PDA

View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.


Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 [21] 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51

nhakanay
21-11-2004, 05:08
Takim oyunu

nhakanay
21-11-2004, 05:10
WorldPerfect
Bu şirketin müşteriye yardim hattında banda
alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız.

Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi isinden
kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfecti kendisini "Gerekçesiz"
işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi.
-WorldPerfect yardim hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.
-WorldPerfect'te bir sorun oldu.
-Nasıl bir sorun?
-Yazı yazıyordum, birden butun kelimeler gitti.
-Gitti mi?
-Yok oldu!
-Ekranda su anda ne görüyorsunuz?
-Hiç bir şey.
-Hiç bir şey mi?
-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.
-Hala WorldPerfect programında misiniz yoksa programdan çıktınız mi?
-Bunu nereden bileyim.
-Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?
-Bir "hece" mi
-Bos verin. Ekranda yanıp sonen bir çizgi var mi?
-Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.
-Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?
-Monitör ne?
-Ekranı olan yer, televizyon gibi. Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mi?
-Bilmiyorum.
-Monitörün arkasına bakin, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?
-Evet.
-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlımı bana söyleyin.
-Bağlı.
-Harika.
-Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?
-Görmedim.
-Tekrar bakar misiniz, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.
-Evet buldum.
-Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mi diye bakin.
-Kabloya ulaşamıyorum.
-Ulaşmayın, bağlı mi diye bakabilir misiniz?
-Olmuyor.
-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...
-Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.
-Karanlık?
-Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.
-Ofisin ışıklarını yakın.
-Yanmaz.
-Neden?
-Elektrikler kesik.
-Elektrikler mi kesik. Tanrım.! (kısa bir sessizlik)
Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?
-Evet dolapta.
-Simdi bilgisayarı sokun, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.
-Durum bu kadar kotu mu?
-Korkarım öyle!
-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?
-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz.

buena vista
21-11-2004, 11:11
Engin Ardıç


İmzasız yazı yazmak, hele çamur atmak, hele ihbarda bulunmak en büyük şerefsizliktir. Uyuşturucu satmaktan, kadın satmaktan bile daha kötüdür.

Bununla elbette, 'anonim' ajans haberlerini, 'işin özü gereği' imzasız yayınlanmak durumunda bulunan resimaltlarını, kısa notları falan kastetmiyorum. Fikir beyan eden, yorum yapan, pislik atan, daha da kötüsü, hakaret eden imzasızlardan sözediyorum.

Örneğin, 'karın seni aldatıyor, imza, bir dost' diye not göndermek, o kadının yaptığından beterdir.

Bu tür bir mektup alınca önce dibine bakarım, imza yoksa okumadan doğruca çöpe atarım.

Lakin Internet sitelerinde ister istemez insanın gözü kayıyor bunlara...

Allah o Bill Gates denilen kefereden razı olsun ve de onun cezasını versin, çünkü çok tehlikeli bir silah hediye etti insanlığa. Artık mektubu yazıp, zarflayıp, pulunu yapıştırıp postaneye götürüp atmaya gerek yok, iletişim 'bir tık ötede'...

Bu, bizlere, oturduğu yerden kahvesini yudumlaya yudumlaya ve testislerini kaşıya kaşıya köşe yazısı attıran 'pijamalı yazar' olma imkanı sağlıyor (deyim Fehmi Koru'nun buluşudur) ama her türlü psikopata da hiç yorulmadan, kimliğini de gizleyerek elektronik posta gönderme ve ruhunun çöp tenekesini boşaltma olanağı veriyor. Hem çok kolay, hem de bedava.

O 'nickname' var ya, bütün ruh hastalarını polis ve doktor kovuşturmasından kurtarıyor.

Ve de Türkiye, ruh sağlığı bozuk, çok bozuk bir ülke. Her dört Türk'ten birinin ruh ya da sinir hastası olduğu üniversite araştırmalarıyla kanıtlandı. Eh, ortalama eğitim düzeyi de ilkokul üçüncü sınıf olunca, gelsin 'yorumlar'!... Telefon sapıkları gibi, Internet sapıkları türedi.

Önceleri bu hastalık 'seks sitelerinin' kapsamında kalıyor, örneğin erkek eşcinseller Ayşe, Fatma gibi rumuzlarla sağa sola aşk mektupları gönderiyorlardı... Kendine haber sitesi süsü veren dedikodu siteleriyle, iş 'medya' eleştirisine de döndü.

Evet, çok ciddi, yayınlayanın ve yazanın adı sanı belli haber siteleri de var, imzasız dedikodu siteleri de. Bunların kimi magazin takılıyorlar, kimileri de ciddi olmaya çalışıyorlar.

Basında ve televizyonda istedikleri noktaya gelememiş, 'içinde birşeyler kalmış' bazı genç arkadaşların bir tür varolma biçimi, bir tür yürek soğutma alanı... Bunu adlarıyla sanlarıyla yaptıkları zaman çalıştıkları yerin kapısının önünde buluyorlar kendilerini. Onlar da böyle anonim bir çözüm düşünmüşler kendilerince, fakat verdikleri haberlerin kimisi sağlıksız, kimisi düpedüz yanlış.

Buralara birtakım sapıklar da yorum gönderiyorlar ve abukluyorlar.

'Kimliğini açıkla' deyince adamın savunması hazır: Bakkaldan gazete alırken kimlik gösteriyor muyum?

İyi ama şeker kardeşim, bakkala, aldığın gazetenin köşe yazarı hakkında derin düşüncelerini belirtmiyorsun ki, ekmeğini ve yoğurdunu da alıp bir an önce defoluyorsun!

Bakın nelere yolaçtılar: Bu Internet ve elektronik posta muhabbeti yeni çıktığında, hemen her gazete yazarı, bir heves, köşesinin bir ucuna adresini koydu... Sözde okurla doğrudan, 'interaktif' ilişkiye girecek, hem bilgi alacak, hem eleştirilerden yararlanacaktı...

Fakat o kadar çok sayıda sapık o kadar üzdü ki yazarları, herkes birer ikişer köşesinden elektronik adresini kaldırmaya, ya da gazete adresinin dışında bir posta adresi daha edinip yazışmalarını oradan yürütmeye koyuldu, herkesin bildiği postayı da hiç açıp bakmadı artık.

Çünkü ruh sağlığı bozuk okur, yazarın da ruh sağlığını bozmaya başlamıştı! Okuduğunu kıçından anlayanlar, küfürler savuranlar, ölümle tehdit edenler ve borç para isteyenler yazarların ağız tadını kaçırmıştı.

Başka arkadaşlar adına konuşamam ama, benim hakkımda oraya buraya yerli yersiz görüşler belirten, ya da beni çekiştiren, ya da düpedüz haset ve nefret kusan, ya da dümdüz gidenlere bir tek sözüm var:

Bendeniz bütün yazılarımı da mektuplarımı da adımla soyadımla yazarım. Küfür de edeceksem imzamla ederim, mahkemeye çıkmak gerekirse çıkarım, suçluysam cezasını çekerim.

Buncağıza yüreğiniz yetmeyecekse, kimsenin sizi adam yerine koymasını beklemeyin.

kemal
21-11-2004, 12:52
Eğitimsiz toplumumuzda gerçekten de önemli oranda ruh hastası bulunmaktadır. Aynen katılıyorum. Yazarın tespitlerinin pek çoğu doğrudur. Maalesef.

BOYNER
21-11-2004, 18:20
...

BOYNER
21-11-2004, 18:30
...

balaban
22-11-2004, 00:19
Amerikan Deniz Kuvvetleri' ne ait unlu savas gemisi Missouri'nin
gorevlileriyle, Newfoundland'de gorevli Kanadali Yetkililer arasinda 1995
yilinda yapilan ve tumuyle gercek olan bu telsiz gorusmesi Amerikan Deniz
kuvvetleri tarafindan ayni yil aciklanmistir.

AMERIKAN GEMISI : Carpismayi onlemek icin lutfen rotanizi 15 derece kuzeye
cevirin. tamam.

KANADALI YETKILILERIN YANITI :Carpismayi onlemek icin biz Sizin rotanizi 15
derece guneye cevirmenizi oneriyoruz. tamam.

AMERIKAN GEMISI : Amerikan Deniz Kuvvetleri gemisinin Kaptani konusuyor.
Tekrar ediyorum rotanizi değiştirin. tamam.

KANADALI YETILILERIN YANITI :Hayir, biz rotamizi degistiremeyiz. Tekrar
ediyorum ; siz rotanizi degistirin. tamam.

AMERIKAN GEMISI : Burasi Amerikan ucak gemisi Missouri. Adimizi duymamis
olanlara animsatiyoruz; Amerikan Deniz Kuvvetlerinin buyuk savas gemisi
Missouri'yiz. Lutfen şakanızdan yada inadınızdan vazgecin, Derhal rotanızı
değiştirin. hem de hemen şimdi.tamam.

KANADALI YETKILILERIN YANITI : Peki bizde size kendimizi tanitalim,
SS/Missouri. Burasi deniz feneri.Tamam!

balaban
22-11-2004, 00:20
Bir kadinla bir adam ayri ayri arabalarinda giderlerken carpisirlar.
Ikisinin de arabasi mahvolur ama sans eseri ikisi de hic yara almadan
kurtulur. Arabalarindan surunerek cikarlar ve kadin adama bakip:
-Cok ilginc! Sen erkeksin ben de kadin.Arabalarimiz mahvoldu ama ikimizede
hicbir sey olmadi. Bu belki de tanisip,dost olup,hayatimizin sonuna kadar
huzur icinde birlikte yasamamiz icin bir isarettir" der.
Muthis heyecanlanan adam:
"Evet, galiba haklisin" diye cevap verir.
Saskinlikla "Bak, arabam hurdaya dondu ama bir sise sarap sapasaglam. Bu
kesin bir isaret. Bu sarabi icip sansimizi kutlamaliyiz" diye devam eden
kadin, sarap sisesini adama uzatir.
Adam siseyi alir, acar ve yarisini icip kadina verir.Kadin hemen sisenin
mantarini kapatip adama geri uzatir.Bunun ustune adam sorar: "Sen icmeyecek
misin?"
Kadin cevap verir: "Hayir, ben polisi bekleyecegim!"

kemal
22-11-2004, 00:24
...

Bu insan, köpek ve domuz karışımı yaratık da hangi tarlanın mahsulü?

balaban
22-11-2004, 00:29
INSAN ILISKILERINDE BIR ZEHIR- ÖNYARGI

Özürlü sekiz çocugu olan ve frengi hastasi hamile bir kadina rastlasaydiniz, ona kürtaj olmasini tavsiye eder miydiniz?
Bu sorunun yanitini vermeden önce asagidaki soruyu okuyun.

Simdi bir dünya lideri seçme zamani ve sizin oyunuz da sonucu etkileyecek. Iste üç aday hakkindaki gerçekler:
1. aday: Sahtekar siyasetçilerle isbirligi içinde ve falcilara danısıyor. Iki metresi olmus. Paket paket sigara ve günde 8 ile10 bardak martini içiyor.
2. aday: Iki kere isten atilmis, öğlene kadar uyur. Üniversitedeyken uyusturucu kullanmis ve her gece 1 litre viski içiyor.
3. aday: Madalya almis bir savas kahramani, vejeteryan, sigara içmiyor. Nadiren bira içer ve evlilik disi hiçbir iliskisi olmamis.
Tercihiniz bu adaylardan hangisi olurdu?
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>

Önce karar verin, kopya çekmek yok, daha sonra asagidaki yanıta bakın!
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >> >>>>>
> > >>
> > >>
> > >>
> >
1. aday: Franklin D. Roosevelt

2. aday: Winston Churchill

3. aday: Adolf Hitler
> >
> >
> > ve bu arada...
> >
Kürtaj sorusuna eger evet dediyseniz, BEETHOVEN'I
ÖLDÜRDÜNÜZ

DEVadam
22-11-2004, 01:08
...

DEVadam
22-11-2004, 01:10
...

DEVadam
22-11-2004, 01:13
...

DEVadam
22-11-2004, 01:17
...

DEVadam
22-11-2004, 01:20
...

DEVadam
22-11-2004, 01:24
...

DEVadam
22-11-2004, 01:28
...

DEVadam
22-11-2004, 01:30
...

DEVadam
22-11-2004, 01:33
...

nhakanay
22-11-2004, 03:29
...

nhakanay
22-11-2004, 03:39
Lütfen Bahşişleri başkasına vermeyiniz.

nhakanay
22-11-2004, 03:43
Dondurmaci MADO olurda takliti olmaz mi?

nhakanay
22-11-2004, 03:47
GSM Operatörüne dilekce.Krokili :D

nhakanay
22-11-2004, 03:48
Güzel yurdumdan insan manzaralari

nhakanay
22-11-2004, 03:49
Yurdumun yaratici insani

nhakanay
22-11-2004, 03:57
...

nhakanay
22-11-2004, 04:01
Her is yapilir :D

nhakanay
22-11-2004, 04:04
Yorumsuz

nhakanay
22-11-2004, 04:06
Bir başkadir benim memleketim

nhakanay
22-11-2004, 04:13
Suphe? :D

nhakanay
22-11-2004, 04:15
İnsan kaynaklari birimlerinin dikkatine :D

camarors
22-11-2004, 04:16
...


:eek: :D

nhakanay
22-11-2004, 04:19
Acaba ne anlama gelir?

nhakanay
22-11-2004, 04:22
:eek: :D
Bir araştir dostum belki vatandaş düşmüştür sizin oralara :D

nhakanay
22-11-2004, 04:23
Milletvekili olmak varmis :p

nhakanay
22-11-2004, 04:27
gel gör begenmezsen bir daha gelmezsin :D

nhakanay
22-11-2004, 04:31
...

skoc
22-11-2004, 05:05
...

skoc
22-11-2004, 05:11
...

skoc
22-11-2004, 05:18
...

skoc
22-11-2004, 05:23
...

alanyafatihi
22-11-2004, 11:19
"BEYİNSİZ BUSH" FIKRASI

Bir İngiliz doktor diyor ki:
-`Tıp bilimi bizde öyle ilerledi ki, biz bir adamın beynini alırız ve başkasına koyarız, onu altı haftada iş arayacak hale getiririz.'
Alman doktor diyor ki:
-`Bu hiç bir şey değil; biz bir adamın beynini çıkarırız ve başkasına koyarız, onu dört haftada savaşa hazır hale getiririz."
Amerikalı doktor da diyor ki: -`Beyler siz çok geridesiniz. Biz Teksas' tan bir beyinsizi aldık ve Beyaz Saraya koyduk. Şimdi ülkenin yarısı iş arıyor, yarısı da savaşa hazırlanıyor."

alanyafatihi
22-11-2004, 11:22
...

