PDA

View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.


Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 [22] 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51

abidin
30-11-2004, 00:42
İnsanları anlamak hiç de kolay değil!!!! :confused:


Yani , şimdi oldu mu? Sen denizi,gölü, dereyi yada havuzu bırak; beleş olsun, havam bol olsun diyerek yaptığına bak ya! Allah, Allah,

Pes yani...

abidin
30-11-2004, 00:45
Bazıları Motora böyle biner: :D :eek: ;)

ha,ha,ha,ha

gemici
30-11-2004, 01:22
ne de olsa motor...............................

DEVadam
30-11-2004, 01:32
...

DEVadam
30-11-2004, 03:29
...

DEVadam
30-11-2004, 03:31
...

mirage
30-11-2004, 09:41
Başarısızlık benim başarısız biri olduğum anlamına gelmez;

Sadece henüz başarmamış olduğum anlamına gelir.

Başarısızlık, hiçbir şey başarmamış olduğum anlamına gelmez;

Bir şey öğrenmiş olduğum anlamına gelir.

Başarısızlık, akılsızlık ettiğim anlamına gelmez;

Denemek için imanım olduğunu gösterir.

Başarısızlık rezil olduğum anlamına gelmez;

Deneyecek kadar cesaretim olduğunu gösterir.

Başarısızlık benim gereken niteliklere sahip olmadığım anlamına gelmez;

Benim bu işi farklı bir şekilde yapmam gerektiği anlamına gelir.

Başarısızlık benim başkalarından daha az ve aşağı olduğum anlamına gelmez;

Kusursuz olmadığım anlamına gelir.

Başarısızlık hayatımı ziyan ettiğim anlamına gelmez;

Yeniden başlamak için bir mazeretim olduğu anlamına gelir.

Başarısızlık pes etmem gerektiği anlamına gelmez;

Daha çok denemem gerektiği anlamına gelir.

Başarısızlık hiçbir zaman başaramayacağım anlamına gelmez;

Daha çok sabıra ihtiyacım olduğu anlamına gelir.

Başarısızlık Senin beni terk ettiğin anlamına gelmez;

Senin aklında daha iyi bir fikir olduğu anlamına gelir.

Forever
30-11-2004, 10:48
Bizdeki trafiğe dalan kurban olaylarına benziyor.. :D

AloneWolf
30-11-2004, 11:12
Fenerbahçe'nin Prag zaferini gölgede bırakacak iddia bugün patlak
verdi.
İddiaya göre Prag'lı futbolcular, bahis oynadıkları için Fenerbahçe'ye
bilerek yenildi.



Fenerbahçe'ye yenilen Sparta Prag'lı futbolcuların, internette
kendi
yenilgilerine tercih yapıp, bahis oynadıkları iddia edildi. Çekler'den
Sparta Praglı oyuncuları suçlama, dolaylı olarak Fenerbahçe'nin
galibiyetine
leke sürme çabası.

Kadıköy'de olduğu gibi, Toyota Arena'daki maçtan da 1-0'lık
yenilgiyle
ayrılan Spartalı futbolcuların, internette kendi yenilgilerine tercih
yapıp,
bahis oynadıkları iddia edildi.

Çek Cumhuriyeti, grupta şanslarını yok denecek kadar az gören
Bordo -
Beyazlılar'ın, mağlubiyetlerine büyük miktarlarda para yatırıp, bire üç
kazandıkları iddiasıyla çalkalanırken, burada iş yapan Türkler de bu
haberleri doğruladı.

www.internethaber.com

Mailime gelen haber haber olduğuda şüpheli ama :(

Forever
30-11-2004, 11:16
Fenerbahçe'nin Prag zaferini gölgede bırakacak iddia bugün patlak
verdi.
İddiaya göre Prag'lı futbolcular, bahis oynadıkları için Fenerbahçe'ye
bilerek yenildi.



Fenerbahçe'ye yenilen Sparta Prag'lı futbolcuların, internette
kendi
yenilgilerine tercih yapıp, bahis oynadıkları iddia edildi. Çekler'den
Sparta Praglı oyuncuları suçlama, dolaylı olarak Fenerbahçe'nin
galibiyetine
leke sürme çabası.

Kadıköy'de olduğu gibi, Toyota Arena'daki maçtan da 1-0'lık
yenilgiyle
ayrılan Spartalı futbolcuların, internette kendi yenilgilerine tercih
yapıp,
bahis oynadıkları iddia edildi.

Çek Cumhuriyeti, grupta şanslarını yok denecek kadar az gören
Bordo -
Beyazlılar'ın, mağlubiyetlerine büyük miktarlarda para yatırıp, bire üç
kazandıkları iddiasıyla çalkalanırken, burada iş yapan Türkler de bu
haberleri doğruladı.

www.internethaber.com

Mailime gelen haber haber olduğuda şüpheli ama :(
Dost uğraşma bizim takımla... :D

AloneWolf
30-11-2004, 11:49
Uğraşmıyorum ya sadece merak ettim böyle birşey olabilirmi acaba? Uydurma haber mi? başarımızı gölgelemeye mi çalışıyorlar diye ;)

Forever
30-11-2004, 12:02
Uğraşmıyorum ya sadece merak ettim böyle birşey olabilirmi acaba? Uydurma haber mi? başarımızı gölgelemeye mi çalışıyorlar diye ;)
acaba... :D

AloneWolf
30-11-2004, 12:07
Matematik

AloneWolf
30-11-2004, 12:08
222222222

AloneWolf
30-11-2004, 12:09
3333333333

AloneWolf
30-11-2004, 12:25
raytingg.

alanyafatihi
30-11-2004, 12:43
Yer : Konya
Ayni işyerinde, biri gündüz biri gece vardiyasında çalışan ve ikisi de isine motosiklet ile giden baba-oğlun, yolda karsılaşmaları normaldir ama birbirlerine selam vermek için ellerini sallarken, kaza yapıp ölmesi sadece bizde vaka-i adiyedendir.

Yer : İstanbul, Ayazaga
Gelişmiş ülkelerde, çalışan isçiler, üstlerindeki imalat artıklarını temizlemek için, birbirlerine kompresörle hava tutmazlar. Tutsalar bile,biri, saka yapmak için kompresörü diğerinin poposuna dürtmez. Dürtse bile,diğeri "Ulan saka öyle yapılmaz böyle yapılır" diye elindeki kompresörü şakacı arkadaşının poposuna dayamaz ve bağırsaklarını basınçtan patlatarak öldürmez.

alanyafatihi
30-11-2004, 12:47
...

alanyafatihi
30-11-2004, 13:00
Marangoz

Yaşlı bir marangozun emeklilik çağı gelmişti. İşveren müteahhidine, çalıştığı konut yapım işinden ayrılarak eşi ve büyüyen ailesi ile birlikte daha özgür bir yaşam sürmek tasarısından söz etti. Aldığı ücretini elbette özleyecekti. Ne var ki emekli olması gerekiyordu.
Müteahhit, iyi işçisinin ayrılmasına üzüldü ve ondan, kendine bir iyilik olarak, son bir ev yapmasını rica etti. Marangoz, kabul etti ve işe girişti, fakat gönlünü yaptığı işte olmadığını görmek pek kolaydı. Baştan savma bir işçilik yaptı ve kalitesiz malzeme kullandı. Kendini adamış olduğu mesleğine böyle son vermek ne büyük talihsizlikti!
İşini bitirdiğinde işveren, evi gözden geçirmek için geldi. Dış kapının anahtarını marangoza uzattı. "Bu ev senin" dedi, "Sana benden hediye". Marangoz, şoka girdi. Ne kadar utanmıştı! Keşke yaptığı evin kendi evi olduğunu bilseydi! O zaman böyle yapar mıydı hiç!
Bizim için de bu böyledir. Gün be gün kendi hayatımızı kurarız. Çoğu zaman da, yaptığımız işe elimizden gelenden daha azını koyarız. Sonra da, şoka girerek, kendi kurduğumuz evde yaşayacağımızı anlarız. Eğer tekrar yapabilsek, çok daha farklı yaparız. Ne var ki, geriye dönemeyiz. Marangoz sizsiniz. Her gün bir çivi çakar, bir tahta koyar ya da bir duvar dikersiniz. "Hayat bir kendin yap, tasarımıdır" demiştir biri.
Bugün yaptığınız davranışlar ve seçimler, yarın yaşayacağınız evi kurar. Öyle ise onu akıllıca kurun. Unutmayın... Paraya ihtiyacınız yokmuş gibi çalışın. Hiç incinmemiş gibi sevin

alanyafatihi
30-11-2004, 13:01
Uyanık imam!

Zamanın birinde Erzurum'dan bir grup insan hacca gitmek için yola çıkmışlar. Van'a gelmişler. Van'ın bir köyünde konaklamaya karar vermişler.
O köyün de imamı yokmuş. Köylüler aralarında konuşmuşlar ve Erzurum'dan çıkıp hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermişler.
Bu insanlar hacca gidiyorlarsa boş insan değillerdir diye düşünmüşler. Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmiş. Her yıl 400 koyun verilecekmiş imama. Adam hacca gidip masraf yapacağıma burada kalıp yalandan imamlık yapar ve her yıl 400 koyun sahibi olurum diyerek işe başlamış.
Köylü camide toplanmış namaz kılınacak.
Sayın imam başlamış namazı kıldırmaya :
- Erzurum’dan çıktım yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana, Allahuekber...
Bu günlerce aynı biçimde devam etmiş. Köylü bu işe biraz şaşırmış ve konuşmuşlar aralarında:
- Daha önceki imam mı yanlış kıldırıyordu, yeni imam mı yanlış kıldırıyor? Bunu gidip Müftüye soralım.
Sayın müftü meşhur Of’lu... Müftüye gelen halk her şeyi anlatmış. Müftü köylüye dönerek:
- Siz şimdi hiç imama çaktırmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide toplanın. Ben de namaza geleceğim, diye emir verir. Herkes köyüne döner ve namaz vakti cemaat camide toplanır. Tabi ki Sayın müftü de camidedir. İmam namazı kıldırmaya başlar.
Birinci rekat:
- Erzurum’dan çıktım yola, Van’da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, Allahuekber... der hoca. Arkadan "öhö.. öhö!..” şeklinde bir ses duyulur. İmam yakalandım herhalde diye korkmaya başlar.
İkinci rekatta sözlerinde biraz değişiklik yapar:
- Erzurum’dan çıktım yola, Van'da verdim mola, 400 koyun verdiler bana, yarısı sana, yarısı bana... Allahuekber...
Namaz bitince köylü Müftüye dönerek, “İmam efendi namazı doğru mu kıldırıyor?" diye sorar.
Müftünün cevabı:
- Haçen birinci rekatta biraz şaşırdı ama ikinci rekatta işi düzeltti!

alanyafatihi
30-11-2004, 13:02
Neden Alo?

Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti.
Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz
"Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu.
Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı.
Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve ona iki heceli bir ad buldu.
Bu kısa ad "Alo" idi.
Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin, bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca, Graham Bell'i telefonuyla baş başa bırakıp onu terk etti.
Yaşlı Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.
Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı.
Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu.
Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu.
O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı.
Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.

alanyafatihi
30-11-2004, 13:04
Temel ve Dursun akıl hastanesinden kaçınca doktorlar bütün gün ikiliyi aramış...
Bakmadık yer bırakmamışlar ama bir türlü bulamamışlar. Akşam hastaneye dönünce Temel'le Dursun'u yerlerinde bulmuşlar;
- Sabahtan beri sizi arıyoruz, nereye gittiniz?
- Bugün prova yaptuk yarın kaçacağuz!

alanyafatihi
30-11-2004, 13:07
Paralar gumara nasıl bulunuyoru?

Ulan gardaşım bicog gişi para yog, ac galdım deyi çılıg atıyoru. Bu durumdaki gişilerin sayısı ise son günlerde eden arddı. Bazı gişiler, evindeki çocuglarına yeceg ekmeg bile götüremeyoru. Emme bunun yanında gazandı paraları gumara basanlar da var. Emme son günlerde derneg ve gırathane gibi yerlerde aşırı gumar oynanıyorumuş. Pulis, her gece beerlere basgın yapıp, bi gaç gumarcıyı sorguya alıyoru. Emme huylu huyundan vaz geçermi bilemeyom. Pulis ekiplerinin yapdıı basgınların çoğunluu dernegler oluyoru. Gardaşım öle dernegler varki, mubarek dernge deel, gumarane sanki. Yani decem dernegden başga her şeye benzeyor desem yalan olmaz deyi düşünüyom. Be gardaşım herges rusatına göre çalışsa nevar. Biri uysa biri uymayoru işde. Ulan a gardaşım, gumar oynayanlara da ben akıl erdiremeyorum. Oyun oynacanıza gedipde evinizde çocuk colunuzula otursanıza. Aşamadar ter döküp gazandınız paraları boşuna harcamasanıza. Gumarın insana heç bi faydası yog zaten bunu hergeste bileyoru. Benden böönlüg bu gadar.

Forever
30-11-2004, 14:31
Yeryüzünün N leri



-En geniş ülke 17 075 200 Km2 ile Rusyadır.
-En küçük ülke 0,44 Km2 ile Vatikandır.
-En zengin 3 ülke Kanada, Norveç,ABDdir.
-En fakir 3 ülke Sierra Leone, Nijer, Etiyopyadır.
-En çok ülke ile sınır komşusu olan ülke 15 ülke ile Çindir.
-En uzun ve kesintisiz sınır ABD-Kanada arasındadır
-En kalabalık şehir, Japonyanın Tokyo şehridir.26,5 milyon
-En yüksek yerleşim birimi deniz seviyesinden 5 0902 m. yukarıda olan Çinin Wenzhuangdır.
-En alçak yerleşim yeri deniz seviyesinin 54 m. altında olan ABD Californiya eyaletine bağlı Calipatria şehridir.
-En kuzeydeki yerleşim yeri 82,5 derece ile Kanadanın Alert şehridir.
-En güneydeki yerleşim birimi 55 derece ile güneyde olan Şilinin Puerto Williams şehridir.
-En ıssız yer Güney Antartikte Tristan da Cunha adasında, hiç insan yoktur.
-En çok dil konuşulan ülke Papua Yeni Ginedir. 689 dil ve lehçe.
-En büyük dalga Alaskanın Liyuya Körfezinde 9.07.1958 de 524 m. olmuştur.
-Okyanusta en derin yer Mariana adalarının doğusunda 10 923 m. ile Challenger çukurudur.
-En büyük çöl Orta-Kuzey Afrikada 9.065.000 km2 ile Büyük Sahra Çölüdür.
-En büyük ada Grönlanddır. Yüzölçümü 2.166.086 km2 dir.
-En büyük kıta Asya Kıtasıdır. Yüzölçümü 44.936.000 km2 dir.
-En büyük göl Hazar Gölüdür. 424.200 km2 dir.
-En yüksek dağ Nepalde bulunan 8.850 m. ile Everest dağıdır.
-En yüksek şelale Venezuellada bulunan 979 m. Angel Şelalesidir.
-En uzun nehir 6.656 km. ile Nil Nehridir.
-En yüksek baraj Tacikistanda Vakhsh nehri üzerinde bulunan 300 m. yükseklikteki Nurek Barajıdır.
-En büyük yanardağ patlaması 130 yılında Yeni Zelanda Nort Islandda Taupo patlamasında 20.000 kişi kaybolmuştur.
-En yağışlı yer Hindistanda Cherropunji şehri olup yıllık ortalama 1270 cm3 yağmur düşmektedir.
-En kuru yer Şilide Arica ve Antofagas arasındaki bölge olup ortalama 0.1 mm3 yağmur düşmektedir.
-En uzun asma köprü 5 Nisan 1998 de Japonyada açılan 3.911 m. Akashi-Kaikyodur.
-En uzun demiryolu tüneli Japonyada 53.9km olan Seikan Tünelidir.
-En sıcak yer Libyada 58 derece ile El-Aziziyahdır.
-En soğuk yer -89 derece ile Antartikadır.
-En şiddetli deprem 22.05.1960 da Şilide gerşekleşmiştir. 9.5 şiddetinde

AloneWolf
30-11-2004, 14:49
bunlar nedir?

