PDA

View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.


Pages : 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 [24] 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51

Fatih
16-12-2004, 20:16
buyrun bir mahir daha ama gülümsetici atmasyon hikayelerle.. :D

San Francisco
16-12-2004, 22:42
Hep insanlar mı balık avlayacak? :).
Akıllı köpek balığı imiş..:)

Golfer
17-12-2004, 01:29
Bir mail grubundan bana ulaştı aşağıdaki yazı. Sanırım İtiraf.com 'dan..

Yer: Akmerkez. İşim gereği her zaman silah taşırım. Üzerimde silah
olduğunu güvenlik görevlileri farkedene kadar söylemem. Akmerkez'in
kapısından girdim. Güvenlikçi arkadaş bir eliyle dedektörü vücudumda
dolaştırırken diğer eliyle de belimi kontrol etti ama silahı
farkedemedi. El dedektörü de uyarı vermedi. Kafama takıldığı için
biraz sonra dışarı çıkıp tekrar girdim. Yine aynı şey olunca silahlı
olduğumu ve dedektörün arızalı olduğunu söyledim. Cevap: "Yok abi,
dedektör kapalı da ondan. Tipi bozuk olan kişilerde açıyoruz. Yoksa
pili çabuk bitiyor." :hayır:

Forever
17-12-2004, 10:22
fiskos fiskos fiskos... :D

alanyafatihi
17-12-2004, 10:26
Son yurtdışı seyahatimde Londra Trafalgar Square'de bir imza kampanyası yapan bir grubun ne ile alakalı olarak imza kampanyası düzenlediklerini merak ederek yanlarına yaklaştım ve baslangıçda gördüklerime şaşırmadım. Çifte standartlığı ve her fırsatta terörizme karsı olduğunu ifade eden bu Avrupa ülkesinde üç beş eşkıya PKK-KADEK adına imza topluyorlardı. Niyetleri terorist basinin özgürlüğünü kazanması imiş... Daha önce ifade ettiğim gibi bu sasirttici değil ama imza kampanyasının büyük sponsorlarından birinin ülkemizde de faaliyet gösteren SEVEN-ELEVEN firması olduğunu görünce afalladım. Türkiye'ye döndüğümde gördüğüm bir detay ile şaşkınlığım bir kat daha arttı. Seven Eleven mağazalarının tabelalarındaki renkler tamamı ile PKK bayrağındaki renklerle ayni; yani adeta PKK-KADEK bayrağı...

Forever
17-12-2004, 10:28
10 Ocak 2004 Tarihli Cumhuriyet Bilim Teknik'deki okur sorusu ve yanıtı



* Soru: Bir okuyucumuz soruyor: "Öldükten sonra fosil olmak istiyorum. Bu amacımı gerçekleştirmek için nasıl bir yerde gömülmeliyim? Ne kadar sürede fosil haline gelebilirim?"
* Yanıt: Fosil olmaya bu kadar meraklı olmanızı takdirle karşılıyoruz. Ancak dünyaya insan olarak gelmekle başlangıçta hata yapmışsınız. Sert, mineralli bir dış kabuğunuz olsaydı ve deniz altında yaşasaydınız şansınız daha yüksek olurdu. Bu durumda elimizdekilerle idare etmek zorundayız. Yani iç kısmında sert bir iskelet, dış kısmı yumuşak bir yapının fosilleşme olasılığını araştıracağız. Eğer dağlara tırmanmaya veya kayak yapmaya meraklıysanız ve yaşamınız bir buzul yarığında noktalanmışsa pörsümüş bir mumya olup çıkarsınız. Ancak bu gerçek bir fosilleşme değildir. Sadece çürümeyi ertelemiş olursunuz. Jeolojik zamanın tahribatına dayanmak istiyorsanız, özellikle dişlere ve kemiklere özen göstermelisiniz. Bunların fosilleşmesi için ilave minerallere ihtiyaç duyarsınız. O yüzden beslenmenize dikkat etmelisiniz. Peynir ve süt bu bağlamda kemiklerdeki kalsiyumu artırır. Ayrıca diş sağlığınızı ihmal etmemelisiniz. Çünkü uzun vadeli bir geleceğin en güçlü adayları dişlerdir. Diş randevularınıza sadık kalmaya gayret edin. Bir sonraki aşamada sıra yer sorununa gelir. Öyle bir yerde ölmelisiniz ki uzun süre sizi kimse rahatsız etmemeli. Bazı insanlar için mağaralar en ideal gömülme merkezleridir. Bunun için de mağaracılık eğitimi almanızı öneririz; özellikle evinizin yakınlarındaki mağaraları keşfe çıkmalısınız. Alternatif olarak çok hızlı bir şekilde gömülmeye bakmalısınız. Bu, cenaze merasiminizin kısa sürmesi gerektiği anlamına gelmemeli. Çok doğal ve dramatik bir gömülme için volkanik bir patlama veya ''Aman Tanrım bu ne...'' ile başlayan ancak tamamlanamayan cümlelere yol açan doğal felaketleri tam yerinde ve zamanında yakalamalısınız. Bu fırsatı yakalamak için seyahat etmelisiniz. Akarsu taşkınları zamanında vadilerde kamp kurmak bu bağlamda çok yerinde bir karardır. Veya yağmur mevsiminde tropik nehirlerin kıyısında yürüyüşe çıkmanızı öneririz. Böylece son derece ince ve kıvamlı bir çamurun içinde huzurla istirahat edebilirsiniz. Bir başka seçenek de patlamaya hazır bir yanardağın eteklerinde piknik yapmaktır. Ancak bu konuda jeoloji konusunda uzman bir arkadaşınızdan piknik yeri hakkında bilgi almalısınız. Zira unutmayın ki hedefiniz lavların sizi yakarak yok etmesi değil, küllerin altında gömülmektir. Piknikten söz açılmışken, fosilin mide muhteviyatı yaşam tarzına ilişkin çok önemli bir bilgi kaynağı oluşturduğundan son akşam yemeğinizin katı yiyeceklerden oluşmasına özen gösterin. Ancak katı denilince aklınıza pizza veya hamburger gelmesin. Kabuklu deniz ürünleri (kabuklarıyla birlikte yenmesi tavsiye edilir) veya iri çekirdekli meyveler (çekirdekleri olduğu gibi yutmalısınız) geleceğin bilim adamlarına heyecanlı anlar yaşatabilir. Nihai olarak arkanızda bazı izler bırakmalısınız. Sözgelimi ebedi istirahatganıza giderken arkanızda ayak izi bırakmalısınız. Hatta araştırmacıları şaşırtmak için bu yolu seke seke veya hoplayarak kat edin. Böylece ne menem bir yaratık olduğunuzu keşfetmekte biraz zorlansınlar. Şunu iyi bilin ki fosil olma şansınız, milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazanma şansınızdan daha azdır. Herşeye karşın fosil olmayı becerirseniz irtibatı koparmayın. Jeologlar her zaman yeni türleri bulmaya can atarlar. Dolayısıyla nerede olduğunuzu bize bildirin. Böylece bir milyon yıl sonra sizi mezarınızdan çıkartırken, uzun süre belleklerden silinmeyecek bir ''fosil çıkartma töreni'' düzenleyebiliriz.

AloneWolf
17-12-2004, 10:47
"Hatalıysam cep telefonuna hata yazıp bir boşluk bırak 9999'a gönder Hatasız Kul Olmaz melodisi cebinize gelsin."

alanyafatihi
17-12-2004, 10:49
Hafta sonu güney Ege ve batı Akdeniz’de etkili ve sürekli yağış bekleniyor.

Tarih: 16.12.2004 Saat: 10.20 Sayı: 065

Yurdun batı kesimleri Cumartesi sabah saatlerinden itibaren orta Akdeniz üzerinden gelen ılık ve yağışlı havanın etkisine girecek.

Cumartesi sabahı güney Ege ve batı Akdeniz kıyılarında başlayacak sağanak yağışlar, hafta sonunda Marmara, Ege, batı Akdeniz, iç Anadolu’nun batısı ile batı Karadeniz bölgelerinde devam edecek. Rüzgar; Cumartesi ve Pazar günleri yurdun batı kesimlerinde kıble ve lodosdan kuvvetli ve kısa süreli fırtına şeklinde esecek.

Sağanak yağışlar; hafta sonu kuvvetli lodosla birlikte güney Ege ve batı Akdeniz kıyılarında etkili ve sürekli olacak.

Hava sıcaklığı yağışa rağmen yarın (Cuma) batı kesimlerde, hafta sonu iç ve batı bölgelerde (4 ila 6 derece) artacak.

Güney Ege ve batı Akdeniz’de beklenen etkili ve sürekli yağışların oluşturacağı olumsuz şartlara karşı ilgililerin ve vatandaşların tedbirli olmaları gerekir.


16.12.2004 günü saat 11:05:14"de güncellenmiştir.




METEOROLOJİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
Ayrıntılı bilgi için; Tel :(312) 360 79 12 Fax :(312) 360 16 15

AloneWolf
17-12-2004, 12:04
Filmin çekimleri ilginç kazalar meydana geldi. Işıkçılar film sırasında açılan kuyulara düştü. Set ihtiyaçlarını taşıyan araç kaza yaptı. Çekimler sırasında ise oyuncuların hastalandığı filmin galasında da yangın çıktı.

FİLMİN KONUSU
700 yıl önce... Anadolu’nun bir köyünde yaşlı bir kadın bütün köyü kız çocuklarının uğursuzluğuna inandırır. Köylüler doğan kızlarını diri diri gömerler. Koca köyde sadece bir adam kadına inanmaz, kızını gömmez. Bunun üzerine yaşlı kadın kötü cinlerin yardımıyla kara büyü yapar. Adam kötü cinin etkisine girerek kızını katleder. Cinin etkisinden çıkınca kızının acısına dayanamaz, evinin önündeki ağaca kendini asar. Köy lanetlenir, herkes köyü terk eder.
Yıl 2004. Ayşe, hep hayalini kurduğu bir kazı teklifi alır. Beş kişilik bir ekiple büyünün yapıldığı köye Artuklu hükümdarı Sultan Salih’e ait bir kitabı aramaya gider. Ayşe’nin çocukluk arkadaşı Zeynep, yıllardır Ayşe’nin kocası Tarık’a aşıktır. Tarık’ı elde etmek için büyücüye gider. Ayşe’nin gittiği köyü öğrenen büyücü, 700 yıl önceki büyüyü tekrarlar. Canlanan kötü cin ekibin kabusu haline gelir.

İŞTE FİLM EKİBİNİN BU GECEKİ YANGINA KADAR BAŞINDAN GEÇENLER
Büyü Filmi'nin çekimlerine 15 Temmuz'da başlandı. Filmin çekimleri devam ederken sette pek çok garip olay ve kaza yaşandı...

Filmin köy çekimleri esasında, kavga sahnesine hazırlan Ece Uslu ve Dilek Serbest, kendilerini rollerine öyle çok kaptırdılar ki çekim bittiğinde ikisinin de yüzü gözü gerçekten kan içindeydi. Büyünün ve kötü cinlerin/ kötü güçlerin anlatıldığı film setinde kazalar ve aksiliklerin sonu gelmedi. Set ekibi hemen her gün bir kaza atlattı, ölümden kıl payı döndü.

Daha setin ikinci gününde çekim hazırlıkları yapılırken dolly operatörü üç yüz kiloluk malzemenin altında kaldı. Neyseki kaza küçük sıyrıklarla atlatıldı ve set elemanı iki gün dinlendikten sonra görevininn başına döndü. Bu kazanın üstünden üç gün bile geçmeden, bu kez de ışık asistanı sahne için malzemelerini kurarken altı metrelik kuyuya düştü ve yüzüne/vücuduna aldığı darbeler nedeniyle hastaneye kaldırıldı.

Bir tepede kazı sahnesi için oldukça keyifle çalışan ekip, çekimler devam ederken, yukarıdan yamaçtan gelen gürültüyle irkildi, koca bir kaya Ece Uslu'nun üzerine doğru yuvarlanmaktaydı. Ezilmekten rol arkadaşı Okan Yalabık sayesinde son anda kurtulan uslu, olayın şokunu saatlerce üstünden atamadı. Kayanın yuvarlandığı esnada kayıtta olan Orhan Oğuz, bu görüntüleri filme aynen eklemeye karar verdi.

Filimdeki tuhaf olaylarda son perde, mağara çekimleri esnasında cereyan etti. İstanbul'dan filmin montaj uzmanından gelen telefonla, hazırlanması için İstanbul'a gönderilen bir kutu negatifin boş çıktığı öğrenildi. Çekimlerini 70 kişilik ekibin yaptığı, içinde CİN'in aktive olma sahnesinin yer aldığı bantların İstanbul stüdyolarında boş olduğu anlaşıldı. Saatlerce süren çekimlerin boşa gittiğini anlayan ekip, şok geçirdi. Yönetmen Orhan Oğuz ve yapımcı Faruk Aksoy, hali hazırda ekibi tedirgin etmekte olan bu sahneyi iptal etti. Filmin iptal edilen sahnelerinin görüntüleri sitemizde yer almaktadır.

Filmimizin görsel tasarımları, web-site dizaynı ve reklam işleri ile ilgilenen Serdar Kutlu Creative Workshop ekibi, film setine konuk olarak Mardin'e geleceği gece soyulduğunu öğrendi. İçinde BÜYÜ'yle ilgili tüm görsel çalışmaların da bulunduğu makinelerin harddiskleri çalındı. Hemen ardından görsel tasarımlarımızı yapan ajans art directorü Nurdan Özçin omuriliğini incitti. Ajans içindeki gerilim herkese yansıdı ve ofis içinde devamlı surette şiddetli münakaşalar yaşandı. Web-site tasarımı ekibin üzerine çöken olumsuz hava nedeniyle beklenenden uzun süreye yayıldı.

Filmin çekimlerinde her yeni gün setteki tuhaf olaylara ve kazalara gebe. Filmin başrol oyuncularından İpek Tuzcuoğlu ise setin en şanssızlarından. Hemen her çekimde bir kaza atlatan Tuzcuoğlu'nun adı ekip arasında şanssız kız olarak anılmaya başladı. Son çekimlerde kafasını mağaranın girişine çarpan oyuncu, aynı çekimin tekrarında yere düşerek kuyruk sokumunu zedeledi. Daha evvelki çekimlerde de boğulma tehlikesi atlatan Tuzcuoğlu, hemen hastaneye kaldırıldı ve Röntgen çekildikten sonra kaldığı otelde istirahata çekildi.

İpek Tuzcuoğlu filmin çekimleri sırasında başından geçenleri TAKVİM Gazetesi'ne şöyle anlatmıştı:
İpek Tuzcuoğlu, Mardin'de çektiği korku filmi yüzünden müthiş zayıfladı ve depresyona girdi.
Asmalı Konak'taki Dicle karakterinden sonra ilk kez farklı bir rolle izleyici karşısına çıkacak olan güzel oyuncu, 'Büyü' adlı filmin öyküsünü ve çekimler sırasında başından geçen garip olayları anlattı...

* Büyü'de bir arkeoloğu oynuyorum. Bunlar bir ekip olarak Mardin'in bir köyüne araştırma yapmak üzere yola çıkıyorlar. Bende bu ekibe dahil oluyorum. Ve 700 yıl önce yapılmış bir büyü tekrar günümüzde harekete geçiyor.