AloneWolf
22-11-2004, 11:40
AYVA (Picus cydoniae)

Mayhoş, sulu ve sert olan limon ayvası ile, tatlı daha yumuşak fakat sulu olmayan ekmek ayvası olmak üzere iki çeşidi vardır. Çiçekleri zamanında toplanıp gölgede kurutularak saklanır.
Vitamin mineral ve şeker açısından zengin besleyici bir meyvedir. Meyvesi taze olarak kullanılır. C vitamini yönünden çok zengindir.


*Sindirim sistemi içinde faydalıdır. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir, ince bağırsak iltihabını giderir. Ayva suyu içilirse mideye kuvvet verir hazım etmeyi kolaylaştırır ve ishali keser, dizanteri hastalığının tedavisinde kullanılır. -Ayva şerbeti yada yapraklarının haşlanarak suyu içilir. Ayva suyu kabızlığa iyi gelir.

*Kusmayı, kan kusmayı, ağızdan su gelmesini önler, bu durumda ayva olduğu gibi yenir. Zatüre ve kan tükürmelerinde de ayva suyu içilir.
*Kanı temizler karaciğerin çalışmasını düzenler. Safra salgısını arttırır.
*Şurubu ile gargara yapılırsa boğaz iltihaplarını iyi gelir, ağız kokusunu giderir. Yine kurutulmuş ayvanın suda bekletilmesiyle elde edilen sıvıyla yapılan gargara boğaz iltihabına iyi gelir.- Gargaradan sonra hemen tükürmeyip ağızda bir müddet bekletilmesi gerekir. Çekirdeği, boğazdaki ağrıları, gıcık ve kızarıklıkları giderir. Ses kısıklığı ve öksürüğe iyi gelir, göğsü yumuşatır; Ayvanın çekirdekleri alınıp su ve sütle kaynatılır suyu sıcak sıcak içilir. 40gr Ayva çiçeği 1 litre suda çay gibi kaynatılıp, yemek aralarında ılık olarak birer çay bardağı içilirse öksürüğe iyi gelir.


*Merhemi deri hastalıklarına, yanmalara ve göz iltihabına karşı kullanılır. Bronşit ve verem hastalığının tedavisinde kullanılır.


*Kadınlarda görülen beyaz akıntıyı keser.Harareti keser.

*Çarpıntıyı önler. Kalbe kuvvet verir ve kalpteki sıkıntıyı giderir, zihni berraklaştırır; Ayvanın çiçekleri bal ile macun yapılıp yemeklerden sonra birer kaşık yutulursa dimağa ve kalbe kuvvet verir.
*Basur memelerinin iltihabını kurutur.Ayva yaprağı kaynatılıp içilir veya basura sürülürse kanamayı keser.
*Sütten kaynaklanan meme şişkinliğinde ve sancılarda ayva bal ile birlikte pişirilerek lapa haline getirilir memenin üzerine konur.
*Afrodizyaktır. Ayvadan şerbet yapılıp içilir.

*El-ayak meme ucu, dudak, çatlaklarını geçirir, egzama ve deri hastalıklarına iyi gelir merhemi yapılıp kullanılır. İki ayvanın çekirdeği bir fincan suda kaynatılıp, günde birkaç kez çatlaklar pamukla silinirse iyi gelir.Yanmalarda ve göz iltihaplanmalarında, çekirdekleri kaynatılarak elde edilen merhem sürülür.
*Yüz ve boyun kırışıklıklarında,
*Cilt için; etlice soyulan bir ayvanın kabuklarını bir su bardağı tuvalet ispirtosunda bir hafta bekletilir. Bir şişeye süzülür, bu losyon özellikle yağlı ciltlerin temizliğinde yararlıdır.
-Ayva kabukları etlice soyulur, cilt bu taze kabuklarla iyice ovulur, sonra 15 dakika beklenir. Kabuklardaki vitamin cildin gözeneklerinden işleyecektir. Sonra yüz soğuk suyla yıkanır. Aynı işlem el güzelliği içinde yapılabilir.


*UYARI: Kabızlık çekenler ve tansiyonu yüksek olanlar dikkatli yemelidir. Ayvanın genelde çiğ yenmesi tavsiye edilmez reçel yada kompostosu tercih edilmeli.

casaubon
22-11-2004, 11:45
Evli erkeğin evrimi

6. hafta: Seni seviyorum
6. ay: Tabii ki, seni seviyorum
6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim

6. hafta: Aşkım, ben geldim
6. ay: Selam!
6. yıl: Annen ne yemek yapmış?

6. hafta: Zahmet etme, ben açarım
6. ay: Ben açayım mı kapıyı?
6. yıl: Yahu şu kapıya baksanıza!

6. hafta: Sevgilim, Ayşe telefonda
6. ay: Seni arıyorlar
6. yıl: Telefoooon!

6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmişsin
6. ay: Senin anan da cins ha
6. yıl: Ulan tam da anana çekmişsin

6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götüreceğim
6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur?
6. yıl: Niye, evin suyu mu çıktı?

6. hafta: Bu yüzüğü inşallah seversin
6. ay: Resim çerçevesi aldım, her zaman lazım
6. yıl: Şu parayla kendine bir şey al

6. hafta: Hangi filmi görmek istersin?
6. ay: Evita'ya gidelim mi?
6. yıl: Evita'yı gör, ben çok beğendim

6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz
6. ay: Dikkat etsene yahu!
6. yıl: Amma da sakarsın be kadın!

6. hafta: Ben pek bu fikirde değilim
6. ay: Bu konuda yanlış düşünüyorsun
6. yıl: Saçma sapan konuşma, Alla'sen

gemici
22-11-2004, 11:57
neymiş be bu Picus cydoniae.gidip 2 kilo alayım hemen........................

casaubon
22-11-2004, 12:26
bir manyağın hayat hikayesi

http://www.itoglu.it/burhan/

Forever
22-11-2004, 13:04
Nu pala ama... :D :D :D

Forever
22-11-2004, 14:00
hakkatende boynuz kulağı geçmiş... :D :D :D

Forever
22-11-2004, 14:07
....

fiora
22-11-2004, 20:53
Kuyruğu tilki tarafından kopartılmış.. zavallı bir dere kurbağası!!

Sesini açmayı unutmazsınız değil mi??


http://img.photobucket.com/albums/v397/sertac/kur.gif

http://www.animaturk.com/films/kucuk_kurbaga.htm

skinnypuppy
22-11-2004, 23:40
bir manyağın hayat hikayesi

http://www.itoglu.it/burhan/
sn. casaubon,

bu ne müthiş birşeymiş yaa... geberdim gülmekten..2. bir mahir olayı nerdeyse..:D

b.a.b.a.l
23-11-2004, 00:18
Birisi bu burhan' a şaka yapıyor gibi geldi bana. Bir insan bu kadar moron olabilememeli. :)

kemal
23-11-2004, 00:24
Birisi bu burhan' a şaka yapıyor gibi geldi bana. Bir insan bu kadar moron olabilememeli. :)

Sevdiği kızın ağzından uyduruk mektuplar yazarak adam işletmek çok gerilerde kaldı. Şimdiki şakalar böyle oluyor demek ki...

balaban
23-11-2004, 00:37
Birisi bu burhan' a şaka yapıyor gibi geldi bana. Bir insan bu kadar moron olabilememeli. :)

Bence şaka değil o bir moron

balaban
23-11-2004, 00:43
AMERİKAN FİLMLERİ OLMAZSA OLMAZLARI

* Polisin arastirma yaparken, mutlaka bir striptiz barina girmesi gerekir.

* Amerika'da bütün telefon numaralari 555 diye baslar.

* Sirin köpekler ölmez.

* Bütün yatak örtüleri L seklindedir.Yani kadinin omuzuna gelir,erkegin beline. (Bir de bütün kadinlar yorgani kendilerine siper ederek kalkarlar ki bunun gerçek hayata ne kadar uydugu konusundaki karari size birakiyorum.)

* Ucak kullanmak kolaydir. Kontrol kulesiyle konusarak herhangi bir yolcu,Boeing 747'yi alana indirir, kimsenin burnu kanamaz.

* Havalandirma borularına saklandiginizda sizi kimse bulamaz.

* Silahın kursunu bitebilir ama kahramanda her zaman yedek sarjör vardir.Hatta o kadar çok yedek vardır ki o ana kadar neresine sakladıgına hayret edersiniz.

* Paristeki bütün evlerin salon penceresinden Eyfel Kulesi'ni görmek mümkündür.

* Adam kötü sekilde yaralandıgında "gık"i çıkmaz, sevgilisi pansuman yaparken dislerini sıkar.

* Taksi parasını öderken kimsede bozukluk olmadıgı gibi paranin üstü de alınmaz, taksimetre ne yazıyorsa cepte hazırdır.

* Hortlakların garip sesler çıkardıgı evlerde,sesin nereden geldigini arayan kadinlar hep en seksi geceliklerle dolasir.

* Bütün anneler sabahları yumurta pisirir. Lakin kimsenin kahvaltı edecek vakti yoktur.

* En düz yolda bile direksiyon saga sola kirilir.

* Elektrige baglı bütün bombaların üzerinde tam olarak kaçta patlayacagını ya da kac dakika kaldıgını gosteren kırmızı rakamlar vardır.

* Kahraman her gittigi yerde binanın önünde park edecek bir yer bulur.

* Komiserin bir cinayeti çözmesi için ön sart,amiri tarafindan görevden alınmasıdır.

* Karate filmlerinde kaç tane rakibiniz oldugu önemli degildir,hepsi üzerinize teker teker gelirler. Sıraları gelene kadar etrafinizda garip sesler çikararak garip danslar yaparlar.

* Normalde her kapı, kapıi aralıgına bir kredi kartı sokarak veya kilidi bir atasla kurcalanarak açılır. Yanan bir evde içerde küçük bir çocuk kalmıssa o kapı bir türlü açılmaz.

* Televizyon açildiginda bütün kanallar mutlaka kahramanla ilgili bir haber vermektedir. Ve ilgili haber dinlendikten sonra, devaminda bi laf var mi yok mu birsey diyecekler mi dusuncesi olmaksizin pat diye kapatilir ve konu didiklenir. Ve hatta asil olay o zaman cozulur.

* Tasiyici kolon arkalari sizi her türlü patlamadan korur. Ve tahta masalar asla kursun geçirmez.

* Telefon konusmalari ansizin biter ve herhangi bir not ekleme ya da sonradan akla gelen bir laf etme sansiniz ya da zamaniniz yoktur.Lafinizi ettiniz, ettiniz...

* Kahramani 50 polis arabasi takip ediyorsa bunlardan 45'i birbirine çarpar.

* Güzelseniz ölmezsiniz. Güzel olupta ölmek için Amerika'nin sevmedigi bir ülkenin vatandasi olmaniz gerekir

Sarı
23-11-2004, 00:45
resimlerin çoğu montaj

skoc
23-11-2004, 02:28
...

skoc
23-11-2004, 02:33
vah rivaldo vah.

skoc
23-11-2004, 02:34
...

casaubon
23-11-2004, 10:00
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/1780_10241.png

Forever
23-11-2004, 10:08
Bu adam kesin yıkılıyo şarkısını söylüyor... :D :D :D

Forever
23-11-2004, 10:15
Olay şöyle gelişti...1

Forever
23-11-2004, 10:16
ve... 2

Forever
23-11-2004, 10:18
veee...3

Forever
23-11-2004, 10:20
veee.. 4

Forever
23-11-2004, 10:22
5.... işte çözüm budur...

gemici
23-11-2004, 11:24
devamı yok mu?.........................

Forever
23-11-2004, 11:30
devamı yok mu?.........................
Henüz çekilmedi... :D :D :D

gemici
23-11-2004, 12:04
vinç 6 yı bekliyoruz.....................

Forever
23-11-2004, 12:34
vinç 6 yı bekliyoruz.....................
Çekilir çekilmez ok.. :D :D :D

lutas
23-11-2004, 14:00
Ezan vakti! - Osman Diyadin - Karadeniz Gazetesi

AB ile müzakereler başladığında dini konularda bizden neler
isteyeceklerini bilenler var mı?
Türkiye'nin karşısına gelecek bu yöndeki kriterlerin büyük tartışma
yaratacağı bugünden belli..
Kiliseler istedikleri gibi artık faaliyet gösterecek. Fener Rum
Patriki'nin ekümenik sıfatı kabul edilecek. Heybelida Ruhban Okulu
açılacak..
Bunları çok okuduk ve yazdık..
Kimse "Yok" demedi..
Çünkü AB dosyası emrediyor!
Gelelim kendi içimizde uygulayacaklarımıza..
AB iç hukuku şunu emreder..
Önce..
Diyanet İşleri Başkanlığı lağvedilecek..
Çünkü AB'nin hiçbir ülkesinde devlet tarafından finanse edilen dini
kurum yok..
Sonra..
Nüfus cüzdanlarımızdaki "Din" hanesi kalkacak..
Çünkü hiç bir AB ülkesinde insanların nüfus cüzdanlarında
(pasaportlarında) din hanesi yoktur..
AB iç hukuku bunu emreder..
Daha sonra..
En can alıcı nokta..
Camilerde beş vakit ezan okunması da sona erecek..
Çünkü AB iç hukukuna göre ezan bir dini tebliğdir ve kamusal alanda
dini
tebliğ olamaz..
İşte AB iç hukuku bunu da emreder..!
Olmaz demeyin..
Diyeceksiniz AB ülkelerinde can sesleri yok mu?
Var..
Peki nasıl?
Geçen günlerde Melik Aşık'ta yazdı..
Orada çan çalmak sadece ibadet saatlerini bildirme anlamını taşıyormuş.
Ezan ise dini tebliğdir. Bizde en fazla şu olabilir; cami hoparlöründen
ezan saatinin geldiğini bildiren sesli bir uyarı yapılabilir..
Evet..
AB bunları isteyecek..
Çünkü kendi iç hukukunda bu var..
Avrupaya gidenler iyi bilir.
Orada yaşayan gurbetçi insanlarımızın yaşadıkları bölgelerde inşa
ettikleri camilerde, ibadethanelerde asla okunan ezan sesi dışarı
çıkamaz..
Çünkü yasaktır..
Bakalım önümüze konabilecek böyle bir dayatma karşısında ne yapacak
iktidarımız..?
Çok zor değil mi?

