View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
yıllarca hastalıklı ve sakat çocuklarımız oldu sen şanslısın diyorlar ama maalesef bu çocukta normal olmamış işte:)))
TERSTEN YAŞAM
Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir. Suphesiz
ki yasami tersten yasamak daha guzel hatta mukemmel
olurdu. Nasil mi ?
Cami'de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik icersinde,
herkes karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor
ve tum haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli
olarak.
Herkes etrafinizda, buyuk bir itibar, iltifatlar,
cocuklar torunlar hepsi hazir.Arabaniza kurulup
evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya uc
ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne guzel, hazir maas, hazir ev...
Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur icinde
yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikce duzeliyor Kaslar gucleniyor,
kuvvetleniyorsunuz.
Bir gun calismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz
gun size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin
kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Mudurluk veya bunun gibi yuksek bir makamdan
tecrubeli bir insan olarak ise basliyorsunuz. Herkes
karsinizda elpence divan.
Vucudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor
Gittikce zayifliyor forma giriyorsunuz Diger hormonal
Aktiviteler artiyor, fevkalade...
Aman ne guzel gunler basliyor...
Derken birgun patron size artik Universiteye gitsen
daha iyi olur diyor.
Bu arada Babaniz ortaya cikmis, "fazla calistin" diyor
"artik eve don, isi birak, okumaya basla, harciligin
benden olsun..." Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikce kolaylasiyor Ekmek elden
su golden bir donem basliyor.
Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor.
Derken Anne ve Babaniz sizi goturup getirmeye
basliyor, araba kullanma derdi de yok artik...
Gunun birinde sizi okuldan da aliyorlar, "evde otur,
keyfine bak, oyuncalaklarinla oyna" diyorlar...
Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile
temizliyorlar, hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve
hic tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken Anneniz bir gun size sut verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli donem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde
hazir. Bir gun karanlik ilik ve sicak bir ortama
giriyorsunuz.
Beslenmek icin agzinizi acmaya dahi gerek yok, bir
kordondan besleniyor sicacik yumusacik gurultu ve
patirsiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hucre halini
aliyorsunuz. ve gunun birinde muthis keyifli bir
sevismeyle hayatiniz bitiyor....
(Ne dersiniz böyle daha güzel olmazmıydı?)
Diyet ve benzeri oluşumlar Türk delikanlıları güçten düşürmek ve Türk
tebasının devamını engellemek için dış mihraklar tarafından çıkarılmış
bilinçli bir düzmecedir. Amaç eskiden bir koyunu bir oturuşta götüren dev
gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini
kundaklayıp elde orak çalışmaya devam eden büyük Türk kadınlarını; kalori
sayan, grip olunca yatağa düşen, fitness ve aerobik yapan çıt kırıldım
tiplere dönüştürmek ve Büyük Türk ırkını japonlar gibi sıska zayıf ve
sağlıksız bir ırk haline getirmektir.
İktiza ettiğinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir
Türk babayiğidini pazar arabası ile pazara çıkmaya muhtaç duruma
düşürülmesinden daha soykırım ne olabilir arkadaşlar.
Annemin anlattığı vita yağı dönemleri ve hatta dedemin anlattığı iç ve
kuyruk yağı dönemlerinde kalp hastalığı varmıydı? Vardıysa neredeydi?
sorarım size.Kollestrol çokluğu bir hastalık değil sadece ölçüyü
kaçırdığınızın bir göstergesi olup 2 şişe soda ile oranı düşürülmesi
mümkün bir basit durumdur.
Aziz Türk milletinin evlatları gelin bu oyuna düşmeyelim kalori diyet gibi
tuzaklara kapılmayalım. Can boğazdan gelir! Gürbüz insan güzel insandır!
İştahlı insan sağlıklı insandır! Soya fasulyesi et yerine geçemez! Hindi
etinin ne skime derman olduğu belli değildir! Hindi ne tavuk ne de et
yerine geçer adı hindidir hindi sevenler tarafından tüketilmeli yeni çağın
mucizesi olarak yutturulmamalıdır.
Feminizim ve eşitlik adı altında değerli Türk kızlarının aklı çelinmekte
yemek yapmayı bilmeyen, yeni nesli abuk sabuk yiyeceklerle yetiştirecek,
beceriksiz, uyumsuz, damak zevki gelişmemiş sunta kılıkli diyet bisküviyi
yiyecek sanan, et yemeyen, geleneksel mutfağına bağlı kebap perver
kişileri hanzo yada kro gibi gören, sinirli ve bir deri bir kemik bir
gürüha dönüştürmekte az önce belirttiğim gibi Gelecek Büyük Genç Türk
neslinden korkan dış mihrakların bir oyunudur.
Bir yeni çağ yalanıda çin mutfağıdır. Aslında çin mutfağı yada çin yemeği
diye bir şey yoktur onların olayı bahçede buldukları her türlü malzemeyi
bir demir leğene doldurup (wog) diğer çinliler mevzuya uyanmadan acele
pişirip (heşey az pişmiş) karnını doyurmaktan ibarettir. Bu kardeşlerin
sayısı milyarlar ile ifade edildiğinden bizdeki gibi ortadaki tencereya
kaşık sallama durumlarında masadakilerin yarısı aç kalmakta ve dolayısı
ile tok açın halinden anlamamakta fakat kung-fu marifeti ile bir araba
sopa yemekteydiler. Sonunda uyanık bir çinli bu durumda çözüm olarak
çubukla yemek tekniğini bulup masada bulunan herkesin tencerenin dibi
görünmeden bir kaç lokma alabilmesini sağlamış ama sonuçta bu günkü cüce
asabi ve kıl çinliler ortaya çıkmıştır.
Kahrolsun doymamış yağ oranları!
Kahrolsun şekersiz yiyecek içecekler!
Kepek ve lif insan değil hayvan gıdasıdır! (sıkıysa köyden gelen
akrabanıza avakadolu hindi salatası ve yanında kepek ekmeği ve light kola
ile ağırlayın birdahaki kurban bayramı tavrını gözlemleyin.)
Her daim yaşasın geleneksel Türk ve Osmanlı mutfağı der; Bol salçalı yağlı
ve hamur işli öğünler dilerim. Yaşamınız fırından çıkmış bol fıstıklu ve
peynirli künefe tadında geçsin."
Ve olayı anlamlı bir güzelleme ile noktalamak isterim
Dostlar, atışır da yiğitler susar mı
Elma ilen armut, piftek yerin tutar mı
Adem olan layt marul yutar mı
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez hiç ufak bir göbekten...
Doymuş ile
doymamış bir olur mu
Sıratta galoriden sual olur mu
Hiç nutrasweetten baklava olur mu
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez orta boy bir göbekten...
Coşar şu deli gönül börek, mantı, pizzayla
Ürkütme gözünü hiç hacimle enle boyla
Elastik bir heyvandır mide olur yayla
Zarar gelmez hiç tahterevan bir göbekten...
Çiçek dalda güzeldir, guzu şişte...
Üç beyazı tartışmak boş bu işte
Fikirler değişir her yiyişte
Er kişi hazzetmez kepekten liften
Zarar gelmez kimseye MUHTEŞEM bir göbekten...
Sn. Redkit bu yazıyı nereden alıntı yaptınız?
varyemez
14-09-2005, 23:36
banada mail olarak gelmişti...
Pardon ya komik topiğindeymişiz, ben de noluyoruz sandım :a-o:
varyemez
14-09-2005, 23:47
Pardon ya komik topiğindeymişiz, ben de noluyoruz sandım :a-o:
:D :D :D :D :D
BU SÖZLER BIR ÖDÜL HAKEDIYOR!
>
>
> KADIN ŞARKICI DALINDA
> 1. "Estetik haramsa bütün hastaneleri kapatsınlar..."
> Petek Dinçöz
> 2. "Ses, bedende en geç yaşlanan organdır..." Nükhet
> Duru
> 3. "Yıllardır olmamıştı, uzun zamandan beri ilk defa
> tek partili
> koalisyon oluyor..." Nil Karaibrahimgil (Boğaziçi
> Üniversitesi
> Uluslararası İlişkiler
>
> Bölümü mezunu)
> 4. "Afrika'dan yamyam getireceğiz..." Ebru Gündeş
> (Balayına giderken)
> 5. "Benim o kültürsüz insanlarla işim olmaz, zaten
> şimdi ultrasyondan
> çıktım çok mutluyum..." Ceylan
>
> MANKEN DALINDA
>
> 1. "Kel miyim, topal mıyım gidip de yasak bir ilişki
> yaşayayım..." Didem Taslan
> 2. "Birçok arkadaşımın içime girmesine izin verdim, ve
> ben öyle her
> arkadaşımı içime alan biri değilimdir..." Deniz Akkaya
>
> 3. "Şimdiye kadar beraber olduğum erkek arkadaşlarım
> beni darmadağın
> etti..." Gizem Özdilli
> 4. "Bu tür şeyler gerçek hayatta da, normal hayatta da
> yanına
> yaklaşmam artı sevmem..." Tuğba Özay
> 5. "Erkeğimi asla kahvaltısız bırakmam!.." Şenay Akay
>
> POLİTİKACI DALINDA
>
> 1. "Füzelerle savaş kazanabilirsiniz, ama füzelerin
> üzerine
> oturamazsınız..." Deniz Baykal
> 2. "Afrikalı zombiler gibi..." Bülent Arınç
> 3. "Sekiz yıl Özal'a verdiniz, onun iki yılını ananıza
> verin, o zaman
> Türkiye şahlanır..." Tansu Çiller
> 4. "Powell'ın ziyareti daha önce yapılsaydı daha iyi
> olurdu, ancak bu
> ziyaret tam zamanında yapılmıştır..." Abdullah Gül
> 5. "Ben 1960'larda çalışma bakanlığı yapmıştım. Yani
> tam
> hatırlamıyorum ama 1995'e kadar sürdü bu görevim..."
> Bülent Ecevit
>
> KADIN SUNUCU DALINDA
>
> 1. "Evet, bugün perşembe, haftanın son günü, yani
> bugünü saymazsak..."
> Pınar Altuğ (TRT'deki programında)
> 2. "Sıfır puan kazanırsaniz toplam puanınıza sıfır
> puan ekleriz..."
> Ebru Şallı (Pazar Yıldızı adlı yarışmada)
> 3. "Siz ben olmuşum, ben siz olmuşsunuz..." Esra
> Ceyhan (Huysuz
> Virjin'e rüyasını anlatıyor)
> 4. "Tuğba Özay'ı alkışlayan gruba bakıyorum, büyük bir
> çoğunluğunu
> kadın ve erkekler oluşturuyor..." Ece Erken
> (Passaparola'da)
> 5. "Bütün o elektronik şeyler aslında biraz mekanik
> kaçıyor..." Gülben
> Ergen (SMS, e-card gibi yöntemlerden hoşlanmadığını
> belirtmek istiyor)
>
> ERKEK SUNUCU DALINDA
>
> 1. "Yani şimdi sizin annenizin bütün evliliklerinden
> elde ettiği
> toplam çocuk sayısı kaç?" Sinan Çetin (Film Gibi
> programında konuğa)
> 2. "Süreyya Ayhan sizin cinsiniz bilirsiniz..." Tarık
> Tarcan (En Büyük
> Yarışma'da kadın yarışmacıya)
> 3. "Makul ağla!.." Savaş Ay (A Takımı'nda sinir krizi
> geçirttiği Niran Ünsal'a)
> 4. "Ben, aşkı iki kişinin yaşamasından yanayım..."
> Vatan Şaşmaz
> 5. "Bu çocuk üçünüzden!.." Erman Toroğlu (Karar Anı
> adlı programda,
> karı-koca ve sevgiliye söylüyor)
>
> ERKEK ŞARKICI DALINDA
>
> 1. "Siz düşük yapma halini, her şeyi olan Richard
> Gere'in mutluluğu
> Hindistan'da aramasına da benzetebilirsiniz.
