View Full Version : Günün komiği, haberi, ilginç şeyi..herşeyi!.
bikmisbroker
27-05-2004, 17:47
sn.bıkmışbroker;
bu zat-ı şahanenin yazılarını nerde bulsam okurum..adamcağızın, konuları öyle bir işleyiş tarzı var ki,kendinizi bir anda yazının rüzgarına kapılmış hissediyorsunuz..ellerinize sağlık..eğer bulup göndermeseydiniz bu güzel yazıdan mahrum kalacaktık...
sevgi ve saygılarımla....
AAAh ah! Hayatim boyunca su yukardaki gibi Turkceye hakim olaraktan GUZEL yazi yazmayi ne COK istedim bilirmisin? TEK Soyle guzel yazi yazaydim 10 milyon da borcum olaydi! Derler ya? o haldeyim..(10 milyon zamaninin 10 milyonu tabiiki!!)
O kadar ugrasmama ragmen ne yazmam da is var ne de noktalama isaretlerimde. Az bucuk bir Teknik analiz yapiyoruz, millet de o ciziktirdigimiz grafigi Tren'e benzetiyor, eee tabi biz de oluyoruz "okuz"..Ne yapalim bu yasdan sonra OKUZ olmakda varmis.. :D :D
selahattin baba herzamanki gibi düşüncelerini film gibi canlandırarak yazmış.
UzunŞaseyi pek gözüm tutmadı. Turbosu şöför mahalline çok yakın. :D
Mümkünse bir de KısaŞase'ye bakalım. :roll:
Onu da beğenmezsek hurda indirimiden faydalanıp değiştireceğim lakabımı. :D
işte, beklenen cevap geldi sn.sunshine'dan..hem de ne cevap.. (gerçekten süper olmuş)
evet sn.ertan,şimdi sıra siz de !görelim şu kısaşase fotoğrafı artık ..merak ettirmeyin bizi bu kadar..(sakın gaz verdiğimi falan sanmayın,asla ve kat'a böyle bir niyetim yok.. :D )
sevgi ve saygılarımla...
AAAh ah! Hayatim boyunca su yukardaki gibi Turkceye hakim olaraktan GUZEL yazi yazmayi ne COK istedim bilirmisin? TEK Soyle guzel yazi yazaydim 10 milyon da borcum olaydi! Derler ya? o haldeyim..(10 milyon zamaninin 10 milyonu tabiiki!!)
O kadar ugrasmama ragmen ne yazmam da is var ne de noktalama isaretlerimde. Az bucuk bir Teknik analiz yapiyoruz, millet de o ciziktirdigimiz grafigi Tren'e benzetiyor, eee tabi biz de oluyoruz "okuz"..Ne yapalim bu yasdan sonra OKUZ olmakda varmis.. :D :D
mütevazi olma reis sende ondan aşağı kalmazdın ,şayet tek işin yazı yazmak olsaydı.
AAAh ah! Hayatim boyunca su yukardaki gibi Turkceye hakim olaraktan GUZEL yazi yazmayi ne COK istedim bilirmisin? TEK Soyle guzel yazi yazaydim 10 milyon da borcum olaydi! Derler ya? o haldeyim..(10 milyon zamaninin 10 milyonu tabiiki!!)
O kadar ugrasmama ragmen ne yazmam da is var ne de noktalama isaretlerimde. Az bucuk bir Teknik analiz yapiyoruz, millet de o ciziktirdigimiz grafigi Tren'e benzetiyor, eee tabi biz de oluyoruz "okuz"..Ne yapalim bu yasdan sonra OKUZ olmakda varmis.. :D :D
sevgili üstadım;
Estağfurullah ,ne haddimize ..edebiyatı ,az buçuk becersek de, imla da vaziyet kel sayılır ,tabir-i caizse..şu büyük küçük harflere, pek dikkat edemiyorum.yoksa yazma işi akşama bitecek gibi geliyor..
üstadım sizin asaletiniz yeter.. ;) .grafiklerinizi trene benzetme işine gelince, biraz müşkil gibi görünüyor..açıklamayı farklı yapsak nasıl olur..sanırım yorum da bir problem var.. çünkü, hepimiz bakıyoruz o güzelim grafiklerinize.. :roll: .sonra ben, hiç tren falan görmüyorum..mesela ,sinüzoidal bir hareket görüntüsü nasıl?çok fazla bilimsel mi oldu yoksa?
korktuğum ,şimdi sn.ertan'ın birden yine durumun anlam ve önemini belirten fotoğraf göndermesi..valla ne çıkacağı hiç belli olmuyor ki!?
ah üstadım !bir zamanlar o paraya 10 daire alınırdı..şimdi çocuklara verdik mi, -baba ya ,yeşil yok mu diye soruyorlar..
sevgi ve saygılarımla...
mütevazi olma reis sende ondan aşağı kalmazdın ,şayet tek işin yazı yazmak olsaydı.
sn.gemici1;
alacağın olsun..şunun şurasında ,grafik çiziktiremiyoruz diye ,bu kadar ezmen gerekmezdi.. :hmm:
şimdi sizi ,sn.ertan beye havale edip,iyi bir lakapla beraber ,yanında bir de eşantiyon fotoğraf istiyeceğim..görürsünüz siz... :D
sn.gemici1;
alacağın olsun..şunun şurasında ,grafik çiziktiremiyoruz diye ,bu kadar ezmen gerekmezdi.. :hmm:
şimdi sizi ,sn.ertan beye havale edip,iyi bir lakapla beraber ,yanında bir de eşantiyon fotoğraf istiyeceğim..görürsünüz siz... :D
dostum anlaşılan sn Ertan beyin yaptıklarını bir iki çiziktirmek olarak nitelendiriyorsun ;eee hiç mi korkmazsın ,ertan hoca şimdi sana bir resim montajlar da alimallah hisse net camiasında adın çıkar kimsenin topiğine yazı yazamazsın, aman dikkat. :)
Bu aralar bir öküz konusudur gidiyor. Sn. Babo siz treni yapan biz bakan olunca bize de dokunmadı değil ama boşverin artık. Ykb topiğinde bekleniyorsunuz. Ben hala bekliyorum enazından. :eek: Bu benim en çok güldüğüm karikatürlerden biri. Kimse üstüne alınmasın haaaa!
dostum anlaşılan sn Ertan beyin yaptıklarını bir iki çiziktirmek olarak nitelendiriyorsun ;eee hiç mi korkmazsın ,ertan hoca şimdi sana bir resim montajlar da alimallah hisse net camiasında adın çıkar kimsenin topiğine yazı yazamazsın, aman dikkat. :)
kaza kurşununa kurban gideceğiz galiba.. :mad: aman, ben ertan beyin resimlerine ,çiziktirme falan demedim..resmen yansıtmaya(öyleydi herhalde, diil mi,psikolojideki ismi?) kurban gideceğiz valla..ben kendim için grafik çiziktiremiyorum demiştim..
valla bu işten huylandım..sn.gemici1 ,sakın ertan bey'in ikinci niki olmayasınız..o zaman baltayı hepten taşa vurduk demektir ki;vay halimize!!! :D
saygılar..
selçuk efendi
27-05-2004, 18:54
Hiyeroglifin ileri görüşlülüü ya da ertan1tr'den daha maarifetlisi de var...
bikmisbroker
27-05-2004, 19:09
sarıyer ordu evi
_____
Askerde İstanbul'lu bir arkadaş
acemiligi tamamlamış, kura çekiyor..
elini torbaya daldırmış,
bir kagıt seçmiş. komutan:
- Bu mu oglum?
- hayır komutanım ben Sarıyer'liyim ve
sarıyer orduevini istiyorum.İçime
dogdu bu kura İstanbul ama Sarıyer degil..
Demiş ve kagıdı açmadan torbaya
atmış.Karıştırmış, karıştırmış
ve bi kagıt çıkartmış.
-Evladım bu mudur?
-Evet komutanım budur.. Kesin hissettim
bu sarıyer orduevi...Komutan kagıdı açmış ve.....
-Evladım Sarıyı tutturdun da Kamışı
nereye sokacaksın bilemiyecem...
bizim penguen ne arıyor orada.................
Benim tahta yürümüyor.Habire gelen kısmet maillerini 7 kişiye dağıtmadığım için olmasın :(
kaza kurşununa kurban gideceğiz galiba.. :mad: aman, ben ertan beyin resimlerine ,çiziktirme falan demedim..resmen yansıtmaya(öyleydi herhalde, diil mi,psikolojideki ismi?) kurban gideceğiz valla..ben kendim için grafik çiziktiremiyorum demiştim..
valla bu işten huylandım..sn.gemici1 ,sakın ertan bey'in ikinci niki olmayasınız..o zaman baltayı hepten taşa vurduk demektir ki;vay halimize!!! :D
saygılar..
yapma hocam öyle 2 nick kullanacak şer......... miyiz biz.gerçekte varmıdır bunu yapan.sanmam.boş ver bunları senin durum kritik alahtan sn ertan piyasada yok. :) :D
selçuk efendi
27-05-2004, 19:21
bizim penguen olduu yerde, ordaki onun hala kızı, linux pengueni :)
bizim penguen olduu yerde, ordaki onun hala kızı, linux pengueni :)
selçuğum yırtmışısın artık okumayı da yazmayıda söktün yakında seni yazar kadrosuna alırlarsa hiç şaşmam. :)
süper.
ayrıca artık selçuk bey oldun.
selçuk efendi
27-05-2004, 19:28
eyvallah aabi, sırf senin için hazırladım imzaayı... ama arada hatırlat deyiştiriyim, gelyo nası olsa puanlar, yeşiller :)
yapma hocam öyle 2 nick kullanacak şer......... miyiz biz.gerçekte varmıdır bunu yapan.sanmam.boş ver bunları senin durum kritik alahtan sn ertan piyasada yok. :) :D
sevgili gemici1;
valla ne yalan söyliyeyim ,bir saç traşı olmak için çıkmıştım.aklım hep siz de kaldı..bir an önce geldim ki, ikinci nick bölümünü değiştireyim,(acaba yanlış anlar da,kırılır mı diye)farklı bir şey yazayım istedim,ancak okumuşsunuz bile..(kaş yapalım derken ,göz çıkarmaktan korktum)bu nedenle öncelikle hakkınızı helal edin lütfen..
(estağfurullah ,burada ki bütün arkadaşları tenzih ederim,öyle bir şeyden)
o nedenle sizi affettim,kırılmadım ve de hakkımı helal ediyorum ,demenizi bekliyorum...
resim olarakta cezama razıyım...
sevgi ve saygılarımla...
o nedenle sizi affettim,kırılmadım ve de hakkımı helal ediyorum ...
diyorum da senin benim için kötü düşünmeyeceğinide tahmin ediyorum.sorun yok.
o nedenle sizi affettim,kırılmadım ve de hakkımı helal ediyorum ...
diyorum da senin benim için kötü düşünmeyeceğinide tahmin ediyorum.sorun yok.
teşekkürlerimi iletiyorum..hakkımdaki düşünceniz için de çok sağolun.hiç bir arkadaş için ,kötü düşünme şansım yoktur sevgili gemici1..hele hele her gün ,hayatın sıkıcı yükünü, birlikte bu sayfalarda atmaya çalıştığımız ,artık birbirimizi tanıdığımıza inandığım sizlere karşı ise bu ihtimal sıfırdır...eğer farkında olmayarak bir şey olmuşsa ,mutlaka sürç-ü lisandır..
sevgi ve saygılarımla...
Ali babasina sormus:
-Baba ben nasil dünyaya geldim?
-Gece annenle yatmaya gittigimizde yatagin çevresine seker koyduk. Sabah
kalktigimizda sen gelmistin.
Ali'nin bu fikir ilgisini çekmisve denemeye karar vermis. Yatarken yataginin
çevresine seker koymus. Sabah bütün karinca, böcekler, vs yatagin
çevresindeymis. Ali,
Ulan demis, simdi size elimin tersiyle bir korum. Ama baba yüregi dayanmaz
ki.
Önemli olan; hayatta,"en çok şeye sahip olmak" değil,"en az şeye ihtiyaç duymak"tır.
__________________
Kanaat tükenmez bir hazinedir.
Gelirini artıramıyorsan isteklerini azalt.
Baş taraf Sayın Bıcırık'ın yazısından alıntı idi.
Çizginin alt tarafı benim ilavemdir.
SÜLÜN OSMAN hakkında
Uydurmasyon mudur orasını bilemiyorum ama, hikaye şöyle.
Fi tarihi İstanbul’unda ünlü dalaveracı ‘Sülün Osman’ Dolmabahçe Meydanı’nı mekán tutmuştur ve bitirim ayakkabılarının ökçelerine basarak volta atmaktadır.
Üzerinden andavallılık akan ve Serkisof marka kösteğini Kule saatine bakarak ayarlayan bir ‘hanzo’yu gözüne kestirdiği an da yanında bitiverir.
Paranın para, mangırın mangır olduğu zamanlarda katakullici derhal buyurur:
‘Hemşerim, sökül bakalım beş kuruşu!’
Öbürü ‘Niye’ falan derken, zaten beklediği soruya ‘Sülün Osman’ el cevap:
‘Burayı köy mezrası mı sandın birader? Ben Kule’yi Belediye’den götürü kiralıyorum ve de kim ki saatini ayarladı, duhuliyemi alıyorum.’
Adamcağız çaresiz beş kuruşu sulanırken de, tabii, lakabı kuş familyasından üçkağıtçı babacan bir tavır takınarak hemen esas ‘kuş’a ‘yem’i atıverir.
‘İş çok kárlı da, artık yoruldum. Hele maç günleri tahsilat yapmaktan canım çıkıyor. Sen güvenilir bir adama benziyorsun, istersen yüz kaimeyi bastır, biraz dinlenmek için sana bir aylığına kiralayayım. Ama iki ay olmaz, ha!’
Tekliften etekleri zil çalan ‘keko’ pazarlık bile yapmayıp kesesinden çıkarttığı paracıkları saydıktan ve cin zeka düzenbaz da taksiye kurulup Galata meyhanesinde kafayı tütsülemeye gittikten sonra olup bitenleri herhalde tahmin ediyorsunuzdur?
:D :D :D :D
bikmisbroker
27-05-2004, 22:44
Kibrisli Rumlarin Hayir Kampanyasi...
Intro' yu izleyin, bize Rumlarin ve dolayisiyla diger AB ulkelerinin
nasil baktiklarini bir kez daha sahit olun.
Rumlarin, referandum öncesi hayir kampanyasi yaptiklari bir
site , introyu izleyin yeter!
http://www.e-grammes.gr
sn kemal sülün osman zamanında galata köprüsünüde satmıştı.
