PDA

View Full Version : Dilimizi koruyalım, ama nasıl?



Pages : 1 [2]

ally_mcbeal
15-05-2006, 16:30
türkçemiz oktay sinanoğlunun deyimiyle matematik gibi bir dildir. kurallarını kavradıktan sonra türeterek kolaylıkla konuşulabilir. ingilizce ye en önemli üstünlüğü de zaten matematiksel kurallara sahip olmasıdır. araştırmalar türk çocuklarının anadili öğrenme dehası olduğunu ortaya koymuş. hayır, bence bu türklerin dil öğrenme yeteneğinden deil, güzel türkçemizin harika sisteminin sağladığı kolaylıktan kaynaklanıyor. eğer bu konuya değinen olduysa özür, bütün yazıları okumuş deilim çünkü....

Palet
06-06-2006, 10:43
Turkce'de son yillarda yasanan kirlenme ve yanlis kullanim ciddi boyutlara ulasti. Bu durum, hem Turkce'de karsiligi oldugu halde yabanci sozcuklerin kullanimi hem de Turkce ifadede anlam yanlisligi ve sozcuklerin yanlis kullanimi ile karsimiza cikiyor. Turkce kelimelerin ingilizce yazilmasi, dilbilgisi yazim kurallarina uymayan biçimde yazilmasi ve soylenmesi, her türlü ticari işletme adı, marka ve urun adi seciminde yabanci kelime ya da Türkçe yapisi bozulmuş kelimelerin seçilmesi. Bir toplumun en onemli kulturel mirasi olan dilin bu kadar kirlenmesi de dogal olarak o kulture zarar veriyor.

Bu nedenle Reklam Yaraticilari Dernegi (RYD), kendi alanindaki sosyal sorumlulugunun geregi olarak, dilimizde yasanan kirlilige dikkat cekmek ve dogru Turkce sadece "Turkce" kullanimini tesvik etmek amaciyla "Dilinizden Utanmayin!" kampanyasina basladi.
RYD, kampanyaya destek için herkesten dil çıkaran bir fotoğrafını turkce@ryd.org.tr adresine bekliyor. Kanpanya dilinden utanmayan herkese açık.
************************************************** ********
(alıntı)

balaban
06-06-2006, 11:01
"Dilinizden Utanmayin!"



Çok üzücü, kullandığı dilden utanmayanlar azınlıkta.

buzzy
06-06-2006, 18:25
Turkce'de son yillarda yasanan kirlenme ve yanlis kullanim ciddi boyutlara ulasti. Bu durum, hem Turkce'de karsiligi oldugu halde yabanci sozcuklerin kullanimi hem de Turkce ifadede anlam yanlisligi ve sozcuklerin yanlis kullanimi ile karsimiza cikiyor. Turkce kelimelerin ingilizce yazilmasi, dilbilgisi yazim kurallarina uymayan biçimde yazilmasi ve soylenmesi, her türlü ticari işletme adı, marka ve urun adi seciminde yabanci kelime ya da Türkçe yapisi bozulmuş kelimelerin seçilmesi. Bir toplumun en onemli kulturel mirasi olan dilin bu kadar kirlenmesi de dogal olarak o kulture zarar veriyor.

Bu nedenle Reklam Yaraticilari Dernegi (RYD), kendi alanindaki sosyal sorumlulugunun geregi olarak, dilimizde yasanan kirlilige dikkat cekmek ve dogru Turkce sadece "Turkce" kullanimini tesvik etmek amaciyla "Dilinizden Utanmayin!" kampanyasina basladi.
RYD, kampanyaya destek için herkesten dil çıkaran bir fotoğrafını turkce@ryd.org.tr adresine bekliyor. Kanpanya dilinden utanmayan herkese açık.
************************************************** ********
(alıntı)
Düzeltme gereği duydum.:) Doğrusu kampanya olmalı.
...........Anadil, en basit anlamda, kültürel zenginliklerin gardiyanıdır. O nedenle her mücadelede önce anadiller fethedilmeye çalışılır. Sömürülecek halkların değersiz gösterilmesinin en önemli ideolojik yöntemlerden biri, onlara kendi dillerini unutturmaktan geçmektedir. Unutmak, yok olmak demektir...............

naylon vicdan
25-08-2006, 15:12
Yetkin, doğru, akıcı, temiz bir yazının/metnin gücüne inanan ve görseli

bütünleyen etkisine burun kıvırmayanlar...

Baştan savma, özensiz ve özenti, ruhsuz, kısır, bulanık Türkçeye "yeter artık"

diyenler...

Değil bir harfe, "şapka"nın eksikliğine tahammül edemeyenler...


"Ses bayrağı" Türkçemizi her türlü işinizde doruklarda dalgalandıracak titiz,

disiplinli, dikkatli ve yaşayan Türkçeye hakim, "başkalarının kusurlarını örtmede

gece gibi ol"an, toparlayıcı ve oyunu iyi kuran "ön libero" vasıflı bir redaktör

arıyorsanız ben buradayım...

"Her arayan bulamaz, ama bulanlar mutlaka arayanlardır."


İletişim: sezaryen65@yahoo.com

Çalışma şekli: Freelance

naylon vicdan
25-08-2006, 15:25
Palet,Türkçe bir kelimedir.
Büyük sesli uyumu kuralina uymuyor olmasi sizi yaniltmasin.Palet,gazete,lira,limonata ve makine gibi yabanci kökenli Türkçe kelimeler genellikle büyük ünlü uyumu kuralina uymazlar.

bu başlık altında yazılanları görmemiş olmak benim ayıbım olsun, ne yapalım...
geçmiş sayfalarda gezindim biraz ve hemen bir yanlışlığı düzelteyim dedim.
belki de doğrusu yazılmış olabilir. yine de katkım olsun.

Fransızca bir sözcüktür "palette". "Palet" şeklinde yazıyoruz. Tıpkı, "Palmier"i
"Palmiye" yazdığımız gibi.

bu sayfanın müdavimiyim artık!

naylon vicdan
25-08-2006, 15:40
Sayın Alvardar, öncelikle duyarlılığınız için tebrikler. Ülker'in yazdığı mesaj ise açık:"Biz de dil konusunda kendi kendimize bir şeyler yapıyoruz .İhracat yaptığımız için bu tür isimler kullanıyoruz kılıfımızın inandırıcı olmadığının da farkındayız. Ticaretimizi yaparken ulusumuzun içinde bulunduğu zaafı sömürmeyi de ihmal etmiyoruz. "

"Ürünlerinize verdiğiniz bu adların Türk kültürünün ve Türkçe'nin
yozlaşmasına katkıda bulunduğunu düşündüğüm için sizi kınıyor ve
ürünlerinizi kullanmayı bırakıyorum."

sn. Alvardar'ın mektubundan bir alıntı yaptım. kırmızıyla işaretlediğim yerdeki yanlışlık hemen hemen herkes tarafından yapılıyor.
olumsuzluk ifadesini güçlendiren, tamamlayan doğru sözcük "katkı" olmaz!
"yol açar", "sebep olur" ama "katkı" olmaz. herhangi bir eyleme olumlu etki söz konusu ise "katkı" vardır.

dedim ya, ta ilk sayfadan beri okumaya başladım. yeri geldikçe naçizane fikirlerimi paylaşacağım.

Palet
25-08-2006, 15:42
bu başlık altında yazılanları görmemiş olmak benim ayıbım olsun, ne yapalım...
geçmiş sayfalarda gezindim biraz ve hemen bir yanlışlığı düzelteyim dedim.
belki de doğrusu yazılmış olabilir. yine de katkım olsun.

Fransızca bir sözcüktür "palette". "Palet" şeklinde yazıyoruz. Tıpkı, "Palmier"i
"Palmiye" yazdığımız gibi.

bu sayfanın müdavimiyim artık!

Palette Fransizca bir sözcüktür, palet ise yabanci (fransizca) kökenli Türkçe bir sözcüktür.Türkçemize palet olarak geçmistir.

naylon vicdan
25-08-2006, 16:33
amacım polemik yaratmak değil ama o zaman da "television", "radio", "telephone", "off-side", "out", "manoeuvre", "camp" ve "grippe" İngilizce/Fransızca kökenli Türkçe (?) kelimeler mi oluyor?!

yukarıdaki soruma açılım sağlaması açısından şu soruyu da eklemem gerek: "onay", "onat", "gönenmek" için ne diyeceğiz?

naylon vicdan
25-08-2006, 16:36
önceki sayfalarda sorulmuştu da...

avatar: hindu mitologyasında bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

Palet
25-08-2006, 17:12
amacım polemik yaratmak değil ama o zaman da "television", "radio", "telephone", "off-side", "out", "manoeuvre", "camp" ve "grippe" İngilizce/Fransızca kökenli Türkçe (?) kelimeler mi oluyor?!

Hayir tabiki sorun yaratmiyorsunuz ama keske bana sormak yerine sözlüge baksaydiniz.Bu yazdiklariniz zaten yabanci ama türkçeye geçtiklerinde artik türkçe oluyorlar ve bu sekilde yazilmiyorlar.(off-side ve out hariç)
Ben israrla paletin türkçe oldugunu savunuyorum,dilerseniz türk dil kurumu sözlügünde bunlarin açiklamasini da bulabilirsiniz.
Ama buda içinizi rahatlatmazsa, malesef ben;
"beni affedin, ben güzel dilimizin bozulmasina karsiyim ama takma adimi alirken yabanci kökenli olusunun bu sayfada yazmama engel olacagini düsünmemistim" gibi bir açiklama yapamayacagim....
Ayrica, daha öncede ben bu sayfada yazi yazdigimda benzer bir tepkiyle karsilastim.Açiklamasini yaptigim halde bu durumdan ne pay çikarmaliyim sizce?
"Sen bu sayfaya yazi yollayana kadar git önce adini degistir" mi demek isteniyor bana?
Eger çikan sonuç buysa,bundan sonra müdavimi olmak istediginiz sayfaya yazi yazarken sizinde adinizi degistirmeniz gerekecek.
Saygilarimla...

naylon vicdan
25-08-2006, 18:30
sevgili palet,

amacım polemik yaratmak değil, dememe rağmen beni tartışma alanına çekme gayretinizi yadırgadığımı söylemem gerek.
hiç düşünmediğim "zorlama" konularla (tabiri mazur görün) ortaya kılçık atmayı
manasız bir çaba olarak değerlendiriyorum.

"onay, onat, gönenmek" kelimeleri niye es geçildi, yanıtlanmadı? dedim ya, Türkçe sevdalısı bizlerin bu türden yazışmalarla ortamı germeden, gediklere münasip taşları denklemek aşkına "en doğru benimkidir" tepinmesine yüz vermemesi lazımdır.
yazdıklarımdaki iyi niyeti es geçip, "nick" konusunda faullü yumruklara tevessül etmenizi ise hayretle karşıladım. çok şaşırdım açıkçası...
"nick"inizi ister "palette" seçin, ister "palet"... bunlara kafamı takmış değilim.
daha dil hakkında görüşlerimi bile belirtmedim. ileride yazmayı düşünüyorum.
ancak, daha birinci dakikada elle atılan golü de nizami saymam beklenmesin.

maksadım şuydu: kökeni (etimolojisi) eski Türkçe olan kelimeler... has bir Türkçe yani... orijini ecnebi kelimeler değil... anlatabildim mi?
"haydut herif" nece? macarca ve arapçadan müteşekkil... ya "salaş lokanta"?..
o da macarca ve italyanca işbirliğinden...
yabancı kökenli Türkçeleşmiş kelimeler ayrıdır, Göktürk, Orhun yazıtlarından bugüne gelenler ayrı...
1071'den önce orta asya'da kullanılan dilden alıntılamayı kasdetmiştim.
yoksa, tabii ki arapça, farsça, portekizce, ermenice, latince, macarca, rusça ve birçok dilden kelimeleri dilimize kattık. keyfiyet budur.

yazılanların tamamını yanıtlayacağım. ama bir daha kesinlikle polemik kokan suni tartışmalara girmek istemiyorum.
takma adınızın kökeni, yazılış şekli vs. beni hiç rahatsız etmedi.
sadece bir şerh koymuştum, o kadar.

takma adınızı değiştirin deme cüretini göstermek aklımdan dahi geçmedi.
geçseydi bunu ima ederek değil, açık açık yazardım zaten.
yani, takma adlara karşı bir alerjim yok! tamam?..

imkb'ye olan ilgim medar-ı maişet motoruna yakıt sağlamak amaçlıydı.
hisse.net'e üye olurken de "nick" için fazla kafa yormadan, siyasi-ekonomik-felsefi
içeriği olan bir "isim" üzerinde mesai yapmadan, yakın bir arkadaşımın önerisiyle
icra ettiğim işe atıfta bulunan o meşhur "nick"i belirledik.
aslında o belirledi, ben de onadım. "okeyledim" de diyen var!
ahvalimiz bundan ibarettir.

maksadım, bu tür lise son münazara seviyesinde gezinmeyen fikir alışverişleridir.
benim açımdan herhangi nahoş bir durum yoktur.
umarım şahsınız için de herhangi bir pürüz kalmamıştır.

devletle...

Palet
26-08-2006, 08:33
Sayin Redq
Kabahat sizde degil,size cevap verende..Uzun uzun laf ebeligi yapacak konumda degilim.Maden yazip yazip, isinize gelmedigi noktada konuyu lise son münazarasi olarak nitelendiriyorsunuz,buyrun dilediginiz gibi hareket edin.Anlatmak istedigimi anlamama çabaniz,beni bu yazismanin manasiz olduguna ikna etti.Açikçasi bu durumda kuyuya atilan tasi çikarmaya yardimci olamayacagim.
Yapim geregi son yazdiklarinizdan sonra devam etmem zaten olanaksiz.
Bu sayfaya yazma amacim sadece ve sadece dilimizin korunmasina bir nebze katkida bulunmakti.Umarim yedigim hakaretler buna deger.
Neyse vatan sagolsun...

naylon vicdan
01-09-2006, 21:47
vatanın sağlığına katkılar:

"kabahat sizde değil, size cevap verende" cümlesinde geçen "verende"deki
de eki ayrı yazılır. "veranda" değilse maksud...
"vatan sağolsun" yazarken de, "sağ olsun"u ayrı yazıyoruz.

"sana/size o kadar kızgındım ki neyi, nasıl yazdığımı bilecek durumda dedildim."
demeyiniz.
"dilimizin korunmasına bir nebze katkıda" bulunurken bu "da-de" eklerini çoğu yazınızda hatalı kullandığınızı gördüm de...
bir de; noktalardan sonra "espas" vermek lazım gelir. yani, bir "tık"lık boşluk...
dostça bir hatırlatma olarak alınız.

"katkı" amaçlı yazılarınızdan alıntı yaparak bu hususun altını çizmek istemiyorum.
ego şişkinliği bu ülkede sık görülen bir durumdur. amacımız birdi ama anlaşamadık.
ne yapalım, kader böyleymiş...

devletle...

hamiş: e.e. cummings'i referans aldım büyük-küçük harf meselesinde.

balaban
17-09-2006, 12:38
Sevgili tdogan bu mesajı e-posta ile bana göndermişti.

Türkçe isim kullanmayanlardan alışveriş etmiyorum. Ben bu kadarını yapabiliyorum.

Kıllık!
KUŞADASI'NDA tatil yaparken bir grup arkadaşıyla birlikte Kadınlar Denizi 1. Sokak'ta bir restorana girmiş Murat Kılıkçıer ve bakın başlarına neler gelmiş:

''Sonradan restoranın sahibi olduğunu öğrendiğimiz ve Güneydoğu şivesiyle konuşan kişi mönüyü getirdi ve hepsi İngilizce yazılmış beş yemek çeşidini sıraladı. Sipariş için düşünmek üzere izin istediğimiz sırada arkadaşlarımdan biri mönüdeki fiyatların sadece Avro üzerinden olduğuna dikkatimizi çekti. İşyerinin sahibi sipariş almaya geldiğinde kendisine yemek isimleri bir yana neden fiyatların en azından Avro'nun yanında Türk Lirası olarak da gösterilmediğini sordum.

Restoranın sahibi beyefendi güldü ve 'Ne yapacaksınız Türk Lirası'nı, bakın Avrupa Birliği'ne giriyoruz' diyerek sanırım kendince şakaya vurarak geçiştirdi.

Öylece bakakaldık. Bu arada gözümüz tavanda asılı bayraklara çarptı. Yaklaşık 15 ülke bayrağı arasında Türk bayrağı yoktu.

Tam bu sırada önümüzdeki masada oturan bir çiftin bayrakları ve mönüyü birbirlerine işaret ederek kalktıklarını fark ettik.

Restoranın sahibi masamıza geldiğinde ona 'Bakın öndeki masa, size az önce söylediğimiz sebepten kalktılar, onlar da Türk'tü' dememiz üzerine kendisi 'Kalksınlar yaa, Türkler de gelmesinler' diye homurdandı.

Kısaca anlatmak gerekirse biraz tartıştık ama iletişim kurabilmemiz için aramızda engel koskoca bir dağ ve adamın aklında tek bir şey, sadece 'Burası benim' düşüncesi vardı.

Tartışma sırasında bize fiyatlarının çok ucuz olduğunu, böyle ucuza başka bir yerde yiyemeyeceğimizi, buna rağmen bizim kalkıp ona 'Türk Lirası için kıllık yaptığımızı' bile söyleyebildi.

Belli ki üzerinde, görmeye dayanamadıkları kişilerin resmi olan paraları istemiyorlardı.

İnanın ne yapacağımızı bilemedik.

Hesabı ödedikten sonra da fişimizi ancak ısrarla istedikten sonra alabildik.''

Bu öykü üzerine o klasik söz ''Burası Türkiye, olur böyle şeyler'' diyebilir miyiz?

Hayır.

Çünkü artık ''burası'' Türkiye olmaktan çıkıyor! Herkes kafasına bir düzen kurup bildiğini okuyor. Kimse de karışmıyor.

Bir gencin Türkçe çığlığı

BİR genç Eren Dedeoğlu ve liselerde yabancı dil eğitimi verilecek diye Türkçe dersinin unutulduğunu söylüyor, ''Türkçe konuşmayı unutturdular, şimdi Türkçe yazmayı da unutturuyorlar'' diyor:

''Kimse farkında değil mi elimizden kayıp gidiyor Türkçemiz. Sesli harflerimizi kullanmaz olmuş yaşıtlarım. Girdikleri sitelere bakıyorum da, 'dolar' işareti 'ş' harfimizin yerini almış, 'v' harfimizin yerine 'w' kullanıyorlar. Dahası fiiller kullanılmaz olmuş. Zarflar, sıfatlar çoktan unutulmuş.

İçim acıyor, Atatürk 'ün elinde tebeşir, Türk alfabesinin harflerini öğreten resmini gördüğümde. Bir baksanıza o sitelere, bir baksanıza gençlerimize.

Bizi bizden alamadılar savaşla ama şimdi kültürümüzü alacaklar elimizden. Katlediliyor kendi insanlarımız tarafından kültürümüz. Elimizden kayıp gidiyor sahip olduğumuz değerler.

Böyle giderse çok yakında Türkçemiz kalmayacak. O zaman bu yazıyı yabancı bir dilde yazıyor olacağım belki de! Birileri bir şeyler yapsın artık!''

ally_mcbeal
29-09-2006, 00:34
türkçe karşılığı mevcut olan bir kelimeyi başka dildeki anlamıyla söylemeye gerek yok.

mesela opsiyon yerine rahatlıkla seçenek diyebiliriz....

MAŞALI
29-09-2006, 00:51
türkçe karşılığı mevcut olan bir kelimeyi başka dildeki anlamıyla söylemeye gerek yok.

mesela opsiyon yerine rahatlıkla seçenek diyebiliriz....

bence bu kadar takmamak lazım. osmnlıca karma bir dilmişte osmanlıyı kim sömürmüş.bece uygun olanı ve hoş olanı kullanalım. haa tabii ki bazıları gibi sosyetik olmak uğruna oramızı buramızı yırtmayalım.arkadaşlar türkçryi sadeleştirmek adına dilimizi mahfetmeyelim.imkan arapça yerine olanak çıktı. farkı varmı yok. ben imkanı kullanıyorum. biz Türk'üz. manası bilinen her kelime türkçedir.

ally_mcbeal
29-09-2006, 01:06
sn emref1
ben yine de türkçe karşılığı bariz olan kelimelerde anadil yanlısıyım.

şu sosyetik olma uğruna yapılan konuşmalara dem vurmuşsunuz da hemen çağrışım yaptı; şimdilerde özellikle bazı bayanlar tarafından kullanılan amerikan aksanlı türkçe konuşma furyasına çok raslıyorum. bu da sanırım yeni bir moda; '''ben uzun yıllar abd de kaldım o yüzden aksanım var mesajı :D '''
tuhaf...

MAŞALI
29-09-2006, 09:27
sn emref1
ben yine de türkçe karşılığı bariz olan kelimelerde anadil yanlısıyım.

şu sosyetik olma uğruna yapılan konuşmalara dem vurmuşsunuz da hemen çağrışım yaptı; şimdilerde özellikle bazı bayanlar tarafından kullanılan amerikan aksanlı türkçe konuşma furyasına çok raslıyorum. bu da sanırım yeni bir moda; '''ben uzun yıllar abd de kaldım o yüzden aksanım var mesajı :D '''
tuhaf...

benim demek istediğim asıl; ben doğuya gidiyorum cazip araba olduğu zaman antepi geçince bir tane türkçe konuşan insan yok. keşke onlar türkçe konuşssa imkan dese opsiyon dese ve hatta ingilize konuşsa. yazık..:mad:

ally_mcbeal
29-09-2006, 11:57
antepi geçince bir tane türkçe konuşan insan yok.


o kadar mı vahim ??

chemeng
30-09-2006, 14:42
dili korumanın en güzel yolu ağzımızı gereksiz şeyler için açmamak..gereksiz şeyler konuşuldukça dil bozulmaya başlıyor..

sardes
03-10-2006, 10:09
Selamlar
Türkçe üzerine,
Bu yazı bana nasıl ulaştı tam hatırlamıyorum; uzun bir yazı ama inanılmaz güzel.
Türkçe dilinin evrenselliği üzerine matematiksel çalışma. Yabancı dil diye çoçuklarımızı sınırsız zorlama(en son duydugum lise için 6. yabancı dile doğru) yapanların aslen varlığın kendi dilinde kendini bulabildiğini, varlığı tanımlayan herşeyin varlığın doğduğu dil ile tanımlandığını unutmaması dileği ile.
Saygılarımla.



Türkçe Üzerine Bir Matematik Modelleme
>
>
>
>
>Türkçe üzerine bir matematik modelleme ve bunun olası sosyal yansımaları
>üzerine bir zihin jimnastiği.
>"Victor Hugo şiirlerini 40.000 kelime ile yazdı. Türkçe'yi en zengin
>kullananlardan Yaşar Kemal'in romanları 3.500 kelimeyi geçmez" görüşü çok
>yaygındır. Bu görüş haklıdır zira Türkçe'nin Fransızca'ya oranla daha az
>sözcük içerdiği doğrudur. İngilizce'ye, Almanca'ya, İspanyolca'ya oranla da
>daha az sözcük içeriyor olması gerekir. Ne var ki bu Türkçe'nin daha
>yetersiz bir dil olduğu anlamına gelmez! Çünkü Türkçe az sözcük ile çok şey
>anlatabilen bir dildir! Daha fazla sözcük içerse bunun kimseye zararı
>dokunmaz ancak, gereği yoktur.
>
>Başka bir dilden Türkçe'ye çeviri yapan herkes sözlüğü açtığında,
>aralarında minik anlam farkları olan bir çok sözcüğün Türkçe karşılığında
>çoğu zaman aynı kelimeyi okur. Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi
>görünebilir, oysa öyle değildir. Çünkü yukarıda adı geçen diller
>kelimelerin statik olan anlamlarını öğrenmeye, Türkçe ise bu anlamları
>bulup çıkarmaya, yani dinamik anlamlandırmaya dayalıdır. Türkçe'de
>anlamları sözlükteki tanımlar değil, kelimelerin cümle içindeki konumları
>belirler. Tam bu noktada, Türkçe'nin, referans olmak üzere sadece gerektiği
>kadarı sözlüklere alınmış, sonsuz sayıda kelime içerdiği bile öne
>sürülebilir.
>
>İngilizce-Türkçe sözlükte "sick", "ill" ve "patient" ın karşısında hep
>"hasta" yazar. Bu bağlamda İngilizce'nin üç kat daha fazla sözcük içerdiği
>söylenirse bu doğrudur. Ancak, aradaki farkların Türkçe'de vurgulanamadığı
>söylenmeye kalkılırsa bu yanlış olur: "doktor falanca beyin hastası olmak",
>"böbrek hastası olmak", "Internet hastası olmak", "filanca şarkının hastası
>olmak" arasındaki farkı Türkçe konuşan herkes bir çırpıda anlar. Bunun
>nasıl olabildiğini görmek zor değildir. Bir kalem alıp, alt alta:
>
>3 + 5 =
>
>12 + 5 =
>
>38 + 5 =
>
>yazmak, sonra da bunları toplamak yeterlidir. Hepsinde aynı "+ 5" yazdığı
>halde sonuçlar farklı çıkıyorsa, Türkçe'de de hepsinde aynı "hastası olmak"
>ifadesi geçtiği halde sonuçlar farklı olacaktır. Türkçe'nin az araç ile çok
>iş yapmasının sırrı matematikte yatar. 0 dan 9 a kadar 10 tane rakam, artı,
>eksi, çarpı, bölü dört işlem işareti ve bir ondalık ayracı virgül, yani
>topu, topu 15 simge ile sonsuz sayıda işlem yapılabilir. Türkçe de benzer
>özellikler gösterir. Türkçe matematiğe dayalı olmaktan da öte, neredeyse
>matematiğin kılık değiştirmiş halidir.
>
>Türkçe'deki herhangi bir fiilin çekiminin ve kelimelerin nasıl çoğul
>yapılacağının öğrenilmiş olması, henüz varlığı bile bilinmeyen, 5 yıl sonra
>Türkçe'ye girecek fiillerin nasıl çekileceğinin ve 300 yıl önce unutulmuş
>kelimelerin çoğullarının ne olduğunun biliniyor olması demektir. Bu tıpkı
>birinci dereceden 2 bilinmeyenli bir denklemin nasıl çözüleceği
>öğrenildiğinde, sadece x = 6, y = 23 olan denklemlerin değil, aynı
>dereceden bütün denklemlerin nasıl çözüleceğinin öğrenilmiş olması gibidir.
>Oysa sözgelimi İngilizce'de "go", " went" olurken "do", "did" olur. Çoğul
>ekleri için de durum aynıdır: "foot", "feet" olurken "boot", "beet" değil
>"boots" olur. Bunun tutarlı bir iç mantığı yoktur, tek çare böyle
>olduklarının bellenmesidir.
>
>Türkçe'de ise, statik kelimeleri ezberlemek yerine dinamik kuralları
>öğrenmek gerekir. Türkçe'de neredeyse istisna bile yoktur. Olanlar da ses
>uyumu gereği alma olması gereken meyve isminin elma biçimine dönmesi gibi
>birkaç minör istisnadır. Kurallar ise neredeyse, bu dili icat edenlerin
>Türk olduğuna inanmayı zorlaştıracak kadar güçlü ve kesindir.
>
>Bu noktadan sonra, anlatılanları matematik olarak formüle etmek, aradaki
>ilişkiyi somutlaştırabilmek açısından yararlı olacaktır. Bunu yapmanın en
>kolay yolu ikili sayı sistemini kullanmak olduğu için de yalnızca 0 ve 1
>leri kullanmak yeterlidir. İzleyen örneklerde [1 = var] ve [0 = yok]
>anlamında kullanılmışlardır.
>
>KELİME KÖKÜ
>
>ÇOĞUL EKİ
>
>MATEMATİK İFADE
>
>ev
>
>
>
>1.0
>
>ev
>
>ler
>
>1.1
>
>
>
>ler
>
>0.1
>
>
>Türkçe'deki bütün kelimelerin 2 bit olduğu varsayılabilir (ileride bit
>sayısı artacak). Tekil olan bütün kelimeler 1.0 (kelime kökü var; çoğul eki
>yok), çoğul olanlar ise 1.1 dir (kelime kökü var; çoğul eki var). Bu kural
>hiç değişmemek bir yana, öylesine güçlüdür ki Türkçe'de başka hiç bir dilde
>yapılamayacak bir şey yapılıp, olmayan bir kelimenin çoğulu dahi
>söylenebilir (0.1). Birisi karşısındakine sadece "ler" dediğinde, alacağı
>tepki: "anladık ler de, neler?" türünden bir cevap olacaktır. Bir şeylerin
>çoğulunun söylendiği bellidir de, neyin çoğulunun kastedildiği açık
>değildir.
>
>VURGULAMA
>
>SIFAT KÖKÜ
>
>ZAYIFLATMA
>
>MATEMATİK İFADE
>
>
>
>kırmızı
>
>
>
>0.1.0
>
>kıp
>
>kırmızı
>
>
>
>1.1.0
>
>
>
>kırmızı
>
>msı
>
>0.1.1
>
>kıp
>
>kırmızı
>
>msı
>
>1.1.1
>
>
>Türkçe'deki sıfatların anlamını kuvvetlendirmeye veya zayıflatmaya yarayan
>bu kural da hiç değişmez. Hatta istenirse bu kurala uyan ama hiç bir
>sözlükte bulunmayan, hem kuvvetlendirilmiş hem de zayıflatılmış garip
>sıfatlar bile türetilebilir. "Güneş doğmazdan az önce ufuk kıpkırmızımsı
>(kıp + kırmızı + msı; [1.1.1]) bir renk aldı" dendiğinde, herkes neyin
>kastedildiğini anlayacaktır. Çünkü ayaküstü türetilen bu sıfat, hiç bir
>sözlükte yer almaz ama, Türkçe konuşan herkesin çok iyi bildiği bu kurala
>uygundur.
>
>Fiil çekimlerinde de işler farklı değildir. Burada zorunlu olarak kişi için
>3, zaman için 2 bitlik gruplar kullanılacak. Çoklu bit grupları şunları
>ifade edecek:
>
>
>
>
>
>
>011 = ben
>010 = sen
>000 = o
>111 = biz
>110 = siz
>100 = onlar
>-------------
>00 = geniş zaman
>11 = şimdiki zaman
>10 = gelecek zaman
>01 = geçmiş zaman
>
>KÖK
>
>YETERLİLİK
>
>OLUMSUZ
>
>ZAMAN
>
>HİKAYE
>
>RİVAYET
>
>KİŞİ
>
>MATEMATİK İFADE
>
>oku
>
>(y)abil
>
>
>
>di
>
>
>
>
>
>m
>
>1.1.0.01.0.0.011
>
>oku
>
>(y)a
>
>ma
>
>z
>
>
>
>mış
>
>sın
>
>1.1.1.00.0.1.010
>
>gel
>
>
>
>me
>
>(y)ecek
>
>ti
>
>
>
>
>
>1.0.1.10.1.0.000
>
>git
>
>
>
>me
>
>di
>
>
>
>
>
>k
>
>1.0.1.01.0.0.111
>
>şaşır
>
>abil
>
>
>
>ecek
>
>ti
>
>
>
>niz
>
>1.1.0.10.1.0.110
>
>bil
>
>
>
>
>
>(i)yor
>
>
>
>
>
>lar
>
>1.0.0.11.0.0.100
>
>
>Tabloda zaman ile ilgili küme 3 bit yapılıp geçmiş zaman "di'li geçmiş" ve
>"miş'li geçmiş" olarak ikiye ayrılabilir, soru bileşkeni için ayrı bir bit
>eklenebilir, emir ve şart kipleri de işin içine katılabilir ancak, sonuç
>değişmezdi.
>
>Cümleleri oluşturan öğelerin (özne, nesne, yüklem, vb...) sıralaması da
>rastgele değildir. Türkçe cümleler bir tür "crescendo" (şiddeti giderek
>artan dizi) izlerler. Bütün vurgu en sonda yer alan yüklem (fiil)
>üzerindedir. Diğer öğelerin önemi, yükleme olan yakınlık/uzaklık konumları
>ile belirlenir. Yükleme yakınlaşıldıkça önem artar. Gene matematiksel
>olarak ele almak gerekirse, cümleyi oluşturan her bir öğenin toplam öğe
>sayısı kadar haneden oluşan bir matematik değere sahip olduğu
>varsayılabilir. "Dün Ahmet camı kırdı" cümlesi 4 öğeden oluşmaktadır; o
>halde her öğe 4 haneli bir değere sahip olacak, ilk öğe en düşük, son öğe
>ise en yüksek değeri taşıyacaktır.
>
>CÜMLE
>
>MATEMATİK DEĞER
>0001
>
>MATEMATİK DEĞER
>0011
>
>MATEMATİK DEĞER
>0111
>
>MATEMATİK DEĞER
>1111
>
>1
>
>Dün
>
>Ahmet
>
>camı
>
>kırdı.
>
>2
>
>Dün
>
>camı
>
>Ahmet
>
>kırdı.
>
>3
>
>Ahmet
>
>dün
>
>camı
>
>kırdı.
>
>4
>
>Ahmet
>
>camı
>
>dün
>
>kırdı.
>
>5
>
>Camı
>
>dün
>
>Ahmet
>
>kırdı.
>
>6
>
>Camı
>
>Ahmet
>
>dün
>
>kırdı.
>
>
>Şimdi tablodaki cümleler tek, tek ele alınabilir
>1. cümle: Dün Ahmet bir iş yaptı ve bu camı kırmak oldu.
>2. cümle: Dün kırılan camı başkası değil Ahmet kırdı (suçlu Ahmet!).
>3. cümle: Ahmet'in dünkü işi camı kırmak oldu (belki önceki gün kitap
>okumuştu).
>4. cümle: Ahmet camı herhangi bir zaman değil, dün kırdı (yarın kırması
>gerekiyor olabilirdi).
>5. cümle: Cam düne kadar sağlamdı, kırılmasının suçlusu ise Ahmet.
>6. cümle: Camı Ahmet zaten kıracaktı, bunu dün yaptı.
>
>Cümleyi oluşturan öğeler kesinlikle aynı kalırken (cam hep 'i' haliyle
>'camı' olarak kaldı; fiil hep 3. tekil şahıs, di'li geçmiş zamanda çekildi,
>vb.) sadece yerlerinin değişmesi cümlelerin anlamlarını da değiştirdi. Her
>cümlede 0011, 0001'den daha fazla, 0111 bu ikisinden daha fazla, 1111 ise
>hepsinden daha fazla önem taşıdı. Anlamı belirleyen de zaten her bir öğenin
>matematik değeri oldu.
>
>Kelimelerin statik anlamlar taşıdıkları dillerde, zaman belirtecinin (dün)
>yeri değiştirilerek elde edilebilecek 2 çeşitlemenin dışında diğer
>anlamları vermek için kip değiştirmek (edilgen kip - passive mode
>kullanmak) veya araya açıklayıcı başka kelimeler eklemek gerekir. Türkçe
>konuşanlar ise her bir cümlenin diğerinden farkını derhal anlarlar.
>
>Matematik ile olan alış-veriş yalnızca verilen örneklerle sınırlı değildir.
>Türkçe'nin ne tarafı ele alınsa bu ilişki ile yüz, yüze gelinir.
>
>Türkçe'nin bu özelliğini "İnsanlar kendilerine ulaşan mesajları nasıl
>anlarlar? Bunun kullanılan dil ile bir ilgisi var mıdır? Bir Fransız, bir
>İngiliz, bir Türk aynı mesajı kendi ana dillerinde alsalar, birbirleri ile
>aynı şekilde mi, yoksa farklı mı algılarlar? Eğer dilin algılamayla ilgisi
>varsa, işin içine bir dil karışmadığında yani sözgelimi bir pantomim
>gösterisi izlenir veya üzerinde hiç yazı olmayan bir afişe bakılırken, dil
>ile ilgili bu alışkanlıklar nasıl etki ederler?" türünden sorulara yanıt
>ararken fark ettim. Bu özellik konuya ilgi ve sabırla yaklaşıp, bakmayı
>bilen herkesin görebileceği kadar açık. O nedenle, bu güne kadar kesinlikle
>başkaları tarafından da görülmüş olmalı. "Türkçe çok lastikli, nereye
>çeksen oraya gidiyor" diyenler de aslında, hayal meyal bu özelliği fark
>eder gibi olup, ne olduğunu tam adlandıramayanlardır.
>
>Türkçe teknik açıdan mükemmel bir dildir. Bu mükemmelliğin nedeni matematik
>ile olan iç içeliktir. Keza, ne yazık ki Türkçe'nin, bu dili konuşanlara
>kurduğu tuzak ta buradadır.
>
>Kentli - köylü, eğitimli - eğitimsiz, doğulu - batılı, vb... kültür
>çatışmaları dünyanın her yerinde vardır. Gene dünyanın her yerinde iyi,
>kötü işleyen bir "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci bu çatışmayı
>kendi içinde bir takım sentezlere götürür. Türkiye bu açıdan dünya
>genelinin biraz dışındadır. Bizde "asimilasyon" ve/veya "adaptasyon" süreci
>ya hiç çalışmaz, ya da akıl almaz bir yavaşlıkta çalışır. Sorun, başka
>sebeplerin yanı sıra kullandığımız dilden de kaynaklanmaktadır. Düşünme,
>kendi kendine sözsüz konuşma olarak kabul edilirse (bence öyledir),
>anadilin kişilerin düşünce yapısı üzerinde etkili olduğunu da kabul etmek
>gerekir; insanlar kendi anadillerinde düşünürler. Türklerin büyük paradoksu
>işte buradadır. Teknik açıdan mükemmel bir dil olan Türkçe, kendi
>dışımızdaki dünyayı kendimizce değiştirmeden, olduğu gibi algılamaktaki en
>büyük engelimizi oluşturmaktadır.
>
>Örneğin, Türkiye dışına yabancı işçi olarak giden ilk nesil gerek
>bulundukları ülkenin dilini öğrenme, gerekse oradaki yaşam biçimine ayak
>uydurma konusunda muhteşem bir direniş gösterdiler. Bu direnişin boyutları
>o denli büyük oldu ki, başka hiç bir diasporada gözlenmeyen gelişmeler
>yaşandı. Türk diasporası, gettolaşıp kendi kültürünü gene kendi içine
>kapanık bir çevrede yaşayacak yerde, kendi kültür kurumlarını o ülkeye
>ithal etti. Asimile olmaya en dirençli kültürlerden biri kabul edilen
>İspanyollar, gittikleri yere sadece gazetelerini ve bazen de radyolarını
>taşımakla yetinirken; Türklerin bunlara ek olarak (hem de birden çok)
>televizyon kanalları ve hatta kendi fast-food'ları (lahmacun, döner, vs...)
>oldu. Bunları başaran insanların yeteneksiz olduklarına, uyum sağlamayı da
>bu yeteneksizlikleri yüzünden beceremediklerine hükmetmek en azından adil
>ve gerçekçi olamaz. Keza, böylesine önemli bir kültür direnişi
>gösterenlerin, orada doğan çocuklarını eğitirlerken, bunca sahip
> çıktıkları kültürlerini göz ardı etmiş olmaları da düşünülemez. Ancak
>gözlemlenen o ki, orada doğan ikinci nesil, gene sözgelimi İspanyollar
>arasında hiç görülmediği kadar hızla asimile oldu. Bunun nedenini evdeki
>Türkçe'nin yanı sıra okulda öğrenilen ve ev dışında yaşanan, o ülkenin dili
>faktöründe aramak çok yanıltıcı olmayacaktır.
>
>Biz Türkler, konuşmayı öğrenirken (tıpkı sick, ill, patient örneğinde
>olduğu gibi) farklı durumların farklı kavramlar oluşturduğunu, bu farklı
>kavramların da farklı adları olması gerektiğini öğrenmeyiz. Aynı adı
>taşıyan farklı kavramları birbirinden ayırmaya yarayacak sezgisel (sezgisel
>=> doğal => matemetiksel) yöntemin kurallarını öğrenmeye başlarız.
>Sezgiselliğe şartlanmış beyinler ise dış dünyayı hiçbir değişikliğe
>uğratmadan, olduğu gibi algılamayı bilemediklerinden, bildikleri tek
>yönteme yani kendilerince anlam çıkarsamaya veya başka bir ifadeyle
>"sezdikleri gibi algılamaya" yönelirler.
>
>Algıladıkları kavramların tümü kendi çıkarsamaları doğrultusunda
>şekillenmiş olan, kendilerince tanımlanmış bir dünyada yaşayan insanlara
>ulaşan mesajlardaki kodlar ne kadar "herkesçe bir örnek" algılanabilir?
>Üzerinde emek harcanmaya değer temel sorulardan biri budur. Bu sorunun
>yanıtı belirginleştikçe, neden batıdaki sistemlerin bir türlü Türkiye'de
>oluşturulamadığı sorusunun yanıtı da belirginlik kazanabilir.
>
>Türkçe'nin kendi iç dinamiklerinden kaynaklanan bu özel durum kuşkusuz tüm
>iletişim alanları için geçerlidir. Yunus Emre'nin okuması, yazması olmayan
>göçebe Türkmen boyları arasında 700 yıl boyunca bir nesilden diğerine büyük
>bir sadakatle, sözlü kültür ürünü olarak aktarılmasının ardında Türkçe'nin
>sezgiselliğini sonuna kadar kullanmadaki becerisi vardır. Tanzimat ve
>Cumhuriyet aydınlarının bir türlü geniş kitlelere seslerini
>duyuramamalarının nedeni de gene aynı denklemin içinde aranmalıdır. Fransız
>gibi, Alman gibi düşünmeyi öğrenenler, meramlarını anlatırken bunu yeni
>öğrendikleri düşünce sistematiği içinde yapmaya kalkışmış ve Türk gibi
>anlatmayı becerememiş olduklarından başarısız kalmışlardır.
>
>Mesajlar sadece algılanabildikleri kadar etkili olurlar. Mesajları
>üretenlerin kendi konularına ne kadar hakim oldukları mesajın bütünlüğü
>açısından önemlidir ama, hitap edilen kişilerin kendilerine yönelen
>mesajları nasıl algıladıkları her şeyden daha önemlidir.
>
>Ahmet Okar.