DİYANETİN GÖNDERDİĞİ YÖNETMELİK
İşte bu noktada ilginç bir gelişmeye de şahit olduk.. Diyanet İşleri
Başkanlığı'nın Türkiye deki tüm müftülüklere "Sala, Minare hoparlörleri
ve Camideki ses cihazları" başlığında gönderdiği iç genelge elimize
geçti..
Dinayet İşleri Başkanı(!!!) Prof. Dr. Ali Bardakoğlu imzalı müftülüklere
gönderilen 5 maddelik yazıda bakın titizlikle uyulması gereken
talimatlar arasında yer alan 5 madde ne diyor..
"Hoparlörlerin ses düzeninin ezanın çevrede duyulmasını sağlayacak
fakat
yakın komşuları da rahatsız etmeyecek şekilde ayarlanması zorunludur
titizlikle uygulanmalıdır"
Ne demek bu..
Çevrede duyulmasını sağlayacak ama yakın komşuyu rahatsız etmeyecek!
Böyle saçma bir madde olur mu?
Dalgamı geçiyorsunuz?
Diyanet böyle emrediyor..!
Ayrıca..
3. maddede deniyor ki..
"Ölüm nedeniyle verilecek salalar yalnızca ilgili mahalle camisinden
verilecek."
Ya mahallede cami yoksa..?
O zaman sala okumayın!
Öylemi..
3. madde devam ediyor..
Sala verildikten sonra hoparlörlerden sadece ölen kişinin adı, soyadı
ve
memleketi söylenecek..
Yani hangi aileye ait fert olduğu çalıştığı iş ve unvanını söylemek
yasak..
Diyanetimiz öyle emrediyor..!
Her halde sessiz ve derinden yol alınıyor!
AB kriterlerine mi alıştırılıyoruz..!
Uzun lafın kısası AK Parti iktidarının yarın önüne konacak kriterler
arasında yer alacağı belli olan "Ezan sesi.. Nüfus cüzdanlarındaki din
hanesinin kalkacak olması"na karşı ne yapacağı, nasıl tavır koyacağı
merakla bekleniyor..
Çünkü altından kalkılması çok zor!
Yarın laik, demokrat ve Müslüman bir ülkede ezan sesinin kısılacak
olmasının izahı "AB böyle istedi bizde yaptık" şeklinde nasıl
anlatılacak..
Bu millet nasıl ikna olacak?
Bekleyip görelim..
İnşallah AB bize has bir ayrıcalık tanır!
Ne dersiniz..
İkide bir Türkiye'nin Müslüman kimliğini öne çıkarıp AB yolunda bundan
rahatsız olduklarını gizli oturumlarında dile getirenler bu ayrılacağı
bize tanırlar mı?
Hayal!..
OYNANAN OYUN BELLİ
Her zaman yazılarımda dile getirdim..
Asla AB düşmanı değiliz..
Türkiye'nin AB'ye girerken tabi ki yapması gerekenlerde olduğunu dile
getirdim..
Ama asla milli kimliğimizin, milli ruhumuzun erozyona uğratılmasına,
Türkü Türk yapan örf ve adetlerimizin bir çırpıda silinip kenara
atılmasına, bu ülkenin laik, demokrat ve Müslüman Türk kimliğin hiçe
sayılmasına, Türkiye Cumhuriyeti'ni kuranların adının "Türk milleti"
olduğunun unutturulup azınlık tartışmaları ile ülkenin bölünmez
bütünlüğünün altına dinamit koyulmak istenmesine asla ve asla müsaade
etmemiz gerektiğinin altını önemli çizdim..
Edersek bilin ki Türkiye Cumhuriyeti olmaz..
Patriklerin, Papazların kol gezdiği, Azınlıkların hüküm sürdüğü,
Türklerin azınlık durumuna düşürüldüğü, canların çalındığı, ezanların
cami içine sıkıştırıldığı, parçalanan bir ülke gerçeği ile karşı
karşıya
kalırız..
Kendi topraklarımızda yaban oluruz!
O nedenle yarını bugünden iyi tahlil etmek gerek..
Bugünkü afyon yutturulmuş bir millet kimliğimizi aşmalıyız.
Tartışmalıyız, konuşmalıyız, doğruları ve yanlışları öğrenip ülkeyi
yönetenlerin önüne büyük Atatürk'ün "Egemenlik kayıtsız milletindir"
sözünü koymalıyız..
Duyarsız bir kimlik aşısı vurulmuşcasına seyretmek bu ülkeye
ihanettir..
ÖDÜLLENDİRDİĞİMİZ ZANA NE DİYOR?
Bakın Zana'nın önderliğinde Kürtler'in lobi çalışmalarına..!
Bir düşünün yeşil pasaport ile ödüllendirdiğimiz Zana Avrupa
Parlamentosu'na çıkıp Avrupalılardan Barış ödülünü alıp Kürtçe konuşup
Kürtçe söylemleri AB ülkelerinin diline çevrilip dinleniyor.
Bakın ne diyor..
"Biz Kürtler azınlık değiliz, memleketin sahibiyiz. AB'den Türk ve Kürt
eşittir şeklinde yeni bir anayasal güvence istiyoruz. Kürtler bugüne
kadar yaptıklarına pişman değildir, Kürtçe yi hapishanede öğrendim"
Cesareti görüyor musunuz!
Kadın Türkiye Cumhuriyeti yeşil pasaport ödülü ile AP'de resmen Kürt
politikası yaparak kendini memleketin gerçek sahipleri gibi gösterip
ahkam kesiyor.
Bizde devlet olarak, millet olarak seyrediyoruz....
Bu ülkede ulusalcı geçinen yazarlarda köşelerinde alkışlıyor.
Kürtler ne zaman bu ülkenin sahibi olmuşlar..
Bu coğrafyada oturan en geri zekalı millet Türk Milleti mi ki "Alın
şuradan, şurası sizin devletinizi kurun" diyecek.
Nerede bu ülkenin has evlatları..
Neden kimse çıkıp ta;
"Türkiye size muhtaç değil. Bu ülkede Kürt kökenli insanlar en iyi
mevkilere geldiler. Başbakan, Cumhurbaşkanı, Bakan, milletvekili
oldular. Kim "Siz Kürt kökenli insanlarsınız" diyerek önlerini kesti.
Bu
ülkede iş dünyasının en önde gelen isimleri arasında Kürtler yok mu?
Eğer rahatsızsanız çekilin K.Irak'a... Barzani ve Talabani
kardeşleriniz
orada! Orada onlarla iktidar savaşı yapın!". diyemiyor..
Zana diyor ki "Kürtler yaptıklarına pişman değil."
Bu toprakları koruyan, PKK terörüne kurban verdiğimiz şehit verdiğimiz
33 binin üzerindeki insanımızı, Mehmetçiğimizi hiçe sayıyor.!
Kürtçe yi hapiste öğrendiğini Avrupalılara söylüyor..
Madem öyle, "Hapise girmene neden olan TBMM kürsüsündeki konuşmada
kullandığın dil neceydi? " diye kimse sormuyor..
Oynanan oyun belli..
Bu oyuna bu millet gelmez..
Siz bakmayın Türk Milletinin sessiz duruşuna....
Bu millet uyumuyor..
Her gecenin bir sabahı var..!

soldier
23-11-2004, 14:08
işadamının mezarı böyle olur

alanyafatihi
23-11-2004, 14:32
BUSH

Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş .. Aziz Peter' in karşısında cennetin kapsında dururken arkasında saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş, ve sormuş:
-"Bu saatler ne böyle??"
Aziz Peter cevap vermiş:
-"Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.. Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.."
Ramsfeld:
-"OO, peki bu kimin saati?"
-"Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiç bir zaman oynamadı, yani hiç yalan söylememiş..
-"İnanılmaz" demiş Ramsfeld. "Peki bu kimin saati??"
Aziz Peter cevap vermiş:
-"Bu Abraham Lincoln' un saati.İbre iki kez hareket etti,yani Abe tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi.."
En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş:
-"Peki Bush' un saati nerede??"
-"Bush' un saati Isa' nın ofisinde, Isa onu vantilatör olarak kullanıyor.."

alanyafatihi
23-11-2004, 14:33
...

alanyafatihi
23-11-2004, 14:35
....

lutas
23-11-2004, 14:52
***

lutas
23-11-2004, 14:55
***

lutas
23-11-2004, 15:00
***

lutas
23-11-2004, 15:01
***

lutas
23-11-2004, 15:06
***

gemici
23-11-2004, 15:18
enayi tutamamış buzdolabını.........................

lutas
23-11-2004, 15:48
enayi tutamamış buzdolabını.........................

Atan Eline Doğru Atmamış ki Sn.Gemici
Yoksa tutacakmış garibim :roll:

camarors
23-11-2004, 16:41
Atan Eline Doğru Atmamış ki Sn.Gemici
Yoksa tutacakmış garibim :roll:

Bi zamanlama hatasi var ama, kimden kaynaklaniyo annamadim, tamamm :D

gemici
23-11-2004, 16:43
lutas şunun doğru atanı yokmu ya........................

gebzeli
23-11-2004, 17:01
lutas şunun doğru atanı yokmu ya........................


Biraz denense belki olumlu sonuçlar alınabilir, :eek:

lutas
23-11-2004, 18:40
gönüllü bulup denemek lazım.
rica etmek lazım gemici.

''bi buzdolabı atcaz da tutarmısın kardeş'' filan dense
acaba bi iyi niyetli,bi yardımsever bulunabilir mi ?

M.Işılak
23-11-2004, 19:33
Biraz dikkat lütfen...

Günün komiğinde çok fazla mesaj oluyor, hepsi birbirinden değerli forumdaşlarca, hepsi birbirinden güzel gönderilerle dolu... Ama gönül ister ki, aynı gönderileri tekrar tekrar görmesek... Tabii ki 5200 küsür mesajın hepsini kontrol edip, daha önce gönderilmiş mi diye bakmak mümkün değil ama hiç olmazsa son bir haftada gönderilmemiş resimleri göndermesek... Resimlerin yüklenmesi hele ADSL yoksa ciddi zaman alıyor çünkü...

(Son örnekde 33 saatten az fark var aynı gönderilerin gönderilmesi arasında)

Saygılar...

greenback
23-11-2004, 21:39
bush u ne motive eder...aşağıda...

http://www.andyfoulds.co.uk/amusement/bushv2.htm

gemici
23-11-2004, 21:43
Biraz dikkat lütfen...

Günün komiğinde çok fazla mesaj oluyor, hepsi birbirinden değerli forumdaşlarca, hepsi birbirinden güzel gönderilerle dolu... Ama gönül ister ki, aynı gönderileri tekrar tekrar görmesek... Tabii ki 5200 küsür mesajın hepsini kontrol edip, daha önce gönderilmiş mi diye bakmak mümkün değil ama hiç olmazsa son bir haftada gönderilmemiş resimleri göndermesek... Resimlerin yüklenmesi hele ADSL yoksa ciddi zaman alıyor çünkü...

(Son örnekde 33 saatten az fark var aynı gönderilerin gönderilmesi arasında)

Saygılar...
.
helal misilak ben yazacaktım arkadaşlar alınmasın diye yazmamıştım.bu konuda çok haklısın.bende gıcık oluyorum.........................

bıcırık
23-11-2004, 21:46
...

bıcırık
23-11-2004, 21:48
İthafen...

balaban
23-11-2004, 21:50
.
helal misilak ben yazacaktım arkadaşlar alınmasın diye yazmamıştım.bu konuda çok haklısın.bende gıcık oluyorum.........................

Arkadaşlar ben üye olduğumda nerdeyse 500 sayfaydı, ben 400.sayfaya kadar geri gidip baktım ve baştan ancak 51.sayfaya kadar bakabildim sırf mesajlar mükerrer olmasın diye. Diğer sayfalara vakit yettiği ölçüde bakmaya çalışıyorum.

Ben alınmadım, diğer arkadaşlar da herhalde alınmamışlardır. Siz de kusura bakmayın.

BOYNER
23-11-2004, 21:51
...

bıcırık
23-11-2004, 22:00
Bir otomobil firmasinin servis ve satis "showroom"una bir bayan müsteri
gelerek "710'luk kapak" aradigini söyler...
Saticilar hemen oto yedek parça bölümünden birini oraya çagirirlar ve
kadinin talebini iletirler.
Herkes kadina ve birbirine saskinlikla bakar.
Hiç kimsenin parçayi tanimadigi yüz ifadelerinden belli olur...
Kadin ise israrla bunun, arabasinin motorunun bir parçasi oldugunu, bir
sekilde kayboldugunu ve yenisinin gerektigini söyler...
Bu esnada uyanik bir satici kadina yedek parçanin skeç resmini çizip
çizemeyecegini sorar...

Sorunun çözülecegi umuduna kapilan kadin hemen kagit kalem isteyerek
takriben 8 cm çapinda bir daire çizer ve içine de "710" yazar.. islem sonuç
verir...
(YEDEK PARÇANIN RESMI EKTEDIR)

balaban
23-11-2004, 22:40
Neden geri kalmış ve fakir?

greenback
23-11-2004, 23:00
Neden geri kalmış ve fakir?


vatanperverleri ,başka milletlerden olduğu için mi acaba...

şakası bir yana;ama aşağıdaki alıntı ilginizi çekerse,
osmanlı tarihine değişik bir bakış açısı getiren polonya konsolosluğunun bir metninin linki en altta....