AloneWolf
30-11-2004, 14:50
bu nedir bu?

AloneWolf
30-11-2004, 14:52
peki ya bu?

AloneWolf
30-11-2004, 14:53
????????

AloneWolf
30-11-2004, 14:59
Yıkamadan yemeyin :D

AloneWolf
30-11-2004, 15:00
açılmalıyım artık :D

AloneWolf
30-11-2004, 16:40
İskoç bisküvisine rakip Beypazarı Kuru'su

Kuru" diye adlandırılan bu özel gevrek, Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kuşaklar boyu yapılıyor. Damakta mis gibi tereyağı kokusu bırakan ve çok da doyurucu olan bu yiyeceği, 7'den 70'e herkes acıktıkça yiyor.

Bundan birkaç yıl önce gurme gezgin Mehmet Yaşin, çıktığı Anadolu gezilerinden birinde getirmiş, ısrarla tattırmıştı "Beypazarı Kurusu"nu. Aslında gevrek, peksimet türü yiyecekleri sevmeyen biri olarak tadarken biraz önyargılı olduğumu itiraf edeyim. Ama bu altın sarısı gevrek, bugüne dek yediklerimden tümüyle farklıydı. Isırıldığında ağızda dağıldıktan sonra damakta mis gibi bir tereyağı kokusu hissediliyordu. Açıkçası iki parçası kısa sürede insanı doyursa da, damakta o güzel tadı uzun süre hissediliyor, insan yemeyi sürdürmek istiyordu. Yiyeceklere bu denli meraklı biri olduğum halde, Beypazarı Kurusu'nu ilk kez Yaşin'in elinden tattım; o günden beri bu çöreğin bağımlısı sayılırım. Yöresinde kısaca "Kuru" olarak adlandırılan bu özel gevrek, Ankara'nın Beypazarı ilçesinde kuşaklar boyu yapılıyor. 7'den 70'e herkes tarafından da günün her saatinde yeniyor. Çocuklar okula, erkekler tarlaya giderken, ceplerine iki-üç "Kuru" koyup, acıktıkça bunlardan birini mideye indiriyorlar. Sert olmakla birlikte, sertliği dişleri kıracak kadar değil. Gevrek bir dokusu var ama asıl özelliği lezzetinde. Hamuru tereyağı ve süt ile hazırlandığı, iyisi pişirilirken asma yaprağı üzerine yerleştirildiği için, nefis bir aroma ve tat kazanıyor. Kuru'yu kuru kuruya yemeyip, çaya daldırarak yumuşatmayı isteyenler için, çay bardağına girecek biçimde parmak boyunda ve uzun baklava görüntüsünde yapılan Kuru, tereyağı ve süt ile yoğrulmuş bir hamur ürünü olmasına rağmen, bozulmadan, hatta bayatlamadan bir yıl saklanabiliyor. Kuru ile Beypazarı'nı görmeden önce tanışmıştım. Bu çöreği o kadar beğendim ki, Beypazarı'na gidip, Kuru'nun yapılışını görmek için fırsat kolladım. İki yıl önce Mutfak Dostları Derneği'nin bir etkinliğinden yararlanarak kimliğini tüm canlılığıyla koruyan bu şirin ilçeyi görme olanağını buldum. Beypazarı sadece Kuru ile tanışmak için bile gidilmeye değer bir yer. Ama gittikten sonra ilçenin yüzyıllardır hiç değişmeden, yöresel mimarinin en güzel örneklerini yansıtan evleri beni çok etkiledi. Kaleden ilçenin görkemli manzarası başımı döndürdü.

PADİŞAHLARA GÖNDERİLİRMİŞ
Kuru'nun yanı sıra, Beypazarı'nın çok özel tavuklu güveci, nefis ev baklavası ve daha nice mahalli spesiyaliteleri, o güne dek tatmadığım lezzetleri bana tanıttı. Doğal ve mimari zenginliklere sahip bölgeyi bir turizm merkezi haline getirmeyi hedefleyen mahalli yöneticilerin başarılarını görmek de Beypazarı gezisinin bir başka olumlu yanıydı benim için. Dönerken de yanımda bol bol Kuru getirdim. Bir süre önce bir kez daha Beypazarı'na gittim. Bir yıl önce rakipsiz, tek bir Kuru fırını varken, aynı kalitede bir ikincisi ortaya çıkmıştı. İç turizm hızla gelişmeye başlamış, yöre yemekleri yapan üç restoran açılmış, bunlar ilçenin geleneksel lezzetlerini ziyaretçilere tanıtmada hoş bir rekabet içine girmişlerdi. Aslında yıllarca yöre halkı dışında kimsenin haberdar olmadığı Kuru, bir zamanlar padişahlara gönderilecek kadar makbul bir hediyeymiş. Necdet Sakaoğlu ve Nuri Akbayar'ın, "Avrupalılaşmanın Yol Haritası ve Sultan Abdülmecid" adlı kitaplarında, Padişah Abdülmecid'e Valide Sultan'ın, "Oralarda bulunmaz" diye bir kutu Kuru gönderdiği" ve bunu mektubunda da kendisine anlattığı yazıyor. Bugün ne yazık ki Kuru'nun iyisi hala Beypazarı'nın dışında pek bulunmuyor. Her ne kadar Ankara'nın içinde bazı yerlerde Beypazarı Kurusu satılsa da, Beypazarlılar bunların "hakiki" olmadığı görüşündeler.

YETERİNCE TANINMIYOR
Kısacası, Beypazarı Kurusu, Beypazarı'nda bulunabilen çok özel bir mahalli spesiyalite. Beypazarı'nın dar, tarihi sokaklarında dolaşırken, karşınıza Kuru fırınları çıkıyor. İçeri girip göz attığınızda, eğer o sırada hamur hazırlanıyorsa, Kuru'nun nasıl yapıldığını görebiliyor, ilk pişimden sonra, henüz nispeten yumuşak bir kıvamda olan Kuru'dan tadıyor, ikinci pişimden sonra tepsilerde soğumaya bırakılmış Kuru'lardan kilolarca satın almaktan kendinizi alıkoyamıyorsunuz. İskoç bisküvisi "shortbread"i belki tatmış, belki de duymuşsunuzdur. Adı "kısa ekmek" anlamına gelse de, kısaca anlatmak gerekirse, genellikle kırmızı İskoç kumaşı desenleri olan bir kutuda satılan lezzetli bir bisküvidir bu. 19. yüzyılda İskoçya'nın Aberlour köyünde küçük bir fırın tarafından üretilen, üçte biri tereyağı olan bir bisküvi... Ama o küçük fırının sahibi Walker ailesi bu bisküviden dünya çapında bir endüstri kuruluşu meydana getirmiş. Tarifi hemen hiç değişmemiş, sadece günün damak zevkine göre yeni bazı çeşitler ilave olmuş. Bugün İskoç "shortbread" bisküvisi, uluslararası üne sahip. Beypazarı Kurusu'nun da İskoç "shortbread"inden aşağı kalır yanı yok. Tek eksiği, bunun önce Türkiye'nin belli başlı merkezlerine pazarlanması, daha sonra da uluslararası pazara açılması. Formülü ve yapım tekniği tescil edildikten sonra modern bir ambalaj içinde, iyi bir tanıtım kampanyası ile ülke çapında satışa sunulduğu takdirde, mütevazı fiyatı, besleyici ve doyurucu özelliği ve kendine özgü lezzetiyle Beypazarı Kurusu'nun ulusal mutfak değerlerimiz arasında hak ettiği yeri alacağına hiç kuşkum yok.

Hımm bu kadar güzel olduğunu bilseydim 10-15 paket alırdım herhalde :)

ayyan
30-11-2004, 16:51
Neden Alo?

Graham Bell telefonu icat edince ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti.
Atölyesinde telefon çalınca arayanın Allessandra Lolita Oswaldo'dan başkası olamayacağını bildiğinden Graham Bell, telefonu açar açmaz
"Allessandra Lolita Oswaldo" diyordu.
Bell, zamanla sevgilisine, adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lolos" diye karşıladı.
Çalışmaları uzadıkça Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve ona iki heceli bir ad buldu.
Bu kısa ad "Alo" idi.
Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip, tüm kente yaymaya çalıştığı telefondan başka bir şey düşünmeyen sevgilisinin, bitmek tükenmek bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca, Graham Bell'i telefonuyla baş başa bırakıp onu terk etti.
Yaşlı Bell, sevgilisinin bir gün onu arayacağı umuduyla telefonun başından ayrılmadı.
Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek artmaya başlamıştı.
Graham Bell'i artık başka kişiler de arıyordu.
Fakat o, telefonun her çalışında kendisini sevgilisinin aradığını sanarak telefonunu "Alo" diyerek açıyor ve artık herkes "Alo" diyordu.
O günlerde hemen herkes telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell'in anısına saygı olarak "Alo" demeye başladı.
Bugün tümümüzün kullandığı "Alo" sözcüğü işte o günlerden günümüze uzanmaktadır.
yaf.. benim grammer kitabımda hello diye acıyorlar.. acaba benim kitapta mı bir yanlıslık var ..?

b.a.b.a.l
30-11-2004, 17:35
cem yılmaz' ın esprilerine benzedi bu hikaye. gerçeklik payı nedir?

gemici
30-11-2004, 18:11
alanyalı fatih amma sallamışsın be..........................pronto pronto.................

DEVadam
30-11-2004, 18:53
...

DEVadam
30-11-2004, 19:03
....

Forever
30-11-2004, 19:03
...

MUSTİS
30-11-2004, 19:07
yildirim dustu dedikleri...

Forever
30-11-2004, 19:07
Bu Kotmu? kot ise markası ne?

Dünya haritası mı? Dünya haritası ise biz neredeyiz?
:D :D :D

MUSTİS
30-11-2004, 19:09
yapan yapiyor(birazda fazla)

SENOL
30-11-2004, 19:10
cem yılmaz' ın esprilerine benzedi bu hikaye. gerçeklik payı nedir?
gerceklik payı%100 gercek.... :D

MUSTİS
30-11-2004, 19:11
Bizde arabayla inek tasinirda,Arabistan da deve tasinmaz mi?.....

DEVadam
30-11-2004, 19:11
...

DEVadam
30-11-2004, 19:17
....

DEVadam
30-11-2004, 19:25
....

DEVadam
30-11-2004, 19:30
...

DEVadam
30-11-2004, 19:41
....

MUSTİS
30-11-2004, 20:02
Heralde hafta sonu evci olarak cikti.......:D

DEVadam
30-11-2004, 20:26
...

gemici
30-11-2004, 20:45
ne bu devadam 100 dolar ver 100 dolar al böyle makinemi olur.1 dolar verip 100 dolar alınan makineyi getirde alalım...........................

DEVadam
30-11-2004, 20:46
....

DEVadam
30-11-2004, 20:48
ne bu devadam 100 dolar ver 100 dolar al böyle makinemi olur.1 dolar verip 100 dolar alınan makineyi getirde alalım...........................
Kırışan dolarları düzeltmek için yapılmış :p

DEVadam
30-11-2004, 23:56
...

DEVadam
01-12-2004, 00:02
....

DEVadam
01-12-2004, 00:05
...

DEVadam
01-12-2004, 00:09
....

DEVadam
01-12-2004, 00:13
...

DEVadam
01-12-2004, 00:16
.....

DEVadam
01-12-2004, 00:19
....

DEVadam
01-12-2004, 01:22
...

DEVadam
01-12-2004, 01:25
....

DEVadam
01-12-2004, 01:30
....

MUSTİS
01-12-2004, 01:47
ne bu devadam 100 dolar ver 100 dolar al böyle makinemi olur.1 dolar verip 100 dolar alınan makineyi getirde alalım...........................
Sn Gemici begenmediysen boyle birsey gonderelim...

MUSTİS
01-12-2004, 01:49
...

MUSTİS
01-12-2004, 02:00
...

lutas
01-12-2004, 10:28
ŞİRKET İÇİ KURALLAR YENİDEN BELİRLENDİ...
Buna göre ;


KIYAFET
Bundan boyle herkesin aldığı maaşa göre giyinmesi önemle rica olunur...
Ofise Prada ayakkabılar ve Gucci cantalarla geliyorsaniz, maddi
durumunuzun yeterince iyi oldugu goruldugu icin maasiniza zam
yapilmayacaktir.
Siradan ve ucuz yerlerden giyiniyorsaniz elinizdeki parayi yeterince iyi
idare edebildiginiz goruldugu icin maasiniza zam yapilmayacaktir.
Bazen marka bazen siradan yerlerden giyiniyorsaniz, herhangi bir
sorununuz olmadigi goruldugu icin maasiniza zam yapilmayacaktir.

HASTALIK DURUMLARI
Herhangi bir hastaliginiz durumunda doktor raporu artik kanit olarak
kabul gormeyecektir.
Doktora kadar gidebilen, isine de gidebilir.

IZIN GUNLERI
Her calisanin senede 104 izin gunu vardir..
Bunlara Cumartesi ve Pazar denir.