Babadağlı
14-11-2006, 09:26
Yabancı isimli tabelaya yasak
Aydın Belediyesi, işyeri tabelalarında yabancı isim kullanılmasını yasakladı. Belediye, kent genelindeki tüm tabelaları denetim altına alırken, esnaf uygulamaya destek veriyor.

AYDIN - Son yıllarda iş yerlerine verilen yabancı isimlere karşı Aydın Belediyesi mücadele başlattı. Aydın Belediye Meclisi’nin oy birliğiyle aldığı karar gereği, kent genelinde ilan, reklam ve işyerlerine asılan tabelalarda yabancı isimler yer alamayacak.

Aydın Belediye Başkanı İlhami Ortekin, meclisin aldığı kararın ardından işyerlerini dolaştı. Kararla ilgili bilgi vererek, esnaftan destek isteyen Ortekin, “Belediye olarak yaptırdığımız kamuoyu araştırmasında, halkın yüzde 89’unun işyeri tabelalarının Türkçe olması yönünde fikir birliğinde olduğu ortaya çıktı. Amacımız tamamen yabancı özentisini kesmek. Özümüze dönerek; Türkçe’yi bozan, yozlaştıran, yabancı özentisinden, kültür istilasından kurtaracağız. Bunu yaparken de kimsenin canının yakarak üzerine gitmeyeceğiz. Öncelikle uygulamaya yeni tabela alanlardan başlayacağız. Eskilere için de zaman içersinde tescilli olmayanları düzeltme yoluna gideceğiz. Bu konuda yasa maddesi bulunduğunu bilinen bir gerçek. Uluslararası kayıtlı tescilli markalar dışındaki tabelaların Türkçe olma zorunluluğu kararı meclis tarafından alındı” diye konuştu.

ESNAF KARARI DESTEKLİYOR
Aydın Esnaf Odaları Birliği Başkanı Hulusi Akşit de, kararın doğru olduğunu belirtirken “Görüşümüz belediyenin kararı doğrultusundadır. Türk isimli işyerleri şimdi yabancı isimlerle donatılmıştır. Fast-food gibi ne olduğu bilinmez kelimelerin esnafa zarar verdiğini gördük. Esnaftan tepki görmedik, şu anda karara saygılılar. Bu karar tüm Türkiye’de uygulanmalı ve Türkçe’nin gündemde kalabilmesi sağlanmalıdır. Karar, oda başkanlarımız tarafından üyelere bildirilecek” dedi.

AAAcemi
14-11-2006, 09:33
Tebrikler Aydın belediyesine

umarım diğerlerine örnek olur .

çilek
14-11-2006, 09:35
Dağarcığınıza Her Gün İki Söz..

Bu servisi kullananlarımız var mı bilemiyorum, ama tavsiye edebilirim.

TÜRK DİL KURUMU

Türkçe Sözlük'ten Sözler ve Yabancı Kelimelere Karşılıklar

Elektronik Posta Hizmeti


Üye oluyorsunuz . Hepsi bu!

ÖZDOĞAN77
14-11-2006, 09:56
Asıl sorun,eğitilmeyen,eğitilmek istenmeyen,genel kültürü zayıf,ezberci bilgilerle doldurulan,tepkisiz,duyarsız ama bir o kadar da saygısız bir nesil yetiştirme gayretleridir.
Eğer bir ülke 50 sene önceki eğitim terbiyesi ve sistemini özlüyorsa vay bizim halimize.
100 metre öteden gördüğümüz öğretmenimize selam vermek için esas duruşta,önümüzü ilikleyerek durduğumuz öğretmenlere ne oldu,onlar mı bu saygıyı haketmiyor,yoksa biz mi bozulduk.

Bir ülkenin,milli savunma politikası ne ise,eğitim politikası da o denli,önemli ve tavizsiz olmalıdır.

Her sene değişen eğitim ve öğretim sistemin de,çocuklarımız kobay olmaktan kurtulamıyor.Her geçen gün etkisini gösteren,toplumsal bozulma,çekirdek aileyi temelinden sarsıyor.Tatminsiz,mutsuz ve saygısız bireyler yetişiyor.Bütün bu yaşanan olumsuzluklar,dilimizin bozulması ile,aile içi iletişimsizlik ve beraberinde kuşak çatışması ve toplumsal bunalımı beraberinde getiriyor.Herşey birbirine bağlı ve içiçe.

yosun
14-11-2006, 10:03
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Palet
14-11-2006, 16:46
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Çok yazik:hayır: Ben artik bu konuda ne söyleyecegimi sasiriyorum.
Son günlerde çikan saçma sapan reklamlardan çocuklarin etkilenmesini anliyorumda,koskoca üniversite ögrencilerinin bu gayri ciddi tutumlarina anlam veremiyorum:mad:
En son bir sampuan reklaminda ahçi görünümündeki kiz, telefon görüsmesini vurgulu bir sekilde "okey" diyerek bitiriyordu.Haftasonu tesadüfen denk geldim, "tamam" olarak degistirilmis.Demek benim gibi rahatsiz olan birileri rtük'e hatirlatmada bulunmus..Gerçi soru cümlesini "olur mu?"yerine vurgulu bir "tamam"la bitirmeleri de dogru degil ama "okey"in çikarilmasi iyi olmus...

Babadağlı
17-11-2006, 13:53
Kazakistan Cumhurbaskani Nursultan Nazarbayev,
Turk Dili Konusan Ulkeler Arasindaki Ekonomik, Siyasi, Kulturel Ve Sosyal
Iliskilerin Daha Da Gelistirilmesini Istedi.

Nursultan Nazarbayev, Cumhurbaskani Ahmet Necdet Sezer`in Ev Sahipliginde
Antalya`da Duzenlenen ``turk Dili Konusan Ulkeler Devlet Baskanlari 8. Doruk
Toplantisi``nda Yaptigi Konusmada, Turk Dunyasini Birbirine Daha Da
Yakinlastiracak, Kardeslik Ve Is Birligine Yonelik Atilacak Somut Adimlarin
Siklastirilmasi Gerektigini Vurguladi. Nazarbayev, Soyle Konustu:
``halklarimizin Ekonomik Durumu Seneden Seneye Iyilesmektedir. Bu Da Egitim
Ve Kultur Alanindaki Tasarilari Gerceklestirmeye Imkan Saglamaktadir. Turk Dili
Konusan Ulkeler Arasindaki Kultur Iliskilerini Gelistirerek, Kendi Dillerimizi,
Ortak Tarih, Sanat Edebiyat Ve Siir Antolojileri Yayinlanmasi Ve Bu Eserlerin
Dunya Dillerine Tercume Edilmesini Saglamaliyiz. Boylece Tum Dunya Bizi
Taniyacaktir.``
Kazakistan`in Turk Dili Konusan Devletlerle Uzay Alaninda Bilimsel
Arastirmalar Yapmaya Hazir Olduguna Da Deginen Nazarbayev, ``kazakistan Bu Yil
Ilk Yer Uydusunu Firlatti. 2008 Yilinda Ikinci Bir Yer Uydusunu Firlatmayi
Planlamis Bulunmaktadir. Bu Yonde Birlikte Etkinliklerde Bulunabiliriz`` Dedi.
Kuresellesme Surecinin Turk Milli Kimligine Yonelik Tehdide Karsi Konulmasi
Gerektigine De Isaret Eden Nasarbayev, Soyle Konustu:
``turk Dili Konusan Devletlerin Ortakligiyla Kurulan Turksoy Adli Kurulusla
Bu Isler Yapilabilir. Kaynagini Gokturklerden Alan Ortak Tarihi Genc Kusaklara
Aktarabilmeliyiz. Hoca Ahmet Yesevi, Kasgarli Mahmud, Mevlana, Farabi Ve Fatih
Sultan Ve Diger Yuce Atalarimizi Bilmek Ve Onlari Genc Kusaga Ogretmek Odevimiz
Olmalidir. Birlik Ve Beraberlik Bayragimizi Bu Yolla Yukseklere Tasiyalim. Bir
Diger Onemli Husus Da Turk Dili Konusan Halklarin Bilimsel Ve Sanatsal
Edebiyatlarinin Ortak Fonunu Olusturmaktir. Kultur, Bilim Ve Egitim Alanindaki Is
Birligimizin Pekistirilmesinin Yani Sira Ekonomik Iliskileri De
Gelistirmeliyiz.``
Sadece Yuk Tasimaciligi Meselesini Cozmenin Bile Cok Yararli Olacagina
Deginen Nursultan Nazarbayev, Soyle Devam Etti:
``ilk Once Meshed Uzerinden Almati Istanbul Konteyner Yuk Tasima Hattini
Hayata Gecirmek Suretiyle Atalarimizin Ipek Yolunu Tekrar Canlandirmis Oluruz.
Kara Yollari Da Aramizdaki Ticaret Iliskilerini Gelistirecektir. Kazak Petrolunu
Turk Ve Bati Pazarina Ulastirmayi Baku-tiflis-ceyhan Projesi Ile Saglamis Oluruz.
Kazakistan Su Anda Cagimizin Taleplerine Uygun Milli Tankerler Donanmasini
Hazirlayip, Bu Isi Etkin Olarak Baslatmis Bulunmaktadir. Dunya Ekonomisinin
Enerji Kaynaklarina Olan Talebinin Artmis Oldugu Bilinmektedir. Kazakistan Petrol
Ve Dogal Gaz Konusundaki Is Birligine Onem Vermektedir. Kazakistan Hidro Karbon
Kaynaklarinin Dunya Pazarina Goturulmesi Onemlidir. Turkiye`nin, Gecis Yolu Fazla
Olan Bir Ulke Olarak, Petrol Ve Dogal Gazi Ulastirma Calismalari Gibi
Uluslararasi Projelere Katilmasini Destekliyoruz.``
Kazakistan Cumhurbaskani Nazarbayev, Turk Dili Konusan Ulkelerin Is Adamlari
Arasindaki Yakin Is Birliginin De Sistemli Bir Hale Getirilmesi Gerekliligini
Vurguladi. Turkiye`nin Bu Alandaki Tecrubesi Ve Olanaklarinin Yeterli Oldugunu
Kaydeden Nazarbayev, ``turkiye Odalar Ve Borsalar Birligi, Turk Dili Konusan
Ulkelerin Ticaret Ve Sanayi Odalariyla Is Birligi Yapmali Ve Gerekirse Odalar
Karsilikli Olarak Temsilcilik Acmali`` Diye Konustu.

-orta Asya Devletleri Birligi-

Kazakistan`in Dunya Ticaret Orgutune, Turkiye`nin De Ab`ye Girmesinin
Gelecekte Turk Dunyasinin Ekonomik Ve Finans Iliskileri Araciligiyla Butunlesme
Surecine Ivme Kazandiracagini Anlatan Nazarbayev, Soyle Devam Etti:
``bu Bakimdan Orta Asya Devletleri Birligini Kurma Girisimimiz De Soz Konusu
Sureci Olumlu Etkileyecektir. Bu Konudaki Is Birliginin Olumlu Ornekleri
Mevcuttur. Ornegin Orta Asya Ulkelerin Uluslararasi Duzeydeki Cevresel Tehdit
Olan Aral Golu Meselesini Cozme Calismasinda Uluslararasi Aral`i Kurtarma
Vakfinin Kurulmasi Gibi Birlikte Olusturulmus Basarili Adimlar Mevcuttur.``
Turk Dunyasinin Birlik Ve Beraberlik Fikrinin Pekismesiyle Istikrarli
Gelisme Olanaginin Artacagi Inancinda Oldugunu Tekrarlayan Nazarbayev, Soyle
Konustu:
``Yüce Atatürk, yüzyılın başında, Orta Asya ve Kafkaslar`da kardeş Türk
halklarının bulunduğunu ve gelecekte onların bir araya geleceğini ileri
görüşlülükle ifade etmişti. Şu anda Atamızın o dileği kabul oldu. Şu an Türk Dili
konuşan kardeş ülkelerin devlet başkanları bir araya gelmiş bulunmaktayiz.``

-aksakallilar Kurulu-

Doruk Toplantilarinda Cok Onemli Kararlar Alinmasina Ragmen, Maalesef
Bazilarinin Gerceklesmeyip, Rafa Kaldirildigindan Da Yakinan Nursultan
Nazarbayev, ``turk Dili Konusan Devletlerin Aksakallilar Kurulunu Olusturup, Onun
Uyeleri Olarak Turk Dunyasindaki Siyaset Toplum Ve Sanat Camiasi Temsilcilerini
Toplayalim. Bu Kurulun Baskani Olarak Da 9. Cumhurbaskani Suleyman Demirel`i
Oneriyorum`` Dedi.
Nazarbayev, Turk Dili Konusan Ulkelerin Parlamentolar Arasi Asamblesini
Olusturma Girisimini De 83 Yillik Gecmise Sahip Tbmm`ye Onermek Istedigini Ifade
Etti.
Azerbaycan`in Toprak Butunlugunu Destekledigini De Belirten Nazarbayev,
Sorunlarin Baris Yoluyla Cozulmesini Istediklerini Bildirdi. Nazarbayev Sunlari
Soyledi:
``butunlesmemiz, Bulundugumuz Cografyayi Istikrara, Gonence, Ekonomik
Bagimsizliga Goturecek Yoldur. Ancak Boyle Turk Dunyasinin Parlak Gelecegine
Sahip Olabilecegiz. 21. Asirda Buyuk Basarilara Imza Attik. Ekonomi, Siyaset Ve
Uluslararasi Iliskilerde Buyuk Sonuclara Ulastik. 21. Yuzyilini, Hiz Kesmeden,
Ataturk`un Hayalini Kurdugu Turk Birligi Ve Gelisimi Yuzyilina Donusturelim.``
Su Anda, Kazakistan Ve Turk Dili Konusan Devletler Arasinda Cozume
Kavusmamis Herhangi Bir Mesele Olmadigina Da Dikkati Ceken Nazarbayev,
``bagimsizligin Kazanildigi 15 Yilda Askeri, Ekonomik, Siyasi, Bilimsel, Kulturel
Ve Teknolojik Iliskiler Ile Karsilikli Etkilesim Giderek Stratejik Ortakliga
Donustu`` Dedi.

yosun
18-11-2006, 23:52
Dilini ve tarihini unutan ulusların coğrafyalarını başkaları çizer...

Dilimizi koruyalım, güzelim Türçe'mize sahip çıkalım. Nasıl?

Öncelikle bunu yürekten isteyelim, Türkçe'ye gönül verip, sevelim.

İkinci adımda ise her nerede yazarsak ya da konuşursak kurallara uyalım.

Hatta çok yakın çevremizdeki bireylerden başlayarak uymayanları uyaralım.

Tepkimizi ortaya koymaktan çekinmeyelim.

Günlük sohbetlerimizde ya da msn'de yaptığımız sohbetlerde çoğumuzun farkında bile olmadan kullandığımız, dilimize sinsice yerleşmiş olan yabancı sözcükleri kullanmayalım.

En çok kullanılan sözcüklerden başlayabiliriz. "okey" yerine "tamam", "kabul" diyebiliriz.

Ve veda vakti geldiğinde "by by" yerine "hoçakal", "hoş kal", "sağlıkla kal"...
Kulağa ne hoş geliyor halbuki...

hoşçakalın

güle güle


Unutmayalım, dilini ve tarihini kaybeden ulusların coğrafyalarını başkaları çizer...

Görüşmek üzere... :)

alienoz
19-11-2006, 18:57
Güle güle Türkçem... :aglayan: :aglayan:

Yer: Akmerkez
Konu: Arkadas arkadasi sevgilisinden ayirmaya çaliyor.

"Adam hoples yani anlamiyo musun. Birak gitsin!"

"Tamam da adam benim soul meytim.
Hayatimda kimseyle bu kadar iyi meç etmemistim ben..."

"Evet ama herif friik yani..."

"Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."

"Sen var ya resmen keys stadisin.. Adam manyak sen egzajere etme diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."



Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

"Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
"23'ü"
"Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni gün. Biraz postpone edemez miyiz?"

"Isterseniz tümüyle iptal edeyim."

"Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdooz bir durum oldu da."

"Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve üzerini kros yap hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."

Bunları söyleyenler Türk olamazlar. Kanlarında karışıklık vardır. Köpeklerin kırmaları olur ya onlar da bu tip. :mad:

KripTo
19-11-2006, 19:36
Sn. yosun

Yazdığınız iki kısa metni okudum ve açıkçası dehşete kapıldım:eek: .Bir dil ancak bu kadar yozlaştırılabir.Yazık çok yazık...:mad:

Böyle giderse gelecek nesiller doğru bir tükçe öğrenmek için kursa gitmek zorunda kalacaklar..:düsün: :hayır:

Geleceğimiz olan çocukları yetiştiren üniversitelerdeki öğretmenlerin bile dilimizi korumamaları ve yozlaşmaya ortak olmaları daha da düşündürücü....

çilek
19-11-2006, 20:28
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

yosun
21-11-2006, 23:48
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

Sayın çilek, konu hakkında internetten bilgi edindiğim için hangi bölüm ve ders olduğunu ben de bilmiyorum maalesef. Ancak eklediğim diyalog internet dünyasında bir çok sitede yer alıyor.

ssafak
28-11-2006, 14:31
>GÜZEL TÜRKÇEMİZİN NEREDEN NEREYE GELDİÐİNİN RESMİDİR.
>
> Sene: 1965
>”Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ
>
>takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir
>müddet sonra
> kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir
>tebessüm
>vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle ‘akşam-ı
>şerifleriniz hayrolsun’ dedim..”
>
>Sene: 1975
>”Karşýma birdenbire çıkınca çok şaşırdım. Ne yapacağıma karar veremedim,
>heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,
>yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim,
>kendinden emin bir sesle ‚iyi akşamlar’ dedim..“
>
>Yýl: 1985
>“Karþýma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Netekim ne yapacağıma hükûm
>veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
>kendime gelir gibi oldum, eitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm
>vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle ‚hayırlı
>akşamlar’ dedim..“
>
>Yýl: 1995
>“Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama
>bu iş bizi bozar dedim. Baktým o da bana bakýyor, bu iş tamamdır dedim..
>Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle ‚selâm’ dedim..“
>
>Yýl: 2006
>“Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi
>
>|> kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum
>ki ben,
> baktým ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. ‚Hav
>ar yu yavrum?’“
>
>Yýl: 2026
>“Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi
>yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. ‘Hay beybi..’”
>
>
>
> Hâlâ vakit var!.
>GÜZEL TÜRKÇEM!

NIETZSCHE
28-11-2006, 21:25
Yer: Bogaziçi Üniversitesi
Konu: Dönem sonu ödevi

Hangi bölüm? ve ders? Bilgi rica ediyorum.

Açıkçası tabi bir Boğaziçi mezunu olarak, bunun Boğaziçine yapıştırılmış bir yafta olduğunu düşünüyorum. Bu kadar da abartı değil.inaf bize overdose oldum falan.

Bununla beraber böyle konuşma türevleri bu üniversitede geçmiştir ve geçecektir. Bu önemli değil, boğaziçinin sorunu da değil. Çünkü orası ingilizce eğitim veren bir kurum. Dersin tamamı öyle sonunda sorulan soru da yarım ingilizce oluyor işte. girmeden önce bende secmiyordum bu tarz konuşmaları ama 5 sene boyunca bu eğitimi alınca bazı terimlerin türkçelerini bile unutuyorsunuz.
Sorun bu konuşma tarzının, belki hava atıldığı sanılarak, ısrarla günlük hayatta devam ettirilmesi ve türkçe konuşmaya gayret edilmemesi.

Yoksa ben şu anda çalışıyorum, işyerinde de işlerin deadline'ı olduğunu söylüyor bana yöneticim, değişen birşey yok.

bahmet
03-12-2006, 16:06
bu dünya ne sana ne bana kalmaz. :gulen:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 11:08
Merhaba,

Türkçe Yasası'na destek için kamuoyu oluşturma amacıyla sürdürmüş olduğumuz e-imza etkinliğinde, atılmış olan imza sayısı şu anda 7.500'lerde...

Daha önce imza atmış olduğunuzdan dolayı size tekrar ulaşıyoruz ve bu kampanyayı çevrenize yaymanızı rica ediyoruz. Bu konuda ne kadar çok bilinç oluşturabilirsek Meclis'ten bu kararın çıkması da o kadar hızlı olur.

Şu anda oluşum olarak türkçe tabela ve yabancı dilde eğitim etkinliklerine yoğunlaşmış durumdayız. Ankara'da belediyeler ziyaret edilecek ve iş yerleri ziyaret edilerek, Türkçe yerlere Onur Belgesi, yabancı yerlere de Rica Belgeleri bırakılacak. Bu etkinlik tamamlanır tamamlanmaz, Türkçe masamızın hazırlayacağı yabancı dilde eğitim dosyaları ile birlikte pilot olarak seçilecek bir okulda bilinçlendirme çalışmaları yapılacak. Bu etkinliğimiz uzun soluklu olacak... Nasıl ki Türkçe Öğretim'den İngilizce Öğretim'e geçiş birkaç günde ya da ayda olmadıysa, aynı şekilde Türkçe Öğretime de, bütün okullarda birkaç günde geçileceğini beklemiyoruz. Ancak bu geçiş süreci tamamlana kadar bütün gücümüzle mücadele edeceğiz...

Saygılarımızla


--
Yeniden Vatan ve Hürriyet Birliği

Türkçe Yasası'na Destek Kampanyası E-İmza Etkinliği: http://www.vatanbir.org/imza



Daha önce bir imza kampanyasına katılmıştım,cevap olarak yukarıdaki yazı geldi.
Sizlerle paylaşmak istedim ve destek olmanızı bekliyorum.

Dilimize sahip çıkalım,Dilini kaybeden ülke her şeyini kaybeder.
Haydi birşeyler yapma zamanı.....:tamam:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 11:13
www.vatanbir.org

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 11:48
http://img383.imageshack.us/img383/3682/turkcekullanbq9.gif

Serenler
08-01-2007, 11:54
Destekliyorum...:tamam:

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 11:56
Kendini Türkiye'ye ve Türkçe'ye adamış çok değerli bilim adamımız.

http://www.sinanoglu.net/

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 12:01
"ŞiMDEN GiRü HiÇ KiMESNE KAPUDA VE DîVÂNDA VE MECALiS VE SEYRÂNDA TüRKî DiLiNDEN GAYRI DiL SöYLEMEYE." ( Karamanoğlu Mehmet Bey - 13 Mayıs 1277)


"üLKESiNi, iSTiKLÂLiNi KORUMASINI BiLEN TüRK MiLLETi, DiLiNi DE YABANCI DiLLERDEN KURTARMALIDIR." (ATATüRK)

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 12:05
Dilimizi korumak ve ona sahip çıkmak adına hizmet veren bir site,

http://www.dilimiz.com/melan.htm

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 12:16
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

efendiaslan
08-01-2007, 14:34
TÜRK DEMEK TÜRKÇE DEMEKTİR! NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

:tamam: :tamam: :tamam:

balaban
08-01-2007, 14:36
5 yıldızlık bir topik.:)

Palet
08-01-2007, 15:02
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

balaban
08-01-2007, 15:10
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

İki topiği birleştiririz. Daha iyi olur.

çilek
08-01-2007, 15:18
*BUGÜNDEN SONRA DİVANDA DERGAHTA BARGAHTA
MECLİSTE VE MEYDANDA TÜRKÇEDEN
BAŞKA DİL KULLANILMAYACAKTIR. KARAMANOĞLU MEHMET
BEY (13 Mayıs 1277)*


Karamanoğullarının üçüncü hükümdarı
Karamanoğlu Mehmet Bey millet olarak
yaşamanın ilk şartı olarak dil birliğinin
sağlanması gerektiğine
inanıyordu. Kendi dilini ve kültürünü hor
görüp başka kültürlere özenenlere
karşıydı. 1277 yılında yayınladığı fermanla
Türkçe den başka bir dil
konuşulmasını yasakladı.


Yedi asır önce Türkçe ye verilen değeri
günümüzde görememek aşağıda
okuyacağınız şiirdeki gibi sizlerinde yüreğini
sızlatıyorsa artık dilimize
sahip çıkmanın zamanı gelmiş demektir.


*Arıyorum *


Karamanoğlu Mehmet Beyi arıyorum.
Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?
Bir ferman yayımlamıştı;


Bu günden sonra divanda dergâhta bargâhta
mecliste meydanda
Türkçeden başka dil konuşulmaya diye
Hatırlayanınız var mı?


Dolanın yurdun dört bir yanını
Çarşıyı pazarı köyü şehri
Fermana uyanınız var mı?


Nutkum tutuldu şaşırdım merak ettim
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan
isimlere
Gördüklerine duyduklarına üzüleniniz var mı?


Tanıtımın demo sunucunun spiker
Gösteri adamının showman radyo sunucusunun
discjokey
Hanımağanın first lady olduğuna şaşıranınız
var mı?


Dükkânın store bakkalın market torbasının
poşet
Mağazanın süper hiper gros market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?


İlân tahtasının billboard sayı tabelâsının
skorboard
Bilgi alışının birifing bildirgenin deklârasyon
Merakın uğraşın hobby olduğuna güleniniz var
mı?


Bırakın eli özün bile seyrek uğradığı
Beldelerin girişinde wellcome
Çıkışında good-bye okuyanınız var mı?


Korumanın muhafızın body-guard
Sanat ve meslek pirlerinin duayen
İtibarın saygınlığın prestij olduğunu
bileniniz var mı?


Seki'nin alanın platform merkezin center
Büyüğün mega küçüğün mikro sonun final
Özlemin hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz
var mı?


İş hanımızı plâza bedestenimizi galleria
Sergi yerlerimizi center room show room
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var
mı?