-------------------------------------------------------------------------
Asıl adı Konstantyn Borzecki (Konstantın Bojentıski) olan Mustafa Celaleddin Paşa, 1848 Polonya İhtilali'ne karıştığı için, önce Fransa, sonra da Türkiye'ye sığınmak zorunda kalmıştı. Borzecki, İstanbul'a gelir gelmez Osmanlı ordusuna katıldı ve maiyetinde çalıştığı Ömer Lütfi Paşa'nın takdir ve sevgisini kazandı. Sonradan Müslüman oldu, Ömer Paşa'nın kızıyla evlendi. Osmanlı İmparatorluğu'na duyduğu ilgiyle, 1869'da Türklerin tarihini yazdı. Les Turcs Anciens et Moderns (Eski ve Modern Türkler) adlı yapıtı önce Fransızca olarak, sonra da başka Avrupa dillerine çevrilip yayınlandı. Yapıtında Türklerin ulusal bilincini uyandırmaya çalışıyordu.Mustafa Paşa'nın ölümünden elli yıl sonra Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, onun fikirlerini önemseyerek daha da ileriye götürdü. Atatürk'ün, Mustafa Celaleddin Paşa için "Bu Polonyalı gerçek altından anıta layıktır" dediği biliniyor. İstanbul Harp Okulu'nda uzun yıllar boyunca harita hocalığı yapan Mustafa Celaleddin Paşa, savaşlara da katılmıştır. Katıldığı tüm savaşlarda üstün yararlıklar göstermiştir. Hayranlık uyandıran bu cesareti sayesinde, genç yaşta paşalığa kadar yükselmiştir. Oğlu, Mirliva Enver Paşa da ünlü komutanlarındandı. Mustafa Celaleddin Paşa'nın torunu, ünlü Türk şairi Nazım Hikmet ise Polonya'yı ikinci vatanı bilmiştir.




http://www.polonya.org.tr/sec1-relations.html

alanyafatihi
24-11-2004, 09:36
İşçiye memura 9 milyara!


Hollandalı bir firma, Antalya'da otomobil üretme kararı aldı! 'Memur otomobili" olarak adlandırılan bu araçlar, 9 milyar liradan satışa sunulacak ve önemli ölçüde yakıt tasarrufu sağlayacak!

Hollandalı Woret B.V. Antalya'da kuracağı fabrikada 2005 yılından itibaren 9 milyar liraya satılacak iki kişilik otomobil üretecek. Hollanda'da kurulu Woret B.V'nin sahibi Türk asıllı Nadir Gorgani, "Bu arabayı memur otomobili olarak adlandırdık. Özellikle Ankara'da önemli bir satış bekliyoruz" dedi. Woret, bu amaçla Türkiye genelinde satış ağı oluşturmak için de düğmeye bastı.

Türkiye'yi üretim üssü olarak belirlediklerini, Arap ülkeleri başta olmak üzere tüm dünyaya ihracat yapacaklarını söyleyen Gorgani, Antalya'da kurulacak fabrikaya 20 milyon euroluk yatırım yapacaklarını açıkladı. Fabrikada motosiklet üretimi de yapılacağını anlatan Gorgani, şöyle devam etti:

"Motosiklette yılda 100 bin adet üretim planlıyoruz. Asıl önemlisi Türkiye'de memura özel otomobil üreteceğiz. Memur otomobilleri iki kişilik olacak. Diğerlerine göre oldukça kısa olan bu otomobille park sorunu ortadan kalkacak. 9 milyara satılacak bu otomobiller yakıt tasarrufu da sağlayacak."

alanyafatihi
24-11-2004, 09:42
DGM'leri 'Demokrasiye ters' dayatmasıyla kaldırtan AB ülkeleri, kendi ülkelerinde terör tehdidi artınca 'Özel Mahkemeler' kurmaya başladı

MUMLA ARATACAK
Türkİye'de Leyla Zana ve arkadaşlarının serbest bırakılmaları ile sonuçlanan 'DGM'ler insan haklarına uygun yargılama yapamaz' kampanyasının öncülerinden İngiltere, El Kaide tehdidine karşı, DGM'leri mumla aratacak bir yargılama yöntemine başvuruyor

IRKÇILIĞIN BÖYLESİ
BlaIr hükümeti yabancı şüphelilere 'sınırsız gözaltı' izni ile başlattığı 'Özel yargılama' sürecini Özel Terör Mahkemeleri ile tamamlamak için düğmeye bastı. İçişleri Bakanlığı yılbaşından sonra özel mahkemelerin kurulması için yasayı parlamentoya getirecek.

BU MU DEMOKRASİ
BBC'nin haberine göre, kurulacak özel mahkemelerde jüri olmayacak. Normal mahkemelerde delil olarak kabul edilmeyen telefon dinleme kayıtları bu mahkemelerde delil kabul edilecek. Deliller zayıf olsa bile hakimler kanaatlerine göre ceza verebilecek

AloneWolf
24-11-2004, 09:51
Yalnızlığa dayanırım da,
birbaşınalığa asla.
Yaşlanmak hoş değil duvarlara baka baka.

Bir dost göz arayışıyla.
Saat tıkırtısıyla...

Korkmam, geçinip gideriz biz mutluluğuyla,
Ama;

'Günün aydın,akşamın iyi olsun'diyen
biri olmalı
bir telefon sesi çalmalı arasıra da olsa
kulağımda.

Yoksa,
Zor degil, hiç zor değil, demli çayı bardakta karıştırıp,

bir başına yudumlamak doyasıya,
Ama:
'Çaya kaç şeker alırsın?'
Diye soran bir ses olmalı ya ara sıra...

mirage
24-11-2004, 09:54
Ara sıra mahşer
Ara sıra yaşama hırsı...

Sonra mazgal altı zulası
Ve mektuplar
Ve ara sıra hasret belası...

Dert etme, iyiyim ben
Ey yar
Ey hüznümün tütün sarısı...

Kan bulaşınca
Yangınlarda yüzün harlaşınca
Saçların tutuşunca
Zorlanmış bir hükmün
Tutanaklarından
Görüşüme gel ne olur
İyimser bir gül açsın
Yanaklarımda...
Nice yıllara...

alanyafatihi
24-11-2004, 10:22
Dinlerarası diyalog Tuzağı
İki asıra yakın zamandan beri Papalık, Misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı Ortadoğu’ya yaymaya, cahil Müslümanları Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktadır. Fakat, Afrika ülkeleri gibi, dinden haberi olmayan sadece isimleri Müslüman olan ülkelerde başarı elde etmelerine rağmen, İslamiyetin aslına uygun bir şekilde bilindiği ve yaşandığı, Müslüman ülkelerde istedikleri neticeyi alamadılar. Bunun neticesinde, Misyonerlik faaliyetlerine destek verilmesi için Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü projesi gündeme geldi. Bu çalışmaları yapan Konsil ilk defa 1962'de bu konuyu görüşmek için toplandı. Daha sonraki toplantılarla da misyonerlik faaliyetinin bir parçası olmak üzere “Diyaloğa”
önem verilerek devam ettirilmesi kararlaştırıldı. II. Paul'ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. “ 1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan 'Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası'nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekreterya'nın yayın organı Bulletin'deki bir yazısında şunu belirtiyordu: "Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil'i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise'nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih'in sevgisini ve Mesih'in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise'nin İncil'i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır." Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir: “Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.” 1984 yılından beri "Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası"nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir: "Papa VI. Paul'ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir" (Bulletin, 59/XX - 2, 1985, 124). Papa’yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır: “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.” (F. Gülen’in Papa’ya mektubundan, Zaman,10.2.1998) Nihai hedeflerini de Papa II. Paul'un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım." Müslümanlar cephesinde ise; “Dinlerarası diyaloğun kararlı bir destekçisi ve teşvikçisi”nin Sayın Fethullah Gülen olduğu, Hocaefendi’nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yayını “Küresel Barışa Doğru” kitabında bildirilmektedir. Yine aynı kitaba göre, Fethullah Hoca’nın, Papa II.Paul ile görüşmesinden önce bu diyaloğu daha önce başlatan üstadı Saidi Nursi’dir. Bediüzzaman Saidi Nursi’nin, bu konuda, Papa XII. Pier ile yazışma yaptığı, 1950’li yıllarda Fener semtinde ikamet etmesinin, Rum Patrik Atenagoras ile de yapılan diyaloğu kolaylaştırdığı aynı kitapta ifade edilmektedir. Dinlerarası diyaloğun lüzumu ile ilgili Hocaefendi’nin yayınlanmış pek çok makalesi ve kitabı var. (Mesela, “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabı tamamen bu konu ile ilgilidir.) Diyanet ve İlahiyat fakülteleri de diyaloga destek vermektedirler. 23/24.10.2003 tarihleri arasında; ülkemizde, bölücü faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile kapatma davası açılan Alman Konrad Adenauer vakfının, Armada otelinde düzenlediği, “Türkiye ve Avrupa’da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferansa katıldım.
Bu toplantıda “Dinlerarası Diyalog” projesinin önde gelen temsilcilerinden Prof.Dr. Niyazi Öktem yaptığı konuşmada bu projeye kimlerin destek verdiğini şöyle dile getirdi: “80’li yıllarda başlattığımız “Dinlerarası Diyalog” projesinde hayli mesafe aldık. Bu konuda bize en büyük desteği Diyanet verdi. Sayın Başkanın gün boyu aramızda bulunması bunun en güzel ispatıdır. Sivil kuruluşlardan ise destek, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’ndan geldi. Vakfın onursal başkası Fethullah Gülen Haca bize büyük destek verdi. Bütün bunların üstünde, Diyalog konusunun Türkiye’de ki mimarı, öncüsü Prof. Dr. Mehmet Aydın’dır. Her birine huzurunuzda teşekkür ediyorum.” Son zamanlardaki diyalog toplantılarında olduğu gibi, bu toplantıda da, “Yahudi temsilcileri” göremedim. Yahudiler uyanık. Baktılar bu işbirliğinde kendilerine bir fayda yok, parsayı Hıristiyanlar toplayacak, bunun için diyalog projesine mesafeliler. Siyasi cephede ise, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel ve bir kısım siyasiler diyaloğa tam destek vermişlerdir.

alanyafatihi
24-11-2004, 12:19
Camiye haciz geldi


Edirne’nin Keşan İlçesi’ne bağlı Çamlıca Beldesi’nin CHP’li Belediye Başkanı, belediyenin borcuna karşılık belde camisini ve mezarlığını teminat gösterdi. Alacaklı mühendis ise haciz işlemini uygulanmasını talep etti.

Edirne’nin Keşan İlçesi’ne bağlı Çamlıca Beldesi’nin CHP’li Belediye Başkanı, belediyenin 650 milyar liralık borcuna karşılık belde camisini ve mezarlığını teminat gösterdi.

Alacaklı Harita Mühendisi ise alacağına karşı belediyeyi, camiyi ve mezarlığı hacze verdi.

alanyafatihi
24-11-2004, 12:22
Cep'te yeni virüs: Skulls


Yeni bir Truva atı Symbian işletim sistemine sahip akıllı telefonları hedef alıyor. 'Skulls' adı verilen truva atı, telefonun tüm uygulama ikonlarını kafatası ve çapraz kemik resimleri ile değiştiriyor.
Virüs, cep telefonlarındaki SMS, MMS ve Web bağlantısı gibi pek çok fonksiyona hasar veriyor.

Basit telefon fonksiyonlarını etkilemeyen virüs, popüler Symbian işletim sistemli gelecek jenerasyon cep telefonları kullanıcılarının Symbian konusunda kafalarını ağrıtmayı hedefliyor.

F-Secure güvenlik uzmanına göre Skulls SIS dosyası zararlı bir kod içermemekte. Uzmanlar bu truva atını güvenli bir şekilde telefondan temizlemek için üçüncü parti dosya yöneticisi gerektiğini belirtiyor. Bu tür bir programı olmayanların ise fabrika ayarlarına geri dönmekten (hard reset) başka şansı yok. Fakat bu yöntem kullanıcıların kişisel verilerini de siliyor.

Virüs yavaş yayıldığı ve bir aletten diğerine geçişi kolay olmadığı için ciddi bir tehdit olarak değerlendirilmemekte. Ama hala cep telefonlarına odaklanmış ve giderek gelişen bir atak eğilimi devam etmekte. Sophos güvenlik baş analisti Gregg Mastoras, bu sene daha çok cep telefonları virüslerine odaklanıldığının altını çiziyor. Bunun ciddi bir problem olmayadığını belirten Mastoras, bu olayın belkide şimdiye kadar virüs tehditini önemsememiş olan operatör ve üreticiler için yeni bir uyarı teşkil edebileceğini belirtti.

Mastoras, tüketicilere, yüklenici firmaları bu tip ataklara karşı korunma yöntemleri geliştirilmesi konusunda zorlamalarını öneriyor. Tüketicilerin bu tip taleplerinin operatörlere önderlik ederek, üreticilerin de ürünlerinde yeni güvenlik önlemleri almaya yönlendireceğini umuyor.

Bilindiği üzere ilk cep telefonu virüsü sayılan Cabir, Symbian OS tabanlı aletler arasında yayılarak telefonları etkilemişti. TruSecure’den Bruce Hughes'a göre kullanıcılar artık cep telefonlarının güvenli olduğunu kesinlikle iddia edemeyecekler.

alanyafatihi
24-11-2004, 12:44
KAYNANAMIN MEĞER BEN KADRiNi BiLEMEMişiM

Eski şâirlerden Abdî karısı ile bir türlü geçinemez, bo*yuna kavga ederdi. Gene böyle bir gün kavga esnasında kadın dayanamadı:

– “Ah, diye bağırdı, rahmetli anneciğimi ne ettim de dinlemedim. Abdî sordu:

– “Annen sana ne demişti?”.

– “Bana, ‘bu herife varma!’ dedi idi.” şâirin simâ*sın*da derin pişmanlık izleri belirdi; yumruklarıyla dövün*me*ye baş*la*dı. Karısı, “Ne oluyorsun?” diye sorunca Abdî:

– “Daha ne olacağım, dedi, rahmetli kadıncağız be*nim iyiliğimi istemiş de kadrini bilememişim. Ona dö*vü*nüyorum!”

mirage
24-11-2004, 13:21
T.C.
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Afet Koordinasyon Merkezi
AKOM

METEOROLOJİK UYARI! Saat:09:40

SOĞUK HAVAYLA BİRLİKTE FIRTINA VE KARA DİKKAT!