WC KULLANIMI
Isgununun buyuk kisminin tuvaletlerde harcandigi tespit edildiginden,
bundan boyle tuvalet kabinlerinde kalma suresi 3 dakikaylasinirlanmistir..
3 dakika bittigi anda alarm calacak, tuvalet kagidi otomatikman iceri
toplanacak, kabin kapisi acilacak ve yukaridan otomatik bir fotograf
makinesi inerek resminizi cekecektir.
Bu durumun ustuste iki kez basiniza gelmesi durumunda resminiz Sirketin
karalistesinde yayinlanacak, resimde sirittigi tespit edilenler
yonetmeligin "akli dengesizlik durumu" maddesi kapsaminda degerlendirilecektir

OGLE TATILLERI
Zayif personelin ogle tatili suresi 30 dakikadir.
Normal kilodaki personelin ogle tatili suresi, dengeli beslenip
formlarini korumalarina yetecek sekilde 15 dakikadir.
Kilolu personelin ogle tatili suresi 5 dakikadir, bu da zaten bir kutu
Diet Cola icmek icin gayet yeterlidir.
Ilginize cok tesekkur ederiz

Muduriyet

alanyafatihi
01-12-2004, 10:43
Ön yargı!

Klas bir kız kolejinde biyoloji öğretmenliği yapan Bay Perkins sınıfta sorar:
- “Bayan Smythe, lütfen insan vucüdunda uygun şartlarda gerçek büyüklüğünün 6 katına ulaşan organın ismini ve bu şartları söyler misiniz?”
Bayan Smythe soruya bozulur ve soğuk bir ifadeyle:
- “Bay Perkins, bu sanırım bana sorulacak uygun bir soru değil.
Ailemin bundan haberdar olacağından emin olabilirsiniz” der ve kıpkırmızı bir suratla yerine oturur.
Bay Perkins, istifini bozmadan aynı soruyu Bayan Johnson'a yöneltir. Bayan Johnson sükunetle cevap verir:
- “Loş ışıkta göz bebeği.”
Bay Perkins:
- “Doğru! Ve Bayan Smythe size söyleyecek 3 şeyim var. Birincisi; dersinize çalışmamışsınız. İkincisi; aklınız fikriniz kötü şeylerde. Üçüncüsü; bir gün çok büyük bir hayal kırıklığı ile karşı karşıya kalacaksınız.” (Siz siz olun önyargılarınızdan arınmaya bakın…)

alanyafatihi
01-12-2004, 10:45
Ah şu erkekler!

Genç bir erkeğin dört tane kız arkadaşı vardı ve bir türlü hangisiyle evleneceğine karar veremiyordu. En sonunda doğru kararı verebilmek için bir test yapmayı planladı. Kızların her birine 1000 Dolar verdi ve "bu parayı istediğiniz gibi harcayın" dedi.
Birinci kız arkadaşı kendisine yeni elbiseler ve ayakkabılar
aldı, kuaföre ve güzellik salonlarına gitti. Geri geldiğinde genç erkeğe şöyle dedi:
- "Senin için en güzeli ben olmak istiyorum, çünkü seni seviyorum!"
İkinci kız arkadaşı ise genç erkeğin tuttuğu takımın iki kombine biletini, en sevdiği türden bir sürü video cd ve bir ay yetecek kadar bira ile geri geldi ve şöyle dedi:
- "Bunlar senin için aldığım hediyeler, eminim seni mutlu edecektir, senin mutlu olmanla ben de mutlu olacağım."
Üçüncü kız arkadaşı ise bu parayla iyi bir yatırım yaptı ve kısa bir süre içersinde para kendini ikiye katladı ve bu parayı da çeşitli yatırım alanlarında kullandı. Genç adama geri gelerek şöyle dedi:
- "Bana verdiğin parayı birlikte yaşayacağım mutlu bir gelecek için çoğalttım, çünkü seni seviyorum!"
Dördüncü kız arkadaşı ise bu paranın bir kısmıyla bir sürü kitap aldı, kalan kısmıyla ise fakirlere yemek dağıttı. Genç adama geri gelerek şöyle dedi:
- "Verdiğin paranın bir kısmıyla sana layık olabilmek için bir sürü kitap aldım, diğer kısmıyla ise senin adına fakirlere yemek dağıttım."
Genç erkek dört kızın yaptıklarından çok etkilenmişti. Karar vermek için arkadaşlarının verdiği cevaplar hakkında bir süre düşündü. Düşündü...Düşündü… Düşündü… Çok iyi düşündü...
Bu belki de hayatının en önemli kararı olacaktı... Kolay bir karar değildi... Kızların verdiği cevapları bir daha düşündü...
Veeeeee....
En iri göğüslü olanla evlenmeye karar verdi.

gemici
01-12-2004, 11:00
mgezgin alayım ondan birtane.................................

Forever
01-12-2004, 11:03
mgezgin alayım ondan birtane.................................
Para sayma makinesini sonra alırsın önce baskı yapanını almak lazım...

gemici
01-12-2004, 11:06
8 lik baskı yapmıyor ya.....................reklama kandık.allah kahretmesin.......................

Forever
01-12-2004, 11:15
8 lik baskı yapmıyor ya.....................reklama kandık.allah kahretmesin.......................
En iyisi alman malı bir baskı makinesi almak.. yukardaki fotokopi gibi birşey... sahte baskı olduğu çabuk anlaşılır... yanarsın...:D

lutas
01-12-2004, 11:31
***

Forever
01-12-2004, 11:31
Şimdi nedir bunun yaptığı? akrobasi mi? artistlik mi? yoksa ehliyeti manavdan mı almış?

lutas
01-12-2004, 11:33
***

lutas
01-12-2004, 11:37
***

Forever
01-12-2004, 11:37
Yanlış park..

lutas
01-12-2004, 11:40
***

gemici
01-12-2004, 11:41
o ve ha ikisi birarada.............................

lutas
01-12-2004, 11:48
***

lutas
01-12-2004, 11:50
***

gemici
01-12-2004, 11:51
top ali kim ya...................

yesavas
01-12-2004, 11:56
top ali kim ya...................
zamanında cin ali tonton ali vardı buda değişik (yuvarlak) bir versiyonu olsa gerek :p

lutas
01-12-2004, 11:56
***

Forever
01-12-2004, 12:06
Haydaaa bu hüsmen dayı mı nedir... :D

lutas
01-12-2004, 12:07
***

lutas
01-12-2004, 12:12
***

lutas
01-12-2004, 12:45
TASO yüzünden birbirini öldüren çocuklara ŞAŞIRMAYALIM

lutas
01-12-2004, 12:48
***

alanyafatihi
01-12-2004, 12:49
HACI BEKTÂŞ-I VELÎ VE BEKTAŞILIK Hacı Bektaşi, Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşayan evliyânın büyüklerinden biridir. 1281 târihinde Horasan’ın Nişâbûr şehrinde doğdu. Seyyid
nesebi (soyu) hazret-i Ali’ye dayanmaktadır. 1338 târihinde Kırşehir’e yakın bir yerde vefât etti. Türbesinin bulunduğu kasabaya sonradan Hacıbektaş
verilmiştir. Hacı Bektâş-ı Velî, küçük yaşta ilim öğrenmesi için, âilesi tarafından Ahmed Yesevî’nin halîfesi Şeyh Lokman-ı Perende’ye teslim edildi. Öğrenimini tamamladıktan sonra, Anadolu’ya geldi. Halka doğru yolu göstermeye başlayıp, kıymetli talebeler yetiştirdi. Kısa zamanda herkes tarafından tanındı, sevildi ve büyük iltifât ve rağbet gördü. Bu sırada Anadolu’da dînî, iktisâdî, askerî ve sosyal bir teşkilât olan kendisine bağlı “ahîlik” teşkilâtı ile büyük hizmetler yaptı . Hâcı Bektâş-ı Velî, Sultan Orhan ile sohbet etti. Yeniçeri askeri kurulurken duâda bulundu. Onlara İslâmiyetten, Ehli sünnet yolundan ayrılmamalarını nasihat etti. Böylece Hacı Bektâş-ı Velî’yi kendilerine mânevî pîr olarak kabul
bu ordu, mânevî hayâtını ve disiplinini ona bağladı. Büyük evliyâ Hacı Bektâş-ı Velî’nin derslerini dinleyen, sohbetlerine katılan ve ondan feyz alanlara tasavvuftaki usûle uyularak “Bektâşî” bu yola da
Bektâşiyye” veya “Bektâşîlik” adı verildi . Bektâşîler zamanla azaldı. İki üç
sonra hakîkî Bektâşîlik unutuldu. Tîmûr Hanın önünden kaçan İslam düşmanı “Hurûfîler” kendilerini kurtarmak için Müslüman kılığında Bektâşî tekkelerine sığındılar. Kendilerini Bektaşî gibi göstererek bu tarîkatı kendilerine
siper olarak kullandılar. Haramlara helâl, nefsin arzû ettiği kötü isteklere serbesttir demekle, bozuk rûhlu insanlar arasında yayıldılar. Halk arasında anlatılan Bektâşî fıkraları bu sahte ve yalancı Bektâşîlere âittir. Hacı Bektaşi hazretlerinin bu Bektaşilerle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Hacı Bektaşi Veli hazretleri Ehli-i sünnet idi. Mübarek dedeleri ve hocaları gibi İslamiyetin emir ve yasaklarına bağlılığı tamdı. İslamın beş şartını eksiksiz yerine getiridi. Bunun en büyük ispatı bizzat kendisinin kaleme aldığı “Makâlât” kitabıdır.Bu kıymetli kitabından aldığımız aşağıdaki ifadeler inancını ve yaşayışını tartışmaya mahal bırakmayacak kadar açık bir şekilde ortaya koymaktadır: “Gerçeğe ulaşmış kimseler, şu dört mertebede bulunan kimselerdir: Birincisi; din-i İslam, ikincisi; tarikat, ücüncüsü; marifet, dördüncüsü hakikat. Bu mertebeler ancak İslam dinine uygun olduğu müddetçe tamam olur. Çünkü, Resuli Ekrem buyurdu ki, “ İslam dini bir ağaçtır. Tarikat onun dolları, marifet yaprakları, hakikat da meyveleridir.” Ağaç mevcut olmazsa, dalları ve meyveleri de olmaz. Kısımların varlığı ancak aslın varlığı sayesindedir. Asıl olmayınca kısımlar da olmaz. İslam dininin sınırından dışarı çıktığı halde kendisini hala doğru yolda sanırsa, ziyana uğrayan helak olan mülhidlerden, dinsizlerden olur. İslam dininde on makam vardır: Birincisi, Allaha ve Resulüne iman etmektir. İkincis ilim öğrenmektir. Üçüncüsü, namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, gücü yeterse hacca gitmektir. Dördüncü, helal rızık kazanmaktır. Beşincisi evlenmektir. Altıncısı hayz ve nifas bilgilerini öğrenmektir. Yedincisi, Ehli sünnet vel cemaat ehlinden olmaktır. Sekizincisi, şefkat ve merhamettir. Dokuzuncusu, temiz giyinmek ve temiz yemektir. Onunucusu, emr-i maruf ve niyhy-i münkerdir. Yani dinin emirlerini yaymak; haramlara mani olmaktır.” Hacı Bektaşi hazretleri, bu maddelerle yolunu yani gerçek “Bektaşiliği” özetlemektedir. Fakat, Bektaşi denilen bu tarikatın hak yolda olan mensupları zamanla azaldı. Tekkelere, kendilerini Bektaşi gösteren Fadlullah-ı Hurufi'nin bozuk fikirleri yayıldı. Bir müddet sonra da hakiki Bektaşilik tamamen unutularak yerini hurufi fikirleri aldı. Bugün bektaşi deyince iki çeşit insan anlaşılır: Birincisi, hakiki doğru bektaşi olup, Hacı Bektaş-ı Veli'nin gösterdiği hak yolda giden temiz Müslümanlardır. İkincisi sahte, yalancı bektaşilerdir. Bunlar bozuk yolda olan hurufiler olup "batıla" ismi ile anılırlar. Bu arada, Bektaşiliğin içine sızıp, adeta istila eden “Hurufilik” nedir, biraz da bunun üzerinde durmak istiyorum. Hurifilik, İslâmiyeti yıkmak için kurulan bozuk yollardan biridir. Kurucusu bir Acem (İran) Yahûdîsi olan Fadlullah bin Abdurrahman Tebrizî’dir. Kurduğu bozuk yolun esaslarını anlatmak için Câvidân adında Farsça büyük bir kitap yazdı. Kitabında, Kur’ân-ı kerîmdeki harflere mânâlar vererek, kendisinin tanrı olduğunu bildirdi. Bütün dinleri inkâr ve İslâmiyetle alay etti. Kurduğu bu bozuk yola, Yahûdîlik, Hıristiyanlık, Zerdüştlük gibi inançları da
karıştırdı. Bunlarla iç içe oldu. Nitekim,Yahudi Sabataist Ilgaz Zorlu, Bektaşiliğin içine nasıl sızdıklarını şöyle ifade ediyor: “Sabetaycılar kendi din adamlarını Melamilik tarikatı içinde yetiştirmişlerdir. Bu çok ilginç; adam hahamdır, ama dışarıdan baktığınız zaman Melamilik, Mevlevilik ve Bektaşilik tarikatları içinde din adamı gibi görünür.” ( Eğitim-Bilim dergisi, Kasım 2000) Hurûfîliğin bu bozuk inanışları İslâm ülkelerinde câhil halktan bazı kimseler arasında yayılmaya başlayınca Tîmûr Hanın oğlu Miran Şah, babasının emri ile 1393 senesinde Fadlullah-ı Hurûfî’yi öldürdü. Bacağına ip takıp sokaklarda sürükledi. Böylece Tîmûr Han, İslâmiyet için çok tehlikeli olan Hurûfîliğin yayılmasını önledi. Bunun için Bektâşî ismi altında kendini gizleyen Hurûfiler, Tîmur Hanı sevmezler, hep kötülerler. Fadlullah-ı Hurûfi öldürülüp, Esterâbâd şehri yakılınca dokuz yardımcısı kaçtı. Bunlardan Aliyyül-a’lâ adında bir kimse, Anadoluya gelerek bir Bektâşî tekkesinde Câvidân’ı gizlice yaymaya ve câhilleri aldatmaya başladı. “Hacı Bektâş-ı Velî’nin yolu budur.” dedi. Hacı Bektâş-ı Velî’in yolundan ayrılmayan hakîkî Bektâşîler, bunlardan tamamen ayrıldılar. Bektâşî tarîkatı adı altında saklanan Hurûfîlere göre, namazı bir kere kılmak, orucu bir kere tutmak, guslü de ömründe bir kere almak farzdır. Gusül edip vücudunuzu hırpalamayın, derler. Dinin emir ve yasaklarından uzak bir hayat sürerler. Bunlar, çoğu zaman bilhassa Tanzimattan sonra siyasetle de içli dışlı olmuşlardır. Diyanet Vakfı, İslam Ansiklopedisine göre; Bektaşiliğin siyasetle yakın ilgisini gösteren hadiseler 19.yüzyılda da devam etmiştir. Jön Türkler ile Bektaşi Tekkelerinin münasebetleri eskiden beri bilinmektedir. (bk.Ramsaur s.7-14) Özellikle 1826’dan hemen sonra, Mason locaları ile iş birliğine girmeleri ilgi çekicidir. Bektaşi şeyhlerinin çoğunun bu localara kaydoldukları, bunun sonucu olarak Bektaşilerin siyasi düşüncelerinde, tarikatın ayinlerinde önemli ölçüde mason tesirlerinin belirdiği görülmektedir (bk.Melikoft,Turcica, XV,160-162) Özetleyecek olursak, Bektaşilik Ehli sünnetten ayrıldıktan sonra, İslam inancından tamamen uzaklaşarak; Şaman, Şii, Budist, Maniheist, Zerdüşt, Hıristiyan (Hıristiyanların teslisine,üçlü ilah inancına benzeyen “Hak-Muhammed-Ali” inancı gibi) vs pek çok bozuk düşünceleri içine alan bir inanç haline gelmiştir. (Daha geniş bilgi için, Diyanet İslam Ansiklopedisi,”Bektaşilik” maddesine bakılabilir.)

