View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
alanyafatihi
30-12-2004, 09:43
Bir gun havacilarin karacilarin ve denizcilerin en yuksek komutanlari askerlerinin cesaretlerini birbirlerine ispatlamak icin toplanmislar.
Karacilarin komutani bir asker cagirmis.
Asker -emret komutanim diyerek yanina gitmis.
Komutani yere yatmasini istemis. Daha sonra da
bir tanka askerin uzerinden gecmesi icin emir vermis asker kilini
bile kipirdatmadan yattigi yerde beklemis ve malumunuz
ezilmis.Komutan digerlerine donerek -iste cesaret. demis.
Havacilarin komutani bir asker cagirmis asker
yine -emret komutanim diyerek komutaninin yanina gitmis
komutani helikoptere binmesini emretmis. Asker helikoptere binmis ve havalanmis daha sonra komutani askere assagiya parasutsuz
atlamasini emretmis asker de emre itaat etmis ve atlamis. Yere
cakilmis ve can vermis. Komutan da digeri gibi donerek -iste
cesaret demis.
Sira gelmis denizci komutana. Denizci komutan askerini cagirmis. Asker -ne var lan demis.
Komutan gel buraya emrini vermis.
Asker ona -hade len demis.
Komutan diger komutanlara donerek - -iste cesaret demis
alanyafatihi
30-12-2004, 09:47
10 Maddelik Internet Yasa Tasarısı
1) İnternete girerken kullanıcı adı ve şifrenin yanısıra kimlik de sorulsun. kimliğini ibraz edemeyen internete giremesin.
2) Taşıt pulu gibi "modem pulu" diye de birşey olsun. 6 ayda bir ziraat bankasından pul alıp
modemin görünen bir yerine yapıştıralım, devlete ek gelir kapısı açalım. Yılda bir de modemler muayeneden geçsin.
3) Microsoft outlook ve icq'nun yasaya uygun yeni versiyonu çıksın. Bu versiyonda send/yolla butonunun yanına
"iki nüsha da savcıya yolla" butonu eklensin.
4) Amerika'dan Kemal derviş'ten sonra internet Mahir de getirilsin, kendisine internetten sorumlu bakanlık verilsin.
mahir tenis oynasın, şortla dolaşsın sonra hepimizi öpsün.
5) Türkçe windows gözden geçirilsin, bundan böyle "bilgisayar geçersiz bir işlem yürüttü. kapatılacak"
yerine ekranda "bilgisayar devletin ali menfââtlerine aykırı bir işlem yürüttü, mühürlenecek.
lütfen ellerinizi başınızın üzerine koyup yere uzanın" yazsın.
6) Nick almak ve vermek devletin tasarrufunda olsun, kırmızı nick ve yeşil nick kavramı getirilsin.
Milletvekillerinin nicki kırmızı olsun, sonradan gurur duyacağımız insanlara yeşil nick dağıtılsın.
7) Irc'de op'luk müessesesi de devlet kontrolüne girsin, Öyle herkes birbirine op'luk veremesin,
sadece devlet versin. chat odası idare amirliği kurulsun, op'luk ordan dağıtılsın.
8) Çiftçiyi destekleyen devlet site sahiplerini de desteklesin. Devlet "destekleme tıklaması" yapsın,
tıklama baş fiyatı açıklansın, hangi site ne kadar tıklandıysa devlet yardımda bulunsun.
eş dost site açsın, devlet habire tıklasın, vergiler çarçur edilsin.
9) İnternette beklenmedik anlarda çevirmeler yapılsın, bir linke tıkladığımızda aniden beyoğlu emniyet amirliği sitesine yönlenelim,
orda ifademiz alınsın. İnternet bağlantı hızına sınırlama getirilsin. Kamyon sahipleri hafta içi internete giremesin.
10) Dumanla haberleşmek de zaptu rapt altına alınsın, karşı tarafa gönderilecek beher dumandan
iki nüsha önce savcının odasına gönderilsin. ortalık toz duman olsun.
alanyafatihi
30-12-2004, 09:52
BAHANE LÜGATI
Bomba atarak masum insanları öldüren birine ne ad verilir?
- Terörist
- Uçaktan bomba atarak masum insanları öldürene ne denir?
- Cesur pilot
Bir Filistinlinin topraklarını işgal etmiş İsraillilere
saldırmasına ne ad verilir?
- Terörist saldırı
- İsrail uçaklarının kendilerine taş atan çocuklara roketle
saldırması nedir?
- Meşru müdafaa
Birisinin evinize silahla girip değerli eşyalarınızı çalması?
- Silahlı soygun
- Silahlı kuvvetlerce desteklenen çokuluslu şirketlerin bir ülkenin
doğal kaynaklarını çalması?
- Silahtan arındırma...
Zenginden alıp fakire veren?
- Robin Hood
- Fakirden alıp zengine veren?
- Amerikan hükümeti
11 Eylül saldırılarında üç binden fazla insanın öldürülmüş olması?
- Katliam
- Irak'ta 500 bin çocuğun öldürülecek olması
- Irak halkını zalim diktatörün elinden kurtarma operasyonu.
Çok sayıda insanın öldürülmesini nasıl adlandırıyorsunuz?
- Katliam
- 148 Amerikan askerine karşı 200 bin Iraklının öldürülmesi?
- Körfez Savaşı
Zengin insanların yoksul insanları sömürmesi?
- Bencillik
- Zengin ülkelerin yoksul ülkeleri sömürmesi?
- Küreselleşme.
alanyafatihi
30-12-2004, 09:54
Üniversitede okuyan bir ogrenci yil sonu sinavlarina girmis ve
arkadasina :
> "Ben memleketime gidiyorum, sinavlar belli olduktan sonra bana
sonuclari
bildir, ancak telefona ben cikarsam bana soylersin. Telefona annem
cikarsa
zayifim olmaz ama eger bir tane olursa Ebubekir'in selami var, dersin.
Iki
zayif imkansiz da eger olursa Ebubekir'in omer'in selami var dersin. Uc
zayif
hic olmaz da eger olursa Ebubekir'in, Omer'in, Osman'in selami var
dersin.
Dort zayif imkansiz da eger olursa, Ebubekir'in, Omer'in,
> Osman'in, Ali'nin selami var dersin,
> seklinde konusup memleketine gelir. Bir zaman sonra sinavlar belli
olur,
arkadasi sinav sonuclarini bildirmek icin telefona sarilir, telefona
ögrencinin annesi cikar.
>
> - Teyze, oglunuza soyleyin tüm Ummet-i Muhammed'in ona selamı var...
>
alanyafatihi
30-12-2004, 09:58
Katolik okulunda minikler yemek saati gelince
yemekhanede sıraya girmişler..
derken bir de bakmIşlar ki, rahibelerden biri meyva
bölümündeki kıpkırmızı elmaların üzerine bir not yapıştırmış:
"SADECE 1 TANE ALIN.. TANRI BAKIYOR"
Bunu gören afacanlardan biri bunun üzerine, tatlı
bölümüne geldikleri zaman cikolatalı kurabiyelerin
üzerine şöyle bir not yapıştırmış:
"İSTEDİĞİNİZ KADAR ALIN.. TANRI ELMALARA BAKIYOR"
CANIM MEMLEKETİMDEN...!! .. :D
"Bülbülü altın kafese koy, bülbül yine bülbüldür. Değeri değişmez!.." => Edebiyat hocamız
"%100 yerli Ördekçioğlu'yla 'Yabancı Damat' devam edecek..." => "Yabancı Damat" dizisinin reklam kuşağı başlangıcı
"UEFA standartlarında ve tam donanımlı halı saha" => Ankara-Bahçelievler'de bir halı sahadaki pankartta
"İthal Soma Kömürü gelmiştir!" => Mahallemizin kömürcüsündeki tabelada
"Çocuklar tetanos aşınızı olun, Allah korusun cam batar, tel keser, yıldırım düşer!.." => Müzik hocamız
"Yolda giderken okursunuz" => Otopark görevlisi (dağıttığı reklam broşürünü almam için bahanesi)
"Bilgisayarlı tam otomatik modern zeytinyağı..." => Bodrum yolunda bir reklam tabelası
"Selamün Aleyküm 2005" => İzmir-Karşıyaka'da bir dükkanın camında
"Kahve Beyazlatıcısı" => Migros marka kahve kremasının adı
"Çocuğunun öğretmeninin nasıl olmasını istiyorsan öğle öğretmen ol..." => Okulda öğretmenler odasına asılmış uyarı
"Satıcılar, pazarlamacılar ve BUSH giremez!" => Beşiktaş-Ihlamur'da bir apartmanın girişinde
"Turşu yemek bir sanattır..." => Mahallemizden geçen seyyar turşucunun sloganı
''Sahte para için hesap makinesi geldi...'' => Bornova'da bir oyuncakçının camında
"Taze taze balonlarrr, yeni şişirilmiş..." => Sapanca'da bir baloncu
Türkiye'deki enteresan dernekler/lokaller Top20
1) Taşköprü Sarımsak Geliştirme ve Kalkındırma Derneği
2) Angora Tavşanı Seven Şoförler Derneği Lokali
3) İstanbul Akvaryum Yardımlaşma Dayanışma Derneği
4) Genelevi Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği
5) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Dostları Derneği
6) Müzisyen Sevenler Lokali
7) Orman Avukatları Dayanışma Derneği
8) İstanbul Televizyon Tamircileri Derneği
9) Volvo Mağdurları Derneği
10) Mazda Araç Sahipleri Derneği
11) Ankara Güçlü İş Adamları Derneği
12) Aydınlıkevler Dolmuş Durağı Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği
13) Kokoreççiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
14) Oluklu Mukavva Üreticileri Derneği
15) Sungurlu Aşıklar ve Müzik Aleti Çalanları Koruma Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği
16) Profesyonel Posta Güvercini Uçuranlar Derneği
17) Tayland-Hint-Brezilya-Japon Horozunu Koruma ve Yaşatma Derneği
18) Oyuncu Güvercin Sevenler Derneği
19) Yıkımcılar ve Enkazcılar Derneği
20) Havutlu Mahallesi Cenazeleri Kaldırma Yardımlaşma ve Kültür Derneği
Aklınızda bulunsun birgün gerekebilir...
alanyafatihi
30-12-2004, 10:18
Bilgisayarci olabilme ihtimali
Ben senin bilgisayarcı olabilme ihtimalini sevdim...
Kasaların keskin kenarları batıyordu
Elimin kesilmeye hazır nazır yerlerine,
Sonra kablolar çekiyordum,
Kopuıp duran bağlantıların iyice yaval olmalarında;
Ne yana baksam ethernet
Ve orman sanıyordum anakartların yalancı yeşilliğini;
Networkler kuruyordum, Workgrouplar yapıyordum;
Dosyalar kopyalıyordum bir bilgisayardan, bir iç bilgisayara
Harddisk' in sesini başına koyuyordum, sevdiğim şarkıların listesinin;
Sonra çıkıyordum Windows' tan
Ve MS-DOS' tan UNIX' e giden
Ömrümün en hızlı
Ömrümün en yavaş
Ömrümün en basit
Ömrümün en sağlam işletim sistemini çalıştırıyordum,
Çünkü sonunda server oluyordum.
Master disk kokuyordun sonunda
Doğuk ve şehirler arası otobüslerde vazgeçtim bilgisayarcı olmaktan
Ve teknik servis çantamda MS-DOS disketleriydi duran
Ben seninle bir gün
IBM' in Ar-Ge departmanında
Ben seninle sadece bilmek zorunda olanların bildiği
Bir son kullanıcı bayisinde
Ben seninle Ağrı Dağı' nın Van gölü' ne bakan yüzündeki herhangi bir
bilgisayar dükkanında
Ben seninle bir anakartın, karmaşık coğrafyasında kaybolabilme
ihtimalini
sevdim
Ben senin bilgisayarcı olabilme ihtimalini sevdim...
futbolcu
30-12-2004, 11:56
Bu haber önümüzdeki günlerde bizi biraz sıkacak gibi geliyor ne dersiniz?
HÜRRİYET
Bakanlar Kurulu’nda 17 Aralık tartışması
Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
Erkan Mumcu: Metinde tuzaklar var. Kıbrıs'ta mevzi kaybettik. Kürşat Tüzmen: Karar taslağındaki Dicle - Fırat havzasıyla ilgili ibareler sakıncalı.
PAZARTESİ günkü Bakanlar Kurulu toplantısında 17 Aralık’taki AB zirvesinin kararları değerlendirildi.
En dikkat çekici konuşma, Kültür ve Turizm Bakanı Erkan Mumcu’ya aitti.
Mumcu, hükümetin toplumu ve siyasi partileri ile AB için çok hazırlıklı bir Türkiye devraldığına işaret ederek, 17 Aralık’a kadar hedefin müzakere tarihi alabilmek olduğunu söylüyordu.
‘Bunun startejisi başkaydı, bugün ise başka bir durum var ve yeni bir strateji gerekli’ diyen Mumcu, eleştirel bir bakış getiriyor:
‘Müzakerelerin başlaması önemliydi, başarıldı. Ama metinde tuzaklar var; doğru okumak, doğru görmek gerek. Müzakere edilir bir Türkiye için daha cesur davranmalıyız. Bu da doğru bir plan, doğru bir stratejiyle olur.’
‘KIBRIS’TA MEVZİ KAYBEDİLDİ’
Kıbrıs’la ilgili olarak 2003’te Lahey’de çok yanlış bir tutum takınıldığını aktaran Mumcu, ‘Bu konuda ne yazık ki mevzi kaybedildi. Özellikle Kıbrıs için dikkatli olmalı’ demekten de çekinmiyor.
Ancak bu sözleri en çok Brüksel’de, Kıbrıs’la ilgili paragrafa paraf atan Devlet Bakanı Beşir Atalay’da rahatsızlık yaratıyor.
Atalay, ‘Şimdi yeni strateji lazım’ önerisini dikkate almak yerine, ‘Bu kadar karamsar tablo çizmeye hakkınız yok. Özellikle masadan kalkma girişimimiz çok olumlu sonuç verdi’ diye çıkış yapmayı yeğliyor.
Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül de devreye giriyor; ama nazik bir uslüp yeğliyor, sonuçların olumlu olduğunu belirtiyor.
Toplantıda, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Kıbrıs ve azınlıklar konusuna dikkat çekerken, Tarım Bakanı Sami Güçlü de Kıbrıs’la ilgili sorularını, ‘Aman, burda tuzak var; dikkat’ formatında soruyor.
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de gelişmeleri olumlu nitelerken, Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ise Avrupa Parlamentosu karar taslağında, Dicle Fırat havzasıyla ilgili ibareleri sakıncalı bulduğunu ortaya koyuyor.
Bazı bakanların dinlemede kaldığı toplantıda Devlet Bakanı Ali Babacan da Brüksel kararlarına, ‘Olumlu etkisi ekonomi üzerinde kendini hemen gösterdi’ sözleriyle çok sıcak bakan isimler arasında yer alıyor.
YENİ STRATEJİ VE TANIMA KUŞKUSU
Kurulda konuşan bir diğer isim, Enerji Bakanı Hilmi Güler de, Mumcu’dan farklı bir uslüpta yeni dönemde yeni politikalar gerektiğini anlatıyor.
Güler, ‘Yeni dönemde, başta Rusya ve Yunanistan olmak üzere komşularımızla ilişkilerimizi nasıl etkileyeceğine de dikkat edelim’ uyarısı da yapıyor.
Kıbrıs çok konuşulunca Gül, bu konuda yeni açıklamalar yapıyor:
‘Atılan imza tanıma anlamına gelmiyor. AB liderleri de bunu açıkladı. Bazı hukukçular da bu görüşte; ancak aksi görüşte olan hukukçular da var.’
