View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
:):) çocuğun gözü korkmuş anlaşılan o kadar uzun sureyi okumak gözü yememiş..
KALENDER
08-04-2004, 23:56
http://www.hoppala.com/resim/kara/images/tren.jpg
ayhanozgul
09-04-2004, 02:00
HEKIMOĞLU DERLER BENIM ASLIMA
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da Narinim kendi neslime
Martin denilen eski bir tüfek, yani adalet.
Martin taşırmış o da diğer yiğitler gibi.
Üstelik de martinin aynalısı. Öyle ki kundağına bak
Resmini gör, ayna gibi. Bir kere yaman şeydir martin.
Omuzuna astın mı dehşeti yayılır, bastın mı tetiğine düşmanı
serer. GerÇi Köroğlu "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" demiş.
Niye? Kim icat etmiş tüfeği? Bolu Beyi.
Yeke yek Köroğlu'nun üstesinden gelemeyince,
Çıkıp da dağlara yaslanamayınca, işi tüfeğe dökmüş.
Uzaktan, pusudan. ışte ne yapabilirse. Hoş Ordu'nun,
Fatsa'nın ağaları da bundan farklı değil.
Salihli'de, BohÇaarmut'ta, Çitlice'de ve öteki köyler de
sarılmıştır silaha. Zulüm iÇin, ha!. Yoksul ağzını aÇmasın,
hakkını istemesin. Ama tüfek icat olsa da, hak haktır.
Hekimoğlu, "Aynalı martin kendi neslime yaptırdım"
der. Nesli topraksız, kendi Çoban, devir de eski.
Hekimoğlu'nu 'hekimoğlu' yapan
ağanın gaddarlığı, kendi yiğitliği.
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım da Narinim kendi neslime
Hekimoğlu derler ufak bir uşak
Bir omuzdan bir omuza Narinim on arma fişek
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu dediğin de Narinim aslan yürekli
Konaklar yaptırdım döşeyemedim
ünye Fatsa bir oldu da Narinim baş edemedim
ünye Fatsa arası ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediğin Narinim o da vuruldu
Kim bu Hekimoğlu? Neden mi ortaya Çıktı? Ağa kalıntılarına
Sorarsanız Hekimoğlu rezilin rüsvanın biridir.
ıffetsizin, kanun kaÇağının biri.
Köylüye sorarsanız iş değişir. Hekimoğlu merttir, yiğittir,
fukaranın malına dokunmaz, kimsenin ırzına el sürmez, hakkı hukuku gözetir.
Fatsa'nın Yassıtaş Köyü'ndendir. Sekiz on yaşlarında iken anası
ölmüş, babası zaten kendi geÇiminden aciz. Böyle olunca, yol ağa kapısına
aÇılır, ağaya boyun eğecek, kulluk edecek. Babasının yürek bağı
incelmiştir ama care ne ola yoksulluk bu. ışte Hekimoğlu, Hekimoğlu
olmadan önce böyle bir Çobandır. Onu "Hekimoğlu" yapan ağanın gaddarlığı
ve bir de kendi yiğitliği olur. Ağa katı yürekli, aksi, o
nu bir saniye bile boş koymaz. Tarlaya git,Çift sür, darı Çapala,
davar güt, ağaÇ kes, atları yemle, yani nerede ne iş varsa koş
hem de karın tokluğuna.
Hekimoğlu' nun iÇinde bir toprak özlemi "Ah be bir iki parÇa tarla
da benim olsa, şöyle ekip dikip yetirsem, evim barkım olsa, Çoluk Çocuğa
karışsam,ambarım dolu olsa" Böyle giderse sonu ayaz, ne evi olur ne karısı,
ne ambarı. Kalkar bir gün "ısteyenin bir yüzü kara, vermeyenin iki
yüzü" deyip toprağa olan hasretini ağaya Çıtlatır. Kıyamet kopar. Halis
Ağa'nın zaten iki yüzü dünden kara, vermez toprağı ve araları daha bir bozulur.
Halis Ağa dayağı Çoğaltır, sesini yükseltir, işleri artırır. Yüreğindeki
toprak özlemi daha da artar. Bir de Narin'in sevdası eklenir buna. Narin de
Narin, güzel,sevimli, alımlı, Çalımlı bir kız ki bir de alÇak gönüllü. Tutar
Hekimoğlu bir daha varır ağasının yanına "Ağam iki parÇa tarla ver bana,
senin tarlan Çok, malın mülkün gani ben dersen tarla takım hak getire". Ağanın
tepesi atar; "sen kim tarla kim? Çoluk Çocuk sana ne gerek, iki Çıplak
bir hamama yakışır" der. Ağzını aÇıp gözünü yumar. Çobanın sevdasına da
kalayı basar. Tekme tokat kovarlar evden.
Hekimoğlu "yeter artık" deyip dağların yolunu tutar. Aynalı
martini omzunam asar, tetiğe basar. Nice zalim haksız varsa köşe bucak kaÇar
Hekimoğlu'ndan. Halis Ağa'nın tepesi atar. Kese kese altınlar kiralık katillerin
Ermine yollanır, öteden beriden adam aranır. Hekimoğlu'nun namı da
dağları tutar. Çitlice'den Belalan'a, Sarıhalli'den Gürgent Yaylası'na kadar
iÇindeki toprak hasreti Narin'in sevdasına karışır yoğrulur ve zalimlere
olan kini bin beter büyür.
Bu sefer işi Aslan Ağa'ya havale ederler. Aslan Ağa derseniz eli
Uzun Zaptiye katında hatırlı, bir dediği iki olmuyor, "Ne yapıp yap
Hekimoğlu'nun işini bitir" derler. "Paraysa para, adamsa adam, malsa mal". Aslan
Ağa'nın güveni ise Zaptiye'de. Kendi önde zaptiyeler arkada düşerler
dağlara, şura senin bura benim deyip gezerler, ama boş. Köylerden adam tutarlar
parayla. Ne zaman ki Hekimoğlu geÇer oradan, haber uÇar zaptiyeye.
Zaptiyeler at kovar, haberin geldiği köye. Bir yandan ünye tarafı tutulur, bir
Yandan Ordu. Bir kış gecesinde sararlar Hekimoğlu'nu. Sararlar ya
Hekimoğlu vuruşa vuruşa yarar Çemberi, ama yine de kurtulamaz. ünye sırtında yeniden
kıstırılır, vuruşur. Aynalı martini bir yana, kendi bir yana düşer
kavga sonunda. Atın terkisine bağlayıp getirirler ölüsünü.
Düşmanları bayram yapar, halk sessiz. ıÇten iÇe üzülenler göz yaşı
döker. Kimi de bir şeyler mırıldanır, giderek büyür mırıldanmalar ve
sonunda türkü olur, dökülür dudaklardan.
ekmek ve adalet
Herife bak be kız,dul,bekar"evli" fark etmez diyor..
SunShine
09-04-2004, 11:55
Herife bak be kız,dul,bekar"evli" fark etmez diyor..
İşin espiriside orada zaten sn Fatih. :D
Bende ona takıldım ya sn sunshine adam bulduğu ...................... :) diyor..
serdarkus
09-04-2004, 12:03
İşin espiriside orada zaten sn Fatih. :D
yapma..şimdi o Sn.JusticE 'e ait ciddi bir ilan değil mi yani. :D
preatoria
09-04-2004, 12:11
yapma..şimdi o Sn.JusticE 'e ait ciddi bir ilan değil mi yani. :D
evet Sn. Justice gelip buraya o ilanın size ait olduğunu itiraf edin :D
SunShine
09-04-2004, 12:22
evet Sn. Justice gelip buraya o ilanın size ait olduğunu itiraf edin :D
İtirafları lütfen itiraf topiğine yazın.. :p
faysal rumzlu : 38 yaşında nasıl emekli olmuş(malulen olsa gerek) hiç inandırıcı değil. bence birini bulması bu haliyle zor.
serdarkus
09-04-2004, 14:11
Dedikodu çıkarmayalım lütfen :D
Ok.. aramızda kalsın.
Ama lütfen neticeyi paylaşalım, tavsiye.!.. :p
Telefonu yazmamışsınız.Özelime rica edeyim :rolleyes:
benim anneannem var bir teklif etsek..
SunShine
09-04-2004, 15:32
Güzel, hafif ve dengeli bir yemek...
Birkaç küçük ilave ile kişiselleştirebilmek mümkün.. Yani opsiyonel..
Adını bilmiyorum..
Efendim..
Bir miktar ıspanak haşlıyoruz..
İçine de ince uzun dilimlenmiş az bir miktar havuç dilimleri atıyoruz. Haşlanınca suyunu süzüp soğumaya bırakıyoruz..
Tavuk göğsünü yarım parmak kalınlığında ( benim parmağımla ) ince uzun şekilde doğruyoruz.
Tavuk dilimlerini tavada tereyağ ile kızartıyoruz.. Tavadan almadan az biraz önce üzerine eser miktar karabiber ve bir tutam köri serpiyoruz.. Kırmızı toz biber de tercihe bağlı. Tabi ki, tuzunu da atıyoruz..
Geniş bir tabağa önce haşlanmış ıspanakları koyuyoruz.. Ispanakların üzerine yoğurt ( Sarımsaklı olması tercih sebebidir ) döküyoruz.. Yoğurdun üzerine de tavadan henüz alınmış, kızarmış tavuk dilimleri konur.. ( Burada dikkat edilecek en önemli konu, "tavandan henüz alınmış kağıt " ile "tavadan henüz alınmış kızarmış tavuk dilimleri"nin karıştırılmamasıdır.)
En sonunda da tabağa soya sosu gezdirilir.. ( Nar ekşisi veya taze limon suyu yoğurt konmadan önce, ıspanak üzerine gezdirilebilir, opsiyonel )
Taze salçalık kırmızı biber dilimleri, tavuğu kızarrtığımız tavada hafif kızartılarak sos olarak kullanılabilir.
Tabağımız, protein, vitamin ve mineraller açısından zengindir.. Karbonhidrat yoksunudur.. Karbonhidrat takviyesi için tabağın bir kenarına spagetti ilavesi yapılabilir ya da çıtır sarımsaklı ekmek olabilir.. Ekmek bulamazsanız da pasta yiyin. :D
Afiyet olsun..
Not: Yaptığım tarif YAP/YE tavsiyesi olmayıp, yapılıp yenmesi halinde ortaya çıkacak durumdan zerre kadar sorumluluk duyarsam namert oliim.
:p
Tam da borsadan ümidi keserken,"kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş."
SunShine
09-04-2004, 17:28
http://www.milliyet.com.tr/content/komiksite/fotograf/resim/1356.jpg
http://www.ntvmsnbc.com/news/152608.jpg
Babacan’ın makam otosu çalındı
Devlet Bakanı Ali Babacan’a ait makam arabası çalındı. Ankara polisi otomobilin bulunması için çalışmalarını sürdürüyor.
Ankara/NTV
9 Nisan 2004— Babacan’ın, makam arabası olarak kullandığı Mercedes S 320 marka otomobil, bakım ve onarım için bakanlık görevlilerince İskitler Sanayi Sitesi’ndeki Güven Oto servisine bırakıldı.
Servis yetkilileri, bakım ve onarımı uzadığı için akşam ayrılırken makam arabasını servisin kapalı alanına çekti. Sabah saatlerinde servise gelen çalışanlar kapının kilidinin kırıldığını ve Babacan’ın makam otosunun çalındığını gördü.
Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü ile Asayiş Şube Müdürlüğü oto hırsızlık büro amirliği ekipleri, aracın çalındığı yerde parmak izi araştırması yaptı.
Aracın üzerinde güvenlik amaçlı 34 plakanın yeraldığı öğrenilirken, Ankara’da geniş çaplı arama çalışması yapıldı. Ancak otomobilin izine rastlanmadı.
çalan adam arabanın sahibini öğrendiğinde ne yaptı ben merak ediyorum.
Kurtlar Vadisi'nden enteresan replikler Top10
1) "Sırıtma lan şaftı kaymış Merzifon eşeği gibi!.."
2) "Burası mapus damı, ananınız damı değil..."
3) "Tamam lan, dişimizi de sıkarız, çişimizi de sıkarız!.."
4) "Ölen var mı?"
5) "12 yaşındaydın, tertemiz, pırıl pırıl bir çocuktun, ıslahevine yeni girmiştin..."
6) "Necmiii, babayı alma da!.."
7) "Torunlarım evde kızlarım dışarıda, bu ne biçim dünya Orhaaannn!.."
8) "Sevdim seni, sende de psikopatlık var, kanım ısındı sana..."
9) "Ulan şerefsiz, haysiyetsiz, dalaksız, ciğersiz, onunki bununki!.."
10) "Ben gaz maskesiyle gül koklamam yeğenim!.." (prezervatif kullanmadığını belirtiyor!)
northwind
09-04-2004, 20:36
bence o arabayi eger parcalara ayrilip satmayi planladilarsa simdi kromozonlarina ayirmalari gekecek
N28aichi
09-04-2004, 22:27
bence o arabayi eger parcalara ayrilip satmayi planladilarsa simdi kromozonlarina ayirmalari gekecek
:D :D :D
işin kötü tarafı bunu bilerek ve organize şekilde yapan birileri varsa ellerinde "kırmızı" plakalı bir devlet otosu varken her tarafa dalabilirler..(boom) :(
30-40 kadar önce Sayin Serdar Kus'un kahveyle ilgili yazilarina ithafen:
Ehl-i keyfin keyfini kim tazeler
Taze elden taze pısmıs taze kahve tazeler
Saygiyla.
30-40 gün kadar önce... olacakti...
Ali Baba
11-04-2004, 13:21
Kurtlar Vadisi isimli dizide Oktay Kaynarca’nın oynadığı Süleyman Çakır isimli karakterin ölümü üzerine bir grup genç, yerel gazeteye taziye ilanı verdi.
Konya’da yayımlanan Yeni Meram gazetesine verilen taziyede “Kurtlar Vadisi’nin vazgeçilmez karakteri Süleyman Çakır’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz. Merhuma Allah’tan rahmet, Kurtlar Vadisi’ne, Polat Alemdar’a, Memati’ye, Dayı’ya ve yakın arkadaşlarına ayrıca hayranlarına başsağlığı dileriz. Başımız sağ olsun.” denildi. Çakır hayranı; Mehmet Akif Yıldırım, Mehmet Kaya, Musa Kara, Hasan Hüseyin Sütçü ve Remzi Parıltı adlı gençler Çakır’ın öldürüldüğü son bölümü izledikten sonra böyle bir karar aldıklarını söyledi. Çakır’ın ölümünü öğrendikten sonra şoke olduklarını ifade eden Yıldırım, “Süleyman Çakır’ın ölümü hepimizi derinden sarstı. Diziyi seyrettikten sonra gözyaşlarımızı tutamadık.” dedi. Çakır’ın dizide öldüğüne hâlâ inanamayan Musa Kara ise 3 gündür yas içinde olduğunu söyledi.
azimle çalışan başarır...
http://gallery.cybertarp.com/albums/userpics/12471/oldwoman.jpg
Bu teyzeyi görünce aklıma geldi bir bayan araba kullanırken orkidini değiştirmeye kalkmış kalkmış diyorum çünkü arabayı bir yere vurmuştu buda gazetelere haber olmuştu..:)
Yurdumuzun insani TV ve sinemadan çok etkileniyor.
Yillar önce de Adana'da Altin Portakal ödül töreni dolayısıyla orada bulunan Erol Tas'i Tas'lamislardi.
Babıalinin yüksek kapısından mürur edip geçer iken bir atlı süvariye tesadüfen rast geldim.
serdarkus
11-04-2004, 22:43
Ehl-i keyfin keyfini kim tazeler
Taze elden taze pısmıs taze kahve tazeler
Taze kahveyi getiren taze yar ise,
Gönül her dem kendini taze hisseder.
Gençliğin ve dinçliğin formülü buymuş demek..
Taze yar olduktan kellim taze kahve olmasa da olur.. :D :roll:
AloneWolf
12-04-2004, 09:22
TIKANDI BABA
>
>
>
> Sultan Mahmut kilik kiyafetini degistirip dolasmaya
> baslamis. Dolasirken bir kahvehaneye girmis oturmus.
> Herkes bir seyler istiyor.
>
> Tikandi baba, çay getir
>
> Tikandi baba, oralet getir. Vb
>
> Bu durum Sultan Mahmut'un dikkatini çekmis.
>
> Hele baba anlat bakalim, nedir bu Tikandi baba
> meselesi?
>
> Uzun mesele evlat, demis Tikandi baba
>
> Anlat baba anlat merak ettim deyip çekmis sandalyeyi.
> Tikandi baba
>
> da peki deyip baslamis anlatmaya;
>
>
> Bir gece rüyamda birçok insan gördüm ve her birinin
> bir çesmesi vardi ve hepsi de akiyordu. Benimki de
> akiyordu ama az akiyordu. "Benimki de onlarinki kadar
> aksin" diye içimden geçirdim. Bir çomak aldim ve olugu
> açmaya çalistim. Ben ugrasirken çomak kirildi ve akan
> su damlamaya basladi. Bu sefer içimden " Onlarinki
> kadar akmasa da olur, yeter ki eskisi kadar aksin"
> dedim ve ugrasirken oluk tamamen tikandi ve hiç
> akmamaya basladi. Ben yine açmak için ugrasirken
> Cebrail göründü ve
>
> Tikandi baba, tikandi. Ugrasma artik, dedi. O gün bu
> gün adim "Tikandi baba" ya çikti ve hangi ise elimi
> attiysam olmadi. Simdide burada çaycilik yapip
> geçinmeye çalisiyoruz.
>
>
> Tikandi baba'nin anlattiklari Sultan Mahmut'un
> dikkatini çekmis. Çayini içtikten sonra disari çikmis
> ve adamlarina ;
>
> Her gün bu adama bir tepsi baklava getireceksiniz. Her
> dilimin altinda bir altin koyacaksiniz ve bir ay
> boyunca buna devam edeceksiniz.
>
>
> Sultan Mahmut'un adamlari peki demisler ve ertesi
> aksam bir tepsi baklavayi getirmisler. Tikandi baba'ya
> baklavalari vermisler. Tikandi baba baklavayi almis ,
> bakmis baklava nefis. " Uzun zamandir tatli da
> yiyememistik. Söyle agiz tadiyla bir güzel yiyelim"
> diye içinden geçirmis. Baklava tepsisini almis evin
> yolunu tutmus. Yolda giderken "Ben en iyisi bu
> baklavayi satayim evin ihtiyaçlarini gidereyim" demis
> ve islek bir yol kenarina geçip baslamis bagirmaya
>
> Taze baklava, güzel baklava ! Bu esnada oradan geçen
> bir Yahudi baklavalari begenmis. Üç asagi bes yukari
> anlasmislar ve Tikandi baba baklavayi satip elde
> ettigi para ile evin ihtiyaçlarinin bir kismini
> karsilamis. Yahudi baklavayi alip evine gitmis. Bir
> dilim baklava almis yerken agzina bir sey gelmis. Bir
> bakmis ki altin. Sasirmis, diger dilim diger dilim
> derken bir bakmis her dilimin altinda altin. Ertesi
> aksam Yahudi acaba yine gelir mi diye ayni yere geçip
> baslamis beklemeye. Sultanin adamlari ertesi aksam
> yine bir tepsi baklavayi getirmisler. Tikandi baba
> yine baklavayi satip evin diger ihtiyaçlarini
> karsilamak için ayni yere gitmis. Yahudi hiçbir sey
> olmamis gibi
>
> Baba baklavan güzeldi. Biraz indirim yaparsan her
> aksam senden alirim, demis. Tikandi baba da
>
> Peki, demis ve anlasmislar. Tikandi babaya her aksam
> baklavalar gelmis ve Yahudi de her aksam Tikandi
> baba'dan baklavalari satin almis. Aradan bir ay
> geçince Sultan Mahmut ;
>
> Bizim Tikandi baba'ya bir bakalim, deyip Tikandi
> baba'nin yanina gitmis. Bu sefer padisah kiyafetleri
> ile içeri girmis. Girmis girmesine ama birde ne görsün
> bizim tikandi baba eskisi gibi darmadagin. Sultan;
>
> Tikandi baba sana baklavalar gelmedi? mi, demis
>
> Geldi sultanim
>
> Peki ne yaptin sen o kadar baklavayi?
>
> Efendim satip evin ihtiyaçlarini giderdim,
> Sagolasiniz, duacinizim.
>
> Sultan söyle bir tebessüm etmis.
>
> Anlasildi Tikandi baba anlasildi, hadi benle gel,
> deyip almis ve Devletin hazine odasina götürmüs.
>
> Baba suradan küregi al ve hazinenin içine daldir
> küregine ne kadar gelirse hepsi senindir, demis.
> Tikandi baba o heyecanla küregi tersten hazinenin
> içine bir daldirip çikarmis ama bir tane altin küregin
> ucunda düstü düsecek. Sultan demis;
>
> Baba senin buradan da nasibin yok. Sen bizim su
> askerlerle beraber git onlar sana ne yapacagini
> anlatirlar demis ve askerlerden birini çagirmis
>
> Alin bu adami Üsküdar'in en güzel yerine götürün ve
> bir tane tas begensin. O tasi ne kadar uzaga atarsa o
> mesafe arasini ona verin demis. Padisahin adamlari
> "peki" deyip adami alip Üsküdar'a götürmüsler.
>
> Baba hele suradan bir tas begen bakalim, demisler.
> Baba,
>
> Niçin, demis. Askerler
>
> Hele sen bir begen bakalim demisler. Baba su yamuk, bu
> küçük, derken kocaman bir kayayi begenip almis eline
>
> Ne olacak simdi, demis
>
> Baba sen bu tasi atacaksin ne kadar uzaga giderse o
> mesafe arasini padisahimiz sana bagisladi.demis. adam
> tasi kaldirmis tam atacakken tas elinden kayip basina
> düsmüs. Adamcagiz oracikta ölmüs. Askerler bu durumu
> Padisaha haber vermisler. Iste o zaman Sultan Mahmut o
> meshur sözünü söylemis;
>
>
>
> "VERMEYINCE MABUD, NEYLESIN SULTAN MAHMUT"
> ALLAH'a emanet olun, çesmenizin suyu bol olsun.
ayhanozgul
12-04-2004, 13:08
Uy sevgili usagum!
Allahin selami tabiidur. Mektubu cok yavaş yazayrum, çünkim bilirum ki, çabuk okuyamazsun.. Benden yana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyum, yeni pir iş puldum.. Emrimde yüze yakin adam var, hepsi de sessüz sedasuz, kendi hallerinde. Ne iş puldugumu soraysan söyleyeceğum patlama, mezarluk pekçisi oldum.. Bacin Emine bir uşak doğuracak, daha erkek midur, kız midur, pelli değil. Haçan o yüzden saa dayi mi oldin, teyze mi oldin söyleyemeyrum.. Temel emicen de tükkan açtu, o da otuza aldiğini yirmipeşe verir, sürümden kazanıyormuş öyle dedi.. Bizim köye findukçuların Temeli muhtar seçtuk, akillu uşsak daa. Geşen gün hepimizu zelzeleye karsi aşi ettirdu. Temel akilludur, hemde dürüsttür.. Geçenlerde bir taksinin şöförü koye varmiş, muhtarı arayu, meğer yolda pir tavuk ezmuş sahibini soraymuş.. Muhtar Temel tavuğa pakmiş, ha pu bizden değildur, pizum köyde yassu tavuk yoktur, demuş.. Senin kücuğün Memet çok akullu uşak oldi.. Geçen gün tepeye varmış, elinde bir ip sallayup duriy.. "Anan, uy uşağum ne edeysun orda" demiş.. O da heva turumuna bakayrum demiş. Çektum oni akşam karşuma, anlat bakayum şu hava turumu işinu dedim. Anlattı, meğer ip sallanunca havanin rüzgarli oldugunu, ip islaninca da yağmur yağdiğinu anlaymis.. Çok akillu uşak vesselam. Sen o yaşta böyle akillu değildun!... Yaa işte böyle uşagum.. Memlecetten saa pol pol havadis.. Yeni havadis olursa yine yazayrum.. Baki Hüdaya emanet ol.
Baban
Not: Mektupa para koyacaktum, ama geç akluma geldu, zarfu kapatmişum...
ayhanozgul
12-04-2004, 22:44
:cool:
bikmisbroker
13-04-2004, 04:13
On bir yaşındaydı ve New Hampshire gölünün ortasındaki adadaki evlerinde ne zaman eline bir fırsat geçse hemen balığa giderdi.
Levrek avı yasağının kalkmasından bir gün önce, babasıyla akşamın ilk saatlerinde küçük güneş balıklarından yakaladı. Sonra oltasına yem takıp, oltayı fırlatma talimi yaptı.
