View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
alanyafatihi
23-02-2005, 11:03
Ecdadımızın Silinmez İzleri
1976 yılında Suudi Arabistan’ın Cidde şehrinde, deniz suyunu tatlı suya çeviren bir tesisin açılışından sonra meslektaşları ile sohbete girişen dönemin Türkiye Büyükelçisi Necdet Özmen'in bir ara söze: "Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisidir" diye başlaması üzerine
Fransız Büyükelçisinin hayretler içinde kalarak:"No... Sör... Bu Suudi Arabistan'ın ilk tuzdan arıtma tesisi değildir. İlki Osmanlılar'ın 1800.lü yılların sonunda yaptığıdır" diyerek ecdadımızın eşsiz mirasından habersiz yaşayan elçimizi mahcup ettiğini...
alanyafatihi
23-02-2005, 11:10
Cennette yer.
Osmanlı Devleti'nin zirvelerde şahlandığı, akıncılarının Avrupa içlerinde at oynattığı bir dönemde. kilisede bir papazın vaaz verirken"Dünya hakimiyetinin Türklere fakat Cennet'in de kendilerine ait olduğunu... " söylemesi üzerine. bu taksime aklı yatmayan cemaatten bazılarının büyük bir ümitsizlik içinde: "Dünyada bizi yurtlarımızdan çıkaran Türkler hiç Cennet'te yer bırakırlar mı?"
alanyafatihi
23-02-2005, 11:18
NİÇİN ?
Karadenizlilere niçin Perşembe günü fıkra anlatılmaz?
Cevap: cuma namazında gülmesinler diye ..
alanyafatihi
23-02-2005, 11:19
NİYE GÜLMÜŞ
Uçak, Yeşilköy'den kalkmıştı. Bakırköy Akıl Hastanesinin üzerinden geçerken, pilot birden gülmeye başladı. Hostes bu gülüşün sebebini sorunca, pilot şu cevabı verdi:
- "Başhekim kaçtığımı öğrenince kimbilir nasıl şaşıracak!"
alanyafatihi
23-02-2005, 11:20
NERESİNDEN ?
Kore'de Türk Tugayından iki Anadolu'lu asker biraz gezmek için firar ederler. Şehirde bir aşağı bir yukarı dolaşırken inzibat subayı bunları yakalar ve sorar :
-Hani sizin izin kağıtlarınız?...
Erler subayı atlatırız umuduyla :
-Biz Amerikalıyız...diye cevap verirler. Subay durumu anlar, ama hiç bozuntuya vermez :
-Amerika'nın neresindensiniz? diye sorunca :
-İçindenik kumandanım!...diye yanıt verirler.
varyemez
23-02-2005, 12:12
öğretmenlere laptop la ilgili bi yazı vardı nereye kaldırdılar.
öğretmenlere laptop la ilgili bi yazı vardı nereye kaldırdılar.
Herkes laptop'u ucuza getirme peşine düştü..
Bende benim öğretmen dayıyı arayayım..
Benim laptopu değiştirmenin zamanı gelmişti.. :D
Charlie'nin Melekleri filminin korsan VCD'sinin bir yerinde, melekler dansöz kiyafetiyle göbek atarken fonda da ezan okunuyor.
Bizim çevirmen o sahneye altyazi olarak, 'Bu davranisi protesto ediyorum. Burayi çevirmiyorum' yazmis!
Mel Gibson'un basrolde oldugu Vatansever (The Patriot) filminin final sahnesine korsan çevirmen aynen söyle yazmis: 'Bu filmde anlatilanlarin hepsi yalan. Bu adamlar tarihte hiçbir zaman bu kadar cesur olmadilar. Atalarimiz bunlari her zaman yenmistir.'
Matrix Reloaded'de Neo'nun mimarla karsilastigi sahnede Neo mimara kim oldugunu sorar ya. Korsan VCD'sinde Mimar cevap olarak, 'Matrix'i yapan ...... benim' diyormus!
Gladyatör'ün çevirmeni ise bütün filmi kafasina göre çevirmis. Filmin basindaki savas sahnesinde General Maximus'un askerlerine yaptigi bir konusma vardir. Altyazi su sekildeymis: 'Bu Allahsizlardan korkmayin. Alayi gelse yeriz. Ben arkanizdayim. Hadi koçlarim, göreyim sizi!'
American Wedding filminin bir sahnesindeki diyalog içinse korsan çevirmen alt yazi olarak, 'Valla burda ne söyledigini ben de anlamadim. Ne diyo lan bu?!' diye yazmis.
Akil Oyunlari (Beautiful Mind) filminde oyuncu 'My God!' diyor. Bizim muhafazakar çevirmenin altyaziya koydugu cümle aynen söyle: 'Aman Allahim! (C.C)'
Film: Örümcek Adam. Kahramanimiz ilk ag atma deneyimini gerçeklestirecek. Nihayet atmaya muvaffak oluyor. Ag karsi binada. Agi kendine dogru çekip tedirgin bir sekilde kontrol ediyor. Bu da tamam. Iste ilk uçus denemesine baslangiç cümlesi: 'Yaa Bismillah!'
Solaris filminde, George Clooney'nin oynadigi karakter, gittigi gezegende aslinda ölmüs olan karisiyla karsilasiyor. Onun gerçek olmadigini bildigi için de bir kapsüle koyup uzaya yolluyor. Bu sahnede su altyazi varmis: 'Her erkegin rüyasi!'
Enemy at the Gates (Kapimdaki Düsman) Rus bir sniper (keskin nisanci) ile Alman bir sniper'in hesaplasmasini anlatiyor. Neticede Ruslar'in kahramanligina dair bir film. Korsan VCD'nin sonunda Türk çevirmenin söyle bir yorumu varmis: 'Ruslar gerçekten bu kadar
cesur ve kahraman olsaydi, üstün silah güçlerine ragmen Çeçen kardeslerimize yenilmezlerdi!
Sarıvadi
23-02-2005, 21:11
...
Fokları böyle katlediyorlar. Bunu yapanlara 'insan' demek bile ayıp.
chuckydoll
24-02-2005, 00:45
Yılın Fişi
chuckydoll
24-02-2005, 00:49
Renkler
chuckydoll
24-02-2005, 00:58
Hoca dedigin böyle olur!!!
chuckydoll
24-02-2005, 01:09
Rüya:D:D
SSK'da "Rahim Kanseri"nden malulen emekli olmuş erkekler...
SSK'da erkeklere, sahte evrakla ''rahim kanseri'' oldukları belgelendirilerek malulen emeklilik hakkı kazandıran kişiler ile bu yoldan emekli olan ve halen başvurusu bulunan toplam 12 kişi gözaltına alındı.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü Mali Büro Amirliği ekipleri, SSK'da sahte evrakla emeklilik işlemleri yapıldığına ilişkin duyumlar üzerine araştırma başlattı.
Araştırmada, Türkiye'nin çeşitli illerindeki SSK hastanelerinde malulen emeklilik için yapılan başvurularda, teşekkül oluşturularak sahte evrak düzenlendiği belirlendi.
SSK'lı erkeklere, ''rahim kanseri'' oldukları sahte belgelerle ispatlanarak, malulen emeklilik hakkı kazandırıldığı ortaya çıkartıldı.
Sahte evrak düzenleyen 5 kişi ile bu yoldan emekli olan 5 ve başvuru yapan 2 SSK'lı gözaltına alındı.
Başvuru yapanlardan birinde, SSK'da iş takipçiliği yapan bir kişiden alındığı iddia edilen ''Bu parayı malulen emekli etmek için aldım'' yazılı bir senet de ele geçirildi.
Son bir yıl içinde SSK'dan malulen emeklilik için 40 bine yakın başvuru yapıldığı, SSK müfettişlerinin emekli edilen kişilerle ilgili geriye dönük inceleme başlattığı bildirildi.
Gözaltına alınan kişilerin, bugün ''Teşekkül oluşturmak suretiyle evrakta sahtecilik yapmak'' ve ''Sahte belge düzenleyerek devleti zarara uğratmak'' suçlarından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor.
çüş yani!!!
Evin yüzme havuzunu çaldılar
Oslo
Norveç'te hırsızlar, bir evin yüzme havuzunu çaldılar. Dağ evinin sahipleri Nicolaysen ailesi, devlet radyosu NRK'ye, geçen Kasım ayından sonra ilk kez hafta sonunda gittikleri evlerinde, avludaki yüzme havuzunun yerinde “yeller estiğini” gördüklerini söylediler.
Avluya 20 yıl önce inşa edilen, 5 metre çapındaki havuzun yerinde büyük bir çukur olduğunu görünce şaşkına döndüklerini belirten Arild Nicolaysen, “Bu mümkün değil dedik. Kimse bir havuzu çalamaz” diye konuştu.
Polis ise meslek hayatlarında böyle bir şeyle karşılaşmadıkları açıklamasını yaptı.
(aa)
serdarkus
24-02-2005, 09:33
"TANTAN: BORSA'DA OPERASYON YAPMAMIZ ENGELLENDİ
....
-Ali Balkaner tutuklanınca 18 kişilik bir aileden söz etti.
Balkaner’in borsa ve para hareketleri, sermaye hareketleri iyi araştırılırsa, her şey ortaya çıkar. 18 kişilik aile de ortaya çıkar, ne yaptıkları da, başka şeyler de. Biz müfettişlerle bunu yapmaya çalıştık ama başaramadık. Bunun önünü açamadık. Birileri tarafından bu sermaye hareketliliğini ortaya çıkartmamız engellendi. O zamanki hükümet nezdinde bu engellendi. Borsadaki sermaye hareketliliğini araştırabilseydik, ortaya çok şey çıkacaktı. Kim kimin hissesini almış, kim kimin adına ne manipülasyon yapmış, bunların hepsi ortayı çıkardı. Ali Balkener’in, 800 milyon dolar kaybettiğini söylediği işadamı da, kimin manipülasyonla ne kazandığı da ortaya çıkar. Bunun üzerine gitmek gerekiyor. Yalnız Ali Balkaner mi suçlu? Halk Bankası’ndan, kendi bankasından kullandığı paralar, kaçırılan paralar. Bunlara göz yuman siyasetçilerin de yargılanması gerekir.
.."
http://www.haberturk.com/habermetni.haberturk?@=177620&cid=exporthaber
serdarkus
24-02-2005, 09:49
.."Londra'nın Türk mahallesinde bir bakkal... Tezgâhta bakkal ile çırağı... Dükkâna bir İngiliz müşteri giriyor. Bakkal, çırağını dürtüyor:
- Oğlum baksana turist geldi...
C.Dündar"
alanyafatihi
24-02-2005, 09:50
Türk mühendise yedi Japon'a 70 milyar maaş
Bakan Ergezen, Türkiye ve Japonya ortak girişimine ihale edilen Bozöyük-Mekece yolunun kontrolör hizmetinde çalışan ve 70 milyar lira maaş alan Japon mühendisleri görevden aldı. Aynı işi yapan Türk mühendislerin ise yedi milyar lira maaş aldıkları belirtildi.
SONGÜL SELVİ / ANKARA
Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen, 70 milyar lira maaş aldıklarını tespit ettiği Bozöyük-Mekece yolunun kontrolör hizmetlerinde çalışan 4 Japon mühendisin işine son verdi. Aynı işi yapan Türk mühendislerin ise 7 milyar maaş aldığı belirtildi. Bakan Ergezen, eski Bakan Abdülkadir Akcan döneminde Japon Nippon Koei ve Temelsu ortak girişimine ihale edilen Bozöyük-Mekece yol inşaatındaki maaş skandalına el koydu.
Bakan Ergezen, Bozöyük-Mekece yolunun kontrolör hizmetlerinde çalışan 4 Japon mühendisin 70 milyar liraya varan maaşlar aldıklarını tespit etti. Aynı işi yapan Türk mühendisler ise 7 milyar maaş alıyor. 4 yabancı kontrolörün teşkilat başkanı 70 milyar, tünel baş mühendisi 62 milyar, proje baş mühendisi 40 milyar ve kalite kontrol mühendisi 50 milyar maaş alıyor. Bakan Ergezen, bunlardan en yüksek maaşı alan Teşkilat Başkanı ve Tünel Baş Mühendisi'nin görevine 2003 yılında son verdi. Ancak, Japonya ihalede 4 tane yabancı uzman çalıştırma mecburiyeti olduğu gerekçesiyle mühendislerin tekrar işe alınmasını istiyor.
Yeni Şafak gazetesine konuşan Bayındırlık Bakanı Zeki Ergezen, müşavir firmaların ihalesi yapılırken, mühendislerin maaşının çok yüksek olduğunu gördüklerini belirterek, "Biz bu gidişe bir 'dur' dedik. Türkiye'de bizim mühendisimiz 800 milyona çalışırken, Karayolları Genel Müdürümüz 1,5 milyara çalışırken, 'Sizin önerdiğinizi mühendise veremeyiz' dedik. Bize tepki gösterenlere Türkiye'de bu maaşı ne Başbakan'ın ne de Cumhurbaşkanı'nın almadığı söyledik" diye konuştu. Ergezen, müşavir firmalarda çok yüksek maaşlarla çalışan personelin sayısını azalttıklarını söyledi. Aylık ortalama 70 milyar lira maaş alan Japon mühendislerin işlerine son verilmesi sayesinde devletin kasasına 2 yılda 2 trilyondan fazla para girdi. Karayolları Genel Müdürlüğü'nün müşavir firmalarda çalışan persolen sayısını azaltmasından dolayı ise 10 trilyon 653 milyar lira tasarruf sağlandığı kaydedildi.