Ardından, ‘Biz de bu durumu hukukçulara baktırıyoruz’ deyince, ‘Demek ki tanıma konusunda hükümette de kuşku doğdu’ yorumu ortaya çıkıyor.
Son noktayı koyan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ise tartışmadan hiç de rahatsız değil ki, ‘Bütün kurumlar yeni döneme ilişkin stratejilerini belirlesin. Haftaya getirin, görüşmeye devam edelim. Bu arada bir tarama da biz yapalım, durumumuz nedir görelim. Bunları da getirin bakalım; çünkü çok dikkatli ve ciddi hazırlanmalıyız’ sözleriyle toplantıyı bitiriyor.
Özellikle, serbest fiyatlı hisse senedi sıralarındaki emir girişlerinde fiyatın doğru olarak girilmesi hususunda yatırımcıların azami özeni göstermeleri ve emir bilgilerinin doğru olduğundan emin olunmadan emrin gönderilmemesi gerekmektedir.
:düsün: :düsün:
Örnek: Serbest fiyatlı bir hisse senedinde 5,50 YTL fiyatlı bir emir vermek isteyen yatırımcı, kullandığı arayüz aracılığıyla yapacağı emir girişinde fiyat alanına, kuruş hanesini ayırmadan, sehven 550 YTL yazarak sisteme gönderirse sistem serbest fiyatlı hisse senedi sıralarına gönderilen emirlere marj kontrolü yapmadığından yatırımcı gerçekte göndermek istediğinden :dolar: yüz kat büyük fiyatlı bir emri :dolar: yanlışlıkla sisteme göndermiş olacaktır...
YATIRIMCI OLURSUNUZ SONRA... ;)
www.fotoport.com
Fotoğraflara ilginiz varsa,dijital fotoğraf makineniz de varsa mutlaka inceleyin.
Özellikle İstanbul içi ideal.
İstediğiniz foto ile; kupa, t-shirt,hatta takvim bile yapıyorlar.
Masanın üstünde güzel oluyor...
AloneWolf
30-12-2004, 12:39
Salaklığın Tarihi...
30 Kasım 2004 Salı
(Salaklığın sınırı var mı diye merak ederiz ya; ben olmadığını
anladım...
Bob Fenster'in "Salaklığın Tarihi" kitabından örnekler verince, siz
de olmadığını anlayacaksınız...)
* Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini kelepçeledi ve
anahtarı
bulamadı... Kendisini kurtarmak için çilingir çağırmak yerine
polisi arayınca başı belaya girdi... Onu kelepçeden kurtaran
polisler,
ödenmemiş
bir kefalet borcu bulunduğunu belirleyince onu yeniden
kelepçelediler...
* Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet satmaya başladığında
yüzlerce
erkek satın aldı... Sonra da bu jiletlerin sakallarını kesmediğini
söyleyerek onları çöpe attılar... Gillette yetkilileri, mutsuz
müşterilerin
tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı kağıdı çıkarmadıklarını fark
ettiler...
* Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini buldu ama sonra
arabayı
Latin Amerika'da satamayacakları anlaşıldı... Çünkü "Nova",
İspanyolca'da
"gitmez" anlamına geliyordu...
* 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında Fransız atlet Jules
Noel'in
disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru sayılmadı... Çünkü atışı
izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek atlama yarışmasını
izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
* 1840'da ABD başkanlığına seçilen William Henry Harrison, çok
soğuk
bir
günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve başlama töreninde
şapka
ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma sonucu zatürre
oldu...
Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan sonra öldü...
* Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin sahibi, vasiyetine
mezarlığın
sigara içilmeyen bölümünde gömülmek istediğini ısrarla ekletmeye
çalıştı.
* 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen Japon bilim
adamları,
büyük
bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir tepeyi yangın
hortumlarıyla
adam akıllı suladılar. Bu yüzden tepenin çökmesi sonucu meydana
gelen heyelanda, dört bilim adamıyla 11 izleyici hayatını kaybetti.
* Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında yürüyebilmelerini
sağlayan
patlamaya dayanıklı botlar icat etti. Fakat botlar o kadar ağır ve
içinde
yürünmesi o kadar zordu ki, askerler mayınlarla havaya uçmadan önce
pusuya
yatan düşman askerleri tarafından vuruluyorlardı...
* 1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl şehrin havuzlarında
kimsenin
boğulmamasını kutlamak için bir parti verdiler. Partide konuklardan
biri
boğuldu.
* 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en sevdikleri programı
izlerken
erkek yarım saat süren bir gülme krizi sonucu kalp krizi geçirerek
öldü...
Eşi, cenazeden sonra programın yapımcılarına bir mektup yazarak,
kocasını
hayatının son dakikalarında bu kadar mutlu ettikleri için teşekkür
etti.
* 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan San Diegolu bir
kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar nefesini
tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar, o da gerçekten
ölünceye kadar nefesini tuttu.
AloneWolf
30-12-2004, 15:34
http://www.internetbizim.com/files/internetbizim_atademirer_kameraarkasi.wmv
vestel kamera arkası :D yoksa önümüydü :D
> > >
> > >2004' yIlI nasIl geçti..
> > >
> > >* Samsun'da bir bankanIn Mecidiyeköy subesi'ni soyan Mehmet Murat Pas, iki
> > ay
> > >sonra aynI bankanIn subeye para yatIrmaya kalkInca yakalandI 14 OCAK
> > >
> Bursada manavda sivri biber kalmadIgInI ögrenen Sezer KIrbIyIklI Bu nasIl manav diyerek domatesleri kursunladI. 22. Ocak
> > >
> > >* Erzurum'da tarihi koç heykelini evinin önüne çesme yapmak isteyen
>adam
> > >yakalandI.
> > >
> > >* AdapazarInda Insan HaklarI Ulusal Komitesi BaskanlIgIncaq mahkumlar
> > >arasInda düzenlenen resim yarIsmasI mansiyon kazanan Gültekin
>Toker'in
> > >ödülü, tahliye oldugu için evine götürüldü. Polisi gören Toker kaçtI
> > ödül
> > >için geldiklerini ögrenincede döndü. 28 Subat
> > >
> > >* Samsun'da otobüs duragI calIndI . 24 MART
> > >
> > >* Adana Kümes HayvanlarI dernegi Horoz dögüstürürken yakalandI.3 Nisan
> > >
> > >
> > >* Erzurum'un Bosçakmak köylüleri, dört katlI apartman büyüklügündeki
> > >kayayI köylerine düsmesin diye halatla bagladI .24 NISAN
> > >
> > >* Bursa Inegöl'e baglI 3 bin nüfuslu Cerrati Beldesi'ne 3 bin kisilik
> > cami yaptIrIldI. 29 Nisan
> > >
> > >* Antalya'da iki kIzIyla evden kaçan oryantal Hatice Topçu, esi Celal
> > >Topçu'nun pantolonlarInI 'Takip etmemesi için' yanInda götürdü. 2
>MAYIS
> > >
> > >* RadarI önceden haber veren ve kendisine yurtdIsIndan gelen aleti
>gazete
> > >ilanI ile satmak isteyen adam yakalandI. 25 MAYIS
> > >
> > >* Trabzon'a bir hastaneye gidip, bugüne kadar hiç cinsel iliskiye
> > >girmedigine dair rapor isteyen Mehmet MIsIrlIya (46) 'deli raporu'
> > >verildi.
> > >
> > >* Zonguldak LimanIna sIgInan kuzuyu yediler.
> > >
> > >* Savas Ay, programIna ünlü benzerlerini cIkarttI, araya gerçek
>Ciguli'yi
> > de
> >
> > >soktu. Ciguli, benzerlik yarIsmasInda üçüncü oldu. 24 HAZIRAN
> > >
> > >* Fransa'da oynanan Türkiye - Brezilya maçInda fotograf makinesini
> > sahaya
> > >fIrlatan Türk'ü, polis filmi tab ettirerek buldu. 8 TEMMUZ
> > >
> > >* 178 ALO - RTÜK hattIna basvuran biri, Sütac ayran ic reklamInda gol atan inek
> > >Ayraniç'in memelerinin görünmesinden sikâyetçi oldu. 16 TEMMUZ
> > >
> > >* Umut Sanat, Lara Croft filmi tanItImI için 'Türk Croft' yarIsmasI
> > >baslattI.KadIn kahramanI canlandIrmak icin siteye 19 erkek basvurdu
> > >
> > >* Asuman Krause, '1. Geleneksel Boru Döseme yarIsmasIna hakem oldu.
> > >
> > >* Malezya KralI kapalIcarsIda halI aldI; Kral'a ikram olarak çay
> > getiren
> > >garsonlar, halIya çay döktü. 15 EYLÜL
> > >
> > >* Sakarya Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde görevli memuru
>Serkan
> > >Atasoy, eski gemi tayfasI Cüneyt Veli'den iki saat yerine bakmasInI
> > istedi.
> >
> > >Veli, elini kesen bir adama dikis atarken bir doktor tarafIndan
> > yakalandI
> > >4 EKIM
> > >
> > >* Izmirde, Izmir ve Nürnberg Emniyet Güçleri arasIndaki 'dostluk' maçi
>3
> > >-0 devam ediyordu. Ancak Emniyet Müdürü Halil Tatas 'Dostluk maçI
> > berabere
> >
> > >bitmeli' diyerek takImIna yenilme talimatI verdi. Bu da olmayInca
>kaleciye
> > >Gol ye!' diye bagIrdI. Maç 3 - 3 bitti. 5 EKIM
> > >
Not: Bu yazI 2. kez bu topikte yer alIyor
Kaeru san
Ağlamayasan.Hep Gülesen...
Ordu jimnastiği
Tüfeksiz hareketlerden sekizincisi
On Tekraaaar.
Harekete Başlaaaaa.
(sekizmiydi unuttuk tabi)
Moralinizi bozmak gibi olmasın ama galiba Yaşlandık Biz.
Bugün üniversite öğrencilerinin çoğunluğunu 1983 doğumlular ve daha küçükler oluşturuyor. "gençlik" onlara deniyor.
Onlar için tek bir Almanya var ve SSCB, Çekoslovakya, Yugoslavya gibi ülkeleri tanımıyorlar.
Soğuk Savaşı bir bilgisayar oyunu sanıyorlar.
AIDS doğduklarından beri var.
CD doğduklarından beri var.
Michael Jackson onlar doğduğunda beyazdı.
Bülent Ersoy onlar doğduğunda kadındı.
Eski filmlerde Ajda Pekkan'ı görseler tanımazlar. Küçük Emrah'ı, Emrah'ın gayrimeşru oğlu sanıyorlar.
Rıdvan Dilmen onlar için sadece bir TV spor yorumcusu ve ona neden "şeytan" dendiğini bilmiyorlar. Kenan Evren onlar için tonton bir ressam.
Onlar için "Çarli'nin Melekleri" ve "Görevimiz Tehlike" sadece geçen senenin yeni vizyon filmleri.
Siyah beyaz bir bilgisayar ekranı olabileceğini düşünemezler. Pac-Man'i bilmezler. Amiga ve Commodore 64'leri olmadı hiç.
Siyah beyaz bir televizyon olabileceğine inanmazlar ve uzaktan kumanda olmadan nasıl kanal değistirileceğini bilmezler.
Balkonda hiç anten ayarı yapmadılar.
Sadece tek bir kanalın günde belirli saatlerde yayın yaptığı dönemlerde dinozorların da yasadığını düşünürler.
Dallas'ı sadece NBA maçlarından bilirler.
Flamingo Yolu ise sadece bir bar adı olabilir onlar için.
John Travolta'yı hep balık etli ve yuvarlak hatlı olarak gördüler ve onun nasıl olup da bir dans ilahi olabildiğini hayal bile edemezler.
Ve bizler de üniversitedeyken cep telefonsuz nasıl yasayabildiğimize akıl erdiremezler.
Şimdi bakalım yaşlanıyor muyuz bir görelim.....
1. Yukarıda yazılanları anlıyor ve gülümsüyorsun.
2. Artık dışarıda geçirilen bir gecenin ardından öğleden sonraya kadar uyumaya ihtiyacın var.
3. Arkadaşların evleniyor.
4. Küçücük çocukların bilgisayarla nasıl çok rahat oynayabildiklerine her zaman hayret ediyorsun.
5. Liseli gençlerin ellerinde cep telefonlarını görünce kafanı sallıyorsun.
6. İsine her geçen gün daha çok bağlanıyorsun. Artık o senin hayatın.
7. Arkadaşlarınla hergün telefonda daha az vakit geçiriyorsun.
8. Zaman zaman arkadaşlarınla buluşup, beraber yasadığınız komik olayları tekrar tekrar anlatıp, eski güzel günleri yadediyorsun.
9. Bu yazıyı okuduktan sonra bunu bazı arkadaşlarına tavsiye etmeyi düşünüyorsun. Onların da bunu beğeneceklerini düşünüyorsun..;)))))
Evet kabul etsek de etmesek de hepimiz yavaş yavaş yaşlanıyoruz. Kimimiz Peter Pan kompleksi ile bir süre daha çocuk kalmak için türlü maskaralıklar yapıyor gençler gibi giyinip konuşmaya çalışıyor, kimimiz ise Kaptan Hook kompleksi ile büyüdüğünün farkında fakat yaşlanmamak için zamanın aktığını inkar ediyor. Her bir tik-tak onları iliklerine kadar titretiyor ve nerde çalışan bir saat görseler parçalamak istiyorlar. Onlara yaşlılıklarını hatırlatan Peter Pan'lara da düşmanlar.
Evet şimdi içindeki son Peter Pan'i uyandır ve bu yazıyı tanıdığın tüm Kaptan Hook'lara forward ederek günlerini rezil et. Mümkünse yazıyla beraber çekilmiş küçüklük resmi yolla. Yoksa seninkiler hep siyah beyaz mı?
Bir forumdan alıntıdır..... niye bizde trafik terörü var???
>
>
> Almanya'da bir dost ziyaretinden dönüyorduk. Arabayı ben sürüyordum.
Yolun ilerisinde bir kaza olduğunu gördüm. Ne olmuş diye bakarken, birden
dört yol ağzında olduğumuzu fark ettim. Işık kırmızıya dönmüş ve ben
geçmiştim. Yapacak bir şey yoktu, olan olmuştu. Duramazdım, yola
> devam ettim. Gece yarısından sonraydı. Saat 2 gibiydi. Allah'tan,
çevrede polis falan da yoktu
>
> Bu olayın üstünden bir hafta kadar geçmişti. Bir mektup aldım;
> karakola çağırıyorlardı. Gittim. Beni bir odaya aldılar. "Bir konuda
bilginize başvuracağız. Size bir fotoğraf göstereceğiz. Bu araba sizin
şirkete ait. Geçen hafta, şu gün, saat 02:12'de şu kavşakta kırmızı ışıkta
geçerken kameraya yakalanmış. Bakın bakalım,
> direksiyondaki kişiyi tanıyor musunuz?"
>
> Fotoğrafa baktım, "Pek tanıyamadım bu kişiyi" dedim. Bunun üzerine
bir fotoğraf daha çıkardılar. Bu benim fotoğrafımdı. "Bu sizin
> fotoğrafınız, bunu yabancılar şubesinden bulduk. Biz, otomobildeki
kişi ile bu fotoğraftaki kişinin aynı olduğunu düşünüyoruz? Ne
> dersiniz?"
> dediler.
>
> "Cevap vermeden önce, isterseniz avukatınızla görüşünüz" diye de
eklediler. "ısterseniz size prosedürü anlatalım. Eğer bu arabayı süren ben
değilim derseniz, sizi mahkemeye vereceğiz. Mahkeme
> uzmanlara başvuracak. Eğer resimdeki kişi olduğunuz ispat edilirse
para cezası alacaksınız. Bu ceza, eğer arabayı sürenin siz olduğunu kabul
> ederseniz vereceğiniz cezanın birkaç katı olacak. Bir de resmi
> makamları oyalamaktan dolayı ayrı bir cezaya maruz kalacaksınız."