* Ben cevşen taşırım yanımda. Bu arada iş teklifi geldi, Faruk Bey dedi ki, "Yanınızda cevşen taşıyın." Bir baktım cevşenim kayboldu. Onu bana annem almıştı, Mardin'e gittik ve ben bir hafta cevşen alamadım. Tutturdum cevşen alın bana diye. Üç tane cevşen taktım. Beni koruduğuna inanıyorum. Filme başladık ve her gün sette birşey oldu.

* Büyünün olduğunu, yapanları biliyorum. İyi büyü yapan da var, kötü büyü yapan da var. Ve ben hemen her sahnede düştüm. İlk tifo hastalığına yakalandım. Çünkü Kapadokya'da da dizanteri oldum. Çünkü biliyorum kapalı su içeceksin, yoğurt yemeyeceksin. Sonra bir sahne var, korkmamız gereken ve ben arkamda duvar var zannediyorum. Hepimiz korkacağız ve ben duvara çarpacağım. Ama arkada duvar yokmuş ve ben bir düştüm. Yerde kırık şarap şişesi varmış, kollarımı kesti. Mağara sahnesinde kafamı çarpmam gerekiyordu. Ben de biraz gerçekçi olsun diye öyle bir çarptım ki kafam şişti. O çarpmanın şiddetiyle yere düştüm ve sivri bir taş kuyruk sokumumu zedeledi.

* Onun dışında çarpıldım. Hiç olacak birşey değil. Ellerim ıslak değil, bir malzeme alırken elektirik prizi varmış, çarpıldım. Yine bir sahnede koşarak odaya girme sahnesi var. Prova yaptık çok güzel. Çekimde ben bir düş yere, kapaklan. Meğer o sırada bizim mikrofonu tutan çocuklar soldan sağa geçmiş ve yerden geçen kablo gerilmiş, ayağım ona takıldı.

* O dönem pasiflora kullandım. Rahatlatıcı bir şuruptur. Çünkü çok etkilendik biz her sahnede. Filmden sonra psikoloğum var İpek Hanım, artık dostum oldu! Bir an önce tatile gitmek istedim, film hemen bitsin istedim. Farklı birşey yaşıyorsun, korku filmi çekmek zormuş. İki bağırıp, iki çığlık atmakla olmuyormuş. Kendi performansımın uç noktalarını zorladım. Kendimi daha iyi tanıdım, oyunculuğumu daha iyi geliştirdim.

* Filmde nasıl görünecek bilmiyorum ama kilolu başlayıp zayıf bitirdim. 36 bedene düştüm, 38'dim. Birbirimizi sürekli gördüğümüz için anlamıyoruz kilo verdiğimizi. Benim bir tane kemerim vardı, güderi. 3-4 günde bollaştı. Buraya geldiğimde anladım ki küçücük kalmışım, zayıflamışım. Her seferinde bir delik açtırdım kemere, pantalonumu tutması için. Sonra Bodrum'a tatile gittim ve kendimi buldum açıkçası...

alanyafatihi
17-12-2004, 15:45
İlk kez bir ülke sigarayı yasakladı
Butan'ın Yeni Delhi Büyükelçiliği sözcüsü Lily Vangçuk, bugünden itibaren Butan'da tütün içilmesinin ve satılmasının tamamen yasaklandığını, yasağın amacının halk sağlığı, çevre ve kültürün korunması olduğunu söyledi.

Alışkanlıklarından vazgeçemeyen Butanlı tiryakiler, artık yüzde 100 oranında vergi ödeyerek ülke dışından getirdikleri sigarayı yalnızca evlerinde içebilecek.

Yasağı delerek tütün ticareti yapmaya kalkışanlar ise para cezasına çarptırılacak. Tekrarlanan ihlaller, girişimcilerin ticari lisanslarının elinden alınmasına yol açabilecek.

Butan meclisi, tütün ticaretini yasaklayan yasa tasarısını geçen Temmuz ayında kabul etmiş, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı ülkenin büyük bölümünde yazdan bu yana uygulanan yasanın 17 Aralık'tan sonra başkent Timpu'da da geçerli olacağını bildirmişti.

Kültürünü dış etkilerden korumak için turizme de sınırlama getiren, aynı nedenden dolayı 1999 yılına kadar televizyonun yasak olduğu Butan Krallığı'nda 734 bin kişi yaşıyor. Hindistan ile Çin arasında sıkışıp kalmış ülkenin nüfusu budist.

greenback
17-12-2004, 16:36
ilki rekabet kuruluna yazdığım, ve imkb yede cc olarak gönderdiğim başvurum...
ikincisi bana gelen cevap...
yorum sizin...


*Sn.Yetkili,

Bilindiği üzere hisse senedi derinlik bilgileri İMKB tekelinde bulunmakta ve kurum tarafından devredilmektedir.

Bu bilgiler fiyat ve hacim bilgilerinden ayrı tutularak belli bir fiyat ile satılmaktadır.

Bu fiyat büyük bir yatırımcının yatırımlarında binde veya onbinde 1 lik oranlarda etki yaparken,İMKB de daha büyük sayıda bulunmakta olan küçük yatırımcılar için ise yatırımlarına etki oranı yüzdeli rakamlara ulaşmaktadır.

Bu tip bir bilginin satışında "fiyat herkese sabit,haksızlık yoktur "demek herşeyden önce insafsızlık sınırlarını zorlamaktır.

Hisse senedi yatırımcılarının tümünü etkileyen önemli bir bilgi akışını -ki tümüyle bedelsiz olarak elde edilmekte.tıpkı fiyat ve hacim bilgileri gibi- ,yatırımcıların bir kısmından saklamak suretiyle ,haksız rekabet yapılmaktadır.

Bu bilgi illa bir bedel karşılığında verilecekse,yapılan işlem başına bir yüzde alarak yapılması mümkünken,bu şekilde yapılması tekel durumun kötüye kullanılmasına da yol açmaktadır.

Konuya ilginizi bekler,saygılarımı sunarım


*İMKB veri yayın politikaları İMKB Yönetim Kurulu tarafından “İMKB Veri Yayın Sözleşmesi” çerçevesinde uygulanmaktadır. İMKB’de işlem gören menkul kıymetlere ilişkin veriler ve yayınlanması İMKB tarafından uygun görülen haberler, “İMKB Veri Yayın Sözleşmesi” çerçevesinde Alıcı ve Alt Alıcı olarak faaliyet gösteren veri yayın kuruluşları tarafından yayınlanmaktadır.

İMKB verileri yüzeysel, derinlikli ve haberler olmak üzere üç ayrı grupta yayınlanabilmektedir. Bu üç veri grubu ise Alıcı firmalar tarafından eşanlı ve derinlikli olarak “Alıcı Özel İletişim Ortamı”nda (Kategori I), yine Alıcı ve Alt Alıcı firmalar tarafından eşanlı ve yüzeysel olarak Internet, WAP, TV, Çağrı Cihazı, Teletekst gibi ortamlardan (Kategori II) ve Alıcı ve Alt Alıcı firmalar tarafından üç dakika gecikmeli olarak Internet, WAP, TV, Çağrı Cihazı, Teletekst gibi ortamlardan (Kategori III) olmak üzere üç ayrı kategoriden yayınlanmaktadır.

Sadece Alıcı veri yayın kuruluşları tarafından yapılabilen derinlikli veri yayınından 2004 yılı ikinci altı aylık döneminde kullanıcı başına aylık 45.000.000-TL tahsil edilmektedir.

Diğer taraftan, Kategori II veri yayını yapan Alıcı ve Alt Alıcı firmalar, yayın yaptıkları ortam bazında İMKB’ye aylık olarak 3.550.000.000.-TL ödemektedirler. Ancak, mevcut uygulamada eşanlı (Kategori II) ve gecikmeli (Kategori III) olarak yüzeysel veri yayını yapan Alıcı ve Alt Alıcı firmalar yayın yaptıkları ortamlarda kullanıcılardan herhangi bir ücret talep etmemektedirler.

Dünya borsalarındaki uygulamalar dikkate alındığında; sadece derinlikli verinin değil, eşanlı-yüzeysel verilerin ve hatta tarihsel verilerin de kullanıcılara belli bir bedel karşılığında satıldığı ve veri satışlarından elde edilen gelirlerin borsaların en önemli gelir kaynaklarında birisi olduğu dikkati çekmektedir.

Derinlikli veri yayını daha çok piyasayı profesyonel olarak takip eden kullanıcılar (portföy yöneticileri, fon yöneticileri gibi) tarafından izlenmektedir. Diğer yandan Borsamız tarafından sağlanan eşanlı (Kategori II) ve gecikmeli (Kategori III) yüzeysel veri yayını diğer borsalarla karşılaştırıldığında içerik olarak çok daha zengindir.

Sonuç olarak, Alıcı veri yayın kuruluşları tarafından sağlanan derinlikli veri yayını haricinde, Alıcı ve Alt Alıcı veri yayın kuruluşları tarafından öncelikle Internet ortamında olmak üzere diğer ortamlardan da (TV, Teletekst, GSM, WAP gibi) Eşanlı ve Gecikmeli olarak yüzeysel veri yayını büyük bir yatırımcı kitlesi tarafından herhangi bir bedel ödenmeksizin izlenebilmektedir.

Bilgilerinize sunarız.

Saygılarımızla,





demek ki neymiş,BY değilsen derinlik yok arkadaş...

diğer bütün bilgiler toptan olarak bedavaya yakın aracı kurumlara satılıyor ama hareket kabiliyetini direk etkileyecek en önemli bilgi kullanıcı başına fahiş fiyatla...

yersen diyorlarsa, yemem arkadaş...

rek@rekabet.gov.tr

benden başka bu haksızlığa sinirlenen varsa,şikayet mercii burası...

bir elin nesi var,iki elin sesi var...

45 milyon ücret vererek derinlik alan sayısını ve bunun genel hisse senedi yatırımcısına oranını da bilgi edinme yasasına dayanarak öğrenicem yakında...

avrupalı oluyoruz icabında,şark kurnazlıklarını yemiyoruz artık...

greenback
17-12-2004, 17:05
Bizdeki 'Fransız kaldım' lafı İngilizce'de Yunanlar için
söyleniyor.Onlar bir şeyi anlamadıklarında, 'It is Greek to me' >
diyorlar. Yani,
'Bu bana Yunan'. Onlarda niye Yunan, bizde niye
Fransız kalındığı ise meçhul.

İtalya'da birinin söyledikleri, karşısındaki kişi tarafından
yerine
getirilmediğinde ya da anlaşılmadığında, 'Che parlo Turco?' >
deniyormuş. Meali: 'Yahu ben Türkçe mi konuşuyorum?!' Bir de
İtalyanlar
çok sigara içenleri, 'Türk gibi sigara içiyorsun' diyerek
>azarlıyorlarmış.

Ermeniler bir şeyi anlamadığında, 'Anladıysam Türk olayım' >
diyorlarmış.
Kızılacak bir şey yok. Çünkü biz de anlamadığımız zaman
Arap oluyoruz.

Fransızca'da 'Türk usulü sevişmek' diye bir deyim varmış. Anlamı
da,'hızlı hızlı, yangından mal kaçırırcasına sevişmek'miş. İddiaya
göre
deyimin kaynağı da şuymuş: Türkler kuzey göçleri sırasında köyleri
yağmalarken karşılarına çıkan kızları kollarından tutup atlarının
üzerine
alırmış.Türk akıncı bir yandan ortalığı yağmalarken bir yandan da
kıza
dair 'kötü niyetini' icra edermiş! Bittiğinde de kızı attan
atarmış.
Fantastik bir hikaye!! ama Fransızlar'ın anlattığı aynen bu valla.

Almanca'da 'Türken' ve 'türken' diye iki kelime varmış. İlki bildiğimiz 'Türk' demek. İkincisi ise 'hile yapmak' anlamında
kullanılıyormuş!

Grup olarak bir lokantaya gittiğimizde herkesin kendi yediğini
ödemesine 'Alman usulü' deriz ya. İngilizce'de aynısı 'Going
Dutch'
kalıbıyla Hollandalılar için kullanılıyor. Gerçi sonuçta birbirine
çok
benzeyen iki millet ama yine de Almanlar'ı yok yere 'maddiyatçı'
yapmışız
demek ki.

En komiği bu: İsrail'de bir kadının kalçaları büyükse, "Türk gibi
kalçaların var" diyorlarmış. Anlaşılan, 'yemekte salça, kadında
kalça'
merakımız oralara kadar ulaşmış.

Bu deyim değil ama eğlenceli bir anekdot. Finali onunla yapayım.
Bir
gün olur a bir Macar'la aynı masada oturursanız sakın bira
bardağınızı
uzatıp, 'Şerefe' demeyin. Çünkü Macar halkı, Osmanlılar ülkelerini
işgal
ettiğinde bunu bira içerek kutladıklarını düşünüyorlarmış. Bu
yüzden de
sadece Türkler'le değil, kimseyle bira bardağı
tokuşturmuyorlarmış. Bira ile fetih kutlayan yeniçeriler ha!
Cidden
güzel geyik...

bikmisbroker
17-12-2004, 19:01
DUN GECE AB MUZAKERELERİNDE OLANLARDAN SONRA İYİYDİ BU, DEGİLMİ....?



> >FRANSIZ SOHBETI
> > >
> > >Geçen gün bir Fransız müsterimle sözde "Ermeni Soykırımı"
>yasası ile ilgili konusurken ona sunu söyledim : "Anlamadıgım bir sey var :
>Biz kimsenin isine karısmazken özellikle Avrupa Ülkelerinde Türkiye
>hakkında kendi kendilerine kararlar almak gibi bir alıskanlık var.
>Üstelik siz Fransızlar Cezayir'de yasadıklarınızı unutuyorsunuz , nasıl
>olup da bir numaralı demokrasi savunucusu oldugunuzu iddia
>ediyorsunuz anlamıyorum. Bunun üzerine müsterim sordu : "
>Fransa'nın sembolü neden horozdur biliyor musun?" "Neden? " dedim :
>Cevabı aynen söyleydi - hiçbir kelimeyi degistirmiyorum : "Kendi
>ayakları bokun içindeyken sarkı söyleyen tek hayvan
>horozdur da ondan." Sanırım durumu hiçbir cümle daha iyi
>özetleyemezdi.
> > >

Fatih
17-12-2004, 22:41
Katır Puma'ya Diş Geçirirse... :D :D

http://www.ifish.net/gallery/data/500/986throw.jpg

greenback
17-12-2004, 23:13
askerlik için derlerdi...

aslanı eşeğe yedirirler diye...

doğruymuş zahir...

BOYNER
17-12-2004, 23:29
Günün herşeyi... :eek:

Forever
18-12-2004, 10:38
Günün herşeyi... :eek:
Bu RAYMOND Tırı İmkb nin kapısına dayadı ne var ne yok sildi süpürdü.. Nedense burnuma ralli kokusu geliyor.. :D

mirage
18-12-2004, 10:42
Avrupa'da Türkçe-Almanca yayımlanan 'Don Quichotte' adlı mizah dergisinin düzenlediği 'Avrupalılaşma yolunda Türkiye' konulu uluslararası karikatür yarışmasında ödüller sahiplerini buldu.

mirage
18-12-2004, 10:43
...........

mirage
18-12-2004, 10:44
..............

mirage
18-12-2004, 10:46
....

mirage
18-12-2004, 10:47
........

mirage
18-12-2004, 10:48
................

mirage
18-12-2004, 10:50
..............

mirage
18-12-2004, 10:50
.............

mirage
18-12-2004, 10:51
.................

mirage
18-12-2004, 10:54
................................

mirage
18-12-2004, 10:56
..................

mirage
18-12-2004, 10:56
.........................................

mirage
18-12-2004, 10:59
Favorim 2. olan Japon çizere ait karikatür....

