View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
selçuk efendi
06-10-2004, 20:14
karikalar....
selçuk efendi
06-10-2004, 20:15
gene
selçuk efendi
06-10-2004, 20:28
BENI HIÇ ALDATTIN MI?
Ünlü dis hekimi Sam ve karisi Becky, 50. Evlilik yildönümlerini
kutluyorlardi.
Sam birden soruverdi:"Sevgilim, bu 50 yil içinde beni hiç aldattin mi?"
Becky: "O nereden çikti?" diye sinirlendi. "Cevabi ögrenmek istemezsin
herhalde?"
Sam: "Isterim, lütfen anlat"
Becky: "Madem öyle, 3 kez aldattim seni"
Sam:"3 kez öyle mi? Kimlerdi bunlar?"
"Ilki" diye anlatmaya basladi Becky: "Hani sen 30 yasindaydin ve kendi
dis
klinigini kurmak istiyordun da hiçbir banka sana kredi açmiyordu. Sonra
bir banka müdürü eve geldi hiçbir sey sormadan tüm kagitlari imzaladi
ve
sen
en modern aletlerle klinigi açmistin"
Sam :"Ooooo Becky. Benim için kendini feda ettin haa. Benim sevgili
karim.
Ya ikincisi?"
"Hani 50 yasinda kalp krizi geçirmistin ya, kritik bir by pass
ameliyati
olman gerekiyordu, hiç bir doktor o cesareti
gösteremiyordu. Her an ölebilirdin. Dr. Bakey onca yoldan kalkti geldi
ve
senin ameliyatini yapti. Sen hayata döndün"
Sam: "Ah benim sevgili karim. Hayatimi kurtarmak için kendini bir kez
daha
feda ettin öyle mi? Hiç kimsenin böyle bir karisi yok. Peki 3.
aldatisin?"
Becky: "Hatirliyor musun kocacim, yillar önce Dis Hekimleri Odasi
Baskani
olmak istemistin de 247 OYUN EKSİKTİ" (yuhhhhhhhhh):D
Ünlülerin polis kayıtlarında ki görüntüleri. (http://www.ebaumsworld.com/mugshots.html)
San Francisco
06-10-2004, 22:38
Kickbox ve Sumo...
Hangisi yener?..
casaubon
07-10-2004, 15:10
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/3.jpg
casaubon
07-10-2004, 15:12
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/1.jpg
casaubon
07-10-2004, 15:17
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/2.jpg
günün komiği global menkul değerler...
BFREN sayfasına her girdiğimde hala endeksin altında getiri şeklinde bir tavsiyede bulunuyorlar....
San Francisco
07-10-2004, 20:22
Sn Casaubon....
Bu resimlerin yağlı boya olduğuna nasıl inanalım. Hele ilk resim.. İmkansız.. İnanmanın zor olduğunu bırak.. ben hiç inanmadım..
ne yağlı boyası hakiki foroğraf.................................
San Francisco
07-10-2004, 20:28
..........
sen beni öldürcenmi canım.............................
greenback
07-10-2004, 21:05
teknoloji ile birlikte sanatta gelişiyor...
bunlarda dijital yağlı boya olsa gerek...
selçuk efendi
07-10-2004, 23:56
günün neşesi... biiir:
selçuk efendi
07-10-2004, 23:57
ikiiii:
selçuk efendi
07-10-2004, 23:57
üüüç ve son..şindilik:)
bikmisbroker
08-10-2004, 00:00
once paranizi yuvaya atin..
sonra istediginiz içecegi seçin.
bardak dolduktan sonra kirmizi kareyi,
son asamasinda da apri'yi tiklayin :)))
afiyet olsunn
http://www.cartoline.it/pics/_zoom_flash.htm?immagine=scherzi_150404_01.swf
Ne kadar dikkatlisiniz..?? (http://www.ebaumsworld.com/wrong.shtml)
AloneWolf
08-10-2004, 11:25
Güne güzel baslamaniz için.......
http://www.riversongs.net/flas1/beautiful.html
serdarkus
08-10-2004, 12:33
''Baban aslında kadın yavrum''...
13 yıl saklanan gerçek ortaya çıktı 13 yıl boyunca karı - koca hayatı yaşayan ...
08.10.2004 - 10:30
:rolleyes:
:roll:
Bu da birşey mi..
"İhlas aslında.." demek var ama, daha 13 yıl geçmedi ki!. :cool:
Güne güzel baslamaniz için.....
Teşekkürler AloneWolf...
bikmisbroker
08-10-2004, 12:36
.................................
:rolleyes:
:roll:
Bu da birşey mi..
"İhlas aslında.." demek var ama, daha 13 yıl geçmedi ki!. :cool:
Ihlas borclarini bitirsin, BEDELLi ye gerek kalmasin! Almayan.....
Bikmamisbroker olsun!!!!:D:D:D
Soz Valla Alicam, aha buraya yazdim Soz!!:D:D:D
serdarkus
08-10-2004, 12:45
Ihlas borclarini bitirsin, BEDELLi ye gerek kalmasin! Almayan.....
Bikmamisbroker olsun!!!!:D:D:D
Soz Valla Alicam, aha buraya yazdim Soz!!:D:D:D
:rolleyes:
:roll:
Ahha!..
Ihlascılar, işte bir beklenti daha! :cool:
AloneWolf
08-10-2004, 13:41
Damda puşi işlerem,
Kız yanağın dişlerem,
Seni bahan versinler,
Saç bağın gümüşlerem.."
AloneWolf
08-10-2004, 14:19
bikmis broker, stadlardaki göreviniz, beşlerden yiyen kaleci
sunshine, stadlardaki göreviniz, orta sahanın beyni
objektif, stadlardaki göreviniz, kara bela
kalander, stadlardaki göreviniz, cambaz sag açik
kalender, stadlardaki göreviniz, Fanatik Kanarya
wolf, stadlardaki göreviniz, Fanatik Aslan
rainbow, stadlardaki göreviniz, Çekirdekçi Taraftar
catoon2004, stadlardaki göreviniz, Yedek Kaleci
master, stadlardaki göreviniz, Kötü gün dostu taraftar
anne, stadlardaki göreviniz, Bombacı Şutör
serdarkuş, stadlardaki göreviniz, top kaçırmaz süpürücü
misilak, stadlardaki göreviniz, Yeteneksiz Amigo
zltcla, stadlardaki göreviniz, Krampon temizleyicisi
gemici1, stadlardaki göreviniz, İşbilmez muhabir
bikmisbroker
08-10-2004, 14:20
> >>>> İlkokul 5. sınıfta resim dersinde öğretmen
> >>>> "çocuklar konu serbest,hayvan resimleri çizin bakayım" dedi.
> >>>> 10 dakika sonra küçük Ahmet el kaldırdı.Öğretmen yanına geldi.
> >>>> Resim kağıdının üzerinde bir sinek duruyordu.
> >>>> Çocuğun bu sinekten şikayetçi olduğunu zanneden Öğretmen
> >>>> eliyle sineği kovaladı ama hayvan hiç hareket etmedi.
> >>>> Biraz daha dikkatli bakınca da sineğin gerçek olmadıgını
> >>>> farketti.
> >>>> Bu bir sinek resmiydi.öğretmen şaşkınlıkla sordu:
> >>>> -Sen mi yaptın oğlum bu resmi?
> >>>> -Evet ögretmenim.
> >>>> -Peki bir de at resmi yap bakayım.
> >>>> Küçük Ahmet öyle bir at resmi çizdi ki. At, sanki kağıttan
> >>>> fırlayıp çıkacak.
> >>>> O kadar canlı. Şaşıran öğretmen:
> >>>> -Yavrum beni hemen babana götür. Sen müthişbir
yeteneksin.Burada
> >>>> harcanmaman gerekir.Derhal güzel sanatlara transfer olman
lazım.
> >>>> Babanla konuşmalıyım, dedi.
> >>>> Son dersten sonra Ahmetle beraber yola koyuldular.
> >>>> Dar bir patikadan bir gecekonduya geldiler.
> >>>> İçerde, yatakta, dizlerini karnına çekmiş,üzerinde yorganı bir
> >>>> adam yatıyordu.
> >>>> Öğretmen konuşmaya başladı:
> >>>> -Geçmişolsun efendim.
> >>>> -Teşekkürler.
> >>>> - Ben oğlunuzun...
> >>>> -Allah kahretsin oğlumu.
> >>>> -Aman böyle söylemeyin,yaptığı resimler...
> >>>> -Onun yaptığı resimler yerin dibine batsın.
> >>>> -Ama beyefendi böyle yetenekli bir çocuğun...
> >>>> -Yeteneğine başlatmayın şimdi.
> >>>> -Peki ne oldu,niçin böyle kızgınsınız oğlunuza?
> >>>> -Neden olacak, dün gece eve biraz çakırkeyif geldim.
> >>>> Bu eşşoglu sobanın üzerine çıplak kadın resmi çizmiş...
AloneWolf
08-10-2004, 14:41
http://futbul.freeserverhost.com/index.php
Stad daki vazifenizi ögrenin yukarıda birkaç kişiye baktım.
hakkinen
08-10-2004, 14:49
http://futbul.freeserverhost.com/index.php
Stad daki vazifenizi ögrenin yukarıda birkaç kişiye baktım.
Yan hakem olduk iyi mi? :D
Saygilar...
AloneWolf
08-10-2004, 14:52
sn objektif, kara bela imiş!
anne, bombacı şutör!
yarımada
08-10-2004, 14:53
Adam kaçırmaz kesici...
Vay bee.top geçer adam geçmez gibi birşey oldu bu da :D
ACT, stadlardaki göreviniz, sari firtina :)
serdarkus
08-10-2004, 14:54
..
serdarkuş, stadlardaki göreviniz, top kaçırmaz süpürücü.
:rolleyes:
noktalama hatası.. doğrusu aşşağıda!.
serdarkus, stadlardaki göreviniz, Tribün düşmanı Kamil
AloneWolf
08-10-2004, 15:03
:rolleyes:
noktalama hatası.. doğrusu aşşağıda!.
serdarkus, stadlardaki göreviniz, Tribün düşmanı Kamil
Site yalan söylemez! :hayır:
yarımada
08-10-2004, 16:04
yorumsuz...
serdarkus
08-10-2004, 17:23
Site yalan söylemez! :hayır:
:rolleyes:
Seanstayım topiğine malzeme arıyorum zaten.. hımmm!. :cool:
AloneWolf
08-10-2004, 18:04
Cocuklar cehennem cuma gunu safak vaktinde olucaktir.
-Ama hocam nereye gore safak vakti? bizde safak vaktiyken diger tarafda gece oluyor..
-Numaran kacti senin?
-Ne oldu ki hocam?
-Cok guzel soru sordun 5 vericem..cevabini bilmiyorum cunku..
-Arapca bilenler el kaldirsin...(sadece 1 kisi el kaldirir...)
-Afferim kizim Ayseeeee... siz niye bilmiyonuz? Nasi dua ediyonuzzz???
-Hocam ben turkce dua ediyorum.
-Olmaazzz! Arapca edicen! Turkce kabul olmaaazzz!
-Niye hocam, Allah turkce bilmiyo mu?
-Haaşaaaa! haaaaşşşaaaa!!!
-Cocuklar cuma namazi herkese açık olan bir yerde kilinir ..
-Hocam bizim ev herkese acik ,bizim evde niye kilmiyolar ?
-Olmaz oglum istediıin her zaman girebileceıin bir yer olmali.
-Hocam bizim eve istediginiz zaman gelebilirsiniz ama.
-Olum sizin ev genelev mi?
http://futbul.freeserverhost.com/index.php
Stad daki vazifenizi ögrenin yukarıda birkaç kişiye baktım.
$ahmat, stadlardaki göreviniz, Röveşatacı Yıldız
hehe, guzelmis..tesekkurler... :)
preatoria
08-10-2004, 18:15
alone ben hiç sevmedim bu işi :)
AloneWolf
08-10-2004, 18:28
bende alonewolf yapınca sevmedim
alone yapınca sevmedim
sadece wolf yapınca sevdim :) o zaman dogruyu bldum fanatik aslan
Mail kutuma düşen ....
ADSL, zaman zaman yavaşliyor ya da hic acilmiyor.
o yuzden ;
meshur 444 0 375 teknik servisi aradim.
cevabimi aldim tabii :
- metrekareye 20 kilogram yagmur yaginca bazi sayfalar acilmaz.
internette onbucuk milyar sayfa var beyefendi !
buyrun !http://smileys.smileycentral.com/cat/28/28_2_4v.gif
Highlander
08-10-2004, 19:12
Aşağıdaki adrese bi bakın bakalım...
http://www.islamievlilik.com
Mini Golf (http://www.tekzoned.com/games/miniputt/index.html)
Klasik SNAKE (http://www.tekzoned.com/games/snake/index.html)
San Francisco
08-10-2004, 23:26
BSPRO topiğinden... İngilize fena takmışlar..
Forumda İngiliz diye bir üye yok. Siz uzun zamandır kiminle konuşuyorsunuz sevgili arkadaşlar :)
03.02.2004 tarihinde,Bangkok'ta yer alan Conrad oteli için Alman pasta ustası Gregor Pfaff tarafından elle yapılan 922 kilo ve 5 metre yüksekliğinde kalp şeklinde çukulata.
Japon kıyılarında yaşanan tayfun nedeniyle görülen dev dalgalar.
Yükseklik yeterli olmamış
"Aracın sürücüsü yükü kontrol ediyor..!!"
Soul singer James Brown , in this Aiken County Sheriff's Office photo, was arrested Wednesday, Jan. 28, 2004, and charged with criminal domestic violence. (01/28/04)
Air Hockey (http://www.tekzoned.com/games/airhockey/index.html)
greenback
09-10-2004, 10:14
.