>
> Düşündüm. Avukatıma soracak bir şey yoktu. "Verin, bir daha bakayım
fotoğrafa" dedim. Sonra da "Evet, bu arabadaki kişi benim" dedim. Memnun
oldular, "Doğru seçim yaptınız" dediler. Yüklü bir ceza
> ödedim. Ama ehliyetime el koydular. "Ne zaman alırım ehliyetimi
> geri?" diye sorduğumda "Bizden haber bekleyiniz" dediler.
>
> Hastane faslı
>
> Aradan bir hafta geçti. Bir hastaneden davet aldım. Beni göz
> kliniğine çağırıyorlardı. Gittim. Sıkı bir göz muayenesinden geçtim.
Sonra beni bir grup doktorun karşısına çıkardılar. Her biri benim raporu
eline alıp, "Renk körü değilsiniz. Gözünüzün sağlam olduğunu biliyor
musunuz?
>
> Ama kırmızı ışıkta geçmişsiniz" dediler. Artık bana ehliyetimi geri
verecekler diye düşündüm. Ama vermediler.
>
> Aradan bir hafta, on gün geçti. Yine hastaneden bir davet aldım; bu
kez psikiyatri bölümünden. Verilen tarihte hastaneye gittim. Beni bir
> odaya aldılar. Odada dört doktor vardı. ılk doktor, "Raporunuza
> bakıyorum. Gözleriniz sağlammış. Ama trafik ışıkları kırmızıya
> döndükten tam 58 saniye sonra geçmişsiniz. Bunun yanlış olduğunu
biliyor musunuz?"
> diye sordu. Ben de "Evet, yanlış bir davranış" dedim. Aynı şeyi,
diğer doktorlar da aynen tekrarladı. Ben de "Evet, yanlış bir
> davranış"
> diye aynı cevabı verdim. Artık bana ehliyetimi geri verecekler diye
düşündüm. Ama vermediler.
>
> Trafik ışıklarını öğrenelim
>
> Aradan bir hafta, on gün gibi bir süre geçti. Bir mektupla karakola
davet aldım. Gittim, sanırım artık ehliyetimi geri alacaktım. Ama
düşündüğüm gibi olmadı. "Sizi, trafiğe çıkaracağız" dediler. Bana bir
program verdiler. Bu, günde iki saatlik, dört günlük bir
> programdı.
>
> ılk gün gittim. "Arabaya binin. şehir içinde dolaşacağız" dediler.
Benimle birlikte üç kişi daha bindi arabaya. Hareket ettim. ılk
> trafik ışıklarında durdum. Yanımdaki görevli "Buna, trafik ışığı
denir. Kırmızıda durulur. Sarı ışık, kırmızıya dönüşü gösteren
> uyarıdır. Anladınız değil mi?" dedi. Ben de tekrarladım "Evet,
> kırmızı da durulur.
>
> Sarı ışık, kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır." Işık yeşile
> döndüğünde kalktım. Görevli, "Yeşil ışıkta da kalkılır. Değil mi?"
dedi. Ben de tekrar ettim, "Evet, yeşil ışıkta kalkılır." Yolda bir süre
sonra kırmızıya dönen bir ışığa rastladık. Bu kez arkadaki
> görevlilerden birisi, "Buna, trafik ışığı denir. Kırmızıda durulur.
Sarı ışık, kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır. Anladınız değil mi?" dedi.
Ben de tekrarladım, "Evet, kırmızı da durulur. Sarı ışık,
> kırmızıya dönüşü gösteren uyarıdır." diye tekrar ettim. Bu sahneyi
iki saat süresince her ışıkta tekrarladık. O günden sonraki üç günde de,
yine arabama üç görevli bindi. Her ışıkta aynı sahne usanılmadan
tekrarlandı. Ama sonunda ben de ehliyetimi geri aldım.
>
> Yukarıdaki öyküyü Almanya'da yaşayan bir Türk işadamından
> dinledim. "Sonuç ne oldu?" dedim. Çok ciddi biçimde cevap
> verdi, "Ben artık kırmızıda hep duruyorum."
serdarkus
31-12-2004, 10:49
"Telekom'a internet mahkumiyeti
Ankara 2. Tüketici Mahkemesi, yüksek hızla internet erişimi için aldığı ücret oranında hızlı erişim sağlayamadığı gerekçesiyle Türk Telekom'un haksız kazandığı ücretin iadesine karar verdi.
Gazeteci Orhan Uğuroğlu, hızlı internet için Türk Telekom'a ayda 380 milyon lira ödedi ve Kablo Net'e abone oldu. Hızın ödediği paranın karşılığı olmadığını fark edince dava açtı. Dava, lehine sonuçlanırken karar 42 bin aboneyi ilgilendiriyor.
MİLLİYET
31.12.2004 - 09:11 "
http://www.focofijo.com/fotografias/us_1230_foto_2311.jpg
Vay be adamlar bizim bogaz koprumuzun aynisini yapmislar......taklitciler....
alanyafatihi
31-12-2004, 15:30
İnsan akbabalar felaket bölgesinde
Sri Lanka'da yayımlanan Lankadeepa gazetesinin haberine göre, bir Sri Lankalı, güneydeki Galle kentinde ölen babasının cesedini alabilmek 50 dolar ödemek zorunda kaldığını anlatıyor.
''İnsan akbabaların'' bu kıyı bölgesinde cesetleri hastanelerden çaldıktan sonra ailelerine, cesedi canları pahasına bulduklarını yalanıyla sattıklarını yazan gazete, bazılarının da 100 dolar karşılığı kayıp cesedi bulma önerisinde bulunduklarını bildiriyor.
Birçok cesedin mücevherleri için parmaklarının ve kulaklarının koparıldığı belirtilen haberde, ''birçok kişinin yakınlarının ölülerini bulabilmek için para ve zaman harcadığını, bu durumun utanç verici olduğu'' bildirildi.
alanyafatihi
31-12-2004, 15:41
1980'li yılların alternatif kutlamaları ve törenleri 90'ların ikinci yarısından itibaren yavaş yavaş yerini her yerde görünmeye bırakan bir tutuma bıraktı. Bu dönemde tesettürlü kızların diskolara uğramasına, ya da cafe -bara takılan başörtülü kızların garsonlar tarafından içere alınmak istenmemelerine dair dinlenmiş hikayelerle geçti. Muhafazakar kesime hizmet veren, beş yıldızlı otellerin dinlenme ve eğlence anlayışına "uyum gösterebilmeleri", alan araştırmalarının konusu oldu: "Aa onlar da yüzme biliyor ve güneşlenebiliyor." Karşı taraf hayret ettikçe, hayret ettirmeyi kendi hanesine kaydedilen kazanç olarak algılayan kesimler, bu vesile ile "haber değeri taşımak" üzerinden konum belirlediler.
70'li ve 80'li yıllar kaynağını İslam medeniyetinden alan yeni bir hayat tanzim etme çabalarıyla geçti. Bu dönemde, dindarların kendilerine mahsus eğlence biçimlerinin olmamasını dert edinen teorisyenler, akan suya karşı yeni eğlence biçimi üretememekten yorgun, köşelerine geri çekildi 90 'ların başından itibaren. Akan su geri çevrilemezdi ama getirilen her eleştiri ve öneri akışın hızını kesiyordu.Nehrin debisi yükselmiyor önüne kattığı her şeyi sürükleyip gitmiyordu. Kapitalist değerlerle "barışma sürecinde" teorisyenler ve mütefekkirler iki tavır gösterdi. Nehre teslim olup ıslananlar ve ıslandıkça esas gayenin ıslaklık olduğunu ilan edenler ile nehre girmemek üzere geri çekilenler.
Nehrin kıyısında, nehri ıslah etmek üzere bekleyenler yoktu ve nihayet hayat tarzı diktatörlerinin önlerindeki bütün engeller kalkmıştı. Böylece dindarların kendi hayat tarzlarıyla ilgili olarak beyan edebilecekleri, eleştiri getirebilecekleri bir konumları kalmadı. Dindarların kendi dışındakilerin hayat tarzına eleştiri getirmeleri sorun değildi artık, sorun, nehrin içinde en teslim olmuş pozisyonu gerçekleştirmekti.Doksanlar boyunca İslami hayatın ilgilendiren her şey tartışma konusu oldu. Yeni yıl kutlamalarına dahil olmamak bile. İlk defa siyaset Meydanı programı ile başlayan ve bazı entellektüelleri, tv aracılığıyla gerçekleşen kamusallık mekanı olarak, mutlu eden tartışma programları, gittikçe çığırından çıkarak, konuşmak ve fikir beyan etmekten ziyade kavga etmek için bir araya gelinmiş arenaya dönüştü. En fazla raiting alan tartışma konuları olarak dini konuların seçilmesi, dini doğmaların tartışma konusu yapılması, dindar zihniyete sahip olması beklenen kesimlerde bile "bana göre islam sana göre islam anlayışının benimsenmesi neticesini getirdi.Tartışma programlarının en çok rağbet edilen "din adamları", ya her şeye kaşı çıkarak esasında hiçbir şey söylemeyenler oldu, ya da modern hayatın her türlü "artısını"asr-ı Saadet döneminden bulup çıkaranlar.
Medeniyet tartışmalarının yoğun olarak gündeme gelmeye başladığı, 11Eylül teröründen sonra, Taliban/Usame zihniyetine sahip olmakla tehdit edilmeleri karşısında "modern dünyaya" dahil olduklarını daha fazla ispat etme yükümlülüğüne girdi üst kimliğini Müslüman olarak ortaya koyanlar. Günümüzdeki yeni yıl kutlamalarının ülkemizi ziyaret eden hristiyanları bile şaşırtan "renkleri"böyle bir sürecin ürünü.
Türkiye'deki dindarların, hayat tarzı olarak mevcut hayat tarzını tehdit etmeyeceklerinin garantisini vermeleri yeterli değil artık. Diyanet İşleri Başkanının 31 Aralık hutbesinin günler öncesinden basına sızdırılıp eleştiri konusu yapılıp, hutbenin içeriğinin medya yoluyla denetlenmesi hiçbir tepkiye yol açmıyor. Devletin en yüksek dini kurumunun, israf ve çığrından çıkmış bir eğlence anlayışına evrilen kutlamalara dair küçük bir hatırlatma yapmasına bile tahammül yok. Çünkü post-modern Türkiye'de dindarların sadece rejimi tehdit etmeyeceklerinin değil, tüketim kalıplarını içseleştirdiklerinin de garantisini vermeleri gerekiyor. Böylece tek Türkiye, "eğlenen Türkiye" haritası ortaya çıkmış olacak. Öylesine "eğlenen Türkiye" ki ne yanıbaşındaki savaşın şiddetinden ürküyor, ne depremden ders alıyor."Temsil Çağı"nın çocukları ölümün verdiği dersi anlayabilecek donanımdan yoksun çünkü.
Patronunuz size kötümü davranıyor..?? O halde haydi onu ikna edin... (http://www.doodie.com/whackboss.swf) :D
............
Türkiye'deki dindarların, hayat tarzı olarak mevcut hayat tarzını tehdit etmeyeceklerinin garantisini vermeleri yeterli değil artık. Diyanet İşleri Başkanının 31 Aralık hutbesinin günler öncesinden basına sızdırılıp eleştiri konusu yapılıp, hutbenin içeriğinin medya yoluyla denetlenmesi hiçbir tepkiye yol açmıyor. Devletin en yüksek dini kurumunun, israf ve çığrından çıkmış bir eğlence anlayışına evrilen kutlamalara dair küçük bir hatırlatma yapmasına bile tahammül yok. Çünkü post-modern Türkiye'de dindarların sadece rejimi tehdit etmeyeceklerinin değil, tüketim kalıplarını içseleştirdiklerinin de garantisini vermeleri gerekiyor. Böylece tek Türkiye, "eğlenen Türkiye" haritası ortaya çıkmış olacak. Öylesine "eğlenen Türkiye" ki ne yanıbaşındaki savaşın şiddetinden ürküyor, ne depremden ders alıyor."Temsil Çağı"nın çocukları ölümün verdiği dersi anlayabilecek donanımdan yoksun çünkü.
İmam bugün hutbede bangır bangır anlattı. Hakikaten en azından yanımızda savaşanlar ve depremden ölenleri olsun hatırlamak gerek. Teşekkürler Alanyalı arkadaş...
....................... :D TURİZM REHBERİ :D
*Yunanistan 'da sakın Türk kahvesi istemeyin. Türk kahvesinin adı bu ülkede Yunan kahvesidir.
*Nepal 'de ayak üzerinden atlamayın. Kötülüğü simgeler.
*Şili 'de lokantada ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Yoksa servis yapmazlar.
*Moğalistan 'da ıslık çalmayın. Kötü ruhları davet etmiş olursunuz.
*Hindistan 'da sokakta tuvaletini yapanlara tepki göstermeyin. Yasaldır.
*Kolombiya 'da gece sakın kırmızı ışıkta durmayın. Soyulursunuz.
*Çin 'de yere tükürmek serbesttir. Balgamın üzerine basmak yasaktır.
*ABD 'de trafik polisi sizi durdurursa elleriniz direksiyon üzerinde put gibi bekleyin. Hareket ederseniz vurulabilirsiniz.
*Endonezya 'da küçük çocukların başını okşamayın, yoksa zekaları gelişmez.
*Tibet 'te çay bardağını iki elinizle avuçlamazsanız saygısızlık etmiş olursunuz.
*Japonya 'da çatal, kaşık yerine kullanılan çubukları tabağa çapraz koymak hakarettir. Japonya 'ya seks dergisi sokmak yasaktır. Japonya 'da üç kişinin resmini çekmeyin. Şansınız kapanır.
*Bahama Adaları 'nda çiçekli etek giymek koca arıyorum anlamına gelir.
*Bikini Adaları 'nda bikini giymek yasaktır.
*Çin 'de sakın kadeh kaldırırken "Çin Çin" demeyin. Erkeklik org..ı anlamına gelir.
*ABD 'de erkek erkeğe öpüşmeyin. Adınız çıkar.
*Rusya 'da erkek erkeğe dudaktan öpmek sevgi ve saygıyı gösterir.
*Endonezya 'da pazarlık sırasında satıcı parayı yere atarsa son fiyat anlamına gelir.
*Nijeryalılara sırtınızı kremletmeyin. Onlara göre beyazların derisi yoktur.
*Panama 'da çok güzelseniz size %20 'ye varan indirim yaparlar.
*Avustralya 'da yaşınız 65 'in üzerindeyse geneleve girmek için sağlamdır raporu gerekir.
*Sumatra 'da küçük çocukların resmini çekmek yasaktır. Dişlerinin gelişmesini önler inancı hakimdir.
*Rusya 'da taksi şöförleri ile akademik bir tartışmaya girmeyin. Çoğu üniversite eski öğretim üyesidir.
*İskoçya 'da içkiyi geri çevirmek hakarettir.
*İtalya 'da Spaghetti 'ye makarna demek hakarettir.
*Yine İtalya 'da otel odanıza giren hırsızı dövmek suçtur.
durmuskoc
02-01-2005, 00:03
http://img71.exs.cx/my.php?loc=img71&image=ilhami_ilhamli.swf
Bilgisayarınızda ses kartınız varsa buyurun
ESEK SAKASI
Sevgili hakkus,
Mektubunu aldim. Mektubunun gelmesi ne denli sevindiriciyse de
okuduklarim o denli üzücüydü. Demek askere gittiginden beri çavusun size,
özellikle de sana yapmadigi kalmamis. "Suçum olsa yanmam" diyorsun. Sana
inaniyorum dostum. Olur olmaz seni dövdügüne göre, yazdigin gibi o herif
asker ocagina yakismayan sadistin teki. Sen sivilken agzina kötü söz
almazdin. Adamin besiginden mezarina kadar nesi varsa sövdügüne göre
gerçekten çok sinirlenmissin. Ama haklisin. Ben de olsam ondan nefret
ederdim. Oysa hepiniz ayni vatanin evladisiniz. Neden ayirim yapip en agir
isleri sana yaptiriyor ki???.. Senin gibi akli basinda, sorumluluklarinin
bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmali. Zaten
"adinin teki" demissin. Neyse hakkus, vatan borcu bu...