> Düşünsenize, her şeyiniz
> var ama mutlu degilsiniz..." Çelik Erişçi
> 2. "Müzikte tek eksiğim opera..." Doğuş
> 3. "İlham kaynağım şu gördüğünüz Boğaz. Bu deniz,
> öküze bile ilham
> verir..." Serdar Ortaç
> 4. "Her sene bir sene daha geçiyor..." Tarkan
> 5. "Ben, yıllardır süregelen ve gitgide gerileyen
> arabesk türkücü
> imajını roketlemek istiyorum. Arabaların
> torpidolarında en arkada
> duran kasetleri önlere çıkartmak istiyorum..." Özcan
> Deniz
>
>
>
> DİZİ OYUNCUSU DALINDA
>
> 1. "Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol
> arka ayaklarıyla
> başlar..." İpek Tuzcuoğlu
> 2. "Laf olsun diye bir şey söyleyecek bir kadın değil
> o, mutlaka
> altını doldurur!.." Tamer Karadağlı (Hülya Avşar için)
>
> 3. "Şimdi ben gitsem Amerika'yı ikna etmeye çalışsam
> beni
> iplemeyecektir..." Mehmet Ali Alabora
> 4. "Atatürk yaşasaydı, magazin gazetecileri onun da
> bir frikiğini
> yakalardı..." Nurseli İdiz
> 5. "Filmin finalini soran anketler internetlerde
> yayınlandı..." Özcan Deniz
>
> SPOR YORUMCUSU DALINDA
>
> 1. "Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! ejderha tutsan
> bunlara
> yaranamazsınız..." Ahmet Çakar
> 2. "Hayırlı vilayetler..." Ziya Şengül (İstanbul
> Valisi ile konuşurken)
> 3. "İyi püskürtmüş!.." Şansal Büyüka (Hakeme tüküren
> oyuncu için)
> 4. "İkinci gol De Boer'un ayağının şeyinden oldu,
> üçüncü gol gene De
> Boer'un şeyinden oldu..." Turgay Şeren
> 5. "Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin
> bakiresi olmaz
> mı? Yani bozulmamış bir hakem..." Erman Toroğlu
>
> HABER SPİKERİ DALINDA
>
> 1. "İnsan, hayvan... her canlının yavrusu ne güzel,
> öyle değil mi
> sevgili seyirciler?" Defne Samyeli (Show Haber)
> 2. "Bu akşam oynanacak olan Beşiktaş-Galatasaray
> derbisinin sonucu
> henüz belli değil..." Zeynep Kasımlıoğlu
> 3. "Bugün çok şey oldu sayın seyirciler..." Can Ataklı
> (Ana haberi açış cümlesi)
> 4. "Babayı buldunuz mu?" Reha Muhtar (Haber sunduğu
> günlerde babasıyla
> buluşturduğu kıza)
> 5. "Bize nasıl kullanıldığını gösterebilir misiniz
> lütfen?" Gülgün
> Feyman (Kadınlar için üretilmiş prezervatifi tutarak,
> üretici firma
> yetkilisine)
Gamze Özçelik'in cep telefonu görüntüleri
Serenler
17-09-2005, 21:38
http://img.photobucket.com/albums/v468/venicera/essek.jpg
Bir "Orman Kanunumuz" var.
Gözünden hiç bir şey kaçmaz.
Kaçakçı eşeği yakalamıış,
Şimdi satacak.
iyi fiata gitsin diye köy köy ilanlar asılır.
Tüpraşın %15 lik bölümü sır bir fiyata herkeslerden saklı bir şekilde israilli firmaya verilir.
Ama bürokrasimiz sıra bir eşeğe geldi mi aslan kesilir.
Eşeğin satışı 21/09/2005 çarşamba günü.
Açık artırmada şeffaf bir şekilde iyi bir fiyata gidecek kuşkusuz.
Ha bir de ;
yazıyı dikkatle okuyun, Orman işletme yazacakken dilleri sürçmüş:
Orman işetme yazmışlar. Allah söyletecek ya!
Gamze Özçelik'in cep telefonu görüntüleri
:gulen: :gulen: :gulen: ufff be ne goruntulermis :bravo:
aptaladam
18-09-2005, 07:32
iBRET ALINACAK BiR OLAY!
http://www.efsanem.net/2582852.jpg
ibretle okuyacaginiz bu olay Hollanda'da gerceklesmistir. Bir genc kiz odasinda müzik dinlemekteyken, anneside sesli bir sekilde Kuran-i Kerim okumakla mesgulmüs. Bu sirada annesi kizina müzigin sesini kismasini söylemis. Bunun üzerine genc kiz annesine bagirarak kendisinin susmasini istemis. Genc kiz annesinin onu dinlemedigini ve Kuran-i Kerimi hala sesli bi sekilde okumaya devam ettigini görünce hemen, insanlara rehber amaciyla indirilen kutsal kitabimizi annesinin elinden alip yirtar. O an genc kiz alev alip yanmaya baslar. Söndürmek icin üzerine battaniye atar annesi. Battaniyesini kaldirdigindaysa asagida görülen ibretli manzarayla karsilasir. Genc kiz su an Hollanda'da bi hastanededir. Ailesi igne yaptirip öldürülmesini istiyor.
Bu olay dünya basininda sizinde tahmin edebileceginiz nedenlerden dolayi pek yer almadi, fakat insanlar arasinda cok konusulmakta. Olayida bazi kaynaklardan duydugumuz kadariyla size anlatmaya calistik.
Bu haberi kim yapmissa cok sallamis:)
Bu haberi kim yapmissa cok sallamis:)
Şu gönderiye ilk yorumu ben yazayım dedim sabah sabah alkazar da hataya düşüp ciddi yorum yapmış. Aptaladam gönderiyi yanlışlıkla "internet" bölümüne göndermiş. Birazdan modlar "hissenet komik" kısmına taşırlar sanırım. Geçen gün ben de sn. Red Kit'in bir gönderisini görünce şoke olmuştum tam giydirmeye başlayacaktım ki baktım "hissenet komik" kısmındayız. Alkazar sabah sabah zokayı yutmuşsun.
Efendim burada gece yorgunuz tabii.Sabah sabah zokayi yutmadik yane:)
Burda allah insaflı davranmış gene, ben toykene peygamberler hakkında ileri geri konuşurdum, işte onlar devrinin şizoid, manik depresif insanlarıdır diye. Yine birgün böyle konuşurken gökyüzünden çok kuvvetli bir ışık belirdi ve direk benim üstüme geldi ve aşağıda gördüğünüz şekle girdim. Çok sıkıntı çektim çoook. Birçok doktora gittik ama hiçbiri beni tedavi edemedi, sonra bir yerde nefesi vantilatör gibi bir hoca bulduk, yalnız hoca euroyla çalışıyordu ve parayı peşin alıyordu. Neyse bankadan "çarpılmış adam kredisi" alıp hocaya taktim ettik. Hoca euroları görünce azgın bir boğa gibi üfflemeye başladı ve ben düzeldim. Verdiğim eurolar anamın ak sütü gibi helal olsun. Allah böyle insanları başımızdan eksik etmesin.
not: Aşağıdaki resim daha önceleri sansüre uğramıştı ama yukarıdaki ucube yanında benimki devede hörgüç kalır.
Valla bu olay gerçek olsaydı şimdi amerikan ordusu Irak'da bir fare ordusuna dönüşürdü diye düşünüyorum. Yoksa bu olayda "internet'de zingir mesajlarda Peygamberin vasiyetinin dolaşması" gibi bir olay olmasın. Zaten Hollanda dışında ne yer ne kişi adı var. Kaynak da bazı kaynak olunca... İnsan "Allah Allah" diyor... :hayır:
Kaynak da bazı kaynak olunca... İnsan "Allah Allah" diyor... :hayır:
Nasıl yani, ifadenizi tam anlayamadım.
Zevksiz adam yangın çıkardı
Avustralya’nIn Victoria Eyaleti’nde yaşayan Frank Clewer, ‘zevksizliği’ nedeniyle az kalsın bir binayı havaya uçuruyordu. Yeşil yün gömleği üzerine kırmızı naylon ceket giyen Clewer, gömlekle ceketin birbirine sürtünmesinden dolayı amperi çok düşük 40 bin volt kinetik elektrik yüklendi. Belediye Binası’na giren Clewer’ın üzerindeki elektrik yüklü ceketten halıya kıvılcımlar sıçramaya başladı. Bir müddet sonra halılar yanmaya başlayınca binaya gelen itfaye yangını zor söndürdü.
Reuters, 18/09/2005
Dinledim, kulağımın pası silindi. :D
http://www.irlmeier.de/bird.swf
Petrol Şeyhinin biri, üniversitede okuması için oğlunu İstanbul'a gönderir. Çocuk ilk devreyi başarıyla bitirdikten sonra notlar değişmeye ve çocuk hafiften serserileşmeye başlar. İşin kötüsü, memleketten çocuğa gönderilen avuç dolusu paralar da artık yetmemektedir! Şeyhimiz oğlunu kontrol etmek için adamlarından birini İstanbul'a gönderir.
Adam İstanbul'a gelince bir de ne görsün? Şeyhin okusun diye gönderdiği oğul okulu bırakmış, kendini karıya kıza vurmuştur. Uzun aramalardan sonra çocuk Boğaz kenarında salaş bir meyhanede bulunur.
-"Ya seydi, bu ne kepazeliktir! Baban seni merak eder! Kalk gidiyoruz Arabistan'a!"
Çocuk:
-"Ayva seydi" der, "Ama önce bir otur da şu manzaraya bir bak..."
Şeyhin adamı "Bunda ne kötülük olabilir ki" diye düşünür ve masaya oturur.
Sandalcılar çaparilerini sallamakta, arkadaki tepelerin ardında batan kıpkırmızı güneş, Boğaz'ı kırmızının tonlarına boyamaktadır.
Manzarayı seyrederken, garsonun getirdiği kavundan bir tane ağzına atar. Ardından peynirin de tadına bakılır. Eh eşek değil ya, "şu aslan sütü denen meretin de bir tadına bakalım der" orada ipler kopar.
Şeyhin oğlu ve Boğaz tarafından ayartılan adam, yorgun ve akşamdan kalma olduğu anlaşılan bir sesle, 15 gün sonra, efendisini arar:
-"Ya seydi, Veled mazbut velâkin memleket puşt!"
kumralada
20-09-2005, 19:58
ocakbaşı
Bebek Nasıl Yapılır? .. diye miniklere sormuşlar, onlar da bakın ne cevaplar vermiş: (bazıları bayağı iyi)
"Bebek yapmak için anne bir yumurtanın üzerine yatar sonra baba gelip yumurtayı kırar"
(Abby, 6 yaşında)
"Ben asla bebek yapmıcam.. Babam dedi ki bebek beklerken kadınlar her gün biraz daha hasta ve manyak oluyomuş"
(Marie-Ann, 9 yaşında)
"Bir kadınla bir erkek yatağa girdikleri zaman, ikisinden birinin bebeği olacak demektir"
(Paul, 6 yaşında)
"Bebek annemizin içinden çıkar, doktor da onun poposuna vurur çünkü bebek doktoru ısırmıştır"
(Edward, 6 yaşında)
"Bebek yapmak için, bunu önemsemeyen biriyle olmak gerekir"
(Shelley, 7 yaşında)
"Karşımızdakı evdeki adamın karnında bebek var ama bi türlü dışarı çıkamıyor"
(Alistair, 9 yaşında)
"Bebek yapmak için önce aşık olursun, evlenirsin.. veya bunlara gerek de yok aslında.."
(Peter, 9 yaşında)
"Bebek yapmak için uygun zamanı kollamak lazım, evde misafir olmaması lazım"
(Lyn, 9 yaşında)
"Ben nasıl yapıldığını biliyorum ama hiç yapmadım"
(Francis, 7 yaşında)
"Kediyseniz bebek yapmanız daha kolaydır"
(Paulette, 6 yaşında)
Göz Muayenesi
+ işaretine odaklanırsanız pembe topların yok olduğunu göreceksiniz. Buna rağmen hala pembe topları görüyorsanız hemen bir göz doktoruna görünün..
Bir otomobil firmasinin servis ve satis "showroom"una bir bayan
müsteri gelerek "710'luk kapak" aradigini söyler...
Saticilar hemen oto yedek parça bölümünden birini
oraya çagirirlar ve kadinin talebini iletirler.
Herkes kadina ve birbirine saskinlikla bakar.
Hiç kimsenin parçayi tanimadigi yüz ifadelerinden
belli olur...
Kadin ise israrla bunun, arabasinin motorunun bir
parçasi oldugunu, bir sekilde kayboldugunu ve yenisinin gerektigini
söyler...