İSMİ SOLLAYAN SIFATLAR
Kimliğinizi saklayabilir, isminizi mahkeme kararıyla değiştirebilirsiniz. Cumhurbaşkanı, kurt politikacı, mafya babası ya da pop starı olabilirsiniz ama takılmış bir lakaptan ölseniz de kurtulamazsınız.
SANATÇI LAKAPLARI
Konyalı Şerife:
Sinema oyuncusu, şarkıcı Konyalı Güngör Bayrak'ın asıl adı Şerife Bayrak. Hintli bir soyluyla evlendiği için "Leydi Bayrak" unvanını da almıştı.
Süper Star:
Sanat dünyasının renkli simalarından biri Ajda Pekkan. Yaptırdığı pek çok estetik ameliyat, giyim tarzı ve şarkılarıyla bir döneme imza attı. Fransızca, Arapça ve İngilizce seslendirdiği şarkılarla adının önüne bir de Süper Star sıfatını koydurdu. Son zamanlarda Diva olarak anılıyor.
Altın Çocuk:
Bir dönem Yeşilçam'ın Altın Çocuğu Göksel Arsoy, geçen yıl mart ayında Herkes İçin Spor Federasyonu Başkanlığı'na seçildi. Federasyonun amacı, insanları harekete teşvik etmek, dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve sigaradan uzak tutmak. Aksoy, voleybol, futbol, tenis oynuyor ve kayak yapıyor.
Erkin Koray:
Türk Rock Müziği'nin usta seslerinden Erkin Koray, Baba lakabını almış bir sanatçımız. Rock'ın babası Koray, bu sıfata sahip olmaktan dolayı gurur duyduğunu anlatıyor. Diğer Babalar ise Müslüm Gürses ve Süleyman Demirel.
Tecavüzcü Coşkun:
Gerçek adı unutulup yıllardır lakabıyla anılan bir sanatçı. Türk Sineması'nın tecavüzcü rollerinin değişmez kötü adamı. Coşkun'un soyadının Göğen olduğunu çok kişi bilmez.
Sanat Güneşi:
Türk Sanat Müziği'nin usta sesi Zeki Müren, yaşamı boyunca sanatının dışında farklı giyim tarzı ve dış görünüşüyle her zaman ilgi odağı oldu. Onun bu sıra dışılığı Sanat Güneşi olmasına engel olmadı. Şarkı söylerken gösterdiği performans ve Türkçe'yi en iyi şekilde kullanma yetisi bu bu lakapla ödüllendirildi.
Kuşum Aydın:
Müzik dünyasının renkli isimlerinden olan Aydın, geçtiğimiz yıllarda Uzaklara Uçma Kuşum adlı şarkısını seslendirdikten sonra "Kuşum Aydın" diye tanınmaya başladı. Aydın, renkli kişiliğiyle özellikle ev hanımları tarafından beğeniliyor.
Kadırgalı Aysel:
Sanat dünyasından tanıdığımız pek çok isim gerçek isimlerini kullanmıyor. Bunlardan biri de Seda Sayan. Evlilikleriyle ünlü Kadırgalı Seda Sayan'ın gerçek adı Aysel Kocasayan.
Minik Serçe:
Sezen Aksu'ya bu ismi rahmetli gazeteci Yavuz Gökmen takmış. Yaptığı duygu yüklü bestelerin yanı sıra minyon fiziğiyle bu lakabı aldı.
Sultan:
Türk Sineması'nın başarılı oyuncularından Türkan Şoray, bugüne kadar onlarca rolde yer aldı. Oyunculuktaki başarısının yanı sıra Sultan sıfatını aldı.
Özgür Kız:
Onu Özgür Kız olarak tanıdık. Reklamlarda merakla izledik ama adını uzun bir süre öğrenemedik. Ne zaman albüm çıkaracağı haberi oldu, Nil Karaibrahimgil adını öğrendik.
İmparator:
Çektiği diziye ve çıkardığı gazeteye İmparator adını veren İbrahim Tatlıses, bu ismi biraz da kendi kendine yakıştırdı.
YERALTI DÜNYASI
Nuriş:
Karagümrük çetesinin başı "Nuriş" lakaplı Nuri Ergin, kardeşi Vedat Ergin'le Edirne cezaevinde.
Reis:
Sedat Peker'e okul yıllarında General ve Köroğlu gibi lakaplar takılmış. Turan idealini temsilen Öztürkler.com sitesinin kurucusu olan Rizeli Peker'in diğer lakabı Reis.
Sarı Avni:
"Türk Escobar"ı olarak da tanınan Avni Karadurmuş (Yaşar Avni Musullulu), 12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra kaçtığı yurtdışında çok olaya karıştı. Bulgarlarla ortak eroin laboratuvarından Papa'ya düzenlenen suikasta, kara para aklamakdan İtalya'daki devlet-mafya savaşında "köprü adam"lığa kadar pek çok olayda adı geçti. Çayelili Sarı Avni, 1980'den itibaren yurtdışında yaşadı. Kasım 1998'de Balıkesir Altınoluk'ta polis tarafından ele geçirildi. Susurluk kazasından iki gün önce Altınoluk'ta Abdullah Çatlı, Sedat Bucak ve Hüseyin Kocadağ'la buluşarak yemek yediği ortaya çıktı. 14 yıl boyunca Rıza Ekşioğlu sahte kimliğiyle Altınoluk'ta yaşadığını da itiraf etti.
Ve diğerleri...
Deprem Dede:
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi'nden sonra adını sıkça duyduğumuz Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, her fırsatta depremin hayatımızdaki yerini ve depremden nasıl korunmamız gerektiğini anlattı. Deprem Dede lakabını almakta gecikmedi.
Toprak Dede:
Tema Vakfı başkanı Hayrettin Karaca, erozyonu engellemek için ağaç dikme kampanyaları düzenledi.
Kemal Dede:
????????? " ---)))" :D :D :D :D
Sülün Osman:
Üçkağıtçılık tarihimizin en gözde isimlerinden Sülün Osman, Galata Kulesi'ni ya da bindiği tramvayı Anadolu'dan gelen saf insanlara satmakla ünlüydü.
Panter Emel:
Hayvanlarla ilgili tüm toplantılara katılan Emel Yıldız nam-ı diğer Panter Emel, hayvan haklarının fanatik savunucusu. Hatta zaman zaman şiddet içeren davranışları da olan Panter Emel, bir panter süratiyle saldırabiliyor.
Turbo Baran:
Bağdat Caddesi'nde Nisan 2000'de sebep olduğu kazada Erdem Celasun ile Selin Uras'ın ölümüne neden olan Baran Balcıoğlu, kazada sekizde sekiz suçlu bulunmuştu. Balcıoğlu, bu kazadan sonra "Turbo Baran" lakabını aldı. Turbo Baran, cezasını çekerek tahliye oldu.
Şeytan:
Milli futbolcu Rıdvan Dilmen'in futbol hayatı boyunca yeşil sahalarda gösterdiği başarı ve attığı goller ona Şeytan lakabını kazandırdı.
Hortum Süleyman:
Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde görev yaptığı dönemde gözaltına alınanları ve sokaktaki travestileri hortumla döverken fotoğraflanmıştı. Başkomiser Süleyman Ulusoy "Hortum Süleyman" olarak anılıyor.
sn bikmisbroker adamlar türkleri packman yapmış.
ARŞİV'den:
Sülün Osman ’99
51 yaşındaki dolandırıcı Mehmet Ali Balaban, ‘‘Ben savcıyım’’ diyerek imzaladığı 36.5 milyarlık senetlerle, tek kuruş ödemeden 2 market ve 1 Mercedes satın aldı.
DOLANDIRICILIĞI dillere destan olan Sülün Osman'ın 1999 versiyonu, Ankara'da ortaya çıktı. Kendisini herkese Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtan Mehmet Ali Balaban, önce Ankara'nın lüks semtlerinden Gaziosmanpaşa Mahatma Gandi Caddesi'nde dayalı döşeli lüks bir büro kiraladı. Yanında çalışan Efraim Aktaş ise çevresindekilere, ‘‘Dikkat edin, bu kişi Cumhuriyet Savcısı'dır. Başınız sıkışırsa her türlü yardımı yapar’’ diye güven verdi.
Önce 500 SEL Mercedes
Balaban, önce gazete ilanıyla satılan 500 SEL Mercedes'i, kendisini savcı olarak tanıtarak 49 bin marka (9.5 milyar lira) satın aldı ve senet imzaladı. Aktaş'ı da, makam şoförü yapan ve böylece çevresinde çok önemli bir kişi olduğu imajını yayan Balaban, gazete ilanıyla satılan Cebeci'deki Ekşioğlu Gıda Market'i 19 milyara ve Çankaya'daki Can Orhan Yılmaz'a ait marketi de 8 milyara aynı yöntemle aldı. Balaban'ı savcı sanan ve altındaki lüks Mercedes'i gören işyeri sahipleri, beş kuruş para almadan marketlerini senetle Balaban'a devrettiler. Ancak senetlerin ödeme günü geldiğinde Balaban'ın foyası da ortaya çıktı.
İkisi de hapiste
Mehmet Ali Balaban, senetlerin ödeme gününde de, aylarca kullandığı marketler için, ‘‘Bunlar iş yapmıyor. Geri alın. Senetlerimi de geri verin’’ dedi. Market sahipleri ise, ‘‘Sen bizim milyarlarca değerindeki mallarımızı sattıktan sonra, para ödemeden senetlerini nasıl geri istersin?’’ diye Adliye'ye başvurdular. Dolandırıcı olduğu anlaşılan Balaban, Mali Şube ekiplerince kıskıvrak yakalanıp, mahkemece tutuklandı. Balaban'ın iki yıldan beri, aynı şekilde başka kişileri dolandırdığı için gıyabi tutuklama kararıyla arandığı da ortaya çıktı. Efraim Aktaş'ın da arandığı saptandı. İki suç ortağı şimdi hapiste.
Sülün Osman lakabı takılan Osman Ziya Sülün, 1950-60 yıllarında İstanbul'a köyden yeni gelmiş saf insanlara meydan saatlerini, tramvayları, üniversite bahçesini, Galata Kulesi'ni, Şehir Hatları Vapurlarını satmasıyla ün yapmıştı. Galata Köprüsü'nü satmak üzereyken tesadüfen yakalanan Sülün Osman, Yeşilçam'da bir süre figüranlık ve kostüm kiralama işi de yaptı. Sülün Osman'ın hocası ise Kumkapılı bir Rum olan Aleko'ydu.
birde kunduzcu vardı melike zobu'nun babası raki yada güney zobu.
ATÇALI KEL MEHMET
Kemal dedeniz daldan dala, telden tele konarken şimdi de hatırına Atçalı Kel Mehmet geldi.
Bilir misiniz Atçalı Kel Mehmet kimdir? En azından adını duymuş olmalısınız.
Adına romanlar yazıldı, filmler çevrildi. Adam Aydın yöresinde valiliğini ilan etmesi bir yana mühür bile yaptırmış:
Vali-i vilayet
Nümune-i dirayet
Hademe-i devlet
Atçalı Kel Mehmet
Aydın'ın Atça kasabasında olan Atçalı Kel Mehmet Efe, Osmanlı tarihçisi Lütfi tarafından "Eşkıya, hırsız ve katil" olarak gösterilirken, tarihçi Çağatay Uluçay, Atçalı'yla ilgili şu bilgileri veriyor:
Kel Mehmet, fakir bir zeybektir. Genç yaşında dağa çıkmış, daha sonra bir ihtilalin lideri olmuştur... İhtilal diyorum, daha doğrusu ben demiyorum da ona ait vesikalar Kel Mehmet'in liderlik ettiği Aydın ayaklanmasına "Aydın İhtilali" adını veriyorlar... Bu, Osmanlı tarihlerinde bilhassa şehirlerde ve kasabalarda ayaklananlar ve idarecileri kaçıranlar veya karışıklığa meydan verenler için kullanılan bir terimdir. (...)
Kel Mehmet'in liderliğinde meydana çıkan Aydın ayaklanması tam manasıyla bir halk ihtilali karakterini taşır görünmektedir.
Çünkü Kel Mehmet, şimdiye kadar gelmiş geçmiş eşkıyaların yapamadığı bir işi başarmıştır. Aydın ihtilaline lider olan Mehmet ilk olarak savaş vergilerinden bunalan Aydınlılara bu vergiyi kaldırdığını ilan etti. Daha sonraları mültezimlerin, voyvodaların ve zabitlerin halktan keyfi olarak topladıkları vergileri kaldırdı.
Kel Mehmet bunlarla da yetinmedi, hükümetten serbest ticaret ve tarımın korunmasını, kanunların değiştirilmesini, daha eşit kanunlar yapılmasını ve askerliğin yeni esaslara bağlanmasını istedi.
Aydınlılar, Kütahya, Manisa ve Denizli'nin bazı kazaları, onun ileri sürdüğü fikirleri sevinçle karşıladılar, ona kapılarını açtılar ve kendilerine efendi yaptılar.
Kel Mehmet'in ilk ayaklanmasında yalnız Aydın mütesellimi ve yanındaki adamları hariç, diğer kasabalarının hiç birisinde ona karşı silah atılmadı. Aksine, adamlarıyla birlikte bu kasabalara birer kurtarıcı gibi girdi.
Halk, Kel Mehmet'in ileri sürdüğü fikirleri samimi, ciddi ve adil buldu.. Onun etrafında toplanıverdi... Böylece Aydın ihtilali dediğimiz ihtilal başladı...
Aydın'a bir vali gibi yerleşen Kel Mehmet, eski düzeni kökünden yıktı.. Kötü idareciler ve ayanlar bulundukları yerlerden kaçtılar. Onların yerlerine adamlarını koydu, ileri sürdüğü esaslara göre hakim olduğu bölgeyi idareye başladı.
Kel Mehmet, idaresi altında bulunan yerlerde halkının malına, canına ve ırzına saygı gösterdi. Gezi hürriyetine engel olmadı. Üstelik padişahı da efendi ve halife olarak tanıdı, ahlaksız, zalim ve hırsız memurların amansız bir düşmanı oldu. Ağır vergiler altında inleyen, dövülen, hapsedilen ve sürgüne gönderilen halkın koruyuculuğunu yaptı. Çilelerle dolu bu halkı, zalim memurların pençesinden kurtarmak için elinden gelen her şeyi yaptı.
