PDA

View Full Version : Gulelim Guldurelim, Komik, Ilginc Fikra ve Hikayeler



Pages : [1] 2 3 4 5 6 7

bikmisbroker
13-02-2004, 23:00
Diyarbakır Devlet Hastanesi'nce çıkarılan dergide, doktora
şikayetlerini anlatan hastaların şiveli ve ilginç sözlerle dile
getirdikleri şikayetler yer alıyor.

Hastane hizmetleri ile sağlık konularının yer aldığı ve Diyarbakır Devlet
Hastanesi'nce çıkarılan dergide, doktorlara çeşitli şikayetlerini anlatan
hastaların şiveli ve ilginç sözlerle dile getirdikleri şikayetler şöyle
yer aldı:

'' Doktor bey bacaklarımda valiz var (varis)

Tansiyonum yukarı gelmeyi

Başım yaniy

Bende süpertansiyon var

Bizim çocuk ortalık derdine tutulmuş (Grip)

Yarım yarım öksürüyem

Bende Habitat B var mı? (Hepatit B)

Propostodan ameliyat oldum (Prostat)

İdralim ayni ayran gibi

Kanımda bi değişiklik hissediyom

Ara sıra kalbim çarpıştırıyor

Arakere çarpıntım oluyor

Kafamda bi çırlama var

Benim bağırsaklarım zehirli gaz yapıyo

Doktor bey benin şikayetim bir şu mıntıkadan, şu mıntıkaya kadar

Karnım gırıl gırıl

Boğazlarım gıdık gıdık gıdıklanıyi

Tüm tüy diplerim ağrıyo

Vücuduma vakitsizlik geliyor doktor bey (Halsizlik)

Nefesimi aşağıdan alıp yukarı veremiyom

Bugün bağırsaklarım sürekli kıvırıyo

Doktor bey ben zagor kullanıyom

Doktor bey 3 günde zor durdurdular benim tansiyonumu

İdrarımı yaparken zonklama oluyor

Damarlarımın içi yanıyor

Yaş 73 öbür taraftan çağırıler, ama gene de canım gitmek istemiyi

Dün gece çok yüreğim dövündü

Kanımda pörtüleşme var (Pırtılaşma)

Midemde hıkır hırık baloncuklar oluşiyi

Bu gözümnen yukarı baktığımda önünden sanki incecik bi kıl geçiyor ucunda
da bi böcek var

Benim sinirlerim var

Nefesimi çeviremiyom

Doktor bey bunun tansiyonu geziyor (Karısını gösteriyor)

Kemiğim yanıyor

İçimde pırıltı var (Çarpıntı)

Vücudum rüzgarlanıyor

Kaburgalarım üşüyor

Bende kavator var mı? (Guatr)''

aritmik
13-02-2004, 23:16
Sevgili Babo bu işin içinden olduğumuzdan belkide...ben hiç gülemedim..

Yanlış anlama..İlk okuyanlar tabiki gülecektir ama bu yurdum insanının çilesinin ve çektiği sıkıntıların ne kadar vahim boyutta olduğunu gösteriyor..

O bölgelerde görev yaptığım kısa dönemlerde bile onlara yakın olabilmek için onların dilinden öğrenmeye çalıştım..

İki kelime bile aramızda sıcak ilişkiler kurmaya yetti...

Dertlerini bile anlatamayan hastalara yardımcı olabilmek,onları tedavi etmeye çalışmak

İşte esas acı ve komik olan gerçek budur...


Belki yazının içine ettim ama neyapayım o günlerden aklımda kalan ve halen yaşadığımız gerçekler beni hep hüzünlendirir...

dreissena
13-02-2004, 23:34
İş mülakatlarından örnekler

- Bu kuruma ne katabilirsiniz?

- Bir katalizör gibi çalışarak sistem sinerjisinin arttirilmasinda
operasyonlarin ölçülebilir hale getirilmesi ve geri besleme
faaliyetlerinde elde edilen bulgularin deierlendirilmesi süreçlerinde istatistiklerin kategorize edilmesi, ayrica beyin firtinasi çalismalarinda ortaya çikan fikirlerin dogrusal programlama analizlerinin yapilmasi vasitasiyla verimliliginin yükseltilmesi…
- ha?
--------------------------------------------------------------------
- Pek rahat bir insana benziyorsunuz. Bizi ciddiye almadiğinizi veya
bu konuda çok uzman olduğunuzu düşünebilir miyiz sizce?
-hepinizi çiplak düşündüğümden böyleyim yoksa çalişip yapicam bir
şekilde, bakicaz...
--------------------------------------------------------------------
- Peki size neden güvenelim bu işi yapabileceğinize dair?
- Siz bu konumda kimseye güvenemezsiniz, deneyip göreceksiniz! (İşe alındı bunu diyen kişi)
--------------------------------------------------------------------
- Peki ucret olarak ne istersiniz, kafanizda ne var?

- 1000$

- Ama bu çok fazla!

- Peki 200 milyona da olabilir :-P

--------------------------------------------------------------------
soru : Şu andaki işinizden neden ayrilmak istiyorsunuz?

cevap :Çaliştiğim yerde gelebileceğim en üst noktaya geldim.artik

kendimi tekrarlamaya başladiğimi ve şirkete de katkimin azaldiğini

düşündüğüm için ayrilmak istiyorum. (daha çok para istiyom ben daha

çok daha)
--------------------------------------------------------------------
- Kendinizi bir iki kisa cümleyle tanimlar misiniz?
- Tanimlayamam , böyle bir soruya hazirlik yapmadim.
--------------------------------------------------------------------
-"İşim,ailem,ülkem,ben" bir siraya koyarmisiniz..

- para para para..
--------------------------------------------------------------------
-bilgisayar kullanmayi biliyor musunuz

-evet ileri derece..
a) tamam o zaman uzak durun bilgisayardan(ho?)

b) peki o zaman her gun tozunu alirsiniz.(?)
--------------------------------------------------------------------
(human resources şirketlerinden biriyle yaptiğim bir görüşmede)
- hmm ingilizceniz için iyi seviyede yazmişsiniz , let's have
a short conversation than . tell me about yourself
- This is ridiculous , ask me about my skills
- hmm
- hmm
-----------------------------------------------------------
- siz de 1 milyar istediniz, herkes 1 milyar istiyor bu is için,

neden acaba?

- eöö ben emin degildim ücretleri bilen bi arkadasa sordum o 1 milyar

iste dedi o yüzden öyle dedim ben de...

o ana kadar süper gitmeme ragmen bu öküzlügün ardindan isi alamadim

dogal olarak...
----------------------------------------------------------

- dunya sadece siyah ve beyaz renklerden olussaydi, sizce neler

degisirdi?

- su sacma morcivert kravatinizi takmamis olurdunuz..

--------------------------------

- Neden bizim isyerimizde çalismak istiyorsunuz?

-evime yakin oldugu için.


--------------------------------

- ingilizce metinlerden çeviri yapabilir misiniz?

- ah evet, tabii eger o metni =james+joyce> yazmamissa.

- ahhaha o zaman edebiyati da yakindan takip ettiginizi not

alabilirim. (not almaktan çok ismimin üzerinin çizilmesine benzer bir

kalem hareketi..bunu söylememeliydim, bunu söylememeliydim.)
-------------------
isveren: neden aluminyum boru ve kontraplak sektörü? Sizi bu sektöre

çeken nedir?

aday: aluminyum kontraplaklar küçüklügümden beri benim hayatimin

anlamidir çünkü. hayatimi kontraplaklar arasinda geçirmek, burada

sabahlamak, kontraplaklarla gülmek, aglamak ve bu isi yaparken ölmek

istiyorum !!

isveren: (!! vay be.... ! ii ! )
-------------------------------
iiveren: neden aliminyum boru ve kontraplak sektörüi sizi bu sektöre

çeken nedir?

aday: eiiek

iiveren: efendimi

aday: hiç yok biiey, sigara içebilir miyim?
-----------------------------------------
iiveren: pekii sirketimize neler katabilirsiniz?

aday: neye katarim !.
----------------------------
isverecek: geç kaldiniz?

iialacak: hi hi ivet. asansörü kaçirdim
-------------------------------------------
-bos zamanlarinizi nasil degerlendirirsiniz?

-degerlendirilen zaman bos zaman degildir. (yasanmistir, isi alamadim o ayri konu)
---------------------------------------------
isveren: su aralar en çok hangi sarkilari dinliyorsunuz?

niye söyletecek misiniz?
---------------------------------
takim çaliimasina inanir misiniz?

-inanmam.

hangi takimlisiniz?

- besiktas.

- peki yakamdaki fenerbahçe rozetini görmüyor musunuz?

- görüyorum.

- ama ben simdi sizi direk ise almam (sakaci ifade)

- almazsan alma!

- peki gercek hayatta bu durum basiniza gelse hangi yatirim aracini

seçerdiniz kalasnikof bey?

- ikisini de seçmezdim

- peki ne seçerdiniz.

- valla yaris ati satin alirdim hayvan gibi para var.
----------------------------------
özgeçmisinizi inceledim. bizim sektörden ziyade, filanca sektörde
sansiniz daha fazla olabilir. neden bizim firmaya basvurdunuz?

- keyif benim degil mi, canim nerde isterse orda çalisirim.

- hemen sinirlenmeyin. mülakatlarda sivri cevaplar dogru mu sizce?

- vermeye gönlün yoksa, almaya da çagirmayacaksin!
-----------------------
- gerçekleitirdiginiz en büyük basari

- bu noktaya kadar size tahammül etmek...
--------------------------
- vardiyali calisabilir misiniz?

- evet, ama sadece gunduz vardiyasinda calismak istiyorum.
---------------------------
karsidaki esprili birine benzemektedir. mülakata kot pantalon ve t-shirt ile gidilir, ilk soru standarttir:

- burasi bir satis iirketi. mülakata böyle geldiyseniz müsteriye nasil gideceksiniz?

- mülakatta benim zekami, yeteneklerimi,sosyalliiimi, ii bilgimi

ölçeceginizi zannetmistim. ben bunlari kravatimda veya pantalonumun
cebinde tasimam ki, burada tasirim (kafa gösterilir. karis taraf kravat ve pantalon sahibi bir genel müdür olarak biraz gerilir).

- kurallara aykiri olmayi seven bir kisisiniz galiba?

- kurallari kimin koyduguna kurallarin kendisinden daha çok dikkat
ederim.

- Diyelim ki, sizce mülakata gelirken takim elbise giyme kuralini kim
koymustur?

- her seyden anladigini düsünen ukala bir amerikali isletme "uzman" 'I olmasin sakin?is alinir, güzel güzel de çalisilir.

banka personel genel mudur yardimcisi mulakata alir:

gmy-cocuk yapmayi dusunuyor musunuz, malum bayansiniz.

mm-hayir dusunmuyorum.

gmy-malum bayansiniz, istersiniz bir ara?

mm-esimle simdilik dusunmuyoruz beyefendi.

gmy-olur mu, hayatin nese kaynagi onlar.. bakin bende uc tane var. siz de ileride istersiniz. malum bayansiniz.

mm-oldu olacak seviselim, ureyelim, bitsin bu mulakat isterseniz.

-------------------------
kendinizde en begendiginiz ve en begenmediginiz özelliginiz nedir?

- en begenmedigim is görüimelerinde salak soru soranlari makinali
tüfekle taramam!!

- himmm!!!
--------------------------
Alıntı : Fatih Demirtas - - Industrial Engineer. (TOEFL GRE GMAT Prep Expert)
"All our dreams can come true, if we have the courage to pursue them."
"If you dream, there is nothing you can achieve; If you brave,
everything is possible."
"Never say never, never say forever"
"The only thing constant in nature is change"

bikmisbroker
19-02-2004, 14:48
Sevgili Babo bu işin içinden olduğumuzdan belkide...ben hiç gülemedim..

Yanlış anlama..İlk okuyanlar tabiki gülecektir ama bu yurdum insanının çilesinin ve çektiği sıkıntıların ne kadar vahim boyutta olduğunu gösteriyor..

O bölgelerde görev yaptığım kısa dönemlerde bile onlara yakın olabilmek için onların dilinden öğrenmeye çalıştım..

İki kelime bile aramızda sıcak ilişkiler kurmaya yetti...

Dertlerini bile anlatamayan hastalara yardımcı olabilmek,onları tedavi etmeye çalışmak

İşte esas acı ve komik olan gerçek budur...


Belki yazının içine ettim ama neyapayım o günlerden aklımda kalan ve halen yaşadığımız gerçekler beni hep hüzünlendirir...

Hic olurmu sevgili Aritmik? Olayin bir de bu yonu var tabii, ishin ilginci ben tip okumak istedim ama Dr.olan babam, amcalarim ve o generasyon beni vazgecirdiler bu fikrimden.AMA o generasyon sayesinde sizin yasadiklarinizi ben de yasadim, yaz tatillerinde muayenehanelerde (yakinlarimin ve babamin) ya da eczanelerde (yine amca-dayi) Calisarak gecirdigim icin ne demek istediginizi COK iyi anliyorum.
Ishin ilginci eczanelerdeki o igneciler var birde, bilirsiniz, bu genelde Eczaci Kalfasidir ama Ishlerin yogun oldugu eczanelerde "AYRICA" igneciler turemistir, o igneciler varya? Onlarin itibari (Koylunun gozunde) eczaci kadar yuksektir.

Bir de ani;
Eczanede calisirken gelen doktor recetelerininde Doktorum adini ve yazdigi 1.ci ilaci birisi okurdu, diger ilaclari vs diger CIRAK Raftan cikarir tezgahin ustune dizerdi. :D :D (Kendimize bir oyun gibi yapmistik-hatasiz ilaclari dizmeye calisirdik)

Bu da Dr.Tarafindan ishin acikli yonu tabii.. (Cunki adamcagizin hastalarina verdigi 3-4 tip recete ve 3-4 tip ilac vardi)..

Alternatif receteleri ciktiysada ben gormedim..(dediklerim 1980 den onceki donemler icindir!!)

gemici
19-02-2004, 16:53
oğlum dr olmak istiyordu hemen vazgeçirmeliyim.uyarılarınıza teşekkürler.

einstein
20-02-2004, 14:59
Bu yazı anet mizahdan alıntıdır....

GENÇ Parti Genel Baskani Cem Uzan'in Cubuklu Sadak Sitesi'ndeki villasina
Mali Polis baskin düzenler.

Mali Polis Sefi: Kipirdamayin. Kime satiyorsunuz bu kadar kontürü?

Cem Uzan: Aslaaaa satmak yok, (yanindaki partililere seslenerek)
satiyormusunuz len? Satmak falan yok amirim biz satici degiliz kullaniciyiz.
(yanindaki partililere aglamakli seslenerek) Yüklesenize olum birer tane cep
telefonunuza.

Mali Polis Sefi: Alin sunlari sunu da alin...

Cem Uzan:Kardesim bizi nie reklam ediyorsunuz ya (Telsim kontürleri
göstererek) biraz ürünü ön plana cikarsaniza.

Cem Uzan Yalakasi: Sayin baskan yaktin bizi

Cem Uzan: Olayi medyaya tasimasalardi cok iyi olacakti ama medyaya
tasidilar. Televizyona cikarsak kötü..

gemici
20-06-2004, 13:16
bu yazıda güzelmiş kaçırmışız.kaçıranlara............................ .........

sebayrak
08-04-2005, 00:33
KEPEK EKMEGI


Yaslari 70 ile 80 arasinda degisen üç arkadas Temel İdris ve Tursun kahvede otururlarken Tursun'un en küçük torunu kosarak kahveden içeri girer ve bagirir.
-"Kos dede kos ninem 17. çoçugunu doguruyor"
Temel sasirmis Tursun'a sormus
-"Hayirdur usagum, bu nasil oldii"
Tursun cevaplamis;
-"Kepek ekmegindendur da"
Temel hemen firina gitmis. Tezgahtar kiza;
-"Kizum, hemen bana oradan 50 kepek ekmegi ver" demis.
Kizcagiz önce sasirmis, sonrada Temel'e;
-"Beyfendi aksama kalmaz tas gibi olur.."
Temel'de kendi kendi söylenmeye baslamis

-"ULAN, HERKESIN HABERI VARMIS TA PI BENUM YOKMUS

sebayrak
08-04-2005, 00:34
OLUYU DIRILTME


Temel ile Fadime artik çok yaslanmislardir.
Birgün evde yalniz kaldiklarinda Fadime Temel'e dönerek demis ki
-"Uy Temel haçan hatirlar musun eskiden biz senle yanliz kaldigumuzda ne ederdik.?"
Temel istemeye istemeye ;
-"Heee hatirlaydum.."
Fadime:
-"Haçan o zaman ben simdi yatak gidiyrum, sende pesimdan cel.." demis.
Neyse aradan biraz zaman geçmis.
Temel'in yanina gelmedigini gören Fadime içeriden seslenmis:
-"Ula Temel gelsene... Pak sehvatim kaçayi da."
Temelden hiç ses yok.
Biraz daha zaman geçmis Fadime yine bagirmis:
-"Ula Temel, haçan gelsene artik bak sehvatim kaçti kaçacak..."
-"i-ih"
Temel'den yine ses yok...
Biraz daha zaman geçmis Fadime birkez daha seslenmis:
-"Temel, nerdesunn sehvatim kaçiyi kaçiyii."
Bunun üzerine Temel dayanamamis ve karsilik vermis :

-"Haçan ne bagarim duruysin da, sen orada mezari açmis bekliysun, ben burada ölüyü diriltmeye çalisiyrum."

sebayrak
08-04-2005, 00:36
3 KARDES


Temel bir gün avrupaya gider.
Temel'in kötü bir aliskanligida vardir, sürekli içki içer.
Birgun bir bara girip barmenden üç bira ister ve hepsini içer.
Üç-bes defa böyle yapinca barmen merak eder ve sorar;
-"Niye hep üç tane bira içiyorsunuz?
Temel cevap verir;
-"Ben, Dursun ve Hamdi bizler üçüzüz. Hepimiz dünyanin farkli yerlerindeyiz. Hepimizde bara girdigimizde birbirimizin yerine bira içeriz, öteki iki birayi o yüzden içiyorum" der.
Yine günlerden bir gün Temel bara gelir ve iki bira ister, barmen verir.
Temel biralari içtikten sonra tam kalkarken barmen sorar;
-"Allah rahmet eylesin efendim, kardesinizin biri öldü heralde?" deyince Temel cevap verir;

-"Hayir ben içkiyi biraktim da.."

sebayrak
08-04-2005, 00:37
DURSUN ALMAMISTIR


Temel bir gün çok büyük bir define bulur.
Ne yapayim, nasil saklayayim diye düsünürken defineyi bir yere gömmeye karar verir.
Derken defineyi gömer ve kimse anlamasin diye üzerine
-"Burada define yoktur." yazar.
Bunu gören Dursun olayi çakar ve defineyi alir. O da üzerine :

-"Buradaki defineyi Dursun almamistir." yazar.

pride
26-05-2005, 19:49
Bankada Calisan Ziraat Muhendisi Kredi icin gittigi bir koyden donerken,
yolda arabasi bozulmus. Ne yapacagini dusunurken ileride bir kulube gormus.
Kapiyi calmis. Kapiyi genc ve cok guzel bir kadin acmis.
Adam " Ben Ziraat Muhendisiyim. Bankada Calisiyorum. Arabam bozuldu. Bana
yardimci olabilirmisiniz? " demis. Kadin "kocam askerde, bu gece burada
kalabilirsiniz" demis. Muhendis bey tesekkur edip, iceri girmis. Kadin
"kocam askerde benden bir isteginiz var mi?", Muhendis " Zahmet olmazsa
yiyecek birseyler verebilirmisiniz?' Kadin yemek hazirlamis, yemekten sonra
uzerindeki yelegi cikrarak "kocam
askerde benden bir isteginiz var mi?", Muhendis " Zahmet olmazsa cay " Kadin
cay hazirlamis ve elbisesinin bir dugmesini acarak, "kocam askerde benden
bir isteginiz var mi?", Muhendis " Zahmet olmazsa bir bardak su " sorular ve
istekler boyle devam etmis. En sonunda kadin seksi geceligini giymis ve
""kocam askerde benden bir isteginiz var mi?", Muhendis "Yorucu bir gundu.
Ben artik yatayim" demis ve uyumus. Sabah uyandiginda, avluya cikmis. Kadin
tavuklara yem veriyor. Ancak bir tavuk 5 tane de horoz var. Muhendis bey
sasirmis. " Hic bir tavuga 5 horoz olur mu?" diye somus kadina.
" Kadin siz onlara bakmayin. Onlarin sadece bir tanesi gercek horoz.
Otekiler Ziraat muhendisi.'" :)))))))

bikmisbroker
28-05-2005, 18:53
> Azrail....
>
> Huzurevinde arka arkaya gelen ölümlerden moralleri bozuk üç arkadaş
> aralarında dertleşiyorlarmış..
> Biri "Azrail'i kandırmak lazım.." demiş.. Öbürleri nasıl, diye
> sorunca tezini açıklamış..
> "Bu Azrail can almaya geliyor ya! Onunla göz göze geldiğimizde
> bebek taklidi yapalım.. Bunların yaşı küçük, bir yanlışlık olmalı
> der, çekip gider.."
> Yaşlılığa ikinci çocukluk demeleri boşuna değil. Bu çocukça fikir
> diğerlerinin de aklına yatmış.. Başlarına kötüsü geldiğinde ne
> yapacaklarını birbirlerine belletmişler..
> Aradan zaman geçmiş.. Bir gece Azrail, aynı odayı paylaşan üç
> kafadarı gece yarısı ziyaret edivermiş..
> Orağını yere tak tak tak diye vurduğunda kafadarların üçünün birden
> gözleri açılmış..
> Bakmışlar ki Azrail hazır.. Birinden birini, belki de üçünü
> götürecek.. Hemen belirledikleri A plânını uygulamaya geçmişler..
> Üçü birden bebek taklidi yapmaya başlamış..
> Biri "Aguuu.." sesleri çıkarırken öbürü parmak emiyor, üçüncüsü de
> "Mama.. Mama.." sesi çıkarıyor.. Azrail bir süre seyretmiş
> hallerini.. Sonra elini gülerek başına vurmaya başlamış:
>
> "HADİ BAKALIM ATTAA :)) "
>

bikmisbroker
28-05-2005, 18:57
Ahmet Tulgar



ahmet.tulgar@aksam.com.tr



Çiçek almak




Kaldırımda ya da otomobildeyken; sokak satıcılarından ya da dükkanlardan çiçek alanlara bakın. Bir bakın. O alışveriş; o satıcı ile alıcı arasında süren ilişki; çiçeklerin kime, niçin alındığını tahayyül etmeye çalışmadan, öylece baktığınızda bile, bakın nasıl iyi gelecektir size de. Size bile, bu alışverişle hiç alakası olmayan, sadece alaka gösteren size bile.

Başka bir şeye benzemez çiçek alışverişi çünkü. Başka bir alışverişe benzemez. Günün ve şehrin ortasında yumuşatıverir sert olan her şeyi. Çiçek alıcısıyla çiçek satıcısı arasındaki; güzellik üzerinden kurulan bu ilişkinin çiçek tozları yayılır ortalığa. 'Kelebek etkisi' yaparak açar ruhlarını yakından geçenlerin de.

Çiçek almak; sokak satıcısı bir kadınla ya da adamla şakayla karışık pazarlık yapa yapa ya da her zaman uğradığınız çiçekçi dükkanına uğrayıp tavsiyeler ala ala, elinizdeki kolunuzdaki paketlerin arasına, zamanın arasına bir demet de çiçek sıkıştırmak, gündelik, mütevazı ama önemli bir dünyayı kurtarma girişimidir. Dünyanın ne kadar güzel olduğunu, olabildiğini, ama güzelliğin de ne kadar nazik, ne kadar ince, ne kadar kırılgan bir şey olduğunu; güzelliğin de, hayatın da geçici ama yine de durup bakmaya, üzerine titremeye, gidebildiği yere kadar gitmesi için uğraş vermeye değer şeyler olduklarını hatırlamak ve hatırlatmak için bir vesile.

Çiçek alanların, çiçek alırken yüzlerine bir bakın. O çiçekleri kime aldıklarından ya da birine mi, kendilerine mi aldıklarından bağımsız olarak bir özgüven, bir kendinden, hayatından memnuniyet ifadesi olur bu çehrelerde. Hepsinde. O geçici çiçeklerin, o boynunu eğmeye, solmaya temayüllü hayatın içinde güzelliği bulmuş olmanın sevinciyle biraz şımarık, biraz gururlu, hadi onu da söyleyelim, handiyse kibirlidir halleri. O sırada, o alışveriş anında başkalarının uğraştığı sıradan işlerden ellerini eteklerini çekmiş olmanın, inceliklerle meşgul olmanın, güzellikle iştigal etmenin zarif züppeliği.

Böylesi bir durumdaki, böylesi bir konumdaki biri o zaman satıcının nezdinde de herhangi bir müşteri değildir. Artık. O kalabalığın arasından sıyrıldığı, tezgahına yanaştığı, dükkanından içeri adım attığı için, sadece bunun için, çiçeklerin tülümsü yapraklarına gösterilen özenin aynısına layık birisidir çiçekçinin müşterisi.

Çiçekçi esnafının ilk fiyatı yüksek tutması, böyle bir fiyat vermesi, ilk verdiği ama sonra da kolayca indiği o yüksek fiyat bile işte sanki, ya tutarsa deyip fazladan kara geçmeyi denemek için değil de, bir ilişki başlatmak, ticareti bir iletişime, oyunbaz, çiçek alıcısının dirençli bir şımarıklık yapmasına olanak sağlayan bir iletişim platformuna dönüştürmek için bir ilk girişimdir. Oyunun provokasyonu, törenin ilk adımıdır.

Çiçek alıcısı da zaten gidici değildir. Çiçek almaya karar verilmiştir çünkü bir kere. Çiçek, fiyatta anlaşamayıp vazgeçilecek bir ihtiyaç değildir. Çiçek, bir karardır. İhtiyaç dahilinde olduğu için değil karar verildiği için alınır. Tam almaya karar verildiği o anda da vazgeçilemez bir ihtiyaç olur artık çiçek.

Çiçek müşterisi çekip gitmez yani. Böyle birine rastlarsanız; fiyatı öğrenip, ilk fiyatı öğrenip de yürüyüp gidene, anlayın ki o, çiçeklere bakmamıştır bile. O, dünyayı pazarla karıştıran, hayatı fiyatlarla ölçen, aslında cüzdanı da gün be gün şişen biridir.

İşte onun arkasından seslenmez çiçekçi, fiyatı aşağı çekmez. Bırakır gitsin.

İnsan sarrafı olmuştur çiçekçiler. Çiçeğe acil ihtiyacı olanı hemen tanırlar. Bedavaya bile tutuştururlar bir gülü, bir demet fulyayı adamın eline.

bikmisbroker
28-05-2005, 19:10
> > >
> iki emekli, güvercinlere yem atarken biri;
> Sunlara ne zaman yem versem siyasetçileri hatirliyorum.." demis..
> Digeri ;
> "Neden?.." diye sormus ....
> Oteki ;
> "Yerde dolasirken elimizden yiyorlar,havalaninca kafamiza ediyorlar..!"
> > >

bikmisbroker
28-05-2005, 19:11
Dostlar atışır da yiğitler susar mı?
Elma ilen armut, biftek yerini tutar mı?
Adem olan light marul yutar mı?
Er kişi hazzetmez kepekten, liften
Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...

Doymuş ile doymamış bir olur mu?
Sıratta kaloriden sual olur mu?
Hiç nutrasweetten baklava olur mu?
Er kişi hazzetmez kepekten, liften
Zarar gelmez orta boy bir göbekten...

Coşar su deli gönül börek, mantı , pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle enle boyla
Elastik bir heyvandır mide olur yayla
Er kişi hazzetmez kepekten, liften
Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...

Çiçek dalda güzeldir, et şişte...
Üç beyazı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten, liften
Zarar gelmez kimseye muhteşem bir göbekten.

bikmisbroker
28-05-2005, 19:26
Once okuyun, sonra resme bakin :)


Uc adam barda oturmus konusuyorlarmis.
Birincisi demis ki, "karima oyle bir hediye aldim ki, 6 saniyede 0'dan
100'e cikiyor."
Digerleri anlamamislar.
"Ne aldin?" diye sormuslar.
"Beyaz bir Porsche aldim.
Cok mutlu oldu." diye cevap vermis.
Ikinci adam demis li,
"Ben de geçen dogum gununde karima 4 saniyede 0'dan 100'e cikan bisey almistim."
Hemen anlamislar tabi ki:
"Heey, yoksa Ferrari mi aldin?"
Adam gulumsemis:
"Evet, kipkirmizi bir Ferrari aldim.
Gercekten de ona cok yakisiyor" demis.
Bu sefer ucuncu adama sormuslar:
"Peki sen ne aldin karina?"
Adam demis ki:
"Ben oyle bisey aldim ki; sadece 2 saniyede 0'dan 100'e cikiyor."
Adamlar sasirmislar:
"Atiyosun!" demiser,
"Oyle bir araba olmaz ki?!"
Adam cevap vermis:
"Araba aldigimi kim soyledi?

Iste bunu aldim" demis ve ekteki resmi gostermis :))))))))))))))))))
>.
>.
>.
.
.
.
.

..

.
..
.

.
.
.
.
.
.
.
.

.
.
.
.

.
.
.
.
.
.
.
.

.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.

.
.

..
.
.
.
.
...





.
http://img.photobucket.com/albums/v85/bbroker/van0tot100in2seconden_1.jpg

varyemez
28-05-2005, 20:12
Yasli ve zengin bir adamin hepsi birbirinden zeki üç oglu varmis.
Birgün
amansiz bir hastalikla yataga düsen yasli adam verasetini açiklamak
için
ogullarini yanina çagirmis.

- ogullarim benim vaktim geldi artik, ecel kapida. ben ölünce tabi ki
mallarimin hepsi sizin ve siz çok zekisiniz ama siz mallarimi
bölüseceksiniz diye birbirinize düsmemeniz için sehrin kadisina gidin.
o
kadiya benim selamimi söyleyin o size mirasinizi bölüstürür.

Ve adam ölür ogullari da babasinin istegi üzerine kadiya gitmek için
yola düserler. tabi yesillik yerlerden, gölden, yagmurdan, çamurdan
felan geçerler. derken önlerine bi adam çikar ve bizim 3 biradere
sorar;

- efendiler ben devemi kaybettim siz yolda bir deve gördünüz mü? der.

büyük kardes sorar;
- tek gözü kör müydü
adam "evet" der.

ortanca kardes sorar;
- kuyrugu kesik miydi
adam "evet" der

küçük kardes sorar;
- bir ayagi topal miydi
adam ona da "evet" der.

bu sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden adama biz senin deveni
görmedik derler. adam birden sinirlenir. "yaa nasil olur. hem bütün
özelliklerini bildiniz hem de görmedik diyorsunuz. bende sizinle
beraber
gidecem ve gittiginiz yerdeki kadiya sizi sikayet edecegim" der.
biraderlerde "olur gel" derler.

ve sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna çikarlar. 3 birader der
ki;
- efendim bizim babamiz vefat etmeden önce mirasi bölüsmemizigin size
gelmemizi söylemisti. biz de bu yüzden geldik. kadi devesini kaybeden
adama döner ve; -sen niye geldin. der adam da : efendim ben devemi
kaybettim. yolda bunlari gördüm. onlara devemi gördünüz mü dedim
onlarda
devemin bütün özelliklerini bildikleri halde görmedik dediler. ben
bunlardan süpheliyim - der.

kadi biraderlere döner ve sorar:

- sen nerden bildin tek gözünün kör oldugunu.
- efendim, yolda gelirken yesillik yerden geçtik. baktim ki
yesilliklerin hep bi tarafindan yenilmis öbür tarafina yanasmamis bile.
tek gözünün kör oldugunu oradan anladim.
- peki sen nerden bildin kuyrugunun kesik oldugunu.
- efendim, yolda gelirken deve pisligi gördüm. devenin pislikleri hep
daginik düsmüs. halbuki kuyrugu olsaydi hep toplu düserdi. oradan
bildim
kuyrugunun olmadigini.
- peki sen nerden bildin bi ayaginin topal oldugunu.
- efendim, gelirken gölden geçtik. baktim ki devenin 3 ayaginin tam izi
bir de yarim ayak izi var. tek ayaginin topal oldugunu oradan anladim.

kadi devesini kaybeden adama döner ve "kardesim bunlar senin deveni
görmemisler" der. kadi o adami gönderir ve düsünür "ulan bunlar benden
zeki ben bunlara nasil miras bölüstürecegim. neyse ben bunlara bi
ziyafet vereyim sonrada kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne
konusuyorlar" diye düsünür ve bizim 3 biraderi evine götürür hanimina
güzel bi ziyafet hazirlattirir yemek gelir ve kadi "siz yemeginizi
yiyin
ben bi yere varip gelecegim" der ve kapi arkasina geçer.

büyük kardes der ki;
- yaa kuzu çok iyiymiste, keske köpek emmeseydi.
kadi sasirir.

ortanca kardes der ki;
- yaa sarap iyiymiste, keske mezar topragindan yapmasalardi. kadi iyice
sasirir.

küçük kardes de der ki;
yaa kadı iyiymiste, keske o.....cocugu olmasaydi.
kadi bu lafi duyar duymaz gelenlerin zeki oldugunu düsünerek hemen
arastirmaya gider.

kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar. adamda "kuzunun
annesi
öldüydü ben de kapinin önünde yatan köpege emzirttim" der. daha sonra
sarabi aldigi adama gider ve "bu sarabin topragi nerden" diye sorar.
adamda "valla bizim burada en güzel toprak mezarlikta var, ben de mezar
topragindan yaptim" der.

kadi "ulan bunlar ikisinide bildi" diye düsünerekten annesinin yanina
gider ve "benim babam kim" diye sorar. annesi de "oglum baban savasa
gittiydi bende iste biriyle gönül eyledim" der.

kadi bu saskinliklar içinde bizim 3 biraderin yanina gider ve baslar
sormaya.

büyük kardese;
- söyle bakalim kuzunun köpek emdigini nerden bildin.
- nerden olacak. bak kuzunun budunun bu kenarinda yag olmaz. ama köpegi
emdigi için burada yag var.

ortanca kardese;

- söyle bakalim sarabin mezar topragindan oldugunu nerden bildin.
-nerden olacak. içiyorum içiyorum zevk yerine keder veriyor.

ve küçük kardese sorar;

- söyle bakalim sen benim o..... çocugu oldugumu nerden bildin.

- nerden olacak, o...... çocuğu olmasan girişte kapıyı
dinlemezdin:)))))))))

bikmisbroker
28-05-2005, 20:42
"- Yeni trendler neler?
- Son zamanlarda kasıklarındaki tüylere isim yazdıranlar çoğaldı...
- Nasıl yani?
- Sevgilisinin baş harfini istiyor. 'A' diyor, 'C' diyor. Onlar tabii yapması kolay harfler...
- Yapması zor harfler de mi var?
- Olmaz mı? A, O, C bunlar kolay. Gel bir de M yap! Ben zaten dalga geçiyorum: 'Gözünüzü seveyim, kendinize kolay isimli bir sevgili bulun!' diyorum.
- O harfleri yaparken kendinizi sanatçı gibi hissediyor musunuz?
- Ne yalan söyleyeyim, evet. Ben normalde bir kağıda kuş resmi bile çizemem ama kendimi mesleğime öyle bir vermişim ki, o harfleri seri halde yapıyorum. 15 dakikada bitiyor. Pek de güzel oluyor."
Oh, misler gibi!.. Ayşe Arman sonunda ağdacısıyla da röportaj yapıyor...

bikmisbroker
28-05-2005, 20:46
http://img.photobucket.com/albums/v85/bbroker/1127avus-babaogul.jpg

bikmisbroker
28-05-2005, 20:51
Dünyada mevcut 210 kadar devlet arasında, bazı durumlarda kaçıncı
sırada olduğumuzu merak ettiniz mi?

Fındık üretimi 1.
İncir üretimi 1.
Koyun sütü üretimi 1.
Keçi sütü üretimi 1.
Bor rezervi 1.
Krom rezervi 1.
Toryum rezervi 1. İ
israf etme 1.
Altın rezervi 2.
Orman tahribatı 2.
Trafik kazası 2.
Kumar oynama 2.
Karpuz üretimi 2.
Zeytin üretimi 2.
Alkollü içki tüketimi 3.
Tekstil ihracatı 3.
Futbol Milli Takımı 3.
Zeytinyağı üretimi 4.
Ay çiçeği üretimi 4.
Sigara tüketimi 4.
Sebze üretimi 4.
Çay üretimi 5.
Koyun üretimi 5.
Keçi üretimi 5.
Ordu gücü 5.
Pamuk üretimi 5.
Soğan üretimi 6.
Üzüm üretimi 6.
Yün üretimi 6.
Bal üretimi 7.
Limon üretimi 7.
Civa üretimi 7.
Katır üretimi 7.
Buğday üretimi 7.
Tütün tüketimi 7.
Hububat üretimi 8.
Çavdar üretimi 8.
Merkep üretimi 8.
İnek sütü üretimi 8.
Endüstri payı 9.
Mısır üretimi 9.
Arpa üretimi 10.
Portakal üretimi 10.
At üretimi 12.
Tereyağı üretimi 13.
Ham çelik üretimi 13.
Sigara üretimi 14.
Sığır üretimi 14.
Çimento üretimi 15.
Patates üretimi 15.
Taşıt aracı sayısı 15.
Pazarlarda büyüme 15.
Turist çekme 15.
Kömür üretimi 15.
Nüfus 16.
Ekonomi 17.
İhracat 18.

turkishwarrior
28-05-2005, 20:52
iyiyiz dimi ama...ne güzel istanbul bee...

varyemez
28-05-2005, 20:56
Alkollü içki tüketimi 3.
Sigara tüketimi 4.

bunlar çok kötü maalesef...

bikmisbroker
29-05-2005, 13:20
israf etme 1.
Orman tahribatı 2.
Trafik kazası 2.
Kumar oynama 2.

Bunlar da COK kotu??

San Francisco
29-05-2005, 13:48
Çevra Bakanı makam Arabası böyle olmalı ama dimi..:)

hakanen
29-05-2005, 17:24
YASanMIS TraFiK ANONSLARI :):)

kiziltoprak kirmizi isiklarda duran trafik polisi ters yönden gelen araba söförüne seslenir:
- 34 gv 713 !
- bugün çok para kazandin herhalde ?
- acelem var, sanslisin...
--------------------------------------------------------------------------------
- phhh!...adanali devam et!
- phsss!..adanali kime diyom devam eeeeyyyt!
- aaaauueee!..ulen kulaana salgam mi kaçti kime diyom yürüsene! ( phhh & phsss ; megafondan çikan tiz sesler )
--------------------------------------------------------------------------------
- 34 vg 0983 sagaaa çekhh
- 34 vg 0983 sagaaa çekhh
- sola demedik öküzzzzzzz saga çekhh
--------------------------------------------------------------------------------
göztepe soyak site'sinin önünden yürüyorum...birden polis bir bmw'yi durdurdu...polislerden biri indi digeri de icerden bakiyor, ben de yana döndüm bakiyorum öyle, enteresan geldi adam sarhos falandi, biraz bakiyim eglenirim diye düsündüm...içerideki polis birden megafonla ;
-" önüne dön, önüne dön, kendi tipine bak sen soytari " dedi..
--------------------------------------------------------------------------------
mecidiyeköy'de bir sabah erken,polis otosu arabanin tekine sesleniyor ;
- " zabahinan ceza yazdirma zabahinan " (sabah ile demek istiyor)
--------------------------------------------------------------------------------
Söförün biri trafik sıkısık iken park yasagi olan yere direksiyonu kirar ve durur...polis ;
- "beyaz uno çek kardesim park yasak" ....gibilerinden bir anons yapar... söför el kol hareketleri yardimiyla
- "abi ekmek almaya geçiyom hemen çikacam" der !...
yarim saat kadar sonra elini kolunu sallaya sallaya çikinca polis anonsu patlatir...
- "beyaz uno ekmek nerde lan ?"
--------------------------------------------------------------------------------
polisler arabayi sürenin tipine göre hitap etmesini de bilirler ;
- sarisin bayan saa çeker misiniz diyorum lütfen..
- beyefendi... biyikli... bekleme yapma
- deri ceketli.. et benli.. hade..
- duymuyormusun lan gözlüklü zibidi
--------------------------------------------------------------------------------
olay çankaya'da geçiyor...ankarada patates sogan satan megafonlu bir kamyonet,polis anons yapiyor...
-06 mn 1945 ilerleeeeeee
kamyonetin megafonundan cevap geliyor.....
-okeyyyyyy..................
--------------------------------------------------------------------------------
kadikoy kusdili'ndeki dort yol agzinda trafik çok sikisik oldugu için surekli polis otosu bekler. trafik polisleri megafonla bagirarak trafigi idare ediyolar iste. neyse bagiriyo eleman
-"34 pts 723 lutfen saga çek"
o sirada ordan geçmekte olan oteki trafik otosu megafonla espiri yapiyor bunlara:
- "lutfenini yiyim senin, bu ne kibarlik lan mistafaa?"
--------------------------------------------------------------------------------
atakoy'de bir arkadasimda sabahlamistim. sabah otobuse bincem ama mekani bilmedigim için duragi sorcak birilerini ariyorum. kimseler geçmiyo, neyse sonunda bir polis otosu gordum. tarif ettiler duragi:
- "su bakkali gec ilerle, agacin ordan saga kir ordan sola..."
tesekkür edip yurumeye basladim. biraz yürümemistim ki arkadan bir megafon:
-"oglum agacin ordan sola kirsana lan, bak bak bak dinniyomu hiç, huss alooo"
duragi bulana kadar ekip otosu arkamdan bagirip durdu.
--------------------------------------------------------------------------------
bir trafik polisi incisi daha...bu sefer ankara'dayiz, ziya gokalp'deki ust gecitten gecmekteyiz. altimizda, pamukbank'in önünde duran ekip otosunun megafonundan cikanlar aynen soyle:
-" ticari devam etms 489 devam et! isitme engelli devam et!"
(bilmeyenler için: isitme engelli vatandaslarimiz in arac plakalarinda ozel bir isaret bulunmakta!)

pride
02-06-2005, 20:38
Osmanli Karizmasi


Osmanli zamaninda bizans donanmasi ile osmanli donanmasi savasacaklar.
Bizans 10 gemilik muhtesem bir donanma hazirlar ve denize açilir.
Donanmanin basinda Andropolos vardir.

Andropolos en öndeki geminin burcunda elleri gögsünde heybetli bir
heykel gibi durmaktadir ve hemen arkasinda yaverleri vardir. Hep
birlikte Osmanli donanmasini
beklemektedirler.

Yukaridan gözcü bagirir: "Komutanim Osmanli donanmasi 3 gemiyle göründü".

Komutan yaverine döner ve "bana kirmizi gömlegimi getirin savasta
yaralanirsam kanim belli olup da askerlerin morali bozulmasin" der.
Hemen kirmizi gömlegi giyer ve ayni ihtisamiyle yerinde durur.

Gözcü yine bagirir: "Komutanim o 3 geminin ardindan 30 gemi daha
göründü" Andropolos tekrar yaverine döner ve:
"Bana kahverengi pantolonumu getirin."

varyemez
07-06-2005, 17:03
daha önce geldimi hatırlamıyorum... ;)

'Bir babanin dogum gününde
ogluna mektubudur...Gorulmustur'

Sevgili oglum
Bugün tam on yedi yasindasin
Görüyorum ki artik
Her seyin farkindasin
Ama ne zaman ararsam seni
Ya diskoda,barda
Ya televizyon karsisinda
Ya da stadyumdasin

Haklisin oglum
Devir artik bu devir
Sen de çemberini çagina göre çevir
Senin neyine
Resim roman siir
Senin neyine
Sanat vesair
Ne diyor meshur televizyon buyukleri
Vur patlasin cal oynasin
Devir artik bu devir

Nasilsa
Son dügmesi de koptu insanligin
Vefa can cekisiyor arka sokaklarda
Umut mendil salliyor giden trenlerin ardindan
Onur, adres ariyor mezarliklarda
Dostluklar cöp tenekelerinde sahipsiz
Ve anahtar teslimi asklar satilik kose baslarinda
Hem de uc kurus mutluluklara...

Ama sen de haklisin
Sana mi kaldi
Kurtarmak vatani
Sana mi kaldi
Uyandirmak yatani
Sana mi kaldi
Duvara yapistirmak
Bu memleketi satani
Anasini aglatani....

Gel gör ki oglum
Senin de kurtulusun yok bu gidisten
Ne etsen- ne yapsan
Bir dügün
Bir bayram
Bir lale devri
Hangi ekrana baksan

Kim kiminle evleniyor
Kim kiminle cildiriyor
Kim kime daldan dala
Gelinim olur musun diyor

Kimisi sahte gelin
Kimisi zengin bir prens
Kimisi de insanliktan bir yudum bir nefes
Bekliyor da bekliyor

Bak her gün ayri bir kanalda
Bambaska bir 'unluler ciftligi'
Her kanalda sohret olmanin dayanilmaz hafifligi
Ve iste boyle
Pazara dokuluyor bir bir
Herkesin yumak yumak ipligi
Yillar var ki oglum
Birileri iste
Bizi hep boyle gozetliyor...
Ve sen de gorüyorsun ki
Bu sahneler
Bizi ne de güzel ozetliyor

Kimin umurunda yarinlar
Kimin umurunda cocuklar
Kimin umurunda bu isyankar cigliklar
Bir kavgadir
Bir yaristir
Bir rezalettir gidiyor.
Kime sorsan
Cevaplar dunden hazir
Halk boyle istiyor oglum
Halk boyle istiyor
Gel gor ki
Bir reyting ugruna
Ne 'gunesler batiyor' oglum
Ne gunesler batiyor....

Ahmet Selcuk ILKAN


İii eğlenceler

pride
08-06-2005, 21:54
"Zırrrrrrrnnnnnnnnnnnnnn"

Telefon açılır.

"Alooo"

"Canım merhaba, ben baban, anneni verir misin?"

"Baba şimdi olmaz, o Ahmet Amca'yla yukarda"

"Ahmet Amca mı, ama senin bildiğin bir Ahmet Amca yok ki"

"Var, var; hem de şimdi yukarıda yatak odasında"

Kısa bir duraksama...

"Peki canım, şunu yapmanı istiyorum: Ahizeyi masaya bırak, bir koşu yukarı çık, annene babanın arabayı park ettiğini ve yukarı çıkmak üzere olduğunu söyle, oldu mu?"

"Tamam baba, hemen koşuyorum"

Bir kaç dakika sonra ufaklık yine telefona gelir.

"Tamam baba, dediğini yaptım"

"Peki sonra ne oldu"

"Anlamadım, annem çok korktu, yataktan çırıl çıplak fırladı, halıya takılıp düştü, başını gardroba çarpıp kanlar içinde yere yığıldı. Hiç hareket etmiyor"

"Nee? Tanrım!! Peki Ahmet Amca?"

"O da annem gibi çırıl çıplak fırladı ve korku içinde arka pencereden yüzme havuzunun içine atladı. Her halde havuzun temizlik için geçen hafta boşaltıldığını unutmuş; betona düşüp kafasını kırdı, ölmüş olmalı"

Kısa bir duraksama...

Uzuuun bir duraksama daha....

"Yüzme havuzu mu? ......orası 987 98 76 değil mi?"

pride
08-06-2005, 21:59
1. 9 kadinin 1 bebegi 1 ayda dogurabilecegini soyleyen kisiye PROJE MUDURU denir.



2. 1 bebegin 18 ayda ancak dogacagini soyleyen kisiye PROJE GELISTIRME MUDURU denir.



3. Tek bir kadinin 1 ayda 9 bebek dogurabilecegini soyleyen kisiye PLANLAMA MUDURU denir.



4. Bebegin uretim seklinin ille de yanlis oldugunu soyleyen kisiye KALITE MUDURU denir.



5. Dunyada hic kadin ve erkek kalmasa o bebegi kendinin doguracagini soyleyen kisiye PAZARLAMA MUDURU denir.



6. Bebek falan istemedigini soyleyen kisiye MUSTERI denir

pride
09-06-2005, 19:23
>>>Iki arkadas, sigara icerken Incil okunup okunmayacagi
>>>konusunda
>>>tartismaya
>>>baslamislar. Sonuc alamayinca Papaya sorup
>>>izin
>>>almaya karar vermisler.
>>>
>>>
>>>Ikisi de Papanin yanina gidip sirayla
>>>sormuslar.
>>>Bir tanesi izin almayi basarirken, digeri
>>>basaramamis.
>>>
>>>
>>>Izin alamayanin sordugu soru:
>>>
>>>"Papa Hazretleri, ben Incil okurken canim
>>>sigara
>>>icmek istiyor. Icebilir miyim?"
>>>Papanin cevabi: "Oglum Incil
>>>okurken Tanri'yla ilgilenmen
>>>lazim. Tanri'yla ilgilenirken de dikkatin
>>>dagilmamasi
>>>lazim. O nedenle,
>>>Incil okurken sigara icilmez."
>>>
>>>
>>>Izin alabilenin sordugu soru ise:
>>>"Papa hazretleri, sigara icerken canim Incil
>>>okumak
>>>isterse okuyabilir
>>>miyim." Papanin cevabı ise: "Oglum, her
>>>nerede
>>>ve ne kosulda olursan ol
>>>İncil okuma istegi duyarsan
>>>okuyabilirsin."
>>>
>>>
>>>SORU SORMAYI BiLMEK LAZIM:)

balaban
10-06-2005, 11:56
SÜTCÜYE MESAJ
Amerikalilarin her sabah siparişlerini kapilarina getiren sutculere
biraktiklari notlardan derlenmiştir, hepsinin gercek oldugu iddiası
mevcuttur:

"Sayin sutcu.. benim bi bebegim oldu, lutfen bi tane daha istiyorum"

"Lutfen artik bize sut birakmayin.. icmekten başka işe yaramiyor.."

"Sutcu lutfen cikarken bahce kapisini kapatmayi unutma.. yoksa kuşlar
iceri
gelip sut şişelerinin kapaklarini gagaliyolar.."

"Dunku notu yanliş birakmişim kusura bakma, 1 yumurta + 12 şişe sut
diil tam
tersi olacakti"

"Lutfen geldiginiz zaman kapiyi bi calar misiniz, sizinle goruşmem
gerekiyor.. televizyonum bozuk oldugu icin dun Yalan Ruzgari`ni
seyredemedim
siz seyrettiyseniz neler oldugunu bana anlatir misiniz?"