Bu esnada uyanik bir satici kadina yedek parçanin skeç
resmini çizip çizemeyecegini sorar...
Sorunun çözülecegi umuduna kapilan kadin hemen kagit kalem
isteyerek takriben 8 cm çapinda bir daire çizer ve içine de
"710" yazar..islem sonuç verir...
(YEDEK PARÇANIN RESMİ AŞAĞIDADIR)
terapist
21-09-2005, 12:42
Allah sen beni koru Yarabbim, deli bunlar yaw...
http://www.chilloutzone.de/files/05092001.html
trakyalı
21-09-2005, 13:01
TERSTEN YAŞAM
Yasamin en tatsiz tarafi sona eris seklidir. Suphesiz
ki yasami tersten yasamak daha guzel hatta mukemmel
olurdu. Nasil mi ?
Cami'de uyaniyorsunuz. Bir tahta sandik icersinde,
herkes karsinizda saf durmus, iyiliginize dua ediyor
ve tum haklar helal edilmis vaziyette.
Tabuttan dogruluyorsunuz, yasli, olgun ve agirbasli
olarak.
Herkes etrafinizda, buyuk bir itibar, iltifatlar,
cocuklar torunlar hepsi hazir.Arabaniza kurulup
evinize gidiyorsunuz.
Dogar dogmaz devlet size maas bagliyor, aylik veya uc
ayda bir maasinizi aliyorsunuz.
Ne guzel, hazir maas, hazir ev...
Altmisli yaslara kadar hersey garanti, huzur icinde
yasiyorsunuz.
Sagliginiz gittikce duzeliyor Kaslar gucleniyor,
kuvvetleniyorsunuz.
Bir gun calismak istiyorsunuz ve ise ilk basladiginiz
gun size hosgeldin hediyesi olarak bir plaket ve altin
kol saati veriyor patronunuz..
Ve Genel Mudurluk veya bunun gibi yuksek bir makamdan
tecrubeli bir insan olarak ise basliyorsunuz. Herkes
karsinizda elpence divan.
Vucudunuzda da bazi hosa giden hareketler de basliyor
Gittikce zayifliyor forma giriyorsunuz Diger hormonal
Aktiviteler artiyor, fevkalade...
Aman ne guzel gunler basliyor...
Derken birgun patron size artik Universiteye gitsen
daha iyi olur diyor.
Bu arada Babaniz ortaya cikmis, "fazla calistin" diyor
"artik eve don, isi birak, okumaya basla, harciligin
benden olsun..." Keyfe bakar misiniz ?
Okudugunuz dersler gittikce kolaylasiyor Ekmek elden
su golden bir donem basliyor.
Partiler, Diskotekler, Kizlarin sayisi artiyor.
Derken Anne ve Babaniz sizi goturup getirmeye
basliyor, araba kullanma derdi de yok artik...
Gunun birinde sizi okuldan da aliyorlar, "evde otur,
keyfine bak, oyuncalaklarinla oyna" diyorlar...
Mamaniz agziniza veriliyor, zaman zaman altinizi bile
temizliyorlar, hatta bu durum aliskanlik yaratiyor ve
hic tuvalet kullanmamaya basliyorsunuz.
Derken Anneniz bir gun size sut verme kararini aliyor
ve baska bir keyifli donem basliyor.
Mama artik her yerde, her an ve en taze seklinde
hazir. Bir gun karanlik ilik ve sicak bir ortama
giriyorsunuz.
Beslenmek icin agzinizi acmaya dahi gerek yok, bir
kordondan besleniyor sicacik yumusacik gurultu ve
patirsiz bir ortamda yasiyorsunuz.
Kuculuyor, kuculuyor, ufacik bir hucre halini
aliyorsunuz. ve gunun birinde muthis keyifli bir
sevismeyle hayatiniz bitiyor....
(Ne dersiniz böyle daha güzel olmazmıydı?)
Çok güzel ama...
:bravo: :bravo: :bravo:
Allah sen beni koru Yarabbim, deli bunlar yaw...
http://www.chilloutzone.de/files/05092001.html
Gerçekten delilermiş. :D :D
İş bilen,
prensipli,
analitik çözüm yeteneği olan...
dreissena
22-09-2005, 00:16
Cok guzel bir flash animasyon AB ile Italya nin benzerliklerini! anlatiyor. Nedense Italya yerine bir baska ulke de olurmus gibi geldi bana ama neyse..Daha once gorduyseniz tekrar icin kusura bakmayin.
Tık (http://www.infonegocio.com/xeron/bruno/italy.html)
satılık ev ilanı
-Sahibinin amca oğlundan, 3+1-2*2 , 1 mutfak, Yaylacık Mahallesinde,
fırına iki adım, otobüs durağına 50 metre uzaklıkta
Ara sıra güneş gören daire satılıktır , olmadi kiralıktır
Tel:...................
eleman ilanı :
- Dikenli tel ihracatı yapan firmamızın halkla ilişkiler biriminde
çalışacak
- İleri seviyede Türkçe konuşabilen
- Anadolu'nun muhtelif yerlerini gezmiş -görmüş
- Vatandaşın halinden anlayan
- Trabzonspor'un en az bir şampiyonluğunu görmüş
- Düz liseliliği ile gurur duyan
- AB uyum yasalarını gerekçe gösterip çalışma şartlarında değişiklik talep
etmeyecek
- Çıkması muhtemel ekonomik krizlerde getireceğimiz OHAL şartlarına razı
gelecek
Yukarı daki şartlara uyan kişilerin özgeçmişlerini ......adresine
göndermeleri rica olunur.
ana okulu öğretmeni alım ilanı :
- Ana okuluna, çocukla çocuk olacak,
- Gürültü veya yaramazlık yapıldığında ana-avrat dümdüz gitmeyecek
- Laf dinlemeyen çocukları dövmeyecek,
- şöyle kafasına vurup ekmeğini elinden alabileceğin türde, mülayim
Anaokulu öğretmeni alınacaktır.
Müracaat:.....................................
selçuk efendi
23-09-2005, 17:50
seyirciye telefonla çok kolay soruların sorulduğu yarışmalardan biri:
- içinde bulunduğumuz mübarek ayın adı nedir?
- mart.
2. - üzerinde bir ulusu, devleti simgeleyen renk ve işaretlerin olduğu bez
parçasına ne ad verilir?
- ingiliz kumaşı.
3. kim 500 milyar ister'den...
- solunum organımız?
- karaciğer.
4. (- soundgarden adlı müzik grubu hangi tür müzik yapmaktadır?
- metalika.
5. passaparola'dan...
- bir müzik enstrümanını çok iyi çalan insanlara verilen isim. v..?
- vites.
6. turnike'den...
güner ümit: siz mi seçeceksiniz, konuklardan biri mi secsin?
telefonla katılan yarışmacı: şamandıra bey seçsin...
(konuklardan biri olan sihirbaz mandrake'yi kastetmektedir.)
7. en zayıf halka'dan...
- ağırlıklı tüpsüz dalışta dünya rekortmeni bayan dalgıcımızın ismi nedir?
- hande yener.
8. aileler yarışıyor'dan...
- kahvaltıda yemek dışında yapılan şeyler nelerdir?
- dans etmek.
9. passaparola'dan..
- sarı renkli, sert, mayhoş tadı olan bir meyve, a ile başlıyor...
- ahududu.
10. bir kelime bir islem'den...
sunucu: evet kelimenizi alalım...
yarışmacı: antençi, ikinci n joker...
sunucu: yalnız c de yok harflerde, iki joker kullanmis oluyorsunuz (?)
yarışmacı: c degil zaten ç, antençi!
11. passaparola'da sorulmuştur:
soru: ankara savaşı'nda osmanlı imparatorluğu'nu yenilgiye uğratan moğol imparatoru
ipucu: t.......k
yarışmacı: timberlank
12. yıllar önce star tv'de yayımlanan, seyirciye telefonla bağlanıp tek soru
sorulan kısa yarışmalardan...
sunucu: en uzun gün hangisidir?
yarışmacı: perşembe.
13. soyle nefis bir enstantane yasanmisti kenan isik ve simdi ismini tabii ki hatirlamadigim yarismaci arasinda, kim 500 milyar isterde
yarismaci bir onceki soruyu zar zor bilmis, bunun sebebini de ilgi alaninin disinda bir soru olmasina baglamisti.
bunun uzerine kenan isik sordu
- hangi alanlarla yakindan ilgilisiniz?
- cografya ve sinema
hakikatten ilginc bir rastlantiydi cunku bir sonraki soru soyleydi
-meshur casablanca filmi hangi ulkede gecmektedir?
haliyle kenan isik, al sana hem cografya, hem sinema bil bakalim tadinda bir tavir takindi.
yarismaci bilemedi...
14. cok onceden kim 500 milyar ister'de bir bolum, yari$macinin ilk sorusu
kenan i$ik: evet sorumuz geliyor, bitkilerde cicek acmadan once olu$an ve acip cicege donu$en bolume ne ad verilir?
yari$maci: tomruk*
15. zonguldagin zosu
16. (bkz: hugonun da a...a koyim tolga abinin de)
17. 2000 yılında, yakınlarda birleşen iki ülke hangisiydi sorusuna, yarışmacının üzerinde durduğu seçeneklerden biri doğu-batı almanyadır.
-birleşmek için görüştüklerini biliyorum ama sonra sonuç alınamadı galiba.
:D :D :D
http://www.komik100.com/komikresim/kresim/turkiye/tur1864.jpg
:confused: :confused: :confused:
http://www.komik100.com/komikresim/kresim/turkiye/tur1858.jpg
http://www.komik100.com/komikresim/kresim/turkiye/tur1844.jpg
http://www.komik100.com/komikresim/kresim/turkiye/tur1801.jpg
İstanbulda münasebetsizliği ile tanınan biri varmış. Kendisine münasebetsiz Mehmet Efendi derlermiş. Ünü Padişaha kadar ulaşmış. Padişah merak edip huzuruna çağırmış. Bana öyle birşey söyle ki özürü kabahatından büyük olsun demiş. Padişah terliğini düzeltmek için eğilince Mehmet Efendi Padişaha bir parmak atmış. Padişah hiddetle dönünce de affedin Sultanım sizi Valide Sultan sandım demiş.
Bu deyim günümüzde de kullaniliyor. Aramızda da galiba Mehmet Efendinin torunları var.
Dibi görünmeyen suya girme
Augustlobster
24-09-2005, 23:25
akenerjinin spekülatörü...
Gerçek Sarışın
CASINODA iki görevli sıkıntıdan patlamış bir şekilde barbut masasında
dikiliyorlarmış...
Derken içeri fıstık gibi bir sarışın girmiş, masaya 10 bin dolar koymuş
veee; '
Baylar, umarım sizin için sorun olmaz ama, ben çıplakken kendimi daha
şanslı hissediyorum'' diyerek oracıkta çırılçıplak soyunmuş...
Sonra elindeki zara öpücük kondurmuş ve; '
'Haydi tatlım, bana yeni kıyafetler lazım'' diye, zarı fırlatmış...
Ve, ''Evet!.. Evet!.., Kazandım!..'' diye, sevinç çığlıkları atarak iki
adama sarılıp öpmüş, kıyafetlerini toplamış, masadaki bütün paraları almış
ve koşa koşa gitmiş...
İki adam da bakakalmışlar... Biri ''vaovv'' demiş, ''ne kadındı be... peki kaç atmıştı?''
Öteki cevap vermiş; ''Bilmeem...''
KISSADAN HİSSE:
Bütün sarışınlar aptal değildir, ama bütün erkekler erkektir!!!!!!!!!
buradan mezar taşınızı yazabilirsiniz
http://tombstone.dogcrap.net/create.php
son_azrail
26-09-2005, 19:37
>>Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar
>>
>>>>> >>>Aşk kendinden emin bir şekilde sorar;
>>
>>>>> >>>-ben senden daha candan ve daha yakinim sen niye varsın ki
>>>>>bu
>>
>>>>>dünyada?
>>
>>>>> >>>Arkadaşlık cevap verir:
>>
>>>>> >>>- "sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek
>>
>>>>>için...."