Yem suya değdiği zaman gün batımında suda altın haleler oluşturmuş, daha sonra gölün üzerinde ay doğmuştu. Oltasının hızla çekildiğini hissedince, oltaya büyük bir balık geldiğini anladı. Babası oğlunun balığı çekişini hayranlıkla izledi.
Çocuk sonunda yorgun düşen balığı sudan çıkardı. O güne kadar gördüğü en büyük balıktı, bir levrek; ama av yasağının kalkmasına sadece saatler kalmıştı.
Baba oğul güzelim balığa baktılar, pulları ay ışığında ışıl, ışıl parlıyordu. Babası bir kibrit yakıp saatine baktı. Saat on olmuştu.
Av yasağının bitmesine daha iki saat vardı.
Önce balığa, sonra oğluna baktı.
"Suya geri bırakman gerekiyor, oğlum," dedi.
"Baba!" diye itiraz etti çocuk ağlamaklı bir sesle.
"Başka balıklar da var," dedi babası.
"Ama hiçbiri bunun kadar büyük değil!" dedi çocuk.
Göle şöyle bir göz attı. Gölde hiçbir balıkçı teknesi yoktu.
Babasının yüzüne baktı bu kez. Kendilerini hiç kimsenin görmemiş olmasına, kimsenin ne balığı yakaladıklarını bilmesinin olanaksız olmasına karşın, babasının sesinden bu konuda hiçbir ödün vermeyeceğini anlamıştı.
Oltanın ucunu balığın ağzından çekti ve balığı gölün karanlık sularına bıraktı. Balık suya düşer düşmez, şöyle bir çırpındı ve gözden kayboldu.
Çocuk bir daha bu kadar büyük bir balık tutamayacağından emindi..
Bu olay bundan tam otuz dört yıl önce oldu. Bugün o çocuk New York City'nin ünlü mimarlarındandır. Babasının küçük evi hâlâ o adadadır. Oğlunu ve kızlarını hâlâ o adadaki küçük eve balık tutmaya götürür.
Çocuk haklıydı. Bir daha o kadar büyük bir balık tutamadı. Fakat değerler konusunda bir ikilem yaşadığı zaman hep o balığı gözünün önüne getirir.
Babasından öğrendiği gibi değerler doğru ile yanlışın ne olduğu konusunda çok basit bir konudur. Güç olan yalnızca değerlerin uygulanabilmesidir. Birileri görmediği zaman da doğru olanı yapabiliyor muyuz? Evet, küçüklüğümüzde bizlere balığı suya geri bırakmak öğretilseydi, doğru olanı yapabilirdik. Çünkü gerçeğin ve doğrunun ne olduğunu öğrenmiş olurduk.
Doğru olanı yapma kararı belleklerimizdeki canlılığını hiçbir zaman yitirmez. Bu anıyı dostlarımıza ve torunlarımıza göğsümüz kabara, kabara anlatırız. Fırsatlardan yararlanmak değil, doğru olanı yapmaktır önemli olan.
ÇOCUĞUNU ÖYLE KARŞILA Kİ;
Eve geldiği zaman, en güzel yere geldiğini hissetsin....
EŞİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Yanına geldiği zaman, en doğru insana kavuştuğunu hissetsin....
ANNENİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Doğumundaki ağrıları lezzetle takas etsin...
BABANI ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ömür boyu bir başka evlada imrenmesin...
FAKİRİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Ona serdiğinden büyük, bir dua sofrası sersin....
ZENGİNİ ÖYLE KARŞILA Kİ;
Gönlünü gördüğünde, kendi gönlünün fakirliğinden kahretsin.....
http://img44.photobucket.com/albums/v136/korhand/Metastock%20Grafikleri/cerkez.jpg
http://img44.photobucket.com/albums/v136/korhand/Metastock%20Grafikleri/emer.jpg
SunShine
13-04-2004, 08:34
Sn korhan,
Uzman olmuşsunuz.. Yeni farkettim..
Hayırlı olsun..
Saygılar.
Tesekkur ederim sn sunshine, bende acikcasi 1000 mesaji gecince farkettim, ozel birseyler yazarim diye dusunuyordum onceden 1000. mesajda, bi baktim 1003 olmusuz :rolleyes:
AloneWolf
13-04-2004, 08:49
1017 olmush 1003 değil :D
serdarkus
13-04-2004, 08:53
Endeks 19260, 19330 destek olacak mı artık direnç,
Mutluluk yolunda hayal kurmak serbest..
ayhanozgul
13-04-2004, 11:26
:cool:
ayhanozgul
14-04-2004, 15:29
“Bütün karanlıklar aynı siyahtan dokunmuştur.”
–Selahaddin Şimşek
onikikarakte
14-04-2004, 18:45
14.04.04 - Hürriyet
DAVETİYE SORUSUNA SİNİRLENDİ ÜSLUBUNU DEĞİŞTİRDİ: ŞEYİNİ ŞEY ETTİĞİMİN ŞEYİ
Arınç, bir gazetecinin ''23 Nisan'da resepsiyon var. Davetiyelerde sadecesizin adınız var. Bunun nedeni nedir?'' şeklindeki sorusunu şöyle yanıtladı:
''Nedeni nedir diye bunu bana tekrar niye soruyorsunuz? Yani ne öğrenmek istiyorsunuz?
Şeyini şey ettiğimin şeyi! Bilinmedik ne kaldı canım kardeşim. Keşke başkabir şey sorsaydınız. Yani bu davetiyenin niçin böyle yazıldığını herhalde siz de çok iyi biliyorsunuz, ben de çok iyi biliyorum. Bundanbüyük üzüntü duyuyorsanız gelin o üzüntüyü birlikte paylaşalım.''
Görüntü isteyenler:
http://media.hurriyetim.com.tr/video/haber/nisan/14/arinc.asf
ne diyelim türkiye'nin gerçeğini kabul etmek lazım zor da olsa ne yapılabilirki.
full time ekran başında olanlar için... :D
Bir ara bir arkadaşımız arif ve deniz yo ile oynarken tuvalete bile gidemiyorum diye şikayet ediyordu tam bu arkadaşın ihtiyacını görür..:)
Alara'ya hoşgeldin deyince arşivdeki bu yazıyı ve anıları hatırladım. Fazlası var eksiği yok. Tecrübeyle sabittir.
ÇOCUKLU YAŞAMA ALIŞMA REHBERİ
Akşam saat 17:00 ile 22:00 arasında elinizde yaklaşık 4 kg. ağırlık taşıyarak sürekli ev içinde yürüyün. Saat 22:00’de de ağırlığı yatağa bırakın, saati 24:00’e kurun ve yatın uyuyun. Saat tam 24:00’te kalkın 4 kg. Ağırlığı tekrar elinize alın ve saat 01:00’e kadar evin içinde dolaşın. Ağırlığı tekrar yatağa koyun. Saatin alarmını da 03:00’e kurun. Yatın. Uyuyamayacağınız için tekrar kalkın ve bu kez elinizde ağırlık olmadan evin içinde dolaşıp durun. Saat 02:45’te koltukta kendinizden geçin. 03:00’te çalan alarm ile fırlayın, 15 dakikalık uyku sersemliği ile yatağa yönelin ve ağırlığı elinize alın. Saat 04:00’e kadar karanlıkta elinizde ağırlık varken dolanın ve bu arada yüksek sesle şarkı söyleyin. Kendi kendinize konuşun. Saati 05:00’e kurun ve kendinizden geçerek bir süre daha uyuyun. Böylece toplam uyku sürenizi 2-3 saatle sınırlamaya alışın. Kalkın , kahvaltıyı hazırlayın. Güler yüzlü olun ve bu işlemi 5 yıl boyunca her gece tekrarlayın.
Eve bir ahtapot getirin ve 5 yıl boyunca onu her sabah düzenli bir şekilde giydirmeye çalışın. Ayrıca ahtapotu bir çuvala, hiçbir kolu dışarıda kalmayacak şekilde, en kısa zamanda sokmanın provasını yapın. Bu prova sonunda çocuğunuzu her sabah minimum hasarla giydirmeyi öğreneceksiniz.
Bir kavun satın alın. Kavunun bir bölümüne küçük bir delik açın. Sonra kavunu uzunca bir iple tavandan aşağıya sallandırın. Kavunu iki yana sallayın. Kavun sağdan sola durmadan sallanırken, bir kaşık sıcak su alın. Durmadan sağa sola sallanan kavundaki deliğe bir damla yere dökmeden kaşığı sokmaya çalışın. Bunu başardığınızda o mini minnacık, sevimlimi sevimli yavrunuza enaz hasarla yemek yedirmeyi öğrenmiş olacaksınız.
Ağzınızdan çıkan her cümleyi en az 5 kere daha tekrarlayarak konuşmaya alışın. Bunu bir yaşam biçimi haline getirin.
Dışarıya çıkmak için giyinin. Banyonun kapısının önünde tam tamına yarım saat bekleyin. Aşağıya inin. Kapının önünde beş dakika bekleyin. Sonra tekrar eve dönün. Tekrar dışarı çıkın. Evin önündeki yolda yürümeye başlayın. Çok ama çook yavaş yürüyün. Yürürkende yerde gördüğünüz her sigara izmaritini,çikleti, kirli kağıt mendili, ölü karıncayı dikkatle ve uzun uzun seyredin. Aniden yeter artıık diye bağırın. Eve dönün. Bu provayı yaptığınız zaman da küçük çocuğunuzla yürüyüşe çıkmaya hazır hale geleceksiniz.
Yanınıza orta büyüklükte bir keçi alarak süpermarkete gidin. İçeri girince keçiyi serbest bırakın. Daha sonra keçinin içeride kırdığı, tahrip ettiği herşeyin parasını sorgusuz sualsiz ödeyin. Gereksiz bir sürü ıvır zıvır almadan çıkmayın. Evet çoçuk ile alışverişe hazır duruma gelmiş bulunuyorsunuz.
Evdeki koltukların üzerine tereyağı sürün. Perdelerede reçel bulaştırın. Mutfakta pişirmek için hazırladığınız balıklardan birini alın ve salona saklayın. Balığın odada 5 ay boyunca bulunmadan kalmasını sağlayın. Evdeki yeni sulanmış çiçeklere elinizi sokun ve aldığınız çamurla duvarlarda figürler yaratın. Evet artık evde çocuk için provalısınız.
Tamam mı? Tamamsa, bütün bunları yaptıysanız, artık çocuklu yaşama hazırsınız demektir.
:p
ayhanozgul
15-04-2004, 01:32
:eek:
Zavallıyı ne hallere sokmuşlar :D
http://www.bol.ucla.edu/~jha331/
ve de çocuklar asla ölmez
H.ömer iren
15-04-2004, 12:18
Zavallıyı ne hallere sokmuşlar :D
http://www.bol.ucla.edu/~jha331/
mukemmel yapmıs adamlar ve bayagı ugrasmısla.. :D
ayhanozgul
15-04-2004, 13:44
:confused:
Grçeeketn iglinç
ARASTIRMA SONUCU :-)
Bir İgnliz üvnsertsinede ypalın arşaıtramya gröe, kleimleirn
hrfalreiinn hnagi srıdaa yzalıdkılraı ömneli dğeliimş. Öenlmi oaln brinci ve snonucnu hrfain yrenide omlsaımyış. Adarkai hfraliren srısaı kraışk
oslada ouknyuorumş. Çnükü kleimleir hraf hraf dğeil bri btüün oralark
oykuorumuşz.
serdarkus
16-04-2004, 11:30
"Serbest kaldı 25 dakika dayandı
Serbest bırakıldıktan 25 dakika sonra kapkaça başlayan yankesini yakalanarak cezaevine konuldu... "
Siz kağıdınızı sattıktan sonra kaç seans nakitte kalabiliyorsunuz:
a- 1 seans
b- 5 seans
c- Teknik/temel/uzman/azman abim ne derse..
d- Nakitte olmanın stresi/kağıtta olmanın panii.. zati her durumda ben bir hoşsshff oluyom agğbi..
"Serbest kaldı 25 dakika dayandı
Serbest bırakıldıktan 25 dakika sonra kapkaça başlayan yankesini yakalanarak cezaevine konuldu... "
Siz kağıdınızı sattıktan sonra kaç seans nakitte kalabiliyorsunuz:
a- 1 seans
b- 5 seans
c- Teknik/temel/uzman/azman abim ne derse..
d- Nakitte olmanın stresi/kağıtta olmanın panii.. zati her durumda ben bir hoşsshff oluyom agğbi..
15 dakika kadar en fazla........
Ersan Özer'den:
Ataköy sahilindeki BP benzin istasyonunda, jant kapakları Tofaş olan bir Jaguar gördüm! İsterseniz kasadaki görevliye sorabilirsiniz. O da şahit.
Hani polis suçluları yakaladığında basına gösterirken suç aletleriyle 'TC Emniyet Müdürlüğü' yazar ya. Bir haber bülteninde izledim. Siyanürlü yemle tilki avlayan bir ekibi yakalayan Jandarma, tilkilerin postlarıyla masanın üzerine 'Jandarma' yazmıştı! Bir nevi sanat eseri gibiydi valla.
Bir telefoncunun vitrininde gördüm. Cep telefonları için dantel kılıf yapmışlar! Televizyonun üzerine konan dantel örtü fenomeni nerelere varmış yahu!
Gerçi bunun bir üst düzeyine de şahit olmuştum. Son derece iyi eğitim almış, gelirleri ortalamanın üstünde olan bir çifti ziyaret etmiştim. Evin beyi bize yeni aldıkları teleskobu gösterdi. Ama önce üstündeki dantel örtüyü alarak! Aklıma geldikçe fena oluyorum.
http://crass.on.ru/flash/bbird.html
serdarkus
17-04-2004, 15:12
http://crass.on.ru/flash/bbird.html
Her seans açılışında,
Her grafik bakılışında,
Her topik açılışında..
mecburi dinleti diye koyacaksın bunu :roll:
ne spek kalır, ne kavga bu alemde!. :hayır:
northwind
17-04-2004, 18:55
hafif belden asagi bi fikra ama cok hosuma gitti sansurleyerek yazayim bari.
Yarisma yapiliyormus.Odanin birine 1 kadin, 1 ütü ve 1 gömlek
koymuslar.
5 dakika içinde gömlegi ütüleyip,kadinla beraber olan kisi
kazanacakmıs.
Japon, almis ütüyü eline gömlegi bir güzel ütülemis.Kadina sira gelince
süre
bitmis.
Çikista :Bizde prensip budur demis: Önce is gelir.
Fransiz girmis ve hemen kadina saldirmis. Ütüye sira gelince süre
bitmis.
Çikista:Bizde prensip budur demis:Önce ask gelir.
Türk girmis.Girer girmez vermis kadina ütüyle gömlegi,o ütülerken
kadinin
isini bitirmis ve kazanmis.
Çikista:Bizde prensip budur demis: Çalisani ....... :))
Adam yorgun argın eve döndüğünde, beş yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuştu.
Çocuk, babasına:
"Baba, sen saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sordu.
"Bu, senin işin değil" dedi babası.
"Lütfen babacığım, bilmek istiyorum" diye ısrar etti çocuk.
Bunun üzerine, adam:
"İlla ki bilmek istiyorsan, beş milyon" diye cevap verdi.
Bu cevap karşısında, çocuk:
"Peki baba" dedi, "Bana iki milyon borç verir misin?" diye sordu.
Bunun üzerine adam iyice sinirlenip:
"Size de para yetiremiyoruz yahu!" diye söylenmeye başladı. "Yorgun argın eve gelmişim. Haydi çek git başımdan."
Çocuk üzgün ve sessiz bir halde odasına çıkıp kapısını kapattığında, adam söylenmeyi sürdürdü önce. Sonra, çocuğuna biraz sert ve kaba davrandığını, ona parayı neden istediğini anlatma imkanı bile vermediğini düşünmeye başladı.
Çocuğun odasına gitti. Çocuk yatağındaydı.
"Uyuyor musun oğlum?"
Hayır, çocuk uyumuyordu. Adam, cebinden iki milyon çıkarıp çocuğuna uzattı:
"Al bakalım istediğin iki milyonu... Sana az önce sert davrandığım için özür dilerim, ama yorgun bir gün geçirdiğimi anlamalısın."
Babasının elinden iki milyonu alırken gözleri ışıldayan çocuk, yastığının altından çıkardığı üç milyonu bununla birleştirip tekrar babasına uzattı:
"Buyur babacığım" dedi, "işte beş milyonun. Şimdi bir saatliğine benimle oynar mısın?"
Tebrikler sn Kemal.
Bir an guldurecek ondan da onemlisi; ders alinacak,dusundurucu bir yazi.
Aceba cocuklarimiza ne kadar zaman ayiriyoruz?
Dusunelim, onlarin bebekliklerini,cocukluklarini bir daha geri getiremeyiz.
Zamanin her anini doya doya yasayalim,yasatalim onlara.
Avatarım nasıl?
Ne bileyim, iyi avatarlar hep kapılmış, kapışılmış.
Bunu buldum ama kararsızım.
Ya iyi falan deyin, kalbim yatışsın.
Ya da beğenmedik deyin, hemen kaybedeyim..
Karar veremiyorum. :hmm:
Hiçbir gazeteciyle görüşmeyen ünlü menajer, dün taburcu olur olmaz Hürriyet’e, ‘sünnet oldu’ iddialarını doğruladı. Üç saat süren bir ameliyat geçirdiğini, asıl hemoroid için hastaneye yattığını söyleyen Pipis, bu arada uzunca zamandır düşündüğü sünnet olayını da gerçekleştirdiğini belirtti. Ancak iki ameliyattan dolayı hayli sıkıntılı dakikalar geçiren, çok sancısı olduğunu söyleyen ünlü menajer, ‘Ameliyat sonrası çok zor oldu. Narkozdan ayılmam çok kötüydü. Sekiz kişi beni zor tutmuş’ :D :D dedi. Şu an evinde dinlenen Stelyo Pipis’e ziyarete gelenlerin, yanlarında Cumhuriyet altını da getirdikleri ve bu altınları Pipis’in gömleğine taktığı da öğrenildi.
HÜRRİYET
3 laz ve 3 alman beraber yolculuk icin trene binmisler. Trene binerken
almanlar 3 bilet almis lazlar ise bir bilet.
Bu ise sasiran almanlar nasil oluyorda siz bir biletle yolculuk yapiyorsunuz
diye sorunca lazlar bakin ve gorun diye cevap vermisler.
Tren hareket ettikten sonra konduktor biletlere bakmaya baslamis. Bu arada
bizim 3 uyanik laz tuvalete hep beraber girmisler almanlarda onlari izliyor.
Konduktor tuvaletin kapisini calmis "bilet lutfen" demis. Icerden bir bilet
uzatilmis ve konduktor gitmis.
Almanlar hayret icinde vay be derken lazlar cikmis kabara kabara. Neyse
gidilen yere varilmis isler bitmis ve donus yine beraber.
Almanlar isi ogrenmis bir bilet lazlar bu sefer bilet almamis. Almanlar
hayret icinde nasil oluyor demisler.
Lazlar izleyin ve gorun demis. Trene binilmis konduktor bilet kontrolu
yapiyor bu sefer almanlar bir tuvalete girmis lazlar bir tuvalete.
Tuvaletlerin kapisi kapanmis. Bu arada lazlarin girdigi tuvaletten bir laz
cikmis ve Almanlarin kapisini tiklatmis "Bilet lutfen"....
Hiçbir gazeteciyle görüşmeyen ünlü menajer, dün taburcu olur olmaz Hürriyet’e, ‘sünnet oldu’ iddialarını doğruladı. Üç saat süren bir ameliyat geçirdiğini, asıl hemoroid için hastaneye yattığını söyleyen Pipis, bu arada uzunca zamandır düşündüğü sünnet olayını da gerçekleştirdiğini belirtti. Ancak iki ameliyattan dolayı hayli sıkıntılı dakikalar geçiren, çok sancısı olduğunu söyleyen ünlü menajer, ‘Ameliyat sonrası çok zor oldu. Narkozdan ayılmam çok kötüydü. Sekiz kişi beni zor tutmuş’ :D :D dedi. Şu an evinde dinlenen Stelyo Pipis’e ziyarete gelenlerin, yanlarında Cumhuriyet altını da getirdikleri ve bu altınları Pipis’in gömleğine taktığı da öğrenildi.
HÜRRİYET
pipis artık yar..... saçlarına terfi etmiş.
bikmisbroker
18-04-2004, 18:11
1.Bir laz pilot ucagi nasil ucurur?..
Dinamitle.
2.Bir laz gülmekten katila katila ölmüs..
Otopsi yapmislar... Espiriyi bulamamislar.
3.Bir lazi sinifta nasil teshis edebilirsiniz?..
Ögretmen tahtayi silerken o da defterini siler...
4.Bir lazi cenazede nasil teshis edebilirsiniz?...
Sadece o hediye getirmistir...
5.Istanbul-Trabzon ucaginda nicin film gösterilmiyormus?...
Film bitince ucaktakiler arka kapidan cikiyorlarmis...
6.Dolapta iskelet ne anlama gelir?...
Laz saklambac oynamis...
7.Rize'deki köpeklerin burnu neden basiktir?...
Park etmis otomobilleri kovaladiklari icin...
8.Lazlar buz dolabinda nicin bos sise bulundurur?...
Icki icmeyen misafirler icin...
bikmisbroker
18-04-2004, 18:13
Soru Cevap
Soru: Bir sarisini butun gun nasil oyalarsiniz ?
Cevap: Yuvarlak bir odada gidip kösede oturmasini soyleyerek.
S: Bir sarisini evlenmeye nasil razi edersiniz ?
C: Ona hamile oldugunu soyleyerek
S: Bir sarisinin Cumartesi gunu boyunca gulmesini nasil saglarsiniz ?
C: Carsamba gunu bir espri yaparak.
S: Bir sarisin niye iki saat boyunca portakal suyu kutusuna bakar?
C: Uzerinde " konsantre " yazdigi icin.
S: Sarisin civi cakarken parmagini niye civinin ustune koyar?
C: Cikan sese dayanamadigi icin.
S: ABD'de sarisin ve zeki kadina ne denir ?
C: Turist
S: Bir sarisinin fikrini nasil degistirirsiniz ?
C: Kulagina ufleyerek
S: Bir sarisinin bir baska sarisinin kulagina uflemesine ne denir ?
C: Bilgi transferi
S: Hamile oldugunu ogrenen sarisin ne der?
C: Benim olduguna emin misin ?
S: Bira sisesi! ile sarisinin ortak ozelligi nedir ?
C: Ikisinin de boyun kismindan yukarisi bostur.
S: Bir sarisini saatlerce nasil oyalarsiniz ?
C: Eline iki tarafina da " Ters cevir " yazili bir kagit tutusturarak.
S: Komurlukteki iskelete ne denir ?
C: Gecen yilin sarisinlar arasi Saklambac Turnuvasi Sampiyonu.
S: Kazalarin cogunun ev civarinda oldugunu duyan sarisin ne yapar.
C: Tasinir.
S: Zekasinin yuzde 90'ini kaybetmis sarisina ne denir ?
C: Bosanmis .
S: Kac sarisinla elektrik akimi olustrulabilir ?
C: Iki . Biri kuvete girer digeri sac kurutma makinesini uzatir.
bikmisbroker
18-04-2004, 18:14
- ALLAHIM!! Kendim için bir sey istemiyorum,Sadece anneme elma yanakli,bal dudakli,sütun bacakli bir gelin nasip eyle...
bikmisbroker
18-04-2004, 18:16
ANA FIKIR
Kadinlar kel kafayla, koca bir bira gobegiyle caddede boburlenerek yuruyup hala guzel olduklarini dusununceye kadar erkeklerle esit olamayacaklar.
bikmisbroker
19-04-2004, 00:21
WILSON ÇİVİLERİ
Adamın birinin bir çivi fabrikası vardır ve reklam yaptırmak istiyordur.
Pazarlamacı bir arkadaşı ile konuşurken arkadaşı "Wilson Çivileri" diye bir
reklam ayarlayabileceğini söyler.
"Bana bir hafta ver," der arkadaşı. "Sana bir kasetle döneceğim."
Bir hafta sonra pazarlama uzmanı Wilson'u görmeye gelir. Kaseti videoya
koyar ve çalıştırır.
Romalı bir asker, İsa'yı çarmıha çivilemekle meşgul, yüzünü kameraya
çevirir ve "Wilson Çivileri kullanın, onlar her şeyi taşırlar!" der.
Wilson çılgına döner ve bağırır; "Senin problemin ne? Bunu asla TV'de
göstermezler, sana ikinci bir şans veriyorum, ama kesinlikle Romalılar'ın
İsa'yı çarmıha germesi gibi şeyler istemiyorum."
İkinci hafta pazarlamacı elinde başka bir kasetle gelir. Yine kaseti
videoya koyar ve çalıştırır.