Kel Mehmet'ten önce gelen şakiler, astılar, kestiler, soydular, halkın kızlarını, oğullarını dağlara kaçırdılar, kanunları çiğnediler düzenleri bozdular. Halbuki Kel Mehmet, onların aksine zulmü ve adaletsizliği ortadan kaldırmak, yeni bir düzen kurmak için çalıştı. O bu idealleri uğruna fermanlı oldu ve başverdi... Fakat onun ileri sürdüğü fikirler, İkinci Mahmut'un yaptığı yenilikler hareketinde, Tanzimatın ve Birinci Meşrutiyetin ilanında önemli rol oynadı.
Kel Mehmet'in liderliğindeki Aydın ihtilali, bize yeni bir şey daha öğretmiş oldu. Eski tarihlere ve klasik tarihi görüşlere göre Osmanlı İmparatorluğundaki bütün ihtilalleri Yeniçeriler ve alimler yapmışlardır. Halk ihtilali olmamıştır. Halbuki Kel Mehmet'in Aydın'da uyguladığı, gerçekten de bugünkü manada bir halk ihtilali idi. Bu ihtilale, onunla aynı hizada yürüyenler, zeybekler, yörükler, şehrin esnafıyla alt tabakadan olan halk katıldı.
Kel Mehmet'in liderliğindeki Aydın ihtilali bu klasik görüşü yıkıyor. Önümüze yeni bir ufuk açıyor. Kel Mehmet, halk hareketlerinin temeli ve ışığı oluyordu. Bu bakımdan fermanlı Kel Mehmet, reform ve halk hareketleri konusunda sosyal tarihimizde önemli bir yer alacaktır.
Aydın ile Nazilli arasındaki Atça kasabasında bugün Atçalı'nın anısına bir "Atçalı Kel Mehmet" anıtı bulunmaktadır.
hocam sen necdet elması da hatırlarsın kesin.
hocam sen necdet elması da hatırlarsın kesin.
60'lı yılların ünlü banka soyguncusu...
Çok hızlı araba kullanan bu gangster Darıca'da jandarma operasyonuyla yakalanmamış mıydı?
helal ayrıntısıyla hatırlıyorsun ilk gangsterimiz.
RTL de adam cam fanus içinde üstüne hamam böcekleri,yılanlar,akrepler,yengeç ,küçük böcekler vs ile dolduruldu adam 4 dak. bunlarla yüzünde ve her yerinde bekledi ,ama finale kaldı çok iğrenç. olay şimdi final yarın.
derindeniz
28-05-2004, 00:09
:) :) :)
hamidoyu bilirmisin.
Malatyalı Hamido'yu bilmeyen var mıdır ki?
Efsanevi bir kişilik.. Kimilerine göre eşkıya.. Her zaman üzerinde 4-5 silah bulunurdu.
İsmet İnönü bu hemşerisine çok izzet ve itibar
gösterirdi.
1970'li yılların sonunda bir cinayete kurban gitti.
Bu olay kayıtlara faili meçhul olarak geçti.
belediye başkanı olan hamidoyu değil,eşkiya olanı sordum.
belediye başkanı olan hamido iyi insandı allah rahmet eylesin.
belediye başkanı olan hamidoyu değil,eşkiya olanı sordum.
belediye başkanı olan hamido iyi insandı allah rahmet eylesin.
Evet, belediye başkanı olan Hamit Fendoğlu çok iyi bir insandı. Allah rahmet eylesin. 1978'deki bu cinayetin failleri hala bulunamadı.
Eşkıya Hamido'ya gelince... Sadece adını hatırlıyorum. Gene o yıllarda Güneydoğu'da (yanlış değilsem Siirt taraflarında) ünlü eşkıyalar türemişti. Önce Koçero, sonra Hamido, Hakimo, Tilki Selim vb. Hatta bunların üzerine bir komando taburu gönderilmişti.
O kadar hatırlıyorum. İşte, geçmiş zaman...
selçuk efendi
28-05-2004, 01:04
gıcık böcük :D
bikmisbroker
28-05-2004, 01:07
Evet, belediye başkanı olan Hamit Fendoğlu çok iyi bir insandı. Allah rahmet eylesin. 1978'deki bu cinayetin failleri hala bulunamadı.
...................................
O kadar hatırlıyorum. İşte, geçmiş zaman...
Evine Meclisden bir milletvekili arkadasindan geliyormuscasina gonderilen bombali bir paketi acmasi sonucu hayatini kaybetti, dogru..
Allah rahmet etsin.. :(
Orgut isi dendi vs.vs amma o olayi duzenleyenlerin de bugun hayatta olduklarini zannetmiyorum, Malum "Ilahi adalet" meselesi.
selçuk efendi
28-05-2004, 01:08
O ne be :p
derindeniz
28-05-2004, 03:48
İki araba karşılıklı birbirlerine yaklaşıyorlardı... Birinin içinde bir adam diğerinde bir kadın... Tam yan yana geldiklerinde adam camı açıp kadına ...
"DOMUZ..!!!" diye bağırdı
Ve konuşmasına devam edecekken kadın çok sinirlendi ve o da camı açıp adama ....
"HAYVAN...!!!" diye sinirle cevap verdi..ve arabalar yollarına devam ettiler...
Kadın tam virajı dönmüştü ki yolun ortasında duran kocaman bir DOMUZ'a çarptı... Bu hikayeden çıkarılacak sonuç :
1- Kadınlar dinlemeyi bir öğrenebilseler...
2- Erkekler de konuşmayı....!!!!
tacirler
28-05-2004, 09:58
Genc kız dukkana girip sırnasık tezgahtara sordu:
-Su kurdelenin metresi kaca?
Tezgahtar yılıstı:
-Bir opucuk.
-Pekala 10 metre verin.
Tezgahtarın heyecanla sardıgı kurdele paketini aldıktan sonra,genc kız arkasında duran yaslı kadını isaret etti:
-Hesabı babaannem odeyecek.
tacirler
28-05-2004, 09:59
Bir gün bir arslan ile tilki bir ağacın gölgesinde oturuyorlarmış.canları sıkılmaya başlamış.o sırada bir tavşan zıplaya zıplaya oradan geçiyormuş.tilkinin aklına hemen bir şeyler gelmiş ve arslana gel şu tavşanı dövelim bizim de canımızın sıkıntısı geçer demiş.arslan ama sebebi olmadan nasıl döveceğiz demiş, tilki senin niye şapkan yok deriz ve döveriz demiş.tavşanı çağırmışlar tilki tavşana senin niye şapkan yok demesi ile arslan ile tilkinin zavallı tavşanı dövmesi bir olmuş.ertesi gün bizim tilki ile arslan yine ağacın altında otururken tavşan oradan geçmek üzereymiş.tilki arslana bakarak gel şunu yine dövelim demiş.arslan bu sefer bahane ne olacak demiş tilki bakkala göndeririz bize bir paket sigara al deriz filitreli alırsa neden filitreli aldın filitresiz alırsa neden filitresiz aldın diye döveriz demiş.arslanın akına yatmış.tavşanı çağırmışlar tilki bize bakkaldan bir paket sigara al demiş tavşan ürkek bir sesle filitrelimi yoksa filitresiz mi diye sormuş.
tilki arslana dönerek görüyormusun yine şapkası yok demiş
tacirler
28-05-2004, 10:01
Temel'le Dursun kamyona 6 metre yuksekliginde esya yuklemisler.Istanbula goturuyorlar.Giderken 100 metre ileride bir kopru gozlerine carpmis.kopru yuksekligi 4.50 m. belirtilmis.Temel arabayi kopruye 15 metre kala yavaslamis. Dursun etrafa bakmis.Temel'e:
--Temel bas gaza etrafta polis falan yok.
tacirler
28-05-2004, 10:02
Temel universite sinavina girmis. Her soruda yazı-tura atarak cevapları vermis. Iki saat sonra ogrencilerin cogu sınav kagıdını verip salonu terk etmis, Temel hala yazı tura atiyor. Ogretmen gelmis basına dikilmis: - Temel hepsini yazi tura atıyorsun, hala bitiremedin mi? Temel: - Hocam bir saat once bitirdum. Simdi da cevaplarımı kontrol edeyrum!
tacirler
28-05-2004, 10:10
Biraz alakasız ama ilginç bir anı...Avukatların sitesinden alıntı.
(Gerçek Olay) İpsala Adleyesi'nde Savcı zorla kız kaçırma davasının soruşturmasını yapıyordu. Ben, ortağım Av.Murat'la beraber sanık vekiliydik. Mağdure de kendisini bir Avukatla temsil ettiriyordu. İfadeler alınırken birtakım müdahalelerde bulunup, olayın manevi unsurunun gerçekleşmediğini ispatlamaya çalışıyorduk. Nihayet üç sanığın ifadesi alındı, ancak Savcı, mağdurenin kaçıranların dört kişi olduğunu söylediğini, dördüncü kişinin ortaya çıkarılmasının gerektiğini ifade ediyordu. Müvekkillerimiz özellikle bu dördüncü kişiyi ifşa etmeye yanaşmıyorlardı. Bu ise delillerin toplanmamış olması demekti ki, tutuklanma için yeterli bir neden olarak karşımızda duruyordu. Savcıdan izin isteyerek müvekkillerimizle konuştuk ve dördüncü kişinin Hakkı isminde biri olduğunu bildirdik. Bu arada soruşturmaya ara verilmişti. Savcı, hepimize çay söyledi ve aramızda tatlı bir sohbet başladı. Ben, "Efendim eğer sanıklardan birinin adı Rıza olsaydı, kız rızayla kaçırılmış olacaktı, değil mi?" diyerek kendimce bir espri savurdum. Geçen zaman içinde Jandarmalar dördüncü sanığı getirdiler. Kendisiyle hiç konuşmamıştık ve üç kişinin ne ifade verdiklerini bilmiyordu. Ancak, özel bir görüşme yaparsak sanığa kendisinden öncekilerin ne ifade verdiklerini söyleyebilirdik. Ancak sanık, Avukat istemediğini, savunmasını kendisinin yapacağını ifade etti. Savcı da büyük bir nüktedamlıkla "Avukat Beyler, Hakkı da geldiğine göre lütfen odayı terkedin de ifade alalım, rızayla kız kaçırılırsa, hakkıyla da ifade alınır". (Bir Avukat Meslektaşımızdan)
tacirler
28-05-2004, 10:11
(Gerçek Olay) Bursa'da Ağır Ceza Mahkemesinde stjajımı yaparken Reis bey sanığa sordu: 'oğlum adamı kaçırmışsınız, dövmüşsünüz, parasını almışsınız, hakkında iddialar var, ne diyorsun bu iddialara' diye sorunca sanığın verdiği cevap : 'Valla hakim bey benim böyle bir iddiam yoktur, tahliyemi isterim' (Bir Avukat Meslektaşımızdan)
tacirler
28-05-2004, 10:17
sözün anlamı buymuş meğer...
25 kişinin katili, idamla yargılanıyordu. Cezaevindekilerin ısrarı üzerine kendine bir Avukat tuttu. Avukat, sanığa
- "Bak şimdi, ben sana ne tembih edersem, mahkemede onu söyleyeceksin, hakim sana ne sorarsa ona lolo şeklinde cevap vereceksin" diye tembih etti. Nihayet duruşma başladı, hakim sordu:
-"Adın soyadın?", sanık:
- "lolo"
--"babanın adı?"
-"lolo"
-"kaç doğumlusun?"
-"lolo"
-"evli misin, bekar mısın?"
-"lolo"
-"sabıkan var mı?"
-"lolo"
Bu konuşmalar üzerine Avukat, hemen mahkemeden söz isteyerek araya girdi:
-"Efendim, gördüğünüz gibi müvekkilimin aklı başında değil, ne yaptığını bilmiyor, kendisinin bu yönden tetkikini talep ediyorum" dedi. Sanık, adli tıp'a sevkedildi ve TCK.46.maddesi gereği rapor alarak beraat etti. Ve avukatın yazıhanesine geldi, "Ee Avukat bey, çok uğraştın, yaman adammışsın, beni ipten kurtardın, sana teşekkür etmeye geldim" dedi. Avukat da "geçmiş olsun kardeşim, artık benim vekalet ücretimi ödermisin?" Sanığın avukata cevabı:
- "lolo", Avukat:
-"Yahu herkese lolo, bize de mi lolo"...
tacirler
28-05-2004, 10:29
(Gerçek Olay) "Amerikanın bir şehrinde trafik konusunda sıfır töleransıyla bilinen polis departmanı uzun tartışamalardan sonra yeni bir uygulamaya geçmiştir.Trafik ışıklarını takılan gizli kameralar vasıtasıyla kural ihlalleri belirlenmekte ve bu delile dayanılarak ihlalciye ceza makbuzu gönderilmektedir.Bu uygulamanın ilk mağdurlarından biri de bir Türk arkadaşım oldu. Polis departmanından gelen zarfta arabasının kırmızı ışıkta geçerkenki görüntüsünün yanında 150 dolarlık ceza ödeme emri yer almaktadır. Bu ihbarnameyi alan muzip hemşerim 15 tane 10 dolarlık banknotun fotoğrafını çeker ve ve ödeme emriyle beraber ilgili departmana postalar.Sonraki hafta Türk arkadaşım, posta kutusunda polis departmanından gelen zarfı gülümseyerek açmaktadır. Zarfın içinde sadece bir fotoğraf bulunmaktadır. Kelepçe fotoğrafı.."
bikmisbroker
28-05-2004, 17:09
Ne guzel cikmisim ama degilmi? :D
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/turk_erkei.jpg
Deeermisimmm... :D
hangisi sensin ,kızın elinden tuttuğu çocukmu.........?
dermişim................... :) :D
YUH!... KOSKOCA ATM MAKİNASINI ÇALDILAR
Avusturya'nın Lendorf köyündeki Raiffeisen bankasına ait otomatik para çekme makinesi (ATM) çalındı.
28 Mayıs 2004 Cuma 16:38
Olay yerinde araştırma yapan bölge jandarma ekipleri, bankanın camını kırarak lobide kurulu ATM'ye ulaşan hırsızların, 360 kilo ağırlığındaki makineyi zincirle kamyona bağlayıp yerinden söktüklerini tahmin ettiklerini belirttiler.
Hırsızların makinenin içindeki 30 bin euroyu aldıktan sonra ATM'yi boş bir araziye bırakma olasılığını göz önünde bulunduran jandarma ekipleri, Lendorf köyü ve civarındaki arama çalışmalarını sürdürüyor. Hırsızlık olayını soruşturan jandarma yetkilisi, Raiffeisen bankasının lobisinde alarm sistemi ve kamera bulunmadığı için olayla ilgili hiçbir bulgu elde edemediklerini söyledi.
bikmisbroker
28-05-2004, 18:20
hangisi sensin ,kızın elinden tuttuğu çocukmu.........?