THY ile Air Canada arasinda yapilan gorusmelerde anlasma saglanamadi
Direkt ucuslar tehlikede
THY Yönetim Kurulu üyesi Hamdi Topçu, Air Canada ile Montreal’de yaptıkları görüşmeden Toronto’ya İstanbul’dan direkt uçuş için izin alamadıklarını söyledi. Kanada tarafındaki resmi muhatapları olan Air Canada’nın içinde bulunduğu zor durumun görüşmeleri olumsuz etkilediğine değinen Topçu, “Bize uçaklarınızı dolduracak sayıda Kanada’da Türk yok, bizim yolcumuzu taşıyacaksınız” denildi. İşbirliği yapalım dedik. Biz uçalım siz ortak olun dedik. Gerekirse siz Türkiye’ye uçun teklifini yaptık. Hiçbirine yanaşmadılar. THY olarak bizler iki yıl içinde 76 olan dış noktaya uçuş sayımızı 104’e çıkarmayı hedefliyoruz. Bu hedeflerimiz arasında Toronto ilk sırada yer alıyor. Air Canada bugün evet dese bir hafta sonra Toronto’ya uçacak şekilde hazırlıklarımızı tamamladık. Görüşmelerimiz olumsuz sonuçlansa da tamamen ret almadık. Görüşmelerimiz devam edecek, yeni raporlar hazırlayıp sunacağız. Ama ne zaman uçacağımızı bilmiyoruz. Bütün Kanada firmaları Türkiye’de rahat iş yaparken bir Türk firması olarak THY’ye engel konuluyor. THY’nin yakında bölgesel uçak ihaleleri olacak. Kanada firması Bombardier’in bu ihalelere özel ilgisi var. Bunu dikkate alacağız.” şeklinde konuştu. Pazarlama ve Satış Başkanı Faruk Çizmecioğlu ise Kanada tarafının kendilerini Montreal’e uçmaya zorladıkları, ancak hattın sürekli olabilmesi için tercihlerinin Toronto olduğunu söyledi. Çizmecioğlu, THY’nin Toronto’ya uçmaması için Türk yolcuların yüzde 29’unu taşıyan Lufthansa’nın ve diğer firmaların Air Canada üzerinde baskı oluşturduklarını söyledi.
Kamuoyu desteğine ihtiyacımız var
THY Toronto Ofisi’nde Federasyon Başkanı Aslı Özdemir, Anadolu Kültür Merkezi Başkanı Binali Bulut, Fatih Eğitim Vakfı Başkanı Muzaffer Koşar, Sunrise, Bizim Anadolu ve CANADATÜRK’ün temsilcileriyle buluşan Hamdi Topçu ve Faruk Çizmecioğlu, Toronto’ya uçmak için Türkiye’ye gidiş gelişlerdeki sıkıntıları ortadan kaldıracak bu proje için destek istediler. Demokratik ülkelerde vatandaşın isteklerinin yetkili mercilerin karar vermesinde çok etkili olduğuna değinen Hamdi Topçu, THY olarak kendilerinin ellerinden gelen çabayı sarfettiklerini ve bu aşamadan sonra Air Canada’yı ikna etmek amacıyla Türk toplumu sivil toplum örgütleri aracılığıyla isteklerini yetkili mercilere ulaştırılmasını istedi.
CTN/Toronto
AloneWolf
09-10-2004, 12:26
Coca Cola'nin pazarlama temsilcilerinden biri
Ortadogu'daki
gorevinden buyuk bir hayalkirikligiyla donmu$.. bir arkada$i ona
sormu$:
"Sence Araplar uzerinde niye ba$arili olamadiniz?"
"Beni Ortadogu'ya ilk gonderdiklerinde kendime cok guveniyordum, bir tek
sorun vardi o da arapca bilmememdi.. o yüzden onlara vermek
istedigim mesaji yanyana 3 poster halinde duzenledim.. 1. posterde kizgin
bir colde kumlarin ustunde surunen, susuzluktan kavrulmu$ bir adam...
ikinci posterde adam yerde buldugu Coca Cola alip iciyor.. ucuncu posterde
ise adam diriliyor ayaga kalkiyor ve capcanli oluveriyor.."
"Eee bu harika bir reklam, niye i$e yaramadi?"
"Araplarin sagdan sola dogru okuduklarini bilmiyodum ki?!"
Klasik TETRİS (http://www.tekzoned.com/games/flashblox/index.html)
3D Masa tenisi (http://www.tekzoned.com/games/pong3d/index.html)
Topu ayağınızda yere düşürmeden kaç kere sektirebilirsiniz..?? (http://www.tekzoned.com/games/kickups/index.html)
Bir diziden...
" Görüyor musun Norm, bunun gibi... Bir bufalo sürüsü en yavaş bufalonun hızında hareket eder. Sürü saldırıya uğradığında ilk olarak en arkadaki zayıf ve yavaş olanlar öldürülür. Bu doğal seleksiyon sürünün tümü için yararlıdır çünkü sürünün genel hızı ve sağlığı bu zayıf üyelerin ölümü sayesinde korunur. Aynı şekilde insan beyni de en yavaş beyin hücrelerinin hızında çalışır. Bugün bildiğimiz gibi alkolün aşırı tüketimi beyin hücrelerini öldürmektedir. Ancak doğal olarak en yavaş ve zayıf beyin hücrelerine saldırmaktadır. Bu yolla biranın ve/veya şarabın düzenli tüketimi zayıf beyin hücrelerini öldürerek beynin daha hızlı ve etkili bir makine olmasını sağlamaktadır. Normalde işte bu nedenle bir kaç kadehten sonra her zaman kendini daha zeki hissedersin."
serdarkus
09-10-2004, 17:50
Damda puşi işlerem,
Kız yanağın dişlerem,
Seni bahan versinler,
Saç bağın gümüşlerem.."
Damda puşi işlisen,
Kız yanağı dişlisen,
Ihlası sana verseler,
Mınıcıklayıp durursen..
Paranin gözü kör olsun :D
serdarkus
09-10-2004, 19:30
Paranin gözü kör olsun :D
:rolleyes:
:roll:
Resimdeki arkadaşın,
Ihlas'dan önce..
Ihlas'tan sonra..
hali sanırım. :cool:
greenback
09-10-2004, 19:43
bu yıl cumhuriyetçilere oy verdim
zira demokratlar ağzımda kötü bir tad bıraktı...
greenback
09-10-2004, 19:44
> > BAZEN
> >
> > * * *
> >
> > Bazen agladiginizda,
> > kimse goz yaslarinizi gormez.
> >
> > Bazen iciniz yandiginda,
> > kimse acinizi gormez.
> >
> > Bazen endiselendiginizde,
> > Kimse derdinizi gormez.
> >
> > Bazen mutlu oldugunuzda,
> > kimse guldugunuzu gormez.
> >
> > Ama bi yellenseniz...
> > Bir kerecik yellenseniz..
greenback
09-10-2004, 20:13
mazhi ye teselli...
bikmisbroker
09-10-2004, 22:02
1. Cilik, Culuk
Reklamci Ali Taran'a, balikçi soruyor, "Ne is yaparsin?" diye.
"Reklamcilik amca..."
Adam diyor ki; "Desene sen de benim gibi bi bok degilsin. Bak oglum, bir meslegin kiçinda 'cilik, culuk' lafi varsa o is, is degildir.
Balikçilik, reklamcilik, bankacilik mesela...
Digerlerine bak.
Doktor,mühendis, hakim... Sonlarinda hiç cilik, culuk var mi ?
2. BEYIN NE IS YAPAR?
Temizlikci bir kadin disardan ilkokul diplomasi almak icin sinava girer.
Tabiat bilgisi sorulari ve cevaplari soyle:
Soru : Mide ne is yapar?
Cevap : Sindirim yapar, yediklerimizi ögutur
Soru : Akciger ne is yapar?
Cevap : Solunum yapar. Bizi yasatir.
Soru : Kalp ne is yapar?
Cevap : Dolasim yapar.
Soru : Beyin ne is yapar?
Cevap : Bizim apartmanda kapicilik yapar...
DİPLOMASİ >
>Adamin biri Afrika'da safariye çikarken yanina minik köpegini de
almis.
>Minik köpek bir gün ormanda dolasip,kelebekleri kovalar,çiçekleri
>koklarken kayboldugunu fark etmis.Ne yapacagini düsünürken bir de
bakmis
>ki karsidan bir leopar geliyor ve belli ki günlük yiyecegini
>ariyor."Simdi basim dertte" diye düsünmüs minik köpek.Etrafina bakmis
>yerde kemik parçalarini görmüs.Hemen arkasini leoparin geldigi yere
>dönerek kemikleri kemirmeye baslamis,bu arada da arkadaki hareketi
>kestirmeye çalisiyormus. Leopar tam saldiracakken minik köpek kendi
>kendine konusmus;"Ne kadar lezzetli bir leoparmis. Acaba etrafta
bundan
>bir tane daha var mi?"Bunu duyan leopar bir anda donmus kalmis ve en
>yakindaki agaca tirmanmis.''Tam zamaninda kurtardim yoksa bu köpege
yem
>olacaktim"diye düsünmüs. Bütün bunlar olup biterken bir baska agacin
>üstündeki bir maymun olanlari izliyormus.Bildiklerini kullanarak
bundan
>sonra leopardan kurtulabilecegini düsünmüs Leoparin yanina giderek
neler
>oldugunu anlatmis..Leopar çok sinirlenmis ve maymuna "Atla
sirtima,gidip
>sunu yakalayalim"demis. Ancak minik köpek neler oldugunu ve leoparin
>sirtinda maymunla birlikte süratle kendisine yaklastigini fark
>etmis."Simdi ne yapacagim" diye düsünürken, kaçmaya tesebbüs
>etmemis.Bunun yerine arkasini leoparin geldigi yöne dönerek, kemikleri
>kemirmeye devam etmis.Tam leopar saldiracakken yine kendi kendine
>konusmus;"Bu aptal maymun nerede kaldi? Yarim saat önce bir leopar
daha
>getirsin diye gönderdim hala haber yok!"
>
>Diplomasi böyle birsey iste.
H.ömer iren
11-10-2004, 12:54
http://futbul.freeserverhost.com/index.php
Stad daki vazifenizi ögrenin yukarıda birkaç kişiye baktım.
ömer, stadlardaki göreviniz, Kıçıkırık Santrafor
selçuk efendi
11-10-2004, 21:50
büssürü karika bulduuuuum... şööle başlıyalım bakalım.. dergi gibi olcak yav... bi de şu her resim için metin girmek olmasa....
selçuk efendi
11-10-2004, 21:52
selçuk erdemlen başladık.. var daa
selçuk efendi
11-10-2004, 21:53
daa sırada yiit özgür var, bu ne ki...du bakalım
selçuk efendi
11-10-2004, 21:54
hımm
selçuk efendi
11-10-2004, 21:55
penguen bu hafta ikinci yıl için özel bi de dergi hazırlamış
selçuk efendi
11-10-2004, 21:58
bu son s.e
selçuk efendi
11-10-2004, 22:00
yiit özgürleri de koyalım şööle...
selçuk efendi
11-10-2004, 22:01
yiit özgürün tipi falan çizilmiş dergide, hiç beklediim gibi çıkmadı...
selçuk efendi
11-10-2004, 22:02
ama belki de avrupa yakasındaki şesu gibi bişiydir...
HER ANIN GÜZELLİĞİNİ YAŞAYANLAR İÇİN……..
“Carpe diem”(*)
“Farz edin ki her sabah hesabınıza 86400 Amerikan Doları kredi veren bir bankanız var, ama bir günden diğerine hiç bakiye devretmiyor.
Tutarı ne olursa olsun, kullanmadığınız bakiye miktarı her akşam iptal ediliyor.
Böyle bir durumda ne yapardınız?
Tabii ki son kuruşuna kadar çekerdiniz!!!!
Aslında, hepimizin böyle bir bankası var. Adı ZAMAN
Her sabah ise, iyi şeylere yatırım yapmadığınız kısmını silip, hesabınıza zarar kaydediyor. Hiç devretmiyor. Kredi miktarından bir kuruş fazla kullandırmıyor. Hergün size yeni bir hesap açıyor. Her akşam günün bakiyesini yakıyor.
Eğer günlük depozitolarınızı kullanmadıysanız, bu zarar sizindir. Geriye dönüş yok. Yarından avans çekmek yok. Bugünü, bugünkü depozitonuzla yaşamalısınız.
Ona yatırım yapın ki, size sağlık, mutluluk ve başarı olarak geri dönsün.
Zaman akıp gidiyor gününüzü gün etmeye bakın!
BİR SENE’nin değerini anlayabilmek için sınıfta kalan bir öğrenciye sorun.
BİR AY’ın değerini anlayabilmek için, premature bir bebeği dünyaya getiren anneye sorun.
BİR HAFTA’nın değerini anlayabilmek için, haftalık derginin editörüne sorun.
BİR DAKİKA’nın değerini anlayabilmek için, treni henüz kaçırmış bir kişiye sorun.
BİR SANİYE’nin değerini anlayabilmek için, bir kazayı kıl payı atlatmış bir kişiye sorun.
BİR MİLİSANİYE’nin değerini anlayabilmek için, olimpiyatlarda gümüş madalya kazanan kişiye sorun.
Sahip olduğunuz her anı değerlendirin. Daha fazla değer verin, çünkü onu çok özel biriyle, zamanını harcamaya değecek kadar özel biriyle paylaştınız.
Şunu untmayın ki zaman hiç kimseyi beklemez.
Dün artık mazi oldu. Yarın ise muamma. Bugün ise avuçlarımızın içinde bize sunulmuş bir armağandır.
Dostlar nadide mücevherlerdir, şüphesiz. Sizi güldürür, başarı için cesaretlendirirler. Size kulak verir, sizinle övgü sözlerini paylaşır ve her zaman kalplerini size açmaya hazırdırlar. Dostlarınıza ne kadar değer verdiğinizi gösterin……
(*) Carpe diem : Günü, anı ya da zamanı yakalamak anlamında kullanılır.
selçuk efendi
11-10-2004, 22:03
iki sonrakinde diier karikalara geçcez ama araya adam aldık vallaa, tüh.. yeterince hızlı diilim demek ki.. ya da çok karika var:)
selçuk efendi
11-10-2004, 22:05
hah işte bu son yiit özgür, son ikisi biraz küçük olmuş ama olsun...
selçuk efendi
11-10-2004, 22:06
ee, ben bööle bööle uzman üye olcam nerdeyse, point gücüm yükselcek ama , di mi :p
selçuk efendi
11-10-2004, 22:08
az önce dil çıkaran smiley kullandım ya, çok komik ve de çok güzel bi smiley o... bi daa kullaniim mi, kullaniim :p
selçuk efendi
11-10-2004, 22:10
bak lafa daldık, see'nin kurbanlık karikaları bunnar da.. daa vakit var ama, soora olmam belki burda.. elim deymişken gönderiim...
selçuk efendi
11-10-2004, 22:11
bakalım 5000. mesaj benim olcek mi... 4000i yaptım, bakalım...
selçuk efendi
11-10-2004, 22:12
galbaa bunlan bitti, şindilik bu kadar ama belli mi olur.... :)
selçuk efendi
11-10-2004, 22:14
son bi yiit özgür kalmış, onu da yolliim
AloneWolf
12-10-2004, 09:47
Adam arkadaşının latex-kauçuk ürünler yapan fabrikasını geziyordu...
