Sayfa 1/3 123 SonSon
Arama sonucu : 35 madde; 1 - 12 arası.

Konu: Tarımda yeni teknolojiler:

  1. #1
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,956
    Blog Yazıları
    7

    Esas Tarımda yeni teknolojiler:

    TOPRAKSIZ TARIM

    Bitkilerin su ve besin gibi ihtiyaçlarının eksiksiz verilebildiği toprak zararlılarının olmadığı toprak hastalıklarının olmadığı ve dolayısiyle daha az ilaç kullanıldığı verilen su ve gübrenin israf olmadığı ürün kalitesi ve verim artışının toprağa göre çok fazla olduğu bir sistemdir.

    Bu sistemde bir çok yöntem bulunmaktadır her yönteminde amacı bitkiyi daha az gübre ve su ile daha iyi bir şekilde besleyerek ürün ve verim artışını sağlamaktır.Bizim üretim şeklimizde ise pomza taşını kullanmaktayız çünkü su ve besin tutma yönünden diğer katı ortam malzemelerine göre daha iyi durumdadır ve maliyeti çok uygundur. Uzun yıllar kullanılabilir olması ciddi masrafları ortadan kaldırmaktadır.

    Her türlü serada topraksız tarım yaparak yetiştiricilik yapmak mümkündür…
    Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

    Kızılderi atasözü.

  2. #2
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,956
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    Topraksız tarım nedir, topraksız tarım nasıl yapılır?
    21 Mayıs 2009

    Tüm yönleriyle topraksız tarım.

    Girişimci sermayenin son yıllardaki yakın takibe aldığı ‘topraksız tarım’, yakın geleceğin en popüler yatırım alanlarından biri olmaya aday. Toprak yerine volkanik kayaların kullanıldığı, taş yünü ya da perlit denilen maddelerle çeşitli minerallerin ve suyun enjekte edildiği sistem şimdilik az sayıda girişimci tarafından yapılıyor.
    Adana’dan Denizli’ye, Mersin’den, Afyon’a kadar birçok ilde yatırımcıların arazi aldığı topraksız tarımda yatırım maliyeti metrekare bazında ortalama 60 Euro olarak hesaplanıyor.

    Dünyada tarım alanları giderek verimsizleşiyor. Diğer yandan artan dünya nüfusu da küresel ısınma ve gıda fiyatlarındaki anormal artışa bağlı olarak gelecekte büyük sıkıntıların habercisi. Geleneksel tarımsal üretimin geleceğine ilişkin bu karamsar beklentiler, bilim dünyasını yıllardır yoğun bir arayış içine itmiş bulunuyor. Örneğin topraksız tarım üzerine yapılan araştırmalar, bugün araştırma boyutundan çıkarak fiili olarak uygulamaya girmiş durumda.

    Henüz çok çok başında olsa da Türkiye de bu uygulamanın içinde. Türkiye’deki birçok yatırımcı, gelişmeleri uzaktan ama büyük bir ilgiyle izliyor. Türkiye’nin her yerinden, her sektörden girişimcilerin ilgi odağındaki topraksız tarım, toprağa göre beş kat daha fazla sağladığı verimle, gelecek dönemin en kârlı işlerinden biri olmaya aday. İlginin nedenlerinden biri de bu.

    TÜM YÖNLERİYLE TOPRAKSIZ TARIM

    Hijyenik ve daha lezzetli ürünler yetiştirme imkânının dışında, gübreleme, ilaçlama, aşırı sulama gibi faktörlere gerek duyulmayan topraksız tarımda, başta geleneksel sebzeler olmak üzere hassas tıbbi bitkiler ve yumru kök içermeyen yeşillikler daha sağlıklı yetiştirilebiliyor ve hastalık seviyesi minimum düzeylere indiriliyor.

    Topraksız tarımın bir çeşidi olan hareketli su kültürü ile yapılan yöntemde, bir tohumdan 16 bin tane domates, bir dönümden 80 bin ton ürün alınıyor. Peki topraksız tarım nasıl yapılır? Hangi bölgelerde yatırım yapmak avantajlı? Hangi ürünler üretiliyor ve bu ürünlerin pazarı nasıl? Türkiye’de bu alanda üretim yapan üreticilerden üretim hikâyelerini, Türkiye ekonomisinin bu yeni yatırım dalgasını ve fizibilite analizlerini, en geniş şekli ile ortaya koyduk.

    40 MİLYAR DOLARLIK PAZAR

    Dünyanın son dönemde odaklandığı sektörlerin başında tarım geliyor. Çünkü gıda fiyatları son yıllarda yüzde 50’nin üzerinde bir artış yaşadı. Bu artışla birlikte dünya ekonomisi sarsılmaya başladı. Gelişmiş ülkelerin önemli temsilcilerinden gelen bilgiler, gelecekte yüz binlerce insanın açlık çekeceği yönünde. Yani bugünden tarıma yatırım yapanları, gelecekte daha rahat bir yaşam ortamı bekliyor.

    Türkiye de, dünyada yaşanan gelişmeleri yakından izliyor. Yeni teknolojiler, sistemler geliştiriyor. Tabii bunu sadece tarımla uğraşanlar değil, teknoloji şirketleri de yapıyor, vizyonu olan girişimciler de… Türkiye, tarım açısından şanslı ülkeler arasında yer alıyor. Ancak tarımda bölünmüş topraklar, erozyon ve kuraklık, verimi engelliyor.

    Türkiye’nin toprak verimliliğinin yapılan araştırmalara göre son 10 yılda yüzde 23 azaldığı belirtiliyor. Tarım alanında yeni gelişmeye başlayan topraksız tarım ise bugünün ve geleceğin yatırım alanı olarak yerini şimdiden üst sıralara taşımaya başladı. Topraksız tarım, diğer adıyla “hidroponik yetiştiricilik”, dünyada 40 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Türkiye’de ise 100’e yakın serada bu teknik kullanılmaya başlandı.