16 milyar lira maaşa rest
Bozöyük Mekece yolunun devamındaki Mekece-Adapazarı yolunda da maaş krizi yaşandı. Avrupa Yatırım Bankası kredisi ile Eylül 2004'te ihale edilen 48 kilometrelik yolun ihalesini Temelsu firması kazandı. 120 trilyon proje bedeli olan Mekece Adapazarı yolu yüzde 50 tenzilatla 60 trilyona ihale edildi. Firmanın, teşkilat başkanı için istediği 16 milyar maaş, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmadı. Ancak, firmayla yapılan pazarlık sonucu maaşın 2 milyar olmasında karar kılındığı öğrenildi.
serdarkus
24-02-2005, 10:22
Bahar geliyor, ilgililerin bilgisine..
AloneWolf
24-02-2005, 11:21
Yinemi Evlilik ya :P
AloneWolf
24-02-2005, 11:23
:D Evlilik Özetleri. :)
AloneWolf
24-02-2005, 11:25
;) devam
AloneWolf
24-02-2005, 11:27
:d .........
AloneWolf
24-02-2005, 11:30
:d ..................
AloneWolf
24-02-2005, 11:34
;) ..................
AloneWolf
24-02-2005, 11:36
:p ......
AloneWolf
24-02-2005, 11:40
:p .................
AloneWolf
24-02-2005, 11:45
:p ...................... ..
AloneWolf
24-02-2005, 11:46
EMRAH'TAN INCILER
1."yillar yili dert yolunda ne ilk neden sonuncuyum
bidibidbiidi ben acilar çocuguyum"
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
2.anne dedigin sever! anne dedigin oksar! ama seeen...
o....suuuun
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
3. -Anama ne deriiimm http://www.hisse.net/forum/images/smilies/frown.gif((
-Bacima ne deriimmm ühühüüüüüüüüüüüü ühü
-Bacima kirmizi ayakkabi alacaktim o parayla ühüüüüühttp://www.hisse.net/forum/images/smilies/frown.gif(((((
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
4.-emrah hiç beethoven dinledin mi?
-hayır ama türkiye'de konseri olursa kesin giderim..
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
5.sema biz eskiden cok fakirdik. dedem öldü bi helva
bile kavuramadik iki yumurta kirdik komsulara
dagittik..
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
6. "anam yok benim,babam yok benim,kız kardeşim desen birzalimin kollarında can verdi"
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
7.emrahin kankasi: off su yavrulara bak ya...
emrah: oyle deme... benim annemde onlardandi, oda onlar gibi
calisti
emrahin kankasi bir an dumur olmustur toparlama ugruna
"ee sey abi pardon abi" diye kivirmaya calismaktadir
emrah: onemli degil, onemli degil dostum...
[ordan bir yasli adam gecmektedir ve gecerken emraha bakar]
emrah: n'oldu amca... hicmi o...u cocuu gormedin?
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
8.Emrah:-amaa, amaa nuri amca ben seni baba bilmistim."
Nuri alco:-iste simdi gerçekten baban oldum."
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
9.-tas degilsin,toprak degilsin,hele benim annem hic degilsin
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
10.emrah çalistigi torna atölyesinden dönmektedir,
mahallenin esnafi alacaklarini tahsil edemedikleri
için emrah'in dönüsünü beklemektedirler. sokagin
basindaki manav emrah'i görür ve olaylar gelisir:
-borcumu ödeyecem demistin?
- ödüyceem
- çok sikisiksan...anan ödesin
- hüleaaaan
AloneWolf
24-02-2005, 11:48
11.bu kizlarin hepsi sana hasta emrah
- öyle deme cem
-nasil diyim emrah.
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
12.Emrah hapistedir ve annesi ziyarete gelir.
-Senin için kapıya para bıraktım olm
-Parayı nerden buldun anne
-Çalışıyorum olm..
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
13.sevgili: emrah hadi uludağa gidelim, benim bi arkadaşımın 5 yıldızlı oteli var.
emrah: ne demek istiyosun sen? benim bütün arkadaşlarımı toplasan bi pansiyon etmez.
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
14.. emrah vurulmuş bir şekilde yerde yatarken yanına gelen anasına bişeyler söylüyor. bak ana diyor. ben öliyim bizim namusumuz için, size bişey olmasın diyor. bu dediklerini kaldırdı bünyem. ölmeden önce söylediği son cümleyi ise aynen aktarıyorum; "ana.. kız kardeşime düğününe kadar topuklu ayakkabı giydirmiyceğine söz ver." böyle dedi ve öldü. ha keza ben de.
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
15.Hapisten yeni çıkan Emrah hapishane arkadaşının kız kardeşi ile tanışır...
E : Senin Adın ne?
K : Bircan. Ya senin?
E : Emrah..
K : NE komik dimi bi saattir dolaşıyoruz ama daha adımızı yeni öğrendik...
E : Evet komik.. Sen nerde çalışyorsun nerde işyerin ?
K : Benim çalıştığım işin adresi olmaz Emrah....
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
16.-hiç et tırnahtan ayrilir mi ?
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
17.-annem ben icerdeyken bisiler karıstırmıs ama bilmiyorum
aynı anda manavın dukkanında..
-boyle ayah ustu olmuyo gız bu gece gelecem..
-olmaz oglum geldi..
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
18.selcan : yagmur yagiyordu emrah otobus yoktu sonra bi araba durdu durakta
emrah: binmedin dimi o arabaya, benim selcanim binmez... binmedin dimi soylesene
selcan: bindim emrah, sen yoktun yanimda usumustum umutsuzdum defalarca bindim aynı arabaya
emrah: bu koca sehirde herkes vurdu bana selcan bir sen vardin bana vurmayan sen de vurdun
selcan: vurmadım emrah
emrah: vurdun!
selcan: hayır vurmadım
emrah: vurduuuuuun!!!
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
19.Emrah'ın bir filminde kardeşi Ayşe, geçimlerini sağlamak için kendini satıp et almıştır
Emrah kardeşine kaşlarını birleştirip acıklı bir sesle "Ayşe Ayşe o etleri yiyemeyiz Ayşe" der...
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
20.-abi,kulun kölen olayım,sonra babamızın kemikleri sızlar mezarındai.
-başlatma lan babandan,bana param lazım olum para anladın mı?
-yoo...yooo... yanlış yoldasın .
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
22.emrah in annesi otelin catisina kacmaktadir emrah pesinde:
emrah: anne ,anne!!
annesi : .....
emrah: anne, anam dur!
annesi: hayir duramam senin yuzune bakamam emrah.. kahpe dedin ,ben nasil bakarim yuzune..
catiya varirlar..
emrah: anne herseyi biliyorum uyku ilaci vermisler sana.
annesi: hayir emrah artik yuzune bakamam sana uzun omurler diliyorum oglum..
emrah anne! sevgi nedir ?
annesi .....
emrah ben seni buldum yillar sonra anasiz buyudum hep seni hayal ettim ordan atlarsan bende atlarim anne anam!
annesi: ......
sarmas dolas olur ve babanin yanina giderler..
http://smileys.smileycentral.com/cat/36/36_1_4.gif (http://www.smileycentral.com/?partner=ZSzeb001_VNxmk04346TR)
İŞ TALEBİ- Mr. and Mrs. BROWN olarak çok zor durumdayız
Efenim biz T.C. Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredatına uygun olarak hazırlanan tüm İngilizce kitaplarında cümle içinde kullanılan, bir hikayeye konu olan, hayatları irdelenen, ev halimizin gözetlendiği, bakanlığın kadrolu çifti Mr. and Mrs. BROWN olarak çok zor durumdayız. Yeni neşriyatlar basılmıyor, teliflerimizi alamıyoruz. Yıllar yılı şu ülkenin gençleri iyi yetişsinler diye onlara hayatımızın en mahrem yerlerini açtık, özel yaşantımızı sıfıra indirdik, çoluğumuzla çocuğumuzla o İssue senin, bu Topic benim koşturduk durduk. Simple Present'ten tutun da Past Perfect Continuous Tense kadar cümle içerisinde çok çeşitli öğeler olarak görev aldık. Şimdi bize “Ne iş yapıyorsunuz?” diye sorduklarında,
“-Özel bir cümlede özne olarak çalışıyoruz.” Demek istiyoruz ama diyemiyoruz. Sağduyulu yurttaşlarımızdan destek bekliyoruz...
İMZA:Mr. and Mrs. BROWN
AloneWolf
24-02-2005, 12:16
Minibüste giderken gözüme, 'Her şey yalanmış' yazan bir levha ilişti. 'Hey Allahım! Nedir ki bu şimdi? Her şey niye yalansın? Ne anlamsız bi yazı bu!' diye düşünmeye başladım. Jetonum ancak birkaç dakika sonra düştü. Buradaki 'yalan' benim sandığım gibi 'yalamaktan' türetilmemişti ki!
Bir minibüsün üzerinde dünyanın en tuhaf kısaltmasını görmüştüm: 'Yüz.üncü Yıl'
Biri Bizi Gözetliyor programının en popüler dönemiydi. Eve giderken minibüste uyuyakalmışım. Yarışmadan sonra albüm çıkaran Tarık rüyamda bir şarkı yapmıştı. Nakaratı da güya, 'Arkana bak! Baaak! Arkana baaak!' imiş. Uyandığımda bu nakaratı söylüyordum ve herkes arkasını dönmüş bana bakıyordu! Acayip utanmıştım tabii.
Dolmuşla Bahçelievler'deki Kadir Has Alışveriş Merkezi'ne gidiyordum. 'Kaptan, Kadir Has'ta inebilir miyim?' dedim. Şoför bana dönüp ne dese beğenirsiniz? 'İyi de, Kadir hastaysa bana ne? Neyi var?'
İşe gitmek üzere dolmuşa bindim. Biri şoföre 10 milyon uzattı. Adamın bozuğu yokmuş. Yolculara, 'İki tane beş milyonu olan var mı?' diye sordu. Ortalarda oturan (sarışın) bir genç kızımızdan cevap geldi: 'Bende bir tane var!'
Dolmuşla eve gidiyordum. Kalabalık olduğu için ayakta, kapının hemen önündeydim. Arkadan yaşlıca bir teyze, 'Evladım şunu uzatır mısın?' diyerek 20 milyon lira verdi. Parayı aldım. Tam o sırada şoför, 'İleride polisler var. Lütfen ayaktakiler insin' diyerek kapıyı açtı. Kapının ağzında olduğum için o panikle hemen aşağı atladım. Arkamdan da benim gibi ayakta olan diğer yolcular indi. Şoför kapıyı kapatıp hızla uzaklaşırken minibüsteki teyze bana, ben de önce ona, sonra da elimdeki yirmi milyona bakarak donakalmıştım!
Bir gün dolmuşta parayı önümde oturan yirmili yaşlardaki çocuğa verip, 'Affedersiniz, şu parayı uzatabilir misiniz acaba?' dedim. Çocuk parayı aldı, iki ucundan tutup çekiştirmeye başladı. Sonra da bana dönüp, 'Kusura bakmayın ama bu para uzamıyor' dedi! Ve bunu yaparken gayet de ciddi görünüyordu! Hiçbir şey diyememiştim.
Lise ikideydim. Dolmuşta yanımda oturan kadın, 'İnecek var' dediği anda minibüs durdu. Yol vermek için kapıyı açıp indim. Çantamı da arabada bıraktım. Meğer dolmuş kırmızı ışıkta durmuş! Yeşil yanınca kalktı gitti! Dolmuşun arkasından bir sonraki durağa kadar koşmuştum. O durakta kadın inince de hiçbir şey olmamış gibi binip tekrar yerime oturmuştum.
İş çıkışı kendimi dolmuşa attım. Kıştı. İneceğim yere geldiğimde her zamanki gibi, ''Kaptan, kapıyı açar mısın? İnecek var'' dedim. Şoför geriye doğru şöyle bir yaslanıp, ''Bu soğukta beni indirme be abicim. Sen aç da in bi zahmet'' dedi! Tahmin ettiğiniz üzere kapı otomatik değilmiş!
serdarkus
24-02-2005, 12:43
"FLAŞ... FLAŞ... COŞKUN KIRCA HAYATINI KAYBETTİ
Kalp krizine yenik düştü
Eski dışişleri bakanlarından, emekli büyükelçi ve yazar Coşkun Kırca, İstanbul'da öldü..."
"İyi" yazı yazardı.. mekanı cennet olsun!.
AloneWolf
24-02-2005, 14:04
Çok kibar bir adamsın Dede..
-Neden?
-Ne zaman hapşırsan elinle ağzını kapatıyorsun..
-Ama başka türlü takma dişimi nasıl yakalayabilirim ki?..
"FLAŞ... FLAŞ... COŞKUN KIRCA HAYATINI KAYBETTİ
Kalp krizine yenik düştü
Eski dışişleri bakanlarından, emekli büyükelçi ve yazar Coşkun Kırca, İstanbul'da öldü..."
"İyi" yazı yazardı.. mekanı cennet olsun!.
bu yaziyi okurken kanal 7 de soyle demez mi :confused: :gulen: bugun eski bir bakan daha yuce divan da :gulen:
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/06068_37.jpg
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/Traveler2004_11p101.jpg
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/NGM1992_07p61.jpg
Japonlar'ın en son buluşları
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/NGM2002_11p100-1.jpg
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/NGM1973_09p307.jpg
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/BKGreatRiversOfWorldp216.jpg
varyemez
25-02-2005, 03:55
günün geyiği;
Alıntı:
Originally Posted by Thesecret
Dikkat Yasal Olmayan Uyarı:
Bu topicte yazan ve özellikle nickname'i varyemez olan kişilerin her türlü kullanım ve yıpranma payları hesaplarından fatura karşılığı tahsil edilmiş olup, edilmeyen ya da edilemeyenler için icra takibi başlatılacaktır. Bu uyarıyı sıkıyosa dikkate almayınız............
