PDA

View Full Version : Dilimizi koruyalım, ama nasıl?


Pages : 1 [2]

ally_mcbeal
15-05-2006, 18:30
türkçemiz oktay sinanoğlunun deyimiyle matematik gibi bir dildir. kurallarını kavradıktan sonra türeterek kolaylıkla konuşulabilir. ingilizce ye en önemli üstünlüğü de zaten matematiksel kurallara sahip olmasıdır. araştırmalar türk çocuklarının anadili öğrenme dehası olduğunu ortaya koymuş. hayır, bence bu türklerin dil öğrenme yeteneğinden deil, güzel türkçemizin harika sisteminin sağladığı kolaylıktan kaynaklanıyor. eğer bu konuya değinen olduysa özür, bütün yazıları okumuş deilim çünkü....

Palet
06-06-2006, 12:43
Turkce'de son yillarda yasanan kirlenme ve yanlis kullanim ciddi boyutlara ulasti. Bu durum, hem Turkce'de karsiligi oldugu halde yabanci sozcuklerin kullanimi hem de Turkce ifadede anlam yanlisligi ve sozcuklerin yanlis kullanimi ile karsimiza cikiyor. Turkce kelimelerin ingilizce yazilmasi, dilbilgisi yazim kurallarina uymayan biçimde yazilmasi ve soylenmesi, her türlü ticari işletme adı, marka ve urun adi seciminde yabanci kelime ya da Türkçe yapisi bozulmuş kelimelerin seçilmesi. Bir toplumun en onemli kulturel mirasi olan dilin bu kadar kirlenmesi de dogal olarak o kulture zarar veriyor.

Bu nedenle Reklam Yaraticilari Dernegi (RYD), kendi alanindaki sosyal sorumlulugunun geregi olarak, dilimizde yasanan kirlilige dikkat cekmek ve dogru Turkce sadece "Turkce" kullanimini tesvik etmek amaciyla "Dilinizden Utanmayin!" kampanyasina basladi.
RYD, kampanyaya destek için herkesten dil çıkaran bir fotoğrafını turkce@ryd.org.tr adresine bekliyor. Kanpanya dilinden utanmayan herkese açık.
************************************************** ********
(alıntı)

balaban
06-06-2006, 13:01
"Dilinizden Utanmayin!"



Çok üzücü, kullandığı dilden utanmayanlar azınlıkta.

buzzy
06-06-2006, 20:25
Turkce'de son yillarda yasanan kirlenme ve yanlis kullanim ciddi boyutlara ulasti. Bu durum, hem Turkce'de karsiligi oldugu halde yabanci sozcuklerin kullanimi hem de Turkce ifadede anlam yanlisligi ve sozcuklerin yanlis kullanimi ile karsimiza cikiyor. Turkce kelimelerin ingilizce yazilmasi, dilbilgisi yazim kurallarina uymayan biçimde yazilmasi ve soylenmesi, her türlü ticari işletme adı, marka ve urun adi seciminde yabanci kelime ya da Türkçe yapisi bozulmuş kelimelerin seçilmesi. Bir toplumun en onemli kulturel mirasi olan dilin bu kadar kirlenmesi de dogal olarak o kulture zarar veriyor.

Bu nedenle Reklam Yaraticilari Dernegi (RYD), kendi alanindaki sosyal sorumlulugunun geregi olarak, dilimizde yasanan kirlilige dikkat cekmek ve dogru Turkce sadece "Turkce" kullanimini tesvik etmek amaciyla "Dilinizden Utanmayin!" kampanyasina basladi.
RYD, kampanyaya destek için herkesten dil çıkaran bir fotoğrafını turkce@ryd.org.tr adresine bekliyor. Kanpanya dilinden utanmayan herkese açık.
************************************************** ********
(alıntı)
Düzeltme gereği duydum.:) Doğrusu kampanya olmalı.
...........Anadil, en basit anlamda, kültürel zenginliklerin gardiyanıdır. O nedenle her mücadelede önce anadiller fethedilmeye çalışılır. Sömürülecek halkların değersiz gösterilmesinin en önemli ideolojik yöntemlerden biri, onlara kendi dillerini unutturmaktan geçmektedir. Unutmak, yok olmak demektir...............

naylon vicdan
25-08-2006, 17:12
Yetkin, doğru, akıcı, temiz bir yazının/metnin gücüne inanan ve görseli

bütünleyen etkisine burun kıvırmayanlar...

Baştan savma, özensiz ve özenti, ruhsuz, kısır, bulanık Türkçeye "yeter artık"

diyenler...

Değil bir harfe, "şapka"nın eksikliğine tahammül edemeyenler...


"Ses bayrağı" Türkçemizi her türlü işinizde doruklarda dalgalandıracak titiz,

disiplinli, dikkatli ve yaşayan Türkçeye hakim, "başkalarının kusurlarını örtmede

gece gibi ol"an, toparlayıcı ve oyunu iyi kuran "ön libero" vasıflı bir redaktör

arıyorsanız ben buradayım...

"Her arayan bulamaz, ama bulanlar mutlaka arayanlardır."


İletişim: sezaryen65@yahoo.com

Çalışma şekli: Freelance

naylon vicdan
25-08-2006, 17:25
Palet,Türkçe bir kelimedir.
Büyük sesli uyumu kuralina uymuyor olmasi sizi yaniltmasin.Palet,gazete,lira,limonata ve makine gibi yabanci kökenli Türkçe kelimeler genellikle büyük ünlü uyumu kuralina uymazlar.

bu başlık altında yazılanları görmemiş olmak benim ayıbım olsun, ne yapalım...
geçmiş sayfalarda gezindim biraz ve hemen bir yanlışlığı düzelteyim dedim.
belki de doğrusu yazılmış olabilir. yine de katkım olsun.

Fransızca bir sözcüktür "palette". "Palet" şeklinde yazıyoruz. Tıpkı, "Palmier"i
"Palmiye" yazdığımız gibi.

bu sayfanın müdavimiyim artık!

naylon vicdan
25-08-2006, 17:40
Sayın Alvardar, öncelikle duyarlılığınız için tebrikler. Ülker'in yazdığı mesaj ise açık:"Biz de dil konusunda kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz .İhracat yaptığımız için bu tür isimler kullanıyoruz kılıfımızın inandırıcı olmadığının da farkındayız. Ticaretimizi yaparken ulusumuzun içinde bulunduğu zaafı sömürmeyi de ihmal etmiyoruz. "

"Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum."

sn. Alvardar'ın mektubundan bir alıntı yaptım. kırmızıyla işaretlediğim yerdeki yanlışlık hemen hemen herkes tarafından yapılıyor.
olumsuzluk ifadesini güçlendiren, tamamlayan doğru sözcük "katkı" olmaz!
"yol açar", "sebep olur" ama "katkı" olmaz. herhangi bir eyleme olumlu etki söz konusu ise "katkı" vardır.

dedim ya, ta ilk sayfadan beri okumaya başladım. yeri geldikçe naçizane fikirlerimi paylaşacağım.

Palet
25-08-2006, 17:42
bu başlık altında yazılanları görmemiş olmak benim ayıbım olsun, ne yapalım...
geçmiş sayfalarda gezindim biraz ve hemen bir yanlışlığı düzelteyim dedim.
belki de doğrusu yazılmış olabilir. yine de katkım olsun.

Fransızca bir sözcüktür "palette". "Palet" şeklinde yazıyoruz. Tıpkı, "Palmier"i
"Palmiye" yazdığımız gibi.

bu sayfanın müdavimiyim artık!

Palette Fransizca bir sözcüktür, palet ise yabanci (fransizca) kökenli Türkçe bir sözcüktür.Türkçemize palet olarak geçmistir.

naylon vicdan
25-08-2006, 18:33
amacım polemik yaratmak değil ama o zaman da "television", "radio", "telephone", "off-side", "out", "manoeuvre", "camp" ve "grippe" İngilizce/Fransızca kökenli Türkçe (?) kelimeler mi oluyor?!

yukarıdaki soruma açılım sağlaması açısından şu soruyu da eklemem gerek: "onay", "onat", "gönenmek" için ne diyeceğiz?

naylon vicdan
25-08-2006, 18:36
önceki sayfalarda sorulmuştu da...

avatar: hindu mitologyasında bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

Palet
25-08-2006, 19:12
amacım polemik yaratmak değil ama o zaman da "television", "radio", "telephone", "off-side", "out", "manoeuvre", "camp" ve "grippe" İngilizce/Fransızca kökenli Türkçe (?) kelimeler mi oluyor?!

Hayir tabiki sorun yaratmiyorsunuz ama keske bana sormak yerine sözlüge baksaydiniz.Bu yazdiklariniz zaten yabanci ama türkçeye geçtiklerinde artik türkçe oluyorlar ve bu sekilde yazilmiyorlar.(off-side ve out hariç)
Ben israrla paletin türkçe oldugunu savunuyorum,dilerseniz türk dil kurumu sözlügünde bunlarin açiklamasini da bulabilirsiniz.
Ama buda içinizi rahatlatmazsa, malesef ben;
"beni affedin, ben güzel dilimizin bozulmasina karsiyim ama takma adimi alirken yabanci kökenli olusunun bu sayfada yazmama engel olacagini düsünmemistim" gibi bir açiklama yapamayacagim....
Ayrica, daha öncede ben bu sayfada yazi yazdigimda benzer bir tepkiyle karsilastim.Açiklamasini yaptigim halde bu durumdan ne pay çikarmaliyim sizce?
"Sen bu sayfaya yazi yollayana kadar git önce adini degistir" mi demek isteniyor bana?
Eger çikan sonuç buysa,bundan sonra müdavimi olmak istediginiz sayfaya yazi yazarken sizinde adinizi degistirmeniz gerekecek.
Saygilarimla...

naylon vicdan
25-08-2006, 20:30
sevgili palet,

amacım polemik yaratmak değil, dememe rağmen beni tartışma alanına çekme gayretinizi yadırgadığımı söylemem gerek.
hiç düşünmediğim "zorlama" konularla (tabiri mazur görün) ortaya kılçık atmayı
manasız bir çaba olarak değerlendiriyorum.

"onay, onat, gönenmek" kelimeleri niye es geçildi, yanıtlanmadı? dedim ya, Türkçe sevdalısı bizlerin bu türden yazışmalarla ortamı germeden, gediklere münasip taşları denklemek aşkına "en doğru benimkidir" tepinmesine yüz vermemesi lazımdır.
yazdıklarımdaki iyi niyeti es geçip, "nick" konusunda faullü yumruklara tevessül etmenizi ise hayretle karşıladım. çok şaşırdım açıkçası...
"nick"inizi ister "palette" seçin, ister "palet"... bunlara kafamı takmış değilim.
daha dil hakkında görüşlerimi bile belirtmedim. ileride yazmayı düşünüyorum.
ancak, daha birinci dakikada elle atılan golü de nizami saymam beklenmesin.

maksadım şuydu: kökeni (etimolojisi) eski Türkçe olan kelimeler... has bir Türkçe yani... orijini ecnebi kelimeler değil... anlatabildim mi?
"haydut herif" nece? macarca ve arapçadan müteşekkil... ya "salaş lokanta"?..
o da macarca ve italyanca işbirliğinden...
yabancı kökenli Türkçeleşmiş kelimeler ayrıdır, Göktürk, Orhun yazıtlarından bugüne gelenler ayrı...
1071'den önce orta asya'da kullanılan dilden alıntılamayı kasdetmiştim.
yoksa, tabii ki arapça, farsça, portekizce, ermenice, latince, macarca, rusça ve birçok dilden kelimeleri dilimize kattık. keyfiyet budur.

yazılanların tamamını yanıtlayacağım. ama bir daha kesinlikle polemik kokan suni tartışmalara girmek istemiyorum.
takma adınızın kökeni, yazılış şekli vs. beni hiç rahatsız etmedi.
sadece bir şerh koymuştum, o kadar.

takma adınızı değiştirin deme cüretini göstermek aklımdan dahi geçmedi.
geçseydi bunu ima ederek değil, açık açık yazardım zaten.
yani, takma adlara karşı bir alerjim yok! tamam?..

imkb'ye olan ilgim medar-ı maişet motoruna yakıt sağlamak amaçlıydı.
hisse.net'e üye olurken de "nick" için fazla kafa yormadan, siyasi-ekonomik-felsefi
içeriği olan bir "isim" üzerinde mesai yapmadan, yakın bir arkadaşımın önerisiyle
icra ettiğim işe atıfta bulunan o meşhur "nick"i belirledik.
aslında o belirledi, ben de onadım. "okeyledim" de diyen var!
ahvalimiz bundan ibarettir.

maksadım, bu tür lise son münazara seviyesinde gezinmeyen fikir alışverişleridir.
benim açımdan herhangi nahoş bir durum yoktur.
umarım şahsınız için de herhangi bir pürüz kalmamıştır.

devletle...