Herseye,insanliktan uzak olan çavusuna bile, katlanip Vazifeni yerine
getirmelisin. Sen yine elinden geldigince iyi asker olmaya çalis. Beni de
mektupsuz burakma. Mektuplari disardan yollamakla iyi ediyorsun. Çavus iti
okursa bir de mektuplar için dayak yersin sonra.
Özlemle gözlerinden öperim.
__dostun Recai__
+++++++++++++++++++++++
Ulan Recai iti,
Ben sana ne zaman mektup yazdim da o allahin belasi mektubu gönderdin??
Mektuplarimizin okundugunu bildigin için bu adiligi yaptin di mi köpek??
Senin yüzünden gül gibi çavusumun bana yapmadigi kalmadi. Tonla dayak. Bir
hafta da hapis cezasi yedim, Çavus beni bölügün önüne çikarip "KARSINIZDA
ORDUMUZUN EN SEREFSiZ ASKERI DURUYOR." dedi. Ne dediysem, senin nasil adi
bir yaratik, mektubunun da o essek sakalarindan biri olduguna
inandiramadim. Bir daha mektup falan yazma. Zaten, ilk izne gelisimde
ellerini un ufak edecegim. Birkaç yil eline kalem alamayacaksin.
En kisa zamanda basina bir kaza gelmesini, sürüm sürüm sürünmeni dilerim.
__Hakan__
++++++++++++++++++++++++
Merhaba hakkus,
yaninda olamadigim,sorunlarini ve acilarini paylasamadigim için
kahroluyorum. Mektuplarini okudukça içim kan agliyor. Manyak çavus iyice
azdi ha. Vay sadist vay. Bir de adam bilip çavus yapmislar. Böylelerinin
eline hiç yetki vermemeli. Sonra ne oldum delisi oluyorlar. "Sivil olsam
yapacagimi bilirdim" diyorsun. Ama haklisin hakkus. Sinirlerine hakim ol.
Askerlikte üste saygisizlik olmaz. Adama askerligi bitirtmezler vallahi.
Uyma o hayvana dostum. Zor ama sayili günler gelir geçer. Buralar
bildigin gibi eksikligini hep hissediyoruz.
En güzel günler seninle olsun.
__kardesin Recai__
+++++++++++++++++++++++
Recai denen hayvan,
Lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oglum sen
çildirdin mi? Çavus fittirdi. Adamin bir agzima yapmadigi kaldi.
"Yazmadim konutanim." diyorum, yemin billah ediyorum dinledigi yok. Ah
ulan essogluessek yaktin beni. Askerligim simdiden bir ay uzadi. Her gece
tuttugum 8-5 nöbetleri, günde yalniz basima tam teçhizat 20km kosu, iki
çuval ispanak ayiklamak imanimi gevretiyor. Yeter artik Recai! Sakanin
çikacak suyu muyu kalmadi. Bu gidisle biraz zor ya, izne gelirsem kendine
kaçacak delik ara. Tüm kemiklerini kiracagim. Allah belani versin...
__Hakan__
+++++++++++++++++++++++
Hakkus'cugum,
Yooo, yazdiklarina inanamiyorum. Bu kadari da olmaz ama. O serefsiz
çavusun sana yaptiklarini insan yapmaz. Nedir bu essogluessegin sana
çektirdigi? Yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz ite bile daha iyi daha
merhametli davranir. Bak hakkus, sakin benden gerçekleri saklama, yoksa
görevden mi kaytariyorsun? Eninde sonunda ikiniz de bu vatanin
evladisiniz. Böyle yapmasi için ya kafadan sakat ya da soysuz olmali, ne
diyeyim hakkus, sabredeceksin. Allah sevdigi kuluna çektirirmis. Seni de
seviyor olmali ki çavus gibi bir namussuzu basina bela diye salmis
__candostun Recai__
+++++++++++++++++++++++
recai soysuzu stop sayende askerligim bitmeyecek stop firar ettim stop
seni parçalamaya geliyorum stop hakan
__________________
YIKILMADIM AYAKTAYIM
annelerden ogrendıklerımız
IYI YAPILMIS BIR ISI TAKDIR ETMEYI:
"Bana bakin, cikin birbirinizi disarida gebertin, evi daha yeni temizledim...!!!"
DUALARIN GÜCÜNÜ:
"Yat kalk dua et ki baban müzik setinin bozuldugunu fark etmedi..."
ZAMANA KARSI YARISMAYI:
"O oyuncaklarini topla yoksa bi tekme attigim gibi hepsini kirarim.."
MANTIKLI DÜSÜNMEYI:
"Ben öyle diyosam öyledir...!!!"
ILERI GÖRÜSLÜ OLMAYI:
"Cikmadan Önce temiz bi Camasir giy.. yolda Allah korusun basina bisi gelir kirli camasirla etrafa rezil olursun."
HAYATIN TRAJIKOMIK YANLARINI:
"Sen daha orda gülmeye devam et, birazdan ben seni tam güldürücem..."
HAYATIN CELISKILERLE DOLU OLDUGUNU:
"Kapa ceneni ve corbani ic ..!!"
DAYANIKLI OLMAYI:
" O ispanak bitene kadar sofradan kalkmak YOK..!!!"
HAVA RAPORU TAHMINI YAPMAYI:
" Su daginikliga bak... el görse odanin ortasindan kasirga gecmis sanir..."
ABARTMAYI:
"Sana 500 bin defa söyledim kirli ayakkabilarinla iceri yürüme diye..!!"
DAVRANIS PSIKOLOJISINi:
"Babana cekecegine biraz bana cekseydin noolurdu ..."
OLAGANÜSTÜ DURUMLARA HAZIRLIKLI OLMAYI:
"Dinleme bakalim anne sözü dinlemee...!!! 'Kafana meteor düsecek kenara cekil' diye bagirsam onu bile dinlemezsin di mi......!!!!"
KISKANMAYI:
" Dünyada senin annen baban gibi mükemmel bi aileye sahip olmayan
kac milyon cocuk var biliyor musun..."
SABIRLI OLMAYI:
"Baban eve gelsin, sen görürsün''
HAKKIMIZI ALACAGIMIZI:
"Eve vardigimizda ben bilirim sana yapacagimi"
DIYALOG KURMAYI:
"Sana bir sey sordugumda cevap ver...!!"
"Ne söyleyeyim anne?"
"Sus!! Bana cevap verme!!!"
TIP BILGILERINI:
"Gözlerini sasi yaparken bir gün öyle kalivereceksin, göreceksin
gününü"
OLGUN OLMAYI:
"Bu tabagin hepsini bitirmezsen asla büyüyemezsin."
GENETIK BILGILERI:
"Sen de o lanet olasi babana cektin."
BILGELIGI:
"Benim yasima gel de anlarsin o zaman."
V E ... ADALETI:
"Bir gün senin de cocuklarin olacak.. insallah onlar da sana senin simdi
bana yaptiklarini yaparlar da o zaman anlarsin ne dedigimi..."
erzurumlu memur
Sabah erken gahiram, el yüzümi yihiram,
Aynanin garsisina gecir, bene bahiram.
Gari sofrayi gurir, cay dolmus önde durir,
Okula giden oglan bene dersini sorir.
Bir cigara yahiram, cay basindan gahiram,
Vahit gelip catanda giravati tahiram.
Ceketimi giyirem, paltomi ver diyirem,
Ayahgabimi geyip, gapi cekip gidirem.
Hava soyuh, tipi var, agzin burnun sihi sar,
Keyif senin, ister sarma, goynan dolar sonra gar.
Birez yürir gidirem, coh coh dua edirem,
Dura ima varanda otobosa binirem.
Devletimi sevirem, rüsvet nedir bilmirem,
Git ganaat gecinir, az alir sükredirem.
Seggiz usah, bir gari, yeddi esmer, bir sari,
Odun kömür bitecah zor beklirem bahari.
Ahsam olir gararir,cüzdanim coh morarir,
Sabah ahsam dolasmah ayaklarimi yorir.
Eve yorgun dönirem, el ayak yihaniram,
Hazir sofra görende aj gurt gibi daliram.
Sofra gahir, gelir cay, ictin mi oliram tay,
Yorgunluh, uyhi gelir, gari gah yata i yay
bikmisbroker
02-01-2005, 16:40
Bir reklam ajansimiz, 50 000 adetlik baskili T-Shirt ihracat baglantisi yapmisti. Sicak baski teknigi ile yapilan bu uygulama, herhangi bir fotografin T-Shirt'e basilmasi seklinde oluyordu. Ilk 10 000 adetlik parti yerine ulastiginda, alici firma isin mükemmelligi karsisinda gözlerine inanamamis, uygulamayi yerinde inceleyip bilgi sahibi olmak için bu konuda uzman iki kisilik heyeti Türkiye'ye yollamis. Olay buraya kadar gögüs kabartici.
Ancak, reklam sirketini almis bir panik. O kadar iptidai bir yöntem uyguluyorlar ki, bunun ilgili firma tarafindan anlasilip siparisin iptal edilecegi korkusunu yasiyorlar. Derken heyet geliyor. Karsilikli sevgi gösterileri,iltifatlar, izzet, ikram; heyet sabirsiz, illaki imalati görecegiz diye sizlaniyorlar. Bizimkiler hala panikte; yapacak baska birsey kalmiyor, utana sikila atölyenin yolunu tutuyorlar. Sanayi sitesinin los bir katindaki atölyeye girdiklerinde manzara söyle; Bir kirik dökük masa, yerlerde boyalar, yirtik elbiseli birkaç çirak, iki usta ve onbes metrelik uzun bir tezgah ve tabii ki meshur T-Shirt'ler baski için sira bekliyorlar.
Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baski yapmak olanaksiz. Ama heyet nezaketen uygulamanin baslamasini istiyor. Kaybedecek hiçbir seyi kalmayan firma yetkilileri, çaresiz gösteriye basliyorlar. Iki çirak, masaya paralel tahtanin iki ucundan tutuyorlar. Bu arada usta gerekli boya ayarini yapiyor ve:
-Simdi!, diye bagiriyor.
Iki çirak var güçleri ile öteki uca kosuyorlar.
Sonuç:Harika....
Ertesi gün heyet tesekkür ederek ayriliyor. Korku ile beklenen birkaç gün sonra karsi firmadan 50 000 adetlik bir siparis daha geliyor. Bizimkiler, kabul edilmenin sarhoslugu içinde bayram yapiyorlar. Olaydan bir yil sonra heyetin verdigi rapor tesadüfen ellerine geçiyor. Aynen söyle:
-"Türk'ler bütün israrlarimiza ragmen söz konusu fabrikayi bize göstermediler. Ancak sanayi casusluguna karsi ayni ürünün sahtesinin yapildigi yerde bizi aldatmaya çalistilar. Biz nezaketen inanmis göründük. Orada bu sürede degil 50 000 adet, 500 adet dahi yapilamayacagini çocuklar bile anlar.Bu bakimdan siparisin devamini Türk'lere vermekten baska çaremiz yoktur."
Yarattigimiz mucizelerin bile farkinda degiliz.
(Y.Kemal Erener'in Düzenli Karmasa adli kitabindan alinti...)
2004 ÜNLÜ GaFLaRI (Türkiye)
--------------------------------------------------------------------------------
Politikacı Dalında...
1) "There is i..." => Recep Tayyip Erdogan (Rauf Denktaş için, "O bizden demeye" çalışıyor)
2) "Halk %50'nin üzerine çıkarmayarak AKP'yi de uyarmıştır!.."
=> Deniz Baykal
3) "Kim yaparsa yapsın yapmasın..." => Süleyman Demirel ("fişleme" olayı ile ilgili yorumu)
4) "Halk arasında langırt derler..." => Melih Gökçek (masa tenisini tarif ediyor!)
5) "Olmazsa olmazlar olmazsa, hiç bir şey olmaz!.." => Rauf Denktaş
Kadın Sunucu Dalında...
1) "Şimdi Abidin İngilizce şarkısını söyleyecek İspanyolca..."
=> Gamze Özçelik
2) "Türkiye'de milyarlarca evli çift var!.." => Ebru Akel
3) "İlk önce Allah, sonra pekmez, sonra keçi boynuzu..." => Seda Sayan (pekmez ve keçi boynuzunun sağlıklı olduğunu vurguluyor)
4) "Sinirliyken biraz asabi olabiliyorum..." => Seray Sever
5) "Sinirden dizim acıdı bak şimdi!.." => Yasemin Bozkurt
Erkek Sunucu Dalında...
1) "Mikrofona el salla!.." => Kuşum Aydın (muhtemelen “kameraya el salla” demek istiyor)
2) "Gel, pisi pisi..." => Firardaki Acun (Endonezya'da sincap çağırıyor)
3) "Toplu olarak, hani orgy gibi..." => Savaş Ay (statlardaki küfürlü tezahüratlardan bahsediyor)
4) "Beni kütürdet!.." => Serdar Ortaç ("kütük" kelimesinden şarkı türetecek yarışmacıya tüyo veriyor!)
5) "Hayatımın üçte dördü Üsküdar'da geçti..." => Cem Davran
Kadın Şarkıcı Dalında...
1) "Entel de insandır..." => Kibariye (Ebru Gündeş Show'da)
2) "Herkese iyi frekanslar diliyorum..." => Nil Karaibrahimgil (izleyicilere)
3) "Benim kitleyicim türkü söylememi istiyor..." => Ceylan
4) "Yani ben katil değilim ki, katil olsam seve seve gelirdim ama bu sebepten dolayı gelmek olmadı..." => Hilal Cebeci (götürüldüğü karakoldan çıkarken açıklama yapıyor)
5) "Ben balonlardan çok korkarım, eskiden patlama yaşadım..." => Seda Üren
Erkek Şarkıcı Dalında...
1) "Ben Almanya'ya çok fazla giderim. Mesela dün Viyana'daydım..."
=> İbrahim Tatlıses
2) "Yeni bir müzik türü var mesela, R&B diye..." => Özcan Deniz
3) "Ben eğer belediye başkanı olursam, başkanı olduğum yer İstanbul'un en güzel şehri olacak..." => Davut Güloğlu
4) "Büyük bir yerde yaşayayım diye bir klostrofobim yoktur..."
=> Mustafa Sandal
5) "Sabahlara kadar sabahladıklarımız oldu çoğu kez..." => Doğuş (albümü hakkında bilgi verirken)
Manken Dalında...
1) "İnsanın arka bacaklarıyla ön bacakları aynı olabiliyor..." => Nefise Karatay (tanıttığı selülit giderici makinenin yararlarından bahsediyor)
2) "Belki başka bir kanala analize olacaktım..." => Demet Şener
3) "En sevdiğim trafik levhası yemek ve polis..." => Tuğba Özay
4) "Kemal Sunal!" => Yasemin Kozanoğlu (kendisinden "Z" ile başlayan bir ünlü söylemesi istendiğinde verdiği cevap)
5) "Kocamla aynı evde yaşıyorum, o biraz garip..." => Tuba Ünsal (evlilik hakkındaki düşünceleri)
Dizi Oyuncusu Dalında...
1) "Olimpiyat şelalesini bin kişi taşıyacak zaten, ben taşımasam da olur..."