Tuvaletten piton çiktı
Shannon Scavotto adlı Miamili, sabah tuvalete gittiğinde sürprizle karşılaştı. 2 metrelik bir piton, klozet deliğinden başını uzatmış etrafı kolaçan ediyordu.
25 Şubat 2005 00:03
Sahneyi ölümsüzleştirmek isteyen Scavotto,
hemen hayvanın fotoğrafını çekti, sonra da yardım istedi. Ancak imdada
gelecek şirket 150 dolar ücret isteyince Scavotto, kolları sıvayıp
tuvalette işe koyuldu ve çok geçmeden koca yılanı kementle başından
yakalamayı başardı.
Scavotto, işyerini arayıp gecikeceğini söyledi, ama patronunu
''hikayeye'' inandıramadı. Scavotto da bunun üzerine yılanı alıp
işyerine götürdü.
''Yılan avcısı'' Scavotto, başına gelenleri anlatırken, ''tuvalete
giderken artık iki kez düşüneceğini'' söyledi.
KARADENIZ USULÜ FOTOĞRAFÇILIK DERSİ
TRABZON'da aylik olarak yayinlanan ve 10 yildir araliksiz çikan 'Foto
Forum' isimli dergide yer alan bir köşede, abonelere laz usulü kafiyeli
manilerle birlikte fotograf dersi veriliyor.
Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlik Bölümü Ögretim üyesi Yrd. Doç. Dr.
Mustafa Resat Sümerkan tarafindan 10 yildir araliksiz çikartilan ''Foto
Forum'' isimli aylik dergideki, ''Kemençe esliginde fotograf dersleri ''
konulu bir köşe herkesin ilgisini çekiyor.
Her sayisi merakla beklenen dergide, abonelere laz usulü manilerle birlikte
fotograf sanati ayrintili bir sekilde anlatiliyor. Çekim, filtre, diyafram,
objektif ve filmler gibi çesitli fotograf bilgilerinin verildigi bu köşede
her konu 18 misra ile anlatiliyor.
Yrd. Doç. Dr. Sümerkan, ''Amacimiz insanlari sıkmadan onlara fotograf
sanatinin ayrintilarini mizahi bir dille anlatmak. Bu köşemiz bir hayli de
ilgi gördü'' dedi.
Derginin her sayisinda yer alan laz usulü derslerden bazilari şöyle:
Ders Konusu: Filtreler
Karadag ormaninda
Kovaladim ayiyi
Hava sislendugunde
Kullaniruk sariyi
Baktum karsida Rize
Taktum bi polarize
Net ettum besyüzlugu
Geldik yarlan göz göze
Mavi renkli filitre
Tenleri koyi eder
Süt beyazi Fadimem
Birdanbire oldi esmer
Ders Konusu: Objektifler
Gelinler ellerine
Kina yakarlar kina
Teleylan bakilinca
Aysem gelur yakina
Bi evde iki baci
Allahum bana aci
Yarim sigmaz vizöre
Yok mi bi genis açi
Haçan girdi horona
Titrer idi omizi
Böcuk çekilaceksa
Takaruz makromizi
Ders Konusu: Diyaframlar
Dügün güni gelende
Göge mermi saçulur
Diyafram göze benzer
Kisilur da açilur
Barmaklarum üsidi
Diyafram açamadum
Kaynatam basti bizi
Becerip kaçamadum
Vermez ise bubasi
Anlasur da kaçaruk
Az isikli yerlerde
Diyaframi açaruk
Ders Konusu: Fotograf çekimi
Dik tutup makinayi
Vizöründen bakaruk
Alan derinluguni
Diyaframlan saglaruk
Yüksek enstantaneylan
Çekilur uçan ari
Günes battiktan sonra
Kullanun B ayari
Perde obtüratörün
Püsküli ben olayim
Kablo denklansör gibi
Belune dolanayim
Ders Konusu: Filmler
Filimum yüksek ASA
Gren yapacak gren
Yitirdum Fadimemi
Yokmidur oni gören
Filimin üst tarafi
Gümüs kaplidir gümüs
Gel karanlik odama
Edelum senle cümbüs
Filim çektim bin ASA
Diyafram kisa kisa
Kaynanam koyi çikmis
Ne gam ettum ne tasa
portakal
25-02-2005, 14:33
Anasayfada yönetim bölümünün alt başlığı olan "Hisse.net kitabı için yazı önerileri" kısmı var, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum bu kitabın ancak rüyamda Kadıköy'de bu kitabı görüyordum. Korsan satılıyordu. İçinde de hiçbir yazar adı yoktu. Çok kızıp (rüyaya bakın :p ) Bıkmışbroker beye gidip böyle böyle gördüm, böyle olmaması lazım, olayla bir ilgilenseniz diyordum. Sonuçta da her yazının altında yazarının ismi olan, çok da kaliteli bir kitap çıkıyordu. Mutlu mesut bir şekilde uyandım :D
SunShine
25-02-2005, 16:54
Anasayfada yönetim bölümünün alt başlığı olan "Hisse.net kitabı için yazı önerileri" kısmı var, tam olarak ne olduğunu bilmiyorum bu kitabın ancak rüyamda Kadıköy'de bu kitabı görüyordum. Korsan satılıyordu. İçinde de hiçbir yazar adı yoktu. Çok kızıp (rüyaya bakın :p ) Bıkmışbroker beye gidip böyle böyle gördüm, böyle olmaması lazım, olayla bir ilgilenseniz diyordum. Sonuçta da her yazının altında yazarının ismi olan, çok da kaliteli bir kitap çıkıyordu. Mutlu mesut bir şekilde uyandım :D
Güzel rüya..
Bazı rüyaların gerçekleştiğine şahit oldum. ( üç aşşa, beş yukarı). :eek:
Belki sizinki de bir gün gerçekleşir. :rolleyes:
varyemez
25-02-2005, 19:08
:dolar: :dolar: :dolar:
varyemez
25-02-2005, 20:44
:dolar: :dolar: :dolar: >
> Insanlik bugün de para karsisinda deger kaybetti.
> Mademki dünya bir hiç, gece de iç, gündüz de iç...
>
> Karinizla aranizdaki ortak yan ne? Ayni günde evlendik..
>
> Babama degerimi sordum, "DÜNYALAR KADAR !" dedi.
> Dünyanin degerini sordum, "BES PARA ETMEZ." dedi.
>
> Karimi o kadar seviyorum ki, eskimesin diye baskalarinin
> karilarini kullaniyorum.
>
> Size yapilmasini istemediginiz seyleri baskalarina yapin, çok zevkli
> oluyor...
>
> Hirsizlik yapmayin, Hükümet rekabetten hoslanmaz...
>
> Demokrasi, seks gibidir. Iyisi de, kötüsü de "iyi" dir...
>
> AIDS virüsü de, Ebola virüsü de maymun patentli. Maymundan gelip
> gelmedigimiz belli degil ama, Maymundan gidecegimiz kesin.
>
> Soguk savastan sicak savasa geçiverdik bir anda.
> Dünya çatlamasa bari.
>
> Asansör bozuk. En yakin asansör karsi binadadir...
>
> Her ask bitki isimleri ile baslar, hayvan isimleri ile biter...
>
> Içerken araba kullanmayin. Bir yere çarparsaniz biraniz dökülür.
>
> Yarin yapabilecegin bir seyi, Asla bugünden yapma...
>
> Hakan yarin ki maçta forma giyemeyecek.. Çiplak oynayacak.
>
> Nefes kesen bir roman yazdim. Tüm okurlarim öldü.
>
> Kadin HAKKI diye birsey yoktur. HAKKI erkek ismidir.
>
> Oglumun adini "mafya" koydum. Artik bir "mafya babasiyim."
>
> Sik sik ameliyat olun.. Içiniz açilir.
>
> Yazilidan sifir aldim. Ama önemli olan katilmakti.
>
> 1959 da içilen kahvelerin hatiri dolmustur! Duyrulur!
>
> Sizde bit sampuani var mi? Kirlendi hayvanciklar...
>
varyemez
25-02-2005, 20:44
yukarıdaki geyikler cem yılmazdan
varyemez
25-02-2005, 22:21
:dolar: :dolar: :dolar:
chuckydoll
25-02-2005, 23:00
Kedidir kedi
chuckydoll
25-02-2005, 23:02
İsteyenin bir yüzü vermeyenin ?
portakal
25-02-2005, 23:07
İsteyenin bir yüzü vermeyenin ?
YTL sayesinde bu tür mektupların da sonu gelecek, Türkçe'de üç sessizin yanyana gelmesi zor :D
chuckydoll
25-02-2005, 23:08
Yünlü Yıkama
chuckydoll
25-02-2005, 23:10
30 Yaş Altı ve Üstü Çalışanlar
chuckydoll
25-02-2005, 23:12
....
varyemez
25-02-2005, 23:19
:dolar: :dolar: :dolar:
chuckydoll
25-02-2005, 23:19
bizim metro...
chuckydoll
25-02-2005, 23:22
Günün iş yeri :)
chuckydoll
25-02-2005, 23:27
Dönmeli mi ?
portakal
26-02-2005, 13:02
...
portakal
26-02-2005, 13:05
- doksansekiz, doksandokuz, yüzzzzz...
- kih kih kih
Sarıvadi
26-02-2005, 15:24
...
BU DENEYİ ÇOK DİKKATLİ OKUYUN.
Isvicre Laboratuarlarinda;
4 Kavanoza 4 barsak solucani atmislar,
1.sinde Alkol varmis solucan hemen ölmus.
2.sinde Nikotin varmis solucan hemen ölmus.
3.sunde Sperm varmis solucan hemen ölmus.
4.sunde Yesil yapraklar varmis solucan uremeye baslamis.
Deney Sonucu: Alkol, Sigara ve Seks yaptiginiz surece
barsaklarinizda kurt olmaz.
Ot gibi yasarsaniz her tarafiniz kurtlanir
varyemez
27-02-2005, 01:29
> Salaklığın Tarihi...
> >>>> Salaklığın sınırı var mı diye merak ederiz ya; ben
> >>>> olmadığını anladım...
> >>>> > Bob Fenster'in "Salaklığın Tarihi" kitabından
örnekler verince,
> >>>>siz de olmadığını anlayacaksınız...)
> >>>> * Arizonalı bir adam kelepçelerle oynarken kendini
kelepçeledi
> >>>>
> >>>> > ve
> >>>> > anahtarı bulamadı... Kendisini kurtarmak için
çilingir çağırmak
> >>>> > yerine
> >>>> > polisi arayınca başı belaya girdi... Onu
kelepçeden kurtaran
> >>>> > polisler,
> >>>> > ödenmemiş bir kefalet borcu bulunduğunu
belirleyince onu
> >>>> > yeniden
> >>>> > kelepçelediler...
> >>>> * Gillette şirketi 1902 yılında güvenli jilet
satmaya > >>>> başladığında
> >>>> yüzlerce erkek satın aldı... Sonra da bu
jiletlerin sakallarını
> >>>>kesmediğini söyleyerek onları çöpe attılar...
Gillette yetkilileri, mutsuz
> >>>> müşterilerin tıraş olmadan önce jiletin sarıldığı
kağıdı
> >>>>çıkarmadıklarını fark ettiler...
> >>>>
> >>>> * Chevrolet, yeni model arabası için "Nova" ismini
buldu ama
> >>>>sonra
> >>>> > arabayı Latin Amerika'da satamayacakları
anlaşıldı... Çünkü
> >>>> > "Nova",
> >>>> > İspanyolca'da "gitmez" anlamına geliyordu...
> >>>> > * 1932 yılında Los Angeles olimpiyatlarında
Fransız atlet Jules
> >>>>Noel'in disk atmada kırdığı olimpiyat rekoru
sayılmadı... Çünkü
> >>>> atışı
> >>>> izlemesi gereken bütün hakemler, sırıkla yüksek
atlama
> >>>> > yarışmasını
> >>>> izlemek için arkalarını dönmüşlerdi...
> >>>> > * 1840'da ABD başkanlığına seçilen William
Henry Harrison, çok soğuk
> >>>> > bir
> >>>> günde Washington'da açık havada düzenlenen göreve
başlama
> >>>>töreninde
> >>>> şapka
> >>>>
> >>>> ve palto giymeyi reddederek yaptığı uzun konuşma
sonucu zatürre
> >>>>oldu...
> >>>>
> >>>> > Yeni başkan sadece bir ay görev yaptıktan
sonra öldü...
> >>>> > * Meksika'daki bir sağlıklı yaşam merkezinin
sahibi, vasiyetine
> >>>>mezarlığın sigara içilmeyen bölümünde gömülmek
istediğini
> >>>> ısrarla
> >>>> > ekletmeye çalıştı.
> >>>> * 1971'de toprak kaymalarını incelemek isteyen
Japon bilim adamları, büyük bir yağmur fırtınası efekti yapmak için bir
> >>>>tepeyi
> >>>> > yangınhortumlarıyla adam akıllı suladılar. Bu
yüzden tepenin
> > çökmesi
> >>>>sonucu meydana gelen heyelanda, dört bilim adamıyla
11 izleyici
> > hayatını
> >>>> > kaybetti.
