PDA

View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.


Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 [19] 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51

greenback
24-10-2004, 23:08
aman diyim...

derindeniz
24-10-2004, 23:42
Prens Williams
Majesteleri Prens Charles, Buyuk oglunuz, yigitler yigidi Prens William'in, Sili'nin And Daglari'nda bulunan Tortel Koyu'ndeki 2,5 aylik kamp suresini basariyla tamamlanmasindan duydugumuz kivanc ve gururu bildirir, sizi de tebrik ederiz... Bununla birlikte; oglunuzu, hayati iyice ogrenmesi icin bu kez de Istanbul'a yollama fikrinizin yanlis oldugunu belirtmeliyiz... 18 yasindaki Prens William icin Istanbul uygun bir yer degil Sayin Prensim... Yine de siz bilirsiniz,
biz emir kuluyuz...
Kralicemizin ellerinden hasretle operiz...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger

***

Sir Roger Sixfinger,
Pusulanizi okudum... Ne zamandan beri konsoloslar, Prens'e uyarida
bulunuyor, merak icindeyim... Guzel bir Beyrut tayini ozlemi
icindesiniz sanirim... Prens William icin gerekli hazirligi yapiniz... Gerekirse Ingiliz asilli sanatci Suna Yildizoglu'ndan yardim isteyiniz... William haftaya orada olacak...
Prens Charles

***

Majesteleri Charles,
Diplomasi ortamindaki butun gelecegimi tehlikeye atarak, tekrar ikaz ederim ki, Prens William icin Istanbul acaip bir yer... Daha dun gece, davetli
oldugum bir tavernada, yanlislikla garsonun yerine benim ceketimi
yaktilar, ceketin astarina sakladigim iki cok gizli belge ile ceyrek milli piyango biletim yandi... Ayreten, Suna Yildizoglu'na ulasamadik ama Kayhan
Yildizoglu'nun cok selami var!..
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger Roger,

***

Terbiyesizligin alemi yok!.. William iki gun sonra orada olacak... calisip pismesi icin guzel bir is ayarlayin... Ayreten "sir" unvanini kaldirdigimi
farketmissindir... Laga-lugaya devam edersen Istanbul Konsoloslugu'nu da kapatirim... Kayhan Yildizoglu kim, sen de selam soyle...
Prens Charles

***

Sevgili Babacigim,
Istanbul'a geleli 10 gun olmasina karsin, hayatimda onemli degisiklikler oldu... Kumkapi'da bir ocakbasinda garson olarak calisiyorum... Sef garson Tatar Hamit beni maca goturdu, orada "Sarabi da ceriz, esrari da
cekeriz", "Zipla,zipla, ziplamayan ibnedir", "Onbesinci dakikada nasil koydu Nouma" gibi tezahuratlar ogrendim... Mekanda iki kez kavga cikti, biri kanatlar
az pistigi icin, digeri mafya hesaplasmasiymis... Sisman ve kıllı biri, zayif ve kıllı birinin bacagina sıktı!.. Ayreten üçü resmi kisi olmak uzere, bes insana harac odedik... Guz Gulleri'ni komple Turkce soyler hale geldim,
Yarim Keskin Bicak'ta ise nakarati biliyorum... Dun aksam iyi giyimli, Ersin adli yasitim bir genc gelip benimle tanisti, yaninda ilik gibi kizlar vardi... Son olarak, Ingiliz atlari burada cok seviliyor, Hot Jazz diye bi
beygir var, Tatar Hamit ve dostlari onu hep tek geciyor!..
Oglun William

***

Sir Sixfinger,
William'dan tuhaf bir mektup aldim... Ziplamayan niye ibnedir,
kanatlarin az pismesi ne demek, bacaga sikmak nedir, Guz Gulleri nedir, Yarim Keskin Bicak ne demek, ilik gibi kiz nedir, Hot Jazz'i tek gecmek niyedir?.. Tum
bunlari William'a sezdirmeden bana aciklayin... Gerekirse Istanbul'daki hayat egitimi suresini kisaltabiliriz, gorus bildirin... Tatar Hamit'i arastirin!..
Bu arada tekrar "sir" oldunuz... Ben boyle ani bi parlarim, sonra
sinirim gecer...
Yanitinizi bekliyorum...
Prens Charles

***

Majesteleri Charles,
Eyvahlar olsun!.. Prens William, ocakbasindaki kasayi patlatip ortadan kaybolmus... Nerede oldugunu tespit edemedik... Bir donem unlu bir hocanin yaninda "Motor Grubu Sorumlusu" olarak calismis olan Ersin isimli sahis tarafindan kandirildigini saniyoruz... Her ihtimale karsi Tatar Hamit'i kacirdik, konsoloslugun cati katinda alikoyuyoruz... Bay Hamit ilginc
bir tip, sabahlari misir gevregine sut yerine bogma raki dokup yiyor!.. O kadar uyariyi bosuna yapmadiydik... Neyse...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger

***

Babam, Guzel Babam,
Nasil ozledim seni, o kadar olur... Su an ruh gibiyim, cokca da ictim, kafalarim duman... Babacigim, Ersin But adli arkadasla naylon bi sirket kurduk, hayali ihracat yapicaz, her makamdan ortaklarimiz mevcut...
Senden ricam, olayin Ingiltere gumruk ayagini halletmendir!.. parayı indiricez, ciddi sakal var!..
B.B.P.L.B. D.G.D.!..
Yavrun William

***

Sir Sixfinger,
B.B.P.L.B.D.G.D." ne demek, acil arastirin!..
Prens Charles

***

Saygideger Kralice,
Kendim, ticaretle ugrasan bir kisiyim, Kumkapi'daki "Duygusal
Ocakbasi"nin sahibiyim... Torununuz William, hayati ogrensin ve afedersiniz, omru boyunca bazi pustluklara karsi hazirlikli olsun diye gecici olarak mekanima yerlestirilmisti... Fakat bir hafta once kasayi hortumlayip kacmis bulunuyor... Tatar diye bilinen Hamit Kisik adli sef garsonum da kayip, o da olayin icinde olabilir... Yasal faiziyle beraber zararim, 3 milyar 420 milyon liradir... Gunesi batmayan imparatorlugunuzun bu parayi seri
sekilde odeyecegine inancim tamdir... Hizmetinizdeyim!..
Talip Kartopu

***

Majesteleri Charles,
Tatar Hamit'in yardimiyla sifreyi cozduk, acilim soyle: "Bas bas
paralari Leyla'ya, bi daha mi gelicez dunyaya?" Bay Hamit pazarlik yapti, unvan almadan yardim etmeyi reddetti... Mecburen, mevsimlik isci gibi 'gecicilord' yaptik kendisini!.. Bu arada Beyrut'a tayinimi rica ediyorum...
Belgrad da olur... Son donemde cok yoruldum...
Istanbul Konsolosu cileli Roger Sixfinger

***

Mr. Kartopu,
Size odeme yapmayi reddediyorum... Fakat bu mektubu gostererek, Istanbul'daki Ingiliz Kutuphanesi'nden istediginiz kaynak eseri alabilirsiniz...
Kralice Elizabeth

***

Babacigim,
Bugun "Zkerim kutuphanesini de, kaynagini da... Parami odemezsen mermi manyagi yaparim seni!" seklinde bi cep mesaji aldim... Dehsete kapilmis durumdayim, yarin ilk ucakla donuyorum. Neden geldim Istanbul'a?
Hayati ogrenmekten Vazgecen Oglun William

maytekin
25-10-2004, 00:31
Prens Williams
Majesteleri Prens Charles, Buyuk oglunuz, yigitler yigidi Prens William'in, Sili'nin And Daglari'nda bulunan Tortel Koyu'ndeki 2,5 aylik kamp suresini basariyla tamamlanmasindan duydugumuz kivanc ve gururu bildirir, sizi de tebrik ederiz... Bununla birlikte; oglunuzu, hayati iyice ogrenmesi icin bu kez de Istanbul'a yollama fikrinizin yanlis oldugunu belirtmeliyiz... 18 yasindaki Prens William icin Istanbul uygun bir yer degil Sayin Prensim... Yine de siz bilirsiniz,
biz emir kuluyuz...
Kralicemizin ellerinden hasretle operiz...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger

***

Sir Roger Sixfinger,
Pusulanizi okudum... Ne zamandan beri konsoloslar, Prens'e uyarida
bulunuyor, merak icindeyim... Guzel bir Beyrut tayini ozlemi
icindesiniz sanirim... Prens William icin gerekli hazirligi yapiniz... Gerekirse Ingiliz asilli sanatci Suna Yildizoglu'ndan yardim isteyiniz... William haftaya orada olacak...
Prens Charles

***

Majesteleri Charles,
Diplomasi ortamindaki butun gelecegimi tehlikeye atarak, tekrar ikaz ederim ki, Prens William icin Istanbul acaip bir yer... Daha dun gece, davetli
oldugum bir tavernada, yanlislikla garsonun yerine benim ceketimi
yaktilar, ceketin astarina sakladigim iki cok gizli belge ile ceyrek milli piyango biletim yandi... Ayreten, Suna Yildizoglu'na ulasamadik ama Kayhan
Yildizoglu'nun cok selami var!..
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger Roger,

***

Terbiyesizligin alemi yok!.. William iki gun sonra orada olacak... calisip pismesi icin guzel bir is ayarlayin... Ayreten "sir" unvanini kaldirdigimi
farketmissindir... Laga-lugaya devam edersen Istanbul Konsoloslugu'nu da kapatirim... Kayhan Yildizoglu kim, sen de selam soyle...
Prens Charles

***

Sevgili Babacigim,
Istanbul'a geleli 10 gun olmasina karsin, hayatimda onemli degisiklikler oldu... Kumkapi'da bir ocakbasinda garson olarak calisiyorum... Sef garson Tatar Hamit beni maca goturdu, orada "Sarabi da ceriz, esrari da
cekeriz", "Zipla,zipla, ziplamayan ibnedir", "Onbesinci dakikada nasil koydu Nouma" gibi tezahuratlar ogrendim... Mekanda iki kez kavga cikti, biri kanatlar
az pistigi icin, digeri mafya hesaplasmasiymis... Sisman ve kıllı biri, zayif ve kıllı birinin bacagina sıktı!.. Ayreten üçü resmi kisi olmak uzere, bes insana harac odedik... Guz Gulleri'ni komple Turkce soyler hale geldim,
Yarim Keskin Bicak'ta ise nakarati biliyorum... Dun aksam iyi giyimli, Ersin adli yasitim bir genc gelip benimle tanisti, yaninda ilik gibi kizlar vardi... Son olarak, Ingiliz atlari burada cok seviliyor, Hot Jazz diye bi
beygir var, Tatar Hamit ve dostlari onu hep tek geciyor!..
Oglun William

***

Sir Sixfinger,
William'dan tuhaf bir mektup aldim... Ziplamayan niye ibnedir,
kanatlarin az pismesi ne demek, bacaga sikmak nedir, Guz Gulleri nedir, Yarim Keskin Bicak ne demek, ilik gibi kiz nedir, Hot Jazz'i tek gecmek niyedir?.. Tum
bunlari William'a sezdirmeden bana aciklayin... Gerekirse Istanbul'daki hayat egitimi suresini kisaltabiliriz, gorus bildirin... Tatar Hamit'i arastirin!..
Bu arada tekrar "sir" oldunuz... Ben boyle ani bi parlarim, sonra
sinirim gecer...
Yanitinizi bekliyorum...
Prens Charles

***

Majesteleri Charles,
Eyvahlar olsun!.. Prens William, ocakbasindaki kasayi patlatip ortadan kaybolmus... Nerede oldugunu tespit edemedik... Bir donem unlu bir hocanin yaninda "Motor Grubu Sorumlusu" olarak calismis olan Ersin isimli sahis tarafindan kandirildigini saniyoruz... Her ihtimale karsi Tatar Hamit'i kacirdik, konsoloslugun cati katinda alikoyuyoruz... Bay Hamit ilginc
bir tip, sabahlari misir gevregine sut yerine bogma raki dokup yiyor!.. O kadar uyariyi bosuna yapmadiydik... Neyse...
Istanbul Konsolosu Roger Sixfinger

***

Babam, Guzel Babam,
Nasil ozledim seni, o kadar olur... Su an ruh gibiyim, cokca da ictim, kafalarim duman... Babacigim, Ersin But adli arkadasla naylon bi sirket kurduk, hayali ihracat yapicaz, her makamdan ortaklarimiz mevcut...
Senden ricam, olayin Ingiltere gumruk ayagini halletmendir!.. parayı indiricez, ciddi sakal var!..
B.B.P.L.B. D.G.D.!..
Yavrun William

***

Sir Sixfinger,
B.B.P.L.B.D.G.D." ne demek, acil arastirin!..
Prens Charles

***

Saygideger Kralice,
Kendim, ticaretle ugrasan bir kisiyim, Kumkapi'daki "Duygusal
Ocakbasi"nin sahibiyim... Torununuz William, hayati ogrensin ve afedersiniz, omru boyunca bazi pustluklara karsi hazirlikli olsun diye gecici olarak mekanima yerlestirilmisti... Fakat bir hafta once kasayi hortumlayip kacmis bulunuyor... Tatar diye bilinen Hamit Kisik adli sef garsonum da kayip, o da olayin icinde olabilir... Yasal faiziyle beraber zararim, 3 milyar 420 milyon liradir... Gunesi batmayan imparatorlugunuzun bu parayi seri
sekilde odeyecegine inancim tamdir... Hizmetinizdeyim!..
Talip Kartopu

***

Majesteleri Charles,
Tatar Hamit'in yardimiyla sifreyi cozduk, acilim soyle: "Bas bas
paralari Leyla'ya, bi daha mi gelicez dunyaya?" Bay Hamit pazarlik yapti, unvan almadan yardim etmeyi reddetti... Mecburen, mevsimlik isci gibi 'gecicilord' yaptik kendisini!.. Bu arada Beyrut'a tayinimi rica ediyorum...
Belgrad da olur... Son donemde cok yoruldum...
Istanbul Konsolosu cileli Roger Sixfinger

***

Mr. Kartopu,
Size odeme yapmayi reddediyorum... Fakat bu mektubu gostererek, Istanbul'daki Ingiliz Kutuphanesi'nden istediginiz kaynak eseri alabilirsiniz...
Kralice Elizabeth

***

Babacigim,
Bugun "Zkerim kutuphanesini de, kaynagini da... Parami odemezsen mermi manyagi yaparim seni!" seklinde bi cep mesaji aldim... Dehsete kapilmis durumdayim, yarin ilk ucakla donuyorum. Neden geldim Istanbul'a?
Hayati ogrenmekten Vazgecen Oglun William


TEK KELİMEYLE HARRİKKAAAA :)

yarımada
25-10-2004, 08:20
Bayanların affına sığınarak...

iugur
25-10-2004, 12:48
Günlerden bir gün... Kurbağaların yarışı varmış. Hedef, çok yüksek bir
kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için
toplanmışlar. Ve yarış başlamış. Aslında seyirciler yarışmaya katılan
kurbağalardan hiçbirinin kulenin tepesine çıkabileceğine

İnanmıyorlarmış. Sadece su sesler duyulabiliyormuş:

"Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!"Yarışmaya başlayan kurbağalar
kulenin tepesine ulaşamayınca teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden
sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş.
Seyirciler bağırıyorlarmış:

"...Zavallılar! Hiçbir zaman başaramayacaklar!"Sonunda, bir tanesi hariç,
diğer kurbağaların hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son
kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı
başarmış. Diğerleri hayret içinde bu işi nasıl

Başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş bu işi
nasıl başardın diye. O anda farkına varmışlar ki. Kuleye çıkan kurbağa
sağırmış! Olumsuz düşünen insanları duymayın... Onlar kalbinizdeki ümitleri
çalarlar!