=> Hülya Avşar
2) "Şöhret olmanın nimetlerini alırken, maalesef bu tür tatsız olaylar da yaşıyoruz. Allah kimseyi şantajcılarla yüz yüze bırakmasın..."
=> Tamer Karadağlı
3) "Kocamı çok seviyorum, onu bir ay görmesem özlüyorum..."
=> Arzum Onan
4) ”Tabii ki sevgimi belirtiyorum, boynuna da, beline de asılıyorum, ona bacağımı uzatıyorum, onu seviyorum..." => Pınar Altuğ (Tony ile ilişkisini anlatıyor)
5) "Bende enayi enerjisi var..." => Özcan Deniz
Spor Yorumcusu Dalında
1) "Hüsnü Güreli'nin Sergen'i evine çağırıp işini bitirdiğini ben kendim biliyorum..." => Şansal Büyüka (Hüsnü Güreli'nin Sergen ile anlaştığını anlatmaya çalışıyor)
2) "Beynime kurt düştü..." => Ziya Şengül
3) "Ameliyattan sonra uyandığımda karşımda Reha Muhtar'ı gördüm, cehennemdeyim sandım!.." => Ahmet Çakar (vurulduğu günü anlatıyor)
4) "Orada salisiyede karar veriyor hakemler..." => Adnan Aybaba
5) "O direğin altında yatır mı ne var, sürekli oradan kaçıyor!.."
=> Erman Toroğlu
Haber Spikeri Dalında...
1) "BM'deki Kıbrıs görüşmeleri Türkiye saati ile saat 25'te sona erdi..."
=> Saba Tümer
2) "Evet arkadaşlar, çok kısa bir aradan sonra seçim sonuçlarıyla sizinle beraber olacağız..." => Defne Samyeli (izleyicilere)
3) "Bunlar gerçek olmayan hurafeler!.." => Ali Kırca
4) "Azra Akın bozuk olan Türkçesini değiştirmek için dikizyon dersleri almaya başladı..." => Sonay Dikkaya
5) "Siz hiç futbol topuyla karşılaştınız mı Tan Bey?" => Gülgün Feyman
Kaynak:ShockHaber
seminer duyurusu
Kadınlara ve erkeklere özel seminerler...
KADINLARIN KATILMASI GEREKEN SEMİNERLER
1. Orta düzey harita okuma
2. Dört saatten daha az zamanda alış-veriş
3. Araba kullanma I: Otomatik vites değiştirme
4. Araba kullanma II: Dikiz aynası işlevleri
5. Araba kullanma III: Şerit değiştirme sanatı
6. İleri düzey araba kullanma: Boş otoparka araç parkı
7. Kendi paranızı nasıl kazanırsınız?
8. Ağlamadan gün geçirebilme sanatı
9. Toplum içinde çişini tutabilme sanatı
10. İleri iktisat: Kredi kartı- oyuncak farkı
11. Ricky Martin'i bırakmak, sigarayı bırakmaktan daha kolaydır.
12. Fıkralara zamanında gülme becerisi
13. Hafızayı işlevsel kullanma teknikleri
14. Leo BUSCAGLIA , İpek ONGUN , Susanna TAMARO vs. dışında yazarları keşif turu
15. Felsefeye giriş: Az ayakkabı ile yaşayamama dürtüsü
16. İleri düzey matematik I: Hesap makinası pili değiştirme
17. İleri düzey matematik II: Para üstü sayma teknikleri
ERKEKLERİN KATILMASI GEREKEN SEMİNERLER
1. Orta düzey renk bilgisi ve iki şey arasındaki farkı bulma,
2. Tuvelet kağıdını değiştirme denen fenomen,
3. Araba Kullanma Psikozuna Giriş
a) İktidarım sollamama bağlı değildir (Grup terapi)
b)Araba kullanırken bilinci yerinde tutabilme teknikleri
c)Sağım-Solum (Work Shop)
4-Toplum içinde organ düzeltme sanatı
(burun karıştırma ve geğirme -akupunktur tedavisi -ücretsiz)
5- Ayak kokusu giderme yöntemlerine giriş
6- Patavatsızlık yapmadan ve sex konuşmadan nasıl 1 saat geçirebilirim (örneklerle)
7- Pamela Lee Anderson hayranlığında geç kalmadan....
(Belirtiler ve davranış bozuklukları )
8- Cinsellik içermeyen fıkralar nasıl anlatılır
9- Psikolojiye Giriş: Bencilliğin Doruklarında Yalnız Başına....
10- Evlilik ve Çocuk üzerine ortaklık
a)Bu Çocuk ikimizin,
b)Bu ev ikimizin,
c)Bu giderler ikimizin,
11- "Annem de bir kadın..." Tutarlı konuşma becerisi
12- Çamaşır ve bulaşık makinelerini kullanma
(4 Hafta Teorik + 1 Hafta Uygulama)
13- Sifon çekme makinesini kullanma ve klozet makinesini kaldırma
(Haftada 2 gün -ömür boyu- teori+uygulama)
14- Özel günleri not etme ve hatırlama teknikleri, ajanda kullanımına giriş
15- Hediye seçiminde danışman kullanma
16- Sözlerin derin manası üzerine örnekleme
a) Hayır : Hayır
b) Evet : Evet
İğrenç espiriler hem eski hem iğrenç
Oğlumun adını mafya koydum, artık bi mafya babasıyım!
*Adamın Biri Cinemaya gider Filimin yarısı biter ve 10 dk ara yazar adam arar arar ama bi pok bulamaz..ZuHaHaHa...
*İki laz, yoldan aldıkları iki kadını eve götürmüşler. Yatmadan önce kadınlar:
-Önceden söyleyelim! Biz Dönmeyiz!
-Dönmezseniz dönmeyin!! Ev bizim!
*Biliyomusun: sen yüzme bilmesen ve denize girsen bile batmazsın çünkü tipin kayık!!
*Bir gün Temel sürekli bi göbeğin çevresinde arabayla dönüp duruyormuş! Yanında oturan Dursun: "Ula Temel neden sürekli döniisin?" demiş. Temelde: "Ula Dursun! Sinyal takildu da ondan!" demiş!!
*Bu tartı neden tartmıyo?Kim buraya antitartar dişmacunu sürdü?
*Yeni bi kitap çıkmış,ismi "Nasıl parasız mutlu olunur?" Fiyatı on milyon
*Adamın 1i varmış,ikinci dönem düzeltmiş...
*Taksici:
-Aşağı inip baksana sinyal çalışıyo mu?
Yolcu:
-Çalışıyo,çalışmıyo,çalışıyo,çalışmıyo
YILAN TEMEL
Yılan Temel, arkadaşı yılana sormuş:
-Haçan, biz zehirli yilan miyuk?
-Heee, n'oldu ki?
-Dilimi ısırdum da...
-metiiiin!
-ne var?
-met-out nerdeee?...ihi ihih uhuhhhaahaha!..
- espritual kişi: yumurtanı sahanda mı istersin solunda mı?!?!
- zavallı kurban: lan..lannn
- espritual kişi: tamam o zaman; yumurtayı sahanda mı istersin deplasmanda mı?!?!
- esprituel kişi: 4. louis tahta çıkmış yerine insan koymuşlar, neden?
- zavallı kurban: ha?!?...ne bilim lan ben
- esprituel kişi: olm 4. louis *tahta* çıkmış hani, tahta varya ağaç falan. puhahaha
- zavallı kurban: !?.....
Kusura bakma birader, seni birine benzettim.
-Olabilir, babam çok gezermiş...
Bir kazan varmış. Bu kazan çok iyi dans ediyormuş. Acaip oryantal yapıyormuş. Muhteşem kıvırıyormuş. Bu kazana ne denir?
- İyi oynayan kazansın...
Adım Thomas, bana komaz...
Mikim kadar boyu var, türlü türlü huyu var.
Em tv em de radyo dinliyoz be...
Bu sokağın eski adını biliyor musun?
-Hayır...
-Sana Yağlı Sokak...
Kebapçıda sen istemediğin halde acı koymuşlar. Ehehe... Kıyıcı
Ey ruh, geldiysen 3 kere vur.
-Dıt dıt dıııt...
- Aradığınız ruh yanlıştır, lütfen fincanı kapatıp tekrar arayınız.
Türksat uydusu yörüngeden çıkmış, sana girmiş! Uhehuhe!...
Aslı'yı sevdi Kerem
Dağları deldi Kerem
Aslı vermedi ki bi kerem
Ben böyle aşkı sitedem...
Ne bakıyon lan! Tren karşı tarafta!...
-adın ne?
-fatih.
-o zaman fatihe'yı oku bakayım.
çocuk okumuş ve müfethiş başka bir çocuğu kaldırmış:
-senin adın ne?
-yasin ama arkadaşlar kısaca kevser derler
demiş
Ceren'in sana selamı var.
- Hangi Ceren'in?
- Tencerenin !
Bir adam kendini sürekli kanalizasyona atıyormuş neden? Kendini bi bok sanıyormuş.
Ben her şeyi düşünürüm demek ki ben tefalim.
En hizli sayi hangisidir?
- 10
- Niye?
- Onun arabasi var...
Çok iyi göbek atan kazana ne denir? iyi oynayan kazansın.
Bağırsak kurtları bağırsakta yaşarlar bağırmasak ta.
Jilet SEN SOR ben söyleyim
Tem otoyoluna muz düşerse ne olur? Cevap temmuz
Rıdvan'ın bi büyüğü nedir? -Rıdtwo
Yerin kulağı war benim de kulağım war...ben yermiyim ? Hayır yemem...
Kaptan kemal konuşuyor kaptan kemal konuşuyor cıkarın beni bu kaptan.
Size deniz anasi taklidi yapayim mi..?
Deeeniiiizzz ggeeell yavruumm geell annecim.
Allah bana "Yürü Ya Kulum" dedi. Arabayı sattım
Bir adam çölde kalmış ve çayı çok severmiş,çay bulmuş içmemiş neden?
-Çünkü Ülkersiz bir çay saati düşünülemez.
Ben Aydan şener-Bende Dünyadan Ali.
Tomi'nin annesi kimdir? -Anatomi
Adam bilgisayar basinda uyuyakalmis. Ertesi gun nezle olmus. Neden?
Windows acik kalmis
Kadının biri otoyolda hamile kalmış. Neden?
Karşıdan karşıya geçirmişler.
Benim bir arkadaşım var; BORUSAN'A girmiş.
Sana Hüseyin'in selâmı var!
Hangi Hüseyin?
Saddam Hüseyin.
Adamın biri saat kaç demiş, saat de kaçmış.
Adamın biri canından bezmiş, karısı da sünger.
Adamın birinin evi yanmış, işyeri de düz.
Kadının biri otobüste hamile kalmış. Neden?
Vites boşalmış.
Adamın biri çok sinirliymiş, arkadaşı da kaslı
Seven unutmaz olm, eight unutur...
3 Japon sırayla uçaktan atlamış. Japonlar ölmüş,sıra ise kırılmış!..
Abi sizin araba ne malı? Alman malı! Bizimkide klimalı!!!
Adamın biri topalmış, karısı da oynamış...
Adamın biri yarın ölücem demiş. Yarmışlar ölmüş..
- "İyi günler, Aslı'yla görüşebilir miyim?"
- "Aslı evde yok! Fotokopisi var!"
Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi?
Elektrik direği zıplayamaz ki!
Havada uçan yeşil zeytine ne denir?
Havada uçan yeşil zeytin
Yerde gezinen siyah zeytine ne denir?
Havada Uçan yeşil zeytinin gölgesi.
Üç elma diskoya neden gider?
Cevap: Kurtlarını dökmek için.
Yıkanan ton'a ne denir?
Cevap: washington
Kaptan Kemal konusuyor,... kaptan Kemal konusuyor...
Çıkarın lan beni bu kaptan
İnsanları niye kafasına su dökerek uyandırırlar?
Çünkü suyun kaldırma kuvveti vardır
İğrenç espiriler hem eski hem iğrenç-2
Elektrik sandalyesinde oturan idam mahkumu ne demis?
Cok korkuyorum elimi tutar misin ???
Arkadaslar telefonlar dinleniyormus...
Iyi iyi dinlensinler zaten çok yorulmuslardi...
Saatin çalisiyo mu?
Evet
Benimkine de is bulsana...
Bir adam kendini surekli kanalizasyona atiyormus
Neden?
Kendini bi bok saniyormus.
Eli olmayan babaya ne denir?
No-el baba...
Ben sünnete karsiyim.
Gençlerin önünü kesmeyelim...
Bir gökdelenin üzerinde kirmizi bir isik yanip sönüyormus neden?
Cünkü binanin sarji bitiyormus...
Tarti neden tartmamis?
çünkü üzerinde anti-tartar dismacunu varmis..
Sinüs 60, kosinüs tutmus...
Karinca bir zencinin koluna düsmüs ne demis?
Karakola düstüm.
Size bir killik yapayim ; içine killarinizi koyarsiniz..
Viyana kusatmasi neden bitmis?
Etrafta atacak kus kalmadigi için...
Ben her seyi dusunurum demek ki ben tefalim.
En hizli sayi hangisidir?
10
Niye?
Onun arabasi var...
Temel arabasiyla dag basinda giderken benzini
bitmis. Bari beni benzinciye kadar idare etsin
diye depoya isemeye baslamis.
Yoldan gecen bir adam merak icinde sormus:
Abi bu senin yaptigin normal mi?
Hayir demis Temel "Kursunsuz".
Cok iyi gobek atan kazana ne denir?
Iyi oynayan kazansin
Bagirsak kurtlari bagirsakta yasarlar bagirmasak ta
Jilet SEN SOR ben soyleyim
Tem otoyoluna muz duserse ne olur?
Cevap temmuz
Ridvan'in bi buyugu nedir?
Ridtwo
Yerin kulagi var benim de kulagim var...
Ben yer miyim ? hayir yemem...
Size deniz anasi taklidi yapayim mi...?
Deeeniiiizzz ggeeell yavruumm geell annecim.
Allah bana "Yuru Ya Kulum" dedi.
Arabayi sattim
Bir adam colde kalmis ve cayi cok severmis,
cay bulmus icmemis neden?
Cunku Ulkersiz bir cay saati dusunulemez.
Volkswagen Passat, sahsi oynama
Peder amca senin oglun toptu ya
Eee
Simdi tufek olmus
Can neden bogazdan gelir?
Can Emirgan'da oturdugu icin.
Can bedenden cikmayinca ne olur?
Diger derslerinden geri kalir
Tukenmez kaleminin yayini versene
Napican?
Yayla lezzet testi
Sen terlemissindir, sana terlik getiriyim
Ne diyon?
Celine Dion
Bana yamuk yapma! Ama kare, cember falan yapabilirsin.
Bi adam karisini dovuyormus,kapi calmis karisini
dovmeye birakmis neden?
Esek sudan gelmis
Tomi'nin annesi kimdir?
Anatomi
Arkeologlar arka bahcede kazi yapiyorlarmis, kaz olmus
Bebegin tekine TIR carpmis ama olmemis,neden?
Bezi bariyerliymis.
Bol keseden atmis, dar keseden esek
Adamın biri topalmış, karısı da oynamış...
-Ayda beş milyon kazanmak ister misin?
-Evet
-O zaman aya git!..
-Atlantik Okyanusu'nda bir Titanik batmasından kötü ne olabilir?
-Ne?
-İki Titanik batması!..
- Senin bu söylediklerine kim inanır?
- Kadir İnanır...
- Bir fil elektrik direğinden daha yükseğe zıplayabilir mi?
- Elektrik direği zıplayamaz ki!..
- Elektrik sandalyesinde oturan idam mahkumu gardiyana ne demiş?
- Çok korkuyorum, elimi tutar mısın?..
- Kedinin tırmaladığı köpek ne demiş?
- Hiçbirşey, köpekler konuşmaz ki...
Bir adamın kafası atmış, vücudu da eşşek...