Evet evet ...O benim iste!! :D
yanılmamışım yan duruşundan belli oluyor.
YUH!... KOSKOCA ATM MAKİNASINI ÇALDILAR
Avusturya'nın Lendorf köyündeki Raiffeisen bankasına ait otomatik para çekme makinesi (ATM) çalındı.
28 Mayıs 2004 Cuma 16:38
Olay yerinde araştırma yapan bölge jandarma ekipleri, bankanın camını kırarak lobide kurulu ATM'ye ulaşan hırsızların, 360 kilo ağırlığındaki makineyi zincirle kamyona bağlayıp yerinden söktüklerini tahmin ettiklerini belirttiler.
Hırsızların makinenin içindeki 30 bin euroyu aldıktan sonra ATM'yi boş bir araziye bırakma olasılığını göz önünde bulunduran jandarma ekipleri, Lendorf köyü ve civarındaki arama çalışmalarını sürdürüyor. Hırsızlık olayını soruşturan jandarma yetkilisi, Raiffeisen bankasının lobisinde alarm sistemi ve kamera bulunmadığı için olayla ilgili hiçbir bulgu elde edemediklerini söyledi.
tesis yok hocam bizim hırsızlarada avusturya daki imkan verilse bizde de rahatlıkla ATM çalına bilir.Bu konuda da avrupadan 30 yıl geriyiz. :)
bikmisbroker
28-05-2004, 18:44
yanılmamışım yan duruşundan belli oluyor.
O resmi Copy-Paste ederken sadece havada ucan LEYLEGI dusunmustum, yari beline kadar suyun icindeki minik serce HIC aklima gelmemisdi, Guldurdun beni hem de KAHKAHA ile..
Allah seni de guldursun saol.. :D
hocam yanlış resim koymuşsun o dik bacak zehra ,biz ters bacak zehrayı sorduk. :)
bu olur mu? :D
sevgili gemici1;
valla ne yalan söyliyeyim ,bir saç traşı olmak için çıkmıştım.aklım hep siz de kaldı..
resim olarakta cezama razıyım...
sevgi ve saygılarımla...
ben sadece saç traşı olduğunuzu zannetmiştim...
hangisi sensin ,kızın elinden tuttuğu çocukmu.........?
sn.gemici sn.babo'yu nasıl tanıyamazsın...resimde daire içinde görülen sn.babo...evinden getirdiği bıttım sabunuyla saçlarını yıkıyor... :D
selçuk efendi
28-05-2004, 21:29
Hakkaten bravo sayın ertan1tr, alkışlıyorum. Naaçizaane birileri de kendi çaplarında sanat yapmaya uuraşıp elinize su dökmeye çalışmış; aşşaaya koyyorum.
peki dökebilmişler mi? ne münaasebet :p
sn ertanım gene olmadı bu da parelel bacak zehra görür görmez tanıdım.sn babo yu gördüm de sabunun markasını seçememiştim onun için yanılmışım.hepsi iyide sn nature yi yakmışsın.demiştim ona dikkatli ol diye.
Hakkaten bravo sayın ertan1tr, alkışlıyorum. Naaçizaane birileri de kendi çaplarında sanat yapmaya uuraşıp elinize su dökmeye çalışmış; aşşaaya koyyorum.
peki dökebilmişler mi? ne münaasebet :p
matemetik sanatı bu olsa gerek. :)
M.Işılak
29-05-2004, 02:52
Aha da IMKB'nin karikatürize edilmiş hali... İpin ucundaki de ky. Rahip yabancılar, elleri dizlerinde gülen by, şapkalı da bıyıklı yabancı tabii ki...
M.Işılak
29-05-2004, 02:57
...
M.Işılak
29-05-2004, 03:06
Biraz eski ama görmeyen vardır belki...
Bir klasik...
M.Işılak
29-05-2004, 03:12
...
Karadenizlilerin affına sığınarak !!!
selçuk efendi
29-05-2004, 18:40
mükemmel sayın misilak, mustafa gezgin ve de Chem73. Allah da sizi güldürsün inşallah
selçuk efendi
29-05-2004, 18:43
Bi taane de benden :p
- Memleketin tüm kaleleri fethedilmiş,tüm
tersaneleri conquered felan yaniii...
Yer: Akmerkez
Konu: Arkadaş arkadaşı sevgilisinden ayırmaya çalışır
* "Adam hoples yani anlamiyor musun. Birak gitsin!"
* "Tamam da adam benim soul meytim. Hayatimda kimseyle
bu kadar iyi meç
etmemistim ben..."
* "Evet ama herif friik yani..."
* "Sen de amma egzajere ettin. O kadar da degil."
* "Sen var ya resmen keyz sitadisin.. Adam manyak sen
egzajere etme
diyorsun. Senin beynin risetlenmis kizim."
Yer: Spring Giz Plaza
Konu: Yeni müsteriyi kafalama
* "Bence step bay step gidelim. Marketing
toplantisinda tam olarak ne
konusuldu?"
* "Valla Ferit bey bize orada çok kisa bir briif
verildi. Pek anlamadik
dogrusu."
* "Briifin sabcekti neydi?"
* "Yeni ordirlar. Size onlardan gelen imeyli
forvirdlayayim mi?"
* "Forvirdlama, print autunu getir. Fokus grup
olusturuldu mu?"
* "Tokus grup mu?!"
* "Nöbetçiler! Götürün bunu."
Yer: Istanbul Teknikil Yunivorsiti
Konu: Dönem sonu ödevi
* "Hocam peypirlarin dedlayni ne?"
* "23'ü"
* "Hocam hümanitiis dersinin de peypir dedlayni ayni
gün. Biraz postpone
edemez miyiz?"
* "isterseniz tümüyle iptal edeyim."
* "Yok o kadar da degil. Birkaç gün inaf bize. Overdoz
bir durum oldu da."
* "Oglum senin adin neydi? Su listede kendini bul ve
üzerini kros yap
hemen. Bir yil daha oku da aklin basina gelsin."
Yer: Emek Sinemasi
Konu: Istanbul Film Festivali Açilis Gecesi
* "Böyle ivent'leri çok seviyorum."
* "Kah kah kah..."
* "Neye gülüyorlar Okan?"
* "Ivent demene gülüyorlar Hülya'cigim."
* "A ah? Ama ben herkesi velkam ederim. Ne var ki
bunda?
Yer: "Kılab" Crystall
Konu: Kız araklama
* "Ortama smuut bir dalis yapalim."
* "Yapalim yapalim... Agbi barin orda iki çikın var.
Profayllari nedir?"
* "Agbi biri frozen biri kesinlikle eveylibil."
* "Drink ismarlayalim belki öbürü de açilir.
* Sen ne içecen?"
* "Yok ben agir hengoverim. Bir dikef kahve içecem."
* "Oglum okasyon var burada sen kahve takiliyorsun."
* "Ekspiiriyins oglum... Iki gece üst üste olmuyor."
* "Enerji drink al o zaman. Seni 'tirigır' eder."
* "Oo yeee!"
selçuk efendi
29-05-2004, 21:45
oricinıli postıd bay: Bıcırık
* "Forvirdlama, print autunu getir. Fokus grup
olusturuldu mu?"
* "Tokus grup mu?!"
* "Nöbetçiler! Götürün bunu."
en güzeli bu yaa, 'nöbeççiler yakalayın' demeyi çok severim :)
Bu kadar koşturmanın sonucunda ne oluyorsa...
topiğin ilk ve tek mesajının son cümlesi...
Objektif de harekete geçer görür işitir ve sakınca görmez ise kaldığımız yerden devam ederiz
ve sonuç... :)
Forumdan Mesaj
Sorry! This thread is closed!
camarors
30-05-2004, 01:09
:roll:
camarors
30-05-2004, 01:20
:roll:
:D REHA MUHTARDAN SEÇMELER :D
Reha Muhtar'dan cinsel tacizle suçlanan okul müdürüne:
‘‘Sen benim sözümü kestiğine göre kimbilir daha neler yapmışsındır.’’
Reha Muhtar'dan kürtaj yaptıran Harika Avcı'ya:
‘‘Bebek şimdi nerede?’’
Reha Muhtar'dan karısını boğarak öldüren adama: ‘‘Efendim öncelikle başınız sağolsun.’’ Reha Muhtar'dan görme özürlü konuğa: ‘‘Doğuştan kör olduğunuzu anladım da, gerçekten küçükken de gözleriniz görmüyor muydu onu soruyorum?’’
Reha Muhtar cenaze haberi vermektedir:
‘‘Cenaze, salı günü kılınacak cuma namazından sonra defnedilecek.’’
Reha Muhtar, Türkeş'in cenaze töreninden naklen anlatmaktadır: ‘‘Cenaze töreninde sayıları on binin üzerinde yedi bin güvenlik görevlisi görev yapıyor.’’
Reha Muhtar, tecavüze uğrayan genç kıza sorar: ‘‘Ne yaptılar. O an nasıl hissettiniz?’’
Reha Muhtar'dan donmak üzereyken kurtarılan dağcılara:
‘‘Soğuk muydu?’’
Reha'dan sünnetçi mağduru çocuğa:
‘‘Peki sormadın mı sünnetçiye, neden hepsini kestin diye?’’
Kadın bıçaklanmıştır. Reha Muhtar canlı yayında sorar:
‘‘Sizi öldürebildi mi?’’ Bir yüzücü 350 tonluk bir gemiyi çekmiştir. Reha Muhtar'ın karşısına oturur:
‘‘Nasıl çekiyorsunuz gemiyi?’’
‘‘İnanç meselesi. İçinizde bunu hissetmeniz gerekir.’’
Reha Muhtar sorar:
‘‘Neyi hissetmem gerekir. Gemiyi mi?’’
Hafızalarda bu kadar yer eden bir başka haber bülteni var mıdır acaba?
krokodil
30-05-2004, 14:55
bebek şimdi nerde ha! öldüm gülmekten :D
bebek şimdi nerde ha! öldüm gülmekten :D
:D Bir de aşağıdaki var sayın krokidil :D
Reha Muhtar, canlı yayında Hamdi Bey'le konuşuyor.
- Sayın Hamdi Bey iyi aksamlar efendim. Sizin adınız Hamdi midir, efendim?
- Evet Hamdi, Reha Bey..
- Hamdi diyorsun.
- Hamdi diyorum çünkü nüfus kağıdımda öyle yazıyor.
- Ben nüfus kağıdınızı sormuyorum efendim. Sana soruyorum: Sizin sahte olmayan isminiz nedir?
- Hamdi.
- Yani sahte olmayan isminiz Hamdi diyorsunuz. Peki sahte olan isminiz hangisi?
- Benim sahte olan bir ismim yok!
- Ama demin sahte olmayan ismim Hamdi dediniz. Demek ki bir de sahte isminiz var. Size Yeşil diyorlar efendim. Siz Yeşil misiniz?
- Hayır Yeşil değilim.
- Öyleyse size niye Yeşil diyorlar?
- Bana Yeşil demiyorlar. Hamdi diyorlar.
- Yani inkar ediyorsunuz. Sükut ikrardan gelir Hamdi.
- Ben sükut etmiyorum, konuşuyorum ve Yeşil değilim diyorum.
- Yeşil değilim dediniz ama mosmor oldunuz. Bakıyorum şimdi de kızarıyorsun. Niye sarardın Hamdi?
- Ne oldu Hamdi Bey? Bir tuhaf görünüyorsunuz?
- Galiba delirdim. Bana bir doktor lütfen!
- Geçmiş olsun, Hamdi Bey. Size acil şifalar diliyorum.
İyi Günler Türkiye, her nerede yaşanıyor ve yaşatılıyorsa...
Guardian
30-05-2004, 16:09
Kibrisli Rumlarin Hayir Kampanyasi...
Intro' yu izleyin, bize Rumlarin ve dolayisiyla diger AB ulkelerinin
nasil baktiklarini bir kez daha sahit olun.
Rumlarin, referandum öncesi hayir kampanyasi yaptiklari bir
site , introyu izleyin yeter!
http://www.e-grammes.gr
hisse.net'in oldukça dikkatini çekmiş olacak ki artık bizi sitelerine bile almıyorlar :D bıktırmışız...
tekrardan bir tıklayın, bir polis çıkıyor ve siz üye olmayan bir ülkedensiniz resmen gi-re-mez-siin diyor :)
http://www.e-grammes.gr :hmm:
bikmisbroker
30-05-2004, 16:21
30.05.2004
Pakize SUDA
Ecevit kışkırtıyor
e-posta
DAHA önce de yazdım, Ecevit bana babamın yadigárıdır. Onu incitecek tek satır yazmak istemem bu köşede. Ama yazarım maalesef.
Kaç defa olmuştur. Çünkü Ecevit insanı baştan çıkarmak için uğraşır adeta. Kışkırtır.
Bakın en son ne demiş:
‘Son İstanbul kongresinde gördüm ki partiyi birileri ele geçirmeye çalışıyor ve onun için bir adayı işaret etmem kaçınılmaz oldu.’
Zannedersiniz parti Ecevit’in tapulu malıdır da çocuğu olmadığından kendine bir mirasçı seçmiştir. Hani oğlu olsa ona bırakacak.
Partiyi ele geçirmeye çalışanlar varmış! ‘Haneye tecavüz var’ diye polis çağırmadığına şükür bu durumda.
* * *
‘Demokratik Sol Parti’ demezler mi bir de...
Solculuğa bir diyeceğim yok. ‘Sol’ deyince her şeye, herkese muhalif, herkesle küs, kavgacı, mutsuz olmayı anlıyorum çünkü epeydir. O tamam da ‘demokratik’ olmuyor. Başkanının halefini seçtiği bir partinin neresi demokratik?
‘Ecevit Usulü Demokratik Sol Parti’ demek lazım belki de.
‘Partiyi ele geçirmeye çalışanlar var’ derken kastettiği kişi Erdoğan Toprak. Toprak kurulduğu günden beri 14 yıldır partide, iki dönem milletvekilliği, il başkanlığı yapmış, bakan olmuş biri. Partisinin oyu yüzde 1’e düştüğünde bile herkes çil yavrusu gibi dağılırken o terk etmemiş batan gemiyi. Şimdi kongrede aday olmak istiyor. Ecevit’in ‘ele geçirmek’ dediği bu.
* * *
Anladım ki çok sevmek iyi bir şey değil. İnsanoğlu sevdi mi suyunu çıkarıyor. Kadın-erkek ilişkisinde mesela... Karşısındakini severken boğan çok. Memleketini çok sevenlerin ise bir zamanlar neler yaptığını gördük. Silahlara sarılıp az seviyor zannettiklerini öldürdüler.