Palet
26-08-2006, 10:33
Sayin Redq
Kabahat sizde degil,size cevap verende..Uzun uzun laf ebeligi yapacak konumda degilim.Maden yazip yazip, isinize gelmedigi noktada konuyu lise son münazarasi olarak nitelendiriyorsunuz,buyrun dilediginiz gibi hareket edin.Anlatmak istedigimi anlamama çabaniz,beni bu yazismanin manasiz olduguna ikna etti.Açikçasi bu durumda kuyuya atilan tasi çikarmaya yardimci olamayacagim.
Yapim geregi son yazdiklarinizdan sonra devam etmem zaten olanaksiz.
Bu sayfaya yazma amacim sadece ve sadece dilimizin korunmasina bir nebze katkida bulunmakti.Umarim yedigim hakaretler buna deger.
Neyse vatan sagolsun...

naylon vicdan
01-09-2006, 23:47
vatanın sağlığına katkılar:

"kabahat sizde değil, size cevap verende" cümlesinde geçen "verende"deki
de eki ayrı yazılır. "veranda" değilse maksud...
"vatan sağolsun" yazarken de, "sağ olsun"u ayrı yazıyoruz.

"sana/size o kadar kızgındım ki neyi, nasıl yazdığımı bilecek durumda dedildim."
demeyiniz.
"dilimizin korunmasına bir nebze katkıda" bulunurken bu "da-de" eklerini çoğu yazınızda hatalı kullandığınızı gördüm de...
bir de; noktalardan sonra "espas" vermek lazım gelir. yani, bir "tık"lık boşluk...
dostça bir hatırlatma olarak alınız.

"katkı" amaçlı yazılarınızdan alıntı yaparak bu hususun altını çizmek istemiyorum.
ego şişkinliği bu ülkede sık görülen bir durumdur. amacımız birdi ama anlaşamadık.
ne yapalım, kader böyleymiş...

devletle...

hamiş: e.e. cummings'i referans aldım büyük-küçük harf meselesinde.

balaban
17-09-2006, 14:38
Sevgili tdogan bu mesajı e-posta ile bana göndermişti.

Türkçe isim kullanmayanlardan alışveriş etmiyorum. Ben bu kadarını yapabiliyorum.

Kıllık!
KUŞADASI'NDA tatil yaparken bir grup arkadaşıyla birlikte Kadınlar Denizi 1. Sokak'ta bir restorana girmiş Murat Kılıkçıer ve bakın başlarına neler gelmiş:

''Sonradan restoranın sahibi olduğunu öğrendiğimiz ve Güneydoğu şivesiyle konuşan kişi mönüyü getirdi ve hepsi İngilizce yazılmış beş yemek çeşidini sıraladı. Sipariş için düşünmek üzere izin istediğimiz sırada arkadaşlarımdan biri mönüdeki fiyatların sadece Avro üzerinden olduğuna dikkatimizi çekti. İşyerinin sahibi sipariş almaya geldiğinde kendisine yemek isimleri bir yana neden fiyatların en azından Avro'nun yanında Türk Lirası olarak da gösterilmediğini sordum.

Restoranın sahibi beyefendi güldü ve 'Ne yapacaksınız Türk Lirası'nı, bakın Avrupa Birliği'ne giriyoruz' diyerek sanırım kendince şakaya vurarak geçiştirdi.

Öylece bakakaldık. Bu arada gözümüz tavanda asılı bayraklara çarptı. Yaklaşık 15 ülke bayrağı arasında Türk bayrağı yoktu.

Tam bu sırada önümüzdeki masada oturan bir çiftin bayrakları ve mönüyü birbirlerine işaret ederek kalktıklarını fark ettik.

Restoranın sahibi masamıza geldiğinde ona 'Bakın öndeki masa, size az önce söylediğimiz sebepten kalktılar, onlar da Türk'tü' dememiz üzerine kendisi 'Kalksınlar yaa, Türkler de gelmesinler' diye homurdandı.

Kısaca anlatmak gerekirse biraz tartıştık ama iletişim kurabilmemiz için aramızda engel koskoca bir dağ ve adamın aklında tek bir şey, sadece 'Burası benim' düşüncesi vardı.

Tartışma sırasında bize fiyatlarının çok ucuz olduğunu, böyle ucuza başka bir yerde yiyemeyeceğimizi, buna rağmen bizim kalkıp ona 'Türk Lirası için kıllık yaptığımızı' bile söyleyebildi.

Belli ki üzerinde, görmeye dayanamadıkları kişilerin resmi olan paraları istemiyorlardı.

İnanın ne yapacağımızı bilemedik.

Hesabı ödedikten sonra da fişimizi ancak ısrarla istedikten sonra alabildik.''

Bu öykü üzerine o klasik söz ''Burası Türkiye, olur böyle şeyler'' diyebilir miyiz?

Hayır.

Çünkü artık ''burası'' Türkiye olmaktan çıkıyor! Herkes kafasına bir düzen kurup bildiğini okuyor. Kimse de karışmıyor.

Bir gencin Türkçe çığlığı

BİR genç Eren Dedeoğlu ve liselerde yabancı dil eğitimi verilecek diye Türkçe dersinin unutulduğunu söylüyor, ''Türkçe konuşmayı unutturdular, şimdi Türkçe yazmayı da unutturuyorlar'' diyor:

''Kimse farkında değil mi elimizden kayıp gidiyor Türkçemiz. Sesli harflerimizi kullanmaz olmuş yaşıtlarım. Girdikleri sitelere bakıyorum da, 'dolar' işareti 'ş' harfimizin yerini almış, 'v' harfimizin yerine 'w' kullanıyorlar. Dahası fiiller kullanılmaz olmuş. Zarflar, sıfatlar çoktan unutulmuş.

İçim acıyor, Atatürk 'ün elinde tebeşir, Türk alfabesinin harflerini öğreten resmini gördüğümde. Bir baksanıza o sitelere, bir baksanıza gençlerimize.

Bizi bizden alamadılar savaşla ama şimdi kültürümüzü alacaklar elimizden. Katlediliyor kendi insanlarımız tarafından kültürümüz. Elimizden kayıp gidiyor sahip olduğumuz değerler.

Böyle giderse çok yakında Türkçemiz kalmayacak. O zaman bu yazıyı yabancı bir dilde yazıyor olacağım belki de! Birileri bir şeyler yapsın artık!''

ally_mcbeal
29-09-2006, 02:34
türkçe karşılığı mevcut olan bir kelimeyi başka dildeki anlamıyla söylemeye gerek yok.

mesela opsiyon yerine rahatlıkla seçenek diyebiliriz....

MAŞALI
29-09-2006, 02:51
türkçe karşılığı mevcut olan bir kelimeyi başka dildeki anlamıyla söylemeye gerek yok.

mesela opsiyon yerine rahatlıkla seçenek diyebiliriz....

bence bu kadar takmamak lazım. osmnlıca karma bir dilmişte osmanlıyı kim sömürmüş.bece uygun olanı ve hoş olanı kullanalım. haa tabii ki bazıları gibi sosyetik olmak uğruna oramızı buramızı yırtmayalım.arkadaşlar türkçryi sadeleştirmek adına dilimizi mahfetmeyelim.imkan arapça yerine olanak çıktı. farkı varmı yok. ben imkanı kullanıyorum. biz Türk'üz. manası bilinen her kelime türkçedir.

ally_mcbeal
29-09-2006, 03:06
sn emref1
ben yine de türkçe karşılığı bariz olan kelimelerde anadil yanlısıyım.

şu sosyetik olma uğruna yapılan konuşmalara dem vurmuşsunuz da hemen çağrışım yaptı; şimdilerde özellikle bazı bayanlar tarafından kullanılan amerikan aksanlı türkçe konuşma furyasına çok raslıyorum. bu da sanırım yeni bir moda; '''ben uzun yıllar abd de kaldım o yüzden aksanım var mesajı :D '''
tuhaf...

MAŞALI
29-09-2006, 11:27
sn emref1
ben yine de türkçe karşılığı bariz olan kelimelerde anadil yanlısıyım.

şu sosyetik olma uğruna yapılan konuşmalara dem vurmuşsunuz da hemen çağrışım yaptı; şimdilerde özellikle bazı bayanlar tarafından kullanılan amerikan aksanlı türkçe konuşma furyasına çok raslıyorum. bu da sanırım yeni bir moda; '''ben uzun yıllar abd de kaldım o yüzden aksanım var mesajı :D '''
tuhaf...

benim demek istediğim asıl; ben doğuya gidiyorum cazip araba olduğu zaman antepi geçince bir tane türkçe konuşan insan yok. keşke onlar türkçe konuşssa imkan dese opsiyon dese ve hatta ingilize konuşsa. yazık..:mad:

ally_mcbeal
29-09-2006, 13:57
antepi geçince bir tane türkçe konuşan insan yok.


o kadar mı vahim ??

chemeng
30-09-2006, 16:42
dili korumanın en güzel yolu ağzımızı gereksiz şeyler için açmamak..gereksiz şeyler konuşuldukça dil bozulmaya başlıyor..

sardes
03-10-2006, 12:09
Selamlar
Türkçe üzerine,
Bu yazı bana nasıl ulaştı tam hatırlamıyorum; uzun bir yazı ama inanılmaz güzel.
Türkçe dilinin evrenselliği üzerine matematiksel çalışma. Yabancı dil diye çoçuklarımızı sınırsız zorlama(en son duydugum lise için 6. yabancı dile doğru) yapanların aslen varlığın kendi dilinde kendini bulabildiğini, varlığı tanımlayan herşeyin varlığın doğduğu dil ile tanımlandığını unutmaması dileği ile.
Saygılarımla.



