile Dinç Bilgin in borçlarına karşılık Bilgin Yayıncılık üzerinde bulunan Sabah Gazetesi ve ATV nin imtiyaz hakkıTMSF tarafından Turgay Ciner e piyasa degerinin cok altinda satılmıştır.
- TMSF, Sabah Gazetesi, Sabah Pazarlama ve Medya Holding e ait küçük yatırımcıyı hiçe saymıştır.Yuzde 57'si halka acik bir sirketin varliklarini satmislar ve kucuk yatirimciyi ilgilendirecek bir satis degildir demislerdir.
- IMKB tarafından belirtilen şirketlere ait hisse senetlerinin ne zaman işleme açılacağı yönünde bir tarih verilmemektedir.
Gerci icleri bosaltilmis bu sirketlerin tahtalarinin isleme acilmasi da artik bir anlam tasimamaktadir. Elimizde bulunan hisse senetlerini kagit parcasina cevirmislerdir.
- SPK tarafından Turgay Ciner e ait küçük yatırımcıya çağrıda bulunmamasından dolayı kesilen para cezası Haziran 2005 tarihinde Danıştay tarafından reddedilmiştir.Danistay SPK nin verdigi karari bozmustur.Danistayimizindaki hakimlerimizin bu karari vererek, SPK varligini da sorgulamislardir.


Sorulacak sorular;
- IMKB ve SPK görevini nasıl yapmaktadır ?
- TMSF Ciner gurubuyla nasil bir isbirligi yapmistir...Yuzde 57'si halka acik bir sirketin mal varliklarini satarak icini bosaltmis ve kucuk hissedarlara da bu satisla ilgileri yok denmistir.....
- Sabah ve ATV nin degeri sadece 433 milyon dolar midir ? 10 yil vade komik degil midir ?
- Bir yatırımcı hisse senedini aldığı şirketin bir bankaya kefil olduğunu nereden bilebilir? Hangi şirket bilançosunda kefalet görünüyor?
- İMKB tarafından borsaya %57 açılmış bir şirket nasıl bukadar keyfi yönetilebilir?
- Bu 38,000 küçük yatırımcının magduriyeti ne olacaktır?
- Devlet buyuklerimiz bu kadar büyük bir mağdureti ne kadar daha görmezlikten gelecektir?
- Bu ülkede güvenilecek tarafsız bir kurum, kuruluş ve medya kalmamış mıdır?
- Varolan kurumlar vatandasinin yaninda olacagina gecmisi turlu kacakcilik ve organize suclara bulasmis.....uc bes yil icinde dolar milyarderi olmus....isine gelmeyeni kacirmis ayagindan vurdurmus sozde isadamlarinin mi yaninda olmustur ?

cengizk
21-06-2005, 14:44
guneri Civaoglu Da Dogan Tv Ile Ilgili Bir Yazi Yazmis..kendisine De Mail Atalim..ve Bizim Konumuzdan Bahsetmedikleri Surece Bunlarin Surecegini Soyleyelim..spk Yi Bilsinler...anlasinlar..nasil Dolandirildigimizi Ertugrul Ozkok Soyluyor Acik Acik..neden Tek Bir Yazi Dahi Yazmiyor Sabah Ile Ilgili..

gulg
21-06-2005, 19:35
Hepsi neyin ne olduğunu çok iyi biliyorda işte, çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar.
Kimi kime şikayet ediyoruz ki. Bu arada doğan gurubunun kuyruğuna basıldı da, yazı yazmaya başladılar. Kesinlikle katılıyorum, milliyet ve hürriyet e mail göndermenin tam zamanı.

gulg
22-06-2005, 07:42
F. Altaylı yine yazmış...

Bu nasıl bir stratejikliktir

YABANCI yatırımcıların Türkiye’de televizyon sahibi olmasını serbest bırakan yasal düzenlemenin gerçekleştirilememiş olmasına hálá aklım ermiyor.

Neymiş efendim, ya Türk medyası yabancıların kontrolüne girerseymiş, medyanın stratejik önemi varmış.

Anlamadım. Medyanın stratejik önemi var da, finans kuruluşlarının yok mu?

Türkiye’de bütün bankacılık sektörünün yabancıların eline geçmesinin önünde hiçbir engel yok, ama bir medya kuruluşunun yabancı yatırımcılara satılması ‘yasak’.

Sizce hangisi daha stratejik. Her sektörün can damarını elinde tutan finans sektörü mü, yoksa medya mı?

Hadi onu geçelim.

Sermayesi yerli olsun, yabancı olsun televizyonları denetleyen kurumlar yok mu?

En başta yargı var.

Hadi Türkiye’de yargı iyi işlemiyor diyelim. RTÜK neci!

Görevini mi yapmıyor? Bence yapıyor. Hatta fazla bile yapıyor.

Yasasında eksikler mi var? O eksikler giderilsin.

Üstelik işin komik tarafı gazeteler için bir yasak yok. Yasak sadece televizyonlara.

‘Gelinim Olur musun’ gibi programların her tarafı stratejik olsa ne olur!

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Aşırı paranoyanın ciddi bir hastalık olduğunu anladığımız zaman.

gulg
22-06-2005, 07:54
geç de olsa haberi verdiler.

http://www.derinmedya.com

================================================== ======

admin@derinmedya.com

Sayın Yönetici

Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding’e ait 38.000 mağdur küçük yatırımcı ile ilgili olarak Star Gazetesi Yazarı Sn. Ömer Faruk Günel bir yazısı ektedir.
Sizin de bu mağduriyete bir destek vereceğinizi ümit ediyorum.
Saygılarımla,
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73040

admin@derinmedya.com teşekkür edelim arkadaşlar.

MURATY
22-06-2005, 08:13
geç de olsa haberi verdiler.

http://www.derinmedya.com

================================================== ======

admin@derinmedya.com

Sayın Yönetici

Sabah Yayıncılık, Sabah Pazarlama ve Medya Holding’e ait 38.000 mağdur küçük yatırımcı ile ilgili olarak Star Gazetesi Yazarı Sn. Ömer Faruk Günel bir yazısı ektedir.
Sizin de bu mağduriyete bir destek vereceğinizi ümit ediyorum.
Saygılarımla,
http://www.stargazete.com/index.asp?haberID=73040

admin@derinmedya.com teşekkür edelim arkadaşlar.

teşekkür ettim.

halukus
22-06-2005, 09:25
Arkadaslar toplanan paranin gazete ilanina yetmedigi ve yetmeyecegi belli oldu...bu paranin kullanimi hakkindaki fikrimi belirtmek istiyorum....

Aramizdan gonullu bir arkadas varsa....sabah magdurlari adi altinda bir e-mail adresi belirleyelim....imza kismina da isimlarimizi tek tek yazalim.....

Sonra bu gonullu arkadasimiz duzenli olarak basina kamuya kamu kuruluslarina e-mail gondersin.....emeginin karsiligi olarak ta havuzdaki parayi alsin....

drmuratyaman
22-06-2005, 10:19
Genel Evrak Yıl - No 2005-43120

http://www.danistay.gov.tr/dbs/container.jsp

Dairesi ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Davacılar SERMAYE PİYASASI KURULU (SPK)
Davalılar TURGAY CİNER
Genel Evrak Yıl - No 2005-43120
Esas Yıl - No 2005-6724
Karar Yıl - No -
Davanın Türü İPTAL DAVASI(TEMYİZ)
Davanın Konusu İDARİ PARA CEZASI

Geldiği Yer ANKARA 11.İDARE MAHKEMESİ
Geldiği Yer Esas Yıl - No 2003-1549
Geldiği Yer Karar Yıl - No 2004-1447
Geldiği Yer Temyiz Yıl - No 2005-127
Bölgeden Gönderme Tarihi
Daireye Geliş Tarihi 2005-05-03

Yürütmenin Durdurulması İstemi VAR
Yürütmenin Durdurulması İstemi Sonucu RET
Dosyanın Son Aşaması Tekemmülde
Karar Tarihi
Karar Sonucu

Tekemmül :
Danıştay ve vergi mahkemelerinde dava açılması halinde, davalının onbeş gün içinde vereceği tek savunma ile dosya tekemmül etmiş sayılır. Danıştay ve vergi mahkemelerince bu davalar, dosyanın tekemmül ettiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır.

bir ay içinde ciner'in çağrı yapıp yapmayacağı belli olacak veya enazından hukuken bir şeyler yapılıp yapılamayacağı.

cengizk
22-06-2005, 11:08
Arkadaslar toplanan paranin gazete ilanina yetmedigi ve yetmeyecegi belli oldu...bu paranin kullanimi hakkindaki fikrimi belirtmek istiyorum....

Aramizdan gonullu bir arkadas varsa....sabah magdurlari adi altinda bir e-mail adresi belirleyelim....imza kismina da isimlarimizi tek tek yazalim.....

Sonra bu gonullu arkadasimiz duzenli olarak basina kamuya kamu kuruluslarina e-mail gondersin.....emeginin karsiligi olarak ta havuzdaki parayi alsin....


BENCE YANLIS OLUR.CUNKU O RAKAM ILE KUCUK CAPLI DA OLSA BIR ILAN CIKARIZ.CUNKU HERKES ZATEN HERYERE MAIL GONDERIYOR.O BIR KISI YAPACAK DIYE BIZ GONDERMEYECEK DEGILIZ.BENCE PARA HESAPTA KALSIN.DAHA DUZGUN DEGERLENDIRILEBILIR.CIDDI MIKTARDA EL ILANI BASTIRILABILIR EN KOTU IHTIMALLE.VEYA IADELI TAAHHUTLU EN YETKILI YERLERE DIREKT MEKTUP GONDERILEBILIR.BU HEPIMIZIN KAVGASI.TEKRAR BIR KISININ USTUNE YIKMAK BIZE COK SEY KAYBETTIRIR.AMACINI ASAR.BIZ INSANLARDAN BOYLE BIR GOREVLENDIRME ICIN BU PARAYI ISTEMEDIK.SESIMIZI MAKSIMUMDA DUYURABILMEK ISTEDIK.BEN GECE GUNDUZ HER YERE MAIL GONDERIYORUM.UMUYORUM DIGER ARKADASLARDA O SEKILDEDIR.BUNUN ICIN KIM GONDERECEKSE HAVUZDAKI PARAYI ALSIN YAKLASIMI BENCE COK TERS VE AMAC DISI OLUR.HERKES ZATEN KENDISI ICIN BU MAILLERI GONDERMELI.AYRICA BIZIM MAIL ADRESIMIZ ZATEN VAR.
sabahzedeler@yahoo.com GAZETE ILANLARI ILE ILGILI OLARAK TA ANLASILDI KI CEYREK,YARIM SAYFA CIKMAK ZOR.AMA IMKANLAR OLCUSUNDE ILAN CIKMALIYIZ DIYE DUSUNUYORUM.

morton
22-06-2005, 11:13
selam cengiz nasılsın

cengizk
22-06-2005, 11:21
selam cengiz nasılsın

SELAM MORTON SAGOL IYIYIM..SEN NASILSIN?
BEN AYNEN DEVAM HER YERE MAIL BOMBARDIMANI YAPIYORUM.HIC DAHA BIRAKMADIM.GAYET DE IYI GIDIYOR.SANIYORUM BIRCOK KISI TATILDE..YADA INTERNETE GIREMIYOR BU ARALAR..ONDAN AZ BIR KATILIM VAR..AMA BENDE DURMAK YOK.KENDINE IYI BAK..AYNEN DEVAM..

cengizk
22-06-2005, 11:24
Genel Evrak Yıl - No 2005-43120

http://www.danistay.gov.tr/dbs/container.jsp

Dairesi ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Davacılar SERMAYE PİYASASI KURULU (SPK)
Davalılar TURGAY CİNER
Genel Evrak Yıl - No 2005-43120
Esas Yıl - No 2005-6724
Karar Yıl - No -
Davanın Türü İPTAL DAVASI(TEMYİZ)
Davanın Konusu İDARİ PARA CEZASI

Geldiği Yer ANKARA 11.İDARE MAHKEMESİ
Geldiği Yer Esas Yıl - No 2003-1549
Geldiği Yer Karar Yıl - No 2004-1447
Geldiği Yer Temyiz Yıl - No 2005-127
Bölgeden Gönderme Tarihi
Daireye Geliş Tarihi 2005-05-03

Yürütmenin Durdurulması İstemi VAR
Yürütmenin Durdurulması İstemi Sonucu RET
Dosyanın Son Aşaması Tekemmülde
Karar Tarihi
Karar Sonucu

Tekemmül :
Danıştay ve vergi mahkemelerinde dava açılması halinde, davalının onbeş gün içinde vereceği tek savunma ile dosya tekemmül etmiş sayılır. Danıştay ve vergi mahkemelerince bu davalar, dosyanın tekemmül ettiği tarihten itibaren en geç bir ay içinde karara bağlanır.

bir ay içinde ciner'in çağrı yapıp yapmayacağı belli olacak veya enazından hukuken bir şeyler yapılıp yapılamayacağı.

DRMURATYAMAN ...TEKRAR HOSGELDINIZ ARAMIZA..EPEYDIR GOZUKMUYORDUNUZ DA..BU BILGI IYI OLDU.TAKIP EDERIZ.AMA BISEY CIKACAGINI ZANNETMIYORUM.EN AZINDAN TAHTANOIN ACILMASI BIZIM ICIN DAHA ONEMLI DIYE DUSUNUYORUM.AYRICA CAGRI DAVASINI TURGAY CINER EN SON KAZANMAMISMIYDI?YINE AYNI OLUR GIBI GELIYOR BANA.AMA BIZIM DERDIMIZ CAGRI DEGIL... DOGRUMUDUR?

morton
22-06-2005, 11:26
devam devam bende girip burdan bakıyorum ne yazılar var alıp yolluyorum
ilan konusundada yerel gazetelerden fiat alıp verelim derim

gulg
22-06-2005, 12:09
Bulunduğumuz ortamda Haluk Beyin güveni gerçekten de takdire değer.

Sevgili Cengiz in de dediği gibi, bizler zaten her fırsatta her yere mail göndermeye çalışıyoruz. Bunu paralı yapmak doğru değil. Herkes yapabildiği ölçüde katkı sağlamalı.

Sonuçta bu para bankada bekliyor. Zamana yayıp belki ani bir hareket gerektirecek ortamda kullanılabilir. Daha önce de belirttiğim gibi bu benim için büyük bir sorumluluk tatile çıktığım süre içinde ihtiyaç olabilme ihtimaline karşılık başka bir arkadaşa devredebilirim.

cengizk
22-06-2005, 12:35
Bulunduğumuz ortamda Haluk Beyin güveni gerçekten de takdire değer.

Sevgili Cengiz in de dediği gibi, bizler zaten her fırsatta her yere mail göndermeye çalışıyoruz. Bunu paralı yapmak doğru değil. Herkes yapabildiği ölçüde katkı sağlamalı.

Sonuçta bu para bankada bekliyor. Zamana yayıp belki ani bir hareket gerektirecek ortamda kullanılabilir. Daha önce de belirttiğim gibi bu benim için büyük bir sorumluluk tatile çıktığım süre içinde ihtiyaç olabilme ihtimaline karşılık başka bir arkadaşa devredebilirim.

SEVGILI GULG,SANA GUVENIMIZ SONSUZ.SENDE KALSIN.LAZIM OLDUGUNDA ZATEN SENDE YANIMIZDA OLACAKSIN.HEPIMIZ SANA SONSUZ GUVENIYORUZ.TASIN ALTINA ELINI KOYDUGUN ICINDE ZATEN MINNETTARIZ.PARA EN GUVENILIR YERDE,SENDE..BIZ COK RAHATIZ..

gulg
22-06-2005, 13:53
teşekkür ederim.....

morton
22-06-2005, 14:10
selamlar gulg iyi tatiller
kısmetse bende ay başında gidiyorum mail operasyonuna biraz ara vermiş olacağım

gulg
22-06-2005, 15:41
Selamlar Sevgili Morton, biraz erken fakat ikimize de iyi tatiller o zaman...

gulg
24-06-2005, 08:11
Etibank davasında gergin duruşma
Etibank davasına devam edilirken, sanıklar aynı mahkemenin Garipoğlu hakkında verdiği kararı gerekçe göstererek reddi hakim talep etti. Mahmeke "Garipoğlu TMSF ile anlaştığına göre suçu kabul etmiş oluyor" yorumunda bulunmuştu


24.06.2005



İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Etibank davasında dünkü duruşmaya, daha önce aynı mahkemenin Hayyam Garipoğlu hakkında verdiği karar damgasını vurdu.

Etibank'ın zarara uğratılmasına ilişkin davada yargılanan Dinç Bilgin'in avukati, "Hayyam Garipoğlu'na vermiş olduğunuz hükmün gerekçesinde 'TMSF ile anlaşma yapılmış olması suçun kabulü anlamına gelmektedir' ifadesi yer alıyor. Müvekkilim de TMSF ile protokol yaptığından, heyet hüküm koymadan görüşünü açıklamış olmuştur. Bu nedenle heyetinizin bu davaya bakamayacağını düşünüyoruz" diyerek reddi hakim talebinde bulundu.

Mahkeme Başkanı ise, her dosyanın ve olayın kendi içinde değerlendirileceğini, oradaki kabulün bu dosyadaki kabul anlamına kesinlikle gelmeyeceğini ve aksi düşüncenin yargılamayı gereksiz hale sokacağını belirterek talebi reddetti. Başkan, bu talebin davayı uzatmaya yönelik olduğunu iddia etti. Bu arada sanıkların avukatları bilirkişi raporunu da bilmez kişiler tarafından hazırlanan ucube bir rapor olarak tanımladılar ve yeni bilirkişi heyeti istediler.

Taleplerin ardından mahkeme savcısı Selamettin Celep, 86 sayfalık esas hakkındaki görüşünü açıkladı. Bir süre önce TMSF üe Etibank'tan kaynaklı tüm borcunu ödeme kapsamına alan bir protokol yapan Dinç Bilgin, oğlu Onay Şevket Bilgin ile bankada çeşitli dönemlerde genel müdürlük yapan üç kişi hakkında zimmet ve dolandırıcılık suçlarından toplam 13.5 yıldan 25.5 yıla kadar hapis talep edildi. Ferhat Yengiloğlu, Murat Yüksel, Ayşe Hande Güven, Ziya koşay, Nail Keçili, Yalçın Ayaydın, Türker înanoğlu, Yasin Kadri Ekinci, Nevzat Ak, Başkurt Okaygün, Hakkı Cengiz Kırgül, Ali Cüneyt Ortan, Mehmet Sert, Ufuk Akalın ve Ali Fuat Yener'in ise beraatleri talep edildi.

http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=24.06.2005&Newsid=55797&Categoryid=2

gulg
24-06-2005, 08:16
HUKUKÇULARIN UYARISI

Birkaç gün önce bazı hukukçularla birlikteydik. İlginç bir konuya değindiler:

TMSF ile anlaşmaya varan batık banka patronları ve mülklerine, gelirlerine borçları nedeniyle tedbir konulanlar, yargılandıkları davalarda suçlarını kabul etmiş sayılıyorlar.

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 2004/55 Esas sayılı dosyada görülmekte olan davada mahkeme ilginç bir karar verdi:

‘Sümerbank’ın patronu Hayyam Garipoğlu’nun TMSF ile borç protokolü imzalamış olması, mahkûmiyetinin gerekçelerinden biri olarak kabul edildi. Protokol imzalamanın, suçu kabul anlamında olduğu vurgulandı.’

Hukukçular soruyordu:

Bu karar sonrasında, yargılanmakta veya bundan sonra yargılanacak olan borçlular gidip TMSF ile protokol imzalar mı? Bunun bir mahkûmiyet gerekçesi olduğunu bilen bir borçlu, bu belgeyi niçin imzalayıp başına iş açsın?

Yavuz Semerci de dünkü yazısında şöyle diyordu: ‘Garipoğlu, TMSF ile anlaşmayıp borcuna itiraz etseydi, belki de 27 yıl hapis almayacaktı.’

TMSF’de işlerin arapsaçına döndüğü, bir adım sonrasının düşünülmediği, pek çok TMSF görevlisinin kendilerine bağlı batık kuruluşlar ve yönetim kurullarından ayrıca maaşa bağlandığı anlaşılıyor...

Ve İnci Aksoy olayı gibi sorulara TMSF’den yanıt verilemiyor. Türkiye böyle, günübirlik yönetiliyor!

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~5@sid~9@nvid~595226,00.asp
Emin Çölaşan yazmış,

cengizk
24-06-2005, 11:28
Ataklı, Vardar, Barlas internette. Sabah mağdurları Can Ataklı, Ahmet Vardar ve Canan Barlas, Haberatak.com adlı internet sitesinde buluştu. Söz konusu yazarların ilk yazılarının yer aldığı site şu an test yayınında. Ataklı, ilk yazısında Demirel'in siyaset hevesi, yolsuzluk ve Etibank konularına değinirken Barlas, 28 Şubat'ta yazdıklarının doğru çıktığını Vardar ise Türkiye'nin demirperde ülkeleri gibi olduğunu vurguladı. Sabah'tan atılan Kenan Erçetingöz ise kısa bir süre önce gecce.com'da yazmaya başlamıştı. Erçetingöz ilk yazısında Zafer Mutlu'nun kendisine "Soy kadınları soy, patlat tirajları" dediğini aktarmıştı.

BU INSANLARLA NE GIBI BIR BAGLANTI KURULABILIR BU DURUMDA?ILGINC GELDI BANA BIRAZ..

cengizk
25-06-2005, 00:13
oh Oh Suyundan Da Koy...
Sabah Parti Vermis..bakin Kimler Var Davetli..abdullah Gul,ali Babacan,bulent Arinc ,mehmet Agar...hepsi Turgay Cinerle Fotograf Cektirmek Icin Yaris Yapiyor..herkes Parti Veriyor Bu Aralar..ama Gelin Gorunki Sabah Verince Hukumet Uyeleri Masallah Tam Takim Nerdeyse Partide..ya Biz Dolandirilanlar?biz Niye Davet Edilmedik?yahu Sahibi Biziz Gazetenin.akp Hukumetinin Para Kaynaginin Turgay Ciner Oldugunu Soyleyenler Galiba Hakli..yaziklar Olsun Bu Duzene...magdurlara Tokat,magdur Edenlere Itibar!!allah Insallah Tez Zamanda Dersini verir Bu Duzendekilere Ve Bu Duzeni Savunanlara...hakkimiz Haram Zikkim Olsun.icilen Her Yudum,zehir Olsun...

cengizk
25-06-2005, 08:57
POLİTİKACI VE DİPLOMATLAR TURGAY CİNER'İN EV SAHİPLİĞİNDE BULUŞTU

Ankara'da SABAH'ın 'Yaz Gecesi'
CİNER Grubu Başkanı Turgay Ciner'in ev sahipliğindeki davete siyaset, bürokrasi ve iş dünyasının seçkin isimleri katıldı.

Davette TBMM Başkanı Arınç ve Dışişleri Bakanı Gül'ün yanı sıra hükümetin birçok bakanı bir araya geldi.
Meclis'e ara verilmesinden yararlanan milletvekilleri ve muhalefet liderleri ile diplomatlar yorgunluk attı.
Ankara'da SABAH'ın 'Yaz Gecesi' rüzgârı
SABAH'ın Ankara'daki 'Yaza Merhaba' kokteyli çok sayıda siyasetçi, bürokrat, diplomat ve işadamını buluşturdu. Gece boyunca konuklar bir yandan eğlenirken diğer yandan siyaset üzerine konuştu.
Gazetesi gazetesi SABAH'ın Ankara'daki "Yaza Merhaba" kokteyli Başkent'te siyaset, diplomasi ve bürokrasinin önde gelen simalarını, Meclisin kapanmasına bir hafta kala, bol kahkaha ve derin sohbetli bir davette buluşturdu. Ev sahipliğini Merkez Grubu Başkanı Turgay Ciner'in yaptığı kokteyle, TBMM Başkanı Bülent Arınç, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Abdullah Gül, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Devlet Bakanları Ali Babacanve Beşir Atalay katıldı. Rize'de olduğu için geceye katılamayan Başbakan Tayyip Erdoğan, kutlama telgrafı gönderdi. Merkez Medya Grup Başkanı Kenan Tekdağ, İcra Kurulu Başkanı Kenan Sönmez, Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan ve Ankara Temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş, Ankara'da siyasetinin yoğun ilgi gösterdiği gecede, İstanbul'dan gelen SABAH yazarları ve yazıişleri ile birlikle, konukları ağırladı.

AK PARTİ'DEN YOĞUN İLGİ
Siyasiler yanında büyükelçiler, bürokratlar ve İstanbul milletvekili ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dış politika danışmanı Egemen Bağış ve eşi Beyhan, davetin yıldızları arasındaydı. Geceye AK Parti yöneticileri de yoğun ilgi gösterdi. TBMM BaşkanvekiliSadık Yakut, Genel Başkan yardımcıları Dengir Mir Mehmet Fırat, Bülent Gedikli, Necati Çetinkaya, Grup başkanvekilleri Salih Kapusuz ile Faruk Çelik, Şaban Dişli, Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, Adalet Komisyonu Başkanı Köksal Toptan, Milli Eğitim Komisyonu Başkanı Tayyar Altıkulaç, Sanayi Komisyonu Başkanı Soner Aksoy, İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Mehmet Elkatmış, Dilekçe Komisyonu Başkanı Yahya Akman, AKP milletvekilleri Abdullah Torun, Agah Kafkas, Taner Yıldız katıldı.

HAYDİ MECLİS'E
Meclis çalışmalarına ara verilmesini fırsat bilen milletvekilleri Sabah terasında yorgunluk atarken Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, sanki Meclis kulisindeymiş gibi görevini ihmal etmedi. GenelKurul'un açılış saati yaklaştığında Kapusuz, AKP milletvekillerini tek tek dolaşarak, "Arkadaşlar Meclis'e gitmemiz lazım" diye uyardı. Milletvekilleri, "Başkan, burada olsun rahat bırak" deyince Kapusuz, "Ben nöbetçi grup başkanvekiliyim" yanıtını verdi.

GENİŞ SİYASİ YELPAZE
DYP lideri Mehmet Ağar'ın Genel Başkan Yardımcısı Binhan Oğuz'la birlikte geldiği geceye, DSP Genel Başkanı Zeki Sezer ile SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın da ilgi gösterdi. CHP'den ise Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek ile Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt katıldı. MHP'yi ise Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural ve Genel Sekreter Mehmet Şandır temsil etti.

gulg
26-06-2005, 09:37
Bugün saat 12 de CNN Türk te Yiğit Bulut kapalı tahtalar ile ilgili program yapacakmış

gulg
26-06-2005, 09:43
yigitbulut@finansanaliz.net

gulg
26-06-2005, 12:31
Yiğit Bulut un konuğu SPK başkanı Doğan Cansızlar dı.
Maalesef Kapalı Tahtalar ile ilgili olarak konu çok kısa geçti.
Yiğit Bulut kendisine bu konuda çok mail geldiğini söyledi fakat hiçbiri ile ilgili olarak soru sormadı.
Başkanın yanıtı; bir gelişme olmadığı, Mecliste Plan Bütçe Komisyonu nda milletvekilleri tarafından kanun çalışması yapıldığı oldu.

Bu komisyondaki milletvekillerine bir şekilde ulaşmak ve mağduriyetimizi anlatmak zorundayız.

Ayrıca dava açmak için SPK dan yanıt bekliyorduk ki, şu ana kadar bizimle ilgili herhangi bir açıklama gelmedi.

Önümüzdeki hafta davalarımızı açmak zorundayız. Unutmalayım 3 Temmuz son gün.

cengizk
27-06-2005, 09:46
Bankacılık Yasa Tasarısı
Meclis Plan Bütçe Komisyonu'nda görüşülmeye devam ediyor.

http://www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=126228&k=1

Bankacılık Yasa Tasarısının Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu'nda görüşülmesine devam ediliyor.Toplam 196 maddeden oluşan tasarının 63 maddesi kabul edildi.
Tasarı, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.

Tasarı, Türkiye'de kurulacak bankaların taşıması gereken şartları yeniden belirlerken, kurucularda aranacak kriterlerde de değişiklik yapıyor.

Tasarının kabul edilen maddelerine göre, bankalar, çalışanlarına ait sosyal yardım ve emeklilik sandıklarının açıklarını kapatmak için, hiç bir şekilde kaynak aktaramayacak.

Bankaların faaliyetlerini denetlemekle yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının çalışma esasları BDDK tarafından belirlenecek. Bankacılık işlemlerine ilişkin kayıtlar da 10 yıl saklanacak.

cengizk
27-06-2005, 09:51
Plan ve Bütçe Komisyonu KOMISYON BASKANI: Sait AÇBA Afyon

DAHILISI: 5366-67 FAXI: 7776

Sait AÇBA, AFYONKARAHİSAR, AK Parti,

sait.acba@tbmm.gov.tr

gulg
27-06-2005, 12:56
http://www.sabahhaber.com/forum/viewtopic.php?t=2&start=210
forumda ocuk diyor ki;

Arkadaşlar iyi akşamlar;
bu haftaki borsacı dergisinin 14 ncü sayfasında borsa mağdurları için iki sayfa ayırmişlar ve bizlerin oluşturduğu bu siteden bahsetmişlerve adresi yazmişlar...
Muharrem Karslı İMKB eski başkanı komisyonlarda çok çalışıldığını malesef mağdurlara sıra gelmediğini kısa vadedede gelecek gibi görünmediğini , bu konuyu her fırsatta iki bakana Abdüllatif Şener ve Hilmi Gürel e her görüştüğünde dile getirdiğini söylediğini ancak iki bakandan sürekli olarak öncelikli konuları olduğu cevabını aldığını belirtiyor ....
arkadaşlar bu bakanlarımıza gerekli mail leri atalım ...

SEVGİYLE KALIN..

gulg
27-06-2005, 20:49
Emin Şirin in haberx de bugünkü yazısı. Gönül isterdiki TMSF başkanını hazır konu etmişken bizimle ilgili de iki satır yazı yazsın. Fakat yazmamış.

================================================== =====

Bugünkü konumuz TMSF ve TMSF Başkanı Ahmet Ertürk.

Konunun detaylarına girmeden önce propaganda gezilerine devam eden Başbakan Tayyip Erdoğan’dan bir anekdot aktarmak istiyorum:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün öğle saatlerinde Rize'den helikopterle Artvin'in Yusufeli İlçesi'ne gitti. Erdoğan hareketinden önce bu sırada yakası açık gömlek giyen Cengiz İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz ile karşılaştı. Cengiz’e "Ne o yakan bağrın açık, kabadayılığa mı soyundun ? Bu ne ayak" derken Cengiz ise ona "Moda başbakanım" cevabı verdi.”

Veciz bir üslupla konuşan Başbakan’ın, Cengiz İnşaat ile olan samimiyetini bizim de merak ettiğimizi belirtelim. “Bu ne ayak sayın Başbakan”? Seydişehir Alüminyum Tesisini, Oymapınar Barajını neden bedava fiyatına Cengiz İnşaat’a veriyorsunuz? Unutmayın ki, Özelleştirme Yüksek Kurulu olarak son imzayı siz atacaksınız ve mesuliyet sizin olacak. Aynı derecede, ve daha da önemlisi İstanbul Boğazı’na yapılacak 3. Boğaz Köprüsü için oluşturulan konsorsiyumdan Tekfen İnşaat’ın çıkıp, yerine Cengiz İnşaat’ın girmesi için siz aracı olmadınız mı? Sizin tabirinizle, “bu ne ayak?”…

****

Gelelim TMSF ve Başkanı Ahmet Ertürk meselesine…

Bugün burada yazdıklarımı Sayın Ahmet Ertürk’ün samimi bir açık mektup olarak kabul etmesini ve cevaplandırmasını bekliyorum.

Bizim aylardır yazdığımız bazı hususlar gazete sütunlarında çıkmaya başladı. Birkaç gündür Milliyet’te konunun uzmanlarından Güngör Uras meseleyi deşip duruyor. Aynı konulara ben de defalarca değindim, soru önergelerim ve cevaplarım tbmm.org.tr’de. TMSF, sorduğum sorulardan şikayet etti; etmek bir tarafa beni, “kendilerini çok çalıştırıyorum” diye bazı gazetecilere bile şikayet edip, yazı yazdırmaya kalktılar. Halbuki yazdığımızı, çizdiğimizi birer hatırlatma ve ikaz olarak alsalardı çok daha faydalı ve dürüst bir çalışma içinde olurlardı.

Güngör Uras özetle neler demiş ve neler sormuş:

Evvela dediklerinden bir demet:

“TMSF'nin "hikmet-i vücudu" batan bankalardaki tasarruf mevduatının (sadece tasarruf mevduatının) belli bir bölümü için tasarruf sahibine güvence vermek, bankanın ödeyememesi halinde mevduatın belli bölümünü ödemektir.

TMSF, bankaları, daha sonra da bankaların iştiraki olan şirketleri devir alarak işletemez. Bunun için kurulmadı. Bunu yapacak kadrolara, imkânlara sahip değildir. TMSF bankalara ve şirketlere el koyarak başına dostu ahbabı getirerek çalıştıramaz. Sadece batırır.

“Sistem yanlış. Model yanlış. Suçlu TMSF'nin başındakiler. TMSF'ye bu tür misyonun verilmesi yanlış. TMSF'ye yapmaması gereken, yapamayacağı işler veriliyor. Batan bankaların neden olduğu zarar kapatılacak derken, zarar giderek büyüyor. Ekonomiye katkısı olacak işletmeler yok oluyor.”

“Hayyam Garipoğlu, borçlarını ödemek için TMSF’ye imza verdi. Protokol yaptı. Protokol yaptığı için ve de "Borcumu ödeyeceğim" diyerek imza verdiği için mahkeme onu 27 yıl 3 ay 15 gün hapse mahkûm etti. Çünkü mahkemeye göre, protokol imzalamak demek suçu kabul etmek demekmiş! "Kırmızı bülten" ile yurtiçinde ve yurtdışında aranıyor. Bulunduğunda hapse girecek.

Hayyam Garipoğlu için verilen karar devletin el koyduğu 21 bankanın sahiplerini korkuttu. "Borcum borçtur, ödeyeceğim" diyerek protokol imzalayanlar hapse girme korkusu ile yaşıyor. Bugüne kadar protokol yapmayanlar, "İyi ki borcumuzu ödeyeceğiz diye imza atmamışız. Bundan sonra kimse bize imza attıramaz" diyor.”

“Eğer bankayı batıranların suçu var ise, hepsinin suçunun aynı olması gerekir. Eğer zarar belli yollardan tahsil edilecek ise, zararın hepsinden aynı şekilde tahsil edilmesi gerekir.
Geliniz görünüz ki, (1) Bazılarına "Bankasını batırdı ama o iyi adam" diye dokunulmuyor. (2) Bazılarının hayatı sönmüş iken, bazılarına yeni bankalar kurduruluyor. (3) Bazılarının malları haraç mezat sattırılırken, bazıları eski yaşamlarını sürüyor.( Emin Şirin’in Notu: Ahmet Ertürk’ün ayağın kadar gidip ziyaret ettiği Cavit Çağlar da özel kanunla kurtarılıyor) (4) Bazıları mahkemeye verilirken, bazıları dava dışı kalıyor. (5) Bazılarının mahkemesi falan kanuna göre, bazılarının ki filan kanuna göre yapılıyor. Bu nedenle bazıları mahkemeden kurtulurken, bazıları hapse giriyor. (6) Bazılarının ödenmesi imkânsız borç ödeme planları protokole bağlanırken, ödeme gücü olanlar ile protokol yapılamıyor.”

“Bilançosuna göre TMSF, 49 katrilyon TL kredi kullanıyor. 2004 yılı raporuna göre TMSF'nin faiz gideri 13.7 katrilyon TL, zararı 12.4 katrilyon TL. Bilançoda geçmiş yıllardan biriken 21.6 katrilyon TL zarar ile toplam zararın 33.0 katrilyon liraya (yaklaşık 26 milyar dolara) ulaştığı görülüyor. TMSF batan bankaların içine 28 milyar dolar koyuyor. Ama bugüne kadar 26 milyar dolar zarar ediyor. Yaptığı tahsilatlar zarar içinde eriyip gidiyor.”
Sonra da sordukları:
- TMSF her yıl zarar ediyor. Bu zararı kim ödeyecek?

- TMSF'nin bankalara el koyduğunda devir zararları belirlenmişti. Bu zararlar zaman içinde nasıl arttı?

- TMSF'nin el koyduğu iştirakleri yaşatmak için yapılan harcama kimin üzerinde kalıyor?

- Batan bankalardan alacakları kamu alacağı haline dönüştüğüne göre neden bunları TMSF takip ediyor?

- Batan bankaların iştirakleri kamu malı haline geldiğine göre TMSF neden Özelleştirme İdaresi'ne devretmiyor?

- TMSF, kuruluşu itibariyle sadece mevduata güvence veren bir kurum. Gereksiz alanlarda faaliyet göstermeye başlamadı mı?

- Bankalar battığında TMSF'nin yapacağı, tüm mevduata güvence sağlamak idi. Acaba TMSF bankalardaki tüm mevduatı ödemeye kalksa, bankaları ve defteri kapatsa idi, ne kadar zarar ortaya çıkardı?

- Şu veya bu şekilde batan bankalarda hâkim ortakların benzer sorumluluğu var. Ama uygulamada kimine banka kurma yetkisi veriliyor, kimine dokunulmuyor, kimi hapse atılıyor, kimi mahkemeye bile çıkarılmıyor.

- Özel bankaları batıranlar sürünüyor. Kamu bankalarını batıranlarla ilgili hiçbir gelişme yok. Kamu bankaları kendiliğinden mi battı?

- Ödeme anlaşması yapanlar yükümlülüklerini yerine getiremiyor. Ne yapılacak?

- Ziraat Bankası'nın portföyünde 36.0 katrilyon TL'lik, Halk Bankası'nın ise 17.2 katrilyon TL'lik Hazine bonosu var. Bankalar bu bonoların faizini Hazine'den tahsil ediyor. Bunu kâr gösteriyor. Çok kâr ettikleri için bütçeye 1 katrilyon 272 trilyon lira aktarıyorlar. Ama portföylerindeki Hazine bonolarının yükünü TMSF taşıyor ve TMSF bono faizlerini ödediği için 13.7 katrilyon TL faiz ödüyor.
Bu ne biçim ticarettir?

- İştiraklerin TMSF'ye devir tarihindeki değerleri, bugünkü değerleri, TMSF'nin iştirak yönetiminden kârı, zararı nedir?

- Tasfiye işleri daha ne kadar sürecek ve TMSF daha ne kadar zarar edecek?
****
Ben birkaç gün bekledim; Güngör Uras’a cevap gelirse yazar, biz de aydınlanırız diye. Anlaşılan bir cevap gelmedi. Dolayısıyla ben de, aynı soruları bugün bir soru önergesi halinde TMSF’ye ilettim.

Bu arada size bilgi olarak söyleyeyim, önümüzdeki 3 ay TBMM kapalı olduğu için soru önergeleri de TBMM’de işleme konulmayacak. Onun için bu zaman zarfında sorularımı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çerçevesinde soracağım.

****
Dün, Ahmet Ertürk bütün gazetelere, hedefe Uzanlar’ı da koyarak dolaylı cevap vermiş. Bugün de Vatan Gazetesi, Güngör Uras’ın değindiği TMSF’nin 3 ayrı bankaya neden farklı uygulama yaptığını manşetinden sorguluyordu.

Ahmet Ertürk’ü ben göreve geldikten epey sonra tanıdım. Tanışmamız biraz da onun talebiyle oldu. Kendisi, dünyadaki en önemli Kur’an-ı Kerim meal ve tefsirlerinden biri olan Muhammed Essed’in eserini üç sene uğraşarak tercüme etmiş, çalışkan, iyi niyetli ve ahlaklı biri. Ahlakı ve dürüstlüğü konusunda etrafta da kimsenin bir tereddütü yok.

Ama, zaman içinde görüyorum ki, mantıki değil hissi, analitik değil önyargılı davranabiliyor, davranıyor. Teşkilatına da katiyen hakim değil. Çok önemli konularda hakim olamadığı muhakkak da, basit konular bile gözünden kaçıyor. Mesela, en yakınındaki bir yardımcısının, 10-15 bin dolarlık bir saati nasıl taktığını merak edip sorgulamıyor.

Dünkü gazetelerdeki beyanları daha ziyade Uzanlar’a yönelikti. Konuyu çok yakından bildiğim için Ahmet Ertürk’ün bu konuda doğruyu söylemediğini gördüm ve üzüldüm. Doğru konuşmamasının sebebi iktidarın siyasi baskısı mı, Kurul üyelerinin tavır ve önyargıları mı veya medya baskısı mı bilemem ama Ahmet Ertürk’ün beyan ve tavırları işgal ettiği göreve yakışmayacak kadar yanlış.

Güngör Uras Milliyet’te yazmış: “TMSF bankalara ve şirketlere el koyarak, başına dostu ahbabı getirerek çalıştıramaz. Sadece batırır. Uzanlar’ın 215 şirketine TMSF el koydu. 2003 Şubatından bu yana bu şirketler sürünüyor. Kimse bunların TMSF yönetiminde ne kadar zarar ettiğini, ne durumda olduğunu bilemiyor”.

Güngör Uras’ın bu yazısından hemen sonra, Ahmet Ertürk manşetlere çıktı ve Uzanlar hakkında şunları söyledi:

“Uzan Grubu şirketlerinin satışı için 10 güne kadar ihaleye çıkacağız. En az 2.8, en çok 5.6 milyar YTL gelir elde etmeyi planlıyoruz. Bu tahsilât da, İmar'dan doğan borcun 3'te 1'i ile 3'te 2'sine denk.

Satış sürecinin hızlanması üzerine Cem Uzan harekete geçti. Satışı engellemek için her şeyi yaptı. Bana mektup göndererek, "Anlaşalım, şirketleri birlikte satalım" teklifi getirdi. İçinde ödeme planı olmayan bir teklifi kabul etmemiz mümkün değil.

Hacizli Uzan şirketlerini "çöpsüz üzüm" şeklinde satacağız. Alıcılar, sadece şirketin varlığını alacak. Borçlar, TMSF'nin üzerinde kalacak.”

Ahmet Ertürk bu lafları hangi psikoloji ile etti bilemem. Ben işin hakikatini ortaya koyayım:

- Cem Uzan TMSF’ye bir seneyi aşkın bir sürede, onu aşkın ödeme planlı, yazılı teklif verdi, cevap alamadı.

- Ödeme planlı bir anlaşmaya TMSF’nin yanaşmaması üzerine Uzan, borçların ödenmesi için varlıkların 6 ay ile 3 sene içinde satılmasını ve değerin düşük olmaması için müşterek hareket edilmesini teklif etti. Altını çizerek söylüyorum, satışlarda müşterek hareket edilmesi talebi TMSF’den Cem Uzan’a gitti. Gazetelere beyanat veren Ahmet Ertürk, beyanatının tam tersine “biz ihale yolu ile satış yapar isek satış fiyatlarının düşük olacağı muhakkak. Sadece Telsim’de bile 1 milyar dolar fark edebilir, bu satışları beraber yapmalıyız” dedi.

- Bunun üzerine Cem Uzan, Ahmet Ertürk’ün bahsettiği mektupta “varlık satışlarında işbirliği yapılması” hususunu teklif etti.

Bu gelişmeler TMSF’nin talebi üzerine oldu. Ancak TMSF, bir müddet sonra bir tavır değişikliğine girdi, müzakerelerden vazgeçti ve cebri satış yolunu seçti. Seçer hakkıdır. Ama zannederim bu akıllı bir yol değil. Cem Uzan’la müşterek hareket edilmediği müddetçe TMSF kolay kolay netice alamayacak.

Uzan’ın da TMSF’ye itimadı olduğu söylenemez. Zira, Ahmet Ertürk’ün başbakanla yaptığı baş başa görüşmelerden sonra TMSF’de bir tavır değişikliği görülüyor, TMSF özerk hareket etmiyor, ayrıca silahlı baskın iddiaları, zırhlı arabaların kullanılması, Fethi Çalık’ın ısrarla üzerinde durduğu yat satışında işbirliği yapılmaması konuları zaten önyargılı olan iki tarafı daha da konuşamaz hale getiriyor.

Üstüne üstlük, TMSF’nin Uzan varlıklarını satış fiyatlarına baktığımızda, insanı delirtecek düşük fiyatlar ortaya çıkıyor. Önümüzdeki günlerde, mesela Star Yayın Grubu’nu satacaklar. Uzan’ın fiyat mutabakatı olmadan bakalım nasıl satacaklar? Bir örnek vereyim, Kanal D’nin yüzde 20’sinin Deutche Bank’a satılmasıyla, Kanal D için ortaya 750 milyon dolarlık bir fiyat çıktı. Star ve Kral TV, Kanal D ile aşağı yukarı aynı kıymette. Şimdi TMSF; Uzan’ın fiyat mutabakatı olmadan bu varlıkları daha düşük bir fiyata satarsa Uzan, dönüp hem TMSF’yi, hem çalışanlarını dava edecek, “aradaki farkı çalışanlarından tahsil edin ve borcumdan düşün” diyecek.

Bekleyip göreceğiz…

Haaa, bu arada Uzanlar deyince, “kim kastediliyor?” sorusunun cevabı da ortada yok. Cem Uzan bir taraftan bu teklifleri vererek müzakereleri yürütmeye çalışıyor, diğer taraftan baba Kemal Uzan ne yapılsa itiraz edip, dava üzerine dava açıyor. Baba ile oğul müşterek mi hareket ediyorlar, yoksa kavgalılar mı? TMSF’nin haklı olarak aklı karışıyor ve anlamıyorlar.