UNUTMAYIN !...

* Yediklerimiz değil, hazmettiklerimiz bizi güçlü kılar.

* Kazandıklarımız değil, biriktirdiklerimiz bizi zengin yapar.

* Okuduklarımız değil, hatırladıklarımız bizi bilgili yapar.

* Başkalarına verdiğimiz öğütler değil,

Bizzat uyguladıklarımız bizi insan yapar.

bıcırık
25-10-2004, 17:26
Pek bir aşık üniversiteli delikanlı, öğrencilerin kaldığı apartmandaki daireleri teker teker dolaşıp birer parça çikolata karşılığında akşam 8 de ışıklarını yakmalarını rica etmiş, sevgilisine duygularını göstermek için... Böyle bir sahne çıkmış ortaya...

Not: Böylelerine çok ender rastlanıyor biraz daha sık serpiştirilselermiş ortaya fena olmazmış değil mi :D :p

greenback
25-10-2004, 19:36
boşuna bu paraları almıyorlar....

greenback
25-10-2004, 19:41
hadi bunları da anlıyorum.bunlarda para kazanıyor....

greenback
25-10-2004, 19:48
ama bunları anlamam, boşuna izah etmeye çalışmayın....allah selamet versin deyip ,geçerim...

gemici
25-10-2004, 20:24
ama bunları anlamam, boşuna izah etmeye çalışmayın....allah selamet versin deyip ,geçerim...
haklısın ne yapıyorlar öyle yada yapınca ne oluyor.allah akıl fikir versin..............

skinnypuppy
25-10-2004, 23:33
haklısın ne yapıyorlar öyle yada yapınca ne oluyor.allah akıl fikir versin..............
abi o film hilesi, fotorafı yamuk koymuşlar..:)

DEVadam
25-10-2004, 23:45
...

AloneWolf
26-10-2004, 09:13
SEYTANLARIN TOPLANTISI
> Iblis, butun seytanlarla buyuk bir toplanti duzenlemis. Ve onlara
demis ki:
> 'Biz Muslumanlari camiye gitmekten alikoyamiyoruz.Onlari Kur'an
> okumaktan ve dogru isler yapmaktan da alikoyamiyoruz. Ayrica onlari
> surekli Allah'i
> ve
> Rasulu Muhammed'i dusunmekten de alikoyamiyoruz.Onlarin Allah ile
> baglantilari cok guclu
> kiramiyoruz.'
> 'Oyle ise birakin onlari camilere gitsinler, birakin
birlikteliklerini
> ve dayanismalarini surdursunler.Fakat onlarin zamanlarini calin.!!!
> Boylelikle
> onlar Allah'i ve Rasulu Muhammed'i dusunecek baglantilarini
guclendirecek
> zaman bulamasinlar.'
> 'Iste sizden istedigim bu' dedi iblis.' Gun boyunca Allah'i dusunecek
> baglantilarini gelistirecek zamanlari olmasin onlari surekli mesgul
edin.'
> Seytanlar
> bagirdi: '
> Bunu nasil yapabiliriz ki?'
> 'Onlarin akillarini surekli kucuk detaylar ile mesgul edin' diye
cevapladi
> iblis.
> ' Onlari surekli harcamaya tesvik edin , harcasinlar, harcasinlar,
> harcasinlar, sonrada
> borclansinlar , borclansinlar.'
> 'Hanimlari uzun saatler evin disinda calismaya tesvik edin, ayni
zamanda
> erkekleri de haftada 6-7 gun gunde 10 - 12 saat calismaya tesvik
edin
> Boylece onlarin kendilerine ve ailelerine ayiracak hic bos
zamanlari
> kalmasin.'
> 'Onlari cocuklari ile vakit gecirmekten alikoyun,evde bile islerinin
> baskisini uzerlerinde
> hissetsinler. Kafalarini oyle mesgul edin ki onlar onlari Allah ile
> birlikte olmaya cagiran kucuk sesleri bile duyamasinlar.'
> 'Onlari surekli muzik dinlemeye tesvik edin evde,iste hatta araba
> surerken bile radyo teyp CD dinlesinler. Evlerinde TV, VCD, CD ve
Bilgisayar
> surekli acik olsun Hatta restoranlarda alisveris merkezlerinde bile
> surekli muzik calsin. Bu
> onlarin akillarini surekli mesgul eder boylece Allah'i ve Rasulu
> Muhammed'i dusunecek hic vakitleri kalmaz.'
> Masalarinda, sehpalarinda surekli gazeteler,magazinler olsun
bunlardaki
> haberlerle 24 saat
> akillarini mesgul edin. Hatta araba surerken zamanlarini
> calmak icin eklam panolarini kullanin.'
> 'Onlarin mailbox'larini reklamlar, sacma sapan mektuplar, junk
mailer,
> siparis kataloglari ile
> doldurun ki temizlemek icin zaman harcasinlar.'
> 'Guzel cekici modellerin resimlerinin magazinlerin
> kapaklarinda TV ekranlarinda surekli gorunmesini saglayin ki
erkekler
> gercek guzelligin bu
> olduguna ve de dis guzelligin cok onemli olduguna inansinlar,
zamanla
> karilarini begenmez olsunlar.'
> 'Hanimlarin cok yorgun olmalarini saglayin oyle ki kocalarina
sevgilerini
> gosteremesinler. Surekli baslari agrisin. Eger kocalarina
sevgilerini ve
> ilgilerini
> gosteremezlerse onlar da mutlulugu disarida baska yerlerde aramaya
> baslasinlar.'
> Bu da ailelerin daha cabuk dagilmasina sebep olur.'
> 'Onlara anlamsiz sacma hikayelerle dolu kitaplar verin ki
> çocuklarina yasamin gercek anlamini ve imani anlatacak yerde onlari
> okusunlar.'
> Onlari cok mesgul edin ki disariya cikip dogayi inceleyip Allah'in
> yarattiklarindan ders almalarina engel olun.Doganin
> mukemmelligini,yaratilisin ne
> kadar mukemmel oldugunu anlayamasinlar.
> Onlari kapali alanlara , oyunlara, konserlere, sinemalara gitmeleri
icin
> tesvik edin ki doga ile birlikte olmaya vakit bulamasinlar. '
> Onlari surekli mesgul edin. 'Eger olur da kendi gibi dusunen
> arkadaslariyla bir araya gelirlerse
> onlari dedikodu etmeye tesvik edin. Oyle seyler konusmalarini
saglayin ki
> aralarinda
> ihtilaf ciksin ve ayrilirlarken darginliklar olsun.'
> "Hayatlarinin o kadar guzel ve mukemmel olmasini saglayin ki Allah'i
ve
> O'nun gucunu dusunecek durumda olmasinlar. Her seyi kendilerinin elde
> ettigine ve
> de kendi gucleri ile bu mukemmel hayata sahip olduklarina inansinlar.
> Sagliklarina ve elde ettikleri
> nimetlere sukretmek ihtiyaci duymasinlar.
> Iste buyuk plan bu. Seytanlar Muslumanlari her yerde mesgul etmeye,
> telasla kosusturmaya calisiyorlar. Oyle ki Allah'i dusunecek hatta>
> ailelerine ayiracak kucucuk zamanlari dahi kalmasin.
> Diger Muslumanlar ile Allah'in gucunu Onun Rasulu Muhammed'i
konusacak
> zamanlari kalmasin .
> Peki sizce seytan bu gorevinde basarili oluyor mu ? Siz karar verin.

AloneWolf
26-10-2004, 09:15
Soyadınıza şükür edin.
Telefon rehberinden kontrol edilmistir , inanmayanlar bakabilirler.
http://ttrehber.gov.tr/rehber_webtech/tel.asp
258-7426291 Bayram Amca
264-291178 Necati Yenge
346-2274022 Meliha Eniste
284-2140912 Zehra Esekcanbazi
216-3590393 Yusuf Ziya Salakoglu
434-3261067 Abudulsamet Döver
414-5631939 Ramazan Öldürür
262-3752706 Ismail Öldürücü
282-6519032 Gülsen Motor
414-6812589 Haci Benzin
216-4940049 Menemine Cart
352-2232330 Burhanettin Curt
212-5069616 Cafer Cirt
362-4322481 Döndü Cort
264-2789881 Fedakar Pat
246-4566340 Saban Küt
226-2455889 Vesile Aybasi
216-4333782 Haziment Pet
242-6513344 Abdurrahman Killi
232-5125462 Aytekin Killibacak
232-8313394 Makbule Killibaldir
342-2514214 Atilla Otuzbirogullari
476-2271564 Ahmet Yavsar
344-2213263 Ökkes Ford
216-3135010 Nadir Verir
324-6478020 Duran Tekerlek
344-2311938 Döndü Yuvarlak
352-2231735 Özdemir Damizlik
212-6973318 Izzet Angut
222-3206365 Türkan Romantik
252-5927658 Hafize Kazma
324-4615714 Abdulkadir Anan
438-3517025 Abdulaziz Baban
332-3273684 Ismail Donsuz
326-6168690 Hatice Tüylü
242-3431693 H. Ibrahim Gömer
232-3434415 Gülfidan Gösterir
224-8937457 Coskun Aptal
322-3652562 Emel Yalak
322-5815479 Duran Kalas
264-6940326 Sultan Kaltak
282-4276888 Ismail Dümbelek
262-5271059 Fahrettin Kalkmaz
378-2284583 Mehmet Kaldirir
332-6414634 Cafer Yalar
312-8370756 Gurban Yalama
324-3206844 Ahmet Ali Emici
236-2317484 Ayse Cinsel (Ese Cinsel de var)
328-8766339 Mehmet Tasak
216-4260474 Sultan Kiç
342-2506652 Ali Anüs
242-7421096 Bahriye Kuku
212-5324882 Fevzi Zik
412-3192276 Mahmut Pipi
216-4194478 Yusuf Kiz
216-5669060 Gülten Kari
216-3335124 Zeki Kadin
414-6813703 Cemal Delik
448-5313195 Ramazan Desik
222-5912006 Münevver Göbek
454-5813531 Münire Meme
232-3411072 Sükriye Memeli
212-6427545 Havva Kalça
224-3623348 Ali Kalkti
342-8732142 Nurcan Geliyor
216-4124517 Ali Geber
414-3128893 Münevver Ölü
216-3735556 Hanim Sevis
352-3321999 Alkin Azgin
224-2242362 Mümin Abaza
236-6534173 Yunus Gay
216-3150362 Kemal Götürür

442-4513460 Subay Sıkar
324-2355284 Abdullah Oyar
346-2256169 Adem Kayar

ertan
26-10-2004, 09:31
bu ne yaaa...

listenin sonuna gelemeden, gülmekten gözlerimden yaşlar boşandı... :bravo:

AloneWolf
26-10-2004, 09:53
Ögüt almasını bilene(yani o gücü kendisinde bulana) ögütler...

Biri sana sarildiginda önce onun kollarini gevsetmesini bekle....

Kendini degistirebilme gücünü hafife alma, baskalarini degistirebilme gücünü de cok fazla güvenme...

Zarif ol, kimseyi bile bile kendinden sogutma...

İsi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parasi icin calisan herkese saygi duy...

İnsanlara ücüncü bir sans verme, birak ikide kalsinlar....

Herkesin önünde öv ama elestirilerini bir kenara cekerek söyle...

Asil savasi kazanmak icin kücük bir carpismayi yitirmeyi göze al...

Köprülerini atma, ayni nehri kac kez daha gecmek zorunda kalacagina sasiracaksin...

Yeterli zamanim yok deme, büyük insanlarinda günleri 24 saattir...

Bilmiyorum demekten cekinme...

Sevgiline önce cicegi yolla, nedenini sonra bul...

Basucunda kagit kalem bulundur...Milyarlik fikirler bazen sabaha karsi saat 3'te gelir...

Cok calisarak elde ettigin bir seyin zevkini cikarmaya da zaman ayir...

Yilda en az bir kez günesin dogusunu seyret....

Ilk önce sen "Merhaba" de....

Herhangi bir konuda ögretmenlik yap, herhangi bir konuda ögrenci de ol...

Hic kimseden asla umut kesme, mucizeler her gün oluyor...

Hayat arkadasini cok dikkatli sec, mutlulugun ya da bedbahtligin %91'i bu karara baglidir....

Is ve aile iliskilerinde en önemli seyin Güven oldugunu aklindan cikarma...

Asla birilerinin umudunu kirma, belki de sahip olduklari tek sey o'dur....

Yeterli paranin olmamasini asla dert etme, sinirli olanaklar bazen bir lütuftur cünkü yaraticiligi baska hic bir sey bu kadar tesvik edemez...

Atak ve Cesur ol, bir gün geriye dönüp baktiginda yaptiklarindan cok yapmadiklarin icin pismanlik duyacaksin...

Insanlara verdigin nasihatin tersi davranislarda bulunma....

Hatalarini kabul et...

Zekani eglendirmek icin kullan, baskalari ile eglenmeye degil...

Saglikli olmanin degerini bil...

Sarhosken kimseye görünme...

Cocuklarla oyun oynadiginda birak kazansinlar...

Eski hatalarina hayiflanmakla zaman kaybetme, onlardan ders al ve arkana bakma...

Gelenek ve göreneklerine saygili ol...sevdiklerini esirge...

Herseyi buldugundan daha iyi birak...

Gerektiginde fazla verici olma, zaman zaman hayir demesini ögren...

Yanliz baslamasini bil....

Deger yargilarinla celismeyecek bir meslek sec...

Alcak gönüllü ol, sen gelirken onlar gidiyordu...

Mükemmeli ara, kusursuzu degil...

Acik, esnek ve mantikli ol...

Tanistigin herkes senin bilmedigin birseyler biliyordur, onlardan ögren...

Hayatin her zaman adil olmasini bekleme....

Sükret...

AloneWolf
26-10-2004, 09:55
Uzun çabalar sonucunda Alman vatandaşlığına kabul edilen genç, babasına sürpriz yapmak için sevinç içinde eve koşmuş:
- Babaaa, bak Alman vatandaşıyım artık...
Birinci kuşak milliyetçilerden olan baba çok sinirlenir:
- Ulan soysuz, hangi yüzle gider de Alman vatandaşı olursun," diye gürlerken oğlunun suratına bir de Osmanlı tokadı akşeder... Koşa koşa geri dönen oğlan bir yandan da şöyle söyleniyormuş:
- Şu hale bak yaa, Alman olalı bir saat geçmedi Türklerle başım belaya girdi...

gemici
26-10-2004, 10:32
bu ne yaaa...

listenin sonuna gelemeden, gülmekten gözlerimden yaşlar boşandı... :bravo:
gerçekten çok kaliteli soyadları var.adamı öldürür......................

yarımada
26-10-2004, 10:55
Hadi bakalım...sol tıklamayla yükseliyor.