Yol üstü lokantamızın fast-food
Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?


İki katlı evinizi dubleks üç katlı komşu evini
tripleks
Köşklerimizi villa eşiğimizi antre
Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var
mı?


Sevimlinin sempatik sevimsizin antipatik
Vurguncunun spekülatör eşkiyanın mafya
Desteğe bilemediniz koltuk çıkmağa sponsorluk
diyeniniz var mı?

Mesireyi kır gezintisini picnic
Bilgisayarı computer hava yastığını air-bag
Pekâlayı oluru okey diye söyleyeniniz var mı?


Çarpıcı önemli haberler flash haber
Yaşa varol sevinçleri oley oley
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?


Vırvırık dağının tepesindeki köyde
Cafe-show levhasının altında
Acının da acısı nes-kaaave içeniniz var mı?


Toprağımızı bayrağımızı inancımızı
çaldırmayalım derken
Dilimizin çalındığını talan edildiğini
Özün el diline özendiğine içi yananınız var
mı?


Masallarımızı tekerlemelerimizi atasözlerimizi
unuttuk*
Şarkılarımızı türkülerimizi ninnilerimizi
kaybettik.
Türkçemiz elden gidiyor dizini döveniniz var mı?


Karamanoğlu Mehmet Bey i arıyorum
Göreniniz bileniniz duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı....
Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var
mı?


Yusuf YANÇ

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 16:45
Çok önemli bir konu :tamam: Kendi adima bu konuda pek çok çabam oldugunu ve olacagini söyleyebilirim.Kesinlikle destekliyorum.

Keske yeni topik açmak yerine daha önce açilmis olan ve üzerinde pek çogumuzun emek verdigi "dilimizi koruyalim" topigi devam ettirilseydi:hmm:
http://www.hisse.net/forum/showthread.php?t=3898

Daha önce açılan,''dilimizi koruyalım ama nasıl'' adlı topik dikkatimden kaçmış,iki topiğin birleşmesi uygundur.
Teşekkürler...

Bu önemli ve hassas konu hakkında herkese görev düşmektedir.

Bakın ben çocuklarımla asla ve asla,bay,mersi,pardon,sorry gibi dilimize yerleşmiş ve yerleşmekte olan,bunların konuşulması doğal ve modern gibi algılanan kelimeleri kullanmıyorum.Konuşanları ciddiyetle uyarıyorum.

Teşekkür ederim,sağolun,allahaısmarladık,hoşçakal,görüşmek üzere,gibi günlük hayatımızda çok kullandığımız kelimeleri önemseyelim.

Her insan hakettiğini yaşar.Bugün önem vermediğimiz,üzerinde durmadığımız konular yarın sorun olarak daha da büyüyerek karşımıza çıkar.

Sevgiler...

ÖZDOĞAN77
08-01-2007, 16:55
Bir de kendi kendimizi baltalalıyoruz:

Türkçe'nin mahvoluşunu şaka ya da espri yapar gibi hazırlıyoruz. Oysa çevremizdeki bir çok genç ya da yeni yetişmekte olan çocuklar bu lisanı gerçek zannetmeye başladılar bile:

İşte örnekler:
-Hayret bişey!
-Oha oldum!
-Çok ciks bi adam.
-Çok öptüm.
-Kal geldi.
-Alolaşırız.
..........................
..........................

Günlük hayatta malesef çevremizde bu tarz konuşmaları duyuyoruz ve şahsen içim acıyor.


Şimdi moda,malesef
pastaneye,patiserie
berbere,coiffeur
takı ve hediyelik satan yerler,accessories
film kiralayan yerler,VCD-DVD center
gibi Türkçemizi özleten,anlaşılmaz tabela ve ışıklı reklamlarla dolu...

İşe bunları Türkçeleştirerek başlanabilir.

observer
10-01-2007, 10:11
Çünkü öncü olunca, üreten olunca, taklit eden değil taklit edilen, özenen değil özenilen oluruz...
...

The yazi...

Le Coin ve King Fisher'in önünden yürüyerek, Biletix'e gittim, Babylon'daki konser için Trakya All Stars Featuring Smadj'a yer ayirttim, sonra, The House Cafe, Princess Hotel ve Moviplex'in yanindan Zara'ya çiktim, Schlotzsky's Deli, Massimo Dutti, Nine West ve Mc Donalds'in önünden, Burger King ve Marks&Spencer'in oldugu tarafa geçtim, Lacoste ve Mango'ya baktim.

Üsümüstüm.

Starbucks'a daldim, macchiato büyük geliyor, espresso tercih ettim, oradan D&R'ye girdim, Auto Show, Chip ve Cosmopolitan aldim , Crown Cafe, Veni Vidi ve Norht Shield'in önünden yürüyerek, New York Bagel Factory'e geldim, acikmistim, fast food severim, ayiptir söylemesi, Philadelphia cream cheese'li bagel ve üstüne pancake yedim, o sirada masada bulunan bir gazetenin Look ilavesine göz attim, alisverisin zamani diyor, iyi fikir.

Taksiye bindim, kapisinda Taxi yaziyor, önümde giden otomobilin arka caminda da baby on board yaziyor, Fenerium'un önünden, Nautilus'un solundan geçip, Capitol'un oraya çiktik, trafik kilit, "oh my god" dedi soför arkadas, döndük mecburen, TEM'den gidecegiz , Incity, Kent Plus, Uphill, My World, Moontown, Diamond, Suncity ve Highpark'in arasindan köprüye çiktik, Mashattan sagimizda kaldi, biz sola döndük, Metrocity'nin önünde indim, agiz aliskanligi "thank you" dedim soföre, o da "see you" dedi bana.

Metrocity'e girmedim , Harvey Nichols'i merak ediyorum, Angelo Nardelli, Bally, Bashqua, Carnevale, Perigot, Haaz, Fornarina, So Chic, Patrizia Pepe, Swarovski,
Scabal, Birkenstock, Cesare Paciotti, Furla, Shisly, Momtobe, Only, Mandarina Duck, Via Pelle ve Kaloo'ya söyle bir bakip, Harvey Nichols'a girdim, pahali, daha bir halk tipi shopping center 'a gideyim dedim, söyle insanlarin gönlünce öldügü, çocuklarin dövüldügü falan bir yer, baska bir Yellow Taxi 'ye bindim, radyoda Joy FM açikti, soför bakti ki bende Türk tipi var, Power Türk'e çevirdi, Sivasli Hadise stir me up'i söylüyordu, dinleye dinleye Istanbul'un biggest alisveris merkezine geldim, Soleil, Dry, Fleor, Bernardo, Tchibo, De Facto, Jujube, Saffio, Best, Jump, Sun, Silver, Oxxo, Seven Hill, Evita, Bleu Petrol, Sunset, Oysho, Colors, Perspective, Lovesyou, Fever, Little Big, Ravelli, Red Apple, Next, Miss Trendy, Shoeroom, Lilies , hepsi çok güzel.

Waly'de ayakkabimi boyatip, Flower'dan çiçek aldim, Advantage Platinum'u yanima almayi unutmusum, Mastercard Gold ile ödedim, parayi öderken aklima geldi, arada bir çalisiyormus gibi yapmak da lazim tabii, ise geldim.

Bugün yazmak istedigim konu su...

Eurovision'a yabanci sarki sözü ile katilirsak, kültürümüz rencide olur mu? Ne dersiniz ?

aytaşı
10-01-2007, 10:31
Günlük hayatta malesef çevremizde bu tarz konuşmaları duyuyoruz ve şahsen içim acıyor.


Şimdi moda,malesef
pastaneye,patiserie
berbere,coiffeur
takı ve hediyelik satan yerler,accessories
film kiralayan yerler,VCD-DVD center
gibi Türkçemizi özleten,anlaşılmaz tabela ve ışıklı reklamlarla dolu...

İşe bunları Türkçeleştirerek başlanabilir.

Önce burada kullandığımız takma isimlerimizi Türkçeleştirsek?

tekniker
10-01-2007, 10:40
Yazılanlardan anladığım kadarıyla,Türkçemizin doğru kullanılmamasının nedeni kitap okuma alışkanlığının olmadığını gösteriyor.Konuşma, dizilerden,şarkılardan,internetten öğreniliyor.Farklı olmak için anlamı olmayan,anlamını kendi sözlüklerinde anlamlı yapan,yeni kelimerle kendini anlatırken aslında kendini de tanınmayacak hale getiren toplum olduk.Edebiyat yapma diye de bir kelime türedi.Ben de bunu anlamıyorum.Edebi eserlerden haberi olmayan,şiirlerdeki anlamı ve edebiyat üslubu bilmeyenin ,edebiyata emek verenlere,üretenlere haksızlık yapıldığı hiç düşünülüyor mu?
Bu konu devam ettsin,yazılar yazılsın.Duyarlı olan,Türkçemizi yaşayan ve yaşatan,emek veren herkese saygılar.

lutas
10-01-2007, 11:00
Başbakan düzeyinde "check etmek" diye
sömürgelerdeki yerli dil gibi
kullanılmaması ile başlanabilir...

Yoksa,
Oktay Sinanoğlu'nun
dediği gibi;

bye bye türkçe...

scorpio
12-01-2007, 13:44
Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz

Sn Sarıvadi'nin bu örneğini görünce aklıma bi olay geldi.Bir gün bankada beklerken içeri nerdeyse 2 metre boyunda bi adam girdi. Adamın tişörtünün üzerinde ingilizce "erkek arkadaşım şehir dışında yazıyodu" büyük ihtimal farkında değildi.Gülmemek için kendimi zor duttum durup dururken gözü morarttırmanın alemi yok dimi. hehe

balaban
12-01-2007, 16:13
Yazılanlardan anladığım kadarıyla,Türkçemizin doğru kullanılmamasının nedeni kitap okuma alışkanlığının olmadığını gösteriyor.
Konuşma, dizilerden,şarkılardan,internetten öğreniliyor.


Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:



Üstümüzdeki baskılı tişortlara ne dersiniz?
Üstünde "CHICHAGO" yazan bir tişortu kasılarak giyilirde. "MALATYA" yazanı giymeyiz

Sn Sarıvadi'nin bu örneğini görünce aklıma bi olay geldi.Bir gün bankada beklerken içeri nerdeyse 2 metre boyunda bi adam girdi. Adamın tişörtünün üzerinde ingilizce "erkek arkadaşım şehir dışında yazıyodu" büyük ihtimal farkında değildi.Gülmemek için kendimi zor duttum durup dururken gözü morarttırmanın alemi yok dimi. hehe


Göz morarmasını göze alıp söylemek lazım. Ne giydiğini bilsin. belki sonra teşekkür eder.:D

scorpio
12-01-2007, 17:54
Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:





Göz morarmasını göze alıp söylemek lazım. Ne giydiğini bilsin. belki sonra teşekkür eder.:D


Yok yok öyle gezsin bizede eğlence çıkıyo gülüyoruz :gulen: :gulen:

zamanlama
12-01-2007, 18:12
Tv seyretmemek, gazete okumamak başta gelir :) zaten hep yalan

tekniker
12-01-2007, 21:29
Aslında seçici olunması gerekiyor.Zaten okuyan,bilinçli kişiler yanlışı,doğruyu bulabilirler.İmla kılavuzuna bakmak o kadar konu öğretir ki.Konuşmamız ve yazımızdaki birçok hataları görmüş ve bu konudaki isteklileri uyarmış oluruz.Bu sayede ifade yeteneğimiz de,kelime dağarcığımız da gelişmiş olur.Anlaşılmamız da kolay olur.Örnek sıkıntısı çekmeden:)

observer
13-01-2007, 07:09
Sebeplerden biri de züppelik. Konuşurken 2 İngilizce kelime koyunca aralara, kendini civciv sanıp kabuğunu beğenmiyor. Çok entel görünüyor.:cool:

işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar

scorpio
13-01-2007, 13:24
işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar

Size aynen katılıyorum.Mesela Türk Dil Kurumu otobüs kelimesi yerine oturgaçlı götürgeç gibi bişey bulmuş.Kim kullanır bunu bu saatten sonra Allah aşkına.Mesela yoğurdu bulmuşuz şimdi ingilizcede yoghurt diyolar.Demekki iş şikayet etmek değilde şu bol para kazanan firmaların biraz Ar-Ge'ye para harcamaktaymış.

Cinnamon
13-01-2007, 15:34
Bu "çok oturgaçlı götürgeç" ve "gök konuksal avrat" dilden dile yayılan şehir efsanesi olmuştur.

Türkçeleşmeyi küçümsemek, horgörmek, aşağılamak için pekçok yerde kullanılmaya çalışılmıştır.
Bunlarla uğraşmak yerine Türk dili adına yapılan güzel şeylere yoğunlaşılmalıdır.

Computer'ı biz bulmadık ama bilgisayar diye güzel bir karşılık yarattık.

Hala parite'ye parite diyen "Canım ne gerek var maceraya! Halk biz parite deyince ne dediğimizi anlıyor.
Kim uğraşacakta buna karşılık yaratacak!" diyen okumuş çocuklar varya, asıl tehlike onlar.
Onlar yeni bir arge yapsalar bile, adını İngilizce/Arapça koyarlar!

Yaptığı projelere İngilizce isim vermeye bayılan bir yapı şirketine(benim demeye bayılıyor)
"Neden projelerinizin adı İngilizce?" diye dorduğumda: "Bizim projeden 100 tane İngiliz işadamı daire aldı" demişlerdi!
Bende kısaca "So?" dedim. :aglayan: :eek:

Adını İngilizce koyduğuna mı yanasın, adını İngilizce koymasının nedenini bile açıklayamamasına mı bilemedim.



Size aynen katılıyorum.Mesela Türk Dil Kurumu otobüs kelimesi yerine oturgaçlı götürgeç gibi bişey bulmuş.Kim kullanır bunu bu saatten sonra Allah aşkına.Mesela yoğurdu bulmuşuz şimdi ingilizcede yoghurt diyolar. Demekki iş şikayet etmek değilde şu bol para kazanan firmaların biraz Ar-Ge'ye para harcamaktaymış.

balaban
13-01-2007, 15:40
işin kötüsü yabancı markalar ve yabancı hayranlığı bu kadar yaygın oldukça öz Türkçe konuşurken bile bir sürü yabancı kelimeyi araya eklemek zorunda kalırsınız... Çünkü alışveriş yaptığınız, dolaştığınız, önünde buluştuğunuz, kahve içtiğiniz vs yerler hep ya tamamen ya da kısmen yabancılara ait yerlerdir.
Ama bizim ülkemizde küreselleşme safsatası ile kandırılmış insanlar bunun iyi birşey olduğunu zanneder...
Gerçi yönetimdekiler de öyle zannediyor ve küreselleşme üzerine toz kondurmuyor o da azap veren bir durum...

Ben fikrimde ısrarlıyım. teknoloji üretmeyen, yeni fikir ve ürün geliştiremeyen bizimki gibi ülkelerin dili sömürge dili olmaya yani yarım yamalak bir dil olmaya mahkumdur...
Başka bir deyişle, araya kendi çabasıyla yabancı kelime koyan züppeleri bir kenara bırakırsak, Türkçe konuşmak için çabalayan ama bilim teknoloji veya yeni geliştirilen teknik ve ürünler üzerinde konuşan biri mecburen yabancı kelimeleri diline sokmak zorunda kalır. Bu konuda devlet elinden hızlı adım atılmadığı sürece bu durum doğal olarak yaygınlaşır...

Türkçeyi düzgün konuşmuyor olmak mesele değildir bence. Buna neden olan etmenler asıl mesele olmalıdır... Biz her konuda olduğu gibi nedenlerini görmeden sonuçları eleştiriyor ve değiştirmeye çalışıyoruz gibi geliyor bana...
Saygılar&Selamlar


Haklısınız.

Biz yakında dildeki bozulmayı bırakın, yarı sömürgelikten tam sömürgeliğe terfi edeceğiz.:mad:

Şafak
19-01-2007, 18:49
TÜrkÇemİz Elden Gİdİyor Dİzİnİ DÖvenİnİz Var Mi?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum.
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlanmıştı
"Bu günden sonra, divanda, dergâhta bârgâhta, mecliste, meydanda
Türkçe'den başka dil konuşulmaya"
diye hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını,
Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri, fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu, şaşırdım merak ettim,
Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,
Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

Tanıtımın demo, sunucunun spiker,

Gösteri adamının showmen, radyo sunucusunun diskjokey,

Hanım ağanın, firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?

Dükkanın store, bakkalın market, torbanın poşet,

Mağazanın süper, hiper, gross market,

Ucuzluğun, damping olduğuna kananınız var mı?

Ilan tahtasının billboard, sayı tablosunun skorboard,

Bilgi alışının brifing, bildirgenin deklarasyon,

Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

Bırakın eli, özün bile seyrek uğradığı,

Beldelerin girişinde welcome, çıkışında goodbye okuyanınız var mı?

Korumanın, muhafızın, body guard,

Sanat ve meslek pirlerinin duayen,

Itibarın, saygınlığın, prestij olduğunu bileniniz var mı?

Sekinin, alanın platform, merkezin center,

Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final,

Özlemin hasretin, nostalji olduğunu öğreneniz var mı?

Iş hanımızın plaza, bedestenimizin galeria,

Sergi yerlerimizi, center room, show room,

Büyük şehirlerimizi, mega kent diye gezeniniz var mı?

Yol üstü lokantamızın fast food,

Yemek çeşitlerimizin menü,

Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

Iki katlı evinizı dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre,

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik,

Vurguncunun spekülatör, eşkiyanın mafya,

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmağa, sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezisini picnic,

Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag,

Eh pek olasıcalar, oluru, pekalayı, okey diye konuşanınız var mı?

Çarpıcı önemli haberler, flash haber,

Yaşa, varol sevinçleri, oley oley,

Yıldızları, star diye seyredeniniz var mı?

Virvirik dağının tepesindeki köyde,

Cafe show levhasının altında,

Acının da acısı kahve içeniniz var mı?

Toprağımızı, bayrağımızı, inancımızı çaldırmayalım derken,

Dilimizin çalındığını, talan edildiğini,

Özün el diline özendiğine, içi yananınız var mı?

Masallarımızı, tekerlemelerimizi, ata sözlerimizi unuttuk,

Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik,

Türkçe'miz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey'i arıyorum,
Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?
Bir ferman yayınlamıştı .
Hayal meyal hatırlayıp da, sahip çıkanınız var mı?
maalesef

MAŞALI
19-01-2007, 23:30
hakkaten son yazıyı okuyunca kendimi ingiliz gibi hissettim

Palet
20-01-2007, 13:51
.............sahip çıkanınız var mı?
Evet var.

Şafak
20-01-2007, 20:29
.............sahip çıkanınız var mı?




Evet var.

Çok güzel.Kendi adıma sevindim bu konuda yanlız değilim.dilimiz döndügünce dilimize sahip cıkalım, lütfen.

balaban
03-02-2007, 12:37
RTÜK'ü göreve çağırmak için aşağıda yer alan metni alttaki RTÜK görevlilerine kendi eposta kutunuzdan yollayabilirsiniz.


rtuk@rtuk.gov.tr,rtukistanbul@rtuk.org.tr,rtukizmi r@rtuk.org.tr,
rtukadana@rtuk.org.tr,rtukdiyarbakir@rtuk.org.tr,r tukvan@rtuk.org.tr,bilgiedinme@rtuk.org.tr, nuriyildirim@rtuk.org.tr,recepdemirel@rtuk.org.tr, izintahsis@rtuk.org.tr,goksacetin@rtuk.gov.tr,arzu icinsel@rtuk.org.tr, okanersoy@rtuk.org.tr, yonetim@sinanoglu.net,uls@rtuk.org.tr,alisari@rtuk .org.tr,veliunal@rtuk.org.tr, egitimdairesi@rtuk.org.tr,cengizozdiker@rtuk.org.t r,veliunal@rtuk.org.tr,gulbinsayilgan@rtuk.org.tr


Sayın RTÜK yetkilileri,

Ülkemizde yayınlanan televizyon kanallarının bir çoğu, milli kültürümüzün ve dilimizin gelişmesine katkı sağlamaktan çok uzak bir seyir izlemektedirler. Bir çok kanalın da kurumunuzun sunmuş olduğu yayın ilkelerine aykırı yayınları bulunmaktadır.

Türk halkının geleneksel olarak kullandığı dillerle yapılan yayınların haricinde yabancı dil ile yayın yapan televizyon kanalları bulunmaktadır.. CNBC-e , DIGITURK ve Baby TV kanallarında İngilizce yayınlar yapılmaktadır. RTÜK kanuna göre; geleneksel diller haricinde tüm yayınlar Türkçe dili ile yapılmak zorundadır. Ayrıca STV, SKY Türk ve CNBC-e gibi kanallar, yayınlarının arasında vermiş olduğu reklamlarda, izleyicinin okuyabileceği şekilde REKLAMLAR ibaresini ekrana getirmemekte sadece ADVERTORIAL gibi yabancı bir kelimeyi ekrana taşımaktadır. Söz konusu uygulama, kanunlarınıza aykırı olup, ülkemiz insanlarını yabancı konumuna koyan ahlâki olmayan bir uygulamadır.
Diğer bir örnek ise; 0-3 yaş arası çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan Baby TV kanalı, yayınlarının yarısını İngilizce dili ile vermektedir. Söz konusu uygulama hem kanunlara aykırı düşmekte hem de Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesine, Türkçenin; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesine engel teşkil etmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğum aykırılıklar ile ilgili olarak söz konusu kanallara ilgili uyarıları yapmanızı gerekirse çeşitli yaptırımlarda bulunmanızı ve tüm kanallara Türkçenin doğru kullanımı konusunda kati bir bildirimde bulunmanızı talep ediyorum.
Gereğinin yapılması konusunda hassasiyetle davranacağınızı umut ediyorum.
Saygılarımla

ranger
03-02-2007, 16:12
The yazı...

Le Coin ve King Fisher'ın önünden yürüyerek, Biletix'e gittim, Babylon'daki konser için Trakya All Stars Featuring Smadj'a yer ayırttım, sonra, The House Cafe, Princess Hotel ve Moviplex'in yanından Zara'ya çıktım, Schlotzsky's Deli, Massimo Dutti, Nine West ve Mc Donalds'ın önünden, Burger King ve Marks&Spencer'ın olduğu tarafa geçtim, Lacoste ve Mango'ya baktım, üşümüştüm,
Starbucks'a daldım, macchiato büyük geliyor, espresso tercih ettim, oradan D&R'ye girdim, Auto Show, Chip ve Cosmopolitan aldım , Crown Cafe, Veni Vidi ve Norht Shield'in önünden yürüyerek, New York Bagel Factory'e geldim, acıkmıştım, fast food severim, ayıptır söylemesi, Philadelphia cream cheese'li bagel ve üstüne pancake yedim, o sırada masada bulunan bir gazetenin Look ilavesine göz attım, alışverişin zamanı diyor, iyi fikir, taksiye bindim, kapısında Taxi yazıyor, önümde giden otomobilin arka camında da baby on board yazıyor, Fenerium'un önünden, Nautilus'un solundan geçip, Capitol'un oraya çıktık, trafik kilit, "oh my god" dedi şoför arkadaş, döndük mecburen, TEM'den gideceğiz , Incity, Kent Plus, Uphill, My World, Moontown, Diamond, Suncity ve Highpark'ın arasından köprüye çıktık, Mashattan sağımızda kaldı, biz sola döndük, Metrocity'nin önünde indim, ağız alışkanlığı "thank you" dedim şoföre, o da "see you" dedi bana, Metrocity'e girmedim , Harvey Nichols'ı merak ediyorum, Angelo Nardelli, Bally, Bashqua, Carnevale, Perigot, Haaz, Fornarina, So Chic, Patrizia Pepe, Swarovski, Scabal, Birkenstock, Cesare Paciotti, Furla, Shisly, Momtobe, Only, Mandarina Duck, Via Pelle ve Kaloo'ya şöyle bir bakıp, Harvey Nichols'a girdim, pahalı, daha bir halk tipi shopping center 'a gideyim dedim, şöyle insanların gönlünce öldüğü, çocukların dövüldüğü falan bir yer, başka bir Yellow Taxi 'ye bindim, radyoda Joy FM açıktı, şoför baktı ki bende Türk tipi var, Power Türk'e çevirdi, Sivaslı Hadise stir me up'ı söylüyordu, dinleye dinleye İstanbul'un biggest alışveriş merkezine geldim, Soleil, Dry, Fleor, Bernardo, Tchibo, De Facto, Jujube, Saffio, Best, Jump, Sun, Silver, Oxxo, Seven Hill, Evita, Bleu Petrol, Sunset, Oysho, Colors, Perspective, Lovesyou, Fever, Little Big, Ravelli, Red Apple, Next, Miss Trendy, Shoeroom, Lilies , hepsi çok güzel, Waly'de ayakkabımı boyatıp, Flower'dan çiçek aldım, Advantage Platinum'u yanıma almayı unutmuşum, Mastercard Gold ile ödedim, parayı öderken aklıma geldi, arada bir çalışıyormuş gibi yapmak da lazım tabii, işe geldim.



Bugün yazmak istediğim konu şu...
Eurovision'a yabancı şarkı sözü ile katılırsak, kültürümüz rencide olur mu?


Y.Özdil sabah





Daha önce başka bir yere de kopyalamıştım.Sanırım yazının en uygun olduğu yer burası

AAAcemi
05-02-2007, 13:57
RTÜK'ü göreve çağırmak için aşağıda yer alan metni alttaki RTÜK görevlilerine kendi eposta kutunuzdan yollayabilirsiniz.


rtuk@rtuk.gov.tr,rtukistanbul@rtuk.org.tr,rtukizmi r@rtuk.org.tr,
rtukadana@rtuk.org.tr,rtukdiyarbakir@rtuk.org.tr,r tukvan@rtuk.org.tr,bilgiedinme@rtuk.org.tr, nuriyildirim@rtuk.org.tr,recepdemirel@rtuk.org.tr, izintahsis@rtuk.org.tr,goksacetin@rtuk.gov.tr,arzu icinsel@rtuk.org.tr, okanersoy@rtuk.org.tr, yonetim@sinanoglu.net,uls@rtuk.org.tr,alisari@rtuk .org.tr,veliunal@rtuk.org.tr, egitimdairesi@rtuk.org.tr,cengizozdiker@rtuk.org.t r,veliunal@rtuk.org.tr,gulbinsayilgan@rtuk.org.tr


Sayın RTÜK yetkilileri,

Ülkemizde yayınlanan televizyon kanallarının bir çoğu, milli kültürümüzün ve dilimizin gelişmesine katkı sağlamaktan çok uzak bir seyir izlemektedirler. Bir çok kanalın da kurumunuzun sunmuş olduğu yayın ilkelerine aykırı yayınları bulunmaktadır.

Türk halkının geleneksel olarak kullandığı dillerle yapılan yayınların haricinde yabancı dil ile yayın yapan televizyon kanalları bulunmaktadır.. CNBC-e , DIGITURK ve Baby TV kanallarında İngilizce yayınlar yapılmaktadır. RTÜK kanuna göre; geleneksel diller haricinde tüm yayınlar Türkçe dili ile yapılmak zorundadır. Ayrıca STV, SKY Türk ve CNBC-e gibi kanallar, yayınlarının arasında vermiş olduğu reklamlarda, izleyicinin okuyabileceği şekilde REKLAMLAR ibaresini ekrana getirmemekte sadece ADVERTORIAL gibi yabancı bir kelimeyi ekrana taşımaktadır. Söz konusu uygulama, kanunlarınıza aykırı olup, ülkemiz insanlarını yabancı konumuna koyan ahlâki olmayan bir uygulamadır.
Diğer bir örnek ise; 0-3 yaş arası çocuklara yönelik olarak kurulmuş olan Baby TV kanalı, yayınlarının yarısını İngilizce dili ile vermektedir. Söz konusu uygulama hem kanunlara aykırı düşmekte hem de Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesine, Türkçenin; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesine engel teşkil etmektedir.

Yukarıda bahsetmiş olduğum aykırılıklar ile ilgili olarak söz konusu kanallara ilgili uyarıları yapmanızı gerekirse çeşitli yaptırımlarda bulunmanızı ve tüm kanallara Türkçenin doğru kullanımı konusunda kati bir bildirimde bulunmanızı talep ediyorum.
Gereğinin yapılması konusunda hassasiyetle davranacağınızı umut ediyorum.
Saygılarımla


güzel bir mesaj , ben yolladım ve arkadaşlarıma da tavsiye ettim ,

teşekkürler sn.balaban :super:

ally_mcbeal
05-02-2007, 20:33
eskiden bazı kelimelerde a ve ı harflerinin üzerine inceltme işareti konur â ve î şeklinde yazılarak kelimenin anlamı verilirdi. sonradan bu kaldırıldı. ancak şimdi kelimelerde anlam düşüklüğü oluyor. mesela ''hala'' kelimesi babanın kızkardeşi anlamında kullanıldığında inceltmeden söylüyoruz ancak şimdiki durumu ifade eden halâ kelimesini incelterek söylememize rağmen bunu yazım diline yansıtamıyoruz ve yine hala diye yazıyoruz.

başka bir örnek ''kar'' bir yağış biçimini ifade ederken inceltme işaretine gerek yok ancak gelirin fazlası olan kâr kelimesi de artık kar olarak yazılıyor.

hangi akla hizmetle bu uygulama getirilmiş merak ediyorum. kullandığımız türkçeye uygun değil.

Palet
06-02-2007, 08:24
...........
hangi akla hizmetle bu uygulama getirilmiş merak ediyorum. kullandığımız türkçeye uygun değil.

Deveye sormuslar;neden boynun egri diye, nerem dogru ki demis!
Elbet vardir hizmet ettigi bir akil (!)

balaban
20-02-2007, 23:18
Bizim dilimiz de aynı tehlikeyle karşı karşıya.


-Meksıka'da Yerlı Dıllerı Yok Olma
Tehlıkesıyle Karsı Karsıya

Meksıko (A.A) - 20.02.2007 - Meksıka'da En Az 10 Mılyon Insanın Konustugu 63
Yerlı Dılının Yok Olma Tehlıkesıyle Karsı Karsıya Oldugu Bıldırıldı.
Yerlı Dılı Yazarlar Toplulugu Adlı Bır Yerlı Yazarları Orgutunden Francısco
De La Cruz, Devletın, Ulkedekı Kulturel Ve Dılbılımsel Cesıtlılıgı Koruma
Polıtıkalarını Yasama Gecırmemesı Durumunda Bu Dıllerın Yok Olma Tehlıkesıyle
Karsı Karsıya Oldugu Uyarısında Bulundu.
De La Cruz, "Ispanyollar Fetıh Sırasında (1519) Geldıgı Zaman 140 Cesıt
Yerlı Dılı Konusuluyordu. Her On Yılda Bır Bu Dıllerde Azalma Kaydedıldı Ve Bugun
Sadece 63 Dıl Var, Bazı Bolgelerde Bu Dıllerı Sadece Yaslılar Konusuyor, Bu
Dıller O Insanlarla Bırlıkte Yok Olacak" Dedı.
En Cok Tehdıt Altında Olan Dıllerın; Ulkenın Kuzeyınde Nufusları Azalmakta
Olan Toplulukların Konustugu; Serı, Papago Ve Cochımı Dıllerı Oldugu Kaydedıldı.
(Afp-Emr-Moc)

23:--AA--

lutas
02-03-2007, 12:49
Yatash'la o yeaa
hadi bakalım oturmaya mı geldiniz
Washington'a?

RTÜK'e bir de Türk dil kurumundan üye lazım,
ama "çok oturgaçlı götürgeçi" teklif eden muhterem olmasın...

Palet
02-03-2007, 12:57
Yatash'la o yeaa
hadi bakalım oturmaya mı geldiniz
Washington'a?

RTÜK'e bir de Türk dil kurumundan üye lazım,
ama "çok oturgaçlı götürgeçi" teklif eden muhterem olmasın...

Ülkerin Chewy midir ne karin agrisidir sakiz reklami için kaç defa ileti yolladim kimsenin umrunda degil.Reklamda türkçe kelime geçmiyor neredeyse.
Slogani *da dont wory be chewy*:grrr: :grrr:

balaban
11-04-2007, 12:27
Mehmet Y. YILMAZ


Önce 29 harfi iyice öğrenelim


KÜLTÜR ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un "Alfabemizdeki eksik harfleri tamamlayalım" önerisi, biz Türklerin çok hoşuna gidecek türden bir tartışmanın da başlamasına yol açtı.

Böyle tartışmaların iyi tarafı da bu zaten! Herkes bir şey söyleyebilir, söylediklerinin bir temeli olması gerekmez ve kimse karşısındakinin ne dediğini de dinlemek zorunda değildir.

Dün Milliyet’te Can Dündar’ın köşesinde bir üniversitemizin rektörlük makamından yollanmış "açıklama mektubu"nu okudum.

Mektubu okurken de aklıma "29 harf mi olsun, üç beş harf daha ekleyelim mi" tartışması geldi.

Mektuba bakarak şunu söyleyebilirim: Önce mevcut 29 harfi yerli yerinde ve doğru olarak kullanmayı öğrenelim, gerisi kusur kalsın!

Çocuklarımız, okullarda bir test çözme makinesine dönüştürüldüğünden beri Türkçe’yi büyük oranda unuttuk.

Bana gelen okuyucu mektupları içinde, özellikle gençlerden gelenlerde, "dahi" anlamındaki "de-da"yı ve "ki" bağlacını doğru kullanabilen neredeyse hiç yok.

Bazı harflerin üzerindeki şapkaları hatırlayan da!

Türkçe eğitim düzenimizi çok ciddi olarak yeniden gözden geçirmeliyiz. Türkçe derslerinde, test çözdüren öğretmenleri eğiterek işe başlamalı ve Türkçe’yi, "İyi öğrenilmezse sınıf geçilemez bir ders" haline getirmeliyiz.