    VERİM 5 KAT DAHA FAZLA

    Topraksız tarımın en yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin başında Hollanda ve Belçika geliyor. Bu iki ülkenin seralarının toplam yüzde 95’inde topraksız tarım yapılıyor. Türkiye’de ise özellikle son bir yıldır yatırımcılar bu alana akın etmiş durumda. Türkiye’deki son tabloya göre toplam 48 bin hektar seranın yaklaşık 4 bin dönümünde, topraksız tarım uygulamasına geçilmiş bulunuyor.

    Uzmanlar, Türkiye’nin topraksız tarım yapılan sera alanının iki üç yıl içerisinde 15 bin dönüme çıkacağını söylüyor. Topraksız tarım yönteminde verim, normal tarıma göre beş kat daha fazla. Hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarımda bir tohumdan 16 bin tane domates, bir dönümden 80 ton ürün alınıyor.

    Bu tarımda hormon ve ilaç kullanılmıyor. Dolayısıyla kalıntı içermeyen ve yüksek fiyatlardan alıcı bulan ürünlerin yetiştiği topraksız seralar, geleneksel seracıları da harekete geçiriyor. Ürünün pazarlanmasında fiyatı yüksek olmasına rağmen hiçbir sıkıntı çekilmediğini belirten sektör temsilcileri, hem iç pazarda hem de ihracatta alıcının sürekli olduğunu belirtiyor. Avrupa standartlarında yapılan üretim, Avrupa pazarlarına, Rusya’ya, Arap ülkelerine çok rahat bir şekilde ihraç ediliyor. Hatta zincir marketlerin bu ürünleri almak için hiçbir zorluk çıkarmadığı da belirtilenler arasında. Çünkü tüketicilerin son dönemde sağlıklı beslenme anlayışı giderek gelişiyor.

    METREKARE YATIRIMI 60 EURO


    Topraksız tarımın yatırım maliyeti, diğer tarım metoduna göre yüksek. Ancak alınan verim düşünüldüğü zaman bu yatırımın kârlı bir yatırım olduğu görülüyor. Yatırım tutarı plastik seralarda metrekare başına 60 Euro iken, cam seralarda 70-75 Euro’yu buluyor. Bir dönüm için yapılması gereken yatırım ise 70-75 bin Euro civarında. Yatırımın geri dönüş süresinin ise iki ila beş yıl arasında değiştiği belirtiliyor.

    Geri dönüş süresi, topraksız tarımın da çeşidine göre farklılıklar gösteriyor. Topraksız tarım Dizayn Grup’un geliştirdiği gibi hareketli su kültürüne göre yapıldığı gibi, perlit, pomza gibi materyaller ile de yapılıyor. Örneğin Dizayn Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları’na göre, hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarım yatırımının geri dönüş süresi, 25 ay. Mirmahmutoğulları, “Bizim sistemimiz çok farklı bir topraksız tarımı ortaya koyuyor. Biz anahtar teslim proje, tesis veriyoruz. Yatırım maliyetimiz yüksek olabilir. Ancak yatırımın geri dönüş süresi çok hızlı” diyor.

    TOPRAKTA DEĞİL TAŞTA TARIM

    Yatırımla ilgili olarak, volkanik bir kaya türü olan pomza ile de topraksız tarım yapmak mümkün. Bir ton pomzanın fiyatı, sadece 30 Ytl ve pomzanın kullanım süresi sekiz yıl. Burada yatırım yapılacak materyalin bilinçli bir şekilde seçilmesi, bu materyallerin nasıl kullanılacağı da önemle araştırılmalı. Büyük şirketler bu alana büyük yatırım yapıyor. Kendi bünyelerinde ziraat mühendisleri çalıştırıyor. Ancak sektör temsilcileri küçük ve orta boy yatırımcıların mutlaka üniversitelerden danışmanlık hizmeti almaları gerektiğini söylüyor.
    Topraksız tarım, bilgisayar kontrollü bir sistem gerektiriyor. Güneşin zararlı ışınlarının ürüne ulaşmasını engelleyen UV ve IR katmanlı sera malzemeleri, Türkiye’ye ithal ediliyor. Asıl yatırımı, bu ürünler oluşturuyor. Arazi yatırımı ise sözleşmeli çiftçilik modeli ile karşılanabiliyor.

    Bitkilerin ihtiyacı olan mineraller, özel bir sulama yöntemiyle bitkiye aktarılıyor. Seranın ısınması, nem, buhar düzeyi de bilgisayar kontrollüyle yapılıyor.


    1 KİLO DOMATESİN MALİYETİ


    Tüm bunlar maliyeti artıran etkenleri oluşturuyor. Ancak ekipmanların kullanımı, bitkilerin büyüme sürecinin belirlenmesi, üretimin devamlılığı için uzman personel desteği şart. Tüm bu girdilerle birlikte bir kilo domatesin ne kadara üretildiğini sorduk.

    Bir üreticiden aldığımız bilgiye göre, bir kilo domatesin 1.2 Ytl’lik bir maliyeti var üreticiye. Satış fiyatı ise 2 ila 4.5-5 Ytl arasında değişiyor. Burada katma değerli bir üretimden söz etmek mümkün. Denizli’de iki yıldır bu işi yapan Gökşin Tarım’ın Genel Müdürü Ahmet Onur Karademir, bir dönüm için 140 bin YTL yatırım yaptıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

    “25 dönümün bize maliyeti, 2 milyon Euro’yu geçmiş bulunuyor. Yatırımın geri dönüşünü beş yıl gibi hesap ettik. Ancak ürünler, devamlı pazar buluyor. İlk yıl hem ihracata, hem de lüks marketlere çalıştık.”

    Topraksız tarımla yetiştirilen ürünlerin hemen raflarda yer bulabildiğini anlatan Karademir, “Ürünlerimizin fiyatı daha yüksek. Kış ayı için normal sera malı domates 2 YTL ise bizim malımız 4-5 YTL’ye satılıyor. Ama güvenilir bir ürün oluyor” diyor.