Türkçe Üzerine Bir Matematik Modelleme
>
>
>
>
>Türkçe üzerine bir matematik modelleme ve bunun olası sosyal yansımaları
>üzerine bir zihin jimnastiği.
>"Victor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçe'yi en zengin
>kullananlardan Yaşar Kemal'in romanları 3.500 kelimeyi geçmez" görüşü çok
>yaygındır. Bu görüş haklıdır zira Türkçe'nin Fransızca'ya oranla daha az
>sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce'ye, Almanca'ya, İspanyolca'ya oranla da
>daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha
>yetersiz bir dil olduğu anlamına gelmez! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey
>anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı
>dokunmaz ancak, gereği yoktur.
>
>Başka bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında,
>aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında
>çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi
>görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller
>kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları
>bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçe'de
>anlamları sözlükteki tanımlar değil, kelimelerin cümle içindeki konumları
>belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektiği
>kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne
>sürülebilir.
>
>İngilizce-Türkçe sözlükte "sick", "ill" ve "patient" ın karşısında hep
>"hasta" yazar. Bu bağlamda İngilizce'nin üç kat daha fazla sözcük içerdiği
>söylenirse bu doğrudur. Ancak, aradaki farkların Türkçe'de vurgulanamadığı
>söylenmeye kalkılırsa bu yanlış olur: "doktor falanca beyin hastası olmak",
>"böbrek hastası olmak", "Internet hastası olmak", "filanca şarkının hastası
>olmak" arasındaki farkı Türkçe konuşan herkes bir çırpıda anlar. Bunun
>nasıl olabildiğini görmek zor değildir. Bir kalem alıp, alt alta:
>
>3 + 5 =
>
>12 + 5 =
>
>38 + 5 =
>
>yazmak, sonra da bunları toplamak yeterlidir. Hepsinde aynı "+ 5" yazdığı
>halde sonuçlar farklı çıkıyorsa, Türkçe'de de hepsinde aynı "hastası olmak"
>ifadesi geçtiği halde sonuçlar farklı olacaktır. Türkçe'nin az araç ile çok
>iş yapmasının sırrı matematikte yatar. 0 dan 9 a kadar 10 tane rakam, artı,
>eksi, çarpı, bölü dört işlem işareti ve bir ondalık ayracı virgül, yani
>topu, topu 15 simge ile sonsuz sayıda işlem yapılabilir. Türkçe de benzer
>özellikler gösterir. Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse
>matematiğin kılık değiştirmiş halidir.
>
>Türkçe'deki herhangi bir fiilin çekiminin ve kelimelerin nasıl çoğul
>yapılacağının öğrenilmiş olması, henüz varlığı bile bilinmeyen, 5 yıl sonra
>Türkçe'ye girecek fiillerin nasıl çekileceğinin ve 300 yıl önce unutulmuş
>kelimelerin çoğullarının ne olduğunun biliniyor olması demektir. Bu tıpkı
>birinci dereceden 2 bilinmeyenli bir denklemin nasıl çözüleceği
>öğrenildiğinde, sadece x = 6, y = 23 olan denklemlerin değil, aynı
>dereceden bütün denklemlerin nasıl çözüleceğinin öğrenilmiş olması gibidir.
>Oysa sözgelimi İngilizce'de "go", " went" olurken "do", "did" olur. Çoğul
>ekleri için de durum aynıdır: "foot", "feet" olurken "boot", "beet" değil
>"boots" olur. Bunun tutarlı bir iç mantığı yoktur, tek çare böyle
>olduklarının bellenmesidir.
>
>Türkçe'de ise, statik kelimeleri ezberlemek yerine dinamik kuralları
>öğrenmek gerekir. Türkçe'de neredeyse istisna bile yoktur. Olanlar da ses
>uyumu gereği alma olması gereken meyve isminin elma biçimine dönmesi gibi
>birkaç minör istisnadır. Kurallar ise neredeyse, bu dili icat edenlerin
>Türk olduğuna inanmayı zorlaştıracak kadar güçlü ve kesindir.
>
>Bu noktadan sonra, anlatılanları matematik olarak formüle etmek, aradaki
>ilişkiyi somutlaştırabilmek açısından yararlı olacaktır. Bunu yapmanın en
>kolay yolu ikili sayı sistemini kullanmak olduğu için de yalnızca 0 ve 1
>leri kullanmak yeterlidir. İzleyen örneklerde [1 = var] ve [0 = yok]
>anlamında kullanılmışlardır.
>
>KELİME KÖKÜ
>
>ÇOĞUL EKİ
>
>MATEMATİK İFADE
>
>ev
>
>
>
>1.0
>
>ev
>
>ler
>
>1.1
>
>
>
>ler
>
>0.1
>
>
>Türkçe'deki bütün kelimelerin 2 bit olduğu varsayılabilir (ileride bit
>sayısı artacak). Tekil olan bütün kelimeler 1.0 (kelime kökü var; çoğul eki
>yok), çoğul olanlar ise 1.1 dir (kelime kökü var; çoğul eki var). Bu kural
>hiç değişmemek bir yana, öylesine güçlüdür ki Türkçe'de başka hiç bir dilde
>yapılamayacak bir şey yapılıp, olmayan bir kelimenin çoğulu dahi
>söylenebilir (0.1). Birisi karşısındakine sadece "ler" dediğinde, alacağı
>tepki: "anladık ler de, neler?" türünden bir cevap olacaktır. Bir şeylerin
>çoğulunun söylendiği bellidir de, neyin çoğulunun kastedildiği açık
>değildir.
>
>VURGULAMA
>
>SIFAT KÖKÜ
>
>ZAYIFLATMA
>
>MATEMATİK İFADE
>
>
>
>kırmızı
>
>
>
>0.1.0
>
>kıp
>
>kırmızı
>
>
>
>1.1.0
>
>
>
>kırmızı
>
>msı
>
>0.1.1
>
>kıp
>
>kırmızı
>
>msı
>
>1.1.1
>
>
>Türkçe'deki sıfatların anlamını kuvvetlendirmeye veya zayıflatmaya yarayan
>bu kural da hiç değişmez. Hatta istenirse bu kurala uyan ama hiç bir
>sözlükte bulunmayan, hem kuvvetlendirilmiş hem de zayıflatılmış garip
>sıfatlar bile türetilebilir. "Güneş doğmazdan az önce ufuk kıpkırmızımsı
>(kıp + kırmızı + msı; [1.1.1]) bir renk aldı" dendiğinde, herkes neyin
>kastedildiğini anlayacaktır. Çünkü ayaküstü türetilen bu sıfat, hiç bir
>sözlükte yer almaz ama, Türkçe konuşan herkesin çok iyi bildiği bu kurala
>uygundur.
>
>Fiil çekimlerinde de işler farklı değildir. Burada zorunlu olarak kişi için
>3, zaman için 2 bitlik gruplar kullanılacak. Çoklu bit grupları şunları
>ifade edecek:
>
>
>
>
>
>
>011 = ben
>010 = sen
>000 = o
>111 = biz
>110 = siz
>100 = onlar
>-------------
>00 = geniş zaman
>11 = şimdiki zaman
>10 = gelecek zaman
>01 = geçmiş zaman
>
>KÖK
>
>YETERLİLİK
>
>OLUMSUZ
>
>ZAMAN
>
>HİKAYE
>
>RİVAYET
>
>KİŞİ
>
>MATEMATİK İFADE
>
>oku
>
>(y)abil
>
>
>
>di
>
>
>
>
>
>m
>
>1.1.0.01.0.0.011
>
>oku
>
>(y)a
>
>ma
>
>z
>
>
>
>mış
>
>sın
>
>1.1.1.00.0.1.010
>
>gel
>
>
>
>me
>
>(y)ecek
>
>ti
>
>
>
>
>
>1.0.1.10.1.0.000
>
>git
>
>
>
>me
>
>di
>
>
>
>
>
>k
>
>1.0.1.01.0.0.111
>
>şaşır
>
>abil
>
>
>
>ecek
>
>ti
>
>
>
>niz
>
>1.1.0.10.1.0.110
>
>bil
>
>
>
>
>
>(i)yor
>
>
>
>
>
>lar
>
>1.0.0.11.0.0.100
>
>
>Tabloda zaman ile ilgili küme 3 bit yapılıp geçmiş zaman "di'li geçmiş" ve
>"miş'li geçmiş" olarak ikiye ayrılabilir, soru bileşkeni için ayrı bir bit
>eklenebilir, emir ve şart kipleri de işin içine katılabilir ancak, sonuç
>değişmezdi.
>
>Cümleleri oluşturan öğelerin (özne, nesne, yüklem, vb...) sıralaması da
>rastgele değildir. Türkçe cümleler bir tür "crescendo" (şiddeti giderek
>artan dizi) izlerler. Bütün vurgu en sonda yer alan yüklem (fiil)
>üzerindedir. Diğer öğelerin önemi, yükleme olan yakınlık/uzaklık konumları
>ile belirlenir. Yükleme yakınlaşıldıkça önem artar. Gene matematiksel
>olarak ele almak gerekirse, cümleyi oluşturan her bir öğenin toplam öğe
>sayısı kadar haneden oluşan bir matematik değere sahip olduğu
>varsayılabilir. "Dün Ahmet camı kırdı" cümlesi 4 öğeden oluşmaktadır; o
>halde her öğe 4 haneli bir değere sahip olacak, ilk öğe en düşük, son öğe
>ise en yüksek değeri taşıyacaktır.
>
>CÜMLE
>
>MATEMATİK DEĞER
>0001
>
>MATEMATİK DEĞER
>0011
>
>MATEMATİK DEĞER
>0111
>
>MATEMATİK DEĞER
>1111
>
>1
>
>Dün
>
>Ahmet
>
>camı
>
>kırdı.
>
>2
>
>Dün
>
>camı
>
>Ahmet
>
>kırdı.
>
>3
>
>Ahmet
>
>dün
>
>camı
>
>kırdı.
>
>4
>
>Ahmet
>
>camı
>
>dün
>
>kırdı.
>
>5
>
>Camı
>
>dün
>
>Ahmet
>
>kırdı.
>
>6
>
>Camı
>
>Ahmet
>
>dün
>
>kırdı.
>
>
>Şimdi tablodaki cümleler tek, tek ele alınabilir
>1. cümle: Dün Ahmet bir iş yaptı ve bu camı kırmak oldu.
>2. cümle: Dün kırılan camı başkası değil Ahmet kırdı (suçlu Ahmet!).
>3. cümle: Ahmet'in dünkü işi camı kırmak oldu (belki önceki gün kitap
>okumuştu).
>4. cümle: Ahmet camı herhangi bir zaman değil, dün kırdı (yarın kırması
>gerekiyor olabilirdi).
>5. cümle: Cam düne kadar sağlamdı, kırılmasının suçlusu ise Ahmet.
>6. cümle: Camı Ahmet zaten kıracaktı, bunu dün yaptı.
>
>Cümleyi oluşturan öğeler kesinlikle aynı kalırken (cam hep 'i' haliyle
>'camı' olarak kaldı; fiil hep 3. tekil şahıs, di'li geçmiş zamanda çekildi,
>vb.) sadece yerlerinin değişmesi cümlelerin anlamlarını da değiştirdi. Her
>cümlede 0011, 0001'den daha fazla, 0111 bu ikisinden daha fazla, 1111 ise
>hepsinden daha fazla önem taşıdı. Anlamı belirleyen de zaten her bir öğenin
>matematik değeri oldu.
>
>Kelimelerin statik anlamlar taşıdıkları dillerde, zaman belirtecinin (dün)
>yeri değiştirilerek elde edilebilecek 2 çeşitlemenin dışında diğer
>anlamları vermek için kip değiştirmek (edilgen kip - passive mode
>kullanmak) veya araya açıklayıcı başka kelimeler eklemek gerekir. Türkçe
>konuşanlar ise her bir cümlenin diğerinden farkını derhal anlarlar.
>
>Matematik ile olan alış-veriş yalnızca verilen örneklerle sınırlı değildir.
>Türkçe'nin ne tarafı ele alınsa bu ilişki ile yüz, yüze gelinir.
>
>Türkçe'nin bu özelliğini "İnsanlar kendilerine ulaşan mesajları nasıl
>anlarlar? Bunun kullanılan dil ile bir ilgisi var mıdır? Bir Fransız, bir
>İngiliz, bir Türk aynı mesajı kendi ana dillerinde alsalar, birbirleri ile
>aynı şekilde mi, yoksa farklı mı algılarlar? Eğer dilin algılamayla ilgisi
>varsa, işin içine bir dil karışmadığında yani sözgelimi bir pantomim
>gösterisi izlenir veya üzerinde hiç yazı olmayan bir afişe bakılırken, dil
>ile ilgili bu alışkanlıklar nasıl etki ederler?" türünden sorulara yanıt
>ararken fark ettim. Bu özellik konuya ilgi ve sabırla yaklaşıp, bakmayı
>bilen herkesin görebileceği kadar açık. O nedenle, bu güne kadar kesinlikle
>başkaları tarafından da görülmüş olmalı. "Türkçe çok lastikli, nereye
>çeksen oraya gidiyor" diyenler de aslında, hayal meyal bu özelliği fark
>eder gibi olup, ne olduğunu tam adlandıramayanlardır.
>
>Türkçe teknik açıdan mükemmel bir dildir. Bu mükemmelliğin nedeni matematik
>ile olan iç içeliktir. Keza, ne yazık ki Türkçe'nin, bu dili konuşanlara
>kurduğu tuzak ta buradadır.
>
>Kentli - köylü, eğitimli - eğitimsiz, doğulu - batılı, vb... kültür
>çatışmaları dünyanın her yerinde vardır. Gene dünyanın her yerinde iyi,
>kötü işleyen bir "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci bu çatışmayı
>kendi içinde bir takım sentezlere götürür. Türkiye bu açıdan dünya
>genelinin biraz dışındadır. Bizde "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci
>ya hiç çalışmaz, ya da akıl almaz bir yavaşlıkta çalışır. Sorun, başka
>sebeplerin yanı sıra kullandığımız dilden de kaynaklanmaktadır. Düşünme,
>kendi kendine sözsüz konuşma olarak kabul edilirse (bence öyledir),
>anadilin kişilerin düşünce yapısı üzerinde etkili olduğunu da kabul etmek
>gerekir; insanlar kendi anadillerinde düşünürler. Türklerin büyük paradoksu
>işte buradadır. Teknik açıdan mükemmel bir dil olan Türkçe, kendi
>dışımızdaki dünyayı kendimizce değiştirmeden, olduğu gibi algılamaktaki en
>büyük engelimizi oluşturmaktadır.
>
>Örneğin, Türkiye dışına yabancı işçi olarak giden ilk nesil gerek
>bulundukları ülkenin dilini öğrenme, gerekse oradaki yaşam biçimine ayak
>uydurma konusunda muhteşem bir direniş gösterdiler. Bu direnişin boyutları
>o denli büyük oldu ki, başka hiç bir diasporada gözlenmeyen gelişmeler
>yaşandı. Türk diasporası, gettolaşıp kendi kültürünü gene kendi içine
>kapanık bir çevrede yaşayacak yerde, kendi kültür kurumlarını o ülkeye
>ithal etti. Asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri kabul edilen
>İspanyollar, gittikleri yere sadece gazetelerini ve bazen de radyolarını
>taşımakla yetinirken; Türklerin bunlara ek olarak (hem de birden çok)
>televizyon kanalları ve hatta kendi fast-food'ları (lahmacun, döner, vs...)
>oldu. Bunları başaran insanların yeteneksiz olduklarına, uyum sağlamayı da
>bu yeteneksizlikleri yüzünden beceremediklerine hükmetmek en azından adil
>ve gerçekçi olamaz. Keza, böylesine önemli bir kültür direnişi
>gösterenlerin, orada doğan çocuklarını eğitirlerken, bunca sahip
> çıktıkları kültürlerini göz ardı etmiş olmaları da düşünülemez. Ancak
>gözlemlenen o ki, orada doğan ikinci nesil, gene sözgelimi İspanyollar
>arasında hiç görülmediği kadar hızla asimile oldu. Bunun nedenini evdeki
>Türkçe'nin yanı sıra okulda öğrenilen ve ev dışında yaşanan, o ülkenin dili
>faktöründe aramak çok yanıltıcı olmayacaktır.
>
>Biz Türkler, konuşmayı öğrenirken (tıpkı sick, ill, patient örneğinde
>olduğu gibi) farklı durumların farklı kavramlar oluşturduğunu, bu farklı
>kavramların da farklı adları olması gerektiğini öğrenmeyiz. Aynı adı
>taşıyan farklı kavramları birbirinden ayırmaya yarayacak sezgisel (sezgisel
>=> doğal => matemetiksel) yöntemin kurallarını öğrenmeye başlarız.
>Sezgiselliğe şartlanmış beyinler ise dış dünyayı hiçbir değişikliğe
>uğratmadan, olduğu gibi algılamayı bilemediklerinden, bildikleri tek
>yönteme yani kendilerince anlam çıkarsamaya veya başka bir ifadeyle
>"sezdikleri gibi algılamaya" yönelirler.
>
>Algıladıkları kavramların tümü kendi çıkarsamaları doğrultusunda
>şekillenmiş olan, kendilerince tanımlanmış bir dünyada yaşayan insanlara
>ulaşan mesajlardaki kodlar ne kadar "herkesçe bir örnek" algılanabilir?
>Üzerinde emek harcanmaya değer temel sorulardan biri budur. Bu sorunun
>yanıtı belirginleştikçe, neden batıdaki sistemlerin bir türlü Türkiye'de
>oluşturulamadığı sorusunun yanıtı da belirginlik kazanabilir.
>
>Türkçe'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bu özel durum kuşkusuz tüm
>iletişim alanları için geçerlidir. Yunus Emre'nin okuması, yazması olmayan
>göçebe Türkmen boyları arasında 700 yıl boyunca bir nesilden diğerine büyük
>bir sadakatle, sözlü kültür ürünü olarak aktarılmasının ardında Türkçe'nin
>sezgiselliğini sonuna kadar kullanmadaki becerisi vardır. Tanzimat ve
>Cumhuriyet aydınlarının bir türlü geniş kitlelere seslerini
>duyuramamalarının nedeni de gene aynı denklemin içinde aranmalıdır. Fransız
>gibi, Alman gibi düşünmeyi öğrenenler, meramlarını anlatırken bunu yeni
>öğrendikleri düşünce sistematiği içinde yapmaya kalkışmış ve Türk gibi
>anlatmayı becerememiş olduklarından başarısız kalmışlardır.
>
>Mesajlar sadece algılanabildikleri kadar etkili olurlar. Mesajları
>üretenlerin kendi konularına ne kadar hakim oldukları mesajın bütünlüğü
>açısından önemlidir ama, hitap edilen kişilerin kendilerine yönelen
>mesajları nasıl algıladıkları her şeyden daha önemlidir.
>
>Ahmet Okar.