Yükselmesi için devamlı sol tıklıyoruz.bırakınca alçalıyor...

AloneWolf
26-10-2004, 11:05
Adam işitme cihazı almak için bir mağazaya girmiş, tezgâhtara,
"Ucuz bir şey olsun!" diyerek..
"Fiyatlar 2 dolar ile 2000 dolar arasında değişiyor efendim..!" demiş
tezgâhtar...
"2 dolarlık model nasıl bir şey?"
"Bu butonu kulağınıza takıp şu teli boynunuzun üzerine bırakıyorsunuz
efendim!"
"Bu nasıl çalışıyor?"
"Çalışmıyor efendim...Kulağınızda bunu görenler daha yüksek sesle
konuşmaya başlıyorlar..."!

yarımada
26-10-2004, 14:43
çakıcı-peker vs.....

bıcırık
26-10-2004, 23:09
Bilgisayar canavarlarına...

bıcırık
26-10-2004, 23:14
"...
- Kendi dirseğinizi yalayamayacağınızı,
- Bu mesajı okuyanların dirseklerini yalamaya çalıştığını biliyor muydunuz?"

Şeklinde bir mesaj dolaşıyordu...

Vatandaş yapıyor ya... :D

bıcırık
26-10-2004, 23:46
Gemicilere özel :D

bıcırık
26-10-2004, 23:49
...

serdarkus
27-10-2004, 00:10
6 sıfır replikleri... :))

Daha paradan 6 sıfır atılmasına iki ay var ama, geyikleri çoktan internette dolaşmaya başladı... Oruçlu olanlar, iftardan sonra baksın... :)))

"Ali'nin 3 YTL'si var. Ali parasının altıda biriyle fındık, sekizde ikisiyle gofret almıştı. Ali'nin kaç YTL'si kalmıştır? A-aa bayıldı çocuk..."

"Hakimin ben anlamam öyle 6 sıfır falan... Bunun bana 3 milyar borcu vardı,elime 3.000 lira tutuşturdu, ben de vurdum onu. Pişman değilim... Ne? 30 yıl ağır hapis mi? Bari 1 sıfır atsanız..."

"Hızlandırılmış 'bozuk para kullanımı ve TL'yi YTL'ye çevirme kursları'na hoş geldiniz arkadaşlar..."

"Evladım bak geldim 70 yaşına... O zaman da biz kuruş kullanırdık, şimdi de kuruş kullanıyorsunuz. Demek ki neymiş, tarih tekerrürden ibaretmiş."

"Kimse bize 'yeni' Türk Lirası'nı dayatamaz. Biz 'eski' Türk Liramızı ve onun içindeki 6 sıfırı seviyorduk. YTL'ye direneceğiz. Gerekirse Eski Türk Lirası'nı sevenler olarak dağa çıkıp orada hayatımıza devam edeceğiz."

"Ne demek maçtan evvel madeni paralarınızı topluyoruz. Manyak mısınız kardeşim? Eski Türk Lirası'na göre 250 milyon para var cebimde. Hiç hakemin kafasına atar mıyım o kadar parayı?.."

"Hırsız var diyorum memur bey, paramı yatırdığım banka bizatihi soyguncu çıktı. Dün bankada 2.5 milyar liram varken bugün bir de baktım ki 2.500 liram var. Hortumlamışlar paramı..."

"Ahhh evladım ahhhh... Bizim zamanımızda tuvalet 1 milyon liraydı. Şimdi bu parayla Boğaz'da yalı alınıyor. Hey gidi heyy... Bilemedik o günlerin kıymetini bilemediiik..."

"Hapisten çıktım. Mutlu mesut evime geliyorum. Bi baktım yerde 100 bin lira. Almadım tabii. 100 bin lira için eğildiğime deymez. Aaaa çocuklar niye ağlıyorsunuz. O ne hanım bayıldı? Ne oluyor ya? YTL de ne? Anlatın ulaaan!!"

26.10.2004 - 23:21

greenback
27-10-2004, 00:42
"...
- Kendi dirseğinizi yalayamayacağınızı,
- Bu mesajı okuyanların dirseklerini yalamaya çalıştığını biliyor muydunuz?"

Şeklinde bir mesaj dolaşıyordu...

Vatandaş yapıyor ya... :D


itiraz edecek olsaydım:

1)
he he he,
başkasının dirseğini değil,kendi dirseğinizi yalayamazsınız deniyor o mesajda...

gene de kızın bileklerine uygun bir dirsek kullanılsa,bayağı inandırıcı olabilirdi...


2)
bu saptama insanlar içindi, bukalemunlar için değil...o boyda bir dille insan ensesini bile yalayabilir...

northwind
27-10-2004, 00:42
Ögüt almasını bilene(yani o gücü kendisinde bulana) ögütler...

Biri sana sarildiginda önce onun kollarini gevsetmesini bekle....

Kendini degistirebilme gücünü hafife alma, baskalarini degistirebilme gücünü de cok fazla güvenme...

Zarif ol, kimseyi bile bile kendinden sogutma...

İsi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parasi icin calisan herkese saygi duy...

İnsanlara ücüncü bir sans verme, birak ikide kalsinlar....

Herkesin önünde öv ama elestirilerini bir kenara cekerek söyle...

Asil savasi kazanmak icin kücük bir carpismayi yitirmeyi göze al...

Köprülerini atma, ayni nehri kac kez daha gecmek zorunda kalacagina sasiracaksin...

Yeterli zamanim yok deme, büyük insanlarinda günleri 24 saattir...

Bilmiyorum demekten cekinme...

Sevgiline önce cicegi yolla, nedenini sonra bul...

Basucunda kagit kalem bulundur...Milyarlik fikirler bazen sabaha karsi saat 3'te gelir...

Cok calisarak elde ettigin bir seyin zevkini cikarmaya da zaman ayir...

Yilda en az bir kez günesin dogusunu seyret....

Ilk önce sen "Merhaba" de....

Herhangi bir konuda ögretmenlik yap, herhangi bir konuda ögrenci de ol...

Hic kimseden asla umut kesme, mucizeler her gün oluyor...

Hayat arkadasini cok dikkatli sec, mutlulugun ya da bedbahtligin %91'i bu karara baglidir....

Is ve aile iliskilerinde en önemli seyin Güven oldugunu aklindan cikarma...

Asla birilerinin umudunu kirma, belki de sahip olduklari tek sey o'dur....

Yeterli paranin olmamasini asla dert etme, sinirli olanaklar bazen bir lütuftur cünkü yaraticiligi baska hic bir sey bu kadar tesvik edemez...

Atak ve Cesur ol, bir gün geriye dönüp baktiginda yaptiklarindan cok yapmadiklarin icin pismanlik duyacaksin...

Insanlara verdigin nasihatin tersi davranislarda bulunma....

Hatalarini kabul et...

Zekani eglendirmek icin kullan, baskalari ile eglenmeye degil...

Saglikli olmanin degerini bil...

Sarhosken kimseye görünme...

Cocuklarla oyun oynadiginda birak kazansinlar...

Eski hatalarina hayiflanmakla zaman kaybetme, onlardan ders al ve arkana bakma...

Gelenek ve göreneklerine saygili ol...sevdiklerini esirge...

Herseyi buldugundan daha iyi birak...

Gerektiginde fazla verici olma, zaman zaman hayir demesini ögren...

Yanliz baslamasini bil....

Deger yargilarinla celismeyecek bir meslek sec...

Alcak gönüllü ol, sen gelirken onlar gidiyordu...

Mükemmeli ara, kusursuzu degil...

Acik, esnek ve mantikli ol...

Tanistigin herkes senin bilmedigin birseyler biliyordur, onlardan ögren...

Hayatin her zaman adil olmasini bekleme....

Sükret...
Tesekkurler,sayenizde yeni bir imzam oldu.yesili ise sistem kabul etmedi.

derindeniz
27-10-2004, 01:25
ULAN NE ÖZLEDİM BE BU GÜNLERİ....

Mahalle maclarinda baska hic bir
resmi musabakada rastlayamayacaginiz
kurallar ve terimler vardir. Iste bazilari:

ATAN ALIR SPOR: Mahalle maclari
genellikle caddelerde yahut bahcelerde
yapildigi icin topun kacma olasiligi olan cok yer vardir. Top bir yere
kactiginda topu kaciran takimin karsisindaki takim hemen, "Atan alir
sipor." der. Top onlarin sahasinda auta cikmis oldugu halde karsi
takim topu almak zorunda kalir.

ELIN AVANTAJI OLMAZ: Takimlardan
biri ataktadir. Defans oyuncusu topu
elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golu yiyen takim el
var diye mizirdar. Karsi takim, "Avantaj olm." der.
Hemen akabinde kaleci "Ulan elin
avantaji olmaz." diye haykirir. Bir yere varilamaz. Kisir dongudur.

ADAMIN GOL DIYO: Gol atilir fakat
yiyen takim saymaz. Hep bir agizdan
"Direk ulan." diye anirmaktadirlar. Fakat iclerinden biri, "Gol abi."
der. Karsi takimdan bunu duyan biri direk atlar ve, "Ulan adamin gol
diyo." diye serzeniste bulunur. Gol sayilir, adam dovulur.

ABANMA YOK: Genelde kucuk cocuklar
arasinda yaygindir. Kaleciler abanma
yok derler. Aralarindan yasca buyuk olani Lan kari misiniz." dese de
abanma olmaz.

GONUL ALMA: Buyuklerle kucuklerin
ortak oynadigi macta buyuklerden biri
gaza gelip kucuk bir cocuga sert girince direk penalti olur. Nerede
olursa olsun. Kucuk cocuk sevilen bi simadir ve faulu yapan abidir.
Penalti kullanilir, genelde gol olmaz cunku kalede bir ayi vardir ve
penaltiyi atan kucuk cocuktur.

KALECI DEGISTIN 2 PENALTI: Herhangi
bir penalti pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarindan
biri gecmek ister cunku o her mevkide iyidir.Buna karsilik karsi
takima teselli olarak ekstra bir penalti verilir. 1+1=2.
3 KERE SEKTIRME: Kaleci degaj kullanirken eger yaninda bir rakip
forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, "Acilsana ulan uc kere sektirdim
iste." der, rakip acilir.

Ne keyiflerdi bunn'ar bea.
Bak gozlerim dolu dolu oldu.

1'E 1 ATIS: Cift penalti sisteminde eger birinci penalti kacarsa
ikinci sans vardir ama gol olursa ikinci sans kullanilamaz. Bunun
mantigini hala cozebilmis degilim.

SAGLIK ONLEMLERI :Bazen top insanin
pek munasip olmayan bi tarafina gelir, herkesin reaksiyonu aynidir:
"Ise ise!." Uygun araziye cis edildikten sonra maca devam edilir.

TOP KURTARMA OPERASYONU:
Top zirt pirt araba altina kacar.
Boyle durumlarda, sahadaki en celimsiz ve en hop-zip kisi, en iri iri
kisi tarafindan topu almaya gonderilir.
Arabanin altina kacan toplar tam ortasinda durur bazen, kimse
yetisemez oraya. Bu sefer tas atma ve sopayla itekleme fasli baslar.
Arabanin egzosuna vurulan birkac darbeden sonra top yuvarlana
yuvarlana cikar bir taraftan; artik kosarak maca geri donme zamanidir.

GOL DIIL OLM BEL USTU :
Minyatur kale maclarda elle tutulmasina engel olunmak icin getirilmis
bir cozumdur ancak bel ustu gibi kisiden kisiye degisen ve ispati zor
bir kriter getirdigi icin nice kavgalarin cikmasina, nice baslarin
yarilmasina sebep olmustur.

ELDEN GOL OLMAZ : Pasa pasa
oynuyoruzdur, adamin tekinin eline carpar top, biz dikeriz topu, hemen
bi mahalle maci oyun kurallari uzmani portler oradan bi yerden ve der
ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasin hasta misin sen?
El karari verilmisse, bunun sonucu
frikiktir. Herkes de kabullenmistir
elden gol olmayacagini, hatta baraj bile kurulmazdi bazen. Ben de
buyuyunce ogrendim elden direk kaleye cekilip gol atilabilecegini.
Ogrendim de ne oldu, o caanim frikikler geri mi geldi?

UC ADIM ACILMAK: "uc adim acilmak"
denen olayi atlamak senelerini betonda top oynayarak, dizinde o cok
derin olmayan ama surekli yanan yaralarla dekore eden bicok mahalle
topcusunu uzecektir. Top frikik noktasina dikilir ve rakip barajin
ustune dogru adeta 'onnar orda diilmiscesine yurunur'. Kocaman uc adim
atilir ve baraj gogusle itmek suretiyle uzaklastirilir. Adimlarin
buyuklugunden sikayet edenler iki kere "o-ha" der.

TEKNIK VURMAK: Penalti vuruslarinda
en bickin forvet oyuncusu sahne alacagindan kalecinin gozu korkar. Hemen ici
rahatlatilir: "korkma olm, teknik vurcam".

KALECI DUZENI: Mahalle maclarinda
rastlanan pekcok tatsiz durumdan sadece biridir kalecisizlik. Herkes
kendisini ispatlamak ve golleri yagmur edip yagdirmak istediginden
kimse kaleye gecmeyecektir. Adil duzen ilk "kalede son" diye bagirani
kayirmaktadir.
Hemen arkasindan gelen "son bir", "son iki".. gibi cigliklarin
sonunda artik son kac oldugunun bir onemi kalmayan agir kanli arkadas
kaleye gecer.
Kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka ayriyla eldivenleri bir
sonraki arkadasina teslim edebilir. Nizam boyle emreder

greenback
27-10-2004, 01:42
eklerim ...(aynı zamanda benim klasiğimdi...)


atan alır sporda vakit geçirmek icab ettiğinde...
bilhassa teneffüs turnuvalarında...


topun arkasından gittiği yere kadar koşulur,sonra ordan topa dokunmadan tabii, yavaş adımlarla dönerken,herkes bağırır" topu niye getirmiyosun laaann..."

cevap o zaman verilir "atan alır oolum.."

akabinde maç durur,rakip takıma önderlik edercesine,sınıfa doğru depar atılır...

AloneWolf
27-10-2004, 08:27
Çiftlikten :
- Lan oğlum bir şey söyleyeceğim sana , ne biçim insansın sen !
(Ferhat Güzel Hilal Cebeci ile iletişim kurmaya çalışıyor)

- Deliler mi öptü beni? Kalktım geldim süper çile çekiyorum ben yaa !
(Güllü sitem ediyor)

- Ben çok akıllı inekler gördüm dünyanın her tarafında . Yolun kenarından gidiyorlar evlerine gitmek için ...
(Banu Alkan)

Çiftlik dışından :
- Ben metroseksüel değilim , sadece bakımlı bir adamım. Metroseksüel de neymiş! Metroseksüel deyince benim aklıma metroya binmiş seksüeller geliyor , çok çirkin !
( Davut Güloğlu )
(seksüelleri görünce kaçınız bir zahmet !)

AloneWolf
27-10-2004, 08:33
Bir kadının bir süreliğine iş seyahati için İngiltereye gitmesi gerekmektedir.