Bir ara bir otomatik makinanın başına geldi ve makinadan şu seslerin geldiğini duydu ;
-pissst ....PAT !.....pissst ..PAT !......pissst....PAT !..........
Merak edip sordu bu makinanin ne yaptığını ve neden bu seslerin geldiğini..
Arkadaşı cevapladı :
- Bu makina biberon emziği yapıyor....
pisst sesi kalıba gelen latexin şişirilip emzik formu aldığını ,
pat seside ucuna açılan deliğin sesini belirtir...
Geziye devam edip başka bir makinanin başına geldiler.
Bu makinadan da benzeri sesler geliyordu ama sıralamaları farklıydı ; - Pisssst...Pisssst...Pissssst....Pisssst ...PAT !.....
Adam gene meraklanıp sordu ;
- Peki bu ne makinası ?
- Bu bir kondom makinasıdır..
- Ama neden 4 Pisst tan sonra 1 PAT sesi geliyor...
Arkadaşı yanıtladı ;
- Her 4 kondomdan sonra 1 tanesinin ucunu deliyoruz da ondan..
Adam şaşkınlıkla ve biraz da kızarak sordu..
- Ama neden..? Bu yaptığınız hiç hoş değil..
Arkadaşı cevap verdi..
- Öyle ama..o zaman da emzik işi fazla para getirmiyor...!!
selçuk efendi bi tanesini unutmuşsun... :p
Tokat atın rahatlayın,rekor kırın yorum yazmaya hak kazanın..!!! :D (http://www.deganso.com/slapbush/index.php)
selçuk efendi
12-10-2004, 19:56
selçuk efendi bi tanesini unutmuşsun... :p
saaolasın çorumlu kardeşim, eline saalık... arada bi omuz atın da şenlendirelim ortalıı :)
http://www.allfunnypictures.com/images/footjpg.jpg
Pedikür vakti :D :gulen:
113 tokat yeter....................
dost dediğin böyle olur...............
Bir zamanlar, Uzak Doğu'da, artık yaşlandığını ve yerine geçecek >
birini seçmesi gerektiğini düşünen bir imparator varmış.
> Yardımcılarından
> ya da çocuklarından birini seçmek yerine; kendi yerine geçecek kişiyi
değişik bir yolla seçmeye karar vermiş. Bir gün, ülkesindeki tüm gençleri
> çağırmış ve:
>
>
> "Artık tahttan inip yeni bir imparator seçme vakti geldi. Sizlerden
birini seçmeye karar verdim." demiş.
>
> Gençler şaşırmışlar, ancak o sürdürmüş:
> "Bugün hepinize birer tohum vereceğim. Bir tek tohum... Ama bu çok
özel bir tohum. Evlerinize gidip onu ekmenizi, sulayıp büyütmenizi
istiyorum. Tam bir yıl sonra büyüttüğünüz o tohumla buraya
geleceksiniz.
>
> Sizi,
> yetiştirdiğiniz o tohuma göre değerlendirip, birinizi imparator >
seçeceğim."
>
> Gençlerin arasında Ling adında biri varmış. O da diğerleri gibi >
tohumunu almış.. Eve gidip heyecanla olayı annesine anlatmış. Annesi bir
>
> saksı ve biraz toprak bulup, onun tohumu ekmesine yardım etmiş. Sonra
birlikte dikkatlice sulamışlar. Her gün sulayıp büyümesini
> bekliyorlarmış.
> Yaklaşık üç hafta sonra diğer gençler tohumlarının ne kadar
> büyüdüğünü anlatırken, Ling hayretle kendi tohumunda hiçbir değişiklik
> olmadığını görüyormuş. Üç hafta, dört hafta,beş hafta geçmiş... Hala
hiçbir
> şey yokmuş. Diğerleri yetişen bitkilerinden söz ederken Ling çok
üzülüyormuş.
> İmparatorun onu beceriksiz sanmasından çok endişeleniyormuş. Ancak,
arkadaşlarına hiç bir şey demiyor sabırla bekliyormuş.
>
> Sonunda bir yıl bitmiş ve tüm gençler bitkilerini imparatorun >
huzuruna getirmişler. Ling, annesine boş saksıyı götüremeyeceğini
söyleyince, annesi ona cesaret verip; saksısını götürüp dürüst bir şekilde
> olanları
> imparatora anlatmasını istemiş. Ling,annesinin sözünü tutmuş ve boş
saksıyla
> saraya gitmiş. Saraya varınca; gördüğü bitkilerin güzellikleri >
karşısında
> şaşırmış. Sonra imparator gelmiş ve tüm gençleri selamlamış. Ling,
arkalarda
> bir yerlere saklanmaya çalışıyormuş.
>
> "Ne büyük bitkiler, çiçekler ve ağaçlar yetiştirmişsiniz. Bugün >
biriniz imparator olacak." demiş imparator.
>
> Aniden arkada elinde boş saksısıyla Ling'i fark etmiş. Hemen
> muhafızlarına onu öne getirmelerini emretmiş. Ling çok korkmuş. "Sanırım
>
> beceriksizliğimden dolayı beni öldürtecek."
> Ling öne geldiğinde imparator adını sormuş.
>
> "Adım Ling." demiş.
>
> Tüm gençler gülüşüp onunla alay etmeye
> başlamışlar.Imparator onları susturmuş. Ling'e bakıp kalabalığa doğru
dönmüş.
>
>
> "Yeni imparatorunuzu selamlayın. Adı Ling!" demiş. Ling inanamamış.
Çünkü
> tohumunu bile yetiştirememiş, nasıl imparator olurmuş?...
> İmparator devam etmiş:
>
> "Bir yıl önce burada herkese bir tohum verdim.
> Siz ekip, sulayıp bir yıl sonra getirecektiniz. Ama hepinize kaynamış
tohum vermiştim. Asla büyümeyecek olan... Ancak Ling'in dışında herkes
> ağaçlar, bitkiler ve çiçekler getirdi; çünkü tohumun büyümediğini fark
> edince hepiniz onu bir başka tohumla değiştirdiniz. Oysa sadece Ling
içinde benimverdiğim tohum olan boş saksıyı getirme cesaret ve
> dürüstlüğünü
> gösterdi.
> Onun için yeni imparatorunuz o olacak!!!"
>
>
> En sade doğrular mı? En renkli yalanlar mı ?
:rolleyes: :rolleyes:
Amanın.... :eek: :eek: :eek:
Salacaklı
12-10-2004, 23:00
1 lira borç için 3 milyar 858 milyon faiz istedi. Mahkeme reddetti...
VAKIFBANK'IN İŞGÜZARLIĞI...
Ankara 2. Tüketici Mahkemesi, Türkiye Vakıflar Bankası'nın, bireysel kredi ödemesi sırasında 1 lira borcu kalan Ahmet Sarı ile kefil Nurullah Yazıcı aleyhine açtığı 3 milyar 858 milyon 957 bin 358 liralık alacak davasını reddetti.
Edinilen bilgiye göre, Ahmet Sarı adlı vatandaş, Türkiye Vakıflar Bankası'ndan 2 Aralık 1997 tarihli Bireysel Kredi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi'ne istinaden 06 AS 697 plakalı aracın alımı için 10 milyar lira kredi kullandı. Kredi alımı sırasında, Nurullah Yazıcı adlı kişi de kefil oldu.
Vakıflar Bankası, aldığı krediyi geri ödeme planına uygun ödemediği iddiasıyla borçlu Sarı ile kefil Yazıcı aleyhine, 1 lirası asıl alacak, 3 milyar 675 milyon 197 bin 483 lirası faiz, 183 milyon 759 bin 874 lirası BSMV olmak üzere toplam 3 milyar 858 milyon 957 bin 358 liranın tahsili istemiyle 2. Tüketici Mahkemesi'ne dava açtı.
Tüketici Mahkemesi Yargıcı Naci Özdamar, bankanın açtığı davayı reddetti. Kararda, şu görüşlere yer verildi:
''Davacı banka, davalılara keşide ettiği 2 Şubat 1999 tarihli ihtarnamede 2 Ekim 1998 tarihli taksidin ödenmediğinden bahisle temerrüde düşüldüğünü iddia etmişse de, bu borcun nasıl oluştuğunu gerek ihtarnamede gerekse yargılama aşamasında açıklayamamıştır. Davacı, davasını ispat etmek zorundadır.
Kaldı ki 2 Ekim 1998 tarihinde 1 lira tedavülde yoktur. Tedavülde bulunmayan, günlük hayatta kullanılmayan ve alım gücü olmayan bir paradan dolayı takip yapılamaz. Bu istem, 'hakkın kötü kullanılmasının' en bariz örneğidir.'' Yargıtay 13. Hukuk Dairesi de bu kararı, yasaya uygun bularak onadı.
selçuk efendi
12-10-2004, 23:19
alın bakam üç karika...biiir
selçuk efendi
12-10-2004, 23:21
ikiiii: kapıma dayanma sakın yakarım inaaaan yakarıııııııım :p
(karikayla alaakası yok, bunu dinniyom)
selçuk efendi
12-10-2004, 23:23
üüüüüç: rezil olur ele güne, aldırmadan hiç kimseye, yaka paça seni atarıııım
serdarkus
13-10-2004, 12:16
" Gılgamış'tan sonra ''Barbar Conan'' Anadolu topraklarında
Efsanevi Gılgamış'tan sonra barbar Conan da Türkiye'ye gelmeye hazırlanıyor. Filmin üçüncüsünü çekmek için kolları sıvayan yönetmen John Milius'un ülkemize gelerek mekan aradığı ve beğendiği bazı mekanlar arasında karar vermeye hazırlandığı ifade edildi...
13.10.2004 - 10:20 "
:rolleyes:
Araştırdım..
Üçüncü olarak da "En Kahraman Rıdvan" filmi yolda.. yeldeğirmeni gibi dönen IHLAS tahtasına doğru umutsuzca hamle üstüne hamle yapan genç ve bakir yatırımcıların ölümsüz destanı!. :cool:
AloneWolf
13-10-2004, 12:29
BİRAZ DA GÜLELİM:
Bir gün bir kişi davet edildiği yemekte masa başında gaz çıkarmak ister
ama çok utanır.Kendini biraz sıkar.Bir yandan da evin sahibinin köpeğine
yemek vermektedir.Çünkü köpek tam ayağının yanında masanın altında
yatmaktadır.Dayanamaz ve biraz kaçırır.Ev sahibi:
-Bıcııııır! der. Adam köpekten şüphelendiler diye sevinir ve bir daha gaz
kaçırır.Ev sahibi yine;
-Bıcııııır! der. Adam artık iyice cesaret toplar ve kendini rahat
bırakır.Büyük bir sesle yellenir ve ev sahibi:
-Bıcır kaç sıçacak!!, der.
selçuk efendi
13-10-2004, 19:20
karika getürdümmmmmmmm
selçuk efendi
13-10-2004, 20:02
........
selçuk efendi
13-10-2004, 20:03
.........
Remix yapmak isterseniz deneyin...!! (http://www.bacardidj.com/bacardidj.asp?marketid=1&listenId=§ion=&vote=)
Dizayn ödülü almış bir evin avlusu
Klavyede ne kadar hızlısınız..?? :) (http://hannu.daug.net/letters/index.php )
AloneWolf
14-10-2004, 10:35
Bosuna
Sen yoksun
Bosuna yagiyor yagmur
Birlikte islanamayacagiz ki
Bosuna bu nehrin
Çirpinip pirpirlanmasi
Kiyisinda oturup göremeyecegiz ki
Uzar uzar gider
Bosuna yorulur yollar
Birlikte yürüyemeyecegiz ki
Özlemler de ayriliklar da bosuna
Öyle uzaklardayiz
Birlikte aglayamayacagiz ki
Seviyorum seni bosuna
Bosuna yasiyorum
Yasami bölüsemeyecegiz ki
Aziz Nesin
bikmisbroker
14-10-2004, 11:26
TÜRK İNSANININ, AB'YE GİRDİKTEN SONRA OLMASI KUVVETLE MUHTEMEL DAVRANIŞ BİÇİMLERİ–1
- Paris'te Eyfel Kulesi, Londra'da Big Ban Kulesi, İtalya'da Pisa Kulesi'nin önünde korsan cd satmak…
- Venedik'te romantik bir yürüyüş yapmakta olan çiftlere; mısır, kağıt helva, kestane gibi çerezler satma girişiminde bulunmak…
- Avrupa başkentlerinin en merkezi caddelerine teker teker simit sarayı açmak…
- Yine Avrupa'nın metropollerinde özel minibüsten, otobüsten, panelvandan seyyar genelevler çalıştırmak…
- Londra'da Wembley Stadyumu'nun etrafında tezgahlar açıp, saha içinde hakeme ve futbolculara atılmak üzere her türden yabancı madde (cep tel., elma, yumurta) satmak…
- Çelik jantlı ve deri koltuklu full aksesuar araçlarla, Madrid sokaklarında müziğin sesini sonuna kadar açıp son hit parçaları bütün mahalleye dinletmek…
- Brüksel Adliye'sinin önüne PVC kaplama makinesi ve tezgahı kurmak, gelenin geçenin ehliyetini, kimliğini ve pasolarını kaplamak…
- Sınırlar ortadan kalkacağı için internetten düşürdüğü kızların yanına ilk uçakla gitmek…
- Her ülkenin iç dinamiklerine göre arabalarını modifiye etmek…Fransa'da Reno Megane görünümlü Clio, Almanya'da Opel Vectra görünümlü Astra, İtalya'da Fiat Marea görünümlü Siena gibi modeller türetmek…
- İngiltere'de bir Man. Utd.'lı bir Arsenal'li bir Chelsea'li, İtalya'da bir İnter'li bir Milan'lı bir Juventus'lu, İspanya'da bir Real Madrid'li, bir Barcelona'lı bir Valencia'lı spor yazarından oluşan ve yorumcuların saatlerce saçmaladığı spor programları düzenlemek….