>>
>>>>> >>>
>>
>>>>> >>>Bütün sevdiklerinize ithafen şunları göz önünde bulundurun:
>>
>>>>> >>>
>>
>>>>> >>>Eğer bu sabah hastalıklı değil de sağlıklı uyanmış iseniz,
>>>>>bir
>>
>>>>>hafta
>>
>>>>> >>>sonrasını göremeyecek olan bir milyon insandan daha
>>
>>>>>şanslısınız.
>>
>>>>> >>>Bir harp tehlikesi ile, işkence görmek ihtimali ile sağ
>>>>>kalma
>>
>>>>>korkusu ile
>>
>>>>> >>>karşı karşıya değilseniz, 500 milyon insandan daha iyisiniz.
>>
>>>>> >>>Buzdolabınızda yiyeceğiniz, üzerinizde elbiseniz ve başınızı
>>
>>>>>sokup
>>
>>>>> >>>uyuyabileceğiniz bir eviniz varsa, dünyadaki insanların
>>
>>>>>çoğundan daha
>>
>>>>> >>>zenginsiniz.
>>
>>>>> >>>Bankada ve cüzdanınızda para varsa, dünyanın en imtiyazlı %
>>
>>>>>8'i
>>
>>>>> >>>arasındasınız.
>>
>>>>> >>>Anneniz, babanız sağ ise ve boşanmamışlarsa, siz bu dünyada
>>
>>>>>nadir
>>
>>>>> >>>kişilerden birisiniz.
>>
>>>>> >>>Bu mesajı okuyabiliyorsanız bu demektir ki; Birisi sizi
>>
>>>>>düşündü ve bunu
>>
>>>>> >>>gönderdi, ve çünkü okuma-yazma bilmeyen 2 milyar kişiden
>>>>>biri
>>
>>>>> >>>değilsiniz.Paraya ihtiyacın yokmuş gibi çalış.Kimse seni
>>
>>>>>üzmemiş
>>
>>>>> >>>gibi sev.
>>
>>>>> >>>Kimse seni seyretmiyormuş gibi dans et.
>>
>>>>> >>>Kimse seni dinlemiyormuş gibi şarki söyle.
>>
>>>>> >>>Cennet dünyadaymış gibi yaşa.
>>
>>>>> >>>Bu mesajı dostlarına gönder.
>>
>>>>> >>>Göndermezsen hiçbir şey olmaz korkma ama gönderirsen, belki
>>
>>>>>bunu okuyan
>>
>>>>> >>>birisi gülümser...
>>
>>>>> >>>Sevgiler...
>>
selçuk efendi
26-09-2005, 20:25
İzmir' den M.T. soruyor :
Ben 38 yaşında, kimya ögretmeni bir genç bayanım. Üç ay kadar önce
kısmetim açıldı ve iyi niyetli bir gençle tanıştım. Geçen hafta da
nişanlandık.
Mutluluktan uçuyordum ki dün laboratuarda korkunç bir sey keşfettim.
Nişanlımın bana aldığı yüzüğü denemek için civaya attım ve maalesef
yüzdü.Halbuki saf altının özgül ağırlığı civanınkinden fazla, yüzüğün
batması gerekirdi. Demek bana aldığı yüzük saf altın değil, öyleyse
sevgisi
de
saf olamaz. Şimdi ben bu civayı nişanlımın yemeğine koyup bu işi bitirmeyi
düşünüyorum, ne dersiniz?
Sıkı durun şimdi, işte Güzin Abla' nın Cevabı :
Arşimet'in hayatına her yönüyle vakıf olduğunuz anlaşılıyor. Yalnız
yüzey gerilimini hesaba katmamışsınız, civanın yüzey gerilimi suyunkinden
çok daha fazladır, böylece kendinden ağır cisimleri de kaldırabilir, çünkü
o cisim batarken ortaya çıkartacağı yüzey için harcaması gereken enerji,
kendi potansiyel enerjisinden fazla olabilir. Ayrıca civanın saf
olmama ihtimali de var, o yüzden ani kararlar vermeyin derim.
İstanbul devamlı bir su problemi içerisindedir. Bu problemin çaresi asırlar
önce Kanuni zamanında, Mimar Sinan'ın günlerinde konuşulmuş ve en büyük çare
Sinan'la bulunmuştur. İstanbul'un o günkü nüfusu çoğalınca Kanuni Sultan
Süleyman, Sinan'ı çağırır, der ki:
"Mimarbaşı, halkımız su ihtiyacı içinde. Bir at yükü suya çok miktar akçe
ödüyorlar. Acaba halkımızın bu su ihtiyacını karşılamak için birşeyler
düşünmez misiniz?"
Mimarbaşı der ki:
"Sultanım siz müsaade buyurun, ben İstanbul'un çevresini bir dolaşayım,
dışarıda mevcut sulan İstanbul'a getirmenin mümkün olup olmadığını bir
inceleyeyim ve ondan sonra size bir cevap veririm."
Ve Sinan Ağa atına biner, yanına yardımcılarını da alır, Çekmece'den
başlayarak kıyılan dolaşır, Beşiktaş'a kadar istanbul'un kıyılarında,
dereleri, akan sulan tespit eder. Bu suların önü örüldüğü, baraj yapıldığı
takdirde nereye kadar yükselir, nereden nereye kemer yapılarak İstanbul'a
getirilebilir, bunun günlerce hesabını yapar ve Kanuni'nin huzuruna çıkar.
Sultan sorar:
"Mimarbaşı, İstanbul'a su getirmek mümkün müdür?" Mimarbaşının cevabı:
"Beli sultanım, mümkündür. Ancak çok ağır bir şartı var."
"Nedir o mimarbaşı?"
"Sultanım, altın dolu keseleri uç uca dizmek şartıyla ancak İstanbul'a su
gelebilir."
Kanuni'nin cevabı şu olur:
"Mimarbaşı sen İstanbul'a su getirmenin mümkün olup olmadığını söyle. Eğer
mümkünse ben keseleri uç uca değil, yan yana dizmeye razıyım."
Bunun üzerine Mimar Sinan kolları sıvar ve İstanbul'un dışındaki sulan
Kağıthane civarında belli yerlerde toplar, oradan da dere içlerine büyük
geçitler yaparak İstanbul'a getirir ve şehrin belli meydanlarında umumi
çeşmeler yaparak suyu akıtır. Bu çeşmelerin tamamı da kırkı bulur. Ve Kırk
Çeşme suları akmaya başlar.
O güne gelinceye kadar, musluk gibi bir adet olmadığı için sular boşa akıp
gitmektedir. O gün çok pahalıya mal olan suyu artık bostanlara, yollara
akıtmak istemiyorlar ve ilk defa İstanbul'da lüle dedikleri musluğu
çeşmelere koyuyorlar.
Su böylesine pahalıya geldiği ve kıymet kazanmaya başladığı için Kanuni bir
ferman çıkanr, der ki: "İstanbul meydanlarındaki umumi çeşmeler halkın
malıdır. Hiç kimse bu çeşmelerden gizlice yeraltından evine su
alamayacaktır."
Bu umumi kaidenin bir istisnasını da koyar Kanuni. O da özel olarak Sinan'a
iletilir. Denir ki: "Sen İstanbul'a böylesine güzel bir çalışma sonunda kırk
çeşme sularını getirdin. Sen evine özel olarak bir lüle su alabilirsin."
Ve Süleymaniye civarındaki meydan çeşmesinden Sinan'ın evine özel olarak yol
yapılır ve su akıtılır. Böylece Mimar Sinan evinde özel suyu olan tek kişi
olur.
Mimar Sinan Şehzadebaşı Camiini, Süleymaniye Camiini ve Edirne'deki Selimiye
Camiini yaptıktan -sonra yaşlanır. Devir hep öyle geçmemiştir. İtibarının
yüksekte olduğu devirde, kendisinin kıymetini takdir edenler bir bir bu
dünyadan göçmüşlerdir. Kanuni vefat etmiştir, yerine başka padişahlar
geçmiştir. Ve Sinan 99 yaşına gelmiştir. Çevresindeki dostları göçtüğü için
de kendisi istanbul'da adeta yapayalnız kalmıştır. Ve yeni bir nesil
yetişmiştir.
Bir gün Sinan'ın kapısına birisi gelip dayanır. Kapıyı çalar. Sinan
bastonuna dayanarak kapıyı açar, "Buyurun" der.
Gelen meçhul ihsan, "Ben Topkapı Sarayı postacısıyım. Sizi divana
çağırıyorlar. Herhalde bir soruşturmaya tabi tutulacaksınız" der.
Sinan Ağa, bu ihtiyar halinde, dostlarının tümünün göçüp gittiği, kendisini
eserleri inşaat halindeyken görenlerin kalmadığı bu ihtiyar dünyada, "Acaba
Topkapı Sarayına niye çağırılıyorum?" diye bastonuna dayana dayana gider.
Saraya girer, orada bir soruşturma heyeti kurulmuştur: Kadılar, ulemalar,
müftüler, o günün vükelası. Sinan'a şöyle derler: "Sinan Ağa, hakkında
şikayet var. Eve su almak yasak olduğu, hiç kimse evine özel olarak su
almasın' diye padişah fermanı olduğu halde, sizin evinizde özel su varmış."
"Evet," der, "Cihan Padişahı bana öyle özel olarak müsaade etmişti.
İstanbul'a yaptığım, su hizmetinden dolayı sadece benim şahsıma su müsaade
etmişti de almıştım."
"O zaman şu müsaadenizi, fermam görelim de ses çıkarmayalım. Kimseye
verilmemesine rağmen, sizinki devam etsin."
Sinan'ın cevabı şu: "Ben o zaman Cihan Padişahından ferman istemekten hicap
etmiştim. Fermanım falan yok, ama su benim evimde akıyor."
Divan müşkül durumda kalır, konuşmalar olur: "Sinan büyük hizmetler
etmiştir, evinde suyu aksın." Oradan başkaları cevap verir: "Bu Âl-i Osman'a
hizmet eden sadece Sinan mı? Sinan gibi daha nice hizmet edenler vardır. Ya
onların da evine özel su verilsin, ya da Sinan'a da bu ayrıcalık
tanınmasın."
Divanda uzun münakaşalar olur, son olarak verilen karar şudur: "Sinan gibi
diğer hizmet edenlerin de evine su bağlanamayacağına göre, Sinan'a verilen
su kesilmeli, fakat şimdiye kadar kullandığı su fermansız kullandığı için
bir cezaya mucip olmamalıdır."
Ve bu karardan sonra Sinan evine gelir. Üzgün, bezgin, fakat fazla müteessir
değil. Çünkü Sinan hizmetini Allah için yapmıştır. Kendisine bir ayrıcalık
tanınsın, özel bir mükafat verilsin diye değil.
Ve Sinan 100 yaşına girerken hastalanır yatağa düşer. Vefat sırasında bir
bezi suya batırıp da dudağına çalmak isterlerken bakarlar ki, evindeki
musluktan su akmıyor. İstanbul'a su getiren Sinan, susuz evde vefat eder.
Vefat sırasında bu olayı başında konuşanlara verdiği cevap enteresandır:
"Biz hizmetimizi dünyada bir bardak suya satacak kadar menfaat düşkünü
değiliz. Biz hizmetimizi Allah için yaptık ve mükafatını da ahirette
bekliyoruz. Dünyada evimize su verilmediği için müteessir değiliz."
Bu olayın bizlere verdiği mesajlar vardır. Dünyaya, şana, şöhrete, dosta,
ahbaba, arka olmalara fazla güvenmemeli. Dünya öyle güvenilecek, insanlar
öyle bel bağlanacak kadar vefalı değillerdir. Şartlar değişir, bugün
sırtımız çok sağlam yerde olur, çok itibarlı insanlarla yakınlığımız olur.
Ama yarın bir de bakarız ki, onların hepsi göçüp gitmiş, biz de dayanacak
kimse bulamamışız.
Derler ya: "Duvara dayanma yıkılır, insana güvenme ölür." Öyleyse fani
şeylere dayanmamalı, fani şeyleri gaye edinmemelidir. Allah'a dayanmalı,
Allah'a güvenmeli ve yaptığımız hizmetleri de Allah rızası için yapmalıyız.
İnsan bu tecelli karşısında hayıflanmaktan kurtulamıyor:
"Hey gidi dünya hey. İstanbul'u suya kavuşturan Sinan susuz evde vefat
ediyor."*
http://www.gratilog.net/animations/2003070709.swf
:D :D
:confused: :confused: :confused:
http://www.komik100.com/komikresim/kresim/turkiye/tur1858.jpg
Bu fotoğraf montaj...
aslı barnabas olacak
thugz2gether
30-09-2005, 13:34
En iyi savaş fotoğrafı seçilmiş...