Babadağlı
14-11-2006, 11:26
Yabancı isimli tabelaya yasak
Aydın Belediyesi, işyeri tabelalarında yabancı isim kullanılmasını yasakladı. Belediye, kent genelindeki tüm tabelaları denetim altına alırken, esnaf uygulamaya destek veriyor.

AYDIN - Son yıllarda iş yerlerine verilen yabancı isimlere karşı Aydın Belediyesi mücadele başlattı. Aydın Belediye Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı karar gereği, kent genelinde ilan, reklam ve işyerlerine asılan tabelalarda yabancı isimler yer alamayacak.

Aydın Belediye Başkanı İlhami Ortekin, meclisin aldığı kararın ardından işyerlerini dolaştı. Kararla ilgili bilgi vererek, esnaftan destek isteyen Ortekin, “Belediye olarak yaptırdığımız kamuoyu araştırmasında, halkın yüzde 89’unun işyeri tabelalarının Türkçe olması yönünde fikir birliğinde olduğu ortaya çıktı. Amacımız tamamen yabancı özentisini kesmek. Özümüze dönerek; Türkçe’yi bozan, yozlaştıran, yabancı özentisinden, kültür istilasından kurtaracağız. Bunu yaparken de kimsenin canının yakarak üzerine gitmeyeceğiz. Öncelikle uygulamaya yeni tabela alanlardan başlayacağız. Eskilere için de zaman içersinde tescilli olmayanları düzeltme yoluna gideceğiz. Bu konuda yasa maddesi bulunduğunu bilinen bir gerçek. Uluslararası kayıtlı tescilli markalar dışındaki tabelaların Türkçe olma zorunluluğu kararı meclis tarafından alındı” diye konuştu.

ESNAF KARARI DESTEKLİYOR
Aydın Esnaf Odaları Birliği Başkanı Hulusi Akşit de, kararın doğru olduğunu belirtirken “Görüşümüz belediyenin kararı doğrultusundadır. Türk isimli işyerleri şimdi yabancı isimlerle donatılmıştır. Fast-food gibi ne olduğu bilinmez kelimelerin esnafa zarar verdiğini gördük. Esnaftan tepki görmedik, şu anda karara saygılılar. Bu karar tüm Türkiye’de uygulanmalı ve Türkçe’nin gündemde kalabilmesi sağlanmalıdır. Karar, oda başkanlarımız tarafından üyelere bildirilecek” dedi.

AAAcemi
14-11-2006, 11:33
Tebrikler Aydın belediyesine

umarım diğerlerine örnek olur .

çilek
14-11-2006, 11:35
Dağarcığınıza Her Gün İki Söz..

Bu servisi kullananlarımız var mı bilemiyorum, ama tavsiye edebilirim.

TÜRK DİL KURUMU

Türkçe Sözlük'ten Sözler ve Yabancı Kelimelere Karşılıklar

Elektronik Posta Hizmeti


Üye oluyorsunuz . Hepsi bu!

ÖZDOĞAN77
14-11-2006, 11:56
Asıl sorun,eğitilmeyen,eğitilmek istenmeyen,genel kültürü zayıf,ezberci bilgilerle doldurulan,tepkisiz,duyarsız ama bir o kadar da saygısız bir nesil yetiştirme gayretleridir.
Eğer bir ülke 50 sene önceki eğitim terbiyesi ve sistemini özlüyorsa vay bizim halimize.
100 metre öteden gördüğümüz öğretmenimize selam vermek için esas duruşta,önümüzü ilikleyerek durduğumuz öğretmenlere ne oldu,onlar mı bu saygıyı haketmiyor,yoksa biz mi bozulduk.

Bir ülkenin,milli savunma politikası ne ise,eğitim politikası da o denli,önemli ve tavizsiz olmalıdır.

Her sene değişen eğitim ve öğretim sistemin de,çocuklarımız kobay olmaktan kurtulamıyor.Her geçen gün etkisini gösteren,toplumsal bozulma,çekirdek aileyi temelinden sarsıyor.Tatminsiz,mutsuz ve saygısız bireyler yetişiyor.Bütün bu yaşanan olumsuzluklar,dilimizin bozulması ile,aile içi iletişimsizlik ve beraberinde kuşak çatışması ve toplumsal bunalımı beraberinde getiriyor.Herşey birbirine bağlı ve içiçe.

yosun
14-11-2006, 12:03
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Palet
14-11-2006, 18:46
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Çok yazik:hayır: Ben artik bu konuda ne söyleyecegimi sasiriyorum.
Son günlerde çikan saçma sapan reklamlardan çocuklarin etkilenmesini anliyorumda,koskoca üniversite ögrencilerinin bu gayri ciddi tutumlarina anlam veremiyorum:mad:
En son bir sampuan reklaminda ahçi görünümündeki kiz, telefon görüsmesini vurgulu bir sekilde "okey" diyerek bitiriyordu.Haftasonu tesadüfen denk geldim, "tamam" olarak degistirilmis.Demek benim gibi rahatsiz olan birileri rtük'e hatirlatmada bulunmus..Gerçi soru cümlesini "olur mu?"yerine vurgulu bir "tamam"la bitirmeleri de dogru degil ama "okey"in çikarilmasi iyi olmus...

Babadağlı
17-11-2006, 15:53
Kazakistan Cumhurbaskani Nursultan Nazarbayev,
Turk Dili Konusan Ulkeler Arasindaki Ekonomik, Siyasi, Kulturel Ve Sosyal
Iliskilerin Daha Da Gelistirilmesini Istedi.

Nursultan Nazarbayev, Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer`in Ev Sahipliginde
Antalya`da Duzenlenen ``turk Dili Konusan Ulkeler Devlet Baskanlari 8. Doruk
Toplantisi``nda Yaptigi Konusmada, Turk Dunyasini Birbirine Daha Da
Yakinlastiracak, Kardeslik Ve Is Birligine Yonelik Atilacak Somut Adimlarin
Siklastirilmasi Gerektigini Vurguladi. Nazarbayev, Soyle Konustu:
``halklarimizin Ekonomik Durumu Seneden Seneye Iyilesmektedir. Bu Da Egitim
Ve Kultur Alanindaki Tasarilari Gerceklestirmeye Imkan Saglamaktadir. Turk Dili
Konusan Ulkeler Arasindaki Kultur Iliskilerini Gelistirerek, Kendi Dillerimizi,
Ortak Tarih, Sanat Edebiyat Ve Siir Antolojileri Yayinlanmasi Ve Bu Eserlerin
Dunya Dillerine Tercume Edilmesini Saglamaliyiz. Boylece Tum Dunya Bizi
Taniyacaktir.``
Kazakistan`in Turk Dili Konusan Devletlerle Uzay Alaninda Bilimsel
Arastirmalar Yapmaya Hazir Olduguna Da Deginen Nazarbayev, ``kazakistan Bu Yil
Ilk Yer Uydusunu Firlatti. 2008 Yilinda Ikinci Bir Yer Uydusunu Firlatmayi
Planlamis Bulunmaktadir. Bu Yonde Birlikte Etkinliklerde Bulunabiliriz`` Dedi.
Kuresellesme Surecinin Turk Milli Kimligine Yonelik Tehdide Karsi Konulmasi
Gerektigine De Isaret Eden Nasarbayev, Soyle Konustu:
``turk Dili Konusan Devletlerin Ortakligiyla Kurulan Turksoy Adli Kurulusla
Bu Isler Yapilabilir. Kaynagini Gokturklerden Alan Ortak Tarihi Genc Kusaklara
Aktarabilmeliyiz. Hoca Ahmet Yesevi, Kasgarli Mahmud, Mevlana, Farabi Ve Fatih
Sultan Ve Diger Yuce Atalarimizi Bilmek Ve Onlari Genc Kusaga Ogretmek Odevimiz
Olmalidir. Birlik Ve Beraberlik Bayragimizi Bu Yolla Yukseklere Tasiyalim. Bir
Diger Onemli Husus Da Turk Dili Konusan Halklarin Bilimsel Ve Sanatsal
Edebiyatlarinin Ortak Fonunu Olusturmaktir. Kultur, Bilim Ve Egitim Alanindaki Is
Birligimizin Pekistirilmesinin Yani Sira Ekonomik Iliskileri De
Gelistirmeliyiz.``
Sadece Yuk Tasimaciligi Meselesini Cozmenin Bile Cok Yararli Olacagina
Deginen Nursultan Nazarbayev, Soyle Devam Etti:
``ilk Once Meshed Uzerinden Almati Istanbul Konteyner Yuk Tasima Hattini
Hayata Gecirmek Suretiyle Atalarimizin Ipek Yolunu Tekrar Canlandirmis Oluruz.
Kara Yollari Da Aramizdaki Ticaret Iliskilerini Gelistirecektir. Kazak Petrolunu
Turk Ve Bati Pazarina Ulastirmayi Baku-tiflis-ceyhan Projesi Ile Saglamis Oluruz.
Kazakistan Su Anda Cagimizin Taleplerine Uygun Milli Tankerler Donanmasini
Hazirlayip, Bu Isi Etkin Olarak Baslatmis Bulunmaktadir. Dunya Ekonomisinin
Enerji Kaynaklarina Olan Talebinin Artmis Oldugu Bilinmektedir. Kazakistan Petrol
Ve Dogal Gaz Konusundaki Is Birligine Onem Vermektedir. Kazakistan Hidro Karbon
Kaynaklarinin Dunya Pazarina Goturulmesi Onemlidir. Turkiye`nin, Gecis Yolu Fazla
Olan Bir Ulke Olarak, Petrol Ve Dogal Gazi Ulastirma Calismalari Gibi
Uluslararasi Projelere Katilmasini Destekliyoruz.``
Kazakistan Cumhurbaskani Nazarbayev, Turk Dili Konusan Ulkelerin Is Adamlari
Arasindaki Yakin Is Birliginin De Sistemli Bir Hale Getirilmesi Gerekliligini
Vurguladi. Turkiye`nin Bu Alandaki Tecrubesi Ve Olanaklarinin Yeterli Oldugunu
Kaydeden Nazarbayev, ``turkiye Odalar Ve Borsalar Birligi, Turk Dili Konusan
Ulkelerin Ticaret Ve Sanayi Odalariyla Is Birligi Yapmali Ve Gerekirse Odalar
Karsilikli Olarak Temsilcilik Acmali`` Diye Konustu.