''Al Tanrım aklımı ki zaten bende değil '' ;)
bikmisbroker
14-10-2004, 12:27
"Kalp Testi"
Okulun ilk gününde 5 nci sinifin önünde dururken, ögretmen çocuklara bir yalan söyledi. Çogu ögretmen gibi, ögrencilerine bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi. Ancak, bu imkansiz idi, çünkü ön sirada, oturdugu yerde bir yana kaykilmis, ismi Teddy Stoddard olan küçük bir oglan vardi.
Bayan Thompson bir yil önce Teddy'yi izlemisti ve diger çocuklarla iyi oynamadigini, elbiselerinin kirli oldugunu ve sürekli olarak kirli dolastigini gözlemisti. Ilave olarak, Teddy tatsiz olabiliyordu.
Bu öyle bir noktaya geldi ki, bayan Thompson onun kagitlarini büyük kirmizi bir kalemle isaretlemekten, kalin çarpilar (X) yapmaktan ve kagidinin üstüne büyük "F" (en düsük derece) koymaktan zevk alir oldu.
Bayan Thompson'un okulunda, her çocugun geçmis kayitlarini incelemesi gerekiyordu ve Teddy'nin kayitlarini en sona birakti. Ancak, onun hayatini gözden geçirdiginde, bir sürpriz ile karsilasti.
Teddy'nin birinci sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy gülmeye hazir parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz yapiyor ve çok terbiyeli... Onun etrafta olmasi çok eglenceli.
Ikinci sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy mükemmel bir örgenci, sinif arkadaslari tarafindan çok seviliyor, ama annesinin ölümcül bir hastaligi oldugu için sikinti içinde ve evdeki yasami mücadele içinde geçiyor."
Üçüncü sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy'nin annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Teddy elinden gelenin en iyisini yapmaya çalisiyor, ama babasi ona ilgi göstermiyor ve eger bazi adimlar atilmazsa evdeki yasami yakinda onu etkileyecek."
Teddy'nin dördüncü sinif ögretmeni söyle yazmisti, "Teddy içine kapanik ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok fazla arkadasi yok ve bazen sinifta uyuyor."
Simdiye kadar, Bayan Thompson problemi kavradi ve kendinden utandi. Ögrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kagitlarla sarilmis Noel hediyeleri getirdiginde bile çok kötü hissetti, Teddy'nin ki hariç.
Teddy'nin hediyesi bir marketten aldigi kalin, kahverengi ambalaj kagidi ile beceriksizce sarilmisti, Bayan Thompson onu diger hediyelerin ortasinda açmaktan aci duydu. Bayan Thompson paketten taslarindan bazilari düsmüs yapma elmas tasli bir bilezik ve çeyregi dolu olan bir parfüm sisesi
çikarinca çocuklardan bazilari gülmeye basladi...Ama o bilezigin ne kadar güzel oldugunu haykirdiginda çocuklarin gülmesini engelledi, bilezigi takti ve parfümü bileklerine sürdü. Teddy Stoddard o gün okuldan sonra ögretmenine sunu söylemek için kaldi, "Bayan Thompson, bugün ayni annem gibi kokuyordunuz".
Çocuklar gittikten sonra, bayan Thompson en az bir saat agladi.
O günden sonra, okuma, yazma ve aritmetik ögretmeyi birakti. Bunun yerine, çocuklari egitmeye basladi. Bayan Thompson Teddy'e özel dikkat gösterdi. Onunla çalisirken, zihni canlanmaya basliyor görünüyordu. Onu daha fazla tesvik ettikçe, daha hizli karsilik veriyordu. Yilin sonuna kadar,Teddy
siniftaki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocuklari ayni derecede sevdigi yalanina ragmen,
Teddy onun gözdelerinden biri idi.
Bir sene sonra, Bayan Thompson kapisinin altinda Teddy'den bir not buldu, ona hala tüm yasaminda sahip oldugu en iyi ögretmen oldugunu söylüyordu.
Alti yil sonra Teddy'den bir not daha aldi. Liseyi bitirdigini, sinifinda üçüncü oldugunu
ve onun hala hayatindaki en iyi ögretmen oldugunu yazmisti.
Bundan dört yil sonra, bazi zamanlar zor geçmesine ragmen okulda kaldigini, sebatla çalismaya devam ettigini ve yakinda kolejden en yüksek derece ile mezun olacagini yazan baska bir mektup aldi. Yine Bayan Thompson'un tüm yasamindaki en iyi ve ne favori ögretmen oldugunu yazmisti.
Sonra dört yil daha geçti ve baska bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasini aldiktan sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdigini açikliyordu. Mektup onun hala karsilastigi en iyi ve en favori ögretmen oldugunu açikliyordu. Ama simdi ismi biraz daha uzundu...Mektup söyle imzalanmisti, Theodore F. Stoddard, MD. (tip doktoru).
Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çikan baska bir mektup var.
Teddy bir kizla tanistigini ve onunla evlenecegini söylüyordu.
Babasinin birkaç hafta önce vefat ettigini açikliyordu ve evlenme töreninde Bayan Thompson'un damadin annesine ayrilan yere oturup oturamayacagini soruyordu.
Süphesiz Bayan Thompson bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?
Taslari düsmüs olan o bilezigi takti. Dahasi, Teddy'nin annesinin süründügü parfümden sürdü.
Birbirlerini kucakladilar ve Dr. Stoddard, Bayan Thompson'un kulagina söyle fisildadi, "Bana inandiginiz için tesekkür ederim Bayan Thompson. Bana önemli oldugumu hissettirdiginiz ve bir fark yaratabilecegimi gösterdiginiz için çok tesekkür ederim"
Bayan Thompson, gözlerinde yaslarla fisildadi, söyle dedi, "Teddy, yanlis seylere sahiptin. Bir fark yaratabilecegimi bana ögreten sensin. Seninle tanisincaya dek, nasil ögretecegimi bilmiyordum".
(Bilmeyenler için, Teddy Stoddard, Des Moines'teki Stoddard Kanser Binasi olan Iowa Methodist'te doktordur.)
AloneWolf
14-10-2004, 13:46
Muhteşem !;)
AloneWolf
14-10-2004, 14:03
http://mizah.milliyet.com.tr/a-detay.asp?Kategori=103
AloneWolf
14-10-2004, 14:15
ASİ BİR KÜHEYLAN
Aşiret çocuguyam, adım küheylan,
Kızılca kıyamet yaylasında dogmuşam
Koyaklarda kartal uçurmuşam, kurt kovalamışam
Adam vurmuşam!
Onursuz yaşanmaz demişem
Rezil-Rüsva etmemişem kendimi böceklere!
Yavri yavri...
Bu yüzden dik bakaram adamın yüzüne
Bu yüzden böyle hoyrat kalmışam..
Asi bir küheylanam, anam rüzgar, babam gurbet
Bin yıldır bu koğuştayam
Diz çöktürmez beni hasret!.
Seni sevmişem.. bir kekliğin sesini üzmekten sakınır gibi
Seni sevmişem
Gururlu dağ çiçeklerini göğsüme takınır gibi
Ben sazımı kıl çadırların boynuna asıp da
Öyle gelmişem buraya
yavri yavri..
Ölürsem iradi ölürem
Harlanmış bir kılıca alnımla dokunur gibi!.
Asi bir kuheylanam, gözlerini benden ayırma
Kırılıp düşerem sonra
Kimse bakmaz yarama..
Bana ne getirmişen cicom,
Karda çürümüş sümbül soğanları mı?
Yoksa toz kaldıran taylarımı,
Dar geçitlerde mi kanatmışan?
O göçebe sevdamızın yamacına şimdi
Kimler konmada, söyle
Yavri yavri..
Söyle kınalı kuzum nerede
Onu hangi soysuzun sürüsüne katmışan?
Asi bir kuheylanam, mahmuz vurma düşüme
Delerem bu duvarları
Candarma kavuşmaz peşime!
Ben ki dipsiz uçurum boylarında
Paramparça olmuş, ölmemişem..
Ben ki huysuz nehir yataklarında
Yaralarımı çamurla sıvamışam..
Nasıl sığaram düşündün mü
Şu altı adımlık tosbaga voltasına şimdi?
Yavri yavri
Dağların çıldırtan öykümü
Ben bu demirlere dişlerimle yazmışam!
Asi bir kuheylanam.. el süremezler yeleme
Bırak yırtılayım, bırak
Gem vurma benim dilime!..
Hüznün duvarlarında sıvası dökülmüş bir yer vardır
Bilir misen yavri?
Bilir misen, çiçekler çentik çentik solar
Bu gavur ölüsü akşamlarda?
Bırak, gözyaşlarımın oydugu çukurlar
Öylece betonda kalsın..
Dolansın peşime, bir metelik etmez bu sırtlan adımları, dolansın
Yavri yavri
Şapkam namusumdur, koma buralarda
Koma, tesbihim dağılmasın!.
Asi bir kuheylanam, kesmez beni bu acılar
Beni vursada bu puştlar
Ancak sırtımdan vururlar!
Yusuf Hayaloğlu
AloneWolf
14-10-2004, 18:11
HÜKÜMSÜZDÜR
Boş arsalarda top oynayarak
Uçurtmaların peşinde koşarak
Oyuncak arabaların hayalini kurarak geçen
Çocukluğumu kaybettim
HÜKÜMSÜZDÜR
Umutsuz bir sevdanın peşinde umutla dolanarak
Kah eğlenip, kah çalışarak
Hiç bitmeyecek sanarak geçen
Gençliğimi kaybettim
HÜKÜMSÜZDÜR.
Yıkılmış hayallerin enkazını toplayarak
Aynalara bakıp da ağıtlar yakarak
Yitip giden çocukluğumu, gençliğimi arayarak geçen
Yıllarımı
Ve
Eski benliğimi kaybettim
HÜKÜMSÜZDÜR.
Bay Romantic
Devlet nasıl istatistik yapar? Alın size Aziz Nesin hikayelerini aratmayacak, eski zamanlardan bir cevap. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nda bir bürokrat bize devletin eskiden nasıl istatistik yaptığını ve bürokrasinin işleri takip etmesindeki duyarlılığı çok güzel bir örnekle anlattı.
Bürokratın anlattığına göre bir dönem Tarım Bakanlığı, İl Müdürlükleri'ne bir yazı yazar ve "İlinizin bulunduğu bölgedeki karga, yaban domuzu, üveyik gibi tarımsal üretime zarar veren yabani hayvanların sayısını çıkartın bize yollayın" der. Der ve komedi bu noktada başlar. Sayım işleminin devamını Referans Gazetesinin başket kulisinden aktarıyoruz:
İl müdürlerini alır bir düşünce... Adı üstünde zararlı ve yabani hayvan bunlar. Nasıl sayacaksın?
Sonunda kendi aralarında 'istişare' ederek bir formül bulurlar. Buna göre bölgenin büyüklüğüyle orantılı olarak her il müdürü bir rakam yazıp bakanlığa yollar. Kimi 30, kimi 20 yaban domuzu olduğunu bildirir. Aradan 1 yıl geçer, "Ses seda çıkmadı Bakanlık'tan..." diye sevinirlerken biz yazı daha... "Bölgenizdeki yaban domuzlarının son durumu nedir? Şayet sayıları 150'yi aşarsa 'sürek avı' başlatın." Sürek avı başlaması için gerekli bürokratik işlemler ve nasıl ekipler oluşturulacağı, vurulan domuzların kuyruklarının kesilerek ispatlanması gerektiği gibi formaliteler sıralanır. İl müdürleri yeni sayıyı, hayvanların çoğalabileceği varsayımıyla 5'er, 10'ar artırıp bildirmişler. İş, yıllarca böyle devam etmiş. Bürokratımızın tayini bir gün Tunceli Tarım İl Müdürlüğü'ne çıkmış. Göreve başlamasının ardından yine bakanlığın aynı yazısı... Hemen, bir sene önce gönderilen yazıyı çıkarmış ki ne görsün. Domuz sayısı 149... Domuzu 1 tane artırsa sürek avı başlamak zorunda kalacak. Hayvanların kuyrukları, ödenek... Kendi kendine (Ben bu sayıyı 50'ye düşürüyüm, kimse farketmez) demiş ve yazıyı göndermiş.
Bir ay sonra Bakanlık'tan bir yazı. Yazıda (Geçen yıl bölgenizde yaban domuzu sayısı 149 idi. Siz 50 olduğunu yazmışsınız. Ne oldu 99 yaban domuzuna...) diye soruluyor. Bürokrat oturmuş ve düşünmüş, bir formül bulup Bakanlığa yazmış. Yazıda, (Evet geçen yıl sayı 149'du. Ancak sayıları artınca köylüler resmi olmayan yollardan sürek avı başlattılar, hiçbirini de vuramadılar. Domuzlar sınır ilimiz olan Erzincan'a geçti) demiş. Bürokratın belirttiğine göre "Hayvanları vurduk" dese, bakanlık kuyruklarını isteyecek.