> >>>> * Fransız ordusu, askerlerin mayın tarlalarında
> >>>> yürüyebilmelerini
> >>>> sağlayan patlamaya dayanıklı botlar icat etti.
Fakat botlar o
> >>>> > kadar
> >>>> ağır ve içinde yürünmesi o kadar zordu ki, askerler
mayınlarla
> > havaya
> >>>>uçmadan once pusuya yatan düşman askerleri tarafından
> >>>> > vuruluyorlardı...
> >>>> > * 1985'de New Orleanslı cankurtaranlar o yıl
şehrin
> >>>> havuzlarında
> >>>> kimsenin boğulmamasını kutlamak için bir parti
verdiler.
> >>>>Partide
> >>>> konuklardan biri boğuldu.
> >>>> * 1975'de İngiliz bir çift televizyonda en
sevdikleri programı
> >>>>izlerken erkek yarım saat süren bir gülme krizi
sonucu kalp
> >>>>krizi
> >>>> geçirerek öldü...Eşi, cenazeden sonra programın
yapımcılarına bir
> >>>>Mektup
> >>>> yazarak, kocasını hayatının son dakikalarında bu
kadar mutlu
> >>>>ettikleri için
> >>>> teşekkür etti.
> >>>> * 1983'de mağazada hırsızlık yaparken yakalanan
San Diegolu bir
> >>>>kadın polislere eğer onu bırakmazlarsa morarana kadar
nefesini
> >>>> tutacağını söyledi. Polisler kadını bırakmadılar,
o da
> >>>> > gerçekten
> >>>> > ölünceye kadar nefesini tuttu.
ne cammış be demekki hayatta kırılmıyor....................
Kisa bir sure once, benden bir fizik sinavi puanlamasinda hakemlik yapmami isteyen meslektasimdan cagri aldim. Meslektasim fizik sinavindaki bir soruya verdigi yanit nedeniyle ogrencilerinden birine "sifir" puan takdir etmisti. Ogrencisi de "eger puan yontemi adil olsaydi, en yuksek puani alacagini" iddia etmekteydi.
Meslektasim ve ogrencisi sonunda verilen yaniti, tarafsiz bir hakeme puanlatmak icin anlasmaya varmislardi. Hakem olarak da beni secmislerdi. Arkadasimdan cagriyi alir almaz, kendisine ugradim ve sinavda sorulan soruyu okudum:
"Barometre yardimiyla yuksek bir binanin yuksekliginin ne sekilde saptanacagini gosterin."
Ogrencinin yaniti da soyleydi: "Barometreyi binanin en ust katina cikaririz. Barometrenin ucuna bir ip baglar ve yukaridan caddeye sarkitiriz. Tekrar ipi yukari ceker ve ipin uzunlugunu olceriz. Ipin uzunlugu bize binanin yuksekligini verir."
Yanit cok ilginicti, fakat ogrenciye bunun icin puan verilebilir miydi? Ogrencinin, soruyu tam ve dogru bicimde yanitladigindan, bu sorudan tam puan almak icin guclu bir nedene sahip oldugunu anladim. Diger taraftan ogrenciye tam puan verilecek olursa, ogrenci fizik dersinden yuksek bir notla gececekti. Yuksek bir not ise ogrencinin fizik dersiyle ilgili davranislari kazandiginin gostergesiydi, fakat sorunun yaniti onun fizik bildigini ortaya koymuyordu. Bunun uzerine ogrenciye ayni soruyu bir daha yanitlamasini onerdim. Anlasmaya vardiktan sonra, ogrenciye soruyu yanitlamasi icin 6 dakikalik bir sure tanidim ve yanitin icinde onun fizik dersinde kazandigi davranislari ortaya koymasi gerektigini soyledim. Bes dakika gecmesine karsin, ogrenci hicbirsey yazmamisti.
Baska bir sinifta dersimin baslamak uzere oldugunu soyleyerek yanit vermekten vazgecip, gecmedigini sorudum; fakat ogrencinin cevabi: "Hayir vazgecmedim" seklindeydi. "Bu soruya verilebilecek pek cok yaniti oldugunu, bunlardan en iyisini secmeye calistigini" belirtti. Karistigim icin ozur dileyip, soruyu cozmeye devam etmesini soyledim. Bir dakika sonra ogrenci yanitini verdi:
"Barometreyi binanin en ustune cikaririm ve cati katindan asagi egilerek barometreyi birakirim. Birakir birakmaz kronometreyle zaman tutmaya baslarim. Barometre yere carpaz carpmaz kronometreyi durdurur ve
"S= 1/a.t2 " (S esit bir bolu iki a t kare) formulu ile binanin yuksekligini hesaplarim."
Bu yanit karsisinda, meslektasima devam etmek isteyip istemedigini sordum. Meslektasim ogrenciye hak ettigi puani verecegini soyledi. Tam yanlarindan ayrilirken ogrencinin "pek cok yaniti bulundugunu" soyledigini hatirlayarak, diger yanitlarin neler oldugunu sordum.
"Evet, barometre yardimiyle yuksek bir binanin yuksekligini bulmanin pek cok yolu vardir" dedi. "Ornegin, gunesli bir gunde disari cikar, hem barometrenin golgesini hem de barometrenin boyunu, daha sonra da binanin golgesini olcerek, basit bir oranlamayla yuksekligini bulabiliriz."
"Cok guzel, diger yontemlerin nedir?" diye sordum.
"Cok basit bir yontem daha var ki onu siz de begeneceksiniz. Bu yontemde, barometreyi elimize alir ve binanin merdivenlerinden en ust kata dogru tirmanmaya baslariz. Merdivenleri tirmanirken barometrenin boyu kadar duvar boyunca isaretleyerek ilerleriz. Daha sonra isaretleri sayariz ve isaretlerin sayisi bize barometrenin birimi cinsinden binanin yuksekligini verir. Bu yontem dogrudan olcmeye ornektir."
Daha karmasik bir yontem isterseniz, bunun icin barometreyi bir ipin ucuna baglar ve sarkac gibi sallamaya baslarsiniz. Boylece en alt katta ve binanin en ustunde "g" degerini saptayabilirsiniz. Bu iki g degerinin farkindan ilke olarak binanin yuksekligini bulabilirsiniz."
Sonunda ogrenci sozlerini su sekilde tamamladi: "Eger cozum icin, fizikle bir sinirlama getirmezseniz daha pek cok yanit bulunabilir. Ornegin, barometreyi alip alt kattaki kapicinin odasina gidersiniz. Kapiciya eger binanin yuksekligini size soyleyecek olursa barometreyi ona vereceginizi bildirir ve binanin yuksekligini ogrenebilirsiniz."
Kaynak: Measurement and Evaluation in Education and Psychology.
William A.
Mehrens, Irvin J.
Lehmann.
Sayın şantiye şefim; İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Su anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım.
İnşaatın altıncı katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı.
Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu.
Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, altıncı kata çıktım.
İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya saldım.
Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım.
Bütün tuğlaları varile doldurdum.
Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm.
İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum.
Nasıl bulmayayım?
Ben yaklaşık 70 kiloyum.
250 kilogramlık varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti.
Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akıl edemedim.
Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.
Sağ iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum.
Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı.
Parmaklarım da bu sırada kırıldı.
Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı.
Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve
yolun yarısında yine varille çarpıştık.
Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı.
Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim.
Basımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini gördüm.
Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum.
Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
Duvarcı ustanız ...
varyemez
28-02-2005, 02:55
Kisa bir sure once, benden bir fizik sinavi puanlamasinda hakemlik yapmami isteyen meslektasimdan cagri aldim. Meslektasim fizik sinavindaki bir soruya verdigi yanit nedeniyle ogrencilerinden birine "sifir" puan takdir etmisti. Ogrencisi de "eger puan yontemi adil olsaydi, en yuksek puani alacagini" iddia etmekteydi.
Meslektasim ve ogrencisi sonunda verilen yaniti, tarafsiz bir hakeme puanlatmak icin anlasmaya varmislardi. Hakem olarak da beni secmislerdi. Arkadasimdan cagriyi alir almaz, kendisine ugradim ve sinavda sorulan soruyu okudum:
"Barometre yardimiyla yuksek bir binanin yuksekliginin ne sekilde saptanacagini gosterin."
Ogrencinin yaniti da soyleydi: "Barometreyi binanin en ust katina cikaririz. Barometrenin ucuna bir ip baglar ve yukaridan caddeye sarkitiriz. Tekrar ipi yukari ceker ve ipin uzunlugunu olceriz. Ipin uzunlugu bize binanin yuksekligini verir."
Yanit cok ilginicti, fakat ogrenciye bunun icin puan verilebilir miydi? Ogrencinin, soruyu tam ve dogru bicimde yanitladigindan, bu sorudan tam puan almak icin guclu bir nedene sahip oldugunu anladim. Diger taraftan ogrenciye tam puan verilecek olursa, ogrenci fizik dersinden yuksek bir notla gececekti. Yuksek bir not ise ogrencinin fizik dersiyle ilgili davranislari kazandiginin gostergesiydi, fakat sorunun yaniti onun fizik bildigini ortaya koymuyordu. Bunun uzerine ogrenciye ayni soruyu bir daha yanitlamasini onerdim. Anlasmaya vardiktan sonra, ogrenciye soruyu yanitlamasi icin 6 dakikalik bir sure tanidim ve yanitin icinde onun fizik dersinde kazandigi davranislari ortaya koymasi gerektigini soyledim. Bes dakika gecmesine karsin, ogrenci hicbirsey yazmamisti.
Baska bir sinifta dersimin baslamak uzere oldugunu soyleyerek yanit vermekten vazgecip, gecmedigini sorudum; fakat ogrencinin cevabi: "Hayir vazgecmedim" seklindeydi. "Bu soruya verilebilecek pek cok yaniti oldugunu, bunlardan en iyisini secmeye calistigini" belirtti. Karistigim icin ozur dileyip, soruyu cozmeye devam etmesini soyledim. Bir dakika sonra ogrenci yanitini verdi:
"Barometreyi binanin en ustune cikaririm ve cati katindan asagi egilerek barometreyi birakirim. Birakir birakmaz kronometreyle zaman tutmaya baslarim. Barometre yere carpaz carpmaz kronometreyi durdurur ve
"S= 1/a.t2 " (S esit bir bolu iki a t kare) formulu ile binanin yuksekligini hesaplarim."
Bu yanit karsisinda, meslektasima devam etmek isteyip istemedigini sordum. Meslektasim ogrenciye hak ettigi puani verecegini soyledi. Tam yanlarindan ayrilirken ogrencinin "pek cok yaniti bulundugunu" soyledigini hatirlayarak, diger yanitlarin neler oldugunu sordum.
"Evet, barometre yardimiyle yuksek bir binanin yuksekligini bulmanin pek cok yolu vardir" dedi. "Ornegin, gunesli bir gunde disari cikar, hem barometrenin golgesini hem de barometrenin boyunu, daha sonra da binanin golgesini olcerek, basit bir oranlamayla yuksekligini bulabiliriz."
"Cok guzel, diger yontemlerin nedir?" diye sordum.
"Cok basit bir yontem daha var ki onu siz de begeneceksiniz. Bu yontemde, barometreyi elimize alir ve binanin merdivenlerinden en ust kata dogru tirmanmaya baslariz. Merdivenleri tirmanirken barometrenin boyu kadar duvar boyunca isaretleyerek ilerleriz. Daha sonra isaretleri sayariz ve isaretlerin sayisi bize barometrenin birimi cinsinden binanin yuksekligini verir. Bu yontem dogrudan olcmeye ornektir."
Daha karmasik bir yontem isterseniz, bunun icin barometreyi bir ipin ucuna baglar ve sarkac gibi sallamaya baslarsiniz. Boylece en alt katta ve binanin en ustunde "g" degerini saptayabilirsiniz. Bu iki g degerinin farkindan ilke olarak binanin yuksekligini bulabilirsiniz."
Sonunda ogrenci sozlerini su sekilde tamamladi: "Eger cozum icin, fizikle bir sinirlama getirmezseniz daha pek cok yanit bulunabilir. Ornegin, barometreyi alip alt kattaki kapicinin odasina gidersiniz. Kapiciya eger binanin yuksekligini size soyleyecek olursa barometreyi ona vereceginizi bildirir ve binanin yuksekligini ogrenebilirsiniz."
Kaynak: Measurement and Evaluation in Education and Psychology.
William A.
Mehrens, Irvin J.
Lehmann.
sevgili skoc yukarıdaki soru sorulan öğrenci kim biliyormusun? :bravo:
varyemez
28-02-2005, 03:02
nielssen bohr
danimarkalı fizikçi
nobel fizik ödülü kazanan tek danimarkalı... :dolar: :dolar: :dolar:
varyemez
28-02-2005, 03:14
:dolar: :dolar: :dolar:
varyemez
28-02-2005, 03:53
:dolar: :dolar: :dolar:
Her yıl bahçıvan istihdamı artacak...
Dilimizi koruyalım ama nasıl...
Yeminli gözleme
Noterden sıcak sıcak...
(The Observer da ;
dünya gözlemeciler rehberi
siz yanlış biliyorsunuz.)
varyemez
28-02-2005, 21:45
:dolar: :dolar: :dolar:
varyemez
28-02-2005, 21:46
:dolar: :dolar: :dolar:
casus
varyemez
28-02-2005, 22:39
Ehliyet Sınavı
Aşağıda ehliyet sınavlarında bugüne kadar sorulmuş en ilginç soruları bulacaksınız. Maalesef tüm sorular gerçektir. Bakın da gülün ağlanacak halimize.