Balkanlar üzerinden yeni bir soğuk ve yağışlı hava geliyor. Soğuk havanın 27 Kasım’a kadar aralıklarla etkili olması bekleniyor.

Bugün akşam saatlerinden başlaması beklenen sağanak yağışın, Çarşamba ikindi saatlerinde karla karışık yağmur, Çarşamba akşam saatlerinden itibarense kar şeklinde yağması bekleniyor. Kar yağışının Çarşamba akşam saatleri ile Cuma sabah saatleri arasında kalan zaman diliminde aralıklarla yağması bekleniyor.

Kar yağışının bir önceki kadar olacağı (Sarıyer ve Beykoz’a düşen kar kadar) ve bu defa yağışın Trakya tarafından geleceği tahmin ediliyor.

UYARI-1: Lodos ve Karayel Fırtınası: Rüzgarın yarın sabah saatlerine kadar lodostan, Çarşamba ile Cuma sabah saatleri arasında ise karayelden kuvvetlice, aralıklarla hamle yaparak fırtına şeklinde saatte 55-70 km.’e hızla esmesi beklenmektedir. Fırtınanın kara ve deniz ulaşımını aralıklarla aksatması beklenmektedir. Bu nedenle hazırlıklı ve tedbirli olunması gerekmektedir.

UYARI-2: Sıcaklıklarda ani azalma: Sıcaklıklardaki ani dalgalanmalar başta gribal enfeksiyonlar olmak üzere bir çok hastalığı tetiklemektedir. Bu nedenle; başta çocuklar ve yaşlılar olmak üzere tüm halkımızın kıyafet seçimine dikkat etmeleri (sıkı giyinmeleri) faydalı olacaktır.

UYARI-3: Don ve Buzlanma: Perşembe, Cuma ve Cumartesi geceleri hava sıcaklıklarının sıfır ve eksi derecelere düşecek olması, don ve buzlanmaya neden olacak. Bu nedenle özellikle direkt rüzgar alan köprü, viyadük ve yüksek kesimlerdeki eğimli yollarda buzlanmaya karşı hazırlıklı olunması gerekmektedir.

lutas
24-11-2004, 13:51
***
Dünya nüfusunu, mevcut halklarin nispetlerini muhafaza ederek,
100 kisilik bir köy kadar küçültebilseydik bu köy söyle olacakti:

57 Asyali
21 Avrupali,
14 Amerikali (Kuzey,Orta,Güney)
ve 8 Afrikali .
Bunlarin 52'si kadin , 48'i erkek olacakti.
30 beyaz , 70 beyaz (+ + )olmayan,
30 Hiristiyan, 70 Hiristiyan olmayan,
89 heteroseksüel, 11 homoseksüel .
6 kisi bütün servetin % 59'una sahip olacakti ve bunlarin hepsi ABD kökenli olacakti.
20 kisi iyi evlerde yasayacakti,
30 kisi okuma-yazma bilecekti,
1'i ölmek üzere , 1'i de dogmak üzere olacakti.
1 kisi bilgisayar sahibi,
1 kisi de (evet, sadece 1 kisi) üniversite mezunu olacakti.

Simdi sunlari göz önünde bulundurun:
Eger bu sabah hastalikli degil de saglikli uyanmis iseniz, 1 hafta sonrasini göremeyecek olan 1 milyon insandan daha sanslisiniz.
Bir harp tehlikesi ile, iskence görmek ihtimali ile, aç kalma korkusu ile karsi karsiya degilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
Tutuklanmaktan , iskence görmekten yahut öldürülmekten korkmadan ibadethaneye gidebiliyorsaniz 3 milyar kisiden daha iyi bir sansa sahipsiniz.
Buzdolabinizda yiyeceginiz , üzerinizde elbiseniz ve basinizi sokup uyuyabileceginiz bir eviniz varsa,
dünyadaki insanlarin % 75'inden daha zenginsiniz.
Bankada ve cüzdaninizda para varsa, dünyanin en imtiyazli % 8'i arasindasiniz
Anneniz, babaniz sag ise, siz bu dünyada nâdir kisilerden birisiniz.
Birisi sizi düsündü ve bunu gönderdi, çünkü okuma yazma bilmeyen 2 milyar kisiden biri degilsiniz.
Paraya ihtiyacin yokmus gibi çalis .
Kimse seni üzememis gibi sev .
Kimse seni seyretmiyormus gibi danset .
Kimse seni dinlemiyormus gibi sarki söyle .

Bu mesaji dostlarina gönder .Göndermezsen hiçbir sey olmaz.
Gönderirsen, belki bunu okuyan birisi gülümser......

Veya...... sen gene her zaman yaptigin gibi nereye oldugunu bilmeden, kanter içinde kosmaya ve hayattan sikayet etmeye devam et.

yarımada
24-11-2004, 14:00
Gerçek Dünya Yasaları


ÇALIŞMA YASASI
Birine bir makinenin çalışmadığını kanıtlamaya çalışırsanız makine o anda çalışır.

İŞ YASASI
Eğer 100 işadamı yasal olmayan bir iş yapmaya karar verirlerse, o iş yasal olur.

KALKINMIŞLIK YASASI
Eğer havayı soluyabiliyor ama suyu içemiyorsanız geri kalmış bir ülkedesinizdir. Suyu içebiliyor ama havayı soluyamıyorsanız kalkınmış bir ülkedesinizdir.

VAKİT YASASI
Ne zaman bir işi yapmaya karar verirseniz, o anda yapmanız gereken başka bir iş çıkar.

TERKEDİLME YASASI
Hic kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz bir zamanda terketmez.

ANAHTAR YASASI
Bir eliniz dolu iken anahtarı arıyorsanız kesinlikle anahtar öbür cebinizdedir.

TELEFON YASASI
Telefonda yanlış numara cevirdiğinizde asla meşgul çalmaz.

ANONIM BIR YASA
Beklenmedik bir yerden gelen para, beklenmedik bir harcamaya gider.

ÖNEMLI INSANLAR KURALI
Önemli insanlar derin düşüncelere daldıklarında büyük olasılıkla öğle yemeğinde ne yiyeceklerini düşünüyorlardır.

AYRILMA YASASI
Bir yerden ayrılırken, insanlar size daha iyi davranırlar.

GERÇEKLİK YASASI
İnsanlar başkaları hakkında gerçeklerin, kendileri hakkında iyi şeylerin konuşulmasını isterler

SEVİLME YASASI
İnsan faydalı olduğu sürece sevilir.

İŞ YASASI
Ne kadar az iş yaparsanız, işleriniz o kadar yolunda gider...

b.a.b.a.l
24-11-2004, 14:33
TERKEDİLME YASASI
Hic kimse sizi kendinizi iyi hissettiğiniz bir zamanda terketmez.

ANAHTAR YASASI
Bir eliniz dolu iken anahtarı arıyorsanız kesinlikle anahtar öbür cebinizdedir.


Bu ikisini tuttum :D

alanyafatihi
24-11-2004, 17:38
CNNTURK, adında her ne kadar "Türk" kelimesi bulunsa da, aslını hiç aratmıyor. Özellike de kritik konularda her zaman Amerika'nın sesi olduğunu ortaya koyuyor.

Geçtiğimiz yıl, kritik "Tezkere tartışmaları" sırasında Türkiye'yi bir oldu bitti ile savaşın ortasına atmak için her argümanı kullanan CNNTürk, savaşın şiddetlendiği günlerde de yalnızca Pentagon'un denetiminden geçen bilgileri Türk kamuoyuna sundu.

Amerikan askerlerinin Irak'ta yaptığı zulümler yerine, başka bir dünya sergilendi. Kandan, zulümden, açlıktan, kıtlıktan uzak bir manzara idi bu.

Şu sıralar, dünya Felluce'de Amerikan askerlerinin yaptığı zulümleri konuşuyor. Bir kentte yıkılmamış bir ev bırakmadan yürütülen bir zulüm. Amerikan askerlerinin uyguladığı benzerine az rastlanan bir sansürden geçirilen haberler bile bu zulmün boyutları hakkında bilgi vermeye yetiyor.

Sansürlü haberler, çocukların, kadınların, ihtiyarların kurşunlandığını ortaya koyuyor. 3-4 yaşındaki çocukların keskin nişancılar tarafından enselerinden vurulduğuna ilişkin görüntüler Amerika'nın yüzüne vuruluyor.

CNNTURK'ÜN GÖZLERİ GÖRMÜYOR, KULAKLARI DUYMUYOR

Felluce'de bütün bunlar yaşanırken, CNNTÜRK ekranları bu olanlardan habersiz. Batı televizyonlarında yayınlanan haber ve görüntüleri bile CNNTÜRK'te bulmak mümkün değil.

CNNTÜRK bu aymazlığını bugün bir adım daha ileri götürdü. CNN İnternational'in editörlerinden Awra Diamont'un hazırladığı bir özel dosyayı ekrana getirdi.

ABD ASKERLERİ NE KADAR DA İYİLİKSEVERMİŞ

Bayan Diamont, Amerikan askerlerinin şirinliğini göstermek için hazırlanan film setinden çekilen görüntülerle ekrana geldi. Bir kenti yerle bir eden askerler sanki Amerikan askerleri değilmiş gibi bir senaryo haberle ekrana geldi.

İnsanlara yiyecek yardımı yapıldığı, sağlık hizmeti verildiği, barınmaları için mekanlar hazırladığı ortaya konmaya çalışıldı.

Forever
24-11-2004, 17:49
Kim çekmişse çok hoş eline sağlık... :D

chaotic
24-11-2004, 20:34
süper bir reklam

alanyafatihi
25-11-2004, 09:17
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel,
''daha iyi idare için'' başkanlık sistemine geçmek gerektiğini
belirterek, ''Türkiye, 10 yıl içinde başkanlık sistemini
deneyecektir'' dedi

"bir zamanlar Turgut ÖZAL bu konuyu gündeme getirdiğinde şiddetli aleyhindeydi. Geçen günler çabuk unutuluyor."

AloneWolf
25-11-2004, 09:53
Bizi digital ortamlarda vurdular...

Bizi dijital ortamlarda vurdular,
Orta malı oldu tüm umutlar,
Klavye tuşlarından ekrana zıplar,
40 GigaByte'lik ölümsüz aşklar...

Yaşananları Ctrl+S ile kaydedip,
Ctrl+Z ile geri yaşıyorum.
Ben sevdamı download edip masaüstüne alıyorum.
En çokta ekranı kapladığın o anı özlüyorum.
İtalik yürüyüşlüm, Bold bakışlı sevgilim.
Öyle bir halt yedim ki, sakın affetme beni.
Simge durumuna küçült, saatlerce beklet beni,
Tüm sistemlerimi çökert, Zip'le sıkıştır ve parçala beni,
Alt+F4 ile kapat, Shift ile değiştir beni,
Manzaralı mousepad'inde saatlerce gezdir beni,
Yeni bir pencere açalım ve unutalım herşeyi.
Geri Dönüşüm Kutusu'na gönderelim maziyi,
Kısayol oluştur, fazla bekletme beni...

En çokta Flash animasyonlu o halini özlüyorum.
PC görünüşlü, Macintosh duruşlu sevdiceğim,
Kalpten kalbe Bağlantım bağlantısı yapılır.
Kapanır kapılar, Ağa Oturum açılır.
Sevdamız monitöre saniyelerle yazılır.
Disconnect olursam beni yine arar mısın?
Masaüstü'nde bulamazsan Belgelerim'e bakar mısın?
Yokluğunda erişim paketi teselli olmasa da,
Değişiklikleri kaydedip, yeniden bağlanır mısın?

Bütün programlar bu aşka hata verse de,
Kes, Kopyala, Yapıştır ile taşıyorum sevgini,
56K'lik modemim benim, hadi hızlandır beni,
Tüm virüslere meydan okur bu sevgi,
Pentium III'üm benim, hadi uçur beni,
Enter'a ulaştır, Delete'den çek elini,
En çokta formatladığım o halini özlüyorum.
40x sürücülü, 700 MHz 'li sevdiceğim benim...