"Sut şişelerini biraktiktan sonra yatak odamin camini tiklatsana... dun
sabah tesadufen pencereden gordum seni, popon muhteşem..."

"Kizim milkshake istiyor.. siz mi yapip getirirsiniz ben kendim mi
yapmaliyim?"

"Bebegimiz icin sut gerekiyor.. babasindan bu konuda bi hayir yok"

"Lutfen yarindan itibaren bana gun aşiri 2 şişe sut birakin, 3 gunde
bir de
tek şişe sut birakin, ama Perşembe ve Cumartesi haric cunku onlar sut
icmek
istemedigim gunler.."

"Arka kapi acik.. sutu buzdolabina koy, cekmeceden parani al, lutfen
paranin
ustunu bozuk ver akşam bingo oyniycaz.."

"Lutfen bugun icin sut birakmayin.. bugun derken yarini kastediyorum
cunku
ben bu notu dun yazdim... yoksa bugun mu?"

"Sutu birakmaya geldiginizde lutfen ocaktaki yemegin altini sondurun,
kopegi
dişari cikartin, gazeteyi iceri alin.. Not: sut istemiyorum"

"Sut istemiyoruz.. 14 numaraya da sut birakma cunku sevgilisi dun gece
kadini testereyle dogradi...ben biliyodum zaten adamin manyak oldugunu,
bakişlari bile bi tuhafti.."

GozgurS
10-06-2005, 12:03
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/afiyetolsun.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:04
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/algoritma.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:09
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/meftafare.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:12
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/benzerlik-1.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:13
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/benzerlik-3.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:14
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/benzerlik-2.gif

GozgurS
10-06-2005, 12:14
http://www2.komikim.com/komikim.com/e-kart/card/komik/benzerlik-4.gif

intexma
10-06-2005, 12:27
***

intexma
10-06-2005, 12:28
****

intexma
10-06-2005, 12:30
****
:evil:©

intexma
10-06-2005, 12:32
:evil:©

balaban
10-06-2005, 12:32
METRODA İLGİNÇ ANONSLAR
Londra`da metro istasyonlarinda makinistler bazen hoparlorlerden oyle
ilginc anonslar yapiyorlarmiş ki.. işte bunlardan bazilari: (Ben hiç duymadım ama)

"Sayin yolcularimiz.. gecikme icin hepinizden ozur diliyoruz.
Biliyorum akşamin bu saatinde hepiniz bir an once evinize gitmek icin
sabirsizlaniyorsunuz, tabi benim eski karimla evli diilseniz.. oyle
olsaydiniz zaten şu anda evin tam ters istikametine giden Westbound
trenine binmiş olurdunuz.."

"Sayin yolcularimiz.. Tren durdugu zaman duydugunuz zil sesinin
anlami, -kapilar az sonra acilacak-demektir.. -cantanizi kaptiginiz
gibi sagi solu iterek deli gibi kapilardan firlayin- diil"

"Ikinci bolume gecmeye calişan uzun boylu kir sacli biyikli ve gri
pardesulu beyefendi, `KAPILARDAN UZAK DURUN` cümlesinde
anlayamadiginiz nokta nedir?"

"Şu anda Baker Street`e yaklaşiyoruz. gordugunuz gibi Baker Street
kapali.. şunu onceden haber verseler iyi olmaz miydi diycem ama, tabi
biz adam diiliz ki biz alt tarafi bi makinistiz bizim ne haddimize
onceden bilgi istemek.."

"Sayin yolcularimiz, once iyi haberi mi duymak istersiniz kotu haberi
mi? Iyi haber, dun benim dogumgunumdu ve arkadaşlarim surpriz bir
parti hazirlamişlar hayatimda hic bu kadar duygulandigimi
hatirlamiyorum.. kotu haber, Stratford-East Ham hattinda bir sorun
yaşadigimiz icin ne yazik ki gideceginiz yere 3 saat gecikeceksiniz"

"Bayanlar baylar, Victoria istasyonuna sahte bomba ihbari yapildigi
icin guvenlik nedeniyle 2-3 saat bir gecikme yaşayacagiz. Ama Şimdi
bunlari boşverelim, haydi hep birlikte soyleyelim, cause
mayybeeeeeeeee... you`re gonna be the one that saves
meeeeeeeeeeeee...."

intexma
10-06-2005, 12:47
:evil:©

eymür
16-06-2005, 09:50
> >THY DİALOGLARI
> > >
> > > -Iyi günler danisma..
> > > -Iyi günler bugün nereden bilet alabiliriz ?
> > > -Sadece Taksim ve havalimani açik bugün.
> > > -Anladim. Taksim'deki havalimaninin telefonunu alabilir miyim?
> > >
> > >-Semiha Yanki Havalimani'nin telefonunu alabilir miyim ? (Sabiha
> > >Gökçen demek istiyor )
> > >
> > >-Diyarbakir'a yer var mi acaba ?
> > >-Maalesef yok efendim ?
> > >-O zaman beni yedek kulübesine yazar misiniz ?
> > >
> > >-Iyi günler iç hatlar..
> > >-Bant kaydi misiniz, yoksa gerçek mi ?
> > >-Gerçegim hanimefendi
> > >-Iyi o zaman iyi günler.
> > >
> > >-Istanbul'a son uçak kaçta?
> > >-Nereden ?
> > >-Buradan
> > >-Nereden ariyorsunuz ?
> > >-Sehir içinden
> > >-Nereden?
> > >-Erzurum'dan..
> > >
> > > Trabzon'dan bir yolcu havaalanini arar ve sorar:
> > >-iyi aksamlar hanfendi trabzon-istanbul arasi ne kadar sürüyor acaba?
> > >-(hatun adami beklemeye alir) bi saniye efendim -tamam
> > >tesekkürler,iyi aksamlar (telefonu kapatir)
> > >
> > >-Ne kadar kalicaksiniz almanya da?
> > >-Neden soruyorsunuz??
> > >-ona gore bilet kesecegim onun için
> > >-e olsun ben ucakta kalmiycam ki otelde kalicam
> > >
> > >-cocugumla ben ucucam ogluma cocuk fiyati istiyorum ne kadardi.
> > >-cocugunuzun 12 yasini asmamasi gerekiyor kac yasindaydi
> > >-32 yasinda..
> > >
> > >- telefona ingilizce hat geldigini ekrandan goren personel :
> > >- reservation may i help you??
> > >- aa ben yanlis basmistim.simdi ingilizce bastim diye ingilizce mi
>konusmam
> > >gerekicek??
> > >
> > >- cocugun adini alabilir miyim?
> > >- mustafa ibrahim suheyl isabeyoglu...hayvan babasi boyle bi isim
>vermis.
> > >sanki arap seyhi ufacik cocuk...dayisiyim cok uzuluyorum da cocuga.
> > >afedersin yani hanfendi..
> > >
> > >-hiç yer yok malesef
> > >-ama ben askerim?
> > >-hiç yer yok malesef
> > >-hiç mi yok?
> > >-hiç yer yok malesef
> > >-ben yere otursam?
> > >
> > >-bizans class a rezervasyon istiyorum?
> > >
> > >Uçak yolcu alirken henüz bir yolcu telefon açar
> > >-"beyefendi kapatin telefonunuzu"
> > >-"tamam be üff"(konusmaya devam eder) arkadan gelen baska bir yolcu,
> > >tam bir çamyarmasi herifin bogazini sikarak:
> > >-"ulan sen benim hayatimla nasil oynarsin , kapat lan
> > >telefonu".
> > > > >
> > >Adana ucaginda yolcu karsilayan host koltugunu bulamayan yolcuya
> > >sorar;
> > >- hangi numarada oturuyorsunuz beyfendi?
> > >- sanayi mahallesi 14
> > >

GozgurS
19-06-2005, 20:33
HANGISINI BESLERSENIZ O KAZANIR



Yasli Kizilderili Reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmus, az ötede birbiriyle bogusup duran iki köpegi izliyorlardi.

Köpeklerden biri beyaz, biri siyahti ve oniki yasindaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde bogusup duruyorlardi.

Dedesinin sürekli göz önünde tuttugu, yanindan ayirmadigi, iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli görünürken niye ötekinin de oldugunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz oldugunu anlamak istiyordu artik. O merakla sordu dedesine.
Yasli reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sirtini sivazladi.

"Onlar," dedi, "benim için iki simgedir evlat."

"Neyin simgesi?" diye sordu çocuk.

"Iyilik ile kötülügün simgesi. Aynen su gördügün köpekler gibi, iyilik ve kötülük içimizde sürekli mücadele eder durur. Onlari seyrettikçe ben hep bunu düsünürüm. Onun için yanimda tutarim onlari."

Çocuk, sözün burasinda, mücadele varsa, kazanani da olmali diye düsündü ve her çocuga has bitmeyen sorulara bir yenisini ekledi:

"Peki, sence hangisi kazanir bu mücadeleyi?"

Bilge reis, derin bir gülümsemeyle bakti torununa:

"Hangisi mi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem!

İndigo
22-06-2005, 12:00
BU OLAYLARIN HEPSİ FIKRA GİBİ GÖRÜNSEDE GERÇEKTE YAŞANMIŞ VE GENELDE GAZETELERDEN TOPLANMIŞ OLAYLARDIR.....
----------------------------------------------------------------
Olay Göztepe başı büyük hattında gerçekleşiyor( yada Erenköy detay tam bilinmiyor)
Kadını biri durakta bekleyen minibüsün kapısından şoföre sesleniyor;
- Başıbüyük mü ?
— Evet.
— Hemen kalkıyor mu?
— Evet...
----------------------------------------------------------------
Adamın biri lokantaya girer ve müşterilerin yeni kalktığı üzerinde atıkların olduğu bir masaya oturur. Garson gelir ;
- Ne alırsınız ?
- Önce önümdekini kaldır, arkadan döner verirsin ...
----------------------------------------------------------------
İki tane kadın dolmuşa biniyorlar. Ama bir önde bir arkada yer var. Neyse biri öne oturuyor kadınların biri arkaya. Öndeki çıkarıyor hemen iki kişilik parayı uzatıyor. Arkadaki de para vermeye yeltenince, öndeki arkaya bağırıyor: "Neclaaa ben önden verdim zaten, bir de sen arkadan vermeee!!..."
----------------------------------------------------------------
Bir gün sokakta bir minibüs kaza yapmış sebebi ise; Minibüs şoförü kapıyı açıp dışarı sümkürürken dengesini kaybedip minibüsten düşüyor. Minibüs yoluna devam ediyor. Ne derseniz hala salak kalmış olsa bile tahminimce artık en azından çevreci olmuştur.
----------------------------------------------------------------
Birkaç arkadaş arabaları ile yolda giderlerken, kötü şans bu ya, bir kedi arabanın önüne atlıyor, bunlar da kediye "küüt!" diye çarpıyorlar, hemen iniyorlar, bakıyorlar ki yolun kenarında bir kedi hoplayıp zıplıyor, "ulan" diyorlar, üzülüyorlar, "bari can çekişmesin, öldürelim" diyorlar. Arabadan bir beysbol sopası alıp başlıyorlar kediye vurmaya. O sırada kenardaki binadan bir kadın olayı görüyor ve basıyor çığlıkları, "ne yapıyorsunuz kedime! Niye vuruyorsunuz? Hayvan düşmanları! (Kalay)". Adamlar olayı kadına anlatmaya çalışıyorlar, ama kadın açıklama dinleyecek durumda değil, feryat figan... Kadın polis çağırıyor, hemen polis geliyor (Demek ki yabancı bir ülkede geçiyor olay!).. Neyse polis olayı soruyor. Adamlar da anlatıyorlar. "Kediye çarptık, can çekişiyordu, acıdık, can çekişmesin dedik, sopa ile öldürdük". diyorlar. Polis de " kediye çarptığınızı ispat edebilir misiniz?" diyor. Adamlarda, "nasıl ispat edelim" derken. Biri uyanıklık edip "kediye çarptıysak belki arabanın üzerinde kan izleri falan vardır herhalde, gelin memur bey, arabaya bakalım, kan izi herhalde ispatımız olur"... "tamam" diyorlar, arabaya gidiyorlar... Bakıyorlar: Arabanın önüne yapışmış, pestili çıkmış bir KEDi!
----------------------------------------------------------------
Sayın Cumhurbabamız Süleyman Demirel'in geçmiş bir tarihte düzenlediği bir basın toplantısından...
-Ege bir Yunan golü deeldir.
-Ege bir Türk golü de deeldir.
-Binanaleyhh Ege bir gol deeldir.. ----------------------------------------------------------------
Olay Odtü de geçiyor 5 öğrenci bir sınava girmiyorlar hepsi anlaşmalı olarak hocalarına gidip "Hocam lastiğimiz patladı o yüzden sınava yetişemedik lütfen bize yardımcı olur musunuz? " Hoca okeyi çekiyor 5 genci yeniden sınava alıyor geçme notu 60. Öğrencilere sınav kağıtlarını dağıtıyor.İlk sayfada 4 soru var hepsi 10 ar puan sayfanın arkasında tek bir soru var o soru 60 puan.Soruda "Hangi lastik patladı?"
----------------------------------------------------------------
Adamın birisi Ankara'ya yeni gelmiş. Yoldan bir adam çevirip soruyor.
-"Pardon Ankara’ya ilk kez geldim acaba Karum nerede?"
-"Hilton’un arka tarafında" deyip adam yoluna devam ediyor.
-----------------------------------------------------------------
Olay Karadeniz de geçiyor Amcamın bir tanesi ( adının Temel olduğunu tahmin ediyorum Binasında yıkmak istediği bir duvar var (Bilirsiniz bizde dükkana yer açacağım diye binanın kirişini kolonunu kimse fazla takmaz ) ve bu duvarı yıkmak için bizim Karadenizli arkadaşımız dinamit kullanıyor. Amcam duvarı yıkmada başarılı oluyor ama olay bu kadarla kalmıyor tüm mahalleyi yıkmış yan yana 6-7 bina yerle bir oldu ve şans eseri hiç kimse ölmemiş bu olayda. (tüm gazetelerde baş sayfada çıkmıştı 80’li yıllarda)
----------------------------------------------------------------
Gene Karadeniz de olan yeni bir olay; Adamın birisi ev taşıyor buzdolabını çıkaracaklar dışarıya adamın abisi de yardımcı oluyor taşımada aşağıdan bağırıyor (ikinci kat ) Sen at ben tutarım ve kardeşte dolabı aşağıya atıyor ve kaçınılmaz son; tutucu hastanelik oluyor.
----------------------------------------------------------------
Çok sayıda yerel gazetenin yayınlandığı küçük bir sahil kasabamızda, gazete sahiplerinden birinin, diğeri ile arası açılmış. Olayın sebebi de bunlardan birinin, diğerinin bir yakını aleyhine tazminat davası açmasıymış...
Davalının yakını gazete sahibi, davacı gazete sahibini davasından vazgeçirmek için bir sürü yol denemiş, araya tanıdıklar sokmuş, hiçbiri işe yaramamış. En sonunda çok gıcık olduğu için gazetesini kullanarak adama saldırma kararı almış.
Gazetesinde 8 sütuna aynen şöyle bir manşet atmış:
"SEN BİR HOMOSEKSÜELSİN!"
Baslığın altında da bu haberin "toplumun kirlenmesini önlemek!" için yazıldığı anlatılıyormuş.
Tabii ertesi gün diğer gazete sahibi 8 sütuna manşet başka bir haberle cevap hakkını o da kendi gazetesinde kullanmış.
"HOMOSEKSÜEL SENSİN!"
Bunun üzerine davalının yakını gazete sahibi bir sonraki gün, davacı meslektaşının başına küçükken nasıl bir iş geldiğini ayrıntılı olarak anlatan bir yazıyı yine sekiz sütuna manşetle basmış:
"KORKMUYORSAN HAYDİ MUAYENEYE!"
Yazının altına da önemli bir not düşmeyi ihmal etmemiş: "Türkiye'nin her yerinde tam teşekküllü bir hastane de muayeneye razı mısın? Ben razıyım..."
Davacı gazete sahibi bu manşete yanıt vermemiş. Ama konuyu değiştirerek
toplumu ilgilendiren (!) çok başka bir manşetle saldırıyı sürdürmüş:
"SEN BİR KAÇAKÇISIN!"
Bu haberin içeriğinde, davalının yakını olan gazetecinin, otomobiliyle denizde bulunan bir motordaki kaçakçılara sinyal verdiği iddia ediliyormuş.
Bu haber üzerine işler iyice çığırından çıkmış ve düello çağrıları başlamış:
"YİĞİTSEN RIHTIMA GEL!"
Bu başlığın yanına da küçük bir not düşülmüş: "Silahını da alabilirsin"
Ertesi gün "RIHTIM SENİN ÇÖPLÜĞÜN!" üst baslığı ile manşetten verilen
yanıt şöyle olmuş:
"ERKEKSEN SEN KİLİSENİN YANINA GEL!"
Medya mensupları toplumsal(!) sorunları bu haberlerle çözerken, gazetelerin baskı sayıları da tarihlerinde rastlanmadık şekilde artmış. Bu arada işin çığırından çıktığını gören Kaymakam arabuluculuk yapıp, gazete sahiplerini barıştırmak istemiş, olmamış. Barıştırma işini bu defa Gazeteciler Cemiyetinin gedikli başkanı Lütfü Ağabey'e vermişler. Lütfü Ağabey kendi gazetesinden, iki gazeteci meslektaşına seslenerek ılımlı olmaları için çağrıda bulunmuş ve kendi gazetesinden manşet atmış:
"ARTIK AYIP OLUYOR BEYLER!"
Diğer iki gazeteci bu haber üzerine sanki aralarında sözleşmişler gibi, ertesi gün kendi gazetelerinde aynı başlığı atarak Gazeteciler Cemiyeti'nin Gedikli başkanı Lütfü Ağabey'e cevap vermişler:
"SEN KARIŞMA LÜTFÜ!.."
----------------------------------------------------------------
BİRAZDA YABANCILARIN YAPTIKLARI SALAKÇA İŞLERE BAKALIM ;
Jake Fen isimli Macar adam, eşini korkutmak için kendini asmış pozu verir...Eve gelen eş kocasını o halde görünce bayılır..Kapıyı açık gören komşu kadın içeri girince iki cesetle karşılaştığını sanıp evi soyar.Topladıkları ile kaçarken Jake kadına bir tekme atar. Cesedin canlandığını sanan kadın korkudan ölür. Jake beraat eder.
----------------------------------------------------------------
New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarpar. Adama birşey olmamıştır. Şoförle konuşur ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yatar. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza basar ve adam ölür...
----------------------------------------------------------------
Bayan Carson Amerika'nın New York kentinde yaşar. Bir gün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaşır. Şirket eve telefon eder ve bayan Carson’ın kalp krizi geçirip öldüğünü söyler. Aile hemen koşar. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson birden doğruluverir.Ama kızı o anda kalp krizi geçirip ölür...
----------------------------------------------------------------
Romollo Ribaldo işsizdir. Pisa kentinde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan bir gün, tabanca ile intihar etmeye hazırlanır. Eşi onu engellemek için dil döker. Sonunda Romolo ağlamaya başlar ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlatır. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet eder ve eşi ölür.
----------------------------------------------------------------

adnanfd
24-06-2005, 21:52
fıkra değil, gerçek
GÖREV ŞEHİDİ AVUKAT

Olay yeri Ankara Bahçelievler semtinde lüks bir apartman dairesi. Yatak odasında bir erkek, kalp krizi geçirip ölmüş. Erkek çırılçıplak. Savcı Nihat Artıran, bir an donup kalır zira ölen yakın arkadaşı bir avukat. Polis memurları savcıyı bilgilendirir: ‘Ev yan odada bulunan bayana ait. Beyefendi arkadaşıymış. Biz maktulün eşine ulaşıp haber verdik.’ Savcı, kadından bilgi alırken, polis kulağına eğilir: ‘Maktulün karısı ve oğlu geldi. Ne yapalım?’ Savcı, kadını boş bir odaya kapatıp sessiz olmasını ister. Avukatın eşine ceset teşhis ettirilir. Ama kadın merak içindedir. Savcı gayet sakin, ‘Başınız sağolsun, kocanız görev şehidi oldu.’ Odada bulunan bütün polisler şaşkın. ‘Eşiniz rahmetli, bu eve icralık olan malları kaldırmak için gelmiş. Ancak sanırım heyecandan olacak kalp krizi geçirmiş.’

San Francisco
25-06-2005, 20:01
Blgisayarınızı biri sizden habersiz parmaklıyormu !!!
Ne kadar ayıp..
Bilgisayarı sık sık parmaklanan aylakın birinin aklına aşağıdaki buluş gelmiş.
Yapılan buluş gerçek ama
Adı Finger Key olan aleti bilgisayarınıza takıyorsunuz ve bilgisayarınız açılıyor. Bilgisayarda işiniz bitince parmak anahtarı söküp cebinize atıyorsunuz
Ondan sonra kimse bilgisayarınıza parmak basamaz.
:D :D :D

varyemez
29-06-2005, 09:27
Sabah : Biz Öldük

Anadolu Ajansı : Kıyamet koptu (A.A)

Zaman : Biz demiştik, böyle olacağı belliydi

Dünya Gazetesi : IMKB' de endeks bir daha yükselmeyecek.

Hafta Sonu : Ayhan Işık ile Hülya Avşar gizlice
buluştular?

Erkekçe : Ayın hurisi

Fanatik Gazetesi : Bu maçın galibi yok

Cumhuriyet : Sonunda Ata'miza kavuştuk.

Bilim Teknik : Evren hakkinda bütün bilmediklerimiz...

Oyun dergisi : Game Over

Elle : Yargı gününde anında 10 kilo verin

Para : Kıyametten kâr yapmanın 100 yolu

Star Gazetesi : Şok Kandırıldık, Şeytan aslında iyiymiş

Aktüel : Mahşer günü yanınızda olması gereken 2 şey :
Sevaplar ve Isıya dayanıklı elbise

Auto Show : Sırat köprüsünde saniyede 100 km ye ulaşan
son model arabalar

Arena Ugur Dündar : Cennete rüşvetle kaçak giren
günahkarlarin tüyler ürperten dosyasi

Hürriyet Ertugrul Özkök : Iyimserligi elden
bırakmayalım,hiç olmazsa cehennemde ısınmak için yakıt parası yok

Milliyet Meral Tamer : Zebaniler, delik kazanların
üreticisini şeytan'a şikayet etti.

Radikal : Yeni dosyayi açıyoruz: Yeşil itiraf ediyor.
Aslında kıyametten Susurluk çetesi sorumlu.

Reha Muhtar : Sayın Zebani, kazanların yanında terlemiyor musunuz?

Haberturk Hakan Aygün : Mahşer yerinde Fordculuk çok
yaygın, izliyorsunuz sayın seyirciler, bıyıklı bey, nasıl arka saflarda çalışıyor...

Kanal 6 : Izliyorsunuz sayın seyirciler, kazanların
içi bir volkan gibi insanlar bağrış çağrış yanıyor, kızarıyor..

varyemez
29-06-2005, 09:31
fıkra değil, gerçek
GÖREV ŞEHİDİ AVUKAT

Olay yeri Ankara Bahçelievler semtinde lüks bir apartman dairesi. Yatak odasında bir erkek, kalp krizi geçirip ölmüş. Erkek çırılçıplak. Savcı Nihat Artıran, bir an donup kalır zira ölen yakın arkadaşı bir avukat. Polis memurları savcıyı bilgilendirir: ‘Ev yan odada bulunan bayana ait. Beyefendi arkadaşıymış. Biz maktulün eşine ulaşıp haber verdik.’ Savcı, kadından bilgi alırken, polis kulağına eğilir: ‘Maktulün karısı ve oğlu geldi. Ne yapalım?’ Savcı, kadını boş bir odaya kapatıp sessiz olmasını ister. Avukatın eşine ceset teşhis ettirilir. Ama kadın merak içindedir. Savcı gayet sakin, ‘Başınız sağolsun, kocanız görev şehidi oldu.’ Odada bulunan bütün polisler şaşkın. ‘Eşiniz rahmetli, bu eve icralık olan malları kaldırmak için gelmiş. Ancak sanırım heyecandan olacak kalp krizi geçirmiş.’
isimler burada yazıldığına göre acıga çıkmış herhalde,pek işe yaramamış...

varyemez
30-06-2005, 00:42
tıklayın bi siteye gercekten süper....

< http://www.andyfoulds.co.uk/amusement/bushv2.htm>

camarors
30-06-2005, 01:13
tıklayın bi siteye gercekten süper....

http://www.andyfoulds.co.uk/amusement/bushv2.htm

bøyle daha iyi sanirim

San Francisco
02-07-2005, 10:13
ödül almış bir flash

http://www.farunder.com/warcandy/candy_web.swf

balaban
02-07-2005, 11:27
New York'ta bir bankanın önünde duran son model Rolls-Royce otomobilden inen hızlı adımlarla bankaya girdi ve önüne çıkan ilk görevliye, bireysel kredi için başvuruda bulunmak istediğini söyledi.

Görevli ono, müşteri temsilcisine götürdü. Adam çok acele bir iş için Avrupa'ya gitmek zorunda olduğunu ve bu nedenle bir hafta vadeli beşbin dolar krediye gereksinim duyduğunu söyledi. Müşteri temsilcisi kısa bir araştırma yaptıktan sonra döndü. "Ticari ve mali sicilinizi inceledik. Bu krediyi almanız için bir engeliniz yok" ve ekledi. Fakat bir konuyu belirtmeliyiz. Bizim bankamızla daha önce hiç çalışmamışsınız. Banka olarak sizi resmen tanımıyoruz.

Bu nedenle krediyi verebilmemiz için bize teminat göstermelisiniz. Adam cebinden Rolls-Royce'un anahtarını çıkardı ve bunu teminat olarak alın dedi. Kredi işlemleri çok hızlı bir şekilde halledildi.

Müşteri temsilcisi, kişisel merakını gidermek için bir hafta boyunca adama araştırdı ve çok büyük bir işadamı ve çok büyük servet sahibi olduğunu öğrendi.

Bir hafta sonra adam yeniden gelip, borcunun ana parası 5.000 $ la bir haftalık faizi 9.5 $ ı ödedikten sonra, müşteri temsilcisi bir türlü yenemediği merakının dürtüsüyle sordu. "Sizin, çok büyük bir işadamı ve çok büyük bir servetin sahibi olduğunuzu öğrendim" dedi. Yanlızca kişisel merakımdan soruyorum lütfen söylermisiniz sizin için çok küçük bir miktar olan 5.000$ lık krediye neden gereksinim duydunuz"?

Adam hafifçe gülümseyerek " Siz de bana lütfen söylermisiniz ? dedi

" Böyle lüks bir Rolls-Royce otomobili, New York ta hangi kapalı garaja, bir hafta boyunca 9.5 $ a bırakabilirsiniz.

San Francisco
10-07-2005, 16:28
-Senden çocuğum olsun istiyorum Aysel
-Ben de senden arabam olsun istiyorum Vedat, ama hala tık yok -Tamam
lan kendi kendime yaparım ben çocuğu

-Senden çocuğum olsun istiyorum Tarık
-Onu benim söylemem gerekiyordu Yeşim
-E be pez... yıllardır niye söylemedin o zaman... kötü kötü
konuşturuyosun beni...

-Senden çocuğum olsun istiyorum
-Ben de az evvel bir bardak su istemiştim ama daha hala getirmedin
Çiğdem.
-Önce çocuk sonra su İsmail...
-Lan deli karı şimdi çalışmalara başlasak, tohumun tutması, ceninin
oluşması, gelişmesi, doğması 10 ayı bulur.. öldürecen mi lan beni sen
susuzluktan

-Senden çocuğum olsun istiyorum Özlem
-Bu cümleyi kaç kıza söyledin Hilmi?
-Babası olduğum 6 çocuğun da annelerine söylemiştim

-Senden çocuğum olsun istiyorum
-Kaç kilo istersin Cemal? istersen suyundan da koyayım, tam olsun haa..

-Senden çocuğum olsun istiyorum Belma
-Efendim
-Senden çocuğum olsun istiyorum dedim
-Pardon tanışıyor muyuz?
-Ayyy çok özür dilerim, ben Belma ile karıştırdım sizi.. özür dilerim..
ama sizden de bir çocuk yapabiliriz eğer isterseniz..

-Senden çocuğum olsun istiyorum Gülşen
-Ben kısırım Ali Rıza
-Yavv, en azından bir deneseydik
-olmuyo Ali Rıza olmuyooo...
-Lan bari bir ön sevişme yapsaydık.. Tövbe... tövbeee

-Senden çocuğum olsun istiyorum
-Buyur burda yapılmışı var.. zahmetsiz, uğraşmadan..
-Nerden buldun lan bu bebeği...
-Aynı cümleyi daha evvel de duymuştum.. ondan sonra nasıl olduysa bu
oldu

onkel 3
17-08-2005, 21:25
> * Internet
> Abi resimler var, yaz&yacute;lar var, aradlgln herseyi
> buluyormussun. Yani
> ben daha bulamlyorum ama söylüyorum buluyorlar.
> Manita resimleri desem
> offff, offff. Tofas'ln bile sayfasl var. Bi de bunun
> denizde yaplllasl
> varmls, sörf, mörf gibi, onu da arastlrlyorum.
>
> * www
> Bunlar her gördükleri yere www yaz&yacute;yorlar. Bir
> bilgisayar görür görmez
> hemen bu ecnebi harfe 3 kere basln. Beni
> utandlrmayln.
>
> * Nikneym
> Alemde bi yamukluk olmasln diye kendilerine takma
> isim allyolar.
> Gazoz Ömer'in gazozu, Patinaj Ali'nin patinajl
> gibi.Bize yaklsmazzz,
> ben "Davut".
>
> * Çet
> Simdi burada bir sürü akll evel birbiriyle tanlslp
> saatlerce geyik
> yaplyorlar, yengelerle tanlslyorlar, bi nevi
> muhallebici yani.
>
> * Site
> Bildiginiz site iste uzatmayln.
>
> * Tlklamak
> Abi laf bana çok ters geliyo. Ne o öyle oraya tlkla,
> buraya tlkla.
> Erkek adam tlklamaz, BASAR. Ne öyle tlk tlk.
>
> * Emesen
>
> Çet'te tanlstlg&yacute;mlz yengelerimizle özel durumlarda
> konusmak için
> icad edilmi&thorn;. iyi alet de, ne o öyle kelebek ayagl?
>
> * Davlod (indirmek)
> Bakmayln klzlyorum ama habire "sunu indirdim, bunu
> indirdim" diyip
> duruyolar. Henüz bi vukuatlarlna sahit olmadlm ama..
>
> * imeyl
> Posta kutusu gibi bir yer. Ama pek ise yaramlyo. 10
> gün önce bizim
> memlekete bi mektup attlm bununla hala almamlslar.
>
> * Hit
> Bu kesin ingilizce'dir dedim. Açtlm sözlügü baktlm.
> Bu herifler
> dövüldükçe seviniyorlar.

onkel 3
22-08-2005, 18:34
evlilikprotokolü.jpg (56.5 KB)

varyemez
09-09-2005, 21:55
OLAĞANÜSTÜ (YAŞANMIŞ) BİR OLAY !...
Bu olay Kayseri'nin Bünyan ilçesi'nde yasandı.
Olay Alfred Hitchcock'un meşhur korku filmlerini bile çok gerilerde bırakacak kadar tüyler ürpertici. Gece bindiğiniz otomobilde direksiyonda kimse yoksa ne yapardınız?
Kendisi Bünyanlı olmayan, politikayla uğraşmis ve halen Kayseri'de yaşayan işadamı, 22 Şubat 2001 tarihinde Bünyan sınırında, Kayseri Malatya kara yolu üzerinde, bir benzin istasyonuna girer.Lokantaya oturur ve orada kalabalık toplulukla birlikte bir ufak rakı içer. Yürüyüş mesafesindeki Bünyan'a gitmek için, lokantadan çıkar. Ancak dışarısı hem zifiri karanlik hem de korkunç bir kar-tipi fırtınası baslamıştır. Benzin istasyonuna yaklaşık 300 metre mesafedeki, Bünyan'a dönüs yolu kenarına varır. Oradan geçen bir arabaya binip, Bünyan'a ulasma derdindedir. Fırtına daha da şiddetlenir. Adam bir-kaç adım ötesini bile görememektedir.
Gelip-geçen bir araba da yoktur. Nihayet karanlıklar içerisinde, hayalet gibi yavas yavas yaklasan bir arabanin iki farıni fark eder. Arabanin, tam önünde yavaslamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar ve arabaya biner. Kapıyı kapatır, araba yeniden hareket eder. İçeridekilere merhaba demek
ister. Ama o da ne?
Araba da kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok. Birden paniğe kapılır. Korkuyla, hemen arabadan atlayıp,oradan kosarak uzaklasmak ister ama hem araba hızlanmış, hem de korku ile dizleri baglanmış, hareket edemez hale gelmiştir. Araba keskin bir viraja dogru yaklaşır. Adam dua etmeye baslar.
Tüm günahlari için tövbe eder. Arabayın durdurması için Allaha yalvarır. Tam
bu esnada, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak, sert virajdan arabanın dogru yola dönmesini sağlar. Her tehlikeli dönemece yaklaştıkça, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de bir el dişarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. "Ya Allah koru beni..." deyip, kapıyı açmasıyla birlikte,kendisini arabadan dişarı fırlatır. Bir kaç takla attıktan sonra,
şarampolde kendisine gelir.
Defalarca üç Kulfu-bir Elham okuyarak,Bünyan'a yürüyerek ulaşırr ve bir kahvehaneye girer. Üstübaşı ıslak ve şok haldedir. Kendisini tanıyanlar hemence sobanın başına alırlar. Eline bir çay verirler.
Bir müddet sonra kendisine gelip, sesi titreyerek, başına gelen doğa üstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve toplumsal sorumluluk taşıyan bir pozisyonda olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik olusur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye Koyunabdal Köyü'nden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden
birisi, diğerine şunları söyler :
-Ahmet baksana, şu sobanin başında oturan geri zekalı, bizim araba yolda kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip-inen kişi değil mi?-

tent
10-09-2005, 14:45
Çoban'ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda,yanına bir Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.
- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini verir misin? Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış, "Tamam" diye cevap vermiş.

Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir NASA sitesine girmiş, GPS'ini kullanarak yeri taramış, bir database ve logaritma ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor basmış.

Çoban'a dönmüş,
- "Tam olarak 1586 det koyunun var" demiş. Çoban "Doğru" diye cevap vermiş, "Koyununu alabilirsin." Genç adam koyunu almış ve jeep'inin arkasına koymuş. Bu sefer çoban genç adama dönmüş, - "Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?" diye sormuş. Adam, "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış. "Sen Dunya Bankasi'nda Danışmansın" demiş çoban. Adam sormuş,

"Nasıl oldu da bildin?". Çoban "Çok basit" diye cevap vermiş. " Buraya
çağrılmadan geldin, bu bir.. İkincisi benim bildiğim bir şeyi bana
söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir şeyden anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!"

tent
16-09-2005, 01:07
radikal gazetesi'nden




"N'aapacaksın Shubuo'nun Finans Paketi'ni? Yatırımların mı var?"
(Anne, dört yaşlarındaki kızına sokakta bağırıyor.)

küçük hanım iş yaşamına erken başlamış, korkulur bu yeni kuşaktan.:p

balaban
16-09-2005, 12:44
Kadiköy camiinde vaaz vermekte olan O. Demirci hocaya
* Hocam diye sormuslar. At nalini evimizin kapisina asarsak ugur getirir mi?
Demirci hoca :
* Zannetmiyorum, diye cevap vermis. O nallardan her atta dört tane var amma, bütün gün kamçi yiyip duruyorlar...


Mevlana, müridlerinden biriyle giderken, birkaç köpegin sarmas dolas uyuduklarini görür.
Müridi: Güzel bir kardeslik örnegi der. Keske insanlar da bunlardan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karsilik verir.
Aralarina bir kemik ativer de gör kardesliklerini....

Amerikali is adami, Çinliyle alay ederek sormus:
* Mezarlarina koydugunuz pirinçleri ölüleriniz ne zaman yiyecek?
Çinli basini kaldirmadan cevap vermis:
* Sizin ölüleriniz koydugunuz çiçekleri kokladigi zaman...

Ingiliz garson Türk müsteriye:
* Çanakkale de çok askerimizi öldürdügünüz için sizleri pek
sevmeyiz,deyince.
Bizimkinden gayet soguk kanli su cevabi almis:
* Orada ne isiniz vardi?

Lafi uzatanlara ne yapmak lazim diye Farabi'ye sormuslar, söyle
demis:
* Uzun konusani kisa dinlemeli.
Materyalist ögretmen ögrencisine:
* Söyle bakalim Allah nerede? Eger bilirsen bir portakal verecegim.
Ögrenci:
* Siz bana O'nun olmadigi yeri gösterin, ben size bir bahçe dolusu
portakal vereyim.

eymür
16-09-2005, 14:39
Tabu dan alintilar:
>
>Kelime: DEMEC
>
>- Ben simdi masada oturdum veriyorum...
>- Nasi yaaa ??
>- Ya iste masada oturdum fotograf çekip yazi yazan tiplere falan
>veriyorum.
>- Neee???
>- Ya alla alla masada oturdum böyle herkese veriyorum!
>- Pas be pas! of.. demeçti lan geri zekalilar...
>
>Kelime: BARAJ
>- Hani futbolcular kalenin önüne kurar maçta..
>- Pusu...
>- Yuh!
>- Yuhh sana lan deve.
>
>
>Kelime: HELIKOPTER
>- Savasta yaralilari kurtarir!
>- Doktor!
>- Degil...
>- Sihhiye!
>- Degil, yukardan gelen bir sey...
>- Ee... Allah?
>
>Kelime: DERGAH
>- Hani böyle insanlar ulvi bir amaç için bir araya gelir ayni
>mekanda...
>- Grup seks!
>- Çarpilirsin valla!
>- Ha... Tamam trafo!
>
>- Yav Allah'im yav.
>
>Kelime: KADINBUDU
>- Olm sen nesin ?
>- Erkek !
>- Tersi ?
>- Kadin !
>- Onun yeneni ?
>- Çitir.
>
>-Siktir lan.
>
>Kelime: ESKIMO
>- Kutupta yasarlar...
>- (Hep bir agizdan) Ayiiiiiiiiiiii !
>-Yok insan olanlari...
>- Heeee... Eskimo !
>
>Kelime: REPERTUAR
>Anlatan, sarki söylemeye merakli bir hatundur ve kelimeyi görür görmez
>bu özelligini iyi bilen hatun arkadasina dönüp sorar:
>- Benim neyim genis ?
>- Kalçan !
>
>Kelime: TRAVMA
>- Hani düsüp kafani kaldirim tasina vurursun da bi sey geçirirsin?
>- Film seridi?
>Grup: Çüsssssssss !
>
>Kelime: TERLIK
>- Neyle yürürsün ?
>- Ayak !!!
>- Heh hani böyle ayaklarin üsür altinda onlar olur böle yumsak yumsak
>- Koyun !!!
>- Yuh onun daha küçügü ya, koyun dedi hödük!
>- Kuzu !!!
>- Allah belani versin pas!
>
>Kelime: DIZ
>- Pantolonu nereye giyeriz ?
>- Bacaga ?
>- Hah, bacaklarimizin ortasinda ne vardir ?
>- Oha !
>
>- Ya Allahim ya Rabbim ?
>
>Kelime: ZEBANI
>- Allahin meleklerinden biri.
>- Cebrail.
>- Ilk üç harfi çizgili bir hayvani çagiristiriyor.
>- Zebrail? Ne oldu ? Olmadi mi ?
>
>Kelime: DUVAK
>- Kadinla erkek birlesmeden önce, erkegin kaldirdigi sey ?
>- Oha!
>
>- Ne oldu lan ?
>
>Kelime: ISKALAMAK
>- Dart oynarken neye atarsin ?
>- Hedef tahtasina...
>- Attin vuramadin mesela n'oldu?
>- Hedefi vuramadim
>- Tamam da nedir yani o olay ?
>- Tutturamamak, kaçirmak.
>
>- Hayir nedir baska ismi var onun ?
>- Tam 12'den vuramamak!..
>- Oldu, tamam. Ne yapalim abi, yoksa sabaha kadar sacmalayacak.
>
>kelime: TELEPATI
>- Hani ben sana bir seyi anlatmaya çalisiyorum ama sözle degil beyin
>dalgalariyla falan...
>- ihihih neydiiii.. Teletabi..!
>-Tamam tele'si kalsin kedilerin eline ne denir?
>- Buldum, telepence.
>
>- Offf beee bi kere de bil be...
>
>kelime: TIMSAH
>- Abi bööle hani kertenkele nedir?
>- Hayvan
>- Ne cins hayvani ?
>- Sürüngen
>- Ok abi bu kertenkelenin birkac beden büyügü....
>- Ejderha
>- ?!???!!(yuhhh)
>
>- Afferin lan. Bildin.
>
>Son kelime eger bilinirse oyun ve hesap girecektir.
>Süre son 10 saniye.
>
>
>kelime: LAMBADA
>ekip1 bakan kisi: Aha sictiniz.
>ekip2 anlatan kisi: Sen öyle san. Söyle bakalim Alaaddin'in cini nerede
>yasar?
>ekip2 anlayan kisi: Lambada.
>ekip1 toptan: haskktirr...
>
>kelime: MIRAS
>- Simdi diyelim Misir'da deden var, bu artik yasamiyor, sana ne
>birakir?
>- Piramit. ( Dedesi Tutankamon ya, onun icin pramit birakiyor )
>
>kelime: CUMHURIYET
>- Atatürk ne kurdu?
>- Kitap kurdu.
>
>>kelime: MISIR
>kiz: Keops nerde??
>Emre: Etiler'de !!!
>kiz: Allah cezani versin Emre....
>
>Emre: N'ooldu lan ?
>
>
>kelime: OKUL
>- Biz nereye gideriz hergün ?
>- Bara... diskoya... sinemaya... cafeye... bowlinge...
>alisverise...gezmeye.........
>- Ay olmuyo bööle baska sekilde anlat.
>- Ailemiz bizi nereye gidiyo biliyor ?
>- Haaa okulaaa...
>
>kelime : ANNELER GüNü
>- Cennet kimin ayaklari altinda ?
>- Anne
>- Tamam , hani onlarin özel bi zamanlari var , ne o ?
>- Adet...
>
>
>yemekler yenmis tabu basina oturulmustur...
>kelime: doymak
>- abi biz demin naptik?
>- yemek yedik...
>- hah, yemek yeyince nasil olursun?
>- tok?
>- evet, onu mastar yap simdi...
>- tokmak!!!
>________________________________________
>
>kelime : sigara
>
>- kanser olmanin en kisa yolu...
>- ..sevgili..
>- peki...
>___________________________________________
>
>kelime : eczane
>: hafiz simdi vermidon ne
>: agri kesici
>: ya tamam da yani prozac, diazem felan ne bunlar (boyle ilaclar
>secersem...)
>: ha, hap lan eheh. kafa mi ne, duman, esrar, ...
>: yok be hafiz iste hap. nerden aliriz biz hapi?
>: buldum lan torbaci
>__________________________________________
>
>kelime-timsah
>
>-- abi boöle hani kertenkele nedir
>---hayvan
>--ne cins hayvani
>---surungen
>--ok abi bu kertenkelenin birkac beden buyugu
>--- ejderha
>--?!???!!
>_____________________________________________
>
>kelime : mustehcen
>
>erkek: hani sen benim izlememe kiziyosun ya?!
>kiz : o?
>kizlar :ohaa!
>erkek:hee, onun genel adi?
>kiz :sanat?
>______________________________________________
>
>kelime : susi
>+ hani olum varya ya gozleri cekik kim onlar
>- caponn !
>+ hah !. ne yer bunlar abi
>- iiiih, neydi la... tsunami..
>___________________________________________
>
>son kelime eger bilinirse oyun ve hesap girecektir. sure son 10 saniye
>
>kelime: lambada.
>
>ekip1 bakan kisi: aha sictiniz
>ekip2 anlatan kisi:** sen öyle san. söyle bakalim alaaddinin cini
>nerede yasar.
>ekip2anlayankisi: lambada
>ekip1toptan: haskktirr...
>___________________________________________
>
>kelime: van gogh
>
>-abi bu kisi bir organini kesen bir sanatci (kulak tabu kelimedir)
>-bülent ersoy!!!
>________________________________________________
>
>anlatan "tavuk"tan bir yere ulasmak gayesindedir.
>
>anlatan: yumurtayi yapan?
>anlayan: anne!
>sonuç: toplu dagilma.
>_________________________________________________
>
>kelime: kurbaga
>
>- canliyi siniflandirir boyle bitki....
>-hayvan!
>-tamam abi, bi hayvan var hani opunce daha yakisiki oluyo -at!
>________________________________________________
>
>(kelime:katir)
>- simdi bu bir hayvan bole dana gibi ama ibne!
>................
>_________________________________________________
>
>(kelime:göcmen)
>-ördekler kisin ne yapar?
>-göc eder.
>-adamin ingilizcelisini bunun sonuna getir.
>-ordekmen?
>-error verdim!!!
>__________________________________________________
>kelime: kara delik
>anlatan*: ya bu boyle cok buyuk, hup diye icine cekiyor...
>anlayan*: tarkan!!!
>__________________________________________________ __
>
>kelime : homeros
>
>anlatici : hani gecenlerde tarihi bi film oynadi dinleyen : truva
>anlatici : hah çabuk bulacaz bu kez.. truva kimin yazdigi bir destan?
>dinleyen : ne bileyim bee
>anlatici : hay allah.. peki, erkekten hoslanan erkege ne denir?
>dinleyen : ipne
>anlatici : sensin o ! baska ne denir olum ?
>dinleyen : gay
>anlatici : baska baska !!
>dinleyen : homo
>anlaticl : hah ! ingilizcede gul ne demek dinleyen : roz anlatici :
>birlestir iste !
>dinleyen : homoroz !!
>
>( kopmaya burdan baslayin !! )
>__________________________________________________ _
>
>kelime: ugur dundar
>
>anlatan: tv de program yapiyo hani yillardir
>anlayan: reha muhtar? ali kirca?
>anlatan: yok yok sarisin mavi gozlu
>anlayan: ataturk?
>biz: iptal!
>__________________________________________________ _
>
>kelime: kramp
>
>anlatan: hani futbolculara girer
>dinleyen: krampon
>gülme sesleri kesildiginde sure coktan bitmistir
>__________________________________________________
>
>kelime : hostes
>
>a ve b turk dili ve edebiyati okumaktadirlar.
>
>a : gok goturu konuksal avrat
>b : hostes
>
>grup : 15 saniyelik error verdikten sonra. "nasil laaaaaan ??!?!?!?!"
>__________________________________________________
>
>kelime: tabela
>
>ben: boyle otoyol kenarlarinda olur, 10-20 merte araliklarla filan?
>oyunla ilgisi olmayan ve orgu oren anne : orospu!
>hepbirden: ohaaa
>__________________________________________________ _
>
>kelime: kontrol kulesi
>anlatan: biz neyle seyahat ederiz,
>x kisi: otobus
>an.: baska
>g.maximus.: ucak
>an.: ucagin inis kalkisina kim yon verir
>g.m.: kule
>an: ne kulesi
>x: galata kulesi
>
>tabu kartlari kahkaha esliginde havalarda ucusur
>________________________________________________

>kelime:sehvet
>
>- tecavuzcu coskun nasil tecavuz eder?
>- ooo.. atlar, parcalar, bacak omuza...
>- hayir hayir, bi seyle yaa... neyle tecavuz eder?
>- yok artik!
>- ulen ib*eler sure akiyoooo!!!
>__________________________________________________
>kelime:pelus
>-hani dogum gunlerinde, sevgililer gununde falan alirsin.
>-kalpli yastik.
>-hayir ya. ustunde seni seviyorum falan yazar. ayili, tavsanli falan
>olur?
>-doldurulmus hayvan.
>etrafta ne kadar adam varsa yarilir
>__________________________________________________ _
>kelime: gayrimesru
>
>rakip cift (evli)
>
>k: eeee simdi ben baskasindan hamile kalsam ne olur?
>e: orospu !??!
>__________________________________________________
>kelime : tren (anlatma konusunda kendini asmis bir arkadasin
>agzindan)
>
>-abi simdi bu bir cesit geyik.
>-ren
>-heh, tut onu aklinda, hani teknik cizim dersinde bi cetvel kullanilir,
>nedir?
>-t cetveli,
>-ulan aslansiniz, birlesitirin simdi ikisini!
>-toren, taren, teren...
>-allah cezanizi vermesin, ulan sirkeciden ne kalkar?
>-vapur!
>-allahim oldur beni!
>-treeeeeeeeeeeeeeeen, tren tabi ya, olley!
>-aferim bide sevinin tabi!!!
>__________________________________________________ _

>kelime: otomatik pilot
>
>erkek bir miktar anlattiktan sonra sorar; -e iste o havada hareket eden
>alet onu süren kisi olmadan giderse ne dersin?
>kiz:oha derim!
>
>

adnanfd
20-09-2005, 19:56
URFALI SAFARİDE
Şanlı urfa'lı Ağa nın biri dünyayı gezip göreyim demiş.her
yolculuğundan
sonra köylüyü, kahvede etrafına toplayıp, gezip gördüklerini anlatırmış
ki
marabasının da vizyonu genişlesin yine bir yolculuk sonrası kahvede
koylusunu etrafına toplamış.

Köylü başlamış sormaya

-Ağam bu sefer nere getti?
-Afrike ye getmişem
-Agam efrike de ne yaptin?
-Safari ya cığmişem.
-Hele bu sefari ne ola ki?

-Hele arabaya biniysen, araziye ovaya çıhiysen. Bi
heyvan
goriysen,
peşinden arabayı suriysen. Heyvana yetişip tüfek ile
vuriysen.
-Agam sen hiç heyvan vurdiin?
-Heee vurdim
-Ne vurdin?

-Zebra vurdim
-Agam hele bu zebra ne ola ki?
-Eşegi biliysen?
-Hee..
-Aha, eşegin siyah beyaz çizgili olani
-Abov..Agam başka ne vurdin?

-Zürefa vurdim.
-Hele bu zürefa ne ola ki?
-Eşegi biliysen?
-Hee..
-Aha, eşegin bacakları iki metre, boynu 3 metre
olani >
-Abov..Agam başka ne vurdin?