Bir adam yatmış, karısı da tekne...
Bir adam donmuş, karısı da sütyen...
- Selam, ben Aydan Şener
- Hadi yaa... Ben de Dünyadan Neil Armstrong
-Adamın biri birgün eczaneye sinek ilacı almaya gitmiş ve eczacı ona "Sineğinizin nesi var acaba?" demiş.
İki adam muhabbet yapıyormuş. Ne muhabbeti demişler, geyik muhabbeti demişler. Ne geyiği demişler, Ren geyiği demişler. Ne reni demişler, el fRENi demişler. Ne eli demişler, hanımeli demişler. Ne hanımı demişler, ev hanımı demişler. Ne evi demişler, dağ evi demişler. Ne dağı demişler, Ağrı Dağı demişler. Ne ağrısı demişler, baş ağrısı demişler. Ne başı demişler, kuşbaşı demişler. Ne kuşu demişler, muhabbet kuşu demişler. Ne muhabbeti demişler GEYİK muhabbeti demişler. Ne geyiği demişler...
- Washington'da bir bakire nasıl tanımlanır?
- Bill Clinton'dan hızlı koşabilen bir kız!
Washington'da bir araştırmada kadınların %85 ne soruluyor: Clinton'la yatmak ister misiniz?
Cevap: Bir daha hayır!
Sana bir zahmet bana iki zahmet.
Gemide kaptan tayfalarından birini cagirmis. "5 eksi 2 kac eder?"
Tayfa 4 eder diyince kaptan sinirlenmis ve "Burasi ne bicim cikartma gemisi leyn" diye bagirmis.
Yikanan Ton'a ne denir?
Washington!
Adamin biri birgün kafasini ıslatmadan şampuanlamaya baslamis. Annesi de:
Oglum hiç saç islatilmadan sampuanlalnir mi? deyince adam:
Ama anne bu şampuanda "kuru saçlar için" yaziyor!!!
Geçen gün bir taksi çevirdim; hala dönüyor
Apo birgün militanlarina "4 bölü 2 kaç eder?" diye sormus! Hepsi bir agizdan 20 diye bagirmislar.
Apo sinirlenmis. Ayaga kalkmis ve bagırarak: "Siz ne biçim bölücü örgütsünüz?" demis.
Adamin birinin elinde koltuk yayi, keman yayi, amortisor yayi gibi yaylar varmis. Bunlari sirayla isiriyormus. Bunu gören arkadasi meraklanip ne yaptigini sormus. Adam da yanitlamis:
-Yayla lezzet testi.
Delinin birisi saatini hastane bahçesindeki havuza atmis. Bunu gören arkadasi yanina yanasmis ve konusmaya baslamislar:
- Niye attin saati havuza?
- Nasil yüzdügünü görmek için.
- Peki, kurdun mu?
- Hayir
-Enayi, hiç kurmadan yüzer mi?
Tanri ikinci zenciyi de yaratmis! Tüh bu da yandi, demis!
Temel'i supermarket onunde kocaman bir orkid paketiyla goren Cemal ne yapacagini sorunca Temel
- Pununla tenis oynayapilirsun, pisiklete pinepilirsun, ata pinepilirsun, tenuze cirepiliysun,... demis.
Karadenizlinin birisi bara girmis 'barmen bey' demis, 'limonsuz tekila'
Barmen: Beyefendi limonumuz kalmadi kusura bakmayin portakalsiz versek olur mu?
Sisman adamin biri birgün yolda yürürken karsisina bir cin çikmis. Bu cin hemen adamin yanina yanasip adama: "Dile benden ne dilersen! üç istegini yerine getiricem!" demis.
Adamda sevinmis ve
1)Ince olmak istiyorum!
2) Yillardir hep kadinlardan uzak kaldim! Kadinlara yaklasmak istiyorum. ve son olarak
3) kanatlarim olsun ki uçayim! demis!
Bir iki saniye sonra adam kanatli orkid ped olmus!
abi nezleyim
bende petekleyim
Adamın biri yarın ölücem demiş, yarmışlar ölmüş...
Fatih Terim başka birşey temem!
Adamın biri yarın ölücem demiş. Yarmışlar ölmüş.
Muhahahauha.
Seni "engin" sordu, geçen gün.
- Hangi Engin?
- Pezevengin
hahahaa...
Oğlum hayırlı olsun. Araba almışsın.
- Evet aldık.
- Peki niye araba aldın? Kendine alsaydın ya !..
Adamın biri yerde elli bin lira bulmuş, ayaklı bin lira bulamamış.
Hohhhhoho....
A Şık oldum
B Şık olmadım
C Hiçbiri... (bu harbi iğrenç!!)
Berber:
-"Oğlum sana çok yakışıyor, gel sana güzel bir AMERİKAN KESİM yapalım!"
-"Yok be hacı! Bir değişiklik olsun, sen en iyisi bana bir KIBRIS RUM KESİMİ yap..."
ehu ehu..
Abü, duydun mu, 50 kişiyi taramışlar.
- Yapma ya, nerde?
- Marketin karşısındaki berberde ehüehü...
Köfteyle möfte arasında ne fark vardır?
cevap: Biri kıymadan yapılır diğeri mıymadan
Emel'in selamı var!
- Hangi Emel?
- HTML
Soru: Yangın dolabını açmışlar ne olmuş?
Cevap: Yang kızmış!
bu kadar yeter,sabrınızı fazla zorlamayayım. :mad: :mad: :mad: :mad:
Türkler Tarafından İcat Edilmesi Beklenenler
--------------------------------------------------------------------------------
-Bitmeyen piknik tüpü
-Sigara cepli çorap
-Topuğu basık ayakkabı
-Köpüklü su musluğu ve şampuan konulan şofben
-Elektrik sayacı durduracağı
-Döner pişiren mikrodalga
-Laf atan korna
-Minibüs arkasından para uzatmak için şoförün yanına kadar uzanan demir
-Güdümlü anne terliği
-Kurban kesme makinesi
-Basamakta durana çarpmayan otomatik kapı
-Otobüste yan koltukta oturan kişinin gazetesini rahat bir şekilde okuma imkanı veren zoom'lu gözlük
-Düğmesine basıldığında 'du-lu-luu' sesi veren akbil taklidi anahtarlık
-Ağza takılan ve dişlerle şişe kapağı açmayı kolaylaştıracak açacak
-Polis kontrolünden 300 metre önce kendiliğinden takılan emniyet kemeri
bir tutam kadin-erkek iliskisi.)
--------------------------------------------------------------------------------
> 1- Kadin/Erkek
> > > 2- Kadin/Kadin
> > > 3- Erkek/Erkek
> > > 1. Versiyon Kadin/Erkek:
> > > Kadin: Sacimi kestireyim mi?
> > > Erkek: Olur.
> > > Kadin: Ama kiyamiyorum.
> > > Erkek: Oyleyse kestirme.
> > > Kadin: Canim degisiklik istiyor...
> > > Erkek: O halde kestir.
> > > Kadin: Bana akil vermeyi birak, delilere verir gibi.
> > > Erkek: Eger nasil hosuma gittigini bilmek istiyorsan, sana derim ki
> >uzun
> > > sacli. Bunu biliyorsun.
> > > Kadin: Beni tanidiginda kisaydi.
> > > Erkek: Ve sana tam olarak ne dedigimi hatirliyorum: "Ne guzel olurdun
> >uzun
> > > sacla".
> > > Kadin: Ama herkes kesmemi soyluyor.
> > > Erkek: Bu durumda kuafure git ve birak uyuyayim lutfen. Bunu senden
> >Allah
> > > rizasi icin
> > > istiyorum.
> > > Kadin: Peki nasil kestireyim? Kat kat mi yoksa percemli mi?
> > > Erkek: Kat kat.
> > > Kadin: Bana yakisacagini sanmiyorum, cunku sacim cok duz.
> > > Erkek: Birak percemli olsun.
> > > Kadin: O da cok yorucu.
> > > Erkek: Yordugu zaman tekrar kestirirsin.
> > > Kadin: O zaman asla uzatamam.
> > > Erkek: Uzatmak istiyorsan kestirme guzelim.
> > > Kadin: Bana guzelim demesene !!!
> > > Erkek: ?!?!?!?!!
> > > 2. Versiyon Kadin/Kadin:
> > > 1.Kadin: Ah sekerim sacini mi kestirdin? Ne kadar guzel olmussun!
> > > 2.Kadin: Ay sahi mi soyluyorsun? Ben pek emin olamiyorum. Ay cok mu
> >kisa
> > > oldu acaba?
> > > 1.Kadin: Amaaan ne alakasi var. Benim yuzum bu kadar genis olmasa ayni
> > > kesimi ben de denerdim. Benim su sacim klasik oldu artik,yeni bir
> >modele
> > > hic cesaret edemiyorum.
> > > 2.Kadin: Ayy yapma Allah askina nesi varmis yuzunun. Bak soyle
> >suralarindan
> > > kat verdirsen, harika olur! Benim de boynum uzun olmasa ayni seninki
> >gibi
> > > bir model yaptirirdim.
> > > 1.Kadin: Ah sekerim sen de bir alemsin. Keske benim de boynum seninki
> >gibi
> > > olsa. En azindan su cokuk omuzlarimin dikkat cekmesini engellemis
> >olurdum.
> > >
> > > 2.Kadin: Ayol sen ne diyorsun? Senin omuzlarin gibi omuzlari olsun
> >isteyen
> > > bir suru kiz var.
> > > Giydigin her sey sana oyle yakisiyor ki.Bir de benim su kisa kollarima
> >bak.
> > > Omuzlarim seninkiler gibi olsaydi, giydigim bluzlar ustumde emanet
> >gibi
> > > dururmuydu?
> > > ..virvirvir, dirdirdir...
> > > 3. Versiyon Erkek/Erkek:
> > > 1. Adam: Sacini mi kestirdin?
> > > 2. Adam: Evet
> > > 1. Adam: Sihhatler olsun abi!..
> > > 2. Adam: Sag ol...
> > >
> > > Olay budur...)
hala görmeyenlere
Delikanlı'nin El kitabi
1. Delikanlı adam kendisinden uzun boylu kızlarla dolaşmaz.
2. Delikanlı adam sözünden dönmez. Özu sözu birdir.
3. Delikanlı adam Light Cola içmez.
4. Delikanlı adam More ve benzeri sigaralari içmez. En Delikanlı olanı Camel içer
5. Delikanlı adam laga-luga yapmaz.
6. Delikanlı adam kaypaklık yapmaz.
7. Delikanlı adam dedikodu yapmaz.
8. Delikanlı adam ayağını yorganına göre uzatmaz. Uygun yorganı yoksa yorgansız yatar.
9. Delikanlı adam görevden kaçmaz.
10. Delikanlı adam rejim yapmaz. Yapana da iyi gözle bakmaz. Diyet
yoğurt, peynir vs yemez.
11. Delikanlı adam büyüklerine hürmet eder, küçüklerini korur.
12. Delikanlı adam ana babasına extradan hürmet eder.
13. Delikanlı adam fino vb köpekleri gezdirmez.
14. Delikanlı adam köpekten korkmaz.
15. Delikanlı adam kısa pantolon giymez. Zorunlu hallerde Şort giyer.
16. Delikanlı adam saçınıi boyatmaz, saç ektirmez.
17. Delikanlı adam az konuşur öz konuşur.
18. Delikanlı adam kodu mu oturtur.
19. Delikanlı adam Labunyalardan haz etmez.
20. Delikanlı adam bira içmek isterse soğuk Efes içer. Labunya birasi
içmez.
21. Delikanlı adam gaza gelmez. Gerektiginde 18. maddeyi uygular.
22. Delikanlı adam tavuk gibi erkenden yatmaz. Gerektiğinde hemen
uyanır.
23. Delikanlı adam Labunya gibi sakal bırakmaz. Örnek: Mirkelam, veya
top sakal.
24. Delikanlı adam borcunu öder. Sadece diğer Delikanlılardan borç
alabilir. Labunyalardan borç alamaz.
25. Delikanlı adam mezesiz de içer. Yumruk mezesi her halikarda
serbesttir.
26. Delikanlı adam avucunu yalamaz.
27. Delikanlı adam sallama çay içmez.
28. Delikanlı adam sadece Delikanlılarin müziğini dinler, Labunya muzigi
dinlemez (Tekno, Acid vb).
29. Delikanlı adam eroin ve kokain kullanmaz, satmaz satanlardan hiç
hazzetmez.
30. Delikanlı adam küpe takmaz, labunya gibi saç uzatmaz.
31. Delikanlı adam kamyoncu kültürüne saygı gösterir.
32. Delikanlı adam taksici ve minibüscü kültürünü sevmez.
33. Delikanlı adam Haydar Dumen ve Güzin Abla gibi şahsiyetlerle muhatap
olmaz.
34. Delikanlı adam ağzıi açık cak-cuk sakız çiğnemez.
35. Delikanlı adam yağcılık ve yalakalıık yapmaz.
36. Delikanlı adam Labunya takısı takmaz.
37. Delikanlı adam papyon takmaz, zorunlu hallerde kravat takabilir.
38. Delikanlı adam astroloji, yoga, fal, aerobik, fitness, step gibi
Labunya işleri ile uğraşmaz.
39. Delikanlı adam Malibu, Archies gibi Labunya isimli içkileri icmez.
Öncelikle Raki, Viski, Votka, Cin, Rom, Tekila gibi içkileri içer.
40. Delikanlı adam artislik yapmaz.
41. Delikanlı adam acil durumlar dışında koşmaz.
42. Delikanlı adam Labunyalarla tartıişmaz. Labunyalara verilecek en iyi
cevap 18. maddedir.
Anket
--------------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------
Bundan bir süre önce BM tarafından dünya çapında bir anket yapılmış. Sadece bir soru sorulmuş:
"Lütfen dünyanın geri kalan kısmındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile ilgili kişisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz"
Anket tamamen başarısızlıkla sonuçlanmış. Çünkü;
Afrika'da insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Bati Avrupa'da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Doğu Avrupa'daki insanlar "kişisel görüş"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Orta Doğu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Güney Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Asya'daki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
Ve Amerika'daki insanlar "dünyanın geri kalan kısmının" ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
alanyafatihi
03-01-2005, 09:56
GAZA GELDİM DAVA AÇTIM
Siyasi tarihi değiştiren "olay başsavcı" Vural Savaş, 8 yıllık sırrını açıkladı Refah Partisi'ni nasıl kapattırdığını anlattı. Şu çarpıcı itiraflarda bulundu: "Sizi şerefime temin ederim ki, kimseden emir almadım. Bu davayı açmak istemiyordum. Beni gaza getiren Şevket Kazan oldu. Adalet Bakanı iken zorluk çıkarmasa, ters davranmasaydı RP için kapatma davası açmazdım. Nitekim Rahşan Ecevit, DSP için uyarılarıma olumlu karşılık verdi, dava açmadım."
"Beni, Yargıtay Başsavcılığı'na Süleyman Demirel atadı. (Vural Bey, ateş gibi savcı) derdi. Ateş gibi ama, kimse sahip çıkmadı. (Derin devletin adamı) diyorlardı. Derin devlet bu kadar zayıf mı ki, görevimde kalamadım. Yaptıklarım bazı güçlerin hoşuna gitmiş olabilir ama, ben kimsenin adamı değilim." "Babam Ali Savaş, Menderes'i, (Ezan-ı Muhammedi'yi Arapça okuttuğu) için desteklediğini söylerdi. Amcam Besim Bey, Menderes'e destek için sokakta bağırırken gözaltına alındı. Oğlum, Kars'ta görev yaparken, (Niye cuma namazı kıl mıyorsun) diye sordu. İlk eşim sosyetik çıktı, ayrıldık. Çok çektim, çok..."