    GİRİŞİMCİLERDEN YOĞUN TALEP


    Türkiye’de özellikle son yıllarda farklı alanlara yatırım yapmayı araştıran girişimciler, topraksız tarıma odaklanmış durumda. Topraksız tarım için gerekli materyalleri pazarlayan şirket yöneticilerinden aldığımız bilgilere göre inşaat sektöründen, özellikle de tekstil sektöründen kaçan patronlar, bu işte nasıl kâr elde ederiz sorusunun yanıtını arıyor. Tedarikçi bir şirket yöneticisinden aldığımız bilgiye göre, kendilerine mal temini için başvuran girişimci sayısı, son bir yılda 100’ü geçmiş durumda. Yetkili, “Özellikle jeotermal bölgelerde, Akdeniz ve Ege’de bu işi yapanların sayısının hızla arttığını görüyoruz. Klasik serasını topraksız tarım serasına, yani bir anlamda da modern seraya dönüştürmek isteyen yatırımcılar artıyor” diyor.


    İÇ PAZAR TALEBİ ARTIYOR


    Topraksız tarım ürünlerinin bahsettiğimiz gibi ihracatta hiçbir sorunu yok. Ürünler, zincir marketlerde ise kilo yerine, paket olarak satılıyor. Bir üreticinin verdiği bilgiye göre, eskiden üretimlerinin sadece yüzde 2’sini iç pazara verirken, bu oran bir yıl içinde yüzde 10’a çıkmış.

    Anahtar teslim tesis satan Dizayn Grup’un topraksız tarım teknolojileri müdürü Bülent Karayel, sektör değiştirmek isteyen birçok yatırımcı olduğunu söylüyor. Karayel, “Gayrimenkulden, tekstilden birçok yatırımcı var. Dengesi bozulan dünyada, tarım ürünleri çok önemli olacak. Ultra teknoloji kullanılıyor bu sistemde. Seraların içinde meteoroloji istasyonu bile var” diyor.
    Karayel, yatırım için güney bölgelerini ve jeotermal bölgeleri tavsiye ediyor ve ekliyor: “Sakarya, Aydın, Manisa, Afyon’da da yatırımlar artıyor.”

    KUMLUCA, TOPRAKSIZ TARIM ÜSSÜ

    Türkiye’de seracılığın ilk başladığı yer olan Antalya’nın Kumluca ilçesi, seracılıktaki verimini topraksız tarım ile geliştirmeye başlamış. Hatta üreticiler, Kumluca’nın topraksız tarımda bir üs olma yolunda ilerlediğini söylüyor.

    Kışlık sebze ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan Kumluca’da halen dört büyük topraksız tarım yapılan sera bulunuyor. Bu seraların büyüklüğü 100 dönüme ulaşmış ve bu alanda beş büyük yatırımcı olduğu belirtiliyor. Kumluca’nın 55 bin dönümlük arazisi var. Bu araziden ise yer almak isteyen girişimci sayısının, her geçen gün arttığı belirtiliyor.

    Talep, Kumluca’daki arazi fiyatlarını da yükseltmiş. Kumluca’da bir dönüm arazi 40 bin YTL’den satılıyor. Şimdi Kumluca’da işleme ve paketleme ihtisas organize sanayi bölgesi de yapılması planlanıyor.

    YATIRIMCILAR TAKİPTE

    Bununla birlikte yatırımların daha da artacağını söyleyen Kumluca Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Alaaddin Aytekin, “Burada topraksız tarım, 100 dönüme ulaştı. Çiftçi başarıyı görmeden değişime yanaşmıyor. O yüzden sera açıp, verim artışını göstermeye karar verdim. Daha şimdiden 20 sera sahibi beni yakın takibe aldı.” diyor.

    Aytekin, bu işe öncelikle 6 dönümle başlamış. Bugün ise 18 dönümlük bir araziye ulaşmış. 45 bin fidesi var. İsviçre’den ithal ettiği bilgisayar kontrollü seraların yatırım maliyeti ise 2 milyon doları bulmuş. Aytekin, yatırımın geri dönüşü ile ilgili olarak şunları söylüyor:

    “Yatırım beş yılda kendini amorti eder. Ekonomide iyi bir çıkış olursa daha kısa sürer. Şimdi narenciye bahçelerimizi topraksız seraya dönüştürmek istiyoruz. Büyük tesislerin kurulması için narenciye bahçelerinin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu işin rantabl olması için arazinin 20 dönüme ulaşması gerekir.”

    DİZAYN GRUP BİR TOHUMDAN 16 BİN TANE DOMATES ALINIYOR

    “Beyin göçüne karşı beyin gücü” kampanyasına gelen bir projeyle topraksız tarım işine başlayan Dizayn Grup, bu işte farklı bir yöntem kullanıyor. Hareketli su kültürü yöntemiyle topraksız tarım yaptıklarını ve diğer topraksız tarım metotlarından tamamıyla farklı olduklarını anlatan yönetim kurulu başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları, bu yöntemle bir tohumdan 16 bin tane domates alındığını söylüyor. Adana’da serası olan Dizayn Grup, artık seri üretime geçmiş durumda. Mirmahmutoğulları, şunları anlatıyor:

    “Taşıyıcı olarak pelit, taş yünü gibi yöntemlerle yapılana da topraksız tarım deniyor. Bizimki hareketli su kültürü. Biz tamamen su içinde üretiyoruz. Şu anda seri üretime geçtik” diyor. Dizayn Grup’un üretim rakamları oldukça yüksek. Projelerini açıkladıktan sonra telefonlarının kilitlendiğini söyleyen Mirmahmutoğulları, girişimci sayısının bini geçtiğini belirtiyor. Dizayn Grup, anahtar teslim tesis satıyor. Yatırımcılarla ise sözleşmeli çiftçilik yapıyor. Mirmahmutoğulları geliştirdikleri sistemi şöyle anlatıyor:

    “Yatırımcının tüm girdi ihtiyaçlarını da biz karşılıyoruz: Fide, gübre, danışmanlık gibi. Tüm çıktısını yine biz satın alıyoruz. Mahsulü de biz satın alıyoruz. Markamız Miracle. İlk pazarlayacağımız ürünler aralık ayında olacak. Önce iç pazara satacağız. Çözümümüz bir diz avantajları da beraberinde getiriyor.”diyor.