-orta Asya Devletleri Birligi-

Kazakistan`in Dunya Ticaret Orgutune, Turkiye`nin De Ab`ye Girmesinin
Gelecekte Turk Dunyasinin Ekonomik Ve Finans Iliskileri Araciligiyla Butunlesme
Surecine Ivme Kazandiracagini Anlatan Nazarbayev, Soyle Devam Etti:
``bu Bakimdan Orta Asya Devletleri Birligini Kurma Girisimimiz De Soz Konusu
Sureci Olumlu Etkileyecektir. Bu Konudaki Is Birliginin Olumlu Ornekleri
Mevcuttur. Ornegin Orta Asya Ulkelerin Uluslararasi Duzeydeki Cevresel Tehdit
Olan Aral Golu Meselesini Cozme Calismasinda Uluslararasi Aral`i Kurtarma
Vakfinin Kurulmasi Gibi Birlikte Olusturulmus Basarili Adimlar Mevcuttur.``
Turk Dunyasinin Birlik Ve Beraberlik Fikrinin Pekismesiyle Istikrarli
Gelisme Olanaginin Artacagi Inancinda Oldugunu Tekrarlayan Nazarbayev, Soyle
Konustu:
``Yüce Atatürk, yüzyılın başında, Orta Asya ve Kafkaslar`da kardeş Türk
halklarının bulunduğunu ve gelecekte onların bir araya geleceğini ileri
görüşlülükle ifade etmişti. Şu anda Atamızın o dileği kabul oldu. Şu an Türk Dili
konuşan kardeş ülkelerin devlet başkanları bir araya gelmiş bulunmaktayiz.``

-aksakallilar Kurulu-

Doruk Toplantilarinda Cok Onemli Kararlar Alinmasina Ragmen, Maalesef
Bazilarinin Gerceklesmeyip, Rafa Kaldirildigindan Da Yakinan Nursultan
Nazarbayev, ``turk Dili Konusan Devletlerin Aksakallilar Kurulunu Olusturup, Onun
Uyeleri Olarak Turk Dunyasindaki Siyaset Toplum Ve Sanat Camiasi Temsilcilerini
Toplayalim. Bu Kurulun Baskani Olarak Da 9. Cumhurbaskani Suleyman Demirel`i
Oneriyorum`` Dedi.
Nazarbayev, Turk Dili Konusan Ulkelerin Parlamentolar Arasi Asamblesini
Olusturma Girisimini De 83 Yillik Gecmise Sahip Tbmm`ye Onermek Istedigini Ifade
Etti.
Azerbaycan`in Toprak Butunlugunu Destekledigini De Belirten Nazarbayev,
Sorunlarin Baris Yoluyla Cozulmesini Istediklerini Bildirdi. Nazarbayev Sunlari
Soyledi:
``butunlesmemiz, Bulundugumuz Cografyayi Istikrara, Gonence, Ekonomik
Bagimsizliga Goturecek Yoldur. Ancak Boyle Turk Dunyasinin Parlak Gelecegine
Sahip Olabilecegiz. 21. Asirda Buyuk Basarilara Imza Attik. Ekonomi, Siyaset Ve
Uluslararasi Iliskilerde Buyuk Sonuclara Ulastik. 21. Yuzyilini, Hiz Kesmeden,
Ataturk`un Hayalini Kurdugu Turk Birligi Ve Gelisimi Yuzyilina Donusturelim.``
Su Anda, Kazakistan Ve Turk Dili Konusan Devletler Arasinda Cozume
Kavusmamis Herhangi Bir Mesele Olmadigina Da Dikkati Ceken Nazarbayev,
``bagimsizligin Kazanildigi 15 Yilda Askeri, Ekonomik, Siyasi, Bilimsel, Kulturel
Ve Teknolojik Iliskiler Ile Karsilikli Etkilesim Giderek Stratejik Ortakliga
Donustu`` Dedi.

yosun
19-11-2006, 01:52
Dilini ve tarihini unutan ulusların coğrafyalarını başkaları çizer...

Dilimizi koruyalım, güzelim Türçe'mize sahip çıkalım. Nasıl?

Öncelikle bunu yürekten isteyelim, Türkçe'ye gönül verip, sevelim.

İkinci adımda ise her nerede yazarsak ya da konuşursak kurallara uyalım.

Hatta çok yakın çevremizdeki bireylerden başlayarak uymayanları uyaralım.

Tepkimizi ortaya koymaktan çekinmeyelim.

Günlük sohbetlerimizde ya da msn'de yaptığımız sohbetlerde çoğumuzun farkında bile olmadan kullandığımız, dilimize sinsice yerleşmiş olan yabancı sözcükleri kullanmayalım.

En çok kullanılan sözcüklerden başlayabiliriz. "okey" yerine "tamam", "kabul" diyebiliriz.

Ve veda vakti geldiğinde "by by" yerine "hoçakal", "hoş kal", "sağlıkla kal"...
Kulağa ne hoş geliyor halbuki...

hoşçakalın

güle güle


Unutmayalım, dilini ve tarihini kaybeden ulusların coğrafyalarını başkaları çizer...

Görüşmek üzere... :)

alienoz
19-11-2006, 20:57
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Bunları söyleyenler Türk olamazlar. Kanlarında karışıklık vardır. Köpeklerin kırmaları olur ya onlar da bu tip. :mad:

KripTo
19-11-2006, 21:36
Sn. yosun

Yazdığınız iki kısa metni okudum ve açıkçası dehşete kapıldım:eek: .Bir dil ancak bu kadar yozlaştırılabir.Yazık çok yazık...:mad:

Böyle giderse gelecek nesiller doğru bir tükçe öğrenmek için kursa gitmek zorunda kalacaklar..:düsün: :hayır:

Geleceğimiz olan çocukları yetiştiren üniversitelerdeki öğretmenlerin bile dilimizi korumamaları ve yozlaşmaya ortak olmaları daha da düşündürücü....

çilek
19-11-2006, 22:28
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

yosun
22-11-2006, 01:48
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

Sayın çilek, konu hakkında internetten bilgi edindiğim için hangi bölüm ve ders olduğunu ben de bilmiyorum maalesef. Ancak eklediğim diyalog internet dünyasında bir çok sitede yer alıyor.

ssafak
28-11-2006, 16:31
>GÜZEL TÜRKÇEMİZİN NEREDEN NEREYE GELDİÐİNİN RESMİDİR.
>
> Sene: 1965
>”Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ
>
>takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir
>müddet sonra
> kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir
>tebessüm
>vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı
>şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”
>
>Sene: 1975
>”Karşýma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim,
>heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,
>yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim,
>kendinden emin bir sesle ‚iyi akşamlar’ dedim..“
>
>Yýl: 1985
>“Karþýma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Netekim ne yapacağıma hükûm
>veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
>kendime gelir gibi oldum, eitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm
>vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‚hayırlı
>akşamlar’ dedim..“
>
>Yýl: 1995
>“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama
>bu iş bizi bozar dedim. Baktým o da bana bakýyor, bu iş tamamdır dedim..
>Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‚selâm’ dedim..“
>
>Yýl: 2006
>“Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi
>
>|> kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum
>ki ben,
> baktým ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. ‚Hav
>ar yu yavrum?’“
>
>Yýl: 2026
>“Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi
>yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. ‘Hay beybi..’”
>
>
>
> Hâlâ vakit var!.
>GÜZEL TÜRKÇEM!

NIETZSCHE
28-11-2006, 23:25
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

Açıkçası tabi bir Boğaziçi mezunu olarak, bunun Boğaziçine yapıştırılmış bir yafta olduğunu düşünüyorum. Bu kadar da abartı değil.inaf bize overdose oldum falan.

Bununla beraber böyle konuşma türevleri bu üniversitede geçmiştir ve geçecektir. Bu önemli değil, boğaziçinin sorunu da değil. Çünkü orası ingilizce eğitim veren bir kurum. Dersin tamamı öyle sonunda sorulan soru da yarım ingilizce oluyor işte. girmeden önce bende secmiyordum bu tarz konuşmaları ama 5 sene boyunca bu eğitimi alınca bazı terimlerin türkçelerini bile unutuyorsunuz.
Sorun bu konuşma tarzının, belki hava atıldığı sanılarak, ısrarla günlük hayatta devam ettirilmesi ve türkçe konuşmaya gayret edilmemesi.

Yoksa ben şu anda çalışıyorum, işyerinde de işlerin deadline'ı olduğunu söylüyor bana yöneticim, değişen birşey yok.

bahmet
03-12-2006, 18:06
bu dünya ne sana ne bana kalmaz. :gulen:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 13:08
Merhaba,

Türkçe Yasası'na destek için kamuoyu oluşturma amacıyla sürdürmüş olduğumuz e-imza etkinliğinde, atılmış olan imza sayısı şu anda 7.500'lerde...

Daha önce imza atmış olduğunuzdan dolayı size tekrar ulaşıyoruz ve bu kampanyayı çevrenize yaymanızı rica ediyoruz. Bu konuda ne kadar çok bilinç oluşturabilirsek Meclis'ten bu kararın çıkması da o kadar hızlı olur.

Şu anda oluşum olarak türkçe tabela ve yabancı dilde eğitim etkinliklerine yoğunlaşmış durumdayız. Ankara'da belediyeler ziyaret edilecek ve iş yerleri ziyaret edilerek, Türkçe yerlere Onur Belgesi, yabancı yerlere de Rica Belgeleri bırakılacak. Bu etkinlik tamamlanır tamamlanmaz, Türkçe masamızın hazırlayacağı yabancı dilde eğitim dosyaları ile birlikte pilot olarak seçilecek bir okulda bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Bu etkinliğimiz uzun soluklu olacak... Nasıl ki Türkçe Öğretim'den İngilizce Öğretim'e geçiş birkaç günde ya da ayda olmadıysa, aynı şekilde Türkçe Öğretime de, bütün okullarda birkaç günde geçileceğini beklemiyoruz. Ancak bu geçiş süreci tamamlana kadar bütün gücümüzle mücadele edeceğiz...

Saygılarımızla


--
Yeniden Vatan ve Hürriyet Birliği

Türkçe Yasası'na Destek Kampanyası E-İmza Etkinliği: http://www.vatanbir.org/imza



Daha önce bir imza kampanyasına katılmıştım,cevap olarak yukarıdaki yazı geldi.
Sizlerle paylaşmak istedim ve destek olmanızı bekliyorum.

Dilimize sahip çıkalım,Dilini kaybeden ülke her şeyini kaybeder.
Haydi birşeyler yapma zamanı.....:tamam:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 13:13
www.vatanbir.org

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 13:48
http://img383.imageshack.us/img383/3682/turkcekullanbq9.gif

Serenler
08-01-2007, 13:54
Destekliyorum...:tamam:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 13:56
Kendini Türkiye'ye ve Türkçe'ye adamış çok değerli bilim adamımız.

http://www.sinanoglu.net/

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 14:01
"ŞiMDEN GiRü HiÇ KiMESNE KAPUDA VE DîVÂNDA VE MECALiS VE SEYRÂNDA TüRKî DiLiNDEN GAYRI DiL SöYLEMEYE." ( Karamanoğlu Mehmet Bey - 13 Mayıs 1277)


"üLKESiNi, iSTiKLÂLiNi KORUMASINI BiLEN TüRK MiLLETi, DiLiNi DE YABANCI DiLLERDEN KURTARMALIDIR." (ATATüRK)

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 14:05
Dilimizi korumak ve ona sahip çıkmak adına hizmet veren bir site,

http://www.dilimiz.com/melan.htm

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 14:16
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

efendiaslan
08-01-2007, 16:34
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

:tamam: :tamam: :tamam:

balaban
08-01-2007, 16:36
5 yıldızlık bir topik.:)

Palet
08-01-2007, 17:02
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

balaban
08-01-2007, 17:10
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

İki topiği birleştiririz. Daha iyi olur.