Kadının kocası eşini havaalanına kadar götürür.
Karısı:
- "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltereden ne getirmemi istersin?"
diye sorar.
Adam güler ve yanıtlar:
- "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatım..."
Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çikar. 2 hafta sonra adam karısını tekrar hava alanından almaya gider ve sorar:
- "Hayatım gezin nasıldı?"
Karısı:
- "Teşekkür ederim hayatım çok güzeldi."
Adam:
- "Peki hediyem nerde?"
Kadın:
- "Ne hediyesi?"
Adam:
- "Hani bir İngiliz kız istemistim ya..."
Kadın:
- "Haa hatirladım, evet elimden geleni yaptım, şimdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"

AloneWolf
27-10-2004, 08:45
Gelin ve damat arama konferansı!
Japon anne-babalar çok çalışmaktan evlenmeye fırsat bulamayan çocuklarına kısmet bulabilmek için otellerde 'toplu görücülük' yapıyor. Yüzlerce ebeveyn otelde kurulan gelin-damat pazarlarına akın ediyor


26/10/2004
vatan



Japonya'da 30'lu yaşlara gelmelerine rağmen, yoğun iş tempoları yüzünden hala evlenmemiş olan erkek ve kadınların anne-babaları, çocuklarını dünyaevine sokabilmek için yeni bir yönteme başvuruyor. Japon geleneklerinde de bulunan ancak kaybolmaya yüz tutan görücü usulü evliliklerin farklı bir türü olan "modern görücülük", büyük otellerde düzenlenen toplantılarda gerçekleştiriliyor. Office Ann adlı çöpçatan şirketi tarafından organize edilen toplantılarda ebeveynler, kız ya da erkek çocuklarının özgeçmişlerinin ve fiziksel özelliklerinin yazılı olduğu listeleri duvarlara asıyorlar ve uzun masalardaki yerlerini alıp beklemeye başlıyorlar.

Habersiz geliyorlar
Anne-babalar, damat ya da gelin adaylarının yaşı, eğitimi, mesleği, burcu gibi birkaç özelliklerini bu listelerden öğrenerek çocuklarına uygun kişiyi belirliyorlar. Bazı ebeveynlerin çocuklarından habersiz olarak bu girişimde bulunuyor, bu durumda çocuklarının isimlerini listeye yazmıyor numara koyuyorlar. Damat ya da gelin arayan anne babalar da bu numaraları tespit edip, aynı numarayı önlerine koyan anne babaların oturdukları masayı buluyor ve başlıyorlar kendi çocuklarının meziyetlerini, özelliklerini anlatmaya. Eğer iki taraf da anlatılanlardan hoşnut olursa, iş çocukları birbirleriyle tanıştırmaya kalıyor.

Tek seferde 10 aday
Geçtiğimiz ay Tokyo'da yapılan bu toplantılardan birinde yaşları 25-42 arasında değişen 60 kadın ve 25-44 yaş arası 55 erkek adayın detaylı listeleri duvara asıldı. Tek seferde 100 ebeveynin katılabildiği toplantılar için 72 dolar giriş ücreti ödeniyor. Bu fiyat, hizmetleri 3 bin 640 dolara varan klasik çöpçatan şirketlerinden daha düşük. Office Ann şirketi, organizasyonlara katılanları daha sonra takip etmediği için kaç kişinin bu yolla evlendiği bilinmiyor. Ama son iki yılda 1500 anne-babanın "görücü" toplantılarına katıldığı bildiriliyor. Japonya'da son 20 yıl içinde 20'li ve 30'lu yaşlardaki bekar insanların sayısı tavan yaptı. Özellikle yoğun ve uzun çalışma saatleri nedeniyle bekarların flörte zaman ayıramaması bunun başlıca sebepleri arasında gösteriliyor

AloneWolf
27-10-2004, 08:55
DÜnyada Bİrbİrİnden Çok Farkli Kadinlar Vardir;
Sevgİnİn GÜcÜyle YaŞayanlar
Merhamet Duygusuyla DÜnya'yi GÜzelleŞtİrenler
GÜzel Seslerİyle RÜyalarda YaŞatanlar
Yazilariyla KaĞitlara Hayat Verenler
İlgİ OdaĞi İyİ Kalplİ Prensesler
OlaĞanÜstÜ Kadinlar
Yeteneklİ Kadinlar
SavaŞÇi Kadinlar
Bİzlerİ GÜldÜrÜp,yokluklarinda AĞlatanlar
DÜnya'da HİÇ TaninmamiŞ
Kadinlarda Vardir
HerŞeylerİ Elİnden Alinip, Hatiralarindan Koparilanlar
Kendİlerİnİ Her GÜn Yenİ Bİr SavaŞin İÇİnde Bulanlar
Haksizliklar KarŞisinda Aci Çekenler
Anlatilamayacak Acilari YaŞayan Kadinlar
TÜm Yokluklara RaĞmen Çocuklarinin Yaninda GÜlÜmseyen Analar
Kati Kurallara Boyun EĞmek Zorunda Kalanlar
Kaderİnİn Ne OlacaĞini Bİlmeyenler
YaŞaminin HergÜnÜ YÜzÜne YazilmiŞ Olan Kadinlar
Hepsİ Çok Özel Kadinlar
Hepsİ Yildizlardan GÜzel Kadinlar
ÇÜnkİ Onlar TÜm GÜÇlerİyle DÜnyayi
GÜzelleŞtİrmeye ÇaliŞan Kocaman Kalplİ Melekler
TÜm GÜzel Bayanlar
Annelerİmİz
KizkardeŞlerİmİz
Dostlarimiz, ArkadaŞlarimiz
DÜnyamizi GÜzelleŞtİrdİĞİnİz İÇİn
Sonsuz TeŞekkÜrler...
Kİmİ Der Kİ Kadin
Uzun KiŞ Gecelerİnde Yatmak İÇİndİr
Kİmİ Der Kİ Kadin
YeŞİl Harman Yerİnde
Dokuz Zİllİ KÖÇek Gİbİ Oynatmak İÇİndİr
Kİmİ Der Kİ Ayalimdir
Boynumda TaŞidiĞim Vebalimdir
Kİmİ Der Kİ Hamur YoĞuran
Kİmİ Der Kİ Çocuk DoĞuran
Ne O, Ne Bu, Ne KÖÇek, Ne Ayal, Ne Vebal
O Benİm Kollarim, Bacaklarim, BaŞimdir
Yavrum, Annem, Karim, KizkardeŞİm
Hayat ArkadaŞimdir

Nazim Hİkmet

AloneWolf
27-10-2004, 09:15
Mutluydum. Kiz arkadasimla bir yildan beri nisanliydik ve evlenmeye karar verdik. Ailem bize her türlü yardimi yapti, arkadaslarim cesaretlendirdiler ve kiz arkadasim rüya gibiydi!! Fakat beni rahatsiz eden bir sey vardi; nisanlimin küçük kiz kardesi. Müstakbel baldizim açik-saçik giyinen yirmi yasinda bir afetti. Ne zaman yakinima gelse öne egilip iç çamasir sovu yapardi. Bunu baskalarinin yaninda yapmadigi için temkinli olmaliydim. Bir gün baldiz dügün davetiyelerini kontrol etmek için beni yanina çagirdi. Yanina vardigimda yalnizdi; yakinda evlenecegimi, bana karsi engelleyemedigi ve engellemek istemedigi duygu ve arzularinin oldugunu kulagima fisildadi. Kendimi ablasina adamami ve evlenmeden önce benimle yatmak istedigini söyledi. Söyleyecek bir kelime bulamadim. Tamamen soke olmustum. "Yukari yatak odama çikiyorum ve eger beni istiyorsan yukari gel" dedi. Afallayip kalmistim, merdivenleri çikarken arkasindan sok içinde bakiyordum. Merdivenlerin sonuna vardiginda pantalonunu çikartip asagiya bana dogru firlatti. Bir kaç dakika öylece kalakaldim. Sonra arkami dönüp ön kapiya dogru yürüdüm.
Kapiyi açtim ve evden çikarak arabama dogru yürümeye basladim ki, Müstakbel kayinpederim disarida bekliyordu. Gözyaslari içinde sevgiyle bana sarilarak, "Küçük sinavimizi basariyla geçtigin için hepimiz çok mutluyuz, kizimiza senden iyi bir damat bulamazmisiz. Ailemize hosgeldin."
Not: Hikayenin ana fikri... Siz siz olun, kondomunuz daima arabanizda dursun...

AloneWolf
27-10-2004, 09:18
Adamin biri karisinin test sonuclarini almak uzere
doktora gitmis. Recepsiyondaki hemsire:

- Kusura bakmayin beyefendi, ama ufak bir problemimiz
var.

Karinizin testlerini lab'a gonderdigimizde ayni
isimli bir baska bayan da Teste gitmis ve hangisi
karinizin hangisi diger bayanin emin olamiyoruz
malesef,demis.

Acik olmak gerekirse sonuclardan biri kotu digeri ise
dahada kotu!

Adam: - "Ne demek istiyorsunuz yani?"

Hemsire: - "Testlerden biri AIDS digeri ise Alzheimer
cikti ve hangisi karinizinki birsey soyleyemiyoruz."

Adam: - "Korkunc birsey, peki simdi ne yapmaliyim?"

Hemsire: - "Bence, karinizi sehrin gobeginde en
kalabalik noktaya birakin ve eger evin yolunu
bulabilirse de birdaha da onunla yatmayin..."

AloneWolf
27-10-2004, 09:34
Daha piyasaya çıkmadan..

YTL'den sonra yurdum insanı replikleri

"Ali'nin 3 YTL'si var. Ali parasının altıda biriyle
fındık, sekizde ikisiyle gofret almıştı. Ali'nin kaç YTL'si kalmıştır?
A-aa bayıldı çocuk..."

"Hakimin ben anlamam öyle 6 sıfır falan... Bunun bana
3 milyar borcu vardı,elime 3.000 lira tutuşturdu, ben de vurdum onu.
Pişman
değilim... Ne? 30 yıl ağır hapis mi? Bari 1 sıfır atsanız..."

"Hızlandırılmış 'bozuk para kullanımı ve TL'yi YTL'ye
çevirme kursları'na hoş geldiniz arkadaşlar..."

"Evladım bak geldim 70 yaşına... O zaman da biz kuruş
kullanırdık, şimdi de kuruş kullanıyorsunuz. Demek ki neymiş, tarih
tekerrürden ibaretmiş."

"Kimse bize 'yeni' Türk Lirası'nı dayatamaz. Biz
'eski' Türk Liramızı ve onun içindeki 6 sıfırı seviyorduk. YTL'ye
direneceğiz.
Gerekirse Eski Türk Lirası'nı sevenler olarak dağa çıkıp orada
hayatımıza
devam edeceğiz."

"Ne demek maçtan evvel madeni paralarınızı topluyoruz.
Manyak mısınız kardeşim? Eski Türk Lirası'na göre 250 milyon para var
cebimde. Hiç hakemin kafasına atar mıyım o kadar parayı?.."

"Hırsız var diyorum memur bey, paramı yatırdığım banka
bizatihi soyguncu çıktı. Dün bankada 2.5 milyar liram varken bugün bir
de baktım ki 2.500 liram var. Hortumlamışlar paramı..."

"Ahhh evladım ahhhh... Bizim zamanımızda tuvalet 1
milyon liraydı. Şimdi bu parayla Boğaz'da yalı alınıyor. Hey gidi
heyy...
Bilemedik o günlerin kıymetini bilemediiik..."

"Hapisten çıktım. Mutlu mesut evime geliyorum. Bi
baktım yerde 100 bin lira. Almadım tabii. 100 bin lira için eğildiğime
deymez. Aaaa çocuklar niye ağlıyorsunuz. O ne hanım bayıldı? Ne oluyor
ya?
YTL de ne? Anlatın ulaaan!!"

gemici
27-10-2004, 09:49
sabah sabah nereden buldun alone wolf bu yazıları.helal.......................

mirage
27-10-2004, 11:03
Ekteki resmi cizen,

Albrecht Durer isimli 1471-1528 yillari arasinda yasamis bir ressam. 18 cocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek cocugundan biri. Iki kardesin de resme karsi olaganustu bir ilgileri ve yetenekleri var. Her ikisi de sanat okuluna gidip buyuk bir ressam olma hayali kuruyorlar. Aile ise bu durum karsisinda caresiz.
Madencilik yaparak gecinmeye calisiyorlar ve karinlarini zor doyurabilmekteler. Bu durum karsisinda iki kardes kendi aralarinda kura cekmeye ve kazananin sanat okuluna gitmesine, geride kalanin daha cok
calisip diger kardesi okutmasi yonunde bir karar aliyorlar. Albert ve Albrecht arasindaki bu kurada okula giden donuste diger kardesi okumasi icin okula
gonderecek ve kendisi de madende calisacakti.
Kurayi kazanan Albrecht okula gider ve butun ogretim gorevlilerini kendine hayran birakarak cok buyuk basarilar elde eder. Okulu birin cilikle bitirdiginde yoredeki butun okullarda ismi bilinmektedir.
Eve buyuk bir gururla doner. Ailesi Albrecht onuruna guzel bir yemek verir.
Kendisini oven konusmalardan sonra Albrecht soz alir ve kendisine bu basarilari yasatan kardesine tesekkur eder. Simdi siranin kardesinde oldugunu ve okumaya gonderecegi kardesi icin madende calismaktan buyuk gurur duyacagini soyler. Kardesinin yaniti ise;
-"Imkansiz sevgili kardesim" seklindedir.
"Seni okulda okutabilmek icin calistigim senelerde butun parmaklarim madende defalarca kirildi ve degil kalem tutmak,senin serefine su sarap kadehini bile zor tutuyorum. "Kardesinin durumuna hakikaten uzulen Albrecht ise kendisini dunyanin en unlu ressamlari arasina sokan o ellerin, kardesinin ellerinin resimini cizer.
Ekte gordugunuz butun dunyanin Praying Hands
(Dua eden eller) o arak bildigi esas ismi Hands(Eller) olan resim
Albrecht Durer'in kardesininin elleridir.

AloneWolf
27-10-2004, 13:29
Bebekliyim; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 26; İl: İzmir
Türk erkeklerinin laf atma konusundaki en başarılı örneği: Bir çocuk elinde köpeği ile kampüste oturuyordu. Ben önlerinden geçerken köpek ayaklanıp üzerime doğru gelmeye çalıştı. Çocuğun köpeğine söylediği aynen şu oldu: "Uslu dur oğlum, tamam ben de ısırmak istiyorum ama..."

:D

AloneWolf
27-10-2004, 14:13
Türkiye bu röportajı konuşacak

Atatürk'ün şöförü bir konuştu pir konuştu. İnönü'ye, "Paşam Atatürk çok hasta gel" diye dört defa haber yolladım. Gelmedi. "Geleyim de beni öldürsün değil mi" dedi. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. İnönü gizledi. Atatürk'ün Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi


TARTIŞMA YARATACAK AÇIKLAMALAR UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM:Savarona yatında Ürdün Kralı Abdullah'ın üstüne kahve döken benim. Kral, "Yazık, etrafınızda terbiyeli kimse kalmamış" deyince, Ata'nın cevabı şu oldu: Ben bu milleti her şeye alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım.
ATATÜRK 10 KASIM'DA ÖLMEDİ: Gazi yatağa düşünce İnönü'ye, "Paşam Atatürk çok hasta gel" diye dört defa haber yolladım. Gelmedi. "Geleyim de beni öldürsün değil mi" dedi. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. İnönü gizledi. Şimdi bana "Tarihi şaırtıyorsun" derler. Ama doğru.