    ALTERNATİF TARIM A.Ş. BAZALTİK POMZA İLE EN BÜYÜK ÜRETİCİ

    Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel’in ağabeyi Mustafa Kurmel, çiftçiliğin yanı sıra maden ocağı sahibi. 1995 yılında Almanya’dan bazaltik pomza ile ilgili araştırma yapan bir profesör ile görüşen Kurmel, bazaltik pomzanın topraksız tarım için son derece önemli bir materyal olduğunu keşfediyor. Kurmel’in Adana Osmaniye’de bulunan maden ocaklarından da zaten bazaltik pomza çıkıyor.

    Bu materyali, üniversitelerle birlikte inceleyen Kurmel’in bu işin başındaki asıl yöneticisi ise kızı, Dinamis Kurmel Taşdelen. 1998 yılında Alternatif Tarım A.Ş.’yi kuran Dinamis Taşdelen, o yıldan itibaren topraksız ve organik tarım yapan seracılara bu materyali satıyor. Taşdelen’in verdiği bilgilere göre, pomza topraksız tarım yapabilmek için bir taşıyıcı. Yüksek su tutma ve ısı depolaması nedeniyle seralarda en önemli harcama kalemi olan ısıtma giderlerini azaltıyor. Pomza, yoğun gözenekli yapısı nedeniyle havalanmayı sağlarken drenaj sorunlarını da gideriyor. Fiyatı ise diğer materyallere göre daha uygun. Bir ton pomzayı 30 Ytl’ye alabiliyorsunuz. Taşdelen, “Biz bunun dünya ile aynı zamanlarda araştırmasını yaptık. Türkiye’de topraklı seralar yapıldı. Üretim oraya alındı. Oraya da kimyasal atıldığı için toprak bozuluyor. Kapalı seralarda topraksız tarıma uygun bir materyal bu. Yüzde 40’ının yapısında gözenek var. Kök, inanılmaz hızlı gelişiyor” diyor.

    Verimin pomza ile topraklı tarıma oranla beş kat daha fazla olduğunu söyleyen Taşdelen, “Çapalama yok, yabancı ot yok. Mantar, küf üretmiyor. İşgücü tasarrufu ve üretim artışı var topraksız tarımda” diyor. Osmaniye’deki maden ocaklarında 1 milyar metreküplük yatak rezervi ile yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli pomza üreticileri arasında yer alan Alternatif Tarım’a son iki yıldır büyük bir talep patlaması olmuş. Taşdelen, taleple ilgili olarak şunları söylüyor:

    “Adana, Tarsus, Mersin, Silifke, Erdemli, Antalya’ya kadar büyük talep alıyoruz. Girişimciler artıyor. Mesela Erdemli’de çok yakın tarihte, 40 dönüm yaptı bir girişimci. Hemen arkasından 200 dönümün üzerine çıkıyorlar. En ekonomik, en faydalısı bazaltik pomza. Topraksız tarımda burayı destekledik. Geçen yıl 100 ton sattık.”

    GÖKŞİN TARIM “İKİ YILDA 25 DÖNÜME ULAŞTIK”

    Denizli’de tekstil kimyasalları sektöründe faaliyet gösterirken, tekstil sektöründeki gerilemeye karşı farklı alanda yatırım yapmayı araştıran Gökşin Tekstil Kimyasalları şirketi, topraksız tarıma girmiş.

    İki yıl önce küçük bir arazi ile bu işe başlayan şirket, bugün 25 dönüme ulaşmış durumda. Bu iş için Gökşin Tarım A.Ş.’yi kurduklarını söyleyen Genel Müdür Ahmet Onur Karademir, halen domates ürettiklerini, ancak Kaliforniya tipi biber üretimine de geçeceklerini söylüyor. Halen dünyadaki seraların yüzde 90’ının domates üretmesi, Gökşin Tarım’ı da domates üretimine yöneltmiş. Karademir, “Karpuz, kavun, salatalık da üreteceğiz” diyor.

    25 dönümlük arazi için yatırımın 2 milyon Euro’yu geçtiğini söyleyen Karademir, arazilerini sürekli olarak büyütmeyi hedeflediklerini, bu işte beklentilerinin üzerinde bir verim elde ettiklerini belirtiyor.

    Gökşin Tarım’ın ürettiği domatesler için market raflarında hemen yer bulunmuş. Fiyatlar da oldukça yüksek. Karademir’in belirttiğine göre, ilk yıl Migros, Carrefour, Kipa gibi zincirlere mal vermişler. İhracat da yapmışlar. Karademir’in bu sisteme ilişkin görüşleri şöyle:

    “Tüketici bilinci geliştikçe, bu yatırımlar hızlanacak ve insanlarımız daha temiz ve sağlıklı ürünler tüketebilecekler. Ayrıca istihdam açısından bakıldığında bu tarz işletmelerde dönüme bir işçi çalıştırılmakta olduğundan, özellikle tekstil sektöründeki daralmayı tarım sektörüyle aşabilme ihtimali göz ardı edilmemelidir.”