Bu sefer kamera, Roma'nın dışından merkeze doğru yakınlaşır ve çarmıha
gerili İsa'nın önünde durur. Romalı bir asker yukarı bakar ve "Wilson
Çivileri... Her şeyi taşır!" der.
Wilson kendini tutar bu sefer. "Sen, beni anlamıyorsun, çarmıhta bir İsa
istemiyorum. Sana son şans veriyorum ve bir hafta içinde yayınlanabilecek
bir reklamla gelmeni istiyorum." der.
Bir hafta daha geçer. Wilson sabırsızca beklemektedir. Pazarlama uzmanı
yeni kasetiyle gelir.
Saçları uzamış, çıplak İsa nefes nefese koşmaktadır. Bir düzine Romalı
asker de peşinden kovalamaktadır.
Tepenin başına gelirler ve askerlerden biri kameraya döner: "Keşke Wilson
Çivileri kullansaydık!"
Cocuk aksam eve gelmis ve babasina:
"Baba hayat bilgisi dersinde yonetimleri isliyoruz, bana demokrasiyi anlatır misin? " demis.
Babası: "anlatmasına anlatırım yavrum ama senin bazı tanımları bilmen gerekiyor. " demis,
"Bak simdi benim fabrikam var ve eve para getiriyorum, ben kapitalistim; paranın nasıl harcanacagına annen karar verir, o hukumet; hepimiz senin icin yasıyoruz, sen halksın; besikteki kardesin, gelecek; hizmetcimiz ise isci sinifi. Sen bunları ogren. Ben sabah sana demokrasiyi anlatırım" demis. Gece cocuk uyanmıs bir bakmis ki kucuk kardesi altını pisletmis ve durmadan aglıyor. Hemen anne ve babasının odasına gitmis. Annesi horul horul uyuyor. Uyandırmaya calısmıs ama basaramamıs. Babası yatakta degil, gecerken hizmetcinin odasına bir bakmis ki hizmetciyle babası sevisiyor.
Caresiz donup yatmıs. Ertesi sabah babası "gel oglum sana demokrasiyi anlatayım." demis.
Cocuk: "gerek yok baba, den artık biliyorum" yanıtını vermis ve anlatmıs:
"Kapitalistler isci sınıfını becerirken hukumet uyuyor, halk endiseli, gelecek ise bok icinde."
bikmisbroker
19-04-2004, 00:31
hep erkekleri savunacak halimiz yok ya...
----- B ir Koca'nin Hikayesi Adamin birisi bir gun hastalandi. O gun cani ise gitmek istemiyordu.
Karisi ne guzel hep evde kaliyor, hic ise gitmiyordu.
Birden icinden allaha soyle bir dua edecegi tuttu.
"Allahim hergun ise gidip, 8 uzun saat boyunca evim ve esimin rahati icin calisiyorum. Esim ise evde yalnizca oturuyor.
Ne olur, bir gun icin benim yerime gecip, ne zor bir hayat yasadigimi gormesini sagla"
Hikaye bu ya.. birden bire adamin dilegi yerine geldi.
Ertesi sabah, Adam, karisinin vucudunda uyandi.
Hemen yataktan firladi, esinin kahvaltisini hazirladi, cocuklari uyandirdi, elbiselerini hazirladi, onlarin da kahvaltilarini hazirladi, yedirdi, beslenme cantalarini hazirladi, cocuklari okula goturdu, eve dondu.
Hemen evi toparladi, yikanacak bulasiklari ve camasirlari halletti.
Temizleyiciye goturulecek olanlari eline alip, telefon faturasini odemek icin Turk Telekom'a gidip siraya girdi. Faturayi odedikten ve temizleyiciye ugradiktan sonra aksam yemegi icin alisverise gitti.
cocuklari okuldan alma zamani gelmisti.
Yolda onlarla sohbet etti. Okulda olanlar konusunda onlara akil verdi.
Eve geldiklerinde, derslerini kontrol edip, calismalari icin masalarina oturmalarini sagladi, onlara sut ve kekten olusan aksamustu yiyeceklerini verdi.
Bu arada, yikadigi camasirlari utulemesi gerekiyordu. utu bittiginde, ancak aksam yemegini hazirlayacak kadar vakit kalmisti.
Patatesleri soymaya basladi. Salatalari yikadi.
Pilav icin pirinci islatti.
Etleri cikarip, firin icin hazirladi. Kocasi eve geldiginde, sofraya tabaklari yerlestiriyordu.
Aksam yemeginden sonra, once esinin kahvesini pisirdi sonra masayi topladi ve bulasiklari halletti. Esinin ve cocuklarin ertesi gunu giyecegi kiyafetleri kontrol etti.
Bu arada cocuklarin yatma saati gelmisti.
Onlara hikaye okudu.
Salona TV seyretmeye, biraz gazete okumaya donmustu ki, esi onu yatak odasina cagirdi. Ne de olsa, adamcagiz butun gun onlar icin cok calisip, yorulmustu. simdi rahatlamasi, gevsemesi gerekiyordu. Bu da onun goreviydi.
Ertesi sabah, uyandiginda, hemen Allaha yalvarmaya basladi.
'Allahim, ozur dilerim, ben ne dedigimi bilmiyormusum. Karimin hayatini rahat zannetmekle ne halt isledigimi simdi anladim. Lutfen beni eski halime dondur'.
Allah cevap verdi 'Evet, dersini aldigini goruyorum, herseyi degistirecegim ama maalesef 9 ay beklemek zorundasin, cunku dun gece hamile kaldin'.
serdarkus
19-04-2004, 09:55
Aptal kutusu 9 yılımızı çaldı
Tüketiciler Birliği Televizyon Kapatma Kampanyası'na 'kendi programımıza bakıyoruz' sloganı ile başladı.
Tüketiciler Birliği, bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Televizyon Kapatma Kampanyası’nı ‘Kendi programımıza bakıyoruz’ sloganıyla başlattı.
Türk insanının ömrünün 9 yılını televizyon izlemekle geçirdiğini belirten kampanya sorumlusu Mahmut Recep Keleş, ‘Çocuklarımız 14 yaşına gelinceye kadar 11 bin cinayet, 18 bin cinsel taciz ve saldırı sahnesi izliyor. Ailemizle ilgilenmek, hobilerimizi gerçekleştirmek ve üretmek yerine televizyonun esiri oluyoruz. Televizyon seyretmeden de yaşanabileceğini göstermek istiyoruz’ dedi.
Kaynak : Hürriyet
Arkadaşlar...
Sabahtan beri gülmekten yarıldım. Gözlerimden yaşlar geldi. Midemdeki kasılmalardan yerimde duramıyorum.
Bir muhabbet, forum muhabbeti. Tam iki ay sürmüş, ışığı gören gelmiş, döktürmüş. Ama ne döktürme bir bilseniz.
Merkezde Sezen Aksu hakkında yapılan bir forum kavgası, almış yürümüş. Türk usülü tartışma zemini olmuş.
Metin çok uzun ve küfürlerle dolu olduğundan buraya eklemiyorum. Linkini veriyorum.
Kopyala-Yapıştır ile MS Word'e aldığım yazı tam 20 A4 sayfası kaplıyor.
http://geyik_team.tripod.com/forum.htm
Bu yazıyı bile zor yazdım.
Ellerim titriyor gülmekten. :gulen:
Önce yukarıdaki linkteki yazıyı okuyun..
Sonra o yazıyla ilgili ekşi sözlük'teki yorumları okuyun. Bayılacaksınız..
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=www+turkishmusic+orgdaki+sezen+aksu+tar tismasi
SunShine
19-04-2004, 12:12
http://gallery.cybertarp.com/albums/userpics/18737/black.jpg
Acaba şekilde kaç siyah nokta var ? :)
Siyah nokta yok ..
SunShine
19-04-2004, 12:13
Siyah nokta yok ..
İnanmazsanız bakışınızı tek bir noktaya sabitleyip bir süre bakın.. :D
Güzel bir yanılma var daha önce görmüştüm şu araba rekalmlarında hyundai dı sanırım oda bu tarz bir reklam yapıyor..
preatoria
19-04-2004, 12:19
karenin bir kaç cm üstüne odaklanın
bakın hepsi siyah :)
SunShine
19-04-2004, 12:22
Öyle bakınca da bir kaç tane çıkıyor sanki :roll: :)
Monitörünüz sallanıyor olabilir mi ?? :D
Eğer, greçekten kıpırdamadan ve yakın mesafeden bakarsanız siyah noktalar hiç belirmiyor.
Bir de herkesin gözü farklı olabiliyor.
Hani bazı resimler var ya, karmakarışık.. Dergilerde çıkardı.
Ben onlarda bu güne kadar hiç bir şey göremedim.
Ama benim hanım bakınca şıp diye görüyor.. Hem de öyle gözünü şaşı falan yapmadan, uzunca ve dikkatli bakmadan.
Vardır bir hikmeti mutlaka..
AloneWolf
19-04-2004, 12:28
gözlerimi bozdunuz :? şaşı bakmaya başladım her yer neden karanlık
sn kahin,
hepsini tamamlayamadım ilk 6-7 mesajdan sonra bıraktım yaratıcılık yok du mesajlar aynı tarzda devam ediyor :))
SunShine
19-04-2004, 12:32
hepsini tamamlayamadım ilk 6-7 mesajdan sonra bıraktım yaratıcılık yok du mesajlar aynı tarzda devam ediyor :))
Sonrasında yeni katılımcılar vardı.. Devam etseydin.
Bu ülke bırakılıp gidilir mi ?
Aksaray'da bir lastikçinin vitrininde.
"Vindovslu aletle rot balansı yapıyoruz..."
Gebze'de bir eczanenin camında...
"SSK gözlüğü yazılır. Tansiyona şekere bakılır.
Kurban kesilir...
"Dostum bana bi tane Yüzüklerin Efendisinin
gocuk versiyonundan verir misin?" Yanımdaki adam korsan VCD'ciden
Harry
Potter'i isterken..
"Kartuş ve kolonya doldurulur."
Eskişehir'de bir dükkanın camında...
"Burada adam olana, edebiyle konuşana hizmet verilir..." Eminönü'nde
bir
bakkalın camında...
İzmir'deki enteresan bir kuaförün devasa afişindeki gaz verici cümle:
"Bir fön neyi değiştirmez ki !..."
Bir kırtasiyenin camında
"Patlayan top geldi !..."
Kocaeli Hereke'de Y.Y.B.F. karşısında kendi halinde bir bakkalın
camında:
"Penguen Yemi bulunur !"
Kadıköy'de bir duvar:
"Reşat, lütfen buraya park yapma !...
Kaş'ta Doğan görünümlü bir Şahin'in arka camında:
"The Anatolian child does not eat these feet!..."
"Geçmiş olsun, buraya kadar frensiz geldik !..."
İşe gelmek için bindiğim dolmuşun şoförü son durağa geldiğimizde
sırıtarak...
Yaşlı teyze : "Evladım sağda mübarek bir yerde indirir misin ?"
Minibüs şoförü: "Az ilerde camii var, seni orada bırakayım teyze..."
Adana'da belediye otobüsünde ön ve arka kapıda görevli 2 muavin
arasında
geçen diyalog:
Muavin 1 : "Durakta inecek var mı ?" ( yolculardan ses çıkmaz )
Muavin 2 : "Olumsuz !"
Otobüs şoförü: "Paso lütfen!" ( ben pasoyu çıkarmak için cüzdanıma
davrandığımda... )
ayni şoför: "Varsa gösterme"
serdarkus
19-04-2004, 14:23
Kadınların ve erkeklerin aslında ne demek istediklerini merak ediyorsanız, bu klavuza göz atmalısınız... İngilizce bilmeyenler, bilenlerden yardım almak zorunda... (habertürk 'ten)
Translating Women's English!
Yes = No
No = Yes
Maybe = No
We need = I want
I'm sorry = You'll be sorry
We need to talk = I need to complain
Sure...go ahead = I don't want you to
Is my butt fat? = Tell me I'm beautiful
Do what you want = You'll pay for this later
I'm not upset = Of course I'm upset, you moron!
Are you listening to me?? = Too late, you're dead
You have to learn to communicate = Just agree with me
Be romantic, turn out the lights = I have flabby thighs
You're so.. manly = You need a shave and you sweat a lot
Do you love me? = I'm going to ask for something expensive
It's your decision = The correct decision should be obvious by now
You're certainly attentive tonight = Is sex all you ever think about??
I'll be ready in a minute = Kick off your shoes and find a good game on TV
How much do you love me? = I did something today that you're really not going to like
TRANSLATING MEN'S ENGLISH
I'm hungry = I'm hungry
I'm sleepy = I'm sleepy
I'm tired = I'm tired
Nice dress = Nice cleavage!
I love you = Let's have sex now
I'm bored = Do you want to have sex?
What's wrong = I guess sex tonight is out of the question
I love you, too = Okay, I said it...we'd better have sex now!
May I have this dance? = I'd eventually like to have sex with you
Can I call you sometime? = I'd eventually like to have sex with you
Do you want to go to a movie? = I'd eventually like to have sex with you
Can I take you out to dinner? = I'd eventually like to have sex with you
Will you marry me? = I want to make it illegal for you to have sex with other guys
You look tense, let me give you a massage = I want to have sex with you in the next ten minutes
Let's talk = I am trying to impress you by showing that I am a deep person and maybe then you'd like to have sex with me
I don't think those shoes go with that outfit = I am gay
[QUOTE=sn kahin,
hepsini tamamlayamadım ilk 6-7 mesajdan sonra bıraktım yaratıcılık yok du mesajlar aynı tarzda devam ediyor :))[/QUOTE]
Hulusi ile Mahmut'un konuyu bırakmasından sonra, topiğe dalıp; Gelene geçene, okuyana okumayana giydiren tipler öldürdü beni.
Hele cümlelerden biri yüzünden kıvrandım gülmekten...
Avustralyadan boru uzatır...
sonunu tamamlayamayacağım, gene kriz tuttu :gulen:
SunShine
19-04-2004, 15:26
Bir de manici var..
En komik manisi de
İstanbuldan kalktı tren ile başlayanı..
Son mısrayı hatırlayamamış olsa gerek.. :D
serdarkus
19-04-2004, 16:30
AKINCILAR
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
Haykırdı ak tolgalı beylerbeyi "ilerle"
Bir yaz günü geçtik tunadan kafilelerle
Şimşek gibi atıldık bir semte yedi koldan
Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan
Bir gün yine doludizgin atlarımızla
Yerden yedi kat arşa kanatlandık o hızla
Cennette bu gün gülleri açmış görürüzde
Hala o kızıl hatıra gitmez gözümüzde
Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik
Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik
YAHYA KEMAL BEYATLI
bikmisbroker
19-04-2004, 16:51
Sizin Kizdan Ne Haber?
Iki aile varmis ve her iki ailenin de birer kiz çocugu varmis. Birgün
misafirlikte sohbete baslamislar;
-Eee sizin kizdan ne haber?..
-Valla iste ne olsun biliyorsunuz ise girdi geçen sene. Basini kasiyacak
vakti yok. Ilk baslarda geceleri fazla mesai yapiyordu. Sonra hafta
sonlari da çalismaya basladi. Patronu çok sevmis her isi ona veriyormus.
Derken Ankara seyahatleri basladi. Bizimki çanta sekreter gibi patron
nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonundabu is böyle
olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi çalisiyor evladim.
-Ee , peki sizinki ne alemde?
-Valla bizimki orospu oldu, ben sizin kadar güzel anlatamiyorum...
selçuk efendi
19-04-2004, 19:31
kadının kucaanda bebek varsa, 4 görüyom ben
gemici dogru cevap peki neredeler
gemici dogru cevap peki neredeler
hocam yalanı sevmem büyütmek için farklı kaydet yaptım adı dokuz diye çıktı .nerede olduklarını araştırıyorum bulunca yazarım.sen beni bilmiş kabul etme. :)
gemici büyük adamsın helal olsun iyi yakaladın.cevap dokuz peki nerdeler bu kişiler
selçuk efendi
19-04-2004, 19:51
ben de büyük adamım yaa, :p
küçücük resme bakacam diye monitöre girdim :)
selçuk efendi
19-04-2004, 19:58
sayın Kaahin, Sezen aksu tartışmamız şahane, ahlaksız ve sorumsuz ..... denen yerve bi de o kadar küfürlü-küfürsüz yorumdan soora "not: bence x haklı" dedikleri anlar da kopulası. çok güldüüm ve aklıma kalan yerler
-aliminyum kafa seni-
-sersem ...... mahsulü x-
bikaç taane daa vardı emiinim...
son olarak, ekşi sözlük de insanı kıl edecek kadar cool, hani bunnarla yaşadıımızı bilmeyip de yeni farkedenler bakımından
:D :D Kanada'nın en büyük şehirlerinden birinde bir akşam vakti bir kadın havaalanında uçağının kalkış saatini bekliyordu. Daha epeyce zaman vardı. Kadın bir süre havaalanındaki dükkanları dolaştı. Sonunda, kendine bir kitap ve bir paket kurabiye alıp, oturacak bir yer aramaya başladı.
Aldığı kitap çok sürükleyici bir romandı. Ama, kadın kendini kitaba ne kadar kaptırırsa kaptırsın, oturduğu bankın öbür ucundaki adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran paketten kurabiyeleri birer birer aldığını görebiliyordu.
Kadın bir yandan kitabını okuyup, öte yandan ağır ağır kurabiye yiyor; arada bir saatine bakıyordu. Yanında oturan kurabiye hırsızı da, kurabiyeleri birer ikişer almaya devam ediyordu. Roman kendisini çok sarsa da, adama karşı içinde giderek artan bir öfkenin birikmesine de engel olamıyordu. İçinden:
"Kibar biri olmasam adamın gözüne yumruğu patlatırdım" diye söyleniyordu.
O böyle söylenedursun, kurabiye hırsızı işine devam ediyordu. Kadının elinin kurabiyeye her uzanışının ardından o da bir kurabiye alıyordu. Bir kadın, bir o.
En sonunda pakette tek bir kurabiye kaldı. Kadın "kurabiye hırsızı" adını taktığı adamın şimdi ne yapacağını merak ediyordu.
Göz ucuyla adama baktı. 50 yaş civarındaki adamda bir yabancı, bir Türk tipi vardı. Oturduğu bankta kurabiye paketine yakın yerde ajandası duruyordu. Üzerindeki "Bıkmış Broker: Babo" yazısından Türkçe bilmediği için bir şey anlayamadı.
Türk görünümlü adamın yüzünde sinirli bir gülümseme vardı. O eda ile son kurabiyeye uzandı, ikiye böldü ve yarısını kadına uzatıp diğer yarısını kendi ağzına attı.
Kadın yarım kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldığında:
"Aman Allah'ım, ne cüretkar ve kaba bir adam!" diye düşünüyordu.
O sırada, bineceği uçağın yolcularının hazırlanmaları anons edilince, kadın derin bir oh çekti içinden. Eşyalarını topladı, oturduğu yerden çıkış kapısına doğru yürüdü. Kurabiye hırsızına ise asla dönüp bakmadı. Uçağa bindi, koltuğuna rahatça uzandı, sonra da bitmek üzere olan kitabına döndü.
Kitabı almak için çantasına uzandığında, kadını bir sürpriz bekliyordu. Aldığı bir paket kurabiye hala çantadaydı.
"Bunlar benim kurabiyelerim ise.." diye düşündü kadın; "yediklerim onundu."
Özür dilemek için çok geç kalmıştı. "Kurabiye hırsızı" adam değil, kendisiydi. ;) ;)
onikikarakte
19-04-2004, 22:31
http://www.geocities.com/onikikarakte/
harley.asf (500kB) Motor seslendirmeleri
1. Delikanli adam kendisinden uzun boylu kizlarla dolasmaz.
2. Delikanli adam sözünden dönmez. Özü sözü birdir.
3. Delikanli adam Light Cola içmez.
4. Delikanli adam More ve benzeri sigaralari içmez. En delikanli olani Camel içer.
5. Delikanli adam laga-luga yapmaz.
6. Delikanli adam kaypaklik yapmaz.
7. Delikanli adam dedikodu yapmaz.
8. Delikanli adam ayagini yorganina göre uzatmaz. Uygun yorgani yoksa yorgansiz yatar.
9. Delikanli adam görevden kaçmaz.
10. Delikanli adam rejim yapmaz. Yapana da iyi gözle bakmaz. Diyet yogurt, peynir vs yemez.
11. Delikanli adam büyüklerine hürmet eder, küçüklerini korur.
12. Delikanli adam ana babasina extradan hürmet eder.
13. Delikanli adam fino vb köpekleri gezdirmez.
14. Delikanli adam köpekten korkmaz.
15. Delikanli adam kisa pantolon giymez. Zorunlu hallerde sort giyer.
16. Delikanli adam saçini boyatmaz, saç ektirmez.
17. Delikanli adam az konusur öz konusur.
18. Delikanli adam kodu mu oturtur.
19. Delikanli adam Labunyalardan haz etmez.
20. Delikanli adam bira içmek isterse soguk Efes içer. Labunya birasi içmez.
21. Delikanli adam gaza gelmez. Gerektiginde 18. maddeyi uygular.
22. Delikanli adam tavuk gibi erkenden yatmaz. Gerektiginde hemen uyanir.
23. Delikanli adam Labunya gibi sakal birakmaz. Örnek: Mirkelam, bir ara Hakan Sükür, veya "top" sakal.
24. Delikanli adam borcunu öder. Sadece diger delikanlilardan borç alabilir. Labunyalardan borç alamaz.
25. Delikanli adam mezesiz de içer. Yumruk mezesi her halikarda serbesttir.
26. Delikanli adam avucunu yalamaz.
27. Delikanli adam sallama çay içmez.
28. Delikanli adam sadece delikanlilarin müzigini dinler.( Deliyürek mesela Haydarinna ninaninanayy)
29. Delikanli adam eroin ve kokain kullanmaz, satmaz satanlardan hiç hazzetmez.
30. Delikanli adam küpe takmaz, labunya gibi saç uzatmaz.
31. Delikanli adam kamyoncu kültürüne saygi gösterir.
32. Delikanli adam taksici ve minibüscü kültürünü sevmez.
33. Delikanli adam Haydar Dümen ve Güzin Abla gibi sahsiyetlerle muhatap olmaz.
34. Delikanli adam agzi açik cak-cuk sakiz çignemez.
35. Delikanli adam yagcilik ve yalakalik yapmaz.
36. Delikanli adam Labunya takisi takmaz.
37. Delikanli adam papyon takmaz, zorunlu hallerde kravat takabilir.
38. Delikanli adam astroloji, yoga, fal, aerobik, fitness, step gibi Labunya isleri ile ugrasmaz.
39. Delikanli adam Malibu, Archies gibi Labunya isimli içkileri içmez. Öncelikle Raki, Viski, Votka, Cin, Rom, Tekila gibi içkileri içer.
40. Delikanli adam artistlik yapmaz.
41. Delikanli adam acil durumlar disinda kosmaz.
42. Delikanli adam Labunyalarla tartismaz. Labunyalara verilecek en iyi cevap kovmaktir.
43. Delikanli adam telesekreteri kendine muhattab gormez
44. Delikanli adam Scooter tipi motorlara binmez
Genç iş adamı uçağa binmek üzere havaalanina gelir ve bilet kontrolü yapılan masaya giderek, elindeki valizleri teslim eder.
Görevli; "Biletinizi alabilir miyim?" der.
Adam biletini verir ve ekler; "Biletimden göreceğiniz gibi New York'a gidiyorum. Ancak, verdiğim yeşil valizin Londra'ya, mavi olanın da Paris'e gitmesini istiyorum."
Görevli kız şaşkınlıkla; "Özür dilerim, ancak bunu yapmam mümkün değil".
Bunun üzerine çok rahatlayan genç adam; "Bunu duyduguma çok sevindim. Geçen sefer yapmıştınız da!"
serdarkus
20-04-2004, 13:57
Bir seansçının günlüğü:
09:28 Tüm yazıları okudum, alacağımı satacağımı not aldım. Geç yattığıma değse bari. Hanım da yine ters ters bakıyor ama, akşama kazandığımla şaşırtayım da görsün.
09:30 Hadi bismill…
09:34 Hast.. bu ne yaw.. 2 dakikada boşaltılır mı bu kadar, bizim satışların hepsi de ofsayta takıldı. Şimdi alışları da verirlerse.. hanım da bakıp duruyor, huylandı mı ne!..
09:49 Döndü mü ne? Hey güzel Allah ‘ım, sen büyüksün, n’olur.
09:55 Döndü, döndü.. şansımı seveyim, alışlar da gelmiş.
10:12 Ulan gidiyor bizim satışlar.. hay senin gibi analistin, hay senin çizdiğin grafiğin, hay senin verdiğin direncin.. zaten o herif şaş şaş çiziyor grafikleri, kabahat onu ciddiye alanda.. ben vermezmiyim şimdi sana bir kırmızı..