Forever
18-12-2004, 12:09
...........
Bende japonları yani 2. resmi seçiyorum... süper... :D

AloneWolf
18-12-2004, 12:34
formula temel...

TEMEL, 125 turluk otomobil pist yarışına girmişti. 75 kez durdu... Dördü lastik değiştirmek, üçü yakıt almak için. 68 kez de yolu sormak için...

AloneWolf
18-12-2004, 12:35
kuyruk uzamış...

TEMEL, geciken karısına çıkışmış.
"Neredeydun?!"
"Güzellik salonundaydum!" diyen Fadime'yi, alaylı bi şekilde yanıtlamış Temel.
"Oyle mi?! Peçi sana sıra celmedu mi?"

minnosh
18-12-2004, 13:08
Bu sabah bir kamyonetin arkasında şu yazıyı gördüm: "Hatalıysam cep telefonuna hata yazıp bir boşluk bırak 9999'a gönder Hatasız Kul Olmaz melodisi cebinize gelsin."

Forever
18-12-2004, 13:09
Bu sabah bir kamyonetin arkasında şu yazıyı gördüm: "Hatalıysam cep telefonuna hata yazıp bir boşluk bırak 9999'a gönder Hatasız Kul Olmaz melodisi cebinize gelsin."
Ben bu yazıyı dün bu forumda okumuştum bir arkadaşımız yazmıştı... :D

AloneWolf
18-12-2004, 14:53
Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışta koşarak
atları terbiye
etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç
oğluna kadar uzanır.
Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi
kesintilere uğramıştı. Orta
ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği
konusunda bir
kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Çocuk bütün gece
oturup günün
birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini
anlatan 7 sayfalık bir
kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla
anlattı. Hatta
hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi.
Binaların,
ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi.
Krokiye, 200 dönümlük
arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin
ayrıntılı planını da
ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev,
tam kalbinin
sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın
üzerinde kırmızı kalemle
yazılmış kocaman bir "0" ve "Dersten sonra beni gör"
uyarısı vardı.
"Neden "0" aldım?" diye merakla sordu hocasına,
çocuk.. "Bu senin yaşında
bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal" dedi,
hocası.. "Paran yok.
Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At
çiftliği kurmak büyük
para gerektirir. Önce araziyi satın alman lazım.
Damızlık hayvanlar da
alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız" ve ekledi:
"Eğer ödevini
gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden
yazarsan, o zaman notunu
yeniden gözden geçiririm." Çocuk evine döndü ve uzun
uzun düşündü.
Babasına danıştı. "Oğlum" dedi babası "Bu konuda
kararını kendin
vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir
seçim!." Çocuk bir
hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir
değişiklik yapmadan geri
götürdü hocasına.. "Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin"
dedi.. "Ben de
hayallerimi..".....

O orta okul 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi
üzerindeki 1000
metrekarelik evinde oturuyor.
Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde
çerçevelenmiş olarak asılı.



Can Dündar...

İyi Adam Lafının üzerine gelirmiş forever :d

chem73
18-12-2004, 15:06
Sigarayı yasaklayan ilk ülke: Bhutan

Himalayalı krallık Bhutan, dünyada ilk defa sigara kullanımını ve satışını yasaklayan ülke oldu. CNN'in haberine göre; Hindistan ile Çin arasında yer alan ve nüfusun çoğunluğu Budist olan bu ülkede sigara yasağı aralık ayından itibaren geçerli. Yasağın nedeni ulusun sağlığı, çevreyi koruma olarak açıkladı. Nüfusun yüzde 1'inin sigara içtiği bu ülkede bazı sigara kullananların durumdan memnun olmadığı belirtildi. Sigarayı bırakamayanlar sigara ithal etmek zorunda kalacak ve yüzde 100 vergi ödeyecek, üstelik sadece evde içilebilecek. Yasağı ihlal edenler ise; Bhutan standardlarına göre çok yüksek olan ve 225 dolardan başlayan para cezası ödeyecekler.

DEVadam
18-12-2004, 17:20
...

DEVadam
18-12-2004, 17:23
....

DEVadam
18-12-2004, 17:25
.....

DEVadam
18-12-2004, 17:27
...

DEVadam
18-12-2004, 17:30
....

DEVadam
18-12-2004, 18:49
...

DEVadam
18-12-2004, 18:52
....

DEVadam
18-12-2004, 18:54
.....

DEVadam
18-12-2004, 18:57
...

DEVadam
18-12-2004, 18:59
....

DEVadam
18-12-2004, 19:03
.....

DEVadam
18-12-2004, 19:07
...

BOYNER
18-12-2004, 21:11
41.200.000 TL. hatalı park cezasınıda sileceğe eklemişler.

DEVadam
19-12-2004, 00:45
http://www.focofijo.com/fotografias/us_385_foto_517.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:49
http://www.focofijo.com/fotografias/us_372_foto_485.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:50
http://www.focofijo.com/fotografias/us_560_foto_475.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:52
http://www.focofijo.com/fotografias/us_551_foto_473.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:54
http://www.focofijo.com/fotografias/us_581_foto_465.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:56
http://www.focofijo.com/fotografias/us_414_foto_452.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:57
http://www.focofijo.com/fotografias/us_543_foto_448.jpg

DEVadam
19-12-2004, 00:58
http://www.focofijo.com/fotografias/us_182_foto_440.jpg

chem73
19-12-2004, 01:12
Köylü Ahmet eşeğini satmaya karar vermiş.
Kıymeti taş çatlasa 50 milyon lira etmeyen eşşek için pazarlık
payı da ekleyerek 100 milyon lira fiyat koymuş.
Komşu köyden acilen eşşeğe ihtiyacı olan Mehmet ağa 100 milyon
ödeyip eşşeği pazarlıksız satın almış. Köylü Ahmet eşşeğini
satmasına satmış ama akşam da gözüne bir türlü uyku girmemiş.
Gece boyunca düşünüp, durmuş.
"Mehmet ağa 50 milyon liralık eşşeğe niye 100 milyon lira
verdi?"!!!!!... diye.
İçi rahat etmeyince ertesi gün eşşeğini geri almaya karar vermiş.
Pazara gitmiş Mehmet ağayı bulmaya. Bir de ne görsün eşşek
200 milyon liradan satışa Çıkarılmış...
Bi kere içi rahat etmemiş, geri alacak eşşeğini...
200 milyon lira ödeyip geri almış eşşeğini (pazarlıksız.).
Aynı olay bu defa Mehmet ağa'nın başına gelmiş, o da uyuyamamış.
"Allah allaaaah, Ahmet niye 100 milyona sattığı eşşeği
200 milyona geri aldı var bu işin içinde bir iş..." diye gece boyunca
düşünüp, durmuş.
O da ertesi gün eşşeği geri almaya karar vermiş. 400 milyon
lira vererek geri almış eşşeği...
Bu alışveriş her gün fiyat arta arta devam etmiş. Bir kaç gün
sonra pazara bir başka köyden Hüseyin gelmiş. Hüseyin pazardaki
kalabalığın arasına dalınca bir de ne görsün ;
"al, al, al, sat, sat, sat" bağrışmaları arasında bir yaşlı eşşek
ve bu eşeğin tam 1.000.000.000 TL satış fıyatı...
Yanındakine sormuş, "Hemşehrim, nedir bu? Bu yaşlı eşşek
1 milyar lira eder mi yahu?"
Adam hemen yanıtlamış;
"Valla grafikler ortada, bu eşşeğin fiyatı bir haftada 50 milyon
liradan başladı, 950 milyon liraya geldi. Şöyle bir teknik analizine
bakarsan görürsün. Eşşeğin fiyatı 1 milyardaki direncini bi kırarsa,
1.5 milyara kadar yolu var."

Oğuz Çelikdemir
19-12-2004, 07:02
Milliyet' ten Güngör Uras' ın yazısı :D AB' li oldukya....

İyi de... AB'den tarih almanın halkımıza hiç mi yararı olmayacak? Dün sabah TV'de izlediğim bir röportajı özetleyeyim... Kadir Çöpdemir, elinde mikrofon, Brüksel'in Türk mahallesinde Eskişehir Kahvesi'ne giriyor. Türkler gündüz vakti kahvede okey oynayarak vakit dolduruyor. Çöpdemir, birine yaklaşıyor. "AB'den tarih almanın size ne yararı olacak?" diyor. Bizimki, okey oynamaya devam ederken cevaplıyor: "Faydası olur abi. Türkiye'den şarkıcı getirmeye kalkıyoruz, getiremiyoruz... Bundan sonra getiririz." (Haberi yok ki, bundan sonra da şarkıcı getiremeyecek. Tarih almak başka, serbest dolaşım hakkı almak başka. Şarkıcıyı dinlemek için okey masasından kalkarak Türkiye'ye kadar gelmek zorunda...)

onkel 3
19-12-2004, 22:45
> > >
> > >2004' yIlI nasIl geçti..
> > >
> > >* Samsun'da bir bankanIn Mecidiyeköy subesi'ni soyan Mehmet Murat Pas, iki
> > ay
> > >sonra aynI bankanIn subeye para yatIrmaya kalkInca yakalandI 14 OCAK
> > >
> Bursada manavda sivri biber kalmadIgInI ögrenen Sezer KIrbIyIklI Bu nasIl manav diyerek domatesleri kursunladI. 22. Ocak

> > >
> > >* Erzurum'da tarihi koç heykelini evinin önüne çesme yapmak isteyen
>adam
> > >yakalandI.
> > >
> > >* AdapazarInda Insan HaklarI Ulusal Komitesi BaskanlIgIncaq mahkumlar
> > >arasInda düzenlenen resim yarIsmasI mansiyon kazanan Gültekin
>Toker'in
> > >ödülü, tahliye oldugu için evine götürüldü. Polisi gören Toker kaçtI
> > ödül
> > >için geldiklerini ögrenincede döndü. 28 Subat
> > >
> > >* Samsun'da otobüs duragI calIndI . 24 MART
> > >
> > >* Adana Kümes HayvanlarI dernegi Horoz dögüstürürken yakalandI.3 Nisan
> > >
> > >
> > >* Erzurum'un Bosçakmak köylüleri, dört katlI apartman büyüklügündeki
> > >kayayI köylerine düsmesin diye halatla bagladI .24 NISAN
> > >
> > >* Bursa Inegöl'e baglI 3 bin nüfuslu Cerrati Beldesi'ne 3 bin kisilik
> > cami yaptIrIldI. 29 Nisan
> > >
> > >* Antalya'da iki kIzIyla evden kaçan oryantal Hatice Topçu, esi Celal
> > >Topçu'nun pantolonlarInI 'Takip etmemesi için' yanInda götürdü. 2
>MAYIS
> > >
> > >* RadarI önceden haber veren ve kendisine yurtdIsIndan gelen aleti
>gazete
> > >ilanI ile satmak isteyen adam yakalandI. 25 MAYIS
> > >
> > >* Trabzon'a bir hastaneye gidip, bugüne kadar hiç cinsel iliskiye
> > >girmedigine dair rapor isteyen Mehmet MIsIrlIya (46) 'deli raporu'
> > >verildi.
> > >
> > >* Zonguldak LimanIna sIgInan kuzuyu yediler.
> > >
> > >* Savas Ay, programIna ünlü benzerlerini cIkarttI, araya gerçek
>Ciguli'yi
> > de
> >
> > >soktu. Ciguli, benzerlik yarIsmasInda üçüncü oldu. 24 HAZIRAN
> > >
> > >* Fransa'da oynanan Türkiye - Brezilya maçInda fotograf makinesini
> > sahaya
> > >fIrlatan Türk'ü, polis filmi tab ettirerek buldu. 8 TEMMUZ
> > >
> > >* 178 ALO - RTÜK hattIna basvuran biri, Sütac ayran ic reklamInda gol atan inek
> > >Ayraniç'in memelerinin görünmesinden sikâyetçi oldu. 16 TEMMUZ
> > >
> > >* Umut Sanat, Lara Croft filmi tanItImI için 'Türk Croft' yarIsmasI
> > >baslattI.KadIn kahramanI canlandIrmak icin siteye 19 erkek basvurdu
> > >
> > >* Asuman Krause, '1. Geleneksel Boru Döseme yarIsmasIna hakem oldu.
> > >
> > >* Malezya KralI kapalIcarsIda halI aldI; Kral'a ikram olarak çay
> > getiren
> > >garsonlar, halIya çay döktü. 15 EYLÜL
> > >
> > >* Sakarya Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde görevli memuru
>Serkan
> > >Atasoy, eski gemi tayfasI Cüneyt Veli'den iki saat yerine bakmasInI
> > istedi.
> >
> > >Veli, elini kesen bir adama dikis atarken bir doktor tarafIndan
> > yakalandI
> > >4 EKIM
> > >
> > >* Izmirde, Izmir ve Nürnberg Emniyet Güçleri arasIndaki 'dostluk' maçi
>3
> > >-0 devam ediyordu. Ancak Emniyet Müdürü Halil Tatas 'Dostluk maçI
> > berabere
> >
> > >bitmeli' diyerek takImIna yenilme talimatI verdi. Bu da olmayInca
>kaleciye
> > >Gol ye!' diye bagIrdI. Maç 3 - 3 bitti. 5 EKIM
> > >

GozgurS
19-12-2004, 23:23
http://www.milliyet.com.tr/content/galeri/resim/689-20041219-23.jpg

DEVadam
20-12-2004, 03:07
http://www.focofijo.com/fotografias/us_284_foto_633.jpg

DEVadam
20-12-2004, 03:09
http://www.focofijo.com/fotografias/us_284_foto_631.jpg

DEVadam
20-12-2004, 03:12
http://www.focofijo.com/fotografias/us_693_foto_604.jpg

preatoria
20-12-2004, 13:19
Istanbul'da üniversitede okuyan genç kiz Ankara'daki babasina
telefon etmis:
"Baba, meraba.. Ben Nurten...."
"Ooooo. Güzel kizim benim. N'abersin bakalim?..."
"Hiç sorma babacigim. Hiç keyfim yok valla..."
"Hayirdir? Bi sorun mu var?...
Kiz aglamaya baslar; babasi ise üzüntü ve meraktan kafayi
yemektedir:
"N'ooldu kizim? Anlatsana..."
"Murat evi terketti. Bosanmak istiyormus..."
"Ne evi lan? Ne bosanmasi? Sen ne zaman evlendin de
bosaniyorsun?..."