    AGROBAY MEKSİKA’NIN LİDERLİĞİNİ ELİNDEN ALACAK


    İnşaat sektöründe faaliyet gösteren Bayburt İnşaat’ın sahibi Hasan Şentürk’ün İzmir Dikili’de kurduğu sera, Türkiye’nin tek bir alanda sahip olduğu en büyük sera unvanını taşıyor. 2002 yılında topraksız tarım işine başlayan Agrobay’ın sahibi Hasan Şentürk, halen 350 dönüm üzerinde faaliyet gösterdiklerini, yılsonuna kadar ise 500 dönüme ulaşacağını söylüyor. 2010 yılı planı ise bu tarımı bin dönüm üzerinde yapmak. Tarımda büyük bir potansiyel keşfederek bu alana yatırım yapmaya karar verdiğini anlatan Şentürk, “Şu an Agrobay’da üretim 8 bin tonun üstünde. Gelecek yıl 12 bin tona ulaşacak. Domates, biber ve salatalık çeşitleri üretiyoruz. Üretimimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Ciromuz ihracatta 8 milyon Euro. Gelecek yıl 10 milyon Euro hedefliyoruz” diyor.

    Satış iç pazarda ise sürekli olarak artıyor. Agrobay, bu yıl için yapacakları ek yatırımın 25 milyon Euro’yu bulacağını söylüyor. 500 dönüm üzerindeki üretim ile Meksika’nın liderliğini elinden almayı hedefleyen Agrobay, yatırımın karşılığını bir yılda almayı planlıyor. Şentürk, “Bu tarımın avantajları verimlilik ve kaliteyle sınırlı değil. Bu kültürde yetişen ürünlerin ihraç pazarları da daha geniş ve sorunsuz oluyor. Böylece yaptığınız yatırım, kısa zamanda geri dönüyor. Geçen yıl Akdeniz Sineği nedeniyle Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı durdu. Bizim Rusya’ya satışımız aksamadan sürdü” diyor.

    BOSTAN TARIMSAL ÜRÜNLER PERAKENDECİYKEN, ÇİFTÇİ OLDU

    Trakya Bölgesi’ndeki Güler Marketleri’nin sahibi olan ve marketleri Kiler’e satan Yusuf Bostan, geçen yıl topraksız tarım işine girmiş. Manisa Salihli’de 170 dönümlük arazi üzerinde 145 bin metrekarelik bir kapalı alanda taş yünü yöntemiyle fidelerini diken Bostan, ürünlerini önümüzdeki ay toplamaya hazırlanıyor.

    Bir projesi de Afyon’un Sandıklı bölgesinde olan Bostan’ın buradaki arazisi ise 200 dönüm. Bu işe büyük yatırımlarla giren Yusuf Bostan, bu yatırımlar için 20 milyon Euro’ya yakın bir yatırım yapacak. Şu anda domates ve Kaliforniya biberi üreten Bostan Tarım Ürünleri A.Ş. üretimini kaya yünü aracılığıyla gerçekleştiriyor. Bostan, “Bizim bu yılki üretim hedefimiz 5-6 bin ton civarında olur. Ama yurt dışından talep daha fazla. Markamızı taşımak için iç pazara da satış yaparız. Üç tane markamız var” diyor.

    Dört ziraat mühendisini Avrupa’da eğitim almaları için gönderen Bostan, Türkiye’de bu işi bilen yeterli uzmanın olmadığını söylüyor. İhracatla ilgili olarak ise Bostan, şöyle konuşuyor: “Geçen yıl ben pazarı öğrenmek için Antalya’da mal alıp sattım. Şu anda Rusya’da bir şirketle yaptığımız bir anlaşma var. Altı bin değil, 20 bin ton bile ürünüm olsa almayı talep ediyor” diyor.


    TOPRAKSIZ TARIM NASIL YAPILIR?


    Uluslararası topraksız tarım derneği (ISOSC) topraksız tarımı şöyle tanımlıyor: “Sucul olmayan bitkilerin köklerinin besin solüsyonuyla desteklenmiş, tamamen inorganik ortamlarda yetiştirilmesi.” Topraksız tarımda fidelerin dikimi toprak yerine nötr kabul edilen kaya yünü (rockwoll), hindistan cevizi kabuğu (cocopeat), perlit, pomza, hareketli su veya benzeri nötr kabul edilen ortamlar kullanılarak yapılıyor. Hiçbir içeriği olmayan tamamen nötr denilebilecek bu maddelerin tek işlevi, bitki kökünün su tutmasını sağlamak. Dolayısıyla çok verimsiz alanlarda bile rahatça tarım yapılabiliyor.

    Topraksız tarımda, bitkinin topraktan alması gereken doğal besin maddeler (potasyum, azot, fosfor, magnezyum v.b) ve mineraller, spagetti damla sulama yöntemiyle doğrudan bitkinin köküne, tamamen bilgisayar kontrollü olarak veriliyor. Böylece bitkinin optimum yetişmesi sağlanıyor.

    Eksik, fazla ya da zararlı bir oluşum, böylelikle bitkiye yaşatılmıyor. Ayrıca bitkinin döllenmesi Bombus arıları tarafından yapılıyor. Böylece sağlığa zararlı hormon kullanımı engellenmiş oluyor. Bitkilerin beslenmesi, dışarıdan makine aracılıyla bitkilerin köklerine drip denilen malzemeyle iletiliyor.

    Dışarıda bulunan makine o gün -gün sıcaklığı, bitkilerin ışıklanma süresi, gün uzunluğu gibi değerleri değerlendirerek- bitkiye gönderilecek gübre, asit ve su oranını ayarlıyor. Topraksız tarımda, verimli toprak arazisine ihtiyaç duyulmuyor. Hormon, kimyasallar ve gübreye ihtiyaç duyulmuyor. Toprak kullanılmadığı için toprak bakterileri ya da hastalıklarının yol açtığı riskler bu sistemde söz konusu değil. Ayrıca nadas uygulamasına da ihtiyaç yok. Tam otomasyonlu ve kontrollü üretim imkânı tanıması sayesinde ürün kalitesi yükseliyor.

    HANGİ SİSTEM DAHA KÂRLI?

    Topraksız tarımda bitkilerin yetişmesi için gerekli olan materyal de şu an tartışma konusu. Su içinde yapılan üretim mi daha kârlı, perlit ya da bazaltik pomza aracılığıyla yapılan üretim mi?