10:22 Hadi 20000.. hadi oolum kemik..
10:25 Olee!... Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik / Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik..
11:05 Dönme lan, dönme… hay senin gibisinin..
11:11 19700.. düşer mi daha. Düşme ne olur… Yok bişi hanım, kendi kendime şarkı söylüyorum.. –öldüm, bittim..-
11:14 Kimdi o akşam 19600 sağlam yazan.. zaten çok efendi çocuk o… daha aşağı düşmez, düşmez.
11:30 Grafiği şaşı maşı ama, helal olsun, neyse ki yükselince biraz sattırdı bana..
11:35 Hani ulan 19600 sağlamdı.. bir daha senin yazdığın esprilere gülersem ne olayım. Çopar oğlanı…
11:40 Hanıma ne diyecem ben şimdi, zaten yeni bulaşık makinesi parasını ZONKAŞ ta batırınca, iki ay yatağa sokmamıştı beni, hep o klavyesi yamuk herifin yüzünden.. layn olum, git kendi kendini batır, ne istersin benden.. bittim bittim.
11:45 Şimdi oğlan da gelecek okuldan.. bu sefer de sırıtarak sorarsa, yapıştıracam tokadı. Zaten 30 milyonluk spor ayakkabısı isteyip duruyor, sanki para basıyoruz burada.
11:50 Ey yumurtaya can veren rabbim, sen büyüksün.. döndü nihayet. Şu günü kurtayım, bir daha mı tövbe..
11:55 Tammam bee… boşu boşuna satmışım kardeşim.. şaşı grafikçi ne olacak.
12:00 Ulan gitti yine iki maaş.. çaktırma hanıma şimdi, öğleden sonra toparlarım. Neyse, hele bir tuvalete gideyim, sonra okurum yorumları, bakalım ne diyecekler öğleden sonra için.. bu sefer de şu çomar resimliyi takip edeyim, onun grafikleri daha parlak renkli gözüküyo…
serdarkus
20-04-2004, 14:16
Önemli NOT: Bu topikte bahsi geçen yatırımcı tiplemelerinin, evin hanımı ve çocuğu hariç, gerçek dünya ile hiçbir ilgisi yoktur. :cool:
Burdan kim yapmıyor yukardakileri diye bir anket açmak lazım..:D
bikmisbroker
20-04-2004, 15:22
Bir seansçının günlüğü:
12:00 Ulan gitti yine iki maaş.. çaktırma hanıma şimdi, öğleden sonra toparlarım. Neyse, hele bir tuvalete gideyim, sonra okurum yorumları, bakalım ne diyecekler öğleden sonra için.. bu sefer de şu çomar resimliyi takip edeyim, onun grafikleri daha parlak renkli gözüküyo…
En cok "şu çomar resimliyi" merak ettim simdi!!! :D
bikmisbroker
20-04-2004, 15:33
http://gallery.cybertarp.com/albums/userpics/20739/Acikpos.jpg
bikmisbroker
20-04-2004, 15:55
Terörist saldırıda çöken ikiz kulelerde çalışanların büyük bir bölümü öldü.
Kulelerde çalışan Türklerin büyük bölümüyse hayatta. Posta Gazetesi Genel
Yayın Yönetmeni Rıfat Ababay, basına yansıyan hikâyelerine göre Türklerin
kurtuluş sırlarını derledi:
En kötüsünü düşündüler: Bina sarsılınca Türklerin akıllarına iki olasılık
geldi: Ya uçak çarptı, ya deprem oldu. ABDlilerse sistemlerde patlama oldu
diye düşündü. Türk Nasıl kurtulurumu planlarken ABDli masasında çalışıyordu.
Anonsları dinlemediler: Resmi emirleri oldum olası ciddiye almayan Türkler,
hoparlörden yayılan "Binayı terk etmeyin" uyarılarına aldırmayıp hemen
merdivenlere yöneldi.
Cepler hep açık: Tam bu sırada en ciddi toplantıda bile kapamadıkları,
tuvalette dahi yanlarında bulundurdukları cep telefonları çaldı, dostları
"Çabuk kaç, binaya uçak çarptı" diye uyardı.
Emniyet şeridini ihlal: Binadan kurtulan bir Türke kulak
verelim:Amerikalılar merdivenin sağından tek sıra halinde iniyordu Polise
"Neden solu kullandırmıyorsun?" dedim. "Yukarı çıkanlara ayırdık" dedi.
Gülüp tek başıma soldan jet gibi indim. 2 dakika sonra bina çöktü.
Uyku işten önemli: Başta Japonlar olmak üzere binada çalışanların çoğu
08.00de işbaşı yapmıştı, olay 08.45te oldu ama Türklerin çoğu hâlâ bina
dışındaydı. Binadaki Türk fotoğrafçının 40 çalışanının 36sı işe henüz
gelmemişti.
İleriyi gördüler: Kurtulan bir Türk kızı anlatıyor: Binadan çıkınca hemen
uzaklaştım. Çünkü depremde binalar sallantıdan 15-20 dakika sonra çökmüştü.
ABDlilerse binanın önünde telefonla Kurtuldum diye müjde veriyorlardı.
Kuleler çökerken sanırım altında kaldılar.
bikmisbroker
20-04-2004, 15:59
> Sakıp Sabancı Ağa'ya bir gün demişler ki ; -Ağa bu dünyada her şey
> senin
> > >için güllük gülistanlık. Nereye baksak her tarafta senin
> > >şirketleri,fabrikaları görüyoruz, (MarSA, YünSa, LasSA,ToyotaSA...).
> Burada
> > >işin iş. Ya diğer tarafta ne olacak, oradane yapacaksın, nasıl
> > >kurtulacaksın zebanilerden?.. Sakıp Ağa gülmüş : -Merak etme, öte
yandada
> > >işimiz sağlam ... Bir tarafımızda iSA, diger tarafımızda MuSA...."
preatoria
20-04-2004, 16:03
Kanadaya göçmen olarak giden bi arkadaştan notlar ;;
1. gün tanrım burası cok güzel bi yer doğa harika hava çok temiz ama biraz soğuk akşama doğru kar yağdı evde kalıp alışmaya çalıştım
2. gün bugün yan evlerdeki gençlerle tanıstım akşama doğru kar yağmaya başladı sıcak çikolata içtik sonra çıkıp kar top oynadık hepsinin canına okudum
3. gün sabah güzel bi kahvaltı yaptım ama cok kötü kar yağıyor yollar kapandı öğleden sonra karları temizlemeye geldiler
4. gün yine kar yağıyor evde oturmak zorundayım yine dışarı çıkamadım televizyon seyrediyorum ama ne diyorlar hiç anlamıyorum
5. gün bugün bu beyaz boktan biraz daha yağdı yine evdeyim. tanrım çıldıracağım ne zaman duracak bu kar yağışı
6. gün ........ böyle memleketi ben eve dönüyorum güzel yurdum bekle beni :D :D :D
notlarda yazılanları sanki daha önce duymuş gibiyim... :roll:
preatoria
20-04-2004, 17:15
haa anladım :D doğrudur
ilk cümle dahil olayın bütününü net kaynaklıdır
YANIKLARI ATMA
Temel ile Dursun Amerika'da itfaiye teskilatina girerler, yangin ihbari alinir. Çok katli bir binada kreste yangin çikmistir. itfaiyeci merdiveni çalismaz. Temel yukari çikar. Dursun asagida kalir. Temel asagida bekleyen Dursun'un kucagina çocuklari atmaya baslar. Temel atar, Dursun tutar, kaldirima koyar. Bir çocuk, iki çocuk, üç çocuk, derken besinci zenci çocuktur.. Temel birakir, Dursun yakalamak için kollarini açmaz. Çocuk paat yerde. Tekrar at, tut kenara koy, tut at kenara koy. Temel yine zenci çocuk atar. Dursun yine tutmaz. Çocuk paat gene yerde.. Dursun yukari bagirir: "Yaniklari atma! yaniklari atma!"
:D :D :p
İMKB de endeks 407 puanlık kayıpla, 19.528 seviyesinden kapandı...
---ne yorucu gündü ama değil mi?...
Temel, adamin birinin kendisini iskeleden denize attigini gordu. Hemen
ardindan atladi, adami bogusa bogusa karaya cikardi. Adam "Yasamak
istemiyorum.. Beni niye kurtardin" diye bagirdi cagirdi. Temel'in elinden
kurtuldu ve gene denize atladi.
Temel de pesinden. Gene bogustular. Guclu kuvvetli Temel adami bir kez daha
karaya cikarmayi basardi. Adam sahilde yurudu, orada bir agac buldu. Dalina
kendini asti.
Iki saat sonra karakolda komiser Temel'in ifadesini aliyordu.
"O buz gibi havada iki kez denize dalip adami sen kurtardin degil mi?.."
"Evet amirim."
"Peki adam kendini astiginda niye gidip ipi kesmedin de, oturup ruzgarda
sallanmasini seyrettin."
"Ben zavalli adamin, kendini kuruttugunu dusunmustum, amirim."
:D :D Nasılsınız mirim?
644 nolu "Kurabiye Hırsızı" başlıklı yazıda sizin öykünüzü anlattım. Herhalde görmediniz.
Saygıyla. :D :D
Dünyanın en ünlü kalp doktorlarından birinin arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabanın kaputunu açmış ve doktora dönerek:
-Size bir şey soracağım. Ben ve siz neredeyse aynı işleri yapıyoruz. Mesela ben şimdi özenle kaputu açacağım. Bir bakışta problemin nerede olduğunu anlayacağım. Kapakçıkları temizleyeceğim. Gerekirse kabloları, motor yağını değiştireceğim. Hatta çok gerekli ise motoru çıkarıp yerine yenisini takacağım!.. Söylesenize, nasıl oluyor da siz milyon dolarlar kazanıyorsunuz, ama ben meteliğe kurşun atıyorum?
Bunun üzerine doktor, tamircinin kulağına eğilmiş ve şöyle demiş:
-Bunların hepsini motor çalışıyorken yapmayı denesenize!..
İncili çavuş kah kah gülüyor ve:
-ekonomik önlemler, halk için;tıpkı öfkeli bir kaynananın, damadına biçtiği cezaya benzedi, diyormuş.
-neymiş öfkeli kaynananın damadına biçtiği ceza peki?
-öfkeli kaynana, ‘‘ elimden gelse, bir demiri kızdırır, kızgın olmayan yönünü şu bizim damadın k... na sokarım” diyormuş. “Neden, kızgın olan yönünü değil de, kızgın olmayan yönünü?” diye sormuşlar. Kaynana :
-“çıkarmak istedikçe, demiş eli yanar çıkaramazdı”
Bir doktor, bir mimar birde Demirel:
En eski meslek hangisi diye tartışıyorlarmış.
Doktor:
-en eski meslek bizimkidir. Adem babamızın göğüs kemiğinden havva anamız yaratıldığı zaman, cerrahi bir konu çıkmış oldu ortay. Taaa o zaman başlar doktorluk..
Mimar:
-yok demiş, mimarlık daha eskidir. Önce boşlukta bir kargaşa vardı. Sonra dünya kuruldu. Dünya nın kuruluşu mimari bir olaydır. O tarihten başlıyor bizim meslek.
Demirel gülümsemiş:
-haydi efendim haydi, demiş mimar arkadaşın sözünü ettiği, dünyanın kuruluşundan önce, boşlukta kargaşa vardı ya; işte o kargaşa, politikacıların eseriydi...
doktorla, mimar:
-doğru, doğru demişler.
Ve eklemişler
-sizi şimdi daha iyi anlıyoruz.
preatoria
21-04-2004, 09:08
Kanadaya göçmen olarak giden bi arkadaştan notlar ;;
1. gün tanrım burası cok güzel bi yer doğa harika hava çok temiz ama biraz soğuk akşama doğru kar yağdı evde kalıp alışmaya çalıştım
2. gün bugün yan evlerdeki gençlerle tanıstım akşama doğru kar yağmaya başladı sıcak çikolata içtik sonra çıkıp kar top oynadık hepsinin canına okudum
3. gün sabah güzel bi kahvaltı yaptım ama cok kötü kar yağıyor yollar kapandı öğleden sonra karları temizlemeye geldiler
4. gün yine kar yağıyor evde oturmak zorundayım yine dışarı çıkamadım televizyon seyrediyorum ama ne diyorlar hiç anlamıyorum
5. gün bugün bu beyaz boktan biraz daha yağdı yine evdeyim. tanrım çıldıracağım ne zaman duracak bu kar yağışı
6. gün ........ böyle memleketi ben eve dönüyorum güzel yurdum bekle beni :D :D :D
not: yukarıdaki arkadaş BaBo değildir :D
2002 yılında Britanya Bilimsel İlerleme Derneği'nin, 70 ülkeden 40 bin fıkra ve
2 milyon oya göre belirlediği, yılın en komik fıkrası:
İki avcı ormana gider. Yolda avcılardan biri yere düşer. Arkadaşının nefes almadığını ve bakışlarının donuklaştığını gören diğer avcı hemen acil yardım servisini arar. Operatöre 'arkadaşım öldü, ne yapabilirim?' der.
Operatör 'Sakin olun. Size yardım edeceğim. Önce arkadaşınızın öldüğünden emin olalım' der. Önce bir sessizlik, ardından da bir silah sesi gelir. Adam tekrar telefonu alıp operatöre sorar, 'Peki şimdi ne yapayım?'
preatoria
21-04-2004, 09:57
piyasanın ayılarına
1- iki gözden kör olasan
> >2- Kor olasan kor bahasan
> >3- Toprah başan ola
> >4- Başşın yiye.
> >5- Başşın ömrün yiye
> >6- Rebbi heyr görmeyesen
> >7- Ettiğin bulasan.
> >8- Allah belan vere
> >9- Kuzzul kurt yiyesen
> >10- Kan kusasan
> >11- Südüm sahan haram it kani ola
> >12- Cigerinden yanasın
> >13- Kız iken kız doğasın
> >14- Yere giresen
> >15- Gidişin ola gelişin olmaya
> >16- Gidesen gelmeyesen
> >17- Ezrail seni seve delige tepe
> >18- Gurunda tik oturasan
> >19- Cinimin eti olasan
> >20- Canan ateş düşe
> >21- Allah belan vere köpek selan vere
> >22- Peppig olasan
> >23- Murad almiyasan
> >24- iki gözün avcuma düşe
> >25- Ezilesen dökülesen hıtmi haşek olasan
> >26- Ah diyesen oh demiyesen
> >27- Topa gelesen
> >28- Boynun kopa
:D
not: yukarıdaki arkadaş BaBo değildir :D
çok merak eden oldu değil mi :D
preatoria
21-04-2004, 10:17
evet yoğun istek üzerine yazdım :D
bikmisbroker
21-04-2004, 11:19
not: yukarıdaki arkadaş BaBo değildir :D
BaBo Halen 3.cu madde de olup bir turlu 4.ciye gecememektedir ....Ilanen duyrulur.. :D
bikmisbroker
21-04-2004, 11:21
Ruyamda bir mesaj aldim "Uyan piyasa gidiyor" diye...Amma, piyasanin gittigi mittigi yok? Kabusmuydu??? ;)
>Bir dahaki sefer ellerinizi yıkarken suyun sıcaklığı tam istediğiniz gibi değilse eskiden İngiltere'de bu işlerin nasıl yapıldığını düşünün. 1500'lerde İngiltere'de işler şöyle yapılıyordu:
>
>İnsanların çoğu Haziran'da evleniyordu Çünkü senelik banyolarını Mayıs ayında yapıyorlar, Haziran'da hala çok kötü kokmuyorlardı. Ama yine de kokmaya başladıkları için gelinler vücutlarından çıkan kokuyu bastırmak amacıyla ellerinde bir buket çiçek taşıyordu.
>
>Banyolar içi sıcak suyla doldurulmuş büyük bir fıçıdan meydana geliyordu. Evin erkeği temiz suyla yıkanma imtiyazına sahipti. Ondan sonra oğulları ve diğer erkekler, daha sonra kadınlar, sonra çocuklar ve en son olarak ta bebekler aynı suda yıkanıyordu. Bu esnada su o kadar kirli hale geliyordu ki içinde gerçekten bir şeyleri kaybetmek mümkündü. İngilizce'deki "banyo suyuyla birlikte bebeği de atmayın" (Don't throw the baby out with the bath water) deyimi buradan gelmektedir.
>
>Evlerin çatıları üst üste yığılmış kamıştan yapılıyor, kamışların altında tahta bulunmuyordu. Burası hayvanların ısınabilecekleri tek yer olduğu için bütün kediler, köpekler ve diğer küçük hayvanlar (fareler, böcekler) çatıda yaşıyordu. Yağmur yağdığı zaman çatı kayganlaşıyor ve bazen hayvanlar kayarak çatıdan aşağı düşüyordu. İngilizce'deki "kedi-köpek yağıyor" (It's raining cats and dogs) deyimi buradan gelmektedir.
>
>Yukarıdan evin içine düşen şeyleri engelleyecek hiçbir şey yoktu. Böceklerin ve buna benzer nesnelerin yatakların içine düşmesi büyük bir sıkıntı oluşturuyordu. Etrafında yüksek direkler ve üstünde örtü bulunan İngiliz usulü yataklar buradan gelmektedir.
>
>Zemin topraktı. Sadece zenginlerin zemini topraktan başka bir şeyden yapılmıştı. Toprak kadar fakir (dirt poor) tabiri buradan çıkmıştır.
>
>Zenginlerin ahşaptan yapılmış zeminleri vardı. Bunlar kışın ıslandığı zaman kayganlaşıyordu. Bunu önlemek için yere saman (thresh) seriyorlardı. Kış boyunca saman sermeye devam ediliyordu. Bir zaman geliyordu ki kapı açılınca saman dışarıya taşıyordu. Buna mani olmak üzere kapının altına bir tahta parçası konuyordu ki bunun adı "thresh hold" (saman tutan; Türkçesi "eşik") idi.
preatoria
21-04-2004, 13:20
Ruyamda bir mesaj aldim "Uyan piyasa gidiyor" diye...Amma, piyasanin gittigi mittigi yok? Kabusmuydu??? ;)
Babo piyasa aşağı doğru gidiyordu uyanda destek at demek istemiştim tek başıma güc yetiremedimde yabancı yatırımcıya gerek duyduk sende destek verirsen öğleden sonra .... belki :D
>Yemek pişirme işlemi her zaman ateşin üzerine asılı durumdaki büyük bir kazanın içinde yapılıyordu. Her gün ateş yakılıyor ve kazana bir şeyler ilave ediliyordu. Çoğu zaman sebze yeniyor, et pek bulunmuyordu. Akşam yahni yenirse artıklar kazanda bırakılıyor, gece boyunca soğuyan yemek ertesi gün tekrar ısıtılarak yenmeye devam ediliyordu. Bazen bu yahni çok uzun süre kazanda kalıyordu. "Bezelye lapası sıcak, bezelye lapası soğuk, kazandaki bezelye lapası dokuz günlük" (peas porridge hot, peas porridge cold, peas porridge in the pot nine days old) tekerlemesinin menşei budur.
>
>Bazen domuz eti buluyorlar o zaman çok seviniyorlardı. Eve ziyaretçi gelirse domuz etlerini asarak onlara gösteriş yapıyorlardı. Birisinin eve domuz eti getirmesi zenginlik işaretiydi. Bu etten küçük bir parça keserek misafirleriyle oturup paylaşıyorlardı. Buna "yağ çiğnemek" (chew the fat) adı veriliyordu.
>
>Parası olanlar kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabaklar alabiliyordu. Asidi yüksek olan yiyecekler kurşunu çözerek yemeğe karışmasına sebep oluyor, böylece gıda zehirlenmelerine ve ölüme yol açıyordu. Domatesler buna sık sık sebep olduğu için bundan sonraki yaklaşık 400 yıl boyunca domateslerin zehirli olduğu düşünülmüştü.
>
>Çoğu insanın kalay-kurşun alaşımından yapılmış tabakları yoktu. Onun yerine tahta tabaklar kullanıyorlardı. Çoğu zaman bu tabaklar bayat ekmekten yapılıyordu. Ekmekler o kadar bayat ve sertti ki uzun zaman kullanılabiliyordu. Bunlar hiçbir zaman yıkanmadığı için içinde kurtlar ve küfler oluşuyordu. Kurtlu ve küflü tabaklardan yemek yiyen insanların ağızlarında "tabak ağzı" (trench mouth) denen hastalık ortaya çıkıyordu.
>
>Ekmek itibara göre bölüşülüyordu. İşçiler yanık olan alt kabuğu, aile orta kısmı, misafirler de üst kabuğu alırdı.
>
>Bira ve viski içmek için kurşun kadehler kullanılıyordu. Bu bileşim insanları bazen birkaç gün şuursuz vaziyette tutabiliyordu. Yoldan geçen insanlar bunların öldüğünü sanıp defnetmek için hazırlık yapıyordu. Bunlar birkaç gün süreyle mutfak masasının üstüne yatırılıyor¸ aile etrafına toplanıp yiyip-içerek uyanıp uyanmayacağına bakıyordu. Buna "uyanma" nöbeti deniyordu.
>
>İngiltere eski ve küçük bir yerdi, insanlar ölülerini gömecek yer bulamamaya başlamıştı. Bunun için mezarları kazıp tabutları çıkarıyor, kemikleri bir "kemik evi"ne götürüyor ve mezarı yeniden kullanıyorlardı. Tabutlar açıldığında her 25 tabutun birinde iç tarafta kazıntı izleri olduğu görüldü. Böylece insanların diri diri gömüldüğü ortaya çıktı. Buna çözüm olarak cesetlerin bileklerine bir ip bağlayıp bu ipi tabuttan dışarıya taşıyarak bir çana bağladılar. Bir kişi bütün gece boyu mezarlıkta oturup zili dinlerdi. Buna mezarlık nöbeti "graveyard shift") denirdi. Bazıları zil sayesinde kurtulur ("saved by the bell") bazıları da "ölü zilci" (dead ringer) olurdu.
bikmisbroker
21-04-2004, 14:12
Babo piyasa aşağı doğru gidiyordu uyanda destek at demek istemiştim tek başıma güc yetiremedimde yabancı yatırımcıya gerek duyduk sende destek verirsen öğleden sonra .... belki :D
Dun satan yabancilardan biri bendim..:)
bikmisbroker
21-04-2004, 14:13
Babo piyasa aşağı doğru gidiyordu uyanda destek at demek istemiştim tek başıma güc yetiremedimde yabancı yatırımcıya gerek duyduk sende destek verirsen öğleden sonra .... belki :D
Dun satan yabancilardan biri bendim..:)
Bkz. YKBNK topic'i
corumlu senin kolleksiyon var herhalde ne güzel resimler buluyorsun.
borsadan teknik analizden anlamayınca ancak böyle yerleri dolaşıyorum..
Temel ve Dursun kahvenin önünde oturuyorlarmis. Bir turist gelmis ve Temel e
Ingilizce yolu sormus. Temelde ses yok. Turist bu defa Almanca sormus.
Temelde yine ses yok. Turist bu defa Fransizca konusmus. Yine ses yok.
Ispanyolca, yine sesyok. Turist kizmis, bagirip çagirdiktan sonra çekip gitmis.
Bunun üzerine Dursun Temele,
- Bir lisan ögrenmemizin zamani geldi galiba...
demis. Temel ise Dursun a dönerek,
- Bosver, ne gerek var? Adam dünya kadar lisan biliyor ama birderdini
anlatabildi mi?.. :p
iş adamı Temel Amerika'ya gider, işlerini bitirdikten sonra alış veriş merkezlerinde
dolaşmaya başlar. Pet shoplardan birinde akıllı ve hazır cevap bir papağan görür,
papağanla biraz sohbet ettikten sonra yetkiliye gider ve papağanı satın almak istediğini söyler.
Satıcı papağanın satılık olmadığını söyler fakat Temel bir türlü vaz geçmez
paraysa para illaki bunu bana satacaksınız diye israr eder.
Satıcı bakmış kurtuluş yok Temel'e, bak bizde papağanın dört tane yumurtası var
bu yumurtaları sana verelim hem daha ucuz olur hemde dört tane birden papağanın olur demiş.
Temel biraz düşünüp kabul etmiş. Trabzona döner dönmez hemen yumurtaları kuluçkaya yatırmış.
Bir süre sonra yumurtalar çatlamaya başlamış. Birinciden civciv,
ikinciden güvercin, üçüncüden muhabbet kuşu, dördüncüden ise ördek çıkmış.
Temel bu işe epey bozulmuş. Bir kaç ay sonra Temel yine Amerikaya gitmiş,
işlerini bitirince doğru papağanın olduğu dükkana gitmiş.