çilek
08-01-2007, 17:18
*BUGÜNDEN SONRA DİVANDA DERGAHTA BARGAHTA
MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN
BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR. KARAMANOĞLU MEHMET
BEY (13 Mayıs 1277)*


Karamanoğullarının üçüncü hükümdarı
Karamanoğlu Mehmet Bey millet olarak
yaşamanın ilk şartı olarak dil birliğinin
sağlanması gerektiğine
inanıyordu. Kendi dilini ve kültürünü hor
görüp başka kültürlere özenenlere
karşıydı. 1277 yılında yayınladığı fermanla
Türkçe den başka bir dil
konuşulmasını yasakladı.


Yedi asır önce Türkçe ye verilen değeri
günümüzde görememek aşağıda
okuyacağınız şiirdeki gibi sizlerinde yüreğini
sızlatıyorsa artık dilimize
sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir.


*Arıyorum *


Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;


Bu günden sonra divanda dergâhta bargâhta
mecliste meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye
Hatırlayanınız var mı?


Dolanın yurdun dört bir yanını
Çarşıyı pazarı köyü şehri
Fermana uyanınız var mı?


Nutkum tutuldu şaşırdım merak ettim
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan
isimlere
Gördüklerine duyduklarına üzüleniniz var mı?


Tanıtımın demo sunucunun spiker
Gösteri adamının showman radyo sunucusunun
discjokey
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız
var mı?


Dükkânın store bakkalın market torbasının
poşet
Mağazanın süper hiper gros market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?


İlân tahtasının billboard sayı tabelâsının
skorboard
Bilgi alışının birifing bildirgenin deklârasyon
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var
mı?


Bırakın eli özün bile seyrek uğradığı
Beldelerin girişinde wellcome
Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?


Korumanın muhafızın body-guard
Sanat ve meslek pirlerinin duayen
İtibarın saygınlığın prestij olduğunu
bileniniz var mı?


Seki'nin alanın platform merkezin center
Büyüğün mega küçüğün mikro sonun final
Özlemin hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz
var mı?


İş hanımızı plâza bedestenimizi galleria
Sergi yerlerimizi center room show room
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var
mı?


Yol üstü lokantamızın fast-food
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?


İki katlı evinizi dubleks üç katlı komşu evini
tripleks
Köşklerimizi villa eşiğimizi antre
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var
mı?


Sevimlinin sempatik sevimsizin antipatik
Vurguncunun spekülatör eşkiyanın mafya
Desteğe bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk
diyeniniz var mı?

Mesireyi kır gezintisini picnic
Bilgisayarı computer hava yastığını air-bag
Pekâlayı oluru okey diye söyleyeniniz var mı?


Çarpıcı önemli haberler flash haber
Yaşa varol sevinçleri oley oley
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?


Vırvırık dağının tepesindeki köyde
Cafe-show levhasının altında
Acının da acısı nes-kaaave içeniniz var mı?


Toprağımızı bayrağımızı inancımızı
çaldırmayalım derken
Dilimizin çalındığını talan edildiğini
Özün el diline özendiğine içi yananınız var
mı?


Masallarımızı tekerlemelerimizi atasözlerimizi
unuttuk*
Şarkılarımızı türkülerimizi ninnilerimizi
kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor dizini döveniniz var mı?


Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum
Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var
mı?


Yusuf YANÇ

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 18:45
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

Daha önce açılan,''dilimizi koruyalım ama nasıl'' adlı topik dikkatimden kaçmış,iki topiğin birleşmesi uygundur.
Teşekkürler...

Bu önemli ve hassas konu hakkında herkese görev düşmektedir.

Bakın ben çocuklarımla asla ve asla,bay,mersi,pardon,sorry gibi dilimize yerleşmiş ve yerleşmekte olan,bunların konuşulması doğal ve modern gibi algılanan kelimeleri kullanmıyorum.Konuşanları ciddiyetle uyarıyorum.

Teşekkür ederim,sağolun,allahaısmarladık,hoşçakal,görüşmek üzere,gibi günlük hayatımızda çok kullandığımız kelimeleri önemseyelim.

Her insan hakettiğini yaşar.Bugün önem vermediğimiz,üzerinde durmadığımız konular yarın sorun olarak daha da büyüyerek karşımıza çıkar.

Sevgiler...

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 18:55
Bir de kendi kendimizi baltalalıyoruz:

Türkçe'nin mahvoluşunu şaka ya da espri yapar gibi hazırlıyoruz. Oysa çevremizdeki bir çok genç ya da yeni yetişmekte olan çocuklar bu lisanı gerçek zannetmeye başladılar bile:

İşte örnekler:
-Hayret bişey!
-Oha oldum!
-Çok ciks bi adam.
-Çok öptüm.
-Kal geldi.
-Alolaşırız.
..........................
..........................

Günlük hayatta malesef çevremizde bu tarz konuşmaları duyuyoruz ve şahsen içim acıyor.


Şimdi moda,malesef
pastaneye,patiserie
berbere,coiffeur
takı ve hediyelik satan yerler,accessories
film kiralayan yerler,VCD-DVD center
gibi Türkçemizi özleten,anlaşılmaz tabela ve ışıklı reklamlarla dolu...

İşe bunları Türkçeleştirerek başlanabilir.

observer
10-01-2007, 12:11
Çünkü öncü olunca, üreten olunca, taklit eden değil taklit edilen, özenen değil özenilen oluruz...
...

The yazi...

Le Coin ve King Fisher'in önünden yürüyerek, Biletix'e gittim, Babylon'daki konser için Trakya All Stars Featuring Smadj'a yer ayirttim, sonra, The House Cafe, Princess Hotel ve Moviplex'in yanindan Zara'ya çiktim, Schlotzsky's Deli, Massimo Dutti, Nine West ve Mc Donalds'in önünden, Burger King ve Marks&Spencer'in oldugu tarafa geçtim, Lacoste ve Mango'ya baktim.

Üsümüstüm.

Starbucks'a daldim, macchiato büyük geliyor, espresso tercih ettim, oradan D&R'ye girdim, Auto Show, Chip ve Cosmopolitan aldim , Crown Cafe, Veni Vidi ve Norht Shield'in önünden yürüyerek, New York Bagel Factory'e geldim, acikmistim, fast food severim, ayiptir söylemesi, Philadelphia cream cheese'li bagel ve üstüne pancake yedim, o sirada masada bulunan bir gazetenin Look ilavesine göz attim, alisverisin zamani diyor, iyi fikir.

Taksiye bindim, kapisinda Taxi yaziyor, önümde giden otomobilin arka caminda da baby on board yaziyor, Fenerium'un önünden, Nautilus'un solundan geçip, Capitol'un oraya çiktik, trafik kilit, "oh my god" dedi soför arkadas, döndük mecburen, TEM'den gidecegiz , Incity, Kent Plus, Uphill, My World, Moontown, Diamond, Suncity ve Highpark'in arasindan köprüye çiktik, Mashattan sagimizda kaldi, biz sola döndük, Metrocity'nin önünde indim, agiz aliskanligi "thank you" dedim soföre, o da "see you" dedi bana.

Metrocity'e girmedim , Harvey Nichols'i merak ediyorum, Angelo Nardelli, Bally, Bashqua, Carnevale, Perigot, Haaz, Fornarina, So Chic, Patrizia Pepe, Swarovski,
Scabal, Birkenstock, Cesare Paciotti, Furla, Shisly, Momtobe, Only, Mandarina Duck, Via Pelle ve Kaloo'ya söyle bir bakip, Harvey Nichols'a girdim, pahali, daha bir halk tipi shopping center 'a gideyim dedim, söyle insanlarin gönlünce öldügü, çocuklarin dövüldügü falan bir yer, baska bir Yellow Taxi 'ye bindim, radyoda Joy FM açikti, soför bakti ki bende Türk tipi var, Power Türk'e çevirdi, Sivasli Hadise stir me up'i söylüyordu, dinleye dinleye Istanbul'un biggest alisveris merkezine geldim, Soleil, Dry, Fleor, Bernardo, Tchibo, De Facto, Jujube, Saffio, Best, Jump, Sun, Silver, Oxxo, Seven Hill, Evita, Bleu Petrol, Sunset, Oysho, Colors, Perspective, Lovesyou, Fever, Little Big, Ravelli, Red Apple, Next, Miss Trendy, Shoeroom, Lilies , hepsi çok güzel.

Waly'de ayakkabimi boyatip, Flower'dan çiçek aldim, Advantage Platinum'u yanima almayi unutmusum, Mastercard Gold ile ödedim, parayi öderken aklima geldi, arada bir çalisiyormus gibi yapmak da lazim tabii, ise geldim.

Bugün yazmak istedigim konu su...

Eurovision'a yabanci sarki sözü ile katilirsak, kültürümüz rencide olur mu? Ne dersiniz ?

aytaşı
10-01-2007, 12:31
Günlük hayatta malesef çevremizde bu tarz konuşmaları duyuyoruz ve şahsen içim acıyor.


Şimdi moda,malesef
pastaneye,patiserie
berbere,coiffeur
takı ve hediyelik satan yerler,accessories
film kiralayan yerler,VCD-DVD center
gibi Türkçemizi özleten,anlaşılmaz tabela ve ışıklı reklamlarla dolu...

İşe bunları Türkçeleştirerek başlanabilir.

Önce burada kullandığımız takma isimlerimizi Türkçeleştirsek?

tekniker
10-01-2007, 12:40
Yazılanlardan anladığım kadarıyla,Türkçemizin doğru kullanılmamasının nedeni kitap okuma alışkanlığının olmadığını gösteriyor.Konuşma, dizilerden,şarkılardan,internetten öğreniliyor.Farklı olmak için anlamı olmayan,anlamını kendi sözlüklerinde anlamlı yapan,yeni kelimerle kendini anlatırken aslında kendini de tanınmayacak hale getiren toplum olduk.Edebiyat yapma diye de bir kelime türedi.Ben de bunu anlamıyorum.Edebi eserlerden haberi olmayan,şiirlerdeki anlamı ve edebiyat üslubu bilmeyenin ,edebiyata emek verenlere,üretenlere haksızlık yapıldığı hiç düşünülüyor mu?
Bu konu devam ettsin,yazılar yazılsın.Duyarlı olan,Türkçemizi yaşayan ve yaşatan,emek veren herkese saygılar.

lutas
10-01-2007, 13:00
Başbakan düzeyinde "check etmek" diye
sömürgelerdeki yerli dil gibi
kullanılmaması ile başlanabilir...

Yoksa,
Oktay Sinanoğlu'nun
dediği gibi;

bye bye türkçe...

scorpio
12-01-2007, 15:44
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz

Sn Sarıvadi'nin bu örneğini görünce aklıma bi olay geldi.Bir gün bankada beklerken içeri nerdeyse 2 metre boyunda bi adam girdi. Adamın tişörtünün üzerinde ingilizce "erkek arkadaşım şehir dışında yazıyodu" büyük ihtimal farkında değildi.Gülmemek için kendimi zor duttum durup dururken gözü morarttırmanın alemi yok dimi. hehe

balaban
12-01-2007, 18:13
Yazılanlardan anladığım kadarıyla,Türkçemizin doğru kullanılmamasının nedeni kitap okuma alışkanlığının olmadığını gösteriyor.
Konuşma, dizilerden,şarkılardan,internetten öğreniliyor.


Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:


Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz

Sn Sarıvadi'nin bu örneğini görünce aklıma bi olay geldi.Bir gün bankada beklerken içeri nerdeyse 2 metre boyunda bi adam girdi. Adamın tişörtünün üzerinde ingilizce "erkek arkadaşım şehir dışında yazıyodu" büyük ihtimal farkında değildi.Gülmemek için kendimi zor duttum durup dururken gözü morarttırmanın alemi yok dimi. hehe


Göz morarmasını göze alıp söylemek lazım. Ne giydiğini bilsin. belki sonra teşekkür eder.:D

scorpio
12-01-2007, 19:54
Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:





Göz morarmasını göze alıp söylemek lazım. Ne giydiğini bilsin. belki sonra teşekkür eder.:D


Yok yok öyle gezsin bizede eğlence çıkıyo gülüyoruz :gulen: :gulen:

zamanlama
12-01-2007, 20:12
Tv seyretmemek, gazete okumamak başta gelir :) zaten hep yalan

tekniker
12-01-2007, 23:29
Aslında seçici olunması gerekiyor.Zaten okuyan,bilinçli kişiler yanlışı,doğruyu bulabilirler.İmla kılavuzuna bakmak o kadar konu öğretir ki.Konuşmamız ve yazımızdaki birçok hataları görmüş ve bu konudaki isteklileri uyarmış oluruz.Bu sayede ifade yeteneğimiz de,kelime dağarcığımız da gelişmiş olur.Anlaşılmamız da kolay olur.Örnek sıkıntısı çekmeden:)

observer
13-01-2007, 09:09
Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:

işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar

scorpio
13-01-2007, 15:24
işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar

Size aynen katılıyorum.Mesela Türk Dil Kurumu otobüs kelimesi yerine oturgaçlı götürgeç gibi bişey bulmuş.Kim kullanır bunu bu saatten sonra Allah aşkına.Mesela yoğurdu bulmuşuz şimdi ingilizcede yoghurt diyolar.Demekki iş şikayet etmek değilde şu bol para kazanan firmaların biraz Ar-Ge'ye para harcamaktaymış.

Cinnamon
13-01-2007, 17:34
Bu "çok oturgaçlı götürgeç" ve "gök konuksal avrat" dilden dile yayılan şehir efsanesi olmuştur.

Türkçeleşmeyi küçümsemek, horgörmek, aşağılamak için pekçok yerde kullanılmaya çalışılmıştır.
Bunlarla uğraşmak yerine Türk dili adına yapılan güzel şeylere yoğunlaşılmalıdır.

Computer'ı biz bulmadık ama bilgisayar diye güzel bir karşılık yarattık.

Hala parite'ye parite diyen "Canım ne gerek var maceraya! Halk biz parite deyince ne dediğimizi anlıyor.
Kim uğraşacakta buna karşılık yaratacak!" diyen okumuş çocuklar varya, asıl tehlike onlar.
Onlar yeni bir arge yapsalar bile, adını İngilizce/Arapça koyarlar!

Yaptığı projelere İngilizce isim vermeye bayılan bir yapı şirketine(benim demeye bayılıyor)
"Neden projelerinizin adı İngilizce?" diye dorduğumda: "Bizim projeden 100 tane İngiliz işadamı daire aldı" demişlerdi!
Bende kısaca "So?" dedim. :aglayan: :eek:

Adını İngilizce koyduğuna mı yanasın, adını İngilizce koymasının nedenini bile açıklayamamasına mı bilemedim.


Size aynen katılıyorum.Mesela Türk Dil Kurumu otobüs kelimesi yerine oturgaçlı götürgeç gibi bişey bulmuş.Kim kullanır bunu bu saatten sonra Allah aşkına.Mesela yoğurdu bulmuşuz şimdi ingilizcede yoghurt diyolar. Demekki iş şikayet etmek değilde şu bol para kazanan firmaların biraz Ar-Ge'ye para harcamaktaymış.

balaban
13-01-2007, 17:40
işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar


Haklısınız.

Biz yakında dildeki bozulmayı bırakın, yarı sömürgelikten tam sömürgeliğe terfi edeceğiz.:mad:

Şafak
19-01-2007, 20:49
TÜrkÇemİz Elden Gİdİyor Dİzİnİ DÖvenİnİz Var Mi?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlanmıştı
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya"
diye hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,

Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,

Hanım ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,

Mağazanın süper, hiper, gross market,

Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı?

Ilan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,

Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,

Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,

Beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın, body guard,

Sanat ve meslek pirlerinin duayen,

Itibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?

Sekinin, alanın platform, merkezin center,

Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,

Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mı?

Iş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,

Sergi yerlerimizi, center room, show room,

Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food,

Yemek çeşitlerimizin menü,

Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

Iki katlı evinizı dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,

Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezisini picnic,

Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,

Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı?

Çarpıcı önemli haberler, flash haber,

Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,

Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?

Virvirik dağının tepesindeki köyde,

Cafe show levhasının altında,

Acının da acısı kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,

Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,

Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,

Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,

Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı .
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?
maalesef

MAŞALI
20-01-2007, 01:30
hakkaten son yazıyı okuyunca kendimi ingiliz gibi hissettim

Palet
20-01-2007, 15:51
.............sahip çıkanınız var mı?
Evet var.

Şafak
20-01-2007, 22:29
.............sahip çıkanınız var mı?



Evet var.

Çok güzel.Kendi adıma sevindim bu konuda yanlız değilim.dilimiz döndügünce dilimize sahip cıkalım, lütfen.

balaban
03-02-2007, 14:37
RTÜK'ü göreve çağırmak için aşağıda yer alan metni alttaki RTÜK görevlilerine kendi eposta kutunuzdan yollayabilirsiniz.


rtuk@rtuk.gov.tr,rtukistanbul@rtuk.org.tr,rtukizmi r@rtuk.org.tr,
rtukadana@rtuk.org.tr,rtukdiyarbakir@rtuk.org.tr,r tukvan@rtuk.org.tr,bilgiedinme@rtuk.org.tr, nuriyildirim@rtuk.org.tr,recepdemirel@rtuk.org.tr, izintahsis@rtuk.org.tr,goksacetin@rtuk.gov.tr,arzu icinsel@rtuk.org.tr, okanersoy@rtuk.org.tr, yonetim@sinanoglu.net,uls@rtuk.org.tr,alisari@rtuk .org.tr,veliunal@rtuk.org.tr, egitimdairesi@rtuk.org.tr,cengizozdiker@rtuk.org.t r,veliunal@rtuk.org.tr,gulbinsayilgan@rtuk.org.tr


Sayın RTÜK yetkilileri,

Ülkemizde yayınlanan televizyon kanallarının bir çoğu, milli kültürümüzün ve dilimizin gelişmesine katkı sağlamaktan çok uzak bir seyir izlemektedirler. Bir çok kanalın da kurumunuzun sunmuş olduğu yayın ilkelerine aykırı yayınları bulunmaktadır.

Türk halkının geleneksel olarak kullandığı dillerle yapılan yayınların haricinde yabancı dil ile yayın yapan televizyon kanalları bulunmaktadır.. CNBC-e , DIGITURK ve Baby TV kanallarında İngilizce yayınlar yapılmaktadır. RTÜK kanuna göre; geleneksel diller haricinde tüm yayınlar Türkçe dili ile yapılmak zorundadır. Ayrıca STV, SKY Türk ve CNBC-e gibi kanallar, yayınlarının arasında vermiş olduğu reklamlarda, izleyicinin okuyabileceği şekilde REKLAMLAR ibaresini ekrana getirmemekte sadece ADVERTORIAL gibi yabancı bir kelimeyi ekrana taşımaktadır. Söz konusu uygulama, kanunlarınıza aykırı olup, ülkemiz insanlarını yabancı konumuna koyan ahlâki olmayan bir uygulamadır.
Diğer bir örnek ise; 0-3 yaş arası çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan Baby TV kanalı, yayınlarının yarısını İngilizce dili ile vermektedir. Söz konusu uygulama hem kanunlara aykırı düşmekte hem de Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesine, Türkçenin; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesine engel teşkil etmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğum aykırılıklar ile ilgili olarak söz konusu kanallara ilgili uyarıları yapmanızı gerekirse çeşitli yaptırımlarda bulunmanızı ve tüm kanallara Türkçenin doğru kullanımı konusunda kati bir bildirimde bulunmanızı talep ediyorum.
Gereğinin yapılması konusunda hassasiyetle davranacağınızı umut ediyorum.
Saygılarımla

ranger
03-02-2007, 18:12
The yazı...

Le Coin ve King Fisher'ın önünden yürüyerek, Biletix'e gittim, Babylon'daki konser için Trakya All Stars Featuring Smadj'a yer ayırttım, sonra, The House Cafe, Princess Hotel ve Moviplex'in yanından Zara'ya çıktım, Schlotzsky's Deli, Massimo Dutti, Nine West ve Mc Donalds'ın önünden, Burger King ve Marks&Spencer'ın olduğu tarafa geçtim, Lacoste ve Mango'ya baktım, üşümüştüm,
Starbucks'a daldım, macchiato büyük geliyor, espresso tercih ettim, oradan D&R'ye girdim, Auto Show, Chip ve Cosmopolitan aldım , Crown Cafe, Veni Vidi ve Norht Shield'in önünden yürüyerek, New York Bagel Factory'e geldim, acıkmıştım, fast food severim, ayıptır söylemesi, Philadelphia cream cheese'li bagel ve üstüne pancake yedim, o sırada masada bulunan bir gazetenin Look ilavesine göz attım, alışverişin zamanı diyor, iyi fikir, taksiye bindim, kapısında Taxi yazıyor, önümde giden otomobilin arka camında da baby on board yazıyor, Fenerium'un önünden, Nautilus'un solundan geçip, Capitol'un oraya çıktık, trafik kilit, "oh my god" dedi şoför arkadaş, döndük mecburen, TEM'den gideceğiz , Incity, Kent Plus, Uphill, My World, Moontown, Diamond, Suncity ve Highpark'ın arasından köprüye çıktık, Mashattan sağımızda kaldı, biz sola döndük, Metrocity'nin önünde indim, ağız alışkanlığı "thank you" dedim şoföre, o da "see you" dedi bana, Metrocity'e girmedim , Harvey Nichols'ı merak ediyorum, Angelo Nardelli, Bally, Bashqua, Carnevale, Perigot, Haaz, Fornarina, So Chic, Patrizia Pepe, Swarovski, Scabal, Birkenstock, Cesare Paciotti, Furla, Shisly, Momtobe, Only, Mandarina Duck, Via Pelle ve Kaloo'ya şöyle bir bakıp, Harvey Nichols'a girdim, pahalı, daha bir halk tipi shopping center 'a gideyim dedim, şöyle insanların gönlünce öldüğü, çocukların dövüldüğü falan bir yer, başka bir Yellow Taxi 'ye bindim, radyoda Joy FM açıktı, şoför baktı ki bende Türk tipi var, Power Türk'e çevirdi, Sivaslı Hadise stir me up'ı söylüyordu, dinleye dinleye İstanbul'un biggest alışveriş merkezine geldim, Soleil, Dry, Fleor, Bernardo, Tchibo, De Facto, Jujube, Saffio, Best, Jump, Sun, Silver, Oxxo, Seven Hill, Evita, Bleu Petrol, Sunset, Oysho, Colors, Perspective, Lovesyou, Fever, Little Big, Ravelli, Red Apple, Next, Miss Trendy, Shoeroom, Lilies , hepsi çok güzel, Waly'de ayakkabımı boyatıp, Flower'dan çiçek aldım, Advantage Platinum'u yanıma almayı unutmuşum, Mastercard Gold ile ödedim, parayı öderken aklıma geldi, arada bir çalışıyormuş gibi yapmak da lazım tabii, işe geldim.



Bugün yazmak istediğim konu şu...
Eurovision'a yabancı şarkı sözü ile katılırsak, kültürümüz rencide olur mu?


Y.Özdil sabah





Daha önce başka bir yere de kopyalamıştım.Sanırım yazının en uygun olduğu yer burası

AAAcemi
05-02-2007, 15:57
RTÜK'ü göreve çağırmak için aşağıda yer alan metni alttaki RTÜK görevlilerine kendi eposta kutunuzdan yollayabilirsiniz.


rtuk@rtuk.gov.tr,rtukistanbul@rtuk.org.tr,rtukizmi r@rtuk.org.tr,
rtukadana@rtuk.org.tr,rtukdiyarbakir@rtuk.org.tr,r tukvan@rtuk.org.tr,bilgiedinme@rtuk.org.tr, nuriyildirim@rtuk.org.tr,recepdemirel@rtuk.org.tr, izintahsis@rtuk.org.tr,goksacetin@rtuk.gov.tr,arzu icinsel@rtuk.org.tr, okanersoy@rtuk.org.tr, yonetim@sinanoglu.net,uls@rtuk.org.tr,alisari@rtuk .org.tr,veliunal@rtuk.org.tr, egitimdairesi@rtuk.org.tr,cengizozdiker@rtuk.org.t r,veliunal@rtuk.org.tr,gulbinsayilgan@rtuk.org.tr


Sayın RTÜK yetkilileri,

Ülkemizde yayınlanan televizyon kanallarının bir çoğu, milli kültürümüzün ve dilimizin gelişmesine katkı sağlamaktan çok uzak bir seyir izlemektedirler. Bir çok kanalın da kurumunuzun sunmuş olduğu yayın ilkelerine aykırı yayınları bulunmaktadır.