İSMET PAŞA'YI HİÇ SEVMEZDİ: Atatürk'ün en çok sevdiği insanlar Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak'tı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İnönü ile aralarının açılmasının üç sebebi vardır. Biri İzmir suikasti, ikincisi Serbest Fırka olayı. Üçüncüsü Nuri Conker.

İZMİR SUİKASTI VE KARABEKİR: Kazım Karabekir'in suikasttan haberi yoktu. Ziya Hurşit Issız bir yerde bombayı atacaktı. Vali Kazım Paşa (Dirik) istihbarat almış. "Gelmeyin paşam" diye telgraf çekti. Bunun üzerine Atatürk "Sür kocaoğlan" dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.

4 BİN ASKERLE ROMA'YA GİRERİM: Mussolini bizden İzmir'i istiyordu. Rodos'a 40 bin asker yığmıştı. İtalyan Sefiri Povli Çankaya'ya geldi. Atatürk sefire, "Söyle o koca herife; o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin Mehmetcikle Roma'ya girerim" diye cevap verdi.

KADININ ÜSTÜ ARANMAZ: 35 yaşlarında bir kadın geldi. Ben üstünü aramaya kalkınca Atatürk kızdı. "Kadın aranmaz" dedi. Kadın kulağına bir şey söyleyip gittikten sonra İsmet Paşa'yı çağırttı. "O kambur Kemal'e söyle (İnönü'nün abisi) aklını başını toplasın. İzmir'e gider kamburunu düzeltirim" dedi.



Atatürk'ün şoförü olduğu belirtilen ve kendisiyle yüzlerce defa röportaj yapılan Seyfettin ile birde ben konuştum. Konuşmamız dede-torun havası içinde geçti. Sanki röportaj yapmadık, eskileri birazdertleştik. Atatürk'ün şoförü Seyfettin bey bugün 100 yaşında. Anlattıkları Atatürk ile ilgili gizli kalmış tüm bilgileri ortaya seriyor. Atatürk'ün ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaşamı boyunca aralarının açık olduğunu ve bunun nedenlerini açıklıyor. Bilinen bir çok tarihi gerçeklerin küçük farklılar taşıdığını anlatıyor. Ancak bu anlatım o olayın bilinen seyrini değiştiriyor. Seyfettin bey Atatürk'ün 10 Kasım'dan önce öldüğünü bunu İsmet İnönü'nün sakladığını öne sürüyor. Atatürk'ün İtalyan elçisine verdiği cevap ise oldukça ilginç.

Kimi zaman, Atatürk bir şoför amir ilişkisini de geçerek dost masaları kurduklarını söyleyen Seyfettin Yağız 'ın en ilginç anektodu ise "Ben bu millete uşaklık yapmayı öğretemedim" sözüyle ilgili. İşte Seyfettin beyin anlatımıyla o meşhur olay. "Ürdün Kralı Abdullah ile Sayonora yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime birşey demedi.
Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi." 4 bin askerle Roma'ya girerim Elbette, Seyfettin beyin Atatürk'ün şoförü olduğu gerçeğini kabul edersek bugünlerde 100 yaşında.
O nedenle anlattığı bir çok olayın doğruluğu tartışılır. Ancak bu yaştaki bir kişinin bu kadar olayı hatırlayabilmesi oldukça ilginç. Ve hayal dünyasını bu kadar çalıştırabilmesi ise imkansız. Seyfettin bey İtalyan sefiri ile Atatürk arasında İtalyanca tercümanlık da yapmış. Konuşmaların bir kısmını
mükemmel bir İtalyanca ile anlattı. "Mussoloni bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Atatürk gece adamıydı.
Ben onunla sabaha kadar beraberdim. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim. Ayakkabısını
giydiren ben, çorabını giydiren ben. Yemeğini yapan ben. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife, o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin mehmetcikle Roma'ya girerim.'

Bir gecede İskenderun'u tak diye aldık. Bak şimdi Kıbrıs'ı alamıyoruz. “ Anlattıklarıyla beni hayrete düşüren Seyfettin Yağız'ın bundan sonra okuyacağınız anıları dudak uçuklatacak cinsten. Bu yüzden noktasına virgülüne dokunmadan tarihçilerin bilgisine sunuyorum.

İzmir suikastının iç yüzü.....

"Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı." Paşam paşam

"Marif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin
geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.

Paşam Atatürk hasta "Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi. Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı.

" Kadının üstü aranmaz "Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi. Birgün karşılıklı rakı içiyoruz. Bir kadın geldi 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.î

Taşı toprağı altın memleket "Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

"Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.î

İzmir suikastını düzenleyen kimdi?

"Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu. Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.

Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

ertan
27-10-2004, 19:11
günün konuşmaları

dün akşam 8 gibi yazdığım yazıyı sildiren
hisse net forum mafyasına saygılarımı sunuyorum
Forum mafyası benim, saygılarınızı bana sunabilirsiniz.

Sizi dinliyorum.
bilmem sen nereden istersen ordan. tehdit mi ediliyoruz yani


ve testereskinny sahnede... :D


kardeş, sen hisse.net mafyasını öyle gaydırıguppak bi otopark mafyası sandın galba... biz var ya biz, biz adamı tehdit falan etmeyiz annadın mı, bant genişliği harcamayız öyle işlere...biz öyle bi mafyayız ki annadın mı, önce buraya temelini tekniini 50ot'unu yazar, sonra da endeksle oyuncak gibi oynarız, yerliler de biziz, yabancılar da biziz, cnbc-e'de bize ait rte'de..hatta sen bile bize aitsin..bak şimdi, önce IP'ni bulup, ordan sırf bu iş için 10 tane çinli hacker görevlendirip online işlemlerini takip edecez, sonra da hangi kaada giriyosan ona her seans direk tabana kadar verecez annadın mı? taa ki, sen işlemlerini, telgrafla yapmaya başlayana kadar..bi daa bu siteye otomatik şifreyle kendi bilgisayarından girmeden önce iki kere düşün annadın mı....:cool:


testereskinny

dermişim..:cool:

DEVadam
27-10-2004, 20:15
Pek tanınmayan,fakat üye sayısı yüksek ve kaliteli olan ücretsiz bir oyun sitesi (Batak,Bilardo,Briç,King,Okey,Tavla) (http://www.gamyun.net)

San Francisco
27-10-2004, 20:16
[VERMEYİNCE MA’BUD


Rivayet olunur ki, Sultan II. Mahmud, tebdil gezdiği bir Ramazan gününde Üsküdar'da mücerred bir kunduracının, boş örse çekiç vurarak her hamlede “Tıkandı da tıkandı” dediğine şahit olmuş. Merak saikiyle içeri girip bunun sebebini sormuş. Adamcık anlatmış:

- Bir gece rüya gördüm. Çeşmeler vardı. Bazılarından şarıl şarıl sular akıyor, bazılarından sızıyor, bir tanesi de tıp tıp damlıyordu. O sırada bir pîr-i nuranî belirdi. Ona bu çeşmeleri sordum. "- Şu şarıl şarıl akanlar, padişahımızın talihidir. Sızanlar devlet erkanından filanca paşaların ve falanca zenginlerin talihleridir. Şu damlayan da senin talihindir." deyip kayboldu. Yerden bir çöp aldım ve benim talihim olan çeşmeye yaklaştım. Çöple biraz kurcalayıp lüleyi açmaya çalıştım. Ah, ellerim kurusaydı! Filvaki çöp kırıldı ve artık eski damlalar da damlamaz oldu. O günden sonra müşterim kesildi, kazancım bitti. İflas ettim, bu hale geldim. Şimdi de talihimden şikayet ile "tıkandı da tıkandı" zikriyle boş örsü dövüyorum.

Padişah kendini aşikar etmez ve saraya dönünce adamın söylediklerini tahkike memur gönderir. Meğer adamcağız herkes tarafından "Tıkandı Baba" diye tanınmakta ve nasipsizliğiyle bilinmekteymiş. O kadar ki çeşmeden su doldurmaya gitse kurnayı bir kurbağa tıkar; bir mal almak için pazara uğrasa, ona sıra gelmeden mal bitermiş. Sultan, mübarek Ramazan ayında bu garibi sevindirmek ister ve bir tepsi baklava yapılmasını, her dilimin altına da bir sarı altın konulmasını emreder. Sonra tepsiyi, bir zengin konağından iftarlık geliyormuş gibi gönderir.

Nasipsizlik bu ya; Tıkandı Baba, bir tepsi baklavayı bir iftarda yiyip bitirmek yerine satıp parasıyla birkaç günler iftar etmeyi düşünerek tepsiyi pazara çıkarmaz mı?

Padişah, durumu öğrenip üzülmüşse de niyetine sadakat ile aynı minval üzere ertesi gün nar gibi kızarmış bir hindi dolması yaptırıp yine içini altın ile doldurarak Tıkandı Baba'ya yollar. Baba'dan baklava tepsisini satın alarak parsayı toplayan uyanık müşteri, bu sefer yine kapıya dayanıp Baba'nın aklını çelmenin yollarını aramaktadır. Der ki:

- Bre Tıkandı Baba! Sen bir garip ademsin. Tek başına bu hindiyi nice yiyeceksin. Gel sen yine bu hindiyi bana sat.

Pazarlık tamam olup hindi de kanatlanınca, padişah bu derece safderunluğa aşırı derecelerde öfkelenip derhal Tıkandı'yı saraya çağırtır. Çavuşlar eşliğinde iftar vaktine yakın, karga tulumba sarayın yolunu tutan Tıkandı Baba telaşlanır. "Bir suç işlemiş olmalıyım, ama ne ola ki!" diye kara düşünceler içinde huzura alındığında neredeyse bayılmak üzeredir. Bu hale padişahın yüreği dayanmaz ve öfkesi merhamete döner. Sultan, olup bitenleri anlattığı zaman Tıkandı Baba hayretler içinde hünkarın ayaklarına kapanıp, dualar, şükürler okumaya başlar.

Padişah ona son bir hak daha tanımayı isteyip doğruca hazine-i hassa odasındaki altın ve mücevher dolu sandıklardan birinin huzura getirilmesini buyurur. Sandık gelir. Sultan Mahmud selamlık dairesinin çini sobasının altını yoklayıp küreği eline alır ve:

-Tut şu küreği! Sandığa daldır. Ne kadar alırsa hepsini sana bağışladım, der.

Tıkandı Baba, makus talihinin böyle bağteten muradına muvafık harekatından fazlasıyla heyecanlanır. Sevinçten titreye titreye küreği sandığa daldırır. Bir müddet iteleyip çalkalar ve itina ile kaldırırsa da kürek ters daldırılmıştır ve sandıktan ancak sap kısmında bir tek kızıl altın ile çıkar. Baba düşüp bayılır. Şair ruhu taşıyan hisli padişah ise seçili bir üslupla o, tarihe geçen sözünü söyler:

- Vermeyince Ma'bud, ne yapsın Mahmud?.

San Francisco
27-10-2004, 20:19
Hikmetinden sual olunmayan yüce Ma'bud, kim bilir hangi kadere binaen o küreği ters çevirmişti. Onca yıllık Tıkandı Baba, acaba Açıldı Baba olsaydı kendisi için daha mı iyi olurdu? Hem kim bilir belki de sonradan Tıkandı Baba, haline şükretmiş ve hayırlısını istemekten dolayı gani gönüllü bir fakir olarak vefat etmiştir. Öyle ya, nasib işi başka şeye benzemez. Hani ne demiş dedelerimiz:

Kısmetinse gelir Hind'den Ye men'den

Kısmet değil ise ne gelir elden

San Francisco
27-10-2004, 20:22
Kısmet ardında koşmak elbette kişinin borcudur; illa kısmeti talepte ısrarcı davranmak ve bu yüzden ayrık yollara sapmak meşru değildir. Kul için en hayırlı kısmet, yine her şeyin hayırlısını talep etmekten geçer. Velev şair:

Kara bahtım yoz olur

Taşa bassam iz olur

Ağustosta suya girsem

Balta kesmez buz olur

dese dahi.

greenback
27-10-2004, 20:27
>
> > >Oldukca genis bir araziye yayilmis 18 delikli bir kulupte golf
oynayan
>
> > >adam,
>
> > >kacinci delikte oldugunu sasirmis.. Az ilerisinde oynayan bir
kadin
>
> > >gormus..
>
> > >Ona dogru yurumus:
>
> > >* Kacinci delikte oynadigimi sasirdim da demis..
>
> > >* Ben 7'nci delikte oynuyorum. Siz benden bir delik geride
oldugunuza
>
> > >gore,
>
> > >6'da olmalisiniz..
>
> > >Adam tesekkur edip oyununa donmus..
>
> > >
>
> > >Bir sure sonra, gene oynadigi yeri sasirmis. Kadin az ilerisinde..
Ona
>
> > >kosmus gene
>
> > >* Ben 14'uncu delikte oynuyorum. Siz benden bir delik geride
oldugunuza
>
> > >gore
>
> > >13'tesiniz.
>
> > >Adam oynunu bitirince kulubun barina gitmis. Bakmis kadin barin
ucunda
>
> > >oturuyor. Yanindaki tabureye oturmus,
>
> > >* Tesekkur ederim tekrar. Size bir icki ismarlayabilir miyim?..
>
> > >Laf lafi, laf kapiyi acarken, adam kadina
>
> > >* Ne is yaparsiniz? demis..
>
> > >* Ben satis sefiyim demis, kadin..
>
> > >* Ne tesaduf, ben de satis sefiyim demis adam ve sormus..
>
> > >* Ne satiyorsunuz?.."
>
> > >* Soylersem gulersiniz demis, kadin.. Soz vermis adam
gulmeyecegine..
>
> > >* Hijyenik ped ureten bir kurulustayim ben demis, kadin..
>
> > >Der demez adam oyle bir gulmeye baslamis ki tabureden dusmus,
yerde
>
> > >gulmeye
>
> > >devam etmis,tepinerek Kadin
>
> > >* Soylemistim guleceginizi.. Siz de soz vermistiniz, oysa demis
kadin,
>
> > >hafif
>
> > >ofkeli..
>
> > >* Yok.. Yok.. Size gulmuyorum. Ben de tuvalet kagidi isindeyim ve
sizden
>
> > >hala bir delik gerideyim!..
>
> >

greenback
27-10-2004, 20:46
işi bilicen,işe gitmiicen...

BOYNER
27-10-2004, 20:52
Sevgili Günlük ,
12 Agustos: Kanada'daki yeni evime tasindim. Çok heyecanliyim. Burasi çok güzel. Daglarin manzarasi muhtesem. Onlarin karlarla kapli halini görebilmek için sabrimi zorluyorum.

14 Ekim: Kanada dünyanin en güzel yeri. Yapraklar kirmizi ve turuncunun tonlarina dönmeye basladi. Bir atla kir gezintisi yaptim ve bir kaç geyik gördüm. Çok güzeldiler. Muhtemelen yeryüzündeki en harika hayvanlar. Burasi cennet olmali. Burayi çok seviyorum.