"Hani senin hiç hoslanmadigin esrarkes çocuk vardi ya. Ben
onunla evlendim."
"Iyi halt ettin, zilli. Neyse, artik yapacak bi sey yok.
Versin mahkemeye, hemen bosanin..."
"Bosanalim ama benden 10 milyar istiyor. Eger vermezsem,
iyi zamanlarimizda
çektigi çiplak fotograflarimi Internetten herkese
yollayacakmis...."
"Püüh. Rezil... Çiplak fotograf çektirdin, öyle mi?"
"Ama babacigim. O benim kocamdi. Ne biliyim böyle bir
pustluk yapacagini."
"Peki. Olan olmus artik. Yarin havale ederim
parayi...Ögleden sonra
bankaya gidip çekersin; sonra da alip yakarsin o kahrolasi
fotograflari..."
"Sagol baba. Eeee. Sey....Bi de kürtaj için 2 milyara
ihtiyacim var..."
Adam artik iyice fenalasir. Boguk bir sesle konusur:
"Kürtaj mi? Bi de hamile mi kaldin o çocuktan sen?..."
"Aslinda ondan degil... Zenci bi çocuk vardi..Zaten o yüzden
ayriliyoruz ya...."
Adam bayilmak üzeredir. Nabzi yükselir, tansiyonu düser,
artik inleyerek konusmaktadir:
" Biz seni oraya okumaya yollamistik. Sen ne haltlar
çevirmissin.
Allahim. Nedir bu basimiza gelenler...Okulu bititir bitirmez
Ankara'ya
dönüyorsun, yoksa kirarim bacaklarini..."
"Istersen hemen dönebilirim babacigim. Ben geçen yil okuldan
atildim çünkü..."
Adam masanin üzerindeki soguk su dolu sürahiyi basindan
asagiya
devirir ve ancak bu sekilde konusmasini sürdürebilir:
"Okuldan mi atildin? Hani birlikte avukatlik yapacaktik,
zilli?...Eh
ulan? Sen hele bi gel buraya. Ben sana yapacagimi bilirim.
Evden disariya adim attirmiycam sana. Ilk isteyenle de
evlendiricem...."
"O is zor be baba.. Biliyorsun, moda oldu, artik evlenmeden
önce esler birbirlerinden saglik raporu istiyorlar... Pek iyi
bi
raporsunacagimi zannetmiyorum ben..."
"Allahim, çildiracagim... Bir de cinsel hastaliklar
haaa.....Kesin o zencidendir..."
"Çok pis arkadaslari vardi. Bilmem artik hangisinden
kapmisimdir..."



Güm diye bir ses duyulur. Adam kisa bir süre için kendinden
geçmistir; ancak hemen kendisini toparlayip tekrar telefonu
alir.
"Hemen bu aksam dayini yolluyorum oraya. Seni alip gelecek.
Adresini ver bakiyim..."
" Mahmutpasa Karakolu'ndayim... Gelirken kefalet için de
biraz para
getirsin yaninda..."
"Karakol mu?...Bi de karakola mi düstün layyynnn? Ne
yaptin?...."
"Dün kafam çok bozuktu, çok içmisim. Araba kiralayip
dolasmaya
çiktim. O kafayla Arnavutköy'de kokoreççi dükkanina girdim. Ama
neyse ki kimse ölmedi. Dükkan sahibiyle kiralik araba firmasina
biraz para
vermek gerekir sanirim..."
Adam artik iyice fenalasmistir. Hatta fenalasmak ne kelime;
adeta
kahrolmustur.
Telefonda kisa bir sessizlik olur. Kiz tekrar konusmaya
baslar:
"Babacigim. Sakin üzülme. Bütün bunlar bir sakaydi. Ben
sadece
sinifta kaldigimi söylemek için aramistim..."
Bunun üzerine adam sevinçle ve mutlulukla haykirir:
"Canin sagolsun be güzelim, bosveeerrr. Okul da neymis? Hiç
mühim degil,tatli canin sagolsun senin...

Forever
20-12-2004, 17:42
İşte budur... :D :D

Diyarbakır'da bilgisayar virüsleriyle baş edemeyen bir internet kafe sahibi Mehmet Işıklı,

Bilgisayarlarını korumak amacıyla muska hazırlattı.

Bilgisayarlara muska ve ayet yazılı cevşen asan internet kafe sahibi Işıklı, "Virüslere karşı değişik yazılım firmalarının programlarını kullandık, fakat hiçbiri bunlara çözüm olmadı.

Ben de son çare olarak cevşeni düşündüm.
Bir haftadır bilgisayarlarımıza cevşen taktık, henüz hiçbir virüsle de karşılaşmadık dedi.

b.a.b.a.l
20-12-2004, 17:49
Bilgisayarlarını korumak amacıyla muska hazırlattı.
Bilgisayarlara muska ve ayet yazılı cevşen asan internet kafe sahibi Işıklı, "Virüslere karşı değişik yazılım firmalarının programlarını kullandık, fakat hiçbiri bunlara çözüm olmadı.

Yuhhhhh ki ne yuuuh :D :D Hani Cem Yılmaz diyor ya "düşün ki şimdi bu adam seninle aynı oksijeni yakıyor... olacak iş değil" hakikaten öyle :D

Forever
20-12-2004, 18:02
Yuhhhhh ki ne yuuuh :D :D Hani Cem Yılmaz diyor ya "düşün ki şimdi bu adam seninle aynı oksijeni yakıyor... olacak iş değil" hakikaten öyle :D
Valla dostum yoruma açık ne dersen de... Yazık ki ne yazık hani bazen AB ye kızıyoruz ya hadi buyur bakalım... :D

DEVadam
20-12-2004, 18:12
"BİRAZ SABUN SÜR"

Erzurumlunun biri İstanbul'da berbere gider. Berber bunun Erzurumlu olduğunu anlayınca tıraş ettiği adamla yüksek sesle muhabbete başlar.

"Geçenlerde bir Erzurumlu geldi. Traş edecektim. Tam sabun sürmeye başladım, bileğimden tutdu.

"Gardaş biz Erzurumlu yuh, sabunnan tıraş olmazıh, dedi. Sabunuz tıraş ettim kalktı gitti."

Sıra Erzurumluya gelir. Berber tam sabun sürecekken bileğinden tutar:

"Biz Erzurumlu yuh, sabunnan tıraş olmazıh gardaş."der. Berber sabunsuz tıraş etmeye başlar. Erzurumlunun yüzü kan içinde kalır. Sonunda dayanamaz ve:

"Gardaş ben Erzurum'un köyündenem. Sen hele birez sabun sür." der

Forever
20-12-2004, 18:23
"BİRAZ SABUN SÜR"

Erzurumlunun biri İstanbul'da berbere gider. Berber bunun Erzurumlu olduğunu anlayınca tıraş ettiği adamla yüksek sesle muhabbete başlar.

"Geçenlerde bir Erzurumlu geldi. Traş edecektim. Tam sabun sürmeye başladım, bileğimden tutdu.

"Gardaş biz Erzurumlu yuh, sabunnan tıraş olmazıh, dedi. Sabunuz tıraş ettim kalktı gitti."

Sıra Erzurumluya gelir. Berber tam sabun sürecekken bileğinden tutar:

"Biz Erzurumlu yuh, sabunnan tıraş olmazıh gardaş."der. Berber sabunsuz tıraş etmeye başlar. Erzurumlunun yüzü kan içinde kalır. Sonunda dayanamaz ve:

"Gardaş ben Erzurum'un köyündenem. Sen hele birez sabun sür." der
Süper. Acaba hangi köydenmiş.. Belirtse iyi olurdu... :D

DEVadam
20-12-2004, 18:25
Kaza yerinin etrafını önce polis kordonu sonra da büyük bir meraklı kalabalığı çevirmişti.. Gazetesine,iyi bir kaza fotoğrafı yetiştirmek isteyen uyanık foto muhabiri çemberleri aşamayınca;

"Yol verin.. Yol verin.. Ben kaza kurbanının oğluyum" diye bağırmağa başladı. Kenara çekilip yol verdiler.. Foto muhabiri yaklaştı. Birde ne görsün...??

Arabanın önünde yerde bir eşek yatıyordu.

DEVadam
20-12-2004, 18:39
Hekim şikayeti dinledikten sonra kıza dönmüş:

- Lütfen soyunun, demiş...

- Fakat doktor bey hasta olan ben değilim. Ninem; demiş genç kız.

Doktor bunun üzerine yaşlı kadına dönmüş ve:

- Lütfen dilinizi çıkarın bi bakayım hanımefendi...

DEVadam
20-12-2004, 18:49
Acemi şoför yoldan geçen bir yayaya çarpıp yere yıkmıştı.
Hemen inip adamı yerden kaldırdı.
Kaldırıma çıkmasına yardım etti, sonra:

_Bakın, dedi. Yine şanslıymışsınız, şurada bir doktor muayenesi var.

Adamcağız halsiz bir şekilde gülümsemeye çalışarak cevap verdi:

_Biliyorum...O doktor benim..

Forever
20-12-2004, 18:52
Hekim şikayeti dinledikten sonra kıza dönmüş:

- Lütfen soyunun, demiş...

- Fakat doktor bey hasta olan ben değilim. Ninem; demiş genç kız.

Doktor bunun üzerine yaşlı kadına dönmüş ve:

- Lütfen dilinizi çıkarın bi bakayım hanımefendi...
Gülmek için güzel bir mekan... :D :D :D

DEVadam
21-12-2004, 00:49
Temel ve İdris işsiz güçsüz,ağızları açlıktan kokar bir şekilde gezerlerken bir kahveye girer,otururlar ve konuşmaya başlarlar; "para yok pul yok ne yapacağız"diye.Gazetede eleman sayfasına bakarken gözlerine bir ilan ilişir ve okurlar.İlanda bir kızılderili kafatası getirene 1000.$ ödül verileceği yazmaktadır.Temel hemen atılır:

-"Kalk İdris Amerika'ya gidiyoruz."

Bunlar Amerika'ya varırlar.Ara tara haftalarca bir tane bile kızılderili bulamazlar.Yorgunluktan bitkin bir şekilde bir ağacın altına oturur ve uyumaya başlarlar.Temel gözünü bir açar birde ne görsün binlerce kızılderili oklarını onlara doğru çevirmiş beklemektedir.Temel hemen İdrisi uyandırır :

-"Ula İdris kalk kalk paranın gözüne koyduk".

Sarıvadi
21-12-2004, 01:09
İşe alım mülakatı sonunda pek beğenilmeyen adaya usulen bu işten ne beklendiği sorulur:

-Valla beyefendi ben ayda en az 5 bin dolar maaş, bir de makam arabası olarak BMW 320 isterim
-Beyefendi sizinle anlaşamayacağız galiba biz bu işi alacak kişiye 10 bin dolar maaş ve altına da Cherokee jeep vermeyi düşünüyorduk.
-Şaka yapıyorsunuz?
-Evet ama önce siz başlattınız.

alanyafatihi
21-12-2004, 09:19
Yaşayarak öğrenme

Bir gün Napolyon düşman askerlerinden kaçarken, bir bakkal dükkânına girmiş. Bakkala hemen kendisini saklamasını emretmiş. Bakkal da Napolyon'u müsait bir yere saklayıp, biraz sonra gelen düşmanları da 'Az evvel biri koşarak şu tarafa kaçtı' diye savuşturmuş.
Nihayet biraz sonra Napolyon'un muhafızları yetişmişler. Bakkal ömründe bir daha karşılaşamayacağı Napolyon'a sormuş: 'Efendim, af buyurun ama merak ettim, ölümle bu denli burun
buruna gelmek nasıl bir duygu?'
Napolyon birden öfkelenmiş. 'Sen kim oluyorsun da benimle böyle dalga geçercesine konuşabiliyorsun?' diye bağırmış. Hemen askerlerine, adamcağızı kurşuna dizmelerini emretmiş.
Askerler bakkalın gözünü bağlayıp, karşısına dizilmişler. Mermiler namlulara sürülmüş, artık 'ateş' emri verilecek... Adamcağız içinden 'Ah, ne yaptın sen? Şimdi ölüp gideceksin diye düşünürken, arkadan bir çift el uzanmış, gözündeki bağı açmış.
Karşısında Napolyon varmış. Tek cümleyle cevaplamış
Napolyon: 'İşte böyle bir duygu!'
Yaşayarak öğrenmek, bedeli en yüksek öğrenme biçimidir.

alanyafatihi
21-12-2004, 09:21
Tetanos

Seksenlik koca, evden çıkmak üzere paltosunu giyerken onu gören yaşlı karısına seslenir:
- Bu saatte nereye gidiyorsun?
- Doktora gidiyorum
- Ne oldu? Yine neren ağrıyor?
Yaşlı adam sırıtır:
- Yok hanım yok, doktora söylicem bana bi VIAGRA yazsın. Bunu duyan kadın ayağa kalkar ve o da sokağa çıkmak için hazırlanmaya başlar. İhtiyar şaşırır:
- Eee hanım, sen nereye?
- Doktora gidiyorum der ve adamın şaşkın bakışları altında devam eder:
- Eğer o eski, paslı şeyi benim üzerimde kullanacaksan ben de tetanos iğnesi yaptırayım bari!..

alanyafatihi
21-12-2004, 09:34
Deprem Dede: Gürüz’ün Kandilli’ye yaptıkları akla ve vicdana sığmaz


Kamuoyunda ‘Deprem Dede’ olarak bilinen Kandili Rasathanesi eski Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, 17 Ağustos Maramara Depremi döneminde yaşadıklarını anlatan bir kitap yayınladı.

Prof. Işıkara, ‘Depremden Kalan Anılar’ adıyla yayınlanan kitapta, 19 Ağustos’ta deprem fırtınası nedeniyle yaptığı “Gemlik’le Çınarcık arasında olağandışı bir şey var. Bu geceyi evlerden dışarıda geçirmek gerek.’’ açıklamasını fırsat bilerek dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün kişisel nedenlerle kendisini görevden almak istediğini anlatıyor. Söz konusu açıklamadan sonra başta İstanbul olmak üzere tüm Marmara Bölgesi sokağa dökülmüş, fakat deprem olmaması nedeniyle Deprem Dede bazı kesimlerin tepkisini çekmişti. İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlanmayı reddettikleri için Rasathane’nin bütçesinin kısılmaya çalışıldığını kaydeden Prof. Işıkara, Gürüz’ün icraatlarını ‘Ne akla sığar ne de vicdana.’ şeklinde ifade ediyor.

Prof. Işıkara, ‘Geceyi evlerden dışarıda geçirmek gerek.’ açıklamasına gelen tepkilere çok üzüldüğünü belirtiyor. Açıklamayı, Japonya’da aldığı deprem eğitimlerine bağlayan Işıkara, 19 Ağustos gecesini şöyle anlatıyor: “Açıklamayı yaptıktan kısa bir süre sonra odanın penceresinden binaya resmi plakalı bir arabanın yaklaşmakta olduğunu gördüm. Gelen, o dönemdeki rektörümüz Prof. Dr. Üstün Ergüder’di, büyük bir hışımla geliyordu.” Prof. Üstün Ergüder’in Rasathane’ye kendisini görevden almak için geldiğini anlatan Prof. Işıkara, “O gün, televizyondaki açıklamamın hemen akabinde başta Kemal Gürüz olmak üzere bazı çevrelerden Rektör Bey’e baskı telefonları geldiğinden emindim. Daha sonra başka kaynaklar da benim tahminimi doğruladı. En son olarak da bizzat Üstün Bey’den dinledim ki, gerçek benim tahmin ettiğim gibiydi.” diyor.

Prof. Işıkara ile Kemal Gürüz arasındaki çatışma, Gürüz’ün TÜBİTAK başkanı olduğu dönemde projelerin onaylanması hakkındaki bir meseleyle başlamış. Gürüz’ün Deprem Dede’ye olan husumetinin bir diğer nedeni de Kandilli Rasathanesi’nin Boğaziçi Üniversitesi’nden alınıp İstanbul Teknik Üniversitesi’ne bağlanmasına karşı çıkması olmuş. Prof. Işıkara, Rasathane’nin İTÜ’ye bağlama çabalarının perde arkasında, ‘parasal kaynaklarının ve muhteşem arazisi’nin olabileceğini belirtiyor. Ali Kuş, İstanbul

AloneWolf
21-12-2004, 10:57
BARDA HATUNLA MUHABBET AÇMA KLİŞELERİ
1-merhaba saat varmı
-ne?
-saat diyorum
-eee?
-kaç olmuş acaba?
-ne o randevunmu var?
-yoo
-o halde niye soruyosun
-merak ettimde
-bi "defol" git yaa


2-pardon saatiniz varmı acaba?
-yok maalesef
-alırız?