Abi, Kız Kardeş Diyalogları
- aabiii, burda cips vardı nooldu..?
- yedim.
- e burda kurabiyeler vardı..?
- onlarıda yedim.
- yaa kolayı nereye koyduun?
- içtim.
- boşanda semerini yebe yuh! burda yarım bi çukulata var yiyorum ona göre
- yiyemezsinkiii yaladım ben onu
------------------------------------------------------
- abi çay bardakları nerdee...?
- ulan bide evin kızı olucaksın, hayret bişey yaa!!!
- ya söylesenee..
- tuvalete bak rezarvuarı içindeydi enson
- e hani yok burdaa..
------------------------------------------------------
- abi ojemi gördünmüü..
- ben sürüyorum şindi bidakka. kurusun rütuş yapıp vericem manyakmısın
kızım sen ne biliym ben senin ojeni...!
------------------------------------------------------
- ya abii fırın nasıl açılıyodu???
- açıl susam açıl diyosun açılıyo.
------------------------------------------------------
- saçımı kestirdim baak nasıl olmuş
- maymuna benzemişsin.
- yaa anne maymuna benzemişsin diyoo
- öyle mi dedim pardon maymuna hakaret etmişim..
- ya annneeee!
------------------------------------------------------
- baak kaşlarımı aldırdım nasıl olmuuş
- yuh alna baak atatürk hava limanı gibi
- böhüüüü
------------------------------------------------------
- ciyaaak örümceekkkk anneciimm!
- spidermanın posterini odana asarsın ama.
------------------------------------------------------
- abi saç kurutma makinesini gördünmüüüü
- valla tost makinesiyle sevişiyodu enson.
- bikerede doğru cevap ver bee
- tamam be yedim.
- bak buna inanırım işte.
------------------------------------------------------
- kimdi o ?
- kim kimdi?
- arayan
- ne zaman?
- demin telefonda konustugun kimdi diyorum lafi dolastirma
- osman
- hmm. osman senin 1.90'a 90 bi abin oldugunu bilio mu?
- ee bilmese de olur bence
- hmm.
------------------------------------------------------
- biricik kardesim benim dunyanin en guzel kizkardesi cicimm..
- param yok, su getiremem, bakkala gidemem ders calisiom
- allah cezani vermesin ben istemesem seni yapmiyolardi ama
------------------------------------------------------
- kalk yemek ısıt bana hadi kos kos kos firla
- ya bi gun de kendin yap bi isini ya, allahim neydi gunahim
- ne? yarin gece cikmak istemio musun?
- dolma mi tavuk pilav mi?
------------------------------------------------------
- kız git bana hede hodo al getir bakkaldan
- getirmem
- getir lan
- getirmem kendin al
- doverim
- dovemezsin
- doverim
- dovemezsin
- gidiklarim
- hangi bakkal demistin abi
varyemez
01-10-2005, 00:51
Bir issiz, Microsoft'un temizlikçi için verdigi is ilanina basvurur,
Personel sefi kisa bir is görüsmesini takiben ve test (yer temizletme) yaptiktan sonra sunu söyler:"-Ise kabul edildin... bana email adresini ver, sana baslama tarihini ve getirecegin evraklari bildirecegim"
Adam boynu bükük bir sekilde bilgisayarinin ve tabii ki emailinin olmadigini söyler. Personel sefi bu durumda kendisinin yasayan birisi olarak düsünülemeyecegini ve yasamayan birisini de ise alamayacagini yüzüne vurur. Adam ne yapacagini bilmez ve kirgin bir sekilde ve cebinde sadece 10 $ ile disari çikar.Sebze Haline gidip 10 kg. domates almaya karar verir, kapi kapi dolasarak domatesleri satar ve sermayesini iki katina çikarir. Bu isi üç kere daha yapar ve sermayesini 160$'a yükseltir. Artik bu sekilde yasamini devam ettirebilecegine kanaat getirir. Her sabah evinden biraz daha erken çikar ve daha geç döner..
Hergün parasini katlamakla mesguldür artik. Kisa bir zaman sonra bir el arabasi satin alir,daha sonra bunu bir kamyonla degistirir. Bir süre sonra bir sevkiyat filosunun sahibidir artik. 5 yil sonra adam ABD nin en büyük gida distribütörü olmustur. Artik ailesinin gelecegini düsünür ve bir hayat sigortasina basvurur.
Görüsmenin sonunda sigortaci teklifini göndermek üzere email adresini ister
Adam email adresinin olmadigini söyleyince sigortaci söyle der:
-"Çok tuhaf, bir emailiniz olmadan böyle bir imparatorluk kurmussunuz,hele bir de emailiniz olsaydi ne olurdunuz kim bilir..?
- " Adam düsünür ve söyle cevap verir: "Microsoft'da temizlikçi olurdum"
1: Internet yasam için bir çözüm degildir.
2: Eger emailin yoksa ve çok çalisirsan $ milyoneri olabilirsin.
3: Eger bu mesaji email ile aldiysan,temizlikçi olma olasiligin $ milyoneri olmana göre daha yüksek.
HAYDAAAAAAAAA
DOMATEEEEİİSSSSSSSSSSSSSSSS
Tip fakultesinde ilk kez kadavra basina toplanan ogrenciler, bayagi bir merak ve ilgiyle kadavrayi incelemektedirler. Profesor dersine baslar; "Tipta iki sey doktorlar icin cok onemlidir, ilki insan vucudu ile ilgili hicbir sey sizin icin igrenc olmamalidir. ornegin," der ve parmagini cesedin kicina sokar ve cikartip kendi agzina goturur. "Hadi bakalim simdi sizlerde ayni seyi yapiniz !"
Ogrenciler sok icinde, hepsi duraksarlar ama bakarlar ki profesor cok ciddi, istemeye istemeye hepsi sirayla kadavranin kicini parmaklayip sonrada emerler. ogrencilerin hepsi bu isin tadina bakip berbat bir hale gelmisken, profesor konusmasini surdurur; "Bir tip doktoru icin ikinci en onemli nokta gozlemdir" der ve devam eder; "Ben kadavranin kicina orta parmagimi soktum ama kendi agzima isaret parmagimi goturdum.. Simdi bir doktor icin, dikkat etmenin ne kadar onemli oldugunu da ogrenmis bulunuyorsunuz!"
Tanrı,Karanlık ve Soğuk
> > Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu sorar: "Var olan herseyi Tanrı mı yaratti?"
> > > Cesur bir ögrenci ayaga kalkar ve yanıtlar: "Evet herseyi Tanrı yarattı!"
> > > Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet efendim" diye yanitlar. Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise ve seytan var olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme' prensibine gore de Tanri Şeytandir.
> > > Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve yerine oturur.
Profesor ise Ögrencilerine bir kez daha Tanri'nin icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan oturu oldukca mutludur.
> > > Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru sorabilirmiyim profesor?" der. Profesorde sorabilecegini soyler.
> > > Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye sorar.
> > > Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir" diye yanitlar.
> > > "Sen hic soguktan usumedin mi?"
> > > Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk yoktur.Yasamda/realitede biz sogugu sicakligin yoklugu olarak dusunuruz.Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir sekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Ornegin, Absolute 0 (-460 derece F) sicakligin kesin yoklugudur.Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca sicakligin yoklugunda duyumsadiklarimizi tarif etmek icin yarattigimiz bir kelimedir" der ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
> > > Pofesor: "Tabiki vardir".
> > > Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,karanlik da Yasamda/realitede karanlik isigin yoklugudur. Biz isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi calisamayiz.Gercekte, biz Newton'un prizmasini kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli dalga uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama karanlik olcemeyiz. Bir basit ışık ışınını karanlik bir mekani aydinlatarak karanligi kirmis olur yani karanligi gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isigin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degil mi? Karanlik insanlik tarafindan,isigin olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir.
> > > Son olarak ogrenci profesore gene sorar: "Efendim seytan var midir?"
> > > Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar: "Tabi ki,acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu goruruz.Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye her gun sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki islenmis tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin tumu seytanin kendisinden baska bir sey de degildir." der.
> > > Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim.Yani o kendi basina yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O aynen karanlik ve soguk ta oldugu gibi insanin tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere yarattigi bir kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.Seytan/kotulukinsanin tanrisal sevgiyi yureginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin olmadigi yere gelen karanlik gibidir.
> > Profösör yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert Einstein'dir
YAŞAMAK, SEVMEK ve ÖĞRENMEK
"Aşıklar sadece daha iyiyi umut etmeyi değil,
onu yapmak için çaba göstermeyi de öğrenirler.
Aşkı sıradan şeylerin tutsağı yapmak, onun tutkusunu almak
ve onu sonsuza kadar yitirmek demektir."
"Gerçek sevgi, kimin daha karlı çıkacağını düşünmeden
bir insana vermeyi düşünmektir."
"Engellere üzerinden aşılacak fırsatlar olarak bakarsak
sadece çözüm bulmakla kalmayız,
kendimizin genel sorun çözme yeteneklerini de artırırız."
"Sevgi yetişmek için en verimli toprağı sunar bize.
Sevgi eski yaraları açmak değildir; onları kapatmaktır.
Ayağa kalkıp yaşamaya devam etmek demektir."
"Kalp; tutkularımızın yaşadığı yerdir.
Çok narindir, kolayca kırılır, ama inanılmaz derecede esnektir.
Kalbi aldatmaya çalışmanın anlamı yoktur.
Onun yaşaması bizim dürüstlüğümüze bağlıdır."
"Yaşam sevgiyle de korkuyla da yürütülse her zaman
bir serüvendir. Korku yaşamın sınırlandırılmasıdır hayırdır.
Sevgi yaşamın özgürlüğe kavuşturulmasıdır. EVET deyin."
"Derdin ne kadar oturmuş, görünüşün ne kadar umutsuz,
yanlışın ne kadar büyük olduğu hiç fark etmez.
Sevgiyi yeteri derecede anlamak hepsini yok edecektir."
" Olgun insan pek çok yol, pek çok çözüm ve
pek çok sonuç olduğunu bilir. Sevgi kusursuzlukta ısrar etmez.
Ama kim olduğumuz ve nasıl davrandığımız arasındaki
önemli ilişkiyi fark etmemizi gerektirir."
"Ne kadar akıllı yada duyarlı olursa olsun
herkesin yanlışlık yaptığını ve her halde de yapmaya
devam edeceğini görüp bilmek rahatlatıcı bir şeydir.
O yüzden neden kusurlarımızı kabul edip
insan soyuna katılmıyor ve rahatınıza bakmıyorsunuz?"
"Kendilerine inananlar ve yaşadıkları ana güvenenler
yaşamı en keyifli bulanlardır. Bunlar, geçmişin pişmanlılar değil
anıları depolayacak, bir yer olduğunu ; geleceğin korku değil
umutla dolu olması gerektiğini öğrenmişlerdir.
Ve bizim sadece günümüze ihtiyacımız vardır."
"Sevmekle geçen bir yaşam; asla sıkısı olmayacaktır."
"SENİ SEVİYORUM demekten asla bıkmayın ve sakınmayın."
"Sadece kalp için hasat zamanı yoktur.
Sevgi tohumu sonsuza dek yeniden ekilmelidir."
Leo Buscaglia
Kadınlarda-Erkeklerde Hafif Kesikler
İşinizden şikayetçi misiniz?
:bravo: :bravo: :bravo: :bravo: :tamam: [QUOTE=GozgurS]Tanrı,Karanlık ve Soğuk
> > Bir universite profesoru ogrencilerine su soruyu sorar: "Var olan herseyi Tanrı mı yaratti?"
> > > Cesur bir ögrenci ayaga kalkar ve yanıtlar: "Evet herseyi Tanrı yarattı!"
> > > Profesor sorusunu yineler ve ogrenci yine "evet efendim" diye yanitlar. Profesor devam eder: "Eger herseyi yaratan Tanri ise ve seytan var olduguna gore seytani da Tanri yaratmis olur ve calismalarimizda uyguladigimiz 'kesinlestirme' prensibine gore de Tanri Şeytandir.