Ecevit de partisini çok sevdi. O kadar ki sıka sıka canını çıkardı. Diriltmeye çalışanlardan kaçırıyor şimdi. Hani elle tutulabilen bir şey olsa parti, eve götürüp yatağın altına saklayacak.
* * *
‘Partiyi ele geçirmeye çalışanlar var.’ Habire tekrarlıyorum bu cümleyi kusura bakmayın, şaşırmaya doyamadım zira.
Duyan da düşman kuvvetler geldi, kapıya dayandı zannedecek. Korkarım yakında genel merkezin kapısına, penceresine duvar ördürürler. Karı-koca içeride parti niyetine birbirlerine sarılmış olarak... Bekliyorum yani... Olmayacak şey değil.
Yalnız Ecevit’e mi özgü bu durum?
Asla.
Bütün parti liderlerinde padişahlık geni var.
MIŞ-MUŞ
40’ını geçen kadın boşanıyormuş.
40’ı beklediğine göre kadında ‘idrak zorluğu’ var.
*
111 yaşındaki Alman’ın uzun yaşam sırrı, günde bir bira ve sıfır egzersizmiş.
Ben ‘sağlıklı yaşam uzmanı’ olsam bir süre ortalıkta görünmem.
*
Kadınlar aşk, erkekler sıcak bir yuva istiyormuş.
O evlenmeden önce. Sonra yer değiştiriyorlar.
krokodil
30-05-2004, 17:07
bu topikteki yukardaki cevabım için birisi zırvalama diye yazmış ama ismini yazmayı unutmuş delikannlıımm..
:) YENİ ATASÖZLERİ :)
- ak akçe kara para aklamak içindir!
- gülü seven dikenine epilasyon yaptırır!
- üzüm üzüme baka baka solarium!
- kızını dövmeyen karısıyla yetinir!
- erken öten horozu yazı dizisi yaparlar!
- bal tutan parmağını özelleştirir!
- nerde YÖK'lük orda bok'luk!
- insan insanın imajmaker'ıdır!
- öfkeyle kalkan reality show oturur!
- kaz gelecek yerden enkaz esirgenmez!
- tatlı dil milli irade'yi deliğinden çıkarır!
- akılsız başın cezasını tetikçi çeker!
- bir fincan nescafe'nin hatırı bir gecelik'tir!
- garip kuşun yuvasını veli göçer yapar!
- ucuz etin yahnisi sürümden kazandırır!
- sabreden derviş anılarını yazmış!
- bir elin nesi var iki elin kelepçesi var!
- adalet mülkün temel içgüdüsüdür!
- her misyon komisyona tabiidir!
- denize düşen koli basili'ne sarılır!
- sütten ağzı yanan yoğurdu pipetle içer!
- temizlik imaj'dan gelir!
- politikacıların ömrü lak lak'la geçer!
- yalancının mumu yatsıdan sonra jenarötöre bağlanır!
- nerde beleş orda özelleş!
- kedi uzanamadığı ciğer hakkında şok açıklamalar yapar!
- davulun sesi uzaktan pop görünür!
- iki gönül bir olunca üçüncüye gizli kamera düşer!
- birimiz hepimiz hepimiz en irimiz için!
- ne kadar sallarsan salla dona düşer bir medya!
- bütün yollar yolsuzluğa çıkar!
- kırk yıllık kâni estetik ameliyatla olabilir yani!
- olmaya devlet cihanda bir nefes rating gibi!
- tebdil-i mekanda torpil ve kadrolaşma vardır!
- ölüm allahın emri yargısız infaz olmasaydı!
- düşünüyorum o halde uzar siyaset meydanı!
- eski tas eski hamam yeni dünya düzeni!
- ne oldum dememeli ne olacak bu memleketin hali demeli!
- dost başa düşman imaj'a bakar
bu topikteki yukardaki cevabım için birisi zırvalama diye yazmış ama ismini yazmayı unutmuş delikannlıımm..
O "zırvalama" notu bana da geldi. Atatürk topiğindeki yazımdan dolayı. Vatandaşın kişiliği de rengi gibi silik (gri).
Hem de ismini yazmaya cesaret edemiyor. Pısırık.
hisse.net'in oldukça dikkatini çekmiş olacak ki artık bizi sitelerine bile almıyorlar :D bıktırmışız...
tekrardan bir tıklayın, bir polis çıkıyor ve siz üye olmayan bir ülkedensiniz resmen gi-re-mez-siin diyor :)
http://www.e-grammes.gr :hmm:
Evet polis bana da izin vermedi, çaktırmadan içeri gireyim dedim ama olmadı :D
ama ilginçtir, bir süre bekleyince http://www.oic-oci.org/ bu adrese yönlendiriyor. Şaşırdım doğrusu
çünkü buy site islam konferansının sitesi..
selçuk efendi
30-05-2004, 21:55
hisse.net'in oldukça dikkatini çekmiş olacak ki artık bizi sitelerine bile almıyorlar :D bıktırmışız...
tekrardan bir tıklayın, bir polis çıkıyor ve siz üye olmayan bir ülkedensiniz resmen gi-re-mez-siin diyor :)
http://www.e-grammes.gr :hmm:
üstelik 10. islam bilmemnesini gösteren bi siteye yönlendiriyor arkadaş bizi. vay ki ne vay... Bu size bi anlam ifaade etmiyo mu?
Guardian
30-05-2004, 22:19
Heralde siteye uğrayan Türklerden rahatsız oldular! ve bize şunu demek istiyorlar : "siz buraya layık değilsiniz anca OİC ile bir birlik kurabilirsiniz." :) (we will re-direct you somewhere that you fit in...)
Bu arada arkadaki yıldızları da artırmışlar...Hayırlı uğurlu olsun. Yakında bir de hilal ekleriz:D :roll: .
ben sadece saç traşı olduğunuzu zannetmiştim...
vallahi iki gündür evde yoktum,özlemişim yahu..ama böyle bir karşılama töreniyle de karşılaşacağımı ummuyordum. :roll: gözünüzü seveyim ertan bey,yahu haberleri kuşlar mı veriyor.. :D
bir daha ,iki kere dikkatli olucam.. :p
sn ertanım gene olmadı bu da parelel bacak zehra görür görmez tanıdım.sn babo yu gördüm de sabunun markasını seçememiştim onun için yanılmışım.hepsi iyide sn nature yi yakmışsın.demiştim ona dikkatli ol diye.
sn.gemici1;
her resme razıyım dedim ama,gerçekten bu kadarını da beklemiyordum.. :D
ne olur ne olmaz, iyi geçinelim falan demiştik ama,ertan bey'in sağı solu pek belli olmuyor anlaşılan.. :roll: fazla açık vermemek lazım..
bu arada siz ,ters bacak zehraya kötü takmış vaziyettesiniz, sonun da benim ki gibi bir sürprizle karşılaşmadan,gelin gönderilene razı olun derim. sonra söylemedi demeyin..ben yandım siz yanmayın bari... :D
sn.gemici1;
bu arada siz ,ters bacak zehraya kötü takmış vaziyettesiniz, sonun da benim ki gibi bir sürprizle karşılaşmadan,gelin gönderilene razı olun derim. sonra söylemedi demeyin..ben yandım siz yanmayın bari... :D
Ters bacak zehra fotoğrafı ve de esprileri oldukça hoş.. :D
haftanın yazısı seçici kurula önerim birde haftanın komiğini seçmeleri
Yurdum insanı :)
bu kardeşlerimiz gerçekten enteresan arkadaşlar..
eğer yanlış hatırlamıyorsam,bir kaç yıl önce de trabzon da ilginç bir olay yaşanmıştı.
dükkanı genişletmek isteyen trabzonlu bir vatandaş,bu işlem için dinamit kullanmıştı.bu arada dükkan biraz fazlaca genişlemişti.(sanırım sayıyı tam olarak hatırlamıyorum ama,galiba 17 dükkan yerle bir olmuştu.)bu arada ,olayı daha da ilginç kılan ,bu arkadaşın bu işi ''kimse rahatsız olmasın'' diye gece yarısı yapmış olmasıydı...
haftanın yazısı seçici kurula önerim birde haftanın komiğini seçmeleri
bu konuda sn.chem73'e aynen katılıyorum..
saygılar...
Ali Baba
31-05-2004, 00:03
Bu bahsedilen rumların sitesini çok beğendim. Adamlar Türklerin bütün Avrupayı istila edeceğini anlatmışlar.
Birgün inşallah :D neden olmasın.
Adam taaa amerikadan gelip Irakı istila ediyor. Avrupa bizim için neki :D
http://www.e-grammes.gr/
Ters bacak zehra fotoğrafı ve de esprileri oldukça hoş.. :D
sn.RAINBOW;
vallahi ,sevgili ertan bey de bu üretkenlik varken ,daha nice hoş şeylerle karşılaşacağız kimbilir?? :D :D
saygılar...
derindeniz
31-05-2004, 00:44
:) :)
sn.gemici1;
her resme razıyım dedim ama,gerçekten bu kadarını da beklemiyordum.. :D
ne olur ne olmaz, iyi geçinelim falan demiştik ama,ertan bey'in sağı solu pek belli olmuyor anlaşılan.. :roll: fazla açık vermemek lazım..
bu arada siz ,ters bacak zehraya kötü takmış vaziyettesiniz, sonun da benim ki gibi bir sürprizle karşılaşmadan,gelin gönderilene razı olun derim. sonra söylemedi demeyin..ben yandım siz yanmayın bari... :D
ters bacak zehra taleplerimi geri alıyor yeni ünvanlara yelken açıyorum. :)
sn mustafa gezgin orjinalini bulmuşsun helal olsun korsana karşısın demek.
sn mustafa gezgin orjinalini bulmuşsun helal olsun korsana karşısın demek.
Sn Gemici,fazla aciklama yapmak istemiyorum.
Amerikan mahkemelerinde telif hakki davasi halen devam ediyor. :D
M.Işılak
31-05-2004, 01:54
geçmiş zaman olur ki...
bir mercimek-fırın hikayesi...
M.Işılak
31-05-2004, 02:13
Ya da günün şirini...
o ne! ekmekmi büyük yoksa köpekmi küçük.
bikmisbroker
31-05-2004, 03:03
Amerikada yasayan bir çocugun 100$'a ihtiyaci olur. Bu 100$'a
sahip olabilmek için günlerce gecelerce dua eder. Sonunda
ulasamayinca Tanri'ya mektup yazmaya karar verir.
Amerikan PTTsi üstünde yazili adres sadece "Tanri, ABD" olan mektubu bay
baskana vermeye karar verir. Baskan mektubu alinca çok sevinir,çok
duygulanir fakat 100$ yerine 5 $ koyar. 5$'in küçük bir çocuk
için yeterli olacagini düsünür. Çocuk 5$ ile tatmin olur ve
Tanri'ya tesekkür mektubu yazmaya koyulur: "Sevgili Tanrim, Parayi
yolladigin için tesekkürler. Ama mektubu Beyaz saray üzerinden
yollamissin, ve tabi her zamanki gibi oradaki ibneler de 95$'ini
kesmis olmali. Bana 5$ ulasti.
Gene de tesekkürler."
Amerikada yasayan bir çocugun 100$'a ihtiyaci olur. Bu 100$'a
sahip olabilmek için günlerce gecelerce dua eder. Sonunda
ulasamayinca Tanri'ya mektup yazmaya karar verir.
Amerikan PTTsi üstünde yazili adres sadece "Tanri, ABD" olan mektubu bay
baskana vermeye karar verir. Baskan mektubu alinca çok sevinir,çok
duygulanir fakat 100$ yerine 5 $ koyar. 5$'in küçük bir çocuk
için yeterli olacagini düsünür. Çocuk 5$ ile tatmin olur ve
Tanri'ya tesekkür mektubu yazmaya koyulur: "Sevgili Tanrim, Parayi
yolladigin için tesekkürler. Ama mektubu Beyaz saray üzerinden
yollamissin, ve tabi her zamanki gibi oradaki ibneler de 95$'ini
kesmis olmali. Bana 5$ ulasti.
Gene de tesekkürler."
sevgili BaBo'nun bu fıkrasını,haftanın yazısına aday gösteriyorum..bir fıkra gerçeğe ancak bu kadar yakın olabilir.. :D :D
sevgi ve saygılarımla...
greenback
31-05-2004, 16:27
Sayaman!.. (Batigol gönderdi...)
Adnan Aybaba: Bursa'nın kadrosu düşecek kadro muydu Allah aşkına?
Serhat Ulueren: Saysana Bursa'nın kadrosundan 4 isim...
Adnan Aybaba: Okan, eee...
Serhat Ulueren: Say say!..
Adnan Aybaba: Eee Serhat (kısık bir sesle)
Serhat Ulueren: Ne, ne, Serhat mı!?
Adnan Aybaba: Dur sayıyorum...
Serhat Ulueren: Serhat mı dedin!?
Adnan Aybaba: Yok canım ne Serhat'ı, sen Bursa'da mı oynuyorsun ki?
Serhat Ulueren: Eee, neyse say!..
Güntekin Onay: Her neyse!..
Bi acayip diyalog... (Doğu gönderdi...)
Mehmet Barlas'ın kızı: Örneğin sizin "Batsın Bu Dünya" şarkınız çok tutuldu, en umulmadık barlarda bile çalıyor...
Orhan Gencebay: Tabii bu şarkı 70'lerde yazılmıştı. O zamanların acısına karşı yazılmıştı, yoksa ben acıyı sevmem. Ne sadistim ne de mazoşistim....
Mehmet Barlas: Zaten Samsunlular acıyı sevmez...
Orhan Gencebay: Olur mu, dedem çok severdi...
greenback
31-05-2004, 16:55
Dümdüz mantık... (Aygen İnan gönderdi...)
"Adamların lisede dersleri boş geçtiği için bu soruyu bile cevaplayamamışlar. 3 kere 4 eşittir 12!.." => Vecdi Tamer ("Günlük ekmek tüketimi 4 olan bir ailenin 3 haftalık ekmek tüketimi ne kadardır?" seklindeki soruyu bilemeyen infaz koruma memuru adayları hakkındaki eleştirisinin ardından)
Köftehor Baba... (James_Bond gönderdi...)
"Fotoğraflar biraz aceleye geldi, köftehor gibi çıktım..." => Müslüm Gürses (Arto Show'da albüm kapağının fotoğraflarını yorumluyor)
Güzel durmuş... (cibelik gönderdi...)