* * *
Bir zamanlar, "el üstünde tutulan" Yargıtay Cumhuriyet Eski Başsavcısı Vural Savaş, şimdilerde muhasebeyle meşgul. Refah Partisi'ne kapatma davası açmış olmasının, Türkiye'nin ekonomik krizlere ve siyasi istikrarsızlığa sürüklenmesine sebep olduğunun farkında... Kendisiyle beş buçuk saat boyunca görüştük, bu zamanın büyük bir bölümünü, "gözyaşlarıyla" desteklediği hatıralarına ayırdı, Savaş. Ailesinin özellikleri, gerilimli hayatı, moralini bozan insanlar ve olaylar...
Bunların bizimle özel olarak paylaştıklarıydı.
Gözyaşlarına hakim olamadığı anlarda;
"Kusura bakmayın, şu anda duygularım boşaldı, siz de bana kucak açınca, duygulandım" diyerek ifade ettikleri...
Söyleşinin yazabileceğimiz bölümünde ise "kapatma davasına" ilişkin çok önemli detaylar ve özel hayatından küçük bir kesit var.
Tarihin akışını etkileyen çok büyük olaylar, aslında ne kadar küçük ayrıntıların yardımıyla gerçekleşiyor...
Bir adama kızan Başsavcı, bakın nasıl hareket ediyor.
Bir Türkiye klasiği...
Buyurun:
-Sayın Başbakan'a çok kızıyorsunuz, hep kızar mısınız, siz?..
-Hayır, şahsıma yapılmış bir şeyden dolayı Recep Tayyip Erdoğan için takipsizlik kararı verdim.
-Niçin?
-Efendim, üzerinden zaman geçmişti. Şahsıma yapılmış bir şey de olduğu için üzerinde fazla durmak istemedim.
-Başka sebebi yok, öyle mi?..
-Hayır yok. O yüzden mahkûm olsaydı üzülürdüm!.. Sayın Erdoğan'ın şahsıyla bir meselemiz yok. Yeni emperyalizm üzerinde çalışıyorum. Yüzde 20 reel faize dayanabilecek hiçbir ekonomi yoktur. Bu faiz sisteminden istifade edenler, bu paralarla medyayı satın alarak kamuoyunu yanıltmayı da başarmışlardır.
-Medyaya kızıyorsunuz?..
-Milletin çıkarları ile bunların çıkarları hiç örtüşmüyor da ondan.
-Zamanında bu medyayla aranız çok iyiydi, Patronlardan hazırladığınız iddianameyi ek olarak basmalarını istediniz, onlar da kırmadı sizi. İyiydi aranız.
-Efendim o başka mesele. Türkiye'de yaşananların birer Amerikan oyunu olduğunu defalarca söyledim. Amerika, stratejilerine bağlı olarak gün gelmiştir Demirel'i desteklemiştir, gün gelmiştir Özal'ı, Ecevit'i. Fatin Rüştü Zorlu, "Bizim en büyük hatamız Amerika'ya kayıtsız şartsız teslim olmaktır, Türkiye sırtını onlara dayayarak hiçbir yere varamaz, Türkiye, ABD'nin NATO'nun yanı sıra üçüncü dünya ülkeleri ve Sovyetler Birliği ile belli ölçüde yeni bir politika izlemek zorundadır" demişti.
ZORLU'YU ABD'YE KARŞI ÇIKTIĞI İÇİN ASMIŞ OLABİLİRLER!
-Onun için astılar zaten, Merhum Zorlu'yu...
-Valla onun için de olabilir!.. O da ihtimal dahilinde!..
-Hepsi, bugüne kadar yaşadıklarımızın tamamı Amerikan oyunu mu sizce, 12 Eylül, 28 Şubat?..
-Bakın, ben daha Refah kapanmamışken, "Ortada bir Amerikan oyunu var. Erdoğan'ı Başbakan yapacaklar" demiştim.
BENİ EN ÇOK ÜZEN...
-Kapatma davası açmış olmasaydınız, belki de karşınızda bir AK Parti gerçeğini bulmayacaktınız. Sayın Erdoğan'ın yükselişinde büyük katkınız var.!..
-Beni en çok üzen şey!..
GAZA GELDİM!..
- Birilerinin adına faaliyet gösterdiğinizi söyleyenler çoğunlukta...
-Yanılıyorlar. O tarihlerde parti kapatma davasını açmak istemiyordum aslında.
-İstemiyor muydunuz?..
-Dış yardım görmek, bir parti kapatma sebebiydi. Elimizde de Fransa'daki bir bankadan alınan dekont vardı. Bir de, Sayın Erbakan'ın bir Mısır yayın organındaki demeçleri vardı ki bunlar, gerçekten söylendiği takdirde bir partinin kapatılmasına sebep teşkil edebilecek iddialardı. Düşündüm; dekont sahte olabilirdi, dergideki beyanlar saptırılmış olabilirdi, öyle bir dergi de olmayabilirdi. İlgili ülkelerdeki ilgili adli kurumlardan bilgi istemeye karar verdim. Yurt dışında soruşturulacak şeyler için, mutlaka Adalet Bakanlığı kanalını kullanmamız gerekiyorÖ Sayın Kazan da Bakan'dı. Bir yazı gönderdim, yazım Bakan tarafından iade edildi. Sonra hep böyle olumsuz tutum izledi, Bakan. Aslında dava açmayabilirdim.
-Belki de dava açmayacaktınız, öyle mi?..
-Evet gaza geldim!
-Kim gaza getirdi sizi?..
-Gaza getiren beni Şevket Kazan'dır.
-Nasıl getirdi gaza?..
- İşte böyle. Yazı gönderiyorum, iade ediyor, izin vermiyor. Adalet Bakanı'yla sürtüşmek istemiyorum. Dışişleri Bakanlığı yolunu deniyorum.. Onlar da haklı olarak diyorlar ki, "Bu tip yazışmalar Adalet Bakanlığı kanalıyla yapılır." Ben, bu kez sertçe bir yazı yazıyorum, Sayın Kazan'a; "Sizin böyle işlemi engellemeye hakkınız yok" diyorum. Ben bir yol arıyorum, ama Sayın Kazan oralı değil. Hiç unutmuyorum, Cuma günüydü, İstanbul'dan Ankara'ya geldim. Dediler ki, "Şevket Kazan yine iade etti, engelliyor."
Ben de kızdım, aldım götürdüm klasörleri Cumartesi Pazar, Pazartesi bu iş üzerinde çalıştım.
-Yani, Sayın Kazan o sırada sizle kapışmasaydı, o yolu tercih etmeseydi...
-Belki de açmayacaktım o davayı. Olay budur.
-Bu kadar mı basit?..
-Sizi şerefimle temin ediyorum ki...
-Sizi, biraz evvel Amerika tarafından desteklendiğini söylediğiniz Demirel atadı.
-Evet, "Ben öyle bir Başsavcı atadım ki, ateş ateş!" demiş, Sayın Demirel.
-Sizin çok heyecanlı bir insan olduğunuzu fark etmiş demek ki. "Bu kesin davayı açar" diye düşünmüştür.
-Olabilir, olabilir. Ben Başsavcıyım, ateş gibi, ama.
-Bir şey yaptınız işte, Sayın Kazan'a kızdınız ve...
-Şevket Kazan'ın bu iki defa gönderme durumu olmasaydı ben bu davayı açmayacaktım.
- O günleri geri getirme imkânına sahip olsaydınız, böylesine basit bir sebepten dolayı açar mıydınız davayı?..
-Efendim bakın, bence onların hataları olmuştur.
GÜZEL ŞEYLER SÖYLÜYORSUNUZ!..
-Şu anda medyada "Erdoğan kahraman" rüzgârları hâkim. Sizin bir zamanlar ümit bağladığınız medya, şimdi sizinle ayrı safta!..
-Çok güzel şeyler söylüyorsunuz!..
-İstismar edildiniz galiba?..
-Ben davayı açtıktan sonra hanıma 'Şimdi bizi göklere çıkartırlar ama sen bunları bilmezsin. Yarın, demokrasiye aykırı işler yapan adam olarak anılırız, satarlar adamı' dedim.
-O zaman hoşlarına giden işler yaptınız. O medyanın ve birtakım malum güçlerin...
-Bir takım güçlerin hoşuna gitmiş olabilir. Ya, ben bu derin devletin adamıysam ya derin devlet çok güçsüz
-İşleviniz bitmiş olabilir mi?..
-O derin devlete mensup kişilerden herhangi biri bana sahip çıktı mı?..
-Çıkmadı mı?..
-Hayır, çıkmadı!..
- DSP'ye defalarca ihtar gönderdiniz dava açmadınız, Refah'a bir kez bile ihtar göndermeden dava açtınız...
-Buradan da DSP'ye tolerans gösterdiğim yönünde yorumlara vardınız, hatırlıyorum.
-Öyle olmadı mı, sonra da DSP'den aday oldunuz.
-İhtarlar benden evvel yapılmış. Ben de Rahşan Hanım'ı aradım. Uyardım. O da olumlu yaklaştı.
-Yani, Şevket Kazan gibi "ters" davransaydı...
-Elbette, bana deseydi ki 'Biz bu kongreyi yapmayacağız' davayı açardım.
-DSP'ye dava açmam şık olmazdı, demiştiniz.
-Öyle bir ifade kullanınca değişik yorumlar oldu.
-DSP'den adaylık?..
- Bir telefon geldi; Ecevit, sizi 5'te bekliyor. Gittim, 'ulusal çağrı'ya uydum.
-DSP, sizin katkınızla tabana vurdu...
-Öyle bir seçimdi.
-Bir de, "bir hukukçu olarak" Fazilet kapatma kararı hakkında yorumda bulunmanızı istirham edeyim. vekillerden sadece Nazlı Ilıcak'ın ve Bekir Sobacı'nın siyasi yasaklı hale düşürülmüş olmalarını nasıl değerlendirir siniz?..
- Nazlı Hanım'a ve Bekir Sobacı'ya diğerlerinden çok farklı şeyler söylemedikleri halde böyle yapıldı, onu bilemem!..
-Hayatınızdan birkaç ayrıntı?..
-Şu kadarını ifade edeyim, değişik bir ailem vardı. Babam Ali Savaş, Menderes'i "Ezan-ı Muhammedi'yi Arapça okuttuğu" için desteklerdi. Amcam Besim Bey, 'Menderes'in çekmecesinde kırmızı kadın iç çamaşırı bulundu' dediler diye, Menderes'e destek mahiyetinde sokaklarda bağırıp çağırırken gözaltına alındı... Babam yatalak oldu, maddi zorluklar çektim. İlk eşim 'sosyete' çıktı. Ayrıldık. Kars'ta görev yaparken oğlum bana, 'Niye Cuma Namazı kılmıyorsun?" diye sordu. (Bundan sonra, Savaş'ın gözlerini dolu dolu eden duygusal paylaşımlar. Ve "yazmayın lütfen, söz mü" diyerek anlattıkları...)
Serdar Arseven / DB Tercüman
alanyafatihi
03-01-2005, 10:09
İşte üniversite
Gazi Üniversitesi'nden bir ekibin araştırmasına göre, üniversitelerdeki öğretim üyelerimizde ulusal endişe fazla. AB'ye güven çok düşük. YÖK sistemine karşı olanların oranı ise yüksek
GAZİ Üniversitesi'nde Prof. M. Çağatay Özdemir başkanlığında dokuz kişilik bir öğretim üyesi kurulunun tüm üniversiteleri kapsayan araştırması tamamlandı. Sonuçlara göre öğretim üyelerinin genel eğilimlerini şöyle özetleyebilirim:
Üniversitelerimizde 'ulusal endişe' yüksek, AB'ye güven çok düşük.
En güvenilen kurum ordu, ondan sonra büyük arayla TBMM.
Öğretim üyelerinin büyük bir bölümü YÖK sistemine karşı.
Ekonomik düzeyi yüksek ve vakıf üniversitelerinde çalışan öğretim üyeleri mutlu ve daha Batı'ya dönük. Diğerleri ise daha şikâyetçi ve daha 'ulusal'.
2004 yılının ocak-mayıs döneminde 51'i kamu ve 18'i vakıf olmak üzere 69 üniversitede her kademeden 3412 öğretim üyesiyle görüşerek yapılan ankete göre, öğretim üyelerinin yüzde 36.6'sı fen, 36.9'u sosyal, yüzde 26.6'sı sağlık bilimlerinde çalışıyor. Tüm öğretim üyelerinin yüzde 36'sı kadın.
* * *
TÜRKİYE'Yİ gelecekte bekleyen en büyük tehlike nedir? İşte öğretim üyelerinin cevapları, yüzde olarak:
Ulusal kimliğin zayıflaması :34
Kökten dinci akımların güçlenmesi :22
Yıkıcı akımların güçlenmesi :12
Bağımsızlığın kısıtlanması :11
Yerli yatırımcının güç kaybı :6
Dinsel değerlerin zayıflaması :3
Tarımın zayıflaması : 3, diğer: 9
Bu 'milliyetçi' ve 'laik' tabloda, ekonomik ve sosyal statüsü yüksek olan öğretim üyeleri kökten dinci akımların güçlenmesini, alt ve orta ekonomik ve sosyal statüye sahip öğretim üyeleri ise "milli kimliğin zayıflamasını" daha yüksek oranlarda en büyük tehlike olarak görüyor.
Burada topluma yakın olup olmamanın rol oynadığını düşünüyorum. "Yabancılaşma duygusu'na ilişkin verileri yarın yazacağım.
* * *
VAKIF üniversiteleriyle büyük şehirlerdeki devlet üniversitelerinde çalışan ve yüksek sosyoekonomik düzeye sahip öğretim üyeleri bir tarafta...
Diğer öğretim üyeleri bir tarafta...
Birinci grup içinde kadın öğretim üyesi daha çok. Bu öğretim üyelerinin aileleri de yüksek tahsilli. Klasik Batı müziğini, pop müziği ve Türk popunu seviyorlar. İşlerinden memnunlar. Yurtdışında daha çok bulunmuşlar, daha çok kitap okuyorlar. Orduya daha fazla güveniyorlar. YÖK'ten şikâyetçi olma oranları nispeten düşük. "Açık fikirli olmaya" çok önem veriyorlar.
Diğer öğretim üyelerinin en çok önem verdikleri değer ise, "dürüstlük." Ücretlerin düşüklüğünden şikâyetçiler. Geleneksel değerlere daha fazla önem veriyorlar. Çocuklarının geleceği için daha endişeliler. Türk sanat müziğini, Türkçe popu ve Türk halk müziğini daha fazla dinliyorlar. YÖK'e karşı daha güvensizler.
"Sosyal hayatta yükselmek için" ilk gruptaki öğretim üyelerine göre "çalışkan ve girişimci olmak", ikinci gruptakilere göre ise "güçlü yakınlara sahip olmak" önem taşıyor.
* * *
EN güvenilen kurum, bütün öğretim üyeleri arasında yüzde 45'le ordu. TBMM yüzde 17, hukuk sistemi yüzde 15, AB yüzde 6, hükümet yüzde 4... Diğer kurumlara güven çok daha düşük oranlarda.
Vakıf üniversitelerinde çalışan veya yüksek sosyoekonomik statüye sahip olanlar ve kadın öğretim üyeleri orduya daha yüksek oranda güveniyor.
Öğretim üyelerinin yüzde 30'u "AB Hıristiyan kulübüdür" diyor, yüzde 52'si "Değildir" diyor, yüzde 18'i kararsız.
YÖK'e büyük muhalefet var. "Türkiye için en iyi üniversite sistemi" sorulduğunda sadece yüzde 5 kadarı "mevcut sistem" diyor. Yüzde 49'u "tam özerklik", yüzde 34'ü "yarı özerklik" istiyor.