Türk halkının geleneksel olarak kullandığı dillerle yapılan yayınların haricinde yabancı dil ile yayın yapan televizyon kanalları bulunmaktadır.. CNBC-e , DIGITURK ve Baby TV kanallarında İngilizce yayınlar yapılmaktadır. RTÜK kanuna göre; geleneksel diller haricinde tüm yayınlar Türkçe dili ile yapılmak zorundadır. Ayrıca STV, SKY Türk ve CNBC-e gibi kanallar, yayınlarının arasında vermiş olduğu reklamlarda, izleyicinin okuyabileceği şekilde REKLAMLAR ibaresini ekrana getirmemekte sadece ADVERTORIAL gibi yabancı bir kelimeyi ekrana taşımaktadır. Söz konusu uygulama, kanunlarınıza aykırı olup, ülkemiz insanlarını yabancı konumuna koyan ahlâki olmayan bir uygulamadır.
Diğer bir örnek ise; 0-3 yaş arası çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan Baby TV kanalı, yayınlarının yarısını İngilizce dili ile vermektedir. Söz konusu uygulama hem kanunlara aykırı düşmekte hem de Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesine, Türkçenin; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesine engel teşkil etmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğum aykırılıklar ile ilgili olarak söz konusu kanallara ilgili uyarıları yapmanızı gerekirse çeşitli yaptırımlarda bulunmanızı ve tüm kanallara Türkçenin doğru kullanımı konusunda kati bir bildirimde bulunmanızı talep ediyorum.
Gereğinin yapılması konusunda hassasiyetle davranacağınızı umut ediyorum.
Saygılarımla


güzel bir mesaj , ben yolladım ve arkadaşlarıma da tavsiye ettim ,

teşekkürler sn.balaban :super:

ally_mcbeal
05-02-2007, 22:33
eskiden bazı kelimelerde a ve ı harflerinin üzerine inceltme işareti konur â ve î şeklinde yazılarak kelimenin anlamı verilirdi. sonradan bu kaldırıldı. ancak şimdi kelimelerde anlam düşüklüğü oluyor. mesela ''hala'' kelimesi babanın kızkardeşi anlamında kullanıldığında inceltmeden söylüyoruz ancak şimdiki durumu ifade eden halâ kelimesini incelterek söylememize rağmen bunu yazım diline yansıtamıyoruz ve yine hala diye yazıyoruz.

başka bir örnek ''kar'' bir yağış biçimini ifade ederken inceltme işaretine gerek yok ancak gelirin fazlası olan kâr kelimesi de artık kar olarak yazılıyor.

hangi akla hizmetle bu uygulama getirilmiş merak ediyorum. kullandığımız türkçeye uygun değil.

Palet
06-02-2007, 10:24
...........
hangi akla hizmetle bu uygulama getirilmiş merak ediyorum. kullandığımız türkçeye uygun değil.

Deveye sormuslar;neden boynun egri diye, nerem dogru ki demis!
Elbet vardir hizmet ettigi bir akil (!)

balaban
21-02-2007, 01:18
Bizim dilimiz de aynı tehlikeyle karşı karşıya.


-Meksıka'da Yerlı Dıllerı Yok Olma
Tehlıkesıyle Karsı Karsıya

Meksıko (A.A) - 20.02.2007 - Meksıka'da En Az 10 Mılyon Insanın Konustugu 63
Yerlı Dılının Yok Olma Tehlıkesıyle Karsı Karsıya Oldugu Bıldırıldı.
Yerlı Dılı Yazarlar Toplulugu Adlı Bır Yerlı Yazarları Orgutunden Francısco
De La Cruz, Devletın, Ulkedekı Kulturel Ve Dılbılımsel Cesıtlılıgı Koruma
Polıtıkalarını Yasama Gecırmemesı Durumunda Bu Dıllerın Yok Olma Tehlıkesıyle
Karsı Karsıya Oldugu Uyarısında Bulundu.
De La Cruz, "Ispanyollar Fetıh Sırasında (1519) Geldıgı Zaman 140 Cesıt
Yerlı Dılı Konusuluyordu. Her On Yılda Bır Bu Dıllerde Azalma Kaydedıldı Ve Bugun
Sadece 63 Dıl Var, Bazı Bolgelerde Bu Dıllerı Sadece Yaslılar Konusuyor, Bu
Dıller O Insanlarla Bırlıkte Yok Olacak" Dedı.
En Cok Tehdıt Altında Olan Dıllerın; Ulkenın Kuzeyınde Nufusları Azalmakta
Olan Toplulukların Konustugu; Serı, Papago Ve Cochımı Dıllerı Oldugu Kaydedıldı.
(Afp-Emr-Moc)

23:--AA--

lutas
02-03-2007, 14:49
Yatash'la o yeaa
hadi bakalım oturmaya mı geldiniz
Washington'a?

RTÜK'e bir de Türk dil kurumundan üye lazım,
ama "çok oturgaçlı götürgeçi" teklif eden muhterem olmasın...

Palet
02-03-2007, 14:57
Yatash'la o yeaa
hadi bakalım oturmaya mı geldiniz
Washington'a?

RTÜK'e bir de Türk dil kurumundan üye lazım,
ama "çok oturgaçlı götürgeçi" teklif eden muhterem olmasın...

Ülkerin Chewy midir ne karin agrisidir sakiz reklami için kaç defa ileti yolladim kimsenin umrunda degil.Reklamda türkçe kelime geçmiyor neredeyse.
Slogani *da dont wory be chewy*:grrr: :grrr:

balaban
11-04-2007, 14:27
Mehmet Y. YILMAZ


Önce 29 harfi iyice öğrenelim


KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un "Alfabemizdeki eksik harfleri tamamlayalım" önerisi, biz Türklerin çok hoşuna gidecek türden bir tartışmanın da başlamasına yol açtı.

Böyle tartışmaların iyi tarafı da bu zaten! Herkes bir şey söyleyebilir, söylediklerinin bir temeli olması gerekmez ve kimse karşısındakinin ne dediğini de dinlemek zorunda değildir.

Dün Milliyet’te Can Dündar’ın köşesinde bir üniversitemizin rektörlük makamından yollanmış "açıklama mektubu"nu okudum.

Mektubu okurken de aklıma "29 harf mi olsun, üç beş harf daha ekleyelim mi" tartışması geldi.

Mektuba bakarak şunu söyleyebilirim: Önce mevcut 29 harfi yerli yerinde ve doğru olarak kullanmayı öğrenelim, gerisi kusur kalsın!

Çocuklarımız, okullarda bir test çözme makinesine dönüştürüldüğünden beri Türkçe’yi büyük oranda unuttuk.

Bana gelen okuyucu mektupları içinde, özellikle gençlerden gelenlerde, "dahi" anlamındaki "de-da"yı ve "ki" bağlacını doğru kullanabilen neredeyse hiç yok.

Bazı harflerin üzerindeki şapkaları hatırlayan da!

Türkçe eğitim düzenimizi çok ciddi olarak yeniden gözden geçirmeliyiz. Türkçe derslerinde, test çözdüren öğretmenleri eğiterek işe başlamalı ve Türkçe’yi, "İyi öğrenilmezse sınıf geçilemez bir ders" haline getirmeliyiz.

Kuralsız kelimeler, fiiller her dilde var. Bunları öğrenmenin yolu da çok okuyup, iyice ezberlemekten geçiyor. Türkçe’deki benzeri kelimeler için de çözüm budur, alfabeyi değiştirmek değil.

Rahmetli Attilá İlhan’dan duyduğum şekilde söyleyeyim: "Öğrensin keratalar."

ally_mcbeal
13-04-2007, 01:12
Mehmet Y. YILMAZ


Önce 29 harfi iyice öğrenelim



Bazı harflerin üzerindeki şapkaları hatırlayan da!

"

o şapkalar dilimizin korunmasına hizmet eden unsurlardı. kaldırılmasının nedenini hiç anlamış değilim.

baron11
18-04-2007, 15:51
Türkçe'nin Sırları

Şu fani dünya saâdetleri içinde hiçbir şey, aziz Türk çocuklarına Türk dilini öğretmek kadar güzel hizmet değildir.

Vatan çocuklarına bir milletin yarattığı ve yaşattı*ğı dili, bütün güzellikleri, incelikleri, yücelikleri ve güzel sesleriyle öğretmek...

Onları, böyle bir dilin sihirli ifadelerine yükselterek; her an, daha çok duyan, düşünen, anlayan ve yara*tan insanlar olarak yetiştirmek...

Dilin, böylesine tılsımlı vasıta olduğunu bilmek ve bütün bunları, bilerek, severek yapmak...

Burada cesaretle söyleyebilirim ki yeryüzünde nice insan, böyle büyük bir sanatın, böyle şerefli bir hizmetin vazifelisi olduğunu düşünmemiştir. Çünkü bilindiği ve zannedildiği gibi, bu güzel hizmet, yalnız dil ve edebi*yat hocalarının vazifesi değildir. Muallimler, hangi dersin hocası olurlarsa olsunlar, Türk çocuklarına her şeyden çok Türkçe’yi öğretecek, onlara, anadillerinin ses ve söz güzelliklerinden, ifade ve mana zenginliklerinden güfteler ve besteler vereceklerdir. Öğretmen değil de anne ve baba iseniz, abla ve ağabey iseniz, bu sizin daha sevgili vazifenizdir. Yavrularınıza, sözlerini halk dehasının yarattığı ve bestesi yine halk sanatından yükselen ninniler söylemekten başlayarak, öğreteceğiniz en güzel şey, Türkçe’dir.

Aradaki fark, bunu bilmekte ve bunu Türkçe’nin bü*tün incelik ve güzelliklerini benimseyerek, zevkle ve ül*kü ile yapmaktadır.

Çünkü diller, milletlerin en aziz, en tılsımlı, en kıymetli servetleridir. Çünkü dillerin bir ses güzelliği ile dalgalanıp bir duyurma, anlatma ve inandırma gücün ulaşmaları, kısa zamanda olmamıştır.

Çünkü yeryüzünde diller kadar millet fertlerini bir*birlerine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.

Bir tarih boyunca ordu ordu insanları, savaş meydanlarından geçirerek, zafere, gazi veya şehit olmaya koşturan cihangirler, büyük başarılarını, birçok da, sa*vaşçılara duyurabildikleri hitabet dilinin büyüleyici güzelliğiyle kazandılar.

Bizim tarihimizde: Bu denizler, bu ırmaklar bize yetmez! Daha deniz, daha ırmak istiyoruz! Yurdumuzu öylesine büyültelim ki gök kubbesi ona çadır, güneş de bayrak olsun! diyen Oğuz Han; yine böyle bir hitabeyle, kendisine isyan etmiş bir orduya Çaldıran gibi zafer kazandıran Yavuz Sultan Selim ve daha nice cihangirler, tarihi zaferlerini, birçok da, kütlelere söz söyleyişlerindeki inandırıcı lisana borçludurlar.

Mermere can veren heykeltıraş gibi, kelimelere ses ve hayat veren söz sanatkarının da bu başarısı, söze musikinin duyurucu kudretini katabildiği ölçüde derin ve ölümsüzdür. Bu bakımdan, büyük ses şairi Baki’nin:

Avâzeyi bu âleme Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

mısralarında, yalnız şiir anlayışı bakımından değil, dil anlayışı bakımından da varılmış derin hakikat vardır.

Çünkü, tekrar edelim ki:

Dillerin bir musiki kudreti kazanması, kelimelerin birer nağme güzelliği alması, kısa zamanda olmamıştır.

Denilebilir ki dil ve edebiyat sanatı, bu güzel neticeye varmak için, sanat ve edebiyat tarihinin daha ilk anla*rından başlayarak; sözü sesle birleştirmeğe çalışmıştır.

Bunun en açık delili, sözün en güzel sesli ifadesi olan şiir sanatının, başlangıçta musiki sanatından ayrı olmayışıdır: Bilindiği gibi, ilk şiirler, asırlarca, hatta çağlarca, musiki aletlerinden çıkan seslerle birlikte söylenmiştir.

Bir misal olarak, eski Yunanlılar, söze bir duyuruculuk vermek için, şiiri, lyre isimli sazla söylüyorlardı.

Eski İranlı’lar, bunun için, rûd, çenk, rebâb gibi sazlar kullanıyorlardı. İbrani şiiri, Davud Pey