Papağan Temeli uzaktan görür görmez başlamış kahkahalar ile gülmeye.
Temel ne güleysun ula demiş. Papağan niye gülmiyeyim,
New York'da herkes senin enayiliğini konuşuyor deyince Temelde,
oda birşeymi ulan Trabzonda herkes senin fahişeliğini konuşuyor demiş
Birgün dünyanın Gizli servisleri arasında yarışma yapılacakmış CIA'den, KGB'den ve bizim MIT'ten de katılanlar olmuş. Yarışmaya katılanlara bir odaya girecekleri ve odadaki çuvala bir sekilde kendilerini paketleyecekleri söylenmiş. Bütün yarışmacılar tamam deyip sırayla girmeye başlamışlar. İlk önce CIA'yinki odaya girip paketlemis kendini. Peşinden giren juri uyesi çuvalı tekmelemis ve çuvaldan: - Hav hav diye ses gelmiş. Juri üyesi inandıgını söyleyip odadan çikmış. Arkadan KGB'ninki girmiş. Aynı şekilde kendini paketlemiş Juri üyesi gene tekmelemiş çuvalı bu sefer: - Miyav Miyav, diye ses gelmiş Tamam demiş adam. Arkadan MIT'in ki girmiş aynı şekilde yapmış. Adam gene tekmelemiş: Ses yok bi kaç defa tekmelemiş I-ih gene ses yok. Çuvalı duvarlara vurmaya baslamış en sonunda cuvaldan: - Patates ulan patates diye ses gelmiş.
Temel b gün otobanda, Anadol marka arabasüyla gidiyormuş. Aksilik bu ya arabanın arızalanacağı tutmuş. Ne yapsın? Çaresizce çekmiş emniyet şeridine ve beklemeye baslamış. Epey bi süre bekledikten sonra gürültüyle, bir arabanın hemen yanında durduğunu görmüş. Son model bir FERRARI ve içinde garnd tuvalet, kara güneş gözlükü, saçları joleli, traşlı ve kısacası varlıklı ve cok zengin olduğu her halinden belli olan bi adam hafifce eğilerek seslenmiş:
-Hemşerim! istersen otobanın sonuna kadar seni yedeğe alıp çekim! Çaresiz Temel elbette kabul etmiş. Bağlantıları yapmışslar ve sonkontrolleri de yaptiktan sonra zengin sürücü : -Arkadaş bak, ben de hız hastalığı vardır, eğer dalğınlıkla hızımı arttırırsam sen arkadan selektör yaparsın ben de yavaşlarım olur mu?, demiş. Temel buna anlam verememiş ama yinede :
-Peki!, demiş. Nihayet yola koyulmuşlar. Önde FERRARI ve arkasında ANADOL bir süre sakince yol almışlar. Ama bi sure sonra da Temel adamın neden bahsettiğini anlamış. 60 km/h..... 80km/h..... 120km/h.....150km/h derken Temel bakmış olacak gibi değil. Direksiyon zangırdamaya motordan boğuk sesler gelmeye baslayınca Hemen hatırlamış ve öndeki sürücüye selektör yapmaya başlamış. Selektörü farkeden sürücü de durumu anlayıp yavaşlamış. 150km/h....120km/h..... 60km/h. Ancak gel zaman git zaman bi sure sonra öndeki sürücü yine kendini kaptırıp hızlanmaya başlayınca Temel bu sefer atik davranmış ve malum. Bu olay birkaç defa daha tekerrür etmiş. Uzun bi sure sakince yol almışlar. Ta ki büyük bir gürültüyle Temel'in yanından geçip öndeki FERRARI`nin yanına yanaşan son model LAMBORGINI`nin şoförü FERRARI`nin şoförune kapkara gözluklerinin üzerinden bakıp :
-Kapisalım mı Moruk! 140 km ilerideki benzinciye son varan. İlk gelenin deposunu fuller. Ne dersin? FERRARI`nin sürücüsü.
-Pekala, paraları hazırla. Çünki kaybeden sen olacaksın, demiş ve başlamışlar yarışa 80 km/h.... 120km/h..... 200km/h.... 280km/h.... Tam bu sırada helikopter ile otobanın üzerinde trafik denetleme devriyesi gorevini yapmakta olan Dursun durumu farkeder ve eline telsizi alarak şu mesajı geçer...
-Alo... Alo.. Breykk... Uçan Hamsi`den tüm ekiplere... Şu anda otoyolun 85. mevkiinde seyir halinde olan üç araba otoban emniyetini bozacak şekilde aşırı hız yapii... Arabaları tanımlıyorum. FERRARI-LAMBORGINI-ANADOL.... FERRARI ile LAMBORGINI kapışii, Arkadan ANADOL gecmek için yol istii
northwind
22-04-2004, 01:04
http://www.globalrichlist.com/
yillik gelirinizi yaziyorsunuz dunyanin en zengin kacinci kisisi oldugunu ogreniyorsunuz deneyin sonuclar sizi sasirtacaktir :D
serdarkus
22-04-2004, 09:00
Sabah sabah.. yapılırmı bu..
Ne güzel iki kademe yükselince,
Yarına bayram çocukları gibi mutlu girecektik.
Sabah sabah yazılır mı şimdi bu..
"Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak
24 Nisan'da Kıbrıs'ta Annan Planı için yapılacak halkoylamasından sonra Türkiye tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Artık, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Çünkü, büyük bir olasılıkla hem Kuzey hem de Güney Kıbrıs halkı plana "evet" oyu kullanacak. Bakın 24 Ocak'tan sonraki süreçte karşılaşacaklarımıza:
· Artık Kıbrıs'a vizesiz giremeyeceğiz. Kıbrıs Elçiliği'nin önünde de vize alma kuyrukları oluşacak. Çünkü, Kıbrıs Avrupa Birliği (AB) toprağı sayılacak. Ama, Yunanlılar için aynı şey söz konusu değil. Onlar Avrupa Birliği vatandaşı oldukları için ellerini kollarını sallayarak Kıbrıs'a girip çıkacaklar.
· Artık teknelerimiz Kıbrıs'a fazlaca yaklaşamayacak. İzinsiz Girne'ye demirleyemeyecek. Bunun da ötesinde, Türkiye ile Kıbrıs arasındaki denizin yarısı da Kıbrıs'a devredilmiş olacak.
· Bir kere daha kanla korunan topraklar masa başında terk edilecek. Dünya tarihinde ilk kez, daha içeriği bile anlaşılamayan, bir kişinin (Annan'ın) hazırladığı söylenen, ancak bir kişi tarafından hazırlanamayacak kadar kapsamlı olan bir plan, oldubittiye getirilip oylanarak, bir ülkenin kaderi değiştirilmiş olacak.
· Oylamadan bir ay sonra, bir Kıbrıslı Rum vatandaş AB mahkemelerinde dava açıp, kuzeyde mülk edinme hakkının olmadığını, bunun AB hukukuna aykırı olduğunu söyleyip Annan Planı'nın bu konuda bizi koruyan tüm maddelerini iptal ettirecek; Türkiye bir kez daha eline verilen havuçla kalacak.
Türk ordusu ciddi biçimde prestij kaybedecek. Halkın "Nasıl olsa ordumuz var. Hükümetler yanlış yapsa bile ordumuz durdurur" inancı yok olacak. Halkın, Türk ordusuna olan güven endeksi düşecek. Türk ordusu artık, "idare edilir" konuma yerleşecek. Türkiye "emperyalist güçlere karşı çıkabilen tek azgelişmiş ülke" olmaktan çıkacak. Belki, bir süre sonra Güneydoğu'da da bir isyan çıkarılıp bir plebisit de orada yapılacak. Biraz daha toprak verilecek.
Buraya kadar Türkiye kayıpta ama, Kıbrıs vatandaşlarının ve Türk hükümetinin bir kaybı yok, hatta kazançları var gibi görünüyor.
Ancak, kazın ayağı öyle değil. Hem Kuzey hem de Güney Kıbrıslılar için hayat gittikçe zorlaşacak.
· Kuzey Kıbrıs'a akan Türk yardımı kesilecek. Çoğu devlet dairelerinde çalışmakla geçinen, birkaç kez emekli olabilen Kuzey Kıbrıslıların bu olanakları kalkacak. Pek çalışmadan yaşadığı, hep verileni almakla geçindiği, Güney'e nispetle daha eğitimsiz bilinen Kuzey halkı kurulacak yeni kapitalist düzenin patronları değil, işçileri olarak kalacaklar. Patronların (yani, Güney'deki zengin işadamlarının) daha da zenginleşmesi onların da alacakları payı artıracağndan zenginlerin daha da zengin olmaları için dua edecekler. Yine de durumları kötü sayılmayabilir. Dünyaya açılmak onlara yeni olanaklar sunacak; hatta, aralarından zengin birkaç işadamı bile çıkarabilecekler.
· Güney'deki zenginlik Ortadoğu ülkelerinin "kara para aklama cenneti" olmaları nedeniyle oluştu. Yoksa, Güney'de ne sanayi ne marka ne petrol ne maden var. Güney, AB'ye girmekle "kara para" aklama merkezi olmaktan çıkacak. Böylece, hem AB hem de ABD Güney'i ve ne yaptığı pek belli olmayan Kuzey'i kontrol edecek. Sonuçta, Kıbrıs kendisine biçilen görevi yapacak. Muhtemelen bir turizm merkezi olacak. Ama, ne Güney'de ne de Kuzey'de eski, hak edilmeyen zenginlik olmayacak.
Kuzey Kıbrıslılar için en acısı ise, artık acil durumda güvenebilecekleri bir Türkiye'leri olmaması.
Artık, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.
ytoruner@milliyet.com.tr"
camarors
22-04-2004, 10:12
http://www.globalrichlist.com/
yillik gelirinizi yaziyorsunuz dunyanin en zengin kacinci kisisi oldugunu ogreniyorsunuz deneyin sonuclar sizi sasirtacaktir :D
Vergiden ønceki gelir mi, verildikten sonraki mi? :D
northwind
22-04-2004, 11:00
Vergiden ønceki gelir mi, verildikten sonraki mi? :D
BIR KAC MILYAR kisiyi daha gecmek isterseniz vergi oncesini kullanabilirsiniz
Hurra!.. :roll:
Koşun millet koşun,
Bu topikte kavga var!... :D
tühh beee... biz gelene kadar sheriff olaya el koymuş... :D
yeşilada
22-04-2004, 17:11
Üc Rus kadin ogle paydosunda yemeklerini yemis sohbet ediyorlar..
Natalya:
-"Dun gece ruyamda kocaminkinin soguk oldugunu gordum. Korku ile uyandim. Dokundum, baktim. Sicakti. Icim rahatladi, uyudum" demis.
Ertesi gun ogle paydosunda Alissa anlatmis:
-"Cok garip.. Dun gece de ben ruyamda kocaminkinin buz gibi oldugunu gordum. Korkuyla uyandim. Hemen dokundum. Baktim sicak..Rahat rahat uyudum.."
Ucuncu gun, Natasa ise agzi burnu sismis, gozu morarmis gelmis.:
-"Ne oldu sana boyle?" diye Alissa ile Natalya kosmuslar..
-"Ben de dun gece ayni ruyayi gordum. Baktim kocamin teskilati soguk. Uyandim.. Dokundum.. Baktim gercekten soguk.Durttum kocami uyandirdim ve sordum ona.Yahu Ivan.. Niye butun erkeklerinki sicak da seninkiler soguk?.."
yeşilada
22-04-2004, 17:20
Çiftçi üretimi artırmak için yorulmayan bir horoz almaya pazara gider. Pazarcı "Istediğiniz herşeyi bu horoz yapar" diye azgın mı azgın bir horoz satar.
Adam çiftliğe döner, horozu kümese koyar koymaz tüyler uçusur, gıdaklamalar başlar. Çiftçi çok memnundur. Ama horoz çok azgındır, adam endişelenmeye başlar horoz iki günde ölecek diye. Horozu tutmaya çalışır, başaramaz.
Neyse der, eve döner. Ertesi gün bir bakar ki horozun ayaklar havada dil dışarıda yatıyor ve hatta tepesinde bir akbaba uçuşuyor.
Çiftçi kendi kendine "eh işte geberdi" diye söylenir. Horoz bir gözünü hafif açarak çiftçiye yarım ağızla ve kısık sesle homurdanır.
"Git lan git!.. Kaçıracan şimdi akbabayı!.."
yeşilada
22-04-2004, 17:29
iki tane gerçek tüketici şikayeti,
-Daha yeni aldığı çamaşır makinasının yumuşatıcıyı almadığını gören tüketici, üretici firmayı arayarak durumu anlatır.
Firmadan gelen cevap ise ilginç, "Makinanızın su almaya başladığını gördüğünüz an, başında durun ve sallayın".
-Bir aylık oturma grubunun ipliklerinin söküldüğünü gören tüketiciye, üretici firma tarafından verilen cevap ise oldukça ilginç, "Oturup iğne iplikle sökmüşsünüzdür".
yeşilada
22-04-2004, 17:30
Sarışının birisi erkek arkadasiyla sex yaparken sorar :
-Sende aids yok degil mi? Adam hayir der ve devam ederler.
Biraz sonra tekrar sorar :
- Gerçekten sende aids yoktu degil mi?
- Hayir dedim ya. Hem niçin durmadan soruyorsun?
Sarisin cevaplar :
- Ikinci kez yakalanmak istemiyorum da...
yeşilada
22-04-2004, 17:32
bugünlük ,bu kadar...
iyi tatiller...
bikmisbroker
22-04-2004, 17:32
Bir dede torununa savas hikayelerini anlatiyormus..
- "Savasta düsmanlar etrafimizi sardi.. Bizi esir aldilar... Komutanlari
bize dedi ki
- "Simdi iki seçeneginiz var:- Ya simdi burada ölürsünüz ya da simdi
burada sizi beceririz....
-" Torun hemen merakla sormus,
- "Peki sonra ne oldu dede?"
- "Hepimizi öldürdüler.."
bikmisbroker
22-04-2004, 18:00
>>Sünnetçinin biri yillardir kestigi deri parçalarini saklarmis ve
>>
>> > > > bir gün artik emekli olmaya karar vermis.
>>
>> >
>>
>> > > > Elindeki derileri alip terzinin birine gitmis ve,
>>
>> >
>>
>> > > > "Bana bunlardan birsey yap, manevi degerleri çok fazla" demis.
>>
>>
>> > > > Terzi de "abi sen bir tatile çik gel o zamana kadar ben de
>>
>> >
>>
>> > > > siparisini bitiririm" demis.
>>
>> >
>>
>> > > > Sünnetçi tatile gidip gelmis ve ilk is olarak terzinin yanina
>>
>> >
>>
>> > > > ugramis. "Neoldu benim siparis?" demis. Terzi de sünnetçiye bir
>>
>> >
>>
>> > > > cüzdan uzatmis.
>>
>> >
>>
>> > > > Sünnetçi hisimla:
>>
>> >
>>
>> > > > - "Ulan bunca yilin emegi bu küçük cüzdan mi?"
>>
>> >
>>
>> > > > Terzi hemen cevaplamis
>>
>> >
>>
>> > > > - "Öyle deme abi biraz oksayinca valiz oluyor!!!"
N28aichi
22-04-2004, 18:27
Gulerken karnima sancilar girdi,neredeyse katilip kalacaktim...
Laf acilmisken arada sirada burayi okuyup neseleniyorum. Yazan arkadaslar cok sagolasiniz ama inanin cok merak ediyorum. Bu fikralari nereden bulup cikariyorsunuz?
bikmisbroker
22-04-2004, 19:22
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/sniper.jpg
Genç kız bikinisiyle plajda dolaşırken bekçi,
-Yabancısınız herhalde, burada iki parçalı mayo giymek yasak!
Kız şaşkın,
-Hangisini çıkarmamı istersiniz?
bikmisbroker
22-04-2004, 21:01
Sayin kullanici,
Su anda bir Laz virusu almis bulunuyorsunuz.
Teknolojik olarak tam gelismedigimiz icin, bu bir manual virustur.
Lutfen bilgisayarinizdaki tum dosyalari silin ve bu maili tanidiginiz herkese iletin.
Yardimlariniz icin tesekkurler.
Hacker Temel
bikmisbroker
22-04-2004, 21:05
DIYARBAKIRA gidiyordum uçakla. Hostesle muhabbet ediyoruz. Businessta oturuyorum. Hep Businessta otururum. Buraya da Business geldim. Ankaraya business açilmis çok süper bir sey. Bilmeyen varsa söyleyeyim. Business is amaçli gidilen seyahat manasýna gelmiyor. Portakal suyu veriyorlar sen de kendini bir b.k zannediyorsun. Ayni uçagin içinde ne sinif yapiyorsun ulan. Portakal suyu içerken kendini ne zannediyorsun. Mersi canim. Bunu içmeden uçamiyorum. Bir de perdeyle ayirmiyorlar mi tavim ona. Soruyorsun Somon var mi? Arkana bakiyorsun. Fakirler, ekonomi, allah belanizi versin. Uçak sizin neyinize. Bir hava yaratirlar ki sanki uçak düsünce Businesstakiler ölmüyor.
HOSTESLE muhabbet ediyorum. Laf döndü dolasti sünnete geldi. Eh businessta oluyor böyle seyler. Beni kadin sünnet etti dedim. Hostes dedi ki, Aaa kadinlar bindigi dali kesmez ama. Hostesin sakasina bak. Biz yapsak, aforoz ederler.
NE yaparsan yap ne olursan ol öleceksin. Insan ölümlü bir yaratiktir. Insan ölecegini bilir. Belgesellerde gördügün kaplanlar aslanlar gibi degil. Belgeselde gördügün kaplan, aslan hep kosacam zannediyor. O erkek aslani görmüyor musunuz. Fönlü böyle. Artik ormanda nerede buluyorsa fönü. Bizimki daha kompleks bir yasam. Ölecegini biliyorsun ve siklikla unutuyorsun. Hani ölümden dönenler anlatir ya; bir isik geldi falan diye. O, kiça tikilan pamuk.
SENIN inancini bilemem. Istersen toteme tap. Herkes ölecek. Mahser var ya. Orasi iste. Kiyamet kopsun herkes orada olacak. Büyük bir kokteyl gibi düsünün. Ilk gün imza almaktan anan aglayacak. Herkes orada çünkü. Aaa Sezar.
REENKARNASYONA inananlar var. Yok öyle bir sey. Hep söyle yapiyorlar. Önceki hayatimda Rus Çariçesiydim Hiç o..... lan yok. Hiç duyuyor musunuz, Önceki hayatimda taksi þoförüydüm. Herkes kral...
HERKES yanacak dediðim bir kisi hariç. O da Fedon. Çünkü Fedon daha fazla yanamaz. Fedon artik limitte onu direk cennete alacaklar.
TÜRK Hava Kurumu bizim memleketin en iyi çalisan kurumu. Kurban derisini veriyorsun ondan uçak yapiyor. Artik nasil katliyorsa. Bi de tuzlarsan F-16 oluyor diye bir geyik var ama yalan olmasin.
ASKERDE seni mesleginle yönlendirirler. Terzisin terzi yaparlar. Atom mühendisiysen gazinoda televizyondan sorumlu olursun. Sahsina santral kuracak degil ya...
GENÇLIGIN bir lafi vardir, En verimli çagimda askere aldilar Sanki herifi soguk füzyonu bulurken götürdüler. Bunu söyledigi zaman komik durum oluyor.
Ama günde sekiz saat antrenman yapmasi gereken baleti 8 ay botla gezdirirsen Kugu Gölünden manda b.kuna transfer olur.
EN verimli çagimda askere aldilar. Ne yapiyordun ki? Verimli verimli evde oturuyordum.
Ulan ben para basiyordum beni aldilar askere.
NIYE bedelli yapmadin diyorlar. 15 bin mark veriyordun 28 gün yapiyordun. Ben hiç para vermeden 550 gün yaptim.
Bir de orada olani biteni anlatiyorum senede 2 milyon dolar kazaniyorum. 28 günlük birikiminle single çikaramazsin.
300 erkek yan yana yatiyorsun abi. Kalabalik bir erkek toplulugu demek, baska bir organizma demek abi. Kadin olmasa b.k içinde yüzeriz. Kadin kendine özenmen için sebeptir. Deodorant mi at gitsin. Konyali arkadasina koksan ne olur ya. Ayaklarini haftada bir mi yikiyorsun. Ayda bir yika. Kim senin mantar yetistirmene birsey diyebilir.
Askerligi yapmis olan o kokuyu bilir.
DENIZ Harp Okulunun kurulus yildönümünde sahneye çikiyorum. Ilk mezunlar da gelmis. Nasil bir yas ortalamasi anlatamam. Ilk 20 dakika eski Türkçe anlattim. Filhakika, buna mukabil bir sonraki latifede bulusmak üzere. Benden sonra Ajda Pekkan vardi, söyle sundum: Yeni yetenek Ajda Pekkan. Abicim sifir reaksiyon. Herkes onayliyor. Bu kiz çok tutacak diyorlar.
AL kadehi ver al... Lider taklidi yaptim durdukyerde. Eskiden lider taklidi vardi. Simdi çok zor. Iki kisi koluna girecek. Amma zor is.
14 Mart Tip Bayraminda doktor arkadaslarla sohbet ediyoruz. Bizde sperm bankasi var mi diye sordum. Yok dediler. Dedim isabet. Içinde banka lafi geçtigi için biri hortumlar rezillik olur.
Evde espri yapamiyorum. Eve is getirme diyorlar
Cem Yýlmaz
bikmisbroker
22-04-2004, 21:37
> > >ERZURUMDAN CIKTIM YOLA
> > >
> > >Zamanin birinde Erzurum'dan bir grup insan Hacca gitmek için yola
> >çikmislar
> >
> > >Van'a gelmisler. Van'in bir köyünde konaklamaya karar vermisler.
> > >O köyün de imami yokmus. Köylüler aralarinda konusmuslar ve Erzurum'dan
> > >çikip hacca giden bu topluluktan birini imam yapmaya karar vermisler.
> > >Hem Erzurumlu hem de hacca gidiyorlarsa bos insan degillerdir diye
> > >düsünmüsler.
> > >Nitekim tekliflerini içlerinden birisi kabul etmis. Her yil 400 koyun
> > >verilecekmis imama. Adam hacca gitip masraf yapacagima burda kalip
> >yalandan
> >
> > >imamlik yapar ve her yil 400 koyun sahibi olurum diyerek ise baslamis.
> > >Köylü camide toplanmis namaz kilinacak. Sayin imam baslamis namazi
> > >kildirmaya.
> > >-"Erzurumdan çiktim yola Van'da verdim mola 400 koyun verdiler bana,
> > >Allahuekber. "
> > >Bu günlerce ayni biçimde devam etmis. Köylü bu ise biraz sasirmis ve
> > >konusmuslar aralarinda.
> > >-"Ya," demisler "Daha önceki imam mi yanlis kildiriyordu, yeni imam
mi?.
> > >Bunu gitip Müftüye soralim." demisler.
> > >Sayin müftü meshur OFLU.
> > >Müftüye gelen halk herseyi anlatmislar.
> > >Müftü Köylüye dönerek :
> > >-"Siz simdi hiç imama çaktirmadan köyünüze dönün ve namaz vakti camide
> > >toplanin bende namaza gelicem" diye emir verir.
> > >Herkes köyüne döner ve namaz vakti herkes camide toplanir.
> > >Tabiki Sayin MÜFTÜ de camidedir.
> > >Imam namazi kildirmaya baslamis.
> > >Birinci rekat:
> > >-"Erzurumdan çiktim yola Vanda verdim mola 400 koyun verdiler bana,
> > >ALLAHUEKBER" der ve arkada "ÖHÖ..ÖHÖ!.." diye bir ses gelir ve imam
> > >yakalandim herhalde diye korkmaya baslar.
> > >Ikinci rekatta bu sefer:
> > >-"Erzurumdan çiktim yola...Van'da verdim mola... 400 Koyun verdiler
bana,
> > >YARISI SANA YARISI BANA ... Allahuekber" diyerek sölerini degistirir.
> > >Namaz bitince köylü Müftüye dönerek
> > >-"Imam efendi namazi dogru mu kildiriyor mu?" diye sorar.
> > >Müftü:
> > >-"Haçan birinci rekatta biraz sasirdi ama Ikinci rekatta isi
> >düzeltti......
bikmisbroker
22-04-2004, 21:40
Demekki, burclar bunun icin var....!!
Herkesin burcu kendine……….:))
BURÇLARIN SEKSTEN SONRA SÖYLEDİKLERİ
1 - Koç: Hadi, bi daha..
2 - Boğa: Ben aciktim.. pizza soyleyelim
3 - İkizler: Kumanda nerde?
4 - Yengeç: Ne zaman evlenicez?
5 - Aslan: Itiraf et harikaydim degil mi evet harikaydim..!!