Bizi dijital ortamlarda vurdular,
Orta malı oldu tüm umutlar,
Klavye tuşlarından ekrana zıplar,
40 GigaByte'lik ölümsüz aşklar...

futbolcu
25-11-2004, 11:10
bir dostum yollamış paylaşmak istedim.
1935 yilinda dogdu. Adı Oktay Sinanoğlu.
>1953/ 18 yas- Atatürk tarafindan 1928 yilinda kurulmus TED Yenisehir
>Lisesini burslu olarak okudu ve birincilikle bitirdi.Okulun bursuyla kimya

>muhendisligi okumak uzere ABD'ye gitti.
>1956/ 21 yas- ABD Kaliforniya Universitesi, Berkeley Kimya muhendisligi'ni

>birincilikle bitirdi.
>1957/ 22 yas- Massachusetts Institute of Technology 'yi ( MIT ) 8 ayda
>birincilikle bitirerek Yuksek kimya Muhendisi oldu.
>1960/ 25 yas- Yale Universitesinde "asistant professor" (yardimci docent)
>olarak calismaya basladi.
>1961/ 26 yas- Atom ve molekullerin cok elektronlu kurami ile "associate
>professor" ( docent ) ve 50 yildir cozulemeyen bir matematik kuramini
bilim
>dunyasina kazandirdi ve "full professor" ( profesor ) unvanini aldi.
>Bu unvan ile MODERN UNIVERSITE TARIHININ VE YALE UNIVERSITESININ TARIHININ

>(son 300 yildaki ) EN GENC PROFESORU oldu.
>1964/ 29 yas- ODTU ye danisman profesor oldu. Yale Universitesinde ikinci
>bir kursuye daha profesor olarak atandi.Dunyada yeni kurulmaya baslayan
>MOLEKULER BIYOLOJI dalinin ilk birkac profesorunden biri oldu.(Watson ve
>Crick sarmal modelindeki dna sarmalinin cozelti icinde o halde nasil
>durdugunu kesfeden adam - solvofobik kuvvet )Amerikan Ulusal bilimler
>akademisine Uye olarak secildi. Buraya secilen ilk ve tek Turk oldu.
>Iki defa Nobel' e aday gosterildi. Defalarca Nobel Akademisinin istegi
>uzerine Nobel ' e adaylar gosterdi. Dunyanin sayisiz yerinde sayisiz
>buluslari ve teoremleri ile ilgili sayisiz konferans verdi. Su anda 67
>yasinda 26 yasindan beri devam ettigi Yale Universitesinde Moleküler
>biyoloji ve kimya olmak uzere iki kursude profesor ve son 7 senedir gorev
>yaptigi Yildiz Teknik Universitesinde ise Kimya dalinda olmak uzere bir
>kursude Profesor olarak gorevini surduruyor.
>"...Ben baktim , Turk Bayragi, Atatürk karsimda, cam cerceveli oldugu icin

>bayragin ustunde kendi yansimami goruyorum.Icimden yemin ettim, dedim ki :

>Gidecegim ve orada soz sahibi olacagim, ondan sonra gelip o namussuzlarla
>burda ugrasacagim. O zaman anlamistim ki burada kalirsam Amerika'nin
kolesi
>olurum, oraya gidersem Amerika'nin efendisi olur, buraya gelip onlarla
daha
>rahat mucadele ederim. Ve iste bizi gonderdiler..."
>"...Yeni buldugum kuvvete, etkiye bir isim koymaliydim. Kuvvetin mahiyeti
>soyle ya , DNA molekulleri suyu tutacaklarina birbirlerini tutmayi tercih
>ediyorlar , yani sividan kaciyorlar, o yuzden alanlarini kucultuyorlar,
>cift sarmal oluyor. Sonunda solvent ten solvo dedim, 'kacar, korkar'
>anlaminda da 'fobik' dedim, 'solvofobik' oldu..."
>"...Hicbir zaman Amerikan vatandasi olmayi dusunmedim. Aklimdan dahi
>gecmedi. Ben atalarimdan beri Turk kimligimle varim. Ne yaptiysam o sayede

>yaptim. Ona buna yaranayim diye degil.Otuz yilda bak milleti ne hale
>soktular.Simdi de 'aclikla' terbiye ediyorlar.Ayarli basinin kose
>yazarlarindan biri gecenlerde Avrupa Birligine girmenin yararlarindan diye

>'O zaman bu ay yildizli pasaport ile Avrupa kapilarina gitmenin utancindan

>kurtulacagim ' diyor.Tanri, bu millete acisin..."
>"...Yildiz Teknikte kimyada bir takim hanimlar var beyler var,profesor,
>docent. Disarida da vardir.Burada da var, entrikalar doner, ona buna
kostek
>olurlar.Birkaci dedikoducu belli odama geliyorlar. Herkeste dahili telefon

>var. Ankara'ya bile telefon edemiyorsun , bilgisayardan baglanamiyorsun.
>Bolum baskanlarinin telefonlari vardi , onlar da benim yanimda ya. Suraya
>bir telefon bulun bari dedim. Bilgi cagindayim diyorsunuz daha telefon
>cagina gelmemissiniz diyorum. Bilgisayara telefonu baglayamiyorsun.
>Internet yok.Uc dort yil baglanti kurulmadi.Huseyin Afsar'a (bolum
baskani)
>bari bir telefon bulun dedim. Bana direk telefonundan paralel hat
cektirdi.
>Bazen o yokken ariyorlar, telefonu acip sekreteriyim diyorum. Bolumde iki
>tane merakli hanim var,ortalikta dolasip dedikodu yapiyorlar. Bunlar bir
>gun odama geldiler o sirada da telefon caldi. Bu ne dediler.Ben de saf saf

>telefon dedim. Ertesi gun geldim, makas attirip kestirmisler, koridordan
>teli kesmisler.Ben de zannediyorum ki, ben bunlar icin firsatim, oyle
>konular var ki dunyada herkes gelmis,Yale'de benden ogrenmis; Rusya
>'sindan, Dogu blokundan ,Avrupasindan. Ben ayaklarina gelmisim, yeni bir
>sey ogrenin, yapin. Yok. Ozel ders actik,yepyeni seyleri dunyada ilk defa
>anlatiyorum, disarda herkesin benden ogrenmek istedigi seyleri Turkiye'de
>Turkce anlatiyorum. Alakasi olmayan,fizikten matematikten insanlar
geliyor,
>asil gelmesi gerekenler yok!.."
>"...ABD icinden cok gocmus bir ulkedir, tabii pat diye gocmez, arada bir
>canlanir, tekrar bir seyler olur ama icinden cok zayif taraflari
>vardir.Dunyada en buyuk borcu olan devlet mesela. Ic ve dis.Ama bir
>devingen tarafi vardir, arada birsey cikarirlar bir sene oyle idare
>ederler, sonra yine inise gecerler.Oyle pek gorundugu gibi bir guc
>degildir..."
>"...GENCLER, Turkiye' de adet haline gelmis gostermelik islerden kacinin.
>Sirf universite bitirdi desinler diye, ananiz babaniz Amerika'da mastir
>yapti diye ogunebilsin diye yuksekogrenime gitmeyin. Sonunda ancak
>kendinizi kandirirsiniz.Temel gayeleriniz, kendinizin ufak cikarlari
>otesinde, kendiniz disinda, bu ulke, bu ulus, Turk dunyasi, Avrasya,
>insanlik icin olsun.Yuksek hedefleriniz icin calisin. O zaman, kendi
>durumunuz da kendiliginden duzelecektir.Maddiyat ile maneviyati
dengeleyin.
>Formulunuz 'bilim' + 'gonul'dur. Bu iki kanadin biri eksik olursa ne
>kendinize ne de insanliga hayriniz dokunur. Gundelik, siyaset , cikar
>gruplari, disardan gudumlu gizli veya acik "cemiyet"lerden uzak durun.
>Ataturkun dediklerini bol bol okuyun, onlari iste bu gunler icin demis,
>yazmis. Turkiye'nin serefli, refahli,itibarli ve bagimsiz gelecegi icin
>Ataturk yolumuzu cizmistir. Dis ulkelerden, onlarin yerli kuyruklarindan
>medet ummayin.Gayeleri bize yardimci olmak degil, Turk adini tarihten
>silmektir. Dunyanin neresinde olursaniz olun, kimliginizi, Turk dilini,
>Turk tarih ve kültür bilincini, binlerce yillik gelenegini kaybetmeyin.
>Dis ulkelerde ne kadar kimliginizi korursaniz yabancilar da size o kadar
>itibar edecektir.Baskasini taklit etmeyin. Kendi yolunuzu cizip azimle
>yuruyun.O zaman herkes sonradan sizi taklit edecektir. Egitimde once bir
>meslek gercek bir beceri bir altin bilezik sahibi olmaya bakin. Ne
>yaparsaniz yapin en iyisini yapin. Siyasetcinin bilimcinin en kotusu
>olunacagina tamircinin parmakla gosterilen en iyisi olmak
>yegdir.Bulabilirseniz Turk okuluna, egitimin Turkce verildigi okullara
>gidin. Konulara merak sarin not icin calismayin.
>O meslekte yararli olacak bir yabanci dili ogrenin. Bulbul gibi konusup
>yapancidan ayirt edilemez hale gelmek hic sart degil. Unutmayin ki Turk
>olmak bir kafa gonul isidir. Turk kulturuyle, diliyle, ata sevgisiyle
>Turktur. Soy sop meselesi karistirarak, o herseyimizi borclu oldugumuz
>serefli atalarimizi karalamaya calisan ic dusmanlarin kitaplarina,
>yaygaralarina kulak asmayin.
>Kultur genleri, irk genlerinden daha onemlidir. Vatani, milleti icin her
>turlu fedakarliga hazir bir taban gerekiyor. Bu taban son elli yilda hayli

>eritilmis, kafasi, gonlu karistirilmis, birbirine dusen kesimler, disa
>bagimli sahte aydinlar,icinde vataninin gelecegini dusunmeyen,daha da
acisi
>vurdum-duymazlasmis kalabaliklar olusturulmustur. Bu durumda gercek bir
>onder cikabilse bile basarili olmasi pek azdir. Simdi yapilacak is hizla
bu
>toplumun yeniden kaynasmasina, bilinclesmesine, vatanini, milletini
>kendisinden once dusunen insanlarin cogalmasina onayak olmaktir. Turkiyeyi

tekrar Kuvayi Milliye ruhu, Ataturk ruhu kurtaracaktir..."



OKTAY SINANOGLU, kimdir bu adam ?

>"...bizi 17 yasimizda apar topar zorla Amerikaya gonderdiler; cirkin bir
>gaye ile, 'devsirme' olalim diye gonderdiler; cok sukur olmadik!.." diyen
>adam bu.
>Amerikanin tepesine oturan, dunya bilim cevrelerinin pesinde kostugu adam
>bu.
>Dokuntulerini toplayanlarin Nobel aldigi adam bu iste.
>Isaret ettiginin Nobel aldigi adam bu iste.
>Yale Universitesini, Amerikayi alt ust etmis, modern universite tarihine
>adini yazdirmis adam bu iste.
>Bu adam bizim. Bu adam bizi dusunuyor, bizi sayikliyor geceleri uyuyamiyor

>ulkesi icin insanlari icin ve biz bu adami tanimiyoruz.
>Cunku tanimamiza izin vermediler.
>Bu adama 10 kere hakettigi halde Nobel bile vermediler cunku bize gereken
>bir kivilcimdi bu.
>Goreceksiniz ki istediginiz kivilcim orda var.
>Goreceksiniz ki hala ve herzaman bu ulke icin gercekci bir umut var.
>Goreceksiniz ki ne varsa bizde var, ruh var, gonul var, gorunmeyen bir bag

>var. Onlarda olmayan bir sey var, sonradan kazanilamayacak birseyler var
>...Goreceksiniz ve uzuleceksiniz, ne yurtseverler var bizden; ne dahiler
>var...Ne sesi var ne sedasi var...
>Canim Turkiyem, donuyla birlikte bes para etmez, sefil sozum ona
>mankenlerin hayatini ezbere bil ama Oktay Sinanoglu'nu tanima. Canim
>Turkiyem, televoleyi kacirma,kara melegi kacirma ama bu adami kacir!
>Canim Turkiyem, pastanelere "patiseri", lokantalara, "restaurant",
>magazalara "shop" yazmaya devam et. D&R yaz sonra da Tarzanca iletisim
>kurulamaz ingilizcenle "dienar" diye oku.
>Canim Turkiyem, tepeden tirnaga, sat, ulkeni ,dilini, degerlerini sat,
>kendi degerlerini asagila, nasil olsa onlarin ki daha iyidir. Sana laf
>edene ise "fasist"de. "milliyetci" de, "sagci" de "solcu" de,"komunist" de

>,"dinci" deoglu de. Ama sakin "YURTSEVER" deme !
>Bu e-postayi yollayabildiginiz kadar kisiye yollarsaniz, benden 1 kurus
>alamazsiniz. Sansinizin bundan sonra acilacagini da garanti edemem.
>Yolladiginiz adam basina amerikan doları da alamazsiniz.
>Bizler bu ülkenin son şansıyız.....
>Dr. Erkan DANACI
>TUBITAK UME
>RF ve Mikrodalga Lab. (ESL)
>Tlf: +90 262 679 50 00 / 4553
>Fax: +90 262 679 50 01

AloneWolf
25-11-2004, 11:50
HAKIKATEN INANMASI COK GUC AMA GERCEK OLAN ENDER OLAYLARDAN
BIRISI......

IKI ABD BASKANININ BASINA GELENLERI OKUYUNCA SASIRMAMAK ELDE DEGIL.

ASAGIDAKI BILGILER TAMAMEN GERCEK BILGILERDIR.

Abraham Lincoln'un kongreye secildigi yil 1846.

John F. Kennedy'nin kongreye secildigi yil 1946.

Abraham Lincoln'un ABD Baskani oldugu yil 1860.

John F. Kennedy'nin ABD Baskani oldugu yil 1960.

Her iki baskan da bir cuma gunu suikasta kurban gitti.

Her iki baskan da baslarina isabet eden kursunla oldu.

Lincoln'un sekreterinin soyadi Kennedy idi.

Kennedy'nin sekreterinin soyadi Lincoln idi.

Lincoln ve Kennedy guneyliler tarafindan olduruldu.

Lincoln ve Kennedy'nin koltuguna guneyliler oturdu.

Yerlerine gelen baskanlarin soyadlari Johnson'di.

Lincoln'den sonra baskan olan Andrew Johnson'in dogum yili 1808'di.

Kennedy'den sonra baskan olan Lyndon Johnson'in dogum yili 1908'di.

Lincoln'u vuran John Wilkes Booth'un dogum yili 1839'du.

Kennedy'yi vuran Lee Harvey Oswald'in dogum yili 1939'du.

Iki suikastcinin de uc ismi vardi.

Iki suikastcinin de isimlerinde 15 harf vardi.

Lincoln, "Kennedy" isimli bir tiyatroda vuruldu.

Kennedy, "Lincoln" marka bir otomobilde vuruldu.

Lincoln'u vuran tiyatrodan kacti, bir depoda yakalandi.

Kennedy'yi vuran depodan kacti, bir tiyatroda yakalandi.

Her ikisi de davalari baslamadan olduruldu.

Ve son olarak... Lincoln olmeden bir hafta once Maryland Monroe'daydi.