3-pardon saatiniz varmı acaba?
-yok, maalesef
-bende var...:)

4-varmı?
-ne?!
-kil
-terbiyesiz...
-hahaha..

7-merhaba, sizi daha önce bi yerden tanıyormuyum?
-tanımıyorsun
-hadi ya tanışalım o zaman
-tanışmayalım
-peki

8-tanışmak isteyen erkek kızın masasında bişey arıyomuş gibi yapar,kültablasını kaldırıp altına bakar vs. sonunda kız dayanamaz ve sorar
-ne arıyorsunuz siz?
-sizinle tanışmak için güzel bi bahane arıyorum,ama bulamadım
-ihihihi
-oturabilirmiyim
9-pardon saat kaç acaba?
-üçü çeyrek geçiyor
-aaa tesadüfe bak benimkide.. kader bizi birleştiriyor sanki...
-bi "defol" gitbee

12-allah sizi inandırsın çok güzelsiniz tanışabilirmiyiz (yaşanmıştır)

13-ya masanıza içkimi koyabilirmiyim
-tabii..
-eha hangi okuldan ehi?
-nea?
-okul diyorum hangisi?
-ohooooo...

AloneWolf
21-12-2004, 10:58
sevgili hakkuş,

mektubunu aldım.gelmesi ne denli sevindiriciyse de
okuduklarım o denli üzücüydü...demek asker gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana
yapmadığı kalmamış."suçum olsa yanmam" diyorsun.sana inanıyorum
dostum.olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif
asker ocağına yakışmayan sadistin teki...sen sivilken ağzına kötü söz
almazdın.adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre
gerçekten çok sinirlenmişsin.ama haklısın.ben de olsam ondan nefret
ederdim.oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız.neden ayırım yapıp en ağır
işleri sana yaptırıyor ki???..senin gibi aklı başında, sorumluluklarının
bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.zaten
"adinin teki" demişsin.neyse hakkuş, vatan borcu bu...herşeye,insanlıktan uzak olan
çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin.sen yine elinden
geldiğince iyi asker olmaya çalış.beni de mektupsuz burakma.mektupları
dışardan yollamakla iyi ediyordun.çavuş iti okursa bir de mektuplar
için dayak yersin sonra.

özlemle gözlerinden öperim.

.......................

__dostun recai__

BÖLÜM 1...

AloneWolf
21-12-2004, 11:07
ulan recai iti,

ben sana ne zaman mektup yazdım da o allahın belası mektubu
gönderdin??mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için
bu adiliği yaptın di mi köpek??senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana
yapmadığı kalmadı.tonla dayak...bir hafta da hapis cezası yedimçavuş beni
bölüğün önüne çıkarıp
"KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR."
dedi.ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık mektubunun da o eşşek
şakalarından biri olduğuna inandıramadım.bir daha mektup falan yazma...zaten,
ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim.birkaç yıl eline kalem
alamayacaksın.en kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm
sürünmeni dilerim

.....................................

__hakan__

BÖLÜM 2

AloneWolf
21-12-2004, 11:08
merhaba hakkuş,

yanında olamadığım,sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için
kahroluyorum. mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor.
manyak çavuş iyice azdı ha...vay sadist vay...bir de adam bilip çavuş
yapmışlar.böylelerinin eline hiç yetki vermemeli...sonra ne oldum delisi
oluyorlar."sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun.ama haklıısın
hakkuş.sinirlerine hakim ol..askerlikte üste saygısızlık olmaz.adama askerliği
bitirtmezler vallahi...uyma o hayvana dostum.zor ama sayılı günler
gelir geçer.buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz.en güzel
günler seninle olsun...

................................

__kardeşin recai__

BÖLÜM 3

AloneWolf
21-12-2004, 11:09
recai denen hayvan,
lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oğlum sen
çıldırdın mı? çavuş fıttırdı...adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı.
"yazmadım konutanım." diyorum, yemin billah ediyorum dinlediği
yok. ah ulan eşşoğlueşşek yaktın beni...askerliğim şimdiden bir ay
uzadı.her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam
teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor.yeter
artık recai!...şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı.cımcılık oldu.bu gidişle
biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. tüm kemiklerini
kıracağım.

allah belanı versin...

......................

__hakan__

BÖLÜM 4

AloneWolf
21-12-2004, 11:10
hakkuş'cuğum,

yooo, yazdıklarına inanamıyorum.bu kadarı da olmaz
ama... artık o şerefsiz çavuşun sana yaptıklatını insan yamaz.nedir
bu eşşoğlueşşeğin sana çektirdiği? yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz
ite bbiledaha iyi daha merhametli davranır.bak hakkuş, sakın benden
gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? eninde sonunda ikiniz de
bu vatanın evladısınız.böyle yapması için ya kafadan sakat ya
daa soysuz olmalı..ne diyeyim hakkuş? sabredeceksin.allah sevdiği kuluna
çektirirmiş. seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına
bela diye salmış

__candostun recai__

BÖLÜM 5


recai soysuzu stop!

sayende askerliğim bitmeyecek stop!.. firar ettim

stop!.. seni

parçalamaya geliyorum stop!..

BÖLÜM SON :D

alanyafatihi
21-12-2004, 13:55
Teröristlere ilk kurşun ABD'den

5 Türk polisine pusunun, Musul'daki ABD kampının yakınında gerçekleştiği ve ilk müdahaleyi yapan Amerikalıların 2 teröristi öldürdüğü ortaya çıktı

Irak'ın Musul kenti yakınlarında 17 Aralık'ta 5 Türk polisinin pusuya düşürülerek şehit olduğu saldırıyla ilgili yeni bilgiler gün ışığına çıkmaya başladı. Ankara'ya ulaşan raporlarda, saldırının ABD birliklerinin konuşlandığı Musul yakınlarındaki askeri bir kampın çok yakınında gerçekleştiği bilgisi yer aldı.

ABD doğruladı
Raporlarda, kampta nöbet tutan ABD askerlerinin silah sesleri üzerine gözetleme kulesinden teröristlere ilk müdahalede bulundukları ve saldırganlardan ikisinin ABD birliğinin silahlarından çıkan kurşunlarla öldürüldüğü de bildirildi. ABD Ankara Büyükelçiliği kaynakları da, iki teröristin Amerikan askerlerince öldürüldüğünü doğruladı.

'İddialar saçma'
Büyükelçilik yetkilileri, saldırının sorumluluğunun ABD'ye yüklenmesine de tepki gösterek, "Ortaya atılan bu iddialar saçma. Orada bizim de 1200 askerimiz öldü" dedi.
Irak'ta güvenlik sorunu olduğunun herkesçe bilindiğinin altını çizen ABD'li yetkililer, "Bu sadece Türk siviller ya da polisler için değil, bizim için de geçerli" diye konuştu. Aynı yetkililer, Türk konvoyunun karayolu üzerinden Bağdat'a gideceği bilgisinin Irak'taki Amerikalı yetkililerin elinde bulunmadığını da kaydetti.

Soruşturma başlatıldı
ABD'nin Ankara'daki 2 numaralı yetkilisi Robert Deutch da dün saldırıda şehit olan 5 polis için Ankara'da düzenlenen cenaze törenine katıldı. Genelkurmay Başkanlığı da saldırıyla ilgili ayrı bir soruşturma başlattı. Kuzey Irak'taki Türk askeri birliklerinden gelecek istihbarat bilgileri doğrultusunda sonuçlandırılması beklenen soruşturmada, saldırganların kimliği konusunda net bilgilere ulaşılması bekleniyor.

PKK şüphesi

Saldırıyı, PKK'lıların gerçekleştirmiş olabileceği ihtimali de değerlendiriliyor. Musul'da faaliyet gösteren PKK'nın, kentteki direnişçilerle birlikte ABD'ye karşı mücadele ettikleri belirtildi. Konvoyun Habur Sınırı Kapısı'ndan geçtikten sonra telsiz konuşmalarının dinlenerek takip edilmiş olabileceği de bildirildi. Musul'daki Özel Kuvvetler Komutanlığı'na bağlı görevliler de, bölgede araştırmalar yaptı. Bazı kaynaklar ise saldırıyı PKK'nın yapmasının "zayıf ihtimal" olduğunu kaydetti.

UTKU ÇAKIRÖZER Ankara milliyet

futbolcu
21-12-2004, 14:09
Köylünün biri hasatını hasarsız kaldırması durumunda ramazanda ilaveten 30 gün daha oruç tutacağına dair Allah'a taahhütte bulunmuş. Ertesi hafta çıkan bir fırtına ile tüm hasatı tarumar olmuş. Üstüne üstlük bi de ahıra girdiğinde emektar eşşeğininde nalları dikkitiğini görmüş. Moral yerle bir. Akşam iftar etmek için ezanı bekleyen köylü ezan okunmadan 10 dakika önce yemeğe başlamış ve hızlıca yemeği mideye indirmiş. Üstüne bi de cigarasını tüttürmüş. Sonra yukarı bakıp; "nasıl gıcık oluyon bana di mi, şerefsizim o eşşeği de kurbana saymazsam"!!!

lutas
21-12-2004, 14:37
Kombili değilse ısınmaz bu.

futbolcu
21-12-2004, 14:43
arkadaş delikanlı adam böyle yuvarlak, dönen mönen binada oturmaz yaa :D

Forever
21-12-2004, 14:56
Brezilyalı bir firma tarafından inşa edilen 11 katlı bina.Her katta tek daire var ve hepsi birbirinden bağımsız 360 derece dönebiliyor. Binanın yapımı 10 yıl sürmüş...

Dairelerin fiyatı mı ? 300.000 $ :)
Çok oynak bina sevmedim... İnsan birgün bu sürekli turlama işinden sıkılır.. :D

AloneWolf
21-12-2004, 15:25
Ama Binanın her tarafına hakim olabilirsin ;)
Yalnız kat kat mı dönüyor. yoksa komple mi?

Forever
21-12-2004, 15:45
Ama Binanın her tarafına hakim olabilirsin ;)
Yalnız kat kat mı dönüyor. yoksa komple mi?
Ya bir yönde sevmediğin bir görüntü varsa, görmek istemediğin, sinirini bozan... :D

AloneWolf
21-12-2004, 15:59
Düğmeye basıp döndürürsün üzülme :D
Ayrıca belki 90 derece sonra sında görmek istediğin görüntüyü yakalarsın ;)

gemici
21-12-2004, 15:59
binanın dönerlisini sevmem ben almayayım............................

Forever
21-12-2004, 16:04
Düğmeye basıp döndürürsün üzülme :D
Ayrıca belki 90 derece sonra sında görmek istediğin görüntüyü yakalarsın ;)
Olmaz öyle şey... :D

Bu binanın hızı da önemli 360 dereceyi kaç günde veya saatte dönüyor bunu bilmek lazım.. :D

AloneWolf dotum senin binada dairen mi var? onumu pazarlamaya çalışıyorsun? :D

BOYNER
21-12-2004, 16:28
Hepsi birbirinden bağımsız nasıl dönebilir ki? Üst komşusunun gürültüsünden rahatsız olan, oklavayla tavana vurmak yerine, 40 derece doğuya dönecek, çok ilginç???

preatoria
21-12-2004, 17:04
Ingiltere tarihinin en kanli ve dramatik zamanlarindan biri kral VIII.
Henri zamanidir...Veba, katliam, savaslar, uzak diyarlarda sömürgelere
gidenler, orada kaybedilenler ve buna benzer sebeplerle ülkenin nüfusu
neredeyse yari yariya düşmüş, Kral ülkesinin geleceginden ciddi bir
biçimde endiselenmeye baslamistir. Ama yaptirdigi arastirmalar
sonucunda
ülke
hapisanelerinde cok sayida serseri, hirsiz katil vs. ve çok sayida
fahise
oldugunu tesbit etmis ve nufus artisini saglayabilmek amaciyla kral
kontrolünde hapisanelerde çiftlesmeler organize etmistir. Dünyaya
getirilen çocuklari da Ingiliz Kraliyeti, yetistirme ve topluma katma
isini
üstlenmistir.Bu nüfus arttirma islemine "Fornication Under Control of
the
King" yani "Kral kontrolünde zina" denmis ve FUCK olarak
kısaltılmıştır.
Bu Fuck islemleriyle Ingiltere nüfusu 10 yil içerisinde 2 ye
katlanmistir.
"Fuck" kelimesi de ingilizceye buradan girmistir.
Bu olayin Tarih kitaplariyla sabiti dogrudur.

Buradan ne anlamamız gerekiyor ?

alanyafatihi
21-12-2004, 17:05
Balkaner, hisse senetlerini, evinin banyosunda saklanmış

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), yaklaşık 1 katrilyon liralık amme alacağına karşılık Yurtbank'ın eski hakim hissedarlarından Ali Avni Balkaner'e ait konut ve işyerlerinde yaptığı hacizlerde trilyonlarca liralık mal varlığına el koydu.
TMSF'nin Esentepe'deki merkezinde gerçekleştirilen basın toplantısı öncesinde, 19 Aralık Pazar günü Balkaner grubuna ait Esentepe, Kadıköy, Maslak ve Yeniköy'de bulunan 3 ev ve 3 işyerinde gerçekleştirilen haciz işleminde ele geçirilen mallar basına tanıtıldı.
TMSF binasının girişinde bulunan bekleme salonundaki platformlar üzerinde çok sayıda mücevherat eşyası, saat, gözlük, çek karnesi, TL ve döviz cinsinden paralar ile bazı şirketlere ait hisse senetleri yer aldı.
TMSF Satış Komisyonu Başkanı Fethi Çalık, haczedilen eşyaların yanında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, Yurtbank'ın borcundan dolayı 19 Aralık Pazar günü 6 yerde yapılan operasyonlarda para, değerli hisse senetleri, mücevherat ve tablolar bulunduğunu söyledi.
52 adet tablo, 33 adet silah, 3 bin 200 adet fişek, 12 adet mermi ile aralarında Mercedes ve Cadillac modellerinin de bulunduğu 5 araç ve 256 adet ziynet eşyasının haczedildiğini belirten Çalık, 50 kişilik ekip ve mali polisle birlikte operasyonları gerçekleştirdiklerini anlattı.
Çalık, ''Yaptığımız araştırmada banyoda seramiklerin altına gömülmüş hisse senetleri bulundu. Hisselerin toplam değeri belirlenmeye çalışılıyor. Yalnız hamiline ait ve borsaya koteli hisse senetleri olduğu için bunların değerlendirmesi ayrıca yapılıyor'' dedi.
5 şirkete ait hisse senedi bulunduğunu, ayrıca Tekmar grubunun yüzde 50 hamiline ait hisse senetlerinin de ele geçirildiğini belirten Çalık, aynı zamanda çekler, senetlerin de bulunduğunu, bunlar için de tahsilat işlemine başlanacağını kaydetti.

''OPERASYONLARIMIZ AYNI HIZLA DEVAM EDECEK''

Fethi Çalık, ''Amme borcunu, halkın parasını ödemeyen kimse aynı işleme maruz kalacak. Ya halkın borcunu ödemek için bizle sözleşme imzalayacak ya da sonuna kadar Türkiye ve dünyada bir çöp buluncaya kadar alıp satacağız'' diye konuştu.
Ele geçirilen malların toplam değerinin sorulması üzerine Çalık, ''Trilyonlarca var. Bugün ekspertiz getirip mücevher kısmını değerlendireceğiz. Hocalar getirip tabloları değerlendireceğiz. Hisse senetlerini Borsa'da araştıracağız, ama bunların toplam değeri trilyonlarca var'' şeklinde konuştu.
Çalık, 52 tablonun antik müzayedelerden satın alınan değerli sanatçılara ait eserlerden oluştuğunu da ifade etti. Balkaner grubunun borçlarına ait bir soru üzerine de Çalık, ''Görüşmeler devam ediyordu, fakat Balkaner ortadan kaybolduktan sonra bu saatten sonra karşımızda muhatap bulamayınca, operasyon kararı aldık. Operasyonlarımız aynı hızla devam edecek'' yanıtını verdi.
Balkaner grubu operasyonlarının devam edeceğini belirten Çalık, ''Arama yapılan evler de zaten hacizliydi. Balkaner grubuna ait 242 parça gayrimenkul değerlemesi yapıldı. Eğer bundan sonra da karşımıza muhatap çıkmazsa aynı hızla satacağız. Diğer borçlular için de takip aynı hızla devam edecek'' diye konuştu.
Bir soru üzerine Çalık, diğer gruplara ait operasyonlarda elde edilen ziynet eşyalarının da Balkaner grubuna ait ev ve işyerlerinde bulunan ziynet eşyalarıyla birlikte satılacağını bildirdi.
Fethi Çalık, Balkaner grubundan haczedilen bütün malların satılacağını da kaydetti.

''HACZEDİLENLER BORCU KARŞILAMAYA YETMEZ''

Çalık, ''Haczedilen mallar Balkaner'in borcunu karşılamaya yeter mi?'' sorusuna karşılık şunları söyledi:
''Balkaner'in borcunu karşılamaya yetmez. Karşımıza Balkaner grubuna ait biri çıkarsa ve gerçekten realist bir ödeme planı verilirse onun üzerinde durulur.
Bu sadece Balkaner grubu ile ilgili değil, halka kimin borcu varsa sonuna kadar gidilip bütün eşyalarını, gayrimenkullerini satacağız. Dünyada ve Türkiye'de tespit ettiğimiz her şeyi alıp satacağız.'' Çalık, bir soru üzerine de Uzanlar'la ilgili Pamukova'daki çiftlikte yapılan jeoloji araştırmalarının sonuçlarının bir ay sonra alınacağını, Zeytin Adası'nın da bu yıl bitmeden satılacağını kaydetti.

ŞİRKETİN % 50 HİSSESİ HACZEDİLDİ

TMSF tarafından Balkaner Grubu ile ilgili olarak 19 Aralık Pazar günü ev ve işyerlerinde yapılan operasyonlarda, 17 milyar 796 milyon lira, 37 bin 736 dolar ve 4 bin 20 euronun yanı sıra 52 adet tablo, 33 adet silah, 3 bin 200 adet fişek, 12 adet mermi, 5 araba, 256 adet ziynet eşyası, 2 adet ipek halı ve çeşitli ev eşyaları haczedildi.
TMSF Satış Komisyonu Başkanı Fethi Çalık tarafından düzenlenen toplantıda, haczedilen mallar basın mensuplarına tanıtıldı. Bu arada, gazetecilere, Balkaner Grubu ile ilgili hacizlerde ele geçirilenlere ilişkin bir yazılı açıklama dağıtıldı.
Verilen bilgiye göre, Esentepe'de bulunan Tekmar Mermer Granit Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye ait işyerindeki operasyonda, TL ve döviz cinsinden para ile altın takıların yanı sıra 20 tablo, 2 adet silah ve 12 adet mermi olmak üzere toplam 145 adet mal haczedildi.
Ayrıca, şirket kayıtlarının mevcut olduğu 17 adet kaset de incelenmek üzere muhafaza altına alındı. Şirketin yüzde 50 hissesi haczedildi.
Kadıköy Cemil Topuzlu Caddesi'nde bulunan Zeynep İlkar'a ait evde ele geçirilenler arasında, çok sayıda ziynet eşya, broşlar, altın ve hatıra paralar var.
Söke Çimento Sanayii T.A.Ş'nin 25 milyon lira bedelli hamiline hisse senedi, Aydın Tekstil (İplik ve Dokuma) ve Nebati Yağlar San. İşl. A.Ş.'nin 30 milyon lira bedelli hisse senedi de haczedildi.

NÜFUS CÜZDANI DA ELE GEÇİRİLENLER ARASINDA

Kadıköy'de Çiftehavuzlar Sokakta bulunan Ali Avni Balkaner'e ait evde, toplam 109 adet menkul mal haczi yapıldı, 32 adet tablo ve 2 adet ipek halı muhafaza altına alındı.
Maslak Eski Büyükdere Caddesi'nde bulunan Ali Avni Balkaner'e ait işyerinde ise muhtelif modellerde 30 adet silah ve şarjörleri, 3200 adet fişek, çek karneleri, araç ruhsatları bulundu.
Fatma Pelin Balkaner'e, Ali Avni Balkaner'e ait pasaport, Ali Avni Balkaner'e ait nüfus cüzdanı aslı da ele geçirilenler arasında yer alıyor.
Ayrıca, 16 adet hard disk, senet ve çekler de muhafaza altına alındı.
Birlik Reklam İnşaat Turizm Tic. ve San. A.Ş'nin danışmanı olarak çalışan Fehmi Gültekin'e ait odada bulunan çantadan çıkan 1 adet yüzük, 2 adet kolye, kolye ve küpe takımı (3 parça), altın kolye ve bileklik, 1 adet Mimarsinan Vakıf Altını, 2 adet GAP anısına Vakıf Altını, 2 adet Vakıfbank Osmanlı Kuruluşu altını da haczedildi.
Yeniköy'de Türk Bostan Yolu Sokak Hattat Sitesi'ndeki Ali Avni Balkaner'e ait villada bulunan, 1996 model Mercedes S 600, 1999 model BMW 523iA, 1999 model Hyundai 2.5 GLS, 1993 model Mercedes 500 SEL, 1991 model Cadillac Deville otomobiller haczedilerek, TMSF garajlarına getirildi.
Haciz mahalinde bulunan 1 adet Beretta Marka F21261W seri numaralı tabanca da, Mali Şube polislerine teslim edildi.
Ayrıca, villadaki sauna içinde gizlenmiş halde 17 klasörde muhtelif evrak ve hisse senetleri bulundu. Söz konusu klasörler de zaptedilerek, TMSF'nin Esentepe'deki binasına getirildi.
Yurtbank'ın eski hakim hissedarlarından Ali Avni Balkaner hakkında, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, ''verilmemesi gereken kredileri açarak dolandırıcılık yapmak'', ''zimmet'' ve ''off-shore hesapları üzerinden bankanın vasıta kılınması suretiyle dolandırıcılık yapmak'' suçlarından toplam 34 yıl 7 ay ağır hapis ve 69 trilyon 307 milyar 925 milyon lira ağır para cezasına çarptırılmış ve hakkında gıyabi tutuklama kararı çıkartılmıştı.

BOYNER
22-12-2004, 01:00
-Polis - Beyefendi radar uygulamamiz vardi. Hiz sinirini astiniz.
-Adam - Asmadim birader.
-Polis - Beyefendi radar kayitlarini gösterebiliriz.
-Adam - Ben Mustafa'nin arkadasiyim, ugrasmayin benimle Polis - (bi afallar) Mustafa mi o da kim ?
-Adam - Sen Mustafa yi tanimiyor musun ?
-Polis - Ee sey hatirlayamadim..
- Adam - Dur yanimda resmi var sana göstereyim. (cebinden bir 10 milyonluk çikartir ve üzerindeki Atatürk resmini gösterir)
-Polis - Haa, pardon simdi hatirladim. Tamam.
-Adam - Gidebilir miyim ?
-Polis - Sey, bu Mustafa' nin baska resmi var mi yaninizda ?
-Adam - Eeeh be... Arkadas dediysek bütün albümü yanimizda tasimiyoruz...

balaban
22-12-2004, 01:12
Irak savaşı kime yaradı?

AloneWolf
22-12-2004, 10:15
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı

Feyzullah Arslan

"Polisin Hatıra Defterinden" kitabından


Heyecanlı bir ses:

"Merkez tarandık".

Merkez:

"Hayır efendim aranmadınız".


4512:

"Merkez! Alet kontrol"

Merkez:

"Elinizdeki alet değil, cihaz".

4512:

"Aletin cihaz olduğu anlaşıldı merkez".


Şöför:

"Müdürüm, araç intikal etsin mi?"

Müdür:

"Etsin, ama içinde şöförüde olsun".


Merkez:

"Camide son durum nedir?"

5436:

"Cenazeler mezarlığa seyir halindeler".


4536:

"Merkez, orta kilolu, kara renkli, boynuzlu bir tosun kaybolmuş".

Merkez:

"Anlaşıldı. İstasyonlar not alın. Kaybolan tosun eşkali veriyorum".


3370:

"Bir minibüs at arabasına çarpmış, at vefat etmiş".

Merkez:

"Başın sağ olsun evladım.


Merkez:

"Ananın Yeri'nde <lokanta> kavga ihbarı var. Ekip intikal etsin".

7443:

"Anlaşıldı Merkez,

Ananın Yeri'ne ekibimle seyir halindeyiz".


5690:

"Burada çekilmesi gereken bir araç var".

5491:

"Efendim, ben sahilden intikal ediyorum".

Merkez:

"91, sen bulunduğun yerde kal, 31 çeksin".


7553:"Kaçan aracı takip halindeyiz".

Merkez: "Anlaşıldı. Mevkiiniz?"

7553:"Kaybolduk Merkez!..."


Merkez:"Mevkiiniz?"

4566:"Cumhuriyet caddesi".

Merkez:"Tam mevkiiniz?"

4566:"Arabadayız Merkez".


5452: "Bahse konu aracı aldık, inceliyoruz, tamam"

Merkez: "Araç alkollü mü?"

5452: "Olumsuz efendim, araç dizelmiş".


4512:

"Merkez, hırsız kaçıyor!"

Merkez:

"Anlaşıldı, nereden nereye kaçıyor?"

4512:

"Şuraya doğru kaçıyor".

Merkez:

"Biri 4512'den telsizi alsın, adam gibi tarif etsin".


3345:

"Yonca Evcimik konserindeki son durum nedir?"

6220:

"Henüz Abone'yi söylemedi amirim".


5433:

"Caddede şüpheli bir paket var."

Merkez:

"Anlaşıldı, çevre güvenliğini alın,

pakete dokunmayın. Uzman ekip seyir halinde

5433:
<3 dakika sonra>

"Uzman ekibe gerek yok. Paket boş".

Merkez:

"Nereden anladınız,

'Çevre güvenliğini alın' demiştik".

5433:

" Üzerinden kamyon geçti efendim".


Merkez:

"İskeledeki aracın belgelerini alın".

5426:

"Araç feribota binmekte..."

Merkez:

"Belgeleri muhakkak alın".

5426:

"Doğrudur Merkez, ben de feribota biniyorum".

5426:

<5 dakika sonra> "Aracın belgelerini aldım".

Merkez:

"Derhal merkez karakoluna intikal edin".

5426:

"Olumsuz Merkez. Feribot hareket etti. Ben karşıya geçiyorum. 17.00 feribotu ile dönerim".

AloneWolf
22-12-2004, 10:20
Eski sevgilinin SMS mesajlarına alternatif cevaplar!
- gerçekten unuttun mu?
- sen de kimsin?

- seni hala seviyorum!
- performansına her zaman saygı duymuşumdur zaten

- seni hala özlüyorum...
- tütün bas geçer

- nasıl gidiyor hayat?
- senden sonra bayağı bi güzelleşti, sağol

- "mesaj attığınız kişinin ilgi alanı dışındasınız, lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz... naş naşınız..."

- birbirimizin kalbini kırdık, yeniden bir araya gelip o kırık kalpleri onaralım!
- benimkinin kaskosu vardı

- biliyorum hala sevip arzuluyorsun beni, sadece farkında değilsin. Ya da farkında olmak istemiyorsun.
- allah belanı versin

- seni unutamadım!
- sevgilinden ayrıldın da mesaj atacak birini mi arıyorsun?
- salaksın sen!
- evet, o cevabı yazdığım için salağım, bırak bir cevap yazmayı, okumadan silmem gerekirdi...

- bu akşam bana gelsene, yemek yaparım, sonra birşeyler içeriz...
- yok. Porno izleyeceğim

- sen varsın ve hep olacaksın!
- yazık, bir malsın ve hep öyle kalacaksın...

- dün gece rüyamda seni gördüm... erol bize ne oldu böyle?
- bir dahakine iyi örtün de uyu...

- gece rüyamda gördüm seni, çok korktum, başına bir şey gelmedi di'mi?
- başıma gelen en kötü şey sendin!

- dün seni rüyamda gördüm, bir mesaj atayım dedim...
- ancak rüyanda görürsün zaten, öptüm!

- dün gece seni rüyamda gördüm...
- görebileceğin tek yerde görmüşşün zaten

- barutcan dön artık, tükendim tükendim tükenmeleri oynuyorum. Bittim.
- sayın abonemiz kafasını .....iniz kullanıcı son 7 aydır kapsama alanınız dışında bulunmaktadır. Hırtcell olarak şu üç günlük dünyada, daha nice potansiyel eski sevgililer olduğunu hatırlatır, en yakın zamanda engin denizlere açılmanızı temenni ederiz. Hayırlı günlaaaaarrr

- hayatım, pişmanım, geri dönmek istiyorum!
- tek yön güzelim burası hadi naş naş!...

- senin gibisini bir daha bulamadım
- bunun beni ilgilendiren kısmı nedir?

- bu akşam işin var mı?
- mesaj attığınız kişiye şu an ulaşılamıyor. lütfen daha sonra tekrar denemeyiniz!

- buldun mu bari bir kazma?
- senden daha kazmasını bulamadım kusura bakma...

AloneWolf
22-12-2004, 10:53
İnternet' in hızla yayılmaya başladığı 1995 senesinden bugüne kadar kat ettiği yol şüphesizki çok büyük. İlk başlarda sadece sörf ve bilgi amaçlı kullanılan internet güçlenen altyapısı ve buna paralel olarak optimize şekilde gelişen oyunların online desteği ile beraber, daha çok genç kesimden oluşan oyuncular için sanal network şeklinde kullanılmaya başlandı. Bir sonraki trend ise interneten alışveriş yapılabilen sitelerde yaşanan patlamaydı. Başlangıçta güvenirliliği tartışıldı ama bu tabu da yavaş yavaş yıkıldı ve artık internetten alışveriş çok standart bir olay haline geldi. Bütün bunlara ek olarak online bahis siteleri açıldı. Başlangıçta güvenirliliği tartışılan bu ortamda, insanlar artık çok büyük miktarlarda para karşılığında bahis oynamaya başladılar.


Sanal bir adaya 26,500 dolar vermeyi göze alırmısınız ?

Bu şekilde hızlı bir gelişmenin tabiki aniden durmasını bekleyemeyiz. Hala duyduğumuz zaman şaşıracağımız şeyler olmuyor değil. Bunun en son örneği sanal bir adanın 26,500 dolara satın alınması ile oldu. Evet yanlış okumadınız sanal adı "Deathifier" olan Avustralya' lı bir genç bir oyuncu, Project Entropia adlı internet tabanlı oyunun oynandığı dünyada sanal adalardan birini satın aldı. Entropia adlı oyun alışık olduğumuz standart RPG tarzında çok kullacı ile oynanan bir oyun, fakat geçersiz sanal paralar yerine kur ile çevirebileceğin 10 PED'in 1 US Dolar'ı olduğu gerçek para kullanılmakta.

Adayı alan kişi aynı anda adanın üzerinde bulunan boş bir şatoyu, madencilik haklarını, avlanma haklarını ve imar arazisi oluşturup satma haklarınıda satın almış durumda. Bu tür hakların bazılarını devretmeye veya kiralamayada hakkı mevcut. Hatta ada ziyaretçilerinden ve turistlerde para talep etmesi, alış veriş merkezleri yapması olası. Belki sanal bir adaya bu kadar para vermek komik gelebilir ama satın alanın fazlasını kazanamayı düşündüğü kesin. Oyunun oynandığı dünya gerçek küresel bir Calypso adında iki kıtalı bir gezegen.

Güvenlikli oyun sisteminde tüm bu sanal objeler haklar için para yatırabiliyor sonrasında tekrar bunları nakite çevirebiliyorsunuz. Yani çok başarılı yatırımlar yaparsanız kar elde etmeniz bile mümkün. Adanın 24.2 km2'lik bir yüzey alanı olduğunuda belirtmeden geçmeyelim. Şehirlerin ve çeşitli yaratıkların yaşadığı dünyada avcılık ile geçinebilir tek başına yada takım oluşturarak macera yaşayabilirsiniz. Bazı ekstra silahlar ile yada avcılıktan kazandığınız ürünleri açık arttırmada satabilir veya elde ettiğiniz gelir ile satın alabilirsiniz. Tabii oyunda hazır para yatırarak bazı ürünleri alabilirsiniz yada bulduklarınızı geri dönüşüme satabilirsiniz. Bu sayede oyuna aylık ücret ve indirebilmek için ücret talep edilmiyor. Oyunu burdan bilgilerini alabilir ve indirebilirsiniz.

Deathifier adaya gelip oyunu oynayanlara kumsal kenarında ev yapımı için arazi ve sanal ev kurmak isteyenlere arsa satarak gerçek para kazanıyor. Project Entropia Dollars' ın kısaltması olarak kullanılan " PED ", Entropia' da kullanılan resmi para birimi. Normal dolar ile aynı değere sahip olan para, gerçek zamanlı olarak istediğiniz kura çevriliyor. Gerçek hayattaki gibi oyunda da PED' lerini doğru yatırımlarda ve doğru şekilde kullanarak oyuncular da para kazanabiliyorlar. Project Entropia' da şu anda yaklaşık 200.000 kayıtlı kullanıcı olduğunu düşünürsek olayın ciddiyetini ve büyüklüğünü sanırım daha iyi anlayacaksınız. Bu tür gerçek dünya gibi dünyaların yaratıldığı binlerce kişinin aynı anda oynadığı oyunlara MMORPG (Massive Multiplayer Online Gaming) deniyor.

Entropia adasının sahibi Deathifier' a göre bu sistem gelecekteki online FRP oyunlarının yeni trendi. Zira aylık ücretlerle geçinmekte sıkıntı yaşıyan çok fazla oyunculu sistemlerde gerçek para ile sanal bir şeyler alabilmek en büyük yatırım kapısı. Diğer ilginç bir istatistik ise bu tür ticaret dünyalarında olan yıllık para dönüşü Nambiya gibi bir ülkenin yıllık para dönüşünden fazla. Aslında internetteki gelişime ve insanların oturduğu yerden para kazanma isteği göz önüne alındığında Deathifier' a hak vermemek elde değil.



Artık ileride "Bizim gençliğimizde buralar bataklıktı, texturelarıda 128x128 di.. Ben babama dediydim burdan alalım çok değerlenir diye dinlemedi, sonra buralar ıslah edildi yol geldi texturelarda 512x512 oldu, burayı kapan yaşadı" diyebilecez.

dedeme solemişler bu arsa ileride para eder diye amma, dinlememiş.
Satmış üc öküze. Ah be dede yaktın torunlarının gelecegini...

Sayfanin Linki : http://news.bbc.co.uk/2/hi/technology/4104731.stm

AloneWolf
22-12-2004, 11:20
3 adam ölür ve cennetin kapısına gelirler... Cennetin kapısındaki melek onlara der ki:
- Burada tek kural var, ördekleri ezmeyeceksiniz....
Adamlar bişey anlamaz ama cennete bir girerler ki, her taraf ördeklerle dolu adım atacak yer yok... İclerinden biri yanlışlıkla bir ördeğin üstüne basar, anında bir melek gelir yanında da görüp görebiliceğiniz en çirkin kadın... Melek adama der ki:
- Sen ördeklerden birini ezdin, ceza olarak bu kadınla seni sonsuza kadar birbirinize bağlıyorum...
Melek onları zincirle birbirlerine bağladıktan sonra gider... İkinci gün adamlardan biri daha yanlışlıkla bir ördeğe basar... Hemen melek çok çirkin bir kadınla gelir ve zincirle ikisini birbirine bağlar… Üçüncü adam tek başına kalır... Arkadaşlarının başına geleni gördüğü için,
ördeklere basmadan etrafı dolaşmaya başlar... Aylar geçer ve adam tek bir ördeği ezmemiştir... Bir gün bakar ki melek ona doğru geliyor, yanında da son derece güzel ve seksi bir kadın... Melek hiç birşey söylemeden adamı bu kadınla birbirlerine zincirler ve gider... Adam bu işe cok şaşırır ama cok da sevinir:
- Bunu hakedecek ne yaptım acaba?
Kadın cevap verir:
- Onu bilmem ama ben bugün bir ördek ezdim…

lutas
22-12-2004, 11:56
Kız Çocuğu ve Temel

Temel bir gün kamyonla yokuş aşağı iniyormuş. Aniden kamyonun freni patlar ve Temel ne yapacağını şaşırır. Sağa bakar bir pazar yeri sola bakar küçük bir kız çocuğu. Temel aklından der ki “kamyonu pazar yerine süreceğime şu küçük kız çocuğuna doğru süreyim”. Olanlar olur Temel hastanede... Gazeteciler röportaj yapmak için gelirler. Temel Bey “43 kişinin ölümünden sorumlusunuz ne düşünüyorsunuz olay nasıl oldu?” diye sorarlar. Temel de “her şey kız çocuğunun pazara koşmasıyla başladı” der.

AloneWolf
22-12-2004, 12:42
http://www.klubbrekyl.com/malibu/malibu.swf
günün oyunu 3 oenguen le başetmk kolay y sonrası? :D

alanyafatihi
22-12-2004, 13:27
Türkiye 'bor' düğmesine bastı

PETROL rezervlerinin azalması nedeniyle, 2015 yılından itibaren gelişmiş ülkeler yöneleceği hidrojen enerjinin depolanmasında en önemli kimyasalı içeren bor madenlerinin dünyadaki yüzde 65'ini topraklarında barındıran Türkiye nihayet düğmeye bastı. Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Enstitüsü arasında anlaşma imzalanırken, Marmara Araştırma Enstitüsü bünyesinde Bor Araştırma Enstitüsü dün açıldı.
Merkezi Gebze'de bulunan TÜBİTAK'ın Marmara Araştırma Enstitüsü'nde dün yapılan basın toplantısına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müşteşarı Doç.Dr. Sami Demirbilek, TÜBİTAK Başkan Vekili Prof.Dr. Nükhet Yetiş, Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü Başkanı Erk İnger katıldı.
Bor madeninin öneminin anlatıldığı basın toplantısında dünyada fosil yataklarının giderek azaldığı ve gelişmiş ülkelerin yeni ve temiz üretim kaynaklarına yöneldiği hatırlatılarak 2015 yılından itibaren yakıt olarak hidrojen enerjisinin kullanımının yaygınlaşacağı belirtildi. Ancak dünyada hidrojen enerjisinin taşınması ve depolanması için yöntem arandığı en etkin yöntemin ise bor madeninden elde edilen sodyum bor hidrür olduğu belirtildi.

1.5 MİLYAR DOLARLIK PİYASA

Basın toplantısında şu anda dünya bor piyasasının yaklaşık 1.5 milyar dolarlık paya sahip olduğunu ve Türkiye'nin de işlenmemiş bor ihracatından yaklaşık 200 milyon dolarlık pay aldığı belirtilirken, işlendiği takdirde bunun milyar dolarlarla ifade edilebileceği vurgulandı.
Türkiye'nin dünyadaki bor yataklarının yüzde 65'ine sahip olduğu belirtilen toplantıda bu fırsatın çok iyi değerlendirilmesi gerektiği, Türkiye'nin ayrıca bor madeninin işlenmesi için teknoloji satın almaktansa araştırma geliştirme projeleri ile teknoloji üretmesi gerektiği vurgulandı. Bu amaçla TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi'nde Ulusal Bor Araştırma Enstitüsü ile ortaklaşa Enerji Enstitüsü kuruldu.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müşteşarı Doç.Dr. Sami Demirbilek, basın toplantısında Türkiye'nin bor potansiyelini dünya piyasalarında en iyi şekilde kullanmayı hedeflediklerini söyledi. Doç. Dr. Demirbilek, "Hidrojen enerjisi kullanımında önemli bir katkı sağlayabilecek araştırmayı başlattık. 10 veya 20 yıl sonra satın alıcı pozisyonundan kurtulup, hidrojen enerjisi kullanımı konusunda gerekli altyapı ve üstyapıyı sağlamak için şimdiden adım atıyoruz. Teknoloji satan bir ülke konumuna gelmeyi hedefliyoruz. Bor rezervlerimizin ekonomiye katkısı daha da artacak'' dedi.

REZERVLERİN ÜÇTE İKİSİ TÜRKİYE'DE

Açılışı yapılan ve hidrojen yakıt pili araştırma ve geliştirme çalışmalarına başlayan Enerji Enstitüsü Müdürlüğü'ne getirilen Doç.Dr. Mustafa Tırıs ise, dünya bor rezervlerinin üçte ikisinin Türkiye'de bulunduğunu hatırlattı. Doç. Dr. Tırıs, şunları söyledi:
"Dünyadaki bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 65'i Türkiye'de. Bu bor rezervlerinin çok iyi bir hidrojen depolama ve taşıma aracı olan sodyum bor hidrüre dönüştürülerek dünya pazarlarına verilmesi söz konusu. Burada Türkiye için çok önemli fırsatlar gündemde. Türkiye'nin bu işte tekel olması gündemde. Ve Türkiye'ye gerek mali, gerekse stratejik açıdan çok önemli imkanlar sağlayacak bir ürün. Bugün imzası atılan proje bu ürünün hidrojen ekonomisi ile birlikte değerlendirilmesini amaçlayan sodyum bor hidrürün sentezi, üretimi ve yatık pilinde kullanılmasını amaçlayan iki ayrı projedir. Hidrojenin depolama ve taşıma riskleri bu projelerle ortadan kalkacak. Bor rezervi ve potansiyeli Türkiye'de mevcut.'' Doç.Dr. Mustafa Tırıs, sodyum bor hidrürün hidrojeni nasıl depolayacağını açıklarken de sünger tarifi vererek, "Nasıl ki bir sünger suyu emiyor ve sıkınca suyu bırakıyorsa sodyum bor hidrür de aynı görevi yapıyor'' diye konuştu.

HİDROJEN ENERJİSİ

Gelişmiş ülkelerde 2015 yılından itibaren hidrojen enerjisi yakıt pilleri, cep telefonlarının ihtayacını karşılayacak kadar az veya bir kente yetebilecek kadar çok güç üretebilecek kapasitelerde tasarlanıyor. Bu nedenle ulaşım araçlarından evsel ve endüstriyel uygulamalara kadar geniş bir kullanım potansiyeline sahip. Ancak yakıt pillerinden kulanılan hidrojenin üretimi depolaması ve taşınması yakıt pili teknolojisinin yaygınlaşması ve kullanımında önemli dar boğazlardan biri olarak gösteriliyor.
Marmara Araştırma Merkezi'nde açılan Bor Araştırma Enstitüsü'nün desteklediği `Sodyum Bor Hidrür Sentezi ve Üretimi' ile `Doğrudan Sodyum Bor Hidrürlü yakıt pili üretimi ve entegrasyonu' konulu iki proje enerji enstitüsünde yürütülecek. Sodyum Bor Hidrür Sentezi üretimi kapsamında üretim teknolojisi önce laboratuvar ortamında geliştirilerek sanayi ölçeğinde üretim biriminin kurulabilmesi için gerekli bilgiler oluşturulacak. Ayrıca labarotuvar çalışmalarından elde edilen bilgiler ışığında sodyum bor hidrür üretimi pilot tesisi kurulacak.
Doğrudan sodyum bor hidrürlü yakıt pili üretimi ve entegrasyonu projesinde ise, doğrudan sodyum bor hidrürlü yakıt pilinin geliştirilmesi ve son kullanıcı entegrasyonu yapılacak.

KOCAELİ/DHA

AloneWolf
22-12-2004, 13:51
çikolata günümüzün en önemli yiyeceklerinden bir tanesi.kadınların karşı koyamayacağı bir madde*

kısa bir tarihçe:

16. yüzyılda aztek ülkesine doğudan yapılan gemi seferlerinde beyaz tenli bir grup iner.hayatları boyunca beyaz tenli insane görmemiş olan aztekler(görmemişin pipisi olmuş koparmış misali)bu beyaz tenli adama(adı cortes bu arada) adeta tapmışlar,onu bir nevi tanrıları gibi görmüşler.e tabi tanrı gelmişken bir şeyler ikram edelim,azteklerin ne kadar misafirperver olduğunu görsün mantığı ile ona maşrapada çikolata ikram etmişler.(kristof kolomb da zamanında bu içeceği farketmiş ama pek sallamamış)ama cortés bu içeceği direk alıp ispanya'ya taşımış.

bu arada çikolatayı azteklerden başka kızılderililerde kullanmakta idi.sabah erkenden kalkıp çikolata içen(içmek diyorum çünkü o zamanlar çikolata daha sıvı halde) kızılderililer,çikolata içerek kendilerini günahlarından arındıklarını zannederlerdi(ki yok öyle bişi)

bu arada ispanyollar bu çikolata sevdasına kendilerini iyice kaptırırlar.meksikayı fethederek oradaki kakaonun gücünü görürler.bu sırada biraz kafa çalıştırıp "aa biz karayip adamlarında şekerkamışı yapıyoruz bi şekerle karıştırsak acaba nasıl olur?"diye düşündüler ve denediler.(hakkaten de güzel oldu)

çikolata kültürü günden güne tüm topluma yayılırken 17. yüzyıla gelindiğinde kilise "bu çikoltayı içiyoruz ama bu iyi bişi değil,günah" şeklinde bir inanış ortaya atar.bu inanışın nedeni de azteklerin çikolatının afrodizyak etkisi yarattığı görüşünü benimsemeleri(ki bunu benimsemelerinin nedeni kralları moctezuma'nın günde yaklaşık 50 tas çikolata içmesi) idi şüphesiz.teolojisyenlere göre de çikolata insanın ruhunu ve duyguları kızıştırdığı için manastırlarda çikolata tüketiminin yasaklanmasını istediler.(yasaklanmamış tabi ki yasaklansa idi bir devrim çıkabilirdi.)

engisizyon mahkemeleri ile başı beladan kurtulmayan ispanyollar çikolotayı diğer toplumlara satarak yollarını bulmaya çalıştı. üretim önce italya'da, sonra fransa'da çıktı.ispanyollar'ı jamaik'te bozguna uğratan ingilizler 1674'te londra'da modaya dönüşen ünlü coffee mill and tobacco roll'u, ardından ilk çikolata kulübü cacaotree'yi açtılar.aynı dönemde ren nehrinin bir tarafında "çikolata beyinsel fonksiyonların uzun süre işlemesine imkan tanır" diye öngören balzac'a karşılık, diğer tarafta goethe de "bir bardak çikolatayla, bir günlük yolculuk rahatça yapılabilir" diyordu...zaten, londra'daki cacaotre de sadece sütlü çikolata içilip, tadılan bir yer değil(meselastuart'lar ve destekçilerine karşı komplo hazırlanan ülkenin ve dünyanın kurtarıldığı yer diye biliniyor)


endüstri devrimini gerçekleştiren ingiltere olduğu için herhalde, çikolata üretimine ilişkin ilk makinelerde ayni ülkede icad edildi.toprağı hakikaten bol olsun walter churchman'da kitle üretimine hazırlık yapacak böylece çikolatanın demokratikleşmesine en büyük katkıyı yapacak ilk makineleri icad etti.30 yıl sonra da joseph fry ilk tablet çikolataları üretti(aslında cizvit papazları meksika'da çoktan beri tablet çikolatayı keşfedip yemişti ama eski kıtanın haberi yoktu).çikolatanın bugünkü memleketine,isviçre'ye varması ise ancak 17. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşti.bir yüzyıl sonra çikolata vatikan'ın gözüne de ilişti.18.yüzyılda,dini törenlerde,papa din adamlarına rütbelerine göre çikolata dağıtıyordu.din adamları yükseldiklerini ellerine verilen çikolatadan anlıyorlardı.**

tekrar çikolataya dönelim:

çikolata'nın aynı zamanda bir çok da yararı var(kanseri önler,kalp hastalıklarını engeller,bağışıklık sistemini kuvvetlendirir...vs.)