Kaynak: Sürücü Kursu Eğitim Rehberi, Derya Dağıtım A.Ş.
1 - Aşağıdaki işlemlerden hangisi ilkyardımdır?
a) Yaralanan kişiyi dövmek
b) İtfaiye çağırmak
c) Komşuları yardıma çağırmak
d) Kanamayı durdurmak
2 - İlkyardım çantası aracın neresinde bulunmalıdır?
a) Arka sağ tekerin içinde
b) Aracın içinde arka sağ tarafta.
c) Motor kaputu içerisinde
d) Ön torpido gözünde
3 - Shock pozisyonu aşağıdakilerden hangisidir?
a) Sırt üstü yatış, ayaklar biraz yukarıda, üstü örtülü
b) Sandalyede oturma, kolları yukarı kaldırma
c) Diz üstü oturarak kafa sallama
d) Masanın üzerine çıkıp kitap okuma
4 - Derin yanıklara olay yerinde aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
a) Baş ağrısı hapı
b) Mantar merhemi
c) Şampuan
d) Soğuk su-buz
5 - Güneş çarpması sonucunda hastaya aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
a) Günes çarpınca denize atılır.
b) Bele kadar kuma gömülür
c) Vücut sıcaklığı yavaşca düşürülür
d) Kendi kendine iyilişmesi beklenir
6 - Donma sonucu uyku durumunda olan kimseye aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
a) Uyumaması sağlanır
b) Yatağa yatırılır ve uyuması beklenir
c) Beraber uykuya yatılır
d) Hiçbiri?
7 - Burun kanaması olan bir kazazadeye asağıdakilerden hangisi yapılır?
a) Saçları yolunur
b) Saçlarına masaj yapılır
c) Sıcak küvet içine oturtulur
d) Buruna tampon konulur
8 - Bilinci kaybolmus kazazedenin soluk yolunun tıkanmaması için aşağıdakilerden hangi pozisyon verilir?
a) Amuda kalkacak şekilde
b) Sırt üstü yatacak şekilde
c) Sırtustu yatırılır
d) Sabit yan pozisyona alınır
9 - Açık karın yaralanmalarında organlar dışarı sarkmışsa ne yapılır?
a) Dışarıdaki organlar poşet içerisine konur
b) Organlar yara üzerine toplanarak ıslak bezle örtülür
c) Dışarıya çıkan organlar kesilir
d) Hiç dokunulmaz
10 - Sıcak vurması sonucu bayılan kimseye aşağıdakilerden hangisi önce uygulanmalıdır?
a) Derhal kuvvet içerisine yatırılmalıdır
b) İlac içirilmelidir
c) Fıkra anlatılmalıdır
d) Serin bir yerde sock pozisyonuna alınır
11 - Solunum zorluğu olan kişiye ilk iş olarak ne yapılır?
a) Başı okşanır
b) Ağız boşluğu temizlenir, sonra baş arkaya bükülür
c) Ağzı kapatılır, hastaneye nakledilir.
d) Yapay diş takılır
12 - Yanık yarası olan bir kazazedenin yarası üzerine asağıdakilerden hangisi uygulanır?
a) Saç jolesi sürülür
b) Yoğurt sürülür
c) Zeytinyağı sürülür
d) Temiz, ıslak bez örtülebilir
13 - Kırıklar neden tespit edilmelidir?
a) Kazazedenin rahat kahvaltı yapması için
b) Kazazedenin rahat uyuması için
c) Kırık kemik uçlarının komşu organlara batarak büyük yara açmaması için
d) Kırığın tespitinin önemi yoktur.
14 - Aşağıdaki vakalardan hangisinde yaralı yan yatış pozisyonuna alınır?
a) Boğulan kişilerde göğüs kemiği kırık olan yaralılar
b) Önemli değil
c) Egzost gazı ile zehirlenenler
d) Karnından yaralanmış olanlar
15 - İki ayağı olmayan sürücü adayı ortopedi hekiminin vereceği karara göre hangi sınıf sürücü belgesi alabilir?
a) Böyle şey olmaz
b) A sınıfı alabilir
c) E sınıfı alabilir
d) H sınıfı belgesi alabilir
16 - İlkyardım çantası ile ilgili olarak asağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) Yayalarda ilkyardım çantası bulunur
b) Deniz araçlarında ilkyardım çantası bulunur ve uygulanmaz
c) Herhangi bir trafik kazasında kullanmak için bulundurulur
d) İnsan hayatının önemi yoktur
17 - Yanık yarası olan bir kazazedenin yarası üzerine aşağıdakilerden hangisi uygulanır?
a) Tuzlu su dökülür
b) Ayran sürülür
c) Salça içirilir
d) Temiz ıslak bez örtülür
18 - Omurga yaralanması olan kazazede oturtulursa ne olur?
a) Vücut sıcaklığı artar
b) Yara mikrop kapar
c) Felç olur
d) Saçları dökülür
19 - İlaçla henüz intihar ettiği farkedilen kimseye ne yapılır?
a) Küstürülür
b) Su içirilir
c) Asit içirilir
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/NGM1987_11Cover.jpg
varyemez
01-03-2005, 03:14
şoför dediğin böyle olur!!!! :bravo:
varyemez
01-03-2005, 03:15
:bravo:
varyemez
01-03-2005, 03:21
:bravo:
kazancli
01-03-2005, 03:25
şimdi sen bu arabalar tavsiye etmiyormusun:) bunlara yakıt yerine mesir macunu koymuşlar düz duvara tırmanıyorlar bu yuzden:)
varyemez
01-03-2005, 03:28
gercekten süper adrese gidin arkanıza yaslanın ve seyredin :bravo: :bravo: :bravo:
http://fcmx.net/vec/v.php?i=003702
AloneWolf
01-03-2005, 09:42
Ukrayna'da öğrencilere para birimlerini sormaktadır.
Öğretmen: "Almanya," der. Öğrenciler hep bir ağızdan: "Mark" derler.
Öğretmen: "Amerika," der. Öğrenciler hep bir ağızdan: "Dolar" derler
Öğretmen: "Ingiltere," der. Öğrenciler hep bir ağızdan:"Sterlin"derler
Öğretmen: "Türkiye" der. Öğrencilerden ses çıkmaz. Öğretmen bir daha
sorar. Öğrencilerden biri "kere" der. Öğretmen şaşırır oğlum nerden
çıkardın
onu,der. Öğrenci: "Geçen sene ablam Türkiye'ye tatile gitti ve
geldiğinde
iki"kere" verdim palto aldım, bir "kere" verdim çanta aldım, bir "kere"
verdim pantalon aldım, üç "kere" verdim dönüş bileti aldım" diyordu.
AloneWolf
01-03-2005, 09:45
Temel İzmir'de Efes Otel'e gitmiş.
"Yüzme havuzuna cittim, peni attılar" demiş. Nedeni sorulunca,
- Havuza işedum, demiş.
- Amaan herkes işiyor, seni niye kovdilar, denince Temel şöyle cevap
vermiş:
- Tramplenden işedum!..
AloneWolf
01-03-2005, 10:41
Durumdan faydalanma! :)
AloneWolf
01-03-2005, 10:42
ABD Dünya Dışına açılmaya karar verdi. ;)
Marslılar tedirgin :P
alanyafatihi
01-03-2005, 10:58
İstanbul'da her gece 35-40 araba çalınıyormuş.
Kaynak:İstanbul emniyeti
ADAM- Sevgilim bugünlerde çikabilecek miyiz? Hayir hazirlanman birkaç yil daha sürecekse bu kiyafetlerle çikmayalim.
KADIN- Neden?
ADAM- Moda degisecek hayatim... Ya da en azindan mevsim degisecek, yazlik kiyafetlerle üsümeyelim diyorum.
KADIN- Abartma.
ADAM- Sen de abartma. Bir buçuk saattir portmantonun aynasinda kendimi seyrediyorum ve sikildim.
KADIN- Bir de benim durumumu düsün. Yillardir ayni manzarayi seyrediyorum.
ADAM- Ne varmis manzarada?
KADIN- Pek kayda deger bir sey yok. Bir burun ve arkadaslari.
ADAM- Çok komik... Kadinlarin siradan bir evden çikis hadisesini neden bi kadar ciddiye aldigini anlamiyorum. Sanki bir daha dönmeyecegiz. Gidip bir evin bahçesinde köfte yiyecegiz, hepsi bu!
KADIN- Ona barbekü partisi deniyor canim.
ADAM- Öyle mi? Köftelerin bundan haberi var mi? Yoksa bizim salak köfteler asagilik bir mangalda can vereceklerini mi düsünüyorlar? Halbuki ne kizarmasi, parti kuruyor angutlar haberleri yok.
KADIN- Amma konustun ha... Geliyorum tamam.
ADAM-Gitmek istemedigim bir yere sayende acele ediyorum ya, ben asil ona yaniyorum.
KADIN- Neden gitmek istemiyormussun?
ADAM- Çünkü köfteleri mangala dizecek olan kisi senin eski sevgilin.
KADIN-Yine mi ayni konu?
ADAM- Evet ayni konu!
KADIN- Askim o yillar önceydi.
ADAM- Ama o yillarda da sevgililer sevisiyordu.
KADIN- Eee?
ADAM- Ne demek eee? Adamin senin memelerine bakip, siz bir de bunlari
benim zamanimda görecektiniz, diye düsünmesi beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Kürsat'tan adam diye bahsetmen dogru degil.
ADAM- Madem bizim için adam sayilmiyor neden köftesini yemeye gidiyoruz?
KADIN- Sevgilim yillardir bu saçma konuyu konusuyoruz. Kürsat'layillar önce kisa bir iliskimiz oldu hepsi bu.
ADAM- Ne kadar kisa?
KADIN- Ne bileyim ben, iki ay filan.
ADAM- Memelerini görmesi için yeterli bir süre.
KADIN- Ben sana ilk erkegim oldugunu söyledigimi hatirlamiyorum.
ADAM- Iyi de bununla gurur duymasan iyi olur. Eski sevgililerinden bir takim kurma imkânimiz oldugunu biliyoruz.
KADIN- Kabalasma!
ADAM- Peki inceltelim. En azindan basketbol takimi kurabiliriz, yedeklerle beraber tabii.
KADIN- Anladim sen hazirda sorun bulamadin, yaratmaya çalisiyorsun.
ADAM- Hayir. Sadece insanlarin ayrildiklari insanlarla sürekli bulusup görüsmesini anlamiyorum. "Tanistirayim yeni sevgilim, eski sevgilim,bu da eski sevgilimin yeni sevgilisi, bu da yeni sevgilimin eski sevgilisi... Ne güzel degil mi? Hepimiz birbirimizin her yerini ezbere biliyoruz!"
KADIN- Buna çagdas yasam deniyor iste.
ADAM- Nesi çagdas bunun? Biraraya gelmemesi gereken insanlarin toplanip birbirlerine çagdas çagdas gicik olmalarinin ne manasi var? Zira benim Kürsat'i sevmem tibben mümkün degil. Ama etraf uyuz olmasin diye ona gülmem hatta belki de köfteleri pisirmesine yardim etmem gerekiyor.Hiçbir sey olmamis gibi. Hiçbir ortak yanimiz yokmus ya da bir sürü ortak yanimiz varmis gibi.
KADIN- Son söyledigin cümleyi anlamadim.
ADAM- Kürsat'la ortak yanlarimiz, ortak yanlarimizi ortaya koyup dost olmamiza engel oluyor, bilmem anlatabildim mi?
KADIN- Hayir anlatamadin.
ADAM- Onunla tek ortak yanimiz senin memelerin ve bu ortaklik beni rahatsiz ediyor.
KADIN- Sürekli memelerimden bahsettiginin farkinda misin?
ADAM- Özür dilerim. Kürsat'tan izin almaliydim. Ne de olsa memelerinin üzerinde onun da hakki var!
KADIN- Bak bütün bu söylediklerini saçmasapan bulmakla beraber, egerbu konuda birisi problem çikaracaksa o Kürsat olmali. Çünkü o varken sen yoktun!
ADAM- Tamam iste ben de bu yüzden onu köfte yemeye çagirmiyorum.
KADIN- Acikli olan su... Biz seninle beraber olmaya basladigimiz günlerde ben önceki iliskilerimi sana uzun uzun anlattim ve sen de büyük bir anlayisla dinledin. Ama sonuçta erkek oldugun için bana sahip oldugunu hissettigin andan itibaren masken düstü. Tarihime bile sahip çikmaya basladin! Senden önce hayatima giren herkesten nefret ediyorsun!
ADAM- Ama listede öyle adamlar var ki...
KADIN- Kimi kastediyorsun?
ADAM- Mesela o cüce olan, neydi adi?
KADIN- Takiyettin'i mi diyorsun?
ADAM- Evet Takiyettin. Ismi kendinden uzun. Salakliga bak. Bir cücenin adi en fazla Can olmali. Ama kompleks iste. Ailesi uzun göstersin diye dikine çizgili bir isim koymus. Takiyettin! Duyan bir sey sansin diye!
KADIN- Aklin sira asagiladigin adam üç kez TÜBITAK'tan ödül aldi.
ADAM- Biliyorum, yilin en kisa boylu bilimadami ödülü.
KADIN- Herkes senin gibi biçimsel bakmiyor olaylara.
ADAM- O da davetli mi?
KADIN- Gelir herhalde. Kürsat'in iyi arkadasidir.
ADAM- Hadi buyrun! Ne bu? Eski sevgililer toplanip kongre miyapacagiz?