alanyafatihi
01-12-2004, 12:52
BİREBİR ÖRTÜŞEN KARARLAR! Tarabya otelinde düzenlenen “Güncel Dini Meseleler İştişare Toplantısı” nda alınan kararlara destek veren “Dinde reform” yanlısı Yaşar Nuri Öztürk gibi kimseler neticeden o kadar memnunlar ki, sevinçlerinden bir zil takıp oynamadıkları kaldı.” Dinde yeni dönem” ” On asırdır kapalı olan içtihad kapısı açıldı” “İslamda devrim yapıldı” “Asırlardır bu çapta bir toplantı yapılmamıştı” “ Mezheplerden, âlimlerden kurtulduk” gibi ifadelerle toplantının gerçek gayesi ortaya konuluyordu. Gerçekten de bu toplantı önemli bir toplantıydı. Reformistler açısından önemlidir çünkü; yıllardır hasretle bekledikleri İslamda reform için kapı resmen aralanmıştı artık. Bizim gibi Ehli sünnet, mütedeyyin Müslümanlar için de önemli çünkü; bu toplantı ile, 14 asırlık geçmişin; bütün mezheplerin, fıkıh, kelam, tasavvuf ilminin ve kitaplarının saf dışı edilerek, dinde reformun yani dini bozma yok etme safhasına resmen geçilmiş oldu. Bu safhaya nasıl gelindi? Bunun üzerinde durmak istiyorum bugün. Bu sonuç, 150-200 yıllık bir çalışmanın mahsülüdür. Bu çalışmanın başlangıcını psikoloji doktoru sayın Mithat Enç şöyle anlatıyor: “Osmanlı orduları Viyana'ya kadar gelince, Avrupa devletleri çok korktu. "Hıristiyanlık yok oluyor" diye şaşkına döndüler. Osmanlı akınlarını durdurmak için asırlarca çareler aradılar. Bunun için herkes seferber olmuştu. Bir gece yarısı, İstanbul'daki İngiliz sefîri şifre yolladı ülkesine... Avrupa'ya müjde vermek için sabahı bekliyememişti .Gece yarısı; "Buldum, buldum.." diye bağırdı. "Osmanlıların zaferden zafere ulaşmalarının sebebini ve bunları durdurma çaresini buldum, "diyerek şifresinde: " Osmanlı akınlarını durdurmak için, ilk başta Enderûn mekteplerini ve bunların kolları olan medreseleri bozmak sonra yıkmak lazım. Bu da ancak, kaba kuvveti bırakıp İslamın kalesi olan, mezhepleri, âlimleri yıkarak kaleyi içeriden fethetmekle olur. İlk çâre budur!.." diyordu. İngiliz sefîrinin bu teklîfi çok önemli görülerek, Avrupa'daki şer güçler harıl harıl çalışmaya başladı. Çünkü, asırlardır yaptıkları İslâm dinini yok etme çalışmalarında, kaba kuvvetle bir yere varamayacaklarını çok iyi anlamışlardı. İslâm âlimleri, hak mezhepler, fıkıh kitapları olduğu müddetçe, kısmen zarar verebilseler de ciddî bir zarar veremediklerini gördüler. Çünkü, İslâm âlimleri, mezhepler, fıkıh kitapları, İslâmiyeti koruyan sağlam birer kaledir. Bu kale sağlam olduğu müddetçe, İslâmiyete zarar vermeleri mümkün değildir... Bunun için, 18. asırdan itibaren, hücumlarını bu yöne çevirdiler. Âlimleri, kitapları kötülemek ve müslümanların gözünden düşürmek için ne lazımsa yaptılar. Mesela bunlardan biri olan İngiliz Casusu Hempher, bakınız hatıralarında bu konuyu nasıl anlatıyor: Beş bin kişi müslüman kılığında İslam ülkelerine dağılmıştık. Birkaç sene sonra, çalışmalarımdan bir netice alamayınca bir ara ümitsizliğe düştüm. Görevi bırakmak istedim. İsteğimi bakana bildirdim. Müstemlekeler Bakanı bana şunları söyledi: “ Sen bu işlerin, birkaç senelik çalışma ile neticeleneceğini mi zannediyorsun? Bırak birkaç seneyi, bu ektiğimiz tohumların meyvelerini, ben de sen de göremeyeceğiz, belki de senin, benim torunlarımız bile göremeyecek. Şu darbımesel ne kadar da güzeldir, “Başkasının ektiğini yedim. Öyleyse, ben de başkaları için ekiyorum”. Bu tohumların meyvelerini en az yüz senede, belki de 150-200 senede ancak alabileceğiz. Çünkü işimiz zor. Bugüne kadar İslâmiyeti ayakta tutan, din bilgileri olmuştur. Âlimleri, fıkıh ilmini yok edip, halkı cahil bırakmadıkça, onların dinlerini bozmak mümkün değildir. Bunun için, âlimleri, mezhepleri hissettirmeden kötüleyeceğiz. Bir müddet sonra da, peygamber sözleri (hadis-i şerifler) hakkında, “Uydurmaydı, değildi” diyerek şüpheye düşüreceğiz. Ayetleri istediğimiz gibi yorumlayacağız... Ancak bunlar kabul görmeye başladığı zaman meyveleri toplamaya başlayacağız. Bir kültürü, hele asırların birikimi olan din kültürünü yıkmak, kısa zamanda olacak şey değildir. Sizler, bunu yaptığınız zaman, bütün Hıristiyan âlemini memnun etmiş ve onları oniki asırlık felâketten kurtarmış olacaksınız!” (Bu konuda daha geniş bilgi için, “İngiliz Casusunun itirafları” kitabına müracaat edilebilir.) Bu toplantı, asırlar önce verilen kararların bir neticesidir. Bu kararları alanlar, bilerek veya bilmeyerek yukarıda bildirdiğim çalışmalara katkıda bulunmuşlardır. Alınan kararların bire bir örtüşmesi de düşündürücüdür. Bütün bu olup bitenler, hedefe iyice yaklaşıldığını göstermektedir. Bundan sonra sıra, “Dinlerarası diyalog ve hoşgörü” ile içi boşaltılacak olan İslamiyetin yerini “Hıristiyanlık” ile doldurmaya geliyor.

lutas
01-12-2004, 12:53
***

alanyafatihi
01-12-2004, 12:58
İngilizlerin “İslamı Nasıl Yıkabiliriz?” plânı İngiliz Casusu Hempher hatıralarında, kendisine verilen,”iki” devlet sırrından bahseder. Bu sırlardan biri, İslamı yıkma çalışmalarının esaslarını teşkil eden ve az sayıdaki casuslara gizli olarak verilen “İslamı Nasıl Yıkabiliriz?” kitabıdır. Bu kitapta geçen yıkım planlarının birçok maddesi “Dinlerarası diyalog ve hoşgörü” prensipleri ile bire bir örtüşüyor. Hempher, bu planları bakınız nasıl anlatıyor: “1- Müslümanların arasında, ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükliyecek ve onların dikkatlerini, İslâmiyetten önceki kahramanlıklarına çekeceksiniz. Mısır’da Firavunluğu, Îrân’da Mecûsîliği, Irâk’ta Bâbilliği, Anadolu’da eski medeniyetleri ihyâ edeceksiniz 2- Şu dört şeyi, gizli ve âşikâr yaymak lâzımdır: İçki, kumar, zinâ ve domuz eti. Bu işi yapmak için, İslâm memleketlerinde yaşayan Hıristiyan, Yahûdî, Mecûsî ve diğer gayri Müslimlerden azamî derecede istifâde edilecek. 3- Çıkardığımız meşkalelerle, Müslümanları din kitâbı okumağa, dinlerini öğrenmeğe vakit bulamıyacak hale getireceğiz. 4- Cihâdın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkîn edeceğiz. İslâm dînine ve İslam ahlâkına bağlı olan kimseleri kötületeceğiz. Din terbiyesinin kaynağı olan âile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için, müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livâtaya, cinsî sapıklığa sürükliyeceğiz. İslâm ahlâkını bozunca, İslâmiyeti yok etmek kolay olur. 5- Müslümanlara; Peygamberin, İslâmdan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dînin Yahûdîlik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslâm dîninin olmadığı inancını aşılıyacaksınız. 6- Müslümanları, ibâdetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve “Allah insanların ibâdetlerine muhtâc değildir” diyerek, onları ibâdetlerin faydaları hakkında tereddüde düşüreceksiniz. 7- Müslümanların inançlarına bid’atler sokup, İslâmı, gericilik ve terör dîni olmakla ithâm edeceksiniz. İslâm memleketlerinin geri kaldığını, sarsıntılara uğradığını söyleyecek ve böylece onların İslâma olan bağlılıklarını zayıflatmış olacaksınız. 8- Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerinin dînî terbiyelerinden mahrûm kalmalarını sağlayacaksınız. Onları, biz yetişdireceğiz. Çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, dinden ve âlimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır. 9- Örtünmek gerçek İslâmî bir emir değildi, diyerek kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrîk edip, her ikisinin arasında beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesîrlidir. 10- Her vesîle ile camiye gidenler arasına kin ve düşmanlık sokarak, cemaat ile namaz kılmağı ortadan kaldıracaksınız. 11- Türbe yapmanın bid’at olduğu gerekçesiyle, hepsinin yıkılması lâzımdır diyeceksiniz. Ayrıca İslam büyüklerinin kabirleri hakkında, şübheye düşürerek, onları ziyaret etmekten men edeceksiniz.
12- Seyyidlerin, Peygamberlerin soyundan geldikleri husûsunda insanlar tereddüde düşürülecek. Seyyidlerin diğer insanlarla karışmaları, kaybolmaları temin edilecek. 13- Bütün Müslümanlara hürriyyetin önemini bahâne ederek, “Herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’rûf ve nehy-i anil münker ve İslâm ahkâmının öğretimi farz değildir” diyeceksiniz!. Böylece İslamiyetin emir ve yasaklarını ortadan kaldıracaksınız. 14- İslâmın yalnız arabların dîni olduğu fikri yayılacak. Mahalli inançlar desteklenerek, İslâmın yayılması ve Müslüman olmayanlara öğretilmesi faaliyyetleri önlenecek. 15- Hayır müesseselerinin sınırları daraltılacak. Öyle olacak ki, kişi câmi, medrese ve bunlara benzer hayır kurumları yapamaz hâle getirilecektir. 16- Fıkıh kitapları saf dışı edilerek, dinin doğrudan Kur’andan öğrenilmesi için yönlendirme yapılacak. Sonra, Müslümanları Kur’ân hakkında şübheye düşürecek ve içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrîf edilmiş her dilde Kur’ân tercemeleri hazırlayıp, diyeceksiniz ki: “Kur’ân bozulmuş. Birbirini tutmuyor.” Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüphe uyandırılacak. Ayrıca, Arab memleketleri dışında, ezân, namaz gibi ibadetlerin arapça yapılmasını önleyeceksiniz. 17- Misyonerliğin sahasını genişletip, her sınıf ve mesleğe bilhassa doktor, mühendis, muhasebeci v.s. gibi mesleklere sokmalıyız. İslâm memleketlerinde Kilise, okul, hastahâne, kütüphâne ve hayır cemiyyetleri ismi altında propaganda, neşriyât merkezleri açmalı ve bunları, İslâm memleketlerinin dört bir bucağına yaymalıyız. Milyonlarca Hıristiyan kitâblarını ücretsiz dağıtmalıyız. İslâm târîhinin yanında, Hıristiyan târîhini, devletler hukûkunu da neşir etmeliyiz. Kilise ve manastırlara râhib ve râhibe ismi altında câsûslarımızı yerleşdirmeliyiz. Bunları vâsıta olarak kullanıp, Hıristiyan hareketlere rehberlik yapmalarını temîn etmeliyiz. Müslümanların her hareket ve fikirlerini öğrenip bize aktarmalarını temîn etmeliyiz. İslâm târîhini bozup, tahrîf edecek ve Müslümanların ahvâl ve dinlerini iyice öğrendikden sonra, onların bütün kitâblarını imhâ edecek, islâm ilimlerini yok edecek, profesör, ilim adamı, araşdırmacı gibi isimler altında, bir Hıristiyan ordusu kurmalıyız.” Dikkatinizi çekerim bu planlar, yaklaşık 250 sene önce yapılmıştır. Uygulamalar da ısrarlı bir şekilde takip edilmiş ve edilmektedir. Bugünkü İslam âleminin perişan haline bakıp yapılan çalışmalarda ne derece başarı elde ettiler, siz karar verin!

DEVadam
01-12-2004, 13:11
....

DEVadam
01-12-2004, 13:15
...

DEVadam
01-12-2004, 13:17
....

lutas
01-12-2004, 13:23
***

DEVadam
01-12-2004, 13:27
.....

DEVadam
01-12-2004, 13:32
...

DEVadam
01-12-2004, 13:36
....

lutas
01-12-2004, 13:37
Eee. Boşuna Dememiş...

Koyun Kurt İle Gezerdi.
Fikir Başka Başka Olmasa

DEVadam
01-12-2004, 13:43
....

DEVadam
01-12-2004, 13:50
...

AloneWolf
01-12-2004, 13:53
Biz Kızlar toplandık toplandık..
Biz onlardan hoşlandııkk hoşlandıkk :D

AloneWolf
01-12-2004, 13:55
Bunlar kız mı beee!!
Bunlardan olsa kız kuru'su olur.
Yandan.