11 Kasim: Geyik avlama sezonu kisa bir sonra basliyor. Böyle harika hayvanlari öldürmeyi nasil olurda isterler anlamiyorum. Umarim yakinda kar yagisi baslar. Burayi seviyorum.

2 Aralik: Dün gece kar yagdi. Heryerin beyaz bir örtü ile kaplanisini seyretmek için gece kalktim. Tipki karpostal gibi. Disari çiktik merdivenlerdeki ve garajin önündeki karlari kürekle temizledik. Kartopu oynadik(ben kazandim). Kar temizleme makinasi (belediye'nin) gelince, garajin önündeki karlari tekrar temizlemek zorunda kaldik. Harika bir yer. Kanada'yi seviyorum.

12 Aralik: Dün gece biraz daha kar yagdi. Kar temizleme makinasi ile garajin önündeki karlari tekrar temizledik. Burayi seviyorum.

19 Aralik: Dün gece biraz daha kar yagdi. Ise gitmek için garajdan çıkamadim. Burasi çok güzel bir yer fakat kürekle kar temizlemekten yoruldum. Kar temizleme makinasina Lanet olsun!

22 Aralik: Bu beyaz *oktan dün gece biraz daha yagdi. Kürekle kar atmaktan ellerim su topladi ve belim agrimaya basladi. Kar temizleme makinasinin ben garajin önünü kürekle temizleyene kadar yolun kösesinde gizlendigini düşünüyorum. P*z*venk...

25 Aralik: *....ttigimin yilbasisi. Yine yagdi. Eger kar temizleme makinasini kullanan p*z*vengi bir elime geçirirsem yemin ederim o pustu gebertecem. Yollardaki lanet buzlari eritmek için neden daha fazla tuz kullanmadigini anlamiyorum.

27 Aralik: Allahin belasi dün gece yine yagdi. Kar temizleme makinasinin en son gelisinden beri üç gündür karlari kürekle atamadigim için eve hapsoldum. Hiç bir yere gidemiyorum. Hava durumunu sunan spiker bu gece 25 santim daha yagacagini söyledi. 25 cm karin kaç kürek edecegini biliyormusun ?

28 Aralik: Kusbeyinli spiker yanilmis. 83 santim daha yagdi. Bu gidisle karlar yazdan önce erimez. Kar temizleme araci kara saplandi ve hiyar oglu hiyar sürücü benden küregimi ödünç istedi. Karlari temizlerken tam alti kürek kirdigimi ve sonuncusunu da onun kalin kafasinda kirmaktan zevk duyacagimi söyledim.

4 Ocak: Nihayet evden çikabildim. Markete gittim ve yiyecek aldim. Dönüste lanet geyigin biri arabamin önüne atladi. Arabamda yaklasik 3000 dolarlik hasar var. Bu *....ilmis hayvanlarin hepsini gebertmek lazim. Lanet yaratiklar her yerde varlar. Umarim avcilar hepsinin kökünü kurutur.

3 Mayis: Arabayi sehirde bir tamirciye götürdüm. Yollara dökülen bas belasi tuzlar yüzünden arabamin kaportasi çürümüş.

10 Mayis: Florida'ya tasindim.

ertan
27-10-2004, 23:41
itiraz edecek olsaydım:




2)
bu saptama insanlar içindi, bukalemunlar için değil...o boyda bir dille insan ensesini bile yalayabilir...

bu dillerle değil enseyi yalamak, bunları kışın atkı olarak boynuna bile dolayabilirsin... :D

http://www.firstlightmovies.com/assets/TongueB.jpg

http://news.bbc.co.uk/olmedia/1645000/images/_1646912_tongue150_ap.jpg

http://www.tempchin.com/monkeysyndicate/news_benbass.jpg

camarors
28-10-2004, 02:13
bu dillerle değil enseyi yalamak, bunları kışın atkı olarak boynuna bile dolayabilirsin... :D


Bu dillerin normal durusu nasil acaba? :D O sekilde resimler de var miydi elinizde?

greenback
28-10-2004, 02:29
ezop hikayelerinin birinde vardır...
en iyi lütufta dildir,en büyük zaafta...

ama yukardakilerden herhangi birini ezopun görmediğine bahse girerim.....

AloneWolf
28-10-2004, 08:10
Pek tanınmayan,fakat üye sayısı yüksek ve kaliteli olan ücretsiz bir oyun sitesi (Batak,Bilardo,Briç,King,Okey,Tavla) (http://www.gamyun.net)
Bende Gamyun'a takılırım arasıra. İsterseniz öğlen arası king oynarız okey sevmemde
specialistwolf nickim.

onkel 3
28-10-2004, 15:16
3 trilyonluk katibeye başsavcıdan ilginç savunma

Bursa Adliyesi'nde 512 milyon lira maaşla çalışan katibe olan Sıddıka Öztürk'ün banka hesabında üç trilyon lira çıktı. Paranın bazı hâkimlere ait olduğu iddiası üzerine soruşturma başlatıldı.
Sabah Gazetesi muhabiri İsmet Acar'ın ortaya çıkarttığı skandal üzerine gazeteciler bugün Bursa Cumhuriyet Başsavcısı ile görüştü ve ilginç bir savunma ile karşılaştı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Abdülkadir İlhan, Bursa Adliyesi'nde görevliyken Mustafakemalpaşa Adliyesi'ne geçici görevle gönderilen katibe Sıddıka Öztürk'ün banka hesabında 3 trilyon lira bulunduğuna dair iddiayla ilgili olarak, ''Söz konusu katibenin parasının kaynağına ilişkin ne söylesek, anlamı olmayacak'' dedi.
Başsavcı İlhan, gazetecilerin sorusu üzerine, bu konuda iki aydır yapılan spekülasyonlar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Gazeteciler, bu konuda benden daha çok bilgili. Konuyla ilgili iki müfettiş geldi. 1.5 aydır araştırıyorlar. Benim şahsi fikrim, bu haberin böyle yazılması çok yanlış. Hakimleri zan altında bırakır. Müfettişlerin 1.5 ayda netleştiremediği ve bir sonuç alamadığı bir soruşturmayı, gazeteci nasıl bitirmiş de karar vermiş. Söz konusu katibenin parasının kaynağına ilişkin ne söylesek, bir anlamı olmayacak. Belki de kendi ailesinden, arkadaşlarından almış olduğu bir paradır. Onunla ilgili netleşen bir şey yok. Konuyla ilgili açılan dava olup olmadığını da bilmiyorum.''

512 milyon lira maaş alıyor
Yaklaşık 10 yıldan beri katibe olarak çalışan, Sıddıka Öztürk'ün, dört ay önce evlendiği öğrenildi. Öztürk'ün aralarında ABD ve Fransa'nın da bulunduğu 7 ayrı ülkeye defalarca tatile gittiği ve hemen her hafta sonunu da Kıbrıs'ta geçirdiği belirtiliyor. Adliye çalışanlarınca iyi giyinen, eğlenceyi seven birisi olarak tanımlanan ve kendisine 'Şenay' adıyla hitap edilen Sıddıka Öztürk'le ilgili Adalet Bakanlığı müfettişlerinin soruşturma sonucu merakla bekleniyor.

mirage
28-10-2004, 15:55
Geyik Sözler:

> - Adamın biri kesin ölücem demiş, kesmişler ölmüş..
> - Adamın biri yarın ölücem demiş, yarmışlar ölmüş..
> - Adamın gözü dalmış, burnu yaprak..
> - Adam gülmüş, karısı lale.
> - Adam satmış, karısı RTL.
> - Adamın biri varmış, ikinci dönem düzeltmiş...
> - Adamın canı sıkılmış, gevşetememişler.
> - Adamın birinin kafası kızmış vücudu erkek.
> - Adamın biri hakkını aramış meşkul çıkmış
> - Adam donmuş, karısı fanila.
> - Adam basmış, karısı soprano.
> - Adamın ayakları kokmuş, elleri linyit
> - Adamın Metresi varmış kadının santimetresi
> - Adamınn inadı tutmuş bir türlü bırakamamış
> - Adamın Evi Yanmış odaları düz
> - Adamın canı çıkmış birdaha yerine takamamışlar
> - Bi adam şişmiş,karısı ızgara
> - Bi adam almış karısı mor
> - Adam yaymış karısı halter
> - Bir adam kazmış , karısı ördek
> - Bir adam kurmuş,karısı döviz.
> - Bir adam bezmiş, karısı kumaş
> - Bir adam çekmiş karısı senet.
> - Adamın kahvesi taşmış, çayı kaya
> - Adam kartımış , karısı mektup
> - Bir adamın gözleri yaşlıymış kulakları genç
> - Adamın biri güneşte yandı , ayda düz
> - Adamın biri yolda elli lira bulmuş ama ayaklı lira bulamamış
> - Adamın birinin uykusu gelmiş, içeri almamış
> - Adamın birinin beli tutulmuş, eli kaçmış
> - Adamin biri ata binmege bayiliyormus, binmis bayilmis.
> - Adamin biri yatmış, karısı feribot.
> - Adamın karnı lafa tokmuş, gözü aç
> - Adamın saçı kırmış, sakalı çayır.
> - Adam düşmüş karısı gerçek
> - Adam yatmış karısı tekne
> - Adam sinirliymiş karısı kemikli
> - Adam karısına inek demiş,birlikte aşağı inmişler.
> - Adam aklını kurcalamış , bozulmuş.
> - Adam yalana yok demiş , yalan ayakta kalmış.
> - Adamın birini birgün salıvermişler pazartesi almışlar.
> - Adam saat kaç demiş, saat de kaçmış.
> - Adam kafasını toplmış, burnunu bölmüş
> - Adam bol keseden atmış,dar keseden eşek.
> - Adam yazmış, karısı kış
> - Adam şişmiş, karısı tığ
> - Adamın biri yemek yemeğe bayılıyomuş... Yemiş bayılmış...
> - Adamın biri azmış, karısı çok..
> - Adamın biri varmış, diğeri yok
> - Seni görünce gözlerim dolar, kulaklarım euro..
> - Gözünüz aydın, kulakların manisa.
> - Geçen gün bir taksi çevirdim hala dönüyor.

DEVadam
28-10-2004, 21:07
Hızlı trader evine gelir ve posta kutusunda telefon faturasını görür. Bir bakar ki 30 milyar küsur lira fatura. Beyninden vurulmuşa döner.
Hemen ayrıntılı fatura ister. Fatura gelir. Aranan bütün numaralar adamın arkadaşlarına ve dostlarına aittir. Trader, "Bu nasıl olur? Ödeyeceğiz mecburen" der.. O sırada gözü papağanına takılır. Bir an tereddüt eder. Gece papağanı gözlemeye karar verir. Papağan kafesinden çıkar ve telefonun başına gidip rehberi açar, adamın arkadaşlarını tek tek arayıp saatlerce konuşmaya başlar. Hızlı trader sinirden çıldırmış bir şekilde papağanı yakalar ve kanatlarından duvara çiviler. Papağan çarmıha gerilmiş bir vaziyette duvarda asılı kalmıştır. Trader, sinirle papağanı azarlar; "Bir hafta burada asılı kal da aklın başına gelsin. Çek bakalım cezanı." Trader gider. Papağan bir bakar karşı duvarda çarmıha gerilmiş İsa durmakta. Hemen muhabbete koyulur; "Birader sen ne kadardır buradasın?", "2000 yıldır buradayım" der İsa. Papağan hayretler içinde kalır; "Ohaaaa! Nereyi aradın layn öyle?"

DEVadam
28-10-2004, 21:13
Bende Gamyun'a takılırım arasıra. İsterseniz öğlen arası king oynarız okey sevmemde
specialistwolf nickim.
Sevinirim.Yalnız bir sorun var,king bilmiyorum. :)

skinnypuppy
28-10-2004, 21:15
3 trilyonluk katibeye başsavcıdan ilginç savunma

Bursa Adliyesi'nde 512 milyon lira maaşla çalışan katibe olan Sıddıka Öztürk'ün banka hesabında üç trilyon lira çıktı. Paranın bazı hâkimlere ait olduğu iddiası üzerine soruşturma başlatıldı.
Sabah Gazetesi muhabiri İsmet Acar'ın ortaya çıkarttığı skandal üzerine gazeteciler bugün Bursa Cumhuriyet Başsavcısı ile görüştü ve ilginç bir savunma ile karşılaştı.
Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Abdülkadir İlhan, Bursa Adliyesi'nde görevliyken Mustafakemalpaşa Adliyesi'ne geçici görevle gönderilen katibe Sıddıka Öztürk'ün banka hesabında 3 trilyon lira bulunduğuna dair iddiayla ilgili olarak, ''Söz konusu katibenin parasının kaynağına ilişkin ne söylesek, anlamı olmayacak'' dedi.
Başsavcı İlhan, gazetecilerin sorusu üzerine, bu konuda iki aydır yapılan spekülasyonlar olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
''Gazeteciler, bu konuda benden daha çok bilgili. Konuyla ilgili iki müfettiş geldi. 1.5 aydır araştırıyorlar. Benim şahsi fikrim, bu haberin böyle yazılması çok yanlış. Hakimleri zan altında bırakır. Müfettişlerin 1.5 ayda netleştiremediği ve bir sonuç alamadığı bir soruşturmayı, gazeteci nasıl bitirmiş de karar vermiş. Söz konusu katibenin parasının kaynağına ilişkin ne söylesek, bir anlamı olmayacak. Belki de kendi ailesinden, arkadaşlarından almış olduğu bir paradır. Onunla ilgili netleşen bir şey yok. Konuyla ilgili açılan dava olup olmadığını da bilmiyorum.''

512 milyon lira maaş alıyor
Yaklaşık 10 yıldan beri katibe olarak çalışan, Sıddıka Öztürk'ün, dört ay önce evlendiği öğrenildi. Öztürk'ün aralarında ABD ve Fransa'nın da bulunduğu 7 ayrı ülkeye defalarca tatile gittiği ve hemen her hafta sonunu da Kıbrıs'ta geçirdiği belirtiliyor. Adliye çalışanlarınca iyi giyinen, eğlenceyi seven birisi olarak tanımlanan ve kendisine 'Şenay' adıyla hitap edilen Sıddıka Öztürk'le ilgili Adalet Bakanlığı müfettişlerinin soruşturma sonucu merakla bekleniyor.

aynı soruşturmayı sedat pekere yapmak lazım tabiy esasen, onun maaşı kaç lira acaba? işi neydi peki?..peh...

kemal
28-10-2004, 22:59
Ögüt almasını bilene(yani o gücü kendisinde bulana) ögütler...

Biri sana sarildiginda önce onun kollarini gevsetmesini bekle....

Kendini degistirebilme gücünü hafife alma, baskalarini degistirebilme gücünü de cok fazla güvenme...

Zarif ol, kimseyi bile bile kendinden sogutma...

İsi ne kadar önemsiz olursa olsun, ekmek parasi icin calisan herkese saygi duy...

İnsanlara ücüncü bir sans verme, birak ikide kalsinlar....

Herkesin önünde öv ama elestirilerini bir kenara cekerek söyle...

Asil savasi kazanmak icin kücük bir carpismayi yitirmeyi göze al...

Köprülerini atma, ayni nehri kac kez daha gecmek zorunda kalacagina sasiracaksin...