Kennedy olmeden bir hafta once Marilyn Monroe'ya gitmisti...

son_azrail
25-11-2004, 11:57
tarih bu tekerrür edio işte...

simyacı
25-11-2004, 12:20
fazla tesadüfe inanmam...

alanyafatihi
25-11-2004, 12:25
PATATES

Nebraska'da yaşlı bir adam yaşardı. Patates ekmesi için bahçeyi bellemesi gerekiyordu, lakin bu çok zor bir isti. Tek oğlu olan David ona yardim edebilirdi fakat o da hapisteydi. Yaşlı adam oğluna bir mektup yazdı ve müşkülatını izah etti.
Sevgili David,

Patates bahçemi belleyemeyeceğimden kendimi çok kotu hissediyorum. Bahçeyi kazmak için oldukça yaşlanmış sayılırım. Burada olsan bütün derdim bitecekti. Biliyorum ki sen bahçeyi benim için hallederdin. Sevgiler Baban

Bir kaç gün sonra oğlundan bir mektup aldı.
Babacığım,Allah aşkına bahçeyi kazma, ben oraya cesetleri gömmüştüm. Sevgiler David

Ertesi gün sabaha karşı 4'de FBI ve yerel polis çıkageldi ve tüm sahayı kazdı lakin hiç bir cesede rastlamadılar. Yaşlı adamdan özür dileyerek gittiler. Ayni gün yaşlı adam oğlundan bir mektup daha aldı.
Babacığım, şimdi patatesleri ekebilirsin. Bu şartlarda yapabileceğimin en iyisini yaptım.

Sevgiler David

alanyafatihi
25-11-2004, 12:27
...

alanyafatihi
25-11-2004, 12:28
....

alanyafatihi
25-11-2004, 12:30
.....

karina
25-11-2004, 12:39
TURK USULU IS YAPMA
Ise Baslamadan Once.........................INSALLAH

Ise Baslarken............................. .. BISMILLAH

Sasirirsak.................................. ALLAH... ALLAH

Kendimize Guvenirsek........................EVELALLAH

Azmedersek..................................ALIMAL LAH

Isten Vazgecersek...........................EYVALLAH

Sonuna Kadar Gitmek Istersek................YA ALLAH!

Canimizi Sikarlarsa.........................FESUPHANALLAH

Ise Cosku ve Heyecanla Sarilinca............ALLAH,ALLLAH,ALLAH

Isi Basariyla Bitirince.....................MASALLAH

Eger Isi Basaramazsak.......................HAY ALLAH.....

alanyafatihi
25-11-2004, 12:45
Güldüren köy isimleri


Zonguldak'ta yıllar önce konulan ilginç köy isimleri, eleştiri ve espiri konusu oluyor. Köy sakinleri ise bu isimlerden bir hayli dertli...



Zonguldak merkeze bağlı Gerdek Köyü'nün sakinleri ise isimlerinden yana oldukça dertli olduklarını söyledi.

Gerdek Köyü gençleri, "Köyümüzün bu ismi yüzünden zaman zaman sıkıntı yaşıyoruz. Askerde bile arkadaşlarımız bizimle alay ediyor'' diyerek köylerinin adının değiştirilmesi için Valiliğe başvuracaklarını belirtti.

Köylerinin adlarından rahatsız olan iki köy, geçtiğimiz günlerde Valiliğe başvurup isimlerini değiştirdi. İl Genel Meclisi'nde alınan kararla Devrek İlçesi'ne bağlı Deliahmetoğlu Köyü'nün adı `Sevinç' olurken, Ereğli İlçesi'ne bağlı Deliler Köyü'nün adı da `Pınarcık' olarak değiştirildi.

Zonguldak merkez ve ilçelerine bağlı ilginç köy isimlerinden bazıları şöyle: Tırkızlar, Ölüce, Eteklioğlu, Gerdek, Tohumlar, Keller, Kargalar, Karaevligeriş, Bılık, Tabaklar, Çevlük, Sakallar, Sarımsak, Gebe Köy, Gebeli, Dingiller, Sanadamlar, Bacaklar, Kocabacaklar, Kocalar, Tosunlar, Koçbaşlar, Keloğlu, Çiğebasmazoğlu, Çiller, Tilkiler, Köstebekler, Çakallar, Delihakkı, Delikadı.

alanyafatihi
25-11-2004, 12:46
TURKCELL
Online İşlem Merkezi'nden Hazır Kart ve Faturalı Hat Sahiplerine 100.000'lerce hediye!
Turkcell Online İşlem Merkezi, Kasım, Aralık, Ocak aylarında daha da çok kazandırıyor! Turkcell ve Hazır Kart sahipleri, SüperŞifreleriyle Online İşlem Merkezi'nden işlem yaptıklarında, her ay 10.000'lerce ücretsiz dakika / kontör, 100'lerce Sony Vaio Notebook, SonyEricsson K700i, Sony Ericsson P910'dan birini kazanma şansını yakalıyor.

alanyafatihi
25-11-2004, 12:54
Fethullah Gülen hocayla yapılan röportajın yankıları devam ediyor. Üsame b. Ladin’in “dünyada en sevmediği insanlardan bir tanesi” olduğunu söylerken onu ortaya çıkaran şartların hazırlayıcıları hakkında susmayı tercih eden, bir arkadaşına İsrailliler tarafından teklif edilen “barış komisyonu” yönetim kurulu üyeliği teklifine Filistinli bir silah tüccarının mani olduğunu söyleyerek barışı Filistinliler’in baltaladığını söylemeye getiren Hocaefendi daha başka şeyler de söylüyor. Ancak bugün onun söyledikleri üzerinde değil, onun söyledikleri üzerine yapılan bir yorum üzerinde durmayı tercih edeceğim.

Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Karlığa, Hürriyet’e verdiği mülakatta aynen şöyle demiş:

“İslam’ın temel anlayışı, Allah’ın varlığı ve birliğine dayanır. Birliği konusunda değişik spekülasyonlar olsa da, varlığını kabul ettikten sonra, gerisi üzerinde fazla durmaz İslam. Hatta, Allah’ın varlığından da öte, Hz. Peygamber’i kabul etmeyenlere bile hoşgörülü davranır. Nitekim bir hadiste, ‘Allah’tan başka ilah yoktur diyenler cennete girecektir’ denilir. Bu hadisten dolayı İslam bilginleri Hıristiyanların, Yahudilerin, Zerdüştilerin, hatta Budist gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul ederler. Halbuki, Kur’an tanrıtanımazlığa karşı derin bir hassasiyet göstermektedir. (...). Her çağ, dini metinleri kendisine göre yorumlama yetkisine ve imkânına sahiptir...”

Prof. Dr. Karlığa’nın sözlerinden anlaşılan şu:

1. Allah’ın varlığını kabul etmekle birlikte, O’nun yanında başka ilahların varlığına da inanarak “şirk”e düşmüş olmak İslam’ın ehemmiyet verdiği bir husus değildir.

Hoca bunu söylerken “Muhakkak ki Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bunun dışında olanları dilediği kimse için bağışlar” (4/en-Nisâ, 48) ayetinin varlığından ve dahi “müşrik”te de “Allah inancı” bulunmakla birlikte, bu inancın “şirk”e bulandığı için muteber olmayacağından elbette habersiz değildir.

Öyleyse Kur’an’ın ve Hz. Peygamber ilk ve en önemli mücadelesinin müşriklere karşı verilmiş olmasını, yukarıda yer alan, “Her çağ, dini metinleri kendisine göre yorumlama yetkisine ve imkánına sahiptir” yargısında aramak durumundayız. Yani demek ki Kur’an’ın temel hedefi olan “şirkle mücadele” ile ilgili ayetler bu çağın “kendisine göre” yorumuna tabi tutulduğunda tersyüz edilebilecektir!!!

2. İslam’ın, Hz. Peygamberin peygamberliğini tanımayanlara hoşgörülü davranması, onların da cennete buyur edileceği anlamına geliyor Hoca’ya göre. İşte burada işler birbirine iyice karışıyor. Benim Hoca’nın yukarıdaki paragrafından anladığım şu: Allah’a şirk koşanlar cennete gideceği gibi, Hz. Peygamber (s.a.v)’e inanmayanlar da cennete gidecektir.

Meseleyi böyle “cımbızlama” yöntemiyle ele alacak olursak Hoca’nın fena halde yanıldığını söylemek durumunda kalacağız. Zira Kur’an, ebedî kurtuluş için ne Allah, ne de Peygamber inancı arar ve şöyle der: “O gün ne mal fayda verir, ne de evlatlar. Ancak Allah’a selim bir kalp ile gelen müstesna.” (26/eş-Şu’arâ, 87)

Öyleyse Karlığa hoca’nın “İslam’ın temel anlayışı, Allah’ın varlığı ve birliğine dayanır” demesinin herhangi bir kıymet-i harbiyesi yoktur. Bu durumda birisi kalkıp da, bu ayete dayanarak “Din taassubuna gerek yok; İslam’a göre de her kim kalbi temiz olarak Allah’a kavuşursa paçayı kurtarmış demektir” iddiasını dillendirecek olursa kim ne diyebilir?

İşin bu kısmı bir yana, yukarıdaki paragrafta benim anlamadığım bir nokta var: Hıristiyanlar’ın, Yahudiler’in, Zerdüştîler’in, hatta Budistler gibi herhangi bir şekilde bir tanrıya inananların cennete gireceklerini kabul eden, aklını peynir ekmekle yemiş bu “İslam bilginleri” kim ola ki?!

20 Nisan 2004 Salı
(Ebu Bekir Sifil, Milli Gazete)

AloneWolf
25-11-2004, 15:20
Başarılı bir kurtarma operasyonu nasıl yapılır?
dikkatle izliyoruz.

AloneWolf
25-11-2004, 15:22
Araba güzelce baglanır sımsıkı ve şekilde görüldüğü gibi yukarıya dogru çekilir.

AloneWolf
25-11-2004, 15:25
Araba yavaş yavaş yukarıya çekilir.
1. Çekicinin takozları kontrol edilmelidir.
2. En az izleyen 5 kişi olmalıdır kurtarmak için.

AloneWolf
25-11-2004, 15:26
Abooo ne oluyor be.

takozları kim almış.
neyse henüz bir şey kaybetmedik ısrarla kurtarma ekibimiz çalışmaya devam eder üzülmeyin ekipden birkaç kişi hala dışarıda.

AloneWolf
25-11-2004, 15:28
Çekici denize batmaya yakın telefon açılır daha pahalı bir çekici firmasına.

AloneWolf
25-11-2004, 15:30
Bu sefer biraz pahalı olacak çünkü şimdi kurtarılmayı bekleyen 2 araç var. ;)

AloneWolf
25-11-2004, 15:31
Amaaaaan boşverin en iyisi bu kurtarma işini.

casaubon
25-11-2004, 15:59
Dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş:

"Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz."

Anket büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmış. Çünkü;

- Afrikada insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Batı Avrupa'da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Doğu Avrupa'daki insanlar "kişisel görüş"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Orta Doğu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Güney Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.

- Israil'deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

- Ve Amerikada'ki insanlar "dünyanın geri kalan kısmı"nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.

mirage
25-11-2004, 16:33
1) "Çok dolaştım diyar diyar, ne de zor oldu gezmesi, hele içbükey gamzesi, ah aerodinamik yar..." - (Emel-Erdal ikilisinden Erdal)

2) "O eline yüzüğü sen takarsan, ansızın yoluma da çıkarsan, benden başkasına varırsan, bak çakarsam oturturum..." - (Çılgın Sedat)

3) "Benim olmazsan taciz ederim, bana gelmezsen yer bitiririm..." - (Nihat Doğan)

4) "Yani devir değişti beyefendi, devir değişti ya, kafama tas düştü ya, sonradan zekam gelişti..." - (Emel Müftüoğlu)

5) "Serseriyim serseri, okur yazar ve sevimli, biraz şakacı ve düzenbaz ama yine de bir serseri..." - (Selçuk Ural)

6) "Al pabuçlarını ve git sen kendi yoluna, aman diş fırçanı unutma yoksa ne yaparsın sonra..." - (Zafer Peker)

7) "Yaz gazeteci yaz, bıktım yazı beklemekten, yazıver de gelsin bu yaz..." - (Emrah)

8) "Bir iki üç dört Cucu öptüm seni, bir iki üç dört Cucu yedim seni..." - (Neşe Karaböcek)

9) "Hey Caretta, hey Caretta, aynı göğün altındayız şimdi... Evet, evet, evet bu Turkish delight..." - (Rüya Ersavcı)

10) "Kaç kestane çizmiş, nice kaftan biçmiş, yasak günah tanımaz ant içmiş... Fiyakalı cakalı Covino..." - (Bendeniz)

Master
25-11-2004, 16:35
Ana Istiraki Hukumet Tarafindan Satisa Cikartilan Rus
Petrol Devi Yukos'un Ust Duzey Yoneticilerinin Tutuklanma
Korkusuyla Rusya'dan Kactigi Bildirildi.
Ajanslara Bilgi Veren Ve Adinin Aciklanmasini Istemeyen Bir Yukos
Calisani, Sirketin Bas Icra Direktoru Amerikali Steven Theede Ve Mali
Islerden Sorumlu Yoneticisi Bruce Misamore'un Londra'ya Uctugunu
Bildirdi.
''butun Ust Duzey Yoneticiler Hukumetin Yukos'un Isini Bitirecegi
Korkusuyla Yurt Disina Kacti'' Diyen Kaynak, Sirketin Karar Alamayacak
Duruma Dustugunu Belirtti.
Yukos'un Moskova'daki Genel Merkez Binasini Bosaltarak Yurt Disina
Cikan Ust Duzey Yoneticiler Arasinda Rusya'daki Operasyonlarin
Sorumlulari Aleksander Temerko Ve Mikhail Trushin Ile Petrol Uretim
Sorumlusu Yuri Beilin'in Bulundugu, Rafine Ve Pazarlama Isleri
Sorumlusu Pyotr Zoloterev'in Ise Emekliye Ayrilmayi Tercih Ettigi
Bildiriliyor.
Analistler, Yukos'un Toplam Uretiminin Yaklasik Yuzde 60'ini
Saglayan Istiraki Yugansk'in Hukumet Tarafindan 8.65 Milyar Dolarlik
Baslangic Fiyatiyla 19 Aralik'ta Satilacaginin Aciklanmasinin Ardindan
Sirketin 25 Milyar Dolara Varan Gecmis Yillara Ait Vergi Borcunun
Altindan Kalkmasinin Imkansiz Hale Geldigini Belirtiyor.
Arkasi Kesilmeyen Olumsuz Haberlerle Moskova Borsasi'nda Son Bir
Yildaki Deger Kaybi Yuzde 94'e Ulasan Yukos Hisseleri, Bir Zamanlar 40
Milyar Dolari Asan Sirketin Toplam Piyasa Degerinin 3 Milyar Dolarin
Altina Gerilemesine Neden Oldu.
Bazi Kaynaklar, Alman Elektrik Ve Gaz Dagitim Sirketi E.on Ile
Italyan Eni'nin Guclerini Birlestirerek Satisa Cikartilan Yukos
Istiraklerine Talip Olacagini Bildiriyor. Spekulasyonlarda Rus Dogal
Gaz Devi Gazprom'un Da Alicilar Arasinda Adi Geciyor.


-aa-

gemici
25-11-2004, 17:19
dev adam senin kurtarıcı resimlerine alone wolf yorum getirmiş pek te güzel olmuş.......................................

casaubon
25-11-2004, 18:24
siz siz olun okuyan bir bayanla asla tartışmayın.

buyrun izleyelim...

AloneWolf
25-11-2004, 18:36
:)))) çok güzel olmuş yaa süper

http://www.animaturk.com/films/kucuk_kurbaga.htm

M.Işılak
25-11-2004, 19:43
Biraz dikkat lütfen...

Günün komiğinde çok fazla mesaj oluyor, hepsi birbirinden değerli forumdaşlarca, hepsi birbirinden güzel gönderilerle dolu... Ama gönül ister ki, aynı gönderileri tekrar tekrar görmesek... Tabii ki 5200 küsür mesajın hepsini kontrol edip, daha önce gönderilmiş mi diye bakmak mümkün değil ama hiç olmazsa son bir haftada gönderilmemiş resimleri göndermesek... Resimlerin yüklenmesi hele ADSL yoksa ciddi zaman alıyor çünkü...

(Son örnekde 33 saatten az fark var aynı gönderilerin gönderilmesi arasında)

Saygılar...

25.11.2004 14:26
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=175471&postcount=5249

23.11.2004 09:16
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=173448&postcount=5183

22.11.2004 00:13
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=172455&postcount=5132

DEVadam
25-11-2004, 19:58
dev adam senin kurtarıcı resimlerine alone wolf yorum getirmiş pek te güzel olmuş.......................................
Alone bu konuda iyidir :D

skoc
26-11-2004, 02:08
...

skoc
26-11-2004, 02:11
...

skoc
26-11-2004, 02:17
kılavuzu geyik olanın burnu boeing'den kurtulmazmış.

skoc
26-11-2004, 02:22
...

skoc
26-11-2004, 02:30
...

skoc
26-11-2004, 02:37
...

skoc
26-11-2004, 02:42
...

skoc
26-11-2004, 03:05
afiyet olsun. :)

skoc
26-11-2004, 03:09
...

kemal
26-11-2004, 09:16
TURK USULU IS YAPMA
Ise Baslamadan Once.........................INSALLAH

Ise Baslarken............................. .. BISMILLAH

Sasirirsak.................................. ALLAH... ALLAH

Kendimize Guvenirsek........................EVELALLAH

Azmedersek..................................ALIMAL LAH

Isten Vazgecersek...........................EYVALLAH

Sonuna Kadar Gitmek Istersek................YA ALLAH!

Canimizi Sikarlarsa.........................FESUPHANALLAH

Ise Cosku ve Heyecanla Sarilinca............ALLAH,ALLLAH,ALLAH

Isi Basariyla Bitirince.....................MASALLAH

Eger Isi Basaramazsak.......................HAY ALLAH.....

Çorbada tuzumuz bulunsun:

Yaka silktiğimiz zaman ................................ İLLALLAH

Olumsuz ihtimale karşı ............................ HAFAZANALLAH

Şerli birisinden bahsederken .............. NEUZÜ BİLLAH

Tevekkül için ........................................ HASBÜNALLAH

Ezan sesi duyunca .................................. AZİZALLAH

Maşallah'ın ilavelisi ................................. TEBAREKELLAH

Özür dilemek makamında .................. ESTAĞFURULLAH

Görünmez kazaya ve cezaya ................ MİN TARAFİLLAH

Şükretmek için .......................... ELHAMDÜLİLLAH

Tevhid için .................................. LA İLAHE İLLALLAH

Vefat haberi alınca ............................. İNNA LİLLAH... vd.

AloneWolf
26-11-2004, 09:17
25.11.2004 14:26
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=175471&postcount=5249

23.11.2004 09:16
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=173448&postcount=5183

22.11.2004 00:13
http://www.hisse.net/forum/showpost.php?p=172455&postcount=5132Çok Özür dilerim bunların yayınlandığını görmemiştim dogrusu :(
:o :hmm:
MAHCUPWOLF

casaubon
26-11-2004, 09:39
http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/000303.png

nedo
26-11-2004, 09:39
Hadi hadi herşeyi itibar için yapıyosun sen :D

serdarkus
26-11-2004, 09:59
"Trilyoner oldum karıcığım eve dön!!!
Karısının kendisini terk ettiği gün tam biletine 1 trilyonluk ikramiye isabet eden 39 yaşındaki Adanalı Sezai Kiser, şimdi karısının iki çocuğuyla birlikte geri dönmesini bekliyor.

Adana’da inşaat şirketi sahibi 39 yaşındaki Sezai Kiser, eşinin kendisini terk ettiği gün Milli Piyango’nun 1 trilyon liralık büyük ikramiyesini kazandı. ....HÜRRİYET
26.11.2004 - 05:19 "
:rolleyes:
:roll:
:p

AloneWolf
26-11-2004, 10:21
Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Bilişim Teknolojileri Genel Müdürü Sedat Eroğul, 'Yeni Türk Lirası'na (YTL) hazırlık nedeniyle yılbaşı gecesi POS ve ATM 4-5 saat kadar duracak' dedi.

ytl 50kurusİHA - Adana Sanayi Odası'nın Merkez Bankası işbirliğiyle düzenlediği "Yeni Türk Lirası'na Geçiş ve Ekonomiye Etkileri" konulu toplantıda konuşan Sedat Eroğul, bankaların bütün hazırlığı bitirdiğini ve herhangi bir sorun yaşanmayacağını söyledi. Eroğul, 31 Aralık 2004'ü 1 Ocak 2005'e bağlayan gece ise aksamalar olabileceğine dikkt çekerek "POS cihazları bu geceyarısı bir süre devre dışı kalacak. Aynı şekilde ATM'lerden de para çekme ve yatırma işlemleri ile donline hizmetler duracaktır. YTL'ye geçişi sağlamak için yeni sistem uygulamaya konacak. Bu geçiş süresindeki hizmet kesintisi en az 20 dakika olabilir. Bankalara göre bu süre değişebilir ve bu zaman 4-5 saata kadar uzayabilir" dedi.


Yılbaşı Eğlencesine Nakit ile gidin.. Sorun yaşamayın...

AloneWolf
26-11-2004, 10:24
Bu hafta maça gitmeyin!..

http://www.sabah.com.tr/yaz02-10-127.html

Tepki göstermezseniz, size uygulanan her muameleye layık olursunuz.. Boyun eğer, susarsanız, insanca yaşama haklarınız teker teker elinizden alınır..
Yıllardır "İnsanca maç seyretme hakkı" için savaşıyorum.. Şimdi onu unuttuk.. "Yaşama hakkı" için savaş vermek zorundayız..
"Ölüm" gelene kadar beni yapayalnız bırakan medya şimdi kendi ayıbını örtmeye çabalıyor.. Güldürüyor.
Oysa konu ciddi.. Çok ciddi..
Bugüne dek hiç yanınızda olmayan medyaya, bugüne dek cesaretli soruşturma, yürekli kararlar alma denince hep yan çizen sorumlulara güvenmeyin.. Onlardan bir şey beklemeyin..
Spor seyircisi olarak ağırlığınızı koyun.. Bir defa için tepkiniz olsun..
İnsan gibi yaşamak ve insanca maç seyretme hakkınız için, bir defa, bir tek defa siz bir şey yapın..
Bu hafta maça gitmeyin..
Bütün tribünler boş kalsın.. Maçlar boş tribünler önünde oynansın..
O boş tribünlerin korkunçluğu, bu ülke sporundan ve bu ülke insanının, insanca yaşama ve insanca maç seyretme haklarından sorumlu olanların suratına bir tokat gibi insin..
Ömür boyu "İnsan" olma hakkı için bir maçı, tek bir maçı evinizde, televizyonda izleyin.
Ben dört yıldır, değirmenlere saldıran bir Don Kişot gibi tek başıma protesto ediyor, stadlara gitmiyorum.
Dün Fatih Altaylı da yanıma geldi.. Şimdi iki olduk.. Bu hafta, sadece bu hafta için, on binler, yüz binler, milyonlar olalım..
İnsan tepki gösterdiği ölçüde insandır. İnsan olduğumuzu kanıtlayalım.. Bu hafta maça gitmeyelim..

Hıncal ULUÇ

AloneWolf
26-11-2004, 10:42
................................

ŞahMat
26-11-2004, 10:50
Bu bolumde emegi gecen tum arkadaslara cok tesekkur ederim..
Gunun yorgunlugunu aliyorsunuz..
saygi ile,

b.a.b.a.l
26-11-2004, 10:54
Yiğit Özgür' ün karikatür anlayışına bayılıyorum. Özel istek yapayım ben de :)

casaubon
26-11-2004, 11:01
Evlisiniz ve eşinizle çocuk yapma kararı aldınız. Çocukları çok seviyor, çocuk istiyorsunuz.

Emin misiniz? Tekrar soruyorum; emin misiniz? Karar vermeden önce,çocuklu yaşama kendinizi hazırlamaya ne dersiniz?

1-) Köşe başındaki süpermarkete gidin. Hiçbir şey satın almadan kasaya yönelin ve cebinizdeki bütün parayı kasiyere verin. Daha sonrada yandaki eczaneye gidin kredi kartı ile ilaçlar alın. Akşam saat 17:00 ile 22.00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg. ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde volta atın. Saat 22.00'de ağırlığı yatağa bırakın. Saati 24.00'e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24.00'de kalkın.4 kg. ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01.00'e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını 03.00'e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın; bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolanıp durun. Koltukta kendinizden geçin.03.00'te çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uykunun sersemliği ile yatağa yönelin, ağırlığı elinize alın. Saat 04.00'e kadar elinizde ağırlık varken karanlıkta dolanın ve bu arada yüksek sesle çocuk şarkıları, ninniler söyleyin. Kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku miktarınızı 45 dakikaya yükseltin. Kahvaltıyı hazırlayın. Güleryüzlü olun ve bunları 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.

2-) Eve canlı bir ahtapot getirin...5 yıl boyunca düzenli bir biçimde her sabah onu giydirmeye çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarda kalmayacak şekilde, en kısa zamanda sokmanın provasını yapın.

3-) Bir kavun alın. Kavunun üstünde bir delik açın. Kavunu uzunca bir iple tavana asıp, sallayın. Kavun sağdan sola sallanırken, bir kaşık sıcak su alın,.sallanan kavunda daha önce açmış olduğunuz deliğe,yere dökmeden sokmağa çalışın.

4-) Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az beş kez daha tekrarlayarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin.

5-) Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısı önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve dönün.Tekrar dışarıya çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. çok ama çok yavaş yürüyün. Yürürken de yerde gördüğünüz her sigara izmaritini, cikleti, kirli kağıdı,mendili, karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden "yeter artık senden çektiğim" diye avazınız çıktığı kadar bağırın. Eve geri dönün. Her gün böyle yürüyüşler yapın.

6-) Süpermarkete gidin.Yanınıza da orta büyüklükte bir keçi alın: Süpermarkete girince keçiyi serbest bırakın.Daha sonra da keçinin içerde kırıp, tahrip ettiği her şeyin parasını sorgusuz sualsiz peki deyip ödeyin.

7-) Evdeki koltuklara tereyağı bulayın. Perdelere de reçel bulaştırın.

8-) Mutfakta pişmekte olan bir adet balığı çalın ve onu misafir odasında bir yere saklayın. Balığın odada 5 ay kimse tarafından bulunmadan kalmasını sağlayın.

9-)Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurlar ile temiz duvarlar üzerinde figürler yaratın.

Nasılmış, çocuklu yaşama hazır mısınız? Bir daha DÜŞÜNÜN...


Şaka bir yana akşam eve geldiğinizde boynunuza "babacım" diye sarılan iki küçük kol için yukarıdakilerin hepsini yaşamaya değer.

saygılarımla,

http://img.photobucket.com/albums/v454/sarkun/4.png

b.a.b.a.l
26-11-2004, 11:07
Çok güzel bir yazı.

AloneWolf
26-11-2004, 12:14
Sn Casaubon,
SmallWolf Size çok kızacak çook. :D

mirage
26-11-2004, 12:30
........

mirage
26-11-2004, 12:32
.............

casaubon
26-11-2004, 12:34
Sn Casaubon,
SmallWolf Size çok kızacak çook. :D

canı sağolsun.

onlar bizim herşeyimiz...

saygılarımla,

mirage
26-11-2004, 12:36
...............

AloneWolf
26-11-2004, 12:41
Bugun Dikkat edelim! :D

mirage
26-11-2004, 12:44
Elimde 2005 yılı Pirelli takvimi var. İsteyenler özelime mail adreslerini atsınlar. Buraya koymaya cesaret edemedim...

Bu mesaj kendini 1 saat içinde imha edecektir.

son 59 dakika 59 saniye
son 59 dakika 58 saniye
son..........................

AloneWolf
26-11-2004, 13:12
Sn Mirage,
Naomi campell'mı seçildi yine. Pirelli kızına :D

preatoria
26-11-2004, 13:21
evet oda var :)

AloneWolf
26-11-2004, 13:32
Pirelli'den 4 lastik alan herkes, Naomi ile akşam yemeğine çıkacakmış dogrumu?

sugarpan
26-11-2004, 13:46
Pirelli'den 4 lastik alan herkes, Naomi ile akşam yemeğine çıkacakmış dogrumu?

Hai canım...

gemici
26-11-2004, 13:48
doğru ben aldım yedim father i..........................

AloneWolf
26-11-2004, 13:56
Sn sugarpan ben sizi dün akşam yakalamamışmıydım yoksa yine mi kaçtınız?
Memati nerde? mematiii.

mirage