View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
Eeeeeeee.....bizde mi silcez simdi. :)
Aaaaaaa...silin mis bile.SN Zltcla biz simdi kabak gibi ortada kaldik hadi bizde silelim. :D
Estağfurullah... Ben resmi tamamen farklı yorumlamıştım o yüzden kusura bakmayın :)
casaubon
02-09-2004, 16:02
evlilik yüzüğünü kaybetmemek için ne yapmak lazım?
mesela ameliyatla parmağın içine monte edilebilir. :eek:
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/y.png
AloneWolf
02-09-2004, 16:28
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/001.gif
AloneWolf
02-09-2004, 16:30
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/002.jpg
AloneWolf
02-09-2004, 16:31
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/004.jpg
AloneWolf
02-09-2004, 16:31
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/005.jpg
H.ömer iren
02-09-2004, 16:31
02.09.2004 Perşembe günü itibariyle eşlere/sevgililere yapılacak başvurularda ekte görülen formun doldurulup, ikametgah sureti,nüfus cüzdanı fotokopisi ve yanında bir buket çiçekle yetkililere teslim edilmesi gerekmektedir.
Not: Çiçeksiz başvurular dikkate alınmayacaktır.
neden bayan forumdaslar bu sayfayı, gercekte yuzumuze soyleyecemeyeceklerı sozcuklerı soylemek gercek hayatta olmayacak seylerı sankı oluyormus gıbı gostermek ıcın kullanıyorrr????
oh ne guzel ne adınız bellı ne sanınız ne bı fotograf... ama burda panter kesılıyosunuz...
benım adımda bellı resmımde var adresımde var ısteyenle yuzlesırım...
:D
not: sakın cıddıye almayın saka yapıyorum... :D
yoksa bayanlar olmadan bır dunya dusunulemez...
onlar ucsuz bucaksız bır colde cesme olarak karsımıza cıkıp kurtarıcımız olabılır... :) ya da cennet gıbı bır bahcedeyken yılan olup oldurebılır... :(
Çok güzel bi mayın tarlası oyunu :)
http://www.faeriewarsgame.com/game.html
Ufak bir yanlış anlaşılma oldu kusura bakmayın resme bakış açısına göre değişiyormuş yorumlar Silsem iyi olacak sanırım...
Eeeeeeee.....bizde mi silcez simdi.
Aaaaaaa...silin mis bile.SN Zltcla biz simdi kabak gibi ortada kaldik hadi bizde silelim.
Estağfurullah... Ben resmi tamamen farklı yorumlamıştım o yüzden kusura bakmayın
biz nasıl yorumladıkki? :D :p :p :p
casaubon
02-09-2004, 17:24
http://www.2sportscars.com/car-crash-pictures.shtml
San Francisco
02-09-2004, 21:38
Akvaryum düşkünlerine
Adam o kadar hızlı gidiyor ki...:D
nedir bu hz isa nın çektiği......................
H.ömer iren
03-09-2004, 01:07
nedir bu hz isa nın çektiği......................
no pain no gain!
no pain no gain!
h.ömerim sende fransızcayı sökmüşsün.......................
H.ömer iren
03-09-2004, 01:24
h.ömerim sende fransızcayı sökmüşsün.......................
bunu arkadasım soyledı ama almanca zannetmıstım...
o zaman ich möhte köfte....................
bunu arkadasım soyledı ama almanca zannetmıstım...
Almancada hayır...: nein... :cool:
Üff bea..sökmüşüm Almancayı.. :D
o zaman ich möhte köfte....................
Herr hausen dibayndır... :D :D
H.ömer iren
03-09-2004, 01:29
Herr hausen dibayndır... :D :D
tam bunu yazıcaktım kı benden once yazmıssınız.....
tuh bee :D
Herr hausen dibayndır... :D :D
gothe nin ünlü vecizesini hatırlattı senin bu cümle.
''ne tarafa dönersen dön.................................''
o zaman ich möhte köfte....................
3 kuruşa 5 köfte olurmu ağbi..yoksa 2005'i mi bekleyeceğiz.. :D
H.ömer iren
03-09-2004, 01:32
gothe nin ünlü vecizesini hatırlattı senin bu cümle.
''ne tarafa dönersen dön.................................''
ne tarafa dönersen dön......... bakarsın bön bön??????
ne tarafa dönersen dön......... bakarsın bön bön??????
ne tarafa dönersen dön gözün arkadadır.orjinali budur.............. :)
H.ömer iren
03-09-2004, 01:38
ne tarafa dönersen dön gözün arkadadır.orjinali budur.............. :)
orjinali daha guzelmıs fazla kurcalamak lazım demek kı... ;)
bikmisbroker
03-09-2004, 01:58
40 sene evvel millet VİTA yagini bol miktarda yerken bir deneme yapmistim..Vita yi ekmege sürdüm, ama hic bir köpek e yediremedim o zaman....Ne akilli köpeklermis ozaman bizim it ler...
BB
Margarin ve Tereyağı arasındaki farkı biliyor musunuz?
Sonuna kadar okuyun…. Çok ilginç.
· Her ikisi de hemen hemen aynı kaloriye sahiptir.
· Tereyağı çok az daha fazla doymuş yağ oranına sahiptir. 8 grama 5 gram.
· Harvard Tıp Fakültesinin çalışmasına gore tereyağı ile karşılaştırılınca margarin yemek kadınlarda kalp hastalığına yakalanma olasılığını %53 artırıyor.
· Tereyağı yemek yiyeceklerdeki diğer besin öğelerinin emilimini artırıyor. Tereyağının besinsel değeri yüksek olmasına rağmen margarinin çok düşüktür. Çünkü katkılıdır.
· Tereyağı margarinden çok daha lezzetlidir ve diğer yiyeceklerdeki tadları zenginleştirir. Tereyağı yüzyıllardır bilindiği halde margarin 100 yıldan az bir süredir yapılmaktadır.
Ve şimdi margarine gelelim…
· Yağ asitleri çok yüksektir…
· Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar…
· Toplam kolesterolü ve LDL’yi yükseltir. (Kötü kolesterol)
· HDL’yi düşürür. (iyi kolesterol)
· Kanser riskini beş katına çıkarır…
· Anne sütünün kalitesini düşürür…
· Bağışıklık sistemini zayıflatır…
· İnsülin tepkisini düşürür.
İŞTE EN İLGİNÇ KISMI!
· Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.
İşte bu gerçek beni hayatım boyunca bir daha margarin ve diğer hidrojene yiyecekleri yemekten alıkoymuştur . (Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş demektir.) Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket margarine alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde şunları gözlemleyeceksiniz. Üzerinde bir tane bile sinek yok! (Bu size birşeyler anlatmalı.)
Çürümemiş ve kötü kokmamıştır. Çünkü hiçbir besin değeri yoktur ve üzerinde hiçbir şey gelişmez. Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez. Neden? Çünkü nerdeyse plastiktir. Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz?
bikmisbroker
03-09-2004, 02:01
UYKUSUNUN DEĞERİ
Samos kralı Polikratos , Şair Anekron'a ödül olarak bir miktar altın
verir. Şair bunlarla ne yapacağını düşünmekten iki gece uyuyamaz. Ve
sonunda altınları geri götürüp şöyle der :
-Kralım ; altınlarınız çok değerli ama , uykum benim için daha değerlidir!...
_____
KUMARDA KAYBEDEN
Bir gün Eflâtun , talebelerden birini kumar oynarken yakalayıp azarlar.
Ve :
-İyi ama , ben çok az bir parasına oynuyordum , diyen öğrencisine :
-Ben seni kaybettiğin para için değil , kaybettiğin zaman için azarlıyorum , der.
_____
KEPÇE GİBİ
Mevlâna Câmi anlatıyor :
"Bir cömerte sordular :
-Muhtaçlara verdiğin , yoksullara dağıttığın şeylerden dolayı gönlünde
kibir ve fakirler üzerine bir minnet yüklemek hisleri geliyor mu?...
Cömert şöyle cevap verdi :
-Hayır , ne münasebet !... Ben bir şey verirken kendimi aşçının elinde ki
kepçeye benzetiyorum. Veren aşçıdır , fakat kepçeden geçiyor .. Kepçe : '
Rızkı veren benim...' gibi bir anlayışta olabilir mi?... "
_____
SANATÇIYI BULMAK
Mütercim ve yazar Ronald Knox bir keresinde bilim adamı John Haldene
ile dini bir sohbet yapıyordu. Haldene şu mantığı yürüttü :
-Milyonlarca gezegenin bulunduğu bir evrende , bunlardan en azından
birinde , hayatın tesadüfen ortaya çıkması kaçınılmaz değil midir ?...
Knox şöyle cevap verdi :
-Bayım , eğer Scotland Yard polisi bavulunuzda bir ceset bulsaydı , onlara
: " Dünyada milyonlarca bavul var , birinde ceset bulunması kaçınılmazdı"
mı derdiniz? Sanırım yine de onu oraya koyanın kim olduğunu bilmek isteyeceklerdir.
-----
BEDEVİ
Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi güçlükle
yürüyen,dudakları susuzluktan kurumuş bir adama rastlamış.Adam bunu görünce su istemiş.Devesinden inip ona su vermiş.Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış :
"Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var.Sakın bu olayı kimseye anlatma!"
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş :
"Eğer anlatırsan,demiş bedevi,bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler."
.
.
.
H.ömer iren
03-09-2004, 02:06
40 sene evvel millet VİTA yagini bol miktarda yerken bir deneme yapmistim..Vita yi ekmege sürdüm, ama hic bir köpek e yediremedim o zaman....Ne akilli köpeklermis ozaman bizim it ler...
BB
Margarin ve Tereyağı arasındaki farkı biliyor musunuz?
Sonuna kadar okuyun…. Çok ilginç.
· Her ikisi de hemen hemen aynı kaloriye sahiptir.
· Tereyağı çok az daha fazla doymuş yağ oranına sahiptir. 8 grama 5 gram.
· Harvard Tıp Fakültesinin çalışmasına gore tereyağı ile karşılaştırılınca margarin yemek kadınlarda kalp hastalığına yakalanma olasılığını %53 artırıyor.
· Tereyağı yemek yiyeceklerdeki diğer besin öğelerinin emilimini artırıyor. Tereyağının besinsel değeri yüksek olmasına rağmen margarinin çok düşüktür. Çünkü katkılıdır.
· Tereyağı margarinden çok daha lezzetlidir ve diğer yiyeceklerdeki tadları zenginleştirir. Tereyağı yüzyıllardır bilindiği halde margarin 100 yıldan az bir süredir yapılmaktadır.
Ve şimdi margarine gelelim…
· Yağ asitleri çok yüksektir…
· Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar…
· Toplam kolesterolü ve LDL’yi yükseltir. (Kötü kolesterol)
· HDL’yi düşürür. (iyi kolesterol)
· Kanser riskini beş katına çıkarır…
· Anne sütünün kalitesini düşürür…
· Bağışıklık sistemini zayıflatır…
· İnsülin tepkisini düşürür.
İŞTE EN İLGİNÇ KISMI!
· Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.
İşte bu gerçek beni hayatım boyunca bir daha margarin ve diğer hidrojene yiyecekleri yemekten alıkoymuştur . (Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş demektir.) Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket margarine alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde şunları gözlemleyeceksiniz. Üzerinde bir tane bile sinek yok! (Bu size birşeyler anlatmalı.)
Çürümemiş ve kötü kokmamıştır. Çünkü hiçbir besin değeri yoktur ve üzerinde hiçbir şey gelişmez. Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez. Neden? Çünkü nerdeyse plastiktir. Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz?
aynı maıl banada geldı... tmm margarın cok saglıksız kabul edıyorum ama kabloyu erıtıp tosta surer mısınız demek ne demek?
o bır H atomu farkı cok sey fark ettırır butun fızıksel kımyasal ozellıklerı degıstırır.. organık kımya okumasam yedıgım margarınlı yemekler yuzunden aglardım.. annemede margarınlı yemek yaptı dıye kızardım...
-Bu yeni seçimlerde oyunuzu tekrar bana verirseniz sizlere daha iyi hizmetler vereceğime ant içerim.
-Hafta sonu nöbetleri de hiç çekilmiyor.
"Dikkat öğrenci ve velisi yola çıkabilir"
-Hangisine daha fazla önem vermeli aceba,temel mi,teknik mi..??
-Akdenizzzz, akşamlarıııııı birrr başkkaaaa oluyooor
- Yaran fazla derin değil,iyileşeceksin.
- İMKB deki ayıyı kaç kez ikaz ettim.Nato mermer nato kafa
- Bugünkü bütün nevaleyi kaptırdık.
serdarkus
03-09-2004, 16:01
aynı maıl banada geldı... tmm margarın cok saglıksız kabul edıyorum ama kabloyu erıtıp tosta surer mısınız demek ne demek?
o bır H atomu farkı cok sey fark ettırır butun fızıksel kımyasal ozellıklerı degıstırır.. organık kımya okumasam yedıgım margarınlı yemekler yuzunden aglardım.. annemede margarınlı yemek yaptı dıye kızardım...
Bu internetciler daha bir Ihlas ‘cıların derdine bile çare bulamamışlar, bir de kalkmış naylon = yağ muhabbeti yaparlar. Korkarım yakında internet üzerinden ameliyatlara da başlarlar.. yakışır.
Peki, İnsan vücudu ile yerin böcüğü arasındaki fark kaç atomdur, yoksa fark sadece ruh mudur?
Şimdi..
Bilim diye bir şey var.
Margarinin çıkışı, tereyağını mümkün olduğuca taklittir ki.. bunun için de sıvı yağlar hidojenle doyurularak katılaştırılır. İlk katı yağ çıkışında da, dandikkağıt halka arzı gibi, amerikanvari bir propagandayla zeytinyağı ve diğer likit yağlar olduğunca kötülenmiştir. Fiyat da biraz daha ucuz olunca… “mis gibi tereyağı bulduk ta yemedik mi gurban!.. “ durumları olmuştur.
Sahi, ne olacak bu Ihlascılar ‘ın durumu?
-Çabuk çek şu resmi,boynum çıkmak üzeereee...!!!!
-Şans muzumu takside unuttum,bütün eller hep kötü geliyor.
-Sorunuzu tam anlayamadım,bir daha tekrarlarmısınız..?
- 2 dakikalık parkuru 2 saattir tamamlayamadık beee.
selçuk efendi
03-09-2004, 17:50
Siyah ekran çikti efendim...
- Yazın kullanıcı adınızı.
- Yazdım.
- Parolanızı da girin.
- Tamam.
- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7'ye basın.
- Elimle mi?
- Eee, siz bilirsiniz.
***
- Ben bir IMac kullanıcısıyım.
- Buyrun hanfendi, sorun neydi?
- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.
- Anlayamadım efendim.
- IMac'ime sinek kaçti.
- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?
- Ama görüyorum, yürüyo içerde.
- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...
- Bi şey olmaz mı?
- Bilmem, aslında biz IMac'e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı olabilirdim.
***
- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?
- Eeoo, hayır? Burdan yardımcı olmaya çalışayım...
- Ben Internet'e girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.
- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?
- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da ciyakliyor.
- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)
- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiim diye öyle diyosunuz... Benim hesabımı siler misiniz?
- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)
- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazı olan bebek gibi viyakliyor mu, kimi kandırıyorsunuz Allah aşkına... Dolandırıcılar...
***
- Efendim sizin modemler bana küfrediyo.
- Anlayamadım efendim.
- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyolar işte.
- Emin misiniz?
- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana
avrat küfür).
- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bi kontrol edelim.
- 0... - 344 26 16.
- Bu sizin numaranız mı?
- Hayır, aradığım numara.
- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.
- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...
- O zaman doğaldır küfretmesi.
***
- Benim sayfalarım gelmiyo.
- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var
efendim.
- Bi ilgileniverseydiniz siz.
- Şey, uydu uzayda efendim.
- Haa, tamam o zaman.
***
- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.
- Aylık hesap mıydı?
- Evet.
- O zaman her ay başında para çekilir efendim.
- Hani sınırsızdı lan bu...
***
- İyi akşamlar, bilmem ne net.
- İyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir Internet'e bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım acaba? (sinirli bir ton)
- Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?
- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakka 53 saniye oldu, hâlâ yok.
- Internet explorer'i açtınız mı beyfendi?
- Nasıl yani?
- Hımm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız lazım.
- Alala, Internet'e girince kendi bağlamıyo yani.
***
- Sanırım makinam kilitlendi.
- Şimdi şöyle yapalım, ctrl-alt-delete.
- Hepsine aynı anda mı?
- Evet.
- Ama parmaklarım yetmiyo?
- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin başparmağıyla, sonra sağ elinizin başparmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.
- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.
- Delete'e basıcaksınız.
- Ctrl'den elimi çekeyim mi?
- Hayır efendim.
- Peki alt-gr'den?
- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyo.
- Daha kolay bir yolu yok mu?
- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.
- Nerede o?
- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.
- Tamam fişini çektim.
- Peki...
- İyi akşamlar.
- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin hesabımı!
***
- Buyrun, problem nedir hanımefendi?
- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyolar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabınızı kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!
- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.
- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon hattımı kullanıyosunuz.
- Öyle bi şey teknik olarak mümkün diil zaten hanımefendi, lütf...
- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi büyütmeden kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.
- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..
selçuk efendi
03-09-2004, 17:53
devadam kardeşim, biz fotolara konuşmalar topiini boşuna mı açtık alla alla:p
devadam kardeşim, biz fotolara konuşmalar topiini boşuna mı açtık alla alla:p
Ne yani,bütün bunlar günün komiği ve ilginçi değil mi..? :(
Kim var orada?!
Porto Riko'daki bir radyoteleskobu, uzaydan gelen bir sinyal aldı. Bilim adamlarına göre bu, astronomik bir olayın sesi değil!
DIŞ HABERLER SERVİSİ
Latin Amerika ülkelerinden Porto Riko'da bulunan Arecibo radyoteleskobu, geçen bir yıl içinde üç kez, dünya dışı varlıklar tarafından gönderilmiş olabileceği öne sürülen bir sinyal belirledi. Times gazetesinin haberine göre, Balık ve Koç takımyıldızları arasındaki boş bölgeden gelen sinyali inceleyen uzmanlar, sinyale herhangi bir astronomi olayının ya da doğal bir sesin yol açmadığını kaydediyor.
'Bu, uzaylıların frekansı'
Uzayda bulunan radyo sinyallerini inceleyen 'Dünya Dışı Zekâ Araştırma Programı'nın (Seti) belirlediği sinyalin, 1420 megahertz frekansında geldiğini belirten uzmanlar, bunun aynı zamanda evrenin ana elementlerinden olan hidrojenin de ana frekansı olduğunu vurguluyor. Dünya dışı varlıklar üzerinde araştırma yapan bazı bilim adamları, uzaylıların diğer medeniyetlerin kolayca anlayabilmesi için sinyallerini bu frekanstan yolladığını öne sürüyor.
'Yapay bir çığlık gibi'
Berkeley Üniversitesi'nden Eric Korpela, sinyalin yapay bir çığlığa benzediğini ifade ederek, şimdilik emin oldukları tek şeyin, sadece çok uzak bir yerden geldiği olduğunu söyledi. Bath Üniversitesi'nden uzay bilimci Jocelyn Bell Burnell ise sinyalin, daha önce görülmemiş bir astronomik olaya ait olabileceğini belirtti.
Washington Üniversitesi'nden Woodruff Sullivan halen Güneş Sistemi içinde uzaylılar tarafından yollanmış ancak henüz insanoğlu tarafından belirlenememiş mesaj sinyalleri olabileceğini tahmin ettiklerini kaydetti.
Thesecret
03-09-2004, 21:58
-Bu yeni seçimlerde oyunuzu tekrar bana verirseniz sizlere daha iyi hizmetler vereceğime ant içerim.
Anaaaa bu bizim Corc BUŞT değil mi yaw :D:D:D
UYKUSUNUN DEĞERİ
Samos kralı Polikratos , Şair Anekron'a ödül olarak bir miktar altın
verir. Şair bunlarla ne yapacağını düşünmekten iki gece uyuyamaz. Ve
sonunda altınları geri götürüp şöyle der :
-Kralım ; altınlarınız çok değerli ama , uykum benim için daha değerlidir!...
_____
KUMARDA KAYBEDEN
Bir gün Eflâtun , talebelerden birini kumar oynarken yakalayıp azarlar.
Ve :
-İyi ama , ben çok az bir parasına oynuyordum , diyen öğrencisine :
-Ben seni kaybettiğin para için değil , kaybettiğin zaman için azarlıyorum , der.
_____
KEPÇE GİBİ
Mevlâna Câmi anlatıyor :
"Bir cömerte sordular :
-Muhtaçlara verdiğin , yoksullara dağıttığın şeylerden dolayı gönlünde
kibir ve fakirler üzerine bir minnet yüklemek hisleri geliyor mu?...
Cömert şöyle cevap verdi :
-Hayır , ne münasebet !... Ben bir şey verirken kendimi aşçının elinde ki
kepçeye benzetiyorum. Veren aşçıdır , fakat kepçeden geçiyor .. Kepçe : '
Rızkı veren benim...' gibi bir anlayışta olabilir mi?... "
_____
SANATÇIYI BULMAK
Mütercim ve yazar Ronald Knox bir keresinde bilim adamı John Haldene
ile dini bir sohbet yapıyordu. Haldene şu mantığı yürüttü :
-Milyonlarca gezegenin bulunduğu bir evrende , bunlardan en azından
birinde , hayatın tesadüfen ortaya çıkması kaçınılmaz değil midir ?...
Knox şöyle cevap verdi :
-Bayım , eğer Scotland Yard polisi bavulunuzda bir ceset bulsaydı , onlara
: " Dünyada milyonlarca bavul var , birinde ceset bulunması kaçınılmazdı"
mı derdiniz? Sanırım yine de onu oraya koyanın kim olduğunu bilmek isteyeceklerdir.
-----
BEDEVİ
Devesiyle birlikte çölde yürümekte olan bir bedevi güçlükle
yürüyen,dudakları susuzluktan kurumuş bir adama rastlamış.Adam bunu görünce su istemiş.Devesinden inip ona su vermiş.Suyu içen adam birden bedeviyi iterek deveye atladığı gibi kaçmaya başlamış.
Bedevi arkasından bağırmış :
"Tamam deveyi al git ama senden bir ricam var.Sakın bu olayı kimseye anlatma!"
Bu isteği tuhaf bulan hırsız biraz duraklayıp nedenini sormuş :
"Eğer anlatırsan,demiş bedevi,bu her yere yayılır ve insanlar bir daha çölde muhtaç birini görünce yardım etmezler."
.
.
.
Sevgili üstadım,
Süper bir derleme olmuş..Ellerinize ve klavyenize sağlık..Hepsi de ibret ve hikmet dolu...
San Francisco
04-09-2004, 01:13
...:)
Yedire yedire
Kartal Devlet Hastanesi'ne gece nobetinde bir cocuk getirilir. Yapilan tetkiklerden sonra cocugun ayaginin burkuldugu anlasilir. Hekimimiz babayi iceri cagirir ve "Cocuga voltaren pomat yaziyorum. Gunde uc kere yedire yedire surun" der. Aradan bir hafta gecmistir ki ayni adam ve ayni cocuk bir kez daha gelirler hastaneye. Cocugun ayagi davul gibi sismistir, surati da morluklar icindedir. "Doktor bey" der, "bu cocugun ayagi kirik." Doktor hayretler icinde kalmistir. Ayagin kirik olmadigini bilmektedir. Merakla sorar: "Peki verdigim merhemi ne yaptiniz?" "Valla doktor sizin dedigunuz gibi gunde uc ogun ekmegin ustune surduk yedirdik, surduk yedirdik. Yemek istemedi ama duve duve yidirdik. Gine de inmedi sisligi... Naapsak bilmiyom artik..."
Thesecret
04-09-2004, 20:12
Nufüs sayım memuru geldi evimize, peşpeşe sorular soruyor, evin reisi olarak babam cevaplıyordu;
memur ad soyad sorar babama, yabancı dil der; babam: almanca der sıra anneme gelir babama sorduğu soruları annem için de sormaya başlar yabancı dil bölümüne gelince babam nüktedan haliyle yapıştırır cevabı:
Türkçe'yi zor konuşuyo ne yabancı dili. Yaaa işte böyle Recep :D:D:D
Zülfü Aşkın
04-09-2004, 20:17
Nufüs sayım memuru geldi evimize, peşpeşe sorular soruyor, evin reisi olarak babam cevaplıyordu;
memur ad soyad sorar babama, yabancı dil der; babam: almanca der sıra anneme gelir babama sorduğu soruları annem için de sormaya başlar yabancı dil bölümüne gelince babam nüktedan haliyle yapıştırır cevabı:
Türkçe'yi zor konuşuyo ne yabancı dili. Yaaa işte böyle Recep :D:D:D
usagim sen bize guzel bir hamsi yapsanda yesek sanane yabancı dil
karnımızı doyuralim once
Thesecret
04-09-2004, 20:30
usagim sen bize guzel bir hamsi yapsanda yesek sanane yabancı dil
karnımızı doyuralim once
E günlerdir ne dıngırdıyoz mirim, gel buyur başımla beraber, Trabzonluyuz balık bizden sorulur :D Yanında bir de rakı açarız. Ben alkol almıyom da yanında karşılıklı içeceğin bir de arkadaşı getirmen lazım :cool:
selçuk efendi
04-09-2004, 20:34
veriyim ben de güzelinden bi gemi, güzelinden diil aslında da adı afilli... açılın atlantik'e, için şöylee sonsuz maavi'de... aman buzullara tikkat :p
selçuk efendi
04-09-2004, 20:46
artık hangisi en bi özse :p
Ailenizin Fotoğrafçısı RAINBOW'dan "Anne" nick'li üyemizin Fotografiert'i.. :eek: :D :confused: :cool:
Thesecret
04-09-2004, 21:31
Koptuuuuuuuuuuuuuuuuum. Nerden bulursun böyle şeyleri RAINBOW :D
Dünyayı kadınlar yönetseydi... :D
Sayın Bıcırığın müsadesi ile 4.. :)
selçuk efendi
05-09-2004, 00:36
34 VG 0983 sagaaa çekhh
> > 34 VG 0983 sagaaa çekhh
> > Sola demedik öküzzzzzzz saga çekhh
> > ------------------------------------------------
> > Göztepe soyak site'sinin önünden
> > yürüyorum...Birden polis bir BMW'yi
> > durdurdu...Polislerden biri indi digeri de
> > icerden bakiyor, ben deyana
> > döndüm bakiyorum öyle, enteresan geldi adam
> > sarhos falandi, biraz
> > bakiyim eglenirim diye düsündüm...Içerideki
> > polis birden megafonla ;
> > " Önüne dön, önüne dön, kendi tipine bak sen
>soytari " dedi..
> >
>--------------------------------------------------------
> >
> > Mecidiyeköy'de bir sabah erken,Polis otosu
>arabanin tekine sesleniyor ;
> > Zabahinan ceza yazdirma zabahinan " (sabah ile
>demek istiyor)
> >
size=2>>---------------------------------------------------------------
> >
> > Söförün biri trafik sykysyk iken park yasagi olan
>yere direksiyonu
> > kirar ve durur...Polis ;
> > Beyaz uno çek kardesim park yasak....gibilerinden
>bir anons yapar...
> > Söför el kol hareketleri yardimiyla
> > Abi ekmek almaya geçiyom hemen çikacam der!...
> > Yarim saat kadar sonra elini kolunu sallaya
>sallaya çikinca polis
> > anonsu patlat?r...
> > Beyaz uno ekmek nerde lan ?
> > ---------------------------------------------
> > Polisler arabayi sürenin tipine göre hitap
> > etmesini de bilirler ;
> > Sarisin bayan saa çeker misiniz diyorum lütfen..
> > beyefendi... biyikli... bekleme yapma
> > deri ceketli.. et benli.. hade..
> > duymuyormusun lan gözlüklü zibidi
> >
>------------------------------------------------------
> > Olay Çankaya'da geçiyor...Ankarada Patates sogan
> > satan megafonlu bir
> > kamyonet,Polis anons yapIyor...
> > 06 MN 1945 ilerleeeeeee
> > Kamyonetin megafonundan cevap geliyor.....
> > OKEYYYYYY..................
> >
>--------------------------------------------------------
> > Kadikoy Kusdili'ndeki dort yol agzinda trafik
> > çok sikisik oldugu için surekli polis otosu
>bekler. Trafik polisleri
> > megafonla bagirarak trafigi idare ediyolar iste.
>Neyse bagiriyo eleman
> >
> > "34 PTS 723 lutfen saga çek"
> > O sirada ordan geçmekte olan oteki trafik otosu
> > megafonla espiri yapiyor bunlara:
> > "Lutfenini yiyim senin, bu ne kibarlik lan
>Mistafaa?.
> >
>--------------------------------------------------------
> >
> >
> > Atakoy'de bir arkadasimda sabahlamistim. Sabah
> > otobuse bincem ama mekani bilmedigim için duragi
>sorcak birilerini
> > ariyorum. Kimseler geçmiyo,
> > neyse sonunda bir polis otosu gordum. Tarif
> > ettiler duragi:
> > "Su bakkali gec ilerle, agacin ordan saga kir
> > ordan sola...
> > Tesekkür edip yurumeye basladim. Biraz
> > yürümemistim ki arkadan bir megafon:
> > "oglum agacin ordan sola kirsana lan, bak bak
> > bak dinniyomu hiç, huss alooo"
> > Duragi bulana kadar ekip otosu arkamdan bagirip
> > durdu.
> >
size=2>>--------------------------------------------------------------------
> >
> > Bir trafik polisi incisi daha...Bu sefer
> > Ankara'dayiz, Ziya
> > Gokalp'deki
> > ust gecitten gecmekteyiz. Altimizda,
> > Pamukbank'in önünde duran ekip
> > otosunun megafonundan cikanlar aynen soyle:
> > " ticari devam et! ms 489 devam et! ISITME
> > ENGELLI DEVAM ET!"
> > (Bilmeyenler için: isitme engelli
> > vatandaslarimizin arac
> > plakalarinda ozel bir isaret bulunmakta!)
Opulecek ne eller var be..... :)
O halde aşağıdaki yazıyı okumalısınız... :)
O halde aşağıdaki yazıyı okumalısınız... :)
Yapma be....bu kadarda olmaz yani.
diiyecektim
ama bazıları gerçekten öle.
Ben hariç tabikkiiii :D
İbretlik bir röportaj..İşte bir mankenin zeka seviyesi..Gazeteci Savaş Ay, manken Tuba Altıntop ile bir röportaj yaptı. Röportaj, kamuoyunun gündeminde tutulmaya çalışılan bir ismin bilgi düzeyini yansıtma açısından çarpıcı veriler ortaya koydu.
* Hobilerin ne senin?
Şiir yazarım.
* Kim var sevdiğin şair?
Fahir Atakoğlu... Yok yok o değil... Hah Ataoğlu, bir şey Ataoğlu...
* Ataol Behramoğlu mu?
O işte. Evde 3 tane büyük büyük kitabı var seri. Antoloji yani. Kişinin kendi yazdığı tüm şiirlerinin alt alta birleşmesi. Ama içinde şey de var. Tüh! Bende inanılmaz isim kaybı var. Vitaminsizlikten galiba. O tanıdığımız isim var. Sürgüne gitti hani. Yaşlı... Büyük... Yasaklandı ya... Hani başka ülkelerde ödüller verildi. Çok büyük. Bizim oralı, Adanalı...
* Yaşar Kemal mi yoksa?
Hah Yaşar Kemal
* Şair ha?
Evet İstanbul üzerine tüm şiirlerini okudum.
* Memleketin en büyük sorunu ne?
Bak direkt içimden su geçti. Türkiye'de bir gün içme suyunun azalmasından korkuyorum. Ama görüyorum ki GAP'ta barajlar yapılıyor. Bir de Kavacık'ta baraj var. Bu arada tarihim de çok iyidir. Kanuni'yi mesela çok severim. Yapıtları mesela. Camiler, Osmanlı figürleri.
* Peki en büyük eseri ne Kanuni zamanının? Hangi cami?
Aya Sofya tabii ki.
* Spor da yapıyor musun?
Ağırlık kaldırıyordum. Şimdi sadece seyirciyim. Elvan'ı seyrettim mesela. Aslı Somalili. Erkeklerden halterde o kısa boylu olan madalya aldı Allah'tan. Sonra o kızı havaalanında doping aldığını ileri sürüp göndermediler. Hani o antrenörüyle mi ne evlendi ya o kız.
* Süreyya kızın adı da hatırlayamadın. Peki bu bayraklar niye asılı Tuba?
Çünkü Zafer Bayramı var. Milli bayramları severim. 23 Nisan, 19 Mayıs.
* Ne olduydu 19 Mayıs'ta?
Atatürk Samsun'a çıkartma yaptı.
* Neyle çıkartma gemisiyle mi?
Kendi gemisiyle. Savarona'yla. Şimdi özel bir mülkiyet satın aldı o gemiyi.
İSTANBUL (SABAH)
selçuk efendi
06-09-2004, 13:35
İşte bu... öldürenin deprem deyil, insan olduunu gösteren japonya... herşey Hak'tan amma zulmetmek kuldan gibi birşey... aah Türkiye'm ahhh.... mirage'ım, sana da teşekkürler... tam günün komii kadın... Allah akıl fiikir versin, şu an bunalımda galbaa... yazık vallaa:( (bu arada, üzülme işaareti olarak kullandıım smiley 'frown' olarak çıkıyor... sözlükteki anlamı, kaşlarını çatmak, hoş görmemek... ben üzüldüm ama)
GERÇEK DOSTLARA / Can DÜNDAR
Hani, diyorum da, insanın gerçekten mükemmel bir dostu olsa...
"Ona", şöyle, içine sindire-sindire, kocaman bir sarılsa...
Yüreklilikle söylediğiniz... "Canım benim!.. dediğiniz... Telefonda bile saatlerce konuştuğunuz, sıcacık biri...
Özlediğinizde, hayal kurduğunuzda yanınızda o var mı?
Sizi hiç yalnız bırakmayan biri... Cesur, sempatik, azimli, kararlı,..
Arayan, soran, "Seni özlüyorum" diyen biri.
Böyle bir canlı ile her şeyi konuşabilir, paylaşabilirsiniz.
Yanıltmaz! Anlayışla karşılar her şeyi...
Hataları, günahları-sevapları, her bir şeyi konuşabilirsiniz onunla...
Bir arayış içinde olmanıza gerek yoktur.
O kendiliğinden çıka gelir zaten. Bir gün bir bakarsınız, karşınızda...
Bir de bakmışsınız sımsıcak sohbetler, derin konular, sırlar, paylaşımlar...
Kimseye söyleyemediğinizi, en yakınınıza anlatamadığınızı, geçmişteki izleri, geleceğe dairlerinizi, sadece ona anlatır olursunuz.
Kadın, erkek fark etmez.
Bir dost bulun! Ama gerçek olsun.
Aradığınızda işinizi değil, sizi soran...
Kötü gününüzde ev sahibi, iyi gününüzde kiracınız olsun.
Anlatsın, konuşsun, açık-seçik, korkmadan yaşasın. Güvensin!
Cinsiyeti olmasın! Bir kartal kadar haşin, bir maymun kadar şaklaban, bir ceylan kadar narin olsun.
Doğruları söylesin. Gözleriyle ve kalpten konuşsun.
Yaşasın! Doya doya yaşasın, doya doya yaşatsın.
Beyninden değil, yüreğinden versin. "Olsun varsın! Paylaşırım." desin.
Bir dostunuz olsun.
Sizi ve benliğinizdekileri paylaşsın... Dost olsun! Ama... Gerçek bir dost..
DOSTLARI OLMALI İNSANIN
Dostları olmalı insanın, aynen gemilerin limanları gibi zaman zaman ugradığın yükünü boşalttığın dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda.
Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, geri döneceğin günü bekleme umuduyla bazen rüzgara o açmalı yelkenini yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla halatlarını çözmeli seni çok ama çok özlemeli
Dostları olmalı insanın, ermisş, bilge, hayati ezbere okuyabilen düşünmediklerini düşündüren seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen gerektiğinde senin için ateşi yutabilen yolunu ısıtan ustan olmalı,
şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini sana vermeli soğuk bir kış gününde üzerindeki tek gömleğini.
Dostluk
... Dostluk konusunda düşündüğüm zaman, hep şu noktayı gözönünde tutmalı diye düşünürüm: Acaba dostluğu arattıran sebep güçsüzlük veya ihtiyaç mıdır? Acaba karşılıklı yardımlaşmaya girişirken insanların amacı tek başlarına pek başaramayacakları şeyi bir başkasının yardımıyla elde etmek, sırası gelince karşılığını yapmak mıdır? Yoksa bu yardımlaşma dostluğun özelliğidir de, dostluğun daha derin, daha asil, sırf doğanın (tabiatın) yarattığı başka bir neden mi vardır?
Dostluğa adını veren sevgi, insanların yakınlık duygularıyla birbirine bağlanmasında başlıca nedendir. Çünkü çıkarlar çok kez kendine dost süsü veren ve durum gerektirdiği için saygı, ilgi gösteren insanlardan bile elde edilebilir, oysaki dostlukta hiçbir şey yalan ve yapmacık değildir, her şey gerçektir ve içten gelir. Bu yüzden, sanırım, dostluğu gereksinme (ihtiyaç) değil, doğa yaratır. Dostluğun doğuşunda, ondan ne çıkarlar elde edileceği düşüncesinden çok, ruhların sevgi ve bağlanması var...
Birçokları kendilerinin yapamayacakları şeyleri dostlarında aramaktan -haydi sıkılmıyorlar demeyeyim de- hataya düşüyorlar diyeyim. Dostlarına vermedikleri şeyleri onlardan istiyorlar. Halbuki önce iyi insan olmak, sonra kendine benzeyeni aramak doğru olur. Deminden beri söylediğim sürekli bir dostluk ancak şu kimseler arasında sağlamca kurulur: Yakınlık duygularıyla birbirine bağlanmış insanlar, önce başkalarının esiri olduğu ihtirasları yenecekler, sonra doğruluk ve adaleti sevecekler, birbirleri için herşeyi yapacaklar, ama birbirlerinden şerefli ve doğru olmayan hiçbir şeyi istemeyecekler, aralarında yalnız sevgi ve beğenme değil, saygı da bulunacak. Çünkü dostluktan saygıyı kaldıran onun en büyük süsünü kaldırmış olur. Bunu sananlar, tehlikeli şekilde yanılırlar. Doğa, dostluğu erdemin yardımcısı olsun diye vermiştir, hataların yardakçısı olsun diye değil, onun amacı şudur: erdem tek başına en yüksek katına erişemediğine göre, ortaya başkasıyla birleşip ortak olarak erişsin. Bu türlü bir birlik bazı insanlar arasında, var olmuş veya olacak ise, bu, onları katıksız iyiliğe götürecek en iyi ve en mutlu birlik sayılmalı. İşte, bence, insanların peşinde koşmaya değer sandıkları her şeyi, şerefi, ünü, ruhun sükunet ve sevincini içine alan birlik, bu birliktir. Bütün bunlar var olunca, hayat mutluluk doludur.
Cicero
Dost
Sokrates bir ev yaptırmış nasılsa;
Eş dost başlamış kusur bulmaya:
Kimi içini beğenmemiş:
Kızmayın ama demiş;
Şanınıza layık değil odaları.
Kimi cephesine çatmış:
Karşıdan görünüş berbatmış.
Hepsine göre de çok darmış bu ev.
Kim sığarmış bu kulübeye?
Koca Filozof:
Ah, demiş, keşke bu evin alabileceği kadar
Gerçek dostum olsa !
Sokrates'in sözü yerinde.
Bir ev dolusu gerçek dost nerede?
Sözde herkes dost, ama gel de inan.
Dosttan bol şey de yok dünyada,
Dosttan az şey de.
La Fontaine
Geri gelmediyse üzülmene degmez. Zamana bırak.
Hayatta pek çok insanla karşılaşırsın.
Ama sadece gerçek dostlar senin kalbinde bir iz bırakır.
Kendinle barışık olmak için, kafanı kullan;
Başkaları ile barışık olmak için, kalbini kullan..
İstenmeyen şeyler bir tehlikeyle ilgilidir.
Eğer birisi seni aldatmışsa bu onun suçudur.
Eğer o kişi seni pek çok kere aldatmışsa bu senin suçundur.
Akıllı insanlar yeni fikirleri tartışırlar.
Normal insanlar sonuçları tartışırlar.
Küçük insanlarsa baska insanları tartışırlar.
Kim para kaybederse çok şey kaybetmiştir.
Kim bir dost kaybetmişse daha fazlasını kaybetmiştir ve kim inancını kaybetmişse her şeyini kaybetmistir.
Başkalarının hatalarından öğren, kendi hatalarından öğrenemeyecek kadar kısa bir ömrün var.
Dostum, sen ve ben, eğer yeni birisini getirirsen üç kişiyiz demektir.
O zaman bir grubu oluştururuz.
Ve bir arkadaş çevresi.
Hiç bir zaman bir başlangıç ya da son yoktur
Dün geçmisti
Yarın bir bilmece
Bugün ise bir hediye
DOSTLUK
Merhaba’nın insandaki etkilerini her fırsatta dile getiren bir dostum’dan esinlenerek diyorum ki:
Merhaba gelişigüzel olmamalı.
Dosttan da gelmeli, dost olmayandan da.
Ferah olmalı merhaba, ferahlık vermeli.
Merhaba delip geçmeli yalnızlıkları,
Kapıları ardına kadar açmalı, dost kapılarını, hoşgörü kapılarını, sevgi kapılarını, tıpkı Mevlâna gibi.
Eski bir Yunan atasözü: “Birbirine benzer kimseler bir araya kolayca gelirler. ”diyor. Bu “benzer” den kasıt; bilgi, görgü ve mizaçtır.
“Bazı kişiler” birlikteliklerini duygulu, bazıları da duygusuz yaşarlar.
Oysa birlikteliği arkadaşlığa, dostluğa götüren duygudur. Duygu, ilişkilere ruh verir. Ruhsuz ve duygusuz ilişkiler dostluğa dönüşemez. Duygusuz ilişki yavan olur heyecan yaratamaz. Yaptıklarından heyecan duymayan kişilerin, inancı da olamaz dostluğu da. Duygulu ilişkiler sevgi, saygı ve takdir görür. Bu nedenle de birlikteliklerinden haz ve huzur duyar insanlar. Bir araya gelmenin bir amacı olmalıdır. Amaçsız hiçbir şey bir değer taşımaz.
Bizim birlikteliğimizin önemi “dostluk” ifadesi ile vurgulanmıştır. Bana göre kardeşlik ile dostluluğu birbirinden ayıran yalnızca “kan bağı”dır.
(Kardeşlik, kan bağı olan dostluktur) veya (dostluk, kan bağı olmayan kardeşliktir.)in birbirinden farkı yoktur.
Sevgiyi, saygıyı, hoşgörüyü gerektiren dostluk, ile kardeşliği, cinselliği olmayan aşk diye tanımlayabiliriz. “Aşk, insana aşık olmaktır. Her zaman cinselliği gerektirmez. Karşınızdaki sizi dinliyor, dinlerken sizin yaşadıklarınızı yaşıyorsa, sizinle düşünce birliği kuruyor ve size inanıyorsa ve bu nedenle birlikteliğiniz sürüyorsa bu da bir aşktır.”diyen Peride Celâl bunu çok güzel ifade etmiştir.
Montaigne’nin ”iyilik nedir bilir ama yapamaz” dediği bencil kişiler vardır. Bu kişiler kurak toprakta yetişmiş cılız ağaçlar gibidirler. Bunlar mutlu olamazlar kendilerini zorlasalar bile duygu denen o güzelliği hissedemezler. İyilik bile yapsalar bunun hazzını ve huzurunu duyamazlar. Bu nedenle de ruhları kuru ve cılızdır.
Ben diyorum ki, kazanmak istediğimiz dostların bu yönünü iyi değerlendirmek gerekir. Kişi, bizler gibi kendini geliştirmeyi amaç olarak görebilecek, eğitilmeyi kabullenecek ve bundan bir haz ve heyecan duyabilecek ise; o bizdendir. Hele eğitimini dilden gönüle indirebiliyorsa...
Ciçero diyor ki: “Aralarında uyum olan insanların birlikteliklerinden dostluk doğar. Dostluk ise iyi ve erdemli kişiler arasında oluşabilir.”. Kaynaşabilen insanları bir araya getirip kendini geliştirmeye yönlendirme hepimizin görevi olduğunu biliyoruz.
Daha önce de söylediğim gibi bizim “dostluğumuz”, kan bağı olmayan kardeşlik. Belki de “dostluk” sözcüğünün biraz daha ilerisi.
Ama bakınız büyük düşünür Montaigne ne diyor: “Dostluğun kolları, birbirimizi dünyanın bir ucundan diğer ucuna kucaklayacak kadar uzun. Başka başka yerlerdeki dostlarla aynı amaç için mutluluğu yaşamak, insanlar arasındaki gönül birliğini kat kat artırıyor, zenginleştiriyor.”
Yukarıda tanımladığım merhaba, dostluğumuzun dildeki ifadesi.
Dostluk için düşünürler çok şeyler söylemiş. İşte bir kaçı:
“Dostluk, birçok iyiliği bir araya toplar.
“Dostluk gönül zenginliğidir.”
“Dostluk kucak açmaktır.”
“Dostluk, solgun bir yüze öpücük koymaktır.”
“Dostluk, almadan vermektir.”
“Dostlugun temeli, erdeme duyulan saygıdır. Erdem olmaz ise dostluk da olmaz.”
SABİM'e gelen ilginç telefonlar şunlar:
"- Evimi pireler bastı, 'Belediyeyi aradım 184'e başvurun' dediler. (İstanbul)
- 18 Mart'ta hastaneye yattım. Doktor .... beni taciz etti, tuvalette arkamdan geldi, odama gelip kapıyı kilitledi. Daha anlatamayacağım başka şeyler de var. Eşimin durumdan haberi yok, doktordan şikayetçiyim. (Elazığ)
- Özel ... Hastanesi'nde çalışan estetik uzmanı cerrah H.Ö.'a iki sene önce yüz estetiği yaptırdım. Yüzümdeki silikonu aldırmak isterken iznim ve haberim olmadan elmacık kemiğimi almış. Doktora 3 daire parası, 2 araba parası ve bir o kadar da altın verdim, şimdi dava açacak param yok. Doktordan şikayetçiyim. (İzmir)
- Bakırköy'deki bir plastik cerrahi merkezinde çalışan doktor 2003 yılında göğüslerime silikon taktı. Sonuçtan memnun değilim. Bana, 'Silikon ve dikişler belli olmayacak' demişti. Ancak dikizler ve silikonlar bariz görünüyor. Göğüslerin biri yukarıda biri aşağıda kaldı. Üstelik doktor hatasını düzeltmek için tekrar benden para istedi. (Muğla)
- Karım, 'Prezervatif gavur işidir' diyor. Doğru mu? Bildiğiniz bize uyan prezervatif var mı? (Denizli)
- Çocuğuma kızamık aşı yerine kuduz aşısı yapmışlar. O hemşireye de aynı kuduz aşısından yapsınlar (Şanlıurfa)
- Erkek arkadaşımla ne zaman yanlız kalsak bir şeyleri bahane edip benden kaçıyor. Onun erkekliğinden iyice şüphelenmeye başladım. Bunu duymasını istemiyorum ama ona bir test yaptırabilir miyim? (Ankara)
- Önceki gece birlikte olduğum bir Rus hayat kadını, gece boyunca öksürdü durdu. Verdiğim paraya acımıyorum da acaba o kadın AIDS olabilir mi? Eğer AIDS'li ise öksürüğünden bana da geçmiş olabilir mi? Ölmek istemiyorum, ne olur bana yardım edin. (Erzurum)
- Karşı dairede oturan kadının akli dengesi bozuk. Sürekli çevresine zarar veriyor. Apartman içinde çıplak dolaşıp, yüzümüze tükürüyor. Belediyeyi aradık, 'bizim işimiz değil' diyorlar. Bu kadını zaptetmek kimin görevi benim mi? (Artvin)
- Atatürk Hastanesi'nde hekim olarak çalışıyorum. 2 gün önce sabah trafikte resmi plakalı bir araç tarafından taciz edildim. Aracın bakanlığa ait olduğunu öğrendim. Bu aracın hangi birime ait olduğunu ve kim tarafından kullanıldığını öğrenmek istiyorum (Ankara)".
Zülfü Aşkın
06-09-2004, 17:50
En çok online kullanıcı 389 idi. (Bugün 16:44)
Sn Hocam yeni rekorumuz tüm hisse.net ailesine hayırlı uğurlu olsun
Thesecret
06-09-2004, 18:49
hmmm listede ben yoktum kesin. Ben bu tarihi anı kaçırmışım burun farkıyla. Aracı kurumda geyiğe takıldık böyle oldu :D
AloneWolf
06-09-2004, 18:57
http://plasma.nationalgeographic.com/mapmachine/index.html
Online dunya atlasi
http://blog.outer-court.com/funny-faces.php5
The Google Face Game
http://www.funflashgames.com/turtlebridge.swf
Kamlumbagalara dikkat...
yarımada
06-09-2004, 19:08
1.......
yarımada
06-09-2004, 19:10
2......
AloneWolf
06-09-2004, 19:16
5 ÖNEMLİ DERS
Birinci ve de en önemli ders;
Okuldaki ikinci ayımda, öğretmenimiz test sorularını dağıttı. Ben okulun en iyi
öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada
çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:
"Her gün okulu temizleyen hademe kadının adı nedir?.."
Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen her gün görüyordum. Uzun boylu, siyah saçlı bir kadındı. 50'lerinde falan olmalıydı. Ama adını nereden bilecektim ki!.Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim. Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu.
"Tabii dahil" dedi, hocamız.. "İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hakkeden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve `Merhaba' demeniz gerekse bile.."
Bu dersi yaşamım boyunca unutmadım. O hademenin adı da Dorothy idi.
İkinci önemli ders;
Yağmurda otostop!..
Bir gece vakit gece yarısına doğru, Alabama otoyolunun kenarında duran bir zenci kadın gördüm. Bardaktan boşanırcasına yağan yağmura rağmen, bozulan arabasının dışında duruyor ve dikkati çekmeye çalışıyordu. Gecen her arabaya el sallıyordu. Yanında durdum. 60'li yıllarda bir beyazın bir zenciye, hem de Alabama'da yardıma kalkışması pek olağan şeylerden değildi. Onu kente kadar götürdüm. Bir taksi durağına bıraktım. Ayrılırken ille de adresimi istedi Verdim. Bir hafta sonra kapım calindi. Muazzam bir konsol televizyon indiriyordu adamlar. Bir de not ekliydi, armağanda;
"Gecen gece otoyolda bana yardımınıza teşekkür ederim. O korkunç yağmur sadece elbiselerimi değil, ruhumu da sırılsıklam etmişti. Kendime güvenimi yitirmek üzereydim, siz çıkageldiniz. Sizin sayenizde ölmekte olan kocamın yatağının baş ucuna zamanında ulaşmayı basardım. Biraz sonra son nefesini verdi.
Tanrı bana yardim eden sizi ve başkalarına karşılık beklemeksizin yardim eden herkesi kutsasın!..
En iyi dileklerimle, Bayan Nat King Cole
AloneWolf
06-09-2004, 19:17
Üçüncü önemli ders..
Size hizmet edenleri hep anımsayın..
Bir pastanın üç-otuz paraya satıldığı günlerde 10 yasinda bir çocuk pastaneye girdi. Garson kız hemen koştu. Çocuk sordu:
-"Çukulatalı pasta kaç para?.."
-"50 cent!.." Çocuk cebinden çıkardığı bozukları saydı. Bir daha sordu:
-"Peki dondurma ne kadar.."
-"35 cent" dedi garson kız sabırsızlıkla..Dükkanda yığınla müşteri vardı ve kız hepsine tek basına koşuşturuyordu. Bu çocukla daha ne kadar vakit geçirebilirdi ki. Çocuk parasını bir daha saydı;
-"Bir dondurma alabilir miyim lütfen" dedi. Kız dondurmayı getirdi. Fişi tabağın kenarına koydu ve öteki masaya koştu. Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi. Garson kız masayı temizlemek üzere geldiğinde, gözleri doldu birden. Masayı sanki akan yaşlar temizleyecekti. Boş dondurma tabağının yanında çocuğun bıraktığı 15 cent'lik bahşiş duruyordu.....
Dördüncü önemli ders..
Yolumuzdaki engeller..
Eski zamanlarda bir kral, saraya gelen yolun üzerine kocaman bir kaya koydurmuş, kendisi de pencereye oturmuştu. Bakalım neler olacaktı?. Ülkenin en zengin tüccarları, en güçlü kervancıları, saray görevlileri birer birer geldiler, sabahtan öğlene kadar. Hepsi kayanın etrafından dolaşıp saraya girdiler. Pek çoğu kralı yüksek sesle eleştirdi. Halkından bu kadar vergi alıyor, ama yolları temiz tutamıyordu. Sonunda bir köylü çıkageldi. Saraya meyve ve sebze getiriyordu. Sırtındaki küfeyi yere indirdi, iki eli ile kayaya sarıldı ve ıkına sıkına itmeye başladı. Sonunda kan ter içinde kaldı ama, kayayı da yolun kenarına çekti. Tam küfesini yeniden sırtına almak üzereydi ki, kayanın eski yerinde bir kesenin durduğunu gördü. Açtı.. Kese altın doluydu. Bir de kralın notu vardı içinde..
-"Bu altınlar kayayı yoldan çeken kişiye aittir" diyordu kral. Köylü, bugün dahi pek çoğumuzun farkında olmadığı bir ders almıştı.
-"Her engel, yasam koşullarınızı daha iyileştirecek bir fırsattır.".
Besinci önemli ders..
Önemli olan vermektir..
Yıllar önce hastanede çalışırken, ağır hasta bir kız getirdiler. Tek yasam şansı beş yaşındaki kardeşinden acil kan nakli idi. Küçük oğlan ayni hastalıktan mucizevi şekilde kurtulmuş ve kanında o hastalığın mikroplarını yok eden bağışıklık oluşmuştu. Doktor durumu beş yaşındaki oğlana anlattı ve ablasına kan verip vermeyeceğini sordu. Küçük çocuk bir an duraksadı. Sonra derin bir nefes aldı ve
-"Eğer kurtulacaksa, veririm kanımı" dedi. Kan nakli ilerlerken sordu:
-"Peki, ben ne zaman öleceğim?"
Ablasını yaşatırken, kendisinin öleceğini zannetmiş, buna rağmen kanını vermeyi kabul etmişti.
Gülücükler yüzünüzden hiç eksik olmasınJ
Ev telefonunuzun ilk 3 rakamini yazın, ( alan kodu kullanmayiniz!) Bu
3 basamakli sayiyi 80 ile çarpin,
1 ekleyin,
250 ile çarpin
Ev telefonunun son 4 rakamindan oluºan 4 haneli sayiyi ekleyin, ayni 4
haneli sayiyi bir daha ekleyin, 250 çikartin,
2 ye bolün...
Ve SAKIN CIGLIK ATMAYIN.... :)
Ev telefonunuzun ilk 3 rakamini yazın, ( alan kodu kullanmayiniz!) Bu
3 basamakli sayiyi 80 ile çarpin,
1 ekleyin,
250 ile çarpin
Ev telefonunun son 4 rakamindan oluºan 4 haneli sayiyi ekleyin, ayni 4
haneli sayiyi bir daha ekleyin, 250 çikartin,
2 ye bolün...
Ve SAKIN CIGLIK ATMAYIN.... :)
Hic bisey olmuyor...Sadece 7467845 cikiyor.... :) Bu yurt disi numarasi.. :D
Hic bisey olmuyor...Sadece 7467845 cikiyor.... :) Bu yurt disi numarasi.. :D
Dikkatli yaptınız mı? Denediğim tüm numaralarda oldu...
Dikkatli yaptınız mı? Denediğim tüm numaralarda oldu...
Telefon numara sayisi onemli degil mi? (7 veya 6 li rakam.)
Ama dur bida dikkatli yapayim.Yoksa benim numara mi kil bir rakam.... :)
selçuk efendi
06-09-2004, 23:02
Bu kadar sevebilir misiniz?
Bir otobüs durağında karşılaşmışlardı ilk kez.... biri
tıpta okuyordu, öbürü mimarlıkta. o ilk karşılaşmadan
sonra, bir kere, bir kere, bir kere daha
karşılaşabilmek için, hep aynı saatte, aynı duraktan,
aynı otobüse bindiler. gençtiler, çok genç...
birbirileriyle konuşacak cesareti bulmaları biraz
zaman aldı ama sonunda başrdılar. ikisi de her sabah
otobüse bindikleri semtte oturmuyorlardı aslında.
delikanlı arkadaşında kaldığı için o duraktan binmişti
otobüse, kız ise ablasında.... sırf birbirilerini
görebilmek için, her sabah erkenden evlerinden çıkıp,
şehrin öbür ucundaki o durağa, onların durağına
geldiklerini, gülerek itiraf ettiler bir süre sonra...
Okullarını bitirince hemen evlendiler. mutluydular hem
de çok mutlu... bazen işsiz, bazen parasız kaldılar
ama öylesine sıkı kenetlenmişti ki yürekleri ve elleri
hiçbir şeyi umursamadılar. ayın sonunu zor
getirdikleri günlerde de ünlü bir doktor ve ünlü bir
mimar olduklarında da hep mutluydular. zaman aşımına
uğrayan, alışkanlıklara yenik düşen, banka hesabında
para kalmadığı için ya da tam tersine o hesabı daha da
kabarık hale getirmek uğuruna bitip-tükeniveren
sevgilerden değildi onlarınki... günler günleri,
yıllar yılları kovaladıkça sevgileri de büyüdü,
büyüdü... tek eksikleri çocuklarının olmamasıydı.
zorlu bir tedavi sürecine rağman çocuk sahibi
olmayınca, “bütün mutlulukların bizim olmasını
beklemek, bencillik olur” diyerek devam ettiler
hayatlarına. çocuk yerine, sevgilerini büyüttüler...
“senin için ölürüm” derdi kadın, sımsıkı sarılıp adama
ve adma “hayır, ben senin için ölürüm” diye yanıt
verirdi hep...
Bazen eve geldiğinde, aynanın üzerinde bir not görürdü
kadın, “bir tanem, kütüphanenin ikinci rafına bak....”
kütüphanenin ikinci rafında başka bir not olurdu,
“mutfaktaki masanın üzerine bak ve seni çok sevdiğimi
sakın unutma” mutfaktaki masadan, salondaki dolaba
sevgi dolu notları okuya okuya koşturan kadın, sonunda
kimi zaman bir demet çiçek, kimi zaman en sevdiği
çikolatalar, kimi zaman da pahalı armağanlarla
karşılaşırdı... aldığı hediyenin ne olduğu önemli
değildi zaten....
Hayat ne kadar hızlı akarsa aksın, işleri ne kadar
yoğun olursa olsun hep birbirlerine ayıracak zaman
buluyorlardı bulmasına ama kırklı yaşların ortalarına
geldiklerinde, daha az çalışmaya karar verdiler. adam,
hastaneden ayrıldı ve muayenehanesinde hasta kabul
etmeye başladı. kadın da mimarlık bürosunu kapadı ve
sadece özel projelerde görev aldı. artık daha fazla
beraber olabiliyorlardı. bir gün sahilde dolaşırken,
harap durumda bir ev gördü kadın, üzerinde “satılık”
levhası asılı olan. “ne dersin, bu evi alalım mı?”
dedi adama. “bu viraneyi yıktırır, harika bir ev
yaparız. projeyi kafamda çizdim bile. kocaman terası
olan, martıları kahvaltıya davet edeceğimiz bir deniz
evi yapalım burayı...” “sen istersin de ben hiç hayır
diyebilirmiyim?” diye yanıt verdi adam. “amerika’daki
tıp kongresinden döner dönmez ararım emlakçıyı... kaç
para olursa olsun, burası bizimdir artık....”
Sadece bir hafta ayrı kalacaklarını bildikleri halde,
ayrılmaları zor oldu adam amerika’ya giderken. her
gün, her saat konuştular telefonla. gözyaşları içinde
kucaklaştılar havaalanında. fakat birkaç gün sonra,
kocasında bir tuhaflık olduğunu fark etti kadın.
eskisi kadar mutlu görünmüyor, konuşmaktan
kaçınıyordu. onu neşelendirmek için, sahildeki evi
hatırlattı ve çizdiği projeyi verdi kadın ama hiç
beklemediği bir cevap aldı: “canım, o ev bizim
bütçemizi aşıyor. sen en iyisi o evi unut...”
Mutsuzluk, mutluluğun tadına alışmış insanlara daha da
acı, daha da çekilmez gelir. kadın, hiç sevmedi bu
beklenmedik misafiri. derdini söylemesi için yalvardı
adama, “senin için ölürüm, biliyorsun, ne olur anlat”
diye dil döktü boş yere... yıllardır sevdiği adam,
duyarsız ve sevgisiz biriyle yer değiştirmişti sanki.
ona ulaşmaya çalıştıkça, beton duvarlara çarpıyordu
kadın, her çarpmada daha fazla kanıyordu yüreği...
Bir gün, çocukluğunun, gençliğinin ve bütün hayatının
birlikte geçtiği arkadaşına dert yanarken, “artık
dayanamıyorum, sana söylemek zorundayım” diye sözünü
kesti arkadaşı. “o, seni aldatıyor. iş yerimin tam
karşısındaki restoranda genç bir kadınla yemek yiyiyor
her öğlen. sonra sarmaş dolaş biniyorlar arabaya....”
“sus, sus çabuk, duymak istemiyorum bu yalanları” diye
bağırdı kadın. onca yıllık arkadaşını, kendisini
kıskanmakla suçladı.... ertesi gün, öğle vakti o
restoranın hemen karşısında bir köşeye sindi sessizce
ve peri masallarının sadece masal olduğunu anladı...
kocasının eskiden aynı hastanede çalıştığı genç çocuk
doktorunu tanıdı hemen. bazen evlerinde ağırladıkları
kadına nasıl sarıldığını gördü adamın...
Akşam kocası eve gelir gelmez, bazen bağırıp, bazen
ağlayarak, bazen ona sımsıkı sarılıp bazen de
yumruklayarak haykırdı suratına her şeyi. inkar etmedi
adam. zamanla duyguların değişebildiği, insanların
orta yaşa geldiklerinde farklılık aradığı gibi bir
şeyler geveledi ağzında ve bavulunu alıp gitti evden.
kapıdan çıkarken, “son bir kez kucaklamak isterim
seni” diyecek oldu ama kadın, “defol” dedi nefretle...
İlk celsede boşandılar... modern bir aşk hikayesinin
böyle son bulmasına kimse inanamadı. arkadaşlarının
desteğiyle ayakta kalmaya çalıştı kadın. adamın,
sevgilisiyle birlikte amerika’ya yerleştiğini öğrendi.
bazen yalnız kaldığında, onu hala sevdiğini
hissedince, ağlama nöbetleri geçiriyor, aşkın yerini,
en az onun kadar yoğun bir duygu olan nefretin alması
için dua ediyordu.
Aradan bir yıl geçti... her şeyin ilacı olduğu
söylenen zaman bile, kadının derdine çare olamamıştı.
bir sabah, ısrarla çalan zilin sesiyle uyandı. kapıyı
açtığında, karşısında o kadını gördü. “sen, buraya ne
yüzle geliyorsun” diye bağırmak istedi ama sesi
çıkmadı. “lütfen, içeri girmeme izin ver, mutlaka
konuşmamız gerekiyor.” dedi genç kadın. kanepeye
ilişti ve zor duyulan bir sesle konuşmaya başladı:
“hiçbir şey göründüğü gibi değil aslında. çok üzgünüm
ama o bir saat önce öldü. geçen yıl amerika’daki
kongre sırasında öğrendi hastalığını ve yaklaşık bir
senelik ömrü kaldğını. buna dayanamayacağını, hep
söylediğin gibi onunla birlikte ölmek isteyeceğini
biliyordu. seni kendinden uzaklaştırmak için, benden
sevgilisi rolünü oynamamı istedi. ailesine de haber
vermedi. birlikte amerika’ya yerleştiğimiz yalanını
yaydı. oysa ilk karşılaştığınız otobüs durağının
karşısında bir ev tutmuştu. tedavi görüyor ve
kurtulacağına inanıyordu ama olmadı. gece fenalaşmış,
bakıcısı beni aradı, son anda yetiştim. sana bu kutuyu
vermemi istedi...” gözlerinden akan yaşları
durduramayacağını biliyordu kadın. hemen oracıkta
ölmek istiyordu. eline tutuşturulan kutuyu açmayı
neden sonra akıl edebildi. itinayla katlanmış bir sürü
kağıt duruyordu kutuda. ilk kağıtta, “lütfen bütün
notları sırayla oku bir tanem” diyordu... sırayla
okudu; “seni çok sevdim”, “seni sevmekten hiç
vazgeçmedim”, “senin için ölürüm derdin hep, doğru
söylediğini bilirdim.” “fakat benim için ölmeni
istemedim” “şimdi bana söz vermeni istiyorum.” “benim
için yaşayacaksın, anlaştık mı?” son kağıdı eline
alırken, kutuda bir anahtar olduğunu gördü kadın... ve
son kağıtta şunlar yazılıydı:
“Sahildeki evimizi senin çizdiğin projeye göre
yaptırdım. kocaman terasta martılarla kahvaltı
ederken, ben hep seni izliyor olacağım....”
selçuk efendi
06-09-2004, 23:05
Çoban'ın biri dere kenarında koyunlarını otlatıyormuş. Tam o anda, yanına
>>>bir
>>>Cherokee Jeep yanaşmış. Brioni gömlek, Cerruti ayakkabılar giyen, Ray-Ban
>>>gözlüklü ve YSL kravatlı bir sürücü aşağıya inmiş ve çobana sormuş.
>>>
>>>- Eğer kaç tane koyunun olduğunu bilirsem bana onlardan bir tanesini
>>>verir
>>>misin? Çoban bir adama birde koyunlarına bakmış, "Tamam" diye cevap
>>>vermiş.
>>>
>>>Genç adam arabasını park etmiş, telefonunu bilgisayarına bağlamış bir
>>>NASA
>>>sitesine girmiş, GPRS'ini kullanarak yeri taramış, bir database ve
>>>logaritma
>>>ile doldurulmuş 60 excel tablosunu açmış ve 150 sayfalık bir rapor
>>>basmış.
>>>
>>>Çobana dönmüş,
>>>
>>>- "Tam olarak 1586 adet koyunun var" demiş. Çoban "Doğru" diye cevap
>>>vermiş,
>>>"Koyununu alabilirsin." Genç adam koyunu almış ve jeep'inin arkasına
>>>koymuş.
>>>Bu sefer çoban genç adama dönmüş,
>>>
>>>- "Eğer senin ne iş yaptığını bilirsem koyunumu geri verirmisin?" diye
>>>sormuş.
>>>Adam, "Evet neden olmasın" diye yanıtlamış. "Sen Dunya Bankasi'nda
>>>Danışmansın"
>>>demiş çoban. Adam sormuş, "Nasıl oldu da bildin?". Çoban "Çok basit" diye
>>>cevap
>>>vermiş. " Buraya çağrılmadan geldin, bu bir. İkincisi benim bildiğim bir
>>>şeyi
>>>bana söylemek için benden bir koyunumu istedin. Üçüncüsü yaptığın hiçbir
>>>şeyden
>>>anlamıyorsun çünkü köpeğimi aldın!"
>>>ÇOBAN BİLE ANLAMIŞ VE BİLİYOR.....
BU FORUMA GELİR GELMEZ
SORDUM KİM SOHBET EHLİDİR
BORSAYI BİLSİN, TAMAM
VE BİR DE TATLI DİLLİDİR
SORDUM, BANA ŞÖYLE DENDİ
ŞU GENÇ ADAM VAR YA
HANİ ŞU SELÇUK EFENDİ
ODUR SOHBETLERİN "THE END"İ
O YARATIR HEP TRENDİ
BİR BAKTIM Kİ FIKRASINA
K.DERVİŞE LAF GÖNDERMİŞ
YAKIŞIR MI KLASINA
ŞU GARİBAN KEMAL DERVİŞ
:p :D :D
selçuk efendi
07-09-2004, 00:06
BU FORUMA GELİR GELMEZ
SORDUM KİM SOHBET EHLİDİR
BORSAYI BİLSİN, TAMAM
VE BİR DE TATLI DİLLİDİR
SORDUM, BANA ŞÖYLE DENDİ
ŞU GENÇ ADAM VAR YA
HANİ ŞU SELÇUK EFENDİ
ODUR SOHBETLERİN "THE END"İ
O YARATIR HEP TRENDİ
BİR BAKTIM Kİ FIKRASINA
K.DERVİŞE LAF GÖNDERMİŞ
YAKIŞIR MI KLASINA
ŞU GARİBAN KEMAL DERVİŞ
:p :D :D
Vallahi utandım yaa, elinize saalık... şımartıyosunuz... galender dayımıza da isterim bi taane:)
sn bull, iyi dedin geldi yesilin
Hic bisey olmuyor...Sadece 7467845 cikiyor.... :) Bu yurt disi numarasi.. :D
Sayın mustafa gezgin siz zaten yurtdışında ikamet etmiyormuydunuz..?? :D
Zülfü Aşkın
07-09-2004, 17:43
En çok online kullanıcı 399 idi. (Bugün 16:41)
Zülfü Aşkın
07-09-2004, 17:46
En çok online kullanıcı 416 idi. (Bugün 16:44)
500 u yazmak uzere
alvardar
07-09-2004, 18:21
07.09.1946 yılında, Cumhuriyet tarihinin ilk büyük devalüasyonu yapıldı. Bir Amerikan Doları'nın değeri 131.5 kuruştan 280 kuruşa yükseltildi. (7 Eylül Kararları) :eek:
İngiliz BBC televizyonunun, 20 bin izleyiciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre ‘hayatta denenmesi gereken 50 şey’ listesinde ilk sırada ‘yunuslarla yüzmek’ yer aldı. BBC’nin geleneksel anketinde köpekbalıklarıyla dalmaktan Everest’e tırmanmaya kadar heyecan verici 50 şeyden ilk 10’u şöyle:
1- Yunuslarla yüzmek.
2- Avustralya’nın Büyük Mercan Resifleri’nde tüple dalmak.
3- Balinaları seyretmeye gitmek.
4- Köpekbalıklarıyla dalmak.
5- Uçaktan atlayış yapmayı öğrenmek.
6- Balonla uçmak.
7- Bir savaş uçağında uçmak.
8- Safariye gitmek.
9- Kuzey Işıkları’nı görmek.
10- İnka yollarından Manchu Picchu’ya yürümek.
Everest’e tırmanmanın 25. sırada yer aldığı hayatta mutlaka yapılması gereken 50 heyecan verici şey arasında, Formula-1 yarış otosu sürmek, Çin Seddi’nde yürümek, bungee jumping yapmak, Şark Ekspresi ile seyahat etmek, uzaya gitmek ve Las Vegas’ta kumar oynamak da bulunuyor.
İngiliz BBC televizyonunun, 20 bin izleyiciyle yaptığı anketin sonuçlarına göre ‘hayatta denenmesi gereken 50 şey’ listesinde ilk sırada ‘yunuslarla yüzmek’ yer aldı. BBC’nin geleneksel anketinde köpekbalıklarıyla dalmaktan Everest’e tırmanmaya kadar heyecan verici 50 şeyden ilk 10’u şöyle:
4- Köpekbalıklarıyla dalmak.
borsacı olarak her gün yaptığımız iş değil mi? :p :p :p
saygılarımla :)
borsacı olarak her gün yaptığımız iş değil mi? :p :p
saygılarımla :)
Burdan borsacıların hayatı dolu dolu yaşadıkları sonucuna varabiliriz o zaman? :p
Burdan borsacıların hayatı dolu dolu yaşadıkları sonucuna varabiliriz o zaman? :p
bir kısmı için evet :cool: :p :p
saygılarımla
:eek: Gözden gelen yaşa bak :eek:
bu ne la..................
H.ömer iren
07-09-2004, 22:17
hadı soktun onu ıcerı pekı nası cıkaracan :)
aynı bildiğin gibi çıkar...........................
selçuk efendi
07-09-2004, 22:44
Eski zamanlar.Diyarbakir'da bir ogrenci evi emniyet
gücleri tarafindan basilir.
Bir sürü kitap toplanir, ogrenciler kaygili
beklemekte. Kayda deger pek birsey yok. Duvarda da
Marx'in resmi.
Polislerden biri, ogrencinin birine sorar.
"Ula bu kimin resmidir?"
Cocuk korkarak icinden "Zictik da ne zictik" diye
düsünür.
"Dedemin resmi" diye cevap verir.
Polis dislerini sikar, cocugun ensesine bir tokat
atar,
"Ula utanmisan p...venk, bele nur yüzlü, ak sakalli
bi deden var, kakmissan komonistlik yapisan..."
San Francisco
07-09-2004, 23:53
:D :D Harika Selçuk Efendi..... :D :D
San Francisco
07-09-2004, 23:55
Biraz eski ama.. ben sık sık okuyorum.. Çok hoşuma gidiyor...
selçuk efendi
08-09-2004, 00:04
bak şu dümbüllülere, pek şekerler yav, canlarım benim (şindi düşündüm de onnar benim amcam teyzem olmuştur yav:D)
San Francisco
08-09-2004, 00:05
Hepsinin Yaşı Babo kadar vardır...
Hepsinin Yaşı Babo kadar vardır...
Yok canim 25 den genctirler...... ;)
San Francisco
08-09-2004, 00:13
İşte Babo da 1957 yılında çekilmiş resmi olsa sanırım bu yaşlarda görülürdü... Sevgili Mustafa gezgin..:) Ama Babo tabiki 25 yaştakilerden daha da gençtir..
serdarkus
08-09-2004, 11:16
"Borsa rekora doymuyor
İMKB Bileşik Endeksi, 21,314.98 puanla 29 Mart 2004 günü 2. Seansta ulaştığı bugüne kadarki en yüksek seviyeyi geçti.
...
08.09.2004 - 09:55"
selçuk efendi
08-09-2004, 12:35
yok be bıcırık, kesin dalga geçmişlerdir güzin aplamızla, diilse ben kaçarım buralardan daalara:D
serdarkus
08-09-2004, 12:47
"Bu da oldu: Filipinler’de üstsüz erkeğe ceza
Filipinler’in başkenti Manila’da tropik sıcaklardan bulanan erkekler bundan sonra üstlerini çıkaramayacak Manila belediyesinin kentin çehresini yenileme projesi kapsamında kentte üstsüz dolaşılmasını tamamen yasakladı.
...
HÜRRİYET
08.09.2004 - 11:23"
:rolleyes:
Hayret, bizimkiler nasıl atladı böyle bir yasağı.. :cool:
AloneWolf
08-09-2004, 18:08
Ey özünün sırlarına akıl ermeyen;
Suçumuza, duamıza önem vermeyen;
Günahtan sarhoştum, ama dilekten ayık;
Umudumu rahmetine bağlamışım ben.
Büyükse de isyanım, kötülüklerim,
Yüce Tanrı'dan umut kesmiş değilim;
Bugün sarhoş ve harap ölsem de yarın
Rahmete kavuşur elbet kemiklerim.
Tanrım bir geçim kapısı açıver bana;
Kimseye minnetsiz yaşamak yeter bana;
Şarap içir, öyle kendimden geçir ki beni
Haberim olmasın gelen dertten başıma.
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.
Derde gama yatkın yüreğime acı;
Bu tutsak cana, garip gönlüme acı;
Bağışla meyhaneye giden ayağımı,
Kızıl kadehi tutan elime acı.
Akıl bu kadehi övdükçe över;
Alnından sevgiyle öptükçe öper;
Zaman Usta'ysa bu canım nesneyi
Hem yapar hem kırıp bin parça eder.
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.
Her sabah yeni bir gün doğarken,
Bir gün de eksilir ömürden;
Her şafak bir hırsız gibidir
Elinde bir fenerle gelen.
Dünya dediğin bir bakışımızdır bizim;
Ceyhun nehri kanlı göz yaşımızdır bizim;
Cehennem, boşuna dert çektiğimiz günler,
Cennetse gün ettiğimiz günlerdir bizim.
Yaşamanın sırlarını bileydin
Ölümün sırlarını da çözerdin;
Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:
Yarın, akılsız, neyi bileceksin?
AloneWolf
08-09-2004, 18:09
MUTLU BIR EVLILIGIN SIRLARI
Karim ve ben bir evliligi sonsuz yapmanin sirlarinikesfettik...
Haftada iki kere, güzel bir restorana gideriz, birazsarap, biraz güzel
yiyecek...
Sali günleri o gider, Cumalari ben...
********
Ayri yataklarda yatariz...
Onunki Ankara'da, benimki Istanbul'da...
*********
Karimi her yere götürürüm..
Ama her seferinde dönüs yolunu bulur...
*********
Yildönümümüz için karima nereye gitmek istediginisordum... O da "Uzun
zamandir gitmedigimbir yer olsun" dedi...
Mutfagi önerdim...
*********
Her zaman elele tutusuruz...
Eger elini birakirsam, hemen alisverise baslar...
*********
Elektrikli blender'i, elektrikli tost makinesi,elektrikli ekmek
kizarticisi
var... Bana diyor ki "çok fazla ivir zivir var ve oturacaktek bir yer
yok"
Ben de ona elektrikli sandalye aldim...
**********
Sunu her zaman hatirlayin... Evlilik bosanmanin birinci nedeni...
Istatistiksel olarak, bosanmalarin %100ü evlilikle basliyor...
*********
Karima 18 aydir tek bir söz söylemedim...
Onun sözünü hiç bir zaman kesmek istemem...
**********
Son kavgamiz benim suçumdu...
Karim bana "televizyonda ne var" diye sordu...
Ben de "toz" dedim...
***********
AloneWolf
08-09-2004, 18:15
Bilindiği gibi Cem, son gösterisine kameraları sokmuyor. Bu yüzden de gösteriye gitmeyen, ne tür espriler yaptığını bilmiyor. Star
gazetesi muhabirleri bir cinlik yapmış, izledikleri Cem Yılmaz gösterisini, aynen yazmış:BİR buçuk aydır sahnelere çıkmayan Cem Yılmaz, dün Ankara'daydı.Milli Eğitim Bakanlığı Şura Salonu'nda sahne aldı. Kırdı, geçirdi.
'Evde espri yapamıyorum. Eve iş getirme diyorlar' diyerek başladığı programında politik esprilere de yer verdi. İşte, kahkaha makinesinin unutulmaz esprileri: BİR komedyenin programını izledim. Kadın sünnetçi çıkarmıştı. İlk kadın sünnetçi. Ben 1978'de sünnet oldum ve sünnetçi kadındı. Böyle hatıraların olması gerekiyor komedyen olman için. Ben 30 sene sonra anlatırım diye kendime 5 yaşında sünnet organize etmiş olamam. BENİ kadın sünnet etti. Bundan bahsederken belden aşağı birşeyden bahsetmiyorum. Sünnet bir hadisedir. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yer. Erkek çocuğun mürüvvetinin görüldüğü yerler sünnet,askerlik, evlilik.Gerçi sünnette daha net görülür mürüvvet. Ona mürüvvet diyorlar,enteresan bir şey. Kadın ismi vermiş olmaları tuhaf. Gerçi rahim diye de adam var olsun.
******
DİYARBAKIR'A gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Business'ta oturuyorum. Hep Business'ta otururum. Buraya da Business geldim.Ankara'ya business açılmış çok süper bir şey. Bilmeyen varsa söyleyeyim.Business iş amaçlı gidilen seyahat manasına gelmiyor. Portakal suyu veriyorlar sen de kendini bir b.k zannediyorsun. Aynı uçağın içinde ne sınıf yapıyorsun ulan.Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. 'Mersi canım.Bunu içmeden uçamıyorum'. Bir de perdeyle ayırmıyorlar mı tavım ona. Soruyorsun 'Somon var mı?' Arkana bakıyorsun. 'Fakirler, ekonomi, allah belanızı versin. Uçak sizin neyinize'. Bir hava yaratırlar ki sanki uçak düşünce Business'takiler ölmüyor.
******
HOSTESLE muhabbet ediyorum. Laf döndü dolaştı sünnete geldi. Eh business'ta oluyor böyle şeyler. Beni kadın sünnet etti dedim. Hostes dedi ki, 'Aaa kadınlar bindiği dalı kesmez ama'. Hostesin şakasına bak. Biz yapsak, aforoz ederler.
******
NE yaparsan yap ne olursan ol öleceksin. İnsan ölümlü bir yaratıktır. İnsan öleceğini bilir. Belgesellerde gördüğün kaplanlar aslanlar gibi değil.Belgeselde gördüğün kaplan, aslan hep koşacam zannediyor. O erkek aslanı görmüyor musunuz. Fönlü böyle. Artık ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yaşam. Öleceğini biliyorsun ve sıklıkla unutuyorsun. Hani ölümden dönenler anlatır ya; bir ışık geldi falan diye. O, kıça tıkılan pamuk.SENİN inancını bilemem. İstersen toteme tap. Herkes ölecek. Mahşer var ya.Orası işte. Kıyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi düşünün. İlk gün imza almaktan anan ağlayacak. Herkes orada çünkü. Aaa Sezar.
******
REENKARNASYONA inananlar var. Yok öyle bir şey. Hep şöyle yapıyorlar.'Önceki hayatımda Rus Çariçesiydim' Hiç o..... olan yok. Hiç duyuyormusunuz, 'Önceki hayatımda taksi şoförüydüm'. Herkes kral...HERKES yanacak dediğim bir kişi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha yanamaz.Fedon artık limitte onu direk cennete alacaklar.
******
TÜRK Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalışan kurumu. Kurban derisini veriyorsun ondan uçak yapıyor. Artık nasıl katlıyorsa. Bi de tuzlarsan F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasın.ASKERDE seni mesleğinle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar.Atom mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Şahsına santral kuracak değil ya...
******
GENÇLİĞİN bir lafı vardır, 'En verimli çağımda askere aldılar' Sanki herifi soğuk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söylediği zaman komik durum oluyor.Ama günde sekiz saat antrenman yapması gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen Kuğu Gölü'nden manda b.kuna transfer olur.EN verimli çağımda askere aldılar. Ne yapıyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum. Ulan ben para basıyordum beni aldılar askere.NİYE bedelli yapmadın diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapıyordun. Ben hiç para vermeden 550 gün yaptım. Bir de orada olanı biteni anlatıyorum senede 2 milyon dolar kazanıyorum. 28 günlük birikiminle singleçıkaramazsın.300 erkek yan yana yatıyorsun abi. Kalabalık bir erkek topluluğu demek, başka bir organizma demek abi. Kadın olmasa b.k içinde yüzeriz. Kadın kendine özenmen için sebeptir. Deodorant mı at gitsin. Konyalı arkadaşına koksan ne olur ya. Ayaklarını haftada bir mi yıkıyorsun. Ayda bir yıka. Kim senin mantar yetiştirmene birşey diyebilir. Askerliği yapmış olan o kokuyu bilir.
******
KÜFÜR konusunda ben muzdarip bir insanım. Bu konuda bir çifte standart var.Vizontele'de ben bir adamı canlandırdım. Yazıldığı haliyle bir o..... ç.....O adamı başka türlü canlandırmanın imkanı yok. Bizim eski
filmlerimizde falan küfür yoktur. Trajedi yaşanır, adamın karısına, kızına tecavüz, bir de köyü yakarlar. Bizim filmin kahramanı finalde gelir, 'Alçaklaaar'. Yani hiçbir caydırıcılığı olmayan.
BİR eroin kaçakçısının hayatını yapıyor herif. Böyle konuşuyor:Mal geldi mi? Geldi efendim. Fakat, filhakika malımız kantara girdi. Olur mu lan böyle. Bu adamlar böyle konuşmuyor ki. Mal geldi mi? Geldi a...koyum. Malın anasını s....ler.
******
DENİZ Harp Okulu'nun kuruluş yıldönümünde sahneye çıkıyorum. İlk mezunlar da gelmiş. Nasıl bir yaş ortalaması anlatamam. İlk 20 dakika eski Türkçe anlattım. Filhakika, buna mukabil bir sonraki latifede buluşmak üzere. Benden sonra Ajda Pekkan vardı, şöyle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sıfır reaksiyon. Herkes onaylıyor. 'Bu kız çok tutacak' diyorlar. AL kadehi ver al...
******
Lider taklidi yaptım durduk yerde. Eskiden lider taklidi vardı. Şimdi çok zor. İki kişi koluna girecek. Amma zor iş. 14 Mart Tıp Bayramı'nda doktor arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm bankası var mı diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. İçinde
banka lafı geçtiği için biri hortumlar rezillik olur.
- Nasıl, güzelim değil mi..???? :D
Sağmalcılar Cezaevi Yüksek Atlama Müsabakası
- Kapıyı açsana bi abiiii.......
- Hayatım,güneş yağını unutmuşsun yine..!!!!
Daily special menu: Kamplumburger
Günümüz iş kadınının modern ruju
AloneWolf
08-09-2004, 20:50
hööö o gördüğüm matkap mı oje mi? :dolar:
Yıl 2058,Bush hala başkan.
- Önümüzde ki duvarı görüyorsun değil mi,hayatım..??
- Arkadaşlar lütfen,küsmekle hiç bir şey elde edemezsiniz..!
hööö o gördüğüm matkap mı oje mi? :dolar:
matkap mi? Ruj mu..... ;)
matkap mi? Ruj mu..... ;)
Rujun dış kabına matkap ucu yerleştirmişler :)
San Francisco
08-09-2004, 23:18
1950 li yıllara ait...kadınlar için değer tablosunu beğendinizmi.....
yuh be nereden buldun 54 yıllık bütün dünya yı....................
San Francisco
08-09-2004, 23:47
yuh be nereden buldun 54 yıllık bütün dünya yı....................
Altın değerinde artık her sayfası antika oldu...:)
San Francisco
08-09-2004, 23:50
Sn Gemici aslında bunu babalarımıza okutmak gerekiyor.. Diyeceğim amma........ neyse....
ben okudum bende 1950-51 baskı 2 cilt var.mankafa poldi o zamanlar meşhur olmuştu.............
selçuk efendi
09-09-2004, 01:11
selçuk erdem.. iki taane.. birincisi:
selçuk efendi
09-09-2004, 01:11
ikincisi:
SunShine
09-09-2004, 10:41
Hastanemizde yatmakta olan Kanamalı bir hasta için çok acele Kanamaca bilen bir tercüman aranıyor....
GülenSunShine
H.ömer iren
09-09-2004, 10:43
ben okudum bende 1950-51 baskı 2 cilt var.mankafa poldi o zamanlar meşhur olmuştu.............
okuyanda bastonlu dede zanneder sızı...
AloneWolf
09-09-2004, 12:47
1- Netten 50 MB'lik bir dosya indirirken, bitmesine iki dakika kala
elektrikler kesile de mosmor ol insallah!
2- Chat yaparken kapi zilin çala!
3- Maus'unu kedi yesin!
4- içtigin çay klavyeye dökülsün!
5- Arama motorlarina giremeyesin!
6- Hitin düssün, liste sonu ol!
7- Posta kutuna iki ay mail gelmesin!
8- Üç vakte kadar baglantin kopsun insallah!
9- Klavyenin sesli harf tuslari basamaz olsun da, sevgiline mektup
yazamayasin!
10-Windowsun çöksün, icq'un kopsun da
ele güne muhtaç ol innnnsallah!
11-Kafana harddiskler kadar tas düssün!
12-Kodlarini yanlis yazasin da
web sayfasi yapamayasin ya rabbim!
13-2 senedir yazmaya çalistigin 500 sayfalik roman dosyana virüs
girsin de, edebi hayatın bitsin!
14-Evlenecegin kiskanç çiksin da sana chat yaptirmasin insallah!
15-Maalini icra dairesi hacklasin...
16-Tuttugun takimin golcüsü Avrupa'ya transfer olsun da, gol
yollarinda sikinti çekesiniz.
17-Gecenin bir vakti sigarasyz kal da, sinirden duvarlari tirmala!
18-Bedava diye girdigin erotik site sifreli çiksin emi!
19-Kredi kartynla online alisveris yaparken, yanlislikla
hesabima 10 milyar TL yatirilsin yarabbim!
AloneWolf
09-09-2004, 12:48
Yüzük neden evlenirken takılır?
İnsanların evlenirken yüzük takmalarinin nedeni ise eski Mısırlılar'ın halka şeklindeki cisimlerin sonsuzluğu simgelediğine dair inançları. Evlilik yüzüğü de evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyor.
Erkek bebeklerin giysileri neden mavidir?
Yüzyıllarca önce insanlarda şeytani güçlerin bebeklerin vücutlarına girmek için fırsat kolladıklarına ilişkin bir ortak inanç vardı. Ayrıca bu şeytani güçlerin, mavi renk tarafından kovulduğuna da inanılıyordu. Bu yüzden şeytan korkar diye erkek bebeklerin giysilerinin mavi olması adet haline geldi.
13 sayısı niçin uğursuzdur?
Bu inancın, Hz. İsa'nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü İskandinavya topraklarına kadar gider. O zamanlarda güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların tanrısı Loki, davetli olmadığı halde 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak çıkan tartışmada Loki, diğer tanrılar tarafından çok sevilen Balder'i öldürür. 13'ün uğursuzluğunun nedeni Loki'dir.
Bozuk paraların kenarı niçin tırtıllıdır?
Kağıt paradan önce kullanılan paralar altın ve gümüş içeriyordu. Düzenbazlar bu paraları kenarından kazıyarak çok az miktarda da olsa, biriktiriyor, parayı da tekrar kullanabiliyorlardı. Bu sorunu çözmek için bozuk paraların kenarları tırtıllı yapılmaya başlandı. Bu tırtıllar sayesinde paranın kazınmış olduğu hemen belli oluyordu.
Atlar neden ayakta uyur?
Bilim adamları atların ayakta iken daha rahat olduklarını ve daha az enerji sarf ettiklerini söylüyor.
Çünkü atın yatarken nefes almasında iç organları kimi güçlüklere yol açıyor.
Erkeklerin düğmeleri niçin sağdadır?
Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi soldaki iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle erkeklerin düğmeleri daima sağdadır. Peki, kadınların düğmeleri niçin solda? Eskiden düğmeler pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, elbiselerini hizmetçilerinin yardımıyla giyebiliyorlardı. Hizmetçiler de düğmeleri sağ ellerini kullanarak daha hızlı ilikleyebiliyorlardı.
Fotograflarda gözler niçin kırmızı çıkıyor?
Fotograf makinesinin flaşı kısa sürede çok kuvvetli bir ışık verir. Bu ışık da doğrudan retinaya yansır. İşte flaşla çekilen fotograflardaki kırmızılık retinadaki bu kılcal damarların görüntüsüdür.
Neden tokalaşıyoruz?
Tokalaşma aslında çağlar öncesi bir adet. Bir erkek diğerine elinde silah olmadığını göstermek için boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesini engellemek için birbirinden emin olana kadar birlikte ellerini hafifçe sıkarak dururlardı
AloneWolf
09-09-2004, 12:50
Kestiririz Agam
Koyun agasinin oglu komsu koyun agasinin kizina sevdalanir.
Oglanin babasi amcalari toparlanip komsu aganin kizini istemeye
giderler.
Karsilama faslindan sonra pazarlik baslar. Kizin babasi ac gozlu oldugu
gibi
kizi vermeye de pek niyeti yoktur. isi yokusa surmeye baslar..
?5 inek, 1 boga isterim.?
karsi taraf kizi almaya kararlidir
?Veririz agam...?
?100 bas da koyun isterim...?
?Veririz agam..?
?Dere boyundaki 5 tarlanizdan birini isterim...?
?Veririz agam..?
Kizin babasi iyice bastirir, ?6 metre altin kordon isterim...?
Oglan tarafi birbirine bakar, ? Onu da veririz agam...?
Kizin babasi kendince son darbeyi vurur
?Bana damat olacak adamda 30 santimlik şeyy isterim...? deyince
oglanin
babasi, amcalari yerlerinde soyle bir kimildanip birbirlerine bakip kas
goz
ederler.
Oglanin babasi derin bir nefes alip cevabi yapistirir
?KESTiRiRiZ BE AGAM !?
AloneWolf
09-09-2004, 13:23
Çık işin içinden çıkabilirsen...!!!
Yetismis bir kizi olan bir dulla evlendim.Babam uvey kizimla evlendi.
Bu sekilde babam benim DAMADIM oldu, uvey kizim da babamin karisi olmasi
dolayisiyla ANNEM oldu.Benim karim bir oglan cocuk dogurdu. Bu cocuk
tabiatiyla BABAMIN KAYINBIRADERI ve benim uvey annemin BIRADERI olmasi
nedeniyle de benim DAYIM oldu.Babamin karisi da bir oglan cocuk
dogurdu.
Tabii dogan cocuk benim KARDESIM oldu fakat ayni zamanda kizimin oglu
olmasi dolayisiyla da TORUNUM oldu. Boylece, karimda annemin annesi
olmasi
dolayisiyla benim BUYUKANNEM oldu. Kocasi ve ayni zamanda onun torunu
oldugumdan, bir kimsenin buyuk annesinin kocasi da buyuk babasi
olacagindan
dolayi, KENDI KENDIMIN BUYUK BABASI oldum
AloneWolf
09-09-2004, 13:27
Temel şapkasının üzerinden başını kaşıyormuş, adamın biri yanına yaklaşmış: -"Kardeşim sen laz mısın?" demiş, Temel de -"Evet lazimdur, nerden pildun?" diye yanıtlamış. -"Şapkanın üzerinden başını kaşıyordun da..." Bu haksız yoruma kızan Temel, adama ağzının payını vermiş: -"Haçan hemşerum, sen mıçın kaşininca, pantolunu çikarip mi kaşiysun?"
selçuk efendi
09-09-2004, 13:30
yiit özgür efenim, hastasıyımdır :D
AloneWolf
09-09-2004, 13:34
Bayanlar Üstünlüklerini yazmışlar... Erkeklerde parantez içinde cevaplarını eklemişle
--------------------------------------------------------------------------------
1- Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok... (Valla ben de biyiksizim.Cevremdeki erkeklerin cogu biyiksiz. Biyikli olanlarinda cogu sigara icmiyor...)
2- Arabamizin yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de olur. (Arabalar hakkinda bilmediginiz yegane sey lastik degistirmek mi ???)
3 - Pantolon giymek bizim icin fizyolojik olarak en az etek kadar rahattir. (Bizim zorlandigimizi kim soyledi ki?..)
4 - Kisiligimiz kullandigimiz arabanin beygir gucu ile dogru orantili olarak degismiyor. (Haklisiniz...Sizin kisiliginiz beraber oldugunuz erkegin cüzdan gucu ile degisiyor...)
5 - "Damsiz Girilmez" sozcugu bize bir sey ifade etmiyor... (Sizin giremediginiz yerlerin yaninda bizim damsiz giremedigimiz yerler devede kulak kalir.)
6 - Kirmizi isikta yanimizdaki arabanin bizden once cikmasi yada bir aracin bizi sollamasi hicbir sey demek degildir. (Bizim icin de cevremizdeki diger hemcinsimizin sahip oldugu mucevherat veya uzerindeki pahali giysi hicbir sey demek degildir...)
7 - Bedensel hareketlerimiz vucudumuzdaki olasi kaslari belirginlestirecek diye bir zorunlulugumuz yok... Kas olacak diye de bir zorunlulugumuz yok. (Selulitler olmayacak gibi bir zorunlulugunuz var ama. Yaaaa...)
8- Kozmetik urunleri ve estetik cerrahinin olanaklarindan sonuna kadar yararlanabiliriz... (Buna hic bir itirazimiz yok. Lutfen aynen boyle devam edin...)
9 - Asik oluyoruz... Korkmadan. (Biz robot muyuz ? Bizde oluyoz. Azicik odumuz patliyor ama neden olanlar utansin...)
10 - Duygusal sacmaliklar adina kredi sahibiyiz...cicek ve cikolata istiyoruz.... (Istediginizin hepsi buysa sorun degil. Aliriz...Madlen mi olsun bitter mi?..)
11 - Evde, banyoda, kil- tuy dokmeyiz...(Hayiiiirrrrr...Yalaaaannnnnn.....Kuvet teki, lavabodaki, yataktaki ve yemekteki saclarin cogu size ait...)
12- 50 yasindan once hicbir erkege seks icin para odemek zorunda degiliz. (oderiz, ne olmus? Para bizim degil mi? Hem cinsellik icin para sacmak, para icin cinsellik sacmaktan daha makuldur... )
13 - Her sabah tras olmak zorunda degiliz. (Valla ben tras olmayi agda yaptirmaya tercih ederim sahsen...)
14 - Genellikle istedigimizi almamiz icin soylememiz yeterlidir.. (Baska seyler de yapmaniz gerekiyor ama...)
15 - Ucan tekmelerle birbirimizin agzini yuzunu kirdigimiz sporlar yapmiyoruz... (Vahsi bakislarla birbirinizin gozunu oydugunuz kiskanclik,
haset, cekememe sporlariyla yeterince ugrasiyorsunuz...)
16 - Para cuzdanimiz bir sure sonra kavisli ve yuvarlak bir sekil almiyor. (Bizim de cantamiz zamanla bavula donusmuyor..)
17- Hayatimizda silaha yer yok. Hic iki kadinin silahla oynarken birbirini vurdugunu duydunuz mu? (Giyim, kusam?... Hic iki erkegin "aman
tanrim benim elbisemin aynisindan giymis" diye mahvoldugunu duydunuz mu? Ayrica Ispanya'da bir istatistik yapmislar.Boga gureslerini seyretmeye
gidenler agirlikli olarak kadinlarmis...)
18 - Horlamiyoruz.... (Halt etmissiniz. Hatta hickirmiyor, gegirmiyor, sayiklamiyor ve hapsurmuyorsunuz da. Yoksa siz insan degil misiniz?..Size
Afrodit diyebilir miyim? )
19 - Az bildigimiz bir sey uzerinde cok fazla konusabiliriz. ( Yani cok konusup, hicbir sey soylemezsiniz... Marifetmis gibi ovunmezler mi birde...)
20 - Birbirimize, beklenmedik yikici sonuclar dogurabilecek essek sakalari yapma adetimiz yoktur. ( Cevrenizdeki diger hatunlar hakkinda
senaryo dedikodular uretmek gibi bir adetiniz var ama...)
21 - Canimizin cektigi yemegi kendimiz pisirebiliriz. (Dardanel sagolsun, artik biz de yapabiliyoruz ayni seyi...Gerci biraz pahaliya geliyo ama...)
22 - Kerizi parasindan ayirmada Allah vergisi bir yetenegimiz vardir. (Cidden boyle dusunuyorsaniz cok cok ayip. Hem kimin keriz oldugu en sonra ortaya cikiyor.).
23- Tukurmeyiz.... (Kiritmayiz...)
24 - Sanat eserlerinin %90'i kadinlardan esinlenmistir. (Sanat eserlerinin %90'i erkekler tarafindan gerceklestirilmistir.)
25 - Ciglik atabiliyoruz... Sevinince, uzulunce, korkunca... (Nara atabiliyoruz... Her zaman...)
26 - Uzaga tukurme, yuksek sesle gegirme gibi aptalca karizma krikolarimiz yok.... (Ortamin en guzeli olma, en zayifi olma, en pahali giyineni olma, en zengin kocayi bulma gibi krikolariniz var ama...)
27 - Askere gitmiyoruz.. (Hamile kalmiyoruz...)
28- Mucevherler bizim... (O ne? Yenir mi? Icilir mi?...)
29- Yagmurda semsiyesiz kalmayiz. (Kalsaniz ne olcak ki? Erimekten mi korkuyorsunuz? Yagmur altinda yurumenin zevkini bir yasasaniz halbuki...)
30- Kol saatimizin ayni zamanda hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olmasi gerekmiyor. (Cantamizda ruj, allik, pudra, yedek corap, ped, islak mendil, vs. tasimamiz gerekmiyor..)
31 - Dogumgunu, evlilik yildonumu gibi ozel gunleri parmagimiza kirmizi iplik baglamadan da hatırlayabiliyoruz... (Utuyu fiste, yemegi ocakta, arabanin anahtarini kontakta unutmuyoruz. Bunlar daha faydali...)
32- "Kaaaave.."ye gitmiyoruz. (Gunlere ve evcilik oyunlarina gitmiyoruz...)
33 - Istemezsek hesap odemeyebiliriz. (Afiyet olsun.Ama unutmayin ki yediklerinizin karsiligini er ya da gec bir sekilde odetirler. Bu duruma dusmemek en iyisi degil mi?)
34- Gece eve birakiliriz... ( Gece evde birakiriz...)
35 - Bulasik makinesini calistirmak icin muhendislik egitimi almamiz gerekmiyor. (Diger elektronik cihazlari kullanabilmeniz icin gerekiyor ama...)
36 - Ortaliktaki alakasiz her turlu nesne ve sozcukten cinsel cagrisimlar cikarip gunun yarisini seks dusunerek gecirmeyiz... ( Valla geyik olsun diye
yapiyoruz. Hem siz gunun yarisini ayna karsisinda guzellesmeye calisarak geciriyorsunuz ama. Hangi amacla?...)
AloneWolf
09-09-2004, 13:35
DEVE VE KUŞ
Bir gün bir yavru tavsan ormanda neseyle yürüyormus. Derken karsisina tanimadigi bir mahlukat çikmis.
- Nesin sen diye sormus,
- Ben katirim. Annem essek, babam ise bir attir demis.
Yavru Tavsan "hmm... hayli enteresan" diyerek yoluna devam etmis.
Derken yine tanimadigi bir hayvana rastlamis.
- Peki sen nesin?
- Ben bir kurt köpegiyim. Annem köpek, babam ise kurttur.
Yavru Tavsan yine enteresan diyerek ilerlemis.
Ancak bu sefer karsisina ne idügü belirsiz bir hayvan daha çikmis.
- Sen de kimsin?
- Ben bir devekusuyum, demis. Bu sefer Yavru Tavsan biraz düsünmüs ve inanmaz tavırla ,
- Hadi len ordan !!!
selçuk efendi
09-09-2004, 14:05
ah memleketim ah
Selektör yapması lazımdı halbuki...
H.ömer iren
09-09-2004, 16:21
kolunu cıkarıpta yol ısteyecektı...
- Bu sefer yakaladık seni
selçuk efendi
09-09-2004, 17:58
50li yaslarinda beyaz bir kadinin koltugu zenci bir adamin yanina
verilmistir. Yasli kadin bu durumdan çok rahatsiz olmustur ve Hostesi
çagirir.
Hostes: "Buyrun hanimefendi?" diye sorar.
Kadin: "Bunu farketmemis olmalisiniz?" diye cevaplar "Beni bir zencinin
yanina yerlestirmissiniz. Bu gibi pisliklerin yaninda oturmayi asla kabul
edemem. Bana alternatif bir koltuk bulun lütfen"
Hostes: "Sakin olun lütfen" diye cevaplar. "Bu uçustaki hemen
hemen bütün yerler dolu. Ben baska bir bos yer olup olmadigina hemen
bakayim."
Hostes gider ve birkaç dakika sonra geri gelir: "Hanimefendi, daha
öncede söyledigim gibi ekonomik sinifta hiç bos yer yok. Kaptanla
konustum, ve bana ticari sinifta da hiç bos yer olmadigini belirtti. Bununla
beraber, hala Birinci sinifta bir tane bos koltugumuz mevcut. "
Kadin birsey söyleyemeden Hostes devam eder: "Sirketimiz için ekonomi
sinifindan bir yolcuyu birinci sinifa yerlestirmek hiç te olagan birsey
degil.
Ve fakat, bu kosullar altinda, kaptan, birinin çook çook igrenç birinin
yanina oturtulmasinin bir skandala yol açabilecegini söyledi."
ve zenciye dönerek: "Beyefendi, eger isterseniz, lütfen esyalarinizi
toplayin
ve benimle gelin, birinci sinifta bir koltuk sizin için beklemektedir."
- Sek-sek oynamak için burası tam yeri
- Cesursan beni yakala..!!
- Yolu ben biliyorum diyen hangimizdi..??
Sayın Tersegelmez bey...Endeksin son günlerdeki trendi kalbinizi fazlaca yormuş...Bir müddet nekahat etseniz faydanıza olacaktır zannediyorum... :cool:
Diyarbakir valisi bütün diyarbakirlilary sehir meydanina toplar ve Ey diyarbakir halki bugece gökyüzünden uzaylilar yeryüzüne inecektir.
Onlara konuk sever davranin dostluk kurmaya çalisın diye bir açiklama yapar.
Halkin uzaylilari nasil taniyacagız sorusuna da uzun kollu kisa bacakli olurlar diye cevap verir ve halk dagılir.
O aksam diyarbakirli kamyoncunun biri d