KADIN- Kürtat'la beni Takiyettin tanistirmisti zaten.
ADAM- Öyle mi? Ne güzel... Ne demisti tanistirirkeng "Kürsat benim boyum kisa, memelere yetisemiyorum, sen bir baksana!"
KADIN- Sen gerçekten çok igrenç bir insansin.
ADAM- Asil igrenç olan sensin. Ben birlikte oldugum bütün kadinlari toplayip pirzola yapiyor muyum? Iyi biz de toplanalim o zaman.
KADIN- Taplanirsaniz haberim olmasin. O kadar besinci sinif kadinin arasinda görünmem dogru olmaz!
ADAM- Dogru. Benimkilerin arasinda TÜBITAK ödülü alan yok. Ama hepsi hiçbir yardima ihtiyaç olmadan üst raftan kitap alabiliyor.
KADIN- Bu kadar igrençlik yeter! Geliyor musun gelmiyor musun?
ADAM- Bagirmadan konus benimle!
KADIN- Ben bagirmiyorum!
ADAM- Bagiriyorsun!
KADIN- Geliyor musun sen?
ADAM- Hayir! Gelmiyorum!
KADIN- Sen bilirsin! Ben gidiyorum!
ADAM- Sen benim yüzüme kapi çarpamazsin! Zikkimin kökünü yiyin! Yalniz Kürsat'a söyle, benimle ilgisi yok, o memeler benden önce sarkmisti!
AloneWolf
01-03-2005, 16:11
gözlüklümartı; Cinsiyet: Kadın; Yaş: 29; İl: İstanbul
Şiddetli baş ağrılarım nedeniyle hastaneye gittim. Her ihtimale karşı beyin tomografisi istediler. Sonuçlara bakan doktor hanım, beyinle ilgili bir problem olmadığını, sadece kafatasımın biraz kalın, beynimin de normalden biraz küçük olduğunu ama bunun ağrıya sebep olmayacağını söyledi! Tomografinin sonucunu soran arkadaşlarıma, "Bir problem yokmuş" diyorum. "Meğer kalın kafalı ve kuş beyinliymişim" diyecek halim yok ya!
son_azrail
01-03-2005, 17:24
sonn resimde neye dikkat etmeliyiz....kadına mı_?arabayamı ?madem arabaya edecektik o kadının orda ne işiwar?madem kadına dikkat edecektik...o zaman nedne yüzünü sadece aynadan görebilioz?
Canın nereyi istiyorsa oraya dikkat et, son_azrail.
Belki de kadın, yüzüne bakılmayacak kadar çirkindir
ve onun için sadece bacaklarını göstermişlerdir.
Sıkıysa, polisten kaçın...
Hala kurtulma ihtimali var.
bu kuyruk kimin acaba :confused:
alanyafatihi
02-03-2005, 13:56
İşte dünyanın en pahalı kentleri
Dünya genelinde satın alma gücünün karşılaştırmalı olarak incelendiği bir araştırmada, İsviçre'nin en pahalı ülke olduğu ortaya çıkarken, İstanbul da hayat pahalılığında büyük kentleri geride bıraktı. İşte liste
İsviçre bankası Union Banques Suisse (UBS) tarafından, 5 kıtaya dağılmış 71 kentte yapılan araştırmanın sonucunda hazırlanan listede, en pahalı 10 kent sıralamasında İsviçre'den 4 şehir yer aldı. Listede ilk sırayı Oslo (Norveç) alırken, Kopenhag (Danimarka) 2'nci, Tokyo (Japonya) 3'üncü oldu. Bu kentleri sırasıyla Zürih (İsviçre), Londra (İngiltere), Stockholm (İsveç), Basel (İsviçre), Paris (Fransa), Cenevre (İsviçre) ve Lugano (İsviçre) izledi.
Ev kirası hariç, 115 değişik mal ve hizmet bedelinden oluşan temel yaşam giderleri göz önüne alınarak hazırlanan bu listede İstanbul 71 ülke arasında 28'inci sırada yer aldı. Aynı listede Madrid 29'uncu, Los Angeles 30'uncu, Barcelona 35'inci, Miami 37'nci, Moskova ise 42'nci sıralara yerleşerek İstanbul'un gerisinde kaldı.
İSTANBUL'DA 1 KİLO PİRİNÇ İÇİN 32 DAKİKA İŞ
Araştırmanın ilginç bulgularından biri de 71 kentte belirli gıda ürünleri için kaç dakika çalışılması gerektiğini gösteren sıralamaydı. 13 meslek dalı temel alınarak yapılan hesaplamaya göre dünya genelinde artık insanlar pirinç ve ekmek gibi temel gıdalar için, 2003 yılına oranla 1-2 dakika daha az çalışmak zorunda. Yeni araştırmada, dünya genelinde 1 kilogram ekmek satın alabilmek için 24 dakika çalışılması gerektiği anlaşıldı. İstanbul halkının ise 1 kilogram ekmek için 18, 1 kilogram pirinç içinse 32 dakika çalışması gerekiyor. Sıralamaya göre, bu ürünleri satın almak için en az Lugonalular ( 1 kg ekmek için 7, pirinç için 5 dakika) çalışıyor.
En yüksek brüt maaş ödenen ülke ve şehirler sıralamasında İsviçre ile İskandinav ülkeleri ilk sıraya yerleşti. Kopenhag bu listede birinci olurken, Zürih ve Basel de onu takip etti. İstanbul ise aynı listede 37'nci sırada kendisine yer buldu. `Fiyatlar ve Kazançlar' başlığı altında sunulan ve 2003 yılı verilerinin güncelleştirilmiş hali niteliğinde olan anketin sonuçlarına göre, en yüksek satın alma gücü de sırasıyla Zürih, Basel ve Lüksemburg'da bulunuyor. İstanbul ise bu listede 45'inci sıraya oturdu.
alanyafatihi
02-03-2005, 13:57
Avrupa Birliği'nin bor oyunu
Bor geleceğin en gözde madeni. Dünyanın en büyük bor rezevine sahip olan Türkiye, bu serveti daha nasıl kullanacağını bile hesap edebilmiş değil. Ama, AB yoluna taş koydu bile.
AVRUPA Birliği Çevre Komisyonu, bor madenini ‘insan sağlığı açısından tehlikeli madde’ kategorisine almak istiyor.
Eğer bu plan hayata geçirilirse, Türkiye pazardaki payının yüzde 60’lık kısmını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalacak. Tartışmalı planı yürüten komisyonun iki genel müdürlüğünden birinin başında Yunanlı Stavros Dimas, diğerinin başında ise Kıbrıs Rum Kesimi’nden Markos Kyprianou’nun görev alması dikkat çekiyor.
AB Komisyonu, 2003 yılında bor madeninin sağlığa zararlı olduğu gerekçesiyle 3. kategoriye alınması için girişimlerde bulunmuş, Türkiye’nin ve Avrupa Borat Birliği’nin yaptığı çalışmalarla bu girişimler durdurulmuştu. Ancak, geçtiğimiz yıl komisyon bor madenini tekrar değerlendirmeye aldı.
Bu kez, bor katkısı olan paketlerin 2. kategoriye alınması ve üzerlerine kuru kafa ve kemik işareti konulması isteniyor. Komisyonun, internet sitesindeki listede bor bu kategori içinde gösteriliyor.
Nisanda yayınlanacak
AB Çevre Komisyonu’nun nisan ayı sonunda bor ve boratların da bulunduğu listeyi açıklaması bekleniyor. Listenin kabul edilmesi halinde, Avrupa Komisyonu Çevre Genel Müdürlüğü bir teklif hazırlayacak.
Komisyonun onayının alınmasının ardından, bor ve türevlerinin bir kısmı tehlikeli maddeler kapsamına girecek. Bu çerçevede, Türkiye’deki ilgili kuruluşlar ile Eti Holding’in de üyesi olduğu Avrupa Borat Birliği çalışmalarını hızlandırdı.
AB Çevre Komisyonu’nun kararına karşı hukuki süreci başlatan Avrupa Borat Birliği, Türkiye’nin de siyasi anlamda destek vermesini istedi.
Bu arada, AB Çevre Genel Müdürlüğü, bor madeni üzerinde çalışan uzman ekibine 2004 yılından itibaren ‘gizlilik’ kuralı getirdi.
Ekip tamamen değiştirilirken, yeni uzmanların kimlerden oluştuğu sır gibi saklanıyor. Ekipte yer alan uzmanların isimleri ve kişisel bilgilerinin yanı sıra akademik düzeyleri, uzmanlık alanlarına ilişkin bilgilere de ulaşılamıyor.
Bilimsel çalışmaların gizli bir ekip tarafından yürütülmesi de soru işaretlerine neden oluyor. Ayrıca, ekiplerin, bor madeninin zararlarına ilişkin araştırmayı fareler üzerinde yaptığı belirtiliyor.
Ancak uzmanlara göre, farelere ağız yolu ile bor madeni verilerek genel bir değerlendirme yapmak mümkün değil.
Haber: Hediye LEVENT
H.O. Tercüman
alanyafatihi
02-03-2005, 13:59
Yahudi çocuklarına ilköğretimde din eğitimi müfredatı halen yürürlükte
Museviye var Müslümana yok
Müfredat hahambaşılıktan!
Türkiye’de azınlıklar din özgürlüğü kavramından tüm kurum ve kurallarıyla yararlanırken, Müslümanlar sözkonusu olduğunda devreye yasaklar giriyor. 15 yaşından küçük çocukların Kur’ân Kursları’na gidebilmelerinin önündeki yasak sürerken, ilköğretim çağındaki Musevi çocuklar, Hahambaşılıktan alınan müfredat ile öğrenim görüyor.
Din özgürlüğü lâfta...
Son yıllarda din eğitiminde yapılan düzenlemeler, fırsat eşitliği ilkesini ihlâl ederek Müslümanların çocuklarına dinî eğitim vermelerinin yollarını tıkıyor. Oysa azınlıklar için durum çok farklı. MEB Talim Terbiye Kurulu’nun 1960 tarih ve 172 sayılı kararı ile, Yahudi çocukları ilkokula devam ederken dersleri hahambaşı tarafından hazırlanıyor ve dinî eğitimleri aksatılmıyor.
Bir başka Yahudi hinliği
Bu ülkede Müslümanların dinî özgürlükleri kısıtlanırken, gayrimüslim azınlığa, geçmişte ve günümüzde sınırsız dinî özgürlükler tanınmıştı. Yahudiler Altmış İhtilâli döneminde ilginç bir hinlik daha yaparak; sabah-akşam-yatsı ibadet ve dualarına “namaz” diyerek, hazırladıkları müfredatın yürürlüğe girmesini sağladılar.
selçuk efendi
02-03-2005, 21:15
http://www.msnbc.com/modules/yip04/dw.asp?nStartOn=2
çok güzel bi sayfa, fotolar çok güzel
San Francisco
02-03-2005, 23:05
Multimedia dedinmi böyle olmalı..
Sarıvadi
02-03-2005, 23:47
Sayın skoc bugun formunuzdasınız, 3 konuda da birbirinden komik fotograflar var.
teşekkürler...
Sayın skoc bugun formunuzdasınız, 3 konuda da birbirinden komik fotograflar var.
teşekkürler...
Teşekkürler Sn. Dicey. Olanları sizlerle paylaşmaya çalışıyorum işte.
Birilerinin yüzünde biraz da olsa,
bir gülümseme meydana getirirse gönderdiklerim, ne mutlu bana...
Ayrıca içlerinde tekrar varsa şimdiden özür dilerim.
"Dilimizi koruyalım" başlığına da bir derleme yapıyorum.
Saygılar
Alo Kule!
- Alo kule duyuyomusun beni? Aloo?
- Duyuyorum, ne duymıcam? Kulenin işi nedir ki sizi duymaktan başka?!. Oh, al altına uçağı, oturt yanına çıtır hostesi. Sonra, alo kule.
- Kule, durum ciddi. Geyik yapma. Kule?
- İki satır konuştuk, geyik oldu. Kuleysek köle diiliz ya lan. Hangisi yanında, esmer, küt saçlı hostes mi? Onun bi de ikizi varmış, TEMA Vakfı'nda çalışıyormuş diyolar. Ha ha ha. Aklıma ne geldi lan bak. "Muzaffer TEMA Vakfı. Türkiye Jön Olmasın!" Ha ha ha. Esenboğa bir Kızılderili ismidir, biliyo muydun? Hahaha.
- Kule, gençliğine doyma e mi. Pisa Kulesi'nden beter olasın, boynun altında kalsın. Lan, durum ciddi.
- Ne o, küt saç yanaştırıyor mu? Okudun mu lan, Clinton bi hostese de yazılmış. Tam 40 dakka Hayvan herif, Can Dündar o süreye belgesel sığdırıyo be!
- Kule, şu an uçak kaçırılmış durumda. Esenboğa'nın üzerinden yedinci turumuzu atıyoruz. Sen farkında diilsin ama, şu an gökyüzünde Elm Hava Koridoru Kâbusu yaşanıyo.
- Yapma ya. Kim kaçırdı uçağı be? Yine oyuncak panda olayı mı?
- Yok oyuncak falan diil.
- Hadi ya, harbi panda mı soktu uçağa manyak. Dikkat edin, nesli tükeniyo o türün zarar görmesin hayvancaaz. Paraşüte takıp Atatürk Orman Çiftliği'ne atın.
- Lan bi sus. Zaten zorbela konuşuyorum. Korsanın elinde atar atmaz patlar türde el bombası çakmak var. Sanırım saatli.