Bakanlık hemen olayın takipçisi olmuş ve Erzincan il müdürüne bir yazı yazmış. Yazıda (Bölgenizde 100 yaban domuzu olduğunu yazıyorsunuz. Ancak Tunceli İl Müdürlüğü 99 adet domuzun bölgenize geçtiğini bildirdi. O hayvanları bulun. Sayı 150'yi aştığı için de hemen ekipleri toplayarak sürek avı yapın) diyormuş. Erzincan İl Müdürü düşünmüş ve Bakanlığa cevap yazmış. Cevapta, (Evet doğrudur. Tunceli'nin 99 domuzu sınırımızdan girdi. Ancak hızlarını alamayarak sınırımızı aşıp Erzurum il hudutlarına geçtiler) deyip işin içinden sıyrılmış. Bakanlık hemen Erzurum İl Müdürlüğü'nden hayvanların bulunup sürek avı başlatılmasını istemiş. Erzurum İl Müdürü Erzincan il müdürünü arayıp olayı sormuş, akıl almış. Bakanlığa (Doğru. 99 domuz bölgemize girdi ancak peşlerine düştük, ancak Ağrı İl Sınırı'na girdiler) demiş. Bakanlık bu kez Ağrı il müdürlüğüne bir yazı yazmış. Ağrı il müdürü Erzurum il müdürünü aramış. Ve o da bakanlığa (Evet doğru bizim sınırdan girdi ama ülke sınırlarını aşıp Ermenistan'a geçti) diyerek olaya Tarım Bakanlığı nezdinde bir son vermiş. Bürokratımız (artık Dışişleri Ermenistan'ı aramış mıdır bilmiyorum. Ama biz envanter işinden böyle sıyrıldık) diye kurnazca gülümsüyordu...
bikmisbroker
14-10-2004, 23:27
> Bu hikayeyi bize Avustralya'dan Mary Nol gönderdi.
> Kendisine bu hikaye
> için tesekkür ediyoruz.
>
> Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde
> 180 Km hizla
> gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor;
>
> Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
>
> Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
>
> Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
>
> Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle
>
> Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla
>
> Delikanli : Simdi de bana sikica saril
>
> * Kiz delikanliya sikica sarilir
>
> Delikanli : Sapkami alip, kendine takar misin?
> Basimi çok sikti..
>
> Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti:
> Motorsiklet Kazasi;
> Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya
> çarpti. Üzerindeki 2
> kisiden sadece biri kurtuldu.
>
> Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli
> frenlerin bozuldugunu
> anlamis ama bunu kiza belli etmek istememisti.
>
> Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini
> söylemesini istemis ve
>
> kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da
> kendi ölümü
>
> pahasina, kizin basligi takmasini ve hayatta
> kalmasini saglamisti.
>>Asagidaki test ile sizin hangi cizgifilm karakteri oldugunuzu
bulucaz...
>>
>>
>>1) Sevgilinizle mukemmel bir aksam size bunlardan hangisini
cagristiriyor?
>>
>>a) Mum isiginda romantik bir yemek (4 puan)
>>b) Lunaparka gitmek (2 puan)
>>c) Parkta rollerblade'le turlamak (5 puan)
>>d) Bir rock konserine gitmek (1 puan)
>>e) Sinemaya gitmek (3 puan)
>>
>>2) En sevdiginiz muzik?.
>> a) Rock and RolL (2 puan)
>> b) Alternative (1 puan)
>> c) Soft Rock (4 puan)
>> d) Klasik (5 puan)
>> e) Pop ( 3 puan)
>>
>>3) Ne tur filmleri seversiniz?
>>a) Komedi ( 2 puan)
>>b) Korku (1 puan)
>>c) Muzikal (3 puan)
>>d) Romantik (4 puan)
>>e) Belgesel ( 5 puan)
>>
>>4) Asagidaki mesleklerden birini secmek zorundasiniz... secin
bakalim
>> a) Garson (4 puan)
>> b) Futbolcu (5 puan)
>>c) Ogretmen (3 puan)
>>d) Polis (2 puan)
>>e) Barmen/Barmaid (1 puan)
>>
>>5) 1 saat bos vaktinizi asagidakilerden hangisini yaparak
>>degerlendirirsiniz?
>>a) Disarida calismak (5 puan)
>>b) Okumak (4 puan)
>>c) TV seyretmek (2 puan)
>>d) Radyo dinlemek (1 puan)
>>e) Uyumak (3 puan)
>>
>>6) Asagidaki renklerden birini secin?
>>a) Sari (1 puan)
>>b) Beyaz (5 puan)
>>c) Mavi (3 puan)
>>d) Kahverengi (2 puan)
>>e) Kirmizi (4 puan)
>>
>>7) Su anda onunuze sunlardan hangisi gelse dayanamaz
goturursunuz??
a) Dondurma (3 puan)
>>b) Pizza (2 puan)
>>c) Sushi (1 puan)
>>d) Makarna (4 puan)
>>e) Salata (5 puan)
>>
>>8) En sevdiginiz tatil/bayram ?
>>a) Cadilar Bayrami (1 puan)
>>b) Seker Bayrami (3 puan)
>>c) Yilbasi (2 puan)
>>d) Sevgililer Gunu (4 puan)
>>e) Kurban Bayrami (5 puan)
>>
>>9) Simdi atlayip gidebilseniz suralardan hangisine giderdiniz?
>> a) Paris (4 puan)
>> b) Ispanya (5 puan)
>> c) Las Vegas (1 puan)
>> d) Hawaii ( 2 puan)
>> e) Hollywood (3 puan)
>>
>>10) Nasil biriyle vaktinizi gecirmekten hoslanirsiniz?
>> a) Akilli biri (5 puan)
>> b) Guzel/yakisikli biri (2 puan)
>> c) Bir parti canavari (1 puan)
>> d) Komik biri (3 puan)
>> e) Duygusal biri (4 puan)
>>
>>Simdi butun puanlarinizi toplayin ve hangi cizgifilm karakteri
oldugunuz ortaya ciksin!!!
>>
>>
>>(10-17 puan): TAZ
>> Siz vahsi ve cilginsiniz bunu biliyorsunuz. Eglenicem derken
>>ucuyorsunuz. Ama her zaman ne yaptiginizin
farkindasiniz,hayatinizin kontrol?n? kaybetmiyorsunuz.Insanlar
>>olaylara sizin gibi bakmadiginda bu sizi durdurmuyor.
>>Tavsiye: Bu vahsi karakterinizle kendinizi ve etrafinizdakileri
incitebilirsiniz..dikkatli olun
>>
>>(18-26 puan): BUGS BUNNY
>>Siz eglenceli, arkadas canlisi ve populersiniz. Civil civil
halinizle etrafa nese saciyorsunuz. Cogu zaman ikili iliskilerinizde ucuk
kacik davransaniz da inandiginiz degerlerden taviz vermiyorsunuz. Evlilik
ve cocuk sahibi olmanin sizin icin bir anlami var ama buna sira gelmeden
once yeterince olay ve insan tecrube etmek istiyorsunuz...
>>Tavsiye: Insanlarin aldiginiz kararlarda sizi bu kadar
etkilemelerine izin vermeyin
>>
>>(27-34 puan): TWEETY
>>Oyle tatlisiniz ki sizi sevmemek imkansiz.Siz insanlarin asla
kaybetmek istemeyecegi t?rden bir dostsunuz.Kimseyi incitmemek icin
kendinizi incittiginiz bile olur. Siz genellikle olaylar karsisinda
olgun ve sakin bir tavirdasiniz.
>>Tavsiye: Herkes gorundugu gibi degildir bunu unutmayin.
>>
>>(35-42 puan): MICKEY MOUSE
>>Siz iflah olmaz bir romantiksiniz..Sarap, kirmizi guller,bunlar
sizin yasam tarziniz..soz verir ve o sozu ne olursa olsun yerine
>>getirirsiniz.Ailenize cok baglisiniz. Annenizi her haftasonu
ararsiniz, ozel gunleri asla unutmazsiniz..
>>Tavsiye: Fazla romantizmin sizi gerceklerden uzaklastirmasina
izin vermeyin...
>>
>>(43-50 puan): SPEEDY GONZALES
>>Sizin en belirgin ozelliginiz hizli ve dogru karar verebilmeniz.
Her olay icin kafanizda bir planiniz vardir. Fiziksel ve zihinsel
gucunuz cok fazla. Mantikli, ilimli ve yapici tavirlarinizla cogu kisinin
kendine ornek aldigi birisiniz.
>>Tavsiye: Bazi kucuk olaylar sirf gozardi ettiginiz icin buyuk bir
soruna donusebilir.
AloneWolf
15-10-2004, 10:32
Elizaa; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 28; Ülke:Yurtdışı
Bu yasa geldim ama hâlâ dogru durust bir beraberligim olmadi.
Kendimi zorlamama ragmen sevgilim bazi kriterlere uymuyorsa
iliskiye devam edemiyorum.
1. Esmer, benden uzun ve gozleri guzel olmali.
2. Yurt disinda yasamasi ama Turkiye'de buyumus olmasi gerekiyor. Turkçesi, Ingilizcesi, Almancasi duzgun olmali.
3. Universite mezunu olmasi sart.(Ustelik her universitede olmaz!)
4. Dine hic onem vermemeli.
5. Elektrikli esyalardan, marangozluktan anlamali. Hani olur da bir kitaplik alirsam kurabilmeli.
6. Kitap, gazete okumali, siir sevmeli,guzel sarki soyleyebilmeli.
7. Solcu olmali. Ya da en fazla orta sag ama kesinlikle milliyetçi olmamali.
8. Hosgorulu olmali. Ancak pasif,ezik karakterli de olmamali.
9. Cok sosyal olmali ki butun arkadaslarimla anlasabilsin.
10. Ic camasirlari temiz olmali.
11. Utusunu kendi yapabilmeli.
12. Bulasik için istemeden yardim etmeli.
13. Gitar calmali.
14. Scampili makarna ve manti yapabilmeli.
15. Yatakta super olmali. Degisik seylere ilgi duymali.
16. Haftada en az bir gun spora gitmeli.
17. Tuvaleti kokutmamali.
veeeeeeeeee Cevaba bakin
unlukcy; Cinsiyet: Erkek; Yaş: 32; İl: İstanbul
Elizaa ve onun gibi düşünenler için öğrencilik yıllarımdan kalan güzel bir atasözü var: "Beyaz atlı prensini bekleme, seyise razı ol yoksa ata kalırsın."
Sanırım meseleyi çok iyi özetliyor
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse senindir;
Donmezse zaten hic senin olmamistir...
-----------------------------------------------------
Yeni versiyonlar:
-----------------------------------------------------
* Pesimist (Karamsar)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse senindir;
Bekledigin uzere donmezse
Zaten hic senin olmamistir.
-----------------------------------------------------
* Optimist (Iyimser)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Uzulme, donecektir!...
-----------------------------------------------------
* Suspicious (Supheci)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse bu iste bi bit yenigi var demektir..
----------------------------------------------------
* Impatient (Aldirmaz)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Bi muddet bekle.
Donmezse unut gitsin...
-----------------------------------------------------
* Playful (Muzip )
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse bi daha serbest birak.
Gene donerse gene birak.
-----------------------------------------------------
* Greenpeace
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Aslina bakarsan tum canlilar hur olmalidir..
----------------------------------------------------
* Biologist (Biyolog)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak ki
Evrimini tamamlamasi mumkun olsun..
-----------------------------------------------------
* Statisticians (Istatistikci)
Eger birini seviyorsan,
O'nu serbest birak...
Seviyorsa donme ihtimali cok yuksektir..
Sevmiyorsa iliskiniz zaten muhtemel degildir..
-----------------------------------------------------
* Schwarzenegger's fans (Arnold hayranl ri)
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
SHE'LL BE BACK!
-----------------------------------------------------
* Over possessive person (Asiri sahiplenici tip)
Eger birini seviyorsan
O'nu kesinlikle serbest birakma...
-----------------------------------------------------
* Psychologist
Eger birini seviyorsan
O'nu serbest birak...
Donerse kendine guveniyor demektir..
Donmezse superegosu baskin demektir..
Gitmiyorsa manyak demektir..
-----------------------------------------------------
* Bencil
Eger birini seviyorsan
Kendini serbest birak..
Niye diye sorarsa
Seni hic alakadar etmez! de
:)
selçuk efendi
15-10-2004, 18:35
bu ne be :eek:
greenback
15-10-2004, 19:43
yurdum insanı, gazeteleri,gazetelerin ilan servisleri,servislerin müdürleri,ilan acentaları-chapter one
greenback
15-10-2004, 19:49
yurdum insanı- number two
greenback
15-10-2004, 19:57
şişman kadın sahneye çıkaaar.....
greenback
15-10-2004, 20:00
ve final...
Dünya nüfusunu, mevcut halklarin nispetlerini muhafaza ederek, 100 kisilik
bir köy kadar küçültebilseydik bu köy söyle olacakti:
57 Asyali
21 Avrupali,
14 Amerikali (Kuzey,Orta,Güney)
ve 8 Afrikali .
Bunlarin 52'si kadin , 48'i erkek olacakti.
30 beyaz , 70 beyaz (+ + )olmayan,
30 Hiristiyan, 70 Hiristiyan olmayan,
89 heteroseksüel, 11 homoseksüel .
6 kisi bütün servetin % 59'una sahip olacakti ve bunlarin hepsi ABD
kökenli olacakti.
20 kisi iy evlerde yasayacakti,
30 kisi okuma-yazma bilecekti,
1'i ölmek üzere , 1'i de dogmak üzere olacakti.
1 kisi bilgisayar sahibi,
1 kisi de (evet, sadece 1 kisi) üniversite mezunu olacakti.
Simdi sunlari göz önünde bulundurun:
Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, 1 hafta
sonrasini göremeyecek olan 1 milyon insandan daha sanslisiniz.
Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu
ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
Tutuklanmaktan , iskence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan
ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kisiden daha iyi bir sansa
sahipsiniz.
Buzdolabinizda yiyeceginiz , üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup
uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,
dünyadaki insanlarin % 75'inden daha zenginsiniz.
Bankada ve cüzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i
arasindasiniz
Anneniz, babaniz sag ise, siz bu dünyada nâdir kisilerden birisiniz.
Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar
kisiden biri degilsiniz.
Paraya ihtiyacin yokmus gibi çalis .
Kimse seni üzememis gibi sev .
Kimse seni seyretmiyormus gibi danset .
Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle .
Bu mesaji dostlarina gönder .Göndermezsen hiçbir sey olmaz.
Gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser......
Veya...... sen gene her zaman yaptigin gibi nereye oldugunu bilmeden, kanter
içinde kosmaya ve hayattan sikayet etmeye devam et.
greenback
16-10-2004, 04:21
internet üzerinden çiçek yetiştirmek isterseniz www.sibercicek.com adresine girerek yetiştirebilir ve diğer üyelerin çiçekleri ile yarışabilirsiniz.