6 - Başak: Kalk kalk..!! Carşaflari hemen yikamam lazim..
7 - Terazi: Sen mutlu olduysan ben de mutlu oldum hayatim..
8 - Akrep: Hadi şimdi de catida yapalim..
9 - Yay: Ben seni ararim.. SEN SAKIN BENI ARAMA..!!
10 - Oğlak: Bana kartini versene
11 - Kova: Artik ellerini coziyim mi..?
12 - Balık: Canim cok iyiydinnnnn.
yeşilada
23-04-2004, 22:07
ikizler çok doğru ...
1 - Koç: Hadi, bi daha..
:):):)
SunShine
23-04-2004, 22:14
Sn Objektif,
Profilimize yazdığımız doğum tarihi nasıl siliniyordu. :D
"Kız, yaz geldi bak" dedim.
"Evet, çok sıcak" dedi.
"Kalk da gezelim" dedim.
"Hayır, otursak" dedi.
"Burada ne var" dedim.
Sanki "konuşsak" dedi.
"Adın ne senin" dedim.
"Sarı yapıncak" dedi.
"Nerelisin sen" dedim.
"Yurdum çok uzak" dedi.
"O kiraz nedir" dedim.
Gülerek: "Dudak!" dedi.
"Göğsünde ne var" dedim.
"Açılmış zambak" dedi.
"Getir koklayım" dedim.
"Yok olmaz, yasak" dedi.
"Bir öpücük ver" dedim.
"Bu ne iştiyak" dedi.
"Seni sevdim pek" dedim.
"İnanmam, tuzak" dedi.
"Zorla öperim" dedim.
"Hele öp de bak" dedi.
"Bağırır mısın" dedim.
"Hem de ciyak ciyak" dedi.
"Pek şaştım buna" dedim.
"Ne var şaşacak" dedi.
"Zulmün reva mı" dedim.
"Zulüm değil, hak" dedi.
Bu kadar naz ve işve
Taa canıma tak dedi.
Tutup çektim kolundan:
"İlişme, bırak" dedi.
Silkinip kurtulunca:
Güldü... "Avanak!" dedi.
Tepemizde bir karga,
Alay etti, "Gak!" dedi.
Adam evine gelin almış... İnsan hali bu, gelin bakire çıkmamış. Tabii evin içinde bozgun olmuş, ama kayınpeder idare cihetine gitmiş. İşi pasaparola etmemiş, örtbas etmişler.
İşte o günlerden bir gün, büyük evin bir başka odasında bir kadın feryadı işitmiş. Kaynata koşmuş, bakmış ki gelinmiş bağıran...
-Ne oluyorsun kızım, diye sormuş.
-Aman babacığım... Kulağımı deldiriyordum da canım yandı, deyince:
-Evladım, sen babanın evinde delinecekleri kocanın evinde; kocanın evinde delinecekleri babanın evinde deldiriyorsun! Yanlış, yanlış...
Ama diil mi ki sensiz bu cümbüş
Sarmadı o kadar bana, niçin ya?
Yanardım içerden, senin için ya?
Uzunca bir şiir telef oldu. Baş tarafı gitti. Yazık oldu.
greenback
24-04-2004, 02:41
‘Ne kadar koyayım abla’ diyen pazarcı 112 milyon ödeyecek
Ünal UZUN (DHA)
Zonguldak’ın AKP’li Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen, pazar yerinde uygulanacak 14 maddeden oluşan bir genelge yayınladı. Genelgede, ‘Ne kadar koyayım abla’, ‘Patlıcana, hıyara gel’, ‘İkizlere takke’ gibi argo sözler kullanan pazarcıya 112 milyon lira ceza kesileceği belirtildi.
Suçun tekrarı halinde ise pazarcı pazardan men edilecek.
Baki`ye dostlari sorarlar kac cesit dost oldugunu. Baki uc cesit dost vardir
der. Bir dost gida gibidir sen onu her gun arasin. Bir dost vardir ilac
gibidir gereginde ararsin. Bir dost daha vardir hastalik gibidir o seni
arar.
Kamyonete müebbet hapis!
AA - TRABZON - Balpazarı'na bağlı Geyikli beldesinde oturan 75 yaşındaki Muhammet Gören, 1975'te 115 bin liraya aldığı kamyoneti, oğlu ve torununa kızarak 'müebbet hapse' mahkûm etti. Plakasız kamyonet, 29 yıldır hapiste...
Gören, kamyonetinin öyküsünü şöyle anlattı: "Kamyoneti 1975'te İstanbul'dan
denizyoluyla Trabzon'a getirttim. Ehliyetim olmadığı için kamyoneti başkası
kullanıyordu. Plaka için Trabzon'a götürürken trafik polisleri bizi durdurdu, ceza yazdı. Ben de kızdım, plaka almadan geri döndüm. Çocuklarım meyve sebze satmak için kamyonetle köy pazarına gidiyordu. Torunum Zeynel ile oğlum Osman'ın kahvehanede oyun oynadığını duydum. Buna çok kızdım. Ayrıca 'yok ben süreyim, yok o sürsün' tartışmaları olunca kamyonetin etrafını taş duvarla ördüm. O gün bugündür hiç çıkarmadım. Beş çocuğumun tamamının arabası var. Onların benim kamyonetime artık ihtiyaçları yok. Henüz öfkem de geçmiş değil. Bu nedenle ben ölene kadar bu kamyonet burada kalacak, ondan sonra ne yaparlarsa yapsınlar."
"Bütün yükleri sırtımda taşıyorum. Kamyonet çalışıyor olsa bu eziyeti çekmem" diyen Hanife Gören ne yaptıysa eşini inadından vazgeçiremediğini söylerken mahalle sakini Alaybey Uçan "Artık 40 yaşın altındakiler orada bir kamyonetin bulunduğunu dahi bilmez" diye konuştu.
yazılanı okuyup 444 19 19'u arayan ilk 5 kişi 100 lot dardanel kazanıyor...
O piyade güzele
Bindiğim atı verdim
Çiğne diye yoluna
Gönlümü atıverdim
Denizin engininde
Sevindim kara gördüm
Yanaşıp bulmayınca
Dünyayı kara gördüm
Sevda uçurumunda
Yıprandığım elverir
Düştüğümü öğrense
Yar acıyıp el verir
Şair Eşref'e sordular:
-Niçin o zehir gibi hicviyelerinde çok defa isim belirtmiyorsun? Kimin için yazıldıkları belli olmuyor?
Ünlü hiciv ustası güldü:
-Niçin olacak, bütün alçaklara uygulansın da numarasın gözlük gibi kullanılsın diye! :) :)
:) :) Şair Eşref, bir gün eşeğe binmiş giderken arkadan İzmir valisi Kamil Paşa'nın arabası ile gelmekte olduğunu görmüş ve yol vermek üzere kenara çekilmiş. Yolun bu kenarında büyük bir çukur varmış. Kamil Paşa latife olsun diye:
-Eşref, çok kenara gitme, çukura düşersin, der demez Eşref hemen:
-Merak etme paşam, eşek kamildir. (Kamil: Olgun -- Burada: İşinin ehli anlamında) :D :D
Ahmet Vefik Paşa'nın Bursa valiliği sırasında, defterdar, makamına gelerek Maliye Nezaretinden para istendiğini, fakat defterdarlıkta para olmadığını, yazılan cevaplara önem verilmeyerek ısrar edildiğini, şikayet yollu bildirmiş.
Canı sıkılan paşa:
-Beyim... Siz anlatmasını bilmiyorsunuz. Bu seferki telgrafı benim imzam ile çekiniz.
Ve telgraf müsveddesini yazıp defterdara vermiş:
Para denilen b..
Bu vilayette yok :D :D :D
BİR BİLİM ADAMI OLAN TEMEL`İN FARELER ÜZERİNDE YAPTIĞI DENEY
(Temelin kayıt cihazına aldığı notlardan alıntılar)
1. gün: Fare uzun süre labirentin içinde dolandı ama peyniri
bulamadı.
İç güdüleri zayıf...
3. gün: Negatif. Sadece labirenti değil, odanın hemen her yerini
aradı; tüm dolapları, çekmeceleri, kavanozları karıştırdı. Hatta bir
tablonun arkasına ve ceplerime bile baktı.
Bu fare tam bir salak...
7. gün: En ufak bir ilerleme yok. Artık arama isteğini bile
kaybetti,telefonla köşedeki büfeden iki karışık tost, bir ayran istemiş.
Zekadan böylesine yoksun oluşu deneylerimde yol almamı önlüyor...
18. gün: Zamanla becerilerini geliştirmesi lazımdı,ama sıfır!
Bursa`dan aradı, 'kaygılanmamamı, peyniri bulacağını' söyledi.Ona
gittikçe peynirden uzaklaştığını anlatmaya çalıştım, ama dinlemedi.
Ciddi zeka problemi!...
74. gün: Umutsuzluğa kapılıyorum; fare, henüz bir zeka belirtisi
gösteremedi. En son Tibet`ten aradı, hayatin anlamı gibisinden bir şey
bulduğunu söyledi. Ama peyniri bulamamış ve artık umurunda da değilmiş.
Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden, geriye küflü peynirler
kaldı.
93.GÜN: LABİRENTİN İÇİNE KOYMAYI UNUTTUĞUM İÇİN FARENİN PEYNİRİ
BULAMADIĞINI FARKETTİM...
hakkinen
25-04-2004, 13:55
Bir avukat adam ve bir sarisin kadin
Newyork'tan Los Angeles'a
giden ucakta yan yana oturuyorlarmis. Yolculuk uzun
surdugunden avukat
gecen zamani eglenceli kilmak icin bir oyun dusunmus ve
kadina dogru egilerek "bir oyuna ne dersin?" diye sormus. Kadin
yorgun oldugundan avukati kibarca reddetmis ve uyumak icin gozlerini
kapamis. Ancak adam
israrla kadina "oyun cok kolay, ve eglenceli.
Sana bir soru soracagim. cevabi bilemezsen
bana $5 vereceksin, bilirsen ben sana. sonra sen soracaksin."Kadin
yine
kibarca reddetmis ve uyumaya calismis.
Adam, kadin sarisin oldugu icin oyunu kolayca
kazanacagini dusunerek israrlarini arttirmis. Bir teklif daha
yapmis.
"Eger cevabi sen bilemezsen bana $5 verirsin, eger ben bilemezsem
sana
$50 veririm" demis. Kadin israrlara dayanamayarak bu yeni teklifi
kabul etmis.
Adam ilk soruyu sormus. "Ay ile dunya arasindaki uzaklik
ne kadardir?"
Kadin tek soz soylemeden cantasindan $5 cikarip adama
uzatmis. "Simdi sira bende" diyerek sorusunu sormus. "Tepeye uc
ayakla
tirmanip dort ayakla asagiya inen sey nedir?"
Adam kadina saskin saskin baktiktan sonra laptop bilgisayarini
cikarmis, kayitli bilgilerinden arastirmis,
yok. Internetten arastirmis, yok.Email ile tum arkadaslarina sormus,
yok.
Bir saat sonra adam yenilgiyi kabul ederek
cevabi aramaktan vazgecmis ve cuzdanindan $50 cikarip kadina
uzatmis.
Kadin kibarca parayi alip cantasina koyduktan sonra uyumak icin
hazirlanirken, adam yenilmenin verdigi aciyla sormus "cevap ne?".
Kadin yine tek kelime etmeden cantasini acmis
ve $5 cikarip adama uzatmis ve uyumaya devam etmis.
hakkinen
25-04-2004, 13:56
Temel Sehir disinda bir yolda hizla araba kullaniyormus.Bakmis bir
tabela "YAVASLA 80 km". Temel hizini 80'e indirmis. Birazdan baska bir
tabela"YAVASLA 60 " Temel hizini 60' a indirmis.Merakla giderkenyeniden
bir
tabela " YAVASLA 40 ". Temel 40 km'ye inmis bir yandan da acaba yolda
calisma mi var? diye dusunuyormus.Epey gittikten sonra bakmis yine bir
tabela " YAVASLA 15 ". Temel hizini 15 km'ye indirmis yolun en sagindan
tingir mingir gitmeye baslamis ama meraktan da catlayacak. Uflaya
puflaya
bir saat daha gittikten sonrayeni bir tabela gormus:
" YAVASLAYA HOS GELDINIZ, NUFUS:2500 "
selçuk efendi
25-04-2004, 18:05
Hacettepe Ünisinin Beytepe kampusündeki bilgisayar labaratuarının panosunda da asılıydı bu ben mezun olmadan önce, bi arkadaş göndermiş, saaolsun. aynen gönderiyorum: : D
Bu olaylar ve konuşmalar gerçekten yaşanmıştır.
Bilgisayarda çalışan öğrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu;
- Elektrik mi kesik?
- Boş bilgisayar yok mu?
- Yok
- Hiç mi yok?
- Word'lü bilgisayar var mı?
- Hayır çilekli ve vanilyalı var sadece.
- Çıkıntı alabilir miyim?
(Printerdan çıktı almak için öğrencinin sorusu)
- Disketi print alabilir miyim?
-Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?
-Hayır ara sıra yeşil üzerine eflatun ördek desenli de çıkıyor.
-14 numaralı bilgisayar çok salak hocam yaaaaa...
-Chat yapabilir miyim hocam?
-Hayır!
-Ama niyeeeee?...
Bilgisayarında resimli ekran koruyucusu çıkan öğrenci koşarak gelir;
-Hocam bilgisayarıma bişey oldu!!
-Yer var m??
-Var.. Pencere kenarımı olsun koridor mu?
-Hı??..
-Bilgisayar alabilir miyim ?
-Tabi 1 mi olsun 1,5 mu?
-Boş masa var mı? -Masa değil bilgisayar var.
-Internet geri geldi mi?
-Hocam 1 saat sonra bu ödevi teslim etmem lazım. 4 sayfa yazılacak. Ay ne yapıcam ben?
-Son 1 saate kadar aklın nerdeydi?
-İçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaşım!..
-Hocam hemen çıkıcam
-E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin di mi?
-Hocam ....... adlı şarkıyı çalar mısınız ?
-Peçeteye yaz ver...
10 dakika sonra öğrenciden peçeteye yazılı olarak şarkı isteği geldi.
-Hocam sınavdan çıktım çok kötü geçti...
-Olsun mühim olan katılmaktı...
Saat başlarına çeyrek kala dağıtılan bilgisayar kartlarını almak için öğrenciler çeyrek geçelerde sıraya giriyorlar... Hoca;
- Ama tezgahın önünü kapatıyorsunuz...
-Internet yok mu?
-Hayır erişim şu an yok. Sorun bizden kaynaklanmıyor.
-Niye Superonline kullanmıyormusunuz?
-Internet bağlantısı geldimi?
-Bugün internete giremeyecekmiyiz yani?
-Internet düzeldimi?
-Internetler açıkm??
-Bağlantı gelmedimi?
-Gelmeyecekmi hiç?
-Ne zaman gelecek?
-Niye kesik?
-Ne zaman kesildi?
-1 saate kadar gelir mi?
-Ben sabah geldim. Diğer amca vard?. O amca varken.........
-O amca değil Erol Hoca
-Disketle birliktemi yazmaya başlayacağım?
-Evet bir iki üç diyince aynı anda başlayacaksın..
-3.5 A'yı bulamıyorum (öğrenci disket sürücüyü soruyor)
-A 3.5'mu atıyor???
-Internet var mı?
-Hayır kesik..
30 dakika sonra aynı insan -Internet geldimi?
-Hayır hala yok.
30 dakika sonra aynı insan
-Hocam baktım ama internet hala yok galiba!
-Internet var mı?
-Hayır kesik
-Peki ne zaman geleyim?
-2-3 dakika yazıcıya çıktı göndermeyin...
-Yani yazıcıya çıktı göndermiyecek miyiz?
Çikolata ikram edilen öğrencinin ilk sözleri;
-Ellerim çukulata olucak
-Masa alabilir miyim?
-Siteler’den bulabilirsin
-Telnet geldi mi?
selçuk efendi
25-04-2004, 18:06
-Word'un olduğu bir yere oturup yazı yazabilir miyim?
-Word'e sor kabule ederse oturursun
-Internet bağlantısı kesik.
-Ben telnet kullanacaktım ama...
-Ders mi var?
-Hayır internet kesik.
-O zaman girmeyeyim.
-Internet hala gidik mi?
-Hayır gelik.
-Hıı?!
-Bilgisayara disket sokabilir miyiz?
-Pardon 11 numara nerde oluyor?
-Buyrun ben göstereyim..
-Bilgisayar disketi hapsetti vermiyor.. naapcam?
-Yeni seansa uzatabilir miyim?
-Yeni seans ne zaman başlıyacak?
-Printer sayfası ne kadar?
-40 bin
-25'di artmış dimi?
-Afferin
-Bir word'lü birde internet'li bilgisayar alabilirmiyim?
-Ortaya karışık yaptıralım istersen
-Çıktı alamazsınız. Toner yok
-Niye yok?
-Ne niye yok?
-Çıktı
-Toner yok
-Haaa
-Internet kesik mi?
-Kesik
-Hepsinde mi kesik?
-Hayır.. Sırayla gidiyor.. 1 kesik 1 bağlı....
-Internet kesik mi?
-Kesik
-E-mail lerimize bakamaz mıyız??
-Sadece bilgisayar istiyorum.
-Ama biz yanında plastik tarak, 10 tane çengelli iğne, birde limon kolonyası veriyoruz. Onlarıda alın
-Çıktı yaptırabilir miyim?
-Tabii nasıl bişey yaptıralım?
-Hocam siz napıyorsunuz burda?
-Sıhhi tesisatçıyım. Su borusu döşüyorum. Boş zamanlarımda da bilgisayarlarla ilgileniyorum.
-Şey yok mu?
-Ne?
-Ders mi işleniyor?
-Hayır
-E alacaktımda..
-Ne?
-E bilgisayar
-Kusura bakma biz satmıyoruz
-Internet yok mu?
-Yok
-Hiç mi yok?
-Azcık var ama onu da kendime ayırdım
-Internet ne zaman gelicek?
-Sabah kargoya verilmiş yarın sabah elimizde olur
-Internet kesik mi?
-Evet kesik..
-Nasıl kesik?
-Ortasından kesilmiş valla bende anlamadım
-Internet bilinçli olarak mı kesik?
-Evet gıcıklık olsun diye kestik
-Hocam yeriniz var mı?
-Hayır bugün düğün var... her yer rezerve edildi...
-Hocam internet oldu mu?
-Hayır hala fırında 5 dakika daha kızarması gerekiyor....
-Bilgisayara girebilir miyiz?
-Hayır çünkü kapısı yok. Olsa da içine sığamazsınız
-Niye? Hepsi boş ama -Onlar boş değil. Önündeki sandalyeler boş. Siz bilgisayar kullanabilirsiniz.
-Haa evet yani?!
-Yalnız internet erişimimiz yok. Bizden kaynaklanan bir sorun değil
-Eeeee... Niye baştan söylemiyorsunuz?
-Merhaba çıktı ne kadar burada?
-Ne kadar lazım?
-Pardon 26 numaralı bilgisayar internete bağlanmıyor mu?
-internet kesik. Hiç biri bağlanmıyor...
-Haa!!...
-Bu bilgisayar yazıcıya bağlımı?
-Kablosunu takip et anlarsın
-Word alıcaz da
-Bizde kalmadı. Bi yan dükkana bakın lütfen
-Hocam biz disketle çalışıcaz
-Benden istediğiniz nedir?
-Hemen bir düzeltme yapıp çıkacağız...
-Tabi buyrun aa sonuç olarak bilgisayar mı istiyorsunuz?
-Hayır disketle çalışacağız...
-O zaman disket 300.000 lira size bir adet vereyim..
-Hayır teşekkürler bizim disketimiz var...
-O zaman laboratuvara niçin geldiniz? Disketinizle dışarıda da çalışabilirdiniz....
-Internet bağlantısı var mı?
-Yok
-LES sonuçlarına bakacaktım
-Ama internet kesik işte.. bakamayacaksın
-Hemen bir baksak??
-Yaw iyide internet kesik amaaa
-Gerçekten yok mu?
Yanındaki diğer öğrenci;
- Bak bak orayada yazmışlar zaten
-Daha ne diyim bilmiyorum valla. Yok işte internet..
-E peki akşam evden bakarım o zaman
-En iyisi
-Çıktı veriyor musunuz?
-Veriyoruz.. ne kadar lazımdı?
-Yaaa çıktı almam lazım benim
-Tamam 3 numaralı bilgisayara geçebilirsin
-Ama tek başıma yapamam
-O zaman 2-3 arkadaşını daha çağır..
-Burdaki amca nereye gitti?
-Ne amcası?
-Bi dayı vardı ya
-O dayı veya amca değil Erol Hoca
-Yaw bizim hemşehri oluyorda..
-Gene de Erol Hoca
-Bilgisayarda ne yapabilirim?
-Valla bilmiyorum senin yeteneğine kalmış
-Bilgisayar alabilir miyim?
-Tabii
-İnternete giricem.. ilk defa geliyorum
-Heyecanlı mısın?
-Hocam yazıcı çalışıyor mu?
-Hayır bugün izinli..
-Nasıl yani???
-İnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim?
-Tabii ama bu kıyafetle giremezsin.. Üstünü değiştirmen lazım
-Ama bu printer basıyoooorr
-Ne yapmasını bekliyordunuz?
-Ama durduramaz mısınız.. Ben sadece baştaki sayfayı göndermek istemiştim
-Bunu daha önce söylemeliydiniz
-Ama ne yapayım o kadar çok işim var ki...
-Sormayın bizim de... bizim de....
-6 numaralı bilgisayarı alabilir miyim?
-4 numara boş.. ama merak etmeyin 6 no.lu bilgisayarla özellikleri aynı
-Ama onda chat yapamıyorum da
-Chat zaten yasak.. yapmayın lütfen
-Peki o zaman bende microsofta bakayım
(Gözler alternatif görsün)
Monitörün üzerinde takılı duran kağıt tutacağını gören öğrenci;
-Hocam bu dikiz aynası mı????
Görevli bilgisayarında içiden @ işareti bulunan bi salyangoz resmini çizmekte ve beğenmeyip yeniden çizmekte, çizilen bu salyangozlar A4 boyutunda bir kağıt üzerinde birikmektedir. Öğrenci görevliye sorar;
-Afedersiniz bu salyanozları ne yapacaksınız?
-Akşama misafir var da, salata yapıp yiyicez
-Fransız mısınız??
selçuk efendi
25-04-2004, 18:09
Öğrenci bilgisayar kartı almak için numara soruyor;
-3 ve 4 arasında en iyisi hangisi?
-Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri
Elektrikler kesikken öğrenci gelir;
- Aaa ne kadar boş
- Evet boş
- Çalışabilirmiyim
- Olmaz
- Niye hocam... Hemen maillerime bakıp çıkıcam
- Olmaz mümkün değil
- Ama niye hocam
- Çünkü elektrikler kesik
- Hadi yaaaa...
- Yaaaaa
- Internet var mı?
- Var.. Ne kadar lazım?
- Ben size 6 numaralı bilgisayarı vermiştim. Niye 9 numaraya oturdunuz?
- 9'a benzettim ben.
- Bana güzel bir yer verirmisiniz?
- Tabi.. Bahçede çiçekli falan bir masa ayırttım senin için. Sen git ben bilgisayarı gönderiyorum.
Bayan öğrenci bilgisayar kartını verip kimliğini almak ister. Fakat görevli yanlışlıkla başka bir bayan öğrencinin kimliğini verir. Öğrenci;
- Ama bu benim kimliğim değil ki!!
- Olsun ama bu da sana yakıştı bence
Öğrenci kimliğe şöyle bir bakar ve;
- Ama ben daha güzelim...
- Hadi yaaa???
- Hocam tuşların karışmış olma ihtimali var mı?
- Evet dibi tutmasın diye ara sıra karıştırıyorum
- İnternete erişebiliyor muyuz?
- Şuradaki merdivenden çıkıp erişebilirsin
- Ne zaman kart alabilirim?
- 3'e kadar sayıcam. 3 diyince al.
- Şuradaki kapalı bilgisayarı açabilir miyim?
- Mouse ve klavyesi yok. Kullanabilirsen açabilirsin.
- Ben klavyeyi ingilizce olarak kullanmak istiyorum ama "?", "i" falan çıkıyor.
- O harflere basmazsan çıkmazlar. Diğer karakterleri kullanarak ingilizce yazabilirsin.
- Hıı!!!
Bilgisayarların saatlik kartlarını almak için gelen öğrenci;
- Dağıtıyor musunuz?
- iki kadeh daha içeyim dağıtıcam
- 4 numarayı alabilir miyim?
- 5 numaraya buyrun. Biz istenilenin hep bir fazlasını veririz.
- Elektrikler mi kesik?