- O zaman tırsma hoca. Yaz saati uygulamasına geçtik, bir saat daa vakiniz var. Durumu yetkililere bildiririz.
- Çabuk bildir, ne zaman bildirecen?
- Vuslata beş kala. Nihahaha.
- Sen ne ... bi kuleymişsin be arkadaş.
- Hobaaa, doğru konuş. Tehlikedesin diye ağzını bozma. Tedbirini alsaydın. İnsan kokpite bir iki tane kurban derisi zulalar. THK o kadar deri topluyo. At üstüne kurban derisini, yolcular anında harekete geçip kemerleri çözerler, toplu halde korsanın üzerinde otururlar. Sonra yine toplu halde Reha Muhtar'a giderler.
- Korsandan mesaj var. Uçağı Manş Denizi'ne indirmezseniz, yolcuları teker teker çakmakla cıs yaparım diyo.
- Ne, cıs mı? Korkunç bi şey. Sen korsanı "Uslu durursan, atta gitcez" diye oyala, ben bi çare bulurum. Uçakta ünlü var mı?
- Nasıl?
- Uçakta diyorum, Televolelere çıkmış bi tip var mı?
- Var. "Benim olmazsan taciz ederim" şarkısını söyleyen Nihat Doğan uçakta.
- Tecavüzcü demedik, ünlü dedik. Hem ne arıyo ki o KTHY uçağında, ayrıca KTHY ne, Kütahya demeye utanıyorsunuz da, aranızda kodlaşıyo musunuz?
- Kıbrıs Türk Hava Yolları demek o.
- Vay benim sazanıma bak be. Ankara'daki son fıkrayı biliyo musun? Bi kuzu, bi aslan, bi de Türk üç-beş-sekiz oynuyolarmış. Efendim, derken.
- Lan kule, sekizinci tur da bitti. Yeter ama ha.
- Peki Küçük İbo'yu biliyo musunuz?
- Neyini?
- Maket uçak karçırdığı için kırmızı bültenle aranıyormuş. İntertoy tarafından.
- Sen daha geyik yap. Korsan top sakallı bir yolcunun ensesini yaktı. Bütün personel yolcuyu üflüyo. Kuleee. Bi şeyler yap kule.
- Kule dedim de. Kapıkule'de bizim kayınço çalışıyo. Geçen bi İnka yerlisi gelmiş, ne pasaport var elinde ne bişii. İlla gitmek istiyo ülkeye. "Arkadaşa bakıp çıkcam" demiş. Kayınço yememiş tabi. Acaip adamdır kayınço. Gülay Atığ'ın çuvallarını kaldırıp resim çektirmiş. Gül gül öldük.
- Tamam kule, sus. Olay bitti. Bi herif uçağa kement atıp, dişiyle çekerek indirdi uçağı. Korsan, "Çakmağımı almayın, anısı var" diye ağlıyo.
- Vay be. Dişiyle indirdi ha. Şimdi o lavuk, tüm kanallara çıkıp ünlü olur. Biz hâlâ pinekleyelim burda yarasa gibi. Karakutun doğuştan güzel olcak abi. Şans yok ki bizde. Karakutum, çatalkaram, çingenem aabi yaa
varyemez
03-03-2005, 02:36
hekimlikle fahişelik mesleklerinin benzerlikleri:
Hekimlik ve fahiselik, her ikisi de dünyanin en eski meslekleridir.
- Her ikisi için de "Allah muhtaç etmesin ama yokluklarini da
göstermesin"dir.
- Ikisinin de aldiklari ücretlere "vizite ücreti" denir.
- Eger serbest tesebbüste çalisiyorlarsa ne ala, toplumda her ikisinin
de sayginliklari yüksek olur, ama eger kamu sektöründe iseler halleri
perisandir.
- Sosyetik olanlari daima el üstünde tutulur.
- Televizyonlarda, basinda imrenilerek boy gösterirler.
- Her ikisinin de çalisma saatleri belirgin degildir. Ne zaman
çagirilirlarsa o zaman gitmek zorundadirlar.
- Her ikisi de müsterilerini seçme sansina sahip degildir.
Müsterileri onlari seçebilir.
- Muameleleri iyi olmak zorundadir, aksi takdirde müsteri bir daha
gelmez.
- Her ikisi de otobüste, trende vs. yolculuk yaparken yanlarinda
oturan kisiye mesleklerinin ne oldugunu söylemekten çekinirler. Aksi
takdirde yanlarindaki kisi kendilerinden yararlanmaya kalkisabilir.
- Mesleklerini sevmeseler de bir kere basladilar mi artik geriye
dönüsleri zordur.
- Her ikisinin de bütün hayalleri, bir an önce bolca para kazanip,
bir gün bu meslekten kurtulup, normal insanlarin içinde
yasayabilmektir.
- Her ikisi de çocuklarini en iyi okullarda okuturlar bir gün
kendileri gibi olmasinlar diye.
- "Ne olacaksan ol, ama en iyisi ol" düsturu bu iki meslek için de
geçerlidir.
Cinnamon
03-03-2005, 11:43
http://www.milliyet.com.tr/2005/03/03/yasam/axyas01.html
Doğum günü şerefine 'Siberalemde 10 yılda en çok iz bırakan 100 an'ı seçen Yahoo, internetteki milli gururumuz Mahir'i de 'ilk internet ünlüsü' unvanıyla listeye aldı
Menderes Özel
Siberalemde "I kiss you Mahir" ('Sizi öpüyorum' Mahir) diye tanınan Mahir, internet kullanıcılarına arkadaşlık çağrısında bulunduğu ve fotoğraflarına yer verdiği sitesiyle 2000 yılında bir anda dünya çapında şöhret olmuştu. Dün 10 yaşına giren internetteki en popüler arama kapılarından (portal) Yahoo, doğum günü şerefine 'siberalemde 10 yılda en çok iz bırakan 100 an'ı listeledi ve Mahir'i de unutmadı!. Yahoo, "ilk internet ünlüsü" unvanıyla Mahir'i listeye aldı.
Yahoo, popülerliğinin zirvesindeyken dünya çapında milyonlarca hayranı olan, adına şarkılar yazılan, dünyanın dört bir yanından konuşmacı olarak konferanslara davet edilen Mahir için şu ifadeleri kullandı: "İnternetin ilk ünlüsü olan Türk, 'Sizi öpüyorum' diye haykırıyor. Ahali, Mahir'in kıkır kıkır güldüren sitesine takılırken, Cindy Margolis, (fotoğrafları, videoları) en çok indirilen kadın olduğunu öne sürüyordu. Web ünlüleri Peter Pan Man ve Wedding Dress Guy da ortalığı karıştırdı."
supersonic
03-03-2005, 12:02
ADSL ile çorap kurutmuş
Telekom'un internet kullanıcılarının kabusu haline gelen ADSL kesintileriyle ilgili inanılmaz olay Ankara'da yaşandı. Kesintinin ana nedeni ise serverlerin fişini çoraplarını kurutmak için çeken bir işci !
"Burası Türkiye" dedirten olay Türk Telekom'un Ankara Aydınlıkevler'deki merkezinde yaşandı. Geçtiğimiz hafta Ankara'nın belli bölgelerine internet verilemedi. Saatler geçmesine ve tüm hatlar kontrol edilmesine rağmen sorun bulunamadı.
Telekom kesintisiz enerji kaynaklarına sahip olduğu için elektriği kontrol etmek mühendislerin aklına gelmedi. Ancak bir mühendis her ihtimali göze alıp serverlerin fişlerinin takılı olduğu bölümü kontrole gidince inanılmaz olay ortaya çıktı.
Telekom'da görevli bir işçi, ıslanan çoraplarını kurutmak için serverların fişini çekmiş ve yerine ısıtıcı takmıştı. Mühendisler çılgına dönerken işçi ne olduğunu anlamadı.
ANKARA'DA YİNE SORUN VAR
Telekom bugün 10;30'dan beri Ankara'ya ADSL bağlantısı veremiyor. Telekomun DNS bağlantıları uzun süredir Ankara'da arıza veriyor ve farklı bölgelerde farklı internet sitelerine girilemiyordu. Sonunda ADSL tamamen çöktü ve Başkent bu sahahtan beri internetsiz kaldı...
http://www.ankarahaber.com/index.php?islem=detay&id=1675
supersonic
03-03-2005, 12:10
Ne kadar güzel. DNS sunucularında sorun olduğunu 25 dk da anlayan Telekom yetkilisi ile yaptığım görüşmeyi baz alırsak herhalde bu sorun da 25 günde çözülür :mad:
DNS sorunu kronik zaten... :(
supersonic
03-03-2005, 12:19
Açıkcası ben bir kereye mahsus olmak dışında hiç DNS sorunu yaşamadım. İki gün önce sabah netteyken birden ADSL kesildi. Akşam geldiğimde hala kesik olduğunu gördüm. Aniden internet kesildiği için sorunun Telekom'dan kaynaklandığını düşündüm. Hizmet hattını aradım. Yaklaşık 30 dakika ısrarla uğraştıktan sonra bir yetkiliye bağlandım. Aslında hanımefendi oldukça ilgilendi. Ancak bu işten hiç anlamadığı belli.
Ben internette iken internetin aniden kesildiğini söylerken o bana şifreyi doğru yazıp yazmadığımı soruyordu. Bayağı bir hattıma baktıktan sonra ekranda hiçbir sorun olmadığını hatta IP bile alabildiğimi söyledi. Ama ben nete giremiyordum. DNS ayarlarınızı otomatik yapın, yapmazsanız giremezsiniz dedi . Zaten otomatik dedim. O zaman arıza kaydınızı alalım ve size haber verelim derken bir arkadaşı herhalde uyardı. Şu anda DNS lerde yeni bir arıza geliştiğini öğrendik dedi. Telefonu kapattım. DNS ayarlarımı otomatikten aldım, sağlam bir DNS girdim ve sorunu hallettim.
Ancak bu haber doğruysa artık yine internetsiz kaldık demektir :mad:
Ben 1 senedir TTNet'e leased line ile bağlıyım. Çok DNS sorunu yaşıyoruz :(
POWERFUL
03-03-2005, 12:33
doruk.net frame relay kullanıyorum telekom sorunları dışında hiçbir sorun yok.
çok şükür o da yok denecek kadar az oluyor
http://lava.nationalgeographic.com/pod/pictures/sm_wallpaper/NGM1997_06Flash.jpg
Resimlerde neler var görebilecek misiniz?
Bebeğimi görebilir miyim?" dedi yeni anne...
Kucağına yumuşak bir bohça verildi ve mutlu anne, bebeğinin minik
yüzünü görmek için kundağı açtı ve şaşkınlıktan adeta nutku tutuldu! Anne
ve bebeğini seyreden doktor hızla arkasını döndü ve camdan bakmaya başladı.
Bebeğin kulakları yoktu...
Muayenelerde, bebeğin duyma yetisinin etkilenmediği, sadece
görünüşü bozan bir kulak yoksunluğu olduğu anlaşıldı.
Aradan yıllar geçti, çocuk büyüdü ve okula başladı. Bir gün okul
dönüşü eve koşarak geldi ve kendisini annesinin kollarına attı.
Hıçkırıyordu...
Bu onun yaşadığı ilk büyük hayal kırıklığı idi;
Ağlayarak: "Büyük bir çocuk bana ucube dedi..."
Küçük çocuk bu kadersizliğiyle büyüdü. Arkadaşları tarafından
seviliyordu ve oldukça da başarılı bir öğrenciydi. Sınıf başkanı bile
olabilirdi; eğer insanların arasına karışmıl olsaydı.
Annesi, her zaman ona "Genç insanların arasına karışmalısın"
diyordu, ancak aynı zamanda yüreğinde derin bir acıma ve şefkat
hissediyordu...
Delikanlının babası, aile doktoruyla oğlunun sorunu ile ilgili
görüştü;
- "Hiçbir şey yapılamaz mı?" diye sordu.
Doktor : - "Eğer bir çift kulak bulunabilirse, organ nakli
yapılabilir" dedi.
Böylece genç bir adam için kulaklarını feda edecek birisi
aranmaya başlandı. İki yıl geçti bir gün babası :
- "Hastaneye gidiyorsun oğlum, annen ve ben, sana kulaklarını
verecek birini bulduk ancak unutma bu bir sır..." dedi.
Operasyon çok başarılı geçti ve adeta yeni bir insan yaratıldı.
Yeni görünümüyle psikolojisi de düzelen genç, okulda ve sosyal hayatında
büyük başarılar elde etti. Daha sonra evlendi ve diplomat oldu. Yıllar
geçti, bir gün babasına gidip sordu:
- "Bilmek zorundayım, bana bu kadar iyilik yapan kişi kim? Ben o
insan için hiçbir şey yapamadım..."
Bir şey yapabileceğini sanmıyorum" dedi babası, "Fakat anlaşma
kesin, şu anda öğrenemezsin, henüz değil..."
Bu derin sır yıllar boyunca gizlendi. Ancak bir gün açığa çıkma
zamanı geldi...
Hayatının en karanlık günlerinden birinde, annesinin cenazesı
başında babasıyla birlikte bekliyordu. Babası yavasça annesinin başına
elini uzattı; kızıl kahverengi saçlarını eliyle geriye doğru itti;
annesinin kulakları yoktu...
- "Annen hiçbir zaman saçını kestirmek zorunda kalmadığı için çok
mutlu oldu" diye fısıldadı babası...
- "..ve hiç kimse, annenin daha az güzel olduğunu düşünmedi değil
mi?"