DEVadam
01-12-2004, 14:05
....

alanyafatihi
01-12-2004, 14:07
Esas Suçlu Vehhabiliği musallat edenler...
Dini tabirle fitneyi, bugünkü ifadeyle terörü İslamiyet şiddetle yasaklamıştır. Mensuplarını bu felaketten uzak tutmuştur. Peygamber Efendimiz, fitne çıkaranları lanetlemiştir. Bunun için, İslamiyetin gerçek temsilcileri olan Ehli sünnet Müslümanlar bundan hep uzak kalmışlar, teröre hiç bulaşmamışlardır. Tarih boyunca Müslümanların başına ne gelmiş ise, Müslüman kimliği ile ortaya çıkıp İslamiyeti istismar eden kimselerden gelmiştir. Ehli sünneti temsil eden Osmanlılar da, İslam düşmanlarının desteklediği bu tür sapıklıklardan, fitneden, terörden çok çekmiş, en çok da Vehhabi teröründen. 1730’lı yıllarda başlayan bu terörü, tamamen ortadan kaldırmaya Osmanlının ömrü kifayet etmedi. Osmanlı yıkıldığında bu bela devam ediyordu. Bugün de hala devam ediyor. Vehhabiler, özellikle Türk devletlerinde, Kafkaslarda (Çeçenlerde), Afganistanda, Balkanlarda aç insanlara milyarlarca dolar dağıtarak bozuk inançlarını hızla yaymaktadırlar. Afganlı Talibanlar, Vehhabi inancı ile hareket ettikleri için dünyadaki bütün Müslümanları sıkıntıya düşürdüler. İslama karşı nefretin oluşmasına sebep oldular. İslam düşmanlarının istediği de zaten buydu. Bugün de Vehhabilerin yaptıkları vahşetleri, Eyüb Sabri Paşa’nın “Mir’at-ülHaremeyn” ve “Tarihi Vehhabiyan” kitaplarından özetliyerek bilgilerinize sunmak istiyorum: 1737 senesinde Abdülvehhâb oğlu Muhammed, İngiliz casusu Hempher ile birlikte “Vehhâbîlik” bozuk yolunu ortaya çıkarttı. Kısa zaman sonra, İngilizlerin siyasî ve askerî yardımları ile, Arabistan’da cahil çöl bedevileri arasına hızla yayıldı. Bu hareket Necd şeyhi olan Muhammed bin Suud’dan siyasi destek gördü. Abdülvehhaboğlu bunun kızı ile evliydi. İngilizler de, bol para vererek ve siyasî, askerî yardımlar vaat ederek, Abdülvehhâb oğlu Muhammed ile işbirliği yapmasını temin etti. Vehhâbîliliği yaymak için, gaddar Muhammed bin Suud’u maşa olarak kullandı. Vehhabiler, belli bir güce ulaşınca, Mekke emîri şerif Gâlib efendiye harp ilan ettiler. Kadın, çocuk demeden binlerce Müslümanı öldürdüler. Akla hayale gelmedik işkenceler yaptılar. Suud oğlu ile Abdülvehhâb oğlu elele vererek, Vehhâbîliği kabul etmiyenlerin kâfir ve müşrik olduklarına, kanlarını dökmenin ve mallarını almanın helâl olduğuna fetva verdiler. Vehhabilere göre, amel imandan parça kabul edildiği için, namaz kılmayan, oruç tutmayan dinden çıkıyor öldürülmeleri mübah oluyor. Yine, onlara göre şefaat, evliyadan yardım istemek, mezar, türbe yapmak şirk olduğu için bunları yapanları Müslüman kabul etmemektedirler. Vehhabilere göre, “Şefaat Ya Resulallah” diyen dinden çıkıyor. Hicâzda bulunan Ehli sünnet âlimleri ve bunların arasında Abdülvehhâb oğlunun kardeşi Süleymân efendi ve kendisine ders okutmuş olan hocaları, Abdülvehhâb oğlunun kitaplarını inceleyerek, İslâm dînini yıkıcı, bozguncu yazılarına cevaplar hazırladılar, sapık yazılarını çürüten kuvvetli vesikalarla kitaplar yazarak, müslümanları uyandırmaya çalıştılar. İbni Suud ve adamları, bunları işitince, Ehl-i sünnete düşmanlıkları iyice arttı ve Mekke’ye saldırdılar. İlk saldırıda Mekke’ye giremediler fakat çok kan döktüler. Mekke’ye giremeyince bu defa da, Tâif şehrine asker gönderdiler. Önlerine çıkanları, kadın, erkek ve çocuk demeyip öldürdüler. Beşikteki yavruları bile parçaladılar. Sokaklarda dere gibi kan aktı. Evleri basıp herşeyi yağma ettiler. Halkı günlerce aç, susuz bıraktılar. Şehitlerin cesedleri tepe üzerinde onaltı gün kalarak sıcaktan çürümüşlerdi. Her tarafı fena koku sarmıştı. Müslümanlar, çok yalvardılar, ağladılar, sızladılar. Nihâyet izin alıp, iki büyük çukur kazdılar. Babalarının, dedelerinin, akrabâlarının, arkadaşlarının, çocuklarının kokmuş cesedlerini bu çukurlara doldurup toprakla örttüler. Tanınacak tam bir ceset hiç yoktu. Kiminin yarısı, kiminin dörtte biri kalmıştı. Yırtıcı kuşların ve hayvanların uzaklara taşıyıp bırakmış oldukları insan parçalarının kokuları, vehhâbîleri de rahatsız ettiğinden, bunların toplanmasına da izin verdiler. Müslümanlar, her tarafı dolaşıp, bunları da topladılar. İki büyük çukura gömdüler. Bütün bu olup bitenlere o zamanlar Batının hiç sesi çıkmadı. Şimdi silah kendilerine de dönünce yaygara koparıp İslama saldırıyorlar. Buna hiç mi hiç
hakları yok. Aslında bizim onları suçlamamız lazım. Çünkü bugüne kadar bu teröristleri besleyen, destekleyen onlardı.

lutas
01-12-2004, 14:08
***

alanyafatihi
01-12-2004, 14:08
TV'LERE KODLAYICI

TV programlarının hangi yaş grubuna zararlı olduğu ekrana konacak uyarı sembollerinden anlaşılacak.

Üstünde rakam olan işaretler programın hangi yaş grubuna uygun olduğunu gösterecek. Semboller TV kuruluşlarındaki kodlayıcıların dolduracağı soru formuna göre otomatik belirlenecek.

Ekrana 'akıllı işaretler' geliyor

RTÜK'ün yeni sistemiyle ekrana gelecek siyah beyaz semboller aileleri, "şiddet-korku", "cinsellik" ve "kötü örnek oluşturabilecek davranışlar" konusunda uyaracak.

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) çocuk ve gençlerin zararlı yayınlardan korunması amacıyla ekranlarda kullanılacak uyarıcı sembolleri belirledi. Siyah-beyaz renklerde ekrana gelecek "akıllı işaretler", aileleri "şiddet/korku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar" içeren yayınlara karşı uyaracak. Semboller, yayınları,7, 13 ve 18 yaşa göre kategorize edecek. Hollanda'da uygulanan sistemin Türkiye'ye uyarlanmasına karar veren RTÜK'ün, 325 bin Euro bütçeli proje başvurusu da Hollanda hükümetinin AB'ye aday ülkelere teknik destek için açtığı fon tarafından kabul edildi.

YAŞ GRUBU DA VAR

2005 yılı sonunda uygulamaya konulacak "Akıllı işaretler'' adını taşıyan sistemde, cinsiyet ve ırk ayrımcılığı, sigara, alkol ve bağımlılık yapan maddelerin kullanımı ve kötü dil kullanımının "Olumsuz Örnek Oluşturabilecek Davranışlar'' kategorisinde değerlendirilecek. Aileler, "şiddetkorku, cinsellik ve olumsuz örnek oluşturabilecek davranışlar'' içeren yayınlara karşı sembollerle uyarılacak. Ayrıca, bazı semboller de yayının hangi yaş grubuna uygun olduğunu gösterecek. Bu sembollerle ailelere "Tüm İzleyici Kitlesi için Uygundur'', "7 yaş ve üzeri için uygundur'', ve "18 yaş ve üzeri için uygundur'' gibi mesajlar verilecek.

Koruyucu sistem şöyle işleyecek: RTÜK tarafından hazırlanan soru formu yayın kuruluşlarında görevlendirilen kodlayıcılar tarafından doldurulacak. Böylelikle sistem, otomatik olarak söz konusu program için hangi sembollerin kullanılması gerektiğini bildirecek. Yayıncı da bunları uygun programlarda kullanacak.

lutas
01-12-2004, 14:10
***

alanyafatihi
01-12-2004, 14:10
Cezalara yüzde 11.2 zam


Trafik para cezaları 1 Ocak 2005 tarihinden itibaren yüzde 11.2 oranında artacak. Ehliyetsiz araç kullanmak 188.8 YTL, kırmızı ışıkta geçmek 92,4 YTL, emniyet kemeri takmamak 45.80 YTL. İşte yeni yıldaki zamlı tarifeler.

Yeni düzenlemeye göre, sürücü belgesiz araç sürmenin cezası 188.80 YTL'ye (188 milyon 800 bin lira), kırmızı ışıkta geçmenin cezası 92.40 YTL'ye (92 milyon 400 bin lira, emniyet kemeri kullanmamanın cezası 45.80 YTL'ye (45 milyon 800 bin lira) yükselecek.

Trafik para cezalarında yeniden değerleme oranında yapılan artışa göre, yeni yıldan itibaren trafikte uygulanacak para cezaları şöyle :

- İzin almadan karayolu yapısında çalışma yapmak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Karayolu dışında, kenarında veya karayolu sınırı içinde izin alınmadan levha, ışık koymak veya dikmek 1904.40 YTL (1 milyar 904 milyon 400 bin lira),

- Tescili mecburi araçları süresi içerisinde tescil yaptırmamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira)

- Tescil edilen araçları trafik belgesi ve tescil plakası almadan trafiğe çıkarmak 379 YTL (379 milyon lira),

- Süresi bitmiş geçici trafik belgesi ve plakasıyla trafiğe çıkmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Özel izin alınmadan araçlarda işaret bulundurmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Devlet araçlarına ait plaka ve renkleri araçlarda kullanmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

RAHATSIZ EDECEK ŞEKİLDE ARAÇ KULLANMAK

- Çevredekileri rahatsız edecek şekilde duman ve gürültü çıkaran araçları kullanmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Araçlarda bulundurulması mecburi gereçleri bulundurmamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Kamyon, otobüs ve çekicilerde takograf, taksi otomobillerinde ise taksimetre kullanmamak ve kullanılır durumda bulundurmamak 188.80
YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Takograf veya taksimetre cihazlarını bozuk imal etmek veya bozulmasına vasıta olmak, bu durumdaki cihazları araçlarda kullanmak 2859.30 YTL (2 milyar 859 milyon 300 bin lira),

- Muayene süresini geçirmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- İşletme belgesi geri alındığı halde muayene yapmak 2859.30 YTL (2 milyar 859 milyon 300 bin lira),

- Sürücü belgesiz araç sürmek veya sürülmesine izin vermek 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- 11 yaşını bitirmeden bisiklet, 13 yaşını bitirmeden motorsuz taşıt kullanmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Sürücü belgesinin sınıfına göre yetkisiz araç kullanmak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Sürücü belgesi almak için yanlış bilgi veya sahte belge vermek 475.10 YTL (475 milyon 100 bin lira),

- Sürücü belgelerini üzerinde bulundurmamak ve yetkililere göstermemek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Trafik zabıtası ve diğer yetkili kişilerin işaretlerine uymamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

KIRMIZI IŞIKTA GEÇMEK

- Kırmızı ışık kuralına uymamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Trafik işaret levha, cihaz ve işaretlemelere uymamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Alkollü içki alarak araç kullanmak 379 YTL (379 milyon lira),

- Uyuşturucu ve keyif verici maddeleri alarak araç kullanmak 760.90 YTL (760 milyon 900 bin lira),

- Taşıt kullanma süreleri dışında araç kullanmak ve kullandırmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Hız sınırlarını yüzde 30'a kadar aşmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Hız sınırlarını yüzde 30'da fazla aşmak 188.80 YTL (188 milyon
800 bin lira),

- Sağa-sola dönüş kurallarına riayet etmemek 45.80 YTL (45 milyon
800 bin lira),

- Dönel kavşaklarda dönüş-geriye dönüş kurallarına riayet etmemek
45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Geçme kurallarına riayet etmemek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Hız sınırlarının çok altında araç sürmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira)

- Işıklı cihaz bulunmayan kavşaklarda ilk geçiş hakkına riayet etmemek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Kavşaklara giriş hakkına riayet etmemek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Aksine bir işaret bulunmayan kavşaklarda ray üzerinde hareket eden taşıtlara ilk geçiş hakkını vermemek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- İndirme ve bindirme kurallarına riayet etmemek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Duraklamanın yasak olduğu yerlerde ve hallerde duraklamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Park etmenin yasak olduğu yerlerde ve hallerde park etmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Araçlarda şartlarına uygun ışık donanımını bulundurmamak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Geceleri veya görüşü azaltacak sisli, karlı ve yağmurlu havalarda uzağı gösteren farları yakmamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Geceleri veya sisli, karlı ve yağmurlu havalarda yakını gösteren ışıkları yakmamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Sis ışıklarını diğer farlarla birlikte kullanmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Dönüş ışıklarını geç anlamında kullanmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Karşılaşmalarda ışıkları söndürmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Öndeki aracı geçişlerde uzağı gösteren ışıkları devamlı yakmak
45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Sadece park lambaları ile seyretmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Taşıma sınırı üzerinde yolcu almak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Taşıma sınırı üzerinde yük almak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Tehlikeli olabilecek tarzda yükleme yapmak 92.40 YTL (92 milyon
400 bin lira),

- Tehlikeli maddeleri izin almadan taşımak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Gabari dışı yük yüklemek ve yük üzerine veya araç dışına yolcu bindirmek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Yükü karayoluna değecek, düşecek, dökülecek, saçılacak, sızacak,akacak, kayacak, gürültü çıkaracak şekilde yüklemek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Gerekli şartlar ve tedbirleri yerine getirmeden araç çekmek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Yük nakli yapılan araçlara azami toplam ağırlıklarının üzerinde yükleme yaptırmak 1904.40 YTL (1 milyar 904 milyon 400 bin lira),

- Trafiği tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yolu üzerinde yürümek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

İZİN ALMADAN YARIŞ VE KOŞU DÜZENLEMEK

- Gerekli makamdan izin almadan yarış ve koşu düzenlemek 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira)

- Geçiş üstünlüğüne haiz araçları kullanırken gereksiz geçiş üstünlüğü hakkını kullanmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Araçlarda ses, müzik ve görüntü cihazlarını huzuru bozacak şekilde kullanmak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira)

- Yaya ve okul geçitlerinde aracı yavaşlatmamak, ilk geçiş hakkını vermemek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira)

- Okul taşıtlarını kullanırken ''DUR'' işaretlerini gereksiz yere yakmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Özel işaret taşıyan veya gözleri görmeyen kişilere gerekli yardımı yapmamak, yol vermemek 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Yürüyüş kolları arasından geçmek 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Otomobil ve minibüs cinsi taşıtlarda emniyet kemeri bulundurmamak ve kullanmamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira,

- Karayolu üzerinde bulunan park yerlerindeki araçlar için yetkisiz olara park ücreti almak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Kaza mahallinde durmamak veya trafik güvenliği için gerekli tedbirleri almamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Kaza mahallindeki iz, delil veya kaza durumunu değiştirmek 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira)

- Kazayı yetkililere bildirmemek, kaza yerinden ayrılmak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Yaralanmalı veya ölümlü kazalarda zabıtadan izin alınmadan olayyerinden ayrılmak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira)

- Şehirlerarası akaryakıt istasyonlarında sağlık malzemesi bulundurmamak 92.40 YTL (92 milyon 400 bin lira),

- Mali sorumluluk sigortası yaptırmamak 45.80 YTL (45 milyon 800 bin lira),

- Mali sorumluluk sigortasını yapmamak 2859.30 YTL (2 milyar 859 milyon 300 bin lira),

- Sürücü belgeleri geri alındığı halde geri alma süresi içinde araç kullanmak 188.80 YTL (188 milyon 800 bin lira),

- Gerekli makamdan izin ve belge almadan sürücü kursları açmak 2859.30 YTL (2 milyar 859 milyon 300 bin lira),

- Ticari Taşıt Kullanma Belgesi olmadan ticari amaçla yük ve yolcu taşımacılığı yapmak 379 YTL (379 milyon lira),

- Araçları tescil edilen amaçlar dışında kullanmak 379 YTL (379 milyon lira).

lutas
01-12-2004, 14:16
***

lutas
01-12-2004, 14:23
***

alanyafatihi
01-12-2004, 14:24
Türk Milleti çalışkandır...

lutas
01-12-2004, 14:36
***

lutas
01-12-2004, 14:54
Türk Milleti çalışkandır...

Ve Devlet Eliyle Kumar Her Köşe Başında Olsun Deyüü
1500 İDDAA Bayiliği verilecek...

Sen izinsiz oynarsan cezaa..
Ama vergisini verirsen serbest...

gemici
01-12-2004, 14:55
lutas şu bira makinesinden rainbow a yolla bir tane faturayıda bana gönder....................

lutas
01-12-2004, 14:58
Bu makineden alabilmek için evinizde 5 boş fıçı daha olması lazım.
Sadık Müşterilere Rüçhan Hakkı...

gemici
01-12-2004, 15:02
rainbow zaten fıçı evde yaşıyor ya.adam bitirdiği fıçılardan ev yaptırdı........................

AloneWolf
01-12-2004, 15:18
ALT YAZI
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : bana yazı işleri müdürünü verin
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : buyır
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : alo
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : alo yaaa nediyorsun kardeşim ne alosu ya
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : yok omo omo alo
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : alooooo
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : iyi akşamlar
Vahit : bana yazı işleri müdürünü verin
İşletilen vatandaş : yazı ileri müdürümü evet
Vahit : Ben Vahit
İşletilen vatandaş : hee
Vahit : Oğlumu bulana veya getirene yüz bin lira veriyorum
İşletilen vatandaş : vallahamı ? Biz buluruz ya nerde senin oğlun
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : nhee
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : ihihehehe
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : lan bu ne iş lan alo alo diyo ben diyo vahit diyo
oğlumu bulana yüz milyon verim diyo
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : bana yazı işleri müdürünü verin
İşletilen vatandaş : hee
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : alooo
Vahit : Ben Vahit
İşletilen vatandaş : Allah Allah
Vahit : Oğlumu bulana veya getirene yüz bin lira veriyorum
İşletilen vatandaş : la Lan yüz binlira paramı lan it oğlu it zorla adamın sinirleni bozuyor yüz milyon de bari
Vahit : Alo
İşletilen vatandaş : ihihhehe
Vahit : alo alo
İşletilen vatandaş : Hay, senin alonada sanada Allah allah yaaa
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : ehehehehe
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : alo diyor
Vahit : aloo
İşletilen vatandaş : alo
Vahit : alo
İşletilen vatandaş : efendim
Vahit : bana yazı işleri müdürünü verin
İşletilen vatandaş : Lan yazı işleri müdürlüğü yok burda yok
Vahit : Ben vahit
İşletilen vatandaş : Yazı işleri müdürlüğü kapandı heee Pazartesi Yazı işleri müdürlüğüne başvurun
Vahit : Oğlumu bulana veya getirene yüz bin lira veriyorum
İşletilen vatandaş : Yüz bin lira ben sana veriyimde sen benim çocuğu bul gel it oğlu it
İşletilen vatandaş : ıhahaha
:D

lutas
01-12-2004, 15:44
Budur

lutas
01-12-2004, 15:48
***

lutas
01-12-2004, 17:12
***

lutas
01-12-2004, 17:18
***

AloneWolf
01-12-2004, 17:19
yaş 70 olmamış ki tabi güvenecek :D

lutas
01-12-2004, 17:22
***

gemici
01-12-2004, 17:23
ben talibim.................

lutas
01-12-2004, 17:24
yaş 70 olmamış ki tabi güvenecek :D

:D :D :D :D :D :D :D

lutas
01-12-2004, 17:32
Şoför Ehliyetli Olacak Yaılnız.

Bunun Niyeti Karın Tokluğuna Servis çektirmek...

AloneWolf
01-12-2004, 17:35
Şoför Ehliyetli Olacak Yaılnız.

Bunun Niyeti Karın Tokluğuna Servis çektirmek...Yook bence niyeti o değil.!
Niyetini anlamak için mesleğine bakmak gerekiyor sanırım.
:D

lutas
01-12-2004, 17:36
***

casaubon
01-12-2004, 17:45
pratik bilgiler

Çoraplarınızı çamaşır makinesine koymadan önce çengelli iğne ile birbirlerine tuturursanız kaybolmadıklarını göreceksiniz.

Kadife ve ipekli elbiselerinizi buharlı bir banyoya asın. Buhar onların tüm kırışıklıklarını alacaktır.

Gözlüğünüzün vidası çok çabuk çıkıyorsa vidayı takmadan önce, vidanın gireceği deliğe renksiz oje damlatın. Vidayı öyle takın.

Satın aldığınız ayakkabılar ayağınızı sıkıyor ise onları bir kaç dakika buhara tutun.

Makasınızı bilemek istiyorsanız, zımpara kağıdı kesin.

Halıdaki sigara yanıklarından, yanık yerler üzerinde zımpara kağıdı ile dairesel hareketler yaparak kurtulabilirsiniz.

Mobilyaların yerlerini değiştirdiğinizde halıların üzerinde iz bırakır.
Bu izleri yok etmek için izlerin üzerine bir parça buz koyun ve erimesini bekleyin. Daha sonra üzerinde elektrik süpürgesini gezdirin.
İzden eser kalmadığını göreceksiniz.

Evinizde hayvan besliyorsanız ve bunların tüyleri koltuklarınıza, kanepelerinize bulaşıyorsa elinize yapışkan bir bant sarın ve tüylü olan yerlerde gezdirin.

Fermuarlı giyeceklerinizi çamaşır makinesine koymadan önce kapalı olup olmadığını kontrol edin. Açıksa zedelenebilirler.

Yeni yıkanmış nemli halınızın üzerine mobilyalarınızı koymadan önce ayaklarının altına biraz alüminyum folyo koyun. Böylece izlerin çıkmasına engel olacaksınız.

Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.

Tahta salata kaplarınızı suyun içerisinde bekletirseniz çatlarlar. Bunu önlemek için kullandıktan sonra bekletmeden yıkayıp, kurulayın.
Böylece tahtaların bozulmalarını önlemiş olursunuz.

Çocuğunuz için bir parti vereceğiniz zaman süslü bardakları şu şekilde yapabilirsiniz. Bardakların ağzını önce yumurta akına batırın.
Daha sonra renkli pasta şekerinin içerisine batırıp kurumasını bekleyin.

Satın aldığınız plastik ve cam eşyaların üzerine yapıştırılan etiketlerden kurtulmak için etiketin üzerine yemeklik margarin sürün ve
15 dakika bekletin. Bir bez ile ovalayıp yıkayın. Üzerinde hiç bir leke ve çizilme oluşmayacaktır.

Çekmecelerinizin rayları takılıp kolayca kapanıp açılmıyorsa biraz sabun sürün. Rahatça açılıp kapandığını göreceksiniz.

Radyatörlerinizin arkasına alüminyum folyo yapıştırırsanız, sıcaklığın duvardan dışarı değil odanın içerisine yansımasını sağlamış olursunuz.

Ütü yapmayı kolaylaştırmak ve süreyi azaltmak için ütü masasının kılıfının altına alüminyum folyo koyun. Sıcağı geri yansıtacağından ütü yapmak daha kolay olacaktır.

Bez pabuçların temizlenmesi sorun oluyor ise pabuçları bir yastık kılıfının içerisine koyun. Kılıfın ağzını kapayın ve çamaşır makinasında yıkayın. Yeni gibi olacaklardır.

Buz kalıplarınızı su ile doldurmadan önce bölmelere portakal, limon ve dilediğiniz meyve parçacıkları yerleştirirseniz dekoratif buzlar elde etmiş olursunuz.

Sağlıklı dişlere sahip olmak istiyorsanız günde iki kez 150 gr yağsız peynir tüketin. Peynirdeki kalsiyum diyetini kuvvetlendirir, dişleri sağlamlaştırır Eğer ayaklarınız çok ısınıp şişiyorsa onlerı saatlerce sıcak suda bekletmeyin, aksine kolonya ile ovalayın. Bilekleriniz ve ayaklarınız şişmeyecektir Eğer ayaklarınız çok hassas ise, sıcak havalarda şikayetleriniz artıyorsa, her sabah bir kaç damla zeytinyağı ile ovalayın.

Eğer cildiniz kuru ise bir muzu ezin, içerisine bir çay kaşığı bal veya bademyağı karıştırıp yüzünüze sürün. Bir kaç dakika bekleyip ılık su ile yıkayın.

Pamuklu giysilerinizin çekmemesi için ilk yıkamada bir gece soğuk suyun içerisinde bekletin, sonra yıkayın, çekmeyeceklerdir.

Dirsek ve topuklarınızın sertleşmesini istemiyorsanız, bir dilim limon ile ovun. Böylece yumuşacık olacaklardır.

Duvar kağıtlarını yenilemek istediğinizde eski kağıtları çıkartmak her zaman sorun olur. Ilık su dolu bir kaba bir miktar bulaşık deterjanı dökün ve karışıma batırdığınız sünger ile duvar kağıtlarını silin, kolayca çıkacaklardır.

Yeni bir tava satın aldığınızda ilk önce içinde bir miktar sirke kaynatın. Bu işlem ilerde kızartmalarınızın tavaya yapışmasını önleyecektir.

Büyüme çağında yanında sigara içilen çocuklarda kulak enfeksiyonlarına daha çok rastlandığı saptanmıştır.

Hamilelikte günde 15 ve üzeri sigara içen annelerin çocuklarının sakat doğma riski ciddi olarak artmakta ve ilk üç aylarında hastaneye kaldırılma riskleri 2 kat daha fazla olmaktadır.

Sigara içmenin stresi azaltmak yerine artırdığı saptanmıştır.

Yiyecek satın alırken mutlaka etiketlerini okuyun. Kilo verme savaşında mağlup olmak istemiyorsanız kalorilere ve yağa karşı tetikte olun.

Cevizle dost olun. İçindeki yağ beyin hücreleri için çok yaralıdır. Kan şekerini düşürdüğü için şeker hastalarına da uzmanlar tarafından tavsiye edilir Hızlı kilo verip tekrar almak vücudunuzun zayıflamaya karşı direncini arttırır ve giderek kilo vermeniz zorlaşır. Metabolizma alt üst olur.

Rasgele diyet, rasgele sağlık yani sağlıksızlık demektir.
Sağlığınızı hafife almayın ve rasgele diyet yapmayın.

Duvarınıza çivi çakacağınız zaman işaretlediğiniz yerin üzerine çapraz bant yapıştırın. Çiviyi öyle çakın. Böylece duvarın alçısını çatlatmamış olacaksınız.

Bir büyük soğanı rendeleyin ve orta boy bir bal kavanozuna koyup iyice karıştırın. 48 saat bekletin, şurup haline geldiğinde öksürüğü ve soğuk algınlığı olan hastaya sabah akşam bir çorba kaşığı içirin. Soğanın içerdiği yağlar öksürüğü durduracaktır.

Kızartma yağını bir kaç kez kullanabilirsiniz. Kullanılır durumda olup olmadığını anlamak için kızgın yağın içerisine bir dilim ekmek atın. Ekmekte kara lekeler oluşmuyorsa kullanabilirsiniz.

Cevizlerin kabuklarını kolayca açabilmek için onları bir gece tuzlu suyun içerisinde bekletin. Böylece içleri de dağılmayacaktır.

Unlarınızın böceklenmemesi için, un kavanozunun içerisine bir adet defne yaprağı koyun.

Yumurtaların haşlanırken çatlamaması için, kaynatma suyuna bir çorba kaşığı sirke koyun.

Fırında patates yapmadan önce , 10-15 dakika haşlayın ve çatal ile delin. Daha kolay pişecektir.

Büyük miktarda patatesiniz var ise torbanın içerisine bir adet elma koyun. 8 hafta boyunca filizlenmesini ve büzüşmesini önler.

Patateslerinizi kuru ve serin bir yerde saklayın.

Kullanılmış limon kabuklarını rendeleyip şeker ile karıştırın. Kavanozun içerisinde buzdolabında uzun bir süre saklayabilirsiniz. Böylece pasta yaparken elinizin altında hazır bulunur.

Kabarık bir omlet yapmak istiyorsanız, bir çorba kaşığı suyun içerisine bir çay kaşığı mısır unu karıştırın. Hazırladığınız karışımı yumurtaya ilave edin. Böylece kabarık bir omlet yapmış olacaksınız.

Sarımsak doğrarken bıçağa yapışmasını istemiyorsanız, kesme tahtasına biraz tuz serpiştirin.

Yeni bir yemek tarifi denerken, yemek kitabınızı şeffaf bir torbanın içerisine geçirirseniz, onu kirletmemiş olursunuz.

Eğer tencere kapağınızın tutacağı kırıldıysa onun yerine şarap mantarı geçirebilirsiniz. Böylece hem tutacak görevi yapacak, hem de izolasyon.

Hazırladığınız soslarda harika tatlar oluşturmak için soya ve susam yağı kullanabilirsiniz. Ancak bu yağların yüksek ısıda pişirilmesi doğru değildir Pasta yaparken katı yağ kullanacaksanız onu rendenin kalın tarafı ile rendelemeyi deneyin. Küçük parçalar haline gelen margarin daha kolay işlenir Sarımsaklarınızı her zaman elinizin altında hazır bulundurmak istiyorsanız kabuklarını soyduktan sonra bir kavanoza doldurup üzerine zeytinyağı koyarak muhafaza edebilirsiniz. Ayrıca bu yağ yemeklerinize, salatalarınıza ayrı bir lezzet katacaktır.

Peyniri kolay rendelemek için, 15 dakika buzlukta bekletin Bisküvileriniz yumuşamışsa onları birkaç dakika fırınlayın.

Bakır eşyalarınızın parlamasını istiyorsanız, onları sirke ya da limon ve tuz ile ovun Ahşap eşyalarınızı temizlemek için sirke ve zeytinyağı (bir kaç damla)karışımı hazırlayın. Eşyalarınız hem temizlenecek hem de parlayacaktır Çekmeceleri içini boşaltmadan temizlemek istiyorsanız, elektrik süpürgesinin ucuna ince bir çorap geçirin.

Elbisenize sakız yapışırsa, naylon torbanın içerisinde buzluğa koyun. Bir saat bekletin ve çıkartın. Kolayca çıkacaktır.

Halıya sakız yapışırsa üzerinde buz torbası gezdirin.

Eğer galeta ununuz bittiyse ve ekmeğiniz de yoksa mikser ya da blenderden geçireceğiniz kornfleksler aynı işlemi görecektir.

Fırında tavuk kızartacağınız zaman üzerine koyduğunuz baharatlardan içine de koyun. Böylece daha lezzetli olur.

Sert etlerinizi eşit miktarda sirke ve sıvı yağ içerisinde bekletin Yumuşadığını göreceksiniz.

Domates salçanız çok ekşi ise içerisine bir havuç rendeleyin. Havuç, salçanızı (sosunuzu) tatlandıracaktır.

Mantarların daha lezzetli olması için pişirmeden önce üzerlerine biraz tuz ve limon suyu koyun, 5 dakika bekletin. Daha sonra pişirin.

Fırın torbasında tavuk pişirirken; malzemeleri doldurduğunuz fırın torbasının üzerine bir kaç delik açın. Böylece daha çabuk ve iyi pişer.

Ayrıca fırın torbasının içerisine bir kaç diş sarımsak koyarsanız lezzetine doyum olmaz.

Fırında tavuk kızartacağınız zaman bir limonu ikiye bölün, yarısını tavuğun üzerine bastırarak iyice sürün. Diğer yarısını ise tavuğun içerisine yerleştirin. Tavuğunuz nar gibi kızaracaktır.

2 Çorba kaşığı yoğurdu, sulandırılmış 1 çorba kaşığı salçayı ve birazda zeytinyağını derin bir kabın içerisinde karıştırın. Fırına koymadan önce tavuğun her tarafına sürün. Çok daha lezzetli olacaktır.

Satın aldığınız havucun yapraklarını atmayın, salatalarınızda kullanın. Çünkü bu yapraklarda kemik erimesini önleyen kalsiyum bol miktarda bulunur.

C vitamini ısı ile çok çabuk kaybolur. Bunun için C vitamini içeren sebze ve meyveleri fazla bekletmeden taze olarak tüketin.

Hazırladığınız kekin ortasına malzeme koyacağınız zaman bıçak ile kesmenize gerek yok. Dikiş ipliğini kekin etrafına gerip dikkatlice çektiğiniz zaman düzgün bir şekilde kesildiğini göreceksiniz.

Hazırladığınız kekin, fırında pişirirken çökmemesi için hamuru kalıbı ile birlikte fırına koymadan önce 20 dakika kadar dinlendirin.

Satın aldığınız kültür mantarlarını kese kağıdında ağzı kapalı olarak buzdolabının sebze bölümünde saklıya bilirsiniz. En az 2-3 gün tazeliklerini kaybetmezler. Mantarları hiç bir zaman plastik torbada muhafaza etmeyin çünkü yapış yapış olurlar.

Tencerede kalan soslu makarnayı ısıtmak çoğu kişiye zor gelir. Çünkü tencerenin dibi tutar yada alt tarafı ısınır üzeri soğuk kalır.

Makarna kabını kaynar su dolu tencerenin içerisine koyun (benmari usulü) bir süre ocak üzerinde bekletin. Böylece makarnanız kolayca ısınacaktır.

Yumurta yüksek ısıda sülfürik asit çıkaran bir besin olduğu için on dakikadan fazla haşlamayın.

Hamur açarken merdane yerine içi buz gibi su dolu bir şişeyi deneyin.

Hamurunuzun daha kolay açıldığını göreceksiniz.

Pişirdiğiniz sebzelerin renklerini kaybetmemesi için bir kesme şeker yada limon suyu koyun.

Hazırladığınız omletin tavaya yapışmaması için, önce tavayı ocağa koyup iyice ısıtın sonra yağı döküp kızdırın. Daha sonra karışımı tavaya alın ve ocağın altını kısın.

Kesilmiş ve açık havada kalmış soğan zararlıdır. Kullanmadığınız soğan parçalarını saklamayın.

Kavanozdaki hardal kurumaya başladıysa içerisine birkaç damla limon suyu yada sirke ile toz şeker ilave edin iyice karıştırın Çok miktarda alkollü ve alkolsüz kokteyller hazırladığınızda onlardan bir miktarını buz kaplarına yerleştirin. Kokteyllerin içerisine bunları kullanın Böylece sulanıp tatlarını kaybetmeyeceklerdir Uzun süre saklanan kuru soğanlar filizlenmeye başlar ve tazeliğini yitirerek çürür. Kuru soğanları kese kağıdına sardıktan sonra buzdolabının sebze bölümünde muhafaza ederseniz çürüyüp bozulmasını önlemiş olursunuz.

Katı yumurtayı parçalamadan kesmek için kullanacağınız bıçağı önceden sıcak suyun içerisine koyup ıslatın ve kesin. Dağılmayacaklardır.

Akşamdan artan pirinç pilavını ısıtıp yemeği sevmiyorsanız, onu çorbalarınızda değerlendirebilirsiniz.

Kızarttığınız tavuğun tekrar ısıttığınızda lezzetini kaybetmesini istemiyorsanız tavuk parçalarını bir süzgece koyun. Tencerenin içerisinde su kaynatın ve süzgeci üzerine oturtun. Buharda ısıtılan tavuk lezzetinde hiçbir şey kaybetmeyecektir.

Makarnanızı soğuk suyun altından geçirmeniz gereken yegane zaman onu soğuk olarak servis yapacağınız zamandır. Yada üzerine kaynar bir sos döküp anında servis yapacağınız zamandır. O zaman pişirme sürecini durdurmak için soğuk suyun altında gezdirin ve suyunu iyice süzün.

Satın aldığınız kaşar peynirini uzun süre saklamak istiyorsanız onu küçük porsiyonlara ayırın ve buzlukta dondurun. İstediğiniz kadarını çözülmesini bekleyip kullanabilirsiniz.

Maydanozu yemeklerinize ateşten almadan bir kaç dakika önce ilave edin.Çünkü pişmiş maydanoz acımtırak bir tat alır ve vitamini kaybolur.

Kırmızı et ile hazırladığınız yemeklerin daha lezzetli olmasını istiyorsanız etin üzerine bir miktar biberiye serpin, kemik uçlarına sarımsak sürün. Daha sonra az yağ ile fırında kızartın.

Satın aldığınız kahveyi taze saklamak istiyorsanız cam kavanoza boşaltıp içine iki adet kesme şeker atın. Ağzını sıkıca kapatın. Kahvenin taze kaldığını göreceksiniz Limondan daha fazla su elde etmek istiyorsanız, limonu yıkayıp kuruladıktan sonra çatal ile bir kez delin, sonra suyunu sıkın.

Satın aldığınız kiviler çok sert ve ham ise bir gece boyunca plastik bir torba içerisinde elma ve armut ile saklayın.

Patates pürenize değişik bir koku vermek istiyorsanız içine bir miktar hindistancevizi atın. Tadının çok değiştiğini göreceksiniz.

Yaptığınız böreğin kıvamında pişmesini istiyorsanız fırına koymadan önce birkaç saat buzdolabında bekletin. Böylece çok daha lezzetli olacaktır.

Kahvaltı yada çay saati için hazırladığınız hamur kızartmalarının daha lezzetli olmasını istiyorsanız, hamura eklediğiniz kabartma tozuna biraz toz şeker katın.

Elma formunuzu korumak için ideal bir iştah kesicidir. Ayrıca sabah aç karnına yendiğinde bağırsakları çalıştırır.

Bir adet kivide, bir portakalda olan C vitaminin iki katı vardır.

Yoğurttan daha fazla yararlanmak istiyorsanız suyunu atmayın. Yoğurdun tüm mineral ve vitaminleri bu suyun içinde bulunmaktadır.

Evinizde mayonez hazırlarken bir kez de zeytinyağı yerine susam yağını deneyin. Mayonezinizin daha lezzetli olduğunu göreceksiniz.

Yemeğinizin yağı fazla kaçtı ise içine bir kaç küp buz atarak yağların buzun üzerine toplanmasını sağlayabilirsiniz.

Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda çok az haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçükte doğrayın ve pilav yaparken içine katın. Pilavınız daha lezzetli olacaktır.

Dondurduğunuz sebzelerin uzun bir süre tazeliklerini korumalarını istiyorsanız dondurmadan önce kaynayan su içerisine batırarak 2-3 dakika şok haşlama yapın, ardından hemen soğuk suya tutun. Suları iyice süzüldükten sonra naylon torbalara doldurup havasını alın ve dondurun.

Kök ve yaprakları beraber yenilen sebzeler pişirilirken önce kökleri ince ince doğranıp tencereye konulmalı. Yaprakları ise daha sonra ilave edilmeli. Böylece besin değerleri kaybolmayacaktır.

Evde pasta yaparken kullandığınız meyve şekerlemelerinin dibe çökmesini istemiyorsanız hazırladığınız hamura bir miktar mısır unu ilave edin.

Meyveler pişerken suları yoğunlaşır ve dibe çökmezler.

Kek kalıbınızın içine hamurunuzu dökmeden önce ortasına bir şerit alüminyum folyo koyun. Böylece kekinizi pişirdikten sonra kolayca çıkartabilirsiniz.

Satın aldığınız balığı hemen pişirmeyecekseniz, parçalara ayrılmış olarak almayın. Temizlenmiş, bütün olarak alın. Çünkü derisiz et zararlı bakterilere karşı daha açık ve duyarlıdır.

Naftalin kokusundan hoşlanmıyorsanız, dolapların içine limon kabuğu ve karanfil taneleri koyun. Böylece hem güve gelmeyecek hem de giysileriniz güzel kokacak.

Lahana ve karnabahar pişirirken çıkan kokuyu önlemek istiyorsanız tencerenin kapağına bir dilim ekmek koyun.

Soğan, sarımsak kesmeden önce parmaklarınıza limon suyu sürerseniz , istemediğiniz kokulardan kurtulmuş olursunuz.

Kızartma kokularının bütün eve yayılmaması için yağın içerisine bir iki dal maydanoz atın.

Lambalarınızın üzerine kullanmadığınız kokularınızdan veya biraz vanilya sürerseniz, lambalarınızı yaktığınızda mis gibi koku yayılacaktır.( Fazla sürmeyin.)

Evinizin mis gibi kokmasını istiyorsanız, bir kaç tane karanfili az su ile kaynatın.

Kötü kokan spor ayakkabılarınızın içerisine biraz bikarbonat koyun ve bir gece bekletin. Sabahleyin silkeleyin. Kötü kokulardan eser kalmayacaktır.

Parfümü bitmiş küçük parfüm şişelerini atmaya kıyamıyorsanız onları çamaşır dolabınıza koyun. Böylece çamaşırlarınızın hoş kokmasını sağlarsınız.

lutas
01-12-2004, 17:47
Yook bence niyeti o değil.!
Niyetini anlamak için mesleğine bakmak gerekiyor sanırım.
:D

Sigorta emeklisi
25 dönüm arazi

PARA KONUŞTURUYOR İŞTE...

AloneWolf
01-12-2004, 18:08
Sigorta emeklisi
25 dönüm arazi

PARA KONUŞTURUYOR İŞTE...Özellik 3 : Anahtarcılık mesleğim var.
Bir nevi çilingir miş arkadaş :D

lutas
01-12-2004, 18:10
Sizden kaçmamalıydı Wolf
Bi de günün Cv sinde ki ayrıntıları yorumlayın.

Forever
01-12-2004, 18:12
Özellik 3 : Anahtarcılık mesleğim var.
Bir nevi çilingir miş arkadaş :D
Güzel, geleceği olan bir meslek.. nede olsa günden güne hırsızlıklar artıyor..

lutas
01-12-2004, 18:13
Yook bence niyeti o değil.!
Niyetini anlamak için mesleğine bakmak gerekiyor sanırım.
:D

Şimdi Tezgahtarın adı Satış Temsilcisi.
Bu Bey de o minvalde süsleyeyim demiş heralde.

Forever
01-12-2004, 18:14
Sn AloneWolf avatar müthiş...

AloneWolf
01-12-2004, 18:24
o avatarın büyük hali daha da müthiş di ;)

lutas
01-12-2004, 18:25
***

Mesela 89 da Hisseyi alıyor.
90 da Zarar ettiğini anlıyor.
91 de bundan dersler çıkarıyor.

AloneWolf
01-12-2004, 18:29
Sizden kaçmamalıydı Wolf
Bi de günün Cv sinde ki ayrıntıları yorumlayın.O kadar ayrıntıya girersek objektif'in gazabına uğrarız.
Kısa ve öz yani adamın istediği.
ayrıntı 3 numaralı özellikde gizli Anahtarcılık mesleğim var.
(ANahtarcılık kapı açmak için millete anahtar yapan kişilerdir :) )
artık kendine anahtar yapmak istiyor sıkılmıştır. ve inanmayanlar olur diye erkekliğimden şüphem yok demiş. :D
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/dragon109.gif

DEVadam
01-12-2004, 18:30
....

lutas
01-12-2004, 18:30
o avatarın büyük hali daha da müthiş di ;)

Eee. Ne de olsa eski toprak işte... :rolleyes:

lutas
01-12-2004, 18:37
O kadar ayrıntıya girersek objektif'in gazabına uğrarız.
Kısa ve öz yani adamın istediği.
ayrıntı 3 numaralı özellikde gizli Anahtarcılık mesleğim var.
(ANahtarcılık kapı açmak için millete anahtar yapan kişilerdir :) )
artık kendine anahtar yapmak istiyor sıkılmıştır. ve inanmayanlar olur diye erkekliğimden şüphem yok demiş. :D
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/dragon109.gif

Buna eyvallah.
180486 da ki CV yi demiştim Sn.Wolf

DEVadam
01-12-2004, 18:38
....