"Tüylerim diken diken oldu, Deniz Arman'a gösterdim, 'evet çok güzel' dedi..." => İbrahim Tatlıses (Deniz Arman diye geçen kişi Deniz Seki!)
The Big Relax... (_silence gönderdi...)
"Balık tutmak beni gerçekten büyük bir relaks yapıyor..." => Edip Akbayram (NTV'de yayınlanan "Yelkenli Yasam" programında Moda sahilinde kendini nasıl hissettiğini anlatıyor
Ekmeksiz ye!.. (Soulfly gönderdi...)
"Ben sanatçı falan değilim, bunun için fırın üstüne fırın yemem lazım..."
=> Işın Karaca
Münferit Dave... (aiye_carumba gönderdi...)
"Dave Grohl, Foo Fighters grubunu ilk kurduğunda grupta sadece kendisi vardı. Dave Grohl'un kendisi gruptu..." => Number1 Tv'de bir vj kızımız
Hesaplarıma göre... (Batigol gönderdi...)
"Adanaspor'un genç kalecisi Serkan'ın yaşı 18. Beşiktaş maçında yaptığı kurtarış sayısı da 18. Demek ki Serkan'ın yaşı büyüdükçe yaptığı kurtarış sayısı da artacak..." => TRT3'de bir spiker
Hayırlısıyla... (s_m_h gönderdi...)
Nilüfer Kurt: Artık underground bir Nilüfer olacağım...
Kuşum Aydın: İnşallah!..
Haa!.. (Pyro gönderdi...)
Engin Verel: Şimdi benim gazeteci kimliğim olduğu için...
Osman Tanburacı: Haa, biz armut ağacında yaprağız di mi?
Gübre Çakar... (adlhn gönderdi...)
İsmail Uyanık (Samsunspor Başkanı): Konuşanlar bedellerini ödüyorlar, Ahmet Çakar vardı konuşan, şimdi nerde, nerde!?
Kadir Çelik: Evde...
İsmail Uyanık: Evde yaa, gübre yaptınız adamı!..
Çarpaman!.. (Dondy gönderdi...)
Muhabir: Hülya hanım, parfümünüzün formülü nedir?
Hülya Avşar: Eee, pi sayısını kombinezonla çarpıyorsun...
Nedir? (']['osun gönderdi...)
Erman Toroğlu: Bu adam bizle şey geçiyor da söylemeyeyim şimdi, bir şey geçiyor da..
Şansal Büyüka: Dalga geçiyor de hocam, dalga de!..
Erman Toroğlu: İşte bir şey geçiyor da, dalga geçiyor diyelim!..
Doyum noktası... (BlueHeat gönderdi...)
HaberTürk spikeri: Fenerbahçe kalecisi Volkan beni tatmin etmeye başladı...
Yorumcu: Bunu bir kadın olarak mı, bir taraftar olarak mı söylüyorsunuz?
Spiker: Taraftar olarak!..
bikmisbroker
31-05-2004, 16:58
Bu, çok yillar önce bir ilkokul ögretmenin basindan geçen bir hikayedir.
Adi Bayan Thompson'du.Ve 5.sinif ögrencilerinin önünde ayakta durdugu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu ögretmen gibi,onlara bakti ve hepsini ayni derecede sevdigini söyledi.
Bu mümkün degildi, çünkü orada ilk sirada,sirasina adeta çökmüs gibi oturan küçük bir örgenci vardi. Adi Teddy Stoddard.
Bir önceki yil, Bayan Thompson,Teddy'yi gözlemis, onun diger çocuklarla oynayamadigini; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapmasi gereken bir halde oldugunu görmüstü. Ve,Teddy mutsuz da olabilirdi.
Çalistigi okulda Byan Thompson, her örgencinin geçmisteki kayitlarini incelemekle de görevlendirilmisti. Ve Teddy'nin bilgilerini en sona
birakmisti.
Onun dosyasini incelediginde sasirdi. Çünkü birinci sinif ögretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazir. Ödevlerini düzenli olarak yapiyor ve çok iyi huylu...ve arkadaslari onunla olmaktan mutlu..." diye yazmisti.
Ikinci sinif ögretmeni: "Mükemmel bir ögrenci,arkadaslari tarafindan sevilen, fakat evde annesinin amansiz hastaligi onu üzüyor ve sanirim evdeki yasami çok zor.." diyordu.
Üçüncü sinif ögretmeni: "Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babasi ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eger birseyler yapilmazsa evdeki olumsuz yasam onu etkileyecek." diye yazmisti.
Dördüncü sinif ögretmenine gelince: "Teddy içine kapanik ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadasi yok ve bazen sinifta uyuyor." demisti.
Simdi Bayan Thompson sorunu çözmüstü ve kendinden utaniyordu. Ve ögrenciler ona güzel kağitlara sarilmis süslü kurdelalarla paketlenmis Noel hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armagani kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarilmisti.
Bunu diger ögrencilerin önünde açmak ona çok aci verdi. Baziları, paketten çikan bazi taşlari düsmüs ve sahte taşlardan yapilmis bilezigi ve üçte biri
dolu parfüm sisesini görünce gülmeye basladilar,
fakat ögretmen, bilezigin ne kadar zarif oldugunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayi bilegine damlatarak onlarin bu gülmelerini bastirdi.
O gün okuldan sonra Teddy ögretmenin yanina gelerek gözlerindeki ışıltı ile "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.
Çocuklar gittikten sonra ögretmen yaklasik bir saat kadar agladi. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik ögretmekten vaz geçerek onlari egitmeye basladi.
Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalisirken zekasinin tekrar canlandigini hissetti.Ona cesatret verdikçe çocuk gelisiyordu. Yilin sonuna dek,Teddy sinifin en çaliskan ögrencilerinden biri olmustu.
Ögretmenin, hepinizi ayni derecede seviyorum yalanina karsin Teddy onun en sevdigi örgenci olmustu.
Bir yil sonra, kapisinin altinda bir not buldu.
Teddy'dendi. Tüm yasantisindaki en iyi ögretmenin kendisi oldugunu yaziyordu.
Ondan yeni bir not alana kadar 6 yil geçti.O notta liseyi bitirdigini ve sinifindaki üçüncü en iyi ögrenci oldugunu ve Bayan Thompson'un hala en
hayatinda gördügü en iyi ögretmen oldugunu yaziyordu.
Dört yil sonra, bir mektup daha aldi Teddy'den.O arada zamanin onun için zor oldugunu çünkü üniversitede okudugunu ve çok iyi dereceyle mezun
olmak için çok çaba sarfetmesi gerektigini yaziyordu. Ve Bayan Thompson hala onun hayatinda tanidigi en iyi ögretmendi.
Daha sonra dört yil daha geçti ve bir mektup daha geldi. Ve çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun oldugunu ama daha ileriye gitmek istedigini
yaziyordu. Ve hala Bayan Thompson onun tanidigi ve en çok sevdigi ögretmendi. Bu kez mektubun altindaki imza biraz daha uzundu. Theodore F.Stoddard Tip Doktoru.
Bu hikaye burda bitmedi. Sonra ilkbaharda bir mektup daha aldi Bayan Thompson. Teddy hayatinin kiziyla tanistigini ve evlenecegini yazmisti. Ve
babasinin birkaç yil önce öldügünü ve Bayan Thompson'un dügünde damadin anne ve babasi için ayrilan yere oturup oturamayacagini soruyordu, tabii
ki oturabilirdi.
Ve tahmin edin ne oldu? O törene giderken birkaç tasi düsmüs olan o bilezigi takti ve tabii ki Noel'de Teddy'nin ona verdigi ve annesi gibi
koktugunu söyledigi parfümü de sürmeyi ihmal etmedi.
Bribirlerini sevgiyle kucaklarlarken,Teddy onun kulagina "Bana inandiginiz için çok tesekkürler Bayan Thompson, Beni önemli hissetmemi sagladiginiz
için ve beni böyle degistirdiginiz için.." diye fisildadi.
Bayan Thompson gözünde yaslarla ona karsilik verdi: "Ben sana tesekkür ederim Teddy" dedi. "Sen yaniliyorsun. Ben sana degil, sen bana ögrettin.
Seninle karsilasincaya kadar ben ögretmenligi bilmiyormusum.!"
selçuk efendi
31-05-2004, 18:44
sayın BB, naaptınız siz yaa, duygu seli almış götürmüş konu başlıını. neyse, biraz da gülelim baari.zaaten berbat bi gün oldu gaalibaa çoo kişi için.
KAYNANALAR İÇİN ÖZEL ÜRETİM tUVALET KAADI :p
bikmisbroker
31-05-2004, 19:19
EVLİLİK VE SAKIZ
Ünlü sosyolog Ayfer Monolog'un araştırmalarına göre, evlilik "SAKIZ"a
benzer. Çiğnemesini bilirsen iyi ve faydalı... Çiğnemesini bilmezsen can
sıkıcı ve sinir bozucudur.
Peki, neden başka bir şeye değil de sakıza benzer?
İşte Monolog'un araştırmaları ile bulduğu 11 mantıklı cevap:
1. Çünkü sakız ne kadar faydalı ve eğlenceli olursa olsun gerekli değildir.
Çiğnemesen de olur.
2. Sakız ilk zamanlar ağıza ferahlık verir hoş olur ama zamanla çürür ve
tadı acılaşır.
3. Çürüyen sakız yapışkandır. Bulaştığı yerden temizlemek, ondan kurtulmak
çok zor, bazen imkansızdır.
4. Sakızın ağızda bıraktığı tadı sadece çiğneyen bilir. Tatlı mı yoksa acı
mı olduğunu başka kimse bilemez. Onlar sadece senin sakız çiğnediğini
bilirler, o kadar.
5. Sakız çene kemiklerini güçlendirir. Evlilik de öyle... Sürekli tartışma
ve bağrışma zamanla çiftlerin güçlü birer çene yapısına sahip olmasını
sağlar.
6. Sakız çiğnerken başka bir şey yiyemezsin yoksa sakız bozulur...
7. Sakızın kağıdını açıp fikra veya falı okuduğunuzda çok eğlendirir
gülersiniz. Ama bu çok kısa sürer. Evlilikteki balayına benzer.
8. Çam sakızı ya da hakiki damla sakızları vardır. Kolay kolay çürümezler
çiğnendiği sürece zevk de verirler. İşte bu da aşk evliliği denen olaydır.
9. Sakız; sigarayı bırakmak ve abur-cubur yememek için tercih edilir.
10. Sakız çiğneme olayının gerçekleşmesi için ezmek ve çiğnemek
gerekir.Evlilikte de kim dişliyse o ezer.
11. Sakız tokluk hissi verir. Karnın aç olsa da kendini tok
hissedersin.
Sn Bıkmışbroker,
Yazdığınız anlamlı öykü için teşekkürler.Emekli bir öğretmen olarak çok duygulandığımı söylemeliyim.Yaşam onun gerçek değerlerini keşfedebilenler için çok daha zengindir.Hiçbir maddi karşılık bu öyküde olduğu gibi o değerlerin yerini alamaz...Sevgi ve saygılar...
bikmisbroker
31-05-2004, 19:22
>-----> Çok karizmatik ve yakisikli bir adam yaninda bir deve
> >kusuyla bara girmis, herkes saskin falan öööle adama bakiyolar, adam
>bara
> >yanasmis:
> > - barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su...
> >barmen talepleri yerine getirmis, bi tek, iki tek, saatler
> >ilerlemis, adam:
> >- hesap lütfen demis.
> > barmen hesap pusulasini uzatmis, adam elini cebine atmis,
> >parayi
> >çikartmis, tam hesapla ayni....
> > ertesi gece adamimiz geri gelmis, yaninda tabii deve kusuda
> >var,
> >- barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su...
> > barmen istediklerini vermis, bi tek iki tek, saat geç olmus,
> >adam hesabi istemis, barmen hesabi göstermis, adamimiz elini cebine
>atmis,
> >çikartmis, tam hesap miktari....
> > barmen saskin ama nafile....
> > bi kaç gece sonra adamimiz deve kusuyla beraber geri gelmis,
barmenin
> >içi
> >içini yiyo...
> > adam:
> > - bana bi viski, onada su ver barmen emre amade yerine
> >getirmis, gece ilerlemis, adamimiz hesabi istemis, barmen bol
>küsuratli saçma sapan bi miktari hesap olarak adama vermis, adam
elini
>cebine atmis,
> >çikartmis, yine tam hesap, barmen oynatmak üzere, dayanamamis:
> >
> >- beyfendi bi süredir barimiza gelip gidiyorsunuz, kusura
> >bakmayin ama bisey sormak istiyorum, yoksa kafayi yiycem; her gece
>cebinizden çikan para hesapla kurusu kurusuna ayni oluyo, bunu nasi
>basariyorsunuz?
> >
> > adamimiz gülümsemis:
> > - bi gün karsima bi cin çikti, üç dilegimi sordu;
> >ilk olarak karizmatik ve yakisikli bi tipim olmasini
> >istedim,
> >2.
> > dilegimde ne almak istersem istiyim elimi cebime attigimda
> >parasi aynen cebimden çiksin istedim, barmen:
> >- peki kizmayin ama bu kus ne is?
> >adamimiz:
> > - onu hiç sorma, son dilegim;
> > beni hiç birakmiycak uzun bacakli bi piliçti, yanlis anladi
>salak.
bikmisbroker
31-05-2004, 19:27
Sn Bıkmışbroker,
Yazdığınız anlamlı öykü için teşekkürler.Emekli bir öğretmen olarak çok duygulandığımı söylemeliyim.Yaşam onun gerçek değerlerini keşfedebilenler için çok daha zengindir.Hiçbir maddi karşılık bu öyküde olduğu gibi o değerlerin yerini alamaz...Sevgi ve saygılar...
Degerli Hocam,
Sahsinizda TUM ogretmenlerimize hurmetlerimi sunarim, Bir anne kadar bir baba kadar (bazen daha cok) emeginiz geciyor o cocuklara..
Kutsal bir meslek, bir de Maddi yani iyi olsa.. :confused:
Saygilarimla,
selçuk efendi
31-05-2004, 19:36
şindilik iki taane karika... ilki geliyor: :p
selçuk efendi
31-05-2004, 19:37
veeeeeeeeee ikincisi:
M.Işılak
31-05-2004, 22:55
Bu, çok yillar önce bir ilkokul ögretmenin basindan geçen bir hikayedir.
...
Sn. BaBo,
Burada gülmeye alışmıştık, gözlerimizi doldurarak iyi mi kötü mü ettiğinizi düşününce, iyi ettiğiniz sonucuna varıyorum.