    Dizayn Grup’tan aldığımız bilgilere göre hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarım diğer topraksız tarıma göre yaklaşık 10 kat daha az su tüketiyor. Dizayn’ın iddiasına göre kendi yöntemleriyle altı kilogram su ile bir kilogram domates üretilirken, diğer sistemlerde 60 kilogram su ile bir kilo domates üretiliyor. İlaç tüketimi ise diğer topraksız yöntemlere göre kendilerinde binde 6. Gübre tüketimi daha az. Çevre kirletme riski ise yok. Çünkü atık yok. Su kapalı devre çalışıyor.
    Bazaltik pomzanın bir tonu, 30 Ytl. Pomzanın kullanım süresi ise sekiz yıl. Perlit ya da taş yünü kullanımında ise atık oranının yüksek olduğu belirtiliyor.

    UZMANLARDAN YATIRIMCILARA ÖNERİLER

    Topraksız tarım yatırımı için uzmanlara girişimcilerin hangi unsurlara dikkat etmeleri gerektiğini sorduk. Aynı zamanda topraksız tarım ile hangi ürünler yetiştirilir? İşte aldığımız yanıtlar:

    * Başta iklim özellikleri olmak üzere, arazinin sulama suyu varlığı, elektrik kaynağına yakınlık, pazara ulaşım açısından ana yollara hatta havaalanına yakınlık önem taşıyor.
    * Termal ve jeotermal enerji kaynaklarına yakınlık ise son derece önemli.
    * Don olmayacak bölgelerin tercih edilmesi gerekiyor.
    * Çukurda kalan ve rüzgâr almayan bölgeler yerine güneye bakan araziler tercih edilmeli.
    * Ürünlerle ilgili olarak, Türkiye’deki üretimin yüzde 90’ı şu an domates. Başta domates olmak üzere biber, patlıcan, salatalık, kavun ve kabak da yetiştirilen ürünler arasında yer alıyor.
    *Halen az miktarda da olsa fasulye, karpuz, marul, ıspanak, maydanoz, tere ve roka gibi ürünler de yetiştiriliyor.
    * İzmir’ in Menderes Bölgesi ağırlıklı olarak salatalık yetiştiriciliği, Derme ise biber yetiştiriciliği konularında alıcıların tercih ettiği bölgeler.
    * Antalya merkez ve çevresinde hemen hemen tüm ürünler bulunabiliyor.
    * Kesme çiçekte ise sırayla gül, karanfil, lale, krizantem, orkide, lilium, gerbera, frezya, glayör ve gipsofila yetiştiriliyor. Bu ürünlerden Türkiye’nin ihracat kaleminde yer alanlar ise karanfil ve gerbera.

    TÜRKİYE’DEKİ SERA ALANI ARTIYOR

    *Türkiye’ deki sera alanı 300 bin dönüm civarında,
    *Ortalama işletme başına sera alanı 3 dönüm civarında,
    *Seracılıkla uğraşan aile sayısı 100 bin-120 bin arasında,
    *Dönüm başına alınan verim 8-9 aylık periyotta domates için 35 ton, renkli biber için 15 ton.

    İNGİLTERE’DE BULUNDU, HOLLANDA VE İSRAİL GELİŞTİRDİ

    Topraksız tarım metodu, 1930 yılında İngiltere’de Kaliforniya Üniversitesi’nden Profesör Doktor William Gericke tarafından keşfedildi, Hollanda ve İsrail tarafından ise geliştirildi.

    Toprağın zaman içinde kirlenmesinden dolayı ikinci dünya savaşından sonra başlatılan çalışmalar sonucunda özellikle 90’lar sonrasında Hollanda ve İsrail’de bu üretim modeli ticari hayata da girdi. Türkiye’de ise son 5-6 yıldır şirketler kuruluyor. Türkiye’de topraksız tarım yapan üreticilerin ağırlıklı olarak ihracat yaptığı belirtiliyor. Yaklaşık beş serada da çiçek üretimi var.

    Topraksız tarım, günümüz için yeni bir teknoloji sayılabilir ancak tarihte buna örnekler bulmanın mümkün olduğu belirtiliyor. Çinlilerin pirinç yetiştiriciliği, Eski Mısırlılar’ın milattan yüzlerce yıl önce Nil Nehri’nin sularında topraksız yetiştiricilik yapmaları, topraksız tarım yani hidroponik sistem için tarihten birer örnek olarak gösteriliyor.

    Orta Amerika’da Aztekler’in Tenochtitlan gölünden çıkardıkları göl tabanı tortullarını sallara doldurarak göl üzerinde yüzen bahçeler yaptıkları söyleniyor. Bitki kökleri, çamur ve dalların içerisinden geçerek suyun içerisine uzanıyor ve yüzen adalar oluşuyor. Batmayan bu salların ise pazarlara yüzdürülerek götürüldüğü ve üzerlerinde yetiştirilen sebze ve çiçekler toplanarak, taze olarak satıldığı bu konuyla ilgili söylentiler arasında.

    Alıntı:
    http://www.patronturk.com/topraksiz-...ikkat-edilmeli
    Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

    Kızılderi atasözü.

  3. #3
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,956
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    Antalya'da geçen hafta ziyaret ettiğim 30.000 m2 ile Ülkemizin en büyük topraksız seralarından birinin içinden bir görünüm:

    Son düzenleme : Serenler; 15-11-2010 saat: 09:00.
    Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

    Kızılderi atasözü.

  4. #4

    Esas

    ...............
    .
    ...............

    27 Şubat 2010

    .............Suda domatese 5 milyon dolar harcadı..........

    - Çiftçilere çok hitap etmiyor galiba...

    Evet, çiftçiler istemiyor genelde. Çünkü ellerindeki imkanlar müsait değil.

    'Kravatlı çiftçiler' diyorlar ya bize daha çok onlar geliyor.