-Gergedan vurdim.
-Hele bu gergedan ne ola ki?
-Eşegi biliysen?
-Hee..
-Aha, eşegin derisi biraz kalın olani, bir de
burnunda iki
tane boynuz
vardir
-Abov..Agam başka ne vurdin?

-Piton vurdim.
-Agam bu piton ne ola ki?
-Eşeği biliysen?
-Hee.
-Eşegin şeyini bilisen ?
-Heee..
-Aha, onun 4 metre olani. Ama eşek yoktir

asagir
20-09-2005, 22:20
-ahmet! tahtaya kalk sözlüsün!
-eveet?...
-söyle bakıyım yavrum....
-eveeet!?
-çin duvarı neden yapılmıştır?
-taştaaan!!!!

...............................
- sen kalk yılmaz!
- buyur hocam!?
- söyle yavrum?
- neyi hocam!?
- nil nehri nerededir?
- 73. sayfada hocam!!!!?

varyemez
21-09-2005, 20:57
TÜRK USULÜ IHALE

Meclis Genel Kurul Salonu'nun giris kapisinin tamiri
gerekiyormus. Konuyla ilgili bürokrat, iki ayri firmadan marangoz davet
ederek kapiyi göstermis, fiyat istemis. . . Birinci marangoz: "500 milyon liraya olur bu is. " demis. . . "200 milyon malzeme, 200 milyon isçilik, 100 milyon da kâr. . . "
Bürokrat ikinci marangoza dönmüs:
"Siz ayni isi kaça yaparsiniz? "
"2, 5 milyar lira. . . "
"Nasil olur bu kadar fiyat farki? "
"1 milyar bana, 1 milyar size. . . " demis ikinci marangoz, "500 milyonu da bu
arkadasa veririz kapiyi yapar. . . "

Turkuaz
04-10-2005, 23:54
Uğursuz Bir Günde...


Barda oturmuş, bir saate yakın bir süredir düşünceli bir biçimde önündeki içki bardağını seyreden çelimsiz bir adamın yanına iri yarı bir adam geldi ve hiçbir şey söylemeden adamın içkisini aldı, bir yudumda içiverdi.

“Bir saattir içkine bakıp duruyorsun, arkadaş” dedi. “İçki dediğin öyle düşünerek değil, bardağı boğazından bir yudumda boşaltarak içilir.”

Çelimsiz adam, önce iri yarı adama baktı, sonra da başını ellerinin arasına alarak hıçkırarak ağlamaya başladı.

İri yarı adam onun bu durumunu görünce elini omuzuna dayadı ve özür diledi:

“Aslında sana şaka yapmak istedim” dedi. “Ne de olsa bardayız. Hemen yeni bir içki söylerim sana... Lütfen böyle üzülme...”

Çelimsiz adam, içkisini içen iri yarı adama acıyarak baktı.

“Mesele bambaşka, dostum” dedi ve anlatmaya başladı:

“Bugün her işimde bir uğursuzluk var... Sabah çalar saatim bozulmuş, geç uyandım. İşe geç gittiğim işin patron bağırdı, çağırdı ve beni kovdu. Üzgün bir biçimde otobüs durağına geldim ama otobüsü kaçırdım. Bir taksiye bindim eve gittim. İndikten sonra cüzdanımı takside unuttuğumu anladım. Evde, masanın üstünde eşimden bir mektup duruyordu. Bana daha fazla dayanamayacağını ve bu yüzden evi terk ettiğini yazıyordu. Benim için yaşamın artık bir anlamı kalmamıştı. Bir eczaneden güçlü bir zehir aldım ve buraya geldim, bir içki söyledim. Zehiri içki bardağıma boşalttım ve karşısına geçip, yaşamımı gözden geçirmeye başladım. Sonra da bardağı kafama dikeceğim sırada, bir uğursuzluk daha geldi başıma, sen çıktın karşıma, içkimi, bir dikişte içiverdin. Ne uğursuz bir günümdeyim, bugün...”•

bikmisbroker
05-10-2005, 00:59
İYİLİK VE VEFA
Bir kurdu avcilar fena halde sıkıştırmıştır.

Kurt ormanda oraya buraya kaçmakta, ancak peşindeki avcilari bir türlü ekememektedir.

Canini kurtarmak için deli gibi koşarken bir köylüye rastlar.

Köylü elinde yabasiyla tarlasina girmektedir.

Kurt adamin önüne çöker ve yalvarmaya başlar:



"Ey insan ne olur yardim et bana, peşimdeki avcilardan kaçacak nefesim kalmadi, eğer sen yardim etmezsen biraz sonra yakalayip öldürecekler.

" Köylü bir an düşündükten sonra yanindaki boş çuvali açar, kurda içine girmesini söyler.

Çuvalin ağzini bağ lar, sirtina vurur ve yürümeye devam eder.



Birkaç dakika sonra da avcilara rastlar.

Avcilar köylüye bu civarda bir kurt görüp görmediğini sorarlar, köylü "görmedim" der ve avcilar uzaklaşir.

Avcilarin iyice uzaklaştiğindan emin olduktan sonra köylü sirtindaki torbayi indirir, ağzini açar, kurdu dişari salar.



"Çok teşekkür ederim" der kurt, "Bana büyük bir iyilik yaptin"

"Önemli değil" der köylü ve tarlasina gitmek üzere yürümeye baslar.

"Bir dakika" diye seslenir kurt: Çok uzun zamandir bu avcilardan kaçiyorum, çok bitkin dü ştüm, açim, kuvvetimi toplamam için bir şeyler yemem lazim ve burada senden başka yiyecek bir şey yok."



Köylü şaşirir:

"Olur mu, ben senin hayatini kurtardim."

"Yapilan iyiliklerden, verilen hizmetlerden daha çabuk unutulan bir şey yoktur" der kurt.

"Ben de kendi çikarim için senin iyiliğini unutmak ve seni yemek zorundayim.



" Bir süre tartiştiktan sonra, ormanda karşilarina çikacak olan ilk üç kişiye bu konuyu sormaya ve ona göre davranmaya karar verirler.

Karşilarina önce ya şli bir kisrak çikar.

" Ne vefasi " der kisrak ,

"Ben sahibime yillarca hizmet ettim, arabasini çektim, taylar do ğurdum, gezdirdim.

Ve yaşlanip bir işe yaramadiğimda beni böylece kapiya koydu...

" Bir sifir öne geçen kurt sevinirken bir köpe ğe rastlarlar.



"Ben hizmetin değerini bilen bir efendi görmedim" der köpek, " Yillardir sadakatle hizmet ederim sahibime koyunlarini korurum, yabancilara saldiririm, ama o beni her gün tekmeler, sopayla vurur..."



Kurt köylüye döner,

"İşte gördün" der. Köylü de son bir çabayla

"Ama üç diye konuşmuştuk, birine daha soralim , sonra beni ye" diye cevap verir.

Bu kez karşilarina bir tilki çikar .



Başlarindan geçenleri, tartişmalarini anlatirlar.

Tilki hep nefret ettiği kurda bir oyun oynayacaği için keyiflenir.

"Her şeyi anladim da" der tilki

"Bu küçücük torbaya sen nasil siğdin?

" Kurt bir şeyler söyler, tilki inanmamiş gibi yapar:

"Gözümle görmeden inanmam...

" İşin sonuna geldiğini düşünen kurt torbaya girer girmez, tilki köylüye işaret eder ve köylü torbanin ağzini sikica bağlar.

Köylü eline bir taş alir ve

"Beni yemeye kalktin ha nankör yaratik" diyerek torban in içindeki kurdu bir süre pataklar.

Sonra tilkiye döner

"Sana minnettarim beni bu kurttan kurtardin " der.



Tilki de "Benim için bir zevkti" diye cevap verir.



O an köylünün gözü tilkinin parlak kürküne takilir , bu kürkü satarsa alacaği parayi düşünür ve hiç beklemeden elindeki taşi kafasina vurup tilkiyi öldürür.



Sonra da torbanin içindeki kurdu ayağiyla dürter:



"Hakliymişsin kurt, yapilan iyilikten daha çabuk unutulan bir şey yokmuş..."



CAN DÜNDAR

gemici
05-10-2005, 08:44
bıkmışa teşekkürler bu yazıyı buraya aktardığı için

bikmisbroker
05-10-2005, 16:07
ÇOCUK GIBI DÜŞÜNMEK
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------




O gun hava cok kotuydu.. Durmadan gok gurluyor, bardaktan bosanir gibi yagmur yagiyordu.... kucuk kiz yine de her sabahki gibi annesinin
sesiyle uyanmis, kahvaltisini etmis ve her gun yuruyerek gittigi Okuluna dogru yola koyulmustu...
ancak gokyuzunde simsekler birbiri ardina ve o kadar gurultuyle cakiyordu ki, kucuk kizin annesi "yavrum bu havada yolda yururken
korkmasin?" diye telaslandi..
Arabasina atladigi gibi yolda kizini aramaya basladi, bakti, kucuk kizi az ilerdeydi..minik minik adimlarla yuruyor, ama ne zaman simsek
caksa durup gokyuzune bakiyor ve gulumsuyordu.....Annesi once bir anlam veremedi ama kizin niye boyle yaptigini cok merak etmisti, nihayet
arabayla ona yaklasip sordu:
Yavrum hic korkmadin mi bu havada yalniz yurumekten...? Hem ne zaman simsek caksa durup yukari bakarak oyle napiyorsun...?"
Kucuk kiz cevap verdi:"Gulumsuyorum... cunku Tanri fotografimi cekiyor..."

karınca
06-10-2005, 01:16
----------------------------------------------------------------
Gene Karadeniz de olan yeni bir olay; Adamın birisi ev taşıyor buzdolabını çıkaracaklar dışarıya adamın abisi de yardımcı oluyor taşımada aşağıdan bağırıyor (ikinci kat ) Sen at ben tutarım ve kardeşte dolabı aşağıya atıyor ve kaçınılmaz son; tutucu hastanelik oluyor.
----------------------------------------------------------------

Karadenizliler hakkında bir çok yazı yazılır ama burada Karadenizlilere haksızlık yapılıyor.Yukarıda bulunan olay İzmir Bayraklı'da oldu.
O haberi çok iyi hatırlıyorum.Hastanede sargılar içinde bir adam ve polisin yanında başka biri...
Sargılı olarak yatan kişiye muhabir soruyor "ne oldu?" (bu arada bu bölümde ev taşıma şeklinde yazılmış yani bu da hatalı)adamın söylediğine göre tek katlı evin üzerinde çatı yok,üst taraf düz.Yıllardır kullanılmayan eşyalar burada birikmiş bunlarda eşyaları hurdacıya satmaya karar vermişler ,aklımdayken onu da yazayım bu iki kişi kardeş.Biri yukarıdan atacak diğeri aşağıdan tutacak."abi (muhabire abi olarak hitap ederek)şimdi, yukarıdan eşyaları atıyordu ama en son buzdolabını tam tutacakken ayağım kaydı tutamadım" (dikkat edin adam hatayı kendinde buluyor) Muhabir sonradan polisin yanındaki kişi ile görüşmeye gidiyor.Adamda aynı şekilde "üst tarafta bulunan eski eşyalardan temizlemek istedik eşyaları ben atıyordum o ise tutuyordu" dedikten sonra ekledi "buzdolabını istese tutardı ama olmadı" (bu adamda hala hatalı olduklarını kabul etmiyordu)

Saxofon
07-10-2005, 11:50
Burası yeri değil ama, bana zaten bildiğim bir gerçeği hatırlatan bir yayın izledim. Discovery Channel'da Myth Busters (Efsane Avcıları) isimli bir program var.

Progralardan birinde efsanelerden birini test etmek için küçük uçan balonlardan bir demet yapıp, bununla 20 kiloluk bir çocuğu havaya kaldırmanın mümkün olup olmadığını göstermek istiyorlar. Başlangıçta 25 adet balon şişirip bunun 2 dakika 20 saniye sürdüğünü ve 2500 balonu şişirmek için geçecek süreyi hesaplamak istediler. Programa renk katmak için sonradan işe alınmış iki bayan vardı ve bunlardan biri "2.2x2500 dakika mı? Aman tanrım günler sürecek" dedikten sonra aklının biraz karışmış olduğunu farkedip "Ben daha önce öğretmendim, umarım öğrencilerim izlemiyordur" dedi.

Amerikada yaşamış, kalmış arkadaşlarım daima söylemişlerdir "Sıradan bir Amerikalı gerizekalı bir yaratıktır."

onkel 3
07-10-2005, 20:52
>
> Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu
> sorar:
> "Var olan herseyi Tanri mi yaratti?"
>
> Cesur bir ogrenci ayaga kalkar ve yanitlar: "Evet
> herseyi Tanri yaratti!"
>
> Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet
> efendim" diye yanitlar.
>
> Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise
> ve seytan var
> olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve
> calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme'
> prensibine gore de Tanri &thorn;eytandir."
>
> Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve
> yerine oturur.
>
> Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanri'nin
> icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan
> oturu oldukca mutludur.
>
> Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru
> sorabilirmiyim profesor?" der. Profesorde
> sorabilecegini soyler.
>
> Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye
> sorar.
>
> Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir"
> diye yanitlar.
> "Sen hic soguktan usumedin mi?"
>
> Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk
> yoktur. yasamda/realitede biz sogugu sicakligin
> yoklugu olarak dusunuruz. Herkes veya nesneler o
> enerji oradaysa veya bir sekilde enerji
> iletiyorsa onu deneyimler. Ornegin, Absolute 0 (-460
> derece F) sicakligin kesin yoklugudur (hic olmadigi
> seviyedir). Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon
> verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur,
> o yalnizca sicakligin yoklugunda duyumsadiklarimizi
> tarif etmek icin yarattigimiz bir kelimedir" der
>
> ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
>
> Pofesor: "Tabiki vardir".
>
> Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz
> efendim. Cunku,
> karanlik da yoktur. Yasamda/realitede karanlik
> isigin yoklugudur. Biz
> isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi
> calisamayiz. Gercekte, biz Newton'un prizmasini
> kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli
> dalga uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama
> karanligi
> olcemeyiz. Bir basit isik isini karanlik bir mekani
> aydinlatarak karanligi kirmis olur yani karanligi
> gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne
> kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz?
> Isigin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degil mi?
> Karanlik insanlik tarafindan, isigin olmadigi
> yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir. Son olarak
> ogrenci profesore gene sorar:
>
> "Efendim seytan var midir?"
>
> Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte
> yanitlar: "Tabi ki,
> acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu
> goruruz. Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye
> her gun sergiledigi
> insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki
> islenmis tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin
> tumu seytanin kendisinden baska bir sey de
> degildir." der.
>
> Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim. Yani o
> kendi basina
> yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O
> aynen karanlik ve soguk ta oldugu gibi insanin
> tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere yarattigi bir
> kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.
> Seytan/kotuluk insanin tanrisal sevgiyi yureginde
> duyumsamadigi zaman
> deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen
> sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin
> olmadigi yere gelen karanlik gibidir.
>
> Profesor yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert
> Einstein'dir.
>
>
>
>

kentuf
07-10-2005, 21:34
onkel 3 üçüncü baskı ama güzel ismi albertmi dedin .tanıdık geldi de akinolumu acaba??

gzmnc
07-10-2005, 21:58
KURNAZ AVUKAT
Bir avukat adam ve bir sarisin kadin Newyork'tan Los Angeles'a giden ucakta yan yana oturuyorlarmis.
Yolculuk uzun surdugunden avukat gecen zamani eglenceli kilmak icin bir oyun dusunmus ve kadina dogru egilerek;
- "bir oyuna ne dersin?" diye sormus. Kadin yorgun oldugundan avukati kibarca reddetmis ve uyumak icin gozlerini kapamis.
Ancak adam israrla kadina;
- "oyun cok kolay, ve eglenceli. Sana bir soru soracagim. cevabi bilemezsen bana $5 vereceksin, bilirsen ben sana, sonra sen soracaksin."
Kadin yine kibarca reddetmis ve uyumaya calismis. Adam, kadin sarisin oldugu icin oyunu kolayca kazanacagini dusunerek israrlarini arttirmis. Bir teklif daha yapmis
-"Eger cevabi sen bilemezsen bana $5 verirsin, eger ben bilemezsem sana $50 veririm" demis. Kadin israrlara dayanamayarak bu yeni teklifi kabul etmis.
Adam ilk soruyu sormus.
- "Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir?"
Kadin tek soz soylemeden cantasindan $5 cikarip adama uzatmis.
- "Simdi sira bende" diyerek sorusunu sormus;
- "Tepeye uc ayakla tirmanip dort ayakla asagiya inen sey nedir?"
Adam kadina saskin saskin baktiktan sonra laptop bilgisayarini cikarmis, kayitli bilgilerinden arastirmis, yok. Internetten arastirmis, yok.Email ile tum arkadaslarina sormus, yok. Bir saat sonra adam yenilgiyi kabul ederek cevabi aramaktan vazgecmis ve cuzdanindan $50 cikarip kadina uzatmış Kadin kibarca parayi alip cantasina koyduktan sonra uyumak icin hazirlanirken, adam yenilmenin verdigi aciyla sormus;
- "cevap ne?".
Kadin yine tek kelime etmeden cantasini acmis ve $5 cikarip adama uzatmis ve uyumaya devam etmis.

varyemez
08-10-2005, 16:11
Açilan resmi kendi haline birakin ve izleyin.

http://micro.magnet.fsu.edu/primer/java/scienceopticsu/powersof10/index.html

Augustlobster
08-10-2005, 17:54
Açilan resmi kendi haline birakin ve izleyin.

http://micro.magnet.fsu.edu/primer/java/scienceopticsu/powersof10/index.html


gavır yapıo kardeşim..

Turkuaz
09-10-2005, 00:18
Bilmiyordum?


Coca Cola'nın pazarlama temsilcilerinden biri Ortadoğu'daki
görevinden büyük bir hayalkırıklığıyla dönmüş.. Bir arkadaşı ona
sormuş:
"Sence Araplar üzerinde niye başarılı olamadınız?"
"Beni Ortadoğu'ya ilk gönderdiklerinde kendime çok güveniyordum,
bir tek sorun vardı o da arapça bilmememdi.. O yüzden onlara vermek
istediğim mesajı yanyana 3 poster halinde düzenledim..
1. posterde kızgın bir çölde kumların üstünde sürünen, susuzluktan
kavrulmuş bir adam...
2. posterde adam yerde bulduğu Coca Cola alıp içiyor..
3. posterde ise adam diriliyor ayağa kalkıyor ve capcanlı oluveriyor.."
"Eee bu harika bir reklam, niye işe yaramadı?"
"Arapların sağdan sola dogru okuduklarını bilmiyodum ki?!"

Turkuaz
09-10-2005, 00:20
Kekeme bir adam bir gün Tophane'de bir at ölüsüne rastlamış. Polisi aramış:

-İiiiiii iiiiiiyi gügügünler...Bubububrarada bir aaaat öölüsü var....

Polis:Nerede?.. demiş

Kekeme: Totototototo...tooop......

Polis: Topkapı'da mı? demiş.

Kekeme: Haaayır.....

Polis: Aman be! demiş ve çat diye kapatmış.

Biraz sonra kekeme tekrar aramış:

-İiiyi günleleler...Buburaradada bibir at ölülüsü vaaar. ..

Polis: Nerede kardeşim? demiş.

Kekeme: Tooooooop... tototop....top...

Polis: Topkapı'da mi? demiş.

Kekeme:Hahahaaayır...

Polis: Yeter be! deyip,tekrar kekemenin yüzüne kapatmış.

Aynı konuşma 9 defa geçmiş aralarında,aynı şekilde biterek...

Kekeme aramayı bırakmış.Polis Oh! Be.... diye rahatlamış.

İki saat sonra telefon çalmış.Polis açmış.Karşıda bir ses:

-iiiiiyiyi gügünleler..buburada bibir aaat ölüsü vavar...

Polis: Nerede?...diye sormuş.

Kekeme: Tooooo....toootoop...top..top...

Polis: Topkapı'da mı,kardeşim? demiş.

Kekeme: Ooooraraya gögötürdüm....

Eyvallah!

varyemez
13-10-2005, 23:16
Modern bir ilan-ı aşk



Sevgili Pın@r Seni ram'inin alamayacağı kadar &#231;ok seviyorum.
Zipsiz, zapsız olduğun gibi...

Seni ilk g&#246;rd&#252;ğ&#252;m anda formatlandım.
Bana &#246;yle bir sistem transfer ettin ki, hi&#231; bir komut artık beni senden ayıramaz.
Seninle &#231;oklu ortamlar da dahil, her ortamda mutlu olabileceğimi biliyorum.

Senin megahertz'in beni de ateşliyor.
Bakışların beni taa derinden scan ediyor.
Sana &#231;ok g&#252;veniyorum, bu mektubumu başkasına forward etmeyeceğini de &#231;ok iyi biliyorum.

Ben, seninle evlenecegim Pın@r
Evleninceye kadar da s&#246;z; sana hi&#231;birşey insert etmeyeceğim.
Evlenmeden &#246;nce DR NORTON'dan randevu aldım, ikimiz de usulen bir virus taramasından ge&#231;ecegiz.
Merak etme hi&#231; bilmediğim software'lerle ilişkim olmadı.

Senin i&#231;in hardware'i taş gibi diyorlar, ancak biliyorsun ki benim i&#231;in software g&#252;zelliği hardware g&#252;zelliğinden &#246;nde gelir.

Pın@r, seninle biz &#231;ok dvd'ler seyredeceğiz.
Sana evlilik yıld&#246;n&#252;m&#252;nde 24 hızlı rewritable dvd alacağım.

Pembe slotlu kasamız, i&#231;inde nurtopu gibi hard disklerimiz olacak.
Tatillerimizde ikimiz de birer windows gezgini olacağız.
Daha sonra da ver elini internet.

Sana g&#252;zel g&#246;r&#252;nmek i&#231;in &#246;yle &#231;ok &#231;alışacağım ki, &#252;&#231; hafta sonra karşına yirmibir inch plazma ekran gibi &#231;ıkacağım.
Ondan sonra istersen beni duvarına bile asabilirsin.
Akşamları dizlerinin &#252;zerinde bir laptop gibi yatacağım.
Asla uyku moduna ge&#231;meyeceğim Pın@r
Biz seninle ışıkları kapatıp kucaklarımızda klavye
sabahlara kadar chat edeceğiz.
Ancak ilk yıllarda senden biraz tasarruflu olmanı isteyeceğim, onun
i&#231;in screen saver, standbye modu vs. anlarsın ya a&#231;ık dikkatli olmanı
isteyeceğim.
Salonumuzun baş k&#246;şesine babamın eski 10 megabaytlık bilgisayarını
koyacağım, malum şark k&#246;şeleri bana hep &#231;ok sıcak gelmiştir, yanına da
5,25lik disketler. O bi&#231;im nostalji olacak.
Hatta yılbaşı akşamları tetris falan oynayabiliriz.

Kendimizi hep geliştireceğiz, zaman hangi ram'i gerektiriyorsa uyacağız.

Birbirimizden fikir download'unu bir gurur meselesi yapmayacağız.
Aramızda ayrı gayrı olmayacak, herkes birbirinin s&#246;rf&#252;ne saygı duyacak.

O seni istemeye anasını g&#246;nderen herifin sitesini crack ettim, anasını da hack edeceğim.

Ben geleneklere sadık kalmak istiyorum şeker Pın@rcıgım.

TV kartını kız tarafı alırmış. Seni, &#231;eyiz sandığındaki emek emek doldurduğun cd-rom'larla bekliyorum.
Ben de sana amazon.com dan beş taşlı bir y&#252;z&#252;k sparişi verdim bile.
Nikahımızda da real player &#231;alacak...


Home page'indekilere de &#231;ok selam, her baytını &#246;p&#252;yorum.

BULL MARKET
14-10-2005, 00:29
>
> Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu
> sorar:
> "Var olan herseyi Tanri mi yaratti?"
>
> Cesur bir ogrenci ayaga kalkar ve yanitlar: "Evet
> herseyi Tanri yaratti!"
>
> Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet
> efendim" diye yanitlar.
>
> Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise
> ve seytan var
> olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve
> calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme'
> prensibine gore de Tanri &thorn;eytandir."
>
> Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve
> yerine oturur.
>
> Profesor ise ogrencilerine bir kez daha Tanri'nin
> icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan
> oturu oldukca mutludur.
>
> Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru
> sorabilirmiyim profesor?" der. Profesorde
> sorabilecegini soyler.
>
> Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye
> sorar.
>
> Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir"
> diye yanitlar.
> "Sen hic soguktan usumedin mi?"
>
> Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk
> yoktur. yasamda/realitede biz sogugu sicakligin
> yoklugu olarak dusunuruz. Herkes veya nesneler o
> enerji oradaysa veya bir sekilde enerji
> iletiyorsa onu deneyimler. Ornegin, Absolute 0 (-460
> derece F) sicakligin kesin yoklugudur (hic olmadigi
> seviyedir). Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon
> verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur,
> o yalnizca sicakligin yoklugunda duyumsadiklarimizi
> tarif etmek icin yarattigimiz bir kelimedir" der
>
> ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
>
> Pofesor: "Tabiki vardir".
>
> Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz
> efendim. Cunku,
> karanlik da yoktur. Yasamda/realitede karanlik
> isigin yoklugudur. Biz
> isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi
> calisamayiz. Gercekte, biz Newton'un prizmasini
> kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli
> dalga uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama
> karanligi
> olcemeyiz. Bir basit isik isini karanlik bir mekani
> aydinlatarak karanligi kirmis olur yani karanligi
> gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne
> kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz?
> Isigin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degil mi?
> Karanlik insanlik tarafindan, isigin olmadigi
> yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir. Son olarak
> ogrenci profesore gene sorar:
>
> "Efendim seytan var midir?"
>
> Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte
> yanitlar: "Tabi ki,
> acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu
> goruruz. Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye
> her gun sergiledigi
> insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki
> islenmis tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin
> tumu seytanin kendisinden baska bir sey de
> degildir." der.
>
> Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim. Yani o
> kendi basina
> yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O
> aynen karanlik ve soguk ta oldugu gibi insanin
> tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere yarattigi bir
> kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.
> Seytan/kotuluk insanin tanrisal sevgiyi yureginde
> duyumsamadigi zaman
> deneyimlediklerinin bir sonucudur. O aynen
> sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin
> olmadigi yere gelen karanlik gibidir.
>
> Profesor yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert
> Einstein'dir.
>
>
>
>



Yahu bu einstein okumadı diye biliyodum ben, yoksa tarih mi yalan yazıyor, adam küçükken okula gitmekten vazgeçmiş diye biliyodum, ilkokulu ancak bitirmişmiydi yoksa bitirmemişmiydi orasını hatırlayamayacağım ama küçük yaştada profösörlen falan ders ilişkisi de pek mantıklı değil gibi geldi bana, forumdaşlar ne dersiniz, bu hikayeler biraz daha destekli olmalı değil mi? Yada en azından einstein yerine başka bir isim bulmak daha iyi olurdu, mesela thomas edison gibi, ampul filan icat etti ya, şeytanıda kovmayı en iyi başarabilen dünyalılardan olarak hani diyorum uygun olmaz mı?:confused:

Turkuaz
16-10-2005, 16:50
Din dersi öğretmeni,öğrencilere bütün insanların Adem ve Havva'dan geldiğini söyledi.Bir öğrenci söz aldı:
---Bu doğru değil.
---Nasıl yani? dedi öğretmen.
---Babam bize maymundan geldiğimizi söyledi.
---Sevgili çocuğum,dedi öğretmen,sizin özel aile tarihiniz bizi hiç ilgilendirmiyor

Turkuaz
16-10-2005, 16:51
Temel uzun zamandır görmediği Cemal'le İstanbul'da karşılaşır:
---Uşak, nasılsun pakayum?
---İyiyum.
---Çocuklarun nasuldur?
---Onlarda iyidur.
---Ha karin nasildur?
Temel böyle sorunca ,Cemal'in birden yüzü değişir .... Temel arkadaşının karısının geçen yıl öldüğünü hatırlayıp,hemen şöyle der.
---Yani aynı mezarda mi yatayü!!!

varyemez
17-10-2005, 18:22
("Fornication Under Control of the King") anlamı

Kral kontrol&#252;nde zina Ingiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan biri kral VIII.Henry zamanidir...Veba, katliam, savaslar, uzak diyarlarda somurgelere gidenler, orada kaybedilenler ve buna benzer sebeplerle &#252;lkenin n&#252;fusu neredeyse yari yariya dusmus, Kral ulkesinin geleceginden ciddi bir
bicimde endiselenmeye baslamistir. Ama yaptirdigi arastirmalar sonucunda
&#252;lke hapishanelerinde &#231;ok sayida serseri, hirsiz katil vs. ve cok sayida
fahise oldugunu tesbit etmis ve nufus artisini saglayabilmek amaciyla
kral kontrol&#252;nde hapisanelerde ciftlesmeler organize etmistir. D&#252;nyaya
getirilen cocuklari da Ingiliz Kraliyeti, yetistirme
ve topluma katma isini ustlenmistir. Bu nufus arttirma islemine
"Fornication Under Control of the King" yani "Kral kontrol&#252;nde zina"
denmis ve FUCK olarak kisaltilmistir. Bu Fuck islemleriyle Ingiltere nufusu
10 yil icersinde 2ye katlanmistir. "Fuck" kelimesi de ingilizceye
buradan girmistir. Bu olayin Tarih kitaplariyla sabiti dogrudur. Buradan
bizim anladigimiz da Ingiliz halkinin yarisi o..... &#231;ocugudur!:))

varyemez
17-10-2005, 18:28
ımam ve tanrı

bır k&#246;y&#252;n camısınde ımam cemaate vaaz vermektedır.
ansızın ıcerı dalan bır k&#246;yl&#252; k&#246;y&#252; sel basmakta oldugunu haber verır.
butun cemaat hemen kendılerını dısarı atıp, kacar. sadece ımam butun ısrarlara ragmen k&#246;y&#252; terketmeyı reddeder ve tanrı'nın kendısını koruyacagını
soyleyerek, camıde kalır.kısa bır sure sonra sular camıye ulasır, ımam caresız
mınareye cıkar. sular mınarenın ılk katına yukselırken bır tekne ımamı kurtarmaya gelır.ancak dını butun ımam, tanrı'nın kendısını koruyacagını soyleyerek tekneye bınmez. sular yukselır, ımam ıkıncı kata cıkmak zorunda kalır.bır tekne daha gelır, ancak ımam yıne tanrı'nın kendısını koruyacagına ınancının tam oldugunu soyleyerek tekneye bınmez.sular ıyıce yukselır. ımam artık mınarenın en tepesındedır. bır helıkopter yaklasır. ıcındekıler durumun kotu oldugunu anlatarak ımama helıkoptere gelmesı konusunda ısrar eder. ımam helıkoptere bınmeyı de reddeder.bır sure sonra sular ıyıce yukselır ve ımam bogularak olur. kendısını cennetın kapısında melekler karsılar
-melek: hosgeldınız. cennette k&#246;sk&#252;n&#252;z hazırlandı.buyrun.
-ımam: cennete gırmek ıstedıgımden emın degılım.
-melek: neden?
-ımam: tanrı'ya bıraz kırgınım.
-melek: ne oldu kı?
-ımam: ben hayatımı ıbadet ederek gecırdım. ınsanlara hep ıyılık yaptım,
gunahtan uzak durdum. yasadıgım koyu sel bastı, herkes kactı ama
tanrı'nın benı kurtaracagına ınandıgımdan kaldım.goruyorsunuzkı sımdı burdayım...
tam bu sırada yukarıdan tanrı'nın sesı duyulur:
-salaga ıkı tekne bır helıkopter gonderdık!!!!!!!!!!!

Turkuaz
17-10-2005, 21:08
PATRON TABELASI
Bir şirketin patronu, çalışanlarının onu ciddiye almamasından ve saygı
göstermeden her zaman kafalarına göre çalışmalarından yakınıyormuş.
Bir gün şirketten içeri elinde koca bir tabelayla girmiş.

Tabelanın üstünde

"Burada Patron Benim" yazıyormuş.

Onu kapısının üstüne asmış ve dışarı toplantıya gitmiş.
Döndüğünde tabelanın üstünde söyle bir not varmış :

- "Karınız aradı, tabelasını geri istiyormuş.."

Turkuaz
17-10-2005, 23:12
Sevgililer Günü rüyasi

Sevgililer Günü kadin sabah uyanir uyanmaz; ''Kocaciiiiiiim'' demis...

''Rüyamda ne gördüm biliyor musun, aksam eve geldiginde çok güzel
paketlenmis bir kutuyla geliyorsun. Ben de paketi heyecan içinde açiyorum
ve içinden ne çikiyor biliyor musun....

BIR INCI KOLYE!... Sence bunun anlami ne olabilir?

Adam gülümsemis:

''Bu aksam ögrenirsin sevgilim...''

Ve adam aksam eve gelmis, elinde gayet güzel paketlenmis bir kutu...

Kadin gözlerine inanamamis; ''Kocaciiiiiiimmmm sen bir harikasin!..''
diye paketi alelacele açmis...

Ve kutunun içinden ne çikmis dersiniz?


RÜYA TABIRLERI KITABI

Turkuaz
18-10-2005, 15:06
CERİYAN
Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını ortalıkta göremeyince sormuştu:
-Ayşe nerede, göremedim?
Ev sahibi hava akımını kastederek:
-Geçen gün sizin evde ceriyana kapılmış, hesde yatir içerde.
Bu söz üzerine misafir hanım öfkeyle:
-Viyh torpah başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de bülirsen ki biz kaz
lambasi gullanirih!

HURDA NENE
Çeşitli hastalıklar, kazalar geçirmiş, bir gözünü kaybetmiş, romatizmadan beli bükülmüş, parmakları çarpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle şakalamayı, espri yapmayı severdi.
Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyini, nabzını ve ateşini kontrol eden doktor der ki:
-Teyze maşallah çok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. Vücut sıcaklığın 37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir türli ıssınamirem. Soyuhdan donirem. sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye çıkart. Ücreti mühüm değil.

ELEYSE NİYE DURDUN
Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otobüsünü durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şoför acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi?
Şoförün canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun!

varyemez
18-10-2005, 23:23
ALBAYIN VERDİGİ SOZLU EMIR

Albay, Binbaşı'ya...


Yarin g&#252;neş tutulacak. Bu her zaman g&#246;r&#252;len
bir olay değildir. Erleri talim elbiseleri ile
Alay'in talim meydanına getirin de olayı g&#246;rs&#252;nler.
Ben de orada bulunup, kendilerine gereken bilgiyi
vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey
g&#246;remeyiz. O zaman erleri, &#252;st&#252; kapalı olan
talimgaha g&#246;t&#252;r&#252;n.


Binbaşı, Y&#252;zbaşı'ya...


Albay'ın emri ile yarin sabah saat 09:00'da
g&#252;neş tutulacak. Bu her zaman g&#246;r&#252;len bir olay
değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey
g&#246;r&#252;lmeyecektir. Bu halde tutulma, kapalı talimgahta
talim elbisesiyle yapılacaktır.


Y&#252;zbaşı, Teğmen'e...

Albay'ın emri ile yarin sabah saat 09:00'da
talim elbisesi ile g&#252;neş tutulmasının a&#231;ılış
merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa -ki bu
durum pek g&#246;r&#252;len bir olay değildir- Albay kapalı
talimgahta gereken bilgiyi verecektir.

Teğmen, Baş&#231;avuş'a...

Yarin sabah hava g&#252;zel olursa, talim kıyafeti
ile Albay tutulacak. kapalı talimgahta yağmur
yağarsa, Alay'ın meydanında manevra yapılacak. &#199;&#252;nk&#252;
her zaman g&#246;r&#252;len bir olay değildir.

Baş&#231;avuş, Askere...

Yarin sabah saat 09:00'da kapalı talimgahta
Albay'ı tutacağız. Sabahleyin hepiniz talim
te&#231;hizatıyla hazır olun.

Askerler kendi aralarında...

Yarin sabah saat 09:00'da bizim Baş&#231;avuş,
Albay'ı tutuklayacakmış.

kentuf
19-10-2005, 02:52
varyo pehhh:gulen:

bikmisbroker
19-10-2005, 12:24
S&#246;f&#246;r&#252;n biri trafik sıkısık iken park yasagi olan yere direksiyonu kirar ve durur...
polis ; - "beyaz uno &#231;ek kardesim park yasak" ...gibilerinden bir anons yapar...
s&#246;f&#246;r el kol hareketleri yardimiyla -"abi ekmek almaya ge&#231;iyom hemen &#231;ikacam" der !...

yarim saat kadar sonra elini kolunu sallaya sallaya &#231;ikinca polis anonsu patlatir...
Polis; -"beyaz uno ekmek nerde lan ?"

bikmisbroker
19-10-2005, 12:26
polisler arabayi s&#252;renin tipine g&#246;re hitap etmesini de bilirler ;
- sarisin bayan saa &#231;eker misiniz diyorum l&#252;tfen..

-beyefendi... biyikli... bekleme yapma

- deri ceketli.. et benli..hade..

-duymuyormusun lan g&#246;zl&#252;kl&#252; zibidi....:D:D:D

bikmisbroker
19-10-2005, 12:28
Kadikoy kusdili'ndeki dort yol agzinda trafik &#231;ok s ı k ı şık oldugu i&#231;in
surekli polis otosu bekler. trafik polisleri megafonla bagirarak t rafigi idare ediyolar iste.

Neyse bagiriyo eleman;
-"34 pts 723lutfen saga &#231;ek" o sirada ordan ge&#231;mekte olan oteki trafik otosu megafonla espiri yapiyor bunlara;

- "lutfenini yiyim senin, bu ne kibarlik lan mistafaa?"

Turkuaz
19-10-2005, 22:28
Temel 10 katlı bir binada kapıcıyken, asansör bozulmuş.
Temel bu, halkı bilinçlendirmesi gerekli tabi hemen, asmış
asansörün kapısına:
-"Asansör pozuktur, en yakın asansör 35 metre ileride,
Hikmet Bey Apartmanundadur."


================================================== =======

Çok uyanık geçinen bir genç, hastalanmış. Bir doktorun
ofisinin kapısında "eski hastalaradan yarım ücret alınır"
ibaresi varmış. Hemen doktorun adına bakmış ve ofisine
girmiş:
-"Aydın Bey, nasılsınız? Yine ben geldim! Hatırladınız değil
mi beni?"
-"Ooo! Hatırlamaz olur muyum, hoşgeldiniz!"
Bir sessizlikten sonra genç yine konuşmuş:
-"Eeee? Muayene etmeyecek misiniz beni?"
Doktor kurnaz kurnaz gülümsemiş:
-"Hayır, gerek yok. Siz en iyisi size en son verdiğim
ilaçları kullanmaya devam edin!"

pride
19-10-2005, 22:37
CERİYAN
Neriman Hanıma gelen misafir, evin kızını ortalıkta g&#246;remeyince sormuştu:
-Ayşe nerede, g&#246;remedim?
Ev sahibi hava akımını kastederek:
-Ge&#231;en g&#252;n sizin evde ceriyana kapılmış, hesde yatir i&#231;erde.
Bu s&#246;z &#252;zerine misafir hanım &#246;fkeyle:
-Viyh torpah başıma, bizim evde ceriyan ne arir? Sen de b&#252;lirsen ki biz kaz
lambasi gullanirih!

HURDA NENE
&#199;eşitli hastalıklar, kazalar ge&#231;irmiş, bir g&#246;z&#252;n&#252; kaybetmiş, romatizmadan beli b&#252;k&#252;lm&#252;ş, parmakları &#231;arpılmış olduğundan mahalleli bu yetmişlik ihtiyara Hurda Nene adını takmıştı. Rahmetli o haliyle bile herkesle şakalamayı, espri yapmayı severdi.
Hastalanmış ,hastaneye kaldırılmıştı. Sabahleyini, nabzını ve ateşini kontrol eden doktor der ki:
-Teyze maşallah &#231;ok iyisin. Nabız normal, ateş de yok. V&#252;cut sıcaklığın 37 derece.
-Tohtor beğ oğlum, der Nene, bir t&#252;rli ıssınamirem. Soyuhdan donirem. sen o otuz yedi dereceyi kırka elliye &#231;ıkart. &#220;creti m&#252;h&#252;m değil.

ELEYSE NİYE DURDUN
Erzurum'lu bir hanım telaşla koşarak belediye otob&#252;s&#252;n&#252; durdurmaya uğraşıyor. Halk ıslıklıyor. Şof&#246;r acı bir frenle duruyor.
Kadın:
-Gardaş bu otubus İlice'ye gidir mi?
Şof&#246;r&#252;n canı burnunda, araba dolu, zor durmuş, kızgınlıkla
-Heyir baci, getmez!
Kadın:
-Vış! eleyse niye durdun!

SU&#199;UMUZ NE?
Tebrizkapı'da kaldırıma yaslanarak zorla durabilen kamyonu g&#246;r&#252;nce Trafik Polisi hemen yanaştı:
-Hoop hemşerim, burada durmak yasak!
-Aman terpetme gurban olim, frennerim dutmir.
-Senin farların da kırık?
-Mehellenin pijleri...
-Silecekler de yok?!
-Vış, ahan ben de yeni g&#246;rd&#252;m.
-Ehliyet ruhsat l&#252;tfen.
-Vallah r&#252;hset yok, ne yalan diyim. Ehliyet de emim de.
-Peki, sana elli lira ceza yazıyorum.
-Gurban olim polis bey, ahan vermesine verah da, su&#231;umuz ne?

DALIMIZ GIZSIN
Erzurumlu cehennemi boylamıştır ama şikayet&#231;i değildir. Hatta memnundur. Kapıyı sık sık a&#231;an ve a&#231;ık bırakanlara rica eder:
-Aman, nevolur kapıyi m&#246;kkem &#246;rt&#252;n de bir dalımız gızsın.

FARZET Kİ
Erzurum'da birisi tanıdık bir k&#246;yl&#252; dostuna misafirliğe gider. Ev
sahibi izzet ikramda bulunur. Yemekten sonra misafirin &#246;n&#252;ne bir kalbur yer
elması getirir. Bu kadar &#231;ok ikramdan mahcup olan misafir :
-Ağa ne zehmet ettin, bunlara ne l&#252;zum vardi, deyince, k&#246;yl&#252;:
- Ne zehmeti efendi farzet ki m&#252;s&#252;rl&#252;ge t&#246;hm&#252;şem &#246;k&#252;zler yiyir

SAKO
Bir kış gecesi Emin Hafizin kayınbiraderi &#231;ocuklarıyla gezmeye gelir. Gece uzundur, ikram izzet gerekir ama evde hi&#231; bir şey yok! Emin Hafiz, karısına "sen misafirlerle ilgilen" der, hemen asılı olan kaynının "sako"sunu aldığı gibi en yakın kahvede onbeş liraya okutur. Et, meyve, &#231;erez ne lazımsa alır gelir. Karısı da sevin&#231;le pişirir, ikram eder. Yer i&#231;erler. Ge&#231; vakitte kalkmak isterler.Kayınbirader seslenir:
-Baci hele sakomi getir biz gahah.
Kadın arar ama sakoyu bulamayınca:
-Ağabegi senin sakon var miydi?
-Eşşeggızi, zehmeri g&#252;ni caket gatına mi geldi, der.
Birden herkesin jetonu d&#252;şer ve hep birden Emin Hafiz'e bakarlar. Emin Hafiz istifini bozmadan:
-Gavatın oğli dolmalari &#252;&#231;er &#252;&#231;er yudanda eyiydi hem


END&#220;RD&#220;&#220;&#220;&#220;Z
Tortum k&#246;ylerinden birinde yatsı namazını on rekat kılıyorlarmış. Bağ bah&#231;e işlerinde yorulduklarından bu bile fazla geldiğinden on rekatı daha aşağı indirmek i&#231;in M&#252;ft&#252;ye bir heyet g&#246;nderirler. K&#246;yl&#252;ler derdini anlatır ama M&#252;ft&#252;n&#252;n cevabı a&#231;ıktır:
-On rekattan başka &#252;&#231; rekat da vitr-i vacip kılacaksınız. Aşağısı hi&#231; olmaz.
Heyet k&#246;ye d&#246;nerken k&#246;yl&#252;ler de hayırlı bir haber almak i&#231;in mezalığın yanına kadar gelmişlerdir. İ&#231;lerinden biri heyet uzaktan bağırı:
-End&#252;rd&#252;&#252;n&#252;&#252;&#252;z?!
-Poh end&#252;rd&#252;h, &#252;&#231;de fıtrifıcır kılacayuh!

HE&#199; BELLİM OLMAZ
Tortum'lu iki kardeş, yan k&#246;yden kız ka&#231;ırmış, kendi k&#246;ylerine d&#246;n&#252;yorlardı. Arazi malum patika! B&#252;y&#252;k kardeş &#246;nde kız ortada k&#252;&#231;&#252;k kardeş arkada. Kız hangi kardeşe ka&#231;ırıldığını merak edip arkadaki k&#252;&#231;&#252;ğe yanaştı ve sordu:
-Bahasan beni hang&#252;ze ka&#231;ırdıııız?
K&#252;&#231;&#252;k kardeş ş&#246;yle bir bıyıklarını burduktan sonra :
-Orası he&#231; bellim olmaz! Hele bir eva gidah!

DUA
Erzurumspor yenilirse k&#252;me d&#252;şecek, berabere kalır ya da yenerse ligde kalacaktır. Hoca'dan dua etmesini isterler:
- Hocam bi dua et de takım yensin, he&#231; degilse berabere galsın.
Hoca dua eder. Ma&#231;ın 90 dakikası berabere biter ama Erzurumspor uzatmalarda bir gol yer ve k&#252;me d&#252;şer. Taraftarlar:
-Ne bi&#231;im dua ettin" diye Hoca'ya &#231;ıkışırlar. Hoca:
- Ula uşah ben 90 dekke i&#231;in dua ettim. Ne b&#252;lim gavat uzadacah

pride
19-10-2005, 22:38
ALBAYIN VERDİGİ SOZLU EMIR

Albay, Binbaşı'ya...


Yarin güneş tutulacak. Bu her zaman görülen
bir olay değildir. Erleri talim elbiseleri ile
Alay'in talim meydanına getirin de olayı görsünler.
Ben de orada bulunup, kendilerine gereken bilgiyi
vereceğim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey
göremeyiz. O zaman erleri, üstü kapalı olan
talimgaha götürün.


Binbaşı, Yüzbaşı'ya...


Albay'ın emri ile yarin sabah saat 09:00'da
güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay
değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey
görülmeyecektir. Bu halde tutulma, kapalı talimgahta
talim elbisesiyle yapılacaktır.


Yüzbaşı, Teğmen'e...

Albay'ın emri ile yarin sabah saat 09:00'da
talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış
merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa -ki bu
durum pek görülen bir olay değildir- Albay kapalı
talimgahta gereken bilgiyi verecektir.

Teğmen, Başçavuş'a...

Yarin sabah hava güzel olursa, talim kıyafeti
ile Albay tutulacak. kapalı talimgahta yağmur
yağarsa, Alay'ın meydanında manevra yapılacak. Çünkü
her zaman görülen bir olay değildir.

Başçavuş, Askere...

Yarin sabah saat 09:00'da kapalı talimgahta
Albay'ı tutacağız. Sabahleyin hepiniz talim
teçhizatıyla hazır olun.

Askerler kendi aralarında...

Yarin sabah saat 09:00'da bizim Başçavuş,
Albay'ı tutuklayacakmış.

:) :) :) :p :p :p

Turkuaz
19-10-2005, 23:27
KADIN- Bugün kiminle karşılaştım biliyor musun?

ADAM- Bilmiyorum, orada değildim.

KADIN- Eski karınla.

ADAM- Ya? Nerede?

KADIN- Markette. Daha doğrusu biz karşılaşana kadar orası marketti; birdenbire cenaze levazımatçısına dönüştü. Hani sanki birbirimize uygün mezartaşı bakıyormuşuz da karşılaşmışız gibi oldu. Birbirimizi öyle abartılı görmezden geldik ki o sıra göbek atmaya başlasak bu kadar dikkat çekmezdi. O hemen büyük omomatik kutularının arasına kafasını gömdü, ben de deli gibi domates seçmeye başladım.

ADAM- Bu yüzden mi şu anda dolapta altı kilo domates var?

KADIN- Ne yapayım? Geri mi verseydim? Seçmiş bulundum bir kere. Benim yine iyi; eski karın altı tane beş kiloluk omomatik aldı. Sinirden ne yapacağını şaşırdı. Elinin titremesinden omolar köpürdü. Hem de ambalajın içindeyken ve bir damla dahi suyla temas etmemişken.

ADAM- Sen ne yaptın, salça mı?

KADIN- Hayır efendim, ben o kadar rahattım ki. Zaten benim rahatlığım onu deli etti.

ADAM- Tabii tabii. O kadar rahattın ki bütün yaz idare edecek kadar domates aldın.

KADIN- Ne demek istiyorsun sen?

ADAM- Bir şey demek istemiyorum. Ama belli ki sen de rahatsız olmuşsun işte.

KADIN- Ben rahatsız filan olmadım. Sadece karının çok gereksiz agresif tavırları beni güldürdü o kadar.

ADAM- Gülerken biraz domates toplayayım diye düşündün...

KADIN- Daha ne kadar uzatacaksın bu domates konusunu?

ADAM- Yavrum ne var bunda, karımla karşılaşmışsın, bu da normal şartlarda gergin bir durumdur.

KADIN- Bir dakika, bir dakika... Sen şimdi bana?yavrum?eski karına?karım?dedin değil mi?

ADAM- Bilmiyorum... Öyle mi dedim?

KADIN- Bırak şimdi. Bal gibi biliyorsun öyle dediğini.

ADAM- Dedimse dedim, ne var bunda?

KADIN- Allahım bu adamın genişliği beni öldürecek... Ne söylesek?Ne var bunda? ?Yani benimle konusurken eski karından?karım?diye söz etmen normal mi?

ADAM- Yavrum niye takıyorsun böyle detaylara bu kadar?

KADIN- Rica etsem bana yaşamın içinden bir tane gerekli detay söyler misin? Senin için her şey gereksiz. Ekmeği dilimleyip sofraya getirmek, yemeğe aynı anda başlamak, bir yemeğe giderken ikimizin aynı tarzda giyinmesi ve buna ilave edebileceğimiz bütün vesaireler gereksiz. Hatta sana kalsa eve filan da gerek yok, nezih bir mağara da işimizi görür aslında.

ADAM- Mağara mı? Nereden nereye taşıyorsun tartışmayı?

KADIN- Ne yani, ekmeği elinle parçalama adetin yok mu?

ADAM- Eee ne var bunda?

KADIN- Açıklayayım. Ekmek ilk yapıldığında, yani bundan binlerce yıl önce gerçekten senin yöntemin uygulanıyordu. Yani kabilenin iri yarı erkekleri ekmeği parçalara ayırıp dağıtıyordu. Sonra insanlık bıçağı buldu. Hatta bununla da yetinmedi, bıçak konusunda da derinleşip özel ekmek bıçağını buldu. Hani şu keskin yeri tırtırlı olan, hatırladın mı? Ama sen atalarımızın bu çabalarını hiçe sayıp hâlâ ilk çağdaki yöntemi kullanıyorsun!

ADAM- Yahu sen ne zaman karımla karşılaşsan biz kavga etmek zorunda mıyız?

KADIN- O SENİN ESKİ KARIN!!!

ADAM- Bağırma!

KADIN- Bağırmıyorum. Sadece biraz sesimi yükselttim o kadar.

ADAM- Tamam işte, buna Türkçe'de bağırmak diyoruz ve kesinlikle hoşlanmıyoruz. Mümkünse manyaklaşma.

KADIN- Bak... Bunun karınla bir ilgisi yok.

ADAM- Eski karımla!

KADIN- Hoşuna gider diye öyle söyledim, hâlâ onu seviyorsun ya...

ADAM- Haydaaaa...

KADIN- Ne bu şimdi, haydaaa! Halay mı çekiyoruz?

ADAM- Nereden çıktı karımı sevdiğim?

KADIN- Sürekli karım demenden olacak.

ADAM- Onu sevseydim boşamazdım.

KADIN- Öyle olmadı zaten, o seni boşadı. Biz de bu vesileyle tanıştık hatırlarsan. Bana ilk altı ay karını anlattın ve toplam bir yıl boyunca da karının adıyla seslendin.

ADAM- Her şeyi bu kadar abartmasan olmuyor değil mi? Bir kere boşanmayı isteyen bendim ve sana taş çatlasa iki kere karımın adıyla seslenmişimdir... Eski karımın yani...

KADIN- Hayret. Boşanmak isteyen biri bu isteği olumlu karşılandı diye neden ağlıyor?

ADAM- Ben mi ağladım?

KADIN- Aralıklarla altı ay boyunca. Ne zaman eski karını hatırlatacak bir şeyle karşılaşsan ağladın. Hatta bu konuyu bir ara öyle abartmıştın ki az kalsın deliriyordum. Ekmek görsen, o da ekmek yerdi, gazete görsen, karım o kadar iyi bulmaca çözerdi ki, görsen Şiar Yalçın'ı yerdin, diyip diyip ağlamadın mı?

ADAM- Ya, sen hakikaten ne acaip kadınsın ya! Nereden uyduruyorsun sen bunları? Evet, tamam gerçekten çok iyi bulmaca çözerdi, bu doğru... Hatta bazen öyle zor soruları bilirdi ki, şaşar kalırdım. Mesela bir keresinde ben çözüyorum bulmacayı, bir soruya takıldım kaldım, tamam mı? Soru da öyle kritik bir yerde ki, onu bulsam bütün bulmaca çözülüyor, öyle de stratejik bir yerde... Yani nereden baksan altı kelime o soruya bağlı. Soru da üç harflik bir şey, bir tibet öküzü mü, sığırı mı öyle bir şey işte... Ulan düşün düşün, yok! Tibet neresi bilmiyorum... Zaman içinde öküzlerle karşılaşmışım ama hiçbirine memleketini sormamışım. Hani birader isim nedir, sizin orada size ne diyorlar şeklinde bir muhabbetim olmamış hiçbiriyle. Tibet'te hayvancılık ne durumdadır bilmiyorum... Ona da soramıyorum, çok iyi çözüyor ya. Ben de ona karşı, ne var canım senin kadar ben de çözerim tribine girmişim. O da güya benimle ilgilenmiyormuş gibi yapıyor. Ama gözucuyla da nasıl kıvrandığımı görüyor. Yalnız bu arada söyleyeyim ondaki gözucu da kimsede yoktur ha... Öyle dikkatlıdir ki kafayı yersin... Neyse bir ara kahve getirdim bahanesiyle geldi, tam kahveyi önüme koyarken yine gözucuyla hangi soruya takıldığımı tesbit etti, tamam mı? Bak dikkat et, kahveyi koyarken yani maksimum dört sanıye içinde baktı ve hangi soruya takıldığımı anladı... ve aniden YAK dedi... Meğer Tibet sığırının adı Yak'mış. Bunun üzerine bir sinirimiz bozuldu, neredeyse bir saate yakın?vallahi bravo YAK diye bildin?diye diye gülmüştük. Olacak şey değil yani, sen tut o arada gör ve Yak diye... Aşkım! Hayatım, nereye gitti bu be? Sevgiliiiim! Neredesin?... Allah allah! Ne oldu yahu? Ben şimdi kötü bir şey mi söyledim buna?

Yılmaz Erdoğan

bikmisbroker
20-10-2005, 09:45
> > IKI DENIZCI
> > Iki denizci oturmus sohbet ediyorlar; - Sana iki
> > haberim var, biri iyi, digeri kotu.- Once kotusunu
> > soyle. - Biz seninle zamanimizin cogunlugunu seferde gecirirken
> > karilarimizin dostlugu cigrindan cikti, ikiside lezbiyen oldu!. -
> > Vay canina!, Peki iyi haberin nedir?. - Senden hoslaniyorum!...

bikmisbroker
20-10-2005, 11:16
>
>Pakize Suda / H&#252;rriyet
> > >
> > >
> > >* B&#252;t&#252;n kadinlar birbirlerini rakip olarak g&#246;r&#252;rler. Birbirlerini
> > >kiskanmalari i&#231;in ayni meslekten olmalariyla da menfaatlerinin
> > >&#231;atismasi falan sart degildir. Ortalikta kendilerinden
>baska
> > >kadinlarin da dolasiyor olmasi, kiskanmalari i&#231;in yeterli bir
> > >sebeptir. Yolu kadinlarin g&#246;rev yaptigi bir yere, &#246;rnegin bir banka
> > >subesine
>d&#252;sen
> > >bir kadin, g&#246;rd&#252;g&#252; muameleden bunu sip diye anlayabilir.
> > >
> > >
> > >* B&#252;t&#252;n kadinlarin mutlaka kosulacak sartlari vardir. "Seninle
> > >evlenirim ama...", "dedigini yaparim ama..."
> > >
> > >
> > >* Nedense b&#252;t&#252;n ask siirleri, en duygulu sarki s&#246;zleri hep erkekler
> > >tarafindan yazilmistir. &#199;ok duygulu olduklari s&#246;ylenen kadinlarin
> > >bu sirada ne yaptiklari merak konusudur. Bence kadinlar o
>sirada
> > >diger kadinlari incelemekle mesguld&#252;rler. "Ne giymis, ne takmis,
> > >benden g&#252;zel mi?" Vs...
> > >
> > >
> > >* Erkekler (eger ruh hastasi degillerse) eslerini &#231;ok yakin
> > >arkadaslarindan, akrabalarindan, yani olur olmaz herkesten
> > >kiskanmazlar. Oysa kadinlar, hi&#231; ayrim yapmaksizin, &#246;m&#252;r boyunca,
> > >istisnasiz her disiden kiskanirlar kocalarini.
> > >
> > >
> > >
> > >* Kendisinden 30 yas b&#252;y&#252;k bir kadinla, sirf parasi i&#231;in evlenen
> > >pek az erkek vardir. Buna karsilik etraf, babasi, hatta dedesi
> > >yasinda, ama mutlaka zengin erkeklere asik olan(!) kadinlarla
> > >doludur.
> > >
> > >
> > >* Hi&#231;bir kadin &#231;alistigi yerde &#252;st&#252;n&#252;n kadin olmasini istemez.
> > >Vallahi
>bunu
> > >ben s&#246;ylemiyorum, anketler &#246;yle diyor.
> > >
> > >
> > >* Erkekler kadinlardan ilgi, sefkat, sevgi disinda pek bir sey
>beklemezler.
> > >Kadinlara bunlar asla yetmez, ilave olarak iki bilezik, bir y&#252;z&#252;k
>gerekir
> > >&#231;ogu zaman.
> > >
> > >
> > >* Gelin-kaynana &#231;ekismesinin fikralara ge&#231;tigi &#252;lkemizde hi&#231;
> > >damat-kayinpeder &#231;ekismesine tanik oldunuz mu? "Elti gemisi
> > >y&#252;r&#252;mez" diye bir s&#246;z vardir da neden bacanaklar i&#231;in s&#246;ylenmis
> > >benzer bir laf yoktur?
> > >
> > >
> > >* Evli kadinla iliskiye giren &#231;ok az erkek vardir. Buna karsilik
> > >evli erkekle hi&#231; d&#252;s&#252;nmeden iliskiye giren kadin sayisi benim
> > >bildigim, g&#246;rd&#252;g&#252;m, duydugum kadariyla bir hayli kabariktir.
> > >
> > >
> > >* Erkekler bir araya geldiklerinde isten, politikadan, futboldan
> > >bahsederler genellikle. Kadinlar bir araya geldiginde ise vay o
> > >anda orada olmayan diger kadinlarin haline!
> > >
> > >
> > >* Eslerinden, "yorgunum", "basim agriyor" bahanesiyle m&#252;mk&#252;n
> > >oldugunca ka&#231;an kadinlar, ortaya ikinci bir kadin &#231;iktigi zaman
> > >aniden kocalarini &#231;ok sevdiklerini(!) fark ederler.
> > >
> > >
> > >* Kocasi tarafindan aldatilan kadinlar genellikle bosanmak yerine,
> > >bir &#231;ocuk daha yapmayi tercih ederler. Tersi durumda ise erkekler
> > >kadinlar kadar akilli olmadiklari i&#231;in bunu gurur meselesi
>yapar
> > >ve kadini hemen bosamaya kalkarlar.
> > >
> > >
> > >* Kadinlar evde aksama kadar istedikleri gibi yasarlar. Ne
> > >karisanlari
>ne
> > >de g&#246;r&#252;senleri vardir. Erkeklerin aksamdan aksama geldikleri
> > >evlerinde
>pek
> > >de &#246;zg&#252;r olduklari s&#246;ylenemez. Kendilerine durmadan oraya
> > >oturmamasi, sigarasinin k&#252;l&#252;ne dikkat etmesi, ayakkabisini
> > >&#231;ikarmasi hatirlatilir. Kadinlar aksama kadar kocalarinin bilgisi
> > >disinda istedikleri arkadaslarini misafir ederler. Oysa hi&#231;bir
> > >erkek karisindan izin almadan eve bir erkek arkadasini getiremez.
> > >Hatta izin alarak bile...
> > >
> > >
> > >* Kadinlar her istediklerinde eslerinden izin almadan annelerini
> > >ziyaret edebilirler. Erkekler ne haberli, ne habersiz, yanlarinda
> > >esleri olmadan asla annelerine ugrayamazlar.
> > >
> > >
> > >* Kadinlar b&#252;t&#252;n iliskilerinde hesap kitap i&#231;indedirler. Asla
> > >seffaf degildirler. Hoslanirlar, hoslanmaz gibi davranirlar,
> > >isterler, istemez gibi yaparlar. Esleriyle sorunlarini &#231;&#246;zmede
>bedenlerini
> > >silah olarak kullananlar bile vardir.
> > >
> > >
> > >* V&#252;cutlarini g&#246;stermeye bayilirlar. A&#231;ik, dar, seffaf, kisa
> > >giyerler. Sonra da "neden bakiyorsunuz?" diye sinirlenirler.
>Aslinda
> > >ama&#231;lari baktirmaktir, ama bunu asla kabul etmezler. &#214;zg&#252;rl&#252;kten,
> > >rahatliktan, medeniyetten falan s&#246;z ederler. Nereden biliyorsun,
> > >derseniz, ben de kadinim oradan biliyorum.
> > >
> > >
> > >NOT: Istisnalar kaideyi bozmaz.
> > >
> > >(Bu yaziyi okuyan b&#252;t&#252;n kadinlar kendini istisna olarak kabul
>edecektir.)

bikmisbroker
20-10-2005, 11:24
HER ŞEYİN DAHA İYİ ANLATILABİLECEĞİ BİR YOL VARDIR...

NewYork'ta, Brooklyn K&#246;pr&#252;s&#252; &#252;zerinde dilenen k&#246;r
bir dilenci birg&#252;n, birşairin dikkatini &#231;eker.
Dilencinin boynunda asılı bir tabela vardır.
Şair, dilenciye g&#252;nl&#252;k kazancının ne kadar
olduğunu sorar.
Dilencide
sekiz - dolar kadar olduğunu s&#246;yler. Bunun &#252;zerine
şair, dilencinin boynuna asılıtabelayı
ters &#231;evirerek birşeyler yazar;
'Şimdi buraya senin kazancini arttıracak birşeyler
karaladım. Bir hafta sonra yanına geldiğimde
bana sonucu s&#246;ylersin' der
ve oradan ayrılır.
Şair, bir hafta sonra dilencinin yanına uğrayıp kendini tanıtınca dilenci; 'Bayım size ne kadar teşekk&#252;r etsem azdır. Bir haftada kazancım ikiye katlandı. &#199;ok merak ediyorum tabelaya neler yazdınız?' Bunu &#252;zerine şair g&#252;l&#252;mser ve: Tabelada
- Doğustan k&#246;r&#252;m, yardım edin - yazıyordu.
Bense
- 'Bahar gelecek, ama ben yine g&#246;remeyeceğim diye yazdım' der.

Turkuaz
20-10-2005, 20:30
-komşu nasılsın
-ben bilmem beyim bilir
-he
-ozaman beyini çagır


-sevgi kocan nasıl
-ben bilmem beyim bilir
-peki anan nasıl
-tamam söleme beyin bilir
-yok iyi diyecektim


- iyi günler hanımefendi, bir anket yapıyoruz... evde hangi deterjanı kullanıyorsunuz?
- ben bilmem beyim bilir
- nassı yani?
- nassılını da ben bilmem beyim bilir


- hanımefendi ben ana çocuk sağlığından geliyorum.
- hoşgeldin... buyır içeri...
- doğum kontrol yöntemleri hakkında bilgi verecektim de...
- buyır, otur.
- kaç çocuğunuz var?
- on iki dene.
- buradaki dört tanenin dışında da var yani?
- hee... onlar okuldalardır...
- nasıl korunuyorsunuz?
- ben bilmem beyim bilir...
- belli oluyor...

- teyze, sen ask nedir bilir misin?
- ben bilmem beyim bilir.
- hö?

-buyır selami abey?
-merhaba neriman abla. ya benim anahtar kaybolmuş da. kapıyı çalıyorum çalıyorum açan yok. benim hanım nerde biliyon mu acaba?
-valla ben bilmem beyim bilir.
-amanın..

-Şey affedersiniz Ayşe Hanım bir fincan kahve var mı sizde bizde bitmiş de
-Ben bilmem beyim bilir
-Sor beyine o zaman
-Ben de beyin ne gezeeeerrrr,ben bişey bilmem beyim bilir


-çocuğunuz kaç yaşında hanımefendi?
-ben bilmem, beyim bilir
-o mu doğurdu çocuğu?
-ne dedin?
-neyse yok bişi, beyine selam söyle.


elinde koskoca klasorle bir kiz, ya$ en fazla 15.
- ne icin basvuruyorsunuz siz?
- evlendim
- yerlesim mi yani
- eeeeeeemmmmmmmmmm..........
- hanfendi yerlesim mi ......
- (saga sola bakar)
- hanfendi.. size diyorum, size....
- kocama sorsak?
- nasi yani... soru $u bakin, bi daha tane tane soruyorum: ne i-cin gi-di-yor-su-nuz?
- ayhh... cok heycanliyim da ben.. beyime sorsak?
- hadi bi sorun bakalim...
- (kalabaliga dogru:) reeeeeceeeeepppppp!!!! geh bi geh
- (herif gelir) buyrun bayan?
- kariniza soruyorduk da.. ne icin gidiyor diye.. bilmiyor.. siz bilirmi$siniz. ihtimal var mi?
- anlamadim? neyi?
- hasbinallah.. neden geldiniz siz bugun?
- muracaata?
- tamam iste ben de onu soruyorum.. ne vizesi istiyorsunuz diye...
- oturum
- hah, $ukurler olsun...
- bagyan bana sorsaydiniz ya!!! bunun boyuna bakmayin siz, akil ya$i 12 bunun...
- "bu"?
- hanim yani. cok akilli degil


*Hocam .. Benim basim agriyo ..
-Okuyup üfleyelim ..
*Okuyup üflemek mi?
-Eet..
*Beyime bi sorayim ..
-Neden?!
*Ben bilmem, beyim bilir!
-En iyisini allah bilir evladim, gel bi üfliyim ..


sen kilo mu aldın?
-ben bilmem,beyim bilir.
-yok yok zayıflamışsın
-ben bilmem,beyim bilir.
-peki ben nasılım,zayıflamış mıyım?
-ben bilmem,beyim bilir

Turkuaz
21-10-2005, 13:19
Aynanın ilk icadı

Köylü adamın biri iş icabı kasabaya inmiş.
Dönerken karısına hediye olsun diyede bir ayna satın almış.
Eve geldiğinde de daha önce hıç ayna görmeyen karısına aynayı vermiş.
karısı aynaya bakınca ağlaya ağlaya anasının yanına koşmüş,
ana ana bak oğlunun yaptığına bunca yıldan sonra üzerime kuma getirmiş diyerek aynayı anasına uzatmış.
Anası aynaya bakınca
"tü gözün kör olmasın damat bu karı hem yaşlı hem çirkin"


isim koyma

Temelin oğlu olmuş ve isim koyması için imamın yanına gitmiş :
- Hocam şu pizum oğlana bi isim koyarmısun?
- Temel şimdi çok isim var sen git kuran dan bi isim bul koy...
Neyse Temel gidip bi isim bulmuş ve koymuş. Temel ertesi gün yolda yürürken Hocaya rastlar Hoca sorar :
- Ne isim koydun oğluna?
- Büdü koydum hocam...
- Kuran da Büdü diye bir isim var mı?
- Hocam iyyakenabüdü varya...


Araba Yarışı

Temel, yıllar sonra kavuştuğu elden düşme Murat 124 arabasıyla yolculuk yaparken bir anda araba arıza yapar.
Yolun kenarına çeker. Motor kapağını açar, ne olduğunu anlamaya çalışırken bir Ferrari yanına yanaşır.
"Hemşerim, arabanın nesi var? Dilersen senin arabayı benimkine bağlayalım,çekeyim seni ilk tamirciye kadar." der.
Çok sevinir Temel Hemen Murat' i kalınca bir halatla Ferrari' nin arkasına bağlarlar.
Ferrari' nin sahibi genci uyarır, "Ben hız yapmayı çok severim.
Eğer farkında olmadan aşırı hız yaparsam,şen selektör yapar beni uyarırsın!"
Delikanlı "Tamam!" der ve yola koyulurlar.
Bir süre sonra Ferrari gaza basmaya başlar, 60,80, 100... derken Murat arkadan selektör yapar.
Ferrari durumu hatırlar ve yavaşlar, bir süre sonra Ferrari tekrar gaza başar,
70, 80,100... Murat tekrar hatırlatır.
Ferrari yavaşlar.Yollarına böyle devam ederlerken bir Lamborghini Ferrari' ye yaklaşır ve Kapışalım mi?" der.
Ferrari yanıtlar,
-"Nesine?"
-Lamborghını "340 km. ötedeki benzinliğe ikinci varan, ilk varanın deposunu doldurur."
Ferrari kabul eder ve yarışa başlarlar.
120, 140, 180, 220... Gaza basmaktadırlar.
O arada trafiği kontrol eden polis helikopterinde görevli polis Genel merkeze bilgi vermektedir,
"Komiserim, şehrin kuzeyindeki yolda trafik güvenliği tehdit altında!!!3 araç yarış yapıyor.
Bir Ferrari ile bir Lamborghini saatte 300 km hızla yanyana gidiyorlar,
arkadan da bir Murat 124 onları geçmek için 10 dakkadır selektör yapıyor!".



Lamba Cini

Temel yolda yürürken, yerde eski püskü bir lamba görür ve bir tekme sallar,
lamba 10 metre ileri yuvarlanır. Birdenbire lambanın içinden devasa bir cin
çıkar ve bütün heybetiyle Temel' e sorar :
- Dile benden ne dilersen !
Temel cevap verir :
- Özür dilerim...



Bardak

Bizim temel uyumadan önce herzaman yanına bir dolu
bardak birde boş bardak alırmış. bir gün karısı fadime
dayanamamış ve sormuş"yav temel dolu bardak ne için"
temel:uykumda ya susarsam?
fadime: e boş bardak niye?
temel:ya susamazsam?



Otelci

Otelci Temel'in kapısını bir gece bir İspanyol asilzadesi çalmış.
-Boş odanız var mı?
-Kimsunuz?
-Jose de Santana de Monte Cristo de Santa Cruzo.
-Haa, pu kadar uşağu alacak yerum yok!

Turkuaz
21-10-2005, 13:34
YOLDA ORDA BURA HIC BASKALARININ KONUSMALARINA KULAK MISAFIRI OLDUNUZMU..ISTE BIKAC ORNEK

*.yer: bagdat caddesinde bir mekan...
yeni tanışmış bir cift muhabbet kurmaya calismaktadır:
caddecan: ya sen telefon numaranı versene bana mesaj
olayına falan akarız.
verengül: yani şimdi ben haftada
5 hat deistiriyorum versem bile ulaşamazsın.(!?!?!?!)

*.kadıkoy minibusundeim :
1.kız : ayyy pelin biliomusun omeri gordum cok yakısıklı olmus.
2. kız : hadı yaa!!hanı su eskı mahelledekı karga burunlu omer mi?
1. kız : eveeettt!oha fln oldum yanii !!! oha oha bin kere ohaaaaa!!!
ustunde tommy gomlek boleee, altında tommy panti, dızel ayakkabı offff! bana merhaba dedi biliomusun!!
2. kız : hadi yaa! oha yaa o cok cirkindi
1.kız : halen cirkin ama cok yakısıklı olmus!!!



*.mekan: taksim burger king tuvaleti
aynanın karşısında iki tiki durmaktadır. pembe puma ayakkabılı şişman tiki:
(kikirdeyerek) ayyy şimdi ben fatihi mi erdemle aldatıyorum yoksa erdemi mi fatihle aldatıyorum anlayamadım gitti yane!

gzmnc
21-10-2005, 18:55
İsviçre Laboratuarlarında;
4 kavanoza 4 barsak solucanı atmışlar,
1.sinde Alkol varmış, solucan hemen ölmüş.
2.sinde Nikotin varmış, solucan hemen ölmüş.
3.sünde Sperm varmış, solucan hemen ölmüş.
4.sünde Yeşil yapraklar varmış, solucan üremeye başlamış.
Deney Sonucu:
Alkol alıp, Sigara içtiğiniz ve Seks yaptığınız sürece
barsaklarınızda kurt olmaz.
Ot gibi yaşarsanız her tarafınız kurtlanır .

Turkuaz
23-10-2005, 00:17
Yıl 1453. Aylardan Mayıs. Osmanlı ordusu Bizans kapılarına dayanmış.

allah allah sesleri duyulur.


fakat fetih işi zora saplanmış. İstanbul'un fethinde sorunlar yaşanıyor. Fatih Sultan Mehmet havlu mu atıyor ne? Allahtan Valide Sultan dişli bir dişi. Her güçlü erkeğin arkasında dişli bir dişi vardır. İnanmayan tarihe baksın. Tarihte devam mecburiyeti ve seçmeli dersler vardır. Temize çekerken olayları ak sakallı tarihçiler, unutmuşlar kadınları yazmayı. Oysa her vaka-i hayriyede Hayriye gibi bir kadın vardır.


FATİH : Fethetmiyorum ulan fethetmiyorum. İstanbul'u artık hiç fethetmiyorum. Israr etme Valide, fethetmiyorum.

VALİDE : Aman devletli evladım, streslere gark olmayasuz. İstanbul'u fethetmeye mecbursun. Bu hususta muvaffak olamazsan koca Osmanlı'da herkes karalar bağlayacak. O kadar siyah elbiseyi nereden bulacağız. Sevgili yavrum, bizi Neslihan Yargıcı'ya mahkum etmeyiniz. Çok kazıkçı diyorlar.

FATİH : Mahfoldum Valide, ne gecem kaldı, ne gündüzüm. Pazar günleri bile açığım. Yirmi bir yaşındayım ben Valide, millet boğazda rakı içecek diye kendimi çar çur edemem. Bu ne yaman çelişki Valide.

VALİDE : Aman Padişahım. Mehmedim, ikinci Mehmedim. Kapris yapmayasuz. Siz şol İstanbul'a artist olmak için gelmediniz. Siz bu fethi eylemezseniz ikinci köprüye kimin adı verilecek.

FATİH : Yok ya? Koskoca İstanbul'u şeyimizden ter atarak fethedeceğiz, ondan sonra içine edecekler. Yok öyle yağma.

VALİDE : Nereden bilirsin evladım içine edileceğini.

FATİH : Ben mallarımı tanırım Valide. Aha, şuraya yazıyorum. Şu Haliç var ya Haliç, önce orayı maffedecekler. Biri diyecek Haliç "benim gözüm gibi olacak" diğeri diyecek, "yok, asıl benim gözüm gibi olacak." Göreceksin sonunda Haliç, benim ... ... GÖZÜM gibi olacak.

VALİDE : Sükut evladım sükut. Böyle laflar yakışıyor mu size? Zinhar böyle şer beyanlarda bulunmayasuz. Fethedesiniz Konstantiniye'yi, orta çağ kapana, yeni çağ açıla. Tebamız çağ atlaya.

FATİH : Fethetmiyorum Valide, fethetmiyorum.

VALİDE : Tarihi değiştirmeye muktedir değiliz haşmetli evladım. İstanbul'u almak senin alnına yazılmış. Bak (Fatih'in alnından okur.) Al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al.

FATİH : (Çok şaşırır.) Yapma ya? Öyle mi yazıyor hakkatten? Dikkatli bak Valide, daktilo hatası falan olmasın.

VALİDE : Hayır evladım. İlahi yazılarda hata olmaz inanmazsan al kendin oku. (Bir ayna tutar Fatih aynadan okur.)

FATİH : La temhem la, ulubnatsi temhem la. Ne demek oluyor bu Valide.

VALİDE : Evladım ayna olduğu için tersten okuyorsun. Doğrusu, "al Mehmet al, Mehmet İstanbul'u al..."

FATİH : Öyle ya... O halde alacağız Konstantiniye'yi başka yolu yok. Fakat Valide, bir terslik olur da, İstanbul'u başka bir Padişah alacak olursa, çok mühim bir vasiyetim olacak.

VALİDE : Nedir evladım söyle?

FATİH : Topkapı Sarayı'nı Topkapı'ya kurmasınlar, sapa kalıyor. Oraya otogar
yapılsın, Tatlıses Turizme yer ayrılsın.

VALİDE : Başüstüne evladım. Vasiyetine ekleyecek başka birşey var mı?

FATİH : Var Valide var. Vasiyetim daha bitmedi. Derhal İstanbul'a felç halinde bir trafik eylensin, tebam yollarda fıtkı olsun. Denizlerin içine edilmek suretiyle balıklar telef eylensin, balıklardan boşalan yere koyunlar konuşlansın. Boğaz sırtları Arap kardeşlerimize verilsin. Rus, Bulgar, Romen ve bilcumle Şark blokuna mensup kadınlar Laleli'ye yerleştirilsin. Sokak ve caddeler devamlı kazılsın ve kat'a doldurulmasın. İSKİ'nin çukuru PTT'ninkinden alçak olsun. Suların akmasına mahal verilmesin. Buna rağmen sular inatla akmaya devam ederse derhal bütün oylar Refah'a verilsin. Gecekondulara önce tapu verilsin, seçimden sonra hepsi yıkılsın. Bütün mafyalar illere göre adilce dağıtılsın. Pazar mafyası Malatyalılara, hamal mafyası Maraşlılara, arazi mafyası Çorumlulara, otopark mafyası Tokatlılara verilsin. Bütün tiyatrolar yıkılsın. Yerlerine birahaneler yapılsın. Tebam temsil seyredeceğine, devamlı bira içip, devamlı çişe gitsin. İstanbul'a tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılsın. Sonra tekrar tramvay yapılsın. Sonra tramvay kaldırılıp yerine yine tramvay yapılsın. Sonra tramvay yine kaldırılıp yerine bir türlü metro yapılamasın. İstanbul'un bilimum pazarcı esnafı, tedris ve terbiye edilsin. Sabahın erken saatlerinde, bilhassa tebam en derin uyukudayken "Patates soğaaaaaan!" diye bağırtılsın. "Patates soğaaaaan! Kurabiye bunlaaaaar! Patates soğaaaaan.... Aygaaaaaz... " Çok istiyorsan fethedeyim konstantiniye'yi Valide ama olacağı bu haldir. BEN MALLARIMI TANIRIM...

tent
23-10-2005, 01:01
adamın biri ormanda gezerken birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya baslamış. adam b&#252;t&#252;n g&#252;c&#252;yle ka&#231;ıyormuş ama her arkasına bakışta ayının daha yaklaşmış olduğunu farkediyormuş. dakikalarca s&#252;ren bir ka&#231;ışın sonunda adamın ayağı yerdeki dala takılmış, ayı adamın &#252;zerine atlamış, pen&#231;esini kaldırmış. tam vurmaya hazırlanırken adam "allah!!!" diye bağırmış. bir anda zaman durmuş, ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş...

orman kararmis ve g&#246;ky&#252;z&#252;nden bir isik h&#252;zmesi adamin &#252;zerine parlamis. &#231;ok derinden gelen ilahi bir ses adama: "yillarca bana inanmadin, yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?" demis.

Adam ıkına sıkına: "Biliyorum bunca yildan sonra dindar biri olmayi istemem haksizlik, ama belki ayıyı dindar yapabilirsiniz." demis.

Ses: "Peki." diye karsilik vermis ve isik kaybolmus.

nehir tekrar akmaya baslamis. hersey eski haline d&#246;nm&#252;s. ayi pen&#231;esini indirmis, iki pen&#231;esini de g&#246;ge dogru &#231;evirmis, ve konusmaya baslamis:

- "ya rabbi, senin rızkınla orucumu a&#231;ıyorum, hamdolsun verdiğin nimetlere"

tent
23-10-2005, 01:04
İmpalaların, şavrolelerin tedav&#252;lde olduğu d&#246;nemlerde ge&#231;iyor olay.
Alemci bir abi, arabanın arkasına davul zurnacıyı almış geziyor...
Davulcu ve zurnacı d&#246;nemin şarkılarını, t&#252;rk&#252;lerini, oyun havalarını &#231;alıyor...
Abi de bir yandan arabayı kullanırken, bir yandan da birasını i&#231;iyor...
Arka koltuk orkestrası kıvamına gelmiş, coşku i&#231;inde &#231;almayı s&#252;rd&#252;r&#252;rken...
Birden m&#252;zik kesiliyor, davul-zurnacı susuyor.
Abi birasından bir yudum, sigarasından bir nefes &#231;ekiyor...
Dikiz aynasından orkestrasına bakıp soruyor:
"N'oldu lan? Niye sustunuz?"
Adamlar abiye cevap veriyorlar:
"Abi... Mezarlığın &#246;n&#252;nden ge&#231;iyoruz da..."
Abi, "Haaaaa..." diyor, "Fatiha'yı &#231;alın lan o zaman!.."

tent
23-10-2005, 01:19
Çevra Bakanı makam Arabası böyle olmalı ama dimi..:)
bizimkilerin ki böyle olur ama!

tent
23-10-2005, 17:28
Girin internete a&#231;in portlarinizin hepsini. Hi&#231; bi yere sifrede koymayin. Erkenden yatin uyuyun sabah ge&#231; kalkin veya kapersky 6 yi zone alarm ve webroot SS varken kurun

Hi&#231; bilemediniz bi ka&#231; hacker sitesine statik ip ile girip &#231;ıkın, bol bol da admin ve modlarla dalasin oldu bittiiiiiiii

Bilgisayarinizi, direkt g&#252;nes isigi alabilecek bir yerde kullanin. Yakinlarda kalorifer veya benzeri bir isitma cihazi da bulunursa iyi olur. Ortamin nemli olmasi, olaya ayri bir anlam katacaktir.

Bilgisayariniz kilitlendigi zaman, ''reset'' tusuyla filan ugrasmayin. Power tusuyla kapatin ve birka&#231; saniye bile ge&#231;meden hemen a&#231;in.

Elektrikler kesildiginde, bilgisayarinizi kapatmayin. Elektrik geldiginde yasanacak ani voltaj degisiminin, monit&#246;r&#252;n&#252;zde olusturacagi g&#246;r&#252;nt&#252; ile sabit diskinizden gelecek garip seslerin senfonik uyumu size ilgin&#231; bile gelebilir.

Bilgisayar masanizi sabitlemeyin. B&#246;ylece her tusa bastiginizda sallanan bilgisayar, size ''interaktif'' bir his verecektir.

Bilgisayarinizin kasasini, havalandirma delikleri kapanacak sekilde bir duvara yaslayin. B&#246;ylece islemcinizin sogumasi i&#231;in gereken hava dolasimini ve isi kaybini &#246;nleyebilir, bilgisayarinizla ''sicak'' iliskiler kurabilirsiniz.

Bilgisayar monit&#246;r&#252;n&#252;zde sabit bir g&#246;r&#252;nt&#252;y&#252; saatlerce tutun. B&#246;ylece, monit&#246;r&#252;n&#252;z&#252;n fosfor tabakasinda olusacak zedelenme sonucu, monitor&#252;n&#252;z kapali iken bile o g&#246;r&#252;nt&#252;n&#252;n siluetini g&#246;rebilirsiniz.

Bilgisayarinizin fisini topraksiz bir prize takin. Ayni prizden diger elektronik cihazlarin da g&#252;&#231; saglamasi, bilgisayariniza giden akimda hos degisiklikler yapacaktir.

K&#252;&#231;&#252;k kardesinizin veya &#231;ocugunuzun bilgisayarinizin disket s&#252;r&#252;c&#252;s&#252;ne bozuk para ve benzeri seyleri sokmasina aldirmayin. Bilgisayarinizin i&#231;inde birikecek bozuk paralar, ona tasarruf aliskanligi, bilgisayar tamircinize de para kazandiracaktir.

Eger modem karti, ses karti ve benzeri kartlari &#231;ok sik takip &#231;ikartiyorsaniz, her seferinde bilgisayarinizin kasasindaki o vidalari a&#231;mak b&#252;y&#252;k dert haline gelebilir. Hele bir de yildiz tornavidaniz yoksa, bu is bir eziyet halini alabilir. Bu kadar ugrasacaginiza, birakin bilgisayarinizin kasasi s&#252;rekli a&#231;ik kalsin. Annenize de s&#246;yleyin, sehpanin tozunu alirken bilgisayarinizin devrelerine de bir el atsin.

Morientes
23-10-2005, 19:55
http://img328.imageshack.us/img328/2823/ossur6wh.jpg (http://imageshack.us)

Morientes
23-10-2005, 20:06
OSSUR menkul kıymetler.
merkezi Cayman adaları.
sağdaki beyaz pantolonlu ben diğerleri yanımda &#231;alışan brokırlar....
imkb ye girmek i&#231;in ciddi &#231;alışmalar başlattık...endexi patlatıcaz işallah....
:)

kentuf
23-10-2005, 20:42
oğlum dr olmak istiyordu hemen vazgeçirmeliyim.uyarılarınıza teşekkürler.
pehh sanki siz yapmadınız

kentuf
23-10-2005, 20:50
:ley: :ley: :kucak:
Sabah : Biz Öldük

Anadolu Ajansı : Kıyamet koptu (A.A)

Zaman : Biz demiştik, böyle olacağı belliydi

Dünya Gazetesi : IMKB' de endeks bir daha yükselmeyecek.

Hafta Sonu : Ayhan Işık ile Hülya Avşar gizlice
buluştular?

Erkekçe : Ayın hurisi

Fanatik Gazetesi : Bu maçın galibi yok

Cumhuriyet : Sonunda Ata'miza kavuştuk.

Bilim Teknik : Evren hakkinda bütün bilmediklerimiz...

Oyun dergisi : Game Over

Elle : Yargı gününde anında 10 kilo verin

Para : Kıyametten kâr yapmanın 100 yolu

Star Gazetesi : Şok Kandırıldık, Şeytan aslında iyiymiş

Aktüel : Mahşer günü yanınızda olması gereken 2 şey :
Sevaplar ve Isıya dayanıklı elbise

Auto Show : Sırat köprüsünde saniyede 100 km ye ulaşan
son model arabalar

Arena Ugur Dündar : Cennete rüşvetle kaçak giren
günahkarlarin tüyler ürperten dosyasi

Hürriyet Ertugrul Özkök : Iyimserligi elden
bırakmayalım,hiç olmazsa cehennemde ısınmak için yakıt parası yok

Milliyet Meral Tamer : Zebaniler, delik kazanların
üreticisini şeytan'a şikayet etti.

Radikal : Yeni dosyayi açıyoruz: Yeşil itiraf ediyor.
Aslında kıyametten Susurluk çetesi sorumlu.

Reha Muhtar : Sayın Zebani, kazanların yanında terlemiyor musunuz?

Haberturk Hakan Aygün : Mahşer yerinde Fordculuk çok
yaygın, izliyorsunuz sayın seyirciler, bıyıklı bey, nasıl arka saflarda çalışıyor...

Kanal 6 : Izliyorsunuz sayın seyirciler, kazanların
içi bir volkan gibi insanlar bağrış çağrış yanıyor, kızarıyor..

pride
23-10-2005, 21:53
:eek: :eek: :eek:

http://www.komik100.com/komikresim/kresim/ilginc/ilginc272.jpg

Turkuaz
24-10-2005, 22:45
LAZ PILOTLAR

Temel'le Cemal bir gün kahvede otururken gazetede bir ilan görürler

"Pilot kurslari baslamistir*"

Tabi ki bizimkilerde merakli, pilotluga köyde bagi bahçeyi satip istanbula giderler.

Kursa baslarlar basariyla bitirirler diplomalarini alirlar.

Aradan iki ay geçer bir uçak sirketi arar..

- "Gelin bakalim size uçak verecegiz pilotlugunuz nasil?"

- "ilk seferiniz Ispanya'ya.."

Bizimkiler süper bir kalkis güzel bir havalanis ispanyaya varirlar.

Tam inecekler

Cemal :

- "Kule, acil inis pisti bosaltin, itfaye, ambulans, doktor çagirin, zor durumdayiz.!.."

Temel

- "Sayin yolcularimiz herkez emniyet kemerlerini baglasin bildigi bütün dualari okusun tehlikedeyiz."

Derken uçagi zor bela, kanter içinde piste indirirler.

Temel:

- "Vay manyak ispanyollar, ula bunlarin kafalari hiç çalismayi, 15 metrelik pist mi olur. az daha olecektuk da".

Cemal:

- "Ula Temel, dogru deysin. Hakketten kafalari çalismayi. 15 metrelik pist yapayler da 10 kilometre genisluk olur mi?"




HANGI KANAL?

Adamın biri iş gezisi için Danimarka'ya gitmiş. İşlerini hallettikten sonra akşam barda bir kadeh içip odasına çıkmış.

Tam uyumaya hazırlanırken kapı çalınmış, karşısınana dünya güzeli bir hatun çıkmış. Adam tam yanlış odaya geldiğini söylemeye çalışırken kadın parmağını onun dudağına dayayarak susturmus.

- Buraya senin için geldim.

Kadınla sabaha kadar seviştikten sonra yorgun ama mutlu bir şekilde aşağı inip resepsiyona uğramış.

- Benim borcum ne kadar?

Katip gülümseyerek cevaplamış.

- Borcunuz ödendi efendim. Buyrun, bu da bizim hediyemiz" diyerek bir zarf uzatmış.

Adam zarfı açtığında içinde 10 000 dolar para olduğunu görmüş.

Yanlışlık olduğunu söylese de hiç bir yanlışlık olmadığını söyleyerek kendisini alana kadar uğurlamışlar. Adam Türkiye'ye geldiğinde bunu bütün arkadaşlarına anlatmış ama kimseyi inandıramamış.

Adamın anlattıklarından birinin yolu Danimarka'ya düsünce ne olur ne olmaz diye oteli denemeye karar vermiş.

Aksam gelip odaya çıkmış. Bu sefer inanılmaz güzellikte bir kumral gelmis.

Onunla sabaha kadar sevismisler. Adam arkadaşının yaptığı gibi aşağı inerek hesabı sormuş. Kendisine bir zarf vermişler. Adam zarfı açtığında içinde 5000 dolar olduğunu görmüş.

Gülümseyerek sormuş.

- Neden bana beşbin dolar? Burada kalan başka bir Türk arkadaşıma 10. 000 dolar vermissiniz.

Katip biraz düşündükten sonra hatırlamış...

- Haaaa, o arkadaşınız. Ama onunki birinci kanalda yayınlanmıştı.

pride
24-10-2005, 22:59
TEMEL KLASİKLER

Temel yere bir daire &#231;izip bu dairenin i&#231;inde horon tepmeye başlamış. Ni&#231;in?
Kendi &#231;apında eğlenmek i&#231;in.

Temel sigarasını bir metre uzunluğundaki ağızlığa takıp i&#231;iyormuş. Ni&#231;in?
Doktoru sigaradan uzak durmasını s&#246;ylediği i&#231;in.

Temel her gece yatmadan &#246;nce ayaklarına b&#246;cek ilacı sıkıyormuş. Ni&#231;in?
Ayaklarında karıncalanma olduğu i&#231;in.

Temel eşinin yaş g&#252;n&#252;nde, ne almış?
Kurulanması i&#231;in bir havlu.

Temel hamile karısının &#231;ok su i&#231;mesine izin vermiyormuş. Ni&#231;in?
Bebek y&#252;zme bilmiyordur diye...

Temel, her yemekten sonra cebine bir kaşık koyuyormuş. Ni&#231;in?
Doktoru yemeklerden sonra bir kaşık almasını s&#246;ylediği i&#231;in......

Temel hasmına tehdit mektupları yazarken eldiven giymiş. Neden?
El yazısı tanınmasın diye.

Milyarder Temelin &#231;ocukları, derslerini villalarının bah&#231;esindeyapıyorlarmış. Ni&#231;in?
Temel'e "zengin adamsın, &#231;ocuklarını dışarıda okut"dedikleri i&#231;in.

Temel, Dolmakalemiyle mektup yazarken birden &#231;ok hızlı yazmaya başlamış. Neden?
Dolma kalemin m&#252;rekkebi bitmek &#252;zereymiş.

Temel doktorunun muayenehanesine kocaman bir fı&#231;ı ile gitmiş. Ni&#231;in?
Doktoru altı ay sonra idrarınla birlikte gel demiş...

Temel, sa&#231;ını ıslatmadan şampuanlıyormuş. Ni&#231;in?
Şampuanın etiketinde "kuru sa&#231;lar i&#231;indir"diye yazdığı i&#231;in.

Atletizim şampiyonasına katılan Temel, doping yapmasına rağmen sonuncu olmuş. Neden?
Doping yaptığı anlaşılmasın diye.

Temel yeni satın aldığı arabasını kullanırken kahkahalarla g&#252;l&#252;yormuş.! Ni&#231;in?
Dostları g&#252;le g&#252;le kullan demiş.

Temel,yeni aldığı ayakkabısını bir hafta giymemiş. Neden?
Satıcı bir hafta kadar ayağınızı sıkabilir dediği i&#231;in.

Temel araba kullanırken sık sık cebinden k&#252;&#231;&#252;k bir kağıt &#231;ıkarıp okuduktan sonra tekrar cebine koyuyormuş. Ne yazıyormuş bu kağıtta?
Gaz pedalı sağda, fren solda

pinky
25-10-2005, 00:31
Delikanlı sevgilisini aksam eve bırakır.Evin önünde masum bir fısıltıdan
sonra ateşlenir. Bir elini duvara dayayarak
- "Beni bir öper misin"..
Kız:
- "Deli misin evin önünde annemler görür" der..
Erkek:
"Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni çok seviyorum... Kız:
- "Ben de seni ama olmaz..."
Erkek çok ateşli tabi devamlı ısrar eder. Bir ara aniden merdivenlerin
ışığı yanar ve kızın küçük kız kardeşi belirir.
Küçük kız:
- "Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmişim, o da olmazsa
kendisi gelecekmiş ama o hayvan oğlu hayvana söyle elini Diyafon
düğmesinden çeksin dedi''

pride
25-10-2005, 16:14
İşadamı, ofisinde ge&#231; saatlere kadar sekreteri ile
> >> >ciddi ciddi &#231;alışır.Ge&#231; olmuştur, g&#252;n&#252;n yorgunluğuna
> >>
> >ek olarak acıkmışlardır.
> >> > >"Hadi &#231;ıkalım artık, gidip bir şeyler yeyip
> >> >evlerimize gidelim"
> >> > >&#199;ıkarlar, bir lokantada iyi bir akşam yemeği yerler,
> >> >biraz da alkol alırlar, sora işadamı, sekreterini
> >> >evine bırakır. O ara, sekreter, nezaketen, bir kahve
> >> >i&#231;mek isteyip istemediğini sorar. İşadamıda neden
> >> >olmasın diye d&#252;ş&#252;n&#252;p kabul eder.
> >> > >
> >> > >Kahveyi i&#231;ki takip eder, i&#231;kiden sonra ruhlar ısınır
> >> >ve birlikte olurlar.İşadamıkalkar, evine gider. Sabah
> >> >04 civarıdır. Arabayıparkeder,cebinden bir tebeşir
> >> >&#231;ıkartır, ceketine pantolonuna bir
> >> > >ka&#231; &#231;izik atar biraz tebeşir tozu serper ve i&#231;eri
> >> >girer.
> >> > >Karısı ayakta beklemektedir. "Neredeydin
>?"
> >>diye
> >> >sorar.
> >> > >İşadamıda "Aysel'le ge&#231; saate kadar &#231;alıştık, sonra
> >> >yemeğe gittik, onu eve bıraktım yemekten sonra, ama
> >> >beni kahve i&#231;meğe &#231;ağırdı, kahveydi, sohbetti, i&#231;kiydi
> >> >derken kendimizi yatakta
> >> > >bulduk, anca toparlandım, ge&#231; kaldım, &#246;z&#252;r dilerim
> >> >karıcım" der.
> >> > >"Yalancııııııııııı! Yine b&#252;t&#252;n gece o zibidi
> >> >arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira i&#231;tin di mi ! sen
> >> >adam olmayacaksın ruhun serseri !"
> >> > >
> >> > >
> >> > >
> >> > >Neymiiiiiiiş:)))))
> >> > >
> >> > >
> >> > >DAİMA DOGRUYU S&#214;YLEYİN,
> >> > >NASIL OLSA KARŞINIZDAKİ İNANMAK İSTEDİĞİNE İNANIR
> >> >:))))))

MuDo
25-10-2005, 21:24
ABD'de Massachusetts İnstitute of Technology'de okuyan bir öğrencinin tanık olduğu bu öykü, bir tez çalışmasının nelere yol açacağını göstermesi açısından ilginç bir örnek oluşturuyor:

Bir lisansüstü ögrencisi bir yaz mevsimi süresince her gün üzerine siyah-beyaz çizgili bir tişört giyerek Harvard futbol sahasına gider.

15 dakika boyunca sahayı bir uçtan diğer uca yürüyerek yerlere kuş yemi serper.

Bu arada cebinden bir hakem düdüğü çıkartıp öttürür. Yağmur, çamur demeden hergün aynı saatte aynı hareketleri törensel bir ciddiyetle yapar.

Derken sonbahar gelir, futbol mevsimi başlar. Harvard futbol takımının ilk maçı oynanacaktır.

Siyah-beyaz tişörtlü hakem başlama düdüğünü çalar ve o anda olanlar olur.

Yüzlerce kuş sahaya hücum eder ve doğal olarak maç ertelenir. Bu arada öğrenci tezini vermiş ve mezun olmuştur.

MuDo
25-10-2005, 21:25
Bu ilginç öykü ABD' den Alexandra Donahue'nun arkadaşı Linda'nın başından geçiyor:

Arkansas'a akrabalarını ziyarete giden Linda, alışveriş için bir süpermarkete gider. Arabasını park ederken yanındaki park etmiş arabanın sürücü mahalinde oturan kadın dikkatini çeker.

Kadın ellerini başının arkasına kavuşturmuş, gözleri kapalı, kıpırdamadan durmaktadır. Linda, kadının durumunda bir tuhaflık sezer, ancak müdahale etmez. Alışverişini tamamlayıp, arabasına döndüğünde kadını hala aynı pozisyonda görünce dayanamayıp arabanın camına vurur:

"Iyi misiniz?".
Kadın cevap verir:
"Başımdan vuruldum. Beynim dışarı akmasın diye tutuyorum".

Bu cevap üzerine telaşlanan Linda, süpermarket yetkililerinden yardım ister. Ambulans çağrılır. Otomobilinin kapı kilidi kırılarak açılır ve kadın dışarı çıkartılır. Ancak büyük bir şaşkınlıkla kadının başının arkasında bir parça ekmek hamurunu sıkıca bastırarak tuttuğu görülür.

Sonunda olay anlaşılır.

Kadının marketten satın aldığı mayalı ekmek hamurunun poşeti, otomobilin içindeki sıcak havanın etkisiyle, tabanca sesine benzer bir sesle patlamış; hamur parçaları büyük bir hızla çevreye saçılmıştır.

Duydugu sesi tabanca sesi, başının arkasına yapışan hamuru kurşun deliğinden dışarı sızan beyni sanan kadın, Linda'nin gelişiyle sanal kâbustan kurtulur.

MuDo
25-10-2005, 21:26
Bu öykü Yeni Zelanda'dan Kay Martin' e ait:

Akşam yemeğine arkadaşlarını çağıran Kay, yemekten önce küçük bir aperatif hazırlarken bir tavuğun acı acı bağırdığını duyar.

Sesin nereden geldigini merak eden Kay bahçeye çıkar. Bahçede bir şey göremez.

Ancak ses daha yakınlardan, hatta mutfaktan gelmektedir.

Giderek yükselen sesin kaynağını keşfettigi zaman tüyleri diken diken olur. Kızarmasi için fırına yerleştirdiği tavuktan çığlık çığlığa sesler gelmektedir. "O anda elim ayağım boşandı. Tavuğu canlı canlı pişiriyorum sandım. Korkudan az daha ölüyordum." diyor..
Tavuğun çığlıkları Kay'inkiler ile birleşince konuklar mutfaga üşüşür ve çığlıkların nedeni ortaya çıkar. Tavuğu fırından çıkartan konuklar, hayvan sogudukça seslerin kesildiğini fark ederler.

Yeni Zelandâ da tavuk çiftliklerinde hayvanlar, bizde olduğu gibi boynu kesilerek öldürülmez.
Kay'in akşam yemeği için hazırladığı tavuğun ses telleri kesilmediği için tavuğun karnında biriken buhar, hayvanın boğazından geçerken büyük bir basınçla ses tellerini harekete geçirmiştir.

Bu olaydan sonra, tahmin edebileceginiz gibi, Kay bir daha evinde tavuk pişirmez

Figo
26-10-2005, 10:51
Killİnton'un Son Portre Fotosu Acaba Yİne Neler Sahlİo? :d

registan
26-10-2005, 11:33
FIKRA GİBİ OLAY
Gen&#231; adam; İstanbul'dan Ankara'ya otob&#252;s ile
giderken, Bolu dağında verilen molada hemen
tuvalete koşturdu. Korkun&#231; sıkışmıştı.

Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı..
Tam oturmuştuki yan kabinden bir ses
"Merhaba" dedi.Adam şaşkın şaşkın
"Merhaba" diye cevap verdi..
Ses devam etti "Nasılsın...? "
İlk defa başına b&#246;yle birşey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın cevap verdi
"Sağol iyiyim...... Sen nasılsın....?"
Ses sordu "Ne yapıyorsun...? "
Bir an teredd&#252;t ge&#231;irdi. Adam onun tuvalette
olduğunu bildiği i&#231;in mutlaka ne yaptığını da
biliyordu.
Başka birşey anlatmak istedi ve
"Ben" dedi "İstanbul'dan gelip, Ankara'ya
gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun...?"
Adamın sonraki c&#252;mlesi bu muhabbeti sona
erdirdi."Hayatım, telefonu kapatıyorum.
Yandaki tuvalette bir gerizekalı var.
Sana sorduğum sorulara cevap verip duruyor.
Ben seni daha sonra ararım."

Turkuaz
26-10-2005, 16:24
Kaynana olmak bir sanattır..
Genç bir çocuk heyecanla annesine gelir ve asik
oldugunu,evlenmek istedigini ve tanistirmak istedigini
söyler. Ama sadece eglence olsun diye eve 3 kiz getirecegini ve
annesinin evlenecegi kizi tahmin etmesini ister. Ertesi gün 3 güzel
kizla eve gelir. Otururlar, bir süre sohbet ederler.
Bir süre sonra çocuk heyecanla annesine sorar
"Tahmin ettin mi"diye.
Anne duraksamadan cevap verir:
Ortadaki kizilsaçlı."
Oglan hayretle annesine sorar:
"Inanilmaz, nasil bildin?"
Anne cevap verir:
"Bir tek ondan hoşlanmadım..

Turkuaz
27-10-2005, 11:50
Temizlikci bir kadin disardan ilkokul diplomasi almak icin sinava girer.
Tabiat bilgisi sorulari ve cevaplari söyle:

Soru : Mide ne is yapar?
Cevap : Sindirim yapar, yediklerimizi ögütür

Soru : Akciger ne is yapar?
Cevap : Solunum yapar. Bizi yasatir.

Soru : Kalp ne is yapar?
Cevap : Dolasim yapar.

Soru : Beyin ne is yapar?
Cevap : Bizim apartmanda kapicilik yapar...

Turkuaz
27-10-2005, 12:15
POLİS
Sürücü dikiz aynasında kendisini izleyen
polisi görünce kaçabileceğini
düşünüp basmış gaza. Ancak polisi
atlatamayacağını anlayınca, pes edip
çekmiş kenara. Polis arabasından inmiş.
Bezgin, kızgın ve de küskün bir
sesle:
"Bana bak, çok yorgunum, üstelik keyfim de
kaçık. Mantıklı bir özür söyle
yoksa yaktım çıranı!"
Kısa bir ara ve sürücü:
"Karım geçen ay bir polisle kaçtı. Aynada
sizin aracınızı görünce kaçtığı
polis, onu bana geri getiriyor
sandım...

Turkuaz
27-10-2005, 22:05
DIPLOMASI

Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini
de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar,
çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş. Ne yapacağını
düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki
günlük yiyeceğini arıyor.

"Şimdi başım dertte" diye düşünmüş minik köpek. Etrafına bakmış
yerde kemik parçalarını görmüş. Hemen arkasını leoparın geldiği yere
dönerek kemikleri kemirmeye başlamış,bu arada da arkadaki hareketi
kestirmeye çalışıyormuş.

Leopar tam saldıracakken minik köpek kendi kendine
konuşmuş; "Ne kadar lezzetli bir leoparmış. Acaba etrafta bundan bir
tane daha var mi?" Bunu duyan leopar bir anda donmuş kalmış ve en
yakındaki ağaca tırmanmış. "Tam zamanında kurtardım yoksa bu köpeğe
yem olacaktım" diye düşünmüş.

Bütün bunlar olup biterken bir başka ağacın üstündeki bir
maymun olanları izliyormuş. Bildiklerini kullanarak bundan sonra
leopardan kurtulabileceğini düşünmüş Leoparın yanına giderek neler
olduğunu anlatmış. Leopar çok sinirlenmiş ve maymuna

"Atla sırtıma, gidip şunu yakalayalım" demiş.
Ancak minik köpek neler olduğunu ve leoparın sırtında maymunla
birlikte süratle kendisine yaklaştığını fark etmiş. "Şimdi ne
yapacağım" diye düşünürken, kaçmaya teşebbüs etmemiş.

Bunun yerine arkasını leoparın geldiği yöne dönerek, kemikleri
kemirmeye devam etmiş. Tam leopar saldıracakken yine kendi kendine
konuşmuş;

"Bu aptal maymun nerede kaldı? Yarım saat önce bir leopar daha
getirsin diye gönderdim hala haber yok!"

Turkuaz
28-10-2005, 20:54
Trafik kazasında yaralanan adam hastahane kapısından içeri girerken gözlerini açar ve :

- Beni üçüncü sınıfa yatırın!..

Hemşire şaşkınlıkla :
- Neden? Size yardım edecek kimse yok mu?

- Bir tek kızkardeşim var ama o da rahibe. Yoksulun teki...

- Nasıl olur? Rahibeler yoksul olmaz! Çünkü onlar tanrının nişanlısıdır.

- Iyi o zaman. Beni birinci sınıfa yatırın, hesabı da enişteme yollayın

adnanfd
29-10-2005, 00:59
DUVARCININ SONU

Bu olay gerçek hayatta

olmuş ve basına yansımış bir olaymış. Büyükşehir Belediyesi
Kuruluşlarından

KIPTAS'in Genel Müdür Yardımcısı Emin Batur'a, şantiyelerden birinde

meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının
yazdığı

tutanak:

İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu

yeterli görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. şu anda

hastanede yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.

Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım.inşaatın 6. katındaki işimi

bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu
tahmin

ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim bir
varil

buldum , ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan
geçirip

ucunu aşağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6.
kata

çıkardım. ipin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.

Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu

çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl
bulmayayım
ben

yaklaşık 70 kiloyum. 250kg lik varil süratle aşağıya düşerken beni

yukarı çekti.Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akil edemedim.
Yolun

yarısında Dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın burada

kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca 2 parmağım iple beraber
çıkrığa

sıkıştı. Parmaklarımda bu sırada kirildi.Bu esnada yere çarpan varilin
dibi

çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince bu sefer ben
aşağıya

inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille

çarpıştık.Sol bacağımın kaval kemigide bu sırada kirildi. Can havli ile
ipi

bırakmayı akil ettim. Basımı yukarı kaldırdığımda bos varilin süratle
üzerime

geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum.

Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.

Cenab-i Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan

korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.

Duvarcı Ustanız OSMAN

adnanfd
29-10-2005, 01:11
FIKRA GİBİ OLAY
Genç adam; İstanbul'dan Ankara'ya otobüs ile
giderken, Bolu dağında verilen molada hemen
tuvalete koşturdu. Korkunç sıkışmıştı.

Şansına boş kabin bulup kendini oraya attı..
Tam oturmuştuki yan kabinden bir ses
"Merhaba" dedi.Adam şaşkın şaşkın
"Merhaba" diye cevap verdi..
Ses devam etti "Nasılsın...? "
İlk defa başına böyle birşey geliyordu...
Yine şaşkın şaşkın cevap verdi
"Sağol iyiyim...... Sen nasılsın....?"
Ses sordu "Ne yapıyorsun...? "
Bir an tereddüt geçirdi. Adam onun tuvalette
olduğunu bildiği için mutlaka ne yaptığını da
biliyordu.
Başka birşey anlatmak istedi ve
"Ben" dedi "İstanbul'dan gelip, Ankara'ya
gidiyorum. Sen nereye gidiyorsun...?"
Adamın sonraki cümlesi bu muhabbeti sona
erdirdi."Hayatım, telefonu kapatıyorum.
Yandaki tuvalette bir gerizekalı var.
Sana sorduğum sorulara cevap verip duruyor.
Ben seni daha sonra ararım."

askerliğimi Ankara'da yapmıştım.her hafta sonu İstanbul'a gidiyordum.bir hafta sonu Ankara'dan otobüse bindim arka koltuklardan birinde tek başıma oturuyordum.yanım boştu.otobüs Gerede'de mola verdi.mola bitiminde otobüse bindim.yanıma 25 yaşlarında birisi gelip oturdu.otobüs hareket ettikten yarım saat sonra yanımdaki kişi ayağa kalktı üst bölmede birşeyler aramaya başladı. bulamayınca panikle çantam çalınmış dedi.şöför otobüsü kenara çekti.her yerde çanta aramaya başladılar.fakat çanta bulunamadı.çünkü çanta o sırada Ankara'ya gidiyordu.yanımdaki şaşkın yolcu mola yerinde istanbul-Ankara otobüsüne bineceğine Ankara-İstanbul otobüsüne binmiş.

PHOENİX
29-10-2005, 02:37
adnanfd DUVARCININ SONU

Bu olay gerçek hayatta la havle:D

San Francisco
29-10-2005, 14:59
Ateş ve insan

Yüzyıllar önce, dünyanın ücra köşelerinden birinde bulunan bir adaya ateş, geç de olsa gitmişti. Bu adada dört ayrı kabile bulunuyor, adanın dört köşesinde birbirlerinden kopuk yaşamlarını sürdürüyorlardı.

Adaya yakın bir kara parçasında öğrencileriyle birlikte yaşayan bir bilge bu adaya gezi düzenlemeye karar verdi. Bir gemiye bindiler, zor bir yolculuktan sonra adaya ayak bastılar. Birinci kabileye ulaştılar.

* Bu kabilede ateşi sadece rahipler kullanabiliyordu. Bunun kendilerine verilmiş bir kutsal armağan olduğuna diğerlerini inandırmışlardı. Sadece rahipler ısınıyor ve sıcak yemek yiyordu, diğerleri donuyor ve çiğ et yiyordu.

Bilgenin öğrencilerinden biri "ben burada kalacağım ve bütün insanların ateşten faydalanmalarını sağlayacağını" dedi.

Bilge ve diğer öğrencileri onu orada bırakıp yollarına devam ettiler, ikinci kabileye geldiler.

* Bu kabiledeki insanlar ateşin ilahi bir güç olduğuna inanmışlardı ve ateş yakmaya yarayan bütün araçlara tapıyorlardı. Ama ateş yakan yoktu.

Bir öğrenci "ben de burada kalıp bunlara ateş yakmayı öğreteceğim" dedi, orada kaldı, diğerleri yola devam edip üçüncü kabilenin yaşadığı yere geldi.

* Bu kabilede, bir zamanlar ateşi adaya getiren adamın totemleri yapılmış ve her yere yerleştirilmişti. Halk ona tapıyordu. Birkaç kuşak öncesi ateşi görmüş, getiren adamın tanrı olduğuna karar verilmiş ve bu inanç yerleşmişti. Ama sonra kimse ateş yakmaya teşebbüs etmemişti.

Öğrencilerden biri de ben burada kalacağım dedi, diğerleri dördüncü kabilenin köyüne yöneldi.

* Dördüncü kabile de ateş yakmıyor ama ateş hakkında yayılmış abartılı söylentilere inanıyordu. Ateşin kendisi bir tür tanrı yerine konulmuştu. Ateş yakmayı kimse bilmiyor ama hep ateşin gücü hakkında hikâyeler anlatılıyordu.

Başka bir öğrenci de bu köyde kalmak istedi.

Bilge ve öğrencileri adayı biraz daha dolaşıp dört köyde kalan öğrencileri almak için tekrar aynı yolu izleyerek geri döndüler.

Birinci köydeki öğrenci konuşmaya başlar başlamaz rahiplerce suçlanmış, bir yabancıya inanacağına kendi rahiplerine inanan halk da öğrenciyi yakalayıp yakmıştı.

İkinci köydeki öğrenci, halkın tapındığı aletleri kullanarak ateş yakar yakmaz halk korkmuş, tapındıkları nesnelerin böyle kullanılmasına infial göstermiş ve öğrenciyi öldürmüşlerdi.

Üçüncü köydeki öğrenci, bir insanın totemine tapmanın yanlışlığını belirterek söze başlayınca hemen öldürülmüştü.

Dördüncü köydeki öğrenci de ateşin gerçekte ne olduğunu anlatmaya başladığı anda öldürülmüştü.

Bilge ve kalan öğrenciler gemiye döndüler, denize açıldılar. Bilge bu ada gezisinin sonucunu şöyle özetledi:

"Öğretmek bilmekten çok daha zordur. Bilmek istemeyenlere, bilgiye direnenlere bir şey öğretmek de en zorudur. Cahiller bildiklerine inanırlar ve yeni bilgilere direnirler. Ama aynı zamanda bir huzursuzluk içindedirler, bu yüzden de gerçekten bilen insanlardan nefret ederler; onları yakarlar, öldürürler..."

Turkuaz
30-10-2005, 19:15
Adamcagiz hayli alkollu ve de bitkin ustelik gecenin saat ucunde evine gelir. Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasini sorgulamaya baslar.
- Soyle bakalim Supermeeen. Neler yaptin bu aksam?
- Valla karicim, patronla beraber musterileri yemege cikarttik.
- Eeee, sonra ne yaptiniz supermen?

- Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim.
- Yani sen bişiyler yapmadin degil mi, supermen ??!!!
- Ben hic bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir supermen diyorsun?
- Valla, ben bir seni bir de supermeni gordum donunu pantolonunun ustune giyen !!!

Turkuaz
06-11-2005, 22:27
Bir Cinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg'i gorur
Onun bir hayrani oldugu icin yanina kosar ve imzali bir fotograf ister
Spielberg beklenmedik bir sekilde Cinli'yi tokatlar
Saskin Cinli sorar: "Neden boyle yaptiniz?"
Spielberg cevaplar "Siz II. Dunya Savasinda bizim Pearl Harbour limanini
bombaladiniz"
Cinli daha da saskin: "Ama onlar Japonlardi, ben ise Cinliyim.!.."
Spielberg: "Cinli, Japon, Koreli, Vietnamli, hepsi ayni halt"
Bunun uzerine Cinli de Spielberg'e bir tokat atar
Bu defa saskin Spielberg sorar: "Peki sen beni niye tokatladin?"
Cinli: "Siz de Titanic'i batirdiniz, Titanik'deki yolcular arasinda
benim atalarim vardi"
Spielberg: "Manyak misin, Titanik'i batiran bir 'Aysberg'di"
Cinli: "Aysberg, Spielberg, Carlsberg, hepsi ayni halt"

Turkuaz
07-11-2005, 11:06
Akşamdan kalma adam, büyük bir baş ağrısı ile
sabah uyanmış.Zorlukla

gözlerini Açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir
etrafına bakınmış.

Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin
duruyor.

Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz
ve ütülenmiş.

Aspirinleri içerken, Komodindeki not dikkatini
çekmiş: "Sevgilim

günaydın.Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe
çıkıyorum, erken

dönerim.Seni Seviyorum."

Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.

Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor.

Masada da kendi servisi ve gazeteleri duruyor.

Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş:

-Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?

-Evet, dün gece saat üçü geçiyordu, sarhoş olarak
eve geldiğinde. Önce

koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun,
daha sonra da odanın

kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.

Adam, şaşırmış vaziyette:

-Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz, kahvaltı
hazır ve gazetem alınmış?

-Onu mu soruyorsun? Annem seni sürükleyerek yatak
odasına götürüp,

pantolonunu çıkarmaya çalıştığında, "Bayan, beni
yalnız bırakın, ben

evli bir adamım"

dedin :))

Turkuaz
07-11-2005, 16:24
Kızılderili

Film ekibi, çölün kizgin gunesi altinda cekim yapmaktadir. Zor sartlar altinda calisirlarken, ihtiyar bir kizilderili sete dogru yaklasir ve yonetmenin yanina giderek ....

-"...Yagmur, yarin !" der ve gider. Sasiran yonetmen, ertesi gun yagan yagmuru hayretle izler. Bu sirada ihtiyar kizilderili yine gelir ve

- ".. Firtina, yarin!" der ve yine aniden uzaklasir. Gercekten de muthis bir firtina cikar ve colu birbirine katar. Yonetmen emreder ..

- "Cabuk bana o kizilderiliyi getirin! İstedigi parayi verin. O olmazsa biz bu filmi bitiremeyiz!".

Adamlar, kizilderiliyi bulur ancak yasli apaci bir turlu razi olmaz. En sonunda teklif edilen bir milyon dolari reddedemez ve adamlarla birlikte kampa gelir. 1 ay boyunca,ihtiyar kizilderilinin soyledigi her sey tutar.

yagmur der yagmur, col firtinasi der, col firtinasi, kavurucu sicak der, kavurucu sicak. Yonetmen gayet memnun mesut durumda filmi cekmeye devam eder. Derken bir gun yasli kizilderili susar ve hicbir sey soylemez. Yonetmen ...

-"Nasil olsa gecer" diye dusunurek bekler.1 gun, 2 gun, 1 hafta, 1 ay derken yonetmenin sabri taşar ve kizilderiliyi bir kenara cekerek ofkeyle sorar ..

-"Bana bak! sana bu is icin dunyanin parasini odedim! Eger susmaya devam edersen, seni buradan atacagim en sonunda !".

Kizilderili omuzlarini silker ...

- "Radyo,kırıldı!"

San Francisco
07-11-2005, 21:13
Türk ve Japon şirketleri arasında bir kürek yarışı
düzenlenmesine karar verildi. Her iki takımda performanslarının en
üst düzeyine varabilmek için uzun ve zorlu bir hazırlık döneminden
geçti.Büyük gün geldi ve iki takımda kendini hazır hissediyordu..
Japonlar yarışı bir kilometre farkla kazandılar....
Yarış sonrası Türk takımı çok sarsılmıştı.Türk Şirket yönetimi
yarışın açık farkla kaybedilmesinin nedeninin bulunmasına karar
verdi.Yapılan araştırmalar,analizler ve uzun çalışmalar sonucu hata
bulundu ve çözüm önerisi getirildi.
Japonların takımında 8 kişi kürek çekiyor,1 kişi dümencilik
yapıyordu. Türk Takımında ise 1 kişi kürek çekiyor,8 kişi dümeni
kullanıyordu.
9 kişilik Türk takımı Japonlarla bir yarış yapmak üzere yeniden
yapılandı.
Yeni yapılanma şekli şöyleydi;
- 4 dümen müdürü,
- 3 bölgesel dümen müdürü
- Kürek çekmekle görevli kişinin performansından sorumlu 1
Dümen yöneticisi,
- ve 1 kürek çekme elemanı.
ikinci yarışı Japonlar iki kilometre arayla kazandılar.Tepesi
atan Türk şirketi yönetim kurulu hemen harekete geçti;Yarışın
kaybedilmesinden sorumlu tutulan kürekçi kovuldu ve müdürlere
sorunun çözümüne olan katkılarından dolayı ikramiye verildi.

adnanfd
08-11-2005, 19:11
> >> Akşamdan kalma adam, büyük bir başağrısı ile sabah uyanmış.
> >> Zorlukla gözlerini açıp, yerinden doğrularak, şöyle bir etrafına
> >>bakınmış.
> >> Komodinin üstünde bir bardak su ve iki aspirin duruyor.
> >> Yatağın ayakucundaki sandalyede elbiseleri temiz ve ütülenmiş.
>Aspirinleri içerken,komodindeki not dikkatini çekmiş;
> >> "Sevgilim, günaydın. Kahvaltın mutfakta. Ben alışverişe
>çıkıyorum, erken
> >>dönerim. Seni seviyorum".
> >> Kalkıp, giyinmiş ve kahvaltı için mutfağa gitmiş.
> >> Bakmış oğlu oturmuş, kahvaltı ediyor. Masada da kendi servisi ve
> >>gazeteleri duruyor. Oturmuş, kahvaltısına başlamış ve oğluna sormuş;
> >> Evlat, dün gece ne oldu, biliyor musun?
> >> Evet, dün
>gece saat 3'ü geçiyordu, sarhoş olarak eve geldiğinde.
>Önce
> >>koridordaki sandalyeyi devirdin, ardından kustun, daha sonra da
>odanın kapısına kafanı çarptın, bir gözün morardı.
> >> Adam, şaşırmış vaziyette: Anlayamadım. O zaman niye herşey temiz,
> >>kahvaltı hazır ve gazetem alınmış?
> >> Onu mu soruyorsun.
> >> Annem seni sürükleyerek yatak odasına götürüp,pantalonunu çıkarmaya
> >>çalıştığında,
> >> "Bayan, beni yalnız bırakın, ben evli bir adamım" dedin.
> >>
>

adnanfd
08-11-2005, 22:29
Dirilen ölü, korkuttu
Adana’nın Ceyhan İlçesi’ne bağlı Doruk Beldesi’nde bayramın son günü kalp krizi geçiren 45 yaşındaki Adem Yıldırım Ceyhan, Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Acil serviste Yıldırım’ın öldüğüne karar verilip morga koyuldu. Beldenin mezarlığına defnedilecek olan Yıldırım, cenaze namazı öncesi belediyeye ait yıkama aracına alındı.

Burada 45 yaşındaki imam Ahmet Külçür tarafından yıkanan Yıldırım, vücuduna dökülen sıcak su nedeniyle aniden hareketlendi. Aceleyle bir kez daha Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Yıldırım’ın yolda duran kalbi elektroşokla çalıştırılmaya uğraşıldı, ama başarılı olunamadı. Yıldırım dün sabah toprağa verildi. Doruk Beldesi’nde 20 yıldır imamlık yapan Külçür, yüzlerce kişiyi yıkayıp defnettiğini, ancak ilk kez böyle bir olayla karşılaştığını belirterek, şunları söyledi: ‘Merhumu yıkarken bir anda titredi ve hareketlendi. Yakınları, ölmemiş diye hemen hastaneye kaldırdı, ama müdahale edildiği halde yaşatılamamış. Böyle bir şey ilk kez başıma geldi. Çok heyecanlandım. Psikolojim bozuldu. İkinci defa yıkarken yanıma akrabalarından birini aldım.’

varyemez
09-11-2005, 00:27
Bir Cinli bir bara girer ve orada Steven Spielberg'i gorur Onun bir
>>>hayrani
>>>oldugu icin yanina kosar ve imzali bir fotograf ister Spielberg
>>>beklenmedik
>>>bir sekilde Cinli'yi tokatlar Saskin Cinli sorar: "Neden boyle
yaptiniz?"
>>>Spielberg cevaplar "Siz II. Dunya Savasinda bizim Pearl Harbour
limanini
>>>bombaladiniz"
>>>Cinli daha da saskin: "Ama onlar Japonlardi, ben ise Cinliyim.!.."
>>>Spielberg: "Cinli, Japon, Koreli, Vietnamli, hepsi ayni bok"
>>>Bunun uzerine Cinli de Spielberg'e bir tokat atar Bu defa saskin
>>>Spielberg
>>>sorar: "Peki sen beni niye tokatladin?"
>>>Cinli: "Siz de Titanic'i batirdiniz, Titanik'deki yolcular arasinda
benim
>>>atalarim vardi"
>>>Spielberg: "Manyak misin, Titanik'i batiran bir 'Aysberg'di"
>>>Cinli: "Aysberg, Spielberg, Carlsberg, hepsi ayni bok"
>>>

varyemez
09-11-2005, 00:37
Arjantinli
&#252;nl&#252; golf&#231;&#252; Robert Vincenzo yine bir &#246;d&#252;l kazanmış, &#246;d&#252;l&#252;n&#252; alıp kameralara poz vermiş.
Ardından klub&#252;ne uğramış, eşyalarını toplayıp otoparktaki arabasının
yanına doğru y&#252;r&#252;m&#252;ş. O sırada yanına bir kadın yaklaşmış. Vincenzo'yu
kutladıktan sonra ona k&#252;&#231;&#252;k bir bebeğini olduğunu, bebeğin &#231;ok
hastalandığını ve hastane masraflarını karşılayamadığını onun her g&#252;n
biraz daha &#246;l&#252;me yaklaştığını anlatmış, bir &#231;ırpıda.
Kadının anlattıkları Vincenzo'yu &#231;ok etkilemiş. Hemen &#231;ek defterini
&#231;ıkarmış ve turnuvadan kazandığı paranın bir b&#246;l&#252;m&#252;n&#252;
yazıp imzalamış. &#199;eki kadına uzatmış.
O sırada kadına "umarım bebeğinin iyi g&#252;nleri i&#231;in harcarsın" demiş.
Ertesi hafta Vincenzo klupte &#246;ğle yemeğini yerken Golf derneği'nin bir
&#252;yesi yanına yaklaşmış ve "otoparktaki &#231;ocuklar, ge&#231;en hafta siz turnuvayı
kazandığınız g&#252;n bir kadının yanınıza yaklaştığını ve sizinle konuştuğunu
s&#246;ylediler" demiş.
"Evet" demiş Vincenzo, "bunun nesi garip?".
"Garip değil tabi ki" demiş adam,"ama size
bir haberim var o kadın bir sahtekarmış. Sizin gibi zengin kişilere
yaklaşıp hasta bir bebeği olduğunu s&#246;yleyip para koparırmış. Korkarım
sizden de koparmış".
Vincenzo şaşkınlıkla " yani &#246;l&#252;m&#252; beklenen bir bebek yok mu?" demiş. "Yok"
demiş adam. "İşte bu hafta duyduğum en iyi haber" demiş Vincenzo.
İşte buna bakış a&#231;ısı farkı diyoruz. Kimi parasını kaybettiğine &#252;z&#252;l&#252;r ama
kimi de Vincenzo gibi &#246;l&#252;m&#252; bekleyen bir bebek olmamasına sevinir.
Aynı pencereden dışarı bakan iki kişiden biri sokaktaki &#231;amuru, diğeri
g&#246;ky&#252;z&#252;ndeki yıldızları g&#246;rebilir.
Se&#231;im bizlere aittir.

adnanfd
10-11-2005, 22:53
farelere tıklayın

http://www.xs4all.nl/~waa/animation/click_lastdance.html

Palet
11-11-2005, 09:58
Yasli kadinin biri, intihar etmeye karar vermis ve bir silah alip
kendini kalbinden vurmayi düsünmüs..
Ama bir an durdukdan sonra kalbin nerede oldugu konusunda tereddüt etmis ve doktoruna gitmis..Kalbin tam olarak nerede oldugunu sormus.

Doktor:
"Kalp sol meme ucunun 3 parmak altindadir" demis.

Kadin tamam deyip gitmis...

Ertesi gün gazetelerde söyle bir manset....

"Yasli bir kadin kendini diz kapagindan vurdu"

Palet
11-11-2005, 10:05
**** Yürümekte bile zorlanan yasli bir koca, evden çikmak
üzere paltosunu giyerken onu gören yasli karisi seslenir:

*****- Bu saatte nereye gidiyorsun?

*****- Doktora gidiyorum

*****- Ne oldu? yine neren agriyor?

*****Yasli adam siritir:

*****- Yok hanim yok, doktora söylicem bana bi
VIAGRA yazsin

*****Bunu duyan kadin ayaga kalkar ve o da sokaga
çikmak için hazirlanmaya baslar. Ihtiyar sasirir:

*****- Eee hanim, sen nereye?

*****- Doktora gidiyorum der ve adamin saskin
bakislari altinda devam eder:

*****- Eger o eski, pasli seyi benim üzerimde
kullanacaksan ben de tetanos ignesi yaptirayim bari..!

Turkuaz
11-11-2005, 13:47
Adamın biri bir gün bara gider ve barmene :
-Hey barmen bana bir bira. Barmen :
-Buyrun efendim, der. Adam bir dikişte birayı içer ve taakk diye
masaya bardağını vurarak :
-Borcum kaç lira. Barmen :
-On lira, der. Adam demir on tane bir liraları üst üste dizerek elinin
tersiyle vurur dağılan paraları barmen ya sabır diyerek teker teker
toplar. Aynı adam ertesi gün yine gelir ve üç bira ister borcunu
sorar. Barmen :
-Otuz lira, der. Yine paraları üst üste koyar elinin tersiyle vurur.
Çok sinirlenen barmen müşteri velinimettir der ve yenide paraları
toplar. Bu adamın yaptığı olaylar ard arda devam eder en sonunda
sinirlener barmen bu adam bir daha bara gelip aynı şeyi yaparsa çök
kötü dayak atacağına dair kendi kendine yemin eder. Ertesi gün adam
yeniden gelir ve onbir tane bira içer ve borcunu sorar ve barmen :
-110 lira, der. Barmen tam adama yumruk atacakken adam cebinden 1000
lira kağıt para çıkartır barmen şaşırır ve ulan der şu adama bir oyun
oynayım. Daha evvelden adamın ona vermiş olduğu bozuk paraları üst
üste dizip elinin tersiyle vurarak dağıtır ve ekler :
-Buyrun efendim paranızın üstü. Adam barmene bakıp alaycı bir şekilde gülerek :
-Üstü kalsın, der.

Turkuaz
11-11-2005, 13:54
Firar
Ufak bir suçtan hapse düşen Temel'in koğuş arkadaşı sık sık hastalanmakta haftada bir doktora gitmektedir.Adamın doktordan her gelişinde bir uzvu kesilmektedir.Bir gün bacağı,sonra kolu,eli...Son gelişinde Temel koğuş arkadaşının kulağına eğilir manalı bir gülüşle:
-Uy!Hemşerim sanmaki anlamayrum,bağa öyle geliyoki galiba sen kısım kısım firar edeysun

Turkuaz
11-11-2005, 14:03
KADIN kahvaltı sofrasında gazete okuyan kocasına bakıp söylenmiş;

' - Keşke bir gazete olsaymışım. Böylece bütün gün sıkı sıkı tuttuğun ve ilgilendiğin tek şey ben olurdum.'

Adam kafasını bile kaldırmadan cevap vermiş;

'- Evet keşke sen bir gazete olsaydın; böylece yarın senin yerine yeni bir tane alabilirdim...'

Palet
11-11-2005, 14:17
***** Iki yasli dost 70'li yaslarina gelmis iki adam, bir ömür boyu birbirlerinin en iyi dostu olmuslardi...
*****Derken birgün bir tanesi agir hasta oldu.. Ölüm dösegindeyken yaninda yine en iyi dostu vardi ve ona fisildadi :
*****- "Bana bir iyilik yap olur mu... Cennete gittikten sonra orda futbol oynaniyorsa lütfen bir sekilde bana haber ver.."
*****Öteki
*****- "Tamam... Bütün hayatim boyunca en iyi dostum sendin, bunu senin için yapicam.." dedi.
*****Ve birkaç dakika sonra da adam öldü....
*****Bir hafta sonra adam uyurken birden arkadasinin sesini duydu :
*****- "Dostum..... sana bir iyi bir de kötü haberim var..."
*****Öteki hemen sordu :
*****-"Iyi haber nedir?"
*****- "Cennette futbol oynaniyor....."
*****- "BU HARIKA...!!! Peki kötü haber nedir???"
*****- "Yarinki maçta kalede sen varsin...

adnanfd
11-11-2005, 14:26
evliliğin 4 evresi

1) EL EL'E,
2) ET ET'E,
3) SIRT SIRT'A,:D
4) GiT öT'E

ilke_ibrahim
11-11-2005, 15:26
adam öğretmen,enver hoca.70 li yıllar ve mini etek moda.herkes giyiyor. hoca oturmuş dernekte,okuldan çıkan ve hepsi minili kızlara bakıp;zındıklar, kendini bilmezler,utanmazlar diye söylenmeye.bir süre böyle devam etmiş.derken karşıdan yine bir minili yaklaşmış.tam söylenecekken bir de bakmış ki kendi kızı.
yakışan giysin efendim,demiş.

Turkuaz
11-11-2005, 17:54
ABD'de bir cocuk dergisinde "Başkan Bush'a bir mesaj yazmak isteseydiniz, nasil bişey yazardiniz?" şeklinde bir anket duzenlenmiş.. işte miniklerin anket cevaplarindan secmeler


[1] Sevgili Bay Başkan:
Başkan olunca ne kadar para kazaniliyor? Lutfen yazar misiniz, cunku fazla degilse ben o zaman dişci olucam .
Timothy U., 7 yaşinda. Jamestown, NY
.
[2] Sevgili Bay Ba$kan:
Kongrede cok arkadaşiniz var mi? Annem tek arkadaşinizin başkan yardimcisi oldugunu soyledi, cok uzuldum.
Richard D., 8 yaşinda, Greenwich, CT
.
[3] Sevgili Bay Başkan:
Birgun bir kadin başkanimizin olmasini cok isterim, ama umarim o benim kizkardeşim olmaz. O herkesi cildirtir. Hem demokratlara hem cumhuriyetcilere kafayi yedirtir.
Bir vatandaş, Lawrence K., 8 yaşinda, Atlanta, GA

[4] Sevgili Bay Başkan:
En sevdiginiz kitap hangisi? Annem Incil oldugunu soyledi cunku sizin Tanri'ya bol bol dua etmeniz gerekiyormuş..
Kimberly W., 8 yaşinda, Meriden, CT
.
[5] Sevgili Bay Başkan:
Seattle'in hava durumunu duzeltebilir misiniz? Cok yagmur yagiyor. Annem "hava durumunu Tanri'dan başkasi duzeltemez" dedi ama ben yine de size yazmak istedim. Lutfen. Seattle'da daha fazla guneş istiyoruz.
Elizabeth P., 8 yaşinda, Seattle, WA
.
[6] Sevgili Bay Başkan:
Kongredekiler butun gun ne yapiyor? Babam dedi ki siz butun gun kafa kafaya verip millete nereden ne sorun cikaracaginizi konuşuyormuşsunuz
Ralph N., Palm Beach, FL.

[7] Sevgili Bay Başkan:
Pazarlari kiliseye gidiyor musunuz? Annem sizi televizyonda her gordugunde "Başimizda bu adamla Tanri yardimcimiz olsun" diyor da.
Melissa, 9 yaşinda, La Fayette, IN
.
[8] Sevgili Bay Başkan:
Umarim bir sonraki secimleri de siz kazanirsiniz. Cunku cok guzel konuşuyorsunuz, kimse birşey anlamiyor ama olsun.
Tracey O., 10 yaşinda, Green Valley, AZ

[9] Sevgili Bay Başkan:
Sevgilim Betsy'le evlendigimiz zaman dugunumuzu Beyaz Saray'da yapmak istiyoruz. 20 yila kadar evlenecegiz. Haberiniz olsun istedik.
Peter N., 7 yaşinda, Bismarck, ND

[10] Sevgili Bay Başkan:
Kac numara ayakkabi giyiyorsunuz? Buyukbabam gecen ay öldü, ayakkabilarindan bir cifti size gondermek istiyoruz. Kahverengi mi seversiniz siyah mi? Gondermeden once parlatacagimiza da soz veriyoruz.
Joey P., 8 yaşinda, Erie, PA

[11] Sevgili Bay Başkan:
Kizarkadaşim Alyssa cumhuriyetci ama ben demokratim. Bir demokratla bir cumhuriyetci evlenebilirler mi? Ben 12 yaşindayim kizarkadaşim da 11. 18'imize gelmeden bize cevap verirseniz cok seviniriz.
Ryan C., 12 yaşinda, Philadelphia, PA

[12] Sevgili Bay Başkan:
2 yildir annem bana zorla piyano dersi aldiriyor. Başkan Nixon da piyano caliyormuş annem hep oyle diyor. Siz de o caliyor diye piyano caliyor musunuz? Lutfen anneme bişey yazin beni rahat biraksin. Artik biktim. Sizin sozunuzu dinler cunku sizi cok seviyor. Teşekkur ederim.
Melissa E., 10 ya$inda, Shaker Heights, OH

[13] Sevgili Bay Başkan:
Birgun bir kadin başkanimiz olursa Beyaz Saray'a daha onun elbiseleri icin daha cok dolap almaniz gerekecek.. bizim evde annemin elbiseleri 3 tane dolaba zor sigiyor. Ablamin da 2 tane dolabi var. Ama babamla ben 1 tek dolabi paylaşmak zorundayiz. Umarim boyle şeylere siz de hazirsinizdir.
Michael P., 8 yaşinda, San Diego,Ca

pride
12-11-2005, 15:24
mail adresime gelmiş guzel...

TEK KELIMEYLE SUPER!!!
> >>ILGINC AMA COK DOGRUU ..
> >>" T&#252;rkiye'yi G&#252;ld&#252;ren Adam" &#252;nl&#252; komedyen Cem Yılmaz'ın İstiklal
> >> >Marşı'ndan esinlenerek yazdığı bir şiir, şu sıralarda elden ele
> >>dolaşıyor. Cem Yılmaz, bu şiirinde T&#252;rkiye'nin sorunlarını da ele alarak
> >>&#252;lkemiz ger&#231;ekleri hakkında inanılmaz tespitler yapmış! Elime ge&#231;miş
olan
> >>bu şiiri izin verirseniz sizlerle paylaşmak isterim. İşte Cem
> >>Yılmaz'ın T&#252;rkiye'nin durumuna mizahi, ve bir o kadar da entelekt&#252;el
bakış
> >>a&#231;ısıyla yazmış olduğu şiir:
> >>İSTİKBAL MARŞI
> >>Bakma, d&#246;nmez şafak vakti yurttan ka&#231;an o al&#231;ak!
> >>D&#246;nmeyip Amerika'da, arlanmaksızın yaşayacak!.
> >>O benim milletimin hırsızıdır, yurdu soyacak, Hortumladıkları
> >>benimdir, milletimindir ancak!
> >>
> >>&#199;alma, kurban olayım hepsini ey hırslı &#231;akal!
> >>Gariban halkıma da bir pul bırakacak kadar
> >>al!
> >>Olmaz sana g&#246;t&#252;rd&#252;ğ&#252;n paralar sonra helal, Hakkını vermezsen burdaki
> >>
> >>ortaklarının behemehal!
> >>
> >>Ben ezelden beri a&#231; yaşadım, a&#231; yaşarım!
> >>Hangi h&#252;k&#252;met beni kurtaracakmış,>şaşarım!
> >>Kurumuş musluk gibiyim, ne akar ne taşarım!
> >>Yırtsam da bir tarafımı, hi&#231; g&#246;r&#252;lmez başarım!
> >>
> >>Mali krizler, yoluna &#246;rm&#252;şse &#231;elikten bir duvar, Benim .ceğiz,
> >>.cağız diyen bir h&#252;k&#252;metim var!
> >>Bağırsın korkma, nasıl işimize burnunu sokar?
> >>"Avrupa Birliği" denen tek dişi kalmış canavar!
> >>
> >>Arkadaş, Meclis'e namusuyla &#231;alışanları uğratma sakın!
> >>İşe aldıracakların, olsun hep sana yakın!
> >>Gelecektir, cezanı vereceği g&#252;nler Hakkın, Kim bilir belki yarın,
> >>belki yarından da yakın!
> >>
> >>Yaktığın yerleri "orman" diyerek ge&#231;me, tanı!
> >>&#199;alışanı işten at, doldur kadroya yatanı!
> >>G&#246;zleri a&#231;ık yatır seni kurtaran atanı, Satılmadik o kaldı, durma
> >>satıver şu
> >>vatanı!
> >>
> >>Sermaye mutlu olsun, olsa da &#231;evre feda!
> >>Semizletin Apo'yu, mezarında d&#246;ns&#252;n Ş&#252;heda!
> >>Uydurma kanunlarla Meclis'ten getirin seda!
> >>On bin Yıllık tarihe, yurdum ederken veda!
> >>
> >>C&#252;mlenizin bu yurdu yok etmek mi emeli?
> >>Yediginiz herzelere başka ne demeli!
> >>Oyuverin altını iyice sallansın temeli, Yurdumun ki, sonunda
> >>vatandaş k&#252;kremeli!
> >>
> >>O zaman durur belki g&#246;z&#252;mden akan yaşım, O zaman doğrulur belim,
> >>yukarı kalkar başım, O zaman
> >>boşa gitmez yıllar s&#252;ren uğraşım!
> >>HESABINI VERİP TE ,GİTTİĞİNİZ G&#220;N KARDAŞIM,
> >>Dalgalanın dolar gibi sizde şimdi ey su&#231;lular!
> >>Olsun artık soyguncuya vurulacak bir yular, Ebediyen, &#246;yle yok
> >>hesapsız bir iktidar!
> >>Hakkıdır "garip yaşamış vatandaş"ın da g&#252;lmek, Hakkıdır ezilmiş
> >>milletimin, aydınlık bir İstikbal!
> >>
> >> Cem YILMAZ
> >>

pride
12-11-2005, 15:31
Uzun sure yurtdısında kaldıktan sonra ulkesine donen bir Turk'un
> > > tespitleri..:
> > >
> > > Bilirsiniz, bi ara genclerde cuzdana zincir takip sarkitma
> > > modasi vardi. Istiklal'de yururken, yanimdan bu model
> > > bi tip geciyodu ki adamin teki bombayi patlatti:
> > > "Ne o lan? Kopegin giccina mi kacti?"
> > > Ya olmaz boyle bir zeka....
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Istiklal'in oralarda, 9-10 yaslarinda, buyuk olasilikla
> > > tinerci, iki cocukla konusuyor polis. Birisine sordu,
> > > "Nerede oturuyorsun sen, evin nerede senin?".
> > > Cocuk : "Evim filan yok, orada burada uyuyorum".
> > > Polis &#246;burune dondu :
> > > "Peki sen?". Ikinci cocuk : "Komsuyuz!" :)
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Az once is icabi Isparta'da bir musterimizi aradim.
> > > Telefonu acan kibar bayana ilgili kisinin mail adresini
> > > sordum. Hanimefendi gayet kibarca
> > > "Bizim burada internet cekmiyor" dedi.
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Cuma aksami gecenin bir yarisi Arnavutkoy'de taksi
> > > ariyordum. Fakat etrafta bir tane bile yoktu.
> > > Arabas?n? park etmis yemek yiyen bir taksi soforu gordum.
> > > Adama yaklasip, "Abi musait misin?" dedim.
> > > O da, "Ehliyetin var mi?" diye sordu. Taksim'e kadar taksiyi
> > > ben kullandim,o pasa pasa yemegini yedi.
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Bir arkadas anlatti. Gecenlerde Taksim'de yururken
> > > sikisinca McDonalds'in tuvaletine girmis. Tuvaletten
> > > sonra elini kolunu sallaya sallaya restorandan
> > > cikarken elemanlardan biri arkasyndan seslenmis:
> > > "Bir gun yemege de bekleriz..."
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Izmirliler bilir, toplu tasimada Kentkart uygulamasi
> > > vardir. Karta para yuklersiniz, otobuslerde manyetik
> > > okuyucuya tutarsiniz ve okuyucu okuduguna dair sinyal
> > > sesi verir. Kentkart uygulamasinin ilk yili idi. Yasli ama
> > > cok tonton bir teyze elinde Kentkartla otobuse bindi.
> > > Nedense karti soforun suratina dogru tuttu (Herhalde
> > > paso gibi gosterilecek zannetti). Sofor iki-uc saniyelik
> > > saskinlik periyodunu atlattiktan sonra, "Biiiiip!" dedi.
> > > Teyze bi sey olmamis gibi gecip soforun arkasina oturdu.
> > > Otobusteki herkes kahkahalarla gulerken bense soforun
> > > zekasina hayran olmustum.
> > > xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx
> > > Bir gun yolda giderken kaset satan bir dukkanin caminda
> > > aynen soyle bir yazi gormustum : "Arabalar icin cistakli
> > > muzik gelmistir."
> > >
> > > Boylesine asiri guzelliklerle dolu bir ulkeyi ve
> > > insanlari sevmemek m&#252;mk&#252;n m&#252;?

Turkuaz
12-11-2005, 23:48
Eşeğin Şahitliği

Kütahya'nın Gedik Kazası'nda işlenen bir cinayet çok enteresan bir
metodla çözüldü.

Katil olduğundan şüphelenilen, ancak sağlam delillere
ulaşılamadığı için hakkında işlem yapılmayan A.D. isimli şahıs,
cinayeti soruşturan Jandarma Astsubayı tarafından hadisenin görgü
şahidi eşek ile yüzleştirildi.

Öldürülen şahsa ait olan eşek, katil zanlısı olan A.D. yanına
getirilince çılgına döndü ve sanığı ısırıp çifte atmaya çalıştı.

Bu denemeden sonra, bu defa katil zanlısının kıyafetlerinin
aynısını giyen bir Jandarma eri eşeğin yanına gitti. Ancak eşek
Jandarma erine en küçük bir tepki dahi göstermedi.

Aynı deneme birkaç kişi ile defalarca tekrarlandı. Eşek sadece
sanığa karşı hırçınlık gösterdi. Eşeğin bu davranışı karşısında zor
durumda kalan sanık, sonunda suçunu itiraf etmek zorunda kaldı. Eşeğin
davranışları, altı şahidin şahitliğinde tutanakla tespit edildi.

Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15 yıl ağır hapis cezasına
çarptırılan sanık hakkında karar Yargıtayca da onaylandı.

varyemez
12-11-2005, 23:54
Eşeğin Şahitliği

Kütahya'nın Gedik Kazası'nda işlenen bir cinayet çok enteresan bir
metodla çözüldü.

Katil olduğundan şüphelenilen, ancak sağlam delillere
ulaşılamadığı için hakkında işlem yapılmayan A.D. isimli şahıs,
cinayeti soruşturan Jandarma Astsubayı tarafından hadisenin görgü
şahidi eşek ile yüzleştirildi.

Öldürülen şahsa ait olan eşek, katil zanlısı olan A.D. yanına
getirilince çılgına döndü ve sanığı ısırıp çifte atmaya çalıştı.

Bu denemeden sonra, bu defa katil zanlısının kıyafetlerinin
aynısını giyen bir Jandarma eri eşeğin yanına gitti. Ancak eşek
Jandarma erine en küçük bir tepki dahi göstermedi.

Aynı deneme birkaç kişi ile defalarca tekrarlandı. Eşek sadece
sanığa karşı hırçınlık gösterdi. Eşeğin bu davranışı karşısında zor
durumda kalan sanık, sonunda suçunu itiraf etmek zorunda kaldı. Eşeğin
davranışları, altı şahidin şahitliğinde tutanakla tespit edildi.

Kütahya Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 15 yıl ağır hapis cezasına
çarptırılan sanık hakkında karar Yargıtayca da onaylandı.
esek deyip gecmemek lazım....:p

Elixir
13-11-2005, 00:17
[QUOTE=adnanfd]evliliğin 4 evresi

1) EL EL'E,
2) ET ET'E,
3) SIRT SIRT'A,:D
4) GiT öT'E[/QUOT

1.. ılk altı ay kucak kucaga
2.. ıkıncı altı ay yanyana
3... ucuncu altı ay sırt sırta
4 .. dorduncu altı ay gıt ote

dogrusu bu adnanfd;)

Turkuaz
14-11-2005, 11:07
BUGUN MOLA - ARDINIZA YASLANIN VE OKUYARAK GULUMSEYIN :-)



Ah, bir salak olsaydım!

Şakir, bizim sınıfın en salağıydı. Hatta okulun en salağıydı. Tarih
dersinde kopya istesek, hazırladığı kopyaları karıştırıp coğrafya kopyası
verirdi.

Düz yolda yürürken düşmeyi becerir, kafasını geçtiği her kapının
pervazına vurur, okul çıkışında caddeyi geçerken sık sık ezilme tehlikesi geçirir, ikide bir rapor alıp okula gelemezdi.

Yaşar Doğu, Celal Atik, Nasuh Akar'ların Olimpiyat zaferlerinden olsa
gerek hepimizi bir güreş merakı basmıştı. Teneffüslerde itişe kakışa
güreşip dururduk. Şakir de güreşmeye pek meraklıydı. Ama birini
yenebildiğine hiç rastlamadım. İlkokula 3. sınıftan başladığım için
sınıfın en küçüğüydüm. Üstelik bir hayli sıskaydım da...
Benim ikim gibi olmasına rağmen Lapacı Şakir'i yatırıp dururdum.
Heyecanlanınca Şakir'in dili de tutulurdu. Konuşamaz, 'hıgık, mıgık' bir
şeyler kekelerdi. Bu arada gözleri börtler, suratını al basar, tepinmeye
benzeyen garip hareketler yapardı.
Okul numaralarımız peşpeşe olduğu için öğretmenler ikimizi beraber tahtaya kaldırırlardı. Şakir sorulan soruya inileyerek 'humpuf!.. Murg!..' diye yanıt vermek uğruna kıvranırken öğretmen, çektiği azabı durdurmak için aynı soruyu bana sorardı.

Bensoruyu yanıtlarken Şakir de kafasını yukarıdan aşağıya doğru sallayarak
cevabı onaylar, böylece cevabı bildiğini gösterirdi. Öğretmen ikimize de
aynı notu verip sıramıza yollardı. Bazen soruları ben bildiğim halde
Şakir'in daha yüksek not aldığı olurdu. Zaten Şakir'in bir adı da Ballı
Şakir'di.

Okul bahçesinde top oynarken çok beceriksiz olmasına rağmen nedense
acıyıp Şakir'i de oynatırdık. Örneğin Şakir'den daha iyi oynamalarına rağmen Doğan Hızlan'la Konur Ertop'u oynatmazdık.
Adam yerine koymadığımız için maçta Şakir'i kimse tutmazdı.
O da gidip kale önüne dikilirdi. Ama en çok golü de Ballı Şakir atardı.
Top orasına burasına çarpar gol olurdu.

O zamanlar, ortaöğretimde kızlar ve erkekler ayrı okullarda okurlardı.
Burnumuzun altındaki tüyler, hafiften kıla dönüşmeye başladığı için
hepimiz potansiyel birer Kazanova'ydık. Yaşanmamış yaz tatili
maceralarımızı bütün öğrenim yılı boyunca birbirimize anlatırdık.
Her anlatışta zamparalık öyküsü biraz daha gelişir bakıştığımız kız,
konuştuğumuz kız olur, konuştuğumuz kız ise seviştiğimiz kıza dönüşürdü.

Bir tek Şakir'in sevda öyküleri yoktu.
Öykü uydurmayı beceremediğinden mi,yoksa inanmayacağımızı bildiğinden mi susup sadece bizi dinlerdi.
Gerçi hiçbirimiz hiçbirimizin öyküsüne inanmazdık ama,
anlatmadan da duramazdık.

Ama Meral'i yine salak Şakir tavlamıştı. Meral bizim okulun bahçesine
bitişik bir evde otururdu. Keyfinden ya da hainliğinden sık sık cama
çıkardı. Okul bahçesinden gelen naraları ve feryatları duymazdan gelir,
hülyalı mavi gözlerini gökyüzüne dikip kırıtırdı.
Meral'i rüyasında görmeyen öğrenci herhalde yok gibiydi.

Meral, yine bir gün pencere şovu yaparken biz Şakir'i gaza getirdik.

'Kız sana bitik, kız sana yangın!.. Haydi Şakir göster kendini, okulun
şerefini kurtar!' diye el verdik Şakir'i okul duvarının üstüne çıkardık.
Şakir'i yine al bastı, 'Humpf mumpf!' diye konuşmaya çalışıp acayip
hareketler yapmaya başlayınca duvarın üstünden kayıp Meral'lerin
bahçesine düştü. O sırada ders zili çaldı.
Şakir'in bu aşk düşüşünün gerisini göremedik.
Ama tahmin edebildik. Çünkü Meral'in bütün Cerrahpaşa'ya
belasıyla nam salmış asabi bir ağabeyi vardı. Vee 2 gün sonra okula gelen Şakir'in mor sol gözünden ve topallayarak yürümesinden tahminlerimizin doğru çıktığını anladık.

Ama Şakir'i Meral'le bir muhallebicide el ele,yanak yanağa muhabbet ederken görebileceğimizi tahmin edememiştik.
Okul bitti, hepimiz bir tarafa dağıldık.
Konur Ertop yaman bir edebiyat düşünürü oldu.
Doğan Hızlan hiç büyümedi. Eskiden de böyle yaşlı başlı bir
mütefekkirdi. Şimdi aynı gazetede icrayı lûbiyat ediyoruz.
Oktay benimle Akademi'ye girdi. Orhan ordudan emekli oldu.
Mustafa hepimizi güreşte yenerdi.
Şampiyon bir güreşçi olabildi mi bilmiyorum. Orhan Kemal hayranı
Erol ne oldu?
İlhami, bir gün gazeteye beni ziyarete gelmişti. Ben bunak,
can arkadaşımı anımsayamamıştım.
Kırık bir tebessümle hoşçakal deyip gitmişti. Bir gece yarısı İlhami'nin kim olduğunu bulup yataktan fırlamıştım. Camı açıp

'İlhamiii, seninle bağ bahçe dolaşırdık... Subay kumaşından bozma bir
ceketin vardı... Ne olur bir daha gel!' diye gece karanlığına doğru
haykırmıştım.

Şakir'i gazetelerde ve televizyonlarda hep önemli bir adamın yanında
aptal aptal sırıtırken gördüm. Yıllar sonra, bir gün bir tiyatro galasında
canlısına rastladım. Sarılıp sarmaştık.
Konuşurken bir ara elindeki kanapenin zeytinini nasıl becerdiyse yandaki güzel hanımın açık yakasından içeri kaçırdı. Tabii, kaçırmakla kalmayıp elini açık yakadan içeriye daldırıp zeytini aramaya da başladı.

Ben, güzel kadının gıdıklı kahkahalarını duyunca saklanacak yer aramaktan vazgeçtim.
Şakir, alkolle yüklüydü. 'İllaa bize gideceğiz' diye tutturup beni
sürükleyerek bir arabaya bindirdi. Araba dedimse aklınıza öyle Reno,
Ford,Honda gibi normal arabalar gelmesin.
Camları koyu füme, içi deri ve ağaç kaplı bir salon salomanjeydi. Tahminime göre özel yaptırılmış bir Mersedes'ti.

Şakir'in evi ise Boğaz'a nazır bir saray yavrusuydu. Duvarlarda ünlü
ressamların tabloları vardı. Hatta, bir Dali ve bir Miro'ya takıldım
kaldım.

'İspanya gezimizin anıları' dedi.

'Benim hatırladığım, sen bir memur çocuğuydun. Bunlar nereden?'

'Aptallıktan.'

Bu yanıttan hiçbir şey anlamadım, ama yine sordum:

'Bu ev senin mi?'

'Tabii, ama bir de yazlığımı görmelisin. Bir Yunan adası satın aldım.
Oraya bir yazlık yaptırdım. Özel helikopterimle arada bir kaçıyorum.'

'Bunca parayı nasıl kazandın lan?'

'Çünkü ben bir salağım.'

'Estağfurullah.'

'Estağfurullahı filan yok, benim mesleğim salaklık.'

'Nerede çalışıyorsun?'

Şakir, adını veremeyeceğim çok ünlü bir holdingin genel müdür yardımcısı olduğunu söyledi. Şaştım kaldım. Farkında olmadan, 'Seni nasıl genel müdür yardımcısı yaptılar yahu?' diye mırıldanmışım.

'Salak olduğum için enayi... Sen genel müdür olsan yanına zeki birini
ister miydin? Ben bir halt edince babam zeki olan ağabeyimi döverdi. Zeki adam tehlikelidir ve beladır. Seni yerinden eder.
Zeki olanlar hababam sorun çıkarırlar.
Salaklık nimettir. Herkes salakları sever ve gözetir.
Çünkü tehlikesizdirler. Ayrıca insanda merhamet uyandırırlar.
Salaklara herkes acır.

Salaklığım sayesinde üniversiteyi bana bitirttiler. Sonra da
bu şirkete memur olarak girdim. Şef yardımcısı, müdür yardımcısı, derken genel müdür yardımcısı oldum. Sen zekiydin de ne oldun? Altmışını geçtin,hálá üç otuz para maaşa talim ediyorsun.'

Bir ara, altın kakmalı fildişi bir satranç takımına gözüm ilişti. Şakir,

'Oynayalım mı?' diye sordu.

'Haydi be, sen tavlayı bile doğru dürüst oynayamazdın!'

Oynadık, herif beni 18. hamlede mat etti. Hem de benim gibi bir ustayı!..
O sırada salona yeşil gözlü, ceylan sekişli, Şakir'den en az 30 yaş daha
genç bir hanım girdi. Şakir'e merhamet ve sevgi dolu bakışlarla bakıp,

'Ruhum, canım, bir tanem. Senin uyku saatin çoktan geçti. Gel seni
yatırayım!' dedi ve Şakir'i alıp götürdü. Salon kapısından çıkarken
Şakir,kafasını kapının pervazına çarptı.
Ben de zeki zeki gülümsedim.


Oğuz ARAL

eymür
14-11-2005, 11:48
Çerez tabağı teoremi-1

Galatasaray Lisesi'nden bir arkadaşım hâlâ evlenemedi.
Geçenlerde "Yeter artık. Evlen de çoluk çocuk sahibi ol" dedim.
Aşağıdaki teoriyi aktardı:
Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman
sırasıyla
önce antepfıstıkları, ardından bademler, sonra fındıklar gider. En sona
beyaz ve sarı leblebiler kalır.

Eğer belli bir yaşa kadar evlenmemişsen de durum farklı olmaz. Ya
kalan leblebiler ve ayçekirdekleri ile idare edersin, ya da olur a bir
fıstık bulurum diye tabağı karıştırır durursun..

Çerez tabağı - 2

Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta
evlenmekle, çerez tabağı arasındaki benzerliği anlatan görüşlerini aktarmıştım.

Ben tabakta en sona kalanların sarı ve beyaz leblebiler olduğunu söylemiştim.
Arkadaşım, aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu şam fıstıkları da kalır.
Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri
bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine güveneceksin kıracaksın
ki, içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama risklidir, dişini
kırabilirsin." dedi
haklı.......

Şairin dediği gibi: "Daha ne güzellikler vardı derinlerde. Bazen korktuk..
Bazen gücümüz yetmedi."

bikmisbroker
18-11-2005, 15:13
&#199;ocukluğumuzun kahramanları &#252;zerine g&#252;lmece.







SONRADAN NELER YAPTILAR?


Kırmızı Başlıklı Kız: Anneannesini yiyen kurtla, bu vahim olaydan 5
yıl sonra sade bir t&#246;renle evlendi. D&#252;nya evine nik&#226;htan sonra giren
Kırmızı Başlıklı Kızın bu mutlu evlilikten Bobi, Tobi ve H&#252;srev
adlarında 3 eniği oldu. Eşinin anneannesini yediği i&#231;in vicdan
azabından geberen Kurt, sonunda tiner ve bali batağına d&#252;şerek intihar
etti.



Pamuk Prenses: Kendini &#246;perek uyandıran beyaz atlı prensin azılı bir
beyaz kadın simsarı olduğunu &#246;ğrendiğinde onun i&#231;in artık &#231;ok ge&#231;ti.
Avrupa'da pek &#231;ok k&#246;t&#252; yerlerde &#231;alıştıktan sonra Smooth on the
Water yani Koy Koy Suyundan da Koy Koy adlı bir kitap yazarak Orta
&#199;ağ Avrupasının fuhuş &#226;lemini anlattı.



Peter Pan: Havada u&#231;an, karada ka&#231;an bu kahramanımız u&#231;mak ve ka&#231;makla
bir yere varamayacağını anlayarak t&#246;vbeye geldi. Mistik Doğu'yu merak
ederek yollara d&#252;şen gen&#231; adam, gezisinin Anadolu durağında &#231;ok
etkilendiği yurdumuza yerleşme kararı aldı. Erciş Pan Turizmin de
kurucuları arasında yer alan Peter Pan, birka&#231; yıl sonra Hac
farizasını yerine getirmek i&#231;in gittiği kutsal topraklarda, taşlanan
şeytandan seken irice bir taşın omurilik soğanını ezmesi sonucu
hayatını kaybetti. Kabri, Şatt&#252;larap'tadır.



Pembe Panter: Şanlı panter ırkının karizmasını &#226;leme papyon ettiği ve
atalarının adını lekelediği iddiasıyla Kara Panterler &#214;rg&#252;t&#252;
tarafından sokak ortasında hunharca par&#231;alanarak &#246;ld&#252;r&#252;ld&#252;. Sağlığında
pembe rengi y&#252;z&#252;nden, ş&#246;&#246;le b&#246;&#246;leymiş, yumurtaymış, cillopmuş,
karpuzmuş, h&#246;t&#246;r&#246;fm&#252;ş gibi iddialarla karşı karşıya kalan Pembe
Panter aynı zamanda Mazlum-Der Kuzey Amerika Şubesi &#252;yesiydi.



Heidi: &#199;izgi filmde Dedesi rol&#252;nde oynayan aksakallı, nur y&#252;zl&#252;,
tevekk&#252;l adamı kisvesine b&#252;r&#252;nm&#252;ş ihtiyar oyuncu Hans Manfred Singer
tarafından mesajlı tacize uğradığı iddiasıyla film şirketiyle olan
anlaşmasını feshetti. İhtiyar Oyuncu her ne kadar, O mesajları,
kendisini torun rol&#252;ne motive etmek i&#231;in ben g&#246;nderdim. Bunu Peter'e
de yaptım, Klara'ya da, &#246;b&#252;r kızlara da dediyse de kimseyi
inandıramadı. Gen&#231; ve &#231;ıtır formatındaki Heidi, 1975 yılında
Almanya'da yaşayan Becayiş İstempele adlı P&#252;l&#252;m&#252;rl&#252; bir gurbet&#231;imizle
evlenerek T&#252;rkiye'ye yerleşti. &#214;mercik Aslan Par&#231;ası,Kezban
Paris'te ve 3 S&#252;permenler İsmail D&#252;r&#252;t'e Karşı gibi filmlerde
yardımcı kadın oyuncu rollerine &#231;ıktığında ise o eski ş&#246;hretinden eser
kalmamıştı. Heidi, 1983 yılında Şile'deki evinde, 5 numara &#246;rg&#252; şişini
şah damarına sokarak intihar etmiş olarak bulundu.



Red Kit: Vahşi Batı'nın bu g&#246;z&#252; pek kovboyu, Dalton Kardeşlerin
ortancalarından Vilyım'la uygunsuz bir pozisyonda yakalandı. Sevenleri
tarafından lin&#231; edilmek istenirken son anda ka&#231;mayı başaran Red, 1895
yılında atı D&#252;ld&#252;l'&#252; Masa&#231;uset Sucuk Pastırma ve Et Mamulleri
Fabrikasına satarak k&#252;&#231;&#252;k bir kanoyla Amerika'dan Malezya'ya ka&#231;tı.
Bir daha da izine rastlanamadı.



Keloğlan: Can Kızla evlendikten 3 yıl sonra şiddetli ge&#231;imsizlikten
ayrıldılar. Benzini Şelden, Akılı Kelden d&#252;sturunun yaratıcısı olan
Keloğlan, kahramanlık d&#252;nyasından ayrıldıktan sonra bozacılık,
şıracılık, tellaklık gibi işlere girip &#231;ıktı. Bir d&#246;nem Yeni&#231;eri
Ocağına kaydını yaptıran kahramanımız, Fındıkkurdu 1 adlı askeri
tatbikatta kafasına mancınık taşı &#231;arpmasıyla eğitim zayiatı oldu.



Cin Ali: Asıl adı Fehim Bilgeyts'tir. &#199;izgi diziden ayrılmasının
ardından, Bunca Yıl Nasıl &#199;iroz Kaldım adlı bir diyet kitabı yazdı.
Bu eseri, d&#246;nemin H&#252;k&#252;meti tarafından toplatılan Fehim Bilgeyts,
İstanbul DGM'de yargılanarak cezaevine konuldu. Cin Ali dizisinde
oynadığı yıllarda, rol arkadaşı olan Karag&#246;zl&#252; Kuzu'yu mangal yaparak
eşini dostunu rakı alemine &#231;ağırdığı ve dostunun derisini T&#252;rk Hava
Kurumu'na vermediği iddiaları y&#252;z&#252;nden zor durumda kaldı. Bir d&#246;nem
Beşiktaş'ta futbol da oynayan Bilgeyts, daha sonra Deli Y&#252;rek, Deli
Dumrul, Baba Evi ve Ali Veli Kırk dokuz Elli gibi &#246;nemli TV
dizilerinin senaryosunu kaleme aldı.



Kızıl maske: Ormanda 10 kaplan g&#252;c&#252;nde olduğunu ispat etmek i&#231;in Şov
TVyi arayıncaya kadar harbiden de ormanın en kuul, en gizemli, en
delikanlı şahsiyetlerinden biriydi. Yıllarca rantını yediği 10 kaplan
g&#252;c&#252;ndeyim bilaaader tribinin sonu artık gelmişti. Baseniyle beşe on
dilme &#252;zerinden 20'lik &#231;ivi s&#246;kt&#252;ğ&#252;n&#252; iddia eden Malatyalı Berber
Cebrail K&#252;nefe ile karıştırılarak canlı yayında kendisinden &#231;ivileri
s&#246;kmesi istendi. Bu arada Kızıl maske zannedilerek arenaya s&#252;r&#252;len
Cebrail de kaplanlar tarafından lime lime par&#231;alanmaktaydı. Bu olaydan
sonra bir daha insan i&#231;ine &#231;ıkamayan Kızıl maske, ormanın en denyo
&#231;ocuğu olarak hayvanat ve nebatatın hafızalarına kazındı. Budur bir
efsanenin &#231;&#246;k&#252;ş&#252;...

DEVİR
18-11-2005, 16:34
Ankara'daki dolmuş şöförleri-mouse ile açılan dolmuş kapısı

gene bir türk harikasi icattır. kızılay-yıldız dolmusunda rastlanmıştır. sadece süs olsun diye konulduğunu zannetmeme neden olmuş ancak tüm gerçekler dolmuştan inmek isteyen ilk muşteri ile açığa çıkmıştır.

aynı düzenek sayesinde "sağ tık save as" ile çevirme anında yolcuların çökmesini sağlıyorsunuz.

opsiyonel olarak configure controller kısmından, roller a radyo ses ayarı, sağ tuşa korna fonksiyonları atanabilmektedir ayrıca bu dolmuşta.

düzeneği daha da ileri götürürsek, kablosuz mouse'u yanında taşıyarak uzaktan kilitleme sistemi yapmıştır abimiz.

- **tıktık** tıssssss
- vaaaay len ?
- çift tıklama olayı gerçi zorluyor biraz ama !!

- hacı çalışmıyor alet ya. sabah yolcuları indirmek zorunda kaldık
- maus topunu çıkar bi sil orasını hacım ahahaha

mouse için yanlış driver kurdugunuzda yerine on kaput açılan dijital dolmuş kapısıdır.

alt+f4 ile kapanır !!

scroll özelliği kullanılarak "usta bi el atsana şuna" gibi isteklerde bulunmak durumunda kalmazsınız bu düzenek sayesinde.

kapı kapanırken/açılırken dikiz aynasında kum saati görünür

dün itibariyle bu dolmuşa binmiş bulunuyorum. mouse eski tip 3 tuşlulardan. soldaki kapıyı açıyor sağdaki kapıyor. ortadaki ne yapıyor onu bilemedim.


:D :D

varyemez
19-11-2005, 20:51
Arkadaslar, bakin botox,kolojen Mona lisa> ' yi bile ne hale
getiriyor. Botox ve kolojeni birkac defa sıkmayi unutmayin.Sevgiler

http://www.drcomenge.com/apothia/default.html

Figo
19-11-2005, 22:20
Arkadaslar, bakin botox,kolojen Mona lisa> ' yi bile ne hale
getiriyor. Botox ve kolojeni birkac defa sıkmayi unutmayin.Sevgiler

http://www.drcomenge.com/apothia/default.html


Mona Lisa'ya bayağı bi sıktım, hatunun ifade gittikçe Ajda Pekkan'a benzedi :D :D :D Nip-Tah mıyım mübarek şaheser bi şey çıktı :gulen:

aasci
19-11-2005, 22:28
>>> >Bu hikaye trakyada gecmis gercek bir olay;
>>> >Yasli bir amca, eseginin üzerinde karayolunda
seyretmektedir. Bunu goren trafik polisleri, amcaya takilmak isterler ve
>>> >durdururlar.
>>> >Polis: Be amca, necin dakman golani? (Golan: Emniyet
kemeri.) Amca: Dakmam be iste!
>>> >Polis: E bak gordun mu, simdi ceza keseceyik.
>>> >Amca: Kes bakalim ne
>>>keseceysan da gidecem, acele isim var.
>>> >Polis: Peki amca, cezayi sana mi yazalim yogsam esege mi?
>>> >Amca: ???
>>> >Polis: Yani cezayi sana yazarsak bes milyon odeycen,
esege uc milyon odeycen.
>>> >Amca: Bana kes o zaman.
>>> >Polis: Neden sana keseyon amca?
>>> >Amca: Onun sicili temiz ossun, polis yapcez onu

arturo
19-11-2005, 22:55
Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkanın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler. Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sekste çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler. . . " Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman Allah ım dur dur. . . " derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş, "Sandaletleri ters giydin lan!"

bikmisbroker
19-11-2005, 23:07
>Çerez tabağı teoremi-1
>
>Galatasaray Lisesi'nden bir arkadaşım hâlâ evlenemedi.
>Geçenlerde "Yeter artık. Evlen de çoluk çocuk sahibi ol" dedim.
>Aşağıdaki teoriyi aktardı:
>Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman
sırasıyla
>önce antepfıstıkları, ardından bademler, sonra fındıklar gider. En
sona
>beyaz ve sarı leblebiler kalır.
>Eğer belli bir yaşa kadar evlenmemişsen de durum farklı olmaz. Ya
kalan
>leblebiler ve ayçekirdekleri ile idare edersin, ya da olur a bir
fıstık
>bulurum diye tabağı karıştırır durursun..
>
>Çerez tabağı - 2
>
>Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta
evlenmekle,
>çerez tabağı arasındaki benzerliği anlatan görüşlerini aktarmıştım.
>Bu yazı üzerine, bazı okurlarımdan eklemeler geldi.
>Ben tabakta en sona kalanların sarı ve beyaz leblebiler olduğunu
yazmıştım.
>Mektep arkadaşım Merih Tüzün şöyle yazmış:
>"Sevgili Fatih, aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu şam fıstıkları da
kalır.
>Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret edemez, tabağa geri
>bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine güveneceksin kıracaksın
ki,
>içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama risklidir, dişini
kırabilirsin."
>
>Merih haklı..
>Şairin dediği gibi: "Daha ne güzellikler vardı derinlerde. Bazen
korktuk..
>Bazen gücümüz yetmedi."

MANIAC TRADER
20-11-2005, 14:45
Süleyman Demirel ölmüş. Ahiret kayıt-kabul melekleri karşılayıp günah sevap
defterini kontrol etmişler ve ceza çekmek üzere Cehennem zebanilerine teslim
etmişler. Zebaniler Demirel'i Cehennemin dibine göndermişler. Bir süre sonra
Zebaniler periyodik kontrole geldiklerinde bir de ne görsünler? Demirel
mayosunu
giymiş, hamağa uzanmış, gözlerinde güneş gözlüğü, elinde minik şemsiyeli bir
meyve suyu; keyif çatıyor. Bu arada Cehennemin çeşitli il, ilçe ve
bucaklarından
gelen kasketli heyetler, sepetlerinde çeşitli sebzeler ve meyveler bulunduğu
halde Demirel tarafından kabul edilmeyi bekliyor. Zebanilerden müteşekkil
teftiş
kurulu derhal incelemeye gelmiş. Bakmışlar ki Demirel Cehennem'deki sıcak
lav
rezervlerinin üzerine termik santral kurmuş, lav ırmaklarına da barajlar
yapmış,
onlardan elde ettiği enerji ile cehennemin her yerine klimalar taktırmış,
Kurduğu fabrikalardan taşlar üreterek Cehenneme otoyol ağı yapmış. Hemen onu
Cehennem'den çıkartmışlar.
Evvelce vefat etmesine rağmen VIP salonunda beklemekte olan Turgut Özal'ı
Cehenneme atmışlar. Cehennemi periyodik olarak kontrol eden Teftiş Kurulu
Zebanileri Özal'ı Cehennem'in kapısının önünde para sayarken bulmuşlar.
- Hey! Sen neden Cehennem'de değilsin? diye çıkışmışlar Özal'a.
Özal
- Cehennem'i Fransızlara sattım, artık hem daha fazla lav üretiyor, daha
yüksek
ısı sağlıyor, kapasitesini de arttırdık, daha çok yerli zebani istihdam
ediyor,
artık kainat çapında hizmet veriyor, hem de artık ahiret bütçesine yük
olmaktan
kurtuldu. Biz de bu vesileyle
yolumuzu bulduk, demiş.
Onu da derhal Cehennem'den çıkartıp yerine Tayyip Erdoğan'ı atmışlar. Bir
süre
sonra kontrol etmek üzere geldiklerinde Cehennem'e girememişler. Çünkü
kapıda
tanımadıkları Ingilizce, Fransızca ve Flamanca konuşan zebaniler onların
girişlerini engelliyor, girmek istiyorlarsa en yakın konsolosluktan Schengen
vizesi almaları gerektiğini söyleyip duruyorlarmış. Zavallı Zebaniler ne
olduğunu araştırırken karşıdan Günter Verheugen ile Karen Fogg'un geldiğini
görmüşler. Meğerse Cehennem AB'ye girmiş.
Hemen Erdoğan'ı da oradan çıkartmışlar ve yerine Bülent Ecevit'i atmışlar.
Zebaniler "- Ecevit'i gönderdik ya, artık Cehennem nihayet Cehennem gibi
olacak!" diye sevinirlerken bir de bakmışlar ki, Cehennem'de ateş sönmüş.
Hatta
insanlar üşümeye, soğuktan kürklere sarılmaya başlamışlar. Kontrolör
zebaniler
kontrole gelmişler ki ne görsünler? Kömür bitmiş. Kömür ve ateş ithal edecek
döviz olmadığından kuyruklar oluşmuş. Cehennem çalışanları greve gitmiş.
Cehennem mensupları birbirlerine anayasa kitapçıkları fırlatmaya
başlamışlar. Bu
arada Ecevit ve Rahşan Hanım dizlerine renkli birer battaniye örtmüş, huzur
içinde elele, dizdize, gözgöze oturuyorlarmış.
Derhal Ecevit'i Cehennemden çıkartıp yerine Baykal'ı koymuşlar. Cehennem bu
sefer daha da yaşanılmaz bir yer olmuş. Önce ikiye, sonar dörde bölünmüş.
Yakalayan yakaladığını yumruklar olmuş. Huzur güven kalmamış. Baykal
kızgınlıkla
"Cehennem bizlerindir! Beğenmeyen çeker gider. Bakın başka yerler de var!
Yakınımızda Cennet bulunuyor! Hadi yallah!" diye nutuklar çekerken
Sarıgül "-Cehennem babanın malı değil. Bizim yerimiz burasıdır!" diye
bağırıyormuş

tatar
20-11-2005, 19:23
CEM YILMAZ' dan

NE yaparsan yap ne olursan ol &#246;leceksin.
Insan &#246;l&#252;ml&#252; bir yaratıktır. Insan &#246;leceğini bilir. Belgesellerde g&#246;rd&#252;g&#252;n
kaplanlar aslanlar gibi değil. Belgeselde g&#246;rd&#252;ğ&#252;n kaplan, aslan hep
koşacağım zannediyor. O erkek aslanı g&#246;rm&#252;yor musunuz. F&#246;nl&#252; b&#246;yle. Artık
ormanda nerede buluyorsa f&#246;n&#252;. Bizimki daha kompleks bir yaşam. &#214;leceğini
biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun. Hani &#246;l&#252;mden d&#246;nenler anlatır ya; bir
ışık geldi falan diye. O, kı&#231;a tıkılan pamuk.
************************************************** ******************

SENIN inancını bilemem. Istersen toteme tap.
Herkes &#246;lecek.
Mahşer var ya. Orası işte.
Kıyamet kopsun herkes orada olacak.
B&#252;y&#252;k bir kokteyl gibi d&#252;ş&#252;n&#252;n.
Ilk g&#252;n imza almaktan anan ağlayacak.
Herkes orada &#231;&#252;nk&#252;.
Aaa Sezar.

************************************************** ******************

REENKARNASYONA inananlar var.
Yok &#246;yle bir şey. Hep ş&#246;yle yapıyorlar.
&#214;nceki hayatımda Rus &#199;ari&#231;esiydim
Hi&#231; orospu olan yok.
Hi&#231; duyuyor musunuz, &#214;nceki hayatımda taksi ş&#246;f&#246;r&#252;yd&#252;m.... Herkes kral...


************************************************** ******************



HERKES yanacak dediğim bir kişi hari&#231;. O da Fedon.
&#199;&#252;nk&#252; Fedon daha fazla yanamaz. Fedon artık limitte onu direk cennete
alacaklar.


************************************************** ******************

T&#220;RK Hava Kurumu bizim memleketin en iyi &#231;alışan kurumu.
Kurban derisini veriyorsun ondan u&#231;ak yapıyor.
Artık nasıl katlıyorsa.
Bi de tuzlarsan F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın.


************************************************** *****************



ASKERDE seni mesleğinle y&#246;nlendirirler.
Terzisin terzi yaparlar.
Atom m&#252;hendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral
kuracak değil ya...


************************************************** ******************


Gen&#231;liğin bir lafı vardır, En verimli &#231;ağımda askere aldılar Sanki herifi
soğuk f&#252;zyonu bulurken g&#246;t&#252;rd&#252;ler. Bunu s&#246;ylediği zaman komik durum
oluyor. Ama g&#252;nde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla
gezdirirsen Kuğu G&#246;l&#252;nden manda bokuna transfer olur. EN verimli &#231;ağımda
askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum. Ulan
ben para basıyordum beni aldılar askere.


************************************************** ******************



NIYE bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 g&#252;n yapıyordun.
Ben hi&#231; para vermeden 550 g&#252;n yaptım. Bir de orada olanı biteni
anlatıyorum senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 g&#252;nl&#252;k birikiminle
sıngle &#231;ıkaramazsın.

************************************************** *****************

100 erkek yan yana yatıyorsun abi.
Kalabalık bir erkek topluluğu demek, başka bir organizma demek abi. Kadın
olmasa bok i&#231;inde y&#252;zeriz. Kadin kendine &#246;zenmen i&#231;in sebeptir. Deodorant
mı at gitsin. Konyalı arkadaşına koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir

mi yıkıyorsun. Ayda bir yıka. Kim senin mantar yetiştirmene birşey
diyebilir. Askerliği yapmış olan o kokuyu bilir.


************************************************** ******************Deniz Harp Okulunun kuruluş yıld&#246;n&#252;m&#252;nde sahneye &#231;ıkıyorum.
Ilk mezunlar da gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam.
Ilk 20 dakika eski T&#252;rk&#231;e anlattım.
ilhakika, buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak &#252;zere. Benden sonra
Ajda Pekkan vardı, s&#246;yle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sıfır
reaksiyon. Herkes onaylıyor. Bu kız &#231;ok tutacak diyorlar.


************************************************** ******************
14 Mart Tıp Bayramında doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm
bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. I&#231;inde banka lafı
ge&#231;tiği i&#231;in biri hortumlar rezillik olur.


************************************************** ******************


Benim işim hakkaten zor mesela evde espri yapamıyorum.
Eve iş getirme diyorlar..........

hiskin
20-11-2005, 20:03
****
temel ve fadime tarlada &#231;alışıyorlar ama
birbirinden hayli uzaktalar.
temel bir ara karısının &#231;ığlıklarını duyar
"yetiş temel.adamın biri bana tecav&#252;z ediyor"!!!
temel koşar,bayırları aşar,karısının olduğu
yere ulaşmaya &#231;alışır ama ğe&#231; kalacağını anlayınca
o da karısına bağırmaya başlar;
"başım ağrıyo de fadime,başım ağrıyo de"!

Palet
21-11-2005, 14:37
Yıl 2050. AB Komisyonu Başkanı odasında otururken, yardımcısı içeriye heyecanla girer:

-Efendim, Türkiye tüm isteklerimizi yerine getirdi. Onları AB'ye alacak mıyız?

AB Başkanı:

-Yok canım, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye İngilizce konuşacak, Türkçe'yi yasaklıyorum.

-Efendim onu 5 sene önce yaptılar. Hatırlamıyor musunuz?

-O zaman söyle, kokoreç yasaklansın.

-Aman efendim, onu yemeyi 2005'te bıraktılar.

-Ya ne bileyim? Kınayı yasaklayın.

-Ooooo. Beyefendi.Onu çoktan bıraktılar.

AB Başkanı düşünüp taşınmış ve;

-DAGITIN LAN AVRUPA BIRLIGI'NI..

Palet
21-11-2005, 15:15
is adamı tras olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.

Derken, kapının önünden agir agir geçmekte olan paspal bir çocuk görürler. Berber, is adaminin kulagina fisildar; "Bu çocuk var ya, dünyanin en aptal çocuklarindan biridir! Bak; dikkat et simdi..."

Berber çocuga seslenir: "Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca siritmayla berberi selamlar.

Berber isadaminin kulagina sessizce, "bak simdi" diye fisildar ve bir elinde bir milyon, diger elinde yirmimilyon'luk bir banknot oldugu halde çocuga sorar: "Hangisini istiyorsan alabilirsin?"

Çocuk dalgin dalgin bir bir milyona bir de yirmimilyona bakar ve sonunda bir milyonluk banknotu hizlica çekerek berberin elinden alir.

Berber isadamina döner ve gülerek: "Gördün mü? Sana söylemistim." der.Tras bitince isadami sokaga çikar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden yirmimilyonluk değil de, bir milyonluk banknotu aldigini sorar.

Çocuk hiç de aptalca olmayan bir siritmayla yanit verir:

"Hehehe... Eger yirmimilyonlugu alirsam oyun biter.

Palet
21-11-2005, 15:18
Azrail, koltuğunda oturan kaptan pilota görünmüş:
- "Haydi"
demiş,
- "Zaman geldi, gidiyoruz !"
- "Aman etme !"
demiş pilot;
- "Ben gelirim de, uçakta seçim gezisine
çıkmış iki yüz politikacı var. Bana inişe kadar olsun izin ver..."
- "Sen ne diyorsun be"
demiş Azrail;
- "Bu herifleri aynı uçakta
toplayacağım diye anam ağladı benim !"

ilke_ibrahim
21-11-2005, 15:56
yetenekleri ölçülmek amacıyla cia,kgb ve mit'ten üçer kişilik ekip afrika'ya

gönderilmiş ve kendilerinden bir kaplan yakalamaları istenmiş.kgb gidip 3 gün

sonra eli boş dönmüş.ardından cia gitmiş ve 1 hafta sonra elleri boş dönmüş.

mit ekibi gitmiş ve 2 hafta sonra bir zürafa ile geri dönmüş.

zürafa şöyle haykırıyormuş:allah belamı versin ki ben bir kaplanım.

Turkuaz
22-11-2005, 15:20
Sabah anne, oglunun odasina girdi ve onu uyandirdi.

"Haydi oglum, uyan artik... Okula geç kalacaksin..."

Oglu, yari açik gözlerle annesine bakti ve uykulu bir sesle :

"Fakat anne, bugün okula gitmek istemiyorum" dedi.

Anne, oglunun istegine karsi çikti.

"Okula neden gitmek istemiyormussun bakayim?" dedi. "Iki ciddi neden söyle bana..."

Oglu bir yandan esnerken, bir yandan da annesini yanitladi :

"Okuldaki tüm ögretmenler benden nefret ediyorlar, bir... Tüm ögrenciler de benden nefret ediyorlar, iki... Bu iki ciddi nedenim yeter mi, anne?"=

Annesi oglunun nedenlerini geçerli bulmadi :

"Bunlar okula gitmemen için neden olamaz" dedi. "Simdi hemen kalk ve çabuk hazirlan..."

Bu kez oglu iki ciddi neden göstermesini istedi annesinden :

"Sen de bana, okula kesinlikle gitmemi gerektirecek iki ciddi neden gösterebilir misin, anne ? " dedi.

Sabri tükenme noktasina gelen anne, oglunun üstündeki Yorgani hizla çekti ve oglunun istedigi iki ciddi nedeni açikladi :

" Birinci ciddi neden, 52 yasinda koskoca adamsin..... Ikinci ciddi neden ise , sen okulun dekanisin..."

BOSNA
22-11-2005, 22:32
&#214;zledim
Temel, bir Fransız ve bir Amerikalı ile ıssız bir adadaymış. Bir gun iyi huylu bir deniz perisi gelip demiş ki:
- Uzun zamandır izliyorum sizi. Geminiz battıktan sonra &#231;ok acı &#231;ektiniz. Dileyin benden, ne dilerseniz.
- N'olur beni Fransa'ya g&#246;rder, demiş Fransız. Hoop gitmiş Paris'e.
- Beni de Amerika'ya l&#252;tfen demiş Amerikalı ve oda hoop California'ya.
Sıra Temel'e gelmiş. D&#252;ş&#252;nm&#252;ş, d&#252;ş&#252;nm&#252;ş
- O Fransız ile Amerikalı uşakları &#231;ok &#246;zledim. &#199;ağır onları geriye.


bye

BOSNA
22-11-2005, 22:55
Kaza yerinin etrafını &#246;nce polis kordonu sonra da b&#252;y&#252;k bir meraklı kalabalığı &#231;evirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri &#231;emberleri aşamayınca


"Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara &#231;ekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı.

Arabanın &#246;n&#252;nde bir eşek yatıyordu. :-))))

BOSNA
22-11-2005, 23:36
Bir İrlandalı, İrlanda da bara gitmiş &#252;&#231; bira istemiş. Barmen biraları vermiş. İrlandalı sırayla her birinden birer yudum i&#231;miş ve bu şekilde biraları bitirmiş.

Barmen dayanamamış sormuş; "Kardeşim niye &#252;&#231; birayı bir anda istiyorsun, bir tane s&#246;yle bitir diğerlerini sonra iste"

İrlandalı: "Biz &#252;&#231; kardeşiz, ben İrlanda da, diğerimiz İngiltere diğerimiz Amerika da, aramızda kararlaştırdık her bara gittiğimizde &#252;&#231; bira istiyoruz ve hepimiz i&#231;in bir yudum i&#231;iyoruz, berabermişiz gibi oluyor" demiş.

Bu barmenin &#231;ok hoşuna gitmiş ve b&#246;yle bir ka&#231; ay ge&#231;miş. Bir g&#252;n İrlandalı bara girdiğinde barmen tam &#252;&#231; bira verecekken İrlandalı ikide durmasını s&#246;ylemiş.

Barmen donmuş kalmış, İrlandalı bir k&#246;şeye gitmiş sessizce biralarını i&#231;miş tam &#231;ıkacak barmen bunu durdurmuş: "Kaybın i&#231;in &#231;ok &#252;zg&#252;n&#252;m demiş"

İrlandalı:"niye?" demis.

Barmen:"Bug&#252;n sadece iki bira istedin kardeşlerinden birini kaybettin herhalde"

İrlandalı "Ha yok canım nerden &#231;ıkarıyorsun ben sadece alkol&#252; bıraktım"

varyemez
23-11-2005, 10:12
yılın en g&#252;zel resimleri....

http://www.msnbc.com/modules/yip04/dw.asp?nStartOn=2

Turkuaz
23-11-2005, 12:23
Sevgili esime,

7 senelik evliligimizde sana iyi bir es olmaya calistim ve zannedersem de
oldum, ama hicbir zaman senden bunun karsiligini gormedim.

Hele su son iki hafta benim icin bir cehennemden farksizdi. Bugun Patronun
beni arayip senin bugun isten ayrildigini soylediginde bu artik bardagi
tasiran son damla olmustu.

gecen hafta eve geldiginde, ne saclarimdaki degisIkligin ne de senin en
sevdigin yemegi pisirdigimin farkina bile varmadin, hatta senin icin
kendime yeni aldigim geceligi bile giydigimi farketmedin.

Ama sen ne yaptin? eve geldin, iki dakika icinde yemegi mideye indirdin,
televizyonda mac seyrettin ve gidip yattin.

Artik ne bana beni sevdigini soyluyorsun ne de bana dokunuyorsun,
hic ama hicbir sey yapmiyorsun. Sen ya beni aldatiyorsun ya da beni artik eskisi
gibi sevmiyorsun.

iste bu yuzden artik seni TERKEDIYORUM.

NOT:
Lutfen beni aramaya kalkma, ERKEK KARDESINLE beraberim ve sana hayatinda
mutluluklar dilerim.!!!!

___________________________________

Sevgili eski Karima,

inan yazdigin bu mektuptan baska, hic ama hicbir sey beni bu kadar
sevindirmezdi.

Evet dogru, 7 Yildir evliydik, ama iyi bir es olmak disinda, bana her seyi
yaptin.

Tamam cok fazla Spor programlari seyrediyordum, cunku senin dirdirlarini
ancak bu sekilde biraz olsun duymamazliktan geliyordum, ama bu bile fayda
etmiyordu.

Tabiki gecen hafta saclarini neredeyse tamamen kestirip tam bir erkege
benzediginin farkina varmistim! tam "ayni Erkege benzemissin diyecektim
ki,aklima annemin bir sozu geldi;

"EGER AGZINI GUZEL BIR SOZ SOYLEMEK ICIN ACMIYACAKSAN, HIC ACMA"

"senin en sevdigin yemegi yaptim" derken galiba sen beni Kardesimle
karistirmistin, cunku o yaptigin yemek benim hic sevmedigim bir yemekti!!

Ben yatmaya giderken uzerinde yeni ve cok seksi bir gecelik vardi tamam,ama
uzerinde hala Etiketi duruyordu, ve insallah bu bir tesaduftur ama,geceligin
fiyati 49.99'du ve o gun kardesim benden tam 50£ borc almisti????

Ama biliyormusun butun bunlara ragmen ben seni hep sevmistim, ve herseyin
birgun guzel olucagini, degisicegini ve mutlu olucagimizi umuyordum.

Isten ayrilmamin sebebine gelince, o gun Lotto'da tam 10 Milyon Euro
kazandigimi ogrenmistim, hemen Patrona cikip istifami verdim ve ikimiz icin
Jamayka'ya iki bilet aldim, ama eve geldigimde sen bir mektup birakip
gitmistin.

Belki de bu olaylarin boylegelismesinin bir sebebi vardi ve boyle olmasi
gerekiyordu.

Dilerim sectigin ve her zaman hayalini kurdugun bu hayatta mutlu olursun.

Avukatimin dedigine gore "biraktigin bu mektuptan sonra, benden hic bir
Nafaka talep etmeye hakkin yokmus!!! nerdeysen orda kal!!!

NOT: Bu seni ne kadar ilgilendirir bilmiyorum ama, adi Carl olan kardesim
bir zamanlar Carla idi...

Imza:
o simdi cok zengin ve KUSLAR KADAR HUR!!!!

Turkuaz
23-11-2005, 12:44
KUVEYT'TE KADINLAR
Korfez savasindan önceki yillarda Amerikalı bir bayangazeteci
kadinlarla erkeklerin toplumdaki yeri konusunda bir yazı hazırlamak uzere
Kuveyt'e gelmisti. Gozlemleri sırasında dikkatini ilk çekengörüntü, kadınların eşlerinin beş adım
gerisinden yürüdükleriydi. Yillar sonra aynı gazeteci bir yazı dizisi icin yeniden
Kuveyt'e geldiğinde bu kez değişik bir görüntü ile karşılaştı.
Kuveyt'te şimdi kadınlar önde yürüyorlar eşleri ise bes adım arkalarından geliyordu.
Amerikalı bayan gazeteci, Kuveyt'te bir kaç yıl içinde meydana
gelen bu değisikliğe çok şaşırdı. Ve kadınlardan birine yaklaştı,kendisinin de bir
kadın olmasının verdiği çoskuyla sordu.:

"Bugördüklerim inanılmaz birgelişme. Söyler misiniz lutfen bu değisikliğin
sebebi nedir?"

Kuveytli kadın Amerikalı gazetecinin yüzüne bir süre dik dik bakti, sonra
soruyu tek sozle yanıtladı:

"Mayınlar."

Turkuaz
23-11-2005, 13:22
Bir Merihli'nin raporu


Gizlice Dünya'ya indim. Onların biçimine girerek aralarına karıştım. Gördüğüm şeyler müthişti. Üç milyar insan var Dünya'da; yarısı aç ve donsuz, yarısı tok ve haris. Henüz kendi meselelerini halledecek bir seviyeye ulaşamamışlar. Durmadan birbirlerini öldürmeyi düşünüyorlar. Akılları fikirleri:
- Ben ilk fırsatta şu kadar adamı öldürürüm.
- ...
- Ben punduna getirirsem, bu kadar adamı yok ederim...
***
Bunun için olmadık silahlar yapmakla meşguller. Bir hesap ettim, birbirlerini öldürmek için harcadıkları parayla gücü; açlarla donsuzları doyurup giydirmeye harcasalar, pekâlâ mesut olacaklar. Vahşi oldukları için, bu kadarına kafaları yetmiyor.
Kim ne yaparsa, ötekine daha pahalıya satarak, açıktan menfaat sağlamaya uğraşıyor. Dertleri günleri, birbirlerine kazık atmak.
***
Arz'ı birtakım hudutlara bölmüşler, ortalarına bayraklar dikmişler, etrafına silahlı silahlı adamlar dizmişler. Nutuklar söylüyorlar, bağırıyorlar, çağırıyorlar. Ve hep başka bayrakların altındakileri kolluyorlar. Bir taraf hırladı mı, öteki taraf da hırlıyor. Sonra bu hırıltılara başka bölgelerdeki hırıltılar da karışıyor.
Size bunlar komik gelecek ama, gerçek böyle...
***
Ayrıca aynı bayrağın altında toplananların da, birbirleriyle geçindikleri pek iddia edilemez. Bir avuç toprak ele geçirdiler mi:
- Bu benim, diye tepin tepin tepiniyorlar.
Zaten Dünya'da kıyametin başı buradan kopuyor:
- Bu benim.
- Hayır, benim.
***
Üstelik ömürleri de pek kısa. Yetmiş-seksen yıl ya yaşıyorlar, ya yaşamıyorlar. Öldükten sonra da Cennet, yahut Cehennem diye bir yere gideceklerine inanıyorlar.
Hem hudutların içinde fert ferde, "bu benim" kavgası yapıyorlar; hem hudutları dışında topluca, "bu da benim" diye dolaşıyorlar. Daha olmazsa öldürüyorlar birbirlerini...
***
Bir çocuk yetiştirme usulleri var, havsala almaz. Çocukları taş binalara kapıyorlar:
- Atalarımız büyük adamlardı, herkesi keserlerdi, sen de onlar gibi herkesi kesmelisin, diye talim ettiriyorlar.
Çocuklar salağa dönmüşler. Hangi bölgenin çocuğuna sorsan:
- Benim atalarım ötekilerin atasından daha kuvvetliydi, deyip duruyor.
***
Nasıl olmuşsa olmuş, yanan bir su ile elektriği bulmuşlar. Bütün aletlerini onlarla çalıştırıyorlar. Bunun dışında, hiçbir teknik marifetleri yok. Henüz mikropları dahi yenememişler. Hele organik arızaları ameliyatla tedavi etmeye kalkıyorlar ki, bu da ne kadar vahşi olduklarını gösteriyor.
***
Kadınlar pek garip. Süsleniyorlar, püsleniyorlar ve nazlanıyorlar. Aşkı karışık bir problem haline getirmişler.
Bir kadınla bir erkeğin sevişmesi bir mesele Dünya'da... Şahitler aranıyor, imzalar atılıyor, hükümetler işe karışıyor.
Ayrılmalar daha da berbat. Gene şahitler, gene hükümet adamları...
***
Acayip acayip şarkılar söylüyorlar:
- Bu kadın neden benim olmuyor?
- Bu erkek bana bir daha sarılacak mı acaba, gibi...
***
Böylesine bir deliliği, imkânı yok tasavvur edemezsiniz.
Biri gizlice sevişmeye kalktı mı -hükümete haber vermeden sevişmek suç Dünya'da- polisler onları basıyorlar. Herkes biraz aşk hastası. Konuşmalarına kulak verin, yüzde doksanı sevişme üzerine...
Erkekler:
- Ben şu kadar kadın elde ettim, diyorlar.
Kadınlar:
- Beni herkes beğenir, diye övünüyorlar.
***
Arkasından kimin kiminle seviştiğini araştırıyorlar. Bunun için kitaplar yazıyorlar, resimler yapıyorlar, dedikodu uyduruyorlar. Vahşiliklerinin yanında; böyle de, bir delirmiş tarafları var.
Ayrıca küfürleri de aşk üzerine. Bir adam, bir adama kızdı mı:
- Ananı seveyim, diyor.
Öteki de ona:
- Ben senin ananı seveyim, diyor.
***
Bir iptidailik, bir rezalet, bir manyaklık, bir boğazlaşma... Kâinatta güneş sisteminin bir pisliği halinde Dünya... Acımak mı gerek, yoksa imha etmek mi gerek, bilemiyorum. Herhalde buralara gelmelerine asla müsaade etmemeli...

Morientes
24-11-2005, 20:26
KAMYON-MİNİBUS YAZILARINDAN SONRA SİMDİ UCAK YAZILARI
MODA OLDU

- İstedim vermediler sen teyyarecisin dediler.

- Yol Abbas'ın pistler Airbus'ın.

- Sen evimde g&#252;zel bir eş, ben havada &#231;ilekeş.
- Aşıksan otur kucağa, Pilotsan bin u&#231;ağa.

- T&#252;rb&#252;lansın ustasıyım, g&#246;zlerinin hastasıyım.

- Kuleyle kavgalı &#231;ilekeş pilot.

- Aşkımızı karakutuya anlattım.

- Kalbinde yerim yoksa sevgilim, farketmez ben
kokpittede giderim.

- Pistlerin atmacası.

- Bir sana doyamadım bir de hostese.

- Sen yenisin dediler bana ek sefer verdiler.

- Beni it dalaşında g&#246;r.

- İstanbul Ankara 1 saat sana sevgim 24 saat.

- Kule kalkışma kızlar inişime hasta.

- Yaklaşma toz olursun, atmosferde kaybolursun.

- Biz boingciyiz oğlum.

- Kaptanınız konuşuyor takın kemerleri, sevgilim
unuttum yanında kederleri.

- G&#246;ky&#252;z&#252;nde sessiz bir hayat, seni sevende kabahat.

- Havadayken seveceğim, senin haberin olmayacak.

- Aşkıma ihanet ettin, beni kuleye şikayet ettin.

varyemez
24-11-2005, 21:44
Gen&#231; ve yakisiklidir,askerden yeni d&#246;nm&#252;s tekrar eski isinde &#231;alismaya baslamistir.Hayati sevmekte ve ileriye daima umutla bakmaktadir..Bir g&#252;n evinden &#231;ikip ise giderken bir evin penceresinde gen&#231; bir kiz g&#246;z&#252;ne ilisir.Birden afallar.Aman Allahim o ne g&#252;zellik.Masum bir y&#252;z,kalem kaslar,badem g&#246;zler,lepiska sa&#231;lar sanki tanrinin isi g&#252;c&#252; yokmus da durmus bu kizi &#246;zene bezene yaratmis.
Birden i&#231;inde birseyler kipirdar ve yildirim aski bu olsa gerek diye d&#252;s&#252;n&#252;r.B&#252;t&#252;n g&#252;n boyunca kizin hayali g&#246;zlerinin &#246;n&#252;nden gitmez ve aksami iple &#231;eker. Aksam eve d&#246;nerken kiz yine pencerededir ve manali manali kendisine bakmaktadir.Belli ki kiz da kendisine karsi birseyler hissetmektedir.
O gece sabaha kadar kizin hayali ile yataginda bir saga bir sola d&#246;ner ve g&#246;z&#252;ne uyku girmez.Ertesi g&#252;n kararini vermistir.Bu d&#252;nya g&#252;zeli kizla muhakkak tanismalidir.B&#252;t&#252;n cesaretini toplayip kizin bulundugu evin dibine yanasir ve kendisini takdim ederek telefon numarasini verir ve aramasini ister.
Kiz gecikmeden arar kendisini ve uzun uzun konusurlar,birbirlerini tanirlar. Bir s&#252;re devam eden ve karsilikli sevgi s&#246;zc&#252;klerinin &#231;okca s&#246;ylendigi telefon g&#246;r&#252;smelerinden sonra nihayet son s&#246;z&#252;n&#252; s&#246;yler ve
"benimle evlenirmisin?" der.
iste o anda kizin konusmasi birden degisir ve h&#252;z&#252;nl&#252; bir sesle
- "Bu imkansiz, zira dogustan benim ellerim yoktur" der.
Oglan ne s&#246;yleyecegini sasirmistir, biran sessizce durur ve
- "Olsun ben yine de seninle evlenmek istiyorum, zira ben senin y&#252;z g&#252;zelliginden ziyade ruhunun g&#252;zelligini sevdim" der.Kiz ummadigi bu cevap karsisinda g&#246;zyaslarini tutamaz ve oglanin g&#246;sterdigi bu fedakarliktan &#246;t&#252;r&#252; h&#252;ng&#252;r h&#252;ng&#252;r aglamaya baslar.
Artik telefon g&#246;r&#252;smeleri daha bir bambaskadir ve Leyla ile Mecnun misali birbirlerini &#231;ilginca sevdiklerini sikca takrarlarlar.iste artik mucize baslamistir.
Kiz bir g&#252;n uykudan uyandiginda ellerinin yavas yavas olustugunu g&#246;r&#252;r.Bu sevginin bir mucizesidir.Kisa zamanda eller tamamen olusur ve normal hale gelir.Bunu artik sevgilisine a&#231;iklama zamani gelmistir.
O g&#252;n oglan isten d&#246;nerken pencerede bekler ve tam &#246;n&#252;nden ge&#231;erken coskulu bir sekilde oglana saslenir ve pencereden yeni olusan ellerini g&#246;stererek
- "Bak sevgilim askimizin kuvvetinden bir mucize oldu ve ellerim &#231;ikti"der.Iste o anda birden oglanin y&#252;z ifadesi degisir ve dudaklarindan su sarkinin kelimeleri d&#246;k&#252;l&#252;r..........
SENI BEN "ELLERIN OLSUN" DIYEMI SEVDIM:):):)

BOSNA
24-11-2005, 21:50
Temel Istanbul'a gittikten sonra bir otele yerlesir.
Otelin tuvaletleri o kadar temizdir ki tuvalete siçmaya kiyamaz.
Bir posete siçip aticagi bir yer arar.
Tam o saatlerde 1 kilo altin çalinmistir.
Polisler Temeli elinde poset içinde sari bir sey görünce hemen yakalarlar.
Posetin içine bakmadan tartarlar. Tam 750gr'dir.
Bunun 250gr'ini ne yaptin deyip bir güzel döverler.
Sonra posetin içindeki altin olmadigi anlasilir ve temeli serbest birakirlar.
Temel bu olaydan sonra köye geri döner.
Köy ahalisi Temel'e:
-"Istanbul nasil bizde gidelim mi?" diye sorarlar.
Temel ise:

-"Siz siz olunda Istanbul'a gitmeyin. Istanbul'da 1 kilo siçmayanin agzina siçiyorlar!."

BOSNA
24-11-2005, 22:11
Bir kral halkı i&#231;in geniş bir yol yaptırmaya karar verdi.Yapımı tamamlanan yolu halka a&#231;madan &#246;nce, bir yarışma d&#252;zenlemeye karar verdi.

İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en g&#252;zel ge&#231;ecek kişiyi belirleyecegini s&#246;yledi.

Yarışma g&#252;n&#252;, insanlar akın ettiler.

Bazıları en g&#252;zel arabalarını,
bazıları en g&#252;zel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri sa&#231;larını en g&#252;zel bi&#231;imde yaptırmıştı, kimi de yanlarında en g&#252;zel yiyecekleri getirmişti.

Gen&#231;lerden bazıları spor kıyafetler i&#231;inde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.

Nihayet, t&#252;m g&#252;n insanlar yoldan ge&#231;tiler, fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına d&#246;nd&#252;klerinde hepsi aynı şikayette bulundu:

Yolun bir yerinde b&#252;y&#252;k&#231;e bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlastırıyordu.

G&#252;n&#252;n sonunda yalnız bir yolcu da bitiş &#231;izgisine yorgun argın ulaştı. &#220;st&#252; başı toz toprak i&#231;indeydi, ama krala b&#252;y&#252;k bir saygıyla y&#246;nelerek elindeki altın kesesini uzatti:

"Yolculugum sırasında, yolu tıkayan tas ve moloz yığınını kaldırmak i&#231;in durmuştum. Bu altın kesesini onun altında buldum. Bu altınlar size ait olmalı."

Kral g&#252;l&#252;mseyerek cevap verdi:

"O altınlar sana ait delikanlı."

"Hayır, benim değil. Benim hi&#231;bir zaman o kadar &#231;ok param olmadı."

"Evet" dedi kral. "Bu altınları sen kazandin, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en g&#252;zel ge&#231;en kişi sensin. &#199;&#252;nk&#252;, yoldan en g&#252;zel ge&#231;en kişi, ardından gelenler i&#231;in yoldaki engelleri kaldıran kişidir ! "

Turkuaz
25-11-2005, 13:37
Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'nın ödevi ile başı derttedir...

Eskişehir'e göç eden "Teğerli arkadaşu Niyazi"ye başına gelenleri yazar:

Niyazicuğum. Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini
önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar. Dedi ki;
"Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni
dövecek."

Dedum ki; "Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni
çözeruk." Ne mümkün Niyazi kardaşum: Bi tirenlan, bi otobos ayni
istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan 3/1 daha hizli gidiy. Otobos 2
yerde 15'er dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su
almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği
yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş. Oğraştum
yapamadum. Uşak ağlay. Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki,
"Damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim,
belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşağı şoforler cemiyetine
götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize
nasihat verur." Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren
görmemiş ki... Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte
Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kızdum.
Diyeceksun ki niye? Uşak daha incir ağacından duti ayiramay; mezgiti
gösteriyrum, hamsi diy. Biz gelduk araba yariştiriyruk. Yani efendi, otobos
saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun?
Eğer varacaği saat önemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa
otobosun ineceği zamani. Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef
edersun? Uşacuklarda şarkı yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiği.
Ayuptur...

BOSNA
26-11-2005, 11:27
Temel imam efendiye sorar.
-Okey demek g&#252;nah mitur?
İmam efendi cevap verir.
-Herıld yani.

BOSNA
26-11-2005, 11:30
Temel asans&#246;re binmiş başlamış beklemeye bir m&#252;ddet sonra Dursun girmiş asans&#246;re bakmış Temel bekliyor oda beklemiş.

Bu arada biri daha binmiş ve neden beklediklerini sormuş
Temel hemen cevap vermiş :
- "uşagum g&#246;rmeymisun ha burda 4 kişiliktir yazayı"

BOSNA
26-11-2005, 11:33
New York`tan Los Angeles`e giden ucakta cingoz bir avukat ile sarisin aptal gorunuslu bir hanim yanyana oturuyorlar. Avukat hem hanimla yakinlasmak hem de hosca vakit gecirmek icin bir oyun teklif ediyor. Kabul gorunce oyunu anlatiyor:

-Size bir soru soracagim, cevabi bilemezseniz bana 5 dolar vereceksiniz, sonra siz soracaksiniz bilemezsem ben size 50 dolar verecegim.

Ve ilk soruyu soruyor:

-Ay ile dunya arasindaki uzaklik ne kadardir?

Kadin tek soz soylemeden cantasindan 5 dolar cikarip adama uzatmis.

Soru sorma sirasi sarisina gelmis:

-Tepeye 3 ayakla tirmanip 4 ayakla asagi inen sey nedir?

Adam dakikalarca dusunmus... Yaniti bulamamis... Cuzdanindan 50 dolar cikarip kadina uzatmis. Kadin parayi kibarca alip cantasina koyarken avukat merakla sormus:

-Cevap ne?

Kadin tek kelime etmeden cantasini acmis ve 5 dolar cikarip adama uzatmis...

BOSNA
26-11-2005, 11:34
Başkan Bush'un yeni talimatı:
-&#220;zerinde resmim olan pul bastırdım, bundan b&#246;yle başkanlığın b&#252;t&#252;n mektuplarında bu pullar kullanılacak.
Bir s&#252;re sonra g&#246;r&#252;lm&#252;ş ki pullar zarfa bir t&#252;rl&#252; yapışmıyor.
Başkan Bush k&#252;plere binmiş ve yetkiliyi &#231;ağırıp sormuş;
- &#220;st&#252;nde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk s&#252;rmediniz mi?
- S&#252;rd&#252;k efendim, demiş yetkili ve eklemiş;
- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun &#246;n y&#252;z&#252;ne t&#252;k&#252;rmesi....."

BOSNA
30-11-2005, 22:50
Karadeniz kasabalarindan birinde gen&#231; bir kadin tecav&#252;ze ugramis ve
polis &#252;&#231; s&#252;pheliyi g&#246;zaltina almis. kadincagiz;
"geceydi, zifiri karanlikti..." dedigi i&#231;in komiser isiklari
s&#246;nd&#252;rtm&#252;s ve;
"bak bakalim, karanlikta tan&#253;yabilecekmisin saldirgani?" demis.
kadin yine saldirgani teshis edememis. isiklar tekrar yakilinca &#252;&#231;
s&#252;pheliden biri atilmis;
" ha bu karidur daa!"

BOSNA
30-11-2005, 22:58
Doktorlar kendi arasında konuşurlar.
ingiliz doktor :
"Biz adamın beynini &#231;ıkarırız başka bir kafaya koruz ve 6 hafta da iş yapar hale getiririz" der.

alman doktor:
"Bu da bi şey mi. biz adamın beynini alırız başkasının kafasına koyarız ve 4 hafta da savaşa hazır hale getiririz" der.

Amerikalı doktor s&#246;z alır:
"beyler siz &#231;ok geridesiniz,biz Teksastan bir beyinsiz aldık, beyazsarayın başına koyduk &#252;lkenin yarısı şimdi iş arıyor diğer yarısı da savaşıyor" demiş

Turkuaz
03-12-2005, 22:43
ÇİLEKli PASTA:D :D :D

-Merhaba hanımefendi, ben dün resimli bi pasta ısmarlamıştım, hazır mı?
-İçeride makyajını yapıyor. Sinemaya mı gidecektiniz?
-Nasıl?
-Çilekliymiş, siparişte öyle diyor.
-İki saat sonra oğlumun doğum günü başlayacak.
-Pastayı da davet ediyorsunuz yani.
-Nasıl?
-Çilekli olduğunu demin belirtmiştim. Ama her an kakaoluya dönüşebilir.
-Oyun oynayacak vaktim yok hanımefendi, pastam hazır mı?
-Hemen de sahiplendiniz bakıyorum "pastam" diye. Oysa ki pasta henüz sizin değil beyefendi. Paketi güvenle elinize alıp göğsünüze bastırdığınızda belki sizin olabilir. Ama sonunda bir sürü canavar çocuk onu yiyecek, değil mi? Bu durumda pastanın size ait olduğuna ısrarla inanmak istemeniz, sizin bugüne kadar hiçbir şeyin sahibi olamadığınızı gösteriyor olmasın? Ev kendinizin mi? Sanmam. O kadar acıklı bir kişisiniz ki, Tanrı bilir kediniz evin tapusunu kendi üzerine yaptırıp, imza yerine mürekkepli papisini basmıştır. Doğru, değil mi? Dudaklarınız titreyip gözleriniz dolduğuna göre ben yine haklıyım.
-Pasta... Hazırsa ben alıp gideyim.
-Hazır değil.
-Ama nasıl olur?
-Dün de demiştim kakaolu olsa daha iyi olur diye ama siz çilekte ısrar ettiniz.
-Oğlum çilek seviyor...
-Oğlunuz görünüşe bakılırsa her işi babasına yüklemeyi de seviyor. Kendi doğum günü pastasını ısmarlamak ve almak için sizi buraya gönderiyor. Böyle giderse büyüyünce sizden beter olur. Kendi oğlunun doğum gününde önlüğünü takıp pasta yapmaya girişir, benden söylemesi.
-Ama oğlum daha beş yaşında.
-Beş yaşındaysa çilekten o kadar emin olmayın. Dün çilek severken, bugün aniden kakaolu sevmeye başlamış olabilir. Eve gittiğinizde pastayı kafanıza yiyerek tekrar buraya koşabilirsiniz. Kakaoluyu hazırlasınlar mı? Ağlamayın canım, kakao bol, yaparlar içeride.
-Hanımefendi, ühüü... Ne olur pastayı verin gideyim.
-Pasta yok ki beyefendi.
-Nasıl yok?
-Kakaolu yok. Siz çilekte ısrar etmiştiniz. Ama ben hâlâ kakaolu daha iyi diyorum.
-Ühhüüüüüü...
-Başınızı vitrine vurmayın beyefendi. Zaten pek akıllı sayılmazsınız. Bakın, çilek sevip sevmediği meçhul, beş yaşında bir çocuğunuz da var. Burada yazana göre, çilekli pastanın üzerinde Superman olacakmış.
-Evet!!! Evet? Hazır, di mi? Başından beri şaka yapıyordunuz. Hahaha, teşekkür ederim. Nerde pasta?
-Uçmuş.
-Nasıl?
-Çilekli Superman'li.
-Evet?
-Superman'in uçucu özelliğinden haberiniz yok galiba.
-Pasta uçar mı hiç hanımefendi?
-Pastanın çilekli olduğuna inanıyorsunuz da, uçacağına niye inanmıyorsunuz beyefendi?
-Nasıl?
-Saatte yüz mil.
-???
-Ben dün de burda oturuyordum, değil mi beyefendi?
-Evet. Siparişimi almıştınız.
-Vitrinde ne yazıyor?
-Resimli pasta siparişleriniz alınır.
-Herşey açık, değil mi?
-Evet?
-O zaman niye pasta istiyorsunuz?
-Hı?
-İlan belli beyefendi. Resimli pasta siparişleriniz alınır. "Yapılır" demiyor ki?
-Ama? Ne?
-Evet. Biz sadece sipariş alıyoruz beyefendi, yapmıyoruz.
-???
-Harika bir balık taklidi. Bir televizyon kamerası bulup hemen böyle bakın. Belki dizilerden birinde oynayacak balık aranıyordur. Sizi işe alırlar; hayatınız biraz renklenir. Beş yaşındaki oğlunuza çilekli Superman'li pasta yaptırarak bir ömür geçmez değil mi? Tabii çocuk her sene beş yaşında olmıycak. Ama bu, işi tekdüzelikten kurtaran bir ayrıntı değil tabii.
-...
-Sazan balığı mı bu yaptığınız, kefal mi?
-Çilek... Pasta... Doğum günü başlıycak. Ühüüüüü...
-Dün biraz dikkat etseydiniz, siparişinizin alındığı bu defterin pastaneye ait olmadığını da görürdünüz beyefendi. Ayrıca pastane çalışanları hep tek tip giyinmiş gördüğünüz gibi. Ben bu pastanede çalışan birine benziyor muyum beyefendi?
-Ne? Siz... Burada çalışmıyor musunuz? O zaman siparişimi niye aldınız yahu???
-Siparişiniz öyle ortada mı kalsaydı yani beyefendi? Acıdım, aldım.
-Peki siz kimsiniz?
-Aynı sizin gibi, bir pasta siparişi vericisiyim. Ama ben pastayı yeğenim için yaptırıyorum. Yeğenim sekiz yaşında ve manyaktır. Bütün gün sokakta ağaçların dallarını kopartır, kedileri tutuşturmaya çalışır, insanların üstüne çeşitli boy ve ebatlarla nesneler fırlatır. Ben kendisine özel günlerde hediye alır, pasta yaptırırım ama hepsini, iki blok ötemde oturmalarına karşın kuryeyle gönderirim. Pasta da mutlaka çilekli olur.
-Niye kakaolu değil?
-Çünkü kakaolu pastayı yeğenim çok sever beyefendi. Ben de her sene kocaman bir çilekli pasta gönderirim ki, maksat gıcıklık olsun.
-Üzerinde ne var?
-Beyefendiciğim, bu soru genellikle telefonda sorulur.
-Ben pastayı kastederek şeyetmiştim. Benimkinde Superman var ya hani? Yani yok. Olsaydı Superman olacaktı. Sizinkinde ne var?
-Karındeşen Jack.
-Nasıl?
-Karındeşer şekilde. O psikopat junior için aklıma başka bir resim gelmedi.
-Ben size dün siparişle birlikte para da vermiştim?
-Ah, doğru. Paranız Akif Serzenişgil'in hesabına yatırıldı bile. Randevunuz bugün ikide. Bu arada tanışalım. Ben Akif Serzenişgil'in sekreteriyim.
-Akif Serzenişgil de kim? Niye paramı onun hesabına yatırdınız ki? Hem pasta da yok. Eve elim boş gidince karım beni öldürecek.
-İşte Akif Serzenişgil de böyle günler içindir beyefendi. Kendisi dünyaca ünlü bir psikologdur ve randevu almak için insanlar sıraya girmiş birbirini ezmektedir. Ne kadar şanslı olduğunuzun farkında mısınız acaba? Bir saat sonra Akif Bey sizi kabul edecek.
-Ama oğlumun doğum günü var?
-Peki pastası var mı?
-Yok. Size rastlamasaydım olacaktı.
-Anlamında "keşke" barındıran cümlelerle hayat yürümüyor beyefendi. Hep "keşke"ci misinizdir? Akif Bey'e bundan mutlaka bahsedin. O size yardımcı olur.
-Ama ben?
-Eve pastasız gidince karınız sizi öldürmeyecek mi?
-E-evet?
-O zaman siz de gitmeyin beyefendi. Onun yerine sizi baştan yaratacak, hayatınıza yepyeni bir bakış açısı kazandıracak olan Akif Serzenişgil'in muayenehanesine gidin.
-Eve çileksiz ve Superman'siz girersem yaşanacaklar kafamda canlandı da... Haklısınız hanımefendi. Hadi Afif Serzenişgil'e gidelim.
-Ondan önce benim pastayı kuryeye verelim, sonra gideriz. Bu arada muayene parası pasta parasından biraz fazla.
-Önemli değil. Kuryeden sonra bankaya uğrarız.
-Bravo beyefendi. Meğer kafanız çalışıyormuş. Zekanızı çilekli pastaların ardına gizlemeyin.
-Asla! Artık değiştim ben. Kimsenin kölesi değilim! Oh be! Şimdiden hafifledim.
-Aferin beyefendi. Buyrun gidelim.

general
04-12-2005, 17:24
İçi sıkılıyordu. Anlayamadığı bir duygu içini burkuyordu. En iyisi ona gitmekti. O yardımcı olabilirdi. Telefon açtı kâhine. "imkansız, tam çıkmak üzereydim." "lütfen" dedi kadın kendisini kıramayacağını düşünerek. Çok zengindi kadın, ülkenin en zenginlerinden. Doğaüstü güçlere inanırdı ve kahinin müdavimlerindendi. Tabi ki kahin böyle iyi bir müşterisini kıramamıştı. Karşılıklı oturuyorlardı. Önlerindeki suya baktı kahin, kaşları çatıldı, gözbebekleri büyüdü, alt dudağı düştü, kafasını kaldırıp ona baktı "çok üzgünüm" dedi, durakladı, belli ki söylemek istemiyordu. "ne?" dedi kadın ısrarla ve kahin söyledi : 'suda yarını göremiyorum..." yıkılmıştı kadın. Medyum bugüne kadar hiç yanılmamıştı. Yarın olmadığına göre bu gece ölecekti. Ne yapmalıydı? Evine gitti, vasiyetini yazdı, biraz tv izledi uykusu gelmişti. Son gecesiydi ve ne yapacağını bilmiyordu. En iyisi uyumaktı. Böylece ölürken hiç bir şey hissetmezdi. Yatağına uzandı, gözlerini kapattı ve derin bir uykuya daldı. Uyandığında güneş yeni doğmuştu, kuş sesleri geliyordu. "cennette miyim?" diye düşündü. Her şey gece bıraktığı gibiydi. Kalktı, sabahlığını giydi, salona indi, her şey normal gözüküyordu kahin bu kez yanılmış mıydı acaba? Masanın üstündeki gazeteye gözü ilişti. Manşette şöyle yazıyordu : "ünlü kahin öldü".

general
04-12-2005, 17:28
New York'ta 5'inci caddede bir adama araç hafifçe çarptı. Adama bir şey olmamıştı.. Şoförle konuştu ve kalkacakken olayı gören biri yanına gelerek, kalkmazsa sigortadan para alabileceğini söyleyince yeniden aracın önüne yattı. Araç sürücüsü ise adamın gittiğini düşünerek gaza bastı ve adam öldü...*

general
04-12-2005, 17:31
Bayan Carson Amerika'nın New York kentinde yaşıyordu..Bir gün eğlenmek için cenaze işleri yapan bir şirketle anlaştı. Şirket eve telefon etti ve bayan Carson'un kalp krizi geçirip öldüğünü söyledi . Aile hemen koştu. Bu sırada tabutun içinde yatan bayan Carson birden doğruluverdi. Ama kızı o anda kalp krizi geçirip öldü...*

general
04-12-2005, 17:33
Romollo Ribaldo işsizdi. Pisa kentinde oturan 42 yaşındaki bu İtalyan bir gün, tabanca ile intihar etmeye hazırlandı. Eşi onu engellemek için dil döktü.. Sonunda Romolo ağlamaya başladı ve intihardan vazgeçip silahını yere fırlattı. Ateş alan tabancadan çıkan mermi eşine isabet etti ve eşi öldü...*

onkel 3
09-12-2005, 17:17
>GENELEV ( Gercek Olay)
>
>Adana genelevi onunde taksicilik yapan amcayi mahallenin yeni
>
>yetmeleri kandiriyorlar, yalvar yakar edip ve bir kac sise de raki
>
>hediye edince yaslari tutmayan genc grubunu geneleve sokmaya
>
>calisiyor taksici.
>
>Kapida aksi mi aksi bir de bekci olunca isler
>
>epey zorlasiyor,yine raki hediyeleri, yine yalvarmalar... Bekci
>
>razi oluyor ve kurban bayrami sabahi getir gencleri diyor.
>
>
>
>Gencler hevesli, bunca yildir duyduklari mekani gorecekler vs. (ote
>
>tarafini da siz tahmin edin). Sabah namaz sonrasi taksici bunlari
>
>genelevin kapisinda birakiyor. Kapida bir kuyruk ki sormayin
>
>gitsin.Gencler taksiden inip, bekci ile bir selamlasip siraya
>
>girmeden kut giriyorlar kapidan iceri. Siradaki kuyruk
>
>homurdaniyor,
>sesi yuksek cikanlar itiraz ediyor. "Olur mu ya
>
>boyle, hem sira bekletmedin, hem de yasi tutmaz gencleri aldin"
>
>diye bekciye ver yansin... Bizim bekci de zaten aksi, basliyor
>
>bagirmaya:
>
>''Bunlar oruspu cocuklari. Bayram sabahi analarinin elini opmeye
>
>geldiler. Size ne ulan!...''
>
>
>

onkel 3
20-12-2005, 20:30
> >>>>Unlu basketbolcu Hidayet Turkoglu esiyle birlikte,
Eminonun de geziyordu.
> >>>>>>Once akvaryumculari dolastilar, Kapalicarsi,
Nuriosmaniye, Yerebatan
> >>>>>>Sarnici, Ayasofya, Sultanahmet, Topkapi
Sarayi, Gulhane Parki derken,
> >>>>>>Yeni Caminin onune kadar geldiler. Orada
bagira bagira simit satan bir
> >>>>>>cocuk vardi. Basketbolcu birden durakladi...
> >>>>>>Sonra simitciye yaklasti:
> >>>>>>- Simit'in kaca koc ? - 300 bin abi.Citir
citir....
> >>>>>>- Tezgahta kac
>simit var ?
> >>>>>>- 70-80 tane var herhalde... - Hepsini alsam
ne tutar ?
> >>>>>>- Seksen desek 24 milyon.
> >>>>>>- Al sana 30 milyon... Farzet ki hepsini
aldim...
> >>>>>>-Sagol abi... sagol...
> >>>>>>
> >>>>>>Basketbolcu uc onluk cikartip simitcinin
onune birakti. Esi saskindi. Uc
> >>>>>>bes adim yurumuslerdi ki esine yaklasip
fisildadi.
> >>>>>>
> >>>>>>- Hidayet sen deli misin ?
> >>>>>>- Yooo
> >>>>>>- Peki yemedigimiz simitlerin parasini niye
verdin ?
> >>>>>>- Bosver sorma.
> >>>>>>- Diyelim ki soruyorum. Hem de israrla
soruyorum.
> >>>>>>- Oyleyse
>soyleyeyim.
> >>>>>>- Lutfedersiniz beyefendi.
> >>>>>>- Tablanin kenari dikkatini cektimi ?
> >>>>>>- Hayir.
> >>>>>>- Baksan gorecektin. Tahtaya bir isim
kazinmisti.
> >>>>>>- Nasil bir isim ?
> >>>>>>- Hidayet !
> >>>>>>- Yoksa ?
> >>>>>>- Evet o tezgah, eskiden benimdi.
> >>>>>>
> >>>>>>Bu hikayeyi hidayet tv8 de katildigi bir
programda kendisi anlatmistir..
> >>>>

Turkuaz
21-12-2005, 20:55
*.dedeyle torun telefonda konuşuyorlardır.

dede: hadi kızım gel artık, çok özledik seni
ben: birkaç gün diş doktorunda işim var dede, çürükleri hallettircem
dede: sakın altın kaplattırma kızım, çok pahalı olur
ben: ?
dede: sen gümüş kaplattır en iyisi
ben: ıı şey peki dedecim

*.torun: dede nereye gidiyorsun dede ?
dede: abdeshaneye.

*.- dede bu da arkadaşım sinan.
- kız mu bu ?
- yok dede saçı uzun onun
- e kız o zaman.


*.-evlenicem ben, sıkıldım vallahi yalnızlıktan
-kapında dizilmiş körpelerden çek getir bari.
-dalga geçersin tabii, sen eskiden görecektin beni
-hadi hadi
-tabi yaa, eskiden tüm mersinin kızları peşimden koşardı, şimdi bakınca kafalarını çeviriyor eşek sıpaları


*.dede 5 yaşındaki torunla konuşmaktadır.
-dede sana niye dede demişler.
-ben eskiden hiç konuşmazdım yavrum, hadi bişey de hadi bişey de diye diye dede olmuş.
-vaay canınaaa.


*.torun: dede şu ilacı iç hadi..
dede: içmem zıkkım bu.


*.dede: kaça aldın bu radyoyu? (discman i gösterir)
torun: elli milyona aldım dede
dede: tüü rezil..


*.torun sevgilidir arkadaştır dedeye anlatmaktadır. muhabbet gider gider bir yerde sesler kesilir. akabinde;
dede: kızım...
ben: efem dede
dede: kızım bak sen gençsin toysun, sizin yaşınızda bize hiç bişey öğretmediler, anne babamıza bu tarz konularda sorular soramazdık, git benim kitaplığımda tenasül hayatımız adlı bir kitap var, al onu oku...
ben: ühü dede


*.- ee dede efendi, napıosun bakalım, nası geçiyo günler?
- bildiğin igibi işte kızım. sabah deniz, öğle vakti uyku, akşam da piyasa..
- uaehauehae.. yuh!!
- eheheh


*.dede- senin bi arkadasın vardı kız o noldu, hayla görüşüyonuz mu?
torun- yok dede ayrıldık.
dede- benimde gözüm pek tutmamişti zaten onu.
torun- niye dedecim ya çok iyi kızdı,
dede- "kadın dediğin yanına yakışmalı, vurdun mu duvara yapışmalı" biz böyle gördük böyle bildik.
torun ve ben- neeeee, bi daha tekrarlasana dede annamadık


*.dede: okul noldu evladım, bitti mi?
torun: bitiyor dede, az kaldı
dede: mastır mustur yapacan mı?
torun: öhöö


*.kuzenim ve dedem arasındaki diyalog:

kuzen: dede naaber?
dede: iyi iyi.. o saçların çok uzamış, git kestir.. paran yoksa ben veririm berber parasını..
kuzen: yok dede, ben tarz yaptım.. uzatıyorum saçları..
dede: tarzına s.çıyım senin.. papaz kılıklı..
kuzen: yapma dede yaa.. ben daha top sakal bırakcam..
dede: sakalına s.çıyım..
kuzen: niye öyle diyosun dede yaa, bi de küpe taksam fena mı olur?
dede: küpene s.çıyım, karı kılıklı..
kuzen: dede öyle deme, bak padişahlar da hep küpe takarmış..
dede: başlatma lan padişahından, sittirin gidin odadamdan.. adam olun öyle gelin eşşoğleşşekler..

sülalenin genç kesimi aynen iptal tabi..

Turkuaz
21-12-2005, 21:06
CELL' DEKİ YENİ UYGULAMALAR:D :D

Böyle bir değişim daha önce hiç yaşanmadı.

Hiç kimsenin diş macunlarının, diş fırçalarının hatta deterjanlarının bile
böyle büyük yenilikleri olmadı. Cep telefonlarına getirilen yenilikler o> kadar çok ve hızlı ki, insan takip etmekte zorlanıyor. Bunların en
sonuncusu 'nebu çalan?' servisi. Kulağınıza bir melodi geldi, dayıyorsunuz
cep telefonunuzu müziğin geldiği yere, az sonra şarkının adı, söyleyeni
ekranda. Ama bu daha başlangıç.

Bakın bizi bekleyen yeni servisler neler:

Kimdi buCELL?: Yolda yürürken karşıdan biri geliyor ve siz bu kişiyi
fena halde tanır gibisiniz. Ama çıkaramıyorsunuz. Kimdi bu herif diye
kendinizi helak etmeyin. Cep telefonunuzla çekin resmini, az sonra cep
telefonunun ekranından alın cevabınızı: "Ortaokulda iki sıra önünde oturan
Kirpi Rasim.
Hani aynı kıza çıkma teklif etmiştiniz de kavga çıkmıştı."


Memleket nereCELL?: Otobüste yolculuk yaparken konuşmayı seven birisiniz.
Yanınıza oturan kişi ise şansa bakın ki, pek konuşacak gibi değil.
Ortak bir nokta bulmalı ki, muhabbet gelişsin. İyi de nasıl? Keşke
nereli olduğunu bilseydiniz. Neyse ki cep telefonunuz var. Tutun cep
telefonunuzu yanınızdakine doğru, az sonra öğrenin nereli olduğunu.


Ne bu kokanCELL?: İşte bir süper servis daha! Günün telaşı içinde oraya
buraya koştururken birden burnunuza nefis bir koku geldi. Neydi bu
yemek neydi? Cep telefonunuzu çevirin kokunun geldiği yöne ve bekleyin.
"Fransız usulü, şaraba yatırılmış ananas soslu hindi budu" cevabıyla
merakınızı yenin.


Dilimin ucuCELL: Olacak şey değil, nasıl unutursunuz?! Hani dünya
yıkılsa bu ismi unutmanız mümkün değil. Ama gelmiyor işte. Aslında
dilinizin ucunda.
Panik yok. Hemen çıkarın cep telefonunuzu, çekin dilinizin ucunun
resmini, az sonra öğrenin beyninizi kurcalayan ismin ne olduğunu.


Baklayı çıkarCELL: Karşınızda biri lafı geveleyip duruyor ve her ne
diyecekse bir türlü söyleyemiyor. Boşuna "Çıkar kardeşim ağzındaki
baklayı"
demekle vakit kaybetmeyin. Cep telefonunuzu karşınızda kıvranan
zavallının ağzına tutun, derdi neymiş öğrenin.


Sabah ne yedimCELL?: O kadar meşgul birisiniz ki, hani yoğunluktan
neredeyse sabah ne yediğinizi bile unutuyorsunuz. Üzülmeyin. Cep
telefonunuzu midenize tutun. Sabah kahvaltısında ne yemişsiniz anında
öğrenin.


VEEEEEE BEKARLARA MÜJDE...
Kaynanan kimCELL?: Karşı cinsten birinden fena halde hoşlandınız. O da
size karşı boş değil. Hani biraz gayretle işin sonu nikah masası. Ama
bir problem var. Ya sevdiğinizin anası Semra Hanım tadında bir kaynana
ise ne yapacaksınız? Kolayı var. Tutun cep telefonunuzu sevdiğinizin
suratına 'kaynana' yazın. Müstakbel kaynananıza ait tüm bilgiler
ekranınıza gelsin...

KUTERO
31-12-2005, 13:15
Bir gökdelenin üzerinde kirmizi bir isik yanip
>>sönüyormus neden?
>>- Çünkü binanin sarji bitiyormus...
>>
>>- Yasiniz kaç?
>>- Bilmem her yil degisiyor...
>>
>>- Arkadaslar telefonlar dinleniyormus...
>>- Iyi iyi dinlensinler zaten çok yorulmuslardi.
>>
>>- Tarti neden tartmamis?
>>- Çünkü üzerinde anti-tartar dis macunu varmis..
>>
>>- Sinüs 60, kosinüs tutmus...
>>
>>- Kocanizla ortak özelliginiz ne?
>>- Ayni gün evlendik...
>>
>>- Ben her seyi düsünürüm, demek ki ben tefalim.
>>
>>- Jilet SENSOR ben söyleyim...
>>
>>- Yerin kulagi var benim de kulagim var...
>>- Ben yer miyim ? Hayir yemem...
>>
>>- Size deniz anasi taklidi yapayim mi..?
>>- Deeeniiiizzz ggeeell yavruumm geell annecim.
>>
>>- Volkswagen Passat, sahsi oynama...
>>
>>- Can bedenden çikmayinca ne olur?
>>- Diger derslerinden geri kalir...
>>
>>- Sen terlemissindir, sana terlik getiriyim
>>
>>- Bi adam karisini dövüyormus, kapi çalmis karisini
>>dövmeyi birakmis, neden?
>>- Esek sudan gelmis.
>>
>>- Tomi'nin annesi kimdir?
>>- Anatomi
>>
>>- Bebegin birine TIR çarpmis ama ölmemis, neden?
>>- Bezi bariyerliymis.
>>
>>- Bol keseden atmis, dar keseden esek.
>>
>>- Adam bilgisayar basinda uyuyakalmis.
>>Ertesi gün nezle olmus. Neden?
>>- Windows açik kalmis

general
31-12-2005, 17:02
JAPON OLMANIN FAYDALARI

-Bakkalınızdan Japon yapıştırıcısı isterken gururla - Şu bizim
yapıştırıcıdan versene dersiniz.

-Çok kiloluysanız zayıflamak için milyonlarca lira harcamaz aksine Sumo
Güreşçisi olup üstüne para kazanabilirsiniz.

- -Adamlar yapmış ağbi! diyerek hep kulaklarınızı çınlatırlar.

- Devleti yönetenlerin koltuklarını bırakmaları için ölmelerini
beklemezsiniz.



İNGİLİZ OLMANIN FAYDALARI



- Her zaman için beyaz atlı prensin kapınızı çalma ihtimali vardır(Prens
Charles! ) .

- Ve üstteki mantığa göre kaynananız bir kraliçe olabilir.

- Hiç bir baltaya sap olamazsanız, bir tamirhanede İngiliz anahtarı
olabilirsiniz.

- İngilizceyi su gibi konuşursunuz. (!)



ETiOPYALI OLMANIN FAYDALARI

- Solarium için milyonlarca lira ödemeniz gerekmez.

- Diet yapmak için kasmazsınız.

- Tüm yardım konserleri sizin için yapılır.

- Akrabalarınız ya basketbolcu ya şarkıcı ya da dansçıdır.Aç ayı oynamaz
lafını altüst edersiniz.



AMERİKALI OLMANIN FAYDALARI

- Kendinizi iyi hissetmeniz ve Amerikalı olmanın hazzını ve gazzını almak
için, herhangi bir Amerikan filmini seyretmeniz yeterlidir.Eğer hala
övünmekten böğ gelmemiş ve kusmamışsanız.

- Her zaman ülkeniz savaştadır ama size zarar gelmez..

- NBA maçlar ını izlemek için sabahın köründe kalkmazsınız..

- Her apartmandaki 10 kişiden 5 i dünyayı kurtaracak güçtedir.. Düşman
ister uzaylı olsun isterse bir göktaşı ... (örnek: Rambo, terminator,
v.s..)



ÇİNLİ OLMANIN FAYDALARI

- Çocuğunuzun ismini tabak çanak kırıp koyabilirsiniz. Çang, Çung, Çing
gibi..

- Uzaydan görülebilen tek insan eseri olan Çin Seddi ni gerçekleştirmiş
olmanın gururunu yaşarsınız..

- Uzağı net görmek için gözlerinizi kısmanız gerekmez.

- Tek yataklı oda parası verip üç kişi yatabilirsiniz.



FRANSIZ OLMANIN FAYDALARI

-İngilizce bildiğiniz için değil, bilmediğiniz için hava atarsınız( Yani
onlar öyle sanıyor) ..

- Her şeye Fransız kalabilirsiniz..

- Fransızca küfür bile etseniz şiir okuyosunuz sanırlar...



İTALYAN OLMANIN FAYDALARI

- Kaybolmazsınız. Çünkü her yol Romaya çıkar.
- Herkesin sırtını yaslayacak bir dayısı vardır,özellikle Sicilya
dolaylarında...

- Dünya kızları, yakışıklılıkta hep sizi örnek gösterir..

- Doğan SLX fiyatına FERRARİ alabilirsiniz( Abartık ama olsun! Eee.. Böyle
vergilere böyle espri!) ...



VEE TÜRK OLMANIN FAYDALARI

- 2050 yılında dünyanın tek hakimi olabilirsiniz(Çünkü herkes uzaya çıkmış
olacak)...

- Eğer dünyanın hakimi olursanız, uzaydan gelebilecek UFO lara taş atıp
onları korkutup, kaçırabilirsiniz( UŞAK da yaşanmıştır) ..

- Restoran, lokanta gibi yerlerde masaları birleştirebilir ortaya bir
salata
söyleyebilir, masanın kısa bacağının altına katlanmış kağıt
koyabilirsiniz...

- Otobüs, uçak, hastahane, vb. gibi cep telefonu kullanmanın yasak olduğu
yerlerde gizli gizli cep telefonu ile konuşabilir, plajda cep telefonunuzu
mayonuza sıkıştırabilir ve herşey çok normalmiş gibi davranabilirsiniz..

-İşsizlik, üretimsizlik, sosyal eşitsizlik, trafik canavarı, enflasyon ve
sonu gelmeyen zamlarla canla başla mücadele ederek, ülke yönetmecilik
oynayan siyasetçilere yıllarca katlanarak Varolmanın dayanılmaz eziyeti
veinsanoğlunun dayanıklılık gücü konularında bilimsel araştırmalara
katkıda bulunabilirsiniz...

Evet şaka bir yana, aslında nerede yaşadığınız değil, nasıl yaşadığınız
daha önemli değil miı Victor Hugo ne güzel söylemiş:

HERKES ÖLÜR AMA HERKES GERÇEKTEN YAŞAMAZ

general
31-12-2005, 17:09
Akıllı er

Bir albay, bir er, bir yasli kadin ve bir de genc kiz trende ayni

kompartmanda yolculuk etmektedir. Tren bir tunele girip kompartman

karardigi zaman, MUCCK bir öpücük sesi ve ardindan ŞIIRRRRAAAK ! diye bir tokat sesi duyulur. Tünelden ciktıktan sonra yasli kadin Aferin genc kiza Nasil yapistirdi tokadi diye düsünmekte ve kafasini sallamaktadir.

Genc kiz da Zevksiz herif bu morukta ne buldu ki , bi de öpmeye kalkti ama kadin da iyi yapistirdi diye dusunmektedir.

Albay ise Ulan bizim esoglusu er, kizi öptü. Tokadi biz yedik diye yanarken er de icinden soyle düsünmektedir:

Hehe. Aferin lan bana. elimi öpüp nasil yapistirdim tokadi albaya...

general
31-12-2005, 17:11
Aptal Askerler

İki general bir cafede oturup konuşuyorlarmış.

Generalin biri;
- Benim bir erim var çok salak demiş.
Diğeriyse;
- hayır, benim bir erim var o daha da salaktır. demiş.

Tartışma çok büyümeden kimin askerinin daha salak olduğunu anlamak için yarışma gibi bir şey yapmaya karar vermişler.

İlk general askerini yanına çağırıp;
- Oğlum, git bana şu 5000 lirayla bir mercedes al gel demiş.

İkinci general de askerini çağırıp;
- Git bak ben ordu evinde miyim demiş.

İki asker yolda karşılaşmışlar.

İlki;
- Ya benim general çok salak. bu günün pazar olduğunu bildiği halde beni araba aldırmaya gönderdi. demiş.

İkincisiyse;
- Benim general daha salak. Yanında telefon dururken, beni ordu evine gönderdi.

general
31-12-2005, 17:14
Asker rüyası


Bir tatbikat sırasında paraşütçü komandolar uçaktan atlıyorlardı. Atlama sırası gelen en son paraşütçü epey bir vakit geçtiği halde atlamamıştı. Komutan sinirli bir şekilde Atlasana oğlum diye bağırdı.

Paraşütçü Atlamam komutanım

Komutan iyice sinirlenmişti Ne demek atlamam lan sana emrediyorum çabuk atla deyince, asker;

Komutanım bırak emretmeyi, öldür yine atlamam. diye cevap vermişti.

Komutan bakmış olacak gibi değil, rica eder bir tavırla;

Bak oğlum aşağıda benim komutanlarım var, onlarda benden hesap sorarlar, haydi atlayıverde senin yüzünden benim başım belaya girmesin.

Asker inadım inat cinsinden,

Atlamam komutanım

Peki neden atlamıyorsun evladım, geçerli bir sebebin varmıı

Komutanım benim annem çok mübarek bir kadındır, gördüğü bütün rüyalar çıkar. Sabah telefon açtı, oğlum rüyamda senin paraşütün açılmadığını gördüm sakın atlama dedi, onun için atlamıyorum. deyince komutan,

Oğlum inanma böyle şeylere hadi atla gözünü seveyim. diye yalvarıyordu asker ise kararından vazgeçmiyor Atlamam diye diretiyordu. Ne yapacağını şaşırmış olan komutan çaresizlik içinde,

Peki oğlum gel paraşütleri değişelim, benimkini sen tak, seninkini ben, o zaman atlarmısını diye ümitsizce sordu. Asker bu teklife olumlu baktı ve kabul etti paraşütleri son sürat değiştirdiler ve delikanlı kendini uçaktan boşluga bıraktı. Paraşütü açıldı ve sakin süzülürken yanından,

-Ananııı!!! diye komutanının feryadı geçip gitmiş, asker komutanının feryadınının sonunu bile duyamamıştı.

general
31-12-2005, 17:15
Asker Ölmez

Albayın biri içki içen askerleri engellemek için kantinin duvarına içki içenler ölür diye yazı yazmış bir sabah kantine tekrar indiğinde kendi yazısının hemen altında bir yazı daha*askerler ölmez*

general
31-12-2005, 17:21
Askerlik Anısı (Gercek bir anıdan)

Sayili gundur gecer. SIk disini. beterin beteri var unutma.

Ben askerligimi ankara etimesgutta pek kisa donem olarak (6 ay) yaparken ve cuma gununden evci cukarken bile mutlu degildim. Ama allahin sopasi yok ki.



Birgun bize kurtulus dizisinde rol alacagimiz soylendi. Konu memleket meselesi olunca tabii, sahsi cikarlarimizi bir yana birakip senaryoyu okumadan kabul ettik teklifi.

Sahnelerin polatlida cekilecegini soylediklerinde icime biraz kurt dusmedi degil. Polatli topcu okuluna bir geldik ki, belene kampindan farksiz bir yer. 2000 kisiyi cole saldilar ve cadirlarinizi kurun dediler. Ertesi gun bir kismimizi kuvay-i milliye bir kismimiza yunan ve diger gavur askeri kiyafetlerini dagittilar. Tabii bizim kuvay-i milliye kiyafetleri yirtik pirtik. Ayni kiyafetle cekim yapip, yatip kalkip yasiyoruz. Sabah bir matara su veriyorlar ve bir matara suyla her turlu :))) ihtiyacimizi karsiliyoruz.

Saat 08:00 de otobuslerle sete gidiyoruz. Set dediysem yanlis analasilmasin YildizTepe. Sakarya meydan muharebesinin gectigi yer. Rivayete gore (resmi tarihte boyle bir bilgi yok) tepe daha once bizimmis. Bizimkiler yeterince startejik gormeyip birakmislar ve Yunanlilar aldiktan sonra da caymislar ve tepeyi geri almak icin taaruza gecmisler.

Savasmak pis bir is. insanin ustu basi batiyor. tepenin basinda bir komutan. Asagidan pire gibi gorunuyor ve asagida biz yani 2000 asker. Komutan megafonla hucum diye bagiriyor ve biz Allah Allah nidalariyla gavurun ustune yildirimlar gibi cakiyoruz. Tabii bu sirada birilerinin olmesi gerekiyor ve herkes daha az kosmak icin olmek istiyor. Ölume talep cok olunca komutan (cakmak cakmak bir tegmen-ruh hastasi) bu isi siraya soktu. Bu sefer kim olecek diyince herkes elini kaldiriyor. Ama bizim bir kisa donem var. Her defasinda siyatik, dalak sismesi, kroner kalp yetmezligi gibi hastaliklar bahane ederek olmek istiyor ve adamin tum saydigim ve sayamadigim hastaliklari icin raporu var. Komutan kim olecek diyince herif her defasinda bir rapor ibraz ediyor ve olme hakki kazaniyor. En sonunda komutan ulan ne bicim herifisin be, sen zaten olusun oglumı diyerek ona her cekimde olme hakki tanidi.

Bir keresinde de ben olmeye hak kazandim. ve olme yerim de yunan siperine 5 metre kala. Yaklasik 300 metre tirmanmamiz gerekiyor yani. neyse hucum emriini aldik ve allah allah allah... Tirmanmaya basladik, tabii ben savasmayali yillar olmus biraz hamlasmisiz. nefes kesiliyor. Buffaloda top kosturmaya benzemiyor. Benim olme mekanima daha cok var ve benim gozum karardi ve artik bacagim cekmedi. Ben erken olmeye karar verdim. ve yandim allah diyerek goge yukseldim, silahimla havada bir yay gibi gerildim ve koca bir dag gibi devrildim ve en yuce kata erme serefine nail oldum. Buraya kadar olayin butun hamasi yonu bir anda traji-komik bir hal aldi. Tabii olduk ve devrildik ama Yildiztepe dik bir tepe hafiften. Ölduk ama basladik yuvarlanmaya. Her taraf tas kaya cakil. oramiz buramiz yirtiliyor. Zaten elbise dedigin caput parcasi. Yirtiklardan filan don paca geziyoruz. Ben bir taraftan yuvarlanirken bir taraftan tutunmaya calisiyorum . Tufek bir tarafa, matara ve diger techizatlarim bir tarafa, ben bir tarafa yuvarlanip duruyoruz. Durmak mumkun degil. Guya olduk rol icabi ama can tatli tabii. Velhasil olsen bir turlu olmesen bir turlu.



Ertesi gun biz yunanli olduk. ve temmuz sicaginda bize kaşe elbiseleri giydirdiler. Uzun donemlerden biri tutturdu ben yunanli olmam diye. Abi ben yunanli olursam koye donemem, anamin babamin yuzune nasil bakarimı diyor. Olum ulan rol icabi bisey olmaz dedikse de dinletemedik ve herif istimaya cikmadi. Tabii bizim bolukten biri yunan olmayi kabul etmeyip cekimlere katilmadigi icin ceza yedik.



Bu ara tuvaletleri cukur acip bez paravanlarla insaa ettik. Gece bir ruzgar cikiyor, colun ortasinda comelmis yuzlerce ay parcasi ortaligi aydinlatiyor.



Yunanli oldugumuz gun yine yayilmisiz ortaya hucum emri bekliyoruz. Hucum emri geldi ve basladik taaruza bu sefer gavur olarak. Ve bizim boluk salak gibi yine allah allah nidalariyla saldiriyor. Tepeden yakin cekim de yaptiklari icin son derece dikkatli olmak gerekiyor. Aksi taktirde cekim tekrar ediliyor ve bir cekimin hazirligi 3 saat filan suruyor. Ulan dedim ımanyakmisiniz olum biz yunanliyiz ne allah allahiı. Demez olaydim. cekim devam ederken bizim boluk durdu. Oradan biri peki ne diyecegiz diye ortaya son derece kritik bir soru atti. Boluk konuyu tartismaya basladi. Bu arada arkadan yuzlerce at yanimizdan gok gurultusu halinde geciyor. ortalikta bombalar patliyor. Gurultuyu ve arbedeyi anlatamam. Diger yunan bolukleri de yanimizdan allah allah diye geciyorlar ve gecerken bizim boluge bakip ulan bunlar ne yapiyo savasin ortasinda diye anlamsiz anlamsiz bakiyorlar. Olum birakin tartismayi hic birsey demenize gerek yok kosun yeter diyorum ama bomba sesleri ve at kisnemelerinin arasinda beni pek sallayan yok. Dallamanin teki bir dakika diye kukredi, ben buldum makarios diye bagiralim dedi. Bu olaganustu fikir de bir sure tartisilmaya deger goruldu ve sonuc tahmin ettiginiz gibi sahne yeniden cekildi. Cunku yukaridaki kameralar bizi ayna gibi cekmisler. Savasin ortasinda bir grup yunanli ve hararetli bir sekilde tartisiyor.



Bu arada mayinlarin daha iyi patlamasi icin at pisligi koyuyorlarmis ve bunu kimseye soylemediler. Daha ilk cekimde basladik kosmaya ve yanimizda sagimizda solumuzda bombalar patliyor. Ortalik bir anda bok gibi kokmaya basladi ve gokten basimiza at boku yagiyor. Ensemizden at boku oldugu gibi iceri. herkes durdu ve uyuz gibi elini sirtina sokup basladi kasinmaya. Sonuc yine tahmin ettiginiz gibi. cekim sil bastan.

general
31-12-2005, 17:22
Devlet nedir

Komutan yeni gelen acemi birligindeki Kurt bir askere sorar evladim soyle bakalim devlet nedirı Asker bilmiyorum komutanim der komutan kizar ve nasil bilmezsin der ve Turk bir askera doner ve sorar oglum Hasan soyle bakalim bu arkadasina devlet neymis. hasanda der tamam komutanim ve kurt askere doner ve devlet bizim anamiz, bacimiz,babamiz. devlet bizim herseyimizdir der. Komutan tekrar Kurt askere doner ve ogrendinmi devlet neymis ,hadi bir de sen soyle devlet neymis bakalimı Kurt asker soyle der Komutanim devlet hesonun anasi,bacisi,babasi devlet hasonun herseyidir. demis.

general
31-12-2005, 17:26
General Motors

İki erden birisi, geçen kamyona selam durunca öbürü sordu :
-Neden selem verdin
-Görmedin mi Kamyonun üzerinde General Motors yazıyordu.

general
31-12-2005, 17:28
Güneş Tutulması

Albay, binbaşıya :

-Yarın güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir şey değildir. Erleri talim elbiseleri ile talim meydanına getirin de olayı görsünler. Bende orada bulunup kendilerine gerekli bilgiyi verecegim. Şayet yağmur yağarsa, tabii bir şey göremeyiz .O zaman erleri, üstü kapalı talimgaha götürürsün.

Binbaşı, yüzbaşıya :

-Albayın emri ile yarın sabah saat dokuzda güneş tutulacak. Bu her zaman görülen bir olay değildir. Şayet hava kapalı olursa bir şey görülemeyecektir. Bu durumda tutulma, kapalı talimgahta gerekli talim elbisesiyle yapılacaktır.

Yüzbaşı, teğmene :

-Albayın emri ile yarın sabah dokuzda talim elbisesi ile güneş tutulmasının açılış merasimi yapılacaktır. Şayet yağmur yağarsa ki bu durum pek görülen bir olay değildir, Albay kapalı talimgahta gerekli bilgiyi verecektir.

Teğmen, başçavuşa :

-Yarın sabah dokuzda hava güzel olursa, talim kiyafeti ile albay tutulacak. Kapalı talimgahta yağmur yağarsa, alayın meydanında manevra yapılacak. Çünkü bu her zaman görülen bir olay değildir.

Basçavuş, askere :

-Yarın sabah saat dokuzda kapalı talimgahta Albayı tutacağız. Sabah hepiniz talim techizat ile hazır olun.

Askerler kendi aralarında :

-Yarın sabah bizim basçavus Albayı tutuklayacakmış.

general
31-12-2005, 17:29
Hemoroid

Bir USA Askeri Birliğinde ahçının yemekleri yüzünden millet hemoroid olmuş. Tam 107 kişi yatak yorgan yatıyormus. Bir gün Revire gezmeye gelen komutan her askerin önüne duruyor ve soruyormuş: - Merhaba asker , hastalığın nedir ı - Merhaba komutanım , hemeroidim var - Tedavi olarak ne yapıyorlar ı - İlaçlı pamuk efendim. - Bir arzun var mı asker ı - Bir an evvel iyileşip tekrar vazifeme dönmek istiyororum komutanım... Komutan herkesin önünde durup aynı soruları sormuş ve hep aynı cevapları alınca memnun olmuş. Sıra en son sıradakı adama gelmiş. Ona da aynı soruları sormaya başlamıs: - Merhaba asker , hastalığın nedir ı - Bademciklerimden rahatsızım efendim. - Öyle mi ı Peki ne ilaç kullanıyorlar ı - İlacli pamuk efendim. - Güzel. Peki bir isteğin var mı evladımı - Var, efendim. Mümkünse sıra bana gelince pamuğu değiştirseler diyecektim de....

general
31-12-2005, 17:33
Kim Diyeyim

Yıllar önce İngilterede erler şemsiye kullanmazmış. Şemsiye taşıma hakkı sadece subaylara tanınıyormuş. O yıllarda bir gün genç teğmenlerden biri, koltuğunun altında bir şemsiye ile hızlı hızlı yürüyen eri görünce, beyninden vurulmuşa dönmüş. Eri çağırarak: - Bu ne küstahlık, demiş. Ve şemsiyeyi aldığı gibi dizinde iki parça etmiş.
- Bu sana bir ders olsun, bir daha böyle küstahlıklar yapma! Neye uğradığını anlamayan er: - Başüstüne, diyerek selamı çakmış ve şöyle sormuş:
- Teğmenim, beni az önce evine yollayan general şemsiyesini istediğinde kim kırdı diyeyim

general
31-12-2005, 17:35
Kim En Cesur

USA da kimin askeri daha cesur yarışması varmış. Karacının komutanı Oğlum şu tankın altına atla! demiş. Asker atlamış ölmüş. Havacının komutanı Oğlum şu uçaktan betona paraşütsüz atla! demiş. Asker ölmüş. Denizcinin komutanı Oğlum şu geminin altına atla! demiş. Asker: Naah atlarım demiş. Denizci komutanı :
- Bakın, benim askerim daha cesur, komutanına nah çekiyor !

general
31-12-2005, 17:36
Kurtarmaz

II. Dünya Savaşı sırasında Rus orduları geri çeliyorlar. Ve Rus generali durumu kurtarmak için askerleri teşvik etmeye karar vermiş. Her getirilen ölu Nazi için 10 ruble vaad etmiş. Askerler saldırdılar. Çatışmadan sonra kimi 1 kimi 3 ceset getiriyorlar ve paralarını cash alıyorlar. Birara bir Yahudi asker bir vagon sürükleyerek getirdi. Vagonun kapısını açtı, içerisi ceset doluydu. General bunu görünce şaşırdı ve askeri kenara çekerek şöyle dedi : -Asker, anlarsın ya bütçemiz zayıf, haydi ben sana 7.50 ruble ceset başı veriyim. Asker : -Olmaz, dedi, Zaten bana geliş fiyatı 8.30 ruble.

general
31-12-2005, 17:39
Kurusıkı

Bir general, Komsu ülkeden gelen konuk Generale, hem hava atmak hemde erlerinin kendisine ve vatanina baglarini göstermek icin, üc

erini ve karilarini yanina cagirir.Erlere birer kurusiki tabanca verir.Onlari yan odaya alir,erlerden karilarini öldürmelerini ister

Konuk genarele simdi bakiniz nasil itaatli vatansever erlerimiz var

der. Erler teker teker iceri girerler.Birinci er karisindan özürdileyip

tüm sarjörü bosaltir.Tabii karisi ölmez Kursunlar kurusikidir .ikinci, ücüncü, dördüncü hep Böyle gitmektedir.Genaralin gözleri yasarmistir En son Giren erin ardindan iki general kursun seslerini dinlerken.

Dan dan dan dan dan dan Sangirrrr.diye bir ses duyarlar.Isini bitirip cikan ere merakla sormuslar neydi o sangirrr sesi ı er yanitlamis

Komutanim bana kurusiki kursun vermissiniz , Kari ölmeyince bende tuttum kariyi camdan attim.

general
31-12-2005, 17:40
Lazer Yazıcı

Komutan emir erini çağırmış

- Bana çabuk bir lazer yazıcı bul getir.

- Emredersin komutanım.

Bir saat sonra emir eri yanında başka bir er ile gelmiş.

-Lazer yazıcıyı getirdim komutanım.

-Hani nerde lanı

-Komutanım bu arkadaş laz bir erdir ve bizim bölükte yazıcıdır!

-Ulan iyiki scanner istememişiz be!

general
31-12-2005, 17:41
Nerelisin

Komutan teftis sirasinda bir askere sorar:

_Oglum nerelisinı

_Marasliyim komutanim

Komutan askere bir tokat patlatir ve tekrar sorar:

_Oglum nerelisinı

_Marasliyim komutanim

Komutan askere bir tokat daha patlatir ve tekrar sorar:

_Oglum bak iyi düsün! nerelisinı

_KAHRAMANMarasliyim komutanim!

Komutan: Aferin iste böyle diyerek diger askere (Temel) döner:

_Oglum sen nerelisinı

_Kahraman Trabzonluyum Komutanim !!!

general
31-12-2005, 17:42
Neresinden

Korede Türk Tugayından iki Anadolulu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar :

-Hani sizin izin kağıtlarınız?...

Erler subayı atlatırız umuduyla :

-Biz Amerikalıyız...diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez :

-Amerikanın neresindensiniz? diye sorunca :

-İçindenik kumandanım!...diye yanıt verirler

general
31-12-2005, 17:45
Paraşüt

İki acemi er paraşüt eğitimlerini tamamladıktan sonra ilk atlayışları için havalanırlar. Makul seviyeye geldiklerinde komutanları son kontrolleri yapıp:

-Atladıktan bi süre sonra paraşütün sağ tarafındaki ipi çekin paraşütleriniz açılacaktır. Şayet açılmazsa hiç telaşa kapılmayın, sol tarafta yedek bir ip var onu çekin sorun kalmaz. İndiğinizde sizi bir jip bekliyor olacak sizi karargaha geri götürecek.

Askerler korkarak da olsa atlamışlar. Heyecanla sağ taraftaki iplerine asılmışları!ı! Tıs yok. Bi gayret daha korkuyla sol taraftaki iplere paraşütler yine açılmamış :( Çok sinirlenen Temel : Ula bu komutanun hiçbi deduğu çıkmiy sen duur , aşağıda da jip yoksa o zaman senle görüşürüz!

general
31-12-2005, 17:47
Savas gemisi

Amerikalilardan fikra gibi hatira...

Amerikan Deniz Kuvvetlerine ait savas gemisi Missourinin gorevlileriyle, Newfoundlandda gorevli Kanadali yetkililer arasinda 1995 yilinda yapilan ve tumuyle gercek olan bu telsiz gorusmesi Amerikan Deniz Kuvvetleri tarafindan ayni yil aciklanmistir.

AMERIKAN GEMISI : Carpismayi onlemek icin lutfen rotanizi 15 derece kuzeye cevirin,tamam.

KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : carpismayi onlemek icin biz,sizin rotanizi 15 derece guneye cevirmenizi oneriyoruz,tamam.

AMERİKAN GEMİSI : Amerikan Deniz Kuvvetleri gemisinin komutani konusuyor,tekrar ediyorum,rotanizi degistirin,tamam.

KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : Hayir,biz rotamizi degistiremeyiz.Tekrar ediyorum, siz rotanizi degistirin, tamam.

AMERİKAN GEMiSİ : Burasi Amerikan ucak gemisi Missouri. Adimizi duymamis olanlara animsatiyoruz, Amerikan Deniz Kuvvetlerinin buyuk savas gemisi Missouriyiz. Lutfen sakanizdan yada inadinizdan vazgecin,derhal rotanizi degistirin,hem de hemen simdi, tamam.

KANADALI YETKİLİLERİN YANITI : Siz bilirsiniz USS/Missouri. Biz bir deniz feneriyiz ...

general
31-12-2005, 17:49
Tek Benmiyim

Manevra varmış. Asker elde tüfek yerde yatıyormuş.

Komutan gelip sormuş :

-Düşman önden gelirse ne yaparsını

Asker cevaplamış. Şu yandan, bu yandan, arkadan gelirse, diye tekrar sormuş komutan. Asker bunları da cevaplamış.

Komutan en sonunda :

-Ya düşman tepeden gelirseı deyince.

-Bu memleketin tek askeri ben miyim komutanım

general
31-12-2005, 17:50
Uzman


Askerin biri bir bakışta herkesin boyunun ölcüsünü tam olarak doğru söylüyormuş ve arkadaşları buna çok şaşırıyorlarmış.Bir gün bunu komutana götürmüşler ve olan biteni anlatmışlar.Komutan inanmamış.

-söyle bakalım benim boyumun ölçüsü kaç demiş.Asker aşağıdan yukarıya komutanı süzmüş ve 1.75 efendim demiş.Komutan Doğru hayret nasıl bildin demiş.Asker Bilirim tabi efendim ben kereste uzmanıyım demiş

general
31-12-2005, 17:52
Vatan Toprağı

Karavana saatinde askerlerden bazıları, yemeklerin içinden taş ve kum çiktiği için şikayette bulunurlar. Komutan kızar ve : -Kesin lan, buraya ziyafet için değil, vatanı korumak için geldiniz. Bunun üzerine askarlerin arasindan bir ses yükselir : -Vatan toprağını da yemeye gelmedik ya

general
31-12-2005, 17:53
İnsan Kılçığıdır

Yeni erler eğitim görüyordu.Ders veren üsteğmen, karadenizli birere insan iskeletini göstererek ne olduğunu sordu.

Er :

-İnsan kılçığıdır komutanım, dedi.

general
31-12-2005, 17:55
Önlemli Asker

Asker ordusu ormanda giderken, nehiri gecmek zorundalar.Komutan:üstünüzü cikartin ve önünüzü kapatarak karsiya gecin emrini verir,askerler elleriyle önünü kapatarak nehirden karsiya gecerken,iclerinden biri arkasini kapatarak devam eder,Komutan: sen neden tersini yapiyorsunı Asker olur mu komutanim O kendini korur ama arka taraf kendini koruyamaz

general
31-12-2005, 17:56
Ördek Böreği

Acemi er, levazım başçavuşuna yakınır : -Başçavuşum, bize yemekte ördek böreği verdiler.Yemin ederim ki, içinde bir gram bile ördek eti yoktu. -O haldeı diye yanıtlar başçavuş.Sen hiç asker bisküvisi yedin miı -Şey...yani evet, başçavuşum. -İçinden hiç asker çıktı mı, ulan!

general
31-12-2005, 17:58
Adolf Hitler

20. yüzyilin basinda bir evde kucuk bir cocuk babasina
sormus:
- Baba!, kedilerin kuyruklarini kesip kemer
yapmak günah midirı
Baba ilgisizce;
- Günahtir evladim demis
- Peki baba zencilerin derilerinden paspas yapmak
günah midirı
- O da gunahtir evladim
- Peki baba japonlarin beyinlerinden corba yapmak
gunah midirı
- Ooofff! o da günahtir evladim
- Peki baba yahudilerin yaglarindan sabun yapmak
gunah midirı
Baba en sonunda dayanamaz:
- Degildir ulan. oooff bee Adolf , nerden aklina
gelir boyle sorular sormakı!...

general
31-12-2005, 17:59
Çadır

Sherlock Holmes ve Doktor Watson kamp yapmaya gitmişler. Bir gece yatarlarken Holmes Watsona dönmüş ve demiş ki:- Watson, gökyüzüne bak ve ne görüyorsun söyle bana Watson cevap vermiş:- Milyonlarca, trilyonlarca yıldız görüyorum. Holmes:- Ve bu sence ne manaya geliyorı Watson:- Astronomik açıdan bu milyonlarca yıldız olduğu ve dolayısıyla milyarlarca da gezegen olduğu manasına geliyor. Teolojik açıdan tanrının ne kadar büyük olduğunu ve bizim ona göre ne kadar önemsiz olduğumuz manasına geliyor. Meteorolojik olarak da yarın havanın çok güzel olacağı manasına geliyor. Peki ya sence Holmesı Sence ne manaya geliyorı
- Biri çadırımızı çalmış...

general
31-12-2005, 18:01
Üç Dilek

sihirli bir kurbaga ormanda yalniz yasiyomus. bi gun etrafi gezmeye cikmis ve onune ilk cikan bir ayi ve tavsana kiyak yapmak istemis.

3 sey dileyin benden ne dilerseniz demis.

ayi

- bu ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi bana
hasta olsun demis. kurbaga hemen yerine getirmis istegi
tavsan

- bana bi kask ver demis o da hemen olmus ama ayi
icinden manyak mi bu tavsan cuvalla para istesin istedigi
kadar kask alsin. deli bu yaaa demis.

ikinci istek olarak ayi yine

-yan ormandaki tum ayilar disi olsun ve hepsi beni arzulasin demis. trilink!!!! o da tamam tavsan

- bana bi motosiklet verin

demis ve yerine gelmis ama ayi iyicene sasirmis. bu tavsan deli olmali diye dusunmus.

sira gelmis son isteklere ayi

-bu gezgendeki tum ayilar disi olsun ve hepsi benim yanimda olsun demis. kurbaga bu istegi de hemen yerine getirmis.

tavsan once kaski takmis, motora binmis. marsi calistirmis. ve istegini son istegini soyleyip gaza basmis:

- bu ayi gay olsun!

general
31-12-2005, 18:03
Ah oglum ah

gunlerden bigun baba oglunu alir karsina oturtur derki;oglum iki senedir ayni okula gidip geliyorsun sadece ona kadar sayabiliyorsun ne olacan sen bu gidisle bilmem.....cocukta babasina gulumsiyerek;babacigim merak etme ben boks hakemi olmaya karar verdim der :)

general
31-12-2005, 18:05
Çal

Bir gün bir kadının misafirleri gelmiş ve oğluna demişki

-oğlum çişin geldimi ayıp olmasın diye ıslık çalasım geldi de demiş.

Misafirlerden sonra akşam çocuk dedesinin yanında yatıyormuş ve kalkmış dedesine demişki:

-Dede benim ıslık çalasım geldi

Dedesi:

-oğlum gecenin yarısı ıslıık çalınırmıı

çocuk:

-dede çok geldi.lütfen.demiş

-peki.hafifçe kulağıma çal o zaman.

general
31-12-2005, 18:06
Dertli Anne

Anne kızını karşısına almiş dertleniyordu :
- Ahhhh!!! kızım, seni ne doktorlar, müdürler, mühendisler istedi de vermedim.Ahhh!.. Aptal kafam...
Kız annesine bakar, alaycı bir tavırla :
- Sen merak etme anne ben hepsine verdim...

general
31-12-2005, 18:07
Dilek

Afacan cocugun dogum gunudur ve annesinden bi kirmizi bisiklet ister. annesi ona bisikleti hakketmedigini ve tanriya suclarini itiraf ettigi bi mektup yazmasini soyler. cocuk odasina gider ve baslar yazmaya,

- tanrim beni hep yalan soyledigim icin affedin. soz veriyorum bi daha olmicak. bugun benim dogumgunum ve sizden kirmizi bi bisikler istiyorum...

cocuk mektubu yirtar atar cunku gunahlari o kadarcik degildir.

ikinci mektubu yazmaya karar verir,

- tanrim beni hep yalan soyledigim icin ve annemi hic dinlemedigim icin affedin. bi daha olmicak soz veriyorum. bugun benim dogumgunum sizden kirmizi bi bisiklet istiyorum...

ve bu mektubuda yirtar cunku bunlarda isledigi butun gunahlar degildir. ve baslar ucuncu mektuba. yine olmaz ve afacan cocuk baska bi yol denemek icin annesinden izin alir ve kiliseye gider. bunu goren annesi cok sevinir ve yaramaz oglunun akillandigini sanar.

kucuk cocuk kilisede gider meryem annenin heykelinin yanina ve saga sola baktiktan sonra onu cantasina koyar ve eve goturur. evde yine odasina cikar ve tanriya son mektubunu yazar,

- bana kirmizi bisikleti al, annen elimde rehin, onu bir daha gormeyebilirsin..

general
31-12-2005, 18:10
Sıpa

Köylü, yeni doğan bir sıpayı kucağına almış evine dönerken, iki ortaokul öğrencisi kendisine takılır ve:

Hayrola amca, derler. Oğlunu nereye götürüyorsun böyleı

Adam, kendine yapılan bu terbiyesizliğe aldırmamış görünerek cevap verir:

Gittiğiniz okula kaydını yaptırmaya

general
31-12-2005, 18:12
İyilik Meleği

Adamın işi varmış, Ankaraya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses :
-Binme, bu uçak düşecek!
-Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt
düşmüş, binmemiş.
-Ikinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış :
-Uçak düştü kurtulan olmadı!
-Koşmuş Haydarpaşaya, bilet almış, tam trene binecek,
aynı ses kulağında
-Binme bu trene, raydan çıkacak!
-Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş
eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş
-Tren Eskişehirde raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı..
-Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses
-Bu otobüse binme, freni
patlayacak!
-Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış :
-Sen kimsin yahuı
-Ben senin iyilik meleğinim!
Adam iyice kızmış :
-Ulan evlenirken neredeydinıı

Anafikir : İyilik melekleri büyük kazalara
karışmıyor....

general
31-12-2005, 18:13
Şimdi yap

Adamcağız her gece yatağını ıslatır hale gelmiş.Yatmadan evvel çişini yapıyor,ama gece yine yatağı ıslatıyor.Canına tak edince soluğu psikologta alıyor.

Doktor hastasını önce telkin ediyor,uzanıp rahat etmesini sağlıyor ve terapisine başlıyor;

-- Eveettt... şimdi anlatın bakalım.Her gece yatağınıza nasıl işiyorsunuzı

-- Valla doktorcum, önce çişimi yapıyorum ve yatağa yatıp uyuyorum.

-- Eeı gayet güzel devam edin.

-- Uyuduktan bir süre sonra rüya görmeye başlıyorum.

-- Peki nasıl bir rüya görüyorsunuzı

-- Rüyamda yeşil, küçücük bir adam geliyor ve bana Çişini yaptın mııdiye soruyor. Ben de Hayır yapmadım diyince ;Hadi bakalım öyleyse şimdi yap diyor, ben de yapıyorum.

-- Hımmm... Tamam anlaşıldı. Şimdi eve gidince bu gece yine çişinizi yapıp yatın. O yeşil küçük adam gelipte size Çişini yaptın mıı diye

sorarsa siz de Evet! Yaptım!. diye yanıtlayın.

Bu reçeteyi alan hastamız eve gider.Yatma vakti gelince çişini yapar ve yatağa yatar.Aradan az bir süre geçer. Rüya görmeye başlar ve yeşil küçük adam gelir, bizimkine sorar;

-- Çişini yaptın mı bakimı

-- Evet! Yaptım!

-- Ya büyüğünüı

-- I-ıh yapmadım.

-- Hadi bakalım,öyleyse şimdi yap ...

general
31-12-2005, 18:17
3 zarf

Şirkette eski genel müdür kovulmuş, yeni bir genel müdür atanmıştı. Eski müdür görevi devrederken, yenisine tavsiyelerde bulundu ve 3 adet zarf verdi. Her biri numaralanmıştı. Eski müdür yenisine ileride her başı sıkıştığında bir zarfı açmasını söyledi. Ve yeni müdür işe başladı.
Altı ay işler yolunda gitti. Fakat sonra satışlar birdenbire düştü. Ne yapacağını bilemeyen yeni müdür, en sonunda 1. zarfı açtı. Zarfta şöyle yazıyordu:
- Kendinden önceki müdürü suçla...
Yeni müdür hemen bir basın toplantısı ayarladı ve sorunlar için kendinden önceki müdürün politikalarını suçladı. Basın ve borsa bu açıklamalara olumlu baktı, şirket hisseleri toparlandı, bu arada da satışlar düzeldi...
İşler bir süre daha yolunda gitti. Fakat sonra üretim sorunları çıktı. Önceki olaydan tecrübeli yeni müdür gecikmeden 2. zarfı açtı. zarfta şu yazıyordu:
- Şirketi yeniden organize et.
Yeni müdür reorganizasyonu uygulamaya koydu, sorun çözüldü.
Bir süre sonra işler yine bozuldu. Yeni müdür koşa koşa gitti ve 3. zarfı açtı:
- 3 zarf hazırla...

general
31-12-2005, 18:20
Kredi

Kriz sonrasında bir banka, kredi vermeyi iyice zorlaştırmak için, müşterilerinden diğer belgelere ek olarak göz ve g*t resmi istemeye başlamış.

Vatandaşın biri belgeleri tamamlayarak başvurmuş.

Yanıt gelmiş:

- Beyefendi maalesef talebinizi reddediyoruz.

- Nedenı

- Sizde bu krediyi yiyecek göz var ama, geri ödeyecek g*t yok!

general
31-12-2005, 18:21
Eleman aranıyor

Bir şirketin kapısında bir ilan asılmış şöyle yazıyor: Dakikada 70 kelime yazabilen, Bilgisayar bilen, Yabancı dili olan eleman aranıyor. Bir köpek ordan geçerken bu ilanı görüyor..Bir süre bakıyor; bakıyor,derken ağzıyla kağıdı yerinden söküp ofise giriyor, doğru müdürün odasina...Ve müdürün karşısına geçip ağzında kağıtla ona öylece bakıyor... Adam bunu görünce kahkahayi basiyor...
- Hahahahahahaaa ama ben bir köpeği işe alamam kiıı
Ama köpek ısrarla kağıdı adama uzatıyor...Ve müdür sonunda diyor ki:
- Peki o zaman sana bir mektup vericem bunu yaz bakalım
Köpek kağıdı alıyor, bilgisayarın başına geçiyor, gayet güzel tıkır tıkır mektubu yazıp bitiriyor...Müdür şok oluyor,ama bozuntuya vermeden bu sefer diyor ki:
- Bak şöyle şöyle bir uygulamaya ihtiyacımız var, buna bir program yaz çalıştır bakalım...
15 dakika sonra köpek bilgisayarda o problemi çözecek süper hızlı bir uygulama yaziyor, adam inceliyor ve dumur oluyor....Artık söyleyeceği tek sey kalıyor:
- Sen inanılmaz birşeysin! Ama ben seni işe alamam...Ne yazik ki senin herşeyin mükemmel ama yabancı dilin yok Ve köpek cevabi yapistirmiş:
- Miaaooooowwwwww

general
31-12-2005, 18:24
Ekonomistler !

Ekonomiste Hayatin anlami sizce nedir diye sormuslar...

Hangi parametrelere goreı demis.

--------------------------------------

Bir fizikçi bir kimyaci ve bir ekonomist...

Issiz bir adaya düsmüs.

Yiyecek bir sey yok. Lakin bir bakmislar, sahile vuran bir konserve

kutusu... Dolma!

Fizikçi demis ki... Bir tasla vurup açalim, yeriz.

Kimyaci demis ki... Atese atalim hem piser hem de kutu açilir.

Ekonomist... Farzedelim ki elimizde bir konserve açacagi var...

(Paul Samuelson)



--------------------------------------



Ekonominin ilk kurali:Yeryüzündeki her bir ekonomist için onun

söylediginin tam tersini savunan bir diger ekonomist bulunur.

Ekonominin ikinci kurali: Her ikisi de hatalidir.



---------------------------------------------



Dün öngördüklerinin bugün neden gerçeklesmedigini yarin açiklayabilen

insana ekonomist diyoruz.

Laurence J. Peter)



-------------------------------------------



Ekonomik raporlarin temelinde, satin almak istediginizi almak için en

iyi zamanin aslinda geçen yil oldugu gerçegi yatar.

Marty Allen)



-------------------------------



Bir odaya iki ekonomist girerse iki farkli fikir duyarsiniz.

Gerçi bu ekonomistlerden biri Lord Keynes ise üç farkli fikir

duyarsiniz.

Winston Churchill



------------------------------



Birisinin ekonomi uzmani olmasindan süphe ediyorsunuz...

Gerçekten ekonomist olup olmadigini nasil anlarsinizı

Su soruyu soracaksiniz...

Bilgisizlikle umursamazlik arasinda ne fark vardirı

Eger cevap...

Bilmiyorum ve umrumda da degil seklinde gelirse...

Hiç süpheniz olmasin bir ekonomistle karsi karsiyasiniz.

Morientes
01-01-2006, 20:34
2005 in &#214;ZL&#220; s&#246;zleri :)

Bence H&#252;lya, Kaya Bey'den boşanmak i&#231;in ge&#231; bile kaldı. Bu durum benim başıma gelse vakit ge&#231;irmeden hemen boşanırım. Ama ortada bir &#231;ocuk var bu y&#252;zden inşallah barışır ve yeniden evlenirler."
Petek Din&#231;&#246;z ve boşanma-barışma-evlenme şeytan &#252;&#231;geni...

"Eşimle gurur duyuyorum. Bir başbakan, cumhurbaşkanı karısı gibi hissediyorum kendimi."
Anadolu Ateşi turnesinde eşini yalnız bırakmayan First Lady G&#252;lben Ergen...

''Thanks, siz how are you?"
Başbakan Erdoğan, Tunus'ta İngilizcesini konuşturuyor...

"Artık Nirvana oldum, aşk defterini kapattım."
Serdar Orta&#231;, Nirvana olmuş, biz de Pearl Jam...

"Picasso'yu tabii ki tanıyorum. Yurtdışında birka&#231; yerde karşılaşmış olabiliriz."
Manken Nilay Dorsa...

sekman1
02-01-2006, 16:12
Radikal Gazetesi siyaset ve sanat d&#252;nyasının
&#252;nl&#252;lerinin ilgin&#231; s&#246;zlerini derledi. İşte Başbakan
Erdoğan'dan İngiltere Krali&#231;esi Elizabeth'e &#252;nl&#252;lerin
şaşırtan s&#246;zleri...
*&#199;ok paralar kazandım. Ayı aldım, deve aldım, aslan
aldım, daire fiyatına k&#252;rkler aldım."
Ahu Tuğba'nın enteresan alışveriş listesine gıpta
ediyoruz...
* * *
"Bence H&#252;lya, Kaya Bey'den boşanmak i&#231;in ge&#231; bile
kaldı. Bu durum benim başıma gelse vakit ge&#231;irmeden
hemen boşanırım. Ama ortada bir &#231;ocuk var bu y&#252;zden
inşallah barışır ve yeniden evlenirler."
Petek Din&#231;&#246;z ve boşanma-barışma-evlenme şeytan
&#252;&#231;geni...
* * *
"Şimdi gavurcadan M&#252;sl&#252;mancaya &#231;eviriyorum."
Prof. Dr. Emin G&#252;rses Ceviz Kabuğu programında
enteresan bir terc&#252;me d&#252;nyasına giriyor.
* * *
"Eşimle gurur duyuyorum. Bir başbakan, cumhurbaşkanı
karısı gibi hissediyorum kendimi."
Anadolu Ateşi turnesinde eşini yalnız bırakmayan First
Lady G&#252;lben Ergen...
* * *
- Uzun zamandır mı gitar &#231;alıyorsunuz?
- 45 yıl oldu.
Krali&#231;e Elizabeth ile Eric Clapton arasında ge&#231;en
diyalog...
* * *
"Şenay'ın (Akay) her zamanki kaprisleri. Son anda
podyuma &#231;ıkmamak olmaz. Ben kendisine ne yaptım ki!
Yalnızca travestiye benzettim."
Manken Aysu Baceoğlu...
* * *
"Valla ben ırk&#231;ı değilim."
Emre Bel&#246;zoğlu, "Hangi ırkın kadınlarını
beğeniyorsunuz?" sorusu &#252;zerine...
* * *
"H&#252;lya Avşar senaryoyu okumuş. Bir kafede buluşmuşuz.
Kabul edip etmeyeceği belli değil. Filmin başında da
bir kalantorla Leman karakterinin (H&#252;lya Avşar'ın
oynadığı) seks sahnesi var. Sevişme diyemem, daha &#231;ok
bir seks sahnesi! Ağır &#231;alışma! Oral seks yapıyorlar.
'Merhaba, merhaba.' Oturduk. 'Kutluğ bey,' dedi 'bu
blopjob (blow job'u yani oral seksi kastediyor) mu ne
diyorlar. Siz bu blopjob'dan koymuşsunuz. Bu benim
bildiğim bir şey değil. Nasıl yapılacağını bilmem.
Bunu bana g&#246;stereceksiniz, değil mi?' dedi."
İki Gen&#231; Kız'ın y&#246;netmeni Kutluğ Ataman'ın H&#252;lya
Avşar'la karşılaştığı an...
* * *
"Thanks, siz how are you?"
Başbakan Erdoğan, Tunus'ta İngilizcesini konuşturuyor.


"Artık Nirvana oldum, aşk defterini kapattım."
Serdar Orta&#231;, Nirvana olmuş, biz de Pearl Jam...
* * *
"Ben olsam ikisinin de ayaklarını kırardım. Ayrıca
benimleyken başkasının ayağını okşayacak erkek
g&#246;remiyorum. T&#252;rkiye'nin en g&#252;zel ayakları olan
sanat&#231;ısıyım."
Karşısında oturan kadının ayaklarını okşayan
Beckham'la ilgili d&#252;ş&#252;ncelerini dile getiren Seren
Serengil'e ayaklarıyla mutluluklar diliyoruz.
* * *
"Sanat&#231;ı arkadaşlarımız ger&#231;ekten bazıları konuşmak
bilmiyorlar."
İzzet Yıldızhan'ın dilinden bal damlıyor. Bu arada biz
de yazmak bilmiyoruz.
* * *
"Misafire saygılıyımdır. Hemen i&#231;eri davet ettim, grup
seksi yarım bıraktım."
16 yıldır grup seks organizat&#246;rl&#252;ğ&#252; yapan Z.Ş., seans
sırasında ziyarete gelenleri T&#252;rk
misafirperverliğinden mahrum bırakmıyor.
* * *
"Gygax yerde numaradan yatıyor ama birazdan maymun
gibi koşacak, tazı gibi koşacak, k&#246;pek gibi koşacak.
Hayır iki 'p'yle s&#246;yl&#252;yorum k&#246;ppek gibi koşacak!"
Spiker &#220;mit Aktan radyoda T&#252;rkiye-İsvi&#231;re ma&#231;ını
anlatıyor. Peki eşşşek (&#252;&#231; 'ş' ile), desek?
* * *
"Michael Jackson... Yoksul, siyahi bir erkek &#231;ocuğu
olarak doğdu, zengin beyaz bir kadın olarak &#246;lecek..."

Sabah yazarı Mansur Forutan...
* * *
"Allah onları gamzeleriyle birlikte mutlu etsin."
İclal Aydın'ın eski eşi Kemal Başbuğ...
* * *
"Picasso'yu tabii ki tanıyorum. Yurtdışında birka&#231;
yerde karşılaşmış olabiliriz."
Manken Nilay Dorsa...
* * *
"Altı haftadır birlikteyiz. Ne &#246;p&#252;şme, ne sevişme...
Daha elini bile tutamadım. &#214;n&#252;me bu kağıdı (bekaret
raporu) koydu. 'Doktordan aldım bu raporu' dedi.
Aslında 'G&#252;ven bana,' demek istiyordu. Ben de ileride
ihtiya&#231; olur diye bir fotokopisini aldım."
Şebnem Schaffer'in sevgilisi İlhan Doğan'a belki vize
başvurusunda filan lazım olur bu rapor, iyi olmuş
fotokopisini &#231;ektirdiği...

petal
10-01-2006, 21:39
hadi bu sorulara mantıklı cvp verin benden size yeşil.... :)
Y&#252;zmek zayıflatıyorsa balinalar nerede yanlış yapıyorlar?

S&#252;per yapıştırıcı herşeyi yapıştırdığı halde ni&#231;in i&#231;inde bulunduğu t&#252;p&#252;n i&#231; &#231;ıdarlarını yapıştırmamaktadır?

Ni&#231;in yanlış &#231;evrilen telefon numarası hi&#231;bir zaman meşgul &#231;almaz?

Ni&#231;in falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir? Geleceğimizi bilemez mi?

Eğer bug&#252;n hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava ka&#231; derece olacaktır?

Ni&#231;in "tek heceli" kelimesini diyebilmek i&#231;in d&#246;rt hece kullanmaktayız?

Neden insanlar g&#246;ky&#252;z&#252;nde 400 Milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, yeni boyalı yazan y&#252;zeyi elleriyle yoklarlar?

Ni&#231;in limonlu gazozların i&#231;erisinde bir s&#252;r&#252; suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında ger&#231;ek limon suyu kullanılmaktadır?

Işık 300.000 km/sn hızla yayıldıgına g&#246;re karanlık hangi hızla &#231;&#246;kmektedir?

Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?

Ni&#231;in fare kokulu kedi maması yok?

Teflona hi&#231;bir sey yapışmadığı halde teflon tavaya nasıl yapışmıştır?

Ni&#231;in u&#231;aklarda paraş&#252;t yerine can yeleği vardır? Eğer u&#231;ağın karakutusu kaza anında par&#231;alanmıyorsa neden b&#252;t&#252;n u&#231;ak bu kutunun &#252;retildiği maddeden yapılmamaktadır?

Eğer bir şizofren diğer kişiliğini &#246;l&#252;mle tehdit ediyorsa, bir rehinelik durumundan s&#246;z edilebilir mi?

Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara birşey yazabilirler mi?

Soyu t&#252;kenmekte olan bir hayvan, soyu t&#252;kenmekte olan bir bitkiyle besleniyorsa ne yapmalı?

Neden koyunlar yağmur yağdığında &#231;ekmezler?

Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa &#231;ıplak mıdır yoksa evsiz mi?

Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?

Eğer bir işi başaramayı se&#231;ip de, başarılı olursanız, aslında hangisini yapmış olursunuz?

Sağır ve dilsiz bir insan k&#252;f&#252;r ederse, annesi ellerini yıkamasını mı s&#246;ylemeli?

Eğer trafik kazalarının &#231;oğu evden &#231;ıktıktan 5 km sonra oluyorsa, insanlar neden 10 km &#246;teye taşınmazlar?

Eğer d&#252;nya bir sahneyse, seyirciler nerede oturuyor?

Eğer polis bir mim sanat&#231;ısını tutuklarsa, ona da susma hakkını kullanabileceğini s&#246;ylerler mi?

Eğer bir u&#231;ağın karakutusuna bir kazada hi&#231;birşey olmuyorsa, t&#252;m u&#231;ak neden bu maddeden yapılmaz?

Eğer bir adam bir ormanın ortasında tekbaşına konuşuyorsa s&#246;ylediklerinin yanlış olduğundan s&#246;zedilebilir mi?

Bunların tamamını akılcı bir şekilde cevaplayabilen ka&#231; deli vardır?

eğer cevaplayamadı iseniz ben isterim.... :D

_zamazingo_
18-01-2006, 01:08
cilgin felsefe hocasi 100 puanlik tek soruyu
yanindaki sandalyeyi
gostererek
sorar:
"bana bu sandalyenin varolmadigini kanitlayin!"
100 puan alan tek ki$inin cevabi ise sadece
$udur:
"hangi sandalye "


******************
ilkokul 3. sınıf..soru: ormanların faydalarını
sayınız.
cevap: ormanların faydaları saymakla bitmez.
sonuç: tam not

******************
Din hocası hz. muhammed ile hz.ali arasındaki bir
diyalogu yazin demis.
hani
kitapta geçen özlü sözler tarzında, yanıtlardan
biri söyleymiş

hz.muhammed: günaydın ali
hz.ali : sana da günaydın muhammed nasılsın


*******************
seviye:üniversite
ders:eğitim felsefesi
sınav:bütünleme
sınav şu sorudan ibarettir:''bildiğiniz iki
soruyu yazıp cevaplayınız.''
yanlız bir sorun vardır derse hiç devam etmemiş
öğrenci dersin içeriğini
hiç
bilmemektedir.dolayısıyla kendine sorabileceği
iki adet soru da
bulamamaktadır. beyninin derinliklerinden,dönemin
ilk dersine girdiğini
hatırlar.bu derste duyduğu cümleden de yeterli
doneyi almış.


soru 1:ilk milli eğitim bakanımız kimdir
cevap:hasan ali yücel
soru 2:hasan ali yücel kimdir
cevap:ilk milli eğitim bakanımızdır.
işlem tamamlanmıştır...
sınav sonucu:100
(yaşanmıştır...)

*********************
soru; ahmet hasim'in en unlu eserlerinin
toplandigi eserin adi nedir

cevap; best of ahmet hasim

************
deprem sırasında ortaya çıkan enerjiye ______
______ denir."

doğru cevap depremin magnitüdü'dür, fakat zeki
bir arkadaşımız:

"helal olsun" yanıtıyla okulda efsane olmayı
başarmıştır.


******************
aşagıdaki konulara kısa ve etkili bir de değinen
bir yazı yazın.

1. din

2. cinsellik

3. gizem

cevap:

allahım! hamileyim. acaba kimden "

şensobey
19-01-2006, 11:57
Yasli ve zengin bir
adamin hepsi birbirinden zeki
3
oglu varmis.
Birgün


amansiz bir hastalikla
yataga düsen yasli adam verasetini
açiklamak
için ogullarini
yanina çagirmis. ogullarim benim
vaktim
geldi
artik, ecel
kapida. ben ölünce
tabi ki

mallarimin hepsi sizin
ve siz çok zekisiniz ama siz
mallarimi

bölüseceksiniz diye
birbirinize düsmemeniz için sehrin
kadisina
gidin.

kadiya benim selamimi
söyleyin o size mirasinizi bölüstürür.

Ve
adam ölür
ogullari
da babasinin istegi üzerine kadiya

gitmek
için yola
düserler. tabi
yesillik yerlerden, gölden, yagmurdan, çamurdan
felan geçerler.

derken önlerine bi
adam çikar ve bizim 3 biradere
sorar;


efendiler ben devemi
kaybettim siz yolda bir deve gördünüz

mü?
der.



büyük kardes sorar;
tek gözü kör müydü

adam
evet" der.

ortanca kardes sorar;

kuyrugu kesik miydi

adam
evet" der

küçük kardes
sorar;
bir ayagi topal miydi

adam
ona da "evet" der.

bu
sorulardan sonra 3 birader devesini kaybeden
adama biz
senin deveni görmedik

derler. adam birden sinirlenir. "yaa
nasil
olur. hem
bütün özelliklerini
bildiniz hem de görmedik diyorsunuz.

bende sizinle beraber gidecem ve gittiginiz
yerdeki

kadiya sizi sikayet
edecegim" der.

biraderlerde "olur gel"
derler.
ve
sonunda kadinin yanina varirlar, huzuruna
çikarlar.

3
birader der ki;
efendim
bizim babamiz vefat etmeden önce mirasi


bölüsmemiz için size
gelmemizi söylemisti. biz de bu yüzden
geldik. kadi
devesini kaybeden
adama döner ve; -sen niye geldin. der adam
da : efendim
ben devemi
kaybettim. yolda bunlari gördüm. onlara devemi
gördünüz mü
dedim onlarda
devemin bütün özelliklerini bildikleri halde

görmedik
dediler. ben
bunlardan süpheliyim - der.
kadi
biraderlere döner ve sorar:
-sen nerden bildin tek gözünün kör oldugunu. - efendim, yolda
gelirken
yesillik yerden getik. baktim
ki yesilliklerin hep bi
tarafindan
yenilmis öbür

tarafina yanasmamis
bile. tek gözünün kör oldugunu oradan
anladim.
peki sen nerden
bildin kuyrugunun kesik
oldugunu.
-

efendim,
yolda gelirken deve pisligi gördüm.
devenin

pislikleri hep daginik
düsmüs. halbuki kuyrugu olsaydi hep
toplu
düserdi.
oradan bildim
kuyrugunun olmadigini.
-peki sen nerden bildin bi ayaginin topal

oldugunu.

-efendim, gelirken gölden getik. baktim ki
devenin 3

ayaginin tam izi bir
de yarim ayak izi var. tek ayaginin
topal
oldugunu
oradan anladim.

kadi
devesini kaybeden adama döner ve
kardesim
bunlar

senin deveni
görmemisler" der. kadi o adami gönderir ve

düsünür
"ulan bunlar
benden zeki ben
bunlara nasil miras

bölüstürecegim. neyse ben

bunlara bi
ziyafet vereyim
sonrada kapi arkasindan dinleyeyim bakalim ne
konusuyorlar"
diye düsünür ve
bizim 3 biraderi evine götürür hanimina
güzel bi
ziyafet hazirlattirir
yemek gelir ve kadi "siz yemeginizi yiyin
ben bi yere
varip gelecegim"
der ve kapi arkasina geçer.



büyük kardes der
ki;

-
yaa kuzu çok iyiymiste, keske köpek emmeseydi. kadi sasirir.


ortanca kardes der ki;

-yaa sarap
iyiymiste, keske mezar topragindan

yapmasalardi.
kadi iyice sasirir.



küçük kardes de der ki;

yaa
kadı; iyiymiste, keske i..ne olmasaydi.

kadi
bu lafi duyar
duymaz gelenlerin zeki oldugunu

düsünerek hemen
arastirmaya
gider.


kuzuyu aldigi adama "bu kuzu ne emdi" diye sorar.
adamda "kuzunun
annesi öldüydü ben de kapinin
önünde
yatan
köpege

emzirttim" der.
daha
sonra sarabi aldigi adama gider ve "bu
sarabin

topragi nerden" diye
sorar. adamda "valla bizim burada en
güzel
toprak
mezarlikta var, ben de
mezar topragindan yaptim"
der.

kadi
"ulan bunlar
ikisinide bildi" diye

düsünerekten

annesinin yanina gider
ve "anne ben i..e miyim " diye sorar.
annesi de "oglum

hatırlamzsın sen küçükken ormanda sana oduncu
tecavüz

etmişti" der.


kadi
bu saskinliklar içinde bizim 3 biraderin
yanina
gider
ve baslar sormaya.


büyük kardese;

-söyle bakalim kuzunun köpek emdigini
nerden
bildin.

-nerden olacak. bak kuzunun budunun bu
kenarinda yag

olmaz. ama köpegi
emdigi için burada yag var.

ortanca kardese;

-söyle bakalim sarabin mezar topragindan
oldugunu nerden


bildin. -nerden
olacak. içiyorum içiyorum zevk yerine keder
veriyor.


ve
küçük kardese sorar;


-söyle
bakalim sen benim i..e oldugumu nerden
bildin.

-nerden olacak, i..e olmasan girise
Fenerbahçe
bayragı

asmazdin..

balaban
19-01-2006, 15:18
-nerden olacak, i..e olmasan girise
Fenerbahçe
bayragı

asmazdin..


Oraya Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor...... herhangi bir takım yazılabilir değil mi? Siz Fenerbahçe yerine ****** geçseydiniz daha iyi olurdu.

petal
19-01-2006, 15:41
Yasli ve zengin bir
...........
.....................
....., i..e olmasan girise
Fenerbahçe
bayragı

asmazdin..
esefle kınıyorum.....
bunun espri anlayışından uzak buluyorum düpedüz hakaret....:hayır:

şensobey
19-01-2006, 15:55
Oraya Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor...... herhangi bir takım yazılabilir değil mi? Siz Fenerbahçe yerine ****** geçseydiniz daha iyi olurdu.

Mutlaka iyi olurdu ama bana gelen maili olduğu gibi kopyaladım.

Bundan rahatsız olan arkadaşlardan fıkra olması nedeni ile yanlış algılamamalarını bekliyorum.

AZAZEL
19-01-2006, 16:24
B]hadi bu sorulara mantıklı cvp verin benden size yeşil.... :)[/B]
Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar nerede yanlış yapıyorlar?
hiç yüzmediklerini düşünsene, belkide her biri 150 ton olacaktı.
Süper yapıştırıcı herşeyi yapıştırdığı halde niçin içinde bulunduğu tüpün iç çıdarlarını yapıştırmamaktadır?
hava ile temas etmediği için.
Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz?
meşgul bir numarayı yanlışlıkla aramadığımız için olabilirmi?:
Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir? Geleceğimizi bilemez mi?
falcılar genelde sallarlar.
Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarın iki kat daha soğuk olacaksa, yarın hava kaç derece olacaktır?
-2
Niçin "tek heceli" kelimesini diyebilmek için dört hece kullanmaktayız?
tek heceli kelimesi dört heceden oluştuğu için.
Neden insanlar gökyüzünde 400 Milyon yıldız var denildiğinde inandıkları halde, yeni boyalı yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?
kurumuş mu diye bakmak için.
Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken bulaşık deterjanında gerçek limon suyu kullanılmaktadır?
gerçek limon suyu her ikisinde de kullanılmaz. bu maliyeti arttırıcı bir etkendir.
Işık 300.000 km/sn hızla yayıldıgına göre karanlık hangi hızla çökmektedir?
300.000 km/sn.
Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları yakınca ne olur?
farlar yanmaz.
Niçin fare kokulu kedi maması yok?
niçin olsun ki?
Teflona hiçbir sey yapışmadığı halde teflon tavaya nasıl yapışmıştır?
bu tamamen tavanın sorunudur.
Niçin uçaklarda paraşüt yerine can yeleği vardır? Eğer uçağın karakutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?
yolcu uçaklarını kapısı hiçbir durumda açılamaz. açılırsa kabin basıncının aniden düşmesi sonucu yolcuları bir kısmı donarak önemli bir çoğunluğu da korkudan ölür.şayet uçak yakıtını boşaltmayı becerip suya zorunlu iniş yapabilirse korkudan ölen yada bayılan yolcular dışında kalanlar can yeleklerini kullanarak ölümerini azda olsa geciktirebilirler.
Eğer bir şizofren diğer kişiliğini ölümle tehdit ediyorsa, bir rehinelik durumundan söz edilebilir mi?
daha ziyade iyileşme durumundan söz edilmeli bence. :D
Tabelacılar greve giderlerse, ellerindeki pankartlara birşey yazabilirler mi?
yazamazlar. oturarak, susarak yada alkışlayarak protesto ederler.
Soyu tükenmekte olan bir hayvan, soyu tükenmekte olan bir bitkiyle besleniyorsa ne yapmalı?
hayvanı beslemeye devam etmeli.
Neden koyunlar yağmur yağdığında çekmezler?
yünleri demek istdin herhalde.
Eğer bir kaplumbağanın kabuğu yoksa çıplak mıdır yoksa evsiz mi?
ölüdür.
Vejetaryenler hayvan şeklinde krakerlerden yiyebilirler mi?
yerler. ben yiyorum.
Eğer bir işi başaramayı seçip de, başarılı olursanız, aslında hangisini yapmış olursunuz?
tatmin olmuş olurum.
Sağır ve dilsiz bir insan küfür ederse, annesi ellerini yıkamasını mı söylemeli?
hayır.
Eğer trafik kazalarının çoğu evden çıktıktan 5 km sonra oluyorsa, insanlar neden 10 km öteye taşınmazlar?
onunda 5km ötesi olduğundan.
Eğer dünya bir sahneyse, seyirciler nerede oturuyor?
bir tek seyirci var inananlar için.uluslar arası alfa uzay istasyonundakı astrontlar da inanmayanlar için.
Eğer polis bir mim sanatçısını tutuklarsa, ona da susma hakkını kullanabileceğini söylerler mi?
elbette.
Eğer bir uçağın karakutusuna bir kazada hiçbirşey olmuyorsa, tüm uçak neden bu maddeden yapılmaz?
suç bu soruyu soranda değil, uçağa karakutyu koyanda.
Eğer bir adam bir ormanın ortasında tekbaşına konuşuyorsa söylediklerinin yanlış olduğundan sözedilebilir mi?
edilemez.
Bunların tamamını akılcı bir şekilde cevaplayabilen kaç deli vardır?

eğer cevaplayamadı iseniz ben isterim.... :D