> > > Ogrenci boyle bir onerme karsisinda sasirir ve yerine oturur.
Profesor ise Ögrencilerine bir kez daha Tanri'nin icindeki kaderin bir efsane oldugunu kanitlamaktan oturu oldukca mutludur.
> > > Bu arada bir ogrenci ayaga kalkar ve: "Bir soru sorabilirmiyim profesor?" der. Profesorde sorabilecegini soyler.
> > > Ogrenci ayaga kalkar ve "Soguk var midir?" diye sorar.
> > > Profesor: "Nasil bir soru bu boyle, tabi ki vardir" diye yanitlar.
> > > "Sen hic soguktan usumedin mi?"
> > > Ogrenci: "Aslinda, fizik yasalarina gore soguk yoktur.Yasamda/realitede biz sogugu sicakligin yoklugu olarak dusunuruz.Herkes veya nesneler o enerji oradaysa veya bir sekilde enerji iletiyorsa onu deneyimler. Ornegin, Absolute 0 (-460 derece F) sicakligin kesin yoklugudur.Tum maddelerin bu seviyede reaksiyon verme ozellikleri bozulur ve degisir. Soguk yoktur, o yalnizca sicakligin yoklugunda duyumsadiklarimizi tarif etmek icin yarattigimiz bir kelimedir" der ve devam eder; "Profesor, karanlik var midir?"
> > > Pofesor: "Tabiki vardir".
> > > Ogrenci yanitlar: "Korkarim gene yaniliyorsunuz efendim. Cunku,karanlik da Yasamda/realitede karanlik isigin yoklugudur. Biz isik uzerinde calisabiliriz ama karanligi calisamayiz.Gercekte, biz Newton'un prizmasini kullanarak beyaz isigi kirar ve renklerin cesitli dalga uzunluklari uzerinde calisabiliriz. Ama karanlik olcemeyiz. Bir basit ışık ışınını karanlik bir mekani aydinlatarak karanligi kirmis olur yani karanligi gecersiz kilar. Siz belli bir mekanin/uzayin ne kadar karanlik oldugundan nasil emin olursunuz? Isigin miktarini olcersiniz! Bu dogrudur degil mi? Karanlik insanlik tarafindan,isigin olmadigi yer/mekan icin kullanilan bir kelimedir.
> > > Son olarak ogrenci profesore gene sorar: "Efendim seytan var midir?"
> > > Bu kez profesor pek emin olamamakla birlikte yanitlar: "Tabi ki,acikladigim gibi, biz onu her gun, her yerde onu goruruz.Seytan/kotuluk bir kisinin baska bir kisiye her gun sergiledigi insaniyetsizliginin bir ornegidir. O , dunyadaki islenmis tum suclarda, siddette yer alir. Bunlarin tumu seytanin kendisinden baska bir sey de degildir." der.
> > > Ogrenci devam eder: "Seytan yoktur efendim.Yani o kendi basina yoktur. Seytan basit olarak Tanrinin yoklugudur. O aynen karanlik ve soguk ta oldugu gibi insanin tanrinin yoklugunu tarif etmek uzere yarattigi bir kelimeden ibarettir. Tanri seytani yaratmadi.Seytan/kotulukinsanin tanrisal sevgiyi yureginde duyumsamadigi zaman deneyimlediklerinin bir sonucudur.O aynen sicakligin olmadigi yere gelen soguk ya da isigin olmadigi yere gelen karanlik gibidir.
> > Profösör yerine oturur. Genc ogrencinin adi Albert Einstein'dir[/QUOTE
teşekkürler :tamam: :bravo: :bravo: :bravo:
Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum.
Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize katlanabilsin. Hiç sanmıyorum.
Elektrik kesik, ses eden yok! Sular akmaz, aynı sabır! Ama bütün bunlara rağmen en ufak şeylere sevinir, mutlu olur, her şeyi unuturuz.
Gösterişi sevmediğimiz gibi, yarattığımız mucizelerin de farkında olmayız. Aşağıdaki örnek gibi;
Bir reklam ajansımız, 50 000 adetlik baskılı T-Shirt ihracat bağlantısı yapmıştı. Sıcak baskı tekniği ile yapılan bu uygulama, herhangi bir fotoğrafın T-Shirt'e basılması şeklinde oluyordu. İlk 10 000 adetlik parti yerine ulaştığında, alıcı firma işin mükemmelliği karşısında gözlerine inanamamış, uygulamayı yerinde inceleyip bilgi sahibi olmak için bu konuda uzman iki kişilik heyeti Türkiye'ye yollamış.
Olay buraya kadar göğüs kabartıcı. Ancak, reklam şirketini almış bir panik. O kadar iptidai bir yöntem uyguluyorlar ki, bunun ilgili firma tarafından anlaşılıp siparişin iptal edileceği korkusunu yaşıyorlar.
Derken heyet geliyor. Karşılıklı sevgi göterileri,iltifatlar, izzet, ikram; heyet sabırsız, illaki imalatı göreceğiz diye sızlanıyorlar. Bizimkiler hala panikte; yapacak başka birşey kalmıyor, utana sıkıla atölyenin yolunu tutuyorlar. Sanayi sitesinin loş bir katındaki atölyeye girdiklerinde manzara şöyle; bir kırık dökük masa, yerlerde boyalar, yırtık elbiseli birkaç çırak, iki usta ve onbeş metrelik uzun bir tezgah ve tabii ki meşhur T-Shirt'ler baskı için sıra bekliyorlar. Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baskı yapmak olanaksız. Ama heyet nezaketen uygulamanın başlamasını istiyor. Kaybedecek hiçbir şeyi kalmayan firma yetkilileri, çaresiz gösteriye basliyorlar. İki çırak, masaya paralel tahtanın iki ucundan tutuyorlar. Bu arada usta gerekli boya ayarını yapıyor ve:
- Şimdi!, diye bağırıyor. İki çırak var güçleri ile öteki uca koşuyorlar.
Sonuç:Harika....
Ertesi gün heyet teşekkür ederek ayrılıyor. Korku ile beklenen birkaç gün sonra karşı firmadan 50 000 adetlik bir sipariş daha geliyor. Bizimkiler, kabul edilmenin sarhoşluğu içinde bayram yapıyorlar.
Olaydan bir yıl sonra heyetin verdiği rapor tesdüfen ellerine geçiyor. Aynen söyle:
"Türk'ler bütün ısrarlarımıza rağmen söz konusu fabrikayı bize göstermediler. Ancak sanayi casusluğuna karşı aynı ürünün sahtesinin yapıldığı yerde bizi aldatmaya çalıştılar. Biz nezaketen inanmış göründük. Orada bu sürede değil 50 000 adet, 500 adet dahi yapılamayacağını çocuklar bile anlar. Bu bakımdan siparişin devamını Türk'lere vermekten başka çaremiz yoktur."
Yarattığımız mucizelerin bile farkında değiliz
linke tıklayın
http://www.atillaate.com/xpturk/system.htm
http://img381.imageshack.us/img381/1863/g2bd5lw.jpg (http://imageshack.us)
http://img148.imageshack.us/img148/7671/g10fv4fu.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/5136/g23by0fe.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/5797/g37zy3xu.jpg (http://imageshack.us)
http://img373.imageshack.us/img373/9554/g46le5ok.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/3990/g55cy2aa.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/4291/g61nf2cf.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/6267/g78nj1lr.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/7205/g85fs0ek.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/8959/g97af4zp.jpg (http://imageshack.us)
http://img120.imageshack.us/img120/5286/g134dc5yp.jpg (http://imageshack.us)
Mutlaka izleyin. Inanılmaz!
http://www.koreus.com/media/metro-japonais.html
En Gec 98 de AB ye Tam Üyeyiz
En Gec 98 de AB ye Tam Üyeyiz
Evet 98'de girdik. :p
...
çift sürücü airbag i... çok güvenli bişeye benziyor. :D
sn balaban ve sn pinky fotolar harika.. çok komikler.
KİMİNLE EVLİ?
Mahkemede hakim, Temel'e sormuş:
- Kiminle evlisin?
- Bizum kariylan!
Hakim sinirlenmiş:
- E, herhalde, sen hiç erkekle evlenen duydun mu?
- Duydum tabi, nasil duymadum!..
- Kimmiş?
- Bizum kari.
Aman dikkat elinizde kalır!
Einstein ölünce öteki tarafta sorgu melekleri sinavdan geçirip,
dünya defterini okumuşlar. Üstad, insanliğa olan katkilarindan dolayı cennete gitmeye hak kazanmiş.
Eisnstein'i büyük bir kapidan iceri buyuk bir bahceye getirmisler. Burasi cennetmis.
Triplex bir villa ve etrafi ciceklerle kapli bir bahce vermisler. Einstein,
sevincle yerlesmis ve yasamaya baslamis. Bir gece gec saatlerde purosunu
tutturup kitap okurken kapisi calmis. Einstein merakla kapiyi acinca
karsisinda bir adam gormis. Adam:
-Benim IQ'um 180. demis.
Einstein cok sevinmis ve hemen adama, "Gel iceri seninle
Quantum fizigi, izafiye teorisi biraz da felsefe konusalim" demis.
Adami 7 gun 7 gece misafir etmis. Bir sure sonra yine bir aksam kapi
calinmis. Yine bir adam:
- "Benim IQ'um 90" demis.
Einstein "Gel seninle siyaset ve ekonomi konusalim" diye
iceri almis adami. Adam 7 gun 7 gece kalmis villada.
Aradan yine vakit geçmis ve bir gece vakti kapi calinmis. Yine bir adam:
-"Benim IQ'um 15" demis.
Einstein bakmis bakmis "Buyur iceri, konugum ol. Seninle de Futbol konusuruz" demis.......
Bir zamanlar, bir kadin beyin hücresi, bir yanlislik sonucu, kendini bir
erkek kafasinin içinde buldu...
Korku ve kuskuyla çevresine bakti: Her yer öylesine bombos ve sessizdi ki
"Merhaba!" diye seslendi...
Yanitsiz...
Kimse yok mu burada?"
KiMSE YOK MU BURALARDA?"
Uzaklardan, cook uzaklardan bir ses duydu:
Merhaba, merhaba... Hepimiz, burada... ASAGIDAYIZ!!
http://www.epica-awards.org/assets/epica/2004/winners/film/flv/06037.htm
http://www.epica-awards.org/assets/epica/2004/winners/film/flv/02011.htm
http://www.epica-awards.org/assets/epica/2004/winners/film/flv/03010.htm
http://www.epica-awards.org/assets/epica/2004/winners/film/flv/11071.htm
Morientes
08-10-2005, 14:16
Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in kolundan hiç çıkarmadığı ‘Urfa işi’ gümüş bileziği, 4 yıl önce Şanlıurfa Vali Yardımcısı Yalçın Bulut’un hediye ettiği ortaya çıktı. Şimdi Konya Vali Yardımcısı olan Yalçın Bulut, 2001 yılının mayıs ayında Avusturya Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak Şanlıurfa’ya gelen Ursula Plassnik’le 4 saat birlikte olduklarını ve güzel bir dostluk kurduklarını söyledi.
EŞİM KISKANDI
Evli ve 4 çocuk babası Yaçın Bulut, Ursula Plassnik’e bilezik hediye ettiğini eşine de anlattığını belirterek, ‘öğretmen olan eşim Mualla Bulut bu bilezik olayını kıskandı, ama ben; ‘Sana altınını aldım. Ona gümüşünü’ dedim. Ursula hanımla birbirimize kartvizitlerimizi vermiştik. Hanım bunu görünce ‘Bu senin ne işine yarayacak?’ dedi. Anladım ki kıskanıyor. Ben de o gün yırttım attım. Ama geçen hafta bu haberle olaylar gündeme gelince hanıma ‘Senin yüzünden bir dostumu kaybettim’ dedim’ dedi.
Yalçın Bulut, Ursula Plassnik’i aramak istediğini ancak eşi Mualla Bulut’tan çekindiğini söyleyerek, ‘Bundan sonra hanım izin verirse ararım’ diye espri yaptı. Bulut, ‘Kaybettik kartı, diyelim belki buluruz bir yerden. Türkiye adına değilse kendi adıma tebrik yazarım. Türkiye adına konuşacak büyüklerimiz var’ diye konuştu.
-----------------------
Ey güzel Alaahım...sen ne vatan evlatları yetiştiriyorsun.....
Güney Amerika'da totemlerle tanışmış ve kendi toteminin kaplan olduğunu öğrenmiş. Konuya kendini fazla kaptırmış ki totemine daha yakın olmak için bir dizi estetik ameliyat, tüm vücuduna döğme yaptırmış.
Morientes
08-10-2005, 17:42
ne şirin :)
ısırır mı?
'George, git zulmü bitir...'
Bush'un Tanrı'nın kendisine Afganistan, Irak ve Filistin konusunda böyle seslendiğini söylediğini aktaran BBC belgeselinin iddiasını Beyaz Saray yalanladı
Yasemin Çongar
İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin Ortadoğu'da barış çabalarını konu alan bir belgeselinde, ABD Başkanı George W. Bush'a atfedilen, "Tanrı'nın misyonuyla hareket ediyorum" sözleri, Washington'da yalanlandı.
BBC'nin önümüzdeki günlerde yayımlanacak olan "Zor Barış: İsrail ve Araplar" başlıklı dizisinde, Filistinli müzakereci Nebil Şaat'ın aktardığı bu sözleri "saçma" diye nitelendiren Beyaz Saray Sözcüsü Scott McClellan, "Başkan hiçbir zaman böyle şeyler söylemedi" dedi.
Şaat'ın söz konusu dizide yer alan ve İngiliz basınına geniş biçimde yansıyan açıklaması, Filistinli yetkililerin Başkan Bush'la 2003 Haziran'ında yaptıkları bir görüşmeyi konu alıyor.
'Tanrı'nın talimatı'
Şaat, bu görüşmede Bush'un kendilerine söylediklerini aynen şöyle aktarıyor:
"Tanrı'dan aldığım misyonla hareket ediyorum. Tanrı bana diyor ki, 'George, git Afganistan'daki teröristlerle savaş.' Ben de bunu yaptım. Tanrı bana diyor ki, 'George, git Irak'taki zulmü bitir...' Ben de bunu yaptım. Şimdi, Tanrı'nın yine bana seslendiğini hissediyorum. 'Git Filistinlileri devletlerine, İsraillileri güvenliklerine kavuştur ve Ortadoğu'ya barış getir. Tanrı'nın izniyle bunu yapacağım."
Şaat'ın sözünü ettiği görüşmeye katılan Filistin lideri Mahmud Abbas ise, o gün Bush'un kendilerine söylediklerini BBC'ye aktarırken farklı ifadeler seçti.
Abbas'a göre, Bush söz konusu toplantıda kendi misyonunu nasıl algıladığını anlatırken, "Ahlaki ve dinsel bir sorumluluğum var. Bu nedenle size bir Filistin devleti sağlayacağım" diye konuştu.
'Baba'ya sorarım'
Bush, Irak'ta savaş kararını alırken Tanrı'nın istekleri doğrultusunda hareket ettiğine inandığını daha önce de söylemişti. Ünlü gazeteci Bob Woodward, bu konuda babası, eski Başkan George Bush'a danışıp danışmadığını sorunca, ABD Başkanı'nın yanıtı, "Tavsiyesi alınması gereken doğru baba o değil. Kuvvet kazanmak için gidilmesi, başvurulması gereken doğru baba o değil. Benim başvurduğum daha yüksek bir Baba (Tanrı) var" olmuştu.
Milliyet, 8 Ekim 2005
bush veya bbc sacmalamıs...
İngilizce öğreniyoruz. Ah! biraz da Türkçe bilsek.
sekreterimi neden işten çıkardım??
Ustun Dokmen der ki " ...cocugumuz düsüp kafasini masaya
carpinca biz
> >
> >hemen
> >
> >masayi doveriz, eh masa ehhhh sen niye orada duruyorsun ! diye,
> >
> >masa orada durmasa cocuk kafasini carpmayacak sanir ve buyudukce
yaptigi her
> >
> >hatayi yukleyecek bir sey mutlaka bulur."
> >
> >
> >
> >Malum...
> >
> >
> >
> >Kizinin mezuniyetini izlemek için Balikesir'den Erzurum'a gelen
> >
> >basörtülü anne, tören salonuna alinmamisti.
> >
> >Vicdani olan herkesin yüregini ciz eden bu olayin sorumlusu kimmis?
> >
> >Kapici..
> >
> >
> >
> >Simdi oldu iste...
> >
> >Kara Kuvvetleri Komutani "Rektör iyi çocuktur, yapmaz öyle sey"
> >
> >falan demeye getirmisti.
> >
> >YÖK Baskani da, "Rektörün haberi yokmus" dedi, çikti isin isinden...
> >
> >Kimmis suçlusu?
> >
> >Kapici.
> >
> >
> >
> >
> >
> >Mesela, bizim Balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160
> >
> >kilometer hiz yaptirdilar.
> >
> >Ilk virajda sizlere ömür...
> >
> >Kimin üstüne kaldi?
> >
> >Makinist'in.
> >
> >
> >
> >
> >
> >Mersin'de bayragimiz yakildi, yirtildi.
> >
> >Askere tas attilar, panzere molotof...
> >
> >
> >
> >Memleket ayaga kalkti.
> >
> >
> >
> >Kimin yüzündenmis?
> >
> >Iki veled...
> >
> >
> >
> >Gelene geçene ayran tost falan satan, kendi halinde sakin bir
> >
> >kasabaydi,
> >
> >Susurluk...
> >
> >Içisleri Bakanligi, MIT, Jitem, generaller, özel tim polisleri,
> >
> >kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, isadamlari...
> >
> >Bin kisi falan yargilandi.
> >
> >Her sey kimin basinin altindan çikmis?
> >
> >Yesil'in.
> >
> >
> >
> >
> >
> >Deprem oldu...
> >
> >
> >
> >7 vilayette 50 bin kisi öldü.
> >
> >Binlerce bina yikildi, on binleri agir hasarli.
> >
> >
> >
> >Hepsinin sorumlusu olarak kimi kulagindan tutup hapse tiktik?
> >
> >Veli Göçer'i.
> >
> >
> >
> >Edirne'de bebeler sakir sakir öldü...
> >
> >Hiç utanmadan bisküvi kolilerine koyup, gömdüler.
> >
> >"Arastirdik, ihmal yok" dediler.
> >
> >Peki neden öldü bu yavrular?
> >
> >Klima'dan...
> >
> >
> >
> >Dikkat isterim, klimaci bile degil, klima.
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >
> >Rakidan öldük.
> >
> >O gün ile bu gün arasinda ne degisti?
> >
> >
> >
> >Kapagin rengi...
> >
> >
> >
> >Sanal "sorumlumuz" bile var...
> >
> >
> >
> >Yollarda her gün 20 insanimiz heba oluyor.
> >
> >Trafik Canavari'ndan...
> >
> >
> >
> >
> >
> >Dolar patlarsa?
> >
> >Enflasyon Canavari'ndan...
> >
> >
> >
> >Hatta "sorumlu olmayan sorumlumuz" da var...
> >
> >Milli takim oynayip yeniliyor.
> >
> >Suçlusu kim?
> >
> >Takima alinmayan Hakan...
> >
> >
> >
> >
> >
> >Domatesleri Ruslara kakalayamiyoruz...
> >
> >Sinekten...
> >
> >
> >
> >Deli dana geliyor.
> >
> >Inekten...
> >
> >
> >
> >Millet hormonlu diye tavuk yemiyor.
> >
> >Erman Toroglu'ndan.
> >
> >
> >
> >
> >
> >Evleri su basiyor.
> >
> >Yagmurdan.
> >
> >
> >
> >Ormanlar yaniyor.
> >
> >Sigaradan.
> >
> >
> >
> >Gemi batiyor.
> >
> >Dalgadan.
> >
> >
> >
> >Iyi de kardesim, uçak neden düsüyor?
> >
> >Rahmetli pilottan...
> >
> >
> >
> >Peki bu sartlarda hayatta kalmayi nasil basariyoruz?
> >
> >Allah'tan...
Sürücü kim? Bilin bakalım.
Bir issiz Microsoft'un temizlikci icin verdigi is ilanina basvurur.
Personel sefi kisa bir is gorusmesini takiben ve test (yer temizletme)
yaptiktan sonra sunu soyler:
"-Ise kabul edildin,bana email adresini ver , sana baslama tarihini ve
getirecegin evraklari bildirecegim"
Adam boynu bukuk bir sekilde
bilgisayarinin ve tabii ki emailinin olmadigini soyler. Personel sefi
bu durumda, yasayan birisi olarak dusunulemeyecegini ve yasamayan
birisini de ise alamayacagini yuzune vurur.Adam
ne yapacagini bilmez ve kirgin bir sekilde ve cebinde sadece 10$ ile
disari cikar. Sebze Haline gidip 10 kg domates almaya karar verir. Kapi kapi
dolasarak domatesleri satar ve sermayesini iki katina cikarir.Bu isi
uc kere daha yapar ve sermayesini 160 $'a yukseltir.Artik bu sekilde
yasamini devam ettirebilecegine kanaat getirir. Her sabah evinden biraz
daha erken cikar ve daha gec doner... Hergun parasini katlamakla
mesguldur artik. Kisa bir zaman sonra bir el arabasi satin alir, daha
sonra bunu bir kamyonla degistirir.Bir sure sonra bir sevkiyat
filosunun sahibidir
artik.
5 yil sonra adam ABD'nin en buyuk gida distributoru olmustur. Artik
ailesini gelecegini dusunur ve bir hayat sigortasina basvurur.
Gorusmenin sonunda sigortaci teklifini gondermek uzere email
adresini ister. Adam email adresininin olmadigini soyleyince
sigortaci soyle der:
"-Cok tuhaf, bir emailiniz olmadan boyle bir imparatorluk kurmussunuz,hele
bir de emailiniz olsaydi ne olurdunuz kim bilir..
Adam dusunur ve soyle cevap verir :"- Microsoft'da
temizlikci olurdum"
Kissadan hisse no 1: Internet yasam icin bir cozum degildir.
Kissadan hisse no.2: Eger emailin yoksa ve cok calisirsan $ milyoneri
olabilirsin.
Kissadan hisse no.3: Eger bu mesaji email ile aldiysan,temizlikci olma
olasiligin $ milyoneri olmana gore daha yuksek.
Küçükçekmece’deki Colony Alışveriş Merkezi’nde sohbet toplantısına katılan Prof. Dr. Zekeriya Beyaz, eşler arasındaki cinsel ilişkinin büyük sevap olduğunu belirterek, konuyla ilgili yatak odası fıkrası anlattı. Beyaz’ın fıkrası vatandaşları güldürürken, sohbet sırasında zaman zaman sözlü tartışmalar da yaşandı.
Prof. Beyaz’ın anlattığı fıkra şöyle:
‘Hocanın biri camide eşler arasındaki cinsel ilişkinin çok büyük sevap olduğu ile ilgili vaaz veriyormuş. Cinsel ilişkiyi kadının istemesi durumunda kocanın cihadda bir gavur öldürmüş kadar sevap kazanacağını söylemiş. Vaazın ardından evine giden adam, eşine hocanın vaazını anlatmış. Bir süre sonra kadın kocasına ‘Gel de gavur öldürelim’ demiş. Bunlar yatağa girmişler. Bir süre sonra kadın kocasını uyandırarak ‘Hadi bir gavur daha öldürelim’ demiş. Kadın sabaha karşı tekrar kocasını kaldırmış ve aynı şeyleri söylemiş. Yorgun olan adam karısına, ‘Benim kurşunum tükendi. İşte top, işte tüfek. Sen doldur, sen öldür’ demiş.’
Morientes
12-10-2005, 16:55
http://img353.imageshack.us/img353/1/burger0kj.jpg (http://imageshack.us)
semerkandi
13-10-2005, 14:55
lütfen dürbünün camlarına dikkat ediniz
bu hokkabaz şimdi dünyayı yönetiyor
saygılarımla
Morientes
13-10-2005, 20:12
aşağıdaki linkte 2 resim var.resimler arasındaki 3 farkı bulabilecek misiniz bakalım?hoparlörünüz açık olsun hoş bir müzik var fonda.
http://members.home.nl/saen/Special/zoeken.html
udogukan
14-10-2005, 01:33
evet teşekkürler balaban
lütfen dürbünün camlarına dikkat ediniz
bu hokkabaz şimdi dünyayı yönetiyor
saygılarımla
Böyle de haberleşiyor
ilke_ibrahim
14-10-2005, 13:22
http://img415.imageshack.us/my.php?image=burasiturkiye3as.jpg
bikmisbroker
14-10-2005, 14:36
Nefis hareketler..
http://www.gofish.com/videoplayer.html?gfid=17-13098
bikmisbroker
14-10-2005, 14:42
Herturlu amator videolar..
http://www.spikedhumor.com/articles/3100/Hard_Bike_Fall.html
Kuş Gribinin çıkış yeri belirlendi.
piliç meselesi
>>
>>
>>
>>OLAY
>>
>>Bir piliç, bir yolda karsidan karsiya geçer.