Yeterli zamanim yok deme, büyük insanlarinda günleri 24 saattir...

Bilmiyorum demekten cekinme...

Sevgiline önce cicegi yolla, nedenini sonra bul...

Basucunda kagit kalem bulundur...Milyarlik fikirler bazen sabaha karsi saat 3'te gelir...

Cok calisarak elde ettigin bir seyin zevkini cikarmaya da zaman ayir...

Yilda en az bir kez günesin dogusunu seyret....

Ilk önce sen "Merhaba" de....

Herhangi bir konuda ögretmenlik yap, herhangi bir konuda ögrenci de ol...

Hic kimseden asla umut kesme, mucizeler her gün oluyor...

Hayat arkadasini cok dikkatli sec, mutlulugun ya da bedbahtligin %91'i bu karara baglidir....

Is ve aile iliskilerinde en önemli seyin Güven oldugunu aklindan cikarma...

Asla birilerinin umudunu kirma, belki de sahip olduklari tek sey o'dur....

Yeterli paranin olmamasini asla dert etme, sinirli olanaklar bazen bir lütuftur cünkü yaraticiligi baska hic bir sey bu kadar tesvik edemez...

Atak ve Cesur ol, bir gün geriye dönüp baktiginda yaptiklarindan cok yapmadiklarin icin pismanlik duyacaksin...

Insanlara verdigin nasihatin tersi davranislarda bulunma....

Hatalarini kabul et...

Zekani eglendirmek icin kullan, baskalari ile eglenmeye degil...

Saglikli olmanin degerini bil...

Sarhosken kimseye görünme...

Cocuklarla oyun oynadiginda birak kazansinlar...

Eski hatalarina hayiflanmakla zaman kaybetme, onlardan ders al ve arkana bakma...

Gelenek ve göreneklerine saygili ol...sevdiklerini esirge...

Herseyi buldugundan daha iyi birak...

Gerektiginde fazla verici olma, zaman zaman hayir demesini ögren...

Yanliz baslamasini bil....

Deger yargilarinla celismeyecek bir meslek sec...

Alcak gönüllü ol, sen gelirken onlar gidiyordu...

Mükemmeli ara, kusursuzu degil...

Acik, esnek ve mantikli ol...

Tanistigin herkes senin bilmedigin birseyler biliyordur, onlardan ögren...

Hayatin her zaman adil olmasini bekleme....

Sükret...

Bunlar büyük ve özlü sözler..

Tecrübe... Bilgelik... Hayatın imbiğinden, süzgecinden geçmiş, doğruluğu test edilmiş ve onaylanmış sloganlar, vecizeler, öğütler...

Ders almasını bilmeli.

kemal
28-10-2004, 23:04
Uzun çabalar sonucunda Alman vatandaşlığına kabul edilen genç, babasına sürpriz yapmak için sevinç içinde eve koşmuş:
- Babaaa, bak Alman vatandaşıyım artık...
Birinci kuşak milliyetçilerden olan baba çok sinirlenir:
- Ulan soysuz, hangi yüzle gider de Alman vatandaşı olursun," diye gürlerken oğlunun suratına bir de Osmanlı tokadı akşeder... Koşa koşa geri dönen oğlan bir yandan da şöyle söyleniyormuş:
- Şu hale bak yaa, Alman olalı bir saat geçmedi Türklerle başım belaya girdi...

Annesi çocuğu haşlamış. Çocukta surat bir karış.

Akşam baba eve geldiğinde çocuktaki mahkeme duvarı gibi suratı görüp ne olduğunu soruyor. Çocuğun cevabı:

-Hiç, önemli bir şey yok. Senin karıyla kavga ettik de...

Bu çocuk acaba o çocuk mu?

kemal
28-10-2004, 23:15
Bir kadının bir süreliğine iş seyahati için İngiltereye gitmesi gerekmektedir.

Kadının kocası eşini havaalanına kadar götürür.
Karısı:
- "Teşekkür ederim kocacığım, senin için İngiltereden ne getirmemi istersin?"
diye sorar.
Adam güler ve yanıtlar:
- "Bir İngiliz kızı istiyorum hayatım..."
Kadın sessiz bir şekilde kocasından ayrılır ve yola çikar. 2 hafta sonra adam karısını tekrar hava alanından almaya gider ve sorar:
- "Hayatım gezin nasıldı?"
Karısı:
- "Teşekkür ederim hayatım çok güzeldi."
Adam:
- "Peki hediyem nerde?"
Kadın:
- "Ne hediyesi?"
Adam:
- "Hani bir İngiliz kız istemistim ya..."
Kadın:
- "Haa hatirladım, evet elimden geleni yaptım, şimdi biraz beklememiz lazım kız olup olmayacağını görmek için... !!!!"

Temel asker.

İzinler kapalı.

Temel komutana çıkar:

-Komutanım, izin istiyorum.

-Evladım, izinler kapalı.

-Ama komutanım benim mazeretim var.

-Neymiş mazeretin?

-Bebeğim olacak.

-Peki, verdim gitti.

On beş gün sonra komutan, Temel'e:

-Oğlum, bebeğin kız mı erkek mi?

-Bilmiyorum komutanım, 9 ay sonra belli olacak.

kemal
28-10-2004, 23:21
Türkiye bu röportajı konuşacak

Atatürk'ün şöförü bir konuştu pir konuştu. İnönü'ye, "Paşam Atatürk çok hasta gel" diye dört defa haber yolladım. Gelmedi. "Geleyim de beni öldürsün değil mi" dedi. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. İnönü gizledi. Atatürk'ün Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi


TARTIŞMA YARATACAK AÇIKLAMALAR UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM:Savarona yatında Ürdün Kralı Abdullah'ın üstüne kahve döken benim. Kral, "Yazık, etrafınızda terbiyeli kimse kalmamış" deyince, Ata'nın cevabı şu oldu: Ben bu milleti her şeye alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım.
ATATÜRK 10 KASIM'DA ÖLMEDİ: Gazi yatağa düşünce İnönü'ye, "Paşam Atatürk çok hasta gel" diye dört defa haber yolladım. Gelmedi. "Geleyim de beni öldürsün değil mi" dedi. Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. İnönü gizledi. Şimdi bana "Tarihi şaırtıyorsun" derler. Ama doğru.

İSMET PAŞA'YI HİÇ SEVMEZDİ: Atatürk'ün en çok sevdiği insanlar Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak'tı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İnönü ile aralarının açılmasının üç sebebi vardır. Biri İzmir suikasti, ikincisi Serbest Fırka olayı. Üçüncüsü Nuri Conker.

İZMİR SUİKASTI VE KARABEKİR: Kazım Karabekir'in suikasttan haberi yoktu. Ziya Hurşit Issız bir yerde bombayı atacaktı. Vali Kazım Paşa (Dirik) istihbarat almış. "Gelmeyin paşam" diye telgraf çekti. Bunun üzerine Atatürk "Sür kocaoğlan" dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.

4 BİN ASKERLE ROMA'YA GİRERİM: Mussolini bizden İzmir'i istiyordu. Rodos'a 40 bin asker yığmıştı. İtalyan Sefiri Povli Çankaya'ya geldi. Atatürk sefire, "Söyle o koca herife; o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin Mehmetcikle Roma'ya girerim" diye cevap verdi.

KADININ ÜSTÜ ARANMAZ: 35 yaşlarında bir kadın geldi. Ben üstünü aramaya kalkınca Atatürk kızdı. "Kadın aranmaz" dedi. Kadın kulağına bir şey söyleyip gittikten sonra İsmet Paşa'yı çağırttı. "O kambur Kemal'e söyle (İnönü'nün abisi) aklını başını toplasın. İzmir'e gider kamburunu düzeltirim" dedi.



Atatürk'ün şoförü olduğu belirtilen ve kendisiyle yüzlerce defa röportaj yapılan Seyfettin ile birde ben konuştum. Konuşmamız dede-torun havası içinde geçti. Sanki röportaj yapmadık, eskileri birazdertleştik. Atatürk'ün şoförü Seyfettin bey bugün 100 yaşında. Anlattıkları Atatürk ile ilgili gizli kalmış tüm bilgileri ortaya seriyor. Atatürk'ün ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ile yaşamı boyunca aralarının açık olduğunu ve bunun nedenlerini açıklıyor. Bilinen bir çok tarihi gerçeklerin küçük farklılar taşıdığını anlatıyor. Ancak bu anlatım o olayın bilinen seyrini değiştiriyor. Seyfettin bey Atatürk'ün 10 Kasım'dan önce öldüğünü bunu İsmet İnönü'nün sakladığını öne sürüyor. Atatürk'ün İtalyan elçisine verdiği cevap ise oldukça ilginç.

Kimi zaman, Atatürk bir şoför amir ilişkisini de geçerek dost masaları kurduklarını söyleyen Seyfettin Yağız 'ın en ilginç anektodu ise "Ben bu millete uşaklık yapmayı öğretemedim" sözüyle ilgili. İşte Seyfettin beyin anlatımıyla o meşhur olay. "Ürdün Kralı Abdullah ile Sayonora yatındayız. Kahveyi götürmesi için garson aradık bulamadık. Ben Kahveyi götürmek için Atatürk'ten izin aldım. Kahveyi götürürken ayağım takıldı. Kahveyle beraber kralın üstün düştüm. Bana tek kelime birşey demedi.
Sonra Arapça, 'Yazık! Atatürk'ün etrafında terbiyeli kimse kalmadı' demiş. Bunun üzerine Atatürk, 'Ben Türk milletine her şeyi alıştırdım ama uşaklığa alıştıramadım' dedi." 4 bin askerle Roma'ya girerim Elbette, Seyfettin beyin Atatürk'ün şoförü olduğu gerçeğini kabul edersek bugünlerde 100 yaşında.
O nedenle anlattığı bir çok olayın doğruluğu tartışılır. Ancak bu yaştaki bir kişinin bu kadar olayı hatırlayabilmesi oldukça ilginç. Ve hayal dünyasını bu kadar çalıştırabilmesi ise imkansız. Seyfettin bey İtalyan sefiri ile Atatürk arasında İtalyanca tercümanlık da yapmış. Konuşmaların bir kısmını
mükemmel bir İtalyanca ile anlattı. "Mussoloni bütün dünyaya meydan okuyordu. Rodos adasına 40 bin asker yığmış. İzmir'i istiyor bizden. İtalyan sefiri Povli Atatürk'ün yanına geldi. Atatürk gece adamıydı.
Ben onunla sabaha kadar beraberdim. Bana 'Sor bakalım niye geldi?' dedi. O da 'Eğer 4 ay içinde İzmir'i bize vermezsen, zorla alacağız' diye cevap verdi. Atatürk, 'Ben yarın cevap vereceğim' dedi. Ben İtalyan sefirine, 'Yarın sabah 9'da gel. Atatürk cevabını o zaman verecek' dedim. Ayakkabısını
giydiren ben, çorabını giydiren ben. Yemeğini yapan ben. İtalyan sefiri ertesi gün sabah 9'u çeyrek geçe geldi. Atatürk işaret parmağını kaldırarak İtalyan sefirine 'söyle o koca herife, o 40 bin askerle İzmir'i alamaz ama ben 4 bin mehmetcikle Roma'ya girerim.'

Bir gecede İskenderun'u tak diye aldık. Bak şimdi Kıbrıs'ı alamıyoruz. “ Anlattıklarıyla beni hayrete düşüren Seyfettin Yağız'ın bundan sonra okuyacağınız anıları dudak uçuklatacak cinsten. Bu yüzden noktasına virgülüne dokunmadan tarihçilerin bilgisine sunuyorum.

İzmir suikastının iç yüzü.....

"Bunlar o vakit Kazım Karabekir'in evinde toplanıyorlar. Başlarında Ziya Hurşit var. Kazım Karabekir'in Atatürk'e suikast yapıldığından haberi yok. Onun için evini açıyor. İstiklal Mahkemesi Başkanı ve onun yaveri Ali Kılıç, Hüsnü Bey, Avni Bey, Nüri Bey. Bunlar itiraf etti. Kazım Karabekir 'in evinde toplandık dediler. Atatürk ile Kazım Karabekir 'i düşman etmek için. Atatürk bunun üzerine Karabekir'i Moda 'da bir eve hapsetti. İdam ettirmedi. Kazım bey orada sürekli kitap yazdı." Paşam paşam

"Marif Vekili (Milli Eğitim Bakanı) Necati Bey vardı. Atatürk onu çok severdi. Necati bey ölünce İsmet paşa, Atatürk'e danışmadan Adnan Kotan'ı maarif vekili yaptı. Birgün Dolmabahçe Sarayı'ndayız. İri yarı şişman bir adam elinde tavuk, oturuyor. Atatürk dedi ki, 'Git bak bakalım bu adam kim?' Bende adamın yanına gidip, 'Beyefendi siz kimsiniz' diye sordum. Beni azarladı. Bak dedim beni azarlama. O zaman onu masaya çağırdılar. Atatürk ona, 'Marif vekili olmak için ne lazım' diye sordu. Adnan bey de, 'Efendim talebeler olmaz ama.....' Atatürk ona imza attırdı. Onu meclise sokmadı. İsmet Paşa geceleyin
geldiğinde şövalye kılıcıyla, 'Paşam paşam ben başvekil olmak istiyorum' dedi. Atatürk de onu halef yaptı. Celal Bayar'ı da selef yaptı.

Paşam Atatürk hasta "Atatürk hastalanıp yatağa düştüğünde İsmet Paşa 'ya haber verdim. 'Paşam Atatürk çok hasta gel.' Gelmedi, 'Geleyim de beni öldürsün değil mi?' dedi. Araları maarif vekili Adnan Kotan yüzünden bozuktu. Bir de son zamanlarda İsmet Paşa, Atatürk'e karşı tavır aldı. Şapkasını çıkarmamaya başladı. Karşısında ayak ayak üstüne attı. 4 defa çağırdım gelmedi. Bir de Serbet Fırka vardı. Bu olaydan sonra tamamen araları açıldı.

" Kadının üstü aranmaz "Atatürk en çok kuru fasulyeyi ve nohutu severdi. Et yemezdi. Sakız leblebisiyle rakı içerdi. Yenice sigarası içerdi. Bana da kocaoğlan derdi. Birgün 'Kocaoğlan ben ölürsem bu memleket felakete gider. Bu sağır (İsmet Paşa'ya sağır derdi) memleketi yok edecek' dedi. Birgün karşılıklı rakı içiyoruz. Bir kadın geldi 35 yaşlarında. Ben üstünü aramaya kalktım Atatürk kızdı, 'Kadın aranmaz' dedi. Kadın Atatürk'ün kulağına birşey söyledi ve gitti. O gittikten sonra Atatürk, 'O sağırı bul, hemen yanıma gelsin.' İsmet Paşa geldi. 'İzmir'de bir kambur Kemal varmış. (Kambur Kemal de İsmet Paşa'nın abisi.)Söyle o Kambur Kemal'e aklını başına toplasın. Gider o kamburunu düzeltirim' diye konuştu Atatürk.î

Taşı toprağı altın memleket "Birine kızdığı vakit katiyyen yüzüne vurmazdı. Birgün İngiltere Kralı Edward geldi. Dolmabahçe Sarayı'ndan içeri girerken ayağı kaydı düştü. Benden mendil istedi. Atatürk bana, "Söyle o krala burası Türkiye. Taşı toprağı altın gibi tertemizdir . Mendil istemez" dedi.