    Mesela daha önceden tekstil işi inşaat işi yapmış insanlar.

    Bu modelin çiftçilerden çok iş dünyasına hitap ettiğini söyleyebilirim.


    - Buradaki nihai hedef nedir?

    Biz ülkemizden çıkmış en güçlü tarım markasını oluşturmak istiyoruz.Çok büyük hacimli üretim yapacağız ve bir Türk markası oluşturacağız.

    - Nasıl olacak bu?

    Birincisi, dünyada Türkiye'nin topraklarının kirli olduğu ile ilgili bir algı yok ve bu çok çok önemli.
    Ne olur bu fırsatı bozmayalım. Çünkü 'topraklar kirli' algısı tüm hesapları bozar.
    Yaş sebze ve meyvede Türkiye'nin çağrışımı ve ihracat kabiliyeti çok iyi.
    Mesela Avrupa'nın algısı sıfır, çok kötü.
    Hızlı büyüme ve hızlı tüketim ihtiyacını karşılayabilmek adına bu bedeli ödediler.

    İkincisi çok güzel bir jeopolitik pozisyonumuz var.
    Kuzeyde muazzam bir Rus pazarı var ve oralar tarıma elverişli değil.
    Tüm AB ülkeleri tarım kabiliyetini kaybetti. Aşağıda Suriye bölgesindeki iklim de tarıma çok uygun değil. Dolayısıyla biz ihracat potansiyeli çok yüksek olan bir yerdeyiz.
    Politik anlamda da komşu ülkelerle iletişim çok iyi. Artık 'ben Türk ürünü almam' diyen bir bağnazlık kalmadı.


    Üçüncüsü, çok iddialı bir teknolojiye sahibiz. Dördüncüsü de biz tohumdaki lezzeti açığa çıkardık. Serada 50'den fazla başlıkta optimizasyon sağlayarak lezzet, koku ve görsellik noktasında çok iyi bir yere ulaştık. Son olarak da raf ömrü. Normal domatesin iki kata yakın raf ömrü sağladık.

    İşte bütün bunlar bizim yaş sebze ve meyvede bir marka çıkaracağımız algısını ortaya koyuyor.
    Biz markaya çok yatırım yapmamız ve çok para ayırmamız gerektiğinin de farkındayız.
    Çünkü sadece Türkiye değil asıl olarak dünya var. Tüm bu marka yatırımlarına 100 dönümü geçtikten sonra başlayacağız.

    http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/13917447.asp?gid=229

    -------
    -------

    Serenler abi nasıl değerlendiriyorsunuz bu gelişmeleri?

    Biz hep büyüklerimizden özellikle toprağın altında yetişen tarımsal ürünlerin çok daha faydalı olduğunu duyduk.

    Her yerin coğrafyasıda tarıma elverişli değil sonuçta ,

    Oradaki insanlarada iş imkanı sağlaması açısından mı değerlendirmek lazım....

    Suda yetişen, taşta yetişen,vb'lerine yaklaşımımız nasıl olmalı...

    Toprakla bütünleşen çiftçimizide ayrı bir yere koymalımıyız...

    Aydınlanmayanın bir yüzü kara , aydınlatmayanın gül yüzü gülsün
    .
    ÖLÇÜ
    İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. .... (MONTAIGNE)

  5. #5
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,956
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    Sevgili Attila;
    Bunlar çağın gereği olması gereken değişim ve gelişimlerdir. Bildiğimiz gibi dünya nüfusu tarihinde olmadığı kadar çoğalmıştır.
    Dolayısıyla çok ciddi bir besin ihtiyacı ortaya çıkmıştır.
    Bu nüfusun sağlıklı, yeterli ve doğal olarak beslenmek en doğal hakkıdır.
    Bu ihtiyacın işin uzmanları tarafından insan sağlığına zarar vermeden yani beslenirken "Can boğazdan gitmeden" karşılanması gerekmektedir.
    Yukarıdaki örnekte domates öne çıkmış.
    Şimdi bu örnek üzerinde biraz beyin fırtınası yapalım:
    Domateste normal tarla koşullarında üretim 3-5 ton iken kapalı seralarda bu üretim 18-20 tona çıkarılmış. Ama burada başta hormon ve çeşitli kimyaslların kullanılmasıyıla üretim artışı olmuş ama üretilen ürün insanları beslemenin yanında sağlıklarını bozmuştur.
    Kaldı ki bu kapalı ortamlarda biriken ilaç, gübre vb maddeler yüzünden domatesin kendi sağlığı da bozulmuştur.
    Yani zincirleme bir arıza söz konusudur.
    Bu nedenle tarımda yeni arayışlar ön plana çıkmış ve yukarıdaki gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır.
    Gezdiğim serada dekara üretim 30 ton iken bunun 80 tona kadar çıkarıldığı bilgisini aldım.
    Bu konuda henüz yolun başındayız..
    Son düzenleme : Serenler; 14-03-2010 saat: 17:24.
    Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

    Kızılderi atasözü.

  6. #6

    Esas

    seracılık tahtını topraksız tarıma kaptırmaya başlıyor gibi görünüyor...

    Anladığım kadarıyla daha az su, gübre, ilaç kullanılıyor ise olumulu diyebiliriz o zaman...

    Toprakta yetişen ile toprakta yetişmeyen birbirine rakip olmalımı,

    Yoksa ayrı ayrı değerlere sahip olup kardeşmi olmalılar,

    Onu da zaman gösterecektir.
    .
    ÖLÇÜ
    İnsanın gözü karanlıkta da iyi görmez, fazla ışıkta da. .... (MONTAIGNE)

  7. #7
    Duhul
    Sep 2008
    Yaş
    24
    Gönderi
    3,906
    Blog Yazıları
    35

    Esas

    Sayın Serenler böyle güzel ve hayati bir konuda bizleri bilgilendirdiği için çok tşk ediyorum
    Zaten sayın Serenler ülkemizde bu konuda hizmet veren sayılı yetkin insanlardandır...
    Topraksız tarım hem çevre dostu hem insan dostu bir tarım şekli...çünkü daha az gübre ve ilaçla yapılıyor
    Ürünler daha lezzetli ve daha dayanıklı...
    Umarım ülkemiz de bu tarım şekli yaygınlaşır...