>>
>>SORU
>>
>>Piliç karsidan karsiya niçin geçer?
>>
>>YANITLAR
>>
>>RENE DESCARTES:
>>
>>Yolun öbür tarafina geçmek için.
>>
>>
>>EFLATUN:
>>
>>Iyiligi için. Gerçek, öteki taraftadir.
>>
>>ARISTOTELES
>>
>>Karsidan karsiya geçmek pilicin dogasidir.
>>
>>KARL MARX
>>
>>Tarihsel olarak kaçinilmazdi.
>>
>>HIPOKRATES
>>
>>Pankreasinin asiri salgisi yüzünden.
>>
>>MARTIN LUTHER KING JR.
>>
>>Tüm piliçlerin nedenini açiklamak zorunda kalmadan özgürce
karsidan karsiya geçtikleri bir dünya düslüyorum.
>>
>>HZ. MUSA
>>
>>Ve Tanri cennetten inip pilice dedi ki: "Karsidan karsiya
>>geçeceksin!" ve piliç karsidan karsiya geçti ve Tanri bunun iyi
oldugunu gördü.
>>
>>RICHARD M. NIXON
>>
>>Piliç karsidan karsiya geçmedi, tekrar ediyorum,
>>piliç asla yolun karsisina geçmedi.
>>
>>SIGMUND FREUD
>>
>>Pilicin karsidan karsiya geçmesiyle ilgilenmeniz, sizde güçlü ve
latant bir cinsel güvensizlik duygusunu ele vermektedir.
>>
>>BUDA
>>
>>Bu soruyu sormak, sizin kendi piliç doganizi
>>inkâr etmektir.
>>
>>GALILEI
>>
>>Oysa piliç karsidan karsiya geçiyor...
>>
>>CHARLES DE GAULLE
>>
>>Piliç belki yolun karsisina geçti, ama otoyolun
>>karsisina henüz geçmedi.
>>
>>EINSTEIN
>>
>>Pilicin yolun karsisina geçmesi ya da yolun
>>pilicin ayaklari altinda yer degistirmesi, tümüyle sizin
gösterdiginiz referansa baglidir.
>>
>>BILL CLINTON
>>
>>Anayasa üzerine yemin ederim ki bu piliçle
>>aramda hiç bir sey geçmemistir.
>>
>>GEORGE W. BUSH
>>
>>Pilicin bu yolda BM kararlarina ragmen cezalandirilmadan karsidan
karsiya geçmesi, demokrasiye, özgürlüge ve adalete kafa
>>tutmaktir. Bu durum, o yolu bizim çoktan bombalamis olmamiz
>>gerektigini göstermektedir. Bölgede barisi saglamak amaciyla ve
>>savundugumuz
>>degerlerin tavuk türü teröristler tarafindan bir kez daha ayaklar
altina alinmamasi için Amerika Birlesik Devletleri oraya karadan 243 bin
GI, havadan 846 bombardiman uçagiyla desteklenen 17 uçak gemisi, 46
firkateyn ve 154 kruvazör göndermeye karar ve bu güçlerine özgürlük ve
demokrasi adina 5 bin kilometre çapindaki bir alanda bulunan tüm kümesleri
yerle bir etmek görevi vermistir. Bu kutsal görev, ülkede uzaktan
>>yakindan kümese benzeyen her seyi bir avuç kül haline getirinceye
kadar sürecek ve küstah kümes efradini milletimize kafa tutmasi
>>önlenecektir. Hükümetimiz, ondan sonra ülkedeki kümeslerin
standartlara uygun
>>biçimde yeniden insasina ve baslarina ABD Büyükelçisi tarafindan
demokratik
>>olarak seçilecek bir horoz geçirmeye karar vermistir. Kümeslerin
yeniden insasi finansmana karsilik olarak, bölgedeki tüm yem
>>üretimine 30 yil süreyle el koymakla yetinecegiz. Yerel
canlilarin, bizimle
>>isbirligi
>>yaptiklari takdirde yem üretiminin bir miktarindan özel fiatlarla
istifade ettirilmesi öngörülmüstür. Bu yeni adalet, özgürlük ve baris
kümesleri ülkesinde, size temin ederiz ki bir daha asla bir piliç bir
yoldan
>>karsi karsiya
>>geçmeye kalkmayacak, çünkü yol kalmayacak ve piliçlerin de
yürüyecekleri bacaklari olmayacaktir.Tanri Amerika'yi takdir etsin!
>>
>>SÜLEYMAN DEMIREL
>>
>>Piliç geçmisse geçmis, geçmemisse geçmemistir.
>>
>>TANSU ÇILLER
>>
>>Bu memleket için karsidan karsiya geçen piliç de bizimdir,
üstünden geçen traktör de bizimdir.
>>
>>R. TAYYIP ERDOGAN
>>
>>Ben tavuklu sandviç de satmistim.
>>
>>ABDULLAH GÜL
>>
>>Hayir, bana böyle bir bilgi verilmedi ama karsidan karsiya
geçtiyse hükümet geregini yapar.
>>
>>A.NECDET SEZER
>>
>>Karsiyageçtigi nokta kamusal alansa, basörtülü geçemez.
>>
>>TÜRK ERKEGI
>>
>>Piliç sarisin mi? Esmer mi?
>>
http://www.tevhid.net/resim/ilginc/ilginc28.jpg
Temelin çok guzel bir karisi varmis. Koydeki butun erkekler karisini gorunce ic cekerlermis. Bir süre sonra kadin koydeki erkeklerle beraber olmaya baslamis. Evin onunde uzun kuyruklar olusmus. Bunu goren Temelin arkadasi Dursun dayanamamis Temele:
-Ula Temel karinin neler yaptigini gormuyormusun.Bu kadini neden bosamiyorsun.?
Temel sinirli bir sekilde cevap vermis.
-Ula kariyi bosayayimde digerleri gibi sirayami geceyim ?
:) :) :)
http://www.ugurdemir.com/billchil.jpg
http://www.ugurdemir.com/bebek6.jpg
bikmisbroker
15-10-2005, 14:00
SOFORUNA GORE MEMLEKET..
> > >>Bir el direksiyonda, digeri pencereden sarkiyorsa; Chicago
> > >>
> > >>Bir el direksiyonda, digeri kornada ise; New York
> > >>
> > >>Bir el direksiyonda, digeri gazetede, ayak kati bir sekilde gaz
> > >>pedalindaysa; Boston
> > >>
> > >>Her iki el de direksiyonda, gözler kapali, her iki ayak da frende ve
> > >>korkuyla tir tir titriyorsa, Californiya 'da araba kullanan bir Ohio'lu.
> > >>
> > >>Hem el kol hareketi yapilip, hem de ayak gaz pedalindan ayrilmiyorsa,Italya
> > >>
> > >>Bir el kornada, bir el disarda, bir kulak cep telefonunda, digeri
> > > yüksek sesle müzik dinliyor ve ayak gaz pedalinda, gözler bayan yayalar
> > > üzerinde ve sürücü hem yandaki arabadan biriyle konusup, hem de arka
> > > koltuktakine birsey anlatmak için sürekli arkaya dönüyorsa,Türkiye!
> > >> > >> > >> >> >
arada sırada da cam dan dışarıya küfür ediyor olması lazım
kım edıyor kufuru bakıyım
bikmisbroker
15-10-2005, 14:06
arada sırada da cam dan dışarıya küfür ediyor olması lazım
Ve de Araba Hareket halinde iken kapiyi acip yere tükürüyor..Olmasi lazim...:D:D:D
Ve de Araba Hareket halinde iken kapiyi acip yere tükürüyor..Olmasi lazim...:D:D:D
ayrıca beyzbolun ne olduğunu bilmediği halde arabasında beyzbol sopası şarttır.
afiyet olsun markaya dikkat....
Dünyanın ikinci büyük personel bilgisayar üreticisi Hewlett-Packard (HP) şirketi, 135 bin dizüstü bilgisayarında kullanılan pilleri yanma tehlikesi nedeniyle geri çağırdı.
Şirket tarafından yapılan açıklamada, HP ve Compaq modellerindeki lityum iyon yeniden doldurulabilir pillerdeki bir kısa devrenin pil hücrelerini aşırı ısıtarak plastik kabı eritebileceği, bunun da yanma tehlikesi yaratabileceği belirtildi.
HP, pillerin Çin ve Tayvan'da yapılan Pavilion, HP Compacq, Presario ve Evo modeli dizüstü bilgisayarlarda kullanıldığını, iade edilen piller için para talep edilmeyeceğini, müşterilerin pil değiştirme programının ayrıntıları için www.hp.com/support/BatteryReplacement. internet adresine başvurabileceğini açıkladı.
sabahin 6'si yataga girdiginiz saat yerine uyandiginiz saat olmussa...
arkadaslarin, beraber olmak-ayrilmak yerine evlenip-bosaniyorlarsa...
semsiye ile disari cikiyorsaniz...
zamaninizin %90'i bilgisayar basinda geçiyor ise (is için)...
kot ve t-shirt artik giyinmek sayilmiyorsa...
yemek ve film : bir gecenin baslangici yerine tüm gece programi olmussa..
artik en sevdiginiz mekanin kapanis saatini bilmiyorsaniz...
sadece öglen yemeklerinde fast-food yiyorsaniz...
buzdolabinda biradan çok yemek var ise....
akrabalarin senin yaninda pis fikralar anlatmaktan artik çekinmiyorsa...
en sevdigin sarkiyi alisveris merkezinde duyuyorsan....
2 ay sonra yapacaklarinizin planini simdi yapiyorsaniz....
evinizdeki bitkiler artik ölmüyorsa....
evinizin temizligi arabanizin temizliginden daha önemli olduysa....
yan dairedeki çocuklar gürültü yapiyor diye polisi arayan siz oluyorsaniz...
artik favori kanaliniz MTV degil ise...
ve hala bu listeyi,tekrar tekrar sizinle alakali olmayan bir seyler bulmak için okuyorsaniz......
ARTIK BUYUMUSSUNUZ :)
Turgay Şenerin gafını duymayanlar gülmekten yırtılacaklar
Günün değil yılın komiği...
(Komik videolar 'dan 20. yi tıkla yüklendikten sonra yürüt)
http://www.koskomik.com/kvideolar/videolars.shtml
varyemez
16-10-2005, 23:50
Turgay Şenerin gafını duymayanlar gülmekten yırtılacaklar
Günün değil yılın komiği...
(Komik videolar 'dan 20. yi tıkla yüklendikten sonra yürüt)
http://www.koskomik.com/kvideolar/videolars.shtml
yok artık e........:) :) :)
yok artık e........:) :) :)
O kadroyu çok özlüyorum ali sami alkış ... Ahmet çakar...Turgay Şeren...
İki arkadaş, Hamdi ile Mahmut, beraberce bir iş seyahatine çıkmışlar.
Hamdi, Mahmut'un her gece yatmadan önce 'Allahım, anamın düşündüğü düşman başına, karımın düşündüğü benim başıma' diye dua ettiğine dikkat etmiş ve sormuş
'Arkadaş senin anan bu kadar kötü bir kadın mı? Senin karın bir melek mi?
Halbuki normal olarak insanların anaları iyiliklerini ister!'
Hamdi gülümseyerek cevap vermiş
'Kardeşim şimdi anam oturup düşünüyordur. 'Benim Hamdi'nin başına bir iş mi
geldi? Bir kaza mı geçirdi?' diye. Halbuki karım 'Bu herif kim bilir şimdi
hangi kadınla eğleniyordur? Neler beceriyordur?' diye düşünür. Onun için
anamın düşündüğü düşman başına, karımın düşündüğü benim başıma der dururum