"YÖK'ün yükseltme ve atama kriterleri objektif mi?" sorusuna öğretim üyelerinin yüzde 40'ı hayır, yüzde 25'i evet diyor. Diğerleri kararsız.
"Üniversitede alınan kararlar"a öğretim üyelerinin yüzde 37'si hiç katılmıyor. "Katılanlar" yüzde 15'ten ibaret. Yüzde 48'i ise "bazen katılıyor.
Bu önemli araştırmaya yarın devam edeceğim.
Araştırmayı bu ekip yaptı
Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir
Yard. Doç. Dr. Galip Yüksel
Yard. Doç. Dr. Necati Cemaloğlu
Yard. Doç. Dr. Mustafa Semiz
Yard. Doç. Dr. Melek Çakmak
Öğr. Gör. Dr. Yavuz Erişen
Öğr. Gör. Dr. Nadir Çeliköz
Arş. Gör. Okyay Doğan
Arş. Gör. Haluk Ünsal
Taha AKYOL milliyet
alanyafatihi
03-01-2005, 10:12
'Takkenin üzerine haç geliyor'
Rahşan Ecevit, "Dinimiz elden gidiyor. Müslümanlığın gerilemesine razı olamam" diye konuştu
Türkiye'deki misyonerlik faaliyetlerine tepki gösteren eski DSP Genel Başkan Yardımcısı Rahşan Ecevit, "AB'ye gireceğiz derken, dinimiz elden gidiyor. Takkenin üzerine haç geliyor" dedi.
Rahşan Ecevit yaptığı yazılı açıklamada, bir Müslüman olduğunu vurgulayarak, "Ülkemde Müslümanlığın gerilemesine razı olamam. Ülkemde hurafelerden uzak, din sömürüsünden uzak, Sünnisiyle Alevisiyle sağlıklı bir İslamı yaşamak istiyorum" ifadesine yer verdi. Rahşan Ecevit, açıklamasında şunları kaydetti:
"Türkiye'nin başına sarıkları, türbanları doladılar. Sırtına cübbeleri, çarşafları giydirdiler. Onu, çağdışı İslam ülkeleri arasına atmak istediler. Derken AB modası çıktı. Şimdi ülkemizde kiliseler yer yer apartman katlarına kadar yayıldı.
Kimi vatandaşlarımız kâh ikna yoluyla, kâh çıkar sağlanarak Hıristiyan yapılıyor. Takkenin üzerine haç geliyor. İnsan inançsız olmaya görsün, her hareketi takiye olur. Takiyelerle yönetilmek istemiyorum, ülkemi geri istiyorum."
ANKARA Milliyet
Demirel'i bir daha hatırlatmasan olmaz mıydı? YÖK eski başkanı Kemal Gürüz'ü de o atamıştı. Şu memleketin başına neler getirdi neler .... aah ah bir ben bilirim :(
İşte 2005 yılının web sitesi olmaya aday site... :)
http://www.sarvan.net/mezarmain.htm
Şapkalı mı Şapkasız mı ???
Bir konferansa gittim, adam ta Bigadiç’ten gelmiş. Bir yemek vardı, bir yere oturdum, adam yanı başımda oturuyor, dedi ki: “Sizin yanınıza oturmak için ben burayı çok önceden kapattım, çünkü size bir soru soracağım” Tabiî, alışığım ben sorulara, “Buyurun” dedim. Dedi ki: “Benim sorum şu: a’nın üzerinde şapka var mı yok mu?” Hiç alışık olduğum bir soru değil, kendi konumla ilgili değil, “Anlamadım, affedersiniz” dedim, mizahi bir şey mi diyor. Dedi ki: “A harfi var ya, onun üzerine böyle inceltme işareti gibi, ondan var mı?” Şimdi, durdum, ciddî soruyor adam, dedim ki: “Bazılarına göre var bazılarına göre yok” Gerçekten de öyle değil mi; kimisi kalktı diyor, kimisi var diyor. Durdu adam, “Gene olmadı ya, ben bunun için ta Biga’dan geldim” Adamda nasıl bir görüntü yarattıysam, her şeyi bilen birisi gibi herhalde. Bu sefer ben merak ettim, şeytan dürttü ya, dedim ki: “Niye sordunuz?” Adam: “Yahu sormayın, ben Biga’da, Biga’nın Sesi diye bir gazete çıkarıyorum, bununla başım belada...” dedi. “Nedir olay” dedim, iyice merak ettim, öleceğim yoksa meraktan. Dedi ki: “Bizim Biga’da kömür satıyorlar...” Adam anlattıkça iyice karışıyor olay. “Kömürü at arabasıyla satıyorlar, arabaya yüklüyorlar. Mesela, kömürün tonu 200 milyon lira, gazeteye ilanlar veriyorlar; kömürün tozu 200 milyon lira diyorlar. Bir de telefon numarası koyuyorlar: Şu numaraya telefon edin getirelim” falan diye. Arabası parası da almıyorlarmış, rekabet olayı. “Böyle ilanlar çıkıyor, bu da bizim gelirimiz. Özellikle kömür satıldığı dönemlerde çok sayıda çıkar, işte kömürün tonu 190 milyon lira, servis parası alınmaz falan...
Adamın birisi ilan vermiş: Bulunmaz Fırsat; Kömürün tonu 180 milyon lira. Buna, arabacının ''kârı'' da dahil, aramakta acele ediniz, cep numarası şu...”
Adama: “E, ne var bunda?” dedim, adam: “Yahu, ne var olur mu, benim dizgici a’nın üzerindeki şapkayı koymamış nasıl olsa kalktı diye. İlan aynen şöyle olmuş: Bulunmaz fırsat; kömürün tonu 180 milyon lira, buna arabacının karı da dahil, aramakta acele ediniz” (Gülüşmeler)
Şimdi, adam bir at arabasıyla kömür satıcısı, cep telefonunu da vermiş, Biga da küçük bir yer, arıyorlarmış: “Yahu, sen utanmıyor musun, bu yaştan sonra böyle... Ayıp değil mi?!” Veya başka biri: “Rezil ettin ağabey bizi, bu senin akraban değil mi?” diyorlar. Adam bakmış olacak gibi değil, gitmiş mahkemeye dava açmış. Şimdi, gazetenin sahibi de yüklü bir tazminat ödememek için, a’nın üzerindeki şapkanın kalkığını ispata çalışıyor. Bu arada, beni de bu konuda ehli birisi olarak düşünmüş, kalktı desem tamam, rahatlayacak. Belki benden de bir mütalaa alacak, a’nın üzerindeki şapka hakkında mütalaa!
Şükrü Kızılot Hocanın Söyleşisinden...
“Hocam, o şapka var ya o şapka, o beni işimden etti.
Büyük bir anonim şirketinin muhasebe müdürü idim, işimden oldum” Yine merak ettim, acaba nasıl oldu. Adama “Nasıl oldu?” diye sordum, adam: “Yahu, genel kurul sırasında ne olduysa o zaman oldu.” Biliyorsunuz, anonim şirketlerin her yıl genel kurulları var, hesap döneminin kapandığı tarihi izleyen üç ay içinde olması gerekiyor; ama, pratikte genellikle mart ayı sonuna kadar olmaz, nisanda, hatta bazen mayısta olur. Bazen hiç olmaz, iki senede bir yaparlar. “Genel kurulun hazırlığını yapıyorum, tabiî genel kurulla ilgili gündemi hazırlamak lazım. İşte, bilançonun okunması, gelir tablosunun okunması, faaliyetler, yönetim kurulunun ibrası, genel kurulun ibrası, geçmiş yıl kazancının dağıtılıp dağıtılmayacağı, sermayeye mi eklenecek, temenniler falan maddeler var. Ben bunu hazırladım. Bir de şirketin kazancı yaklaşık 800-900 milyar lira civarında. Şimdi bu kazancı ne yapacağız; dağıtacağız mı dağıtmayacağız mı; sermayeye mi ekleyeceğiz, yarısını mı dağıtacağız... Şirketin Yönetim Kurulu Başkanını aradım aradım, adam o gün il dışındaymış. Hazırlığı da yapmam lazım ki sabaha yetiştireyim. En iyisi ne yapayım, gideyim evine bir mektup bırakayım, adam nasıl olsa gece gelecek, ben geç saate kadar evdeyim, telefonum açık, bana bildirin, o maddeyi yazayım dedim. Gittim kapıyı çaldım, dedim ki: Yenge, Hüsamettin Bey gelmedi daha değil mi; gelmedi. Yarın bizim çok önemli bir işimiz var, mutlaka kendisinden bir cevap almam gerekiyor, ona göre hazırlıkları yapmam lazım. Sizden rica etsem şu notu iletir misiniz? Ama, unutmayın çok önemli, hayatî bir konu.” Böyle deyince, kadıncağız almış “Hiç merak etmeyin” demiş, onun da göreceği şekilde bir yere koymuş. Hayatî bir konu, kocasının işi, acaba içinde ne var; merak ediyor kadın, şeytan dürtmüş. “Gece de geç saate kadar gelmedi, acaba ne olabilir... Yahu, benimle ne ilgisi var diye” düşünmüş, sonra şeytan dürtmüş, “Bir bak bakalım yahu, belki de...” Adam da zarfı yapıştırmamış, yapıştırsa, açmayacak ama açık bırakmış, hani gizli bir şey değil.
Orada bir not: “Hüsamettin Bey, bugün sizi değişik saatlerde aradım, bir türlü ulaşamadım, biliyorsunuz yarın bizim genel kurulumuz var. Genel kurul öncesi hazırlık yapmam gerekiyor. Genel kurulda ''kârı'' dağıtacak mıyız dağıtmayacak mıyız, ona göre hazırlık yapmam gerekiyor; lütfen bana bildirin” (Gülüşmeler)
Kadın okuyor ve hışımla koyuyor yerine. Gecenin ilerleyen saatlerinde adam geliyor, “Öff, bugün yine perişan oldum, yoruldum, yarın da galiba yine genel kurul var yahu, orada da yorulacağız, ne yapacağız” diye söyleniyor.
Kadın: “Evet, yarın genel kurul var, ama o genel kurula gidemeyeceksin, evden dışarı çıkmayacaksın” diyor. Adam: “Yahu, ne oldu hanım, genel kurul önemli bir şey” Kadın: “Öğrendim önemini, o muhasebecin olacak şey var ya, o sana bir mektup yazmış, öğrendim. Yahu, torun sahibi oldun...” Adam gelmiş yorgun, anlamıyor, karısının tepkisi neye... “Sen utanmıyor musun?” diyor kadın. Adam: “Yahu hanım, neden utanacağım?” diyor. Kadın: “Neden utanacaksın, yarın ne halt yapacağınızı bilmiyor muyum zannediyorsun... Bak ne yazıyor: Ağabey yarın genel kurul var, arkadaşlar gelecekler karı dağıtacak mıyız dağıtmayacak mıyız; ona göre hazırlık yapmam lazım... Tu yüzüne!.. Bir yere gidemezsin, otur yerine. O muhasebecin olacak adam var ya, o sümsüğü de hemen çıkaracaksın işten, görmeyeceğim o adamı” diyor. Sonuç? Kabak muhasebecinin başına patlıyor, adamı işten çıkarıyor.
alanyafatihi
03-01-2005, 13:58
ABD bildiği halde neden uyarmadı?
Güney Asya'daki felaketle ilgili korkunç bir senaryo ortaya atıldı. Teoriye göre, ABD elindeki bilgilere rağmen bölge ülkelerini Müslüman olduğu için uyarmadı. İşte korkunç iddialar
03 Ocak 2005 09:30
Hint Okyanusu'ndaki ABD üssü Diego Garcia'da hasar ve can kaybı olmaması, komplo teorilerine neden oldu. Buna göre, kendisi önlem alan ABD, diğer ülkeleri uyarmadığı gibi, yardım konusunda da kasten ağır davrandı.
Güney Asya'da en az 150 bin kişinin ölümüne yol açan tsunami felaketinin dünyada yarattığı şok sürerken, 9.0 büyüklüğündeki depremin neden olduğu bu doğal afet, ilginç iddialarla gözleri bir kez daha Amerika'nın üzerine yöneltti.
Özellikle depremin ve dev dalgaların vurduğu ülkelerde popüler olan bir komplo teorisine göre, korkunç yıkım ve can kaybının baş sorumlusu okyanus dibinde 1000 km boyunca kırılan fay ise, birinci suç ortağı da Amerika. Bu komplo teorisyenlerine göre, her yerde Müslümanlara karşı düşmanca tavır alan ve Irak'ı haksız yere işgal eden ABD, bu kez de dünyada en kalabalık Müslüman nüfusun yaşadığı bölgenin ciddi boyutlarda zarar görmesine "göz yumdu".
ABD'de Cumhuriyetçi Parti'ye yakınlığıyla bilinen Drudgereport internet sitesinde yer alan habere göre, komplo teorisi savunucularının ABD'yi suçlarken ileri sürdükleri gerekçeler şöyle: Tsunami erken uyarı sistemine sahip ABD, depremin ardından dev dalgalar oluştuğunu belirlemesine karşın Endonezya ve Malezya gibi ülkeleri kasten uyarmadı. Çünkü bu ülkelerdeki İslami hareketler ABD'yi rahatsız ediyordu.
Bunun en büyük kanıtı Amerikan üslerinin bulunduğu Hint Okyanusu'ndaki Diego Garcia Adası. Buradaki Amerikan tesisleri tsunamiden hiç zarar görmedi. Demek ki, ABD yetkilileri uyararak önlem aldırdı.
Tsunaminin oluşmasında küresel ısınmanın etkisi çok fazla. Sera etkisi yaratan gazları atmosfere en fazla salan ülke olan ABD'nin küresel ısınmadaki payı inkâr edilemez.
Felaketin ardından ABD'nin sergilediği tavır da zararın boyutlarının büyümesini istediğini gösteriyor. Önce komik boyutta bir yardım sözü verdi, sonra eleştiriler üzerine bunu artırdı.
ABD medyası, son yılların en büyük felaketi olmasına karşın olaya gereğince ilgi göstermedi.
DEPREM OLDU, TSUNAMI OLDU ABD USSUNE BIR SEY OLMADI
Bir hafta önce Hint Okyanusu’nda, meydana gelen 9.0 büyüklüğündeki deprem ve tsunami felaketi, 150 binden fazla can aldı, 12 ülkeyi etkiledi, birçok yeri dümdüz etti. Star'daki habere göre, Hint Okyanusu’nun göbeğinde, ABD üssü Diego Garcia’da hiçbir şey olmadı...
6 Aralık 2004 sabahı dünya, Hint Okyanusu’nda meydana gelen ve Güney Asya kıyılarındaki ülkeleri perişan eden, hatta 8 bin kilometreyi aşkın mesafede bulunan Afrika’nın güneydoğu kıyısındaki 3 ülkede bile can alan deprem ve tsunami felaketiyle şok oldu. Bugün resmi rakamlara göre tsunaminin etkilediği bu ülkelerde 150 bin kişi can verdi. BM’ye göre ölü sayısı 200 bine çıkacak. Depremin merkez üssüne en yakın nokta olan Endonezya’nın Sumatra Adası tam bir yıkım yaşadı. Endonezya 85 bine yakın can kaybıyla liste başı. Sri Lanka, 49 bine çıkan can kaybıyla ikinci sırada... Ardından Hindistan, Maldivler, Tayland, Malezya, Myanmar, Bangladeş geliyor. Afrika’da Kenya, Tanzanya ve Somali asrın felaketinden etkilendi.
DİEGO GARCİA’NIN ÖNEMİ
İŞTE bu felaket çoğrafyasının tam ortasında, küçük Diego Garcia adası, hiç zayiyat vermedi. Ne can, ne de mal kaybı oldu. Diego Garcia Adası’nın tamamı, ABD’nin en yüksek stratejik önemi olan askeri üslerinden biri. Adı, ABD