Bu arada TMSF’nin satış metodunun mesela Cem Uzan ve çalışma arkadaşları için ne kadar hakkaniyetten uzak bir durum yaratacağını da, ortaya koyalım. Burada da örneğin geçen gün Emin Çölaşan’ın yazısında bahsettiği Ufuk İlkiz’den örnek vererek anlatalım. (Emin Çölaşan’ın yazısı için tıklayınız)

Ufuk İlkiz. Telsim’in idare heyeti üyesi. Uzanlar ile hiçbir aile bağı yok. Kendisine 7.5 katrilyonluk ödeme emri yollanmış. Normal olarak Telsim, TMSF’nin yaptığı gibi “çöpsüz üzüm” formülü ile satılmayıp, yani satış bedeli sadece TMSF’ye kalmayıp, satış bedelinden sigorta ve vergi borçları da ödenecek olsa, Ufuk İlkiz bir ölçüde rahatlayacak. Telsim’deki SSK ve vergi borçlarından kurtulmuş olacak. Ama hayır öyle olmuyor. TMSF, Telsim’in aletini, edevatını, müşteri portföyünü ve lisansını şirketin borçlarına karşılık olacak şekilde değil de, kendi cebine girecek şekilde satıyor. Devletin tahsil etmeye çalıştığı borç Kemal Uzan’ın. Buna karşılık Cem Uzan ile Hakan Uzan’ın Telsim’i satılacak, Kemal Uzan’ın borçlarına sayılacak ama Telsim’in bütün borçları Cem Uzan’ın, Hakan Uzan’ın, yönetim kurullundaki Ufuk İlkiz gibilerinin üzerine kalacak.

İşte, AK Parti’nin hukuk anlayışı böyle. Eh, Adalet Bakanı, “ciğer sökmekten” milletvekilleri de “Taksim’de sallandırmaktan” bahsederlerse hukuk da böyle işler.

TMSF’nin de “kişiye göre” hareket ettiği, siyasi baskılara boyun eğdiği ve işini doğru dürüst yapamadığı muhakkak.

****
TMSF ve bankacılık sistemi ile ilgili bir başka konuya daha gelelim.

Güngör Uras gibi dikkatli kişilerin, Ahmet Ertürk gibi mesullerin özellikle düşünmeleri ve üzerinde konuşmaları gereken bir konu:

Bankacılık sistemindeki zararların aşağı yukarı 45-47 milyar doları TMSF’nin üzerinde. Ayrıca, çok global olarak Halk Bankası, Ziraat ve Emlak Bankası da 20 milyar doların üzerinde mal oldu. Toplam, faizleri ile beraber 70-80 milyar doları aşan bir bankacılık sektörü zararı var. Bu zararın içinde, astığımız, kestiğimiz, her suçu üstüne yıktığımız, Karamehmet, Uzan, Gariboğlu, Aksoy, Demirel, Bilgin gibi bütün hakim ortakların toplam borcu da 15 milyar doların altında. Geride bu isimler ile alakası olmayan, 50 milyar doların üzerinde bir para kalıyor. Pek tabii hakim ortaklardan bütün borçları kuruşuna kadar tahsil edilmeli. Ama geriye kalan asgari zararın sorumluları nerede? Niye kimse bunun üzerinde durmuyor? Bu zararın meydana gelmesinde IMF’nin, bazı bürokratların, bazı siyasilerin, maddi manevi, ama en önemlisi fiili mesuliyetleri yok mu? Kimse oturup bunun bir detaylı hikayesini ortaya çıkartıp hesap sormayacak mıdır?

Bu soruyu Tayyip Erdoğan’a sormuyorum, o zaten bankacılık sistemi doğru dürüst ıslah olsun diye uğraşmaz. Abdüllatif Şener’in de bu konuyu ciddiye aldığı yok. Ama belki konudan anlayan Güngör Uras, Yaman Törüner gibi uzmanlar bizi aydınlatırlar. Kimbilir belki Ahmet Ertürk de gereğini yapar. Zira, ben Ahmet Ertürk’ün Uzanlar’dan 5-6 milyar doları tahsil etmesi kadar, zarar yazacağını söylediği 35 milyar doların müsebbiplerini açıklamasını bekliyorum.

cengizk
28-06-2005, 09:59
CİNER GRUBU, AYTEMİZ PETROL'ÜN YÜZDE 50'SİNİ SATIN ALDI
Ciner, Aytemiz Petrol'e ortak oldu
Ciner Grubu, Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama AŞ'nin yüzde 50'sini satın aldı. Konuya ilişkin basın toplantısı yarın gerçekleştirilecek. Toplantının çağrı metninde "Aytemiz Grubu ile Ciner Grubu arasında, akaryakıt, likit petrol gazı ve doğalgaz alanlarında sürdürülen ortaklık görüşmeleri sonuçlandırılmıştır" denildi.
Turgay Ciner'in sahibi olduğu Ciner Grubu ile ortaklık gerçekleştiren Aytemiz Grubu, özellikle akaryakıt dağıtımı konusunda son yıllardaki çıkışı ile dikkat çekti. İsmail Aytemiz'in sahibi olduğu Aytemiz Petrol Sanayi ve Ticaret AŞ 1963 yılında kuruldu. Akaryakıt dağıtım sektöründeki deneyimini arkasına alan Aytemiz, 1994 yılında Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama AŞ'yi kurdu. 1997 yılında akaryakıt dağıtım lisansı ve imtiyazını alan şirket, yurt çapında bayilikler vererek dağıtım faaliyetine başladı. Kasım 2004 itibariyle Aytemiz Petrol'ün 455 istasyon bayisi, 144 toptan satış yapan bayisi bulunuyor. Akaryakıt dağıtım sektöründeki 22 ana dağıtım şirketi arasında en büyük 7'inci şirket olan Aytemiz, 2003 yılındaki 750 bin ton akaryakıt satışı ile yüzde 5'lik pazar payına ulaştı. Aytemiz, yurt çapında altı ayrı dolum tesisinden bayilerine ikmal yapıyor. Aytemiz'e ait bu tesislerin toplam kapasitesi, yapımı tamamlanan Mersin Dolum Tesisi ile birlikte 176 bin tona ulaşıyor. Aytemiz, son yatırımla sektördeki en büyük 3'üncü yerli akaryakıt depolama kapasitesine sahip hale geliyor.

cengizk
28-06-2005, 10:25
arkadaslar Ekonomi Dergilerinde Hep On Planda Yer Alan Bir Dergi Var.
TEKBORSA DERGISI.....cok Ciddi Bir Ekonomi Dergisi Ve Birinciligide Hicbir Zaman Elden Birakmiyor.vatan Grubundan Cikan Bir Dergi.her Zaman Zevkle Okuyorum.size De Tavsiye Ederim.

b.melik
28-06-2005, 11:35
Eski Cumhur Başkanı Sayın Demirel, birisinin borcundan dolayı kimsenin malına el konulamaz demiş. Sayın Demirel, malınıza veya canınınıza dokununcamı aklınıza geliyor hukuk, adalat. Dinç Bilginin borçlarından dolayı sabah yayıncılıktaki bilginin hisselerine el konulmayıp şieketin içi boşaltılırken niye bunları söylemiyordunuz. Yoksa haberiniz mi olmadı.
Sayın vatanını, milletini çok seven dürüst ve namuslı TMSF başkanı yoksa bu işleri kendi başınamı yapıyor. Herkes zamanı gelince mutlaka yaptıklarınında birgün bedelini ödeyeceğini düşünmeli. "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" demiş atalarımız. İlahi adalet mutlaka çıkartır birgün. Biz sabırla bekliyoruz.

cengizk
28-06-2005, 12:10
http://www.imzakampanyasi.com DA BORSA MAGDURLARININ IMZALARI TOPLANIYOR.BILGINIZE..

TABII BUNU KIM TOPLUYOR?BORYAD MI ACABA?BILEN VAR MI?MUKELLEF SAYISINI TESPIT MIDIR AMAC YOKSA GERCEK BIR IMZA KAMPANYASIMIDIR BU?

gulg
28-06-2005, 12:18
soru
Ben "Borsa Magdurları" imza kampanyasına, bir umut diyerek katıldım. Öğrenmek istediğim bu kampanyanın bize bir faydasının olup olmayacağı ve ne amaçla yapıldığı.

Cumhur KAYA


cevap
İmza Kampanyamızın amacı;Türkiye’deki tüm Borsa mağdurlarının hiçbir külfete katlanmadan sadece bilgisayarının başına geçerek bir kamuoyu baskısı yaratabilmesini ve bu sayede yetkililerin harekete geçmesine destek olmasını sağlamaktır.Toplanan İmzalar,basın toplantıları eşliğinde Başbakanlık ve TBMM Dilekçe Komisyonu Başkanlığına teslim edilecektir.

BORYAD

gulg
28-06-2005, 12:19
Eski Cumhur Başkanı Sayın Demirel, birisinin borcundan dolayı kimsenin malına el konulamaz demiş. Sayın Demirel, malınıza veya canınınıza dokununcamı aklınıza geliyor hukuk, adalat. Dinç Bilginin borçlarından dolayı sabah yayıncılıktaki bilginin hisselerine el konulmayıp şieketin içi boşaltılırken niye bunları söylemiyordunuz. Yoksa haberiniz mi olmadı.
Sayın vatanını, milletini çok seven dürüst ve namuslı TMSF başkanı yoksa bu işleri kendi başınamı yapıyor. Herkes zamanı gelince mutlaka yaptıklarınında birgün bedelini ödeyeceğini düşünmeli. "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" demiş atalarımız. İlahi adalet mutlaka çıkartır birgün. Biz sabırla bekliyoruz.


dün dündür, bugün bugündür.... :bravo: :bravo:

gulg
28-06-2005, 12:34
http://www.imzakampanyasi.com DA BORSA MAGDURLARININ IMZALARI TOPLANIYOR.BILGINIZE..

TABII BUNU KIM TOPLUYOR?BORYAD MI ACABA?BILEN VAR MI?MUKELLEF SAYISINI TESPIT MIDIR AMAC YOKSA GERCEK BIR IMZA KAMPANYASIMIDIR BU?

bende kayıt yaptım fakat sonradan inceledim ki, 2003 de başlamış ve laçkalaşmış....

drmuratyaman
29-06-2005, 11:44
SPK’ ya MTM Haber Yatırım A.Ş nin SPK kararının ( Çağrı ) iptali istemiyle açmış olduğu davanın durumu hakkındaki mail e aldığım cevaptaki dikkatimi çeken kısımları aşağıya aktardım.Ancak MTM Haber Yatırım A.Ş. ile ilgili mahkemenin nerede devam ettiği ve evrak veya esas no gibi bilgileri istememe rağmen cevapta yoktu.Bilen arkadaşlar varsa yazarsa sevinirim.

Sabah Yayıncılık A.Ş.'nin 20.10.2000 tarihli özel durum açıklamasında, Şirket ortaklarından Medya Holding A.Ş.'nin sahip olduğu (A) Grubu hisse senetlerinin 6.270.000 milyon TL nominal değerli kısmının (toplam hisse senetlerinin %19'u)Penyelüks Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., Park Marina İşletmeciliği Turizm Denizcilik Ticaret A.Ş., Park Savunma Sanayi Otomotiv Tekstil Gıda Ziraat Tıbbi ve Kimyevi Maddeler ve Ekipmanları Ticaret A.Ş. ile Turgay CİNER ve Erhan AYGÜN'e devredilmesine izin verildiği ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği ifade edilmiştir. 23.10.2000 tarihinde İ.M.K.B.Bülteni'nde yer alan açıklamada ise, Erhan AYGÜN'ün sahip olduğu hisse senetlerinin bir bölümünün tekrar Medya Holding A.Ş.'ne satılması suretiyle devredilen hisse senedi tutarının %15,93 olarak değiştiği ifade edilmiştir.
Devredilen hisseler, Şirket'in sermayesinde bulunan imtiyazlı A Grubu hisselerin %50'sini, toplam sermayeyi temsil eden hisselerin ise %15,93'ünü oluşturmuştur. Şirket esas sözleşmesinin 9'uncu maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlasının A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçilmeleri şarttır. Bu kapsamda Turgay CİNER ve Park Grubu'nun Sabah Yayıncılık A.Ş.'nin paylarını satın alması nedeniyle 04.01.2001 tarih ve 1/6 sayılı Kurulumuz kararıyla Park Grubu'na çağrıda bulunma yükümlülüğü getirilmiştir.
Şirket'in 19.12.2000 tarihli özel durum açıklamasında ise, Şirket ortaklarından Park Grubu'nun sahip oldukları toplam 5.255.921.880.000 TL nominal değerli (A)Grubu hisse senetlerinin (toplam hisse senetlerinin %15,93'ü) MTM Haber Yatırım A.Ş.'ye devredilmesine izin verildiği ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği belirtilmiştir. Bu pay devri ile Park Grubu'nun Şirket'te doğrudan sahip olduğu pay kalmamıştır.
Şirket paylarını alan MTM Haber Yatırım A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş.'nin hisse senetlerinin ve oy haklarının iktisabının, Şirket'in mali yapısının güçlendirilmesi bakımından zorunlu olan bir sermaye ve yönetim yapısı değişikliği olduğunu gerekçe göstererek çağrıda bulunmadan muafiyet talebindebulunmuştur.Söz konusu muafiyet başvurusu Kurulumuzun 04.07.2003 tarih ve 35/815 sayılı toplantısında değerlendirilerek, MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.Ş.'nin, Sabah Yayıncılık A.Ş. hisse senetlerini satın almasından sonra,Kurulumuzun Seri:IV, No:8 sayılı Tebliği uyarınca çağrıda bulunma yükümlülüğünün doğduğuna karar verilmiştir.
Park Grubu hakkında Sabah Yayıncılık A.Ş. ortaklarına çağrıda bulunma yükümlülüğü getirilmesine ilişkin olarak, Kurul Karar Organı'nın 04.01.2001 tarih ve 1/6 sayılı kararının iptali istemiyle açılan dava, Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin 29.3.2002 tarih ve E. 2001/270, K. 2002/630 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ancak Ankara 3. İdare Mahkemesi'nin Kurul işleminin iptali talebinin reddine ilişkin 29.3.2002 tarih ve E. 2001/270, K.2002/630 sayılı kararı, davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay 10. Dairesi'nin 17.5.2004 tarih ve E.2002/4538, K.2004/4889 sayılı kararı ile bozulmuştur. Karara karşı Danıştay 10. Dairesi nezdinde karar düzeltme başvurusunda bulunulmuş olup, bu inceleme devam etmektedir. Park Grubu kendilerine idari para cezası uygulanan Kurul kararı için de ayrıca dava açmıştır. Danıştay 13. Dairesi'nin 03.05.2005 tarih ve E.2005/5773, K.2005/2474 sayılı kararı ile düzeltme istemimizin reddine karar verilmiştir.
MTM tarafından da çağrı yükümlülüğü getirilmesine ilişkin Kurul kararı aleyhine dava açılmış olup, MTM'nin yürütmenin durdurulması talebi mahkeme tarafından reddedilmiş, dava süreci halen devam etmektedir.






http://www.spk.gov.tr/ofd/cagridabulunma.htm


Çağrı yoluyla hisse senedi toplanması (tender offer), bir anonim ortaklığın paylarını satın almak üzere o anonim ortaklığın (hedef ortaklık) ortaklarına açık bir teklif yapılması olarak tanımlanabilir.
Çağrı yoluyla hisse senedi toplanması Kurulumuzun Seri:IV, No:8 sayılı “Halka Açık Anonim Ortaklıklar Genel Kurullarında Vekaleten Oy Kullanılmasına Ve Çağrı Yoluyla Vekalet Veya Hisse Senedi Toplanmasına İlişkin Esaslar Tebliği”nde 14-17’nci maddelerinde düzenlenmiştir.
Ortaklıkların sermaye ve yönetiminde kontrolü sağlamak amacıyla pay sahiplerine çağrıda bulunarak hisse senedi toplama girişimi, bireysel olarak veya topluca EK/1(Tebliğ Eki 4 ) yer alan Bilgi Formunun da ekleneceği bir teklifle yapılır. Adı geçen Bilgi Formu’nun çağrı yoluyla satınalma işleminin başlangıcından 30 gün öncesinde aracılık sözleşmesi ile birlikte Kurul'a gönderilmesi gerekmektedir. Kurul, başvuru bazında bazı ek bilgilerin bilgi formunda yer almasını isteyebilir. (Çağrıda bulunacaklar ile adına alım işlemlerini gerçekleştirecek aracı kurum arasında yapılması zorunlu aracılık sözleşmesinin kapsamı Seri:IV, No:8 Tebliği’nin 15’inci maddesinde belirtilmektedir.)
Kurul’un uygun görüşü alındıktan sonra bilgi formu, yurt çapında yayın yapan en az 2 gazetede ilan edilir, bireysel olarak yazılı teklif yapılan pay sahiplerine gönderilir.
Çağrıda bulunma yoluyla hisse senedi toplanmasında satınalma süresi en az 15, en çok 30 gündür
Çağrı yoluyla hisse senedi toplanması amacıyla yapılacak her türlü ilan, reklam ve duyurularla ilgili metinler hakkında önceden Kurul’un uygun görüşünün alınması şarttır.

Çağrıda Bulunma Zorunluluğu
Seri:IV, No:8 Tebliği’nin 17’nci maddesi, çağrıda bulunma zorunluluğunu düzenlemektedir. Sözkonusu tebliğ hükmü uyarınca,
1)-Blok veya münferit alımlar ya da diğer herhangi bir yöntemle,
- tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber,
- doğrudan veya dolaylı olarak bir ortaklığın sermayesinin ve oy haklarının %25’ine veya daha fazlasına ya da bu orana bağlı olmaksızın yönetim kontrolünü sağlayan paylarına sahip olanlar,
2)Tek başına veya birlikte hareket ettiği kişilerle beraber bir ortaklığın sermayesine ve oy haklarına %25 ile %50 arasında bir oranda sahip olanlar da, herhangi bir on iki aylık süre içerisinde bu oranı, %10 ya da daha fazla arttırırlarsa,
diğer ortaklara ait hisse senetlerini satın almak üzere çağrıda bulunmakla yükümlüdürler.
Bu madde uyarınca yapılacak çağrıda ortaklara önerilecek fiyat,
- Yukarıda düzenlenen alımlar, çağrı yoluyla hisse senedi toplanması sonucunda yapılmışsa, blok alımda ödenen en yüksek fiyattan,
- diğer yollarla yapılmışsa, alımı yapan kişinin veya birlikte hareket ettiği kişilerin, alımı yapmalarından önceki üç ay içerisinde ortaklık hisse senetlerine ödedikleri en yüksek fiyattan,
daha aşağı olamaz.
Önerilecek bedelin nakit karşılığı olması ve yapılacak çağrının, en az 15 gün süreyle ortaklara açık olması zorunludur.

Çağrıda Bulunma Zorunluluğundan Muafiyet
Seri:IV, No:8 Tebliği’nin 17’nci maddesine göre, aşağıdaki hallerin varlığı halinde, diğer ortaklara ait hisse senetlerini satın almak üzere çağrıda bulunma yükümlülüğünden Kurul’ca muafiyet tanınabilmektedir:
- Ortaklığın hisse senetlerinin ve oy haklarının iktisabının, ortaklığın mali yapısının güçlendirilmesi bakımından zorunlu olan bir sermaye veya yönetim yapısı değişikliği gereğince gerçekleştirilmesi. Kurul, bu şartın varlığının, bağımsız bir kuruluş raporuyla kanıtlanmasını isteyebileceği gibi, Kurul uzmanlarına gerekli incelemeleri yaptırabilir. - Ortaklığın hisse senetlerinin ve oy haklarının iktisabının, TTK’nun 388 inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesindeki yetersayı ile toplanan ortaklık genel kurulunda onaylanması.
- Ortaklığın hisse senetlerinin ve oy haklarının iktisabına rağmen, ortaklığın sermaye dağılımı gereğince, yönetim hakimiyetinde hiç bir değişiklik olmaması. Bu halde, ilgililerin başvurusu üzerine, ortaklığın sermaye yapısı Kurul’ca incelenir ve iktisapların, yönetim hakimiyetine bir etkisinin olmadığı sonucuna varılırsa çağrı yapma zorunluğuna muafiyet kararı verilebilir.
- Ortaklığın hisse senetlerinin ve oy haklarının, yasal zorunluluklar sonucunda iktisap edilmesi veya oranların istenmeden aşılması hallerinde, çağrı yapma zorunluluğunu gerektiren kısmın Kurul’ca belirlenecek asgari sürede elden çıkarılacağının taahhüt edilmesi.
Başvuru Süreleri
Çağrıda bulunma zorunluluğunu doğuran oranlara ulaşılmasını izleyen 15 gün içerisinde, çağrı yapmak üzere Kurul’a başvurulması gereklidir.
Muafiyet başvurularının ise, çağrı yapma zorunluluğunun doğmasını izleyen 5 gün içerisinde Kurul’a yapılması gerekir.


EK/1
Çağrıda Bulunarak Hisse Senedi Toplama
Girişiminde Bulunanlarca Açıklanması
Zorunlu Bilgi Formu
1- Hisse senetlerinin toplanması amaçlanan şirketin ticaret ünvanı ve adresi,
2- Çağrıda bulunan ve hisse senedi toplama girişiminde bulunduğu şirket ile mevcut sermaye, yönetim ve ticari ilişkisi,
3- Toplanacak hisse senedinin;
a) İmtiyazlı olup olmadığı, imtiyazlı ise türü,
b) Hamiline-Nama yazılı olduğu,
c) Adedi-Nominal değeri.
4- Birim hisse senedi için teklif edilen fiyat.
5- Çağrıda bulunan çağrıya konu olan hisse senedinden elinde mevcut olup olmadığı, varsa adet ve nominal değeri.
6- Çağrıda bulunanın hisse senetlerini satın almada kullanacağı fonun kaynağı ve miktarı.
7- Şirketin yönetimine gelinmesi halinde yapılması planlanan tasarruflar hakkında bilgi; maddi sabit kıymetlerin satılması, kiralanması, yapılması düşünülen yatırımlar, işletmenin yönetiminde ve muhasebe organizasyonunda düşünülen değişiklikler, başka bir şirket veya şirketlerle birleşme veya devir kararı alınıp alınmayacağı, işletmecilik ve pazarlamada değişiklik yapılıp yapılmayacağı, yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile diğer yöneticilere tanınması düşünülen hak ve menfaatler.
8- Satınalmaya aracılık edecek kuruluş ve adresi,
9- Satınalmanın başlangıç ve bitiş tarihleri.

gulg
29-06-2005, 12:30
arkadaslar Ekonomi Dergilerinde Hep On Planda Yer Alan Bir Dergi Var.
TEKBORSA DERGISI.....cok Ciddi Bir Ekonomi Dergisi Ve Birinciligide Hicbir Zaman Elden Birakmiyor.vatan Grubundan Cikan Bir Dergi.her Zaman Zevkle Okuyorum.size De Tavsiye Ederim.

Bu hafta sonu dergide çıkacak olan borsa mağdurları ile ilgili yazıyı izleyelim ve sabah mağdurları olarak Barış beye teşekkür edelim o zaman.

gulg
29-06-2005, 12:50
Dear Consumer

Thank you for your e-mail of 17 June 2005. We apologise for the delay in our response.

We have reviewed your correspondence and can confirm that Turkey does not fall within the jurisdiction of the Financial Services Authority (FSA).



As your complaint is against the Turkish Government, you may wish to pursue this matter with the Government directly or the Turkish Financial Regulator, the Capital Markets Board of Turkey. Their contact details are:



Capital Markets Board of Turkey

Eskisehir Yolu 8km Balgat

006530 Ankara

Turkey

Tel: + (09) 3122929090



We trust this information is helpful.



Yours sincerely



C Long (Miss)
Consumer Contact Centre
Regulatory Services Business Unit
Financial Services Authority
Website: www.fsa.gov.uk
Consumer Helpline: 0845 606 1234



-----Original Message-----
From:
Sent: 17 June 2005 08:12
To: CCC Consumer Enquiries
Subject: 20050620/Gulendam/RMN035840/From Istanbul / Turkey






Mr. HOWARD DAVIES



Greetings From Istanbul-turkey.


We Would Like To Tell You Our Complaint About Our Government And Their Policy On The Stock Exchange Investors.
We Have Invested Around 260 Million Usd At The Stock Exchange At Year 2000.since Then,our Government Has Been Blocking Our Money For 5 Years Without Any Notice To Us,investors.we Are A Group Of 38000 People.we Invested On Sabah Publishing,sabah Marketing,and Media Companies.these Are Newspaper And Tv Companies.they Have Been Operating Since Then But We Cant Get Our Money Back.about 2 Months Ago,our Government People Sold These Companies To One Businessman.but Still There Is No Explanation From Our Government About The Real Investors Of These Companies.this Government Even Does Not Protect Turkish Citizens.how Come They Will Protect The Foreign Investors?they Have Been Telling Lie For 5 Years To These Innocent People.who Will Stop This?we Request Your Help On This Issue!!our Minister Of Economy,mr.babacan,is In Charge Of This Case But He Does Not Do What He Needs To Do Due To Not Getting Permission From The Prime Minister.this Newspaper Has Been Used By Government Since Akp Is On The Government And They Are Like The Government Newspaper.this Game Has To Be Over.please Ask What Is Going On?
Our Government Always Invite Foreign Investors To Turkey?for What?


To Block Their Money In Turkey?to Make The Companies Lose Millions Of Dollars?as Turkish Citizens ,we Do Not Believe Them And Their Applications.how Come You Believe These?


With Our Deepest Regards,
Sabah Publishing&sabah Marketing&media Company Investors

gulg
29-06-2005, 13:11
bir bilenden tercüme,,,

kısaca diyor ki

mailiniz için teşekkürler, ve size geç geri döndümüz için de özür dileriz.

bu konu FSA nın yargılama alanına girmemektedir. konuyu kendi hükümetiniz ve sermaye piyasası kurulunuzla halletmenizi öneririz

cengizk
29-06-2005, 13:16
Ciner, TÜPRAŞ’ta ortaklık planlıyor
Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner, TÜPRAŞ özelleştirmesinde ihaleye giren gruplarla işbirliğine gidebileceklerini belirtti.


CNBC-E
Güncelleme: 05:18 ET 29 Haziran 2005 ÇarşambaİSTANBUL - Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner, TÜPRAŞ ihalesine katılan gruplarla işbirliğine gidebileceklerini söyledi. Turgay Ciner, Ciner Grubu ile Aytemiz Grubu’nun, likid petrol gazı ve doğalgaz alanında faaliyet göstermek üzere yüzde 50-50 oranında kurduğu ortaklığa ilişkin basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ciner, TÜPRAŞ özelleştirmesiyle ilgili olarak, “TÜPRAŞ ihalesi ile ilgili değiliz, ama şartlar değişiyor, zaman içerisinde ihaleye katılan gruplarla işbirliği içerisine girebiliriz” dedi.

Ciner, grup olarak önümüzdeki dönemde petrol ve doğalgaz araması işinde yoğunlaşacaklarını belirterek, turizm sektöründen de çekileceklerini açıkladı.

Turgay Ciner, Türkiye’deki alüminyum rezervlerini dört katına çıkaracak bir maden arama çalışması içinde olduklarını da sözlerine ekledi.

Ciner Grubu’nun ortak olduğu Aytemiz petrol dağıtım lisansına sahip 40 şirket arasında 7’nci sırada yer alıyor. Aytemiz Petrol başkanı İsmail aytemiz, 540 olan akaryakıt istasyon bayiilerini 3 yılda 800’e çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.

cengizk
29-06-2005, 13:17
Ciner, TÜPRAŞ’ta ortaklık planlıyor
Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner, TÜPRAŞ özelleştirmesinde ihaleye giren gruplarla işbirliğine gidebileceklerini belirtti.


CNBC-E
Güncelleme: 05:18 ET 29 Haziran 2005 ÇarşambaİSTANBUL - Ciner Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Ciner, TÜPRAŞ ihalesine katılan gruplarla işbirliğine gidebileceklerini söyledi. Turgay Ciner, Ciner Grubu ile Aytemiz Grubu’nun, likid petrol gazı ve doğalgaz alanında faaliyet göstermek üzere yüzde 50-50 oranında kurduğu ortaklığa ilişkin basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Ciner, TÜPRAŞ özelleştirmesiyle ilgili olarak, “TÜPRAŞ ihalesi ile ilgili değiliz, ama şartlar değişiyor, zaman içerisinde ihaleye katılan gruplarla işbirliği içerisine girebiliriz” dedi.


SAKA MAKA NERELERE ORTAK OLUYORUZ ...VALLA HAVAYA GIRDIM BILE..E NEDE OLSA TURGAY CINER ORTAGIMIZ DEGIL MI? :) :) :)

platin67
29-06-2005, 15:14
bu şerefsiz yalakalarla ne ortaklığı olurki

MURATY
29-06-2005, 16:11
[QUOTE=drmuratyaman]SPK’ ya MTM Haber Yatırım A.Ş nin SPK kararının ( Çağrı ) iptali istemiyle açmış olduğu davanın durumu hakkındaki mail e aldığım cevaptaki dikkatimi çeken kısımları aşağıya aktardım.Ancak MTM Haber Yatırım A.Ş. ile ilgili mahkemenin nerede devam ettiği ve evrak veya esas no gibi bilgileri istememe rağmen cevapta yoktu.Bilen arkadaşlar varsa yazarsa sevinirim.


murat bey,

sorunuzun cevabını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz. sayfa 6 , ankara 12. idare mahkemesi , E.2003/1292

bir milletvekilimizi soru önergesine spk nın verdiği cevap. bütün ayrıntılar burada var.

http://www2.tbmm.gov.tr/d22/7/7-1359c.pdf

bender
30-06-2005, 06:30
SPK’dan Sabah Grubu açıklaması


Sabah mağdurlarından yüzlerce gelen maillerden bir kaçına bu köşede yer vermiştim. Mağdurlar, TMSF ile Turgay Ciner arasında yapılan anlaşmanın ardından kendilerinin mağduriyetinin giderilip giderilmeyeceğini sordular. Bu konudaki yazılarımın ardından Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) bir açıklama geldi. Açıklama yaklaşık iki sayfa. Daha önceki yaşanan gelişmelerin özetlendiği açıklamanın son bölümünde ise bugünkü durum özetleniyor. Ben de Sabah mağdurlarını da yakından ilgilendiren bu bölümü yayınlıyorum:

‘’..03.05.2005 tarihinde Medya Grubu şirketlerinden Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ve Bilgin Yayıncılık A.Ş. ile Merkez Grubu şirketleri ve TMSF arasında, daha önce bir kısım Merkez Grubu şirketlerine lisans sözleşmesi kapsamında kullandırılan mal, hak ve varlıkların satışını kapsayan bir protokol imzalanmıştır. Bu anlaşma ile, daha önce Merkez Grubu’nun imzaladığı lisans sözleşmeleri kapsamında kira hakkını elde ettiği mal, hak (televizyon, mevkute ve gazetelerin yayın hakları) ve varlıklar Turgay Ciner’in sahip olduğu Merkez Grubu şirketleri tarafından satın alınmış olup, Medya Grubu’nun borsada işlem gören şirketlerinin hisse senetlerinin satışı söz konusu olmadığından bu satış nedeniyle bir çağrı yükümlülüğünden bahsetmek mümkün değildir’’.

gulg
30-06-2005, 08:45
Beş yıl önce Demirbank


GEÇMİŞTEKİ bir olay, TMSF’nin Egebank nedeniyle, Demirel Ailesi’nin şirketlerine el konulmasıyla başlayan tartışmalara bugün ışık tutuyor. Konuyu gündeme getiren CHP milletvekili Mustafa Özyürek.

6 Aralık 2000’de, yani beş yıl önce, BDDK Demirbank’ın TMSF’ye devrine karar veriyor. 19 Temmuz 2001’de TMSF Demirbank’a el koyuyor. Devamını Özyürek, Bütçe Komisyonu’nda anlatıyor:

‘Demirbank bir İngiliz firmasına satıldı. İngiliz firması, Demirbank’ı 1.5 milyar dolara satın almak için uğraşıp duruyordu. Ama, ne olduysa oldu, el konulduktan bir süre sonra, aynı İngiliz firması bu bankayı 350 milyon dolara satın aldı.’

Geride kalan bir olay. Beş yıl önce. Egebank olayındaki gibi. TMSF Başkanı Ahmet Ertürk, haklı olarak, ‘benden önce yapılanlardan ben sorumlu değilim’ diyor. Ama, beş yıl önceki bir olayda, yeni bulunan bir belgeye dayanarak, şirketlere el konuluyor.

1.5 milyar dolar yerine, Özyürek’in vurguladığı gibi, Demirbank neden 350 milyon dolara satılıyor?.. Acaba, TMSF Başkanı Demirbank’la ile ilgili arşive de girerek, beş yıl sonra, bu satışın neden 350 milyon dolara gerçekleştiğini açıklayabilir mi?..

KÜÇÜK YATIRIMCILAR

El konulmadan önce, Demirbank’ın bir bölüm hissesi borsa yoluyla küçük yatırımcılar tarafından satın alınıyor. Küçük tasarruf sahipleri bankanın hissedarı oluyor.

Özyürek, komisyon tutanaklarından devamla:

‘Demirbank İngiliz firmasına satıldı, ama o bankanın hissesine sahip olanlar, üstüne soğuk su içtiler. 350 milyon dolarlık satıştan, küçük yatırımcıların payına düşen miktarın onlara verilmesi gerekirdi. Ama, devlet tuttu, adeta bu insanların yatırdıkları parayı gasp etti.’

Yani, o hissedarlara tek kuruş ödenmiyor. Böyle bir tutum, hisse senetleri piyasasında güvensizlik yaratmıyor mu?.. Özyürek devam ediyor:

‘Fon’a devredilen bankaların küçük yatırımcıları kollayacak hükümleri yoktur. Bunu çözmek için, hükümetiniz hiç kafa yormaz mı?.. Güven sorununu çözmek için, BDDK, TMSF ve ilgili bakanlık, hiç kimse kılını kıpırdatmadı.’

Sonuçta ne oluyor?.. Bir bankanın kötü yönetilmesi, bankaya el konulması ve ardından satılması, sanki küçük tasarruf sahiplerinin suçu!.. Oysa, bütün bunlar aile dramlarına yol açıyor.

Ahmet Ertürk, bu soruna nasıl çözüm düşünüyor?.. Sadece, gemi aslanı olarak ortaya çıkıp, o bankaya, bu bankaya el koyup, onları satmak yetmiyor.

Saat 10.30, AKP nerede?..

BANKA alıp satmak, el koymak tartışmalarının alevlenmesinin bir nedeni de, halen Bütçe Komisyonu’da görüşülmekte olan Bankalar Yasa Tasarısı.

Önceki gün komisyondaki AKP üyeleri ve hükümet, CHP’li komisyon üyelerine, ‘sabaha kadar çalışıp, bitirelim’ diyor. CHP’liler de, ‘sabah erken başlayalım’ karşılığını veriyor. Oturum dün sabah saat 10.30’a alınıyor.

Dün sabah saat 10.30. Komisyonun 35 AKP’li üyesinden sadece beşi var. Daha toplantıyı açmak için, yeterli çoğunluk yok. Bakan Abdüllatif Şener orada, CHP’liler orada. 15 dakika, yarım saat bekleniyor. Eh, 14 AKP’li geliyor. Ama, o sırada Şener’in bir başka toplantısı var. O gidiyor. Bakan olmadan, toplantı 11.30’da başlıyor.

Sabaha kadar çalışmaya hevesli AKP’liler, öğleye zor yetişiyor.

http://www.hurriyetim.com.tr/yazarlar/yazar/0,,authorid~91@sid~9@nvid~597583,00.asp

gulg
30-06-2005, 08:50
Bilgin: Para cezası yiyen bankayı ilan edelim
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin yabancı ülkelerde bankalara verilen cezaların ilan edildiğini belirterek, ‘İdeal olan, idari para cezası verilen bankanın bizim sitemizde ilan edilmesidir. Bu daha caydırıcı olur’ dedi. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun idari para cezalarının bankacılık sistemine etkisine ilişkin sorusunu yanıtlarken, bu konuda geçmiş yılları kapsayan etki analizi yapılmadığını söyledi. Şener, Batı’da para cezası alan bir bankanın kamuoyunda algılanmasının farklı olduğunu, Türkiye’de ise kamuoyu üzerinde etkili olmadığını anlattı. CHP İstanbul Milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Hükümet’in BDDK’da boşalan üyelikler için atama yapmaması nedeniyle İmar Bankası’na zamanında el konulmadığını belirterek, ‘Hükümet istese bu gecikmenin faturasını çıkarır. Hükümet, bu faturanın kendisine çıkarılacağından korkarak böyle bir hesaplamayı yapmıyor. Doğru olan bunun faturasını Hükümet’in ödemesidir. Zamanında atama yapmayarak bankanın soyulmasına seyirci kalan bu hükümet, bir gün bu hesabın altında kalacak’ diye konuştu.

http://www.hurriyetim.com.tr/haber/0,,sid~4@nvid~597691,00.asp

gulg
30-06-2005, 10:05
Bankacılık Yasa Tasarısı 21 saat süren çalışmayla kabul edildi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Bankacılık Yasa Tasarısı kabul edildi.
Komisyon, dün sabah saat 11.30’da başladığı görüşmeleri, 21 saat süren çalışmayla tamamladı. Zaman zaman sert tartışmaların yaşandığı görüşmelerde, tasarı bazı değişikliklerle benimsendi.
Bankacılık Yasa Tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, bazı değişikliklerle kabul edildi.
Tasarı, finansal piyasalarda güven ve istikrarın sağlanmasına, kredi sisteminin etkin bir şekilde çalışmasına, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunmasına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.
Tasarı, Türkiye’de kurulacak bankaların taşıması gereken şartları yeniden belirlerken, kurucularda aranacak kriterlerde değişiklik yapıyor. Kurulacak bankanın nakden ve her türlü muvazaadan ari olarak ödenmiş sermayesinin en az 30 milyon YTL olması gerekecek. Kalkınma ve yatırım bankaları için ödenmiş sermaye, bu tutarın üçte ikisinden az olmayacak.
Bir bankanın, faaliyet izninin gerçeğe aykırı beyanlarla alınmış olması veya faaliyet izninin alınmasından itibaren 6 ay içinde faaliyete geçilmemesi ya da bir yıl içinde kesintisiz 6 ay süreyle faaliyette bulunmamış olması halinde, faaliyet izni iptal edilecek.
Faaliyet izninin alındığı tarihten itibaren bir ay içinde ilgili kuruluş birliğine üye olunmaması veya sisteme giriş payının kalan taksitlerinin Fon’a yatırılmamış olması ve BDDK’nın uyarısına rağmen bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda, bankanın faaliyet konuları tek tek sınırlanabilecek.

YURTDIŞINDA ŞUBE AÇMAK

Bankalar, BDDK’ca belirlenecek esaslara ve bu kanunda yer alan kurumsal yönetim hükümleri ile koruyucu hükümlere uyulmuş olması ve BDDK’ya bildirilmiş olması koşuluyla yurtiçinde şube açabilecek.
Türkiye’de kurulu bankalar, BDDK’nın izin vermesi koşuluyla kıyıbankacılığı bölgeleri de dahil olmak üzere yurtdışında şube veya temsilcilik açabilecek, ortaklık kurabilecek veya kurulmuş ortaklıklara katılabilecek.
Bankaların bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti faaliyetlerini gerçekleştirecek kuruluşların yetkilendirilmesine, yetkilerinin geçici veya sürekli olarak kaldırılmasına BDDK tarafından karar verilecek.

PAY SAHİPLİĞİ

Bankaların anasözleşme değişikliklerinde BDDK’nın uygun görüşü aranacak. Kurumca uygun görülmeyen değişiklikler genel kurulda karara bağlanamayacak.
Sermaye artırımlarının, her türlü muvazaadan arınmış olarak, ilgili mevzuatla ilave edilmesine izin verilen kaynaklar hariç, iç kaynaklara başvurulmadan nakden ödenmesi zorunlu olacak. Sermaye artırımının Ticaret Sicili’ne tescil edilmesinde kurumun uygun görüşü alınacak.
Bir kişinin, bir bankada doğrudan veya dolaylı pay sahipliği yoluyla sermayenin yüzde 10’unu veya dolaylı payların sermayenin yüzde 10, yüzde 20, yüzde 33 veya yüzde 50’sini aşması sonucunu veren pay edinimleri ile bir ortağa ait payların, bu oranların altına düşmesi sonucunu veren pay devirleri, Kurul’un iznine tabi olacak. Yönetim kuruluna veya denetim komitesine üye belirleme imtiyazı veren payların tesisi, devri veya yeni imtiyazlı pay ihracı, belirtilen oransal sınırlara bakılmaksızın Kurulun iznine tabi olacak. Nitelikli paya sahip olan ortakların, kurucularda aranan nitelikleri taşıması zorunlu olacak. Bir bankanın sermayesinin yüzde 10 veya daha fazlasına sahip tüzel kişilerin paylarının doğrudan veya dolaylı olarak belirtilen oranlar veya esaslar dahilinde el değiştirmesi, devralacak ortağın kurucularda aranan nitelikleri taşıması koşuluyla Kurulun iznine tabi olacak. Türkiye’de faaliyette bulunan bankalardan birinin, diğer bir veya birkaç banka veya finansal kuruluş ile birleşmesi veya bütün aktif ve pasifi ile diğer hak ve yükümlülüklerini Türkiye’de faaliyette bulunan diğer bir bankaya devretmesi, bütün aktif ve pasifleri ile diğer hak ve yükümlülüklerini devir alması veya bölünmesi ya da hisse değişimi, Kurulun iznine bağlı olacak. Bankaların faaliyetlerine son vermeleri ve tasfiyeleri de Kurulun iznine, Kurumun denetimine tabi olacak.

YÖNETİM KURULU BAŞKANI, GENEL MÜDÜR OLAMAYACAK

Bankaların yönetim kurulları, genel müdür dahil 5 kişiden az olamayacak. Genel müdürlük ve yönetim kurulu başkanlığı görevleri aynı kişi tarafından yürütülemeyecek.
Bankaların yönetim kurullarınca, yönetim kurulunun denetim ve gözetim faaliyetlerinin yerine getirilmesine yardımcı olmak üzere "denetim komitesi" oluşturulacak. Denetim komitesi en az iki üyeden oluşacak. Denetim komitesi üyeleri icrai görevi bulunmayan yönetim kurulu üyeleri arasından seçilecek.
Bankalar, maruz kaldıkları risklerin izlenmesi, kontrolünün sağlanması, faaliyetlerinin kapsamı ve yapısıyla uyumlu ve değişen koşullara uygun, tüm şube ve konsolidasyona tabi ortaklıklarını kapsayan yeterli ve etkin bir iç kontrol, risk yönetimi ve iç denetim sistemi kuracak ve işletecek.

BAĞIMSIZ DENETİM KURULUŞLARININ ÇALIŞMALARI

Bankaların faaliyetlerini, öngörülen hükümler kapsamında denetlemekle yetkilendirilen bağımsız denetim kuruluşlarının çalışma esasları BDDK tarafından belirlenecek.
Bağımsız denetim kuruluşları, bu Kanun uyarınca yaptıkları faaliyetler dolayısıyla üçüncü kişilere verdikleri zararlardan sorumlu olacak.
Bağımsız denetim kuruluşları, denetim esnasında bankanın varlığını tehlikeye sokabilecek veya yöneticilerin kanun veya esas sözleşmeyi ihlal etmiş olduklarını gösteren hususları tespit ederse, durumu derhal BDDK’ya bildirecek.

DEĞERLEME VE DERECELENDİRME KURULUŞLARI

Bankacılıkla ilgili değerlemeler ve derecelendirmeler, BDDK tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde, değerleme ve derecelendirme kuruluşlarına yaptırılacak.
Bağımsız denetim, değerleme, derecelendirme ve destek hizmeti kuruluşları, verdikleri hizmetlerden doğabilecek zararları karşılamak amacıyla sorumluluk sigortası yaptıracak.
Vergi Usul Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, alınan yazılar ve faaliyetler ile ilgili belgelerin asılları veya bunun mümkün olmadığı hallerde doğrulukları şüpheye yer vermeyecek kopyaları ve yazılan yazıların makine ile alınmış, tarih ve numara sırası verilerek düzenlenecek suretleri, ilgili banka nezdinde 10 yıl süreyle saklanacak.
BDDK, bankaların varlıkları, alacakları, özkaynakları, borç, yükümlülük ve taahhütleri, gelir ve giderleri arasındaki ilgi ve dengelerin ve mali bünyeyi etkileyen diğer tüm unsurların ve maruz kalınan risklerin tespiti, tahlili, izlenmesi, ölçülmesi ve değerlendirilmesi amacıyla sınırlamalar ve standart oranlar da belirlemek suretiyle, gerekli düzenlemeleri yapmaya ve bunlar hakkında her türlü tedbiri almaya yetkili olacak.
Bu Kanun kapsamında öngörülen sınırlamalara ve standart oranlara ilişkin eşiklere erişilmesi veya aşımların oluşması halinde, ilgili banka, durumu derhal BDDK’ya bildirecek.
Bankalar, Kurum tarafından düzenlenecek yönetmelikte öngörülen usul ve esaslara göre yüzde 8 oranından az olmamak üzere belirlenecek sermaye yeterliliği oranını hesaplamak, tutturmak, idame ettirmek ve raporlamak zorunda olacak.
Bankalar, Merkez Bankası’nın uygun görüşü alınmak suretiyle Kurulca belirlenecek usul ve esaslara göre asgari likidite düzeyini hesaplamak, tutturmak, idame ettirmek ve raporlamakla yükümlü bulunacak.

KREDİLER

Bankalarca verilen nakdi krediler ile teminat mektupları, kontrgarantiler, kefaletler, aval, ciro, kabul gibi gayrinakdi krediler ve bu niteliği haiz taahhütler, satın alınan tahvil ve benzeri sermaye piyasası araçları, tevdiatta bulunmak suretiyle ya da herhangi bir şekilde verilen ödünçler, varlıkların vadeli satışından doğan alacaklar, vadesi geçmiş nakdi krediler, tahakkuk etmekle birlikte tahsil edilmemiş faizler, gayrinakdi kredilerin nakde tahvil olan bedelleri, ters repo işlemlerinden alacaklar, vadeli işlem ve opsiyon sözleşmeleri ile benzeri diğer sözleşmeler nedeniyle üstlenilen riskler, ortaklık payları ve Kurulca kredi olarak kabul edilen işlemler, izlendikleri hesaba bakılmaksızın bu Kanun uygulamasında kredi sayılacak.
Bunlara ek olarak kalkınma ve yatırım bankalarının finansal kiralama yöntemiyle sağladığı finansmanlar ile katılım bankalarının taşınır ve taşınmaz mal ve hizmet bedellerinin ödenmesi suretiyle veya kar ve zarar ortaklığı yatırımları, taşınmaz, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, mal karşılığı vesaikin finansmanı, ortak yatırımlar veya benzer yöntemlerle sağladıkları finansmanlar da bu Kanun uygulamasında kredi olarak kabul edilecek.

RİSK GRUPLARI

Risk gruplarını yeniden tanımlayan tasarıya göre, sermayesinin çoğunluğu ayrı ayrı veya birlikte Hazineye, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na, genel veya katma bütçeli dairelere ait bankalar, doğrudan veya dolaylı olarak kontrol ettikleri ortaklıklar da bir risk grubu olarak değerlendirilecek.
Bankalar dışındaki Kamu İktisadi Teşebbüslerinin veya hisselerinin çoğunluğu Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın elinde bulunan diğer kamu kurum ve kuruluşları, sermaye, yönetim ve denetimlerine hakim oldukları bağlı ortaklık, iştirak ve müesseseler ile birlikte bir risk grubu oluşturacak.

KARŞILIKLAR VE TEMİNATLAR

Bankalar, krediler ve diğer alacaklarla ilgili olarak, doğmuş veya doğması muhtemel zararların karşılanması ve bunlar dışında kalan varlıkların değer azalışları için yeterli düzeyde karşılık ayırmak zorunda olacaklar. Krediler ve diğer alacaklarla ilgili olarak ayrılan özel karşılıkların tamamı, ayrıldıkları yılda Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde gider olarak kabul edilecek.

KREDİ SINIRLARI

Bankalarca, bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna kullandırılabilecek kredilerin toplamı özkaynaklarının yüzde 25’ini aşamayacak. Bu oran, bankanın dahil olduğu risk grubu bakımından yüzde 20 olarak uygulanacak. Kurul, bu oranı yüzde 25’e kadar yükseltmeye veya kanuni haddine kadar indirmeye yetkili olacak. Bir adi ortaklığa verilen krediler, sorumlulukları oranında ortaklara kullandırılmış sayılacak. Bankalarca, hakim ortak veya nitelikli pay sahibi olup olmadıklarına bakılmaksızın bankaların sermayesinin yüzde 1 ve daha fazla payına sahip olup pay defterine kayıtlı olan tüm ortaklarına ve bunlarla risk grubu oluşturan kişilere kullandırılacak kredilerin toplamı, özkaynaklarının yüzde 50’sini aşamayacak. Bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna özkaynakların yüzde 10’u veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler büyük kredi sayılacak ve bunların toplamı, özkaynakların 8 katını aşamayacak.

ORTAKLIK PAYLARINA İLİŞKİN SINIRLAMALAR

Bankaların, kredi kuruluşları ve finansal kuruluşlar dışındaki bir ortaklıktaki payı kendi özkaynaklarının yüzde 15’ini, bu ortaklıklardaki paylarının toplam tutarı ise kendi özkaynaklarının yüzde 60’ını aşamayacak.
Bankalar, kendilerinde doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olan ortaklık ve kuruluşlarda doğrudan veya dolaylı olarak pay sahibi olamayacaklar, bunların hisse senetlerini rehin olarak kabul edemeyecekler ve karşılığında avans veremeyecekler.

GAYRİMENKUL VE EMTİA ÜZERİNE İŞLEMLER

Bankaların gayrimenkullerinin net defter değerleri toplamı, özkaynaklarının yüzde 50’sini aşamayacak. Bu hesaplamada, değerleme veya enflasyon düzeltmesine bağlı olarak oluşan ve gayrimenkul hesabına eklenen değer artışları yüzde 50 oranında dikkate alınacak.
Bankalar, Sermaye Piyasası Kanunu kapsamında gayrimenkul ve emtiayı esas alan sözleşmeler ile Kurulca uygun görülecek kıymetli madenlerin alım ve satımı hariç olmak üzere ticaret amacıyla gayrimenkul ve emtianın alım ve satımı ile uğraşamayacak. Bankalar, ipotekli konut finansmanı kuruluşu ve gayrimenkul yatırım ortaklıkları hariç olmak üzere ana faaliyet konusu gayrimenkul ticareti olan ortaklıklara da katılamayacaklar. Katılım bankaları tarafından gayrimenkul, ekipman veya emtia temini veya finansal kiralama, kar ve zarar ortaklığı, ortak yatırımlar yoluyla finansman sağlanması ve benzeri faaliyetler nedeniyle üstlenilen yükümlülüklerden dolayı gayrimenkul ve emtia üzerine yapılan işlemler ise bu madde ile yasaklanan ve sınırlanan faaliyetler kapsamında değerlendirilmeyecek.
Alacaklardan dolayı edinilmek zorunda kalınan emtia ve gayrimenkullerin elden çıkarılmasına ilişkin usul ve esaslar, Kurul tarafından belirlenecek.

VAKIF VE SANDIKLARIN AÇIKLARI

Bankalarca, münhasıran çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıflara, açıklarının kapatılması için kaynak aktarılmayacak.
"Mevduat ve katılım fonu kabulü"ne ilişkin hükümlere göre, kredi kuruluşları ile özel kanunlarına göre yetkili olanlar dışında hiçbir kişi ya da kuruluş, mevduat veya katılım fonu kabul edemeyecek; ticaret unvanları ve kamuya yapacakları açıklamalar ile ilan ve reklamlarında bu izlenimi yaratacak ifade ve deyimleri kullanamayacak.
Resmi ve özel kuruluşlar ile ortaklıklarda, yalnız çalışanlarına ait olmak üzere sağlık ve sosyal yardım, emeklilik, ihtiyat ve tasarruf sağlama amaçlarıyla kurulan sandık ve vakıfların münhasıran kendi üyelerinden bu amaçlar için topladıkları paralar ile sigorta şirketlerinin işlemleri, mevduat ve katılım fonu kabulü sayılmayacak.
Türkiye’de kurulan kredi kuruluşlarının yurtdışındaki şubeleri ve ortaklıkları, mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrakın düzenlenmesi işlemlerini faaliyette bulundukları ülkede yapacak. Bu şube veya ortaklıklar adına hiçbir şekil ve surette yurtiçinde mevduat cüzdanı ve fon toplamaya ilişkin evrak düzenlenemeyecek veya verilemeyecek.

MEVDUAT VE KATILIM FONUNUN ÇEKİLMESİ

Türk Medeni Kanunu’nun rehinlere ve hapis hakkına, Borçlar Kanunu’nun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak koşuluyla, mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamayacak.
Bankalar, nezdlerindeki mevduat, katılım fonu, emanet ve alacaklardan hak sahibinin en son talebi, işlemi, herhangi bir yazılı talimatı tarihinden başlayarak 10 yıl içinde aranmayanlar, zaman aşımına uğrayacak.
Bankacılık Yasa Tasarısı, bankalar için "düzeltici", "iyileştirici" ve "kısıtlaycı önlemler" olmak üzere 3 aşamalı bir sistem öngörüyor.
Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen tasarıya göre, faaliyet izni kaldırılan kredi kuruluşları nezdinde bulunan ve doğruluğu hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanan mevduat ve katılım fonunun sigorta kapsamındaki kısmı, Fon kaynaklarından ödenecek.
Kanun kapsamındaki kuruluşlar ve faaliyetleri, BDDK’nın denetim ve gözetiminde olacak.
Konsolide denetimi de getiren tasarı uyarınca, konsolide bazda sınırlama ve oranlara tabi olan ana ortaklık, bankalar ve bunların yurtiçi ve yurtdışı bağlı ortaklıkları, birlikte kontrol edilen ortaklıkları, şube ve temsilcilikleri konsolide denetime tabi olacak.
Bankalar her türlü kayıt, bilgi, belge, yapı ve sistemlerini konsolide denetime uygun ve hazır hale getirmek zorunda olacak.

ÖNLEM SÜRECİ

Konsolide veya konsolide olmayan bazda yapılan denetimler sonucunda, tedbir alınmasını gerektiren koşulların varolduğu belirlenirse "düzeltici", "iyileştirici" ve "kısıtlayıcı önlemler" alınacak.

FAALİYET İZNİNİN KALDIRILMASI VEYA FON’A DEVİR

Denetlemeler sonucunda bir bankayla şu durumlardan biri ya da birkaçının varlığı halinde BDDK, en az beş üyesinin aynı yöndeki oyuyla alınan kararla bankanın faaliyet iznini kaldıracak ya da kredi kuruluşunun temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi, zararın mevcut ortakların sermayesinden indirilmesi kaydıyla, kısmen veya tamamen devri, satışı veya birleştirilmesi amacıyla Fona devredecek.
"-Kısıtlayıcı önlemlerin süresi içerisinde ya da her halükarda en geç 12 ay içinde kısmen ya da tamamen alınmaması ya da bu tedbirleri kısmen veya tamamen almış olmasına rağmen, mali bünyesinin güçlendirilmesine imkan bulunmadığı veya bu tedbirler alınmış olsa dahi mali bünyesinin güçlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi, -Faaliyetine devamının mevduat ve katılım fonu sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz ettiğinin ortaya çıkması, -Yükümlülüklerini vadesinde yerine getiremediğinin tespit edilmesi, -Yükümlülüklerinin toplam değerinin varlıklarının toplam değerini aşması, -Hakim ortaklarının veya yöneticilerinin, banka kaynaklarının, bankanın emin bir şekilde çalışmasını tehlikeye düşürecek biçimde doğrudan veya dolaylı veya dolanlı olarak kendi lehlerine kullanması veya dolanlı olarak kaynak kullandırması ve bankayı bu suretle zarara uğratması."

BAŞKA BANKAYLA BİRLEŞTİREBİLECEK

Fon, ortaklarının temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi kendisine devredilen bankalarla ilgili yetkilerini, maliyet etkinliğini sağlama ve mali sistemin güven ve istikrarını koruma ilkeleri doğrultusunda kullanacak.
Fon, hisselerinin çoğunluğu veya tamamı kendisine intikal eden bankanın, gerektiğinde mali ve teknik yardım da sağlamak suretiyle varlık ve yükümlülüklerini kısmen veya tamamen, mevcut bankalardan istekli olanlara ya da kurulacak bir bankaya devredebilecek. Ayrıca Fon, bankayı istekli olan başka bir bankayla birleştirebilecek.
Fon, mali bünyenin güçlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması için gerektiğinde sermayesini artırabilecek, zorunlu karşılık ve umumi disponibilite yükümlülüklerinden kaynaklanan cezai faizlerini kaldırabilecek, iştirak, gayrimenkul ve diğer aktiflerini satın alabilecek veya bunları teminat olarak alıp karşılığında avans verebilecek. Bankanın likidite ihtiyacını gidermek üzere mevduat koyabilecek olan Fon, sahip olduğu aktifleri üçüncü kişilere satmaya ve BDDK’dan izin almak kaydıyla üçüncü kişilere devretmeye de yetkili olacak.
Finansal sistemin bütününe sirayet edebilecek ölçüde olumsuz bir gelişmenin ortaya çıkması ve bu durumun kurumun koordinasyonunda Fon, Hazine Müsteşarlığı ve Merkez Bankası tarafından müştereken tespiti halinde alınacak olağanüstü önlemleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili olacak. İlgili kurum ve kuruluşlar da bu önlemleri derhal uygulamakla yetkili ve sorumlu olacak.

EN GEÇ 9 AY İÇİNDE

Temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon’a devredilen bankaların, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi ve satışı ile ilgili süreç, devrin yapıldığı tarihten itibaren en geç 9 ay içinde tamamlanacak. Bu sürede devir, birleşme veya satışın tamamlanamamış olması halinde Fon’un talebi üzerine BDDK, bankanın faaliyet iznini kaldıracak.

BANKA KAYNAKLARININ İSRAFI

Faaliyet izni kaldırılan veya Fon’a devredilen bankaların hakim ortakları ve yöneticileri, bu kanunun şahsi sorumluluğa ilişkin hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kullandıkları kaynakları ve bu suretle uğranılan zararları Fon tarafından verilecek süre içinde iade ve tazmin edecekler.
Faaliyet izni kaldırılan bankanın yönetim ve denetimi Fon’a geçecek.
İznin kaldırılmasına ilişkin BDDK kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten itibaren, banka hakkındaki ihtiyati tedbir dahil her türlü icra ve iflas takibatı duracak, yeni icra ve iflas takibatı yapılamayacak. Banka hakkında Fon haricinde üçüncü kişiler tarafından açılmış tüm dava, icra ve iflas takipleri mahkeme, icra ve iflas dairesi tarafından derhal Fon’a bildirilecek.
Fon, yönetim ve denetimi kendisine intikal eden bankadaki sigortalı mevduatı ve sigortalı katılım fonunu doğrudan veya ilan edeceği bir başka banka aracılığı ile ödeyerek, mevduat ve katılım fonu sahipleri yerine bankanın doğrudan doğruya iflasını isteyecek. Bu görev ve yetki münhasıran Fona’a ait olacak. Bu şekilde yapılacak iflas isteminde 2004 sayılı İcra İflas Yasası’nın iflasın ertelenmesine ilişkin hükümleri uygulanmayacak.
Yönetim ve denetimi Fon’a intikal eden banka hakkında iflas kararı verilmesi halinde Fon, iflas masasına, tüm imtiyazlı alacaklılardan önce gelmek üzere imtiyazlı alacaklı sıfatıyla iştirak edecek. Fon, iflas dairesi alacaklılar toplantısı ve iflas idaresi görev ve yetkilerine sahip olarak bankayı tasfiye edecek.
İflas kararı verilmeyen hallerde bankanın iradi tasfiyesi, banka genel kurul kararı aranmaksızın ve Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerin infisah ve tasfiyeye ilişkin hükümlerine tabi olmadan, tasfiye kurulu üyelerinin Fon tarafından atanması suretiyle gerçekleştirilecek.
Faaliyet izni kaldırılan yabancı banka şubeleri hakkında da bu hükümler uygulanacak.

ÜCRETLER, MALİ VE DİĞER SOSYAL HAKLAR

BDDK Başkanına, Başbakanlık Müsteşarı için belirlenen her türlü ödemeler dahil mali ve sosyal haklar tutarında aylık ücret ödenecek.
Kurul başkan ve üyelerine bu ücretlerin yarısı tutarında herhangi bir kesintiye tabi tutulmaksızın her ay tazminat ödenecek.
Kurumun kadro karşılığı sözleşmeli personelinin ücretleri ile diğer mali ve sosyal hakları, birinci fıkrada belirlenen ücret tavanını geçmemek üzere kurul tarafından tespit edilecek.
Fon’un yönetim ve denetimini devraldığı şirketlerin yönetim, denetim veya tasfiye kurularına atanan memurlar ve diğer kamu görevlilerine, KİT yönetim kurulu üyeleri için belirlenen aylık ücretin 3 katına kadar ücret ödenebilecek.

CEZAİ VE HUKUKİ SORUMLULUK

Kurul başkan ve üyeleri ile kurum personelinin görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalar, kurul başkan ve üyeleri için ilgili bakanın, kurum personeli için ise başkanın izin vermesi kaydıyla genel hükümlere göre yapılacak.
Kurul üyeleri ile personelinin iştirak halinde işledikleri iddia edilen suçlara ilişkin soruşturmalarda kurum personeli hakkında soruşturma izni verme yetkisi ilgili bakana ait olacak.
Kurul başkan ve üyeleri ile kurum personelinin, görevden ayrılmış olsalar dahi görevleriyle bağlantılı olarak işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı başlatılan soruşturma ve kovuşturmalar, ücreti BDDK tarafından ödenecek bir avukat tarafından takip edilecek.
Fon Kurulu Başkanı ve üyeleri Fon’a devredilen kuruluşlar ve bunların ortaklıkları ile Fon’un satışını yaptığı kuruluşlarda, görevlerinden ayrılmalarını izleyen 2 yıl süreyle görev alamayacak.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen Bankacılık Kanunu Tasarısı’na göre, faaliyet izni kaldırılan veya Fon’a devredilen bankaların ana sözleşmelerinde yer alan düzenlemelerin, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın, genel kurul yapılmadan değiştirilmesine ve tescil ettirilmesine Fon yetkili olacak.
Fon, faaliyet izni kaldırılan veya Fon’a devredilen bankaların hakim ortaklarından ve tüzel kişi ortaklarının sermayesinin yüzde 10’undan fazlasına sahip gerçek kişi hissedarlarından ve
yöneticilerinden, eş, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları, evlatlıkları ve kendilerini evlat edinenlerden mal beyanı istemeye yetkili olacak.
Bir bankanın yöneticilerinin ve denetçilerinin, kanuna aykırı karar ve işlemleriyle bankanın faaliyet izninin kaldırılması veya Fon’a devrine neden olduklarının tespiti halinde, bankaya verdikleri zararlarla sınırlı olarak bunların şahsi sorumlulukları yoluna gidilecek. Bu kişilerin, Fon Kurulu kararına istinaden ve Fonun talebi üzerine, doğrudan şahsen iflaslarına mahkemece karar verilebilecek.
Bu karar ve işlemler, bankanın hakim ortaklarına menfaat temini amacıyla yapıldığı takdirde, menfaat temin eden ortaklar hakkında da temin ettikleri menfaat üzerinden uygulanacak.

TMSF İLE İLGİLİ HÜKÜMLER

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF-Fon), Bankacılık mevzuatı ve ilgili diğer hukuki düzenlemelerle verilen yetkiler çerçevesinde, tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla şu görevleri yerine getirecek:
"Mevduatın ve katılım fonlarının sigorta edilmesi, Fon bankalarının yönetilmesi, mali bünyelerinin güçlendirilmesi, yeniden yapılandırılması, devri, birleştirilmesi, satışı, tasfiyesi, Fon alacaklarının takip ve tahsili işlemlerinin yürütülmesi ve sonuçlandırılması, Fon varlık ve kaynaklarının idare edilmesi ve kanunla verilen diğer görevlerin ifası." TMSF, kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip olacak.
Görevini bağımsız olarak yerine getirecek olan Fon kararları yerindelik denetimine tabi tutulamayacak. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, Fon Kurulu’nun kararlarını etkilemek amacıyla emir ve talimat veremeyecek.
Fon, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Kurulu ile Başkanlık’tan oluşacak. Merkezi İstanbul’da olacak Fon, görevli ve yetkili olduğu alanın yoğun olduğu illerde olmak ve sayısı üçü geçmemek kaydıyla Bakanlar Kurulu kararıyla yurt içi temsilcilik ve tahsilat birimleri açabilecek.
Fon, Kamu İktisadi Teşebbüsleri ile Fonların Türkiye Büyük Millet Meclisince Denetlenmesinin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, Devlet İhale Kanunu ile Kamu İhale Kanunu hükümlerine tabi olmayacak.

GÖREVLERİNE SON VERİLEMEYECEK

Fon Kurulu Başkan ve üyelerinin görev süresi altı yıl olacak.
Süreleri biten başkan ve üyeler yeniden atanamayacak. Başkanlığın ve üyeliğin herhangi bir sebeple boşalması halinde, boşalan yere bir ay içinde atama yapılacak. Bu şekilde atananlar, bir defalığına tekrar atanabilecek.
Fon Kurulu Başkan ve üyelerinin görev süreleri dolmadan herhangi bir nedenle görevlerine son verilemeyecek. Ancak, ciddi hastalık veya sakatlık nedeniyle iş göremeyecekleri, atanmaları için gerekli şartları kaybettikleri, durumlarının yasada belirtilen yasaklara aykırı olduğu anlaşılan veya görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlardan dolayı haklarında verilen mahkumiyet kararı kesinleşen Fon Kurulu başkan ve üyelerinin görevleri, Başbakanın onayıyla sona erecek.
Fon Kurulu Başkan ve üyeleri, asli görevlerini aksatmayan bilimsel amaçlı yayın, ders ve konferans ile telif hakları hariç Fon’daki resmi görevlerinin yürütülmesi dışında kalan resmi veya özel hiçbir görev alamayacak, dernek, vakıf, kooperatif ve benzeri yerlerde yöneticilik yapamayacak, ticaretle uğraşamayacak, serbest meslek faaliyetinde bulunamayacak, bu kanun kapsamındaki kuruluşlar ve bunların doğrudan ya da dolaylı ortaklıklarında pay sahibi olamayacak, hakemlik ve bilirkişilik yapamayacak.

2 YILLIK GÖREV YASAĞI

Fon Kurulu Başkan ve üyeleri, göreve başlamadan önce, kendilerinin veya eş ve velayeti altındaki çocuklarının sahibi bulunduğu menkul kıymetlerden Hazine tarafından çıkarılan borçlanmaya ilişkin olanlar hariç, bu kanun kapsamındaki kuruluşlar ve bunların doğrudan ya da dolaylı ortaklıklarına ait her türlü sermaye piyasası araçlarını eş, evlatlık, üçüncü dereceye kadar kan ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları dışındakilere 30 gün içinde satarak elden çıkaracak.
Atanmalarını izleyen 30 günlük sürede bunu yapmayan Fon Kurulu üyeleri, üyelikten çekilmiş sayılacak.
Fon Kurulu Başkan ve üyeleri, görevden ayrılmalarının üzerinden iki yıl geçmeden, Fon’a devredilen veya Fon’un sattığı kuruluşlarda ve bunların doğrudan ya da dolaylı ortaklıklarında görev alamayacak.

VARLIK YÖNETİM ŞİRKETLERİ

Komisyonda verilen bir önergenin kabulüyle, Fon’un varlıklarının yönetimi ve alacaklarının anonim şirket aracılığıyla tahsil edilebilmesini öngören hükümler tasarıdan çıkarıldı. Aynı şekilde, bir bankanın iflas veya tasfiyesinde tesis edilecek işlemlerin uygulanması amacıyla Kurul’dan alınacak izinle ve geçici bir süreyle faaliyette bulunmak üzere, hisselerinin tamamı Fon’a ait banka kurma yetkisi de tasarıdan çıkarıldı.
Varlık yönetim şirketleri de bu düzenlemeye tabi olarak faaliyetlerini yürütecek.

FAİZ ORANLARI

Bakanlar Kurulu, bankaların ödünç para verme işleminde ve mevduat kabulünde uygulanacak azami faiz oranlarını, katılma hesaplarında kar ve zarara katılma oranlarını, özel cari hesaplar dahil sayılan işlemlerde sağlanacak diğer menfaatlerin nitelikleri ile azami miktar ve oranlarını tespit etmeye, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakmaya yetkili olacak. Bakanlar Kurulu, bu yetkilerini Merkez Bankası’na devredebilecek.
Birleşme, bölünme ve devir hallerinde Merkez Bankası’nın bankaların zorunlu karşılıklarını iade etmesinin veya bu hükümlülüklerini ertelemesinin BDDK kararıyla olmasını öngören hüküm, tasarıdan çıkarıldı.

İHLAS FİNANS

Komisyonda, CHP’li milletvekillerinin verdiği bir önergeyle İhlas Finans ile ilgili düzenleme de tasarıya konuldu.
Buna göre, genel hükümlere göre tasfiye edilmekte olan özel finans kurumlarının tasfiyesi, Fon tarafından yürütülecek. Genel hükümlere göre atanmış olan tasfiye memurlarının görevinin düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla sona erecek. Özel finans kurumlarının iradi tasfiyesi kaldığı yerden, Fon tarafından yürütülecek. Fon, söz konusu özel finans kurumlarının tasfiyesine ilişkin olarak kendisine verilen görev ve yetkilere de sahip olacak.

VAKIFBANK

Komisyon’da kabul edilen bir diğer önergeyle, Vakıfbank’ın özelleştirilmesinin önündeki engel kaldırılıyor. Vakıfbank’ın sermaye artırımı yoluyla halka arz yapabilmesini teminen, mevcut sermaye piyasası mevzuatı ve SPK uygulamaları kapsamında (D) grubu olarak adlandırılan yeni bir pay grubu ihdas edilecek.

BANKA SANDIKLARI DÜZENLEMESİ

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası’ndaki söz konusu düzenleme, bankalar, sigorta ve reasürans şirketleri, ticaret ve sanayi odaları, borsalar ve bunların oluşturduğu birlikler personeli için kurulmuş bulunan sandıkların iştirakçileri ile malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından aylık veya gelir alanlar ile bunların hak sahiplerinin herhangi bir işleme gerek kalmaksızın yasanın yayımı tarihinden itibaren 2 yıl içinde Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmesini ve devir tarihi itibarıyla iştirakçilerin sigortalı olmasını öngörüyor.
Devir tarihi itibariyle devredilen kişilerle ilgili olarak sandıkların yükümlülüğü, peşin olarak hesaplanacak. Peşin değerin aktüeryal hesabında kullanılacak teknik faiz olarak 30 Haziran 2005 tarihi itibarıyla en uzun vadeli iskontolu YTL cinsinden ihraç edilmiş devlet iç borçlanma senedinin ihraç anındaki nominal faiz oranı, enflasyon hedefi kullanılarak reel hale getirilen faiz oranı esas alınarak belirlenecek.
Belirlenen peşin değer, 15 yıldan fazla olmamak üzere yıllık eşit taksitlerle ve iç borçlanma senetlerinin yıllık ortalama nominal faizi üzerinden sandıklar ile sandıkların iştirakçilerine istihdam eden kuruluşlardan tahsil edilecek.
Devir tamamlanıncaya kadar, sandık iştirakçilerine sağlanan sosyal sigorta yardımları ile iştirakçilerin primlerinin tahsiline, sandık mevzuatı hükümlerine göre devam edilecek.
Tasarıyla, kuruluşlara ve ilgili kişilere ilişkin idari para cezalarına alt sınır getirildi. Verilecek cezaların alt sınırı, 5 bin YTL’den başlayacak.

"ARKADAŞLARIMIN ÜCRETİ ARTMAYACAKSA..."

BDDK Başkanı Tevfik Bilgin, BDDK ve TMSF başkanları ve çalışanlarının ekonomik ve sosyal haklarını düzenleyen maddeler görüşülürken, şahsi durumu ile ilgili ifadelerinin yanlış anlaşıldığını belirterek, "Eğer daha fazla para isteseydim, Halkbank’tan buraya gelmezdim. Ben belli yerlerde çalıştıracak nitelikli eleman bulamıyorum. Eğer arkadaşlarımın ücretlerinde artış olmayacaksa ben şahsen kendim için artış yapılmasını istemiyorum" dedi.
Devlet Bakanı Ali Babacan, yapılmak istenen düzenlemeye karşı çıkarak, konunun hükümette görüşülmediğini belitti ve "Sayın Başbakan da bu konuda çok hassas..." dedi.
Babacan’ın karşı çıkmasına rağmen, Fon ve Kurul çalışanlarının mali ve sosyal haklarında iyileştirme öngören önergeler, AK Parti ve CHP’li milletvekillerinin oylarıyla kabul edildi.

cengizk
30-06-2005, 15:47
bekliyoruz..bakalim Neler Olacak?ama Ok Yaydan Cikti ..hatta Hedefine Dogru Ilerliyor Bile..hakkimizda Hayirlisi Olsun..

sugare
01-07-2005, 11:21
cengiz bey, ne demek istediginiz aciklar misiniz? haberimiz olmadigi bir gelisme mi soz kunusu????

cengizk
01-07-2005, 13:57
cengiz bey, ne demek istediginiz aciklar misiniz? haberimiz olmadigi bir gelisme mi soz kunusu????

VERILEN ONERGELER,KAMUOYU BASKISI VE BENZERI GIRISIMLERIN COGALMASI SONUCU YENI DUZENLEMELERIN YAPILMASI ASAMASINDA OLUNDUGUNU BILIYORUZ.BUNDAN DOLAYI DEMISTIM.SIZIN BILMEDIGINIZ BIR GELISME YOK ORTALIKTA SANIRIM..

cengizk
03-07-2005, 01:19
Emin Çölaşan'ın eşi Tansel Çölaşan, yeniden Danıştay Başkan Vekili

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu Başkanlığına yeniden Tansel Çölaşan seçildi. Çölaşan, tek aday olarak katıldığı seçimde toplam 60 oy aldı.
(2 Temmuz 2005 Cumartesi)

Çölaşan, bu görevinin yanısıra Danıştay Başkan Vekilliği görevini 2 yıl daha sürdürecek. Ankara Hukuk Fakültesi mezunu olan Çölaşan, 1964 yılından bu yana Danıştay'da görev yapıyor. Çölaşan, bu göreve ilk kez 2001 yılında seçilmişti.

BIZ AYLARDIR DANISTAYA NASIL ULASIRIZ?ONLARI MAGDURIYETIMIZDEN NASIL HABERDAR EDERIZ?SEKLINDE SORUYORDUK.EMIN COLASANIN ESI DANISTAY BASKAN VEKILI IMIS!!HAYDI HEP BERABER EMIN COLASANA MAILLERIMIZI GECELIM..ONDAN ESI VASITASI ILE DANISTAY UYELERINE ULASMASINI VE BIZDEN HABERDAR ETMELERINI ISTEYELIM.SIZCE COK MASUM BIR ISTEKMI?UZERINE GIDILMESI NASIL OLUR?

gulg
04-07-2005, 10:19
Bu hafta sonu dergide çıkacak olan borsa mağdurları ile ilgili yazıyı izleyelim ve sabah mağdurları olarak Barış beye teşekkür edelim o zaman.

Tekborsa dergisinde beklediğimiz yazı maalesef çıkmadı. Bir yetkiliden gelen mail:

Haftalardır bu habere hazırlanıyoruz. Fakat haber bu haftaki sayımızda yer alamayacak. Bunu üzülerek bildiriyorum. İyi niyetli yaklaştığım bir konuda yanlış anlaşılmamak için size haber vermek istedim. Normalde daha önceden haber vermek isterdim fakat dergi planı bugün yapılıp baskıya gittiği için ancak bugün haber verebiliyorum. Gerçekten çok özür dilerim.


Saygılarımla

Bizde sizin kararınıza saygı duyarız.....

gulg
04-07-2005, 10:33
ocuk demiş ki:
Arkadaşlar iyi akşamlar;
bu haftaki borsacı dergisinin 14 ncü sayfasında borsa mağdurları için iki sayfa ayırmişlar ve bizlerin oluşturduğu bu siteden bahsetmişlerve adresi yazmişlar...
Muharrem Karslı İMKB eski başkanı komisyonlarda çok çalışıldığını malesef mağdurlara sıra gelmediğini kısa vadedede gelecek gibi görünmediğini , bu konuyu her fırsatta iki bakana Abdüllatif Şener ve Hilmi Gürel e her görüştüğünde dile getirdiğini söylediğini ancak iki bakandan sürekli olarak öncelikli konuları olduğu cevabını aldığını belirtiyor ....
arkadaşlar bu bakanlarımıza gerekli mail leri atalım ...

SEVGİYLE KALIN..


Bende sizinle bu konu ile ilgili olarak hafta sonu yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum;

Sabah mağduriyetimizi bilen bir yakınım dedi ki;

-Biliyormusun borsa mağdurları sabahhaber diye bir site kurmuşlar, orada haklarını arıyorlarmış, borsacı dergisinde okudum.

Sizlerle paylaşmak istedim. Lütfen bu siteyi hepbirlikte yaşatalım.

halukus
05-07-2005, 08:46
Cumhurbaskanligina gondermis oldugum e-mailime postayla yanit vermisler.

-------------------------------------
" Elektronik posta yoluyla ilettiginiz, birikimlerinizi yatirdiginiz bir yayincilik sirkete ait pay senetlerinin IMKB'de islem disi birakilmasindan yakinmanizi iceren basvurunuz, ilgisi nedeniyle SPK Baskanligina iletilmistir.

Cumhurbaskanligi genel sekreter yardimcisi
Bulent Serim imzali

-----------------------

Anlasilan Bulent Serim bey benim e-mailimi iyi okumamis ya da anlamamis....

gulg
07-07-2005, 08:57
Emin Çölaşan ın bugünkü yazısı. Kendisi TMSF mağdurları olarak Uzan a dokunabilmiş. Nedense bugüne kadar kendisine gönderdiğimiz mailler dikkatinden kaçtı herhalde, Turgay Ciner veya patronundan çekinmiş olamaz, yoksa mutlaka yazardı, ne de olsa dürüst ve cesur gazeteci !!!!

-----------------------------------------------------------------------------------

SEVGİLİ okuyucularım, TMSF zulmü konusunda çok sayıda kişiden mektuplar, mesajlar alıyorum. Başkaları hortum yapmış, TMSF ise olayla uzaktan yakından ilgisi olmayan, hortuma bulaşmamış insanlara dünyayı dar ediyor.

Bu yapılan ayıptır, günahtır ve hukuksuzdur.

Şimdi size birkaç mektubu -özetleyerek- veriyorum. İlk mektubu yazan okurum, isminin açıklanmasını istemiyor:

‘Cem Uzan’ın yanında 1.5 yıl maaşlı sekreter olarak çalıştım. İmar Bankası olayı sonrasında yurtdışı yasağı ve her şeyime haciz getirdiler. Yönetici değildim, imza yetkim yoktu, bankayla uzaktan yakından ilgim yoktu. Maaşım dışında bir gelire sahip değildim. Savcılık takipsizlik kararı verdi, mahkeme yurtdışı yasağımı kaldırdı. Ancak TMSF bu kararlara uymuyor. Hiçbir gelirim yok, mülküm yok ama hacizliyim ve yurtdışında yaşayan ailemin yanına gidemiyorum. TMSF bana ‘7.5 katrilyon borcu kabul et, açtığın davaları geri çek, biz de tedbiri kaldıralım’ diyor! Bu nasıl hukuktur? Lütfen bu konunun peşini bırakmayın.’

* * *

Okan Gücün yazıyor: ‘Annem İmar Bankası’nın Ankara’da bir şubesinin müdürü idi. Bütün ailemizin her şeyine haciz koydular, yurtdışı yasağı getirdiler. Geçen 2 yılda Bankalar Yeminli Murakıpları ile Savcılık olayı araştırdı. Annemin ve bizim herhangi bir suçumuz olmadığı belgelendi. Ancak her şey aynen devam ediyor. Bizden 7.5 katrilyon ödememiz isteniyor.

Bilkent Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Şimdi TMSF’nin yönetimine geçen Telsim’de çalışıyordum. Manevi baskılarla oradan da istifa ettirdiler. Bütün hayatım karardı. TMSF’ye yaptığımız bütün başvurular sonuçsuz kalıyor. Bir tek yanıt bile verilmiyor. Bir apartman dairesi dışında bir şeye sahip değiliz. Paramız yok. Hortumla ilişkimiz yok. Ailemin ve benim psikolojik sağlığımız bozuldu. Annem ve babam bu olaylardan daha da çok etkilendi. Yarın başlarına bir iş gelirse bunun sorumlusu kim olacak, TMSF mi? Daha da acısı, TMSF sağlık harcamalarımıza bile tedbir ve haciz koydurdu. Gırtlağa kadar borca battık.

Uzan Grubu yolsuzluk yaptıysa bunda bizim suçumuz ne? Annemin de hiçbir suçu olmadığı yargı tarafından karara bağlandığı halde, üzerimizdeki TMSF yaptırımları aynen devam ediyor. Bu hukuksuzluğun, kanun tanımazlığın hesabını biz kimden soralım?’

* * *

Dr. Sedat Hayran yazıyor: İşletme doktorası yaptım. Uzan Grubu’nun telekomünikasyon ve medya sektörlerinde üst düzey görev aldım. 300 kişiyi aşkın diğer grup çalışanları gibi benim de tüm malvarlığıma haciz koydular. İmar Bankası’nın batmasıyla uzaktan yakından hiçbir ilgim yok. İşin trajikomik yanı ise benim ve eşimin ömür boyu biriktirdiğimiz 250 milyar lira, bu bankayla birlikte uçtu gitti!.. Çünkü hükümet bu bankada son bir ayda açılmış mevduat hesaplarını yok sayan bir kanun çıkardı!

Çelişkiye bakın: Şu anda bir tarafta mevduat sahibi olarak banka mağduru, öbür tarafta ise hiçbir ilgim olmamasına karşın banka hortumcusuyum!

Bu olanları halen de anlamış değilim. Sanki bir rüyada yaşıyorum. Aslında bizim çektiklerimiz ve yaşatılan hukuksuzluk, üniversitelerde doktora tezi olacak somut gerçekler. Kanunda olmayan suçların cezasını çekmek!

2 yıldan beri bir kuruş gelirim yok. Hiçbir yerde iş bulamadım. Bugüne kadar yaşamamız bir mucizedir. Sayın hükümetimiz bizleri adeta ölüme terk etti. Borç bularak yaşıyoruz. Maddi ve manevi olarak tükendik, bittik. Bir hasta olsam hastane parası ödeyemem. Bu ne kadar ayıp bir şeydir.

Futbol Federasyonu tarafından açılan FIFA Futbolcu Temsilciliği sınavına İngilizce’den girip kazandım. Şimdi lisanslı FIFA menajeriyim. Fakat yurtdışı yasağım nedeniyle bu görevi de yapamıyorum. Allah kimseyi bizim durumumuza düşürmesin. Bu sözlerime TMSF ve AKP dahildir.’

* * *

Sevgili okuyucularım, ortalıkta korkunç bir hukuksuzluk var. Masum insanlara zulüm yapılıyor, maddi ve manevi TMSF işkencesi çektiriliyor.

Hortumcunun, hortuma doğrudan veya dolaylı olarak katılanların elbette ki üzerine gidersin. Donlarına kadar haciz koyarsın, yargı kararıyla içeri atarsın. Ancak masum ve suçsuz insanlara -yargı kararlarına rağmen- bu işkenceyi kim olursan ol, yapamazsın.

TMSF işin dozunu ve ciddiyetini iyice kaçırmış durumda.

Yer olmadığı için elimdeki öteki mektupları maalesef size iletemiyorum. İnsanlar ağlaşıyor, insanlar zor durumda.

Türkiye’de hukuk mukuk kalmamış. AKP ve onun tahsilatçısı TMSF ne derse, neyi emrederse o oluyor.

Oyunun büyük çoğunluğu, binlerce masum ve suçsuz insan, analar, babalar, eşler, çocuklar ve kardeşler üzerinden oynanıyor.

Bu utanç tablosunu yaratanlara da, uygulayanlara da yazıklar olsun. Hükümet nerede? TMSF nerede? Hukukçular nerede? Yok mudur bu rezaletin üzerine gidecek birkaç babayiğit adam, yok mudur?

* * *

Emin Çölaşan’ın notu: Dün kendisine sorduğum somut soruya Atilla Koç’tan yanıt yok. Herhalde bugün gelir! Mutlaka gelir!

cengizk
07-07-2005, 10:57
emin Colasanin Esi Danistay Baskan Vekili Ve Magdurlari Rahatlatacak Kararlar Maalesef Danistay Tarafindan Alinamadigi Icin Yillardir(cagri Muafiyeti Vb Konularda) Saniyorum Uzuntusunden Yazmiyordur diyor degerli bir arkadasim.Valla yorumu size kalmis..

gulg
07-07-2005, 12:05
Cumhurbaskanligina gondermis oldugum e-mailime postayla yanit vermisler.

-------------------------------------
" Elektronik posta yoluyla ilettiginiz, birikimlerinizi yatirdiginiz bir yayincilik sirkete ait pay senetlerinin IMKB'de islem disi birakilmasindan yakinmanizi iceren basvurunuz, ilgisi nedeniyle SPK Baskanligina iletilmistir.

Cumhurbaskanligi genel sekreter yardimcisi
Bulent Serim imzali

-----------------------

Anlasilan Bulent Serim bey benim e-mailimi iyi okumamis ya da anlamamis....

Topladığımız paralarların bir kısmı ile Bülent Beye bir kitap hediye alabiliriz. Okuduğunu Anlama Becerisi.....
Bir nevi anme hizmeti yani.....

gulg
07-07-2005, 15:01
TSPAKB'nin Aylık Bülteni sermaye piyasasında gündem'in bu sayısında;


İtalya Sermaye Piyasası

Birliğimiz, AB üyesi ülkelerin sermaye piyasalarının yapılarını ve geçirdikleri evreleri inceleyen çalışmalar yürütmektedir. Bu ayki raporumuzda İtalya sermaye piyasasının gelişimini inceledik.

XIII. Üye Toplantısı Yapıldı

28 Haziran 2005 tarihinde sermaye piyasamızdaki son gelişmelerin tartışıldığı XIII. Üye Toplantısı yapıldı.

Çalışma Grubu Raporu

Birliğimiz bünyesinde oluşturulan Özel Sektör Borçlanma Araçları Çalışma Grubu bu araçların piyasasının canlandırılması için yapılması gerekenleri bir raporla ortaya koydu.

Gelişen İşletmeler Piyasaları A.Ş.

10.000.000 YTL sermaye ile kurulması planlanan şirketin 28.06.2005 tarihinde gerçekleştirilen Kurucular Kurulu toplantısında, ilk genel kurul tarihine kadar görev yapacak yönetim ve denetim kurulu üyeleri belirlendi.

Komisyon Tarifesi Uygulamasına İlişkin Karar Açıklandı

%75 oranındaki komisyon iadesi uygulamasına yıl sonuna kadar devam edilecek.

Sermaye Piyasasında Güven Unsuru ve Yatırımcının Korunması

Görüş ve önerilerimiz Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Doç. Dr. Abdüllatif Şener?e ve TMSF Başkanı Sayın Ahmet ERTÜRK?e iletildi.

Lisans Başvurularında Son Durum

Birliğimize ulaşan 4.091 lisans başvurusundan 1.849?unun onay işlemleri tamamlandı.

Mesleki Gelişim Eğitimleri

Program Genel Mektup ile duyurulacak.

Lisanslama Sınavlarına Hazırlık Eğitimleri

Eylül 2005 dönemi lisanslama sınavlarına yönelik eğitimler açıklandı.

VOB Eğitimleri

Eğitimlerimiz Haziran ayında devam etti.





Raporumuzun tamamına ulaşmak için;

http://www.tspakb.org.tr/docs/ebirlik/gundem_200507.pdf

cengizk
08-07-2005, 11:39
06.07.2005 gazeteciler.com da yer alan haber..

Sabah gazetesine bu akşam gelen icra memurları Dinç Bilgin'den kalan borçlardan dolayı içeri girmek istedi. İcra memurları, avukatlar tarafından içeri alınmadı. gazeteciler. com sitesinde yeralan habere göre, avukatlar Satel A.Ş. ile bir ilgilerinin bulunmadığını belirttiler. İcra memurlarının halen bina önünde bekliyor.

cengizk
08-07-2005, 11:42
netgazete.com dan alıntı..04.07.2005

Sabah Gazetesi'nin Samandıra'daki baskı tesislerine hacze gelen icra memurları ile özel güvenlik görevlileri arasında gerginlik yaşandı.
1999 yılından beri tesislerin tüm metal işlerini kendilerinin yaptığını iddia eden Özde Metal'in yetkilileri, kendileri ve icra memurunun üzerinde kurulan baskı nedeniyle 850 bin YTL'lik haczin yapılamadığını ileri sürdü.
Özde Metal İnşaat'ın sahibi Osman Karpuz, dün sabah Samandıra Akpınar Mahallesi'ndeki tesislere avukatı ve icra memurlarıyla geldi. Haciz memurları ve firma avukatları özel güvenlik görevlilerince içeri alınmadığı için arbede yaşandı.
Kısa süre sonra gelen jandarma eşliğinde içeri giren görevliler, gazete yönetiminin kendilerine olan borcu nedeniyle haciz işlemi yapmak istedi. Fakat, 6 saate yakın tesislerde kalarak haciz yapmak isteyen görevliler ilk gün sadece tespit yapmakla yetindi.

halukus
09-07-2005, 09:17
----- Original Message -----
From: SPK Sorulara Yanıt - Bilgilendirme
To: Haluk Aktuna
Sent: Friday, July 08, 2005 6:00 PM
Subject: RE: sabah yayincilik magdurlarinin durumu


Sayın Haluk Aktuna,



İlgi: 06.06.2005 tarihli Kurulumuza gelen e-postanız ve Cumhurbaşkanlığından Kurulumuza gönderilen 15.06.2005 tarihli e-postanız.



Bilindiği üzere, İMKB Ulusal Pazar’da işlem görmekte olan Medya Holding A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş. ve Sabah Pazarlama A.Ş. hisse senetlerinin sıraları, Etibank A.Ş.’nin yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na (TMSF) devredilmesiyle ilgili Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kararının Resmi Gazetenin mükerrer sayısında yayınlanmasına ilişkin olarak basında yer alan habere istinaden şirketlerden açıklama istenmesi nedeni ile Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinin 25/a maddesi uyarınca 30.10.2000 tarihli 1.Seans öncesinde geçici olarak işleme kapatılmıştır.

Borsa Yönetim Kurulu’nun 06.11.2000 tarihli toplantısında ise, Etibank A.Ş. ile Medya Holding A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş. ve Sabah Pazarlama A.Ş.’nin dahil olduğu grup arasında ödeme planı konusundaki görüşmeler devam ettiğinden ve söz konusu görüşmelerin sonucu doğrudan veya dolaylı olarak yukarıda adı geçen şirketlerin faaliyetlerini ve mali tablolarını etkileyebileceğinden, ödeme planının kesinleşmesini müteakip konu açıklığa kavuşuncaya ve belirsizlikler ortadan kalkıncaya kadar Medya Holding A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş. ve Sabah Pazarlama A.Ş. hisse senetlerinin işlem sırasının kapalı kalmaya devam etmesine ve söz konusu ödeme planına ilişkin bilgi ve belgelerin Borsaya ulaştırılmasını müteakip konunun Borsa Yönetim Kurulunca yeniden değerlendirilmesine karar verilmiştir.

Daha sonra tüzel kişiliği devam eden Şirket, İMKB Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın 16.08.2002 tarihli kararı ile Borsa kotundan çıkarılarak kot dışı Pazar kaydına alınmış ve İMKB’de işlem görmekten geçici olarak men edilmiş olmakla birlikte, aynı karar uyarınca Şirket hisse senetleri 19.08.2002 tarihinden itibaren Borsa dışında aracı kurumlar vasıtasıyla alınıp satılabilmektedir.

03.05.2005 tarihinde TMSF internet sitesinde yayınlanan basın açıklamasında Medya Grubu şirketlerinden Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ve Bilgin Yayıncılık A.Ş. ile Merkez Grubu şirketleri ve TMSF arasında, daha önce bir kısım Merkez Grubu şirketlerine lisans sözleşmeleri kapsamında kullandırılan mal, hak ve varlıkların Merkez Grubu tarafından protokolde mutabık kalınan şekil ve şartlarda edinilebilmesine yönelik teklifin uygun görülerek bu doğrultuda hazırlanan protokolün imza altına alındığı, 03.05.2005 tarihinde imzalanan protokole göre Merkez Grubu’nun toplam 433.000.000 USD ödeme yapacağı, ödemelerin 6 aylık taksitler halinde yapılacağı ve 10 yılda tamamlanacağı, Merkez Grubu’nun peşinata istinaden 03.05.2005 tarihinde 18.500.000 USD ödeyeceği, peşinatı müteakip ödemelerin 15.10.2005’te başlayacağı ve ilk üç taksitte peşinat dahil toplam 62.500.000 USD ödeneceği, sonraki altı aylık taksitlerin ise 19.500.000 USD olarak ödeneceği ifade edilmiştir.

Görüldüğü üzere, 03.05.2005 tarihinde gerçekleşen işlemle, daha önce Merkez Grubu’nun imzaladığı lisans sözleşmeleri kapsamında kira hakkını elde ettiği mal, hak (televizyon, mevkute ve gazetelerin yayın hakları) ve varlıklar satın alınmış olup, Medya Grubunun borsada işlem gören şirketlerinin hisse senetlerinin satışı söz konusu olmayıp bu satış nedeniyle bir çağrı yükümlülüğünden bahsetmek mümkün değildir.

Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin 20.10.2000 tarihli özel durum açıklamasında, Şirket ortaklarından Medya Holding A.Ş.’nin sahip olduğu (A) Grubu hisse senetlerinin 6.270.000 milyon TL nominal değerli kısmının (toplam hisse senetlerinin %19’u) Penyelüks Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş., Park Marina İşletmeciliği Turizm Denizcilik Ticaret A.Ş., Park Savunma Sanayi Otomotiv Tekstil Gıda Ziraat Tıbbi ve Kimyevi Maddeler ve Ekipmanları Ticaret A.Ş. ile Turgay CİNER ve Erhan AYGÜN’e devredilmesine izin verildiği ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği ifade edilmiştir. 23.10.2000 tarihinde İ.M.K.B. Bülteni’nde yer alan açıklamada ise, Erhan AYGÜN’ün sahip olduğu hisse senetlerinin bir bölümünün tekrar Medya Holding A.Ş.’ne satılması suretiyle devredilen hisse senedi tutarının %15,93 olarak değiştiği ifade edilmiştir.

Devredilen hisseler, Şirket’in sermayesinde bulunan imtiyazlı A Grubu hisselerin %50’sini, toplam sermayeyi temsil eden hisselerin ise %15,93’ünü oluşturmuştur. Şirket esas sözleşmesinin 9’uncu maddesi gereğince yönetim kurulu üyelerinin yarıdan bir fazlasının A grubu pay sahiplerinin çoğunluğunun göstereceği adaylar arasından seçilmeleri şarttır. Bu kapsamda Turgay CİNER ve Park Grubu’nun Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin paylarını satın alması nedeniyle 04.01.2001 tarih ve 1/6 sayılı Kurulumuz kararıyla Park Grubu’na çağrıda bulunma yükümlülüğü getirilmiştir.

Şirket’in 19.12.2000 tarihli özel durum açıklamasında ise, Şirket ortaklarından Park Grubu’nun sahip oldukları toplam 5.255.921.880.000 TL nominal değerli (A) Grubu hisse senetlerinin (toplam hisse senetlerinin %15,93’ü) MTM Haber Yatırım A.Ş.’ye devredilmesine izin verildiği ve keyfiyetin ortaklar pay defterine kaydedilmesine karar verildiği belirtilmiştir. Bu pay devri ile Park Grubu’nun Şirket’te doğrudan sahip olduğu pay kalmamıştır.

Şirket paylarını alan MTM Haber Yatırım A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin hisse senetlerinin ve oy haklarının iktisabının, Şirket’in mali yapısının güçlendirilmesi bakımından zorunlu olan bir sermaye ve yönetim yapısı değişikliği olduğunu gerekçe göstererek çağrıda bulunmadan muafiyet talebinde bulunmuştur. Söz konusu muafiyet başvurusu Kurulumuzun 04.07.2003 tarih ve 35/815 sayılı toplantısında değerlendirilerek, MTM Haber Yatırım ve Ticaret A.Ş.’nin, Sabah Yayıncılık A.Ş. hisse senetlerini satın almasından sonra, Kurulumuzun Seri:IV, No:8 sayılı Tebliği uyarınca çağrıda bulunma yükümlülüğünün doğduğuna karar verilmiştir.

Park Grubu hakkında Sabah Yayıncılık A.Ş. ortaklarına çağrıda bulunma yükümlülüğü getirilmesine ilişkin olarak, Kurul Karar Organı’nın 04.01.2001 tarih ve 1/6 sayılı kararının iptali istemiyle açılan dava, Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin 29.3.2002 tarih ve E. 2001/270, K. 2002/630 sayılı kararı ile reddedilmiştir. Ancak Ankara 3. İdare Mahkemesi’nin Kurul işleminin iptali talebinin reddine ilişkin 29.3.2002 tarih ve E. 2001/270, K.2002/630 sayılı kararı, davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay 10. Dairesi'nin 17.5.2004 tarih ve E.2002/4538, K.2004/4889 sayılı kararı ile bozulmuştur. Karara karşı Danıştay 10. Dairesi nezdinde karar düzeltme başvurusunda bulunulmuş olup, bu inceleme devam etmektedir. Park Grubu kendilerine idari para cezası uygulanan Kurul kararı için de ayrıca dava açmıştır. Danıştay 13. Dairesi’nin 03.05.2005 tarih ve E.2005/5773, K.2005/2474 sayılı kararı ile düzeltme istemimizin reddine karar verilmiştir.

MTM tarafından da çağrı yükümlülüğü getirilmesine ilişkin Kurul kararı aleyhine dava açılmış olup, MTM’nin yürütmenin durdurulması talebi mahkeme tarafından reddedilmiş, dava süreci halen devam etmektedir.

Bununla birlikte, 01.04.2005 tarihli İMKB Günlük Bülteni’nde ilan edilen Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun 01.04.2005 tarih ve TMSF.THD.İST/13237 sayılı yazısında Etibank A.Ş. eski hakim ortağı Medya Grubu’na ait Sabah Gazetesi, ATV Televizyon kanalı gibi varlıkların, aralarındaki Lisans Sözleşmeleri’ne istinaden işletmecisi bulunan Merkez Grubu’nca mezkur varlıkların edinilmesine Fonun muvafakat etmesi esasına dayalı bir anlaşmaya yönelik görüşmelerin olumlu çerçevede sürdürüldüğü ifade edilmiş, buna binaen 12.04.2005 tarih ve B.02.1.SPK.0.13/847-9506 sayılı yazımız ile Sabah Gazetesi ve diğer mevkutelerin lisans hakkının satışına ilişkin değerlendirmelerde, halka açık bir şirket olan Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin durumunun da açıklığa kavuşturulmasının yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması açısından uygun olacağı hususu TMSF’ye iletilmiştir.

Öte yandan, 03.05.2005 tarihinde TMSF’nin internet sitesinde ilan edilen söz konusu açıklama ile ilgili olarak, TMSF’ye muhatap 04.05.2005 tarih ve B.02.1.SPK.0.13–1024/11138 sayılı ve 06.05.2005 tarih ve B.02.1.SPK.0.13–1045/11382 sayılı yazılarımız ile kamunun aydınlatılmasını teminen, yatırımcıların kararlarını ve haklarını kullanmalarını etkileyebilecek tüm bilgilerin ve anlaşmanın tam metni ve eklerinin ilan edilmek üzere İMKB’ye ve Kurulumuza gönderilmesi talep edilmiştir.

18.05.2005 tarihli İMKB Günlük Bülteni’nde ilan edilen TMSF’nin 16.05.2005 tarih ve TMSF.THD.İST/19907 sayılı cevabi yazısında;

1. Taraflarca 03.05.2005 tarihinde imzalanan protokole TMSF, Merkez Grubu’na ait 12 şirket, Medya Grubu’na ait Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş. ile Bilgin Yayıncılık A.Ş. ve müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile Park Enerji yatırım Holding A.Ş.’nin imza attığı, halka açık şirketler olan Medya Holding A.Ş., Sabah Pazarlama A.Ş. ve Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin, 03.05.2005 tarihli anlaşmanın tarafı bulunmadığı,

2. Medya Grubu’nun 17.11.2003 tarihli protokol kapsamında kabul etmiş oldukları borçlarının devam ettiği, Medya Holding A.Ş., Sabah Pazarlama A.Ş. ve Sabah Yayıncılık A.Ş.’nin 03.05.2005 tarihli anlaşmanın tarafı bulunmamakla birlikte, bu anlaşma kapsamında Merkez Grubu tarafından yapılacak ödemelerin, 17.11.2003 tarihli protokolle belirlenen Medya Grubu’nun borçlarından mahsup edileceğinden, bu üç şirketin de borçlarının yapılacak tahsilata bağlı olarak azalacağı,

3. Halka açık Medya Holding A.Ş., Sabah Pazarlama A.Ş. ve Sabah Yayıncılık A.Ş.’ye ait varlıkların, 13.11.2003 tarihli taahhütname ve eki lisans sözleşmelerinin dolayısıyla 03.05.2005 tarihli anlaşmanın konusunu oluşturan varlıkların kapsamında bulunmadığı, yapılan anlaşma ile sözkonusu şirketlerin mal varlıklarının hukuki durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı,

4. 03.05.2005 tarihli anlaşmanın imzalanması ile 17.11.2003 tarihli protokol, yine 03.05.2005 tarihli protokolde belirtilen şartlarla yürürlüğe girdiği,

5. Halka açık Medya Grubu şirketlerin tüzel kişiliğinin devam ettiği, Fonun bu şirketlerin yönetimi ve ortaklık yapısı üzerinde bir tasarrufu bulunmadığı,

6. 03.05.2005 tarihli protokolün bir örneğinin İMKB’ye ve tarafınıza gönderilmesinin Fon hariç protokolün tüm tarafları açısından ticari sıra ilişkin yasal mevzuata aykırılık teşkil edeceğinin düşünüldüğü,

ifade edilmiştir.

Kurulumuzca Medya Holding A.Ş., Sabah Yayıncılık A.Ş. ve Sabah Pazarlama A.Ş.’nin hesap ve işlemlerine ilişkin olarak yapılan denetim çalışması devam etmekte olup, yaşanan süreçte Kurulumuza ulaşan/ulaşacak bilgiler de bu kapsamda değerlendirilmektedir. Bu çerçevede TMSF’nin açıklamaları da dikkate alınarak söz konusu şirketlerin işlem sıralarının açılıp açılmayacağı hususu, Kotasyon Yönetmeliğinin 26’ncı maddesi uyarınca, İMKB tarafından incelenecektir.

Konu ile ilgili gelişmelere www.imkb.gov.tr adresinde bulunan İMKB internet sitesinden ulaşmak mümkündür.








--------------------------------------------------------------------------------

From: Haluk Aktuna [mailto:halukaktuna@superonline.com]
Sent: 06 Haziran 2005 Pazartesi 11:26
To: tkayaduman@tmsf.org.tr; koguz@tmsf.org.tr; msengul@tmsf.org.tr; bilgi@tmsf.org.tr; SPK Şikayet; cumhurbaskanligi@tccb.gov.tr; rte@akparti.org.tr; farukcelik@akparti.org.tr; irfangunduz@akparti.org.tr; salihkapusuz@akparti.org.tr; eyupfatsa@akparti.org.tr; sadullahergin@akparti.org.tr; dbaykal@chp.org.tr; eerdem@chp.org.tr; cselvi@chp.org.tr; mozyurek@chp.org.tr; agar@dyp.org.tr; mehmet.tatar@dyp.org.tr
Subject: sabah yayincilik magdurlarinin durumu

cengizk
13-07-2005, 14:03
degerli Arkadaslar Tatilin Tadini Cikarmaya Bakin...daha Sonra Cok Isimiz Var Cooook..herkese Iyi Tatiller..

JBSD
13-07-2005, 14:21
Ne Desem Bİlmem Kİ! Neyse KÖtÜ Bİr Şey YazmayacaĞim. Hİsselerİn AÇilmasi Gİbİ Bİr Durum SÖzkonusu Mu Acaba? Bİlgİsİ Olan ArkadaŞ, LÜtfen!

gulg
14-07-2005, 08:34
MEDYATAVA'DAN GECEYARISI BOMBASI: FATİH ALTAYLI SABAH'LA ANLAŞTI. PEKİ SABAH'TA NE YAPACAK?
13.07.2005 23:36

ÖZEL - Medyatava, Ertuğrul Özkök'ün, Fatih Altaylı'yı Hürriyet'te kalması için ikna çalışmalarını yazmış ve eklemişti, 'Son sözü Ciner söyleyecek' diye...

Medyatava'nın üst düzey kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Altaylı sadece yazarlık görevinde bulunacak.

Bundan sonra Sabah Grubu'nda neler olacağı merakla beklenecek.

Fatih Altaylı, Best FM'deki yorumculuğundan sonra, Hürriyet'teki yazarlığını yaklaşık 10 yıldır sürdürüyordu.

------------------------------------------------------------------

FATİH ALTAYLI, DOĞAN GRUBU'NDAN AYRILDI... DERİN MEDYA YAZMIŞTI!
Turgay Ciner, Star TV'yi almayı başarırsa Fatih Altaylı televizyonun haber merkezinin başına geçecek. Plan bu! Fatih Altaylı bunu yüksek sesle dile getirmese de yakın çevresine fıslıdıyor... Altaylı'nın ekibi Star'ın satışına kilitlenmiş durumda!

Peki Star TV ne zaman satılacak?

Star Medya Grubu'nun fiyatı belirlendi. (300 milyon $) Satışın en geç iki ay içinde (Eylül başlarında) gerçekleşmesi bekleniyor.

gulg
14-07-2005, 08:35
Ne Desem Bİlmem Kİ! Neyse KÖtÜ Bİr Şey YazmayacaĞim. Hİsselerİn AÇilmasi Gİbİ Bİr Durum SÖzkonusu Mu Acaba? Bİlgİsİ Olan ArkadaŞ, LÜtfen!

her bilgi bu forumda mevcut..

cengizk
14-07-2005, 11:54
Herkes bunu konuşuyor: Fatih Altaylı Sabah'a transfer oldu

Yıllarca Sabah gazetesiyle ve yeni sahibi Turgay Ciner ile didişen Fatih Altaylı, Sabah gazetesine transfer oldu...
(14 Temmuz 2005 Perşembe)

Türkiye'nin en çok okunan medya haberleri sitesi medyatava.net, Hürriyet gazetesinden Ertuğrul Özkök'ün tüm ikna çabalarına rağmen, transferin durdurulamadığını yazdı.

Fatih Altaylı'nın Sabah gazetesine transferi medya çevrelerinde bir süredir konuşuluyordu. Ancak dün akşam saatlerinde, bu transfer Medyatava.net'e haber oldu. Fatih Altaylı da bugünkü köşesinde imalı ve çağrışımlar içeren bir not koydu:

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Gerçekten ağır olan taşların her yerde ağır olduğunu anladığımız zaman.

Altaylı, bir süredir Doğun Grubu'nda yeterince 'kıymetinin bilinmediğini' düşünüyor, bu düşüncesini de çevresindeki herkesle paylaşıyordu.

KAYNAK:NETHABER.COM

cengizk
14-07-2005, 12:06
YAHU BU DA NE DEMEK..DAHA NELER DUYACAGIZ..
Sabahzedeler@yahoo.com a gelen ilginc bir mesaj..

FATIH ALTAYLI GALATASARAYLIYDI DEGIL MI ?HATTA GS LISESINDEN MEZUN DEGIL MI? O ZAMAN BU TRANSFER NORMAL.YAKISANI YAPMIS..

YAHU ADAM HER GUN NEFRET KUSTUGU BIR SIRKETE TRANSFER OLUYOR!!VE TRANSFER OLACAGI DONEMDE SABAH ILE EL BEBEK GUL BEBEK GECINIYOR.MAGDURLARA KULAK TIKADIGINI VE BUNUN DA SEBEBI OLDUGU SOYLENDIGINDE DE YOK OYLE SEY DIYOR..ADAMA NELER DENDI..
YA O LAFLAR ICIN BILE INSAN TRANSFER OLMAYA UTANIR YAHU..
AYRICA BU KONUDA GS MUHABBETI YAPILIYOR..VALLA NE DIYEYIM..KULUBUNEDE YAZIK..CUNKU GS &VE GALATASARAYLILIK&VE GS TARAFTARLARI ACISINDAN DA HOS BIR DURUM DEGIL BU.

bender
22-07-2005, 04:34
Bankalar Kanunu'na muhalefet, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yaklaşık 5 yıldır yargılanan Dinç Bilgin ve oğlu Önay Şevket Bilgin'in de aralarında bulunduğu 23 sanıklı Etibank Davası'nda sanıklara ceza yağdı. Bilgin, ihtilasen zimmet suçundan 14 yıl hapis ve 499 milyon YTL ağır para cezasına, oğlu Önay Şevket Bilgin 9 sene 4 ay hapis 189 milyon YTL para cezasına, Cavit Çağlar nitelikli dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20 bin 830 YTL para cezasına, Mustafa Çağlar 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 15 bin 620 YTL adli para cezasına çarptırıldı.

Dinç Bilgin, Cavit Çağlar ve diğer bazı sanıklar örgüt kurmak ve özel belgede sahtecilik suçlarından ise delil yetersizliğinden beraat etti.

Oğullara 'aile yapısı' indirimi

Mahkeme heyeti Şevket Önay Bilgin ve Mustafa Çağlar hakkında hüküm verirken aile yapısı ve ataerkil yapıyı dikkate alarak ceza indirimi yaptı. Heyet, Cavit Çağlar ve Mustafa Çağlar'a verilen cezalara yeni TCK'daki "etkin pişmanlık" maddesini uyguladı.

Bankanın eski genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinden İsmail Hakkı Karakaya zimmet suçundan 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 313 milyon YTL, Mustafa Dinçer 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 158 milyon YTL para cezası, Şükrü Karahasanoğlu 9 yıl 26 gün hapis ve 278 millyon YTL para cezası, Zeki Ünal 9 yıl 26 gün hapis ve 260 milyon YTL para cezasına çarptırıldı. Mahkeme para cazalarında üst sınır olan günlük 100 YTL'yi uyguladı.

Avukatların taleplerine ret!

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 11.5 saat süren davanın karar aşamasında daha önce Mahkeme Başkanı Mustafa Akın ile birlikte heyeti "reddi hakim" talebinde bulunan sanık avukatları, üstü kapalı olarak mahkeme heyetini eleştirdi.

Bilgin'in avukatları, bu aşamada görevlerini iyi yapamayacaklarını ve delillerin toplanmamış olduğu gerekçesiyle reddi hakim taleplerinin kabul edilmemesi karşısında bir üst mahkeme olan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazda bulunacaklarını, daha sonra savunma yapacaklarını açıkladı. Mahkeme heyeti avukatların bu talepleri ile birlikte son savunmalarını yapmaları için süre isteme taleplerini de geri çevirdi.

Duruşmaya verilen bir saatlik yemek arasının ardından sanık avukatlarının savunmaları alan mahkeme heyeti, kararını açıkladı.

Mahkeme, Mehmet Nail Keçili, Türker İnanoğlu ve Nevzat Ak'ın da aralarında bulunduğu 14 sanığın ise beraatlarına karar verdi

STYX
22-07-2005, 12:20
Merhaba. Nihayet dava sonuçlandı ve d.bilgin efendi mahdumları ile birlikte hakettiği cezayı aldı. Paramızı kurtaramasak bile en azından bu şekilde teselli bulabiliriz. Belki ne yapar eder hapis cezasından kurtulabilir ama(Türkiye'de büyük hırsızlar hapis yatmaz!) adalet ve toplum önünde mahkum olmuştur.Saygılarımla.

nedim75
22-07-2005, 20:14
Umarım ki Dinç Bilgin adına verilen karar bozulmaz. Artık sıra Medya, Sabah ve Sapaz'a bizim gibi yatırım yapıp da parasını şirketleri TMSF'dan satın alarak kurtarabilen yegane kişi Turgay Ciner'in üzerine gitmek. Bunun için de iki yol mevcut.

a- Hisse senetlerinin sıraları açılabiliyorsa bununla ilgili prosedürlerin hızlandırılmasını sağlamak !

b- Eğer hisse senetlerinin sıraları açılmayacaksa Turgay Ciner'i çağrıya zorlamak.

Öncelikle olabiliyorsa Turgay Ciner'i de kızdırmadan A şıkkını gerçekleştirmek hepimiz için karlı olacaktır. Zira çağrı zorunluluğunda dolar kuruyla hesaplama olacağı için pek de kazançlı çıkmayacağız.

umuer
23-07-2005, 13:00
70 milyonun vicdanında verdiği mahkumiyet kararı adelet tarafındanda verildi çok şükür.şimdi modern hırsızlar her yolu deneyeceklerdir bir açık bulmak için umarım bu açığı bulamazlar ve hakettikleri cezayı çekerler.

cengizk
25-07-2005, 11:50
eeeeeeeeeee..nede olsa etme bulma dunyasi..Biz zaten haram ettik..e ne mutlu ki artik devlette haram etmeye basladi..Biz tabii yine yeni sahibi donemindede magdurlar icin ortak bir platformda bulusmak icin cabalarimizi surdurecegiz.Ve bunuda arttırarak yapacagiz.Hisse senetlerinin sirasini actirabilmek icin caba gostermemiz en dogrusu olacak..

cengizk
28-07-2005, 10:48
dinc Bilgin Ile Bir Roportaj Galiba Bugun Bir Haber Kanalinda Yayinlanacak.haberturk Olabilir.jenerikte Gordum Fakat Yetisemedim Ve Detaylari Tam Alamadim.dinleyelim Biraz Masallari..belki Biseyler Cikar..

cengizk
28-07-2005, 10:49
bu Arada Millet Iyice Tatil Havasinda..foruma Dahi Girilmiyor Valla..neyse Su Sicaklar Bir Gecsin Hele..

halukus
28-07-2005, 10:58
BÜYÜK GAZETECİLİK OLAYI... DİNÇ BİLGİN İLK KEZ KONUŞTU...
İlk kez bir gazeteciye konuştu
Sabah ve ATV'nin eski sahibi, el konulan Etibank'ın eski patronu Dinç Bilgin, HABERTÜRK TV Genel Yayın Müdür Yardımcısı Murat ongun'a konuştu. İlk kez bir gazeteciye açıklamalarda bulunan Bilgin, Etibank, TMSF, son verilen hapis cezasına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu.




Bilgin, SABAH ve ATV'yi devrettiği Turgay Ciner için ne dedi?

SABAH'tan ayrılıp VATAN'ı kuran Zafer Mutlu ve ekibi hakkında ne düşünüyor?

Bütün bu sorulara büyük bir içtenlikle cevap veren Dinç Bilgin, ilk kez suskunluğunu bozdu...

Murat Ongun'un Dinç Bilgin'le gerçekleştirdiği bu çok özel söyleşi, bu gece 21.00'de HABERTÜRK TV'de...

halukus
28-07-2005, 12:34
Bu Murat Ongun'a sorabilirmiyiz Bilgin'e hazirladi sorularda sabah yayinciligin icinin bosaltilmasina izin verip kucuk yatirimcilari magdur ettigi icin vicdani rahat mi ....etme bulma dunyasi......o da cirak cikti bu isten farkinda mi ?

Arbitus
29-07-2005, 00:15
Söyleşinin tam metni haberturkte yayınlanmış. Ama tahmin edeceğiniz gibi bizle ilgili tek satır yok. Herkese iyi tatiller

gulg
03-08-2005, 07:40
bu Arada Millet Iyice Tatil Havasinda..foruma Dahi Girilmiyor Valla..neyse Su Sicaklar Bir Gecsin Hele..

Valla bu tatil havası çok uzun sürdü.

Keşke Mayısta yapılan satıştan sonra arkamıza aldığımız rüzgar ile sesimizi daha çok duyurabilseydik.

Görüyorumki Dinç Bilgin in mahkumiyet kararı ile ilgili olarak çıkan yazıların hiç birinde bizim ile ilgili olarak bilgi yok.

Yazık oldu, bir çok arkadaş izleyici durumundan çıkabilseydi, belki herşey daha farklı olabilirdi.

Foruma olan katılımdan görülüyor ki yakında izlenecek bir durum da olmayacak.

cengizk
03-08-2005, 13:15
sevgili Gulg Hosgeldin..evet Millet Nerelerdesiniz? Haydi Canlanin.bakin Bizim Paralarimiz Ile Okullara Bilgisayarlar Aliniyor,milli Egitime Katki Yapiliyor Vs.vs..yani O Kadar Da Kotu Degil !!ama Kotu Bir Sey Var.galiba Fatih Altaylinin Transfer Ucretini De Biz Odedik.allah Sonumuzu Hayir Etsin..uyanin Ey Sabahzedeler..

cengizk
03-08-2005, 13:18
Dinç Bilgin: Ben Etibank'ı hortumlamadım, Etibank benim medya şirketlerimi hortumladı

Etibank davasında 14 yıl hapis ve 499 trilyon lira para cezasına çarptırılan Dinç Bilgin, dün Habertürk kanalına çıkarak tüm gelişmeleri kendi penceresinden değerlendirdi.
(29 Temmuz 2005 Cuma)

Bilgin, mahkeme kararı ile ilgili olarak "Bu cezayı beklemiyordum. Bunu haketmemiştim. Ben hortumcu değilim. Olsa olsa Etibank benim medya şirketlerimi hortumlamıştır" diye konuştu

Dededen babadan gazeteci olan ancak giriştiği Etibank macerasından sonra tüm malvarlığını kaybeden Dinç Bilgin, dün akşam Habertürk kanalında yayınlanan röportajında son gelişmeleri ve başına gelenleri değerlendirdi. Önceki hafta çıkan mahkeme kararı ile ilgili olarak "Beraat bekliyordum" diyen Bilgin, Etibank'ta oluşan zarardan çok daha fazlasını ödediğini söyledi.

Bilgin, bankacılık macerasına hiç bilmediği bir sektör olduğu halde girdiğini ve pişmanlık duyduğunu belirterek, "O dönem garip bir Türkiye'ydi. Medya iş dünyasına karışmıştı, iş dünyası medyaya karışmaya başlıyordu. O süreç içinde rekabette kendimi eksik hissediyordum. Medya patronları arasında medya dışında işi olmayan bir tek bendim. Onun kavgasını da verdim uzun süre. O işe daha sonra bulaşmak durumunda kaldım" diye konuştu.

Beni yargılayanların çok özel şartları var
Dinç Bilgin, bir medya patronunun sadece medyaya iştirakleri olması gerektiğini de belirterek, "Başka bir işe karışmış olmanın pişmanlığı var. Sabah ilk kurulduğunda işi yalnızca gazetecilik olan bir kuruluştu. Atv onunla birlikte geldi. Belki Türkiye'de tek örnekti. Ama o tek örneği tahrip ettiğim için pişmanlık duyuyorum" dedi.

Dinç Bilgin, Etibank davasının görüldüğü 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nde mahkeme heyetinin çok özel şartları olduğunu da belirtti. Medya patronu olmasının yargılama sürecinde dezavantaja dönüştüğünü kaydeden Bilgin, şöyle konuştu:

"Mahkeme heyeti açısından bana göre çok özel şartlar var. Özel görevlendirilmiş intibaını bende zaman zaman uyandırıyor. Benimle ilgili karar veren heyetin başındaki yargıç, benimle ilgili kitap yazan yargıç. Yargıcın kitaptaki anafikri tamamen medya kartelleri ve medya tekelleri ile ilgili. Kitapta medyanın kartellerin eline geçtiğini ve basının dördüncü güç değil birinci güç haline geldiğini belirtiyor."

TMSF ile anlaştığıma pişman değilim

Diğer batik banka patronları ile kendisini kıyaslamadığını söyleyen Bilgin, TMSF ile anlaştığı için de pişmanlık duymadığını belirtti. Bankadan kendisine çıkarılan borcun iki misline yakın değer devrettiğini söyleyen Bilgin, şöyle devam etti:

"23 Ekim 2000 tarihinde Etibank'a el konulduktan sonra benim bütün varlığıma el konuldu. Borçlarıma alacaklarıma yani her varlığıma el konuldu. Bankama el konulduğunun ikinci ya da üçüncü ayında biz müzakerelere başladık. TMSF ile arka arkaya bir sürü anlaşmalar yaptık. Zaman içinde yönetimler değişti. Yönetimler birbirinin yaptiğı protokolleri beğenmediler bizim konumuzda. Sonuçta tüm malvarlığımı getirip borcumu ödedim. Yaklaşık bir meblağ değil. Yanlışlık olmasın. Bankadan bana çıkartılan borcun iki misline yakın değer devrettim. 900 milyon dolara yakın para alındı, buna karşı Etibank'a el konduğu tarihte kendi açıkladıkları rakam 433 milyon dolardı. Yani ben kamudan alacaklıyım. Kamuya borcum yok. TMSF de bize kapalı kapılar ardından 'Haklısınız Dinç Bey' diyor. Hemen arkasından çok farklı şeyler söylüyor."

KAYNAK:NETHABER.COM

cengizk
03-08-2005, 13:19
Dinç Bilgin’e Etibank’tan 14 yıl hapis


Cuma, Temmuz 22, 2005


Sahibi olduğu Etibank’ı zarara uğratarak, Bankalar Kanunu’na muhalefet, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından yaklaşık 5 yıldır yargılanan Dinç Bilgin ve oğlu Önay Şevket Bilgin’in de aralarında bulunduğu 23 sanığa ceza yağdı.

Bilgin, ihtilasen zimmet suçundan 14 yıl hapis ve 499 milyon YTL (499 trilyon lira) ağır para cezasına, oğlu Önay Şevket Bilgin 9 yıl 4 ay hapis, 189 milyon YTL para cezasına, Cavit Çağlar nitelikli dolandırıcılık suçundan 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 20 bin 830 YTL para cezasına, Mustafa Çağlar 1 yıl 6 ay 22 gün hapis ve 15 bin 620 YTL adli para cezasına çarptırıldı. Dinç Bilgin, Cavit Çağlar ve diğer sanıklar örgüt kurmak ve özel belgede sahtecilik suçlarından ise delil yetersizliğinden beraat etti. Toplam 14 sanığın beraat ettiği davada mahkeme heyeti, Şevket Önay Bilgin ve Mustafa Çağlar hakkında hüküm verirken aile yapısı ve ataerkil yapıyı dikkate alarak ceza indirimi yaptı. Heyet, Cavit Çağlar ve Mustafa Çağlar’a verilen cezalara yeni TCK’daki ‘etkin pişmanlık’ maddesini uyguladı. Dinç Bilgin, infaz yasasına göre yaklaşık 5.5 yıl hapis yatacak. Bankanın eski genel müdürü ve yönetim kurulu üyelerinden İsmail Hakkı Karakaya zimmet suçundan 7 yıl 9 ay 10 gün hapis ve 313 milyon YTL, Şükrü Karahasanoğlu 9 yıl 26 gün hapis ve 278 milyon YTL para cezasına çarptırıldı. Mahkeme para cazalarında üst sınır olan günlük 100 YTL’yi uyguladı.

İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 11,5 saat süren duruşmanın karar aşamasında sanık avukatları, mahkeme heyetine ‘reddi hakim’ talebinde bulundu. Bilgin’in avukatları, bu aşamada görevlerini iyi yapamayacaklarını ve delillerin toplanmamış olduğu gerekçesiyle reddi hakim taleplerinin kabul edilmemesi karşısında bir üst mahkeme olan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne itirazda bulunacaklarını, açıkladı. Mahkeme heyeti avukatların süre istemlerini reddederek, son savunmalarını yapmalarını istedi.

Duruşmaya verilen bir saatlik aranın ardından ilk savunması alınan Etibank’ın eski genel müdürlerinden Şükrü Karahasanoğlu’nun avukatı Şener Atılgan, müvekkilinin zimmet suçunu işlemediğini söyleyerek beraatini talep etti. Duruşmada, son sözü sorulan Bilgin’in avukatları müvekkillerine yeni TCK’da düzenlenen etkin pişmanlık maddesinin uygulanmasını istedi. Avukat Mehmet Asım İplikçioğlu, 110 yıldır medya sektörü ile uğraşan bir ailenin mensubu olan Bilgin’in binlerce kişiye aş ve iş sağladığını belirtti. İplikçioğlu, siyasi iradenin çıkardığı Bankalar Yasası’nın insan haklarına ve evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğunu öne sürdü. İplikçioğlu, ATV ve Sabah gazetesi kadar zararın olduğunu, bunların değerinin 450 milyon dolar olduğunu ve TMSF’nin elinde Bilgin’e ait yaklaşık 1 milyar dolarlık mal varlığı bulunduğunu kaydetti. Bilgin ailesinin sokağa atıldığını dile getiren avukat, ‘TMSF’ye güvenmiyoruz. Biz damdan düştük’ diye konuştu.

Avukat Bahri Öztürk de, ‘Bilgin’in en önemli özelliği, kendisini bu duruma sürükleyenleri, felakete götürenleri gammazlamaz. Şu anda biz savunma yapamıyoruz. Çünkü TMSF kayıtları bize göstermiyor.” dedi. Duruşmaya katılan tek sanık olan New York off-shore’un yönetim kurulu başkanı Mustafa Dinçer de Etibank’ta yöneticilik, denetleme değil, kapıcılık bile yapmadığını kaydederek beraatini istedi. Duruşmayı gözlemci olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi eski başkanı Stefan Trechsel de izledi. (Zaman)

cengizk
03-08-2005, 13:20
Bilgin'e ağır fatura
Etibank'tan kaynaklı tüm borcunu ödeyen Dinç Bilgin, önceki gün açıklanan mahkeme kararına göre 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Oğlu da 9 yıl 4 ay ceza alan Dinç Bilgin, toplamda 514 milyon dolar daha para cezası ödemek zorunda. Şayet bu para ödenmezse baba-oğul Bilginler 1.5'ar yıl daha hapis yatacaklar


23.07.2005



Dededen, babadan gazeteci Dinç Bilgin'in, medya sektöründeki amansız rekabeti gözönüne alarak hiç deneyimi olmadığı halde girdiği bankacılık sektöründeki 30 aylık kısa serüveni kendisine çok pahalı bir fatura çıkardı.

Bilgin'in Etibank davası önceki gün sonuçlandı. Kendisi ve ailesine ait tüm malvarlığını borçlarını ödemek için daha önce TMSF'ye devreden ve borcu kalmayan Dinç Bilgin, 14 yıl hapis ve 499.9 trilyon liralık da para cezası ile karşı karşıya kaldı. Bilgin daha önce de Etibank davası yüzünden Kartal Cezaevi'nde 11 ay tutuklu kalmıştı. Sabah gazetesi ve atv'nin kurucusu Dinç Bilgin 1940 yılında izmir'de doğdu, iş hayatına dedesinin 1885 yılında Selanik'te kurduğu, babası Şevket Bilgin'in 1924 yılında İzmir'e taşıdığı Yeni Asır gazetesinde muhasebe servisinde sıradan bir memur olarak başladı. Muhasebeden başlayarak tüm departmanlarda görev aldı ve bir gazetenin nasıl yönetileceğini öğrendi.

İşleri kontrolüne aldığında artik İzmir kendisine dar gelmeye başlamıştı. Ulusal bir gazete çıkarma ha-yali ile İstanbul'a geldi. Sabah gazetesini uzunca bir dönem Türkiye'nin en çok okunan günlük gazetesi yapan bir büyüme içine girdi. Medya sektöründe teknolojik gelişmeleri yakından takip etti ve öncelikle kullandı. Özel televizyonlara izin verilmesinin ardından kurduğu atv, Türkiye'nin en çok izlenen kanallarından biri oldu. Mecidiyeköy'de başlayan serüven hızlı büyümenin ardından İkitelli'deki Medya Plaza'ya taşındı.

Etibank'a el konulduğu gün sonun başlangıcı oldu
Medya sektöründe rekabetin kızıştığı günlerde, 13 Ocak 1998 tarihinde Etibank'ı satın aldı. Bu tarih adeta Dinç Bilgin için bir dönüm noktası oldu. Etibank'a el konulma tarihi olan 27 Ekim 2000 ise Dinç Bilgin için sonun başlangıcıydı.

Bankasına el konduğunda Dinç Bilgin yurtdışındaydı. Haberi alır almaz derhal Türkiye'ye geri döndü ve TMSF'nin faizi ile birlikte kendisine çıkardığı yaklaşık 550 milyon dolarlık borcu kapatabilmek için çıkış yolu aramaya başladı. Elindeki en değerli varlıklar olan Sabah Gazetesi ve atv'nin yönetimim önce Mehmet Emin Karamehmet'e devretti. Kendi ifadesi ile "Ceketimi alıp kurduğum bu müesseseden ayrılıyorum" dedi. Sonrasında Karamehmet ile yapılan anlaşma bozuldu. Turgay Ciner ile birlikte çıkış yolu arayışına yöneldi. Medya kuruluşları TMSF ile yapılan protokol gereği Ciner'e kiralandı. Kendi evini, çocuklarının evlerim borçlarına karşılık TMSF'ye verdi. Sahibi olduğu Atel'in yüzde 50 hissesini de borçlarına karşılık TMSF'ye devretti. 60 milyon dolara yakın ödemede bulundu. Son olarak Sabah ve atv için yapılan kira anlaşması satin alma anlaşmasına dönüştürüldü. Bu 434 milyon dolarlık anlaşma ile birlikte Dinç Bilgin'in Etibank'tan kaynaklı hiç borcu kalmadı.

Önceki gün İstanbul 8. Ağır Ceza Mahke-meşi'nde Etibank mahkumiyet kararı okunurken şu ifade dikkat çekti: "Sanıklar Dinç Bilgin, Onay Bilgin, hakkında ihtilasen zimmet suçundan mahkumiyet hükmü tesis edilmekle birlikte Etibank'ın uğradığı zararın miktarından fazlası sanıklarca ödeme yapıldığı mahkemece kabul edildiğinden her bir sanık için zararın tazmini yolunda hüküm tesisine yer olmadığına..."

Dinç Bilgin ve oğlu toplam 514 milyon dolar ödeyecek
Mahkemeden Dinç Bilgin için 18 yıl ağır hapis cezası ve bankanın uğramış olduğu zararın üç misli olan 749 trilyon 965 milyar liralık ağır para cezası çıktı. Mahkeme bankanın uğramış olduğu zararın kovuşturmadan sonra ve hüküm tarihinden önce ödenmiş bulunduğunu gözönüne alarak cezada üçte bir oranında indirime gitti. Böylece Dinç Bilgin'in cezası 14 yıl hapis ve 499 trilyon 977 milyar lira (373.1 milyon dolar) para cezasına çevrildi. Aynı şekilde Dinç Bilgin'in oğlu Onay Bilgin'e üçte bir oranında indirilmiş haliyle 9 yıl 4 ay ağır hapis cezası ve 189 trilyon 389 milyar lira (141.3 milyon dolar) para cezası verildi. Bilgin Ailesi hüküm gereği toplam 514.4 milyon dolar para cezasına çarptırılmış oldu. Şayet bu para ödenmediği takdirde Dinç Bilgin ve oğlu mevcut cezalarının dışında 1.5'er yıl daha hapis yatmak zorunda kalacaklar. Mahkeme kararına göre, Cavit Çağlar dahil tüm sanıklar TCK'nın 59'uncu maddesinde düzenlenen iyi hal kapsamında ceza indirimi alırken, Bilgin Ailesi için bu takdir yetkisi kullanılmadı. Bu durum mahkeme kararında "TCK'nın 59. maddesinin, sanık Dinç Bilgin'in duruşmalardaki tutumu, sunmuş olduğu dilekçelerin içeriği dikkate alınarak tak-diren haketmediği anlaşılmakta uygulanmasına yer olmadığına..." şeklinde yer aldı.

Dilekçedeki içerik gerekçesinin reddi hakim talebi olduğu tahmin ediliyor. Dinç Bilgin, avukatı aracılığıyla Mahkeme Heyeti Başkam Mustafa Akın'ın taraflı ve kendisine yönelik olarak önyargılı olduğunu iddia ederek reddi hakim talebinde bulunmuştu.

KAYNAK:VATAN GAZETESI

cengizk
03-08-2005, 13:21
dinç bilgin ve etibank davası
anahtar sözcükler: dava, dinç bilgin, etibank
sabah gazetesi'nin eski patronu ve bir zamanlar en büyük ikinci medya gücüne sahip olan dinç bilgin etibank davasında tam 12 yıl ceza aldı. bu haber ilk gözağrısı sabah gazetesinde hiç yeralmazken, sabah'ı kurarken kader arkadaşlığı yaptığı gazetecilerin kurduğu vatan gazetesi ise haberi bambaşka bir açıdan verdi ve dinç bilgin'in cezasından hiç bahsetmedi. ne kadar ilginç basınımız var öyle değil mi?

gulg
03-08-2005, 13:33
Yaaa Ne BİÇİm Bİr Memlekette YaŞiyoruz DeĞİl Mİ....

gulg
03-08-2005, 13:47
Fatih Beye bir kutlama mesajı göndermenin de zamanı geldi galiba..
ne dersin Cengizk

cengizk
03-08-2005, 13:48
kokusmus Rezil Bir Duzen Ve Sistem ,sinmis,sindirilmis Bir Topluluk ..lanet Olsun Ya...satilik Kalemler,para Yiyen Gorevliler, Lafimiz Sizlere..kendi Parasini Dahi Kurtarmak Icin Kuzu Gibi Oturan Sabahzedeler Sayesinde Yaptiklariniz Yaniniza Kar Kaliyor.ama Bu Boyle Gitmeyecek.bunu Bilinki Hesabini Elbet Vereceksiniz.

cengizk
03-08-2005, 13:49
Fatih Beye bir kutlama mesajı göndermenin de zamanı geldi galiba..
ne dersin Cengizk

ONU ALLAHA HAVALE ETTIM ..ISTEYEN EDEBILIR.HEMDE EFT ILE.

cengizk
03-08-2005, 13:53
MEHMET BARLAS EFENDIYE BAKIN HELE.NELER YAZIYOR..
“FATİH ALTAYLI’NIN SABAH’A GEÇMESİYLE BASINDA KARTEL BİTTİ !”

Sabah yazarı Mehmet Barlas, Fatih Altaylı’nın Sabah’a geçişini değerlendirdi:


--------------------------------------------------------------------------------

KARTEL BİTTİ

Fatih Altaylı'nın Hürriyet'ten SABAH'a gelmesi, Türk basın hayatında "Kartel" döneminin bittiğinin kesin göstergesidir. 28 Şubat post-modern askeri müdahalesi gibi, medya karteli de artık geçmişte kalmıştı.
O dönemde gazeteciler ve yazarlar çalıştıkları gazetede mutsuz oldukları ya da haberleri veya yazıları gazete yönetimince hoş görülmediği takdirde, ya susarlar ya da susturulurlardı. Başka bir gazetede iş bulmaları mümkün değildi. Kartel yapısı bunu imkansız kılıyordu. Hatta farklı gazetelerin ortak manşetlerle çıkmaları da doğaldı.
Şimdi artık basın bir rekabet ortamı içinde. Gazeteler de artık tek sesli ideoloji üretim merkezinin farklı isimler taşıyan öğeleri değil. Bu çok sağlıklı bir yapıdır. Bu yapı hem gazeteciler, hem okurlar, hem de gazete sermayeleri için, daha ileri ve bağımsız bir ortamı getirecektir.
Bu arada gazete bordroları ile siyasi parti üye listelerini karıştıran ilkel anlayış da iyice tarihe karışacak ve profesyonellik yükselen değer olacaktır. "Ankara'ya hoş görünmek" değil, "Okunmak" ve "Güvenilmek", basının ana hedefi haline gelecektir.

Hürriyet [ Fatih ALTAYLI ]

cengizk
03-08-2005, 14:02
Vatan gazetesinin sürmanşeti: Paranın gözü kör olsun. Fatih Altaylı, Sabah'a geçmek için 2 milyon dolar, iki televizyondan hisse aldı

İSTANBUL 01.08.2005 TSI 10:55
Vatan, gazetenin neredeyse dörtte birini Fatih Altaylı'nın Sabah gazetesine geçmesine ayırdı. Sürmanşette, "Paranın gözü kör olsun" başlığı ile yayınlanan yazıda, "Sabah gazetesinin eski ve yeni patronları ile genel yayın müdürü hakkında en ağır yazıları yazan Fatih Altaylı Türk basın tarihindeki transfer rekorunu kırarak Sabah'a geçti" denildi. Ancak, bu yazı gazetenin internet sitesinde yeralmadı.
Daha sonra spotlar halinde yazı şöyle devam etti:
Fatih Altaylı'nın Hürriyet'ten ayrılıp Sabah'a geçmek için Turgay Ciner'e ait Kanal 1 adlı televizyonun yüzde 20 hissesini aldığı, Ciner, Star TV'yi alırsa oradan da yüzde 10 hisse sözü aldığı biliniyor.
Altaylı'nın transfer ücreti olarak Ciner'den yaklaşık 2 milyon dolar aldığı konuşuluyor. İmzayı attıktan sonra yeni patronu Ciner, Altaylı'ya 110 bin euro (180 milyar TL) değerinde bir saat hediye etti
Gerek Fatih Altaylı'nın gerekse Sabah yönetiminin unutmak istediği Fatih Altaylı imzalı yazılardan küçük birkaç örnek:
Hürriyet 18 Ocak 2003
Soruyorum sana sevgili Babahan (Sabah Genel Yayın Müdürü) oldu mu. Bu nu senin ''Biz artık adam'' olduk dediğin SABAH.
Hürriyet, 23 Ağustos 2003
Ergun Babahan kardeşim istediği kadar temizlik naraları atsın, temizim demekle temiz olunacağını zannetsin, rakamlar ve gerçekler ortada.SABAH gazetesi en büyük vergi yüzsüzleri arasında. Tertemiz namus abidesi Ergun Babahan'ın yere göğe sığdıramadığı gazetesi ve televizyonu vergi borcunda en tepelerde. Ama Ergun Babahan tertemiz ve pirüpak bir iş yapıyor. Diyor ki ''Onlar geçmişte kaldı. Biz yeniden başladık'' Yerseniz.
Hürriyet,23 Aralık 2002
Şimdi ''o ahlaksızlar'' etik üzerine yazı yazıyor. onlara kızmıyorum. Çünkü bugün yaptıkları da başka bir ahlaksızlık türü ve kendilerine yakışıyor. Ama size kızıyorum. Çok çabuk unutuyorsunuz. Unutmayın lütfen. Belki de söyleyen sizin dedenizdi, ''Ayinesi iştir kişinin'' diye. Ahlak üzerine yazı yazdılar diye ahlaklıolmadılar.
Hürriyet 26 Mart 2004
Ben bu işleri bilen bir kişi olarak SABAH ve atv için Turgay Ciner'in şartlarını vermeye hazırım. Üstelik onların verdiğinin iki mislini, yani yılda 20 milyon dolar kira vermeyi kabul ediyorum. Diyeceksiniz ki,''Sen kimsin, etin budun ne''. Peki Turgay Ciner'in eti budu ne?

cengizk
03-08-2005, 14:03
Ilıcaklar'ın Tercüman'ı, Turgay Ciner'in TMSF'den aldığı binaya taşındı, Vatan gazetesi ile komşu oldu

İSTANBUL 02.08.2005 TSI 09:00
Dünden Bugüne Tercüman yeni binasına taşındı. Büyükdere Caddesi'ndeki TMSF'ye ait binayı alan Ciner grubu, Tercüman'ın yazı işlerini ve reklam servisini bugün itibariyle yeni binasına taşıdı.
Ilıcak-Ciner ortaklığındaki Dünden Bugüne Tercüman gazetesi yeni binasına taşınmasıyla Vatan gazetesine komşu oldu. Büyükdere Caddesi üzerindeki Tercüman'ın binasıyla Vatan'ın arasında 500 metre bulunuyor. TMSF binasına da komşu olan Tercüman'ın binası üzerine gazetenin adı ve logosu giydirildi. Bugün yeni binaya giden yazı işleri ve reklam servisi çalışmalarına başladı.

cengizk
03-08-2005, 14:05
Fatih Altaylı: Kanal D Haber'den alındığımı internet sitelerinden öğrendim. Bana çok ağır geldi. Ayrılmasam bana '********' diyeceklerdi. Aydın Doğan, Sabah'a giderken sordu,"Para mı aldın? Kaç para aldın? Ben de vereyim sana o parayı!"dedi

İSTANBUL 01.08.2005 TSI 10:00
Fatih Altaylı, 15 milyon dolar transfer ücreti aldığı yolundaki söylentileri yalanlıyor. Aksine, Sabah'a geçmekle, gelirlerinde azalma olduğunu söylüyor. Kanal 1 televizyonunda hisse aldığı ve Star TV, Turgay Ciner tarafından alındığı takdirde de hissedar olacağı yolundaki haberlerin doğru olmadığını da vurgulayan Altaylı, "Batılı şirketlerin hepsinde üst düzey yöneticiler için 'stock option' diye bir şey vardır. Bu hissedar olmak anlamına gelmiyor. Şirketteki yönetim süreci içinde, şirketin hisselerinin değer artışından dolayı bir pay almak anlamına geliyor!" diyor ve Turgay Ciner ile aralarında ancak bu doğrultuda bir konuşma geçtiğini anlatıyor. Altaylı, Sabah gazetesine geçişinin ardından yazılanlar içerisinde yegane doğrunun Turgay Ciner'in kendisine hediye ettiği Patek Philippe saat olduğunu, ancak onun da değerinin, yazıldığı gibi 110 bin Euro olmadığını söylüyor.
Altaylı, bu transferin Sabah'ı karıştıracağı şeklindeki haberleri, "Uyumlu bir adamım... Benimle çalışanlar beni severler... Dışarıdan baktığın zaman kötü suratlı, ters bir adam olarak algılanmama rağmen, öyle berbat bir adam değilimdir. Dolayısıyla Sabah'ı karıştırdığımı sanmıyorum" şeklinde cevaplıyor. Sabah'taki bir-iki isimle kavgalı olduğunu doğrulayan ama bu gerilimin kendisini pek etkilemeyeceği öngörüsünde bulunan Altaylı soruyor: "Peki Hürriyet'teki bazı isimlerle kavgalı değil miydim? Emin Çölaşan ile aram süper miydi? Birbirimize bayılıyor muyduk? Ahmet Hakan ile aşk mı yaşıyorduk?.. "

Altaylı ile Tercüman gazetesinden İrem Barutçu görüştü:

* Kısa bir süre önce, "Benim bu gruptan uzaklaşmamı zil takıp bekleyenler varsa da onlara kötü bir haberim var: Benim buradan gitmeye niyetim yok" diye yazmıştınız. Ancak çok geçmeden Hürriyet'ten ayrıldınız. Bu kararı almanızda neler etkili oldu? Bunu, 20 Mayıs'ta yazdım fakat o saatten itibaren, Doğan Grubu'nda bazı gelişmeler olmaya başladı. Şunu söyleyeyim: Doğan Grubu'nda benim, Hürriyet ile ilgili hiçbir sorunum olmadı. Ancak Kanal D tarafında, kişiliğimle ilgili, kabul etmekte güçlük çekeceğim bazı yaklaşımlar ortaya çıktı ve haksızlığa uğradığımı düşündüm...

* "Haksızlık" derken, neyi ifade ediyorsunuz? "Kanal D'deki görevimden alınış biçimim" dersem, her halde anlaşılır. Kanal D'de başarılı bir habercilik yapıyorduk. Kanal D Haber, Show TV'nin kendi yaptırdığı araştırmalarda bile, en saygın, en güvenilir haber bülteni çıkıyordu. Uzun yıllar birinciydik, sonra ikinciliğe düştük ama saygınlık çıtasını her zaman yüksek tuttuk. Kanalın geneline büyük katkı sağlıyor; kendi egolarımız için değil, Kanal D'nin bütünü için bir çaba sarf ediyorduk. Buna rağmen, patronajda belli değişiklikler oldu!.. Elbette değişiklikler olacaktır; ama hem benim, hem de yakın çalışma arkadaşlarımın, bunların yapılış biçiminden kaynaklanan rahatsızlıklarımız oldu.

* Sizi rencide mi ettiler?.. Beni rencide ettiler. Haksızlığa uğrattılar. Bana, haksız bir tavır aldılar. Şimdi, herkese karşı yapılan haksızlıklarla mücadele ederken, kendime yapılan haksızlığı sineye çekmem açıkçası kabul edilebilir değildi. Bu yapılanı, onuruma yediremedim!.. Doğan Grubu'nun üst düzey yönetimine, patronajına da yapılan bu haksızlığı ortadan kaldırmaları için bir süre tanımam gerekiyordu. Bu sürenin sonucunda eğer bir şey yapılmasaydı, ve eğer bana buranın kapıları açılmasaydı, açıkçası gazeteciliği bile bırakmayı düşünüyordum!.. Çünkü kendim ve arkadaşlarım açısından kabul edemeyeceğim şeyler oldu!.. Nihayetinde Doğan Grubu, bu haksızlığı ya da bu ayıbı telafi etme yoluna da gitmedi; ya da telafi ediş biçimleri, benim içimdeki kırgınlığı giderecek düzeyde olmadı. Belirtmek istiyorum, bunun kimsenin kabahati olduğunu ya da bana kötülük olsun diye yapıldığını da düşünmüyorum. İş yapma üslubu böyleydi ve ben, o iş yapma üslubunun karakterimle bağdaşmadığını düşündüm...

* "O iş yapma üslubu" diyorsunuz... Sizi ne rencide eder, adını koyar mısınız? Yaptığınız bir iş var; onu, gayet güzel kotarıyorsunuz. Bunun iyi bir şekilde kotarıldığı hem kamuoyu yargısıyla, hem de şirketin mali tablolarıyla ortadayken, beni görevden alma kararı verildi. Bu kararın verilmesinde hiç mahsur yok! Çünkü benim çok sevdiğim bir görev de değildi bu!.. Aydın Bey, görevi bana ilk verdiğinde de, bu
görevi belli bir süre için kabul edeceğimi, çünkü asıl işimin televizyonculuk olmadığını ona söylemiştim.

* "Bir buçuk yaşında kızım var, acıyın!" demişsiniz... Evet, aynen öyle dedim. Aydın Bey de, "Onlar kendi kendilerine de büyüyorlar" demişti. O gün de, " Beni görevden almaya karar verdiğiniz gün, ne olur bunu düzgün yapalım" da demişimdir. Zaman içinde olacakları görüyordum!.. Açıkçası bana ağır gelen, bununla ilgili kararı internet sitelerinden öğrenmek oldu.

* Size tebliğ edilmedi mi? Hayır.

* Mehmet Ali Birand'ın Kanal D'nin yönetimine getirildiğini internet sitelerinden mi öğrendiniz!.. Mehmet Ali Birand'a anchormanlik teklifini ben yaptım. Arzuhan Yalçındağ ve Murat Saygı ile karar almıştık ve açıkça, "Gel ve bu haberi sun" dedim. Daha sonra Mehmet Ali Birand'ın ekstra talepleri oldu. Ben de o taleplerin ancak patron tarafından karşılanabileceğini, bu kararı patronun alması gerektiğini ve bunu patronla konuşması gerektiğini söyledim. Nitekim daha sonra patron bununla ilgili karar almış!.. Ama ben patronun bununla ilgili kararını bizzat patrondan duymak isterdim; internet sitelerinden değil!.. Ağırıma gitti açıkçası... Ayrıca bana, Mehmet Ali Birand'ın gelişiyle beraber önerilen görevin, içinin boş olduğunu gördüm. Çünkü eğer o görev gerçek görev olsaydı, o zaman ben onu internet sitelerinden öğrenmez ve bu kararın alınmasının bir parçası haline gelirdim.

* Size önerilen "içi boş" görev neydi? Kanal D Haberlerden Sorumlu İcra Başkan Yardımcılığı idi. Mehmet Ali Birand bana bağlı olarak çalışıyordu. Ancak, bana bağlı olarak çalışacak bir adamın görevi ile ilgili gelişmelerden benim bihaber olmam, sadece kalbimi kırmamak için verilmiş bir görev olduğunu gösteriyor.

* Bu 'sözde terfii', geçmişte pek çok üst düzey yönetici yaşamıştır ve pek çoğu da kabullenmiştir!.. Bunu 65 yaşında olsam belki kabul ederdim; ama 42 yaşında kabul etmek hoşuma gitmedi. Hayatım boyunca başım dik dolaştım ve insanların gözlerinin içine baktım. Bunu kabul etseydim ne olurdu? Kanal D'den içi boş bir görev için yüksek maaş almaya devam edecektim. Ama Kanal D'de benden daha düşük maaş alan insanların bir kısmı, "Herife bak!.. Hiçbir şey yapmadan dolaşıyor, bizim iki mislimiz maaş alıyor." diyecekti. Bir başka grup ise diyecekti ki, "Ne ********miş!.. Elinden bütün yetkileri alındı, ağzını açmadı. Buralarda öyle dolaşıyor!.. " Ben, öyle bir insan değilim. Öncelikle Kanal D'den ayrılma kararı aldım. Ama bunun çok kolay olmadığını fark ettim. "Kanal D'den Hürriyet'e gideyim" dediğimde de başka gerginlikler yaşanmaya başlandı. Onların sonucunda, böyle bir tartışma ortamı ortasında kalmak istemedim. İkincisi, kendi geleceğimle ilgili kararları, ben kendim vermek isterim. Benim kariyerimle, benim geleceğimle, yarın benim ne olacağım, ya da ne olmayacağımla ilgili kararları başkasının eline bırakmam!..

* Ne zaman adam oluruz deyip, "Gerçekten ağır olan taşların her yerde ağır olduğunu anladığımız zaman!" diye yazdınız. Sizce Doğan Grubu içerisinde yeterince ağırlığınız yok muydu? Vardı. Orada kalsaydım da ağırlığım olurdu.

* Bu gönderme neye binaen yapıldı? Doğan Grubu'nda, bir günden bir güne, son yapılan işlemin yapılış biçimi hariç, kötü muameleye maruz kalmadım. Hürriyet'in 11. katında, Kanal D'de odam vardı. Radyolarda etkim vardı. Sınırsız sorumluluğum, sınırsız yetkim vardı. Her hangi bir sorunum yoktu. O yazının sebebi şu: Benim artık Doğan Grubu'ndan ayrılacağım konusunda net bir fikir oluşunca, Doğan Grubu'nun üst düzey yöneticilerinden bazıları, "Taş yerinde ağırdır" dediler. Kısaca, "Sen buradan gidersen etkin kalmaz!.. Aynı Fatih Altaylı olmazsın!" diyerek geçmişle ilgili de bazı örnekler verdiler ve "Bak bizden bu gitti, bu oldu... Şu gitti, oldu..." dediler. Ben de dedim ki, "O gidenler zaten bir şey değildi. Siz onları şişirmiş ve balon yapmıştınız!.. Ancak ben bir şeyim!.. Bir şey olduğuma inanıyorum. Benim gücüm sizden kaynaklanmıyor. Benim gücüm okurumdan ve tutumumdan, kişiliğimden, yazı yazma biçimimden, haberciliğimden kaynaklanıyor. Siz beni, şişirerek bu yere getirmediniz!" Bakın, ben Hürriyet'in en çok okunan yazarıydım!.. Hürriyet'te iken, Türkiye'nin en çok okunan yazarıydım!.. İnşallah burada da öyle olacağım...

* Ağır bir söz bu, öyle değil mi?
Tabii... Ben her yerde Fatih Altaylı'yım... Muhakkak ki gazetenin saygınlığı ve gazetenin etkinliği bunun üzerine bir pay katar. Ama ben Sabah'ın, Hürriyet'ten daha aşağı bir gazete olduğunu düşünmüyorum. Tam aksine!.. Şimdi benim çabam, Sabah'ın en az Hürriyet kadar, hatta Hürriyet'ten daha saygın bir gazete olması için kendi payıma düşen çabayı göstermek olacak!..

* Doğan Grubu'ndan, Ciner Grubu'na geçişiniz, "Yıllardır Sabah gazetesi ve Turgay Ciner ile didişen Fatih Altaylı, Sabah'a transfer oldu" şeklinde yankı buldu. Sabah gazetesi ve Ciner ile didişiyor muydunuz?
Hem doğru, hem yanlış. Sabah gazetesi ile değil; ama Sabah gazetesindeki yönetim anlayışıyla uzun süre didiştim. Haklılığımı da zaman ortaya çıkardı. Benim, Sabah ile ilgili ilk yazılarıma bakarsanız, Dinç Bilgin'in yaşam tarzına ilişkin yazılardı. Yatlar, kotralar, yüksek miktarda krediler... Ben, bunları eleştiren yazılar yazdım. Çünkü bunun, basın gibi bir sektörün patronajına yakışmadığını düşünüyor; saygınlığını zedeleyeceğine inanıyordum ve Sabah ile ilgili ilk yazılarımı, 1990'ların başlarında yazmaya başladım.

* O dönemde Hürriyet gazetesinde miydiniz? Ben, daha Güneş gazetesindeyken Sabah gazetesi ile didişmeye başladım!.. Çünkü yapılanların yanlış olduğunu, Sabah gazetesinin yönetim anlayışının yanlış olduğunu, Dinç Bilgin'in tarzının doğru olmadığını düşünüyordum ve bunu uzun süre yazdım. Haklılığım da ortaya çıktı!.. Ne oldu?.. Sonunda Dinç Bilgin, Sabah gazetesini büyük borçlarla batırdı. Beraberinde de bankayı batırdı ve ortada, kamuya ödenmesi gereken yaklaşık 1 milyar dolar borç kaldı... Ardından bu borcun ödenmesi gerektiği konusunda onlarca, belki yüzlerce yazı yazdım. Medya patronu olmanın, kim olursa olsun, kamuya borçlu kalma gibi bir özgürlüğü gerektirmeyeceğini yazdım. Sonunda da, bu borçlar, şöyle ya da böyle ödendi.

* Peki gelelim Turgay Ciner'e!.. Benim Turgay Ciner'in aleyhinde ilk eleştirilerim, galiba 1997 yılında çıktı. O dönemde, Turgay Bey beni bir gün ofisine davet etti. Hürriyet'te çalışıyordum, kalktım ve gittim. "Burası muhasebe" dedi. "En güvendiğin adamlarını getir. İstediğini araştır. Eğer bir usulsüzlük bulursan, yazmaktan çekinme!.. Ancak ben, senin düşündüğün adam değilim" dedi. O dönem, hakikaten Ciner Grubu ile ilgili ciddi araştırmalar yaptım ve bir rezaletle karşılaşmadım. Daha sonra Turgay Ciner'in THY'nin bir bölümünü satın alması ile ilgili bir gelişme oldu. Ben, bunun da yanlış olduğunu belirten yazılar yazmaya başladım. O iş, zannediyorum, benim yazılarım sonucunda gerçekleşemedi. Tabii o ilk görüşmeden sonra aramızda bir dostluk oluşmuştu. Konuşuyorduk. Beni arıyordu, bir şey soracağım zaman da ben onu arıyordum. Ama aramızdaki diyaloğa rağmen, bunları yazdım diye, Turgay Bey bir gün bile beni arayıp da "Niye yazıyorsun?" demedi. Benim girişimlerim sonucunda, Türk Hava Yolları'nın iç hat uçuşlarıyla ilgili bir bölümünü Turgay Ciner ve ortaklarının alması engellenince Turgay Bey beni aradı, "Yanlış bir iş yaptın ve bana çok zarar verdin!.. Senin yüzünden, 25 milyon dolar para kaybettim!" dedi...

* Sonra?.. Diyaloğumuz yine de sürdü. Aradan bir süre geçti, kriz patladı ve Turgay Bey beni aradı. "Benim sana bir borcum var. Sana yemek ısmarlamak istiyorum!" dedi... Ben de, "Olur" dedim. Beraber bir yemek yedik. O yemekte, "Sen bana 25 milyon dolar zarar verdin! Ancak ben o gün, işe girseydim batmıştım. O işle ilgili riskler, eğer bu kriz ortamında karşıma çıksaydı, müthiş bir borç altına girecektim. Benim işimi engelledin ama aslında ticari hayatımı kurtardın. Teşekkür etmek istiyorum" dedi. O tarihten sonra da Turgay Bey'le dostluğumuz her zaman sürdü.

* Ciner, Sabah'a kiracı olduğunda tavrınız ne oldu? Turgay Bey'e, "Bu parayla, kiracı olarak medya patronu olamazsınız. Burayı satın alın!" dedim. Fakat o dönem, satın almaya yanaşmadı. Anladığım kadarıyla, Sabah gazetesinin, sırtına büyük bir yük yükleyeceğini düşünüyordu. Hesapları, kitapları görmeden almak istemiyordu. Fakat benim, "Satın almalısınız" şeklinde ısrarlarım sürdü. Turgay Bey, sonunda, benim de hem TMSF tarafından, hem de Sabah tarafından zorlamam sonucunda 435 milyon dolar bir para ödeyerek Sabah Grubu'nu satın aldı.

* Satışta rolünüzün olduğunu mu düşünüyorsunuz? Yüzde 90 ihtimalle... Bunu, kendisi de söylüyor, Ahmet Ertürk de, "Sen olmasan bu iş olmazdı" diyor. İşte bu satın almanın gerçekleşmesinin ardından geldim, TMSF Başkanı ile beraber Turgay Bey'i Sabah gazetesinde ziyaret ettim. Hatta bana, "Sen TMSF'nin bir numaralı tahsilatçısı oldun" diye takıldı. İşte o anda itibaren, Turgay Ciner, benim için bir medya patronuydu!..

AYDIN DOĞAN'A KIRGIN DEĞİLİM
* Peki Aydın Bey'in, ayrılmayı düşündüğünüzü söylediğinizde tepkisi ne oldu?
Veda etmeye gittiğimde Aydın Bey sordu: "Para mı aldın? Kaç para aldın? Ben de vereyim sana o parayı!" dedi. Oysa ben Turgay Bey ile bir tek kuruş para konuşmadım. Bir tek kuruş... Sadece Hürriyet'ten ve Kanal D'den aldığım maaşları söyledim ve "Beni büyük bir gelir kaybına uğratmazsanız sevinirim" dedim. Çünkü Turgay Bey'i, "Beni halen istiyor musunuz?" diye ben aradım. O beni arayıp da bir transfer teklifi yapmadı.

* Turgay Ciner ile iletişiminiz nasıl kuruldu?
İnternette "Fatih Altaylı gidiyor" gibi palavralar yayınlanırken, benim Turgay Bey ile ne görüşmüşlüğüm vardı, ne de gideceğim... Ben, sadece Doğan Grubu'nun bana karşı yaptığı haksızlığı telafi edecek bir adım atmasını bekliyordum. Bunun atılmayacağını öğrenince, yaklaşık 15-20 gün önce, Turgay Bey'i ben aradım ve "Halen beni istiyor musun?" diye sordum.

* Aydın Bey'e kırgın mısınız?
Hayır. Sonuçta bir şirket yönetme üslupları var ve o üslubu, Fatih Altaylı'nın keyfine göre belirlemek zorunda değiller. Ancak ben de onların keyfine göre hareket etmek zorunda değilim!.. O, öyle davranmayı tercih ediyor; ben de, böyle davranmayı tercih ediyorum. Bu, her hangi bir kırgınlık yaratacak bir durum değil. Aydın Bey, çok sevdiğim bir insandır. Bana, 12 yıl boyunca, çok iyi gazetecilik yapma imkânı sağladı. Ama sonuçta bir üslup farklılığı var. Severek ayrılmak gibi bir şey bu!.. Anlaşamıyoruz!.. Karı-koca anlaşamayabiliyor ve sonuçta ayrılıyor. Ne var ki, kavgalı olmaları gerekmiyor. Bir de bizim 12 sene boyunca Hürriyet'te yarattığımız bir şey var ve o da ortak çocuğumuz!...

* Bir röportaj sırasında, "Aydın Doğan'ın pisliklerini buldum da yazamadım diye bir şey söylemiyorum. Aydın Bey, bulduğunuzda yazın diyor. Ama ben biliyorum ki yazılamaz" demişsiniz...
Yazılamaz.

* Peki şimdi bulsanız yazar mısınız?
Aydın Bey'in, açıkçası, bugüne kadar hukuk dışı ya da etik dışı eylemine tanık olmadım ve rastlamadım. Hukuk içi olup eleştirilebilecekleri var mıdır? Muhakkak, her iş adamının olduğu gibi onun da vardır her halde!.. Ancak hukuk içidir; belki ticari etikle çok bağdaşmayabilir ama Hürriyet'te iken bunları kolay kolay yazamazsınız. Yazmazsınız!.. Her çalışan için de geçerlidir bu!.. Ama hakikaten çok büyük bir rezillik varsa, hakikaten bir şey biliyorsan zaten çalışmazsınız, çalışamazsın, çalıştırmazlar. Bir de bunlar ortaya çıkar!.. Türkiye'de bir tane medya grubu yok ki!.. Yeni Şafak var, Akit var, Zaman var, o var, bu var... Aydın Bey'le böyle bir şey olmadı. Umarım bundan sonra da olmaz. Çünkü ben, Aydın Bey'in, 12 senelik çalışma hayatımız boyunca, bir ayıbını görmedim. Meselâ bankacılık!.. Geçenlerde, bankayı benim sattırdığımı kendisi de söylemiş!.. Bankada kötü bir işlem olmadığını bildiğim halde, Aydın Bey'e her konuşmamızda, bankanın sırtımıza yük olduğunu belirterek, "Şu bankacılıktan çıkın" dedim defalarca!.. Ama bankada hortum yoktu! Yıllarca o banka ile ilgili akıl almaz laflar edildi, fakat en kısa sürede, en yüksek fiyata satılan Türk bankası oldu. Demek ki bunlar yalanmış!.. Hakikaten bir şeyini görmedim, umarım bundan sonra da görmem. Ancak görürsem yazarım. Keza Turgay Ciner!.. Turgay Ciner'in, bugün bir yanlışını görsem, yazarım. Yazamıyorsam da giderim. Allah'a bin şükür, artık bu işten kazandığım paraya her halde ihtiyacım yok!..

* Bunu hangi duygularla söylüyorsunuz?
En büyük isteğim, artık medya patronları medya gücüne dayanarak yanlış yapmasınlar. Dinç Bilgin örneği herkesin kulağına küpe olmalı!.. Aydın Bey'de bugüne kadar görmedim; umarım bundan sonra da görmem, ama görürsem yazarım. Yalnız bunu, Aydın Bey'in yanından ayrılan geçmişteki bazı yazarlar gibi, Aydın Bey'e bir kin duygusuyla, bir intikam duygusuyla söylemiyorum. Ne kinim var, ne intikam isteğim var. Yoğurt yeme stilimiz uyuşmadı ve ayrıldım. Ne öfkeliyim, ne de kızgınım!.. Kızımı beş yaşına kadar getirirken, Aydın Bey'den kazandığım parayı yedirdim!.. Tamamı da kuruşu kuruşuna hak edilmiş paradır. İçinde de her halde, haram lafını sevmem ama, haram para yoktur!..

cengizk
03-08-2005, 14:07
Dinç Bilgin'den itiraflar, ''Yaptığım büyük hatalardan bir tanesi banka işine girmekti. Gazetecilik işi dışında başka iş yapmamam lazımdı. Pişmanım. Sabahları ilk işim Sabah gazetesini okumak. Vatan'ı beğenmiyorum''

İSTANBUL 28.07.2005 TSI 14:00
Sabah gazetesi ve atv televizyonunun eski sahibi Dinç Bilgin Habertürk kanalına açıklamalarda bulundu. Bilgin, Habertürk TV Genel Yayın Müdür Yardımcısı Murat Ongun'a konuştu. Bilgin, ''Ben babadan deden gazeteciyim. Gazetelerimden bir tanesi yani eski gazetelerimden bir tanesi şimdi 110 yaşını geçti Yeniasır yani ben banka almadan evvelde büyük bir gazete patronuydum. Türkiye'deki iki büyük medya kuruluşundan birisinin başındaydım, patronuydum. Şöyle söyleyeyim medya benim hayatım. Hayatımda hiç başka bir iş yapmadım, medyanın içinde doğdum'' dedi.

MURAT ONGUN: Çok kısa bir süre önce, bir hafta önce Etibank davası sonuca bağlandı. 14 yıl hapis ve 440 milyon ytl zannedersem 440 milyon dolar civarında baya da yüklü bir para cezasına çarptırıldınız. Böyle bir sonuç bekliyor muydunuz?

DİNÇ BİLGİN: Hayır asla beklemiyordum.

MURAT ONGUN: Ne umuyordunuz? Ne hak ettiğinize inanıyordunuz?

DİNÇ BİLGİN: Beraat etmeyi hak ettiğimi umuyordum.

MURAT ONGUN: Neden ?

DİNÇ BİLGİN: Çünkü muhattap olduğum suçlamaların hiç birisi doğru değil.

MURAT ONGUN: Şöyle mi görüyorsunuz, Etibank'ın yönetiminde bağzı aksaklıklar olmuş olabilir, müdehale edilmiş olabilir ama ben bu zararı tanzim ettim, daha önce de cezaevinde kaldım, bunlar dengeleyici midir diye düşünüyorsunuz?

DİNÇ BİLGİN: Yok hayır asla öyle birşey değil. Ben kamuoyunda çok söylendiği gibi bankayı hortumlamış falan değilim olsa olsa Etibank benim medya şirketlerimi hortumlamıştır. tam tersi oldu bizim konuda. zaten işin başından beri ben zarar tazmin etmedim hiç bir tarafa da para ödemedim. zaten Etibank'ın uhdesinde bulunan varlıkların bir kısmı şimdi paraya çevrildi onunla Etibank'ta iddia edilen zararın üç beş misli para ödenmiş oldu.

MURAT ONGUN: Siz babadan dededen gazeteci ailesiniz. Etibank'la hiç ilgilendiniz mi yoksa profesyonel yöneticilere mi devrettiniz o işleri?

DİNÇ BİLGİN: Tabi benim esas işim gazetecilikti. bankacılık sevdiğim ve hoşlandığım bir iş değildi. Birden kendimi o günkü şartlarla işin içinde buldum. Bankaya hiçbir zaman profesyonel bankacı olarak yaklaşmadım.

MURAT ONGUN: Yani gidip yönetim katında oturmadınız.

DİNÇ BİLGİN: hayır hiç bir zaman yönetici koltuğunda oturmadım. Ayda bir toplantılarına girdim o kadar.

MURAT ONGUN: profesyonel yöneticilere devretmiştiniz.

DİNÇ BİLGİN: Tabi.

MURAT ONGUN: Diğer bankaları aynı kefeye koymuyorum ama baktığınızda şöyle bir portföy çıkıyor ortaya yani sizin de atılımlarınıza baktığımızda iddialı dinamik bir iş adamı yani daha da büyümeyi hedefliyen ve geleceğide görmeyi hedefleyen bir iş adamı profili çıkıyor ve daha da büyümek isteyen.

DİNÇ BİLGİN: Daha önce de söylediniz. Ben babadan deden gazeteciyim. Gazetelerimden bir tanesi yani eski gazetelerimden bir tanesi şimdi 110 yaşını geçti Yeniasır yani ben banka almadan evvelde büyük bir gazete patronuydum. Türkiye'deki iki büyük medya kuruluşundan birisinin başındaydım, patronuydum.

MURAT ONGUN: Banka belki onları da biraz daha güçlendirmek ve ayakta tutabilmek için bir gereklilik miydi o günlerde?

DİNÇ BİLGİN: Aslında değilmiş. Şimdi gördüğüme göre değilmiş. yani hayattaki pişmanlıklarımdan biriydi. ben kendimle çok iç hesaplaşma yaptığım için çok rahatlıkla söylüyorum.

MURAT ONGUN: Sadece banka konusunda mı?

DİNÇ BİLGİN: yok. meslek hayatım boyunca yaptığım bütün gazetecilik faaliyetleriyle ilgil de kendimle hesaplaştım çok zamanım oldu şimdi daha da çok zamanım oldu. Çok rahatlıkla söylüyorum. Ama banka yaptığım büyük hatalardan bir tanesi banka işine girmek, ama o dönem garip bir Türkiyeydi. Medya iş dünyasına karışmıştı, iş dünyası medyaya karışmaya başlıyordu. O süreç içinde rekabette kendimi eksik hissediyordum. Medya patronları arasında medya dışında işi olmayan bir tek bendim. Onun kavgasını da verdim uzun süre. O işe daha sonra bulaşmak durumunda kaldım.

MURAT ONGUN: Elinizdeki medya kuruluşlarını şu an sizin elinizde olmayışı sizin belki şuan için medya patronu veya gazete sahibi sıfatınız ortadan kadırabilir ama gazeteci sıfatınızı kaldırmaz. Şİmdi bir medya patronunun sadece ve sadece medyada iştiraklerinin olması gerektiğine mi inanıyorsunuz?

DİNÇ BİLGİN: Tabi. Yani başka işe karışmış olmanın pişmanlığını demin size söyledim. Evet yani Sabah çok enteresan bir örnekti ondan önce Yeniasır da öyle bir örnekti. Sabah ilk kuruluşundan itibaren işi yanlız gazetecilik yanlız medya olan bir kuruluştu. atv kuruluşu da onunla birlikte geldi.Belki Türkiye'deki tek örnekti.Ama o tek örneği de tahrip ettiğim için pişmanlık duyuyorum bunu da açıkca söyliyim.

MURAT ONGUN: mesela bu sabahta kalktığınızda da sabah gazetesi alıp okudunuz mu?

DİNÇ BİLGİN: Tabi.

MURAT ONGUN:Peki ne farkı var bunun eskiye oranla? Mesela eski patron Dinç Bilgin 'le bugünkü Bilgin'in gazeteyi okuması arasında?

DİNÇ BİLGİN: Benim bu konuda tarafsız olmam mümkün değil. Ama yine ben sabahı çok severek, sabah benim evladım gibi sabah konusunda da tarafsız olmam mümkün değil.

MURAT ONGUN: Size verilen gerekçeli kararın yani size verilen hapis cezasının...

DİNÇ BİLGİN: Daha gerekçeli karar çıkmadı.

MURAT ONGUN: Gerekçeli karar çıktıktan sonra temyize başvuracaksınız.

DİNÇ BİLGİN:Onun yasal prosedürünün ne olduğunu bilmiyorum;ama herhalde öyle olacak yahutta olmuştur onu bilmiyorum.

MURAT ONGUN: Aynı mahkeme batık banka davalarına bakan bir ihtisas mahkemesi aynı zamanda 8.ceza ağır mahkemesi ve Etibank davasından önce de Sümerbank ve Bank Capital davalarında da karar çıkardı.

DİNÇ BİLGİN: Bir özel mahkeme öyle söyleyelim ve çok özel şartlar var mahkemede .

MURAT ONGUN: Özel şartlar derken?

DİNÇ BİLGİN: Özel şartlar...

MURAT ONGUN: Özel şartlar derken sanıklar açısından mı mahkeme heyeti açısından mı?

DİNÇ BİLGİN: Mahkeme heyeti açısından bana göre çok özel şartlar var.

MURAT ONGUN: Biraz daha fazla avantajlı şartlar mı?

DİNÇ BİLGİN: Hayır özel görevlendirilmiş intiba bende zaman zaman uyandırıyor. Benimle ilgili karar veren heyetin başındaki yargıç benimle ilgili kitap yazan bir yargıç.

MURAT ONGUN: Evet şimdi görüyorum o kitabı. Sizin mahkemeyle yani hukuksal mücadele biraz etaplı geçti.İki kere reddi hakim talebinde bulundunuz.

DİNÇ BİLGİN:Etibank davası demek de yanlış dava olacak bizim Etibank konusu diğerlerinden farklı olarak birden medya konusu haline geldi. Yani Etibank davası Sabah Atv davası haline geldi.O yönden size bunları anlatamak istedim,söylemek istedim.

MURAT ONGUN: Yani medya patronu olmanın sizin için bir dez avantaj olduğunun mu altını çiziyorsunuz?

DİNÇ BİLGİN: Tabi çok büyük bir dezavantaj.

MURAT ONGUN: Neden?

DİNÇ BİLGİN: Nitekim hakkımda kitap yazan yargıcın kitaptaki anafikri tamamen medya kartelleri ve medya tekelleriyle ilgili. Kitapta söylemek istediği, işin özetini de isze anlatayım. diyor ki; demokratik ülkelerde üç erk vardır, yasama yürütme yargı basın da dördüncü güçtür ama bizim ülkemizde basın birinci güç olarak algılanmaya başladı. Üstelik de medya kartellerin tek eline geçti. Buda ülke açısından çok büyük bir tehlikedir dolayısıyla bunların yerli yerine oturtulması lazım. Bu söylenenlere karılmamak mümkün değil anafikirde katılmamak mümkün değil. Ben özeleştiri de getiriyorum kendime. Zaman zaman medyanın haddini aştığı, güçlerin birbirine karıştığı bir ülkede yaşıyoruz . Doğrudur.

MURAT ONGUN: Sizin döneminizde de bu tip olaylar oldu diyorsunuz?

DİNÇ BİLGİN: Evet hiç şüphe yok ama bunun yolu kendisine verilen görevi benim üzerimde kullanarak yapmak değil. bunun demokratik ülkelerdeki yolu, bunu zaten kamuoyu zaten halleder. Kötü basını gazeteleri okumamakla televizyonu seyretmemekle cezalandırır halk. Ama bizim ülkemizde bazen böyle herkes birbirinin haddini bildirmeye düşüyor. şimdiki iktidar yargıyla geçinemiyor, yargının haddini bildirmeye yürütme kalkıyor, yargı yürütmenin üzerine yürüyor, olağanüstü mahkemelerle olağanüstü kararlar verilmeye çalışılıyor.

MURAT ONGUN:. Herkesin devletle işi olabilir belki mahkemede belki hastanede belki sabıka kaydı alırken bile ve Türkiye'de kimi zaman bu bürokrasiye, devlet işleyişine kızarsınız, üzülürsünüz. 23 Ekim 2000'de Etibank'a el konulduğunda siz yurtdışındaydızın.

DİNÇ BİLGİN: Evet yurtdışındaydım.

MURAT ONGUN: Bankaya el konduğunda aslında neler yaşayabileceğinizi de biliyordunuz. Bankaya el konuşunca Türkiye'ye döndünüz. Kalada bilirdiniz döndünüz.

DİNÇ BİLGİN: Kalmam mümkün değildi. Türkiye'nin dışında yaşamak öyle birşey mümkün değildi.

MURAT ONGUN: Tercih edenler var en azından öyle bir alternatifin olduğunu söylemek istiyordum aslında. Gelmeye de bilirdiniz, kaçak da olabilirdiniz.

DİNÇ BİLGİN: Evet. Nitekim kaçanlar oldu.

MURAT ONGUN: Şimdi anlattınız mesela, olağanüstü mahkeme diyorsunuz, beni yargılayan hakim kitap yazmış ve bu benim için ön yargıdır belli de etmiş fikirlerini diyorsunuz ve bazı sıkıntılar söylüyorsunuz. Keşke o zaman hiç dönmeseydim diyor musunuz ya da dediniz mi hiç?

DİNÇ BİLGİN: Hayır. Türkiye'de adalet o mahkemenin dört duvarı arasında değil. Türkiye'de adalet çok daha büyük yerlerde. Onada benim güvenim var.

MURAT ONGUN: Yargıtaydaki temyiz aşaması yani.

DİNÇ BİLGİN: Evet.

MURAT ONGUN: Onanırsa dava belki biraz farazi konuşucaz ama...

DİNÇ BİLGİN: Evet onu varsayımsal konuşmamak lazım bana göre.

MURAT ONGUN: Bazı iç hesaplaşmalar yapıyorum dediniz. Bunu yapmaya bol bol vaktim oluyor dediniz, var mıdır pişmanlıklar zinciri?

DİNÇ BİLGİN: Yani bir tanesini anlattım. Gazetecilik işi dışında başka iş yapmamam lazımdı. Onu yaptığım için üzgünüm. Ama gazetecilik hayatımda hata yapmadım mı çok yaptım. Binlerce hata yaptım. Bizle aynı meslektesiniz biliyosunuz yani,bizler günlük gazete çıkartıyoruz günlük televizyon programı hatta televizyonda işleyişlerde hızlı çok çok hatalar yaptım.

MURAT ONGUN: Kendinizi diğer batık banka patronlarıyla kıyaslıyor musunuz? mesela Erol Aksoy'un mal varlığına el konuldu, ama Erol Aksoy Bodrum'da tatilini yapmaya devam ediyor. Uzanlar'ın nerde olduğu bilinmiyor, ceza alanlar arasında farklar var. mesela Cavit Çağlar var, Hayyam Garipoğlu var, Ceylanlar var yani pek çok isim var böyle bir kıyas yapıyor musunuz? Niye onlar öyle ben böyle gibi?

DİNÇ BİLGİN: Öyle birşey yapmamam lazım. Öyle birşey yapmayı ahlaki de bulmam zaten.

MURAT ONGUN: Kimseyle kendimi kıyaslamıyorum diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Hayır.

MURAT ONGUN: TMSF ile anlaştığınız için pişman mısınız?

DİNÇ BİLGİN: Hayır TMSF anlaşmasında şöyle bir farklılık var benim konumda. 23 Ekim 2000 tarihinde Etibank'a el konulduktan sonra benim bütün varlıklarıma el kondu. Borçlarıma, alacaklarıma yani her varlığıma el kondu. Dolayısıyla TMSF ile anlaşmayı ben bankaya el konulmasının hemen akabinde nerdeyse belki ikinci ya da üçüncü ayında yapmak için müzakerelere başladık. TMSF ile birsürü anlaşmalar yaptık arka arkaya. Zaman içinde yönetimler değişti önce BDDK idi sonra pardon önce Etibank'tı sonra BDDKydı sonra TMSF oldu. TMSF'de yönetimler değişti. Yönetimler birbirlerinin yaptığı protokelleri beğenmediler bizim konumuzda. Yoksa işin ilk başından beri Etibank'a olan şirketlerin ve Etibank'a olan borçlarıyla ilgili teminatlar zaten bankada mevcuttu. Zaten mevcut olan teminatların yanlız iki tanesini paraya çevirerek borcun tamamını işte öahkeme kararında da var bu borcu fazlasıyla ödemiştir diyerek aldılar borcu tahsil ettiler. Yani ben bi yerden para getirmedim.

MURAT ONGUN: Yani ben Sabah'la Atv'yi satarak borcumu ödedim bankaya diyorsunuz değil mi?

DİNÇ BİLGİN: Tabi. Evet.

MURAT ONGUN: En azından yaklaşık bir meblağ.

DİNÇ BİLGİN: Yaklaşık bir mebla değil. Yanlışlık hiç yapmayın. Bankada bana çıkartılan borcun iki misline yakın değer devrettim. Yani ben kamudan alacaklıyım, kamuya borcum yok.

MURAT ONGUN: Peki gidip bunu TMSF'ye söylüyormusunuz? Ben borcumun iki katını ödedim ve ben yılarca ve hapis cezasıyla riske giriyorum diye.

DİNÇ BİLGİN: Evet. Elbette söylüyorum. Yani o devamlı olarak söylediğim şey o TMSF'ye.

MURAT ONGUN: Peki TMSF ne diyor? Aslında biraz söyledi ne dediğini ama...

DİNÇ BİLGİN: TMSF kapalı kapılar arkasında haklısınız Dinç by diyor. Ama hemen arkasından çok farklı şeyler söylüyor.

MURAT ONGUN: Aslında şunu söyledi batık bank patronlarıyla protokol imzalamış olmamız onların suçlu olduğunu göstermez minvalinde bir açıklaması oldu TMSF başkanı Ahmet Ertürk'ün. Yada onların suçlu olduğunu gösteren bir delil olmaz dedi Sümerbank davasını kastederek.

DİNÇ BİLGİN: Onu söyleyen hakim.

MURAT ONGUN: Hakim ama işte bende şunu söylüyor diyorum. Bizle protokol yapmış olanı suçlu gibi göstermeniz tahsilatımızı güçleştirir bu doğru değil gibi bir açıklaması oldu da o yüzden.Peki size bir belge ver miyorlar mı ya da bir belge istyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Elbette istiyoruz. O işin peşindeyiz. Şimdi TMSF olağanüstü kanunlarla cihazlanmış birşey. TMSF mensupları Türkiye'de kimsenin sahip olmadığı sorumsuzluk ve bir savunma zırı içindeler. Dolayısıyla normal hukukta yapılması mümkün olmayan şeyleri çok rahatlıkla yapabilme durumundalar. O rahatlığın içinde vermeleri lazım gelen cevapları zaman zaman vermekten kaçınıyorlar. Aynı zamanda TMSF Türkiye'nin en dev kiti haline geldi. Elbette Türkiye' de bir bankalar problemi yaşandı bir takım bankalara el kondu. o bankaların kamuya bir takım zararları oldu ama el konma tarihinden sonra bugüne kadar TMSF'nin elinde kamunun gördüğü zarar en aşağı 10 misli artmıştır.

MURAT ONGUN: Kötü idare ediliyor diyorsunuz...

DİNÇ BİLGİN: Kötü idare ediliyor değil , kötü yöntem başlandı. Bankalara el konması bankalara o şekilde el konması önce yaşatmaya çalışmaları arkasından durmadan karar değiştirmeleri işin zararın büyümesine sebep oldu. Bu bir bankacılık kriziydi, 22 tane banka sahibinin krizi değildi. Bu bankalar krizinin içinde kamu bankaları da vardı. Kamu bankaları da çok büyük zararlar gördüler. Onlarınkini de görev zararı diye geçiştirdiler.

MURAT ONGUN: Devletin zararı olup öyle kaldı o.

DİNÇ BİLGİN: İşe bu açıdan bakmamak lazım devletle özel şahıslar birbirlerinden o kadar ayrılırsa o zaman devlet özel şahıslara düşman olmaya başlıyor.

MURAT ONGUN: Size karşı düşman olmuş gibi mi görüyorsunuz?

DİNÇ BİLGİN: Gene özeleştiri yaparken kendimle ilgili söyleyeyim, Türkiye'de medya kamuoyu yarattı. hortum lafının muciti muhtemelen benim gazetem Sabahtı.

MURAT ONGUN: Necati Doğru'ymuş

DİNÇ BİLGİN: Evet. Necati Doğru idi. O kamuoyu fırtınası içinde bazı şeyler ters anlaşıldı, bazı şeylerin önüne geçilemedi. Yaprak gibi savruldu herkes. Bunun içinde kabahatli medya patronu yok mu mutlaka vardı, kabahatli banka yöneticisi yok muydu mutlaka vardır. Bilmiyorum ama ben kendi hesabıma bir defa daha söyliyim zimmetime para geçirmek için yani servetimi arttırmak için banka kaynaklarına el sürmedim.

MURAT ONGUN: Verilen hapis cezasının sıfatı da o. dolandırcılık ve zimmete para geçirmek bu da ağır bi suçlama. Sizde zaten mal varlığı kuvetli olan bir kişisiniz.

DİNÇ BİLGİN: Türkiye'nin çok büyük bir medya kuruluşunun sahibiydim oldukça varlıklı bir insandım. Banka hortumlama suretiyle herşeyini kaybetmiş bir insan haline geldim. Buda gösteriyor mal varlığımda bir artma omadığını, banka hortumlayarak tam tersi.

MURAT ONGUN: Banka alarak battım aslında diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Evet. Her şeyimi kaybettim.

MURAT ONGUN: Ne yapıyorsunuz bu günlerde mesela Ne yapıyor Dinç bey?

DİNÇ BİLGİN: Kitap okumayı severim, daha çok kitap okuyorum.

MURAT ONGUN: Ağırlıklı evde mi geçiyor zaman?

DİNÇ BİLGİN: Ağırlıklı evde evet.

MURAT ONGUN: Sıkılıyor musunuz evde?

DİNÇ BİLGİN: Sıkılıyorum tabi.

MURAT ONGUN: Çünkü hep ileriye, teknolojiye, yeniliğe yatırıma yönelik bir portföyünz var geçmişe baktığınızda. İleri uçarak zıplayan yönetici ve patron, evde oturup kitap okumak zaman biraz zor geçiyor.

DİNÇ BİLGİN: Evet biraz zor geçiyor. Doğrusu o.

MURAT ONGUN: Bir kitapla mı geçiriyorsunuz, kafa yorduğunuz başka konular olmuyor mu?

DİNÇ BİLGİN: Ben kendimle hesaplaşmayı seven bir insanım onu da yapmaya daha fazla vaktim oldu bu arada.

MURAT ONGUN: Tatile gidip daha rahat bir dönem geçirmeyi düşünmüyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Demin kendiniz de söylediniz. banka patronlarının kimisi Bodrum'da tatil geçiriyor dediniz. O hale geldi ki onu da yapamıyorum İstanbul'dan ayrılmıyorum.

MURAT ONGUN: Gitsem laf olur diyorsunuz yani. Olur da.

DİNÇ BİLGİN: evet birde öyle bir merakım da yok şimdi.

MURAT ONGUN: Keyfiniz mi yok tatil yapacak. bu biraz da psikolojiyle ilgili.

DİNÇ BİLGİN: Keyfimde yok evet.

MURAT ONGUN: O zaman siz sabırsızlıkla gerekçeli kararın çıkmasını ve undan sonraki hukuki süreçte neler yaşayabileceğüinizi merak edyorsunuz yani şu anda en önemli beklentiniz bu değil mi?

DİNÇ BİLGİN: Evet tabi. Birde TMSF'den beklentim var.

MURAT ONGUN: Biraz açabilir miyiz onu?

DİNÇ BİLGİN: Kamuyla hesabını görmüş, borcunu ödemiş, borcu olmaya bir insan insanım, hatta alacağım var. bu alacağın içine ayrıca kamuya etibank'ın satış bedeli olan 172 milyon doları da ödedim o da arada kayboldu gitti. Bir beklentim de tabi kamuyla hesaplaşmak. Hesaplaşmak derken kötü anlamda demiyorum alacak verecek hesabını yapmak.

MURAT ONGUN: Siz aslında şu an benim devletten alacağım var diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Evet. Hemde çok ciddi, büyük ölçüde alacağım var.

MURAT ONGUN: Bütün mal varlığınız gitti. Ne kadar bir ödeme yaptığınızı söylüyorsunuz TMSF'ye devlete?

DİNÇ BİLGİN: 433 milyon dolara Atv ve Sabah satıldı, 270 milyon dolara Atel devredildi. O konuda 86 milyon dolarlık ödeme yaptıklarını söylüyorlar şimdiye kadar. Yani Bizden tahsilat yaptıklarını kendileri bildiriyorlar ayrıca.

MURAT ONGUN: Atv ve Sabahın karından mı??

DİNÇ BİLGİN: Hayır, diğer el koydukları gayrimenkullerin satışı, diğer şirketlerin satışından. Kendilerine 55 milyon dolar Uzanlardan bir alacağım vardı, bu alacağı devterrim. Bu alacakta yargıtay kararıyla kesinleşmiş bir alacaktı. 2001 senesinde devrettim yani bu 2001 senesinde kamu alacağı haline geldi. Fakat 2001 senesinde TMSF'nin Uzanl'arla uğraşacak cesareti yoktu ve almadılar o parayı. Borçlu Cem Uzan ve Hakan Uzandı. Bu konuyu her açışımda ki ayda birkere açtım, mutlaka Tmsf yöneticilerine ,bundan evvelkilere çok büyük tepki ile karşılandım.sonra...

MURAT ONGUN: Ne gibi bir tepki ile yani haklı oLarak diyorsunuz ki benim 55 milyon dolar alacağım var alın benim borcumdan düşün niye alamıyorsunuz dediğinizde nasıl bir tepki geldi?

DİNÇ BİLGİN: Size söyledim TMSF yetkililerinin ellerindeki bu kadar olağan üstü yetkilerle cihazlanmışlarki bazen cevap vermeye bile tenezzül vermiyorlar. Bu hukuki süreç devam ediyor.

MURAT ONGUN: Yani 800 milyon doların üzerinde bir para alında benden diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: 900 milyon dolara yakın para alındı, buna karşı etibank'a el konduğu tarihte kendi açıkladıkları rakkam 433 milyon dolardı.

MURAT ONGUN: İki katını geçmiş. Bunun takipçisi olacaksınız yani.

DİNÇ BİLGİN: Bu rakamın içinde saymadığım yani 860 milyon dolarlık ödemenin dışında hiç hesabını vermedikleri hesabını vermek istemedikleri, hoşlanmadıkları Etibank'ın mülkleri var, mal varlığının ne olduğu da meçhul. Onu ilk defa toplantıda kendilerine sorduğum zaman şok olmuş bir ifadeyle suratıma baktılar ne gayrimenkulü ben de 240 irili ufaklı parça gayrimenkulü var onların bedeli ne olacak cevap vereceğiz dediler hala cevaplarını bekliyorum.

MURAT ONGUN: el koydukları sizin eviniz olabilir, arabalarınız olabilir tarlanız, bağınız, bahçeniz olabilir. 86 milyon dolarlık bir satış yapıldı dediniz, mesela siz sizin sarıyer'deki evinizi kaç liraya sattıklarını bilmiyor musunuz? Bunların dökümanları gelmiyor mu elinize?

DİNÇ BİLGİN: Sarıyer'deki evim çok değerli bir evdi.

MURAT ONGUN: Misal olarak verdim bunu.

DİNÇ BİLGİN: Siz açtığınız için söyleyeyim. Yani benim hesabıma göre 8-10 milyon dolar etmesi lazım gelen bir evdi. Yani anlatılan dedikodular çok fazla ama bildiğim kadar 1.4 trilyona satıldı. Oğlumun Çengelköy'de bir villası vardı o da en aşağı 5-7 milyon dolar ediyor, o da işte 1 milyon dolardan aza satıldı. Yani böyle şeyleri anlata anlata biteremeyeceğim kadar hikayeler var.

MURAT ONGUN: Şunu hissediyorum. Karşınızda son derece ciddi muhattab bulamıyorsunuz galiba? Yani size biraz da yardımcı olabilecek.

DİNÇ BİLGİN: Şöyle söyleyeyim yani 55 milyon dolarlık Uzan alacağının peşine gitmediler ama benim o alacağa devrinden 4 sene sonra adamın purolarının peşine gittiler, şampanyalarını sattılar, yaşadınız hepsini.

MURAT ONGUN: Biraz ilginç buluyorsunuz...

DİNÇ BİLGİN: Elbette yani şeyler medyaya çıkmaya meraklıydılar yani sizin televizyona değil sky'daydı galiba

MURAT ONGUN: Demirel operasyonunu diyorsunuz galiba?

DİNÇ BİLGİN: Demirel operasyonu, gizli kasa bulma operasyonu, Demireller'in fabrikasında yani demokratik hukuk devletinde olması mümkün olmayan yani şeyler yaşadık ve hep birlikte yaşıyoruz. Yani o işleri medya ile yapmaya çalışıyorlar.

MURAT ONGUN: Tüm bu büyümeyi konuştuğumuz zaman işte alımları harcamaları falan mesela size yönelikte biraz çok mal sahibi gibi bişey var, mesela Aydın Doğan benim 60 metrelik teknek yok diyor. Siz mesela düşünür müsünüz özeleştiri yaptığınızda çok mu açıldık acaba dediniz mi hiç, rutin bişey midir 60 metrelik tekne?

DİNÇ BİLGİN: 60 metrelik teknem olmadı hiç, o Uzan'ın teknesi karıştırıyorlar ama tabi o özeleştiriyi de yaptım Türkiye gibi bir ülkede fazla göze batarak yaşamak riskler taşıyor.

MURAT ONGUN: Peki şimdi bazı isimler söyleyeceğim size neler düşündüğünüzü de öğrenmek isterim isimlerle ilgili .Biri Atv ve Sabah'ın yeni patronu Turgay Ciner, nedir Turgay Ciner sizin için?

DİNÇ BİLGİN: Çok iyi dostumdur. Yani Sabah'ın ve Atv'nin bugün de var olmasında çok büyük rolü var. O olmasaydı işin başında ve bana destek olmasaydı bankaya el konduktan sonra ve ondan sonraki dönemde ve sıkıntılar sonrasında Atv ve Sabah'ı devam ettirmem mümkün olmaya bilirdi. Yani Atv ve Sabah tarihe karışırdı.

MURAT ONGUN: Kara gün dostu diyorsunuz yani.

DİNÇ BİLGİN: Evet

MURAT ONGUN: Bankaya el kondu Atv ve Sabah için zor dönem başladı ardından da sizinle omuz omuza çalışanlarda ayrıldı başka bir gazete kurdular, Vatan gazetesini kudular, okur musunuz Vatan gazetesi?

DİNÇ BİLGİN: Evet evet bütün gazeteleri okurum.

MURAT ONGUN: Vatan'a karşı bir antipatiniz var mı?

DİNÇ BİLGİN: Hayır ama ayrılmalarına ilk günlerde tepki göstermedim dersem pek samimi davranmış olmam yani benimde insani tepkilerim olmuştur ama böyle bir düşmanlık filan hissettiğim yok.

MURAT ONGUN: O zaman bir isim daha sorayım Zafer Mutlu...

DİNÇ BİLGİN: Zafer Mutlu evet. Zafer ile Sabah'ta çok iyi mesai arkadaşlığı yaptık. Çok zeki, çok vasıflı bir gazetecidir kendisi

MURAT ONGUN: Şimdi diyorsunuz ki bu cümle hoşuma gittiği için size söyleyeyim, kendinizi öyle hissediyor musunuz diye soracağım. Sabah projesi için İzmir'den geldiğinizde böyle aldım yanlışsa siz söyleyebilirsiniz tabi. Gazetenin genel müdürü Çetin GÜREL istifa etmiş o zaman, siz de demişsiniz ki insan hızla koşarken bazı kişilere çarpıp yere düşürülebiliyor.

DİNÇ BİLGİN: Hayır canım o istifa etmedi o hikaye doğru değil ama şunu söyleyeyim insanlar hızla koşarken doğru biraz etrafını kırıp döküyor öyle söyleyeyim.

MURAT ONGUN: Kendinizi biraz şimdi öyle hissediyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Tabi, yani öz eleştiri derken onu da yaptım yani gazetecilik hayatım sırasında çok pişmanlıklarım oldu çok kırıp döktüm haksızlık bilerek isteyerek yapmadım ama sonuçta yaptım yani bu her türlü meslek kazasına ben de maruz kaldım öyle söyleyeyim.

MURAT ONGUN: Hıncal ULUÇ'un deyimiyle yani herşeyi var olan adamdan hiçbirşeyi var olmayan bir adama dönüş tabi bu insan psikolojisi için de son derece ağır bir yük, kaldırılması da zor ve eminim

DİNÇ BİLGİN: Ama daha kötüsü de var bir de arkasında 14 yıl hapis yatmak var yani bu aşamaya varırsanız işin, kötülüğün sınır yok iyiliğin de sınırı yok.

MURAT ONGUN: Peki ben de şunu soracağım ama zor olduğu da kesin değil mi?

DİNÇ BİLGİN: Kesin, kesin

MURAT ONGUN: Ve insan hep destek ister, desteğe ihtiyaç duyar daha doğrusu yakınlarından, arkadaşlarından, dostlarından, hayvanlarından herşeye kadar. En çok kimden destek alıyorsunuz herhalde başta ailedir.

DİNÇ BİLGİN: Tabi ailem, çok çok saygı duyduğum oğlum.

MURAT ONGUN: Eskiden olan çok arkadaşınız artık yok değil mi?

DİNÇ BİLGİN: Yok öyle birşey olmadı.

MURAT ONGUN: Dost çevreniz hala ayakta.

DİNÇ BİLGİN: Dost çevrem hala ayakta. yani ben kamuoyu önünde mahkum olduğuma pek inanmıyorum.

MURAT ONGUN: Yolda da rahat yürüyorum diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Evet rahat yürüyorum.

MURAT ONGUN: Buraya da Nişantaşına yürüyek geldiniz

DİNÇ BİLGİN: Evet yürüyerek geldim.

MURAT ONGUN: Sağlık durumuz iyi mi?

DİNÇ BİLGİN: Yani Sağlık durumum iyi mi, 65 yaşındayım yani benim yaşımdaki insanların ne tür sağlık sorunları olursa bende de var tabi.

MURAT ONGUN: Yani bu sürecin sizde ortaya çıkarttığı birşey var mı diye sordum.

DİNÇ BİLGİN: Yani insan farketmeden yaşadığı üzüntüler, yaşadığı sıkıntılar sağlığına etki ediyor.

MURAT ONGUN: Bu soruyu Uzanlar'a da sormuştum size de soracağım, bir kara listeniz var mı?

DİNÇ BİLGİN: Hayır öyle bir karakterim yok.

MURAT ONGUN: Yani kin tutma gibi

DİNÇ BİLGİN: Hayır kesinlikle yok.

MURAT ONGUN: Mesela TMSF'ye bile bir antipatiniz yok mu yani sizin?

DİNÇ BİLGİN: Hayır yani kırgınlık kızgınlık yok mu var ama bu böyle bir kin nefret derecesinde mi hayır yani ben kendinmle barışığım. insanlarla da barışmayı öğrendim.

MURAT ONGUN: Bu fondan bir belge alma konusunda kararlısınız anladığım kadarıyla öyle değil mi, yani ben bütün borçlarımı ödedim, bunu bütün mal varlığınızla karşıladınız bana muhakkak bir belge vermelisiniz diyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Tabi mutlaka kararlıyım mutlaka verecekler. Yani vermezlerse yargı yoluyla verecekler. Türkiye'de yargı yoluyla bunu sağlayamazsam gidicem AİHM'den alacağım onu.

MURAT ONGUN: Siz de AİHM'e gidebilir Türkiye'deki hukuk yolları tükendiği zaman diyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Tabi, ülkemin iyiliği için ben de lazım geldiğini hissediyorum. Hukuk çok yüce bir kavram. Onu ne bu mahkemenin dört duvarı arasında var saymak mümkün ne de TMSF'nin icraatıyla bağlı saymak mümkün.

MURAT ONGUN: Bütün hukuk yollarını sonuna kadar deneyeceğim çünkü haklı olduğuma inanıyorum diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Evet, yani ben bi de öyle hissediyorum ki onlarda benim haklı olduğuma inanıyorlar ama çareleri yok.

MURAT ONGUN: Bende onu soracaktım. Fon TMSF'de şahısların durumlarına göre farklı tavırlar gelişiyordur. Size olan yaklaşım daha bi kolaylaştırıcı yaklaşım var mı, daha anlaşıylı bir tavır.

DİNÇ BİLGİN: Hayır, medya işinde olmam ters etki yarattı yani medya işinde olmam projektörlerin üzerimde olmasına sebebiyet verdi. Basit örneğini vereyim biraz önce size Uzan alacağından bahsettim bu alacak 2001 senesinden önce devam eden bir alacak hala daha tahsil etmediler bir türlü etmediler ama o yüzden bir çok saldırıya maruz kaldım medya saldırısına maruz kaldım. Tutukluyken Star televizyonu bana yapmadığını bırakmadı. Ondan sonraki dönemde de bırakmadı. Onların amaçları alacağın tahsilini önlemedi.

MURAT ONGUN: Fon bu yönde hiçbir adım atmadı diyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Atmak durumunda, alacak artık kamu alacağı oldu 2001 senesinde. Kamu alacağı takip etmekek o da ayrı bir suç olsa gerek.

MURAT ONGUN: Sabah bünyesinden çıkan Vatan'ı beğeniyor musunuz?

DİNÇ BİLGİN: Şöyle söyleyeyim Vatan konusu da Sabah konusu gibi. Onunla da tarafsız olmam mümkün değil. Orada da garip psikolojik bir durumdayım. yani kendimi Kwai köprüsündeki filmi hatırlıyor musunuzu bilmiyorum oradaki albay gibi hissediyorum. Kötü, beter bi gazete yapsalardı daha da kızardım. Sonuçta onlar da benim çocuklarım.

MURAT ONGUN: Beğeniyorsunuz yani gazeteyi.

DİNÇ BİLGİN: Beğendiğimi de pek fazla söylemeyeyim, tarfasız olmama da mümkün değil öyle söyleyeyim.

MURAT ONGUN: Ama en azından iyi bir yolda olduğunu zannedersem düşünüyorsunuz.

DİNÇ BİLGİN: Hayır bakın onu da söylemedim o konu benim için çok hassas bir konu. İşte söyledim Kwai köprüsündeki ingiliz alabay rolündeki gibi. Sonunda da biliyorsunuz köprüyü biri patlattı amerikalıydı galiba köprüyü patlattı.

MURAT ONGUN: Mesela sizinle ilgili bir araştırma yapıp okuyunca düşündüğümde şöyle bir izlenim edindim doğru olabilir mi? Mesela tüm bu sorularınız hallolup yargı süreci sona erip aklanıp ya da en azından çektiğiniz cezalar ödediğiniz paralar karşılında bu Etibank olayı kapanıp bahsettiğiniz alacaklardan da belki biraz kendinize eğer birşey düşerse alabilirseniz bana sanki Dinç Bilgin medyaya girer ve bu işi sürdürür gibi geldi.

DİNÇ BİLGİN: Şöyle söyleyeyim medya benim hayatım. Hayatımda hiç başka bir iş yapmadım, medyanın içinde doğdum. Bilmiyorum sağlık durumum el verir mi onu da bilmiyorum, pek emin değilim bilmiyorum.

MURAT ONGUN: Belki bütün işlerden elimi eteğimi de çekerim diyorsunuz

DİNÇ BİLGİN: Çekiyor olabilirim

MURAT ONGUN: Kesin bir karar mı bu?

DİNÇ BİLGİN: Yok öyle kesin bir karar yok ama besbelli ki ülkeyi yöneten bir kısım güçler bu işin içinde olmamdan olmamamdan çok mutlular.

MURAT ONGUN: Ama siyasi güç her zaman değişe bilir.

DİNÇ BİLGİN: Değişebilir tabi ama en azından şimdikiler durumdan çok hoşnut görünüyorlar.

MURAT ONGUN: Evde oturmanın canınızı sıktığını söylediniz aktif bir insan olarak. Boş durmak kolay olacak mı?

DİNÇ BİLGİN: Çok zor olacak, çok zor oluyor zaten

MURAT ONGUN: Mesela 24 saatinizi anlatırmısınız Dinç bey? Hep merak edilir zaten hayatınız o yüzden soruyorum ben. Dün ne yaptınız mesela? Yarın ne yapacaksınız?

DİNÇ BİLGİN: Dün 4 saatimi İplikçioğlu hukuk bürosunda geçirdim. Bu bir nevi kurtuluş oldu. Geri kalanını kitap okudum, televizyon seyrettim birazcık yürüyüş yaptım o kadar.

MURAT ONGUN: Genelde zaten bütün günler birbirine benziyor diyorsunuz

DİNÇ BİLGİN: Evet.

MURAT ONGUN: Çok teşekkür ederim.

DİNÇ BİLGİN: Çok sağolun. İyi yayınlar...

gulg
04-08-2005, 09:24
Murat Kelkitlioğlunun 1 Ağustos tarihli yazısı

-----------------------------------------------------------

Bilgin’in kirasını başkası ödedi


Geçtiğimiz gün Habertürk’te yayınlanan Dinç Bilgin ropörtajını izledim. Etibank’ın eski sahibi olan ve bu davadan dolayı 14 yıl hapis, 499 trilyon lira da para cezasına çarptırılan Bilgin, çok ilginç itiraflarda bulundu. Bilgin’in en önemli itirafı, bankacılık macerasına hiç bilmediği bir sektör olduğu halde girdiğini ve pişmanlık duyduğunu söylemesiydi.

Yaşadıklarından ders çıkardığı çok açık olan Dinç Bilgin’in şu sözleri de ilginç: ‘Bir medya patronunun sadece medyaya iştirakleri olması gerekir. Başka bir işe karışmış olmanın pişmanlığı var. Sabah ilk kurulduğunda işi yalnızca gazetecilik olan bir kuruluştu. Atv onunla birlikte geldi. Belki Türkiye’de tek örnekti. Ama o tek örneği tahrip ettiğim için pişmanlık duyuyorum’.

Bilgin’in davanın görüldüğü 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde mahkeme heyetiyle ilgili söylediklerine ise hiç katılmıyorum.

Öte yandan, Bilgin’in Etibank’tan kaynaklanan borçlarıyla ilgili söylediklerinin analizine gelecek olursak:

‘23 Ekim 2000 tarihinde Etibank’a el konulduktan sonra benim bütün varlığıma el konuldu. Borçlarıma alacaklarıma yani her varlığıma el konuldu. Bankama el konulduğunun ikinci ya da üçüncü ayında biz müzakerelere başladık. TMSF ile arka arkaya bir sürü anlaşmalar yaptık. Zaman içinde yönetimler değişti.

Yönetimler birbirinin yaptığı protokolleri beğenmediler bizim konumuzda. Sonuçta tüm malvarlığımı getirip borcumu ödedim. Yaklaşık bir meblağ değil. Yanlışlık olmasın. Bankadan bana çıkartılan borcun iki misline yakın değer devrettim. 900 milyon dolara yakın para alındı, buna karşı Etibank’a el konduğu tarihte kendi açıkladıkları rakam 433 milyon dolardı. Yani ben kamudan alacaklıyım. Kamuya borcum yok. TMSF de bize kapalı kapılar ardından ‘Haklısınız Dinç Bey’ diyor. Hemen arkasından çok farklı şeyler söylüyor.’

Dinç Bilgin’in bütün malvarlığına el konulduğu doğru. Ancak, bunlar görünen malvarlıkları. Bunun yanısıra Bilgin, borçlarının bir kısmını ödemesine rağmen, söylediği gibi şu ana kadar 900 milyon dolara yakın bir ödeme yapmadı. Bu rakam sadece TMSF ile yapılan protokol tutarı.

Bunun içinde Etibank’tan kaynaklanan borçlar, A-Tel’in yaklaşık değeri ve kamuoyunun yakından tanıdığı kimi isimlere verilen krediler var.

Herşeyden önce sorulması gereken soru Bilgin, bu borçlarını nasıl ödeyecek? Çünkü, yapılan araştırma ve incelemelere göre şu anda hiçbir şeyi kalmadı. Hatta, evinin kirasını bile bir başkasının ödediğini öğrendim.

Dinç Bilgin, borçlarını ödemezse TMSF yine harekete geçecek ve Bilgin’le ilgili bulabildiği mallara el koyacak. Sonrası tam bir muamma.

b.melik
04-08-2005, 22:41
Sanki Dinç Bilgini ortadan kaldırmak istediler ve bunu ne pahasına olursa olsun yapmayı kafalarına koymuşlardı gibi geliyor bana. Eğer Bilgine, Çukurova Grubuna verilen fırsat verilse idi bu işin altından kalkardı gibi geliyor bana. ATV hariç, halka açık şirketlerinin değeri 600 ml $ civarında ediyordu. En az 500 ml $ da ATV eder di iyi bir pazarlama ile. Ama bu işler birilerini ONDURMAK için yapıldı sanıyorum. Bedelini bizler ödedik tabi. Bunuda yaparken hukuk mukuk hak getire dediler. Halka açık bir şirketin içini boşaltmayı ve yok pahasına satmayı devletin alacaklarını kurtarıyoruz diye kılıfladılar. Bu oyunda birgün biter ve SON diye yazar ama bakalım ne zaman. Bir söz vardır GELİR BİR VALİ, SORAR BU HALİ DİYE. Bekliyelim bakalım sonu ne olacak.

gulg
05-08-2005, 09:19
Bilgin, Ciner, Ertük, Cansızlar, Altaylı bilumum bu işe kim karıştıysa Allah hepsinin belasını versin.

Adamın bu hale düşmesi bile içimdeki acıyı hafifletmiyor. Bunların kenarda köşede, İsviçrede mutlaka gizli hesapları vardır. Beter olsunlar inşallah...

cengizk
05-08-2005, 12:02
amin...............

cengizk
08-08-2005, 16:23
evet Millet Yine Kayiplardasiniz..uyanin ..ortaya Cikin..biseyler Yazin Cizin..en Kotu Sey Umudu Kaybetmektir..

nedim75
09-08-2005, 09:52
Sabah Pazarlama artık fiilen yok gibi. Sabah Grubu tüm pazarlama faaliyetlerini Merkez Pazarlama üzerinden yürütmeye başladı. Sabah Gazetesi ve ATV'deki reklamları görmüş olmalısınız.

gulg
09-08-2005, 10:25
Belki birçok arkadaşın yaptığımız çalışmalara inancı yoktu, fakat geçen genel kurulda şirketlerin tavsfiye edilmesi gündemde iken bu işlemin yapılmamasında bizlerin çok büyük katkısının olduğuna inanıyorum.

İlk genel kurulda tasfiyeler gündeme gelecektir.

Sabah Pazarlamanın y.kurulu üyeleri aşağıdaki şekilde değişmiş.
SELÝM
GÜLMEN

ÖNAY ÞEVKET
BÝLGÝN

ALÝ CÜNEYT
ORTAN


eskisi
ERKAN
GÖKDEL

M.KEMAL
KINACI

EMÝNE
UÞAKLIGÝL

ERCÜMENT
GÜNDEM

DÝNÇ
BÝLGÝN

ÖNAY ÞEVKET
BÝLGÝN

ZAFER
MUTLU

GÜNGÖR
MENGÝ

KENAN
SÖNMEZ

TAHSÝN
KARAN

A.GÜLTEKÝN
KARAÞÝN

NEBÝL
ÝLSEVEN

CLÝFFORD HOLMES
POLLEY

Ý.FÜRÜ
TÜRK

M.SAÝT
KAYAHAN

ARÝF
POYRAZ

MUSTAFA
DÝNÇER

ALÝ
ÇOKSOY

nedim75
11-08-2005, 00:10
Şirketlerin genel kurulları ne zaman bilginiz var mı ?

gulg
11-08-2005, 08:57
Sabahhaber forum dan Sayın Ocuk un mesajı

------------------------------------------------------------------------


SPK KARARLARI...
-KURUL, ARALARINDA DINC BILGIN'IN DE BULUNDUGU
MEDYA HOLDING YONETICILERI HAKKINDA SUC
DUYURUSUNDA BULUNULMASINI KARARLASTIRDI

ANKARA (A.A) - 10.08.2005 - SERMAYE PIYASASI KURULU, ARALARINDA
DINC BILGIN'IN DE BULUNDUGU MEDYA HOLDING YONETICILERI HAKKINDA ILGILI
YER CUMHURIYET SAVCILIGINA SUC DUYURUSUNDU BULUNULMASINI
KARARLASTIRDI.
SPK'NIN HAFTALIK BULTENINE GORE KURUL, MEDYA HOLDING A.S'DEN,
ALEYHINDEKI 41 FARKLI ICRA TAKIBI, 11 FARKLI ALACAK VE 2 FARKLI IFLAS
DAVASIYLA ILGILI OLARAK, SOZ KONUSU TAKIP VE DAVALARIN ACILDIKLARI
TARIHLER, SEYIRLERI, HANGI ASAMADA OLDUKLARI, TALEP EDILEN TUTARLAR VE
ICRA TAKIPLERINE YAPILAN ITIRAZLARLA ILGILI OLARAK, ICRA INKAR
TAZMINATI ODENIP ODENMEDIGI, ODENDIYSE TUTARLARININ NE OLDUGU
KONULARINI ICEREN AYRINTILI BIR ILAN METNININ, 1 AY ICERISINDE
HAZIRLANARAK SPK VE IMKB BULTENLERI ARACILIGIYLA KAMUYA DUYURULMAK
UZERE KENDILERINE VE IMKB'YE GONDERILMESININ ISTENMESINI
KARARLASTIRDI.
KURUL, MEDYA HOLDING A.S'NIN PERSONELININ DEVREDILMESI VE BASKI
TESISLERININ KIRALANMASINA ILISKIN ACIKLAMAKLA YUKUMLU OLDUKLARI
BILGILERI ACIKLAMAYAN HOLDING YONETICILERI DINC BILGIN, ONAY SEVKET
BILGIN, BIROL KAPLAN, ALI CUNEYT ORTAN, MERIC ATUNA, SELIM GULMEN VE
CLIFFORD HOLMES POLLEY HAKKINDA ILGILI YER CUMHURIYET SAVCILIGI'NA SUC
DURUSUNDA BULUNULMASI KARARINI ALDI.
SPK, MEDYA HOLDING A.S'DEN, MEDYA GRUBUNUN BORCUNA MAHSUBEN BASKI
TESISLERINE ILISKIN OLARAK TASARRUF MEVDUATI SIGORTA FONU'NA (TMSF)
YAPILAN ODEMELERIN VE HOLDING TARAFINDAN TMSF'YE DEVREDILEN DIGER
VARLIKLARIN (A-TEL PAZARLAMA VE SERVIS HIZMETLERI A.S.'NIN YUZDE
25'I), ONCELIKLE HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARINDAN MAHSUP
EDILMESININ, HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARINDAN MAHSUP
EDILMEYEN/EDILEMEYEN KISIM ICIN ISE ASIL BORCLULAR NEZDINDE ALACAK
TAZMINININ YAPILMASINI ISTEYECEK.

gulg
11-08-2005, 09:03
Şirketlerin genel kurulları ne zaman bilginiz var mı ?

evet bu tarihleri öğrenip, harekete geçelim,

gulg
11-08-2005, 09:43
tekborsa dergisi mağdur olan küçük yatırımcıları konu edeceği haberden vazgeçmiş kendisine daha güzel bir konu seçmiş.

-------------------------------------------------------------------------------

TURGAY CİNER NERELERDEN NEREYE GELDİ!
49 yaşında, 3 holding ve 35 şirkete sahip.. ATV ve Sabah’ın patronu.. TekBorsa dergisi Ciner Grubu’nun patronu Turgay Ciner’in portresini çizdi.


TekBorsa Ciner’in mali portresini analiz etti

2001 ekonomik krizine kadar ismi ekonomik faaliyetlerinden daha çok borsa çevrelerinde biliniyordu... Kriz sonrasında yaptığı büyük atılımlarla iş dünyasının en hızlı yükselen işadamı oldu Turgay Ciner. Şimdi 3 çatı holding ve bunlara bağlı 35 şirketin patronu
Kuşkusuz Türk iş dünyasının son yıllardaki en ilginç isimlerinden biri Park Grubu’nun sahibi Turgay Ciner. 1956’da Hopa’da doğan Turgay Ciner, iş hayatına bir zamanlar Türk otomotiv sektörünün yedek parça deposu olan Taksim Talimhane’de bir yedek parça dükkanında başladı. Geçen yıl yaptığı basınla sohbet toplantısında o günleri anarken “Taksim’de işe başladığımda 20 lira haftalık alıyordum” diyordu.

Bugün 49 yaşında olan Ciner, kısa sürede yedek parça dükkanı sahipliğine sıçradı. 1980’lerde ithalatın serbestleştirilmesinden sonra Almanya’dan Mercedes ve BMW ithalatı işine girişti. Gurbetçilerin permileriyle “ithalat hakkı” getirdiği otomobillerin satişı, BMW ve Mercedes’in Türkiye distribütörlerinin satışlarının bile üzerine çıkti.

90’lı yıllarda Özbekistan ve Türkiye’de tekstil işine girdi, İş Bankası’ndan Ceytaş’ı, Bezmenler’den Mensucat Santral’i, çamaşır kralı Cüneyt Ayral’dan Penyelüks’ü satın aldı.

1998’de özelleştirilen Havaş’ın hisselerini satın alan Ciner 2000’li yıllarda enerji ve madencilik alanlarında yatırım yapmaya başladı. Son olarak da Dinç Bilgin’in Etibank borçları nedeniyle TMSF’nin kontrolüne geçen SABAH ve atv’sini 10 yıl vadeli 434 milyon dolara alarak medya sektörüne el atti.

Zengin listesinde yok

1970’lerde haftada 20 lira kazanan Ciner, 2003’te Koç Grubu’nun ikinci kuşak patronu Rahmi Koç ile birlikte Forbes dergisinin ünlü “Dünyanın en zengin 500 kişisi” listesinde yer aldı. l milyar dolarlık servetiyle dünyanın en zengin 445’inci kişisiydi. Ertesi yıl ise TL’nin dolar karşısında değer kazanmasına rağmen Forbes’in en zengin 500 listesinde yer alamadı.

Peki kim bu Turgay Ciner? Dolar milyarderi mi, değil mi? Koç’u yakalayıp geçebilecek bir ekonomik faaliyete sahip mi? Gelin hep beraber bakalım:

Turgay Ciner, enerji, madencilik ve medya başta olmak üzere 35 şirketin sahibi. Bu şirketlerini 3 holding çatisı altında topluyor. 3 ana sektörün dışında turizm ve tekstil alanlarında küçük yatırımları var. Bunlardan da yavaş yavaş çekiliyor. Nitekim Havas’taki hisselerini Tepe-Akfen’e satarak havaalanı yer hizmetleri sektöründen çekildi. Antalya’daki otelini de satarak turizmden çekilmeyi planladığını açıkladı. Tekstil şirketlerinin bir bölümünü kapatarak, bir bölümünü de madencilik şirketine çevirerek bu sektörden büyük ölçüde çekildi.

Ciner’in medyadaki varlığının tamamına yakın bölümünü ise TMSF’ye 434 milyon dolar borçlanarak mülkiyetine aldığı Sabah, atv ve Bilgin Grubu’na bağlı şirketler oluşturuyor. Yani medyada sahip olduğu şirketler karşılığında devlete borçlu. Borçlar ödendikçe, varlıkların yükümlülüklere olan oranı yükseldikçe, bu şirketleri de Ciner’in mal varlığı hanesine eklemek mümkün olacak.

Şimdiye kadar geldiğimiz nokta, Ciner’in dayandığı en önemli gücün enerji ve madencilik alanındaki yatarımlar olduğunu gösteriyor. Ciner’in gerçek gücünü anlamak için, u alandaki şirketlerini mercek altına yatıralım:

Ciner’in enerji-madencilik sektöründeki en önemli yatırımı Ankara Nallıhan’da bulunan Çayırhan Termik Santrali ve bu santrali besleyen madenler. Ciner 4 üniteden oluşan 620 mvv’lik Çayırhan Termik Santrali ve kömür havzalarının 20 yıllık işletme hakkını 2000 yılında aldı.

Ciner’in adı Park’la başlayan ve faaliyeti Çayırhan’a bağlı olan çok sayıda şirketi var. Bu şirketler arasında 4’ü ön planda. Park Termik, Park Teknik, Park Elektrik ve Ceytaş. 4 şirket arasındaki ilişki kabaca şöyle: Park Termik Çayırhan Santralini işletiyor. Ürettiği elektriği belli bir fiyattan devlete satıyor. Devletle alım garantisi anlaşması var. Yani devlet taahhüt ettiği elektriği almasa bile parasını ödüyor.

Park Termik, elektrik üretmesi için gereken kömürü Park Teknik’ten satin alıyor. 400 milyon tonluk tahmini rezervi bulunan madenleri işleten Park Teknik’in yıllık üretim kapasitesi yaklaşık 5 milyon ton. Park Elektrik, Park Teknik’in kömür taşeronu. Kömür çıkartıyor ve randımanın artması için kömürü yıkıyor. Ceytaş da, Çayırhan dahil olmak üzere bazı maden şirketlerine hizmet veriyor.

Park Termik karlı değil

Şimdi gelelim bu şirketlerin ekonomik analizine: Önce hisse senetleri İMKB’de işlem görmeyen yani “halka kapalı” iki şirketten başlayalım: ilk sırada santrali işleten Park Termik var. İstanbul Sanayi Odası’nın “En büyük 500 Sanayi Şirketi” araştırmasında Park Termik 98’inci sırada yer alıyor. 2004 yılı satış hasılata 312.6 trilyon lira. Vergi öncesi kârı ise 1.16 trilyon lira. Şirketin brüt satış kârlılığı (ciro/vergi öncesi kâr) yüzde 0.37. Bir başka deyişle Park Termik her 100 TL’lik satiş hasılatında 0.37 TL kâr sağlayabiliyor. Park Termik’in brüt satiş kârlılığı rasyosunu ISO 500 listesinde yer alan “elektrik sektörü” şirketleriyle karşılaştırdığımızda ortaya ilginç bir durum çıkıyor. Bu sektörde Park Termik dahil 10 şirket var. Bu 10 şirketin toplam satış hasılatı 5.1 katrilyon lira. Toplam vergi öncesi kârları ise 1 katrilyon 505 trilyon lira. Yani sektörün brüt sataş kârlılığı rasyosu yüzde 29.4. Sonuç şu: Sektördeki ortalama brüt kârlılık Park Termik’ten yaklaşık 80 kat fazla.

Karlı şirket hangisi?

Ciner’in Çayırhan’a bağlı ikinci ilginç şirketi, çıkardığı kömürü Park Termik’e satan Park Teknik Bu şirketin bilançosu da son derece ilginç. İSO 500’de 212’nci sırada yer alan Park Teknik’in 2004 yılı cirosu 160.2 trilyon TL. Maliye’ye bildirilen vergi öncesi kârı ise 83.1 trilyon TL. Bir önceki şirkette ortalamadan oldukça sapan brüt satiş kârlılığı rasyosu bu şirkette de ortalamadan çok çok uzak. Ama ters yönde... Park Teknik’in brüt satış kârlılığı yüzde 51.9. Yani her 100 liralık satışın 51.9 lirası bilançoya vergi öcesi kâr olarak yansıyor. 2 liralık satıştan l liralık kâr, gerçekten de olağanüstü bir durum. Bu alanda sektör ortalaması yüzde 9.1. Park Teknik’te yüzde 51.9 olan bu oran sektör ortalamasının tam 5.7 kat üzerinde.

mercek
11-08-2005, 10:18
Berke kimlerin parasıyla yapıldı?




Devlet istediği kadar barajlardan elde edilen gelirleri gizlemeye çalışsın, gerçekler ortaya çıkıyor.

Hatırlayın; Anayasa Mahkemesi, (CHP'nin başvurusuyla) 5021 sayılı kanunun bazı maddelerini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmişti. İptal edilen bir madde, el konulmadan bir ay önce İmar Off-Shore Ltd. hesaplarından, İmar Bankası'nda mevduata dönen hesap sahiplerine ödeme yapılmamasını öngörüyordu. Yaklaşık 14 bin hesap vardı. Ancak yasa yürürlükten kalktı. Mahkemeler de paraların ödenmesine
hükmetti (yaklaşık 650 trilyon lira). Ödeme yapıldı mı? Hayır.

Kim, nasıl bekletiyor bilmiyorum ama tam bir "hukuk skandalı" yaşanıyor.

Burada kimsenin görmek istemediği bir çarpıklık var.

Çukurova'nın imtiyaz sözleşmesi iptal edilmeden önceki son bilançosuna göre Berke Barajı'nın yapılması için alınan 500 milyon dolarlık kredinin, 387 milyon dolan İmar Off-Shore Ltd'den kullanılmış. Başka bir deyişle Berke Barajı, hükümetin paralarını ödememekte direndiği bu kişilerin paralarıyla yapılmış.

Peki Berke Barajı şu anda kime çalışıyor? Elektrik Üretim A.Ş'ye. Yani bu barajın mülkiyeti de ürettiği elektriğin parası da devlete ait artik.

Hükümetin tavrı garip: Adamların parasıyla yapılmış barajlardan gelir elde et. Sonra bunu "yok" sayarak, zedelere 'Uzanlar'ın devlete yükü çok ağır' gerekçesini uydur. Ardından da "büyük ikramiye" den farksız baraj gelirleri sayesinde elektrik fiyatlarını sabit tut ve kendine "Başarılıyız" havası ver. Bunun neresi adalet?..



İşte hesap
Resmi bilançolara göre, ÇEAŞ'ın 2002 yılı cirosu l milyar dolar, Kepez'in cirosu ise 300 milyon dolara yakın. 2003 'ün (İMKB verisi) ilk ayında sadece iki şirketinki 280 trilyon lira. ÇEAŞ'ın 4'te biri olan Kepez'in değeri (Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2002/219 sayılı dosyasında yer alan bilgiye göre) 1.2 milyar dolar. ÇEAŞ'ın değerini varın siz hesap edin. Bölgenin elektrik ihtiyacının yüzde 52'sini bu şirketler sağlıyor. Söz konusu cirolar yüzde 70 kapasite ile çalışırken elde edilmiş. Toplam 110 bin kilometrelik iletim ve dağıüm ağına sahip iki şirketin 2002 elektrik satışı 5 milyar kilovat saate yakın. Ancak aynı zamanda kendisine ait dağıüm hatlarıyla devlete ait 6 milyar kilovat saatlik elektriği de (2002 rakamı) belli bir komisyon karşılığında (yanılmıyorsam yüzde 30) dağıtıyordu. Devlet bu barajlara el koyarken, barajların yapımı için kullandırılan kredilerin geri ödenmesini üstlenmedi. Böylece bugün neredeyse sıfır maliyetle elektrik üretimi yapabiliyor. Bölgede elektriğin kilovat saatinin 128 bin lira olduğu varsayıldığında iki barajın yıllık satış rakamı 700 trilyon liraya, devletten alacağı komisyon da 270 trilyona ulaşacaktı. 2.5 yıldır bu barajlar devletin hizmetinde. Bilmem devletin yaptığı tasarrufun ne olduğunu söylemeye gerek var mı?

Sonuç: Devlet, Uzanlar'ı silerken, 4-5 milyar dolarlık barajlara sahip oldu. Ayrıca bu varlıklardan da 2 milyar doların üzerinde gelir elde etti.

Altaylı, ben yanlış mı hatırlıyorum...
Başbakan Erdoğan, Fatih Altaylı ile Teke Tek programında "Hiçbir İmarzede vatandaşım mağdur olmayacak. Hepsinin paraları ödenecek" dememiş miydi?

Ben mi yanlış hatırlıyorum. Yoksa Başbakan İmar'dan bono alanları İmarzede saymıyor mu? (Aslına bakarsanız haklı bile olabilir. Çünkü onlar İmarzede değil, devletzede...)

Anlayabiliyorum; Erdoğan ve çekirdek siyasi çevresinin (faizi haram gördüklerinden) bu olayı kavramaları zor. Ancak bu ülkede milyonlarca insan, tabelasında banka yazan yerlerden Hazine bonosu ve devlet tahvili satın alıyor. Yani devlete borç veriyor. Hükümet de bu borçlarla çarkı döndürüyor. İmar karşılıksız ve izinsiz bono sattıysa, bu durumu görmesi gerekenler görmediği için satabildi. Gözleri körleşenlerin bağlı olduğu siyasi otoritenin başı ise Başbakan Erdoğan. Hem Uzan'dan milyarlarca dolar tahsil edeceksiniz, hem de bonozedelere "Gidip derdinizi mahkemelere anlatın" diyeceksiniz. Bu siyasi yaklaşım, vicdan terazisine konmaz bile...

İŞTE BU HÜKÜMETİN KY DEN VURDUGU BÜYÜK VURGUN VE KAGIDIN BU GÜNKÜ DEGERİNİ SİZ HESAPLAYIN ARTIK BENCE

mercek
11-08-2005, 10:50
Berke kimlerin parasıyla yapıldı?




Devlet istediği kadar barajlardan elde edilen gelirleri gizlemeye çalışsın, gerçekler ortaya çıkıyor.

Hatırlayın; Anayasa Mahkemesi, (CHP'nin başvurusuyla) 5021 sayılı kanunun bazı maddelerini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etmişti. İptal edilen bir madde, el konulmadan bir ay önce İmar Off-Shore Ltd. hesaplarından, İmar Bankası'nda mevduata dönen hesap sahiplerine ödeme yapılmamasını öngörüyordu. Yaklaşık 14 bin hesap vardı. Ancak yasa yürürlükten kalktı. Mahkemeler de paraların ödenmesine
hükmetti (yaklaşık 650 trilyon lira). Ödeme yapıldı mı? Hayır.

Kim, nasıl bekletiyor bilmiyorum ama tam bir "hukuk skandalı" yaşanıyor.

Burada kimsenin görmek istemediği bir çarpıklık var.

Çukurova'nın imtiyaz sözleşmesi iptal edilmeden önceki son bilançosuna göre Berke Barajı'nın yapılması için alınan 500 milyon dolarlık kredinin, 387 milyon dolan İmar Off-Shore Ltd'den kullanılmış. Başka bir deyişle Berke Barajı, hükümetin paralarını ödememekte direndiği bu kişilerin paralarıyla yapılmış.

Peki Berke Barajı şu anda kime çalışıyor? Elektrik Üretim A.Ş'ye. Yani bu barajın mülkiyeti de ürettiği elektriğin parası da devlete ait artik.

Hükümetin tavrı garip: Adamların parasıyla yapılmış barajlardan gelir elde et. Sonra bunu "yok" sayarak, zedelere 'Uzanlar'ın devlete yükü çok ağır' gerekçesini uydur. Ardından da "büyük ikramiye" den farksız baraj gelirleri sayesinde elektrik fiyatlarını sabit tut ve kendine "Başarılıyız" havası ver. Bunun neresi adalet?..



İşte hesap
Resmi bilançolara göre, ÇEAŞ'ın 2002 yılı cirosu l milyar dolar, Kepez'in cirosu ise 300 milyon dolara yakın. 2003 'ün (İMKB verisi) ilk ayında sadece iki şirketinki 280 trilyon lira. ÇEAŞ'ın 4'te biri olan Kepez'in değeri (Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2002/219 sayılı dosyasında yer alan bilgiye göre) 1.2 milyar dolar. ÇEAŞ'ın değerini varın siz hesap edin. Bölgenin elektrik ihtiyacının yüzde 52'sini bu şirketler sağlıyor. Söz konusu cirolar yüzde 70 kapasite ile çalışırken elde edilmiş. Toplam 110 bin kilometrelik iletim ve dağıüm ağına sahip iki şirketin 2002 elektrik satışı 5 milyar kilovat saate yakın. Ancak aynı zamanda kendisine ait dağıüm hatlarıyla devlete ait 6 milyar kilovat saatlik elektriği de (2002 rakamı) belli bir komisyon karşılığında (yanılmıyorsam yüzde 30) dağıtıyordu. Devlet bu barajlara el koyarken, barajların yapımı için kullandırılan kredilerin geri ödenmesini üstlenmedi. Böylece bugün neredeyse sıfır maliyetle elektrik üretimi yapabiliyor. Bölgede elektriğin kilovat saatinin 128 bin lira olduğu varsayıldığında iki barajın yıllık satış rakamı 700 trilyon liraya, devletten alacağı komisyon da 270 trilyona ulaşacaktı. 2.5 yıldır bu barajlar devletin hizmetinde. Bilmem devletin yaptığı tasarrufun ne olduğunu söylemeye gerek var mı?

Sonuç: Devlet, Uzanlar'ı silerken, 4-5 milyar dolarlık barajlara sahip oldu. Ayrıca bu varlıklardan da 2 milyar doların üzerinde gelir elde etti.

Altaylı, ben yanlış mı hatırlıyorum...
Başbakan Erdoğan, Fatih Altaylı ile Teke Tek programında "Hiçbir İmarzede vatandaşım mağdur olmayacak. Hepsinin paraları ödenecek" dememiş miydi?

Ben mi yanlış hatırlıyorum. Yoksa Başbakan İmar'dan bono alanları İmarzede saymıyor mu? (Aslına bakarsanız haklı bile olabilir. Çünkü onlar İmarzede değil, devletzede...)

Anlayabiliyorum; Erdoğan ve çekirdek siyasi çevresinin (faizi haram gördüklerinden) bu olayı kavramaları zor. Ancak bu ülkede milyonlarca insan, tabelasında banka yazan yerlerden Hazine bonosu ve devlet tahvili satın alıyor. Yani devlete borç veriyor. Hükümet de bu borçlarla çarkı döndürüyor. İmar karşılıksız ve izinsiz bono sattıysa, bu durumu görmesi gerekenler görmediği için satabildi. Gözleri körleşenlerin bağlı olduğu siyasi otoritenin başı ise Başbakan Erdoğan. Hem Uzan'dan milyarlarca dolar tahsil edeceksiniz, hem de bonozedelere "Gidip derdinizi mahkemelere anlatın" diyeceksiniz. Bu siyasi yaklaşım, vicdan terazisine konmaz bile...

İŞTE BU HÜKÜMETİN KY DEN VURDUGU BÜYÜK VURGUN VE KAGIDIN BU GÜNKÜ DEGERİNİ SİZ HESAPLAYIN ARTIK BENCE
:aglayan: :aglayan: :aglayan: :vurkafa: :vurkafa:

nedim75
11-08-2005, 10:56
Sabah ve atv nasıl satıldı?
Turgay Ciner Sabah'a ortak olmak için tam dört kez girişimde bulundu. Dinç Bilgin'den yüzde 20'lik hisse aldığında yıl 1998'di. Ardından Etibank'a el konmadan sadece bir hafta önce yönetim hisselerinin yarısına sahip oldu. Etibank olayından sonra M.Emin Karamehmet, Murat Vargı ile tekrar yönetime talip oldu. Tüm bu girişimleri yönetimde söz sahibi olmasına yetmedi...

11.08.2005

Dinç Bilgin ile Turgay Ciner'in yolları ilk kez 1998 yılında kesişti. Turgay Ciner atv'ye yüzde 20 hisseyle ortak oldu. Ancak bu ortaklığın ömrü uzun sürmedi. İki işadamı sık sık görüşmeseler de aralarındaki ilişki sevgi ve saygı düzeyinde devam etti.

Dinç Bilgin'in Etibank'taki ortağı Cavit Çağlar'ın İnterbank'ının batmasıyla Etibank'ta çıkmaz içine girdiği dönemde Bilgin-Ciner dostluğu yeniden alevlendi. Bilgin, Etibank işinde her ne pahasına olursa olsun onurunu kurtarmak istiyordu ve yeni bir sermayeye yani yeni bir ortağa ihtiyacı vardı. Bu ortak Turgay Ciner olabilir miydi? Çok uzun süren görüşmelerden sonra 20 Ekim 2000'de Turgay Ciner, bu kez Bilgin'e ait tüm medya grubunun yüzde 50 ortağı oldu.

Dinç Bilgin, Turgay Ciner'in işadamlığı yönünde parayı kontrol etme becerisine, Ciner ise Bilgin'in yayındık vasıflarına hayrandı. Birlikte iyi bir ikili oluşturacaklarına inanıyorlardı.

Ancak umulan olmadı. Ortaklığın ilanından sadece l hafta sonra 27 Ekim 2000'de BDDK Etibank'a el koydu.

Etibank'ın getirdiği mali yük Turgay Ciner'in mali gücünün çok üzerindeydi. Bu nedenle Dinç Bilgin yeni bir arayışa girdi. Bu arayış Sabah ve atv'de yeni bir patron yapısının kurulmasıyla sonuçlandı. Bilgin Grubu'nun yeni patronu MTM adlı bir şirket oldu. MTM, Mehmet Emin Karamehmet, Turgay Ciner ve Murat Vargı'dan oluşuyor ve adını bu üç ortağın isimlerinin ilk harflerinden alıyordu.

Dinç Bilgin, bütün şirketlerini, kendisine ve ailesine ait tüm gayrimenkulleri, hatta oğlunun antika otomobil koleksiyonunu bile MTM'ye devretti. Sadece annesinin İzmir'de oturduğu ev anlaşma dışında tutuldu. İmzaların atılmasından sonra Dinç Bilgin ceketini alıp, Sabah ve atv'nin İstanbul Teşvikiye'deki binasını terk etti. O gece şehir baskılarında Sabah gazetesinin künyesi değişti. Gazetenin yayıncısı artık MTM'ydi.

Fiskobirlik tutumu bir dönemeç oldu
O dönemde Pamukbank'ın sorunlarıyla bunalan Karamehmet'in bu işteki temel beklentisi, bir yılan hikayesine dönen Fiskobirlik alacaklarının devlet tarafından bankaya ödenmesiydi. Çukurova Grubu'nun patronu Karamehmet, dönemin siyasi kadrolarıyla şöyle bir prensip anlaşmasına varmıştı: Hazine, Fiskobirlik'in Pamukbank'a olan borcunu, Karamehmet'in baştan beri direttiği ve Pamukbank'ın bilançolarında gösterdiği rakam üzerinden ödeyecek ancak Karamehmet bu paraya el sürmeden Dinç Bilgin'in Etibank borcu olarak tekrar devlete aktaracaktı. Böylece hem Pamukbank'ı batma noktasına getiren rasyolar düzelecek hem de Dinç Bilgin borçlarından kurtulacaktı.

Ancak bu da olmadı. Hazine bürokratları, Fiskobirlik için daha önce Akbank ve Garanti Bankası'na yaptıkları ödemelerdeki faiz oranını aşamayacaklarını, Karamehmet'in istediği paranın ödenmesinin imkansız olacağını siyasi otoriteye bildirdiler. Dönemin üst düzey bir bürokratı, "Bu paranın ödenmesi için benim cesedimi çiğnemeleri gerekir. Bu parayı Karamehmet'in istediği şartlarda ödeyen siyasiler de gelecekte Yüce Divan'da yargılanır" dedi.

Bilgin için ilk öncelik Etibank borçları
Karamehmet'in Fiskobirlik senaryosunda sorun çıktığını sezen Dinç Bilgin, tedbirini almaya başlamış ve çok gizli şekilde en büyük rakibi Aydın Doğan ile görüşmelere başlamıştı. Bilgin'in sadece mali işlerine bakan finansçısıyla yürüttüğü görüşmeler olumlu sonuçlanmış ve Bilgin ile Doğan birlikte hareket etme kararı almıştı. Bu kararın alındığı gün Bilgin, grubun en tepedeki profesyonel yöneticisi Zafer Mutlu'yu Alsit Sitesi'ndeki villasına çağırarak gelişmeleri aktardı. MTM ile olan yürürlükteki anlaşmayı bozup tekrar işinin başına dönme konusunda kendisiyle birlikte hareket edip etmeyeceğini sordu. Mutlu'nün cevabı çok netti. "Tabii ki birlikteyiz." (Bu konuşma aslında iki yıl sonraki ayrılığın temel nedenlerinden biriydi. Çünkü Dinç Bilgin Aydın Doğan üe görüşmelerini Zafer Muttu'dan gizlemiş ancak en son gün söylemişti)

Dinç Bilgin baskın şekilde Teşvikiye'deki Sabah-atv binasına gidip yönetimi devralmak istiyordu. Mutiu ise "Turgay Ciner'le görüşün, durumu anlatın. Haklı olduğunuz pek çok nokta var. Ondan sonra hamle yapın, gereksiz bir gerginlik olmasın" diye ısrar etti. Sonuçta Bilgin bu öneriyi kabul etti. Mutiu, Turgay Ciner'i cep telefonundan arayarak Bilgin'in evine davet etti.

Büyükdere'deki villada gerçekleşen görüşme kısa ama gergin geçti. Turgay Ciner, Bilgin'in şirketlerim üzerlerine devraldıklarını, şu ana kadar şirketiere 27 milyon dolar para koyduklarını anlattı. Ciner, Etibank'ın borçlarını kendilerinden kaynaklanmayan sorunlar nedeniyle devralamadıklarını, hal böyleyken Dinç Bilgin'in Aydın Doğan ile anlaşmasının 'ayıp' olduğunu söyledi.

Bilgin ise ısrarlıydı, "Bana hemen cevap verin. Etibank'tan doğan borçlarımı üstlenmezseniz, binaya gelir işe el koyarım" diye rest çekti. Turgay Ciner ise ısrarla 'bunun hukuksuz ve yakışıksız bir iş olacağını' söylüyordu. Tartışma 10 dakika kadar sürdükten sonra, Ciner, "Ben gidip Mehmet Emin Bey'le konuşayım. Sonra size telefonla bilgi veririm" diyerek villadan ayrıldı. Ciner'in cevabi telefonu 5 dakika sonra geldi: "Şu aşamada borçlan üstlenmemiz mümkün değil."

Aynı gece Dinç Bilgin'in villasının bir başka önemli konuğu Aydın Doğan'di. Eski kırgınlıklar unutulmuş, iki eski amansız rakip Sabah Grubu'nun Etibank'tan doğan borçlarından kurtulması için işbirliği yapmaya karar vermişlerdi. Gece geç vakte kadar oturuldu. Aydın Doğan, Dinç Bilgin'e vereceği destek karşılığında şu beklentiler içindeydi: Sabah Grubu ile Doğan Medya Grubu'nun dağıtim ve reklam pazarlama konularında yapacağı işbirliğinden ortaya 50 milyon dolarlık ekstra bir kazanç çıkacaktı. Daha doğrusu her iki gurubun toplam tasarrufu 50 milyon dolan bulacaktı. Bunun yarısından biraz fazlası Doğan Grubu'nun hanesine yazılacaktı. Dinç Bilgin de Aydın Doğan ile yapacağı işbirliği sayesinde TMSF ile hemen borç tasfiye protokolü yapacak ve bu sayede hapse girmekten kurtulacaktı. Ayrıca çoğunu yoktan varettiği şirketler de yaşayacaktı. Çok değil altı ay öncesinde birbirlerine karşı çok sert rekabet yürüten iki büyük medya patronu birlikte hareket etme karan alıyor ve uzun zamandır ara verdikleri iddialı tavla partileri yeniden başlıyordu.

Dinç Bilgin ertesi gün akşam saatlerinde Sabah ve atv'nin binasına geldi. O gün akşam saatlerine kadar binada bulunan Turgay Ciner ile MTM'nin büyük ortağı Mehmet Emin Karamehmet, çalışanların Dinç Bilgin'e gösterdiği büyük destek karşısında sorun çıkarmadan binayı terk ettiler. O gece Sabah'ın künyesi yeniden değişti. Ertesi günkü Sabah'ın manşeti şöyleydi: "Sabah ve atv'nin kurucusu Dinç Bilgin işinin başına döndü."

Ancak Dinç Bilgin için işler yine planladığı gibi gitmedi. Zekeriya Temizel'in başında bulunduğu BDDK, başta Bilgin olmak üzere Etibank yönetimini, 'çete kurarak bankanın içini boşaltmak' suçlamasıyla DGM'ye sevk etti. Her şey hızla olumsuza gidiyordu. DGM Savcısı, 30 Mart 2001 tarihinde Dinç Bilgin ve oğlu Onay Bilgin ile birlikte Etibank'ta çeşitli dönemlerde genel müdürlük yapmış olan Şükrü Karahasanoğlu, Zeki Ünal ve İsmail Hakkı Karakaya hakkında gözalb talimatı verdi. İki günlük gözaltı sonrasında İstanbul DGM Nöbetçi Hakimi Dinç Bilgin için tutuklama karan verirken, diğerleri tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. İstanbul DGM, Etibank İddianamesini 12 Temmuz 2001 tarihinde kamuoyuna açıkladı. Dinç Bilgin başta olmak üzere oğlu Onay Bilgin ve bankada genel müdürlük ve genel müdür yardımcılığı yapmış isimler için ağır cezalar isteniyordu. Aralarında ünlü reklamcı Nail Keçili de olmak üzere yedi işadamı hakkında da çete üyesi olarak Dinç Bilgin'e yardım ettikleri iddiasıyla dava açılıyordu.

DGM Hakimi, bankada yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış 9 kişi (Zafer Mutlu, Ercan Arıklı, Vural Beyazıt, Clifford Holmes Polley, Ercüment Gündem, Gültekin Karaşin, Osman Oy, Şenol Şankaya, Atilla Koksal) hakkında takipsizlik kararı verdi. Takipsizlik kararı verilenler arasında Etibankla kredi ilişkisi bulunan Turgay Ciner de vardı. Bu takipsizlik kararı itiraz üzerine Ankara l numaralı DGM'de yeniden görüşüldü ve onaylanıp kesinlik kazandı.

Dinç Bilgin'in hapis yattığı dönemde Aydın Doğan'in Sabah Grubu'na mali desteği sürüyordu. Patronu hapse girmiş, bütün kredileri kesilmiş bir gazete ve televizyon kanalında işleri gerektiği gibi yürütmek mümkün değildi. Personelin maaşları düzenli şekilde ve tam olarak ödenemiyordu. Üstüne üstiük Türkiye'yi sarsan ekonomik kriz derinleştikçe grubun reklam gelirleri de dibe vuruyor, durum iyice zorlaşıyordu. Dinç Bilgin, 10.5 ay hapis yattığı Kartal Cezaevi'nden Şubat 2002 tarihinde tahliye oldu. Evinde iki gün dinlenen Bilgin, ilk ziyaretini Aydın Doğan'a yapti. Bilgin, hapiste yeni projeler üzerinde kafa yormuş, yepyeni planlarla işe başlamak istiyordu. Aydın Doğan, Dinç Bilgin'in her iki tarafa da büyük maddi imkanlar sağlayacak yeni projelerinden etkileniyor, iki işadamı hemen hemen her gün buluşuyordu.

Dinç Bilgin ile Turgay Ciner arasında hiçbir görüşme olmuyordu. Ciner ile temas kuran tek isim Zafer Mutlu'ydu. Ciner kendi adına gruba aktardığı paranın ödenmesini istiyor, Dinç Bilgin ise "Önce Etibank borçları" deyip, pek çok borcu gibi Ciner'e olan borçları da öteliyordu.

O dönemde, Zafer Mutlu'nun ısrarıyla Bilgin, Ciner'le görüşmeyi kabul etti. Ancak görüşmenin yeri konuşunda sorun çıkti. Ciner, görüşmenin Nakkaştepe'deki kendi ofisinde yapılmasını istiyordu. Bilgin ise "Teşvikiye'de, kendi ofisimde görüşürüm" diye ısrar ediyordu. Sonunda Ciner geri adım atti, görüşme Sabah-atv merkez binasında gerçekleşti.

Biz artık ağabey kardeşiz ortağız
Bilgin ve Ciner, binanın 7'nci katında Bilgin'in odasında başbaşa biraraya geldi. Zoraki yapılan ve tarağı olmayan bu görüşme sonunda iki işadamı odadan "Biz artik ağabey-kardeşiz" diyerek çıktılar.

Dinç Bilgin ertesi gün oğlu Onay Bilgin ve Zafer Mutiu'ya "artik yola Turgay Ciner ile devam edeceğini, kendisi ve şirketleri için en emniyetli ve en uygun yolun bu olduğunu" ısrarla savundu.

O gün ve daha sonra Bilgin'i çizdiği bu yeni rotaya karşı çıkan, Bilgin-Ciner görüşmesinin mimarı Zafer Mutiu, kendisi gibi düşünen çalışma arkadaşlarıyla birlikte Ağustos 2002'de Sabah Grubu'ndan ayrıldı. Turgay Ciner'in o görüşmede Dinç Bilgin'i birlikte hareket etmeye nasıl ikna ettiği hâlâ bilinmiyor. Ancak bugün bilinen iki şey var: Turgay Ciner, Sabah ve atv'nin sahibi. Binada odası bile bulunmayan Dinç Bilgin ise İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin hakkında verdiği 14 yıl hapis kararının Yargıtay'daki akıbetini bekliyor.

Haber: Ercan İNAN

nedim75
11-08-2005, 10:58
Ciner'in TMSF ile yaptığı protokolün dipnotları

Turgay Ciner, Sabah ve atv başta olmak üzere Dinç Bigin'in krduğu medya kuruluşlarını 10 yıl içinde 433 milyon dolar ödeme koşuluyla aldı. Peki ayrıntıları açıklanmayan bu satış protokolünün içinde neler var?

11.08.2005

Dinç Bilgin'in kurduğu Sabah, atv ve diğer tüm medya şirketlerinin Turgay Ciner'e devralmasını sağlayan anlaşma 3 Mayıs 2005 tarihinde imzalandı.

Bu anlaşma, Turgay Ciner'in 10 yıl içinde TMSF'ye 433 milyon dolar ödemesini, bunun karşılığında ise Bilgin'e ait medya kuruluşlarının Merkez Grubu'na devrini öngörüyor.

Anlaşmaya göre, Ciner'in protokolün imza tarihinde TMSF'ye 30 milyon dolar ödemesi gerekiyordu. İmza tarihinde yapılan açıklamaya göre bu para ödendi. Ciner'in ödemesi gereken ikinci taksit 10 Ekim'de. Yani iki ay sonra. İkinci taksidin tutarı 11 milyon 500 bin dolar. İkinci taksitten sonraki ödemenin vadesi ise 15 Nisan 2006. Ciner, bu tarihte TMSF'ye 21 milyon dolar ödemek zorunda. Ciner, üçüncü taksitten sonra TMSF'ye her altı ayda bir 19.5 milyon dolar ödeyecek. Son taksidin ödeme tarihi ise 15 Ekim 2015.

Olası icralara karşı 20 milyon $'lık koruma
Anlaşmanın 1/5 no'lu maddesi Ciner'e devraldığı şirketlere TMSF dışındaki üçüncü taraflardan gelebilecek icralara karşı koruma önlemi getiriyor. Bu maddeye göre Ciner Grubu, 433 milyon dolarlık ödeme taahhüdü karşılığı devraldığı malvarlıklarından bir bölümünün icraen satışı halinde şayet TMSF dışında üçüncü kişilere ödeme yapması durumunda, bu ödemelerin 20 milyon dolara kadar olan bölümünü protokol bedelinden mahsup edebilecek. Ancak bu ödemelerin tutarı ne olursa olsun, Ciner Grubu'nun TMSF'ye ödeyeceği toplam tutar 413 milyon doların altına düşemeyecek.

Ciner peşinat olarak gerçekte ne ödüyor?
Protokolde, Ciner'in imza tarihinde ödeyeceği 30 milyon dolar peşinatı aşağı çeken önemli bir madde var.

"F-ÖDEME PLANI" başlıklı maddedeki ayrıntı şu: TMSF, l Ekim 2002 tarihinden sonra, Bilgin Grubu'nun kamu ilan gelirlerine koyduğu hacizleri de Ciner'in ödemesi gereken tutardan düşüyor. Bu mahsuba, Ciner'in 17 Kasım 2003 tarihinde ödediği 3 trilyon 200 milyar lirayı da ekleyip mahsup edilen toplamı 11.5 milyon dolar olarak belirliyor. Ciner'in ödediği 3.2 trilyonu 2.5 milyon dolar olarak hesaplarsak, kamu ilan gelirleri üzerinden yapılan mahsupların 9 milyon doları bulduğu ortaya çıkıyor. Böylece Ciner'in imza tarihinde ödeyeceği 30 milyon dolarlık tutar, gerçekte 18.5 milyon dolara iniyor.

Sözleşmenin 1/7 maddesi de, ilk etapta ödenecek 30 milyon doları ilgilendiriyor ve burada da hayli önemli bir düzenleme var: Bu maddeye göre Ciner'in protokol kapsamında ödeyeceği paralar öncelikle, Ciner'in Etibank'a olan borçlarından düşülüyor. Yani Ciner, Sabah ve atv'yi devralma karşılığı ödeme yaparken, bir yandan da Etibank nedeniyle TMSF'ye ödemesi gereken şahsi borçlarından kurtuluyor.

Fiili peşinat sadece 2 milyon 303 bin dolar
Peki bu borç ne kadar? Bunun miktarım Ciner'in Sabah ve atv'yi kiralarken TMSF'yle yaptığı sözleşmede görebiliyoruz: Etibank'a el konulduğu 27 Ekim 2000'de Ciner'in bankaya olan borcu 41 milyon 990 bin dolar. Ciner, bankaya el konulduktan sonra bunun 25 milyon 793 bin dolarını ödüyor. Kalan borcu 16 milyon 197 bin dolar.

Şimdi yebiden 30 milyon dolarlık peşinata dönelim: Ciner'in daha önce ödediği 2.5 milyon
dolarla birlikte, kamu ilanı gelirlerine konan hacizlerden 11.5 milyon dolar mahsup ediliyor. Ödenen 18.5 milyon doların 16 milyon 197 bin doları da, Ciner'in Etibank'a olan borçlarından düşülüyor. Böylece Ciner'in, Sabah, atv ve diğer yayın kuruluşlarını devralma karşılığında ödediği fiili peşinat 2 milyon 303 bin dolara geriliyor. Böylece Ciner, hem peşinatı ödemiş oluyor hem de TMSF'ye Etibank'tan doğan borçlarını sıfırlıyor.

A-Tel'den düşülecek tutar ne olacak?
Protokolün özellikle Dinç Bilgin'i ilgilendiren kısmı ise A-Tel adlı şirketle ilgili düzenleme. A-Tel (Muhabbet Kart) Dinç Bilgin'le Çukurova Grubu'nun yüzde 50'şer ortaklıkla kurduğu ön ödemeli cep telefonu karti (konforlu kart) şirketi. Protokolün 1/8 no'lu maddesi gereği, Dinç Bilgin'in bu şirketteki yüzde 50 hissesi TMSF'ye devredildi. Bu madde Bilgin'in 13 Aralık 2003 tarihinde TMSF'yle imzaladığı ancak bazı şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle TMSF tarafından geçersiz sayılan protokolde de vardı. İptal edilen protokolde A-Tel'in yüzde 50 hissesine 270 milyon dolar değer biçilmiş ve bu miktar borçtan düşülmüştü. TMSF'nin 10 yıl içinde A-Tel'in yüzde 50 hissesinden elde edeceği temettüler ve bu hisselerin satışından gelecek paranın 270 milyon dolardan eksik kalması halinde aradaki fark Bilgin'in borcuna eklenecekti.

Son protokoldeki A-Tel maddesi Dinç Bilgin için bir öncekine göre daha dezavantajlı. Yeni anlaşma, A-Tel'in satışının gerçekleşmesinden sonra borçtan düşülmesini hükme bağlıyor.

TMSF, A-Tel'in Çukurova'ya ait yüzde 50 hissesini 270 milyon dolar bedelle Yapı Kredi Bankası'mn satın almasına daha önce izin vermişti. Ancak SPK, hisselere biçilen değerin fazla olduğu gerekçesiyle satışa itiraz etmişti. Mahkeme ise bu değeri uygun bularak satışı onaylamıştı.

Protokoldeki A-Tel maddesinin Turgay Ciner'i ilgilendiren bölümü ise şöyle: Ciner'in devraldığı medya kuruluşları önümüzdeki beş yıl boyunca A-Tel'in yapacağı basın ve TV reklamlarına yüzde 20 indirim uygulamak zorunda. Bu yüzde 20'lik indirim A-Tel'in diğer medya kuruluşlarına ödeme yaptığı gerçek fiyatlar üzerinden uygulanacak.

Ciner anlaşma için ne kefil gösterdi?
Protokolün en önemli maddelerinden biri de 433 milyon dolarlık toplam borca karşılık verilen teminat ve kefaletler. TMSF, Sabah ve atv'yi Ciner'e satarken, Bilgin'e ait tüm şirketler ile Dinç Bilgin ve ailesini 'borçlu' sıfatıyla sözleşmeye taraf yapmış. Anlaşmanın şüphesiz en önemli 'tarafı' ise Park Enerji Yatırım Holding A.S- Ciner Grubu'na ait bu şirket anlaşmaya 'müşterek borçlu ve müteselsil kefil' sıfatıyla imza atmış.

Anlaşma metninde Park Enerji Yatırım Holding'in mal varlıkları ve iştirakleri de sıralanmış: Turgay Ciner'in birkaç hafta önce taşındığı Üsküdar'daki holding binası tek gayrimenkul olarak anlaşmada yer alıyor. Anlaşma metnine göre, müşterek borçlu ve müteselsil kefil Park Enerji Yatırım Holding'in iki iştiraki var: Havas'taki yüzde 60 hisse ile Çatalağzı Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ. Ayrıca Bilgin'in Ciner'e devrettiği basın kuruluşları da anlaşmanın tarafı.

Yani ödemelerde bir aksama olursa; sattığı mallar dışında TMSF'nin başvuracağı teminatlar Havas'taki yüzde 60 hisse ile Çatalağzı Elektrik. (Bilindiği üzere Turgay Ciner, Havas'taki yüzde 60 hissesini 105 milyon dolar karşılığında TAV'a sattı. Ancak Havaş'ın küçük ortağı Swissport'un yüzde 40 hissesini ise 70 milyon dolar karşılığında almak zorunda kalıyor. Hisse devri gerçekleştiğinde yüzde 40'lık hisse müteselsil kefil Park Enerji Yatırım Holding'e mi verilecek, henüz bu önemli ayrıntıyı bilemiyoruz.)

Haber: Ercan İNAN

nedim75
11-08-2005, 11:01
Yukarıdaki iki haber Vatan Gazetesinde yayınlandı pek de iyi haberler değil. Turgay Ciner daha önce de batan büyük Mensucat Santral'i bu şekilde almıştı. Küçük yatırımcıya ne çağrı yapıldı ne de başka bir şey. Şimdi Sabah'ın ismi Merkez Yayıncılık. Geçmişler olsun.

cengizk
11-08-2005, 12:45
valla Son Dakikaya Kadar Isin Pesini Birakmayacagiz.maillere Devam edecegiz,gundem Yaratacagiz ..yani Her Seyi Yapacagiz.gecmisler Olsun Gibi Edebi Soylemleri Bir Kenara Birakip Isimize Bakacagiz.bir Zamanlar 2-3 Kisinin Karsi Ciktigi Bu Dolandiricilik Karsisinda Topyekun Ve Tekvucut Olarak Hareket Edecegiz Ve Olusturacagimiz Kamuoyu Baskisi Ile Mucadelemizi Surdurecegiz. Sabah Yayincilik,sabah Pazarlama Ve Medya Holding Hisseleri Ya Acilacak,ya Acilacak.. BUNA INANAN GONUL VEREN YADA VERECEK OLAN HERKESE KAPIMIZ ACIK.BOS LAFLAR,PALAVRALAR URETENLER DE SUNU BILSINLERKI BIZ SIZLER GIBILERI COK GORDUK..
BAKIN SPK KARARLARI CIKMAKTA,SUC DUYURULARI YAPILMAKTA..KAMUOYU BASKISI VE CESITLI MERCILERDEN YAPILACAK OLAN BASKILAR ILE SONUC ALABILECEGIMIZI DUSUNUYORUM.YETERKI BIRAZ SILKINSIN TUM MAGDURLAR..

STYX
11-08-2005, 15:18
Merhaba. Sn.Cengiz Bey'e katılıyorum. Sonuna kadar mücadeleye devam. Pes etmek yok. Elimizden geleni yapmalıyız. Birşey sormak istiyorum. TekBorsa dergisini geçen haftaki sayısını okuyabildiniz mi? Bizim anlı şanlı İMKB,SPK ve TMSF BAŞKANLARI artık borsa mağdurları olmayacak demiş. Peki biz neyiz? Kelaynak sürüsü mü? Sn.Yavuz Semerci'yi okudunuz mu? Vatan gazetesine geçince Çukurova,kepez mağdurlarından bahsetmeye başladı. Belki lütfedip bizden de bahsedebilir. Ben bugün SPK'YA yine sordum. Bakalım ne diyecekler. Hepimize kolay gelsin. saygılarımla.

nedim75
11-08-2005, 15:52
Yavuz Semerci Sabah'tayken de Çukel ve Kepez'den ateşli ateşli bahsederdi zannedersem kendisi de orda küçük hissedar. Yoksa bu kadar uğraşmazdı.

nedim75
12-08-2005, 11:33
Sabah, Sapaz ve Medya Holding'i tekrar arayıp bilgi isteyelelim acaba hisse senetlerinin sıralarının açılmasıyla ilgili bir şeyler yapıyorlar mı ? 1 yıl kadar önce Dinç Bilgin ve Turgay Ciner'e faks kampanyası yapmıştık o zaman epey bir bilgi alabilmiştik.

gulg
12-08-2005, 13:58
Maalesef satıştan sonra durum değişti. Aradığınız zaman karşınızda muhatap bulamıyorsunuz. Üç beş telefon yönlendirmesinden sonra ise aldığınız yanıt imkb duyuruları takip edin oluyor.

Ne biçim bir memlekette yaşıyoruz. İnsanın parasıyla rezil olması dedikleri bu olsa gerek.

cengizk
15-08-2005, 08:18
YA VALLAHI GOZLERIM YASARDI..NE VICDANLI ADAM BUNLAR BE..HELAL OLSUN VALLA..

Dinç Bilgin: ‘Tetikçi gazeteci’ tipinin ortaya çıkmasından ben de sorumluyum

Sabah Gazetesi, atv televizyonu ve Etibank’ın eski sahibi Dinç Bilgin bir dönem, patron adına saldırı yapan ‘tetikçi gazeteciler’ dönemi yaşandığını söyleyerek, “Bu canavarı yoğuran ve ortaya çıkaranlardan birisi olarak benim de sorumluluğum var.” dedi.

Cumhuriyet Gazetesi’ne konuşan Dinç Bilgin, Türkiye’nin bir dönem çok garip olaylar zinciri içinden geçtiğini savundu. Yeni Asır, Sabah ve atv gibi yayın organlarının sahibiyken neden bankacılığa soyunduğunu anlatan Bilgin, “İki basın grubu arasında kıran kırana büyük bir rekabet vardı. O rekabet çok sertleşti. Birbirini karalama, küçük düşürmeye dönüştü. O arada tetikçi gazeteciler ya da patron adına saldırı yapan yeni gazeteci tipleri ortaya çıktı.” diye konuştu. Yaşanan süreçte basının kendi işlevinden uzaklaştığını dile getiren Bilgin, basın grupları arasında iki başbakan adayını destekleme konusunda kavgalar yaşandığını belirtti. İki başbakan adayından daha çok iki basın grubunun birbiriyle kavga ettiğini ifade eden Bilgin, “Onunla birlikte de yeni genel yayın müdürü ve yazı türleri ortaya çıktı. Elbette gazete patronu olarak bu işlerde benim de sorumluluğum vardır. Büyük teknoloji, tiraj kavgaları, büyük sermaye ve büyüme ihtiyacı basını büyük bir değişime götürdü.” dedi.

Bu sürece bilinçli olarak dahil olmadığını kaydeden eski medya patronu, basının o tarihlerde öyle bir yola girdiğini söyledi. Bilgin, Sabah Gazetesi’nin o dönemlerde gazete patronlarının basın dışında işi olmaması gerektiğini savunduğunu belirterek, “Sabah’a karşı olan gazeteler de bunun çok aksini savundu. Bütün basın kuruluşlarının aynı zamanda bankaları oluyordu. Bankası olmayan basın kuruluşları da bankası olanların eline geçti. Evet bankacılık işine girdim ve çok büyük bir hata yaptım. Böylece bankası olmayan basın kuruluşu kalmadı.” ifadelerini kullandı.

Dinç Bilgin, sahibi olduğu Etibank’ı zarara uğratarak, Bankalar Kanunu’na muhalefet, cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak, zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 5 yıllık yargı sürecinin ardından 14 yıl hapis ve 499 milyon YTL para cezasına çarptırılmıştı.

cengizk
15-08-2005, 08:34
''BÜTÜN SERVETİMİ KAYBETTİM BU İNSANDA İNFİAL YARATIYOR!'' Dinç Bilgin, Cumhuriyet'e konuştu
Cumhuriyet gazetesinden Leyla Tavşanoğlu'na konuşan Dinç Bilgin, bankacılığa geçtiği sırada medya grupları arasında rekabet yaşandığını belirtti. Bu dönemde tetikçi gazeteci tipinin ortaya çıktığını söyleyen Bilgin, "Bu canavarı yoğuranlardan biri olarak benim de sorumluluğum var" dedi. Bütün servetini kaybetmiş bir insan olduğunu da dile getiren Bilgin, "Bu inanılmaz bir infial yaratıyor" dedi.




İŞTE LEYLA TAVŞANOĞLU'NUN RÖPORTAJI

Sabah, atv ve Etibank'ın eski patronu Dinç Bilgin 'in işi zor. Kira evinde onunla konuşuyoruz. Sıkıntılı... Konuşurken arada bir gülüyor, ama bakışları kaygılı... Bir zamanlar Türkiye'nin iki medya patronundan birisiyken bugün önünü göremiyor. 14 yıllık hapis cezasını bozdurmak için gerekirse evrensel hukuka başvuracağını söylüyor. Etibank macerası yüzünden malından mülkünden olan Bilgin, bütün varlıklarına el koyan TMSF'ye sınırsız yetki tanıyan 5020 sayılı kanuna göre kurulan özel mahkemenin uygulamalarını da eleştiriyor.

Mahkeme Başkanı yargıç Mustafa Aydın 'ın ''Altın Makas RTÜK'' kitabında kendisinden ağır ifadelerle söz ettiğine dikkat çekiyor, ''Böyle hukuk anlayışı olmaz. O nedenle reddi hâkim talebinde bulunduk'' diyor. Etibank'ı satın aldığında zaten batık banka olduğunu başta o dönemin Devlet Bakanı Güneş Taner 'in çok iyi bildiğini, buna rağmen bankanın kendisine satıldığını belgesiyle anlatıyor. Vatan gazetesinde Sabah ve atv'nin, işadamı Turgay Ciner 'e satışıyla ilgili yapılan yayın konusunda, ''Ölçüsüz büyük iyilik, ölçüsüz büyük kötülüğü cezbeder'' diyor. TMSF'nin Suudi Arabistan kökenli Al Baraka finans kurumu güdümlü olduğu yolunda bilgiler bulunmasını nasıl karşıladığını sorduğumda ise kanımı donduran şu yanıtı veriyor: ''Buna cevap verdiğim takdirde başıma gelmeyen kalmayabilir.'' Dinç Bilgin'le konuşmamın tam metini:

- Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) sizinle ilgili suç duyurusunda bulunmasını nasıl karşıladınız?

BİLGİN - SPK'nin eleştirdiği konular TMSF'nin yıllardır bize sormadan yaptıkları ve TMSF'nin bu yaptıklarını uygularken bize sorma, hatta bilgilendirme nezaketini göstermemesiyle ilgili. Bu durumda biz ne şekilde SPK'ye bilgi vermemiz gerektiği konusunda hiçbir fikir sahibi değiliz. A-tell konusunda durum daha da vahim. Öncelikle 2004'te TMSF'ye devredilen şirketin yüzde 25'inin değil, yüzde 50'sinin devir işlemi yapıldı. Devir sırasında da TMSF'yle anlaşma yapılarak 2003 yılında 270 milyon dolara devredildi. Bugünkü TMSF'ciler bunu beğenmeyip bize sormadan bu anlaşmayı değiştirdiler. Vatan'da bu da yazıldı. İrademiz dışında oluşan bu uygulama için bir başka devlet kurumu tarafından savcılığa verildik. Üstelik SPK suçlamasında sorulan bu A-tell'in hangi borçları kapatacağı sorusu ise bizim yıllardır TMSF'ye sorup cevap alamadığımız bir konu. Şöyle ki, bugüne kadar yapılan tüm bu ödeme veya devirler sonrası TMSF'ye borç kalmadığı için A-tell devri sonrası holdingin TMSF dışındaki tüm borçlarını kapatacağı da açık. Ancak bunun olması için TMSF'nin bize bilgi vermesi lazım. Ama bundan kaçınıyor.

- Siz Etibank davasından 14 yıl hapis, 440 milyon dolar da para cezasına mahkûm edildiniz. 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nin bu kararını nasıl karşıladınız?

BİLGİN - Tabii ki şaşkınlıkla karşıladım. Etibank'ta kamuya borcum yok. Borcun çok daha fazlası ödendi. Yani onlara göre daha ödenmedi; garantiye alındı. Ama bana göre ödendi. Sonuçta ben artık Sabah ve atv'nin sahibi değilim. Onları sattım. Bana para ödendi. Öbür varlık devirleriyle çok daha büyük rakamlar ödendi. 900 milyon dolara yakın çeşitli yönlerde tahsilat yaptılar. Bankaya el koyduklarında değeri için o tarihte söyledikleri rakam 438 milyon dolardı. Benim durumumdaki bir başka özellik de bankaya el konduğundan beri başkalarının yaptığı gibi hemen para bulup ödemedim ya da bende var olan paraları onlara ödemedim. Zaten bankanın elindeki, teminat olarak tutulan şeylere el konulmasından sonra, önce kamuya geçen Etibank önce BDDK'ye, sonra da TMSF'ye devredilmişti. BDDK ve TMSF o değerleri nakde çevirerek sözünü ettikleri tahsilatları yaptılar. Yani ben aldığım bir şeyi iade etmedim. Zaten bankada mevcuttu.

- Bakıyorum da sizinki ve benzeri davaların yargıcı hep aynı yargıç. Yani sizden de söz ettiği 'Altın Makas RTÜK' kitabının yazarı Mustafa Aydın. O kitapta size ağır eleştiriler yöneltmişti. Size karşı önyargılı olduğu gerekçesiyle reddi hâkim talebinde de bulunmuştunuz, ama bu talep reddedilmişti. Sizce bağımsız yargı böyle davranabilir mi? Ya da böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi?

BİLGİN - Bu özel bir mahkeme. Bu tür bir hukuk anlayışının tabii ki olmaması lazım. Reddi hâkim talebimizin esası da o, zaten. Ama gördüğünüz gibi bizim ülkede her şey oluyor. Ben önce DGM'de yargılandım. O tarihte çete kurma gibi bir suç yüklemişlerdi. Sonradan çete suçu olmadığı ortaya çıktı ve mahkeme beni beraat ettirdi. Daha sonra bu tür suçlar kanun değişikliğiyle DGM kapsamından çıkarıldı. Ben daha tutukluyken 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmama geçildi. Dava neredeyse karar aşamasındaydı ve beraatla sonuçlanmak üzereydi. Bilirkişi raporları, her şey lehimizeydi. Ama o arada Uzanlar olayı patlak verdi. Bunun arkasından hemen 5020 sayılı yeni bir kanun çıkardılar. Amacı da Uzanlar'dan tahsilat yapabilmekti. Beni şimdi yargılayan 8. Ağır Ceza Mahkemesi, 5020 sayılı kanuna göre kurulan olağanüstü bir mahkeme. Yani bu mahkeme suç tarihinden sonra kuruldu. Bu, hukukun doğasına aykırı. Bu, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde tanımlanan adil yargılanma kuralında yerini bulan tabii hâkim ilkesine aykırı. Hiç kimse eyleminden sonra kurulmuş bir mahkemede yargılanamaz. Ama Türkiye'de bunlar oluyor.

- Bir anlamda hukuku geriye dönük mü uyguluyorlar?

BİLGİN - Evet. Bu da belli bir düşünce yapısını gösteriyor.

- Siz bir gazeteci ailesinin oğlu ve gazeteci kökenlisiniz. Niye elinizin altında Yeni Asır, Sabah gazetesi, ATV ve öbür yayın organları dururken işadamlığına, daha doğrusu bankacılığa sıvandınız? Açıkça da sormam gerekirse sizi kim ya da kimler bu işe teşvik etti?

BİLGİN - O tarihlerde Türkiye çok garip olaylar zinciri içinden geçti. Bir kere iki grup arasında kıran kırana büyük bir rekabet vardı. O rekabet çok sertleşti. Birbirini karalama, küçük düşürmeye dönüştü. O arada da yeni gazeteci tipleri ortaya çıktı.

- Tetikçi gazeteciler mi?

BİLGİN - Evet, tetikçi gazeteciler.. ya da patron adına saldırı yapan gazeteciler, diyebiliriz. Sonuçta da basın kendi işlevinden uzaklaştı. Yine o tarihte bir seçim yapıldı. Bir kısmı, aynen siyasi parti gibi, Tansu Çiller , bir kısmı da Mesut Yılmaz yanlısı oldu. İki başbakan adayından daha çok, iki basın grubu birbiriyle kavga eder oldu. Onunla birlikte de yeni genel yayın müdürü, yazar türleri ortaya çıktı. Ben bunları sanki hiç sorumluluğum yokmuş gibi anlatıyorum. Elbette gazete patronlarının bu işte büyük sorumlulukları vardır. Büyük teknoloji, tiraj kavgaları, basının büyük sermaye, büyüme ihtiyacı.. bozulma demeyeyim de, büyük bir değişime götürdü.

- Peki, bu değişim sizce olumlu mu, olumsuz mu oldu?

BİLGİN - Tabii ki olumsuz oldu. Mesleğinden uzaklaşan, ama kıdemli arkadaşlarına göre çok daha fazla para kazanan yeni gazeteci tipleri çıktı. Bu canavarı yoğuran ve ortaya çıkaranlardan birisi olarak benim de bu işte sorumluluğum var.

- İyi de, niye yaptınız bunu?