Forever
01-12-2004, 19:08
O kadar ayrıntıya girersek objektif'in gazabına uğrarız.
Kısa ve öz yani adamın istediği.
ayrıntı 3 numaralı özellikde gizli Anahtarcılık mesleğim var.
(ANahtarcılık kapı açmak için millete anahtar yapan kişilerdir :) )
artık kendine anahtar yapmak istiyor sıkılmıştır. ve inanmayanlar olur diye erkekliğimden şüphem yok demiş. :D
http://fotoalbum.e-kolay.net/gallery/specialistwolf/pictures/dragon109.gif
AloneWolf neden böyle soluyorsun? kime kızdın? :D

SENOL
01-12-2004, 20:09
AloneWolf neden böyle soluyorsun? kime kızdın? :D
neye kızacak dow boyle cosmusken ımkb de boyle dusus devam edınce boyle solumaya devam edecek ne zamanki ımkb duzluge cıkacak ozamanda gulecek :D

balaban
01-12-2004, 20:39
Arada benzerlik var mı?

balaban
01-12-2004, 20:41
...

balaban
01-12-2004, 21:07
...

balaban
01-12-2004, 21:17
...

balaban
01-12-2004, 21:23
...

balaban
01-12-2004, 21:48
....

balaban
01-12-2004, 21:58
...

balaban
01-12-2004, 22:03
Bilgisayar karşısında otura otura bu adam gibi olur muyuz?

balaban
01-12-2004, 22:10
Adam olacak çocuk

balaban
01-12-2004, 22:11
...

balaban
01-12-2004, 22:13
İşe giriş rekoru

balaban
01-12-2004, 22:20
İyiki içinde ben yoktum.

balaban
01-12-2004, 22:27
Microsoft Teknik Servisi

balaban
01-12-2004, 22:32
İlginç değil mi?

balaban
01-12-2004, 22:38
Reklamlar

balaban
01-12-2004, 22:44
Bunlar kiltin altına birşey giymiyorlarmış.

onkel 3
01-12-2004, 22:49
Ya arkadaslar ben bu resim ekleme olayInI bir türlü beceremedim. Ya Türkce yada Almanca yardImcI olursanIz menmun olurum.
Tesekürler

balaban
01-12-2004, 22:58
Cevap yaz'a girin. Diğer özellikler bölümünde 'Manage Attachments'e tıklayın. Açılan pencerede 'Gözat'a tıklayın, resmi bulun, 'Upload' tıklayın, resmi yüklediğinde 'pencereyi kapat yazısı görünür, onu kapatın. Mesajı gönderin.

balaban
01-12-2004, 23:13
yemeğinle oynama

Salacaklı
02-12-2004, 02:28
Lotoyu kazandım diyerek yalan söylediği için hapis yattı çıktı...Bu kez gerçekten de kazandı

Romanya'da 3 yıl önce lotodan büyük ikramiyeyi kazandığı yönünde yalan beyanda bulunduğu iddiasıyla hapis yatan bir kişi, bu kez gerçekten lotoyu tutturdu. "Kazanacağımı biliyordum" diyen Stancu Ogica 1 milyon Romen leyi, yani yaklaşık 25 bin Euro kazandı

Ogica 3 yıl önce lotodan 1 milyon dolar tutarındaki büyük ikramiyeyi kazandığı biletinin çalındığını iddia etmişti. Mahkeme bu iddianın gerçekdışı olduğu ve Ogica'nın sahtecilik girişiminde bulunduğu sonucuna varmıştı. 35 yaşındaki Ogica, 2001'deki olayda haklı olduğunda ısrar ediyor.

Hükümete dosyasının yerinde görülmesi için başvuruda bulunan Ogica, duruşmalardan önce kendi lehindeki kanıtların kaybolduğunu savunuyor. Ogica, 'Geçen sefer şans yanımdaydı, ama ben bunun tadını çıkaramamıştım' diyor. Ogica, 2001 yılındaki olayda apartmanının girişinde saldırıya uğradığını ve lotoyu kazandığını iddia ettiği biletinin çalındığını söylemişti. Ogica, 2003 yılında cezaevinden tahliye olduktan sonra da loto oynamaya devam etti. Ancak artık önlemini de alarak... 'Loto biletlerinin üzerine adımı yazıyorum, böylece herhangi bir karmaşa yaşanmayacak' diyen Ogica, şunu da eklemeyi ihmal etmedi: 'Kazanacağımı biliyordum.'
01/12/2004 15:11

spek_avcısı
02-12-2004, 03:49
dibini görene helal olsun ne ev ama :D
(dial uplar girmesin bence :) )
http://www.mrwong.de/myhouse/

lutas
02-12-2004, 10:26
Margarin ve tereyagi!!!

Margarin ve Tereyağı arasındaki farkı biliyor musunuz?

Sonuna kadar okuyun.... Çok ilginç.

Her ikisi de hemen hemen aynı kaloriye sahiptir.
Tereyağı çok az daha fazla doymuş yağ oranına
sahiptir. 8 grama 5 gram.

Harvard Tıp Fakültesinin çalışmasına gore tereyağı ile
karşılaştırılınca margarin yemek kadınlarda kalp hastalığına yakalanma
olasılığını %53 artırıyor.
Tereyağı yemek yiyeceklerdeki diğer besin öğelerinin emilimini artırıyor.
Tereyağının besinsel değeri yüksek olmasına rağmen margarinin çok düşüktür.
Çünkü katkılıdır.
Tereyağı margarinden çok daha lezzetlidir ve diğer yiyeceklerdeki adları zenginleştirir. Tereyağı yüzyıllardır bilindiği halde margarin 100 yıldan az bir süredir yapılmaktadır.

Ve şimdi margarine gelelim...

* Yağ asitleri çok yüksektir...
* Koroner kalp hastalığı riskini üçe katlar...
* Toplam kolesterolü ve LDL'yi yükseltir. (Kötü kolesterol)
* HDL'yi düşürür. (iyi kolesterol)
* Kanser riskini beş katına çıkarır...
* Anne sütünün kalitesini düşürür...
* Bağışıklık sistemini zayıflatır...
* İnsülin tepkisini düşürür.

İŞTE EN İLGİNÇ KISMI!

Margarin plastikten yalnızca 1 molekül farklıdır.

İşte bu gerçek beni hayatım boyunca bir daha margarin
ve diğer hidrojene yiyecekleri yemekten alıkoymuştur .
(Hidrojene demek moleküler yapısına hidrojen eklenmiş
demektir.) Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket
margarini alın ve gölge bir yere koyun. İki gün içinde
şunları gözlemleyeceksiniz.
Üzerinde bir tane bile sinek yok! (Bu size birşeyler anlatmalı.)
Çürümemiş ve kötü kokmamıştır. Çünkü hiçbir esin değeri yoktur ve
üzerinde hiçbir şey gelişmez.
Hatta mikro organizmalar bile yerleşmez
Neden? Çünkü nerdeyse plastiktir. Evdeki plastik
kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz?
Lütfen bu bilgiyi sevdiklerinize yollayın ne yediğimizi onlarda bilsin...

>>>diyo birisi-YORUMSUZ<<<

lutas
02-12-2004, 10:34
Hep gerilerde seyrettiğimiz dünya sıralamalarında sonunda birinciliğe yükseldik!

Rekorumuz TV'ye nasıl kilitlendiğimizin kanıtıydı. Milli Eğitim Bakanlığı'nın son araştırması günde 4 saat TV izleyen bir toplum olarak Amerika'yı bile solladığımızı ortaya koydu. Kitap okuma oranlarında en son sıralarda sayarken... Bir yılda 6 Türk'e bir kitap düşüyor, bir Japon'un yılda okuduğu kitap sayısı ise 25.

Okuma özürlü toplumumuzun ekranbaşı merakını belgeleyen son araştırma da CHP MYK üyesi İstanbul Milletvekili Bülent Tanla'dan geldi. Bu verilere göre Avrupalılar'dan daha geç yatıyor, daha geç kalkıyoruz. Uykuda geçen ortalama süremiz ise 8 saat. Televizyona ayırdığımız 4 ve uykuda geçirdiğimiz 8 saati toplarsak, günümüzün yarısı uykuda ve yarı uyuşuk halde TV karşısında geçiyor. "Uyku ve Televizyon seyretme alışkanlıklarımızda Avrupa Birliği düzeyinin çok gerisindeyiz" diyen Tanla'nın açıkladığı veriler TV'kolik halimizin kanıtı:

Geç yatıyoruz
Türk halkının yüzde 89.1'i gece 22.00-01.00 saatleri arasında yatıyor. Akşam 23.00-01.00 saatleri arasında uykuya yatanlar ise yüzde 83.6 oranında.

Geç kalkıyoruz!
Halkın yüzde 84.6'sı da sabahları 06.00 ile 08.00 arasında uyanmakta. Geç yatma merakı kırsal alana ve köylere gittikçe düşüyor. Bu yörelerde uyku alışkanlıkları daha erken yatıp, daha erken kalkmak yönünde.

8 saat uyuyoruz
Araştırma verilerine göre Türk halkı ortalama 7.5-8.0 saat uyuyor.

lutas
02-12-2004, 11:05
***

lutas
02-12-2004, 11:08
***

gemici
02-12-2004, 11:09
dibini görene helal olsun ne ev ama :D
(dial uplar girmesin bence :) )
http://www.mrwong.de/myhouse/
üst katlarda bir tane boş yer vardı kaça verirler acaba............................

alanyafatihi
02-12-2004, 11:19
yaya yolu

lutas
02-12-2004, 11:27
Çevir Selçuk :
APTALLAR İÇİN BAŞKANLIK

lutas
02-12-2004, 11:29
***

lutas
02-12-2004, 11:44
***

alanyafatihi
02-12-2004, 11:56
PROF. NEUMARK’IN İTİRAFLARI
Avrupa ülkeleri, bilhassa akıl hocaları İngilizler, planlarını hep İslam düşmanlığı üzerine kurdular. “Ne yapalım da İslamiyet zayıflasın, dolayısıyla Hıristiyanlık kuvvetlensin” düşüncesi bu planlarına esas oldu. Dün olduğu gibi bugün de geçerlidir bu kural. Demokrasi, din ve vicdan hürriyeti kendileri için, yani Hıristiyanlık için geçerlidir. Müslümanlar için böyle bir şey söz konusu değildir. “Nerede görülürse sinsice yok edilmelidir ” prensibi uygulanmış hep. En büyük düşmanları da Osmanlı olmuş. Sebebi de şu: İslamiyeti, Eshab-ı kiramdan sonra gerçek manada, en mükemmel şekilde sadece Osmanlılar temsil etmişler ve üç kıtaya yaymışlar. Dünyanın en büyük Müslüman Türk İmparatorluğunu kurmuşlar. Türk = Müslüman olarak algılanmış asırlar boyunca. Hal böyle olunca da nasıl yeni nesli, Osmanlıdan uzak tutabiliriz hesabı yapıldı. Bu yapılmazsa gerçek islamı öğrenirler diye korkuyorlar. Bunun için de Abbasilerden sonraki islam tarihini dondurdular; yok farzettiler. Çünkü bundan sonra, Selçuklulular ve Osmanlılar dönemi geliyor. Ne zaman dolaptan çıkardılar? Birinci Dünya savaşından sonra, yani Osmanlının fiilen bitişinden sonra. Bu dönemi merak edenlere karşı da devamlı karalama kampanyaları düzenlediler. Çeşitli akıl almaz iftiralar sebebi ile de Arap ülkelerinde ve bizde de bu kampanyalar
kabul gördü. Bilhassa, Arap ülkelerinde arap milliyetçiliğini kuvvetlendirerek, asırlardır kendilerine hizmet eden Osmanlıya Arap ülkelerini düşman ettiler. Batının bu faaliyetlerini, sadece biz söylemiyoruz, kendilerinden insaf sahibi olanlar da söylüyor. Bunlardan biri de Alman Prof. Dr. Fritz Neumark’tır. Her Müslümanın bilmesi gereken çok önemli tespitleri var bu meşhur ilim adamının. Kimdir Bu Neumark? Yabancı sayılmaz, bizi ve Avrupa’yı çok iyi tanıyan biri. Hitler’in zulmünden kaçarak 1933’te Türkiye’ye gelen, İstanbul Üniversitesi İktisat ve Hukuk Fakültelerinde , maliye ile iktisat dersleri veren,1952’de Almanya’ya döndükten sonra Frankfurt Üniversitesinde hocalık ve rektörlük yapan, Türkiye’de kaldığı 1933-1952 yılları arasında ülkemizde Cumhuriyetin yerleşmesinde önemli katkıları bulunan bir ilim adamıdır Alman Prof. Dr. Fritz Neumark. Yıllar sonra ziyarete geldiği ülkemizde kendisine, Avrupa’nın bizi sevmemesinin, ezeli düşmanlığının sebebi sorulduğunda samimi itiraflarda bulunuyor. Diyor ki: “Çok samimi olarak itiraf edeyim ki, Avrupalı, Türkleri sevmez ve sevmesi de mümkün değildir. Asırlardır Kilisenin Türk ve İslam düşmanlığı Hıristiyanların hücrelerine sinmiştir. Sebeplerine gelince; en başta Müslüman olduğunuz için sevmez. Ama faraza, laiklik şöyle dursun, Hıristiyan olsanız da size düşman olarak bakmaya devam ederler. Çünkü sizler hangi kimliğe bürünürseniz bürünün, her zaman onların korkulu rüyasısınız. Sizi silahla yenemeyenler, sizleri kendilerine benzeterek hakimiyet sağlamağa çalışıyorlar. Böylece kendilerini İslamiyet tehlikesinden korumuş olacaklar. Sizler farkında değilsiniz, ama onlar şu gerçeğin farkındalar: En az 400 yıl Avrupa’da sırtımızda ve ensemize at koşturdunuz. Selçuklular Anadolu’yu, Osmanlılar ise Orta Avrupa ve Balkanlar’ı, Haçlı ordusuna mezar ettiler. Bizlere medeniyeti, insanlığı öğrettiler. Avrupa Müslüman olma tehlikesiyle karşı karşıya geldi. Osmanlı Arşivi, tam olarak ortaya çıkarsa, bugünkü tarihlerin yeniden yazılması gerekir. Sizler, gerçek hüviyetinize döndüğünüz an, Avrupa’nın refahı ve medeniyeti yıkılır. Bunun için sizler, Avrupa’nın tarihi düşmanısınız ve daima düşman olarak kalacaksınız. Selçuklu ve bilhassa Osmanlı ,İslamiyet uğruna her şeyini feda etmeseydiler, İslamiyet bugünkü varlığını belki sadece Hicaz da varlığını devam ettirirdi. Kaldı ki ,Vehhabiliği kuranlar da, İngiliz Sömürgeler Bakanlığının adamla