Kuralsız kelimeler, fiiller her dilde var. Bunları öğrenmenin yolu da çok okuyup, iyice ezberlemekten geçiyor. Türkçe’deki benzeri kelimeler için de çözüm budur, alfabeyi değiştirmek değil.

Rahmetli Attilá İlhan’dan duyduğum şekilde söyleyeyim: "Öğrensin keratalar."

ally_mcbeal
12-04-2007, 23:12
Mehmet Y. YILMAZ


Önce 29 harfi iyice öğrenelim



Bazı harflerin üzerindeki şapkaları hatırlayan da!

"

o şapkalar dilimizin korunmasına hizmet eden unsurlardı. kaldırılmasının nedenini hiç anlamış değilim.

baron11
18-04-2007, 13:51
Türkçe'nin Sırları

Şu fani dünya saâdetleri içinde hiçbir şey, aziz Türk çocuklarına Türk dilini öğretmek kadar güzel hizmet değildir.

Vatan çocuklarına bir milletin yarattığı ve yaşattı*ğı dili, bütün güzellikleri, incelikleri, yücelikleri ve güzel sesleriyle öğretmek...

Onları, böyle bir dilin sihirli ifadelerine yükselterek; her an, daha çok duyan, düşünen, anlayan ve yara*tan insanlar olarak yetiştirmek...

Dilin, böylesine tılsımlı vasıta olduğunu bilmek ve bütün bunları, bilerek, severek yapmak...

Burada cesaretle söyleyebilirim ki yeryüzünde nice insan, böyle büyük bir sanatın, böyle şerefli bir hizmetin vazifelisi olduğunu düşünmemiştir. Çünkü bilindiği ve zannedildiği gibi, bu güzel hizmet, yalnız dil ve edebi*yat hocalarının vazifesi değildir. Muallimler, hangi dersin hocası olurlarsa olsunlar, Türk çocuklarına her şeyden çok Türkçe’yi öğretecek, onlara, anadillerinin ses ve söz güzelliklerinden, ifade ve mana zenginliklerinden güfteler ve besteler vereceklerdir. Öğretmen değil de anne ve baba iseniz, abla ve ağabey iseniz, bu sizin daha sevgili vazifenizdir. Yavrularınıza, sözlerini halk dehasının yarattığı ve bestesi yine halk sanatından yükselen ninniler söylemekten başlayarak, öğreteceğiniz en güzel şey, Türkçe’dir.

Aradaki fark, bunu bilmekte ve bunu Türkçe’nin bü*tün incelik ve güzelliklerini benimseyerek, zevkle ve ül*kü ile yapmaktadır.

Çünkü diller, milletlerin en aziz, en tılsımlı, en kıymetli servetleridir. Çünkü dillerin bir ses güzelliği ile dalgalanıp bir duyurma, anlatma ve inandırma gücün ulaşmaları, kısa zamanda olmamıştır.

Çünkü yeryüzünde diller kadar millet fertlerini bir*birlerine bağlayan, onlara birbirlerini sevip anlamakta, hele sevgilerini dile getirmekte aziz yardımcı olan başka kuvvet mevcut değildir.

Bir tarih boyunca ordu ordu insanları, savaş meydanlarından geçirerek, zafere, gazi veya şehit olmaya koşturan cihangirler, büyük başarılarını, birçok da, sa*vaşçılara duyurabildikleri hitabet dilinin büyüleyici güzelliğiyle kazandılar.

Bizim tarihimizde: Bu denizler, bu ırmaklar bize yetmez! Daha deniz, daha ırmak istiyoruz! Yurdumuzu öylesine büyültelim ki gök kubbesi ona çadır, güneş de bayrak olsun! diyen Oğuz Han; yine böyle bir hitabeyle, kendisine isyan etmiş bir orduya Çaldıran gibi zafer kazandıran Yavuz Sultan Selim ve daha nice cihangirler, tarihi zaferlerini, birçok da, kütlelere söz söyleyişlerindeki inandırıcı lisana borçludurlar.

Mermere can veren heykeltıraş gibi, kelimelere ses ve hayat veren söz sanatkarının da bu başarısı, söze musikinin duyurucu kudretini katabildiği ölçüde derin ve ölümsüzdür. Bu bakımdan, büyük ses şairi Baki’nin:

Avâzeyi bu âleme Davud gibi sal

Baki kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş

mısralarında, yalnız şiir anlayışı bakımından değil, dil anlayışı bakımından da varılmış derin hakikat vardır.

Çünkü, tekrar edelim ki:

Dillerin bir musiki kudreti kazanması, kelimelerin birer nağme güzelliği alması, kısa zamanda olmamıştır.

Denilebilir ki dil ve edebiyat sanatı, bu güzel neticeye varmak için, sanat ve edebiyat tarihinin daha ilk anla*rından başlayarak; sözü sesle birleştirmeğe çalışmıştır.

Bunun en açık delili, sözün en güzel sesli ifadesi olan şiir sanatının, başlangıçta musiki sanatından ayrı olmayışıdır: Bilindiği gibi, ilk şiirler, asırlarca, hatta çağlarca, musiki aletlerinden çıkan seslerle birlikte söylenmiştir.

Bir misal olarak, eski Yunanlılar, söze bir duyuruculuk vermek için, şiiri, lyre isimli sazla söylüyorlardı.

Eski İranlı’lar, bunun için, rûd, çenk, rebâb gibi sazlar kullanıyorlardı. İbrani şiiri, Davud Peygamber’in de kullandığı mizmâr isimli bir sazla söyleniyordu. Davud’un ilahilerine Mezâmir denilmesi, bu dini şiirlerin miz*mar’la birlikte söylenmesindendi.

Eski Türkler, şiiri, kopuzla söylüyorlardı. Saz, eski Türk şiirinin, ayrılık kabul etmez arkadaşıydı. Türkler, onsuz şiir söylemez; yalnız söz sanatında değil, yapacak*ları hareketlerin de pek çoğunda onun yardımını arar*lardı.

Bütün bunlar, dillerin daha ilk devirlerinde söz’ e musiki katmak ihtiyacındandır. Dillerde kelimeler, uzun asırlar içinde, işte bu musikili çalışmalar sonunda nağmeleşmiştir.

Düşünmelidir ki, söz’ün ses’e bu ölçüde ihtiyacı olduğunu, daha ilk insanlar, bizim kendilerine iptidai dedi*ğimiz insanlar anlamıştır.

Asırların, bazen çağların emeğiyle, böylesine güzel ses ve güzel mana kazanmış kelimelerin, neden, şu veya bu hoyratlıklar içinde ziyan edilmemesi lâzım geldiğinin (anlayanlar için) en büyük delili budur.

Kaynak;Türkçenin sırları
Nihat Sami BANARLI

GÜRKAN
23-04-2007, 19:03
Yıl: 1965
"Karşıma âniden çıkınca ziyâdesiyle şaşakaldım.. Nasıl bir edâ takınacağıma hükûm veremedim, âdetâ vecde geldim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi oldum, yüzünde beni fevkalâde rahatlatan bir tebessüm vardı.. Üstümü başımı toparladım, kendinden emin bir sesle 'akşam-ı şerifleriniz hayrolsun' dedim.."

Yıl: 1975"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Ne yapacağıma karar veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Ama çok geçmeden kendime gelir gibi oldum,
yüzünde beni rahatlatan bir gülümseme vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'iyi akşamlar' dedim.."

Yıl: 1985
"Karşıma âniden çıkınca fevkalâde şaşırdım.. Nitekim ne yapacağıma hükûm veremedim, heyecandan ayaklarım titredi. Amma ve lâkin kısa bir süre sonra
kendime gelir gibi oldum, nitekim yüzünde beni ferahlatan bir tebessüm vardı.. Üstüme çeki düzen verdim, kendinden emin bir sesle 'hayırlı akşamlar' dedim.."

Yıl: 1995
"Karşıma birdenbire çıkınca çok şaşırdım.. Fenâ hâlde kal geldi yâni.. Ama bu iş bizi bozar dedim. Baktım o da bana bakıyor, bu iş tamamdır dedim..
Manitayı tavlamak için doğruldum, artistik bir sesle 'selâm' dedim.."

Yıl: 2006
"Âbi onu karşımda öyle görünce çüş falan oldum yâni.. Oğlum bu iş bizi kasar dedim, fenâ göçeriz dedim, enjoy durumları yâni.. Ama concon muyum ki ben,
baktım ki o da bana kesik.. Sarıl oğlum dedim, bu manita senin.. 'Hav ar yu yavrum?'"

Yıl: 2026
"Ven ay vaz si hör, ben çok yâni öyle işte birden.. Off, ay dont nov âbi yaa.. Ama o da bana öyle baktı, if so âşık len bu manita.. 'Hay beybi..'"


Bu yüzden arkadaslar.... Forumlarda türkcemizi lütfen mümkün oldugunca düzgün kullanalım.

ÖZDOĞAN77
28-04-2007, 15:26
http://img138.imageshack.us/img138/2204/trkevs1.jpg

niko
07-05-2007, 11:48
Forum yönetimine bir önerim var.
Türkçe'yi hırpalamayı alışkanlık haline getirmiş üyelerin itibar puanlarının düşürülmesi...
İtibar ifadesi olarak
"Aydınlığın şanlı simgesi olmaya aday" veya
"Yazar olarak geleceği parlak" payelerine sahip üyelerin bile Türkçe'yi katletmeyi alışkanlık haline getirdikleri gün gibi ortada.
Neden borsayı iyi bildikleri için itibar sahibi olan üyeler anadillerini hor kullandıkları için bu itibarı yitirmesinler?
Yarın borsada ana trend tersine döndüğünde bu üyelerin büyük bölümü mesaj yazmayacak veya hiç siteye uğramayacaklar.
Ama anadili her zaman kullanacaklar değil mi? :tamam:

Önerimi yineliyorum...

PARK
07-05-2007, 11:54
Önerimi yineliyorum...

Sevgili niko bu önerinizi can-ı gönülden destekliyorum fakat bu gönderiyi ''Yönetimden rica'' topiğine yaparsanız daha anlamlı olur diye düşünüyorum sevgilerimle...

ATAJPAO
14-05-2007, 21:26
Önerimi yineliyorum...

Destekliyorum sn.niko

istanbul 000
16-05-2007, 21:22
Bu başlığı daha dün keşfettim. 1.5 yıldır nasıl olmuş da görmemişim hayret... Sn. Sarıvadi'nin başlıktaki ilk yazısını okuduğumda sanki zihnimden geçenler kağıda dökülmüş gibi hissettim. Kutlarım kendisini. Kendisinden sonra yazan arkadaşlar da çok güzel şeyler eklemişler, onları da kutlamak isterim.

Bugünlerde karşınızdakinin ne kadar kültürlü, akıllı, iyi eğitimli, aydın biri olduğunu gerçekten anlamak istiyorsanız kullandığı dile dikkat edin. Eğer düzgün bir Türkçe ile konuşuyor ve cümlelerinde herhangi bir yabancı kelime kullanmadan düşüncelerini ifade edebiliyorsa o kişi gerçekten de kaliteli bir insan demektir...

Gittiğim her yerde havalı olmak adına yapılan Türkçe katliamını üzülerek izliyorum (Türkçe katliamı adlı birkaç senelik bir yazım var, bulabilirsem buraya koyacağım bir ara). Uzun uzadıya önceki sayfalarda yazılanları tekrarlamaktansa şu günlerde yaptığım sessiz ve aslında biraz da garip bir protestoyu yazacağım. Yeni açılan bir spor salonuna üye oldum. Sanki Amerika'da açmışlarcasına herşeyi İngilizce adlandırmışlar. Hamamın adı bile Turkish bath. Çok güzel duşlar yapmışlar ama duştaki su bataryasının bir tarafında, kırmızı bir çıkartma üstünde "hot" yazıyor, diğer tarafta mavi bir çıkartma üstünde "cold" yazıyor. 1500 üye içinde herhalde beş on tane yabancı vardır. Bizimkiler o kadar düşünceliler ki Türkçe cahili bu yabancıların yanlışlıkla sıcak su ile haşlanmalarını engellemek için İngilizce çıkartmaları yapıştırmışlar. Aferin... :)

Yaptığım ise şu: her duşa girişimde farklı bir kabin seçiyor ve duş esnasında o çıkartmaları söküyorum. Ertesi gün gene yapıştırıyorlar. Sanırım iki aydır devam ediyor bu durum. Bugünlerde ellerindeki çıkartmalar bitti gibi, çünkü bir haftadır yenilemediler. Şu kabinlere üzerinde "sıcak" ve "soğuk" yazan ve beni adam yerine koyan çıkartmalar yapıştırılana kadar buna devam edeceğim... :)

Sevgiler, saygılar, neşeli akşamlar... :)

GÜRKAN
16-05-2007, 21:31
''Bugünlerde karşınızdakinin ne kadar kültürlü, akıllı, iyi eğitimli, aydın biri olduğunu gerçekten anlamak istiyorsanız kullandığı dile dikkat edin. Eğer düzgün bir Türkçe ile konuşuyor ve cümlelerinde herhangi bir yabancı kelime kullanmadan düşüncelerini ifade edebiliyorsa o kişi gerçekten de kaliteli bir insan demektir...''
İstanbul 000

:yes::cool:

istanbul 000
16-05-2007, 21:33
Birşey daha ekleyeceğim: bence dilimizdeki bu yozlaşma devam edecek. İnsanlar kendilerini ifade etmekte, kuşaklar birbirlerini anlamakta gittikçe zorlanacaklar. Hayattaki her konuda, her alanda olduğu gibi bu alanda da dibe vurmadan düzelme olmayacak.

Gün gelecek, Türkçe konuşmak tekrar havalı olacak. Ama biz görecek miyiz derseniz, hayır, biz göremeyeceğiz. Çünkü bizim gibi dilinin değerini bilenler çekip gitmeden Türkçe dibe vurmuş sayılmaz... :)

ally_mcbeal
16-05-2007, 23:44
Birşey daha ekleyeceğim: bence dilimizdeki bu yozlaşma devam edecek. İnsanlar kendilerini ifade etmekte, kuşaklar birbirlerini anlamakta gittikçe zorlanacaklar. Hayattaki her konuda, her alanda olduğu gibi bu alanda da dibe vurmadan düzelme olmayacak.

Gün gelecek, Türkçe konuşmak tekrar havalı olacak. Ama biz görecek miyiz derseniz, hayır, biz göremeyeceğiz. Çünkü bizim gibi dilinin değerini bilenler çekip gitmeden Türkçe dibe vurmuş sayılmaz... :)

bence düzelme başladı etrafta duyarlılığın giderek artarak yayıldığını gözlemliyorum şahsen.

istanbul 000
17-05-2007, 19:53
Arkadaşlar, açıkçası ben bunu en başta kendime saygımdan yapıyorum. İnsan olarak hepimiz kendimizi çevremizdekilerden daha üstün görmeye meyilliyiz ve hayatımızı da bu çaba içinde harcıyoruz. İnsanı insan yapan en temel özellik de iletişim kurabilmesidir ve dünyadaki hiç kimse kendini başka bir dilde anadilinde olduğundan daha güzel bir şekilde ifade edemez.

Bunlardan yola çıkarak eğer kendimi ana dilimde ifade edemiyorsam diğer özelliklerimin bir önemi olmadığına kanaat getiriyorum. Bu da beni Türkçe konusunda gittikçe daha dikkatli olmaya sevk ediyor. Hatasız bir yazı yazdığımda, uzun, iç içe geçen düşüncelerle dolu cümleler kurduğumda mutlu oluyorum.

Dil bence insanın hayatta çevresindekilere üstünlük sağlamak için kullanabileceği en güçlü araç. Neden elalemin çakısı ile hava atacağım diye hayattaki en keskin kılıcımdan olayım ki? ;)

Neşeli akşamlar... :)

istanbul 000
17-05-2007, 20:08
bence düzelme başladı etrafta duyarlılığın giderek artarak yayıldığını gözlemliyorum şahsen.

Bence başlamadı ama bu farklı çevrelerde bulunduğumuzdan da olabilir. En azından diyebiliriz ki başlayan düzeltme henüz bu foruma ulaşamamış... :)

"Eğer browseriniz sizi yönlendirmezse buraya tıklayın."

ally_mcbeal
25-05-2007, 21:31
arkadaşlar, türkçe sevdalıları bir sorum olacak, lütfen şu cümleme yardım edin çünkü hangisinin doğru olduğuna karar veremedim:

Aslen Trabzonlu'yum.
Aslen Trabzonluyum.
Aslen trabzonluyum.

hangisi doğru? evde tartışma konusu oldu, nette bakındım hala birşey bulamadım. dilbilgisine güvenen yazsın lütfen. bilmeyen de beyin cimnastiği yapsın ufak çaplı ;)

ceng
25-05-2007, 21:47
özel isimlerden türetilen bütün sözcükler büyük harfle yazılır.
sanmam ki gelen çekim eki de ayrılsın:) garip duruyor bana.
cevap B:)

ek:
ÖZEL ADLARA GETİRİLEN EKLER

Türkçe özel adlar büyük harfle başlar ve çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılarak yazılır:
Bursa’yı, Tophane’den seyretmenin zevkine doyulmaz.
Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz:

Gemlikliler, İzniklilerden, Türkçenin, İngilizceyi…
Eklendiği sözcüğe ulus veya aile anlamı katan “-ler” eki, kesme işaretiyle ayrılmaz:
İngilizler, I. Dünya Savaşı’nda gerçek yüzlerini gösterdiler.
Leylâlar yarın dönecek mi?

ally_mcbeal
25-05-2007, 22:57
ben a ve b arasında kararsızım

ceng
25-05-2007, 23:24
o zaman %50 coker hakkını kullan ally:)


ben a ve b arasında kararsızım

ally_mcbeal
25-05-2007, 23:43
a şıkkı dedim ceng ;)

mme
25-05-2007, 23:45
arkadaşlar, türkçe sevdalıları bir sorum olacak, lütfen şu cümleme yardım edin çünkü hangisinin doğru olduğuna karar veremedim:

Aslen Trabzonlu'yum.
Aslen Trabzonluyum.
Aslen trabzonluyum.

hangisi doğru? evde tartışma konusu oldu, nette bakındım hala birşey bulamadım. dilbilgisine güvenen yazsın lütfen. bilmeyen de beyin cimnastiği yapsın ufak çaplı ;)


b şıkkı.

ÇAKAL
26-05-2007, 00:02
a şıkkı dedim ceng ;):super:
Bence de.Üzgünüm dostum ceng.:)

istanbul 000
26-05-2007, 14:42
Ben Sn. Ceng'e katılıyorum: B şıkkı.

Geçenlerde benim de başıma geldi bu ve ben de bulamadım bir türlü doğrusunu ama en sonunda ayrılmamasının doğru olacağına karar verdim çünkü diğer hali ile çok suni duruyor.

(- Ukela!! )
(- Sensin!!)

istanbul 000
26-05-2007, 15:06
Ek olarak nette "İstanbulluyum" şeklinde aratınca şu sonuçlar alınıyor...

“Ben Adana doğumluyum. Ama hiçbir zaman Adanalıyım demedim. İstanbul’a geldikten sonra kendimi İstanbullu hissetmeye başladım." (Bir gün herkes İstanbullu olacak...)


"Ben İstanbulluyum Dostum

Ben bu şehirde doğmuşum.
Geceleri hayatı bu şehirde öğrendim.
Simit tezgahlarını ve bir de
Köşebaşındaki o biletçiyi ben tanırım." (Cüneyt Kılıç)

"arkadaş, ben de sivaslıyım ama antalya'da çalışıyorum." (Biraz da dilbilgisine çalış, büyük harf kullan!!)

"Ben de aslen İstanbulluyum ama İzmir'de oturuyoruz." (Çok oturma, biraz ayağa kalk, dolaş!!)

Trabzonluyum için sonuçlar:

"Trabzonluyum. 28 yaş bekar yaşamayı seven delikanlı biriyim. Aradığım ilişki ileriye dönük ama maddi durumum yoktur fazla ama tuttuğumu koparan biriyim (Aferin, bırakma sakın!) 16 yıldır yanlız yaşıyorum, ev yemeklerini yapmaya ve ev işlerini yapmaya bayılırım (Durum umutsuz yani). Karar sizin. (Üzülerek bildiriyoruz ki...)

"Merhaba aslen Trabzonluyum. Özel bir şirkette çalışıyorum. (Sevgilin olmadığına göre maaşın çoğunu biriktiriyorsun yani.) Hobilerim spor yapmak, tarih ve ortadoğu ile ilgili programları seyretmek ve bununla ilgili kitapları okumak. (Evet, evde otur tv seyret, kitap oku; beklemediğin bir anda biri sana çiçek verecek...) Vazgeçilmezim dürüstlük. (Dürüstlük felan iyi ama heyecan yok, kusura bakma...)

"TRABZONDA DOGMADIM AMA TRABZONLUYUM"

haberhaberhaber, 05 Mayıs 2007 22:00

Bundan üç yıl öncesine kadar Trabzonlu değildim. (Daha önce kararsızdım, Marslı felan takıldım bir ara.) Trabzon'a işim ve kızımın okulu nedeniyle geldiğimde hiç tanımadığım bir şehrin vermiş olduğu ürkekliğin yanısıra Trabzonlu insanların sinirli davrandıklarını (Sözlerine dikkat et!!!) ve bazı olumsuzlukları arkadaşlarımdan duymuş olmamdan dolayı tedirgin ve hep tetikteydim. (Cümlenin başı sonu tutmuyor, alla allaaaa...) İşten eve geliyor kapımı kilitliyor sadece alış-verişe çıkabiliyordum taa ki bir gün alış-veriş poşetlerini sürükleye sürükleye durağa gitmeye çalışana dek. (Korkudan aylık yapıyor herhalde alışverişlerini.) Vs. vs...

Ve işte bir mesajın daha sonuna geldik arkadaşlar... Küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden felan filan... Neşeli günler... :)

Sarıvadi
26-05-2007, 18:59
arkadaşlar, türkçe sevdalıları bir sorum olacak, lütfen şu cümleme yardım edin çünkü hangisinin doğru olduğuna karar veremedim:

Aslen Trabzonlu'yum.
Aslen Trabzonluyum.
Aslen trabzonluyum.

hangisi doğru? evde tartışma konusu oldu, nette bakındım hala birşey bulamadım. dilbilgisine güvenen yazsın lütfen. bilmeyen de beyin cimnastiği yapsın ufak çaplı ;)
Kesme işareti kullanmanın en açık ayıracı gelen ekin yapım eki mi yoksa çekim eki mi olduğudur.

Aslen Trabzonluyum doğru seçenektir :)

Belirgin ve akılda kalıcı bir örnek:Trabzonspor

Palet
28-05-2007, 09:18
Herkes herseyi bilemeyebilir ya da zaman zaman yanilgiya düsülebilir.Bu nedenle dogru bilgiye ulasmak için ilk kaynaga basvurmak en sagliklisidir.
Yazim klavuzu kullanma aliskanliginiz yoksa internet ortaminda Türk Dil Kurumu'nun sitesini mutlaka sık kullandiklariniz arasinda bulundurmanizi tavsiye ederim.

http://www.tdk.gov.tr

ceng
28-05-2007, 10:47
sık kullanılanlara ekleyelim de çok sık kullanamayız bence:)

'/TR' Uygulamasında Sunucu Hatası.
--------------------------------------------------------------------------------

Sunucu Çok Meşgul
Açıklama: Geçerli web isteği yürütülürken işlenmemiş özel durum oluştu. Lütfen hata ve kod içinde kaynaklandığı yer hakkında daha fazla bilgi almak için yığın izlemesini gözden geçirin.

Özel Durum Ayrıntıları: System.Web.HttpException: Sunucu Çok Meşgul

Kaynak Hatası:

Geçerli web isteği yürütülürken işlenmeyen bir özel durum üretildi. Özel durumun kaynağı ve konumuna ilişkin bilgiler aşağıdaki özel durum yığını izlemesi kullanılarak belirlenebilir.

Yığın İzleme:


[HttpException (0x80004005): Sunucu Çok Meşgul]
System.Web.HttpRuntime.RejectRequestInternal(HttpW orkerRequest wr) +146




--------------------------------------------------------------------------------
Sürüm Bilgisi: Microsoft .NET Framework Sürümü:1.1.4322.2300; ASP.NET Sürümü:1.1.4322.2300


Sayın Sarıvadi'nin belirttiği üzre konu, özel adlardan yapım ekiyle türetilen bir sözcüğün çekime maruz kalınca:)/çekim ekleriyle illaki ayrılıp ayrılamayacağı.

eğer özel isim olsaydı türetilen sözcük yukardaki ilk verdiğim kurala uyması gerekirdi: "Trabzon'da üç evim var" gibi. / amma zenginmişim:)
ama türetilen sözcük Trabzonlu. yani "lu" yapım eki olduğu için ayrılmaz zaten kural gereği. ama konu sonra gelen çekim eki: yani "yum", bu olmak yardım fiilinin birinci şahsa göre çekimi anlayabildiğim kadarıyla. yanıldığımı düşünenler uyarsın, millet de yanılmasın, biz de düzelelim:)

dolayısıyla oluşan sözcük Trabzonlu: cins isim.
bu durumda ayrılamaz kesme işaretiyle.
ama bak şimdi şüpheye düştüm -boşuna yazarak çalış demiyolar. / aha "r" eksik.

bu durumda "t" de küçük mü olmalı?

yani özel isimlerden türetilen sözcüklerin büyük harfle başlayacağının kuralı ne??? yine sunucumuza gidelim bakalım gelmiş mi: www.tdk.gov.tr
bu sefer çalıştı:

yazım klavuzumuz der ki:
http://www.tdk.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF1 ACFAB512C425173


özel isimlerden türetilen sözcükler de büyük harfle başlar
17. Özel adlardan türetilen bütün kelimeler büyük harfle başlar: Türklük, Türkleşmek, Türkçü, Türkçülük, Türkçe, Türkolog, Türkoloji, Avrupalı, Avrupalılaşmak, Asyalılık, Darvinci, Konyalı, Bursalı.

yani???
cevap yine B:)
üzgünüm cakhall:(:(

ve programın sonu:(



Herkes herseyi bilemeyebilir ya da zaman zaman yanilgiya düsülebilir.Bu nedenle dogru bilgiye ulasmak için ilk kaynaga basvurmak en sagliklisidir.
Yazim klavuzu kullanma aliskanliginiz yoksa internet ortaminda Türk Dil Kurumu'nun sitesini mutlaka sık kullandiklariniz arasinda bulundurmanizi tavsiye ederim.

http://www.tdk.gov.tr

ÇAKAL
28-05-2007, 18:42
yani???
cevap yine B:)
üzgünüm cakhall:(:(

Sen de haklısın dostum.:D:D

ceng
29-05-2007, 11:19
rastgele, "son gönderiler"den açılan bu başlıkla üç gün önce tanışmışım sayın istanbul gibi. bugün itibariyle baştan sona okumuş bulunuyorum. kısmet:)
sayın sarıvadi ve skinnypuppy -şimdi nerelerde?- ile başlamış ve diğerlerinin katkılarıyla ilerlemiş konu.
sayın balaban'ın "sömürge" kavramına göndermesi çok yerinde olmuş. araya sıkıştırılan birkaç ingilizce kelimenin züppeliğe yorulmasını okurken yüzüm kızardı, yaptığım şeydir, ama boğaziçi'nde vukubulan olaya dair arkadaşlardan birinin yaptığı -sanırım boğaziçili- "beş yıllık 'ingilazce' eğitimden sonra türkçe karşılıklarının dahi unutulması, ingilizcelerinin baskın çıkması" argümanı bu davranışı açıklamak için biraz rahatlattı beni. yani özünde züppelik yok:)
ve hatta çoğu zaman kavramın karşılığı yoktur, hele ki teknik bir konuysa. bu da diğer bir sebep. -evet, kendimi temize çıkardım, rahat uyuyabilirim-

sayın observer'ın "dilin üretimi"ni ilişkilendirdiği değerlendirme mihenk taşı sayılır.
teknolojiyi, bilimi, dini, ekonomiyi, tarımı, denizciliği ve benzerlerini üreten, kavramı üretir ve babasının adını verir:), yani, dil bir üst yapıdır. üretimsiz olacak şey sadece belki "yeniden isimlendirmek"tir. onda da tutarsa.
yazılım, bilgisayar, yazıcı, tarayıcı, donanım...

asıl yoğunlaşılan yeniden isimlendirme konusunda sanmam ki kimse -üç beş züppe hariç:)- türkçe karşılığı kasıtlı kullanmayıp yabancı karşılığını kullansın.
yani biraz münferit olduğunu düşünürüm bu tutumun. onlar da hemencecik kendilerini belli eder zaten:)
oldukça sık yabancı kelime kullanan biri olarak -körle yatan şaşı kalkar, ali baba hariç mi demeliydim?- bugünden ve hatta konudan -başlığın kendisinden edindiğim hızlı intiba hariç- bihaber olarak yazdığım iki yazıyı yeniden okuyunca var mı bir pot gibisinden pek utanmadım:)
benim adıma sevindirici:)
ama diğer yazılarıma gidilse sanırım başım belaya girebilir:(
bence siz gitmeyin martaval sıktım:) okutmak için:) bunu kendim için yapacağım. belki burda da yayınlarım.
türkçeyi seviyorum. hem de çok. bedri rahmi'nin bir dizesi olmalı buna dair.
anlatmak istediğim kasıt olmadığını ifade ve ismini zikredemediklerim de dahil başlığa katkıda bulunan herkese teşekkür etmekti. cakhall da dahil:)
tertemiz "ananızın ak sütü" gibi bir başlık olmuş.
sevgiler.

not:hep küçük harf olayı biraz eski mesele:) noktalama da keza.
affımı dilerim.

bir de ek:
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=1527062&postcount=25

ally_mcbeal
30-05-2007, 20:03
değerli türkçe dostlarına sevgi ve teşekkürlerimi sunuyorum.
geçmişte dilbilgisini matematik kadar eğlenceli bulan biri olarak geçen yılların bazı detayları unutturduğunu farkettim. aslında basit bir çalışma programı olsa böyle soru-cevap gibi tereddütte kalınabilecek kelime, cümle grupları, noktalama işaretlerini daha güzel öğrenebilir ve öğretebiliriz.

ceng
30-05-2007, 22:36
eski dili, bir miras kabul etmişimdir, atalarımdan kalan.
aklımdayken yazayım, konu dışına taşıyor olsa da. bir babayla oğul arasında 20yaş olduğunu kabul edelim. baba anneyle ve/veya oğul kızla yer değiştirilip çapraz okumalar da yapılabilir:)
bu durumda yüz yıla 5nesil sığar.
2000/100=20 ve 20*5=100.
yani 100insan kuşak kuşak eklenerek, bir nikah salonunu dolduracak kadar insan silsilesi hazreti isaya yaşıt atasına değebilir.
aslında ne kadar küçük bir dilim di mi? biraz da fantastik:) /türkçesi bu mu?

neyse.
eskiye ırak durduğumuz içindir ki eski kelimelere de yabanızdır. biraz üvey evlat muhabbeti:)
benim örnek, "haiz" üzerine. türkçesi taşıyan demek.
genellikle kullanımda hata edilir. ismin -i haline göre çekilmesi gerekirken önüne gelen nesne öbeklerinin genelde -e haline göre çekim yapılır.
örnekleyelim:
ilgili vasıfları haiz adaylar sıraya girdi.(doğru) / haizin taşıyan manasına geldiğini unutmayalım:)
ilgili vasıflara haiz adaylar sırayı bozdu.(yanlış)

başka bilgiçlik taslamak isteyen?

sevgiler:)

istanbul 000
31-05-2007, 09:25
Sn. Ceng'den bilgiçlik bayrağını devralarak diyorum ki: :)

Benim bir ricam olacak: lütfen en azından bu başlıkta cümlelere küçük harfle başlamayalım. Küçük harf/büyük harf kuralına dikkat edelim. Küçük harf kullanımı internetin getirdiği bir tembellik, hemen hemen hepimizde oldu. Bunu aşmak hiç de zor değil bence...

Benim dilbilgisi eksikliğim ilkokuldaki felaket bir hocadan, ortaokul ve liseyi Almanca okumuş ve akabinde İngilizce'ye balıklama dalmış ve nihayetinde, vakti zamanında, internet sohbetlerinde kaybolmuş olmamdan kaynaklanıyor... De, da eklerini doğru yazmayı öğreneli şunun şurasında sadece 4 sene oluyor. Hala bocaladığım yerler var ama başa çıkılabilecek olan en basit durum herhalde küçük/büyük harf kullanımı olsa gerek...

Sn. Ceng'in vurguladığı yeni kelime üretiminin yetersizliği ile ilgili bir fikrim var aslında. Şu sıralar dünyanın en tembel adamlarından olan ve son altı ayını sadece balık tutarak geçiren bir arkadaşımı ikna edip (ufak bir kayığa tav olacak diye düşünüyorum), bir internet sitesi yaptırabilirsem o zaman belki ufaktan da olsa bu sorunun çözülmesine yardımcı olabilirim gibi geliyor... :)

Başka bilgiçlik taslamak isteyen? ;)

Sevgiler, saygılar, neşeli günler... :)

ceng
31-05-2007, 13:10
Bu başlığa mahsus:) -nedeni hızlıca cevap yazmak işlerin arasında / umarım mazur görülür:) - Sayın İstanbul'un önerdiği "cümleye büyük harfle başlamak" önerisini genişleterek, olması gereken herşeye büyük harfle başlayayım dedim. Ne kadar başarı sağlarım bilemem, zaman gösterecek:)

Türkçe'nin güzelliğine küçük örnekler vermek istiyorum, dilbilgisi/matematik yapısından öte. Başka bir başlıkta yazmıştım.

"Bir dem dilinden dür döker dertlilere derman olur"(Yunus)
-"d" harfi/sesi ile yaratılan senfoni:) / cinas.-
meraklısına: dür=inci.