Böyle abuk-subuk cümle olmaz ama şu anda başkası da çıkmıyor....
Hayat Nedir, Ne Değildir?
"Hayat çetele tutmak değildir. Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın veya kimlerin seni sevdiği de değildir. Hayat ayakkabıların, saçın, derinin rengi, nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat çok arkadaş sahibi olmak ya da yalnız olmak, kabul görmek ya da görmemek de değildir. Hayat bunlar değildir...
Hayat kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir. Kendin için neler hissettiğindir. Güven, mutluluk ve şefkattir. Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır. Hayat kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir. Neler söylediğin ve ne demek istediğindir. İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir. Herşeyden önemlisi, hayatını başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir. İşte hayat bu seçimlerden ibarettir."
Buna göre kaçımız yaşıyoruz sizce?
Karıcığım, ben ölmek uzereyim. Tanrıya dua ettim, eğer karım ben
öldükten sonra bir erkekle yatarsa ahirette kendi etrafımda bir kez
döneceğim. Eger benim öbür dünyada rahat etmemi istiyorsan lütfen benden
sonra hiç bir erkekle yatma olur mu?"
Kadın: -"Kocacığim o nasıl söz, tabii ki sana öldükten sonra da
sadık kalacağım", der
ve Ahmet ölür. Yıllar sonra kadın da ölür ve öbür
dünyaya gider kocasını aramaya başlar. Kapıdaki görevliye sorar:
Kadın: - "Kocamı arıyorum ismi Ahmet",
Görevli: - "Hangi Ahmet? hanımefendi, burda milyonlarca Ahmet var."
Kadın: - "Arasıra kendi etrafında bir kez dönen birisidir."
Görevli: - "Ha, sen topaç Ahmeti arıyorsun, az ileride".
İlginç bir olay:
Bilgisayarı başında oturan yaşlı bir kadın,kendisine gelen e-maıl'i görünce şok olmuş.çığlıklar atmaya başlamış.evdekiler başına toplanınca yazıyı göstermiş.yazıyı görenlerde şaşırmış.işin aslı şu: amerikalı bir çift yaz tatilinde yurtdışına gitmeyi planlarlar.ancak kadının işi biraz uzun süreceğinden,kocasına:
-sen git.güzel bir yer ayırt.ben işlerim bitince hemen gelirim,demiş.adam da gitmiş ve bir yer ayırmış.birkaç gün sonra karısına haber vermek için bir e-maıl atmış.fakat bir harf hatasıyla bu e-maıl kocası iki gün önce ölen bu yaşlı kadına gitmiş.
Kadının şaşırmasının sebebi bu.çünkü e-maıl'da şöyle yazıyormuş:yeri ayırttım.yeni geldim ama çok alıştım.çok rahat bir yer.seni de hemen bekliyorum.çabuk ol.kocan. :)
Yaşanan enteresan olaylar:
-1964'te Pepsinin reklam ajansinin 'Canlanin Siz Pepsi Kusagindasiniz' slogani,tercümanlarin beceriksizligi yuzunden Almanca'ya 'Mezarinizdan diri diri cikina' , Çince'ye ise 'Pepsi atalarinizi mezardan çikarir' olarak çevrilmisti.
- ABD 'li bir insaat iscisi Arkansas'taki bir marketi soyduktan sonra kisa bir sure içinde yakalandi.Çünkü adam soygun sirasinda, önünde ismi yazan bir sapka takmisti..
- Florida'da bir soyguncu parmak izlerinden yakalaninca sasirdi..Çünkü her soygununa özellikle dikkate ediyor..Titizlikle eldivenini bile takiyordu , yalniz ufak bir ayrinti disinda..Taktigi eldiven golfculerin kullandigi yarim parmakli golf eldiveni idi...
- 1932'de Los Angeles Olimpiyatlari sirasnda Fransiz atlet Jules Noel'in disk atmada kirdigi olimpiyat rekoru sayilmadi.Çünkü atisi izlemesi gereken bütün hakemler , sirikla yüksek atlama yarismasini izleme üzere arkalarini dönmüslerdi..
- Clinton-Levinsky skandalindan sonra Madam Tussaud balmumu müzesinin yetkilileri, Clinton'un balmumu heykeli yüzünde sikintili anlar yasadilar.Çünkü ziyaretciler Clinton'un balmumu heykelinin fermuarini açip duruyorlardi.Müze yetkilileri,fermuari mühürleyip kapatmak zorunda kaldilar.
- 1985'te New Orneasli cankurtaranlar o yil sehrin havuzlarinda kimsenin bogulmamasini kutlamak uzere bir parti verdiler.Partide konuklarda biri boguldu..
- Chevrolet yeni model arabasi için "Nova" ismini buldu ama sonra arabayi Latin Amerika'da satamayacaklarini anladilar...Çünkü "Nova" ismi ispanyolcada "Gitmez" anlamina geliyordu......
- 1975'te ingiliz evli bir çift televziyonda en sevdikleri programi izlerken erkek yarim saat suren bir gulme krizi sonucu kalp krizi geçirip öldü...Esi cenazeden sonra programin yapimcilarina mektup yazarak, kocasinin hayatinin son dakikalarinda bu kadar mutlu ettikleri için tesekkur etti.
- ünlü ingiliz avukat F.E Smith, bir otobus kazasinda kolu yaralandigi için dava açan ve kolunu sadece omuz mesafesine kadar kaldirabildigini belirten bir dolandiriciya, "Kazadan önce kolunu nekadar yüksege kaldirabildigini" sordu.Adam kolunu basinin uzerine dogru kaldirark gosterince.....DAVAYI KAYBETTi
- 1983'te magazada hirsizlik yaparken yakalanan San Diegolu bir kadin , polislere eger onu birakmazlarsa morarana nefesin tutacagini soyledi..Polislerde kadini birakmadilar.O da gerçekten ölünceye kadar nefesini tutdu....
- 16'inci yy. da bir müzisyen kedi orgunu icad etti..Seslerine gore secilip kediler rezosansli bir kutuya konuluyord.Kuyruklari ise kutunun altindaki bir delikten disari cikariliyordu.Sonra müzisyen kuyruklari çekerek orgu çaliyordu...) Bir si ver bakimmmm " si-miyavvvvv " herhalde..
- 1962'de Marine-1 adli füze rotayi belirliyen bilgisayar programinda bir "-" isaretinin yanlis yere konulmasi yüzünden rotasindan çikinca Dünya'ya çarpmamasi için havada imha edildi.Bu operasyon 18,5 milyon dolara maloldu..
- Exxon'a ait bir petrol tankeri Kanada aciklarinda battiktan sonra, iki tane deniz ayisi 80.000 dolar harcanarak temizlenmis ve buyuk bir torenle denize birakilmislar. Tam 2 dakika sonra herkesin gozleri onunde bir mavi balina deniz ayilarini yemis.
- New York'ta yasayan bir psikoloji ogrencisi kiz bos odasini bir marangoza kiralar. Amaci onunla konusup, adamin davranislarini incelemek. Ama iki hafta sonra marangoz kizi bir balta ile parcalar.
- Bonn'da iki gosterici, domuzlarin kesimevi'ne barbarca goturulup orada kesilmelerini protesto ederken, domuzlarin bulundugu yerin kapilari kirilir ve 2000 domuz kacisirken, iki gostericiyi ezerek oldururler.
- Irakli bir terorist postaya bombali-mektup verir. Posta ucreti eksik odendigi icin mektup kendisine geri postalanir. Herseyi unutan terorist mektubu acinca parcalanarak olur.
Yillar sonra
Ögrendim ki... Kimseyi sevmeye zorlayamazsiniz. Kendinizi sevilecek insan
yapabilirsiniz, gerisini karsi tarafa birakirsiniz.
Ögrendim ki... Güveni gelistirmek yillar aliyor, yikmak bir dakika.
Ögrendim ki... Hayatinda nelere sahip oldugun degil kiminle oldugun önemli.
Ögrendim ki... Sevimlilik yaparak 15 dakika kazanmak mümkün, ama sonrasi
için bir seyler bilmek gerek.
Ögrendim ki... Kendini en iyilerle kiyaslamak degil, kendi en iyinle
kiyaslamak sonuç getirir.
Ögrendim ki... Insanlarin basina ne geldigi degil, o durumda ne yaptiklari önemli.
Ögrendim ki... Ne kadar küçük dilimlersen dilimle her isin iki yüzü var.
Ögrendim ki... Olmak istedigim insan olabilmem çok vakit aliyor.
Ögrendim ki... Karsilik vermek, düsünmekten cok daha basit.
Ögrendim ki... Bütün sevdiklerinle iyi ayrilman gerek, hangisi son görüsme
olacak bilemiyorsun.
Ögrendim ki... "BITTIM" dedigin andan itibaren pilinin bitmesine daha çok var.
Ögrendim ki... Sen tepkilerini kontrol edemezsen, tepkiler hayatini kontrol eder.
Ögrendim ki... Kahraman dedigimiz insanlar bir sey yapilmasi gerektiginde,
yapilmasi gerekeni sartlar ne olursa olsun yapanlar.
Ögrendim ki... Affetmeyi ögrenmek deneyerek oluyor.
Ögrendim ki... Bazi insanlar sizi cok seviyor ama, bunu nasil gösterecegini bilemiyor.
Ögrendim ki... Ne kadar ilgi ve ihtimam gösterseniz, bazilari hiç karsilik vermiyor.
Ögrendim ki... Para ucuz bir basari.
Ögrendim ki... Düstügün anda seni tekmeleyecegini düsündüklerinden bazilari
kaldirmak için elini uzatir.
Ögrendim ki... Iki insan ayni seye bakip tamamen farkli seyler görebilir.
Ögrendim ki... Asik olmanin ve aski yasamanin çok çesidi vardir.
Ögrendim ki... Her sartta kendisiyle dürüst kalanlar daha uzun yol yürüyor.
Ögrendim ki... Hiç tanimadigin insanlar, iki saat içinde, senin hayatini degistirebilir.
Ögrendim ki... Duvarda asili diplomalar insani insan yapmaya yetmez.
Ögrendim ki... Karsindakini kirmamak ve inançlarini savunmak arasinda
çizginin nereden geçtigini bulmak zor.
Ögrendim ki... Gerçek arkadaslar arasina mesafe girmez. Gercek asklarin da!!!
Ögrendim ki... Tecrübenin kaç yasgünü partisi yasadiginizla ilgisi yok, ne
tür deneyimler yasadiginizla var.
Ögrendim ki... Aile hep insanin yaninda olmuyor. Akrabaniz olmayan
insanlardan ilgi, sevgi ve güven ögrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik degil.
Ögrendim ki... Ne kadar yakin olursa olsunlar en iyi arkadaslar da ara sira
üzebilir. Onlari affetmek gerekir.
Ögrendim ki... Bazen baskalarini affetmek yetmiyor. Bazen insanin kendisini
affedebilmesi gerekiyor.
Ögrendim ki... Yüreginiz ne kadar kan aglarsa aglasin dünya sizin için
dönmesini durdurmuyor.
Ögrendim ki... Sartlar ve olaylar, ne oldugumuzu etkilemis olabilir. Ama
kim oldugumuzdan kendimiz sorumluyuz.
Ögrendim ki... Iki kisi münakasa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri
anlamina gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamina gelmez.
Ögrendim ki... Her problem kendi içinde bir firsat saklar, ve problem,
firsatin yaninda cüce kalir.
Ögrendim ki... Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pismanligin uzun yillar sürüyor.
SunShine
01-06-2004, 11:00
Hoşgeldiniz sn hitech.
bikmisbroker
01-06-2004, 11:26
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/tesekkurbelgesi.jpg
bikmisbroker
01-06-2004, 11:29
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/zabitamucizesiayaklanma.jpg
http://img55.photobucket.com/albums/v168/bikmisb/zabitamucizesiayaklanma.jpg
Sevgili üstadım;
Bu resmi görünce, bir an ,bu güne dek merhamet duygularımın ,feci şekilde sömürüldüğünü hissettim.
Bazı arkadaşların ,bu konudaki tutumuna da ,artık hak verdim gitti.
Adam yer jimnastiğinde ,olimpiyatlara katılacak derecede becerikli... :(
Sevgi ve saygılarımla...
SunShine
01-06-2004, 11:53
Elvan: İyi ki ‘ayı’ kovaladı!
Aladağ’daki kampta bir ayının saldırısına uğradıktan sonra çıktığı Şampiyonlar Ligi yarışında, 1500 metrede sezonun en iyi derecesini yapan Elvan Abeylegesse, ‘Ayı kovalaması iyi geldi’ dedi.
MOSKOVA’da yapılan Bayanlar Avrupa Şampiyonlar Ligi finallerinde dördüncü olan ENKA Spor Atletizm Takımı, dün İstanbul’a döndü. 3000 ve 1500 metre yarışlarında birinci olan Elvan Abeylegesse’nin antrenörü Ertan Hatipoğlu, Bolu Aladağ’daki hazırlık kampına kamyonetle gitmek zorunda kalan ve kampta ayı tarafından kovalanan sporcusu için esprili bir değerlendirme yaptı. ‘Ayı işe yaradı. Yarın (bugün) aynı yere gidiyoruz. Kamyonet olayına gelince, sosyal şartların zorluğu hazırlığa dahildir’ diyen Hatipoğlu, Elvan’ın yarıştığı 1500 metrenin, kendileri için amaç değil araç olduğunu belirterek, olimpiyatlarda 5 bin ve 1500 metrede altın madalyanın başka ülkeye gitmeyeceği iddiasında bulundu.
Ciddi bir derece elde ettim
1500 metrede 3.58.28’le sezonun en iyi derecesini yapan Elvan Abeylegesse de çok mutlu olduğunu belirterek, ‘Ciddi bir derece elde ettim. Ayı kovalaması iyi geldi gibi’ dedi. ENKA Spor Kulübü Başkanı Alparslan Tansuğ ise, bireysel spor dallarında ciddi alt yapı yatırımları gerçekleştirdiklerini söyledi.
http://www.hurriyetim.com.tr/displayimage/0,,131828,00.jpg
camarors
01-06-2004, 11:56
:) :)
SunShine
01-06-2004, 11:58
Hoşgeldiniz sn troy.
sn.babo en sonunda ters bacağı bulmuş adı zehra değil ama olsun... :D
sn.gemici'ye duyurulur... :)
H.ömer iren
01-06-2004, 12:49
Hoşgeldiniz sn troy.
bır gunde kac tane 2000. uye olabılıyor kapasıtemız ne kadar ? :D
SunShine
01-06-2004, 12:55
bır gunde kac tane 2000. uye olabılıyor kapasıtemız ne kadar ? :D
Pek belli olmuyor.