İnönü'yü sevmemesi için 3 neden

"Atatürk'ün en çok sevdiği insan Celal Bayar ve Mareşal Fevzi Çakmak 'dı. Hiç sevmediği kimse ise İsmet Paşa idi. İsmet Paşa ile aralarının bozuk olmasının sebebi, üç şeye dayanıyor. Birincisi İzmir suikastı, ikincisi serbest Fırka. Üçüncüsü Nuri Conker.î

İzmir suikastını düzenleyen kimdi?

"Kazım Karabekir 'in suikastten haberi yoktu. Ziya Hurşit, Avni bey, Nuri Bey, Sait bey ve Rüştü bey. Biz izmir'e giderken güzergah belli. Isısız bir yerde bombayı atacaklar ve Atatürk'ü öldürecekler. Fakat İzmir Valisi Kazım Paşa haber alıyor ve Atatürk'e telgraf çekiyor. Biz de Atatürk ile İzmir'e doğru hareket ediyoruz. Telgraf geldi 'Paşam İzmir'e gelmeyin.' Bunun üzerine Atatürk, 'Sür Kocaoğlan İzmir'e' dedi. Tam gaz İzmir'e girdik.

Ata 'nın ölümünü gizledi "Onu çok özlüyorum. O olsaydı ben buralarda olur muydum? Atatürk 10 Kasım'da ölmedi. Söylersem tarihi şaşırtıyorsun diyorlar. Atatürk öldükten sonra beni Dolmabahçe'ye kapattılar. Dışarı çıkmamı istemediler."

Bu güzel yazı bizim "Anekdotlarla Atatürk" topiğine daha çok yakışırdı.

ŞahMat
28-10-2004, 23:24
Aldi bir yeni modasi.. bizde modaya ayak uyduralim dedik ve :D

kemal
28-10-2004, 23:28
Kısmet ardında koşmak elbette kişinin borcudur; illa kısmeti talepte ısrarcı davranmak ve bu yüzden ayrık yollara sapmak meşru değildir. Kul için en hayırlı kısmet, yine her şeyin hayırlısını talep etmekten geçer. Velev şair:

Kara bahtım yoz olur

Taşa bassam iz olur

Ağustosta suya girsem

Balta kesmez buz olur

dese dahi.

Bu yeşil sisteminde zorunlu sayı adedi puan vermemizi engelliyor. Yoksa yeşil göndermek istemiştim.

Yukardaki dörtlüğün başka bir versiyonu:

Kara bahtım, kem talihim
Taşa bassam iz olur.
Ağustosta suya girsem
Balta kesmez buz olur.

Saygıyla.

kemal
28-10-2004, 23:33
Aldi bir yeni modasi.. bizde modaya ayak uyduralim dedik ve :D

Sayın CheckMate'ın imzasının başka bir versiyonu:

Sormaz ki bilsin; bilse sorardı.
Bilmez ki sorsun; sorsa bilirdi.

bikmisbroker
29-10-2004, 00:56
>>Evin bakıcısı utu yaparken, evin kucuk yaramazi
>>da salonda oyuncak
>>treniyle oynuyomus.. derken bakıcısı bir
>>kulak kabartmis ki oglan soyle bagiriyor:
>>- EVET..!! SON DURAGA GELDIK..!! DUYMADINIZ
> MI ALLAHIN CEZALARI HALA NE
>>OTURUYOSUNUZ?? CABUK
>>DEFOLUN İNİN ASAGI..!!!
>>Bunlari duyan bakıcı neye ugradigini sasirmis
>>dogru salona kosmus:
>>- Sen nerden ogrendin bakiyim boyle konusmayi??
>>Ne kadar ayip..simdi
>>dogru odana gidiyosun tam 2 saat
>>cezalisin...bi daha da agzindan
>>oyle kotu sozler duymiyim..!!
>>Ve 2 saat sonra kucuk afacan tekrar salona
>>donmus, treninin basina
>> > >oturmus... bakıcısı da mutfakta yemek yapiyomus,
>>derken yine oglanin
>>konusmalarini duymus:
>>
>>- Sayin yolcularimiz, iste son duraga geldik..
>>Umariz cok guzel bir
>>yolculuk gecirmissinizdir.. Lutfen esyalarinizi
>>trende unutmamaya dikkat ediniz..
>>Trene yeni binen yolcularimiz,
>>sizin de cok guzel bir
>>yolculuk gecirmenizi diliyoruz.. kucuk
>>bagajlarinizi koltuklarinizin
>>altina koyabilirsiniz.. bu arada unutmayin
>>yolculuk sirasinda sigara icmek yasaktir..
>> bunlari duyan bakıcısı az onceki
>>cezanin ise yaradigindan
>>memnun gulumserken oglan konusmasina devam
>>etmis:
>>
>>. ayrica iki saatlik rotar yuzunden
>>mutfaktaki o....pu adina
>>hepinizden ozur dileriz...!!
>>

AloneWolf
29-10-2004, 09:28
KILLIOGLU EKMEK FABRIKASI

AYARSIZLAR TORNA TESVIYE ISLERI

GARIP KUYUMCUSU VE DÖVIZ ISLERI

AHMET TOPAL, ORTOPEDIST

ISMAIL YEDIVEREN, DOGUM KONTROL UZMANI

BERBAT INSAAT

KOPUK ELEKTRIK MALZEMELERI

ISMAIL ELIUZUN, BANKA VEZNE MEMURU

ATÇILAR SARKÜTERI (SUCUK SALAM DA SATIYORLAR)

MUSTAFA BEHLIL SATAR,AVUKAT

MUHITTIN VARMAZ, OTOBÜS SÖFÖRÜ

SASIRAN NAKLIYE VE TEMIZLIK ISLERI

Hİç Alakası yok bunlar iş yapmak istemiyor galiba ! ;)

mirage
29-10-2004, 14:30
.......

DEVadam
29-10-2004, 21:29
Futbola ne kadar yatkınsınız..?? (http://fire.he.net/~sonarr/sonarchallenge2.html)

ŞahMat
29-10-2004, 22:12
"tarihin ilk dingili" ha ha haha.. resime baktikca 2 dakikadir kikirdiyorum :)

sn devadam sanalda pek iyi bir performans gosteremedik ama ozelde artistik hareketler sergilerim evelallah :cool:

tesekkurler...

Golfer
30-10-2004, 04:24
...

Golfer
30-10-2004, 04:31
...

fiora
30-10-2004, 15:35
http://img.photobucket.com/albums/v397/sertac/markerbaby.jpg

DEVadam
30-10-2004, 19:44
Bulunduğunuz yerin koordinatlarını girdiğinizde aylık ay takvimi önünüze çıkıyor. (http://www.ameritech.net/users/paulcarlisle/MoonCalendar.html)

Golfer
30-10-2004, 23:59
...

Objektif
31-10-2004, 01:18
Herkesin okuduğu bölümlere yapıştırdığınız cinsel içerikli mesaj ve resimleriniz forumdaki XXX bölümüne taşınmıştır. XXX bölümüne girmek için forumdan çıkmanız gerekmektedir. :p

Golfer
31-10-2004, 01:30
Allah aşkına sayın objektif, adamlar bu afişleri sokağa asmışlar... Bu ne hassasiyet.. :p

Golfer
31-10-2004, 01:38
...

Golfer
31-10-2004, 01:44
...

greenback
31-10-2004, 03:24
Allah aşkına sayın objektif, adamlar bu afişleri sokağa asmışlar... Bu ne hassasiyet.. :p


gerçekten de bir vatandaşımızın adıysa,resme gösterilen ihtimam,o şahsa karşı yapılmış bir ayıp haline de gelebilir...

satılmış isimli birini ,isminden dolayı toplum olarak reddetmek gibi...

keşke özel mesaj vasıtasıyla, kaldırılsaydı...

ne demeli,benim de aklıma ilk bu gelmişti,o resmi görünce....




diğer yandan bu son dönemde ki etik mi, değil mi tartışmasından huylanmış bir erkek olarak,dr beyin adının pek güvenilir olmadığını açıkca ifade edeyim...

hipokratı tanımam ama modern tıbba benim güvenim az biraz sarsılmış durumda...:)

MUSTİS
31-10-2004, 11:36
...

abidin
31-10-2004, 15:00
:düsün: :confused: :eek:

gemici
31-10-2004, 17:44
Hz.İsa


Bir Chirtmas gecesi New york semaları birden
olağanüstü bir ışıkla
aydınlanmış, ışık hüzmelerinin arasından büyük bir
ihtişamla süzülen Hz.İsa
yavaşça New york'a inivermiş... Halk şaşkınlık ve
hayranlık içinde yerlere
kapanmış... Hz. İsa etrafına bakındıktan sonra en
yakın süpermarkete
yönelmiş ve kapılar kendiliğinden açılmış,
"Bu nedir? Bunca bolluk-bereket, bunca mal varken
insanlar neden aç,neden
yoksul? Girin kardeşlerim, bu malların hepsi
sizin, istediğinizi alın...
Artık tanrının krallığında hiç kimse aç-yoksul
olmasın" demiş,
Tabii halk hemen markete hücum etmiş.. Hz. İsa
orda fazla oyalanmadan
devamlı aynı sözleri yineleyerek sırasıyla diğer
süpermarketleri,
dükkanları
açmaya ve halkı davet etmeye devam etmiş...
Ortalıkta tam bir bayram havası
sürerken sıra bir Yahudinin süpermarketine
gelmiş... Hz. İsa buranın da
kapılarını ardına kadar açıp kasadaki Solomon'a
aynı sözleri tekrarlamış...

Solomon kayıtsız bir tavırla arkasındaki perdeyi
hafifçe aralamış ve
karısına seslenmiş...

- Bertha... Dolaptaki alet çantasından çekici ve
çivileri getirir misin
canım, bu adam yine ortaya çıkmış...

MUSTİS
31-10-2004, 19:15
...

MUSTİS
31-10-2004, 19:17
...

simyacı
31-10-2004, 21:09
allah iyiliğinizi versin... :D

GozgurS
31-10-2004, 23:17
çok hoş :D :D :D

GozgurS
31-10-2004, 23:20
Saçını mı kestirdin

‘Saçını mı kestirdin?’ sorusunun neden olduğu diyaloğun kadın ve erkek versiyonları:

Önce konunun ‘kadın’ versiyonu.

1. Kadın: Ah şekerim saçını mı kestirdin? Ne kadar güzel olmuşsun!

2. Kadın: Sahi mi söylüyorsun? Ben pek emin olamıyorum. Ay çok mu kısa oldu acaba?

1. Kadın: Aman ne alakası var. Benim yüzüm bu kadar geniş olmasa aynı kesimi ben de denerdim. Benim şu saçım klasik oldu artık, yeni bir modele hiç cesaret edemiyorum.

2. Kadın: Ay yapma Allah aşkına nesi varmış yüzünün... Bak şöyle şuralarından kat verdirsen harika olur! Benim de boynum uzun olmasa aynı seninki gibi bir model yaptırırdım.

1. Kadın: Ah şekerim sen de bir alemsin... Keşke benim de boynum seninki gibi olsa. En azından şu çökük omuzlarımın dikkat çekmesini engellemiş olurdum.

2. Kadın: Ayol sen ne diyorsun?.. Senin omuzların gibi omuzları isteyen bir sürü kız var... Giydiğin her şey sana öyle yakışıyor ki... Bir de benim şu kısa kollarıma bak... Omuzlarım seninkiler gibi olsaydı, giydiğim bluzlar üstümde emanet gibi durur muydu?

Şimdi de ‘Erkek’ versiyonu.

1. Adam: Saçını mı kestirdin?

2. Adam: Evet

1. Adam: Sahhatler olsun abi...

2. Adam: Sağol...

Cyrene
01-11-2004, 01:05
windows xpyi türk erkekleri yapsa nasıl yapardı???
linke tıklayın masaüstü gelnce simgelere tıklamayı unutmayın.
çok eğlenceli
donanımların tarandığı bios ekranı bile var :D
http://www.atillaate.com/xpturk/system.htm

selçuk efendi
01-11-2004, 04:39
........

AloneWolf
01-11-2004, 10:40
MİLFÖY; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 31; İl: Bursa
Normalde saçlarım çok dalgalı değil. Ama denize girdikten sonra bukle bukle kuruduklarını keşfettim. Sırf bukleler kaybolmasın diye yazın denizden sonra duş bile almıyordum. Bu sene aklıma parlak bir fikir geldi. Tatilin son günü bir poşetin içine su şişelerini doldurup deniz kıyısına indim. Tek tek deniz suyuyla doldurdum. Tabii hepsini de eve getirdim. Şu anda saçlarımı yıkadıktan sonra deniz suyu ile duruluyorum. Hiç jöle möle kullanmadan da istediğim buklelere kavuşuyorum.

AloneWolf
01-11-2004, 12:07
BERBER SIRASI
> >
> > Adam en yogun saatte berbere girip sorar.
> > "Ne zaman bana sira gelir?"
> >
> > Berber, "Iki saat sonra," der.
> > Adam cikar gider.
> >
> > Uc gun sonra ayni adam berbere girip sorar:
> > "Ne zaman bana sira gelir?"
> > Berber, "Bir bucuk saat kadar," der
> >
> > Adam cikar gider. Bir hafta sonra yine ayni
> manzara:
> > "Ne zaman bana sira gelir?"
> > Berber: "En az bir saat."
> >
> > Adam cikar gider. Son seferinde berber dayanamaz.
> > Adamin ardindan ciragini gonderir:
> > "Bak bakalim bu herif nereye gidiyor?"
> >
> > Bir sure sonra cirak doner:
> > "Adami izledim usta."
> >
> > Berber merakla sorar:
> > "Ee, nereye gidiyor buradan cikinca?"
> >
> > Cirak cevap verir:
> > "Sizin eve usta!"

karina
01-11-2004, 12:26
SADECE MATEMATiK.
ŞAŞIRMAYIN

Ev telefonunun ilk 3 rakamını yazınız ( alan kodu kullanmayınız!)
Bu 3 rakamı 80 ile çarp
1 ekle
250 ile çarp
Ev telefonunun son 4 rakamını ekle
ayni 4 rakami bir daha ekle
250 çıkar
2 ye bol...
Ve de SAKIN ŞAŞIRMAYINIZ....:-))
Çıkan numaraya iyi baktığınızda size telefon numaranızı verecektir.

AloneWolf
01-11-2004, 12:33
Bir ignliiz üvnsertsinede ypalaın arşaıtramya gröe, kleimleirn
Hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln
brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Ardakai hfraliren
srısaı
krıaışk oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimlrei hraf hraf dğeil bri btüün
oalark
oykuorumuşz.>>

mirage
01-11-2004, 16:13
....

mirage
01-11-2004, 16:14
...

bikmisbroker
01-11-2004, 16:28
Ne muhtesem bir seydir o Minik elin dokunusunu hissetmek?? ...

abidin
01-11-2004, 23:37
Pış pış pış

abidin
01-11-2004, 23:39
Bazıları halen yüzemez iken,

son_azrail
01-11-2004, 23:44
SADECE MATEMATiK.
ŞAŞIRMAYIN

Ev te