- Evet
- Ne zaman gelicek?
- Şimdi gitti... Biraz işi varmış hemen gelicek. Sizin isim neydi?
- Hicran..
- Hah tamam özellikle Hicran gelirse mutlaka beklesin dedi..
- İyi o zaman ben genede bir kart alayım
Bilgisayar kartı almak için sırada bekleyen öğrencileri gören başka bir öğrenci;
- Hocam bu kuyruk ne için?
- İmzalı resmimi dağıtıcam. Onun için girdiler sıraya
Saat 12.00'de öğrenci bilgisayar kartı almak için gelir;
- Bilgisayarda boş yer var mı?
- Bakayım.. Hmm.. 3 Megabyte kadar var..
- Yani saat 3'te mi geleyim?
- En erken hangisi boşalır?
- Bilgisayarların özel hayatı bizi ilgilendirmez!!
- Hocam kimliğimi alabilir miyim? 29 numaraya akademik personel amca geldi..
- Bana verebileceğiniz bilgisayar var mı?
- Yok valla.. Hiçbiri sana layık değil. Yakışmaz sana. Veremem.
Öğrenci koşarak gelir;
- Buradaki bilgisayarlar 26'dan fazla mı?
- 26 bilgisayar var.
- O zaman bana sıra gelmez ben gideyim en iyisi.
- Boş yer yok değil mi?
- Aferin artık sen olayı...
- Rezervasyon yaptıramaz mıyız?
- Akşamdan havlu bırak istersen
- Nasıl yani?
- Hocam boş yer var mı yoksa gidip birinin kucağına oturayım mı?
- Hangisini tercih edersin? Özel zevklerine karışmak istemem...
- ........
- Boş yer yok.. Kalmamış.. - O zaman ben birini gözüme kestireyim..
- Hadi bakalım rasgele
- istediğin bir bilgisayar var mı?
- şuradaki bilgisayarlar geçenlerde iyi değildi. Onlardan almayayım.
- Yaa geçenlerde öyleydi. Ama bugünlerde gayet iyiler. Havalar çok etkiliyor. Moralleri bugün çok iyi.
- şimdi sıra alabilir miyim? - Hayır saat başlarına çeyrek kala kart dağıtıyorum. Ama daha önce öğrenciler sıra oluşturuyor. Ona göre gel.
- Peki nerede durmam lazım?
- Kapının girişinden itibaren yerdeki karolardan 15 tane say onun üzerinde bekle.
- Hocam siz bilgisayardan anlıyor musunuz?
- Hayır ben aslında terziyim. Laf olsun diye burda duruyorum.
- Hocam bilgisayar tıkandı galiba.
- Pompala
- Hocam sizin burda göreviniz ne?
- Dozer operatörüyüm.
- Makina yazıcıya gönderdiğim yazının hepsinin çıkacağını nereden anlıyor?
- Transa geçip hissediyor. Makina deyip geçme çok duygusal bir alettir...
- Word'de üstte çıkan rakamlar nasıl çıkıcak?
- Biz arkadaşlarla aramızda o rakamlara cetvel deriz.. Sende öyle diyebilirsin istersen...
- Boş yer var mı?
- Var.
- Kaç numara
- 100 numara boş geç istersen
- Boş yeriniz var m??
- Var... Kaç kişilik olucak?
- Hocam boş yer var mı?
- Hocam 1 tane daha var mı?
- Hiç mi yok?
- Cevaplamaya istediğim sorudan başlayabilir miyim?
- Nasıl yani?
- Daha bir soruya cevap vermeden 2 soru daha sordunuz.. Boş bilgisayar yok...
- Baştan bunu söyleseydiniz ya...
- Diğer soruları sormayıp bekleseydiniz söyleyecektim zaten...
- Sınav var... Sınavı olmayanlar lütfen çıksın arkadaşlar..
- Hocam benimde Pazartesi sınavım var çıkmasam olur mu?
- Netscape'li telefon var mı?
- Hıııı???
- Hocam buradaki bilgisayarlarda yazı yazılabiliyor mu?
- Hayır biz bu makinaları dolma sarmak için kullanıyoruz...
Salacaklı
25-04-2004, 18:19
bu sayfaya giriniz :confused:
http://www.shockhaber.com/dikkat.htm
ben girdim ve denedim :eek:
Biraz once benim saatimle 00:41 de bana gelen negatif itibar puani:
biz miz konusarak fazla havalara girdin
Kim online listesine baktim aynen:
empee3 00:41 itibar puani veriyor
Arkadasin bu negatif puan verdigi yazimda da, endeks 20800 de iken endeks dusebilir ve dolar 1,320 lerde iken tetikte olun dedigimi hatirlattigim bir yazim.
Arkadas cekememezligin dayanilmaz ezikligini damarlarinda hissediyor olmali.
Kendisine ozel mesaj yazdim ama cevap vermeden offline oldu.
endeks bugun bi 1000 puan düser herhalde..biz biraz gülelim
endeks 900 puanlık düşüşte şu an
250 hisse ekside kapadı 845 puanlık düşüş oldu ama bak keyfimize ne kadar hoş
preatoria
26-04-2004, 17:21
Ard arda kirdigi potlarla nam salan Japonya'nin cicegi burnunda basbakani Yosiro Mori'nin, gaflarin en buyugunu mayis ayindaki Washington ziyareti sirasinda yaptigi ortaya cikti. Washington'daki Japon Buyukelciligi kaynaklarindan sizan habere gore, Japon yetkilileri tek kelime Ingilizce bilmeyen Mori'ye, ABD Baskani Bill Clinton'la karsi karsiya geldiginde, "How are you?" (Nasilsiniz) diye sormasini, karsiliginda "Fine thanks, and you" (Iyiyim, ya siz?) cevabi alacagini ve bunun ardindan da "Me too" (Ben de) demesi gerektigini ogretmis. Mori bunlari bir guzel ezberlemis, ancak Clinton'la karsi karsiya geldiginde bir anda kendisine tembihlenen her seyi unutuvermis. Veee olaylar soyle gelismis: Mori, "Who are you?" (Siz kimsiniz?) diye sormus. Once kisa bir sure sasiran Clinton, isi sakaya vurup, "Well, I am Hilary's husband" (Sey, ben Hilary'nin kocasiyim) demis ve kahkahayi basmis. Mori de Clinton'in kahkahalarina ayni neseyle katilip, cevabi yapistirmis: "Me too..."
>Japon yetkililere bakilirsa, toplanti odasinda birkac dakika buz gibi
bir sessizlik yasanmis.
SunShine
26-04-2004, 17:25
IMKB-100 Endeksi 800 küsür puan düştü.. ( 800'den sonrasını sayamadım da.. ) :D
Genç ve yakisiklidir,askerden yeni dönmüs tekrar eski isinde çalismaya
baslamistir.Hayati sevmekte ve ileriye daima umutla bakmaktadir..
Bir gün evinden çikip ise giderken bir evin penceresinde genç bir kiz
gözüne ilisir.
Birden afallar.
Aman Allahim o ne güzellik. Masum bir yüz,kalem kaslar,badem
gözler,lepiska saçlar sanki tanrinin isi gücü yokmus da durmus bu kizi
özene bezene yaratmis.
Birden içinde birseyler kipirdar ve yildirim aski bu olsa gerek diye
düsünür.
Bütün gün boyunca kizin hayali gözlerinin önünden gitmez ve aksami iple
çeker.
Aksam eve dönerken kiz yine pencerededir ve manali manali kendisine
bakmaktadir.
Belli ki kiz da kendisine karsi birseyler hissetmektedir.
O gece sabaha kadar kizin hayali ile yataginda bir saga bir sola döner
ve gözüne uyku girmez.
Ertesi gün kararini vermistir. Bu dünya güzeli kizla muhakkak
tanismalidir.Bütün cesaretini toplayip kizin bulundugu evin dibine
yanasir
ve kendisini takdim ederek telefon numarasini verir ve aramasini ister.
Kiz gecikmeden arar kendisini ve uzun uzun konusurlar, birbirlerini
tanirlar.
Bir süre devam eden ve karsilikli sevgi sözcüklerinin çokca söylendigi
telefon görüsmelerinden sonra nihayet son sözünü söyler ve "benimle
evlenirmisin?" der.
İste o anda kizin konusmasi birden degisir ve hüzünlü bir sesle
- "Bu imkansiz, zira dogustan benim ellerim yoktur" der.
Oglan ne söyleyecegini sasirmistir, biran sessizce durur ve
- "Olsun ben yine de seninle evlenmek istiyorum, zira ben senin yüz
güzelliginden ziyade ruhunun güzelligini sevdim" der.
Kiz ummadigi bu cevap karsisinda gözyaslarini tutamaz ve oglanin
gösterdigi bu fedakarliktan ötürü hüngür hüngür aglamaya baslar.
Artik telefon görüsmeleri daha bir bambaskadir ve Leyla ile Mecnun
misali birbirlerini çilginca sevdiklerini sikca takrarlarlar. İste
artik mucize baslamistir.
Kiz bir gün uykudan uyandiginda ellerinin yavas yavas olustugunu görür.
Bu
sevginin bir mucizesidir.Kisa zamanda eller tamamen olusur ve normal
hale gelir.
Bunu artik sevgilisine açiklama zamani gelmistir.
O gün oglan isten dönerken pencerede bekler ve tam önünden geçerken
coskulu bir sekilde oglana saslenir ve pencereden yeni olusan ellerini
göstererek
- "Bak sevgilim askimizin kuvvetinden bir mucize oldu ve ellerim çikti"
der.
İste o anda birden oglanin yüz ifadesi degisir ve dudaklarindan su
sarkinin kelimeleri dökülür..........
.
.
.
.
.
.
.
.
.
.
SENİ BEN "ELLERİN OLSUN" DİYE Mİ SEVDİM
Kadının biri eczaneden içeri hışımla dalar ve eczacıdan 1 şişe
arsenik ister. Eczacı kadına arsenikle ne yapacağını sorar ve kadın
"Kocamı öldüreceğim" diye cevap verir.
Eczacı"Kusura bakmayın ama size bu sebeple arsenik satmam olanaksız" der.
Bunun üzerine kadın çantasına uzanır ve içinden kocasıyla eczacının
karısının yatakta çekilmiş fotoğrafını çıkarır.
Eczacı fotoğrafa bakar ve şöyle der:
"reçeteniz olduğunu neden daha önce söylemediniz!!"....
bugünümüz de böyle geçti... http://www.hisse.net/images/forum/gulenyuz/banghead.gif
bikmisbroker
27-04-2004, 19:28
>
> --- egitim sistemimiz
> > > Bir gün ormandaki hayvanlar bir araya gelip okul açmaya karar
> > >verirler.
> > >
> > > Bir tavþan, bir kuþ, bir sincap, bir balýk ve yýlan balýðý
yönetim
> > >kurulunu oluþturdu.
> > >
> > > Tavþan, müfredatta koþmanýn bulunmasýný istemektedir.
> > >
> > > Kuþ, uçmanýn dahil olmasýný, balýk yüzmenin dahil olmasýný ve
> > >
> > > sincap, aðaca týrmanmanýn mutlaka zorunlu dersler arasýnda
olmasý
> > >
> > > gerektiðini söylemektedir. Bütün bunlarý bir araya getirip,
bir
> > >müfredat programý
> > >
> > > yaptýlar ve bütün hayvanlarýn bu dersleri görmesini istediler.
> > >
> > > Tavþan koþu dersinden A alýyor olmasýna raðmen, aðaca
týrmanmak
> > >
> > > onun için çok ciddi bir sorunda. Sürekli kafa üstü düþüyordu.
> > >
> > > Bir süre sonra beyni hasar gördü ve eskisi gibi koþamadý.
> > >
> > > Artýk koþuda A almak yerine, C alýyordu. Ve tabii, aðaç
týrmanmada
> > >
> > > ise her zaman zayýf alýyordu. Kuþ, uçmada çok baþarýlýydý,
> > >
> > > ama sýra toprak kazmaya geldiði zaman, o kadar baþarýlý
deðildi.
> > >
> > > Sürekli gagasýný ve kanatlarýný kýrýyordu. Bir süre sonra
toprak
> > >kazma notu
> > >
> > > hala F olmasýna raðmen, uçma notu C' ye düþmüþtü. O' da aðaca
> > >týrmanmada çok zorlanýyordu.
> > >
> > > Sonuçta sýnýf birincisi olan hayvan her þeyi yarým yapabilen,
> > >
> > > geri zekalý yýlan balýðý oldu. Ancak eðitimciler çok mutluydu,
> > >
> > > çünkü herkes bütün dersleri görüyordu. Ve buna "geniþ tabanlý
> eðitim
> > >sistemi" dediler.
> > >
> > >
> > >
> > >
> > > OSHO'nun "Sezgi"
> > >kitabýndan alintidir
> > >
> > >
sn.babo,
yanlış yere postalamışsın mesajı...
bunu "arka bahçe" ye yollayacaktın herhalde... :D
bikmisbroker
27-04-2004, 20:23
DOKTORUN biri yeni bir muayene açmis. Kapiya yazmis...
>"Vizite ücreti 100 Dolar. Iyilestirmedigimiz hastaya bes mislini geri
veriyoruz..."
>Vizite pahali ama, doktor gerçekten doktor...
>Her gelen hasta iyilesip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün
>artiyormus... Uyanigin biri doktora gidecek, iyilesmeyecek
ve bes misli parayi geri alacak ya, kapiyi çalmis...
>"Doktor! Agzimin tadi hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir seyin tadini
alamiyorum..."
>Doktor... Adama söyle bir bakmis, hemsireye seslenmis:
>"Hemsire hanim! Sekiz numarali kutuyu getirin"
>Hemsire adama uzatmis kutuyu, adam, bir kasik içindekinden yemis ve
aninda tükürmüs...
>"Ama Bu bok!!!!!"
>Doktor sakin, "Evet! Iyilestiniz. Tad aliyorsunuz artik.."
>Adam, parayi ödemis sinirleri tepesinde gitmis...
>Aradan birkaç ay geçmis. büyük bir hirsla yeniden kapisina dayanmis
doktorun...
>"Doktor bey, ben de hafiza kaybi basladi... Herseyi unutuyorum.
>"Kizim, sekiz numarali kutuyu getirir misin?" demis.
>Adam, hemen itiraz etmis, "Ama, o kutuda bok var!"...
>Doktor, "Dogru! Bakin, hafizaniz da yerine geldi!...."
>Adam, aglamakli, hirsla ödemis parayi çikmis disari...
>Kurmus da kurmus intikam planlarini... Birkaç ay sonra..
>"Doktor! Ben de iktidarsizlik basladi... Durumum kötü, hiçbir sey
yapamiyorum..."
>Doktor adami gözüyle söyle bir inceleyip, "Hemsire hanim sekiz
numarali kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hirsiyla,
>"S........., seni de sekiz numarali kutunu da..." diye bagirmis..
Doktor gayet sakin, "Geçmis olsun! Artik yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!"
lütfen kimse denemesin :))
DOKTORUN biri yeni bir muayene açmis. Kapiya yazmis...
>"Vizite ücreti 100 Dolar. Iyilestirmedigimiz hastaya bes mislini geri
veriyoruz..."
>Vizite pahali ama, doktor gerçekten doktor...
>Her gelen hasta iyilesip gidiyor... Doktorun ünü her geçen gün
>artiyormus... Uyanigin biri doktora gidecek, iyilesmeyecek
ve bes misli parayi geri alacak ya, kapiyi çalmis...
>"Doktor! Agzimin tadi hiç yok... Öyle kötüyüm ki, hiçbir seyin tadini
alamiyorum..."
>Doktor... Adama söyle bir bakmis, hemsireye seslenmis:
>"Hemsire hanim! Sekiz numarali kutuyu getirin"
>Hemsire adama uzatmis kutuyu, adam, bir kasik içindekinden yemis ve
aninda tükürmüs...
>"Ama Bu bok!!!!!"
>Doktor sakin, "Evet! Iyilestiniz. Tad aliyorsunuz artik.."
>Adam, parayi ödemis sinirleri tepesinde gitmis...
>Aradan birkaç ay geçmis. büyük bir hirsla yeniden kapisina dayanmis
doktorun...
>"Doktor bey, ben de hafiza kaybi basladi... Herseyi unutuyorum.
>"Kizim, sekiz numarali kutuyu getirir misin?" demis.
>Adam, hemen itiraz etmis, "Ama, o kutuda bok var!"...
>Doktor, "Dogru! Bakin, hafizaniz da yerine geldi!...."
>Adam, aglamakli, hirsla ödemis parayi çikmis disari...
>Kurmus da kurmus intikam planlarini... Birkaç ay sonra..
>"Doktor! Ben de iktidarsizlik basladi... Durumum kötü, hiçbir sey
yapamiyorum..."
>Doktor adami gözüyle söyle bir inceleyip, "Hemsire hanim sekiz
numarali kutuyu getirir misin" diye seslenince, adam, tüm hirsiyla,
>"S........., seni de sekiz numarali kutunu da..." diye bagirmis..
Doktor gayet sakin, "Geçmis olsun! Artik yapabiliyorsunuz!!!!!!!!!"
Bu nedir Babo, hayatta en çok güldüğüm bir kaç fıkradan birisi bu. Gözümden yaşa gelene kadar güldüm, sonra gidip bir kaç kişiye ballandıra ballandıra anlattım hepsi de kasıklarını tuta tuta güldü, allah senden razı olsun valla.
:p
lütfen kimse denemesin :))
burun karışt :) ırmada son nokta.
bikmisbroker
28-04-2004, 11:37
Bu nedir Babo, hayatta en çok güldüğüm bir kaç fıkradan birisi bu. Gözümden yaşa gelene kadar güldüm, sonra gidip bir kaç kişiye ballandıra ballandıra anlattım hepsi de kasıklarını tuta tuta güldü, allah senden razı olsun valla.
:p
"Hemsirehanim, 8 numarali kutuyu getirirmisin lutfen? Fikra aliskanlik yapti!" :D
Eski bilgisayar kasalarınızı atmayın,değerlendirin! :p
Yüzmek zayıflatıyorsa balinalar nerede yanlış yapıyorlar?
Niçin yanlış çevrilen telefon numarası hiçbir zaman meşgul çalmaz?
Niçin falcıya gitmeden evvel randevu almak gereklidir? Geleceğimizi
bilemez mi?
Eğer bugün hava sıcaklığı 0 derece ise ve yarin iki kat daha soğuk
olacaksa, yarin hava kaç derece olacaktır?
Neden insanlar gökyüzünde 400 Milyon yıldız var denildiğinde
inandıkları halde, yeni boyalı yazan yüzeyi elleriyle yoklarlar?
Niçin limonlu gazozların içerisinde bir sürü suni tatlandırıcı varken
bulaşık deterjanında gerçek limon suyu kullanılmaktadır?
Işık 300.000 km/sn hızla yayıldığına göre karanlık hangi hızla
çökmektedir?
Işık hızında giden bir arabada oturduğumuzu varsayarsak, farları
yakınca ne olur?
Niçin uçaklarda paraşüt yerine can yeleği vardır? Eğer uçağın
kara kutusu kaza anında parçalanmıyorsa neden bütün uçak bu kutunun üretildiği maddeden yapılmamaktadır?
Bunların tamamını akilci bir şekilde cevaplayabilen kaç deli vardır?
bir kızılderili hikayesi
Avrupalilar Amerika'ya ayak basmistir. Kizilderililerle tanisirlar ve
ticaret yapmak istediklerini bildirirler. Kizilderililer ticaret denen seyi
bilmemektedir. Avrupalilar yol gosterir: "Biz size degerli esyalar
verecegiz, buna karsilik siz de bize kendi degerli esyalarinizi
vereceksiniz. Boylece sizin daha once hayatinizda hic gormediginiz
esyalariniz olacak, biz de evimize sizden aldigimiz degerli esyalari
goturecegiz ." Beyazlar kiyidaki kucuk ada uzerinde bir pazar yeri acarlar
ve kizilderilileri beklemeye baslarlar.
Avladiklari hayvan postlarini getiren kizilderililer karsiliginda ayna,
tarak gibi beyazlarin getirdigi gercekten de daha once hic gormedikleri
esyalara sahip
olmaktadirlar.
Derken iki sarhos beyaz pazar yerine gelen bir kizilderiliyi oldurur. Ve
mallarina el koyarlar. Kizilderililer sasirir. "sizler neden arkadasimizi
oldurdunuz? Buna gerek yoktu ki!.. O zaten elindeki esyalari sizlere vermeye
gelmisti..."
Gercekten de boyle bir ticareti anlayamaz kizilderililer. Pazar yeri
lanetlenir.. Bu olaydan sonra hic bir kizilderili buraya gelmez ve bu
bolgeye "iki buyuk sarhos adam" adi verilir. Yani kizilderili dilinde
"Man-hot-tan"
Derken bu bolge New York ve Amerikan ticaretinin merkezi olur, ve iki koca
gökdelen dikilir....amac ticarettir...!!?!..
borsada günün yorumu...
ihtiyaç molası...
kusura bakmayın düzenleyemedim.
ANCA GIRERSIN...
Kardesim, bu ülkede egitim düzeyi ortalamasi,
ilkokul üçüncü
siniftir.
Bu insanlara verebilecek is ve as yoktur. Ama
onlar 'ne is olursa'
yaparlar.
Bu ülkede, televizyon yildizlari Atatürk'ün
dogum ve ölüm
tarihlerini bilmezler.
Bu ülkenin televizyon yayini paçavra, basin
yayini paçavradir.
Bu ülkede birçok sarkici nota bilmez.
Dinleyicisinin de 'kulagi' yoktur.
Bu ülkenin insanlari, kendileri için kural
tanimazlar.Kurallarin
baskalarina uygulanmasini isterler.
Bu ülkede bir milyon kadar sehirli, on milyon
kadar lumpenproleter,
altmis milyon kadar köylü yasar.
Bu ülke, her siniftan ancak alti milyon kadar
insanini, yani yüzde
onunu bile degil, 'insan gibi' yasatabilmektedir.
'Estetik bir ortamda' demedik, bu ülkede hemen
her sey çirkindir.
Karin doyurma açisindan söyledik.
Bu ülkenin binasi çirkin, yolu çirkin, eski
model arabasi çirkin,
yüzyillarin kötü beslenme ve egitimsizligiyle
ortalama insani
çirkindir.
Tiras olmaz, disini firçalamaz, ayakkabisini
boyamaz. Çogu,
yikanmaz da.
Bu ülkede on bes milyon kadar insan açlik
sinirindadir.
Bu ülkede dokuz milyon kisinin okumasi yazmasi
yoktur. Bunlarin üç
milyona yakini Istanbul'da oturur.
Bu ülkede, önlem alma, koruma bir yana, 'deprem
meprem ne olacaksa
olsa da bir kisim gereksiz bogaz aradan çekilse'
diye bekleniyor!
Ama, birkaç yüz bin kisiyi bile bile kurban
etmek bile o bogaz
sorununu çözemiyor.
Bu ülkede her dört kisiden birinin sinir ya da
ruh hastasi oldugu
kanitlanmistir.
Bu ülkenin insanlari okumayi sevmezler.
Okuyanin çogunda da
okudugunu anlama yetenegi yoktur. Düsünce
disiplini hiç aramayacaksin.
Bunlar, kötü beslenirler. Kafalari pek
çalismaz.
Bu ülkenin insanlarinin yüzde doksan dokuzu,
baska bir
ülkede 'geçmez'.
Dil bilmez, yol yordam bilmez, ancak niteliksiz
isçi olur.
Bu ülkenin aydini ya solculuk ugruna kendini
kandirir, ya
da 'Avrupali olacagiz' diye kendini ve baskasini.
Bu ülkenin burjuvasinin kendine özgü bir
'burjuva kültürü' yoktur.
Bu ülkede seriatçi, Avrupa Birligi'ne girmeyi
'Kemalist ordunun
belini kirmak' için ister, tüccar ve bürokrat para
gelecek de
lüpletecegiz diye, zengin Avrupa mali kullanmak
için, aydin oralara
rahatça gidip gelebilmek amaciyla, proleterya da
oralara sizip
kertenkelelik edebilme umuduyla.
Bu ülkenin insani arabesk dinler, hamur ve çig
et yer, pisi pisine
de ölür gider.
Bu ülkede çok az birey vardir, belki birkaç yüz
bin.
Neyinle ve nasil giriyorsun Avrupa'ya? Girmeyi
bir yana birak,
girmeyi arzu etmeye bile utanmiyor musun?
Çünkü, sen Avrupa'ya girmek degil, Avrupa sana
girsin istiyorsun.
Senin normlarin kabul edilsin, senin kurallarin
(ya da kuralsizligin)
uygulansin.
Kaldirim kenarinda koyun, banyo küvetinde tavuk
kes, deniz kumundan
insaat yap, 'müteahhit fazladan koymus' diye sonra
kolon da kes.