Bazı günler 8-9 taneye kadar da olabiliyor. :eek:
Bazı günler de hiç olmuyor. :roll:
Sanırım hacimle ilgili bir durum. :confused:
camarors
01-06-2004, 13:04
bır gunde kac tane 2000. uye olabılıyor kapasıtemız ne kadar ? :D
:D :D
H.ömer iren
01-06-2004, 13:10
Pek belli olmuyor.
Bazı günler 8-9 taneye kadar da olabiliyor.
Bazı günler de hiç olmuyor.
Sanırım hacimle ilgili bir durum. :confused:
bugun ısler kesat sadece 2 tane 2000. uye gelmıs :)
eger talep cok oluyorsa kapasıte arttırımına gıdelım forumdaslardan %100 bedellı ıle para toplayalım. :p
forumumuzu dunya klasmanında en ust sıralara tasıyalım.. :D
SunShine
01-06-2004, 13:43
bugun ısler kesat sadece 2 tane 2000. uye gelmıs :)
Daha akşama çok var, belli olmaz. :D
forumumuzu dunya klasmanında en ust sıralara tasıyalım.. :D
:confused: dünya klasmanı bizim seviyemize ulaştı mı ki?
bikmisbroker
01-06-2004, 14:20
sn.babo en sonunda ters bacağı bulmuş adı zehra değil ama olsun... :D
sn.gemici'ye duyurulur... :)
:D :D
Bi Alemsiniz valla, bu da hic mi hic aklima gelmemisdi!
DÖRT MAHALLELİ KASABA
Küçük bir kasabanın dört ayrı mahallesi varmış. Birinci mahallede Evetama’lar yaşıyormuş. Evetama’lar ne yapılması gerektiğini bildiklerini düşünürlermiş. Yapma zamanı geldiğinde ise “evet, ama” diye yanıtlarlarmış. Yanıtları hep yanlış olurmuş. Suçu hep başkalarında aramakta da ustaymışlar.
İkinci mahallede Yapıcam’lar yaşarmış. Ne yapacaklarını bilirlermiş. Kendilerini yapacakları şeye hazırlarlarmış, ama yapacakları sırada şanslarını kaçırdıklarının farkına varırlarmış. Bu mahallede insanların dizleri dövülmekten yara bere içindeymiş. Yaşamı ertelememek için verdikleri kararları bile ertelerlermiş.
Üçüncü mahallede yaşayan Keşkeci’lerin hayatı algılama güçleri mükemmelmiş. Neyin yapılması gerektiğini en isabetli şekilde bilirlermiş ama, herşey olup bittikten sonra. Keşkeci’lerin de başları hep kanarmış, duvarlara vurmaktan!
Kasabanın en yeşil bölgesinde, en güzel evlerin olduğu mahallede İyikiyaptım’lar otururmuş. Keşkeci’ler bu mahallede yürüyüşe çıkar, etrafa hayranlıkla bakarlarmış. Yapıcam’lar Keşkeci’lerle birlikte yürüyüşe çıkmak ister ama bir türlü fırsat bulamazlarmış.
Evetama’lar ise mahallenin güzelliğini görmek yerine, ağaçların gölgelerinin yeterince geniş olmadığından, güneşin daha erken saatte doğması gerektiğinden şikayet ederlermiş. İyikiyaptım mahallesindeki insanların kusuru da, beyinlerinde mazeret üretme merkezlerinin olmayışıymış!..
camarors
01-06-2004, 16:24
İngiliz Guardian gazetesinin 1. sayfa haberi: ''İspanyol donanmasını yendiği için Sir Francis Drake'e değil, Türkler'e teşekkür etmeliyiz''
LONDRA 01.06.2004 TSİ 14:00
İngiltere'de düzenlenen tarih festivaline katılan tarihçiler, İngiltere'yi 1588 yılında İspanyol işgalinden Osmanlı donanmasının koruduğunu bildirdi.
The Guardian gazetesi, haberi birinci sayfasından ''İspanyol donanmasını yendiği için Sir Francis Drake'e değil, Türklere teşekkür etmeliyiz'' başlığıyla verdi.
Haberde, İngilizlerin dört yüzyıldır, Sir Francis Drake'in İngiltere'yi İspanyol işgalinden koruduğuna inandığı hatırlatıldı.
Habere göre, Kraliçe Elizabeth'in askerî danışmanı Sir Francis Walsingham'ın, 1588 yılının Temmuz ayındaki bu tehlikeden önce, İstanbul'daki İngiliz büyükelçisine bir mektup yazdı. Walsingham, büyükelçiden Osmanlı'dan yardım istemesini talep etti.
Tarihçiler, bu mektubun yüzyıllardır arşivlerde tozlandığı için Britanya İmparatorluğu ve Protestanlar'ı İspanyol akınından aslında kimin kurtardığının hiçbir zaman bilinemediğini belirttiler.
Guardian, ''Gerçekten de belgeler, Osmanlı donanmasının Akdeniz'deki manevralarının İspanyol donanmasını dağıttığını gösteriyor'' diye yazdı.
Gazete, tarihçiler şu sözlerine yer verdi:
''Walsingham'ın mektubundaki plan büyük ölçüde başarılı oldu. Osmanlı donanmasının manevraları İspanyol Kralı İkinci Philip'in donanmasını dağıttı. Artık okullarda İspanyol ordusunun neden İngiltere'yi işgal edip Protestanlığa son veremediğini anlatırken, buna bir sebep daha eklememiz gerekecek. Bu da İngiliz-Osmanlı ittifakıydı ve bu ittifak Elizabeth tarafından kurulmuştu.''
Kaynak: http://www.netgazete.com/
Guardian
01-06-2004, 17:26
İyice araştırsalar daha neler çıkar kim bilir:D
SunShine
01-06-2004, 17:37
bugun ısler kesat sadece 2 tane 2000. uye gelmıs :)
Daha akşama çok var, belli olmaz. :D
Haklıymışsınız sn iren,
Seans bitti, boşuna beklemişiz, başka 2000. üye gelmedi. N'apalım kısa günün karı. 2 taneyle yetineceğiz bugün. :D
Yarına Allah Kerim.
http://www.hisse.net/yazar/KMX/30052004.php
serdarkus
01-06-2004, 20:25
( Bu -galın harflerle- bir geyik yazısıdır. Ciddi olan bölüm öncesi, “dikkaayyt!..” çekilecektir.)
Geçen hafta sonuna doğruydu. Foruma girince, her zaman yaptığım gibi, kapalı bir mekana giriş öncesi gayrı ihtiyarı ceketin düğmelerini kontrol etmek gibi bir alışkanlıkla, önce itibar puanlarımı kontrol ettim. Ne de olsa yiğit namıyla, üye itibarıyla ölçülür.
İtibar listesinde, biri dikkatimi çekti. Detayına baktım, bazen seans sonlarında “seans içi” topiğine geçtiğim, seans sonu bilgilerine verilen itibar notu. Eh, olay vaka-i adiye ‘den sayılır ama, sıra dışı yapan, yanındaki tek kelime, “ice..”
“Şu kelimenin zerafetine bak oğlum serdarkus7” dedim kendime.. böyle narin bir nick ancak bir bayana ait olabilir ve henüz bir bayanın iltifatından etkilenmeyecek kadar da ihtiyar değilim şükür. Way bee.. O günüm bu gazla geçti, gönlüm borsa düşüşünü bile hissetmedi.
Cumartesi sabahki kontrolümde ise, ne göreyim… “ice” ın itibarının rengi, gırmızı değil miymiş, fark etmemişim meğer. Ne demişti geçen gün bizim Aristo, “sevgi ve nefret zıt kardeşlerdir.” Bir an kendimi kaybettim, hışımla üye listesine daldım. “Daatmazmıyım layn ben şimdi seni!...”
Yok, ara ara, böyle nicki olan biri yok. Dedim kendime, “gırmızıyı bastı, sonra bunun vicdan azabına dayanamadı, forumdan ayrıldı garibim..”
Kafamda bu takıntıyla oturdum kahvaltıya, ama aklımdan çıkmıyor, şu RSI uyumsuzlukları bile beni bu kadar meşgul etmemişti. İce, gırmızı, ice, ice.. derken, sağ işaret parmağımı ekmek kızartacağına kaptırmamla birlikte yandım!..derken, aynı anda şimşek çaktı, buzzz..(soğuk)
Şifre çözülmüştü. Ruhsuz, soğuk yazıma, “ice” yazarak güzel bir mesaj verilmişti
(dikkaayyt!..)
İtibar puanlaması için çok güzel bir örnek olduğunu düşündüm. Yazım soğuk, ruhsuz bulunup, bu iletilmişti. Hakaret yok, sataşma yok, düşünceyi iletme var. Düşüncenin doğru olup olmaması sadece ayrıntı, ama mesaj güzel ve açık. Gerçekten de hoşuma gitti.
Ayrıca, bundan çıkacak dersler de var. Mesela, seans içi topiğinde, Eşmeke haritasına bile müsamaha var ama seans data iletisi bile olsa, soğuk iletilere tahammül daha az. Bu da, hayata biraz neşeli bakmanın çok da üzücü olmadığını bir kere daha gösterdi.(rayyt..)
Son söz: Gırmızı her zaman kötü değildir. Hele ki Yeşil Salkım 'ın sesinde veya Nicole Kidman 'ın giysisinde ise.
bikmisbroker
01-06-2004, 20:32
AUDI : Another Ugly Deutsche Invention
(Bir diger cirkin Alman icadi)
BMW : Brings Me Women
(Bana Hatunlari Getirir)
FIAT : Failure in Italian Automotive Technology
(Italyan Otomotiv Teknolojisinin Basarisizligi)
FORD : Fast Only Rolling Downhill
(sadece yokus asagi hizlanir)
SAAB : Shape Appears Ass-Backwards
(Popo Gvrunuml
HYUNDAI : Hope You Understand Nothing's Driveable And Inexpensive...
(Umariz hicbirseyin surulebilir ve ucuz olmadigini anlamissinizdir)
VOLVO : Very Odd Looking Vehicular Object
(Gok eski gorunuslu arac)
PORSCHE : Proof Of Rich Spoiled Children Having Everything
(Zengin zuppe bebelerinin herseye sahip oldugunun kaniti)
selçuk efendi
01-06-2004, 20:59
sanki çevirilerde bikaç hataa var gibi ama neyse, gene de saygılar BB...
havaai fişek atmak isteyen buraya:
YA DA
(pazarlamacı aazıyla)
Havaai fişek atmak için bir tıklama yeter... Nasıl mı? tıklayın:p
http://marketing.lvcva.com/Fireworks/default.htm
bikmisbroker
01-06-2004, 21:07
> > > > >> > > >Elektrik supurgesi saticisi, bir apartman dairesininkapisini
> > > > >>calmis, kapiyi acan bayana:
> > > > >> > > >- "Hanimefendi, bu elimde gormus oldugunuz kovanin icinde at
> > > > >>pisligi var!" demis ve bu bir kova pisligi evin icine dogru savurarak
> > > > >>dokuvermis. Sonra da:
> > > > >> > > >- "Hanimefendi, elimdeki elektrik supurgesi ile 10 dakika
> > > > >>icinde bunu temizleyemezsem, bu boku yiyecegim..! Kadin saticiya soyle
> > >
> > > > >>bir
> > > > >>bakmis - "Beyefendi, ustune domates sosu da istermisiniz? Elektrikler
> > > * > >>kesik de..!"
araba markalarının var da, göstergelerin yok mu??? :D
yoksa bu mesajı teknik analiz okuluna mı yazsaydım ????
Cci- Completely Crap Indicator
RSI- Really Stupid Indicator
MACD- My Auntie Could Do (Better)
MACD in arabic- mustafa change a direction
SMA- Slow, Misses Action
ATR- Another Trader Ruined
DMI- Dreadful Mechanical Indicator
DMI- Drawdown Much Increased
OBV- Obviously Barren Variation
Amerika’da ki Temel,alışkanlıktan olsa gerek(orası Amerika ama yine de) kahvehanede oturur pişpirik oynarmış.İşte tam o günlerden bir gün içeri nara atıp Kore’li girmiş :
- Heeeyt var mı bana yan bakan?
- Vaarrr, diyen Temel ile Kore’li kozlarını paylaşmak için dışarı çıkmışlar.Bir patırtı,gürültü ve peşinden içeri ilk ve sağlam giren Kore’li:
- Taekwando ,demiş.Bizim Temel’in hali ise perişan . . .
Ertesi gün aynı senaryo, yine dışarı ve yine ilk önce giren Kore’li:
- Judo,
Sonraki gün,yine aynı senaryo ve yine ilk giren Kore’li:
- Aikido,
Yine sonraki gün,ben yazmaktan sıkıldım onlar sıkılmamış gibi yine aynı senaryo tekrarlanır.Yine dışarı çıkarlar ve herkes Kore’liyi beklerken (ben de) bizim Temel kapıdan görünmüş,herkesin şaşkın bakışları arasında:
- KRİKO demiş!
KİM BU DÜRZÜ?
Ağlattığın için yetimi, dulu,
Senin de yüzün hiç gülmesin dürzü,
Görmesin ceplerin parayı pulu,
Delinsin dipleri dolmasın dürzü.
Malını, mülkünü kumarda satsın,
Briçte kazansın pokerde batsın,
Kafelerde gezsin, otelde yatsın,
Avradın evine gelmesin dürzü.
Her gün sabah banyo yapıp süt'ünen,
Dolaşsın çarşıyı elde it'inen,
Koca arasın hep internet'inen,
Kızını kimseler almasın dürzü.
Sokmasın işini felek ayara,
Söz geçmesin oğlun denen hıyara,
Virüs girsin evde bilgisayara,
İçinde program kalmasın dürzü.
Telefonda sapık biri arasın,
Kapatır kapatmaz geri arasın,
Hiç ara vermesin seri arasın,
Gözlerin uykuya dalamasın dürzü.
Etrafını sarsın bütün arsızlar,
Kredi kartını çalsın hırsızlar,
Senin gibisine yürek mi sızlar,
Dostların derdini bölmesin dürzü.
Sen dururken niye garibi tutsun,
Dilerim Hindistan Gribi tutsun,
Tedavi edecek tabibi tutsun
Derdinin dermanı olmasın dürzü.
Hastalık imamı yatağa tıksın,
Müezzin senelik izine çıksın,
Musalla taşını ürüzgar yıksın,
Kimse namazını kılmasın dürzü.
Rasim sana derin bir mezar