Çiçek yetiştirmeyi düşünenlere şimdiden kolay gelsin..
el alışkanlığı işte...
tek başıma 130 lara kadar olan kademeleri kaldırdım...ordaki satışların çoğu da benim...
bir el atan olursa,150 ye kadar ki çiçek kademelerini toplarız...
bir süre al sat yapıp,sonra bir hamle 200 lere kadar kaldırabilirsek, tahta bize kalır,at oynatırız...
:) :) :)
AloneWolf
16-10-2004, 10:59
CASINODA iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde rulet masasında
dikiliyorlarmış...
Derken içeri fıstık gibi bir sarışın girmiş, masaya 10 bin dolar koymuş
veee;
''Baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama, ben çıplakken kendimi
daha şanslı hissediyorum'' diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş...
Sonra elindeki zara öpücük kondurmuş ve; ''Haydi tatlım, bana yeni
kıyafetler lazım'' diye, zarı fırlatmış...
Ve, ''Evet!.. Evet!.., Kazandım!..'' diye, sevinç çığlıkları atarak
iki adama sarılıp öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün
paraları almış ve koşa koşa gitmiş...
İki adam da bakakalmışlar... Biri ''vaovv'' demiş, ''ne kadındı be...
peki kaç atmıştı?''
Öteki cevap vermiş; ''Bilmeem...''
AloneWolf
16-10-2004, 11:04
ölümü bile göze almak
Bu hikayeyi bize Avustralya'dan Mary Nol
gönderdi. Kendisine bu hikaye için teşekkür ediyoruz.
Bir kız ve bir delikanlı, bir motosikletin üzerinde
180 Km hızla
gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız : Lütfen yavaşla, ben
korkuyorum
Delikanlı : Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız : Lütfen, lütfen, çok
korkuyorum
Delikanlı : Peki, beni sevdiğini söyle
Kız : Seni çok seviyorum, lütfen
yavaşla
Delikanlı : Şimdi de bana sıkıca sarıl
Kız delikanlıya sıkıca sarılır
Delikanlı : Şapkamı alıp, kendine takar
mısın? Başımı çok sıktı..
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
Motorsiklet Kazası;
Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir
binaya çarptı. Üzerindeki 2
kişiden sadece
biri
kurtuldu.
Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında,
delikanlı frenlerin bozulduğunu
anlamış ama bunu kıza belli etmek
istememişti.
Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini
söylemesini istemiş ve
kendisine son defa sarılmasını istemişti.
Sonra da kendi ölümü
pahasına, kızın başlığı takmasını ve hayatta
kalmasını sağlamıştı.
İşte gerçek aşkın anlamı da buydu..
AloneWolf
16-10-2004, 11:07
NELER ÖĞRENMİŞ
Budist rahipler, artık yetiştiğini düşündükleri bir öğrencilerini, yola çıkmadan önce çağırdılar. Başrahip öğrenciye tek bir soru sordu:
* "20 yıldır buradasın, neler öğrendin?"
"Yedi gerçek öğrendim" dedi öğrenci.
* "Yirmi yıldır buradasın, sadece yedi gerçek mi öğrendin?"
"Evet, yedi gerçek öğrendim..."
* "Say" dedi başrahip, "birincisi..."
"Dostluklar ikiye ayrılır: Kalıcı dostluklar ve geçici dostluklar. Hayatta bir zorluk ortaya çıktığı anda bozulan dostluklar daha çoktur, kalıcı dostluklar çok azdır..."
* "İkincisi" dedi başrahip.
"İnsanların çoğunluğu kalplerini ve beyinlerini geçici değerlere ayırmışlar. Bu değerler uğruna kendi gerçek niteliklerinden taviz vermekten, kötü şeyler yapmaktan çekinmiyorlar..."
* "Üçüncüsü" dedi başrahip.
"İnsanlar, amaçlarına ulaşmak için birbirlerini ezmekten çekinmiyorlar. Oysa başkasına kötülük yaparak elde edilen her şeyin geldiği gibi ellerinden gideceğini anlamıyorlar..."
* "Dördüncü" dedi başrahip.
"İnsanlar gerçekte bir anlamı ve önemi olup olmadığını hiç düşünmedikleri fakat değerli ve anlamlı saydıkları şeyler yüzünden birbirlerine zarar veriyorlar... Bu şekilde hayatı birbirlerine zehir etmeye alışmışlar."
* "Beşinci" dedi başrahip.
"Herkes yanlışın nedenini, başarısızlığın nedenini başkalarında arıyor."
Kimse, başına ne geldiyse aslında kendi yüzünden geldiğini anlamıyor, kendi suçunu, yanlışını kabul edip düzeltmiyor..."
* "Altıncı" dedi başrahip.
"İnsanlar helal lokmanın ve bölüşmenin değerini bilmiyor. En lezzetli lokmanın helal lokma olduğunu unutuyorlar. Vicdanları ve mideleri arasında kaldıkları zaman midelerini tercih ediyorlar..."
* "Yedinci" dedi başrahip.
"İnsanlar bir şeye dayanmadan yaşama gücünü bulamıyorlar. Bu yüzden çoğu zaman anlamsız şeylere sarılıyor, güveniyorlar. Asıl sarılmaları ve güvenmeleri gereken belki de tek duygunun sevgi olduğunu anlamamakta ısrar ediyorlar..."
* "Güle güle" dedi başrahip..
AloneWolf
16-10-2004, 11:19
* sevgili günlük,
herkes, hersey altust oldu, guvenebildigim dostlarimdan sadece brutus
kaldi.
( sezar )
* sevgili günlük,
bizim imparator iyice sapıttı. "ülkenin etrafına duvar örün!" diye
tutturdu. yok ebenin şeyi! bu adam ya ülke sınırlarını bilmiyor ya da
bizimle kafa geçiyor!
(mö 200, çinli bir mimar)
* sevgili günlük,
içimden bir ses aya gidilecek, roma bölünecek falan diyor. hatta ikiz
kuleler yıkılacak diyor, ama ben ikiz kulelerin ne olduğunu bile
bilmiyorum. hayırlısı olsun...
(1550, nostradamus)
* sevgili günlük,
senden başka derdimi anlatabileceğim kimse yok! alt tarafı bir elma ya! bir
elma kadar değerim yokmuş.
(adem)
* sevgili günlük,
kraliçenin sponsorluğunda aylarca okyanuslarda dolandım, bula bula
hindistanı buldum. şansımı ... im! ben şimdi kraliçeye ne diyeceğim? Kafa
geçmez mi benimle, "kristof efendi hindistanı mı buldun, tebrik ederim!"
diye.
(1492, kristof kolomb)
* sevgili günlük,
Bu yaz dayımın çiftliğine karga kovalamaya gidecekmişim, sınıftan biri
duysa tüm okula yayılır diye ödüm patlıyor ya!
(1891, selanik Mustafa Kemal)
* sevgili günlük,
bir yemin ettim ki dönemem.
(hipokrat)
* sevgili günlük,
aramızda kalsın ama, bizim stajiyer monica var ya, taş gibi şerefsizim!
şeytan diyor, at şunu oval ofise, kim nereden duyacak ki!
(2000, bill clinton)
* sevgili takvim,
yarın beni başbakan yaptılar. ben de ankaraya liman yaparak millete olan
borcumu ödeteceğim. ama çok yoruluyorum. hatta yorgunluktan sürekli
hasülüsas, hasülünas, hasülas, hasünilas, has...
(2001, çiller)
* sevgili günlük,
bu rus hatun var ya, beni yiyip bitirdi. ulan bir gece takılsam şu hatunla
duyan olur mu acep?
(1711, baltacı)
* sevgili günlük,
bugün çocuklara hediyeler dağıttım.
(31 aralık, noel baba)
* sevgili günlük,
bugün hava bulutlu. yağmur çiseliyecek galiba. romatizmalarım azdı. Uzun
sürmese bari.
(nuh peygamber)
Bu günlük işini bir yerlerden gözüm ısırıyor ya.!! hayırlısı ;)
Vücut fonksiyonları saate göre değişiyor
Türkiye Hastanesi'nin yayın organı Reçete adlı dergide yer alan bir
araştırmada bu..
Bizleri, Sermaye piyasaları ile ilgilenenleri ilgilendiren kısmı buraya aktarıyorum..
Sabah:
Bu saatler gazete, kitap, rapor okumak için ideal zamandır. Bu süreçte yenilen şeyler şişmanlatmaz. Yağı işleme fonksiyonu iyi çalışır. Mide asit üretir ve yenilenler rahatça hazmedilir. ( borsaya hazırlık)
13.00-15.00 arası
Öğle yemeği yenilmese bile yorgunluk hissi oluşur. Organizmanın buna ihtiyacı vardır. On dakikalık bir dinlenme bile vücudu güçlendirir. Vücudun elektrostatik yüklenmesi bu saatte azdır. Saç iyi şekil alır. Kuaföre gitmek için ideal bir saattir. Bu süreçte yeniden bir hareketlilik başlar. Zeka açılır. Vücut zindelik
kazanır. (Aktivation sinyalleri)
15.00-16.00 arası
Zihin açılığı en üst düzeydedir. Uzunca bir süre bellek sabah saat 09.00'da olduğundan yüzde 10 oranında daha iyi çalışır. Eller, en verimli kullanılacak süreçtedir. (Eller mouse da, işlem tamam)
16.00-17.00 arası
Vücudun adale kuvveti, hareketliliği, dolaşım aktivitesi çok fazla, ruh hali ise kötü durumdadır. Moral bozukluğu doruk noktasındadır. Saat 17.00'den sonra, moral düzelmeye başlar.(olan olmuştur)
**
bu renk ile parantez içinde ilave edilen minik sözcükler, tarafımdan mizahi açıdan ilave edilmiştir. Dergide ki bilimsel yazı ile hiçbir ilişkisi yoktur)
Highlander
16-10-2004, 13:31
Ramazan
memleketimin insanı hakkaten yardımsever. :) aşağıdaki yazıyı bu gün e-kolay da "karamehmet te oyun çok" adlı hber de gördüm.
Karamehmette oyun çok!
fitre ve zekat...
osman kılıç
16.10.2004 11:54:51
Açıkçası bu adamların üstüne çok gidildiğini düşünüyorum.Hatta bu yıl vermeyi planladığım 250 euro luk zekat ve fitreyi Çukurova,İhlas ve Nergis gurupları arasında hak geçirmeden pay edip kendi çapımda bu guruplara destek olmayı planlıyorum, ülkemizin bu tip müteşebbislere ihtiyacı var ,bunlara çanak tutan devlet büyüklerimizinde üzerine fazla gidilmemeli, mümkünse benim gibi düşünen muhterem kardeşlerimizin bu guruplara fitre ve zekatlarını vermeleri ,zor günler yaşayan bu gurupları bir nebze olsun rahatlatacaktır.Selamlar ,Hayırlı Ramazanlar.
greenback
16-10-2004, 19:13
mail gruplarından birinden geldi,çok hoşuma gitti...
umarım sizde seversiniz...kanadalı bir türkün anlatısı...part 1...
Merhaba
Canada'dan tekrar selamlar. Buralari soracak olursaniz iyi diyelim
iyi olalim. Sagiligimiz iyi ve Allah'a sukur yasayacagiz buralarda
galiba
Canada'nin köylerinden birinde cenaze mezarliga götürülüyormus. Misir
tarlasinin ortasinda tabut köylülerin ellerinden düsüvermis. Tabutun
içindeki ceset düsüp dereye yuvarlanmis. Akinti, cesedi dinamitle
avlanan balikçilarin yanina sürüklemis. Balikçilar"Acaba adami
dinamitle biz mi öldürdük" diye endiseye kapilarak cesedi askeri
kislanin tellerine birakmislar. Nöbetçi er, bölgeye birinin
yaklastigini düsünerek cesedi yaylim atesine tutmus. Hemen ambulans
çagrilmis. Delik desik olan ceset hastaneye kaldirilmis. Operasyon
alti saat sürmüs.
Ameliyattan çikan doktor alnindan akan terleri silmis ve "çok zor
oldu ama galiba yasayacak" demis.
Tabii ki geldigime oranla zaman gecti, yaslandim, ama sukur Allah'a
sutlu kakaom ve viagram eksik degil
Adam 80 yasina gelmis olan babasini huzurevine birakir. Bir hafta
sonra da gidip ziyaret eder. Halini, hatirini sorar:
"Nasilsin, baba? Iyi bakiyorlar mi sana burada? Bir seye ihtiyacin
var mi?"
"Oglum, bu huzurevi çok güzel. Bana burada çok iyi bakiyorlar, her
aksam yatmadan önce bir bardak sütlü kakao bir de viagra veriyorlar.
Allah razi olsun, çok memnunum, hiç bir seye ihtiyacim yok." der
babasi.
Ziyaret sonunda adam hemen hemsireyi bulur.
"Hemsire hanim" der "Babam bir seyler anlatiyor. Yatarken bir bardak
sütlü kakao bir de viagra veriyormussunuz, dogru mu?"
"Dogru" der hemsire. "Doktor beyin talimati. Sütlü kakao çabucak
uyutuyor, viagra da yuvarlanip yataktan düsmesine engel oluyor"
Cok zorda kalmadikca doktora gitmiyorum. simdi duymussunuzdur
Canada'nin saglik sistemi sahane filan diye. Tek sorun doktorlari -
ne hap vereceklerini bilemiyorlar ( belki de sorun bende, kimbilir?)
Bir hanimefendi yillik kontrol icin doktora gitmis. "Doktor"
demis, "Ben son derece saglikli bir kadinim. Bir tek kusurum var: Gaz
kaciriyorum. Evde, isyerinde, otobuste, asansorde, markette durmadan
kaciriyorum. Ama hic sikayetim yok. Kendime sorun yapmiyorum cunku
benim kacirdigim gazin ne kokusu var ne de sesi"
Bunun uzerine doktor bir hap yazmis receteye," Bu haptan gunde uc
sefer tok karnina alin, iki hafta sonra da kontrole gelin" demis.
Kadin bir hafta sonra hisimla doktorun odasina girmis
"Doktor ne yaptin? Verdigin haplari kullanmaya basladiktan sonra
kacirdigim gazlar les gibi kokmaya basladi."
Doktor: " Guzel, demek ki burnunuzdaki sorunu hallettik. Simdi sira
kulaklarinizda."
Bazen de diger insanlarin hastaliklarina ozenebiliyorum
Umumi tuvalette sadece 3 kabin vardır hepsi doludur.Adamın biri gelir
ilk kabine vurup;
-Afedersiniz ishal oldum acilen tuvalete girmem gerekiyor.Rica etsem
çıkarmısınız.
Tuvaletteki adamda
-Özür dilerim bende aynı dertteyim,çıkamam.
Hemen 2. kabine doğrulur aynı şeyleri söyler.Ordakide
-Bende aynıyım çıkamam.
Adam hemen 3.kabine yönelir artık sabrı kalmamıştır.Aynı şeyleri
tekrar söyler.Bu sefer içerdeki zorlanarak şöyle cevap verir:
-Ne mutliii saağaaaaaa
Gene de yigidi oldur hakkini yeme - bir sorun oldu mu ambulans, polis
ve itfaiye toluca ( valla billa hepbirlikte ) kalkip geliyor - hepsi
ilkyardim yapmaya egitimli olduklari icin kim once yetisirse tedaviye
aninda basliyor - oyle birbirini beklemiyorlar. Ya da Turkiye'deki
gibi hastanin basina merakli kalabaliklar ususup isi daha da
zorlastirmiyor
Temel yüksek bir binanin altinci katindan asagi düser.
Hemen basina merakli bir kalabalik toplanir.
Yoldan geçen bir adam merakli kalabaligi yararak yarali temele dogru
egilerek sorar;
-Hayrola kardes ne oldu.
Yarali temel güç bela konusarak cevaplar.
-haçan bilmeyrum pende simdu celdum
Buralara ilk geldigimde belirli bir alisma suresinden gectim -
bircok sey degisikti. Tanrinin ilhamlari sayesinde bu sure kisa surdu
Temel dünya turuna çikar ve yolu Canada'ya da düser. Kirk yilda bir
Karadeniz'de hamsi avlamaktan daha degisik bir firsat çiktigini
düsünerek buz tutmus bir gölde, buzu kirip balik tutmaya özenir ve
ise koyulur. Tam buzu kiracakken, insanin içini titreten bir ses
duyulur:
- Oglum burada balik yok!
Temel az öteye gidip tekrar buzu kiracakken ses yine gürler,
- Burada balik yok dedim sana...
Temel'in eli ayagi titreyerek seslenir:
- Tanrim, sen misun yoksa?
Ses yeniden duyulur,
- Hayir oglum, ben buz hokeyi stadinin spikeriyim.
Zaman zaman cevreyi gezme istegim depresti, epeyce eglendim sayilir
Temel Hamilton'a gelecektir. Köyünde çok methini duyduğu sinek bara
da mutlaka uğramayı düşünür. İşlerini hallettikten sonra bir gece
sinek bara gider bir içki söyler ve etrafı incelemeye başlar. Ancak
ortalıkta o kadar merak edilecek bir şeyin olmadığını görerek
tuvalete gider.Birde bakar ki pisuvar altından yapılmış. İhtiyacını
karşıladıktan sonra demek ki sinek barın özelliği bu diyerek dışarı
çıkar.
Ertesi gece tekrar aynı bara gelir
Bir içki söyledikten sonra ihtiyaç için tuvalete gider birde bakar ki
altından yapılmış pisuvar yerinde yok. Hiddetle dışarı çıkar ve
barmene söylenir:
-Kardeşim altın pisuvarı neden kaldırdınız? zaten başka özelliğiniz
yoktu.
Barmen Temel'i şöyle bir süzdükten sonra biraz ilerde duran iri kıyım
adama dönerek;
-Hey Earl! .. Gel abi buraya dün akşam senin saksafona işeyen adamı
buldum.
greenback
16-10-2004, 19:14
part 2...
Simdilik Turklerle iliskimi sinirli tutuyorum. Cok sikistimmi da
toptan Canada'li ayagina yatiyorum - elden geldikce ...
Ingiltere ye gezmeye giden Temel taninmamak icin gördügü Türklere
selam vermiyip selam da almiyormus...
Fakat Türk´ün üstelik de hemsehrisinin biri Temel deki burnu görünce
"Bu kesun lazdur" Demis ve pesine takilmis.
Yanasip sormus Temel´e;
"Kardasum sen laz musun?"
Temel den cit yok...
Adam yine sormus;
Kardasum Laz musun?"
Temel yine bakmamis adama.
Adam israrla takip edip devamli"Kardasum laz musun" Diye sorunca
Temel adama dönüp söyle demis;
"Inciluzum Inciluz..."
Simdi dil sorunum yok desem yalan olur. Ama senelerdir bu adamlara
her biri $15,000 - $ 70,000 e malolan arabalari satabildigime gore
iyi idare ediyorum sayilir. Gene de bu Canadali'lar ( ben dahil )
tuhaf insanlar oldugundan - mantik silsileleri biraz farkli
calistigindan - bu is bazen kolay olmuyor tabii ki
Kizilderililer ekim ayinda yaptiklari olagan toplanti sonunda
seflerine 'gelecek kis hava çok soguk olacak mi?' diye sorarlar.Sef,
kisin soguk geçecegini, önlem olarak tüm kabile fertlerinin yakacak
odun toplamasini söyler.Iyi bir lider olmanin geregi sef kasabaya
iner ve Amerikan ulusal meteroloji servisine telefon ederek 'gelecek
kis hava çok soguk olacak mi?' diye sorar.
-Gerçekten soguk olacak! cevabini alir.Sef geri döner dönmez
kabilesini toplar ve kisin çok soguk geçecegini, daha fazla yakacak
odun toplanmasini söyler.
Bir hafta sonra baska bir is için kasabaya inen sef,Amerikan ulusal
meteroloji servisine tekrar telefon ederek 'gelecek kis hava çok
soguk olacak mi?' diye sorar.
-Çok soguk olacak! cevabini alir.Sef geri döner dönmez kabilesini
tekrar toplar ve kisin çok soguk geçecegini, daha fazla yakacak odun
toplanmasini, hatta küçük dal parçalari ve çalilarin dahi
toplanmasini emreder.
Iki hafta sonra kasabaya inen sef,Amerikan ulusal meteroloji
servisine tekrar telefon ederek 'gelecek kis hava gerçekten çok soguk
olacak mi?' diye sorar.
-Kesinlikle, gerçekten çok çok soguk olacak, tüm kizilderililer
deliler gibi yakacak odun topluyorlar! cevabini alir.
Ne diyeyim, bura insaninda Turkiye'dekiler gibi kivrak zeka yok
Türk'e somuslar.
Yarın dünyaya dev bir meteor çarpacak. Okyanuslar taşaçak, dünya
nüfusunun yarısı o anda ölecek.Havaya yükselen tozlar dünyayı
karanlığa gömecek.Buzul çağı başlayacak, kalanlarda bu çağda ortadan
kalkacaklar.İnsanlığın sonu gelecek.Böyle bir felaketi önceden haber
alsan ne yaparsın???
Türk hiç düşünmeden yanıtlamış;
"Bütün paramla dolar alirim."
Buradakilerde nerdeeeee oyle Turklerdeki dedigim dedikcilik,
inatcilik, rekabet duygusu ... gec efendim gec
Bir grup ingiliz,amerikan ve Türk gemiyle yolculuk
ediyorlarmis.Birden siddetli bir firtina kopmus.Geminin batacagini
anlayan kaptan hemen yolculara kosup gemiyi bosaltmalarini
istemis.Fakat kimse buna inanmayarak kendini denize atmayi kabul
etmemis.
Bir süre sonra bütün yolcularin ölüm tehlikesiyle karsi karsiya
oldugunu gören kaptan hemen bir tayfasini çagirmis. "Git bir de sen
dene onlari gemiden atlamaya ikna etmeyi" demis.Tayfa gitmis ve kisa
bir süre sonra geri dönmüs.Kaptan merakla sormus:
-Eee,noldu?
-Hepsi atladilar efendim.
Kaptan çok sasirmis:
-Nasil olur,daha demin killarini bile kipirdatmamislardi.Ne dedin
onlara?
-Çok kolay.Ingilizlere "Sizin gibi soylu insanlar batmak üzere olan
bir gemide olmamalilar" dedim.
Amerikalilara deniz suyunun insan vücudu için çok faydali oldugunu
söyledim.
-Peki ya Türklere ne dedin?
-Onlara da "Denize girmek yasak! " dedim.
Diyebilirim ki bura insanim yazili dokumana epey onem veriyor ve o
sinirlar disina biraz zor cikiyor
July ile kocasi John bir dag evinde yaşıyorlarmış.dagda gazete
olmadıgı için John July'i her gün kasabaya gazete almaya
gönderirmiş.her gün gazete almaktan sıkılan July'nin aklına bir fikir
gelmiş.kasabadan aynı gün aynı gazeteden on tane almış ve eve
saklamış ve John istedikçe gazeteleri vermiş.dördüncü gün John
karısını çagırmış. July kocasinin bu oyunu anladıgını zannetmiş ve
korkarak John'un yanıma gitmiş.tammm kızacak diye düşünürken John
şöyle demiş:'yahu şu dünyada ne aptal insanlar var.dört gündür aynı
adam aynı yerde aynı agaca çarpıyor.'
Valla bana gore biz Canadalilar biraz at gozlugu takip dolasmayi
seviyoruz. Kivrak zekamiz olmadigi icin de bazen sikisip kaliyoruz
yaraticilik konusunda
Wilson adinda birinin bir çivi fabrikasi vardir ve reklama ihtiyaci
vardir. Pazarlamaci arkadasi ile konusurken arkadasi "Wilson
Çivileri" diye bir reklam ayarlayabilecegini ifade eder. " Bana bir
hafta ver" der arkadasi, "Sana bir kasetle dönecegim" Bir hafta sonra
pazarlama uzmani Wilsonu görmeye gelir. Kaseti videoya koyar ve
çalistirir. Romali bir asker Isa'yi çarmiha çivilemekle mesgul;
yüzünü kameraya çevirir ve "Wilson Çivileri kullanin, Onlar herseyi
tasir" der. Wilson çilgina döner ve bagirir "Senin problemin ne? Bunu
asla TV'de göstermezler, Sana ikinci bir sans veriyorum, ama
kesinlikle Romalilarin Isa'yi çarmiha germesi gibi seyler
istemiyorum." Ikinci hafta pazarlamaci elinde baska bir kasetle
gelir. Yine kaseti videoya koyar ve çalistirir. Bu sefer kamera
Roma'nin disindan merkeze dogru yakinlasir ve çarmiha asilmis Isa'nin
önünde durur. Romali bir asker yukari bakar ve "Wilson çivileri,
herseyi tasir."der. Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen beni
anlamiyorsun, Çarmihta bir Isa istemiyorum. Sana son bir sans
veriyorum, bir hafta içinde yayinlanabilecek bir reklamla gelmeni
istiyorum." Bir hafta daha geçer. Wilson sabirsizlikla beklemektedir.
Pazarlama uzmani yeni kasetiyle gelir. Saçlari uzamis bir adam nefes
nefese kosmaktadir. Bir düzine Romali asker de pesinden
kovalamaktadir. Tepenin basina gelirler ve askerlerden biri
kameralardan birine döner: "Keske Wilson çivileri kullansaydik."
Ne diyeyim ... belki de bir soruna bakmanin cesitli acilari vardir ve
cozumleri de cesitli sekillerde bulunabilir farkli kulturlerde ...
kimbilir?
Günün birinde Bill Clinton, Fidel Castro ve Bill Gates kendilerini
tanrinin yaninda bulmuslar. Tanri bunlara dönmüs " Sizi buraya
çagirdim çünkü 2000 yilinda kiyametin kopacagini cemaatlerinize haber
vermenizi istiyorum" demis. Daha ne oldugunu anlayamadan bi de
bakmislar ki evlerindeler... Clinton, hemen ülkenin bütün
televizyonlarina haber vermis ve canli yayina çikmis. " Sayin
vatandaslarim, size bir iyi bir de kötü haberim var. Iyi olani, In
god we trust harbi harbi var. Yani bunca zaman bosuna inanmadiniz.
Kötü olan ise 2000 yilinda kiyamet kopacak... " Kastro'da bos
durmamis hemen insanlarinin karsisina geçmis. " Yoldaslar üzgünüm ama
size iki kötü haberim var. Birincisi, bunca zaman kendimizi
kandirmisiz, tanri gerçekten de varmis! Ikincisi ise daha kötü, daha
tanriya inanamadan hepimiz ölecegiz, çünkü 2000 yilinda kiyamet
kopuyor. " Bu arada Gates'de bütün kurmaylarini toplamis havadis
veriyor. "Baylar size iki iyi haberim var. Birincisi, tanri beni
dünyanin en önemli üç kisisinden biri olarak görüyor. Ikincisi ise
artik "year2000" problemini çözmemize gerek kalmadi..." .
Bazen de dil konusunda sansim yaver gidiyor gunluk hayatta
Adamin biri bir gün Ingiltere'ye gezmege gitmek istemis. Tabi
ingilizce bilmediginden arkadasina sormus: -Yav ben Ingiltere'ye
gidince onlarla nasil anlasacagim? demis. Arkadasida: -Bak konustugun
her cümlenin sonuna 'ing' koy , onlar senin ne demek istedigini
anlarlar demis. Ve adam ingiltere'ye gitmis ve solugu bir cafede
almis. Arkadasinin taktigini uygulamaya baslamis ve garsonu
çagirmis: -Sen bana bir çay getirebiling? demis ve garson saskin
saskin çay getirmeye gitmis. Garson çayi hemen getirmis. Adam
demiski: -Bak , ben ne güzel ingilizce konusuyoring degiling? demis.
Garson lafi yapistirmis: -Ben Türk olmaying , bok içerdin çaying!
(fora)
Zaman zaman da degisik diller ogrenmek istiyorum ama sonra "ne luzumu
var oglum" deyip birakiyorum ( isin esasi zamansizlik tabii )
Temel ile Dursun Sultanahmette gezinirken bir turist gelip
kendilerine bir adres sorar.Turist ingilizce, almanca, fransizca
sorar fakat bizimkiler anlamaz...
-Ula dursun bir yabanci dil ögrenemedik gitti, der
Dursun:
-Ula neye yarayacakki bak adam üç dil biliyor yine derdini anlatamiyo
Dedigim gibi, buralar, bura insani biraz degisik. Mantiklari degisik,
jetonlari bazen koseli. Ornegin, inanirmisiniz buradaki lokantalarda
ciddi ciddi masalarda kurdan yok. Nedense kurdan ya hesap pusulasi
ile birlikte geliyor ya da - eger bulabilirsen - cikarken kapidan
aliyorsun.
Hamilton' da et lokantasında yemek yiyen vatandaş masada kürdan
göremeyince hesap öderken patrona sitem eder.
-kardeşim burası et lokantası neden masalarda kürdan bırakmıyorsunuz?
patron pişkince:
-vallahi bırakıyoruz ama dişini temizleyen atıyor,kimse yerine
bırakmıyor ki!
Trafik sistemleri de bir farkli. Gecenlerde gazetede okuduguma gore (
heyyy Ekim 2004 ortasindayiz ... dikkat ) Ontario'da dikkatsiz surus
yuzunden olumler artmis - galiba 10'u gecmis ( on / ten / X /
zieben ). Bu yuzden dikkatli kullanmayi ozendirmek icin zaman zaman
oduller veriyorlar. Gecenlerde de bir Turk'u cevirmisler boyle bir
odul icin
Trafik polisi Temelin kullandigi arabayi durdurur ve:
-Sizi tebrik ederim beyfendi, bu günkü kontrollerimizde emniyet
kemeri takan tek sürücü sizsiniz bu yüzden size üçyüzmilyon lira ödül
verecegiz, ne yapmayi düsünüyorsunuz, demis.
Temel:
-Hemen cidup bi ehliyet alacagim demis.
-Ne! senin ehliyetin yok mu?
demeye kalmadan yandan Fadime söze girmis:
-Siz ona bakmayin memur bey içince hep boyle sapitiyi
Polis iyice sinirlenmeye baslamis.
Derken arkadan dursun:
-Ula ben size demedimmi çalinti arabayla yola
çikmayalim basimiza bi is gelir diye.
Trafik polisi iyice zivanadan çikmis ve bagajdan idris
atlamis:
-Noldu usaklar geçtik mi siniri?
Ceza sistemleri de biraz degisik - bazen "Sayin mahkum efendi, daha
ne ihtiyaciniz var acaba" diye sorduklarindan suphe ediyorum. Bir
kere teenager denen mahlukat bir suc isledi mi ismini resmini
yayinlayamiyorsun hicbir yerde -yassak hemserim - cezalari daha
hafif, cikti mi tekrar okula donuyor - cocugunun yanindaki eski
hukumlu mu degil mi bilmiyorsun yani. Bu bizim Canadalilar ( ben
dahil ) cok insansever karincaezmez gecindiklerinden dolayi ornegin
banka soygunu sanigini kosullu saliverdiklerinde uc bankanin
arasindaki bir evde ikamet ettirmekte bir sakinca gormuyorlar.
Halbuki guney komsumuzda ( yok yok Suriye Irak degil, ABD'de ) oyle
mi isler !
modern bir hapishaneyi gezen gazeteci çigliklarin geldigi bir odanin
önünde durdu: "bu çiglik da ne?"...
hapishane yetkilisi:
"burasi elektirikli sandalye odasi.
bir zenciyi idam ediyoruz."
-peki niye çiglik atiyor
-eletirikler kesildide mumla idare ediyoruz
Valla adamlar ceza verdi mi veriyor hani. Tabii bu durumda avukatlara
epey is dusuyor. Esasinda avukatlar araba saticilarindan sonra en
sevilmeyen, guvenilmeyen insan grubundalar - hemen hemen tum Kuzey
Amerika kitasinda ve hatta daha da yukarilarda da:
Evlenme hazirligi icinde olan bir çift trafik kazasinda ölüp cennete
giderler. Damat adayi durumu gorevli melege anlatarak evlenip
evlenemeyeceklerini sordu. "Bir bakayim" dedi gorevli melek. Aradan 3
ay gectikten sonra gorevli melek magdur cifte sevincli haberi vermek
için "Hersey ayarlandi. sizi evlendirebiliriz" dedi. "Sey... Biz
dusundukde, acaba evliligimiz yurumezse bizi bosayabilirmisiniz ?"
dedi damat adayi. Gorevli melek gok gürültüsü sesiyle son derece
kizgin bir sekilde; "Siz manyak misiniz ??? Cennette bir imam
bulabilmek icin 3 ayimi verdim.
Avukat bulmak ne kadar surer tahmin edebiliyormusunuz?"...
Ne diyeyim ... sevilmeyince sevilmiyorsun iste
Bir ülkede bir bakan,kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.Ne
yapsa makbule geçmiyor,basın her gün kendisiyle uğraşıyordu.Artık
canına tak etmişti ve ''Öyle bir şey yapayım ki gazeteciler mat
olsun...''diye düşünürken aklına bir fikir geldi.Bakanın bazı özel
yetenekleri vardı ve bu yeteneklerinden birini kullanarak basın
mensuplarını etkilemeye karar vererek bir basın bildirisi
yayınladı:''Pazar günü saat 10:00'da bakan denizin üstünde
yürüyecek...''Pazar sabahı saat 10:00'da tüm basın mensupları
bildiride belirtilen yerde toplandılar...Bakan geldi ve elinde
bastonuyla denizin üstünde yürümeye başladı.Karşı kıyıya kadar
yürüyerek ilerledi...Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.Fakat ertesi
gün tüm gazetelerde şu başlık okundu:
''Bakan yüzme bilmiyor!!''
Evlenmek dedim de iyi aklima geldi. Sevdicegim canim karicimla
iliskilerim de gayet iyi. Karsilikli anlayis cercevesinde yasayip
gidiyoruz. Bu sayede cennete gidecegim epeyce supheli de olsa ben
halimden memnunum.
Yeryüzündeki herkes ölür ve Tanri'nin huzuruna çikarlar...Tanri der
ki:
-Erkekler iki sira olsun,bir sirada karilari tarafindan yönetilen
erkekler,diger sirada karilarini yöneten erkekler,ayrica bütün
kadinlari cennete aldim onlar meleklerle birlikte gidecekler simdi.
Böylece kadinlar gittikten sonra Tanri erkeklerin karsisina geçer.
Bir bakarki karilari tarafindan yönetilen erkeklerin sirasi 100km.
uzunlugunda...Ama karilarini yöneten erkeklerin sirasinda sadece bir
adam duruyor...Tanri diger siradakilere çok kizar:
-Kendinizden utanin!!!Sizi bu dünyada güç ve iradenin temsilcisi
olarak yarattim ve suraya bak,hepiniz güçsüz,karaktersiz 100km.lik
bir sira olmussunuz...Bakin bir tek erkek kulum su yan sirada tek
basina gururla dikiliyor...Ondan ders alin!!!
-Oglum sen anlat bunlara,sen ne yaptin da ''Karilarini yöneten
erkekler''sirasinda bir tek sen oldun?
Ve adam cevap verir:
-Bilmem...Karim bana burda durmami söyledi...
Is bulmak buyuk sorun. Cesitli yontemler denedim buraya gelince. Cok
sukur dil sorunum olmadi.
Bizim Temel ajanliga soyunmus ve talimatlari ögreniyor tabi ajan
oldugu için Temel ismi yerine takma isim kullanmasini söyleyip adini
Mustafa koyuyorlar ve Temeli Ingiltereye gönderip oradaki ajanlarla
tanismasini söylüyorlar.Temel Ingiltereye gidiyor ve burada ajanlarin
bulustugu bir bara giriyor.Burada karsisina çikan birine tanismak
için adini soruyor.Tabi ingiliz cevap veriyor:
-Bond,James Bond
James Bond da Temele adini soruyor ve bizim Temelde:
-Tafa, Mus tafa
Kanun disi yollari denemedim sukur ( yoksa denesem miydi? )
Temel banka soymak suçundan yargilanitordu. Son celseye gelindi.
Hakim agir konusmaya basladi : "Delil yetersizliginden dolayi sanik
Temel'in tahliyesine karar verildi." Bu sözleri duyan Temel, bir
sevinç çigligi atti ve hakime dönüp konustu : "Gözünü sevdigimin
hakimi, simdi bu paralar benim oldu degil mi?"
Iyi bir yol gosteren olmazsa uygun bir is bulmak zor galiba. Umarim
bulurum boyle birini
Of'lu hoca Cuma namazinda içki içenleri fena azarliyordu: "Paranizi
sokaga atiyorsunuz. Kazanan kim? Meyhaneci... En büyük dükkan kimin?
Meyhanecinin... En güzel ev kimin? Meyhanecinin... Ya en güzel araba?
Meyhanecinin... Bu paralari veren kim? Ha sizin gibi kafasizlar..."
Aradan 2 hafta geçer, Temel kosarak hocanin yanina gelir ve ellerine
sarilip öperek: "Allah razi olsun hocam, senin verdigin içki vaazi
sayesinde hayatim kurtuldu.." Hoca memnun: "Aferin, içkiyi birakmanin
mükafatlarini ahirette de göreceksin oglum." der. Temel
düzeltir: "Içkiyi birakmadim hocam, meyhane açtim!"
Insallah Tanri bana ve hanimima Turkiye'yi ziyareti kisa surede nasip
eder. Pasaport almak sorun degil. Bir sorun olsaydi bile, Alimallah,
her sorunun bir cozumu vardir
Amerika'da zencinin biri pasaportunu kaybetmis, aksilik ya, o gün de
Türkiye'ye uçacak. Kara kara düsünürken yolda bir pasaport bulmasin
mi... Hemen almis yerden, bir bakmis ki Leanardo di Caprio'nun
pasaportu.
"Ne olursa olsun" demis ve sansini denemeye karar vermis. Çikarmis
Leonardo'nun fotografini, kendi fotografini yapistirmis. Uçmus
Türkiye'ye, Atatürk Havalimani'nda görevli gümrük memuru Temel'in
karsisina geçmis.
Temel almis pasaportu, adamin ismine bakmis: "Leonardo di Caprio",
fotografa bakmis, bir zenci, adama bakmis ayni zenci... Bir kaç
saskin bakistan sonra öbür masaya seslenmis:
- "Ula Cemal, bu Titanik batmis miydi, yanmis miydi?"
Canada ve Turkiye hakkindaki bazi gozlemlerimi yazmak istedim sizlere
yalnizca. Tumuyle kisisel gozlemler. Gene de fazla konusup sorun
cikartmasam iyi olacak. O nedenle simdilik hoscakalin.
Papaz, ölmek üzere olan adamin üzerine egilerek;
- "Ölmeden önce seytani ve onun kötülüklerini lanetle."der.
Ancak adamdan ses çikmaz. Papaz istegini bir kez daha tekrarlar ama
hastanin sessizligi sürer. Sonunda papaz kizgin bir ifadeyle;
- "Neden seytani ve kötülüklerini lanetlemiyorsun, bre gafil?" diye
sorunca adam halsizce cevap verir;
- "Nereye gidecegim belli olmadan kimse hakkinda konusmak istemiyorum"
selçuk efendi
16-10-2004, 20:52
http://www.terminal-insanity.com/z1g/steadyhand.swf
beyaz bölgeden çıkmadan goal'e varmanız gerekiyo...ikinci golü atamıyosunuz ama var ya, acayip korkuyosunuz.. lütfen atmaya çalışmayın... ilk golden sonra bırakın... ben uyarımı yaipiyim de...ulan bu linki bana yollayanı:D
San Francisco
16-10-2004, 21:35
Eşiniz odanızın dağınık olduğundan şikayet ediyorsa bu resmi gösterin... Beterin beteri var deyin.. Şu anki odanızın duruma bakacak bir de bu resime... Şükürler olsun deyip odadan ayrılacak...:)
selçuk efendi
16-10-2004, 21:54
http://www.scenta.co.uk/reverse/reverse.swf
işte bu düzgünü, beyaz bölgeden geçiriyoruz karemizi... ben 16. level'a kadar geldim, daha geçemedim, sinir oldum:) yannız oyundan çıkınca faareyi ters hareket ettirmeye devaam edebiliyosunuz
hadi bakalım...cevapları görelim... ;)
1. KADEME
Hayvanları kafanıza göre (içinizden geldiği gibi) sıralayın.
At
Kaplan
Domuz
İnek
Koyun
2. KADEME
Gördüğünüz kelimeyi okuduğunuzda aklınıza ilk gelen şeyi karşısına yazın.(İLK gelen)
örn: Civciv- Sevimli gibi (Soyut şeyler olacak ,iyi kötü,çekingen,iğrenç vs.)
Köpek
Kedi
Sıçan
Kahve
Deniz
3. KADEME
Gördüğünüz renkler size kimi anımsatıyor?(Çok yakınlarınızdan seçeceksiniz)
Örn:Siyah-Ninemi
Sarı
Turuncu
Beyaz
Kırmızı
Yeşil
HÜrrİyet Turgay Cİner'İn Sevgİlİsİnİ AÇiklayinca, Sabah'ta Aydin DoĞan'in Sevgİlİsİnİ AÇikladi
selçuk efendi
16-10-2004, 23:18
http://www.scenta.co.uk/reverse/reverse.swf
işte bu düzgünü, beyaz bölgeden geçiriyoruz karemizi... ben 16. level'a kadar geldim, daha geçemedim, sinir oldum:) yannız oyundan çıkınca faareyi ters hareket ettirmeye devaam edebiliyosunuz
ömrümü yedi bu oyun ama bitirdim sonunda... 16 ve 20. bölümler sinir saahibi etti beni.. inanmıyan olursa diye resim de ekliyorum :p
selçuk efendi
16-10-2004, 23:22
Padişahın biri,
-'Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim!' demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
1''Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.''
''Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir
yavru. Kaptı mı götürür tabii!..''
2''Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!..''
''Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da
pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş. Taç kimin kafasındaysa, kral odur
tabii!..''
3''Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!''
''Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür.
Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere
inmiştir.''
Böylece padişah, her y