"Tennure giymiş ağaçlar aşk niyaz eder Mevlana"(Asaf Halet)
meraklısına:tennure=mevlevilerin giydiği etekli elbise.(harmandalı:) değil)


"İnsan, bin yıl bile yaşasa, yine de sanki, kendine kattığı sevgiyi sürekli çoğaltabilir."(Eckehart'tan çeviri)
-çoğaltmak fiili / aşkınlığı,sonsuzluğu,ölümsüzlüğü anlatmak üzere-

Aşkınız kabına sığmasın.
sevgiler.

istanbul 000
31-05-2007, 13:41
Yaptığım ise şu: her duşa girişimde farklı bir kabin seçiyor ve duş esnasında o çıkartmaları söküyorum. Ertesi gün gene yapıştırıyorlar. Sanırım iki aydır devam ediyor bu durum. Bugünlerde ellerindeki çıkartmalar bitti gibi, çünkü bir haftadır yenilemediler. Şu kabinlere üzerinde "sıcak" ve "soğuk" yazan ve beni adam yerine koyan çıkartmalar yapıştırılana kadar buna devam edeceğim... :)


Dün itibari ile "hot" veya "cold" yazan duş bırakılmamış, yeni çıkartmalar gelene kadar hamlaşmamak için "shampoo" ile "shower gel" yazılarına dadanılmıştır... :)

AAAcemi
31-05-2007, 13:54
Türkçe de kolay karşılıkları olduğu halde ısrarla konuşmalarında (özellikle televizyon da ünlü şahsiyetler ) yabancı kelime kullananlar var ya onalar dayamaıyorum .

Örnek ''anekdot '' kelimesi , '' bir anekdotumu anlatayım '' derler .
Karşılığı ''anı '' değil mi ? neden kullanmazlar

ally_mcbeal
31-05-2007, 20:53
Sevgili İstanbul'un hatrına ben de hiç değilse bu başlık altında (yazım hızımı önemli ölçüde kesse de) hatasız bir türkçe ile daha dikkatli olmaya karar verdim. Sanırım sık yapılan hatalardan biri -de ve -da takılarını ne zaman ayrı ne zaman bitişik yazacağımız konusunda yaşanıyor. Aslında düşününce geçmişte iyi bir türkçe öğretmenine sahip olduğuma seviniyorum.

Hadi bir bilgiçlik daha taslıyım; sık kullanılan eski kelimelerden ''muallak'' kelime anlamı olarak ''boşlukta'' demek. Ancak genel olarak bakınca herkesin ''muallakta'' şeklinde kullandığını görüyoruz.

Örn: Bu iş muallakta kaldı.
Bu iş muallak kaldı.
(doğru olan ikinci cümledeki şeklidir)

Sn ceng ''haiz'' kelimesini ben de yanlış kullanıyormuşum. Sayenizde düzeltmiş oldum. Teşekkürler :)

Not: Bu başlık altında özellikle türkçe kurallarına dikkat etmeye çalışacağım için her hatamda gelecek iyiniyetli uyarılara açık olduğumu belirteyim. Bu başlığı kendi adıma türkçe eğitim aracı kabul ediyorum.;)

niko
01-06-2007, 17:30
arkadaşlar, türkçe sevdalıları bir sorum olacak, lütfen şu cümleme yardım edin çünkü hangisinin doğru olduğuna karar veremedim:

Aslen Trabzonlu'yum.
Aslen Trabzonluyum.
Aslen trabzonluyum.

hangisi doğru? evde tartışma konusu oldu, nette bakındım hala birşey bulamadım. dilbilgisine güvenen yazsın lütfen. bilmeyen de beyin cimnastiği yapsın ufak çaplı ;)

Doğru cevap b seçeneği.
Trabzon özel isim ama aldığı ekle cins isim muamalesi görüyor.
Tıpkı "Türkiyem" örneğinde olduğu gibi.

ÖZDOĞAN77
02-06-2007, 10:37
Sahipsiz, memleketin batması haktır.
Sen sahip çıkarsan, bu memleket batmayacaktır!..


Dilimize,kültürümüze,bizi biz yapan değerlerimize sahip çıkalım.
Bu değerlerimizi önemseyelim,bitkiler ve hayvanlarda,ürüyor,uyuyor,besleniyor,soluk alıp veriyor.
İnsanız biz,insanlığımızı kaybetmeyelim.İnsanlığımıza sahip çıkalım...
Dilini kaybeden herşeyini kaybeder.

istanbul 000
03-06-2007, 13:17
Sn. Ceng ve Sn. Ally Mcbeal'in verdiklerine benzer bir yanlış kullanım da "yakinen" kelimesinde yapılyor.

TDK'ya bakıldığında yakinen için şunu görüyoruz:

yakinen
zarf, eskimiş (yaki:'nen) Arapça

Sağlam olarak, iyice (bilmek)

"Hatta yakinen biliyorlardı ki öyle ufaktan bir aileye mensup değildi."- R. H. Karay.

Gazetelerde, televizyonlarda kişiler bu kelimeyi "yakından" manasında kullanıyor ve kültürlü imiş havası veriyor kendince. Bu kelime biri ile çok yakın olunduğunu değil bir kişi veya konu hakkında çok iyi bilgi sahibi olunduğunu gösteriyor...

(- Yoksa yanılıyor muyum?)
(- Madem emin değilsin, ne ukelalık ediyorsun?)
(- Tamam, sustum...)

ceng
04-06-2007, 08:41
Dilimiz, Türkçemiz o kadar zengin ki keşfi için sevmek ve sevmek ve sevmek yeter. Meriç, bir yazısında fransızcada orijinal fransızca yalnızca 150 -yazıyla yüzelli :)- kelime olduğunu söylüyordu. Ben bunu okuduğumda o kadar şaşırmıştım ki. Fransız Dili ve Edebiyatı hocası olmasa gider araştırırdım. Ama bunun dillendirilmesindeki amaç zaten sayıdan ziyade kültürlerin, dillerin etkileşiminin derinliğiydi.

Yeni öğrenegeldiğim, ısrarla dilime dolamaya çalıştığım her kelime benim için hazineden apardığım bir mücevher, kaşıkçı elması ayarında.

örnek mi?

Amak, göz pınarları demek.
Şöyle kullanıyordu yazar: "amakında inciler..."
Yazar gözyaşlarını inci olarak betimliyor...

Bir de a'mak-ı hayal var. Filibeli Ahmet Hilmi'nin bir eserinin adı. İhsan Oktay Anar'ın da aynı isimli bir eseri var.(ganesh duydun mu? - puslu kıtalar atlasındaki dili sevmiş ama hikayeyi sevmemiştim:()
Ordaki a'mak, derinlikler manasında, hayalin derinliklerinde. Okurken de 'a' harfinden sonra gelen kesmeden dolayı 'a'yı biraz uzatacaksınız(birbuçuk 'a' gibi:))

Çıkardığım incileri paylaşırım:):):):)

sevgiler.

Palet
04-06-2007, 09:14
Elbette kelime hazinesinin genişliği çok önemli.Bu kadar zengin bir dile sahip olup da günlük hayatta çok az sözcük kullanıyor oluşumuz üzücü...

Tabii bildiğimiz kadarını dogru kullanmak daha önemli.
Örneğin;

Korku,hayret,şaşkınlık, haykırma ve bazen sevinç gibi ifadeleri verebilmek için
cümle sonunda ünlem işareti kullanılır.
Fakat sık yapılan hatalardan biri de sözde vurguyu arttırak için cümle sonlarında ard arda iki yada daha fazla ünlem isaretinin kullanılması.Oysa birden fazla ünlem işareti kullanımı Türkçede yok. Sadece bir ünlem işareti vurguyu verebilecekken kurulan cümle zaten vurgu içermiyorsa 9 tane ünlem koymak cümleyi güçlendirmez aksine zayıflatır.

Ayrıca alay,kinaye,küçümseme anlamı kazandırmak yada söylenilen sözün aksi
kastedilmek istendiğinde sözden hemen sonra parantez içinde ünlem ?(!)? işareti kullanılır.

Palet
04-06-2007, 09:16
Çoğunlukla yazılışı karıştırılan bazı sözcükler:

Yanlış - Doğru

herkez - herkes
herşey - her şey
hiç bir-hiçbir
bir çok - birçok
birşey - bir şey
her hangi - herhangi
herhangibir- herhangi bir
bir kaç - birkaç
yada - ya da
yanlız - yalnız
yalnış - yanlış
yanısıra - yanı sıra
farketmek - fark etmek
varolmak - var olmak
yokolmak - yok olmak

Not: "Varoluş" ve"Varoluşçuluk" sözcükleri terim niteliği
taşıdığın ve özel anlama sahip olduğu için istisnadır ve bitişik yazılır.

ceng
04-06-2007, 09:34
İlkokulda öğretmenim uyarmıştı: "eşki" değil "ekşi" diye. Kulakları çınlasın. Bir daha da unutmadım:)
Oysa halam hep eşki deyip duruyor, kulağını çeken de yok:)

hanımeli
04-06-2007, 10:14
İlkokulda öğretmenim uyarmıştı: "eşki" değil "ekşi" diye. Kulakları çınlasın. Bir daha da unutmadım:)
Oysa halam hep eşki deyip duruyor, kulağını çeken de yok:)

Malatya ağzında kullanılıyor.Tüm Malatya'lı dostlara selam ederim.

ceng
04-06-2007, 10:43
Sayın Hanımeli,
Malatyalı değilim ama hiç de şaşırmadım oralarda da kullanıldığına.:)
Ulusu ulus yapan bağlardan belki en kuvvetlisi bu dil.
Ağızdır, lehçedir, şivedir birileri üzerine alınıp açıklasa da salak salak internette dolanıp durmasak, konu da ışığa kavuşsa zihnimizde.
sevgiler.

Malatya ağzında kullanılıyor.Tüm Malatya'lı dostlara selam ederim.

Not: Bir hanımın elinden bahsederken hanımla eli ayrı yazılıyor. Nasıl mı?
Bu eve hanım eli değmeli, yoksa halin duman dostum.
Eğer şu mis kokulu çiçekse konu o zaman birleşik isim olduğu için bitişik yazılır.(mı?)
İşte bunun nasılı: Hanımelleri de burayı cennet etmiş yaydığı kokuyla.

hanımeli
04-06-2007, 11:52
Sayın Hanımeli,
Malatyalı değilim ama hiç de şaşırmadım oralarda da kullanıldığına.:)
Ulusu ulus yapan bağlardan belki en kuvvetlisi bu dil.
Ağızdır, lehçedir, şivedir birileri üzerine alınıp açıklasa da salak salak internette dolanıp durmasak, konu da ışığa kavuşsa zihnimizde.
sevgiler.


Not: Bir hanımın elinden bahsederken hanımla eli ayrı yazılıyor. Nasıl mı?
Bu eve hanım eli değmeli, yoksa halin duman dostum.
Eğer şu mis kokulu çiçekse konu o zaman birleşik isim olduğu için bitişik yazılır.(mı?)
İşte bunun nasılı: Hanımelleri de burayı cennet etmiş yaydığı kokuyla.

Konuya yaklaşımınız çok nazik.Bir çok başlıkta yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum.Formda yazan arkadaşların geneli çok kültürlü ve bilge kişiliğe sahip.Bu formda sadece akçeli işler konuşuluyor sananlar, bence çok yanılıyor.Her konuda farklı bakış açılarını bulmak mümkün.
Elim hanım eli değil.Amacım cennet kokularından yayabilmek,hanımeli gibi.
Saygılarımla.

istanbul 000
04-06-2007, 13:16
Çoğunlukla yazılışı karıştırılan bazı sözcükler:

Yanlış - Doğru

herkez - herkes
herşey - her şey
hiç bir-hiçbir
bir çok - birçok
birşey - bir şey
her hangi - herhangi
herhangibir- herhangi bir
bir kaç - birkaç
yada - ya da
yanlız - yalnız
yalnış - yanlış
yanısıra - yanı sıra
farketmek - fark etmek
varolmak - var olmak
yokolmak - yok olmak

Not: "Varoluş" ve"Varoluşçuluk" sözcükleri terim niteliği
taşıdığın ve özel anlama sahip olduğu için istisnadır ve bitişik yazılır.

Sn. Palet, bir de "hernekadar" nasıl yazılır, eklesek süper olacak... :)

ceng
04-06-2007, 13:16
Konuya yaklaşımınız çok nazik.Bir çok başlıkta yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum.Formda yazan arkadaşların geneli çok kültürlü ve bilge kişiliğe sahip.Bu formda sadece akçeli işler konuşuluyor sananlar, bence çok yanılıyor.Her konuda farklı bakış açılarını bulmak mümkün.
Elim hanım eli değil.Amacım cennet kokularından yayabilmek,hanımeli gibi.
Saygılarımla.

Sizin nazikliğiniz. Teşekkür ederim.
Hemen konumuza dönelim:
Derenin yatağını biraz değiştirmeye çabalıyor görünsem de -zor da olsa / zira uzunca bir süreç işi- yine dal budak devam edeceğim. Kusru hoşgörüle.(bitişik mi ayrı mı?)

Şimdi elimdeki metinde geçen kelimeleri diziyorum aşağıya:
münzevi-mütecessis-dirayet-mefhum-müstesna

Yine geriye/buraya döneceğiz. Program imleci buraya çentik koysun:)

"Hayattaki en basit şeyler, çoğu zaman bir nimet gibi gelir insana. Otele yeni gelmiştim. Her zaman olduğu gibi, körlerin gözlerine görünen o ışıltılı sisin ortasındaydım, bana ayırdıkları belli belirsiz odayı keşfe koyulmuştum. Hiç de düzgün olmayan duvarları yoklayarak, eşyaların arasından dolanarak yolumu bulmaya çalışırken kalın, yuvarlak bir sütuna rastgeldim. O denli kalındı ki, kollarımla sarmaya kalkıştığımda ellerimi arkasında kavuşturamadım. Birden beyaz olduğunu anladım..." (j.l.borges)

Çentiğe dönelim: metinden çıkan kelimeleri biryerlerden(ayrı?) duymuşluğumuz varmış gibi gelmiyor mu sizlere? Büyük büyük büyük babamız sanki bu kelimeleri kullanmış gibi:):):):) inziva? irade? istisna?

İşte, Borges'ın o dev sütunun beyaz olduğunu anladığı his budur.

sevgiler.

Palet
04-06-2007, 13:57
Sn. Palet, bir de "hernekadar" nasıl yazılır, eklesek süper olacak... :)

her ne kadar
her ne ise
her hâlükârda
her zaman
her dem
her biri
her daim
her gün
herhâlde (mutlaka) : Bu sözcüğü de zaman zaman galiba sözcüğü yerine
kullanarak yanlış yapmış oluruz.

Ayrıca affınıza sığınarak? süper olacak? yerine de "çok iyi olur" u kullanabiliriz.

Palet
04-06-2007, 14:35
Demin başka bir topikte rastladığım ve çok sık yapıldığını düşündüğüm bir yazım hatası daha var.TKD'nin sitesinden konuyla ilgili alıntı yapıyorum.

Kısaltmalar

Kısaltma; bir kelime, terim veya özel adın, içerdiği harflerden biri veya birkaçı ile daha kısa olarak ifade edilmesi ve simgeleştirilmesidir. Kısaltmalarla ilgili kurallar şunlardır:

1. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarının kısaltmaları genellikle her kelimenin ilk harfinin büyük olarak yazılmasıyla yapılır: TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi), TDK (Türk Dil Kurumu), ABD (Amerika Birleşik Devletleri); KB (Kutadgu Bilig).

Ancak bazen kelimelerin, özellikle son kelimenin birkaç harfinin kısaltmaya alındığı da görülür. Bazen de aradaki kelimelerden hiç harf alınmadığı olur. Bu tür kısaltmalarda, kısaltmanın akılda kalabilmesi için yeni bir kelime oluşturma amacı güdülür: BOTAŞ (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Anonim Şirketi).

Gelenekleşmiş olan T.C. (Türkiye Cumhuriyeti) ve T. (Türkçe) kısaltmalarının dışında büyük harflerle yapılan kısaltmalarda nokta kullanılmaz.

2. Element ve ölçülerin uluslararası kısaltmaları kabul edilmiştir: C (karbon), Ca (kalsiyum), Fe (demir); m (metre), mm (milimetre), cm (santimetre), km (kilometre), g (gram), kg (kilogram), l (litre), hl (hektolitre), mg (miligram), m² (metre kare), cm² (santimetre kare).

3. Kuruluş, kitap, dergi ve yön adlarıyla element ve ölçülerin dışında kalan kelime veya kelime gruplarının kısaltılmasında, ilk harfle birlikte kelimeyi oluşturan temel harfler dikkate alınır. Kısaltılan kelime veya kelime grubu; özel ad, unvan veya rütbe ise ilk harf büyük; cins isim ise ilk harf küçük olur: Alm. (Almanca), İng. (İngilizce), Kocatepe Mah. (Kocatepe Mahallesi), Güniz Sok. (Güniz Sokağı), Prof. (Profesör), Dr. (Doktor), Av. (Avukat), Alb. (Albay), Gen. (General); is. (isim), sf. (sıfat), hzl. (hazırlayan), çev. (çeviren), ed. (edebiyat), fiz. (fizik), kim. (kimya).

* * *

Küçük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde kelimenin okunuşu esas alınır: cm'yi, kg'dan, mm'den, YKr’un. Büyük harflerle yapılan kısaltmalara getirilen eklerde ise kısalt*manın son harfinin okunuşu esas alınır: BDT'ye, TDK’den, THY'de, TRT'den, YTL’nin. Ancak kısaltması büyük harflerle yapıldığı hâlde bir kelime gibi okunan kısaltmalara getirilen eklerde kısaltmanın okunuşu esas alınır: ASELSAN'da, BOTAŞ'ın, NATO'dan, UNESCO'ya.

Sonunda nokta bulunan kısaltmalar kesmeyle ayrılmaz. Bu tür kı*saltmalarda ek, noktadan sonra ve kelimenin okunuşuna uygun olarak yazılır: Alm.dan, İng.yi, vb.leri.

Tonsuz (sert) ünsüzle biten kısaltmalar, ek aldıkları zaman oku*nuşta tonsuz ses tonlulaştırılmaz: AGİK'in (AGİĞ'in değil), CMUK'un (CMUĞ'un değil), RTÜK'e (RTÜĞ'e değil), TÜBİTAK'ın (TÜBİTAĞ'ın değil).

Ancak birlik kelimesiyle yapılan kısaltmalarda söyleyişte k'nin yumuşatılması normaldir: ÇUKOBİRLİK'e (söylenişi ÇUKOBİRLİĞE), FİSKOBİRLİK'in (söylenişi FİSKOBİRLİĞİN).

istanbul 000
04-06-2007, 19:42
her ne kadar
her ne ise
her hâlükârda
her zaman
her dem
her biri
her daim
her gün
herhâlde (mutlaka) : Bu sözcüğü de zaman zaman galiba sözcüğü yerine
kullanarak yanlış yapmış oluruz.

Ayrıca affınıza sığınarak? süper olacak? yerine de "çok iyi olur" u kullanabiliriz.

Evet, bu hali ile muhteşem oldu... Teşekkürler... :)

ceng
05-06-2007, 22:05
Çok özel olacak ve hatta sizinle yeni tanıştım ama yine de o kadar güzel ifadeler ki Türkçemizin güzelliğini ve benim ona hayranlığımı anlatabilmek için konuyu dilin matematiğinden ziyade yine buraya/anlama getireceğim.
Borges'ın metinlerinde, o kör adamın atan kalbinin sesi hep yanınızdadır ve bu bir lütuftur, ancak ve ancak kalbi dağlananlar bunu sağlayabilirler, kalpleri ile kelimeleri arasındaki yol iyice kısalır.
1964 tarihli aşağıdaki metin, sahibi tarafından eşine atfen kaleme alınmış. Ben bu metnin benim elinden çıkmış olmasını çok isterdim. Bu kadar güzel ifade edemeyeceğimi, en azından şu anda düşleyemediğim için sadece alıntı yaparak belki ilerde eşime gösterip en azından bu kadarını düşleyebildiğimi söylemek istiyorum. Hoşgörün.
Sevgiyle kalın.

"Hayır, severek evlenmedim. Hayatımı bir zebani ile birleştirecek kadar yalnızdım. Yalnız ve yabancı. Bir kadın hayatımda ilk defa adımı taşımaya razı oluyordu. Bir kurtuluştu bu, paryalıktan kurtuluş, cehennemden kurtuluş. Ve bilmediğimiz ülkelere yelken açan bir gemiye atlar gibi elele hayata atladık. Ben seni tanıdıktan sonra yaşamaya başladım. Korkuyorum. Bunları söylemekten korkuyorum. Yirmi iki sene gelişen ve kökleşen bir sevgi bu. Bir sevgi ve bir hayranlık. Hayat, hayatımız daima güzel miydi? Hayır. Ama mevsimleri vardı, mevsimleri var. Vatanımsın benim. Kokladığım havasın, içtiğim su. Ben şımarık ve yaramaz bir çocuk oldum zaman zaman. Sen hep aynı kalmasını bildin."(c.meriç)

BUSHIDO
05-06-2007, 22:11
Icimizden yetkin bir uye arkadas Imla Kurallari ile ilgili bir baslik acsa da herkesle birlikte yararlansak!

ceng
05-06-2007, 22:24
Burda zaten imla kuralları konuşuluyor da ben kıvırmaya çalışıyorum.

Deneme amaçlı olarak senin cümleni düzelteyim:
İçimizden yetkin bir üye arkadaş imla kuralları ile ilgili bir başlık açsa da herkesle birlikte faydalansak.

Nasıl?
Tek hata sanırım "imla kuralları"nın büyük harflerle yazılması olmuş.
Yoksa büyük mü yazılır?


Icimizden yetkin bir uye arkadas Imla Kurallari ile ilgili bir baslik acsa da herkesle birlikte yararlansak!

istanbul 000
06-06-2007, 00:33
Çok özel olacak ve hatta sizinle yeni tanıştım ama yine de o kadar güzel ifadeler ki Türkçemizin güzelliğini ve benim ona hayranlığımı anlatabilmek için konuyu dilin matematiğinden ziyade yine buraya/anlama getireceğim.
Borges'ın metinlerinde, o kör adamın atan kalbinin sesi hep yanınızdadır ve bu bir lütuftur, ancak ve ancak kalbi dağlananlar bunu sağlayabilirler, kalpleri ile kelimeleri arasındaki yol iyice kısalır.
1964 tarihli aşağıdaki metin, sahibi tarafından eşine atfen kaleme alınmış. Ben bu metnin benim elinden çıkmış olmasını çok isterdim. Bu kadar güzel ifade edemeyeceğimi, en azından şu anda düşleyemediğim için sadece alıntı yaparak belki ilerde eşime gösterip en azından bu kadarını düşleyebildiğimi söylemek istiyorum. Hoşgörün.
Sevgiyle kalın.

"Hayır, severek evlenmedim. Hayatımı bir zebani ile birleştirecek kadar yalnızdım. Yalnız ve yabancı. Bir kadın hayatımda ilk defa adımı taşımaya razı oluyordu. Bir kurtuluştu bu, paryalıktan kurtuluş, cehennemden kurtuluş. Ve bilmediğimiz ülkelere yelken açan bir gemiye atlar gibi elele hayata atladık. Ben seni tanıdıktan sonra yaşamaya başladım. Korkuyorum. Bunları söylemekten korkuyorum. Yirmi iki sene gelişen ve kökleşen bir sevgi bu. Bir sevgi ve bir hayranlık. Hayat, hayatımız daima güzel miydi? Hayır. Ama mevsimleri vardı, mevsimleri var. Vatanımsın benim. Kokladığım havasın, içtiğim su. Ben şımarık ve yaramaz bir çocuk oldum zaman zaman. Sen hep aynı kalmasını bildin."(c.meriç)

Evet, gerçekten güzel ama ben daha iyisini de yazabilirim diyeceğim iddialı bir şekilde.

Bu iddialı çıkışı yaptıktan sonra şimdi iş bana daha iyisini yazdırabilecek kişi ile karşılaşmaya kalıyor... :)

(- Boşuna vakit harcıyorsun...)
(- Vaktim bol, beklerim...)
(- Çok beklersin!)
(- Sane ne yaa, alla allaaa...)

BUSHIDO
06-06-2007, 00:53
Burda zaten imla kuralları konuşuluyor da ben kıvırmaya çalışıyorum.

Deneme amaçlı olarak senin cümleni düzelteyim:
İçimizden yetkin bir üye arkadaş imla kuralları ile ilgili bir başlık açsa da herkesle birlikte faydalansak.

Nasıl?
Tek hata sanırım "imla kuralları"nın büyük harflerle yazılması olmuş.
Yoksa büyük mü yazılır?

Yardima ihtiyacimizin oldugu acik, Sn Ceng.
Sevgiler.

Palet
06-06-2007, 09:20
Hayatın akışına öyle bir kaptırmışım ki kendimi uzun zamandır tek bir satır yazmadım.Sayenizde belki bana da ilham gelir...
Topigimiz şenleniyor Sn.Sarivadi nerelerdesiniz?

Palet
06-06-2007, 11:46
Icimizden yetkin bir uye arkadas Imla Kurallari ile ilgili bir baslik acsa da herkesle birlikte yararlansak!

Kendi adıma böyle birşeyi yapmak isterdim ama çok vakit alacaği kesin.
Bu bölümde konusu geldikçe imla kurallarına da değinmeye çalişiyoruz.
Ayrica bir imla kilavuzu edinmek inanın aynı görevi görecektir.

Saygılarımla...

ATAJPAO
06-06-2007, 12:57
Kendi adıma böyle birşeyi yapmak isterdim ama çok vakit alacaği kesin.
Bu bölümde konusu geldikçe imla kurallarına da değinmeye çalişiyoruz.
Ayrica bir imla kilavuzu edinmek inanın aynı görevi görecektir.

Saygılarımla...

Haklısın dostum.
İmla zor iş,imla klavuzunun herkesin elinde olması gerekir.
Güzel dilimiz için bunu yapmalıyız.

Palet
06-06-2007, 15:49
Birkaç kez bu bölümde de konusu geçen düzeltme(şapka) işareti yürürlükten kaldırıldığı halde halâ başta Türk Dil Kurumu resmi sitesinde olmak üzere pek çok yerde kullanılmaya devam ediyor.
Anladığım kadarıyla,yürürlüğe tekrar konmamış ama herkes bazı kelimelerde şapka kullanılmasının şart olduğu konusunda hemfikir.
Kısacası bizim de kullanmamızda sakınca olmadığını düşünüyorum.

ceng
06-06-2007, 16:04
Geçen bunun konusu oldu arkadaşlar arasında: "Abicim şapkasız yazarsak, babamızın kızkardeşi manasındaki 'hala' ile hâla nasıl ayırdedilecek?" şeklinde.
"İçerikten çıkartacaksın", dediler.
"Hani adam illa konudan geniş geniş bahsetmez yani bir tarihi olmazsa konunun, zırt diye kullanırsa kelimeyi, o zaman n'olacak?"

Mesela:
"Koşa koşa eve geldim: hala yoktu."(daha iyi bir kurgu yapılabilirdi de kasmadım:))
Ya da:
"Baba yeni çıkmıştı ki kapıdan, hala ..."

Yani, sanırım şapkasız çıkamayacağız işin içinden gibi geliyor bana.:)


Birkaç kez bu bölümde de konusu geçen düzeltme(şapka) işareti yürürlükten kaldırıldığı halde halâ başta Türk Dil Kurumu resmi sitesinde olmak üzere pek çok yerde kullanılmaya devam ediyor.
Anladığım kadarıyla,yürürlüğe tekrar konmamış ama herkes bazı kelimelerde şapka kullanılmasının şart olduğu konusunda hemfikir.
Kısacası bizim de kullanmamızda sakınca olmadığını düşünüyorum.

Palet
06-06-2007, 16:13
Mesela:
"Koşa koşa eve geldim: hala yoktu."(daha iyi bir kurgu yapılabilirdi de kasmadım:))
Ya da:
"Baba yeni çıkmıştı ki kapıdan, hala ..."

Yani, sanırım şapkasız çıkamayacağız işin içinden gibi geliyor bana.:)

Aynı durum,

Bu işte benim karım senin karından büyük:)
Bu sene yaz günü kar yagsa yine kar etmez susuzluğa.

gibi birçok kelime için de geçerli malesef. Genelde cümle gidişatından belli oluyor ama her zaman kelimeye uygun cümle kurmak zor.

ceng
06-06-2007, 16:30
Sayın Palet,
Halalar, halâlar, hâlalar karıştı:):):)
İnceltme mi uzatma mı ne işaretiydi bu?
Yazım klavuzuna dönünce aydınlandı.
Doğru yazım ne seninki ne de benimki:(
saygılar.

http://www.tdk.gov.tr/TR/YazimKlavuzu.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF 20FF3F96B01BD67B

Palet
06-06-2007, 16:37
Sayın Palet,
Halalar, halâlar, hâlalar karıştı:):):)
İnceltme mi uzatma mı ne işaretiydi bu?
Yazım klavuzuna dönünce aydınlandı.
Doğru yazım ne seninki ne de benimki:(
saygılar.

http://www.tdk.gov.tr/TR/YazimKlavuzu.aspx?F6E10F8892433CFFAAF6AA849816B2EF 20FF3F96B01BD67B

Haklısınız ben de düzeltme isareti hangi hecedeydi diye düşündüm ama üşendim bakmaya, ikisinde birden olacagini bırakın hatırlamayı hiç öğrenmemiş gibi hissediyorum şuan.Umarım sadece unutkanlıktır.

ceng
07-06-2007, 10:09
...
Şimdi elimdeki metinde geçen kelimeleri diziyorum aşağıya:
münzevi-mütecessis-dirayet-mefhum-müstesna
...


Yukarıdaki kelimelerin hepsi tdk sayfasında var.:cool:
Daha da abartıp kazık:) kelimeler aradım:lahuti-efemine-arızi-afili-mülevves:):):)
Yine buldu hepsini. İstisnasız.
Helaldir emeği geçenlere her kuruş.
Sevgiler.

Sarıvadi
07-06-2007, 17:58
Hayatın akışına öyle bir kaptırmışım ki kendimi uzun zamandır tek bir satır yazmadım.Sayenizde belki bana da ilham gelir...
Topigimiz şenleniyor Sn.Sarivadi nerelerdesiniz?
Buralardayım Sayın Palet. Görüyorum ki dilimiz başta olmak üzere, ulusal çıkarlarımız söz konusu olunca eskisine göre çok daha duyarlıyız. Bu çok sevindirici. En azından sadece ekonomi konuşarak, borsa konuşarak varolmadığımızı görmek. Hatta maddi çıkarlarımızın asla ulusal çıkarlarımızın önüne geçmemesi gerektiğini vurgulayanöyle duyarlı yazılar okuyorum ki, gözlerim doluyor. Öyle ya, aman borsa düşmenin, hep yükselsin diye nereye kadar...

Bu vesile ile Sayın Haluk Yasar'ın yorumlarında ısrarla vurguladığı dip not için de kalpten teşekkürlerimi sunarım.

Palet
08-06-2007, 15:57
Bana, kitap okumayı zorumluluk olmaktan çıkarıp lise yıllarında okumanın zevkine vardıran,Sabahattin Ali*nin *Kürk Mantolu Madonna*sı olmuştur.
Okurken aklım bir karış havadaydı diyemem belki ama çocukken okuyup sonrasında da sevdiğim nadir bir yapıttır.
Silik ve bir o kadar sıradan bir yaşamın toprak altında görünmeyen güçlü duruşunu anlatır sağlam cümlelerle...

Işte ondan kısa ve bence anlamlı bir alıntı ;

*...insanlar birbirlerini tanımanın ne kadar güç olduğunu bildikleri için bu zahmetli işe teşebbüs etmektense, körler gibi rastgele dolaşmayı ve ancak çarpıştıkça birbirlerinin mevcudiyetinden haberdar olmayı tercih ediyorlar...*

mutlu
08-06-2007, 16:16
Kâşki bu konu edebiyat bölümünde açılsaydı da fark edebilseydim.

istanbul 000
09-06-2007, 22:28
"Bir insan hiçbir zaman nereye gittiğini bilmediği zamanki kadar uzun yol gidemez."

Sn. Sarıvadi'nin sözlerinin altındaki bu cümleyi çok seviyorum... Şu anda düşününce, buradan çıkarak ulaştığım bir cümleyi paylaşmak istiyorum sizlerle:

İnsan, ancak ulaşacağı yerden yola çıktığını anladığında özgürlüğü tadabilir...

Meali: Aslında varılacak bir nokta yok. Bulunduğunuz noktayı varış noktanız kabul ettiğiniz anda, özgürlüğü de tadacaksınız...

Sevgiler, saygılar, neşeli Pazarlar... :)

Selçuk
12-06-2007, 13:33
NTV'de Live Earth'ün basın toplantısı var.

Konuşmalar hakikatten çok komik.

- 'Line up' ne zaman açıklanıyor?

-Bu organizasyon için kar gütmeyen bir organizasyon olduğunu söylüyorsunuz, 'non-profit' bir organizasyon olduğunu söylüyorsunuz peki .........

Tamam hepiniz ingilizce biliyorsunuz.Organizasyon görevlilerinden, basın mensuplarına kadar hepiniz ingilizce'ye hakimsiniz bravo.

......

gaflara devam ediyorlar.

'sponsır'lık anlaşmalarımız devam ediyor.........


o kadar komik gözüküyorlar ki...

FNT
12-06-2007, 14:57
NTV'de Live Earth'ün basın toplantısı var.

Konuşmalar hakikatten çok komik.

- 'Line up' ne zaman açıklanıyor?

-Bu organizasyon için kar gütmeyen bir organizasyon olduğunu söylüyorsunuz, 'non-profit' bir organizasyon olduğunu söylüyorsunuz peki .........

Tamam hepiniz ingilizce biliyorsunuz.Organizasyon görevlilerinden, basın mensuplarına kadar hepiniz ingilizce'ye hakimsiniz bravo.

......

gaflara devam ediyorlar.

'sponsır'lık anlaşmalarımız devam ediyor.........


o kadar komik gözüküyorlar ki...

Sadece bunlar mı? Özellikle yazılı basınımızda öyle cümleler görüyorum ki, anlamak için 2-3 defa okuyorum. İnternet haber kanallarında kesinlikle dilimiz rezil ediliyor. TV kanallarında da altyazı olarak geçen haberleri bilirsiniz. Şu ayrı yazılması gereken -de, -da eklerini bile düzgün yazmaktan aciz bir millet olduk.
Ayrı yazılması gereken -ki yine öyle. Cümlede anlamı değiştirebiliyor. Ama dikkat etmemekte sonuna kadar direniyoruz.
Türkçe bize lazım. Biz dilimize sahip çıkmazsak, başkası gelip sahip çıkacak değil. Onların ekmeğine bal sürmüş oluruz. "Biz dilimizi bıraktık, gelin sizin dilinizi konuşalım." diye davetiye gönderiyoruz resmen.

Selçuk
12-06-2007, 20:40
Sadece bunlar mı? Özellikle yazılı basınımızda öyle cümleler görüyorum ki, anlamak için 2-3 defa okuyorum. İnternet haber kanallarında kesinlikle dilimiz rezil ediliyor. TV kanallarında da altyazı olarak geçen haberleri bilirsiniz. Şu ayrı yazılması gereken -de, -da eklerini bile düzgün yazmaktan aciz bir millet olduk.
Ayrı yazılması gereken -ki yine öyle. Cümlede anlamı değiştirebiliyor. Ama dikkat etmemekte sonuna kadar direniyoruz.
Türkçe bize lazım. Biz dilimize sahip çıkmazsak, başkası gelip sahip çıkacak değil. Onların ekmeğine bal sürmüş oluruz. "Biz dilimizi bıraktık, gelin sizin dilinizi konuşalım." diye davetiye gönderiyoruz resmen.

Ben de zaman zaman hatalar yapıyorumdur.Dil bilgisi olarak, cümle kurulumu olarak ama bu konuşma esnasında ısrarla kullanılan İngilizce kelimeler, Türkçeleştirilmeye çalışılan İngilizce kelimeler -bunu özellikle maçı anlatanlar, yorumlayanlar çok yapıyor- çok komik gözüküyor.Ne gereği var anlamıyorum.

ATAJPAO
13-06-2007, 07:30
selam arkadaşlar.

Sizinle bir rahatsızlığımı paylaşmak istiyorum.

Güzel Türkçemizi ne hale geldiğini zaten biliyorsunuz.Şimdilerde birde **censored** kelimesinin kulanımı moda oldu.**censored** bildiğim kadarıyla **censored**,tanıtım manasında değilmi?**censored** da dilimize sonradan girmiş ecnebi kökenli (sonradan türkçeleşmiş) bir kelime.

Ecnebi kelimenin daha da ecnebicesini bulmuşuz ve kullanıyoruz.Öyle az-uz değil,epey yaygın kullanımda şu aralar.

Şu duruma bakın Allah aşkına.Hayret üstüne hayret.

Son bir not;"tarihte hiçbir millet yoktur ki dili,dini,ve özbenliğini yitirerek hayat südürsün"Dolayısı ile gidişat iyi değil dostlar , hemde hiç iyi değil.

Saygılarımla.

Palet
13-06-2007, 13:07
Beğenimizi belli ederken abartmaya bayılıyoruz.
Güzel olmus, iyi olmus demek yeterli olacakken
mükemmel, muhtesem gibi kelimeleri harcayıp,daha iyisiyle karşılaşınca da beğeniyi belli etmek
için muhtesem ötesi, aşırı mükemmel hatta bunlarda yetmiyor mega giga vb. yabancı
kelimelere yöneliyoruz.
Çok seviyorum ve çok teşekkür ederimde ki çok kelimesi bile gereksiz bence,
yani sadece teşekkür edince az mı etmiş oluyoruz.
Abartı hiçbir konuda güzel olmadığı gibi dilimize de zarar veriyor.

Bir de öğrenmemek için çaba harcayanlar var.
Ben çok iyi hatırlıyorum, geçmişte yanlış öğrendiğim
bir iki kelimeyi düzgün kullanmak için ne kadar uğraştığımı.Mesela demin yerine temin derdim,
sonra, sahip oldugum birşeyden bahsederken kendikimin derdim.
Şimdi kendim de gülüyorum ama bunları lise çağlarında değiştirdim.

Ben çevremdekilerin kullandığı dilden çok çabuk etkilenir papağan gibi farkında olmadan
kullanmaya başlarım.*Benim için bunları söylemiş* yerine *Benden için bunları söylemiş*
şeklinde kullanmaya da üniversitede bir arkadaşım yüzünden alışmıştım.Sonra arkadaşımı değiştirdim.

Bir ara da karadeniz şivesindeki *da*yı kullanarak konuşmaya başlamıştım.

Sadede gelecek olursam öğrenmenin ve doğrusunu kullanmanın yaşı yok.

Ben böyle öğrendim,şivem böyle değiştiremem dememek ve bu bahanelere sığınmamak lazım.

ATAJPAO
13-06-2007, 13:43
selam arkadaşlar.

Sizinle bir rahatsızlığımı paylaşmak istiyorum.

Güzel Türkçemizi ne hale geldiğini zaten biliyorsunuz.Şimdilerde birde **censored** kelimesinin kulanımı moda oldu.**censored** bildiğim kadarıyla **censored**,tanıtım manasında değilmi?**censored** da dilimize sonradan girmiş ecnebi kökenli (sonradan türkçeleşmiş) bir kelime.

Ecnebi kelimenin daha da ecnebicesini bulmuşuz ve kullanıyoruz.Öyle az-uz değil,epey yaygın kullanımda şu aralar.

Şu duruma bakın Allah aşkına.Hayret üstüne hayret.

Son bir not;"tarihte hiçbir millet yoktur ki dili,dini,ve özbenliğini yitirerek hayat südürsün"Dolayısı ile gidişat iyi değil dostlar , hemde hiç iyi değil.

Saygılarımla.


Altı çizili ve koyu yazılmış yerlere ben r.e.k.l.a.m. yazmıştım ama ** censored** olarak çıkmış.Düzeltme yapmak istediğimde tekrar r.e.k.l.a.m. yazdım ama oda ne!!
r.e.k.l.a.m. yazısı otomatik olarak ** censored** olarak değişiyor.

Birkez daha hayret ettim.

Artık r.e.k.l.a.m. kelimesini kullanamayacakmıyız?

ATAJPAO
14-06-2007, 19:54
Altı çizili ve koyu yazılmış yerlere ben r.e.k.l.a.m. yazmıştım ama ** censored** olarak çıkmış.Düzeltme yapmak istediğimde tekrar r.e.k.l.a.m. yazdım ama oda ne!!
r.e.k.l.a.m. yazısı otomatik olarak ** censored** olarak değişiyor.

Birkez daha hayret ettim.

Artık r.e.k.l.a.m. kelimesini kullanamayacakmıyız?


Yaklaşık bir hafta bu ** censored** leri çözmek için uğraşıyordum."Acaba kaçırdığım birşeymi var da reklam kelimesi yerine heryerde ** censored** kullanılıyor" diye epey hayıflandım.Censored'in ingilizce bir kelime olduğunu ve sansür anlamına geldiğini bildiğim halde yinede tongaya düşmüşüm. :he:

İşin aslı ; çalıştığım şirkette bilgi işlem birimi hangi akıla hizmet amacını taşıyorsa reklam kelimesini sansürlemiş.Her türlü yazışmalarımızda "reklam" kelimesini kulandığımızda otomatikman "** censored**" ifadesini kullanıyormuş. :D

İşin aslını geçde olsa ğrendim.Dolayısı ile yukarıdaki yazılarımdan ötürü hepinizden özür diliyorum.

Saygılarımla.

ceng
28-06-2007, 11:22
Bir ustadan. Bu sıcakta gider diye düşündüm.

"Bu gemi ne zamandır burda
Çoktan boşaltmış yükünü , gece de olmuş
Rıhtım da bomboş
Mavi bir suyun düşünü uyutur bir tayfa
Arkada, güvertede
Ah neresinden baksam sessizlik gene
Yürürüm usuldan , girerim bir meyhaneye
İçerde üç beş kişi , yalnızlık üç beş kişi
Bir kadeh rakı söylerim kendime
Bir kadeh rakı daha söylerim kendime
Söyle be, ne zamandır burda bu gemi
Belki yarın gidecek, başka bir anı gelecek
Bir başka anının yerine
İnsan ağlamaz mı bazen bakıp bakıp kendine."(e.cansever)

ceng
28-06-2007, 11:39
"Kürk Mantolu Madonna"ya da bir gönderme yapalım:

"Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına... Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez..."(aylak adam/y.atılgan)

Tutunamayanlar'ın çıkış noktası burası olabilir mi?

sevgiler.

PARK
13-07-2007, 00:02
DİLDE YOZLAŞMA YAŞANIYOR...

Sezer, Türkçe’de bir yozlaşma yaşandığını vurgulayarak, konuyla ilgili düzenlemelerin yapılmasını istedi YENİ

-Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, başta işyerleri isimlerinde yabancı isimlerin kullanılmasıyla Türkçe’de bir yozlaşma yaşandığını vurgulayarak, konuyla ilgili düzenlemelerin yapılmasını istedi.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet sezer, başta işyerleri isimlerinde yabancı isimlerin kullanılmasıyla Türkçe’de bir yozlaşma olduğunu vurgulayarak, konuyla ilgili düzenlemelerin yapılmasını istedi.

Atatürk tarafından 12 Temmuz 1932 yılında kurulan Türk Dil Kurumu (TDK) kuruluşunun 75’inci yıldönümünü çeşitli etkinliklerle kutladı. İlk olarak TDK Başkanı Prof.Dr. Şükrü Haluk Akalın başkanlığındaki heyet, Anıtkabir'i ziyaret etti. Akalın ve beraberindekiler Atatürk’ün kabrine çelenk koyarak, saygı duruşunda bulundu.

Etkinlik kapsamında kurum binasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener’in katılımıyla bir tören düzenlendi. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, toplulukları ulus yapan en temel öğelerden birinin dil olduğuna işaret ederek, Atatürk’ün Türk devriminin başarıya ulaşması için dil devrimi gerçekleştirdiğini vurguladı. Latin alfabesine geçişle dildeki değişimin ve yalınlaşmanın gerçekleşebildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Sezer, Atatürk’ün Türkçe’yi yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmak, Türk dilinin ve kültürünün bilimsel yöntemlerle araştırılması amacıyla 12 Temmuz 1932'de Türk Dil Kurumu ile adını kendisinin koyduğu ve 1936 yılında öğretime başlayan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'ni kurdurduğunu ifade etti.

Türkçe’de bir yozlaşma yaşandığını kaydeden Sezer, şöyle konuştu:
“Birçok kez belirttiğim gibi, dilimizde ne yazık ki bir yozlaşma yaşanmaktadır. Toplumumuzun geniş kesimlerinde, Türkçe'nin doğru, etkin kullanılmasına özen gösterilmemekte, dilimizdeki yabancı sözcüklerin sayısı hızla artmaktadır. Özellikle son yıllarda, iş yeri adlarında yabancı kavramların yanı sıra Türkçe'yle yabancı sözcüklerin, yaratıcılıkmış gibi bir araya getirilerek kullanılması üzüntü vericidir. Bizleri üzen bu duruma yurttaşların duyarlılık göstermesi, gerekirse konuyla ilgili düzenlemelerin yapılması soruna kısmen de olsa çözüm getirecektir.”
Bir ulusun, ekonomik, siyasal, kültürel bağımsızlığını ve dünyadaki onurlu yerini korumasının, benliğine sahip çıkmasıyla, kendisine güvenmesiyle ve ulusal dilini bir zenginlik olarak yaşatması ve geleceğe taşımasıyla olanaklı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Sezer, şunları söyledi:

HERKESE GÖREV DÜŞÜYOR

“Türkçe'nin korunarak geliştirilmesi, zenginleştirilerek geleceğe taşınması ve Yüce Atatürk'ün başlattığı dil çalışmalarının amacına ulaşmasını sağlamak en önemli görevlerimizdendir. Türkçe'yi yalın, yabancı kültürlerin kuşatmasından uzak, saygın bir dil konumunda görmek, ulusumuzun özlemidir. Türk dilinin zenginleştirilmesinde, yazarlarımızdan bilim insanlarımıza, eğitim kurumlarından basın-yayın organlarına ve yurttaşlarımıza kadar herkese görev düşmektedir. Kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirirken, geniş kitlelere seslenerek, dilin kullanımını ve gelişimini doğrudan etkileyen yazılı, işitsel ve görsel basınımız da, sorumlu bir yaklaşımla, Türkçe'nin doğru kullanımında yönlendirici bir rol üstlenmelidir."

TÜRKÇE BİLİM DİLİ OLARAK KULLANILSIN

Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Abdüllatif Şener de yaptığı konuşmada, Atatürk’ün, dilin devletlerin temelinde ve bekasında ne kadar önemli olduğunu kavradığını söyledi. Atatürk’ün terimlerin Türkçeleştirilmesiyle bizzat ilgilendiğini ve terim yarattığına dikkat çeken Şener, Türkçe’nin bilim dili olarak kullanılması ve eğitim dili olarak Türkçe’nin tercih edilmesini istedi.

TDK Başkanı Şükrü Haluk Akalın ise konuşmasında, TDK’nın yapmış olduğu hizmetleri anlattı. Konuşmaların ardından yeni kabul edilen Türk İşaret Dili Parmak Alfabesi katılımcılara tanıtıldı. Akalın daha sonra PTT tarafından çıkarılan “75’inci yıl posta pulu” ve “ilk gün zarfı”nı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e sundu.


Sağolun sayın Cumhurbaşkanım...:super::super::super:

AAAcemi
26-07-2007, 12:54
:cool:

Yabancı isimli sitelere dava açılıyor


Türk Dil Kurumu, yabancı ad taşıyan konut ve iş merkezi projesini tespit ettiği 14 inşaat firmasına noter aracılığıyla ihtarname gönderdi.

Hafta sonları gazetelerde verilen ilanlardan 70'in üzerinde Yabancı adların Türkçe olarak değiştirmeleri istenilen ihtarnamede, bunun yapılmaması halinde maddi manevi tazminat davası açacakları belirtildi. Alice Village, Almondhill, Andromeda, Qantium, Sinpaş Aqua City, Villa Mare, Yeshill Göktürk gibi adlar taşıyan konut projelerinde yabancıların değil Türkler'in oturacağı ifade edilen ihtarnamede, "Dilimizi, kültürümüzü, ulusal kimliğimizi korumak için hukuk savaşı başlatıyoruz" denildi. "Eğer isimleri değiştirmezseniz, dava açacağız" uyarısı yapılan ihtarnameye hiçbir inşaat firması cevap vermedi. Bunun üzerine dernek, Ağaoğlu, Sinpaş ve Taşyapı şirketleri aleyhine isimleri değiştirmesi için dava açtı ve ayrıca 10 bin YTL'lik manevi tazminat istedi. Medeni Kanun'un kişilik haklarına saldırı konusunu ele alan 24 ve 25'inci maddeleri gereğince dava açan Dil Derneği'nin avukatı Çelik Ahmet Çelik, dernek olarak tüzel kişiliklerinin böyle bir dava açmaya hakkı olduğunu söyledi.

Avukat Çelik, "Taşyapı'nın sahibi Emrullah Turanlı konut projeleri olan Mashattan ve Almondhill adlarının neden yabancı olduğu sorusuna, Maslak'taki projenin New York'taki ünlü Manhattan'dan esinlendiklerini, Acıbadem'deki proje için ise Acıbadem'in tepe konumunda olması nedeniyle "Badem Tepe" anlamına gelen Almondhill adının verildiğini söyleyerek toplumuna ve ülkesine yabancılaşmanın ilginç bir örneğini vermiştir" dedi. Taşyapı'nın avukatı Orhan Karataş isimlerde bir sakınca görmediğini söylerken, Sinpaş'ın avukatı İbrahim Erdal da, Türkçe'ye diğer dillerden binlerce kelimenin girdiğini ve bu kelimelerin birçok mekânda kullanıldığını ifade ederek davanın reddini istedi.
http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=30642

ally_mcbeal
12-09-2007, 21:53
Öyle istiyorum ki, Türk Dili bilim yöntemleriyle kurallarını ortaya koysun ve her dalda yazı yazanlar, bütün terimleriyle çoğunluğun anlayabileceği güzel, ahenkli dilimizi kullansınlar.

ATATÜRK

umutsari
12-09-2007, 22:43
yahu koruyalımda once katılımcıların nıklerıne bakalım

ally_mcbeal
13-09-2007, 08:26
yahu koruyalımda once katılımcıların nıklerıne bakalım


türkçeye sahip çıkmak türkçe konuşmak ve yazmakla olur. buna yazılarımın içeriğinde olabildiğince özen gösteriyorum.

ben 'nık' değil rumuz olarak sevdiğim bir dizi film karakterini seçtim. kusura bakmayın kendisinin ismini türkçeleştirme yolum yok! sizin mantığınızla yabancı birinden bahsederken de isminin türkçe karşılığını bulmaya çalışıp öyle yazmak lazım.

umutsari
13-09-2007, 11:59
peki bunun ıcın sızimı kırayım:)

canınız sağolsun..

ama olurda gelir dersenız ki bana senın tükanın adı neden jasmin kebab..

ee sevgılımın adıydı derim..

canım sevgilimin adını mı değiştireyım

allaha aşkına turk dılı kutulsun dıye..


umarım anlatabılmısımdir kırmadan uzmeden

ally_mcbeal
13-09-2007, 21:17
efenim resmi tabela asmayı gerektiren '''tükan''' ınızla sanal forumdaki bir rumuzu kıyaslıyabildiğiniz için sizi tebrik ediyorum :he::he::he:

umutsari
13-09-2007, 21:31
efenim resmi tabela asmayı gerektiren '''tükan''' ınızla sanal forumdaki bir rumuzu kıyaslıyabildiğiniz için sizi tebrik ediyorum :he::he::he:

ha sanal bır forum ha sanal bır tükan ...

bence hıc farkı yok..

özunde turkce kullanmak varsa ..

heryerde turkce kullanmalı ınsan .

yada ınsan işin ucu kendınede değdiğinde ewet haklısın dıyebılmelı..

gereksız savunmalara gecmeden

ally_mcbeal
13-09-2007, 22:47
gereksiz savunma değil. düşüncem bu.... neticede bu bir rumuz....gerçek isim almıyorum sanal ya da reel işyeri açmıyorum.... bir rumuz seçiyorum.... ister bir türk kahraman seçerim ister yabancı bu tamamen benim sempatimle alakalı... buna kafayı takanlar karşısında hayretler içinde kalıyorum.... yazılarımın içeriğiyle değerlendirilirsem bu konuda özenli olduğum görülür.... siz benden bir özel ismi türkçeleştirmemi istiyorsunuz.... gönderilerinizdeki bir dolu türkçe hatasına bakarsak sizden bu konuda öğrenebileceğim birşey olduğunu sanmıyorum.

bazı dilbilimcilere göre özel isimleri de türkçe haliyle yazmak gerekiyormuş mesela washington yerine vaşington diyecekmişsiniz.... bu durumda benim de rumuzumu ali makbiıl olarak çevirmem gerekebilir ki bu da bana hoş gözükmüyor....

size esenlikler dilerim.

SALESMAN
13-09-2007, 22:51
ha sanal bır forum ha sanal bır tükan ...

bence hıc farkı yok..

özunde turkce kullanmak varsa ..

heryerde turkce kullanmalı ınsan .

yada ınsan işin ucu kendınede değdiğinde ewet haklısın dıyebılmelı..

gereksız savunmalara gecmeden

Bazı kişilerin sinirlenince yada bir anda ciddileşince şivesi bozulur doğduğu yer neresiyse oranın lehçesine kaçar türkçesi; sizin şivede düzelmiş sinirlenince .. sinirliyken bozuk Türkçeyle yazmak daha zor oluyor muhtemelen..

umutsari
13-09-2007, 23:22
Bazı kişilerin sinirlenince yada bir anda ciddileşince şivesi bozulur doğduğu yer neresiyse oranın lehçesine kaçar türkçesi; sizin şivede düzelmiş sinirlenince .. sinirliyken bozuk Türkçeyle yazmak daha zor oluyor muhtemelen..

ınanın hıc sıvemle yazmadım..

sivemle yazsam anlayamazsınız ..

ayrıca bazı kelımelerı değiştirerek kullanmam kendı yazı sitılımdır ..

işi daha espirili sekılde yapmaktır.

ben dunyayı neselı bı yer olarak göruyorum

yok canım isterse orda öyle bır laf solerımkı kalk altından kalkabılırsen..

ama öyle bır derdım yok...

bana ne... ne sınırlenıcem...

dunyayı ben mı kurtarıcam ..

ben keyfımce yasıyorum dostlar bıdaha gelemezsınız bu dunyaya ..

ama bısey dersem onun aksını yapmam sadece demek ıstediğim buydu

nasıl anladıysanız artık..

bırı dıl bılgısıne gırdı..

biri siveye:)

canınız sağolsun...

ben cuvaldızı kendıme batırırım iğne sıze kalsın


Bazı kişilerin sinirlenince yada bir anda ciddileşince şivesi bozulur doğduğu yer neresiyse oranın lehçesine kaçar türkçesi; sizin şivede düzelmiş sinirlenince .. sinirliyken bozuk Türkçeyle yazmak daha zor oluyor muhtemelen..


ayrıca yazınıdakı anlatım bozukluğunun turunu bılıyosunuzdur umarım ...

öss de çok sorarlardı..

hanı dilbilgisi dersi veriyosunuzya :):)

umutsari
13-09-2007, 23:24
gönderilerinizdeki bir dolu türkçe hatasına bakarsak sizden bu konuda öğrenebileceğim birşey olduğunu sanmıyorum.

bazı dilbilimcilere göre özel isimleri de türkçe haliyle yazmak gerekiyormuş mesela washington yerine vaşington diyecekmişsiniz....

.


cnn izlersenız trt den bahsederken te re te demezler ti ar ti derler ...

bende o zaman vasington derim ...

bu bıraz mıllıyetçi yaklasımdır kabul ama bende mıllıyetçilik yapana milliyetçi olurum..

o ne zaman te re te derse bende o zaman washıngton derim...

Sarıvadi
14-09-2007, 13:58
cnn izlersenız trt den bahsederken te re te demezler ti ar ti derler ...

bende o zaman vasington derim ...

bu bıraz mıllıyetçi yaklasımdır kabul ama bende mıllıyetçilik yapana milliyetçi olurum..

o ne zaman te re te derse bende o zaman washıngton derim...
Bu çok önemli bir durum. Bunun bir kuralı vardır aslında; Egemen olan diğerine hükmeder;diline, geleneklerine, göreneklerine, becerebilirse herşeyine...

Bu nedenle dilimizi korumalıyız.

Sinek Vale
24-09-2007, 20:07
Merhaba,

Bana kalırsa yabancı şehir isimlerini nasıl telaffuz edeceğimizi tartışmaktan daha önce hergün onlarca kez yapılan, çok önemli ve hepimizin ezbere bilmesi gereken bazı imlâ hatalarına dikkat etmeliyiz.

Forumun değişik yerlerinde yazılanları okurken gördüğüm şu ki, çoğu arkadaşımız "de", "da", "mı", "mu", "mısın", "musun", "ki" gibi ayrı yazılması gereken ekleri bitişik, bitişik yazılması gerekenleri de ayrı yazmaktalar.

Bu hatalar gözüme o kadar batmaya başladı ki, rahatsız olmamak elde değil.

Yapılan yanlışları örneklemek açısından forumda şöyle bir dolaştım ve gözüme çarpan, bahsettiğim yazım hatalarını aşağıda alıntıladım.

Lütfen yazısını alıntıladığım arkadaşlar alınganlık göstermesinler. Ben sadece örnek olsun diye gösteriyorum. Bu hataları forumun çoğu üyesi yapıyor zaten.

Önce yazıyı alıntılayıp ardından notumu yazacağım.



ihlas..
isterseniz sizde buyrun gümüş tepside verdiler ikinci seans

Doğrusu "siz de buyrun" olmalıydı. Buradaki "de", "dahi" anlamındadır ve bu anlamda kullanılan "de" daima ayrı yazılır.



iHLASI GEÇEN GENEL SEÇİMLERDE 1800 LİRADAN SATTIM VEDE BİR DAHA BULAŞMADIM...:he:

Doğrusu "ve de" olmalıydı. Buradaki "de" de "dahi" anlamındadır.



Bu noktaya yani 53660 düşmek için normal ve gerekli idi .
Artık düşmek için bahane araması
çıkmak içinde bahane aramaması lazım...

Yine aynı sebepten, doğrusu "çıkmak için de bahane aramaması lazım" olmalıydı.



DAX GÖZÜNÜ KAPAMIŞ DUNYAYI GÖRMÜYOR BİZDE DAXTAN BAŞKASINI GÖRMÜYORUZ

Aynı hata burada da var. Doğrusu "biz de Dax'tan başkasını görmüyoruz" olmalıydı.



Yan kağıtları bugün çok enerjik görüyorumm, bankalardan sonra sıra onlaramı geldi acaba.

Doğrusu "... sıra onlara mı geldi acaba" olmalıydı.



DAX mi bize bakiyor .. yoksa bizmi DAX'a cözemedim gitti ..

Doğrusu "... yoksa biz mi ..." olmalıydı.



ykbnk açabilen varmı yoksa sorun bendemi

Doğrusu "... açabilen var mı, yoksa sorun bende mi?" olmalıydı.



sorun sende değil merak etme... o şrrffsszzllrr de , adi herifler ya...

aynı sorun ben de var...

Doğrusu "... o ...lerde, ... aynı sorun bende var..." olmalıydı.



Bazı kişilerin sinirlenince yada bir anda ciddileşince şivesi bozulur doğduğu yer neresiyse oranın lehçesine kaçar türkçesi; sizin şivede düzelmiş sinirlenince .. sinirliyken bozuk Türkçeyle yazmak daha zor oluyor muhtemelen..

Doğrusu "... sinirlenince ya da bir anda ciddileşince... ;sizin şive de düzelmiş..." olmalıydı. "Ya da" ayrı yazılır.



cnn izlersenız trt den bahsederken te re te demezler ti ar ti derler ...

bende o zaman vasington derim ...

bu bıraz mıllıyetçi yaklasımdır kabul ama bende mıllıyetçilik yapana milliyetçi olurum..

o ne zaman te re te derse bende o zaman washıngton derim...

Doğrusu "ben de" olmalıydı. "Ben dahi" anlamına gelir.



Dostum bu fisher i senden başka takan yok.
Hele bu olayı biraz evvel ki inişle bağlantılamak gereksiz geliyor bana...
...

Son zamanlarda ayrı yazılması gereken "ki" nin bitişik yazılıp, bitişik yazılması gereken "ki" lerin de ayrı yazılması gözüme çok batmaya başladı.

Yukarıdaki yazıda doğrusu "evvelki" şeklinde yazılmalıydı. Önceki, evvelki, sonraki, öndeki, arkadaki, yandaki gibi kelimelerdeki "ki" bir bağlaç olmadığı için bitişik yazılır. Bağlaç olan "ki" ise ayrı yazılır.



hakikaten insanın bir karsta ki mimari guzelliğe birde doğu anadolunun diğer şehirlerindeki akıl almaz zevksizlik ve çirkinlikle becerilmiş ve üst üste yığılmış betonları gördüğünde; ruslar keşke 50 şer senede diğer şehirleri işgal edip öyle gitseymiş diyesi geliyor.....
....

Yine aynı sebepten "Kars'taki" diye yazılmalıydı. Buradaki "ki" bağlaç olmadığı için bitişik yazmak lazım. Ama gördüğüm kadarıyla forumda çoğu arkadaş bağlaç olan "ki" yi hatalı yazmayayım diye, yanılgıya düşerek bağlaç olmayan "ki" yi ayrı yazıyor.



benim ki çalışıyor
seans bitti yaaaaa:grrr::grrr:

Doğrusu "benimki" olmalıydı, çünkü buradaki "ki" bağlaç değil. Benimki, seninki, onunki, şununki, Ahmet'inki, Mehmet'inki örneklerinde olduğu gibi.






Göstergeler için haftanın bitmesini beklemeliyiz ancak fiyatlar olarak geçen sefer ki zirve çıkışına benzeme olasılığı çok yüksek.
...
...


Doğrusu "... geçen seferki ..." olmalıydı. Çünkü "ki" burada da bağlaç değil.






Bir iki gün daha geçsin. Kafamızda ki yeni senaryoları yapımcı şirkete veririz. Artık hangisi çekilirse.
...
...


Doğrusu "Kafamızdaki yeni senaryoları..." olmalıydı. Çünkü "ki" burada da bağlaç değil. İçimizdeki, dışımızdaki, elimizdeki, yanımızdaki, arkamızdaki örneklerinde olduğu gibi.



... Şimdilik diğer hisselerde bir baskı yok. Ancak bankalarda ki satış baskısının artacağını düşünüyorum.
...
...

Doğrusu "Ancak bankalardaki satış baskısının ..." olmalıydı. Çünkü "ki" burada da bağlaç değildir.

Aslında bağlaç olarak kullandığımız "ki" çok daha az kullanılır. Fakat sanırım bazı arkadaşlar yukarıda da söylediğim gibi, yanılmamak için, tüm "ki" leri ayırmaktalar. Aslında bu arkadaşlar hiçbir "ki" yi ayırmadan yazsalar daha az hata yaparlar.

Sevgiler...

Sinek Vale
25-09-2007, 08:03
Günaydın,

Dün paylaşacaktım ama unutmuşum.

Sizlere "Türk Dil Kurumu İmlâ Kılavuzu"nu gönderiyorum.

Şüpheye düştüğünüz imlâ bilgisi için bilgisayar ortamındaki bu kılavuza başvurarak doğru yazılımı görmeniz mümkün.

Sevgiler...

Işılay
11-11-2007, 00:38
Gönderen :ilco28
--------------------------------------------------------------------------------
Bakiyorumda herkez cok umitsiz ya, korkmayin o kadar umitsiz olmayi gerektircek bir durum yok bence. Amerika da ki son 2,3 gunku dusush tamamen kotu achiklanmasi beklenen bilancholara yonelik dushushlerdi. Kotu achiklansa bile onceden satildi bunlar ama eger beklenenden kotu gelmezse bilancholar duzeltmesi de sert olur bence. Ben shahsen onumuzdeki haftanin iyi olacagina inaniyorum.



Alıntıladığım arkadaş yanlış anlamasın ama bu nasıl bir Türkçedir? Böyle iletilere arada rastlıyoruz da amacını anlayabilmiş değilim.Espri mi yapılmak isteniyor, gülenler var mıdır? Klavyede Türkçe karakter yok ta sebep bu mudur?

Yoksa bu tip gönderiler herkese normal geliyor da,bende mi anormallik var bu kadar rahatsız oluyorum:confused::düsün:

Sarıvadi
14-11-2007, 10:35
Gönderen :ilco28
--------------------------------------------------------------------------------
Bakiyorumda herkez cok umitsiz ya, korkmayin o kadar umitsiz olmayi gerektircek bir durum yok bence. Amerika da ki son 2,3 gunku dusush tamamen kotu achiklanmasi beklenen bilancholara yonelik dushushlerdi. Kotu achiklansa bile onceden satildi bunlar ama eger beklenenden kotu gelmezse bilancholar duzeltmesi de sert olur bence. Ben shahsen onumuzdeki haftanin iyi olacagina inaniyorum.



Alıntıladığım arkadaş yanlış anlamasın ama bu nasıl bir Türkçedir? Böyle iletilere arada rastlıyoruz da amacını anlayabilmiş değilim.Espri mi yapılmak isteniyor, gülenler var mıdır? Klavyede Türkçe karakter yok ta sebep bu mudur?

Yoksa bu tip gönderiler herkese normal geliyor da,bende mi anormallik var bu kadar rahatsız oluyorum:confused::düsün:
Sayın Işılay, bu tür yazıları yazanlar yanlış anlamasın diye sakınmayınız. Varsın anlasınlar artık! Nasıl anlarlarsa anlasınlar! Bu nedir , hangi dildir? Ne kadar büyük sorumsuzluk ve özenmişlik!

Ben bu tür yazıların "sakıncalı yazı" olarak, hatta "hakaret içeren yazı" sınıfına dahil edilerek filitrelenmesi, yazanların da buna göre muamele görmesi gerektiğini düşünüyorum.

ÖZDOĞAN77
01-12-2007, 09:00
Sivas'ta 'Yabancı Tabela'ya Zamlı Vergi
Sivas Belediyesi, Yabancı İsim Kullanan Firmalardan Reklam Tabela Vergisini Üst Birimden Alacak.


SİVAS Belediyesi, yabancı isim kullanan firmalardan reklam tabela vergisini üst birimden alacak.

Sivas Belediyesi’nden yapılan açıklamada, Belediye Meclisi tarafından iş yeri tabelalarında Türkçe isim kullanılmasını özendirme amacıyla karar alındığı belirtildi. Buna göre, Türkçe isimli firma tabelalarının metrekaresinden alt birim reklam vergisi alınırken, yabancı isim kullanan firmalardan reklam tabela vergisinin üst birimden alınacağı ifade edildi. Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın açıklamada, iş yerlerine Türkçe olmayan isimler konulmasının dil kirliliğini artırdığını belirtti. Bir iletişim aracı diye tanımlanan dilin, toplumu düzenlemesi, yön vermesi ve kültürün nesilden nesle aktarılmasında milli kimliğin en önemli unsuru olduğunu vurgulayan Aydın, "Dilin düşünce ile olan yakın ilgisi dikkate alındığında, bu alanda meydana gelecek kirliliğin zamanla fikri ve milli yapımızı da bozacağı şüphe götürmez bir gerçektir" dedi.
01.12.2007 01:39


:super::super::super: Tebrikler,bu uygulamaların şiddetle artması ve kalıcı olması dileğiyle...:yes:

ÖZDOĞAN77
01-12-2007, 15:03
Güzel Türkçe'mizi,en güzel şekilde kullanmak üzere hazırlanmış ve değerli bilgilerle yoğurulmuş bir kaynak...

http://www.tsk.mil.tr/TURKCENIN_DOGRU_KULLANIMI/Turkcenin_Dogru_Kullanimi.pdf

FNT
07-12-2007, 22:02
Bir milletin birlik ve varlığını sürdürebilmesinde dilin çok önemli bir yeri vardır.

Bunu çok iyi bilen Atatürk, Türk Dili'nin zenginleşmesi ve sadeleşmesi için

çalışmalar yaptı.

Türk diline gereken önemin verilmesini Atatürk şu sözleriyle ifade etmiştir:

"Türk dilinin, kendi benliğine, aslındaki güzellik ve zenginliğine kavuşması için, bütün devlet

teşkilâtımızın dikkatli ve alâkalı olmasını isteriz."

Türkçe'nin milletimiz için önemini de "... Türk Dili, Türk Milleti için kutsal bîr hazinedir...

Türk Dili, Türk Milleti'nin kalbidir, zihnidir" diyerek belirtmiştir.

************************************************** **

Bizim forumda da birçok yazım yanlışı yapılıyor: En başta HERKES yerine HERKEZ deniyor.

Bazı kelimelerimiz resmen katlediliyor. Hata yapıldığında uyarılsa, arkadaşlar yanlış

anlayacaklar. Sonradan böyle topiklerde yazıyoruz ama bunun etkisi oluyor mu bilemiyoruz.

alvardar
08-12-2007, 12:27
Bugün gazeteport.com'dan bir haber:

http://img521.imageshack.us/img521/9889/gazeteportturkceyanlisiqd3.jpg

Bilmiyorum artık böyle yanlışlar kasten mi yapılıyor ya da üniversitede İngilizce eğitim görmüş basın çalışanlarına böylesi daha mı fiyakalı geliyor? Sitenin yazı işlerinden sorumlu biriminin yaziisleri@gazeteport.com.tr elektronik posta adresine şöyle bir yazı yazdım:

Sayın Yazı İşleri Yetkilisi,

Bugün sitenizde http://www.gazeteport.com.tr/SIYASET/NEWS/GP_121130 adresinde 'Anayasa Platformu start aldı' adlı haberinizi okudum. Burada görüleceği üzere Türkçe'de 'start almak' diye bir eylem bulunmamaktadır. İngilizce'den alınmış 'start' kelimesinin Türkçe karşılığı bulunmaktadır ve anlamı 'başlamak' eylemidir. Sitenizde verdiğiniz haberlerde Türkçe'nin doğru kullanımına dikkat etmenizi, aksi takdirde gazeteport.com 'dan haber takip etmeyi bırakacağımı ve bu hataları kasten yaptığınızı düşünerek internette çeşitli forumlarda dile getireceğimi belirtmek isterim.
Saygılarımla.


Lütfen internet sitelerindeki Türkçe yanlışlarına tepki gösterelim.

Sarıvadi
08-12-2007, 15:30
Dikkat edilince ne kadar gülünç değil mi?
Anayasa Platformu start aldı...
Bana nedense atyarışlarını anlatırken kullanılan "atlar start aldı" sözünü hatırlattı.
Galiba ilk dilimize burada sokmaya çalıştılar. Atlardan sonra anayasa ile birlikte kullanmış sorumsuzlar.

Devamına bakınız; "...TOBB’un başını çektiği Anayasa Platformu Girişimi’nin... "
Yazan atyarışından mı gelmiş ne :D... "Yarim Sensin'in başını çektiği yarışta sağ kulvardan Benjamin'in ataklarını görüyoruz..." :D

ve vurucu darbe;

"...TOBB’un başını çektiği Anayasa Platformu Girişimi’nin Ulusal Çalıştayı başladı...

Bir şeyin başına ulusal eklemekle ulusal ya da ulusalcı olunmuyor, Gazetepırt!

Sağolun, varolun sayın Alvardar...

cengaver
08-12-2007, 16:10
Dili koruyalımda geliştirmeyi ihmal etmeyelim.Bir kelime moda oluyor gerçeğini kovuyoriKelimeler arasında ince farklar vardır,yerine göre kulanılmalıdır.Bir örnek;
Yardım edebilirmiyim diyorsunuz memnun olurum yerine sevinirim cevabı geliyor.Sevinmek şıkır şıkr oynamaya kadar varan bir anlam taşır.

Sarıvadi
08-12-2007, 20:14
Dili koruyalımda geliştirmeyi ihmal etmeyelim.Bir kelime moda oluyor gerçeğini kovuyoriKelimeler arasında ince farklar vardır,yerine göre kulanılmalıdır.Bir örnek;
Yardım edebilirmiyim diyorsunuz memnun olurum yerine sevinirim cevabı geliyor.Sevinmek şıkır şıkr oynamaya kadar varan bir anlam taşır.

Sayın cengaver, bir de bunun "korkarım" şeklinde olanı vardır :D
"korkarım size yardım edemeyeceğim" 80 li yıllarda dilimzie dizi filmlerin çevirileri sırasında geçmiştir. O yıllarda da şimdiki gibi özentiler elbette vardı. Üzüldüklerinde ya da sevindiklerinde "kendine bir içki al" falan da derlerdi.

ceng
28-12-2007, 10:45
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=oguz+atay%2F%2311734432

cengaver
28-12-2007, 11:30
Genelde dil konusunda yazılı dil ve yabancı kelimeler üzerinde duruluyor.
Tamamda yerli dizilere bakın.Populist yaklaşımla hepsinin içine lehçeler ve şiveler katılıyor vede mizah unsuru olarak kullanılıyor.İzleyici beğeniyorki yapılıyor demeyin
Sonuçta düzgün konuşulan Türkçeyi itip yerini alıyor.Düzgün konuşanınkini bile bozuyor.

AAAcemi
28-12-2007, 14:42
Dilimizi daha çok okumuş ,eğitimli kesim bilerek veya bilmeyerek bozuk kullanıyor !

athena
02-01-2008, 17:05
Şu anda mecliste bununla ilgili iki adet yasa teklifi var, Karaman ve Eskişehir milletvekilleri tarafından teklif edilmiş ama henüz görüşülmemiş. Ben ilgili milletvekilleriyle görüştüm, ne yazık ki meclisten geçme olasılığı çok düşükmüş. Buna benzer yasalar Fransa'da ve Belçika'da da var. Yasa Türkiye'de yürürlüğe girerse,
v Levha, tabela ve ürünlerde öncelikle Türkçe kullanılacak. (Flowers Cafeler Medical Hastaneler, Dentistler ve de Lawyerl ar)
v Türkçe dışı dil kullananlar reklâm vergisini 4 kat fazla ödeyecek. (Flowers Cafe sahibi mesela)
v İlan, reklâm ve tanıtım öncelikle Türkçe yapılacak.
v Türkçe adlarımızla dünya pazarlarına açılanacak.
v Ticari kuruluşların ad ve unvanları, mal, ürün ve hizmet adlarıyla kısaltmaları Türkçe olacak.
v Toplu iş sözleşmelerinde yabancı kelimelere yer verilmeyecek. (Uphill Court!)
v Radyo ve televizyonda sunuculuk yapanlar sunuculuk Belgesi Kurulundan belge almak zorunda kalacak

Yasa hakkında ayrıntılı bilgi için http://www.vatanbir.org/imza/ adresini ziyaret edebilir, yasa tekliflerinin özetini okyabilir ve hatta destek için e-imza atabilirsiniz.

Dil bir milletin kimliği olduğu kadar, bağımsızlığıdır da.

Serenler
08-01-2008, 08:28
TDK Başkanı : Rahmetli Barış Manço gibi



Son albümü Metamorfoz’da 44 deyim ve atasözü kullanarak rekor kıran Tarkan’a TDK’den tebrik mesajı geldi. Başkan Akalın, “Manço da atasözlerimize ve deyimlerimize sıkça yer verirdi. Tarkan’ı kutlarım, daha önce de Kıraç’ı kutlamıştım” dedi.



Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Tarkan Tevetoğlu’na gönderdiği teşekkür yazısında şu sözlere yer verdi: “Son albümünüzdeki parçalarınızda atasözlerimize ve deyimlerimize yer vermiş olmanızdan dolayı sizi yürekten kutlarım.” Eleştirileri ve takdirleri çoğunlukla yazıyla ilettiklerini söyleyen Akalın, “Kimi zaman da kurum başkanı olarak bizzat telefon açıp dile getiriyorum. Geçmişte de Kıraç’ı Türkçe konusundaki duyarlılığı dolayısıyla kutlamıştım” dedi.



KULLANILAN DEYİM VE ATASÖZLERİ:



Tarkan, “Metamorfoz” albümünde yer alan “Dilli Düdük”te 15, “Hop Hop”ta 11, “Dedikodu”da 6 atasözü ve deyime yer verdi. “Mangalda kül bırakmamak”,”söz gümüşse, sükut altındır”, “rüzgâr eken fırtına biçer’, “aynı tas aynı hamam”, “pireyi deve yapmak”, “alnım açık yüzüm ak” gibi toplam 44 deyim ve atasözü kullanan Tarkan, “al elmaya taş atan çok olur”, “dışı eli yakar içi beni” gibi genç kuşakların çok az kullandığı atasözlerini de kullanınca Türk Dil Kurumu’nun övgüsünü aldı. ’”Alnım açık yüzüm ak”, “söz gümüşse, sükut altındır”, “aynı tas aynı hamam”, “rüzgâr eken fırtına biçer”, “mangalda kül bırakmamak”, “pireyi deve yapmak” gibi çok sayıda deyim ve atasözü kullanan Tarkan’a, TDK’dan bir de eleştiri geldi. Başkan Akalın, Tarkan’ın albüm kapağında yazım yanlışları olduğunu söyledi.



NTVMSNBC’nin sorularını yanıtlayan TDK Başkanı Akalın, Tarkan’a teşekkür etmelerinin nedenlerini şu sözlerle açıkladı:



TARKAN’A BİR YAZI İLE TAKDİRLERİMİZİ İLETTİK



Son albümünde deyimlerimizi ve atasözlerimizi sıkça kullandığı için de Tarkan’a bir yazı ile takdirlerimizi ilettik. Çünkü her alanda olduğu gibi müzik dilinde de yozlaşma ve yabancılaşma dikkat çekici bir boyuta ulaşmıştı. Parçalarda son derece kısır bir söz varlığı, kaba dil dikkatimizi çekiyordu. Daha önceleri rahmetli Barış Manço parçalarında atasözlerimize ve deyimlerimize sıkça yer verirdi. O günlerde Barış Manço’nun şarkılarında kullandığı atasözleri ve deyimler çocukların, gençlerin dilinden düşmezdi. Şimdi de Tarkan’ın yeni şarkılarında atasözlerimizi ve deyimlerimizi kullanması çok sevindirici. Son yıllarda müzik dilinde yaşadığımız olumsuzluk karşısında Tarkan’ın yeni parçalarında atasözlerimize ve deyimlerimize yer vermesi, bu zenginliğin müzik diline yansıyan yeni örnekleri olması bakımından da sevindiricidir.



TDK Başkanı Akalın, piyasaya çıkan albümleri, kitapları yakından izlemeye çalıştıklarını ve takdirlerini farklı yöntemlerle ilettiklerini belirtti:



KIRAÇ DA DUYARLI



Türkçe’nin yozlaştırılmış, yabancılaştırılmış bir biçimde kullanılması karşısında eleştirilerde bulunan kurumumuz, doğru, güzel ve örnek Türkçe kullanımını da takdirle karşılamaktadır. Kurum olarak piyasaya çıkan albümleri, kitapları yakından izlemeye çalışıyoruz. Çünkü genç kuşakların dilini televizyon dizileriyle birlikte müzik dili de büyük ölçüde etkiliyor. Eleştirilerimizi de, takdirlerimizi de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Eleştirilerimizi ve takdirlerimizi çoğunlukla yazıyla iletiyoruz. Kimi zaman da Kurum Başkanı olarak bizzat telefon açıp dile getiriyorum. Geçmişte de Kıraç’ı Türkçe konusundaki duyarlılığı dolayısıyla kutlamıştım.



Akalın, geçmişte de popüler müzik yabancı dille söylenirken Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal, Erol Büyükburç, Cem Karaca, Barış Manço gibi sanatçıların Türkçe’nin en güzel örneklerini verdiklerini söyledi:



TÜRKÇE’NİN EN GÜZEL ÖRNEKLERİNİ VERMİŞLERDİ



“Ne yazık ki son yıllarda atasözlerimizin ve deyimlerimizin giderek daha az kullanıldığını görüyoruz. Kullanılmayan her deyim ve atasözü unutulmaya, sonra da yok olmaya mahkûmdur. Yok olan her atasözü ve deyim, kültürümüzden bir büyük parçayı da koparıp götürmektedir. Bu bakımdan sanatçılarımızın yeni şarkılarında atasözlerimize ve deyimlerimize yer vermesi, söz varlığımızın bu zenginliklerinin yaşatılmasına ve genç kuşaklara aktarılmasına katkıda bulunacaktır. Geçmişte popüler müzik yabancı dille söylenirken Fecri Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal, Erol Büyükburç, Cem Karaca, Barış Manço gibi sanatçılarımız bu müzik türünde de Türkçe’nin en güzel örneklerini vermişlerdi.”

--------------------------------------
----------------------------------------

Rahmetli Barış Manço ve yukarıda adı anılan sanatçılarımız gönüllerimizde taht kurmuşlardı. Sanat budur, sanatçı olmak budur, sanatla ülkemize ve kültürümüze hizmet etmek budur..

Candan kutluyorum:bravo::bravo::bravo:

Sarıvadi
08-01-2008, 21:56
Sağolsunlar, varolsunlar.

Sevgili Tarkan, "şıkıdım" , "mucuk mucuk" , "kıl oldum", "hüüp" den sonra erdi galiba :)

yosun
09-01-2008, 22:45
Diline ve tarihine sahip çıkmayan uluslar yokolmaya mahkumdurlar. Bir Ulus istiklalini kaybetse bile dilini koruyabilirse yeniden dirilme şansı vardır.
Kırgız Manas Destanı'nın yaşatılması ve bu günlere ulaştırılması bunun en yakın ve canlı örneğidir...

Sarıvadi
11-01-2008, 20:06
ARKA-TAŞ:
Orta Asya' da savaşın ok ve yay ile yapıldığı dönemlerde Türk
savaşçılar , arkalarından gelebilecek bir saldırıyı önlemek için,
sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek, ok atarlarmış. Atalarımız
genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir
taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ
veya Azerbaycan'daki söylenişiyle 'ARKA-DAŞ' biçiminde dilimize yerleşti.
Bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine
güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir. 'Dostluk' kavramının zaman
içinde, insanın arkasını yaslayabileceği ve kendisini olabilecek
kötülüklerden koruyacağı fikri ile özleştirilmesi sonucu 'arkadaş'
sözcüğü 'dost' anlamında Türkçemizdeki yerini buldu. ! Sırtınız
'arka-taş' sız kalmasın...

DUVAR USTASI
11-01-2008, 20:17
Diline ve tarihine sahip çıkmayan uluslar yokolmaya mahkumdurlar. Bir Ulus istiklalini kaybetse bile dilini koruyabilirse yeniden dirilme şansı vardır.
Kırgız Manas Destanı'nın yaşatılması ve bu günlere ulaştırılması bunun en yakın ve canlı örneğidir...

Çok haklısınız.Ancak ben burda kamu kurum ve kurumlarını dilimize sahip çıkmadığı için haksız buluyorum.Çünkü türkçe sadece türk dil kurumu'nun değil tüm ulusundur.


Ne kadar bilirsen bil; söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır.(MEVLANA)

thracian
11-01-2008, 20:34
Sayın Sarıvadi,
Sayın Işılay'ın belirttiği iletiyi yazan arkadaşımızın yurtdışında yaşadığını tahmin ediyorum. İngilizce veya Almanca'da bulunmayan Türkçe'ye özgü harflerimiz (İ,ç,ğ,ş...) yurtdışında kullanılan bilgisayarların klavyesinde bulunmadığı için bu harfleri yazmak için böyle yazmış olabilir. Aslında bu benim de işyerindeki bilgisayarımda yaşadığım büyük bir sorun!
Almanca'da olan ama İngilizce'de olmayan ü ve ö harfleri resmi yazışmalarda ue ve oe olarak yazılıyor. Bu yazı şekline de bu uygulama ilham vermiş olabilir.
Hakkında çok espri yapılan küçük bir sorun olarak algılanıyor ama bence bir an önce herkesin kabul edeceği bir çözüme ulaştırılması gerekiyor. İşyerimdeki bilgisayarımla yazmak istememe rağmen yazamadığım bazı kelimelerin yerine hangi kelimeyi kullanmam gerektiğini düşünmekten de kurtulmak istiyorum:)
Ben bu sorunu aşabilmek ve özellikle Türkçe'yi sadece internette okuyarak ve yazarak kullananların kelimeleri doğru olarak öğrenip kullanabilmeleri için -herkes tarafından kabul gördükten sonra- Türkçe'ye özgü harfleri bu şekilde yazabileceğimizi düşünüyorum...
Sevgiler


Sayın Işılay, bu tür yazıları yazanlar yanlış anlamasın diye sakınmayınız. Varsın anlasınlar artık! Nasıl anlarlarsa anlasınlar! Bu nedir , hangi dildir? Ne kadar büyük sorumsuzluk ve özenmişlik!

Ben bu tür yazıların "sakıncalı yazı" olarak, hatta "hakaret içeren yazı" sınıfına dahil edilerek filitrelenmesi, yazanların da buna göre muamele görmesi gerektiğini düşünüyorum.

BORA YAŞAR
11-01-2008, 20:39
Mevlana ve Türkçe.:)

İkisinin bu topikte biraraya gelmesi hoş bir tesadüf olsa gerek.

Bu topiğe şöyle bir söz çok yakışıyor:

"Türkçem benim ses bayrağım." F.H.Dağlarca

JAKO
11-01-2008, 20:50
FEYZA HEPÇİLİNGİRLER

Öğretenlere ve Öğrenenlere
Türkçe Dilbilgisi

Bu kitap, bir sitede yayındaydı, site yayından kaldırılmış.

gencturk
11-01-2008, 20:55
Dilimizi korumaya kullanıcı adlarımızı (nick) "Türkçe" güncelleyerek başlayabiliriz sanıyorum ;)

Sarıvadi
12-01-2008, 20:42
Sayın Sarıvadi,
Sayın Işılay'ın belirttiği iletiyi yazan arkadaşımızın yurtdışında yaşadığını tahmin ediyorum. İngilizce veya Almanca'da bulunmayan Türkçe'ye özgü harflerimiz (İ,ç,ğ,ş...) yurtdışında kullanılan bilgisayarların klavyesinde bulunmadığı için bu harfleri yazmak için böyle yazmış olabilir. Aslında bu benim de işyerindeki bilgisayarımda yaşadığım büyük bir sorun!
Almanca'da olan ama İngilizce'de olmayan ü ve ö harfleri resmi yazışmalarda ue ve oe olarak yazılıyor. Bu yazı şekline de bu uygulama ilham vermiş olabilir.
Hakkında çok espri yapılan küçük bir sorun olarak algılanıyor ama bence bir an önce herkesin kabul edeceği bir çözüme ulaştırılması gerekiyor. İşyerimdeki bilgisayarımla yazmak istememe rağmen yazamadığım bazı kelimelerin yerine hangi kelimeyi kullanmam gerektiğini düşünmekten de kurtulmak istiyorum:)
Ben bu sorunu aşabilmek ve özellikle Türkçe'yi sadece internette okuyarak ve yazarak kullananların kelimeleri doğru olarak öğrenip kullanabilmeleri için -herkes tarafından kabul gördükten sonra- Türkçe'ye özgü harfleri bu şekilde yazabileceğimizi düşünüyorum...
Sevgiler
Sayın thracian, klavyede Türkçe karakterlerin olmayışına karşılık bu tür bir çözüm öneriyorsunuz. Yanlış anlamış olmam olasılığına karşılık bir kaç da örnek vermek isterim: "Yanlish anlashilmaya karshi bir kach oernek ..."

Eğer bu ise kastınız ve ciddiyseniz, üzülerek size hiç bir şekilde katılamayacağımı belitmek isterim. Bunun çözümü dilimizin yozlaştırılarak yazılması değildir. Eğer çok zorlanıyorsanız, klavyenizi değiştirmeniz daha mantıklı olacaktır.

dopamin
12-01-2008, 21:01
.
.
.

Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Halûk Akalın, Tarkan Tevetoğlu’na gönderdiği teşekkür yazısında şu sözlere yer verdi: “Son albümünüzdeki parçalarınızda atasözlerimize ve deyimlerimize yer vermiş olmanızdan dolayı sizi yürekten kutlarım.” Eleştirileri ve takdirleri çoğunlukla yazıyla ilettiklerini söyleyen Akalın, “Kimi zaman da kurum başkanı olarak bizzat telefon açıp dile getiriyorum. Geçmişte de Kıraç’ı Türkçe konusundaki duyarlılığı dolayısıyla kutlamıştım” dedi.



"metamorfoz" isimli bir albümün sahibi, Türkçe konusundaki duyarlılığı dolayısıyla tebrik ediliyor!
:bravo:

JAKO
12-01-2008, 22:04
Dildeki yozlaşma, özel televizyon kanalları aracılığı ve öncülüğünde gelişti ve hızlandı. Altmış yetmişlerde de özenti vardı, ajda pekkan hiç normal konuşamazdı ;) fransızca ağırlıklı sözcüklerle Türkçe cümleler kurardı super starımız.

Serenler
18-01-2008, 22:20
Güzel dilimiz üzerine yazılmış nefis bir makale, sizlerle paylaşmadan edemedim.



Ana Dil

İLETEN : CİHAN TÜRK OLSUN - cihanturkolsun@gmail.com



Bir milletin ana dili, o milletin kalbidir, beynidir. Kalbinde ve beyninde hasar olan milletler uzun süre yaşayamazlar.



Zaman hiç durmadan akar. Bir saniye öncesini bile yaşamamız mümkün değildir. Ancak, geriye dönüş olmaması demek yaşananların geçmişte kalıp bugüne hiçbir etkisi olmayacağı anlamına gelmez. İnsan; hafızası sayesinde geçmişi hatırlar, yaptığı hataları tekrarlanmamaya çalışır, geçirdiği güzel günleri yâd ederek sevinir. İnsan için hafıza neyse millet için de dil odur. Milletler, geçmişteki iyi ve kötü günleri dilleri sayesinde hatırlarlar. O günlerden hız alırlar.



Milletin tarifi yapılırken, özellikle, aynı dili konuşan bir topluluk olduğundan bahsedilir. Dil, milletin fertlerini ve nesilleri birbirine bağlayan bir zincirdir. Bu zincirin halkalarında meydana gelebilecek kopukluklar, bugünü tarihten koparır.



Türkçe, yazıya geç geçirilmiş bir dil olmakla birlikte çok eski çağlardan beri konuşulmaktadır. Anlatım gücü birçok dilden daha yüksektir. Böyleyken tarihin bazı devirlerinde Türkçe'ye gereken önem verilmemiş, bu yüzden zaman zaman Türk ülkesinde başka diller konuşulur olmuştur. Buna rağmen Türkçe, Türk milletinin yetiştirdiği bazı şair ve devlet adamlarının ona sımsıkı sarılması sayesinde bugünlere ulaşmıştır.



Türkçe kurtarılmaya kurtarılmıştır, fakat uzun süre başka kültürlerin etkisinde kaldığı için onlardan izler taşımaktadır. Bugün bize düşen en önemli görev, dilimizi yabancı dillerin taarruzundan kurtarmaktır. Daha önceden dilimize girmiş kelimeleri dilimizden tekme tokat kovup yerlerine yenilerini uydurmaya çalışmak yanlıştır. Kökeni ne olursa olsun dört beş yüzyıldır milletimizin diline yerleşen kelimeler artık bizim dilimizden sayılır. Ziya Gökalp, Lisan adlı şiirinde bu konuyla ilgili olarak: "Uydurma söz yapmayız/Yapma yola sapmayız/Türkçeleşmiş Türkçedir/Eski köke tapmayız" diyor.



Yapılması gereken ilk iş, Türk milletinin her ferdine eksiksiz bir dil eğitimi verilmesidir. Ana okullarında bile yabancı dil uygulaması başlatan bir sistemin bunu yapmayacağını biliyoruz. Eğitim kurumlarında ıslahat zamanı geçmiş, ihtilâl zamanı gelmiştir. Islahat, mevcut kurumların yeniden düzenlenmesi; ihtilâl, kurumların işleyişinin kökten değiştirilmesidir.



Milletler varlıklarını gerektiğinde silâh gücüyle korurlar. Ancak günümüzde tarihin o mert savaşları, yerini bin bir türlü hile ile yürütülen "kültür savaşlarına" bırakmıştır. Dil, kültürün en önemli öğesi olduğuna göre bu savaşta düşmanın ilk hedefi dilimiz olacaktır. Dili sadeleştirme adına yapılan bazı hareketler de bu oyunun bir parçasıdır. Böylelikle nesiller birbirinden koparılmakta, millî şuurun dinamik kalması önlenmeye çalışılmaktadır.



Dil, orduyla, silâhla korunabilecek veya fanuslar içinde geliştirilebilecek bir varlık değildir. Onu korumanın tek yolu, yaşatmaktır. Dil nasıl yaşar? Dil, bir milletin edebî eserlerinde yaşar. Edebiyatta dilin bütün sınırları zorlanır, dil olduğundan da muhteşem bir hâle gelir. Edebiyat millî bir sanattır. Ama yüksek seviyeli bir eser, Türk milletinin omuzlarında yükselerek dünya ufuklarında bir güneş gibi doğabilir. Sesimizi dünyaya onların diliyle değil kendi dilimizle duyuralım.



Türkçe, dahi bir şairin veya romancının elinde en kuvvetli silâhtan daha kuvvetli bir silâh olabilir. Maalesef henüz dünyada siyasî sebepler dışında sevilen bir edebiyatçı yetiştirmiş değiliz. Dilini korumak ve yaymak şuuruyla yazan şairlere, romancılara ve dilini korumak için fermanlar yazan devlet adamlarına ihtiyacımız var.



Turan ülküsü artık yakınlaşmış bir uzak hedefken dış Türklerle bağlantılarımızı sağlamlaştırmalıyız. Türkçemizi Çin Seddi'nden Tuna'ya kadar uzanan bir köprü gibi kullanarak ırkdaşlarımızla kenetlenmeliyiz. Ortak bir lehçe tayin etmeli ve onlarla irtibatı kesmemeliyiz.



Türk dili için çalışan Yunus Emrelere, Karamanoğlu Mehmet Beylere ve onların çağımızdaki temsilcilerine ne kadar teşekkür ve hayır duası etsek azdır. Hiç değilse onlara lâyık olmak için çalışmalı, vefa borcumuzu ödemeliyiz



Atilla Kemal

AAAcemi
12-02-2008, 11:16
Güzel bir mesajı paylaşmak istedim !

tractact
27-02-2008, 12:58
Herkez bu yazılanları şakşaklıyorda, buraları takib edip yakında üye olacak dostlar soruyorlar?

O dönemler ve devamında eşine ne muamele yaptığını da hikayede yazacakmıymış?

herkez değil herkes
takib değil takip
şakşaklıyorda yazarken da ayrı yazılır

catedral
27-02-2008, 13:14
herkez değil herkes
takib değil takip
şakşaklıyorda yazarken da ayrı yazılır


hmmm şok teşkür ederim. sayın traktak ... Bis köylüyük. okulu bile bitiremedik. Öretende örenek bare.

Üstünüze alıncak bişi yasdığımı sanmıyom. Yalnısca dostlar merak etti.

Ben denisde bAba ya sordum. Deyincekmi? Diye... size değil?

Aldatmanın raconunda evdeki hatununda eksiksiz yaşaması var diye bilirisde.

Dünya küçük derler. Yoksam düsmü? sınıra kadar gidince kenardan yuvarlanıyonmu? Noluyo?

Varmı ilerde?

pardon sormaya unutmuşumdur? Siz matbaada harf mi diziyondunuz yokksa türkçecimisiz? ha?

tractact
27-02-2008, 13:42
hmmm şok teşkür ederim. sayın traktak ... Bis köylüyük. okulu bile bitiremedik. Öretende örenek bare.

Üstünüze alıncak bişi yasdığımı sanmıyom. Yalnısca dostlar merak etti.

Ben denisde bAba ya sordum. Deyincekmi? Diye... size değil?

Aldatmanın raconunda evdeki hatununda eksiksiz yaşaması var diye bilirisde.

Dünya küçük derler. Yoksam düsmü? sınıra kadar gidince kenardan yuvarlanıyonmu? Noluyo?

Varmı ilerde?

pardon sormaya unutmuşumdur? Siz matbaada harf mi diziyondunuz yokksa türkçecimisiz? ha?

ne harf dizerim ne de Türkçeciyim... çoğunluğun yanlış yazdığı bazı kelimeler var... örneğin herkez(herkes), yanlız(yalnız), yalnış(yanlış) vb... ben de elimden geldiğince doğru yazılış şeklini göstermeye çalışırım... yaptığım bundan ibaret... kötü bir şey yaptığımı sanmıyorum... nedense hep de tepkiler gelir... biz zaten köylüyüz, biz zaten cahiliz en büyük sensin tarzında sitem ederler...

sizin de "herkez" yazdığınızı görünce doğrusunu belirtmek istedim... benim de yanlış yazdığım kelimeler olduğunda beni de uyarsınlar... böylece yarın öbürgün çocuğuma dilbilgisi derslerinde yardımcı olurken doğru bilgiler vermiş olurum...

saygılarımla...

catedral
27-02-2008, 13:48
ne harf dizerim ne de Türkçeciyim... çoğunluğun yanlış yazdığı bazı kelimeler var... örneğin herkez(herkes), yanlız(yalnız), yalnış(yanlış) vb... ben de elimden geldiğince doğru yazılış şeklini göstermeye çalışırım... yaptığım bundan ibaret... kötü bir şey yaptığımı sanmıyorum... nedense hep de tepkiler gelir... biz zaten köylüyüz, biz zaten cahiliz en büyük sensin tarzında sitem ederler...

sizin de "herkez" yazdığınızı görünce doğrusunu belirtmek istedim... benim de yanlış yazdığım kelimeler olduğunda beni de uyarsınlar... böylece yarın öbürgün çocuğuma dilbilgisi derslerinde yardımcı olurken doğru bilgiler vermiş olurum...

saygılarımla...


Açıklamanız teşekkür ederim ederim. İnternette yazışırken çoğumuz buna dikkat etmiyoruz. Haklısınız.

Saygılar

ozbek1
27-02-2008, 14:12
turkçe öğretmek için kendini hırpalayan arkadaşlar neden yabancı dilde "takma ad" yani "nick" kullanırlar.
bir turlu çözemedim ben bu işi
biri bana anlatırsa sevinirim.

ozbek1
27-02-2008, 14:39
Eğer bunları normal iş hayatı için söylüyorsunuz, doğrudur işe yarayabilir.
Ama yok borsada kaybetmeyipte para artırmak için söylüyorsanız,
Kitaplarda, internet sitelerinde bu sözlerden bolca bulursunuz.

Hisse.net'in aynı sayfasında alım satım kuralları var.
okuyunca, insana, ne güzel yazılmış nede öğretici dedirtiyor.
Velhasıl iş uygulamaya gelince o maddelerin hiçbiri bi işe yaramıyor.

Korku ve hırs her zaman aklın önüne geçmiştir.
Aklıyla duygularını kontrol edecek bir tane bile insan göremedim ben.

Duygusuz yatrımcı teorikte olabilir ama gerçekte duygusuz adamlar
genelde akıl hastanelerinde bulunur.

Kazanan büyük yatırımcıyı bile borsaya yönlendiren duygularıdır.
Kazanma arzusu, başarı hırsı, artık ne derseniz.


bunları normal iş hayatı için söylüyorum
borsa bambaşka bir olgu bence

duygusuz demeyelim de duygularını kontrol edip yönlendirebilenler diyelim.
ya da daha doğrusu "acıma duygusu" nu iş hayatına iyi yorumlayanlar diyelim.

hayalcilik başka hedefli çalışmak başka.

2 adam düşünelim orta gelirli.

buyukada ya giderle gezmeye

biri köşkü hayal eder. oteki normal daire alayım restore edeyim satayım der kar ederek, oradan kazandığımın bir kısmına hisse alayım, diğeriyle işyerime vadeli mal alayım der gibi, bir örnek işte vermek istediğim. tamamen kurguladım bunu ama hayatta boyle dönüyor ne yapalım.

tractact
27-02-2008, 14:47
turkçe öğretmek için kendini hırpalayan arkadaşlar neden yabancı dilde "takma ad" yani "nick" kullanırlar.
bir turlu çözemedim ben bu işi
biri bana anlatırsa sevinirim.

eğer bu mesajınız bana ise hemen şöyle belirteyim... tractact takma adı asker arkadaşlarım tarafından kullanılan lakabımdır ve lakabı takan arkadaşın yabancı dillerle uzaktan yakından alakası yoktur...
ayrıca Türkçe öğrenmek ve öğretmek demek yabancı dilleri dışlamak demek değildir...
bu arada kendimi de hırpaladığım falan yok... :yes:

sevgili baba'dan da hikaye arasına atılan bu mesajlardan dolayı özür dilerim...

ozbek1
27-02-2008, 14:55
eğer bu mesajınız bana ise hemen şöyle belirteyim... tractact takma adı asker arkadaşlarım tarafından kullanılan lakabımdır ve lakabı takan arkadaşın yabancı dillerle uzaktan yakından alakası yoktur...
ayrıca Türkçe öğrenmek ve öğretmek demek yabancı dilleri dışlamak demek değildir...
bu arada kendimi de hırpaladığım falan yok... :yes:

sevgili baba'dan da hikaye arasına atılan bu mesajlardan dolayı özür dilerim...

sn tractact
mesajım kesinlikle size değil
ben genel olarak yabancı dildeki nick lere karşıyım sebebini bilmiyorum.
karşı olduğum bir diğer hususta şu.
uludağda kayak yaptım geçende.
ortaokul liseli çocukların yabancı dilde şarkılar soylemesine de gıcık oldum.
insan yabancı dil bilebilir. yabancı kökenli sporlarla da uğraşabilir.
şarkı söyleyip, nick name de alabilir.
ama bunun toplumun geneline yayılmış olması garip bir durumdur.
tabi bu benim düşüncem.
amerika ingiltere ve almanya daki insanların hiç zannetmem abdullah mesut, ali kemal, tahta, masa, kalem gibi turkçe nickname ler kullandıklarını.
onlarda mesela keşkek, keşkül, sandalye, elma gibi nickname ler alsınlar.
ben de seve seve alırım onların nick lerini.
sadece bir düşünce benimkisi.
kimseye sataşmak gibi bir niyetim yok hattı zatında.

Sarıvadi
12-03-2008, 20:20
Sayın Özbek hassas bir o kadar da gülünç bir çelişkiye değinmişsiniz.

Ben de hep söylerim; neden "UNIVERSITY of CHICHAGO" yazan tişortlar giyeriz de neden aynı hava ile "Pamukkale Üniversitesi" yazanı giymeyiz. Ya da "MICHIGAN" yazanı giyeriz de "NALLIHAN" yazanını giymeyiz. TRT'ye ,TeReTe deriz, Kanal De deriz de; NeTeVe demeyiz, eNTiVi deriz :)

Sahip çıkmazsak adamın dilini böyle dolarlar vesselam :)

ÇAKAL
09-05-2008, 05:52
Türkçe... Ses bayrağımız
Karamanoğlu Mehmet bey 13 Mayıs 1277'de ferman buyurmuş:

"Bugünden sonra hiç kimse sarayda, divanda, meclislerde ve meydanda Türk dilinden başka dil kullanmaya."

Her yıl mayıs ayında "dil bayramı" kutlanıyor.
Kutlamalar "Türk dilinin başkenti" Karaman'da başlıyor.
Ankara ve İstanbul'da devam ediyor.
Ve bu etkinlikler kapsamında "Türk dili ödülleri" veriliyor.
Ödül jürisinin başkanı Prof. Dr. Ş. Halûk Akalın.
Prof. Akalın "Türk Dil Kurumu Başkanı."

Ödül töreni için dün İstanbul'daydık.
Tören Dolmabahçe Sarayı'nda yapıldı.
"Medhal Salonu"nda.
Salon büyük Atatürk'ün ilk dil kurultayını topladığı salon.

Ödülü Karaman Valisi Fatih Şahin'in elinden aldık.
Teşekkürler Karaman.
Teşekkürler ödül jürisi.

http://www.sabah.com.tr/2008/05/08/haber,4609DC4BB88541FA8003CD5725028FDC.html

ÖZDOĞAN77
20-05-2008, 22:19
accessories yazan bir dükkana girip,''afedersiniz burada ne satıyorsunuz dışarıdaki tabelayı anlayamadım da'' dedim.Belli ki aksesuar,takı,çanta tarzı şeyler vardı ve onları satıyorlar.:)

Kasa da,sahibi olduğu belli olan bey,''beyefendi bunu ilk söyleyen siz değilsiniz,yanına Türkçesini de yazacağız'' dedi.Ya dalga geçti,ya da gerçekten ciddi idi.Kimbilir.:notr:

Belki arkamdan ne cahil adam,demiş olabilirler,ama ben mesajımı ilettim ya ohhh canıma değsin.:wink:

MIHNANA
20-05-2008, 22:39
Daha önceki görev yaptığım ilde Belediye Yetkilileri Türkçe tabela uygulamasını zorunlu yapmıştı. Bence çok hoş ve ülke geneline yayılması gerekli bir uygulama.

cengaver
28-05-2008, 18:00
Nasıl korumasını bilmek çok önemli.
Phoenix Marsa indi.Aracın ve projenin ismini Türkçeye çevirmenin ne anlamı var.
Konu kuşlar hakkında değilki.Mesela BAHÇELİEVLER de bir olayı dış basın bildirirken kendi diline mi çevirip verecek.Houses with Gardens gibi.

ceng
11-06-2008, 11:04
Cengiz Aytmatov vefat etmiş.
Allah rahmet etsin.

KARADENIZ
11-06-2008, 11:30
Dildeki yozlaşma, özel televizyon kanalları aracılığı ve öncülüğünde gelişti ve hızlandı. Altmış yetmişlerde de özenti vardı, ajda pekkan hiç normal konuşamazdı ;) fransızca ağırlıklı sözcüklerle Türkçe cümleler kurardı super starımız.

bunu okuyunca aklima bir ornek geldi..
Universite de sosyal psikoloji dersinde hocamiz (ayse ayata , hani su tatile cikan Kibris cikartmasinda ) bir ornek vermisti.. sosyal statu ile ilgili. hatta video goruntuleriyle de pekistirmisti..

**1970 lerin basi sanirim , merkezini istanbul a tasiyan Sakip Sabanci nin konusmalari , dikkatli, mumkun oldugunca sivesiz, duzgun..
** ve ayni sabanci nin 1990 daki konusmasi,,, (K) Gayserili Sagip Aga..
degisme ters yonde ekonomik ve sosyal gucun verdigi "yapabilme yetisi"..
cunku artik kendini kanitlama sorunu yok..

JAKO
11-06-2008, 11:31
Türkçe'de 'gözmek' diye bir fiil yok. Gözüküyor, gözükmekte gibi sözcük üretenleri, bunu mutlaka düzeltmeleri gerektiği konusunda bilgilendiriyorum, uyarıyorum.

ceng
11-06-2008, 17:55
varmış:)

FNT
11-06-2008, 22:08
Türkçe'de 'gözmek' diye bir fiil yok. Gözüküyor, gözükmekte gibi sözcük üretenleri, bunu mutlaka düzeltmeleri gerektiği konusunda bilgilendiriyorum, uyarıyorum.

Bir de yanlışı biraz daha yanlış hale getirip, "Görüküyor, görükmekte" şeklinde

kullananlar var.

Eğitimsizlik ne kötü birşey yarabbim?

FNT
11-06-2008, 22:22
Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.


- Mustafa Kemal ATATÜRK -

ceng
12-06-2008, 13:03
görüküyor dostum:):):)


Bir de yanlışı biraz daha yanlış hale getirip, "Görüküyor, görükmekte" şeklinde

kullananlar var.

Eğitimsizlik ne kötü birşey yarabbim?

FNT
14-06-2008, 15:19
varmış:)


görüküyor dostum:):):)

Biliyorsan konuş alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar ...

Burada dilimizi korumaktan bahsediyoruz, yanlış örnekleri gözler önüne seriyoruz, siz kalkmış yanlışın doğru olduğunu iddia etmeye çalışıyorsunuz.

Siz "gözükmeye", "görükmeye" sözcüklerini kullanmaya devam edin...
Biz "görünmeye" demeye devam edelim. Kiminki doğruysa?:mut:

ÖZDOĞAN77
18-06-2008, 14:43
http://img373.imageshack.us/img373/8162/genelkurmayturkcesp7.jpg

"Q,W,X'e hayır, önce Türkçe"


Genelkurmay Başkanlığı, Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde “Önce Türkçe” denildi.

“Q,W,X” harflerinin üzeri çizilen afişte, “Tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda önce Türkçe” yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığı'ndaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu.

-BRUNCH YERİNE KUŞLUK, MÖNÜ YERİNE LİSTE-

Genelkurmay’ın Türkçe hassasiyeti basında da yer buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı, yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre, bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak. Tesislerde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle: Brunch “Kuşluk”, Lostra “Ayakkabı bakım yeri”, Fast food “Hızlı yiyecek satış noktası”, Mönü “Yemek listesi”, Restaurant “Lokanta”.

ANKA

ceng
18-06-2008, 15:32
yerel "ağız"la, karşılığı olduğu halde yabancı kelimeyi kullanmak karıştırılmamalı.
neye karşı olduğumuzu iyi tanımlamak gerekiyor. yoksa dil dediğimiz şey aksütten ziyade aynen anadolu gibi yamalı bir bohçadır. ari bir şey değildir. arileştirmeye çalışmak çok öncede kaldı. tdk sayfasından hala kullandığımız, bizleşen kelimelerin kökenlerine bakılabilir.
ki bu zenginliktir.
aksine hamakat deniyor.
alim/adam bahsine bir ara bakarız.


Biliyorsan konuş alim sansınlar, bilmiyorsan sus adam sansınlar ...

Burada dilimizi korumaktan bahsediyoruz, yanlış örnekleri gözler önüne seriyoruz, siz kalkmış yanlışın doğru olduğunu iddia etmeye çalışıyorsunuz.

Siz "gözükmeye", "görükmeye" sözcüklerini kullanmaya devam edin...
Biz "görünmeye" demeye devam edelim. Kiminki doğruysa?:mut:

cayata
19-06-2008, 19:29
o zaman kupa(cup) ceket (JACKET) numara(number), akasya (ACASSİA) gibi sözcükleri de kullanmayalım

Amaç bilim ve kültür üretmek olmalıdır. Bunları üretemezseniz böyle boş işlerle uğraşırsınız.

Serenler
19-06-2008, 19:36
http://img373.imageshack.us/img373/8162/genelkurmayturkcesp7.jpg

"Q,W,X'e hayır, önce Türkçe"


Genelkurmay Başkanlığı, Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde “Önce Türkçe” denildi.

“Q,W,X” harflerinin üzeri çizilen afişte, “Tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda önce Türkçe” yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığı'ndaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu.

-BRUNCH YERİNE KUŞLUK, MÖNÜ YERİNE LİSTE-

Genelkurmay’ın Türkçe hassasiyeti basında da yer buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı, yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre, bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak. Tesislerde, Genelkurmay Başkanlığı’ndan uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle: Brunch “Kuşluk”, Lostra “Ayakkabı bakım yeri”, Fast food “Hızlı yiyecek satış noktası”, Mönü “Yemek listesi”, Restaurant “Lokanta”.

ANKA

Genekurmayımızın bu örnek davranışını alkışlıyorum. Demek ki birkaçyüz kelimelik İngilizde ile değil, 15.000 i aşkın kelime barındıran güzel Türkçe'mizle de olabiliyormuşuz.
Maalesef başkent Ankara'mız olmak üzere nerdeyse tüm şehirlerimizde yabancı tabela ve dil alışkanlığı aldı yürüdü. sanki yabancı bir ükede yaşıyoruz.
Değerli bilim adamımız Oktay Sinanoğlu haklı çıkıyor galiba..
Şimdiye kadar gezip gördüğüm illerimizde Türkçe tabela konusunda bence en duyarlı ilimiz olarak Ziya Gökalp'in memleketi Diyarbakır'ı gördüm.
Burada yabancı dilde hemen hemen hiç reklam ve işyeri tabelası yok..
Bu güzel ilimizi Türkçe kullanımındaki hassasiyetleri dolayısıyla kutluyorum.

Sarıvadi
19-06-2008, 20:09
o zaman kupa(cup) ceket (JACKET) numara(number), akasya (ACASSİA) gibi sözcükleri de kullanmayalım

Amaç bilim ve kültür üretmek olmalıdır. Bunları üretemezseniz böyle boş işlerle uğraşırsınız.

Kültürün üretilebileceğini ilk defa duyuyorum.
Bunun yanı sıra dilbilim açısından bakılırsa bilim de üretilmez.

Aşağılayarak eleştireyim derken, kendinizi gülünç duruma düşürmüşsünüz.

ÖZDOĞAN77
24-06-2008, 18:46
-TÜrkçedeki Bozulma Ve Yabancılaşma...

-tbmm Arastirma Komisyonu, Raporunu Tbmm Baskanligina Sundu
-raporda, Turkcede Yasanan Sorunlar Ve Cozum
Onerilerine Yer Verildi:
-''milli Dil Politikasi Gelistirilmeli, Fakat Dilde
Politika Yapilmamali''
-''dil Elbette Yasalarla Ve Yasaklarla Korunamaz, Ancak
Bir Takim Duzenlemeler Olmadan Saglikli Sekilde Gelismesi
Mumkun Degildir. Acilen Bazi Yasal Duzenlemeler Yapilmali''
-''basin Yayin Kuruluslarinda Dil Denetleme Kurullari
Kurulmali''
-''tiraji 10 Bine Kadar Olan Sureli Yayinlarda Bir,
10 Bin-200 Bin Arasinda Iki Dil Uzmani, 200 Binden Fazla
Olanlarda Ise Uzmanlik Burosu Kurulmali''
-''caddelerde Yabanci Ulkelerde Oldugumuz Izlenimi
Uyandiran Tabelalarin Kaldirilmasi Icin Yabanci Tabelalara
Yuksek Vergi Getirilmeli, Turkce Tabelalara Ise Kolaylik
Saglanmali''
-''cumhurbaskanligindan Baslayarak Butun Devlet
Kurumlarinda Dilin Dogru Kullanilmasi Icin Bir Turk Dili
Uzmani Bulunmali''
-''turizm Adina Urgup, Goreme, Nevsehir'e 'kapadokya',
Selcuk'a 'efes' Denilmemeli''

Ankara (a.a) - 24.06.2008 - Turkcedeki Bozulma Ve Yabancilasmanin
Arastirilmasi, Turkcenin Korunmasi Ve Gelistirilmesi Icin Alinmasi
Gereken Onlemlerin Belirlenmesi Amaciyla Kurulan Tbmm Arastirma
Komisyonu, ''milli Bir Dil Politikasi Gelistirilmesi, Ancak Dilde
Politika Yapilmamasini'' Onerdi.
Calismalarini Tamamlayan Komisyon, Raporunu Tbmm Baskanligina Sundu.
Raporda; Turkcede Yasanan Sorunlar, ''yabanci Kelime Kullanma Ozentisi,
Mustehcen Ve Kaba Sozlerin Kullanilmasi, Soyleyis Bozukluklari, Deyim Ve
Birlesik Fiil, Vurgu Ve Duraklama Yanlislari, Kelimeleri Yanlis Anlamda
Ve Bicimde Kullanma, Anlatim Bozukluklari, Turkce Ogretimindeki
Yetersizlikler, Turkceyi Ozensiz Kullanma, Yabanci Dille Ogretim, Bilim
Dili Olarak Turkcenin Tercih Edilmemesi, Kelime Ve Terim Turetmedeki
Yetersizlikler, Dil Bilinci Ve Milli Bir Dil Politikasinin
Olusturulamamasi'' Olarak Sayiliyor.
Radyo Ve Televizyonlarda Mustehcen Sozlerle ''oha, Be, Lan, Cus Oldum
Abi'' Gibi Kaba Sozlerin Yer Almamasi Gerektigi Belirtilerek, ''bazi
Kaba Sozlerle Argolarin Film, Dizi, Skec Gibi Programlarda Yer Almasi
Tabiidir. Kanuni Yaptirimlarla Dilde Ve Kulturdeki Bu Yozlasma Ve
Kabalasmanin Onune Gecmenin Mumkun Olamayacagi Da Gorulmustur. Radyo Ve
Televizyon Ust Kurulunun Ceza Uygulamalarina Ragmen Ozel Radyo Ve
Televizyonlarin Yayinlarinda Fark Edilir Bir Degisme Gorulmemistir''
Denildi.
Argo, Kaba Ve Mustehcen Sozlerin Cok Kullanildigi Bir Baska Alanin
Futbol, Basketbol, Voleybol Gibi Kitle Sporlarinin Yapildigi Stad Ve
Sahalar Olduguna Isaret Edilen Raporda, Ozellikle Genclerin Buyuk Ilgi
Gosterdigi Spor Musabakalarinda Kullanilan Genel Ahlak Disi Sozler Ve
Toplu Tezahuratin Televizyonlarda Yer Almasinin Tahribati Daha Da
Arttirdigi Ifade Edildi.
Okul Oncesi Egitim, Ilk Ve Ortaogretim, Yuksekogretimde Etkin Bir Turkce
Ogretimi Yapilmasi Geregine Isaret Edilen Raporda, Yabanci Dille Ogretim
Yerine, Yabanci Dil Ogretiminin Ozendirilmesi Istendi.
Raporda, Turkcede Yasanan Sorunlarin Giderilmesi Icin Kamu Kurum Ve
Kuruluslarina Dusen Gorevlere Ayrintili Olarak Yer Verilirken, Dikkat
Ceken Cozum Onerileri Soyle:

-basin Ve Yayin Kuruluslari-

''radyo Ve Televizyon Kanallari, Gazete Ve Dergiler, Adlarindan
Baslayarak Kendilerini Turkcelestirmelidir. Spiker, Haber Ve Program
Sunuculari, Seslendirme Yapacak Personel Diksiyon Konusunda Tdk, Rtuk,
Trt Ve Iletisim Fakultelerinin Isbirligiyle Acilacak Kurslarda Turkce
Yeterlilik Belgesine Sahip Olmalari Aranmali. Yerli Sermaye Ile Kurulan
Televizyon Isimleri Turkce Degilse Yayin Izni Verilmemelidir.
Tum Basin Yayin Kuruluslarinda Dil Denetleme Kurullari Kurulmalidir.
Tiraji 10 Bine Kadar Olan Sureli Yayinlarda Bir, 10 Bin-200 Bin Arasinda
Olanlarda Iki, 200 Binden Fazla Olanlarda Ise Uzmanlik Burosu Kurulmasi
Saglanmalidir.
Reklamlarda Genel Dil Bilgisi Kurullarina Aykiri Dil Kullanilmamali,
Yabanci Kokenli Kelime Ve Adlara Yer Verilmemeli, Her Turlu Ilan Ve
Tanitim Turkce Yapilmalidir.
Cocuk Programlari Ve Bu Programlardaki Kahraman Adlari
Turkcelestirilmelidir.
Radyo Ve Televizyon Calisanlari Arasinda Turkceyi Halka Yonelik Olarak
Kullananlar En Az Iki Yilda Bir Mecburi Hizmetici Egitime Alinmalidir.
Is Yerlerine Ve Urunlerine Ad Vermede Kurallar Getirilmeli, Turkce Yazim
Kurularina Aykiri Yazilis Bicimleriyle Is Yeri, Urun, Kurum Kurulus
Adlarina Izin Verilmemelidir.
Caddelerde Yabanci Ulkelerde Oldugumuz Izlenimi Uyandiran Tabelalarin
Kaldirilmasi Icin Yabanci Tabelalara Yuksek Vergi Getirilmeli, Turkce
Tabelalara Ise Kolaylik Saglanmalidir.

-''turkce Kisaltmalarin Onune Gecilmeli''-

Bilgisayar, Internet Ve Cep Telefonu Dili, Turkce Olmalidir. Her Turlu
Bilgisayar Yazilim Ve Donaniminda Turkce Karakter Zorunlulugu
Getirilmeli, Cep Telefonu Mesajlarinda Ve Internette ''merhaba'' Yerine
''mrb'', ''selam'' Yerine ''slm'' Gibi Dilin Bozulmasina Yol Acan Turkce
Kisaltmalarin Onune Gecilmelidir.
Insan Sesini Yaziya Ceviren Yeni Nesil Bilgisayarlar Yayginlasmadan Turk
Alfabesine Uygun Serilerinin Uretimi Icin Gerekli Onlemler Alinmalidir.
Q Klavye Yerine, Turkceye Uygun Olan F Klavyenin Yayginlasmasi Icin
Ilgili Duzenleme Ve Calismalar Yapilmalidir.
Muzik, Tiyatro, Sinema Alanlarinda Turkcenin Kurallarina Uygun Metinler
Hazirlanmali, Eurovision Sarki Yarismasi Gibi Uluslararasi Yarismalarda
Mutlaka Turkce Eserle Katilmali, Eserler Turkce Seslendirilmelidir.
Televizyonlarda Sarki Ve Turkulerimiz Alt Yaziyla Sunulmalidir.

-''ulke Genelinde Dil Izleme Kurullari...''-

Kamu Kurum Ve Kuruluslarinin Telekomunikasyon Ve Akreditasyon Gibi
Adlari, Viyaduk Ve Ambulans Gibi Yer Ve Arac Isimleri
Turkcelestirilmelidir.
Cumhurbaskanligindan Baslayarak Butun Devlet Kurumlarinda Dilin Dogru
Kullanilmasi Icin Bir Turk Dili Uzmani Bulunmalidir. Ihtiyac Durumunda
Ise Turk Dili Uzmanlarindan Olusan Bir Denetleme Kurulu Olusturulmali Ve
Yazismalar Bu Kurulun Denetiminden Gecmelidir.
Basbakanlik Ve Tbmm Kanunlar Ve Kararlar Dairesinde Turk Dili Uzmani
Gorev Yapmalidir.
Yazili Ve Sozlu Yayinlarda Turk Dilinin Imla, Telaffuz Ve Gramer
Bakimindan Dogru Kullanilip Kullanilmadigini; Ilan, Reklam Ve
Tanitimlarin Turkce Olup Olmadigini Izlemek Uzere Ozerk Ve Tarafsiz Kamu
Tuzel Kisiligi Niteliginde Ulke Capinda ''dil Izleme Kurulu'', Illerde
Ise ''dil Izleme Alt Kurullari'' Kurulmalidir.
Ataturk'un Turk Dil Kumru Ve Turk Tarih Kurumunun Birer Akademi Olarak
Sekillendirilmesi Arzusunda Oldugu Bilinmektedir. Bu Arzuya Bagli
Olarak, Turk Dil Kurumu Ve Turk Tarih Kurumunun Birer Akademi Olarak
Teskilatlandirilmasi Icin Gerekli Calismalar Yapilmalidir.

-''yer Isimleri Turkce Olmali''-

Turizm Yorelerinin Turkce Isimleri Ozenle Korunmali, Her Turlu Tabela
Bir Standarta Baglanmali, Oncelik Turkceye Verilmelidir. Turkcesi Once,
Yabanci Dildeki Karsiligi Sonra Yazilmali, Tarihi Kalintilar Kendi
Adlari Ile Anilmalidir. Turizm Adina Urgup, Goreme, Nevsehir'e
''kapadokya'', Selcuk'a ''efes'' Denilmemeli, Spil Dagi'nin Adi
Degistirilmelidir.
Mahalle, Sokak, Cadde, Park, Site Ve Binalara Turkce Ad Verilmelidir.
Turk Dilinin Kullanildigi Butun Sanat Dallari Ve Arastirmalarda Uc Yilda
Bir ''cumhurbaskanligi Turk Diline Hizmet Buyuk Odulu'' Verilmelidir.
Tdk Kanunundaki Eksiklikler Giderilerek, 8 Yildan Beri Verilemeyen Turk
Dil Kurumu Odulleri Yeniden Verilmelidir.
Diyanet Isleri Baskanligi Din Gorevlileri Turkce Hizmetici Egitime
Alinmali, Hutbeler ''temiz Turkce'' Ile Hazirlanmalidir.

-''memur Aliminda Turkce Sinavi Yapilmali''-

Memur Alimlarinda Turkce Dil Bilgisi Ve Becerisi On Planda Tutulmali Ve
Memurluga Giriste Turkce Yeterlilik Sinavinda Basarili Olma Sarti
Aranmalidir. Kamu Personeli Dil Sinavi (kpds) Gibi, Kamu Personeli
Turkce Sinavi Yapilmalidir.
Yurt Disinda Gorevlendirilen Kamu Gorevlileri, Yilda Bir Kez Turkce
Mulakatina Tabi Tutulmalidir.
Dil Elbette Yasalarla Ve Yasaklarla Korunamaz, Ancak Bir Takim
Duzenlemeler Olmadan Saglikli Sekilde Gelismesi De Mumkun Degildir. Bu
Nedenle Acilen Bazi Yasal Duzenlemelerin Yapilmasi Zorunluluktur. Ayrica
Kanun Ve Yonetmeliklerin Turkce Ile Ilgili Hukumleri De Uygulanmalidir.
Milli Dil Politikasi Gelistirilmeli, Fakat Dilde Politika
Yapilmamalidir. Bunun Icin Dil Konusunda Sorumlu Kurumlari Bir Araya
Getirip Koordine Edecek Yapilanmaya Gidilmelidir.

-''turkceye Saygisizlikta Bulunanlar Nota Ile Uyarilmali''-

Bm Nezdinde Turkcenin Resmi Dil Olarak Kabulunun Saglanmasi Icin
Girisimlerde Bulunulmalidir.
Turklerin Yogun Olarak Yasadigi Avrupa Ulkelerinde Her Kademedeki Okulda
Egitimin Turkce Yapilmasini Temin Amaciyla Girisimlerde Bulunulmali, Bu
Konuda Uluslararasi Hukuk Kurallari Cercevesinde Ikili Anlasmalar
Yapilmalidir.
Turkceyi Kucumseme, Turkcenin Konusulmasini Yasaklama Gibi, Turkceye
Karsi Saygisizlikta Bulunanlar Disisleri Bakanligi Tarafindan Hemen Bir
Nota Ile Uyarilmalidir.
Turkcenin En Cok Bozuldugu Ve Yabanci Kelimelerin Kullanildigi
Alanlardan Biri Olan Sporda, Terimler Turkcelestirilmelidir.

-''azinlik Ve Yabanci Okullar Her Yil Denetlenmeli''-

Milli Egitim Bakanligi, Tdk Ile Siki Bir Isbirligine Gitmeli, Kurumun
Onerilerine Acik Olmali, Bunlarin Uygulanmasi Icin Genelgeler
Yayinlamalidir.
Ders Kitaplarinda Kelime Sayilari Sinif Seviyelerine Gore
Yukseltilmelidir.
Okullarda Coktan Secmeli Sinavlar Yerine, Kompozisyon Tipi Sinavlara
Agirlik Verilmelidir.
Azinliklarin Ve Yabanci Okullar, Hiristiyan Vakiflarin Veya Kuruluslarin
Destekledigi Okullar, 3 Yilda Bir Degil Her Yil Denetlenmeli, Bu
Okullarda Turkcenin Ihmal Edilmesine Izin Verilmemelidir.
Ilk Ve Ortaogretim Icin Hazirlanan 100 Temel Eserin Ozel Sozlugu
Hazirlanmali Ve Ortaogretimi Bitiren Her Ogrencinin Bu Sozlugun Ihtiva
Ettigi Dil Seviyesini Kazanmis Oldugu Cesitli Sekillerde Olculmelidir.''

19:40 24/06/08

--aa--

Sarıvadi
26-06-2008, 18:49
"Sayın........................

Türkçemizin hak ettiği konuma yüceltilmesi, günlük yaşamda, ticarette, bilimde ve sanatta etkin ve zengin kullanımı için birlikte çalışalım, görüşlerimizi paylaşalım.

Türkçeye gönül veren herkesi bekleriz.
Yer Altunizade Kültür ve Sanat Merkezi
Adres Barbaros Mh. Sırma Perde Sok. No:23 Altunizade - Üsküdar ( Kapitol ' ün Arkası)
Tel 0216 531 30 00 / 2279
Tarih 29 Haziran 2008 Pazar
Saat 14:00 – 16:30
Tarif http://www.turkcan.org/altunizade.html bağlantısından yol tarifini ve nasıl ulaşacağınızı öğrenebilirsiniz."

HAŞAT
26-06-2008, 20:49
Türkçe sözlükçüsünü kaybetti

Hazırladığı kapsamlı sözlüklerle tanınan Ali Püsküllüoğlu, solunum yetmezliğinden öldü. Dostları, şair ve dilbilimci Püsküllüoğlu’nu uğurladı
Şair ve dilbilimci Ali Püsküllüoğlu, önceki gün uzun süredir tedavi gördüğü Ankara Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nde yaşama veda etti. Dil Derneği ve Edebiyatçılar Derneği’nin kurucuları arasında yer alan Ali Püsküllüoğlu, hazırladığı kapsamlı Türkçe sözlüklerle de tanınıyordu.
http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=33144

yosun
28-06-2008, 23:35
-TÜrkçedeki Bozulma Ve Yabancılaşma...




Alıntı yaptığınız yazılar her şeyi ne de güzel anlatıyor değil mi? :yes:

zetax
01-07-2008, 23:42
başlığın sorusuna şöyle bir cevap verilebilir. her şeyde olduğu gibi."çok çalışarak" eğer biz güçlü olursak herkes bize benzemeye çalışır. nasıl biz avrupalı olalım diye 30 takla atıyorsak, elde biz olalım diye 30 takla atar.eşyanın tabiatı bu çünkü.saygılar.

JAKO
04-07-2008, 23:58
Türkçe nasıl yabancı sözcükler istilasına uğruyor, indirmek için tıklayınız (http://www.2shared.com/file/3545154/f34bb890/Imla.html)

Sarıvadi
15-10-2008, 20:59
Genelkurmay Başkanlığı Türkçe konusunda gösterdiği hassasiyetini askeri kurum ve kuruluşlara astırdığı afişlerle duyurdu. Tüm askeri kurum ve kuruluşlara asılan afişlerde "Önce Türkçe" denildi.
"Q-W-X harflerinin üzeri çizilen afişte, tabelalarda, ilanlarda, reklamlarda "Önce Türkçe" yazısı yer aldı. Askeri kurumlara gönderilen yazılarda da yabancı isim ve harflerin kullanılmamasının istendiği öğrenildi. Genelkurmay Başkanlığındaki tesislerde kullanılan yabancı isimler için uzmanlar Türkçe karşılıklar buldu.


BRUNCH YERİNE KUŞLUK, MÖNÜ YERİNE LİSTE

Genelkurmayın Türkçe hassasiyeti basında da yer buldu. Konuyla ilgili haberlerde askeri tesislerde yabancı kelimelerin yazılı olduğu tabelaların kaldırıldığı yerine Türkçe karşılıklarının bulunduğu yeni tabelaların asıldığı bilgisi verildi. Buna göre bundan böyle hiçbir askeri tesiste mönü, fast food, brunch, lostra gibi yabancı kelimeye rastlanmayacak.

Tesislerde Genelkurmay Başkanlığından uzmanların yabancı kelimelere buldukları Türkçe karşılıklar kullanılacak. Bazı yabancı kelimeler ve bulunan karşılıklar şöyle: Brunch-Kuşluk, Lostra-Ayakkabı bakım yeri, Fast food-Hızlı yiyecek satış noktası, Mönü-Yemek listesi, Restaurant-Lokanta.

Sarıvadi
03-11-2008, 20:40
Önce dilimizle başlamışlardı, koruyamadık...
Kürt-Türk ,Laik -Antilaik, dinci-dindar, ulusalcı-milliyetçi, 2.cumhuriyetçi diye türlü parçalara böldüler.

Atamıza geldi sıra...

Du bakali n'olcek...

Sarıvadi
07-01-2009, 07:45
Dilbirliği çok önemlidir. Bugün bunu bir kez daha hatırlamakta ve üzerinde durmakta yarar var.

Önce dil, dilbirliği gider!...

Türkçe Olimpiyatları düzenleyip dilbirliğine önem veriyormuş gibi görünmek, bir yandan da tereteşeş bayrağını sallamak, "vatana millete hayırlı olsun" demek münafıklıktır, ikiyüzlülüktür.

Diline dilbirliğine sahip çıkmamak vatana hıyanettir. Dahası yoktur!..

cengaver
28-09-2009, 22:49
Bardakcı , bir gazetede kullanılan kelimeleri saymış ve 300 civarı imiş.
Benim becereceğim iş değil ama bir meraklı örneğin yarınki forum yazılarında kullanılacak kelimeleri sayabilse.
Sanırım kabul edilebilir bir gösterge olur.

TUNABEN10
29-09-2009, 00:08
Üç sayfa geriye bakınca bir yıllık yorumları okudum. Değerli arkadaşların dilimizi korumak anlamında yorumlarda bulunmaları güzel, ilgi çekici ve kayda değer. bazı sözcüklerin yanlış kullanıldığı veya dilimize yabancı dillerden giren kelimelerin nasıl yazılması gerektiği hususunda yorumlar var; fakat bunların içerisinde konuya az çok hakim olan biri olarak-ukalalık düşünülmesin lütfen-yanlışların olduğunu söyleyebilrim. Bazı sözcüklerin doğru ya da yanlış olduğunu söylemek için Türk dilinin gramer yapısını iyi bilmemiz lazım. Çelişkiye düştüğümüz kelimeler varsa özellikeTDK bakabiliriz. Yabancı sözcüklerin, dilimizde kulanılma özellikleri ve kuralları mevcuttur. Mantık yanlışı aransa dahi dilbilgisi bir bilim dalıdır ve kuralları vardır.

Aşağıdaki şu iki sözcüğe hassasiyetle bunları yazmak istedim.

Görünmek ve gözükmek sözcükleri farklı köklere sahiptirler; fakat aynı anlamda kullanılabilen sözcüklerdir. Yer aldıkları cümlede ince anlamlarla birbirinden ayrılılabilir.

Dilimizi koruyalım; korumayanları uyaralım.

Ünlü filozof Konfüçyüs'ün bir soru üzerine verdiği cevabı eklemek istiyorum.

“… bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. çünkü dil kusurlu ise, sözcükler düşünceyi iyi ifade edemez. düşünce iyi ifade edilemezse, görevler ve hizmetler gereği gibi yapılamaz. görev ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde âdet, kural ve kültür bozulur. Âdet, kural ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. işte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir !.. “ sözlerile önemini çok güzel bir şekilde özetlediği kavram..

Türkülerimizi, ninnilerimizi, örf ve adetlerimizi değer yargılarımızı, kültürümüzü dilimizin bozulmasıyla kaybedeceğimiz muhakkaktır.