3000 yıl önce amerikan,aztek ve mayalar çikolatanın elde edildiği, kakao tanelerinin yetiştiği,kakao ağacını(theobroma)yetiştirdiler.çikolata ağzına kadar, polyphenol diye adlandırılan ve içinde procyanidins,epicatechin,catechin olan antioksidan bileşim dizileriyle dolu.meyve,sebze,şarap ve çay da polyphenol içerir.
çikolata phenethylamine(pea) içerir.phenethylamine sinir sistemini uyarır, bazı salgıların salıverilmesini tetikler,ağrıları dindirir ve insanın kendini iyi hissetmesini sağlar

sonuç olarak:azı yarar,çoğu zarar*

gemici
22-12-2004, 13:57
kristof kolomb da sen çikolatayı bırak tütün le patatesi getir............................................. .......

AloneWolf
22-12-2004, 14:39
http://www.ebaumsworld.com/warthog.html
soldaki aracin yerini deistiriyor, sag ustteki bombalarin yerini deistiriyor, sag alttaki ise bombalarin gucunu deistiriyor.. sonra launch diyoruz, basliyoruz..
sarı ok diğer etapa geçer

Corumlu
22-12-2004, 18:06
belki merak edebilir, öğrenmek isteyebilirsiniz... :p



http://www.deathclock.com/

karina
22-12-2004, 19:21
HARIKA bir ilizyon....Asagidaki resime 20 saniye dikkatli baktiginizda Zürafa oldugunu göreceksiniz...

sebal
22-12-2004, 22:15
not yazı benim değil gelen maillerden coppy
MARGARİN ve TEREYAĞI
> " Diploma tezimi Turkiyenin ünlü margarin fabrikasinda hazirladim.
Adam
> gibi kokusuzlastirilmis ve aritilmis SIVI > pamuk çekirdegi yagini
> HIDROJENE EDEREK DOYURMANIN ve de vücud isisina son derece tehlikeli
> sekilde yaklastirmanin nesinin akla uygun oldugunu ne ben
çözebildim.Ne de
> bu konuda benden çook daha bu konuyu bilmesi gerekenlere tüm
ugrasmalarima
> ragmen ÇÖZDÜREBILDIM Stajimi ve tezimi basariyla bitirdim,hocama
teslim
> ettim O gün bugündür agzima margarin koymamaya kesin karar verdim ve
> uyguladim. Margarin ambalajlarina,kesinlikle , sigara ambalajlarina
> getirilen zorunluk getirilmelidir. Margarin sagliga ÇOK ZARARLIDIR
> yazilmalidir.
>
>
> Margarin vücudumuzdaki toplam uzunlugu 100 km. olan IDY (insan Damar
> Yollari 'nin KATiLiDiR. Alkolden de, sigaradan da daha kapsamli
> zararlidir.
> Margarin ve Tereyagi arasindaki farki biliyor > musunuz?

> Sonuna kadar okuyun *. Çok ilginç. Her ikisi de hemen hemen ayni
> kaloriye sahiptir. Tereyagi çok az daha fazla doymus yag oranina
> sahiptir. 8 grama 5 gram. Harvard Tip Fakültesinin çalismasina gore
> tereyagi ile karsilastirilinca margarin yemek kadinlarda kalp
hastaligina
> yakalanma olasiligini %53 artiriyor. Tereyagi ise yemek
yiyeceklerdeki
> diger besin ögelerinin emilimini artiriyor.

> Tereyaginin besinsel degeri yüksek olmasina ragmen margarinin çok
> düsüktür. Çünkü katkilidir. Tereyagi margarinden çok daha lezzetlidir
ve
> diger yiyeceklerdeki tadlari zenginlestirir.

> Tereyagi yüzyillardir bilindigi halde margarin 100 yildan az bir
süredir
> yapilmaktadir.
>
>
> Ve şimdi margarinin ne olduguna gelelim Yag asitleri çok yüksektir,
> Koroner kalp hastaligi riskini 3 kat arttirir. Toplam kolesterolü ve
> LDL'yi yükseltir. (Kötü kolesterol)
>
> HDL'yi düşürür. (iyi kolesterol) Kanser riskini bes katina çikarir
Anne
> sütünün kalitesini düşürür Bagisiklik sistemini zayiflatir Insülin
> tepkisini düsürür.
>
> ISTE EN ILGINÇ KISMI!
>
> Margarin plastikten yalnizca 1 molekül farklidir. Iste bu gerçek beni
> hayatim boyunca bir daha margarin ve diger hidrojene yiyecekleri
yemekten
> alikoymustur (Hidrojene demek moleküler yapisina hidrojen eklenmis
> demektir. Kendiniz de deneyebilirsiniz: Bir paket margarine alin ve
gölge
> bir yere koyun. Iki gün içinde sunlari gözlemleyeceksiniz. Üzerinde
bir
> tane bile sinek yok! (Bu size birseyler anlatmali. Çürümemis ve kötü
> kokmamistir. Çünkü hiçbir besin degeri yoktur ve üzerinde hiçbir sey
> gelismez. Hatta mikro organizmalar bile yerlesmez. Neden? Çünkü
> nerdeyse plastiktir.
Evdeki plastik kablonuzu eritip de tostunuza surer misiniz ?
isterseniz surmeye devam edin ama en azindan gelecek nesillere
cocuklariniza bu vicdansizligi yapmayin.

San Francisco
22-12-2004, 22:17
Bu siteyi hazırlayan dahi mudur... Yoksam Kafayimi yemiştir..:)
http://www.angelfire.com/electronic/ao/index.html

sebal
22-12-2004, 22:26
Bu siteyi hazırlayan dahi mudur... Yoksam Kafayimi yemiştir..:)
http://www.angelfire.com/electronic/ao/index.html
sn sanfrancisco 2. sık diyorum edvin hocam mesaj box doluymus bosaltırmısınız konuyla alakası yok ama yazacak yer bulamadım

Sarıvadi
22-12-2004, 23:09
Bu siteyi hazırlayan dahi mudur... Yoksam Kafayimi yemiştir..:)
http://www.angelfire.com/electronic/ao/index.html

bence herikisi de. biraz da internet mahir durumu...

özgün
22-12-2004, 23:39
bir arkadaş uğraşmış yazmış :D

My mother to be my wife: Anam Avradım olsun
>
>Come with ball my brother Come with ball: Topla Gel Abicim,Topla gel
>
>Chicken translation: Piliç çevirme
>
>Leave the door december: Kapiyi aralik birak
>
>Clean family girl: Temiz aile kizi.
>
>
>Your hand is on the job your eye is on playing: Elin iste,gözün oynasta
>
>Sensitive meat ball: içli kofte.
>
>Urinate quickly, satan mixes: Acele ise seytan karisir
>
>There is no saturation to her observations: Onun Gözlemelerine doyum olmaz
>
>Man doesn't become from you: Senden adam olmaz
>
>Enter the desk: Siraya gir
>
>Look my ram, I'm an Anatolian child,If I put, you sit.:Bak koçum
>ben Anadolu çocuguyum bir koyarsam oturursun
>
>Airplane out of the fart, say hi to that sweetheart: Osuruktan
>teyyare,Selam söyle o yare
>
>Master !! do something burning-turning in the middle: Usta!!
>Ortaya yanardöner bisi yapsana !
>
>Exploded egypt has escaped to my bosphorus: Bogazima patlamis mısır
>kaçti.
>
>In every job there is a no: Her iste bir hayyr vardir.
>
>She is such a mother's eye girl: Çok anasinin gözü bir kiz

özgün
22-12-2004, 23:59
NOEL BABA VE NASREDDİN HOCA ARASINDAKİ 7 FARK

1. Noel Baba, yılbaşına doğru gündeme gelen bir "dönem" figürüdür...
Nasreddin Hoca, yılın her günü yıldızdır!...

2. Noel Baba, 'bütün çocuklara karşılıksız armağan verme' gibi ütopik, imkansız bir fikrin kolpa kahramanıdır...
Nasreddin Hoca, 'parayı ver düdüğü çal' dürüstlüğüyle realist ve sahici bir kimsedir.

3. Noel Baba, çam ağaçlarının toplu katliamında başrol oynar...
Nasreddin Hoca, sadece bindiği dalı keser, zararı daha ziyade kendinedir.

4. Noel Baba maddecidir, nesneler sayesinde ün yapmıştır...
Nasreddin Hoca, paraya çevrilemeyecek bir zenginlik kaynağıdır, ruhu ve zekâyı besler...

5. Noel Baba, geyiklerin çektiği kızakla,üstelik bir de uçarak,itici bir sürrealite içindedir...
Nasreddin Hoca,eşeğine ters binerek reel ortamda sürreallik gösterdiği için daha çarpıcıdır...

6. Noel Baba aslen Antalya çıkışlıdır fakat asimile olmuştur,doğum yerini meraklısı bilir...
Nasreddin Hoca sonsuza kadar Akşehir'in evlâdıdır...

7. Noel Baba,herhangi bir babalığını göremediğimiz bir "baba"dır...
Nasreddin Hoca, hepimizin hocasıdır!!!

:D

BOYNER
23-12-2004, 00:35
Bir gün Müdürlerin aklina rahatsiz edici bir soru takilmis.
Esleriyle olan cinsel hayatlari acaba bir zevk mi yoksa angarya mi?
Düsünmüsler aralarinda
tartismislar ve bir sonuca varamamislar.

Içlerinden biri yönetmenlere danisalim bakalim onlar ne düsünüyor bu
konuda demis. Gitmisler
sormuslar. Yönetmenler düsünmüs ve siz bilirsiniz sayin müdürlerimiz
demisler.

Müdürler için bu soru karin agrisi olmus. Gidip pazarlama yetkililerine
basvurmuslar, onlar da bir süre düsünüp sizler daha iyi bilirsiniz
sayin müdürlerimiz demisler.

Müdürler bir cevap bulamamanin sikintisi içinde bir de operasyonculara
soralim demisler. Neyse
sikila sikila sormuslar. Sizce bizim eslerimizle olan cinsel hayatimiz
bir zevk midir yoksa angarya
mi?

operasyoncular hep bir agizdan 'ZEVK' diye bagirmislar. Müdürler
sasirmis çabuk ve net cevaba. Merak
etmisler, 'Neden?'diye sormuslar; Neden bu kadar emin ve çabuk cevap
verebildiniz?

Operasyoncular cevap vermis: 'Angarya olsaydi bize yaptirirdiniz...'

lutas
23-12-2004, 13:21
UNUTMAYIN...ONLARIN YERİNDE BİZ DE OLABİLİRDİK...

www.thehungersite.com


Birleşmiş Milletlerin (BM)
AÇLIK SITESINE GIRIN VE ORADA GÖRECEGINIZ SARI BIR DUGME
(GIVE FREE FOOD) ÜZERINE TIKLAYIN,
BUNU YAPTIGINIZ ZAMAN DUNYANIN HERHANGI BIR YERINDE AÇ BIR INSAN
YIYECEK YARDIMI ALIYOR.YIYECEGIN PARASI, LOGOLARINI GORMENIZ KARSILIGINDA REKLAM YAPAN SPONSORLAR TARAFINDAN ODENIYOR.
TUM YAPACAGINIZ BU SITEYE GIRMEK VE
YIYECEK BAGISLA DUGMESINE TIKLAMAK
(SAYFANIN ORTASINDAKI SARI TUS)
GUNDE SADECE BIR KERE BAGISTA BULUNABILIYORSUNUZ...

greenback
23-12-2004, 14:12
Hani şu IETT'nin yeşil otobüsleri var ya; çevreci ve ABS frenli
olanlar..
Abi gayet güzel bir gün herkes kendi kıvamında ve tadında yolculuk
ederken,
birden bir telefon sesiyle irkildik.
Gazman'ınki gibi çalıyordu. Neyse adam çalan telefonu açtı ve konuşmaya
başladı.
Biraz argosu rahatsız ediyordu çevreyi ama, asıl rahatsızlık veren
kapalı
olması gereken telefonun açık ve kullanılır vaziyette olmasıydı.
Tabii çok geçmeden IETT şoförünün ikaz sesi duyuldu;
- Beyefendi, cep telefonuyla bu otobüste konuşmanız yasak!
Adam hiç iplemeden konuşmaya devam etti.
Şoför tekrar uyardı;
- Beyefendi kime diyorum, cep telefonuyla konuşmanız yasak,
aaaa!
Adam hala konuşuyor valla, hiç tınmıyor.
Şoför daha fazla dayanamadı bir hışımla el frenini çektiği gibi,
caaaart
diye durdurdu otobüsü ve herifin tepesine dikildi.
- Kardeşim ne laf anlamaz adamsın sen yaaaaa!
Bu otobüste cep telefonuyla konuşamazssııııın. Yasak yaaa yasaaaaak!
Şoförun bu hiddetli hareketinin ardından telefonla konuşan adam bir an
duraksadı ve telefonda konuştuğu kişiye;
- Aloo, Hilmi abi benim bu otobüste cep telefonuyla konuşmam yasakmiş
abi.
Naapalim abi, tamam sen konuş ben sadece dinliyorum aabiii.........

greenback
23-12-2004, 14:15
Geçen sene Hava Harb Okulunun sınavına gitmek için Bursa
Terminalinde
otobüsümü bekliyordum.
Bu ilginç olaya tanık oldum.
Adamın teki karısını Istanbul'a yollamak için bir otobüs firmasından
bilet
almıştı.
Fakat otobüs fırması adama ayırdığı bileti başkasına satmış.
Adam da bu sinirle gişede görevli olan memura şu şekilde bağırıyordu.
'Karımı seve seve( orijinalini siz biliyors