Bu ülke, batmis ve bir daha da kendine
gelememis eski ve 'arkaik'
bir dogu imparatorlugunun mirasçisidir.
Günümüz uygarligina uyum saglayamamistir ve
saglayamaz.
Demokrasi bilmez ve sevmez.
Özgürlük degil, 'serbestlik' ister.
Osmanli bozgununu bilinçaltinda tasimaktadir.
Siddetten hoslanir. Lafi cebinde, öfkesi de
burnundadir.
Iste bu yüzden sado-mazodur. Hem büyüklük
hezeyani, hem asagilik
kompleksi içindedir.
Üstelik kadercidir de, çünkü bilincinin üstüyle
altiyla, iliklerine
kadar, genlerine kadar Müslüman'dir.
Ama bir yerden bir yere de gelmistir elbette,
geridir ama eskisi
kadar degil, yoksuldur ama eskisi kadar degil,
ilkeldir ama eskisi
kadar degil.
Eh, onlar da almazlar, almiyorlar,
almayacaklar.
Almalari için hiçbir neden yok çünkü.
Çünkü miladi 2004, rumi 1419, hicri 1424
yilinda, 'Hatimmatik' adi
verilen programdan bilgisayar ekraninda sanal
Kur'an okumak için
abdest alip almamak gerektigini tartisan bir ülke,
degil Avrupa'ya,
anasinin bilmem neresine bile giremez.
Yani ister sev, ister terket, sen de ne halt
edersen et.
- ENGIN ARDIC -
SunShine
28-04-2004, 17:14
Sn BaBo,
Bu arkadaşı tanıyor musunuz..?
Deniz yeğenim olmasın.. :cool:
Yoksam cep harçlıklarını borsaya mı yatırıyor kerata.. :D
bikmisbroker
28-04-2004, 18:22
Sn BaBo,
Bu arkadaşı tanıyor musunuz..?
Deniz yeğenim olmasın.. :cool:
Yoksam cep harçlıklarını borsaya mı yatırıyor kerata.. :D
Laptop'unu degistirmeye karar vermish, yuz vermedim, demek parayi buradan vurup laptopunu yenileyip birde araba cekicek kendine Koftehor!
Ya bi de yazmaya baslarsa? Ishte o zaman yandik! :D
bikmisbroker
28-04-2004, 18:24
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/image001.jpg
bikmisbroker
28-04-2004, 18:26
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/100502V.jpg
Salacaklı
28-04-2004, 19:54
belki bu oyunu biliyorsunuzdur fakat yinede olsun dedim birde siz deneyin
bu linke girip gerekenleri uygulayiniz.
http://www.sevinc.de/sihir.htm
:confused:
belki bu oyunu biliyorsunuzdur fakat yinede olsun dedim birde siz deneyin
bu linke girip gerekenleri uygulayiniz.
http://www.sevinc.de/sihir.htm
:confused:
Hakikaten güzel bir oyun. Etkileyici..
Ama ben bilinçli olarak iki kere yanıltmayı becerdim..
Ayrıca bu oyunun çalışma mantığını çok merak ettim. Bilenler yazarsa sevinirim..
Kağıdınızı çıkarttığını söylediği sıradaki hiçbir kağıt seçim yaptığınız sırada yok. Hepsi değişik. El çabukluğu marifeti yerine göz yanılmasını kullanmışlar. :)
yeşilada
29-04-2004, 01:55
eh be abiler,ilk destedeki kızlar ve valeler sinek ve maça,papazlarda karo ve kupa.ikinci deste de ise kız ve valeler karo ve kupa,papazlar sinek ve maça.
tek kağıt yerine iki kağıdı aklınızda tutsanız,zaten şaşırmazdınız.
AloneWolf
29-04-2004, 08:46
eh be abiler,ilk destedeki kızlar ve valeler sinek ve maça,papazlarda karo ve kupa.ikinci deste de ise kız ve valeler karo ve kupa,papazlar sinek ve maça.
tek kağıt yerine iki kağıdı aklınızda tutsanız,zaten şaşırmazdınız.
ilk gördüğünüz kağıtlardan hiç birtanesi 2 nci gördükleriniz içinde yok.
eski br numara :)
Eh be kardeşim!..
Eh be kardeşim!..
Accayip tufaya geldim. Sen kalk gecenin köründe yarı kanlı, yarı kapanık-yarı açık gözlerle bu oyunu oyna. Bi de becerdim de!.. :gulen:
Nassı becerdiğime gelince, baktım ilk destede seçtiğim tutmuyor, ikinci desteden kağıt tutmuştum.. Yorgun argın adamın kurnazlığı bu kadar olur işte... :gulen:
Bir arkadaşımız sağolsun, yolladığı puanla uyarmış beni.. Kendisine teşekkür ediyorum.
preatoria
29-04-2004, 09:09
Sn BaBo,
Bu arkadaşı tanıyor musunuz..?
Deniz yeğenim olmasın.. :cool:
Yoksam cep harçlıklarını borsaya mı yatırıyor kerata.. :D
Ben tanıyom ama sölemem :D
AloneWolf
29-04-2004, 09:18
bb ünlü olmak kolay değil zortt taş grubunun acaip baskıları var?
:D
AloneWolf
29-04-2004, 09:26
bb ünlü olmak kolay değil zortt taş grubunun acaip baskıları var!
:D
AloneWolf
29-04-2004, 09:44
arkadaşlar lütfen aşağıdaki linke tıklamadan once gerekli işlemleri yapınız
1-etrafınızda hiç kimse olmasın
2-üstünüze rahat birşeyler giyin
3-sesin odadan dışarıya çıkmayacağına emin olun
5-gözlerinizi kapatınız o anı hayal edin
6-4 nerde aşagıda
http://www.tribundergi.com/sound/sansarermanalijen.mp3
gülme garantisi veriyorum ben koptum
preatoria
29-04-2004, 10:30
alone rezil oldum millete hoparlörün fişini takarken ali baba ... :D
günün komiği Seda Sayan'ın programını seyredin.
Amerikan Adlî Tip Derneginin 1994 te San Diego da tertiplenen ödül yemeginde dernek baskani Don Harper Mills, aktardigi acayip bir ölüm olayindaki adlî komplikasyonlarla dinleyicilerini saskina çevirmisti.Kaderin adaletine dair ince bir nükte tasiyan bu yasanmis öykü, saniriz sizleri de hayrete sevk edecektir.
23 Mart 1994 te Ronald Opus un cesedini inceleyen adlî tabip, onun kafasindan yedigi kursunla öldügü sonucuna vardi.Müteveffa, on katli bir binanin tepesinden, intihar niyetiyle asagiya atlamisti. (Umutsuzlugunu, geride biraktigi bir notta açikliyordu.) Ancak, dokuzuncu katin önünden geçerken pencereden gelen bir kursun basina isabet etmis, hayati bu kursunla sona ermisti. Apartmanin sekizinci kat penceresi düzeyinde cam silicileri korumak için konulmus bir ag vardi; ama bu agin varligini ne silahi çeken, ne de müteveffa biliyordu. Açikçasi, kursun olmasaydi, Opus un intihar girisimi basarili olamayacak; zemine çakilmadan, sekizinci kattaki aga takilip kalacakti. Bu durumu anlattiktan sonra, "Normal olarak," diye devam etti Dr. Mills, "intihar etmeye karar veren biri, mekanizma tasarladigi gibi olmasa da, bunu eninde sonunda basarir."
Opus un dokuz kat asagida yere çakilmayip da dokuzuncu kattan düsüyor oldugu anda basina gelen kursunla vurulmus olmasi, muhtemelen, onun ölüm modunu intihardan cinayete çevirmeyecekti. Fakat, Opus un intihar girisiminin basarili olmayisi, savciyi elinde bir cinayet vak asi oldugu düsüncesine itti. Silahin patladigi dokuzuncu kattaki odada yasli bir adam ve karisi yasiyordu. Tartisiyorlardi ve adam kadini silahla tehdit ediyordu. Öyle sinirlenmisti ki, tetigi çekti; fakat mermi kadini iskalayarak pencereden disari yöneldi ve Opus a isabet etti. Bir insan A sahsini öldürmeye tesebbüs eder, fakat B sahsini öldürürse, o B sahsini öldürmekten suçlu sayilmali idi. Savcinin ulastigi sonuç buydu. Dolayisiyla, dokuzuncu kattaki yasli adam, cinayetten suçluydu.
Bu suçlamayla karsi karsiya kaldiginda, adam da, karisi da çok sasirdilar.
Çünkü, tetigi çekerken adam da, karisi da silahin dolu olmadigindan kesinlikle emindiler. Yasli adam uzunca bir süreden beri bos silahla karisini korkutmayi aliskanlik haline getirmisti. Bunu karisi da bilir, o yüzden adamin tehdidine pek aldirmazdi. Kisacasi, adamin karisini öldürme kasdi yoktu; silahin dolu oldugunu dahi bilmiyordu. Böylece, Opus un öldürülmesi bir kaza oluyordu; silah kazara doldurulmustu.
Arastirmalara devam edilince, ölümcül kazadan yaklasik alti hafta önce yasli çiftin oglunu silahi doldururken gören bir tanik ortaya çikti. Anlasildigina göre, yasli kadin oglundan mali destegini çekmisti ve babasinin annesini silahla korkutma temayülünü bilen ogul, annesini cezalandirma kasdiyla, babasinin annesini vuracagini umarak, gizlice silahi doldurmustu. Annesi ölecek, baba cinayetten suçlanacak, mallar ogula kalacakti. Artik olay yasli çiftin oglunun Ronald Opus cinayetinden sorumlu oldugu noktasina gelmisti.
Tam bu sirada savcinin karsisina yeni bir viraj çikti. Arastirmalara devam edilince, geçen alti hafta içinde anneyle babasinin silahla tehdide varan bir tartisma yasamamalari, dolayisiyla annesinin ölümünü bir türlü basaramayisi nedeniyle, ogulun umutsuzlugunun arttigi anlasildi.
Bu, onu 23 Mart ta on katli binanin tepesinden atlayarak intihar etmeye itmisti.
Ancak, ölümü planladigi gibi olmamisti; dokuzuncu katin önünden geçerken babasinin bos zannettigi silahi tetiklemesiyle annesine isabet etmeyip pencereye seken kursunun kafasina isabet etmesi nedeniyle, Ronald Opus un hayati sona ermisti.
günün testi ....
80 li yıllara ait olduğu için genç olanlar zorlanabilir... :D
1) 80'lerin ünlü "küçük" sarkicilari kimlerdi?
a) Küçük Ibo, Küçük Onur
b) Küçük Ceylan, Küçük Emrah
c) Küçük Prens, Küçük Kurbaga
d) Küçük 100bin, Büyük 200bin
e) Minik Serçe
2) Michael Jackson 80'lerde ne renkti?
a) Yavruagzi
b) Gri
c) Siyah
d) Beyazötesi
e) Beyaz
3) Su siralar Marmaris'te yasayan, yaptigi nü resimleri ile ünlü ressamimiz
80'lerde ne is yapiyordu?
a) Overlokçuluk
b) Kabzimallik
c) Reis-i Cumhur'luk
d) Yaylalar Yaylalar
e) Hepbiri
4) ITT Sahap Lorenz televizyonlarin kanal ayarlama çubugu ne renktir?
a) Eflatun
b) Siyah
c) Kirmizi
d) Prusya Mavisi
e) Rengarenk
5) Adile Nasit masal anlattigi programda çocuklara ne diye seslenirdi?
a) Kuzucuklarim
b) Yurttaslar
c) Efendiler
d) Degerli gençler
e) Dostlar, Romalilar
6) Cenk Koray ünlü pazar programindaki yarismada yarismacilara ne derdi?
a) Iyi olan kazansin
b) Bildiniz soruyu, aldiniz boruyu
c) Alooo! Ne koyiyim?
d) Kutunuzu açiyorum
e) Çekinizi mi veriyim, devam mi edeceksiniz?
7) Pazar sabahlari yayinlanan ünlü Japon çizgi filminde robotlardaki
kahramanlar büyük parçayi olusturmak için ne diye seslenirdi?
a) Gelin canlar bir olalim!
b) Ekibi yeniden topluyoruz
c) Susma sustukça sira sana gelecek!
d) Voltron Voltron Voltron
e) Seni seçtim Pikaçu
8) Yakari'deki kartal uçarken nasil bagirirdi?
a) Watasiva Kendiii
b) Yakarikuuuu, hakarikuuu!
c) Yaba daba duuu!
d) Tey tey tey!
e) Gag gag gag!
9) "Watasiva Kendiii" sözü hangi çizgi filmin müziginde yer alirdi?
a) Tom ve Jerry
b) Okayi Yamasita Kumbaba
c) Seker Kiz Kendi
d) Yakari
e) Pokemonlar
10) 80'lerde Istanbul'un telefon kodu neydi?
a) 1
b) 333
c) 1453
d) 212
e) 216
.....
cevaplar daha sonra....
Bu da trenin otobüs versiyonu
Salacaklı
29-04-2004, 13:07
pekiii bu nasil
testin cevapları...
yukarıdaki testi çözmeyenler önce testi çözmeye çalışsınlar...nasıl olsa cevaplar bir yere kaçmıyor... :D
1)B
2)C
3)C
4)C
5)A
6)D
7)D
8)B
9)C
10)A
testin devamı... :D
11) 80'lerde mahalle maçlarindan sonra içilen o ünlü gazoz markasi
hangisiydi?
a) Fanta
b) Elvan
c) Sprite
d) Kazuz
e) Coca-Cola
12) BMX nedir?
a) 80'lerin ünlü pop grubu
b) 80'lerin ünlü kamyon markasi
c) 80'lerin ünlü bisiklet markasi
d) 80'lerin ünlü araba markasi
e) Yanlis yazmissiniz, dogrusu BMW olcak.
13) Pinokyo bir masal kahramani olmak disinda senin için baska ne ifade
ediyor?
a) Bir zamanlarin en popüler bisikleti
b) 80'lerin en ünlü çizgi film oyuncusu
c) Tüm zamanlarin en büyük süperstari
d) Bir tür Japon halk sazi
e) Yalanci pezevengin teki
14) Misket oyunlarinin en popülerlerinden olan "kuyu" da kaç
kuyu vardir?
a) 1
b) 15
c) 5
d) 13
e) Kuyu da ne be?
15) 80'lerde ders kitaplarinin arasini süsleyen yegane
mecmualar hangisiydi?
a) Cosmopolitan, Cosmogirl, HeyGirl vs.
b) Pokemon, Pikaçu vs.
c) Zagor, Teksas, Tommiks ve Mandrake vs.
d) Akbaba, Marko Pasa vs.
e) Mecmua ne demek be?
16) Mekap ve Esem nedir?
a) 80'lerin çocuk oyunlarindan biri
b) 80'lerin en ünlü filmi
c) 80'lerin en komik ikilisi
d) 80'lerin popüler spor ayakkabilari
e) Nedir?
17) "Önce alisveris, sonra........." Noktali yerlere asagidakilerden hangisi
gelmelidir?
a) sevis
b) fis
c) tepis
d) yemis
e) Kemal Derwish
18) 80'lerde Almanya'dan gelen akrabalar hediye olarak en çok
ne getirirlerdi?
a) Alaman Çikolatasi
b) Alaman Birasi
c) Alaman Rakisi
d) Alaman Karisi
e) Alaman da ne?
19) Bir zamanlarin en sevilen dizisi Dallas'in kötü adami kimdir?
a) Tecavüzcü Coskun
b) Erol Tas
c) Ciger
d) Ceyar
e) "Ceyar" onun okunusu akillim, aslinda "Jr" diye
yazilir.
20) 80'lerin ünlü futbolcusu Ridvan Dilmen'in lakabi neydi?
a) Firtina
b) Seytan
c) Imparator
d) Karpatlarin Maradonasi
e) Ridvan Dilmen Fenerbahçe'nin Teknik Direktörü degil
miydi ya?
AloneWolf
29-04-2004, 16:05
alone rezil oldum millete hoparlörün fişini takarken ali baba ... :D
1-etrafınızda hiç kimse olmasın
madde 1 i okumadan açmayın dedik dimi :D
salla salla :D :D
Dört arkadaş barda muhabbete dalmıştır. İçlerinden biri tuvalete gider. Üç arkadaş sohbetlerine devam ederler. Birinci adam oğlundan söz eder:
- 'Benim oğlan araba yıkamakla işe başladı. Bir baltaya sap olamayacağından korkuyordum ama bir gün arabasını yıkadığı adamlardan biri ona iş teklif etmiş. Sonra iyi bir araba satıcısı oldu. Hatta o kadar iyi para kazandı ki, geçenlerde bir arkadaşının doğum gününde ona Mercedes aldı!'
İkinci adam da mevzuya girer:
- 'Benim oğlum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak şirketinde çalışırken inanilmaz bir iş kaptı ve ondan sonra ilerledi. Acayip zengin oldu. Çalıştığı şirketi de satın aldı. Bir arkadaşının doğum gününde ona bir ev bile hediye etti.'
Digerlerini dinleyen üçüncü adam da heyecanla söz alır:
- 'Aynen benimki de öyle. İşe bir borsa şirketinde temizlik elemanı olarak başladı. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken patron tarafından fark edilince broker oldu ve büyük başarılarla inanilmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadaşına bir milyon dolarlık hisse senedi armağan etti!'
Bu sırada dördüncü adam tuvaletten çıkmış ve sohbete katılmıştır. Diğerleri ona çocuklarından bahsettiklerini söyleyince adam içini çekerek konuşmaya başlar:
- 'Ehh... Benim oğlumun iyi bir iş yönünden biraz hayal kırıklığı olduğunu itiraf etmeliyim. Doğru düzgün bir işte dikiş tutturamadı. Ama oğlumun öyle arkadaşları var ki, geçen doğum gününde ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlık hisse senedi hediye etmişler!'
" 500 kişiden biraz fazla çalışanı olan ve bu
çalişanların şu suçları olduğu bir kurum/şirket düşünün:
*29 kişi eşine karşi siddet kullanmakla suçlanmış,
* 7 kisi sahtekarlık suçundan tutuklanmış,
*19 kişi karşılıksız çek yazmaktan suçlu,
*117 kisi doğrudan veya dolaylı olarak en az iki
işinde iflas etmiş,
*3 kişi tecavüzden yatmış,
*71 kişi kötü kredi geçmişi sebebiyle kredi kartı
alamıyor,
*14 kişi uyuşturucu ile ilgili suçlardan tutuklanmış,
*8 kişi mağazada hırsızlık yaptığı için tutuklanmış,
*21 kişi halen bir davada sanık olarak yargılanıyor,
* 84 kisi geçen sene içinde sarhos olarak araç
kullanmaktan tutuklandı
Bunun hangi kurum / sirket olabilecegini tahmin
edebilirmisiniz? vaz mi geçtiniz?
Bu kurum CANIM MEMLEKETiMiN yeni TBMM'sidir."
2.testin sonuçları..
11)B
12)C
13)A
14)C
15)C
16)D
17)B
18)A
19)D
20)B
Teknik analizse bu da teknik analiz :p
buyurun sn.corumlu,
ancak sn.kahin ve sn.cenkefe elliott analizlerini de yapsın ondan sonra cevaplayın... :D
21.soru ve diğerleri... :D
21) 80'lerin sonuna kadar kaç tv kanali vardi?
a) Bir
b) Birdirbir
c) Binbir
d) 3+1
e) Sifreli kanallari da sayacak miyiz?
22) Muhabbet arasinda "Pac-Man" lafi geçse vereceginiz tepki ne olur?
a) Ulan gene karnim acikti.
b) Olum en sevdigim çizgi roman kahramaniydi lan!
c) Of! Var ya acayip bi bilgisayardir.
d) Anaaaa Pac-Man! Abi var ya bi zamanlar en sevdigim
bilgisaya oyunuydu.
e) Küfretme bak bozusuruz!
23) Genellikle defter kagidindan yapilan külahlarin cephane olarak
kullanildigi "Tüftüf"te silah olarak ne kullanilirdi?
a) Su borusu
b) Soba borusu
c) Elektrik borusu
d) Kalk borusu
e) Buyur?
24) 80'lerde bakkalarda satilan "meyve tozu" disindaki o lezzetli toz
nedir?
a) Leblebi tozu
b) Süt tozu
c) Kabartma tozu
d) Çamasir tozu
e) Bu dedikleriniz markette bulunur mu?
25) 80'lerde birçok evde televizyonun altinda bulunan ve üzeri
genelde dantelle örtülü devasa aletin adi nedir?
a) Video
b) VCD Player
c) DVD Player
d) Decoder
e) Aha bunu biliyorum: Play Station
26) "Güüüç bende artiiik!"" kimin sözüdür?
a) Hitler
b) He-Man
c) Sokrates
d) Pikaçu
e) Bir reklam kahramaniydi ama adini simdi tam
hatirlayamiycam.
27) 80'lerdeki o ünlü konusan arabali dizinin adi neydi?
a) Kara Sahin
b) Kara Simsek
c) Kara Murat
d) Kara Oglan
e) Karamürsel (eki eki eki)
28) Peki o konusan arabali dizideki arabanin adi neydi?
a) Herbie
b) Red Kit
c) Johnny
d) KIT
e) "KIT" bi kere "Kamu Iktisadi Tesebbüsleri" demek
akillim.
29) 80'lerde kabereleri meshur olan ünlü ikili asagidakilerden
hangisidir?
a) Lorel ile Hardi
b) Zeki ile Metin
c) Izel ve Çelik
d) Deniz'le Mehtap
e) Cem Yilmaz'la Yilmaz Erdogan
30) "Aman tertip can tertip, hasrete katlan tertip!" adli
güzide sarkiyi seslendiren grup hangisidir?
a) Mogollar
b) Esmeray ve Yaylalar
c) Ersen ve Dadaslar
d) Mazhar-Fuat-Özkan
e) Izel-Çelik-Ercan
31) "Çikolata renkli sarkici" sözü kime aittir?
a) Esmeray
b) Raga Oktay
c) Sezen Cumhur Önal
d) Bob Marley
e) Puff Daddy
32) Türkiye'de 80'lerin en ünlü dans grubu asagidakilerden hangisidir?
a) Birkaç Iyi Adam
b) Çitir Kizlar
c) Tolgahan Dans Grubu
c) Ersen ve Dadaslar
d) Backstreet Boys
33) 80'lerin en ünlü pembe dizisi asagidakilerden hangisidir?
a) Köle Isaura
b) Cesur ve Güzel
c) Pembe Panter
d) Çarli'nin Melekleri
e) Memoli
34) bati/hafif/müzigi/sözlü/Türkçe
Yukaridaki kelimelerle 80'lere dair anlamli bir söz grubu
olusturunuz.
a) Türkçe sözlü hafif bati müzigi
b) Sözlü bati hafif Türkçe müzigi
c) Bati sözlü hafif Türkçe müzigi
d) Hafif sözlü Türkçe bati müzigi
e) Müzigi Türkçe sözlü hafif bati
35) Heidi'nin en yakin arkadasinin adi neydi?
a) Kanki
b) Peter
c) Aziz Peder
d) Barbi
e) Cindy
36) 80'lerin en komik(!) üçlüsü asagidakilerden hangisidir?
a) Ahu Tugba-Banu Alkan-Serpil Çakmakli
b) Üç silahsörler
c) Mazhar-Fuat-Özkan
d) Komedi Dans Üçlüsü
e) Cem Yilmaz-Yilmaz Erdogan-Beyaz
37) 80'lerin en çok okunan karikatür dergileri hangileriydi?
a) Marko Pasa-Akbaba
b) Girgir-Firt
c) Deli-Limon
d) Crocodil-Mad
e) Leman-Lemanyak
38) 80'lerin en büyük ve saibeli bankeri kimdir?
a) Banker Bilo
b) Turgut Özal
c) Cotarelli
d) Kastelli
e) Cavit Çaglar
39) Fare yiyen garip uzaylilarin dünyayi isgal ettigi fantastik dizi
hangisiydi?
a) Uzayli Zekiye
b) Tom ve Jerry
c) Visitors
d) Dünyayi Kurtaran Adam
e) Uzay Yolu
40) Robin Williams'in bir uzayliyi oynadigi dizi hangisiydi?
a) Vizitors
b) Mork ve Mindy
c) Deli Yürek
d) Uzay yolu
e) Kankigiller
gitti bizim analiz. analize güvenip de "C" şıkkı işaretleyenlerden özür dilerim, hepimiz yanılabiliriz. 20 soruluk yatay ortalamalara bakmak bazen yanıltabiliyor insanı...
her zaman için tek bir göstergeye bağlı kalarak atmak insanı yanıltabilir... :D :D
vBulletin® v3.8.3, Copyright ©2000-2009, Jelsoft Enterprises Ltd.