  8. #8

    Esas

    Bence toprağın , havanın bu kadar cömert olduğu bir coğrafyada topraksız tarım biraz zorlama..
    Bunlar hep israil işi , adamların arazisi yok tabii yeterince ne yapsınlar böyle alternatif tarım peşindeler.
    ellerinde koskoca gediz , menderes , harran ovası gibi yerler olsaydı böyle şeyler yapmak isteyeceklerini zannetmiyorum.
    Böyle seralarda yetişen domateslerin de doğal ortamda güneş ışığı altında yetişenler kadar lezzetli olacağını şahsen düşünmüyorum.

  9. #9
    Duhul
    Jan 2010
    İkamet
    FB CUMHURİYETİ
    Yaş
    52
    Gönderi
    2,656

    Esas

    sayın serenler bu konuyla ilgili olarakta benim merak ettiğim husus,bitkilerin kendi yapısında bulunanlar hariç topraktan alacakları bir sürü mineral v.b maddelerin eksikliği ürün açısından değil de tüketenler açısından bir eksiklik ve tek tip beslenme gibi bir durum söz konusu olur kanaatindeyim.yani domates yemiş oluyoruz lezzeti 2. planda kalıyor gibi bir durum yani.

  10. #10
    Duhul
    Feb 2004
    Yaş
    58
    Gönderi
    11,956
    Blog Yazıları
    7

    Esas

    Sn yas3g;
    Endişelerinizde haklısınız. Ancak bu tür üretim adta laboratuar koşullarında yapılmakta olup verilecek besin maddeleri ve mineraller tamamen bilimsel verilere dayalı olarak hazırlanmaktadır. yani ne verirseniz onun karşılığı kaltede ürün alıyorsunuz.
    Sonuçta üretim tarlada da olsa normal serada da olsa sağlıksız yetiştirme=sağlıksız ürün olarak karşımıza çıkacaktır.
    yani buradaki en önemli kriter yetiştiricinin niyetidir.
    Bu tür yetiştiricilikte bitki birçok hastalıktan ari olarak yetiştirilmektedir.
    İnsanların beslenmesi sadece bu seradaki ürünlerle olamayacağına göre beslenmede dengesizlik veya eksiklikten söz etmek bence düşünülmemesi gereken bir durumdur.
    Bu teknolojiler konusunda israil olayına gelince;
    Artık bu fobiyi üzerimizden atmali kendi teknolojimizi, kendi tohumumuzu kendimiz geliştirmeliyiz.
    iBu konuda hiçbir zaman geç değildir.
    Yeter ki yarın sabahtan itibaren işe başlamış olalım..
    Dünyadaki her şeyin bir sebebi vardır. Her bitki bir hastalığı tedavi etmek için büyür. Ve her insan bir görevle yaratılmıştır.

    Kızılderi atasözü.

  11. #11

    Esas

    Türkiye'de, çok istediğim ve beklediğim gelişmeler, bunlar.

    Memleketimizin geleceği tarımdır, 100 kilo domates = 1 rulman devri geçmiştir.

    Sanayi ürünü eskiden pahalıydı, teknolojik gelişmelerle çok ucuzladı. Bazen bakıyorum teknolojik ürünlere, fiyatlarının ucuzluğuna aklım ermiyor.

    Adam gibi tarımla, hormonsuz, hilesiz, hurdasız ürünlerle, Türkiye emin olun, çok çok karlı çıkar.
    VE DOLAR 2 GAYME!

    1 dolar = 1 Euro olacak.

  12. #12
    Duhul
    Oct 2004
    İkamet
    tarabya
    Yaş
    10
    Gönderi
    7,332

    Esas

     Alıntı Originally Posted by yas3gk Yazıyı Oku
    sayın serenler bu konuyla ilgili olarakta benim merak ettiğim husus,bitkilerin kendi yapısında bulunanlar hariç topraktan alacakları bir sürü mineral v.b maddelerin eksikliği ürün açısından değil de tüketenler açısından bir eksiklik ve tek tip beslenme gibi bir durum söz konusu olur kanaatindeyim.yani domates yemiş oluyoruz lezzeti 2. planda kalıyor gibi bir durum yani.
    konsantre gibi bir solusyon hazirlaniyor bildigim kadariyla... Bitkinin alacagi potasyum, kalsiyum, magnezyum, fosfor, azot, kükürt, demir, çinko, bakır ve bir çok mineraller su ile karistirilarak bir solusyon elde ediliyor ve bu solüsyon bitkinin tüm ihtiyaclarını dogadan karsilayacaklariyla denk bir sekilde uzman ellerde hazirlaniyor... Normal çiftçinin yapabilecegi işler degil...

    Küresel ısınmayı hesaba katarsak ilerisi için gıda sorununa çözüm olabilecek bir sistem... Çünkü sera gazlari arttikca toprağa yağmur ile birlikte çok fazla miktarda zararli partiküller yayiliyor... Ürün zehirlenmesi (toprak kaynakli) vakalari eskiye nazaran cok daha yüksek... Mesela 5 dk sürecek bir yağmur ürünlerin heba sebep oluyor ama 3-4 saatlik bir yağmur fayda sağliyor... Özellikle toprak altinda yetisen ürünler için... ilaç ve hormonlar cabasi...

    Bu sistem çok mantıklı ama devlet destigi ve teşviklerin artirilmasi gerekli...

Sayfa 1/3 123 SonSon

Gönderi Kuralları

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konulara cevap yazamazsınız
  • Yazılara ek gönderemezsiniz
  • Yazılarınızı değiştiremezsiniz
  •