BİLGİN - Bu, bilinçle filan yapılmış bir şey değil. Basın o tarihte öyle bir yola girdi. Belki hatırlarsınız.. Sabah o tarihlerde gazete sahiplerinin basın dışında işi olmaması gerektiğinin kavgasını verdi. Sabah'a karşı olan gazeteler de bunun çok aksini savundular. Hatta iş âlemi de onların yanında yer aldı. Örneğin, rahmetli Vehbi Koç 'un bana mektubu var. Yurtdışında işadamlarının da basın sektörüne girdiğini örnekleriyle yazıyordu. Bütün basın kuruluşlarının aynı zamanda bankaları oldu. Bankası olmayan basın kuruluşları da bankası olanların eline geçti. Ama o dönemde Sabah'ın bankası yoktu. Henüz bankacılık krizi yoktu, ama bir ekonomik krizin patlayacağının işaretleri vardı. Bu seziliyordu. Evet, çok büyük hata yaptım. Bankacılık işine girdim. Böylece de bankası olmayan hiçbir basın grubu kalmadı.

- En son Aydın Doğan da bankasını Fortis grubuna sattı...

BİLGİN - Evet. Bankacılık krizi patlak verdiği zaman, bu, el konan bankaların patronlarının krizi değildi. Yani bunlar kriminal insanlar oldukları için bankalar krize girmediler. Bunların içinde yasadışı işler yapan banka yöneticileri olabilir. Asıl sebep Türkiye'de büyük bir ekonomik krizin patlamasıydı. Bu, sonradan bankacılık krizine dönüştü. Benim konumum öbür banka ve gazete patronlarından biraz farklıydı. Düşünce yapımın onlardan daha liberal olması nedeniyle Türkiye'de hem dinci sağ hem devletçi sol bana karşıydı. Siyasilerle hiçbir zaman sıkı fıkı ilişkilerim olmadı. Onlardan hep uzak durmayı tercih ettim. Yani Ankara'ya giden, Ankara'daki devlet kademesini bilen birisi değilim. İki tarafın da tepkisini çektiğim için belki de zincirin en zayıf halkası bendim. Asıl sebep o.

- Sizin, evde sürekli gazete ve kitap okuduğunuzu biliyoruz. Bundan sonra ne yapmayı planlıyorsunuz?

BİLGİN - Bir kere önümde uzun bir yargı süreci var. Türkiye adaletine güveniyorum. Adalet çok yüce bir kavram ve beni mahkûm eden mahkemenin dört duvarı arasında değil. Daha başka yerler de var.

- Türkiye'de adalet süreci tıkandı diyelim. Ne yapacaksınız?

BİLGİN - Türkiye'de dediğim gibi daha uzun bir süreç var. Ben oradaki yüce hâkimlere büyük güven duyuyorum. Ama burada hukuk yolları tıkanırsa Türkiye'nin anlaşmalarla kabul ettiği evrensel hukuk var. İnşallah böyle bir şey yapmak zorunda kalmam. Ama öyle olursa da gidip kavgamı oralarda yapacağım.

- Sizin banka sorunlarınız ortaya çıktığı anda Sabah'taki çok kadim dostlarınız toplu halde gazeteyi bırakıp gittiler, Vatan gazetesini kurdular. Siz bunu nasıl karşıladınız?

BİLGİN - Ben o zaman bunu çok büyük bir tepkiyle karşıladım. İlk kez Cumhuriyet'e ve size verdiğim mülakatta da onlara karşı nasıl tepki duyduğumu anlatmıştım. Ama kendimi frenlemeye çalıştım. Şimdi görüyorum ki onlar stratejik bir sürecin parçası olmuşlar. Benimle devam etmek ve bir başka tarafa gitmek arasında kararsızlık geçirmişler. Kendi hesaplarına göre de doğru olanı yapmışlar.

- Peki, Vatan'da son yayımlanan Sabah ve atv'nin satışıyla ilgili yazıyı nasıl buldunuz?

BİLGİN - Bu konuda sadece Boccacio 'dan (Floransalı ortaçağ dönemi yazarı. Ünlü kitabı Decameron) bir cümleyle cevap vermek istiyorum: La grande benevolance attire la grande malevolance, yani büyük ve ölçüsüz iyilik, büyük ve ölçüsüz kötülüğü cezbeder.

- Yöneticileri Vatan'ın bağımsız bir gazete olduğunu söylüyor. Vatan bağımsız mı?

BİLGİN - O konuda konuşmak istemiyorum, ama elbette değil. Öyle bir şey olması mümkün değil. Sabah ne kadar bağımsızsa, Hürriyet ne kadar bağımsızsa, Milliyet ne kadar bağımsızsa Vatan da o kadar bağımsız.

- Yeniden TMSF konusuna dönmek istiyorum. TMSF bütün batık bankalar nedeniyle sahiplerinin, yöneticilerinin mallarına, mülklerine el koyuyor. Daha sonra bunların yok pahasına satıldığı söyleniyor. TMSF ne yapıyor? Bir bilirkişi bu malların değerlerini tespit ediyor mu? Neye göre satılıyorlar ve satışlardan elde edilen paralar nereye gidiyor?

BİLGİN - Satışlardan elde edilen paralar muhtemelen TMSF'nin cari harcamalarının bir kısmını karşılamaya gidiyordur. Çünkü tamamını karşılaması çok zor.

- TMSF o kadar pahalı ve masraflı bir KİT mi?

BİLGİN - Evet, öyle. Yaptığı işin icabı olarak çok büyüdü. Ama kamu kendi zararını zarardan görmüyor. Ona çeşitli isimler veriyorlar. Görev zararı, şu, bu, diyorlar. Öyle geçiştiriyorlar. Bu hissedilmiyor, ama sonradan enflasyon olarak Türk halkına dönüyor. Bu iş, Türkiye'de birtakım aşağılık hortumcunun üzerine gitmek için başladı. Ama zaman içinde büyüdüler, devleştiler.

- TMSF Başkanı Ahmet Ertürk'ün portresi, uzun özgeçmişi bir gazetede yayımlandı. Aynı gazete TMSF'yle ilgili başka bilgiler yayımlamadı. TMSF'nin aynı zamanda Suudi Arabistan kaynaklı Al Baraka'nın güdümünde olduğu iddiaları bu yazılarda yer alıyor. Siz bu bilgilere ne diyorsunuz?

BİLGİN - Uzanlar'dan Yargıtay kararıyla kesinleşmiş 50-60 milyon dolarlık bir alacağım vardı. Bu alacağımı, 2001'de bütün malvarlıklarıma el konduğu için, benim adıma tahsil edin, diye TMSF'ye devrettim. Alacağım olan şirketin yönetim kurulu başkanı Cem Uzan , yönetim kurulu başkan yardımcısı da Hakan Uzan 'dı. 2001'deki TMSF yöneticileri Uzanlar'ın üzerine gitmeye cesaret edemediler. Çünkü Star televizyonundaki Kırmızı Koltuk programına onlar çıkıyorlardı. Bu alacağın takipçisi oldum. Hemen her ay kendileriyle konuştum. Ama her seferinde de bazen sertleşen, ''Bu işin üzerine fazla varma'' gibisinden garip tepkilerle karşılaştım. Bana sorduğunuz soruya cevap vermeye çok samimi olarak korkuyorum. Buna cevap verdiğim takdirde başıma gelmeyen kalmayabilir. Siz bunu bana sormamış olun. Ben de size cevap vermemiş olayım.

- Çok merak ediyorum. Etibank niye battı?

BİLGİN - Bir kere bankayı özelleştirmeden ben almadım. O zaman Cavit Çağlar ihaleyi kazanıp Etibank'ı almıştı. Sonradan bana teklif etti. Bir ortak girişim grubu kurarak bankanın peşinatı olan 62 küsur milyon doları ödedik. Orada da bir olay var. Cavit Çağlar ekonomik krize girdi. Bunun üzerine bankasının yüzde elli hissesini ben almak zorunda kaldım. Ve Özelleştirme İdaresi'ne 172 milyon dolar para ödedim. Bu para da ortadan kayboldu. O paranın hesabını sorduğum zaman yüzüme öylece bakıyorlar. Ne olduğu belli değil. Devlette paranın kaybolması diye bir şey söz konusu olmamalı.

- İyi de, devletin vatandaşa teminat olması gerekmiyor mu?

BİLGİN - Gerekiyor, tabii. Ondan daha da vahimi duruşmalar sırasında ortaya çıktı. Mahkemede eski Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Güneş Taner'i filan dinlediler. Besbelli, Etibank konusunda beni ağır şekilde yanıltmışlar. Bana ayıplı mal satmışlar. Yani sattıkları Etibank, bana devredildiği zamandan itibaren batık bankaymış. Ben batık bankayı adam etmek için büyük paralar harcamışım. Bunlar mahkeme zabıtlarında meydana çıktı. Mahkemede hâkim, Güneş Taner'e, ''Batık bir banka özelleştirilebilir mi?'' diye sordu. Taner'in, ''Öyle şey olur mu?'' karşılığı üzerine 12 Ocak 1998 tarihli bir belge önüne sunuldu. Belgede Güneş Taner, imzasıyla o zaman Hazine Müsteşarı olan Yener Dinçmen 'e şunu yazmış: ''Bankayı takibe alın."

O anda Güneş Taner belgeye baktı ve gayet profesyonelce, ''Bu yazı ve imza bana ait'' dedi. Mahkeme Başkanı, ''Nasıl böyle bir şey olur?'' diye sorunca, ''Devletin menfaatları bazen böyle davranmayı gerektirebilir'' gibi bir yanıt verdi. Bunu Güneş Taner'in niye yaptığı da meydana çıktı. Biliyorsunuz, Sabah'ın Güneş Taner'le de önemli bir kavgası vardı. Bir toplantıya oğlumla birlikte katılmıştık. Tam çıkıyorduk, Güneş Taner geri çağırdı. Aynen, ''Şimdi benim arka bahçeme girdiniz. Bundan sonra benim sözümden çıkmayacaksınız'' dedi. Ben şimdi kendimi büyük bir siyasi komplonun parçası olarak görmeye başladım.

nedim75
15-08-2005, 10:24
Sabah, Sapaz ve Medya'yı telefonla aramaya devam edelim arkadaşlar mutlaka bir açıklama gelmek zorunda. Hisse sıralarınızın açılmasını istemiyor musunuz ?

gulg
16-08-2005, 09:12
Sabahhaber forumda Sn. Ocuk un gönderdiği mesajlar.

----------------------------------------------------------------------------------

SERMAYE PIYASASI KURULU (SPK),
KONUYA ILISKIN ASAGIDAKI ACIKLAMA SPK BULTENINDE YER ALDI.
"HISSE SENETLERI KURUL KAYDINDA BULUNAN MEDYA HOLDING A.S. (HOLDING)
UNVANLI SIRKETIN ISLEM VE HESAPLARININ, 4487 SAYILI KANUNLA DEGISIK
2499 SAYILI SERMAYE PIYASASI KANUNU (SPKN) VE ILGILI MEVZUAT HUKUMLERI
CERCEVESINDE INCELENMESI NETICESINDE,

I)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) VE (E) BENTLERINDE
YER ALAN HUKUMLER UYARINCA, MEDYA HOLDING A.S.'DEN, ALEYHINDEKI 41
FARKLI ICRA TAKIBI, 11 FARKLI ALACAK VE 2 FARKLI IFLAS DAVASI ILE ILGILI
OLARAK, SOZKONUSU TAKIP VE DAVALARIN YAPILDIKLARI/ACILDIKLARI TARIHLER,
SEYIRLERI, HANGI ASAMADA OLDUKLARI, TALEP EDILEN TUTARLAR VE ICRA
TAKIPLERINE YAPILAN ITIRAZLARLA ILGILI OLARAK ICRA INKÂR TAZMINATI
ODENIP ODENMEDIGI; ODENDIYSE TUTARLARININ NE OLDUGU HUSUSLARINI ICEREN
AYRINTILI BIR ILAN METNININ, 1 AY ICERISINDE HAZIRLANARAK, KURULUMUZ VE
IMKB BULTENLERI ARACILIGIYLA KAMUYA DUYURULMAK UZERE KURULUMUZA VE
IMKB'YE GONDERILMESININ ISTENMESINE,
II)01.10.2002 TARIHINDE MEDYA HOLDING A.S.'NIN PERSONELININ DEVREDILMESI
VE BASKI TESISLERININ KIRALANMASINA ILISKIN OLARAK ACIKLAMAKLA YUKUMLU
OLDUKLARI BILGILERI ACIKLAMAYAN MEDYA HOLDING A.S. YONETIM KURULU
UYELERI, ALI SEVKET-AYSE NEBILE OGLU, 23.01.1940 IZMIR DOGUMLU,
KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (13580485082) OLAN
DINC BILGIN, DINC-GULER OGLU, 03.06.1964 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR
NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (13574485210) OLAN ONAY SEVKET
BILGIN, MUSTAFA KEMAL-FERRUHA OGLU, 1963 DOGUMLU, DENIZLI-CIVRIL
NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (15673911508) OLAN BIROL KAPLAN,
MUSTAFA KEMAL-NESRIN OGLU, 04.05.1964 IZMIR DOGUMLU, MERKEZ-SINOP
NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (18347733208) OLAN ALI CUNEYT
ORTAN, ALI FUAT ILE OZGUL OGLU, 02.09.1960 MONTREAL-KANADA DOGUMLU,
KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (48088336246) OLAN
MERIC ATUNA, FEYYAZ-MERGIM OGLU, 04.04.1972 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR
NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (35791745236) OLAN SELIM GULMEN
VE NICHOLES-ELENA OGLU, 08.12.1966 MASSACHUSETTS-AMERIKA BIRLESIK
DEVLETLERI DOGUMLU, AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERI UYRUKLU CLIFFORD HOLMES
POLLEY ISIMLI SAHISLAR HAKKINDA, SPKN'NUN 47/A-3 MADDESI KAPSAMINDA
ISLEM YAPILMAK UZERE, AYNI KANUNUN 49'UNCU MADDESI UYARINCA, ILGILI YER
CUMHURIYET SAVCILIGINA SUC DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
III)MEDYA HOLDING A.S. YONETICILERININ, HOLDING'IN MALVARLIGINI (BASKI
TESISLERI VE A-TEL AZARLAMA VE SERVIS HIZMETLERI A.S.'NIN %25'I)
KULLANARAK BILGIN AILESI'NIN SAHIP OLDUGU SIRKETLERIN TMSF'YE OLAN
BORCLARINI ODEMELERI, TMSF TARAFINDAN HOLDING ALEYHINDE YAPILAN
TAKIPLERIN HOLDING'IN ASIL BORCLUSU OLDUGU TUTARI ASAN KISMI ICIN ASIL
BORCLU SIRKETLER NEZDINDE ALACAK TAKIBINDE BULUNMAMALARI VE HOLDING
TESISLERININ KIRALANMASI NETICESINDE KIRALAYAN SIRKETLER TARAFINDAN
TMSF'YE YAPILAN ODEMELERLE, 18.10.2004 TARIHINDE TMSF'YE DEVREDILEN
A-TEL PAZARLAMA VE SERVIS IZMETLERI A.S.'NIN %25 HISSESININ HOLDING'IN
AKTIFINDEKI KAYITLI ENFLASYONA GORE DUZELTILMIS DEGERI OLAN
25.336.336.000.000-TL'LIK TUTARIN HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI
BORCLARINDAN MAHSUP EDILMEMESI VE BUNLARA ILISKIN ALACAK TAKIPLERININ
YAPILMAMASI NEDENIYLE, MEDYA HOLDING A.S. YONETIM KURULUNUN 05.11.2003
TARIHLI KARARI ILE HOLDING'IN TASARRUF MEVDUATI SIGORTA FONU'NA OLAN
BORCLARININ YAPILANDIRILMASI VE BU BORCLARIN ODENMESI HUSUSLARI ILE
TMSF ILE SOZLESME VE PROTOKOLLER AKDEDILMESI, AKDEDILEN SOZLESME VE
PROTOKOLLERIN GEREKLERININ EKSIKSIZ OLARAK YERINE GETIRILMESI VE BU
KONULARDA GEREKLI BELGELERIN IMZALANMASI HUSUSLARINDA YETKILENDIRILMIS
OLAN VE SOZKONUSU ISLEMLERI FIILEN YURUTEN HOLDING YONETIM KURULU
BASKANI, ALI SEVKET-AYSE NEBILE OGLU, 23.01.1940 IZMIR DOGUMLU,
KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (13580485082) OLAN
DINC BILGIN ILE HOLDING'IN, ADI GECEN SAHSIN SOZKONUSU HUSUSLARDA
YETKILENDIRILMESINE ILISKIN BAHSE KONU 05.11.2003 TARIHLI YONETIM KURULU
KARARINI IMZALAYAN DIGER YONETIM KURULU UYELERI, DINC-GULER OGLU,
03.06.1964 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK
NUMARASI (13574485210) OLAN ONAY SEVKET BILGIN, MUSTAFA KEMAL-FERRUHA
OGLU, 1963 DOGUMLU, DENIZLI-CIVRIL NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK
NUMARASI (15673911508) OLAN BIROL KAPLAN, MUSTAFA KEMAL-NESRIN OGLU,
04.05.1964 IZMIR DOGUMLU, MERKEZ-SINOP NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK
NUMARASI (18347733208) OLAN ALI CUNEYT ORTAN, FEYYAZ-MERGIM OGLU,
04.04.1972 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK
NUMARASI (35791745236) OLAN SELIM GULMEN VE NICHOLES-ELENA OGLU,
08.12.1966 MASSACHUSETTS-AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERI DOGUMLU, AMERIKA
BIRLESIK DEVLETLERI UYRUKLU CLIFFORD HOLMES POLLEY ISIMLI SAHISLAR
HAKKINDA, 765 SAYILI TURK CEZA KANUNU'NUN 510'UNCU, 5237 SAYILI TURK
CEZA KANUNU'NUN 155'INCI MADDELERI ILE SPKN'NUN 48'INCI MADDESI
KAPSAMINDA ISLEM YAPILMAK UZERE, SPKN'NUN 49'UNCU MADDESI UYARINCA,
ILGILI YER CUMHURIYET SAVCILIGINA SUC DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
IV) SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA,
MEDYA HOLDING A.S. ORTAKLARININ, MEDYA HOLDING A.S. YONETICILERI
TARAFINDAN, HOLDING'IN MALVARLIGI (BASKI TESISLERI VE A-TEL PAZARLAMA VE
SERVIS HIZMETLERI A.S.'NIN %25'I) KULLANILARAK BILGIN AILESI'NIN SAHIP
OLDUGU SIRKETLERIN TMSF'YE OLAN BORCLARININ ODENMESI, TMSF TARAFINDAN
HOLDING ALEYHINDE YAPILAN TAKIPLERIN HOLDING'IN ASIL BORCLUSU OLDUGU TUTARI
ASAN KISMI ICIN ASIL BORCLU SIRKETLER NEZDINDE ALACAK TAKIBINDE
BULUNULMAMASI VE HOLDING'IN TESISLERININ KIRALANMASI NETICESINDE
KIRALAYAN SIRKETLER TARAFINDAN TMSF'YE YAPILAN ODEMELERLE, 18.10.2004
TARIHINDE TMSF'YE DEVREDILEN A-TEL PAZARLAMA VE SERVIS HIZMETLERI
A.S.'NIN %25 HISSESININ HOLDING'IN AKTIFINDEKI KAYITLI ENFLASYONA GORE
DUZELTILMIS DEGERI OLAN 25.336.336.000.000-TL'LIK TUTARIN HOLDING'IN
TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARINDAN MAHSUP EDILMEMESI VE BUNLARA ILISKIN
ALACAK TAKIPLERININ YAPILMAMASI SURETIYLE HOLDING'IN ZARARA UGRATILMASI
NEDENIYLE, TURK TICARET KANUNU'NUN 336'NCI MADDESI UYARINCA, YASAL
KOSULLARIN OLUSMASI HALINDE, SORUMLU HOLDING YONETICILERI ALEYHINDE
HUKUKI YOLLARA BASVURABILECEKLERI HUSUSUNDA BILGILENDIRILMELERINI
TEMINEN KONU ILE ILGILI OLARAK KURULUMUZ VE IMKB BULTENLERI ARACILIGIYLA
KAMUYA DUYURU YAPILMASINA,
V) SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA,
MEDYA HOLDING A.S.'DEN, MEDYA GRUBUNUN BORCUNA MAHSUBEN, BASKI TESISLERINE
ILISKIN OLARAK TMSF'YE YAPILAN ODEMELERIN VE HOLDING TARAFINDAN TMSF'YE
DEVREDILEN DIGER VARLIKLARIN (A-TEL PAZARLAMA VE SERVIS HIZMETLERI
A.S.'NIN %25'I), ONCELIKLE HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARINDAN
MAHSUP EDILMESININ, HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARINDAN MAHSUP
EDILMEYEN/EDILEMEYEN KISIM ICIN ISE ASIL BORCLULAR NEZDINDE ALACAK
TAKIBININ YAPILMASININ ISTENMESINE,
VI)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA,
MEDYA HOLDING A.S.'DEN, TMSF TARAFINDAN HOLDING ALEYHINDE YAPILAN ALACAK
TAKIPLERININ HOLDING'IN TMSF'YE OLAN KREDI BORCLARI ILE HOLDING'IN
DOLAYLI OLARAK ETIBANK'TAN KULLANMIS OLDUGU KAYNAKLARIN FAIZ VE GECIKME
ZAMLARI DAHIL TOPLAMINI ASAN KISMI ICIN, HOLDING'IN SORUMLUSU OLDUGU
SOZKONUSU BORCUN ASIL BORCLULARI NEZDINDE ALACAK TAKIBINDE BULUNMASININ
ISTENMESINE,
VII)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA, MEDYA
HOLDING A.S.'DEN, 31.12.2000 TARIHINDEN ITIBAREN KAMUYA ACIKLANMIS OLAN TUM
MALI TABLOLARININ, HOLDING'IN ETIBANK'IN TMSF'YE DEVRI NEDENIYLE SORUMLUSU
OLDUGU 27.10.2000 TARIHINDEN ITIBAREN FAIZ VE GECIKME ZAMMI HARIC
452.672.000.000.000-TL TUTARINDAKI BORCUNU, ANILAN TARIHTEN SONRA ODENMESI
TAAHHUT EDILEN FAIZ VE GECIKME ZAMLARINI DA ICERECEK VE HOLDING'IN ISTIRAKLERI
ILE BU ISTIRAKLERINDEN OLAN ALACAKLARI ICIN BU SIRKETLERIN MEDYA GRUBUNUN
TMSF'YE OLAN BORCUNU TAAHHUT ETTIKLERI TARIHLER ITIBARIYLE GEREKLI KARSILIKLAR
(ISTIRAK DEGER DUSUKLUGU VE SUPHELI ALACAK KARSILIKLARI) AYRILACAK SEKILDE
HAZIRLANIP, SUREC ICERISINDE MEDYA GRUBUNUN BORCUNA MAHSUBEN TMSF'YE ODENEN
KIRA GELIRLERI ILE TMSF'YE DEVREDILEN A-TEL PAZARLAMA VE SERVIS HIZMETLERI
A.S.'NIN HOLDING'E AIT OLAN %25 HISSESININ HOLDING'IN AKTIFINDEKI KAYITLI
ENFLASYONA GORE DUZELTILMIS DEGERI OLAN 25.336.336.000.000-TL'LIK TUTARIN
HOLDING'IN TMSF'YE OLAN SOZKONUSU BORCLARINDAN MAHSUP EDILMEK; MEDYA GRUBUNUN
BORCUNA MAHSUBEN BORCLU UCUNCU KISILERCE (HOLDING DISINDAKI KISILERCE) YAPILAN
ODEMELERE ILISKIN OLARAK ISE TMSF ILE DE MUTABAKAT YAPILARAK, BU ODEMELERIN
HOLDING TARAFINDAN TMSF'YE OLAN BORCLARINDAN MAHSUP EDILMEK VE AYNI TUTARDA
IZLENEN ALACAK VE KARSILIKLAR DA KAPATILMAK SURETIYLE DUZELTILEREK, 3 AY
ICERISINDE KURULUMUZ VE IMKB BULTENLERI ARACILIGIYLA KAMUYA DUYURULMAK UZERE
KURULUMUZA VE IMKB'YE GONDERILMESININ ISTENMESINE,

VIII)MEDYA HOLDING A.S.'NIN 2003 YILINA ILISKIN YONETIM KURULU KARAR DEFTERININ
TURK TICARET KANUNU'NUN KONUYA ILISKIN HUKUMLERINE UYGUN OLARAK TUTULMAMASI
NEDENIYLE, HOLDING'IN 04.11.2003 TARIHLI 8 NUMARALI VE 05.11.2003 TARIHLI 7
NUMARALI KARARLARINDA IMZALARI BULUNAN YONETIM KURULU UYELERI, ALI SEVKET-AYSE
NEBILE OGLU, 23.01.1940 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C.
KIMLIK NUMARASI (13580485082) OLAN DINC BILGIN, DINC-GULER OGLU, 03.06.1964
IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (13574485210)
OLAN ONAY SEVKET BILGIN, MUSTAFA KEMAL-FERRUHA OGLU, 1963 DOGUMLU,
DENIZLI-CIVRIL NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (15673911508) OLAN BIROL
KAPLAN, MUSTAFA KEMAL-NESRIN OGLU, 04.05.1964 IZMIR DOGUMLU, MERKEZ-SINOP
NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (18347733208) OLAN ALI CUNEYT ORTAN,
FEYYAZ-MERGIM OGLU, 04.04.1972 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI,
T.C. KIMLIK NUMARASI (35791745236) OLAN SELIM GULMEN VE NICHOLES-ELENA OGLU,
08.12.1966 MASSACHUSETTS-AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERI DOGUMLU, AMERIKA BIRLESIK
DEVLETLERI UYRUKLU CLIFFORD HOLMES POLLEY ISIMLI SAHISLAR HAKKINDA, TURK
TICARET KANUNU'NUN 67'NCI MADDESI ILE SPKN'NUN 48'INCI MADDESI KAPSAMINDA
ISLEM YAPILMAK UZERE, SPKN'NUN 49'UNCU MADDESI UYARINCA, ILGILI YER
CUMHURIYET SAVCILIGINA SUC DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
IX)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA, MEDYA
HOLDING A.S.'NIN TURK TICARET KANUNU'NUN 324'UNCU MADDESI UYARINCA
YAPILMASI GEREKLI OLAN ISLEMLERIN IVEDILIKLE TESIS EDILMESI HUSUSUNDA
UYARILMASINA,
X)MEDYA HOLDING A.S.'NIN MALVARLIGINI, 01.04.2000 ILE 31.10.2000 TARIHLERI
ARASINDA, KENDILERININ VE/VEYA YAKINLARININ OZEL SEYAHATLERININ FINANSMANI ICIN
KULLANAN VE SOZKONUSU SEYAHATLERE ILISKIN BEDELLERI, BU SEYAHATLERIN YAPILDIGI
TARIHTEN SONRA HOLDING'E GERI ODEMEYEN HOLDING YONETICILERI, ALI SEVKET-AYSE
NEBILE OGLU, 23.01.1940 IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C.
KIMLIK NUMARASI (13580485082) OLAN DINC BILGIN, DINC-GULER OGLU, 03.06.1964
IZMIR DOGUMLU, KONAK-IZMIR NUFUSUNA KAYITLI, T.C. KIMLIK NUMARASI (13574485210)
OLAN ONAY SEVKET BILGIN VE NICHOLES-ELENA OGLU, 08.12.1966
MASSACHUSETTS-AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERI DOGUMLU, AMERIKA BIRLESIK DEVLETLERI
UYRUKLU CLIFFORD HOLMES POLLEY ISIMLI SAHISLAR HAKKINDA, 765 SAYILI TURK CEZA
KANUNU'NUN 510'UNCU MADDESI ILE SPKN'NUN 48'INCI MADDESI KAPSAMINDA ISLEM
YAPILMAK UZERE, SPKN'NUN 49'UNCU MADDESI UYARINCA, ILGILI YER CUMHURIYET
SAVCILIGINA SUC DUYURUSUNDA BULUNULMASINA,
XI)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA, MEDYA
HOLDING A.S.'DEN, BILGIN HAVA TASIMACILIK TICARET A.S. TARAFINDAN 2000 YILI
ICERISINDE HOLDING'E FATURA EDILEN VE HOLDING TARAFINDAN KARSILANAN TOPLAM
641.404.153.479-TL TUTARINDAKI SEYAHAT HARCAMALARININ, HOLDING YONETICILERININ
VE/VEYA BUNLARIN YAKINLARININ OZEL SEYAHATLERINE ILISKIN OLDUGU HALDE HOLDING
TARAFINDAN KARSILANMIS OLAN KISMININ YASAL FAIZLERI ILE BIRLIKTE ILGILI
KISILERDEN 2 AY ICERISINDE TAHSIL EDILMESININ ISTENMESINE,
XII)SPKN'NUN 46'NCI MADDESININ 1'INCI FIKRASININ (C) BENDI UYARINCA, MEDYA
HOLDING A.S. ORTAKLARININ, HOLDING YONETICILERININ, KENDILERININ VE/VEYA
YAKINLARININ OZEL SEYAHATLERININ FINANSMANI ICIN HOLDING'IN MALVARLIGINI
KULLANMALARI NEDENIYLE, TURK TICARET KANUNU'NUN 336'NCI MADDESI UYARINCA,
YASAL KOSULLARIN OLUSMASI HALINDE, SORUMLU HOLDING YONETICILERI ALEYHINDE
HUKUKI YOLLARA BASVURABILECEKLERI HUSUSUNDA BILGILENDIRILMELERINI TEMINEN KONU
ILE ILGILI OLARAK KURULUMUZ VE IMKB BULTENLERI ARACILIGIYLA KAMUYA DUYURU
YAPILMASINA,
KARAR VERMISTIR.

-----------------------------------------------------------------------------------

SABAH YAYINCILIK A.S.'NIN 30 HAZIRAN 2005 TARIHINDE
SONA EREN ARA HESAP DONEMINE AIT UFRS'YE GORE HAZIRLANMIS VE BAGIMSIZ
DENETIMDEN GECMIS GELIR TABLOLARINDAKI 1 OCAK-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI
6 AYLIK VE 1 NISAN-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI 3 AYLIK DONEME AIT KONSOLIDE
OLMAYAN NET DONEM KARI/(ZARARI) ASAGIDA GOSTERILMISTIR.

SERI XI NO: 25
(YTL)

01.01.-30.06.2005 01.04.-30.06.2005
---------------- -----------------
(26.759.806) (15.148.035)


-IMKB-
SABAH PAZARLAMA A.S. 'NIN 30 HAZIRAN 2005 TARIHINDE
SONA EREN ARA HESAP DONEMINE AIT UFRS'YE GORE HAZIRLANMIS VE BAGIMSIZ
DENETIMDEN GECMIS GELIR TABLOLARINDAKI 1 OCAK-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI
6 AYLIK VE 1 NISAN-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI 3 AYLIK DONEME AIT KONSOLIDE
OLMAYAN NET DONEM KARI/(ZARARI) ASAGIDA GOSTERILMISTIR.

SERI XI NO: 25
(YTL)

01.01.-30.06.2005 01.04.-30.06.2005
---------------- -----------------
1,759,768 1,266,298

-IMKB-

-----------------------------------------------------------------------------------

MEDYA HOLDING A.S.'NIN 30 HAZIRAN 2005 TARIHINDE
SONA EREN ARA HESAP DONEMINE AIT UFRS'YE GORE HAZIRLANMIS VE BAGIMSIZ
DENETIMDEN GECMIS GELIR TABLOLARINDAKI 1 OCAK-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI
6 AYLIK VE 1 NISAN-30 HAZIRAN 2005 ARASINDAKI 3 AYLIK DONEME AIT KONSOLIDE
OLMAYAN NET DONEM KARI/(ZARARI) ASAGIDA GOSTERILMISTIR.

SERI XI NO: 25
(YTL)

01.01.-30.06.2005 01.04.-30.06.2005
---------------- -----------------
(15,367,464) (531,905)

-IMKB-

roark
16-08-2005, 21:07
Arkadaşlar merhaba...Bu foruma yeni üye oldum..Ben bugün TEK BORSA DERGİSİ Genel Yayın Yönetmeni Mithat Kahraman'a aşağıdaki maili attım..Buna benzer mailler de VATAN GAZETESİNDEN Yavuz SEMERCİ'ye ve Mustafa MUTLU'ya yazdım...Yarı da HÜRRİYET GAZETESİ'den Vahap MUNYAR'a (Bugün bizim hisselere "paçavra"demiş...Hisselerimizi "paçavra"olmaktan kurtaralım...) ve daha etkili birkaç isim seçip yazacağım...Hep beraber yazarsak en azından "bir şeyler"yapmış olacağız...Yazmaya devam edelim...Kamuoyu oluşturalım..Yılmayalım...Hadi kolay gelsin arkadaşlar..Salıcakla kalın..

İşte yazım..........

Mrhabalar Mithat Bey,
BORSA TEK DERGİSİNİ ilgiyle ve zevkle okuyorum..İyi iş çıkarıyorsunuz..Sizi kutluyorum..
Ben SABAH MAĞDURLARINDAN sadece birisiyim…Benim gibi daha binlerce (38000) mağdur 5 senedir tahtaların açılmasını bekliyor..NERGİS HOLDİNG MAĞDURLARI 7 yıldır beklediklerini biliyorum…Daha GANİ GANİ hissede bizim gibi “umutları kilitli” olan yüz binlerce mağdur var..Bekliyorlar…Yıllarca…Neyi ve ne kadar bekleyeceklerini bilmeden..Daha ne kadar bekleyeceğiz Allah kerim…Ne yazık ki bu ülkede işimiz Allah’a kalmış.. (Yurt dışında bulundum..Bu durumu anlatınca bana “uzaydan düşmüş” gibi baktılar..Bilginize…)
Medya da bizleri “görmezden” geliyor açıkçası..Bu konuda ya “bilinçli” davranılıyor ya da “danışıklı dövüş” var gibime geliyor…Kimse bu konuyu dile getirmek istemiyor..Medya 4.Güç deniyor..Kitlelerin hakkını savunuyor deniyor…Hikaye..Sadece çıkarları doğrultusunda 4.Güç oluyor medya..Çıkarı varsa o zaman gümbür gümbür manşetler atılıyor…Tabi biz küçükler hep “yem” oluyoruz…Yüz binler bizim neyimize deniyor…
Mithat Bey, “yıllar sonra” bizi de dile getireceğiniz umuduyla yazıyor ve haykırıyorum..Daha ne kadar bekleyeceğiz?Bizim hayatlarımız daha kaç yıl çalınacak? Bunları bizim adımıza sorma zamanı gelmedi mi?Birileri üzerine almayacak mı bu konuyu?
Neyse…Böyle gelmiş böyle gidecek bu konu herhalde..Her konuda olduğu gibi…Yatırım yapmak bize “günah” olacak..Açıkçası siz yatırım yapmayın deniyor bize…Biz de güzelce sizin emeklerinizi gasp edip hayatlarınızı çalarız deniyor…Mesaj açık…
Mithat Bey, bu konuda daha sayfalarca yazabilirim..Pek bir işe yarayacağını zannetmiyorum..Ben sadece bir şey yapmış olmak ve sessiz kalmamak için bu yazıyı yazdım size..Belki mesajı bile okumayacaksınız..Ya da okuyup “delete” edeceksiniz…Ben de egomu tatmin etmiş olacağım…Her zaman olduğu gibi…
Hoşça ve salıcakla kalın..İyi çalışmalar….

roark
18-08-2005, 09:42
Arkadaşlar tekrar merhabalar...Kimseden ses seda yok...Herkes pusuya yatmış...Mithat KAHRAMAN'ın bana verdiği cevap:

Sn. Kuscu,

Sizi ve sizin gibilerin içinde bulundugu durumu çok iyi anliyor ve
gerçekten büyük üzüntü duyuyorum... Elbette bizim isimiz üzüntü duymanin
ötesine geçmek ve siz magdurlarin hakli taleplerini kamuoyuna
duyurmaktir. Bu sorunu 2,5 yillik yayin hayatimizda bir kaç kez gündeme getirdik,
büyük bir ihtimalle kaçirdiniz ya da o zamanlar dergimizi
okumuyordunuz... Ancak konunun takibini birakmis degiliz... Büyük bir dikkat ve
titizlikle gelismeleri izliyoruz. Yakin bir zamanda olayi tekrar gündeme
getirme firsatimiz olacagini düsünüyorum.
Saygilarimla...
Mithat Kahraman

gulg
18-08-2005, 12:23
Sn roark aramıza hoşgeldiniz. Umarım sizin gibi birkaç arkadaş daha aramıza katılır, bize biraz canlılık kazandırır.

Mithat beyin cevabı ise bana çok ilginç geldi;
Kendileri bizimle irtibata geçip, borsa mağdurları ile ilgili olarak haber yapacaklarını bildirdiler. Görüştük, fakat akabinde haberin daha sonra yayınlanacağını bildirir bir özür geldi. Tabii ki yaptıkları çok ince bir hareket, sonuçta kendilerinin insiyatifidir.

Dikkat çekici olan bir şey varki bir kaç hafta sonra Ciner için kaç sayfalık bir haber hazırlamışlar.

Karşımızda bir medya devi var, kimi kime şikayet ediyoruz.
Birkaç dürüst gazeteci dışında hepsi kuyruklarına basılmadığı sürece kapı duvar.

Meclisin açılmasını bekleyelim, partilerin il başkanlıkları ziyaret edelim.
Toplantıda aldığımız kararları hayata geçirelim.

Topladığımız para ne olacak, hadi arkadaşlar o parayı nerede kullanalım?

cengizk
18-08-2005, 15:15
Sn.Roark aramiza hosgeldiniz.Oh be yeni isimler,yeni yuzler..biraz canlanalim artik..kipirdanalim.Meclisin açılmasını bekleyelim, partilerin il başkanlıkları ziyaret edelim.
Toplantıda aldığımız kararları hayata geçirelim.Maillere devam edelim.Kararli davranmaliyiz.Bunlar elbet karsilik gorecektir.Yanilmiyorsam 2 gun once Meliha Okurun bir yazisini okudum .Okumaz olaydim!!Yahu insan nasil bu kadar degisebiliyor.Verilen soru onergelerinin hemen hemen yarisini Emin Sirin vermis te.Acaba Uzanlarin avukatligini mi yapiyormusta? Pes valla.Insanlarin menfaat karsiligi neler yapabildiklerine en guzel orneklerden biri deniyor.Yorum size ait.Haydi arkadaslar..Paranin herseyi ve herkesi satin alamayacagini gostermek bizim elimizde.Biz yolumuza kaldigimiz yerden devam etmeliyiz.Para karsiligi susanlarla,tukurdugunu yalayanlarla bizim isimiz olmamali ve ona gore net ve etkili bir tavir takinmaliyiz.Ayrica biz yazmaktan korkmayalim.Cunku bizim kalemlerimiz satilik degil!!

minas
19-08-2005, 00:42
Sn roark aramıza hoşgeldiniz. Umarım sizin gibi birkaç arkadaş daha aramıza katılır, bize biraz canlılık kazandırır.

Mithat beyin cevabı ise bana çok ilginç geldi;
Kendileri bizimle irtibata geçip, borsa mağdurları ile ilgili olarak haber yapacaklarını bildirdiler. Görüştük, fakat akabinde haberin daha sonra yayınlanacağını bildirir bir özür geldi. Tabii ki yaptıkları çok ince bir hareket, sonuçta kendilerinin insiyatifidir.

Dikkat çekici olan bir şey varki bir kaç hafta sonra Ciner için kaç sayfalık bir haber hazırlamışlar.

Karşımızda bir medya devi var, kimi kime şikayet ediyoruz.
Birkaç dürüst gazeteci dışında hepsi kuyruklarına basılmadığı sürece kapı duvar.

Meclisin açılmasını bekleyelim, partilerin il başkanlıkları ziyaret edelim.
Toplantıda aldığımız kararları hayata geçirelim.

Topladığımız para ne olacak, hadi arkadaşlar o parayı nerede kullanalım?


Sn. gulg

tekborsanın o haberi aslında Turgay Ciner'in bi numarası olmadığını göstermek amacıyla yapılmış, yani cinere karşı yapılmış bir haberdi. Bu adam orada burada çıkıp koçun tahtına adayım diyordu. 1.4 milyar dolar cirom var diyordu.

tekborsa yaptığı haberde, cinerin aslında devletten 20 yıllığına aldığı çayırhan kömür madenleri ve çayırhan termik santralinden başka hiçbirşeyi olmadığını gösterdi.

Haberi en ince ayrıntısına kadar okudum. yani haberin amacı cinere gözdağı vermekti. Bence iyi de bir cesaret işiydi

MURATY
19-08-2005, 08:46
sn roark,

gelişmelerini yalnızca izleyip, nihayet abone olduktan sonra, nasıl oluyor da kimseden ses yok diyebiliyorsunuz anlayamadım. siz ve sizin gibi insanlar zamanında bize destek vermiş olsalardı daha iyi bir durumda olacağımızdan hiç şüphe yok. o kadar çağrılar yaptığımız zamanlar nerdeydiniz. bizim böyle susmamızda sizlerinde etkisi var. umarım kalıcı olursunuz.

sn gülg.

toplanan paralarla etkili bir şey yapacağımıza inanmadığımdan, paraların sahiplerine geri verişlmesi yerinde olacaktır diye düşünüyorum.

gulg
19-08-2005, 09:49
KARAMEHMET RTÜK'E BAŞVURARAK ATV'NİN CİNER'E DEVRİNE İTİRAZ ETTİ
19.08.2005 10:15

Çukurova Grubu'nun partonu Mehmet Emin Karamehmet RTÜK'e dilekçe vererek atv'nin Ciner'e devir işlemlerinin onaylanmamasını istedi, Peki Karamehmet devir işlemine neden karşı çıktı?



Çukurova Grubu'nun patronu Mehmet Emin Karamehmet RTÜK'e başvurarak, Turgay Ciner'in Sabah gazetesiyle birlikte 433 milyon dolara aldığı atv'ye kendisinin de ortak olduğunu iddia etti.
ATV'nin yayın izni ve lisans başvurularına sahip olan Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon şirtetinin yüzde 50 hissesinin sahibi olduğunu öne süren Karamehmet, RTÜK'ten Ciner'e yapılan devir işleminin onaylanmamasını istedi.
Dinç Bilgin'in kurduğu Sabah, atv ve diğer medya şirketlerinin Ciner'e satışını sağlayan anlaşma 3 Mayıs 2005'te imzalanmıştı. Bu anlaşmadan 20 gün sonra atv'nin devir işlemlerinin onaylanmaması için RTÜK'e başvuru yapıldı. Başvuru dilekçesinde, Karamehmet'in şirketleri Endüstri Holding A.Ş, Türkiye Genel Sigorta A.Ş, Genel Denizcilik Nakliyat A.Ş, Yapı Kredi Sigorta A.Ş ile Mehmet Emin Karamehmet ve Mehmet Aytaç Kanan isimleri yer aldı.

Temyize gitti
Avukat İbrahim Kadirbeyoğlu'nun hazırladığı dilekçede, müvekkillerinin Satel Sabah Televizyon Prodüksiyon A.Ş'nin 6 Aralık 1995 itibariyle sermayesinin yüzde 50'sine ortak oldukları ileri sürüldü. Bu şirketin, atv televizyonunun "geçici izni ve lisans başvurusu" ile "radyo geçici yayın izni" başvurusunun sahibi olduğuna dikkat çekildi.
Dilekçede, Bilgin ve şirketlerinin TMSF'ye olan borçlarının ödenmesi amacıyla yapılan bu geçersiz devir işleminin, müvekkilerinin haklarını ihlal ettiği yasa ve kesin mahkeme kararlarına aykırı olduğu iddia edildi.
Satel'in 1995'te yaptığı Olağanüstü Genel Kurul'dan bugüne değin gerçekleştirdiği genel kurulların mahkeme kararlarıyla iptal edildiği kaydedilen dilekçede, şirketin sermaye artırmaları ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimlerine karşı da ayrı ayrı davalar açıldığı belirtildi.
Şirketin sermayesinin ve yeni yönetici atanan genel kurul kararlarının mahkemelerce iptal edildiği vurgulandı. Bütün genel kurullarda yüzde 50-yüzde 50 şeklindeki oy kullanımlarının tamamının geçersiz olduğunun Yargıtay ve mahkeme kararlarıyla sabit olduğu ifade edilen dilekçede, şirketin halen yönetim kurulu olmadığı öne sürülerek şöyle denildi:

Pazarlık konusu olabilir
'Şirketin son yönetim kurulu seçiminde 3 Kasım 2003 günü Olağan Genel Kurul Kararları'nın tümü İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararıyla iptal edildi. Temyiz isteği üzerine dava Yargıtay'da.'
Geçtiğimiz günlerde bazı basın organlarında ATV ve Sabah'ın satışıyla ilgili haberler tartışma yaratmıştı.
Buna göre Ciner, medya grubunu alırken teminat olarak gösterdiği Havaş'ı bir süre sonra sattı. Dolayısıyla bu teminat boşta kaldı. Bu haberlerde ayrıca Ciner'in teminat gösterdiği Çatalağzı Termik Santralı'nın mülkiyetinin devlette olduğu, sonuçta kefaletlerin karşılıksız kaldığı ileri sürülmüştü. MİLLİYET

http://www.medyatava.net/haber.asp?id=21902

http://www.milliyet.com.tr/2005/08/19/ekonomi/axeko02.html

----------------------------------------------------------

Ne kadar rezil bir işe bulaşmısız, görüyormusunuz.
Çık çıkabilirsen işin içinden...

cengizk
19-08-2005, 10:56
valla Gene Birseyler Donuyor Ya Hayirlisi..bakalim Altindan Neler Cikacak..yahu Bu Arada Bizim Bayagi Saglam Ortaklarimiz Varmis Ama Bizim Haberimiz Yokmus..