Gerçek güzellik fiziksel görünüşe bağlı değildir, ancak kalptedir!
Gerçek mutluluk, gördüğün şeyde değil, asıl görünmeyen yerdedir...
Gerçek sevgi, yapıldığı bilinen şeyde değil, yapıldığı halde
bilinmeyen şeydedir!"
ATIK SU BEDELİ ( ÖNEMLİ)
26.05.1981 tarih 2464 sayılı Belediye Kanununun mükerrer 44.maddesi uyarınca alınmakta olan atık su bedeli 02.01.2004 tarih 25334 sayılı 5035 sayılı Kanunun 41.maddesi ile 01.01.2004 tarihinden itibaren uygulamadan kaldırılmıştır.Sadece dilekçe verenlerde tüketimin yarısı kadar bir bedeli almamaktadır.Bu dilekçeyi doldurup bulunduğunuz belediyeye ait su işleri müdürlüğüne verdiğiniz takdirde artık atık su bedeli ödemeyeceksiniz. Ödedikleriniz de borcunuza mahsup edilecektir.
Aşağıda yazılmış dilekçe örneğini de bulabilirsiniz.
Bunu olabildiğince çok kişiye öğretin ki,
bu güne kadar ödedenen trilyonlarca lira,
"birilerinin!!!" cebine girmesin...
--------------------------------------------------------------------------
--------------------------------------------------------------------------
İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ
İSKİ MÜDÜRLÜĞÜ'NE İSTANBUL
26.05.1981 tarih 2464 sayılı Belediye Kanununun mükerrer 44. maddesi uyarınca alınmakta olan atık su bedeli, 02.01.2004 tarih 25334 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5035 sayılı Kanunun 41. maddesi ile 01.01.2004 tarihinden itibaren uygulamadan kaldırılmıştır.
Bu nedenle dilekçemi takip eden dönemden itibaren tarafımdan atık su bedeli alınmamasını, 01.01.2004 tarihinden itibaren tarafımdan tahsil edilen atık su bedellerinin önümüzdeki dönem su kullanım bedelimden mahsup edilmesini, ayrıca 27.04.2004 tarih ve 25445 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkındaki Yönetmelik" uyarınca yapılan işlemlerle ilgili olarak tarafıma bilgi verilmesini arz ederim.
İkamet Adresi AD SOYAD
................................
................................
................................
İSTANBUL
alanyafatihi
04-03-2005, 15:09
Konuşan DEHAP’Iı görevden alındı
YABANCILARIN sinsi oyunlarına dikkat çeken Batman İl Başkanı Mehdi Öztüzün ve yönetim kurulu üyeleri DEHAP Genel Merkezi’nce görevden alındı. Öztüzün, Tercüman’ın manşete taşıdığı demecinde, Doğu ve Güneydoğu’ya gelen yabancı heyetlerin etnik propagandayla Türk-Kürt savaşı çıkarmaya çalıştıklarını söylemişti.
DEHAP Batman İl Başkanı Mehdi Öztüzün ve yönetim kurulu üyeleri, genel merkez tarafından görevden alındı.
DEHAP Batman İl Başkanı Öztüzün’ün yerine, genel merkez tarafından M. Ali Şimşek getirildi. Yönetim kurulu üyeliklerine de Mizbah Ok, Mecit Tekin, Ekrem Değirmenci, Cemal Aydın, Cengiz Oral, Şaziye Kayar, Nuriye Başçı, İzzettin Ege, M. Ali Oğuz, Şehmus Canpolat, Dilber Sevim, İlyas Okalin, Eşref Ekinci ve Şehmus Kaygusuz atandı.
Görevden alınan Öztüzün, Tercüman’ın manşete taşıdığı 8 Şubat 2005 tarihindeki açıklamasında, “Yabancı heyetler bizden farklı istemlerde bulunuyor. Türkiye ikinci Yugoslavya olabilir. İlimize gelen yabancı heyetler (Etnik kimliklerinizi ön plana çıkartın farklılıklarınızı tartışın) diyerek farklı yönlerimizi ön plana çıkarmamızı istiyor’’ diyerek, tartışmalara neden olmuştu.
Ne demişti?
Kurtuluş Savaşı’yla birlikte kurulan Cumhuriyet’i yıkmaya çalışan mihraklara müsade edilmemesi gerektiğinin altını çizen Öztüzün şunları söylemişti:
“Atatürkçü kimliğim ve Türkiyeliliğim her şeyden önce gelir. Özellikle ABD’liler bu konuda çok ısrarcı. İlk başlarda bana gelen heyetler, “farklılığınızı ön plana çıkarın, milliyetçiliği körükleyin’ telkininde bulunuyorlardı. Bu konuda tavrımı ve düşüncelerimi açıkladıktan sonra artık heyetler DEHAP İl Başkanlığı’na gelmiyor. Irak’ta oynanan oyunların benzeri Türkiye için oynanıyor. Yıllardır yaratılmaya çalışılan Kürt-Türk kavgasının artık son bulması lâzım. Cumhuriyet’in temel ilkelerine dinamit konulmasına müsaade edilmeyip, tehlikelerin görülmesi gerekmektedir.”
04.03.2005 H.O. tercuman
sevgili hakkuş,
mektubunu aldım.gelmesi ne denli sevindiriciyse de
okuduklarım o denli üzücüydü...demek asker gittiğinden beri çavuşun size özellikle de sana
yapmadığı kalmamış."suçum olsa yanmam" diyorsun.sana inanıyorum
dostum.olur olmaz seni dövdüğüne göre, yazdığın gibi o herif
asker ocağına yakışmayan sadistin teki...sen sivilken ağzına kötü söz
almazdın.adamın beşiğinden mezarına kadar nesi varsa içinden sövdüğüne göre
gerçekten çok sinirlenmişsin.ama haklısın.ben de olsam ondan nefret
ederdim.oysa hepiniz aynı vatanın evladısınız.neden ayırım yapıp en ağır
işleri sana yaptırıyor ki???..senin gibi aklı başında, sorumluluklarının
bilincinde olan insana böyle davranmak için çok adi birisi olmalı.zaten
"adinin teki" demişsin.neyse hakkuş, vatan borcu bu...herşeye,insanlıktan uzak olan
çavuşuna bile, katlanıp vazifeni yerine getirmelisin.sen yine elinden
geldiğince iyi asker olmaya çalış.beni de mektupsuz burakma.mektupları
dışardan yollamakla iyi ediyordun.çavuş iti okursa bir de mektuplar
için dayak yersin sonra.
özlemle gözlerinden öperim.
.......................
__dostun recai__
ulan recai iti,
ben sana ne zaman mektup yazdım da o allahın belası mektubu
gönderdin??mektuplarımızın okunduğunu bildiğin için
bu adiliği yaptın di mi köpek??senin yüzünden gül gibi çavuşumun bana
yapmadığı kalmadı.tonla dayak...bir hafta da hapis cezası yedimçavuş beni
bölüğün önüne çıkarıp
"KARŞINIZDA ORDUMUZUN EN ŞEREFSİZ ASKERİ DURUYOR."
dedi.ne dediysem, senin nasıl adi bir yaratık mektubunun da o eşşek
şakalarından biri olduğuna inandıramadım.bir daha mektup falan yazma...zaten,
ilk izne gelişimde ellerini un ufak edeceğim.birkaç yıl eline kalem
alamayacaksın.en kısa zamanda başına bir kaza gelmesini, sürüm sürüm
sürünmeni dilerim
.....................................
__hakan__
merhaba hakkuş,
yanında olamadığım,sorunlarını ve acılarını paylaşamadığım için
kahroluyorum. mektuplarını okudukça içim kan ağlıyor.
manyak çavuş iyice azdı ha...vay sadist vay...bir de adam bilip çavuş
yapmışlar.böylelerinin eline hiç yetki vermemeli...sonra ne oldum delisi
oluyorlar."sivil olsam yapacağımı bilirdim" diyorsun.ama haklıısın
hakkuş.sinirlerine hakim ol..askerlikte üste saygısızlık olmaz.adama askerliği
bitirtmezler vallahi...uyma o hayvana dostum.zor ama sayılı günler
gelir geçer.buralar bildiğin gibi eksikliğini hep hissediyoruz.en güzel
günler seninle olsun...
................................
__kardeşin recai__
recai denen hayvan,
lan sana hayvan demek iltifat, hayvanlara hakaret olur, oğlum sen
çıldırdın mı? çavuş fıttırdı...adamın bir ağzıma yapmadığı kaldı.
"yazmadım konutanım." diyorum, yemin billah ediyorum dinlediği
yok. ah ulan eşşoğlueşşek yaktın beni...askerliğim şimdiden bir ay
uzadı.her gece tuttuğum 8-5 nöbetleri, günde yalnız başıma tam
teçhizat 20km koşu, iki çuval ıspanak ayıklamak imanımı gevretiyor.yeter
artık recai!...şakanın çıkacak suyu muyu kalmadı.cımcılık oldu.bu gidişle
biraz zor ya, izne gelirsem kendine kaçacak delik ara. tüm kemiklerini
kıracağım.
allah belanı versin...
......................
__hakan__
hakkuş'cuğum,
yooo, yazdıklarına inanamıyorum.bu kadarı da olmaz
ama... artık o şerefsiz çavuşun sana yaptıklatını insan yamaz.nedir
bu eşşoğlueşşeğin sana çektirdiği? yani afedersin ama insan sokaktaki uyuz
ite bbiledaha iyi daha merhametli davranır.bak hakkuş, sakın benden
gerçekleri saklama, yoksa görevden mi kaytarıyorsun? eninde sonunda ikiniz de
bu vatanın evladısınız.böyle yapması için ya kafadan sakat ya
daa soysuz olmalı..ne diyeyim hakkuş? sabredeceksin.allah sevdiği kuluna
çektirirmiş. seni de seviyor olmalı ki çavuş gibi bir namussuzu başına
bela diye salmış
__candostun recai__
..................
recai soysuzu stop!
sayende askerliğim bitmeyecek stop!.. firar ettim
stop!.. seni
parçalamaya geliyorum stop!.. :bravo: :bravo:
bır sıteden alıntı...
hakkinen
04-03-2005, 23:22
http://www.specialdefects.com/v1/embed/heart_preloader.html
varyemez
04-03-2005, 23:39
http://www.specialdefects.com/v1/embed/heart_preloader.html
süpermiş :tamam: :tamam: :tamam:
borsadam
05-03-2005, 01:26
Dünkü yıldönümü dolayısıyla ve HABERTÜRK farkıyla küçük bir hizmet daha sunalım:
Derviş'in işbaşı yaptığı günden bu yana TC'nin toplam borcunun ne kadar arttığını açıklayalım:
- Mart 2001'de İç Dış Borç Toplamı 123.5 Milyar $ ...
- Ocak 2005'te ise 240.5 milyar $...
Sadece , AKP'nin 25 aylık (761 günlük) iktidarında toplam borç artışı tam 92 milyar $...
Yani Türkiye'nin toplam borcu Allah'ın her günü 120.9 milyon dolar artmaya devam ediyor...
ahmettan @haberturk.com
-------------------------
60 milyon luk ülkemiydik
her gün kişi başına 2 dolar
son_azrail
05-03-2005, 01:51
ben yarın 5dolar versem ülke kurtulacakmı?
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(1)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(2)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(3)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(4)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(5)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(6)
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(7)
POWERFUL
05-03-2005, 22:23
iç lastik yokmu bunlarda bea? :)
Ali Baba
05-03-2005, 22:40
ben yarın 5dolar versem ülke kurtulacakmı?
Bi kerelik 5 dolar yetmez
Hergün günlük 2 dolar vermelisin. :)
varyemez
05-03-2005, 22:42
Michelin firmasının yeni lastik tipi..(7)
dubleks(tubeless) lastikler çıktığındada şaşırmıştım!!!!! :D
varyemez
06-03-2005, 02:38
yarısı satılık!!!!! :D
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (1)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (2)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (3)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (4)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (5)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (6)
varyemez
06-03-2005, 16:28
adamlar yiyip ,içip,....ıp,gidiyorlar her işlerini hallediyorlar helal olsun...
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (7)
Tayvan Kaohsiung'da bir restorantın dizaynı (8)
varyemez
06-03-2005, 19:44
Kırk yaşlarında bir müşteri mağazamızdan içeri girdi, kafasındaki kasketi çıkararak saçlarını eliyle düzeltti ve görevli elemanımıza;
M: Nereye geçeceğim?
E: Nasıl yani beyefendi anlamadım?
M: Acelem var nereye geçeceğim 12 tane istiyorum
E: Ne istiyordunuz yardımcı olayım size
M: Polaroid istiyorum nerede çekileceğim?
E: Beyefendi biz fotoğrafçı değiliz bilgisayar firmasıyız
M: E o zaman vitrindeki makine fotoğraf makinesi değil mi?
E: Evet ama,
M: Fotoğraf çekmiyor mu o?
E: ????????
01.03.2004
Yoğun bir günün akşamına doğru
M: Bu wireless adaptör ne kadar?
E: 179 usd artı k.d.v.
M: Yani ne ediyor
E: 284 milyon 720 bin dolar
M: ?? Sağolun bana biraz pahalı geldi (Müşteri kaçarcasına uzaklaşır)
E: Ben ne dedim ki şimdi?
12.03.2004
Orta yaşlarda bir beyefendi dükkandan içeri girdi ve elindeki ağaç vidasını göstererek
M: Bundan 10 tane istiyorum
E: Burası bilgisayar dükkanı beyefendi bizde vida bulunmaz
M: